Etiket: hakka yürüme

  • Halk ozanı Feyzullah Çınar İzmir’de anıldı-VİDEO

    Halk ozanı Feyzullah Çınar İzmir’de anıldı-VİDEO

    PİRHA- Büyük halk ozanı Feyzullah Çınar Hakk’a yürüyüşünün 42. yılında, İzmir’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevindeki etkinlikle anıldı.

    Alevi müziğinin unutulmaz ustası, halk ozanı Feyzullah Çınar, Hakk’a yürüyüşünün 42. yılında, Bornova Cemevinde düzenlenen etkinlikle anıldı. Anmaya Feyzullah Çınar’ın kızı Hüsniye Çınar ve kardeşi Aziz Çınar’ın yanı sıra çok sayıda seveni katıldı.

    Anma öncesinde Feyzullah Çınar’ın hayatına dair kısa bir gösterim yapıldı.

    “SAZI EŞİTLİK, ADALET VE BARIŞI SÖYLERDİ”

    Anmada konuşan Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Feyzullah Çınar’ın ozanlık geleneğinin muhalif kimliğine vurgu yaparak, “Feyzullah Çınar sadece bir saz ustası, bir türkü söyleyeni değildi. O, halkın vicdanını dile getiren, Pir Sultan’ın, Nesimi’nin, Hallac-ı Mansur’un yolundan yürüyen bir hakikat eriydi. Sazını eline aldığında sadece ezgi değil, adalet, özgürlük ve eşitlik söylerdi. Her telde bir isyan, her sözde bir umut yankılanırdı. O, inancını saklamadan, korkmadan yaşayan bir Aleviydi. Düzeni değil, halkı savunan bir yürek taşıyordu. Ve bu yüzden kimi zaman yasaklandı, kimi zaman susturulmak istendi. Ama o hiçbir zaman susmadı” diye belirtti.

    Çelik, devamında ise, “Onun türküleri, sadece birer melodi değil; birer direniş çağrısı, birer insanlık dersi, birer barış duasıdır. Feyzullah Çınar’ın mirası bize bir yol bırakmıştır. O yol, Pir Sultan’ın yoludur; O yol, hakikatin, adaletin, kardeşliğin yoludur. Bizler Bornova Cemevi olarak, bu yolun bugünkü yürüyenleriyiz. Alevi kültürünü, ozan geleneğini, insanı merkeze alan bu inancı yaşatmak, Feyzullah Çınar’a, Pir Sultan’a, bütün hakikat erenlerine olan borcumuzdur” ifadelerini kullandı.

    Anma; Mesut Akbaba, Hüseyin Koçak ve Ali Onur Geyik’in halk ozanı Feyzullah Çınar’dan nefesler seslendirmesi ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Bir ömür yoldaydı; Pir Bektaş Piroğlu’nun Hakk’a yürümesinin 7. yılı-VİDEO

    Bir ömür yoldaydı; Pir Bektaş Piroğlu’nun Hakk’a yürümesinin 7. yılı-VİDEO

    PİRHA- Pir Bektaş Piroğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün 7. yılı. Musa-i Kazım Ocağı evlatlarından olan Piroğlu, her yıl taliplerine ziyaretlerde bulunup, yol erkan yürüten sevilen bir dedeydi. 

    Talibinin eşiğinden ayağını ayırmayan, talibinin yüzünü güneşe, aya, iyiye, doğruya, güzele çeviren Pir Bektaş Piroğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün 7 yılı.

    Musa-i Kazım Ocağı evlatlarından Bektaş Piroğlu, 7 yıl önce Manisa’nın Turgutlu İlçesi’ne bağlı Çepnidere köyünde aşure paylaşıldığı saatlerde konuşma yaparken kalp krizi geçirerek Hakk’a yürümüştü.

    Piroğlu, vasiyeti üzerine Manisa’nın Dilek köyünde deyiş ve semahlarla sırlanmıştı. Piroğlu, uzun yıllar taliplerine ziyarete giden, Yol, erkan yürüten ve herkes tarafından sevilen bir dedeydi.

    BEKTAŞ PİROĞLU KİMDİR?

    Bektaş Piroğlu Dede, Musa-i Kazım Ocağı evlatlarından. Çepni Alevilerinden olan Piroğlu 1938 yılında Antep’in Nizip İlçesi’ne bağlı Köseler köyünde doğdu. Babası ise Ali Piroğlu. Bektaş Piroğlu, 1960 yılından beri dedelik yapıyordu. Türkiye’de, Balkanlarda, Avrupa’da, Alevilerin bulunduğu her yerde inanca hizmet etti. Batı Anadolu olmak üzere bazı yörelerde yaşayan Türkmen, Çepni Alevilerin post dedesi ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu üyesi Piroğlu 79 yaşındaydı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak deyişlerle toprağa sırlandı-VİDEO

    Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak deyişlerle toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak Hakk’ yürüdü. Karabudak yapılan Hakk’a uğurlama erkanının ardından toprağa sırlandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak Hakk’a yürüdü.

    Bir süredir tedavi gören Karabudak, dün tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.

    Batıkent Cemevi’nde yapılan Hasan Şeneldik Dede’nin yürüttüğü Hakk’a uğurlama erkanında nefesler seslendirildi. Helallik alınması ardından Haney Karabudak Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    Haney Karabudak için Ana Fatma Cemevinde lokmalar pay edilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Aşık Garip Kamil toprağa sırlandı-VİDEO

    Aşık Garip Kamil toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen Aşık ve Halk Ozanı Garip Kamil (Kamil Tezerdi) memleketi Adıyaman’da toprağa sırlandı.

    Doğuştan görme engelli olan ve aşıklık geleneğini yürüten Garip Kamil uzun zamandır mücadele ettiği kanser hastalığı sonucu Hakk’a yürüdü.

    Aşık Garip Kamil, için Adıyaman Gölbaşı’na bağlı Savran Cemevi’nde Hakk’a yürüme erkanı düzenlendi.

    Erkan sonrasında Aşık Garip Kamil, Yarbaşı Belediye Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    AŞIK GARİP KAMİL KİMDİR?

    Asıl adı Kamil Tezerdi olan âşık, 1 Haziran 1960’ta Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesine bağlı Savran köyünde doğmuştur. Henüz altı aylıkken geçirdiği menenjit hastalığıyla gözlerini kaybetmiştir. Okula gidemeyen âşığın çocukluğu köyde tarım işleriyle uğraşan ailesiyle birlikte geçmiştir. Tezerdi, 1991 yılında kendisi gibi görme engelli olan ve aynı zamanda Mihrumah mahlasıyla şiirler söyleyen Nejla Hanım’la evlenmiştir. Evliliklerinden Didar ve Cem Onur adlı iki çocukları olmuştur (Fidan 2013).
    Güneydoğu Anadolu’da bir Türkmen köyünde yaşayan âşık, çevredeki Bektaşî muhitlerle sürekli iletişim hâlinde bulunarak sanatını geliştirmiş, Bektaşilik öğretisi hakkında bilgisini artırmıştır. Aynı zamanda cemlerde bulunarak deyişler söylemiş, zakirlik yapmıştır. Bir cem esnasında Malatya’da saz yapımcısı olarak faaliyet gösteren Nurhaklı Ali Yıldız, âşığa bir saz gönderme sözü vermiş ve bir müddet sonra da sazı göndermiştir (Fidan 2013). Zaten gelenek içinde yetişen âşık, kısa sürede saz çalmaya da başlamış; saz eşliğinde deyişler, türküler söylemiştir. Saz çalmaya başladıktan üç yıl sonra da köye ziyarete gelen “Hacı Bektaş-ı Veli evlatlarından” diye nitelendirdiği Bektaş Ulusoy ve kendisi gibi âşık-zakirlerden Dertli Divanî’den “Garip” mahlasını almıştır. Aynı zamanda âşıklığa başlamada bir icazet olan bâdeyi/doluyu rüyada değil de köye gelen Bektaş Ulusoy’un elinden içmiştir.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Edebiyatı; politik, vicdani ve ahlaki bir araç gören şair: Fadıl Öztürk- VİDEO

    Edebiyatı; politik, vicdani ve ahlaki bir araç gören şair: Fadıl Öztürk- VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen Şair ve Yazar Fadıl Öztürk’ü anlatan mücadele arkadaşları, kendisinin edebiyatı sadece estetik değil; politik, vicdani ve ahlaki bir araç olarak gördüğünü söyledi.

    Devrimci, şair ve edebiyatçı kimliği ile tanınan Şair ve Yazar Fadıl Öztürk, 1 Mayıs’ta kanser tedavisi gördüğü Ege Üniversitesi Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü. Balçova Cemevi’nde düzenlenen ve çok sayıda mücadele arkadaşının katıldığı erkan sonrasında Öztürk, Bayındır ilçesine bağlı Gaziler köyünde toprağa sırlandı.

    1955’de Dersim’de doğan Fadıl Öztürk’ün, politik faaliyetleri 1970’li yıllara dayanıyor. Öztürk, siyasi faaliyetleri nedeniyle 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Elazığ’da Devrimci Yol (Dev-Yol) davası kapsamında yargılanarak, müebbet hapis cezası aldı. Çeşitli cezaevlerinde yaklaşık 10 yıl boyunca tutuklu kalan Öztürk, uygulanan genel af kapsamında 1991’de cezaevinden tahliye oldu. Bu dönem dayatılan tek tip elbiseleri protesto eden Öztürk, tek tip elbiseye karşı, açlık grevine girerek, direnenlerden birisi oldu.

    CEZAEVİ YILLARINDA ŞİİR VE DENEMELER YAZMAYA BAŞLADI

    Cezaevi yılları içerisinde Öztürk, edebi olarak derinleşirken, şiir ve denemeler yazmaya başladı. Cezaevindeyken yazdığı şiir dosyası “Suyu Uyandırın Sesim Olsun” ile Enver Gökçe Şiir Ödülü’ne kazandı. Cezaevinden tahliye edildikten sonra edebi ve politik üretimini sürdürmeye devam eden Öztürk, Piya Kolektifi ve Munzur Aydınlar Platformu gibi oluşumlarda yer aldı, pek çok dergi ve gazeteye yazdı.

    DAM VE MUNZUR AYDINLAR PLATFORMU’NUN KURUCU ÜYELİĞİNİ YAPTI

    2004’de “Türkiye’deki Kürtlerin Talepleri” başlıklı bir bildiride imzası yer alan Öztürk, 2005’de kurulan Munzur Aydınlar Platformu’nun koordinasyon kuruculuğu üyeliği yaptı. Dersim Gazetesi ve Dersim Araştırmaları Merkezi’nin de kurucu üyeliğini yapan Fadıl Öztürk, son yıllarda sosyal medya paylaşımları ve yazıları nedeniyle çeşitli soruşturmalarla karşı karşıya kalmıştı.

    YAZILARINDAN DOLAYI YARGILANDI, CEZA ALDI

    5 Ocak 2018’de, Artı Gerçek gazetesindeki yazıları nedeniyle İzmir’deki evinde gözaltına alındı ve 5 gün süren sürecin ardından hakkında açılan davada 1 yıl 10 ay hapis cezası aldı. Ceza, 5 yıl süreyle ertelendi. Son yıllarında Artı Gerçek’te düzenli yazılar yazmaya ve şiirsel üretimini sürdürmeye devam etti.

    Fadıl Öztürk, 2025 yılında yakalandığı akciğer kanseriyle uzun bir mücadele verdikten sonra 1 Mayıs 2025’te İzmir’de Hakk’a yürüdü.

    “1978 YILINDA ELAZIĞ’DA TANIŞTIK”

    Fadıl Öztürk’ün Elazığ’daki mücadele arkadaşlarından Yazar Merih Cemal Taymaz, o sürecin politik yansımalarına değindi. Taymaz, “Fadıl ile 1978 yılında tanıştık. Türkiye’nin ilk savaşa doğru gittiği yıllardı ve Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Elazığ’da da belki çoğu yerden daha şiddetli bir biçimde yaşanan bir çatışma süreci vardı. Burada hem halkın hem de oradaki demokratların, devrimcilerin, kendilerini korumak üzere hazırladıkları birtakım çalışmalar vardı. Savunma çalışmaları ve bunları bunların örgütlenmesine yardımcı olmaya çalıştık. Kaybettiğimiz arkadaşlar oldu. Başka yerlere giden, yakalanan arkadaşlarımız oldu” diye konuştu.

    “ANILARI İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Taymaz, şöyle devam etti:

    “Daha sonra 80 darbesi gelince daha sert koşullar başladı ve savunma savunma tedbirleri de sertleşti elbette. Yani elimizdeki her imkanla böyle bir saldırıyı önlemeye çalıştık. Ama üstesinden gelemedik, sonunda bir yenilgi ortaya çıktı. Birçok arkadaşı kaybettik. O arada Fadıl da bir 8 yıl civarında hapiste kaldı. Başka yerlerde mücadelemize devam etmeye çalıştık. Sonra birden bire her şey sakinleşti, duruldu. Bizde biraz elimiz böğrümüzde kaldı aslında. Böyle içimizde de bir şey kaldı. Yeniden bu ülkenin daha demokratik bir ülke haline gelmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Arkadaşlarımızın anısı için bile olsa bu böyle.”

    “ŞAİRLİĞİNİNİN ÜSTÜNE, AYRICA ÇOK İYİ DEMİRCİYDİ”

    Fadıl Öztürk ile Pia Kitabevi döneminde 4 yıllık çalışması olan belgesel fotoğrafçısı Yücel Tunca, “Fadıl hakikaten bu kişisel dostluğun ötesinde bizim Pia Kültürevi zamanında çok fazla mesaimizin olduğu, çok fazla şey paylaştığımız bir arkadaşımızdı. Mesela benim için işte şairliğinin üstüne, ayrıca çok iyi bir devrimciydi. Ayağa kaldıran insanlardan bir tanesiydi. O yüzden onunla yoldaşlığımızın böyle çok fazla tarifi yok. Özellikle 19997’den 2001’e kadar olan bir dönem içerisinde 4 yılımız hakikaten çok yakın bir mesaideydi. Ben hala kabullenmeme aşamasındayım” diye belirtti.

    “NAİF, KİMSEYİ KIRMAYAN BİRİYDİ”

    “Fadıl naif bir arkadaştı” diyen cezaevinden arkadaşı Mevlüt Yaşar Yücel ise şunları ifade etti:

    “Fadıl’ı hem cezaevi hem de cezaevi çıkışı sonrasında Beyoğlu’ndaki dernekleşme sürecinde bilirim. İzmir’e geldiğinde dönem dönem telefon trafiğimiz oluyordu. En son 10 gün önce görüştük. Fadıl naif bir arkadaştı. Hiçbir zaman kimseyi kırdığını bilmiyorum. Yani herkese iyi niyetiyle davranan bir arkadaş yapısı vardı. Bir kitap hazırlığı vardı ve beni de arayarak, “Bir şeyler düşünüyorum” dedi. Bende, “Benim hakkımda kötü düşünmezsin sen herhâlde” diyerek yazmasını istedim.”

    “DEVRİMCİLİĞİ HAKKIYLA YAPTI”

    Yine Aydın ve Nazilli cezaevlerinde beraber kaldığı bir diğer yoldaşı, “Aydın cezaevinde başlayan arkadaşlığımız ölüme kadar sürdü. Aydın ve Nazilli’de cezaevlerinden 4 yıla yakın birlikte olduk. Fadıl yol yürüyecek bir arkadaşımızdı. Naif bir arkadaşımızdı. Biz onun yoldaşlığından çok memnun kaldık. Ve o yoldaşlık duygularıyla bu güne kadar geldik. En son 10 gün önce görüştük. Ölümü bizler için çok büyük. Çünkü devrimcilik öyle her insanın yapacağı bir olay değil. Fadıl, bunu hakkıyla yaptı ve yaşamının sonuna kadar da bunu götüren bir arkadaştı.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 4. yılı; Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmak için mücadele etti-VİDEO

    Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 4. yılı; Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmak için mücadele etti-VİDEO

    PİRHA-Armutlu Cemevi eski Başkanı Zeynep Yıldırım, Hakk’a yürümesinin 4. yılı. Yıldırım, İstanbul’da yakalandığı koronavirüs nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve 22 Nisan 2021 tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    22 Nisan 2021 tarihinde Koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürüyen Armutlu Cemevi eski Başkanı Zeynep Yıldırım Hakk’a yürümesinin 4. yılı. Armutlu Cemevi’nden Hakk’a uğurlanan Zeynep Yıldırım, Gazi Mezarlığı’nda kardeşinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    Zeynep Yıldırım’ın hemen ardından eşi Haydar Yıldırım da tedavi gördüğü Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde 29 Nisan 2021 tarihinde Koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürümüş ve Ankara’da bulunan annesinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    2018 YILINDA TUTUKLANMIŞTI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Sarıyer Şube’ye bağlı Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Temmuz 2018’de cemevine yapılan baskında polisin cemevine işemesine sert tepki verdiği için aynı hafta içinde gece yarısı evine düzenlenen polis baskınında gözaltına alınmıştı. Zeynep Yıldırım, 26 Temmuz 2018’den tutuklanmış, Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Yıldırım daha sonra Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti. 20 Nisan 2020’de İstanbul Çağlayan Adliyesi, 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında Yıldırım tahliye olmuştu.

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, “Ben baskını teşhir ettim. Cemevine işediklerini, duvarlara hakaretler küfürler yazdıklarını, üç hilal yaptıklarını teşhir ettim. Tüm Alevi kurumlarına çağrıda bulundum. Hepsi de geldiler. Büyük bir tepki gösterdik ve bunu kaldıramadılar” diye konuşmuştu.

    “FAŞİZME KARŞI ONURUMUZU KORUMAK İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ” DEMİŞTİ

    Zeynep Yıldırım, Can TV’ye verdiği mülakatta da neden tutuklandığına dair şöyle konuşmuştu:

    “Alevi bir aileden geliyorum. Alevi geleneklerine göre yetiştirildim. Bu suçların en büyüğünü işlemiş durumdayım. Niye alındım? Toplumumuza bakıyorsun, Alevilere yönelik gerçekleştirilen zulme bakınca hiç yadırgamadım. Maraş’a bakıyorsun, Maraş katliamcıları bugün meclisteler. Hem de baş tacı olmuş bir şekilde. Çorum’a bakıyorsun Çorum öyle… Dönüp arkamıza baktığımızda Kerbela’dan beridir böyle bu durum. Sivas’ta 35 insanı diri diri yaktılar ve katilleri bulamadılar, yargılamadılar. Oraya anmaya giden, oranın anıt olması için direnen insanlar gözaltına alındı işkenceler gördüler. 12 yaşındaki çocuğu yaktılar. Suçu  bağlama çalmak. Yani Alevi olmak bu ülkede başlı başına suçtur. Alevilik aydınlığı beraberinde getirir, bilimi beraberinde getirir. Biz aydınlığı temsil ettiğimiz için bizi karanlıkta boğmak, şükürcü mantığını güçlendirmek istiyorlar. Bunlara karşı çıkacak kimler var? Aleviler var, demokratlar var… Benim alınmamım en büyük nedeni Yezid’e karşı mücadele etmemizdir. Hz. Hüseyin efendimizin dediği gibi mazlumdan yana olacağız. Hz. Hüseyin Yezid’e ne için direndiyse, mazlumun hakkını korumak için kendi canından vazgeçtiyse biz de şimdi emperyalizme ve faşizme karşı halkımızı ve onurumuzu korumak için mücadele veriyoruz.”

    HEP İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ İSTEDİ

    Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmak için mücadele ettiğini belirten Zeynep Yıldırım, “Biz inanç özgürlüğü istiyoruz. İnancımızı istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz. Cemevlerimizde ibadet etmek istiyoruz. Bizlere hakaret ediyorlar, cemevine cümbüş evleri diyorlar. Ne kadar çirkin bir üslup bu. Biz hiç kimsenin kutsalına dil uzatmayız. Herkesin inancına sonuna kadar saygı duyarız. Herkes nasıl inanıyorsa öyle yaşasın isteriz. Bu demokrasidir zaten. Olması gereken budur. Demokrasi ve adalet yoksa o ülke de yoktur” demişti.

    ZEYNEP YILDIRIM KİMDİR?

    Amasya doğumlu Zeynep Yıldırım, soğuk bir kış günü 1972’de ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Yıldırım, tekstil sektöründe çalışarak hayatını sürdürdü. Yaşadığı yoksulluğa, zorluklara, baskılara, haksızlıklara hep başkaldırdı, mücadele etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yazar Haydar Işık, Hakk’a yürüyüşünün 3. yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    Yazar Haydar Işık, Hakk’a yürüyüşünün 3. yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Yazar Haydar Işık, Hakk’a yürüyüşünün 3. yılında Almanya’da mezarı başında anıldı. 

    17 Aralık 2021 tarihinde Hakk’a yürüyen Yazar Haydar Işık, Hakk’a yürüyüşünün 3. yılında Almanya’da mezarı başında anıldı.

    Mezardaki anmanın ardından Almanya’nın Münih kentinde anma programı düzenlendi. Anma programında Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik, Dersim İnşa Kongresi (DİK) üyesi Ali Güler, gazeteci Erdal Er, Ahmet Kahraman ve Ali Çatakçı’nın konuşmalarının ardından sinevizyon gösterimi yapıldı.

    HAYDAR IŞIK KİMDİR?

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde 1937 yılında dünyaya gelen Haydar Işık, öğretmenlik meslek hayatı ardından İzmir’de Eczacılık Yüksek Okulu’nu bitirdi. Işık, 1974 yılında Almanya’daki göçmen çocuklara öğretmenlik yapmak üzere gönderildi.1980 Askeri darbe sonrası vatandaşlıktan çıkarılan Işık’ın tüm mal varlığına da el konuldu. Sonrasında gelen uzun yıllar boyunca Haydar Işık sürgünde yaşamak zorunda kaldı.

    Dersim katliamı sırasında kundakta bir bebek olan Işık’ın 80’li yılların başında Dersimli Memik Ağa adında yayınlanan kitabı, büyük etki yaratmıştı. Yazarın ‘Dêrsim Tertelesi, Şafağı Beklemeyeceğiz, Şerkoy’dan Sultan Selahaddin Eyyubi’ye, Son Sığınma’ isimli kitapları da bulunuyor.

    Kürt-PEN başkanlığı da yapan Eğitimci Yazar Haydar Işık, yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle yaşamını yitirmişti.

    PİRHA/ALMANYA

  • Hakk’a yürüyen Hüseyin Cem Sizer’in 40 lokması verildi-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Hüseyin Cem Sizer’in 40 lokması verildi-VİDEO

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi sonrası Hakk’a yürüyen CAN TV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer’in kırk lokması verildi. 

    27 Ekim tarihinde kalp krizi geçirdikten sonra hastaneye kaldırılan CAN TV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer, 4 gün süren müdahalelere rağmen kurtarılmayarak Hakk’a yürümüştü.

    Hakk’a yürüyen Hüseyin Cem Sizer için bugün Adıyaman’a bağlı Paşamezrası Köyü’nde kırk lokması verildi.

    Kırk lokmasına Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şube Başkanı Ali Sekman, Alevi Kültür Dernekleri Rıza Tanrıverdi Cemevi Başkanı Hasan Çalış, Demokratik Alevi Dernekleri Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Melek Ruşen, Ağuçan Ocağı evlatlarından Hüseyin Güzel, CAN TV ve Pir Haber Ajansı çalışanlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Kureyşan Ocağı Pirlerinden Garip Bozkurt’un verdiği lokma gülbengi sonrasında lokmalar gelenlere pay edildi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • ‘Hüseyin Gazi Metin Dede Yol’un aşığı bir toplumsal hafızaydı, yeri asla doldurulmayacak’

    ‘Hüseyin Gazi Metin Dede Yol’un aşığı bir toplumsal hafızaydı, yeri asla doldurulmayacak’

    PİRHA- Beyin ameliyatı sonrasında yoğun bakıma alınan ve bu sabah Hakk’a yürüyen Hüseyin Abdal Ocağı Dedelerinden Hüseyin Gazi Metin’in kaybı büyük üzüntü yarattı. Yola olan hizmetleri ve direnci bilinen Hüseyin Gazi Metin Dede için Aleviler sosyal medyada duydukları derin üzüntüyü dile getirdiler. 

    Yaklaşık 4 aydır hastalıklarından dolayı tedavi gören Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin, Antalya’da beyin ameliyatı olmuştu. Hüseyin Gazi Metin Dede, bu sabah Hakk’a yürüdü.

    Hüseyin Gazi Metin Dede 30 Kasım Cumartesi günü saat 11.00’de Antalya Kızılarık Cemevinden uğurlanacak. Metin Dede, Pazar günü veya Pazartesi Divriği Çamşığı’da toprağa sırlanacak.

    Hüseyin Gazi Metin Dedenin Hakk’a yürümesi Alevi toplumunda büyük üzüntü yarattı. Sosyal medyada Aleviler şu mesajları paylaştılar:

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) :Halkın dertlerini sazıyla söze döken Hakk Aşığı ozanımız, Anadolu Alevi öğretisinin yol hizmetkarı, Madımak Katliamı’nda Pir Sultan’a yoldaş eylediği Handan Metin’in amcası, Gülsün Karababa’nın dayısı, Sivas Madımak Oteli’nde işlenen insanlık suçu davalarının yılmaz mücadelecisi, Pir Sultan Abdal örgütümüzün Genel Merkez Yöneticiliği yapmış, hepimizin Yol Önderi, mücadele yoldaşı, moral ve güç kaynağımız Hüseyin Gazi Metin Dedemiz Hakk’a yürümüştür. Muhabbetlerinde, cemlerinde Alevi inancının evrensel yanını öne çıkaran Hüseyin Gazi Metin Dedemiz’in Hakk’a yürümesi hepimizi derinden üzmüştür.
    Devri Daim Olsun. Başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerinin başı sağolsun. Mücadelemizdeki yerini asla unutmayacağız. Yıldızlar yoldaşı olsun.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) : Alevi-Bektaşi Örgütlülüğünün ve inancının önde gelen dedelerinden değerli büyüğümüz, Hüseyin Abdal Ocağı Dedesi, Hüseyin Gazi Metin Dede Hakk’a yürümüştür. Devri Daim Olsun.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK): Alevi toplumu olarak güne üzücü bir haberle başladık. Yol önderimiz, yoldaşımız, pirimiz sevgili Hüseyin Gazi Metin Dede’mizi Hakk ile hakk olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız.
    Hayatını Alevi toplumunu ve değerlerini yaşatmaya adayan sevgili dedemiz, bizler için bir mihenk taşı olmuştur. Zakirlikten, dedeliğe, âşıklıktan yazarlığa, halk ozanlığından mücadele alanlarına ses olmuş, can vermişti. Toplumsal değerlerimizin özüne kavuşması için canla başla çalışmış, hayatını ve enerjisini buna adamıştı. 1939 yılında Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Şahin köyünde dünyaya gelen pirimiz, aynı zamanda Çamşıh yöresi şairlerindendi. Eski bir maden işçisi olan ve sendikal mücadelenin ön saflarında yer alan dedemiz, emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşip heybesinde taşıdığı Alevilerin hak arama mücadelesini sürdürmüştü.
    Saza küçük yaşlarda başlayan Hüseyin Gazi Metin, şiirlerinde genelde Gazi Metin, bazen de Hüseyin Gazi mahlaslarını kullanmıştır. Âşıklık geleneğine yönelmesinde, Battal Karababa, Ali Metin, Mehmet Ali Karababa, Mahmut Erdal ve Feyzullah Çınar’ın büyük etkisi olmuştur.
    Madımak Katliamı’nda toplumuyla omuz omuza yürüyen, kalemiyle Alevilerin kendine özgü bir inanç olduğunu kâğıda döken, enerjisiyle hem coğrafyamızı hem de Avrupa’yı adımlayan dedemizin anısı yaşatmanın yolu fikirlerini ve ideallerini geleceğe taşımaktan geçmektedir. Bizler, onun anısı ve mücadelesi önünde saygıyla eğilirken, değerlerimizi yaşatacağımızın sözünü tekrar yineliyoruz.
    Aşk olsun elde kürek maden kazan, dilde kelam hakikati arayan dedemize. Yüreğinden umudu, gözlerinden ışıltıyı hiç eksik etmeyen pirimize…

    PSAKD Geçmiş Dönem Genel Başkanı Gani Kaplan: Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde uzun yıllar birlikte GYK üyeliği yaptığımız, ömrünü Yola adamış Hüseyin Gazi Metin dedenin Hakk’a yürüdüğünü öğrendim. Çok üzgünüm. Dedemizin devri daim olsun.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat: Üzgünüz.. Hüseyin Gazi Metin Dedemizi kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Yıllarca Alevi hak mücadelesinde öncü bir rol üstlenen, inançsal hizmetlerde ve toplumsal dayanışmada örnek bir duruş sergileyen, gençlere yol gösteren Hüseyin Gazi Metin Dedemizi sonsuzluğa uğurladık. Mücadelesi, insanlığa kattığı değerler ve mirası daima hafızalarımızda yaşayacak. Hakkaniyetle sürdürdüğü hem inançsal hem toplumsal hizmetleriyle toplumumuzun hafızasında unutulmaz bir iz bırakan Dedemizin yeri asla doldurulamayacak. Devrin daim, toprağın bol, ışığın sonsuz olsun Hüseyin Gazi Metin Dedemiz. Seni saygıyla, sevgiyle ve özlemle anacağız.

    Sanatçı Ferhat Tunç: Hüseyin Gazi Metin dedemizin beyin ameliyatı sonrasında Hakk’a yürüdüğünü derin bir üzüntüyle öğrendim. Hüseyin Abdal Ocağı Dedelerimizden Hüseyin Gazi Metin’i 2 Temmuz anmalarında elinden düşürmediği bağlaması ve güler yüzüyle hep hatırlayacağım. Dedemizin devri daim olsun. Ailesi başta olmak üzere tüm Alevi canlarımızın başı sağolsun.

    Yazar Ayhan Aydın: Günümüzün en önemli Alevi Yol önderlerinden Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından, Halk Ozanı Hüseyin Gazi Metin Dedemiz Hakk’a nail olup sonsuzluk alemine göçmüştür. Nurlarda yatsın. Devr-i daim olsun.

    Yazar Süleyman Zaman: Bu değerli insan 29.11.2024 günü don değiştirerek sonsuzluğa uçtu. Hüseyin Gazi Metin Dede, ürettikleriyle ölümsüzlüğe ulaşmıştır. Hüseyin Gazi Metin Dede’nin menzili ışıklı, dönüşü asan, devri daim olsun.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat: Yaşamını, özünü Yolumuza adayan inanç önderimiz, Alevi hak mücadelesinin her zaman en ön saflarında yer alan Sevgili Hüseyin Gazi Metin Dedemizin hakka yürüdüğünü derin bir üzüntü ile öğrendik. Gazi Metin Dede, Pir Sultan’ın yolundan ve izinden taviz vermeden yolumuza hizmet etti. Zalimin ve zulmün her daim karşısında durdu. Yezid’e biat etmedi. Gazi Metin Dedemizin devri daim mekanı nur olsun. Anılarını her daim yaşatacağız ve bıraktığı mirası gelecek kuşaklara aktarmak için çalışacağız.

    CAN TV Programcısı Elif Tabak: Hüseyin Gazi Metin Dedemiz de bizleri terk edip ölümsüzlerin kervanına katılmış. Bundan sonra onu Maraş’ta ve Sivas’ta en önde telli kuranıyla yürürken göremeyeceğiz ama kadını yücelten, bozuk düzene kafa tutan ve bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır düsturuyla yazılan şiirleriyle sol yanımızda yaşamaya devam edecek. Uğurlar Olsun maden ocaklarının direnişçisi, uğurlar olsun Alevi inancının öğretmeni, uğurlar olsun pirlerin piri Pir Sultan’ın torumu. Selam söyle mücadele yoldaşlarına, Madımak’ta ateşle semaha duran 33 canla kucaklaş ve bitir bu hasreti!

     Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Sevim Yalıncakoğlu: Canım Dedem, canım dayım. Hakk’a yürüdü canım Hüseyin Abdal Ocağı Dedesi Hüseyin Gazi Metin Dedem. Son telefon konuşmamızda duyduğum cümleleri güç verdi bana. Öğütleri hep aklımda olacak. Uğurun açık olsun Dedem. Nefesini dillendirdiğin, nefesinde dillendirdiğin aşıklar, sadıklar, erenler, evliyalar yoldaşın olsun!

    Divriği Kültür Derneği: Divriğimizin yetiştirdiği en büyük ozanlardan biri olan Hüseyin Gazi Metin Dede vefat etmiştir. Divriği’nin ve Çamşıh yöresinin tanıtılmasında çok büyük katkıları olmuş , aynı zamanda Alevi kültürüne de çok katkı vermiş ve Alevi kitleleri içerisinde de etkin bir şekilde yer almıştır. Mekanı cennet olsun, ışıklar yoldaşın olsun. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

    Britanya Alevi Federasyonu Geçmiş Dönem Başkanı İsrafil Erbil: Yaşamını Yol’umuzu yaşatmaya adamış, çok kıymetli bir Yol önderimizi Hakk’a uğurladık. Uğurlar olsun kıymetli Hüseyin Gazi Metin dede, yıldızlar yoldașın, devrin daim olsun.

    Yahya Erdoğan: Çamşıhı’da yetişmiş ozanlarımızdan, Alevi inancı ve kültürüne sahip çıkan ve bu uğurda her yerde mücadelesini veren Ozan Hüseyin Gazi Metin’in, uzun süredir mücadele ettiği amansız hastalığa tedavi gördüğü hastanede ne yazık ki yenik düştüğünü ve Hakk’a yürüdüğünü üzülerek öğrendim. Kendisine Allah’tan rahmet, kederli ailesine, Çamşıhı’ya, sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Devr’i daim olsun.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Hüseyin Gazi Metin Dede, Antalya’da yoğun bakıma alındı
    Hüseyin Gazi Metin Dede Hakk’a yürüdü!

     

     

  • HDP Malatya eski Eş Başkanı Yusuf Bozkuş toprağa sırlandı-VİDEO

    HDP Malatya eski Eş Başkanı Yusuf Bozkuş toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Bir önceki dönem HDP Malatya İl Eş Başkanlığı yapan ve Malatya milletvekili adayı olan Yusuf Bozkuş kanser tedavisi gördüğü İzmir’de Hakka yürüdü. Bozkuş memleketi Akçadağ’a bağlı Ören Mahallesi’nde toprağa sırlandı.

    Bir önceki dönem HDP Malatya İl Eş Başkanlığı görevinde bulunan Yusuf Bozkuş, kanser tedavisi gördüğü İzmir’de Hakk’a yürüdü.

    Hakk’a yürüyen Bozkuş toprağa sırlanmak üzere memleketi Malatya’ya getirildi. Akçadağ ilçesine bağlı Ören Mahallesi’ndeki erkana Demokratik Bölgeler Parti (DBP) Kadın Meclisi Sözcüsü Berivan Bahçeci, DBP MYK üyesi Hayrettin Altun, DBP PM üyeleri Faruk Tatlı, Sabuha Akdağ, Hacı Kabak, DEM Parti PM üyesi İsa Gürbüz’ün yanı sıra kentteki sendika ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile yakınları katıldı.

    Bozkuş, yapılan erkan ardından toprağa sırlandı.

    1961 doğumlu Bozkuş, Halkların Demokratik Partisi Malatya İl Eş Başkanlığı görevinin yanı sıra Malatya milletvekili aday adayı olmuş, sonrasında ise Halkların Demokratik Partisi Parti Meclisi Üyeliği görevini yürütmüştü.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • FEDA: Halil Ateş’in özlem ve taleplerini gerçekleştirmenin kararlığında olacağız

    FEDA: Halil Ateş’in özlem ve taleplerini gerçekleştirmenin kararlığında olacağız

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu, uzun yıllardır Almanya’da sürgünde yaşayan ve dün Hakk’a yürüyen Halil Ateş’e (Apo Xelil) dair taziye mesajı paylaşarak, “O; diline, kimliğine, inancına ve kültürüne sahip çıkmaktan da bir an olsun geri durmadı” dedi.

    Dersim’de uzun yıllar demokratik alanda mücadele eden Halil Ateş dün Almanya’da Hakk’a yürüdü. Hakkında açılan davalar nedeniyle sürgünde yaşamak zorunda bırakılan Ateş, Almanya’da uzun yıllardır demokrasi mücadelesi yürütüyordu.

    Halil Ateş’in (bir diğer ismiyle Apo Xelil) Hakk’a yürümesine dair taziye mesajı yayınlayan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Ateş’in sürgün olarak geldiği Almanya’da dahi ileri yaşına rağmen demokrasi mücadelesi içerisinde yer aldığını kaydetti.

    “İLERİ YAŞINA RAĞMEN MÜCADELEYİ GÖREV BİLDİ”

    Demokratik Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Bir değerimiz daha aramızdan göçtü. İnançlı, kararlı, davasına bağlı ve sadık bir can dostumuzu daha kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. Toprağına, kutsallarına, inancına ve inanç değerlerine sevdalı canımız, büyüğümüz Halil Ateş abimiz Hakk’a yürüdü.

    2014 yılında MGK’nin Çöktürme Planı ile Demokratik Siyasetin tasfiye edilmek istenmesinden Halil canımız da nasibini almıştı. O da 15 Temmuz darbe tiyatrosu sonrasında AKP- MHP faşist iktidarının Kürtlere, Alevilere, yurtseverlere ve devrimcilere dönük zulüm ve baskı politikaları sonucu kutsal topraklarını terk ederek Almanya’ya gelmek zorunda kalmıştı. Almanya’ya gelir gelmez ileri yaşına rağmen mücadele içinde olmayı görev bildi. Hem siyasal alanda, hem sosyal, kültürel ve inanç alanında büyük bir özveri ve fedakarlıkla üzerine düşenleri yerine getirmeye çalıştı.

    “ONUN ÖZLEMLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMENİN KARARLIĞINDA OLACAĞIZ”

    2021’de covid virüsü onu etkin ve faal olmaktan alıkoydu. Ancak o, bu ilet hastalığa rağmen diline, kimliğine, inancına ve kültürüne sahip çıkmaktan da bir an olsun geri durmadı. Dergah ve Komel çevresindekilerin Halil abisi, yoldaşı ve canı olarak Dortmund’da kimseye nasip olmayan itibarın ve sevginin adı oldu. Halil canımızı çok sevdiği kutsal topraklarına sağ gönderememenin büyük acısı ve ezikliğini yaşıyoruz. Ona sözümüz olsun ki nahak zihniyetin inkar, asimilasyon ve soykırıma karşı mücadele de daha kararlı ve daha örgütlü olacak, onun özlem ve taleplerini gerçekleştirmenin kararlığında olacağız. Devrin daim, yıldızlar yoldaşın olsun! Mekanın gönüller olsun! Oxur bo Apo Xelil!”

    PİRHA/ALMANYA

  • Hakk’a yürümesinin 6. yılı; Bektaş Piroğlu talibinin yüzünü doğruya çevirendi-VİDEO

    Hakk’a yürümesinin 6. yılı; Bektaş Piroğlu talibinin yüzünü doğruya çevirendi-VİDEO

    PİRHA- Pir Bektaş Piroğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün 6. yılı. Musa-i Kazım Ocağı evlatlarından olan Piroğlu, her yıl taliplerine ziyaretlerde bulunup Yol erkan yürüten sevilen bir dedeydi. 

    Talibinin eşiğinden ayağını ayırmayan, talibinin yüzünü güneşe, aya, iyiye, doğruya, güzele çeviren Pir Bektaş Piroğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün 6. yılı.

    Musa-i Kazım Ocağı evlatlarından Bektaş Piroğlu, 6 yıl önce Manisa’nın Turgutlu İlçesi’ne bağlı Çepnidere köyünde aşure paylaşıldığı saatlerde konuşma yaparken kalp krizi geçirerek Hakk’a yürümüştü.

    Piroğlu, vasiyeti üzerine Manisa’nın Dilek köyünde deyiş ve semahlarla sırlanmıştı. Piroğlu, uzun yıllar taliplerine ziyarete giden, Yol, erkan yürüten ve herkes tarafından sevilen bir dedeydi.

    BEKTAŞ PİROĞLU KİMDİR?

    Bektaş Piroğlu Dede, Musa-i Kazım Ocağı evlatlarından. Çepni Alevilerinden olan Piroğlu 1938 yılında Antep’in Nizip İlçesi’ne bağlı Köseler köyünde doğdu. Babası ise Ali Piroğlu. Bektaş Piroğlu, 1960 yılından beri dedelik yapıyordu. Türkiye’de, Balkanlarda, Avrupa’da, Alevilerin bulunduğu her yerde inanca hizmet etti. Batı Anadolu olmak üzere bazı yörelerde yaşayan Türkmen, Çepni Alevilerin post dedesi ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu üyesi Piroğlu 79 yaşındaydı.

    Piroğlu’nun Hakk’a yürümeden önce yaptığı son konuşması şöyleydi:

    PİRHA/İSTANBUL

  • Turan Eser’in Hakk’a yürüme erkanı 28 Eylül’de Basel’de gerçekleşecek

    Turan Eser’in Hakk’a yürüme erkanı 28 Eylül’de Basel’de gerçekleşecek

    PİRHA-  İsviçre’de Hakk’a yürüyen Alevi aydını /Yazar Turan Eser’in Hakk’a yürüme erkanı 28 Eylül’de Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu “Turan Eser’i uğurlamak üzere, tüm gönül dostlarımızı ve canlarımızı bir araya gelmeye davet ediyoruz” dedi. 

    Türkiye’de ve Avrupa’da uzun yıllar Alevi Yolu’na hizmet eden, önceki dönemler Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlığı da yapan Alevi aydını Turan Eser ,İsviçre’de Hakk’a yürüdü. Eser, akciğer kanseri tedavisi görüyordu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Eser’in Hakk’a yürüme erkanına dair programı paylaştı. Açıklamada, Eser’in erkanının 28 Eylül Cumartesi günü saat 12.00’de Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşeceği belirtildi.

    “ESER’İ UĞURLAMAK ÜZERE TÜM CANLARI BİR ARAYA GELMEYE DAVET EDİYORUZ”

    AABK tarafından yapılan bilgilendirmede, “Derin bir üzüntüyle sizlere kıymetli yol yoldaşımız Turan Eser’in Hakk’a yürüdüğünü bildiriyoruz. Onun aydınlık yolu, yüce gönlü ve insan sevgisiyle dolu yaşamı bizlere daima ışık olacak. Hakk’a uğurlama erkânı Cumartesi 28.09.2024 saat 12:00 da Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezimizde gerçekleşecektir.

    Adres: Elsässerstrasse 209 4056 Basel/İsviçre

    Turan Eser’i uğurlamak üzere, tüm gönül dostlarımızı ve canlarımızı bir araya gelmeye davet ediyoruz. Bu anlamlı erkânla yoldaşımızı Hakk’a uğurlayacağız. Birliğimiz ve dirliğimiz daim olsun, Turan Eser’in ışığı her daim Yolumuzu aydınlatsın. Eser ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyor, acılarını paylaşıyoruz. Devri daim olsun” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Turan Eser Hakk’a yürüdü

    Alevi toplumunda büyük üzüntü: Turan Eser Alevi örgütlülüğünün emektarı, dost, yoldaş, abi; acımız tarifsiz!

     

  • Barış Grubu üyesi Ali Şükran Aktaş Malatya’da toprağa sırlandı-VİDEO

    Barış Grubu üyesi Ali Şükran Aktaş Malatya’da toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Barış Grubu üyesi Ali Şükran Aktaş, memleketi Malatya’da toprağa sırlandı. Gazeteci Haydar Ergül, Aktaş ile birlikte Türkiye’ye geliş nedenlerini, “İnkarcı cumhuriyeti, demokratik bir cumhuriyete dönüştürmek için barış talebine cevap verdik” sözleriyle anlattı. 

    Kanser tedavisi gördüğü İzmir’de 12 Ağustos’ta yaşamını yitiren Ali Şükran Aktaş, memleketi Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Darıca Mahallesi’nde toprağa sırlandı. Aktaş Avrupa’dan Türkiye’ye 29 Ekim 1999’da gelen İkinci Barış Grubu üyesiydi.

    Hakk’a yürüme erkanına Aktaş’ın ailesinin yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, siyasetçi Sebahat Tuncel, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ile çok sayıda sivil toplum örgütü, kurum, kuruluş ve siyasi parti temsilcisi katıldı.

    Darıca Cemevi’nde yapılan erkana katılanlar Aktaş’ın fotoğrafını taşıdı. Erkan çerağ uyandırılması ile başlarken, burada konuşan Aktaş’ın kardeşi Fadime Aktaş, “Kürt halkının başı sağ olsun” dedi.

    “BARIŞ ÇAĞRISINA CEVABEN GELDİ”

    Aktaş ile birlikte aynı Barış Grubu içerisinde yer alan gazeteci Haydar Ergül, Aktaş’ın mücadele dolu bir yaşam sürdüğünü belirtti.

    Ergül, “Kimse isteyerek cezaevine girmez. Ama Ali arkadaş, barış çağrısı doğrultusunda gönüllü olarak buraya geldi. ‘Cezaevinde ne kadar kalırız’ tartışmasını yapmadı. Özgürlük, demokrasi ve barış olsun diye geldi. Birlikte gözaltında 4 gün ağır bir süreç yaşadık. Pes etmedi ve direndi. Mütevazi bir arkadaştı ve davasına bağlıydı. Özverili ve fedakar bir yürüyüşçüydü. Sürekli direnen, yoğunlaşan, çözüm arayan demokrasi ve özgürlüğün sağlanması için barışın sağlanması gerektiğini bilen biriydi. En aktif çalışan kişiydi ama hep arka plandaydı” diye konuştu.

    Barış grubu olarak Cumhuriyetin kuruluş yıldönümü olan 29 Ekim’de Türkiye’ye giriş yaptıklarını ifade eden Ergül, “Geliş tarihimiz de önemliydi. İnkarcı cumhuriyeti, demokratik bir cumhuriyete dönüştürmek için barış talebine cevap verdik. Ali arkadaş da bu taleple buradaydı. Ali arkadaş haktan geldi, hakikate yürüdü” diye belirtti.

    BAYINDIR: HAKİKAT MÜCADELESİ VERDİ

    Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Ali arkadaş Kürt halkının bir dervişiydi. Hakikat mücadelesini verdi. Biz de hakikat mücadelesi veren arkadaşlarımızın yolundan yürümeye devam edeceğiz. Barış çağrısıyla buraya geldi ve burada mücadelesini vermeye devam etti. 1999’dan bu yana aynı inkar zihniyeti hala devam ediyor. Ama ona karşı Ali arkadaş gibi birçok arkadaşımız mücadele etmeye devam etti. Onun arkadaşları olan milyonlar da onun yolunda yürümeye devam edecek” diye konuştu.

    HATİMOĞULLARI: TÜRKİYE İÇİN BİR ŞANSTI

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları ise şunları söyledi:

    “Ali Şükran Türkiye halklarının barış içerisinde yaşam mücadelesini çok iyi benimsemiş bir devrimciydi. Türkiye barış meclisi ve Türkiye için büyük bir şanstı. Ali Şükran gibi arkadaşlar sadece Kürt halkının değil, Türkiye’de bütün halklarla bir arada yaşam kültürünün tohumlarının atılmasında çok tarihi çalışmalara imza attılar.”

    Verilen gülbenglerin ardından Aktaş, vasiyeti üzerine köy mezarlığına götürüldü. Kadın siyasetçilerin omuzlarında taşınan cenaze, mezarlığa alkış ve zılgıtlarla getirildi. Aktaş, annesinin yanına toprağa verildi.

    Aktaş’ın toprağa sırlanmasının ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Ömrü mücadele ve sürgünle geçen Fadime Aksoy trafik kazasında Hakk’a yürüdü

    Ömrü mücadele ve sürgünle geçen Fadime Aksoy trafik kazasında Hakk’a yürüdü

    PİRHA- İngiltere’de Alevi hak mücadelesi ve politik mücadelenin tanınan isimlerinden olan 77 yaşındaki Fadime Aksoy Elbistan’da geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüdü. 

    1947 yılında Elbistan’ın Kistik (Günaltı) köyünde doğan ve 30 yıldır İngiltere’de sürgün yaşayan 8 çocuk annesi Fadime Aksoy (77) dün Maraş Elbistan’a bağlı Özbek Köyü yakınlarında geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüdü.

    Edinilen bilgiye göre Özbek köyü yakınlarında ilerleyen araç yol kenarındaki tarlaya girerek takla attı. Ters dönen otomobildeki yolculardan Fadime Aksoy olay yerinde Hakk’a yürürken, araçtaki 3 kişi ise yaralandı.

    Durumun sağlık ekiplerine bildirilmesinin ardından Fadime Aksoy ve yaralılar Elbistan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Fadime Aksoy’un cenazesi Maraş Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

    3 oğlundan biri olan Mehmet Ali Aksoy’u çatışmalı süreçlerde kaybeden Fadime Aksoy, Elbistan ve yine İngiltere’de Alevi hak mücadelesi, toplumsal olaylar ve politik mücadelede  tanınan bir isimdi.

    Elbistan’da kaldığı dönemde çokça devlet baskısına maruz kalan Fadime Aksoy, tüm çocuklarının ve kardeşlerinin İngiltere’de olmasından dolayı 30 yıl önce İngiltere’ye giderek  sürgün olarak yaşadı.

    Aksoy, yarın Elbistan’a yapılacak Hakk’a yürüme erkanı sonrasında İngiltere’de toprağa sırlanacak.

    PİRHA/ELBİSTAN

     

  • Adıgüzel Erbaş Dede’nin Hakk’a yürümesinin 1. yılı

    Adıgüzel Erbaş Dede’nin Hakk’a yürümesinin 1. yılı

    PİRHA- Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı pirlerinden Adıgüzel Erbaş’ın Hakk’a yürümesinin bugün 1. yılı. Erbaş, solunum ve böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü Çorum Erol Olçuk Eğitim ve Araştırması Hastanesi’nde Hakk’a yürümüştü. 

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı pirlerinden Adıgüzel Erbaş, sağlık sorunlarıyla nedeniyle tedavi gördüğü Çorum Erol Olçuk Eğitim ve Araştırması Hastanesi’nde 30 Haziran 2023 tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    Adıgüzel Dede, Çorum Alaca’ya bağlı Karatepe Köyü’nde toprağa sırlanmıştı. Adıgüzel Dede’nin vasiyeti üzerine erkanı deyişler ve gülbenglerle gerçekleşmişti. Ömrünü Alevi inancı ve öğretisinin yaşatılmasına adayan Dede Adıgüzel Erbaş’ın isteği yerine getirilmiş oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • PİRHA kurucularından Turabi Kişin’in babası Selim Kişin toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA kurucularından Turabi Kişin’in babası Selim Kişin toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Ajansımız PİRHA’nın eski haber müdürü Turabi Kişin’in Hakk’a yürüyen babası Selim Kişin, Bingöl’ün Cafran (Dallıtepe) Köyü’nde toprağa sırlandı.

    Pir Haber Ajansı’nın kurucularından, ajansımızın eski haber müdürü Turabi Kişin’in babası Selim Kişin gece saatlerinde Hakk’a yürüdü. Kişin hastalığı sebebiyle uzun süredir tedavi görüyordu.

    Selim Kişin, bugün saat 14.00’te Bingöl’ün Cafran (Dallıtepe) Köyü’nde çok sayıda kişinin katıldığı Hakk’a uğurlama erkanı sonrasında toprağa sırlandı. Kişin için taziyeler 3 gün boyunca Cafran Köyü’nde kabul edilecek.

    PİRHA/BİNGÖL

     

  • DAD: Yeter Ana’nın adalet arayışı ve mücadelesi bizlere delil olacaktır

    DAD: Yeter Ana’nın adalet arayışı ve mücadelesi bizlere delil olacaktır

    PİRHA- Madımak Katliamı’nda iki kızını kaybeden ve yıllardır adalet mücadelesi veren Yeter Sivri’nin Hakk’a yürümesine dair açıklama yapan DAD Genel Merkezi, Sivri’nin yaşamının her anını adalet için meydan açma çabasıyla geçirdiğini belirtti. Açıklamada, “Evlat acısını yüreğinde taşıyarak 31 yıl mücadele etti. Yeter Ana’nın arayışı toplumsal bir arayıştı. Bu arayışta gayreti, inancı, duruşu bizlere delil olacaktır” denildi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta dinci faşist kalabalıkların cuma namazından çıkışta Madımak otelini yakması sonucu 33 kişiyle birlikte yaşamını yitiren Asuman ve Yasemin Sivri’nin annesi Yeter Sivri, bir süredir tedavi gördüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nde dün Hakk’a yürüdü. Yeter Sivri, 31 yıl boyunca evlatlarının katillerinin ve azmettirenlerin yargılanması için mücadele ettti.

    Hakk’a yürüyen Yeter Sivri’yi anan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, katliam gününden Hakk’a yürüdüğü güne kadar adalet yerini bulsun, katiller yargılansın diye ömrünü adliye koridorlarında geçiren Yeter Sivri’nin adalet meydanı açmaya dair mücadelesinin kendileri için delil olacağına vurgu yaptı.

    Açıklamada, “Yeter Ana’nın azmi, mücadelesi, duruşu, ikrarı bizlere delil olacaktır. Hakk aşkı Xızır gayreti ile verdiği mücadele unutulmayacaktır. Yeter Ana canımızın devri daim olsun. Mekanı yüreklerimiz olsun. Sevenlerinin, mücadele arkadaşlarının başı sağolsun” ifadelerine yer verildi.

    “SİVAS BİR KATLİAM MEKANI HALİNE GETİRİLDİ”,

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi’nin açıklaması şöyle:

    “Pir Sultan Abdal’ın mekanı Sivas ellerinde bulunan Madımak Oteli’nde, gündüz gözüyle tertiplenen ve canlı yayında izletilen bir katliam yaşandı. Farklılıklarla sağlanan konsensüs sonucu şekillenen Cumhuriyet’in kuruluş kongresinin yapıldığı bir mekan olan Sivas, 2 Temmuz 1993 tarihinde yine aynı farklılıklara karşı yapılan bir katliam mekanı haline getirilmişti.

    Toplumsal varoluşumuzu, hakikat anlayışımızı, farklılıklarla ikrarlı yaşamı, eşit ve özgür yurttaş olma mücadelemizi darbeleyen hakikat dışılığa karşı Madımak’ta gönüller birlendi, canlar alevler içerisinde barışa semah döndüler. Döne döne aşkın narına durdular. Pir Sultan Abdal’ı asan zihniyet tekrar devriye halindeydi. Bu sefer her biri elleri öpülesi analardan doğmuş evlatları ateşle sınıyorlardı. Tarihin en eski cezalarından biridir mazlumları ateşe atarak yakmak. Fakat ham ervahlar nerden bilsin ki, hakikat ve özgürlük arayışına ikrar verip, semaha duranlara ölüm olmadığını.

    “YAŞAMININ HER ANINI ADALET İÇİN MEYDAN AÇMA ÇABASIYLA GEÇİRDİ”

    Madımak’ta bu ikrarı veren ve semaha duran iki kardeşin, Asuman Sivri ve Yasemin Sivri adlı canların elleri öpülesi anneleri Yeter Ana’nın Hakk’a yürüdüğü haberini aldık. Katliam gününden Hakk’a yürüdüğü güne kadar; adalet yerini bulsun diye, katiller yargılansın diye ömrünü adliye koridorlarında geçirdi Yeter Ana. Zulme asla biat etmedi. Tıpkı ismi gibi artık “YETER” diyordu. Yaşamının her anını adalet için meydan açma çabasıyla geçirdi. Evlat acısını yüreğinde taşıyarak 31 yıl mücadele etti.

    “MÜCADELESİ, DURUŞU, GAYRETİ BİZLERE DELİL OLACAKTIR”

    Yeter Ana’nın azmi, mücadelesi, duruşu, ikrarı bizlere delîl olacaktır. Bir Ananın kemaleti, adalet arayışı toplumsal bir olgudur. Yeter Ana’nın arayışı toplumsal bir arayıştı. Bu arayışta gayreti, inancı, duruşu bizlere delîl olacaktır. Hakk aşkı Xızır gayreti ile verdiği mücadele unutulmayacaktır. Yeter Ana canımızın devri daim olsun. Mekanı yüreklerimiz olsun. Sevenlerinin, mücadele arkadaşlarının başı sağolsun. Ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil. İnancı, dili, kültürü ve kimliği ile yaşamak istediği için katledilen tüm hakikat, özgürlük ve adalet arayışçısı canlarımız için özümüz dardadır.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 3. yılı; O hep inanç özgürlüğü istedi-VİDEO

    Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 3. yılı; O hep inanç özgürlüğü istedi-VİDEO

    PİRHA- Eski Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Hakk’a yürümesinin 3. yılında anılıyor. Yıldırım, İstanbul’da yakalandığı koronavirüs nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve 22 Nisan 2021 tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    22 Nisan 2021 tarihinde Koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürüyen Eski Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım sevenleri tarafından anılıyor.

    Armutlu Cemevi’nden Hakk’a uğurlanan Zeynep Yıldırım, Gazi Mezarlığı’nda kardeşinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    Zeynep Yıldırım’ın hemen ardından eşi Haydar Yıldırım da tedavi gördüğü Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde 29 Nisan 2021 tarihinde Koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürümüş ve Ankara’da bulunan annesinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    2018 YILINDA TUTUKLANMIŞTI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Sarıyer Şube’ye bağlı Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Temmuz 2018’de cemevine yapılan baskında polisin cemevine işemesine sert tepki verdiği için aynı hafta içinde gece yarısı evine düzenlenen polis baskınında gözaltına alınmıştı. Zeynep Yıldırım, 26 Temmuz 2018’den tutuklanmış, Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Yıldırım daha sonra Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti. 20 Nisan 2020’de İstanbul Çağlayan Adliyesi, 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında Yıldırım tahliye olmuştu.

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, “Ben baskını teşhir ettim. Cemevine işediklerini, duvarlara hakaretler küfürler yazdıklarını, üç hilal yaptıklarını teşhir ettim. Tüm Alevi kurumlarına çağrıda bulundum. Hepsi de geldiler. Büyük bir tepki gösterdik ve bunu kaldıramadılar” diye konuşmuştu.

    “FAŞİZME KARŞI ONURUMUZU KORUMAK İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ” DEMİŞTİ

    Zeynep Yıldırım, Can TV’ye verdiği mülakatta da neden tutuklandığına dair şöyle konuştu:

    “Alevi bir aileden geliyorum. Alevi geleneklerine göre yetiştirildim. Bu suçların en büyüğünü işlemiş durumdayım. Niye alındım? Toplumumuza bakıyorsun, Alevilere yönelik gerçekleştirilen zulme bakınca hiç yadırgamadım. Maraş’a bakıyorsun, Maraş katliamcıları bugün meclisteler. Hem de baş tacı olmuş bir şekilde. Çorum’a bakıyorsun Çorum öyle… Dönüp arkamıza baktığımızda Kerbela’dan beridir böyle bu durum. Sivas’ta 35 insanı diri diri yaktılar ve katilleri bulamadılar, yargılamadılar. Oraya anmaya giden, oranın anıt olması için direnen insanlar gözaltına alındı işkenceler gördüler. 12 yaşındaki çocuğu yaktılar. Suçu  bağlama çalmak. Yani Alevi olmak bu ülkede başlı başına suçtur. Alevilik aydınlığı beraberinde getirir, bilimi beraberinde getirir. Biz aydınlığı temsil ettiğimiz için bizi karanlıkta boğmak, şükürcü mantığını güçlendirmek istiyorlar. Bunlara karşı çıkacak kimler var? Aleviler var, demokratlar var… Benim alınmamım en büyük nedeni Yezid’e karşı mücadele etmemizdir. Hz. Hüseyin efendimizin dediği gibi mazlumdan yana olacağız. Hz. Hüseyin Yezid’e ne için direndiyse, mazlumun hakkını korumak için kendi canından vazgeçtiyse biz de şimdi emperyalizme ve faşizme karşı halkımızı ve onurumuzu korumak için mücadele veriyoruz.”

    HEP İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ İSTEDİ

    Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmak için mücadele ettiğini belirten Zeynep Yıldırım, “Biz inanç özgürlüğü istiyoruz. İnancımızı istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz. Cemevlerimizde ibadet etmek istiyoruz. Bizlere hakaret ediyorlar, cemevine cümbüş evleri diyorlar. Ne kadar çirkin bir üslup bu. Biz hiç kimsenin kutsalına dil uzatmayız. Herkesin inancına sonuna kadar saygı duyarız. Herkes nasıl inanıyorsa öyle yaşasın isteriz. Bu demokrasidir zaten. Olması gereken budur. Demokrasi ve adalet yoksa o ülke de yoktur” demişti.

    ZEYNEP YILDIRIM KİMDİR?

    Amasya doğumlu Zeynep Yıldırım, soğuk bir kış günü 1972’de ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Yıldırım, tekstil sektöründe çalışarak hayatını sürdürdü. Yaşadığı yoksulluğa, zorluklara, baskılara, haksızlıklara hep başkaldırdı, mücadele etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gülşani Dervişi (Bedrettini Dedesi) Selahattin Dağ Hakk’a yürüdü

    Gülşani Dervişi (Bedrettini Dedesi) Selahattin Dağ Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Topçu Baba Derneği kurucularından olan Gülşeni/Bedrettini süreğinin sürdürücüsü Selahattin Dağ, Hakk’a yürüdü.

    Uzun yıllardır Alevi yoluna hizmet eden, Topçu Baba Derneği’nin kurucularından Gülşani Dervişi (Bedrettini Dedesi) Selahattin Dağ bu sabah Kırklareli’de Hakk’a yürüdü.

    Dağ, bugün saat 15.00’te Kırklareli Cemevi’nde yapılacak Hakk’a uğurlama erkanı sonrasında Yol erenlerinden Topçu Baba’nın yattığı Kofçaz ilçesindeki mezarlıkta toprağa sırlanacak.

    “SEVGİ DOLUYDU, HERKESİN SAYGISINI KAZANMIŞTI”

    Yazar Ayhan Aydın, Selahattin Dağ’ın Hakk’a yürümesi haberini duyurarak şunları söyledi:

    “Çok uzun yıllardan beri Alevi-Bektaşî Yolu’nu hizmet eden, Kırklareli’nde herkesin sevgi ve saygısını kazanmış, yolumuza hizmet eden, Gülşeni/Bedrettin Süreği süren, aynı zamanda Topçu Baba Derneği’nin kurucularından, emekçilerinden, Gülşani Dervişi (Bedrettini Dedesi) çok değerli canımız Selahattin Dağ, bu sabah Hakk’a nail olup, sonsuzluk alemine göçmüştür.

    Gül yüzlü canımızın devr-i daim, devr-i asan, yeri gönüller, menzili mübarek olsun. Yaptığı hizmetler ulu erenlerimizin ulu dergahına yazılsın. Cümle camiamızın, sevenlerinin, yakınlarının başı sağ olsun. Dede Sultan Hakkı Saygı’yla yaptığımız gezilerde bizlere kapılarını her daim açardı. İlk kez 2002’de tanıştığım Selahattin Dağ her daim insanları kucaklayan sevgi dolu bir güzel canımızdı. Ruhu şad olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL