Etiket: Erzincan

  • Maden Mühendisleri Odası Başkanı Yüksel: İliç’te resmen bir cinayet işlenmiştir-VİDEO

    Maden Mühendisleri Odası Başkanı Yüksel: İliç’te resmen bir cinayet işlenmiştir-VİDEO

    PİRHA – Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, İliç’te yaşanan facianın ardından madende görev alan mühendislerin “Günah keçisi” ilan edildiklerini belirtti. Yüksel, üretim hırsı nedeniyle kazalara davetiye çıkarıldığını söyleyerek yabancı firmalara “Kendi ülkenizde böyle bir madencilik yapabilir miydiniz?” sorusunu yöneltti.

    Anagold Madencilik firmasının yürütücü olduğu Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Maden İşletmesi’nde 13 Şubat’ta yaşanan facianın yankıları sürüyor.

    Maden alanında yaşanan kayma sonucu, siyanür ve tehlikeli kimyasal içerikli yığının altında kalan 9 kişiye halen ulaşılmadı.

    Facia sonrasında İliç’e giden basın mensuplarının yanı sıra Maden Mühendisleri Odası yöneticileri de gerekli teknik incelemeleri yapamayarak polisin  engeline takıldı.

    “RESMEN BİR CİNAYET İŞLENMİŞTİR”

    Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, ardı arkası kesilmeyen kazalara dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetim ve takip sorumluluğuna vurgu yaptı.

    PİRHA’ya konuşan Yüksel, İliç faciasının tahmin edildiğini ancak önlem alınmadığını belirterek şunları söyledi:

    “İliç faciasının ana nedeni, madencilik bilim ve tekniğinin ihmal edildiği, kar hırsı nedeniyle üretim zorlamasının olması nedeniyledir. Orada ‘maden işletmeciliği’ anlamında resmen bir cinayet işlenmiştir. Böyle bir madencilik yapılması kabul edilebilir bir şey değil. Bu tip firmalar, uluslararası kuruluşlar, Türkiye’ye geldiklerinde üst seviyede bilim ve tekniğe uygun madencilik yaptıklarını söylüyorlar. İliç’te 13 Şubat’ta bir kayma oldu. Daha önce 2020 yılında da bölgede kayma olmuştu. 10 milyon metreküplük bir malzeme kaydı ve bu çevre sorunlarını arttıracak bir durum. Basın yoluyla bu firmalara ben şunu sordum; ‘kendi ülkenizde böyle bir madencilik yapabilir miydiniz? Kendi ülkenizde böyle madencilik yaptığınızda başınıza neler gelirdi? Bildiğimiz kadarıyla da kendi ülkelerinde böyle bir madencilik yapma şansları yoktur. İzin vermezler ve böyle bir kaza durumu olduğunda da bunun cezai şartları çok ağırdır. İliç’e baktığımızda şirketin genel müdürü ile ilgili herhangi bir hukuki işlem yok. Yabancı menşeili genel müdür yardımcısı tali kusur alıyor ki bunların asli kusurlu olması gerekir. Çünkü karar vericiler bunlardır. Ama ne oldu? Günah keçisi bütün kazalarda olduğu gibi birkaç maden ve jeoloji mühendisi oldu. Bu kabul edilebilir bir durum değil.”

    “UYGULAMA HATASI VE KAR HIRSI”

    Ayhan Yüksel, adeta cinayetler silsilesine dönen maden faaliyetleri konusunda bir şeffaflık olmadığını da vurguladı. İliç maden faciasına dair ellerinde detaylı veri olmadığının altını çizen Yüksel, “Normal şartlarda bilgi edinmemiz kolaydır ama son yıllarda veri elde edemiyoruz” dedi.

    Ayhan Yüksel İliç’teki yığın liçi yüksekliğinin 20 basamağı geçmemesi gerektiğini söyleyerek değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

    “20 basamak, 80 ile 160 metre arasına tekabül ediyor. Bunun üzerine çıkılmaması gerekiyordu. Bu tip kazalar ya projeden ya da projeye uygun çalışmamaktan olur. Şimdi İliç’e baktığımızda basamak yüksekliğinden başka bir sorun daha görüyoruz. Yığın liçleri daha düz, geniş alanlara yapılması gerekiyor ama dikkat ettiyseniz maden faaliyeti dikdörtgen şeklinde ilerlenmiş. Bunun daha geniş alana yapılması gerekiyordu. Muhtemelen alan darlığı, ekonomik faaliyetler hesabıyla böyle bir yer seçilmiş. Yer seçiminin çok uygun olmadığını düşünüyoruz.

    İkinci bir neden de projeye uygun çalışmamaktır. Basamak yüksekliklerinin projede 8 metre olduğu, ancak 10-12 metreye kadar yüksekliklerin çıktığı yerler olduğu söyleniyor. Ancak bunlar gayri resmi bilgiler. Bu tip olaylarda en önemli şey liçe beslenen siyanürlü solüsyonun alttan aynı oranda çıkması gerekiyor ama burada o yığının içerisinde geçirimsiz tabakalar oluşabiliyor ve buralarda bir gölleşme meydana geliyor. Bu sefer de o zemin, sıvının üzerinde olduğu için hidrostatik basınç artıyor ve kaymalara sebep oluyor. Bu kazanın da en önemli nedenlerinden bir tanesi o. Uygulama hatası da kar hırsı ve üretim zorlamasıyla geliyor.”

    “SİYANÜR DE TOPRAĞI ETKİLEYECEKTİR”

    Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, altın madeninde kullanılan kimyasallar sebebiyle oluşacak çevresel tahribatı ise şu sözlerle anlattı:

    “Bu madenlerde siyanür kullanılıyor ve siyanürün doğaya karışmaması gerekiyor. Siyanürün yer altından toprağa bulaşmaması ve suya geçmemesi gerekir. Bu nedenle o yığın liçlerinin altında siyanür atık havuzunun içerisine membran serilir. Onun üzerine ise kil serilerek doğaya karışması engellenir. İşte bu kaymadan sonra Sabırlı Deresi bölümü ile manganez ocağına doğru bir bölümde kayma oldu ve bu kayan malzeme 10 milyon metreküp malzemedir. Bu da sonuçta siyanürün olduğu bir solüsyon; yani siyanüre bulaşık bir malzemeden oluşuyor. Şimdi o nasıl ki aşağı süzülerek iniyorsa, Sabırlı Deresine dökülen malzemenin içindeki siyanür de sızarak aşağıya inecektir. Bu siyanür de toprağı etkileyecektir. Topraktaki diğer mineraller de doğal haliyle siyanür tarafından çözülecek.

    “FAALİYETLER ÇEVRESEL VARLIKLARIMIZI YOK ETMEMELİ”

    Ayhan Yüksel, maden faaliyetlerinde önceliğin çevre duyarlılığı olması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “İliç’te akan alandaki 10 milyon metreküp malzeme, 1 kilometre uzunluğunda ve 300 metre genişliğinde. Ayrıca 50 metre yüksekliğinde bir alan söz konusu. Biz aslında ilk günden itibaren o yükün altında kimsenin yaşayamayacağını biliyorduk ama ailelerin duygularına engel olmamak adına bunu açıklayamadık. Çünkü buna benzer bir olay daha önce Elbistan’da da oldu. Bu durum samanlıkta iğne aramak gibi bir şey. O atık oradan kaldırılacak, umarım cenazelere ulaşır ve ailelerine teslim ederler.

    Tüm ekonomik faaliyetlerde üretimin amacı ülkenin kalkınmasına, toplumsal refahın yükselmesine katkı sağlamalı. Ayrıca madenler insan hayatına mal olmamalı. Yapılan faaliyetler çevresel, kültürel varlıklarımızı yok etmemeli. İşte bu yaşadığımız felaketteki gibi hiçbir ocakta, hiçbir insanın parmağı kanamamalı. Evet madem milyonlarca yılda oluşan bir varlık, bir değerdir. Ama doğamız da milyonlarca yıl öncesinden oluşmuş değerdir. Madene de çevreye de ihtiyaç vardır. Bu nedenle hem madenlerimiz hem de çevremiz korunmalıdır. Bu işe dikkat etmeyen bütün iş yerleri de gereken ceza ile karşılaşmalı, böyle İliç’teki gibi bir üretime izin verilmemelidir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Maden Mühendisleri Odası: Bakanlıkların eliyle İliç’te işçi ve çevre katliamına neden olundu- VİDEO

    Maden Mühendisleri Odası: Bakanlıkların eliyle İliç’te işçi ve çevre katliamına neden olundu- VİDEO

    PİRHA – TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasına ilişkin açıklama yaptı. İlgili bakanlığı sorumluluk almaya davet eden mühendisler “İliç Faciası uzun süredir geliyorum demiş ve önlem alınmamış, üretim durdurulmamış.” dedi.

    TMMOB Maden Mühendisleri Odası 49. Dönem Olağan Genel Kurulunu gerçekleştiriyor. İki gün sürecek kurulun ilk gününde İliç’te yaşanan maden faciasına dair basın açıklaması yapıldı.

    Kocatepe Kültür Merkezi önünde bir araya gelen Maden Mühendisleri Odası 49. Olağan Genel Kurulu üyeleri, “Denetlemeyen devlet, önlem almayan şirket. Maden Mühendisleri günah keçisi değildir” pankartı açtı.

    “BAKANLIKLARIN ELİYLE İŞÇİ VE ÇEVRE KATLİAMI!”

    Maden Mühendisleri Odası adına basın açıklamasını Saffet Durak okudu. İlgili bakanlık nedeniyle işçi ve çevre katliamı yaşandığını söyleyen Durak, şöyle devam etti:

    “Anagold Madencilik firması tarafından altın üretimi yapılan Çöpler Altın Maden İşletmesinde 13 Şubat 2024 tarihinde 14:30 sularında, liç prosesi için oluşturulan yığının bir bölümünde kayma meydana gelmiş, çevreye saçılan siyanür ve tehlikeli kimyasallar içerikli cevher malzemesi de çevreye ve ocak içinde kontrolsüz bir şekilde yayılmış ve bir faciaya dönüşen olayda resmi açıklamalara göre dokuz işçi kayan siyanür içerikli yığının altında kalmıştır. Yığın liçinde gözlenen yeni kayma riski nedeni ile arama kurtarma çalışmalarına ara verildiği belirtilmiştir. Facia sonrasında İliç’e giden Odamız heyeti, gerekli teknik incelemeler ve maden mühendisi üyelerimiz ile görüşmek için girişimde bulunsa da yetkililer tarafından engellenmiştir.

    Facia sonrasında yapılan incelemeler, kamuoyunda paylaşılan bilgiler ve soruşturma sürecinde ortaya çıkan gerçekler, yaşanan olay; görevlerini yerine getirmeyen şirket yetkilileri ve denetim görevini yerine getirmeyen Bakanlıkların eliyle bir işçi ve çevre katliamına (emekçilerin ve doğanın katliamına) neden olmuştur. Madencilik, bilimsel ve teknik doğruların ışığında hazırlanan projelere göre yapılmalıdır. Bu projelerin, bilime ve gereken teknolojiye uygunluğu, mevzuatlarla uyumu, işletmenin projeye ve mevzuata uygun bir şekilde üretiminin denetimi de ilgili Bakanlıklar tarafından yapılmak zorundadır.”

    “BAKANLIK BU SUÇA ORTAK OLMUŞTUR”

    Yapılan basın açıklamasında, madencilik süreçlerinde bakanlıkların görev ve sorumluluklarına da şu sözlerle değinildi:

    “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: Maden ruhsatlarını veren, madenlerin aranmasından, projelerin teknik olarak uygunluğuna, madenlerin işletilmesine, işletme aşamasında projesine uygun çalışılmasına ve terk edilmesine kadar geçen tüm süreçleri onaylayan ve denetlemekle sorumlu olan kurumdur.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı: Maden işletmelerini sınırlayan en önemli teknik projelerden bir tanesi ÇED Raporlarıdır.

    Bu raporlarda belirtilen, Maden işletmesinin sınırlarını, toz oluşumundan, çalışan sayısına, kullanılacak makine ekipmandan, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların nasıl bertaraf edileceğine, yer altı sularından, yerüstündeki baraj, akarsu ve yerleşim yerlerine ve en sonda sahanın nasıl rehabilite edileceğine kadar tüm süreçler ÇED yönetmeliği, Çevre izin ve lisans yönetmeliği ve ayrıca Maden Atıkları Yönetmeliği’nde belirlenmiştir.

    Madenlerde yapılacak Liç Yığınlarının şev yüksekliklerinden, kapasitelerine, kullanılacak siyanürün kullanım limitlerinden atık barajlarına kadar tüm süreçler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetim ve takip sorumluluğundadır. İliç’te bulunan Yığın Liçi’ne verilen kapasite artışı ve yaşanan katliam göstermiştir ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu suça ortak olmuştur.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: Maden işletmelerinin belirtilen projeler ile işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun bir şekilde çalışıp çalışılmadığının denetimini ve takibini yapmakla görevlidir. Maden kazı sahası ve liç yığın alanındaki şevlerin kayma tehlikelerini kontrol etmekle sorumludur.

    İçişleri Bakanlığı: Madenlerde yaşanan kazalar sonrasında arama kurtarma çalışmalarının yürütülmesi AFAD tarafından yapılmaktadır. AFAD tarafından çıkarılan Türkiye Afet Müdahale Planı TAMP ve İl Afet Risk Azaltma Planı İRAP’larda deprem, kimyasal döküntü gibi acil durumlarda neler yapılacağı belirtilmiştir. 6 Şubat depremlerinde madencilerin gösterdiği üstün çaba halkımız tarafından takdir edilmiştir. Ancak yaptığımız açıklamalarda da belirttiğimiz gibi AFAD bünyesinde, yapılan personel alımlarında Maden Mühendisleri yoktur. Maden kazalarında da müdahale edebilmek için madencilik bilgisine ihtiyaç vardır. Ancak Erzincan’da da görüldüğü üzere müdahale eden personelin, yöneticilerin madencilik bilgisi bulunmamaktadır. Ayrıca siyanürlü altın işletmeciliğinin bulunduğu Erzincan İRAP planında maden ya da siyanür kazalarına karşı en ufak bir müdahale, hazırlık planı yoktur.

    Erzincan İliç ve son yıllarda yaşanan maden katliamlarında birlikte çalıştığımız maden işçileri ve biz maden mühendisleri yaşamımızı kaybediyoruz. Hayatta kalanlarımız ise günah keçisi seçilerek, gerçek sorumlular perdelenerek önlem almayan şirketler ve yetkililer yerine yargılanıyor, cezalandırılıyor. Aralık 2023’te Siirt Şirvan’da yeraltı bakır madeninde yaşanan göçük sonrası ikisi maden mühendisi, üç madenci hayatını kaybetmişti. Kaza sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunda ölen 2 maden mühendisimiz asli kusurlu olarak suçlandı. Ölülerimize bile şirketlerin almadığı önlemlerin suçu yükleniyor! Ne ölümüzün ne dirimizin bu ülkede bir değeri yok. Aynı; bilimin ve adaletin yerinin olmadığı gibi.

    İliç’te de bilirkişi raporlarında ve savcılık tarafından yapılan işlemlerde sahadaki mühendisler gözaltına alınarak asli kusurlu olarak suçlanırken, Yönetim Kurulu ve Genel Müdür’ü temsilen görevlendirilen İşveren vekili tali kusurlu olarak belirlendi. Maden işletmesi ve cevher hazırlama ve zenginleştirme tesislerini denetlemekle görevli Bakanlıklar bilirkişi raporu ve savcılık tutanaklarında yer almadı. Olay sonrası ifadeler göstermiştir ki İliç Faciası uzun süredir geliyorum demiş ve önlem alınmamış, üretim durdurulmamış.”

    AKP DÖNEMİNDE 2050 MADENCİ ÖLDÜ!

    Yapılan açıklamada, maden kazalarının “kader” olarak yorumlanamayacağı vurgulandı. Bakanlığı önlem almaya çağıran maden mühendislerinin açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Kanun ve Yönetmeliklerle bizlere tanımlanan yetkilerin içi boş ve yalnızca yaşanabilecek kazalardan sonra sorumlu tutulmamıza neden olan yetkilerdir. Bu yetkileri kullanmak durumunda kaldığımızda ya iş akdimizin feshi ya da sürgün tehdidi ile karşı karşıya kalıyor ve görevimizi yapamaz hale getiriliyoruz. Tüm madencilik sektörü biliyor ki, madenlerde önlem alınması için gerekli bütçeyi sağlayacak kişi ya da tehlike durumunda madeni durduracak fiili yetki Şirket Yönetim Kurulu ya da İşveren/İşveren vekilidir. Şirketlerin önlem almadığı durumlarda da gerekli işlemleri yapmak yukarıda görevleri belirtilen Bakanlıkların sorumluluğundadır!

    İliç ilk değildir! AKP iktidarı döneminde en az 2050 madenci iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti. Sadece maden işçileri değil, 2002’den bugüne en az 35 maden mühendisi meslektaşımız bu önlenebilir facialarda hayatını kaybetti. Hayatta kalan meslektaşlarımız ise, denetlemeyen devlet önlem almayan şirketler yüzünden yargılandı, hapse girdi. İliç, Soma, Elbistan, Kozlu, Ermenek ve diğer tüm maden kazaları tekil bir sorun değil, AKP iktidarı tarafından yaratılan bir sistem sorunudur.

    Ve bugün burada; Maden Mühendisleri olarak tüm bu nedenlerle, bu ülkenin sosyal ve ekonomik her türlü sıkıntısını çeken bilim insanlarına, mühendislerine, emekçilerine, tüm halkımıza, sesleniyoruz;

    Maden “kazaları” kader değildir!

    Madenleri denetlemeyen Bakanlıklar, önlem almayan şirketler bu kazaların asıl sorumlularıdır ve yargılanmalıdır

    Çalışırken ölmek, şirketler yerine yargılanmak istemiyoruz!

    PİRHA/ANKARA

  • Erzincan Ziraat Odası’ndan Geyik: Siyanürün yeraltı sularına karışmasına kesin gözüyle bakılıyor

    Erzincan Ziraat Odası’ndan Geyik: Siyanürün yeraltı sularına karışmasına kesin gözüyle bakılıyor

    PİRHA- Erzincan Ziraat Odası eski Başkanı Tamer Geyik, İliç’te yaşanan çevre felaketiyle ilgili “Hocalar, önümüzdeki yıllarda daha büyük zararlar vereceğini çünkü güneşin etkisiyle buharlaşma ya da yağmurun etkisiyle yeraltı sularına karışma olasılığının yüksek olduğunu söylüyorlar” diyerek herkesi bekleyen tehlikeye dikkat çekti.

    Erzincan İliç’te altın maden sahasında meydana gelen felaketin üzerinden 11 gün geçerken, 9 işçi hala göçük altında ve arama çalışmaları da durmuş durumda.

    İliç Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçmüş, 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca akmıştı. İçişleri Bakanlığı, 9 işçinin toprak altında kaldığını açıklarken, 11’inci gününde kayıp işçilere ulaşılamadı. Dereye akan toprağın kaldırılmasının aylar sürebileceği belirtilirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise, patlama sonucu “En az 400 bin kamyona ihtiyaç var” diyerek, kayıp işçilere ulaşılmasının zor olacağını itiraf etmişti.

    2022 yılında siyanür borularının patlamasından sonra madenlerin kapatılması için suç duyurusunda bulunan Erzincan Ziraat Odası eski Başkanı Tamer Geyik, İliç madenlerindeki son durumu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “MURAT KURUM SUÇLUDUR”

    İliç maden ocaklarında arama çalışmalarının durdurulduğunu ve yeni bir çalışma da yapılmadığını belirten Geyik, “2022 yılında siyanür borularının patlamasından sonra Erzincan’da tek sivil toplum örgütü olarak o dönemde biz suç duyurusunda bulunduk. Buradaki sorumluların bulunması, tespit edilmesi, çevreye, doğaya olan etkilerinin, zararlarının araştırılması ve madenin kapatılması için ama maalesef bırakın kapatmayı, o dönem kapasite arttırımına gidildi. Dönemin Çevre Bakanı da Murat Kurum’du, onun da imzası vardır. Yani bu olayın meydana gelmesinde en büyük katkısı olanlardan biri de Murat Kurum’dur. Çevre Şehircilik İklim Bakanlığı’ndan ÇED raporunun onaylanmasıyla ilgili Murat Kurum suçludur, yargılanması lazım ama maalesef ki bizim ülkemizde adaletin ve hukukun olmadığını görüyoruz. Olmuş olsaydı zaten bu 9 canın ölümüne neden olan insanların derhal yargı önüne çıkartılması gerekirdi” diyerek tepki gösterdi.

    “ÇIKARILAN MADENİN SADECE YÜZDE 2’Sİ DEVLETE KALIYOR”

    Siyaset kurumunun yine Anagold madenciliği savunduğunu vurgulayan Geyik, “Burada siz bakmayın öyle hani çalışıyoruz, kurtaracağız, yapacağız, edeceğiz demelerine. Diğer taraftan da madeni savunuyorlar. Ekonomik katkısı büyük diyorlar. Binali Yıldırım bu toprak kaymasının meydana geldiği gün böyle açıklamalarda bulundu. Bunu kalkıp çevreciler, bilmem şunlar bunlar savunacak ama bu madenlerin ülkemiz ekonomisine çok büyük katkısı var gibi şeyler söyledi. Demek ki bunların nezdinde insan hayatının hiç önemi yok. Çevreye ve doğaya verdiği zararın hiç önemi yok sadece paranın önemi var. Tamam ülkemize bir katma değer olsun ama yüzde 98’ini Kanadalı firmanın aldığı yüzde 2’sini de devlete verdiği bir durum var. Çok da karlı bir yatırım değil. Kaldı ki insan hayatı ve çevre söz konusu” dedi.

    “SİYANÜRÜN YERALTI SULARINA KARIŞMASINA KESİN GÖZÜYLE BAKILIYOR”

    Maden bölgesinin Fırat’a çok yakın olduğunu söyleyen Geyik, çevrecilerin ve hocaların, buradaki siyanürün yeraltı sularına karışmasına kesin gözüyle baktığını ve önümüzdeki yıllarda daha büyük zararlar vereceğini, “Çünkü bunun güneşin etkisiyle buharlaşma ya da yağmurun etkisiyle yeraltı sularına karışma olasılığının yüksek olduğunu söylüyorlar” diyerek herkesi bekleyen tehlikeye dikkat çekti.

    “BU SUYLA SULAMA YAPILDIĞINDA GIDALAR DA ZEHİRLENMİŞ OLACAK”

    Geyik, herkesin merak ettiği tehlikelerle ilgili şunların altını çizdi:

    “Buharlaşmanın etkisiyle 100 kilometrelik bir alana hava sirkülasyonuyla dağılma durumu var. Bu hocaların bildirdiği raporlarda da var. Bunun Allah göstermesin Fırat suyuna veyahut yeraltı sularına karışması durumunda bırakın bizim ülkemizi, Basra Körfezi’ne kadar gideceği aşikardır. Fırat’ın suyu ülkemizden çıkıp Suriye ve Irak’ı dolaşarak Basra Körfezi’nde denize dökülüyor. Yani bu bütün bölge ülkelerini, bütün insanlığı ilgilendiren bir konu.

    Yani şimdi diyelim ki bunun etkisiyle Malatya’da veyahut Diyarbakır’da yetiştirilen bir karpuz bugün İstanbul’a da, Ankara’ya da, İzmir’e de her tarafa gidiyor. Sonuçta bu, suya karışırsa bu suyla sulama yapıldığında gıdalar da zehirlenmiş olacak ve bu gıdaları yiyen insanları da etkileyecek. Türkiye’nin her tarafına dağılan gıda ürünleri var sonuçta. Bu bölge insanlarının tamamını etkileyecek bir durum. Şimdi bu madem faciası oldu. Bunun sorumlularının bulunması ve bu madenin de derhal bütün lisanslarının iptal edilip kapatılması gerekir.”

    “ÇIKARILAN 100 KG ALTINDAN TÜRKİYE’YE SADECE 4 KG KALIYOR”

    Her şeyin para olmadığını, parasal olarak bakıldığında da bir karlılık durumu olmadığını belirten Geyik, “Bu madenin kapatılması yani ıslah edilmesi, siyanürlü toprakların üzerlerinin kapatılması ve çevreye olan etkilerini de hesaba katarsak, örnek vereyim ülkemiz 2 milyar dolar para kazandıysa, 5 milyar dolardan daha fazla para harcayıp verilen zararı ancak kapatabilir. Çıkarılan 100 kilo altında, ülkemizin aldığı sadece 4 kilogram civarında. O da bunun ne kadarı doğru ne kadarı yanlış kimse bilmiyor” diye görüş belirtti.

    Erzincan’da, yaşanan maden faciasına karşı bir tepki oluşmadığını belirten Erzincan Ziraat Odası eski Başkanı Tamer Geyik, bunun sebebini şöyle ifade etti:

    “Benim o dönemki Ziraat Odası başkanlığımda tek sivil toplum örgütü olarak biz buna suç duyurusunda bulunduk. Başka da kimse yok. İnsanları milliyetçilik üzerinden manipüle ediyorlar. Bu cevherin toprağın altında durduğunu, bunu çıkartarak ülkemize döviz girişi sağlandığını, ekonominin güçlendiğini vesaire vurgulayarak insanları böyle bir algıyla yönetiyorlar. Başka bir şey yok. Oysa biraz önce söylediğim gibi ekonomiye katkısı değil zararı var.

    “MADEN 135 DEFA DENETLENDİYSE NİYE BÖYLE OLDU”

    Bakan açıklıyor, maden ocağı 135 defa denetlendi diye. Eğer135 defa denetlediysen bu olaylar niye oldu? Burası niye böyle yapıldı? Siz kalkıp da toprağı 200 metre yükseltirseniz, dağ gibi yaparsanız burası tabii ki kayacak. Yani hiç mi burayı mühendisler gidip görmediler ama maalesef yani görseler de yapın raporu verip, ne yapıp edip kitabına uyduruyorlar.”

    Siyanürün, sülfürik asidin insan sağlığına zarar veren çok tehlikeli maddeler olduğunu vurgulayan Geyik son olarak, “Avrupa’da, Kanada’da, Amerika’da böyle bir madencilik yapıldığını düşünmüyorum. Bizim ülkemizde maalesef bir kobay olarak, bir deney ülkesi olarak bunlar yapılıyor. Burada toplum olarak buna karşı durmamız lazım. Bu aslında bütün insanların sorunu çünkü bir halk sağlığı sorunu. Doğaya ve çevreye verilen zarar söz konusu. Toplumun duyarlı olması lazım. Sadece İliç altın madeni değil diğer illerimizdeki bütün altın madenlerinin, siyanürle, sülfürik asitle yapılan aramaların derhal durdurulması ve kapatılması gerekmektedir” sözlerini kullandı.

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

  • Enerji Bakanlığı Anagold’un ruhsatını iptal etmedi

    Enerji Bakanlığı Anagold’un ruhsatını iptal etmedi

    PİRHA- İliç’te yaşanan maden faciasında milyonlarca metreküplük siyanürlü toprağın altında kalan 9 işçiyi arama çalışmaları 7. gününe girerken, Enerji Bakanlığı’nın maden şirketine ait ruhsatı iptal etmediği ortaya çıktı. 

    13 Şubat’ta Erzincan İliç’te  Anagold şirketinin işlettiği altın madeninde meydana gelen toprak kayması sebebiyle kaybolan 9 işçiye hala ulaşılamadı.

    Konuya ilişkin soruşturmada gözaltına alınan şirketin Türkiye müdürü jet hızıyla serbest bırakılırken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın madenin çevre izin ve lisans belgesini iptal ettiği açıklanmıştı. Ancak CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, madene Enerji Bakanlığı’nın verdiği 6 ruhsatın iptal edilmediğini duyurdu.

    Sosyal medya hesabından iddiasına ilişkin belgeyi paylaşan Yavuzyılmaz, “Bir AK Parti klasiği… Erzincan İliç’te Anagold’un işlettiği altın madeninde yaşanan felaket sonrası; İşletmenin çevre izninin ve lisansının iptal edilmesine rağmen, Enerji Bakanlığının Anagold’a verdiği 6 işletme ruhsatının iptal edilmediğini tespit ettik” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kordu’dan İliç’te açıklama: Bu felaketin sorumluları siyasal iktidarın kendisidir-VİDEO

    Kordu’dan İliç’te açıklama: Bu felaketin sorumluları siyasal iktidarın kendisidir-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Erzincan İl Örgütü ve Malatya Çevre Örgütleri’yle birlikte İliç’te açıklama yaptı. Kordu yaptığı açıklamada, “Bu yaşanan çok büyük bir felakettir ve bu felaketin sorumluları siyasi iktidarın kendisidir. Burada bir ekokırım var, burada bir suç işlenmiştir” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçtü. 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca aktı. İçişleri Bakanlığı, 9 işçinin toprak altında kaldığını açıklarken, kayıp işçilere ulaşılamadı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Erzincan İl Örgütü ve Malatya Çevre Örgütleri’yle birlikte İliç’te açıklama yaptı.

    “BURADA EKOKIRIM VAR, BİR SUÇ İŞLENMEŞTİR”

    İliç’e gitmek isteyen ekolojistlerin ve meslek örgütlerinin engellenmesine tepki gösteren Ayten Kordu, “Orada AFAD’tan, Kaymakamdan ve yetkilerden çalışmalar konusunda bilgiler aldık. Fakat şunu buradan tekrar söyleyelim bugün pek çok yerden ekolojist arkadaşımız, emek örgütleri bugün buraya geleceklerdi ve İliç’te bir açıklama yapacaklardı. Onlar da Refahiye’de buluşacaktık aslında ve Refahiye’den buraya hep beraber gelecektik. Fakat hemen hemen her yerden gelen ekolojistler ve emek örgütlerinin araçları engellendi. En İstanbul’dan gelen grubumuz, Refahiye’de engellendi. Yine araçlarının bağlanacağı tehdidi yapıldı ve birçok arkadaşımızın İliç’e girişi engellendi.  Bu yaşanan çok büyük bir felakettir ve bu felaketin sorumluları siyasi iktidarın kendisidir. Burada bir eko kırım var, burada bir suç işlenmiştir. Anagold’a bağlı bu maden şirketinin daha önce yarattığı siyanür felaketinden sonra tekrar işletmeye açılması, yüksek cezalar uyguladık diyerek kamuoyuna açıklama yapılması, yine bu cezaların en son vergi affına maruz kalması gibi siyasal iktidarın madenler üzerinde böylesine ön açan, geliştiren bir tutumu var” diye konuştu.

    “MADENLER, SÖMÜRGE MADENLERİ HALİNE GELDİ”

    Meydana gelen çevre felaketinin Basra Körfezi’ne kadar uzanacak bir felaket olduğunu söyleyen Kordu şöyle devam etti:

    “Siyanür madenleri hem halk sağlığına hem toplum sağlığına zararlıdır. Dolayısıyla uzun vadeli yol açtığı felaketler vardır. İşte bugün Anagold’un yarattığı bu felaketi yaşıyoruz. Biz meclisten her zaman söyledik; madenler, sömürge madenleri haline getirilmiştir. İnsanıyla, havasıyla, toprağıyla, doğasıyla, sömürge durumuna getirilmiştir. Biz sonuna kadar bu madenlere ilişkin mücadelemizi devam ettireceğiz. Siyanürle altın bulunan tüm madenlerin bir an önce kapatılmasını, felaketlerin önüne geçilmesini istiyoruz. Çünkü burada yaratılan çok büyük bir felaket, Bafra Körfezi’ne kadar uzanacak bir felakettir. Bununla ilgili kurumlar, meslekler örgütleri bu açıklamalar yaptı, yapmaya da devam ediyorlar.

    Biz de buna ilişkin insanıyla, havasıyla, doğasıyla, talan edilen bu suç ortamlarının derhal kapatılmasını talep edeceğiz, zaten ettik. Meclisten de bas bas bağırdık bununla ilgili ama buna ilişkin yeterli önlem alınmadığı için bugün işte en büyük doğa katliamı, doğa felaketi yaşanmış durumdadır. Doğa talanına ilişkin, bu ekokırım suç ortamlarına ilişkin derhal siyanürlü altın madenleri başta olmak üzere toplumsal doğamıza, sağlığımıza zarar veren bütün işletmeler kapatılmalıdır.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • DEM Parti’den İliç raporu: Büyük bir ekokırım cinayeti yaşandı, sorumlu hükümet

    DEM Parti’den İliç raporu: Büyük bir ekokırım cinayeti yaşandı, sorumlu hükümet

    PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Erzincan’da yaşanan maden faciasına ilişkin rapor açıkladı. “İliç, adeta Türkiye’nin Çernobil’i olmuştur” denilen raporda, ilgili şirket ve bakanlığın ihmallerine vurgu yapıldı.

    DEM Parti, 9 kişinin yaşamını yitirdiği İliç maden faciasına ilişkin raporunu açıkladı. Yaşananlar sonrasında hava, su ve toprağın ciddi oranda kirlendiğine vurgu yapıldı.

    Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü İbrahim Akın ile Emek Komisyonu Eş Sözcüsü Sevtap Akdağ Karahalı, DEM Parti Genel Merkez binasında konuya ilişkin basın toplantısı düzenledi. Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasına ilişkin “Ekokırım cinayeti” diyen DEM Partili yetkililer, şu açıklamayı yaptı:

    “Siyanür dağının kopmasıyla meydana gelen facianın üzerinden 4 gün geçmesine karşın, milyonlarca ton siyanürlü çamurun altında kalan 9 maden emekçisine bugün halâ ulaşılamamış durumda.

    İliç’te gerçekleşen şey, işleneceğini herkesin bildiği ama önlemek için kimsenin hiç bir şey yapmadığı bir cinayet öyküsüdür. Toprağı, havayı, suyu kirleterek zehirli atıkları geniş bir coğrafyaya yayan bu facia, aynı zamanda göz göre göre işlenmiş bir iş cinayetidir.

    Facianın üzerinden iki gün geçtiği halde 9 maden emekçisinden ancak 6’sının adı açıklanabilmişti. Göçük altında kalan tüm emekçilerin isimleri ise felaketten sonraki üçüncü günün sonunda ancak öğrenilebildi. Enerji Bakanının itirafı ile söylemek gerekirse 9 maden emekçisi, 400 bin kamyon toprağın altında bırakıldı.

    Bu duruma, bir günde veya birkaç ayda gelinmediğini hepimiz biliyoruz. Adım adım inşa edilen doğa ve insan düşmanı bir sömürü rejiminin bu coğrafyaya ve bu coğrafyada yaşamakta olan insanlara neler yaşatabildiğinin acı ama ne yazık ki tek olmayan bir örneği ile karşı karşıyayız.

    “ZİNCİRLEME BİR SÖMÜRÜ VE CİNAYET SİSTEMİ”

    Çöpler Madeni’nin bulunduğu bölgeye baktığımızda bu madenin mera, tarım arazisi ve orman bölgesi üzerinde kurulmuş olduğunu görüyoruz. Köylülerin, tarla vasfı taşıyan alanlara bir kulübe bile yapmasına izin vermeyen devlet, onlarca tarlanın üzerinde devasa bir maden tesisi kurulmasına onay vermiş. Normal koşullarda bir ağacın dahi kesilmesine izin vermemesi gereken devlet, ormanlık bir alanın ortasında milyonlarca metreküp kapasiteli bir zehir havuzu açılmasına izin vermiş. Böylece o alanlarda yaşayan köylüler adım adım ve sistematik olarak topraklarından koparılmış, bölgede tarımsal üretim durmuş ve tarımsal üretimin sona ermesiyle işsiz kalan bölge halkı da büyük şirketlerin ölüm saçan madenlerinde kölelik koşullarında çalışmak zorunda bırakılan ücretli kölelere dönüştürülmüştür. İnsanların yaşadıkları alana yabancılaştırıldığı zincirleme bir sömürü ve cinayet sistemi ile karşı karşıyayız.

    Facianın meydana geldiği Çöpler Altın Madeni’ndeki istihdamda taşeron sisteminin kullanıldığını, 2400 civarında işçinin 8’er saatlik 3 vardiya şeklinde çalıştırıldığını şirketin kendisi açıklamıştır. Yani burada, 24 saat boyunca hiç durmadan devam eden, bir doğa katliamı ve sömürü düzeni kurulmuştur. Bugün halâ siyanür çamuru altında olan maden emekçilerinin, asgari ücrete yakın bir ücret karşılığında ve can güvenliği sağlanmadan çalıştırıldıkları ifade edilmektedir.

    “BİZDEN ÇALDIKLARIYLA KENDİLERİNE SERVET YARATIYORLAR”

    Sermaye sahipleri, çöreklendikleri bölgelerde çaresizleştirdikleri yoksul insanların bu çaresizliğini kullanarak onları ucuz iş gücüne dönüştürmekte ve sadaka verir gibi birkaç kuruma yaptıkları sözde bağışlarla da toplumsal meşruiyet sağlama çabasındadırlar. Oysa hepimiz biliyoruz ki bu şirketler bağış, hibe vs. adı vererek dağıttıkları paraları devletten aldıkları sermaye desteği ile fazlasıyla finanse etmektedirler. Anagold Şirketinin bir kalemde silinen 7,2 milyon dolarlık vergi borcu, hepimizin ve Çöpler faciasında hayatını kaybeden insanların cebinden çıkmıştır. Bizden çaldıklarıyla kendilerine servet yaratıyorlar ve o serveti kullanarak hayatlarımızı yok ediyorlar.

    Devlet, halkın cebinden çıkan vergilerle büyük holdingleri finanse ediyor, bu holdingler yoksul insanların bulunduğu bölgelerdeki tarım topraklarına, meralara, ormanlık alanlara çörekleniyor ve o bölgeyi yaşanamaz hale getirdikten sonra kendi toprağına yabancılaşmış insanları madenlerde ücretli köle haline getiriyor.

    İliç faciası, bu madenlerde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yetersiz kaldığının, alındığı söylenen önlemlerin sadece kâğıt üzerinde olduğunun kanıtıdır. Maden atıklarıyla oluşan siyanür dağının bulunduğu yamaçlarda çatlakların oluştuğu bizzat madende çalışan işçiler tarafından fotoğraflanmış ve faciadan önce maden işletmesine bildirilmiş olmasına karşın ne önleyici tedbir alınmış ne de maden emekçilerinin can güvenliği sağlanmıştır. Bu çatlakları fotoğraflayan ve şirkete bildiren işçinin de zehirli toprağın altında kalanlardan biri olduğunu öğrendik.

    Enerji Bakanının ibretlik açıklamalarına göre arama kurtarma çalışmalarına katılan AFAD ekiplerinin zarar görmemesi için uğraşılıyormuş. Bu itirafı, maden şirketinin hangi koşullarda işçi çalıştırıldığını göstermesi bakımından dikkatle not alıyoruz. Kurtarma faaliyetleri için AFAD ekiplerinin bile sokulmadığı bir alanda işçiler 24 saat esasına göre çalıştırılabiliyor.

    “SADECE İLİÇ VE ÇEVRESİ ZEHİRLENMEDİ”

    Bu madenin yarattığı facia ile sadece İliç ve çevresi zehirlenmedi. Tonlarca siyanür hem toprağa sızdı, hem sulara hem de havaya karıştı. Şu an Erzincan çevresinden başlayıp, Basra Körfezine kadar devam eden Fırat Havzası, büyük bir ekokırım cinayetinin yaşandığı yer haline gelmiştir. Siyanür çok zehirlidir ve çok kolay buharlaşır. Madenden yayılan zehir şu an bölgenin üzerindeki bulutlara kadar ulaşmış durumdadır. Uzun yıllar boyunca temizlenmesi mümkün olmayan bir hava, su ve toprak kirlenmesi ile karşı karşıyayız. İşte bu yüzden İliç, adeta Türkiye’nin Çernobil”i olmuştur.

    Bunu yapan yerli ve yabancı şirketler bir ahtapot gibi hareket ediyor. Dışarıdan baktığınızda bunlar, birbirinden farklıymış gibi görünüyor ama aslında ortak bir gövdede birleşen bir ahtapotun değişik kolları bunlar.

    İliç’teki facia, birçok diğer suçu da açığa çıkarmış oldu. 2008 yılında ‘ÇED Olumlu’ raporu ile faaliyetine başlayan maden şirketi, maden sahasını o günden bu yana üç kat büyüttü. Her seferinde ya ‘ÇED Olumlu’ ya da ‘ÇED Gerekli Değil’ raporu ile işlerini yürütmesi sırasında hiçbir yasal engele takılmadı. Belli ki çok yukarılarda, çok hatırlı kişilerce koruyup kollanıyorlardı. Öyle olmasa, bugün yüzbinlerce metrekare alanı, Fırat ırmağını ve büyük bir coğrafyayı zehir çamuru altında bırakan bir madenin İliç ilçesine 850 metre, Çöpler ve Sabırlı köylerine 250 metre ve Fırat Irmağı’na 350 metre mesafede bulunan ve altın elde edilmesi sırasında çok sayıda zehirli kimyasal kullanan bir işletmenin Çevresel Etki Değerlendirmesi’nden olumlu rapor alabilmesi mümkün olmazdı.

    Şimdilerde İstanbul’dan twit atarak “toprak kayması” sonucu oluşan felaketle ilgili “üzüntülerini” ifade eden ve timsah gözyaşları döken Murat Kurum, 2021’de “burada toprak kayması olmaz” diyerek ÇED OLUMLU kararını onaylayan kişidir. Kalplerinde vicdan yok, onu biliyoruz ama bunların yüzü de kızarmıyor. Utanma duygusundan da mahrumlar.

    Halkın, insanın ve doğanın yararına olan her şeye karşı öfkeli ve sert olan bu iktidarın çok iyi becerdiği işler de var. Şirketler ne istiyorsa hemen yerine getirmek, şirketlerin milyonlarca dolar tutarındaki vergi borcunu bir kalemde silmek, şirketlerin yaptığı iş yasalara uymadığında hemen onların ihtiyacı doğrultusunda torba torba yasa çıkarmak bu iktidarın çok becerikli olduğu işler.

    “TÜM CAN KAYIPLARININ SORUMLUSU HÜKÜMETTİR”

    Geçtiğimiz günlerde Meclis gündemine getirilen Maden Yasası değişikliği teklifi AKP iktidarının bu konuda ne yapmak istediğinin örneklerinden biri. Maden Yasası 2004’ten bugüne kadar tam 22 defa değişti. İktidar, bugün yaptığı yasayı birkaç ay sonra “bu olmamış” diye yeniden değiştiriyor. Aslında bu değişikliklerle denetimsizliğin, cezasızlığın ve talanın önünü açıyorlar. İliç’te yaşanana benzer başka felaketlere yasal zemin hazırlıyorlar. Açık ve net olarak söyleyelim: Olan ve benzeri olacak tüm doğa katliamlarının, tüm can kayıplarının sorumlusu bugün hükümet koltuklarında oturan bir avuç tuzu kuru iktidar elitidir.

    AKP iktidarı, sermayenin çıkarlarını korumak, bir avuç zenginin kazancına kazanç katmak için bugüne kadar nasıl canla başla çalıştıysa bundan sonra da aynısını yapacak. Çünkü ne toprağın, ne havanın, ne suyun kirlenmesi, ne de insanların zehir soluyup zehirli çamur altında boğulması bu iktidarın zerre kadar umurunda değil. Umurlarında olsaydı 301 emekçinin yaşamını yitirdiği Soma maden cinayetinin ardından Soma sokaklarında madencileri ve yakınlarını tekmeleyen, sonra da “ayağım incindi” diyen bir kişiyi konsolosluk ataşesi olarak atamazlardı.

    Öte yandan, kimyasal atıkların biriktirildiği havuzların bulunduğu yerlerin çoğu aynı zamanda aktif fay hattı üzerinde bulunuyor. En küçük bir sarsıntıda bölgede yıkım olmasa bile bir deprem yıkımından daha büyük zararlar verecek kimyasal kirlenmeler meydana gelebilir. Çünkü böylesi bir kirlenme toprağı, suyu, havayı yani tüm ekosistemi zehirleyebilecek niteliktedir.

    Devlet, insanların güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir bir çevrede hayatını sürdürme koşullarını oluşturmak zorundadır.

    Devlet, kölelik koşullarında hayati tehlike altında çalışan insanları bu kölelik düzeninden kurtarmak, onların insani standartlarda iş bulabilecekleri, insani standartlarda gelir elde edebilecekleri bir çalışma düzenini kurmak zorundadır.

    Yapılması gereken çok şey var ama İliç özelinde ilk olarak şunlardan işe başlanabilir:

    İliç’teki faciaya neden olan maden şirketinin ruhsatı iptal edilmelidir. İliç’teki maden derhal kapatılmalıdır. İliç ekokırım cinayetinin tüm sıralı sorumluları sebep oldukları yıkımın hesabını vermelidir.

    Tüm madencilik faaliyetlerinde başta siyanür olmak üzere zehirli atıkların oluşmasına yol açacak kimyasalların kullanılması yasaklanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • İliç’te altın madeni faciası nedeniyle Anagold Madencilik’in lisansı iptal edildi

    İliç’te altın madeni faciası nedeniyle Anagold Madencilik’in lisansı iptal edildi

    PİRHA- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciası nedeniyle Anagold Maden ocağının çevre izin ve lisans belgesini iptal etti.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçtü. 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca aktı. İçişleri Bakanlığı, 9 işçinin toprak altında kaldığını açıklarken, kayıp işçilere ulaşılamadı. Dereye akan toprağın kaldırılmasının aylar sürebileceği belirtilirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise, patlama sonucu “En az 400 bin kamyona ihtiyaç var” diyerek, kayıp işçilere ulaşılmasının zor olacağını itiraf etti.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciası nedeniyle Anagold Maden ocağının çevre izin ve lisans belgesini iptal etti.

    Karara gerekçe olarak; siyanür ve sülfürik asit dağının çökmesinin ardından yığın linç sahasında bulunan malzemenin Sabırlı deresi ve ocak sahasına doğru akmasından ötürü lisans şartlarının ortadan kalkmasına neden olduğunun tespit edildiğinden maden ocağının çevre izin ve lisans belgesinin iptal edildiği kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bayraktar’tan ‘kayıp işçiler toprak altında kalacak’ açıklaması: 400 bin kamyon lazım

    Bayraktar’tan ‘kayıp işçiler toprak altında kalacak’ açıklaması: 400 bin kamyon lazım

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İliç’te heyelan tehlikesinin devam ettiğine dikkat çekerek, “En az 400 bin kamyona ihtiyaç var” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold’a ait maden ocağında yapanan faciada patlayan siyanürlü havuzun altında kalan 9 işçiye ulaşılamzken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’dan açıklama geldi.

    Bayraktar, bölgedeki çökme sonrasında bölgedeki toprağın tamamının kaldırılması için en az 400 bin kamyona ihtiyaç olduğunu iddia etti.Heyelan riskinin devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, arama kurtarma çalışmalarının işçilerin bulunduğu düşünülen noktalarda sürdüğünü belirtti.
    Bayraktar, “Buradaki şirketin yönetim düzeyi içerisinde bir zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Müfettişlerimiz çalışmalarını sürdürüyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Milletvekili Fırat: Maden faciasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun

    DEM Parti Milletvekili Fırat: Maden faciasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanür atıklarını oluşturduğu dağda meydana gelen faciasının bütün yönleriyle soruşturulması, bu felakete sebep olan unsurların ortaya çıkarılması, idari ve siyasi sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla Meclis Araştırma sürecinin başlatılması için Meclis Başkanlığı’na başvurdu. 

    Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılı aralık ayından itibaren altın üretimi yaptığı Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanür atıklarını oluşturduğu dağda 13 Şubat’ta meydana gelen maden faciasında çok sayıda işçi toprak altında kaldı.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, faciasının bütün yönleriyle soruşturulması, bu felakete sebep olan unsurların ortaya çıkarılması, idari ve siyasi sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla Meclis Araştırma sürecinin başlatılmasını istedi.

    Fırat gerekçe olarak şunları ifade etti:

    “Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş.’nin işlettiği altın madeni bölgesinde zehirli atıkların çevre illeri etkileyeceği uyarılarına rağmen yaşanan tehlike ne yazık ki ilk değildir. 2022 Haziran ayında da bu altın madeninde siyanür taşıyan boru patlamış ve zehirli atıklar Fırat Nehri üzerindeki İliç Barajı’na karıştığı gündeme gelmişti. Olaydan sonra hazırlanan tutanakta siyanür taşıyan boruda sabaha karşı meydana gelen patlamada üç saat boyunca boş araziye yaklaşık 20 ton siyanürlü solüsyonun aktığı kayıt altına alınmıştır. Yapılan soruşturmada Anagold Madencilik kusurlu bulunmuş ve şirkete en üst sınır olan 16 milyon 441 bin TL idari para cezası uygulanmıştır.

    Yine 2022 Mart ayında Anagold şirketi, 197 futbol sahası büyüklüğündeki siyanür ve sülfürik asitli atık havuzunu 600 futbol sahası büyülüğüne çıkarmış, toprağı ve suyu zehirleyen işetme 10 evaporator vasıtasıyla 66 milyon ton siyanürü buharlaştırarak atmosfere vermeyi ve tüm Türkiye’yi zehirlemeye davetiye çıkarmıştır.

    Erzincan-İliç’te Çöpler köyünün tam üstünde işletilen bu altın madeninde yılda 8 bin 900 ton sülfürik asit, 6 bin 500 ton siyanür ve 4 bin 800 ton silika ve daha 21 çeşit zehirli kimyasal kullanılmaktadır. Çalık ve Kanadalı ortağı, İliç’te yüzlerce sondaj yapmış ve yapmaya da devam etmektedir.

    Sürekli olan bir şeye kaza denilmez, önlem alınmaması halinde daha büyük felaketlerin yaşanması kaçınılmazdır. Geçmiş dönemlerde hem odalar hem çevre örgütleri davalar açmış, siyasi partiler soru ve araştırma önergeleri ile konuyu meclise taşımış ancak hiçbir uyarı dikkate alınmadığından bu kaçınılmaz üzücü olayla karşı karşıya kalınmıştır.

    Türkiye’nin dört bir tarafı madencilik projeleriyle çevrilmiş durumda ve madencilik projeleriyle birlikte doğa her geçen gün daha fazla tahrip edilmektedir.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde 2010 yılından beri Çöpler Altın Madenini Anagold Madencilik Şirketi altın arama ve çıkarma faaliyetleri yürütmektedir. Madeni işleten Anagold Anagold’un yüzde 80’i Kanadalı altın maden şirketi Alacer Gold’a (SSR Mining), yüzde 20’si ise Çalık Holding Grubu bünyesinde bulunan Lidya Madencilike aittir.

    Uzun yıllardır bölgeyi zehirleyen maden tesisinde 2022 yılında 20 ton siyanürlü solüsyon etrafa saçıldıktan sonra siyanür sızıntısı gerekçesiyle faaliyetine ara verilen tesise, 16,4 milyon TL ceza kesilmiş ancak kısa süre içerisinde tesisi yeniden faaliyete geçmiştir.

    2021 yılında projeye ilişkin ikinci kez kapasite artışına onay verilmiştir. Dönemin Enerji bakanı Murat Kurum sorumluğunda ki İktidar tüm yaşanan felaketlere rağmen maden tesisinin kapasite artırımlarını onaylamıştır. ÇED raporunda yer alan ifadelere göre tesiste, bir yılda kullanılan kimyasal miktarı şu şekildedir: 11 bin ton siyanür, 122 bin ton sülfürik asit, 50 kilogram nikrit asit.

    Diğer taraftan, SSR Mining’in 2023 yılında 7,2 milyon dolar vergi borcunun silindiği kamuoyuna yansımıştır.”

    “SORUMLULARIN BELİRLENMESİ VE YARGILANMASI İÇİN…”

    Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, tüm bu nedenlerle, Erzincan İliç’te Anagold Altın Maden işetmesinde meydana gelen can kaybının yanında büyük ve geri dönülmez doğa felaketine sebebiyet veren maden faciasının bütün yönleriyle incelenmesi, bu felaketin yaşanmasına sebep olan sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla ve buna benzer vakaların bir daha yaşanmaması için bir Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulması gerektiğini Meclis Başkanlığı’na bildirdi.

    PİRHA/ANKARA 

  • Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: Canımız ve doğamız göz göre göre katledildi -VİDEO

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: Canımız ve doğamız göz göre göre katledildi -VİDEO

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan maden faciasında 9 işçi toprak altında kalırken, çok sayıda tehlikeli kimyasal da toprağa karıştı. Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri Ankara’da bir basın açıklaması yaparak, “Çevre kırımına yol açan siyanür ile altın madenciliği işçi ve halk sağlığını da olumsuz etkilemekte. 2022 yılında madende çalışan işçiler çektikleri videolar ile siyanürlü toprakta zorla çalıştırıldıklarını, baş ağrısı olmak üzere yaşadıkları sağlık sorunlarını dile getirmişti” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni faciasında 9 işçi toprak altında kalırken, altın madeninin çıkarılması için kullanılan siyanür başta olmak üzere birçok kimyasal toprağa karşıtı.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Madenci Anıtı önünde konuya ilişkin açıklama yaptı. Ortak açıklama metnini Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Ankara Temsilcisi Hüseyin Uğur Şahin okudu.

    “TÜM UYARILARA RAĞMEN MADEN FAALİYETLERİ İKTİDARIN GÖZETİMİNDE DEVAM ETTİ”

    İliç’te yaşanan çevre ve işçi katliamının göz göre göre geldiğini belirten Hüseyin Uğur Şahin, “13 Şubat tarihinde Erzincan’ın İliç ilçesinde Çalık Holding ve uluslararası sermayeli SSR Mininig’e bağlı Çöpler Altın Madeni’nin bulunduğu geniş bir alanda altın çıkarıldıktan sonra biriken siyanürlü toprak dağının çökmesi sonucu 9 işçiden haber alınamıyor. İliç’te yaşanan çevre ve işçi katliamı göz göre göre gelmiştir. Senelerdir bölge halkının ve madende çalışan işçilerin uyarılarına, eylemlerine, sendikaların ve meslek örgütlerinin itirazlarına rağmen maden şirketi siyasi iktidarın gözetiminde faaliyetine devam etmektedir. Çevre kırımına yol açan siyanür ile altın madenciliği işçi ve halk sağlığını da olumsuz etkilemekte. 2022 yılında madende çalışan işçiler çektikleri videolar ile siyanürlü toprakta zorla çalıştırıldıklarını, baş ağrısı olmak üzere yaşadıkları sağlık sorunlarını dile getirmişti. Yine yakın zamanda işçiler çatlakların varlığı konusunda şirket uyarmış ama kimse bu uyarıyı ciddiye almamıştı” dedi.

    “ÇERNOBİL FELAKETİ NİTELİĞİNDE”

    Bölge halkının burada yaşanacak sızıntının bir Çernobil felaketi niteliğinde olacağını defalarca söylediğini hatırlatan Şahin, “Ekoloji mücadelesi verenler madenin Fırat Nehri’ne sızıntı yapma riski olduğunu bunun nehrin tüm havzasını kapsayan bir çevre felaketine yol açacağını yılmadan dile getirmişlerdi. Canımız ve doğamız göz göre göre katledildi. İşçiler her gün siyanürlü toprakta çalıştıkları yetmiyormuş gibi binlerce ton toprağın altında kaldılar” diye ekledi.

    “NE EMEĞİMİZİ, NE SUYUMUZU SERMAYEYE KAYNAK ETMEYECEĞİZ”

    Şahin, “Arama çalışmaları ise ne yazık ki yine el yordamıyla yapılmakta ve siyanür ve zehirlenme risklerine karşı hiçbir önem alındığı görülmemektedir” diyerek şöyle devam etti:

    “İliç’e gitmek isteyen, madencilere ve ailelerine destek olmak isteyen emek ve meslek örgütü temsilcileri ile hukukçuların ilçeye girişi engellenmektedir. Anagold Madencilik şirketine devasa kapasite artışı onayları vererek maden alanını 3 kat arttıran siyanür sızıntısından sonra madeni kapatmak yerine şirketin 7 milyon dolarlık vergi borçlarını silen, İngöl -Yedisu aktif fay hattına rağmen madenin faaliyetine izin veren, madenin yarattığı yıkama karşı toprağını korumak isteyen köyleri medyada hedef gösteren herkes İliç ve işçi katliamının suç ortağıdır. İşçilerin iradesini ipotek altına almayan çalışanlar da bu suçun ortağıdır. Anagold şirketi İliç’e geldiğinde ilk iş olarak işçilere yeni bir kelepçe takmak için sarı sendika Türkiye Maden İşi getirdi. Ne emeğimizi, ne tarlamızı, ne suyumuzu, havamızı sermayeye kaynak etmeyeceğiz. Göçük altında kalan 9 arkadaşımızın sağ salim kurtarılmaları tek ve öncelikle dileğimizdir.”

    “KARARIN SORUMLUSU MURAT KURUM İBB ADAYLIĞIYLA ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    İklim Adaleti Koalisyonu, Ekoloji Birliği, Ekoloji Birliği Kadın Meclisi, Marmaris Kent Konseyi, Kazdağları Ekoloji Platformu, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağları Kardeşliği adına ortak metni okuyan Tuğba Kahraman ise, “Erzincan İliç Çöpler Altın Madenin’de meydana gelen siyanürlü yığın sahasındaki çökme sonucu göçük altında sadece işçiler değil, siyasi iktidar da kalmıştır. Ekoloji örgütleri, odalar, sendikalar, barolar olarak İliç’te Anagold madenciliğe ait Çöpler Madeni’nin kapatılması için yıllardır siyasi iktidarı uyarıyoruz.” dedi.

    Kahraman şunları kaydetti:

    “Madenin 3 katı büyütülmesi için son kapasite artışı talebine, ekoloji hareketlerinin itirazlarına rağmen ÇED olumlu kararı dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum döneminde verildi. İliç’teki katliama yol açan kararın sorumlusu Murat Kurum ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı ile ödüllendirildi. Kaç kişinin göçük altında kaldığını ne kadar alanın zehirlendiğini bilmiyoruz. Ekokırıma yol açan facianın sonuçları, kamu yararı gözetmesi gereken kurum ve temsilcilerce ısrarla halktan gizleniyor.

    Göçüğün bulunduğu ekokırım alanı, bağımsız gözlemcilerin denetimine açılmalı, delillerin karartılmasının önüne geçilmeli, süreç kamuoyuna açık biçimde yürütülmelidir. İncelem heyetimiz ile suç mahallinde olacak ve bu süreci yakından takip ederek sorumluların kanun önünde hesap vermelerini sağlayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • 170 kurumdan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni ve şirketi acilen kapatılsın

    170 kurumdan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni ve şirketi acilen kapatılsın

    PİRHA- Aralarında siyasi parti ve çevre örgütlerinin de bulunduğu 170 kurum, yaptığı ortak açıklama yaparak, katliamın yaşandığı Çöpler Altın Madeni ve madeni işleten Anagold’un acilen kapatılması ve sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.

    Aralarında çevre örgütlerinin, siyasi partilerin ve sendikalarında da yer aldığı 170 kurum, Erzîngan’ın Licik (İliç) ilçesinde Çöpler Altın Madeninde yaşanan maden katliamına dair ortak açıklama yayımladı.

    Anagold’un madeninde siyanürlü yığın liçi sahasındaki çökme sonucu oluşan göçük altında sadece işçilerin değil siyasi iktidarın da kaldığı belirtilen açıklamada “Siyasi iktidar ÇED olumlu kararları, kapasite artışının kabulü, milyonlarca dolar vergi indirimi ile SSR Mining ve ortağı Çalık Grubunun vahşi madenciliği sürdürmesine göz yumdu!” denildi. Açıklamada Çöpler Altın Madeni ve Anagold şirketiniin acilen kapatılması çağrısı yapıldı.

    “SİYASİ İKTİDAR GÖZ YUMDU”

    Ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Ekoloji örgütleri, odalar, sendikalar, barolar, siyasi partiler olarak İliç’teki Anagold Madenciliğe ait Çöpler Kompleks Madeninin kapatılması için yıllardır siyasi iktidarı uyarıyoruz. Uzmanlarımız maden çalıştığı sürece bu felaketlerin kaçınılmaz olduğunu onlarca kez raporladı. Ancak her seferinde iktidar, işbirliği yaptığı Anagold’un ortakları olan Kanadalı SSR Mining ve yerli Çalık Holdingden yana tutum aldı. Yaşanılan siyanür sızıntılarına rağmen geçici kapatma ve göstermelik para cezaları dışında ciddi bir yaptırımda bulunulmadı.Siyasi iktidar ÇED olumlu kararları, kapasite artışının kabulü, milyonlarca dolar vergi indirimi ile SSR Mining ve ortağı Çalık Grubunun vahşi madenciliği sürdürmesine göz yumdu!”

    “ŞİRKET BÜROKRATLARI RÜŞVETLE SUSTURDU”

    Anagoldın Türkiye’nin en büyük ikinci altın madeni olan Çöpler Kompleks Madeninde, Yukarı Fırat Su Havzası ve birinci derece fay hattı üzerinde bulunmasına rağmen, Avrupa’da yasaklanmış olan siyanür liçinin uygulandığı hatırlatılan açıklamada, “Tonlarca siyanür, sülfürik asit ve çok sayıda zehirli kimyasal kullanılan madende, yüzlerce futbol sahası büyüklüğünde açık atık havuzu, yığın liç alanı, pasa dağları ile bölgede erken ölümlere ve hastalıklara neden oldu. Madenin etkileri yüzünden zehirlenmeler ve ölümlerde artış her seferinde örtbas edildi! Dönemin Erzincan Savcısı İlhan Cihaner’in iddianamesinden öğrendiğimize göre şirket, bölgede bulunan tüm bürokratları rüşvetle susturdu” denildi.

    “KARARI MURAT KURUM TARAFINDAN VERİLDİ”

    Madenin üç katı büyütülmesi için son kapasite artışı talebine, ekoloji hareketlerinin itirazlarına rağmen “ÇED olumlu” kararının dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından verildiği aktarılan açıklamada, “İliç’teki katliama yol açan kararın sorumlusu Murat Kurum ise şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı ile ödüllendirildi” diye belirtildi.

    “FACİANIN SONUÇLAR HALKTAN GİZLENİYOR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Açtığımız davalarla engellemeye çalıştığımız ve savrulan tüm tehditlere rağmen vazgeçmediğimiz mücadele ne yazık ki göçük altında kalan canları kurtarmaya yetmedi. Zehirli kimyasallar içeren milyonlarca ton atığın çökmesi sonucu çalışan işçiler göçük altında kaldı. Kaç canın göçük altında olduğunu, ne kadar alanın zehirlendiğini bilmiyoruz. Siyanür ve toksik kimyasallarla koca bir Fırat havzası ve Fırat’ın ulaştığı tüm uluslararası sular tehdit altında. Ekokırıma yol açan facianın sonuçları, kamu yararı gözetmesi gereken kurum ve temsilcilerince ısrarla halktan gizleniyor.

    “ACİLEN KAPATILMALI”

    Ekoloji hareketinin yanıtı açıktır: Yaşanılan tartışmasız ekokırım olup doğaya, tüm canlılara ve insanlığa karşı kasıtlı olarak işlenmiş bir suçtur. Çöpler Altın Madeni ve Anagold şirketi acilen kapatılmalıdır. Suça ortak olan tüm kamu görevlileri ve şirket yetkilileri hakkında soruşturma açılmalı ve yurtdışına çıkış yasağı getirilmelidir. Siyanür liçli madencilik yasaklanmalıdır. Ekokırım alanı, bağımsız gözlemcilerin denetimine açılmalı, delillerin karartılmasının önüne geçilmeli, süreç kamuoyuna açık biçimde yürütülmelidir. İnceleme heyetlerimizle suç mahallinde olacak ve bu süreci yakından takip ederek sorumlularının kanun önünde hesap vermelerini sağlayacağız. Ülke genelindeki eylemlerimizle bu suçu unutturmayacağız. #İliçAltınMadeniniKapat”

    SORULAR

    Açıklamanın sonunda şu sorular soruldu:
    “* Sabırlı Deresi üzerindeki menfezleri kapatmak zehirli atığın Fırat Nehri’ne ulaşmasını durdurabilecek mi?
    * Yeraltı sularına karışması bu yolla engellenebilecek mi?
    * Bu süreçte buharlaşarak havaya karışan hidrojen siyanürün, ölümlere yol açması önlenecek mi?
    * Şimdiye kadar yalan beyanlarla ÇED raporları hazırlatan şirket ya da bu raporlara
    * Rant ortaklığı sebebiyle göz yuman siyasi iktidar, bu sorulara doğru yanıtları verecek mi?”

    İMZACILAR

    İmzacı kurumlar şöyle:

    “2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi, 78’liler Meclisi Girişimi, Adaların Atları Platformu, Adam-der, Adana Ekoloji Platformu, Adana Kadın Platformu, Agonya Doğa Koruma Girişimi, Akhisar Çevre Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şubesi, Altınoluk Şahinderesi Dayanışma Platformu, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, ARÇEP Artur Çevre platformu, Ardep ( Artvin Demokrasi Platformu), Artvin Salınbaş Çevre Platformu-ASÇEP, Avcılar Kültür Sanat Derneği, Aydın Ekoloji ve Yaşam Platformu (AYEP), Ayvalık Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Girişimi, Ayvalık Tabiat Platformu, Bakırköy Kent Savunması, Bakırtepe Çevre Platformu, Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Bodrum Savunması, Bodrum Yarımadası Kültür ve Çevresini Koruma Derneği, Burgazada Orman Gönüllüleri Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Burhaniye Halk İnisiyatifi, Bursa Su Kolektifi, Büyük Menderes İnisiyatifi (BMİ), Caferli Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği, Çan Çevre Derneği, Çekerek Irmağı Özgür Akacak, Çeşme Çevre Platformu, Çeşme Ekoloji Platformu, Çeşme Ekoloji Platformu, Çiğli Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği, ÇİNE YAŞAM PLATFORMU (Çiyap), Datça Demokrasi Platformu, Dem Parti Ekoloji ve Tarım Komisyonu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM), Demokrasi İçin Birlik, Deniz Yıldızı Kadın Derneği, Deştin Çevre Platformu, Devrimci 78’liler Federasyonu, Dikili Kültür ve Çevre Platformu (DİKÇEP), DİSK Dev Yapı İş Sendikası Muğla Temsilciliği, DİSK Emekli-SEN Ege Bölge Temsilciliği, DİSK İstanbul Temsilciliği, Divriği Derneği, Divriği Kültür Derneği, Divriği Yaşam ve Doğa Derneği, Doğa İçin Sanat Derneği, Doğader, Doğal Yaşam Derneği, Doğama Dokunma Platformu, Doğanın Çocukları, Doğrama Dokunma Platformu, Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE), Dünya Mirası Adalar, Edremit Demokrasi Platformu, Edremit DİSK Emekli-SEN, Edremit Körfezi Erzincanlilar Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu ( EGEÇEP), EĞİTİM-SEN Edremit Temsilciliği, Ekoloji Birliği, Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi, Ekoloji Birliği Kadın Meclisi, Ekoloji Kolektifi Derneği, Ekoloji Politik, Emek Partisi (EMEP), Erzurumlular Dayanışma Federasyonu (EDAF), EŞİTİZ- Eşitlik İzleme Kadın Grubu, Fethiye Kent Konseyi, Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu, Gaia Dergi, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Gömeç Çevre Platformu, Green Justice Platform, Güllük Körfezi Koruma Platformu, Gümüşlük Forumu, Güzelçamlı Doğa Yürüyüşçüleri Grubu, Hayat Agaci Kadin Kooperatifi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi, İHD Ankara Şube Ekoloji Komisyonu, İHD Çanakkale Şubesi, İkizdere Çevre Derneği, İkizdere Dernekler Federasyonu, İkizköy Çevre Komitesi, İklim Adaleti Koalisyonu, İnşaat İşçileri Sendikası, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, İzmir Yeşil Gelecek Derneği, Jineps Gazetesi, Kamu Emekçileri Sendikası (KESK), Karaburun Sivil İnisiyatif, Karadeniz Ereğli Çevre Platformu (KERÇEP), Karadeniz İsyandadır Platformu, Karakoçan Dayanışma İnisiyatifi, KAYY-DER Kültür Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağları Ekoloji Platformu, Kazdağları Kardeşliği, Kazdağlı Kadınlar, KEÇİ Kültür Ekoloji Çevre ve İletişim Derneği, Kemaliye (Eğin) Güneşi Platformu, Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu, Kesk Çanakkale şubeler platformu, Kızılırmak Yerel dernekler federasyonu, Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği, Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği (KEYAD), Koza Kültür Sanat ve Doğa Derneği, Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması, Kuşadası Çevre Platformu (KUŞAÇEP), Kuşadası DİSK Eğitim-SEN Temsilciliği, Kuşadası DİSK Emekli-SEN Temsilciliği, Kuşadası Kadın Platformu, Kuşadası Kent Dayanışması, Kuşadası Kent Konseyi, Kuzey Ormanları Savunması, Küçükkuyu DİSK Emekli-SEN Temsilciliği, Küçükkuyu Sivil İnisiyatif Grubu, Malatya Çevre Platformu, Marmaris Kent Konseyi, Mersin Çevre ve Doğa Derneği, Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Milas Kent Konseyi, MUÇEP Datça Meclisi, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), Muğla Su İnisiyatifi, Munzur Çevre Derneği, Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), ODTÜ Antalya Mezunlar Derneği, Ordu Çevre Derneği, Özgürlükçü Gençlik, Patnos Dernekleri federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi (76 Şube adına), Polen Ekoloji Kolektifi, Samandağ RES Karşıtı Mücadele, Samsun Devrimci 78’liler Derneği, Sancaktepe Erbaalilar Derneği, Sinop Kent Hakları Derneği (KENTSAV), Sinop Nükleer Karşıtı Platform (Sinop NKP), Sinop Nükleer Karşıtı Platform Derneği (SNKPDER), Söke Çevre Platformu (SÖKEÇEP), Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Şezlongsuz Datça İnisiyatifi, Tarım Orman İş Çanakkale İl Temsilciliği, Tarım Orman İş Çanakkale Şubesi, Temiz Çevre Derneği – Antalya, Terme Çevre Platformu (TERME), Türkiye İşçi Partisi (TİP), TİP Küçükkuyu Belde Temsilciliği, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), TMMOB Mudanya, TÜKODER-Tüketiciyi Koruma Derneği, Tüm Emeklilerin Sendikası Küçükkuyu Şubesi, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Tabipleri Birliği Çanakkale Şubesi, Tüm Tokatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği, Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi, Uluslararası Çevre Gazetecileri Derneği (UÇE), Validebağ Direnişi, Validebağ Savunması, Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve Geliştirme Derneği (VAN ÇEVDER), Yarımada Yeşilleri, Yaşam ve Dayanışma Yolcuları, Yeni Foça Forum, Yenişehir Çevre Platformu, Yeryüzü Ekoloji Kolektifi,Yeşil Artvin Derneği, Yeşilırmak Çevre Platformu, Yeşil Direniş Ekoloji ve Yaşam Gazetesi, Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubu, Yeşiller, Yurttaş Girişimi.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Erzincan’a sokulmayan ESP heyetinden açıklama: Gerçekleri açıklayın! -VİDEO

    Erzincan’a sokulmayan ESP heyetinden açıklama: Gerçekleri açıklayın! -VİDEO

    PİRHA- Dersim’den Erzincan’a gitmek isteyen ESP heyetinin Erzincan’a girişine izin verilmemesi üzerine, heyet bir açıklama yaptı. ESP Eş Genel Başkanı Beycan Taşkıran, “Burada yaşanan gerçekliğin halkımıza açıklanmasını istiyoruz. Çünkü orada çalışan işçilerden aldığımız bilgilere göre açıklananla gerçeklik arasında çok ciddi farklılıklar var” dedi.

    Mazgirt, Peri (Akpazar) eski Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi ve ESP Eş Genel Başkanı Beycan Taşkıran’ın da aralarında olduğu ESP heyeti, Dersim’den İliç maden faciasının olduğu bölgeye giderken Mutu köprüsünden Erzincan’a geçişlerine izin verilmedi. Daha sonra Erzincan’a geçişine izin verilen heyet Erzincan girişinde tekrar izin verilmeyerek geri çevrildi.

    Mazgirt, Peri (Akpazar) eski Belediye Eşbaşkanı Orhan Çelebi ve ESP Eş Genel Başkanı Beycan Taşkıran burada bir açıklama yaptılar.

    “GİDEN HEYETLER SAKINCALI DENİLEREK ERZİNCAN’A SOKULMUYOR”

    Dün Erzincan’ın İliç ilçesinde yıllardır sürdürülen altın madenciliğinin yapıldığı maden yatağında büyük bir yıkım ve büyük bir katliam gerçekleştiğini vurgulayan Mazgirt, Peri eski Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, “Erzincan’ın tüm giriş çıkışlarına yasak getirilmiş durumda. Giden heyetler ve insanlar ‘sakıncalı’ denilerek Erzincan’a sokulmuyor” dedi.

    Çelebi şunları kaydetti:

    Bir yıl önce İliç’e gidip orada bu katliamın gelebileceğine dikkat çekmiştik. Bir yıl önce oradaki havuzundaki sızmanın çevreye, nehre ve doğaya verdiği zarardan kaynaklı böylesi büyük bir katliamın yaşanabileceğini, bundan dolayı da derhal maden şirketine verilen ruhsatın iptal edilmesi ve bu katliamın önlenmesini istemiştik. Ama tüm yetkililer buna rağmen buna sessiz kaldılar. Tam tersi maden yatağının genişletilmesi için yeni izinler verildi. Ve bu yeni izinlerle birlikte maden sahası genişletildi. Yapılan bu genişletme sonucunda dün yaşanan büyük katliam ve yaşanan insanlık dramı bizim ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha göstermiştir. Topraklarımızın doğamızın yabancı şirketlere rant ve kar uğruna peşkeş çekilmesini istemiyoruz. Tüm yabancı şirketlerin madenciliğine son verilmesini ve doğamızın korunmasını istiyoruz. Yetkilileri de bu konuda yeni katliamların olmaması için uyarıyoruz.”

    “AÇIKLANANLA GERÇEKLİK ARASINDA ÇOK CİDDİ FARKLILIKLAR VAR”

    ESP Eş Genel Başkanı Beycan Taşkıran ise Dersim’den Erzincan İliç’te yaşanan eko kırımı görmek için yola çıktıklarını ancak geçemediklerini belirterek, “Doğamıza bu kadar zarar vermiş bir şirket sakıncalı değil ama bizler sakıncalı ilan edildik. Bu nedenle kente girişimiz engellendi. ‘Biz 100 milyon dolarlık yatırım yapıp 4 milyar dolarlık kar elde ettik’ diyen firmanın CEO’su sakıncalı değil ama biz sakıncalıyız” diyerek tepki gösterdi.

    Taşkıran şunları ifade etti:

    “Uluslararası tekeller ve işbirlikçileri şu an koruma altına alınmış durumda. Bunu kabul etmiyoruz. Anagold firmasının madeninin hızla kapatılmasını talep ediyoruz. Burada yaşanan gerçekliğin halkımıza açıklanmasını istiyoruz. Çünkü bize gelen bilgiler de durumun çok daha korkunç ve vahim olduğunu söylüyor. Orada çalışan işçilerden aldığımız bilgilere göre açıklananla gerçeklik arasında çok ciddi farklılıklar var. Bizler bu katliamın sonuçlarıyla açıklanmasına ve tabii ki bu sonuçların engellenmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tülay Hatimoğulları: İliç, ikinci bir Çernobil’dir-VİDEO

    Tülay Hatimoğulları: İliç, ikinci bir Çernobil’dir-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet, toprak kaymasının meydana geldiği İliç’e bağlı Çöpler köyünde açıklama yaptı. İktidarın leblebi dağıtır gibi maden şirketlerine ruhsat dağıttığını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “İliç, ikinci bir Çernobil’dir. İktidar göz göre göre gelen bir cinayete imza atmıştır” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde dün meydana gelen toprak kaymasında kaybolan işçileri arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindekiler, maden faciasının yaşandığı köye geldi.

    “İLİÇ, İKİNCİ BİR ÇERNOBİL’DİR”

    İktidarın leblebi dağıtır gibi maden şirketlerine ruhsat dağıttığını belirten Tülay Hatimoğulları, “Köylüler ve doğa savunucularının tepkilerine rağmen iktidar sermayeyi korudu. İktidar bilim dışı birçok ÇED raporunun da hayata geçmesine olanak sağladı. Ülkemizde çok büyük bir deprem yaşadık ve üzerinden sadece 1 sene geçti. Ancak kimyasalların kullanıldığı böyle madencilik yapan şirketlerin önü iktidar tarafından açılıyor. Bilim insanlarının yapması gereken incelemeye izin vermeyerek hiçbir şey değişmiyor. İliç, ikinci bir Çernobil’dir. İktidar göz göre göre gelen bir cinayete imza atmıştır” dedi.

    “İLİÇ’TEKİ MADEN OCAĞI KAPATILMALIDIR”

    İktidardan yargı yoluyla hesabını soracaklarını ifade eden Hatimoğulları, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Canlı yaşamını hiçe sayan bu iktidarı halkımıza şikayet ediyoruz. Bizler toprağımızın her karışına ve suyumuzun her damlasına sahip çıkacağız. Bu şekilde doğamızın, canlılarımızın katledilmesine izin vermeyeceğiz. Derhal İliç’teki maden ocağı kapatılmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç’te tüm ikazlara rağmen felakete göz yumuldu

    İliç’te tüm ikazlara rağmen felakete göz yumuldu

    PİRHA- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın defalarca kapasite artırımını onayladığı madende dün yaşanan çökme sonucu, tonlarca tehlikeli kimyasal toprağa karışmış ve 9 işçinin göçük altında kaldığı belirtilmişti. Konuya ilişkin uyarıların defalarca yapıldığı ortaya çıktı.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin tepkiler yükselmeye devam ediyor. Erzincan’ın İliç ilçesindeki Anagold altın madeninde göçük meydana geldi. Siyanür ve sülfürik asit dağları çöktü.

    Atık havuzundan siyanür sızdığı şikâyetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, 23 Eylül 2022’de yeniden açılmıştı.

    9 işçi göçük altında kalırken, söz konusu maden hakkında Temmuz 2022’de dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması üzerine CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un verdiği soru önergesi ortaya çıktı.

    “ÖNLEMLER ALINDI MI?”

    Soru önergesinde madenin çevre felaketine sebep olacak faaliyetleriyle ilgili önlemleri, bakanlığın olası bir çevre felaketine karşı acil eylem planının bulunup bulunmadığı soruldu.

    Önergede yer alan dört soru şöyle:
    • “Bakanlığınız, Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni sahasında büyük bir çevre felaketine neden olacak şekilde faaliyetlerine devam eden Anagold Madencilik firması ile ilgili idari bir inceleme yapmış mıdır, yapılmış ise incelemenin sonuçları nedir?
    • 18 Kasım 2021 tarihinde Giresun Şebinkarahisar’da Nesko Madencilik firmasına ait madenin cevher zenginleştirme tesisinde kullanılan siyanür, atık depolama tesisindeki patlama sonrasında tesis yakınındaki dereye karışmış ve büyük bir çevre felaketi yaşanmıştı. Bakanlığınız, benzer bir felaketin yaşanmaması için Anagold firmasına ait Erzincan İliç Çöpler Alto Madeni sahasında ne gibi önlemler almıştır?
    • Bakanlığınızın, Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni sahasında yaşanacak olası bir çevre felaketine karşı acil eylem planı bulunmakta mıdır?
    • Bakanlığınız, Erzincan İliç Çöpler Alto Madeni sahasında siyanür ve sülfirik asit içeren kimyasalların buharlaştırılarak atmosfere verilmesinden haberdar mıdır?”

    “TOPLAM SİYANÜR ÖLÇÜMLERİ DEDEKSİYON LİMİTİNİN ALTINDADIR”

    Murat Kurum’un önergeye verdiği cevapta ise şu ifadeler yer aldı:

    “Maden sahası içinde ve civar köylerde ÇED taahhüdü olarak 7 ayrı noktada sürekli HCN (Hidrojen Siyanür) gazı ölçümleri gerçekleştirilmekte ve bu ölçümler kayıt altına alınmaktadır. Bugüne kadar bu alanlarda HCN (Hidrojen Siyanür) oluşumu gözlemlenmemiştir. Bu detektörlere ek olarak proses alanlarında ayrıca İş Güvenliği maksatlı olarak işletilen 49 adet sabit HCN (Hidrojen Siyanür) detektörü daha mevcuttur.”

    Kurum‘un cevabında madenden siyanür sızdığı iddialarına karşılık olarak, “Bakanlığımızca konuya ilişkin olarak atık barajından alınan numunelerin analiz sonuçlarına göre, toplam siyanür ölçümleri dedeksiyon limitinin altındadır. Yani söz konusu atık barajında siyanür tespit edilmemiştir. Alanda sızdırmazlığa ilişkin gerekli tedbirlerin alındığı tespit edildikten sonra atık depolama izni verilmiştir” denildi.

    BÜTÜN İKAZLARA RAĞMEN FELAKET ÖNLENMEDİ

    2021 yılında kapasite artırımına karşı açılan davaya rağmen, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED gerekli değildir kararı verdi. TMMOB ve İliç’te siyanürlü altın çıkarılmasına karşı çıkan köylüler adına açılan ÇED iptal davası Erzincan İdare Mahkemesi’nce reddedilirken karar geçen yıl Haziran ayında Danıştay’da bozulmuş, Danıştay 6. Dairesi yeniden bir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermişti.

    Murat Kurum’un başında olduğu dönemde, Çevre Bakanlığı’nın defalarca kapasite artırımını onayladığı madende yaşanan çökme sonucu, tonlarca tehlikeli kimyasal toprağa karıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç’e gitmek isteyen İHD Dersim Şube yöneticileri gözaltına alındı-VİDEO

    İliç’e gitmek isteyen İHD Dersim Şube yöneticileri gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-Erzincan İliç’teki maden faciasının yaşandığı bölgeye gidip durumu raporlamak üzere yola çıkan İHD Dersim Şubesi üyeleri, Dersim merkezde Pülümür yolundaki polis kontrol noktasında gözaltına alındılar.

    Sabah saatlerinde Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasını incelemek isteyen İHD Dersim Şube yöneticileri kolluk güçleri tarafından engellendi.

    Engellemeye tepki gösteren İHD’liler polis tarafından gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan isimler şöyle:

    İHD Eşbaşkanları Gürbüz Solmaz ve Gönül Sonbahar, İHD Üyesi Nülifer Aktağ ve avukat Gökmen Yeşil.

    PİRHA/DERSİM

  • Barolar: Altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalı, ülkenin yok edilmesine izin veremeyiz!

    Barolar: Altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalı, ülkenin yok edilmesine izin veremeyiz!

    PİRHA- Barolar, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “Olayın seyri bizce Çernobil’i andırmaktadır! Tehlike sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmayıp barajlara kimyasal sızma ihtimali bir gerçekliğe dönüşmüşse, tüm Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve Ortadoğu, doğrudan tehdit altında demektir” denildi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin tepkiler yükselmeye devam ediyor. Barolar, konuya ilişkin ortak bir açıklama yayınladı.

    “TESPİTLER, BÜYÜK BİR ENDİŞEYE YOL AÇMAKTADIR”

    Tehlikenin sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmadığını belirten Barolar, “21 Haziran Salı günü saat: 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkiinde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyonunun Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına bulaştığı, siyanürlü suların Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştığına yönelik tespitler; tüm kamuoyunda büyük bir endişeye yol açmaktadır” dedi.

    “TARIMSAL ALANLARIN DA BU FELAKETTEN ETKİLENECEĞİ AŞİKAR”

    Açıklamada, “Olay nedeniyle İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, sızıntı sebebiyle Bakanlık tarafından da şirkete 16 milyon 441 bin TL idari para cezası kesildiği açıklanmıştır. Deprem riski altında olan bölgede herhangi bir jeolojik hareketlilik olmamasına rağmen boruların patlaması, riskin büyüklüğünü ve denetimsizliği ortaya koymakta: Madende altın ayrıştırma işlemine hala, 24 saat aralıksız devam edilmesi nedeniyle de adeta yeni felaketlere davetiye çıkarılmaktadır.
    Başka illerimizde de benzer vakalar yaşanmış olmasına rağmen şirketler her defasında bu duruma aldırış etmeden üretime devam etmekte, kapasite artırım için başvuru yapabilmektedir. Olayın seyri bizce Çernobil’i andırmaktadır! Tehlike sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmayıp barajlara kimyasal sızma ihtimali bir gerçekliğe dönüşmüşse, tüm Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve Ortadoğu, doğrudan tehdit altında demektir. Erzincan dışında 20’ye yakın ilde tarımsal alanların da bu felaketten etkileneceği aşikardır” denildi.

    “RANT İÇİN ÜLKENİN DÖRT BİR YANININ YOK EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Barolar adına yapılan ortak açıklamada, “Maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır” çağrısı yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “En büyük altın rezervinin bulunduğu ilçede gerekli tedbirler alınmadan, arıtma tesisleri kurulmadan, 2010 yılından beri siyanür ile altın çıkarılmakta; altın arama sahası, doğanın yanı sıra sağlığımızı da tehdit etmektedir. Böyle devam ederse, çok yakın zamanda ülkemizde temiz tatlı su bulamayacağız. Altın uğruna tarımsal ve yaşamsal önemi haiz yaşam kaynaklarımızdan vazgeçmemeli, doğamızı çok iyi korumalıyız. Su kaynaklarının zehirlenmesi, biyoçeşitliliğin yok edilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin imkansızlaşması, hava, toprak kirliliği gibi birçok zarar ve ihlale yol açan felaket karşısında hiçbir canlı zarar görmeden; maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.

    Biz aşağıda imzası bulunan barolar; bu ülkenin hepimize, en çok da bizden sonraki nesillere ait olduğunun bilinciyle, Ekolojik yıkımların toplum sağlığında yarattığı tahribatlara karşı mücadelemizi yükselterek, rant için ülkenin dört bir yanının yok edilmesine izin vermeyeceğiz.”

    İMZACI BAROLAR

    I. Adana Barosu
    2. Adıyaman Barosu
    3. Afyonkarahisar Barosu
    4. Ağrı Barosu
    5. Aksaray Barosu
    6. Amasya Barosu
    7. Ankara Barosu
    8. Antalya Barosu
    9. Ardahan Barosu
    10. Artvin Barosu
    11. Aydın Barosu
    12. Balıkesir Barosu
    13. Bartın Barosu
    14. Batman Barosu
    15. Bilecik Barosu
    16. Bingöl Barosu
    17. Bolu Barosu
    18. Burdur Barosu
    19. Bursa Barosu
    20. Çanakkale Barosu
    21. Çankırı Barosu
    22. Çorum Barosu
    23. Denizli Barosu
    24. Diyarbakır Barosu
    25. Düzce Barosu
    26. Edirne Barosu

    27. Erzincan Barosu
    28. Erzurum Barosu
    29. Eskişehir Barosu
    30. Gaziantep Barosu
    31. Giresun Barosu
    32. Gümüşhane Barosu
    33. Hakkari Barosu
    34. Hatay Barosu
    35. Iğdır Barosu
    36. Isparta Barosu
    37. İstanbul Barosu
    38. İzmir Barosu
    39. Kahramanmaraş Barosu
    40. Karabük Barosu
    41. Kars Barosu
    42. Kastamonu Barosu
    43. Kayseri Barosu
    44. Kırıkkale Barosu
    45. Kırklareli Barosu
    46. Kilis Barosu
    47. Kocaeli Barosu
    48. Konya Barosu
    49. Kütahya Barosu
    50. Malatya Barosu
    51. Manisa Barosu
    52. Mardin Barosu

    53. Mersin Barosu
    54. Muğla Barosu
    55. Muş Barosu
    56. Nevşehir Barosu
    57. Niğde Barosu
    58. Ordu Barosu
    59. Osmaniye Barosu
    60. Sakarya Barosu
    61. Samsun Barosu
    62. Siirt Barosu
    63. Sinop Barosu
    64. Sivas Barosu
    65. Şanlıurfa Barosu
    66. Şırnak Barosu
    67. Tekirdağ Barosu
    68. Tokat Barosu
    69. Tunceli Barosu
    70. Trabzon Barosu
    71. Uşak Barosu
    72. Van Barosu
    73. Yalova Barosu
    74. Yozgat Barosu
    75. Zonguldak Barosu

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Tunceli Valiliği, Erzincan’a gidilmesini yasakladı

    Tunceli Valiliği, Erzincan’a gidilmesini yasakladı

    PİRHA- Tunceli Valiliği, İliç’teki maden ocağında meydana gelen göçük sebebiyle Dersim’den Erzincan’a gidilmesini yasakladı.
    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold firmasının işlettiği Çöpler Altın Madeni’ndeki atık sahasının çökmesi sonucu siyanür ve sülfürik asit dağları çöktü. Çok sayıda işçi göçük altında kalırken Tunceli Valiliği İliç’e girişleri yasakladı.

    Valilik tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
    “5442 sayılı İl İdaresi Kanunun 11/C maddesinde kapsamında Erzincan ilinde meydana gelen toprak kayması olayı ile ilgili eylem ve etkinlik düzenlemek amacıyla kişilerin ve araçlarının, ilimiz sınırları içerisinden Erzincan iline çıkışlarının 14.02.2024 günü saat: 00.01’den 18.02.2024 günü saat: 23.59’a kadar ilgili mevzuat çerçevesinde KISITLANMASI kararı alınmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    PİRHA/DERSİM

  • İliç’te altın madeninde yaşanan göçüğe tepki: Kâr hırsı, faciaya davetiye çıkardı

    İliç’te altın madeninde yaşanan göçüğe tepki: Kâr hırsı, faciaya davetiye çıkardı

    PİRHA-TTB, TMMOB ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamalarda, “Siyanür sızıntısı ile gündeme gelen madenin ruhsatı iptal edilmediği gibi, kâr hırsıyla kapasitesinin artırılması faciaya davetiye çıkardı” denildi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    Türk Tabipler Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    TTB: YAŞANAN FACİAYA DAVETİYE ÇIKARTILMIŞTIR

    Türk Tabipleri Birliği, tarafından yapılan açıklamada, “Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde siyanür ve sülfürik asit dağlarının çökmesi sonucu çok sayıda işçinin göçük altında kaldığı aktarılmaktadır. Geçmişte siyanür sızıntısı ile gündeme gelen madenin ruhsatı iptal edilmediği gibi kâr hırsıyla kapasitesinin artırılması, TTB’nin de aralarında olduğu örgütlerin hukuk mücadelelerine karşın şirkete yargı koruması sağlanması; yaşanan faciaya açıkça davetiye çıkarmıştır. Gelişmeleri yakından takip ediyor, göçük altında kalan emekçilerin bir an önce sağ salim çıkarılmalarını umuyoruz” denildi.

    TMMOB: İLİÇ ÇÖPLER ALTIN MADENİ İŞLETMESİ KAPATILMALIDIR

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, teknik ekip ile bölgeye gitmek üzere hazırlık yapıldığı belirtilerek şu açıklamayı yaptı:

    “Erzincan İliç Çöpler Altın Madeninde yaşanan facia, göz göre geliyorum diyen bir faciadır. 6 Aralık 2023 tarihinde İliç’de açtığımız iki ayrı davanın bilirkişi keşfindeydik. 2. Kapasite artırımı için Bakanlığın verdiği ÇED olumlu kararı ve Açık ocak işletme genişletmesi için verilen ÇED gerekli değildir kararına karşı açtığımız davalardı. İliç Çöpler Altın Madeni işletmesi kapatılmalıdır ve rehabilite çalışmalarına başlanmalıdır dedik. Facia geliyor dedik… Facia geldi… Öncelikle işçilerimizin sağ salim kurtarılmasını diliyoruz, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Teknik ekibimiz ile bölgeye gitmek üzere hazırlık yapıyoruz.”

    DEM PARTİ EŞ BAŞKANLARI: FELAKET GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Madeni’nde yaşanan göçük ardından sanal medya hesaplarından paylaşımda bulundu.

    Bakırhan yaptığı paylaşımda, “Yandaş ve uluslararası sermayeye peşkeş çekilen Erzincan İliç’teki altın madeninde göçük meydana geldi. Göçük altında kalan işçilerin sağ salim kurtarılması için kamu olanakları seferber edilmelidir. Süreci yakından takip ediyoruz. Meydana gelen göçükte kaybımızın olmaması tek temennimizdir” ifadelerine yer verdi.

    Yaşanan göçüğe ilişkin tepki gösteren Hatimoğulları ise şunları belirtti: “Beşli çete ve uluslararası sermayeye peşkeş çekilen Erzincan İliç’teki altın madeninde felaket göz göre göre geldi! Bütün uyarılara rağmen sürekli kapasitesi arttırılan altın madeninde göçük meydana geldi. Göçük altında kalan işçilerin sağ salim kurtarılması için kamu olanakları seferber edilmelidir. Süreci yakından takip ediyoruz. Meydana gelen göçükte kaybımızın olmaması tek temennimizdir.”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet, yarın göçüğün meydana geldiği Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni alanına gidecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Antalya’da Erzincan Yukarı Kartallı köylüleri Hızır Cemi yürüttü: Hızır yaşamın adıdır-VİDEO

    Antalya’da Erzincan Yukarı Kartallı köylüleri Hızır Cemi yürüttü: Hızır yaşamın adıdır-VİDEO

    PİRHA-Erzincan Yukarı Kartallı köylüleri Hızır Cemi yürüttü. Hızır orucunun ocak ve şubat ayı arasında 3 gün tutulduğunu belirten Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü İsmail Akbaba, “Hızır, yoksulların şifası, birliğin ve dirliğin adıdır. Hızır yol göstericidir. Hızır bir umuttur çağırmasını bilene. Hızır murat verendir. Hızır hala haldaş, Yola yoldaş olandır” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayındayız. Bu ayda cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Erzincan Yukarı Kartallı köylüleri Hızır Cemi yürüttü. Türkçe ve Kırmancki yürütülen cem erkanını Kureyşan Ocağı evladı İsmail Akbaba ve aynı ocaktan Ali Efe, Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Yol Yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Doğukan Korcu ve Onurcan Doğancı yürüttü.

    “HIZIR YENİDEN YAŞAMIN ADIDIR”

    Yürütülen Hızır Ceminde Aleviler için Hızırın umudun bir simgesi olduğunu Türkçe ve Kürtçe olarak aktaran Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü İsmail Akbaba, “Hızır darda, zorda olanların carına yetişen, Boz Atlı Hızır cümle canların yoldaşı olsun.Hızır yaşamımızın tümünde doğumdan ölüme kadar daima bizimle olandır” dedi.

    “HIZIR ORUCU OCAK ŞUBAT AYI ARASINDA 3 GÜN TUTULUR”

    Hızır orucunu ocak ve şubat ayı arasında 3 gün tutulduğunu belirten Akbaba, şunları ifade etti:

    “Hızır sıkıntılı günlerde kötü zamanda bize uzanan bir el vardır o el Hızır’ın elidir. Sizler de Hızır olun hınzır olmayın. Hızır sizi bu yoldan ayırmasın. Hızır mazlumun kurtarıcısı, zalimin de cezasıdır. Hızır, yoksulların şifası, birliğin ve dirliğin adıdır. Hızır yol göstericidir. Hızır bir umuttur çağırmasını bilene. Hızır murat verendir. Hızır hala haldaş, Yola yoldaş olandır.”

    Cemde gülbenglerin okunmasın ardından söylenen nefes, deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Erzincan’da, damladan ummana büyüyen bir dayanışma: Katre Kadın Derneği- VİDEO

    Erzincan’da, damladan ummana büyüyen bir dayanışma: Katre Kadın Derneği- VİDEO

    PİRHA- Erzincan’ın ilk ve tek kadın derneği olan Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği, kentteki kadınların sesi oluyor. Dernek üyeleri Arzu Kepez ve İlknur Akbaba, “’Damladan ummana çoğalıp büyüyelim’ diye kurduğumuz bu dernek bünyesinde ‘kadın kadının yurdudur’ diyerek mücadeleyi sürdürmeye çalışıyoruz” dediler.

    2019 yılında feminist ilkelerle kurulan Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği, Erzincan’ın ilk ve tek kadın derneği olma özelliğini taşıyor. Kadınlara ulaşmak, bire bir görüşmek ve derneği anlatmak adına hane hane gezen dernek; şiddete uğrayan kadınlara hukuki ve psikolojik destek sağlamanın yanında sokak eylemleri, atölye çalışmaları ve farkındalık eğitimleri de yapıyor.

    Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği’nden Arzu Kepez ve İknur Akbaba derneğin kuruluş amacını, faaliyetlerini, kentteki kadınların sorunlarını ve derneğin kadın hareketine katkılarını PİRHA’ya anlattı.

    DAMLADAN DENİZE KADINLAR ÇOĞALIYOR

    2019 yılında derneğe katılan İlknur Akbaba, şiddet başvurularının sıklaşmasıyla dernekleşmeyi gündemlerine aldıklarını söyledi. Arzu Kepez ise “Su damlası demek Katre. Bir bilinç yükseltme grubunda ortaya çıkmış isim. Damladan ummana çoğalıp büyüyelim diye bu ismi uygun gördük” diyerek derneğin isminin ortaya çıkış hikayesini anlattı.

    Feminist bir dernek olan Katre, gelen şiddet başvurularında kadının beyanını esas alarak, eşit ilişki kurarak, dayanışmayı esas alarak kadınlara destek sağlıyor. Erzincan’da kadınlara ulaşmak çok zor olduğu için kendilerinin kadınlara gittiğini kaydeden Arzu Kepez, “Köylerden, mahallelerden çıkıp gelemiyorlar. O yüzden biz onlara gidiyoruz. Kadınlardan gelen talepler doğrultusunda bazen cemevlerinde, bazen Kuran kurslarında, bazen de kahvehanelerde toplanıp toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

    ERZİNCAN’DAKİ KADINLARIN EN BÜYÜK SORUNU İŞSİZLİK

    Erzincan’daki kadınların en büyük sorununun yoksulluk ve ekonomik kriz olduğunu ve iş imkanlarının kısıtlı olması sebebiyle kadınların kötü şartlarda çalışmaya mecbur kaldıklarını belirten İlknur Akbaba, “Kadınların sigortalı uzun bir iş bulması çok zor. Şiddet sorunu da var. Bu iki sorun birbirini tetikliyor çünkü ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınların şiddet ortamından uzaklaşıp kendi hayatlarını kurmaları da zor oluyor. Çalışan kadınlar da düşük ücret ve uzun mesai saatleri sorunu ile karşı karşıyalar. İş olmadığı için de kadınlar buna mecbur bırakılıyor” dedi.

    Arzu Kepez de, kadınların en çok emeklerinin görünmemesinden ve güvencesiz çalışmaktan şikayetçi olduğunu dile getirerek, kadınların kendilerini geliştirmek için kurslara ihtiyaç duyduğunu ve kendilerine zaman ayırabilecekleri bir mekan istediklerini aktardı.

    “KURUMLAR İŞ BİRLİĞİNE YANAŞMIYOR”

    Akbaba ve Kepez, belediyeler, valilik, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) gibi kurumların kendileriyle işbirliğine yanaşmadıklarını ifade ederek, “Belediyeler randevularımızı hep reddettiler. Kadın ve LGBTİ+ derneklerine saldırılar ve kapatmalar artmış durumda. Biz de burada küçük bir şehirde tek kadın derneği olarak göze batıyoruz” dediler.

    “KADIN HAREKETİ ASLA DURMAYACAK”

    Arzu Kepez, İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar yürürlüğe girmesi ve etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini belirterek, “6284 sayılı yasa da kaldırılmış gibi davranılıyor bazı karakollarda ancak hala yürürlükte ve bu yasanın da İstanbul Sözleşmesi gibi etkin bir şekilde uygulanması gerekiyor. Sokaklardan el çekmemizi, eve hapsolmamızı ve makbul kadın olmamızı istiyorlar. Çizdikleri sınırların dışına çıkmamamızı istiyorlar ama biz hayatlarımızı bildiğimiz gibi yaşamak için mücadele etmekten geri durmayacağız” dedi.

    Hükümetin kadın ve LGBTİ+’lara yönelik nefret politikalarının arttığını ancak kadın hareketinin de bu saldırılar karşısında giderek güçlendiğinin altını çizen İlknur Akbaba, şunları ifade etti:

    “Kadınların üzerinde her zaman bir tahakküm kurma politikaları vardı ama bu, kadınları durduran bir şey değil. Kadın hareketi asla durmayacak. Kadının kendi içerisindeki gücünün ve sürekli bu ezilmişliğin, eşitsizliğin arka planında politik bir düzlemde mücadelenin sürdürülmesi direnişi sürekli hale getirecek. O yüzden her daim sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Kısa vadede kökten bir değişim olmayacak belki ama birçok alanda değişimi kadınların yapacağını düşünüyorum. O yüzden her daim mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Nuray ATMACA- Fatoş SARIKAYA/ ERZİNCAN