Etiket: erkek şiddeti

  • Mersin’de 8 Mart arifesinde bir kadın daha katledildi; ‘Kadın cinayetleri teşvik ediliyor’

    Mersin’de 8 Mart arifesinde bir kadın daha katledildi; ‘Kadın cinayetleri teşvik ediliyor’

    PİRHA- Mersin’de Mustafa Yıldır isimli erkek ayrıldığı eski eşi Merve Bayer’i ateşli silahla öldürdükten sonra intihar etti. Konuya ilişkin açıklama yapan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, kadın cinayetlerinde cezasızlık politikalarına işaret edip, “Kadın cinayetleri ısrarla teşvik ediliyor. Artık yeter!” diyerek tepki gösterdi.

    Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Yenice Mahallesi’nde yaşayan Merve Bayer (33) işe gitmek için evden çıktığı sırada, boşandığı Mustafa Yıldır (40) tarafından katledildi. Fail erkek, Bayer’i katlettikten sonra intihar etti. Fail erkek olay yerinde yaşamını yitirdi, Merve Bayer ise yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

    “KADINLAR İÇİN MÜCADELE EDİYORDU”

    Merve Bayer’in arkadaşı Çiğdem Serin, Bayer’in kadın hareketi içerisinde bir süre bulunduğunu, son görüşmelerinde ise şiddete uğrayan başka bir kadına yardım etmeye çalıştığını söyledi.

    Bir başka arkadaşı ise Merve’nin evliliği boyunca şiddete uğradığını belirterek, “Merve’nin babasıyla karşılaştığımda kızının canını kurtarmaya çalıştığını, yoksa öldürüleceğini söylemişti. Sonunda korkulan oldu da” dedi.

    MİLLETVEKİLİ KOCA: KADIN CİNAYETLERİ ISRARLA TEŞVİK EDİLİYOR

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca da olaya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Kadın cinayetlerinin cezasızlık politikaları sebebiyle teşvik edildiğinin altını çizen Koca, “Yine kadın cinayeti haberiyle başladık güne. Merve Bayer kız kardeşimiz eski eşi polis Mustafa Yıldır tarafından bu sabah katledildi. 8 Mart arifesinde gündemimiz yine kadın cinayetleri. Kadın cinayetleri ısrarla teşvik ediliyor. Kadın cinayetlerinin yasalarla, fiili uygulamalarla önü açılıyor. Artık yeter. Biri kişi daha eksilmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Kadınlar, evli olduğu erkek tarafından katledilen Serpil Biçer için eylem yaptı

    Kadınlar, evli olduğu erkek tarafından katledilen Serpil Biçer için eylem yaptı

    PİRHA- Mersin’in Tarsus ilçesinde 7 aylık hamile olan Serpil Biçer’in, eşi Murat Biçer tarafından katledilmesine karşı kadınlar eylem yaptı. Serpil Biçer ve katledilen tüm kadınlar için bir araya gelen Tarsus Kadın Platformu şiddet uygulayan erkeklerin, cezasızlığı pratik haline getiren iktidardan güç aldıklarını vurguladı.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde Murat Biçer isimli erkek, 7 aylık hamile eşi Serpil Biçer’i öldürdükten sonra 5 yaşındaki torununu yanına alıp kaçmıştı. Yenice Mahallesinde düzenlenen operasyonla yakalanan Biçer, kasten öldürme suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    “Katledilen kadınlar isyanımızdır” pankartı açan Tarsus Kadın Platformu, Yarenlik Alanında konuya ilişkin eylem yaptı.

    “CEZASIZLIK ERKEKLERİ CESARETLENDİRİYOR”

    Platform adına basın açıklamasını okuyan Hamdiye Kırıcı, kadın cinayetlerinin artışında iktidarın sorumlu olduğuna işaret ederek, “Bir kadın daha erkek şiddeti ile aramızdan alındı. Gasp ve cinayet suçundan 24 yıl hapis yatıp, 8 ay önce cezaevinden çıkan Murat Biçer 7 aylık hamile eşini öldürdü. Bu ülkede erkek iktidardan güç alan erkekler her gün kadınları öldürüyor. 2023 yılında 315 kadın cinayeti, 248 şüpheli ölüm gerçekleşti. Erkekler kadınları öldürüyor çünkü bu ülkede kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor, uygulanmadığı gibi tartışmaya açılıyor. Cezasızlık, haksız tahrik indirimi, iyi hal indirimi ile erkek yargı kararları şiddet uygulayan erkekleri cesaretlendiriyor” dedi.

    Kırıcı; iktidar tarafından kadın düşmanlığının örgütlendiğini belirterek, var olan düzenin kadınların canına kast ettiğini söyledi.

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VURGUSU

    Açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar açısından hayatiliğine vurgu yapılarak, şu ifadelere yer verildi:

    “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin 4 gün önce ‘İstanbul sözleşmesi ile cinayetlerin ilgisi yok. Sözleşme varken de işleniyor, yokken de işleniyor. Yeterince cezası var’ dedi. Bekir Şahin’e soruyoruz: Bu fikriniz hangi verilere dayanıyor? Bizler yıllardır İstanbul Sözleşmesi’nde de olduğu gibi öncelikle şiddeti önleyin diyoruz. Yasa değişiklikleri tartışmaları yapmayı bırakın da var olan yasaları, 6284’ü uygulayın. İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar uygulamaya koyun.”

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Türkiye’de kadınların en çok yakınları olan erkekler tarafından öldürüldüğünü dile getiren Hamdiye Kırıcı, “Kadınlar eş, eski eş, boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından öldürülürken iktidar daha da aile politikalarına sarılıyor. Nafaka tartışmaya açılıyor, 6284 hedef alınıyor. Büyük aile buluşmaları düzenleniyor. Anayasa değişikliği tartışmaları yapılıyor. Daha 4 gün önce Adalet Bakanlığı tarafından Türk Medeni Kanunu çalıştayı yapıldı. Şimdi de Medeni Kanun tartışmaya açılıyor. Medeni kanuna dokunmanıza izin vermeyeceğiz. Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kadınların hayatları pahasına yürüttüğünüz aile politikalarından vazgeçin” sözlerini kullandı.

    Kırıcı, Serap Biçer’in ve katledilen, şiddete uğrayan her bir kadının hesabını sorana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Kadınlar, Mersin’de erkek şiddetine karşı sokakları doldurdu – VİDEO

    Kadınlar, Mersin’de erkek şiddetine karşı sokakları doldurdu – VİDEO

    PİRHA- Mersin’de kadınlar erkek-devlet şiddetine karşı bir araya gelerek gece yürüyüşü gerçekleştirdi. Yürüyüşte, “Bu 25 Kasım’da da kelebeklerin kanat çırpışını özgürlük mücadelesi verdiğimiz sokaklara taşıyoruz. Erkek devlet şiddetine, yoksulluğa, gericiliğe, savaş ve işgal politikalarına karşı hayatlarımızı savunuyoruz” denildi.

    Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle Kushimoto Sokağı’nda yürüyüş yaptı. Platformun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+’lar, erkek-devlet şiddetine karşı susmayacaklarını belirtti.

    Kushimoto Sokağı’ nda yürümeye başlayan kadınlar sık sık, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Jin, jiyan, azadi”, “Trans cinayetleri politiktir”, “Aile değil kadınız, isyandayız”, “Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganları attı.

    “Birbirimiz için sokaktayız, erkek devlet şiddetine karşı isyandayız” yazılı pankartın taşındığı yürüyüş Özgecan Aslan Meydanı’na kadar sürdü.

    Basın açıklamasını Mersin Kadın Platformu’ndan Güneş Doğdu okudu.

    25 Kasım’da kadınlar erkek şiddeti, iktidarın kadın düşmanı politikaları, cezasızlık, yoksulluk, deprem, savaşlar, LGBTİ+ ve göçmen düşmanlığı sorunları üzerinde durdu. Bu sorunlara ilişkin çözüm talep edilerek, mücadelenin sürdürüleceği vurgu yapıldı.

    “KADINLAR EN ÇOK AİLE İÇİNDE ŞİDDETE UĞRUYOR”

    Güneş Doğdu, kadınların en çok aile içinde şiddete uğradığını belirterek, kadın faillerinin çoğunun eş, eski eş, sevgili veya yakın akraba olduğunu vurguladı. Kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmadığını ve nafaka hakkına erişilmediğini söyleyen Doğdu, iktidarın boşanmayı önleyen politikaları sebebiyle kadınların şiddet gördüğü evlere mahkum edildiğinin altını çizdi.

    Kadınların yaşadığı yoksulluğa da değinen Doğdu, “Bir yandan erkek şiddeti ile mücadele ederken bir yandan da yoksullukla boğuşuyor, şiddet gördüğümüz evlere mecbur bırakılıyoruz. Ekonomik krizin yükü artan bakım emeği yükü olarak sırtımıza yıkılıyor. Genç kadınlar her gün artan ekonomik krizle birlikte beslenme, sağlık, eğitim ve barınma gibi en temel haklarına ulaşamıyor. Erken yaşta evliliğe, doğurmaya teşvik eden devlet üniversiteli kadınlara güvensiz yurtları, bozuk yemekleri reva görüyor. Üniversiteli kadınlar KYK yurtlarında bozuk asansörlerde göz göre göre öldürülüyor, ekonomik kriz yüzünden intihara sürükleniyor” dedi.

    “ŞİDDETE KARŞI SUSMUYORUZ”

    Güneş Doğdu, iktidarın LGBTİ+ politikalarının her geçen gün daha da sertleştiğini, kadınların şiddete daha çok açık hale getirildiğini belirterek şunları söyledi:

    ” Devletin aile politikalarının merkezinde de LGBTİ+ düşmanlığı yer alıyor. Bu nefret politikaları LGBTİ+’lara yönelik psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddeti artırıyor, nefret cinayetlerinin önünü açıyor. Yağmalanan kentlerimizin enkazlarında, iş cinayetlerinde, okumak için kaldığımız yurtlardaki asansörlerde, nefret cinayetlerinde öldürülüyoruz. Bizler bu düzen tarafından öldürülürken katillerin sırtını sıvazlayan iktidar yaşamak için direnen her kesime şiddetle yanıt veriyor. Erkek devlet şiddeti karşısında susmuyoruz. Bu 25 Kasım’da da kelebeklerin kanat çırpışını özgürlük mücadelesi verdiğimiz sokaklara taşıyoruz. Erkek devlet şiddetine, yoksulluğa, gericiliğe, savaş ve işgal politikalarına karşı hayatlarımızı savunuyoruz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz.”

    Ardından konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Mersin Milletvekili Perihan Koca, iktidarın ve ittifakının kadın düşmanı politikalar izlediğini belirtti. Koca, “Biz kadınlar haklarımız, hayatımız için yürüyoruz. Faşizmin karanlığına karşı, nefrete, savaşa karşı yürüyoruz. Filistin ve Rojava’daki savaşa karşı yürüyoruz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de Alevi kadınlar erkek şiddetini konuştu- VİDEO

    Mersin’de Alevi kadınlar erkek şiddetini konuştu- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Kadın Komisyonu, 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında bir araya gelerek şiddeti konuştu. Programda konuşmacı olarak yer alan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Bu dünya şiddetin her biçimine maruz kalan kadınların, çocukların Kerbelası’dır. Bu anlamda hepimizin mücadele etmesi gerekiyor” dedi.

    Mersin Cemevi Kadın Komisyonu 25 Kasım’a doğru giderken erkek şiddetini ve Alevi toplumunda kadının yerini konu alan bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe farklı inanç gruplarının kadın komisyonu üyeleri, kadın örgütü temsilcileri ve çok sayıda Alevi kadın katıldı.

     “KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE EN ÖNDEYİZ”

    Etkinlikte ilk olarak söz alan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu Üyesi Aysel Demir Kılavuz, kadına yönelik şiddette Türkiye’nin ilk sırada olduğunu belirtti. Türkiye’deki kadın cinayetlerine ilişkin veri paylaşarak, kadınların en çok yakınları tarafından öldürüldüğüne işaret etti.

    Alevi toplumunda kadınların yeri ve önemine de dikkat çeken Kılavuz, “Alevi toplumunda kadınların önemi Kadıncık Ana’dan bu yana yüzünü aydınlığa, barışa ve sevgiye çevirmiştir. Bizde kadın erkek değil, can vardır canan vardır” dedi.

    “DÜNYA, KADINLARIN KERBELA’SIDIR”

    Etkinlikte konuşmacı olarak yer alan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, ilk olarak Alevi kadın örgütlenmesinin önemine vurgu yaptı. Alevi kurumlarında kadınların yönetici sıfatında daha çok yer almaları gerektiğini söyleyen Yılmaz, buna engel olmaya çalışan erkekleri ifşa etmek gerektiğinin de altını çizdi.

    Kadına yönelik erkek şiddetine ilişkin konuşan Yılmaz, şu ifadelere dikkat çekti:

    “Zulüm, haksızlık neredeyse bizim için orası Kerbela’dır. Bu dünya şiddetin her biçimine maruz kalan kadınların, çocukların Kerbela’sıdır. Bu anlamda dayanışma içinde olmak zorundayız. İnanç, ırk fark etmeksizin şiddetin olmadığı hiçbir yer yoktur. Alevi inancına mensup biri şiddete uğradığında yadırganıyor ama bu bizim gerçekliğimiz. Her ailede, her yaşamda var. Biz Alevi kadınları hayata bir sıfır önde başlayan kadınlarız ama eril bir toplumda yaşıyoruz ve bundan etkileniyoruz. Aleviliğin kadınla bir problemi yok ama Alevilerin kadınla problemi var. Bu anlamda eğittiğimiz çocuklarımıza herkesin eşit olduğunu, aslında inancımızın kadından var olduğunu, bir Hakk meydanına geldiğinizde ilk darına durduğunuzun Ana Fatma postu olduğunu lütfen unutturmayın.”

    Konuşmaların ardından açık mikrofon bölümünde kadınlar şiddete dair paylaşımlarda bulundu.

    Etkinlik, Yeter Özcan’ın deyişleri ve Ataoğlu Müzik Topluluğu’nun türküleriyle son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Gabonlu Dina’nın ilk duruşması görüldü

    Gabonlu Dina’nın ilk duruşması görüldü

    PİRHA- Zonguldak Karabük yolu üzerindeki Filyos Çayı’nda cansız bedeni bulunan Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Dinabongho Ibouanga’nın öldürülmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme, sanığın tutuklu yargılanmasının devamına karar vererek duruşmayı 24 Ocak’a erteledi.

    Duruşmaya, Dina için Feministler, HEDEP Milletvekili Özgül Saki, Kadın Savunması, Kadınlar Birlikte Güçlü, HEDEP Kadın Koordinasyonu, Kırkyama Kadın Dayanışması, Ankara Barosu Mülteci Hakları Merkezi, Karabük, Bartın, Zonguldak’tan Kadınlar ve Karabük’te okuyan çok sayıda Gabonlu üniversite öğrencisi katıldı.

    Karabük Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesinde davadaki tek tutuklu sanık Dursun A. “kasten öldürme”, “çocuğun cinsel istismarına teşebbüs” suçundan hakim karşısına çıktı. Mahkeme Sanığın tutuklu yargılanmasının devamına karar vererek duruşmayı 24 Ocak’a erteledi.

    ÇELİŞKİLİ İFADELER

    Mahkeme heyeti sanığa önceki ifadesine göre çelişkiler bulunduğu belirterek bu yönde sorular sordu. Duruşmada Sanık Dursun A., arabada cinsel bir yaklaşımı olmadığını ifade ederek, “Ara yoldan geçerken önüme atladı ve durdum. ‘Abi hastane, beni abla dövdü’ dedi. Onu hastaneye getirmekti niyetim. Yeşil mahalle tarafında ışıklarda durdum. Petrol istasyonunu geçtikten sonra 150 m kadar ileride arka kapıyı açtı, arabadan inmeye çalıştı. Bir buçuk metre ileride durdum, o kapıyı açınca. Kapım açıktı örtmeye çalıştım. O sırada şahıs yolun karşısına geçmişti. Ben yoluma devam ettim. Sonra dönerken Dina’nın gittiği yönde ihtiyaç molası verdim” dedi.

    “SORUŞTURMA ETKİN YÜRÜTÜLMÜYOR”

    Dina’nın avukatları iddianamenin eksik olduğunu belirterek savunmaya karşı şunları kaydetti:

    “Dina’nın aracın arkasına oturduğu ve arama yapmak için telefonu istediği iddiası var. Sanık Bir dil bariyeri olduğunu iddia ediyor. Dina’nın 4 kez aynı numarayı aradığını iddia ediyor. Böyle bir arama olduğunu kayıtlarda görmüyoruz. İddianamenin eksik olduğunu ve soruşturmanın etkin yürütülmediğini düşünüyoruz. Soruşturma sırasında S.Ç. ve D.A. arasında aynı baz bölgesinde sinyalleri tespit edilse bile aralarındaki ilişkinin tespiti söz konusu değil. Sanığın telefon kayıtlarında Afrikalı kadınlara ilgisi olduğu, siyah kadınları çekici bulduğunu iddia ediyor. Cinsel istismara dair kuvvetli bir şüphe olduğunu düşünüyoruz”

    “OLAYIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
    Duruşma sonrasında Dina İçin Feministler basın açıklaması yaptı.

    “Dina’nın sesini duyuyoruz etkin soruşturma ve gerçek adalet istiyoruz” diyen kadınlar adına Avukat Fatmagül Altındağ, “Biz bugün etkin soruşturma talebi ile geldik. İddianameyi de yetersiz eksik bulduk. Biz bu meselenin peşindeyiz. Mücadeleyi bırakmayacağız” sözlerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avukat Derya Demir: Yargıtay kararları cinsel istismar faillerine yol gösteriyor- VİDEO

    Avukat Derya Demir: Yargıtay kararları cinsel istismar faillerine yol gösteriyor- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de bir lisede öğretmenlik yapan G.S. adlı erkeğin, öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davanın 2. duruşması görüldü. Tutuklu yargılanan G.S.’nin diğer cinsel istismar failleriyle aynı savunmayı yaptığını belirten Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Derya Demir, “Cinsel istismar faillerinin neredeyse hepsi aynı savunmayı yapıyor ve tüylerimiz diken diken oluyor. Çünkü yargıtay kararları var, mahkemeler yol gösteriyor” dedi.

    Mersin’de bir lisede yaşları 15 ve 16 olan dört öğrenciyi istismar ettiği gerekçesiyle tutuklanan G.S. adlı öğretmen, ikinci kez hakim karşısına çıktı. Yöneltilen suçlamaları kabul etmeyen G.S. kendisine iftira atıldığını ileri sürdü.

    Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 28 Kasım Salı gününe erteledi.

    “MAĞDURU SUÇLAMA YENİ MAĞDURİYETLERE SEBEP OLUYOR”

    Şikayetçi çocukların avukatlığını üstlenen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği‘nden Derya Demir, suçlanma korkusuyla çocukların bir süre kimseye istismarı anlatamadığını söyledi.

    Kadına yönelik cinsel saldırı ve çocuk istismarı gibi olaylarda mağdur kişilerin suçlandığına ve bu durumun yeni mağduriyetlere yol açtığına dikkat çeken Demir, “Çocuklara ‘neden daha önce anlatmadınız’ soruları yöneltildi ve bu yüzden çocuklarda inanılmaz bir geri çekilme yaşandı. Psikolog desteğiyle bu suçluluk duygusunu büyük ölçüde attılar ama bu olay bize bir kez daha mağdur suçlamanın ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Bu çocuklar en başından bu yana destekleneceklerini, yalnız kalmayacaklarını bilselerdi belki de daha travma boyutuna varmadan bunu ifade edeceklerdi” dedi.

    “15 YAŞ SINIRI ÇOCUK İSTİSMARININ ÖNÜNÜ AÇIYOR”

    Aralık 2016’da çocuklara yönelik cinsel suçları düzenleyen TCK’nin 103. ve 104. maddelerinde yapılan değişiklik sonrası rıza yaşı fiili olarak 12’ye indirilmişti. Bu durum 12 yaşından büyük çocuklara cinsel istismarda cezasızlık için ‘rıza’ kavramına başvurulabilmesinin yolunu açmıştı.

    Söz konusu davada da sanığın avukatı bu maddelerde yapılan değişikliklere başvurarak cinsel istismarın olmadığını ileri sürdü. Derya Demir, 18 yaşın altındaki herkesin çocuk olduğu vurgusunu yaparak şunları söyledi:

    “Çocuklara gönderilen mesajlar bariz bir istismarın olduğunu gösteriyor. Çocuklar 15 yaşından büyük, dolayısıyla cinsel istismar suçu olmaz üzerinden savunma yapıldı. Ama bu çocuklar istismar başladığında 15 yaşındaydılar. Tarikat ve cemaat bağlantılı yerlerde çocuklara yönelik istismar çok fazla olunca 15 yaşından büyük çocukların istismarını bu şekilde azaltmayı hedeflemişlerdi. Bu düzenleme çocuk evliliklerinin önünü açmayı hedefliyordu esasen. Bu karar 15 yaşını doldurduktan sonra bu çocukları istismar edebilirsiniz anlamına geliyor.”

    “EN AĞIR CEZA İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Cinsel istismar faillerinin neredeyse hepsinin aynı savunmayı yaptığını dile getiren Derya Demir, bu konuda mahkemelerin ve yargıtay kararlarının yol gösterdiği görüşünde.

    “Hiçbir çocuk bunları yaşamamalı” diyen Demir, “Toplumsal mücadele bu noktada da çok önem arz ediyor. Daha çok avukatın bu tür dosyalara gönüllü olarak bakması gerekiyor. Kadın mücadelesi zaten elinden geleni yapıyor. Mahkemeler yol göstermezse, cezasızlık politikalarına son verilirse, mağdurlar suçlanmazsa bu tür olayların önüne geçilebilir. Bu davanın da takipçisi olacağız ve en ağır cezayı alana kadar uğraşacağız” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Koca: Failler aklanıyor, kadınlar üzerinde ölüm ittifakı kurulmuş durumda- VİDEO

    Koca: Failler aklanıyor, kadınlar üzerinde ölüm ittifakı kurulmuş durumda- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, günden güne artan erkek şiddetinde yargı düzenine işaret ederek, “Yargı, erkek şiddetinin cezasız kalmasına, erkeklerin cesaretlenmelerine ve yargı-erkek dayanışmasının büyüyerek kadınlar üzerinde bir ölüm ittifakı kurulmasına olanak sağlıyor” dedi. Koca kadın sığınma evlerinin yetersizliğine de dikkat çekti. 

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, günden güne artan kadın cinayetleri ve sığınma evlerinin durumuna ilişkin Mersin Mor Dayanışma binasında değerlendirmelerde bulundu.

    Koca; kadın yoksulluğu, devletin kadın politikaları, mülteci kadınların yaşadığı sorunlar, bireysel silahlanma, yargının erk kararları gibi konulara da değindi.

    “ÜLKE SUÇ MAHALİNE DÖNMÜŞ DURUMDA”

    Perihan Koca, yalnızca 2022 yılında medyaya 3 bin 984 silahlı şiddet olayının yansıdığı ve ülke genelinde yaşanan silahlı şiddet olaylarında 2 bin 278 kişinin öldürüldüğü, 4 bin 231 kişinin de yaralandığı bilgisini verdi.

    Ülkenin suç mahalline döndüğünü söyleyen Koca, “Ülke genelinde sadece temmuz ayında 25 kadın cinayeti işlendi, 9 kadının ölümü ise kayıtlarımıza şüpheli ölüm olarak geçti. Bireysel silahlanmanın günden güne arttığı Mersin’de ise yılın ilk yedi ayında 5 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 4 kadın ise halen giderilemeyen şüphelerle yaşamını yitirdi. Kadın cinayetleri artık faili meçhul olarak anılıyor, ölümler herkesin bildiği faillerin bir şekilde aklandıkları olaylara dönüşüyor” şeklinde konuştu.

    “SIĞINMA EVLERİ YETERSİZ”

    Kadınları şiddete karşı koruması beklenen uygulamaların yetersizliğine dikkat çeken Koca, Belediyeler Kanunu2nun 14. Maddesi’ndeki Nüfusu 100 binin üzerinde olan belediyelerin kadın konuk evi açma zorunluluğunu hatırlattı.

    Nüfusu 2,5 milyonu aşan Mersin’de yalnızca 4 tane kadın sığınma evi olduğunu aktaran Koca, “Yerel yönetimlerin, nüfusları 100 bini geçtiği halde sığınma evi açmayan Akdeniz, Yenişehir, Mezitli ve Toroslar ilçe belediyelerinin bu keyfi tutumdan vazgeçmelerini bekliyoruz” dedi.

    Koca, sığınma evlerine dair diğer sorunları şöyle özetledi:

    “Kadın sığınma evlerinin açık adresleri herkes tarafından bilinmesi konusunda yerel yönetimlerin ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sorumluluk alması gerekiyor. Öte yandan 12 yaşın üzerindeki erkek çocukların kadın sığınma evlerine alınmamalarından kaynaklanan sorunlar ortaya çıkıyor.
    Kadınlar ya çocuklarının çeşitli kurumlara verilerek onlardan ayrı kalmayı göze almaya ya da çocuğundan ayrılmayarak kadın sığınma evinden feragat etmeyi göze almak zorunda bırakılıyor. Mülteci kadınlar sığınma evlerine alınmıyor, ayrı bir kampa götürülüyorlar. Tüm bunlar ve çok daha fazlası kadın sığınma evlerini işlevsizleştiriyor.”

    Milletvekili Perihan Koca, tüm bu şiddet sarmalı karşısında örgütlü mücadelenin tek çıkış noktası olduğunu vurguladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Adana’da bir erkek oğlunu ve eşini katletti

    Adana’da bir erkek oğlunu ve eşini katletti

    Çukurova ilçesinde Cem Suna, eşi Deniz Suna ve oğlu Alperen Suna’yı kesici aletle katletti.

    Adana’nın Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi’nde bir apartmanda Cem Suna adlı erkek, eşi Deniz Suna ve oğlu Alperen Suna’yı kesici aletle katletti.

    Evdeki sesleri duyan komşularının ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Eve giren ekipler Deniz ve Alperen Suna’nın hayatını kaybettiğini failin ise yaralı olduğunu belirledi.

    Fail yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, Deniz Suna ve oğlunun cenazesi ise otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu (ATK) morguna götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de haziran ayından bu yana 6 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadına yönelik şiddetle mücadele eden Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Uyuşturucu ve bireysel silahlanma kadınları şiddete daha açık hale getiriyor. Çetelerin kurdukları bir sistem var ve bu sistem içerisinde genç kadınlar öldürülüyor” dedi.

    Kadına yönelik erkek şiddeti günden güne artış gösteriyor. İktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları, cezaların caydırıcı olmaması, yargının erkek aklıyla işlemesi, kadın kazanımlarına saldırılması bu artışta büyük bir rol oynuyor. Devlet ve sistem eliyle derinleşen toplumsal cinsiyet eşitsizliği her geçen gün bir kadını daha yaşamdan koparıyor.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun temmuz ayı raporuna göre 25 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 9 kadının ölümü ise şüpheli. Kadın cinayetlerinin en çok yaşandığı Mersin’de de haziran ayından bu yana 6 kadın öldürüldü.

    Kentte kadına yönelik şiddet konusunda mücadele yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, artan kadın cinayetleri ve kadın kazanımlarına yapılan saldırılara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    BİREYSEL SİLAHLANMA VE UYUŞTURUCU VURGUSU

    Çiğdem Göksoy, son zamanlardaki kadına yönelik şiddet ve cinayet vakalarında uyuşturucu ve bireysel silahlanmanın etkisine vurgu yaptı. Göksoy, silah temin etmenin çok kolay olması ve bu yönde devletin caydırıcı politikalar izlememesinden kaynaklı kadınların şiddetle burun buruna kaldığına değindi.

    Kadın cinayetlerini Mersin özelinde değerlendiren Göksoy, şunları dile getirdi:

    “Kadın cinayetlerinin ve erkek şiddetinin artması aslında her ilde farklı gözetlenebiliyor ancak Mersin’e baktığımız zaman burası kozmopolit yapıya sahip, tüm halkların birlikte yaşadığı bir kent. Mersin limanında çok fazla uyuşturucu operasyonlarının olduğunu biliyoruz ve bu mahallelere, topluma yayılmış durumda. Uyuşturucuya erişimin kolaylaşması iş bulma konusunda sorun yaşayan özellikle genç kadın ve erkekler buna yöneliyor. Dolayısıyla kolay ulaşılan her şey sonrasında altından kalkamayacak ağır yükler getiriyor. Bunlardan biri de çetelerin kurdukları bir sistem ve bu sistem içerisinde öldürülen genç kadınlar var. Dün genç bir kadın katledildi. Ve maalesef bu o kadar olağanlaştı ki artık arkasındaki sebepleri görmeden yorum yapan ve bunu meşrulaştıran bir sistemle karşı karşıyayız.”

    “BAKAN GÖKTAŞ ERKEKLER YERİNE KADINLARI DİNLEMELİ”

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilmesinin ardından kadın cinayetlerinde artış yaşandı.

    Sözleşmeden sonra kadınları şiddete karşı koruyan 6284 Sayılı Yasa’nın da hedefe konulmasının kendileri için sürpriz olmadığını belirten Göksoy, “Beklediğimiz gibi 6284 seçim malzemesi haline getirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 6284’e dokunmayacağız dese bile içi tamamen boşaltılmaya çalışılıyor. İktidarın politik yaklaşımları, kadınların kendi haklarını iğneyle kuyuyu kazar şeklinde elde etmelerinin geriye götürülmesine sebep oldu. Ve bu şu anda bir kadın elinden yapılmaya çalışılıyor. Bir kadın bakanın nafakanın adil olmadığını söylemesi, 6284’ü tartıştırılması buna bir örnek. Bakanın, erkeklerin seçimle ilgili ortaya koyduğu protokolden çok kadınları dinlemesi ve bu yönde adımlar atması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Çiğdem Göksoy, Mimoza Kadın Derneği olarak kentteki kadın hareketiyle birlikte erkek şiddetine karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’deki kadın cinayeti kaza süsü verilerek üstü kapatılmaya çalışılıyor

    Mersin’deki kadın cinayeti kaza süsü verilerek üstü kapatılmaya çalışılıyor

    PİRHA- Mersin’de Mustafa Bangiz isimli erkek, sevgilisi Asena Temir’i darp ederek öldürdü. Kadının yakınları, failin ailesinin cinayete kaza diyerek üstünü kapatmaya çalıştıklarını söyledi.

    Mersin’de Mustafa Bangiz adlı erkek, sevgilisi Asena Temir’i konuşma bahanesiyle götürdüğü bağ evinde bağlayıp, darp etti. Beyin kanaması geçiren kadın, hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Susma hakkını kullanan erkek, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    PİRHA’ya konuşan Asena Temir’in yakınları, “Mustafa Bangiz, Asena’yı darp ettikten sonra babasını çağırıyor, hastanede sorduklarında kaza oldu diyorlar. Kaza diyerek cinayetin üstünü kapatmaya çalıştılar. Failin gözaltında hiçbir şey söylemeyip, susma hakkını kullanması manidar. Bu kişinin ailesi varlıklı ve güçlü olduğu için insanlar bununla ilgili konuşmaya çekiniyor. Ancak cinayetin duyulmasını, adaletin yerini bulmasını istiyoruz” diye konuştu.

    MERSİN/ PİRHA

     

  • Ankara’da kadınlar, katledilen Songül Şaşırmaz için yürüdü

    Ankara’da kadınlar, katledilen Songül Şaşırmaz için yürüdü

    PİRHA-Ankara’da kadınlar, erkek kardeşi tarafından öldürülen Songül Şaşırmaz için yürüdü. Şaşırmaz’ın evinin önünde açıklama yapan kadınlar, “Bu iktidarın da bu kadın düşmanı zihniyetin de bizi mahkum etmek istediği hayatı kabul etmiyoruz. Yaşamak, yaşatmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ankara’da erkek kardeşi Şahin Şaşırmaz tarafından katledilen Songül Şaşırmaz için kadınlar eylem yaptı. Mamak’ta Şaşırmaz’ın öldürüldüğü mahallede bir araya gelen komşuları, Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği, Ankara Kadın Platformu yaptıkları ortak açıklamada, “Uzaklaştırma kararı aldırdığı kocası tarafından sokak ortasında öldürülen komşumuz Şengül’ü unutmadık, canice öldürülen Tülay’ı ve katledilen tüm kız kardeşlerimizi hiçbirini unutmadık” denildi. Kadınlar, “Bu iktidarın da bu kadın düşmanı zihniyetin de bizi mahkum etmek istediği hayatı kabul etmiyoruz. Yaşamak, yaşatmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    NİSAN AYINDA 21 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

    Kadınlar, yürüyüş boyunca “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Kadın cinayetleri politiktir” sloganları attı. Çağlayan Mahallesinde yapılan ortak açıklamada, sadece Nisan ayında 21 kadının öldürüldüğü, 23 kadının şüpheli şekilde ölü bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Dün ise mahallemizde, sokağımızda kapı komşumuz Songül vahşice katledildi. Mamak Çağlayan Mahallesindeki bu acı olay sadece kız kardeşimiz Songül Şaşırmaz’ın hayatını almakla kalmamış hepimizi derinden sarsmıştır. Bu olay tüm mahalle sakinlerinin gözü önünde olmuştur, hiç kimse müdahale edememiş, güvenlik güçleri zamanın olay yerine gelmemiştir. Biz uzaklaştırma kararı aldırdığı kocası tarafından sokak ortasında öldürülen komşumuz Şengül’ü unutmadık, canice öldürülen Tülay’ı ve katledilen tüm kız kardeşlerimizi hiç birini unutmadık” denildi.

    “KADIN DÜŞMANLARI MECLİSE SOKULDU”

    Kadınların, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak yaşam haklarını dahi tartışmaya açmasını, en gerici, kadın düşmanı odaklarla ittifak yapmasını, kadının toplumda varlığını dahi silikleştirmek isteyenleri Meclise sokmasını unutmadığı ifade edilen açıklamada, 6284 Sayılı Kanunun siyasi pazarlıkların gündemi haline getirilmesine ve muhalefet partilerinin “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” diyememesine tepki gösterildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İktidarın da açtığı yollarla son 20 yılda kadına yönelik şiddet ve kadın katliamları artarken, cezasızlık özendirici hale getirildi. Önleyici tedbirler yerine var olan yasaları kaldırmak, kadın düşmanlarını meclise sokmak tercih edildi. Bu iktidarın da bu kadın düşmanı zihniyetin de bizi mahkum etmek istediği hayatı kabul etmiyoruz. Yaşamak, yaşatmak istiyoruz. Bir kişi daha eksilmeyi kabul etmiyoruz. Yalnız değil her birlikte, yarın değil hemen; tüm kız kardeşlerimizi mücadeleyi büyütmeye, örgütlenmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • KCDP: Şubat ayında erkekler 11 kadını öldürdü, 12 kadının ölümü şüpheli

    KCDP: Şubat ayında erkekler 11 kadını öldürdü, 12 kadının ölümü şüpheli

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) 2023 Şubat raporunu kamuoyu ile paylaştı. Rapora göre 11 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 12 kadının ise ölümü şüpheli olarak yer aldı. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) 2023 Şubat ayına ilişkin raporunu yayınladı. Raporda 11 kadının öldürüldüğü, 12 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğu ifade edildi. Yapılan açıklamada “Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamak da devletin görevidir. Yıllardır bu görevini yerine getirmeyen siyasi iktidar, ne pandemi sebebiyle ölenlerin ne de depremde ölenlerin sayısını şeffaf bir şekilde açıklamamıştır. Yetkililerin yapmadıklarını biz kendi imkanlarımızla yapmaya çalışıyoruz” denildi.

    6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremler sebebi ile şüpheli kadın ölümlerinin medyada yeterince görünür olmadığı raporda “Deprem 10 ilde bu denli yıkım oluşturmuşken, on binlerce kişi enkaz altındayken tüm gözler de deprem bölgesindeydi. Bu durum çok doğal olmakla birlikte yine bu durum sebebiyle kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü haberlerinin basına tam olarak yansımadığı kanaatindeyiz” ifadeleri ile belirtildi.

    ŞUBAT’TA 11 KADIN CİNAYETİ İŞLENDİ

    Raporda öne çıkan satır başları şöyle:

    “Bu ay 11 kadın cinayeti işlenmiş, 12 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 11 kadından 4’ü boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 2’si ekonomik bahane ile öldürüldü. 5’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 5 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

    “DEPREMDE ÖLÜMLERİ DE KADIN CİNAYETLERİNİ DE DURDURACAĞIZ” 

    2022 Şubat-2023 Şubat arasında 23 kadının öldürüldüğü anda failler hakkında koruma kararı bulunuyordu. 6284 sayılı kanunu ve kapsamındaki tedbirleri etkin uygulamayan siyasi iktidar bu ölümlerin sorumlusudur. Depremde ölümler de kadın cinayetleri de durdurulabilir. Gerekli önlemleri alıp bütünlüklü bir şekilde çözüm üretilmesi gerekiyor. Kadınları korumayı amaçlayan kanunları uygulamayan aynı siyasi iktidar imar kanunlarını, yapı denetim kanunlarını ve deprem yönetmeliklerini de uygulamayarak en az 45 bin yurttaşın ölümüne neden oldu. İhmal etmeyi felsefesi haline getiren siyasi iktidar deprem bölgesini kendi kaderine terk etti. 20 yıllık yönetimleri boyunca hayati önem taşıyan kurumların nasıl içlerinin boşaltıldığına, nasıl işlevsiz hale getirdiklerine, nasıl yolsuzluk iddialarının odağına geldiğine şahit olduk. Tüm bu süreçte yardımlardan daha hızlı ve önce yapılan şey ise halkı susturmaya çalışmak ve halka karşı tehditler savurmaktı. Deprem sürecinde bir dayanışma platformu olarak kullanılan Twitter kapatıldı. İhmalleri eleştiren ve protesto eden yurttaşlar gözaltına alındı.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Erkekler, 2022 yılında en az 327 kadını öldürdü, 238 çocuğu istismar etti

    Erkekler, 2022 yılında en az 327 kadını öldürdü, 238 çocuğu istismar etti

    PİRHA- Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler 2022 yılında en az 327 kadını öldürdü, 156 kadını taciz etti, 238 çocuğu istismar etti, 793 kadına şiddet uyguladı, 32 kadına tecavüz etti.

    Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Aralık’ta en az 19 kadını ve en az 3 çocuğu öldürdü.

    Aralık’ta en az 27 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

    Erkekler en az 65 kadına şiddet uyguladı, en az 29 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 16 kadını taciz etti. Erkekler basına yansıyan verilere göre en az 6 kadına tecavüz etti.

    Ankara’da bir kadının ölümü basına “faili meçhul” olarak yansıdı.

    Konya’da bir kadın kendisine tecavüz eden kocasını öldürmek zorunda kalarak meşru müdafaa hakkını kullandı.

    CİNAYET

    Erkekler, Aralık’ta en az 19 kadını öldürdü; geçen yıl aynı ayda bu sayı 34 idi. Erkekler, kadınların yanındaki iki erkeği de öldürdü. Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Iraklı biri de Almanya vatandaşıydı.

    Erkekler, en az 4 kadını koruma kararına rağmen öldürdü.

    Erkeklerin 10 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler 7 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Erkekler 2 kadını da “kıskandığı” için öldürdü.

    16 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, üç kadını da babası, oğlu ve abisi öldürdü.

    Erkekler, 10 kadını sokak, park, iş yeri gibi ev dışı alanlardan, 8 kadını ev içinde öldürdü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü bilgisi basına yansımadı.

    Erkekler, 11 kadını ateşli silahlarla, beş kadını kesici aletle, bir kadını boğarak bir kadını elektrikle öldürdü. Erkeklerin bir kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

    ÇOCUK CİNAYETİ

    Aralık’ta erkekler en az 3 çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ay da bu sayı 3 idi. Bir çocuğu zorla evlendirildiği erkek, iki çocuğu babası öldürdü. Erkekler, çocukları ateşli silahlarla öldürdü.

    CİNSEL SALDIRI/TECAVÜZ

    Erkekler, Aralık’ta en az 6 kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı 7 idi. Erkekler bir kadına ev içinde, 5 kadına da ev dışındaki alanlarda tecavüz etti.

    TACİZ

    Aralık 2022’de erkekler en az 16 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay 12 idi.

    Erkekler, 14 kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Erkekler, en az 2 kadını da görüntüsünü çekerek taciz etti. Erkekler 16 kadını da ev dışı alanlarda aciz etti.

    5 kadını üniversitede çalışan bir erkek memur, bir kadını devlet memuru, bir kadını da garson taciz etti. 9 kadını taciz eden erkeğin kim olduğu bilgisi basına yansımadı.

    ÇOCUK İSTİSMARI

    Erkekler, Aralık’ta en az 29 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 37 idi. Erkeklerin istismar ettiği 2 çocuk Suriye göçmeniydi. Bir çocuk istismarı çocuk hamile kaldığı açığa çıktı. Erkeklerin istismar ettiği çocuklardan biri zihinsel engelleydi.

    Erkekler 26 çocuğu okul, kuran kursu, tarikat evi gibi ev dışı alanlarda, 3 çocuğu da ev içinde istismar etti.

    Bir çocuğu 3 tarikat üyesi ve yöneticisi, bir doktor dört çocuğu, bir çocuğu zorla evlendirildiği erkek ve ailesi, iki çocuğu üvey abisi, beş çocuğu apartman görevlisi, bir çocuğu akrabası, bir çocuğu da iki öğretmeni istismar etti. 14 çocuğu istismar eden 10 erkeğin kim olduğu basına yansımadı.

    ŞİDDET / YARALAMA

    Erkekler, Aralık’ta 65 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 61 idi.

    Erkeklerin şiddet uyguladığı en az 7 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 9 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı. Erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan biri Suriyeliydi.

    Erkekler Aralık’ta 4 transa da şiddet uyguladı.

    En az 40 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Bir kadını taksi şoförü, 2 kadını da akrabaları yaraladı. 22 kadını yaralayan 10 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    Erkekler en az 9 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Bir kadına “sarhoşsun” diyerek şiddet uygulayan erkekler, bir kadını da “cinsel ilişki teklifini kabul etmediği” için yaraladı. Erkekler 2 kadına da “kıskandığı” için şiddet uygula.  Erkeklerin 52 kadına şiddet uygulama “bahanesi“ basına yansımadı.

    Erkekler, 44 kadını darp ederek, 15 kadını ateşli silahlarla, 5 kadını kesici aletlerle yaraladı. Erkekler, bir kadını arabayla ezerek yaraladı.

    Erkekler, 47 kadını ev içinde, 17 kadını ormanlık alan, gazino ve sokak gibi ev dışı alanlarda yaraladı. Erkeklerin bir kadını nerede yaraladığı basına yansımadı.

    SEKS İŞÇİLİĞİNE ZORLAMA

    Aralık’ta erkekler en az 56 kadını seks işçiliğine zorladı. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı. Seks işçiliğine zorlanan 19 kadın Türkiye vatandaşıydı, 37 kadın Türkiye vatandaşı değildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadına yönelik şiddetin araştırılması teklifi AKP ve MHP’liler tarafından reddedildi

    Kadına yönelik şiddetin araştırılması teklifi AKP ve MHP’liler tarafından reddedildi

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) grubu tarafından kadına yönelik şiddetin Meclis tarafından araştırılmasına ilişkin öneri, AKP ile MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi. 

    Teklifin görüşmelerinde HDP grubu adına konuşan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, 2022 yılının ilk 10 ayında erkekler tarafından en az 280 kadının öldürüldüğünü söyledi.

    Kemalbay, “Görüldüğü gibi ülkemizde kadına yönelik şiddet ve cinayetler dört bir yanda kol gezmektedir. Beşinci Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi sorumluluğu üstlenmek yerine kadınları suçlaması, bir kadın düşmanlığıdır, vicdansızlık ve utanç vericidir. Tek adamın kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmesi, kadın cinayetlerinin, kadının maruz kaldığı her türlü şiddetin ortadan kaldırılması çabasından vazgeçmek demektir” diye konuştu.

    “IRKÇI, CİNSİYETÇİ POLİTİKALARI LANETLİYORUZ”

    AKP’nin cinsiyetçi ve ayrımcı politikalar yürüttüğünü ifade eden Kemalbay, “AKP Saray iktidarı kadınları aile kurumu içine sıkıştırmakta, kadınların ne giyeceğine, nasıl yaşayacağına dair sürekli dayatmalarda bulunarak toplumun bir kesimine şirin gözükme pahasına kadınların üzerindeki erkek egemenliğini ve ayrımcılığı körüklemektedir. Erdoğan kadınlara 3 çocuk, 5 çocuk siparişi verirken, Kürtlerin 5-10 çocuk yaptığını söyleyerek ırkçılığı da kadın bedeni üstünden beslemektedir. Biz kadınlar bu ırkçı, cinsiyetçi, ayrımcı politikaları lanetliyoruz” dedi.

    “AKP, KADINLARI UCUZ EMEK DEPOSU HALİNE GETİRMİŞTİR”

    Kadınların ucuz iş gücü olarak görüldüğünü de belirten Kemalbay şunları söyledi:

    “AKP iktidarının izlediği savaş ve sermayeyi semirtme politikalarıyla toplumu derin bir yoksulluğun içine itmiştir. Artan yoksulluğun maddi ve psikolojik yükü de en çok kadınların sırtına yüklenmek istenmekte, yoksulluk, kadınların şiddet sarmalından çıkabilmesinin önündeki en önemli engellerden bir olmaktadır. AKP Saray iktidarı kadınları ucuz emek deposu olarak muhafaza etmeyi temel kadın politikası haline getirmiştir. Bir taraftan Erdoğan kadınlara çocuk siparişi verirken, öte taraftan evdeki görünmeyen emeğin sahibi olarak kadınlar kölelik koşullarına mahkum edilmektedir.”

    “İKTİDAR GERÇEK YÜZÜNÜ GÖSTERMİŞTİR”

    CHP grubu adına konuşan Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kadın cinayetlerinin azaldığı yönündeki açıklamasını hatırlattı. Hancıoğlu, “Türkiye’de her 10 kadından 4’ünün erkek şiddetine maruz kaldığı gerçeğini değiştirmeyecek. Boşanmış ve ayrı yaşayan kadınların yüzde 75’nin fiziksel şiddete maruz kaldığı gerçeği de değişmeyecek” dedi.

    Cinsiyet ayrımcılığının en fazla olduğu ülkeler arasında Türkiye’nin 26’ncı sırada olduğunu kaydeden Hancıoğlu, “Kadına yönelik şiddete karşı yürütülecek mücadelenin temeli kadın düşmanı politikaları bertaraf etmektir. İktidar İstanbul Sözleşmesi konusunda sergilediği tutum ile niyetini ve gerçek yüzünü göstermiştir. Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik uluslararası bağlayıcılığı olan en kapsamlı hukuki metindir. Kadınların bu sözleşmeden hukuksuz şekilde çekilme kararı veren bir iradeden özgürlük, can güvenliği adına en küçük bir beklentisi kalmamıştır” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından yapılan oylamada önerge AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ekim ayı verilerine göre en az 34 kadın, erkekler tarafından öldürüldü

    Ekim ayı verilerine göre en az 34 kadın, erkekler tarafından öldürüldü

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) Ekim ayı verilerine göre 34 kadın, erkek şiddeti sonucu katledildi. 26 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. 

    Ekim ayı verilerini paylaşan KCDP, geçtiğimiz ayda 34 kadının erkekler tarafından katledildiğini duyurdu. 2022 yılının ilk 10 ayında erkekler tarafından katledilen kadınların sayısının ise 275’e yükseldiği belirtildi.

    Platformun verilerine göre, katledilen 34 kadından 2’si ekonomik bahanelerle, 11’i boşanmayı istemek, barışmayı, evlenmeyi ya da ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istediği için katledildi. 21’inin ise hangi bahaneyle katledildiği tespit edilemedi.

    KADINLARIN YÜZDE 59’U EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ

    KCDP’nin açıkladığı Ekim ayı verileri şöyle:

    “Ekim ayında öldürülen 34 kadının 18’i evli olduğu erkek, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 2’si birlikte olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 2’si akrabası, 2’si babası, 1’i kardeşi, 6’sı tanıdığı kişiler tarafından, 1’i tanımadığı biri tarafından öldürüldü. Bu ay kadınların yüzde 53’ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. Kadınların 20’si evinde, 7’si sokakta, 2’si işyerinde, 1’i arazide, 1’i otelde, 1’i eğlence mekanında, 1’i yol üzerinde otomobilinin önü kesilerek öldürülmüştür. 1 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 59’u evlerinde öldürüldü.

    KADINLAR, EN ÇOK ATEŞLİ SİLAHLARLA KATLEDİLDİLER

    Bu ay öldürülen kadınların 20’si ateşli silahlarla, 9’u kesici aletlerle, 1’i boğularak, 1’i darp edilerek, 1’i yüksekten düşerek, 1’i zehirlenerek, 1’i ise çekiçle öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 59’u ateşli silahla öldürüldü.”

    “SOMUT ÇÖZÜM DEVLETİN GÖREVİ”

    Platform, yaptığı açıklamada tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi için mücadeleye devam edileceğine dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Türkiye’de kadın cinayetlerini durdurma mücadelesi 12 yıldır devam ediyor. Platform olarak, ihtiyacı tespit ettiğimiz 2010 yılından itibaren kadın cinayeti verilerini kamuoyuna açıklıyoruz. İçişleri Bakanlığı ise kaç kadının, neden, nasıl, kim tarafından öldürüldüğünü açıklamak yerine, kadın cinayeti verilerinin yanlış hazırlandığını söyleyerek, gerçekleri çarpıtıyor. Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamakla birlikte, kadın cinayetlerini durdurmak için somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi de devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için de ilgili tüm bakanlıkların, tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Azra Gülendam Haytaoğlu’nu katleden Mustafa Murat Ayhan cezaevinde intihar etti

    Azra Gülendam Haytaoğlu’nu katleden Mustafa Murat Ayhan cezaevinde intihar etti

    PİRHA-Antalya’da üniversite öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’nu (21) katleden Mustafa Murat Ayhan’ın Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tek kişilik hücresinde intihar ettiği açıklandı.

    Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Azra Gülendam Haytaoğlu’nu katleden ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Mustafa Murat Ayhan, Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tek kişilik hücresinde intihar ettiği belirtildi.

    Basında yer alan habere göre dün akşam saatlerinde intihar ettiği bildirilen Ayhan’ın, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğü sırada öldüğü kaydedildi.

    Azra Gülendam Haytaoğlu’nun babası Mustafa Haytaoğlu, failin öldüğünden emin olmak için Diyarbakır’a geldiğini belirtirken, “Münevver Karabulut olayında böyle bir şüphe oldu. Babası bunu dile getirdi. O yüzden işi sağlama almak için geldim. Ben ona Allah rahmet eylesin de diyemiyorum, ateşi bol olsun da diyemiyorum. Her şeyi Allah’a havale ediyorum. Onu avukatlar savunamayacak. Orada tek başına. Belasını buldu. Bir nebze de olsa benim yakınlarımın, ailemin çevremin hepsinin yüreğine su serpildi. Ama içimde kalan şu; bize bu iyiliği yaptı, intihar etti” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Azra Gülendam Haytaoğlu’ndan 28 Temmuz 2021 günü evden çıktıktan sonra haber alınamadı. Ailesinin kayıp ihbarı üzerine başlayan arama sonucunda cansız bedenine ait parçalar beş gün sonra Varsak ormanlık alanında bulundu. Cenazesi, 4 Ağustos’ta Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde defnedildi. Maktulün cep telefonu ile görüştüğü son kişi olan Mustafa Murat Ayhan, “canavarca hisle insan öldürmek” suçundan tutuklandı. Ayhan’a ağırlaştırılmış müebbet ve 16 yıl hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • KCDP: Temmuz ayında en az 24 kadın katledildi

    KCDP: Temmuz ayında en az 24 kadın katledildi

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Temmuz ayı raporuna göre 24 kadın katledildi, 20 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Temmuz ayında katledilen kadınlara ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Rapora göre Temmuz ayında 24 kadın cinayeti işlenirken, 20 kadın da şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

    Temmuz ayında en çok kadın cinayeti ise İstanbul’da işlendi. Rapora göre İstanbul’da 4, Denizli’de 3, İzmir’de 2, Konya’da 2, Muğla’da 2, Afyonkarahisar, Ankara, Balıkesir, Diyarbakır, Eskişehir, Isparta, Kırşehir, Kocaeli, Mersin, Muş ve Yozgat’ta bir kadın katledildi.

    “ADİL YARGILAMA YAPILMADIKÇA ŞİDDET BOYUT DEĞİŞTİREREK SÜRÜYOR”

    Raporda öldürülen 24 kadından 10’unun hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemezken, 13’ünün boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile katledilirken bir kadının ise ekonomik bahanelerle öldürüldüğü belirtildi. Raporda katledilen 10 kadının hangi bahanelerle öldürüldüğünün tespit edilmemesinin nedeni ise kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucu olduğu vurgulandı. Raporda bu konuya ilişkin şu ifade yer aldı: “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da 6 kadın, bir grup erkeğin sözlü ve fiziksel saldırısına uğradı

    İstanbul’da 6 kadın, bir grup erkeğin sözlü ve fiziksel saldırısına uğradı

    Bahçeşehir’de 6 kadın, oturdukları sitenin bahçesinde bir grup erkeğin saldırısına uğradı. Darp edilen kadınlar, seslerini sosyal medyadan duyurdu.

    İstanbul’un Bahçeşehir ilçesine bağlı Reiskent Sitesi’nde yaklaşık 25 yıldır ikamet eden 6 kadın, dün akşam saatlerinde sitenin bahçesinde bir grup erkeğin sözlü ve fiziki saldırısına uğradı. Saldırıda kadınların yakını olduğu belirtilen 60 yaşındaki kalp hastası bir erkeğin de ayağının kırıldığı belirtildi.

    Yaşadıkları saldırıyı kayda alan kadınlardan Dila Coşkun, saldırıyı twitter hesabından paylaşarak erkeklerin saldırısına karşı sesini duyurmaya çalıştı. Görüntülerde Coşkun ve diğer ismi öğrenilemeyen kadınlara erkeklerin hakaretler yağdırarak saldırdığı görülüyor. Yapılan paylaşım sonrası erkek şiddetine çok sayıda kişi tepki gösterdi.

    Saldırının adli mercilere taşındığı kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demokratik Alevi Kadınlar Birliği: Emine Şenyaşar’ın adalet arayışı kadınların feryadıdır

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği: Emine Şenyaşar’ın adalet arayışı kadınların feryadıdır

    PİRHA-25 Kasım dolayısıyla bir açıklama yayımlayan Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, “Emine Şenyaşar ananın adalet arayışının feryadı biz kadınların feryadıdır. Sokakta samuray kılıcıyla öldürülen Başak, kaybedilen Gülistan bizden birer parçadır. Özümüz ve sözümüzle zalimin zulmüne karşı direniş alanlarında olacağız” ifadelerini kullandı.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Birlik, açıklamasında 25 Kasım tarihine ilişkin hatırlatmada bulunurken şu ifadelere yer verdi:

    “Ortaçağda yüzbinlerce kadının cadı denilerek avlanması yeryüzünün en büyük kadın katliamı olarak tarihteki yerini alsa da, rönesans ve aydınlanma döneminde dahi kadınlar giyotinden kurtulamadı. Devletleşen dinlerin elinde kimi zaman ganimet olarak satıldı. Kimi zaman şeytanlaştırılarak taşlandı. O günden bu güne kadar erkek egemen zihniyet; yeri geldi devlet, yeri geldi baba, kardeş, eş ve oğul olmuş, kadına şiddet uyguladı, kadını katletti. Kadına uygulanan tüm bu şiddet ve baskıya rağmen dünyanın her yerinde kadınların destansı direnişleri günümüze kadar kesintisizce devam etti.

    “KADINLARA KARŞI KIRIM POLİTİKALARI HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR”

    Kadınların bu tarihi direnişleri 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’ndeki direnişte vücut buldu. Dominik diktatörü Trüjillo zulmüne karşı, “Çocuklarımızı bu yozlaşmış zulüm rejiminde büyümelerine izin vermeyeceğiz. Bunun için her şeyimi fedaya hazırım. Canımı bile!” diyen Minerva Mirabel.

    “Belki de bize en yakın olan ölümdür. Ölüm düşüncesi beni korkutmuyor. Adalet için savaşmayı sürdüreceğim” diyen Maria Teresa Mirabel ve boyun eğmeyen Patria, Minerva, Maria Mirabel üç kız kardeş tecavüz edilerek vahşice öldürülürler.

    O günden sonra bu üç kız kardeş faşist diktatörlere karşı direnişin sembolü oldular. Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında kadınlar Mirabel kardeşlerden aldığı mirasla mücadele ederken kadına karşı kırım politikaları da hız kesmeden devam ediyor.”

    “EMİNE ŞENYAŞAR’IN ADALET ARAYIŞI KADINLARIN FERYADIDIR”

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Emine Şenyaşar’ın adalet mücadelesine de değindi. Açıklamada, “Kadimden bu yana kız kardeşlerimize karşı uygulanan bu kırım ve şiddet için özümüz dardadır. İki oğlunu ve eşini kaybeden ve bir oğlu da cezaevinde olan Emine Şenyaşar ananın adalet arayışının feryadı biz kadınların feryadıdır. Sokakta samuray kılıcıyla öldürülen Başak, kaybedilen Gülistan bizden birer parçadır.

    Nefsine, hırsına yenik düşen erkek zihniyetinin tacizi, tecavüzü ve şiddeti her gün yeni biçimlerde karşımıza çıkıyor. Kadınların fuhuşa zorlanması, bağımlılaştırılması İpek Er örneğinde olduğu gibi intihara sürüklenmesi bir özel savaş politikası olarak kadın bedeni üzerinden hayata geçiriliyor.

    Diğer taraftan diğer tüm şiddet türlerine zemin olan ekonomik şiddet bugün her zamankinden daha yakıcı bir biçimde hayatımızı etkiliyor. Kadının görünen görünmeyen el koyarak ekonomik şiddet uygulayan AKP-MHP iktidarının iktidarın kadınları getirdiği nokta artık çöpte dahi ekmek bulamamadır.

    Kadınlara biraz olsun nefes aldıran İstanbul Sözleşmesi’ni yok sayarak, kadına yönelik taciz, tecavüz ve katliamlarının önünü açarak cezalandırılmayacaklarını ilan eden AKP- MHP faşist iktidarının egemen zihniyeti şimdi de nafaka hakkına saldırmaya hazırlanıyor. Ancak bizler biliyoruz ki sabaha en yakın zaman karanlığın en koyu olduğu zamandır. Bu çürümüş, yozlaşmış, çeteleşmiş yapının daha ileriye gidemeyeceği de açıktır” denildi.

    “ZALİMİN ZULMÜNE KARŞI DİRENİŞ ALANLARINDA OLACAĞIZ”

    Açıklama kapsamında son olarak 25 Kasım’a çağrıda bulunulurken, şunlara yer verildi:

    “Doğası talan edilen, emeği sömürülen, mültecileştirilen, haklarını aradıkları için AKP-MHP faşist selefist iktidarı tarafından tutsak edilen kadın canlarımızın içerdeki direnişleri umudumuzu büyütüyor. Yine Arjantin’den Şili’ye, Avrupa’dan Afrika’ya, Asya’ya kadar kürtaj haklarının ellerinden alınmasına, yoksulluğa ve şiddete karşı direnen kadınlar umudumuzu büyütüyor. Her geçen gün daha da büyüyen bu direniş; tüm farklılıklarımıza rağmen biz kız kardeşleri birleştiren en temel güçtür. Bu güçle dünyanın dört bir yanındaki kız kardeşlerimizle dayanışarak kendi bedenimiz, emeğimiz, cinsimiz ve doğamız için hak ve hakikat mücadelesini sürdüreceğiz.

    Bu 25 Kasım’da ve sonraki 25 Kasım’larda Demokratik Alevi Kadınlar Birliği olarak her yerde direniş içinde olacağız. İnancımızın cümle cana olan tarihsel hakikat ikrarıyla bir olacak, birlikte olacağız. Yeryüzüne Ana kadının hakikatini, adaletini ve özgürlükçü yaşamını inşa edinceye kadar tek bir kız kardeşimizin eksilmesine müsaade etmeyeceğiz. Dünyanın dört bir tarafındaki kız kardeşlerimizle örgütlenerek, çoğalarak, özgürlük şarkılarını her yerde söyleyecek, özümüz ve sözümüzle zalimin zulmüne karşı direniş alanlarında olacağız.”

    PİRHA / ALMANYA

  • İstanbul’da bir kadın cinsel, fiziksel şiddet ve tehdide maruz bırakıldı

    İstanbul’da bir kadın cinsel, fiziksel şiddet ve tehdide maruz bırakıldı

    PİRHA-İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde yaşayan D.Y. isimli kadın, Mehmet T. adlı erkek tarafından kaçırıldığını, fiziksel ve cinsel şiddete maruz bırakıldığını söyledi. Gözaltında bulunan Mehmet T.’nin serbest bırakılmasından endişe duyduğunu kaydeden D.Y., boşandığı Abdullah A. adlı erkek tarafından da ayrıca tehdit edildiğini aktardı.

    Etkin Haber Ajansı’nda (ETHA) yer alan habere göre, İstanbul’un Ataşehir ilçesi 1 Mayıs Mahallesi’nde yaşayan D.Y. isimli kadın geçtiğimiz günlerde Mehmet T. adlı erkek tarafından kaçırıldı. Uzun süredir tacize uğradığını kaydeden D.Y., Mehmet T. tarafından fiziksel, cinsel şiddete maruz bırakıldığını, tecavüze uğradığını söyledi.

    Şikayet için gittiği polis karakolunda da yeterli desteği görmediğini vurgulayan D.Y., şu an gözaltında olan Mehmet T.’nin serbest bırakılmasından endişe duyduğunu dile getirdi.

    D.Y. ayrıca boşandığı Abdullah A. isimli erkek tarafından da tehdit edildiğini aktardı. Abdullah A.’nın çocukları almak için Mehmet T. lehine ifade verebileceğini ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)