Etiket: gazeteciler

  • Gazeteciler hala gözaltında

    Gazeteciler hala gözaltında

    Diyarbakır’da 3 gün önce gözaltına alınan 20’si gazeteci 21 kişi, hala serbest bırakılmadılar. 

    Diyarbakır’da 8 Haziran sabahında yapılan ev baskınlarında 20’si gazeteci 21 kişi gözaltına alındı. Gazeteciler, 3 gündür Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ve baro yönetimindeki iki avukat, dün akşam gözaltındaki gazetecilerle görüştü. Gazetecilerin henüz ifade işlemlerinin başlamadığı öğrenildi. Gazetecilerin dosyasındaki gizlilik kararı ise sürüyor.

    Gözaltında tutulanları isimleri şöyle:

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş, JINNEWS editörü Gülşen Koçuk, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, Ömer Çelik, Suat Doğuhan, Ramazan Geciken, Esmer Tunç, Neşe Toprak, Zeynel Abidin Bulut, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Şahin, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Remziye Temel, Mehmet Yalçın, Abdurrahman Öncü, Lezgin Akdeniz, Kadir Bayram ve Feynaz Koçuk.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    >Gazetecilerin gözaltına alınmasına tepkiler yükseliyor: Durum vahim!

    >Diyarbakır’da çok sayıda gazeteci gözaltına alındı!

    >ABF Başkanı Aslan’dan gözaltına alınan gazetecilere destek: Seslerine ses vermeliyiz!

  • Gözaltına alınan gazetecilere destek: Gazeteciye ‘terörist’ muamelesinden vazgeçin!

    Gözaltına alınan gazetecilere destek: Gazeteciye ‘terörist’ muamelesinden vazgeçin!

    PİRHA-Diyarbakır’da 20’si gazeteci 21 kişinin gözaltına alınmasına yönelik tepkiler devam ediyor. Basın Konseyi ve Tunceli Gazeteciler Derneği yaptığı yazılı açıklamada, “Görevini yapan gazeteciye ‘terörist’, habere de ‘terör’ muamelesi yapılmasından acilen vazgeçilmeli” dedi. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise Meclis’te soru önergesi verdi. 

    Diyarbakır’da dün gerçekleştirilen operasyonla 20’si gazeteci 21 kişinin gözaltına alınmasına yönelik tepkiler devam ediyor. Basın Konseyi ve Tunceli Gazeteciler Derneği yaptığı yazılı açıklama, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise Meclis’te soru önergesi verdi.

    “GAZETECİLERİN GÖREVİ HABERCİLİKTİR”

    Basın Konseyi, Diyarbakır’da gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Görevini yapan gazeteciye ‘terörist’, habere de ‘terör’ muamelesi yapılmasından acilen vazgeçilmeli. Halkın ve sivil toplum kuruluşlarının en demokratik haklarını kullanma isteğine tanıklık eden gazetecilere hoyratça davranmak ve görevlerinin engellenmesi kabul edilemez. Gazetecilerin görevi haberciliktir; halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını savunmaktır. Bu görevini yapan gazeteciye ‘terörist’, habere de ‘terör’ muamelesi yapılmasından acilen vazgeçilmesini talep ediyor; gazetecilerin yasaların güvencesinde görev yapmalarının önemini bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    “GAZETECİLER NEDEN GÖZALTINDA?”

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Adalet Bakanı Bozdağ’a “Gazeteciler neden gözaltında” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, dün Diyarbakır’da aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç ile JİNNWES Müdürü Safiye Alagaş’ın da bulunduğu 21 gazetecinin gözaltına alınmasını Meclis’e taşıdı. Beştaş, Meclis Başkanlığı’na Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Önergenin gerekçesinde, “Diyarbakır’da Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonlarda Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç ile gazeteciler Ömer Çelik, Suat Doğuhan,Ramazan Geciken, Berivan Karatorak, Esmer Tunç ve Mehmet Şahin gözaltına alındı. Toplamda 21 gazeteci gözaltına olup dosyalarında da gizlilik kararı olduğu ifade edilmektedir. Türkiye’de gazeteciler yazdıkları veya söyledikleri nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumumun da haber alma hakkı gasp edilmiş oluyor. Çok sayıda gazeteci haklarında açılan davalardan ötürü açıkça yargı baskısı altındadır” ifadelerine yer verildi.

    “GAZETECİLERE YÖNELİK GÖZALTILARI KABUL ETMİYORUZ”

    Tunceli Gazeteciler Derneği, Diyarbakır’da gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Türkiye’de seçim söylemlerinin sıkça konuşulduğu bir dönemde Diyarbakır merkezli çalışan ve bütün bölgede haberler yapan gazetecilerin düzenlenen bir operasyon ile gözaltına alınmasını halkın haber alma hakkına yapılan yeni bir saldırı olarak görüyoruz. Diyarbakır’da 8 Haziran günü sabaha karşı evleri ve dernekleri basılan 21 gazeteci gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan gazetecilerin avukatlarıyla görüşmesine dahi izin verilmemiştir. Ülkemizde uzun bir zamandır tek tip gazeteci yaratmak ve gerçeklerin halktan gizlenmesi için büyük bir çaba geliştirilmek istenmektedir. Diyarbakır’da 21 gazetecinin gözaltına alınması da tek tip gazeteci yaratma çalışmalarının bir örneğidir. Gazeteciler üzerinde her gün daha da fazla artan baskıları ve gazetecilere yönelik gözaltıları asla kabul etmiyoruz. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede adaletten ve demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Tunceli Gazeteciler Derneği olarak halkın doğru ve tarafsız haber alma hakkının asla engellenemeyeceğini belirtiyoruz ve gözaltına alınan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’li Oluç’tan gözaltı tepkisi: Gazetecilik suç değil, gazetecileri serbest bırakın

    HDP’li Oluç’tan gözaltı tepkisi: Gazetecilik suç değil, gazetecileri serbest bırakın

    HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Diyarbakır’da ev baskınlarında 21 gazetecinin gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Gazetecilik suç değildir. Gazetecileri serbest bırakın” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis Genel Kurulu’nda bu sabah Diyarbakır’da yapılan ev baskınlarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan ve JİNNEWS Müdürü Safiye Alagaş’ın da aralarında olduğu 21 gazetecinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    İktidara seslenen Oluç, “Sayın iktidar, bakın, bugün Diyarbakır’da sabah erken saatlerde gazetecilerin evlerine polis baskını yapıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği -yasal bir dernek- Jinnews -kadın haberleri- ve Mezopotamya Ajansı üye ve çalışanları; yaklaşık 21 kişi gözaltına alındı. Neden? Gazetecilik yapıyorlar. Nasıl gazetecilik yapıyorlar? Özgür gazetecilik yapıyorlar. Yani yolsuzlukları, hırsızlıkları, kayyumların yaptıklarını, ceberut devlet uygulamalarını, insan hakları ihlallerini yazdıkları için özgür gazetecilik yapıyorlar ve siz buna tahammül edemiyorsunuz. 20’ye yakın gazeteciyi gözaltına aldınız, belki onların bir kısmını da tutuklayacaksınız” sözleriyle tepki gösterdi.

    “KÜRTÇE GAZETECİLİK YAPMAK SUÇ DEĞİLDİR”

    “Ya bunlar gazetecilik yapıyorlar, suçları gazetecilik yapmak; böyle, durum bu” diyen Oluç, “Şimdi, bakın, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü açıkladı: Türkiye, dünyada 180 ülke içerisinde basın özgürlüğünün en kötü olduğu ilk 30 ülke arasında. Kim bunu bu hâle getirdi? Bu iktidar bu hâle getirdi. Yani bu gazeteciler, şimdi, gözaltına aldığınız gazeteciler, aynı zamanda Kürtçe gazetecilik yaptığı için de tutuklanıyor, gözaltına alınıyor. Yani bir kez daha söylüyoruz: Gazetecilik yapmak suç değildir, Kürtçe gazetecilik yapmak suç değildir” dedi.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’ne, Jinnews’e ve Mezopotamya Ajansı’na yönelik saldırılardan vazgeçilmesini gerektiğini belirten Oluç, gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.

    “BU NASIL BİR KÜRTÇE DÜŞMANLIĞI”

    Kürtçe üzerindeki yasaklara da değinen Saruhan Oluç, şöyle devam etti:

    “Bakın ‘Moliere’ diye biri var, duymuşsunuzdur; bir de onun ünlü oyunu var ‘Tartuffe’ onu da duymuşsunuzdur. Moliere bunu yeni yazmamış, yaklaşık dört asır evvel, 1664 yılında bu ‘Tartuffe’ adlı komedi oyununu yazmış. İşte, o zamandan beri dünyanın bütün ülkelerinde birçok dilde oynanan bir oyun. Şimdi, bu ‘Tartuffe’u Kürtçe oynamak için çalışmalar yapıldı ve oynanıyor da. Son dört yılda 140 kez sahnelenmiş bu oyun. Adana Valiliği keyfî bir şekilde yasakladı Moliere’in ‘Tartuffe’ oyununun oynanmasını, arkasından Mersin Valiliği de yasakladı. Gerekçe ne biliyor musunuz? Kamu güvenliği. Ya, dört yılda 140 kere oynanmış, Türkiye’deki birçok devlet sahnesinde Türkçe oynanıyor, kamu güvenliği tehdit altında değil, ‘Tartuffe’ Kürtçe oynanıyor diye kamu güvenliği tehdit altında, öyle mi? Adana ve Mersin Valiliği sizin yapacak işiniz yok da Moliere’in ‘Tartuffe’ ünü mü yasaklıyorsunuz ‘Kürtçe oynanıyor’ diye? Bu nasıl bir Kürtçe düşmanlığı ya, nasıl yani?”

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF Başkanı Aslan’dan gözaltına alınan gazetecilere destek: Seslerine ses vermeliyiz!-VİDEO

    ABF Başkanı Aslan’dan gözaltına alınan gazetecilere destek: Seslerine ses vermeliyiz!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Diyarbakır’da gözaltına alınan 19 basın çalışanı için açıklama yaparak, “Biz bu ülkede gazetecilerin, medyanın sesinin susmayacağına dair dostlarımızın yanında olmamız lazım. Onların sesine ses vermemiz lazım” dedi.

    Diyarbakır’da Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan ve JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş’ın da aralarında olduğu 19 gazeteci gözaltına alındı.

    Gazetecilere yönelik gözaltı operasyonlarına bir tepki de Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan’dan geldi.

    Yakın zamanda muhalif televizyonlara dönük de kimi cezalar kesilerek “susturma politikası” yürütüldüğünü söyleyen ABF Genel Başkanı Aslan, iktidarın kendi ana akım medyasını da her geçen gün elinden kaybettiğini ifade etti.

    Mustafa Aslan, Diyarbakır’da gözaltına alınan 19 gazeteciye dair, “Onların sesine ses katmalıyız” diyerek şunları kaydetti:

    “İktidar, muhalif seslerin her geçen gün daha da artacağının farkında. Çünkü ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizin artık iktidar değişimine hazır olacağını bilen her kesim, yarına dair hazırlık yapıyor. Düne kadar iktidardan yana olan, iktidarın dilini kullanan, hatta iktidarın borazanlığını yapan insanlar, bugün yavaş yavaş görüyor ki evet artık yürümüyor, kimi şeyler değişecek gibi, kaygı duyanların sesinin yükseleceğinin farkında. Ama muhalif medyaya sadece bugün değil, muhalif medyaya dün de bu baskıyı yapıyorlardı. Seçime yaklaştıkça ekonomik krizin, yoksulluğun, hayat pahalılığının olduğu, gün geçtikçe yük olduğu sürece Erdoğan’ın, muhalif olan seslere daha fazla baskı yapacağını, daha fazla susturmak için bu tür girişimlerde bulunacağını biliyoruz. Ama biz yine de bu ülkede gazetecilerin, medyanın sesinin susmayacağına dair dostlarımızın yanında olmamız lazım. Onların sesine ses vermemiz lazım. Bu konuda galiba biraz eksik kalıyoruz diye düşünüyorum.”

    NE OLMUŞTU?

    Mezopotamya Ajansının haberine göre, Diyarbakır’da polisler, sabah saatlerinde çok sayıda gazetecinin evine baskın düzenledi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş, JINNEWS editör Gülşen Koçuk, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç ile gazeteciler Ömer Çelik, Suat Doğuhan, Ramazan Geciken, Esmer Tunç, Neşe Toprak, Zeynel Abidin Bulut, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Şahin, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Remziye Temel ve Mehmet Yalçın gözaltına alındı.

    Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Gazetecilerin gözaltına alınmasına tepkiler yükseliyor: Durum vahim!

    >Diyarbakır’da çok sayıda gazeteci gözaltına alındı!

     

  • Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 149. sırada

    Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 149. sırada

    Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne göre, Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 149’uncu sırada yer alıyor.

    Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün her yıl açıkladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde bu yıl 180 ülke içerisinde 149’uncu sırada yer aldı. 2021 yılında 153’üncü olan Türkiye, medyaya dönük baskılara karşı sivil toplum hareketinin gösterdiği mücadele sayesinde endekste dört sıra ilerlemiş oldu.

    Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 2022 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi sonuçlarını paylaştı. Endekse göre, 180 ülkeden 8’inde özgürlük durumu “iyi”, 40’ında “tatmin edici”, 62’sinde “sorunlu”, Türkiye’nin de aralarında olduğu 42 ülkede “kötü”, 28 ülkede ise “çok kötü” kategorisinde bulunuyor.

    “Kutuplaşmada yeni çağ” başlıklı endekse göre, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2005 yılında 98’inci sırada yer alan Türkiye, Avrupa Birliği reform süreciyle çelişen bir biçimde listedeki yerini giderek kaybetti ve 2010 yılında 138, 2015’te 149, 2020’de 154’üncülüğe geriledi. Geçen yıl, listede bir sıra öne çıkan Türkiye, bu sene 149’uncu oldu.

    Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Endeksi’nde Türkiye ile ilgili olarak şunlar kaydedildi:

    “Recep Tayyip Erdoğan’ın aşırı yetkilerle donatılmış Cumhurbaşkanlığına ve otoriterliğine, basın özgürlüğünün hiçe sayılması ve yargı sistemine müdahaleler eşlik etti. Yargı, Erdoğan’ın talebi üzerine tutuklamalar yapsa da bazı hakimler ‘aşırıya kaçan baskıya’ ses çıkarmaya başladı: Bazı gazeteciler, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’, ‘örgüt üyeliği’ veya ‘örgüt propagandası’ gerekçelerine dayandırılan keyfi kovuşturmalarda beraat etti. Gazetecilere yönelik tutuklamanın yerini adli kontrol aldı. Temmuz 2021’de gazeteciler, AFP fotomuhabiri Bülent Kılıç’ın şiddet görerek gözaltına alınmasının ardından, Olağanüstü Hal ilanından sonra ilk kez kitlesel eylem yaptı. Son iki yılda Türkiye’de iki gazeteci öldürüldü: Ses Kocaeli gazetesi sahibi Güngör Arslan 19 Şubat 2022’de; Bursa Rahmet FM çalışanı Hazım Özsu da Mart 2021’de uğradıkları silahlı saldırılar sonucu yaşamlarını yitirdiler. Cinayet zanlıları tutuklandılar.”

    BAZIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE İLK SIRADA NORVEÇ YER ALDI

    Norveç’in ilk sırada yer aldığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin ilk onunda dokuz Avrupa ülkesi ile birlikte Orta Amerika ülkesi Costa Rica (8) da bulunuyor. Sovyetler Birliği içinde yer alan Baltık ülkeleri Estonya (4) ve Estonya da endeksin zirvesindeki ülkelerden.

    Avrupa’da sıralama sonuncusu olan Bulgaristan’ın (91) yerini Yunanistan (108) alırken, Almanya (16), Fransa (26), İngiltere (24) listenin üst bloğundaki ülkeler arasındaydı.

    Raporda, İngiltere’nin iki yıllık prosedür sürecinin ardından Wikileaks kurucusu Julian Assange’ın ABD’ye (42) iadesinin önünü açması da not edildi. RSF, gazeteci olmamakla birlikte gazeteciliğe katkıda bulunduğu gerekçesiyle Assange’ın iadesine -bu tür katkılar adına kötü bir ilk örnek oluşturmaması için karşı çıktığını belirtti.

    28 ülkede medya özgürlüğü durumunun “çok kötü” kategorisinde yer aldığı RSF Endeksi’nde, Ukrayna’ya işgal girişiminde bulunan Rusya 155. sırada yer alırken Çin (175), Myanmar (176),Türkmenistan (177), İran (178), Eritre (179) ve Kuzey Kore (180) son sıralardaki ülkeler oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    AKP-MHP milletvekilleri tarafından Meclis’e sunulan kanun teklifinin “ifade özgürlüğüne yeni bir darbe” olduğunu belirten TGC, “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, aba altından sopa gösterilmektedir” dedi.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, AKP-MHP’nin Meclis’e sunduğu, gazetecilere yeni hapis cezaları getirilmesinin yolunu açan torba kanun teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Şirketler aleyhine haber yapan gazetecilere “şöhrete zarar” suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası getiren teklifin yurttaşların habere erişim hakkını engelleyeceğinin altı çizilen açıklamada, “Anayasal bir hak olan basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engellemek için iktidar tarafından sistematik olarak girişimde bulunulmaktadır. Son olarak 85 iktidar milletvekilinin ortak imzasıyla TBMM’ye torba kanun içinde bir teklif sunulmuştur. Torba yasaya eklenen maddeye göre isimleri belirtilmese bile şirketlerin güvenilirliği konusunda kamuoyunda tereddüde yol açacak, güveni sarsacak haberlerin yapılması sansürlenmektedir” denildi.

    Sosyal ve ekonomik sorunlarla ilgili haberlerin serbest dolaşımının bir kez daha engellenmek istendiği belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, ekonomi habercilerine aba altından sopa gösterilmektedir. Bu madde kabul edilirse yurttaşların habere erişiminin önüne yeni bir engel konulacaktır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yeni bir darbe olan bu teklifin çekilmesi için iktidar ve muhalefet partilerine çağrı yapıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC: 12 bine yakın gazeteci işsiz kaldı; çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesinde

    TGC: 12 bine yakın gazeteci işsiz kaldı; çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesinde

    PİRHA-Türkiye’deki ekonomik krizden gazetecilerin de ağır şekilde etkilendiğini yazılı bir açıklama ile duyuran Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, “Siyasi ve ekonomik baskıyla kapatılan yüzlerce yayın organında, 12 bine yakın gazetecinin işsiz kaldığı bir ortamda çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesindeki maaşlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır” ifadelerine yer verdi. 

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Ekonomik kriz gazetecileri de vurdu” başlıklı yazılı bir açıklama yayımlayarak, gazetecilerin sorunlarına değindi. Türkiye’deki ekonomik krizin gazetecileri de ağır şekilde etkilediği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz medyada çalışan meslektaşlarımızı da ağır bir biçimde etkilemiştir. Siyasi ve ekonomik baskıyla kapatılan yüzlerce yayın organında, 12 bine yakın gazetecinin işsiz kaldığı bir ortamda çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesindeki maaşlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapan gazetecilerin Basın İş Kanunu kapsamındaki sözleşmeyle çalıştırılmaması en önemli sorunlardan biridir. Çünkü beraberinde ciddi hak kayıplarını getirmektedir.

    GAZETECİLERE ÜÇ TİP SÖZLEŞME İMZALATILMAKTADIR

    Uygulamada gazeteci ile işvereni arasında 1. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi, 2. Belirli Süreli İş Sözleşmesi, 3. Telif Sözleşmesi  olmak üzere üç tip sözleşme imzalanmaktadır. Telif sözleşmesi adı altında çalışan bir gazeteci ilk olarak Basın İş Kanunu’nun kapsamı dışında kalmaktadır.  Esas önemli yanı ise sosyal güvenlik hakları kısıtlanmış ve sigortasız çalışmış olmaktadır.

    Gazetecinin haklarını kısıtlayan diğer uygulama ise gazeteciye maaş + telif adı altında yapılan maaşın bölünmesi uygulamasıdır ki, bu da gazetecinin haklarını kısıtlamakta günün sonunda SGK’dan daha az bir emeklilik maaşı almasına yol açmaktadır.

    GAZETECİLER İŞ YASASI İLE ÇALIŞTIRILIYOR

    Basın İş Kanunu ile çalıştırılması gereken gazeteciler  sıklıkla 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında sözleşmeye zorlanmaktadır.  Bu  çalışma biçimi de  gazetecinin haklarını kısıtlayan bir uygulama biçimidir. Gazetecinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılmasının en önemli sonucu Basın Kartı alamaması ve 5510 Sayılı Kanun’da tanınan  fiili hizmet zammı hakkından mahrum kalmasıdır.

    AYLIK MAAŞA FAZLA MESAİ DAHİL EDİLİYOR

    Gazetecinin aylık ücreti ile ilgili olarak da uygulamada bazı problemler yaşanmaktadır. Bazı medya kuruluşlarında gazetecinin almış olduğu aylık ücretin bir kısmının fazla mesai olarak ücret bordrolarına yansıtıldığı görülmektedir.

    Bu kanuna aykırı olduğu gibi, ahlaki bir problem olarak da karşımıza çıkmaktadır.  Gazetecinin ileride haklarını almak için açacağı davada ciddi bir sorun yaşanmaktadır. Örneğin fazla mesai ücreti taleplerinde Yargıtay ücret bordrolarında gözüken fazla mesai ücret ödemelerinin, hak edilen fazla mesai ücretinden mahsup edilmesine karar verdiğinden gazeteci gerçek hakkını alamamaktadır. Kıdem ve ihbar tazminatlarının da daha eksik hesaplanmasına sebep olmaktadır.

    EN AZ MAAŞ ALANLAR, MUHABİRLER

    Uygulamada en az ücret alan basın çalışanları olarak muhabir, foto muhabiri ve editörler karşımıza çıkmaktadır. Uzun yıllar basın kuruluşlarında çalışan, mesleki kıdemleri 15-20 yılı bulan gazetecilerin çok düşük ücretlerle çalıştırıldıkları da bilinen bir gerçektir. Medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin ücretlerine uzun yıllar zam yapılmamaktadır. Sonrasında yapılan zamlar ise günün ekonomik koşullarının  çok altında kalmaktadır. Bu da gazetecinin düşük kıdem tazminatı ve düşük emeklilik maaşı ile çalışma yaşamlarını sonlandırmalarına neden olmaktadır.

    GAZETECİ MAAŞLARI AĞIR BİR EROZYONA UĞRAMIŞTIR

    Gazetecilerin Basın İş Sözleşmesi dışında imzalamaya zorlandıkları sözleşmelerin yarattığı hak kayıplarının yanı sıra aldıkları ücretler de ekonomik kriz nedeniyle erozyona uğramıştır.

    Kariyer.net 2021 Ocak ayı için medya sektöründe en yüksek muhabir maaşını 8 bin 410 TL en düşüğünü ise 2 bin 820 TL, ortalama ücreti de  4 bin 110 TL olarak saptamıştır. TÜİK Tüketici Fiyatları Endeksi’ne (TÜFE) göre örneğin 2019 yılı Ocak ayında 3 bin TL ile işe başladığını varsaydığımız bir muhabirin aynı yaşam düzeyini sağlayabilmesi için 2021 yılının Kasım ayında yaklaşık 4 bin 560 TL maaş alması gerekmektedir. Bu TÜİK enflasyon hesaplamalarına göre yüzde 52 artış anlamına gelmektedir.

    HESAPLAMALAR GERÇEK FİYAT ARTIŞLARINI YANSITMIYOR

    Oysa TÜİK tarafından yapılan enflasyon hesaplamalarının gerçek fiyat artışlarını yansıtmadığı ortadadır. Bu nedenle Prof. Veysel Ulusoy’un başkanlığında çalışan bir grup bağımsız ekonomistin kurduğu Enflasyon Araştırmaları Grubu (ENAG) son zamanlarda kendi bulgularını açıklamaya başlamıştır. ENAG verilerine göre 2021 Kasım ayı itibarıyla yıllık tüketici fiyatları artışı yüzde 58,65 olmuştur. TÜİK aynı dönem için yüzde 21,31 oranını vermiştir.

    Somut örnek vermek gerekirse 2020 Kasım’ında 3 bin TL maaş alan bir muhabirin, aynı yaşam düzeyini tutturmak için TÜİK’e göre 2021 yılı Kasım ayında yaklaşık 3 bin 640 TL ENAG hesaplamasına göre de yaklaşık 4 bin 760 TL aylık almış olması gerekmektedir.

    GAZETECİLER HER GÜN BİRAZ  DAHA YOKSULLAŞIYOR

    Ancak TÜİK’in tüketici fiyatlarındaki artışları en aza indirerek yansıttığı endekse göre bile yeterli maaş artışı sağlanamamakta, meslektaşlarımız günün koşullarında her gün daha da yoksullaşmaktadırlar.

    İşverenler bu ağır sürecin meslektaşlarımızı daha fazla ezmesine izin vermemelidir. Gazetecileri Basın İş Yasası ile çalıştırmalı, hak ettikleri ücretleri almalarını sağlamalıdır.”

    GAZETECİLER EKONOMİK KRİZDEN NASIL ETKİLENDİKLERİNİ ANLATTILAR

    ASGARİ ÜCRETİN 1,5 KATINI ALIYORUM

    Erkek (39): Mesleğe ilk başladığımda iki yıllık deneyimime rağmen asgari ücretin dört katını kazanıyordum. 22 yıldır çalışıyorum şimdi asgari ücretin 1,5 katı alıyorum. Eskiden gazeteler arası gazeteciler transfer edilirdi ücretler artardı. Şimdi birçok yayın organı kapandığı için öyle bir şansımız da kalmadı.

    KREDİ KARTIYLA AY SONUNU GETİRMEYE ÇALIŞIYORUM

    Kadın (47): Bekar anneyim. 28 yıldır gazetecilik yapıyorum. Kiram 2 bin 600 TL, aylık sabit giderim 3 bin 800 TL. Kredi borçlarım var. Bunların toplamı da bin 750 TL. Üniversite öğrencisi bir çocuğum var. Emekli maaşım ve çalıştığım kurumdan aldığım maaş ile birlikte elime geçen 8 bin TL. Yüksek kur ve enflasyon nedeniyle geçinme imkanı bulamıyorum. Kredi kartıyla ay sonunu getirmeye çalışıyorum. Enflasyon yüzünden paranın bir değeri kalmıyor.

    EKİPMANLARIN FİYATLARI YÜZDE YÜZE YAKIN ZAMLANDI

    Erkek (31): Dört buçuk yıldır muhabir olarak çalışıyorum. Mesleğe stajyer olarak ücret almadan başladım. Ailemin yanında kaldığım için bir müddet idare edebildim. Sonra dokuz ay İş-Kur ödeneği ile çalıştıktan sonra resmi girişim yapıldı. 2019 yılında 2 bin 300 TL maaş almaya başladım. İş değiştirdim, 5 bin TL maaşım. Ancak yetiyor. Mesleğim için gerekli ekipmanların fiyatları da yüzde 100 arttı.

    BU MAAŞLA NE KADAR DAYANIRIM BİLMİYORUM

    Kadın (33):  Yedi yıldır muhabirlik yapıyorum ve aldığım maaş 3 bin 700 TL.  Ailemle yaşıyorum ve kazandığım para, kişisel ihtiyaçlarımı karşılamama bile yetmiyor.  Bir de üstün performans bekleniyor. İşimi sevmesem  bu parayla kesinlikle çalışmazdım.  Bu maaşla daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.

    GELECEĞE DAİR HİÇBİR UMUDUM YOK 

    Erkek (32) : Dokuz yıldır gazeteci olarak çalışıyorum ve bekarım. 5 bin 500 TL alıyorum ve aldığım  maaş kendime zor yetiyor. Geleceğe dair hiçbir umudum yok. 10 yıldır çalışmamın  sebebi işime olan tutkum. Aksi takdirde sadece gazetecilik yaparak bir gelecek hayali kurmak, evlenip çocuk sahibi olmak imkânsıza yakın bir şey.

    ALDIĞIM MAAŞ İLE SADECE GÜNÜ KURTARIYORUM

    Erkek (33):14 yıldır televizyon muhabiri olarak çalışıyorum. 3 yıl önce evlendim. Şu an ki, maaşım 5 bin TL.  Aldığım maaş şu anda geçimime zor yetiyor. Eşim de, muhabirlik yapıyor ve o da çalışmasaydı Türkiye şartlarında bu parayla geçinemezdik.  Sadece  günü kurtarıyorum.

    BU MESLEĞİ SEVMESEM YILLARCA KATLANAMAZDIM

    Erkek (29): Yedi yıldır gazetecilik yapıyorum. Bundan tam 3 ay öncesine baktığımda bırakın aldığım maaşla geçinmeyi, her ay kredi kartları olmasa ayakta kalamazdım. 3 bin 500 TL alıyorum.  Sevmesem bu maaşla çalışmaya katlanmazdım.

    ALDIĞIM MAAŞ HER GEÇEN GÜN DEĞER KAYBEDİYOR

    Kadın (29) :  Beş yıldır bir gazetede muhabirlik yapıyorum. Evliyim, aldığım maaş 4 bin 400 TL. Yaptığımız iş ve aldığımız maaşı karşılaştırdığımızda  çok düşük ücretlere çalışıyoruz. Ekonomi kötüye gidiyor. Aldığım maaş her geçen gün değer kaybediyor.  İki kişi çalışıyoruz. Çocuğumuz olsa geçinemezdik.

    EŞİM ÇALIŞMASAYDI KESİNLİKLE GEÇİNEMEZDİK

    Kadın (28) :  Altı yıldır gazete muhabirliği yapıyorum. Bir buçuk yıl önce evlendim. Şuan ki maaşımın neti 3 bin 800 TL. Aldığım maaşın İstanbul şartlarında ve mevcut ekonomik krizde yetmesi mümkün değil. Eşim de çalışmasaydı kesinlikle geçinemezdik.

    HİÇBİR BİRİKİM YAPAMIYORUM

    Kadın (25):  Meslekte beş yılımı bitirdim. Aldığım maaş 3 bin 850 TL.  ve buna ek olarak 750 ile bin TL. arasında mesai alıyorum. Ailemle yaşıyorum. Temel ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra ay sonunda hiçbir şekilde birikim yapamıyorum. İnsanca bir yaşam için maaşımın en az 8 bin TL. olması gerekiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • 5 yıldır süren Özgür Gündem davasında 22 gazeteci beraat etti

    5 yıldır süren Özgür Gündem davasında 22 gazeteci beraat etti

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesine yapılan baskın sırasında gözaltına alınan ve 5 yıldır yargılanan 22 gazeteci, beraat etti.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesine yönelik yapılan baskında “polise mukavemet” iddiasıyla gözaltına alınan 22 gazetecinin yargılandığı davanın duruşması İstanbul 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç, Cemal Polat, Sercan Korkmaz ve Oya Öznur hazır bulundu.

    Kimlik tespiti ardından söz alan Gülfem Karataş’ın avukatı Cemal Polat, müvekkilinin baskın sırasında bünyesinde çalıştığı İMC TV için haber takibi yaptığını ve o esnada gözaltına alındığını söyledi. Polat, “Müvekkil ne kadar sanık sandalyesinde olsa da mağdurdur” dedi. Karataş’ın gözaltına alındığı sırada saldırıya ve hakarete maruz kaldığını ifade eden Polat, iddianame ve mütalaaya işaret ederek, buralarda hakaretin kimin yaptığının yer almadığına dikkati çekti. Polat, beraat talebinde bulundu.

    Avukat Sercan Korkmaz da gazetecilerin mağdur olduğunu ancak sanık durumuna düşürüldüklerini söyledi. Dosyada açık fail ve fiilin olmadığına belirten Korkmaz, “İddia edilen suçun işlediğine dair kamera kayıtlarından söz ediliyor. Arama esnasında çekilmiş. Ancak dosyaya konulmamış” diye konuştu.

    AVUKAT KILIÇ: OLAYIN TANIĞIM

    Söz alan Avukat Özcan Kılıç ise söz konusu baskının tanığını olduğunu belirterek, yaşananları anımsattı. Kılıç, gazetenin kapatılmasının internet üzerinden emniyet tarafından servis edildiğini ardından ise polisin gazetenin bulunduğu cadde ve sokakları kuşattığın hatırlattı. Daha sonra polisin geldiğini ancak arama kararı göstermediklerini söyleyen Kılıç, “O gün orada 20 editör yanı sıra misafirler de vardı. Polis ile aramada için diyalog sürerken eli ve kolu sarılı bir polis gazetelere cinsiyetçi küfürler etmeye başladı. O esnada polis kamerası açıktı ancak dosyada yer almadı. Neden dosyaya konulmuyor ? İddiayı ispatlayacak ama konulmuyor. Küfre itiraz eden gazeteciler tekme tokat gözaltına alındı. Gözü kaşı patlayan oldu” diye ifadelerde bulundu.

    Kılıç, Özgür Gündem gazetesini kapatılmasının ihlal olduğuna dair Anayasaya Mahkemesi’nin (AYM) verdiği kararı ibraz ederek, kararın içinde bir kapatma aramasının nasıl olmayacağının tane tane anlatıldığını kaydetti. Yılmaz Bozkurt’un avukat Oya Öznur ise müvekkilinin olay gün gazete de misafir olduğunu, ancak buna rağmen darp edildiğini paylaştı. Bu konuda şikayette bulunduğunu aktaran Öznur, herhangi bir soruşturmanın dahi açılmadığını kaydetti. Ayrıca “hakaret” ve “polise mukavemet” iddiasına işaret eden Öznur, bu suçların şahsileştirilmediğini herkesin suçlandığını ve bunun doğru olmadığını söyledi. Ayrıca dosyada maddi bir gerçeğin olmadığını kaydeden Öznur, beraat talebinde bulundu.

    22’Sİ DE BERAAT ETTİ

    Savunmaların ardından kısa bir ara veren mahkeme, kararını açıkladı. Mahkeme, dosyada yer alan iddiaları ispatlayacak herhangi bir delilin olmadığını, ayrıca olayla ilgili kamera kayıtlarının bulunmaması, söz konusu suçlanan gazetecilerin suç işlediğinin sabit olmadığını bu nedenle beraat kararı verdi. Mahkeme ayrıca gazetecilere 5 yıldır verilmeyen dijital materyallerinin de verilmesine karar verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Özgür Gündem gazetesi İstanbul 8’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından 16 Ağustos 2016’da kapatıldı. Gazetenin Taksim’de bulunan binasına yapılan baskında aralarında gazetenin genel yayın yönetmeni Zana Kaya ve yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya’nın da bulunduğu 24 gazeteci gözaltına alındı. Kaya ve Kızılkaya çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanırken 22 gazeteci serbest bırakıldı. Kaya 5 ay, Kızılkaya ise 16 ay sonra çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Mahkeme kararıyla kapatılan gazete ise 29 Eylül 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile tekrar kapatıldı. Serbest bırakılana gazeteciler hakkında açılan davada, gözaltı esnasında el konulan haber materyallerinin kayıp olduğu öğrenildi. Polisin el koyduğu ve kayıp olan materyaller hakkında mahkeme, “kayıp olduğu için sahiplerine verilemeyecek” şeklinde karar vermişti. Ardından ise dava avukatları, söz konusu baskına ilişkin CD kayıtlarının olduğunu ve davaya sunulmasını istedi. Ancak bugüne kadar görülen duruşmalarda polisin iddiasını doğrulayacak bir kanıt olmamasına rağmen iddia makamının sunduğu mütalaasında ceza talebinde bulundu.

    (Mezopotamya Ajansı)

  • MLSA: 6 ayda izlenen davalarda yargılananların yüzde 42’si gazeteci

    MLSA: 6 ayda izlenen davalarda yargılananların yüzde 42’si gazeteci

    PİRHA- MLSA’nın, FNF Türkiye Ofisinin desteğiyle yürüttüğü dava takip projesinin raporu yayınlandı. Rapora göre gazetecilerin, aktivistlerin ve siyasetçilerin terör suçlarıyla suçlanması eğilimi artarak devam ederken gazetecilerin cezalandırıldığı davalarda terör suçları dışındaki farklı suçlara daha fazla atıf yapılıyor. Rapora göre 6 ayda izlenen davalarda yargılananların yüzde 42’si gazeteci.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Friedrich Naumann Vakfı (FNF) Türkiye Ofisinin desteğiyle yürüttüğü dava izleme projesi kapsamında, 1 Ocak – 15 Temmuz 2021 tarihleri arasında 11 şehirde 15 gözlemci ile 98 davanın 147 duruşmasını izledi.

    Rapor verileri, bir önceki izleme döneminde tespit edilen tutuksuz yargılama eğiliminin devam ettiğini ve sanıklara yöneltilen suçlamaların değişmediğini ortaya koydu. Bir önceki raporun kapsadığı dönemde tutuklu yargılama oranı %6 iken, bu oran yeni izleme döneminde %3’e düştü. Geçmiş rapor döneminde yargılananlara yöneltilen suçlamaların %46’sı terörle ilgili iken, bu oran bu dönemde %58 oldu. Terör suçlarının ardından en sık karşılaşılan suçlama ise %6 oranı ile “Cumhurbaşkanına hakaret” oldu.

    CEZAEVİNDE BULUNAN GAZETECİ SAYISI 57

    Bu dönemde Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile düzenlenen suçlarda mahkumiyet oranında belirgin bir düşüş gözlendi; geçtiğimiz dönemde TMK’dan ceza verme oranı %78 iken, bu raporun kapsadığı dönemde bu oran %30 oldu. Ancak bu dönemde gazetecilerin başka suçlardan daha fazla cezalandırıldığı tespit edildi. Örneğin Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından ceza verilme oranı %10’dan %25’e, 125. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen “kamu görevlisine hakaret” suçlamasından ceza verilme oranı ise %5’ten %17’ye yükseldi.

    Bu dönemde yaptığı haberler nedeniyle cezaevinde bulunan gazeteci sayısı 66’dan 60’a düştü. Şu anda cezaevinde bulunan gazeteci ve basın çalışanlarının güncel sayısı 57.

    ADİL YARGILAMAYA İLİŞKİN SORUNLAR

    147 duruşmanın 30’unda, gözlemciler sanıkların adil yargılandıklarına ilişkin şüphe duyduklarını bildirdi. 11 duruşmada gözlemciler mahkemelerin tarafsızlığından endişe ederken, 10 duruşmada yargılamanın aleniliği ilkesine saygı duyulmadığı, 5 duruşmada ise uzun yargılama sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edildi. Ek olarak gözlemciler 3 duruşmada tanıkların sahte olduğundan şüphe ettiklerini kaydetti.

    KİMLER YARGILANDI?

    İzlenen 98 davada 562 sanık yargılandı. Yargılananların %42’si gazeteciyken, %23’ü aktivist, %11’i siyasetçiydi. Sanıklar arasında avukatlar (%2), yazarlar (%2), öğrenciler (%2), basın çalışanları (%1), sanatçılar (%1) ve akademisyenler (%1) de vardı.

    NEYLE SUÇLANDILAR?

    İzlenen 98 davada sanıklara toplamda 149 suçlama yöneltildi. Suçlamaların büyük çoğunluğu bir önceki raporda gözlemlendiği gibi terörle ilgili suçlardı. Sanıklara; 37 davada “terör örgütü propagandası yapmak” (TMK 7/2), 31 davada “silahlı terör örgütü üyeliği” (TCK 314, TMK 7/1), 9 davada “terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklama veya yayma” (TMK 6), 6 davada “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, örgüte yardım etmek” (TCK 220/6-7), 3 davada “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” (TCK 220) ve 1 davada “6415 sayılı terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlamaları yöneltildi.

    Suçlamalara gösterilen delillerin %64’ü gazetecilik faaliyetleri ile ilgiliydi. Sanık, tanık veya müşteki beyanları 20 davada delil olarak öne sürülürken, 6 davada da dernek faaliyetleri suç delili olarak sunuldu.

    Raporun tamamına ulaşmak için:  https://www.mlsaturkey.com/dava-gozlem-temmuz-2021/

     

  • ‘Gazeteciliği boğmanıza izin vermeyeceğiz’ diyen gazetecilere yine polis engeli!-VİDEO

    ‘Gazeteciliği boğmanıza izin vermeyeceğiz’ diyen gazetecilere yine polis engeli!-VİDEO

    PİRHA-Basın meslek örgütleri, Ankara’da gazetecilerin yaşadıkları baskıları protesto etmek için Valilik önünde eylem yapmak istedi ancak yine polis engeliyle karşılaştı. Gazeteciler adına yapılan açıklamada “Gazeteciliği boğmanıza izin vermeyeceğiz” dedi.

    Ankara’daki basın meslek örgütleri, maruz kaldıkları şiddet ve baskıları protesto etmek için Ankara Valiliği önünde bir araya geldi.

    Yapılmak istenen basın açıklamasına polis izin vermedi. Abdi İpekçi Parkı’na yürüyen basın çalışanları, ‘Şiddete hayır’, ‘Nefes alamıyoruz’, ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganlarını atarken “Nefes alamıyoruz, gazetecilik boğulamaz” pankartı açıldı.

    Gazetecilerin eylemine TMMOB Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ve HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da destek verdi.

    “GAZETECİLİK YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Basın meslek örgütleri adına ortak açıklamayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Esra Koçak Mayda okudu. “Gazeteciliği boğamayacaksınız!’” diyen Koçak Mayda, şu açıklamayı yaptı:

    “Anayasa ile güvence altına alınan protesto hakkı fiilen yasaklanmış durumda. Geçim sıkıntısı yaşayan, haksızca işten atılan, mahallesine, ormanına, denizine sahip çıkmak isteyen, kimliklerine saldırılmasına karşı çıkan insanlar, polis ve jandarma şiddetine uğruyor, seslerini duyuramıyor. İşte hakkını aramak için sokağa çıkan bu yurttaşları haberleştirmek gazetecinin kamusal görevidir.

    Ancak meslektaşlarımız toplum adına görevlerini yürütürken ağır şiddetle karşı karşıya kalıyor. İçişleri Bakanlığının gösteriler sırasında polislerin görüntülerinin alınamayacağına yönelik yasadışı genelgesinin ardından, bu şiddet çok daha tehlikeli bir hâl almış durumda.

    “BÜLENT KILIÇ ÖLÜMDEN DÖNDÜ”

    26 Haziran Cumartesi günü LGBTİ+ bireylerin ve onlara destek veren yurttaşların düzenlemek istediği onur yürüyüşüne müdahale eden güvenlik görevlileri, uygulanan şiddeti kayda almak isteyen AFP Fotomuhabiri Bülent Kılıç’ı yere yatırıp boynuna bastırarak nefessiz bırakmak istedi. Güçlükle ‘Nefes alamıyorum’ diyebilen Bülent Kılıç ölümden döndü.

    Amerika’da bir polis tarafından aynı yöntemle öldürülen George Floyd’un görüntüleri tüm dünyada infial yaratmışken, ülkemizdeki güvenlik güçlerinin bunu örnek alırcasına şiddet uygulaması hepimizi derinden endişelendirmektedir.

    Aynı gün başka meslektaşlarımızın da işlerini yapmaları engellendi. Darp edilen, taciz edilen, çektikleri görüntüleri silmek zorunda bırakılan meslektaşlarımız oldu.

    “Kolluk güçleri bu kanun tanımaz uygulamaları ile halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemektedir. Nefessiz bıraktıkları yalnız meslektaşımız değil, halkın haber alma hakkıdır.

    “UYARIYORUZ: CEZASIZLIK ZIRHINA GÜVENMEYİN!”

    Bu şiddet dalgasının amacı medya çalışanlarını bezdirmek ve görevini yapmaktan uzak tutmak ise, bu amaca ulaşmanın mümkün olmadığını bir kez daha, gür bir sesle haykırıyoruz. Gazetecilik suç değildir ve bizler gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gazetecilere şiddet uygulanmasını kanıksamayacağız, asla kabul etmeyeceğiz!

    Bu insanlık dışı yöntemlerde ısrar etmeyi düşünen memurları da uyarıyoruz: Cezasızlık zırhına güvenmeyin! Size bu kanunsuz emri verenlerle birlikte mutlaka yargılanırsınız!

    Gazeteciliği boğmanıza izin vermeyeceğiz!”

    Açıklamaya destek veren örgütler:

    Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği

    Basın Konseyi

    Çağdaş Gazeteciler Derneği

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği

    Diplomasi Muhabirleri Derneği

    DİSK Basın-İş

    Ekonomi Muhabirleri Derneği

    Gazeteciler Cemiyeti

    Haber-Sen

    İzmir Gazeteciler Cemiyeti

    Parlamento Muhabirleri Derneği

    Samsun Gazeteciler Cemiyeti

    Türkiye Foto Muhabirleri Derneği

    Türkiye Gazeteciler Sendikası

    Türkiye Gazeteciler Federasyonu

    Türkiye Haber Kameramanları Derneği

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Bütün gazetecilere ayrım yapılmadan aşı uygulanmalı’

    ‘Bütün gazetecilere ayrım yapılmadan aşı uygulanmalı’

    PİRHA-DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, sadece basın kartı olan gazetecilere aşı olma önceliği verilmesine, “Sadece basın kartı olan gazetecilere aşı yapacağız demek adaletsizlikten de öte zalimce bir tutum. Çünkü şuan gazetelerde, televizyonlarda, internet sitelerinde çalışan yüzlerce meslektaşımız büyük risk altında” diyerek alınan karara tepki gösterdi.

     

    Sağlık Bakanlığı koronavirüs aşısında öncelikli gruba gazetecileri de ekledi. Ancak sadece İletişim Başkanlığı’nca onaylı olan basın kartı olan gazetecilere aşı olma önceliği verilmesi gazeteciler tarafından tepkiyle karşılandı.

    DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, sadece basın kartı olan gazetecilere aşı olma önceliği verilmesini değerlendirdi.

    Eren, “Zaten basın kartı veriliş şekli şuan da büyük bir skandala dönüşmüş durumda. Sarayın içinde bir iletişim daire başkanlığı var; basın kartını istediğine veriyor, istemediğine vermiyor. Onlarca gazetecinin 3-4 yıllık sürede basın kartı iptal edildi. Kendilerinden görmediklerini, kendilerine biat etmeyenlerin basın kartlarını iptal ediyorlar veya vermiyorlar. Aslında pratikte büyük çoğunluğuyla kendi gazetecilerine basın kartı veriyorlar” dedi.

    “SADECE BASIN KARTI OLAN GAZETECİLERE AŞI YAPMAK ZALİMCE BİR TUTUMDUR”

    Sadece basın kartı olan gazetecilere aşı yapacağız demek adaletsizlikten de öte zalimce bir tutum olduğunu vurgulayan Eren, “Çünkü şuan gazetelerde, televizyonlarda, internet sitelerinde çalışan yüzlerce meslektaşımız büyük risk altında. Bizce bütün gazetecilere ayrım yapılmadan aşı uygulanmalı ayrıca sadece gazeteciler de değil medya sektöründe çalışan herkese aşı yapılmalı bunu nasıl sağlayabilirler ancak meslek örgütleriyle iletişime geçerek sağlayabilirler. Teknolojinin gelişmesiyle beraber yayıncılığın büyük bir kısmı internet üzerinden yapılıyor. İnternet haber portalları, internet üzerinden yayın yapan platformlar var ama iktidar bunları zaten gazeteci olarak görmüyor o yüzden bunun da değişmesi gerekiyor. Biz bunun için mücadelemizi sürdürüyoruz. O arkadaşlarında gazeteci sayılıp aşılanması gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Yunanistan’da gazetecilere haber takibi kısıtlaması

    Yunanistan’da gazetecilere haber takibi kısıtlaması

    Yunanistan’daki sağ iktidar Yeni Demokrasi hükümeti, gazetecilerin haber takibini kısıtlamayı öngören bir tasarı hazırladı. Tasarının basın özgürlüğünü doğrudan tehdit ettiğini belirten gazeteciler duruma tepkili.

    Yunanistan’da, Sivil Koruma Bakanlığı’nca hazırlanan toplantı/gösteri yürüyüşleri ve mitinglere ilişkin yeni düzenlemeleri içeren “Açık Hava Toplantılarının Yönetimi Ulusal Planı” tasarısı tartışma yarattı.

    Gazete Karınca’dan Çağdaş Kaplan’ın haberine göre Bakan Mihalis Hrisohoidis tarafından Perşembe sabahı sunulan tasarı, basın özgürlüğünü doğrudan tehdit eden maddeler içeriyor.

    Bakanlık tarafından “gazetecileri korumak” amacıyla düzenlendiği savunulan plan, gazetecilerin eylem sırasında polisin belirlediği bir alanda kısıtlanmasını öngörüyor.

    Tasarının ilgili maddesinde, şu ifadeler yer alıyor:

    “Gösterilerde gazetecilerin korunması yeni tasarının önemli bir bileşenidir. Bu, vatandaşların bilgi alma hakkının yanı sıra olayların olduğu durumlarda polis müdahalelerinin engelsiz yürütülmesini sağlayacaktır. Gösterinin güvenlik planı olayların merkezinde yer alabilecek gazetecilerin fiziksel bütünlüğünün korunmasını da içerir.”

    Tasarıya göre polis, “gazeteciler için bir alanı belirleyecek ve önceden görevlendirilen bir memur, işbirliği ve karşılıklı anlayışı amaçlayarak miting boyunca onlarla irtibat ve iletişim kanalı görevi görecek”.

    Tasarı ayrıca, gösterilerle ilgili “aşırılık yanlısı grupların çıkan olaylarla ilgili yaptığı yalan haberlerle” de mücadeleyi öngörüyor.

    Tasarıda, “Yunanistan polisi ve Sivil Koruma Bakanlığı’nın koordineli bir şekilde olaylarla ilgili açıklama yapacağı, olaylarda polis tarafından çekilen görüntülerin ve toplanan bilgilerin bakanlıkla paylaşılacağı ayrıca hazırlanacak haftalık ve aylık bültenlerin medya ile paylaşılacağı” da belirtiliyor.

    KORUMAYI SIRTIMIZDA DEFALARCA HİSSETTİK!

    Tasarı gazeteciler ve meslek örgütleri tarafından doğrudan basın özgürlüğüne saldırı ve haber alma hakkının engellenmesi olarak değerlendiriliyor.

    Atina Günlük Gazete Editörleri Sendikası (ESIEA) ve Yunanistan Foto Muhabirleri Birliği (EFE), Bakan Mihalis Hrisohoidis’ten acil görüşme talebinde bulundu.

    Gazetecilere sınırlar çizilmesinin halkın haber alma hakkını engellediğini belirten sendikalar, durumdan endişeli olduklarını belirtti.

    Yunanistanlı gazeteciler de tasarıya ilk tepkilerini sosyal medya üzerinden gösterdi.

    Tasarıya sosyal medya hesabından tepki gösteren AFP’nin Atina foto muhabiri Aris Messinis daha önce eylemlerde maruz bırakıldığı polis şiddetine dikkat çekerek, “Sizin ‘korumanızı’ defalarca kez vücudumda hissettim. ‘Demokratik’ hükümetin tek taraflı kararının sonucuna gelince, benim ve meslektaşlarımın vücudu umarım daha fazla dayağa dayanır” ifadelerini kullandı.

    Deneyimli gazeteci Dina Vayena ise sosyal medya paylaşımında “Yılların tecrübesine dayanarak şunu belirmeliyim ki, İsrail güçleri kelimenin tam anlamıyla tetikte olan parmaklarıyla işgal altındaki Filistin topraklarına girmemizi engellediğinde her zaman bize bunun ‘kişisel korumamız’ için yapıldığını söylerlerdi” diye belirtti.

    IPI: POLİS EĞİTİLMELİ

    Ülkede son dönemde protestolar sırasında artan polis şiddeti dikkat çekiyor.

    Eylemlere polis müdahalelerinde birçok kez gazeteciler de hedef oldu.

    Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), 20 Kasım’da yayımladığı açıklamada, Yunanistan İçişleri Bakanlığı ile polis teşkilatına “memurlarını gazetecileri engellemeyecek şekilde eğitilmesini sağlamaları” çağrısında bulunmuştu.

    17 Kasım’da Politeknik anması yürüyüşlerine yapılan polis müdahalesi sırasında Documento muhabiri Antonis Rigopoulos’un gözaltına alınmasının ardından yapılan bu açıklamada, şu ifadeler yer almıştı:

    Yunanistan polisi ve Yunanistan İçişleri Bakanlığı, tüm polislerin, ifade özgürlüğü ve gazetecilerin korunması ve güvenliği açısından yerel ve uluslararası yükümlülüklerinin bir parçası olarak medyanın çalışmasını engellemeyecek şekilde eğitildiğinden emin olmak için somut adımlar atmalıdır.

    Açıklamada Ağustos ile Kasım ayları arasında dokuz kez gazetecilerin, polisin hukuksuz uygulamaları, taciz ve tehditlerine maruz kaldığı belirtilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünya genelinde 500 gazeteci koronadan yaşamını yitirdi

    Dünya genelinde 500 gazeteci koronadan yaşamını yitirdi

    PİRHA-İsviçre’nin Cenevre kenti merkezli sivil toplum kuruluşu Press Emblem Campaign (PEC), mart başından bu yana 56 ülkede yaklaşık 500 gazetecinin Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti.

    İsviçre’nin Cenevre kenti merkezli sivil toplum kuruluşu Press Emblem Campaign (PEC), mart başından bu yana 56 ülkede yaklaşık 500 gazetecinin koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle yaşamını yitirdiğini bildirdi.

    PEC’ten yapılan yazılı açıklamada, mart ayı başından bu yana 56 ülkeden 489 medya çalışanının Kovid-19’dan öldüğü aktarıldı.

    Bazı ülkelerin, gazetecilerin ölümlerini raporlamadığı veya hayatını kaybeden gazetecilere test yapılmadığı için gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu vurgulanan açıklamada, gazetecilerin ölümlerine dair istatistiklerin yanıltıcı olabileceği belirtildi.

    Açıklamada, ekim ayında 22, kasımda ise 47 medya çalışanının Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiği ifade edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Redhack davası görüldü: Yurtdışı yasağı kaldırılmadı

    Redhack davası görüldü: Yurtdışı yasağı kaldırılmadı

    Redhack tarafından yayınlanan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın e-maillerini haber yaptıkları için yargılanan 6 gazetecinin duruşması ertelendi. Gazeteciler hakkındaki yurt dışı yasakları kaldırılmadı.  
    Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Redhack tarafından yayınlanan e-maillerini haberleştirdikleri için haklarında dava açılan gazeteciler Ömer Çelik, Metin Yoksu, Mahir Kanat, Derya Okatan, Eray Sargın ve Tunca Öğreten’in 9’uncu duruşması görüldü. Çağlayan’daki İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, gazeteciler Tuncay Öğreten, Mahir Kanat ve Eray Sargın ile avukatları Mehmet Ali Koç, Tuba Torun, Ali Denil Ceylan ve Özcan Kılıç katıldı.
    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; kimlik tespiti ile başlayan duruşmada, Berat Albayrak’ın vekili avukat Ahmet Özel, Eray Sargın’ın avukatı Erman Öztürk ile Metin Yoksu’nun avukatı Sercan Korkmaz’ın mesleki mazeret dilekçelerini gönderdikleri görüldü.
    İddia makamı eksik hususların giderilmesini ve sanıklar hakkında verilen adli kontrol kararının devam etmesini istedi.
    “DELİL YOK GAZETECİLİK VAR”
    Gazeteci Tunca Öğreten, “17 yıldır gazetecilik yapıyorum. Seyahat edememek beni etkiliyor. Bütün duruşmalara katıldım. Beraat edeceğime inanıyorum. Beraat edeceğim güne kadar tüm duruşmalara katılacağım” diyerek, hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.
    Gazeteci Eray Sargın, “Ortada iddia var delil yok, gazetecilik var. 3 yıldır adalet yok, beraatımı talep ediyorum” dedi.
    Avukat Tuba Torun da, “Müvekkilimin gazetecidir yurt dışına çıkma ihtimali bulunduğundan adli kontrolünün kaldırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca dosyada müvekkilimin adli kontrol tedbiri uygulanmasına sebep bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep ediyoruz” diye ifade etti.
    “MÜVEKİLİM TACİZ EDİLMEKTEDİR”
    Yoksu’nun avukatı Özcan Kılıç ise, “İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/24 Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Müvekkilim benzer suçlamalar ile bu dosyadan yargılanmaktadır. Söz konusu dosyada müvekkilim yönünden adli kontrol tedbiri uygulanmamakta ancak dosyanızda müvekkilim hakkında yurt dışı çıkış yasağı vardır. Bu adli kontrol nedeniyle müvekkilim sürekli taciz edilmektedir. Bu nedenle yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
    Öğreten ve Yoksu hakkındaki yurt dışı yasağının devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 15 Aralık’a erteledi.
  • Taylan Kulaçoğlu ve Hakan Gülseven için tutuklama talebi

    Taylan Kulaçoğlu ve Hakan Gülseven için tutuklama talebi

    Pazar günü gözaltına alınan Hakan Gülseven ve Taylan Kulaçoğlu, savcılık ifadesinin ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

    Pazar günü gözaltına alınan RED dergisi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Gülseven ve muhalif kimliğiyle tanınan Taylan Kulaçoğlu, savcılık ifadesinin ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

    Bir süredir AKP yandaşı medya tarafından hedef gösterilen İsimsizler Hareketi’nin kurucusu Taylan Kulaçoğlu ve RED dergisi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Gülseven pazar günü gözaltına alınmıştı. Taylan Kulaçoğlu, önce sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, “halkı kin ve düşmanlığa teşvik” iddiasıyla gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Ancak daha sonra “örgüt propagandası” iddiasıyla tekrar gözaltına alınarak Balıkesir’e sevk edildi. Gülseven’in gözaltı gerekçesinin de “örgütü propagandası yapmak” olduğu belirtildi.

    ‘TUTUKLAMA’ TALEBİYLE SULH CEZA HAKİMLİĞİNE SEVK EDİLDİLER

    Bugün savcılık tarafından ifadeleri alınan Kulaçoğlu ve Gülseven, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Kulaçoğlu ve Gülseven hakkındaki son durumu, Kulaçoğlu’nun avukatı Tamer Doğan, Twitter’dan yaptığı paylaşımla duyurdu.

    Doğan’ın paylaşımları şöyle:

    “Müvekkillerimiz Taylan Kulaçoğlu ve Hakan Gülseven savcılık ifadesinin ardından tutuklanma talebiyle sorgu hakimliğine sevk edilmiştir.

    “Henüz tutuklanma gibi bir karar yok. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildiler. Savcılık sorgusu bitti ve savcı tutuklanmaları talebiyle müvekkillerimizi sevk etti. Şimdi orada savunma yapacaklar.”

  • Tutuklu gazetecilerin tahliye talebine ret

    Tutuklu gazetecilerin tahliye talebine ret

    Yürürlüğe giren infaz düzenlemesi kapsamında tahliye başvurusu yapan gazeteciler Ferhat Çelik, Aydın Keser, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in başvuruları reddedildi. Mahkemenin karar metninde Çelik ve Keser’in isimlerine yer verilmedi, avukatlar itirazda bulunacak.

    Avukatları aracılığıyla İstanbul 4’üncü Sulh Ceza Hakimliği’ne infaz düzenlemesiyle birlikte denetimli serbestlik süresinin değişmesi gerekçesiyle Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve muhabir Hülya Kılınç hakkında tahliye başvurusu yapılmıştı.

    Gazetecilerin avukatları tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvuruda, infaz düzenlemesiyle birlikte denetimli serbestlik süresinin de değiştiği, gazetecilerin mahkûmiyet kararı alsalar dahi cezalarının infazının olmayacağı ifade edilmişti.

    Başvuruyu görüşen mahkeme “İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçlamasıyla yargılanan gazetecilerin tutukluluğunun devamına karar verdi.

    Mahkemenin kararında, “Haklarında tutuklanmalarına dair karar verilen Murat Ağırel, Hülya Kılınç, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan hakkında ayrı ayrı tahliye talebinde bulunulmuş ise de incelenen soruşturma dosyasına göre mevcut delil durumu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, ifade tutanakları, atılı suç için yasada öngörülen ceza miktarı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde tutukluluk tedbirinin ölçülü olduğu, şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirir bir husus bulunmadığı ve itiraz gerekçeleri yerinde olmadığından adı geçen şüpheli müdafilerinin tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir” denildi.

    KARAR METNİNDE ÇELİK VE KESER İSİMLERİ YER ALMADI

    Yapılan başvuruda “tutuklamaya itiraz eden kişiler” olarak isimleri yer alan Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik ile Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser’in isimleri yer alsa da İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin düzenlediği karar metninde Çelik ve Keser’in isimlerine yer verilmedi.

    Kararı bianet’e değerlendiren Keser ve Çelik’in avukatı Özcan Kılıç, “Bize de aynı karar tebliğ edildi. Metnin içinde varız ama karar kısmında yokuz. Alelacele yazılmış bir karar. İtiraz edeceğiz” dedi.

  • Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ifadeye çağrıldı

    Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ifadeye çağrıldı

    Gazeteciler Barış Pehlivan ve Murat Ağırel’in ardından, Yeni Yaşam Gazetesi Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yazı İşleri Müdürü Keser ve gazete çalışanı Alankuş da ifadeye çağrıldı.

    Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, gazetenin Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser ve gazete çalışanı Semiha Alankuş ifadeye çağrıldı.

    Haberi Twitter hesabından Yeni Yaşam Genel Yayın Yönetmeni Çelik duyurdu.

    Çelik paylaşımında, “Cumhuriyet Başsavcıvekili tarafından saat 14.30’da ifade vermek için Çağlayan Adliyesi’ne çağrıldım. Benimle birlikte Yazı İşleri Müdürümüz Aydın Keser ve çalışanımız Semiha Alankuş da ifadeye çağrıldı” bilgisini paylaştı.

    GAZETECİLER PEŞ PEŞE İFADEYE ÇAĞRILIYOR

    Öte yandan Oda TV soruşturmasında Barış Terkoğlu ve muhabir Hülya Kılınç’ın tutuklanmasının ardından ifadeye çağrılan Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

  • Hürriyet’ten çıkarılan 45 gazetecinin davası; TGS’den destek çağrısı

    Hürriyet’ten çıkarılan 45 gazetecinin davası; TGS’den destek çağrısı

    PİRHA- Hürriyet Gazetesi işvereninin evlerine tebligat göndererek işten çıkardığı 45 gazeteci için açılan işe iade davası yarın saat 13.00’te Bakırköy Adliyesi’nde görülecek. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) tüm üyelerini işten çıkarılan gazetecilerin yanında olmaya çağırdı. 

    Hürriyet gazetesi Ekim 2019’da 45 çalışanını, evlerine tebligat göndererek işten çıkardı.

    Hürriyet, çalışanlarına işten çıkarıldıklarını, evlerine posta yoluyla tebligat göndererek haber vermişti. O gün işe gelen çalışanlardan bir kısmı, evlerine tebligatın ulaştığını yakınlarının haber vermesiyle öğrenmişti. Çocuğunun işten çıkarılmasına ilişkin tebligatı alan bir annenin haber nedeniyle fenalaştığı belirtilmişti. İşten çıkarılanların bir kısmı da durumdan, kurumsal mail hesapları kapatıldığı için gazete sistemine girememeleri nedeniyle haberdar olmuştu.

    İşten çıkarılan 45 gazeteci için açılan işe iade davasının duruşması yarın saat 13.00’te Bakırköy Adliyesi’nde görülecek.

    Duruşma öncesi yazılı bir açıklama yapan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), “Anayasal haklarını kullanarak sendikalı olan gazetecileri engelleyen, haksız sebeple işten çıkaran ve işçilerin hakkı olan kıdem ve ihbar tazminatlarını vermeyen işveren ile mahkeme önünde hesaplaşacağız” dedi.

    “MEDYA SEKTÖRÜNDE ORMAN KANUNLARI SONA ERECEK”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Ömrünün yarısını Hürriyet’te geçirenlerden gazeteciliğe Hürriyet’te başlayanlara kadar aileleriyle birlikte yüzlerce kişi mağdur edilmiş, hukuk çiğnenmiştir. Gazeteleri yönetenler Anayasanın tüm çalışanlara tanıdığı sendika hakkına saygı duymak, gazetecilerin emeklerine saygı duymak zorundadır. İşten atılan 45 üyemizin tazminatını kuruşu kuruşuna alacağız. Sendika hakkına saygı duymayı öğreteceğiz. Medya sektöründe orman kanunları sona erecek, sendikalı, toplu iş sözleşmeli bir çalışma düzenini Türkiye Gazeteciler Sendikası kuracaktır.
    Üyelerimizi işten çıkarılan gazetecilerin yanında olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • TGS: İletişim Başkanlığı basın kartlarında geri adım attı

    TGS: İletişim Başkanlığı basın kartlarında geri adım attı

    TGS, çok sayıda gazetecinin sarı basın kartının iptal edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın “geri adım attığını” duyurdu. Açıklamada, “Görünen o ki İletişim Başkanlığı yaptığı hatadan dönme yolunu seçti” denildi.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın çok sayıda gazetecinin basın kartını iptal etmesine sendikalar tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şubesi, “Örgütlü Mücadele Geri Adım Attırdı” başlıklı bir açıklama yaparak, “İletişim Başkanlığı kamuoyundan gelen tepkiler üzerine geri adım atarak iptal ettiği sarı basın kartlarını yeniden kullanıma açtı” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın gazetecilerin turkuaz kartlarının bir an önce verilmesini talep eden sendikanın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Meslektaşlarımızı görevlerini yapamaz duruma getirdi. Kartları iptal olan meslektaşlarımız meclise, bakanlıklara, adliyelere giremedi, haber takibi yapamadı. Ancak İletişim Başkanlığı kamuoyundan gelen tepkiler üzerine geri adım atarak iptal ettiği Sarı Basın Kartlarını yeniden kullanıma açtı. Görünen o ki İletişim Başkanlığı yaptığı hatadan dönme yolunu seçti. Meslektaşlarımızın yaşadıkları bu mağduriyeti giderme yolunu seçen İletişim Başkanlığına tekrar bir çağrıda bulunarak bir yıldır hiçbir gerekçe gösterilmeden verilmeyen turkuaz kartlarını da bir an önce vermeye çağırıyoruz. Tüm üyelerimizi ve meslektaşlarımızı bu çağrımıza destek olmaya davet ediyoruz. “

    TGS BASIN AÇIKLAMASI YAPACAK

    TGS Ankara Şubesi yarın ( 27 Ocak) saat 13.00’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın Balgat’ta bulunan hizmet binasının önünde basın kartlarına dair açıklama yapacak.

  • Evrensel çalışanlarının sarı basın kartları iptal edildi

    Evrensel çalışanlarının sarı basın kartları iptal edildi

    Gazetecileri fişleyen SETA’nın hakim olduğu Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş’un da bulunduğu çok sayıda Evrensel çalışanının sarı basın kartını iptal etti. 

    Evrensel gazetesi çalışanlarının sarı basın kartları iptal edildi. Basın Kartları Komisyonunun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlanmasından sonra uzun zamandır yenileme başvurusu yapmış olan gazetecilere “bekleniyor” denilen sarı basın kartları, şimdi iptal edildi. Ankara’dan sürekli basın kartı sahibi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası adına Basın Kartları Komisyonu’nda görev yapmış olan Sultan Özer ve sürekli basın kartı sahibi Fevzi Argun ile Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Yazı İşleri Müdürü Şengül Karadağ Bayhan ile çeşitli departmanlarda görev yapan 14 gazete çalışanının sarı basın kartları iptal edildi.

    TGS BAŞKANININ KARTI İPTAL EDİLDİ

    Evrensel gazetesinde yer alan habere göre, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı ve Evrensel Haber Müdürü Yardımcısı Gökhan Durmuş da basın kartı iptal edilenler arasında. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının “Basın Kartı Sorgulama” bölümüne baktıklarında kartlarının karşısında “iptal edildi” ifadesini gören gazeteciler, önceki gün Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Destek Hattı’nı aradı. Ancak gün boyu telefona yanıt veren olmadığı için kartların iptal gerekçeleri de öğrenilemedi.

    Basın kartının yenilenmesi için başvuru yapmış olan ve uzun süredir bekleyen pek çok başka gazetecinin de basın kartlarının iptal edildiği öğrenilirken basın kartı iptal edilen gazeteci sayısının kaç olduğu da henüz bilinmiyor.

    KOMİSYON SETA’CILARIN ELİNDE

    Sarı Basın Kartları aslında uzun zamandır gazetecilerin gündeminde. Basın kartları geçmişte Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından veriliyordu. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesiyle birlikte Başbakanlık kapanınca bu kurum Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına dönüştü. 24 Haziran 2018’de yeni yönetim sistemine geçilmesine karşın basın kartı komisyonu 13 ay boyunca toplanmadı. Temmuz 2019’da toplanması ise oldukça gizli oldu. Toplantının detayları da, komisyonda kimlerin olduğu da kamuoyuyla paylaşılmadı.

    CHP Milletvekili Utku Çakırözer ise komisyonda 9 kişinin olduğunu belirtmişti. Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti komisyonda yer almıyor. Komisyonun 2 üyesi ise Cumhurbaşkanlığından. Cumhurbaşkanlığından verilen üyelerinden İletişim Başkan Yardımcısı Zahid Sobac, gazetecileri fişleyen raporu ile bilinen SETA’nın araştırmacı kadrosundan. Kalan üyelerden 3’ü ATV, Star ve Daily Sabah gazetelerinden, 2’si ise Anadolu Ajansı (AA) ve TRT’den. AA ve Daily Sabah’tan gelen isimler “basın-meslek örgütü” olan Medya İş ve Medya Derneği’nden temsilci olarak komisyonda yer alıyor.