PİRHA-Hakk’a uğurlamada ciddi bir biçimde asimilasyona uğradıklarını vurgulayan Yanyatır Ocağı talibi Veli Akın, uğurlamanın Alevi inancının usulüne göre yapılması gerektini söyledi. Akın, “Ömrü boyunca camiye gitmemiş bir canımızın Hakk’a yürüdüğü zaman cenazesinin camiye götürülmesi ve hocanın arkasına dizilmeleri ağrıma gidiyor” dedi.
Alevi toplumunda en çok asimilasyon Hakk’a uğurlamada yaşanıyor. Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili Yanyatır Ocağı talibi Veli Akın,PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
“DEDEMİZ YOK, CİDDİ BİR ASİMİLASYON YAŞIYORUZ”
Antalya’nın Finike ilçesine bağlı mahallelerde Hakk’a uğurlama noktasında ciddi asimilasyon yaşandığını belirten Veli Akın, “Bizim buralarda da cenaze kaldırma konusunda dede boşluğu olması ve kendi kültürümüze sırt dönmemizin bir neticesidir. Bu da zamanla kanıksandı ve kurumsallaştı” dedi.
Çekilen çilenin hep aynı olduğunu vurgulayan Akın, “Ömrü boyunca camiye gitmemiş bir vatandaşın Hakka’a yürüdüğü zaman cenazesinin camiye götürülmesi ve hocanın arkasına dizilmeleri ağrıma gidiyor” diye konuştu.
“HAKK’A YÜRÜME ERKANLARI ALEVİ USULÜNE GÖRE OLMALI”
Hakk’a uğurlama erkanlarının halkın anlayacağı dilden yapılması gerektiğinin de altını çizen Akın, “Cenaze kaldırmada Alevi erkan ve usulüne göre cenaze yakınlarına hitap etmek durumundayız. Temenniler, dilekler ne söylenecekse söylenmeli ve helallik alınmalı. Canımızın sırlanmasında anlamadığınız yabancı dilde Arapça, İngilizce de olsa aynı. Anlamadığım bir dil bana göre yabancıdır. Öyle bir dille bu işin yapılmasını son derece aykırı buluyorum” ifadelerini kullandı.
Kendi köyü olan, Elmalı ilçesine bağlı Akçaeniş köyünde Hakk’a yürüyen yurttaşların cenazelerini artık kendilerinin kaldırmaya başladığını belirten Akın, şunları kaydetti:
“Benim arkadaşlarım çok iyi temenni ve dileklerde bulunarak cenazeyi kendi başlarına kaldırmaya başladılar. Bu da bir aşamadır. Hakk’a yürüyen can musahip Yol ehliyse vakit dar olur o gün sırlanamazsa ve o gece evde kalacaksa onun için ölümle, inançla, ibadet ve kültürle alakalı bir şekilde 3 telli cura ile nefes alınır. Bazı köylerde delil uyandırılır ama ben kendi köyümde delili de görmedim.”
PİRHA – Pir Haydar Buga, Hakk’a uğurlama erkanlarının Alevi inancına aykırı biçimde yürütülmesini eleştirdi. Pir Buga, “Yaşarken bir kere bile namaz kılmamış canların, cansız bedenlerine cenaze namazı kıldırmak Yol’a da vicdana da ahlaka da sığmaz” dedi.
Alevi toplumunda uzun yıllardır tartışılan bir konu da Hakk’a yürüdükten sonra uğurlama biçimi.
Alevi köylerine cami yapılması, çocuklara zorunlu din derslerinin dayatılması, Alevi inancının tanınmaması sorunlarının yanında Alevi Hakk’a uğurlama erkanındaki asimilasyon tartışılıyor. Alevi bir kişi Hakk’a yürüdükten sonra genellikle inancının kuralları doğrultusunda toprağa sırlanamıyor. İşte tam da bu noktada pirlerin itirazı yükseliyor.
“ALEVİCE YAŞANIYORSA ALEVİCE SIRLANMALI”
Derviş Cemal Ocağı evlatlarından Pir Haydar Buga, ‘Hakk’a uğurlama erkanı’ konusunu “Kanayan yaramız” olarak nitelendirerek, yapılması gerekenleri anlattı. “Yol’un kurallarına uymak her canın vicdan borcudur” diyen Pir Buga, şunları ifade etti:
“Dünyanın en modern toplumundan en ilkel kabilesine kadar tüm insanlar bir canlarını Hakk’a uğurladıklarında bağlı bulundukları inanç ve de yaşadıkları coğrafik koşullar doğrultusunda çeşitli tören ve merasimler düzenlerler.
Kadimden gelen yasaklı bir inancı yaşamaya ve de yaşatmaya çalışan biz Aleviler de yörelere göre bazı farklılıklarımız olsa da ‘Yol bir sürek bin bir’ anlayışı içerisinde Hakk’a yürüyen canlarımızın ardından ‘Hakk’a uğurlama erkanı’ yürütürüz.
Örneğin bir Hıristiyan anne ve babadan doğan çocuk önce papaz tarafından kilisede vaftiz edilir, ardından yaşamı boyunca inancı doğrultusunda her pazar kilisede papazın yürüttüğü ayin ile ibadetini gerçekleştirir. Hakk’a yürüdüğünde de yine kilise papazının yürüttüğü bir ayin ile Hakk’a uğurlanır.
Yine imam öncülüğünde camide günde üç veya beş vakit namaz kılan Müslümanlardan bir can Hakk’a yürüdüğünde cami imamının kıldırdığı cenaze namazıyla Hakk’a uğurlanır.
Bu camide de havrada da sinagogta da kilisede de tapınakta da böyledir. Cemevinde de böyle olmalıdır. Çünkü kişi, canı tende iken (yaşarken) kendi özgür ifadesiyle nasıl ibadet ediyorsa Hakk’a uğurlanınca da o ibadet şekline benzer uygun bir tören, merasim veya erkan ile Hakk’a uğurlanır. Aleviler de Alevice yaşıyorsa Alevice sırlanmalıdır.
Yaşarken pir, mürşid, rehber, talip ile birlikte meydan açıp rızalık alarak, çerağı uyandırıp deyiş, duaz, nefes, gülbang, semah, lokma vs. on iki hizmet yürütülerek Hakk meydanında özlerini dar eyleyip, aklanıp paklanan, toplumsal uzlaşı ve barışı inşa edenler, elbette ki Hakk’a yürüdüklerinde de bu ibadet şekline uygun bir erkan ile Hakk’a uğurlanmalıdırlar.
“YAŞARKEN NAMAZ KILMAMIŞ CANLARIN CANSIZ BEDENLERİNE NAMAZ KILDIRMAK YOL’A, VİCDANA SIĞMAZ”
Yaşarken bir kere bile namaz kılmamış canların, cansız bedenlerine cenaze namazı kıldırmak Yol’a da, vicdana da ahlaka da sığmaz. Kaldı ki bu iki yüzlülüktür, iki milyara yakın Müslüman camiasına da hakarettir. Bari onlara saygınız olsun.
Yol cümlemizden uludur. Gönül rızalığı ile yürünen yolda Yol’un kurallarına uymak her canın vicdan borcudur.
PİRHA- Tahtacı Alevi köyünde kurulan Karatepe Mahallesi Kültür ve Dayanışma Derneği, Alevi inancını ve geleneğini yaşatma misyonu ile çalışmalar yürütüyor. Dernek Başkanı Abidin İfrit, “Köyümüzde asimilasyon sebebiyle Hakk’a uğurlama erkanı yapılmamaktadır. Örgütlenip bunun çalışmasını yaparak tekrar başlatacağız. Dernek olarak asimilasyona karşı mücadele edeceğiz” dedi.
Antalya’da Karatepe Mahallesi Kültür Dayanışma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği, 2009 yılından bu yana Alevi kültür ve inancını yaşatmak için faaliyet yürütüyor.
Karatepe Mahallesi Kültür Dayanışma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Abidin İfrit, kapatılan bir okulu dernek binası olarak kullandıklarını belirterek, yaptıkları çalışmaları PİRHA’ya anlattı.
KARATEPE, TEK TAHTACI ALEVİ KÖYÜ
Karatepe’nin çevredeki tek Tahtacı Alevi köyü olduğunu söyleyen Abidin İfrit, inanç ve geleneklerini sürdürmek için derneği kurduklarını anlattı.
İfrit, “Köyümüz 9 yekpare Sünni köyün içerisinde tek Alevi Tahtacı köyüdür. Derneğimiz 2009 yılında gençler tarafından kuruldu. Kapatılan bir ilkokulda dernek olarak 10 yıldır faaliyet yürütüyoruz. Buranın belli bir kısmı kültür salonu, bir kısmı ise cem odası olarak kullanmaktadır. Bulunduğumuz yer beş dönüm alan üzerindedir. Bu açık alanda hem düğünlerimizi yapıyoruz, hem cenazelerimizi kaldırıyoruz, hem de cenaze yemeklerimiz ve etkinliklerimizi için kullanmaya devam ediyoruz. Öncesinde 4 cem erkanı yürüttük. Cemde canlarımızın burada adakları yerine getirildi” dedi.
İfrit, Tahtacı şenliği de yaptıklarını dile getirerek, “İlkini geçen sene yaptığımız Tahtacı şenliğini her yıl yaparak geleneksel hale getirmek istiyoruz. Geçen yıl bin 500 kişinin katılımıyla derneğin bulunduğu alanda yaptık. Ayrıca haziran ayının ilk haftasında geleneksel olarak ‘Karatepe Yaza Merhaba’ şenliği de gerçekleştirdik” diye konuştu.
“SEMAHÇILARIN TAMAMI KADINLARDAN OLUŞUYOR”
2017 yılında semah ekibinin kurulduğunu ve tamamının kadınlardan oluştuğunu aktaran İfrit, “Semah ekibi 2017’den beri faal olarak çalışmaları devam etmektedir. Semah ekibimiz Balıkesir Edremit kadar gidip Semah yarışmasında iyi bir derece alarak geri döndü” sözlerini kullandı.
Yedi senedir Karatepe Kültür Dayanışma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği bünyesinde semah döndüğünü belirten Ayten Güneş ise şunları söyledi:
“Aşure etkinliklerinde, Abdal Musa’yı anma şenliklerinde daima derneğimiz bize yol gösteriyor. Onların eşliğinde gider semahlarımızı döneriz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde geçen dönem dernek olarak bütün kadınların tek tek kapılarını çalarak çiçek dağıtık. Kadına şiddet konusunda tabii ki ses çıkarmak lazım. Bir kadına yapılan hepimize yapılıyordur.”
“Karatepe’de doğdum burada büyüdüm burada evlendim” diyen Sinem Güneş İfrit de, “Biz kadınlar olarak Hacı Bektaş Veli gezisi yaptık, türbe ziyaretlerinde bulunduk. Abdal Musa’ya gittik ve kadınların katılımı çoğunluktaydı ve kadınların her yerde olmasını istiyoruz” dedi.
“ASİMİLASYONA KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ”
Köylerinin asimilasyondan etkilendiğini ve bu sebeple uzun yıllardır Hakk’a yürüme erkanlarının yapılamadığını aktaran İfrit, “Hakk’a yürüme erkanı şu anda yapılmamaktadır. Daha doğrusu asimilasyona uğramamızdan bu yana Tahtacılar olarak Hakk’a uğurlama erkanı yapılmamaktadır. Örgütlenip yeniden başlatacağız. Dernek olarak asimilasyona karşı mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Dersim Belediye Eski Başkanı Edibe Şahin’in babası Kureyşan Ocağı pirlerinden Doğan Gündoğan, Tunceli Cemevi’nde Hakk’a uğurlandı.
Eski Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin’in babası Doğan Gündoğan, Tunceli Cemevi’nde Hakk’a uğurlandı. Hakk’a uğurlama erkanına Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Kureyşan Ocağı pirlerinden Gündoğan, Hakk’a uğurlama erkânının ardından Nazımiye’nin Xaltan köyünde toprağa sırlandı.
PİRHA-Sivas Katliamı’nda kızı Nurcan Şahin’i yitiren Mahmut Şahin, Ankara’da dün Hakk’a yürüdü. Şahin, Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevinden memleketi Sivas’a uğurlandı.
Beyin kanaması sebebiyle 5 Eylül’de Hakk’a yürüyen Mahmut Şahin için Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevinde uğurlama erkanı düzenlendi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı cenaze erkanını Dede Hasan Şeneldik yürüttü.
Sivas Katliamı davasının avukatlarından Şenal Sarıhan, törende yaptığı konuşmada duygularını şu cümlelerle ifade etti:
“Her duruşma günü salon önünde dimdik durarak adalet için mücadele etti Mahmut Şahin. Bu duruş, Türkiye’nin birliği ve kardeşliği adına örnektir. Bugün Cumhurbaşkanı kararı ile sanıklardan biri daha salıverildi. Onlar insanlığa karşı suç işlediler. Bu suçun affı olmaz. Bizler adalet gelsin, yeni katliamlar olmasın mücadelesini yürütüyoruz. Bu mücadeleyi yürüten isimlerden birisi de Mahmut ağabeyimizdi. Işıklar içinde uyusun. Ayın 14’nde (14 Eylül) duruşmamız var ama o gün maalesef bir kişi eksik olacağız.”
92 yaşındaki Mahmut Şahin, Sivas’ın Şarkışla ilçesine uğurlandı. Şahin, 7 Eylül’de Saraç köyünde toprağa sırlanacak.
PİRHA – Alevi yazar Yazar İlhan Cem Erseven, Ankara’da Batıkent Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Erseven’in cenazesi Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.
Önceki gün Hakk’a yürüyen Alevi öğretisi ve inancı konusunda araştırmaları ile tanınan Yazar İlhan Cem Erseven için Ankara’da Hakk’a uğurlama erkanı düzenlendi.
Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılan töreni Sarı Saltuk Ocağı mensubu Şahin Polat ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy birlikte yürüttü. Erseven, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.
SEMAHLARLA İLGİLİ İLK KİTAP ÇALIŞMASI YAPAN İSİM!
Sivas Katliamı’ndan kurtulan isimlerden biri olan İlhan Cem Erseven’in arkadaşları, duygularını PİRHA ile paylaştı.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) yöneticilerinden Emel Uzman, “İlhan Cem, kırmayan, dökmeyen, toplayan, naif büyük bir emekçiydi. Yol’a hizmeti çok büyüktür. Devri asan olsun” sözleriyle Erseven’i anlattı.
Akademisyen Metin Turan ise “İlhan Can Erseven, çalışkanlığı ve konuya hakim olma kültürü ile belki de bu camia içerisinde ayrıcalıklı bir yere sahipti. Çünkü Türkiye’de ilk kez semahlarla ilgili çalışmayı İlhan Cem Erseven yapmıştı. Demokratik kitle örgütlerinde almış olduğu görevleri, yerine getirmiş olduğu sorumluluklar onu bu konudaki tutarlı bir hak mücadelecisi olduğunun belirgin bir işaretidir” cümleleri ile duygularını paylaştı.
“KEMALETİ BULMUŞ BİR İNSANDI”
Yazar Ayhan Aydın da Erseven’in edebiyata önem veren bir isim olduğunun altını çizerek, “Alevilerin tipolojik olarak imgeledikleri, insan-i kamil mertebesinde, hoşgörü timsali, sevgi insanıydı. 30 yıllık ağabeyimdi, dostumdu, canımdı. Belki de camiada en yoğun olduğum insanlardan birisiydi. Uzun yıllar birlikte çalışmalarımız oldu. Çünkü Sivas kıyımlarının içerisinden çıktıktan sonra o travmaları yaşarken, insana ilişkin duygularını devamlı çoğaltan, kemaleti bulmuş bir insandı” dedi.
İLHAN CEM ERSEVEN KİMDİR?
1954’de Çorum’un Alaca ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Alaca’da, lise ve yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde ön lisans yaptı.
1980’de de öğretmenliğe başladı. Ankara/Çubuk, Dersim ve yeniden Ankara’nın içinde birçok okullarda görev yaptı.
1976’da Edebiyat dünyasına adım attı. Şiir, öykü ve makaleleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı. Basılmış 2 araştırma, 2 çeviri kitabı bulunmaktadır.
MEB Açık Öğretim Lisesi (şimdiki Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü) için televizyon eğitim programlarında senarist, tasarımcı ve yapımcı-yönetmen olarak çalıştı. 2008-2011 yılları arasında Ankara Yol TV’de yöneticilik ve program (3Can1Cem ve Gözgü) sunuculuğu yaptı.
Yönetmenliğini yaptığı kimi belgeseller
Allı Turnam – 1994 – Yapımcı, Yönetmen
Sazın Bir Öyküsü – 1998 – Yapımcı, Yönetmen
Okunacak En Büyük Kitap İnsandır – 1998 Senarist (Hacı Bektaş Veli Belgeseli)
PİRHA-Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak’ın ablası Zeynep Özer, Elazığ’ın Sün köyünde toprağa sırlandı.
Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak’ın ablası Zeynep Özer, Elazığ’ın Sün köyünde toprağa sırlandı. Hakk’a uğurlama erkanını Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat yürüttü.
Hakk’a uğurlama erkânına Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, HDP önceki dönem milletvekili Alican Önlü, Demokratik Bölgeler Partisi Eş Başkanı Keskin Bayındır, Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Berdan Öztürk, Tevgera Jinên Azad (TJA), HDP il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Sonrasında Gültan Kışanak aile mezarlığını ziyaret edip taziyeleri kabul etti.
PİRHA-Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, dün Hakk’a yürüyen ablası Zeynep Özer’in Hakk’a uğurlama erkânına katıldı.
Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak, böbrek yetmezliğinden dolayı bir süredir tedavi gören ve dün tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüyen ablası Zeynep Özer’in, Fevzi Çakmak Mahallesi’nde bulunan Ehli Beyt Cemevi’nde gerçekleştirilen Hakk’a uğurlama erkanına katıldı.
Kışanak, taziye dileklerini kabul etti. Hakk’a uğurlama erkânına Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, HDP önceki dönem milletvekili Alican Önlü ve HDP il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Sonrasında Özer’in cenazesi Elazığ’ın Sun Köyü’nde toprağa sırlanacak.
PİRHA-Sanatçı Hıdır Akgül, yakalandığı kanser hastalığından dolayı dün Hakk’a yürüdü. Akgül, Ovacık ilçesinde bulunan cemevinde Hakk’a uğurlama erkânı yürütülerek, Kozluca köyünde toprağa sırlandı.
Kırmançki dilinde klamlar söyleyerek dilin ve kültürün yaşatılmasına büyük katkılarda bulunan Sanatçı Hıdır Akgül, yakalandığı kanser hastalığından dolayı dün Hakk’a yürüdü. Akgül, Ovacık ilçesinde bulunan cemevinde Hakk’a uğurlama erkânı yürütülerek, Kozluca köyünde toprağa sırlandı.
Hakk’a uğurlama erkanına Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, HDP Dersim İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz, HDP il ve ilçe yöneticileri, Alican Önlü, sanatçılar Yılmaz Çelik, Erdoğan Emir, Mehmet Ekici, Abidin Biter ve çok sayıda yurttaş katıldı.
PİRHA-Yazar Esat Korkmaz, Şahkulu Sultan Dergahı’nda yürütülen erkan ile Hakk’a uğurlandı. Korkmaz, Tekirdağ’da toprağa sırlanacak.
Yaptığı araştırmalar ile Alevi yoluna büyük katkılarda bulunan yazar Esat Korkmaz, geçtiğimiz günlerde Hakk’a yürümüştü. Korkmaz’ın naaşı, Hakk’a yürüme erkanı için Kadıköy İçerenköy Cemevi’nde yıkanarak, Şahkulu Sultan Dergahı’na getirildi.
Hakk’a yürüme erkanı Haydar Boğa ve Cemal Şahin’in okuduğu gülbenglerle başladı, canlardan rızalık alındıktan sonra, Aysun Eldeniz, Nevzat Şahin Hüseyin Fırtına, Hakan Erol, Haydar Selçuk ve Gani Pekşen bir deyiş seslendirdiler.
Hakk’a uğurlama erkanına Esat Korkmaz’ın ailesi, Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç ve çok sayıda kişi katıldı.
Korkmaz, Şahkulu Sultan Dergahı’nda yürütülen Hakk’a uğurlama erkanın ardından toprağa sırlanmak üzere Tekirdağ’a yolculandı.
PİRHA-1993 yılında faili meçhul bir şekilde katledilen İHD’nin kurucularından Cemal Akar’ın babası ve Dersim Katliamı tanıklarından Hıdır Akar, Elazığ’da Hakk’a yürüdü.
1993 yılında faili meçhul bir şekilde katledilen İHD’nin kurucularından Cemal Akar’ın babası ve Dersim Katliamı tanıklarından Hıdır Akar Elazığ’da Hakk’a yürüdü. Hıdır Akar’ın oğlu Cemal Akar 1992 yılında kurulan ve 1993 yılında kapatılan Özgürlük ve Demokrasi Partisi’nin (ÖZDEP) Erzincan il başkanlığını görevini yürütmüştü.
Ovacık’ın Tilek köyünde doğan Hıdır Akar yarın Elazığ Fevzi Çakmak Mahallesi’nde bulunan Ehli-Beyt Cemevi’nde Hakk’a uğurlandıktan sonra Ovacık’ın Torunoba köyünde toprağa sırlanacak.
Mehmet Yıldırım’ın Dersim’in tarihine duyarlılığı olduğunu ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut, “Dersim Katliamı’nı yüreğinde hisseden, aktaran, yaşatan ve unutturmamaya çalışan bir bilim adamıydı. Dersim’in yetiştirdiği güzel gençlerimizden birisiydi, talihsiz bir şekilde aramızdan ayrıldı” dedi.
Dersimli akademisyenler içerisinde kendi memleketine karşı sorumluluk duyan ve kendi tarihini araştıran akademisyen sayısının fazla olmadığını belirten Prof. Dr.Şükrü Aslan da, “Mehmet Yıldırım, kendi tarihine dair çok ciddi araştırmalar yaptı” diye konuştu.
PİRHA- Almanya’da Hakk’a yürüyen Demokratik Aleviler Federasyonu pirlerinden Mustafa Aslan bugün Almanya’nın Dortmund şehrinden Malatya Arguvan’a uğurlandı.
Geçen gün geçirdiği kalp krizi sonucu Hakk’a yürüyen Demokratik Aleviler Federasyonu pirlerinden Mustafa Aslan bugün Almanya’nın Dortmund şehrinde doğduğu topraklara, Arguvan’a deyişler ile yolcu edildi. DAKME’de yapılan uğurlama törenini Pir Metin Baylav yürüttü.
Demokratik Aleviler Federasyonu adına Eş Başkan Demir Çelik yaptığı konuşmada Aslan’nın mütevazi kimliğine atıfta bulunarak, mücadele içindeki çalışmalarının önemini anlattı. Çelik Aleviliğin bugünlere gelmesinde pirlerin oynadığı rolü belirterek, “Pir Mustafa Aslan, süreğine bağlı bir duruş sergilemiştir” dedi.
Ailesi adına kızı Şilan Aslan, babasına olan özlemini dile getirdi. Onun için inancına bağlılığın vermiş olduğu sorumluğun her şeyden önce geldiğini söyledi. Babasının severek kendisinden dinlediği “ille dostun bir tek gülü yaralar beni” adlı deyişi okudu.
“DURUŞU ÖRNEK ALINMALI”
Gazeteci Şükrü Yıldız da Mustafa Aslan’ın Türk kökenli bir Alevi olarak Kürdistan Aleviler Birliği’nin kuruluş çalışmalarında yer aldığını belirtti. Herkesin kimliğinden kaçtığı günlerde, 90’lı yıllarda bir direniş ve duruş olarak Mustafa Aslan’ın örnek alınması gerektiğine dikkat çekti. Yıldız, “Biz kimi zaman düştük, katledildik ama o tüm zorluklara rağmen bu yolda yürümeye devam etti” dedi.
Okunan deyişler ve semah ile Pir Mustafa Aslan Arguvan’a yolcu edildi.
PİRHA-Dersim Katliamı tanığı ve mağdurlarından Bego Polat, Tunceli Cemevi’nde Hakk’a yürüme erkanı yürütüldükten sonra Belediye Mezarlığı’nda toprağa sırlandı. Bego Polat’ın yeğeni Ercan Gür, “Devlet elbet bir gün katliamı Dersim’in çocuklarına neden yaptığının hesabını verecek” dedi.
1938’de Dersim’de gerçekleştirilen soykırım tanığı ve mağdurlarından olan Bedri Polat (Bego) 9 Kasım’da Hakk’a yürümüştü.
Dersim Katliamı tanığı ve mağdurlarından Bego Polat, Tunceli Cemevi’nde Hakk’a yürüme erkanı yürütüldükten sonra Belediye Mezarlığı’nda toprağa sırlandı. Hakk’a uğurlama erkanına çok sayıda yurttaş katıldı.
Bego Polat’ın kızı Rose Polat ile yeğeni Ercan Gür ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü kısa konuşma yaptı. Sanatçı Umut Altınçağ ise Dereyê Laçî ağıtını söyledi.
“ACIMIZ ÇOK BÜYÜK”
Babasının hem 1938’de, hem de bugün öldüğünü söyleyen Rose Polat, “Acımız çok büyük. Biz bugün Dersim’in yaralı çocuklarını yolculuyoruz” diye belirtti.
“BEGO POLAT, HEP ACI İÇERİSİNDE YAŞADI”
Bego Polat’ın hep acı içerisinde yaşadığını vurgulayan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Bego amca acı dolu yaşamına rağmen topraklarını terk etmedi. Bego amcayı uğurlarken mezar yerleri halen belli olmayan Seyit Rıza ve arkadaşlarını da anıyoruz. Dersim’in diline, kültürüne ve inancına yönelik saldırılar halen bitmiş değil, tüm Dersim halkının başı sağ olsun” dedi.
“DEVLET ELBET BİR GÜN KATLİAMIN HESABINI VERECEK”
Bego Polat’ın sistemi sorgulayarak gittiğini dile getiren Polat’ın yeğeni Ercan Gür, “Amcam, biz çocuktuk devlet bizi niye katletti diye soruyordu. Devlet elbet bir gün katliamı Dersim’in çocuklarına neden yaptığının hesabını verecek” diye konuştu.
PİRHA-Derviş Cemal Ocağı’ndan Seyfi Gülatar, Munzur Baba Cemevinde Hakk’a uğurlandıktan sonra Çamale (Çakmaklı) köyünde toprağa sırlandı.
Derviş Cemal Ocağı’ndan Seyfi Gülatar, Dersim’de Munzur Baba Cemevinde Hakk’a uğurlandıktan sonra Çamale (Çakmaklı) köyünde toprağa sırlandı. Hakk’a uğurlama erkanını Derviş Cemal Ocağı pirlerinden Hasan Hayri Şanlı yürüttü.
PİRHA- Doğa ile uyumlu motif zenginliği, canlılığı ve zarafeti ile Tahtacı kadın giysisi olan ‘Deyre’ hem yaşamda hem de inançta canlılığını koruyor. Deyre’nin evrenin tüm renklerini yansıttığını söyleyen Fatma Kıran, “Öldükten sonra Hakk’ın huzuruna çıkmak için bu elbiseler ile gömülürüz. Hakk’a en güzel kıyafetlerimiz ile uğurlanırız” diye konuştu.
Giyim insanı dış etkilere karşı koruyan bir araç, süslenme arzusunu ortaya çıkaran bir sanat, kişisel görünüş ve günlük yaşantıyı yansıtan dinamik ve toplumsal bir olgudur. Giyim aynı zamanda insanların yaşam biçimini belirten bir gösterge olduğundan önemli kültür öğelerinden birisi oluyor.
EN GÜZEL KIYAFETLER İLE HAKK’A UĞURLANIYOR
Tahtacı Alevilerin giysi kültürü, Tahtacılara ait özgün doğa koşullarını, çeşitli gelenek ve inanç değerlerini, yargılarını, estetik ve sanatsal özelliklerini kapsamlı bir biçimde tanıma konusunda oldukça önemli bilgiler sunuyor.
Tahtacı kadın giyimi zenginliği, canlılık ve zerafeti ile evren ve Hakk ile arasındaki diyalogu yansıtan bir özelliğe sahip oluyor. Deyre dedikleri bu giysi üzerindeki tüm motifler, işlemeler, renkler, nakışların evrenin tüm renklerini yansıttığını söyleyen kadınlar, Hakk’a yürüme erkanlarında bu özel giysileri ile Hakk’ uğurlandıklarını ve Hakk’ın huzuruna bu en güzel giysileri olan deyre ile çıkmak istediklerini kaydediyorlar.
Deyre giysisi ile Hakk’a uğurlanan kadınların avucuna ayrıca kına yakıldığı ve çiçek konurken, erkekler de en güzel kıyafet ve değerli eşyaları ile Hakk’a uğurlanıyor.
ÖZEL GÜNLER VE DÜĞÜNLERDE GİYİLİR HALE GELMİŞ
Zaman içinde az çok değişime uğradığı ve değişik yörelerde kullanılan giysi arasında farklılıklar olduğu görülse de özgünlüğünü günümüze kadar koruyarak kullanıldığını biliniyor. Bu özel giysi geçmiş zamanlarda günlük yaşamın her alanında kullanıyor ise de şimdilerde sadece özel günler ve düğünlerde giyilir hale gelmiş durumda.
Bu giysileri, gençler sadece özel günlerde giyerken, yaşlı kadınlar için ise günlük yaşamın bir parçası. Yaşlı kadınlar günlük yaşamda ve taziyelerde de tercih ediyor. Bu giysiler kadınların vazgeçilmez birer parçası. Her gelinin çeyizinde bir deyre kesinlikle bulunuyor ve düğünden sonra belli bir süre giyiliyor.
Tahtacılara ait önemli kültür ve ritüellerden olan ‘Deyre‘ giysisi de bunlardan biri. İzmir Karabağlar’a bağlı Uzundere köyünde yaşayan Tahtacı kadınlar deyre giysisini PİRHA‘ya anlattı.
“DEYRE ÜZERİNDEKİ TÜM RENKLER EVRENİ SİMGELİYOR”
46 yıldır Uzundere köyünde yaşayan Cemile Türkeli, deyrenin hem günlük hayatta hem de Hakk’a yürümede asıl olan giysileri olduğunu söyleyerek, “Tahtacıların bu geleneksel giysisi ‘Deyre’ ismi ile biliniyor. Deyre; mor, sarı, yeşil, kırmızı, kavun içi renklerinden oluşuyor. Biz bu renkleri evrenin renkleri olarak simgeliyoruz. Deyre hem bu hayatta hem de diğer hayatta asıl olan giysimizdir. Öldükten sonra bizimle birlikte gömülür. Tabi bunun yanında kişinin tüm değerli eşyaları onunla birlikte sırlanır. Gururla taşıdığımız bir kıyafet” diye konuştu.
“HAKK’A EN GÜZEL KIYAFETİMİZ DEYRE İLE UĞURLANIRIZ”
Fatma Kıran da, Hakk’a yürüyenlerin deyre ile Hakk’a uğurlandığını ve Hakk’ın huzuruna en güzel kıyafetleri ile çıkacağına inandıklarını ifade ederek, “Köyümüzün 500 yıllık bir geçmişi söz konusu. Deyre dediğimiz bu giysi eski zamanlarda günlük yaşamda kullanılıyormuş. Yeni dönemde de geleneksel olarak evlendikten sonra giyilen bir kıyafet rolü üstlendi. Deyre, evrenin tüm renklerini yansıtmaktadır. Öldükten sonra Hakk’ın huzuruna çıkmak için bu elbiseler ile gömülürüz. Hakk’a en güzel kıyafetlerimiz ile uğurlanırız. Erkeklerde aynı şekilde keten olan bir giysi giyer, poşu bağlarlar. Tanrı ile bütünleştiğimizi göstermek için de mezar başına ‘yel bayrağı’ asılır. Yel bayrakları tek renk değildir. Mor, kırmızı, sarı başta olmak üzere tüm renkleri içerir. Çok eski zamanlarda mezarlarımızın başında fener ışıkları yanardı. Işık, evrenin oluşumunun nurudur, görünen yüzüdür” dedi.
“SARI RENK GÜNEŞİ, MOR RENK EVRENİ TEMSİL EDER”
Deyre giysisinde kullanılan sarı rengin güneşi, mor rengin ise evreni ifade ettiğini belirten Kıran, “Bazı köylerimizde hala mutlaka fener veya ocak yanar. Evlat acısı görmemiş kadınlarımızın ellerine kına yakılarak çiçek konur. Hakk’a uğurlamada yanına giysileri konur. Bu, insana verilmiş sonsuz değerdir. Tanrının insanda görülmesinin bir sonucu. Giysilerdeki bu işlemeler kadınların süsüdür. Su taşı kollara işlenir, başımıza sıra sıra koşar denen altınlar dizilir. Giysideki mor renk ise evrenin ana rengidir. Kozmosla ilgili belgesellerde tüm belgeselleri görürsünüz; ama hakim olan renk mordur. Gerek sünnet, gerek gelin düğünlerimizde mutlaka ‘alamir’ çok renkli bayrak asılır. Sarı renk güneşi, mor renk evreni ifade eder. Mutlaka bir ayna olur. Ayna, güneşin akşam görünen yüzüdür. Onu mutlaka takarız” şeklinde konuştu.
PİRHA-Sözlü geleneğin son temsilcilerinden olan Dersim Ovacık’lı Firik Dedenin oğlu Ali Ekber Firik, Ovacık’ta Hakk’a uğurlandı.
Sözlü geleneğin son temsilcilerinden olan Dersim Ovacıklı Firik Dede’nin oğlu Derviş Cemal Ocağı pirlerinden Ali Ekber Firik, Ovacık’ta Munzur Baba Cemevi’nde Hakk’a uğurlandı.
Derviş Cemal Ocağı pirlerinden Ali Ekber Firik’in Hakk’a uğurlama erkanını Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt yürüttü. Hakk’a uğurlama erkanına Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, HDP Dersim İl Eşbaşkanı İbrahim Kasun ve çok sayıda yurttaş katıldı.
PİRHA-Geçtiğimiz hafta Hakk’a yürüyen Araştırmacı-Yazar Haydar Işık için bugün Hakk’a uğurlama erkanı yürütüldü. Erkanda, Işık’ın yaşamını toprağına, halkına ve diline adanmışlığına işaret edildi.
17 Aralık Cuma günü yaşadığı Almanya‘nın Münih kentinde kanser nedeniyle Hakk’a yürüyen Dersimli Araştırmacı-Yazar Haydar Işık için Bayern eyaletinde Augsburg Cemevi’nde Hakk’a uğurlama erkanı yürütüldü.
Ağucan Ocağı’ından Pir Ali Bali tarafından yürütülen erkan, rızalık alınarak başladı. Ardından yapılan konuşmalarda Işık’ın yaşamını toprağına, halkına ve diline adanmışlığına işaret edildi.
Işık, Cuma günü Maisach kentindeki mezarlıkta ailesi ve sevenleri tarafından toprağa sırlanacak.
PİRHA- Sivas’ta önceki gün trafik kazasında hayatını kaybeden İmranlı Belediye Başkanı Murat Açıl, İstanbul’da Garip Dede Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Açıl, Büyükçekmece Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.
Sivas’ta geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüyen İmranlı Belediye Başkanı Murat Açıl son yolculuğuna uğurlandı.
Açıl için Küçükçekmece’deki Garip Dede Cemevi’nde Hakk’a yürüme erkanı yapıldı. Uğurlamaya, Açıl’ın annesi Sabriye Açıl, çocukları ve çok sayıda yakınlarının yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bazı CHP milletvekilleri ve belediye başkanları da katıldı.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada, Murat Açıl’ın İmranlı için büyük emek verdiğini ve İmranlı halkının mutluluğu için çalıştığını söyledi. Açıl’ı genç, dinamik, enerjik biri olarak tarif eden Kılıçdaroğlu, “İstanbul ile İmranlı’yı bir anlamda buluşturdu. İş dünyasını buluşturdu. Sevgiyi, dostluğu egemen kıldı. Dolayısıyla büyük çaba harcadı. Genç yaşta kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.
Hakk’a uğurlamanın erkanının ardından Murat Açıl, Büyükçekmece Mezarlığı’na toprağa sırlandı.