Etiket: filiz kerestecioğlu

  • Ankara’da Sivas paneli: Yezid’e bin sene daha mı boyun eğeceğiz-VİDEO

    Ankara’da Sivas paneli: Yezid’e bin sene daha mı boyun eğeceğiz-VİDEO

    PİRHA – 2 Temmuz Sivas Katliamı’na ilişkin ‘Devlet, katliam, kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın konuşmacı olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

    PSAKD Genel merkezi tarafından 2 Temmuz şehitleri adına HBVAKV Genel Merkezi’nde, ‘Devlet, katliam kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın panelist olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

    Panelde konuşan Zeynep Altıok, “25 yıl dile kolay, genel de konuşma güçlüğü çekmeyen birisiyim, ama önce ailelerimizle göz göze konuşmak çok zor. 25 yıldır bozuk plak gibi kendini tekrar etmek çok zor. Zor bir zamandayız. Ne yazık ki bu zor zamanı içinde bulunduğumuz karanlığı iliklerine kadar duyumsayanlar da, hissedenler de en çok biziz. Çünkü bu karanlığın neler getirebildiğini neler götürebildiğini, nelere mal olabildiğini en iyi deneyimleyenlerdeniz” diye konuştu.

    “BU TOPRAKLARDA BESLENEN GERİCİ FAŞİST ZİHNİYET YENİ DEĞİL”

    “2 Temmuz takvimde yerini aldığında, en fazla bir gün öncedir 2 gün önce değil, bütün gazetelerin aradığı, ne hissediyorsunuz diye sorduğu, sizden hep aynı şeyi anlatmanızı beklerler ve sadece o gün ilgilenirler” ifadelerini kullanan Altıok, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Menekşeden önce bir belgesel hazırlandı ve yayınlandı. Menekşeden önce ben Soner Yalçın tutukluyken yarım kalan belgeselin tamamlanması sürecinde anlatmam istendiğinde belgeseli önce kopuk kopuk sonra avukatlar aracılığı ile tekrar tekrar defalarca izledim. İzlerken ilk defa ailelerin ağzından o yaşanan acıyı orada dinlemiş oldum. Neden? Biz bir birimize uzak olduğumuz için mi? Birbirimizin acılarına duyarsız kaldığımız için mi? Kulak tıkadığımız için mi? Aynı acıyı daima yan yana hissettik. Ama sessiz bir kabul vardır, sormazsanız, sormazlar. Birbirimizden sakınırız birbirimizi.

    25 yılın gerisinden bugüne bakmak lazım. Bugün ülkenin içerisinde bulunduğu seçim atmosferinde bize dayatılanın ne olduğunu, buradan 25 yıl önceye bakarak en iyi anlayabileceğimizi düşünüyoruz. Elbette bu tarih daha önce 100 yıl öncesine gidiyor. Bu topraklarda beslenen gerici, faşist zihniyet yeni değil. Sivas Katliamı’na gelene kadar birçok can aldı, almaya da devam etti. Bizler son olsun dedik, son olmadı. Birbirimizin de adaletine beraber düştük, bunu da sürdüreceğiz.”

    “İKTİDAR YÜZLEŞMEKTEN KAÇINIYOR”

    HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise şunları kaydetti:

    “Öncelikle hepinizin acılarını selamlıyorum. Bütün kaybettiklerimizi sevgiyle anıyorum. Sadece İstanbul’da cenazelerinde bulunabildim. Sizler gibi onlarla yakın yaşama şansım olmadı. Bize toplum olarak kattıkları çok şey vardı. Hepsi ayrı ayrı özelliklere sahip insanlardı. O acıda bu ülkenin vicdanlı insanlarının kalbine yerleşti, bir daha çıkmamak üzere.

    Barış ve demokrasi mücadelesinin yükseldiği, baskıların da aynı oranda arttığı bir dönemden geçiyoruz. Barış sürecinde konuşulmaya başlanan yüzleşme gibi kavramlar bugün iktidar tarafından bugün zorla unutturulmaya çalışılıyor. Aslında iktidarın Dersim Katliamı için etkisiz bir komisyon kurmaya razı olduğu dönemde bile siyasi geleneğinin ortağı olduğu Malatya, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarından yüzleşmekten kaçındığını biliyoruz.”

    “MUTLAK BİR İNKAR POLİTİKASI İZLENİYOR”

    “Bugün ise mutlak bir inkar politikası izliyorlar. Türkiye’nin her zaman Sünnileştirme, Türkleştirme hedefi taşıdığını biliyoruz. Bu politikanın nedeni ulus devletin tek bir kimlik üzerinde inşa edilmesi, bir nedeni ise Alevi toplumunun eşitliği temel hedef alan yaşam biçiminin baskıcı iktidarlar tarafından engellenmek istenmesi” diye konuşan Kerestecioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her zaman Aleviler eşitlikçi ve özgürlükçü anlayışları nedeniyle bir tehdit unsuru olarak görüldü. Aleviler yalnızca farklı bir inancın mensubu oldukları için değil, biatı kabul etmeyen insanların eşit, özgür ve barış içinde yaşamalarını savunan bir toplumsal örgütlenmeye inandıkları için de hedef gösterildiler. Bir ülkenin işkence ile kayıplarla dolu mirası ile yüzleşmek sadece mağdurların değil, bütün toplumun ve her insanın sorunu olmalı.

    Bu ülkede bir taraftan Süryanilerin, Ermenilerin, bir tarafta Kürtlerin, yaşadıklarını biliyoruz. Aslında toplum olarakta baktığımızda ayrıştıramayacağımız bir şekilde ellerde epey kan var. Toplum olarak da bu yüzleşmeyi yeterince yapamıyoruz. Herkes kendi acısı ile yüzleşilmesini isterken bir başkasının acısını unutabiliyor. Bunları daha fazla ortaklaştırabildiğimizde daha çok adım atma şansına sahip olacağız ve daha demokratik bir ülke olabileceğiz.”

    “YEZİD’İ NE ZAMAN ALT EDECEĞİZ”

    Birgün Gazetesi Köşe Yazarı Ali Murat İrat ise,25. yıl35. Yıl, 55., 105. yılda konuşacaklarımız ya da 10. yılda konuşacaklarımızın benzeşmesi de aslında niye burada kimsenin olmadığının bir göstergesi. Olmaz çünkü aynı şeyleri duyacaklar. Burada iç ve dış suçlamayla sürekli olarak ilerlemeye çalışmamız yüzleşme dediğimiz şeyin kendi acısıyladır. Bırakın başkasının acısının hesabını sormayı kendi acısının hesabını sormayan insanlara bunla yüzleşin demenin komikliğiyle beraber bu toplantıları yapıyoruz. Adam Soma’da gömülüyor, kardeşi çoluğu çocuğu komşusu onun acısının, kendi acısının hesabını sormuyor ve biz kalkıyoruz bu insanlara diyoruz ki Sivas’ta 33 kişi yakıldı, 25. senesi bununla yüzleş. Kendimizle dalga geçiyoruz, ya da bunlarla dalga geçiyoruz. Yüzleşmenin ilk başlayacağı yer bence burasıdır. Bizim artık örgütlülüğümüzden dem vurmamız, bizim artık kendi dışımızda failleri aramamızın geçmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Biz örgütsüz falan değiliz. Biz örgütlerimizi yönetemiyoruz. Akıllıca ve disiplinli bir şekilde çalışmıyoruz. Biz yattık şu 2018 Haziran seçimlerinde hangi Alevi örgütü hangi raporu hazırladı. Seçim geçti doğru dürüst ortada bir analiz yok. Yıllardır Yezid’e boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Tamam, Yezid’e boyun eğmede bu Yezid’i ne zaman alt edeceğiz. Bu Yezid’e 1000 sene daha mı boyun eğeceğiz. Bu Yezid ne zaman tarihe gömülecek. 1000 sene sonra da biz bundan mı şikâyet edeceğiz. Edeceğiz gibi çünkü çalışmıyoruz” diye konuştu.

    “DEVLETİN İÇİNDEKİ BİRİMLER BU KATLİAMLARA İHTİYAÇ DUYARLAR”

    Panelde son olarak konuşma yapan Turan Eser ise şunları belirtti:

    “Bu devlet, katliam kimlik ve yüzleşme sadece Sivas’a ilişkin değil Sivas katliamını anlamak bu ülkede dini ve etnik tahriklerle toplumsal galeyanı örgütleyip milli, dini tahriplerle çocuklarımızı nasıl öldürdüklerini ve niçin öldürdüklerine bir bakmak istiyoruz.

    Bu katliam tarihleri ilk değildir, son da olmayacak. Bundan sonrada katliamlar yaşayacağız. Bu sadece bir bölgeye, bir coğrafyaya özgü değil, katliamlar dünyanın her bir coğrafyasında farklı bir karakterle, farklı biçimlerle, farklı şekillerde yaşatılıyor. Özellikle son dönemlerde neden katliamlar daha çok kimliklere yönelir. Bunlar bizim Sivas katliamını anlamamız için cevap vermemiz gereken sorulardan da birisi. Her ne kadar kimlik eksenli katliamlar bir devlet politikası haline gelmişse 1915 Ermenilere yönelik soykırım 6-7 Eylül olayları, Dersim, Koçgiri, Maraş, Sivas, Çorum Malatya, Roboski, Gazi, Suruç, Ankara, Soma; Soma da bir katliamdır. Bir işçi katliamıdır. Siyasal bir iş cinayetidir.

    Çünkü bütün bunlar devletin gözü önünde, denetiminde, olan biten siyasi cinayetlerdir. Bu cinayetlerin arkasında bir ihtiyaç var. Dönem dönem devletin içindeki birimler bu katliamlara ihtiyaç duyarlar.

    Çünkü duymak içinde sebepleri vardır. Bir ülkede toplumsal sosyal bir kriz vardır, bunu yönetmek için devlet katliama başvurabilir. O ülkede siyasi ekonomik kriz vardır, yönetilemez hale gelmiştir toplumsal dikkati dağıtmak için yapılabilir. Güç ve siyasi erki elinde bulunduranlar toplumsal muhalefetin gücünü parçalamak korku ile sindirmek, yine ilgi odaklarını dağıtmak için katliamlara başvurabilir. Toplumsal muhalefetin biraraya gelmesini parçalamak için bu tür faaliyetlere girebilir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDP Alevi Bektaşi Federasyonu’nu ziyaret etti-VİDEO

    HDP Alevi Bektaşi Federasyonu’nu ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, seçim çalışmaları kapsamında Alevi Bektaşi Federasyonu’nu ziyaret etti. 

    24 Haziran seçimlerine bir aydan az bir zaman kala partilerin seçim çalışmaları sürüyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Ankara’da bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu’nu (ABF) ziyaret etti. Ziyarette ABF Genel Sekreteri Müslüm Metin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan Yardımcısı Ali Aktaş hazır bulundu.

    “ŞUANDA MAZLUM GÖRDÜĞÜMÜZ HDP”

    Toplantıda seçimlere dair görüşlerini belirten ABF Genel Sekreteri Müslüm Metin şunları kaydetti: “Bizim Kerbela’dan bugüne söylediğimiz tek şey var zalimlerin karşında mazlumların yanındayız. Bizim hiç çizgimiz değişmedi. Hala da devam ediyor. Şu anda da bizim  mazlum gördüğümüz HDP. Toplumda en çok bedel ödeyen HDP. Neden? Mevcut cumhurbaşkanı adayları halkla buluşamıyor. Ondan dolayı bizim böyle bir kaygımız yok.”

    HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da seçimler için şevkle çalıştıklarını söyleyerek başaracağız vurgusu yaptı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDP, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı ziyaret etti-VİDEO

    HDP, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA – HDP Ankara Milletvekili Adayı ve Parti Grup Başkan Vekili  Filiz Kerestecioğlu bugün Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) genel merkezine bir ziyarette bulundu. Ziyarette konuşan HBVAKV Başkanı Tuncer Baş, HDP’nin şu anda Türkiye’nin bağımsız adayı olduğunu belirtti. Baş, Alevilerin kime oy vereceklerini bildiklerini söyledi. 

    HDP Ankara Milletvekili Adayı ve Parti Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu bugün Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) genel merkezine bir ziyaret bulundu.

    HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş ve Genel Sekreter Seyit Karahalil’in hazır bulunduğu ziyarette görüş alış verişinde bulunuldu.

    “ALEVİLİK KÜLTÜRÜ DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞLARINDAN BİRİSİDİR”

    Ziyarette bulunan HDP Ankara Milletvekili Adayı Filiz Kerestecioğlu Alevilerin bulunduğu ortamların kendileri için  dost meclisi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

    “Türkiye’nin geleceği için hepimiz birlikte çalışacağız. Sizlerin yaşadığı sorunları biliyoruz. Gerek önceki vekillerimiz vasıtasıyla gerek hep birlikte olduğumuz arkadaşlarımız vasıtasıyla ya da Türkiye’yi gözlemlediğimiz için. Devletin bir dini olduğunu biliyoruz. Diyanet işlerinin nasıl çalıştığını biliyoruz. AHİM kararlarına rağmen zorunlu din dersleri uygulamalarının devam ettiğini ve kendi kültür, gelenek ve yaşam biçimlerimizi, ibadethanelerimizi hayata nasıl geçirmekte zorlandığınızı biliyoruz. Bu kültürün sahipleri bu ülkenin temel taşlarından birisi, onun için mücadeleyi ortak ve ancak birlikte yapabilir ve birlikte başarabiliriz”

    “HDP’NİN BARAJI AŞMASINI İSTİYORUZ”

    Filiz Kerestecioğlu’na teşekkür eden HBVAKV Genel Başkanı Tuncar Baş, HDP’nin Alevilerle ilişkisinin demokratik temelli olduğunu kaydetti.

    Baş konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “HDP’nin bizimle ilişki pratiği demokratik temelli oldu. Bizi dinleyen klasik siyasetçinin dışında anlamaya çalışan bir parti oldu. Gerçekten bu konuda bizi ve bizim istediğimiz yönde taleplerimizi aldı ve gerçekten bu taleplerimiz yer buldu. Seçilmenizi ve HDP’nin barajı aşmasını istiyoruz. HDP bu seçimde bize göre ittifakların dışına itilen bağımsız olarak seçimlere giren bir parti konumunda. Ülkenin genel siyaset fotoğrafının dışına itilen bir parti konumunda. Vekilleriyle kadrolarıyla cezaevlerinde olan can siper hane bir çalışma yürüttüğünüzü görüyoruz. Her şeyden önce demokrasinin inşası için HDP’nin barajı geçmesi gerekiyor. HDP’ye karşı olanların da bunu düşünmesi gereken bir durum.

    6 milyon oy almış bir partinin siyasetin dışına itilmesi demek her şeyden önce bu ülkede demokrasinin olmadığının ifadesidir. Bunun için temennimiz HDP’nin barajı geçmesi yönünde. Kendi yurttaşlarımıza, üyelerimize modern bir bireyin siyasetten iradesini belirleme tavrımız olamaz. Ama Aleviler her zaman kimlere oy vereceğini bilirler. Çünkü mazlumdur kimin mazlum olduğunu bilirler ona göre tavırlarını belirler. Aleviler dinci ve gerici partilere oy vermezler hep mazlumdan yana tavır alan bir gerçekliğimiz olduğunu ifade edebilirim.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDP Ankara Milletvekili adayları, PSAKD’ye ziyarette bulundu-VİDEO

    HDP Ankara Milletvekili adayları, PSAKD’ye ziyarette bulundu-VİDEO

    PİRHA – Ankara milletvekili adayları Filiz Kerestecioğlu, Emine Kaya, Veli Saçılık, PSAKD Genel Merkezi’ne ziyarette bulundu.  PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Genel Sekreter  Onur Şahin ve Kültür Sanat Sekreteri Özgür Kaplan’ın hazır bulunduğu ziyarette görüş alışverişinde bulunuldu.

    Ankara 1. Bölge 1. sıra milletvekili adayı HDP Gurup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, 1.Bölge 2. sıra adayı Emine Kaya, 3. Bölge 1. sıra adayı Veli Saçılık ve bir grup heyetle PSAKD Genel Merkezine ziyarette bulundu.

    Ziyarette konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Baskın bir seçimle karşı karşıyayız ancak bu baskın seçim olması demokratik kamuoyu ve muhalif kitlelerde Alevilerin, Kürtlerin solcuların hazır olmadığı gerek YSK gerekse de iktidarın alevi adaylarına bir takım cezalar gerekçe gösterilerek adaylıklarının iptal edilmesine dönük yapılanları doğru bulmuyoruz. Bunun anti demokratik bir uygulama olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “HALKIMIZIN İSTEĞİNİ KİTLELERE İLETMEK BİZİM GÖREVİMİZ”

    Kaplan, “Bu seçim ilginç bir seçim. Seçimdeki ittifaklara baktığımızda yeni kapı mitinginin başka bir versiyonunu bu seçimde görüyoruz. Yeni kapı mitingine baktığımızda Türkiye halklarının bir kısmını ayrıştırmıştı. 6 Milyon oy almış bir partinin davet edilmediğini, o ayrışmanın devamında 24 Haziran’da  yapılacak seçimlerde aynı ayrışmayı burada da gördük. O ittifaklar yapıldığında HDP’nin bu ittifaklarda dışarıda bırakılmasına rağmen cepheden doğrudan HDP’ye bir şey söyleyemiyorlar bunu yürütülen çalışmalarda, televizyonlarda yapılan tartışmalarda görüyoruz” diye konuştu.

    Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İttifakların varlığı HDP’nin meclise sokacağı milletvekili sayısına bağlı. Dolayısıyla Aleviler olarak bu seçimde Alevilere nereye oy vereceğini belirleme noktasında değiliz. Gerçekten Alevi halkı ince eliyor sık dokuyor. Ancak kahvelerde yapılan konuşmalarda ve Anadolu’yu dolaştığımızda en ulusalcı kesimler bile ailece karar aldık. Çocuklar HDP oy verecekler. Ülkenin birlik ve beraber olmanın günü tam bu gündür. Bu iktidardan kurtulmanın Cumhurbaşkanlığı bir tarafa fakat parlamentoda iktidarın çoğunluğu kaybetmesinin yolu HDP’nin meclise sokacağı milletvekiline bağlıdır, diyen ilkokul mezunu Malatya’da bir amca. Tabii ki halkımızın, tabanın bu isteğini PSAKD olarak kitlelere iletmek bizim görevimiz.”

    “MAĞDURİYETLERİ GİDERME AMACI İLE PARLAMENTODA OLMAYA TALİBİZ”

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu ise şunları kaydetti:

    “Bizler zaten dost meclisindeyiz acıları da kol kola yaşadık. Hak gaspları açısından, kültürünü yaşayamama, inançlarını yaşatamama, inancının gereğini yerine getirememe konusunda ne kadar zor durumla karşılaştıklarını biliyoruz. Devletin bir dini olduğunu, devletin olmaması gereken dini bir kurumu olduğunu biliyoruz. Laikliğin hakikaten bu topraklarda gerçek anlamda hiçbir zaman boy vermediğini, yeşeremediğini görüyoruz ve biz bütün bunları farklılıklarıyla, renklilikleriyle yerine getirmek isteyen, bunları vaat olarak değil hep birlikte inanarak yapan bir partiyiz. Bende böyle bir partinin milletvekili ve milletvekili adayı olarak arkadaşlarımla beraber burada bulunuyorum. Hakikaten başaracaksak birlikte başaracağız. Evet, biz belli ittifakların dışındayız. Bu bazen baktığımızda üzücü bir şey bu aslında. Pusula üzerinde ittifak bu ilkeler belli çerçevede yapılan ittifaklar değil, o ittifakı denilen şey sadece aslında oylar boşa gitmesin diye pusula üzerinde gerçekleştirilen bir şey.”

    Kerestecioğlu, “Ama bazı partiler bu pusula üzerindeki bu cesareti bile gösteremediler. Bunların dışında demokratik siyaseti yürütmek amacıyla ve bu iktidardan mağdur olan herkesin mağduriyetine sahip çıkarak bunları giderme amacı ile o parlamentoda olmaya talibiz. Bunu için de siz dostların desteği güç katacaktır. Çok anlamlı olacaktır. Bunu her zaman her yerde ifade etmek isterim” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kerestecioğlu’ndan KESK’e ziyaret-VİDEO

    Kerestecioğlu’ndan KESK’e ziyaret-VİDEO

    PİRHA – HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, bugün Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bir ziyaret gerçekleştirdi. KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik ve KESK’lilerin bulunduğu ziyarette seçime ve sürece ilişkin mesajlar verildi.

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, bugün KESK’e bir ziyaret gerçekleştirdi.

    Ziyarette konuşma yapan Kerestecioğlu, “Ülkemizde olduğu gibi yakın tarihte Yunanistan’da ve başka ülkelerde de krizler oldu. Bu krizlerden en çok insanların demokratik bir ortamda olmaması ve nefes alamaması anlamına geldiğini, insanların enselerindeki soluğun ve sesin bir tarafa çekildiğinde ise Türkiye başka bir ülke olma yolunun bence çok hızlı adımlarını atacak. Buna her yerde buna uygun potansiyel var. Yeter ki bunu hep beraber başarabilelim” dedi.

    “İRADEMİZE SAHİP ÇIKMA KONUSUNDA ORTAK DAVRANMAMIZ LAZIM”

    Kerestecioğlu, “Her riski düşünmek lazım oyları çalma sonucu kabul etmeme, buna karşı güçlerin birleştirilmesi lazım. İrademize sahip çıkma konusunda hepimizin ve bütün partilerin ortak davranması lazım. Bizimde B planımızın olması lazım AKP nin ABC planları var bizimde olması lazım” diyerek sözlerini tamamladı.

    KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik ise şunları dile getirdi:

    “Türkiye’nin önünün açılması için HDP’nin barajı aşması gerekiyor. Sonuçta parlamento çoğunluğu önemli. Ben kişisel anlamda HD’nin ciddi anlamda baraj sorununun olduğunu düşünmüyorum. Ama yine de olacakmışız gibi düşünmek gerekir. Sonuçta bu 140.bin oy az değil. Geçen 1 Kasım seçimlerinde HDP yurt dışı oylarıyla barajı aştı. O açıdan önemli. Parlamento çoğunluğunu kaybedince 2 turda kesin olarak AKP kaybedecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Tutuklu HDP MYK üyesi Ağaoğlu için özgürlük çağrısı- VİDEO

    Tutuklu HDP MYK üyesi Ağaoğlu için özgürlük çağrısı- VİDEO

    PİRHA- HDP’nin 68 gündür tutuklu bulunan MYK üyesi Gülsüm Ağaoğlu için Galatasaray Lisesi önünde özgürlük çağrısı yapıldı.

    Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde katıldığı Newroz kutlamalarında yaptığı konuşma nedeniyle 68 gündür tutuklu olan HDP MYK üyesi Gülsüm Ağaoğlu için dostları Galatasaray Lisesi önünde eylem gerçekleştirdi. “Gülsüm Ağaoğlu’ya özgürlük” pankartının açıldığı eyleme HDP Ankara milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Yazar-Dilbilimci Necmiye Alpay ve çok sayıda kadın yurttaş katıldı.

    “HERKESİ SUSTURMAK İSTİYORLAR”

    Burada ilk konuşmayı HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu gerçekleştirdi. Kerestecioğlu, Gülsüm Ağaoğlu’nun renkli bir kişilik olduğunu belirterek, “Gülsüm’ün fotoğraflarında gördüğünüz, gülümsemesinde gördüğünüz, kedilerinde gördüğünüz, hayvan severliğinde gördüğünüz de doğa severliğinde gördüğünüz gibi  her şeyiyle çok değerli bir varlık. Dostumuz, feminist yoldaşımız” dedi. Ağaoğlu ile 1980’li yıllardan beri beraber mücadele ettiklerini anımsatan Kerestecioğlu, “Bu dönemde bunların yaşanması hiç şaşırtıcı değil. Herkesi susturmak istiyorlar. Ancak 24 Haziran’dan sonra biz arkadaşlarımızı cezaevlerinden alacağız. Bizleri susturmak isteyenleri biz susturmayacağız. Adil mahkemelerde yargılayacağız” diye konuştu.

    “BARIŞ İSTEMEK SUÇ DEĞİLDİR”

    Basın metnini ise Necmiye Alpay okudu. Alpay, Ağaoğlu’nun serbest bırakılması talebiyle bir araya geldiklerini aktararak, “Gülsüm yaptığı konuşma gerekçesiyle tutuklanarak Tekirdağ Cezaevi’ne götürüldü. On beş gün boyunca havalandırmaya dahi çıkamadan, tecrit koşullarında kaldı. Gülsüm, şeker ve tansiyon rahatsızlığı nedeniyle 30’a yakın ilaç kullanıyor.  En temel insani ihtiyaçlarıyla beraber ilaçlarına erişmekte de zorluklar yaşadı” dedi. Ağaoğlu’nun daha sonra Gebze Cezaevi’ne sevk edildiğini belirten Alpay, Ağaoğlu’nun Miraz bebekle beraber özgürlüğe kavuşmayı beklediğini söyledi. Alpay, OHAL’le birlikte düşünce ve ifade özgürlükleri üzerinde ağırlaşan baskılarla, çok sayıda muhalif kadının özgürlüğünden yoksun bırakıldığına, siyaset yapma, dünyayı iyileştirme haklarının ellerinden alındığına dikkat çekti. Ağaoğlu’nun barışa ilişkin düşüncelerini aktardığı konuşma dolayısıyla örgüt propagandası yapmakla suçlandığını belirterek şunları söyledi: “Barış istemek, barış için mücadele etmek suç değildir. İnsan olmanın gereğidir. 68 gündür tutuklu olan arkadaşımız ciddi sorunlar yaşamaktadır. Gülsüm Ağaoğlu derhal serbest bırakılmalıdır.”

  • Cumartesi Anneleri: 23 yıl daha burada oturmak istemiyoruz- VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 23 yıl daha burada oturmak istemiyoruz- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin adalet arayışı 687 haftadır devam ediyor. 1994 yılında kaybedilen 5 kuzenin akıbeti soruldu. Cumartesi Anneleri, “23 yıldır buradayız. Adalet için buradayız. Biz çocuklarımızın katillerini istiyoruz. Bu sesimizi duymuyorlar mı?” diye sordu. 

    Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak amacıyla başlattıkları oturma eyleminin 687’inci haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Çok sayıda kişinin katıldığı oturma eyleminde HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, polisler tarafından aranmak istendi. Polislerin Kerestecioğlu’ndan kimlik istemeleri üzerine, Kerestecioğlu duruma tepki gösterdi. Kerestecioğlu daha sonra aranmadan eylem alanına girdi.

    Kayıpların fotoğrafı ve karanfillerin taşındığı eylemde Amed’in Lice ilçesinde 1994 yılında kaybedilen Fahri, Mustafa, Ali, Ekrem ve Ramazan Bulut’un akıbeti soruldu.

    “23 YILIN UTANCINI YAŞAYANLAR GİTSİN”

    Eylemde ilk olarak HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu konuştu. Kerestecioğlu, “Beş insan diyoruz. Yarın 23’üncü yıl olacak. 23 yıl yakınlarına ulaşmak isteyip de ulaşamayanların utancını yaşayanlar gitsin. Biz artık kurtulmak istiyoruz. 23 yıl daha burada oturmak istemiyoruz. Nasıl yargıyı siyaset yürütüyorsa, siyasete de yön verecek olan bu mücadeledir” dedi.

    “SESİMİZİ DUYMUYORLAR MI?”

    Sonrasında 28 Temmuz 1993’te gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Gazeteci Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe konuştu. Anne Tepe, “23 yıldır buradayız. Adalet için buradayız. Biz çocuklarımızın katillerini istiyoruz. Bu sesimizi duymuyorlar mı? Adalet gelene kadar buradayız” diye konuştu.

    “BU MEYDANDA BÜYÜDÜM”

    Gözaltına alındıktan sonra, 6 Aralık 1993’te kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya da, “Babam kaybedildiğinde 8 yaşındaydım. Yaşamla bu meydanda tanıştım. Bu meydanda büyüdüm. Burada verilen mücadelenin içindeyim 23 yıldır. Erdoğan ile yapılan görüşmede bulundum. Orada kayıplarımızın başına ne geldi tek tek anlattık. Sonuna kadar bizi dinledi ve somut adımlar atacaklarını söyledi. Çok geçmeden fark ettik ki orada konuşulanlar orada kaldı. Çıkmadı dışarı o odadan. O görüşmede bir seçim arifesinde oldu. O görüşme seçim malzemesi olarak kullanıldı. Bugünde aynı süreçteyiz. Faili meçhul denilse de failleri belli. Kemiklerimizi istiyoruz. Bizi kirli siyasetlerine alet etmesinler” diye belirtti.

    Sonrasında ise Fahri ve Mustafa Bulut’un eşlerinin Amed’den gönderdikleri mektuplar okundu. Fahri Bulut’un eşi Saliha Bulut’un gönderdiği mektubu Cumartesi insanlarından Leman Yurtsever, Mustafa Bulut’un eşi Dilber Bulut’un mektubunu ise Cumartesi insanlarından Nimet Tanrıkulu tarafından okudu.

    5 KUZENİN KAYBEDİLİŞİNİN 24. YILI

    Haftanın açıklamasını Cumartesi insanlarından oyuncu Nur Sürer yaptı. Gözaltına kaybedilişlerinin 24’üncü yılında Bulut ailesi için adalet istediklerini dile getiren Sürer, yaşanan olayı şu şekilde anlattı:

    “Bulut Ailesi Lice’ye bağlı Kabakkaya (Entağ) köyü Esenli (Cumarg) mezrasında yaşıyordu. 13 Mayıs 1994 günü sabahı Bolu ve Kayseri’den gelen askerler mezraya baskın yaptı. 50 hanelik mezradaki evler içinde eşyaları ve ahırlarındaki büyük ve küçükbaş hayvanları ile birlikte yakıldı. Biri bir yaşında, diğeri yeni doğmuş 2 çocuk babası Mustafa Bulut ve 6 köylü askerler tarafından ‘üç saat sonra serbest bırakacağız’ denilerek gözaltına alındı.

    Mustafa geri dönmeyince Bulut Ailesi’nden 36 yaşındaki Fahri Bulut 15 Mayıs 1994’te Mustafa’yı sormak için Lice’ye doğru yola çıktı ama geri dönmedi. Bunun üzerine Bulut Ailesi’nden 39 yaşındaki Ramazan, 38 yaşındaki Ekrem ve 28 yaşındaki Ali Bulut 17 Mayıs 1994 tarihinde Mustafa ve Fahri Bulut’u aramak için yola çıktılar. Ancak askeri kontrol noktasında iki köylü ile birlikte gözaltına alınıp Lice Jandarma Tugay’ına götürüldüler. İki köylü serbest bırakıldı ama Bulut’lardan bir daha haber alınamadı.”

    “GÖZALTINA ALINDIKLARI İNKAR EDİLDİ”

    Bulut Ailesi’nin beş üyesinin gözaltına alındıklarının inkar edildiğini hatırlatan Sürer, kayıplarım arayan Bulut Ailesi’nin evlerine güvenlik güçlerince baskınlar düzenlendiğini, kayıplarını aramaktan vazgeçmeleri için tehdit edildiklerini söyledi. Ailenin ve İnsan Hakları Derneği’nin başvurduğu tüm yetkili makamlar, Bulut’ların yaşama hakkının korunması için acil tedbir alma görevini yerine getirmediğini aktaran Sürer, “Uluslararası Af Örgütü; ‘Lice Jandarma Komutanlığında gözaltında tutulduktan sonra ortadan kaybolan Esenli köyünden Bulut Ailesinin beş üyesinin nerede olduklarını tespit etmek için hemen harekete geçme’ çağrısı yaptı. Jandarma Komutanı Aydın İlter’e, Lice Cumhuriyet Savcısı’na ve İçişleri Bakanı Nahit Menteşe’ye yapılan bu çağrı karşılık bulmadı. Olaydan on yıl sonra bir toplu mezarda Ramazan, Ekrem ve Ali Bulut’un kurşuna dizildikten sonra yakılarak öldürülmüş kalıntılarına ulaşıldı. Ancak 24 yıldır Mustafa ve Fahri Bulut’a ulaşılamadı. Bugüne kadar maddi delilleri ve sorumluları tespit edecek nitelikte etkin bir soruşturma yürütülmedi. Başlatılan soruşturmalar fiili cezasızlıkla sonuçlandırıldı” diye ifade etti.

    “CEZASIZLIK SON BULSUN”

    Sürer, 24 yıldır Mustafa, Fahri, Ramazan, Ekrem ve Ali Bulut için adalet İstediklerinin altını çizerek, şunları söyledi: “Savcıları Bulut Ailesi’nin soruşturma dosyasının yeniden açılması ve adil bir soruşturma yapılması için göreve çağırıyoruz. Devleti yönetenleri gözaltında kayıp dosyalarındaki cezasızlığın son bulması için irade göstermeye çağırıyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de 1 Mayıs İşçi Bayramı coşkuyla kutlandı-VİDEO

    Dersim’de 1 Mayıs İşçi Bayramı coşkuyla kutlandı-VİDEO

    PİRHA – 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda coşkuyla kutlandı. DİSK, KESK, HDP, DBP, CHP, EMEP, LGBTİ ve çok sayıda Dersimli yurttaşın katıldığı etkinlikte kitle halaylarla, sloganlarla, zılgıtlarla 1 Mayıs’ı kutladı.

    Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı coşkulu bir şekilde kutlandı. Sendikaların, siyasi partilerin ve çok sayıda sivil toplum örgütünün katılım gösterdiği etkinlikte emek ve barış talepleri dile getirildi.

    Mitingde, HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, EMEP Dersim İl Başkanı Mustafa Taşkale, CHP Dersim İl Başkanı Şükrü Kılıç, DİSK Genel İş Sendikası Başkanı Şükran Yılmaz, 1 Mayıs Tertip Komitesi Başkanı Yılmaz Çetin, Tüm Bel Sen Genel Merkez Yöneticisi Satı Burunucu Çalı konuşma yaparak çeşitli mesajlar verdiler.

    “WES BO 1 GULAN, BİJİ 1 GULAN, YAŞASIN 1 MAYIS”

    Dersim 1 Mayıs Tertip Komitesi Başkanı Yılmaz Çetin, “İnsanlığın sorunlarının düğümlendiği ve çözümlendiği kadim Mezopotamya, 1 Mayıs’ı coşkuyla karşılıyor. Wes bo 1 Gulan, biji 1 Gulan, yaşasın 1 Mayıs. Hepimiz biliyoruz ki bahar bulutları geçicidir, güneş bütün sıcaklığıyla tekrar açacaktır. Güneşin sıcaklığı ve Mayıs’ın güzelliğiyle mücadele ve inancıyla tertip komitesi adına hepinizi selamlıyorum” diye konuştu.

    Daha sonra konuşma yapan Tüm Bel Sen Genel Merkez Yöneticisi Satı Burunucu Çalı ise şunları kaydetti:

    “Dersim’in emek, demokrasi ve barış güçleri, Dersimli işçiler, kadınlar, gençler hepinizi Tüm Bel Sen ve KESK adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, birliğimiz, mücadelemiz için ayların günü dediğimiz, günlerin en güzeli 1 Mayıs’ımız kutlu olsun. Dersimli emekçiler; hepimiz biliyoruz ki bugün yalnızca biz burada değil, ülkemizin dört bir yanında, bütün meydanlarında değil, dünyanın bütün işçi sınıfı, ezilen halkları olarak alanlardayız.”

    “DEMOKRASİ, ADALET, EMEK AYAKLAR ALTINDADIR”

    Şükran Yılmaz, demokrasi, adalet, emek bugün ayaklar altındadır. işçi sınıfının onlarca yıl verdiği mücadele, kazandığı haklar yok sayılmakta ve demokrasi tanınmamaktadır. 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe aslında hükümetin topluma doğrudan darbesinin ta kendisidir. Kendisi dışında her sesi bastırmanın yegane gücü olmuştur. OHAL ile KHK ile bugüne kadar 4 bin Genel İş üyesi, işinden, aşından, geleceğinden olmuştur.

    “TUTUKLU VEKİL VE BELEDİYE BAŞKANLARINDAN SİZLERE SELAM GETİRDİM”

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da “Hepinizin emek ve özgürlük bayramı kutlu olsun, biji yek gulan” diyerek halkı selamladıktan sonra şöyle konuştu:

    “Sizlere Selahattin Demirtaş’ın selamlarını getirdim, Figen Yüksekdağ’ın selamlarını getirdim. O kayyumlar atadıkları belediyelerin başkanlarından Gültan Kışanak’ın selamlarını getirdim. Cezaevlerinde tutulan, tutulduğu sanılan, özgürlükten mahrum edildiği sanılan ama aslında yürekten özgür olan bütün arkadaşlarımızın selamlarını getirdim.
    Bu siyasi iktidar, ne medyada ne sokakta hiçbir yerde hiçbirimizin karşısına çıkamıyor. Çünkü aciziyet içerisindeler. Bizleri susturamadılar, gençleri de susturamayacaklar. Kendileri korkuyorlar, 24 Haziran’da o korkularıyla gidecekler.”

    Daha sonra sahneye çıkan Mazlum Büyüktaş, Kırmancki türküler söyledi, halk halaylarla, zılgıtlarla eşlik ederek coşkulu kutlama yaptı.

    DERSİM/PİRHA

  • 78’liler Derneği kuruluşunun 18’inci yılını kutladı

    78’liler Derneği kuruluşunun 18’inci yılını kutladı

    PİRHA – 78’liler Derneği kuruluşlarının 18’inci yılını düzenledikleri dayanışma gecesiyle kutladı. Taksim Hill Otel’de düzenlenen geceye birçok kurum temsilcisi ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. 

    78’liler Derneği kuruluşlarının 18’inci yılını İstanbul’daki Taksim Hill Otel’de düzenledikleri dayanışma gecesiyle kutladı.

    Gecede 78’liler Derneği üyelerinin yanı sıra, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Eski Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Yazar Oya Baydar, Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Yüksel direnişçisi Veli Saçılık, barış imzacılarından akademisyen Esra Mungan, Cumartesi Anneleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcisi geceye katıldı.

    “COĞRAFYAMIZ ZOR ZAMANLARDAN GEÇİYOR”

    Gecede konuşan, geçtiğimiz günlerde tutuklanan 78’liler Derneği Sözcüsü Celalettin Can’ın eşi Nimet Tanrıkulu, kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür etti. Tanrıkulu, çok zor zamanlardan geçtiklerini söyledi. Tanrıkulu “Bu zor zamanlar sadece bize ait değil. Genel olarak coğrafyamız bu zor zamanlardan geçiyor. Ve bu coğrafyada, direnenler, mücadele edenler ne yazık ki payına düşeni alıyor.

    Biz 78’liler de bu coğrafya da payımıza düşeni aldık. Çünkü hiç durmuyor, hep mücadele ediyoruz. Bu coğrafyanın bütün hak ihlalleri karşısında sesimizi çıkardık, bir çaba içerisindeydik. Bugün bir eksiğiz, çünkü aramızda Celalettin Can yok. Bu konuşmayı onun yapması gerekirken ben yapmak zorunda kaldım, onun ricası üzerine bu konuşmayı yaptım” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜN BİRLİK VE MÜCADELE GÜNÜDÜR”

    Tanrıkulu, “Celalettin Can bir konuşmasında, ‘bugün birlik günü’ demişti. Gerçekten bugün tam da dayanışma, birlik ve mücadele günüdür. Gücümüz yettiğince demokrasi mücadelesini bütün halklar için vermeliyiz. Birbirimize değmek zorundayız, birbirimizle olmak zorundayız. Bizi ancak bu birliktelik kurtarabilir” dedi.
    Konuşmaların ardından program müzik etkinliğiyle devam ederken gece, 2017 yılı içerisinde emek, çevre, hukuk, insan hakları mücadelesinde öne çıkmış isimlere verilen onur plaketinin ardından son buldu.
    (HABER MERKEZİ)
  • TV10 eyleminin 73. haftası: Bu iktidar sözünü yitirmiş-VİDEO

    TV10 eyleminin 73. haftası: Bu iktidar sözünü yitirmiş-VİDEO

    PİRHA – KHK ile haksız, hukuksuz bir şekilde kapatılan kanallarını geri almak için başlattıkları eylemin 73. haftasında konuşan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, “Tv10 Neden kapatıldı? Ahmet Şık, Akın Atalay ve diğer gazeteci arkadaşlarımız neden içeride? Çünkü sözden daha güçlü bir şey yok ve bu iktidar artık sözünü yitirmiş.  Sadece baskı ve şiddetle yönetmeye çalışıyor” dedi.

    TV10 eyleminin 73. haftasında da Galatasaray Meydanı’nda “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz”, “TV10 kapatılmasına Alevi halkı olarak rızamız yoktur”, “TV10 Alevilerin vicdanıdır, susturulamaz” dövizleri ile tutuklanan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in fotoğrafları taşındı.

    Bu haftanın açılış konuşmasını yapan TV10  Haber Müdürü Turabi Kişin, “Tam 73 haftadır Galatasaray meydanındayız. Tek suçu Alevi gazeteciliği yapmak olan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve TV10 Kameramanı Kemal Demir’in derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Aynı şekilde tek suçu gazetecilik olan, gerçekleri yazan ve düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunan yüz elliyi aşkın gazetecinin serbest bırakılmasını istiyoruz. Burada yaptığımız eylemle aynı zamanda OHAL sürecinde hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız yere kapatılan çok sayıda televizyonun, radyonun ve gazetenin, cezaevlerindeki gazetecilerin yaşadığı haksızlığı da protesto ediyor ve doğru bulmuyoruz” diye konuştu.

    “ILICAK VE ALTAN KARDEŞLER GAZETECİ”

    Gazeteci Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler’in geçen hafta ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmasına da değinen Kişin: Yayıncılık politikalarına, düşüncelerine katılmayabiliriz. Hatta uzun süre yazdıkları yazılarla, yayın politikalarıyla bu iktidarın değirmenine su taşıdıklarını da biliyoruz. Fakat tüm bunlar bu insanların gazeteci olduğunu söylememize, haklarını savunmamıza engel değil. Düşüncelerini basın yoluyla ifade etmenin ve gazetecilik yapmanın dışında bir şey yapmadılar. Böylesine ağır bir cezayı hak etmedikleri gibi cezaevinde kalmalarını gerektirecek bir durumları yok” dedi.

    “AKAN KANIN DURMASI İÇİN MÜCADELE VERİYORDU”

    Geçtiğimiz günler tutuklanan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can bu hükümetin bu toplumun ve bu devletin akil insanlarından olduğunu hatırlatan Kişin, “Celalettin Can Türkiye’deki sorunların, akan kanın durması için mücadele yürüten ve devletinde Akil İnsan diye kanaat getirdiği isimlerden biriydi. Ancak düşüncelerinden dolayı geçen hafta tutuklanıp cezaevine konuldu” değerlendirmesinde bulundu.

    “SİYASALLAŞMIŞ BİR YARGIDA ADALETİ ARAMAK KOLAY DEĞİL”

    Kişin’den sonra söz alan HDP Milletvekili Kerestecioğlu, “Bu kadar siyasallaşmış bir yargının içerisinde ve kimsenin yargıya güvenmediği bu süreçte adaleti aramak hiç kolay değil. Tv10 Neden kapatıldı? Ahmet Şık, Akın Atalay ve diğer gazeteci arkadaşlarımız neden içeride? Çünkü sözden daha güçlü bir şey yok ve bu iktidar artık sözünü yitirmiş. Sadece baskı ve şiddetle yönetmeye çalışıyor” dedi.

    “İKTİDAR YOLSUZLUKLARI ÖRTÜYOR”

    Bugün interneti dahi yasaklamaya kalktıklarına dikkat çeken HDP Milletvekili Kerestecioğlu, “TV10, İmc ve benzeri birçok kanallarımız gerçeği yansıttıkları için ve bir şeyleri ortaya çıkarmaya çalıştıkları için kapatıldılar. Bugün ise bu iktidar yolsuzlukları örtüyorlar, kadın cinayetlerini örtüyorlar, çocuk istismarlarını örtüyorlar ve bütün bunların üzerine kocaman bir yalan örtüsü örtüyorlar. Sözümüz bu kadar güçlü olduğu için, sözümüz insanlara gerçekleri anlattığı için her yerde kısılmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    “BU YAŞIMIZA MÜCADELE EDEREK GELDİK”

    Gerçekler kolaylıkla gizlenmez diyen HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu son olarak şunları ifade etti:

    Biz bu yaşımıza bu meydanlarda oturarak ve mücadele ederek geldik. Celalettin Can gibi saçlarımızı ağartarak buralara geldik. Bizim sözümüz güçlüdür. Bu sözümüzü söylemeye devam edeceğiz.  Ben eminim ki bu kadar sessizliğin içinde sesimiz birçok eve ve birçok insanın kalbine ulaşıyor. Tüm bunlar bu iktidarı değiştirmeye ve dönüştürmeye yetecektir. Biz güzel özgür bir geleceği özgür yayınlarımız ve gazetecilerimiz ile birlikte kuracağız” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • HDP’den hükümete acil çağrı: Gülmen ve Özakça’nın taleplerini bir an önce kabul edin

    HDP’den hükümete acil çağrı: Gülmen ve Özakça’nın taleplerini bir an önce kabul edin

    PİRHA- HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu ve Mardin Milletvekili  Mithat Sancar, “işimi geri istiyorum” diyerek eyleme başlayan ardından eylemi açlık grevine dönüştüren eğitimciler Semih Özakça ve Esra Özakça’yı ziyaret etti. Ziyaret sonrası yapılan açıklamada hükümete ve OHAL komisyonuna çağrıda bulunarak “Bu güzel gülüşlü emekçileri daha fazla yıpratmadan işlerine iade etmeniz gerekmektedir” dedi.  

    Nuriye Gülmen, Semih Özakça ile destek açlık grevine katılan Esra Özakça’nın açlık grevi devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde görülen duruşma sonrası tahliye edilen Semih Özakça, sağlık durumuna ilişkin yaptığı açıklamada “her an ölüm yaşanabilr” derken, HDP’li milletvekilleri Semih ve Esra Özakça’yı evinde ziyaret etti.

    Ziyarete ilişkin açıklama yapan Filiz Kerestecioğlu ve Mithat Sancar, açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumları giderek kritikleştiğine dikkat çekerek şunları belirtti;

    “Durum acildir. Geçen her günün ne kadar hayati sonuçlar doğurabileceğini görmek için hekim ya da uzman olmaya gerek yoktur. Hükümete çağrımızdır: Bu güzel gülüşlü emekçileri daha fazla yıpratmadan işlerine iade etmeniz gerekmektedir. Aksi durumun hem siyasi hem insani vebali çok ağırdır. Bu insanların talepleri sadedir, açıktır: İşlerine geri dönmek.İnsanları işlerinden atarken bu kadar kolay Kanun Hükmünde Kararnameler çıkaran hükümet, işe geri alımlarda ayak diretmektedir.

    OHAL Komisyonu objektif olduğunu göstermek istiyorsa, bu konudaki ağır ve yaygın şüpheleri bir nebze dağıtmak istiyorsa, Nuriye ve Semih’in başvuruları önünde bir fırsat olarak durmaktadır. Komisyon, bugüne kadarki tüm spekülasyonları, algı yönetme çabalarını, karalama kampanyalarını, hukuksuzlukları bir kenara iterek, hukuka uygun bir karar vermelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP Türkiye’de Kadın Hakları İhlalleri Raporu’nu Avrupa Konseyi’ne sundu

    HDP Türkiye’de Kadın Hakları İhlalleri Raporu’nu Avrupa Konseyi’ne sundu

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu hazırladıkları Türkiye’de Kadın Hakları İhlalleri Raporu’nu, Avrupa Konseyi Eşitlik ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon’a sundu. Raporda OHAL’in kadınlara etkisi ve son 1 yılda yaşanan cinsel istismar ve kadına yönelik şiddete vurgu yapıldı.

    Raporda sokağa çıkma yasakları süresince kadın hakları ihlalleri, seçilmiş belediye eş başkanlarının tutuklanması ve atanan kayyumlar, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, kadın milletvekillerinin tutukluluğu ve cinsiyetçi eğitim politikaları gibi konulara yer verildi.

    17 sayfalık raporda, Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) de kadınları olumsuz yönde etkilediği belirtilerek ‘kadın düşmanı, muhafazakar politikalar ve söylemlerin OHAL’de yoğunlaştığı’ vurgulandı.

    “2017’NİN İLK YEDİ AYINDA ERKEKLER 170 KADIN ÖLDÜRDÜ”

    Rapora göre, 2017’nin ilk yedi ayında erkekler 170 kadın ve kız çocuğunu öldürdü, 50 kadını cinsel saldırıya maruz bıraktı, 126 kadını taciz etti, 215 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu ve 237 kadına şiddet uyguladı.

    Kadınlar için yapılan sığınma evlerinin yetersiz olduğunun belirtildiği raporda, yargıya yansıyan kadına yönelik şiddet verilerine de değinildi.

    “ÇOCUKLARA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR CİDDİ ORANDA”

    Çocuklara yönelik cinsel istismarın da ciddi bir oranı oluşturduğuna dikkat çekilen raporda özellikle dini cemaatlere ait veya kuran kurslarına bağlı pek çok okul ve yurdun hızla açılması ve denetimlerin yapılmamasının istismara yol açtığı belirtildi.

    SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI DÖNEMİNDE KADIN HAKLARI İHLALLERİ

    Raporda, bu süreçte en ciddi insan hakları ihlallerinin kadın ve çocuklara yönelik olduğu vurgulanarak öldürülen ve bedenleri teşhir edilen kadınlar hatırlatıldı. Raporda şu noktalara dikkat çekildi:

    “Bu dönemde öldürülen kadınlardan, bedenleri kolluk kuvvetlerince teşhir edilen, cesetleri günlerce sokak ortasında bekletilenler olmuş; cenaze törenlerine ailelerin katılımı engellenmiş, yasaklı ilçelerin sokakları ile evlerin duvarlarına cinsiyetçi yazılamalar yapılmıştır. Sokağa çıkma yasakları sonrası evlerine dönen yurttaşlar, yatak odalarına girildiğini, kadınların iç çamaşırlarının bilinçli biçimde sergilendiğini ve kullanılmış prezervatiflerin yatak odalarına bırakıldığını beyan etmişlerdir. Bu uygulamalar, savaşın erkek egemen yüzünü bir kez daha ortaya koymaktadır.”

    “110 bin 971 KAMU GÖREVLİSİNİN EN AZ YÜZDE 23’Ü KADIN”

    85 DBP’li belediyeye kayyum atandığı ve kayyumların ilk işi olarak kadın kurumlarını kapattığına dikkat çekilen raporda, kadın milletvekillerinin tutuklu olduğu da hatırlatıldı.

    Raporda kadına yönelik uygulanan politikalar sonucu ortaya çıkan verilerden bazıları ise şöyle:

    • Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) derlediği rakamlara göre, 110 bin 971 kamu görevlisinin en az yüzde 23’ünü (25.523) kadınlar oluşturmuştur.
    • KESK’e bağlı 11 sendikadan ihraç edilen toplam 3 bin 100 çalışanın 600’den fazlasının kadın olduğu açıklanmıştır.
    •  Üniversitelerden ihraç edilen 4 bin 811 akademisyenin 5’te biri kadındır.
    • OHAL döneminde 11 kadın derneği, 1 çocuk hakları derneği kapatılmıştır. İdil Eser, Özlem Dalkıran, İlknur Üstün, Nalan Erkem gibi kadın ve insan hakları savunucuları hapsedilmiştir.
    • En az 30 kadın gazeteci gözaltına alınmıştır. 16 kadın gazeteci tutuklu olarak cezaevindedir. Türkiye’nin ilk ve tek kadın haber ajansı Jin Haber Ajansı (JINHA) ve yerine yeniden kurulan ŞÛJIN de KHK ile kapatılan ajanslar arasındadır. Yine muhalif bir televizyon kanalı olan Hayat TV ve İMC TV gibi TV kanallarının kapatılması sonucu kadın haklarıyla ilgili Ekmek ve Gül ve Mor Bülten gibi TV programları yayından kaldırılmıştır.
  • HDP Grup Başkanvekili Kerestecioğlu’ndan ‘Yeni devlet kuruyoruz’ diyen AKP’liye tepki

    HDP Grup Başkanvekili Kerestecioğlu’ndan ‘Yeni devlet kuruyoruz’ diyen AKP’liye tepki

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, “Yeni devlet kuruyoruz” diyen AKP’li Ayhan Oğan’a tepki gösterdi. Kerestecioğlu, “Sizin o hayal ettiğiniz otoriter devleti kurmanıza da, eski oligarşi yerine kendi oligarşinizi kurmanıza da izin vermeyeceğiz” dedi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, “Biz yeni devlet kuruyoruz” diyen eski AKP MKYK Üyesi ve Sivil Alan Platformu Başkanı Ayhan Oğan’a Vicdan ve Adalet Nöbeti’nden cevap verdi. Kerestecioğlu, “Sizin o hayal ettiğiniz otoriter devleti kurmanıza da, eski oligarşi yerine kendi oligarşinizi kurmanıza da izin vermeyeceğiz” dedi.

    HDP’nin İstanbul’da devam eden Vicdan ve Adalet nöbetinin beşinci gününde bir konuşma yapan  Kerestecioğlu müftülere nikah yetkisi verilmesi tartışmasına ilişkin “Evlendirme dairelerine ulaşmak zor değilken, evlilik işlemlerini kolaylaştırma bahanesiyle getirilen bu tasarının asıl amacı dini nikahı esas nikah yerine ikame etmektir. Zaten isteyen resmi nikah yanında dini nikah da yapabiliyor. Fakat hükümetin amacı dini nikahı norm haline getirmek” diye konuştu.

    Kerestecioğlu “Çocuklar nasıl bu yurtlara mecbur kalıyorlar? Çünkü Eğitim Bakanlığı yurt yapmıyor! Çocukları ve özellikle maddi durumu iyi olmayan aileleri çeşitli vakıf, cemaat ve Diyanet’in yatılı Kuran kurslarına ya da çeşitli cemaatlerin yurtlarına yönlendiriyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nöbet alanı bugün kadınların: Gülüşümüz adaleti getirecek

    Nöbet alanı bugün kadınların: Gülüşümüz adaleti getirecek

    PİRHA– HDP’nin İstanbul Kadıköy Yoğurtçu Parkı’ndaki, ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ beşinci gününe kadın sorunlarına vurgu yapılıyor. Tüm gün kadınların sorunlarının tartışılacağı nöbette konuşan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, “Kadınlar, bu ülkeyi yeniden elleriyle inşa edecekler” dedi. Öte yandan yarın akşam İstanbul’da sona erecek nöbetteki vekiller saat: 18.00’de Kadıköy İskele Meydanı’ndan Van’a uğurlanacak.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti 5’nci günüden devam ediyor. Tüm gün kadınların ziyaret edeceği ve Türkiye’de yaşadıkları sorunlar ve mücadele geçmişinin konuşulacağı nöbette basın açıklamasını HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu yaptı.

    ADALET UZADIKÇA DUVARLAR YÜKSELİR

    Kerestecioğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

    “Adaletin olmadığı yerde büyük hapishanelerGe inşaa edilir. Adalet uzadıkça duvarlar yükselir. Dün, önceki gün ziyaretimize gelen birçok insan da bunu dile getirdiler. Dediler ki, ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti tutuyorsunuz ama geldiğimiz nokta adaletin olmadığını gösteriyor.’ Gittikçe bu baskının arttığını görüyoruz. Bu rejimler iktidarın kendi içindeki kavgalarla gider.

    MOR İĞNELERİMİZ CEBİMİZDE

    Türkiye’de, kadınların yüzde 74’ü kendini sokaklarda güvende hissetmiyor. Biz mor iğnelerimizi ceplerimizden hiç çıkartmadık. En ufak bir hak kaybı yaşadığımız zaman sokaklara dökülüyoruz. Türkiye’nin gerçek gündemi kadın cinayetleri, çocuk istismarları, işçi haklarıdır. Ama kendileri ne Aladağ’da yakılan çocukların çığlığını, ne cinsel istismar yaşayan çocukların çığlığını, ne de mülteci kadınları duydu. Gerçek gündem buydu.

    KADINLARIN GÜLÜŞÜ ADALETİ GETİRECEK

    Kadınların gülüşü adaleti getirecek. Hani diyoruz ya, ‘Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa’… Şimdi diyoruz ki bu erkek iktidar da yerinden oynar. Biz kadınlar çok daha fazla özgür olacağız.Devlet içinde yıllardır süren ikili hesaplaşmalar ve iktidar savaşı kadınlara hiçbir şey vaat etmiyor. Kadınlar, bu ülkeyi yeniden elleriyle inşa edecekler. Barışçıl, eşitlikçi ve demokratik, en önemlisi tüm kadınlar için yeni güvenli bir ülke kuracaklar.”

    İSTANBUL’DAKİ NÖBET YARIN VAN’A UĞURLANACAK

    Öte yandan nöbetin İstanbul ayağı yarın akşam saatlerinde sona erecek.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), geçtiğimiz günlerde “Durmayalım, dur diyelim, faşizmi durduralım” sloganıyla açıkladığı “Demokrasi Mücadele Planı” deklarasyonunun ardından Diyarbakır, İstanbul, Van ve İzmir’de sokağa çıkma kararı aldı. Diyarbakır’dan sonra ikinci ayağı olan Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda düzenlenen “Vicdan ve Adalet Nöbeti”nin beşinci gününe girerken nöbet yarın 16.00’ya kadar ziyaretlerin ardından vekiller saat 18.00’da Kadıköy İskele Meydanı’ndan uğurlanacak.

    HDP İl Eşbaşkanı Esengül Demir, Van’da devam edecek nöbet için vekillerin Kadıköy İskele Meydanı’ndaki uğurlamasına tüm kadınları davet etti. (HABER MERKEZİ)

  • Vicdan ve Adalet Nöbeti İstanbul’da grup toplantısı ile başladı –  VİDEO

    Vicdan ve Adalet Nöbeti İstanbul’da grup toplantısı ile başladı – VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 25 Temmuz’da Diyarbakır, Ekin Ceren Parkı’nda başlattığı “Vicdan ve Adalet Nöbeti”, bugün İstanbul Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda devam ediyor. Nöbet alanı sabah saatlerinden itibaren polis bariyerleri ile kapatıldı. Uzun bir süre gazeteciler ve milletvekilleri içeri alınmadı. Milletvekillerinin görüşmelerinin ardından gazeteciler ve ziyaretçiler tek tek aranarak alana girdi. HDP bu haftaki parti grup toplantısını Yoğurtçu Parkı’nda yaptı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Halkların Demokratik Partisi tarafından başlatılan “Vicdan ve Adalet Nöbeti” Diyarbakır’ın ardından İstanbul Yoğurtçu Parkında haftalık grup toplantısı ile başladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), geçtiğimiz günlerde “Durmayalım, dur diyelim, faşizmi durduralım” sloganıyla açıkladığı “Demokrasi Mücadele Planı” deklarasyonunun ardından Diyarbakır, İstanbul, Van ve İzmir’de sokağa çıkma kararı aldı.

    HDP’nin kesintisiz direniş nöbetini tutacağı Kadıköy Yoğurtçu Parkındaki polis ablukası dikkat çekerken nöbet grup toplantısı ile başladı.

    Grup toplantısına HDP Eş Başkanı Serpil Kemalbay ile milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Sırrı Süreyya Önder, Nadir Yıldırım, Mithat Sancar, Hişyar Özsoy, Ayşe Acar Başaran, Bedran Öztürk, Erdal Ataş, Leyla Birlik, Sibel Yiğitalp, Erol Dora, Dilek Öcalan, İbrahim Ayhan’ın yanı sıra Tevgere Jinen Azad (TJA), HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Haziran Hareketi Yönetim Kurulu üyesi ve HTKP Başkanı Erkan Baş, ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi, EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, Diyalog Grubu, Demokrasi İçin Birlik, Devrimci Parti Genel Başkanı Ufuk Güllü, Alevi kurumları, kadın kurumları da grup toplantısında yerini aldı. Yürüyüş ile nöbet alanına gelen yüzlerce yurttaş ise park içerisine alınmadı. Nöbetin yapıldığı alana “Faşizmin panzehiri adalettir”, Demokratik siyaset tasfiye edilemez”, “Toplumsal barıştan vazgeçilmez”, “Emekçilerin sosyal hakları gasp edilemez” pankartları asıldı.

    “HAKLI OLDUĞUMUZ İÇİN ENGELLENİYORUZ”

    Grup toplantısı öncesi konuşan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu haklı ve meşru bir eylem olduğunu vurgulayarak bu barikatlar, çeperler bizi yıldıramaz, eğer bu çeperler olmasaydı burada binler olacaktık dedi. Kerestecioğlu, “Vicdan nöbetini 7 gün burada sürdüreceğiz. Faşizmi, bu barikatları yanyana yeneceğiz. Bizler haklı olduğumuz için bu kadar engelleniyoruz ancak biliyoruz ki tüm bu baskılara rağmen bizler kazanacağız” ifadelerine yer verdi.

    “SOKAKLARA KİLİT VURUYORLAR”

    Parti temsilcileri ile nöbete başlayacak olan milletvekillerinin alanda yerini alması ile birlikte grup toplantısı başladı. Toplantıda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay mecliste milletvekillerinin ağzına kilit vurulmak istendiğini vurgulayarak sokaklarda bir araya geldik ama görüyoruz ki sokaklara da kilit vuruluyor dedi. Kemalbay, alanın 3 kat çemberlenmiş olduğunu belirterek, “Parkın en kurak yerindeyiz, sadece kuru bir ağaç var bizleri güneşin altında tutuyorlar. Bizleri bu yaklaşım yıldıramaz, demokrasi güçleri mücadele tarihinde öyle çok bedeller ödemiştir ki güneşin altında durmak verilen bedellerin yanında hiç kalır. Yoğurtçu parkı hepimizin belleğinde çok önemli bir yerde duruyor, bu park bir çok direnişe tanıklık etmiştir, bu yüzden burada olmak anlamlı ve değerli. Demokrasi mücadelesinde bedel ödeyen, mücadele eden tüm yoldaşlara bu direniş parkından selam olsun” dedi.

    “MÜCADELESİZ BİR BARIŞA KAVUŞMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Kemalbay, 7 Haziran’dan bu yana Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli ittifakının sürdürdüğü savaş politikalarının sonuçları ile karşı karşıya olunduğunun altını çizdi. Tek adam rejiminin mücadele etmeden gitmeyeceğini belirten Kemalbay, şunları kaydetti:

    “Mücadelesiz bir barışa kavuşmamız mümkün değil. Adalet ve Vicdan Nöbeti Diyarbakır’da öyle bir korku yarattı ki 7 gün 24 saat süren bir kuşatma ile karşı karşıya kaldık. İktidara seslenmek istiyorum; neden korkuyorsunuz? Neden halk ile bizlerin bir araya gelmesini istemiyorsunuz? Siz istediğiniz zaman halk ile buluşup mitingler düzenliyorsunuz ama HDP bunu yapmak istediğinde devletin bütün kolluk kuvvetleri karşımıza dikiliyor, bu ne korkudur? Halkla partimizin buluşmasını engellemeye hakkınız yok. Bu kuşatmalardan sonra da manşet atıp başlık atıp ‘Halk HDP’nin toplantılarına katılmıyor’ diyorlar. Ya bu kadar büyük yalanları söyleyip kafanızı yastığa nasıl koyuyorsunuz? Partimizi kriminalize etmek çalışmalarımızı bu şekilde hayaller halktan kopartmayı düşünmek nafiledir. 7 Haziran’dan bu yana İstanbul size her seferinde cevabı verdi. 16 Nisan’da gördük. Bizden korkmalarının sebebi ne kadar çok suçlarının olduğunun itirafıdır. Bizler mutlaka bu suçların karşılığında hesabını soracağız hukuken de demokratik siyaset yoluyla da bu suçların hesabını soracağız.”
    HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın rehin tutulduğunu belirten Kemalbay, bugüne kadar 64 duruşmaya SEGBİS ile katıldığını ancak rehin tutulduğu dosyanın görülmediğini vurguladı. “Parlementonun 3. büyük partisinin eş genel başkanı yalan fezlekelerle rehin alınmış fakat bir yargılama günü bile verilmedi” diyen Kemalbay, “Eş Genel Başkanımız Türkiye’de bölgede dünyada saygı duyulan bir siyasetçidir. Recep Tayyip Erdoğan demiştir ki: Selahattin teröristtir. Recep Tayyip Erdoğan’ı birçok kez bu suçlamayı ispat etmeye çağırdık ama hiçbir karşılık alamadık. Eğer elinde belgen varsa bunu savcılara verirsin. Yapamıyorsan iftira ediyorsun. Bu suçlamayı aynen sana iade ediyoruz. Bu iktidar ancak yalanlarla kendini sürdürebileceğini biliyor. Kendi çamur medyasıyla 24 saat insanları bu yalanlara ikna etmeye çalışabilirler ama gerçekler bir gün acı bir şekilde ortaya çıkar. İç tüzük değişikliğinin geçirilmesi esnasında Kürdistan demenin Çorum Katliamı demenin, Sivas Katliamı demenin ne kadar büyük bir korkuyla karşılandığını gördük. Ama biz bu tarihsel gerçekleri anlatmaktan geri durmayacağız. Nasıl bir ceza verirlerse versinler bunu asla başaramayacaklar. En çok korktukları şey toplumdaki kaygıların ortaya çıkan dinamiklerin birleşik bir mücadelenin gerçekleşmesi Erdoğan-Bahçeli faşizmini en çok korkutan şeydir. O yüzden demokrasi dinamikleriyle buluşmamız engelleniyor, halkın milletvekilleriyle halkın buluşmasının önüne geçilmeye çalışıyor”diye konuştu.

    Kemalbay son olarak Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin ziyaretlerle sürmeye devam edeceğini belirterek grup toplantısını sonlandırdı.  Nöbet ziyaretler ile devam edecek.

    “DEMOKRASİ VE ADALET MÜCADELESİNİ BÜYÜTMELİYİZ”

    EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da bir konuşma yaptı.

    “Adalet bu ülkenin ortak talebi olmaya başladı. Çünkü AKP politikalarının hiç birisinde adalet söz konusu değil. Sonuçlarında da adalet söz konusu değil. Dolayısıyla demokrasi mücadelesinin de önemli bir talebi haline geldi. Aynı zamanda bütün bir Türkiye toplumu da adalet konusunda birleşti. Demokrasi, barış ve adalet talebi konusunda ortak mücadele ile kazanabileceği müze inanıyoruz. Bunun içinde hep birlikte yol almamız gerekiyor. 1 Eylül Dünya Barış Günü önümüzde. Bu talepler etrafında 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde birleşmeyiliz. Demokrasi ve adalet mücadelesini büyütmeliyiz.”

    NÖBET ABLUKA ALTINDA DEVAM EDECEK

    Diyarbakır’da 7 gün boyunca süren nöbetteki manzaranın bir benzeri de İstanbul’da yaşanacak gibi görünüyor. HDP milletvekilleri ve parti yöneticileri tarafından 7 gün 24 saat boyunca sürdürdüğü Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesi Ekin Ceren Parkı’ndaki eylem alanı polis bariyerleriyle çevriliydi. Polis ablukasında devam eden nöbet süresince halkın parka girişine izin verilmedi. Alana sadece gazeteciler ve ziyarete gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır İl Örgütü yöneticileri alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Meclis İçtüzüğü ifade özgürlüğünü ortadan kaldırıyor, mücadele edilmeli’

    ‘Meclis İçtüzüğü ifade özgürlüğünü ortadan kaldırıyor, mücadele edilmeli’

    PİRHA – AKP ve MHP’nin Meclis İçtüzük değişikliğine ilişkin ortak teklifi, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Hazırlanan Meclis İçtüzüğünün 15. Maddesinde yer alan  “Anayasa ve Yasaların devletin ruhu, milletin birleştirici unsuru olduğu bilinciyle Anayasa ve yasalara aykırı isim ve sıfatların kullanılmaması parlamento ruhuna uygun olacaktır” hususuna HDP’li vekiller ve MYK Üyeleri tepki gösterdi. PİRHA’ya konuşan Kerestecioğlu, Kenanoğlu ve Küçükkeleş “Hem mecliste hem de dışarıda ifade özgürlüğü ortadan kaldırılıyor” dediler.

    AKP ve MHP’nin Meclis İçtüzük değişikliğine ilişkin ortak teklifi, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, AKP Antep Milletvekili Abdulhamit Gül ile MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak’ın imzasını taşıyan “TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi” 18 maddeden oluşuyor. HDP’liler, “Tüm toplumun buna karşı mücadele etmesi gerekir” dediler.

    AKP ve MHP’nin Meclis İçtüzük değişikliğine ilişkin ortak teklifi, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Hazırlanan Meclis İçtüzüğünün 15. Maddesinde yer alan  “Anayasa ve Yasaların devletin ruhu, milletin birleştirici unsuru olduğu bilinciyle Anayasa ve yasalara aykırı isim ve sıfatların kullanılmaması parlamento ruhuna uygun olacaktır” hususuna HDP’li vekiller ve MYK Üyeleri PİRHA‘ya konuşarak tepki gösterdi.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRIYOR”

    Meclise gelecek içtüzüğün gerçekten komisyonda tartışılmak üzere getirilmiş, öncesinde herhangi bir uzlaşma aranmış bir içtüzük olmadığını ifade eden HDP İstanbul Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu, “Türkiye’de genel olmayan ifade özgürlüğü, kendini ifade etme hakkının aslında meclisin de yok edilmesi anlamına gelen ve meclisin ifade özgürlüğünü de tamamen ortadan kaldıran çoğunluk tahakkümünün yasallaştırıldığı bir içtüzük olacaktır” dedi.

    “AKP VE MHP KENAN EVREN RUHUNU YAŞATMAK İSTİYOR”

    “Türk milletinin tarihini ve ortak geçmişine yönelik hakaret ve ithamlar ile anayasanın ilk 4 maddesinin aleyhine ithamlarda bulunmak T.C anayasa ve kanunlarda düzenlenen idari yapı ve yerleşim birimine ilişkin anayasa ve kanunlara aykırı isim ve sıfatlar kullanmak deniliyor ve bunların cezaya tabii olduğu, bu tür kavramlar kullanıldığında milletvekillerin de cezalandırılacağı” yeni tüzüğün 15 maddesinin sadece bir bölümünü okuyan Kerestecioğlu, şunları belirtti:

    “Anayasanın ilk 4 maddesine aykırıda bulunmak ifadesine baktığımızda bu düzenlemede AKP ve MHP koalisyonu 82 darbe anayasasını eleştiren ve buna ilişkin söz söyleyen herkesi adeta cezalandırmış olacaktır. Yani bugün darbelere karşı 15 Temmuz diyerek bu hafta bunu gündemleştirecek olan AKP ve onun yandaşı MHP koalisyonu aslında bir başka ruhu Kenan Evrenin ruhunu yaşatmak istemektedir.”

    “DERSİM DEMEK BİLE SUÇ OLABİLİR, BUNU ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Kavramların çok soyut olduğunu ve burada büyük bir tehlikenin varlığına dikkat çeken Filiz Kerestecioğlu, “Hakikaten mesela Kürt veya Kürdistan demek, Ermeni soykırımı demek, Dersim Katliamı demek, Koçgiri demek, belki kadın katliamı kırımı demek, belki iş cinayetleri demek, bunları bile kapsayacak yorumlara tabii olabiliriz. İşte bu gerçekten asla kabul edilebilir bir şey değildir” dedi.

    “İÇTÜZÜĞE HEP BİRLİKTE KARŞI ÇIKACAĞIZ”

    “Hep birlikte bu içtüzüğe karşı çıkacağız” diyen HDP Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu, ” İster komisyonda, ister genel kurulda olsun, ama bütün kurumların bu konuda artık meclisin de ifade özgürlüğüne set vuran, onu adeta bir noter haline getiren konuşma sürelerini 5 dakikaya indirerek, önergeleri kısıtlayarak ve bunları tamamen işlevsiz hale getiren, getirmeye yönelen bu uygulamalara bu içtüzüğe karşı çıkmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “MECLİSTEN BAŞLAYIP HALKA YÖNELİK BİR BASKIYLA DEVAM EDECEK”

    Dersim ismini kullananlar cezai yaptırıma tabi tutulacağını ifade eden HDP MYK üyesi ve 25. Dönem Milletvekili Ali Kenanoğlu ise şunları vurguladı:

    “15 maddenin Alevileri yakından ilgilendirdiğini, Mecliste dokunulmazlığı olan seçilmiş kişilerin kullanmayacağı kelimeleri kullandıkları takdirde cezai işlemlere tabi tutulacakları ifadeleri, dışarıda halkın, bizlerin, insanların kullanmaları daha mümkün olmayacaktır. Bu anlamıyla özellikle bizim tarihsel isimlerimiz, tarihsel olaylarımız, anmalarımız, yıl dönümlerimiz bununla ilişkilidir. Net bir şekilde biz buradan şunu çıkarabiliriz. Kamuoyununa Kürdistan, Amed, Dersim,  Koçgiri, ismini kullanmak diğer tarafta da Çorum Katliamı, Sivas katliamı, Dersim katliamı ya da, Dersim Soykırımı, Ermeni Soykırımı demek tüm bunların tamamı cezai yaptırıma tabi tutulacaktır. Meclisteki milletvekilinin böylesi bir cezai yaptırıma tabi tutulması, dışarıdaki vatandaşın ne ile karşı karşıya kalacağının bir açık göstergesidir” dedi.

    Kenanoğlu, “Bunların aşama aşama topluma uygulanan işlemler olduğunu ve bunun meclisten başlatılması seçilmişlerden dokunulmazlığı olan kişilere cezai yaptırımın getirilmesi devamında da halka yönelik böylesi bir baskının uygulanması ile karşı karşıya kalacağımızı da gösteriyor” dedi.

    “Önümüzdeki günlerde kimi sebeplerle örneğin Yavuz Sultan Selim’e katil diyemeyeceğiz” diyen Kenanoğlu, “Buda tarihi bir geleceğe dayandırılacak bu madde gibi ondan sonra belki bunu hakarete sayabilecekler. Bu anlamıyla Alevilerin kutsal kabul ettiği değerler Alevilerin yerleşim alanları, anmalarını yaptıkları bir takım katliamlar, bu şekliyle ifade edilmeye yasak hale getirilecek.  Bir nevi unutturmanın bir başka yöntemi. Toplumu sindirmenin başka bir yöntemi olarak uygulanacak” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER BUNA KARŞI DURMALI”

    Alevi kamuoyununa çağrıda bulunan Ali Kenanoğlu, “Bu madde meclis komisyonunda görüşülmeye başlanacak. Güçlü bir şekilde Alevi kamuoyununun buna karşı koyması gerekiyor. Bu yasa meclisten geçtiği takdirde bu yasaklar sadece meclisle sınırlı kalmayacak, bütün Türkiye’yi kapsayacaktır. Bu da bizim kutsal değerlerimizi, isimlerimizi, anmalarımızı ağzımıza alamayacağımız anlamına da gelir. Bu anlamıyla buna güçlü bir şekilde karşı durmak gerekiyor” diye konuştu.

    “HERKESİN KENDİ HAK, HUKUKUNA SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Ülkede siyasetin sadece meclisten ibaret olmadığını, sadece mecliste verilen mücadele ile demokrasi gelmeyeceğini söyleyen HDP MYK Üyesi ve 25.Dönem Milletvekili Çilem Küçükkeleş de, “Herkesin kendi hak ve hukukuna sahip çıkıp, aynı zamanda ortaklaştırmasını da bilirsek kazandıracak. Doğal olarak da bu görev sadece mecliste milletvekillerinin yürüteceği bir mücadele ile mümkün olmayacaktır. Bir meclis içtüzüğüdür ama aynı zamanda ülkenin içtüzüğünün, bir şekliyle kendi yasal düzenlemesini uydurmaya çalışan bir siyasetle karşı karşıyayız” dedi.

    “DERSİM DERSİM OLMAYA DEVAM ETMELİ”

    Bu düzenlemeyi sadece meclis içtüzüğü olarak görmemek,  aynı zamanda hepimizin hayatını düzenlemeye çalışan bir içtüzük değişikliği olarak görmek gerektiğini vurgulayan Küçükkeleş, “Bulunduğumuz her yerde mutlaka sesimizi çıkarmalıyız.  Bu içtüzüğe karşı durmazsak eğer, tıpkı 1938’den sonra kurulan Dersim mahkemelerindeki gibi sistem, bu mahkemeler Tunceli isminin Dersim ile hesaplaşmasıdır demişti. Bu hesaplaşma orada bitmedi, bugün burada bitmemeli. Dersim,  Dersim olmaya, Koçgiri, Koçgiri olmaya, devam etmeli” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Aydınlar ve sanatçılar: Özakça ve Gülmen’in taleplerine hükümet kulak tıkamamalı

    Aydınlar ve sanatçılar: Özakça ve Gülmen’in taleplerine hükümet kulak tıkamamalı

    PİRHA- TİHV, 104 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekmek amacıyla oluşturulan sanatçı ve aydınlardan oluşturulan heyet ile birlikte düzenlenen basın toplantısında iktidarın yaşanan olaylara göz yumup kulak tıkamasını eleştirdi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) açlık grevinde iken tutuklanan ve açlık grevlerinin 104’üncü gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı düzenledi. Türk Tabip Odası toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısına Esra Özakça, Sultan Özakça, Fatoş Güney, Akın Birdal, Sanatçı Edip Akbayram, Metin Lokumcu, Gülmen ve Özakça için açlık grevinde bulunan İsmail Erdoğan, oyuncu İlyas Salman, tiyatrocu Orhan Aydın, Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Levent Tüzel, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Grup Yorum, sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, sanatçı ve oyuncu Deniz Türkali’nin yanı sıra çok sayıda insan hakları savunucusu ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Toplantı salonuna “Açlık grevi 104. gününde” yazılı pankartı asılırken Gülmen ve Özakça’nın fotoğrafları da yer aldı.

    ‘YAŞANILANLARIN SORUMLUSU HÜKUMETTİR’

    Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’e dayanışmak amacıyla oluşturulan heyetinde katıldığı basın toplantısını TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı moderatörlüğünde yapıldı. Bakkalcı Gülmen ve Özakça’nın taleplerini insani olduğunu ve ‘işimizi geri istiyoruz’ diye masum üç sözcük ile mücadele ettiklerini belirterek konuşmacılara söz verdi.

    Özakça ve Gülmen için oluşturulan heyette bulunan ve ilk sözü alan insan hakları savunucusu Akın Birdal, Gülmen ve Özakça’nın onurlarıyla direndiklerini ve yaşamayı istediklerinin altını çizdi.

    “ONLARI YAŞATMAK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    Gülmen ve Özakça’yı yaşatmak için heyeti oluşturduklarını ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un özel kaleminden randevu talep ettiklerini ifade eden Birdal, “Hükümeti temsil eden heyetler ile çözüm yapılması için girişimlerde bulunduk. Herkesin bildiği bu olayda ses bile vermediler. Biz ise ısrarcı olmaya devam edeceğiz. Onları yaşatmak için elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu. 19 Aralık ölüm orucu süresinde ve sonrasında karşılarında muhatap bulabildiklerini belirten Birdal, bugün ise karşılarında konuşabilecek kimsenin dahi olmadığını vurguladı. Gülmen ve Özakaça’ya ‘arkadaşlarımız’ diye hitap eden Birdal, arkadaşlarımızın ölmesini istemiyoruz, hükümet de ölmesini istemiyor ise bugün arkadaşlarımızı işe geri almalı ve sorunu çözmelidir. Bugün yaşamalarda birinci sorumlu hükümettir, ikinci sorunlu sessiz kalan herkestir üçüncü sorunlu ise uluslararası yetkililerdir” dedi.

    “İKTİDARIN BU OLAYA KULAKLARINI TIKAMASI VİCDANSIZLIKTIR”

    Birdal’ın ardından söz alan sanatçı ve oyuncu Deniz Türkali ise Gülmen ve Özakça’nın yaşadıklarının sorumlusu olanlara “sadece vicdanları yok mu diye sormak istiyorum?  Yaşananlara karşı kulaklarını tıkayan iktidarın kulaklarını tıkamasını vicdansızlık olarak görüyorum. Ve Gülmen ile Özakça’nın taleplerinin derhal yerine getirilmesini istiyoruz” dedi.

    “ADALET BİR GÜN SİZE DE LAZIM OLACAK”

    Türkali’nin ardından ise sanatçı Edip Akbayram, yaşananlar karşısında üzgün olduğunu belirterek bir an önce acil müdahalenin yapılması gerektiğini işlerine geri dönmesi gerektiğini yineledi. Akbayram adaletsiz adaleti yönetenlere seslendiğini ifade ederek “adalet bir gün size de lazım olacak” dedi.

    “BİR FİLM GİBİ ONLARIN ÖLMESİNİ İZLİYORUZ”

    Sanatçı ve sinemacı Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney ise “Biz ne yapıyoruz yaşananlar karşısında tıpkı bir sinema seyircisi gibi onların ölmesini izliyor ve seyirci kalıyoruz. Bu zulme ve mum gibi eriyip gitmelerine seyirci kalmamalıyız. Onları Azrail’in pençesinde kurtarmak zorundayız” dedi.

    “BUGÜNKÜ GİBİ BİR ZULM YAŞANMADI”

    Güney’in ardından ise Sinema Eleştirmeni Atilla Dorsay da taleplerin derhal yerine getirilmesini talep etti. Ve daha önceki diktatörler döneminde bile bugün ki gibi bir zulmün yaşanmadığının altını çizdi.

    ‘TIRNAKLARINA DAHİ ZARAR GELSE TÜRKİYE AYAĞA KALKACAK’

    Aydınlar ve sanatçıların ardından ise Özakça ve Gülmen için açlık grevinde bulunan Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça, direnişin başladığı Yüksel Caddesi’nde çocuklarının defalarca gözaltına alındığı ve işkenceye maruz kaldıklarını ifade etti.  Anne Özakça çocuklarının seslerinin ilk 120 gün duyulmadığını belirterek kendilerinin de 29 gündür açlık grevinde olduklarını söyledi. Çocuklarının tırnaklarına dahil zarar geldiğinde Türkiye’nin ayağa kalkacağının altını çizen Anne Özakça, tüm sorumluluğun hükümette olduğunu ve taleplerin derhal yerine getirilmesini istediklerini yineledi.

    “TÜM KAPILAR BİZE KAPATILSA DA KAZANACAĞIZ”

    Basın açıklamasında söz alan Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça ise konuşmasına başlamadan önce eşi Semih Özakça ile toplantı öncesi yaptığı konuşmanın ses kaydını basınla paylaştı. Özakaça telefonda: “Yüksel caddesi’nde ki direnişin büyümesinden korkuyorlar. Yüksel caddesi kazanılır ise ihraç edilen emekçiler kazanmış olacak” dedi. Ses kaydının ardından söz hakkını kullanan Esra Özakça ise oluşturulan heyetten ve tüm kamuoyundan ısrarcı olmalarını istedi. Kapılar ne kadar kapanırsa kapansın sonunda muhakkak kazanacaklarını vurgulayan Özakça, “Aslında onlar kazandı şimdi sadece taleplerinin yerine getirilmesini istiyorlar” diyerek konuşmasına son verdi.

    ‘BU GÜLÜŞLER HEPİMİZİN GELECEĞİNE IŞIK TUTACAK’

    Konuşmacıların ardından ise HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, siyasetin çürüdüğünü, çürüyen bir siyasetten taleplerin karşılık bulmasının zor olduğunu ve bugün yaşananların sadece Türkiye’deki iktidarın değil Avrupa’lı parlamenterlerin de sorumlu olduğunu söyledi.

     

    “VİCDANLAR YERDE SÜRÜKLENİYOR”

    Prof. Dr. Gencay Gürsoy ise vicdanların yerlerde sürüklendiğini ve bir ülkede gülümseterek bu vicdana bakan insanların tarih yazdıklarını, bu gülüşlerin de hepimizin geleceğine ışık tutacağını anlattı. Son olarak Metin Lokumcu’da tıpın amacının insanları yaşatmak olduğunu zorla müdahalenin ise ölüm olduğunu vurguladı.

    Yapılan konuşmaların ardından salondaki katılımcılara da söz verildi. Yapılan konuşmaların ardından ise basın toplantısı sona erdi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Kadın hareketinin sembol ismi Şirin Tekeli yaşamını yitirdi

    Kadın hareketinin sembol ismi Şirin Tekeli yaşamını yitirdi

    PİRHA-Türkiye’deki kadın hareketinin ve kadın çalışmalarının öncü isimlerinden, Doç. Dr. Şirin Tekeli (73) yaşama veda etti. Tekeli bir süredir beyin tümörü tedavisi görüyordu.

    Paris’te hukuk ve Fransızca, ardından İsviçre’deki Lozan Üniversitesi’nde siyaset bilimi öğrenimi gören Tekeli, 1968-1981 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapmış ancak 12 Eylül darbesinin ardından YÖK döneminin başlamasıyla üniversitedeki görevinden istifa etmiş, mücadelesine kadın örgütlerinde devam etmişti.

    İNSAN HAKLARI DERNEĞİ’NİN KURUCULARINDANDI

    İnsan Hakları Derneği’nin kurucu üyelerinden olan Tekeli, 1985’te Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin uygulanmasını talep eden dilekçe kampanyasını, Medeni Kanun reformu mücadelesini başlattı. 1987’deki Aile İçi Şiddete Karşı Yürüyüş ve Kariye Şenliği ile başlayan, 1989’da Mor İğne Kampanyası ile devam eden, genç kadınların, taşralı kadınların, Kürt kadınların katılmalarıyla gerçek anlamda bir toplumsal harekete dönüşen eylemlerin içinde ve başında yer aldı.

    BEDENİNİ TIP ÖĞRENCİLERİNE BAĞIŞLADI

    Şirin Tekeli’nin, hayatını kaybetmeden önce bedenini Çapa Tıp Fakültesi’ne bağışladığı öğrenildi. Bodrum’dan getirilerek Çapa Tıp Fakültesi’ne teslim edilecek olan Tekeli’nin bedeni, tıp öğrencilerinin eğitimi için kullanılacak.

    HDP’Lİ KERESTECİOĞLU: ONU EN İYİ ŞEKİLDE UĞURLAYACAĞIZ

    Tekeli’nin en yakınında bulunan isimlerden HDP İstanbul Milletvekili, hukukçu Filiz Kerestecioğlu, T24’ün sorusu üzerine, “Bir bilim kadınını bilim kadınına teslim edeceğiz, Şebnem hocaya (Prof. Şebnem Korur Fincancı) teslim edeceğiz” dedi.

    Bedenini tıp öğrencilerine bağışlayan Tekeli için cenaze töreni yapılmayacağı bildirildi.  “Şirin Tekeli için düzenlenecek özel anma töreni için daha sonra duyuru yapılacağını” belirten Kerestecioğlu, “Biraz kendimize gelelim, en güzel şekilde uğurlayacağız” açıklamasıyla yetindi.        (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri Mehmet Sıddık Öncü dosyasında adalet istedi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri Mehmet Sıddık Öncü dosyasında adalet istedi-VİDEO

    PİRHA-Kayıplarının akıbetini sormak için 636. kez Galatasaray Meydanı’nda olan Cumartesi Anneleri 1993’te öldürülen Mehmet Sıddık Öncü’nün dosyasında adalet istedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Cumartesi Annelerinin eylemine HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve demokratik kitle örgütleri destek verdi. Eylemde “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılarak üzerine kayıpların resimleri, barışı temsilen beyaz tülbentler ve kırmızı karanfiller bırakıldı.

    Eylemde açlık grevlerinin 87. gününde olan ve tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça da unutulmadı. Onların insan haklarına saygı ve insan onurunu içeren taleplerinin kabul edilmesi gerektiği vurgulandı.

    Eylemde ilk olarak konuşan Hasan Ocak’ın ağabeyi Hüseyin Ocak tarihten bugüne egemenlerin işlenen insanlık suçlarıyla yüzleşmedikleri için yeni acılar yaşandığını belirtti. Ocak, özellikle son bir seneden beri toplumun yeni bir insanlık suçuyla karşı karıya getirildiğini, insanların açlık ve terörle terbiye edilmeye çalışıldığını ifade etti. Ocak “Toplum buna müdahale etmediği tepki göstermediği sürece iktidarlar zulme devam edecekler” dedi.

    Ahmet Kaya’nın kızı Emine Erdek Kaya kendi anadili olan Kürtçe ile seslenerek barış talebini dile getirdi. Kaya, “Ne soğuk, ne yağmur, ne kar dedik. Barış istiyoruz, anneler barış istiyor. Bu kan durursa hepimiz güzel günler göreceğiz” diyerek asker annelerine seslendi.

    “ACILAR GİDEREK ÇOĞALIYOR”

    HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, acıların giderek çoğalmaya başladığını belirterek Ankara Yüksel Caddesi’ndeki direnişe yapılan saldırıyı ve Veli Saçılık’a yapılanları eleştirdi. Ölen askerlerin de bu ülkenin askerleri, ölen gerillaların da bu ülkenin evlatları olduğunu söyleyen Kerestecioğlu “Artık ölüm istemiyoruz. Barış ve demokrasi dolu günler diliyorum” diye konuştu.

    “YA HUZURSUZLUĞUN KAYNAĞI SİZSENİZ?”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu bu meydanda geçen 22 yılın 15 yılı bir partinin iktidarında geçtiğini hatırlatarak “2002’de iktidara geldiklerinde OHAL’siz ve terörsüz bir Türkiye devraldılar. Şimdi ise Türkiye’nin her yerinde OHAL var. Huzursuzluk bitmeden OHAL kalkmayacak diyorlar. Ya huzursuzluğun kaynağı sizseniz? Bunlar ne olacak? Bizler burada mücadele etmeye ve dayanışmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BU YAŞANANLAR ÜLKENİN KADERİ OLMAZ UMARIM”

    Eylemde babasını hiç tanımayan Mehmet Sıddık Öncü’nün oğlu Lezgin’in gönderdiği mektup okundu. Mektubu aileler adına Ahmet Cihan okudu.

    Lezgin mektubunda adalet talep etti:

    “Babam, devlet tarafından öldürüldüğünde onu tanıyamayacak kadar küçüktüm. Kardeşim ise o öldürüldükten 40 gün sonra doğmuştu. Dedem öldürülmeden 40 gün önce de babam doğmuştu. Kader tekrar etti. Önce dedem, sonra babam ailemiz 64 yıllık bir yasa, 64 yıllık bir adaletsizliğe mahkûm edildi. Umarım bugün yazılanlar bu ülkenin kaderi olmaz ve dün bunları insanlara yaşatanlar bugün adalet önünde hesap verirler.”

    Eylemde Mehmet Sıddık Öncü’nün 1953’te öldürülen babası Şehmus Öncü için yazdığı şiir de okundu.

    Eylemde basın metnini Cumartesi insanlarından Nimet Tanrıkulu okudu.

    “BABASINDAN 40 YIL SONRA YİNE AYNI ŞEKİLDE”

    Tanrıkulu, herkesin şiddetten uzak, huzur ve güven içinde yaşayacağı bir topluma ulaşmak için devletin işlediği suçların kabul edilmesi, adaletin sağlanması ve bu suçların tekrarının önlenmesi gerektiğine dikkat çekmek için Galatasaray’da olduklarını kaydetti. Tanrıkulu, 1953 yılında Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Rubere Köyü’ne gelen askerlerin köy imamı olan Melle Şehmus Öncü’yü köy meydanında işkence yapıldıktan sonra ateşli silahla infaz edildiğini belirterek ölüm nedeninin resmi kayıtlara intihar olarak geçirildiğini ve olayın üstünün örtüldüğünü  ifade etti. Tanrıkulu, olaydan 40 yıl sonra 21 Haziran 1993 yıllında Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Dikmetaş Köyü’ne yapılan baskın sonucu daha 40 günlük bebekken babası öldürülen Mehmet Sıddık Öncü’nün gözaltına alındığını kaydetti. Mehmet Sıddık Öncü’nün babası gibi köy meydanında işkence gördüğünü ifade eden Tanrıkulu 08 Temmuz 1993’te Mehmet Sıddık Öncü’nün cansız bedeninin Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi morgunda bulunduğunu belirtti.

    Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle’nin  konuyu soru önergesiyle meclis taşıdığını belirten Tanrıkulu hükumet adına İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu’nun verdiği cevabı şöyle aktardı: Adı geçen M. Sıddık Öncü kanunî prosedürüne uygun gözlem altına alınmış, fakat nezarete alınmadan rahatsızlığı nedeni ile Devlet Hastanesine kaldırılmış daha sonra böbrek yetmezliğinden ölmüştür, iddia edildiği gibi işkence söz konusu değildir, ileri sürülen beyanların; Güvenlik Güçlerinin olaylara karşı koyma azmi ve cesaretini kırmaya yönelik olduğu şeklinde değerlendirilmektedir.

    Babası gibi Mehmet Sıddık Öncü’nün ölüm nedeninin de resmi kayıtlara gerçek dışı bir biçimde geçirildiğini kaydeden Tanrıkulu ailenin hukuki girişimlerinin sonuçsuz kaldığını ve iç hukukta kapatılan dosyanın AİHM’de Türkiye’nin mahkumiyetiyle sonuçlandığını belirtti. (S.A)

  • ‘Yaşam konuşacağız ölümün ötesinde’

    ‘Yaşam konuşacağız ölümün ötesinde’

    PİRHA-Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevinin 62. gününde HDP, ÇHD, TİHV, ATO  ziyaret gerçekleştirdi.

    KHK ile gelen ihracın ardından Ankara Yüksel Caddesi’nde işe geri dönüş için 5 aydır direnişte olan Nuriye Gülmen, açlık grevi eyleminin 61. gününde fenalaştığı için açlık grevinin yapıldığı yer olan insan hakları anıtının önüne gelemedi. Gülmen gibi KHK ile ihraç edilen ve açlık grevi eylemini birlikte sürdüren öğretmen Semih Özakça’nın ilk ziyaretçisi HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’di. Ardından CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Miletvekileri Filiz Kerestecioğlu, Meral Danmış Beştaş, Leyla Birlik, Behçet Yıldırım ile akademisyenler ve  birçok sivil vatandaş  ziyarette bulundu.

    Ziyaretin ardından basın açıklamasını Çağdaş Hukukçular Derneği başkanı Avukat Selcuk Kozağaçlı yaptı. Kozağaçlı hükümetin “hatalar yaptık” dediğini hatırlatarak “Bu açlık, bu isyan, bu direniş, özgüven ve ısrarın, hata yaptık dedikleri ihraçlardan olduğunun kanıtı değil midir” dedi. Daha öncesinde de iade kararnamelerinin yayınlandığını belirten Kozağaçlı, yayınlanacak yeni bir iade kararnamesinin ilk iki isminin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça olması gerektiğini söyledi. Kozağaçlı, “Sizin bize bir taahhüdünüz yok, bizim size taahhüdümüz var. Biz sizi öldürtmeyeceğiz” diye belirtti.

    TANRIKULU: ZULMÜN HADDİ HESABI YOK

    Daha sonra söz alan Sezgin Tanrıkulu yaptığı konuşmada hukuksuz ve adaletsiz bir dönemi yaşadıklarını söyledi Tanrıkul, “Zulmün haddi hesabı yok. Bir gecede on binlerce insan işsiz kaldı, açlığa mahkûm edildi. Bugün iki kamu emekçisi 62 gündür burada bedenlerini salt kamuoyununa duyurmak amacıyla ortaya koydular. Şimdi, yaşamları tehlikede. 1 km ötede parlamento var. Parlamentonun olmadığı bir dönemi yaşıyor. Ben bu iki dostumun yaşamlarına tırnaklarına bir zarar gelsin istemem. Nasıl bir gecede kararname ile işten attınız, sokağa bıraktınız, yine bir gecede bir defa çıkartacağınız bir kararname ile bu arkadaşlarımızı kamu emekçilerini işe almak zorundasınız. Aksi halde katilsiniz ve yaşanacak bütün ölümlerde de siz sorumlusunuz” ifadelerini kullandı.

    KERESTECİOĞLU: HUKUKİ YOL BIRAKILMADI

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu konuşmasında Avrupa İnsan Hakları Konseyi’ne mektup yazdıklarını söyledi. Kerestecioğlu, Türkiye’de Danıştay ve Yargıtay dahil olmak üzere OHAL uygulamalarına ilişkin yetkili olmadığının söylendiğini ve hukuki bir yolun bırakılmadığını belirtti.

    BAKKALCI: YAŞAM KONUŞACAĞIZ ÖLÜMÜN ÖTESİNDE

    TİHV Başkanı Metin Bakkalcı, açlık grevinin tıbbileştirilmemesi gerektiğini söyleyerek “Açlık grevi dediğiniz uzun süreli aç kalma halidir. Bunun bedende yaratacağı tahribatı bilmek için hekim olmaya gerek yoktur” dedi. Geleceklerinin karartılmaya, hak sahibi olma haklarının ellerinden alınmaya çalışıldığını belirten Bakkalcı, “Asıl olan yaşam! Yaşam konuşacağız ölümün ötesinde. Yaşam kazanacak” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)