Etiket: esenyurt

  • Hatimoğulları: Esenyurt’a atanan kayyımla sürece dair mesajımızı almış olduk!-VİDEO

    Hatimoğulları: Esenyurt’a atanan kayyımla sürece dair mesajımızı almış olduk!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, HDK konferansında yaptığı konuşmada iktidara yüklendi. Devlet Bahçeli’nin tokalaşmasıyla başlayan süreci işaret eden Hatimoğulları, “Aslında biz bu sürece ‘süreç’ demiyoruz. Esenyurt’a atanan kayyımla nasıl bir pratik izlemiş olduklarını göstermiş oldular. Bizler de mesajımızı bu anlamıyla almış olduk” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel BaşkanI Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 13. Kadın Konferansı’na katıldı.

    İstanbul Sancaktepe Kadir Topbaş Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen konferans, “Umutla yürür, isyanla büyür, direnişle kazanırız!” sloganıyla yapıldı. Konferansa ilgi bir hayli yoğun oldu.

    “HİTLER DÖNEMİNİN BENZERİNİ YAŞIYORUZ”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, konferansta yaptığı konuşmada Kürt sorununun çözümü konusunda atılan adımları ve kayyım politikalarını eleştirdi.

    Hatimoğulları, konuşmasında şunları söyledi:

    “Umutla ve dirençle yaşamı kendi ellerimizle ilmek ilmek dokuyacağımız bir sürecin içindeyiz. HDK, erkek egemen kapitalist sisteme karşı bütün ezilenlerin ve sömürülenlerin ortak mücadele cephesidir. HDK, partimizin de içinde olduğu kongredir.

    Konferansımızda Türkiye ve bölgede kadınların durumunu en iyi şekilde analiz etmeye çalışacağız. Analizle yetinmeyeceğiz, önümüzdeki dönemdeki mücadele hattımızı ve pratiklerimizi de hep birlikte konuşacağız, planlamalarımızı da hep beraber konuşacağız. Şu bir gerçek ki biz bu coğrafyada her gün katlediliyoruz. Gün geçmiyor ki bir kadın katliamıyla uyanmayalım. En son IŞİDvari yöntemle kadınların boğazlarının kesildiğine tanıklık ettik İstanbul’un göbeğinde. Bütün bu cinayetlerin en büyük sebebi erkek egemen sistem ve bu sisteme çanak tutan mevcut rejimdir.

    Son olarak da Meclis’e gelen 9’uncu Yargı Paketinde kadının kendi soyadını kullanmasının önüne geçmek istiyorlar. Gelmeyeceğine dair açıklamalarda bulunduğu halde iktidar partisi, şimdi 9’uncu Yargı Paketine bunu tekrar eklemiş durumdadır. Bizler şu an Hitler döneminin benzerini yaşıyoruz. Hitler’in ‘mutfak, çocuk, kilise’ üçlemesinin aynısını biz şu anda ne yazık ki Türkiye’de yaşıyoruz. Narinlerin, İkballerin, Ayşenurların, Rojinlerin ve erkek-devlet şiddeti sonucu kaybettiğimiz tüm kadınların yaşam hakkı için; bir daha ölmemek, bir daha öldürülmemek için hep birlikte mücadelemizi çok daha genişletmeye ihtiyacımız var.

    “KADINLARIN YOKSULLUĞUYLA BİR KEZ DAHA YÜZLEŞMİŞ OLDUK”

    DEM Parti ve DEM Parti Kadın Meclisi olarak yürüttüğümüz kampanyalarda biz kadınların yoksulluğuyla bir kez daha yüzleşmiş olduk. Aslında çok iyi bildiğimize, her birimizin kendi evinde ve kendi mutfağında hissettiğine kampanyamızda bir kez daha tanıklık ettik. Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlara, ücretle ilgili sorunların yanında sağlık sorunlarına tanıklık ettik. Kadınların ev içi emeğinin nasıl sömürüldüğüne tanıklık ettik. Esnek, güvencesiz, merdiven altı ucuz işçiliğe bir kez daha tanıklık ettik. Bizler şiddete karşı mücadelemizi yürütürken, aynı zamanda emeğimizin hakkı için, eşit işe eşit ücret için ve güvenceli çalışabilmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Eminim ki bu toplantıda bunları çok detaylı bir şekilde konuşacağız.

    “İÇ BARIŞTAN NEYİ KASTETTİĞİNİN ALTINI ÇİZİYORUZ”

    Esenyurt, kent uzlaşasıyla, ortak iradesiyle belediye başkanını seçmişti. Belediye başkanı 2 oydan birini almış bir insan. Buna rağmen halkın iradesi bir kez daha tanınmadı. HDP belediyelerine, Kürdistan’taki belediyelere geçmiş dönemde kayyım atayan bu iktidar, CHP belediyelerine kayyım atamış oldu. Esenyurt halkı yalnız değildir. Kent uzlaşısıyla, toplum uzlaşısıyla, esasen toplumun kendi iç barışıyla elde ettiği bu başarıya tahammül etmeyen, kayyım atayarak halkın iradesini yok sayan, seçme ve seçilme hakkını yurttaşın elinden almaya kalkan bu iktidarın iç barıştan neyi kastettiğinin altını bir kez daha çiziyoruz. Ahmet Özer derhal serbest bırakılmalıdır ve kayyım da eski görevine gönderilmelidir. Halkı seçilmişler yönetmelidir, atanmışlar değil.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ ISRARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Aslında biz bu sürece süreç demiyoruz, dememeliyiz de. Gelişmeler var. Devlet Bahçeli’nin gelip Eş Genel Başkanımızla tokalaşmasıyla iktidar bir sürecin başladığını iddia etti. Biz ise buna bir süreç diyemeyiz dedik. Elbette barışın parıltısının oluştuğu her yerde bizler barış için mücadele etmeliyiz. Barışı talep eden bir kongreyiz, bir partiyiz. Onurlu bir barış için mücadele ediyoruz. Kürt sorununun barışçıl ve demokratik bir şekilde çözülmesi için değil elimizi taşın altına koymayı, canımızı vermeye hazır olduğumuzu her fırsatta ifade ettik. Ama muhalefete, muhalif kesimlere boyun eğdirmeyi hedefliyorlarsa yanılırlar. Bunun mesajını da biz her daim verdik. Esenyurt’a atanan kayyımla nasıl bir pratik izlemiş olduklarını göstermiş oldular. Bizler de mesajımızı bu anlamıyla almış olduk. Ne olursa olsun, Türkiye’de çatışmasızlık sürecinin başlaması ve onurlu bir barışın inşa edilmesi için mücadele etmekten asla geri durmayacağız.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA EDECEĞİMİZ GÜNLER YAKINDIR”

    İki bloktan da bu ülkeye fayda yok. Üçüncü Yol’un yolcuları olarak bizler, Demokratik Cumhuriyeti hep birlikte inşa edeceğimiz günlerin yakın olduğunu düşünüyoruz. Nesnel koşullar bu anlamıyla kesinlikle olgunlaşmıştır ve çalışmalarımızı bu anlamıyla sürdürmeliyiz. Bedenimize, emeğimize, kimliğimize saldıranlara karşı biz kadınlar birlikte güçlüyüz. “Jin, jiyan, Azadî” diyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ADFE Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösterdi: Toplumda ciddi bir güvensizlik yaratmaktadır

    ADFE Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösterdi: Toplumda ciddi bir güvensizlik yaratmaktadır

    PİRHA – Türkiye Alevi Federasyonu, Esenyurt Belediyesi’ne yönelik kayyım uygulamasını kınadı. Yapılan açıklamada “Özellikle barışın ve diyalogun gündemde olduğu bir dönemde, seçilmiş temsilcilerin baskı altına alınması ve yerine kayyum atanması, barış sürecine dair verilen mesajların samimiyetini sorgulatmaktadır” ifadelerine yer verildi.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve ardından yerine kayyım atanması nedeniyle Alevi örgütlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye Alevi Federasyonu, konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak kayyım kararını kınadı.

    “BARIŞ SÜRECİNE DAİR VERİLEN MESAJLARIN SAMİMİYETİNİ SORGULATMAKTADIR”

    “Halkın seçtiği bir başkanın yerine kayyum atanması, yerel yönetimlerin bağımsızlığını ortadan kaldırırken, toplumda ciddi bir güvensizlik yaratmaktadır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Son günlerde yaşanan olaylar, ülkemizin toplumsal barışa olan ihtiyacını yeniden hatırlatmıştır. Esenyurt Belediyesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından belediye yönetimine kayyum atanması, demokrasinin ve halk iradesinin yok sayıldığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Türkiye Alevi Federasyonu olarak bu uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir. Kayyum politikaları, halkın iradesine saygı göstermemekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal adalet ve eşitlikten uzak, baskıcı bir düzenin sürdürülebilirliği için araç olarak kullanılmaktadır. Bu baskı politikaları, toplumda ayrışmayı körükleyerek, birlikte yaşama kültürünü zedelemektedir. Özellikle barışın ve diyalogun gündemde olduğu bir dönemde, seçilmiş temsilcilerin baskı altına alınması ve yerine kayyum atanması, barış sürecine dair verilen mesajların samimiyetini sorgulatmaktadır.

    Bizler, toplumun barışa, adalete ve halk iradesine dayalı yönetimlere olan ihtiyacının arkasındayız. Bu vesileyle, yetkilileri halkın iradesine saygı göstermeye, kayyum politikalarından vazgeçmeye davet ediyoruz. Adaletin sağlandığı, halkın iradesinin korunduğu, baskıcı uygulamalardan uzak bir Türkiye, hepimizin ortak dileğidir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara’da Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki: Kayyum halkların iradesinin gaspıdır!

    Ankara’da Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki: Kayyum halkların iradesinin gaspıdır!

    PİRHA- Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteren Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Ahmet Özer’in gözaltına alınıp tutuklanması ve Esenyurt Belediyesine kayyum atanması, tıpkı Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanması ve diğer kayyum süreçlerinde olduğu gibi sadece Esenyurt halkının geleceğine yönelik değil, ortak geleceğimize yönelik bir müdahaledir” denildi.

    Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteren Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri Sakarya Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
    Açıklamayı Emek ve Demokrasi Güçleri adına KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İbrahim Kara okudu.

    “ESENYURT HALKININ İRADESİNİN, İRADEMİZİN GASPINA İZİN VERMEYECEĞİZ!”

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in dün sabaha karşı evi basılarak haksız ve hukuksuz şekilde gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atandığını belirten İbrahim Kara, “Bizler bu ülkenin halkları, emekçileri, yoksulları, kadınları, gençleri, emeklileri, eşit, özgür ve demokratik bir gelecek mücadelesi verenleri, siyasi yargı operasyonlarının ve kayyum siyasetinin neyi hedeflediğini çok iyi biliyoruz. En baştan bir kez ifade edelim. Halkların, emekçilerin iradesi eşitlik, özgürlük ve barıştır. Bu idarenin gasp edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    “SİYASİ YARGI OPERASYONLARINA SON VERİLSİN”

    Yargılanın Esenyurt halkının iradesi olduğunu belirten Kara, şunları ekledi:

    “Yerel seçimlerde halkın oyuyla seçilmiş, yani halkın demokratik iradesini temsil eden Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in herhangi bir soruşturmada çok rahat savcılığa gidip ifade verebilecekken, şafak baskınıyla gözaltına alınması hukuki bir gereklilik değil onun şahsında halkın demokratik iradesine yönelik bir gözdağı ve siyasi bir operasyondur. İktidar artık halk açısından herhangi bir güvenilirliği kalmamış “yargıdan” hala medet ummakta, soruşturma ve yargılamaları siyasi operasyonlarının temel aracı yapmaktadır. Bu operasyon defalarca kez iktidara muhalefet eden kesimlere, sendika yöneticilerine, siyasi temsilcilere, ekoloji mücadelesi verenlere, sosyal medyada fikirlerini ifade edenlere karşı uygulanmıştır. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz: Soruşturmalarınız, yargılamalarınız yok hükmündedir. Yargılamak istediğiniz Esenyurt halkının ortak iradesi, yerel demokrasi, kardeşleşme potansiyeli, kentin yağmalanmasına karşı çıkan demokratik belediyeciliğin gelişmesidir.”

    “ESENYURT BELEDİYESİ KAYYUM ATANMASI ORTAK GELECEĞİMİZE MÜDAHALEDİR”

    “Türkiye halklarının iktidara yönelik tepkileri ve eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi talebi bastırılmak istenmektedir” diyen Kara şunları ekledi:

    “Ahmet Özer’in gözaltına alınıp tutuklanması ve Esenyurt Belediyesine kayyum atanması, tıpkı Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanması ve diğer kayyum süreçlerinde olduğu gibi sadece Esenyurt halkının geleceğine yönelik değil, ortak geleceğimize yönelik bir müdahaledir.
    Halkın iradesine yönelik bu müdahale, ülkemizde siyasete baskının hangi boyutlara ulaştığını ve baskının, kayyum siyasetinin sürekliliğinin göstergesidir.
    Bu müdahale halkın yoksulluk, güvencesizlik ve hayat pahalılığı karşısında hoşnutsuzluğu büyürken gerçekleşmiştir. Yine bu müdahale iktidarın “iç cepheyi güçlendirme” zorlamasıyla başlattığı süreçte gerçekleşmiştir. Bu müdahale iktidarın halkın tepkisini bastırma hedefini ortaya koyduğu gibi başlattığı ‘süreç’in ikiyüzlü bir politikadan ibaret olduğunu göstermektedir.
    Bu müdahale, her türlü kirli pazarlığın, mafyatik ilişkilerin, uyuşturucunun, çetelerin, açgözlü müteahhitlerin gözünü diktiği Esenyurt’ta gerçekleşmiş olması ise tesadüfi değildir.
    Bizler emek ve demokrasi güçleri olarak halkın iradesinin gasp edilmesi girişimini asla kabul etmiyoruz. Yargı sopası kullanılarak yapılmak istenen demokrasiye yönelik bu müdahalelere karşı barışın ve özgürlüklerin daim olduğu aydınlık ve demokratik bir ülke için kararlılıkla mücadele edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.”

    “HUKUKSUZLUKLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Açıklamanın ardından konuşan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol şunları söyledi:

    “Bir kez daha bir utanç tablosu ile bir hukuksuzluk ile karşı karşıyayız. Artık yeter diyoruz. 2024 yılında, kısa bir süre önce Esenyurt’ta her 2 yurttaştan birinin oyunu alarak seçilen belediye başkanın kapısına sabaha karşı dayanmayı kabul etmiyoruz. Seçilmiş belediye başkanını uydurma gerekçelerle, hukuk dışı yollarla, seçmenin iradesini yok sayarak görevden almaya, bir utanç rejimi olan kayyum rejimini bir kez daha diriltmeye kalkanlara izin vermeyeceğiz. Bu iktidar, bu karanlık sona erecek. İnanıyoruz ki barıştan, demokrasiden yana bir iktidar gelecek. Bu faşist rejime son vereceğiz.”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo ise, “Bugün Ahmet’in hakkını savunamazsak, yarın Ekrem’in hakkını da savunamayız. Asıl tehlike demokrasiye, demokratik yönetimlere yapılan saldırıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Genel Merkezi’nden Ahmet Özer’e destek: Kayyımda ısrar, toplumsal barışı inkardır!

    DAD Genel Merkezi’nden Ahmet Özer’e destek: Kayyımda ısrar, toplumsal barışı inkardır!

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Esenyurt Belediyesi’ne yönelik kayyım uygulamasını kınadı. Yapılan açıklamada “Kayyımda ısrar, toplumsal barışı inkardır!” ifadelerine yer verildi.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve ardından yerine kayyım atanması nedeniyle Alevi örgütlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak kayyım kararını kınadı.

    “KÜRT SORUNUNA YAKLAŞIMIN GÖSTERGESİ”

    DAD Genel Merkezi, yaptığı açıklamada kayyımlara karşı protesto çağrısı yaparak şu mesajı verdi:

    “Hukukun iktidarın egemenlik kurma aracı olarak kullanıldığı bir dönemden geçiyoruz. AKP-MHP iktidarının kayyım politikası devam ediyor. Kürt halkının seçilmiş iradesi ve Kürt halkına deyim yerindeyse ‘selam veren’ her siyasi özne, iktidar blokunun hedefi haline getirilmektedir.

    Son yerel seçimlerden sonra kayyım rejiminin devamı önce Van’da denenmek istenmiş ve halkın direnişi ile boşa çıkarılmıştı. Daha sonra Hakkâri Belediyesine kayyım atanmış ve belediye eş başkanına alelacele tiyatral hukuki kılıflar uydurularak büyük cezalar verilmişti.

    Söz konusu kadın katliamcıları, mafyatik şahıslar ve iktidara yandaş olan failler olduğunda kendi yasaları dahi işlemeyen hukuk, ezilenler ve çeşitli muhalif çevreler söz konusu olduğunda ise kılı kırk yaran cinsten bahaneler üretmenin ve ceza ve tutuklama kararları çıkartmanın zemini haline getirilmektedir.

    Son olarak ‘kent uzlaşısı’ politikası dahilinde halkların oyları ile seçilmiş olan Esenyurt Belediyesi’nin Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer tutuklanmış ve başkanı olduğu belediyeye kayyım atanmıştır. Prof. Dr. Ahmet Özer, seçim öncesi resmi kurumlara başvurarak, belediye başkanı seçilmesinin önünde yasal bir engel olup olmadığını sormuş, yetkili devlet kurumu seçilmesinin önünde hukuki bir engel olmadığını resmi yazı ile kendisine bildirmiştir. Ayrıca yıllarca kamu bürokrasisinde üst düzeyde görevler almıştır. Ne oldu da ilkeler tersine döndü?

    Aleviliğe ve Alevi ibadethanelerine atanmak istenen bir kayyım olan Cemevi Başkanlığını kabul etmediğimiz gibi; belediyelere atanan kayyımları da kabul etmedik, etmeyeceğiz!

    Kayyım politikasının devamı aynı zamanda ‘normalleşme, Kürt sorununa çözüm’ gibi oluşan gündemlere iktidar blokunun nasıl yaklaştığının göstergesidir.

    Kayyımda ısrar, toplumsal barışı inkardır!

    Başta İstanbul’da yaşayan canlar olmak üzere, tüm canları en insani hak olan demokratik protesto eylemlerine katılmaya ve iradelerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

    Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Kayyım yok hükmündedir!-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Kayyım yok hükmündedir!-VİDEO

    PİRHA- Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına dair konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kayyım yok hükmündedir. Halkın iradesini yok sayanlara hakkı, hukuku ayaklar altına alanlara karşı mücadele edeceğiz. Kent Uzlaşısı’na darbe vuranlar iç barıştan nasıl bahsediyor. Toplumsal barışı hep birlikte talep etme zamandır” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına dair açıklama yaptı.

    Kayyım rejiminin her alana sirayet ettiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt illerine atanan kayyımların batı illerine sirayet edeceğini defalarca vurgulamıştık. Keşke haklı çıkmasaydık. Ne yazık ki haklı çıktık. Bugün Türkiye’nin en büyük belediyesi olan Esenyurt Belediyesi, Esenyurt halkının uzlaşısıyla kazanılmış bir belediyedir. Bütün Türkiye’ye model olan bir belediyecilik anlayışıyla çalışma yürüttüğü için bugun hedef alınmıştır” dedi.

    “Kayyım bir darbe rejimidir” diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, şunları ifade etti:

    “Ahmet Özer’e yapılmış olan halka yapılmıştır. Ahmet Özer Esenyurt halkının oyunu alarak geldi. Bu makama herkes saygı gösterecektir. Halkın iradesine oprasyon yapılmıştır. Halkın iradesini yok sayanlara hakkı, hukuku ayaklar altına alanlara karşı mücadele edeceğiz. Kayyım yok hükmündedir. Bu uydurma dosyaları çok iyi biliyoruz. Kayyım atayarak memurunu oraya yerleştiryor. Bu rejimin adı otoriter rejimdir. Aynı zamanda rant mantığıyla yaklaşmaktadır. Kayyımla rant elde etmek için kayyum atadılar. Belediyenin kaynaklarını Türkiye’nin hazinesini yandaşlarına peşkeş çektikleri gibi Esenyurt’u yandaşlarına peşkeş çekmek için kayyım atıyorlar. Kayyım rejimine karşı hak, adalet, demeye devam edeceğiz. Barış diyeler Esenyurt’un barışına darbe vurmuşlardır. Kent Uzlaşısı’na darbe vuranlar iç barıştan nasıl bahsediyor. Yarın büyükşehir belediyesini, başka bir kenti hedeflemesinler diye bir olma zamandır. Toplumsal barışı hep birlikte talep etme zamandır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ABF: Halkımızı, iradesine sahip çıkmaya çağırıyoruz!

    ABF: Halkımızı, iradesine sahip çıkmaya çağırıyoruz!

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasını kınadı. Yayınlanan yazılı mesajda “Tüm bileşenlerimizi ve halkımızı bugün demokrasiye sahip çıkmak için saat 16:00’da Esenyurt Belediyesi’ne bekliyoruz” denildi.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in, 30 Ekim sabahı evine yapılan operasyonla gözaltına alınmıştı. Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde ifade veren Özer, “PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    ABF: HALKIMIZI BİRLİKTE HAREKET ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ!

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması yönündeki karara Alevi örgütlerinden de tepki geldi. Alevi Bektaşi Federasyonu, yazılı bir açıklama yaparak kayyım kararına karşı olduklarını vurguladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Özer’in hukuksuz bir biçimde gözaltına alınması ve yerine apar topar kayyum atanması kabul edilemez! Halkın iradesine kayyum atayanlar barıştan bahsedemezler. Biz Aleviler, dün nasıl ki; Van’da, Hakkari’de atanan kayyuma karşı hukuktan ve halkın iradesinden yana tavır sergilediysek, bugün de Esenyurt halkının iradesine sahip çıkıyor ve bu iradeye karşı yapılan darbeyi kabul etmiyoruz. Halkımızı iradesine sahip çıkmaya ve bu hukuksuz tutuma karşı demokrasi güçleri ile birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.Tüm bileşenlerimizi ve halkımızı bugün demokrasiye sahip çıkmak için saat 16:00’da Esenyurt Belediyesi’ne bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ) 

  • Belediye Başkanı Ahmet Özer’in ifadesi ortaya çıktı: İnsanların GBT’sini soramam!

    Belediye Başkanı Ahmet Özer’in ifadesi ortaya çıktı: İnsanların GBT’sini soramam!

    PİRHA – Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, hakimlik ifadesinde yöneltilen hiçbir suçlamayı kabul etmeyerek “10 yıldan fazladır CHP’ye mensubum, en son seçimde aday oldum, İmamoğlu’nun danışmanlığını yaptım, Devlet Planlama Teşkilatı’nda Recep Yazıcıoğlu ile görev yaptım, bugüne kadar bir şey yok, 10-15 yıl önceki bir takım olaylar gündeme getirilerek görevimden uzaklaştırılmaya çalışılıyorum” dedi.

    CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in 30 Ekim’de evine yapılan operasyonla gözaltına alınması tepkilere sebep oldu. Özer, emniyet işlemlerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü, savcılık ifadesinin ardından nöbetçi hakimlik tarafından örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklandı.

    “HİÇBİR BELGEYE DAYANMAYAN İDDİALAR”

    Ahmet Özer’in, hakimlik ifadesinde 40 yıl boyunca devletin çeşitli kademelerinde çalıştığını, Milli Eğitim Bakanlığı da dahil, üniversitelerde dekanlık, kurucu dekanlık, senato ve yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğunu ve bu süre içerisinde hakkında hiçbir soruşturma ve kovuşturma olmadığını söyledi.

    “Halkın iradesi gasp ediliyor” diyen Ahmet Özer, ifadesinde şu savunmayı yaptı:

    “Anlaşılacağı üzere hiçbir belgeye dayanmayan iddialar ile suçlanıyorum. Örneğin 40 civarında kitap yazmış bir yazarım, bunların bir kısmı bölgesel kalkınmayla ilgili bir kısmı roman bir kısmı Kürt meselesi ile ilgilidir. 200 civarında ulusal makalem ve 300 civarında bildirim yayınlanmıştır. Türkiye’nin çeşitli ulusal televizyonlarında görüşüme başvurulmuş kişiyim, hal böyleyken 2002 yılında Öcalan ile yapılan görüşmede iradem dışında ismimin geçtiği iddia ediliyor ve suçlama yapılıyor. Orada ismimin geçmiş olması herhangi bir delil midir? Başka bir insanın isminin zikredilmesi bu suçu mu yaratır?”

    Mehmet Kaya’nın kendisi değil de akrabalarının terör örgütü üyesi olduğu söylenmiştir, ben tanımıyorum, annesi ölmüş ben başınız sağ olsun değerli anneniz varmış demişim, bu ne anlama geliyormuş? Böyle şeyler söylediğimi hatırlamıyorum, söylemişsem de neresi suçtur? Bunların hepsi uydurma zorlama siyasi atraksiyonlar ile görevden alınmam için uydurulmuştur, kayyım atanmasının alt yapısı oluşturulmuştur. Daha savcılıktayken ‘kayyım atandı’ şeklinde a haberde vs. haberler çıkmıştır. Medyader diye bir yeri ziyaret edip etmediğimi hatırlamıyorum, siyasi kimliği olan insanım, her gün onlarca insan beni arar, bazılarına cevap vermeye dahi yetişemem, o insanların kim olduğunu bilmem, arayan insanların GBT’sini soramam, yol üstünden geçerken dahi selam verilir, gittiğim yerlerde fotoğraf çekilmek isteyenler olur.”

    “REMZİ KARTAL VAN MİLLETVEKİLİYDİ”

    Faik Kaplan isimli şahsı tanımam, burada bir evim var, o evi kiraya vermiştim, kızımdan öğrendiğim kadarıyla kiraya verilen kişi bunların yakınıymış, incelenirse her ay kira parası gelmiştir bana. Bu adamın kim olduğunu bilmem, avukat olan kızım vasıtasıyla emlakçılar üzerinden her ay kiram yatırılmıştır, menşeini kaynağını bilemem, Remzi Kartal da Vanlıdır, o Van milletvekiliydi, aynı aşiret mensubuyuz, yurt dışına çıktıktan sonra irtibatım yoktur, benzer bir ideolojiye ve dünya görüşüne sahip değilim, onun ailesini tanırım Van’dadır. Van’a gittiğimde kendilerine taziye dileklerimi sundum, neredeyse bundan da bir sonuç çıkaracaklar, bunlar insani yaptığımız işlerdir.

    “KONSERİ ESENYURT KAYMAKAMIYLA DÜZENLEDİK”

    Bir konser yapmışız, bu konseri Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu ile düzenleyip açılışı birlikte yaptık. İlk konser, kaymakam ve eşi ile 46 dernekle birlikte yapıldı. Onlarca sanatçı davet edildi, Rojda’yı hayatımda görmedim o sahne harici, sağda solda şarkı türkü söyleyen birisidir, onlarca kişi davet edilmiş ve ben davet etmedim, oradaki memurlar bu işler ile ilgilendi, kim gelecek ne zaman gelecek memurlar ayarlamıştır. Festivale 450 bin kişi gelmiştir, orada gruplarda 3-5 kişi neyse Öcalan ile ilgili slogan atıldığı söylenmiştir, slogan atıldıysa emniyet gözaltına alsaydı, görmedim, duymadım, görseydim duysaydım müdahale ederdik, koca bir alan, 70-80 bin kişinin geldiği bir alan, kim ne yapmış nerede ne slogan atmış ben nasıl takip edeyim?

    “ÇAĞRILSAYDIM KOŞA KOŞA İFADE VERMEYE GELİRDİM”

    Hukukun, adaletin düzgün işlenmesi gerekir, bu olmadığında toplumsal zedelenme olur ve toplumu çürütür. Bu konuda adil bir karar vermenizi umuyorum, saat 05.30’da şafak operasyonu ile gözaltına alındım. Ben 1 buçuk milyonluk şehrin belediye başkanıyım, çağrılsaydım koşa koşa ifade vermeye gelirdim. Makam odam aranmıştır, avukatım refakat etmek istediğini beyan etmesine rağmen içeri alınmamıştır, yüzlerce kişinin içeri girip çıktığı yüzlerce derginin girdiği bir makam odası, ben ne dergi geliyor kim geliyor bilmiyorum, oraya gelen bir dergiden sorumlu niye tutuluyorum? Dergide ne yazıyor bilmiyorum, suç mu değil mi bilmiyorum, bunlar da iddialardır. Ben bu ülkenin yetiştirmiş olduğu genç yaşta profesör olduğu bilim insanıyım, akademisyenim. 10 yıldan fazladır CHP’ye mensubum, en son seçimde aday oldum, İmamoğlu’nun danışmanlığını yaptım, Devlet Planlama Teşkilatı’nda Recep Yazıcıoğlu ile görev yaptım, bugüne kadar bir şey yok, 10-15 yıl önceki bir takım olaylar gündeme getirilerek görevimden uzaklaştırılmaya çalışılıyorum.

    DİNLEMELERDE SUÇ UNSURUNA RASTLANILMAMIŞ!

    Atılı iddiaların, suçların hepsini reddediyorum, 2016 ya da 2017 yılında Mersin Cumhuriyet Savcılığından bir belge aldım, hakkımda bir dinlenme yapılmış, savcı bey beni çağırdı, o dinlemede bir şey tespit edilememiş ve bunun usulsüz bir biçimde yapıldığı ve istersem savcı hakkında suç duyurusunda bulunabileceğim şeklinde bana bilgi yapıldı. Ben de evet gerekirse suç duyurusunda bulunurum dedim. Daha önce dinleme yapıldığında suç unsuruna rastlanılmadı, sabit ikametgah sahibiyim, kaçma ve saklanma şüphem yoktur. Deliller büyük oranda toplanmıştır ve toplanması muhtemel delillere etki etme ihtimalim bulunmamaktadır. Öncelikle serbest bırakılmayı, hakimliğiniz aksi kanaate varacak ise adli kontrol hükümleri ile serbest bırakılmayı talep ederim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Bakırhan, halk buluşmasında konuştu: Bizi yargılayan JİTEM ittifakından kurtulacağız

    Bakırhan, halk buluşmasında konuştu: Bizi yargılayan JİTEM ittifakından kurtulacağız

    PİRHA- Esenyurt’ta gerçekleştirilen halk buluşmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bizi yargılayan bu JİTEM ittifakından kurtulacağız” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kobane Davası’nda çıkan karara ilişkin DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan’ın da katılımıyla Esenyurt Meydanı’nda, “Özgürlük ve adalet buluşması” gerçekleştirdi.

    Çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve demokratik kitle örgütlerinin de katıldığı buluşmada, alanda bulunanlar tarafından sık sık, “Bijî berxwedana Kobane”, “Kobanê düşmedi düşmeyecek”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganları atıldı.

    “FAŞİZMİ YENECEĞİZ

    Buluşmada ilk olarak konuşan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Gonca Yangöz, Kobane Davası’nda verilen cezaların hukuksuz olduğunu ve bu nedenle kararları tanımadıklarını belirterek, “IŞİD çetelelerine karşı mücadele eden Kobane halkı haklıydı ve Kobane halkını savunanlar da haklı. Birlikte mücadele ile faşizmi yeneceğiz” dedi. Ardından söz alan DEM Parti İstanbul il Eşbaşkanı Murat Kalmaz, cezaların AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda verildiğine dikkati çekti. Kalmaz, “Bu karara karşı hep direneceğiz. Kobane’nin ruhuna sahip çıkıyoruz ve Kobanê halkına selamlarımızı gönderiyoruz. Bu karar faşizmin kararıdır. Bugüne kadar nasıl boyun eğmediysek bundan sonrada eğmeyeceğiz” diye belirtti.

    “KÜRT HALKININ MÜCADELESİ ONURUMUZDUR”

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, Kürt halkının baskılara karşı geçmişten bu yana yürüttüğü mücadeleyi sahiplendiklerini belirterek şöyle konuştu: “Sürekli tek olmaktan bahseden AKP teklemeye başladı. 31 Mart’ta, Van’da, 1 Mayıs meydanlarında ve Kürt halkının mücadelesi karşısında AKP tekledi. Özgürlük ve demokrasi getirmek için iktidarı göndermeliyiz. Kürt halkının mücadelesi onurumuzdur bu mücadeleyi sürdüreceğiz.”

    “HESAP VERMEKTEN KAÇAMAZLAR”

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “Arkadaşlarımızı özgürlüğe kavuşturana kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” diyerek cezaevindeki tutsaklara selam gönderdi. Aslan, devamında şunları söyledi: “Tek adamın önünde hiçbir zaman boyun eğmedik, af dilemedik bugün de saray rejiminden dileyecek bir affımız yok. Mücadelemiz ile hakkımızı kazanacağız. Demokrasi isteyenlere ve Kürt sorununda barışçıl çözüm isteyenlere karşı çok büyük katliamlar yaşandı. Bu katliamların nedeni iktidarlarını korumak. Hiçbir diktatör ömür boyu hayatta kalmaz eninde sonunda Kürt ve Türk halkına hesap verecekler, hesap vermekten kaçamazlar.”

    “İNSANLIĞIN DİRENŞİYDİ”

    Sol Parti MYK üyesi Alper Taş ise Gezi ve Kobane’nin önemli iki direniş olduğunu ve halkların birlikte bu direnişi sahiplendiğini belirtti. Taş, “Kobane direnişi kafa kesenlere, kadınları köleleştirenlere karşı insanlığın direnişiydi. Sadece Kobane değil Ankara, İstanbul, Diyarbakır da direndi. Bu direnişi hazmedemediler ve Suruç’ta gençlerimizi katlettiler, Ankara Garı’nda bizleri katlettiler. Bunlarda yetmedi Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı cezaevine attılar. IŞİD’e karşı verdiğimiz mücadeleyi cezalandırmaya kalktılar. Birlikte kazanacağız. Barışçıl, demokratik ve militan bir mücadele ile kazanacağız” dedi.

    “KUMPAS DAVASI ÇÖKMÜŞTÜR”

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir de “Kobane kumpas davası çökmüştür. Bu dava siyasi intikam davasıydı. Bu dava HDP’nin Kürtlerle, devrimcilerle, halklarla yürüttüğü mücadelenin önüne ket koymak için planlandı. Türkiye’deki devrimciler, emekçiler Kürt halkının yanındadır. Bu davayı açanlar tarihin çöp sepetine gömülecek o davada yargılananlar ise ülkenin aydınlık geleceği olarak var olacaklar. Yumuşamadan, yeni anayasadan bahsediliyor yumuşamadan bahsedebilir miyiz? Açlık grevleri devam ediyorsa yumuşamadan bahsedebilir miyiz? Savaş siyaseti devam ediyorken Kürdistan toprakları bombalanırken yumuşamadan bahsedebilir miyiz? Doğru yoldayız kimse bizi yolumuzdan döndüremez” şeklinde konuştu

    “31 MART’TA BÜYÜK BİR DERS VERİLDİ”

    Son olarak konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt halkını reddeden zihniyete karşı 31 Mart seçimlerinde büyük bir ders verildiğini belirterek halka teşekkürlerini sundu. Kobane’de IŞİD’e karşı gerçekleşen direnişin; kadınlar, emekçiler ve devrimciler açısından büyük bir devrim olduğunu belirten Bakırhan, “Kobane’de Kürt, Türk, Arap, Alevi, Sünni gençleri IŞİD zulmüne karşı kendi toprağını ve geleceğini savunduğu için yargılıyorlar. Emin olun Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ orada uzun süre kalmayacaktır. Bizler, cezaevlerindeki bütün siyasi tutsakların özgürleştiği bir Türkiye’yi hep birlikte göreceğiz. Yıkılmaz, gitmez, yenilmez diyenlere Türkiye hakları 31 Mart’ta büyük bir ders verdiler. Onlar 31 Mart’tan doğru dersler çıkarmadıklarını Kobanê Kumpas Davasında vermiş oldukları kararlardan bir kez daha anladık. Yeniden bu meydanları, renklerimiz, farklılıklarımız, sınıflar ve kimliklerle doldurarak bizi kumpas davası ile mahkum edenlere büyük bir ders daha vereceğiz” dedi.

    “TARİHİN ONURLU SAYFALARINDA YERİNİ ALACAKLAR”

    Kobane Davası’nda asıl kaybedenin AKP-MHP ittifakı olduğunun altını çizen Bakırhan şöyle devam etti:

    “Kobane direnişindeki o örgü saçlı yoldaşlarımızın mücadelesi dünyaya örnek oldu. Moraliniz bozmayın, Bizler idam sehpalarında dahi başımız eğmeyen bir gelenekten geliyoruz. Onların cezaevleri vız gelir tırıs gider. Bizler o cezaevlerini defalarca gördük. Yargılandık, işkence gördük ama vazgeçmedik. Bizi yargılayan yok sayan haksız ve hukuksuz şekilde cezaevlerine koyan bu iktidardan, bu JİTEM ittifakından kurtulacağız. Bugünkü bu tabloyu Türkiye’nin dört yanında bütün Kürdistan kentlerinde onurluca ortaya koyalım. Gültan gibi Sebahat gibi Selahattin gibi Figen gibi direnenler tarihin onurlu sayfalarında yerini alacak ama bu zulmü okuyanlar tarihin kirli ve kara sayfalarında lanetle anılıp unutulup gidecek. Direnenlere selam olsun, mücadele edenlere selam olsun. Baş eğmeyenlere, itiraz edenlere, birlikte ortak demokratik bir ülke mücadelesi yürütenlere selam olsun.”

    Buluşma sloganlar ile son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • SES’ten, Esenyurt Devlet Hastanesi yönetimine tepki: Hukuki mücadele başlatacağız – VİDEO

    SES’ten, Esenyurt Devlet Hastanesi yönetimine tepki: Hukuki mücadele başlatacağız – VİDEO

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, Esenyurt Devlet Hastanesi’nde 1 Mayıs’a çağrı bildirisi dağıtımı yaptıkları sırada hastane başhekimi ve özel güvenlik görevlileri tarafından engellenip darp edilmelerine tepki gösterdi. Hastane önünde yapılan basın açıklamasında, hukuki mücadele başlatılacağı belirtildi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, 26 Nisan 2024 Cuma günü, Esenyurt Devlet Hastanesi’nde SES yönetici ve üyelerinin 1 Mayıs’a çağrı bildirisi dağıtımının, hastane başhekimi ve özel güvenlik görevlileri tarafından engellenmesi ve darp edilmeye çalışılması üzerine hastane önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, SES Eş Başkanı Sıddık Akın, SES MYK üyesi Deniz Topkan, Eğitim-Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, SES şube yöneticileri ve üyeleri katıldı. Açıklamayı SES Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak okudu.

    Kızılırmak, “Sendikal çalışmalarımızı engelleyerek suç işleyen hatta kendince bize ‘terörist’ diyenlere karşı hukuki mücadelemizi de başlatacağız” dedi.

    “SENDİKAL ÇALIŞMA HAKKIMIZ YASA DIŞI BİR ŞEKİLDE ENGELLENMİŞTİR”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “26 Nisan Cuma günü Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi’nde; SES Bakırköy Şube yöneticileri ve işyeri temsilcileri 1 Mayıs çalışması yürütürken emek düşmanı bir saldırı ile karşı karşıya kaldı. Bu saldırı hastane başhekimi Hasan Ökmen’in talimatı ve bizzat katılımı ile gerçekleşmiştir. Anayasal bir hak olan sendikal çalışma hakkımız, hastane güvenlik personeli, jandarma, polis ve başhekim tarafından yasa dışı bir şekilde engellenmiştir.

    “SES PLANLI BİR ŞEKİLDE HEDEF ALINMAKTADIR”

    Bu hastane kamuoyu gündemine ilk defa gelmiyor. İki yıl önce bir güvenlik personelinin katledilmesi ve 10 gün önce 71 sağlık emekçisinin yemekhanede çıkan yemeklerden zehirlenmesi ile de gündeme gelmişti. Bizler SES olarak her iki olayda da olması gereken duyarlılığı göstermiş; gerçeklerin saklanmasına izin vermeyerek kamuoyu gündemine taşımıştık. Bu nedenle kendi personelini koruyamayan, zehirlenmesini engelleyemeyenler tarafından, sendikamıza yapılan saldırı adli bir vaka olmanın ötesindedir. Büyük mücadeleler ile kurulan SES’in başhekim tarafından hedef alınması aynı zamanda sarı sendikalar tarafından da hedef olarak gösterilmesi emek ve emekçi düşmanlığının açık göstergesidir. SES planlı bir şekilde hedef alınmaktadır.

    “HUKUKİ MÜCADELEMİZİ BAŞLATACAĞIZ”

    Çünkü; SES emekçilerin gerçek sesidir, çünkü; SES emeğim mücadelesini veren tek sendikadır! Çünkü; SES emekçinin umududur! İşte budur SES’i SES yapan. İşte budur SES i iktidarın ve yandaşlarının hedefi yapan! Bu nedenle; işçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’a çağrı yaparken, saldırıya uğramamız ilk değildir! SES mücadele ile doğmuş, mücadele ile büyümüştür. Bu saldırı ve engellemeler çalışmalarımızı geriletemeyecek aksine daha da büyütecektir. Bu engelleri mücadele ile aşarken elbette hukuki yasal haklarımızı da sonuna kadar kullanacak bu alanda da mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu çerçevede sendikal çalışmalarımızı engelleyerek suç işleyen hatta kendince bize ‘’ terörist’’ diyenlere karşı hukuki mücadelemizi de başlatacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hastane yemekhanesinde 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapan SES yöneticilerine saldırı-VİDEO

    Hastane yemekhanesinde 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapan SES yöneticilerine saldırı-VİDEO

    PİRHA – Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi yemekhanesinde 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’na katılım için çağrı yapmak isteyen SES Bakırköy Şube yöneticilerine hastanenin özel güvenliği ve jandarma saldırdı.

    Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi yemekhanesinde 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı için çağrı yapmak isteyen SES Bakırköy Şube yöneticilerine hastanenin özel güvenliği ve jandarma saldırdı.

    Hastanenin Başhekimi’nin sağlık emekçilerini ‘siz teröristsiniz’ diyerek jandarma ve polis müdahalesiyle zorla dışarıya çıkardığı da öğrenildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DFG ve MKG: Gözaltındaki gazeteci arkadaşlarımız serbest bırakılsın

    DFG ve MKG: Gözaltındaki gazeteci arkadaşlarımız serbest bırakılsın

    PİRHA- Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ortak yazılı bir açıklama yaparak, Van’da ve İstanbul’da haber takibi sırasında gözaltına alınan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

    31 Mart Yerel Seçimlerinde Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanlığını kazanan Abdullah Zeydan’a mazbatasının verilmemesi halk tarafından protesto edilirken, haber takibi yapan gazeteciler de polisin hedefinde oldu. Van’da ve İstanbul’da gazeteciler de gözaltına alındı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ortak yazılı bir açıklama yaparak, Van’da ve İstanbul’da haber takibi sırasında gözaltına alınan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

    Polis şiddetinin kınandığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “AKP-MHP baskıcı rejimi, yaşanan her toplumsal olayda şiddetini gazetecilere yöneltmeyi bir adet haline getirmiş durumda. Yaşanan gerçekleri tüm çabasına rağmen örtbas edemeyen iktidar, bunları kamuoyuna yansıtma konusunda kararlılık gösteren özgür basın çalışanlarına saldırmaktan geri durmuyor. Neredeyse her toplumsal olayda bunu tekrar ediyor. Sahada çalışan arkadaşlarımızı direk hedef haline getirip polisine vurduruyor.
    Son olarak Van’daki irade gaspı girişimi sonrası yaşanan protestoları takip eden gazeteciler de benzer bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Çok sayıda gazeteci arkadaşımız hedef gözetilerek polisin saldırısına maruz kaldı. Gaz bombaları ve plastik mermilerin hedefi oldular. Bazıları polis şiddetine maruz kaldı, zorla alıkonularak görüntüleri silindi. Yine Van’da ve İstanbul’da gazeteci arkadaşlarımız gözaltına alındı.

    Van’da ve İstanbul’da Van’a destek amaçlı yapılan gösteri sırasında yaşanan gelişmeleri yerinde takip eden gazeteciler polisin hedefi oldu. Van’da NuJinha muhabiri Medine Mamedoğlu gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    İstanbul Esenyurt’ta Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin, Pir Haber Ajansı (PİRHA) muhabiri Dilan Şimşek, Yeni Yaşam Gazetesi muhabiri Sema Korkmaz, Artı Gerçek muhabiri Müzeyyen Yüce ile Kadıköy’de Van’a destek gösterisinde bulunan kadınların eylemini takip eden SiyasiHaber.Org muhabiri Zilan Azad ve Yeşim Dokur, polis tarafından yaka paça gözaltına alındılar. Azad ve Dokur daha sonra serbest bırakılırken, 4 gazeteci halen gözaltında ve bugün adliyeye çıkarılmaları bekleniyor.

    “GAZETECİ FERHAT SEZGİN’İN POLİS BURNUNU KIRDI”

    Gazetecilerin gözaltına alınma görüntüleri kamuoyunun gündemine yansıdı. Çok sayıda polis tarafından işkence edilerek yaka paça gözaltına alınan gazetecilerden Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin’in polis şiddeti sonucu burnu kırıldı. Yine diğer gazeteci arkadaşlarımızın da gözaltına alınma sırasında ciddi şekilde şiddete maruz kaldıklarını gördük.

    Açıkçası bu durum bizleri ciddi anlamda endişelendirmekte ve öfkelendirmektedir. Direk arkadaşlarımızın can güvenlikleri tehlikeye atılmaktadır. Oysaki oradaki kolluk gücü öncelikli olarak gazetecinin can güvenliğini sağlaması gerekiyor. Ancak pervasız bir şekilde saldırıyor. Açık ki bu gücü iktidardan alıyor. Cezasızlık politikası, polisi tam anlamıyla işkence yapan unsurlar haline getirmiş durumda. Sokak ortasında öldüresiye insan dövüyorlar ve kimse de buna dur demiyor. Lakin bizler bunu kabul etmiyoruz. Bu yönelimler basın özgürlüğüne vurulan en büyük darbedir. İktidar ve emrindeki kolluk kuvvetleri bu saldırılarından bir önce vazgeçmelidir ve gazetecilerin can güvenliğini sağlamalıdır. Ayrıca herkes; halkın gözü, kulağı, sesi olan basın emekçilerine sahip çıkmalı. Onları bu işkencecilerin eline bırakmamalılar. Saldırıya uğrayan, gözaltına alınan, yaralanan tüm arkadaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ve derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Muhabirimiz Dilan Şimşek ile 86 kişinin gözaltı süresi 24 saat uzatıldı

    Muhabirimiz Dilan Şimşek ile 86 kişinin gözaltı süresi 24 saat uzatıldı

    PİRHA –DEM Parti Van Belediyesi Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının geri alınması için İstanbul’da yapılan protestolarda haber takibi yaparken gözaltına alınan muhabirimiz Dilan Şimşek ile birlikte 86 kişinin gözaltı süresi 24 saat uzatıldı. Gözaltına alınanlar arasında Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin ile Yeni Yaşam çalışanı Sema Korkmaz da bulunuyor.

    Çok sayıda yurttaş, DEM Parti Van Belediyesi Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının geri alınması ve halkın iradesinin gaspı sebebiyle İstanbul’un Esenyurt ilçesinde dün basın açıklaması yapmak istemişti.

    Polis, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Esenyurt İlçe Örgütü’nün çağrısı ile yapılmak istenen eyleme şiddet kullanarak engel oldu.

    Polis müdahalesinde muhabirimiz Dilan Şimşek ile beraber 86 kişi gözaltına alındı. Gözaltı süresinin ek kararla 24 saat daha uzatıldığı öğrenildi. İşlemlerin ise yarın yapılacağı bilgisine ulaşıldı.

    Gazetecilerin de dahil olduğu 86 kişi, polis araçlarında saatlerce bekletildikten sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmüştü.

    Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin, Yeni Yaşam çalışanı Sema Korkmaz ve Artigercek muhabiri Müzeyyen Yüce de Esenyurt ilçesinde haber takibi yaparken darp edilerek gözaltına alındılar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Muhabirimiz Dilan Şimşek gözaltına alındı!-VİDEO

    Muhabirimiz Dilan Şimşek gözaltına alındı!-VİDEO

    PİRHA –DEM Partili Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının geri alınması nedeniyle İstanbul’da yapılan protestolarda muhabirimiz Dilan Şimşek de gözaltına alındı.

    Çok sayıda yurttaş, Van Büyükşehir Belediyesi’ndeki irade gaspı sebebiyle İstanbul’un Esenyurt ilçesinde basın açıklaması yapmak istemişti. Polis, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Esenyurt il örgütünün çağrısı ile yapılmak istenen eyleme şiddet kullanarak engel oldu. Yaklaşık 60 yurttaşın gözaltına alındığı öğrenildi.

    GAZETECİLER DE GÖZALTINDA!

    Protesto için toplanan yurttaşlarla birlikte basın çalışanları da şiddete maruz kaldı. Saat 18:00’de yapılan müdahale ardından gözaltına alınanlar, polis araçlarına bindirildi.

    Gazetecilerin de dahil olduğu onlarca yurttaşın, gözaltı araçlarında saatlerce bekletildikten sonra Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükleri öğrenildi. Pir Haber Ajansı Muhabiri Dilan Şimşek’in de sağlık kontrolleri ardından emniyet binasında tutulduğu bilgisine ulaşıldı.

    Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin ile Yeni Yaşam çalışanı Sema Korkmaz’ın da Esenyurt ilçesinde haber takibi yaparken darp edilerek göz altına alındığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Esenyurt Eş Başkanları tutuklandı

    DEM Parti Esenyurt Eş Başkanları tutuklandı

    Sabah saatlerinde gözaltına alınan DEM Parti Esenyurt ilçe eşbaşkanları Bahar Karataş ve Fatih Ergün tutuklandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Esenyurt ilçesine sabah saatlerinde yapılan baskın sonucu gözaltına alınan ilçe eşbaşkanları Bahar Karataş ve Fatih Ergün, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    Sabah saatlerinde yapılan baskında ilçede bulunan kitaplar, dergiler ve bilgisayarlara el konulmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DEM Parti’den hükümete tepki, ‘Filistin ile Dayanışma Mitingi’ne katılım çağrısı- VİDEO

    DEM Parti’den hükümete tepki, ‘Filistin ile Dayanışma Mitingi’ne katılım çağrısı- VİDEO

    PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul il örgütü, 14 Ocak’ta Esenyurt’ta yapılacak olan “Filistin ile Dayanışma Mitingi”ne katılım çağrısı yaptı. Açıklamada, “İsrail’le tüm askeri, ticari, diplomatik, akademik, kültürel ilişkilere son verilsin” denildi. Dem Parti ayrıca, AKP-MHP iktidarının İsrail’e lojistik desteğini sürdürdüğünü belirterek, tepki gösterdi.

    DEM Parti İstanbul İl Örgütü, 14 Ocak’ta düzenlenecek “Filistin ile Dayanışma Mitingi”ne ilişkin il binasında basın toplantısı düzenledi.

    Açıklamada 14 Ocak’ta Esenyurt’ta yapılacak “Filistin halkıyla dayanışma” mitingine katılım çağrısı yapıldı.

    Açıklamaya DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Çiçek Otlu, Kezban Konukçu, İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz katıldı.

    Basın açıklamasını DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz okudu.

    Açıklama öncesi söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, sivillerin katledildiği bir ortamda ezilenlerin ses çıkarması gerektiğini vurguladı. Parti olarak Filistin ile dayanışmak için miting düzenleyeceklerini belirten Konukçu, “Biz iyi biliyoruz ki ezilen halklar dayanıştığında ancak onurlu bir barış gelebilir Orta Doğu’ya. İkiyüzlü ve işbirlikçi devletler ifşa edilmeden de biz gerçek ve onurlu barışa ulaşamayız. Şu anda AKP-MHP hükümeti ‘karşıyız’ şeklinde açıklamalar yapıyor. Ancak işbirliği devam ediyor. Buradan gemilerle çelik gönderiliyor ve o çeliklerle silahlar yapılıyor. İşte o silahlarla kadınlar ve çocuklar öldürülüyor. Bütün bunların bilinciyle dünyadaki tüm halkların eşitlik ve barış içinde yaşayabilmeleri için ses yükseltiyoruz” dedi. Konukçu, yapacakları mitinge herkesi davet etti.

    “GAZZE’DE SOYKIRIM YAŞANIYOR”

    Basın açıklamasını okuyan DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, Gazze’de soykırım yaşandığına dikkat çekerek, “İsrail, kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden katliam yapıyor, yerleşim alanlarını yerle bir ediyor. İsrail’in işgalci savaşı nedeniyle 7 Ekim’den bu yana 23 bini aşkın sivil yaşamını yitirdi. 10 bini çocuk, 7 bini kadın katledildi. 70 bine yakın kişi yaralanırken, hastaneler başta olmak üzere tüm yaşam alanları bombalarla yıkıldı. Hayatta kalan yaklaşık 2 milyon insan, 3,5 aydır abluka ve saldırı altında susuzluk, açlık, bulaşıcı hastalık riskiyle yaşıyor, yaralılar tedaviye erişemeden ölüyor, ölüleri gömülemiyor. Mezarlıklar tahrip ediliyor” dedi.

    “İSRAİL, SAVAŞI TÜM BÖLGEYE YAYMAYA ÇALIŞIYOR”

    İsrail’in, şimdi de Batı Şeria’ya yönelmiş durumda olduğunu belirten Yangöz, “İsrail savaşı tüm bölgeye yaymaya çalışıyor. Lübnan’ı bombalıyor, Suriye’yi bombalıyor, suikastler gerçekleştiriyor. Filistin topraklarını işgal ederek kurulan İsrail, daha önce de olduğu gibi yaptığı hiçbir katliam ve savaşın hesabını vermiyor. Bütün anlaşmalara ve insani değerlere gözlerini, kulaklarını kapatmış durumda” diye belirtti.

    “DÜNYA DEVLETLERİ SOYKIRIMA SUÇ ORTAKLIĞI YAPIYOR”

    Açıklama şöyle devam edildi:

    ‘Uluslararası sermaye güçleri savaş sanayisinden beslenirken, halklara ölüm reva görülüyor, doğa ve halkların tarihi yok ediliyor. Filistin halkı ve toprakları adeta yeryüzünden silinmek isteniyor. Tıpkı Kürt halkına yapılmak istenen gibi! Kürt halkının yaşadığı Kuzey Doğu Suriye’de (Rojava’da), Güney Kürdistan’da da yaşam alanları, hastaneler, tahıl depoları bombalanıyor. Demokrasi ve barış söyleminde yarışan dünya devletleri soykırıma suç ortaklığı yapıyor. Ortadoğu halklarının savaş altında yaşamasına onay veriyor ya da görmezden geliyor.

    “AKP-MHP İKTİDARI, İSRAİL’E LOJİSTİK DESTEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR”

    Türkiye’de iki yüzlü politikanın devrede olduğu vurgulanarak “Filistin davamız” denilirken, İsrail’le siyasi, ekonomik, ticari, askeri ve kültürel ilişkiler devam ediyor. Türkiye İsrail’le ekonomik ortaklıkta ilk sırada yer alırken, ticaret hacmi 20 yılda yüzde 532 artış gösterdi. En büyük ihracat ise savaş sanayi alanında yapılıyor. Gazze’ye yönelik saldırının başladığı 7 Ekim’den bu yana ticarette herhangi bir yaptırım görülmedi. Aksine İsrail’in ihtiyaç duyduğu temel ham maddelerinin Türkiye’den kalkan gemilerle taşındığı açığa çıktı. İstedikleri kadar mitingler düzenlesinler, istedikleri kadar “din kardeşliği” adıyla Filistin’e destek verdiklerini söylesinler, AKP-MHP iktidarı İsrail’e lojistik desteğini sürdürüyor.

    “ÖZGÜRLÜK VE ONURLU BARIŞ MÜCADELESİNİ SAVUNDUK, SAVUNACAĞIZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ) olarak, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın her yerinde halkların katledilmesine dur diyoruz. Kürt halkının, Filistin halkının en temel talebi olan özgürlük ve onurlu barış mücadelesi talebini savunduk, savunacağız diyoruz.

    “ŞİMDİ FİLİSTİN’E SES OLMANIN ZAMANIDIR”

    “İsrail’le tüm askeri, ticari, diplomatik, akademik, kültürel ilişkilere son verilsin diyoruz. Türkiye başta olmak üzere bölge devletlerinin savaşı besleyen, büyüten politikalarına dur diyoruz. Filistin halkının gerçek dostları olan bölge halklarını, savaşların sona ermesi için mazlum halkların yanında olmaya çağırıyoruz. Şimdi Filistin’e ses olmanın zamanıdır. Esenyurt’ta 14 Ocak’ta düzenleyeceğimiz “Filistin halkıyla dayanışma” mitingimize tüm halkımızı davet ediyoruz. Ezilen halkları, emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı ortak ses çıkarmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Alevi nefretiyle işten çıkarılan işçiye Alevilerden destek: Mücadele edeceğiz-VİDEO

    Alevi nefretiyle işten çıkarılan işçiye Alevilerden destek: Mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Esenyurt’ta faaliyet gösteren Krom Evye fabrikasında çalışan Besra Demir adlı işçinin, sendikalı olduğu ve Alevi işçilerle görüştüğü” iddiasıyla işten çıkarılmasına karşı eylem yapıldı. Eyleme destek veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal, “İşten atılan arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Alevilerle ilgili söylenen sözler bir nefret suçudur” dedi.

    Esenyurt’ta faaliyet gösteren ve Etiman Grup İnşaat A.Ş.’ye ait olan Krom Evye fabrikası, bir kez daha işçilere yönelik hukuksuz ve nefret söylemleriyle gündem oldu.

    Fabrika çalışanı Besra Demir, sendikalı olduğu, Alevi işçilerle görüştüğü iddiasıyla işten çıkarıldı. DİSK’e bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası üyesi işçiler, yaşananlar üzerine iş bırakarak fabrika önünde eyleme geçti.

    Fabrika önünde yapılan eylemde işçilere Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Yürütme Kurulu (GYK) Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal da destek verdi.

     İŞÇİYE ALEVİLERDEN DESTEK: MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Bir işçiye, ustanın “Sen Kürt müsün, Sünni misin?” diye sorarak ayrımcılık yapıldığını belirten DİSK-Birleşik Metal İş Trakya Şube Başkanı Beyhan Vatansever, “İşçi arkadaşımıza son olarak burada Aleviler var onlardan uzak durun, sendikalı arkadaşların yanına gitmeyin dediler. Pazartesi sabahı arkadaşımızı işyerine almayınca biz de örgütlü olduğumuz işyerindeki arkadaşlarımızla beraber buraya gelerek arkadaşımıza destek olmaya çalışıyoruz. İş yerindeki yetkililerle yaptığımız görüşmelerde işçi arkadaşımızı işe geri almayacaklarını dile getirdiler ancak biz arkadaşımız iş geri dönene ve taciz eden işçinin de işten atılana kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    “İŞÇİLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Sosyal hayatın her alanında Alevilere, Kürtlere ve azınlık durumunda olan herkes için eşit yurttaşlık mücadelesi yürüttüklerini söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) GYK Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal, “İşten atılan arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kendisine yapılan tacize, hakaretlere veya başka işçilerin mezhebine ve ırkına yapılan hakaretlere karşı durup bunu ifşa ettiği için işten atıldı. Alevilerle ilgili söylenen sözler bir nefret suçudur. Konuya dair işçiler suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler. Biz de işçilerin yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Fabrika yönetiminden nefret söylemi: Alevilerden uzak dur, tekin ayak değiller

  • Fabrika yönetiminden nefret söylemi: Alevilerden uzak dur, tekin ayak değiller

    Fabrika yönetiminden nefret söylemi: Alevilerden uzak dur, tekin ayak değiller

    PİRHA – Krom Evye isimli fabrikada çalışan Besra Demir, “Alevi işçilerle görüştüğü ve Sendikalı olduğu” iddiasıyla işten çıkarıldı. Fabrika çalışanları, durumu protesto etmek için eyleme başladı.

    Karşı Mahalle’nin haberine göre, Esenyurt’ta faaliyet gösteren Krom Evye fabrikası, bir kez daha işçilere yönelik hukuksuz ve nefret söylemleriyle gündem oldu. Fabrika çalışanı Besra Demir “sendikalı olduğu, Alevi işçilerle görüştüğü” iddiasıyla işten çıkarıldı.

    DİSK’e bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası üyesi işçiler, yaşananlar üzerine iş bırakarak fabrika önünde eyleme geçti.

    İşçi Besra Demir, işe girerken inancı ve kimliğinin sorulduğunu, sendikaya üye olmaması konusunda uyarıldığını belirterek, Alevi işçilerle konuşmaması için baskı kurulduğunu söyledi.

    Krom Evye fabrikası, Birlesik Metal İşçileri Sendikası’na üye oldukları için Şubat 2022’de çok sayıda çalışanı işten çıkartmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İşten çıkarılan Trendyol işçileri direnişte; 900’e yakın işçi mağduriyet yaşıyor -VİDEO

    İşten çıkarılan Trendyol işçileri direnişte; 900’e yakın işçi mağduriyet yaşıyor -VİDEO

    PİRHA – Trendyol depo tarafından “küçülme” iddiasıyla işten çıkarılan emekçilerin direnişi sürüyor. Haklarını alana dek çıkarıldıkları işyeri önünde direneceklerini belirten işçiler, “Ellerinde ‘kırmızı liste’ isimli bir liste var. O listedeki isimler bizdik. Şimdi sırada 50 kişilik ‘sarı liste’ mevcut” diye belirttiler.

    Trendyol depo çalışanıyken işten çıkarılan işçiler, 28 Ağustos itibari ile direnişe başladı. Çalıştıkları işyeri önünde “Atılan işçiler geri alınsın” talebiyle eyleme geçen işçilere, birçok kesimden de destek geliyor.

    Trendyol Esenyurt depo işçileri, şirketin hileli işkolu değişikliği ile haberleşme işkolunda gösterilerek sigorta girişleri yapıldı. İşçiler bunun üzerine PTT-Sen ve DGD-Sen’e üye olmaya başlayınca “küçülmeye gidiyoruz” denilerek işten çıkarmalar başladı. İlk işten çıkarılan isimlerden olan PTT-Sen temsilcisi Emre Özdek’in, şirket içerisindeki sendikal faaliyetleri nedeniyle hedef alındığı belirtildi.

    “TRENDYOL’DA YAKLAŞIK 900 İŞÇİ HAK MAĞDURİYETİ YAŞIYOR”

    İşçiler şimdi ise, PTT-Sen ve Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası’nın (DGD-Sen) öncülüğünde depo önünde direnişini sürdürüyor. İşten çıkarmaların ve mobbingin karşısında olduklarını belirten DİSK’e bağlı DEV YAPI-İŞ Genel Merkez Yöneticisi Osman Üney de Trendyol emekçilerine destek veren isimler arasındaydı.

    PİRHA’ya değerlendirme yapan Üney, Trendyol’da yaklaşık 900 işçinin hak mağduriyeti yaşadığını söyledi. 7 aya yakın süre boyunca maaşların ödenmediğini aktaran Üney, şu hususlara dikkat çekti:

    “Burada da yine sendikal örgütlenmeden kaynaklı, insanca bir ücret için bugün ülkenin dört bir tarafında aslında işçi direnişleri devam ediyor. Pespaye hükümetin getirdiği yoksulluktan kaynaklı, yaratılan ekonomik krizden kaynaklı bütün bir işçi sınıfında huzursuzluk var. Bunun için de işçiler sendikalarda örgütleniyor ve mücadele ediyorlar. Bundan kaynaklı da yine hükümetin sermayedarları tarafından çok rahat bir şekilde keyfi biçimde işten atılıyorlar. Aç oldukları için işçiler sendikalara üye oluyorlar. İşten kovularak daha fazla açlığa, yoksulluğa mahkum ediliyorlar. İşvereni koruyan yasalarla bu sömürü aslında bizim açımızdan daha da derinleşiyor. Bunun için de biz daha fazla direnip mücadele edip örgütleneceğiz.”

    “TRENDYOL KÜÇÜLÜYOR” DENİLİP AYNI GÜN İŞ İLANI AÇILDI!

    İşten çıkarılan Trendyol işçilerinden Muhammet Cengiz ise şirketin “Küçülüyoruz” gerekçesiyle işçi çıkardığını ancak aynı gün iş ilanı açtığını belirtti. Cengiz, “Bu beş buçuk aylık süreçte birçok arkadaşımla vedalaştık. Çok sayıda insan kovuldu. Kovulmalarındaki tek sebep olarak ‘Trendyol küçülüyor’ denildi. Ancak çalışanları işten atıp aynı gün içerisinde başka iş ilanları açılıyor ve yüz-yüz elli kişi iş başvurusuna gelebiliyor. Küçülme bahanesi söz konusu ama 100-150 elemanı nasıl alabiliyorsunuz? Ne kadar yalancı ve sahtekar bir şirketsiniz” diye konuştu

    Muhammet Cengiz, taleplerinin sadece işe geri alım olmadığının da altını çizerek “İşteki zorunlu mesailerin kaldırılması, mesaiye kalmadıkça hatalar aranıp tutulan tutanakların silinmesini de istiyoruz. Bununla birlikte prim olayının tamamen kaldırılmasını istiyoruz. Bunun yerine ücretin maaşa eklenmesini talep ediyoruz” dedi.

    ŞİRKET YÖNETİMİNDEN, İŞÇİLERE TEHDİT!

    Mehmet Ali isimli işçi ise sendikal faaliyetlerden dolayı işten çıkarıldığını vurguladı. Trendyol depoda 8 aylık bir çalışma sürecinin olduğunu belirten Mehmet Ali, “Sonuna kadar hakkımızı savunacağız” diyerek şunları söyledi:

    “Bir arkadaşımıza destek verdiğimiz için bizi işten çıkardılar. Bizler de bunun için eyleme başladık. Sendika ile beraber burada hakkımızı savunmaya çalışıyoruz. Umarım bir başarı gösterebiliriz. 32 yaşındayım ve 9 yaşından beri çalışıyorum. Normal mesleğim aşçılık. Aşçılığa biraz ara vermek istedim ve bu depo işine başladım. İlk başladığımda her şey çok güzel gidiyordu. En son ‘Emre’ isimli bir arkadaşımıza yapılan haksızlıktan sonra olanlara göz yummadık. Biz, arkadaşımızın arkasına durdukça onlar bizi tek tek işten çıkarmaya başladılar. Zaten tek seferde 90 kişilik bir ekibi çıkardılar. Ellerinde kırmızı liste isimli bir liste var. İlk kırmızı listedeki isimler bizdik. Şimdi sırada ellerinde sarı liste var. İçeride 50 kişilik bir grup daha varmış. Bu konuda bilgi de alıyoruz. Çok fazla derecede mobbing söz konusu. ‘Dışarıdakilerle görüşürseniz sizin de işlerinize son veririz, hakkınızda tutanaklar tutarız’ şeklinde tehditlerle arkadaşlarımızı yıldırmaya çalışıyorlar. Biz de hem kendi hem de arkadaşlarımızın haklarını savunmak için burada toplanmış bulunmaktayız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP Esenyurt ilçe binasına polis baskını

    HDP Esenyurt ilçe binasına polis baskını

    HDP Esenyurt ilçe binasına polislerce baskın düzenlendi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Esenyurt ilçe binasına polisler tarafından baskın düzenlendi. Sabah ilçe binasını açmaya giden HDP’liler, polislerle karşılaşırken, polislerin aramaya dair herhangi bir gerekçe göstermediği belirtildi.

    Parti binasının kapısını kırarak içeriye giren polis, ilçe binasında bulunan birçok fotoğrafa el koyduğu kaydedildi. Aramanın ardından polisler HDP ilçe binasından ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Ali Kenanoğlu, İstanbul’daki konut dolandırıcılığını Meclis’e taşıdı!

    Ali Kenanoğlu, İstanbul’daki konut dolandırıcılığını Meclis’e taşıdı!

    PİRHA – Milletvekili Ali Kenanoğlu, konut dolandırıcılığı nedeniyle mağdur olan vatandaşların durumunu Meclis gündemine getirdi. Kenanoğlu, Ticaret Bakanı Mehmet Muş’a “Ödemelerini yaptıkları halde konutlarını alamayan mağdur tüketicilerin konutlarını alabilmeleri için bakanlığınızın hazırladığı bir çözüm planı var mıdır?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul Esenyurt’taki konut dolandırıcılığını Meclis gündemine getirdi. Esenyurt’un nüfus açısından Türkiye’deki en büyük ilçe ve nüfus artış hızının 2008’den bu yana %156 düzeyinde olduğunu belirten Kenanoğlu, “ön ödemeli satış” adı altında konut talebinin suistimal edilerek yurttaşların dolandırıldığını belirtti.

    Sayıları 100 bini bulan mağdurların “Türkiye’de Konutla Dolandırılan Hak Sahipleri” adı altında bir araya geldiğini aktaran Kenanoğlu, “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre kampanyalı satışlar Ticaret Bakanlığı’nın iznine bağlı olmasına rağmen Esenyurt veya Türkiye’nin diğer yerlerinde kampanyalı konut satışları için bakanlığınızdan izin alınmış mıdır?” diye sordu.

    Ali Kenanoğlu, Esenyurt’un Türkiye’nin en büyük ilçesi olduğunu ve oransal olarak en fazla göç alan ilçelerin başında geldiğini de not düştü. Esenyurt’ta yaşanan hızlı nüfus artışına dikkat çeken Kenanoğlu, “Konut talebini fırsat bilen çok sayıda inşaat şirketi, taksitle satış kampanyaları düzenleyerek, güvenilir unvanları, şahsiyetleri ve belediyeyi kullanarak maket projeler üzerinden ‘ön ödemeli konut satış sözleşmeleri’ imzalatarak, satışlar yapmış ve para toplamış. Ancak, aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bu projelere ya hiç başlanmamış ya yarım bırakılmış ya da vatandaşlar vaat edilen konutlarına sahip olamamışlardır” dedi.

    Vatandaşların “Türkiye Konutla Dolandırılanlar Hak Sahipleri Platformu” adı altında bir araya geldiklerini belirten Kenanoğlu, söz konusu platforma göre mağdur olan tüketicilerin sayısı, büyük ağırlığı Esenyurt’ta olmak üzere, Türkiye genelinde yaklaşık 100 bin kişi olduğunu vurguladı.

    “BAKANLIĞINIZIN HAZIRLADIĞI BİR ÇÖZÜM PLANI VAR MIDIR?”

    Milletvekili Kenanoğlu, dolandırılan vatandaşların, bu süreçte Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu uygulamaktan sorumlu olan Ticaret Bakanlığı’nın görevini yapmadığı yönündeki şikayetlerini de aktardı.

    Ali Kenanoğlu, Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre kampanyalı satışlar Ticaret Bakanlığı’nın iznine bağlı olmasına rağmen Esenyurt veya Türkiye’nin diğer yerlerinde kampanyalı konut satışları için Bakanlığınızdan izin alınmış mıdır?

    İstanbul’un Esenyurt ve Tuzla ilçelerindeki satışlar ile Türkiye’nin diğer illerindeki satışlarda ön ödemeli konut satışı yapan şirketler, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmişler midir? Bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği Bakanlığınızca denetlenmiş midir? Denetimler sonucu hangi işlem yürütülmüştür?

    Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre yapı ruhsatı alınmadan tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi nasıl yapılmaktadır? İnşaat ruhsatı almadan bu şekilde başlatılan projeler nedeniyle bakanlığınızca durdurulan proje var mıdır?

    Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre ön ödemeli konut satışının tapu siciline tescil edilmesi, satış vaadi sözleşmesinin ise noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunlu olduğu halde bu hükme aykırı hareket eden konut satıcıları hakkında uygulanan idari para cezası var mıdır?

    Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen teslim edilmeyen veya başlatılmayan bu konut projeleri nedeniyle Bakanlığınızca hangi işlemler yürütülmüştür?

    Esenyurt’taki tüketicilerin dolandırıldıkları yönündeki iddialar karşısında Bakanlığınızca Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmuş mudur?

    Konut sahibi olabilmek amacıyla ödemelerini yaptıkları halde konutlarını alamayan mağdur tüketicilerin konutlarını alabilmeleri için Bakanlığınızın hazırladığı bir çözüm planı var mıdır?

    Özellikle Esenyurt’ta konut dolandırıcılığına neden olan kampanyalı satışlar veya ön ödemeli konut satış sözleşmeleri kapsamında yapılan satışlar nedeniyle Bakanlığınızda sorumluluğu bulunan ilgililer hakkında bir soruşturma açılmış mıdır?”

    PİRHA/ANKARA