Etiket: Erzincan

  • İliç davasında skandal!

    İliç davasında skandal!

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin hayatını kaybettiği faciada yeni bir skandal açığa çıktı. Anagold Madencilik şirketine danışmanlık hizmeti veren Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin, aynı zamanda İliç davasında da mahkemece ‘bilirkişi’ olarak atandığı ortaya çıktı.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik A.Ş’ne ait Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin hayatını kaybettiği olayın 7. duruşması, yarın Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam edecek. Mahkeme öncesi gelen son bilgilere göre, mahkemeye sunulan son bilirkişi raporunda Anagold Madencilik şirketine danışmanlık hizmeti veren ve ticari ilişkisi olduğu açığa çıkan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin de imzası bulunuyor.

    Davanın başından beri tarafsızlığı sorgulanan mahkeme heyetinin, Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’yi ‘bilirkişi’ olarak ataması yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Hem şirketle ilişkisi bulunan hem de mahkemeye ‘bilirkişi’ olarak atanan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin, durumu mahkemenin tarafsızlığına gölge düşüreceği dile getiriliyor.

    Tüm bu gelişmeleri faciada hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız’a sorduk.

    “BU DAVANIN BAŞINDAN BERİ TARAFSIZ VE ADİL BİR ŞEKİLDE YÜRÜMEYECEĞİNİ BİLİYORDUK”

    Bu haberi ilk duyduklarında büyük bir şok yaşadıklarını belirten Duygu Yıldız, “Haberi ilk gördüğümüzde büyük bir şok yaşadık. Zaten bu davanın en başından beri adil ve tarafsız yürütülmeyeceğini biliyorduk. Bu davanın güçlüyü kollayacağını, emekçiyi göz ardı edeceğini, yok sayacağını, yaşama hakkının ve canının bir kıymetinin olmadığını zaten biliyorduk. Ama bu kadar göz göre göre, fütursuzca, korkusuzca ve ahlak dışı davranacaklarını hiç düşünmediklerini” söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bizim düşüncemiz en azından davanın kitabına uygun bir şekilde yürütülmesiydi, böyle inanmıştık. Ama o kadar korkusuzlar ki, başlarına hiçbir şey gelmeyeceğinden o kadar eminler ki, her şeyi yapabileceklerini düşünüyorlar. O cesaretteler. Devletin her mekanizmasını bu kadar kolaylıkla ele geçirebilen, bu kadar rahatlıkla hareket ettirebilen kimseyi biz görmedik.

    “Bu firmaya daha önce danışmanlık yapmış, belli bir ücret karşılığında hizmet vermiş bir kişi, uzman olarak atanabiliyor. Yani suçlulara bilirkişi raporu hazırlatılıyor. Bu kadar da olmaz. Taraflı olduklarını biliyoruz ama bu kadar da taraflı olunmaz.”

    “HİÇ Mİ ACILARIMIZA SAYGI DUYMUYORLAR”

    Yaşadıkları acılara hiç saygı duyulmadığını ifade eden Duygu Yıldız, “Hiç mi bu ülkede insanlara saygı duymuyorlar? Hiç mi bizim acımıza saygı duymuyorlar? Hiç mi empati kurmuyorlar? Bu kadar mı empatiden, vicdandan, ahlaktan uzaklar? Yani biz mi suçluyuz? Bu olaylarda suçlu biz mi oluyoruz? İşçi olduğumuz için, emekçi olduğumuz için, fakir olduğumuz için sanırım biz suçluyuz. Orada çalışıyorsak, herhâlde ölümü de kabul ediyoruz diye düşünüyorlar. Bu ülkede emekçinin, işçinin hakkı bu kadar mı? Bizim değerimiz bu kadar mı?” diye sordu.

    Olayda devletin ve hükümetin sorumluluğuna dikkat çeken Duygu Yıldız, “Bu devlet, bu katliamda evladını kaybetmiş ailelere hiç mi bir borç hissetmiyor? Adaleti tesis edebilmek adına hiç mi bir sorumluluk duymuyor? Denetimi yapmadın. Bari bu olaydan sonra, en azından bu ailelerin yüreğine bir nebze su serpebilirdin. Ama bunu bile çok görüyorlar” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Yıldız, madenin yeniden açılmak istenmesi tartışmalarına dair ise şunları söyledi:

    “Daha dava bitmedi ama biz madenin açılmasını konuşuyoruz. Bu davada kimin ne kadar suçlu olduğu, hangi üretim sürecinin yanlış olduğu bile daha netleşmemişken Mayıs’ta madeni açacaklarını söylüyorlar. Yani diyorlar ki: “Siz yaşarken ölmeyi de hak ediyorsunuz.” Bu ülke için kıymetli olan paradır, sermayedir, güçtür. Yaptırım gücü olan budur. Maalesef çok acı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bize 53 gün boyunca büyük bir travma yaşattılar. Şimdi de iki senedir her gün gözümüze soka soka bu acıyı yaşatıyorlar. Yazıklar olsun. Hakkımızı helal etmiyoruz. Gün gelecek, devran dönecek. Biz de o zaman, kim suçluysa onun hesabını göreceğiz. Buna inanıyoruz. Bu devran eninde sonunda dönecek” dedi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç davası öncesi Yıldız ailesinden tarihi mesaj: Biz hakime güvenemezsek, sermaye bize neler yapmaz! VİDEO

    İliç davası öncesi Yıldız ailesinden tarihi mesaj: Biz hakime güvenemezsek, sermaye bize neler yapmaz! VİDEO

    PİRHA- Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik A.Ş’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin hayatını kaybettiği olayın 7. duruşması 14.04.2026 tarihinde görülecek. Duruşma öncesi mücadele ve adalet çağrısı yapan Yıldız ailesi, “İnancımızı ne kadar yitirmiş olsak da mücadele etmeye devam edeceğiz, abim için, bu ülke ve topraklar için mücadele edeceğiz” dedi.

    Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te yığın liç alanının çökmesi sonucu toprak altında kalan 9 işçi hayatını kaybetti, 10 milyon metreküp siyanürlü toprak kaydı.

    Yaşanan olayın ikinci bir Çernobil faciası olduğu değerlendirilirken, yaşananların üzerinden 2 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen etkin bir soruşturma yürütülemedi. Açılan davada asıl sorumlular yargı karşısına çıkarılmadı ve olayda asıl sorumluluğu bulunanlar aklandı.

    14.04.2026 tarihinde görülecek 7. duruşma öncesi faciada hayatını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi verdiği mesajda, “14 Nisan’da 7. duruşma görülecek. Başta siyasi partiler olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi bu davayı takip etmesini istiyoruz” diyerek, kamuoyuna ve sivil toplum kuruluşlarına davaya katılım çağrısı yaptı.

    “BU ÜLKE VE TOPRAKLAR İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Duruşma öncesi konuşan Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız, “İnancımızı ne kadar yitirmiş olsak da mücadele etmeye devam edeceğiz; abim için, bu ülke ve topraklar için mücadele edeceğiz” dedi ve devamında ise şunları kaydetti:

    “14 Nisan’da 7. duruşma görülecek. Başta siyasi partiler olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi bu davayı takip etmesini istiyoruz. Savcılık mütalaasını vermiş, iki kişi suçlu bulunmuş. Tonlarca siyanür atığını Fırat Havzası’na karıştıranlar, 9 madencinin ölümüne sebep olan Anagold Firması’ndan sadece 2 kişi suçlu bulunmuş. Bu katliama sebep olanlar sadece iki kişi olarak gösterilmekte. Biz bu ülkenin hakimine, savcısına güvenemezsek, bu ülkenin hakimi savcısı bunu bize reva görürse bu ülkede bizi sömüren yabancı ve yerli sermaye şirketleri bizlere neler yapmaz!”

    Yıldız, hak ve adalet mücadelesi verenleri selamlayarak şunları söyledi: “Başta Akbelen’de Esra Işık olmak üzere, orada mücadele verenlere, Başaran Aksu’ya, BIR TEK- SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e, doğru haberler yaptığı için, doğru haberleri ülkesine duyurduğu için İsmail Arı’ya, Alican Uludağ’a, herkese buradan selam olsun” dedi.

    Yaşanan haksızlık ve adaletsizlik olayları ne kadar farklı olursa olsun mücadelenin bir olduğuna dikkat çeken Duygu Yıldız, “Aynı adaletsizlik üzerinden ne yazık ki herkes nasibini alıyor. Bu ülkede kim doğru bir mücadele içindeyse cezalandırılıyor, biz de bu cezalandırılanlar arasındayız, onlar da öyle. Yılmayacağız. İnanıyoruz, bir yerde her şey değişecek ve biz de bu mücadelenin içerisindeyiz.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Erzincanlı yurttaşlar: Zulümden ve haksızlıktan kurtuluş Newroz ruhuyla olacak- VİDEO

    Erzincanlı yurttaşlar: Zulümden ve haksızlıktan kurtuluş Newroz ruhuyla olacak- VİDEO

    PİRHA- Erzincan’da Newroz kutlamalarına katılan Hüseyin Taner ve Murat Anlar PİRHA’ya yaptıkları açıklamada Newroz’un Anadolu ve Ortadoğu halkları açısından büyük bir önem taşıdığını vurguladı. Taner ve Anlar, son dönemde bölgede yaşanan savaş ve gerilimlerin gölgesinde Newrozu karşıladıklarını belirtti.

    Erzincan’da Newroz kutlamalarına katılan yurttaşlar Newroz’un barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesindeki yerine dikkat çekti.

    Newroz’un Ortadoğu halkları için taşıdığı anlamın altını çizen Hüseyin Taner, bu bayramın farklı kültürlerde kutlansa da ortak bir direniş ve dayanışma günü olduğunu belirtti. Taner, “Newroz, Anadolu’da ve Ortadoğu’da yaşayan tüm halkların ortak bayramıdır. Bugün savaşların ve gerilimlerin gölgesinde kutlanıyor olması, Newroz’u daha da anlamlı kılıyor” dedi.

    “ORTADOĞU’DAKİ ZULME KARŞI NEWROZ RUHU”

    Newroz’un tarihsel köklerine de değinen Taner, Kawa efsanesine atıf yaparak, bu bayramın zulme karşı direnişin sembolü olduğunu ifade ederek,  “Kawalar zulme karşı direndi, ateşi yakarak karanlığı aydınlattı. Bugün de aynı ruhla hareket etmek gerekiyor” dedi.

    Taner, İran’da yaşanan saldırılar ve bölgedeki emperyalist müdahalelere de tepki göstererek, dış güçlerin “demokrasi” adı altında bölge halklarına müdahalesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Ortadoğu halkları kendi kaderini kendisi belirlemelidir” diyen Taner, tüm halkların özgürlük ve demokrasi talebinin meşru olduğunu dile getirdi.

    “BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN UMUTLU OLALIM”

    Murat Anlar ise Newroz’un barış ve demokrasi umudunu büyütmesi gerektiğini belirtti. 2026 Newrozu’nun, bölge halkları için yeni bir başlangıca vesile olmasını dileyen Anlar, “Ülkemizin ve coğrafyamızın demokrasiye, barışa ve özgürlüğe ihtiyacı var. Newroz’un bu değerlerin müjdecisi olmasını umut ediyoruz” dedi.

    Anlar, halkların ortak talebinin barış ve özgürlük olduğunu vurgulayarak, Newroz’un bu taleplerin daha güçlü dile getirildiği bir gün olması gerektiğini ifade etti.

    PİRHA/ERZİNCAN

     

  • ‘Demokrasi ve Özgürlük’ talebinin yükseldiği Erzincan Newroz’unda barışa çağrı – VİDEO

    ‘Demokrasi ve Özgürlük’ talebinin yükseldiği Erzincan Newroz’unda barışa çağrı – VİDEO

    PİRHA- Erzincan Newrozu’na katılan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Sanatçı Hasan Ali Sezer, 2026 Newroz mesajlarında hem barış sürecine hem de toplumsal eşitlik mücadelesine vurgu yaptı. Newroz’un sadece bir bayram değil, halkların diriliş ve mücadelesinin sembolü olduğunu belirtildi.

    ‘Demokrasi ve Özgürlük Newrozu’ şiarıyla kutlanan 2026 Newrozu’nda halklar demokrasi ve özgürlük taleplerini haykırıyor.  Newroz kutlamalarında barış mesajları öne çıkarken, Erzincan’da Newroz kutlamalarına katılan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Sanatçı Hasan Ali Sezer Newroz’a yönelik düşüncelerini paylaştı.

    “NEWROZ HALKLARIN EŞİT VE KARDEŞÇE YAŞAYACAĞI GÜNLERİN MEŞALESİDİR”

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak,  Newroz’u hem bir uyanış, hem bir diriliş, hem bir mücadele, hem de karanlığa karşı ışık olarak kutladıklarını belirtti.

    Önemli bir süreçten geçildiğini ifade eden Irmak, “Newroz da halkların bir arada eşit ve kardeşçe yaşayabileceği mesajların bu doğrultuda verileceği bir gün” ifadelerini kullandı.

    Irmak devamında şunları söyledi:

    “Biz Newroz’un da bugüne, bu sürece hizmet edecek şekilde kutlanmasını diliyoruz. Çünkü eğer bir ülkede bir halkın dili yasaksa, bir ülkede emekçilerin grevi yasaksa, bir ülkede kadınların can güvenliği yoksa, bir ülkede gençler güvencesizlik ve geleceksizlik içinde ise, bunların hepsi birbirleriyle doğrudan ilişkili, doğrudan birbirini kesen, birbirini tamamlayan şeyler.

    Newroz’un da bu anlamda buna hizmet edeceği, hem emeğin hakkının alındığı, hem halkların bir arada eşit ve kardeşçe yaşayabildiği, gençlerin geleceğe güvenle bakabildiği, kadınların cinayetlere kurban edilmediği bir günün meşalesinin yakıldığı gün olmasını diliyoruz.”

    “2026 NEWROZU BARIŞA VE DEMOKRASİYE VESİLE OLSUN”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, verdiği mesajda 2026 Newrozu’nun barış ve demokrasiye vesile olmasını diledi. Newroz’un barış ve demokrasi için bir fırsat olması gerektiğini vurguladı. Fırat, halkların kardeşliğine ve ortak yaşam iradesine dikkat çekerek, Türkiye’nin içinde bulunduğu acıların sevgi ve dayanışmayla aşılabileceğini ifade etti.

    Celal Fırat bu coğrafyada acılar yaşandığını belirterek, “Bu Newroz’un barışa, demokrasiye, bütün halkların birbirinin elini tuttuğu, güzelliklere vesile olmasını arzuluyoruz. Bu anlamıyla özellikle yarın Diyarbakır’da, pazar günü de İstanbul’da milyonlarca canlarımızla alanlarda olacağız. Bu alanlardan barış ve demokrasi taleplerimizi yükselteceğiz” dedi.

    “Yaşadığımız acıları barış ve demokrasiyle dönüştürebilme şansımız var” diyen Fırat, “Acılarımızı dönüştürebiliriz. Bunu yapmamız lazım. Yoksa dünyanın öbür ucundan gelip burada yaşayan halklara sopa göstermeye devam edecekler. İran’da şu an neler yaptıklarını, Lübnan’da neler yaptıklarını görüyoruz. Bunları herkesin görmesi lazım. Korkularla kendini ifade etmeye çalışan bir mantık var. Bu mantık Ortadoğu’nun genelinde işliyor. Türkiye’de bu ülkelerden bir tanesidir. Kendi yurttaşına itikatından, inancından dolayı baskı uygulayan bir mantıkla hareket ediyor. Oysa ki kendi yurttaşıyla barışık olan bir sistemin oluşması lazım. Bunun adı da barış. Bütün halkların kendi kimliğiyle, itikatıyla, inancıyla var olması lazım. Onun için bizim birbirimizin inancına, kimliğine, diline saygı, sevgi göstermemiz lazım. Bu Newroz’un da buna vesile olmasını diliyorum. Xızır cümlemizin yoldaşı olsun ” diye belirtti.

    “ÇOK TARİHSEL BİR SÜREÇ İÇERİSİNDE 2026 NEWROZU’NU KUTLUYORUZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise  hem Türkiye hem de Ortadoğu için kritik bir süreçten geçildiğine dikkat çekti. Kordu, Newroz’un halkların direnişi ve özgürlük mücadelesi açısından önemine vurgu yaparak şunları kaydetti:

    “2026 yılı hem Türkiye hem Ortadoğu hem de dünya açısından oldukça zor bir süreç. Savaşların olduğu, türlü türlü sıkıntıların yaşandığı bir zamandan geçiyoruz. İşte böylesi bir süreçte 2026 Newrozu’nu kutluyoruz. Demokratik Toplum çağrısı ile beraber Türkiye’de bir demokratik toplum inşasının sürecini yaşıyoruz. Elbette Newrozu bu sene ‘özgürlük ve demokrasi’ şiarıyla her yerde kutluyoruz. Newroz, tarihsel açıdan bizim için çok önemli. Zulme karşı baş kaldırmış halkların mücadelesidir ve aynı zamanda bu mücadelenin simgeleştiği bir gündür.”

    “NEWROZ HALKLARIN BAHARINI MÜJDELİYOR”

    Erzincan Newrozu’nda sahne alan Hasan Ali Sezer ise herkesin Newroz bayramını kutlayarak, ” Newroz, tüm insanlık için, ama özellikle de Ortadoğu halkları için barış demek, zulme karşı direnmek demek, halkların kendini var etmesi anlamına da geliyor. Kimine göre baharı müjdeliyor ama toplumun da baharını müjdeleyen bir bayram Newroz” dedi.

    Sezer, Erzincan’da Newroz kutlamalarında sahne almaktan büyük keyif aldığını belirterek, “Burada olmak, Erzincan’da olmak benim için çok keyifliydi. Biliyorsunuz Ortadoğu’da şu an ciddi bir savaşın içindeyiz. Newroz’un savaşlara karşı barışın simgesi olduğunu düşünüyorum. Buradan herkesin Newrozu’nu kutluyorum” dedi.

    PİRHA/ERZİNCAN

     

  • Erzincan Newrozu: 100 yıllık sorun eşit haklarla çözülmeli-VİDEO

    Erzincan Newrozu: 100 yıllık sorun eşit haklarla çözülmeli-VİDEO

    PİRHA- Erzincan’da “Demokrasi ve Özgürlük” şiarıyla kutlanan Newroz’da konuşan siyasetçiler, Kürt sorununun eşit haklar temelinde çözülmesi gerektiğini vurguladı; barış, demokrasi ve halkların ortak mücadelesi öne çıktı.

    Erzincan’ın Ulular Beldesi’nde yüzlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirilen Newroz kutlamaları, “Ülkede demokrasi, bölgede barış” pankartı ve yapılan siyasi konuşmalarla dikkat çekti. DEM Parti ve Emek Partisi temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Kürt sorunu, barış süreci ve demokratik toplum vurgusu ön plana çıktı. Kutlamalara DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul’un yanı sıra çok sayıda sivil toplum ve siyasi parti temsilcisi ile yüzlerce yurttaş katıldı.Newroz, demokrasi ve barış için yaşamlarını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla başladı.

    EŞİT HAKLAR TEMELİNDE ÇÖZÜLMESİ GEREKEN 100 YILLIK SORUN”

    İlk olarak Kürt sorununun 1 Ekim 2024 yılından beridir başka bir mecrada tartışıldığını söyleyen Emek Partisi(EMEP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Kurul, “Bu tartışmaları olumlu buluyoruz. Kürt sorununun eşitliğe dayalı demokratik çözümünün gerekli ve bir ihtiyaç olduğunu hatırlatıyoruz. Ama 1 Ekim 2024’ten bu yana PKK kongre yaptı, kendini feshetti. PKK silah bıraktı, silahlarını yaktı ve çekildi. Kürt hareketinden çeşitli olumlu açıklamalar var. Peki ortada ne var? Meclis Komisyonu raporu var. Onda da Kürt sorunu, “terör” sorununa indirgeniyor. Başından söyleyelim: Kürt sorunu, terör sorununa indirgenemeyecek kadar önemli bir sorundur. Kürt sorunu, eşit haklar temelinde çözülmesi gereken yüz yıllık bir sorundur” dedi.

    “MÜCADELEYİ DİRİ TUTMAK ZORUNDAYIZ”

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci için bir an önce gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Kurul, şunları söyledi: “Bugün birlikte bayram geçirmesi gerekenler hâlâ cezaevinde. Siyasi tutukluların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Kayyımlar bu ülkede halkın iradesine çökmüş vaziyette duruyor. Derhal geri çekilmelidir. Mecliste hâlâ “bilinmeyen dil” olarak tutanaklara geçen Kürt dilinin, ana dilinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Ana dilin kamusal alanda kullanılmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bunların hiçbiri için yasal bir düzenlemeye gerek yok. Yarın yapılabilir. Bu ülkede yarın, söylediğimiz her şey hayata geçirilebilir. Ama beklenti yaratarak bir Salı günü Meclis grubunda elini yükselten, diğerinin Perşembe günü buna alkış tutmasıyla bu halk oyalanmamalıdır. Bu halkta beklenti yaratmaktan vazgeçin. Halkımıza da bu alandan bir kez daha çağrı yapıyoruz: Kürt sorununun eşit haklar temelinde çözümü için mücadeleyi büyütmekten başka bir çaremiz yok. Bize beklenti yaratmaya çalışanlara karşı, bugüne kadar yaptığımız gibi, bu Newroz alanlarını kazandığımız gibi mücadeleyi büyütmek, diri tutmak ve ayakta durmak zorundayız.”

    CANLAR EL ELE VERİRSE HER SORUN AŞILIR”

    Ardından söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Türkiye’de barışın egemen olması, bütün halkların insanca bir arada yaşayabileceği, birbirinin derdine merhem olabileceği bir sürecin adımlarının atıldığını söyledi. Bu sürecin nihayete ermesi için herkese büyük sorumluluklar düştüğünü ifade eden Fırat, “Cezaevlerinde olan on binlerce arkadaşımız, yoldaşımız var. İsimlerini tek tek zikretmeden; her biri birbirinden değerli canlar… İmralı’dan Kandil’e kadar yüreği burada olan, barışa duygularıyla ve emekleriyle katkı sunan herkese selam olsun. Bayram, hepimizin ortak değeridir ve hepimiz için bir sorumluluktur” diye konuştu.

    “Bütün halkların; Alevi’nin, Türk’ün, Kürt’ün, Sünni’nin birbirini ayırt etmeksizin bu topraklara bir bahar borcu vardır” diyen Fırat, “Bu topraklara barış borcumuz var. Barışı getirmek için hepimizin omuzlarında büyük bir sorumluluk vardır. Yunus’un ‘Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü’ dediği gibi, bizim de sorumluluklarımız var. Bahar sadece doğada değil, insanın kalbinde başlar. Eğer kalbimizde kin varsa bahar gelmez. Eğer kalbimizde zulüm varsa huzur gelmez. Görüyoruz ki bu coğrafyada huzur yok; bunu hepimiz acı bir şekilde yaşıyoruz. Bir toplum vicdanını yitirmişse o toplum ölmüştür; yaşayan bir ölüye dönüşür. Bu yol rızalık yoludur sevgili dostlar. Rızanın kapısı herkese açıktır. Lokmayı paylaşmak, incitmemek, kardeş olmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Hepimiz aynı coğrafyanın parçasıyız; canımız da bir, derdimiz de bir olmalıdır” dedi.

    Halkların zulme karşı el ele vermesi gerektiğini vurgulayan Fırat, “Ateşte eritilen demir nasıl yumuşarsa, zulüm de dayanışmayla erir. Zalimlere karşı başkaldıran Demirci Kawa’ya selam olsun. Hepimiz bu direnişten pay almak zorundayız. Eğer bu coğrafyada sevgi egemen olsun istiyorsak, bu sürece katkı sunmak zorundayız. Newroz işte budur: zulmü eritmek, kalpleri yumuşatmaktır” diye konuştu.

    “DEVLET KENDİ YARATTIĞI ZULÜMLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA”

    Son olarak söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise şunları söyledi: “Newroz, bizim açımızdan mazlumların zalimlere karşı çıktığı, halkların zulme karşı direnişini simgeleyen tarihsel bir gündür. Hem hakikatimizde, hem de direniş ve mücadele tarihimizde yeri vardır. Bu tarihsel süreçten geçerken demokratik toplum mücadelesini hep birlikte yürüteceğimiz, bu ülkeye barışı hep birlikte armağan edeceğimiz bir dönemden geçiyoruz. Fakat bu süreç öyle kolay olmayacak. Türkiye’de bu kadar inkârcı bir akla, bu kadar zulüm üreten bir anlayışa karşı demokratik mücadeleyi geliştirmek kolay olmayacak; bunu biliyoruz. Ama ısrarımız şudur: Bu topraklar barışı hak eden topraklardır. Ancak bu topraklarda barışı ve demokratik toplumu inşa ederken, mevcut siyasal iktidar ve devlet zihniyeti kendi yarattığı zulümle yüzleşmek zorundadır.

    Onun için Newroz ateşi; demokrasi ve özgürlük ateşidir. Demokrasi ve özgürlük şiarıyla kutladığımız her alanda şunu söylüyoruz: Bu ülkeye barışı halklar armağan edecektir. Eğer bugün bu ülkede Kürt halkı, Aleviler ve yok sayılan, inkâr edilen bütün halklar mücadele yürütüyorsa, bu kazanımlar onların yarattığı mücadele sayesinde ortaya çıkmıştır. İşte bu topraklara düşen binlerce can, bu yiğit insanlar sayesinde bugünlere geldik. Selam olsun onlara, selam olsun.”

    Yapılan konuşmaların ardından gençlerle ve halkla birlikte Newroz ateşi yakıldı. Newroz ateşinin etrafında halaya duran halk Sanatçı Hasan Ali Sezer’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde eğlendi.

    PİRHA/ERZİNCAN

     

  • Erzincan Emek ve Demokrasi Birleşenleri’nden ‘Ramazan ayı etkinlikleri’ programına tepki!

    Erzincan Emek ve Demokrasi Birleşenleri’nden ‘Ramazan ayı etkinlikleri’ programına tepki!

    PİRHA – Erzincan Emek ve Demokrasi Birleşenleri, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat’ta okullara gönderdiği “Ramazan ayı etkinlikleri” sebebiyle açıklama yaptı. Söz konusu uygulamanın “laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suç” olduğu ifade edildi.

    Erzincan Emek ve Demokrasi Birleşenleri, okullarda uygulamaya konulan Ramazan ayı etkinlikleri sebebiyle basın açıklaması yaptı.

    Okul öncesinden üniversiteye kadar tüm eğitim kademelerinin dini referanslarla kuşatıldığını söyleyen Eğitim Sen Şube Başkanı Hüseyin Taner, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” programını eleştirdi.

    “LAİKLİK İLKESİNE KARŞI İŞLENMİŞ AĞIR BİR SUÇ”

    Hüseyin Taner, söz konusu programların, Anayasaya da aykırı olduğunun altını çizdi. Eğitim kurumlarında öğrencileri söz konusu etkinliklere katılmaya zorlamanın suç olduğunu söyleyen Taner, şu açıklamayı yaptı:

    “Bütün eğitim kademelerini kapsayan bu yasa dışı talimat, okulları “tek din tek mezhep” anlayışının doğrudan uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır.

    Siyasi iktidarın geçmişten bugüne sık sık başvurduğu insanları inanç üzerinden ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının sonuncusu ve en tehlikelisi doğrudan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin aracılığıyla hayata geçirilmek istenmektedir.

    Nitekim MEB tarafından okullara gönderen ve haftalık olarak doldurulması istenen ‘Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu’ açık bir fişleme belgesidir.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Bu yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasayı kasten çiğneme suçu işlemektedir.

    Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlardır.”

    “UYGULAMALARA DERHAL SON VERİLMELİ”

    Erzincan Emek ve Demokrasi Birleşenleri’nin açıklamasında, siyasal hükümetin, inançlar üzerinden ayrıştırma yaptığına vurgu yapılarak “din istismarı yapılmakta” denildi. Erzincan’daki birçok okulda “gönüllülük esasına dayalı” denildiği halde etkinliklerin öğrenci ve öğretmenlere dayatıldığına dikkat çekilerek şöyle devam edildi:

    “Daha önce defalarca sahnelenen ve toplumda onarılması zor çatlaklar oluşmasına neden olan bu tür ayrıştırıcı ve kutuplaştırma temelli politika ve uygulamalara derhal son verilmelidir. Farklı inanç ve düşüncelerin bir arada yaşadığı bu topraklarda hiç kimsenin inancı ve ibadetleriyle sorunumuz yoktur, olamaz. Toplumda açıkça kin ve düşmanlık yaratmaya yönelik her türlü politika ve uygulamaya karşı tüm emek ve demokrasi güçleriyle birlikte güçlü bir barikat oluşturacağımıza ve bunun için bütün gücümüzle mücadele edeceğimizden kimse kuşku duymasın.

    Şu an burada bulunan kişi, parti ve kurumlar olarak bu ülkede her inanca saygılıyız. Kimse de bunun aksini iddia edemez. Sizin din ve inançlar üzerinden toplumu ayrıştırma, kutuplaştırma ve oy devşirme oyunlarınıza da asla gelmeyeceğiz. Ancak diğer yandan laikliği yok sayarak, yok ederek, okulları dini alanlara çevirmenize ve bir inancın okulları politik alana dönüştürülmesine de sessiz kalmayacağız. Laik ve bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç davasında isyan: Asıl sorumlular yargılanmıyor, facia kapatılmak isteniyor!-VİDEO

    İliç davasında isyan: Asıl sorumlular yargılanmıyor, facia kapatılmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA- İliç maden faciası davasının son durumunu değerlendiren PSAKD Erzincan Sekreteri Fikri Demirel ve Av. Semanur Dikme, davada bugüne kadar somut adımların atılmadığını, asıl suçluların yargılanmadığını ve facianın hiçbir şey olmamış gibi kapatılmak istendiğini belirttiler.

    İliç maden faciasının üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen halen dava dosyasında ve yargılamada belirsizlik devam ediyor. Şimdiye kadar asıl sorumluların mahkemeye çıkarılmazken, faciada sorumluluğu olanlar davadan aklanarak dosya dışına çıkarıldı.

    Davadaki son durumu ve yaşananları PSAKD Erzincan Sekreteri Fikri Demirel ve Av. Semanur Dikme ile konuştuk:

    “MADENİN TEKRARDAN AÇILMASI SADECE BİZİM İÇİN DEĞİL GELECEK NESİL İÇİNDE TEHLİKE DOĞURACAKTIR”

    İliç faciasında 9 canın hakka yürüdüğünü söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri(PSAKD) Erzincan Sekreteri Fikri Demirel, “Bu facia aynı zamanda Çernobil kadar etkisi olan bir doğa katliamıdır. Bu katliam sadece doğaya, hayvancılığa, arıcılığa, tarıma tümünden zarar vermemiştir, yaşamın her alanında zarar veren bir faciadır” dedi.

    Demirel, madenin yeniden açılmak istenmesine ilişkin ise şunları belirtti: “İliç’te tekrardan altın madeni açılır ve yine böyle bir felaket yaşanırsa, bu yaşanacak felaket sadece bir bölgeyle sınırlı kalmaz. Etkileri tüm bölgeye ve hatta tüm dünyaya yayılır. O yüzden İliç madeninin kapatılması ve bir daha açılmaması gerekir. Eğer tekrardan açılırsa sadece bizim için değil gelecek nesiller için de büyük bir tehlike olur”

    Fikri Demirel, zaten bir madenin açıldığını ve bununda facia ile sonuçlandığını ama insanların yoksulluğunu kullanarak maden projelerine mahkum bırakılmak istendiklerini söyledi ve “Kamuoyunda sürekli şunu diyorlar işte İliç’te yaşayan insanlar mağdur, maden tekrar açılsın. Peki maden açılmadan önce nasıl yaşıyordu bu insanlar? Şu ana kadar maden mi vardı?” diyerek, insanların eskisi gibi başka işlerde çalışabileceklerini belirtti.

    Davada halen asıl sorumluların yargılanmadığını belirten Fikri Demirel, “Suçluların yargılanması gerekir. Ne yazık ki şu ana kadar yapılan yargılamalarda asıl suçlulardan hiçbiri yargılanmamıştır. O yüzden bu davayı Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri olarak sürekli takip ediyoruz” dedi.

    “BİZLER BU TOPRAKLARDA MAYALANDIK KİRLETİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Davanın avukatlarından Av. Semanur Dikme de, “İliç maden faciası davasının 6. duruşması görüldü. İlk celseden beri takip ediyoruz ve ilk celseden beri davanın aydınlatılması için sayısız talebimiz var. Keşif gibi oldukça makul ve CMK usulünce yapılması gereken taleplerimiz reddediliyor” ifadelerini kullandı ve mahkeme heyetince davanın göstermelik olarak devam ettiğini belirtti.

    Mahkeme başkanının ve heyetinin siyasi saiklerle hareket ettiğini söyleyen Dikme, “Bu süreç bizi reddi hâkime kadar götürdü ama reddi hâkimden de bir sonuç alamadık” dedi ve davada adil yargılamanın sağlanamadığını, asıl sanıkların hala yurt dışında olduğunu söyledi.
    Av. Semanur Dikme, davanın en önemli boyutunun gizlenmek istendiğine dikkat çekti “Bunun dışında özellikle bu celsede de dikkat çeken şey davanın eko-kırım boyutudur. Bu sorun dosyanın arka planına atılmaya çalışılıyor. Bizler bu topraklarda mayalandık. Bu toprakların insanlarıyız ve bize bu dosyanın, İliç maden faciasının ekoloji ile bir alakasının olmadığı söyleniyor”

    Dİkme sözlerini şöyle tamamladı,

    “Bizler Xızır ayındayız. Bildiğiniz üzere Fırat Nehri Xızır ayında, Xızır’ın kutsadığı yerlerden biridir ve bu maden sahası Fırat’a siyanür akıtıyor, zehir akıtıyor ve bize kalkıp bunun yaşanan olayla bir alakasının olmadığı söyleniyor. Ancak bizler umutsuz değiliz. Her celse daha da kalabalığız. Daha da kalabalık olmaya devam edeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Cem EKİNCİ/ERZİNCAN

    İLGİLİ HABERLER

    >İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!

  • GÜNCELLENDİ-İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!-VİDEO

    GÜNCELLENDİ-İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!-VİDEO

    PİRHA – Erzincan İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın duruşması öncesi yapılan konuşmalarda, “Adalet” vurgusu öne çıktı. Mahkeme heyeti yurtdışında firari olan sanıklar için kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Maden’inde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın 6. duruşması bugün Erzincan’da görülüyor.

    Duruşma öncesi yapılan açıklamaya, yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin yanı sıra DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü, EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, Divriğ Maden İşçileri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı.

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Adalet” vurgusu yaparken, gerçek sorumluların hesap vermesini istedi.

    Duruşmaya, tutuklu sanıklar Operasyonlar Başkan Yardımcısı İain Ronald Guille, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender, Projeler Sorumlusu Shaun Swartz, İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Selçuk Çiftlik’in tutuklu bulunduğu duruşmada sanıklar SEGBİS ile katıldı.

    Tutuksuz sanıklar ve madene teknik destek veren İNR Mühendislik Şirketi sahibi Ömer Ardıç, Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç ise mahkeme salonunda hazır bulundular.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARINA İTİRAZ

    Tutuklu sanık Şirketin Operasyon Başkan Yardımcısı Ronald Guille, yığın liçin kendisi işe başlamadan tasarlamadığını ve kendisinin sorumlu olmadığını, görev tanımı içerisinde yer almadığını söyledi. Tutuklu sanık Selçuk Çiftlik de sorumluluğun kendisinde olmadığını, iş güvenliği uzmanında bir sorumluluk olmadığını ifade ederek tahliyesi talep etti.

    Tutuklu sanık, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender bilirkişi raporunda ağır kusurlu olarak tanımlanmasına itiraz ederek, katliamın yıllık izinde olduğu zamanda gerçekleştiğini söyledi. Anagold firmasının kendisinin günah keçisi seçildiğini söyledi. Şirketin radar cihazı almadığını, kuşların siyanürlü su içmemesi için cihazları aldığını ancak, kendisi talep etmiş olmasına rağmen radar cihazlarının alınmadığını söyledi.

    Ali Rıza Kalender’in savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

    Verilen aranın ardından Ömer Ardıç yaptığı savunmada suçsuz olduğunu ve bu yüzden mahkemelere sürekli katılım gösterdiğini söyledi. Üzerinde bulunan adli kontrol şartının kaldırılmasını talep ederek, önceki savunmalarını tekrarladı.

    Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç adlı sanıklar önceki savunmalarını tekrarlayarak konuşma yapmadılar.

    Sanık avukatları savunma yaparken müvekkillerinin suçlarının ve sorumluluklarının olayda olmadığını söylerken Uğur Yıldız’ın babası, “O diyor ben sorumlu değilim bu diyor ben sorumlu değilim. Bana sorumluları getirin bizim dokuz canımız orada gitmiş bunlar hala biz sorumlu değiliz diyorlar. Siz katilsiniz. Adalet istiyoruz. Diyoruz ki bir daha İliçler yaşanmasın” diye tepki gösterdi.

    Yaşanan gerginlik sonrası mahkeme heyeti duruşmaya 15 dk ara verildi.

    Maden kazasında ölen Ramazan Çimen’in kardeşi Yakup Çimen Ana Gold şirketinden para aldıklarına dair açıklamaları iftira olduğunu belirterek, “Kabul etmiyoruz. Şirket yetkilileri de burada ailelerde burada biz Ana Gold’dan para almadık. Aldık diyen varsa belgesiyle gelsin ispat etsin” dedi.

    Yakup Çimen’in ardından kazada ölenlerin avukatları karşı savunma yapmaya başladı.

    Facida yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, mahkemede yaptığı konuşmada, “Oğlum söz verdim sana, yılmayacağım, adalet yerini buluncaya dek davanın takipçisi olacağım. İki yıl geçti ölen canlarımızın mekanı cennet olsun. Bir hayali şirket kurmuşlar sanki. Facia yaşanıyor, felaket yaşanıyor ama hiçbir sorumlu yok. Bu nasıl bir şirket, kim yönetti bu şirketi. Sorumlular ortaya çıkarılsın” dedi.

    Yıldız ailesinın avukatı Akçay Taş, şunları ifade etti:

    “Ne talep ettiysek reddedildi. Savcılık, davada sorumluluğu bulunan Bakanlığı tereyağından kıl çeker gibi akladı ve dosyadan çıkardı. En son mahkeme başkanı olarak resminiz AKP milletvekilleriyle çıktı. Dosyadaki tüm usulsüzlükleri biraraya toplayarak, reddi hakim talebinde bulunduk. Ama ne hikmetse o da reddedildi. Şimdi yargılama devam ediyor. Bu davada bu katliamda öldürenler olası kasıt olsun olmasın ceza almalı, sanıkları mahkeme huzuruna getirin yargılayalım, yurtdışında olan sorumlular hakkında kırmızı bülten çıkarın ve buraya getirin, yargılayalım ve bu dosyada adaleti sağlayalım.”

    Avukatın savunmasının ardından mahkemeye 15 dk ara verildi.

    Duruşmanın ardından yakınlarını kaybeden ailelerin avukatlarından Ümit Aktaş ise şunları söyledi:

    “Davada ve sunulan raporların çıktığı tek yol var Ana Gold Maden şirketidir. Şirketi bu salona getirin yargılayalım. Korkmayın! Sanık olarak getiremiyorsanız tanık olarak getirin burada yine sorularımızı soralım. Burada bir suçluluk varsa o da fakir olmamızdır. Bugün İliçliler madenin zararlı olduğunu bilmiyor mu? Çok iyi biliyoruz. Dokuz insan yaşamını yitirdi, bir ekokırım yaşandı sorumlular nerede? Herkes buranın patlayacağını söylüyordu. Bu çöküşe ‘kusursuz çöküş’ deniliyor. Olacağı o kadar belliydi ki işin uzmanı olmayanlar bile önceden uyararak felaketin geleceğini önceden bildiler. Cesaretli olun hakim bey. Suçluları getirin, sanıkları getirin ve bizde burada yargılayalım.

    Ölülere saygımızdandır bu dosyayı sonuna kadar götüreceğiz. Ölüler altın takar mı arkadaşlar! Ama ne yazık ki bizim ülkemizde altın insan yaşamından daha değerli… Hakim bey bunun tersini ispatlamak için Ana Gold Maden şirketini çağırın sorgulayalım. Cesaretli olun. Siz çağırmazsanız, adil yargılanma ilkesini uygulamazsanız, biz çağıracağız. İnsanları mahkemenin önüne getirerek biz tanıklıklarını dinleyeceğiz. Siz sahaya gitmiyorsunuz, uzman mütala talebimizi kabul etmiyorsunuz. Yazınızı yazın, bize alanı açın, biz sanıklarında kabul edeceği tarafsız heyetlerle bölgeye gidip araştırma yapalım. Rapor yazalım, tanıkları dinleyelim. Korkmayın hakim bey! Yeter ki siz yazınızı yazın alanı bize açın.”

    Mahkeme ara kararında; bilirkişi rapor için on gün ek süre verilmesine,
    sanıklardan Ömer Ardıç’ın il dışı yasağının kaldırılmasına ve ayda bir adli kontrol uygulanmasına,
    tanık dinleme taleplerinin reddine,
    kırmızı bültenin yurtdışındakiler için çıkarılmasına, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma
    14 Nisan olarak belirlendi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Erzincan Pir Sultan Abdal Derneği’nden AKP’ye: Bu zihniyeti tanıyoruz!-VİDEO

    Erzincan Pir Sultan Abdal Derneği’nden AKP’ye: Bu zihniyeti tanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Erzincan Pir Sultan Abdal Derneği ve Cemevi yöneticisi Fikri Demirel, yaptığı basın açıklamasında AKP’nin Alevilere yönelik politikalarına sert sözlerle tepki gösterdi. Demirel, Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara dikkat çekerek HTŞ’ye karşı direnişi selamladı.

    Erzincan Pir Sultan Abdal Derneği ve Cemevi yöneticisi Fikri Demirel,  AKP’nin Alevilere yönelik yaklaşımına sert tepki gösterdi. Açıklamasına “Biz Aleviler, AKP’nin bu zihniyetini çok iyi biliyoruz” sözleriyle başlayan Demirel, iktidarın Aleviler adına konuşma iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

    AKP’nin Alevilerle ilgili her açıklamasında gerçek niyetini bir kez daha açığa çıkardığını belirten Demirel, “Aleviler adına ne söylerlerse söylesinler, bu cümlelerle asıl zihniyetlerini ortaya koyuyorlar” dedi. Demirel, AKP’nin yaklaşımında Alevilere yönelik katliamların dahi konuşulamaz hale getirildiğini vurgulayarak, “AKP için ‘Alevilerin katledilmesi’ konu bile edilmemelidir” ifadelerini kullandı.

    Basın açıklamasında, iktidarın politikalarına sessiz kalan kesimlere de tepki gösterildi. Demirel, AKP ile işbirliği içinde olan ya da bu politikalara göz yumanların sorumluluk taşıdığını belirterek, “Bu suça sessiz kalanlar, kendilerini de zalimin ortağı haline getirmiştir” dedi.

    Suriye’de yaşananlara da dikkat çeken Demirel, Alevilerin 2013 yılından bu yana Suriye’de katledilen tüm mazlum halkların ve inançların yanında olduğunu vurguladı. Bu dayanışmanın süreceğini belirten Demirel, Suriye’deki tüm toplumların barış içinde bir arada yaşayacağı demokratik bir Suriye’nin savunulmaya devam edileceğini ifade etti.

    Açıklamanın sonunda ise Suriye Alevilerine yönelik saldırılara dikkat çekilerek HTŞ’ye karşı direniş selamlandı. Demirel, “Suriye Alevilerinin HTŞ çetelerine karşı direnişini selamlıyoruz. Her daim yanlarındayız” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç davasında adalet isyanı: Oğlum toprağın altında, sanık doğum günü istiyor!-VİDEO

    İliç davasında adalet isyanı: Oğlum toprağın altında, sanık doğum günü istiyor!-VİDEO

    PİRHA – Erzincan’ın İliç ilçesinde 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasına ilişkin davanın 5. duruşması dün görüldü. Önceki duruşmalara kıyasla gergin bir atmosferde geçen dava, 17 Şubat 2026 tarihine ertelendi. Faciada oğullarını kaybeden Yıldız ailesi, duruşma sürecine ve mahkemede yaşananlara ilişkin değerlendirmelerini PİRHA’ya anlattı.

    Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılından bu yana altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda, 13 Şubat 2024’te çıkarılan toprağın kayması sonucu meydana gelen faciada 9 işçi yaşamını yitirmişti. Duruşma öncesinde aileler ve destek veren kurumlar tarafından “adalet yürüyüşü” gerçekleştirildi.

    “DAVANIN HÂKİMİ AKP’Lİ VEKİLLE MECLİS’TE POZ VERİYOR”

    Faciada hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız, duruşma öncesinde yapılan yürüyüşe ilişkin şunları söyledi:

    “Erzincan Dörtyol’dan adliyeye yürüdük. Başta Erzincan halkı olmak üzere, bize destek veren milletvekillerine, siyasi parti temsilcilerine ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum. Adliye önünde basın açıklaması yaptık.”

    Yıldız, reddi hâkim talebine gerekçe olan bir fotoğrafa da dikkat çekti. Mahkeme Başkanı Yavuz Özkan’ın, Erzincan Cumhuriyet Savcısı Mustafa Değerli ile birlikte AKP Erzincan Milletvekili Süleyman Kahraman’ı Meclis’te ziyaret ederek fotoğraf çektirmesine tepki gösteren Yıldız, şunları dile getirdi:

    “Mahkeme başkanı, bir önceki duruşmadan sonra savcıyla birlikte AKP’li milletvekiliyle Meclis’te poz verdi. Anagold’un 30 avukatı var, bizim 1 avukatımız var. Sonra diyorlar ki ‘Davaya baskı yapıyorsunuz.’ Asıl baskıyı kim yapıyor? Biz mi Meclis’te poz veriyoruz, onlar mı?”

    “OĞLUM TOPRAĞIN ALTINDAYKEN BU NASIL ADALET?”

    Ali Ekber Yıldız, tutuklu sanıklardan birinin mahkemede yaptığı konuşmaya da tepki gösterdi:

    “Kanadalı tutuklu ‘Yarın doğum günüm, beni tahliye edin, çıkıp doğum günümü kutlayayım’ diyor. Benim oğlumun da 10 gün sonra doğum günü var. Biz ne yapacağız? Oğlum toprağın altında çürürken, o doğum gününü düşünüyor. Sanık avukatları da adli kontrollerin kaldırılmasını istiyor. Biz her gün mezara gidiyoruz. Bu nasıl adalet?”

    Adalet Bakanı’nın “Türkiye’de hukuk ve adalet var” yönündeki açıklamalarına da tepki gösteren Yıldız, “Nerede bu hukuk, nerede bu adalet? Türkiye’de hukuk da kalmamış, adalet de” ifadelerini kullandı.

    “BENİM İÇİN EVLADIM ÖNEMLİ”

    Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız ise adalet beklentisinin kalmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Adalet beklentiniz var mı derseniz, pek yok. Davanın iyi sonuçlanacağını da düşünmüyorum. Çünkü bu ülkede adalet de yok, yasa da yok. İnsan öldürüp içeri girmek daha iyi.”

    Maden ocağının yeniden açılmasına karşı olduklarını vurgulayan Yıldız, “Daha dava bitmeden maden açılsın diyorlar. Açılırsa felaket daha büyük olur. ‘Halk geçinemiyor’ diyorlar ama oranın halkı açlıktan ölmüyor” dedi.

    Mahkemede yalnız kaldıklarını söyleyen Sevda Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bugün mahkemede tek bir aile olarak biz vardık. Diğer aileler başından beri gelmedi. Belki onlar için para daha önemli. Ama benim için evladım önemli. Oğlumun kanının yerde kalmasını istemiyorum.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Erzincan’da görülen İliç Maden Katliamı davası 17 Şubat’a ertelendi- VİDEO

    Erzincan’da görülen İliç Maden Katliamı davası 17 Şubat’a ertelendi- VİDEO

    PİRHA – Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın 5’inci duruşması bugün Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma, gergin anlara sahne olurken, reddi hâkim talebi nedeniyle dava 17 Şubat’a ertelendi.

    Duruşma, yaşamını yitiren işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesinin vekili Avukat Ümit Altaş’ın beyanlarıyla başladı. Altaş, mahkeme başkanının tarafsızlığını yitirdiğini belirterek reddi hâkim talebinde bulundu.

    Altaş, mahkeme başkanının siyasi saiklerle hareket ettiğini öne sürerek, “İnsanların adalete olan güveni sarsıldı. Eğer bu dava göstermelik cezalarla sonuçlanırsa, adalete olan inanç daha da zedelenecektir. Bu mahkemeden bu algıyı kıracak bir karar çıkmalıdır” dedi.

    “YARGI TARAFSIZLIĞI İHLAL EDİLDİ”

    Mahkeme başkanına yönelik sert eleştirilerde bulunan Altaş, yargı tarafsızlığının ihlal edildiğini belirterek şunları söyledi:

    “Katliamda sorumluluğu bulunan Cengiz Yalçın Demirci mahkemeye çıkarılmadı. Bir mahkeme başkanının Meclis’te ziyaret gerçekleştirmesi kabul edilemez. İliç AKP İlçe Başkanı ile Meclis’te neden bulunuyorsunuz? Katliamdan sonra ‘halk sağlığına zarar yok’ diyerek madeni savunan ve dosyanın tarafı olan isimlerle neden yan yanasınız? Her türlü denetimin yapıldığı söylenen madende 9 işçi hayatını kaybetti ancak tek bir kamu görevlisi yargılanmıyor. O fotoğraf karesinde ne işiniz var?”

    Altaş’ın reddi hâkim talebi, Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde değerlendirilecek. Bu mahkemeden çıkacak kararla mevcut heyetin durumu netleşecek.

    TUTUKLULUK HALLERİ DEVAM

    Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, adli kontrolle yargılanan sanıkların ise mevcut yükümlülüklerinin sürmesine karar verdi. Duruşma, 17 Şubat saat 09.00’a ertelendi.

    Duruşma sonrası Erzincan Adliyesi önünde ailelerle birlikte açıklama yapan Avukat Ümit Altaş, sabah saatlerinde yaklaşık 300 kişinin madenin yeniden açılmaması için yürüyüş gerçekleştirdiğini hatırlattı.

    Altaş, “Bugün insanlar hep bir ağızdan bu madenin açılmasını istemediklerini söyledi. Yaşama sahip çıktıklarını haykırdılar. Bu ülkenin ekmeği, aşı, suyu yalnızca bir altın madeni çalıştığında mı var? Altın madeni olmazsa insanlar aç mı kalacak?” diye sordu.

    Taleplerinin net olduğunu vurgulayan Altaş, “Anayasada yazdığı gibi, bu dosyanın bağımsız ve tarafsız mahkemelerce soruşturulmasını, sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz. Biz kar kış demeden bu davanın peşindeyken, bu davaya bakan ağır ceza reisi, madenler açılsın diye lobi yürüten, basın açıklamaları yapan AKP Erzincan milletvekilini Meclis’te ziyaret ediyor” ifadelerini kullandı.

    Altaş, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

    “Yargılama bitmeden ‘Ben bu madeni açacağım’ diyenlere karşı adalete sahip çıkın. Bu yargılama artık bu heyetle yürütülemez. Hakim bağımsızlığı ortadan kalkmıştır. Adalet istiyoruz.”

    PİRHA / ERZİNCAN

     

  • İliç davasında 5. duruşma görülüyor, aileler adliye önünde!-VİDEO

    İliç davasında 5. duruşma görülüyor, aileler adliye önünde!-VİDEO

    PİRHA – Erzincan’ın İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın duruşması öncesi “İliç için Adalet” yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşte yapılan konuşmalarda, duruşma sürecinin etkin bir yargılama ile yürütülmesi ve gerçek sorumluların cezalandırılması çağrısında bulunuldu.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Maden’inde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın 5. duruşması bugün Erzincan’da görülüyor.

    Duruşma öncesi, faciada yakınlarını kaybeden aileler saat 08.00’de Erzincan Dörtyol Meydanı’nda bir araya gelerek Erzincan Adliyesi’ne yürüyüş gerçekleştirdi.

    Yürüyüş boyunca “Hak, hukuk, adalet”, “İliç’i unutma, unutturma” ve “İliç için adalet” sloganları atıldı. Eyleme, yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin yanı sıra EMEP Milletvekili Sevda Karaca Demir, CHP Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Mustafa Sarıgül, DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı.

    “ELLERİNİ VİCDANLARINA KOYARAK KARAR VERSİNLER”

    Adliye binası önünde yapılan açıklamada, faciada hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız konuştu. Yıldız, duruşmayı takip etmek için gelenlere teşekkür ederek şunları söyledi:

    “Mahkeme heyetine sesleniyorum; ellerini vicdanlarına koyarak karar versinler. Gidip TBMM’de Süleyman Karaman’la fotoğraf çektirmesinler, bizim yanımızda olsunlar. Buradan Adalet Bakanı’na da sesleniyorum. ‘Türkiye’de hukuk var, adalet var’ diyorlar. Ben diyorum ki Türkiye’de ne hukuk var ne de adalet.”

    Yıldız, konuşmasını “Katil Anagold Erzincan’dan defol” sözleriyle sonlandırdı.

    “BURADA BİR TİYATRO OYNANIYOR”

    CHP Milletvekili Orhan Sarıbal da yaptığı konuşmada, davanın yalnızca bir iş cinayeti değil, aynı zamanda bir çevre ve yaşam hakkı meselesi olduğuna dikkat çekti. Sarıbal, şunları söyledi:

    “Başta Uğur’un ailesi olmak üzere, bugün buraya bir insanlık meselesi için geldik. Ormanlarımızı, sularımızı rant uğruna kirletenlere; kendileri zenginleşirken bize yaşanmaz bir doğa bırakanlara karşı buradayız. Burada bir tiyatro izliyoruz. Suçlular belli ve hak ettikleri cezayı almak zorundadır.”

    Sarıbal’ın ardından konuşmalar sloganlarla sona ererken, aileler ve destek veren kurumlar duruşma sürecinin etkin bir yargılama ile yürütülmesi ve gerçek sorumluların cezalandırılması çağrısını yineledi.

    “HER DURUŞMADA HÜZÜNLE, ACIYLA VE ÖFKEYLE BURADA BULUŞUYORUZ”

    Açıklamada söz alan DİSK Erzincan Şube temsilcisi Tayfun Görgülü, “Bizler her duruşmada büyük bir hüzünle, acıyla ve öfkeyle burada buluşuyoruz. Bunları takip ediyoruz. Başta Uğur Yıldız’ın ailesi olmak üzere, faciada yakınlarını kaybeden tüm ailelerle buradayız. Bugün burada Erzincanlılar var, sendikalar var, siyasi parti temsilcileri ve vekillerimiz var. Katılıp desteklerini sunanlara, madenciler olarak teşekkür ediyoruz. Türkiye’de eksik olan şeyler giderileceği yerde hep artıyor ve daha da kötüleşiyor” dedi ve bu tip davalarda da bunların hep yaşandığını ifade etti.

    PİRHA / ERZİNCAN

  • Erzincan’da sistematik taciz iddiası; Fail 3 hafta boyunca ifadeye çağrılmadı-VİDEO

    Erzincan’da sistematik taciz iddiası; Fail 3 hafta boyunca ifadeye çağrılmadı-VİDEO

    PİRHA-27 Temmuz’da Erzincan’da katıldığı rafting turunda M.A. isimli kişi tarafından iki kez taciz edildiğini iddia eden Dilan Sultan, “Şikayetçi oldum. Ancak 3 hafta boyunca ifadeye bile çağrılmadı. Sesimiz duyulsun ve bu olayın üstü kapanmasın” dedi. 

    Erzincan’da Alkan Turizm tarafından 27 Temmuz’da düzenlenen rafting turuna katılan Dilan Sultan burada turu düzenleyen M. A. adlı erkek tarafından tacize uğradığını iddia etti. Fiziki tacizin ardından karakola giderek M.A. hakkında suç duyurusunda bulunmak isteyen Dilan Sultan, karakolda işlem yapılmaması nedeniyle darp raporu da alamadı.

    “Adli tatil” gerekçesiyle taciz faili M.A.’nın savcılık ifadesi 3 hafta sonra alınırken, tutuklanan fail “delil karartma şüphesi kalmadığı” iddiasıyla kısa süre içerisinde serbest bırakıldı.

    Dilan Sultan, yaşadıklarını anlattı.

    “İKİ KEZ TACİZ EDİLDİM”

    27 Temmuz’da Erzincan’da katıldığı rafting turunda M.A. isimli kişinin önce suyun içerisinde fiziksel tacizine daha sonra da yüzüne karpuz sürülerek ikinci kez taciz edildiğini dile getiren Dilan Sultan, “Bu olaydan hemen sonra gidip şahıstan şikayetçi oldum. Ancak 3 hafta boyunca ifadeye bile çağrılmadı. Ben de yaşadığım olayı sosyal medya üzerinden duyurarak adalet aramaya başladım” dedi.

    “OLAYIN ÜSTÜ KAPANMASIN”

    20 kadının daha M.A. tarafından tacize uğradığına dair mesajlar aldığını belirten Sultan, ” Sistemli bir taciz vakası ile karşı karşıyayız. Ensar vakasının bir benzeri olduğunu düşünüyorum. Bana mesaj atan kızlar şu anda korktukları için şikayetçi olamıyorlar. Ben de yaşadığım tacizi paylaşmaya başladığımdan beri şahsın yakınları tarafından tehdit ediliyorum ve lince uğruyorum. Sesimiz duyulsun ve bu olayın üstü kapanmasın” diye konuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç davasının 3. duruşmasında, istenen bilirkişi raporu yine dosyaya eklenmedi!

    İliç davasının 3. duruşmasında, istenen bilirkişi raporu yine dosyaya eklenmedi!

    PİRHA –İliç maden faciasına yönelik görülen davanın 3. duruşmasında sanıkların tutukluluk halinin devamı yönünde karar çıktı. Bir sonraki duruşma 11-12-13 Kasım’da görülecek.

    Erzincan’ın İliç ilçesi Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te meydana gelen kaza sonucu 9 işçi yaşamını yitirmişti. Faciayla ilgili yürütülen davanın üçüncü duruşması Erzincan 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    5’i tutuklu 43 şirket çalışanının “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlarından yargılandığı davayı Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Bingöl Milletvekilleri Ömer Faruk Hülakü, EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Diyarbakır Barosu Kent ve Çevre Komisyonu ile birçok kurum temsilcisi izledi.

    Duruşmaya Operasyonlar Başkan Yardımcısı İain Ronald Guille, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender, Projeler Sorumlusu Shaun Swartz, İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Selçuk Çiftlik ve madene teknik destek veren İNR Mühendislik Şirketi sahibi Ömer Ardıç Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı. Tutuksuz sanıklar Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç ise mahkeme salonunda hazır bulundu.

    Mahkeme heyeti ve savcının değiştiği davada yargılama sanık savunmaları ile başladı. İstenen bilirkişi raporunun dosyaya eklenmediği duruşmada tutuklu sanıklar yaşanan faciadan sorumlu olmadıklarını savunarak serbest bırakılmalarını talep etti.

    Sanık avukatları da önceki beyanlarını yineleyerek müvekkillerinin faciada sorumlulukları olmadığını savunarak tutukluluğun sonlandırılmasını talep etti.

    “PEKİ KİM YÖNETİCİ?”

    Sanık avukatlarından sonra müşteki avukatları beyanda bulundu. Avukat Akçay Taşçı, 2021’den itibaren üretimin arttığına dikkat çekerek, teknik kuralların ihlal edildiğini belirtti. Taşçı, “Yargılanan sanıklar içinde ‘operasyon yetkilisiyim’ diyen yok. Peki kim yönetici?” diye sordu. “Başka bir bilirkişi raporu ile bir iddianın açıklanması başka bir heyete yaptırıldı ve bakanlık temize çıkarıldı” diyen Taşçı, “Biz itiraz ettik, şimdi dava AYM’de” dedi.

    Taşçı, sanıkların duruşma salonuna getirilmesini ve söz konusu şirketin çalışan şemasını mahkemeye gönderilmesi talebinde de bulundu.

    Mütalaasını veren savcı, bilirkişi raporunun beklenmesini, tutuklu sanıkların kaçma ve saklanma şüphelerinin olduğu nedeniyle tutukluluk hallerinin devamını, tutuksuz sanıkların adli kontrollerinin devamını, TBB adına katılma talebinde bulunan Av. Ahmet İnan’ın talebinin reddini istedi.

    Sanıkların savunmaları sonrasında konuşan Müşteki Sevda Yıldız da “Onlar çıksın biz girelim içeri, bizi alın. Benim canım acıyor. Sanıklar ailelerinden bahsediyor, çocuklarını özlediklerini söylüyor. Ben de çocuğumu özlüyorum. Daha 33 yaşındaydı, kaybettik onu. Sanıkların tutuklu kalmasını, sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz” dedi.

    Mahkeme ara kararında bir sonraki duruşmanın 11-12-13 Kasım tarihlerinde görüleceğini açıkladı.

    Kaynak: MA

  • Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    PİRHA-Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi katliamın 87. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Anmada yüzleşme çağrısı yapılırken, Alevilerinde daha fazla örgütlenmesi gerektiği ifade edildi.

    1938’de Erzincan Kılıçkaya ve çevre köylerinden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’in düzenlediği anma programına Zini Gediği İnisiyatifi, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, DEM Parti milletvekilleri Ayten Kordu ile Celal Fırat, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Anma, Derviş Cemal Ocağı Firaz Yalvaç ve Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok’un okuduğu gülbeng ile çerağların uyandırılmasının ardından yaşamını yitirenler için tutulan saygı duruşuyla başladı.

    “DERSİM KATLİAMI’NDA YAŞANANLARI İNSANLARA ANLATMAMIZ LAZIM”

    ‘Dünyada Toplumsal Travmalarla Yüzleşme Örnekleri ve Türkiye’ başlıklı sunum yapan Prof. Dr. Bedriye Poyraz, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Acılar yarıştırılamaz, her acı tektir. Ama biliyorsunuz bize benzer çok benzer katliam ve soykırım yaşandı. Amerika kıtasında 90-120 milyon civarında insan katledildi. Ama bunlar dile getirilmiyor. Dünyanın her tarafında katliamlar yaşandı. Katliamlar daha çok ulus devletler tarafından yapılıyor. İspanya’da, Afrika’da, İngiltere’de ve Amerika kıtasında çok büyük soykırımlar yaşandı. Bizim ülkemizin dışındaki ülkelerde yapılan soykırımla yüzleşiliyor ama bizim ülkemizde yüzleşme gerçekleşmedi. En azından helalleşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Bütün mesele bizim dışımızdakilerin aynı acıları yaşamamasıdır. Eğer bir ülke geçmişiyle yüzleşemiyorsa o ülkede demokrasinin olmadığını söylemek mümkündür. Türkiye ve dünya kamuoyu zaten Dersim Katliamı’nı bilmiyor. Bizim yaşananların insanlara anlatmamız lazım.”

    “DEVLET, KOLLEKTİF TRAVMALARDAKİ SORUMLULUĞUNU AÇIKÇA ÜSTLENMELİDİR”

    Zini Gediği İnisiyatifi adına konuşan Kenan Düzgünkaya, şunları ifade etti:

    “Sorgusuz sualsiz, hiçbir yargıya tabi tutulmadan katledilen 97 mazlumu pak canı anmak; onların anısına çerağ uyandırmak, ağıtlar söylemek, yüzleşmek ve toplumu yüzleşmeye davet ederek iyileşmek için, bu kara günün 87. yıl dönümünde bir kez daha buradayız. Eğer o koca yürekler kırıma uğramasaydı, belki de toplumsal belleğimizde silinmeyecek güzelliklere imza atacak, umutlarını ve hayallerini gerçekleştireceklerdi. Ama tarih, susarak iyileşmez!

    Zini Kırımı’nı hatırlamak ve hatırlatmak; geçmişin acılarıyla yüzleşmek, adalet duygusunu diri tutmak ve katledilen atalarımızın anısını yaşatmak için buradayız. Taleplerimiz karşılanana dek de burada olacak, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

    Kayıp yakınları olarak taleplerimiz şunlardır:

    – Dereye yuvarlatılan Ateş Çember’i derhal yerine konmalıdır.

    – Kılıçkaya Köyü’nde, Zini İnisiyatifi tarafından “Anıt Mekanı” olarak projelendirilen yer için bütçe temin edilmelidir.

    – Devlet, kollektif travmalardaki sorumluluğunu açıkça üstlenmelidir.

    – Devlet kollektif travmaları tanıdığını, tören, anıt, müze vb. projelerle somutlaştırmalıdır.

    – Zini Gediği ve diğer kayıplarla ilgili arşivler mutlaka açılmalı ve bu konu siyasi hesaplar için istismar edilmemelidir.

    – Mal ve can kaybı olanların, yerinden edilmişlerin maddi kayıpları , gerçek kayba orantılı bir şekilde tazmin edilmelidir.

    – Zini Gediği ve diğer kayıpların ve yakınlarının onurları, itibarları ve haklarını iade eden resmi bir açıklama yapılmalıdır.

    – 38 süreci ve sonrasında meydana gelen olaylarla ilgili sorumlulukların kabülünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde, kamuoyundan özür dilenmelidir.

    – Meydana gelen ihlâllerin doğru bir anlatımı, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk eğitimi ve çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmelidir.

    – En önemlisi ihlâllerin bir daha tekrar etmeyeceğine dair kamuoyuna garanti verilmelidir.”

    “ADALET SAĞLANANA KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, katliamların zaman aşımına uğratılmak istendiğine dikkat çekerek, “İnsanlık suçu olmasına rağmen bize yaşatılan katliamları zamanaşımıyla unutturmak istiyorlar. Bu ülkede barış ve demokrasi mücadelesi verenler olarak yaşanan katliamlarla yüzleşilmesi için mücadelemizde vazgeçmedik. Hakikatle yüzleşmek bu tekçi ve inkârcı anlayıştan vazgeçilmesi gerekiyor. Adalet sağlanana kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

    “BARIŞ GELECEKSE YAPILAN KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMELİ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise, “İnancımız ve kimliğimizden dolayı geçmişten bugüne katledildik. Bugün Suriye’de on binlerce Alevi katledildi. Bu zihniyetin sonucu olarak 1938 Katliamı’nda Gazi’de ve Gezi’de katledildik. Eğer bu ülkeye barış gelecekse yapılan katliamlarla yüzleşilmesi gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    “MÜCADELE ETMELİYİZ”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “87 yıl önce katliam yaşandı. Bugün de bu topraklardaki çok kültürlü yapıya bir saldırı var. Hepimizin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. Alevilerin yaşadığı topraklarda asimilasyon kırımına karşı sorumluluk almak gerekiyor. Bu topraklarda bir daha aynı katliamların yaşanmaması için mücadele etmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

    “KATLİAM YAŞAYAN HERKESLE ORTAK HAREKET ETMELİYİZ”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, katliamları Alevi, Bektaşi, Kızılbaş oldukları için yapıldığının altını çizerek, “Tarihsel bir sorunla karşı karşıyayız. Aleviler hep tehlike olarak görüldü. Çünkü Aleviler her alanda örgütlü. Aleviler kendi ilkelerinden asla vazgeçmemeli. Bu topraklarda sadece Alevilere katliam yapılmadı, o yüzden acılarımızı ortaklaştırmamız lazım. Katliam yaşayan herkesle ortak hareket etmemiz lazım. Aleviler olarak en çok barışı isteyenleriz. Barış sadece Diyarbakır’dan değil Dersim’den ve Zini’den geçer” diye belirtti.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlar ve soykırımların sadece öldürmekle yaşanmadığını vurgulayarak, “Roboski’de, Sivas’ta, Suruç’ta insanlar katledildi ve katledilmeye devam ediyor. Bugün ülkemizdeki zihniyet Hizbullah ve Sivas katillerini affediyor ama çocuklarımızı hapse atıyor. Bir yandan barış ve demokratikleşmeyi anlatıyorlar bir yandan da bizleri hapislerde çürütüyorlar” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, demokratik bir ülke sağlanacaksa geçmişle yüzleşilmeli diyerek, “1938 üzerinden kaç yıl geçmiş biz halen katledilen yakınları olarak anma yapıyoruz. Toprağa kefensiz düşenlerin huzurunda saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir de, 1937’de Dersim’in imha edilmesi için operasyon kararı alındığını hatırlatarak, “Bunların asıl amacı kendileri gibi yaşamayan Alevi ve Kürtleri katletmektir. Haksız ve hukuksuz yere katledilen atalarımızın hesabını vermek zorundalar” ifadelerini kullandı.

    Anma, Metin Sarı, Simge Şahin ve Mikail Aslan’ın okuduğu deyişlerin ardından lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci Aleviler olmadan olmaz’-VİDEO

    ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci Aleviler olmadan olmaz’-VİDEO

    PİRHA-‘Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları’ kapsamında Erzincan’da halk toplantısı gerçekleştirildi. Alevi halkının felsefesi, inancı ve itikatının bu süreçte olması gerektiğini belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Barış ve demokratik toplum süreci Aleviler olmadan olmaz. Kürtler, Aleviler ve bütün ezilenler devlet karşısında barışın tarafı olmak ve demokratik toplum çağrısını hep birlikte güçlendirmek durumundayız” dedi.

    ‘Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları’ kapsamında Erzincan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi’nde halk toplantısı gerçekleştirildi.

    Halk toplantısına konuşmacı olarak Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu katıldı. 

    “HEP BİRLİKTE BU SÜRECE DESTEK OLMALIYIZ”

    27 Şubat’ta yayınlanan deklarasyonla PKK Önderi Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de yaşayan tüm farklı halklara ve inançlara demokratik siyaset kapısı açtığını belirten DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Alevilerin barıştan, özgürlükten, adaletten yana olduklarını biliyoruz. Sayın Öcalan’ın açtığı kapı aslında Türkiye’deki demokratik siyaset kapısının aralanmasıdır. Bu fırsatı bir kez daha heba etmemek için hep birlikte bu sürece destek olmalıyız. Türkiye demokratikleşecekse sadece Kürtler özgürleşmeyecek hep beraber özgürleşeceğiz” dedi.

    “BARIŞI HEP BERABER İNŞA EDECEĞİZ”

    Barışı hep beraber inşa edeceklerini vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Zaten bazı gelişmeler var diyerek bu süreci götüremeyiz. Çünkü bu sürecin bizden beklentisi tüm halkların ve inançların kendi taleplerini yükseltmesiyle gerçekleşebilecektir. Masada iki tarafın görüşmesiyle bir barış süreci gerçekleşmeyecektir, barış ancak toplumların da içinde olduğu ortamda inşa edilebilir. Özgürlük, barış, demokrasi için silahın araç olmaktan çıktığı ve demokratik mücadelenin çok daha fazla büyütülmesi gerektiği sorumluluğuyla hep birlikte karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu sorumluluk sadece Kürt halkının değil bütün halkların problemidir” diye belirtti.

    “DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISINI HEP BİRLİKTE GÜÇLENDİRMEK DURUMUNDAYIZ”

    Silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçişin zorunlu olduğunu söyleyen DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu ülkede adalete, hukuka ve herkesin ortak yaşayabileceği bir anayasaya ihtiyaç var. Bu süreçte sadece iki tarafın değil, çoklu tarafların ve en çok da Alevi toplumunun felsefesi, inancı ve itikadı bu süreçte olmalı. Bu ittifak Türk halkının, Kürt halkının, Alevilerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Lazların, Çerkezlerin ittifakı olmak durumunda. Barış ve Demokratik Toplum Süreci Aleviler olmadan olmaz. İktidar liderinin söylemleri üzerinden Kürt halkı yargılanamaz. AKP’ye güvensizlik Kürt ve Alevilerin barış umuduna fatura edilemez, bunu değiştirecek olan güç biziz. Bu sürece hayat verecek durum devletin güçlü olması değil, toplumun güçlü olmasıdır. Kürtler, Aleviler ve bütün ezilenler devlet karşısında barışın tarafı olmak durumundayız ve demokratik toplum çağrısını hep birlikte güçlendirmek durumundayız” diye konuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Gazeteci Öznur Değer, tahliye oldu!

    Gazeteci Öznur Değer, tahliye oldu!

    PİRHA – JINNEWS Haber Müdürü Öznur Değer, cezaevinde arkadaşları ve ailesi tarafından coşkuyla karşılandı.

    Mardin’de 7 Şubat’ta yapılan ev baskınında darp edilerek gözaltına alınan ve aynı gün “zincirleme örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklanan JINNEWS Haber Müdürü Öznur Değer hakkında açılan davanın ilk duruşması, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Öznur Değer, duruşmaya tutuklu bulunduğu Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

    Savcılık, vermiş olduğu mütalaada, Öznur Değer’e propaganda suçunca ceza verilerek tahliye edilmesini talep etti. Mahkeme başkanı, Değer hakkında yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 21 Ekim’e erteledi.

    Tahliye kararının ardından Öznur Değer, Erzincan T Tipi Cezaevinde Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Tevgera Jinen Azad, Özgürlük için Hukukçular Derneği ve arkadaşları tarafından karşılandı.

    “SORUMLULUKLARINI AYNI MİNVALDE SÜRDÜRECEĞİM”

    Kısa bir konuşma yapan Öznur Değer, sevincinin buruk olduğunu, hâlâ arkadaşlarının içeride olduğunu belirtti. Değer “Bundan sonra 5 yıldır yürüttüğüm barış gazeteciliğini daha büyük bir sorumlulukla yapmaya devam edeceğim. Geride kalan hasta tutsaklar, barış mücadelesini arayan insanlar için, barış gazeteciliği yapmaya devam edeceğim. Yıllardır söylediğimiz gibi özgür basın yıllardır susmadı, haykırdı, yazdı, üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmeye devam etti. Ben de öncülerimden aldığım mirasın sorumluluklarını aynı minvalde sürdüreceğim. Özgür Basın susturulamaz” dedi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Sanatçı Yavuz Top hayatını kaybetti

    Sanatçı Yavuz Top hayatını kaybetti

    PİRHA – Bir süredir hastanede tedavi gören halk müziği sanatçısı Yavuz Top, Hakk’a yürüdü.

    Halk müziğinin usta isimlerinden Yavuz Top, Hakk’a yürüdü. 75 Yaşındaki sanatçı, bir süredir kalp rahatsızlığı nedeniyle Kartal Devlet Hastanesi’nde tedavi görüyordu.

    Erzincan’ın Tercan ilçesinde dünyaya gelen Yavuz Top, yedi yaşındayken bağlama çalmaya başladı. İlk müzik dersini halk ozanı Aşık Daimi’den alan Yavuz Top, 1967 yılında TRT’nin açtığı sınavı kazanarak İstanbul Radyosu’nda bağlama sanatçısı olarak göreve başladı.

    Yavuz Top, 1970’li yıllarda halk müziği orkestrası kurarak ilk kez çoksesli halk müziği denemesi yapan isimler arasında sayılıyordu.

    1976’dan itibaren uzun yıllar konservatuvarda bağlama öğretmenliği yapan Yavuz Top, daha sonra kendi müzik okulunu kurarak birçok genç sanatçının yetişmesine katkı sağladı. Sekiz kişisel albüm yayımlayan sanatçı, aynı zamanda pek çok projede müzik yönetmeni olarak da görev aldı.

    CENAZE ERKANI HAKKINDA!

    Yavuz Top için 4 Mayıs saat 11.00’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde anma programı düzenlenecek. Saat 13.00’te Kartal Cemevi’nde Hakk’a uğurlanacak sanatçı, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.

    “DEVRİ DAİM, MEKANI GÖNÜLLER OLSUN”

    Yavuz Top’un Hakk’a yürümesi ardından sanat, siyaset ve inanç kurumlarından da başsağlığı mesajları paylaşıldı.

    Sanatçı Dertli Divani, “Çok üzgünüz, kaybımız büyük…” diyerek Yavuz Top’un ardından şu mesajı paylaştı:

    “1980’li yıllardan itibaren muhabbet albümleriyle sesimiz soluğumuz olan değerlerimizden biri, Yavuz TOP hocamız Hakk’a yürüdü. Devri daim mekanı gönüller olsun.”

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat ise Top ailesine başsağlığı dileyerek şu mesajı paylaştı:

    “Değerli halk ozanımız Yavuz Top’un Hakk’a yürüdüğünü derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım.

    Halk müziğine ve Alevi toplumuna yaptığı eşsiz katkılarla emek veren, söz ve saz ustalığıyla kuşaklara ilham olan Sevgili Yavuz Top’un devri daim mekanı gönüller olsun.

    Kederli ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Kıymetli eserleri daima bizlerle yaşayacaktır.”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi de usta sanatçıya ilişkin “Halk müziğinin değerli ustası Yavuz TOP Hakka yürüdü. Emekleri Hakk katında kabul olsun. Devr-i Daim Devr-i Asan olsun” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Bir torba yeme 700 lira veriyoruz, yetkililer hayvancılık yapanlara destek olsun’-VİDEO

    ‘Bir torba yeme 700 lira veriyoruz, yetkililer hayvancılık yapanlara destek olsun’-VİDEO

    PİRHA-5 yıldır, Erzincan’ın merkez ilçesine bağlı Mollaköy beldesinde hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Birsel Doğan, bir torba yeme 700 TL’ye verdiklerini ve yetkililerin hayvancılık yapanlara destek olması çağrısında bulundu.

    5 yıldır, Erzincan’ın merkez ilçesine bağlı Mollaköy beldesinde hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Birsel Doğan ile sohbet ettik.

    “YETKİLİLER HAYVANCILIK YAPANLARA DESTEK OLSUN”

    Hayvancılığa oğlunun isteğiyle başladıklarını belirten Birsel Doğan, “Oğlum lisede okurken bir tane inek alarak başladık ve bugün on tane ineğimiz var. Oğluma destek olmak için beraber hayvancılık yaptık, eşim de memur olduğu için her zaman başka şehirlerde çalışıyor. Ben de çocuklarıma destek olmak için hayvancılık yapıyorum. Köyde hayvancılığın dışında pancar, buğday, arpa, yonca ekiyorum. Hayvancılığı tek başına yapmak çok zor, şu anda yem fiyatları çok pahalı. Artık çoğu arkadaşımız ekonomik krizden dolayı hayvanlarını satmak zorunda kaldı. 5 senedir buradayım, yetkililer hayvancılık yapanlara destek olsun. Artık insanlar süt bile alamıyor ama biz yemin bir torbasına 700 TL veriyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/ERZİNCAN

  • Erzincan’da 8 yıl aradan sonra Newroz kutlandı-VİDEO

    Erzincan’da 8 yıl aradan sonra Newroz kutlandı-VİDEO

    PİRHA-Erzincan’da 2017 yılının ardından ilk kez Newroz kutlandı. Abdullah Öcalan’ın demokratik siyaset çağrısına rağmen devletin halen somut adımlar atmamasını eleştiren DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sürece dair ‘samimiyiz’ açıklamalarının yeterli değil, halk somut adım istiyor” dedi.  

    Erzincan’da 2017 yılından bu yana kutlanmayan Newroz, bu sene “Rêbertiya Azad Civaka Demokratîk” şiarıyla Ulalar Mahallesi’nde kutlandı. Newroz’a Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun yanı sıra çevre kentlerden de çok sayıda sivil toplum ve siyasi parti temsilcisi ile yüzlerce yurttaş katıldı.

    “BİR AY GEÇMESİNE RAĞMEN DEVLET YETKİLİLERİNDEN ATILMIŞ BİR ADIM YOK”

    Mezopotamya halklarının barış ve demokrasi için büyük bir mücadele verdiğini belirten Ezilenler Sosyalist Partisi (ESP) MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Bu mücadele 50 yıldır Mezopotamya coğrafyasında özellikle Kürtler tarafından, sosyalistler, yurtseverler tarafından büyük bedellerle ödeniyor. İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan’ın barışın inşa edilmesi, bu topraklara adil demokratik ve onurlu bir barışın gelmesi için başlattığı bir görüşme süreci var. Yıllardır süren bu savaşın son bulması, barışla sonuçlanması için bir adım attı ama görüşmenin üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen devlet yetkililerinden atılmış bir adım yok” dedi.

    “BARIŞ İÇİN HER BİRİMİZE GÖREV VE SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Newroz’un halkların özgürlük ateşini yaktığı gün olduğunu vurgulayan Emek Partisi (EMEP) MYK Üyesi Orhan Kurul, “Kürtler çok uzun süredir barışa taraf olduklarını belli ediyorlar. Kürtler barışın adı geçtiği anda elini uzatıyor. Uzatılan eller bir kez daha geri çevrilmesin. Bu sürecin Kürt halkların eşit hakları temelince bir çözümü için her birimize sorumluluk ve görev düşüyor. Biz bunun için elimizden gelen sorumluluğu yerine getireceğiz” diye belirtti.

     “DEMOKRATİK TOPLUMU MUHAKKAK İNŞA EDECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Sayın Öcalan’ın barış çağrısıyla demokratik toplumu muhakkak inşa edeceğiz. Barışı isteyen bütün halktan, kimlikten insanlarla eşit bir yaşamı o barış çağrısı etrafında kenetlenerek, demokratik toplumu hep birlikte inşa edeceğiz.”

     “DEMOKRATİK SİYASET ÇAĞRISI BÜTÜN TÜRKİYE’YE”

    Türkiye’nin en derin probleminin Kürt sorunu olduğunu söyleyen DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Çağrı var, demokratik siyaset var. Nedir bu? Savaşın, yolsuzluğun, yalanın, talanın olmadığı bir siyasettir. Demokratik siyaset çağrısı bütün Türkiye’ye. Bu çağrı tüm halkların kendi kimliğiyle, diliyle mücadelesiyle yaşayabilmesi içindir. Kim karşı çıkıyor buna? Toplumsal kesimlerden hiç kimse ama iktidarlar bunu istemiyor, istemeyecek. O yüzden gelen çağrı en çok halka, kadınlara, gençlere, demokrasi mücadelesi yürütenlere. Bu çağrı yeni yüzyılın bir inkar, zulüm yüzyılı değil, toplumun kurucusu olduğu demokratik eşit yaşamı tarif ediyor. Bu yüzden çağrı çok kıymetli” dedi.

    “HALK ARTIK SOMUT ADIM İSTİYOR”

    Gelen çağrıya karşılık devlet kanadından hala ses çıkmadığına dikkat çeken Uçar, “Herkes ‘samimiyiz’ diyor, bekliyor. Böyle olmaz. Somut adım istiyor halk. Bu somut adımı isteyeler; zulüm politikalarına karşı özne olduğumuz bir dönemdeyiz. Onlar ne kadar belirsizliğe ve güvensizliğe vuracaksa biz o kadar çok sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Newroz ateşi yakıldı. Sık sık ‘Newroz piroz be’ sloganlarının atıldığı Newroz, Kovancılar Berçem Müzik Grubu’nun seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/ERZİNCAN