Etiket: gazi mahallesi

  • Gazi’de polisin öldürdüğü iki gencin davası ertelendi

    Gazi’de polisin öldürdüğü iki gencin davası ertelendi

    İstanbul Sultangazi’de polis tarafından ateş sonucu 2 gencin öldürülmesi; 3 gencin de yaralanmasına ilişkin davaya devam edildi. Duruşma görüntü ve video kayıtlarının beklenmesi için ertelendi.

    İstanbul Sultangazi’ye bağlı Gazi Mahallesinde Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un polis kurşunuyla öldürülmesi ve 3 kişinin yaralanmasına ilişkin davaya devam edildi. Çağlayan’da bulunan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya hayatını kaybeden Barış Kerem’in annesi Melike Altınışık, Oğuzhan Erkul’un annesi Seyran Erkul, ablası Figen Erkul, olayda ağır yaralan Ramazan Altürk’ün ailesi ve diğer müşteki aileleri ile avukatlar katıldı.

    Duruşmada söz alan Av. Meral Hanbayat, “8 Kasım 2018 tarihli ara kararda belirtilen maktullere ilişkin otopsi görüntülerinde hata mevcuttur. Görüntü ve videolar 2018 yılına ait. Doğru otopsi görüntülerinin gönderilmesi konusunda Adli Tıp Kurumuna yazı yazılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Sanık avukatı Tolga Yurdakul ise bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere mahkemeden süre talep etti.

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, maktullere ilişkin doğru görüntü ve video kayıtlarının gönderilmesi hususunda adli tıp kurumuna yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı 13 Şubat 2020 saat 09.30’a erteledi.

    NE OLMUŞTU?

    14 Nisan 2017’de İstanbul Sultangazi’de bulunan Gazi Kent Ormanından araçla çıkan 5 gence polis tarafından ateş açılmıştı. Kent Ormanı çıkışında “dur ihtarına uymadı” iddiasıyla polis aracından ateş açılması sonucu 2 genç hayatını kaybetmiş, 3 genç ise yaralanmıştı. Olayda yaralanan gençler, polise verdikleri ifadelerinde panikledikleri için durmadıklarını ve sonrasında ateş açıldığını belirtmişti.

  • Kayyım ve gözaltılar Gazi Mahallesi’nde protesto edildi-VİDEO

    Kayyım ve gözaltılar Gazi Mahallesi’nde protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Gözaltı ve kayyımları protesto eden Demokratik Alevi Derneği, Hüseyni duruştan vazgeçmeyeceklerini kaydetti. 

    Haberin Videosu

    HDP’nin Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyımlar protesto edilmeye devam ediyor. Kayyım ve gözaltılar İstanbul Gazi Mahallesi’nde de protesto edildi. Protestoya HDP, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eyüp Şubesi, Gazi Cemevi, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Şubesi Pir Sultan Abdal Cemevi, Dersim Dernekleri yöneticileri ve çok sayıda yurttaş destek verdi. Eylemde “Halkın iradesi gasp edilemez gözaltılar serbest bırakılsın” pankartı açıldı.

    Basın metnini okuyan DAD Eyüp Şube Eşbaşkanı Nergiz Güzel, zor zamanlar yaşandığına vurgu yaparak “İnanç örgütü olarak inancımızı yaşatmak adına yaptığımız çalışmalar engellenmekte baskı altına alınmaktadır. Gecenin kör karanlığında hanelerimize rızasız girip evlerimizi basılıyor ve gözaltına alınıyoruz. Günümüz yezitleri şunu bilmelidir ki Hüseyni duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Hak ve hakikat mücadelemizden bir adım geri atmayacağız.” dedi.

    DAD önceki dönem genel merkez eş başkanı Dursun Demirtaş, İnanç ve Kültür Sekreteri Pir Ali Doğan’ın hala gözaltında olduğunu hatırlatan güzel, gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

    Kayyumlara da tepki gösteren Güzel, siyasal iktidar sandıkta başaramadığını kayyım eliyle başarmak istemektedir.

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da kısa bir konuşma yaptı. Gözaltılara ve kayyımlara tepki gösteren Karataş, yaşanan tüm hukuksuzluklara rağmen inadına barış, insan hakları, kardeşlik diyeceklerini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadınlar, Gazi Mahallesi’ndeki gençlerin nasıl yozlaştırıldığını anlattı-VİDEO

    Kadınlar, Gazi Mahallesi’ndeki gençlerin nasıl yozlaştırıldığını anlattı-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Gazi Mahallesi’nde yaşayan kadınlar, mahalledeki yozlaşmayı ve gençlerin uyuşturucuya nasıl yönlendirildiğini anlattılar. 

    Haberin videosu

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde yaşayan kadınlar, mahallelerinde yaşanan asimilasyonu ve yozlaşmayı Can Tv’ye anlattılar.

    Kadınlar, Gazi Mahallesinde yaşayan yurttaşların politik, bilinçli ve muhalif olmasından dolayı buradaki gençlerin yozlaştırıldığını, asimile edilmeye çalışıldığını söylediler.

    Gençlerin çoğunun uyuşturucuya ve mafya işlerine yöneldiğini belirten kadınlar, kendilerinin ve çocuklarının artık güvenli bir şekilde yaşayamadıklarına vurgu yaptılar.

    Evleri yakıldığı için köylerinden göç etmek zorunda kalan Sakine Akbaba, çok küçük yaşlarda Gazi Mahallesine yerleştiklerini söyledi.

    Gazi Mahallesi’nin eskisi gibi olmadığını, sokaklarda uyuşturucu maddelerin ve silahlanmanın hakim olduğunu belirten Akbaba, bunun sebebinin toplumun eğitimsiz olmasından dolayı devletin bilinçli bir şekilde uyguladığı politikalardan kaynaklandığını ifade etti.

    Yoksulluğun da bu yozlaşmadaki etkisine değinen Akbaba, gençlerin para kazanmak için bu tür yollara bulaştığını belirtti.

    Eskiden mahallelerinde birlik ve beraberliğin hakim olduğunu, sokaklarda özgürce dolaşabildiklerini söyleyen Akbaba, artık kendi çocukları için bunun mümkün olmadığını ve endişelendiğini kaydetti.

    “ÖNCE ALEVİLİK-SÜNNİLİK ÜZERİNDEN AYRIŞTIRDILAR”

    “Önce Alevilik-Sünnilik üzerinden ayrıştırmaya çalıştı, baktı ki olmuyor damardan (uyuşturucu) girmeye başladı” sözleriyle devletin Gazi Mahallesi’ndeki yozlaştırma politikalarına dikkat çekti.

    Akbaba, “İstanbul’un eskiden taşı toprağı altındı, artık o toprağı zehirlediler” diyerek bahsettiği altının maddi menfaatler olmadığını, sevginin, birlik ve beraberliğin artık kalmadığını vurguladı.

    “Biz Alevi-Sünni olayını bilmiyorduk, 1993’te Sivas ve sonrasında Gazi olayları yaşanana kadar” diyen Akbaba,  Lazların, Kürtlerin, Sünnilerin ve Alevilerin ayrım yapılmadan bir arada yaşadıklarını belirtti.

    Günümüzde Alevi inancının yok sayıldığını söyleyen Sakine Akbaba, Aleviliğin var olduğuna ve Alevilerin bu toplumun en duyarlı insanları olmasına vurgu yaptı.

    Gazi Mahallesi’nde bir ekmekçide çalışan Melek Derici ise köylerde geçimini sağlayamadıkları için ailesiyle İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

    “İSTANBUL’UN ALTININI GÖRMEDİK AMA SAVAŞINI ÇOK GÖRDÜK”

    Derici, artık sokaklarda yürüyemez hale geldiklerini, çocukların sokaklarda oynayamaz hale getirildiğini söyleyerek uyuşturucunun her yere yayıldığını ve mafyacılığın arttığını belirtti.

    Alevi oldukları için bilinçli bir şekilde, devletin kendi eliyle Gazi Mahallesi’ni bu hale getirdiğini söyleyen Derici her gün sokaklarda 16 -17 yaşlarında çocukların vurulduğunu, tutuklandığını ifade ederek, “İstanbul’un altınını görmedik ama savaşını çok gördük” dedi.

    Eskiden Gazi Mahallesi’nde dayanışmanın hakim olduğunu söyleyen Derici, artık insanların birbirlerine selam vermediğini belirtti. Devletin ayrıştırıcı politikası yüzünden insanların kimliklerini ve inançlarını saklamak zorunda kaldığına işaret etti.

    Alevilerin yoğun yaşadığı mahallelerde her geçen gün cinsel saldırıların arttığını, çocukların kaçırıldığını belirterek bunların yetkililerin denetiminde yapıldığını iddia etti. Derici, Gazi Mahallesi’ne hizmet verilmediğini de kaydetti.

    22 yaşında öldürülen gencin annesi ise Gazi Mahallesi’nde yaşam koşullarının çok kötü olduğunu söyleyerek diğer çocukları için de endişelendiğini ifade etti.

    Oğlunun hırsızlık, uyuşturucu gibi illegal işlere bulaştığını ve Sivas’ta da birtakım olaylara karıştığı için vurularak yaşamını yitirdiğini söyledi. Oğlunu vuran zanlının üç yıldır tutuklu olduğunu ama hala ceza almadığını belirtti.

    “GENÇLERİMİZİN BEYNİNİ YIKADILAR, GENÇLERİMİZİ BİTİRDİLER”

    Alevi gençlerinin, halk çok sevdiği için devlet tarafından bilinçli bir şekilde bu tür olaylara karıştırıldığını söyleyen anne, “Gençlerimizin beynini yıkadılar, gençlerimizi bitirdiler” dedi.

    Artık sokakta gördüğü gençleri birbirine benzettiğini söyleyen anne, “Onları görünce kendi oğlumu görüyorum” diyerek onların da başına bir şey gelmesini istemediğini ifade etti.

    Eylem BABAYİĞİT-Önder ÖZDEMİR

    İSTANBUL

  • Gazi Katliamı’nın 24. yılında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Gazi Katliamı’nın 24. yılında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Üzerinden 24 yıl geçen ve hala faillerinin cezalandırılmadığı Gazi Katliamı’nın bugün yıl dönümü. Katliamda yaşamını yitirenler için anma yapıldı. Bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi yine polis ablukasında bir anma gerçekleştirildi. 

    Alevi yurttaşların yoğunlukta yaşadığı İstanbul Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde yaşanan katliamda yaşamını yitirenler bugün anıldı. Anmaya hayatını kaybedenlerin aileleri, Alevi kurumları ve HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ve CHP’li yöneticiler katıldı. Anma boyunca bir polis helikopterinin eylemi takip ettiği gözlerden kaçmadı.

    Gazi Cemevi önünde toplanan kitle eski karakola yürüyüşe geçti. Yürüyüşte “Gazi, Ümraniye Katliamı’nı unutma, unutturma” pankartı açıldı ve katledilen canların resimleri taşındı. Katledilen canların isimleri tek tek okunarak”yaşıyor” denildi. “Gazi’de düşene, dövüşene bin selam”, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Yaşasın halkın adaleti”, “Gün gelecek, devran dönecek, katiller halka hesap verecek”, “Gazi’yi unutma” unutturma”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Halkımız burada katiller nerede?”, “Katiller bulunsun, hesap sorulsun” sloganları atıldı. Yürüyüşe çevrede bulunan yurttaşlar da ıslıklarla ve alkışlarla destek verdi.

    Gazi eski karakolu önünde, Gazi ve Ümraniye şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Burada yapılan basın açıklamasını şehit yakını Erkan Şimşek okudu.

    “KATİLLER ORTADAN KAYBOLDU”

    Şimşek, 24 yıl önce bagajında şoför Mesut Efe’nin cesediyle birlikte ilerleyen ticari taksiden açılan ateş sonucu Dostlar, Cihan, Yavuz Kardeşler, Doğu kahvehaneleriyle Sarıcıoğlu Pastanesi’nin kurşun yağmuruna tutulduğunu hatırlattı. Saldırının Alevisi, Sünnisiyle tüm halka yapıldığını belirten Şimşek, “Bu katiller nasıl ortadan kayboldu? Gazi halkı bunu biliyordu. Bu nedenle öfkesi sel oldu ve Gazi karakoluna akmaya başladı” dedi.

    Katillerin yakalanmasını isteyen halka bu kez de güvenlik güçlerinin ateş açtığını dile getiren Şimşek, “Gazi halkının zalime ve zulme direnişi, sokağa çıkma yasağına, katliamlara, devletin polisinin sergilediği vahşet görüntülerine, 18 şehit, yüzlerce yaralıya rağmen 3 gün boyunca sürmüştür. Birçok ilde ve Avrupa ülkelerinde Gazi halkına destek yürüyüşleri yapılmıştır. Ümraniye’de Gazi halkına destek vermek, katliamı protesto etmek isteyen kitleye, bir okulda pusuya yatmış katiller tarafından ateş edilerek 4 canımız katledilmiştir” şeklinde ifade etti.

    “OLAYLARDAN SADECE 2 POLİS SORUMLU TUTULDU”

    Şimşek Gazi Katliamı davasının yargı sürecine ilişkin şunları söyledi:

    “Sadece katil polislerden Adem Albayrak’a 4 kişiyi öldürmekten 3,5 yıl, Mehmet Gündoğdu’ya 2 kişi öldürmekten 1 yıl 8 ay ceza verildi. Yani, günlerce süren olaylardan sadece 2 polis sorumlu tutuluyordu. Gazi’de yaşanan bu katliamdan; dönemin başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Nejdet Menzir ve bunların tetikçileri sorumludurlar ve cezalandırılmalılar.”

    “BEKA SORUNU YENİ KATLİAMLARIN KAPISINI ARALIYOR”

    Ülkenin yoğun bir tecrit altında olduğunu vurgulayan Şimşek, “KHK’lerle emekçiler işlerinden edildi, Kayyum zihniyetiyle halkların iradesi yok sayıldı. Çocuk istismarı yüzde 90’lara vardı. İnanç diktası ve asimilasyon cenderesinde tüm okullarda zorunlu din dersleri, her okula mescit yaklaşımı Alevilere ve inanç kimliklerine zulüm uygulanmakta. Basın, cemevi ve kurum yöneticileri hukuksuzca tecrit edilmekte. Hukukçular içeride ve açlık grevinde. Cezaevlerinde açlık grevleri yayılmış durumda. Leyla Güven 125 gündür tecride karşı açlık grevinde ve geri dönülemez riskli eşikte. Kürt halkına ‘Defol git’ diyen kendi dışında herkesi yurt içinde ve yurt dışında terörist gören bir garabet ile karşı karşıyayız. Bir ‘Cinnet İttifakı’na dönüşen beka sorunu şizofrenisi halklara karşı yeni katliamların kapısını aralıyor. Ve bizlere düşen onurlu bir gelecek için direnmektir” ifadelerini kullandı.

    “TECRİT KALKSIN LEYLA YAŞASIN”

    Şimşek, yeni katliamlar yaşanmaması için mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.

    Açıklamanın ardından katliamın yaşandığı yere karanfiller bırakan kitle mezarlığa doğru yürüyüşe geçti. “Tecrit kalksın Leyla yaşasın”, “Leyla Güven yalnız değildir”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganlarının yükseldiği yürüyüşün ardından yaşamını yitirenlerin mezarlarına karanfiller bırakıldı.

    Anmanın ardından Gazi Cemevi’nde lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL    

     

  • Gazi Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçti

    Gazi Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçti

    PİRHA-Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemleri olarak kabul edilen 90’lı yılların olaylarından biri de Gazi Katliamı. 24 yıl önce 22 kişinin katledildiği Gazi Katliamı’nın failleri ise hala cezalandırılmadı.

    12 Mart 1995 akşamı, saat 20:45 sularında kimliği belirlenemeyen kişiler, gasp ettikleri bir taksi ile Gazi Mahallesinde bulunan Öntaş, Yavuz ve Dostlar kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesini silahla taradı. Saldırı sonucu 76 yaşındaki Alevi dedesi Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır 25 kişi yaralandı. Sonrasında saldırganlar kaçırdıkları taksinin şoförünü de öldürerek kayıplara karıştı.

    Saldırının duyulmasının ardından Gazi Mahallesi halkı sokağa çıkarak saldırıyı protesto etti. Polis halkın üzerine ateş açtı ve Mehmet Gündüz’ü öldürdü.

    Ertesi gün cenaze töreni için cemevi önünde toplanan binlerce kişiye ateş açıldı. Öğleden önce üç kişi, öğlenden sonra 12 kişi daha yaşamını yitirdi. Hepsi de kurşun yarasıyla ölmüştü. Aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok kişi yaralandı. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi, Zübeyde Hanım ile Esentepe mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Mahallelerin giriş ve çıkışlarına polis barikatı kuruldu ve giriş, çıkış polis kontrolünde yapıldı. Sokağa çıkma yasağı Gazi Mahallesi direnişini engelleyemedi. Bunun üzerine bölgeye askeri birlikler gönderildi.

    Bu arada, Ankara’da Gazi katliamı ve sokağa çıkma yasağı Kızılay’da protesto edildi; polis gösteriye saldırdı, 36 kişi yaralandı.

    ÜMRANİYE’DE 5 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

    Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi halkı da, Gazi’deki katliamı protesto etmek için 15 Mart’ta sokaklara çıktı. Polis orada da silah kullandı. Kalabalığa ateş açtı. O gün 1 Mayıs Mahallesi’nde de beş kişi öldürüldü.

    HASAN OCAK KAYBEDİLMİŞTİ

    Dört gün içerisinde Gazi Mahallesi’nde 17 ve 1 Mayıs Mahallesi’nde beş olmak üzere toplam 22 kişi öldürüldü, 300’den fazla kişi de yaralandı. Yapılan otopsi sonucu olaylarda öldürülenlerden 17 kişinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

    Gazi Mahallesi direnişinde bulunan Hasan Ocak 21 Mart günü gözaltına alındı ve kaybedildi. Ailesinin ve kamuoyunun mücadelesi sonucu Hasan Ocak’ın cansız bedeni bulundu.

    KATLİAMIN SORUMLULARI YARGILANMADI

    Gazi katliamı yaşandığında; İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’di. Polise yetki veren Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, “Bin operasyon yaptık” diyerek katliamı savunmuştu. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayları bastırmak için sokağa çıkma yasağı ilan edip Gazi Mahallesini polis ablukasına aldırmıştı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe “Polis silah kullanmadı” demişti. Başbakan Tansu Çiller, “Vatan için kurşun yiyen de, atan da şereflidir” demişti. Süleyman Demirel ise Cumhurbaşkanıydı. Hiçbiri yargılanmadı.

    Gazi Katliamı, aradan geçen 24 yıla rağmen asıl failleri karanlıkta bırakılan bir dosya oldu. Olay sonrası açılan davada sanık koltuğuna sadece 20 polis oturtuldu. Ancak bunlar arasında üst düzey yetkililer yoktu. Güvenlik gerekçesiyle 3 şehir gezdirilen dava, sadece iki polisin 4 yıl 32 ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı.

    Ümraniye Katliamı davası ise 23 yıl aradan sonra 2018 yılında tekrar görülmeye başlandı. Dava dosyası kapsamında 220 polis memuru yargılanıyor.

  • Suriyeli ailenin evine silahlı baskın: 1 kişi başından vuruldu

    Suriyeli ailenin evine silahlı baskın: 1 kişi başından vuruldu

    İstanbul Sultangazi’de Suriyeli ailenin kaldığı eve yüzleri maskeli 4 kişi tarafından silahlı baskın düzenlendi. 7 kişinin yaşadığı öğrenilen evde 1 kişi başından silahla vurularak, ağır yaralandı.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan bir binanın giriş katında yaşayan Suriyeli ailenin evine saat 00.30 sıralarında kimliği belirsiz, maskeli 4 kişi geldi. Eve giren şüpheliler içeride bulunan 7 kişilik aileyi etkisiz hale getirdi. Şüpheliler evde bulunan ve ismi öğrenilemeyen bir kişiyi henüz bilinmeyen bir nedenle silahla başından vurdu. Şüpheliler hızla olay yerinden kaçarken, evde bulunan yakınları da durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.

    Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan kişiye ilk müdahaleyi yaparak, hastaneye kaldırdı. Başından yaralanan Suriyeli’nin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Saldırı sonrası olay yerine gelen polis, binanın girişini şerit çekerek kapattı. Polis evde ve bina girişinde delil aradı. Saldırı sırasında evde bulunan diğer 6 kişinin tercüman yardımıyla bilgisine başvuran polis, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

  • Gazi Şehitleri Cemevi inşaatının tamamlanması için destek çağrısı

    Gazi Şehitleri Cemevi inşaatının tamamlanması için destek çağrısı

    İstanbul Sultangazi Zübeyde Hanım Mahallesi’nde yapımı devam eden Gazi Şehitleri Cemevi’nde yasal prosedürler tamamlandı. Projesi hazır olan cemevinin yapımına başlandı. Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, cemevinin tamamlanması için halkın desteğine ihtiyaç olduğunu belirtti. 

    İstanbul Sultangazi Zubeyde Hanım Mahallesi’nde bulunan PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi’nde yasal prosedür tamamlandı ve cemevi inşaatına başlandı. Konuya ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, “mahalle halkının ihtiyaçlarını gözettik ve tamamlanması için maddi desteğe ihtiyacımız var” dedi.

    Projenin 2014 yılı itibariyle hazırlandığını kaydeden Fidan, arsanın 2013 yılında Sultangazi Belediyesi’nden tahsis ile alındığını kaydetti. Fidan, Cemevine ait arsanın tamamının 850 m2’lik bir alanı kapsadığını ortalama 450 m2’lik alanın üzerinde projelendirilen bir yapı inşa etmek istediklerini belirtti.

    “KÜLTÜREL FAALİYETLER OLACAK”

    Cemevi projesi hakkında konuşan Fidan şunları belirtti;

    “Cemevi içerisinde inançsal, eğitimsel, kültürel, sosyal ve sanatsal birçok faaliyetin olacağı bir proje düşündük. İlk katta inançlarımızın yaşatılması ve onun görevlerinin yerine getirilmesi noktasında tasarlandı. Diğer katlarda bir katımız çok amaçlı konferans salonu düşündük. Bu salonda tiyatro ve sinema gösterimleri yapılabilecek bir salon olacak. Kütüphanemiz olacak. Projede çocuklarımızın gençlerimizin eğitimine katkı sunabilecek dersliklerimizde var. Ayrıca mesleki kurslar bölümümüzde olacak ki mahalle sakinlerine yönelik meslek edindirmeye yönelik çalışmalar yürütülecek. Burada atölyeler mevcut olacak. Kültürel ve eğitimsel faaliyetlerimiz olacak. Resim ve heykel çalışmaları olacak. Bir katımızı da cem ibadeti için düşündük.”

    “GÜCÜ OLAN DESTEĞİNİ ESİRGEMESİN”

    Cemevinin inşaatı sürecinde halk ile dayanışma içerisinde olacaklarını söyleyen Göksel Fidan, inşaatın tamamlanması için halkın desteğinin gerekliliğine vurgu yaparak şu çağrıda bulundu;

    “Merkezimizi yaparken halk ile dayanışma içerisinde inşa edebileceğimizi düşündük. Belediyelerimizin birçoğu ile görüşmeler yaptık. Burayı Sultangazi Belediyesi bize tahsis etmiş oldu. Kiralama üzerinden oldu bu tahsis. İnşaatımızı yapabilmek üzere iş insanlarından ve belediyelerden taleplerimiz oldu. Belli iş insanlarından katkılar aldık. Diğer belediyelerden ise bir katkı göremedik. Genel anlamda 2 yıllık süreç içerisinde teknik olarak kazıklama çalışması yaptık. Hafriyatını da aldık ve maliyeti yüksek oldu. Ama çalışmalarımız devam ediyor. Bundan sonrada katları çıkabilecek alt yapımız hazır. Usta ve kalfalarımızın ödemelerini yapabilmemiz için desteğe ihtiyacımız var. Hangi etnik ve inanç kümesinden olur ise olsun burası halkın yeridir. Desteklerini bekliyoruz. Burada halkın talepleri vardır ve bu talepler dikkate alındı. Burası mahalle sakinlerinin öz yeridir. Bir an önce faaliyete geçirmek için finansman desteği arayışlarımız sürüyor. Destek arayışımızı da bir kez daha belirtmiş olalım. Gücü olan imkânı olan desteklerini esirgemesin.” (PİRHA – İSTANBUL)

     

  • Gazi’de polis kurşunuyla öldürülen gençlerin davasında tanıklar anlattı

    Gazi’de polis kurşunuyla öldürülen gençlerin davasında tanıklar anlattı

    PİRHA – Gazi’de polisin açtığı ateş sonucu Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un öldürülüşüne ilişkin açılan davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşmada konuşan mağdurlar ve görgü tanıkları olay anlarını anlattı. Mahkeme, tanık polisler hakkında zorla getirme kararı verdi, duruşmayı 8 Kasım’a erteledi.

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nde 14 Nisan 2017 tarihinde bir araca polis tarafından ateş açılmıştı. Açılan ateş sonucu araçta bulunan Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul isimli gençler hayatını kaybetmiş, Ramazan Altürk ağır yaralanmıştı.

    Kerem ve Erkul’un ölümüne sebebiyet veren polislerin yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dört sanık polisin katılmadığı duruşmada taraf avukatları hazır bulundu. Kimlik tespiti ardından başlayan duruşmada ilk olarak ateş açılan araçtan yaralı kurtulan ve yaşları 18’in altında olan D.E. ve B.Y.’nin ifadeleri pedagog eşliğinde alındı.

    “POLİSLER KÜFREDEREK ÜZERİMİZE GELİYORLARDI”

    D. E. alınan ifadesinde “Parkta 5 kişiydik, oturup sohbet, muhabbet ettik. Park çıkışı bize çok yakındı. Parktan çıkarken virajı döndük, kalabalık polisleri gördük. Camları ve ışıkları yaktık. Çevrede aydınlatmalar da vardı. Çıkıştaki kapanda yavaşladık. Birinci polisi geçtik, ikinci poliste durduk. Olay çok hızlı gelişti. Polislerle dipdibeydik. Polisler küfrederek üzerimize geliyorlardı. Ben de panikledim. Bize, ‘hareket ederseniz sıkarım’ dediler” dedi.

    Bulundukları aracın içinin dışarıdan net olarak görüldüğünü, çocuk olduklarının belli olduğunu söyleyen D.E., “Ardından gaza bastım. Zırhlı araç da beni sıkıştırdı, kaldırıma çıktım. Bir iki metre sonra ateş başladı. Ben inanamadım ilk başta plastik mermi sandım. B.Y. yanımda oturuyordu. Sonra da hastaneye gittik. Dikiz aynasına baktığım zaman arkamdan polis gelmiyordu. Hastaneden çıkar çıkmaz ifade için polisler beni sık sık aradılar” diye belirtti.

    “HAYATA BAKIŞLARI OLUMSUZ”

    D.E.’nin ifadesi sonrası mahkeme başkanından söz alan pedagog Esra Nihan Pridge, “Çocuklar travmatik ve hayatı olumsuz yönde etkilenmiş durumda. Hayatına düzenli devam edemediği tespit edilmiş. Hayata bakışları ve güven duyguları olumsuz etkilenmiştir” dedi.

    “KORKUDAN BAĞLAMAMA SARILDIM”

    B.Y. ise verdiği ifadesinde yaşananları şöyle anlattı:

    “Hep beraber iskelede oturup, saz çalalım istedik. Girişe yakın bir yerde oturduk. Ardından kalktık, kalktığımızda polisleri gördük. Bizimle olan Ramazan abi de, ‘onlar trafik polisi değil, ceza falan vermezler. En fazla üstümüzü ararlar’ dedi. Arabanın camlarını indirdik, ışıkları yaktık. Arabamızın hızı çok yavaştı. Kapanı geçince üstümüze doğru geldiler. Silahları doğrulttular, küfür ederek geldiler. Çok korktuk, polislere bakamıyorduk. İlk polisi geçince ikinci polisin önünde durduk. Hepsi bağırıyordu. Korkudan bağlamama sarılmıştım. Bir zırhlı araç gitmemizi engelledi. Biz direksiyonu kırıp geçince ateşlemeye başladılar.”

    Aracın arka koltuğunda sadece hayatını kaybeden Oğuzhan Erkul’u gördüğünü ve sonra hastaneye gittiklerini söyleyen Yüksel, “Hastanenin önüne geldik. Oradaki hemşireler Ramazan ile Oğuzhan’ı indirdiler. Orada beni gözaltına aldılar. Karakolda ifademi aldılar. O sırada ne dediğimi hatırlamıyorum. Beni de sabaha karşı bıraktılar” diye konuştu.

    TANIK: ARAÇ DURDU, DAHA SONRA SİLAHLAR PATLADI

    Çocukların ardından parkın özel güvenlik görevlileri olan Müslim Kızıldağ ve Cebrail Mahmutoğlu tanık olarak dinlendi.

    Müslim Kızıldağ, verdiği ifadesinde “Olayın son anını gördüm. Ben o gün parkın girişinde görev yapıyordum. İhbar üzerine iki polis aracı parka geldi. Yolu kestiler. Kontrol noktasına siyah bir araç yaklaştı. Araç durdu, polis arka kapıyı açtı. Daha sonra silahlar patladı ve ben yere yattım. Benle olay yeri arasında 20-30 metre mesafe vardı” dedi.

    “OLAY YERİNDE IŞIKLAR YANIYORDU, ORTALIK 

    Cebrail Mahmutoğlu ise, ifadesinde olayı şu sözlerle anlattı:

    “Olay günü Kent Ormanı’nda görevliydim. Saat 15.00-23.00 arasında nöbetçiydim. İki farklı yerde nöbet kulübesi var. Ormanın içerisinde yüzleri poşulu bazı şahısların bulunduğu söylendi. İlk gelen ekip resmi ve zırhlıylı. Zıhlı araç ve resmi araç şüphelendiği araçları parkın içerisinde kontrol etti. 15 dakika sonra iki tane zırhlı araç daha geldi ve parkın girişleri kapatıldı. Çıkış kapısına doğru hızlı bir araç geldi ve polisler aracı durdurdular. Aracın etrafı polislerce çevrilmişti. Önünde zırhlı araç da vardı. Polisler kapıyı açar açmaz, araç hızlandı, kaldırımın üzerinden direkt yola çıktı. Siyah aracın herhangi bir zırhlı araca çarptığını görmedim. Acayip silah sesleri duydum, silahlar art arda sıkıldı. Olay mahallinde sokak lambaları, projektörler vardı ve hepsi yanıyordu. Araçları ve insanları seçebilecek derecede aydınlıktı. Polis araçlarının tepesindeki ışıkları da yanıyordu.”

    TANIK POLİSLERE ZORLA GETİRME KARARI

    Tanıkların dinlenmesinin talepleri alınan mağdur avukatları, olay yerinde acil keşif yapılmasını, sanık polislerin duruşmaya zorla getirilmesini istedi. Savcı da ifadeleri alınmayan tanık polislerin zorla getirilmesini talep etti.

    Mahkeme heyeti verdiği kararında, tanık polisler Ahmet Bilgin, İsmet Özer, Tuncay Aydemir, Cemal Tuncer ve Levant Ayhan’ın zorla getirilmesi için müzakere yazılmasına karar verdi.

    Mahkeme, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak, teftiş kurulu raporunda belirtilen telsiz konuşmalarının dökümlerinin gönderilmesini de talep etti. Davanın bir sonraki duruşması 8 Kasım’a ertelendi.

  • Gazi katliamının 23. yılında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Gazi katliamının 23. yılında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-12 Mart 1995 yılında cemevi ve kahvehanelerin taranması sonucu ve 22 kişinin yaşamını yitirdiği Gazi katliamında yaşamını yitirenler anıldı. Bugün Gazi Mahallesi’nde yapılan yürüyüşle sorumluların yargı önüne çıkarılması talebi bir kez daha yinelendi. 

    Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde çoğu polis kurşunuyla 22 kişinin öldürüldüğü katliamın üzerinden 23 yıl geçti. Katliam Gazi’de bir kez daha lanetlenirken, bir araya gelen binlerce kişi aradan geçen onca yıla rağmen katliamın faillerinin cezalandırılmamış olmasına tepki gösterdi.

    Gazi Ümraniye Şehit Aileleri ve Sultangazi Alevi Kurumları tarafından düzenlenen anma etkinliğinde “Gazi Ümraniye katliamını unutma unutturma” yazılı pankart açılarak, katliamda yaşamını yitirenlerin resimlerinin bulunduğu dövizler taşındı.

    Gazi Cemevi’nde toplanan grup, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “Aleviyiz haklıyız, kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atarak katliamın yapıldığı Eski Karakol Durağı önüne yürüdü. Katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması yapıldı. Tüm kurumlar adına ortak açıklamayı katliamda yaşamını yitiren Sezgin Engin’in ağabeyi Ergin Engin okudu.

    “AMAÇ DEVRİMCİ MUHALEFETİ SİNDİRMEK”

    Gazi halkına yönelik bu tür saldırıların yeni olmadığını dile getiren Engin, Gazi katliamının amacının devrimci muhalefeti sindirmek olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “Gazi halkı böyle saldırılara alışık. Ama alışık olmak kanıksamak anlamına gelmiyor, tam tersine öfkeyi kabartıyordu. Kabaran öfkeyle halk bir anda sokakları doldurdu. Eli kanlı katillerin amacı halkı birbirine kırdırmak, Alevi-Sünni çatışması yaratmaktı. Ama Gazi halkı provokasyonu yapanı da, yaptıranı da, nedenini de biliyordu. Amaç Gazi’de devrimci muhalefeti sindirmek ve tüm devrimci, demokrat halka gözdağı vermekti.”

    “TEK SEÇENEĞİMİZ ÖRGÜTLÜ OLMAKTIR”

    Gazi katliamı sırasında Alevi-Sünni ayrımı çıkarmanın amaçlandığına dikkat çeken Engin, “Gazi halkının zalime ve zulme direnişi, sokağa çıkma yasağına, katliamlara, devletin sergilediği vahşet görüntülerine, 18 şehit, yüzlerce yaralıya rağmen 3 gün boyunca sürmüştür. Yine Ümraniye’de katiller tarafından 4 canımız katledilmiştir. Katillerin cezalandırılacağına olan inancımız yok. Bugün OHAL kapsamında devrimci, demokrat, aydın birçok insan yargılanıyor, hapishanelerde özgür tutsaklara tek tip dayatmasıyla tüm halka saldırılar devam ediyor. Bütün bunlar, yönetememe krizinin sonucu olarak, yaratılan milliyetçi cephe iktidarı üzerinden bölgemizde olan tüm halklara karşı savaş açılmıştır. Bu savaş bizim savaşımız değildir ve reddediyoruz. Bu dönemde tek seçeneğimiz örgütlü olmaktır.” şeklinde konuştu.

    Engin, polisler tarafından öldürülen herkes için son nefeslerine kadar mücadele edeceklerini belirterek, “Yeni canların öldürülmemesi için aramızda gezen katillerin, Gazi olaylarını planlayan ve organize eden sorumluların bulunarak cezalandırılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın ardından yüzlerce kişi Gazi Mezarlığı’na giderek yaşamını yitirenlerin mezarlarına karanfiller bıraktı. (HABER MERKEZİ)

     

  • 16 yaşında Gazi’de annesini kaybeden Bingöl: 23 yıldır adalet yerini bulmadı-VİDEO

    16 yaşında Gazi’de annesini kaybeden Bingöl: 23 yıldır adalet yerini bulmadı-VİDEO

    PİRHA – 12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde  22 kişinin devlet güçleri tarafından öldürüldüğü katliam 23. yılında. Katliamda hayatını kaybeden Fadime Bingöl’ün kızı Müşerref Bingöl, “İstanbul içinde farklı bölgelerde yaşayan insanlar darbeyi yeni görmüş olabilir ama biz 95’ten bu yana aynı ortamda yaşadığımız için, okula işe gelip giderken araçlardan indirilip sürekli kimlik soruyorlar. Yıllardır bunları yaşadığımız için bizim için çok fark eden ve değişen bir şey yok” dedi. 

    İstanbul’da Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 22 kişinin devlet güçleri tarafından öldürüldüğü katliamın üzerinden 23 yıl geçti. Güvenlik gerekçesiyle 3 şehir gezdirilen dava, sadece iki polisin 4 yıl 32 ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı. Verilen bu cezalar ise ailelerin acılarını daha da katmerleştirdi.

    Gazi Katliamı’nda hayatını kaybettiğinde 40 yaşındaydı Anne Fadime Bingöl. 16 yaşında tek kız çocuğu vardı. Şimdi kızı annesinin yaşında ve onun anılarıyla yaşıyor. Müşerref Bingöl, annesinin bıraktığı Alevilik kimliğini sürdürmeye çalışıyor . “Annem yürekli ve mücadeleci bir insandı. Zalimin zulmüne biat etmez bir Alevi gibi yaşardı” diyerek bir kez daha mücadele vurgusu yapıyor.

    Gazi Katliamı’nda hayatını kaybeden Fadime Bingöl’ün kızı Müşerref Bingöl ile konuştuk.

    Bingöl, katliam yapılmadan önce Gazi Mahallesi’nde bir katliam havasının olmadığını, mahallenin sakin ve huzurlu olduğunu söylüyor.

    Mahallenin güvenli olduğunu kaydeden Bingöl, “Gazi olaylarından önce kapılarımıza kilit vurmadan yatardık. Gazi olaylarından önce demir kapılar yoktu. O geceye kadar gayet güvenli bir mahalleydi” diyor.

    “GAZİ’DE BİZE DE DARBE YAPTILAR ASLINDA”

    Gazi Katliamı sırasında liseye giden Müşeref Bingöl, katliam gününü şöyle anlatıyor.

    “Akşam kahvelerin taranmasıyla olaylar başladı. O gün maç vardı. Bundan dolayı insanlar çoğunlukla kahvelere gitmişti. Bilinmeyen kişiler tarafından kahvelerin taranmasının ardından, medyada ‘Alevi dedesi öldürüldü’ denilerek insanların kışkırtılmasıyla olaylar iyice büyüdü. Polisin gelip müdahale etmemesi, vurulan insanlara sahip çıkmaması, karakol yürüme mesafesine 5 dakikalık olmasına rağmen polisin yarım saatlik bir sürede gelmemesi, olayların büyümesine neden oldu. Basında sürekli ‘Alevi dedesi öldürüldü, Aleviler kahvede tarandı’ denilerek haberler yapılması, olayları bu yöne sevk etti. Bundan dolayı insanlar toplandı. Bize de darbe yaptılar aslında. Nasıl ki devlet diyor bize darbe yaptılar. Sokağa çıkanlara sahip çıkıyorsa. O günde mahallemize darbe yaptılar, saldırdılar. Biz mahallemize sahip çıkmak için sokağa çıktık. Ama biz terörist ilan edildik.

    “HER ŞEY İŞKENCEYDİ”

    O gece ben evdeydim. Annem ve babam cem evinin olduğu yere gittiler. Orada toplandılar ve orada kaldılar, o sırada da ben evdeydim. İnsanlar yaşananları merak ediyordu. Sonuçta televizyonlarda Alevi dedesinin vurulduğu söyleniyordu. Senin kimliğine, kişiliğine bir saldırı var. Sende ister istemez evde duramazsın. Akşam annem ve babam eve geldiler. Sabah kalktım okula gittim. Okul çıkışı eve geldim ve ailemle birlikte yürüyüşe gittik. Yürüyüşün yapılacağı yerde insanlar sakin bir şekilde bekliyordu. Çok büyük bir kalabalık vardı. Ondan sonra hepimiz aşağı doğru yürümeye başladık. Çünkü karşı sokakta, buraya yakın bir mesafede, insanları katletmişlerdi. Oraya doğru yürüdük ondan sonra taramaya başladılar. O zaman çok kötüydü, resmen bir savaş alanı gibiydi. Kulaklarımızın dibinden kurşunlar geçiyordu. Bizim elimizde ne taş nede sopa vardı. Annem benimle babamı görmek için o sırada yüksek bir merdivene çıkmıştı. Annemin elinde de ne taş nede sopa vardı. Hiçbir şey yoktu.

    Annem merdivenin üstünde duruyordu. Karşıdan hedef alınarak katlediyorlar. Katili de Adem Albayrak, cezasını çekmedi. Annemin vurulduğunu bir komşumuzdan duydum. Herşey bir işkenceydi. Cenazemizi almak için günlerce bekledik.”

    “SALDIRILAR VE ZULÜM DEVAM EDİYOR”

    Gazi Katliamı’ndan sonra başlayan mahkemeler ise can güvenliği gerekçe gösterilerek bir şehirden başka bir şehire aldırılmış.

    Müşeref Bingöl, mahkeme sürecini ise şöyle anlatıyor;

    “Polislerin can güvenliğini gerekçe göstererek mahkemelerimizi oraya aldırdılar. Oralarda bize saldırdılar. Yol boyunca otobüslerimizi taşladılar. Şoförlerimiz yaralandı. Her mahkemeye gittiğimizde bize saldırdılar. Her zamanki gibi halen saldırıları zulümleri devam ediyor. Polisler ceza almadı, adalet yerini bulmadı. İki polis ceza aldı. Bunlarda çok kısa cezalardı. Bir yıl 6 ay gibi çok kısa süreli cezalar verildi” dedi.

    “MÜDAHALE OLMADIĞI İÇİN OLAYLAR BÜYÜDÜ”

    “O güne dönüp bakınca buranın yani Gazi Mahalesi’nin özel seçilmiş bir bölge olduğunu düşünüyorum” diyor Bingöl ve şöyle devam ediyor.

    “Alevilerin yoğunlukta yaşadığı bir mahalle olduğu için seçildi. Buraya saldırı olduğu zaman polis müdahale etmiyor. Medyada bunu yaptığı haberlerle tetikliyordu. İnsanlar yaralı olduğu zaman gereken yapılsaydı olaylar engellenebilirdi. Ama insanlar yaralı sokakta bekletildiği için ve müdahale edilmediği için olaylar büyüdü.”

    “MAHALLEDEN GÖÇLER BAŞLADI”

    Yıllarca yaşadığı mahallede kapılarını kilitlemeden yaşadıklarını söyleyen Müşerref Bingöl, şimdilerde ise kendilerini güvende hissetmediğini söyleyerek, “Kendimizi bu günde güvende hissetmiyoruz. Çünkü o dönem mahallemiz çok güvenliydi. Belirtiğim gibi o dönem evlerimizin kapılarını kilitlemeden rahatlıkla uyuyabiliyorduk. Ama bu gün çelik kapılarımız kırılıyor. Mahalleden insanlar göç etmek zorunda kalıyor. Burada yaşayan insanlar tedirgin oldu. Evlerini satmak zorunda kaldılar. Çünkü burada canımıza kast edildi” dedi.

    “95’TEN BU YANA DARBE KOŞULLARINDA YAŞIYORUZ”

    Müşerref Bingöl, 1995’ten bu yana bir darbe yaşadıklarını belirtiyor. Bingöl, “İstanbul içinde farklı bölgelerde yaşayan insanlar darbeyi yeni gömüş olabilir ama biz 95’ten bu yana aynı ortamda yaşadığımız için okula, işe gelir giderken araçlardan indirilip sürekli kimlik soruyorlar. Bir kafede başka alanda oturduğumuz zaman sürekli kimlik kontrollü yapılıyor. Biz hep aynı ortamda olduğumuz ve yaşadığımız için bizim için çok fark eden ve değişen bir şey yok” ifadelerini kullanıyor.

    “ADALET YERİNİ BULMADI”

    “23 yıl önce olduğu gibi bu gün de adalet istiyoruz. Bu davanın mahşere kalmasını istemiyoruz” diyerek adalet çağrısını yineliyor Müşerref Bingöl.

    Bingöl, “Failler belli, meçhul değil, ayan beyan ortada ama cezalandırılmadı. Adalet yerini bulmadı. Bunu Alevilere yönelik bir saldırı olarak adlandırmak istemiyorum. Çünkü 95’te burada Ailevisi ve Sünnisi birlikte sokaktaydı. Birlikte yaşıyorlardı. İlişkileri çok iyiydi. O gün Alevi komşusu vurulurken Sünniler kapılarını kapatıp evlerine girmediler. Burada bir ayrıştırma yapılmaya çalışılıyor. Ama bunu kimse başaramadı. Alevi ve Sünni biz burada her zaman iç içeyiz. Burada öyle bir çatışmayı başlatamadılar. Bunun için çok mücadele verdiler ama başaramadılar” şeklinde konuşuyor.

    Müşerref Bingöl son olarak annesine ilişkin aklında kalanları ise şöyle anlatıyor:

    “Annem yürekli ve mücadeleci bir insandı. Zalimin zulmüne biat etmez bir Alevi gibi yaşardı. Cemevine giderdi cemlere katılırdı. Köyden şehre gelmiştik. Ama burada da Aleviliğimizi yaşamaya çalışıyorduk. Hatta annem hep söylerdi. Okulda sorarlarsa Alevi olduğunu söyle. Bunu bir ayırım olarak değil kendimi, Aleviliği tanımam için söylerdi.”

    Bingöl, 12 Mart’ta yapılacak anmada herkesin Gazi Şehitleri pankartının arkasında toplanması ve şehitlerine sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR / İSTANBUL

  • DAD Eyüp: Seyit Rıza’yı anmak umudun, direncin, sevdanın çerağını uyandırmaktır-VİDEO

    DAD Eyüp: Seyit Rıza’yı anmak umudun, direncin, sevdanın çerağını uyandırmaktır-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Eyüp Şubesi, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamının 80. yıldönümünde Gazi Mahallesi’nde yürüyüş düzenledi. Yoğun polis ablukası altında yapılan yürüyüşün ardından cemevi önünde çıralar yakıldı, dua edildi. Açıklamada, “Aleviler olarak Çerağımızı uyandırırken geçmişi ve geleceği anın nuruna bağlarız. Uyanan çerağımız çaresizliğin değil umudun, aydınlığın nurudur” denildi.

    Haberin Videosu

    Türkiye ve Avrupa’nın birçok yerinde idam edilmelerinin üzerinden 80 yıl geçen Seyit Rıza ve arkadaşları çeşitli etkinlikler anıldı.

    İstanbul’da da Gazi Mahallesi’nde yürüyüş düzenlendi. Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şubesi öncülüğünde gerçekleşen yürüyüşe Sultangazi ve Gaziosmanpaşa HDP, BDP, Dersim Dernekler Federasyonu Alibeyköy Şubesi, Halkevleri ile demokratik kitle örgütleri katıldı.

    Şair Abay Kanunbay Lisesi önünde başlayan yürüyüş yol boyu akrep ve toma eşliğinde Gazi Cemevi’ne kadar devam etti. “Dersim, Maraş, Koçgiri unutulmaz hiçbiri” şeklinde sloganlar ile cemevine varan kitle, burada Seyit Rıza ve tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Saygı duruşunun ardından Ağucan Ocağı Piri İbrahim Erdoğan’ın duasıyla çıralar yakıldı.

    “ANMAK IRKÇILIĞIN ALÇAKLIĞINA KARŞI DİRENMEKTİR”

    Açıklama öncesi Dersim Katliamı’nın tanıklarının aktarımları okundu. Tanıkların aktarımlarının ardından Demokratik Alevi Dernekleri Eyüp Şubesi Eşbaşkanı Nergiz Güzel basın açıklamasını yaptı. Güzel açıklamasında şu sözlere yer verdi:

    “Pir Seyit Rıza, Dersim topraklarında, yola adanmış bir ömür. Yola can feda kurban veren bilge. Toprağına hakkını veren, cümlesinin canında dar olmuş, Munzur’un sularında çağıldayan Dersim evlatlarını anıyoruz. Anmak, ruhuna sahip çıkmaktır. Anmak ırkçılığın alçaklığına karşı direnmektir. Anmak, düştüğün yerden diz çökmediğin zamanların gayreti ile ayağa kalkmaktır. Ayağa kalkmak uyuşturulan toplumsallığı diriltmektir. Ruhlarını anmak hatırlamak, halklara düşmanlık edenleri deşifre etmek. Oyun ve hilelerini ortaya çıkarmaktır. Anmak, Çerağ uyandırmaktır. Umudun, direncin, sevdanın çerağını uyandırmaktır. Anmak asla katliamları meşrulaştırmak değildir. Anmak asla başını öne eğmek değildir. Anmak, zamanı kendinde çürütmek değil, her anı doğru anlamak ve yerine koymaktır. Anmak, ders çıkardıklarından geleceğe gayret açığa çıkarmaktır. Biz Aleviler çerağımızı uyandırırken geçmişi ve geleceği anın nuruna bağlarız. Uyanan Çerağımız çaresizliğin değil umudun, aydınlığın nurudur. Lokmalarımız cümlesinin ked u emeğidir. Kursaklara düşen gayret lokmasıdır. Her lokma gayret yeminidir.”

    “TARİHLE YÜZLEŞİLMELİ”

    Bu zulmün kimseye bir faydasının olmadığını söyleyen Güzel, Türkiye halklarının tarihleriyle yüzleşmeleri gerektiğini vurguladı.

    Güzel sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Suç halkların değil, yöneten, yönlendiren softa zihniyetlerin, nefis iktidarlarının, ırkçıların suçudur. Bekalarını halkların kanı üzerinde gören yozlaşmışların, sapmışların suçudur. Hesabımız mahşerde değil, hak divanındadır. Hak divanı bugün topraklarımız, sularımız, tarihimiz ve vicdanlarımızdır. Kerbela’dan kurulan meydana ekilen tohum Pir Hüseyin’in gayreti ile her gün yüzlerine çalınıyor ırkçı nefis iktidarlarının. Vasiyetin yüreklerimizde her an yeniden yeşeriyor. Haksızlık karşısında susmadık, dimdik ayaktayız.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazi Mahallesi’nde halk pazardaki fiyatlara ne dedi?- VİDEO

    Gazi Mahallesi’nde halk pazardaki fiyatlara ne dedi?- VİDEO

    PİRHA- Hayat pahalılığı insanları ucuzluğun merkezi pazarlara yöneltiyor. Taze meyve sebze kokuları, elinde pazar sepetleriyle gelen kadın ve erkeklerin fiyat analizleri, bunları satmaya çalışan esnafın sloganvari bağırtısı. İstanbul Gazi Mahallesi’nde zamlar nedeniyle düşük maaşlar geçim sıkıntısı çeken halkın pazardan beklentisini karşılayamıyor. 

    Haberin Videosu 

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde her hafta kurulan Perşembe pazarında halka mikrofon uzattık. Pazarcıların sesleriyle tezgahlara gelenler arasında başlayan pazarlıklar çoğu zaman hüsranla bitiyor; çünkü halk fiyatların pahalılığından şikayetçi. Bütçelerine göre 30 liradan başlayıp 100 liraya kadar pazara çıkanlar. Kimi en temel ihtiyaçlarından öteye geçemezken kimi ise en fazla dolaplarını doldurabiliyorlar bu bütçeleriyle. Meyvenin dışında kıyafet almanın ya da haftalık balık yemenin onlar için lüks olduğunu belirtiyorlar. Cüzdanlarının içini gösteren kadınlar ise işin ez zor kısımlarının kendilerine düştüğünü ifade ediyor.

    HER ŞEYDEN YARIM KİLO ALABİLİYORLAR

    Rukiye Keskin emekli maaşıyla geçiniyor. 100 lirayla gelen Keskin, ancak eline aldığı rokalardan ‘bir tane mi alsam iki tane mi alsam’ diye düşünüyor. “Pırasa beş lira” diyerek herşeyden ancak yarım kilo alabiliyor Keskin. İşin en zor kısmının kadınlara düştüğünü söyleyen Rukiye Keskin, “Kısıyorum kısıyorum ama şimdi eve gittim mi kocamla da kavga ederiz, yine çok harcamışsın diye” diyor. Kışın geldiğini söyleyen Keskin, “Doğalgaz ve doktor da var nasıl yetiştireceğim bilmiyorum” diyerek bir kez daha geçim sıkıntısından dert yanıyor.

    “HALK ZAMLARA KARŞI EYLEM YAPMALI”

    Mehmet Atmaca da halkın yapılan bu zamlara karşı eylem yapması gerektiğini söylüyor. “Başımızdakiler halkın böyle tepki vereceklerini biliyor. ‘Geçinemiyoruz,’  ‘İdare edemiyoruz’ gibi” diyen Atmaca, “Onun için her gün yeni yeni zamlar yapıyor. 20 yıl önce emekli maaşı ne kadardı, kira ne kadardı. Şimdi kira da emekli maaşı da bin lira” diyor. Atmaca, “Türkiye’de neyin azaldığını gördük ki sebze ve meyve fiyatlarının da azaldığını görelim” diye de ekliyor.

    İpek Yaşar de pahalılıktan şikayetçi. “Evde üç kişiyiz ama zar zor yetiştiriyoruz” diyen Yaşar da, “Erkekler çalışıyor ama işin zor kısmı bizde. Her şeyden azar azar alıyoruz. Bir kilo alacağımıza yarım kilo alıyoruz” diyor. Yaşar, “Bu hafta 3 liraya aldığımızı haftaya 4 liraya alıyoruz” diyerek yeşilliklere yöneliyor.

    “İKİ YILDIR AYNI HIRKAYI GİYİYORUM”

    İlknur Çetikaya da diğerlerine göre biraz daha iyi bir para ile çıkmış. Ona göre ise fiyatlar daha normal. Çetinkaya, “Kahvaltılık almıyorum. Sadece sebze, meyve alıyorum. 100 lira yetiyor. Bu hafta balık pahalıydı. Diğerlerinin fiyatları normal” diyor.

    Nevresim alırken Yurdagül Karabulut ile karşılaşıyoruz. 200 lirayla pazara çıkmış ama sadece nevresim alabilmiş. Cebinde 10 lira kaldığını söyleyen Karabulut, üzerindeki hırkayı göstererek, “Nerede kendimizi üst baş almak. İki yıldır bu hırkayı giyiyorum” diyor. Karabulut, eski pazarların uygun şimdi ise her şeyin ateş pahası olduğunu vurguluyor.

    35 YILDIR BU İŞİ YAPIYOR

    Bu arada pazarcılığın babadan gelen bir meslek olduğunu söyleyen Yılmaz Deryal, 35 yıldır bu işi yapıyor. Deryal, halkın alım gücünün normal olduğunu belirtiyor. Deryal, sattığı lahananın reklamını yapmadan da geçemiyor: Samsun’dan lahana getiriyorum. Dünyanın en güzel sebzesi seçildi lahana.

    “Bundan beş yıl öncede lahana beş liraydı şimdi de beş lira” diyen Deryal, “Lahananın şimdi 15 lira olması gerekiyor. Beş yıl önce kazandığımı beş yıl sonra da kazanıyorum. Zam üstüne zam yapılıyor” diyor.

    “MİLLETTE PARA YOK”

    6 yıldır kuruyemiş satan Nesil Metin ise işlerin olmadığından dert yanıyor. “Millette para yok” diyen Metin, “Her şey çok pahalı. Yüz milyona mazot dolduruyoruz karşıdan buraya gelemiyoruz. Kiralar çok pahalı. Önceleri çok iyiydi son iki senedir bu haldeyiz. İnsanlar 50 liraya pazara gidiyor peki maydanoz mu alsın, tere mi alsın, soğan mı domates mi alsın. Tabii ki cevize, fındığa para kalmaz” diyor.

    Uğur Doğan ise akşam saatlerinde pazara gitmeyi tercih ediyor. Sebebini ise, “Akşam üzeri fiyatlar normal ama sabahları baya pahalı oluyor” diyor.

    BALIK FİYATLARINI BORSAYA BENZETİYOR

    Balık satanlar ise balık mevsiminin açılışının iyi olduğunu ancak sonradan fiyatının yükselmesinden şikayetçi. Şu anda satışların normal olduğunu belirten balık satıcısı, “Şu anda normal olduğu için insanlar alıyor ama pahalı olduğunda kimse alamıyor” diyor. Balık fiyatlarının her gün değiştiğini söyleyerek, bunu dolar ve borsaya benzetiyor.

    İstanbul’a misafirliğe gelen kadın ise şöyle konuşuyor:

    “Eskiden pazar arabalarıyla ve çantalarıyla giderdik. Şimdi öyle şeyler yok. Ne oldu? Devlet büyüklerimiz alıyor yiyor ‘gerisi yemese de olur’ diyor.”

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR / İSTANBUL

  • Nuriye ve Semih’e destek veren BJK taraftarlarına soruşturma, kepenk kapatan esnafa tehdit

    Nuriye ve Semih’e destek veren BJK taraftarlarına soruşturma, kepenk kapatan esnafa tehdit

    PİRHA-KHK ile ihraç edildikleri işlerine geri dönmek amacıyla açlık grevi eylemi başlatan ve cezaevinde açlık grevine devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek verenler tehdit ediliyor ve haklarında soruşturma açılıyor. 

    Samsun Valiliği, Beşiktaş ve Konyaspor arasında oynanan Süper Kupa finalinde ‘Nuriye Semih yaşasın’ yazılı pankart açan siyah-beyazlı taraftarlara ‘terör örgütü propagandası’ iddiasıyla soruşturma açıldığını duyurdu.

    Valiliğin internet sitesinde yer alan açıklamada, KHK ile ihraç edildikleri işlerine iade talebiyle başlattıkları açlık grevinin 155’inci günündeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça‘DHKP-C’ üyesi ilan edildi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Olayla ilgili başlatılan tahkikatta il dışından ilimize gelen ve tarafımızdan tespitleri yapılan bir grup tarafından saat.20.05’de kale arkası kuzey üst tribününde pankart açıldığı, açılan pankartı üç parça halinde şahısların üzerlerine gizlemek suretiyle stadyuma soktukları, olay yerinde çektikleri fotoğrafları twitter hesabından paylaştıkları ve olay sonrası geldikleri illere döndükleri anlaşılmıştır. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınan talimat doğrultusunda ‘terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçundan tespiti yapılan şahıslarla ilgili adli soruşturma başlatılmıştır”

    Konyaspor Başkanı Ahmet Şan, ‘Nuriye Semih yaşasın’ pankartıyla yeşil-beyazlı taraftarların tahrik edilmeye çalışıldığını öne sürmüştü.

    GAZİ MAHALLESİ’NDE KEPENK KAPATAN ESNAF TEHDİT EDİLDİ

    Öte yandan İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nde esnaf, Gülmen ve Özakça için 1 saatlik kepenk kapatma eylemi gerçekleştirdi. Yapılan eylem sırasında polislerin esnafların yanına gelerek baskı yaptığı ve ‘Hepinizin ruhsatları iptal edilecek, kapatın siz dükkanlarınızı göreceksiniz’ şeklinde tehdit ettiği öğrenildi. (HABER MERKEZİ)

  • Gazi’de vurulan gencin ablası: O beden nasıl taşısın o kurşunu-VİDEO

    Gazi’de vurulan gencin ablası: O beden nasıl taşısın o kurşunu-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Gazi Mahallesi’nde 4 hafta önce açılan ateş sonucu öldürülen Dersim Ovacık nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Barış Kerem ve Tokat nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Oğuzhan Erkul isimli Alevi gençler ile diğer yaralı çocukların aileleri  ve avukatları TMMOB Taksim Şubesinde basın toplantısı düzenledi. Açıklamada, yargının ve basının duyarsızlığına tepki gösteren aile ve avukatlar, gizlilik kararını da eleştirdi. 

    İstanbul Sultangazi’de Gazi Kent Ormanı çıkışında polisin ‘dur ihtarına uymadı’ iddiası ile ateş açtığı araçta bulunan 5 gençten 2’sinin hayatını kaybetmesine ilişkin TMMOB İstanbul Şubesi’nde öldürülen ve yaralanan gençlerin aileleri basın açıklaması yaptı. Açıklamaya HDP Milletvekili Erdal Ataş, Sanatçı Ferhat Tunç, avukatlar, öldürülen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul ile diğer yaralı çocuklarının aileleri ile basın mensupları katıldı.

    Açıklama öncesi konuşma yapan Avukat Oya Aslan, “Dilek Doğan’dan bu yana Sıla Abalay ve Silopi’deki iki çocuk ile polise başka bir yetkinin tanındığını görüyorum. Öldürme yetkisi. Anayasada yaşama hakkının koruyacak eğitimler verilmiyor. Gittikleri her yerde ölüm mangasına dönüştüler” dedi. Gazi’de yaşananların da bunun olağan bir duruma dönüşmüş hali olduğunu söyleyen Aslan, cezasızlık politikası ile yargının da bunu beslediğini vurguladı. Uğur Kurt olayında polise verilen ödül gibi cezayı buna örnek gösteren Aslan, “Bu bir politika, yargı ciddi bir soruşturma yürütse böyle olmazdı. Hep birlikte ses çıkarırsak mücadele edebiliriz” ifadelerini kullandı.

    “GİZLİLİK KARARI İLE AİLELER DIŞLANIYOR”

    Açıklamayı Avukat Meral Hanbayat yaptı. Hanbayat, Gazi Mahallesi’nde polisin keyfi, sorumsuz bir şekilde yaşam hakkına dönük müdahalelerinin yeni olmadığı gibi son aylarda kolaylıkla silah kullandığı birçok vakanın yaşadığına dikkat çekti.

    Polislerin ve amirlerin 2 kez kasten öldürme suçu, 3 kez de öldürmeye teşebbüs suçunu işlemeleri nedeniyle tutuklu yargılanmaları ve cezalandırmaları gerektiğini söyleyen Hanbayat, “Bu dosyada da gizlilik kararı alınarak ailelerin soruşturmadan dışlandığı, polislerin hala görevlerinin başında olduğu ve OHAL ile korunduğu bir tablo, soruşturmanın akıbeti açısından kaygı vericidir. Bu kaygıyla polislere cezasızlık güvencesi veren bu düzene karşı bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

    OĞLUNUN TELEFONUNDA MERMİ ÇEKİRDEĞİ

    Açıklamanın ardından öldürülen çocukların aileleri söz aldı.

    Barış Kerem’in annesi Melike Kerem, polisin oğlu öldürüldükten sonra kendisine verdiği telefonu çıkardı. Barış Kerem’in vücudundan çıkan 9 kurşundan biri ise telefonunda. Hala kanlı ve mermi çekirdeği bulunan telefonu gösteren Kerem, savcıya delil olarak verilmesi gereken telefonun kendisine verilmesine tepki gösterdi. Öldürülen çocukların hiçbirinden zarar gelmeyecek kadar iyi insanlar olduğunu söyleyen Kerem, cenaze günü yürümelerine izin verilmesine rağmen yaşanan müdahaleden söz etti: “Gazi dışından olduğunu gördüğüm çocuklar akrepten inip taş attılar, olay çıkarttılar.”

    “TÜRKÜ SÖYLEYEN SAZ ÇALANDAN NE ZARAR GELMİŞ?”

    Kerem, polislere olan öfkesini ise şu sözlerle anlattı:

    “Katil polisleri haklı görenler, bizim acımızın aynısını yaşasınlar. Bunları koruyanlar da katil. Basın o kadar duyarsız ki. Kör, sağır, dilsiz ve duyarsız… Basının böyle olduğu yerde toplum da o kadar kör olur.”

    Evini oğlunun tüm resimleri ile doldurduğunu söyleyen Kerem, “Türkü söyleyen saz çalandan ne zarar gelmiş. Sazımız uzun namlulu silah olarak geçiyor.

    “KİMİN VİCDANINA SIĞAR”

    Oğuzhan Erkul’un kızkardeşi Figen Erkul ise konuşmasını ağlayarak yaptı.

    Erkul, annesinin dayanamadığı için açıklamaya gelmediğini söyleyerek, “4 kardeşiz. En küçük 3 yaşındaki kardeşim, ‘anneme ağlama gelecek’ diyor. Çocuklar ölümün ne olduğunu bilmezler” dedi.

    Oğuzhan’ın yarın doğum günü olduğunu söyleyen Erkul acısını şu sözlerle ifade etti:

    “Cumartesi işe başlayacaktı. Mezuniyetini kutlayacaktık. Terörist diyorlar kardeşime. Oğuzhan’ıma leke sürmesinler. 10 yıldır yaşadığımız Gazi Mahallesi’nden taşınacağız. Oğuzhan’dan sonra evimize giremedik. Köyde doğduk, çalışmak için geldik İstanbul’a. Onu son gördüğüm yer musalla taşı oldu. Kimin vicdanına sığar. O beden nasıl taşısın o kurşunu.”

    “DAVANIN TAKİPÇİSİYİZ”

    HDP Milletvekili Erdal Ataş da son bir yıldır yoğunlaşan ihlaller süreci yaşadıklarını söyledi. “Polis insanları suçsuz yere katlediyor. Demokratların Alevilerin ve muhaliflerin olduğu yerde suçlu görülme siyaseti oluşmuş durumda” diyen Ataş, bu tür cinayetlerin son bulması için davanın takipçisi olacaklarını ifade etti. (S.K)

    VİDEO

     

  • Gazi’de öldürülen gençler Tokat’ta hakka uğurlandı

    Gazi’de öldürülen gençler Tokat’ta hakka uğurlandı

    İSTANBUL Gazi’de polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Barış Kerem ile Oğuzhan Erkul’un cenazeleri, dün Gazi Mahhalesi’nde  yapılan cenaze erkanından sonra defnedilmek üzere Tokat’ın Zile ilçesine doğru yola çıkarıldı.

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nde polisin araca açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Barış Kerem ile Oğuzhan Erkul’un cenazeleri, defnedilmek üzere Gazicemevi’nden Tokat’ın Zile ilçesine götürülmek üzere yola çıkarıldı. Cenazeler yola çıkarılmadan önce Gazi Cemevi’nde tören düzenlendi. Törene, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ve Pir Eren Yıldırım, Sultangazi AKD Başkanı Zeynel Odabaş, HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş ve HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve çok sayıda kişi katıldı.

    Cenazede, Erkul’un kardeşi “Ben kardeşimi istiyorum” şeklinde tepkisini dile getirdiği sırada sinir krizi geçirdi. Kerem’in annesi ve babaannesi de “Özgür yaşayacaktı, şimdi daracık kutunun içinde. Yavrumu özgür yaşatmadı katiller, yavrum karıncayı incitmiyordu” diye ağıt yaktı.

    Cenazeler yola çıkarıldıktan sonra iki gencin öldürülmesini Gazi Hastanesi önünde protesto eden gruba, polis biber gazı ile müdahale etti. Bunun üzerine grup, barikatlar kurarak sloganlarla karşılık verdi.

    Tokat, Zile’ye bağlı Sofular köyünde yüzlerce kişinin katılımıyla sabah saatlerinde Barış Kerem ile Oğuzhan Erkul Hakka uğurlandı.

     

  • ‘Dur dedi, duymadım, öldüm!’

    ‘Dur dedi, duymadım, öldüm!’

    PİRHA-Gazi Mahallesi’nde polisin ateş açtığı araçta iki gencin yaşamını yitirdiği olayı, 3 genç üstlerini soyarak, üzerinde “Dur dedi, duymadım, öldüm!” yazılı dövizler taşıyarak, Gazi esnafı ise kepenk kapatarak protesto etti.

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine Gazi Mahallesi’nde polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Dersim Ovacık nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Barış Kerem ve Tokat nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Oğuzhan Erkul ve ağır yaralanan Ramazan Altürk için gençler Gazi Cemevi önünde protesto eylemi gerçekleştirdi.

    3 genç, üstlerini soyarak, üzerinde “Dur dedi, duymadım, öldüm” yazılı dövizler taşıdı. Bir süre boyunca yerde yatarak yaşananları protesto eden gençlere çevredekiler de destek verdi.

    Gazi mahallesinde gün boyu süren eylemlere Gazi mahallesi esnafı da işyerlerini açmayıp kepenk kapatarak destek sundu.

    Öte yandan Gaziosampaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli ve idari soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında aracı süren 15 yaşındaki Demirkan Erkul ve 17 yaşındaki Birkan Yüksel’in ifadeleri savcı tarafından alındı. Savcılık tarafından soruşturma kapsamında olay yerinde yer alan polislerin de silahlarının toplatıldığı belirtildi. Savcının önümüzdeki günlerde polislerin ifadesini de alması bekleniyor.

  • Halk Gazi’de katledilen gençler için eylemde-VİDEO

    Halk Gazi’de katledilen gençler için eylemde-VİDEO

    PİRHA-Gazi Mahallesi’nde polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Dersim Ovacık nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Barış Kerem ve Tokat nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Oğuzhan Erkul isimli Alevi gençlerin cenazeleri ön otopsilerinin ardından toprağa verilmek üzere Gazi cemevine götürüldü. Gençlerin, “Ateşli silah sonucu beyin kanaması”ndan öldüğü kaydedildi.

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nin baraj bölgesinde bir araca polisler tarafından açılan ateş sonucu yaşamını yitiren 2 Alevi gencinin cenazesi, Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak Gazi Cemevi’ne götürüldü.

    Sabah saatlerinden beri Gazi Cemevi çevresinde toplanan halk tepkisini dile getirmek üzere çeşitli eylemler düzenledi. Sosyal medyada canlı yayınlanan görüntülerde üstünü açıp yürüyen eylemciler, Diyarbakır Newroz’unda belden yukarısı çıplak olduğu halde polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut ile Gazi’de öldürülen iki gencin aynı zihniyet tarafından katledildiğini belirtiler.

    HABERİN VİDEOSU

  • Gazi’de öldürülen gençler yarın hakka uğurlanacak

    Gazi’de öldürülen gençler yarın hakka uğurlanacak

    PİRHA-Gazi Mahallesi’nde polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Dersim Ovacık nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Barış Kerem ve Tokat nüfusuna kayıtlı lise öğrencisi Oğuzhan Erkul isimli Alevi gençlerin cenazeleri ön otopsilerinin ardından toprağa verilmek üzere cemevine götürüldü. Gençlerin, “Ateşli silah sonucu beyin kanaması”ndan öldüğü kaydedildi.

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nin baraj bölgesinde bir araca polisler tarafından açılan ateş sonucu yaşamını yitiren 2 Alevi gencinin cenazesi, Adli Tıp Kurumu’ndan alındı. Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul isimli lise öğrencilerinin cenazeleri, ATK’de yapılan otopsi ve kimlik teşhisi ardından Gazi Mahallesi’nde bulunan Gazi Cemevi’ne götürülmek üzere yola çıkarıldı.

    ÖN OTOPSİ RAPORU: ATEŞLİ SİLAH SONUCU BEYİN KANAMASI

    Yapılan ön otopsi raporunda iki gencin başına kurşunların isabet ettiği, “Ateşli silah sonucu beyin kanaması” olarak gösterildi.

    Cenazeler gün içerisinde Gazi Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacak.

    Yaşamını yitirenler Barış Kerem’in 18 yaşında, Oğuzhan Erkul’un ise 17 yaşında olduğu, iki gencin de Alibeyköy Meslek Lisesi Elektrik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencileri olduğu öğrenildi. Yaşamını yitiren Barış Kerem’in babası Mehmet Kerem ise cezaevlerinde başlayan ve 120 günü aşkın devam eden ölüm orucuna giren tutuklulardan biri olduğu belirtildi. Baba Kerem’in girdiği açlık grevinden kaynaklı yakalandığı Eernicke Korsakoff hastalığı nedeniyle 15 yıldır yurtdışında yaşıyor.

    ALTÜRK’ÜN TEDAVİSİ SÜRÜYOR

    Saldırıda ağır yaralanan Ramazan Altürk ise Gazi Mahallesi’nde bulunan Toplum Tıp Merkezi’nden alınarak Çapa tıp fakültesine götürüldü. Yoğun bakımda olan Altürk’ün tedavisi devam ediyor.

    YARIN HAKKA UĞURLANIYORLAR

    Cenazeler Gazi Cem evinde bekletiliyor. Katledilen her iki gencin ailesinin de katıldığı toplantı devam ediyor. Alevi kurumlarının, Pirlerinin, İstanbul’daki birçok cemevi, birçok yöre derneği yöneticisinin, kanaat önderlerinin ve Gazi’deki mahalle muhtarlarının da katıldığı toplantı Gazi Cemevi’nde yapılıyor. Toplantının sonuçları saat 17.00 gibi saatlerdir Gazi Cemevi önünde bekleyen kalabalık kitle ile basına ve kamuoyuna açıklanacak.

    Yaşamını yitiren her iki Alevi genci yarın saat 15.00 gibi Gazi Cemevi’nde yapılacak cenaze erkanından sonra mezarlığa götürülerek hakka uğurlanacaklar.

    HABER MERKEZİ

     

  • Gazi’de polis bir araca ateş açtı: 2 genç yaşamını yitirdi

    Gazi’de polis bir araca ateş açtı: 2 genç yaşamını yitirdi

    Gazi Mahallesi baraj bölgesinde bir araca polis tarafından açılan ateş sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nin baraj bölgesinde bir araca polis tarafından ateş açılması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

    Görgü tanıklarının anlatımlarına göre, Gazi Mahallesi baraj bölgesinde akşam saatlerinde polis arama noktasında durmayan araç polis tarafından uzun namlulu silahlarla tarandı. Araçta bulunan 3 genç ağır yaralandı. Yaralılardan Dersim Ovacık nüfusuna kayıtlı Barış Kerem ve Tokat nüfusuna kayıtlı Oğuzhan Erkul isimli gençler yaşamını yitirdi. Yaralanan Ramazan Altürk’ün ise Gazi Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
    Gazi Mahallesi’nde vurulan gençlerin Gazi Ormanı’nda doğum günü kutladıkları ve ehliyetleri olmadığı için polisin “Dur” ihtarına uymadıkları iddia edildi.

    HABER MERKEZİ

     

  • Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenler anılıyor-VİDEO

    Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenler anılıyor-VİDEO

    PİRHA-Gazi katliamının 22. yıldönümü nedeniyle demokratik kitle örgütleri Gazi Mahallesi’nde anma düzenliyor. 

    Gazi katliamının 22. yıldönümünde demokratik kitle örgütleri katliamda yaşamını yitirenleri anmak için  Gazi Mahallesi’nde toplandı. Gazi Cemevinde toplanan eylemciler Eski Karakola doğru yürüyüşe geçti.

    Anma için yürüyüşe geçenlere izin vermeyen polis yolu akrep ile kapattı.

    AYRINTILAR GELECEK..

    HABERİN VİDEOSU