Etiket: gazi mahallesi

  • Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ İstanbul’da alanlara çıktı-VİDEO

    Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ İstanbul’da alanlara çıktı-VİDEO

    PİRHA-Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı İstanbul’da Kadıköy, Gazi Mahallesi ve Avcılar’da alanlara çıkarak tepki gösterdi. Yapılan ortak açıklamada, “Cemevlerini iktidarlarının siyasi arka bahçeleri haline getirmek istiyorlar. Aleviliği devletleştirmek ve Sünnileştirmeyi hedefliyorlar” denildi.

    Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri ortaklığında basın açıklaması yapıldı.

    Aleviler İstanbul’da ise Kadıköy, Gazi Mahallesi ve Avcılar’da alanlara çıkarak AKP iktidarının Alevi politikasına tepki gösterdi.

    “ALEVİLİK TORBA YASA İLE ÇÖZÜLMEZ”

    Birçok Alevi kurumunun katıldığı Kadıköy’deki eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu ve çok siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi de destek verdi. “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz. Cemevleri ibadethanelerimizdir” pankartının açıldığı eylemde, “Rızasız lokma yemeyiz, torbaya kul olma”, “Kararname değil eşit yurttaşlık” dövizleri taşındı.

    Basın açıklaması öncesinde kısa bir konuşma yapan Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, “Alevilik torba yasa ile çözülmez bu sorun ancak taraflarla görüşülerek çözülebilir” diye belirtti.

    Basın açıklamasını okuyan Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise, “Cemevlerinin camiye çevrilmek isteniyor. Cemevlerini iktidarlarının siyasi arka bahçeleri haline getirmek istiyorlar. Dedelerimizi de kendi siyasi uzantıları olarak diyanetin misyonerleri haline getirmeyi amaçlıyorlar. Aleviliği devletleştirmek ve Sünnileştirmeyi hedefliyorlar” dedi.

    “İNANCIMIZA VE KİMLİĞİMİZE HAKERETTİR”

    Avcılar Meydanı’nda yapılan açıklamaya da, birçok Alevi kurumu temsilcisi ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı. ‘Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz! Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemiz pankartının açıldığı açıklamada sık sık ‘Eşit yurttaşlık istiyoruz’, ‘AKP elini inancımdan çek’ sloganları atıldı. Ortak basın metnini Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat okudu.

    Fırat konuşmasında şunları ifade etti:

    “AKP’nin bu yasa tasarısı ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Alevi inancı ve kimliğini zinhar inkâr etmek ve tanımamakla birlikte üstüne üstlük kendi zihniyetine göre bir Alevilik tanımı yapmaktadır. Bu yasa ile Aleviliği Sünni geleneğin altında kültürel bir öğe olarak göstermekte, inancımıza ve kimliğimize hakaret etmektedir.”

    “ALEVİLER CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA KÖKLERİNDEN KOPARILMAK İSTENİYOR”

    Gazi Mahallesi’nde ise Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cemevi) önünde bir araya gelen alevi kurum temsilcileri ve yurttaşlar, “Cem ibadetimiz, Cemevleri ibadethanemizdir” pankart açarak, sık sık “AKP tobanı al başına çal” ve “Aleviler vardır” sloganları attı. Açıklamaya Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Baba Mansur Ocağı’ndan Haşim Kızılveren, Eren Yıldırım, Habibler Cemevi Başkanı Orhan Satılmış, Derviş Cemal Ocağı’ndan Hayri Şanlı da katıldı

    Açıklamayı Alibeyköy Cemevi’nden Dilek Güneş okudu.

    Siyasi iktidar ve AKP hükümetinin Aleviler üzerinde yürüttüğü asimilasyon politikasının hız kesmeden devam ettiğini söyleyen Güneş, “Cumhuriyetin birinci yüzyılında eşit yurttaş olarak görülmeyen Aleviler, ikinci yüzyılda tamamen köklerinden koparılarak inançları yok edilmek isteniyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ ülkenin birçok yerinde alanlara çıktı-VİDEO

  • Suruç’ta IŞİD’in katlettiği Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker anıldı-VİDEO

    Suruç’ta IŞİD’in katlettiği Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker anıldı-VİDEO

    PİRHA-Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker, İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında anıldı. Anma programında konuşan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Av. Gülseren Yoleri, “Suruç katliamı barış umutlarına vurulan bir darbeydi. Ülkenin yüzünü tekrar çatışmaya, savaşa döndüğünün bir ispatıydı. Sonrasında yaşananlar da bunu doğruladı” dedi.

    Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Suruç’ta gerçekleştirdiği katliamda hayatını kaybeden Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker, katliamın 7. yılında İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında anıldı. Anmaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Av. Gülseren Yoleri, CHP ve HDP Sultangazi ilçe yönetimi ile çok sayıda kişi katıldı. “Suruç için adalet, herkes için adalet”, “Suruç’u unutma, unutturma”, “Suruç’un hesabı sorulacak” sloganlarının da atıldığı anma programında ilk olarak Cemil Yıldız’ın eşi Sultan Yıldız söz aldı.

    “ONLAR TARİHİN EN TEMİZ SAYFALARINA YAZILDILAR”

    Suruç Katliamı’nın 7. yılında acılarının hala taze olduğunu söyleyen Sultan Yıldız, “Bugün Suruç Katliamı’nın 7. yılı. İnanın acılarımız hala aynı. Sanki katliam yeni olmuş gibi. Çok üzgünüz ama üzüntümüzü öfkeye çevirmeye çalışıyoruz. Onları asla unutmayacağız. Mücadelelerini devam ettireceğiz. Onlar kimseye bir şey yapmadı. Ama içlerinde bomba patlattılar. Kurban bayramında 33 cenazeyi bize gönderdiler. Onlar tarihin en temiz sayfalarına yazıldılar. Şunu unutmasınlar ki bu davadan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “SURUÇ İÇİN ADALET HERKES İÇİN ADALET”

    İsmet Şeker’in kızı Dilek Şeker ise adalet mücadelelerine devam edeceklerini belirtirken, “7 yıldır mezar başlarındayız. Babalarımızı, kardeşlerimizi bu temmuz sıcağında katlettiler. İki karakolun arasında hain bir bomba saldırısına göz yumdular. Bile bile ateşe attılar. Bizim için 20 Temmuz’un anlamı çok büyük. Çünkü onlar Kobane’ye oyuncak, kalem götürecek; hastane, park yapacaklardı. Onların yolundan devam ediyoruz. Adalet mücadelesindeyiz. “Suruç için adalet herkes için adalet” diyeceğiz. Suruç’a adalet gelirse Diyarbakır ve 10 Ekim de dahil bütün katliamlara adalet gelecek” ifadelerini kullandı.

    “ZALİMLERİN HESAP VERME GÜNÜ YAKINDIR”

    Suruç Katliamı öncesi devam eden çözüm sürecini hatırlatan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ise şöyle konuştu:

    “Türkiye’de yüz yılı aşkın süredir düşmanlık politikalarını sürdürerek iktidarlarını devam ettiriyorlar. Düş yolcuları bu düşmanlığı sona erdirmek; Kürt ve Rojava’da karanlığa karşı mücadele eden halklar ile dayanışmak için yola çıktılar. Ama onlar yola çıktığında zalimler de planlarını yapmışlardı. Bu buluşmayı engellemek istiyorlardı. Maalesef düş yolcularının arasına bombayı gönderdiler ve yoldaşlarımızı aramızdan aldılar. Bir çözüm süreci yürütülüyor, umutlarımız büyüktü. Umutlarımızı elimizden almak için böyle bir karanlığı o gün yeniden başlattılar. 7 yıldır bu ülkede ne huzurumuz ne refahımız var. Hep beraber kaybediyoruz. Zalimlerin hesap verme günü yakındır. O gün gittikçe yaklaşıyor. O karanlığı üzerimize gönderen zalimler yakında hesap verecekler.”

    “SÖZ VERİYORUZ TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAYACAĞIZ”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da “Suruç’tan önce Mersin ve Diyarbakır’da küresel vahşet örgütünün eylemleri gerçekleşti. Daha sonra 10 Ekim’de Gar Katliamı gerçekleşti. 1 Kasım’da da AKP’nin tek başına iktidar olduğu bir seçim süreci var. Aslında 20 Temmuz ve öncesi planlanmış, engellenmemiş katliamlardı. Açık kaynaklardan kimlerin eyleme hazırlandığı belliydi. Herkesin arandığı bir ortamda adeta oraya gönderilen vahşi bir eylemcinin bombalı saldırısı gerçekleşti. Bugüne kadar da adalet sağlanmadı. Hiçbir katliamda adalet sağlanmadı. Halklar arasında dayanışma ve barışı sağlayacağımıza söz veriyoruz. Toplumsal barışımızı sağlayacağız” dedi.

    “SURUÇ, BARIŞ UMUTLARINA VURULAN BİR DARBEYDİ”

    İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri ise dava süreçlerine değinerek, şunları kaydetti:

    “Suruç bu ülkede ilk katliam değildi. Diğerleri gibi tesadüf olmadığını da biliyoruz. Önceden organize edildiğini kamuoyu biliyor. Fakat yargı eliyle sağlanan cezasızlık katliamların devamını getiriyor. Suruç Katliamı barış umutlarına vurulan bir darbeydi. Ülkenin yüzünü tekrar çatışmaya, savaşa döndüğünün bir ispatıydı. Sonrasında yaşananlar da bunu doğruladı.”

    ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş da “Onları oraya götüren şey Gezi’nin ayaklanmacılığını, değişimciliğini, isyancılığını Rojava devriminin birikimiyle buluşturmaktı. Türkiye ve Kürdistan halklarına birlikte yaşam umudunu göstermek için yola koyuldular” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gözaltında kaybedilişlerinin 27. yılında Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç Gazi Mezarlığı’ndaki mezarları başında anıldı. Hasan Ocak’ın mezarı başında konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, “Dün engellediğimiz gözaltında kaybetme suçu bugün yeniden işlenmeye çalışılıyor” dedi. Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak da gözümüzde Hasan’ın işkence edilmiş bedeninin fotoğrafı var. Biz Hasan’ın sıcağını çok özlüyoruz” diye konuştu.

    Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası” kapsamında gözaltında katledilişlerinin 27. yılında Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç‘u İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında andı. Anmaya Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, kardeşleri Maside Ocak, Hüseyin Ocak, Ali Ocak ile Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç’un yanı sıra Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyeleri de katıldı.

    Ağabeyi Rıdvan Karakoç’un mezarı başında konuşan Hasan Karakoç, “Gözaltında kaybedilen yakınlarımızın akıbeti ortaya çıkarılsın diye mücadele ediyoruz. 28 yıldır anneler ağlamasın evlatlar annesiz babasız kalmasın, bu kan, bu zulüm bitsin diye mücadele ediyoruz. Yakınlarımızı en ağır, en barbar şekilde katlettiler. Katillerini buluncaya kadar, son kayıp bulunana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KAYBETME SUÇU YENİDEN İŞLENMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Hasan Ocak’ın mezarı başında yapılan anmada ise İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Gülseren Yoleri ise “Dün engellediğimiz gözaltında kaybetme suçu bugün yeniden işlenmeye çalışılıyor. Devleti bu insanlığa karşı suçu işlemeye vazgeçmeye yarayacak büyüklükte mücadeleyi büyütmek zorundayız. Bu, sadece kayıp yakınlarının değil hepimizi tehdit eden bir olgu olduğu için hepimizin sorumluluğu” dedi.

    “YARALARIMIZ HİÇ DİNMİYOR”

    Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak da “Bazı şeyleri hiç unutmuyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Hatırlatmak istiyoruz. Çünkü hatırlatmazsak kanayan yaramaz asla iyileşmeyecek. Hasan’ın gözaltında olduğunu biliyorduk. Çünkü tanıkları vardı. Ama Hasan’ın gözaltına alındığı inkar edildi. Devletin ilgili makamları Hasan’ın gözaltında olmadığını açıkladı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ‘Hasan Ocak bizim için aranan şahıs değildir’ dedi. Aradan 27 yıl geçti. Ne Hasan’ın katilleri bulundu ne devletin devamcıları Hasan’la ilgili bir işlem yaptı. Ama bizim yaralarımız hiç dinmiyor. Çünkü bizim gözümüzde Hasan’ın işkence edilmiş bedeninin fotoğrafı var. Biz Hasan’ın sıcağını çok özlüyoruz” diye konuştu.

    Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da, “Adalet arayan insanların sayısı alabildiğine yükseldi. Çünkü 100 yıldır bu coğrafyada yüzleşilmeyen sorunlar katlanarak büyüyor. Dedik ki ‘Kaybedenler kaybedecek’. İnsanlığın vicdanında ve bilincinde failler kaybetti. Ama cezasızlık politikası, suçluları koruma zırhıyla ömürlerini uzatmaya çalışıyorlar” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • İstinaf mahkemesi iki genci öldüren polislere verilen para cezası kararını onayladı

    İstinaf mahkemesi iki genci öldüren polislere verilen para cezası kararını onayladı

    PİRHA-Gazi Mahallesi’nde 14 Nisan 2017 günü polislerin açtığı ateş sonucu iki kişinin öldüğü üç kişinin de yaralandığı olayda sanık polisler hakkında verilen 24 bin 300 TL para cezasını İstinaf  mahkemesi yerinde buldu.

    İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki Kent Ormanı çıkışında 14 Nisan 2017 tarihinde polislerin “dur ihtarına uymadıkları” gerekçesiyle ateş açtığı araçta hayatını kaybeden Barış Kerem ile Oğuzhan Erkul davasında sanık polisler hakkında verilen 6’şar yıl hapis cezaları 24 bin 300 TL adli para cezasına verilmiş, ceza 24 ay takside bölünmüştü. İstinaf mahkemesi ise verilen kararı yerinde buldu.

    İSTİNAF KARARI YERİNDE BULDU

    Beş kişinin bulunduğu araca 14 Nisan 2017 günü polislerin açtığı ateş sonucu, Barış Kerem ile Oğuzhan Erkul yaşamını yitirmiş; Demirhan Erkul, Ramazan Altürk ve Birkan Yüksel de yaralanmıştı. Olay ile ilgili polisler Erkan Ekmekci, Kenan Akıl, Zafer Sağlam ve Davut Bakır hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermek” suçlamasıyla dava açıldı. Yargılama sonucunda sanık polislere verilen 6’şar yıl hapis cezaları 24 bin 300 TL adli para cezasına çevrildi. Verilen ceza 24 ay takside bölündü. Yerel mahkemenin verdiği kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi yerinde buldu.

    “İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE KARAR VERİLDİ”

    Kararda şu ifadeler yer aldı:

    “Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, İstinaf başvurusunda bulunan katılanlar vekili, Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafinin ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurularının esastan reddine, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 24/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Hasan Ocak’ı kaybedenler 27 yıldır cezasızlık zırhı ile korunuyor’-VİDEO

    ‘Hasan Ocak’ı kaybedenler 27 yıldır cezasızlık zırhı ile korunuyor’-VİDEO

    PİRHA-886. hafta buluşmasında gözaltında katledilen Hasan Ocak için adalet talebini yineleyen Cumartesi Anneleri yaptığı açıklamada “Devlet, Hasan Ocak dosyasında cezasızlığa son versin. Etkin, insan haklarına saygılı ve adil bir soruşturma yürütmelidir” ifadelerine yer verdi. 

    Cumartesi Anneleri 886. hafta buluşmasında 21 Mart 1995 tarihinde gözaltına alındıktan sonra cansız bedeni 15 Mayıs 1995 günü kimsesizler mezarlığında bulunan Hasan Ocak için adalet istedi. Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, abisi Ali Ocak, kardeşi Maside Ocak, dosya avukatı Gülseren Yoleri ile Ocak’ın yeğeni Dican Acer, 886. hafta buluşmasında açıklamalarda bulundu.

    “23 MART’TA ÇAĞLAYAN’DAYIZ”

    “Abim Hasan Ocak’ın gözaltında kaybedilişinin 27. yılındayız” diyen Maside Ocak haklarında açılan davaya da değinerek şunları söyledi:

    “27 yıldır Hasan ve tüm kayıplarımız için sürdürdüğümüz hakikat ve adalet mücadelesi 700. haftaya kadar Galatasaray’da ve 700. haftada polis tarafından uygulanan yoğun şiddetli müdahalenin ardından İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi önünde devam etti. Polis ablukasına rağmen İHD önünde sürdürdüğümüz açıklamalarımız pandemi dolayısıyla şu anda evlerimizde ve her yerde kamuoyu karşısına çıkarak devam ediyor.

    Unutma ve unutturmama mücadelesinde 700. haftamızdan dolayı hakkımızda açılan dava 23 Mart Çarşamba günü Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Biz kayıp yakınları ve hak savunucuları için göze alamayacağımız tek şey insanlık onurumuzdan vazgeçmektir. Bizler nerede ve ne koşulda olursa olsun kayıplarımızı aramaktan ve Galatasaray’ı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “HAKİKATİ KARARTMAK İSTİYORLAR”

    Emine Ocak ise “Adalet istiyoruz. Galatasaray Meydanı’nı istiyoruz” dedi. Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak da kardeşini gözaltına öldürenlerin yargılanmadığını hatırlatırken, “21 Mart 1995 gününün akşamından itibaren 57 gün boyunca her dakikamızda Hasan’ın yaşadığı işkenceleri hissedip, kendimizi vurduk sokaklara. Bu arayışımızdan sonra onun cansız bedenine ulaştığımızdan bugüne dek süren adalet arayışımızda hukuk kurumlarının, yetkililerin basiretsizliğini içimiz yanarak izliyoruz. Başta gözaltında kaybetmeler olmak üzere yaşanan insanlık suçlarının cezasız kalması; keyfilik, mafyalaşma ve çeteleşmeyi geliştirip, güçlendirdi.

    Yaşanan acılara, belgelere, tanıkların çığlığına rağmen cezasızlık politikasının ülkeyi nasıl yönetilmez bir hale getirdiğine şahit oluyoruz. Asıl içimizi kanatan ise toplumun bu suçlara karşı duyarlı olmasının engellenmesi ve buna alıştırılmasıdır. Yanı başındaki insanlık suçlarına yabancılaşan yöneticilerin nasıl yozlaşıp, çürüdüklerini, toplumu çöküşe götürdüklerinin yüzlerce örneği var. Derdimiz adaletin, hukukun görünür ve işler hale getirilmesidir. İşlenen suçlar ile yüzleşip, hesaplaşmayan, suçluları hak ettiği ceza ile cezalandırmayan her iktidar yaşananlara ortak olur. Hasan’ı gözaltına alıp, katledenler yargılanmadı ama kayıplarımızın akıbetini soran bizler yargılanmak istiyoruz. Yaşananları unutturmak, hakikati karartmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    “AİHM YAPILAN BAŞVURUDA İHLAL KARARI VERDİ”

    Dosya avukatı Gülseren Yoleri ise dava sürecine ilişkin yaptığı açıklamada şunlara değindi:

    “21 Mart 1995 günü gözaltına alındı ama gözaltına alındığı kabul edilmedi. 15 Mayıs 1995 günü kimsesizler mezarlığına defnedildiği yönünde bir bilgiye ulaşıldı. 19 Mayıs’ta da defnedildiği yerden ailesinin uygun bulduğu Gazi Mezarlığı’na defni sağlandı. Bu süreçte iç hukukta yol alınamadı ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuruda ihlal kararı verildi.

    Hasan Ocak’ın işkence edilerek, öldürülmesine ilişkin dosyasında faillerin tespit edilmesine yönelik uzunca yıllar herhangi bir işlem, etkili bir soruşturma yürütülmedi. 17 Haziran 2016 tarihinde ise savcılık takipsizlik kararı vererek dosyayı kapatma girişiminde bulundu. Yapılan itiraz üzerine 5 Ocak 2017 tarihinde Sulh Ceza Hakimliği takipsizlik kararının kaldırılmasına ve davanın açılmasına işaret eden bir karar verdi. Bunun üzerine savcılık dosyayı yeniden açtı ve yürütmeye başladı. Ancak uzunca süre yine etkin bir soruşturma yürütülmedi.

    Şu an beklentimiz Hasan Ocak’ı gözaltında kaybeden, işkenceyle öldürme suçlarını işleyen ve bu suçları işlediklerine yönelik haklarında iddialar bulunan sanıkların haklarındaki soruşturma işlemlerinin tamamlanması ve davanın açılarak, Hasan Ocak’ın akıbetinin ve Ocak için talep edilen adaletin gerçekleşmesi yönünde. Hukuki mücadeleyi bu yönde sürdüreceğiz.”

    Cumartesi Anneleri adına 886. hafta buluşmasının basın metnini ise Hasan Ocak’ın yeğeni Dican Acer okudu.

    “HASAN OCAK DOSYASINDA CEZASIZLIĞA SON VERİLSİN”

    İç hukukta hiçbir sonuç alamadıklarını belirten Acer, şöyle konuştu:

    “Devlet, Hasan Ocak dosyasında cezasızlığa son versin. Ailelerin gözaltına kaybedilen sevdiklerinin başına ne geldiğini bilmeye ve gerçeğe ulaşma hakkı vardır. Bu hak gözaltında kaybetmelerin meydana geldiği koşulları, suça kimlerin iştirak ettiklerini tam ve eksiksiz bilme anlamına gelir. Biz bu hakkımızı kullanabilmek için mücadele ederken iktidarlar değişse de, değişmeyen bir tutum ile karşılaşıyoruz. İnkâr ve cezasızlık. Devlet, taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden ve anayasasından doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği için her yolu her yöntemi kullanmamıza rağmen bir sonuç alamıyoruz.

    886. haftamızda 27 yıldır gerçeği bilme ve adalete ulaşma hakkımızın engellendiği Hasan Ocak dosyamızı bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz. Sosyalist kimliğiyle bilinen 30 yaşındaki Hasan Ocak atama bekleyen bir öğretmendi. Bu bekleme sırasında da Beyazıt’taki bir iş hanında çay ocağı işletiyordu. 21 Mart 1995 tarihinde akşam üzeri annesini telefonla arayarak, “Balık alacağım. Akşam yemek hazırlama” dedi. Avcılar’daki evine gitmek için ayrılan Hasan’dan bir daha haber alınamadı.”

    “CANSIZ BEDENİNE 58 GÜN SONRA ULAŞILDI”

    Ocak’ın gözaltına alındığının inkâr edildiğini hatırlatan Acer, “Hasan’ın gözaltına alındığını ancak bu durumun inkâr edildiğini kamuoyuna açıklayan ailesi savcılığa başvurarak, oğullarının akıbetinin açığa çıkarılmasını talep etti. Aile ayrıca TBMM, Başbakanlık, bakanlıklar, hastaneler ve adli tıp nezdinde de girişimler de bulundu. Bunun üzerine dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, Hasan Ocak’ın gözaltında olmadığını, suçlu olarak aranmadığını açıkladılar.

    Oysa İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulan iki kişi Hasan’ı şubede gördüklerini, iki kişi de Hasan’ın isminin emniyetteki parmak izi listesinde okuduklarını açıkladı. Newroz nedeniyle gözaltında tutulan başka bir tanık ise şubedeyken bir hareketlilik olduğunu ve polislerin “Hasan Ocak getirildi” diye aralarında konuştuklarını aktardı. Büyük bir kampanya yürüten aile Hasan’ın gözaltında kaybedilmek istendiğini kamuoyuna duyurdu. İlk kez bir kaybedilme iddiası yaygın medyanın gündemine girdi. Ana haber bültenlerinde yer aldı. 58 günlük ısrarlı bir arayışın sonunda Hasan’ın ağır işkence taşıyan bedenine meçhul kişi olarak defnedildiği Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı” dedi.

    “KAYBEDENLER 27 YILDIR CEZASIZLIK ZIRHIYLA KORUNUYOR”

    Acer, Hasan Ocak’ı kaybedenlerin 27 yıldır cezasızlık zırhı ile korunduklarını kaydetti. Acer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Olay ile ilgili düzenlenen resmi rapor Hasan’ın işkence ile öldürüldüğüne işaret ediyordu. Olay yeri tutanağı ise bulunduğunda kimliğinin, kemerinin, saatinin, ayakkabı bağcıklarının olmadığını ve ellerinde parmak izi alınırken kullanılan mürekkep lekelerinin olduğunu kayıt altına alarak, onun gözaltında bulunan kişilere uygulanan rutin işlerden geçtiğini kanıtlıyordu. Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu yaptığı araştırmalara dayanarak, Ocak’ın gözaltında uygulanan işkence ve darptan dolayı öldüğünü, devletin Ocak’ın ölümünden sorumlu olduğunu, devletin bazı unsurlarının Ocak’ın nasıl öldürüldüğünü ve kimin öldürdüğünü bildiğini söyledi. Ocak Ailesi’ni ziyaret ederek Emine Ocak’tan devlet adına özür diledi.

    AİHM Hasan Ocak’ın kaybedilmesi ve ölümüyle ilgili koşulların belirlenmesi için yeterli ve etkin bir soruşturmanın yürütülmediğini tespit ederek, Türkiye hakkında ihlal kararı verse de, Ocak Ailesi’nin iç hukuktaki tüm girişimleri sonuçsuz bırakıldı. Dosya 27 yıldır Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın tozlu raflarında bekletilmeye devam ediyor. 27 yıldır Hasan’ı kaybedenler cezasızlık zırhıyla korunuyor.

    “ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    886. haftamızda bir kez daha hatırlatıyor ve talep ediyoruz. Devlet yaşam hakkı ve işkence yasağının ihlal edildiği durumlarda suçun faillerini tespit edip, cezalandırılmalarıyla hükümlüdür. Devlet bu sorumluluğunun gereği olarak cezasızlığa son verip, Hasan Ocak dosyasında etkin, insan haklarına saygılı ve adil bir soruşturma yürütmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin, Hasan Ocak ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içerisinde hareket etme zorunluluğu olduğunu hatırlatmaktan, 187 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • PSAKD Genel Merkezi: Göksel Fidan yalnız değildir, serbest bırakılsın

    PSAKD Genel Merkezi: Göksel Fidan yalnız değildir, serbest bırakılsın

    PİRHA-Gazi Şehitleri Cemevi’nin eski başkanı Göksel Fidan’ın gözaltına alınmasından sonra bir açıklama yayımlayan PSAKD Genel Merkezi, “Şeriata karşı demokrasi, sömürüye karşı özgürlük mücadelesini devrimcilerle omuz omuza vermeye devam edeceğiz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak mazlumun yanında zalimin karşısında olduk” ifadelerini kullandı. PSAKD, Fidan’ın derhal serbest bırakılmasını istedi. 

    İstanbul Sultangazi’de bulunan Gazi Şehitleri Cemevi’nin eski başkanı Göksel Fidan‘ın gözaltına alınmasına ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi bir açıklama yayımladı. “Aleviler, tüm baskı, katliam, sürgün ve işkencelere rağmen özgürlük ve demokrasi mücadelesini devrimcilerle birlikte veren bir halktır. Çünkü Aleviler bilir ki, devrimciler halkın gerçek dostlarıdır” ifadelerinin yer verildiği açıklamada Fidan’ın serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.

    “ALEVİLER, ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ DEVRİMCİLERLE BİRLİKTE VERİR”

    PSAKD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Eşitlik adalet ve demokrasi gibi değerleri bünyesinde üretip çoğaltarak yaşayan Aleviler, her dönem şeriatın ve faşizmin hedefi olmuştur. Tüm baskı, katliam, sürgün ve işkencelere rağmen özgürlük ve demokrasi mücadelesini devrimcilerle birlikte veren bir halktır. Çünkü Aleviler bilir ki, devrimciler halkın gerçek dostlarıdır. Pir Sultan Abdal örgütlülüğü, nerede bir hak ihlali, nerede bir faşist baskı varsa, mazlumun yanında zalimin tam karşısında olmuştur. Bu günde durum farklı değildir.

    Ülkeyi adeta açık cezaevine dönüştüren iktidar, muhalif olan kim varsa susturmak için her yolu deniyor. Cemevlerimizi minaresiz camiye çevrime çabası da, kurum yöneticilerimize açılan davalarda, tehditler de bunları amaçlamaktadır. Bu bağlamda özellikle İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki Alevi ve devrimcilerin direnişini kıramayan iktidar, kurum başkanlarımıza davalar açıyor, tutukluyor. Bunun son örneğini Gazi Şehitleri Cemevimizin uzun yıllar başkanlığını yapmış Göksel Fidan’ı gözaltına alarak göstermiştir.

    AKP zihniyeti ortadadır ve nettir. Daha dün Isparta’da Cemevi açılışında genel başkanımızı kürsüden indirmeye çalışan zihniyet ne ise, üyelerimizi tutuklayan davalar açan zihniyet de aynıdır. Göksel Fidan yıllardır Gazi Mahallesi’nde yaşayan ve herkes tarafından tanınan biridir. Eğer hakkında bir iddia varsa savcılığa çağırıldığı taktirde pekala gidip ifade verecektir. Fakat buna rağmen evi saat sabahın 6’sında basılarak gözaltına alınıyor.

    Gazi Mahallesi yakın tarihte Alevi katliamına uğratılmış bir mahalledir ve Pir Sultan örgütlülüğü için kırmızı çizgidir. Tıpkı, Ümraniye gibi, tıpkı Gülsuyu, Sarıgazi, Okmeydanı gibi. Altını çizerek belirtelim ki;
    ülkemizde faşizm dinci gericilikten beslenmektedir. Toplumun demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi değerlerden uzaklaşarak gericileştirilmesi Alevilerin baskı altına alınmasıyla paralel devam etmiştir. Bir taraftan devrimciler susturulmaya çalışılırken, bir taraftan da zaten yasaklı olan Alevilik kuşatma altına alınıyor.

    Tüm bunların karşısında Aleviler devrimcileri, demokratları her yerde ve koşulda desteklemeye devam etmektedir. Bizler özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırırken, baskılara, hak ve hukuksuzluğa karşı mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz.

    Şeriata karşı demokrasi, sömürüye karşı özgürlük mücadelesini devrimcilerle omuz omuza vermeye devam edeceğiz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak mazlumun yanında zalimin karşısında olduk. Göksel Fidan yalnız değildir. Derhal serbest bırakılmalıdır. Yezid varsa Hüseyin de vardır. Hınzır Paşalar varsa Pir Sultanlar’da vardır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Eşini Covid’ten, evini ve eşyalarını yangında kaybetti: Artık çalacak kapımız kalmadı-VİDEO

    Eşini Covid’ten, evini ve eşyalarını yangında kaybetti: Artık çalacak kapımız kalmadı-VİDEO

    PİRHA-Covid-19 nedeniyle eşini ve işini kaybeden, mart ayında çıkan yangınla da evi ve tüm eşyaları yanan Metin Kaya, yaşanan süreci ve sorunlarını PİRHA’ya anlattı. “Artık çalacak kapımız kalmadı” diyen Kaya, “Yangından sonra Sultangazi Kaymakamlığı 5 bin, İBB ise 2 bin TL yardımda bulundu. Onun dışında hiçbir destek verilmedi. Üzülerek bekliyoruz sadece. Yetkililerin yapmış oldukları doğru şeyler değil” ifadelerini kullandı. 

    İstanbul Sultangazi Zübeyde Hanım Mahallesi’nde ya da bilinen ismiyle Gazi Mahallesi’nde ikamet eden Metin Kaya yaklaşık bir sene önce Covid-19 nedeniyle eşini kaybetti. Mart 2021’de çıkan yangınla evi ikinci kez yandı. Yangınla beraber evdeki tüm eşyalar da kül oldu. Pandeminin başlamasıyla işyeri kapanan Kaya ayrıca işsiz. Garantisi olmayan ek işler dışında bir geliri yok. Kaya ailesinin iki kızı ise lise öğrencisi olarak eğitim hayatlarına devam ediyor.

    Metin Kaya, yaşanan süreci ve sorunlarını PİRHA‘ya anlattı.

    “YANGINDAN SONRA KAYMAKAMLIK 5 BİN TL, İBB İSE 2 BİN TL VERDİ”

    Daha evvel 2006 yılında da evlerinin yandığını söyleyen Kaya, geçtiğimiz mart ayında çıkan yangınla evlerinin ve eşyalarının tümünün yandığını kaydetti. “Büyük bir enkazı kaldırdık” diyen Kaya, “Eksikliklerimiz var tabi. Mutfağımız kaldı. Sultangazi Kaymakamlığı yangından sonra 5 bin TL yardımda bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ise 2 bin TL verdi. Kullanılmış koltuklar, elbise dolabını da İBB verdi. Başka da bir yardım yapılmadı. Bir yıl kadar önce de eşimi Covid-19 nedeniyle kaybettik. İki kızımız var. Liseye gidiyorlar. Böyle bir mücadelenin içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

    “GIDAMIZI KOYACAK BUZDOLABIMIZ, ÇAMAŞIR MAKİNAMIZ DAHİL HİÇBİR ŞEYİMİZ YOK” 

    Kaya, belediyelerden destek göremediklerini belirtirken, “İBB olsun, Sultangazi Belediyesi olsun hiçbir destek vermiyorlar bize. Bundan da şikayetçiyiz. Mutfağımızda hiçbir şey yok. Eşyayı geçelim; tesisatımız dahi yapılmadı. Elektriğimiz yarım kaldı. Kapılarımız değişmedi. Camlarımız kırık. 80-90 bin TL kadar zararımız vardı. Kaymakamlık ile İBB’nin toplamda bize verdikleri para 7 bin lira kadardı. Biz evi bu parayla yapamadık zaten. Arkadaşlarımızın desteğiyle yaptık. 40-50 bin TL kadar masraf yapıldı ama hala evimiz bitmedi.

    Halihazırda kullanabileceğimiz eşyalarımız yok. Gıdamızı koyacak buzdolabımız, çamaşırları yıkayacak makinamız, izleyebileceğimiz televizyonumuz dahil hiçbir şeyimiz yok. İBB, Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Kaymakamlığı da duysun bizi. Bu felakette yalnızca 5 bin TL mi veriliyor? İBB sadece 2 bin lira verdi. İstanbul dışında yangınlar, seller olduğunda İBB ve devlet yetkilileri gidiyor fakat buraya gelen olmadı. Bundan da şikayetçiyiz” diye konuştu.

    “İBB YANGINDAN 6 AY SONRA DÖNÜŞ YAPTI”

    Yangının ardından İBB yetkililerine ulaşmaya çalıştıklarını fakat kendilerine geç dönüş yapıldığını aktaran Kaya, “Yangın çıktıktan sonraki ertesi gün İBB’yi aradık. Ama 1 ay sonra gelebildiler. O da İmamoğlu’na ulaştıktan sonra. İki arkadaş geldi. Evi görüp, yangının çıktığına inandılar. Hemen dönüş yapacağız denildi. Fakat iki ay sonra dönüş oldu. Bir ay öncesine kadar da kullanılmış koltuk, elbise dolabı, masa verildi. Başka da hiçbir şey yapılmadı.

    İBB yangından yaklaşık 6 ay sonra dönüş yaptı bize. Şu an arayan soran yok. Evdeki çalışmalar dayanışmayla oldu. Bir arkadaşımız yapabildiği kadarıyla elektrik tesisatını üstlendi. Bir arkadaşımız su tesisatını üstlendi. Ustalarımız ücretsiz çalıştı. Dostlarımızın vermiş olduğu yardımlarla burası yapılmış oldu. Ne devlet yetkilisi ne belediye eliyle herhangi bir şey yapıldı” dedi.

    “ARTIK ÇALACAK KAPIMIZ KALMADI, ÇALMAYI DA DÜŞÜNMÜYORUZ”

    Kaya son olarak Gazi Mahallesi’nde zaman içerisinde yaşananlara da değinerek, şunları söyledi:

    “Burası Gazi mahallesi. Biz burada doğduk büyüdük. Eskiden bu mahallede bir dayanışma vardı. Birisinin çatısı aksa koşardık. Böyle öğrendik bu mahallede. Ama geleneğini kaybetmiş artık. Bana yapılmadığı için söylemiyorum fakat bu mahalle bitmiş durumda. Artık çalacak kapımız kalmadı. Çalmayı da düşünmüyoruz. Üzülerek bekliyoruz sadece. Yetkililerin yapmış oldukları doğru şeyler değil.”

    Barış KOP/İSTANBUL

  • DAD İstanbul Şubesi, Gazi Mahallesi’nde 2 Temmuz anması yapacak

    DAD İstanbul Şubesi, Gazi Mahallesi’nde 2 Temmuz anması yapacak

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Şubesi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canları 2 Temmuz’da Gazi Mahallesi’nde anacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 insanı, 2 Temmuz günü saat 14:00’te Gazi Mahallesi’nde anacak.

    ‘Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir’ denilen açıklamada tüm canlar anmaya davet edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Barış ve Oğuzhan’ın aileleri: Çocuklarımızı Alevi diye katlettiler

    Barış ve Oğuzhan’ın aileleri: Çocuklarımızı Alevi diye katlettiler

    12 Mart Platformu’nun düzenlediği ‘Adalet’ panelinde konuşan 2017 yılında polislerce katledilen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un aileleri, çocuklarının Alevi oldukları için katledildiklerini söyledi

    12 Mart Platformu, 14 Nisan 2017 yılında polisler tarafından Gazi Barajı’nda katledilen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un anısına Gazi Cemevi’nde “Adalet” konulu panel düzenledi. Panele Kerem ve Erkul’un ailelerinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu’nun yanı sıra birçok sivil toplum örgütü yöneticisi katıldı. Panelin yapıldığı salona “Bahar yüzlü çocuklar. Gazi Barajı’nda katledilen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un anısına” yazılı pankart asıldı.

    “ARAÇTAKİ SAZI SİLAHA BENZETTİK DEMİŞLERDİ”

    Dava avukatlarından Ümit Sisligül, katliamın tanıkları olduğunu belirterek, dava sürecinde cezasızlık politikası ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Sisligül, “Polise giden ihbar sonrasında Gazi Barajı’na gitti. Ardından araçta bulunan kişilere tehdit ve hakaret ederek, araca ateş etmeye başlamış. Oğuzhan ve Kerem polis kurşunu ile katlediliyor ve diğer çocuklar da yaralanıyor. İki genci kaybettik. Davadan sonuç alacağımızı düşündük fakat düşündüğümüz gibi olmadı. Nisan ayında başlayan dava 5 ay sonra polislerin lehine döndü. Bütün delilleri yok edildi. Gaziosmanpaşa Adliyesi’nden Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne gönderildi. Bütün deliller kasten adam öldürmeyi gösterirken. Her zaman olduğu gibi polisler kollandı. Çok çaba sarf ettik. Ancak 3 kez heyet değişti. Duruşma savcısının bile talep ettiği cezanın altında ceza verildi. Mahkeme yine polislerin yargılandığı bir davada cezasızlık politikasını uyguladı. Polisler yine işlerinin başına döndü. ‘Araçtaki sazı silaha benzettik’ demişlerdi. Fakat olayın aslı dava sürecinde ortaya çıktı. Sonuç hukuksuzdu ve buna karşılık AYM’ye başvurduk ve sonuç alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “YAPILAN KATLİAMDI”

    Barış Kerem’in annesi Melike Taş, o gün çocuklarının şarkı ve türkü söylediğinin altını çizerek, “Bizim çocuklarımız 24 bin lira mı ediyor? Yapılan katliamdı. Bizim çocuklarımızın bedel 24 bin liraymış. 19 yaşındaki bir çocuğa 9 kurşun ne demek? Kaç çocuğun daha ölmesi gerekiyor ses çıkarmanız için” diye konuştu.

    “POLİSİN SALDIRGANLIĞI POLİTİK”

    Polis şiddetinin tavan yaptığını belirten HDP Milletvekili Musa Piroğlu, “Katliamlar dolu bir tarihimiz var. Kürdistan tarihi bunlara örülü. Son sürece damgasını vuran katliamlar gibi çocukların cenazesinin sokaklarda bekletildiği bir döneminin içerisinden geçiyoruz. Bütün eylemlerde polisler güç gösterisi yapıyor. Polislerin saldırganlığı politik seçime göre” diye belirtti.

    “ÇOCUKLARIMIZIN SUÇU NEYDİ”

    Son olarak söz alan Oğuzhan Erkul’un annesi Seyran Erkul da çocuklarının suçsuz yere katledildiğini belirterek, “Adalet yerini bulur dedik, fakat adalet bize öyle bir oyun oynadı ki ödül gibi ceza verdi. Suçumuz neydi? Vuruldukları yerde büyüdüler. Soruyorum ne suçu var? Benim oğlumun ne yaptı? Çocuklarımızın Suçu neydi? Bizim çiçeklerimiz soldurdular. 4 yıldır gecemiz gündüzümüz yok. Kızım ‘Abim neden gelmiyor’ diye soruyor, abin katledildi diyemiyorum. Baştakiler sağır ve dilsiz. Halk olunca sesleri çıkmıyor. Alevi diye katlettiler” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Kent Ormanı girişinde 14 Nisan 2017 tarihinde içerisinde bulundukları aracın polislerce taranması sonucu yaşları 15-18 arasında değişen 5 çocuktan Barış Kerem (18) ve Oğuzhan Erkul (18) hayatını kaybetmişti. Her iki gencin ölümüne neden olan polisler hakkında İstanbul 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması 5 Şubat’ta görüldü ve sanık polisler Erkan Ekmekçi, Zafer Sağlam, Davut Bakır ve Kenan Akıl’a ayrı ayrı “bilinçli taksir ile birden fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olma” suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezaları verildi. Her bir sanık polis için 24 bin 300 TL para cezasına çeviren bu ceza da 24 taksite bölündü.

    (Yeni Yaşam)

     

  • ADFE Başkanı Fırat: Gazi Katliamı’nı gerçekleştirenler korunup, kollandı; lanetliyoruz!

    ADFE Başkanı Fırat: Gazi Katliamı’nı gerçekleştirenler korunup, kollandı; lanetliyoruz!

    PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, Gazi Katliamı’nın 26. Yıldönümü sebebiyle açıklama yaparak, “Katliamı gerçekleştiren karanlık eller, sistem tarafından korunmuş, kollanmış Alevilerin adalet isteklerinin önü kesilmiştir” dedi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, Gazi Katliamı’nın 26. yıldönümü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

    22 yurttaşın yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya dair “Gazi Katliamı acının kırılarak yüreğimize yerleştiği tarihtir” diyen Fırat, benzer şiddetlerle Alevilerin toplumsal hafızasının yok edilmek istendiğini söyledi.

    “GAZİ KATLİAMI, MAĞDURLARI SUÇLAYAN SÜRECE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    Celal Fırat, “Gazi Katliamı Alevilerin inançsal yaşamına yönelik kine dayalı bir katliamdır” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Alevi toplumunu yok etme görevini üstlenen başta siyasi kişilikler, onların nefret ve şiddete yönelik söylemleri 12 Mart 1995 yılında sistematik, planlı ve tüm halkları birbirine düşürme kastı ile Alevi katliamına dönüşmüştür. Ardından Alevi toplumunun belleğine siyasi, sosyolojik ekonomik ve psikolojik olarak işlenmiştir.

    “SİSTEMATİK SALDIRILAR”

    Yaşanan bu katliam yüzyıllardır Aleviler üzerinde uygulanan sistematik saldırıların bir parçasıdır. Bu saldırılar Alevilerin toplumsal hafızasını, değerlerini katliamlar ve asimilasyonla yok etmeyi amaçlamaktadır.

    Ebusuud’un Alevi katliamı fetvaları ile on binlerce Alevi halkı katledilmiş iken Diyanet yayınları başta olmak üzere birçok resmi kurum ve belgede bu kişi hakkında övgüyle bahsedilmesi ve yine binlerce Alevi’yi katleden Yavuz Sultan Selim gibi şahısların isimlerinin bazı yerlere verilmesi, bu sistematik katliamların süregeldiğinin göstergesidir.

    Dersim’den, Maraş’a, Maraş’tan, Sivas’a, Sivas’tan, Gaziye.

    Katliamı gerçekleştiren karanlık eller, sistem tarafından korunmuş kollanmış Alevilerin adalet isteklerinin önü kesilmiş.

    Gazi Davası, tıpkı Sivas, Çorum ve Maraş davaları gibi katliamı aklayan ve mağdurları suçlayan ve cezalandıran sürece dönüşmüştür.

    Gerici, faşist kimlikler kurgulanmış ya da yaratılmış kimliklerdir. Bunların toplumsal gerçeklilik üzerinde etkileri olmadığı için sadece katliam yaparlar. Her türlü şiddet eylemine girişebilirler. Her şiddet eylemini de uzun bir hazırlık döneminden sonra yani toplumların tarihsel, inançsal ve ideolojik zemininden beslenerek başlatırlar ve bu devlet kurumunun şiddeti organize etmesine kadar sürer.

    Hak ve adaleti eşitsizlik üzerinde devam ettirmek isteyen bu güçler devletin toplumları veya bireyleri itaatkâr ideolojiyle yönetmesi için çalışırlar, amaçları mevcut devlet gücünden daha fazla pay almak şiddet ve dehşetin boyutunu artırmaktır.

    İşte; kasıt unsuru ispatlanmış, devlet eliyle katliama dönüşen Gazi Katliamı da geçmiş tüm Alevi katliamlarında olduğu gibi suçun hep Alevilere yönelik işlendiğini ve de tutarlı olarak sistematik bir biçimde gerçekleştirildiğinin tekrarıdır.

    “BİR KEZ DAHA LANETLEİYORUZ”

    Geçmişten günümüze Anadolu’yu katliamlar coğrafyasına dönüştüren karanlık, gerici zihniyetle yüzleşilmeli ve gerçekler açıklığa kavuşturulmalıdır. Aksi takdirde, Türkiye’de toplumunun güvenliği sağlanamaz, bu tür katliamlara yaşam alanları açılmaya devam eder.

    Bu nedenle çağdaş, laik, demokratik bir Cumhuriyetin, herkes için eşit, hukuk devletine dönüşmesini diliyor, Gazi katliamını bir kez daha lanetliyorum.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Gazi Mahallesi’nde iki çocuğu öldüren polislere para cezası verildi; aileler isyan etti-VİDEO

    Gazi Mahallesi’nde iki çocuğu öldüren polislere para cezası verildi; aileler isyan etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Gazi Mahallesi Kent Ormanında polisin dur ihtarına uymadıkları gerekçesiyle araçları taranarak öldürülen Oğuzhan Erkul ve Barış Kerem’in bugün Çağlayan Adliyesi’nde 11’inci duruşması görüldü. Mahkeme, sanık polislere 24 bin 300 TL para cezası verdi. Her iki çocuğun annesi karara isyan etti. 

    Yaşları 15 ile 18 arasındaki 5 arkadaş, 14 Nisan 2017’de doğum günü kutlayıp bağlama çalmak için  Gazi Kent Ormanına gitmişti. Park çıkışında polisin dur ihtarına uymadıkları gerekçesiyle araçları taranmıştı. 23’ü araca isabet eden toplam 35 kovan bulunan olay yerinde Barış ve Oğuzhan hayatını kaybederken 2 kişi ise yaralanmıştı.

    Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un ölümünden sorumlu Erkan Ekmekci, Kenan Akıl, Zafer Sağlam ve Davut Bakır hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermek” suçlamasıyla açılan davanın 11. duruşması bugün (5 Şubat) Çağlayan’da İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Ailelerin ve avukatların yanı sıra duruşmayı izlemek üzere CHP Milletvekili Ali Şeker, HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık, CHP İl Başkanı Yardımcıları, CHP Sultangazi İnsan Hakları Komisyon Başkanı, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan temsilciler katıldı.

    Duruşmada sanıklara verilen 3 yıl 4 ay hapis cezası 24 bin 300 TL para cezasına çevrildi.

    AİLELERDEN TEPKİ

    Karara aileler ve avukatlar tepki gösterdi.

    Sultangazi’de Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’u öldüren polislere verilen para cezasına tepki gösteren aileler, “Çocuklarımızın değeri para değil. Nerede görülmüş bir arabaya 36 kurşun sıkmak” diyerek isyan etti.

    Para cezasını duyan aileler sinir krizi geçirirken, adliyede yaşananları takip eden basın çalışanları da özel güvenlik tarafından engellenmeye çalışıldı. Karara itiraz eden aileler, adliyenin C kapısı önünde açıklama yaptı.
    İlk olarak söz alan Oğuzhan Erkul’un annesi Seyran Erkul, “Adalet var diyenler duysun. Ben kaç yıldır buna güvendim. Yavrumu toprağa koydum, kanı yerde kalmayacak diye güvendim. Yavruma para biçtiler. Saz çalmak suç mu, türkü söylemek suç mu?” diye sordu.

    “0 PARAYI BEN VERİRİM”

    “O parayı ben onlara verim” diye haykıran anne Erkul, “Oğlumun değeri para değil. Nerede görülmüş bir arabaya 36 kurşun sıkmak. Türk bayrağının altına gizlenmiş teröristler var. ‘Avukatım, savcıyım’ diyerek gezen teröristler var. Hani nerede adalet? Söyleyin suçumuz nedir? Oğlum ne suç işlemiş diye sorduğumda cevap vermiyorlar” ifadelerini kullandı.

    Dört yıldır adliyelerde adalet aradığını söyleyen anne Erkul, “Gazi mahallesiymiş suçlu. Polislerin hiç suçu yokmuş. Mahallesinin parkında saz çalarak türkü söyleyen yavrummuş suçlu olan. Dört yıldır yaşamıyorum. Küçük kardeşi dört yıldır, ‘abim nerede’ diye soruyor. Ben daha onun cevabını veremedim. Umutlarım burada suya düştü” dedi. 


    “BİZİMLE DALGA GEÇTİLER”

    Ardından konuşan Kerem’in annesi Melike Taş da, bayramda oğlunun mezarına giderek taş beğendiklerini ifade ederek, “Her gittiğimde ona söz verdim. Kanın yerde kalmayacak, hiç vazgeçmiyorum dedim. Bizimle dalga geçtiler. Evlat onların değil ne güzel karar verdiler.  Onlarda aynı acıyı yaşamadan ölmesinler” diye konuştu.

    Davanın avukatı Meral Hanbayat ise, sürece değinerek, yargı tarihine kara bir leke sürüldüğünü söyledi. Hanbayat, şöyle devam etti:
    “BU KADAR BASİT Mİ ÇOCUK ÖLDÜRMEK”
    “Polislerin fail olduğu davalarda cezasızlık var. Ama bu kadar korkunç bir kararla karşılaşacağımızı beklemiyorduk. Dört yıl önce yaşanan ağır travma yeniden yaşandı. İstanbul 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi resmen polislerin sorgusuz ateş edebilecekleri emrini verdi. Cezasızlıktan başka ailelere bir işkencedir. Çocuklar öldürüldü ama cezası para. Çocukları öldürebilirsiniz ama alacağınız ceza bu kadar basit. Türkiye gerçeği bu. İnsanlar nefes alamıyor. Bu kadar mı pervasızlar. Onlarca kurşun araca, onlarcası ise çocuklara isabet etmiş. Atış sayısı ortada. Hedef gözeterek yapılmış. Aydınlık bir yerde onların çocuk olduğunu biliyorlar. Bu kadar basit mi çocuk öldürmek? Bu cezasızlıktan da öte bir ceza, bu bir teşvik. Bir vur emridir.”


    NE OLMUŞTU? GEÇMİŞ DURUŞMALARDA NELER YAŞANDI?

    14 Nisan 2017 günü, İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki Kent Ormanı çıkışında, polislerin “dur ihtarına uymadığı” gerekçesiyle ateş açtığı araçta, yaşları 15 ila 18 arasında olan beş çocuk bulunuyordu. Oğuzhan Erkul ve Barış Kerem polislerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybederken; Demirhan Erkul, Ramazan Altürk ve Birkan Yüksel ise yaralandı.

    Savcılığın gizlilik ve yayın yasağı kararları altında yürüttüğü soruşturma neticesinde polisler Erkan Ekmekci, Kenan Akıl, Zafer Sağlam  ve Davut Bakır hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermek” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, 21 Mart 2018 tarihinde İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    27 Haziran 2018 tarihli ikinci duruşmada, ilk duruşmada hazır edilmeyen pedagog eşliğinde olaydan yaralı olarak kurtulan çocukların tanıklıklarına başvuruldu. 8 Kasım 2018 tarihli duruşmada, olay gününe ait telsiz kayıtları dosyaya girdi. Kayıtlara göre müdahale gerekçesi olarak sunulan ihbarın asılsız olduğu olaydan önce sanık polislerce biliniyordu. Duruşmada tanık olarak dinlenen polis memurları emniyette alınan ifadeleriyle çelişen beyanlarda bulundu. 14 Mart 2019 tarihli duruşmada katılan vekillerinin talebiyle olay yerinde keşif yapılmasına karar verildi. 27 Haziran 2019 tarihli 5. duruşmada, mahkeme başkanı değişti. Duruşma arası olay mahalinde keşif yapılmış, ancak bilirkişi raporu mahkemeye henüz ulaşmadığı için duruşmada bir gelişme yaşanmadı.

    26 Eylül 2019 tarihli duruşmada, bilirkişi raporu mahkemeye ulaşmış ve heyet tarafından incelenmişti. Sanık avukatına bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere ek süre verildi. Mağdur avukatlarından, Av. Hanbayat, Mahkemenin 08/11/2018 tarihli ara kararlarının ikinci maddesinde yanlış maktule ait bilgiler verildiğini söyledi. Belirtilen görüntü ve video kayıtlarının, olayın gerçekleştiği tarih olan 2017 yılına değil, 2018 yılına ait olduğunu belirterek, kayıtların doğru gönderilmesi husunda Adli Tıp Kurumu’na yazı yazılmasını talep etti. Talep heyet tarafından kabul edildi.

    13 Şubat 2020 tarihli duruşmada, uzman görüşü veren Adli Tıp Uzmanı Prof. Ümit Biçer, bütün yaralanmaların arkadan ve her iki yandan atışlarla olduğunu ve bu durumun tanığın aktarmış olduğu ifadelerle tutarlı olduğunu beyan etti. Katılanlar vekili Av. Dink, olay yerinde 35 kovan bulunduğunu ve bunların 23’ünün araca isabet ettiğini söyledi. Ayrıca, tüm atışların bagaj ve arka camda, yani araç içindekilerin yaşamsal organlarına denk gelen yerlere yoğunlaştığını belirterek, sanıkların kasten öldürüldüğünü söyledi. Mahkeme heyeti, dava dosyasını esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi.

    10 Temmuz 2020 tarihli duruşmada mahkeme heyeti kovuşturmanın genişletilmesi talebinin gerekli olmadığı yönünde karar verdi. Esas hakkındaki mütalaanın dava dosyasına sunulduğu bildirildi. Mütalaada, sanıklar Erkan Ekmekçi, Zafer Sağlam, Davut Bakır ve Kenan Akıl’ın eylemleri ile kanun hükmünü yerine getirdikleri ancak hukuka uygunluk nedenlerine ilişkin olarak çizilen orantılı hareket sınırını, dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareketleri ile aşarak geçekleştirdikleri savunuldu. “Sanıkların böylelikle üzerilerine atılı bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme suçunu işledikleri anlaşılmakla sanıklar Erkan Ekmekçi, Zafer Sağlam, Davut Bakır ve Kenan Akıl’ın TCK 85/2 maddesi gereğince cezalandırılmalarına, sanıkların suç işlenmesi sırasında bilinçli taksirle hareket ettikleri anlaşılmakla verilecek cezalarında TCK 22/3 maddesi gereğince artırım yapılmasına, sanıkların hakkında TCK 53/6 maddesi gereğince belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaları iddia ve talep olunur” dendi. Katılan vekilleriyle sanıklar müdafiine mütalaayı inceleyerek esasa ilişkin savunmalarına hazırlamak üzere süre verilmesine karar verildi.

    18 Aralık 2020 tarihli son duruşmada ise taraflara esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere ek süre verilmesine karar verildi.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Polis, sazı silah sanıp 2 çocuğu öldürmüştü; 11. duruşma bugün

    Polis, sazı silah sanıp 2 çocuğu öldürmüştü; 11. duruşma bugün

    PİRHA- İstanbul’da Gazi Mahallesi Kent Ormanında polisin dur ihtarına uymadıkları gerekçesi araçları taranarak öldürülen Oğuzhan Erkul ve Barış Kerem’in bugün Çağlayan Adliyesi’nde 11’inci duruşması görülecek. 

    Yaşları 15 ile 18 arasındaki 5 arkadaş, 14 Nisan 2017’de doğum günü kutlayıp bağlama çalmak için  Gazi Kent Ormanına gitmişti. Park çıkışında polisin dur ihtarına uymadıkları gerekçesiyle araçları taranmıştı. 23’ü araca isabet eden toplam 35 kovan bulunan olay yerinde Barış ve Oğuzhan hayatını kaybederken 2 kişi ise yaralanmıştı.

    Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un ölümünden sorumlu Erkan Ekmekci, Kenan Akıl, Zafer Sağlam ve Davut Bakır hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermek” suçlamasıyla açılan davanın 11. duruşması bugün (5 Şubat) Çağlayan’da İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Davanın ilk duruşmasında sanık polis Erkan Ekmekci, sağ ön koltukta oturan kişinin bacaklarının arasında uzun namlulu bir silah gördüğünü, bu silahın av tüfeğininkine benzer siyah bir kılıf içerisinde olduğunu söyledi. Ekmekci, silahı gördükten sonra bağırarak diğer polisleri uyarmıştı. Uzun namlulu silah sanılan cismin, araçtaki çocuklardan biri olan 17 yaşındaki Birkan Yüksel’in sazı olduğu ortaya çıkmıştı.

    18 Aralık 2020 tarihli duruşmada, taraflara esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere ek süre verilmesine karar verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD’lı kadınlardan 25 Kasım çağrısı

    DAD’lı kadınlardan 25 Kasım çağrısı

    PİRHA-DAD üyesi kadınlar kazanılmış haklarından vazgeçmeyeceklerini belirterek tüm kadınları 25 Kasım’da alanlara davet etti. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Gazi Mahallesi’ndeki dernek binasında basın toplantısı yaptı. DAD İstanbul Eşbaşkanı Nergiz Güzel, Lilith’ten bugüne dek erkek devlet şiddetine karşı mücadele ettiklerini belirterek, tüm kadınları kendi tarihlerini yazmaya davet etti.

    Güzel, “Biz kadınlar, karakollarda şikâyet edip, öldürülen rakamlar olduk. Biz kadınlar, iktidarın askerleri tarafında tecavüze ve ölüme mahkûm kılınan kadınlar olduk. Biz kadınlar bu kâinatın canlıları olarak ölüme peşkeş çekildik. Nerede mi? Evlerimizde. Nerede mi? Fabrikalarda. Nerede mi? Cezaevlerinde. Nerede mi? Köle pazarlarında. Nerede mi?  Erkek aklın dünyasında” ifadelerini kullandı.

    “ÖZ SAVUNMA HAKTIR” 

    Nergiz Güzel, “Biz kadınların mücadelesi, köleleşmeyen toplumlardır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz kadınların mücadelesi, mahkum eden kolektif, eşitlikçi ve ekolojik bir toplumun hayat bulmasıdır. Erkek şiddeti karşısında meşru olan hakkımız, öz savunmadır. Erkek aklın devamı olan töre ve namus cinayetleri, berdel, küçük yaşta evlilik, çok evlilik, başlık parası gibi konular karşısında zihinsel, kültürel ve sosyal olarak en etkili mücadele yöntemleriyle karşı durmalıyız.

    Biz kadınlar olarak kazanılmış hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz ve dayanışma ile hayatlarımızı savunmaya devam edeceğiz. Tüm alanlarda mücadeleyi büyütüp, kendimizi savunacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Polisten biber gazlı müdahale: Gözaltına alınanlar karakola götürüldü-VİDEO

    Polisten biber gazlı müdahale: Gözaltına alınanlar karakola götürüldü-VİDEO

    PİRHA – Polis Gazi Cemevi etrafında bekleyen ve Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenaze törenine gelenlere müdahale etti. 15’e yakın kişi gözaltına alındı. 

    Polis Gazi Cemevi etrafında bekleyen ve Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek‘in cenaze törenine gelenlere müdahale etti.

    Grup Yorum üyeleri Eren Erdem, Dilan Poyraz ve Fosem çalışanı Barış Gürses ve CAN TV Muhabiri Ali Aktepe’nin de aralarında bulunduğu yaklaşık 15 kişi gözaltına alınarak Gazi Karakolu’na götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Gaxan’a saldırı toplumsal varlığımıza saldırıdır’- VİDEO

    ‘Gaxan’a saldırı toplumsal varlığımıza saldırıdır’- VİDEO

    PİRHA – İstanbul Gazi Mahallesi’nde düzenlenen geleneksek yeni yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahalesine tepki gösteren İzmir’deki kurumlar, “Bu son saldırı yine toplumsal kimliğimizin inkarı ve toplumsal varlığımıza yöneltilen sistematik şiddet dahilinde gerçekleştirilmiştir. Demokratik ve insani taleplerimizin şiddet temelinde bastırılması politikaları, geleneksel kutlamalarımızı da kapsamına alacak şekilde genişletilmektedir” açıklamasında bulundu.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen geleneksek yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahale etmiş ve aralarında DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben’in de bulunduğu 6 kişiyi gözaltına alınmıştı.

    İzmir Dersim Kültür Dayanışma Derneği, Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun katılımıyla,  İstanbul Gazi Mahallesi’nde yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahalesi ve gözaltılara dair İHD İzmir Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. 

    Kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ekber Coşkun, yeni yılı kendi geleneksel ritüel ve değerlerine uygun bir biçimde karşılamaya çalışan insanlara yöneltilen bu saldırı düşündürücü olduğunu vurgu yaparak, şiddet temelindeki baskı politikalarının geleneksel kutlamaları da kapsamına alacak şekilde genişletildiğini ifade etti.

    “GELENEKSEL KUTLAMALARIMIZ SALDIRIYA UĞRUYOR”

    Coşkun, Gaxan’ın  kadim ve bölgesel bir gelenek olarak birçok halk tarafından kutlandığı gibi, Dersim’de de halen tüm canlılığıyla yaşamakta ve Dersimlinin anlam dünyasında önemli bir yer tutmakta olduğunu söyledi. Binlerce yıldır yaşadıkları topraklarda geleneksel kutlamalara dair saldırıların gerçekleştiğine dikkat çeken Coşkun, “Gaxan gerek iç Dersim, gerekse dış Dersim’de olduğu gibi geniş bir Alevi coğrafyasında kutlamanın da ötesinde kutsal bir anlam ifade etmektedir. Basına yansıdığı üzere İstanbul Gazi Mahallesinde, geleneksel bir etkinlik olan Gaxan kutlaması sırasında Gazi Mahallesi Dersimliler Derneği Başkanı Haydar Altun, DEDEF Başkanı Alihaydar Ben ve Dernek üyeleri Sinan Candan, Zelal Konak, Onur Narin ve Ferit Alişir polis tarafından darp edilerek gözaltına alınmışlardır.Yeni yılı kendi geleneksel ritüel ve değerlerine uygun bir biçimde karşılamaya çalışan insanlarımıza yöneltilen bu saldırı düşündürücüdür. Kendi vatanımızda, binlerce yıldır yaşadığımız topraklardayız ve geleneksel kutlamalarımız saldırıya uğrayabilmektedir” diye konuştu.

    “DERSİMLİ SANATÇILAR BASKI VE TUTUKLAMAYA MARUZ KALIYOR”

    Son dönem Dersimli sanatçılara yönelik soruşturma ve tutuklamalara da değinen Çoşkun, “Dersimli sanatçı Yılmaz Çelik’in bir komployla tutuklanarak cezaevine konması da baskıcı ve inkarcı politikaların bir parçası olarak gündeme gelmiştir. Bir diğer sanatçımız Ferhat Tunç ise ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Birçok Alevi kurum yöneticisinin de benzer baskı ve tutuklamalara maruz kaldıkları bilinmektedir” dedi.

    “SALDIRIDAN DOLAYI AÇIKLAMA VE ÖZÜR BEKLİYORUZ”

    Toplumsal kimliklerine yöneltilen bu son müdahalenin sistematik şiddet dahilinde gerçekleştirildiğinin altını çizen Coşkun, hiç kimsenin toplumsal ve insani değerlerine saldırmaya hakkı olmadığına dikkat çekti. Coşkun, “Demokratik ve insani taleplerimizin şiddet temelinde bastırılması politikaları, geleneksel kutlamalarımızı da kapsamına alacak şekilde genişletilmektedir. Kendi vatanımızda, kendi topraklarımızdayız, Dersimliler ve Alevi kültürü bu ülkenin diğer toplumsal-kültürel gerçekliklerinden biridir. Kimseden lütuf beklemiyoruz. Kendi inancımız, kültürümüz, toplumsal varlığımızla kendi ülkemizde yaşam hakkına sahibiz, hiç kimsenin toplumsal-insani değerlerimize saldırmaya hakkı yoktur” diyerek Dersimliler ve Alevi halklar olarak bu saldırıdan dolayı açıklama ve özür beklediklerinin altını çizdi.

    Çoşkun, “Dersimlilere  yaşadıkları her yerde Gaxan ve tüm değerlerini daha güçlü bir şekilde sahiplenme çağrısında bulundu.

    PİRHA/İZMİR

  • Gaxan etkinliğinde gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

    Gaxan etkinliğinde gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

    PİRHA – İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen Gaxan etkinliğine polis saldırısı sonrası gözaltına alınanlar bugün çıkarıldıkları mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen Gaxan etkinliğine polis saldırısı sonrası gözaltına alın Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Gazi Mahallesi Dersim Derneği Başkanı Haydar Altun ve üyeleri Sinan Candan ve Zelal Konak, bugün çıkarıldıkları Gaziosmanpaşa Adliyesi nöbetçi mahkemesinde ifadelerinin alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu: Gaxan bir inançsal ritüeldir; engellenmesine müsaade etmeyeceğiz

    Kenanoğlu: Gaxan bir inançsal ritüeldir; engellenmesine müsaade etmeyeceğiz

    PİRHA – Gazi Mahallesi’nde yeni yılı karşılama etkinliği olan Gaxan’ı gerçekleştirirken polis tarafından gözaltıların yapılmasına tepki gösteren HDP’li Ali Kenanoğlu, saldırıyı kınayarak, “Bu inançsal ritüeli engelleyen, toplumumuzun değer yargılarına saldıran polis memurları ve bu talimatı veren yetkililer hakkında soruşturma açılmalıdır” dedi. 

    Dün akşam saatlerinde Dersim Dernekler Federasyonu öncülüğünde İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahalesi sonrası aralarında DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben’in de bulunduğu 6 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltında bulunanlardan Ferit Alişir ve Onur Narin serbest bırakılırken diğerleri bugün savcılığa çıkarılacak.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, gözaltılara ve Gaxan etkinliğinin engellenmesine tepki gösterdi.

    Kimi yörelerde ‘Saya’ ve ‘Gağan’ diye adlandırılan, yeni yılı karşılama anlamına gelen kadim bir gelenek olduğunun altını çizen Kenanoğlu, Gaxan geleneğinin inançsal bir ritüel olduğunu belirterek, “Kimi yörelerde doğadaki çeşitli canlıların kostümleri giyilerek ve mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev dolaşarak lokmalar alınarak, dualar verilerek ‘Saya Cemi’ dediğimiz inançsal ritüelle son bulan bu geleneğimiz bizim inancımızın, kimliğimizin bir parçasıdır” dedi.

    “GÖZALTILAR SERBEST BIRAKILSIN”

    Dersim’lilerin göç ettikleri topraklarda bu geleneği sürdürmesi inançlarına, kimliklerine sahip çıkmalarının bir gereği olduğunu kaydeden Kenanoğlu, dün akşam Gazi Mahhalesi’nde Dersim Dernekleri Federasyonu öncülüğünde Gaxan etkinliği yapılırken polis tarafından taciz ve tehdit amaçlı havaya ateş açılmasını ve arkasından da 6 dernek üyesinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    Kenanoğlu, gözaltına alınanların serbest bırakılmasını ve bu inançsal ritueli engelleyen, toplumun değer yargılarına saldıran polis memurları ve bu talimatı veren yetkililer hakkında soruşturma açılmasını istedi. Gaxan’ın bir inançsal rituel olduğunu belirten Kenanoğlu, bu ritüelin engellenmesine asla müsaade etmeyeceklerini söyledi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Gaxan etkinliğinde gözaltına alınan 6 kişiden 2’si serbest bırakıldı

    Gaxan etkinliğinde gözaltına alınan 6 kişiden 2’si serbest bırakıldı

    PİRHA- İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen Gaxan etkinliğine polis müdahalesi sonrası gözaltına alınana Ferit Alişir ve Onur Narin serbest bırakıldı. 

    DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Gazi Dersimliler Derneği Başkanı Haydar Altun ve üyeleri Zelal Konak ile Sinan Candan halen gözaltına tutuluyor.

    Dersim Dernekler Federasyonu  öncülüğünde İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahalesi sonrası aralarında DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben’in de bulunduğu 6 kişi gözaltına alınmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DEDEF: Etkinlik bahane edilerek arkadaşlarımız gözaltına alındı

    DEDEF: Etkinlik bahane edilerek arkadaşlarımız gözaltına alındı

    PİRHA – Gazi Mahallesi’nde yapılan Gaxan etkinliği sırasında üyelerinin gözaltına alınmasına tepki gösteren Dersim Dernekler Federasyonu(DEDEF), yazılı açıklama yaparak saldırıyı kınadı. 

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilen yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahalesi sonucu 4 kişi gözaltına alındı. Gözaltılara tepki gösteren Dersim Dernekler Federasyonu yazılı açıklama yaparak saldırıyı kınadı.

    Açıklamada, Gazi Dersimliler Derneği’nin düzenlediği Gaxan etkinliğine polis havaya ateş açarak saldırı düzenlendiği belirtilerek Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Haydar Ben ve Gazi Dersimliler Derneğinin Başkanı Haydar Altun ve Sinan Candan ile Zelal Konak, Onur Narin ve soyadı öğrenilemeyen Teslim adında üyelerinin darp edilerek gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.

    Gaxan’ın yeni yılı karşılama etkinliği olduğu belirtilen açıklamada, etkinliğin bahane ederek yapılan saldırı kınandı. (HABER MERKEZİ)

  • Sultangazi Kadın Dayanışması: Eşit ve özgür bir dünyada yaşamak istiyoruz-VİDEO

    Sultangazi Kadın Dayanışması: Eşit ve özgür bir dünyada yaşamak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Sultangazi Kadın Dayanışması, kadına yönelik şiddete hayır demek için bir araya geldi. Yapılan açıklamada, “Şiddete, katliamlara, tacize, tecavüze, savaşa, ekonomik krize ve yoksulluğa karşı alanlarda olmaya devam edeceğiz” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Sultangazi Kadın Dayanışması, İstanbul Gazi Mahallesi’nde bir araya geldi.

    Kadınlar, ‘Kadına yönelik şiddete, katliamlara, tacize,  savaşa, ekonomik krize ve yoksulluğa karşı’ her zaman alanlarda olarak mücadeleyi yükselteceklerini belirtti.

    ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz, kadın cinayetleri politiktir, kadın dayanışması yaşatır’ dövizlerinin açıldığı eylemde kadınlar Jin, jiyan azadi, dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa’ sloganları atarak yürüyüş gerçekleştirdiler.

    ‘Haydi kadınlar aynı isyanımızla, cüretimizle 25 Kasım günü saat 19.00’da Taksim Tünel Meydanı’na’ çağrısında bulunulan eylem, alkış ve zılgıtlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL