Etiket: halkevleri

  • ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    PİRHA- “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile ortak açıklama yayınlayan 7 siyasi parti ve oluşum,  “Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı” dedi.  

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile Rusya- Ukrayna savaşına ilişkin ortak yazılı açıklama yayınladı.

    “YAYILMACI POLİTİKALARIN TARAFI DEĞİLİZ”

    Dünyada pandeminin yaraları sarılmaya çalışılırken büyük ve yeni bir savaş tehdidiyle karşı karşıya kalındığına dikkat çekilen açıklamada, kapitalizmin insanlığın ekmeğini, sağlığını düşünmediği gibi enerji ve silah tekellerinin çıkarları için yeni bir savaşa alan açtığı belirtildi. Açıklamada, “Donbas üzerinden tırmanan Ukrayna-Rusya gerilimiyle başlayan savaş ve işgalin arkasında esas olarak bu gerçeklik vardır. Rusya ve ABD öncülüğündeki NATO’nun halkların iradesini yok sayan yayılmacı politikalarının tarafı değiliz. Halklar, bu iki odaktan birine taraf olmak zorunda değildir. Haksız savaşları ve savaşa güç toplama çağrılarını reddediyoruz. Tarafımız barıştır, tarafımız bütün dünyada savaşa karşı ayağa kalkan halklarla aynıdır” denildi.

    AKP İKTİDARINA UYARI

    “Türkiye’de ‘Barış hemen şimdi!’ diyerek sokaklara çıkan emek ve demokrasi güçlerini selamlıyoruz” denilen açıklamada “ Savaş aygıtlarının küresel tahkimatına karşı küresel barışın hayat bulması için tüm halklarımızı alanları doldurmaya çağırıyoruz. Türkiye, 3. Dünya savaşının ateşini fitilleme ihtimali olan bir kamplaşmanın ve çatışmanın tarafı olmamalıdır. Dış politikasında uzunca bir dönemdir küresel ve bölgesel güçlerle işbirliği halinde agresif ve komşu halklarla sürekli çatışma pozisyonunda olan AKP iktidarını uyarıyoruz. Türkiye ne NATO’nun ne de Rusya’nın savaş blokuna dahil edilemez. Barış isteyen halklar da buna geçit vermeyecektir” sözlerine yer verildi.

    “DEMOKRASİ GÜÇLERİ SAVAŞA KARŞI BİRLEŞMELİ”

    Savaşların en büyük kaybedenin emekçiler, yoksullar, kadınlar ve gençler olduğuna dikkat çekilen açıklamanın geri kalanında şöyle denildi:

    “Ülkemizin bütün halkları, işçi ve emekçileri savaşa, militarizme ve şovenizme karşı birleşmelidir. Savaş aynı zamanda demokrasinin düşmanıdır. Diktatörlüğe, otokrasiye, oligarşiye giden en kestirme yol savaşlardır. Savaş kadınlar için daha çok göç, taciz ve tecavüzdür. Savaş doğanın yıkımıdır. Sadece insanların değil tüm canlıların yaşamlarına kast eder. Ülkemizde demokrasi için mücadele eden tüm kesimler savaşa karşı birleşmeli, halkların boğazlanmasından ve savaş baronlarının daha da güçlenmesinden başka hiçbir işe yaramayacak bu savaşı bertaraf etmek için büyük bir dayanışma göstermek demokrasi mücadelesinin zorunlu bir parçasıdır.

    “KARDEŞLİK İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTME ZAMANI”

    Donetsk, Lugansk ve Ukrayna’da siviller hayatını kaybediyor, halklar yerinden yurdundan edilerek kitlesel göçe maruz kalıyor. Bütün savaş ve işgal güçleri bölgeden çekilmeli, halklara kendi kaderini tayin hakkı tanınmalıdır. Emperyalizm ve faşizm, verilen talimatlardan da görüldüğü üzere; nükleer silahları dahi devreye sokacak kadar gözü dönmüş ve çılgındır. Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Afganistanlı kadından dayanışma çağrısı: Taliban’ın kamçısı altına gitmek istemiyoruz-VİDEO

    Afganistanlı kadından dayanışma çağrısı: Taliban’ın kamçısı altına gitmek istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da ‘Barış ve Kardeşlik Buluşması’nda konuşan Kadın Savunma Ağı üyesi Afganistanlı kadın mülteci Pashtoon; “Burada da yaşam çok zor bizim için. Türkiye’de binlerce yalnız kadın göçmen yaşıyor, biz göçmen kadınlar Taliban’ın kamçısı altına gitmek istemiyoruz. Tüm kadınlara dayanışmayı büyütmek için sesleniyoruz” dedi.

    Dikmen Halkevi ve CHP Çankaya İlçe Örgütü’nün çağrısıyla ‘Eşitlik, özgürlük ve adalet için tek yol barış ve kardeşlik’ sloganıyla Ahmed Arif Parkı’nda bir buluşma gerçekleşti.

    Dikmen Halkevi ve CHP Çankaya İlçe Örgütü’nden yapılan konuşmaların yanı sıra bir göçmen kadının konuşma yaptığı buluşmada Tolga Sağ, Görkem Gürlevik, Görkem Aygün ve Umut Yurdusar da sahne sahneye çıktı.

    Ahmet Arif Parkı’nda gerçekleştirilen etkinlikte Kadın Savunma Ağı üyesi Afganistanlı kadın mülteci Pashtoon konuşma yaptı.

    Pashtoon konuşmasında Afganistan’dan göç etmek zorunda kaldığını belirterek şunları dile getirdi:

    “Ben Afganistan’daki hayatımı, sevdiklerimi, işimi, her şeyimi bırakıp kaçmak zorunda kaldım. Önce İran’a sonra Türkiye’ye geldim. Burada da yaşam çok zor bizim için. Türkiye’de binlerce yalnız kadın göçmen yaşıyor, biz göçmen kadınlar Taliban’ın kamçısı altına gitmek istemiyoruz. Tüm kadınlara dayanışmayı büyütmek için sesleniyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Siyasi partilerden Kadıköy çağrısı

    Siyasi partilerden Kadıköy çağrısı

    PİRHA- HDP, TİP, EMEP, TÖP ve Halkevleri, Kadıköy İskele Meydanı’nda saat 19.00’da yapacakları ortak eyleme katılım çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsa Özgürlük Partisi (TÖP) ve Halkevleri, Kadıköy İskele Meydanı’nda bugün saat 19.00’da yapacakları ortak eyleme katılım çağrısında bulundu.

    Yapılan çağrıda, “Baskı, sömürü, mafya iktidarına son verelim, memleketi yeniden kuralım!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da Newroz programı açıklandı: 21 Mart’ta direnişi büyütme çağrısı-VİDEO

    Ankara’da Newroz programı açıklandı: 21 Mart’ta direnişi büyütme çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki bazı demokratik kurumlarla ile siyasi parti, ortak açıklama ile Newroz kutlamasına çağrı yaptı. 21 Mart’ta Anadolu meydanında yapılacak kutlamaya dair “Sınırsız ve sınıfsız bir dünya için mücadele eden herkesi, direnişi büyütmeye, Newroz alanlarına çağırıyoruz” denildi.

    Ankara’daki demokratik birçok kurum ile siyasi parti, Newroz programının detaylarını açıkladı. HDP il örgütünde yapılan basın açıklamasına Kürdistan Komünist Partisi, Partizan, Alınteri, Halkevleri, AKADER, Birleşik Devrimci Hareket, Demokratik Alevi Dernekleri, Karala ve Devrimci Parti temsilcileri katıldı.

    “BU KARANLIĞI DA YENECEK OLAN NEWROZ RUHUDUR”

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu, Ankara Newrozunun 21 Mart’ta saat 13.00’te Anadolu meydanında kutlanacağını açıkladı.

    Sinemillioğlu, “Aydınlık günlere olan inancımızla haksızlığa, hukuksuzluğa, baskı ve sömürüye karşı birlikte mücadele etmek için tüm Ankara halkını birlikte halaya durmak için Newroz alanına davet ediyoruz” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Demirci Kawa önderliğinde Dehak zulmüne karşı isyan ateşini tutuşturup zaferle taçlandırdığı, halkların özgürlük bayramı olan Newrozu kutlamak için bugün start veriyoruz. Newroz, baharın müjdecisi, Newroz isyanın ve dirilişin simgesi, Newroz zalimlerin zulmüne başkaldırmanın adıdır. Özgür, güzel günlerin müjdecisidir. Onun için diyoruz ki gelin hep birlikte Demirci Kawa olup zalimlere ‘dur’ diyelim. Biliyoruz ki her karanlığın sonu aydınlıktır. İçinden geçtiğimiz tarihsel sürecin karanlığını da yenecek olan İşte bu Newroz ruhudur.”

    DİRENİŞİ BÜYÜTMEYE, NEVROZ ALANLARINA ÇAĞIRIYORUZ”

    AKADER temsilcisi Deniz Altay ise “Newroz, ezilenlerin zalimlere karşı zulme başkaldıranların bayramıdır” diyerek şunları söyledi:

    “Devrimci Kawa’nın, zalim Kral Dehak’a karşı zafer günüdür. Aydınlık ve ışığın karanlıkla savaşıdır. Newroz, isyan ateşidir. Ateşi umut ile ateşe cesaret ve onur ile ateşe mücadele ile harlama günüdür. Sömürüye, zulme boyun eğmeyenlerin, direnenlerin günüdür. Her halkın kendi dilinde türküler söyleyeceği, zalimlerin tarihin karanlık kuytularında gömüleceği sınırsız ve sınıfsız bir dünya için mücadele eden herkesi, direnişi büyütmeye, Newroz alanlarına çağırıyoruz.”

    Alınteri temsilcisi Zarife Çamalan da “Bu Newrozda da devrimci Kawa’nın ruhu ile alanlarda olacağız. Tüm Ankaralıları birleşik mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    ORTAK YAŞAM UMUTLARIMIZI ŞAHLANDIRALIM”

    Demokratik Alevi Dernekleri adına konuşan Mustafa Karabudak da, “İnancımızda Newroz cümle varlığın uyandığı ve birbirine niyaz olduğu zamandır” diyerek şöyle devam etti:

    “Newroz Toprak Ana’nın direncidir. Bugün karanlık zamanlardan geçiyoruz. Hakk Yol Alevilerin inançları tanınmıyor, iletişim kanalları kapatılıyor, kayyumlarla seçilmiş iradeler derdest ediliyor. Yaşam hakları kısıtlanıyor. Doğa yok ediliyor, rızkını alınteri ile kazananların ekmeğine göz dikiliyor. Bir karanlık savaş arenasındayız. Nehak devran sürerken halkların ve inançların bayramı Newroz’da ‘Bir olmak, iri olmak, diri olmak’ diyerek ortak yaşam umutlarımızı şahlandıralım diyoruz. Masum-u pakların umut ve barış içerisinde yaşaması boynumuzun borcudur. Hakk Aynamız, Xızır yardımcımızdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • “Kadına dayatılan sınırları reddediyoruz”-VİDEO

    “Kadına dayatılan sınırları reddediyoruz”-VİDEO

    PİRHA-Sivil toplum örgütleri ile siyasi partilerin kadın komisyonları, “Pandemi ile derinleşen ekonomik krizi ve Artırılan Şiddet” başlıklı forum düzenledi.

    Aralarında AKA-DER, Güneşin Elleri Kadın Kooperatifi, HDP ve HDK Kadın Meclisi, Yeni Demokrat Kadın, Alınteri ve Halkevci Kadınlar’ın olduğu örgütler, Ankara’da düzenlenen “Kadınlar pandemi ile derinleşen ekonomik krizi ve artırılan şiddeti konuşuyor” başlıklı forumda buluştu.

    Demokratik Alevi Denekleri Mamak Şube Ana Fatma Cem Evinde yapılan forumda kadınların pandemi süreciyle birlikte yaşadıkları sorunlar ele alındı.

    “BİR ÇEMBERİN İÇİNE SIKIŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYORUZ”

    Forum öncesi kurumlar adına ortak basın metnini Alınteri Kadın komisyon üyesi Zarife Çamalan okudu. Kadınların, aile kurumunun sınırlarını aşmamaları için sayısız baskıya maruz kaldığını vurgulayan Çamalan şunları söyledi:

    “Bu sömürü sisteminde kadınlar hem kapitalist üretime çekilerek ucuzun da ucuzu bir işgücü muamelesi görmüş, hem de bu sistemin devamlılığında hayati önemde olan yeniden üretim rollerini yerine getirmeleri için sayısız ideolojik-siyasi-kültürel zincirle bağlanmıştır. Üretim içindeki ezilmişliklerine yeniden üretimin ağır rolleri de bindirilerek sistemin temel çekirdeği olan aile kurumunun sınırlarını aşmamaları için sayısız baskıya maruz kalmışlardır.

    “İŞSİZLİĞİ VE YOKSULLUĞU YAŞAYAN YİNE KADINLAR”

    Kapitalist üretim içinde ucuz emek gücü muamelesi görürlerken; mobbinge, tacize, aşağılanma ve her türlü hakarete maruz kalan kadınlar, aynı zamanda her kriz döneminde kapıya ilk konulanlar olmuştur.

    Kadınlar krizin büyüttüğü işsizliğin, derinleştirdiği hayat pahalılığının ağırlığını en yakıcı biçimiyle hissedenler olurlar her zaman. Mutfaklardaki yangını kontrol altında tutmak onlara zimmetlenmiş bir görevdir. Fakat tek görevleri bu da değildir. Erkek emekçinin krizin yarattığı çaresizliği, öfkeyi boşalttığı bir paratonerdir aynı zamanda kadınlar. Her durumda en ağır faturayı ödeyenlerdir.

    İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde bu gerçekler daha da çıplak hale gelmiştir. Bu süreçte kadınlar, ağırlaşan çok yönlü krizin en ağır faturasını ödeyen olmuştur, olmaktadır. Şiddet artmış, cinayetler tırmanmış, buna tutum alan her kadın bir şekilde hedef olmuştur. Sistem kendisinden kaynaklanan tüm krizleri emekçilerin başına boca ederken, bu yükün altında en fazla ezilen her zaman kadın olmaktadır.

    “SÜREÇ BAHANE EDİLİYOR

    İşçi ve emekçilerin yükselen sesini kısmak için direnişleri bastırarak, grevleri yasakladığı gibi, toplumsal krizi de emekçilerin kendi içine patlamaları yoluyla yönetmeye çalışıyor. Bu konudaki en büyük hedef de yine kadınlar oluyor.

    Bu süreçte en azından bir işi olan kadınlara ise hem ev içindeki rollerini sürdürmelerini, hem de evden iş yapmayı dayatıyor. Evden çalışmaları dayatılan kadınlar ‘normal’ koşullarda olduğundan daha fazla yıpranmaktadır. Zira kadınlardan hem mesaisini tamamlamaları hem de ev işleri ve çocuk bakımını aksatmaması bekleniyor. Kısacası kadın topyekûn bir çemberin içine sıkıştırılmaya çalışılıyor.

    Ancak kadınlar da tüm bu saldırı ve baskılara karşı teslimiyetçi bir tutum içinde olmamıştır. ‘Bu böyle gitmez!’ diyerek, her daim erkek egemen zihniyetle mücadele etmiştir. ‘Ben de varım’ diyen kadınlar; toplumda söz söyleyebilmek, insan olarak varlıklarını kabul ettirmek, bir iradesi, bir kimliği olduğunu haykırmak için her zaman mücadelenin ön saflarında yer almıştır. Bunu yaparken de sadece kendi hakları için değil tüm ezilenlerin hakları için mücadele ederek, toplumsal ve sınıfsal mücadelenin içinde yer almışlardır.

    Tıpkı Mirabel kız kardeşlerin şahsında dile gelen anlamlarda olduğu gibi.

    Onlar, kadınların sistemin dayattığı sınırları reddederek mücadele etmelerinin, tüm toplumun baskı ve zulümden kurtulması için sınırlarını yıktıkları zaman nasıl bir sistem düşmanı haline getirildiklerinin simgesidir. Ardıllarına mücadele azmi ve kararlılığı bırakan kelebeklerdir.

    Onlar ve sayısız kadında cisimleşen bu değerlerden aldığımız güçle mücadelemizi sürdüreceğiz, kadının da ezilmesinin nedeni olan bu sömürü ve zulüm düzenini yıkıncaya kadar.”

    PİRHA/ANKARA

  • İkitelli’de uyuşturucu karşıtı afiş ve yazılamaları ‘polis tahrip etti’ iddiası

    İkitelli’de uyuşturucu karşıtı afiş ve yazılamaları ‘polis tahrip etti’ iddiası

    PİRHA- İstanbul’da İkitelli semtinde gençler arasında uyuşturucu kullanımına karşı duvarlara yapılan yazılama ve afişlerin polis tarafından tahrip edildiği iddia edildi. 

    İstanbul Küçükçekmece İkitelli semtinde gençler arasında uyuşturucu kullanımına karşı mücadele yürütülüyor.

    Uyuşturucunun zararlarına ilişkin bilgilendirme faaliyetleri sürdüren İkitelli Halkevi üyeleri, geçen günlerde mahallelerde uyuşturucu karşıtı afiş ve yazılamalar yapmıştı.

    Bugün bölgede görülen akrep adıyla bilinen polis araçları tarafından söz konusu afişlerin ve yazılamaların tahrip edildiği mahalle sakinleri tarafından bildirildi.

    İKİTELLİ HALKEVİ’NDEN BİRLİKTE MÜCADELE ÇAĞRISI

    Bir açıklama yapan İkitelli Halkevi şu çağrıyı yaptı:

    “Son günlerde mahallemizde artan uyuşturucu sorunuyla ilgili şikayet alan Halkevci gençlik, uyuşturucuya karşı mücadele başlattı. Polisin hiçbir şekilde karışmaması torbacıları rahat ettirdi. Şimdi biz devletin desteğiyle değil halkımızın desteğiyle sokaklardayız! Sizleri de bu mücadelede yanımızda olmaya davet ediyoruz!”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

     

  • “İnsanca yaşamak istiyoruz” talebine polis müdahalesi-VİDEO

    “İnsanca yaşamak istiyoruz” talebine polis müdahalesi-VİDEO

    PİRHA- Halkevleri üyeleri tarafından gerçekleştirilmek istenen “İnsanca yaşamak istiyoruz” talepli basın açıklamasına polis sert müdahalede bulunarak çok sayıda kişi gözaltına aldı.

    Halkevleri üyeleri birçok kentte eş zamanlı “İnsanca yaşamak istiyoruz” talebiyle basın açıklaması yaptı. Ankara Sakarya Caddesi’nde yapılmak istenen basın açıklamasında polis müdahalesi yaşandı.

    Ziya Gökalp Caddesi üzerinde bulunan İş Bankası önünde bir araya gelen Halkevleri üyeleri, “Güvenceli çalışmak, insanca yaşamak istiyoruz” pankartı açarak yolu trafiğe kapattı. Sakarya Caddesi’ne yürüyen grubun önü polislerce kesildi.

    Yürümekte ısrar eden gruba sert müdahale eden polis, çok sayıda kişiyi darp ederek gözaltına aldı.

    Müdahale sonrası Selanik Caddesi’ne doğru dağılan bir grup basın açıklamasını yolda yapmak istedi. Polisler, Yüksel Caddesi’nde grubun önünü kesip ikinci kez müdahale etti. Sık sık “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganı atan kişilerin boğazı sıkılarak gözaltına alınırken, müdahaleyi görüntüleyen gazeteciler de tehdit edildi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

  • Halkevleri’nden Trump AVM önünde eylem: Bu normal değil!

    Halkevleri’nden Trump AVM önünde eylem: Bu normal değil!

    PİRHA- Halkevleri üyeleri, “Cumhurbaşkanı, patronlar, bakanlar güvende; halk yolda, işte, AVM’de tehlikede! Bu normal değil!” diyerek Trump AVM önünde eylem yaptı. 
    Halkevleri üyeleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “normalleşme” planının halkın sağlığını değil sermayenin kârlılığını gözettiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı, patronlar, bakanlar güvende; halk yolda, işte, AVM’de tehlikede! Bu normal değil!” diyerek Trump AVM önünde eylem yaptı.
    Trump AVM önünde bir açıklama yapan Halkevleri üyeleri şunları söyledi:”Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı normalleşme planını açıkladı fakat bizler normalleşemiyoruz. Bu normal onun, bakanlarının, sermaye sahiplerinin normali iki aydır zorunlu karantinada işsiz güçsüz bir şekilde kalmış olan bizlerin normali değil.
    Onların normali halkın canını almak pahasına turizmi canlandırmak için yazlık yerlerde şehirler arası seyahat yasağını kaldırmak, onların normali AVM sahipleri için hizmet sektöründe çalışanları tehlikeye atmaktır.”

    “HALKIN ARASINA KARIŞIN” ÇAĞRISI
    Cumhurbaşkanı’nın ve bakanların bu “normalleşme” adımlarıyla halkı salgının kucağına ittiğini ancak kendilerinin korunaklı yaşamlarını sürdürdüğünü belirten Halkevciler, “Tamam normalleşelim biz de ama önce siz!” diyerek Erdoğan’ı ve bakanları halkın arasına karışmaya çağırdı.

    Açıklamada, “Esnafa destek veriyoruz’ diyen Berat Albayrak esnafın arasına karışsın! Çalışma Bakanı, gitsin bir fabrikada çalışmaya başlasın! Sağlık Bakanı, bir hastanede korumasız, maskesiz çalışan bir sağlık işçisinin yerine geçsin” denildi.

    “SERMAYE İÇİN DEĞİL, HALK İÇİN BÜTÇE”

    “Halkın yaşam ve sağlık hakkını savunacağız” diyen Halkevciler, eylemi “Herkes için geçim ödeneği, herkes için parasız maske ve hijyen malzemesi, herkes için parasız, kamusal sağlık hizmeti, sermaye için değil halk için bütçe” taleplerini dile getirerek sonlandırdı.

    Eylemin ardından polis Halkevleri üyelerine GBT kontrolü yaptı. “Pankartı kimin açtığının ve suç unsuru bulunup bulunmadığının” inceleneceği gerekçesiyle gözaltına alınan bir Halkevci, kısa süre sonra Kuştepe Polis Merkezi’nden serbest bırakıldı.

    PİRHA/İSTANBUL
  • Halkevleri Emekli Hakkı Meclisi’nden koronavüris tepkisi: Emekliyiz ama çaresiz değiliz

    Halkevleri Emekli Hakkı Meclisi’nden koronavüris tepkisi: Emekliyiz ama çaresiz değiliz

    PİRHA- Halkevleri Emekli Hakkı Meclisi koronavirüs salgını ve yaşlılara yönelik muamelelere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, koronavirüs küresel salgınının, ülkemizde hızla yaşlılara, emeklilere yönelik sistematik bir ayrımcılık ve hak gaspı sürecine evrildiği vurgulandı.

    Halkevleri Emekli Hakkı Meclisi koronavirüse ilişkin bir açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Koronavirüs küresel salgını, yaşlılar, emekliler açısından hızla sistematik bir ayrımcılık ve hak gaspı sürecine evriliyor. Emekliyiz ama çaresiz değiliz. Dilimiz, elimiz ve kolumuz bağlı değil. Gerektiğinde bastonumuzu havaya kaldıracak gücümüz hala var. Bu böyle biline” denilerek, yaşınılanlara tepki gösterildi.

    İKTİDARIN ALMADIĞI ÖNLEMLERİN SONUCUNDA HAYATINI KAYBEDENLER BİZLERİZ”

    Açıklamanın devamında şunlara dikkat çekildi:

    Koronavirüs küresel salgını, bu büyük halk sağlığı sorunu, ülkemizde hızla yaşlılara, emeklilere yönelik sistematik bir ayrımcılık ve hak gaspı sürecine evrildi. Salgından en çok etkilenenlerin yüksek yaş gruplarında olduğu verileri üzerine iktidar sözcüleri tarafından her açıklamada yapılan “yaşlılar” vurgusu, neredeyse salgının yayılma nedeni olarak yaşlıların gösterildiği, iktidarın almadığı önlemlerin, salgına karşı mücadeledeki başarısızlıklarının yaşlıların üzerine yıkıldığı, salgına yönelik tepkilerin yaşlılara yöneldiği bir ortam yarattı. Bu yönlendirme, neredeyse kendisini yaşlı saymayan herkesin bizler hakkında konuştuğu, ne yapmamız gerektiğini söylediği bir toplumsal ortam yarattı. Bu salgını yayan değil, yayılmasının sonuçlarını yaşayanız bizler. İktidarın almadığı önlemlerin sonucunu hayatını kaybetme riski ile yaşayanlarız.

    “İKTİDAR YASAKLARLA SORUMLULUĞU BİZİM ÜZERİMİZE YIKTI”

    Yaşanan bu büyük halk sağlığı krizine çıkarcı, fırsatçı ve emeklilere düşman bir anlayışla yaklaşılması ile önce 65 yaş üstü yolcuların ücretsiz seyahat hakkının askıya alınması uygulamaları başladı. Ardından aynı evlerde yaşadığımız milyonlarca ücretli çalışan her gün zorunlu olarak işe gidip gelirken ve 65 yaş üstü on binlerce insan ücretli çalışmak zorundayken 65 yaş üzerine ayrımcı bir sokağa çıkma yasağı kararı geldi. İktidar yasak koyarak sorumluluğu bizim üzerimize yıktı, bizlerin tüm ihtiyaçlarını barınmadan beslenmeye, iletişim hakkından, sağlığa kadar karşılama sorumluluğunu da üzerinden attı.

    Bu anlayışın köklerinin daha da derinlerde ve üstlere doğru tırmandığı ve saraylara kadar uzandığı bilinen bir gerçek. Tarikatlara ve altın işlemeli makam odalarına bol bol harcama yapılırken, emeklilere gelince “yok” deniliyor. Emeklileri sistemin sırtında bir yük olarak gören ve onları bu dünyadan bir an önce gitmeleri için can atan neoliberal anlayışın atağa geçmesidir. Salgın hastalık bahane edilerek sözde güvenlik aldatmacası ile bir savaş hilesi yapılıyor. Bu adımlar emeklileri toplumdan koparmakla kalmaz, asıl amaçları ise kendi yükümlülüklerinden kurtulmaktır.

    “EMEKLİYİZ; AMA DİLİMİZ, ELİMİZ VE KOLUMUZ BAĞLI DEĞİL”

    Bu ayrımcı sokağa çıkma yasağı ve seyahat kartlarının ellerinden alınması zaten emeklilerin zor olan yaşantılarını daha da zorlaştıracaktır. Aslında iktidar olmanın gereği; sıkıntılar içinde olan emeklilerin sorunlarına çözüm bulmaktır. Hiçbir emekli, şehir içinde keyfinden seyahat etmez. Büyük çoğunluğu baş edemedikleri sorunlarından uzaklaşmak zorunda oldukları için şehir içinde seyahat ediyorlar. Şu an da hiç kapısı çalınmayan, aradıkları numaralara ulaşamayan, sokağa çıktığında ayrımcılığa, aşağılanmaya uğrayacağını düşünen hastalığa ve ölüme terk edilmiş milyonlarca yaşlı ve emekli yurttaş var.

    Emekliyiz; ama dilimiz, elimiz ve kolumuzu bağlı değil. Gerektiğinde bastonumuzu havaya kaldıracak gücümüz hala var. Bu böyle biline!..

    “HAK GASBINA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Elbette kendimize bilim insanlarının önerileri doğrultusunda dikkat edeceğiz. Ancak bilmeliyiz ki; eğer bizler sesimizi çıkarmazsak ve bir kez haklarımız budanmaya başlandı mı, bunun sonu gelmez. Bu nedenle başta örgütümüz Emekli-Sen olmak üzere tüm dost kurum ve kuruluşlarla bu hak gasbına karşı sesimizi yükseltmeliyiz.

    Bizler bu toplumun parçasıyız, ayrımcılığa uğramak, hastalığa ve ölüme terk edilmek, aşağılanmak değil insanca yaşamak istiyoruz.

    PİRHA/ANKARA

  • Halkevleri: Çıkar şebekesine verecek tek kuruşumuz yok!-VİDEO

    Halkevleri: Çıkar şebekesine verecek tek kuruşumuz yok!-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Halkevleri yöneticileri ve üyeleri, Başkent Gaz’ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na bağış adı altında yaptığı vergi kaçakçılığını protesto etti. Polis engeliyle karşılaşan Halkevciler, yürüyüş sırasında basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Biz doğalgaz faturalarımızla Ensar’a yurt yaptırmak istemiyoruz! Yandaş şirketlere, Ensar’a milyonlarca lira aktarılmasını istemiyoruz” denildi. 

    Haberin videosu

    Halkevleri Genel Merkezi Başkent Gaz’ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na bağış adı altında yaptığı vergi kaçakçılığını protesto etmek istedi. Bugün saat 12.30’da Kızılay PTT Yenişehir Şubesi önünde yapılmak istenen basın açıklaması polis tarafından engellendi.

    Bunun üzerine Halkevi üye ve yöneticileri, PTT içerisinde girerek faturalarını gönderdikten sonra basın açıklaması yapmak isteyen Halkevcilere polis müdahale ederek, alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Kitle ise, Kızılay’a doğru yürüyüşe geçti.

    Yürüyüş esnasında Halkevleri Kadın Sekreteri Hediye Mertürk tarafından basın açıklaması okundu.

    Mertürk, “Bugün burada, vergi kaçakçılığını teşhir ve pr0test0 etmek için toplandık. Edindiğimiz bilgilere göre Kızılay’ın bizim bilmediğimiz bir görevi daha varmış! Kamu yararına bir kurum olan Kızılay’ BaşkentGaz Ensar Vakfı ‘na bağış yapabilsin ama aynı zamanda da vergi ödemesin diye, vergi kaçakçılığına aracı olmuş. Buradan vergiler dolayısıyla beli bükülen, faturalarını ödeyemeyen herkese çağrımızdır! Vergiyi dert etmeyin, Kızılay’a güvenin” dedi.

    “DOĞALGAZ FATURALARIMIZLA ENSAR’A YURT YAPTIRMAK İSTEMİYORUZ”

    “1 Ağustos 2018’de %9, ı Eylül 2018’de %9, ı Ekim 2018’de %9, 31Temmuz 2019’da %14,97 ve 31 Ağustos 2010’da %14,9 olmak üzere doğal gaza tam beş defa zam geldi”diyen Mertürk, şöyle devam etti:

    “İçinde bulunduğumuz tablo, iktidarından sermayesine, aslında kamuya bir yararı olmayan kurumlarına kadar bir çıkar şebekesini gözler önüne sermiştir. Bu işten en zararlı çıkan her zamanki gibi halktır. Üst üste zamlı faturaları ödeyen de, soğuk kış aylarında kombiyi yeterince yakamayan da, deprem, afet gibi durumlarda gösterdikleri duyarlılığı sömürülen de halktır.

    Bizler asgari şekilde yaşamımızı sürdürmeye çalışırken, onlar milyonlarca lirayı ceplerine indirmeye devam ediyor. Halkın bu çıkar şebekesinden çektiklerine artık yeter!

    Bizim bu çıkar şebekesine verecek tek bir kuruşumuz bile yok. Biz doğalgaz faturalarımızla Ensar’a yurt yaptırmak istemiyoruz! Yandaş şirketlere, Ensar’a milyonlarca lira aktarılmasını istemiyoruz! Artık bu faturaları ödemek istemiyoruz!

    Halkevciler olarak halkın cebine göz diken şirketlerin de, bu şirketlere paravan olan kurumların da, bütün bunlara göz yuman, denetlemeyen, halkın değil sermayenin çıkarını gözeten AKP’nin de peşini bırakmayacağız. Bulunduğumuz her yerde gerçekleri haykırmaya, suçluları teşhir etmeye devam edeceğiz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Halkevleri: Birbiriyle yarışan otobüsler yolcu hayatını hiçe sayıyor – VİDEO

    Halkevleri: Birbiriyle yarışan otobüsler yolcu hayatını hiçe sayıyor – VİDEO

    PİRHA – Halkevleri, Ankara’nın Mamak ilçesinde özel halk otobüsünün durağa girmesi sonucu 4 kişinin yaşamını yitirmesini basın açıklaması ile protesto etti. Olayın gerçekleştiği yerde bir araya gelen Halkevleri üyeleri “Kaza değil katliam, ulaşımda kâr ve rekabet hırsı canlarımızı alıyor” diyerek halk otobüslerinin kamulaştırılması gerektiğini söyledi.

    Haberin videosu

    Mamak’ın Saimekadın Mahallesi’nde 30 Eylül’de özel bir halk otobüsünün durağa girmesi sonucu dört kişinin hayatını kaybetmesine Halkevleri’nden tepki geldi.

    Basın açıklaması yapmak isteyen Halkevleri üyelerini polis, “valilik izin vermiyor” diyerek engellemek istedi.

    “ANKARA’DA GÜVENLE ULAŞIM HAKKIMIZI KULLANMAK İSTİYORUZ”

    Olayın yaşandığı yerde toplanan Halkevleri üyeleri, benzer kazaların yakın tarihlerde yine yaşandığına dikkat çekerek “Bu yaşananı basitçe kaza olarak göremeyiz. Çünkü özel halk otobüslerinin Ankara’da ulaşım sistemi içerisine kar etme mantığını, rekabeti soktuğunu biliyoruz” denildi.

    Basın açıklamasını Halkevleri’nden Nebiye Merttürk okurken şunlara dikkat çekildi:

    “Bu durum ulaşımı kamusal bir hak olmaktan çıkartarak, alınıp satılır bir hizmete dönüştürmektedir. Bunun sonucunda birbiriyle yarışan otobüsler, yolcu hayatını hiçe sayan bir anlayış ve yolcuyu yurttaş değil üzerinden para kazanılması gereken bir müşteri olarak görmek yaygınlaşmaktadır. Bu durum yeni kazalara da yol açmaktadır. Üstelik Özel Halk Otobüsleri’nin daha bir ay önce yapılan zamlarda da payı büyüktür. Kartlı sisteme geçmek için ulaşıma zam yapılmasını özel halk otobüsleri belediyeye şart koşmuştur.

    Yapılan bu zamları gerekçelendirirken bakım onarım masraflarının da artmasını göstermelerine rağmen bugün yaşanan kazanın fren patlamasından kaynaklı olması, zam gerekçelerinin yalnızca bahane olduğu yönünde kuşkuları güçlendirmektedir. Bunun da tek bir çaresi var. Ulaşımda özel sektör olmayacak. EGO bünyesinde kamulaştırma gerçekleştirilerek, ulaşım hakkı, yurttaşların güvenceli ulaşıma erişmesini öncelik yaparak sağlanmalıdır. Kar mantığı, rekabet ulaşım sisteminin dışına atılmalıdır. Böylelikle ne yollarda bir biriyle yarışan otobüsler görürüz ne ulaşımda zam yapılması ‘zorunlu’ hale gelir.

    Hayatını kaybedenlerin yakınlarına sabır diliyoruz…

    PİRHA / ANKARA

  • Batıkent Kültür Sanat Festivali yarın başlıyor

    Batıkent Kültür Sanat Festivali yarın başlıyor

    PİRHA – Bu yıl ilki yapılacak olan Batıkent Kültür Sanat Festivali (BATIFEST) 8 Eylül’de ‘Sahnelere İz Bırakanlar’ paneliyle başlayacak. Festivalin son günü olan 13 Eylül’de ise İlkay Akkaya, Ali Asker ve İlknur Yakupoğlu’nun yer alacağı açık hava konseri düzenlenecek.

    Halkevleri öncülüğünde Ankara’nın Batıkent semtinde bu yıl ilki yapılacak olan BATIFEST 8 Eylül’de başlıyor. Yapılan duyuruda “Sanatın halkla iç içe bir dayanışmaya doğru yol alması amaçlıyor” denilirken “Semtine iz bırak” çağrısı ile tüm yurttaşlar festivale davet edildi.

    Halkevleri, festivalin geleneksel hale getirilmesini amaçladıklarını duyururken hazırlanan programın ise şu şekilde olacağını paylaştı:

    8 Eylül 19.30 – Sahneye İz Bırakanlar

    Tiyatrocu Cengiz Sezgin, Hakan Salınmış ve Aylin Saraç’ın katılacağı ve Deniz Büyükuysal Lişesivdin’in moderasyonda olacağı Sahneye İz Bırakanlar etkinliği Batıkent Meydan AVM Sinan Bengier Salonu’nda gerçekleşecek.

    9 Eylül 19.30 – Themis’in İzinde Adaletin Peşinde

    Anayasa Hukuku Profesörü ve İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun katılacağı ve eski Ankara Milletvekili Kamil Ateşoğulları’nın moderasyonda olacağı Themis’in İzinde Adaletin Peşinde etkinliği Batıkent Meydan AVM Sinan Bengier Salonu’nda gerçekleşecek.

    10 Eylül 19.30 – Batıkent Batık Kent Olmasın – Semtin İzlerini Sürüyoruz 

    Semtimiz Batıkent’in kuruluş sürecinden bugüne kadar canlı tanıklarıyla ve kent alanında çalışan uzmanlarla Batıkent’in dününü, bugününü, yarınını konuşacağız. Etkinlikte Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Candan Karakuş, Gazeteci Sedat Bozkurt ve Batıkent’in planlanma sürecinde rol almış Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Eski Yardımcısı Fehmi Toptaş konuşmacı olarak yer alacak. Etkinlik Batıkent Meydan AVM Sinan Bengier Salonu’nda gerçekleşecek.

    11 Eylül 19.30 – İşçilerin Ayak İzleri

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, OSTİM işçileri etkinliğin konuşmacıları olacak. Batıkent Meydan AVM Sinan Bengier Salonu

     12 Eylül

    16.00 – Edebiyatta Kadın İzleri

    Kültür ve sanat alanında kadınların görünmez kılındığı, yok sayıldığı, ikincilleştirildiği bugünlerde kadın yazarların katıldığı imza günü düzenlenecek. Günebakanlar Kadın Kooperatifi’nde gerçekleşecek etkinliğe Ayşe Düzkan, Arzu Eylem, Ayten Kaya Görgün, Banu Bülbül, Funda Şenol Cantek, Güven Tunç, Hatice Günday, İlknur Üstün, Reyhan Saygın, Sofya Kurban, Şenay Eroğlu Aksoy, Şükran Eken katılıp kitaplarını imzalayacak.

    18.30 – Siyasette Kadın İzleri

    Kadınların yaşamın her alanındaki eşitlik mücadelesi festivale taşınıyor. Halkevleri Eski Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un, İzmir Eski Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı’nın, İzmit Belediye Başkanı Fatma Hürriyet Kaplan ve CHP PM üyesi Gaye Usluer’in konuşmacı olarak yer alacağı etkinlik Günebakanlar Kadın Kooperatifi’nde gerçekleşecek.

    13 Eylül 19.00 – Açık Hava Konseri*

    Festivalin kapanışında ise İlkay Akkaya, Ali Asker ve İlknur Yakupoğlu’nun yer alacağı açık hava konseri yapılacak. Ancak Ankara Valiliği’nin konsere izin vermemesi üzerine hukuki sürecin başlatıldığı duyuruldu. İdare Mahkemesi’nin kararına bağlı olarak konser yeri ve tarihi netleşecek.

    PİRHA / ANKARA

  • Temelli: Ortada talan, gasp ve demokrasi kıyımı var-VİDEO

    Temelli: Ortada talan, gasp ve demokrasi kıyımı var-VİDEO

    PİRHA – HDP, belediyelere kayyım atanması, yargı paketi, demokrasi ittifakı ve demokratik anayasa gündemleri dahilinde Halkevleri yöneticileriyle bir araya geldi. HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Kayyımlar aracılığı ile yapılanlar zulümdür. Rüşvetin, yolsuzluğun belgesi de ortaya çıktı. Evet bu bir darbedir” dedi.

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli başkanlığındaki heyet, kayyımlar, yargı paketi, demokrasi ittifakı ve demokratik anayasa gündemlerini ile Halkevleri yöneticileri ile bir araya geldi.

    Halkevleri Genel Merkezi’nde yapılan görüşme öncesi konuşan Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş, “Türkiye siyaseti bir saray rejimi içerisinde yeniden kurulmaya çalışılıyor. Bunun kayyım süreciyle de devam ettirildiğine tanık oluyoruz. Biliyoruz ki kayyım, Türkiye halkının iradesinin gaspı, kamusal hakların yandaşlara peşkeş çekilmesidir. Bundan sonra haklarımızı savunmanın gereği ne ise hep birlikte yapmaya hazırız” dedi.

    “BU BİR ZULÜMDÜR”

    Sezai Temelli ise konuşmasında kayyımları hedefine alarak, “Yalan da ısrar edip ve bu yalanı büyütmeye çalışıyorlar “dedi. Temelli sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yalan da ısrar ederek tüm toplumu bu yalana ikna etmeye uğraşıyorlar. Bu kayyım rejiminin kendisi yalandır. İnsanların iradesine karşı yapılmış bir darbedir. Bu bir zulümdür. Bu anayasayı dahi ihlal eden anlayıştan bir an önce vazgeçilmeli ve kayyım dönemine ait ne kadar suç var ise mutlaka soruşturulmalıdır. Bakın bunun belgeleri ortaya çıkıyor. Bu belgelere yanıt vermek yerine hala HDP’yi suçlayan açıklamalar yapılmakta. ‘Rüşvetin belgesi olur mu?’ diye sorulurdu. Gördük ki rüşvetin belgesi de varmış. Bu da açığa çıktı. Yolsuzluğun da belgesi de varmış. Bu da açığa çıktı. Kayyumların yapmış olduğu talanlar bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.

    “DÜŞMAN HUKUKUNU GEÇERLİ KILMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Her şeyden öte siyasi irade, demokrasi yok sayılıyor. Bu sebeplerden ötürü bir demokrasi ittifakında buluşmayı önemsedik. Bu sorunlardan kurtulmak adına hep birlikte ne yapabiliriz diye düşündük. Yapılanlar aslında Sadece Kürt halkının iradesine yapılmış değildir. Düşman hukukunu adeta geçerli kılmaya çalışan bu zihniyet şimdi tüm Türkiye halklarını hedef haline getirmiştir. Cumhurbaşkanı halen tehditlerine devam ediyor. İstanbul’u Ankara’yı hedef haline getirmeye çalışıyor. Türkiye bu savaş, şiddet, yolsuzluk girdabından bir an önce çıkmalıdır. Bunun için demokrasi mücadelesini yükseltmemiz gerekir. Bu kayyımlar şimdi bir turnusol kağıdı oluşturuyor. Demokrat mısınız değil misiniz, demokrasiden yana mısınız değil misiniz? Aldığınız tavır, attığınız adımla şimdi herkes bu teste tabi kılınmıştır. Ortada darbeciler vardır ve bu darbecilere karşı mücadele eden demokrasi güçleri de vardır. Demokrasi güçleri şimdi yan yana gelmeli, gücünü her yerde açığa çıkarmalı ve bu darbeyi kabul etmediğini yüksek sesle haykırmalıdır. Evet bu bir darbedir. Bu darbelere karşı söyleyecek sözümüz, mücadelemiz vardır.”

    PİRHA / ANKARA

  • Kaz Dağları’nda, ‘Su ve Vicdan’ nöbeti devam ediyor

    Kaz Dağları’nda, ‘Su ve Vicdan’ nöbeti devam ediyor

    Kaz Dağları’nı savunmak için başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” sürerken Çanakkale’deki maden alanı önünde açıklama yapan Halkevleri Genel Sekreteri Özge Ozan, “Hepimizin ‘Kaz Dağlarını kim, ne kadara sattı?’ sorusunu sorması gerekir” dedi.

    Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Havzası’nda Kanadalı şirket Alamos Gold’un yerli taşeronu olan Doğu Biga Madencilik tarafından yapılan ağaç katliamı ve siyanürlü madencilik faaliyetine karşı Kaz Dağlarını savunmak başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” sürüyor.

    Çanakkale Halkevi yöneticileri ve üyeleri, dün (3 Ağustos) yaklaşık 100 çadırla bir haftayı aşkın bir süredir nöbetin sürdürüldüğü alanı ziyaret etti. Maden sahası sınırında açıklama yapan Halkevleri Genel Sekreteri Özge Ozan, Kaz Dağlarının dünyanın en önemli miraslarından birisi olduğunu hatırlatarak, “İnsanlık tarihinin efsanelerindeki ismi ile İda, bugün uluslararası ve yerel şirketler ve doğrudan Erdoğan-AKP iktidarı tarafından tehdit altında. Ormanları, su havzaları, varlıkları, bütün canlılarıyla bütün bir ekolojik sistem burada katlediliyor. Öyle bir suç işleyerek bunu yapıyorlar ki kendi hukuksal düzlemlerini dahi tanımıyorlar. Halkın itirazını tanımıyorlar” dedi.

    “TOPRAKLARIMIZI ZEHİRLEYEREK TEŞVİK ALDILAR”

    Doğrudan Erdoğan’ın kararı ile Alamos Gold şirketi ve taşeronu Doğu Biga şirketinin özel bir teşvike layık bulunduğunu belirten Ozan, “Bizim topraklarımızı, havamızı, suyumuzu zehirleyerek üstüne 865 milyonluk bir teşvik aldılar. Bu teşvik öyle bir şey ki; biz katliam sürecinde çalışan işçilerin SGK’larını kamu bütçesinden ödeyeceğiz. Yüzde 80’e varan KDV indirimleri, yatırım teşvikleri, gümrük muafiyetleri alacaklar” dedi.

    Herkesin “Kaz Dağlarını kim, ne kadara sattı?” sorusunu sorması gerektiğini belirten Ozan, “Bizler bu direnişi sürdürmeye kararlıyız. Geleceğimiz, çocuklarımız, toprağımız, ülkemiz ve bütün canlı hayat için burada direnmeye devam edeceğiz. Kaz Dağları hepimizin. Herkesi bulunduğu yerden buraya gelerek direnişe destek olmaya, gelemiyorsa neredeyse orada direnişe bir şekilde katılmaya, bu uluslararası ve yerel ağlara sahip suç şebekesi karşısında insanlığın, doğanın ve bütün canlıların hakkını savunmaya çağırıyoruz. Hep beraber direneceğiz ve direnişi kazanacağız” dedi.

    Herkesin “Kaz Dağlarını kim, ne kadara sattı?” sorusunu sorması gerektiğini belirten Ozan, “Bizler bu direnişi sürdürmeye kararlıyız. Geleceğimiz, çocuklarımız, toprağımız, ülkemiz ve bütün canlı hayat için burada direnmeye devam edeceğiz. Kaz Dağları hepimizin. Herkesi bulunduğu yerden buraya gelerek direnişe destek olmaya, gelemiyorsa neredeyse orada direnişe bir şekilde katılmaya, bu uluslararası ve yerel ağlara sahip suç şebekesi karşısında insanlığın, doğanın ve bütün canlıların hakkını savunmaya çağırıyoruz. Hep beraber direneceğiz ve direnişi kazanacağız” dedi.

     

  • Narlıdere Cemevi’nden okul eğitimine destek- VİDEO

    Narlıdere Cemevi’nden okul eğitimine destek- VİDEO

    PİRHA- Narlıdere Cemevi, 8 yıldır cemevinde yaz ve kış aylarında hazırladıkları eğitim programıyla çocukların eğitimine destek oluyor. Kış aylarında çocuklara okul eğitimine destek verecek şekilde hazırlanan program yaz aylarında ise daha çok drama, müzik ve semah dersleriyle çocukların güzel zaman geçirmelerine olanak sağlıyor. Cemevinde eğitimden sorumlu Birgül Yılmaz ise cemevlerinin eğitim açısından önemli olduğunu belirterek cemevlerinin eğitim yuvasına dönüştürme çağrısı yaptı. 

    İzmir’de bulunan Narlıdere Cemevi, 8 yıla yakın bir süredir öğrencilerin eğitimine destek vermek için cemevinde yaz ve kış kursları düzenliyor. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte imam hatip okullarının artması eğitimin giderek gericileştiği bir dönemde cemevlerinde verilen kursları da önem kazanıyor. Türkiye’de birçok cemevinde sürdürülmeye çalışılan bu uygulamaların bir nedeni de yaz aylarında artarak devam eden küçük yaştaki çocukların kuran kurslarına gönderilmesinin önüne geçmek.

    10 yıldır Narlıdere Cemevi’nde gönüllü olarak çalışan eğitimden sorumlu Birgül Yılmaz, cemevinde yapılan kursların önemini PİRHA’ya anlattı.

    Yılmaz, Narlıdere Cemevi’nde 8 yıl önce eğitim destek kursları vermeye başladıklarını söyledi. İlk olarak sadece İngilizce kursu verilen cemevinde daha sonra kış aylarında da eğitim programı hazırlanarak öğrencilerin eğitimine destek kursları yapılmaya başlandı.

    Gönüllü olarak cemevinde çalışan Birgül Yılmaz, kış aylarında hazırladıkları kurslarla çocukların eğitimine katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti. Yılmaz, son üç yıldır yaz kursları düzenlediklerini belirterek, cemevinde eğitim veren öğretmenlerinde gönüllü olarak çalıştıklarını altını çizdi.

    Yaz okulunu Halkevleri ile beraber hazırladıkları programlarla uygulamaya çalıştıklarını söyleyen Yılmaz, “Halkevlerinin kendi programları var, bu program üzerinde bize bir program getiriyorlar. Örnek olarak; Tiyatro,  felsefe spor, müzik vs biz ekstra kendi ritüelimiz olan semah ekliyoruz. Ama kış döneminde daha çok okul eğitimine destek verecek şekilde çalışıyoruz. Zamanımızı mümkün olduğunca çocuklara daha fazla nasıl yararlı oluruz, daha fazla nasıl bu ritüelli öğretebiliriz, normal hayatlarında nasıl daha fazla bilgi edilebilirler diye elimden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz” dedi.

    “CEMEVLERİ EĞİTİM YUVASINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

    Cemevlerininin eğitim yuvasına dönüştürülmesi çağrısında bulunan Yılmaz; “Narlıdere Cemevi’nde sadece cenaze erkanı yada sadece belli zamanlarda yapılan cem ritüellerimizi yapmıyoruz. Onlar zaten günümüz şartlarında var olanlar. Bunu bir tık öteye götürmek için kadın kollarının yaptığı çalışmalar var, bizlerde eğitim açısından çocuklara yapabildiğimiz kadar eğitim yapmaya çalışıyoruz. Daha fazla ileri götürmek için elimizden gelen çabayı harcıyoruz. Sadece semah, cem yada cenaze erkanlarının görüldüğü yer olmaması gerekir, cemevlerinin eğitim yuvasına dönüştürülebilmeli” diye konuştu.,

    “VELİLER ÇOCUKLARINA SAHİP ÇIKMALI, OKULDA NE ÖĞRENDİĞİNİ TAKİP ETMELİ”

    Çocukların küçük yaşta kuran kurslarına gönderilmesine tepki gösteren Birgül Yılmaz, “Kuran kurslarına küçük yaşta gitmeleri doğru değil, belli bir yaşa geldikten sonra zaten o çocuk kendi üzerinde hangi inanca hangi doğruya inanıyorsa zaten kendi öz kararını vererek kendi istediği yöne gidebilir” ifadelerine yer verdi.

    Öte yandan velileri de suçlu bulduğunu çocuklarına sahip çıkma çağrısında bulunarak, “Velilerimizin daha biliçli olmasını istiyoruz. Çocuklarımızı bir yere gönderdik, gitsinde ben rahat edeyim demesinler. Bu çok önemli. Çocuklarının takipçisi olsunlar. Çocuklarıyla mutlaka ilgilensinler. Biz kursa gönderdik ama bu kursta ne veriliyor diye ne yapılıyor diye çocuklarına sorsunlar. Gerekirse o kuruma gidip öğrensinler sadece göndermek için göndermesinler” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Samsun’da seçimden önce indirim sonra zam halkta öfke yarattı-VİDEO

    Samsun’da seçimden önce indirim sonra zam halkta öfke yarattı-VİDEO

    PİRHA- Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin seçimden sonra suya yüzde 25 zam yapmasını Samsun Halkevleri tarafından protesto edildi. Açıklamada, “Belediyeleri şirket gibi yöneten, rant kapısı haline getiren, yandaşlarını zengin etmek için ihaleler ve gereksiz harcamalar yapan bu nedenle de belediyeleri borç batağına saplayan, yıllardır bu şehri yöneten AKP’nin bu borçları Samsun halkına ödetmek istiyor” denildi.

    Samsun’da seçim öncesi suya yüzde 15’lik indirim yapan AKP’li belediye seçimden sonra SASKİ Genel Kurulu’nda içme suyuna yüzde 25, sayaç okuma bedeline yüzde 150 zam ayrıca TEFE ve TÜFE’ye göre su faturalarında her ay artış yapılması kararını aldı. Bu karara tepki gösteren Samsun Halkevleri belediyeyi protesto etti.

    Açıklamada, ‘Gönül Belediyeciliği Rant, Yağma, Yalan, Zam!’, ‘Zamlar Geri Çekilsin’ pankartı açıldı. Basın açıklamasını Samsun Halkevleri adına Emine Kandemir yaptı.

    Seçimlerden sonra belediyenin yaptığı zamlara dikkat çeken Kandemir, “Bu kararla birlikte TEFE ve TÜFE’deki artışa bağlı olarak bir yıl içerisinde su faturalarında yüzde 50’lere varan artışlar görülebilecektir. Seçimlerden önce suya yapılan yüzde 15’lik indirimi seçim malzemesi yapan AKP’li Samsun Büyükşehir Belediyesi, seçim sonrası yaptığı bu zamlarla ‘gönül belediyeciliği’ söyleminin bir aldatmacadan ibaret olduğunu bir kez daha göstermiştir” dedi.

    “ZARARI HALKA ÖDETMEK İSTİYORLAR”

    SASKİ’nin 4,5 milyon liralık zararını seçimden önceki yüzde 15’lik indirime bağlayan AKP’li belediyenin, bu zararı halka ödetmek istediğini belirten Kandemir, “Bugün yaşadığımız ekonomik  krizle birlikte milyonlarca insan evini geçindirememekte, artan işsizlikle birlikte bunalıma giren yurttaşlar kendini yakmakta, intihar etmektedir. Bu zamlar, zaten işsiz olan ya da zar zor geçinen, her geçen gün cebindeki paranın değeri azalan Samsun halkının faturaları ödeyemez hale gelmesine neden olacaktır” şeklinde konuştu.

    “BELEDİYELERİN ÇOĞU ŞU AN BATIK”

    Kandemir, belediyeleri şirket gibi yöneten, rant kapısı haline getiren, yandaşlarını zengin etmek için ihaleler ve gereksiz harcamalar yapan bu nedenle de belediyeleri borç batağına saplayan, yıllardır bu şehri yöneten AKP’nin bu borçları Samsun halkına ödetmek istediğini dile getirdi. Kandemir, “Seçim sürecinde belediyelerin ekonomik sorunlarını düzelteceğini söyleyen partilere ‘Belediyelerin çoğu şu anda batık. Türkiye’nin ekonomisinin sorumlusu benim. Yerel yöneticilerin yapacağı hiçbir şey yok’ diyen AKP genel başkanı aslında bu borçlanmalardaki sorumluluklarını itiraf etmektedir” diye konuştu.

    “SAMSUN HALKINA AÇIKÇA YALAN SÖYLEMEKTİLER”

    “Yüzde 25’lik zamma rağmen Samsun’un en ucuz suyu kullanan şehirler arasında olduğunu iddia eden yetkililer Samsun halkına açıkça yalan söylemektedir” diyen Kandemir sözlerini şöyle tamamladı:

    “Kaba bir araştırma yaptığımızda bile Samsun’un, Türkiye’nin en pahalı suyunu kullanan İstanbul’un hemen ardından geldiği, Türkiye’de en ucuz su kullanan iller arasında iki kattan fazla fark olduğu görülmektedir. Buradan yetkililere sesleniyoruz; Su temel bir ihtiyaç maddesidir ve haktır! Bu karar derhal geri çekilmelidir! Zamlar geri alınmalıdır!”

    PİRHA/SAMSUN

     

  • Ankara’da Halkevleri şube başkanlarına operasyon

    Ankara’da Halkevleri şube başkanlarına operasyon

    Halkevleri’nin Ankara’da bulunan şube ve şube başkanlarına yönelik bu sabah operasyon düzenlendi. 4 şube başkanı gözaltına alındı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Halkevlerinin Eryaman, Keçiören, Tuzluçayır, Mutlu ve İlker Şube başkanlarının evine ve şube binalarına operasyon düzenlendi.

    İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince düzenlenen operasyonda 4 şube başkanı gözaltına alındı.

    Twitter’dan bir açıklama yayınlayan Halkevleri, soruşturmanın içeriğinin bilinmediğini ifade etti. Açıklamada “Bu soruşturmanın nedeni hukuksuz mühürlemelere rağmen halkın hakları mücadelesinin kesintisiz devam etmesidir. Krizin faturasının halka ödetilmek istenmesine karşı çıkmamızdır” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Adil ve demokratik bir seçim için nöbette olacağız’

    ‘Adil ve demokratik bir seçim için nöbette olacağız’

    PİRHA- Aralarında Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri’nin de bulunduğu sosyalist gruplar ortak açıklama yaparak, “Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi. 

    Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri, Kaldıraç, Köz, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Toplumsal Özgürlük Partisi ve Türkiye İşçi Partisi ortak bir açıklama yaparak, 24 Haziran seçimleri için “Sandık başından sokak başına, oylarımızın peşindeyiz.
    ‘Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Türkiye halkları demokrasiye, adalete, eşitliğe ve özgürlüğe inancını bir kez daha gösterdi. Adaletsiz, eşitsiz, baskıcı koşullar altında irademizi bir kez daha binbir emek ve fedakarlıkla 24 Haziran’da sandığa taşıyoruz.

    Şimdi irademize omuz omuza sahip çıkma zamanıdır.

    Bizler HDP ve Selahattin Demirtaş’ın seçim başarısı için ortaklaşan Demokrasi Güçleri olarak;

    Oyumuza ve geleceğimize sahip çıkmak için;

    Türkiye halklarının demokratik iradesine dönük her türlü müdehaleye karşı durmak için nöbette olacağız.

    24 Haziran’da tüm yurttaşlarımızı sandığa oy kullanmaya, okul önlerinde, seçim kurulları önünde buluşarak irademize sahip çıkmaya;
    Seçim sürecindeki her tür hile ve baskıya birlikte karşı durmaya;
    Oy sayım sonuçlarının duyurulmaya başlandığı süre boyunca ve seçim sonuçlarının netleştiği, resmi ilanın yapıldığı ana kadar tüm süreci birlikte takip etmeye,
    Ortaklaşmamızdan, dayanışmamızdan doğan sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getirmeye çağırıyoruz.

    Asla boyun eğmeyenler ve biat etmeyenler olarak, şimdi, birliğimiz daha da büyüdü, dayanışmamız daha da sağlam, daha da güçlüyüz dünden.

    24 Haziran seçimleri, bize tarihsel bir fırsat sunuyor. Adaletsizlik ve zorbalık iktidarına DUR demenin, tam zamanı.

    Bugünü kazanalım, geleceğimize sahip çıkalım.
    Haydi! “ADİL VE DEMOKRATİK BIR SEÇİM” için buluşmaya!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘PSAKD’ye operasyonun amacı Alevileri örgütsüz hale getirmek’-VİDEO

    ‘PSAKD’ye operasyonun amacı Alevileri örgütsüz hale getirmek’-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da Alevilere yönelik gözaltılara ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD Yenimahalle Şube Cemevi Başkanı Onur Şahin, “Bu operasyonların temel amacı, Alevi halkını diğer toplumsal muhalif kesimler gibi örgütsüz hale getirmektir” dedi.

    PSAKD Ankara Yenimahalle Şube Cemevi Başkanı Onur Şahin, Ankara’da Alevilere yönelik gözaltılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Şahin, “Sabah yapılan operasyonla Ankara şubemizin 4 gencinin bulunduğu toplam 6 Fikir Kulüpleri Federasyonu üyesi canımız ve Emek Partisi Ankara il yönetiminden 2 arkadaşımız, bunlar aynı zamanda PSAKD Yenimahalle Şubesi üyesi, evleri basılarak gözaltına alındılar. Şu ana kadar edindiğimiz bilgilere göre bu arkadaşlarımızın sosyal medya paylaşımlarından, terör propagandası yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındığı bize söylendi.

    “OPERASYONLARIN AMACI, ALEVİLERİ ÖRGÜTSÜZ HALE GETİRMEK”

    Yapılan operasyonların temel amacının Alevi halkını diğer toplumsal muhalif kesimler gibi örgütsüz hale getirmek olduğunu ifade eden Şahin, şunları kaydetti:

    “Bu yapılan operasyonlar hangi kesime yapılırsa yapılsın, o kesimin örgütsüz hale gelmesi atomize olması ve bu anlamda da zayıf düşmesi ile ilgili bir stratejinin sonucudur. Buradaki amaç örgütsüz hale gelen kitleleri daha rahat bir şekilde yönetebilmek, baskı altına alabilmek ve istediği politikaları hayata geçirebilmektir.

    Bu çerçevede yapılması gereken bütün kurumlarımıza sahip çıkmaktır, artık bu sadece Alevi kurumlarıyla sınırlı kalmamalı, sendikalarımıza sahip çıkmak zorundayız, demokratik kitle örgütlerine sahip çıkmak zorundayız.”

    “HALKIMIZIN KURUMLARIMIZI SAHİPLENMESİ GEREKİYOR”

    Pir Sultan’a saldırı oluyor ama partilerimize de saldırı oluyor. Bu arkadaşlarımız aynı zamanda Emek Parti üyesi, bir kısmı Fikir Kulüpleri Federasyonu üyesi, Halkevleri’ne yapılanlar malum. Binaları mühürlendi, eğitim yapmaları engelleniyor. Neden eğitim yapmaları engelleniyor? Ensar Vakfı gibi gerici vakıfların elinden çocukları kurtarmaya çalışıyorlar. Bu anlamda çok değerli bir iş yapıyorlar. Ondan dolayı hedef tahtasına oturtuluyorlar” diye konuşan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim halkımızın bu konuda ayağa kalkması lazım. Kurumlarımızı sahiplenmesi, kurumlarına gelmesi, İnisiyatif alması lazım. Dönem artık şöyle bir dönem değil, sadece yöneticilerin sorumluluk aldığı bir dönem değildir. Artık hepimizin bir sorumluluk alması, hepimizin bir inisiyatif alması lazım. Halkımıza hep şunları söylüyoruz. Şimdi umudu büyütecek olan örgütlenmektir, yan yana gelmektir. Bir şekilde bir arada durmaktır, bir arada durmak cesaret verir, güç verir, ayağa kalkmamızı sağlar.

    Ama bireysel olmak evlerimize kapanmak, bizi örgütsüz hale getirir ve korkuyu büyütür umudu değil, bireysel olmak korkuyu büyütür. Dolayısıyla yapmamız gereken bir şekliyle yan yana gelmek.

    Ama bunu yapamadığımız takdirde ciddi sıkıntılarla yüz yüze kalacağız Yani bundan kimse kurtulamaz. Ben eve kapanırım benim başına bir şey gelmez değil, nihayetinde evden çıkmak zorundayız. Hiçbir şekilde güvende değiliz. Hiç birimiz güvende değiliz, biz güvende olsak bile çevremiz güvende değil.”

    “ADALET NÖBETİ DEVAM EDİYOR, IŞIKLARIMIZI AÇIK TUTUYORUZ”

    Şahin, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne, aralıksız bir şekilde operasyon yapılıyor. Geçen hafta şube üyemiz Nevriye Kurt aynı zamanda Red dergisinin de yazarı aktif de bir üyemizdir kendisi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi şu yaptığı sosyal medya paylaşımları, kendisinin bile yazdığı şeyler değil. Yapılan röportajları paylaşmış, içeriğine bakıyoruz hiçbir şey yok. Burada insanlar korkutulmaya, sindirilmeye çalışılıyor” diye konuştu ve şöyle devam etti:

    “Bu şununla da bağlantılı PSAKD geçen haftalarda çok tepeden de bir operasyon yapıldı. Bizim adalet nöbetimiz halen devam ediyor. Genel başkan yardımcımız Erol Yeter ve diğer Erzincan şube yöneticilerimiz, şube üyelerimiz gözaltına alınmasından bu yana yaklaşık 20 gündür biz adalet nöbetine devam ediyoruz. Cemevlerinde bekliyoruz, protesto anlamında sabaha kadar ışıklarımızı açık tutuyoruz. Bu anlamda da halkımız adalet nöbeti tutmaya çağırıyoruz. Biz eğer bu saldırıları karşılayamazsak en tepedeki insanlarımızı aktif üyelerimizi dahi savunamazsak sıra daha sıradan insanlara gelmeye başlayacak.

    Örgütlülüklerimiz dağılmaya başlayacak dolayısıyla sıradan insanlar sahiplenebilecek mekanizmalar ortada kalmayacak. O yüzden de adalet nöbetimiz 21 gündür devam ediyor, halkımızın buna katılımı ve tepki vermesi çok önemlidir.”

    “BASKILAR, SİNDİRME POLİTİKALARI BİZLERİ YILDIRAMAZ”

    “Bu tür baskılar, sindirme politikaları bizleri yıldıramaz, bizleri yolumuzdan çeviremez. Biz doğru bildiğimiz yoldan dönmeyeceğiz. Haklarımızı sonunda karar savunacağız. Her türde eleştirinin terör adı altında damgalanmasını kabul etmeyeceğiz. Bizler demokratik haklarımızı, anayasal haklarımızı kullanıyoruz. Bu hükümet Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerine aykırı bir şekilde davranmakta ifade özgürlüğümüzü kısıtlamaktadır. Medya tek sesli hale getirilmiştir. Bize kala kala sosyal medya ortamları kalmıştır” diye konuşan Şahin sözlerini şöyle tamamladı:

    “Dolaysıyla biz burada eleştiri hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Yanlış gördüğümüz şeyleri söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bizim elimizde silah herhangi bir saldırı aleti yok. Bizim elimizde sadece düşüncelerimiz var, fikirlerimiz var. Eğer bu ülke demokratik bir ülke ise herkes her türlü eleştiriye katlanacaktır. Bizde asla eleştirmekten vazgeçmeyeceğiz. Halkımızı da buna davet ediyoruz. Doğru bildiğiniz şeyleri söylemekten çekinmeyin, kurumlarımızı sahiplenmekten çekinmeyin.

    Eğer biz çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakacaksak hep birlikte ve yan yana bunu başaracağız. Herkesi kurumlarını sahiplenmeye çağırıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD Genel Başkanı’ndan Halkevleri’ne destek: Üzerimize düşeni yapacağız-VİDEO

    PSAKD Genel Başkanı’ndan Halkevleri’ne destek: Üzerimize düşeni yapacağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara valiliği tarafından Halkevlerinin kapatılmasına PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan tepki gösterdi. Kaplan, PSAKD Alevi kurumlarının lokomotifi aynı zamanda amiral gemisi olduğu gibi Halkevleri de demokratik kitle örgütlerinin lokomotifi ve amiral gemisi durumundandır. Bu iki kurum, gerek savaşa dair, gerekse referandum sürecinde hayır blokunda aktif rol aldılar. Bu yüzden hedefteler” dedi.  

    Ankara Valiliği tarafından, Halkevleri’nin Batıkent ve Seyran Umut şubeleri ile Mamak’ta bulunan Ethem Sarısülük Kütüphanesi’nin “izinsiz eğitim öğretim faaliyeti yapmak” gerekçesiyle mühürlenmesine tepkiler sürüyor.

    Halkevleri’nin kapatılmasına bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’dan geldi. PİRHA’ya konuşan Kaplan, “Son aylarda özelikle demokratik kamuoyunda ve sahalarda mücadele eden, demokratik kitle örgütlerine, Alevi kurumlarına yönelik operasyonların olduğunu görüyoruz. Bu her ne kadar lokal bir operasyon olsa da bütünlüklü olarak düşünmek gerekir” dedi.

    Kaplan konuşmasında şu hatırlatmaları yaptı:

    “Biz geçen yıl Nuriye ve Semih’ in başlatmış olduğu ‘işimizi geri istiyoruz’ eylemine kurumsal olarak destek verdiğimiz için PSAKD yöneticilerine, Genel merkez ve şube başkanlarına davalar açıldı. Yine devam eden süreçte PSAKD Şube ve üyeleri, önceki genel başkanı gözaltına alındı. Yurt dışı yasağı ve adli kontrol koşulu ile serbest bırakıldılar.

    Yine 10 gün önce Erzincan şube başkanımız ve 16 arkadaşımız PSAKD Genel Başkan Yardımcımız Erol Yeter ve arkadaşları gözaltına alınarak tutuklandılar. Buna benzer Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gözaltı ve baskılar halen devam etmekte. Dün itibariyle de Halkevleri’ne şubelerine yönelik lokal operasyon olduğunu gördük. Pir Sultan’a yapılan benzer operasyonun Halkevleri’ne de yapıldığını görüyoruz.”

    Kaplan, PSAKD ve Halkevleri’ne yönelik yapılan operasyon ve gözaltılar, şubelerinin kapatılması ve şube içinde dersliklerin kapatılmasını şöyle değerlendirdi:

    “Özellikle bu iki kurum, PSAKD Alevi kurumlarının lokomotifi aynı zamanda amiral gemisi olduğu gibi Halkevleri de demokratik kitle örgütlerinin lokomotifi ve amiral gemisi durumundandır. Bu iki kurum, gerek savaşa dair, gerekse referandum sürecinde hayır blokunda aktif rol aldılar.
    İktidar, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimlere dönük şimdiden bu iki kurum üzerinden baskı kurarak hayır cephesinde dağılmaya, dağıtmaya ve yıldırmaya yönelik bir operasyon yapmak istiyor.
    Halkevleri’ne ve PSAKD yapılan bu operasyon ve gözaltı, sahada aktif olan bu iki örgütü kıskaç altına alıp, kadrolarında bir yılgınlık ve bıktırmaya yol açarak, gelecekteki kadroların ve üyelerinin örgütlerden elini ayağını çekmesine yöneliktir.”

    “SAVAŞA KARŞI HALKEVLERİYLE BENZER AÇIKLAMALAR YAPTIK”

    Suriye’deki savaşa karşı olduklarını her defasında belirttiklerini söyleyen Gani Kaplan, “Bizler gerek Suriye’de yürütülen savaşla ilgili olarak savaşın tarafları ne olursa olsun Türkiye’nin emperyalistlerin oyununa geldiğini, her defasında ifade ettik. Halkevleri de buna benzer açıklamalarda bulundu. Gerek Halkevleriyle gerek kitle örgütleriyle, gerek inanç kurumlarıyla gerekse de Alevi kurumlarıyla bu var olan yapıya karşı birlikte mücadele hattının örülmesi için örgüt olarak üzerimize düşeni şimdiye kadar yaptık bundan sonrada yapacağız” diye konuştu.

    “HALKEVLERİNİN AÇILMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”   

    Halkevleri özelinde demokratik kitle örgütlerine yönelik operasyon ve baskıları şiddetle kınıyoruz” diyen PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Umut ediyorum Halkevleri’nin kapatılan bu derslikleri ve şubeleri bir an önce açılır, bununla ilgili üzerimize düşen görevi örgüt olarak fazlasıyla yerine getireceğimizi ifade ediyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA