Etiket: gazeteciler

  • İzmir’de 6 gazeteci gözaltına alındı

    İzmir’de 6 gazeteci gözaltına alındı

    PİRHA- İzmir’de Mezopotamya Ajansı, JINNEWS ve Gazete Duvar’ın  muhabirleri ile DEM Parti basın çalışanı gözaltına alındı. 

    İzmir’de polis sabah saatlerinde gazetecilerin evlerine baskın düzenledi. Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Semra Turan, Delal Akyüz ve Tolga Güney, JINNEWS muhabiri Melike Aydın ile Gazete Duvar muhabiri Cihan Başakçıoğlu gözaltına alındı. Ayrıca Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) basın çalışanı Fatma Funda Akbulut da gözaltına alındı.

    Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen 6 kişi, Çankaya’da bulunan İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. Dosyada 24 saat avukat kısıtlılığı olduğu öğrenildi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Dezenformasyon Yasası ile birlikte, özgür basına yönelik saldırılar daha fazla arttı’-VİDEO

    ‘Dezenformasyon Yasası ile birlikte, özgür basına yönelik saldırılar daha fazla arttı’-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’de gazetecilere yönelik baskılar artarak devam ediyor. Mezopotamya Ajansı muhabiri Esra Solin Dal, “Yaptığım haberlerden dolayı evim 5 defa basıldı, gözaltına alındım ve polisin şiddetine maruz kaldım. Gazetecilik yaparak hakikati ortaya çıkarmaya devam edeceğiz” dedi. Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Mert Soydan ise, “Halkın geniş kesimlerinin sesini duyurmak için devrimci-demokrat-yurtsever basının daha bir arada ve güçlü olması lazım ki hem onların sesini daha fazla duyurabilelim hem de kendimize yönelik bu saldırılara karşı daha güçlü karşılık verebilelim” diye konuştu.

    Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, geçen yıla göre 16 sıra gerileyerek 180 ülke içerisinde 165’inci sırada yer aldı. RSF’ye göre Türkiye, “sorunlu” kategoriden “vahim” kategorisine geçti ve gazetecilere yönelik baskılar artarak devam ediyor. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin 2023 yılı raporunda, Türkiye’de 280 gazetecinin yargılanırken ve 57 gazeteci de tutuklu.

    Bugün Türkiye’de gazeteciler yaptıkları haberlerden dolayı evleri basılıp, gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Mezopotamya Ajansı muhabiri Esra Solin Dal ve Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Mert Soydan, Türkiye’de gazetecilere yönelik baskıyı ve haber takip ederken yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “SIK SIK KOLLUK GÜÇLERİNİN ŞİDDETİNE MARUZ KALIYORUZ”

    Türkiye’de gazetecilik yapmanın çok zor olduğunu söyleyen Esra Solin Dal, “Eğer hakikati ortaya çıkarmak gibi bir hedefiniz varsa ve muhalif bir gazetede çalışıyorsanız işiniz diğer gazetecilere oranla daha zorlaştığını söylemek mümkün. Ben 1,5 yıldır İstanbul’da çalışıyorum, gittiğim eylemlerde birçok sorunla karşılaşıyorum. En temel hakkımız olan eylem ve etkinliği takip etme sırasında bile polis engeliyle karşılaşıyoruz. Kameralarımıza el konulmakla tehdit ediliyoruz, polis copuna maruz kaldığımız zamanlar oluyor. Özellikle toplumsal muhalefetin odağında olan etkinlikleri takip ettiğimizde iktidarın yetkilendirdiği kolluk güçleri tarafından sık sık şiddete maruz kalıyoruz” diye belirtti.

    “YAPTIĞIMIZ HABERLERDEN DOLAYI EVLERİMİZ BASILIYOR”

    Yaptıkları haberlerin dava konusu olduğunu ve yaptıkları haberlerden dolayı evlerinin basıldığını belirten Dal, “Yaptığım haberlerden dolayı evim 5 defa basıldı, gözaltına alındım ve polisin şiddetine maruz kaldım. Yaptığın haberlerden dolayı gözaltına alınıyorsun ama dosyana baktığın zaman yapmış olduğun kadın cinayeti, cezaevi ve hak ihlali haberinden dolayı gözaltına alınıp yıllarca yargılanabiliyorsun. Eğer muhalif bir medya da çalışıyorsanız yaptığınız haberlerden dolayı aylarca cezaevinde tutuklu kalabiliyorsunuz. Bunlardan birisi de Dicle Müftüoğlu. Yaklaşık 9 aydır cezaevinde ve dosyasına bakıldığında sadece yaptığı haberler suç konusu yapıldığını ve bu haberlerden dolayı tutuklu olduğunu görüyoruz. Biz sadece haber yapıyoruz. Eğer bu ülkede gazetecilik yapmak suçsa bunu da açık bir şekilde söylesinler ve bu ülkede kimse haber yapmasın. Ve haber yapmak suçsa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz, gazetecilik yaparak hakikati ortaya çıkarmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BASKI ORANI ARTTIKÇA HALKIN HABER ALMA HÜRRİYETİNE YÖNELİK SALDIRILAR DA ARTIYOR”

    Son zamanlarda çok daha fazla gazetecilere yönelik saldırılara şahit olunduğuna dikkat çeken Mert Soydan, “Özellikle Kürt basınına yönelik son dönemdeki saldırılar bunun en net görüntüsü. Birçok gazeteci yaptığı haberlerden ya da haber kaynaklarından dolayı tutuklandı, serbest bırakıldı ama bu süreç hala devam ediyor ”dedi. Soydan, devletin şiddet oranı arttıkça baskı oranı arttıkça halkın haber alma hürriyetine yönelik saldırıların da aynı oranda değiştiğini vurguladı.

    “DEZENFORMASYON YASASI İLE BİRLİKTE ÖZGÜR BASINA YÖNELİK SALDIRILAR DAHA FAZLA ARTTI”

    İnternet haberciliğinin daha fazla kitlelere ulaşan bir araç olarak kullanıldığını söyleyen Soydan, devrimci-demokrat yurtsever basının internet yayıncılığının ise daha fazla sansürlerle, baskılarla, daha fazla faşist uygulamalarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Soydan, “Belki bunun en net örneği ‘Dezenformasyon Yasası’dır. Dezenformasyon Yasası ile birlikte gerçekleri anlatan muhalif, özgür basına yönelik bu saldırılar daha fazla arttı”diye konuştu.

    Dezenformasyon Yasası ile birlikte devrimci-demokrat yurtsever basının sitelerinin devlet tarafından sürekli kapatıldığının altını çizen Soydan, şöyle devam etti:

    “Birçok devrimci-demokrat yurtsever basının internet sitesine bugün girelim bakalım -bizden örnek verirsek Yenidemokrasi34, 35, 100, 200… – artık ne kadar çok sayı varsa kapatılarak yenisini açmak zorunda kalıyoruz. Tabii türlü bahanelerle bu siteler sürekli kapatılıyor. Haberi olduğu gibi vermek de bir kapatma gerekçesi olabiliyor. Ya da haberin içerisinde yorum yapmak da bir kapatma gerekçesi olabiliyor. Onun dışında yerel haberlere yönelik yaptığımız haberlerde orasının savcılıkları orasının hakimliği bir dava açarak hemen siteyi kapatabiliyor. Tabii bu sürekli yeniden açma kapatma gibi at yarışında kitlelerin gerçekleri görebilecek olan sitelere ulaşabilme imkanı da daralmış oluyor. Çünkü bir kere kapatıldığında tekrar siteyi açmak zor bir süreç. Tekrar aynı kitleye ulaşmak zor bir süreç.”

    “HABER TAKİBİNDEYKEN POLİS TARAFINDAN DARP EDİLEREK GÖZALTINA ALINDIM”

    Devrimci-demokrat-yurtsever basının içerisinde yer alan gazetecilerin sahada karşılaştıkları fiziki zorluklar ve haber takip etmedeki zorluklarının ciddi anlamda son süreçlerde baskı altına alındığını dile getiren Soydan, haber takibi sırasında yaşadığı zorlukları ise şöyle anlattı:

    “Kendimden örnek vermem gerekirse yaklaşık 2 yıl önce Çırağan Sarayı’nda patronların bir buluşması vardı. ETF işçileri de orada kendi haklarını almak için eylem yapacaklardı. Bende orada haber takibindeydim. Tabii haber takibi yapmaya girdiğimiz yer Çırağan Sarayı’nın bir parçası olduğu için ilk önce özel güvenlikler tarafından fiziki şiddete maruz kaldım. Kameramı almaya çalıştılar ben tekrardan geri aldım. Daha sonra oradaki polis karakolundan polisler geldi. Bu sefer işçileri fiili olarak gözaltına aldılar. Bende o süreci çekerken bir polis tarafından darp edildim, gözaltına alındım. Hiçbir nedeni yoktu aslında sadece haber takibindeydim. Orada patronların çıkarlarını koruyan bir sistem olduğunu çok net bir şekilde gördük. Gazetecilerin onların gözünde hiçbir önemi olmadığı için ekipmanlarımızı çok rahat bir şekilde kırabiliyorlar. Zaten gazeteci nasıl o ekipmanı tekrardan tedarik edebilsin? Orada haber takibi yapıp olayları anlatabilme durumunu engellemesi bir yana bir yandan da ekipmanları parçalanıyor. İki durumda da mağdur oluyorsunuz. Hem haberi yapamayıp orada kitlelerin durumunu anlatamıyorsunuz hem de ekipmanlarınız parçalanmış oluyor.”

    “TUTSAK GAZETECİLERİN SESİ OLMAK GEREKİYOR”

    Türkiye’de tutsak gazeteci sayısının çok fazla olduğunu ifade eden Soydan, “Bir gazetecinin gözaltına alınıp tutuklanmasını sürekli görüyoruz. Yakın dönemde yine birçok gazeteci tutuklandı. Bizim muhabirlerimizden Ertan Çıta da bunlara dahil. Yapmış olduğu yayıncılık faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklandı. Şu an Elazığ Hapishanesi’nde yaklaşık 3 aydır tutsak bulunuyor” diye konuştu. (Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Yenidemokrasi Gazetesi Dersim muhabiri Ertan Çıta’ya 26 Ocak’ta görülen ara duruşmada tahliye kararı verildi.)

    Mahpus gazetecilerin sesi olmak gerektiğini söyleyen Soydan, “Aynı zamanda halkın geniş kesimlerinin sesini duyurmak için bu devrimci-demokrat-yurtsever basının daha bir arada ve güçlü olması lazım ki hem onların sesini daha fazla duyurabilelim hem de kendimize yönelik bu saldırılara karşı daha güçlü karşılık verebilelim ”dedi.

    “BİR YANDA KİRLİ MEDYA BİR YANDA DEVRİMCİ DEMOKRAT YURTSEVER BASIN VAR”

    Gazetecilere yönelik saldırıların sahada olsa da aslında düşünsel anlamda ideolojik anlamda bir saldırı olduğunu belirten Soydan, son olarak şunları dile getirdi:

    “Bugün gazetecilere yönelik saldırıların hepsi ideolojik bir saldırı aynı zamanda onu baskılamaya, kendi istediği gibi göstermeye, bu gerçekleri kapatmaya, halkın haber alma hürriyetini engellemeye çalışan bir anlayış var. Bu anlayışa karşı da uzun yıllardır muhalif, devrimci-demokrat-yurtsever gazeteciler, mücadele ediyor. Sadece halkın sesini değil kendi sesini, mücadelesini de duyurmaya çalışıyor. Bu yönüyle gerçekten bir yanda kirli medya bir yanda bunları anlatmaya çalışan, objektif olarak aktarmaya çalışan devrimci-demokrat-yurtsever basın var.”

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Sputnik Türkiye grevi 165. gününde: Herkesten destek bekliyoruz-VİDEO

    Sputnik Türkiye grevi 165. gününde: Herkesten destek bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-TGS ile Sputnik Türkiye arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine başlatılan grev 165 gündür devam ediyor. Grevde olan gazetecilerden Arda Acaröz, “Biz hukuku çiğnemedik, biz sendikalaşmak istediğimiz için işimizden atıldık” dedi. Ali Isıyel de, “Bizim direnişimiz büyük oranda kazanmış bir direniş. Direnişimiz, yakın basın tarihinin en uzun grevi, bunun için de herkesi desteğe davet ediyoruz” diye konuştu.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Rossiya Segodnya Uluslararası Haber Ajansı (Sputnik) Türkiye işvereni ile sürdürdüğü Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine grev kararını ajansın İstanbul ve Ankara’daki bürolarına asmıştı. Bunun üzerine Sputnik Türkiye’de çalışan 24 TGS üyesi 7 Ağustos’ta işten çıkarılmıştı.

    Sputnik Türkiye’de başlayan grev, Sputnik Türkiye ofisinin bulunduğu Süzer Plazanın önünde 165. gününde devam ediyor. Grevde olan gazetecilerden Ali Isıyel ve Arda Acaröz, 165’inci gününde olan direnişi PİRHA’ya anlattı.

    “DİRENİŞLERİMİZİ VE GREVLERİMİZİ TOPLUMA YAYMAMIZ GEREKİYOR”

    Yakın zamanda görülen duruşmada iş yeri temsilcisi Necdet Eksilmez’in işe iadesinin kazandığını söyleyen Ali Isıyel, “Tabi ki işveren bu kararı üst mahkemeye taşıyacak ancak bu karar bizim için çok önemli bir gösterge oldu. Bizim işten çıkarılmamızın tamamen sendikal sebeplerle olduğu ortaya çıktı. 165 gündür direniyoruz ve aslında basına şunu gösterdik, biz basın çalışanları gazeteciler gerekirse 1 yılda direnebilirler, grev yapabilirler. Sputnik’te sendika haberleri yapıyorduk ama biz sendikalaşmak istediğimizde işveren bizi kapının önüne koydu. Direnişlerimizi ve grevlerimizi topluma yaymamız gerekiyor. Bizim direnişimiz büyük oranda kazanmış bir direniş. Ancak son zamanlarda bize gösterilen destekte bir düşüş görüyoruz. Direnişimiz, yakın basın tarihinin en uzun grevi, bunun için de herkesi desteğe davet ediyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE’DE GREVLERİN SAYISI DAHA DA ARTACAK”

    165 gündür grevde olduklarını ifade eden Arda Acaröz, “165 günü devirmiş bir grev var. Yazın başlamıştık ancak artık kış geldi. Zor şartlar altında grev yapıyoruz. Bizim de sayımız düştü, çünkü insanların bakmak zorunda oldukları aileleri var ancak bu grev sürdürülmek zorunda. Çünkü mahkeme tarafında eğer bir kazanın göstermek istiyorsak biz alan içerisinde de mevcut olmamız gerekiyor. Eğer böyle devam ederse Türkiye’de grevlerin sayısı daha da artacak. Bundan sonra medya sektöründe de grevler artacak. Biz hukuku çiğnemedik, biz sendikalaşmak istediğimiz için işimizden atıldık. O yüzden de hukuk yönünden kazanacağımızdan eminim, bize destek gittikçe azalmaya başladı o yüzden herkesten destek bekliyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Sputnik Türkiye grevi 53. gününde: Gerekirse 1 sene de devam ettiririz – VİDEO

  • TGS ve Basın-İş başkanları: 10 Ocak, gazetecilerin artık mücadele edeceği bir gün

    TGS ve Basın-İş başkanları: 10 Ocak, gazetecilerin artık mücadele edeceği bir gün

    PİRHA- TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve DİSK Basın İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün henüz kutlanacak bir gün olmadığını, baskılara karşı mücadele günü olduğunu belirttiler. 

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Türkiye’de 1961 yılında gazetecilerin mücadelesi ile basın çalışanlarının haklarını yasal güvenceye alan 212 Sayılı Kanunun, 10 Ocak 1961 yılında Resmî gazetede yayınlanarak yasalaşması sonrası “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. Ancak yaşananlar ve yapılan uygulamalar nedeniyle 10 Ocak daha çok “çalışan gazeteciler” değil, “mücadele” günü olarak tanımlanıyor.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın- İş) Sendikası Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin görüşlerini PİRHA ile paylaştılar.

    GÖKHAN DURMUŞ: 10 OCAK ARTIK GAZETECİLERİN KUTLAYACAĞI BİR GÜN DEĞİL

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Türkiye’de 10 Ocak uzun yıllardır işsizlikle, güvencesiz, sendikasız çalışma ile anılan bir gün oldu. 10 Ocak’ı bayram yapan 1961 yılındaki meslektaşlarımızın sendika öncülüğünde hakları için dik duruşları, bir araya gelen patronlara karşı ortak hareket etmeyi sürdürmeleri sonucunda kazanılan bir gündü. Ancak medyada sendikasızlaştırma, basın ve ifade özgürlüğü karşıtı politikalar nedeniyle artık gazetecilerin kutlayacak bir günü değil 10 Ocak” dedi.

    “DAYANIŞMA VE MÜCADELE ETMEKTEN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK”

    Durmuş şöyle devam etti:

    “Tüm sektörler içerisinde işsizliğin en yüksek olduğu, sendikalılık oranın Türkiye ortalamasının altında olduğu, gazetecilerin hemen her gün soruşturmaya, gözaltına, ifade vermeye mahkum bırakıldığı, tutuklandığı bir ortam da 10 Ocak gazeteciler için sıradan bir mücadele günü olmanın ötesine geçemiyor maalesef. Bu tabloyu değiştirmenin, gazeteciler için 10 Ocak’ı yeniden kutlanabilecek bir gün yapabilmenin formülü çok açık. Tıpkı 1961’de sendika öncülüğünde tüm meslektaşlarımız nasıl bir araya gelip 9 medya patronuna karşı direndiyse, haklarını almak için günlerce eylemler yaptıysa bizler için başka bir çözüm yok. Küçülen, itibarsızlaştırılan, bireyselleştirilen bu mesleğin ve hakların geri kazanılması için dayanışma ve mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok.”

    TURGUT DEDEOĞLU: TÜRKİYE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE 190 ÜLKE ARASINDA 135. SIRADA

    DİSK Basın- İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu ise Türkiye’de uygulanan sansürün, hapis cezalarının, tutuklamaların utanç verici olduğunu belirterek, gerçek haberciliğin iktidarın işine gelmediğini söyledi.

    Dedeoğlu “Bu yıl da 10 Ocak’ı yaklaşık 37 gazetecinin cezaevinde tutuklu ve hükümlü olduğu, gazetecilere karşı uygulanan çeşitli sansür yasalarıyla, Türkiye’nin dünya basın özgürlüğü yönünde hangi sırada olduğunu baktığımızda gördüğümüz 190 ülke arasında 135. sırada oluşuyla karşılıyoruz. Bu, gazeteciler açısından utanç verici. Türkiye’de 97 bini aşkın basın sektöründe çalışan matbaa işçisi, gazeteci, editör gibi çeşitli çalışan işçi emekçi var. Bu 97 bin işçi ve emekçinin yaklaşık yüzde 11 civarında kesimi ancak sendikalı ve örgütlüler. Bunların da yaklaşık yarısına yakını, toplu sözleşmeden yararlanabiliyor. 10 Ocak’a şöyle bir baktığımız zaman o gün eminim ki onlarca gazetecinin duruşması olacak, hakim karşısına çıkıp gene savunmalarını vermeleri gerekecek” dedi.

    “TÜRKİYE’DE GERÇEK HABERCİLİK İKTİDARIN İŞİNE GELMİYOR”

    Özellikle Kürt gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle baskı altına alınmaya çalışıldığını belirten Dedeoğlu, şunları kaydetti:

    “Gazeteciler yaptıkları haberlerle baskı altına alınmaya çalışılıyor. Bunun en büyük örneklerini Kürt gazeteciler yaşıyor. Özgür gazetecilik yapmaya çalışan gazetecilere karşı devletin almış olduğu tutumu gittikçe daha da ağırlaşan bir şekilde hissediyoruz. Kemal Kurkut’un vurulup öldürülmesini fotoğraflayan Abdurrahman Gök’ün aylarca suçsuz bir biçimde cezaevinde kalması, Dicle Fırat Gazetecileri Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’nun şu anda cezaevinde olması bize şunu gösteriyor ki, Türkiye’de gerçek habercilik, halka doğru söylemek, halktan yana habercilik yapmak iktidarın, egemen güçlerin işine gelmiyor. Biz gazeteciler olarak tabii yine doğruları yazmaya devam edeceğiz. Bu kadar baskıya, bu kadar sansüre rağmen gene haberlerimizi yazmaya devam edeceğiz.”

    “GAZETECİLERİN, HALKA DOĞRUYU VERMELERİ, SÖYLEMELERİ MECBURİDİR” 

    Sizler eğer sansüre ve otosansüre karşı çıkamıyorsanız zaten gazeteci kimliğinden sıyrılmışsınız demektir. Yapmış olduğunuz iş gazetecilikle tanımlanmayan başka bir kategoriye girmektedir. Bizler açısından baktığımızda gazetecilerin halka doğruyu vermeleri, doğruyu söylemeleri mecburidir. Halka yalan söylemek zaten suçtur. Biz iktidarın ya da sermayenin istediği tarzda haberler yapmaya devam etmeyeceğiz. Bizim derdimiz gerçek anlamda halkın bilgilendirilmesi, halkın doğru habere kavuşması, halkın özgürlüğü. Biz gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Şuna inanıyoruz ki 10 Ocak’lar uzunca zamandır bizler açısından kutlanacak günler değil. Biz cezaevindeki tutuklu meslektaşlarımıza 10 Ocak’ta dayanışma duygularımızı ve selamlarımızı iletiyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL 

  • Hüseyin Aykol: Gazetecilik bayrağını asla yere düşürmedik- VİDEO

    Hüseyin Aykol: Gazetecilik bayrağını asla yere düşürmedik- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin düzenlediği “Özgür Basın Susturulamaz” etkinliğinde konuşan gazeteci Hüseyin Aykol, özgür basın emekçilerinin sırf haber yaptıkları için katledildiğine dikkat çekerek, “Ölen arkadaşlarımızın işlerini de devraldık ve yılmadık bayrağı asla yere düşürmedik” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nin, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında düzenlediği etkinliklerin ilki “Özgür Basın Susturulamaz” başlığında Yenişehir Akademi Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Etkinlikte gazeteci Diren Keser’in çekip yönettiği ‘Haberin Ardındakiler’ konulu belgesel gösterimi ve gazeteci Hüseyin Aykol’un konuşmacı olduğu söyleşi yapıldı.

    “GAZETECİLER ŞİDDET SARMALI İLE MÜCADELE EDİYOR”

    Belgesel gösteriminden sonra Atilla Güney, belgeselin amacına ilişkin konuşma yaptı. Belgesel sürecinde 10 ilde 50’nin üzerinde gazeteci ile görüştüklerini kaydeden Atilla Güney, insan hakları üzerinden habercilik yapan muhabirlerin maruz kaldığı baskıları görünür kılmak istediklerini belirtti. Politika, çevre, kadın ve göçmenlerle ilgili haberler yapan gazetecilerin yer aldığı belgeselde, basın mensuplarının her türlü şiddete maruz kaldıklarını söyleyen Güney, “Gazetecilere devlet kanadından şiddet her boyutuyla yönelmiş durumda. Ancak biz bu belgeseli yaparken fark ettik ki, gazeteciler salt bir siyasal otoriterleşmeyle değil, toplumsal bir otoriterleşmeyle de mücadele ediyorlar. Devletten gördükleri şiddetten daha vahimi toplumsal yaşamda birlikte çalıştıkları meslektaşlarından tutun da haber kaynaklarına kadar her taraftan bir şiddet sarmalı içerisindeler” diye konuştu.

    AYKOL: BASKILARA KARŞI YILMADIK

    Gazeteci Hüseyin Aykol, gazetecilerin zor şartlara habercilik yaptığını ifade ederek, özgür basın emekçilerinin sırf haber yaptığı, gazete dağıttığı için katledildiğine dikkat çekti. Baskılara ilişkin konuşan Aykol, “Ama yılmadık ve ölen arkadaşlarımızın işlerini devraldık ve bayrağı asla yere düşürmedik. Her kapatıldığımızda yeni bir kurum açarak ilerledik. Onlar kapattılar biz açtık. Durmadık, ajanslarımız oldu, televizyonlarımız var şu anda. Türkiye’deki en önemli 2-3 medya grubundan biri biziz. 50’ye yakın şehidimiz var ve bunların yarısı dağıtım yapan gençler. Biz buraya böyle geldik. Küçücük bürolarda başladık biz. Biz kendimizi korumaya çalıştıkça bu devlet de bizi tekrar ve tekrar yeni yöntemler buluyor” dedi. Aykol, yıllardır yürütülen saldırılara karşı mücadelenin de yürütüldüğüne dikkat çekti.

    “MESLEĞİN ONURUNU KORUMAK ÖNEMLİ”

    Son olarak konuşan Diren Keser de şunları dile getirdi:

    “Bir avuç kalmak mesleğin onurunu korumak anlamında çok önemli. Belgeseli çektikten sonra arkadaşların bazıları tutuklandı. Hakikatin peşinden giden bir avuç gazeteci varsa susmamak için elimizden geleni yapacağız.”

    Söyleşi, İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci’nin Aykol’a İHD Mersin Şubesi adına plaket vermesi ile sonlandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

     

  • Tutuklu gazeteciler için İstanbul’da yapılan açıklamada ‘dayanışma’ çağrısı-VİDEO

    Tutuklu gazeteciler için İstanbul’da yapılan açıklamada ‘dayanışma’ çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Basın örgütleri, tutuklu olan DFG Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu ile gazeteci Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök için duruşmaları öncesinde açıklama yaptı. Açıklamada gazeteciliğin suç olmadığı belirtilerek, tutuklu gazetecilerin duruşmalarına katılmak için dayanışma çağrısı yapıldı. 

    Tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök 5 Aralık’ta, Dicle Fırat Gazeteciler Cemiyeti (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ise 7 Aralık günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Sedat Yılmaz ise 14 Aralık’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, konuya ilişkin İstanbul’da DİSK Basın İş ofisinde açıklama yapıldı. Açıklamaya çok sayıda gazeteci katıldı.

    Ortak basın metnini Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever okudu.

    “HERKESİ DİYARBAKIR ADLİYESİ’NE BEKLİYORUZ”

    Tutuklu gazetecilerin durumunun kangrenleşen bir sorun olarak önlerinde durmaya devam ettiğini belirten Diren Yurtsever, “İktidarın ötekileştirme politikaları sonucu yandaş olmayan kimseye yaşam şansı tanımama yaklaşımı sorunu daha da katmerleştirmektedir. İçinde bulunduğumuz Aralık ayında onlarca gazeteci yine adliye koridorlarında olacak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıkacaklar. Yargılanan gazeteciler içerisinde tutuklu meslektaşlarımızın durumu son derece acil ve yakıcıdır. Çünkü onlar her yönüyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmışlardır. Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Arkadaşlarımız iyi gazetecilik yaptıkları için cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir. Duruşmaları görülecek olan Dicle, Sedat ve Abdurrahman’ın bir an önce tahliye edilmesini ve herkesi her üç arkadaşımızın duruşmalarının görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz” dedi.

    “ARKADAŞLARIMIZIN SERBEST BIRAKILMASI GEREKİYOR”

    Tutuklu gazeteciler için destek çağrısı yapan DFG Eş Başkanı Serdar Altan ise, “Arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Gazetecilik suç değil. Arkadaşlarımız suç işlemedi. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsınlar” diye belirtti.

    “GAZETECİLERE BASKI HİÇBİR ZAMAN BİTMEDİ”

    DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren ise şunları dile getirdi:

    “Gazetecilere baskı hiçbir zaman bitmedi, iddianameleri hukuki değildir. ‘Böyle gazetecilik yaparsanız başınıza bu gelir’ diyorlar. Kemal Kurkut’un görüntülerini yansıttığı için şu an Abdurrahman Gök cezaevinde. Engellenmek istenen gazetecilik budur işte. Dayanışma ile hakikati daha da çok anlatarak bu karanlıktan kurtulunabilir. Herkesi dayanışmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    PİRHA-Basın emekçileri, tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Abdurrahman Gök ve Sedat Yılmaz için Ankara’da Sincan Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yaptı. 

    Tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve MA Editörü Sedat Yılmaz’ın duruşmaları önümüzdeki hafta başlayacak.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, konuya ilişkin bir çok ilde basın açıklamaları yapıyor.

    Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü’nde yapılan açıklamaya çok sayıda gazeteci, siyasi parti temsilcileri ve kurum temsilcisi katıldı.

    Kurumlar adına basın metnini Turgut Dedeoğlu okudu.

    “MÜCADELE ETMEYİ GÖREVİMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Ülkede can alıcı sorunların başında basın özgürlüğünün olduğunu söyleyen Dedeoğlu, “Tutuklu gazetecilerin durumu maalesef ki kangrenleşen bir sorun olarak önümüzde durmaya devam ediyor. İktidarın ötekileştirme politikaları sonucu yandaş olmayan kimseye yaşam şansı tanımama yaklaşımı sorunu daha da katmerleştirmektedir” dedi.

    Dedeoğlu, Gazetecilerin özgür çalışma ortamından yoksunluğundan tutalım, bir tweet attı diye derdest edilmesine, sokak gösterilerinde gazetecinin darp edilmesinden yayın organlarının sansürlenmesine kadar neredeyse her alanda gazeteciye yaşam şansı tanınmıyor. Mevzu Kürt gazeteciler ve Özgür Basın olunca baskı dozajı daha da arttırılarak adeta boğdurulmaya çalışılmakta, gerçeklerin üzerini kapatma uğraşı içerisine girilmektedir. İçinde bulunduğumuz Aralık ayında onlarca gazeteci yine adliye koridorlarında olacak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıkacaklar. Yargılanan gazeteciler içerisinde tutuklu meslektaşlarımızın durumu son derece acil ve yakıcıdır. Çünkü onlar her yönüyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmışlardır. Sadece bu da değil, onların üzerinden bir bütün olarak basın ve medya organlarına gözdağı verilmektedir. Bu nedenle tutuklu arkadaşlarımızla dayanışma göstermeyi ve onların özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeyi öncelikli görevimiz olarak görmekteyiz” diye konuştu.

    “İYİ GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN TUTUKLULAR”

    Dedeoğlu, tutuklu gazetecelerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını hatırlattı. Dedeoğlu, şunları ekledi:

    “Aralık ayının en dikkat çeken davaları da aylardır hapishanede, özgürlüklerinden yoksun bırakılan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile Mezopotamya Ajansı editörleri Sedat Yılmaz ile Abdurrahman Gök’ün görülecek duruşmalarıdır.
    İlk olarak Abdurrahman Gök 5 Aralık günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. 7 Aralık günü ise DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’nun duruşması yine aynı mahkemede görülecek. Son olarak Sedat Yılmaz 14 Aralık’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
    Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için… Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir.
    Oysa ki dünyada iyi gazetecilik yapanlar ödüllendirilir, herkes tarafından takdir görürler, el üstünde tutulurlar. Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından “En dirençli gazeteci” ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir.”

    “HERKESİ DİYARBAKIR CEZAEVİNE BEKLİYORUZ”

    “Basına yönelik bu baskıların son bulmasını istiyoruz” diyen Dedeoğlu, halkın haber alma hakkını savunan gazeteciler olarak, bu kötü gidişatı kabul etmiyoruz. Gazetecilerin tutuklanmasını, basın ve medya organlarının baskı altına alınmasını, sansürlenmesini, susturulmasını reddediyoruz. Gazetecilerin sefalet koşullarına mahkûm edilip, bu yetmezmiş gibi işsiz bırakılmasını derin bir sömürü olarak değerlendiriyoruz. Kamuoyunda “Sansür yasası” olarak bilinen “Dezenformasyon yasası” gibi kanuni düzenlemelerle sansürün hayatın her alanına hâkim kılınmasını istibdat rejimlerinin bir yöntemi olarak görüyoruz. Tüm bunları reddederken, öncelikli olarak gazetecilere özgürlük talep ediyoruz. Belirttiğimiz tarihlerde duruşmaları görülecek olan Dicle, Sedat ve Abdurrahman’ın bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz. Bunun gerçekleşebilmesi için de başta gazeteci meslektaşlarımız olmak üzere, ulusal ve uluslararası basın meslek örgütleri ile tüm demokratik kurum, kuruluş ve kamuoyuna gazetecilerle dayanışma çağrısında bulunuyor, herkesi her üç arkadaşımızın duruşmalarının görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler, İnsan Hakları Derneği’ne başvurdu

    Darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler, İnsan Hakları Derneği’ne başvurdu

    PİRHA-Şırnak’ta 25 Kasım eylemini takip ederken darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler, İHD’ye başvuruda bulundu. Polis şiddetini çekmelerini istemedikleri için gözaltına alındıklarını söyleyen MA Muhabiri Zeynep Durgut, “Gözaltında da polislerin işkencesine, hakaretlerine maruz kaldık. Araç içerisinde saatlerce kelepçeli bir şekilde bekletildik. Yaşananları topluma duyurmaya devam edeceğiz” dedi.

    Şırnak’ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yapılan eylem sırasında darp edilerek gözaltına alınan ve teknik ekipmanları kırılan gazeteciler, İnsan Hakları Derneği (İHD) Şırnak Şubesi’ne başvurdu.

    Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Zeynep Durgut ve Ömer Akın ile JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin, başvuru sonrası dernek binasında açıklama yaptı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan ile İHD Şırnak Şube Eşbaşkanı Haşım Toğurlu da açıklamaya katıldı.

    “BİZİM ŞİDDETİ ÇEKMEMİZİ İSTEMEDİLER”

    Eylemci kadınlarla birlikte gözaltına alındıklarını söyleyen MA muhabiri Zeynep Durgut, “Polisler bizi tanımasına rağmen gözaltı yaptılar. Çünkü bizim şiddeti çekmemizi istemediler. Gözaltında da onların işkencesine, hakaretlerine maruz kaldık. Araç içerisinde saatlerce kelepçeli bir şekilde bekletildik. Yaşananları topluma duyurmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    “ŞİDDETE MARUZ KALDIK”

    JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin ise, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde şiddete maruz kaldık. Gültekin, kadın olmaları ve özgür basın çalışanı olmaları nedeniyle şiddete maruz kaldık. İktidara yakın basın mensuplarına bir müdahale edilmezken, biz tehdit edilerek gözaltına alındık. Kadınlar da işkenceyle gözaltına alındı. Bu işkence görüntüleri biz gözaltına alındığımız için çekilmedi. Kameramı kırmak için şiddet uyguladılar. Bunun sonuncunda parmağımda çatlak oluştu” diye belirtti.

    “NE İŞKENCE NE DE TUTUKLAMA BİZLERİ YILDIRMAYACAK”

    MA muhabiri Ömer Akın ise şunları dile getirdi:

    “Gözaltına alındıkları gün Anadolu Ajansı ve iktidara yakın medya kuruluşlarının muhabirlerinin de olduğuna ancak onlara herhangi bir engelleme yapılmadı. 10-15 polis etrafımı sardı. Kameramı zorla benden alıp, tekme ve yumruklarla darp ettiler. Sesleri kendi kameralarına girsin diye ‘direnme’ diye bağırıp darp etmeye devam ediyorlardı. Bu esnada kameramın yere vurulduğunu gördüm. Daha sonra beni yüzüstü yere yatırıp sırtıma çıktılar. Ardından yerdeyken plastik kelepçeyle ters kelepçe yaptılar. Araca bindirildikten sonra polislerden biri küfür edip, ‘sana çekme demedik mi?’ dedi. ‘Darp yoktur’ raporu verildi. TEM polisi, ‘seni bir daha buralarda görsem daha çok döveriz’ diye tehdit etti. Gözaltına alındığım sırada çektiğim görüntülerin silinmesi için kameram polisler tarafından kırıldı. Emniyetteyken yanıma getirilen kameramı kontrol ettiğimde kameranın SD kart okuyucu bölümünün kırıldığını gördüm. Gözaltına alınmadan önce çektiğim görüntüleri yok etmeye çalıştıkları anlaşılıyor. Apê Musa’dan devir aldığımız gelenekle bugün de yarın da çalışmaya devam edeceğiz. Ne işkence ne tutuklama bizleri yıldırmayacak.”

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

    İHD Şırnak Şube Eş Başkanı Haşim Toğurlu ise, “Başvuruların detayına baktığımız zaman kolluk kuvvetlerinin orantısız bir şekilde işkenceyle kendilerini gözaltına alındıklarını dile getirdiler. Buna ilişkin savcılığa suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP Genel Başkanı Özel’den gazetecilere destek-VİDEO

    CHP Genel Başkanı Özel’den gazetecilere destek-VİDEO

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sansüre karşı AYM önünde buluşan gazeteciler ve meslek örgütlerinin eylemine destek vererek, AYM’ye, yasalara uyma çağrısında bulundu.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için yapılan iptal başvurusunu bugün değerlendirmeye alacak.

    Basın mensupları da “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için AYM önünde eyleme başladı. Sansüre ve keyfi tutuklamalara karşı nöbet tutan gazetecilere, siyasetçiler, meslek örgütü temsilcileri de destek verdi. “Gazetecilik yapıyoruz. Sansür yasasına hayır. Biz gazeteciyiz” dövizleri açan gazeteciler, basın özgürlüğü olmadan toplumda adaletin olamayacağına da dikkat çekti.

    Sansüre karşı AYM önünde buluşan gazeteciler ve meslek örgütlerinin eylemine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de destek verdi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ’Nİ ANAYASAYA UYMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    Özel, yasanın bugün AYM’den olumlu yönde sonuçlanacağını dönük görüşlerini belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Tolga Şardan’ın bırakılması hukuken bir itirazın değerlendirilmesinden, birilerinin vicdana gelmesinden değildir. Şardan’ın serbest bırakılması, bu yasa görüşülürken bu yasadan bir gazetecinin tutuklu olmasının iptalinin en önemli kanıtı olmasındandır. Eğer bugün Anayasa Mahkemesi iptal yönünde bir adım atmayacak olursa yarından itibaren ülkeyi kötü günler bekliyor demektir. Türkiye şu anda zaten gazetecilerin en fazla engellendiği ülkeler arasında. Bundan sonra Anayasa Mahkemesinin alacağı kararla ilgili bir şey söylemeye gerek yok. Anayasa Mahkemesinin anayasaya uymasına ve anayasanın en temel gözetilmesi gereken bilgi alma, basın özgürlüğü ve vatandaşın bilgi alma özgürlüğünü koruyacak adımı atacağına inanıyoruz. Bu tarihi sorumlulukları kendilerine hatırlatıyoruz. Bunu yerine getirmezlerse çok çok suistimal edilecek durumlar söz konusu.

    “UMUDUM BURADAN HUKUKA UYGUN BİR KARAR ÇIKMASIDIR”

    Bir yasal düzenleme ihtiyacı varsa biz bu konuyu Anayasa mahkemesinin yöneticilerinden dinlemeye, bu konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması noktasında destek vermeye de hazırız. Ben en iyi kararın verileceğine inanıyorum. İptal etmeme kararını şu aşamada konuşmanın yanlış olacağını düşünüyorum. Eğer böyle bir şey olmazsa Türkiye’yi büyük soruna sokarlar. Ekonomik kriz dahi büyür. Türkiye’de gazetecilik mesleğinin bitmesine sebep olurlar. Basın özgürlüğünün olmadığı, gazetecilerin hapiste kaldığı bir ülkeye ne yabancı sermaye gelir ne de Türkiye’nin güven endeksi yükselir. Bu nedenle verilecek karar son derece kritiktir. Aksi bir karar düşünmüyoruz. Umudum buradan hukuka uygun bir karar çıkmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılarda 11 gazeteci yaşamını yitirdi

    İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılarda 11 gazeteci yaşamını yitirdi

    PİRHA- Filistin Gazeteciler Sendikası, İsrail’in Gazze’ye dönük yaptığı saldırılarda 11 gazetecinin yaşamını yitirdiğini ve 20’den fazla basın mensubunun yaralandığını duyurdu.

    Hamas’ın İsrail’e karşı başlattığı operasyonun ardından 10 gündür süren savaşta haber takibi yapan 11 gazeteci yaşamını yitirdi.

    Filistin Gazeteciler Sendikası’na bağlı Özgürlükler Komitesi, İsrail’in saldırılarında gazetecilerin uğradığı hak ihlallerine ilişkin bir rapor yayımladı.

    Raporda, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yaptığı saldırılarda 11 gazetecinin hayatını kaybettiği, 20’den fazla basın mensubunun yaralı olduğu ve 2 kişinin de kayıp olduğu bilgisi yer aldı.

    Saldırılarda 50’ye yakın medya kurumunun yıkıldığının kaydedildiği raporda, Filistinli gazetecilerin hedef alındığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Apê Musa katledilişinin 31’inci yılında anıldı: Küçük generallerin kalemini taşıyor

    Apê Musa katledilişinin 31’inci yılında anıldı: Küçük generallerin kalemini taşıyor

    MKGP VE DFG öncülüğünde çok sayıda özgür basın emekçisi, yazar ve gazeteci Musa Anter’i (Apê Musa), katledilişinin 31’inci yılında andı. 

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) öncülüğünde, Kürt yazar ve gazeteci Musa Anter’in (Apê Musa), JİTEM tetikçileri tarafından katledilişinin 31’inci yıl dönümünde anma düzenlendi.

    Diyarbakır’da 20 Eylül 1992’de Seyrantepe Semti Cumhuriyet Mahallesi 442’nci Sokak’ta Musa Anter’in katledildiği yerde yapılan anmaya,  Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri Ceylan Akça ve Mehmet Kamaç, Yeni Yaşam Gazetesi yazarı ve gazeteci Hüseyin Aykol, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yeşil Sol Parti, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    ROZA METİNA: KALEMİNİ BIRAKMAYACAĞIZ

    Bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan anmada ilk olarak MKGP Sözcüsü Roza Metina söz aldı. Metina, şunları söyledi:

    “Bugün burada Apê Mûsa’nın kaleminin ve direnişinin önünde eğiliyoruz. Mûsa Anter mücadelesinden vazgeçmedi. Gerçekleri yazmaktan, söylemekten ve bugüne kadar eksilmeyen gazeteciliği günümüze kadar ulaştırdı. Hepimiz biliyoruz ki Apê Mûsa’nın dosyası zaman aşımına uğradı. Bugün bu devletin yetkilileri diyor ki; bu devlet hukuk devletidir eğer onun dosyası zaman aşımına uğradıysa bu devletin hukuk devleti olduğunu söyleyemeyiz. Musa Anter kalemiyle büyük bir direniş gösterdi. Biz de onun küçük generalleri olarak onun davasını takip edeceğiz. Biz her zaman onun kaleminin arkasında sıra tutacağız ve biz bütün zorluklara, zorbalıklara rağmen kalemimizi bırakmayacağız. Her zaman bu kutlu gazetecilik mesleğini devam ettireceğiz, çünkü bu büyük mirası bize bıraktı. Bizler bu gelenek devam etsin diye buradayız. Saygıyla Ape Musa’yı anıyoruz.”

    HÜSEYİN AYKOL: VAZGEÇMEDİK, DEVAM EDİYORUZ

    Ardından konuşan Gazeteci Hüseyin Aykol, mücadeleyi Musa Anter’in bıraktığı yerden alarak yükselttiklerini belirterek, “Sevgili Apê Musa yine huzurundayız. Geçen yıl bugün de yine buradaydık. Sana rapor sunmuştum bu nedenle geçmişe fazla takılmayacağım. Senin burada alçakça katledildiğinden bu yana biz gazete çıkarttık. 30 tane Kürtçe gazete çıkarttık, onlar da yetmedi yerel televizyonumuz oldu, hala devam eden dünyaya haber yayan televizyonlar var. Bizler işimize devam ediyoruz, fakat seni vurarak burada alçakça katletmekle bizi korkutup dağıtacaklarını ve bu işlerden vazgeçeceğimizi sandılar. Vazgeçmedik, devam ediyoruz o elinde tuttuğun bayrağı en yükseklere çıkarmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    DİCLE ANTER: KÜÇÜK GENERALLER KALEMİNİ TAŞIYOR

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ise babasının katledilişi üzerine hatırlatma yaparak, “Babamın bir sözü var, vasiyeti şöyle; ‘Kürt gençleri beni mezarımda rahat uyutsunlar’ Bugün de görüyoruz ki kalemini kırdılar, ama bugün Apê Musa’nın küçük generalleri o kalemi tamir ederek eline aldılar ve devam ettiler, o kalem hiçbir zaman da kırılmayacak. O büyük çınarın dallarına çok cefakâr gazeteciler katıldı. Baba rahat uyu, çünkü küçük generallerin kalemini taşıyor” sözlerini kullandı.

    YEŞİL SOL PARTİ VEKİLİ KAMAÇ: APÊ MUSA DİRENİŞİN İSMİDİR

    Yeşil Sol Parti Amed milletvekili Mehmet Kamaç ise yüz yıllardır Kürtlerin katliamla yüz yüze kaldığını ve bugün burada Apê Musa’yı andıklarını dile getirdi. Kamaç, “Apê Musa’yı katlederek, bu basını bitirebileceklerini düşündüler. Apê Musa Kürt halkının Apê Musa’sıdır, asla unutulmayacak. Direnişin ismidir. 31 yıl önce Apê Musa burada katledildi, ama biz biliyoruz ki geçen yıl yargısal olarak bir kere daha katledildi” dedi.

    Konuşmaların ardından, “Özgür basın susturulamaz” ve “Şehit namirin” sloganları ve zılgıtlar eşliğinde Musa Anter’in katledildiği sokağa doğru yürüyüş gerçekleştirildi.

    Anma, Musa Anter’in katledildiği yere bırakılan karanfillerle sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da gazeteciler cezaevinden çıktı: Özgür basın susturulamaz!

    Diyarbakır’da gazeteciler cezaevinden çıktı: Özgür basın susturulamaz!

    PİRHA- Diyarbakır’da tahliye edilen 15 tutuklu gazeteci cezaevinden çıktı. Alkışlarla karşılanan gazeteciler, “Özgür basın susturulamaz” dedi.

    Diyarbakır’da yargılanan 15’i tutuklu 18 gazeteciden tamamı ilk duruşmada tahliye edildi.

    Mezopotamya Ajansın’ın haberine göre, tahliye sonrası tutuklu gazeteciler Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin’i cezaevi önünde meslektaşları, aileleri, siyasi parti temsilcileri ve kentteki kurum ile kuruluş temsilcileri karşıladı.

    “BU DAVANIN HUKUKSUZ BİR DAVA OLDUĞUNU GÖSTERDİK”

    Zılgıt ve alkışlarla karşılanan gazetecilerden DFG Eş Başkanı Serdar Altan, “Güzel bir gün oldu hepimiz için. 13 ay oldu. 400 gün oldu tutukluluğumuz. Mahkemede de geniş değerlendirmemiz oldu. Bu gazetecilik davasıydı. Kürt gazetecilerin tutukluğu üzerineydi. Bunu boşa çıkarmaya çalıştık. Bu davanın hukuksuz bir dava olduğunu gösterdik. Mahkeme de bu durum doğrulandı” diye konuştu.

    “KÜRT GAZETECİLER ASLA SUSMAZ”

    “Her ne kadar bugün biz dışarıda olsak da içeride birçok arkadaşımız bulunuyor” diyen Altan şöyle devam etti:

    “Bu 13 ay içerinde ailelerimiz birçok zorluk çekti. Çalışmalarımızın yerde kalmasını istediler. Ancak çalışma arkadaşlarımızın kalemini yerde bırakmadık. Özgür Basının asla Apê Mûsa’nın Hafız Akdemir’în kalemini yerde bırakmayacağını gösterdik. Bundan sonra da bu şekilde devam edeceğini biliyoruz. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Zindanlarda da çalışmalarımızı yapmaya çalıştık. Bu konuda mutluyuz. Bu dayanışmanız için teşekkür ediyoruz. Bir kez daha belirtiyoruz ki Kürt gazeteciler asla susmaz.”

    Açıklama sonrası “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu gazeteciler hakkında tahliye kararı

    Tutuklu gazeteciler hakkında tahliye kararı

    PİRHA- Diyarbakır’da tutuklu yargılanan 15 tutuklu gazeteci hakkında tahliye kararı verildi. Gazetecilerin tahliyesinin ardından Diyarbakır Adliyesi önünde yapılan açıklamada, 13 aylık hukuksuzluğun son bulduğu belirtildi.

    Diyarbakır’da yargılanan 15’i tutuklu 18 gazetecinin ilk duruşması, ikinci gününde Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu gazetecilerin tümü hakkında tahliye kararı verdi.
    Tutuklu gazeteciler Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin’in “adli kontrol şartı” ile tahliyesine karar verildi.

     

    “13 AYLIK HUKUKSUZLUK SON BULDU”

    Tahliye kararı sonrası adliye önünde açıklama yapıldı. Açıklamada konuşan Avukat Resul Temur, 13 aylık tutukluluğun bugün itibariyle son bulduğunu söyledi.

    Gazetecilerin hepsinin, gazetecilik nedeniyle alındıklarını söylediklerini hatırlatan Temur, “13 ay boyunca durduğumuz yer değişmedi. 13 ay sonra ilk kez hakim karşısına çıktıklarında gazeteciliği savundular. Mesleki faaliyetlerinden, yargı tacizine rağmen geri adım atmadıklarını ilan ettiler. Bu süreç 13 ay sonra sona erdi. Bugün sadece gazetecilerin gazetecilik faaliyetinin yargılanmasına değil aynı dosyanın HDP’nin kapatılmasına malzeme yapıldığını da gördük. Gizli tanığın yalan yanlış ifade verdiğini ve bunun uzun tutukluluğa neden olduğunu da gördük. Gazetecilerin tahliye olması bizim için gurur verdi” dedi.

    Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Milletvekili Mehmet Kamaç ise, halkın ve gazetecilerin üzerinde baskıların sürdüğünü söyledi.

    Kamaç, “Bugün görüldü ki siyasetçiler, gazetecilere yapılan operasyonların hukuki temeli yoktur. Bu kararla mutluyuz. Arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşmasından mutluyuz. Gazetecileri cezaevinde karşılamaya gideceğiz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu gazetecilerin duruşması bugün de devam ediyor

    Tutuklu gazetecilerin duruşması bugün de devam ediyor

    PİRHA- Diyarbakır’da mesleki faaliyetleri nedeniyle haklarında dava açılan 15’i tutuklu 18 gazetecinin duruşması ikinci günde başladı.

    Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin ile tutuksuz Esmer Tunç, İbrahim Bayram ve Mehmet Yalçın hakkında açılan davanın duruşması ikinci günde Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

    Duruşmaya, tutuklu gazeteciler, avukatlar ile gazeteci örgütlerinin temsilcileri katıldı. Duruşma tutuklu gazeteci Mehmet Şahin’in savunmasıyla başladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dedeoğlu ve Aykol’dan, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı-VİDEO

    Dedeoğlu ve Aykol’dan, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Diyarbakır’da yaptıkları haberlerden dolayı “örgüt üyesi” olmakla suçlanan 15’i tutuklu 18 gazetecinin ilk duruşması başladı. Duruşma öncesi PİRHA’ya konuşan Disk Basın İş Bölge Temsilcisi Turgut Dedeoğlu ile Gazeteci Hüseyin Aykol, mesleğe sahip çıkmak için duruşmayı takibe gittiklerini belirterek, tutuklu gazetecilerle dayanışma çağrısı yaptı.

    Diyarbakır merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 15’i tutuklu 18 gazeteci yargılanıyor. Gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra hukuk ve sivil toplum örgütleri de duruşmayı takip ediyor.

    Duruşmayı takibe gelen DİSK Basın İş Bölge Temsilcisi Turgut Dedeoğlu ile Gazeteci Hüseyin Aykol duruşma öncesi PİRHA‘ya konuştu.

    “MESLEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Gazeteci Turgut Dedeoğlu, bugün 730 sayfa bir iddianameyle karşılaştıklarını belirterek, “Arkadaşlarımız 13 aydır ceza evindeler bu iddianamede de şunu gördük sanıktan delile gitme. Bu Türkiye’de gazeteciler üzerinde de uygulanan bir yöntem. Önce sanık yaratılıyor ardından delil toplanıyor. Dünyanın bütün ülkelerinde gazetecilere yönelik bu tür suçlamalar baskılar var” dedi.

    Türkiye’nin en fazla cezaevinde gazeteci olan ülkelerden biri olduğunu, mesleklerine sahip çıkmak için duruşmayı takip etmeye geldiklerini söyleyen Dedeoğlu şöyle devam etti:

    “Her seçim döneminde bunu yaşıyoruz. Her seçim döneminde iktidar özellikle muhalif gazeteciler üzerinde baskıları yoğunlaştırıyor. Buna alışmamak gerekiyor. Bütün gazetecilerin birlik olması gerekiyor. Çünkü bugün burada yargılanan gazeteciler değil, meslek. Mesleğimize sahip çıkmamız gerekiyor. Hepimiz burada dayanışma göstererek gazeteciliğin onuruna sahip çıkmamız gerekiyor. Ankara’da da duruşmaya çıkan arkadaşlarımız çıkıp kendilerini değil, gazeteciliği savundular. Burada da arkadaşlarımız aynısını yapacaklar, mesleklerini savunacaklar. Buradaki en büyük sorunumuz ulusal medyanın muhalif gazeteciliği, Kürt gazetecileri, özgür basını görmemeleri. Biz yaşasın sınıf dayanışması diyoruz. Mesleğimize sahip çıkmak için buradayız.”

    “HALKIMIZ BİZİMLE DAHA ÇOK DAYANIŞMALI”

    Duruşma öncesi konuşan Gazeteci Hüseyin Aykol ise “Evet bir dayanışma var. Gazeteci örgütleri aramızda. Yeterli mi? Yetersiz bence. Başta halkımız olmak üzere bu tarz davalara daha çok ilgi göstermek lazım, çünkü biz gazeteciler onların dertlerini, sorunlarını dile getiriyoruz. Bizi sustururlarsa, sizi susturmuş oluyorlar. Halkımızın bizimle daha çok dayanışmalarını istiyoruz. Susma sustukça sıra size gelecek” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    > Diyarbakır’da tutuklu gazetecilerin duruşması başladı

  • Gazeteciler Mayıs ayında 60 kez hakim karşısına çıktı, 4’ü tutuklandı

    Gazeteciler Mayıs ayında 60 kez hakim karşısına çıktı, 4’ü tutuklandı

    PİRHA- Gazeteci milletvekili Utku Çakırözer Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Rapora göre, gazeteciler 60 kez hakim karşısına çıktı, 4 gazeteci tutuklandı.

    CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in hazırladığı Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre, gazeteciler son bir ayda 60 kez hakim karşısına çıktı.

    Barış Pehlivan’ın da aralarında olduğu 4 gazeteci tutuklanırken, çok sayıda gazeteci hapis ve para cezalarına çarptırıldı. CHP’li Çakırözer, “AKP’nin ‘Türkiye Yüzyılı’ yine baskı, sansür, gözaltı ve tutuklamalarla başladı. Seçim öncesindeki sansür, baskı ve yasaklar dönemi, seçimler bitince de aynen devam ediyor. AKP’nin Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü alanındaki baskı ve sindirme politikalarına karşı halkın haber alma hakkı için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Habercilik görevini en zor şartlar altında yürüten dürüst gazeteciler de bu baskılara asla boyun eğmeyeceklerdir” dedi.

    Çakırözer’in her ay düzenli olarak hazırladığı Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gazetecilere uygulanan baskı, sansür ve engellemeler dikkat çekti.

    Seçim sürecinde muhalefet ve Cumhurbaşkanları adayları ile AKP ve adayı Erdoğan arasında adil olmayan bir yarış yaşandı. Adaletsizliğin en çok gözlendiği alan basın imkanlarına erişim oldu. Muhalefet partileri ve adayları başta devlet televizyonu TRT olmak üzere basında eşit ve adil imkanlardan faydalandırılmadı.

    Seçim gününde de haber takibi yapan gazetecilerin yeri stüdyolar yerine adliye ve karakollar oldu. Seçimlerdeki usulsüzlük iddialarını takip eden gazeteciler engelleme ve saldırılara maruz kaldı. KRT Muhabiri Sultan Eylem Keleş’in yayın yapması engellenirken, gazeteci Fatoş Erdoğan fiziki saldırıya uğradı.

    KAMERALAR KIRILDI
    Batman’da seçim kutlamaları sırasındaki gözaltıların haberini yapan gazeteci Vedat Aker gözaltına alındı.
    Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda oy sayma işlemi devam ederken sozcu.com.tr’ye siber saldırı düzenlendi.
    İstanbul Başsavcılığı seçim dönemindeki haber ve yayınlar nedeniyle aralarında Sevilay Yılman, Arif Kocabıyık, Derya Büyükuncu’nun da olduğu gazeteciler ile Solcu Gazete, Artı Gerçek, Artı TV ve Aykırı.com.tr gibi haber siteleri hakkında soruşturma başlattı.

    SEÇİM SONRASINDA RTÜK’TEN SORUŞTURMA

    Seçim biter bitmez RTÜK, Halk TV, Tele 1, KRT, TV 5, Flaş Haber ve Sözcü TV hakkında seçim günü yaptıkları yayınlar nedeniyle inceleme başlattı.
    ‘Demokrasinin sandıktan ibaret olmadığı’ şeklindeki sözleri iktidar yanlısı gazeteciler tarafından ‘darbe çağrısı’ diye hedef gösterilen Çiğdem Toker ve katıldığı Fox TV yayını hakkında bu kez RTÜK devreye girerek rapor hazırlattığını duyurdu.

    Çakırözer’in raporunda Mayıs ayında yaşanan diğer basın özgürlüğü ihlalleri ise şöyle:

    Gazeteciler 60 kez hakim karşında haber ve yorumlarını savunmak zorunda kaldılar. Bunlardan Sedat Yılmaz, Dicle Müftüoğlu ve Nadiye Gürbüz tutuklandı.
    Libya’da şehit olan MİT mensubunun cenazesine ilişkin haber nedeniyle tutuklanan ve denetimli serbestlikle cezaevinden çıkarılan Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan yaptığı başka bir haber nedeniyle ceza alınca yeniden cezaevine girmek zorunda kaldı. Pehlivan aynı gün tahliye edildi.
    Gazeteciler Ertan Çıta, Banu Acun, Caner Aktan, Ferhat Çelik ve Delal Akyüz gözaltına alındı.
    BirGün muhabiri Mustafa Mert Bildircin 11 ay 20 gün, Mezopotamya Ajansı’ndan Ferhat Çelik ve İdris Yayla 1’er yıl 3’er ay, DW Türkçe İstanbul Koordinatörü Bülent Mumay 1 yıl 8 ay, gazeteci Metin Yoksu haber fotoğrafı gerekçe gösterilerek 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldılar.
    Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül hakkında yazdığı bir köşe yazısı gerekçe gösterilerek hapis cezası istendi.
    Yazar Cengiz Çandar sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek 4 bin 500 TL, Gerçek Gündem editörü Furkan Karabay 20 bin TL para cezasına çarptırdı.
    Gazeteci Ruşen Takva ve Oktay Candemir hakkında haberleri gerekçe gösterilerek yeni davalar açıldı.

    TEHDİT VE SALDIRILAR

    Çanakkaleli gazeteci Muhammed Yavaş yaptığı haber nedeniyle Ülkü Ocağı Çan İlçe Başkanının saldırısına uğradı.
    Gazeteci Ahmet Kanbal sosyal medya paylaşımı sonrasında Nusaybin Kaymakamı tarafından tehdit edildi.
    Medyascope muhabiri Ali Macit, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde AKP’li Meclis üyesi tarafından darp edilerek çekim yapmasına engel olundu.
    Halk TV programcısı Şule Aydın hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla yakalama çıkarıldı.
    BirGün muhabiri İsmail Arı hakkında haberleri, Yüsra Batıhan hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma başlatıldı.
    Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir grubun suikast yapmak için Türkiye’ye girdiğine ilişkin iddiayı içeren paylaşımına soruşturma başlatıldı.

    ERİŞİM ENGELLEME RAPORUNA ENGELLEME

    Mayıs ayında erişim engelleme kararları ile de halkın haber alma hakkı kısıtlandı.

    Mayıs ayında erişim engeli getirilen haber ve içerikler şöyle:

    Ekşi Sözlük yeni kullandığı alan adı da yeniden erişime engellendi. Erişim engellerini kamuoyunun gündemine getiren İfade Özgürlüğü Derneği’nin 2021 ‘EngelliWeb Raporu’ da erişime engellendi.
    Esenler Medipol Hastanesi’nde yaşanan çocuk istismarı hakkındaki haberler, Cumhurbaşkanının aile şirketine haciz tebligatı gittiği iddiası ile ilgili haberler, Ali Yeşildağ’ın iktidar yöneticilerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu videolar ile adına açılan twitter hesapları, Hizbullah Davası hükümlülerinin Kızılay’da çalıştığı iddiası ile ilgili haberlere, AKP Karaman Gençlik Kolları İl Başkanının emniyet görevlilerine tokat attığı iddialarına ilişkin haber, Kemal Kılıçdaroğlu’nun borsa manipülasyonlarına yönelik açıklamaları, İBB’ye haciz kararı aldıran inşaat şirketi ile ilgili haberlere getirilen erişim engeli kararlarını haberleştiren gazetecilere verilen ceza haberleri, Cumhuriyet yazarları Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu‘nun yayımladıkları ‘SS’ kitabıyla ilgili haberlerin erişime engellenmesi haberleri, Diyarbakır’da seçimlerde müşahitlere tutanak vermeyen bir sandık başkanı ile ilgili haberlere Mayıs ayında erişim yasağı getirilerek kamuoyunun bilgi sahibi olması engellendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 9 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi

    9 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi

    PİRHA-12 gazetecinin yargılandığı davada mahkeme, tutuklu yargılanan 9 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi.

    Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever’in de aralarında bulunduğu 12 gazetecinin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren yargılanmasına, mahkeme Hamdullah Bayram’ın tutukluluk halinin devamına karar verirken, tutuklu yargılanan Diren Yurtsever, Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Emrullah Acar, Hakan Yalçın, Selman Güzelyüz, Habibe Eren ve Öznur Değer hakkında ise tahliye kararı verdi.

    Mahkeme, dinlenmeyen gizli ve açık tanıkların yanı sıra MA İmtiyaz Sahibi Ferhat Çelik’in de tanık sıfatıyla gelecek celsede dinlenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 5 Temmuz 2023’e ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -12 gazetecinin yargılandığı davanın ilk duruşması sürüyor

  • Gazeteciler Ferhat Çelik ve İdris Yayla’ya hapis cezası

    Gazeteciler Ferhat Çelik ve İdris Yayla’ya hapis cezası

    Askerler tarafından helikopterden atılan iki yurttaşa dair soruşturma yürüten savcıya ilişkin haber yapan Mezopotamya Ajansı (MA) İmtiyaz Sahibi Ferhat Çelik ile Jiyan Haber İmtiyaz Sahibi İdris Yayla’ya 1 yıl 3’er ay hapis cezası verildi.

    Van’ın Şax (Çatak) ilçesinde askerler tarafından 11 Eylül 2020 tarihide askerler tarafından gözaltına alınan Servet Turgut ve Osman Şiban’ın helikopterden atılmasına dair soruşturma yürüten savcı ile bu durumu kamuoyuna duyuran gazetecileri gözaltına alan savcının aynı kişi olduğunu “Gazetecilere gözaltı talimatı aynı yerden” başlıklı haber ile ortaya çıkaran Mezopotamya Ajansı’nın (MA) İmtiyaz Sahibi Ferhat Çelik ve Jiyan Haber İmtiyaz Sahibi İdris Yayla hakkında “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlaması ile yargılandıkları davanın karar duruşması görüldü.

    Van 2’nci Ağır Caza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Yayla da katıldı. Kararını açıklayan mahkeme, Çelik ve Yayla’ya ayrı ayrı olmak üzere 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da gözaltına alınan 4 gazeteci tutuklandı-VİDEO

    Diyarbakır’da gözaltına alınan 4 gazeteci tutuklandı-VİDEO

    PİRHA-Diyarbakır merkezli operasyonda gözaltına alınan gazeteci Abdurrahman Gök, Beritan Canözer, Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya tutuklandı.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Diyarbakır 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’nin 216 kişi hakkında gözaltı kararı verdiği, 128’nin gözaltına alındığı operasyondan sonra gazeteciler savcılık ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

    Mahkemeye sevk edilen gazeteci Abdurrahman Gök, Beritan Canözer, Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya tutuklandı.

    “FAŞİZM YENİLECEK”

    Tutuklama kararına tepki gösteren Abdurrahman Gök, “Faşizm yenilecek, hiç merak etmeyin, bu faşizan düzen defolup gidecek. Kahrolsun faşizm, yaşasın Özgür Basın” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Müftüoğlu: Tutuklanan arkadaşlarımıza yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu-VİDEO

    Müftüoğlu: Tutuklanan arkadaşlarımıza yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu-VİDEO

    PİRHA-Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, Kürt basınını susturmaya yönelik hamlelerin sürdüğünü belirterek, “Arkadaşlarımıza savcılık ve hakimlik sorgularında gazetecilik faaliyetleri dışında herhangi bir şey sorulmadı. Yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu. Suçlama konusu yapılan haberlerin hiçbirine erişim engeli getirilmemiş” dedi. 

    Türkiye’de AKP-MHP iktidarının gazetecilere yönelik baskı politikası her geçen gün artarak devam ediyor. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, paylaştığı raporda tutuklu gazeteci sayısının 87’e çıktığını duyurmuştu.

    Diyarbakır’da 8 Haziran’da gözaltına alınan 22 gazeteciden 16’sı tutuklandı, Ankara merkezli soruşturma kapsamında ise 25 Ekim’de gözaltına alınan 10 gazeteciden 9’u tutuklanmıştı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile Türkiye’de gazetecilerin yaşadıkları baskı, yakın zamanda tutuklanan 25 Kürt gazeteciye yönetilen suçlamalar ve seçimlerden sonra ülkede basın ve ifade özgürlüğü konusunda neler yapılması gerekiyor, konuları üzerine konuştuk.

    “KÜRT BASININI SUSTURMAYA YÖNELİK HAMLELER SÜRÜYOR”

    Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü sıralamasında dünya genelinde son sıralarda yer alan ülkelerden biri olduğunu belirten Dicle Müftüoğlu, “Türkiye’nin kuruluşundan bu yana bu tarz ihlallerin ve gazetecilere yönelik katliamların yaşandığı ülkelerden biri. Kürt gazetecilere yönelik baskı 1990’lı yıllarda nasıl gazeteler bombalanıyor, gazeteciler katledilip gözaltında kaybediliyorsa bugünde yöntemler değişse de Kürt basınını susturmaya yönelik hamleler sürüyor. Hakkında soruşturma açılmamış, gözaltına alınmamış tek bir Kürt gazeteci yok. Bu kadar baskının olduğu bir ortamda Kürt gazeteciler mesleklerini sürdürme noktasında bir çaba sarf ediyorsa o da bu geleneğin verdiği direnç ve inançtan geliyor” diye belirtti.

    “ARKADAŞLARIMIZ SORGULANIRKEN GAZETECİLİK FAALİYETLERİ DIŞINDA BİR ŞEY SORULMADI”

    Son 8 ayda Kürt gazetecilere yönelik iki büyük operasyonun gerçekleştiğini ifade eden Müftüoğlu, “Haziran ayında Amed merkezli düzenlenen operasyonda 20’s gazeteci 22 meslektaşımız gözaltına alınmıştı ve 16 kişi tutuklanmıştı. Arkadaşlarımıza savcılık ve hakimlik sorgularında gazetecilik faaliyetleri dışında herhangi bir şey sorulmadı. Yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu. PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit ülkedeki en önemli gündemlerden biri ve Newroz alanlarında insanlar Öcalan’a yönelik sloganlar atıp onun özgürlüğünü talep ediyorsa bu ülkede çalışan bir gazetecide doğal olarak bu konuya dair gündemi yaptığı haberlerde işler. Eğer bu gündemi işlemezse halka dair bir sansür uyguluyor demektir. Yine kültür programı sunan bir arkadaşımıza cezaevinde tutuklu bulunan Nudem Durak’a dair sunduğu haber soruluyor” dedi.

    “MA MİKROFONU, SUÇ UNSURU SAYILDI”

    Ekim ayında düzenlenen operasyonda da 9 gazetecinin tutuklandığını ifade eden Müftüoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    O iddianamenin içeriğine de baktığımızda Mezopotamya Ajansı’nda yayınlanan haberler olduğunu görüyoruz ama suçlama konusu yapılan haberlerin hiçbirine erişim engeli getirilmemiş. Kimyasal silaha dair yapılan açıklamalar ve eylemler, baskında alınan MA mikrofonu suç unsuru sayılıyor. Aslında gazetecilik yargılanıyor ve seçime giderken iktidar kendisine muhalif olabilecek hiçbir kesimi söz söylemesine imkan vermek istemiyor. Arkadaşlarımızın kısa bir zamanda serbest bırakılmasını ve meslek örgütleri ile halkı da bu meseleye dair dayanışma çağrısı yapıyoruz.”

    “BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SAĞLANMASI GEREKİYOR”

    Seçimlerde iktidar değişirse basın ve ifade özgürlüğünün sağlanacağı bir ortamın gelişmesi gerektiğini vurgulayan Dicle Müftüoğlu, “Demokratik bir Türkiye için olmazsa olmaz konuların başında geliyor basın ve ifade özgürlüğü. Çünkü bir insanın kendisini ifade ettiği için yargılandığı bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değil. Gazetecilere yönelik davaların hızlıca ele alınması ve yasaların yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Basın kartının artık iktidarların tekelinden çıkıp basın meslek örgütlerine devredilmesi gerekiyor. Bir insanın gazeteci olup olmayacağına bir bürokrat karar veremez. Bunu basın meslek örgütleri inceler. Bizlerin sansür yasası iktidarında dezenformasyon yasası dediği yasanın da yürürlükten kaldırılması gerekiyor, aksi halde iktidarın değişmesi çok bir şey değiştirmez” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA