Etiket: gezi davası

  • Ayşe Barım hakkında tahliye kararı verildi

    Ayşe Barım hakkında tahliye kararı verildi

    PİRHA-Gezi Davası nedeniyle 27 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan Ayşe Barım, hakkında adli kontrol ve ev hapsi kararıyla tahliyesine karar verildi.

    Gezi Davası nedeniyle 27 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan menajer ve yapımcı Ayşe Barım hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım” iddiasıyla açılan davanın 2’nci duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya, Ayşe Barım ve avukatları ile çok sayıda kişi katıldı. Duruşmaya Ceyda Düvenci, Halit Ergenç, Nejat İşler gibi pek çok ünlü oyuncu da tanık olarak salonda bulundu. Mahkeme başkanı, ünlü oyunculara Ayşe Barım’ın onları Gezi Parkı direnişine katılmaları konusunda yönlendirip yönlendirmediğini sordu.

    Oyuncular ise Ayşe Barım’ın kendilerini yönlendirmediğini ve hür iradeleriyle Gezi Parkı’na gittiklerini söyledi. Ardından savunma yapan Ayşe Barım, tahliye ve beraat talebinde bulundu. Ayşe Barım’ın avukatları da yaptıkları savunmalarda tahliye talebinde bulundu.

    Mahkeme heyeti, Ayşe Barım’ın adli kontrol ve ev hapsi kararıyla tahliyesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 11 Şubat 2026 tarihine ertelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir’de 192 sanıklı Gezi davası sonuçlandı: 13 ay 10 gün hapis cezası!

    İzmir’de 192 sanıklı Gezi davası sonuçlandı: 13 ay 10 gün hapis cezası!

    PİRHA- İzmir’de Gezi eylemlerine katılan 192 kişi hakkında açılan dava 8 yıl sonra sonuçlandı. 3 kişi hakkında toplamda 13 ay 10 gün hapis cezası veren mahkeme, 189 kişi hakkında ise beraat kararı verdi.

    2013 yılının Haziran ayında İstanbul Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve ülke geneline yayılan eylemlerin sonucunda binlerce kişiye dava açılmıştı. İzmir’de de açılan davalarla ilgili hukuki süreçler zaman aşımına kısa bir süre kalmasına rağmen halen devam ediyor.

    İzmir’de Gezi Parkı eylemlerine katılan 192 kişi hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddialarıyla haklarında hapis cezaları isteniyordu.

    2017 YILINDA DAVA AÇILDI

    Gezi eylemlerinin üzerinden geçen 4 yılın ardından 2017 yılında İzmir’de eylemlere katılan 192 kişi hakkında toplam 80 yıl hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmıştı. Aralarında eylemleri gözlemci olarak takip eden insan hakları savunucuları ve hukukçuların da bulunduğu 192 kişiye “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlaması yöneltilmişti.

    İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2017 yılında kabul edilen ve 24 sayfadan 23 sayfasının isim listesinden oluştuğu iddianamede polisin sert müdahalesi belirtilmiş, kitlenin ise müdahale karşısında çevreye zarar verdikleri ve hatta polislerin yaralanmasına da sebep oldukları savunulmuştu.

    189 KİŞİ HAKKINDA BERAAT

    192 sanık hakkında 2017 yılında açılan davanın 38. duruşması dün İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Avukatların savunmaları ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla haklarında dava açılan 189 kişi hakkında atılı suçları işlediklerine dair somut delil olmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verdi.

    3 KİŞİYE TOPLAMDA 13 AY 10 GÜN HAPİS CEZASI VERİLDİ

    Davada yargılanan G.Y ve Ö.A hakkında kararını açıklayan mahkeme heyeti, ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ suçunu işledikleri iddiasıyla 6 ay hapis cezası verdi. Cezada 1/6 oranında indirim yapan mahkeme heyeti, G.Y ve Ö. A’ya 5 ay hapis cezası vererek hükmün açıklamasının geri bırakılmasına hükmetti.

    Yine aynı davada yargılanan Y.S hakkında kararını açıklayan mahkeme heyeti, Gezi eylemleri döneminde 18 yaşından küçük olduğu gerekçesiyle Y. S’ye 3 ay 10 gün hapis cezası verdi. Mahkeme, hükmün açıklamasının geriye bırakılmasına hükmetti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Tayfun Kahraman’ın eşi: Kronik hastalığı olan Mahir Polat’a aynı eziyeti reva görüyorlar

    Tayfun Kahraman’ın eşi: Kronik hastalığı olan Mahir Polat’a aynı eziyeti reva görüyorlar

    PİRHA-Gezi davası hükümlüsü Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde rahatsızlanarak hastaneye sevk edilen ve anjiyo olduktan sonra tekrar cezaevine geri gönderilen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’la ilgili olarak, “MS hastası Tayfun’a hastane sevki sırasında eziyet ettiler. Herkes gördü. Şimdi bir sürü kronik hastalığı olan Mahir’e aynı eziyeti reva görüyorlar” dedi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da tutuklanmıştı. Polat, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada rahatsızlanarak hastaneye sevk edilmiş ve anjiyo olmuştu. Polat, anjiyo işleminin ardından tekrar cezaevine geri gönderilmişti.

    Gezi davası hükümlüsü MS (Multiple skleroz) hastası Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde rahatsızlanarak hastaneye sevk edilen ve anjiyo olduktan sonra tekrar cezaevine geri gönderilen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’la ilgili olarak X hesabından paylaşım yaptı.

    MAHİR POLAT, TAYFUN KAHRAMAN İÇİN PAYLAŞIM YAPMIŞTI

    Mahir Polat, tutuklanmadan önce 22 Aralık 2024 tarihinde tutuklu bulunan Gezi davası hükümlüsü Tayfun Kahraman’a destek vererek, X hesabından şu paylaşımı yapmıştı:

    “Canım Tayfuncum, canım arkadaşım Sesimizi duyan değerli insanlar, Tayfun MS hastası. Halinden ne kadar acı çektiği görüyor musunuz? Hastalığı nedeniyle ne kadar zorlandığını en yakından bilenlerden birisiyim. Hangi partiden, hangi siyasi görüşten olursanız olun ne olur bu ülkede kimseyi vicdansızlığa terk etmeyelim.”

    KAHRAMAN’IN EŞİ DE POLAT İÇİN PAYLAŞIM YAPTI

    Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman da, X hesabından Polat’ın 22 Aralık 2024’te attığı tweeti alıntılayarak, şunları yazdı:

    “MS hastası Tayfun’a hastane sevki sırasında eziyet ettiler. Herkes gördü. Şimdi bir sürü kronik hastalığı olan Mahir’e aynı eziyeti reva görüyorlar. Herkes görüyor. Henüz kimse yargılanmadı. Tayfun gibi haksız yere tutuklu olduğunu cümle âlemin bildiği Mahir’i yoğun bakım odasından aldılar, Silivri’ye yeniden götürdüler. Birileri çıkıyor ve “Türkiye bir hukuk devletidir, yargı bağımsızdır” diyor. Kim inanıyorsa artık…

    “Herkes görüyor zulmünüzü”
    Bizim gibi herkes görüyor zulmünüzü. Niyetinizi de biliyoruz. Ölümden öte köy yok ama ölmeyeceğiz! Acımızı içimize atmayacağız! Susmayacağız! Avaz avaz bağıracağız! 86 milyona tek tek anlatacağız! Bayramlarımızı zehir ettiniz! Çiçek gibi insanların hayatlarıyla oynuyor, çocuklarını babasız bırakıyorsunuz! Bahçeleriniz bahar görmesin!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman: Bayram bizim evlerimize de gelecek

    Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman: Bayram bizim evlerimize de gelecek

    PİRHA- Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman paylaştığı bayram mesajında, “Elbette zulüm bitecek, haksızlık sona erecek, bayram bizim evlerimize de gelecek” dedi.

    Gezi Davası’nda tutuklanan ve Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde bulunan şehir plancısı Dr. Tayfun Kahraman, bir paylaşım yaptı.

    “SİLİVRİ’DEKİ HÜCREMDE ALTINCI BAYRAMIMI YAŞIYORUM”

    “Elbette zulüm bitecek, haksızlık sona erecek, bayram bizim evlerimize de gelecek” diyen Tayfun Kahraman, şunları yazdı:

    “Bu bayramda ise çok sevdiğim kızım Vera’dan uzaktayım. Yine her şey büyük. Büyük hasretler, büyük umutlar, büyük sabırsızlıklar… Büyüklerimin elini öpemeden, kızıma doyasıya sarılamadan, dostlarımı arayamadan Silivri’deki hücremde geçirdiğim altıncı bayramımı yaşıyorum. Elbette zulüm bitecek, haksızlık sona erecek, bayram bizim evlerimize de gelecek. Hakikatin ve hakkaniyetin her zaman üstün geleceğine dair inancım zerre sarsılmış değil.

    Dostluk ve dayanışmanın sıcaklığı, haksızlığımıza gösterilen tepkinin kamuoyunda yankı bulması, masumiyetimize duyduğumuz güvenin rahatlığı her zaman bizimle. Herkese sevdikleriyle huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir bayram diliyorum. Bu bayram; eşimize, dostumuza, evlatlarımıza, ailelerimize ve birbirimize sımsıkı sarılmak için fırsat olsun”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kobane direnişi AKP’nin hesaplarını boşa çıkardı’ VİDEO

    ‘Kobane direnişi AKP’nin hesaplarını boşa çıkardı’ VİDEO

    PİRHA- Demokrasi İçin Birlik, Kobane’den Gezi’ye hukuk ve adalet başlığıyla panel düzenledi.

    Demokrasi İçin Birlik Platformu, Taksim Hill Otel’de demokrasi bileşenleriyle bir araya gelerek Kobane’den Gezi’ye hukuk ve adaleti konuştukları bir panel-forum düzenledi.

    Moderatörlüğünü yazar Nuray Sancar’ın yaptığı panelde İlahiyatçı-Kadın Hakları Aktivisti Fatma Akdokur, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Adalet Nöbetçisi Avukat Kemal Aytaç, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Parisi (DEM) Urfa Milletvekili Prof. Mithat Sancar, konuşmacı olarak yer aldı.

    “GERÇEĞİ KONUŞMAK ÜZERE BURADAYIZ”

    Panelde ilk konuşmayı İlahiyatçı Fatma Dokur yaptı. Dokur,”Suskunlar ülkesi haline gelen ülkemizde sesini azda olsa duyurmaya çalışan ve çoğu şeye hayır diyoruz diyen insanlar olarak sessizliğe güvenip hareket edenlere karşı sesimizi yükseltmemiz gerektiğine inanarak burada konuşmayı kabul ettim” diyerek konuşmasına başladı. Dokur, “Herkesin bir şekilde farkında olduğu ve menfaatten ötürü susmayı tercih ettiği yalın bir gerçeği konuşmak üzere bir aradayız. Devlet ya da iktidar kurulan sistem, kurgulanan yapıların yürürlük biçimini ve düzenlenen yasaların ne zaman? Nerede? Kime nasıl uygulanacağını? Belirleyen hak ve yetkisini kendisinde toplayan aynı zamanda bu yetkiyi kimseyle paylaşmamak üzere şiddet tekelini elinde bulunduran odağın adı” ifadelerini kullandı.

    “GEZİ İLE KOBANE’NİN BİRÇOK BENZERLİĞİ VAR”

    Panel CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’in konuşmasıyla devam etti. Alp, iki davanın da “otoriterleşmeyi” artırdığını vurgulayarak, Selahattin Demirtaş hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararını hatırlattı. Ardından Demirtaş hakkında başka bir gerekçeyle tutuklamanın gerçekleştiğini ifade eden Akgün, “Siyasi müdahaleler sonuç vermeye başlandı. Bundan bir gün sonra ‘Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı bırakamayız’ denildi. Burada bir niyet var. Gezi’yle Kobane’nin birçok benzerliği var. Ama siyasi anlamda ilk olarak Osman Kavala’nın davasıdır. Kavala hakkında beraat kararı verildi aslında ama hemen sonra başka bir suçtan tutuklandı. AİHM, Anayasa’ya uygun şekilde karar çıkacağını umuyoruz. Partimizin tavrı merak ediliyor. Eksikliklerimiz oldu ama bu bizim sorumluluğumuzdur. O yüzden her iki davanın da olumlu sonuçlanması için üstümüze düşeni yapacağız. Her iki davada siyasi intikam davası ise çözüm de siyasidir. Bunun için mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    “DAYANIŞMAMIZ GEREKİYOR”

    Avukat Kemal Aytaç, toplumsal muhalefetin ortak mücadele etmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Kamuoyu oluşmaz ise sonuç alınamaz. Bizim bu dağınıklık halimiz iktidarın sopasını kullanmasına izin veriyor. Güçlü olduğumuzda geri adım attırıyoruz. Bizim çoğalmamız bir olmamız gerekiyor. Örgütlü yapıların bir biriyle dayanışma içerisinde olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “DAVANIN SEBEBİ SİYASİ İNTİKAM”

    Son olarak söz alan DEM Parti Urfa Milletvekili Mithat Sancar iki davanın siyasi saiklerle açıldığının altını çizerek, “dDavaların siyasi olmasının nedenlerinden biri siyasi intikamdır. Kobane eğer düşseydi İŞİD varlık kazanabilecekti. Bu hesapları takip eden biri de AKP idi. AKP böyle bir değişime yatırım yaptı. Ama Kobane direnişi bu hesapları boşa çıkardı. Bu yüzden bu dava bir siyasi intikam davasıdır. Dünyada ve Türkiye’de sergilenen protestolar oldu. Ama 6, 8 Ekim’e protestoları hapsetmek bir hafıza operasyonudur. Orada bile ne olduğu açısından belli bir durum yok. Partimiz Meclis’e çok sayıda araştırma önergesi verdi. Ama iktidar kabul etmedi. Bunları yapsaydık hafızayı iktidarın güdümüne bırakmamış olurduk. Ardından 7 Haziran 2015 seçimleri geldi ve AKP içerisinde bir deprem etkisi yarattı. Burada HDP fikriyatının önemi ortaya çıktı. Gezi’de iktidarı sarsan etkili toplumsal olaylardan oldu. Çok renkli ve boyutluydu. Bu toplumsal uyanış ve birlikte mücadelenin iktidarın hesaplarını bozmaması mümkün değildi. Gezi iktidarın kimyasını bozdu” dedi.

    Panel,  katılımcıların söz almasının ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kenanoğlu: Normalleşmenin adımı ancak Kobani Davası’na sahip çıkarak atılacaktır-VİDEO

    Kenanoğlu: Normalleşmenin adımı ancak Kobani Davası’na sahip çıkarak atılacaktır-VİDEO

    PİRHA – Siyasetçi Ali Kenanoğlu, CHP ile AKP-MHP arasındaki görüşmeleri değerlendirdi. Yapılan temaslarda ‘Gezi Davası, yargı bağımsızlığı ve tutuklu generaller’ konusunun gündeme getirildiğini ancak Kobani Dasaı ve hasta tutukluların gündeme getirilmediğine işaret etti. Bunun eksik olduğunu söyleyen Kenanoğlu, “Türkiye’de normalleşmenin adımı ancak Kobani Davasıyla atılacaktır” diye belirtti.

    25. ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekilliği yapan Ali Kenanoğlu, CHP ile AKP-MHP hükümeti arasındaki görüşmeleri yorumladı. Kenanoğlu, partililer arasında yapılan görüşmelerin “kıymetli” olduğunu belirtirken, “Fakat bu normalleşme anlamına gelir mi gelmez mi meselesinde tereddütlerim var” diye de belirtti.

    Ali Kenanoğlu, yapılan görüşmelerde yargı bağımsızlığı, Gezi Davası ve tutuklu olan yaşlı generallerin durumunun gündeme gelmesinin eksik kaldığını söyledi.

    “CHP İLE AKP-MHP GÖRÜŞMELERİNDE TEREDDÜTLERİM VAR”

    Kenanoğlu, gelişmelere dair paylaştığı video mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin, AKP ve MHP ile yapmış olduğu görüşmelerin; onların deyimiyle ‘bir normalleşmeye yol açması’ beklentileri var. İktidar kanadı bunu ‘yumuşama’ şeklinde tarif ediyor, muhalefet kanadı ise ‘normalleşme’ olarak tanımlıyor. Şüphesiz biz, siyasi partilerin yapmış oldukları görüşmeleri olumlu buluruz. Türkiye’de olması gereken de budur. Siyasetçiler konuşarak sorunları çözmeli. Bu anlamıyla bu görüşmelerin hepsi kıymetli ve devam etmesi gerekir.

    “KOBANİ DAVASI VE HASTA TUTUKLULAR DA VAR”

    Fakat bu normalleşme anlamına gelir mi gelmez mi meselesinde tereddütlerim var. Bu tereddütler de şundan kaynaklı; çünkü bu bütünüyle normalleşme meselesinde ortaya atılan yargıdaki bağımsızlık ve kimi siyasi mahkemelerin sonuçlandırılması ile ilgili. Bunun en başında Gezi Davası ve tutuklu olan yaşlı generallerin durumu üzerinden bu mesele gündeme getiriliyor. Ben bunun tek başına yetmeyeceğini, şüphesiz ki burada da önemli bir hukuksuzluk var ve ortadan kalkması gerekiyor. Ama burada sadece gezi davası ve emekli yaşlı generallerin durumunun dışında bir de aynı potansiyele sahip Kobani Davası var. Diğer bir taraftan çok sayıda hasta tutuklular var. Şimdi bu meseleler birlikte ele alınmayıp sadece işin batı yakasında olanları ele alırsanız buradan herhangi bir normalleşme çıkmayacağı gibi bunun bir tür ‘Kürt Mehmet nöbete’ ittifakına dönüşme ihtimali ve riski bulunmaktadır. Çünkü Kobani Davası, kamuoyundaki algının bilerek ve isteyerek iktidar tarafından oluşturulduğunu biliyoruz. Oysa Kobani protestoları, tıpkı bugün Filistin, Gazze için dünyanın her tarafında ve Türkiye’de de iktidarın desteğiyle yapılan protestolardan farklı bir protesto değildi. Bugün nasıl Filistin halkı Gazze’de bir katliama maruz kalıyorsa o günlerde de o coğrafyada yaşayan bütün halklar aslında IŞİD vahşeti karşısında vahşete maruz kalıyorlardı. Bunun karşısında dünyanın her tarafında protesto gösterileri yapıldı, Türkiye’de de HDP’nin çağrısıyla demokratik tepkilerini ortaya koymak için halk sokaklara çıktı.

    Peki sokakta ne oldu? Şiddet olayları ve ölümler meydana geldi, insanlar katledildi. Peki bu nasıl oldu? Bunun nasıl olduğuyla ilgili bir ipucunu dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala verdi. ‘Sokakta kontrol edemediğimiz güçler var’ diyordu. İşte o gün demokratik tepkilerini ortaya koymak için sahaya çıkan protestocuların katledilmesine sebep olan, o kontrol edilemeyen güçlerdir. Bu güçlerin kim olduğunu en iyi hükümet bilir. Bu anlamıyla HDP’li siyasetçilere bir suç atmak son derece haksız, hukuksuz ve vicdansız bir uygulamadır ki ölenlerin büyük çoğunluğu da HDP sempatizanıydı.

    16 MAYIS’TA GÖRÜLECEK DURUŞMAYA ÇAĞRI!

    Ali Kenanoğlu, 16 Mayıs’ta karar duruşması görülecek Kobani Davası için de çağrıda bulundu.

    “Türkiye’de normalleşmenin adımı ancak Kobani Davası’yla atılacaktır” diyen Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Şimdi buradan kaynaklı olarak Gezi Davası’nın adı geçtiği her yerde Kobani davası gündeme getirilmiyor ise buradan bir normalleşme çıkmaz. Türkiye’de normalleşme bir bütün olarak toplumsal kesimler arasında ayrım yapmadan ortaya çıkacak bir hukuk devleti ile mümkün olacaktır. Oysa bugün baktığımızda sosyal demokrat olduğunu söyleyen medyayı da izliyoruz, onlar da meseleyi tamamen Gezi Davası üzerinden ele alıyorlar.

    Gezide yargılananlar bizim canlarımız yoldaşlarımız, onların yargılanmalarını asla doğru görmeyiz. Gezi davası diye bir dava olacaksa eğer protestocuların değil, katillerin yargılandığı dava olması gerekiyor. Bu anlamıyla Gezi Davası’nı sahipleniyor ve Kobani Davası’nın olmadığı bir yerde normalleşmenin çıkamayacağını da ifade etmek istiyoruz. Kobani Davası ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne konu oldu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafınca mahkum edilmiş bir davadır. Kobani Davası sahip çıkılması gereken bir davadır. Türkiye’de normalleşmenin adımı ancak Kobani Davası’yla atılacaktır. Tabii ki Gezi Davası da ayrı düşünülemez.

    16 Mayıs’ta Kobani Davası’nın Sincan’da duruşması var ve bu anlamıyla tüm kamuoyunu bu davaya sahip çıkmaya davet ediyoruz. Tam da 16 Mayıs’ta bizler o duruşmanın seyrine göre Türkiye’nin nereye gideceğini de görmüş olacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’dan Hıdrellez mesajı: Bu baharın adı umut olsun

    Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’dan Hıdrellez mesajı: Bu baharın adı umut olsun

    PİRHA-Gezi davasında hüküm giyen Tayfun Kahraman’ın kızının fotoğrafıyla birlikte hıdrellez mesajı paylaşıldı. Kahraman mesajında, “Bu baharın adı umut olsun. En başta canım kızım Vera olmak üzere, kalbi tertemiz çocuklarımızın güzel dilekleri kabul olsun” dedi.

    Gezi davası kapsamında Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın sosyal medya hesabı üzerinden hıdrellez mesajı paylaşıldı.

    Kahraman’ın sosyal medya hesabı X’te paylaşılan mesajında şu ifadeler yer aldı:

    “Dileğimi asacağım bir gül ağacım olmasa da; darda kalanların darına yetişen Hızır ile denizlerin sultanı İlyas’ın buluştuğu bugün hepimizin duaları kabul, muratları gerçek olsun diliyorum.

    En başta sofralarımıza bereket, başımızı sokacağımız sağlam evlerde ailelerimizle huzurla, güvenle ve mutlu yaşamamızı diliyorum. Zor zamanlarda hepimize kuvvet, hastalarımıza acil şifa ve evlat acısı çeken şehit ailelerimize metanet diliyorum. Gazze’li masumların yaşadığı zulmün son bulmasını, insanlığın unutmaya yüz tuttuğu barış ve sevgi ikliminin bir an önce tüm dünyada egemen olmasını diliyorum.

    Bu baharın adı umut olsun. En başta canım kızım Vera olmak üzere, kalbi tertemiz çocuklarımızın güzel dilekleri kabul olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Osman Kavala’dan açıklama: Umudumu kaybetmedim

    Osman Kavala’dan açıklama: Umudumu kaybetmedim

    PİRHA- Gezi Davası nedeniyle 6 yıldır cezaevinde olan Osman Kavala, “Yargıtay kararıyla hukuksuzluğun onanması ile infaz koşullarım ağırlaştı” dedi.

    Gezi Davası’nda hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen iş insanı Osman Kavala, 6 yıldır cezaevinde. Kavala, 6 yıldır cezaevinde olmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “6 YILDIR DELİL OLMADAN CEZAEVİNDE TUTULDUM”

    Cezaevindeki 6. yılına ilişkin yazılı açıklama yapan Kavala, “Ülkemde hukukun egemen olacağına dair umudumu kaybetmedim” dedi.

    Kavala açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “6 yıl boyunca suç işlediğime dair hiçbir delil olmadan cezaevinde tutuldum. Bunun sona ermesini beklerken, Yargıtay kararıyla hukuksuzluğun onanması ile infaz koşullarım ağırlaştı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesinin kendisi de hapis deneyimi yaşamış olan Vaclav Havel adına verdiği ödüle layık görülmem bana onur verdi. Ancak, Hamas’ın sivillere saldırı eylemi ve İsrail bombardımanının Gazze’de yarattığı felaket sevinmeme fırsat vermedi. Filistin’de büyük acılara sebep olan terör ve şiddet ortamını besleyen adaletsizliklere karşı tüm uluslararası kuruluşların daha fazla duyarlılık göstereceklerini ve uluslararası hukuk normlarına uygun biçimde barışın sağlanması için güçlü bir inisiyatif alacaklarını umuyorum. Havel’in dediği gibi, “en önemlisi umudu kaybetmemek”. Ülkemde hukukun egemen olacağına dair umudumu kaybetmedim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Anayasa Mahkemesi’nden Can Atalay kararı!

    Anayasa Mahkemesi’nden Can Atalay kararı!

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ihlal kararı verdi. Avukatların, AYM’nin kararının yerine getirilmesi için hüküm veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağı öğrenildi. 

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi (TİP) tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay’ın bireysel başvurusuna dair kararını açıkladı. AYM, Can Atalay’ın seçilme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönlerinden hak ihlali olduğuna karar verdi. AYM, aynı zamanda yeniden yargılamaya da hükmetti.

    Karar, 9’a karşı 5 oy çokluğuyla alındı. Avukatların, AYM’nin kararının yerine getirilmesi için hüküm veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağı öğrenildi.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş da Hatay’dan başlattığı “Özgürlük yürüyüşü” 25’inci gününde Ankara sınırları içinde devam ediyor. AYM’nin vereceği kararın yürüyüşü nasıl etkileceği önümüzdeki saatlerde belli olacak.

    NE OLMUŞTU? 

    Gezi Davası’nda 18 yıl hapse mahkûm edilerek tutuklanan Can Atalay, milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmedi.

    Gezi Davası’nın gönderildiği Yargıtay Başsavcılığı, Gezi Parkı Davası’nda temyiz talepleriyle ilgili görüşünü 7 Temmuz’da açıklamış, görüşte mimar Mücella Yapıcı dışındaki beş kişinin mahkumiyet kararının onanması talep edilmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TİP’ten milletvekili seçilen Can Atalay’ın tahliye talebini reddetmiş, bu karara karşı yapılan itiraz da 4. Ceza Dairesi tarafından reddedilmişti.

    Can Atalay’ın avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş, başvuruda, Atalay’ın milletvekili seçilmiş olmasına karşın tahliye edilmemesinin anayasal hak ihlali olduğu belirtilmişti. Atalay’ın ‘adil yargılanma hakkının’, ‘seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının’ ve ‘kişi hürriyeti ve ‘güvenliği hakkının’ ihlal edildiği aktarıldı.

    Atalay’ın başvurusunu 5 Ekim’de görüşen AYM 1. Bölümü, başvuruyu Genel Kurul’a sevk etmiş, 12 Ekim’de yapılan ilk değerlendirmenin ardından karar bugüne bırakılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Almanya’dan Kavala paylaşımı: Türkiye AİHM’e karşı yükümlülüklerini ihlal ediyor

    Almanya’dan Kavala paylaşımı: Türkiye AİHM’e karşı yükümlülüklerini ihlal ediyor

    PİRHA-Almanya Dışişleri Bakanlığı, Gezi Davası’nda yargılanan 5 sanık hakkındaki hapis cezalarının Yargıtay tarafından onanmasına ilişkin sosyal medya üzerinden paylaşımda bulunarak, “Türkiye, AİHM’e karşı yükümlülüklerini ihlal ediyor” ifadelerini kullandı.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 8 sanıklı Gezi Parkı Davası’nda, Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e verilen 18’er yıl hapis cezalarını onadı. Karara bir tepki de Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi.

    “İNSAN HAKLARI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ AÇISINDAN YIKICI BİR SİNYAL”

    Karara tepki gösteren Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi :

    “Osman Kavala’nın hapsedildiği her bir gün fazla. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafı olan Türkiye, her geçen gün yükümlülüklerini ihlal ediyor. Yargıtay’ın dünkü kararı, Türkiye’de insan hakları ve hukukun üstünlüğü açısından yıkıcı bir sinyal.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İnsan hakları örgütlerinden iktidara Gezi çağrısı: Anayasa ve AİHM kararlarına uyun!

    İnsan hakları örgütlerinden iktidara Gezi çağrısı: Anayasa ve AİHM kararlarına uyun!

    PİRHA-Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), Gezi Davası’nda Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman ve Mine Özerden’e verilen cezaların Yargıtay tarafından onanmasına tepki gösterdi. İnsan hakları örgütleri, iktidarı yargı üzerinde sürdürdüğü baskıya derhal son vermeye, anayasaya, AİHS’ye ve AİHM kararlarına uymaya çağırdı.

    Türk Ceza Kanunu’nun 312/1 maddesi gereğince, ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan Kavala hakkındaki hüküm onandı.

    Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku hakkındaki ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım’ suçlamasıyla 18’er yıl hapis cezası onandı.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) ortak açıklamalarında cezaların onanmasını kınadı.

    “HAK SİYASETİ YAPMAKTA ISRAR ETMELİYİZ”

    TİHV ve İHD yaptıkları yazılı açıklamada kararı, “Türkiye’de yargının artık sadece siyasi bir cezalandırma mekanizması olarak işlediğinin ve tüm hukuki zeminlerini terk ettiğinin ilanı” diye niteledi.

    Kararın sadece Gezi Davası’nda yargılananları değil hak ihlallerine ve doğanın yıkımına karşı sorumluluk üstlenen herkesi cezalandırılmaya yönelik olduğu belirtilen açıklamada, “Yurttaşların yaşam dünyalarına ilişkin bağımsız karar verme kapasitesi, yurttaş iradesi ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Buna karşın, şimdi acil görev ve sorumluluğumuz, böylesi bir hukuksuzluğun ve baskı ortamının bizleri teslim almasına izin vermemektir. Topluma reva görülen bu adaletsizliğin karşısında kayıtsız ve sessiz kalmamalıyız. Aksine insan hakları ve demokrasi ilkelerine sahip çıkmakta, hak siyaseti yapmakta ısrar etmeliyiz” ifadelerine yer verildi.

    “ANAYASA’YA, AİHS’E VE AİHM KARARLARINA UYUN!”

    TİHV ve İHD, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi’ne göre devletin insan hakları savunucularını korumakla yükümlü olduğunu hatırlatarak, “Siyasal iktidarı yargı üzerinde sürdürdüğü baskıya derhal son vermeye, Anayasa’ya ve başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) olmak üzere altına imza atılan uluslararası sözleşmelere ve bu bağlamda oluşan yükümlülükler gereği AİHM kararlarına uymaya davet ediyoruz. Hak savunuculuğu cezalandırılamaz. Hak savunucuları üzerindeki baskı ve yargısal tacizlere derhal son verilsin!” çağrısı yaptı.

    “YARGININ TÜM HUKUKİ ZEMİNLERİ TERK ETTİĞİNİN İLANIDIR”

    Yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Baştan beri yargı aracılığıyla siyasal bir intikam davası olduğunu bildiğimiz Gezi Davası’nda Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman ve Mine Özerden’e verilen cezaların dün Yargıtay tarafından onaylanması, Türkiye’de yargının artık sadece siyasi bir cezalandırma mekanizması olarak işlediğinin ve tüm hukuki zeminlerini terk ettiğinin ilanıdır.

    Bu kabul edilemez onama kararıyla sadece yaşadığımız ülke için değil tüm yeryüzü için adalet talep eden insan hakları savunucularına yargı eliyle bir kez daha zulmedilmiştir. İnsan haklarını savunmanın esasının adaletsizliği görme kapasitesi olduğu bilinciyle, bu kararla sabitlenen adaletsizliğe karşı adaleti savunma inadımızı sürdüreceğiz. İtiraz etmenin, haksızlığı ilan etmenin bu ağır suçlulaştırılmasına karşı itiraz etmekten, haksızlığı, adaletsizliği dile getirme sorumluluğumuzdan vazgeçmeyeceğiz.

    Tümüyle akla, vicdana ve hukuka aykırı bu kararla sadece insanı, çevreyi, doğayı savunan dostlarımız değil, hak ihlallerini, doğanın, çevrenin yıkımını engelleme sorumluluğunu yüklenen herkes cezalandırılmaya, yurttaşların yaşam dünyalarına ilişkin bağımsız karar verme kapasitesi, yurttaş iradesi ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

    Buna karşın, şimdi acil görev ve sorumluluğumuz, böylesi bir hukuksuzluğun ve baskı ortamının bizleri teslim almasına izin vermemektir. Topluma reva görülen bu adaletsizliğin karşısında kayıtsız ve sessiz kalmamalıyız. Aksine insan hakları ve demokrasi ilkelerine sahip çıkmakta, hak siyaseti yapmakta ısrar etmeliyiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD’den ceza tepkisi: Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır

    PSAKD’den ceza tepkisi: Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır

    PİRHA- Gezi Davası’nda onanan cezaların ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaparak kararı kınadı. Açıklamada “Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır. AKP karanlığından, haksızlık ve hukuksuzluktan çıkış umududur” denildi. 

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Osman Kavala’yı “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

    Mahkeme heyeti, sanıklar Can Atalay, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Ayşe Mücella Yapıcı ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapisle cezalandırılmalarına karar vermişti.

    Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku hakkındaki “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapis cezası onandı.

    Atalay ve Kahramanın, “bir plan ve organizasyon dahilinde düzenlenen Gezi Parkı olaylarının başlaması ve tüm ülke sathına yayılarak derinleştirilmesi kapsamında eylemlerinin bulunduğu” iddia edildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaparak karara tepki gösterdi.

    PSAKD, “Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır. AKP karanlığından, haksızlık ve hukuksuzluktan çıkış umududur. Bu davada yargılanan halkın adalet talebidir. Saray rejimi kendi hukukunu yaratarak yargı mekanizmasını bir sopa olarak kullanmaktan çekinmediğini göstermiştir” dedi.

    “GEZİ DAVASI SİYASİ BİR DAVADIR”

    Yazı açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Gezi Davası hukukla açıklanamayacak bir siyasi davadır. Aynı dava içinde yargılananlar Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Utku, Mine Özerden ve Can Atalay’a 18 er yıl hapis cezası verilmesi aynı sorumlulukla hareket etmelerine rağmen Mücella Yapıcı ve Ali Hakan Altınay’ın beraat etmesi bunun apaçık göstergesidir. Bu davada tutuklu yargılanan Osman Kavala’ya somut hiç bir delilin olmamasına rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına verilmesi bizlere hukuk bittiğini bir kez daha göstermiştir.

    “ADALETE SUSAMIŞ HALKIN ÖFKESİNDEN KORKUN”

    Gezi Davası’nda yarılanırken Hatay’dan Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili seçilen Av. Can Atalay için Anayasa hükümleri çok açık bir şekilde yargılamanın durması ve serbest bırakılmasını söylerken mahkemenin hiç bir hükme uymaması ve bu kararı vermesi yaşanılan süreci hukukla açıklanamayacağını göstermektedir. AKP ve Saray Rejimi ile bir bütün olarak devlet mekanizmasının halklara daha fazla baskı ve şiddet ile adaletin, eşitlik ve özgürlük taleplerinin yok sayıldığı bir ülke yaratmaya dolu dizgin giderken buna izin vermeyecek olan halkın öfkesi de birikmeye devam ediyor.

    Adalete susamış halkın öfkesinden korkun diyoruz. Sarayınızı da gerici faşist iktidarınızı da bu halk devirecek. Bizler bu toplumun bir parçası olarak adalet, özgürlük ve eşit haklar mücadelesini vermeye ve mutlaka kazanmaya kararlıyız. Zindanlarda esir tutulan tüm yoldaşlarımızı geri alacağız! Yaşasın Gezi, Yaşasın Adalet, Yaşasın Özgürlük!”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Kahraman’ın eşinden Yargıtay’ın gezi kararına tepki: Herkes oradaydı, hepimiz Gezi’deydik!

    Kahraman’ın eşinden Yargıtay’ın gezi kararına tepki: Herkes oradaydı, hepimiz Gezi’deydik!

    PİRHA-Yargıtay’ın Gezi Davası’nda 18 yıl hapis cezasını onadığı Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Demir Kahraman”Herkes oradaydı! Hepimiz Gezi’deydik! Bu dava bitmedi. Adalet arayışımız bitmedi” dedi

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku’ya verilen hapis cezalarını onadı.

    18 yıl hapse çarptırılan Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Demir Kahraman, karara tepki gösterdi.

    “GEZİNİN FATURASINI 5 KİŞİYE KESTİLER”

    Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kahraman, şu ifadeleri kullandı:

    “Herkes oradaydı! Hepimiz Gezi’deydik! Buramıza kadar gelmişti, nefes alamıyorduk, çığlık atmak istiyorduk, birbirinden farklı ama aynı derdi paylaşan milyonlardık! Bizim çocuklar dövüldü, bizim çocuklar yuhalatıldı, bizim çocuklar öldü! Anlamadılar, dinlemediler, kulak ardı ettiler. Komplo teorileriyle eşim de dahil bir grup insanı tutsak aldılar. Şeytanlaştırmaya çalıştılar, her gün üstümüze geldiler, bu insanların bir ailesi var mı demediler, çocukları olduğunu düşünmediler! Bugün de eşim, meslektaşım Tayfun Kahraman’ın 18 yıl hapis cezasını onadılar. Milyonluk Gezi’nin faturasını 5 kişiye kestiler. Yine nefes alamıyoruz, yine çığlık atmak istiyoruz! Ve ben Vera’ya ne diyeceğimi bilmiyorum! Arayan, soran herkese teşekkürler. Bu dava bitmedi. Adalet arayışımız bitmedi. Hepinize daha çok ihtiyacımız var bundan sonra, haklı çığlığımızı kimse susturamayacak!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TMMOB ŞPO: Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur, serbest bırakın

    TMMOB ŞPO: Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur, serbest bırakın

    PİRHA – TMMOB Şehir Plancıları Odası, 441 gündür tutuklu olan Dr. Tayfun Kahraman, Mücella Yapıcı ve Can Atalay’ın serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Yapılan açıklamada “Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur!” denildi.

    TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO), Gezi Davası’nda tutuklu olan ŞPO üyesi Dr. Tayfun Kahraman, TMMOB Mimarlar Odası emekçileri Mücella Yapıcı ve Can Atalay için açıklama yaptı. Yazılı yapılan açıklamada Gezi Davası kapsamında cezaevinde olan isimler için, “Hukuksuz biçimde tutuklu bulunan tüm hak savunucularının serbest bırakılmalarını talep ediyoruz” denildi.

    “DOSTLARIMIZ SUÇSUZDUR” 

    Yapılan açıklamada, “Bir kez daha haykırıyoruz: Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur!” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Bilindiği üzere Gezi Parkı İstanbul’un en önemli kamuya açık yeşil alanlarından biri olup tarihi ve kültürel değerlerinin yanında, çok yoğun yapılaşmış bir bölgedeki az sayıdaki afet toplanma alanlarından biridir. İstanbul’un göbeğindeki bu çok önemli deprem toplanma alanının, Gezi Parkı’nın park olarak muhafazasını istemek suç değil aksine mesleğimizin bize öğrettiği en temel ilke ve görevimizdir. Bu görevi yerine getiren arkadaşlarımız daha önce iki kez yargılanıp beraat ettikleri halde üçüncü kez yasadışı yollardan elde edilmiş sözde delillerle, uydurma örgütsel bağlantılarla, komplo teorileriyle hukuk dışı bir yargılamaya tabi tutulmuş, verilen akıl almaz tutuklama kararıyla 441 gündür özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum bırakılmışlardır.

    Gezi Davası’nda, bu gayrihukuki yargılama sürecinde gelinen en son aşamada 07.07.2023 tarihinde Yargıtay Başsavcılığı’nın tebliğnamesi yayınlanmıştır. Hukuki bir metin olarak kabul edilemeyecek bu belge ile tıpkı dava iddianamesindeki gibi mesnetsiz iddialar ve keyfi yorumlar dayanak gösterilerek arkadaşlarımızın tutukluluklarının devamı ve haklarındaki hükmün onanması talep edilmiştir.

    “TOPLUM VİCDANININ SAHİPLENDİĞİ BİR TALEPTİR”

    Gezi Direnişi döneminde Odamızın İstanbul Şube Başkanlığı görevini üstlenen Onur Kurulu üyemiz Dr. Tayfun Kahraman başta olmak üzere hiçbir arkadaşımız suç işlememiş aksine bir anayasal kuruluş olan TMMOB`nin Anayasa ve yasalara dayanarak belirlediği ilkeler uyarınca kamusal görev ve sorumluluklarını yerine getirmişlerdir. Bu görev kapsamında deprem riskiyle karşı karşıya olan İstanbul’un, hem çok önemli bir afet toplanma alanı, hem de tarihi ve kültürel değeri olan Gezi Parkı’nın park ve açık alan olarak muhafazasını talep etmişlerdir. Bu talep bilimsel, hukuki, mesleki ve etik ilkeler ile uyumlu, en önemlisi de insani ve vicdani bir taleptir. Bu talep, toplumsal refahı gözeten meslek odalarının, bilimin, tekniğin ve toplum vicdanının sahiplendiği bir taleptir.

    TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak bu talebi ilk günkü gibi sahipleniyor ve Gezi Davası’nda tutuklu bulunan üyemiz Dr. Tayfun Kahraman, TMMOB Mimarlar Odası emekçileri Mücella Yapıcı ve Can Atalay ile birlikte hukuksuz biçimde tutuklu bulunan tüm hak savunucularının serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gezi için ‘adalet nöbeti’ 422. gününde-VİDEO

    Gezi için ‘adalet nöbeti’ 422. gününde-VİDEO

    PİRHA- TMMOB İstanbul Mimarlar Odası önünde Gezi için Adalet Nöbeti 422. gününde devam etti. Açıklamada, “Mücadelemiz politik tutsakların olmadığı bir dünya için” mesajı verildi.

    Gezi Parkı davasında verilen cezalara ve tutuklamalara yönelik başlatılan ‘Gezi İçin Adalet Nöbeti’ sendikaların, derneklerin ve örgütlerin katılımıyla sürüyor.

    Adalet Nöbetinin 422. gününde Gezi Davası’nda 18 yıl ceza alan Mücella Yapıcı’nın sağlık hakkından yararlanamaması sebebiyle bir araya gelen Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul Kadın Komisyonu (İKK) adına basın açıklamasını Selin Top okudu.

    Top, “Bu açıklamanın en başında söylememiz gereken şudur ki politik tutsakların olmadığı bir dünya içindir mücadelemiz. Hakikatin, eşit bir dünyanın, adaletin mücadelesi suç sayılamaz ve tüm siyasi tutsaklara özgürlük şiarımızı en başta hatırlatalım. Bu akşam cezaevlerindeki tutukluların, cezaevi yönetimlerinin, burada meslek ahlakını hiçe sayan sağlık çalışanlarının keyfi uygulamaları ile sağlık hakkına erişmesi engellenen tutsakların sesi olmak için bir araya geldik. Meslektaşımız, yol arkadaşımız Gezi Parkı Direnişi tutuklusu Mücella Yapıcı da bu kişilerden birisi. Diş doktoruna giderken kelepçesi çıkarılmadığı ve devletin neredeyse sıradanlaşmış bu insan hakkı ihlaline karşı, kendisi gibi sağlık hakkına erişilmesi engellenen tutsaklar için   hastaneye gitmeyi reddediyor!” dedi.

    “TALEBİMİZDE ISRARLI VE KARARLIYIZ”

    Top, açıklamanın devamında şunlar ifade etti:

    “Avukat Can Atalay, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Hatay milletvekili seçilerek mazbatasını almasına rağmen tahliye edilmiyor. Anayasa’ya, Uluslararası Sözleşmelere ve mahkeme kararlarına aykırı bu, keyfi insan hakları ihlalleri halkın iradesini, demokrasiyi yok sayıyor.

    Aynı hukuksuz keyfiyet TMMOB Yönetim Kurulu Üyemiz Mücella Yapıcı’nın sağlık ve tedavi hakkı için de uygulanıyor. Mücella Yapıcı’nın, kelepçe uygulamasıyla eziyete dönüşen sevk ve muayeneler nedeniyle hastaneye gitmeme kararı, yaşadığı hak ihlalinin ne denli büyük olduğunu kamuoyuna açıkça göstermektedir. Mücella’nın başlattığı bu hak mücadelesine sahip çıkıyor, sesine ses veriyor ve tüm tutsakların sağlık hakkından yararlanmasının önündeki keyfi engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz! Bu talebimizde ısrarlı ve kararlıyız! Bu gücü tüm hukuksuzluklara rağmen cezaevlerinde direnen arkadaşlarımızdan alıyoruz!”

    Basın açıklamasında Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca’nın Adalet Bakanlığı’na verdiği soru önergesine yer verildi. Basın açıklaması “jin, jiyan, azadi” sloganı ile son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • TİP, Atalay için sokaklardaydı: Hatay’ın iradesi saray rejimi tarafından esir tutuluyor- VİDEO

    TİP, Atalay için sokaklardaydı: Hatay’ın iradesi saray rejimi tarafından esir tutuluyor- VİDEO

    PİRHA- TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın serbest bırakılmasına ilişkin yapılan eylemde konuşan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, tutukluluğun hukuksuz olduğunu söyleyerek, “Hatay iradesi, saray rejimine hizmet eden bir grup tarafından esir tutuluyor. Can Atalay’a özgürlük istiyoruz” dedi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Hatay Milletvekili Can Atalay‘ın mazbatasını almasına rağmen cezaevinde tutulmasına ilişkin bugün 36 şehir ve 85 noktada sokağa çıkarak basın açıklaması düzenledi. İstanbul’daki Haydarpaşa Garı önünde yapılan basın açıklamasına TİP üyeleri, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katıldı.

    “TUTUKLULUK ANAYASA’YA AYKIRI”

    TİP adına açıklamayı yapan Melis Yağmur Yıldırım yaşanan durumun hukuksuzluğuna dikkat çekerek, Yargıtay’ın anayasa hükmünü yerine getirmediğini belirtti. Yıldırım, “Seçilmiş vekilimiz, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde esir tutulduğu için henüz milletvekili yeminini edemedi ve görevine başlayamadı. Can Atalay’ın tahliye edilmesi için avukatlarının Yargıtay’a yaptığı başvuru günlerdir yanıtsız bırakıldı ve yoldaşımız hala cezaevinde tutuluyor. Yaşanan durum her anlamda Anayasa’ya aykırıdır ve Yargıtay, Anayasa’nın emrettiği hükmü uygulamamakta ısrar etmektedir. Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluk hâlinin devamı, hukuka aykırı bir şekilde, kişi hürriyeti ve güvenliğinin engellenmesi ve aynı zamanda seçmenlerin temsil edilme haklarının ihlali anlamına gelmektedir” diye konuştu.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI: YASALARA UYUN

    Anayasa’nın 83. Maddesi’ndeki “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” ifadeleri hatırlatan Yıldırım, yetkililere yasalara uyma konusunda çağrıda bulundu.

    “Anlamı apaçık olan Anayasa hükmü ortadayken, buradan başta Yargıtay savcıları olmak üzere yetkilileri Anayasa’ya uymaya bir kez daha davet ediyoruz. Artık bu hukuksuzluğa bir son verin. Yetkinizi aldığınız yasaları uygulayın. Can Atalay’ın seçilmiş bir milletvekili olarak yasama faaliyetlerine katılmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altında olan seçme ve seçilme hakkının derhal yerine getirilmesini bekliyoruz”

    KADIGİL: BU DAVALAR SARAY REJİMİNİN MASKARALIĞIDIR

    Açıklamada Can Atalay’ın tutukluluğu ve Gezi davalarına ilişkin konuşan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil şunları söyledi.

    Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala ve bu sebeple içerde bulunan tüm arkadaşlarımız tam bir senedir bir maskaralık esiri olarak Silivri zindanlarında tutsaklar. Saray rejimi bu maskaralığa bir yenisini daha ekledi. Seçilmiş bir milletvekili, aradan 3 hafta geçmiş olmasına rağmen, Anayasa’nın 83. Maddesi çok açık olmasına rağmen Yargıtay tarafından hukuka karşı hile kullanılarak şu anda resmen esir tutuluyor. Can’ın mazbatasıyla birlikte itiraz dilekçesini haftalar öncesinden Yargıtay’a sunmuşken hala gereği yapılmıyor, dosya ilgili ceza dairesine gönderilmiyor. Hatay iradesi, saray rejimine hizmet eden bir grup tarafından esir tutuluyor. Bu haksızlığa dur demek için buradayız. Şu anda esir tutulan sadece Can değil, Hatay halkının iradesidir. Can Atalay’a özgürlük istiyoruz”

    İstanbul, Mersin, İzmir başta olmak üzere birçok kentte yapılan açıklamada, Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğunun hukuksuz olduğuna ve serbest bırakılması gerektiğine vurgu yapıldı.

     PİRHA/ İSTANBUL- MERSİN- İZMİR

  • İstanbul’da Gezi anması: Pusulamız Gezi’dir-VİDEO

    İstanbul’da Gezi anması: Pusulamız Gezi’dir-VİDEO

    PİRHA- Gezi Parkı’nın 10’uncu yıldönümünde İstanbul’da anma yapıldı. Anmada Gezi Davası’nda tutuklu olan isimlerin serbest bırakılması istenirken, “5,5 yıldır hapiste tutulan Osman Kavala ile Gezi’nin onurlu bakiyesini bizler adına taşıyan, tutuklulukları bir yılı aşan Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Çiğdem Mater, Can Atalay ve Mine Özerden’le gurur duyuyoruz!” denildi.

    Taksim’de Gezi Parkı’nda gerçekleşen ve tüm Türkiye’ye yayılan direniş, 10’uncu yıldönümünde.

    İstanbul’da yürüyüşle yapılan anmada Yeşil Sol Parti ve CHP’li milletvekilleri, sivil topluluk kuruluşu temsilcileri ile Gezi’de yaşamını yitirenlerin yakınları da yer aldı.

    Anma için alanda gelen kitle “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez”, “Demokrasi için tek yol devrim”, “Biji berxwedana zindana” sloganları atılırken, Gezi Davası’nda cezaevinde tutuklu olan isimleri anılarak adalet çağrısı yapıldı.

    Anmada basın açıklamasını Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Esin Köymen okudu. Esin Köymen, yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

    “Bu memleket aydınlığa kavuşsun diye gencecik yaşlarında hayatlarını kaybeden, bizden ayırdıkları Berkinimizin, Ali İsmailimizin, Abdocanımızın, Mehmetimizin, Ethemimizin, Ahmetimizin, Medenimizin ve Hasan Feritimizin anılarıyla gurur duyuyoruz.

    Gezi direnişinde gözünü kaybedenlerin, yaralananların, yargılananların, işsizliğe, sürgüne mahkum edilenlerin, ödetilen her bedele karşın Gezi’nin anısına toz kondurmayan tavırlarıyla gurur duyuyoruz!

    6 Şubat Depremlerinde bir kez daha haklılıkları ispatlandığı üzere, sağlıklı ve dayanıklı kentlerde yaşama hakkını hukukla ve meslek ilkeleriyle savunarak Gezi’yi bir afet toplanma alanı olarak koruyan, bu ülkenin demokrasi güçleri ve demokrasiye omuz veren yurttaşlarıyla gurur duyuyoruz!

    Gezi’nin bizlere öğrettiği dayanışmacı anlayışla, yaşanan kamu zaafiyetlerine ve engellemelerine rağmen acıları dindirmek ve yaraları sarmak için depremin ilk saatlerinden itibaren ülke bütününde seferber olan, geleceğimize umut olmaya devam eden birliktelik ile gurur duyuyoruz!

    Tüm ülkeyi şehir şehir “Her yer Taksim her yer direniş” sloganıyla inleten, haklarına, kentine, doğasına, memleketine sahip çıkan milyonlar adına, bütünüyle haksız, hukuksuz, delilsiz, mantıksız ve vicdansız tutum ve kararlarla 5,5 yıldır hapiste tutulan Osman Kavala ile Gezi’nin onurlu bakiyesini bizler adına taşıyan, tutuklulukları bir yılı aşan Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Çiğdem Mater, Can Atalay ve Mine Özerden’le gurur duyuyoruz!

    ve…

    Ülkemizin adaletsiz, hukuksuz, farklı görüşlere tahammül edilmeyen, demokratik talep, tepki ve eylemlerin doğrudan doğruya suç kapsamına alınan bir anlayışla yönetilmesine,

    Yargının bağımsızlığının ortadan kaldırılmasına, dosyaları okumayan, delillere bakmayan, direktifle kararlar veren mahkemelere,

    Hak arayanı biber gazına boğulmasına, polis şiddetine maruz bırakılmasına, ülkenin gençlerinin, eğitimli, kültürlü kesiminin, muhaliflerin, emeği sömürülen işçilerin; baskı, ekonomik kriz, geleceksizlik, liyakatsizlik yüzünden bir nefes, bir huzur arayışı ya da hayatta kalabilme çabasıyla kalbini memleketinde bırakıp bu ülkeden göç etmek zorunda bırakılmasına

    Karşıyız!

    Karşı olmak pasif bir tutum değil bizler için aktif bir tavırdır.

    Devletin tüm imkânlarının iktidar adına kullanıldığı, dünya tarihinin gördüğü en adaletsiz seçimlerinden birinden çıkan sonuç bizi umutsuzluğa sürüklemeyecek.

    Aksine, eşitlik özgürlük ve adalet için tüm farklılıklarımızla Gezi’de olduğu gibi birbirimizin elinden tutmakta inat ediyoruz.

    Gezi’de kapısını araladığımız o coşkulu, heyecanlı, bir arada, umutlu, paylaşımcı, dirençli “bir başka dünya” için mücadele etmeye devam ediyoruz.

    Bilsinler ki bizim pusulamız Gezi’dir.

    İnsanca, özgür, adil, refah içinde, demokratik bir yaşam talebimiz ve hak arayışımız hep sürecek.

    Onuncu yaşında da, Gezi’yi hep genç kılan, bizi hep ayakta tutan, tüm hayallerimiz gerçek olana kadar dilimizden düşmeyecek olan sloganıyla anıyoruz Gezi Direnişini

    Ve bu sloganla karşılıyoruz önümüzdeki dönemi

    Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

    Bu gurur hepimizin!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Çağlayan’da Gezi tutukluları için yapılan ‘Adalet Nöbeti’ 1. yılında-VİDEO

    Çağlayan’da Gezi tutukluları için yapılan ‘Adalet Nöbeti’ 1. yılında-VİDEO

    PİRHA-1 yıl önce Gezi Davası’nda tutuklanan Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Tayfun Kahraman için Çağlayan’da adalet nöbeti yapıldı. Gezi ailelerinden Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay adalet nöbetindeki konuşmasında “Adalet sarayının önünde konuşuyoruz. Saray var ama adalet yok” dedi.

    Gezi davasında Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın 18 yıl hapis cezasına mahkum edilmesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Davada çıkan tutuklama kararının ardından başlatılan Adalet Nöbeti de birinci yılını doldurdu.

    “VUR EMRİNİ VERENLER VE UYGULAYANLAR YARGILANMALIDIR”

    Bugün Çağlayan Adliyesi önünde yapılan Adalet Nöbeti’nde konuşan Gezi Davası avukatlarından Tora Pekin, ‘Gezi tutsakları onurumuzdur’ diyerek şunları söyledi:

    “Osman Kavala 2000 günü devirdi, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Hakan Altınay, Tayfun Kahraman ve Can Atalay ise hapiste bir yılı tamamladılar. Bu esaretle ilgili hukuken söylenecek tek şey tüm sürecin hukuksuzlukla sakatlanmış olduğu, tıpkı yargının itibarını yerle bir eden sayısız davada olduğu gibi… Göstermelik davalarla, iktidarın talimatını yerine getirmeyi görev sayan bir adliyeyle varılacak iyi bir yer yok. Bir yerden başlamak istiyorsanız, buyurun Gezi Davası önünüzde. Arkadaşlarımızı serbest bırakın diyoruz ve bunu derken aslında aynı zamanda yargıyı da bir utançtan kurtarın, diyoruz. Ayrıca vurgulamak gerekir. Yargının Gezi’yle ilgili yürütmesi gereken bir dosya varsa, bu ancak yurttaşlarımızı öldüren, sakat bırakan, yaralayan devlet şiddetiyle ilgili olabilir. Suç oluşturan, vur emrini verenler ve uygulayanlar yargılanmalıdır.”

    Şehir Planlamacıları Odası İstanbul Şube Başkanı Esin Köymen, de, “Bizler arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması, şiddet emrini verenlerin, can kayıplarına neden olanların mutlaka yargılanmaları ve adaletin geç de olsa yerine getirilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “SARAY VAR AMA ADALET YOK”

    Gezi ailelerinden Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay ise, “Adalet sarayının önünde konuşuyoruz. Saray var ama adalet yok” diyerek Can Atalay’ın Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mesajını okudu. Mesajda şu ifadeler yer aldı:

    “Gezi bu memleketin eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için sönmeyen umududur demiştik. Zora düştüğümüz her anda o umut veriyor. Memlekette adaletin kazanılması açısından toplumsal dayanışmayı sahiplenmek önemli olacaktır. Selam olsun dünyanın ve Türkiye’nin aydınlık geleceğine.”

    Hakan Altınay’ın kardeşi Avukat Deniz Altınay da, “Bu kararı veren yargıçların yaptıklarının sonuçlarının farkında olup olmadığını bilmiyorum ama Yargıtay’daki gerçek hukukçulardan dosyayı okumalarını ve hukuka uygun bir karar vermelerini bekliyorum” dedi.

    “TAM BİR YIL ÖNCE ADALET ARAMAYA GELMİŞTİK”

    Gezi tutuklularından Çiğdem Mater’in eşi Murat Utku ise, “Bu binada tam 1 yıl önce adalet aramaya gelmiştik. O adaleti burada bulmak mümkün olmadı. Bunun neden olmadığını da çok iyi biliyoruz. Yarın öbür gün mümkün olabileceğini de biliyoruz. Bu anlamda umudumuzu hep taze tutuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “GEZİYİ GURURLA SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman da, Tayfun Kahraman’ın hapishaneden gönderdiği mesajı okudu. Mesajda şunlar kaydedildi:

    “İktidarın tüm vurdumduymazlığı ve iş bilmezliğine karşı hukuku ve bilimi savunan bizlerin hukuksuz biçimde neden tutsak olduğumuzu yeniden anladık. Tüm bu zulüm ve baskılara rağmen bizler doğru olanı söylemeye, bilime ve ortak akla inanmaya devam edeceğiz. Demokratik, özgür ve adil günlere az kaldı. Çok yakında memlekete bahar gelecek ve bu hukuksuzluk sona erecek. O güne kadar gösterdiğiniz dayanışmanın verdiği güçle cezaevinde olsak da Gezi’yi savunmaya gururla devam edeceğiz.”

    “BİZLER KAZANACAĞIZ SİZLER YARGILANACAKSINIZ”

    Son olarak söz alan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İstanbul Şube Eş Başkanı Avukat Esra Bilen, “Bugün bizler aynı zamanda burada onların vermeye çalıştığı bu mesajların hiçbirinden korkmadığımızı söylemek için de toplandık. Gezi Davası’nda insan ömrünün yetmeyeceği cezalar verdiler. Ama bugün burada ve birçok şehirde binlerce insan bu cezalara rağmen korkmadan ‘gezi onurumuzdur’ diyor. Yine iki gün önce 25 avukat gözaltına alındı. Ama aynı gün binlerce avukat toplanıp ‘savunma susturulamaz’ dedi. Ne insan ömrünü aşan cezalar ne de bu hukuksuz gözaltıların hiçbiri hakikate haykırmanın ve bunlar için mücadele etmenin önüne geçemez. Bizler kazanacağız sizler yargılanacaksınız” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK-Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Emek ve Özgürlük İttifakı 15 Ocak’ta Kartal Meydanı’nda: Gelin birlikte değiştirelim!

    Emek ve Özgürlük İttifakı 15 Ocak’ta Kartal Meydanı’nda: Gelin birlikte değiştirelim!

    PİRHA – Emek ve Özgürlük İttifakı bir açıklama yaparak, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı belirleme sürecinde ilkelerimizle uygun, mutabakat ile belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğumuzu ilan ediyoruz” dedi. 

    Emekçi Hareket Partisi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Türkiye İşçi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı Genel Başkanları, Eş Genel Başkanları, Sözcüleri ve Eş Sözcüleri, siyasal ve ekonomik gelişmelere dair bir araya geldi.

    Yazılı yapılan açıklamada “Alınteriyle geçinmeye çalışan emekçilerin, baskı ve şiddete meydan okuyan kadınların, özgür bir gelecek düşleyen gençlerin, özgürlük mücadelesi yürüten tüm kimliklerin, eşit yurttaşlık isteyen Alevilerin, demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren Kürtlerin; ezilen tüm halkların mücadelesi mücadelemiz, talepleri taleplerimizdir. Bu saldırılar, toplumun tamamına, demokrasiye, özgürlüklere ve bizlere yöneliktir” ifadelerine yer verildi.

    “TÜM SALDIRILARA KARŞI MEYDAN OKUYORUZ”

    “Ortak mücadele” vurgusu yapılan açıklamada “Türkiye’nin baskıcı bir tek adam rejiminden kurtuluşu için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız ve değiştirme konusunda kararlıyız” denildi. Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden birine gidildiğinin altını çizen örgütler, şu açıklamayı yaptı:

    “Demokratik siyasete yönelik baskılar artarak devam ediyor. 6,5 milyondan fazla yurttaşın oyunu alan, Meclis’in 3’üncü büyük partisi olan HDP’ye yönelik iktidar ve ortaklarının yürüttüğü kapatma davası, dava öncesi, 15 üyesi bulunan Anayasa Mahkemesinin başkanı dâhil 7 üyesinin muhalefetine rağmen oy çokluğuyla hesaplarına geçici bloke kararı alındı ve siyasi hesaplarla seçim arifesinde karar aşamasına getirildi. Demokratik Bölgeler Partisi’nin Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın yanı sıra üye ve yöneticileri hukuksuz şekilde tutuklandı. HDP ve DBP belediyelerine dönük kayyım gaspları sürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu siyasi yasaklı hale getirilerek, HDP belediyelerinden sonra İstanbul Belediyesinin de kayyım ile gasp edilmesinin hazırlıkları sürüyor. Gözaltı, tutuklama, saldırılar, sansür ve para cezaları ile özgür basın çalışamaz duruma getirilerek toplumun tüm itiraz mekanizmaları felç edilmeye çalışılıyor. Kobanê kumpas davası, Gezi davasında verilen cezalar, grev yasakları, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını onaylayan Danıştay kararı örneklerinde de görüldüğü üzere yargı, iktidar tarafından siyasi bir araç olarak kullanılıyor. Bir avuç sermayedar ve iktidar eliti kârlarına kâr katarken, ekmeğimiz her geçen gün daha da küçülüyor. İşçiler ve emekçilerden sonra emekliler de açlığa mahkûm edildi.

    Emek ve Özgürlük İttifakı olarak, bu süreci değiştirecek güç olma irademizi ortaya koyuyor ve dişimizle tırnağımızla, mücadelemizle kazandığımız haklarımıza yönelik tüm saldırılara karşı meydan okuyoruz.

    İktidarın, kendi koltuğunu korumak için hedef aldığı tüm kesimlerle omuz omuza mücadele içinde olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Toplumsal muhalefetin tüm güçlerini, ayrılıkları bir kenara bırakıp, iktidar baskısı ve şiddetine, yoksulluğa ve geleceksizliğe karşı tek ses olmaya davet ediyoruz. Umutsuzluğa yer yok. EYT’lilerin ısrarlı ve kitlesel mücadelesi sonuç verdi. Beakeart işçileri yasakları fiili grevle delerek mücadelenin yolunu açtı. Kadınlar yurdun dört bir yanında yürüttükleri ‘her çocuğa bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek’ kampanyası sınırlı kazanımla da olsa sonuç verdi. Yeni yıla Adana Saya işçileri ve Gaziantep döküm işçilerinin ücret artışı talepli yerli ve mülteci işçilerin ortak eylemleriyle girdik.”

    “SİYASİ YASAK VE KAYYIM UYGULAMALARI SONA ERDİRİLMELİ”

    Emek ve Özgürlük İttifakı olarak “Yoksulluğa, Savaşa, Baskılara Dur Diyelim” şiarıyla 15 Ocak Pazar günü İstanbul Kartal Meydanı’nda ilk ortak mitingin yapılacağı da duyuruldu. “Toplumsal muhalefetin tüm güçlerini bu sesi birlikte yükseltmeye, mitingi 2023 yılında yaşanacak siyasi değişimin şölenine dönüştürmeye çağırıyoruz” denilen açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Toplantımızda, bu yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtulması, yeni dönemde emeği ve özgürlükleri savunan güçlerin en kuvvetli şekilde temsili için olası yol ve yöntemleri, hazırlıklarımızı, hamlelerimizi gözden geçirdik. Gelişmeler Türkiye’ye köklü bir demokratik dönüşüm dayatmaktadır. Bu konuda ittifak olarak tarihi sorumluluğumuzun farkındayız ve Türkiye’nin mevcut koşullardan kurtulması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye her zamankinden daha kararlıyız. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı belirleme sürecinde ilkelerimizle uygun, mutabakat ile belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğumuzu ilan ediyoruz. Değişim isteyen ve topluma karşı sorumluluk duyan ve başta muhalefet olmak üzere bütün toplumsal güçleri de bu tarihi sorumluluğun gereği olarak hem cesur olmaya hem de açık ve şeffaf bir şekilde sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.

    Parti kapatma, siyasi yasaklama senaryoları, cumhurbaşkanı adaylığı konusunda anayasanın ihlal edilebileceğine ilişkin ortaya çıkan güçlü işaretler, imalar ve gelişmeler gösteriyor ki, Türkiye sadece baskı ve saldırılarla değil aynı zamanda büyük bir belirsizlik ortamında seçime götürülmek isteniyor. Bu vesileyle bir kez daha haykırıyoruz: Halk iradesine ve seçimlere müdahale anlamına gelecek olan HDP’ye dönük kapatma davası bir daha açılmamak üzere ortadan kaldırılmalı, her tür siyasi yasak ve kayyım uygulamaları derhal sona erdirilmelidir.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçim güvenliği konusunda ise yalnız kendi bileşenleri değil tüm demokratik kurum ve kuruluşlarla ortak harekete hazırdır. Şu ana kadar bu yönde olumlu adımlar atıldığını ve halkın iradesinin sandığa tam yansıması için gerekli önlemlerin alınmaya çalışıldığını görüyor ve bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Seçim güvenliği için tüm halkımız görev almalı, şimdiden seferber olmalıdır.

    Şimdiye kadar Ankara, İzmir, Adana, İstanbul, Dersim başta olmak üzere pek çok kentte düzenlediği ortak çalışmalar ve halk buluşmaları Emek ve Özgürlük İttifakı’nın potansiyelini, halkımızın güven ve beklentisini göstermektedir. En temel siyasi sorumluluklarımızın başında bu potansiyelin siyasi ve toplumsal karşılığını yaratmak gelmektedir. İttifak adına, emeğin değerleri ve özgürlüklerle örülü bir gelecek isteyen tüm yurttaşlarımıza bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.

    Gelin, birlikte değiştirelim!”

    PİRHA/ANKARA

  • Gezi davasında verilen cezalar onandı; tepkiler gecikmedi: Gezi onurumuzdur!

    Gezi davasında verilen cezalar onandı; tepkiler gecikmedi: Gezi onurumuzdur!

    Gezi davasında verilen, Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası onandı.

    Gezi davasında, Osman Kavala ve 7 kişi hakkında verilen hapis cezaları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Gezi davasında Osman Kavala’ya “hükümeti kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise 18’er yıl hapis cezası verilerek tutuklama kararı verilmişti.

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’ncü Ceza Dairesi, kararı yerinde bulduğunu açıklayarak onadı. Kararda temyiz yolunun açık olduğu belirtildi.

    KAHRAMAN: BİZİ YILDIRAMAZ, TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE OLAN YOLCULUKLARINI HIZLANDIRIR

    Cezası onanan isimlerden Tayfun Kahraman, “FETÖ iltisakı dolayısıyla bağımlı ve taraflı üyenin de bulunduğu bir mahkemenin delilsiz olarak verdiği hukuk ve ahlak dışı kararın onaylanması bizi hak mücadelesinden yıldıramaz ama bu kararı alanların ve onları azmettirenlerin tarihin çöplüğüne olan yolculuklarını hızlandırır!” dedi.

     Mücella Yapıcı da karara tepki gösterdi.

    Sosyal medya hesabından paylaşılan yorumda Yapıcı “Hala şaşırma duygusunu yitirmeyen tüm dostlarıma ve bu sistemden adalet bekleyen herkese geçmiş olsun… Biz iyiyiz, sizler kendinize çok iyi bakın…Gezi Onurumuzdur…” dedi.

    Karara tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Lanet olsun size de kurduğunuz kirli düzene de. Adaleti bu ülkeye getireceğiz! Vera’yı babasına kavuşturacağız!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)