Etiket: halkevleri

  • Ankara PSAKD Başkanı’ndan mühür tepkisi: Halkevleri yalnız değildir

    Ankara PSAKD Başkanı’ndan mühür tepkisi: Halkevleri yalnız değildir

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, Ankara Valiliği tarafından, Halkevleri’nin Batıkent ve Seyran Umut şubeleri ile Mamak’ta bulunan Ethem Sarısülük Kütüphanesi’nin mühürlenmesine tepki gösterdi. 

    Ankara Valiliği tarafından, Halkevleri’nin Batıkent ve Seyran Umut şubeleri ile Mamak’ta bulunan Ethem Sarısülük Kütüphanesi’nin “izinsiz eğitim öğretim faaliyeti yapmak” gerekçesiyle mühürlenmesine tepkiler sürüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, facebook hesabından “Halkevleri yalnız değildir” dedi. Üngörmüş, “Haksızlığa karşı direniş hak, birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olmak mecburiyettir. Bugünleri Mahir Çayan 70’li yıllarda bizlere şu sözleri ile açıklamıştı: Ülke faşizmin kuşatması altındaysa tüm güçler birleşmelidir.” ifadelerini yazdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Halkevleri ile Ethem Sarısülük Kütüphanesi’nin mühürlenmesine tepki gösterildi-VİDEO

    Halkevleri ile Ethem Sarısülük Kütüphanesi’nin mühürlenmesine tepki gösterildi-VİDEO

    PİRHA-Ankara Valiliği tarafından, Halkevleri’nin Batıkent ve Seyran Umut şubeleri ile Mamak’ta bulunan Ethem Sarısülük Kütüphanesi’nin “izinsiz eğitim öğretim faaliyeti yapmak” gerekçesiyle mühürlenmesi bir basın açıklaması ile kınandı.

    Ankara Valiliği, Halkevleri’nin Batıkent ve Seyran Umut şubelerini ve Mamak’ta bulunan Ethem Sarısülük Kütüphanesi’ni “izinsiz eğitim öğretim faaliyeti yapmak” gerekçesiyle mühürledi.

    Bu karara karşı Feyzullah Çınar Parkı’nda, Mühürlenen Etem Sarısülük Kütüphanesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya ÖDP, HDP, BDSP, ESP AKA-DER, KALDIRAÇ, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma Cem Evi temsilcilerinin yanı sıra,  CHP Belediye Meclis Üyeleri ve Tuzluçayır Mahalle Muhtarı da katıldı.

    “RAHATSIZ OLANLAR TOPLUMUN AYDINLANMASINI İSTEMEYENLERDİR”

    Basın açıklamasını Halk Evleri Mamak Şubesi Tuzluçayır aktivistlerinden Candan Türkyılmaz yaptı.

    “Bugünkü saldırıları, Halk Evleri Genel Merkezi’nde  yapılan operasyonun devamı olarak görüyoruz” diyen Türkyılmaz, “Aşçıya yemek yapma diyorlar, bahçıvana ağaç ekme diyorlar, Halk Evleri’ne de çocuklara eğitim vermeyin diyorlar. Biz 86 yıldır bu kurumlarda çocuklarımıza eğitim vermeye devam ettik, devam edeceğiz. Dün Kocaeli Halk Evi kapatıldı kapatılma nedeni çocuklara ders verilmesi. Evet, Halk Evleri daha önce birçok kez kapatıldı, birçok kere dernekler tüzüğünde değişiklerle çalışma alanı daraltıldı. Rahatsız olanlar toplumun aydınlanmasını istemeyenlerdir. Rahatsız olanlar tek adam rejimini bu ülkede yaşatmak isteyenlerdir. Bizler mahallelerde sadece şu gördüğünüz mekânlarda değil, bu mahallenin parklarında, bu mahallerin meydanlarında da çocuklara derler verdik. Yaz okulları yaptık. Ve hiç bir şekilde ücret talep edilmeden yapıldı bunlar” şeklinde konuştu.

    “FAALİYETLERİMİZ ENGELLENEMEZ”

    “Bizler bu memlekette Ensarcılara, tacizcilere, tecavüzcülere bırakacak çocuklarımız yok” diye tepki gösteren Türkyılmaz, “Şubelerimizi kapatsanız da çocuklara ders vermeye devam edeceğiz. Mahallesinde, parkında, sokağında her yerde mücadele edeceğiz. Burada sadece eğitim faaliyeti engellenmiyor, Çağlayan, Kartaltepe, Tuzluçayır mahalle meclisinin faaliyeti de engelleniyor. Faaliyetlerimiz engellenemez” dedi.

    “BİZİM ÇOCUKLARIMIZ PARALI YERLERDE OKUMAK İSTEMİYOR”

    Mamak Belediye Meclis Üyesi Halkevleri MYK üyesi Yusuf Sağlık ise şunları belirtti:

    “Bu memleket bizim, memleket biziz. Bunun başka bir alternatifi yok. Ankara Valisi, Mamak Kaymakamı, Milli Eğitim Bakanı, İçişleri Bakanı, artık bunu duyun. Halk Evlerini bu gün niye kapatmaya çalışıyorsunuz. Çünkü; biz özgür, laik,  bilimsel, demokratik bir eğitimi vermek istiyoruz. Paralı eğitim vermek istemiyoruz. Bizim çocuklarımız paralı yerlerde, bir takım yerlerde ders almak istemiyor. Savunduğumuz bugün buraya toplanan milyonlarca halkımız tek adam rejimine karşı mücadeleyi geliştirecek ve başaracağız. Bu ülkeyi savunan bu ülkenin ortak değerlerini savunanlar olarak bunu başaracağız yolumuz açık olsun.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Ankara’da Ethem Sarısülük Kütüphanesi ile Halkevleri’nin iki şubesi mühürlendi!

    Ankara’da Ethem Sarısülük Kütüphanesi ile Halkevleri’nin iki şubesi mühürlendi!

    Ankara Valiliği, Halkevleri’nin Batıkent ve Seyran Umut şubelerini ve Mamak’ta bulunan Ethem Sarısülük Kütüphanesi’ni “izinsiz eğitim öğretim faaliyeti yapmak” gerekçesiyle mühürledi.

    Ankara Valiliği tarafından oluşturulan bir komisyon, dün sabah saatlerinde Batıkent Halkevi’ne giderek şubenin açılmasının ardından şubeye girmiş ve fotoğraf çekip arama yapmıştı.

    Komisyon, Halkevleri yöneticilerinin yetki belgesi sorması üzerine yalnızca “Ankara Valiliği görevlendirdi” yanıtı verirken, herhangi bir belge gösterememişti.

    Sendika.org’da yer alan habere göre, bugün (1 Nisan) ise aynı komisyon Batıkent Halkevi’nde bulunan ve çocuklar için sosyal ve kültürel faaliyetler için kullanılan sınıfı, Seyran Umut Halkevi’ni ve Tuzluçayır Mahallesi’nde bulunan Ethem Sarısülük Kütüphanesi’ni mühürledi. Seyran Umut Halkevi’nde mühürleme işlemine tepki gösteren, aralarında Halkevleri Merkez Yürütme Kurulu üyesi Nebiye Merttürk’ün de bulunduğu dört Halkevci gözaltına alındı.

    HUKUKSUZ KAPATMA

    Halkevleri Hukuk Dairesi’nden Avukat Sercan Aran mühürleme kararında Halkevleri’nin “işyeri” olarak tarif edildiğini ve bu usule göre mühürlenmeye çalışıldığını belirterek şunları söyledi:

    Valilik kendince Halkevleri’ne dershane veya özel okul muamelesi yaparak kapatmaya çalışıyor. Burası dernek ve eğitim öğretim faaliyeti yapılmıyor. Valilik de bunun bilincinde. Fakat Emniyet’in 27 Mart tarihli raporunda şubelerde eğitim öğretim faaliyeti yapıldığı kanaatine varıldığı belirtiliyor ve bu rapor gerekçe gösterilerek mühürlemeye çalışıyorlar. Derneklerin mühürlenmesi, denetlenmesi ayrı bir usule tabidir. Bu anlamda yapılan kapatma hukuksuzdur ve derneğimizin örgütlenme hakkına saldırı niteliğindedir. Burada yapılmak istenen örgütlenme hakkımızın elimizden alınmak istenmesidir.

     

  • Adana emek ve demokrasi güçleri, Newroz’a katılım çağrısı yaptı

    Adana emek ve demokrasi güçleri, Newroz’a katılım çağrısı yaptı

    PİRHA –  İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi baharın, özgürlüğün ve zalimlere karşı verilen direnişin sembolü olan ve her yıl 21 Mart’ta kutlanan Newroz Bayramına herkesin katılımı için çağrıda bulunarak yazılı bir basın açıklama yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesinin yaptığı yazılı basın açıklamasına İnsan Hakları Derneği ,Kamu Emekçileri Sendikası (KESK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Makina Mühendisleri Odası (MMO), Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), HALKEVLERİ, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Vartolular Derneği, EMEP, Dersimliler Derneği, Anadolu Halkları Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Adana Alevi Bektaşi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, Bulamlılar Derneği, Disk Emekliler Sendikası, Arap Alevileri Derneği, SYKP, Devrimci Parti, ESP katıldı.

    “Ortadoğu’nun kadim halkları, baharın gelişini, özgürlük ve zalimlere karşı verilen direnişin sembolü olan Newroz  bayramını, bugün yine kan ve şiddet ortamında kutlanıldığına dikkat çekilen yazılı açıklamada, “Newroz; tarih boyunca  iktidarların, Zalim DEHAK’ların  değil, halkların “barış, kardeşlik, özgürlük” bayramı olmuştur. Bu nedenledir ki; Newroz, bahardır, her renktir. Zalimlerin kaybettiği, halkların kardeşliği ve özgürlüğünün kazandığı yeni gündür. “Coğrafya kaderdir” deyişine inat, Newroz; emekle var olmuş yağmur sonrası en güzel gök kuşağıdır” ifadeleri kullanıldı.

    “COĞRAFYAMIZ BİR ÇATIŞMA ALANI HALİNE GETİRİLMİŞTİR”

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Bugün, Newroz’un var olduğu kadim coğrafyamız, kadim halklarımızın yarattığı tüm tarihsel ve kültürel birikimlerimiz, rantçı egemen iktidarlar tarafından  yok edilmeye çalışılmaktadır. Binlerce yıllık kardeşlik hukuku içerisinde yaşayan halklarımız bu şiddetin, savaşın tarafı olmayıp, hiçbir zamanda olmamışlardır. Coğrafyamız, en ileri teknolojik silahlara sahip egemen devletlerin birbirlerine adeta güç gösterisi yaptığı bir saha olarak seçilmiş ve bir çatışma alanı haline getirilmiştir. Oysa ki; aynı devletler, Halkların kendi kaderlerini tayin hakkı, barışın insan hakkı olduğu, yaşam hakkı gibi bir dizi evrensel insan hakları ilkelerini de kabul etmiş ve uluslar arası sözleşmelere taraf olmuşlardır. Ancak; İnsanlık tarihinin binlerce yıllık mücadeleleri neticesinde kazanılan bu temel insan haklarının, bugün yok edilmeye çalışıldığı aşikardır. Egemen, baskıcı, totaliter  iktidar, salt insani gerekçelerle yaşam hakkını ve barışı savunanlara karşı nefret ve çatışmacı dil söylemini, yargı  eliyle gözaltı ve tutuklama kararlarıyla  savaş dili ve pratiğini bir devlet aklı olarak hayata geçirmiştir.”

    “NEWROZ FARKLILIĞIMIZ VE ZENGİNLİĞİMİZDİR”

    Ekolojik yaşamı tahrip eden doğa katliamları, emek sömürüsü politikaları, yaşam hakkı ihlalleri, etnik ve dini nefret söylemleri, ifade özgürlüğüne karşı baskıcı politikalar, halkların kollektif hak talepleri karşısındaki totaliter ve asimilasyoncu devlet aklı pratiği, Newroz’un anlam ve ruhuna aykırı olduğu belirtilen yazılı açıklamada, “Tek tipleştirici, inkar ve asimilasyoncu egemen iktidarın akıl ve pratiğine karşı, bu  coğrafyanın kadim halkları olarak, Newroz’u tarihsel anlamına uygun; “farklılıklarımız, renklerimiz zenginliğimizdir” diyerek bir demokrasi ve özgürlük bayramı olarak kutlamak istiyoruz. Zülme karşı direnişin sembolü olan bu YENİGÜN’de;  BARIŞ, EMEK, ÖZGÜRLÜK çağrımız ve mücadelemiz  devam edecektir” denildi.

    Açıklamada son olarak şu çağrıda bulunuldu:

    “Bizler; aşağıda imzası bulunan Adana emek ve demokrasi kurumları olarak, coğrafyamızda BARIŞ’ın ve İNSANCIL HUKUKUN tesis edilmesi, özgür ve  demokratik bir yaşamın inşaası için dünden bugüne zülme karşı hep beraber yarattığımız tarihsel değerimiz NEWROZ’a sahip çıkmaya  tüm halklarımızı davet ediyoruz. Bu inanç ve şiarla, 21 Mart günü saat 12:00’de Mimar Sinan Açık Hava Salonu’nunda  tüm Adana kamuoyunu, halklarımızı Yeni günü Newroz’un sıcaklığıyla kucaklaşmaya davet ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Kadınlar 8 Mart’ı Ankara’da coşkulu bir şekilde kutladı-VİDEO

    Kadınlar 8 Mart’ı Ankara’da coşkulu bir şekilde kutladı-VİDEO

    PİRHA – Ankara Kurtuluş Parkı’nda Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan kadınlar “Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla 5 Martta Çankaya belediyesinin önünde yapılan etkinliğin engellenmesi ve çok sayıda kadının darp edilerek, sürüklenerek gözaltına alınmasının ardından kadınlar inatla ve coşkuyla yeniden sokağa çıkarak istediğimiz dünyayı kadın eliyle kurana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi. 

    Ankara’da kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak için Kurtuluş Parkı’nda bir araya geldi. KESK, DİSK, TMMOB, TTB, HDP, EMEP, SYKP, SEP, Halkevleri, Aka-Der, Köy Dernekleri, Tüm Emekliler Sendikası ve çok sayıda üniversite gençliğinin katıldığı etkinlik coşkulu bir şekilde gerçekleşti.

    “KADINLARI BASKILARLA SİNDİREMEZSİNİZ”

    Ankara Kadın platformu adına 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü ortak basın metnini okuyan Gülşah Öztürk  konuşmasında şunları kaydetti:

    “Pazar günü kadınlar şiddetle, hakaretle gözaltına alındı. Kadınların bir arada olmasından korkanlara hatırlatalım: Bizleri baskılarla sindiremezsiniz, çocuk istismarına tepkilerin çoğaldığı bir dönemde, suçluları hadım ve idam etmekten bahsedildiğini, cinsel suçları tedavi edilecek hastalıklar gibi göstermenin faillerin cezai sorumluluğunu, devletin de cinsel saldırıyı önleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmak anlamına gelir.

    İstismar ile rızaya dayalı cinsel ilişkiyi ‘zina’ kavramı üzerinden tartışmanın da hem cinsel suçları normalleştirmek hem de dini kuralları topluma dayatma fırsatçılığı olduğunu Hadım cezası, zina tartışması şerri hukuk demektir, yargının ancak dini referans alarak adil olacağı fikrinin topluma dayatılmasıdır, bunu asla kabul etmiyoruz.”

    “CİNSEL ŞİDDET DEVLET ŞİDDETİYLE ÇÖZÜLEMEZ”

    “Cinsel şiddet, devlet şiddetiyle çözülemez” diyerek konuşmasını sürdüren Öztürk, “Kadın cinayetlerinin bir önceki yıla göre yüzde 25 arttığını kaydederek “Diyanetin kadın düşmanı fetvaları, 6284 sayılı yasanın uygulanmaması, OHAL bahanesiyle bir gecede geçen yasalar, yargıda kadın düşmanı kararlar eliyle şiddet failleri cesaretlendiriliyor” dedi.

    “SAVAŞ, KADINLAR İÇİN AÇLIK, TECAVÜZ, ÖLÜM DEMEKTİR”

    “Savaş politikalarının yarattığı travmanın en ağır sonuçlarını kadınlar ve çocuklar yaşıyor. Savaş kadın ve çocuklar için açlık, yoksulluk, taciz, tecavüz ve ölüm demektir” diyen Öztürk, “Kadınlar savaş karşıtı olmaktan, barış talep etmekten asla vazgeçmeyecekler. Bir araya gelerek dayanışmamızı büyütecek mücadelemizi daha da büyütüyoruz diyerek sözlerini sürdüren Öztürk, “Bu güne kadar mücadele eden LGBTİ bireylerin olduğunu, bu korkunç tabloyu değiştirebilecek inanç da var, umut da var, direnç de var. Bizler bu kararlılıkla hep birlikte kadının yükselttiği mücadele ile başaracağız” diyerek sözlerini tamamladı.

    “KADIN YAŞAM ÖZGÜRLÜK”

    Kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze, kadın haklarına yönelik saldırılara, çocuk istismarına direneceklerini haykıran kadınlar, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları attılar. 8 Mart bildirisi Türkçe, Kürtçe ve Arapça olarak üç farklı dilde okundu.

    Sonrasında “itaat etmiyoruz, boyun eğmiyoruz” simgeli kısa oyundan sonra yoğun yağan yağmura rağmen Türkçe ve Kürtçe türküler eşliğinde halaylar çekilerek etkinlik tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Muhalefet susturulamaz’

    ‘Muhalefet susturulamaz’

    PİRHA- Son dönemde aratarak devam eden gözaltı ve tutuklamalara dönük Mimarlar Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan katılımcılar, “Saldırıları, ortak mücadelemiz durdurabilir” dedi.

    Basın toplantısında ilk olarak Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında toplumsal muhalefete yönelik saldırılara ilişkin kısa bir değerlendirmede bulundu.

    Candan’ın ardından Türk Tabipler Birliği Merkez Üyesi, Sinan Adıyaman söz aldı. TTB ve Halkevleri ‘ne ilişkin saldırıları değerlendirerek bu süreçte Halk Evleri’nin yanında olduğunu belirtti.

    Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş, gözaltına alınma sürecini anlatarak gözaltına alınma nedenlerinin “TTB’nin yanındayız” açıklaması ve Halkevleri Genel Kurulu çağrısında kullanılan “Diktatörlüğü durdurabiliriz” ifadeleri olduğunun altını çizdi. Aktaş sözlerini şöyle sonlandırdı: “Tek adamı ancak bizler durdurabiliriz, ortak mücadelemiz durdurabilir.”

    TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, “Konuşursanız tepki gösterirseniz, siyasal iktidarın istediği gibi düşünmezseniz bunları yaşarsınız mesajı toplumsal muhalefete verilmiş oldu. Dayanışmayla önümüzdeki karanlık süreci aşacağımıza inanıyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    KESK dönem sözcüsü Ramazan Gürbüz, demokrasi, özgürlük şiarıyla bir arada bulunmak gerektiğinin altını çizdi ve “Birlikte bir çıkış umudu var” derken, DİSK Ankara Temsilcisi Tayfun Görgün ise, “OHAL’ in üstü halin kendisi bir ucube ama onun uygulanışı bile bir kanunsuzluktan geçiliyor. Biz biliyoruz bu karanlıkların bir sabahı var. O sabahı beraber göreceğiz. Bu saldırıları bir kere daha kınıyoruz. Boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz” dedi.

    Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Cumhur Yavuz da, dayanışma gösteren herkese teşekkür ederek “Bugün sözümüzü söylemezsek hiç edemeyeceğiz, bugün sokağa inmeyeceksek hiçbir zaman inemeyeceğiz” dedi.

    Yavuz’un ardından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına Ayşen Kavas söz aldı. Bu dönemlerde kadına yönelik şiddetin de arttığını belirterek bir arada olmanın önemine değindi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Sekreteri Müslüm Metin söz alarak bu saldırılara dayanışma içinde yanıt vereceklerini belirtti. Pir Sultan 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Murtaza Demir söz aldı. Demir, bu siyasi baskıyı uygulayanların geçici olduğunu belirterek bu süreçte demokratik kitle örgütleri olarak gereken sorumlulukları alacaklarının altını çizdi.

    Halkevleri Hukuk Dairesi’nden Avukat Sercan Aran Halkevleri ‘ne yönelik operasyonlara ilişkin bilgilendirme yaptı. Aran, gözaltı sürecinde iki Halkevcinin birbiriyle konuştuğu için işkenceye maruz kaldığını ve darp edildiğini aktardı. Aran, iktidarın Afrin üzerinden kendi arkasında konumlanmayan herkese baskı uygulandığını belirtti. Yapılan suçlamanın “terör örgütü üyeliği/propagandası” olduğunu söyledi. Bunun da sosyal medya paylaşımları, TTB’ye destek açıklaması ve Halkevleri Genel Kurulu çağrısına dayandırıldığını belirtti. Halkevlerinin bunlar üzerinden “terör örgütü” torbasına sokulmaya çalışıldığını belirten Aran “Halkevleri bu torbaya sığmaz” dedi.

    Yargıçlar Sendikası eski başkanı Mustafa Karadağ söz aldı. 19 Temmuz’dan bu yana OHAL’e ihtiyaç olmadığını fakat siyasi iktidarın OHAL’e ihtiyaç duyduğunu belirtti.

    “VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Kapatılan YARSAV’ın kurucu başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu şunları söyledi: “Bu saldırıları püskürtmenin yolu, dayanışma, direniş, hukuk ve demokrasi mücadelesinden geçiyor. Bundan vazgeçmeyeceğiz.”

    Yüksel direnişçisi Veli Saçılık söz aldı ve “Madem AKP’li değilsin, OHAL’de teröristsin” diyerek “Diktatörlük mü istiyoruz, özgürlük mü istiyoruz?” diye sordu. Saçılık “Özgürlük istiyoruz” diyerek AKP’nin durdurulabileceğini söyledi.

    TÖPG sözcüsü ise bu saldırıların yalnız TTB ve Halkevleriyle sınırlı kalmayacağını belirterek bu saldırılara karşı dayanışma içinde olacaklarını ifade etti.

    HDP Ankara İl Örgütü’nden Ali Ürküt söz alarak bu baskı süreçlerinin karşısında olduklarının altını çizdi.

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Demokratik Kitle Örgütleri Platformu’ndan Avukat Deniz Çakır da “Dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek adına adım atacağız” dedi.

    Sosyalist Emekçiler Partisi’nden Derya Koca, “AKP bu kadar baskıyı, geniş kitle tabanı olan örgütleri uygulayabiliyorsa kendisine güvenmediğindendir” diyerek AKP’nin devrimcileri asla teslim alamayacağını belirtti.

    EMEP Ankara İl Başkanı Fikret Aslan, herkesin toplumsal muhalefet yönelik saldırıların süreceğini bildiğini belirtti fakat buna karşı da dayanışmayla birlikte mücadele etmenin önemini vurguladı.

    Son olarak EHP Ankara İl Başkanı Can Ersoy söz aldı. Ersoy, baskılara karşı mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Candan Karakuş, sürecin birlikte örülmesi gerektiğinin önemine dikkat çekerek, 2019’da AKP’nin durdurulabilmesi için şimdiden çalışılması gerektiğini belirterek basın toplantısını sonlandırdı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Halkevlerine operasyon: Dilşat Aktaş gözaltında

    Halkevlerine operasyon: Dilşat Aktaş gözaltında

    Ankara’da evlere düzenlenen baskınlarında Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Ankara’da Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş’ında aralarında bulunduğu çok sayıda Halkevleri üye ve yöneticisinin evlerine polis baskını düzenlenlendi.

    Polisler tarafından evlerde arama yapılırken Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş ve Halkevleri üyeleri Ali İmam Aydoğan, Gülşah Öztürk, Furkan Bircan, Necla Vural, Durak Soyaslan, Sedat Çakmak ile Öğrenci Kolektifleri üyeleri Tankut Serttaş ve Meziyet Yıldız gözaltına alındı.

    Öte yandan polisin elinde 17 kişilik bir gözaltı liste olduğu öne sürülüyor.

    ANTALYA’DA 10 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTI

    Halkevleri MYK Üyesi Kutay Meriç’in sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasının ardından Halkevleri üyeleri çok sayıda kentte eylem düzenlenmişti.

    Öte yandan 20 Şubat’ta Antalya’da Kutay Meriç’in tutuklanmasını protesto eden 9 kişi ve bir gün sonra da Halkevleri üyesi Özge Hazal Kara gözaltına alınmıştı. Antalya’da gözaltına alınanların cuma gününe kadar savcılığa çıkarılması bekleniyor.

     

  • ‘Ankara Katliamı davası gerçek sorumlular yargılandığında kapanacak’-VİDEO

    ‘Ankara Katliamı davası gerçek sorumlular yargılandığında kapanacak’-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim 2015’te gerçekleşen Ankara Gar Katliamının 7. duruşması bugün görülüyor. Duruşmayı izlemek için 10 Ekim Derneği Şehit Aileleri, yakınları, KESK ve KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri, TMMOB, TTB, DİSK, HDP, CHP, EMEP, SYKP, Halkevleri, AKA-DER temsilcileri katıldılar. Duruşma öncesi adliye kapısı önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

    Haberin Videosu 

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 7. duruşması için kurumlar basın açıklaması yaptı. Açıklamayı 10 Ekim Barış ve Demokrasi Derneği adına Dernek Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun okudu. Katliamda eşi avukat Uygar Coşgun’u kaybeden Coşkun yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “10 Ekim 2015’te Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla bir katliam yapıldı. 27. ayı geride kalan katliamdan sonra hayatta kalanların yaşamı; 10 Ekimden önce ve 10 Ekimden sonra diye ikiye ayrıldı. O gün alanda olan on binlerin 81 ilden getirdiği güneşli aydınlık, o sonbahar gününü ısıtmıştı ancak IŞİD ve destekçilerinin karanlığı, Türkiye’nin barışını kaybettirdi. Evet, biz yakınlarımızı, Türkiye de barışını 10 Ekim’de Ankara’nın kalbinde kaybetti. Türkiye adaletini, aydınlığını ve barışını 10 Ekim 2015’te o alanda, Ankara Garı’nda kaybetmiştir.”

    YARALANANLAR İHRAÇ EDİLDİ, GÖZALTINA ALINDI, TUTUKLANDI

    Coşgun, “Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 3 yaralımızın kopan ayakları yerine takılan protez ayaklar ile yaşamı devam etmektedir. 497 yaralının olduğu bu katliamda yaralılarımızın çoğu adil olmayan bu siyasal yapının mağduru olmuşlardır. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır” dedi.

    Coşgun, 30 Kasım 2017’de, 10 Ekim anmasına katıldığı için gözaltına alınanların yargılandığını hatırlatarak şunları belirtti:

    “15 Ocak 2018’de 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılanmaya çalışıldı. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği ile ilgili halen devam eden bir dava bulunmaktadır. Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim katliamında açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Biz, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz.”

    DAVA GERÇEK SORUMLULAR YARGILANDIĞI GÜN KAPANACAK

    Coşgun açıklamayı emeğin hakkı, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için öncelikli taleplerini sıralayarak tamamladı. Talepler şöyle sıralandı:

    “-10 Ekim Katliamı davası 7. Tur duruşması 31 Ocak – 1 Şubat tarihlerinde bu katliam yerine 300 metre uzaklığındaki “Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde” görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. Dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.

    -10 Ekim Davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.

    -Ankara Garı önündeki meydan adının “10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi” meydanı olarak değiştirilmesi ve bu meydanda 10 Ekimin taleplerine uyumlu bir anıtın yapılmasını talep ediyoruz.

    -10 Ekim yaralıları ile kamuoyunun dayanışmasını ve bu yaraların hepimizin yarası olduğunu belirtmek istiyoruz. Emek, Barış ve Demokrasi için bedenlerini siper ederek bedel ödeyenleri asla yalnız bırakmamalıyız.

    (HABER MERKEZİ)

  • Halkevleri Genel Kurulu ‘Bu memleket bizim’ şiarıyla Ankara’da yapıldı

    Halkevleri Genel Kurulu ‘Bu memleket bizim’ şiarıyla Ankara’da yapıldı

    PİRHA – Halkevleri Genel Kurulu “Bu memleket bizim şiarıyla” Ankara’da toplandı. Farabi Hotel’de yapılan genel kurulda Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy “Bugün savaşa karşı duramayan diktatörlüğe de karşı duramaz. Barışı inkar eden güç, diktatörlükle mücadele edemez” dedi.

    Halkevleri Genel Kurulu “Bu memleket bizim” şiarıyla Ankara’da yapıldı. Kurula HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz ile çok sayıda üye ve yurttaş katıldı.

    Dünyanın yüz yüze olduğu mevcut yıkım ve krizlerin sorumlusunun sağ ideoloji ve politikalar olduğunu belirten Ersoy, ihtiyacın sol politika olduğunu belirterek, “Sol akıl hakim olduğu sürece, sol alternatif olduğu sürece, diktatörlüğe kimseyi ikna edemezler” dedi.

    SAVAŞA KARŞI DURAMAYAN DİKTATÖRLÜĞE KARŞI DURAMAZ

    OHAL’de bile zapt etmenin başarılamadığı bir zamanda savaşın başlatıldığını belirten sınır ötesi işgal harekatında CHP’yi de eleştiren Ersoy, CHP tavrı ile AKP’nin değirmenine su taşıdığını belirterekbir kez daha milli mutabakat oyununa dahil olmuştur dedi. Bugün de ortada milli mutabakat yoktur. Sarayın çıkarları vardır diyen Ersoy Savaşa karşı duramayanın diktatörlüğe de karşı duramayacağını belirtti.

    KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, ülkede emekten demokrasiden, eşitlikten yana tüm kesimlere görevler düştüğünü söyledi. Onun için bir araya gelmenin tarihsel bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

    DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, “Bu ülkeyi yeniden kuracağız diyorsak öznelerini ve ilkelerini iyi belirtmeliyiz. Emeğin öznesi olmadığı bir yeniden kuruluştan söz edilemez” dedi.

    Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, barış çağrısı yaptığımız için AKP genel başkanı tarafından hedef gösterildiklerini, hekimlerin tarihin her döneminde ve süreçlerinde yaşam hakkını savunduklarını bundan olayı ölümlere karşı olduğumuz için barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak zorundayız. Ne olursa olsun barışı savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    SALDIRI POLİTİKALARINA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE

    HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “sizlere Gülten Kışanak’ın, Sebahat Tuncel’in, Figen Yüksekdağ’ın  ve Selahattin Demirtaş’ın selamlarını getirdim” diyerek başladığı konuşmasını “demokrasi söyleminin yanında duranların savaş karşısında da aynı tavrı takınmaları gerekmektedir. Zalime karşı direnenler her ne olursa olsun birbirinden ayrı tutulamayacağını, zalimin karşısında tutum alanlar direnenler barışı demokrasiyi ve eşitliği bu ülkeye getireceklerdir. Halkevinin bu anlamdaki yürütmüş olduğu mücadeleye saygı duyduğunu ve genel kurula başarı temennilerini” belirterek konuşmasını tamamladı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, baskı ve yasakları hatırlatarak, OHAL ve KHK’lere ve AKP’nin saldırı politikalarına karşı birlikte mücadele etmenin önemi değindi.

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, Savaşın getireceği ekonomik yükü emekçilerin çekeceğini, savaşa karşı olmanın bile suç ilan edildiğini ülkemizde barışı daha güçlü haykırmalıyız diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD ve Halkevleri üyeleri Dinayet’i protesto etti: 8 gözaltı

    PSAKD ve Halkevleri üyeleri Dinayet’i protesto etti: 8 gözaltı

    PİRHA- PSAKD Ankara Şubesi ve Halkevleri üyeleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 9 ve 12 yaşındaki kız ve erkek çocukların evlenebileceğini açıklamasının ardından bugün saat 17.00’de Kızılay Sakarya Meydanı’nda Diyanet’i protesto ettiler. 8 Halkevleri üyesi polis tarafından gözaltına alındı. Bu arada Diyanet’i protesto etmek için CHP il örgütü önündeki bekleyiş sürüyor. 

    Diyanet İşleri Başkanlığı, web sitesinde bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olduğunu belirterek, bulûğ çağına girmiş olanların dinen nikahlanabileceğini belirtti. Bunun üzerine sosyal medya üzerinden Diyanet’e tepkiler geldi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi ve Halkevleri üyeleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sanal ortamda kınanmasının yetersiz olduğunu belirterek bugün saat 17.00’de Kızılay Sakarya Meydan’da bir araya geldi.

    Eylemde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması istendi. Daha sonra Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri ve üyeleri Sakarya Caddesi’nden ayrılırken, Halkevleri üyeleri açıklama yapmak istedi. Ancak polis müdahale ederek, 8 kişiyi gözaltına aldı.

    Bu arada CHP il örgütü önünde toplanıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri de CHP parti binasının önüne gitti. Burada basın açıklaması yapılması bekleniyor.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Halkevleri: Müfredat meselesi artık memleket meselesidir

    Halkevleri: Müfredat meselesi artık memleket meselesidir

    PİRHA- Halkevleri, ırkçı-gerici müfredata ilişkin dün akşam Ankara Kızılay’da Sakarya Caddesi’nde bir etkinlik gerçekleştirildi. Yapılan basın açıklamasında müfredat meselesinin artık memleket meselesi olduğu belirtilerek, AKP iktidarının cemaatlerle yaptığı müfredat protokollerinin iptal edilmesi istendi. 

    Halkevleri,  çağdışı müfredata ilişkin dün akşam Ankara Kızılay’da Sakarya Caddesi’nde bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinliğe CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, Eskişehir Milletvekili Prof. Necla Usluer çok sayıda akademisyen, öğrenci aileleri, demokratik kitle örgütleri temsilcisi katıldı.

    Yazar Eren Diz Atasu, KHK ile ihraç edilen akademisyen Prof. Necla kurul, CHP Eskişehir Milletvekili, Meclis Eğitim Komisyon üyesi Gaye Usluer birer konuşma yaptılar.

    Daha sonra yapılan basın açıklaması Halkevleri MYK üyesi Betül Öztürk tarafından okundu. Öztürk, “Bugün eğitim öğretim döneminin başlamasına iki gün kala çocuklarımızın geleceği için toplandık. 21. yüzyılda bilimi yasaklayan çağdışı müfredata “DUR” demek için toplandık” dedi.

    Bilimsel ilkelere dayanan programın ve ders içeriklerinin ancak laik bir eğitimle mümkün olacağını belirten Öztürk, “Ancak bilimsel bir eğitim çocuklarımızın anlayarak yorumlama yetilerini ve yaratıcılıklarını geliştirebilir. Evrensel eğitim bu ülkede yaşayan, yaşamak isteyen herkesin yararınadır. Laik olmayan bir eğitimin bilimsel olması, bilimsel olmayan bir sistemin de evrensel nitelikler taşıması mümkün değildir” dedi.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Bizi başka bir topluma dönüştüren, dönüştürürken tüm değerlere saldıran, ‘Kurucu İradeyi ve Atatürk’ü’ yok sayan, cihat gibi yıkıcı kavramları ‘Değerlerimiz’ diye anlatmaya çalışan bir müfredatı kabul etmiyoruz. Bizler cihat yerine, her koşulda cihanda barıştan yanayız. Ve barışın temini de her zaman laiklik ilkesinin varlığı ile mümkündür. Bugün Ortadoğu’nun içinde bulunduğu perişanlığa düşmemek için buradayız.

    Uluslararası düzeyde yapılan, eğitimdeki başarımızı görebileceğimiz PISA sonuçlarından utanıyoruz. Çocuklarımız hak ettikleri eğitimi almazken daha fazla çocuğumuz gidebileceği başka okul olmadığı için İmam Hatip Okullarına mecbur bırakılıyor. ÖSYM’nin verilerine göre beş imam hatipliden ancak biri üniversiteli olabiliyor. Yetmezmiş gibi yaz aylarında iki kez değiştirilen yönetmelik ile istenilen yerde, hiçbir şarta bağlı olmaksızın, valilerin kararıyla İmam Hatip Liseleri açılabilecek. İmam hatip dayatması son bulsun.”

    “CEMAATLERLE YAPILAN PROTOKOLLER İPTAL EDİLSİN”

    “Milli Eğitim Bakanlığı, İsmi çocuk istismarlarıyla gündemden düşmeyen Ensar Vakfı da dahil Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Anadolu Gençlik Derneği (AGD), Birlik Vakfı, ilim Yayma Cemiyeti gibi bir takım yapılanmalar ile ayrı ayrı protokoller imzalıyor ve böylece okullarımızda din istismarı üzerinden siyasal propaganda yapabilmesinin yolu açılıyor” denilen açıklamada şöyle denildi:

    “Acı bir tecrübe ile gördük ki; dini referanslarla bir cemaate teslim edilen eğitim yapılanmasının sonuçları çok yıkıcı olabiliyor. Laiklik bunu tekrar tekrar yaşamamanın teminatıdır. Bu protokoller iptal edilsin!”

    “KADIN DÜŞMANI MÜFREDAT DURDURULSUN”

    Yeni müfredat, ataerkil aile yapısının ve erkek egemen toplumun ailedeki varlığını tam anlamıyla koruyup yüceltiyor ve kadınların kocalarına itaat etmelerini ‘ibadet’ olarak sayıyor. Kadın düşmanı müfredat durdurulsun!

    “BİLİM DIŞI MÜFREDATI İSTEMİYORUZ”

    Dindar ve kindar nesil yetiştirme hedefinin devamı niteliğinde olan bu bilim dışı müfredatı tanımıyoruz. Şimdi ülkemiz ve geleceğimiz için görev alma zamanıdır. Bu ülkenin bilimden, laiklikten yana insanları dur demelidir. Bugün İstanbul’da, Ankara’da ve İzmir’de eş zamanlı olarak yaptığımız eylemler uzun bir mücadelenin başlangıcıdır. Sesimiz her geçen gün büyümeye devam edecek. Gelin, insanca yaşadığımız bir ülkede, laik ve bilimsel bir eğitim için birlikte mücadele edelim. Müfredat meselesi artık memleket meselesidir.”

    Açıklamanın ardından balonlar hep birlikte “Yaşasın laik bilimsel demokratik laik eğitim” sloganları atılarak havaya bırakıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Oya Ersoy: Erkek adalet için değil gerçek adalet için mücadele ediyoruz-VİDEO

    Oya Ersoy: Erkek adalet için değil gerçek adalet için mücadele ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Halkevleri’nin Ankara’da düzenlediği 5. Kömür Deposu Buluşması etkinliğinde konuşan Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy,  OHAL ve KHK’lerin kaldırılması gerektiğini, gazetecilerin hapishanede değil dışarıda olması gerektiğini, erkek adalet için değil gerçek adalet için mücadele ettiklerini belirtti. 

    Haberin Videosu

    Hlakevleri’nin Ankara’da “demokrasi, laiklik ve adalet için biraradayız” şiarıyla düzenlediği 5. Kömür Deposu Buluşması etkinliğinde konuşan Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, Gezi, OHAL, KHK’ler, referandum gibi konulara değindi.

    Ersoy, “Biz halkız. Gezi’de eşitlik ve özgürlük için, ülkenin dört bir yanında ayağa kalkanlarız. 7 Haziranda AKP’ye tek başına iktidar vermeyenleriz. 16 Nisan referandumunda ‘hayır bu memleketimizi geleceğimizi tek adama bırakmayacağız’ diyenleriz” şeklinde konuştu.

    “OHAL VE KHK’LER VARSA ADALET YOKTUR”

    “Şimdi Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz. Bütün sözlerimizin arkasındayız” diyen Ersoy, “Biz ne istiyoruz? Biz eşitlik istiyoruz, özgürlük istiyoruz, kardeşçe bir ülkede yaşamak istiyoruz. Biz laik ve demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Eğer bir ülkede OHAL varsa bir ülke KHK’lerle yönetiyorsa o ülkede adalet yoktur. O ülkede demokrasi yoktur” diye ifade etti.

    “HANİ OHAL FETÖ İLE MÜCADELE İÇİNDİ, HANİ HALKA DOKUNMAYACAKTI”

    OHAL’in kaldırılmasını istediklerini vurgulayan Ersoy, Erdoğan’ın ‘Grev tehdidi olan yere biz OHAL ile müdahale ediyoruz’ sözlerini hatırlatarak şunları belirtti:

    “Hani OHAL, FETÖ ile mücadele içindi, hani devlet içindi, hani halka dokunmayacaktı. Darbe girişimini fırsata çevirip Allah’ın lütfu olarak görenler tek adam kararnameleriyle bu ülkeyi yönetmeye başladılar. Bütün özgürlüklerimizi yasakladılar. Hak aramayı grev hakkını yasakladılar. Kim özgürlük istiyorsa kim hakları için mücadele ediyorsa onun karşısına OHAL’i çıkardılar. Siz FETÖ ile birlikte iktidarın basamaklarını tırmanırken bunu teşhir eden bunun ne olduğunu söyleyen Ahmet Şık mı FETÖ’cü? Şimdi o yargılanıyor.”

    GAZETECİLERİMİZİ HAPİSHANEDE DEĞİL DIŞARIDA GÖRMEK İSTİYORUZ”

    OHAL’in demokrasi düşmanlığı olduğunu, insanların işine ve ekmeğine saldırı olduğunu ifade eden Ersoy, OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin tüm sonuçlarıyla iptal edilmesi gerektiğini vurguladı. Tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmasını, basın üzerindeki sansüre ve baskılara son verilmesini isteyen Ersoy, “Biz gazetecilerimizi hapishanede değil dışarıda görmek istiyoruz. Halkın doğru haber alma hakkı için sonuna kadar mücadele etmeye hazırız.” dedi.

    “CEMAATLER ÇOCUKLARIMIZIN OKULLARINA MÜDAHALE EDECEK”

    Konuşmasında eğitim müfredatına değinen Ersoy, şöyle devam etti:

    “Milli Eğitim Bakanlığı bir takım protokoller hazırlamış. Kiminle yapmış cemaatlerle, tarikatlarla yapmış. Bu protokollere göre bizim okullarımızda, halkın okullarında bu kurumlar, bu vakıflar, bu cemaatler çocuklarımızın okullarına müdahale edecekler. Buna izin vermeyeceğiz, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ülkenin dört bir yanında nasıl ki referandum öncesi nasıl bir Hayır seferberliği yaptıysak, önümüzde laik ve bilimsel eğitim için seferberlik yaratma vaktidir. Bunun için veli, öğrenci olmamız gerekmiyor. Bilimsel ve laik bir eğitim için mücadele etmek, bu memlekete sahip çıkan, geleceğine sahip çıkan herkesin yurttaşlık görevidir.”

    “ERKEK ADALET İÇİN DEĞİL GERÇEK ADALET İÇİN”

    Kadınlara yönelik nefret söylemlerine ve eşitsizliğe de değinen Oya Ersoy, şunları ifade etti:

    “Biz kadınlar erkek adalet için değil, gerçek adalet için mücadele ediyoruz. Kadınların eşitliği ve özgürlüğü karşısındaki tüm engellerin kaldırılmasını, iktidarın gerici, kadın düşmanı düzen ve uygulamalarına son verilmesini istiyoruz. Çünkü bütün bu söylemler, tüm bu politikalar bizim yaşamımızı vuruyor, yaşam hakkımızı engelliyor. Biz kadınlara buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Eşitlik olmadan adalet olmaz. Biz kadınlar kadın olarak yan yana geleceğiz, örgütleneceğiz ve her türlü erkek şiddetine sokakta, otobüste, parkta, evde, mahallemizde, yaşadığımız iş yerinde karşılaştığımız bütün bu şiddetlere karşı hep birlikte mücadele edeceğiz. Yan yana geleceğiz, kendi dayanışmamızı, kendi savunmamızı kuracağız. Tek bir saldırıya, kadın düşmanı tek bir söze sessiz kalmayacağız müdahale edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Ankara’da ‘Demokrasi, laiklik ve adalet’ için on binler buluştu

    Ankara’da ‘Demokrasi, laiklik ve adalet’ için on binler buluştu

    PİRHA-Ankaralılar Halkevlerinin çağrısıyla 5’inci kez Mamak Eski Kömür Deposu’nda ‘Demokrasi, laiklik ve adalet’ için bir araya geldi.

    Kömür Deposu Buluşması’nın 5’incisi gerçekleştirildi. “Demokrasi, laiklik ve adalet için biraradayız” şiarıyla gerçekleştirilen etkinlik Mamak/Eski Kömür Deposu’nda saat 17:00’de başladı. Kardeş Türküler, Mustafa Özarslan ve Grup Çığ, Gökhan Kılıç, Deniz Aslanbaş, Selçuk Balcı ve Ezgi Soykan’ın sahneye çıktığı etkinlikte kısa konuşmalar yapıldı.

    Gündeme dair yapılan konuşmalarda OHAL, KHK, kadınlara yönelik cinsiyetçi söylem ve davranışlar, Adalet Mitingi, referandum, açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya değinildi.

    Etkinlikte Kürtçe, Türkçe, Lazca ve Arnavutça gibi pek çok dilde söylenen türküler eşliğinde halaylar çekildi. (HABER MERKEZİ)