Etiket: gezi davası

  • Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Gezi halkın direnişidir, yargılanamaz – VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Gezi halkın direnişidir, yargılanamaz – VİDEO

    PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Gezi davasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Gezi Yargılanamaz! Gezi biziz ve sahipleniyoruz. Bu haksız hukuksuz yargılamanın bir an önce sonlandırılması, davanın düşürülmesini istiyoruz. Ancak bu şekilde yargı adına tarihe geçecek bir utancın önüne geçecektir” denildi. 

    Gezi Davası’nın altıncı duruşması bugün Silivri Cezaevi kampüsü içerisinde bulunan mahkeme salonunda görülüyor.

    Davanın tek tutuklusu olan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu ve Yüksek Mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi.

    Diğer 6 kişi için ise 20 yıla varan hapis cezaları isteniyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, konuya ilişkin basın açıklaması yaptı. Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri, sanatçılar ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “2013 yılının Mayıs ayı sonunda Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine karşı başlayan, Türkiye geneline yayılan ve milyonlarca insanın katıldığı Gezi eylemlerinin üzerinden 7 yıl geçti. Gezi, halen İktidar sahiplerini rahatsız eden, onların sınıf kinlerine hedef olan, soruşturma, davalarla kirletilmeye çalıştıkları bir direniş. Gezi Parkı direnişinin polis şiddetiyle bastırılmak istenirken bir halk hareketine dönüştüğü 7. Yılında Geziye katılanların yargılanması bitmiyor. Gezi bir halk hareketiydi ve iktidarın otoriter, antidemokratik uygulamalarına kuvvetli bir itirazdı. Ondan bir darbe senaryosu çıkarmaya çalışanlar Gezi’nin itibarını zedelemeyi, meşruiyetini ortadan kaldırmayı ve Gezi’yi kriminal bir olay haline getirmeyi öncelikli bir iş olarak gördüler” ifadelerini kullandı.

    “BU YARGILANMA İLE TÜM HALK HEDEF ALINIYOR”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Bu yargılanma ile tüm halkın hedef alındığını biliyoruz. Daha önce Taksim Dayanışmasından 5, toplamda 26 kişi, Gezi eylemlerinde “Örgüt kurmak ve yönetmek” ile “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlamasıyla yargılanmış ve beraat etmişti. 2015’te kesinleşen bu karar gezi eylemlerinin anayasal ve demokratik hakkımız olduğunu söylüyordu.

    Hukukun ‘H’sini aradığımız günlerden geçiyoruz. Bu ülkede kurgu davalarla defalarca karşılaştık. Suç uydurmak ve Gezi’yi kirletmek için gizli tanıklarla komplolar yaratılıyor. Gezi Türkiye’de çok kapsamlı bir halk hareketiydi. Gezi, Türkiye’nin eşitlik, özgürlük ve adalet umudu oldu. 80 ilde Gezi eylemleri gerçekleşti, hepimiz oradaydık ve bizler hiçbir zaman bunu inkar etmedik. Gezi eylemlerine katılmakla onur duyduk. Gezi halkın vicdanında bir yer etti. Ortada, şiddet içeren bir eylemde yok. Esas şiddet uygulayan güvenlik güçleriydi, polisti; 8 tane gencimizi, çocuğumuzu kaybettik. Binlerce kişi sakatlandı.

    “GEZİ, BİR HALK HAREKETİDİR”

    Bir kez daha hatırlatırız; Gezi, hakkında hangi yalan söylenirse söylensin, hangi iddia ile karalanmaya çalışılırsa çalışılsın iktidarın zorbalıklarına karşı demokrasi talebinin ürünü, kendiliğinden gelişen, hiçbir kişi, örgüt veya kuruma mal edilemeyecek genişlikte ve zenginlikte bir halk hareketidir.
    Siyasi iktidar hala Gezi ruhundan korkuyor, dillerinden düşürmüyorlar. Korkmakta haklılar. Gördüler ki biz bir araya geldiğimizde karanlığa dur diyebiliyoruz. Gördüler ki, plastik mermiler, biber gazları, gözaltılar, tutuklamalar hiçbirimizi korkutamıyor. Gördüler ki, biz asla yılmıyoruz ve bir araya geldiğimizde, omuz omuza verdiğimizde düşlediğimiz o güzel hayatı kurabiliyoruz. Bizler, geleceğimiz için, çocuklarımız ve ülkemiz için tüm renklerimizle direniyoruz.
    İstanbul’daki gezi davası bir yargılama değil, topluma, yargılanan arkadaşlarımız üzerinden ders verilme, toplumun susturulma girişimidir. Topluma “Susun, haklarınızı aramayın, Kanal İstanbul’u, kent meselelerini, doğanın canına okunmasını bırakın. İnsan hakları meseleleri ile uğraşmayın, itaat edin, etmiyorsanız itiraz etmeyin” mesajı veriliyor. Amaç Gezi davasının üzerinden toplumu korkutmak, sindirmek. Çünkü gerek ekonomik kriz, gerek ekolojik olarak, gerekse demokratik haklar olarak durum ortada. İşçi ve emekçilerin durumu ortada, Bir suçlu aranıyorsa, Berkin Elvan, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit Gedik’in ve Ahmet Atakan’ın ölümünde aranmalıdır.

    “GEZİ’Yİ YARGILAMAK, HALKIN MÜCADELESİNİ YARGILAMAKTIR”

    Bu mesele sadece yargılanan arkadaşlarımızın meselesi değildir. AKP’nin bu davadan beklentisi muhalefeti sindirmek ve korkutmaktır. Hukuk da buna alet olmuştur. Gezi bu topraklarda ağaca, ormana, insan haklarına sahip çıkma iradesidir. Biz bu ülkenin yurttaşları olarak bu ülkede parkına, kentine, doğasına sahip çıktık, antidemokratik uygulamalara karşı tepkimizi gösterdik. Gezi’de yargılanması gerekenler arkadaşlarımızı aramızdan alanlar, sakat bırakanlardır. Gezi her zaman demokrasi tarihinde temiz bir sayfa olarak duracak. Gezi direnişinin suçla ilişkilendirilmesine izin vermeyeceğiz.

    Dersim Emek Demokrasi güçleri olarak; bugün, karar aşamasına gelen, Gezi davasının ikinci etap duruşması yapılacak. Gezi’yi, siyasi iktidarın “Dış Güçlerin” oyunu “Darbe Girişimi” olarak değerlendirmesi yaklaşımıyla sürdürülen yargılamaya karşı “Gezi yargılanamaz”, “Gezi’yi yargılamak, Gezi’yi karalamaktır, baskıcı, anti-demokratik politikalara karşı çıkan halkın mücadelesini yargılamaktır” diyoruz.

    “GEZİ BİZİZ SAHİPLENİYORUZ”

    Gezi, ilk yargılamadaki Taksim Dayanışması’nın 26 mensubu olmadığı gibi mesnetsiz gerekçelerle bu davada yargılanan 16 kişiden de ibaret değildir, Gezi milyonlardır. Dersim’ inde bunlardan birisi olduğu, işçisiyle, emekçisiyle genciyle, kadınıyla binlerce yurttaşın tıpkı diğer 80 kentte olduğu gibi ülkesinin, kentinin ve geleceğinin sahibi olduğunu hatırlatan; eşitlik, adalet, demokrasi, özgürlük talebiyle sokağa çıkan; iktidarın baskısına, hayat tarzına müdahalesine, kentleri ve doğayı hoyratça yağmalamasına itiraz eden milyonlardır.

    Gezi’nin milyonları olarak tekrar ediyoruz; Gezi Yargılanamaz! Gezi biziz ve sahipleniyoruz. Bu haksız hukuksuz yargılamanın bir an önce sonlandırılması, davanın düşürülmesini istiyoruz. Ancak bu şekilde yargı adına tarihe geçecek bir utancın önüne geçecektir.”

    Açıklama, ‘Mücadeleye devam’ sloganları ve alkışlar eşiliğinde son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Gezi Davası’nda karar duruşması. 3 isim için ağırlaştırılmış müebbet isteniyor

    Gezi Davası’nda karar duruşması. 3 isim için ağırlaştırılmış müebbet isteniyor

    PİRHA – Gezi Davası”nda sona gelindi. Savcının Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı için ağırlaştırılmış müebbet; 6 sanık için de 20 yıla varan hapis cezaları istemesinin ardından bugün karar duruşması görülüyor.

    Gezi Davası’nın altıncı duruşması bugün Silivri Cezaevi kampüsü içerisinde bulunan mahkeme salonunda görülecek.

    Savcılık, bugün görülecek duruşma öncesi esasa ilişkin mütalaasını dava dosyasına sunarak davanın tek tutuklusu olan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu ve Yüksek Mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi.

    Diğer 6 kişi için ise 20 yıla varan hapis cezaları isteniyor.

    Önceki duruşmada, Ali İsmail Korkmaz’ı tekmeleyerek öldüren, bu eylemi sebebiyle hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olan ve tekmeleme sırasında ayağını inciten Mevlüt Saldoğan isimli eski polis memurunun mağdur olduğu gerekçesiyle duruşmaya katılmasına karar vermişti.

    Mahkeme, 24 Aralık 2019’da görülen duruşmadan sonra savunma avukatlarının katılımına izin vermeden dosyada tanık sıfatıyla Murat Papuç’u dinledi. Dahası kimlik tespiti yapılan Murat Papuç’un soy isminin Papuç değil Eren olduğunun savunma avukatları tarafından ortaya konulması üzerine mahkemenin hayali bir tanığı dinlediği ortaya çıkmış oldu.

    Gezi Davası kapsamında tutuklu bulunan Osman Kavala için Twitter’da kampanya yapıldı. Önceki akşam #YargıYokİnfazVar başlığıyla tweet’ler atıldı. Osman Kavala’ya Özgürlük grubu, Gezi Davası’ndaki hukuksuzluklara dikkat çekmek amacıyla herkesi yapacağı paylaşımlarla Kavala ve Gezi davası sanıklarına destek vermeye çağırmıştı.

    Gezi Davası’nın yarın yapılacak olan duruşması öncesinde Gezi Direnişi’ne katılmış 1376 yurttaş “Ben de oradaydım” başlıklı bir metin yayımladı:

    “Ben de oradaydım, ağaçlar, nehirler, dağlar kardeşim olduğu için.

    Ben de Gezi’deydim, düşüncemi özgürce söyleyebileyim diye.

    Ben de oradaydım, birlikte eylemenin, dayanışmanın güzelliğini yaşamak için.

    Ben de Gezi’deydim, kimse ne giydiğime, kaç çocuk doğuracağıma, gülüp gülmeyeceğime karışmasın diye.

    Ben de oradaydım, yaşadığım şehir beton yığınına dönmesin diye.

    Ben de Gezi’deydim, barış içinde yaşamak istediğim için.

    Hepimiz oradaydık. Gezi’de dile gelen bu toplumun özlemleri ve talepleridir yargılanamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor: Hukuk sisteminden utanıyorum-VİDEO

    Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor: Hukuk sisteminden utanıyorum-VİDEO

    PİRHA – Gezi davasının 7. duruşması yarın görülmeye devam edecek. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla istemiyle yargılanan Taksim Dayanışması üyesi Mücella Yapıcı, “Türkiye’nin aydını olarak hukuk sisteminden utanıyorum, hiçbirimiz bunu hakketmedik” dedi. 

    Haberin videosu

    Gezi Davası’nın 7’nci duruşması yarın Silivri Cezaevi’ndeki salonda görülecek. Savcının, 3 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet 6 sanık hakkında ise yüksek cezalar istemesinin ardından duruşma yarın görülecek.

    Dava kapsamında sanıklar, ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ iddiasıyla yargılanıyor. Yargılananlardan Osman Kavala ise 837 gündür cezaevinde tutuklu bulunuyor.

    “İDDİANAMEYİ KABUL ETMİYORUM”

    CAN TV‘nin ‘Bu Sabah’ programında telefon bağlantısı yapılan Gezi Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan Taksim Dayanışması üyesi, Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, iddianameyi kabul etmediğini, mütalaanın ise iddianameden kopyalanarak alındığını söyledi.

    Yapıcı, “Bu dava zaten biliyorsunuz bir tescilli katili Ali İsmail’in katilini mağdur kılan, akıl sağlığından yoksun birini de tek tanık kabul eden saçma sapan iddianame” diyerek daha önce de aynı tarihte hukuksuz dinlemelerle Fethullahçı savcının hazırladığı iddianame ile yargılandıklarını ve 2015’te beraat ettiklerini hatırlattı.

    Hukukun temel kuralını ‘bir insan aynı fiilden ötürü ikinci kez asla yargılanamaz, haklarında iddianame bile hazırlanamaz’ kuralını hatırlatan Yapıcı, garip bir intikam davası olarak görüldüğünü ve Gezinin kriminalize edilmek istendiğinin altını çizdi.

    “HUKUKUN EN UFAK KURALINA UYULMUYOR”

    Yaşanan hukuk sürecinden utandığını belirten Mücella Yapıcı, şöyle devam etti:

    “Hiçbirimiz bunu hakketmedik. Hukukun en ufak bir kuralına uymayan bir hukuk insanı olur mu? Son mahkemede bu ülkenin yetiştirdiği en iyi avukatlar konuştu baro başkanları konuştu, bir virgülünden dahi etkilenmeyen bir mahkeme heyeti ile karşı karşıyayız. Hükmü veren hükmü verdiği anda kaçan. Ben gerçekten onlar adına üzülüyorum. Öyle bir meslek insanı olmaktansa mesleğimin gereğini aydınlığın, kentli olmanın, yurttaş olmanın gereğini yaptım, diye bana Anayasanın verdiği hakkı kullandım diye müebbetle yargılanıp içeride ölmeyi tercih ederim.”

    Gezi davasında yargılananların Türkiye’nin gençleri, aydınları olduğunu belirterek, “Bu davanın esasına yönelik basının ve sosyal medyanın artık bunun bir Gezi davası olduğunun biraz daha farkına varması lazım”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gezi için ortak bildiri: Ben de oradaydım

    Gezi için ortak bildiri: Ben de oradaydım

    Salı günü karar duruşması yapılması beklenen Gezi Davası için bir imza metni yayımlandı. “Ben de oradaydım, Gezi’deydim” başlıklı metne aydın, sanatçı ve siyasetçilerin de aralarında yer aldığı bin 376 kişi imza attı.

    Aydın, sanatçı ve siyasetçilerin de aralarında yer aldığı bin 376 kişi, 18 Şubat’ta altıncı duruşması görülecek olan Gezi Davası’ndaki hukuksuzluklara dikkat çekmek amacıyla bir metin yayımladı.

    “Ben de oradaydım, Gezi’deydim” başlıklı metne imza atanlar arasında Baskın Oran, Zülfü Livaneli, Ayşe Kulin, Ferhat Tunç, Erol Katırcıoğlu, Garo Paylan, Genco Erkal, Halil Ergün, Ertuğrul Kürkçü, Gençay Gürsoy, Rober Koptaş, Şebnem Korur Fincancı, Akın Birdal, Aydın Selcen, Barbaros Şansal, Birsen Tezer, Celal Başlangıç, Fatmagül Berktay da bulunuyor.

    “Gezi’de dile gelen bu toplumun özlemleri ve talepleridir yargılanamaz” denilen metinde yer alan ifadeler şöyle:

    “Ben de oradaydım, ağaçlar, nehirler, dağlar kardeşim olduğu için

    Ben de Gezi’deydim, düşüncemi özgürce söyleyebileyim diye

    Ben de oradaydım, birlikte eylemenin, dayanışmanın güzelliğini yaşamak için

    Ben de Gezi’deydim, kimse ne giydiğime, kaç çocuk doğuracağıma,

    gülüp gülmeyeceğime karışmasın diye

    Ben de oradaydım, yaşadığım şehir beton yığınına dönmesin diye

    Ben de Gezi’deydim, barış içinde yaşamak istediğim için

    Hepimiz oradaydık.

    Gezi’de dile gelen bu toplumun özlemleri ve talepleridir, yargılanamaz!”

  • Gezi davasında mütalaa verildi: 3 ağırlaştırılmış müebbet talebi

    Gezi davasında mütalaa verildi: 3 ağırlaştırılmış müebbet talebi

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi davası kapsamında yargılananlar hakkındaki mütalaasını mahkemeye iletti. Savcılık mütalaasında, tutuklu iş insanı Osman Kavala, mimar Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet talep etti.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi davasında esas hakkındaki görüşünü mahkemeye iletti.  Otpor/Canvas, tiyatro oyunu ve cemaate yakın savcılarca açılan soruşturmada elde edilen telefon kayıtları gibi tartışmalı kanıtlarda ısrar eden iddia makamı davanın tek tutuklu sanığı iş insanı Osman Kavala ile sanıklar Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı için ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edildi.

    Üç ismin, halen firari olan sanıklar ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu işlediğini iddia eden savcılık, sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin de bu suçun işlenmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.

    YURT DIŞINDA BULUNANLARA CEZA İSTEMİ

    Savcılık, öte yandan yurt dışında bulunan Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora ve İnanç Ekmekçi’nin dosyalarının ayrılmasını istedi ancak bu sanıkların da ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen isimlerle aynı eylemlere imza attıklarına dikkat çekti. Savcı Edip Şahiner’in imzasının bulunduğu mütalaada AİHM’nin derhal tahliyesini istediği Osman Kavala’nın bir kez daha tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep edildi.

  • Gezi Davası’nın 5. duruşması görüldü

    Gezi Davası’nın 5. duruşması görüldü

    Gezi davasının 5. duruşmasında mahkeme heyeti Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmetti. Bir sonraki duruşma 18 Şubat’ta yapılacak.

    819 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala ve tutuksuz 15 sanığın yargılandığı davanın 5. duruşması bugün Silivri’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme 24 Aralık’ta görülen dördüncü duruşmada AİHM’nin Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması yönündeki kararına rağmen Kavala hakkında tutukluluğa devam kararı vermişti.

    Ayrıca Ali İsmail Korkmaz cinayetinde ölümcül tekmeleri attığı gerekçesiyle 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis Mevlüt Saldoğan’ın ‘zarar gördüğü’ iddiasıyla yaptığı katılma talebi kabul edilmişti. Duruşmada dinlenen tanık polisler, protestolar sırasında sanıkları şiddet içerikli olaylarda ve yardım alırken görmediklerini belirtmişlerdi.

    KORKMAZ AİLESİNDEN REDDİ HAKİM TALEBİ 

    Dördündü duruşmada Kavala hakkında tutukluluğa devam kararının verilmesinin ardından Osman Kavala’nın avukatları karara itiraz ederek reddi hâkim talebinde bulundu.

    Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi de Korkmaz’ın katillerinden Saldoğan’ın katılma talebini kabul eden İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini, görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle Hâkimler Savcılar Kurulu’na şikâyet etti. Hâkimlerin görevden uzaklaştırılması ve katılma kararının kaldırılması talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi davası 28 Ocak’ta; barolardan açıklama

    Gezi davası 28 Ocak’ta; barolardan açıklama

    PİRHA – Gezi Davası’ndaki hukuksuzluklara ilişkin ortak açıklama yapan 12 baro, avukatların ve savunmanın kriminalize edildiği eleştirisinde bulunarak “Keyfiyete dayalı bir yargılama düzeni asla adil olmayacaktır” açıklaması yaptı.  

    Gezi Parkı eylemlerine ilişkin açılan ve iş insanı Osman Kavala’nın tutuklu olduğu 16 sanıklı davaya 28 Ocak’ta İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Konuya ilişkin Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Mersin, Dersim, Urfa ve Van Barosu tarafından ortak açıklama yapıldı.

    “Savunma yoksa adil yargılama da yoktur” başlıklı ortak açıklamada, “Ancak bağımsız mahkemeler tarafından, etkin bir savunma hakkının kullanılması sonucunda adil yargılanma gerçekleşebilir” denildi.

    “SAVUNMAYA YÖNELİK SALDIRI”

    12 baronun imzası bulunan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bizlerin de çok yakından takip ettiğimiz, yakın tarihimizin en önemli siyasal toplumsal demokratik itiraz hareketlerinden bir tanesi olan Gezi’nin yargılanması devam ediyor. FETÖ’cü emniyet güçleri, hakim ve savcılarına ‘kıymet vererek’ hazırlanmış bir iddianameye dayalı süren yargılamada, ‘adil bir yargılama’ yapılacağına dair ümitlerimiz giderek azalıyor. Daha önce mahkeme heyetinin apar topar değiştirilmesiyle doğal yargıçlık ilkesi terk edilmiş ve değişen heyetin uygulamalarıyla da adil yargılanma hakkı defaatle ihlal edilmişti. Bu kez de mahkeme heyeti eşi benzeri görülmemiş bir uygulamayla (bizzat kendisi tarafından kamuoyuna açıklandığı üzere) akıl sağlığı tartışmalı bir tanığı, kanun hükümlerinin maksadını aşarak, sanık müdafilerinden kaçırarak, (savunma avukatları olmadan) dinlemiştir.

    Heyetin, Silivri gibi yüksek güvenlikli bir tesiste iki tanığı dinlerken, Murat Papuç adlı tanığı ‘can güvenliği olmadığı’ yönündeki beyanını kabul ederek dinlemesi, savunma avukatlarının da ‘can güvenliğini tehdit edebilecekler’ arasında görüldüğünün en açık delilidir. Heyetin bu anlaşılmaz davranışı, savunmanın kriminalize edilmek istenmesi, yargılamadan dışlanması ve avukatların yargılama faaliyetindeki rolünün ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Bu açıkça savunmaya yönelik bir saldırıdır.”

    “SAVUNMA SUÇ İLE ÖZDEŞLEŞTİRİLEMEZ”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Oysaki, adil yargılanma herkes için haktır. Bugün olduğu gibi, yarın da herkes için hak olmaya devam edecektir. Gezi davasında yaşanmakta olan bu gerçeklikler karşısında, aşağıda imzası bulunan barolar olarak vurgulamaktayız ki, ancak bağımsız mahkemeler tarafından etkin bir savunma hakkının kullanılması sonucunda adil yargılanma gerçekleşebilir. Aksi takdirde sonucu önceden belli, kanıtları savunmadan saklanarak dinlenecek tanıklarla sağlanan, keyfiyete dayalı bir yargılama düzeni asla adil olmayacaktır. Savunma suç ile ilişkilendirilemez, özdeşleştirilemez. Çünkü savunma yoksa adalet de yoktur. Barolar olarak 28 Ocak 2020 tarihinde yapılacak celseden itibaren, yargılamanın özellikle de savunma hakkı bakımından ifade edeceği sonuçları dikkatle izleyeceğiz. Ulusal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan haklarımızın ihlalinin her platformda dile getirilmesi, yaşamsal önemdedir.”

  • Gezi Davası’nda Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi

    Gezi Davası’nda Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi

    Gezi davasından kararını açıklayan mahkeme heyeti iş adamı Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    Gezi Parkı eylemlerine ilişkin iş adamı Osman Kavala’nın tutuklu, 15 kişinin ise tutuksuz yargılandığı davanın 4’üncü duruşması İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davada kararını açıklayan mahkeme heyeti Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar vererek bir sonraki duruşmayı 28 Ocak’a erteledi.

  • Gezi davasının 4. duruşması bugün

    Gezi davasının 4. duruşması bugün

    Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın tutuklu yargılandığı Gezi davasının dördüncü duruşması bugün başlayacak.

    Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın tutuklu, 15 kişinin ise tutuksuz yargılandığı Gezi davasının dördüncü duruşması bugün ve yarın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Cezaevi Kampüsünde görülecek.

    Dava kapsamında yargılanan mimar, sivil toplum kuruluşu çalışanı, iş insanı, yönetmen, avukat, gazeteci, şehir plancısı ve tiyatro sanatçısı 16 kişi, 2013’te 80 ilde gerçekleştirilen Gezi Parkı eylemlerini organize etmek iddiasıyla “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” ile suçlanıyor ve haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.

    Davanın tek tutuklusu olan Osman  Kavala’ya “eylemleri finanse etmek” suçlaması da yöneltiliyor.

    GEZİ DİRENİŞİ SIRASINDA ZARAR GÖRDÜĞÜNÜ İDDİA EDENLER DE DİNLENECEK

    Davanın bugün ve yarın görülecek duruşmasında Gezi Parkı eylemleri sırasında zarar gördüğünü iddia eden kişiler de dinlenecek. Kavala’nın avukatları ise AİHM’in verdiği ihlal kararı doğrultusunda tahliye talebinde bulunacak.

    Gezi Parkı davasının üçüncü duruşması 8 Ekim’de yapıldı. Duruşmayı yeni başkan Galip Mehmet Perk yönetmişti.

    Duruşmada mahkeme, çizerler Tarık Tolunay ve Murat Başol’u çizim yapmalarına izin vermedi. Duruşmada mahkeme başkanı çeşitli görseller göstererek Gezi Parkı eylemlerini “vandallık” olarak niteledi. Mahkeme başkanının dosya kapsamında yargılanan isimlere suçlamalara ve telefon dinlemelerine ilişkin sorduğu sorular solanda tepkilere neden olmuştu.

  • Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya’nın dosyası zaman aşımına götürülüyor

    Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya’nın dosyası zaman aşımına götürülüyor

    Gezi direnişi sırasında polisin attığı biber gazı sonucu tek gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, tespit edilen polislerin yargı önüne çıkarılmadığını belirterek dosyasının zaman aşımına götürüldüğünü söyledi. Yaşananların hukuksuzluk olduğunu belirten Sarıkaya, “Bireysel başvuru hakkımı kullanarak AYM’ye başvurdum oradan gelecek karar doğrultusunda AİHM taşıyacağım.” dedi.

    Gezi parkı gösterileri sırasında tek gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın hukuk mücadelesi 6 yıldır sürüyor.

    Kendisini vuran polislerin ortaya çıkarılması için gitmedik kapı bırakmayan Sarıkaya, geçtiğimiz günlerinde dosyanın durumunu öğrenmek için Çağlayan Adliyesi’ne giderek dosyası hakkında bilgi istedi. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Demirel tarafından 3 Eylül tarihinde verilen daimi arama kararında “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan tüm araştırmalara rağmen şüpheliler tespit edilmedi. Bu şekilde atılı suçu işlediği iddia edilen ve kimliği tespit edilemeyen şüphelinin/şüphelilerin, çok sıkı bir şekilde araştırılarak kimliklerinin belirlenmesi, yakalandıkları takdirde mevcutlu olarak savcılığımıza sevk edilmeleri, aksi halde zamanaşımı tarihine kadar sürekli olarak araştırmaya devam edilmesi ve tekide mahal vermeksizin her 3 ayda bir Cumhuriyet Başsavcılığımıza bilgi verilmesi rica olunur” denildi.

    “ZAMAN AŞIMINA GÖTÜRÜLÜYOR”

    Savcılığa yaptığı başvuruların kabul edilmediğini ve daha önce tespit edilen 7 polisin yargı önüne çıkarılmadığını kaydeden Erdal Sarıkaya, “Failler, azmettiren, görevi kötüye kullananlar, onları kahraman ilan edenler ortada. Bu kadar yazışma, rapor, delil varken bu dosyanın faili muçhule gönderilmesi tamamiyle hukuk dışıdır. Bu karar ülkenin bir hukuk devleti olmaktan çıktığının göstergesidir”dedi. Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dosyada 2 ayrı rapor olduğunu anlatan Sarıkaya, “Cumhurbaşkanı aradan 6 yıl geçmesine karşı hala Gezi Parkı’nı ve bizleri hedef almaya devam ediyor. Kendisi polisler için Emri ben verdim’ demişti. Savcılık bu soruşturmanın dönemin valisi olan ve FETÖ’den tutuklanan Hüseyin Avni Mutlu’ya, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’e, dönemin Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’a ve Erdoğan’a uzanacağı için harekete geçmiyor. Hukuka aykırı bir şekilde, delileri gözardı ederek faili meçhul büroya dosyayı göndererek zaman aşımına sokmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    “DOSYAYI AİHM’E TAŞIYACAĞIM”

    Sarıkaya, “Tek korkuları işin sonunun recep tayip Erdoğan ilerleyecek korkusudur. Her seferinde geziye kin ve nefret kusan Recep Tayip Erdoğan’nın açıklamaları dosyanın ilerleyişin belirleyen tek faktördür. Süreci bu şekilde kabullenecek değilim. Dosyam 2. defa faili meçhul büroya gönderildi. Bireysel başvuru hakkımı kullanarak AYM’ye başvurdum oradan gelecek karar doğrultusunda AİHM taşıyacağım.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Gezi davasına yarın devam edilecek

    Gezi davasına yarın devam edilecek

    Gezi Parkı davasında yargılanan Hakan Altınay, “Altında benim imzam olan hiçbir hibe kararı Gezi ile ilgili değildir” dedi. Altınay’ın savunmasının ardından duruşmaya yarın devam edilecek.

    Gezi Parkı olaylarına ilişkin aralarında iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 2’si tutuklu 6’sı firari, 16 kişinin yargılandığı davanın duruşmasına İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülmeye devam ediliyor.

    Sinemacı ve gazeteci Çiğdem Mater’in ardından Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay savunma yaptı. Altınay, iddianamede kendine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini kaydetti. Altınay, Türkiye’de vakıf kurmanın ve vakıfta çalışmanın suç olmadığını, vakıfların yurt dışından hibe almasının da yasak olmadığını dile getirdi. Altınay, Açık Toplum Vakfı’nın yasal olduğunu da vurgulayarak, “Altında benim imzam olan hiçbir hibe kararı Gezi ile ilgili değildir. İddianamede anılan hibenin ne olduğunu öğrenmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

    “KENDİ İRADEMLE REDDETTİM”

    Altınay, “Birçok kişinin almak için çok uğraştığı Green Kartı’nı kendi iradesiyle reddeden biri olarak bu suçlamaları reddediyorum. Darbe yapmak gibi hevesim ya da niyetim hiç olmadı. Niyetim olmadığını nasıl kanıtlarım diye düşündüm. Yaptıklarımı anlatarak gösterebileceğimi düşünüyorum. Türkiye’de kaliteli eğitim oluşturulsun diye çalışıyorum, Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun kuruluşunda yer aldım. Fransız CB Sarkozy ‘TR Avrupalı değildir’ dediğinde, Avrupalı saygın insanları organize edip büyük bir gazetede buna cevap vermesini sağladım” dedi.

    Altınay’ın savunmasının ardından duruşmaya yarın devam edilecek.

    Kaynak: MA

  • Gezi davasında Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu savunma yaptı

    Gezi davasında Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu savunma yaptı

    Taksim’de Gezi Parkı’nın yıkılıp AVM yapılmak istenmesi ve bu nedenle ağaçların kesilmesiyle başlayan Gezi direnişinden 6 yıl sonra açılan Gezi Parkı davası bugün başladı.

    Gezi Parkı davasının ilk duruşması bugün saat 10.00’da Silivri’de görülmeye başlandı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen dava kapsamında tutuklu olan Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’yla birlikte 16 kişi için “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.

    Duruşmayı izleyenler arasında CHP’li milletvekilleri Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Utku Çakırözer, Ali Şeker ile CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Ahmet Şık, Züleyha Gülüm, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Musa Piroğlu, Garo Paylan, Filiz Keretecioğlu, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Erkan Baş, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yer aldı. Duruşmayı, İsviçre, İsveç, Almanya, Kanada, Hollanda, ABD, Fransa, İngiltere, İtalya gibi ülkelerin başkonsolosları ve konsolos yardımcıları da takip ediyor. İstanbul Barosu Başkanı Ömer Durakoğlu ile çok sayıda avukatta davayı izleyenler arasında…

    Duruşmada tutuksuz sanıklar Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, İnanç Ekmekci, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi duruşma salonunda yerlerini aldı. Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu salona girdiklerinde izleyici sıralarındakiler ayağa kalkarak alkışladı.

    OSMAN KAVALA: SUÇLAMA MANTIĞA AYKIRI, FANTASTİK VE KURGU

    Duruşma Osman Kavala’nın savunması ile başladı. Kavala, “Yirmi aydır tutuklu bulunmama neden olan suçlama olgusal temele oturmayan, mantığa aykırı bir dizi iddiaya ve delillerle desteklenmemiş varsayımlara dayanmaktadır. Somut olgular tahrif edilerek, fantastik bir kurgu üretilmiştir. Gezi olaylarının organizatörü olduğum söylenmiştir. Hakkımdaki iddialar haysiyet kırıcıdır. Hayatımın hiçbir safhasında özgür seçimler dışında bir yöntemle hükümet değişikliği düşüncesine yakın olmadım. Çeşitli sivil toplum örgütlerinin kuruluşlarında ve yönetim kurullarında yer aldım. Bu kuruluşlar bünyesinde, toplumsal kesimler arasında barışa, diyalog ve uzlaşmaya hizmet edecek projelere destek olmaya gayret ettim” dedi.

    “İDDİA MAKAMINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Kavala, Ergenekon ve Balyoz davalarındaki hukuksuzlukları eleştiren yazılar kaleme aldığını söyleyerek, “Hiçbir zaman gizli bir planım, faaliyetim, bir örgütle, cemaat yapısıyla gizli bir ilişkim olmadı. İddianamede de görüldüğü gibi benim hiçbir konuşmamda ve faaliyetimde gizlilik unsuru bulunmamaktadır; üstü kapalı, gizli bir plana veya teşebbüse yönelik olarak şifreli konuştuğumu ima eden, anlaşılması zor hiçbir ifadem yoktur. İddia makamının hangi faaliyetimden, eylemimden, düşüncemden ötürü darbeye ortam hazırlamaya, hatta iç savaş çıkarmaya yönelik böylesine sinsice bir planı yürüttüğüm hükmüne varmış olduğunu anlamak mümkün değildir” diye konuştu.

    “SAVCI İDDİANAMEDEN ÖNCE BENİ SORGULAMAYA GEREK DUYMADI”

    20 ay önce Emniyet’te yapılan sorgusunda, iddianamede yer alan finansman aktarımı ve örgüt ilişkileriyle ilgili iddialar sorulmadığına dikkat çeken Kavala, “Dolayısıyla bunlarla ilgili açıklama yapma imkanı verilmedi. Sorgumda, Gezi Olayları ile ilgili konu edilen tek bulgu, Gezi Olayları’ndan 3 ay sonra Brüksel’de açılan fotoğraf sergisi olmuştu. Savcı, iddianamede yer alan kurguyu hazırlamadan önce beni sorgulamaya gerek duymadı. Suçlu olduğuma dair kanaatin gözaltına alınmamdan önce kesinleştiğine ve somut olgulardan kopuk bir sabit fikir haline dönüştüğüne inanıyorum. Emniyetteki sorgumdan telefon görüşmelerimin dinlenmesine 30 Temmuz 2012 tarihinden itibaren başlandığı anlaşılıyor. Ancak Gezi Olayları’yla ilgili kanıt olarak sunulan konuşmaların tamamı Gezi protestoları başladıktan, çeşitli şehirlere yayıldıktan, kitlesel katılımlı gösteriler gerçekleştikten sonraki tarihlere ait. İddianamede bir kalkışma planı hazırladığıma, böyle bir plandan bilgi sahibi olduğuma dair hiçbir kanıt, bulgu, işaret mevcut değildir. Gezi Olayları’nın hazırlık aşamasında etkin olduğu iddia edilen OTPOR / CANVAS örgütlerinden hiç kimseyle tanışmıyorum, yine hazırlık aşamasında yer aldığı iddia edilen Mehmet Ali Alabora ile tek temasım, Gezi Olayları başladıktan sonra yapılan iki telefon konuşmasından ibarettir. İddianamedeki Haziran – Temmuz 2012 tarihleri arasındaki dış seyahatlerimin Gezi Olayları’nın hazırlığı amacıyla yapıldığı iddiası da temelsizdir. Bu seyahatlere, hangi toplantılar ve ne amaçlarla gitmiş olduğum gizli değildir” dedi.

    Osman Kavala’nın savunmasından satırbaşları şöyle:

    “DELİL OLMADAN TUTUKLAMAK CEMAAT YÖNTEMİ, YİNE AYNISI YAPILDI”

    “Savcı sorgumdan önce zaten benim suçlu olduğuma karar vermişti. Bir kalkışma planı hazırladığıma ya da böyle bir organizasyona dahil olduğuma dair tek bir delil yok. Kalkışma planı ve eylemini hangi örgüt adına yürüttüğüme dair iddianamede bir saptama dahi yok. İddianameye kaynaklık eden soruşturma ve dinlemeler yoluyla elde edilen konuşmaları delil diye değerlendirenler ve bu yönde rapor hazırlayanlar FETÖ suçlamasıyla tutuklanan ya da ihraç edilen yargı mensupları ve polislerdir. Somut delil olmadan kişileri suçlamak ve tutuklamak cemaat yöntemleridir ve şimdikiler de aynısının yapmışlardır.”

    “MASAK RAPORLARI ORTADAYKEN GEZİYİ FİNANSE ETTİĞİM İDDİA EDİLİYOR”

    “Gezi’yi benim aracılığımla Soros’un finanse ettiği iddia edilmekte ama MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) raporlarının da ortaya koyduğu üzere bu yönde bir delil ortaya konulamamıştır. Anadolu Kültür’ün tüm hesapları şeffaftır ve hepsi kültür faaliyetlerinin fonlanmasına dairdir. Dava dosyasında haklarında herhangi bir suçlama yöneltilen kişilere dair bir para aktarımı olmadığına yönelik raporlar mevcuttur. Gezi’yi finanse ettiğim yönünde tek bir delil yokken, MASAK raporları bunları tespit etmişken tutukluluğumuz devam etti. Hangi delile dayanarak bu oldu?”

    “Hanzade Germiyanoğlu bir proje için benimle görüştü ve sonrasında Yiğit Aksakoğlu ile bir telefon konuşması yapmış. Benden çıkmış bir talimat olacak bir ifadesi yok. Gezi olaylarına hazırlık yaptığım algısı oluşturmaya yönelik ihbar mektubu gönderenler telefonlarımızı dinleyenlerdir. Manipülasyonlarla, telefon dinlemelerine dair tarih değişikliği ve tahrifatları yapılarak bir komplo hazırlanmıştır. Benim desteğimle ortaya çıkacak bir medya ile ilgili proje yürütmeyi suçlamak akıl dışıdır. İşsiz bırakılan gazeteciler için bağımsız bir yayın organı çıkarmak için yapılan faaliyetlerdir. Bunun için Guardian gazetesi ile yapılan görüşmelerdir, düşünülen yayının niteliğini gösterir.”

    “GEZİ VE SOROS BAĞINA DAİR TEK DELİL YOK”

    “George Soros’un hem Arap Baharındaki ayaklanmaları hem de Gezi’yi organize ve finanse ettiği fantastik biçimde iddianamede yer almakta, bazı siyasetçiler ve medya organları benzer değerlendirmeler yapmış ama bu konuda ne bir delil ne de bir bilimsel makale bile ortaya konulmamış. İktidara yakın kuruluş SETA tarafından yayımlanan bazı kitap ve makalelerde ise Arap Baharı isyanlarının ülkelerin kendi iç dinamikleriyle ortaya çıktığı belirtilip Soros ilişkilerine dair hiçbir saptama yapılmamıştır.”

    Osman Kavala duruşmada savunma yaptı.

    “BİRKAÇ KİŞİNİN MİLYONLARIN KATILDIĞI EYLEMLERİ YÖNETMİŞ OLMASI FANTASTİK BİR HAYALDİR”

    “Birkaç kişiden oluşan bir gizli örgütün, 80 ilde, milyonlarca kişinin katıldığı protesto eylemlerini yönlendirmiş olması, oldukça fantastik bir iddiadır” diyen Kavala, “Bu iddianın içerdiği orantısızlık, iddianamedeki kurgunun mantıki temelden de yoksun olduğunu göstermektedir. Bu davada yargılananların bir kısmını Anadolu Kültür’de birlikte gerçekleştirdiğimiz projelerden dolayı tanıyorum. Bazılarıyla farklı sivil toplum faaliyetleri sırasında tanışmıştım. Şahsen tanışmadığım, ancak ortak arkadaşlarımız olması nedeniyle haklarında bilgi sahibi olduklarım da var. Bu insanların benim ya da başkasının talimatıyla gösterilere katılmaları, gösteri düzenlemeleri söz konusu olamaz. Bu iddia temelsiz, mantıksız, aynı zamanda son derece yakışıksız bir suçlamadır” ifadelerini kullandı.

    “OLAYLARIN BÜYÜMESİNİN NEDENİ POLİS ŞİDDETİYDİ”

    “Gezi protestolarına dair yapılan bilimsel araştırmalar; kamusal alanın daraltılmasına kentin metalaştırılmasına dair çeşitli sınıfsal, etnik, dinsel ve kültürel çeşitlilikten gelen homojen olmayan kişi ve gruplar tarafından ortak itirazın ortaya çıktığını söylemektedir. Olayların büyümesine ve yaygınlaşmasına neden olanın polis şiddeti olduğunu resmi raporların kendisi söylemektedir. Başta göz yaşartıcı gaz kullanımı olmak üzere, gaz fişeklerinin de usulsüz kullanımı nedeniyle ölüm ve yaralanmalar olduğunu da belirten aynı raporda bu tutumun ve polis şiddetinin yaygın ve sürekli hale geldiği tespiti yapılmaktadır.

    “ERGENEKON’DAKİ KURGUYU AKLA GETİRİYOR”

    “Bu dava Ergenekon davasındaki kurguyu akla getirmektedir. Bu durum şaşırtıcı değildir, zira iddianamenin tamamına yakın bölümü FETÖ/PDY üyeliğinden suçlanan Savcı’nın ve Emniyet Müdürü’nün hazırlamış oldukları soruşturma dosyasından alınmıştır. Gezi Olayları’nın planlı bir senaryonun ürünü olduğu, Occupy Turkey hareketinin, OTPOR / CANVAS örgütlerinin, Memet Ali Alabora ve arkadaşlarının olayların hazırlık aşamasında yer aldıklarına dair iddialar kelimesi kelimesine bu rapordan alınmadır. İddia makamı da bu kurguyu ve yöntemi benimsemiş, somut delil aramaya, beni sorgulamaya gerek duymadan, benim Gezi Olayları’na Soros’un kaynaklarını aktardığım iddiasında bulunmuştur. Anlaşılan, benim Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olmam George Soros’la birlikte Gezi Olayları’nı planladığım ve finanse ettiğim iddiası için yeterli görülmüş olmalı.”

    “Gezi Olayları sırasında vuku bulan ölümler ve sakatlanmalardan dolayı derin bir acı hissediyorum. Yaşanan maddi mağduriyetler de benim için üzüntü kaynağıdır.

    Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı, niyet ve eylemsellik bakımından Gezi Olayları sırasında barışçıl faaliyetlerde bulunmuş yüz binlerce kişiden bir farkım olmadığını belirtir, tahliyemi ve beraatımı talep ederim.”

    YİĞİT AKSAKOĞLU: HİÇBİR DÖNEMDE DEMOKRASİYE KARŞI YÖNETİMDEN TARAF OLMADIM

    Kavala’nın ardından Yiğit Aksakoğlu savunması ile devam etti.

    Aksakoğlu, iddianamedeki suçlamaların temelden yoksun olduğunu ve kendisinin faaliyetlerine ters düştüğünü belirterek şunları söyledi: “Sivil toplum ve sosyal kalkınma alanında araştırma yapan ve yayınlar hazırlayan bir uzmanım. Hayatımın hiçbir döneminde demokrasiye karşı bir yönetimden taraf olmadım. İddianamedeki suçlamalar temelden yoksundur ve faaliyetlerime ters düşmektedir. 2013 yılında çözüm sürecinde kurduğum Diyalog Grubu’nun ardından, şimdi benimle aynı cezaevinde olan savcılar ve polislerce dinlendim. 2013’te yapılan dinlemelerin kıymetlendirilerek 6 yıl sonra yeniden kullanılmasını anlayamıyorum. Ben hiçbir zaman şiddetle değişimden yana olmadım, ama değişimden yana oldum” ifadelerini kulandı.

    “HER GÜN KADINLAR ÖLDÜRÜLÜRKEN BENİM ŞİDDETSİZ EYLEMİ SAVUNMAM SUÇ UNSURU”

    “Cebir ve şiddetten anlamam. Bu 657 sayfalık iddianamede suç yok, suçlu var; pervasız bir ağırlaştırılmış müebbet talebi var” diyen Aksakoğlu, “Hakkımda somut olarak sunulan tek delil, 2013 yılında yapılan telefon dinlemeleri. 26 Haziran 2013 ve Aralık 2013 arasında gerçekleşen dinlemelerden 31’i girmiş iddianameye. Şubat 2013’te yaptığım 43 görüşmenin içeriği yok, sayı olarak belirtilmiş. İddianameye içeriği konulan görüşmeler park boşaltıldıktan sonraki görüşmeler. Gezi’nin 2011’de planlandığı söyleniyor, ama delillerde bu yok. Bu ülkede her yıl 400 kadın öldürülüyor. Sokakta 3 kadına şiddet uygulayan bir adam, parti genel başkanına saldıran bir başka adam bir gün cezaevinde kalmadı. Ama benim şiddetsiz eylem konusunda yayınlamaya girişmem suç kabul ediliyor. Yedi aydır hapishanedeyim. İddianamede, şiddetsiz eylemlerde piyano çalınması ve duran adam ile yeryüzü iftarlarına ilişkin bir ses kaydım var. O konuşma bu eylemlerden bir ay sonra yapılmış. Ne durmak, ne piyano çalmak, ne de iftar yapmak suç. Tarihler belirtilmeden tapelerin iddianameye konulması suçlu gösterme çabası” dedi.

    “MAROVİÇ’İ GETİRME FİKRİM SUÇ SAYILDI”

    “Konuşmalarsa park boşaltıldıktan sonra yapılmış. Ben duran adam değilim, piyano çalamıyorum. Ama durmak da piyano çalmak da iftar yapmak da suç değil. Çözüm süreçlerine toplumsal katkının tartışılmasına yönelik bir proje için sivil düşünden bir destek fonu aldık. Helsinki Yurttaşlar Derneği’nde toplantı yaptık. Bunun Gezi ile alakası yoktu. İddianamede İvan Maroviç’i Türkiye’ye getirme düşüncem suçlama olarak yer alıyor. Dikkatinizi çekerim düşüncem. Maroviç’in ismini çalışmalarından biliyorum ve ondan önerdim ama bu sadece bir fikirdi.”

    “Ne kolaylaştırıcılık (moderatörlük) bir suç ne de toplantı düzenlemek. Tutuklanma gerekçesinin kendisi toplantıların içeriklerinin bilinmediğini itiraf ediyor. Kaldı ki biz aylardır bu ‘karanlıkta kalan’ kısımları açıkladık. Ama şüpheden yararlandırılmadım.”

    Aksakoğlu’nun savunmasından satırbaşları şöyle:

    “BAKANLARLA ÇALIŞMALAR YÜRÜTTÜM, BU DAVADA MAĞDURLAR”

    “2011’de yarı zamanlı olarak aile içinde çocuğa yönelik şiddetin azaltılması için çalışmada yer aldım. Marc Mataheru’yu o zamandan tanıyorum. Bunu nasıl suç unsuru olarak gösterdiler anlamıyorum. Bu çalışmalarıma ilişkin görüşmeler Gezi olaylarıyla ilgiliymiş gibi gösteriliyor. Kasım 2018’de Bernard van Leer Vakfı Türkiye temsilcisi olarak Antep Büyükşehir Belediyesiyle çocuklara yönelik projeler için Fatma Şahin ile bizzat görüştüm. Şahin bu davada 7 numaralı mağdurdur. Uzmanlığım kapsamında çok çeşitli çalışmalara katkı sundum. Asker Hakları Platformuna gönüllü destek verdim. Ayfan Sefiroğlu, İsmet Yılmaz ile defalarca görüştük. İsmet Yılmaz bu davada 22 nolu mağdurdur.”

    “SUÇLAMALARI YÖNELTENLER YA FİRARİ YA BENİMLE AYNI CEZAEVİNDE”

    “Hak ihlalleri için çözümler ürettik. DİSKO uygulamasına dikkat çekip kaldırılmasına katkıda bulunduk. Barış sürecine katkı sunmak için dernek kurduk. Çözüm sürecine silahların susması ve ateşkesin sağlanmasının ötesinde toplumsal barışın sağlanması için ülkenin en batısında doğmuş biri olarak destek sunmayı görev bildim. Bunun Gezi olaylarıyla ilgili değerlendirilmesini anlayamıyorum. Kaldı ki bu iddiaları yöneltenlerin bir kısmı firari bir kısmı benimle aynı cezaevinde.”

    “HİÇBİR ZAMAN ŞİDDETLE ANİ DEĞİŞİMDEN YANA OLMADIM”

    “Kitap basımı için 25 bin dolarlık bir fon aramamızı bazı sözde gazeteler yazdı. Oysa bu para hiç alınmadı. Ama bu gazeteciler biraz araştırsalardı, bunun 10 katını AKP’li belediyelere verdiğimizi görebilirdi. Çalışmalarımda AKP’li belediyelerle çalışması gerektiğini ben önerdim, askerler konusunda Savunma Bakanı ile çalıştım. Buna rağmen hükümete diz çöktürmek gibi bir suçlamayla ağırlaştırılmış müebbet isteniyor. 7 aydır 10 metrekarelik bir hücredeyim. Hiçbir zaman şiddetle gelen ani değişimden yana olmadım. Ama değişimden yana oldum.”

    “Bebek ölümlerinin azalması gibi kendi gerekliliğini ortadan kaldırmaya yönelik talepleri vardır. Sivil toplum şiddete karşıdır. Yoksa zaten sivil olamaz. Bu nedenle sivil toplum ve sosyal kalkınma uzmanı olarak şiddeti hiç savunmadım. Şiddetle hükümeti devirmek ne eğitimini aldığım ne de savunduğum bir şeydir. Şiddeti teşvik eden, hükümeti devirmeye yönelik hiçbir konuşmam yoktur. Ama çocuklarla ilgili çok şey öğrendim.”

    “SUÇ YOK, SUÇLU YOK; AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ VAR”

    “Suç yok, suçlu yok ama pervasızca ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi var. Gözaltına alındığım günden beri tek bir hücrede tutulmamın dahi gerekçesi yok. İddianame suç işleme algısı yaratmaya kalkılmış. Bu algıyı yaratmak için 5-10 sayfada bir aynı iddiaları tekrarlıyor. Kıymetlendirildiği söylenen deliller ancak geçen hafta dosyaya girdi, ses kayıtları dahi yok. Dinlemeleri kim yaptırmış? Kimler kıymetlendirmiş? Bunları avukatlarıma bırakıyorum. Devamla: İddianamede benimle ilgili dinlemeler park boşaltıldıktan 10 gün sonra başlıyor. Hakkımda başka delil yok. İddianamede üyelik suçlaması yöneltilmiyor ama örgüt talimat gibi ifadeler geçiyor. Örgüt yok ama örgüt üyesi var. Olmayan örgüte olmayan üyeliğimde sonuç ilişkisi yok, 2011’den beri Gezi Olaylarını planladığımızın somut delili yok.”

    “220 GÜN CEZAEVİNDE KALACAĞIMI BİLSEM 1 GECE OLSUN GEZİ’DE KALIRDIM”

    “Ne Taksim Dayanışması ile ne de üyeleriyle ne Anadolu Kültür ile ilişkim yok. İlişkimin olması suç değil ama yok. Otpor ve Canvas ile ilgili ilişkime dair delil yok. Gezi’de bulunduğuma dair bile bir delil yok. Geziye gittim geldim ama 1 gece bile Gezide yatmadım. 220 gün cezaevinde kalacağımı bilseydim bir gün olsun Gezi’de kalırdım. Cezaevinde gardiyanlardan biri suçumu sorduğunda, Gezi dedim. ‘Biz de gittik bir hafta kaldık’ dedi. Sonra da aramamı yapıp üstüme kapıyı kilitledi. Gezi ile ilgili 1 tek tweet’im yok. Geziyi organize etmişiz ama tek bir whatsapp grubu yok. Planladığım, gerçekleştirdiğim, yaygınlaştırıp derinleştirdiğim bir olayla ilgili tek bir fotoğraf bile yok. O zaman insan soruyor, neden buradayım, neden tutuklandım, neden şüpheden yararlandırılmadım, neden ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyorum?”

    “İDDİANAMEDEKİ TEK DOĞRU, SAYFA NUMARALARI”

    “Eğer tüm iddianameler böyleyse yazık bizim hukuk sistemimize, eğer bu iddianame böyleyse yazık bize. İddianamede geziye “sui generis” demiş yani “kendine has”. Asıl bu iddianame “sui generis”. Bu iddianame bin sayfalık bir dosyayı kıymetlendirerek ağırlaştırılmış müebbetimizi istiyor. Neyse ki idamı kıymetlendirerek idamımızı istemedi. İddianamede tek bir doğu unsur var, sayfa numaraları… Bu da iddianamenin özenini gösteriyor. Bu iddianamedeki herkes, hatta dünyadaki birçok insan bu iddianameden suç çıkmayacağını biliyor.”

    “Bu iddianame, Türkiye’de zaten can çekişmekte olan sivil toplumu kriminalize etme çalışmasıdır. Bu dava sadece benimle, Gezi ile değil, hukukla yurttaş arasında örülen duvarla ilgili. Vereceğiniz karar bu duvarı yıkmayacak; duvara bir taş daha ekleyecek ya da eksiltecek. Ben temel haklarıma erişmek istiyorum. Kaçmak ya da delil karartmak için değil. Okullarında son üç günü kalan çocuklarımı okula bırakabilmek için, tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”

    Aksakoğlu’nun ardından duruşmaya ara verildi.

    Duruşma aranın ardından Taksim Dayanışması Sözcüsü Mimar Mücella Yapıcı’nın savunmasıyla devam ediyor.

    Yapıcı’nın savunmasının satır başları da şöyle:

    MÜCELLA YAPICI: DAYANIŞMA BİR GÖREVDİR, SUÇ DEĞİLDİR

    “Birebir aynı fezlekelerden hazırlanan yeni bir iddianame ile aynı suçtan ikinci kez yargılanıyorum. Şuçlamalardan en komiği 40 yıllık mimar olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefetten cezalandırılmamın istenmesi”

    “İddianamede, Can Atalay ve Osman Kavala ile Gezi’nin finansörü olduğum söyleniyor. Ben 68 yaşında hala çalışmak zorunda olan bir kadınım. Keşke biraz param olsaydı da iki sandalye biraz poğaça da ben gönderseydim Gezi’ye.”

    “İddianameye göre Gezi’de şiddet var algısını oluşturmuşuz. Gezi eylemlerinde yaşamını yitirenler kalp krizinden mi öldü? 46 insan gözünü kaybetti, bu algıyla mı oldu? İnsanlar yaralandı, algı yüzünden mi?”

    “Hükümeti istifaya ve erken seçime zorlamışız. Partiler erken seçim istiyor, seçim yapılıyor, o da mı darbe? Hakkımdaki suçlamalar hiçbir somut delile dayanmıyor. Bu iddianamenin ileri sürdüğü iddiaları külliyen reddediyorum”

    “Yeni versiyon iddianamenin düzenlendiğinin söylendiği tarihlerde 1 Haziran 2015’te beraat ettik. Aynı iddianameyle yine yargılanıyorum. Bu kez ağırlaştırılmış müebbet, 2970 yıl hapis, 160 milyar TL para cezası ile cezalandırılmam isteniyor”

    “Şimdi ben soruyorum, ben nasıl bir savunma yapmalıyım? Benim için sorunun cevabı basit; insanların sahip oldukları hakları kullanması nedeniyle cezalandırılmaları istenemez. Dayanışma bir görevdir, suç değildir.”

    “Farklı suçlamalarla aynı suçtan iki kez düzenlenen aynı iddianame ne hukuka ne kanunlara ne de adalete uygundur. Ayrıca ‘hükümet istifa’ demek de suç değildir.”

    “TOPLUM VİCDANININ İTİRAZ SESİ, ŞİDDETLE KARŞILANDI”

    “Polis şiddeti ve iktidarın kışkırtıcı dili katalizör etkisi gördü. Toplum vicdanının itiraz sesi şiddetle karşılandı. Gençler öldü, gözlerini kaybedenler oldu. Kriminalize etmeye çalıştığınız Türkiye’nin en onurlu direnişi Gezi, bizim yarınımızdır”

    “İddianamede yer alan telefon konuşmalarımda ‘devrim yapacağız’ dediğim suçlama konusu yapılmış. Ben 68 kuşağındanım ve devrim sözünün ne kadar güzel olduğunu bilseydiniz siz de kullanırdınız.”

    Duruşma Mücella Yapıcı’nın savunmasıyla devam ediyor.

    2013 yılının mayıs ayı sonunda Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine karşı başlayan, Türkiye geneline yayılan ve milyonlarca insanın katıldığı Gezi eylemlerinin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra açılan davanın ilk duruşmasına yarın da devam edilecek.

    SUÇLAMALAR

    Tüm kişiler hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen iddianamede, bazı şüphelilerin “mala zarar verme”, “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması”, “ibadethane ve mezarlıklara zarar verme”, “ateşli silahlar kanuna muhalefet”, “nitelikli yağma” ve “nitelikli yaralama” gibi iddialardan da değişen oranlarda hapisle cezalandırılması istendi.

    İddianamede, Gezi Parkı direnişi bir ‘kalkışma girişimi’ olarak tanımlandı.

    İddianamede şüphelilerin 2011 yılından itibaren Gezi direnişini yönlendirmeye başladığı öne sürülüyor. Yine Gezi direnişi ‘finansmanı ile koordinasyonun sağlanması hususundaki fiilleri’ iddianame konusu olarak yer aldı. İddianamede ‘şüphelilerin’ bu olayların tepe yönetiminde yer aldıkları ve bu kapsamda ülke genelinde meydana gelen ‘şiddet’ olaylarından sorumlu tutuldukları ifade edildi.

    Davada dönemin bakanlar kurulu üyeleri ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 746 müşteki yer aldı.

    YARGILANANLAR
    657 sayfalık iddianamede şu 16 isim “şüpheli” olarak yer aldı:

    Osman Kavala
    Ali Hakan Altınay
    Ayşe Mücella Yapıcı
    Ayşe Pınar Alabora
    Can Dündar
    Çiğdem Mater Utku
    Gökçe Yılmaz
    Handan Meltem Arıkan
    Hanzade Hikmet Germiyanoğlu
    İnanç Ekmekci
    Memet Ali Alabora
    Mine Özerden
    Şerafettin Can Atalay
    Tayfun Kahraman
    Yiğit Aksakoğlu
    Yiğit Ali Ekmekçi

    Bu isimlerden Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu tutuklu yargılanıyor.

    Memet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz Handan, Meltem Arıkan Hanzade ve Hikmet Germiyanoğlu hakkında ise yakalama kararı var.

    Kaynak: Evrensel

  • Gezi davası başladı

    Gezi davası başladı

    Gezi Direnişi’nden 6 yıl sonra aralarında Osman Kavala, Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve Memet Ali Alabora’nın da bulunduğu 16 sanık hakkında açılan dava bugün Silivri’de başladı.

    2013’teki Gezi Parkı olaylarına ilişkin aralarında iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 2’si tutuklu 6’sı firari, 16 kişinin yargılandığı davanın duruşması İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Davanın duruşması Silivri Cezaevi kampüsü karşısında bulunan duruşma salonlarında görülüyor. Duruşma için içerisinde çok sayıda Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, insan hakları savunucuları, yabancı heyetler ve yüzlerce kişi sabahın erken saatlerinde Silivri Cezaevi önüne geldi. Duruşmayı izlemek için gelenler, arama noktalarından geçti. Yurttaşların cezaevi önüne gelişi devam ederken, yurttaşların bariyerlerde bekleyişi sürüyor.

    Yüzlerce avukat da, duruşma salonuna geldi. Avukatların geldiği duruşma salonuna izleyiciler de alınmaya başlandı. İzleyicilerin salona alınması ile duruşma başladı.

    Tutuksuz sanıkların yerini aldığı duruşma salonunda, her sanık için 3 avukat sınırlaması getirildi. Basın için de 5’i yabancı, toplamda 25 basın çalışanı alınacağı belirtildi.

    Duruşma yapılan kimlik tespitiyle başladı.

    DAVA HAKKINDA

    2013 yılındaki Gezi Parkı protestolarıyla ilgili olarak soruşturma İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ali Kahveci, tarafından başlatıldı. Soruşturma kapsamında iş insanı Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’nun da içerisinde bulunduğu 16 kişi hakkında iddianame hazırlandı. 657 sayfalık iddianame 4 Mart 2019’da İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    Sanıklardan Anadolu Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala yaklaşık 20 aydır, Bernard van Leer Vakfı Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu ise 7 aya yakın bir süredir tutuklu. Dosya kapsamında yargılananlar şunlar: Mimar Mücella Yapıcı, Pınar Öğün, Gazeteci-yazar Can Dündar, Sinemacı ve gazeteci Çiğdem Mater, Açık Toplum Vakfı Türkiye Temsilcisi Gökçe Yılmaz, Yazar Handan Meltem Arıkan, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Koordinatörü Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Anadolu Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay, Oyuncu Mehmet Ali Alabora, Sinemacı, yönetmen yardımcısı ve reklamcı Mine Özerden, Avukat Şerafettin Can Atalay, Eski TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi akademisyen Tayfun Kahraman, Anadolu Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Terakki Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Ali Emekçi ve İnanç Ekmekçi.

    YAKALAMA KARARI BULUNUYOR 

    Sanıklar Can Dündar, Pınar Öğün, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve Memet Ali Alabora hakkında yakalama kararı bulunuyor.

    16 isim için “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs” ve “Gezi olaylarını finanse etmek” suçlamalarıyla, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanıyor.

    Dava kapsamında, Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu halen tutuklu. Bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak olan Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına alınmıştı. Yiğit Aksakoğlu ise aynı soruşturma kapsamında sivil toplum aktivistlerine yönelik 16 Kasım 2018’de yapılan operasyonun ardından cezaevine gönderilmişti.

    657 sayfalık Gezi iddianamesinde 746 müşteki yer alıyor. Müştekiler arasında Cumhuraşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve 61. hükümetin bakanları da bulunuyor. Davada 16 sanığın çeşitli suçlardan ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapisleri de isteniyor. (HABER MERKEZİ)

  • 1 haftada 120 kişiye Gezi Davası açıldı

    1 haftada 120 kişiye Gezi Davası açıldı

    PİRHA – Gezi Parkı eylemleri nedeniyle son bir hafta içinde 6 ayrı iddianame kapsamında 120 kişi hakkında dava açıldı.  

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Gezi Parkı eylemleriyle ilgili 120 şüpheli için 6 ayrı dava açıldı.

    İddianamelerdeki genel suçlama kamuoyunda 2911 olarak da bilinen ‘kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’, ‘görevi yaptırmamak için direnme’

    Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, iddianamede, şüphelilerin eylemler sırasında silah veya silah sayılabilecek diğer eşyaları kullanmadıklarına dikkat çekildi.

    Ancak toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan şüphelilerin ihtara rağmen dağılmadıkları ve kolluk kuvvetlerinin zor kullanmasına rağmen, kolluk görevlilerine karşı cebir kullanarak direnmek suretiyle atılı suçları gerçekleştirdikleri iddia edildi.

    (HABER MERKEZİ)