Etiket: hakka yürüme

  • Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Dersim’de toprağa sırlandı-VİDEO

    Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Dersim’de toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’da Hakk’a yürüyen Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Tunceli Cemevinden uğurlandıktan sonra Babaocağı köyünde toprağa sırlandı.

    3 Nisan tarihinde Almanya’da Hakk’a yürüyen Hüseyin Yoslun’un cenazesi doğduğu topraklara getirildi. Tunceli Cemevinde çok sayıda kişinin katıldığı Hakk’a yürüme erkanı sonrasında Hüseyin Yoslun, Dersim merkeze bağlı Babaocağı köyünün Tülük mezrasında toprağa sırlandı.

    Hakkında açılan davalar nedeniyle babası Hüseyin Yoslun’un Hakk’a uğurlama erkanına katılamayan Sanatçı Ferhat Tunç, telefon yoluyla erkana bağlandı. Tunç, erkan için kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür ederek, “Bizi bugün yalnız bırakmadığınız için, kalbinizi kalbimize kattığınız için şahsım ve ailem adına hepinize teşekkür ediyorum. En kısa zamanda kucaklaşacağımız o büyük günün özlemiyle selamlıyorum hepinizi” diye konuştu.

    “DERSİM’İ BÜYÜK BİR AİLEM OLARAK GÖRDÜM”

    11 ili etkileyen depremde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Tunç, “Değerli Dersimliler, kıymetli büyüklerim, kardeşlerim, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Babamızı Hakk’a uğurlarken bizi yalnız bırakmadınız, bunun için sizlere minnettarım. Hoş geldiniz, ayaklarınıza, yüreklerinize sağlık. Yaşadığımız deprem felaketinin acısı çok tazedir. Hayatını kaybeden on binlerce insanımızı saygıyla anarak sözlerime başlamak istiyorum. Dersim’i hep büyük bir ailem olarak gördüm. Kadim kültümüz, dilimiz, tarihimiz, inancımız ve insani kamillerimiz ailemizin ortak değerleridir. Bu değerlerin bir insanı olarak yaşamaktan ve bu büyük ailenin bir ferdi olmaktan her zaman onur duymuşumdur” şeklinde konuştu.

    “HİÇBİR İNSANIMIZ BU ZÜLMÜ HAK ETMİYOR”

    Tunç, sürgünde olduğu 4. yılında babasını toprağa sırlayamadığı için büyük üzüntü duyduğunu belirterek, “Değerli canlar, bugün benim için çok zor ve tarifsiz acı dolu bir gün elbette. Sizlerden ayrıldıktan sonra 4 yıldır yaşadığım sürgünde, ya bir gün bunu yaşamak zorunda kalırsam, diye çok düşündüm. O gün bugünmüş! Babama bu son ebedi yolculuğunda eşlik edemediğim için, toprağa verilirken orada olamadığım için sonsuz bir üzüntü içinde olduğumu söylemeliyim. Hiç bir insanımız, böyle bir zulmü haketmiyor. Ama biliyorum ki bugün sizler varsınız. İyi ki varsınız ve babamı hak ettiği şekilde uğurlanıyor. Umuyorum ve diliyorum ki bu zulüm günleri son bulacak” dedi

    “HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

    Erkan için kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür eden Ferhat Tunç, şöyle devam etti:

    “Konuşmamı fazla uzatmak niyetinde değilim zira babamın acelesi var biliyorum. Kendisinden önce Hakk’a uğurladığımız Nadire’mizin acısını yüreğinde hep bir ateş gibi taşıdı. Daha bir kaç gün öncesine kadar Nadire beni çağırıyor, bırakın gideyim, diye sitem ediyordu bize. Nadire’miz köyümüzde yalnız değil artık, babasına kavuşmuş olacak. Bizi bugün yalnız bırakmadığınız için, kalbinizi kalbimize kattığınız için şahsım ve ailem adına hepinize teşekkür ediyorum. En kısa zamanda kucaklaşacağımız o büyük günün özlemiyle selamlıyorum hepinizi.”

    Hüseyin Yoslun, erkandan sonrada Dersim merkeze bağlı Babaocağı köyüne bağlı Tülük mezrasında toprağa sırlandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Kenanoğlu, Aşık Veysel’i andı: Alevi inancının aşıklık geleneğinin en büyük temsilcisi-VİDEO

    Kenanoğlu, Aşık Veysel’i andı: Alevi inancının aşıklık geleneğinin en büyük temsilcisi-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi inancının aşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcisi Aşık Veysel’i Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında anarak, “Bu ‘Nevroz’ gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz” dedi.

    Halk ozanı Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıldönümünde anılıyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aşık Veysel’i Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümünde mecliste yaptığı konuşmayla andı. Aşık Veysel’in Alevi inancının aşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcisi olduğunu ifade eden Kenanoğlu, onun yüce gönüllü ve doğa aşığı olduğuna dikkat çekerek, “Bu ‘Nevroz’ gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AŞIKKLIK GELENEĞİNİN BÜYÜK TEMSİLCİSİ, SAYGI İLE ANIYORUZ”

    Konuşmasına 21 Mart Nevroz Bayramı’nı kutlayarak başlayan Kenanoğlu, 21 Mart’ın ayrıca Aşık Veysel’in de Hakk’a yürüdüğü tarih olduğu bilgisini paylaşarak şöyle konuştu:

    “Diğer taraftan 21 Mart Âşık Veysel’in de Hakk’a yürüyüşünün yıl dönümü. Âşık Veysel, Alevi inancının âşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden birisidir. Kendisi 21 Martta Hakk’a yürüdü. Veysel’e sorarlar: “Âşık, dünyadan ne anladın?” diye. Der ki: “Say ki bir pazar yeri dolaştım, 3 metre bez aldım gidiyorum.” Yani böyle yüce gönüllü bir insandır.

    Diğer taraftan, şöyle der: “Mezarıma çimento, beton dökmeyin; toprak kalsın, börtü böcek faydalansın; süt olsun, bal olsun, çiçek olsun.” Bu kadar da doğa âşığı bir insandır. Diğer taraftan “Medet mürvet deyip kapına geldim/İsteğim dileğim var Hacı Bektaş/İndim eşiğine yüzümü sürdüm/Kusurum günahım var Hacı Bektaş” diyerek de Pir’in huzurunda özünü dara çekmesini bilen bir derviştir. Bu “Nevroz” gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kıvırcık Ali’nin Hakk’a yürümesinin 12. yılı

    Kıvırcık Ali’nin Hakk’a yürümesinin 12. yılı

    PİRHA- Halk ozanı Kıvırcık Ali, Hakk’a yürümesinin 11. yılında sevenleri tarafından unutulmadı.

    11 Ocak 2011 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali, “Isırgan Otu“, “Gül tükendi ben tükendim“, “Gülüm”, “Yanımda sen olmayınca” benzer biçimde eserleri ile akıllarda yer etti.

    Ömrünü deyişlere ve türkülere adayan, yazdığı ve bestelediği bir çok eserler toplumun gönlüne taht kuran Kıvırcık Ali,  sanatçı dostları, siyasetçiler ve sevenleri tarafından sosyal medyada anıldı. Kıvırcık Ali’nin seslendirdiği eserler paylaşıldı.

    KIVIRCIK ALİ KİMDİR?

    Ali Özütemiz ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali 11 Ekim 1968’de Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli köyünde doğdu. Aşık Ali adlı bir halk ozanının oğludur. İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. 1983 yılında İstanbul’a geldi ve saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katıldığı bir ses yarışmasında aşıklama dalında birinci oldu.

    1994-1998 yılları arasında yaptığı albümler piyasaya sürülmedi fakat bu sürede başta Aşık Nuri Yücel olmak üzere birçok sanatçının albümünde sanat yönetmenliği yaptı. 1995’te iki arkadaşı ile birlikte Grup Turnalar’ı kurdular ve Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz adlı iki albüm çıkarttılar.1999’da ilk solo albümü “Gül tükendi ben tükendim”i hazırladı ve aynı sene İber Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Bestelerini birçok sanatçı seslendirdi.
    Kıvırcık Ali, 11 Ocak 2011 tarihinde saat 5.30’da kendi aracıyla geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul, Hadımköy’deki Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DİK: Munzur Çem’in mücadele azmi, eserleri ve yaşamı bizlere yol gösterici olacak

    DİK: Munzur Çem’in mücadele azmi, eserleri ve yaşamı bizlere yol gösterici olacak

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi (DİK), Yazar Munzur Çem’i anarak, devlet eliyle sistematik olarak geliştirilen hafıza kırım politikalarına karşı Dersim toplumunun dilini, kültürünü ve inancını savunduğunu kaydetti.

    Almanya’da Hakk’a yürüyen Kürt Araştırmacı ve Yazar Munzur Çem, Çarşamba günü Berlin Cemevi’nde gerçekleşecek Hakk’a uğurlama erkanı sonrasında Bingöl Kığı’ya bağlı Seter köyünde toprağa sırlanacak.

    Kürt yazar, araştırmacı ve derleyici, Zazaki-Kırmancki’nin standardize edilmesine büyük katkı sunan dilbilimci Munzur Çem‘i anan Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim soykırımının hakikat arayışının öncülerinden Çem’in paha biçilemez miras bıraktığını kaydetti.

    “HAFIZA KIRIM POLİTİKALARINA KARŞI TOPLUMUNU SAVUNDU”

    Dersim İnşa Kongresi’nin Munzur Çem’e dair mesajı şöyle:

    “Dersimli yazar, fikir insanı ve politik aktivist Munzur Çem’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Acılı ailesine başsağlığı diliyor, acısını paylaşıyoruz. Acısı acımızdır. Bir bütün Dersim toplumunun ve Kürt halkının acısıdır.

    Munzur Çem, Dersim Soykırımı’nın akabinde dünyaya gelmiş ve soykırımın acısını derinden hissederek yaşamını sürdürmüştür. Sahip olduğu duyarlılıkla hayatını Kürt halkının özgürlük mücadelesine adarken; Dersim Soykırımı’nda da hakikat arayışının ilk öncülerinden oldu. Böylelikle, resmi ideoloji cephesinden üretilerek dolaşıma sokulan hakikat dışı söyleme, yaşamı boyunca kararlılıkla ve taviz vermeden karşı durdu. Devlet eliyle sistematik olarak geliştirilen hafıza kırım politikalarıma karşı kadim Dersim toplumunun dilini, kültürünü ve inancını savundu.

    “MÜCADELE AZMİ YOL GÖSTERİCİDİR”

    Soykırım mağdurlarının hakikatini açığa çıkartmak için sözlü tarih çalışmaları yaptı, romanlar yazdı, tarihi gerçekleri ortaya koyan araştırma inceleme kitapları yayınladı, ana dil üzerine çalışmalar yaptı. Dolayısıyla Sevgili Munzur Çem Hakk’a yürürken, bizlere, paha biçilemez bir miras bıraktı. Mücadele azmi, yazınsal eserleri ve yaşam tarzı bizlere her zaman yol gösterici olacaktır. O yaptıklarıyla kendini çoktan ölümsüzleştirmeyi başarmıştır. Devri daim, yıldızlar yoldaşı olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Munzur Çem, Berlin Cemevindeki erkandan sonra Bingöl’de toprağa sırlanacak

    Munzur Çem, Berlin Cemevindeki erkandan sonra Bingöl’de toprağa sırlanacak

    PİRHA- Almanya’da Hakk’a yürüyen Kürt Araştırmacı ve Yazar Munzur Çem, Çarşamba günü Berlin Cemevi’nde gerçekleşecek Hakk’a uğurlama erkanı sonrasında Bingöl Kığı’ya bağlı Seter köyünde toprağa sırlanacak.

    Kürt yazar, araştırmacı ve derleyici, Zazakî-Kirmancki’nin standardize edilmesine büyük katkı sunan dilbilimci Munzur Çem, bir süredir kanser tedavisi  gördüğü Berlin’de bu Hakk’a yürüdü.

    Munzur Çem için 14 Aralık Çarşamba günü Berlin Alevi Toplumu Cemevinde Hakk’a uğurlama erkanı düzenlenecek. Hakk’a uğurlama erkanından sonra Munzur Çem’in naaşı doğduğu Bingöl Kığı’ya bağlı Seter köyünde toprağa sırlanmak üzere yola çıkacak.

    MUNZUR ÇEM KİMDİR?

    Munzur Çem, 1945’te Bingöl’ün Kiğı ilçesinde doğdu. Gerçek adı Hüseyin Beysülen olan Çem, ortaokulu Dersim Nazimiye’de okudu. 1966’da Diyarbakır Sağlık Kolejini bitirdi. Sağlık memuru olarak çalışırken Özel Ankara İktisadî ve Ticarî İlimler Yüksekokulu’nun gece bölümüne devam etti ve 1971’de buradan mezun oldu. 1980’e kadar Sayıştay’da denetçi olarak çalıştı. 1984 yılında İsveç’e yerleşti. Özgürlük Yolu adlı dergideki yazılarında Hüseyin Toprak ve Ahmet Taş imzalarını da kullandı.

    1970’lerin başlarından itibaren yazı yazma denemelerinde bulunan Munzur Çem, 1975 yılında yayına başlayan aylık Özgürlük Yolu dergisi ile 1987’de çıkan 15 günlük Kürtçe-Türkçe Roja Welat gazetesinde yazmayı sürdürdü. 1980 askeri darbesinden kısa bir süre önce, politik faaliyetleri ve yazılarından dolayı polis tarafından aranınca yurt dışına çıktı. 1980 sonlarından 1983 sonuna kadar bir yandan Almanya’da yayınlanmakta olan aylık Dengê KOMKAR gazetesi redaksiyon sorumlusu olarak çalışırken bir yandan da politik faaliyetlerine devam etti. 1984 yılının ilk aylarında ise İsveç’e yerleşti.

    Döneme göre değişik takma adlar kullanarak şu ana kadar yayınlanmış bir çok kitabı, broşürleri ile çeşitli dergi ve gazetelerde çıkmış çok sayıda makalesi var. Son yıllarda Zazaki ile ilgili çalışmalara daha çok zaman ayıran Çem, bu alanda çalışma yapan Stockholm Grubu içerisinde yer alarak İsveç`te yayınlanmakta olan Kirmancki kültür dergisi Vate`nin çalışmalarına aktif olarak katıldı. Zazaki gramer kitabı da yazan Çem, Kurd-PEN’in kurucu üyelerindendi.

    ESERLERİ

    Çem’in yazdığı kitaplar şöyle: Gülümse Ey Dersim (3 cilt), İsyana Çağrı, Ekmeği de Yaktılar, Ormanın Dili, Türkiye Kürdistanı – Ekonomik ve Sosyal Yapı (Ahmet Taş adıyla), Dünü ve Bugünüyle Gerikalmışlık Sorunu (Mirzali Çimen adıyla), Alevilik Sorunu ve Dersim Ayaklanması Üzerine, Kürtçe (Zazaki)-Türkçe Sözlük ve Hüseyin Akar Dersim’den Portreler.

    (HABER MERKEZİ) 

    İLGİLİ HABERLER:

    Yazar Munzur Çem Hakk’a yürüdü

  • Dersim 38 tanığı Bego Polat Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Dersim 38 tanığı Bego Polat Hakk’a yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Dersim Katliamı tanığı ve mağdurlarından Bego Polat (93) Hakk’a yürüdü. Dersim Katliamı sırasında annesi ve 3 kardeşi gözleri önünde öldürülüp suya atılan Polat’ın, kendisi ise yaralı olarak kurtulmuştu.

    1938’de Dersim’de gerçekleştirilen soykırımdan tanığı ve mağdurlarından olan Bedri Polat (Bego) akşam saatlerinde Dersim’de bulunan devlet hastanesinde Hakk’a yürüdü. Polat, çeşitli hastalıklarından kaynaklı iki gündür yoğunda bakımda tedavi görüyordu

    Bedri Polat, Dersim’de 1937-38 yılları arasında gerçekleştirilen katliamı, yaşanmışlıklar üzerinden kaleme aldı. Henüz 9 yaşında iken tanık olduğu katliamda annesi ve 3 kardeşi gözleri önünde öldürülüp, cenazeleri suya atılan Bego Polat’ın kendisi ise yaralı olarak kurtuldu. Polat’ın o yıllarda yaşadıkları, kızı Rose Polat Agum tarafından yazıya dökülüp, kitaplaştırıldı.

    Çocukluk yaşlarından bu yana babasının anlattıklarını sürekli not alan Agum, iki yıl süren bir hazırlığın ardından bu tanıklıkların tarihe not düşülmesi amacıyla “Dersim 1938 ve sonrası” adıyla kitaplaştırdı.

    ÖLDÜ SANILARAK SUYA ATILIR

    Dersim merkeze bağlı Körkez Köyü’nde 6 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Bego Polat, kent merkezinde yapılan en büyük katliamın tanığı oldu. O yılara dair kitapta yer alan anlatımlarına göre; katliamın gerçekleştirilmesi öncesinde babası Hasan Polat, bir sabah askerler tarafından karakola götürülür. Ancak üzerinden günler geçmesine rağmen kendisinden bir daha haber alınamaz. Bunun üzerine Polat’ın iki ağabeyi olan Ali ile Hüseyin, direnişçilere katılma kararı alır.

    DAĞLARDA YAŞAYARAK KATLİAMDAN KURTULUR

    Askerler, annesi Humar ile ablası Elif, kardeşleri Bıra (4) ve Hatice’yi (6) gözleri önünde öldürdükleri Bego Polat’ı da öldü sanarak, diğer cenazelerle birlikte suya atar. Ancak atıldıkları sudan çıkan Polat, sağ elinin 2 parmağının koptuğunu fark eder. O halde yakınlardaki bir köye ulaşarak yardım isterler. Ardından dağlarda olan ağabeylerinin yanına ulaştırılıp, Af Yasası çıkarılana kadar onlarla birlikte dağlarda yaşayarak, katliamdan kurtulur.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakk’a yürüyen Kızıldeli Ocağı evlatlarından Muhammet Sazcı toprağa sırlandı-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Kızıldeli Ocağı evlatlarından Muhammet Sazcı toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı evlatlarından yol yürütücüsü Muhammet Sazcı Hakk’a yürüdü. Sazcı, Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi Zeytinköy Cemevinde yürütülen erkandan sonra toprağa sırlandı. 

    Antalya Kepez’e bağlı Habibler mahallesinde oturduğu evde Hakk’a yürüyen Sazcı, Şeker, tansiyon ve kalp hastasıydı.

    Sazcı için Hacı  Bektaş Veli Kültür Merkezi Zeytinköy Cemevinde Hakk’a uğurlama erkanı düzenlendi. Kenan Akbaba Dede tarafından yürütülen erkan sonrasında Zeytinköy Mezarlığı’nda toprağa sırlanan Sazcı’nın mezarı başında Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ve Kızıldeli ocağı yol yürütücüsü Mustafa Sazcı nefesler okudu. Sazcı, gülbenkler ile toprağa sırlandı.

    Kızıldeli Ocağı evlatlarından Muhammet Sazcı,  Malatya Yazıhan’a bağlı Yukarı Tencili köyünden Seyyid Aşık Ali Dede’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Sazcı, Malatya ve Adıyaman’da hizmet yürüten Seyyid Mamo Temiz (Seyit Meftuni), Pir Ali Baba, Hamo Dede, Kara Dede, Koç Baba gibi erenlerin dizin dibinde büyüyerek cemlerine katıldı.

    Musahibi olmadığından dolayı cemlerde posta oturmayan Muhammet Sazcı, Zakir hizmeti yürütüyordu. Çevresinde evine gelen mihmanlara ve çocuk dahi olsa  hizmette bulunan biri olarak tanınan Sazcı, eskiden şehirlerde Aleviliğin gizli yürütüldüğü zamanlarda deyiş kaseti açarak evinde semah tuttuğu biliniyordu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ın Hakk’a yürümesinin 39. yılı

    Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ın Hakk’a yürümesinin 39. yılı

    PİRHA- Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ın Hakk’a yürümesinin üzerinden 39 yıl geçti. Aşıklık geleneğinin sürdürücülerinden olan Çınar, 1983 yılında Ankara’da geçirdiği kalp krizi sonrasında Hakk’a yürümüştü.

    Sivas’ın Divriği ilçesi Çamşıh yöresi Gürpınar köyünde, 1937 yılında dünyaya gelen Feyzullah Çınar, küçük yaşta saza merak sarar, o dönem âşıklık geleneğini sürdüren, büyüklerini ilgiyle takip eder.

    İlk gurbet deneyimini 17 yaşında İstanbul’a giderek yaşar. Hamallık ve bakkal çıraklığı gibi çeşitli işlerde çalıştıktan sonra askerlik vazifesini tamamladıktan sonra köyüne döner. Köyünde uzun süre kalamaz ve tekrar İstanbul’a çalışmaya gider. Çınar, dostları sayesinde İstanbul itfaiyesinde göreve başlar, fakat bu işi de kısa sürdüğü için tekrar köyüne döner. Maddi imkânsızlıklardan dolayı tekrar gurbete çıkar ve böylece Ankara serüveni başlar. Tuzluçayır’a yerleşir, bu dönemlerde tüm hayatını değiştirecek olan dostu Fikret Otyam ile tanışır.

    “AVRUPA’YA AÇILAN İLK OZANLARDAN”

    İlk plağı olarak bilinen “Fazilet” 1966 yılında çıkar ve 200 bin satar. O yıllarda Alevî deyişi söylemek kolay değildir. Fakat buna rağmen yaptığı plaklardan çok fazla maddi kazanç elde edemeyen Feyzullah Çınar, geçim sıkıntısına düşer, zor bir dönem başlamıştır. Fikret Otyam aracılığı ile Ankara Belediyesi temizlik işlerinde çalışmaya başlar. Tanıştığı Fransız Profesör, İrene Melikoff ile Avrupa’ya gider. Bu anlamda Avrupa’ya açılan ilk ozandır. Çeşitli Avrupa ülkelerinde Alevilik ve halk ozanlığı hakkında konferanslar verir. Radyo ve televizyonlarda programlar yapar, konserler düzenler. Burada bir ilk daha yaşar. Tüm gelirini Fransa’daki kimsesiz çocuklara bıraktığı bir Long Play çıkarır.

    YASAKLAMA, CEZAEVİ, İŞKENCE..

    Türkiye’ye dönüşünde Çınar örgütlenmenin gereğine inandığı için OZAN-DER kuruluşunda da yer alır. Bu arada plak ve kaset çalışmaları, konserler, dergi ve gazetelerle söyleşiler ve çok kısıtlı da olsa TRT’de programlar devam eder. Tiyatro çalışmalarında Pir Sultan Abdal’ı canlandırır. Âşığın yaşadığı dönem, toplumsal açıdan zor bir dönem olup, devrimci ve emekçilerin yanında yer alması, Çınar’ı deyişlerin yanında bugün dahi söylenmeye cesaret edilemeyen ağıt ve türküleri söylemeye iter. Çınar’ın bu çıkışları, dik duruşu, halkı tarafından ödüllendirilir ve halk ozanı kimliğini hak ederek kazanan ender kişilerden olur. Bu başkaldırısı, halkının sevgisi yanında Çınar’a yasaklar, işkence ve cezaevi kapılarını açar. Avrupa’ya çıkışı yasaklanır. Ülke sorunlarına kayıtsız kalamayan Feyzullah Çınar, türkülerinde bu sorunları sıklıkla dile getirmiştir. Ülke sorunlarını ve siyasi yapıyı o kadar çok dile getirir ki konser verdiği yerlerde olaylar çıkar, tutuklanır ve bu durum en sonunda pasaportuna el konmasına kadar gider.

    ANKARA’DA HAKK’A YÜRÜR

    Kısa yaşamına, türlü baskı ve yasaklara rağmen, 80 tane 45’lik plak, 4 adet Long Play, 20’ye yakın kaset, 200’e yakın eser, sayısız halk konseri ve turne sığdırır. Kendi tabiriyle o bir işçiydi. 23 Ekim 1983 Pazartesi sabah erkenden işe gitmek üzere yola çıkar. Kurtuluş Parkı’ndan geçtiği sırada rahatsızlanır ve kalbine yenik düşerek Hakk’a yürür.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Neşet Ertaş, Hakk’a yürümesinin 10. yılında unutulmadı

    Neşet Ertaş, Hakk’a yürümesinin 10. yılında unutulmadı

    PİRHA- Yaşar Kemal’in, “Bozkırın Tezenesi” olarak adlandırdığı, Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisi Neşet Ertaş’ın Hakk’a uğurlanışının 10. yılı.

    Savaşın, yıkımın, yoksulluğun, salgının ortasında sesine sığınılan Ertaş, unutulmadı. Abdallık geleneğinin son temsilcilerinden “Bozkırın Tezenesi” olarak tanınan Neşet Ertaş’ın ölümünün 10. yılı.

    Kimine göre “Bozkırın Tezenesi” kimine göre ise “Türkülerin Babası”… Halk ozanı Neşet Ertaş, 10 sene önce bugün 74 yaşında Hakk’a yürüdü.

    Neşet Ertaş 1938 yılında Kırşehir’de dünyaya geldi. Neşet Ertaş’ın babası bağlama ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş’tır. 8 yaşına kadar doğduğu köy olan Kırtıllar Köyü’nde yaşamış, sonrasında ailesi ile birlikte İbikli Köyü’ne yerleşmişlerdir. 12 yaşındayken annesi Döne’yi kaybetmiştir.

    YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ

    Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Bu durumu şu şekilde ifade eder; “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.”

    Sanat yaşamına onlarca eser bırakan Ertaş, Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi olarak kabul edildi.

    MÜZİĞE NASIL BAŞLADI?

    Neşat Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Kendi ifadesi ile şu şekilde ifade eder: “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.”

    TÜRKÜLERİ DERS OLARAK OKUTULDU

    Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuarlarda ders olarak okutuldu. Hayatı ve eserleri Doç. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayımlandı.

    “BEN HALKIN SANATÇISIYIM”

    Neşat Ertaş, kendisine bir dönem verilmek istenen Devlet sanatçılığı teklifini reddeder. Ve şu açıklamayı yapar: “Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.”

    2012 yılında prostat kanseri nedeniyle Hakk’a yürüyen Neşet Ertaş’ın cenazesi Kırşehir’deki Bağbaşı Mezarlığı’nda babası Muharrem Ertaş’ın yanında toprağa verildi. Ertaş arkasında, “Evvelim Sen Oldun”, “Neredesin Sen”, “Ah Yalan Dünya”, “Gönül Dağı”, “Yazımı Kışa Çevirdin” gibi birçok eser bıraktı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Köln Cemevi Başkanı Ali Eren Hakk’a yürüdü

    Köln Cemevi Başkanı Ali Eren Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Almanya Alevi hareketinin uzun yıllar emekçilerinden olan AKM Köln Cemevi Başkanı Ali Eren Hakk’a yürüdü.

    Almanya Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Eren’in Hakk’a yürüme haberini sosyal medya hesabından duyurdu.

    Mat, yaptığı açıklamada Eren’in Almanya Alevi hareketine yaptığı önemli katkılara değinerek, “Köln Cemevimizin değerli başkanı ve dostum Ali Eren’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Bu ayrılık zamansız ve çok acı oldu.” ifadelerini kullandı.

    Başta Eren’in ailesi olmak üzere tüm Alevi toplumuna baş sağlığı dileğinde bulunan Hüseyin Mat, “Ali abi devrin daim, yattığın yer nur olsun. Seni ve emeklerini hiçbir zaman unutmayacağız.” dedi.

    Eren, bugün saat 13.00’te Köln Cemevinde yapılacak erkandan sonra toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DAD yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Beltir Hakk’a yürüdü

    DAD yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Beltir Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) geçmiş dönem yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Koçlu Beltir, geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüdü.

    Demokratik Alevi Dernekleri geçmiş dönem genel merkez yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Koçlu Beltir, İzmir’in Dikili ilçesinde geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüdü. Eşi Bayram Beltir’in ise Bergama’daki bir hastanede tedavi altına alındığı belirtildi.

    Sümbül Koçlu Beltir’in cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak incelemelerin ardından İstanbul’da sırlanacak.

    Beltir, Demokratik Alevi Dernekleri genel merkez yöneticiliğinin yanı sıra ve Alevi kadın hareketi içerisinde de emek harcamıştı.

    PİRHA/İZMİR

  • AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya’nın annesi Hakk’a yürüdü

    AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya’nın annesi Hakk’a yürüdü

    PİRHA- AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya’nın annesi Ballı Çankaya Hakk’a yürüdü. Çankaya, bugün Erzincan Refahiye’ye bağlı Yazıgediği köyünde Hakk’a uğurlanacak.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya’nın annesi Ballı Çankaya Hakk’a yürüdü.

    Ballı Çankaya, bugün Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Yaızgediği köyünde saat 15.00’te Hakk’a uğurlanarak toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AABK Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya’nın annesi Sülbiye Kılıçkaya Hakk’a yürüdü

    AABK Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya’nın annesi Sülbiye Kılıçkaya Hakk’a yürüdü

    PİRHA- AABK Genel Sekreteri ve Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya’nın annesi Sülbiye Kılıçkaya Hakk’a yürüdü. Kılıçkaya, 9 Temmuz Cumartesi günü Maltepe Gülsuyu Cemevinden Hakk’a uğurlanacak.

    7-8. Dönem Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Sekreteri ve Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya’nın annesi Sülbiye Kılıçkaya Hakk’a yürüdü.

    Yaklaşık 3 ay önce beyin kanaması geçiren Sülbiye Kılıçkaya, tedavi gördüğü Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.

    Sülbiye Kılıçkaya, 9 Temmuz Cumartesi günü saat 14.00’te Maltepe Cemevinde gerçekleşecek Hakk’a yürüme erkanından sonra Maltepe’de bulunan Küçükyalı Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı pirlerinden Süleyman Metin, Sivas’a uğurlandı-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı pirlerinden Süleyman Metin, Sivas’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Süleyman Metin, Gazi Cemevindeki erkandan sonra Sivas’a uğurlandı.

    Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde geçirdiği kalp krizi sonrası Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Süleyman Metin, İstanbul Gazi Cemevindeki Hakk’a yürüme erkanından sonra toprağa sırlanmak üzere Sivas’a uğurlandı.

    Gazi Cemevinde gerçekleşen erkana CHP Milletvekili Yüksel Mansur Kılıç, Sanatçı Aynur Haşhaş’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Metin, Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Mescit Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Armutlu Cemevi eski Başkanı Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 1. yılı-VİDEO

    Armutlu Cemevi eski Başkanı Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 1. yılı-VİDEO

    PİRHA- Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım Hakk’a yürümesinin 1. yılında anılıyor. Yıldırım, İstanbul’da yakalandığı koronavirüs nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve 22 Nisan tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    Koronavirüs nedeniyle Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Armutlu Cemevi eski Başkanı Zeynep Yıldırım 22 Nisan 2021 tarihinde Hakk’a yürümüştü. Yıldırım, Hakk’a yürümesinin 1. yılında sevenleri tarafından anılıyor.

    Armutlu Cemevinde Hakk’a uğurlanan Zeynep Yıldırım, Gazi Mezarlığı’nda kardeşinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    Zeynep Yıldırım’ın hemen ardından eşi Haydar Yıldırım da tedavi gördüğü Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde 29 Nisan 2021 tarihinde Hakk’a yürümüş ve Ankara’da bulunan annesinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    2018 YILINDA TUTUKLANMIŞTI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Sarıyer Şube’ye bağlı Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Temmuz 2018’de cemevine yapılan baskında polisin Cemevine işemesine sert tepki verdiği için aynı hafta içinde gece yarısı evine düzenlenen polis baskınında gözaltına alınmıştı.

    Zeynep Yıldırım, 26 Temmuz 2018’den tutuklanmış, Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Yıldırım daha sonra Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti.

    20 Nisan 2020’de İstanbul Çağlayan Adliyesi, 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında Yıldırım tahliye olmuştu.

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, “Ben baskını teşhir ettiğim için, cemevine işedikleri için, duvarlara hakaretler küfürler yazdıkları, üç hilal yaptıklarını teşhir ettiğim için. Tüm Alevi kurumlarına çağrıda bulundum. Hepsi de geldiler. Büyük bir tepki gösterdik ve bunu kaldıramadılar” diye konuşmuştu.

    “EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI ONURUMUZU KORUMAK İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ” DEMİŞTİ

    Zeynep Yıldırım, Can TV’ye verdiği mülakatta da neden tutuklandığına dair şöyle konuştu:

    “Alevi bir aileden geliyorum. Alevi geleneklerine göre yetiştirildim. Bu suçların en büyüğünü işlemiş durumdayım. Niye alındım? Toplumumuza bakıyorsun, Alevilere yönelik gerçekleştirilen zulme bakınca hiç yadırgamadım. Maraş’a bakıyorsun, Maraş’ın katilleri bugün meclisteler. Hem de baş tacı olmuş bir şekilde. Çorum’a bakıyorsun Çorum öyle… Dönüp arkamıza baktığımızda Kerbela’dan beridir böyle bu durum. Sivas’ta 35 insanı diri diri yaktılar ve katilleri bulamadılar, yargılamadılar. Oraya anmaya giden, oranın anıt olması için direnen insanlar gözaltına alındı işkenceler gördüler. 12 Yaşındaki çocuğu yaktılar. Suçu neydi bağlama çalmak. Yani Alevi olmak bu ülkede başlı başına suçtur. Alevilik aydınlığı beraberinde getirir, bilimi beraberinde getirir. Biz aydınlığı temsil ettiğimiz için bizi karanlıkta boğmak, şükürcü mantığını güçlendirmek istiyorlar. Bunlara karşı çıkacak kimler var? Aleviler var, demokratlar var… Benim alınmamım en büyük nedeni Yezid’e karşı mücadele etmemizdir. Hz. Hüseyin efendimizin dediği gibi mazlumdan yana olacağız. Hz. Hüseyin Yezid’e ne için direndiyse, mazlumun hakkını korumak için kendi canından vazgeçtiyse biz de şimdi emperyalizme ve faşizme karşı halkımızı ve onurumuzu korumak için mücadele veriyoruz.”

    HEP İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ İSTEDİ

    Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmak için mücadele ettiğini belirten Zeynep Yıldırım, “Biz inanç özgürlüğü istiyoruz. İnancımızı istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz. Cemevlerimizde ibadet etmek istiyoruz. Bizlere hakaret ediyorlar, cemevine cümbüş evleri diyorlar. Ne kadar çirkin bir üslup bu. Biz hiç kimsenin kutsalına dil uzatmayız. Herkesin inancına sonuna kadar saygı duyarız. Herkes nasıl inanıyorsa öyle yaşasın isteriz. Bu demokrasidir zaten. Olması gereken budur. Demokrasi ve adalet yoksa o ülke de yoktur” demişti.

    ZEYNEP YILDIRIM KİMDİR?

    Amasya doğumlu Zeynep Yıldırım, soğuk bir kış günü 1972’de ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Yıldırım, tekstil sektöründe çalışarak hayatını sürdürdü. Yaşadığı yoksulluğa, zorluklara, baskılara, haksızlıklara hep başkaldırdı, mücadele etti.

    Annesi Kezban Bektaş İstanbul’a nasıl geldiklerini ve nasıl yaşadıklarını PİRHA’ya şöyle anlatmıştı:

    “Amasya’dan İstanbul’a gelip Kasımpaşa’da indiğimde çok soğuktu, kar vardı. Gideceğimiz yeri de bilmiyorduk. Geldik bir gecekonduya. Biz köyde mal, davar ile uğraşırken buraya geldik bir kuşun kafese girmesi gibi kafese girdik. Elin malı, davarı, ineği gelince biz ağlardık. Köyde ineği, davarı olan birinin gelip şehire yerleşmesi çok zor bir durum. 30 yıldır Armutlu’da açlıkla, yoksullukla, çamuru ile yaşadık. Su yoktu, yol yoktu, biz burada yaşamımızı sürdürdük.

    Armutlu’ya geldiğimizde çok yoksulluk yaşadık. Sudan, yemekten, giymekten her şeyden yoksulluk gördük. Burada ayağımız yarıya kadar çamura batardı. Burada bir bardak çayı kırk kişi içerdik. El ele bir dayanışma içindeydik. Birbirimizi yıllarca destekledik, yaşadık. Sonra toplandık Armutlu cemevini yaptık.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Şair-Yazar Emirali Yağan, bugün Paris’te Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Şair-Yazar Emirali Yağan, bugün Paris’te Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Paris’te Hakk’a yürüyen Dersimli şair ve yazar Emirali Yağan için bugün tören yapıldı. Yağan’ın naaşı Salı günü 12.30’da memleketi Dersim’e uğurlanacak, Çarşamba günü ise Dersim merkeze bağlı Demirkapı köyünde toprağa verilecek. 

    Yaklaşık 2 yıldır kas hastalığı ALS ile mücadele eden Dersimli şair ve yazar Emirali Yağan, yaşadığı Fransa’da geçtiğimiz gün Hakk’a yürümüştü.
    Yağan için Paris Dersim Kültür Merkezi’nde tören yapıldı. Törene Yağan’ın ailesi ve dostlarının yanında çok sayıda kişi katıldı. Anmaya katılanlar sırasıyla söz alarak Yağan ile ilgili anılarını paylaştı. Anma’da Yağan’ın şiirleri de okundu. Yağan’ın naaşı Salı günü 12.30’da memleketi Dersim’e uğurlanacak, Çarşamba günü ise Dersim merkeze bağlı Demirkapı köyünde toprağa verilecek.

    EMİRALİ YAĞAN KİMDİR?

    1958 doğumlu olan Yağan, Ankara Eğitim Enstitüsü ve Paris 8 Üniversitesi Modern Yazın Bölümü’nü bitirdi. 1980 askerî darbe yıllarında siyasal nedenlerle hapis yattı. Mamak’ta kaleme aldığı ilk şiirlerini Urmiye Mavisi adıyla 1989’da kitaplaştırdı.
    Çok sayıda kitabı bulunan Yağan, Hakk’a yürümesinden kısa bir süre önce ‘Her Yerden Hiçbir Yere’ isimli anlatılar kitabını çıkarmıştı.

    PİRHA/ PARİS

  • CAN TV emekçisi İsmail Sivaslı’nın annesi Hakk’a yürüdü!-VİDEO

    CAN TV emekçisi İsmail Sivaslı’nın annesi Hakk’a yürüdü!-VİDEO

    PİRHA – CAN TV çalışanı İsmail Sivaslı’nın annesi Şahander Sivaslı, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle Hakk’a yürüdü. Sivaslı, Ankara’da toprağa sırlandı.

    CAN TV çalışanı İsmail Sivaslı’nın annesi Şahander Sivaslı (80) birçok hastalık sebebiyle Ankara’da tedavi görmekteydi. Şahander Sivaslı, yaşam mücadelesini yitirerek Hakk’a yürüdü.

    Şahander Sivaslı için Ankara Karşıyaka Mezarlığında Hakk’a yürüme erkanı düzenledi. Hubyar Ocağından Enver Cemal Şahin’in yürüttüğü erkan, hava koşulları sebebiyle kısa tutuldu.

    Yol hizmeti yürütücüsü Enver Cemal Şahin, “Şahander ana, yaşamı boyunca bizlerle birlikte yedi, içti, ağladı, güldü. Dertlerimize, kederlerimize, acılarımıza, sevinçlerimize ortak oldu. Ayrıca kendisi gönül kırmayan, herkese yardımcı olan bir anaydı. Bu hizmetlerinden dolayı kendisine minnettarız” diyerek rızalık istedi.
    Erkanın sonraki aşamasında Zakir Aydın Birkan, Şahander Sivaslı’nın mezarı başında bağlama çalıp deyiş okudu.

    Enver Cemal Şahin, “Şahander anayı, Toprak Ana’nın kucağına uğurladık. Bu nedenle yüzümüz yerde, özümüz dardadır. Elimiz bağlı, yüreğimiz dağlı, gözümüz yaşlı, bağrımız ateşli” diyerek şu gülbengi okudu:
    “Hakk’ın himmetiyle Hakk aşkına, Hızır aşkına…

    Hakk ve hakikat yolunda yakılan, yıkılan, asılan, kesilen, derisi yüzülen ve katledilen canlar aşkına. Şahander ana, devri daim ola. Seher yelleri estikçe alıp bir diyardan bir diyara tüm sevdiklerine götüre. Şahander ananın o sevgi dolu sözleri, hoş sohbetleri, güzel anıları daima gönlümüzde ola. Onun sevgisi gönlümüzden eksik olmaya. Geride kalan cümle canlarımızı birlikten, barıştan ve insan sevgisinden ayırmaya. Anısına toprakta binbir renkte çiçekler aça.
    Şahander ana önce can idin sonra beden oldun. Hak kapısında doğdun dil oldun, söz oldun, sese dönüşerek canlı-cansız her şeye sızdın. Hava, su ve ateş donuna büründün. Toprak donuna büründün, devriye oldun. Yolun açık ola, devri daim olasın. Bu meydan senden razı oldu, Hakk erenler de senden razı olsun.”

    Şahander Sivaslı, Karşıyaka Mezarlığında toprağa sırlandıktan sonra Erzurum-Ağzer Köy Derneğinde lokmalar dağıtılıp, deyişler seslendirildi.

    PİRHA-ANKARA

  • Demokratik Alevi Dernekleri’nden Hüseyin Narlı mesajı: Kemaletin ile çerağ oldun!

    Demokratik Alevi Dernekleri’nden Hüseyin Narlı mesajı: Kemaletin ile çerağ oldun!

    PİRHA- DAD, yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle Hakk’a yürüyen CAN TV programcısı ve yorumcusu Gazeteci Hüseyin Narlı için başsağlığı mesajı yayınladı.

    Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden, TV10 ve CAN TV’nin kurucusu ve programcısı Hüseyin Narlı (Ökkeş Ünlübayır) 9 Ocak akşamı Hakk’a yürüdü. Narlı, 3 yıldır kanser hastalığı ile mücadele ediyordu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Narlı için yayınladığı başsağlığı mesajında, “Bir hakikat elçisi Reya Heq Alevi halkların sesi, sözü oldun. Kemaletin ile çerağ oldun. Keke Hüseyin Narlı’nın Hakk’a yürüdüğünü büyük üzüntü ile öğrendik. CAN TV’nin, ailesinin, basın emekçilerinin, Reya Heq Alevi halkların başı sağolsun. Mekanı nur, gayreti Xızır olsun. Mücadelesi rehberimiz olsun. Devr-i daim olsun” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hüseyin Narlı, Türkiye devrimci hareketinin öncüsü, Alevi hak arayışının da yılmaz neferiydi’

    ‘Hüseyin Narlı, Türkiye devrimci hareketinin öncüsü, Alevi hak arayışının da yılmaz neferiydi’

    PİRHA- Yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle Hakk’a yürüyen CAN TV programcısı ve yorumcusu Gazeteci Hüseyin Narlı’nın kaybı büyük üzüntü yarattı. Türkiye devrimci hareketindeki öncülüğü ve Alevi hak mücadelesindeki emeği ile tanınan Narlı için, bir çok isim sosyal medyada üzüntülerini dile getirdiler.

    Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden, TV10 ve CAN TV kurucusu ve programcısı Hüseyin Narlı (Ökkeş Ünlübayır) Hakk’a yürüdü. Mücadele ve çalışma arkadaşları haberi akşam saatlerinde sosyal medyadan duyurdu. Narlı, 3 yıldır kanser hastalığı ile mücadele ediyordu.

    Hüseyin Narlı’nın Hakk’a yürümesi kamuoyunda büyük üzüntü yarattı.

    Sosyal medya hesaplarından şu mesajlar yayınlandı:

    CAN TV Ailesi:

    TV 10 ve CAN TV’nin kurucularından ve programcılarından, her adımda emeği olan değerli dostumuz Hüseyin Narlı’yı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Işıklar içinde uyusun. Hüseyin Narlı 70’li yıllardan bu yana Türkiye devrimci hareketinin öncüsü, özgürlük ve hak arayışı mücadelecisidir. Türkiye devrimci hareketindeki öncülüğü ile beraber Kürt özgürlük hareketi ve Alevi hak arayışının da yılmayan bir neferidir.

    CAN TV Kurucusu ve Programcısı Ali Güler:

    Yıllardır tanıdığım ve her zaman, duruşuyla saygı duyduğum, özellik TV 10 ve CAN TV sürecinde her konuda yardımlarını gördüğüm abimiz Hüseyin Narlı, bu gece Hakk’a yürüdü. Işıklar içinde uyu abim. Tüm sevenlerine sabır diliyor. Onu hep saygı ile anacağım.

    CAN TV kurucusu ve yorumcusu Şiyar Munzur:

    İnanılması kolay olmayan acı haber. Sevgili Hüseyin abiyi kaybetmişiz. Türkiye’deki devrimci mücadelenin öncülerinden, 30 yıldır beraber çalıştığımız, bilgisinden, öncülüğünden, yol göstericiliğinden anbean yararlandığım, son 10 yıl içinde de TV10 ve CAN TV kurucularından, programcılarından ve yol göstericisi bilge Hüseyin Narlı…. Çok üzgünüm.

    CAN TV’de ŞAH DAMARI Programını Hüseyin Narlı ile birlikte yaptığı Gazeteci Şükrü Yıldız ise şunları yazdı: Devrimci bir yürek sustu. Hüseyin Narlı. Devrim ve Sosyalizme olan inancını bir ömür yüreğinde taşımış, bu mücadelenin her alanında yer almış devrimci, Hüseyin abi aramızdan ayrıldı. Yolun açık olsun Hüseyin abi. Toprak seni incitmesin!

    CAN TV Kurucusu ve Programcısı Zeynel Gül:

    Hüseyin Narlı’nın Hakk’a yürümesi kamuoyunda büyük üzüntü yarattı. Sosyal medya hesaplarından şu mesajlar yayınlandı:

    35 senelik dostum, yoldaşım, iş arkadaşımdı Hüseyin. Bir toplantıda tanıştığımızı hatırlıyorum. Arkadaş olduk, yoldaş olduk, TV10’da birlikte programlar yaptık, CANTV’nin kurucusuydu. İki senedir amansız hastalığına direniyordu. Daha iki hafta önce telefonda konuşmuştuk ve “Bir gün görüşelim” sana haber vereceğim demişti. Akşam Hasan Aygün dostumuzdan aldım acı haberi. Hüseyin Narlı’yı, güzel bir insanı, devrimci bir yüreği, yeri doldurulmayacak bir değerimizi kaybettik. Ailesinin, sevenlerinin, yoldaşlarının başı sağolsun. Uyuyamadım, sadece üzgünüm.

    Veli Büyükşahin: Alevi medyası ve devrimci hareket büyük bir değerini kaybetti. Çok üzgünüz. Hüseyin abinin (Hüseyin Narlı) mütevaziliği ve emekleri unutulmayacak.

    Yoldaşlarından Ali Mahir:

    Sosyalist Hareketin en soluklu, kararlı neferlerinden birini daha yitirmenin derin yası içindeyiz. 70’li yılların SGB ve TSİP saflarında, sonrasında TKP/B ve Özgürlük Mücadelesinde kesintisiz yer alan, CAN TV Programcısı Yoldaşım Ökkeş Ünlübayır da bizi bırakıp gitti.

    O zor bir hastalığın pençesinde savaşırken, diğer yandan yaşama ilişkin görevlerini, becerilerini, birikimlerini katmakta cansiperane emek vermeyi sürdürdü. Yılmaz bir savaşçı, sabırlı, toparlayıcı, alçak gönüllü bir uzlaşı eriydi. Farklılıkların bileşkesinde cömertçe emek harcadı. Ta ki doğa onun bütün dermanını kesinceye dek.

    O kadar çok anılar biriktirdik ki Yoldaş! Elbette yüreklerimizin en yüksek mertebesinde, sana sonsuza dek selam duracak, acını bir an olsun unutmayacağız. Seni özleyeceğiz. En çok üzüldüğümüz şu ki, zalimlerin yıkıldığını görmeden bırakıp gidiyorsun. Ne ki senin ısrarla savunduğun ilkelerini, kavga hedeflerini şiar edinecek, senin hatırana eşsiz bir kardeşlik toplumu armağan etmeyi boynumuzun borcu bileceğiz.

    Güle güle Yoldaş güle güle. Kavgamızın tüm adı bilinen, bilinmeyen bu dünyadan göçmüş tüm Yoldaşlarına senin şahsında binlerce selam olsun. Güle güle Ökkeş Ünlübayır. Canım Yoldaşım.

    Yoldaşlarından Suat Bozkuş:

    Acı haber. Elli yıldır okul arkadaşlığı ve yoldaş olarak birlikte olduğum arkadaşım, kardeşim, yoldaşım Ökkeş Ünlübayır’ı (Hüseyin Narlı’yı) bugün akşam kaybettik. Üzüntüm sonsuzdur. Her ölüm erkendir derler. Bu da çok erken ve acı bir ölüm oldu. Üç yıldır umutla süren direnişi maalesef acıyla sonuçlandı. Canım yoldaşım, eliyle, diliyle, bileğiyle, beyniyle, yüreğiyle, kalemiyle her zaman devrimciydi.

    “O mükemmel bir kafa

    mükemmel bir yürek,

    yumruklarıyla erkek

    gözleriyle çocuktu.

    Hudutsuz ve Allahsız bir baştı o.

    Yoldaştı o..”

    Cenazesi ile ilgili olarak ailesi ve yoldaşları olarak bir netleşme olduğunda ayrıca yazacağım. Hepimizin başı sağolsun.

    AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat:

    Yıllarca halkların demokratik hak mücadelesinde yeri geldi yazılarıyla, yeri geldi tv programlarıyla çok büyük emekleri olan değerli Hüseyin Narlı abimizi maalesef kaybettik. Devri asan, yattığı yer nur olsun.

    ADFE Genel Başkanı Celal Fırat:

    Kendisini tanımakla mutlu olduğum, TV 10 ve Can TV ekranlarında büyük bir hayranlıkla fikirlerinden yararlandığımız Hüseyin Narlı hocamız Hak ile Hak oldu. Can TV ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Işıklar Yoldaşın olsun.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen:

    Hayatını Alevi toplumunun hak mücadelesine adayan ve medya alanında yıllardır emek veren 68 kuşağı devrimcilerinden, değerli hemşehrim Hüseyin Narlı çok erken aramızdan ayrıldı. Toprağı bol, devri daim olsun. Işıklar içinde uyusun.

    AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker:

    Yaşamının son otuz yılını Alevi toplununun örgütlenme, kurumlaşma ve medya alanına adayan değerli bir Alevi aydınıydı. Çok erken aramızdan ayrıldı. Tüm sevenlerinin başı sağolsun, toprağı bol, devri daim olsun!

    Sanatçı Ferhat Tunç:

    Yine bir eksildik bu gün. Yine bir emektar ağabeyimiz sessizce aramızdan ayrılıp hakka yürümüş. Hayatını Alevi toplumunun hak mücadelesine adayan bir gazeteci olarak tanıdık onu. TV 10 ve CAN TV dahil bir çok alanda onun emeği var. Gazeteci Hüseyin Narlı ağabeyimizi kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Ailesi başta olmak üzere tüm sevenlerinin başı sağolsun. Devri daim olsun. Uğurlar olsun Hüseyin Abi…

    Yazar Erdal Yıldırım:

    Değerli bir devrimciyi, bir Alevi örgütçüsü, aydını ve basın-yayın çalışanını, sevgili Hüseyin Narlı’yı yitirdik. Devri daim, menzili ışık, yıldızlar yoldaşı olsun..

    Yoldaşı Kemal Hızlı:

    Hüseyin Narlı abinin acı haberi Sabah sabah nefesimizi kesti. Bir Abi iyi bir Devrimci iyi bir Gazeteci iyi bir Yazar bütün güzellikleri ne ararsak onda bulurduk . Kederli Ailesine yoldaşlarına ve bütün Dostlara baş sağlığı sabırlar diliyorum. Yolun açık olsun Yoldaşım Saygıyla anıyorum

    Selda Kavak Torunoğlu:

    Devrimci ruhu ve durusu Ile bizlere örnek olan bir cok kurumumuzda emek veren ve Can Tv emektarlarindan degerli büyügümüz Sevgili Hüseyin Narlı hevalimiz Haq ile Haq olma yolcusu olmuş. Çok üzgünüm devrin daim olsun, ışıklar içinde uyu hevalim. Toprak Ana seni sarıp sarmalasın seni incitmesin. Basta halkımız olmak üzere tüm sevenlerinin başı sağolsun.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday:

    Canlar bir değerini daha yitirdi. Gazeteci Hüseyin Narlı Hakk’a yürüdü, devri daim olsun…

    Sanatçı Ali Matur (Maksudi Ali):

    Ne çok kaybolduk sürgünde. Kırk yıldır sürgünde yaşayan yöremizin 68 kuşağı Devrimcilerinden Ökkeş Ünlübayır (Hüseyin Narlı) dostumuz Hakk’a yürüdü. Başta Ünlübayır ailesine, sevenlerine ve mücadele arkadaşlarına sabır diliyorum. Devrin daim olsun ışıklar içinde uyu güzel dost.

    Sanatçı Hasan Sağlam:

    Hüseyin Narlı’yı kaybetmişiz. Çok üzüldüm. Epey hasbihal etmiş olmanın ve bilgisinden faydalanmış olmamın gururu var elbette. Yıldızlar içinde uyu değerli abim. Devrin daim olsun.

    Yoldaşı Doğan Yeşil:

    Otuz küsur yıllık dostum, yoldaşım, ağabeyim sevgili Hüseyin Narlı (Ökkeş Ünlübayır) canı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Devrin daim güzel ruhun şad olsun, seni çok özleleyeceğiz güzel insan…

    Almanya Tilkililer Sosyal Dayanışma Derneği:

    Hüseyin Narlı hayatını kaybetti. Aslen Maraş- Çiğli köyünden olan Türkiye Sosyalist hareketinin önemli isimlerinden TV 10 ve CAN TV kurucularından Gazeteci Hüseyin Narlı 9 Ocak akşamı hayata gözlerini yumdu. Ailesinin, sevenlerinin, yoldaşlarının başı sağolsun!

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Baba Mansur Ocağı’ndan Fidan Zozan Yıldız deyişlerle Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Baba Mansur Ocağı’ndan Fidan Zozan Yıldız deyişlerle Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı’ndan Fidan Zozan Yıldız, nefes ve deyişler ile toprağa sırlandı.

    12 Aralık Pazar günü evinde Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı evladı Fidan Zozan Yıldız (97), İzmir’de yapılan Hakk’a uğurlama erkanından sonra toprağı sırlandı.

    İzmir’in Çiğli ilçesinde bulunan Evka-2 Cemevinde gerçekleşen Hakk’a uğurlama erkanında Zakir Şevda Çelebi Çiçek ve Ali Derman Türkçe ve Kürtçe nefesler seslendirdi. Çok sayıda kişinin katıldığı erkanda rızalık alınması sonrasında Menemen Seyrek’e bağlı Günerli Mezarlığı’na doğru yola çıkıldı.

    Yıldız, Günerli Mezarlığı’nda yapılan erkan sonrasında toprağa sırlandı.

    1924 yılında Dersim Mazgirt’e bağlı Küpük köyünde dünyaya gelen Fidan Zozan Yıldız uzun zamandır İzmir’de yaşıyordu.

    PİRHA/İZMİR