Etiket: esenyurt

  • Esenyurt mitingi: Bu fırsat hepimizin, barış 86 milyonundur

    Esenyurt mitingi: Bu fırsat hepimizin, barış 86 milyonundur

    PİRHA- Esenyurt Meydanı’nda bir araya gelen altı parti, “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla düzenledikleri mitingde, demokratik çözüm ve toplumsal barış sürecine dikkat çekerek, “Bu fırsat hepimizin” mesajı verdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla İstanbul’un Esenyurt Meydanı’nda düzenlediği miting başladı. Miting alanı, DEM Parti flamaları ile donatıldı. Miting saatinden önce alana gelmeye başlayan yurttaşlar, uzun süre mitingin başlamasını bekledi.

    Mitingde katledilen Gazeteci Hakan Tosun unutulmadı, “İsrail’e tam ambargo nehirden denize özgür Filistin”, “Ekmek”, “Barış” , “Hakan Tosun’a ne oldu”, “Hakan Tosun cinayeti politiktir” dövizleri taşındı.

    TÖP: TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİ İÇİN..

    Saygı duruşunun ardından mitingde ilk olarak konuşan TÖP Sözcüsü Juliana Gözen, örgütlülüğün önemine vurgu yaptı. Juliana Gözen, “Mahallemizde, iş yerlerimizde her yerde daha fazla örgütleneceğiz. İşçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmek için var gücümüzle çalışacağız. Mahallemizde çeteler, mafyalar örgütleniyor. Bizler adres olmadıkça o gençler mafyaların arkasından girecek. Hakan Tosun’u katlettiler. Örgütlenmezsek Rojin’e, Gülistan’a ne oldu diye sormaya devam ederiz. Geleceğimiz için örgütleneceğiz. Barıştan yanayız ama inşa edeceğimiz barış, onurlu bir barıştır. Bu işi ekmeğimize, onurumuza sahip çıkarak nihayete erdireceğiz. Bu ülkenin demokratikleşmesi için hepimizin yapacağı bir şeyler vardır. Bu büyük bir sorumluluktur” diye belirtti.

    TİP: MUTLAKA KAZANACAĞIZ

    Ardından konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, iktidarın siyasetçileri, belediye başkanlarını, gazetecileri tutukladığını vurgulayarak, “Hiç kimse tereddüt etmesin biz barış istiyoruz. Barışı en çok biz istiyoruz. Çünkü savaşlarda hep en yoksul çocuklar bedel ödüyor. Barış hiç kimsenin bize uzatacağı bir hediye değildir. Barış emektir, halkın kurduğu gelecektir. Biz barışı insanlar konuşsun diye istiyoruz. Barış olacak kayyımlar eve dönecek, cezaevindeki tutsaklar, Selahattinler, Figenler yanımıza gelecek. Barışı, demokrasiyi, özgürlüğü istiyoruz. Mutlaka kazanacağız” dedi.

    SMF: YAN YANA GELECEĞİZ

    SMF Sözcüsü Mahir Gürz, “AKP-MHP iktidarı işçilere, gençlere kadınlara, Alevilere yönelik topyekun bir savaş başlattı. Karşımızda savaştan, ranttan, işgalden beslenen ve iktidarını zorbalık üzerinden yürüten bir iktidar var. Dolayısıyla mevcut iktidarın temsilcisi olduğu kapitalist barbarlığın insanlığa, doğaya, işçiye vereceği bir şey yok. Onlar sadece yoksulluk, sefalet verebilir. Bu bizim kaderimiz değil, kaderimizi değiştirebiliriz. Bunun için yan yana gelip örgütlenmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    EMEP: ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATIN

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TELE1 televizyonuna kayyım atanmasına tepki göstererek, sözlerine başladı. Ülke kaynaklarının emperyalist ülkelere “peşkeş” çekildiğini söyleyen Aslan, “Demokrasi, özgürlük, eşitlik isteyenler mi casus, yoksa bu ülkeye peşkeş çekenler mi? Bu ülkede demokratik hak ve özgürlükler saray düzeninin iki dudağı arasında. Belediyelere kayyım atanmaya devam ediyorlar. Kobanê tutsakları halen cezaevinde. Ne istedi Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ? Eşitlik, barış istediler, yaşamı savundular. Ama bu faşist düzen onları tutsak etti. Siyasi tutsak arkadaşlarımızı mutlaka o cezaevlerinden alacağız. Asgari ücret açlık sınırının altında, kamu emekçilerine sefalet zammı verilerek, ücretlerini artırdıklarını söylüyorlar. İktidara sesleniyoruz; bütçe emekçilerin sırtından toplanıyor ama bütçenin büyük bölümü patronlara kaynak olarak gidiyor. Bunu kabul etmiyoruz. 27 Şubat’ta Öcalan’ın çağrısıyla PKK silah bıraktı. Bir yıldır parlamentoda oluşturulan komisyon, kitle örgütlerini dinliyor. Bu dinlemeler iyidir ama bir an önce bu sorunun çözümü için adım atın. Halkı oyalamayın. Türk ve Kürt halkının adalete barışa ihtiyacı var. Ne istiyoruz. Kayyımlar geri alınsın, siyasi tutsakların bırakılmasını, basın üzerindeki baskıların son bulmasını, bölgede savaştan zarar gören halkın zararlarının karşılanmasını ve genel siyasi affın çıkmasını istiyoruz” diye belirtti.

    EHP: KOŞULLAR DÜZELTİLMELİ

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, ülkenin ekonomik anlamda zor durumda olduğunu dile getirerek, ekledi: “Patrona, rantçıya değil, halka yatırım yapmalılar. Kürt meselesinde de büyük sorunlarımız var. Bu devlet aç mısın? diye sormuyor etnik kimliğimiz üzerinde duruyor ve bunun üzerinden ayrımcılık yapıyor. O nedenle Meclis’te kurulan komisyon önemlidir. Ama o komisyon üzerinden tartışmalar yapılıyor ‘kaygı duyuyoruz’ diyorlar. Neyden kaygı duyuyorsunuz. Barış gelecek. Kürt halkı, kendi kimliğini istemeyecek mi, kayyımların geri çekilmesini istemeyecek mi, tutsakların serbest bırakılmasını istemeyecek mi? İsteyecek tabi. Eğer bu koşulları Abdullah Öcalan yürütüyorsa onun koşulları da düzenlenmelidir. Baktılar ki oyları düşüyor, gittiler İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiler. O diplomanın iptal edilmesi demokrasinin iptal edilmesidir.”

    AHMET ÖZER’DEN MESAJ

    Daha sonra konuşan CHP Genel Başkanı Yardımcısı Gökhan Günaydın, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yerine kayyım atandığını hatırlatarak, “Buraya atadıkları adamları çalışıyor. Biz buna yağma yok diyeceğiz” dedi. Günaydın, daha sonra tutuklu Özer’in mesajını okudu.

    Özer’in mesajında şu ifadeler yer aldı: “Kardeşlerim karanlıklar korkakların sığınağıdır. Hükmü cesurlar ortaya çıkıp ışığı yakana kadardır. Siz bu meydanda ışığı yaktınız. Ayağa kalkıp yürüyeceğiz. Selam olsun özgürlük için savaşanlar, selam olsun insanlık onurunu yükseltenlere. Bu mücadeleyi daha adil bir dünya ve daha özgür bir gelecek için veriyoruz. Bu çerçevede barış sürecini yürekten destekliyorum. Ayrıca süreci destekleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eşbaşkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğullarına selamlarımı iletiyorum.”

    BAKIRHAN: BU FIRSAT HEPİMİZ İÇİN

    Son olarak mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, Alevilerin ve Kürtlerin geleceği için bir araya geldiklerini vurguladı. “Bugün 4 büyük değer için barış, demokrasi, adalet ve özgürlük için bir aradayız” diyen Bakırhan, şöyle devam etti: “Bugün bunların hayat bulması için partililerle bir araya geldik. Türkiye’nin bütün renkleriyle seçilen Ahmet Özer’in yerine kayyım atandı ve cezaevindedir. Bu vesileyle bütün tutsak yoldaşlarımıza selam yolluyoruz. Esenyurt iradesine sahip çıkıyor. Bugün tarihi bir süreçten geçiyoruz. Sayın Öcalan’ın üzerine aldığı tarihi bir fırsat Türkiye’nin önünde duruyor. Bu fırsat hepimiz için. Sayın Öcalan kan dursun, gençlerimiz hayatını kaybetmesin diye önemli bir adım attı. Sayın Öcalan savaşa giden trilyonlarca paranın emekçilerin haklarının yok olmaması, yok olan gençlerin geleceği için bu süreci başlattı. Bu süreç Kürt, Türk, Alevi, Türkiye’nin bütün renklerinin demokratik bir şekilde eşit olmaları için başladı. Bu süreç sadece Kürtlerin değil, tekstilde, fabrikalarda ailelerini geçindirenlerin sürecidir. Barış her zaman iyidir. Barış ekonominin kalkınması, kayyımsız bir Türkiye, kadının katledilmediği, herkesin kendi dili kimliğiyle yaşadıkları bir Türkiye demek. Dolayısıyla siz Esenyurtluların üstüne büyük bir sorumluluk düşüyor. Esenyurt’un bu sürece sahip çıkacağına inanıyorum.

    “BARIŞ 86 MİLYONUNDUR”

    Artık Meclis’teki komisyonunda geçiş yasaları, televizyon kanallarına kayyım atayan, düşüncelerini söyledikleri için cezaevine atan bu anlayışı sonlandıracak düzenlemeleri yapması lazım. 21. yüzyılda TELE1 kanalına kayyım atanması ne demek. Türkiye’nin çatışmaya değil, barışa ihtiyacı var. Sınır ötesi operasyona değil, sınır ötesi halklarla barışa ve müzakereye ihtiyacı var. Barış imzalandığında kayıp mı edeceğiz? Barış olduğunda gençlerimiz ölmeyecek. Barış olduğunda çatışmalara gidecek yatırım işçilere gelecek. Barış olduğunda sağlık hizmetlerini daha kapsamlı alacağız. Demokratik bir eğitim sistemi gelecek. Barış olduğunda başta Kürtler olmak üzere herkes diliyle eğitim görecek. Onun için barış 86 milyonundur.

    “BİZ KAZANACAĞIZ”

    Bu meydan Türkiye’dir. Türkiye’deki emekçilerin, ezilenlerin sesidir. Buradaki talepler 86 milyonundur. Hepimiz bu toprakların evladıyız. Omuz omuza mücadeleyle kazanacağımıza inanıyoruz. Emin olun biz kazanacağız. Uzun olmayan bir vadede Türkiye’de mutlaka kazanacağız. Hakan Tosun arkadaşımız bağımsız, özgür bir gazeteciydi, Esenyurt’ta katledildi. Faillerinin artık bulunması gerekiyor. Rojin Kabaiş’in babası da burada. Onu da selamlıyorum. Rojin’in nasıl yaşamını yitirdiğini bu iktidar bize açıklamalıdır. Sizler var oldukça onurlu bir mücadeleyle daha adil ve demokratik bir cumhuriyet kuracağımıza inanıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 3. Geleneksel Damal Şöleni için katılım çağrısı: Bu özel gecede hep birlikte olalım!

    3. Geleneksel Damal Şöleni için katılım çağrısı: Bu özel gecede hep birlikte olalım!

    PİRHA – Damal Dernekleri Federasyonu, 13 Eylül’de yapacağı Damal Şöleni için yurttaşlara “Gelin, bu özel gecede hep birlikte olalım!” çağrısında bulundu.

    Bu yıl üçüncüsü yapılacak Geleneksel Damal Şöleni’nin programı açıklandı.

    13 Eylül Cumartesi, Saat 19:00’da başlayacak şölenin adresi ise Esenyurt İlçesi Rıfat Ilgaz Açık Hava Sahnesi olarak belirlendi.

    Gecede, Metin & Kemal Kahraman, Pınar Aydınlar, Celo Boluz, Merdan Us ve Ali Kasnakçı da konserler verecek.

    Damal Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan çağrıda “Kültürümüzü ve birliğimizi yaşatmaya devam ediyoruz. Ezgi dolu bir akşam, dostluk ve dayanışma ruhuyla sizleri bekliyor. Dayanışma ruhu ile yürüttüğümüz Damal Şöleni’ne gelin, bu özel gecede hep birlikte olalım!” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Esenyurt’ta miting: Devlet, Kürt sorununun çözümünde acilen adım atmalıdır-VİDEO

    Esenyurt’ta miting: Devlet, Kürt sorununun çözümünde acilen adım atmalıdır-VİDEO

    PİRHA- Esenyurt’ta gerçekleştirilen mitingde Kürt sorununun çözümüne dair somut adımların atılması gerektiğine vurgu yapılarak, barışa olan inancın ancak bu adımların atılmasıyla mümkün olacağına işaret edildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’na “Özgürlüğü örgütlüyoruz” şiarıyla “Özgürlük için ekmek, adalet ve barış” mitingi düzenledi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın katıldığı mitinge sabahın erken saatlerinde yurttaşlar akın etti. Mitinge çok sayıda siyasi parti, kurum, kuruluş, sendika, platform temsilcisi de katılım sağladı.

    “BARIŞIN ZAMANI GELDİ”

    Mitingde ilk olarak DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, mitingi “barış talebiyle” gerçekleştireceklerini belirterek, mücadelelerine devam edeceklerinin mesajını verdi.

    Tarihi günlerden geçtiklerini belirten DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Murat Kalmaz, barış için üstlerine düşecek olan her göreve hazır olduklarını söyledi. Murat Kalmaz, mücadele çizgilerini güçlendireceklerini belirtti.

    Barış Anneleri adına Rewşan Güler de halkı selamlayarak, yıllardır savaşın devam ettiğini ve artık barışın zamanının geldiğini belirtti. Rewşan Güler, barışın herkese kazandıracağını söyledi.

    Ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, bugün barış için buluştuklarını söyledi. Tülay Hatimoğulları, “Bugün adalet, barış, özgürlükleri talep etmek için geldik. Bugün biz toplanırken, toplanmamızı engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Barikatları görüyorsunuz. Bu barikatlar barışa karşı kurulmuştur. Bizler barış için tüm bedelleri verenler olarak bu barikatları çoktan yıkmışız. On yılardır mücadelemiz devam ediyor. Bu mücadelede şehit düşen bütün yoldaşlarımızı buradan bir kez daha minnetle anıyorum. Bu mücadele de gözaltına alınan, tutuklanan, siyasi rehine olarak tutulan bütün arkadaşlarımıza selamlarımızı gönderiyoruz. Mücadelemiz hapishanedeki demir parmakları kırmak, İmralı tecridini kırmak, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve adını sayamadığım binlerce arkadaşlarımızın içindir” dedi.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİ KATLİAMINI KABUL ETMİYORUZ”

    Orta Doğu ve dünyada yeni küresel bir sistemin dizayn edildiğini belirten Tülay Hatimoğulları, yaptıkları mitinglerin ölümleri durdurmak için olduğunu ifade etti. Hatimoğulları, “Bu mitingler Suriye’de Lübnan’da, Filistin’de, Irak’ta, Kuzey ve Doğu Suriye’de, Rojava’da, Orta Doğu bölgesinde devam eden savaşı durmak içindir. Bugün Suriye ‘de rejim değişikliği olduktan sonra Kuzey ve Doğu Suriye’de Rojava’da bin bir mücadele ile oluşan özyönetimin bir statü kazanmasını engellemeye çalışıyorlar. Buradan bir kez daha diyoruz ki Rojava’dan elinizi çekin. Kuzey ve Doğu Suriye’den elinizi çekin. Bırakın Suriye halkları Kürt’üyle Türkmeniyle Arabıyla Dürzisiyle Alevisiyle Sujnisiyle özgürce kendi iradesini ortaya koyabilecek bir demokratik Suriye’yi inşa edebilsin. Elinizi çekin. Elinizi oradaki Kürt halkının üzerinden çekin, elinizi Alevilerin üzerinden çekin. Suriye ve Lazkiye’de gerçekleşen Hama’da Humus’ta gerçekleşen Alevi katliamını asla kabul etmiyoruz. Oluşturduğu özyönetim ile bütün Orta Doğu’ya model olan bir demokratik toplumsal yönetimi sağlamıştır. Rojava’da mevcut olan bütün farklı halklar ve inançlar orada kendilerini temsil etmektedir. Kadınlar Orta Doğu’nun karanlığında boğulmak istenen kadınlar Rojava’da eş başkanlık ve eşit temsiliyet ile siyasette kamusal alanda toplumsal alanda yaşamın her alanında kadınlar var” ifadelerini kullandı.

    İMRALI GÖRÜŞMELERİ VE MESAJLAR

    Ülkenin ağır ekonomik sorunlar yaşadığının altını çizen Tülay Hatimoğulları, iktidarın emekçilerin yan yana gelip örgütlenmesini engellediğini söyledi. Tülay Hatimoğulları, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “İmralı görüşmelerini bu meydanı dolduran siz değerli halklarımız çok merak ediyorsunuz. Bunu iyi biliyoruz. Ama şundan emin olun ki Türkiye’de yaşayan bütün yurttaşlarımız şuan İmralı’daki görüşmelerin nasıl geçtiğini ve nasıl sonuçlanacağını dört gözle izlemektedir, merak etmektedir. Öncelikle şunu söylemeliyim. Sayın Abdullah Öcalan’ın sağlık durumu oldukça iyi ve sizlere selamlarını getirdim. Selamlarını iletiyorum size. Sayın Öcalan’ın siz değerli halkımıza verdiği mesajı şudur: Türkiye’yi demokratikleştirdikçe Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülecektir demiştir. Barışın toplumsallaşması için sadece iktidar sadece DEM Parti değil, Türkiye’deki bütün siyasi partiler bütün muhalefet partileri, bütün kurumlar bütün toplumsal dinamikler mutlaka ve mutlaka bu sürecin bir parçası olmalıdır, yürütücüsü olmalıdır. Yürütücüsü olmalıdır ki kalıcı bir barışı hep beraber sağlayalım.

    “BİR YANDAN BARIŞ, BİR YANDAN KAYYIM”

    Kanın her yerde aktığı bir dönemde barışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Türkiye oldukça karanlık bir dönemden geçiyor. Bakın kendi belediyeniz ve burada halkın ortak iradesiyle seçilmiş olan değerli Ahmet Özer şu an cezaevinde ve Esenyurt’a kayyım atandı. Bununla kalınmadı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) hakkında açmış oldukları davalarla onu mahkeme koridorlarına göndermeye çalıştılar. Bu irade bir gaspıdır. Bunu asla kabul etmiyoruz. HDP’nin belediyelerinde geçmiş dönemde iki kez şimdi de DEM Parti’nin belediyelerine kayyım atıyorlar. Bir yandan barış diyorlar öte yandan kayyım atıyorlar. Bunun kabul edebilir miyiz değerli halklarımız. Siirt’te yeni kayyım atandı. Biraz önce kayyım atanmış belediyeleri değerli yoldaşımı tek tek saydı. Bizler bir ellerinde sopa bir ellerine havuçla barışın olamayacağını haykırmak istiyoruz. Barış istiyorsanız, biz çok istiyoruz DEM Parti olarak, Kürt halkı barışı istiyor, Türkiye’nin bütün demokrasi güçleri barışı istiyor. Bir yandan barış diyeceksiniz sonra kayyım atayacaksınız. Bir yandan barış diyeceksiniz şu arkada gördüğünüz barikatları barışın mitinginin içinde kuracaksanız. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Biri yandan barış diyecekseniz gazetecileri tutuklayacaksınız bir yandan barış diyecekseniz öte yandan gazetecileri İHA ve SİHA’yla vuracaksınız. Bir yandan barış diyeceksiniz biryandan Rojava’ya bombalar yağdıracak, İHA ve SİHA’larla suikastler düzenleyeceksiniz. Değerli halkımıza sormak istiyorum böyle bir barış olur mu? Umuyorum ki saray bizi izliyor, iktidar bizi takip ediyor. Halkın duygu ve düşüncesini siyasini görüşünü, toplumsal duruşunu görüyordur.

    “BARIŞI KENDİ ELLERİMİZLE GETİRECEĞİZ”

    Bizler çok önemli bir görev düşüyor. Barışı biz kendi ellerimizle getireceğiz. Mücadele ederek onurlu bir barışı ve demokratik çözümü hep beraber kazanacağız. İşte biz burada yaptığımız miting gibi Mersin’de de Amed’de de mitinglerimizi gerçekleştireceğiz. Sadece bu mu hayır değil. Türkiye’de muhalefeti, herkesi, her kurumu tek tek dolaşacağız. İl il çalışma yapacağız barış için. Buradan bütün il ve ilçe örgütlerimize ve değerli halklarımıza elbette çok önemli görev ve sorumluluk düşmektedir. Bizler 10 Şubat’a kadar 42 merkezde halk toplantıları yapacağız. Bu halk toplantılarında barışın ve onurlu bir barışın nasıl tesis edilebileceğini hep birlikte konuşacağız. İmralı görüşmelerinin bilgisini siz değerli halkımızla paylaşacağız. İstanbul’da da 3 bölgede bu toplantılarımız gerçekleşecek. Bizim bu çalışmadaki en büyük amacımız evimizde oturarak barışın gelmeyeceğini bildiğimiz için barış mücadelemizi daha çok büyütmek için yollara koyulduk. Nasılsa barış olacak nasılsa çözüm var deyip sizden ricam hiç kimse evinde oturmasın. Barışa bu kadar yaklaştığımız bir dönemde barışı 4 elle tutabilmek için yapmamız gereken şey daha çok çalışmaktır. Alanlara mitinglere gelirken 3 kişi geliyorken 10 kişi gelmektir. Alanlara yüzbinleri doldurmaktır. Newroz için şimdiden büyük bir hazırlığın içine girmektir. Gençleri kadınları örgütlemektir. Ancak bizler bu şekilde barışa kavuşabiliriz.

    BEŞTAŞ: BUNA KİM İNANIR

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise kayyım atmalarına vurgu yaparak, “İktidar şiddet bitsin derken, şiddet uygulamaya devam ediyor. Geçenlerde 15 gazeteci tutuklandı, bileşen partimiz ESP operasyon yapıldı, Sêrt’e kayyım atandı. Orada havaya ateş açıldı. Halkın üzerine mermi sıkıldı. Birileri ‘onların sizin tarafınızdan getirilmediğini nereden bilelim’ diyorlar. Ama birbirlerinden haberi yok. Onların vekili bunu söylerken, başka bir vekil ‘saldırı vardı, o yüzden kolluk güçlerimiz havaya ateş açtı’ dedi. İşte bu kadar iki yüzlüler. Onlar binalarından çıkamayacaklar, binalara kayyım atıyorlar. İsimliğine Belediye Başkanvekili yazmış. Hadi ordan sen kayyımsın! Üç defa kayyım atayacaksın sonra şiddet bitsin diyeceksin, buna kim inanır. Bu halkın iradesine el koymaktan daha büyük bir şiddet var mı? Kürtler bu ülkenin yurttaşı değil mi? Buradaki tüm halklar ve farklılıklarla birlikte burası bizim ortak vatanımız. Biz buraya misafir olarak gelmedik. Biz birlikte burada yaşıyoruz. Bu yüzden Cumhuriyeti Demokrasi ile buluşturacağız. Biz barış mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz ama şiddeti de sinmeyeceğiz. Buna direneceğiz. Barış demek teslimiyet değildir” ifadelerini kullandı.

    “BARIŞ İSTİYORUZ DİYE SALDIRILARA KARŞI SUSMAYACAĞIZ”

    Beştaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Kendini muhalefet olarak gösteren bazı kesimler sanki biz hiç baskı görmedik, sanki ittifak yapıyoruz gibi saçma sapan yorumlar yapıyorlar. Kürt halkı bugüne kadar dostlarıyla mücadele ettiği partilerle hep birlikte oldu ve asla arkasını dönmedi. Eğer bir masaya oturulacaksa herkesin sözünün olmasını istiyoruz. Biz evet kurtuluş yok tek başına dedik, birileri bunu yeni hatırlamış. Ama olsun birlikte mücadele etmek lazım. Mesela sadece silahların bitmesi değil, mesele konuşmak, adaleti getirmek, demokrasiyi sağlamaktır. Bu nedenle barış halkların buluşması, hakikatlerin ortaya çıkması, adil yargılamaların olmasıdır. Sürecin arkasında olduğunu söyleyenler saygısını koruyunuz. Bunun karşısında milyonlarca insan direndi. Barış istiyoruz diye saldırılara karşı susmadık, susmayacağız. Bu kayyım ve gasp yöntemleri son bulmalı.”

    Miting, konuşmaların ardından sona erdi.

     

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • CHP’den kayyum raporu: Uygulamadan nemalanan iktidarla, yeni anayasa müzakeresi mümkün değil

    CHP’den kayyum raporu: Uygulamadan nemalanan iktidarla, yeni anayasa müzakeresi mümkün değil

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından hazırlanan kayyım raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Raporda, kayyımların Anayasaya aykırı olduğu vurgulanırken “Kayyum uygulamasından nemalanan iktidarla hiçbir şekilde yeni anayasa müzakeresi mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından “İktidarın Kayyum Müdahalesi: Yerel Seçimlerde Demokrasi ve Anayasa Yönelik Tehditler” başlıklı rapor hazırlandı.

    15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) belediyelere kayyım atanmasının önü açıldı. DEM Partili belediyelerle ismi duyulan kayyımlar, artık CHP’li belediyelerin de öncelikli gündemlerinden oldu.

    Cumhuriyet Halk Partisi, kayyım atamalarına ilişkin değerlendirme raporunda, bugün kadar kayyum atanan büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinin listesini sıraladı.

    EN FAZLA KAYYUM ATAMASI DİYARBAKIR’A

    CHP’nin raporunda 674 Sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinin ardından iktidarın, yerel yönetimlere 154 kez kayyım atadığına vurgu yapıldı. Birçok belediyeye farklı tarihlerde birden çok kayyım atamasının gerçekleştiğinin belirtildiği raporda şu ifadelere yer verildi:

    “2016-2024 yılları arasında iktidarın kayyum ataması gerçekleştirdiği belde/ilçe/büyükşehir belediyelerindeki toplam seçmen sayısı 11 milyon 202 bin 496’dır. En fazla kayyum atanan kentler sıralamasında 26 kez kayyum atanan Diyarbakır birinci, 23 kez kayyum atanan Van ikinci sıradadır.”

    TAŞIMALI SEÇMEN USULSÜZLÜĞÜNE VURGU!

    Yıllara göre kayyum sayılarına da yer verilen raporda, 2016 yılı 60 kayyumla ilk sırada gelirken ikinci sırada 38 kayyumla 2019 yılının geldiği belirtildi.

    31 Mart 2024’te gerçekleştirilen yerel seçimlere kayyım yönetimiyle giden belediyelere ilişkin de bilgilerin verildiği raporda, 31 Mart öncesi 49 belediyenin kayyımla yönetildiğinin altı çizildi. Raporda şu ifadeler kullanıldı:

    “31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimi öncesinde kayyum tarafından yönetilen belediye sayısı 49’dur. Bu belediyelerin 9’u 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi sonucu AKP veya MHP tarafından yönetilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 3 bin 264 oy farkla kazandığı Kars Belediye seçimleri için de 3 bin 821 taşıma seçmen tespit edilmiş ve muhalefet partileri tarafından tüm yasal yollar kullanılarak gerekli itirazlar yapılmıştır. Ancak söz konusu usulsüzlüğe ilişkin yetkili makamlarca herhangi bir adım atılmamıştır.”

    ESENYURT VE ANAYASA VURGUSU

    Kayyım raporunda 30 Ekim 2024’te gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in sürecine de dikkat çekildi. Raporda, Özer’e isnat edilen suçlar, belediyeye kayyIm olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un icraatları ve Ahmet Özer döneminde Esenyurt’ta hayata geçirilen projeler hakkında da bilgi verildi. Kayyum Can Aksoy’a yönelik raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Kayyum Can Aksoy, Esenyurt halkının iradesine belediye meclisleri üzerinden de ipotek koydu ve gönderilen yazıda meclis üyelerinin görevleri de hukuksuzca memurlara devredildi. Bu yolla belediye meclisinin kayyumu denetleme yetkisi tamamen ortadan kaldırıldı. Daha önce kayyum atanan belediyelerde gördüğümüz israf, şatafat ve ihale usulsüzlüklerinin Esenyurt’ta yapılmasının önü de böylece açılmış oldu.” 

    İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİNDEN KAYYIMLARA YÖNELİK ELEŞTİRİ!

    Raporda kayyım uygulamasının mevcut anayasayla çeliştiği de belirtilerek, kayyumların anayasanın 2, 5, 123 ve 127’nci maddeleri ile çeliştiğinin altı çizilerek, “Anayasadaki bu düzenlemeler, yerel yönetimlerin bağımsız olarak işleyebilmesini sağlamayı hedeflemektedir” denildi.

    Kayyım uygulamasına yönelik uluslararası eleştirilere de yer verilen raporda; Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinin tespit ve yorumları da yer aldı.

    6 MADDELİK SONUÇ METNİ!

    Raporun 6 maddeden oluşan sonuç metninde ise şu ifadeler kullanıldı:

    -İktidar, sandıktan çıkan sonuca saygı göstermeli, sandıkta yenemediğini iktidar gücüyle ve hukuksuzca yenmeye çalışmaktan vazgeçmelidir.

    -İktidarın siyasi mühendislik alanı olarak tanımladığı kayyum uygulamaları bir an önce son bulmalıdır.

    -Parlamentoda temsil edilen 10 siyasal partinin ortak bir görüş doğrultusunda TBMM Başkanlığına sunduğu ve kayyum uygulamasının sona ermesini amaçlayan kanun teklifi bir an önce yasalaşmalıdır.

    -5393 Sayılı Belediye Kanununda yapılacak düzenlemeyle özü itibariyle anti demokratik olan kayyum uygulamasının önünü açan maddeler yürürlükten kaldırılmalıdır.

    -Hakkında kesin hüküm bulunmayan ve yerlerine kayyum atanan belediye başkanları bir an önce görevinde geri dönmeli, hakkında kesin hüküm bulunan ve yargı yolu tamamen tüketilmiş olması şartıyla hali hazırda görevinde bulunmayan belediye başkanlarının yerine belediye meclislerinde seçim yapılarak, belediye meclis üyeleri arasından yeni bir belediye başkanı seçilmelidir.

    -Anayasanın 2, 5, 123 ve 127’nci maddelerine açıkça aykırı olan kayyum uygulamasından nemalanan iktidarla hiçbir şekilde yeni anayasa müzakeresi mümkün değildir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nden kayyımlara tepki: Susmuyoruz, susmayacağız! -VİDEO

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nden kayyımlara tepki: Susmuyoruz, susmayacağız! -VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, iktidarın kayyım politikalarını protesto etmek için eylem yaptı. Yapılan açıklamada, ” Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti belediye başkanlarının uğradıkları hukuksuzluğa karşı yanlarındayız. Ataması yapılan belediyelerdeki kayyum atamasına derhal son verilsin” denildi.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri; Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti, Hakkari Belediyelerinin ardından Dersim ve Ovacık Belediyelerine de kayyım atanmasını protesto etmek için Çankaya Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Ortak açıklamayı kurumlar adına Dersimliler Derneği Eş Başkanı Hüseyin Arat okudu.

    “AKP MUHALEFET KESİMLERİNE KARŞI YARGI SOPASINI KULLANMAKTAN ÇEKİNMİYOR”

    Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkâri ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasının ardından, on yıl önce açılan bir dava gerekçe gösterilerek Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, yargılandıkları davanın ardından hukuksuz bir şekilde görevlerinden uzaklaştırıldığını belirten Arat, şunları söyledi:

    “Halkın iradesiyle seçilen başkanlara verilen bu ceza evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırıdır. Dava avukatlarının yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı üzere, evrensel hukuk kuralları bir yana, iç hukuk ve yasalar hiçe sayılarak, savunmaları dahi alınmadan alelacele belediye başkanlarına ceza verilmiş ve görevlerinden alınmıştır.

    AKP’nin kurduğu iktidarının, gerici, faşist rejimini tesis etmek için iktidara geldiği günden bu yana önünde engel olarak gördüğü tüm muhalefet kesimlerine karşı yargı sopasını kullanmaktan çekinmediği bilinmektedir.”

    “DEMOKRASİNİN VARLIĞININ TEMEL KOŞULU HALK İRADESİNE SAYGI DUYMAKTIR “

    Demokrasinin varlığının temel koşulunun halk iradesine saygı duymak olduğunu belirten Hüseyin Arat, “Uzunca bir zamandır emekten demokrasiden ve barıştan yana sendika, kitle örgütü ve siyasi partiler üzerinde AKP yargısının hukuksuz uygulama ve kararları demoklesin kılıcı gibi sallanmaktadır. Dünde bu kılıç Dersim ve Ovacık Belediye başkanlarımızın görevden alarak kayyum atamıştır.

    2024 yerel seçimlerinde halklarımızın tek Adam rejimini, Baskı politikalarını, İnançlarına ve etnik kökenlerine göre insanları ayırıp birbirine kırdıracak her türlü uygulamayı, tüm şoven yaklaşımları, Ekonomik krize yol açan neo liberal politikaları, Kayyum uygulamalarıyla sandığa yansıyan iradesinin gasp edilmesini, ret ettiğini, onaylamadığını hatırlatmak istiyoruz. Aksi her türlü karar veya müdahale halkın demokratik iradesinin gasp edilmesi anlamına gelmektedir” dedi.

    “HUKUKSUZLUKLARA KARŞI TUTUMUMUZ NETTİR”

    Kayyım uygulamalarını kabul etmediklerini belirten Arat, “Seçilmiş milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hala cezaevinde tutulduğu, belediye başkanlarının tutuklandığı yerlerine kayyum atandığı, uyduruk davalar ile belediye başkanlarına ceza verilen bir ülkede demokrasiden, adaletten, hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Herkes bilmelidir ki yaşanan bu hukuksuzluklara karşı tutumumuz nettir.

    Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti başkanlarının özgürlükleri kısıtlayacak ve onları halklarında mahrum edecek herhangi bir durumu, yargı yoluyla halkın iradesine vurulmuş bir darbe olarak göreceğiz. Bizim bu duruma karşı tavrımız nettir. Dersim halkının iradesine sahip çıkmaya ve belediye başkanlarımızın yanında yer almaya, onlarla birlikte bu adaletsizliğe karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “BELEDİYE BAŞKANLARI GÖREVLERİNE İADE EDİLSİN “

    “Anti demokratik yollarla dersimde ve diğer illerimizde belediyeler üzerinden hak gaspı yapılıyor” diyen Arat, “Açık bir şekilde halkın iradesini yansıtan belediye başkanları hukuka aykırı görevlerinden el çektiriliyor. İrademe ve doğama dokunma. Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti belediye başkanlarının uğradıkları hukuksuzluğa karşı yanlarındayız. Ataması yapılan belediyelerdeki kayyum atamasına derhal son verilsin. Halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilsin. Susmuyoruz, susmayacağız” diye ekledi.

    Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Biz çözümü Türkiye’de arıyoruz-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Biz çözümü Türkiye’de arıyoruz-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti bu hafta kadın grup toplantısı yaptı. Grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Biz çözümü içerde arıyoruz. Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da, Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit ve özgür bir ortamda Türkiye’de ortak bir yaşamda görüyoruz çözümü” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin kadın grup toplantısında gündemdeki konulara dair konuştu.

    Kadınların zılgıtları eşliğinde ve “Kayyımlar gidecek, biz kalacağız” ve “Jin, jiyani azadî” sloganları sonrası konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne dikkat çekerek, “Dominik’ten Rojava’ya, İran’dan Hindistan’a, Şili’den Filisti’ne ve dünyanın dört bir yanında biz kadınlar erkek egemen kapitalist sisteme karşı özgürlük mücadelesi veriyoruz, vermeye devam ediyoruz” dedi.

    “EKİM AYINDA 48 KADIN KATLEDİLDİ, 23 KADININ ÖLÜMÜ İSE ŞÜPHELİ!

    Türkiye’de artan kadın katliamlarına işaret eden Hatimoğulları, “Bizler her gün katlediliyoruz. Sadece 2024 yılında 395 kadın erkekler tarafından katledildi. Ekim ayında 48 kadın katledildi. 23 kadının ölümü ise şüpheli. Oysa bu ölümlerin failleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde erkek egemen düzenin ta kendisidir. Erkek düzeni çetelesi son 14 yılın en yüksek oranını gösteriyor. Rojin Kabaiş şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Dosyaya gizlilik kararı aldırdılar. Otopsi raporu avukatları ve ailesiyle paylaşılmadı. Yandaş medya tarafından servis edildi” diye konuştu.

    “BİZ BİRKİŞİ DAHA EKSİLMEK İSTEMİYORUZ

    Rojin Kabaiş’in, şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizden Rojin’in ölümünün şüpheli olmadığına inanmamızı bekliyorlarsa yanılıyorlar. Rojin’in annesi ve ablası aramızda. Asla bu mücadeleyi yalnız vermeyeceksiniz, yanınızda olacağız. Dersim’de Gülistan Doku kaybedildi. Akıbeti bilinmiyor. Gülistan Doku nerede, demeye devam edeceğiz. Biz bir kişi daha eksilmek istemiyoruz. Örgütlenerek mücadele ederek bunlarla baş edebiliriz. bunun dışında bir seçeneğimiz yoktur” şeklinde konuştu.

    “EVDE ÇOCUĞUNA BİR BARDAK SÜT VEREMEYEN ANNENİN ÖFKESİNDEN KURTULMAYACAKSINIZ”

    Esenyurt, Mardin, Hakkari, Batman ve Halfeti’ye atanan kayyımlara dikkat çeken Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Kayyım anayasaya ve Avrupa Özerlik Şartı’na aykırıdır, yurttaşın seçme ve seçilme hakkının gaspı demektir, bir siyasi darbedir kayyım. Kayyım, Kürt düşmanıdır, kadın düşmanıdır, muhalif olan her kesimin düşmanıdır. Eş başkanlık sistemimize de bir saldırıdır da aynı zamanda. Belediyelerimizde kadın kenti olmak için attığımız adımları ortadan kaldırmak istiyorlar. İlk icraatları kadın merkezlerimizi ve daire başkanlıklarımızı kapatmak oldu. En son atanan kayyımların bir kaç icraatından bahsedeceğim. Mardin’deki ücretsiz ulaşım için “Jin kart” uygulamasının tamamını durdurdu. 25 Kasım programlarını iptal etti. Biz kadınlar ne yaparlarsa yapsın, eşbaşkanlık, eşit temsiliyet mor çizgimizdir demeye devam edeceğiz. İktidar merkezi bütçede toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor. 2025 bütçesinde her kadın için düşen pay 139.3 TL. Bunun neyiyle kadına karşı şiddetle mücadele edeceğiz?

    Yoksullukla yüzleşmekten özel olarak kaçıyorlar. Bunlar sanki kendi sorunları değilmiş gibi davranıyorlar. Bu ne rahatlık ya, bu ne rahatlık? Bu ülkeyi kim yönetiyor? Bu yoksulluktan siz sorumlu değil misiniz? Yoksul için bütçe yapmak sorumluluğunu üzerinizden savarak kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Yoksulun elinden kurtulamazsınız, açın elinden kurtulamazsınız. Evde çocuğuna bir bardak süt veremeyen annenin öfkesinden kurtulmayacaksınız.

    İzmir’de 5 çocuk yanarak yaşamını kaybetti. Bu iktidar kendi sorumluluğu yokmuş gibi konuştu. Bunu magazin haberi gibi değerlendirdiler. Duygu kalmamış, vicdan kalmamış iktidarda. Kadının yaşam tarzı diyecek kadar ileriye gidebiliyor. Bu ekonomiyle açıklanamaz, neyle açıklanırmış, kadının yaşam tarzıyla. Yuh size, yuh size.

    Bu ülkede ve bölgede Kürt sorunu vardır. Kürt sorunu yoktur diyenlere altını kalın kalın çizerek ifade ediyorum. Son günlerde devam eden tartışmalarda bizler bu konudaki sözümüzü her fırsatta ifade ettik. Biz DEM Parti olarak demokratik zeminde, onurlu bir barıştan yanayız. Bunun için de İmralı tecridi derhal kalkmalıdır, Sayın Öcalan özgürlüğüne kavuşmalıdır. Hem ülkemiz hem bölgemizin barışı için yapacak çok şeyi olduğunun altını ısrarla çizdik, bunu on yıllardır söylüyoruz. Son dört senedir devam eden ağırlaştırılmış tecride karşı mücadeleyi her yerde verdik, vermeye de devam edeceğiz.

    Sarayda kulağına üfürüleni mürekkebiyle yazan, Sayın Öcalan’ın çözüm gücü ve iradesine dair fitne üretmeye çalışanlar var. DEM Parti’nin çözümden yana olmadığını söyleyenler var. Bu bize atılmış bir iftiradır. Bu fitne çabasıyla neyi amaçlıyorsunuz, kimin kelimelerini yazıyorsunuz? Bu dil nefret dilidir, bu dil Ezop’un lanetli dilidir. ‘Kan var büyük kelimelerinin altında’ der Cemal Süreya. Her kelimenin altından barışın fışkırmasını istiyoruz. Bu dil çözümsüzlüğün dilidir. Çözümsüzlüğün faturasını kimse DEM Parti’ye kesemez.

    MHP Genel Başkanı bugün yine bu kürsüde bu konuyla ilgili değerlendirmeler yaptı. Herkesin bilmesi gerekir ki Kürtler de bizler de Washington’da, Moskova’da sınır ötesinde askeri operasyon için vize aramaya çıkmadık. Halkın iradesine kayyım atamadık, dilini kültürünü yasaklamadık. Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Tam tersine bu kalemşörler ve kimi siyasetçiler yapıyor. Biz çözümü içeride Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit adil ve demokratik bir ortamda ve ortak bir yaşamda görüyoruz. Onurlu barış mücadelemize hiç kimse çamur atmaya kalkmasın. O çamur döner size bulaşır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • DEM Parti Esenyurt İlçe binasına polis baskını

    DEM Parti Esenyurt İlçe binasına polis baskını

    PİRHA – DEM Parti Esenyurt İlçe Örgütü binasına polis tarafından baskın düzenlendi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Esenyurt İlçe Örgütü binasına sabah saatlerinde polis tarafından baskın düzenlendi. Baskın öncesi, partililere haber verilmeden ilçe binasının kapısının  kilidinin yerinden söküldüğü kaydedildi. Parti binasındaki fotoğrafları, DEM Parti flamaları ve bulunan kitapları dağıtan polisin araması saat 11.00’a kadar sürdü. Arama sonrası polisin bazı kitaplara ve fotoğraflara el koyduğu öğrenildi.

    Öte yandan DEM Parti Esenyurt İlçe Eş Başkanları Rojda Yılmaz ile Abdullah Arınan’ın, Fatih’te bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne ifade vermeleri için çağrıldıkları kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Esenyurt’ta kayyıma karşı buluşma: Kayyımlar gidecek biz kalacağız-VİDEO

    Esenyurt’ta kayyıma karşı buluşma: Kayyımlar gidecek biz kalacağız-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Esenyurt Meydanında kayyımlara karşı yaptığı açıklamada, “Demokrasiye, emeğe, barışa darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız” denildi.

    İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, Esenyurt, Halfeti, Mardin ve Batman Belediyelerine atanan kayyımlara karşı Esenyurt Meydanında halk buluşması yaptı.

    “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir” yazılı pankartın açıldığı buluşmaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Kezban Konukçu, MYK Üyesi Musa Piroğlu, HDK Eş Sözcüleri Ali Kenanoğlu ve Meral Danış Beştaş, İl Eş Başkanı Murat Kalmaz ve Batman Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Sönük’ün yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu katıldı.

    “Kayyımlar gidecek biz kalacağız”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Kayyıma geçit vermeyeceğiz”, “Kayyımlar gidecek biz kalacağız” sloganları atıldı.

    Açıklamayı İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri adına Feyza Yılmaz okudu.

    “HALK KAYYIM POLİTİKALARINI ÇÖPE ATIYOR”

    Yılmaz, siyasi iktidarın belediyeler üzerinde sallandırdığı kayyım sopasından vazgeçmediğini belirterek “Önce Hakkari’ye, sonra Esenyurt’a, ardından da Mardin, Batman ve Halfeti’de belediyelere kayyımlar atandı. Ancak halkın iradesini, seçme seçilme hakkını ayaklar altına alan kayyım politikaları yeni değil” dedi. AKP-MHP iktidarının kaç kere kayyım atarsa atasın, bu belediyeleri her seçimde yeniden daha büyük farkla kaybettiklerine de dikkat çekilen açıklamada, halkın iradesine daha güçlü sahip çıktığı, kayyım politikalarını çöpe attığı vurgulandı.

    “KAYYIM REJİMİ DEMOKRASİ VE HUKUKUN ASKIYA ALINMASI DEMEKTİR”

    Yılmaz, devamında şunları kaydetti:

    “Kayyım rejimi en başta seçmen iradesine darbe demektir. Kayyım rejimi demokrasi ve hukukun askıya alınması demektir. Kayyım rejimi halka değil ihalecilere, rantçılara hizmet demektir.

    Kayyım rejimi iktidarın yolsuzluk düzeninin devamı demektir. Kayyım rejimi kamu hizmeti değil, sadaka düzeni demektir. Kayyım rejimi kadınların, gençlerin ve toplumun ezilen kesimlerinin haklarına sahip çıkan değil, her adımda onları kısıtlayan yerel yönetimler demektir.

    “HAKLARIMIZIN GASP EDİLMESİNE ALIŞMAYACAĞIZ”

    Milletvekilleri türlü hukuksuzluklarla hapse atılırken, belediyelere siyasi operasyonlarla kayyım atanırken seçme seçilme hakkından söz edilemez. Seçme seçilme hakkının tanınmadığı bir durumda da demokrasiden bahsedilemez. Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak iktidarın dayattığı kayyım rejimini kabul etmiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Kayyım politikaları terk edilmeli, darbe uygulamalarından vazgeçilmeli ve halkın iradesi tanınmalıdır. Bir kez daha ilan ediyoruz. Demokrasiye, emeğe, barışa darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Kazanana kadar direnişimize devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek, biz kalacağız.”

    “KAYYUM EFENDİ, BU HALK SANA BİR ADIM ATTIRMAYACAK”

    Esenyurt Belediyesi CHP Meclis Üyesi Saadettin Yıldırım açıklama sonrası söz alarak şunları dile getirdi:

    “Kayyım darbecileri bizim yasal haklarımızı elimizden almak istediler. Bizler de belediye önünde 17 gün direnişimizi sürdürdük. Bu süre içinde bizlerle birlikte sesimize ses katan yanımızda olan bütün arkadaşlara, dostlara tekrar selam olsun. Belediye başkanımızı gizli tanık bahanesiyle tutukladılar. Bu ülkede adaletin demokrasinin insan haklarının olmadığının en büyük göstergesidir. Gizli tanık dedikleri de 12 yıl önce ölmüş. Esenyurt halkının iradesine çöken kayyum efendi, bu halk sana bir adım attırmayacak. Biz belediye meclis üyeleri hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Kayyumlar gidecek biz kalacağız.”

    “KİRLİ BİR POLİTİKAYI UZATMAK İSTİYORLAR”

    Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük söz aldı. Konuşmasını Kürtçe yapan Sönük, iktidarın uyguladığı kayyımlarla kirli bir politikayı uzatmak istediklerine dikkat çekerek Kürt halkının kayyımlara karşı direnişinin sürdüğünü dile getirdi.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir’de kayyım tepkisi: Derhal son verin!-VİDEO

    İzmir’de kayyım tepkisi: Derhal son verin!-VİDEO

    PİRHA- Kayyım atamalarına karşı açıklama yapan İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İktidarın kayyım atamalarını bir gelenek haline getirdiği ve iktidarın ülkeyi yönetemediği vurgulandı. Eylemde, yaratılan çoklu krizlerden kurtulmanın dayanışma ile sağlanacağının altı çizildi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki üç belediyeye kayyım atanmasını, gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla protesto etti.

    Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında “İrademe dokunma kayyıma geçit yok” yazılı pankart ve “Kayyım halk iradesine darbedir”, “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız”, “Kayyım darbedir darbeye hayır” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Eyleme DEM Parti İzmir Milletvekilleri İbrahim Akın ve Burcugül Çubuk, CHP’li belediye başkanları, çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve yurttaş katıldı. Basın metnini İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Zöhre Dalkıran okudu.

    “KAYYIM ATAMALARI GELENEK HALİNE GELDİ”

    İktidar kayyım atamalarını bir gelenek haline getirdiğini belirten Dalkıran, “Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in hiçbir temel hukuk kuralına uymaksızın gözaltına alınıp tutuklanarak cezaevine konulmasının ardından halkın oylarıyla seçilmiş olan belediye başkanının yerine kayyım atandı. Hemen akabinde Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyelerinin seçilmiş başkanlarının yerine de kayyım atandı. Kayyım atanan bazı belediye önlerinde bu demokrasi karşıtı uygulamayı protesto eden insanlar ters kelepçe ile işkenceye maruz bırakıldı. Belediye önlerinde toplanan halk ve belediye meclis üyeleri belediyeye sokulmadı, arbedenin ortasında kaldı. Bunlar açıkça ülkede seçme ve seçilme özgürlüğü fiilen ortadan kaldırılmış olduğunu bize gösterdi” diye konuştu.

    “İKTİDAR ÜLKEYİ YÖNETEMİYOR”

    Kayyım atamalarının demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine büyük hasar verdiğini ifade eden Dalkıran, Kürt illerindeki belediyelere karşı girişilen kayyım atamalarının, demokraside açtığı gedikler kapatılmadan bu eylemlere yenilerinin eklendiğini sözlerine ekledi. Dalkıran, “Sadece iç hukukta değil, uluslararası hukuk alanında da karşılığı olan kayyım atamalarına karşı Avrupa Konseyi bu atamaların Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırı olduğu noktasında Türkiye’yi uyardığı gibi AİHM de kayyım atamalarının demokratik temsil hakkına zarar verdiği yönünde görüş bildirmiştir. İktidar ülkeyi yönetememektedir. Yoksulluğu, açlığı, geleceksizliği, eğitimsizliği, çaresizliği halka bir erdem olarak dayatmaya çalışsa da halkın kaynamayan tenceresi, okuyamayan çocuğu, tedavi olamayan annesi-babası bu yarı mistik propagandaları tersyüz etmekte, hayat kendi gerçekliğini yönetenlerin halka fısıldadığı masalların önüne çok sert bir şekilde koymaktadır” ifadelerini kullandı.

    KAYYIM ATAMALARINA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI

    Dalkıran, ülkedeki çoklu krizlerden çıkmanın dayanışma ile mümkün olacağını vurgulayarak “Her yerde demokrasi, insan hakları ve özgürlük diye haykıracağız. Ve inanın bunu elde edeceğiz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; kayyım atamalarına derhal son verin. Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’i derhal serbest bırakın ve görevine iade edin. Mardin, Batman, Halfeti Belediyelerine yapılan kayyım atamalarını iptal edin, seçilmiş başkanları demokrasiye uygun bir şekilde görevlerine iade edin. Demokrasiyi ayaklar altında çiğnemekten derhal vazgeçin” şeklinde konuştu.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • ’16 Kasım’da Esenyurt’ta, 8 Aralık’ta Kartal’da buluşalım!’ – VİDEO

    ’16 Kasım’da Esenyurt’ta, 8 Aralık’ta Kartal’da buluşalım!’ – VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Taksim Hill Otel’de düzenlediği deklarasyonda herkesi 16 Kasım’da belediyelere atanan kayyımlar için Esenyurt’ta yapılacak buluşma ve 8 Aralık’ta Kartal’da yapılacak İnsanca Yaşam Mitingi’ne katılmaya çağırdı.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 16 Kasım’da belediyelere atanan kayyımlar için Esenyurt’ta yapılacak buluşma ve 8 Aralık’ta Kartal’da yapılacak İnsanca Yaşam Mitingi’ne ilişkin Taksim Hill Otel’de basın toplantısı düzenledi.

    Basın metnini Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros okudu.

    “TÜRKİYE ADIM ADIM UÇURUMA SÜRÜKLENİYOR”

    Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, AKP-MHP iktidarının emekçilerin en önemli kazanımlarına ve bütün sosyal/ekonomik haklarına bir avuç sermayedarın çıkarı uğruna açtığı savaşın büyüdüğüne dikkat çekerek Türkiye’nin adım adım uçuruma sürüklendiğini söyledi. Barbaros, devamında şunlara yer verdi:

    “Bakan Şimşek, ağzını her açtığına “vergiyi tabana yaymaktan” bahsediyor. Neymiş, vergilendirilmeyen alanların vergilendirilmesiyle sorunlarımız çözülürmüş! Şimşek programının uyguladığı vergi politikası ortada; Türkiye yandaşlar, bankalar, karaborsacılar, mafyalar için bir vergi cennetine döndü! Sermaye kesimlerinin, iktidar yandaşı ve destekçisi patronların vergileri bir bir “affediliyor.” Koca koca sanayi odası başkanlarının şirketleri kâr rekorlarına rağmen tek kuruş vergi ödemiyor! “Kaynağımız yok” diye “tasarruf” diye emekçinin servisine, okulların temizlik giderlerine, çocukların yemek hakkına göz diken iktidar, 2024’te “vergi indirimi, muafiyeti, istisnası” adı altında 2.1 milyar TL’lik vergi gelirinden vazgeçiyor! Ancak mesele emekçilere gelince durum değişiyor. “Vergi kılıcı” emekçinin üzerinde sallanıyor.
    Ortalama bir işçinin ücretinin neredeyse üçte biri vergilerle geri alınıyor. İktidar için vergi demek “emekçiye soygun” demek, “vergide adalet” demek ekonomik sorunların bütün yükünü emekçiler ödesin, vergi yüküyle ezilsin demek! Dur diyelim! Vergide adalet için, yoksulluk sınırının altındaki ücretlerin vergi dışı tutulması için, artan oranlı servet vergisi için birleşelim!

    BU İKTİDAR PROGRAMINA KARŞI BİRLEŞMEYE ÇAĞIRIYORUZ

    2025 bütçesi meclise getirildi, 17 bakanlığın bütçesi komisyonda tartışılmaya başlandı. Daha komisyona gelmeden bile 2025 bütçesinin halktan alınıp yandaşa, sermayeye hortumla aktarılmasının bütçesi olduğunu görüyoruz! Geçen yıl 7,4 trilyon olan vergi gelirlerinin 11,2 trilyona çıkarılması amaçlanıyor. Şirketlerin, sermaye sahiplerinin, bankaların vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı sadece %12 iken neredeyse %50 oranında vergi artışı planlanıyor. O zaman kim karşılayacak bu artışı? Tabi ki işçiler, emekçiler! İktidar sözcüleri “aslan payını eğitime ve sağlığa ayırıyoruz” diye böbürlenirken okullara temizlik personeli bile atanmıyor, yurttaşlar devlet hastanelerinden randevu almak için üç aylık sıralara giriyor. İki bakanlığın da bütçesinin merkezi plandaki payı yerinde sayarken Savunma Sanayi bütçesi geçen seneye göre %80 artışla 1,6 trilyon, Diyanet’in bütçesi 6 bakanlığı sollayarak 130 milyar TL olarak planlanıyor. 2025 bütçesinde iktidar yine “muafiyet, istisna, teşvik” adı altında 2,8 trilyon TL’lik gelirden yandaşları, sermayeyi memnun etmek adına vazgeçiyor. 2025 bütçesi, iktidarın emekçilere, halka açtığı savaşın belgelerinden biridir. 2025 bütçesi, emekçilerin sosyal/kamusal haklarına çökmenin, nedense hep emekçileri vuran “tasarruf” yalanının, bütçe açığının vergi soygunuyla telafi edilmesinin bütçesidir!
    Artık yeter! Bu ülke bir avuç iktidar bürokratının, yandaş, işbirlikçi sermaye gruplarının, holdinglerin, vurguncuların, soyguncuların, para babalarının, suç örgütlerinin çiftliği değildir. Bu ülke, emeğiyle hayatta kalmaya çalışan, alın teriyle geçinen emekçilerindir! Emekten, demokrasiden, barıştan yana olan herkesi, ülkemizi uçuruma, emekçileri savaş, sömürü ve işsizlik cenderesine sürükleyen bu iktidar programına karşı birleşmeye çağırıyoruz. Dur diyelim! Bu savaş bütçesine karşı, sağlık ve eğitim başta olmak üzere emekçilerin, halkın yararına bir bütçe için birleşelim!

    HERKESİ 16 KASIM’DA ESENYURT’TA, 8 ARALIK’TA KARTAL’DA MİTİNGİNDE BULUŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Hakkari ile başlayan, Esenyurt Belediyesi ile devam eden saray iktidarının kayyım darbesine Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi de eklendi. Bütün bu yaşananlar iktidarın ve arkasındaki sermaye güçlerinin sömürülen ve ezilen halk kitlelerine yönelik saldırılarını artıracağını gösteriyor. Erdoğan ve cumhur ittifakı tüm devlet imkanlarını, medyayı ve yargıyı kullanarak muhalefeti bölmeyi, zayıflatmayı amaçlıyor ve “terörle mücadele” manipülasyonu ve aldatmacası ile siyasal alanı dizayn etme girişimlerini sürdürüyor. Halkın iradesini gasp eden kayyım darbesi de bu amaç için kullanılan başlıca yöntemlerden biri olarak karşımızda duruyor.
    Kayyımlara geçit yok, irademize sahip çıkıyoruz diyerek mücadele eden emek-barış ve demokrasi güçleri olarak, sermayenin saray iktidarının topyekûn saldırıları karşısında muhalefet güçlerinin en geniş zemindeki ortak mücadelesinin çok önemli olduğunu biliyoruz. Herkesi Esenyurt’ta sürdürülen Demokrasi Nöbeti’ni güçlendirmeye ve 16 Kasım’da Esenyurt Meydanı’nda buluşmaya çağırıyoruz.
    Gerçek bir demokratikleşme, halklar arası eşitlik ve kalıcı bir barış ancak birleşik ve örgütlü mücadele ile sağlanabilir. Geleceğimiz için, demokratik hak ve özgürlükler ve adalet için mücadele birliğini güçlendirelim! Bu düzeni değiştireceğiz! Kayyımlara, düşük ücretlere, vergi soygununa karşı; halk için demokrasi, halk için bütçe! 8 Aralık’ta Kartal’da insanca yaşam mitinginde buluşalım!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    PİRHA- Kayyım atamalarına tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu, “Kayyum hırsızlıktır, kayyum gasptır, kayyum halkın iradesine yapılmış bir darbedir; kabul etmiyoruz” dedi. BAF ayrıca Dervişoğlu’nun Seyit Rıza’yı hedef alan sözlerine karşı da direniş mirasının devam edeceğini vurguladı.

    İçişleri Bakanlığı kararı ile Esenyurt Belediyesinin ardından DEM Parti yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Belediyesi’ne ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Kayyım atamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu, OHAL yasaları ile belediyelere kayyım atanmasının halk iradesine darbe olduğunu belirterek, “Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu ayrıca İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerine de tepki göstererek Seyit Rıza’nın yarattığı direniş mirasının ayakta olduğuna vurgu yaptı.

    “İKTİDARDA KALMA HAYALLERİ ALICI BULAMADI”

    Britanya Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “OHAL’de kayyum çare olmayacak. Zoraki ayakta kalmaya çalışan Saray rejimi kayyum kartını çıkardı. Baskıları artıran Saray rejimi, CHP’li Esenyurt Belediyesi’nin ardından bu kez de DEM Partili Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atadı. İradesine sahip çıkan on binler, Esenyurt’tan Mardin’e, Batman’dan Dersim’e sokaklara döküldü. Saray’ın kayyum politikalarına direnen halk, “faşizme karşı omuz omuza” mesajı veriyor.

    Her alanda köşeye sıkışmış ve emekçi halkları yedeklemek için hiçbir şeyi kalmamış olan saray rejimi, ‘devletin bekası ve bölücü terör’ demagojisine sarılarak, halkların ortak birleşik bir mücadele içinde olmasını engellemeyi hedeflemiştir. Devlet Bahçeli’nin günlerdir yaptığı çağrılar, Erdoğan-Bahçeli kliğinin sürekli iktidarda kalma hayalleri alıcı bulamamıştır.

    DERVİŞOĞLU’NUN TEHDİTLERİNE TEPKİ

    Ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda, “Cumhuriyet devleti Seyit Rızalara ne yaptıysa, aynı muameleyi göreceksiniz” diyerek gözdağı vermiştir. Ancak bu gözdağı, bizi yıldıramaz. Bu devleti ve ardıllarını Aleviler olarak çok iyi tanıyoruz. Katliamlardan, zulümlerden, baskılardan ve kronikleşmiş halk düşmanı hastalıklarından biliyoruz. Seyit Rıza nasıl boyun eğmediyse, bir direniş mirası ve geleneği yarattıysa, direniş ruhu dimdik ayakta! Zalimler yenilecek, direnenler ve mücadele edenler kazanacak!

    “KAYYUM HIRSIZLIKTIR, DARBEDİR”

    Demokrasi adına faşizmi uygulayarak, emekçi halkların belediyelerdeki iradesine bile tahammül edemeyen iktidar, önce İstanbul Esenyurt’ta, ardından Mardin, Batman ve Halfeti’de halkın yüzde 60-70 iradesiyle seçilenleri, yalanlarla ve OHAL yasalarıyla belediyelere kayyum atayarak halkın iradesini gasp ediyor. Sandıkta alamadıkları sonucu, uydurma yasalar ve kayyum uygulamalarıyla bugüne kadar onlarca belediye başkanını görevinden aldılar. Fakat baskı, saldırı ve yönetimi gasp etme çabası, gözaltına alıp zindana atıp ağır hapis cezalarına çarptırarak korku yaymak, halkların iradesini kıramamıştır.

    Darbeci anlayışa karşı, halkını yok sayanlara, halkların iradesini hiçe sayan zalimlere karşı gün direnme günüdür, mücadele günüdür. Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz. “Kayyum siyasetini kabul etmiyoruz.

    “CANLARIMIZI HALKIN İRADESİNİ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Canlar, OHAL rejimini işlemez hale getirmenin tek yolu, kayyum atamalarına karşı eşitlik ve özgürlük temelinde birleşip örgütlenip, güçlerimizi birleştirmekten geçiyor. Britanya Alevi Federasyonu olarak bu darbeci uygulamalara karşı canlarımızı demokratik hakkını kullanmaya ve halkın iradesini savunmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/İNGİLTERE

     

  • Esenyurt Belediyesi’nde çalışan CHP’li meclis üyelerine polis engeli

    Esenyurt Belediyesi’nde çalışan CHP’li meclis üyelerine polis engeli

    PİRHA – Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından CHP’li meclis üyeleri bu sabah da belediyeye girerek görevlerini yapmak istedi. Meclis üyelerinin binaya girmesine engel olan kolluk güçleri ile yurttaşlar arasında arbede yaşandı.

    Prof. Dr. Ahmet Özer, 30 Ekim’de tutuklanıp, yerine kayyum atanmıştı. Yapılan uygulamaya tepki gösteren halk ile polis arasında günlerdir gergin anlar yaşanıyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökhan Zeybek, Suat Özçağdaş, Aylin Nazlıaka ve Sevgi Kılıç, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek’in de aralarında bulunduğu CHP heyeti bu sabah Esenyurt Belediyesi önüne geldi.

    Gökhan Zeybek, Suat Özçağdaş, 28 belediye meclis üyesinin görevlerini yapabilmeleri için belediye binasına girmeleri gerektiğini belirtti. Ancak CHP’lilerin önüne polis barikatı kuruldu. Polisler, aldıkları emir gereği geçiş izninin olmadığını belirtti.

    CHP heyeti ise söz konusu emrin yazılı mı sözlü mü olduğunu sorarak kendilerine emrin gösterilmesini istedi. Kolluğun, yazılı bir emir göstermemesi üzerine arbede başladı.

    CHP’liler, “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları attı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • BAF Eşit Başkanı İncedal: Kayyım darbesine karşıyız, halkın iradesi asla çiğnenemez-VİDEO

    BAF Eşit Başkanı İncedal: Kayyım darbesine karşıyız, halkın iradesi asla çiğnenemez-VİDEO

    PİRHA- Kayyım atamalarının halk iradesine bir darbe olduğunu söyleyen Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Dilek İncedal, “Sandıktan çıkan sonucu tanımayan, halkın iradesine tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Halklar kazanacak, bu iktidar devamlılığını sürdüremeyecek” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi yönetimindeki Esenyurt Belediyesi ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Batman, Halfeti belediyelerine, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı protesto eylemleri sürüyor. Kayyıma karşı Esenyurt ve Mardin Büyükşehir Belediye binaları önünde başlatılan ‘nöbet eylemi’ de devam ediyor.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanı Dilek İncedal, kayyım atamalarına dair PİRHA‘ya konuştu.

    “HALK İRADESİ TANINMIYOR”

    İncedal, kayyım atamalarına karşı olduklarını ifade ederek, halkın iradesine tahammül edilmediğine vurgu yaptı.

    “Yıllardır süren devlet politikalarını ve neler yapabilecekleri çok iyi biliyoruz. Terör gibi propagandaları sıkça yaptılar” diyen İncedal şunları kaydetti:

    “Barış çok anlamlı bir cümle ama dillerine yakışmayan bir yerde aslında. Saray rejimini ayakta tutma, devamlılığını sürdürme üzerine kurulu bir hamle olarak okuyoruz bunu. Saray rejimi kendi iktidarını devam ettirmek için kayyımları atıyor. Kayyım darbesine karşıyız, halkın iradesi asla çiğnenemez. Zoraki ayakta kalmaya çalışan bu iktidar birçok kesime baskı uyguluyor, kayyıma karşı çıkanları ise saldırarak gözaltına alıyor. Çokça övünülen Cumhuriyetin 101. yılında seçme ve seçilme hakkından insanlar yoksun. Sandıktan çıkan sonucu tanımayan, halkın iradesine tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Halklar kazanacak, bu iktidar devamlılığını sürdüremeyecek. Elbet bu zulüm bitecek.”

    Elif TABAK/İNGİLTERE

     

     

  • Damal Dernekleri Federasyonu’ndan kayyım tepkisi: Yezid’in karşında Hüseyin’iz!

    Damal Dernekleri Federasyonu’ndan kayyım tepkisi: Yezid’in karşında Hüseyin’iz!

    PİRHA – Damal Dernekleri Federasyonu, belediyelere atanan kayyum uygulamalarına karşı mücadele vurgusu yaptı. Kamuoyuna yapılan açıklamada, “Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz! Çünkü bizler zalimin karşısında Pir Sultanlarız, Hallacı Mansurlarız, Yezidin karşında Hasanız, Hüseyiniz” ifadelerine yer verildi.

     İçişleri Bakanlığı kararı ile Esenyurt Belediyesi ardından DEM Parti yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Belediyesi’ne ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atandı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, belediye başkanlarının “geçici bir tedbir olarak” görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

    YEZİDİN KARŞINDA HASANIZ, HÜSEYİNİZ”

    Kayyım kararı, toplumun birçok kesimi tarafından sert tepkiyle karşılandı.

    Damal Dernekleri Federasyonu da kayyım uygulamalarına karşı “Sessiz kalmayacağız” açıklamasını yaptı.

    30 Ekim gününden bugüne kadar yaşanan anti demokratik olayları Damal Dernekler Federasyonu olarak kaygıyla ve üzüntüyle takip ediyoruz. Demokrasi ile kazanılan seçimleri ve halkın iradesini, kayyum yolu ile gasp edenler, bize bu irade gasplarını dayatmaya ve normalleştirmeye çalışıyorlar. Damal Dernekler Federasyonu ve bileşenleri olarak her zaman halkın yanında, haksızın karşısında yer alacağız.

    Bizler; geçmişe bakınca acılarla, ötekileştirilmelerle, yok sayılmalarla, kayyumlarla, tehditlerle büyümüş ama tavrından ve duruşundan zerre taviz vermemişiz. Bugün de boyun eğmedik ve boyun eğmeyeceğiz! Çünkü bizler zalimin karşısında Pir Sultanlarız, Hallacı Mansurlarız, Yezidin karşında Hasanız, Hüseyiniz.

    Ülkemizde yaşanan ve her geçen gün daha fazla tedirgin olduğumuz olaylara sessiz kalmamak adına, kayyumlara karşı demokrasiyi savunmak adına, Esenyurt halkının iradesine sahip çıkmak adına, sivil toplum örgütü olarak ilk basın açıklamasını yaparak bu yaşananlara sadece kurum olarak değil toplum olarak tepki gösteren Damal Dernekler Federasyonu ve bileşenleri olmuştur.

    “SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Demokratik kitle örgütlerinin, devrimci yapıların ve temsilcilerinin, haktan, hukuktan, demokrasiden yana olanların ve Damal Dernekler Federasyonunun bu yaşananlara karşı söyleyecek sözleri bitmedi ve bitmeyecek. Ayrıca yaşananlara sessiz kalan düzen partilerine, kayyuma karşı durmak adı altında birkaç poz verdikten sonra kenara çekilenlere, liyakatsızlara, düzen partilerin arka bahçesi olan rantçılara bu halkın güveni kalmamıştır.

    Demokratik kitle örgütleri olarak, halkımız ile beraber bu hukuk dışı tutuma karşı durmaya, kayyum adı altında ötekileştirmelere ve halkın iradesini yok sayanlara dün olduğu gibi  bugün de karşısında duracağız ve sessiz kalmayacağız.

    Esenyurt’ta, Mardin’de, Batman’da yaşanan bu çağ dışı tutumlara karşı hep beraber halk ile omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü bizler; umutları yeşertmeye, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarını savunmaya, bu güzel ülkemizde her şeye rağmen demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunmaya, bu çağ dışı ilkel yöntemlere karşı yan yana olmaya devam edeceğiz.

    Türkiyemizden bu kötülükleri ve işbirlikçilerini hep beraber göndereceğiz. Size sözümüz olsun!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF Genel Başkanı Aslan: Kayyımcı zihniyeti inanç yerlerimize atanan kayyımlardan biliyoruz-VİDEO

    ABF Genel Başkanı Aslan: Kayyımcı zihniyeti inanç yerlerimize atanan kayyımlardan biliyoruz-VİDEO

    PİRHA – Belediyelere atanan kayyımlara tepki gösteren ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine de kayyım atanması toplumun büyük tepkisine neden oldu. Alevi kurum temsilcileri de kayyımlara karşı olduğunu dile getirdi.

    Batman ve Mardin’de süren eylemlere Alevi Bektaşi Federasyonu Mustafa Aslan, Alevi kurumları adına destek verdi.

    “İNKÂRCI, YOK SAYICI BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ

    Batman’daki eylemde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “O zihniyet bugün bu ülkede halkın iradesine kayyım atıyor. İnkârcı, yok sayıcı bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Yerine kayyım atanan Batman Belediye Eşbaşkanı Yeşil Işık da, Batman üzerinden yürütülen politikalara dikkat çekerek, “Bu halk 90’larda faili meçhullerde de ve bugün de kayyıma karşı direniyor, boyun eğmiyor. Bugün de 3’üncü defadır belediyemize kayyım atanıyor. Sizin de bildiğiniz gibi kayyım talandır, zulümdür, Kürt diline, kimliğine düşmandır. Kayyım hırsızlıktır. Hiçbir zaman bu politikalara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Sokaklarda, alanlarca direneceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/BATMAN

     

  • Alevi kurum başkanları: Kayyum demokrasiye darbedir; seçilmişleri reddetmek en ağır terördür

    Alevi kurum başkanları: Kayyum demokrasiye darbedir; seçilmişleri reddetmek en ağır terördür

    PİRHA – Belediyelere atanan kayyımlara tepki gösteren DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan ve AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, yapılan uygulamanın “demokrasiye darbe, savaşta ısrar” olduğunu ifade ettiler. Kurum başkanları, kayyumlara karşı “ortak mücadele” çağrısı da yaptı.

    Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine de kayyım atanması toplumun büyük tepkisine neden oldu. Alevi kurum temsilcileri de kayyımlara karşı olduğunu dile getirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, hükümet tarafından belediyelere kayyım atanmasını değerlendirdiler.

    “KAYYUMDA ISRAR SAVAŞTA ISRARDIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, kayyımda ısrarın “Kürt halkını ve toplumun belli bir kesimini tanımamak” olduğunu söyledi.

    Kadriye Doğan, “Seçilmişleri reddetmek en ağır terördür” diyerek tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

    “Yani diyor ki yaşayabilirsiniz ama biat ederek. Yaşama hakkınız var fakat seçme seçilme ve kimlik olarak varlığınızı kabul etmiyorum. Kayyumda ısrar tam da bunun teyidini yapıyor. Türkiye’de Türk olarak seçim yapabilirsin, seçilebilirsin ama başka kimseye yaşam hakkı tanınmıyor, kimliği, varlığı kabul edilmiyor. Kayyumda ısrar savaşta ısrarlıdır, faşizmde ısrardır, kaosta ısrardır, yoklukta ısrardır, her türlü yoksunlukta ısrardır.

    Kayyumu atarken de insanlara ‘terörist’ ya da ‘teröriste yardım’ yaftasını kullanıyor. Bence en büyük terör, bir toplumun, bireyin kabul edilmemesidir. Bunu reddetmek en ağır terördür. Mağdur olan insanlara ‘terörist’ diyerek kendilerine haklılık gerekçesi gösteriyor. Tümden bu anlayışı reddediyoruz. Bizler varız, bizler var olduğumuz için hak sahibiyiz ve hakkımızı da sonuna kadar kullanmak durumundayız. Bundan vazgeçmeyeceğiz. Alevi halkı olarak da haklarımızı talep etmekten, yaşamaktan, Kürtlerin de haklarını sonuna kadar talep etmekten, seçmekten, seçilmekten, hak taleplerinden asla ve asla geri adım atmak durumunda değiliz. Bunun reddiyesi, toplumun, barışın, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, insani değerlerin hepsini reddetmek anlamındadır. Kayyumları reddediyoruz, kabul etmiyoruz. Kayyumda ısrar savaşta ısrardır diye tekrar söylemek isterim.”

    “DAHA ÇOK BİRLİK İÇERİSİNDE OLMALIYIZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, antidemokratik uygulamalara karşı “Ortak mücadele” konusunda çağrı yaparak şöyle devam etti:

    “Aleviler de kendileri açısından zaten ciddi bir mağduriyet yaşıyor. Kürt toplumu kadar Alevi toplumu da bu ülkenin asimilasyon baskısı altındadır. Ama Alevi kurumlarının şu konuda bir eksikliği var; mağduriyet yaşayan tüm toplumsal kesimlerle buluşmakta bir eksiklik yaşanıyor. Bunun için de önümüzdeki süreçte daha çok çaba sarf etmek gerekiyor. Demokrasiden yana olan tüm kesimlerin ortaklaşması konusunda Alevi örgütlerinin öncülük etmekte biraz eksik kaldığını ama mücadele etmek gayretinde olduklarının da farkındayız. Biz Alevi örgütleri, bu anlamıyla demokrasi mücadelesinde biraz daha öncü ve gayretli olmak zorundayız. Belki de yeteri kadar destek göremediğimizden diyelim. Örneğin Diyanet. Alevilerin asimilasyonu ile ilgili toplumsal kesimlerde yeteri destek görememenin vermiş olduğu bir tedirginlik de olabilir. Bu anlamıyla tüm toplumsal kesimler, Alevi mağduriyetine de hassasiyet göstermeli. Aleviler de tüm toplumsal kesimlerin, özellikle bu kayyum atamalara karşı genel anlamda bir ortak mücadelenin elzem olduğunu söylemek isterim. Mücadele diriliyor fakat mevcut sisteme henüz geriletme veyahut da demokrasiye evrilmede başarılı olmuş değiliz. Onun için çok daha fazla çaba sarf etmeli ve birlik içerisinde olmalıyız.”

    “BU İKTİDARDAN KURTULMADIKÇA SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise “Kayyım, demokrasiye darbedir!” diyerek tepki gösterdi. Yılmaz, demokratik bir ülke için “iktidar değişimini” işaret ederek şunları kaydetti:

    “ ‘Şahsım devleti’ rejiminin son icraatı Esenyurt, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine atanan kayyımlardır. Toplumsal barışı ayaklarının altında çiğneyenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapanlardır. Toplum, halkın iradesini gasp eden bu iktidardan kurtulmadıkça, bu rejim yeniden demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti yapısına geri çevrilmedikçe, ülkenin hiçbir sorununun çözülmesi olanaklı değildir!

    Alevi örgütleri, öğretisi gereği haktan, hukuktan, barıştan ve hoşgörüden yanadır. Haksızlık karşısında mazlumdan ve doğrudan yanadır. Vicdan sahibi her bireyin göstermesi gereken refleks elbette hukuksuzluğa karşı dik durmaktır.

    Bir Alevi bir Sünninin, bir Sünni bir Alevinin hakkını savunmadıkça bu topraklara gerçek bir demokrasinin gelmesi mümkün değildir. Bu bilinçle irade gaspını, kayyım darbesini şiddetle kınıyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • İmamoğlu Ankara’da konuştu: Yaşananlar darbe dönemlerini hatırlatıyor-VİDEO

    İmamoğlu Ankara’da konuştu: Yaşananlar darbe dönemlerini hatırlatıyor-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Başkanı Ekrem İmamoğlu, ardı ardına belediyelere atanan kayyım kararlarına ilişkin konuştu. İmamoğlu, “Yaşananlar demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerini hatırlatmaktadır. Sistematik hale gelen uygulamalarla demokrasinin en temel unsuru olan seçme ve seçilme hürriyeti yok edilmiştir” dedi.

    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kayyıma karşı karar aldıkları olağanüstü toplantı sonrasında TBB önünde açıklama yaptı. Kayyım atamalarına dikkat çeken İmamoğlu, “Bugün demokrasimiz bir kez daha derin bir yara almıştır” dedi.

    İçişleri Bakanlığı’nın yerel yöneticilerin görevleri ile ilgili bir suç işlemesi halinde işlem yapabileceğine dikkat çeken İmamoğlu, “Belediye Kanunu’nda da kayyım atamasına dayanak yapılan hükümde İçişleri Bakanına görevden alma yetkisi tanınmamıştır” diye belirtti.

    “HAREKETE GEÇİYORUZ”

    İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kararlara imza atan iktidar yüzünden Türkiye muasır medeniyet düzeninden kopmakta, totaliter rejimler ligine taşınmaktadır. Hukuktan uzaklaşarak atılan bu adımlar ülkemizi seçimli demokrasi olmaktan çıkarmaktadır. Ülkeyi yönetenler, seçilebiliyorlarsa bunu millet iradesi saymakta; seçilemiyorlarsa kayyımları devreye sokmaktadır. Yaşananlar demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerini hatırlatmaktadır. Bu kararların sonuçları salt siyasi değildir. Demokrasiden uzaklaşmak, dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri olmamıza yol açmaktadır. İşte bu yüzden emeklisinden öğrencisine herkes ağır bir geçim sıkıntısı içindedir. Gençlerimiz o yüzden umudu başka ülkelerde arıyor. Söz verildiği halde kaldırılmayan mülakat sistemi nedeniyle gençlerin alın teri emeği yok sayılıyor.

    Sistematik hale gelen uygulamalarla demokrasinin en temel unsuru olan seçme ve seçilme hürriyeti yok edilmiştir. Tüm modern çağdaş devlet düzenlerinin kabul ettiği yerinden yönetim modelinin altının merkezi idare tarafından dinamitlendiği, Türkiye demokrasinin yok edilmeye çalışıldığı bir süreci yaşıyoruz.

    “YAPILAN UYGULAMALAR KEYFİ VESAYET YÖNETİMİNİ AÇIĞA ÇIKARMIŞTIR”

    Kayyım uygulamasıyla yerel halkın vergi ve katkılarıyla oluşturulan bütçe, bu yetkinin meşru kullanıcısı yerel yönetici yerine, İçişleri Bakanlığı’nın bir memuruna teslim edilmiştir. Merkezi idare, belediyelerin hiyerarşik amirine dönüştürülmüştür. Son 8 yıldır alınan kararlar, yapılan uygulamalar ülkemizde keyfi vesayet yönetimini açığa çıkarmıştır.

    Bilinmelidir ki, bizler seçimle iş başına gelmiş yerel yöneticiler olarak belediye başkanlarına yönelik şafak operasyonlarının itibarsızlaştırma aracı olarak kullanması uygulanmasının kime yapılırsa yapılsın karşısında olacağız.

    Belediye başkanlığının sona ermesi, meclis feshi, görevden alma gibi konulardaki usuller Anayasa ve Belediye Kanunu’nda bellidir. Daha sonra Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen istisna hükümlerine ihtiyaç bulunmamaktadır. Olağanüstü koşullarda getirilmiş kayyım düzenlemesinin olağan dönemlerde de kullanılması uygulamasına son verilmelidir. Belediye başkanlığının boşalması halinde, kayyım uygulaması dahil meclisin kendi üyeleri arasından başkan veya başkan vekili seçme uygulamasının kanunda belirtilen temel ilkeler çerçevesinde istisnasız sürdürülmesi gerekmektedir.”

    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) olarak bu antidemokratik uygulamaların sona erdirilmesi amacıyla siyasi partilerle en güçlü şekilde istişareler yapılması için bugün itibariyle harekete geçeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “Ulusal ve uluslararası platformlarda izah edilemeyen uygulamalara meydan verilmemesi bakımdan kayyım düzenlemesinin kaldırılması ve seçim kanunlarının gözden geçirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinin harekete geçmesi, gerekmektedir. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Fırat: Alevilerin kayyıma karşı net bir tavır alması lazım – VİDEO

    Fırat: Alevilerin kayyıma karşı net bir tavır alması lazım – VİDEO

    PİRHA – Ardı ardına belediyelere atanan kayyımlara ilişkin konuşan DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, “Özellikle biz Alevilerin bu konuyla ilgili net bir çerçevede tavır takınması lazım. Birbirimizin Hızır’ı olarak bu firavunları geldikleri yerlere geri göndereceğiz” dedi.

    İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da CHP’li Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atadıktan sonra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi’ne kayyım atadı. Kayyım atanmasına karşı bir çok kentte halk sokağa çıkarak kayyımları kabul etmeyeceklerini söylediler.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kayyım darbesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AKP, HER TOPLUMU MAĞDUR EDECEK POLİTİK ARENA YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Celal Fırat, kayyımların insanlık suçu olduğunu belirterek, “Çok kindar bir tutum bu. Halkın iradesine saygı göstermek gerekiyor. Recep Tayyip Erdoğan bu ülkeye ilk aday olduğu süreçlerde ilk AKP’yi kurduklarında ‘biz mağduruz’ diyordu. Ama şu an her toplumu mağdur edecek bir politik arena yaratmaya çalışıyor. Kendi gibi düşünmeyen herkesi terörize eden bir mantıkla bakıyor. İnsanları toplumları ayrıştırıyor kesinlikle bunu kabul etmemek lazım” dedi.

    Halkın kayyımları kabul etmediğini vurgulayan Fırat, “Bir tarafta barış deniliyor, demokrasi koşullarını yaratalım deniliyor uzattığımız eli gelin tutun diyorlar ama bir taraftan da tamamen kindar bir söylem ile tehditkar bir şekilde ‘bu eli tutmazsanız elinizi kırarız’ diyorlar. Bu gerçekten bu toprakların dili olmamalı” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN SESİNİ ÇIKARMASI LAZIM”

    Alevilerin kayyıma karşı net bir tavır sergilemesi gerektiğine de vurgu yapan Fırat, devamında şöyle konuştu:
    “Halfeti Belediye eş başkanlarımız Batman eş başkanlarımız Mardin eş başkanlarımıza yapılanı kendimize yapılmış gibi görüyoruz. Özellikle biz Alevilerin Alevi örgütlerinin Alevi halkının Alevi toplumunun da bu konuyla ilgili net bir çerçevede tavır takınması lazım. Evet biz barışsever insanlarız, toplumuz ama Şahı Merdan Ali’nin çok güzel bir lafı var ‘bir yerde zulüm varsa zulüm yapanları engelleyemiyorsanız teşhir edin’ buradan yola çıkarak Alevilerin sesini çıkarması lazım. Burada alanlarda olması lazım mücadele etmeleri lazım.

    BU FİRAVUNLARI GELDİKLERİ YERE GÖNDERECEĞİZ

    Gerçekten hepimizin vicdanını sorgulamamız lazım niye AKP bu kadar alan yarattı kendine? Bu da bizim yan yana gelmememizden kaynaklanıyor. Umut ediyorum ki bu topraklara gerçekten sevgi gelecek sevgi de tepeden gelmez, biz ancak birbirimizin Hızır’ı olursak bu topraklara demokrasi gelecek. İnanıyoruz ki AKP bir gün hesap verecek. Birbirimizin Hızır’ı olarak bu firavunları geldikleri yerlere geri göndereceğiz. Ben buna inanıyorum.”

    Devrim FINDIK-Dilan MORSÜMBÜL/İSTANBUL

  • ‘Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir!’ – VİDEO

    ‘Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir!’ – VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Esenyurt Meydan’da kayyım darbesine karşı yaptığı açıklamada “Anti demokratik uygulamalarla haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız! Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir” denildi.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Platformu, “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir, kayyımlar gidecek biz kalacağız!” şiarıyla Esenyurt Meydanı’nda açıklama yaptı. Açıklama öncesi söz alan DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, “Ülke ikiye bölünmüştür. Bir tarafta darbeciler, öbür tarafta darbeye karşı direnen bizler” dedi.

    Basın metnini KESK İstanbul Şubeler Platformu dönem sözcüsü Eren Ertin okudu.

    “KAYYIM DARBELERİ OLAĞAN HALE GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR”
    Ertin ülke olarak güne yine bir kayyum darbesi ile uyandıklarını belirterek şunlara yer verdi:
    “Esenyurt Belediye başkanı Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyum atanmasının üzerinden daha beş gün geçmişken bugün de bir kez daha en demokratik haklardan olan seçme seçilme hakkı gasp edilmiştir. Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi başkanları görevden alınmış ve yerlerine kayyum atanmıştır. Son beş ayda arka arkaya Hakkâri, Esenyurt Mardin, Batman ve Halfeti halkının iradesini gasp etmeye dönük saldırılar AKP-MHP iktidarının 31 Mart yerel seçimlerini ezici bir şekilde kaybettiği belediyelere kayyum darbesi ile adeta çökmeyi hedeflediğini tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır. Hedef açıktır. Tüm toplum iradesinin gasp edilmesine alıştırılmak, kayyum darbeleri olağan hale getirilmek istenmektedir.
    “KAYYIM HERKESE VERİLMİŞ BİR GÖZDAĞIDIR”
    Kayyum halk iradesine darbedir. Kayyum emeğe darbedir. Kayyum; yerel yönetim emekçilerini işinden, ekmeğinden eden, toplu sözleşmelerini iptal eden, sürgünü, sendikal ayrımcılığı, angarya çalıştırmayı rutin hale getiren bir emek düşmanlığının adıdır. Kayyum:  Yolsuzluktur, boşaltılan kasalardır. Kayyum: Şatafattır. Belediye binalarına eklenen jakuzili odalardır. Kayyum: Yandaşlara belediyelerde kadro açmak, ihale dağıtmaktır.  Dolayısıyla halkın omuzlarına katmerli borçlar yüklemektir.
    Kayyum: İktidarın insan ve doğa karşıtı rantçı belediyecilik anlayışı karşısında olan herkese verilmiş bir gözdağıdır.
    “DEMOKRASİNİN TEMEL KOŞULU HALK İRADESİNE SAYGI DUYMAKTIR”
    Bir kez daha altını çiziyoruz. Demokrasinin varlığının temel koşulu halk iradesine saygı duymaktır, aksi her türlü karar veya müdahale halkın demokratik iradesinin gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Seçilmiş milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hala cezaevinde tutulduğu, belediye başkanlarının tutuklandığı yerlerine kayyum atandığı bir ülkede demokrasiden, adaletten, hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Herkes bilmelidir ki yaşanan bu hukuksuzluklara karşı parti, siyasi görüş ayrımı yapmadan ülke genelinde yeterli düzeyde tepki yaratılmaması halinde kayyum darbesi yeni belediyeler ile sürecektir.
    “SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANLARI DERHAL GÖREVİNE İADE EDİLMELİDİR”
    Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak halkın iradesine, demokrasiye, emeğe, barışa darbe niteliğindeki kayyum politikalarını hiçbir dönem kabul etmedik, alışmadık. Bugün de kayyum darbesini kabul etmiyoruz! Anti demokratik uygulamalarla haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız!
    Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Belediye Başkanları derhal görevine iade edilmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP Genel Başkanı Özel: Halkın iradesiyle inatlaşılmaz

    CHP Genel Başkanı Özel: Halkın iradesiyle inatlaşılmaz

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi önünde yaptığı konuşmada, “Halkın iradesiyle inatlaşılmaz. Türkiye Cumhuriyetinde her Kürt kendini Manisalı, Osmaniyeli, Rizeliler kadar eşit hissedene kadar demokrasi mücadelesi vereceğiz. Bunun için illa da eşitlik, illa da kardeşlik, illa da barış demeye geldim” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin Büyükşehir, Halfeti ve Batman Belediyesi’ne kayyım ataması kararı protesto edilmeye devam ediliyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel Mardin’e gitti.

    Özel, “Mardin halkının iradesini tanımayan, Mardin’i seçimlerle alamayan bir akıl, Mardin Belediyesi’ne üçüncü kez kayyum atamaya kalktı. Ben haberi televizyonda gördüğüm anda yanımdaki arkadaşım dedi ki ‘Tüh, Ahmet Başkanı ziyaret edemeden Ahmet Başkanı görevden aldılar’. Ben de ona dedim ki ‘Hayır, Ahmet Başkanı gidip bugün ziyaret edeceğim. Mardin Büyükşehir Belediye başkanın kim olduğuna Recep Tayyip Erdoğan değil, Mardinliler karar verir.’ 50 yıldır Mardinliler, Kürtler kendi iradelerini temsil etmek üzere her sandık önlerine konulduğunda Ahmet Türk’ü seçiyorlar. Bu iradeyle inatlaşılmaz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Özel, “Ey Türkiye’nin iradesine müdahale eden kötü akıl, burada bu akla ‘devlet aklı’ diyorsanız bu ne devletin aklıdır, her kimin aklı olursa olsun bu akıl kötü bir akıldır. Milletin vicdanında bu akla yer yoktur. Ben diyorum ki Türkiye Cumhuriyetinde her Kürt kendini Manisalı, Osmaniyeli, Rizeliler kadar eşit hissedene kadar demokrasi mücadelesi vereceğiz. Bunun için illa da eşitlik, illa da kardeşlik, illa da barış demeye geldim” diye konuştu.

    “AHMET TÜRK BARIŞ GÜVERCİNİDİR”

    CHP Genel Başkanı Özel, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Efendim, biz ‘Kürt meselesi’ deyince yokuz, ‘Kürt meselesi yoktur’ diyeceğiz ama bir takım pazarlıklarla kendimiz için bir avantaj sağlayacağız. Bakın Ahmet Türk, 50 yıl önce ben doğmadan siyasette olan bu kişi siyasette Türkiye siyasetinde diyaloğu temsil eden, barışı temsil eden, kardeşliği temsil eden, çatışma yerine barışı savunan, hepimize bu konuda önderlik eden bir barış güvercinidir. Bugün sen kayyum atama meselesinde nereye atarsan ata, Hakkari’de de yanlıştı, Esenyurt’ta da yanlış, Halfeti’de de yanlış, Batman’da da yanlış, burada da aynı yanlış. Ama be Allah’ın adamı ‘devlet aklı, devlet aklı’ diyorsun. Bütün Türkiye’ye kayyum atasan buna aklın öyle kesse, buna hakkın olsa ki hiçbirine yok, Ahmet Türk’e gelince duracaksın. Ahmet Türk kayyum atanacak biri değil. Mardin Devrim Başkanı seçmiş, görev vermiş. Sen bu iradeye karşı çıkarsan, bu Mardin’in tarihini, bu Mardin’in kardeşliğini, bu Mardin’in kutsallığını, bu Mardin’in kadim medeniyet anlayışını hiç anlayamamışsın demektir. O yüzden hem bir yandan dönüp adına ‘sorun’ demediğin bir şeye çözüm arayacağına ikna edeceksin, hem ‘Türkiye’de siyasette barışı kim savunur?’ dendiğinde akla gelen ilk ismin, halkın neredeyse yüzde 60 iradesiyle verdiği kararına, desteğine rağmen orada kayyum siyaseti yapacaksın. Burada o dediği akıl da yok, burada vicdan da yok. Burada bir oyun var ama o oyundan ne bize hayır var, ne bu millete hayır var. Emin olsun kendisine de hayrı yok.”

    Özel, “Bir kez daha uyarıyorum; söz bitmesin, söz kıymetlidir, söz önemlidir, söz konuşabilmek demektir, söz kardeşliktir, söz her zaman sözümdür, sözsüz çözüm olmaz. Mardin seçimde sözünü söylemiş, o sözü kısmayın. O sözü susturmayın. O sözün temsilcilerine bu zulmü yapmayın. Ben buradan Türkiye siyasetindeki tüm aktörlere çağrıda bulunuyorum: Bir cinnet gününü yaşadık ama bugün orada bırakıp bu yanlışlardan dönün. Bu kayyum meselesinde ileri adım atmayın. Aksine gelin geri adım atın. O KHK‘yla, OHAL’de çıkardığınız o ahlaksız kanundan bu süreçten vazgeçin” ifadelerini kullandı.

    Korkuya teslim olmayacaklarının altını çizen Özel, “Birileri kavga, çatışmanın bizi parçası yapmak, buradan kendilerine önce güç devşirmek, yarattıkları korkuyla bu ülkeyi yönetmek istiyorlar. Bu korkuya teslim olmayacağız. Türkiye’nin Manisa’da da Mardin’de de büyük sıkıntı içinde olan vatandaşları var. Açlık var, yoksulluk var, işsizlik var, hayat pahalılığı var, gençlerimizin ümitsizliği var. Bu sorun görülmesin diye gençleri, yoksulları, işsizleri, çatışmaya, kavgaya, gerginliğe sürüklemeye çalışıyorlar. Buna teslim olmayacagiz. Türk gencinin de, Kürt gencinin de hayalini bu ülkede kurmasını omuz omuza, halaya durmasını bu ülkeyi nasıl ki dedeleri birlikte kurtardı, torunların bu ülkede kardeşçe ve eşit yaşamasını savunuyoruz, bunun arkasında duracağız” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)