Etiket: hasta mahpus

  • ‘Ağır hasta mahpus Ramazan Kıran serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Ağır hasta mahpus Ramazan Kıran serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- F Oturması eyleminin 382. haftasında ağır hasta mahpus Ramazan Kıran’ın durumuna ve sağlık erişiminin engellenmesine dikkat çekildi.

    Hasta Mahpuslar için gerçekleştirilen F Oturması eyleminin 382. Haftasında ağır hasta mahpus Ramazan Kıran’ın durumuna ve sağlık erişiminin engellenmesine dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirilen eylemde Hapishane Komisyonu adına basın açıklamasını Taylan Bekin okudu.

    Bekin, Kıran’ın sağlık durumunu şöyle anlattı:

    “2010’da beyninde kist tespit edilen ve en az yılda bir defa MR ile kistin büyüyüp büyümediğinin kontrol edilmesi gereken Ramazan Kıran, Ceyhan M Tipi Hapishanesi’nde kaldığı süre zarfında nörologa gidip durumunu anlatsa da MR çekilmeye ‘gerek yok’ denilerek kontrol edilmemiştir.

    2014’te Ankara Sincan 2 No’lu F Tipi Hapishanesi ne sevk edildiğinde, tomografisi çekilmiş ve kendisine altı ayda bir MR çekilmesi gerektiği söylenmiştir. Ancak Sincan’da 2,5 yıl kalan Ramazan Kıran, bu süre boyunca sadece iki defa MR çekilebilmiştir. Durumuyla ilgili hastaneden bilgi alamadığı gibi raporları da kendisine verilmemiştir.”

    “HASTANEDE RAPOR ÇIKARILMAMIŞ”

    “Ayrıca, ‘hastaneden rapor çıkarılmamış, CD’ler dosyaya konulmuş’  denilerek kendisine hastalığına dair hiçbir rapor verilmemiştir. 28.07.2016 tarihinde Sincan F Tipi’nden, Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Ramazan Kıran, burada nöroloji bölümüne gidip durumunu yeniden anlatmış ama doktor ‘gerek yok’ diyerek kontrol etmemiştir. Kısacası; Ramazan Kıran, 2010 yılında aldığı rapor dışında kistin seyri ile ilgili herhangi bir bilgi edinememiştir.”

    Sürekli baş ağrısı çeken Ramazan Kıran’ın migrenin yanı sıra sinüzit, boyun fıtığı, reflü, hemoroit, el ve ayak bileklerinde romatizma olduğunu söyleyen Bekin, Kıran’ın kaslarında magnezyum eksikliğinden kaynaklı sürekli kramp oluştuğunu belirtti.

    “HASTALIĞI HER GEÇEN GÜN AĞIRLAŞIYOR”

    Reflü hastalığı nedeniyle 17 yıldır ilaç kullanan, burnundaki polip nedeniyle sürekli sprey kullanması gereken Kıran’ın Aralık 2017’den itibaren midesinde oluşan birçok ülser nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşadığını söyleyen Bekin son olarak şunları vurguladı:

    “Gerekli ve sürekli olan tedavi ve kontrolleri yapılmadığı için kronik hastalıkları her geçen gün daha da ağır bir durum alan Ramazan Kıran sürekli kilo kaybetmektedir. Bu nedenle hapishane koşullarında kalması uygun değildir.

    “İnsan hakları savunucuları olarak bizler, mahpusların insan onuruna yakışır şekilde tedavi edilmesini ve sağlıklarına kavuşmalarını istiyoruz. Hapishaneler ölüm merkezleri olmasın, hasta mahpuslar serbest bırakılsın!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cezaevi yönetimi hasta mahpusların sağlığa erişimini engelliyor-VİDEO

    Cezaevi yönetimi hasta mahpusların sağlığa erişimini engelliyor-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu “F Oturması”nın 381. haftasında 81 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Özkan’ın durumuna dikkat çekildi.

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpusların serbest bırakılması için her hafta gerçekleştirdiği F Oturması’nın 381. haftasında İHD İstanbul Şubesi önünü gerçekleşti.

    Açıklamayı İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin okudu. Hasta mahpusların hapishanelerde iki kez cezalandırıldığını, ihtiyaçlarının karşılanmadığını söyleyen Acettin, hapishane idaresi ve kolluk kuvvetlerin herhangi bir denetime tabii olmamasının keyfiyete neden olduğuna dikkat çekti.

    Acettin, “Haklarını aramaya çalışan mahpuslara sürekli suçlu muamelesi uygulanarak, tutanaklar yazılıyor ve cezaya dönüştürülüyor. Diğer yandan hemen her mahpusun yaşadığı hak ihlali hatta maruz kaldığı baskı, şiddet, darp ve işkence, soruşturma ve kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle hiçbir yaptırım ve ceza uygulanmamaktadır.” dedi.

    “SUÇ İŞLEMEDİĞİ HALDE 23 YILDIR HAPİSHANEDE”

    Bu hafta 23 yıldır hapishanede tutulan 81 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın durumuna dikkat çeken Acettin, şu ifadelerini kullandı:

    “23 yıldır hapishanede tutulan ve atfedilen suçu işlemediği anlaşılmasına rağmen serbest bırakılmayan ağır hasta mahpus Mehmet Emin Özkan şu an Diyarbakır D Tipi Hapishanesinde ve 81 yaşındadır. Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ı öldürdüğü iddiasıyla müebbet hapis cezası alan ve davanın tek tutuklusu Mehmet Emin Özkan’dır. İlgili dava dosyasının bozulması ve 2015 yılından beri yeniden yargılama başlatılmış, olayla ilgisinin olmadığı açığa çıkmasına rağmen halen serbest bırakılmamaktadır.”

    KALP, BÖBREK, YÜKSEK TANSİYON, ALZHEİMER HASTASI

    Ağır hasta mahpus Özkan’ın sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüye gittiğini belirten Acettin, “Kalp, kötü huylu guatr, kemik erimesi, bağırsak ve böbrek tembelliği, yüksek tansiyon ve Alzheimer gibi rahatsızlıklarının yanı sıra beyninde baloncuk, gözlerinde katarakt bulunmaktadır. Ayrıca ileri yaşı nedeniyle hiçbir ihtiyacını kendi karşılayamamaktadır. Öte yandan kötü huylu guatra rağmen yaşı ilerlediği için ameliyat olamayan Özkan, hapishanede kaldığı süre zarfında 5 kez kalp krizi geçirmiş, 4 kez de anjiyo olmuştur. Haftada en az üç gün hastaneye götürülmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

    YÜZDE 87 VÜCUT FONSİYON KAYBINA RAĞMEN ‘HAPİSHANEDE KALABİLİR’ DENDİ

    Acettin, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) ise yapılan 5 başvuruya cevaben Özkan’ın ‘Yüzde 87 oranında vücut fonksiyon kaybı’ olduğunu belirttiğini, ancak yine de “Hapishanede kalabilir” raporu verildiğini hatırlattı.

    Daha önce hapishanede kalamaz raporu veren Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesinin ise 27 Mart 2019 tarihli Sağlık Kurulu raporunda, Özkan’ın engelli durumunu tamamen ortadan kaldırdığına dikkat çeken Acettin şöyle konuştu:

    “Kurul, 4 yıl önce verdiği raporun aksine, Kardiyoloji, KBB, Nefroloj, Nöroloji ve Psikiyatri olmak üzere 5 ayrı doktorun muayenesine rağmen yüzde sıfır engel durumuyla, “Cezaevinde kalabilir” denilmiştir. Bu son rapor doğrultusunda Diyarbakır Başsavcılığı ‘Hükmün infazına ara verme talebinin reddine’ karar vermiştir. Bunlara ek olarak bir garabette Diyarbakır’da Mehmet Emin Özkan’a yüzde 87 rapor veren aynı hastanede bu rapor 4 yıl sonra Guatr, kemik erimesi, bağırsak ve böbrek tembelliği, kalp, yüksek tansiyon ve Alzheimer gibi rahatsızlıkları olan Özkan’ın raporu sıfırlandı. Böylece hasta mahpusların sürece yayılarak öldürülme politikasına raporu sıfırlayan doktorlarda katılmış oldu.”

    Acettin son olarak, Mehmet Emin Özkan şahsında yaşanan hasta mahpuslara sürece yayarak öldürme politikasına son verilmesini, Özkan ve tüm hasta mahpusların tedavi hakkına erişimi için serbest bırakılmasını talep etti.

    Açıklama, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları ile son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta mahpus Güngör’ün serbest bırakılması istendi-VİDEO

    Hasta mahpus Güngör’ün serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- “F Oturması”nın 375’inci haftasında yüzde 78 engelli hasta tutuklu İbrahim Halil Güngör’ün (74) durumuna dikkat çekilerek, derhal serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği “F Oturması”nın 375’inci haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı. Bu hafta hasta tutuklu olan ve hastaneye sevki yapılmayan yüzde 78 engelli İbrahim Halil Güngör’ün (74) durumuna dikkat çekildi.

    Açıklamayı İHD Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran yaptı. Açlık grevi sonrası cezaevi idareleri tarafından tedavileri yapılmayan tutukluların durumuna dikkat çekerek sözlerine başlayan Onaran, tabipler tarafından belirlenmiş olan diyet programının mutlaka uygulanması gerektiğini söyledi.

    YÜZDE 78 ENGELLİ 

    Güngör’ün sağlık durumuna dikkat çekerek konuşmasına devam eden Onaran, Güngör’ün tutuklanmadan önce pankreas ameliyatı olduğunu, bu ameliyatın oldukça ağır geçtiğini ancak sağlığına kavuşamadan 2009 yılında Bingöl’de tutuklanarak, hapse konulduğunu aktardı. Hasta tutuklu Güngör’ün 3 defa anjiyo ve bir kez de açık kalp ameliyatı olduğunu belirten Onaran, Güngör’ün yüzde 78 engelli raporu olduğunu aktardı. Onaran, raporda yer alan hastalıkları şöyle sıraladı: “Kalp, kronik astım, mide ve bağırsakta iltihaplanmaya bağlı olarak abdominal pelvik ağrı, vücutta kronikleşmiş sinir iltihabı, kulağının birinde tam işitme kaybı, prostat, nöbet şeklinde öksürük ve henüz kesin tanısı konmayan akciğerde kist oluşumu mevcuttur.”

    HAPİSHANEDE KALABİLİR RAPORU

    Güngör’ün ziyaret ve telefon görüşmesine çıkarken yürümekte zorlandığını, temel ihtiyaçlarını karşılayacak gücünün olmadığını vurgulayan Onaran, buna rağmen 6 kez başvurduğu Adli Tıp Kurumu’nun (ATK), “Hastalıkları sürekli ve kroniktir ancak kocama hali olmadığı için hapishanede yaşamını idame ettirebilir” şeklinde rapor verdiğini kaydetti.

    “GÜNGÖR SERBEST BIRAKILSIN”

    Güngör’ün serbest bırakılarak tedavilerinin yapılması için çağrı yapan Onaran, sözlerini şöyle tamamladı: “Hapishane koşulları, ilerleyen yaşı, hastalıkları nedeniyle ciddi denge problemi yaşayan, sinir iltihabı nedeniyle ağrıları dinmeyen ve yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumda olan İbrahim Halil Güngör’ün hapishane idaresinin keyfi tutumları ile hastaneye sevki bile yapılmıyor. Hasta mahpusların sesi olarak bizler, hasta tutuklunun serbest bırakılmasını ve tedavilerinin yapılmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpus Mesude Pehlivan serbest bırakılsın’ -VİDEO

    ‘Hasta mahpus Mesude Pehlivan serbest bırakılsın’ -VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, “F Oturması’nın” 373’üncü haftasında cezaevinde kansere yakalanan ve tedavisi düzenli yapılmayan Mesude Pehlivan’ın durumuna dikkat çekerek serbest bırakılmasını istedi.   

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturumu”nun 373’üncü haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri tarafından yapılan açıklamada hasta tutuklu Mesude Pehlivan’ın durumuna dikkat çekildi.

    MATERYALLERE EL KONULDU

    Cezaevlerinde devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevleri ve 30 tutuklunun başlattığı ölüm orucunun kritik aşamayı çoktan geçtiğini belirten Yoleri, başka ölümlerin yaşanmasından korktuklarını belirtti. Devletin tutukluların yaşam hakkını korumakla yükümlü olduğunu ifade eden Yoleri, tutukluların taleplerinin haklı talepler olduğunu ve devletin bunu yerine getirmekle yükümlü olduğunu vurguladı. İçişleri Bakanlığı talimatı doğrultusunda grevde olan tutukluların koğuşlarına gardiyanlar tarafından baskın yapıldığını dile getiren Yoleri, tutukluların iletişim amaçlı kullandıkları bütün materyallere el konulduğunu hatırlattı.

    KULLANILAN KİMYASALLAR SONUCU HASTALANDI

    Hasta mahpus Mesude Pehlivan’ın durumunu da aktaran Yoleri, Pehlivan’ın her türlü tedavisinin engellendiğini ve  tek kişilik hücrede tutulduğunu belirterek, “19 Aralık Katliamı sırasında kadın mahpusların yakıldığı koğuşta bulunan Mesude Pehlivan, bu katliam sırasında kullanılan kimyasal gazların da tetiklemesi ile kanser hastalığına yakalanmıştı. Mide kanseri tedavisi için Çapa Onkoloji Bölümünde takipli bir hastaydı. 16 yıl boyunca, Bayrampaşa, Bakırköy ve Silivri ve Gebze hapishanelerinde tutulan ve tedavisi gerektiği gibi yapılmayan Mesude Pehlivan, çeşitli girişimler sonucunda, tedavisinin yapılabilmesi için cezasının infazı 6 ay ertelenerek tahliye edilmişti. Mesude Pehlivan, infaz erteleme süresinin bitmesi sonrasında, tedavisi tamamlanmadığı hatta hastalıkları daha da ilerlemiş ve çeşitlenmiş olmasına rağmen yeniden tutuklanarak cezaevine konuldu. Halen Gebze Kadın Kapalı hapishanesinde tutulmakta olan Mesude Pehlivan, Mide Kanseri, Lenf Tüberkülozu ve Solunum Yolu Kanseri hastalıklarıyla yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır” dedi.

    TEDAVİSİ GECİKTİRİLİYOR

    Yoleri, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan Pehlivan’ın kendilerine 10 Nisan 2019 tarihinde gönderdiği mektubu şu şekilde paylaştı; “Gebze’ye geleli hastalıklarımın tedavisi ile ilgili atılmış yeni bir adım yoktur. Gebze Kadın hapishanesinde; ortamıyla, yaşamıyla, beslenme yanıyla hastalıklara uygun bir zemin var. Hastane, revir, doktor, kontroller, sevk vs. koşulları yanıyla da tedavi ihtiyacıma cevap verilemiyor. Daha önce Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Ana Bilim Dalı tarafından takiplerim yapıldığından ve hasta dosyaların bu kurumda bulunduğundan yeniden bu hastaneye sevk talep ettim. Ancak, ‘Gebze, İstanbul il sınırları dışında’ denilerek Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’ne gönderiliyorum. Buradaki doktorlar durumumla ilgili hiçbir şey bilmiyorlar ve deneme yoluyla bana uygun tedavi bulmaya çalışıyorlar. Bu da tedavimi geciktiriyor.”

    Yoleri, İHD olarak Pehlivan’ın tedavi hakkına erişimin önündeki engellerin kaldırılması ve tedavisinin derhal yapılabilmesi için adım atılmasını talep ettiklerini dile getirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta mahpus Ehmede Xemi’nin durumuna dikkat çekildi-VİDEO

    Hasta mahpus Ehmede Xemi’nin durumuna dikkat çekildi-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, bu haftaki eyleminde hasta tutuklu Ehmede Xemi’nin durumuna dikkat çekti. 

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturması”nın 369’uncusu da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”  pankartı açıldı. Bu hafta hasta tutuklu Ehmede Xemi’nin durumuna dikkat çekildi.

    TEKERLEKLİ SANDALYEDE YAŞAMINI SÜRDÜRÜYOR

    Eylemde konuşan İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin, Leyla Güven öncülüğünde başlayan açlık grevlerinin kritik aşamaya ulaştığına dikkat çekti. Tutuluların taleplerini haklı bulduklarını söyleyen Acettin, “Daha fazla insanın yaşamını kaybetmemesi için yetkililerden tecridin kaldırılmasın dair gerekli adımların atılmasını istiyoruz. İnsanım diyen herkesin bu çığlığa yanıt vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü tecrit işkencedir, işkence insanlık suçudur” dedi.Acettin, Menemen R Tipi Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu Ehmedê Xêmi’nin belden aşağısı felçli olduğunu ve tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüğünü ifade etti.

    Xêmî’nin 22 Mart 2019 tarihinden bu yana cezaevi idaresinin tutumundan dolayı süresiz açlık grevine başladığını dile getiren Acettin, Xemî’nin iki eli olmayan Ergün Aktaş ile birlikte kaldığını ancak daha sonra cezaevi idaresi tarafından darp edilerek başka hücreye alındığını belirtti.

    Acettin, “Açlık grevinin 27’nci günündedir. Belden aşağısı felçli, tekerlekli sandalyede yaşam mücadelesi veren, ayrıca ciğerlerinde oluşan rahatsızlığın da etkisiyle durumu daha da ağırlaşan Ehmede Xemi’ye uygulanan saldırıyı ve kötü muameleyi şiddetle kınıyoruz ve bunu yapan görevliler hakkında gerekli yasal sürecin başlatılmasını, sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta mahpus Erol Zavar’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    Hasta mahpus Erol Zavar’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta mahpus mesane kanseri Erol Zavar’ın serbest bırakılmasını isteyerek, “Zavar’ın cezaevinde kalması vicdanları yaralamaktadır” dedi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta mahpusların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturuma’sının 368’incisi polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde açıklama yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının açıldığı eylemde, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”  ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı.

    Bu haftaki açıklamada mesane kanserinin yanı sıra çeşitli hastalıkları bulunan Erol Zavar’ın durumuna dikkat çekildi.

    İKTİDARA ÇAĞRI: ÖLÜMLERİN YAŞANMAMASI İÇİN ADIM ATIN

    Bu haftaki basın metnini İHD Üyesi Mehmet Acettin okudu. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven ile cezaevlerinde tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevine dikkat çeken Acettin, açlık grevinde olan tutukluların sağlık durumlarının kötüleştiğini hatırlattı. Acettin, “Bazı mahpusların gün geçtikçe ölüm sınırına vardıkları gözlemleniyor. Mide kanaması, idrarlarından kan gelmesi ve vücut bütünlüklerinin bozulduğu; yürüme problemi, halsizlik, mide bulantısı vb. rahatsızlıkları artmaktadır” diye belirtti. Acettin, tutukluların hukukun herkese eşit uygulanmasını talep ettiklerini ifade ederek, bu talebin karşılanması durumunda ölümlerin duracağına inandıklarını söyledi. Farklı cezaevlerinde yaşamına son veren tutuklular için “üzüntüsü içerisindeyiz” diyen Acettin, “Bir an önce yeni ölümlerin yaşanmaması için iktidarın adım atmasını istiyoruz” dedi.

    “ÇOK SAYIDA HASTALIĞI BULUNUYOR”

    İki çocuk babası olan Erol Zavar’a yargılandığı bir dosyadan 2001 yılında müebbet hapis cezası verildiğini anımsatan Acettin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sincan F Tipi hapishanesinde tutulurken 15 Temmuz darbesi sonrası Tekirdağ F tipi hapishanesine sürgün edildi. Halen Bolu F tipi hapishanesinde tutulan Zavar, hastalıklarının tedavisi ve zorunlu ameliyatları için bu hapishanede yaşam mücadelesi vermektedir. Komisyon olarak 90. F ve 245. F oturmamızda gündemimize taşıdığımız ağır hasta mahpus Erol Zavar, 15 defa mesane kanseri hastalığından dolayı ameliyat olmuştur. Mesanesinden 50’ye yakın kanser tümörü alındı. Yanı sıra başka hastalıklardan dolayı da yaşamını etkileyen rahatsızlıkları vardır. Kalp rahatsızlığı, Koah, Migren, Astım, Troid nodülü, akciğerde nodül, bacağında platin, dizinde menüsküs, safra kesesinden ameliyat, bel ve boyun fıtığı gibi hastalıklarıyla hapishane koşullarında kalmaktadır.”

    “SERBEST BIRAKILSIN”

    Acettin, Zavar’ın annesi Fikriye Zavar’ın kendilerine verdiği bilgileri ise, şu şekilde paylaştı: “9 Nisan 2019 Salı günü Bolu İzzet Baysal Üniversitesi hastanesine götürülen Erol Zavar kalbinden rahatsızlığı nedeniyle ilaçlı kalp grafiği çektirilmiş, tiroid bezi nodülünün ameliyat edilmesi için de Bolu F tipi hastanesine oğlunun dilekçe verdiğini, ameliyat zamanını beklediğini belirtmiştir. Kalbinden rahatsızlık yaşadığını ve anjiyo olması gerektiği bilinen Erol Zavar birçok hastalıkla yaşam mücadelesi veriyor. Troid kanserinden dolayı acilen kanser nodülünün ameliyatla alınması gerekmektedir.”

    Zavar’ın bu ağır hastalık koşullarında cezaevinde kalmasının insani bakımdan vicdanları yaraladığını belirten Acettin, Zavar ve benzeri durumda olan ağır hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi.

    Açıklama, “İnsan haklarıyla insandır”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” ve “Tecrit işkencesine son” sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpus Ali Kurban serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Ali Kurban serbest bırakılsın’-VİDEO

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle yaptığı “F Oturması’nın 367’ncisinde hasta tutuklu Ali Kurban’ın durumuna dikkat çekilerek serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturumu”nun 367’nci haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı.

    Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”  ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı. Bu haftaki açıklamada hasta tutuklu Ali Kurban’ın sağlık  durumuna dikkat çekildi.

    Bu haftaki basın metnini ise İHD Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran okudu.

    Tecridin kaldırılması talebiyle 150 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve cezaevlerindeki açlık grevlerini hatırlatan Onaran, “Mahpusların durumu kötüye gitmekte ve sıvı almakta zorlanmaktadırlar. Geçtiğimiz hafta yaşamına son veren Siraç Yüksek’in annesi yaşama son verme eylemlerinin dışarıdaki sessizlikten kaynaklı gerçekleştiğini belirterek, insanım diyen herkesin bu çığlığa yanıt vermesi gerektiğini vurgulamıştır. İnsan hakları savunucuları olarak mahpusların taleplerini haklı buluyoruz ve daha fazla insanın yaşamını kaybetmemesi için gerekli adımların atılmasını istiyoruz” dedi.

    “YÜZDE 94 RAPORA RAĞMEN HAPİSTE KALABİLİR DENİLDİ”

    2000 yılında yapmış olduğu uzun süreli açlık grevi sonrasında ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmaya başlayan hasta tutuklu Ali Kurban’ın tutuklandığında orta parmağının kopması dışında hiçbir sağlık sorunu olmadığını belirten Onaran, “Kurban Kırklareli Hapishanesi’ndeyken tüberküloz ardından mide ülseri olur. Tüberküloz hastası olan Kurban’ın akciğerlerinin yüzde 48’i, böbreklerinin de yüzde 90’ı çalışmamaktadır” diyen Onaran şöyle devam etti:

    “Mersin Üniversitesi Hastanesi’nin yüzde 94 engelli raporu verdiği Kurban, 2002’de haftada üç gün gittiği diyalize başlamadığı halde tedavisi olamaz diye rapor veren ATK, 2014’te Kurban’a hapiste kalabilir raporu vermiştir. ATK’nın bu ikili tavrı tıp etiğiyle değil politik bakış açısıyla değerlendirdiğini bir kez daha görmekteyiz.”

    “ALİ KURBAN SERBEST BIRAKILSIN”

    Onaran son olarak, “Biz insan hakları savunucuları olarak şeker, yüksek tansiyon, prostat ve psikolojik sorunları ile yaşama tutunmaya çalışan Ali Kurban ve tüm hasta mahpusların serbest bırakılmasını istiyoruz” çağrısında bulundu.

    Açıklama “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” sloganları ile son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hasta mahpus Fatma Tokmak serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Fatma Tokmak serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu Bakırköy Kadın Cezaevi’ndeki hasta mahpus Fatma Tokmak’ın durumuna dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek için 362. F Oturması’nı derneğin Beyoğlu Çukurçeşme Sokak’ta bulunan binasının önünde gerçekleştirdi.

    Eylemde, Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevinin 115. gününde olduğunu belirterek, hapishanelerde ise 300’ün üzerinde mahpusun açlık grevini sürdürdüğü hatırlatıldı.

    Eylemde, “Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır” ve “Hasta mahpus Fatma Tokmak serbest bırakılsın” yazılı pankartlar asıldı.

    Bu haftaki eylemde, Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutulan ağır kalp hastası olan mahpus Fatma Tokmak’a dikkat çekildi.

    Haftanın açıklamasını okuyan insan hakları savunucusu Hatice Onaran şunları söyledi:

    “Halen, Bakırköy Hapishanesi’nde tutulan Fatma Tokmak, Aralık 1996’da gözaltına alınıp ağır işkence gördükten sonra tutuklandı. Türkçe bilmeyen ve Kürtçe ifade vermek isteyen Tokmak’ın ifadesi alınmadan müebbet hapis cezası verildi. Gördüğü işkence nedeniyle Fatma Tokmak, kalp yetmezliği hastalığına yakalandı. Adli Tıp raporuyla 2006’da serbest bırakılan Tokmak ifadesi dahi alınmadan verilen hapis cezası Yargıtay’da onaylanınca, 2010 yılında tekrar tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’ne konuldu. Halen burada tutuluyor.”

    “TİHV HAPİSHANEDE KALAMAZ RAPORU VERDİ”

    “Ağır kalp sorunu olan Fatma Tokmak sürekli ilaç kullanmakta ve solunum güçlüğü de çekmektedir. Yine kullandığı ilaçlardan kaynaklı kadın hastalığı sorunları ortaya çıkmıştır.” diyen Onaran, Tokmak’ın bu nedenle, 2018’in sonlarında acil olarak hastaneye kaldırıldığını hatırlattı:

    “Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Şubesi’nin verdiği ‘hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen Adli Tıp Kurumu’nun düzenlediği ‘hapishanede kalabilir’ raporundan kaynaklı serbest bırakılmamaktadır.

    “2015’de yılında acil olarak kaldırıldığı hastanede hemen ameliyata alınması gerektiği belirtilmiş ancak; ameliyat sonrası en az bir ay yoğun bakımda tedavi altında tutulması gerektiği için ameliyatı yapılmamıştır.

    “25 Şubat günü ziyaretine giden yakınına kanamasının hiç durmadığını belirten Tokmak, kan takviyesi için sürekli hastaneye götürülmesi gerektiğini söylemiştir. Kelepçeli muayene dayatması nedeniyle tedavisi yapılmadığı gibi, kan takviyesi için hastaneye götürülmesi de aksatılmaktadır. Bununla beraber, yaklaşık 3 yıldır ağrıyan dişi için hastaneye götürülmemesi onun yaşamını daha da zorlaştırmaktadır.”

    Onaran açıklamanın sonunda şöyle seslendi:

    “Bugün yaşadıklarını aktardığımız Fatma Tokmak’ın ameliyattan neden kaçındığı son derece anlaşılır oluyor. Çünkü ameliyat sonrası yoğun bakımda tedavisi tamamlanmadan hapishaneye geri getirilmesi durumunda doktorlar; yaşama şansının yüzde 10’u geçmeyeceğini belirtmektedir. Ayrıca, sürekli kullandığı ilaçlar da yaşamını tehdit etmektedir. İnsan hakları savunucuları olarak bizler, Fatma Tokmak’ın yaşam hakkı için serbest bırakılmasını istiyoruz. Durumu ağır olan tüm hasta mahpusların serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Hasta mahpus Çelikdemir’in serbest bırakılması istendi- VİDEO

    Hasta mahpus Çelikdemir’in serbest bırakılması istendi- VİDEO

    PİRHA- “F Oturması”nın 360’ıncı haftasında 1995 yılında gözaltına alınan ve 24 yıldır cezaevinde bulunan ağır hasta mahpus İmam Çelikdemir’in durumuna dikkat çekilerek bir an önce serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturması”nın, 360’ıncı haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”  ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı.

    Bu haftaki eylemde hasta tutuklu İmam Çelikdemir’in durumuna dikkat çekildi. Çok sayıda kişinin destek verdiği eyleme açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran yaptı.

    “TALEPLER KARŞILANSIN”

    Hapishanelerdeki bir çok mahpus tecrit, izolasyon ve yalnızlaştırma gibi uygulamalar nedeniyle ciddi hastalıklara yakalandığını belirten Onaran, tutukluların tedavi edilmeleri engellenerek yaşam haklarının da ellerinden alındığını ifade etti. Tedavi edilmediği için geçen hafta iki mahpusun yaşamını yitirdiğini hatırlatan Onaran, “Hapishane komisyonu olarak birkaç kez durumunu paylaşarak serbest bırakılmalarını istediğimiz Ali Haydar Yıldız ve Metin Gök yaşamını yitirdi. Tedavi hakları engellendiği bugünkü koşullarda İmralı Hapishanesinde tecridin son bulması talebiyle süren açlık grevlerinde yeni hasta mahpusların oluşturulmaması için, açlık grevine gidenlerin taleplerini karşılanmasını istiyoruz.” dedi.

    İMAM ÇELİKDEMİR’İN DURUMUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Çelikdemir, 1975 Dersim doğumlu olduğunu ve 1995 yılında gözaltına alınıp ağır işkenceye maruz kaldığını hatırlatan Onaran, “Tutuklanınca kısa bir süre Elazığ E tipi Hapishanesinde tutularak tedavi için Ankara/Ulucanlar Hapishanesine sevk edilir. Müebbet hapis cezası verilir. Çelikdemir’in rahatsızlığı 2000’Ii yılların başında Malatya Hapishanesinde tekli hücrede kalırken başlar” dedi.

    Onaran, şöyle devam etti:

    “İmam’ı birçok hapishaneye gönderdiler. Kandıra hapishanesine gönderdiklerinde ilaç vermedikleri için durumu kötüleşti. Hücrede yerde yatırdılar. Yemek yiyemez haldeydi. Oradan da Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi‘ne sevk ettiler. Tedavi gördükten sonra biraz toparlandı. Hastaneden çıkarıp Metris Hapishanesine sevk ettiler. Belli sürelerde hastaneye götürüyorlardı. Adli Tıp Kurumu’na sevk edildiğinde, kurum kendisine ‘hapishane de kalamaz’ raporu verdi. Verdikleri raporda ‘Kronik şizofren’ yazıyordu. Bu rapor 2002 yılında verildi. Cumhuriyet Başsavcısı tahliye kararı vermedi. Avukat tarafından Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı. Başvuru, 2017 yılında reddedilerek iade edildi.”

    İnsan hakları savunucuları olarak, yasa koyucuların hapishanelerde insan hak ve özgürlüklerini temel almasını talep ettiklerini ifade eden Onaran, “Hasta mahpusların gerekli ve yeterli tedaviye kavuşturulmasını İmam Celikdemir ve durumları ağır olan hasta mahpusların serbest bırakılmasını istiyoruz.” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde-VİDEO

    ‘Hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde-VİDEO

    PİRHA – Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 358 haftadır sürdürülen F Oturması’nda ‘Hapishanede kalamaz raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde tutulan 82 yaşındaki Mehmet Emin Özkan serbest bırakılsın’ denildi.

    Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 358 haftadır sürdürülen F Oturması’nda, Adli Tıp Kurumu’nun ‘hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde tutulan 82 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Özkan’ın serbest bırakılması talep edildi.

    Tedavi hakları gasp edilen tüm hasta mahpusların sesi olmak için düzenlenen F Oturması, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleşti. Eylemde, “Hasta mahpus Mehmet Emin Özkan serbest bırakılsın” ve “Tedavi haktır engellenemez” pankartları açıldı.

    Basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonundan Hatice Onaran okudu. Hapishanelerdeki hak ihlalleri ile tecrit ve işkence boyutlarının her geçen gün arttığını, hasta mahpusların tedavi olma haklarının engellendiğini belirten Onaran, Düzce T Tipi Hapishanesinde yaşanan ihlallere dikkat çekti.

    “POLİTİK MAHPUSLAR İŞKENCEYE MARUZ BIRAKILIYOR”

    İHD’nin gönüllü avukatından alınan bilgiyi aktaran Onaran, Düzce T Tipi Hapishanesinde nefret ve ırkçı söylemlerle politik mahpusların işkenceye maruz bırakıldıklarını söyledi: Düzce T Tipi Hapishanesinin müdürü, ‘Ben Telafer Türküyüm, ceddimiz sizi tir tir titretti. Türk’ün gücünü göreceksiniz. Hukuk yok ben varım! Siz daha 12 Eylül’ü görmediniz’ diyerek mahpuslara meydan okumaktadır.”

    “AÇLIK GREVİNDEKİ MAHPUSLAR BASKI ALTINDA”

    Onaran, 8 Kasım’da başlayan ve tüm hapishanelerde yayılarak devam eden açlık grevi yapan mahpuslara baskının sürdüğünü anlattı. Şakran Kadın Hapishanesindeki mahpuslara bu güne kadar B1 vitamini verilmediğini söyleyen Onaran, “Açlık grevindeki mahpuslar hastaneye çift kelepçe takılarak götürülmektedirler. Su ve şeker düzenli verilmeyen mahpuslar baskı altında olduklarını söylemişlerdir. Kırıklar Hapishanesinde açlık grevi yapan mahpuslar diğer mahpuslardan ayrı tutularak ve halen çıplak arama baskısına maruz kalmaktadırlar.” dedi.

    BEŞ KALP KRİZİ, İKİ AMELİYAT

    Onaran, gözaltı sürecinde uğradığı işkence sebebiyle sağlık durumunda ciddi sorunlar yaşayan 82 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Özkan’ın durumunu paylaştı. 22 yıldır hapishanede olan Özkan’ın beş kez kalp krizi geçirdiğini, iki defa da kalp ameliyatı olduğunu belirten Onaran, “Bağırsak, tansiyon, zehirli guatr gibi çeşitli hastalıkları da bulunan Özkan haftada en az iki üç kez hastaneye gidip gelmektedir. Adli Tıp Kurumundan ‘hapishanede kalamaz’ raporu bulunan Özkan halen Diyarbakır D Tipi Hapishanesinde tutulmakta. Özkan’ın bir oğlu Bandırma, diğeri ise Gaziantep hapishanesinde olduğundan ailesi maddi manevi olarak zorlanmaktadır. Aynı hapishanede kalma talepleri ise kabul edilmemektedir.” dedi. Onaran, Özkan’ın ve diğer hasta mahpusların serbest bırakılmasını talep etti.

    Açıklamanın ardından “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarıyla eylem sona erdi.

    PİRHA /İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpus Halim Kırtay serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Halim Kırtay serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 350 haftadır sürdürülen F Oturması’nda hasta mahpus Halim Kırtay’ın serbest bırakılması talep edildi.

    Tedavi hakları gasp edilen tüm hasta mahpusların sesi olmak için düzenlenen F Oturması, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleşti. 350. hafta F Oturumu’nda “Hasta mahpus Fuat Yavuzel serbest bırakılsın” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açıldı. 350. haftanın basın açıklamasını, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’ndan Hatice Onaran okudu.

    Onaran, hapishanelerde hak ihlalleri ve saldırıların her vesileyle aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Onaran, “Yazılı yasalarına göre yasa dışı bir şekilde uygulanan tecridin son bulması için açlık grevi yapan mahpuslara sürgün de dahil pek çok saldırı gerçekleşiyor.” dedi.

    HASTA MAHPUS KIRTAY

    Şakran Cezaevi’ndeki bulunan hasta mahpus Halim Kırtay’ın durumuna değinen Onaran açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Hasta mahpus Halim Kırtay’ın can güvenliği de hastalığından kaynaklı değildir. Halim Kırtay, 70 yaşında ve yaklaşık 26 yıldır hapistedir. Bunca yıl pek çok hapishaneye sürgün edilen Halim Kırtay şuan İzmir- Aliağa/ Şakran 2 Nolu T Tipi Hapishanesindedir.

    Halim Kırtay, 2016 yılı Aralık ayında, kaldığıBalıkesir/Burhaniye T Tipi hapishanesinde,yaşadığı şiddetli ağrı nedeniyle birkaç kez revire çıkar, doktor hemoroit teşhisi koyarak ilaç verir. Birkaç gün içinde testisleri morarıp şişen Halim Kırtay, diğer mahpusların yoğun uğraşları ile Burhaniye Devlet hastanesine götürülür. Hasta mahpus Halim Kırtay ve ailesinin beyanına göre, Devlet hastanesindeki doktorun, ırkçı-gerici bir yakalaşımla gereken tedaviyi uygulamak yerine iğne yapıp göndermesi sonucunda durumu ağırlaşır.

    TEDAVİ HAKKI ENGELLENİYOR

    25 Aralıkta şişen testisleri patlar. Sürekli kan ve irin akmasına rağmen tedavi edilmeyen Halim Kırtay, Ocak 2017’de İzmir-Çiğli devlet Hastanesine kaldırılarak ameliyat edilir. Daha sonra vücudunun farklı bölgelerine deri grefti yapılan Halim Kırtay’ın, hem ileri yaşı hem de yüksek tansiyon ve şeker hastalıkları nedeniyle sağlık durumu kötüye gitmektedir. Ameliyatlardan sonra oturamaz duruma geldiği için ring aracı ile işkenceye dönüştürülen tedavi hakkı için hastaneye gidememektedir.

    “KIRTAY’A YAPILAN İŞKENCEYE SON VERİLSİN”

    Biz insan hakları savunucuları olarak diyoruz ki,

    Halim Kırtay’a yapılan işkenceye son verilsin. Hastaneye götürüp getirirken ambulans aracı kullanılsın ya da sağlık koşullarına daha uygun olan R Tipi (örneğin Metris) hapishanede kalması sağlansın. Asıl insani olan ve yapılması gereken ise; 70 yaşında çok ciddi ve ağır sağlık sorunları olan Halim Kırtay ile birlikte tüm hasta mahpusları; yaşam haklarının korunması adına serbest bırakılsın!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta tutuklu Sevmiş: Tedavi altına alınmazsam ölümüm kaçınılmaz

    Hasta tutuklu Sevmiş: Tedavi altına alınmazsam ölümüm kaçınılmaz

    PİRHA- İHD, 12 yılıdır Aliağa Şakran 4 No’lu T Tipi Cezaevinde bulunan hasta mahpus Gıyaseddin Sevmiş’in gönderdiği mektuba dikkat çekerek, “Eğer ki şimdi tam teşekküllü bir sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmazsam yavaş yavaş ölümüm kaçınılmaz olacak.” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, bu hafta 12 yılıdır Aliağa Şakran 4 No’lu T Tipi Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu Gıyaseddin Sevmiş’in durumuna ve cezaevinde yaşanan baskılara ilişkin gönderdiği mektup okundu. Konak ilçesinde bulunan Başbakanlık binası önünde yapılan açıklamada “Ağır hasta mahpuslar ölüyor, susma”, “Susma, suça ortak olma, ölüyorlar” pankartları açılırken mektubu İHD yöneticisi Ahmet Çiçek okudu.

    “DURUMUM KÖTÜYE GİTMEKTEDİR”

    Sevmiş’in gönderdiği mektubu okuyan Çiçek şöyle konuştu;

    “Evvela sevgi ve saygılarımla siz değerli ve erdemli çalışanlara, gönül vermiş ve mücadeleyi aralıksız sürdüren yüreklere sunuyor. Bu yolda devrimci duygularımla başarılar diliyorum. Ben uzun zaman defalarca size yazıp göndermişim. Ancak malum olan sistemin zihnine takılarak tüm yazdıklarıma el konulmakla sonuçlanmış oldu. Şimdi bu yazımla sizlere sağlık durumum hakkında, sizleri yeniden bilgilendirmeyi düşünüyorum. Evet, insanlık hakkının ve yaşam hakkının ihlalleri arttığı bu süreçte biliyorum ki, sizlerin mücadele koşulları da kat be kat artmış durumda. Bu nedenle de hem kolaylıklar dilemek ve sizleri taktir etmekteyim. Bu süreçte bir hasta tutuklu olarak içeride olmak hem psikolojik hem de patolojik rahatsızlıklardan dolayı gün geçtikçe durumum kötüye gitmektedir.

    “YARI İNSAN HALİ BİR YAŞAM…”

    2007’den bu yana kimi temelsiz iddialarla tutuklanıp ağır cezayla sonuçlanarak cezaevinde siyasi nedenlerle tutuklandım. Belki özgürlüğe tutkum olduğundan esaret gün geçtikçe bedenimi çürüttü. Dışarıda iken hiçbir hastalığım yokken şimdi ise birçok rahatsızlıklarım var. Bu denli ağır sağlık sorunlarım ölümcül ve kronik hastalıklardır. Zindan koşullarının elverişsizliği ve imkânsızlığı da bu hastalıklara eklenince günlerim adeta ıstıraplara maruz kalıyor. Yarı insan hali bir yaşam sürdürmekteyim ve gittikçe vücudum iflas edip tek tek iç organlarım çürüyor. Bu kötü gidişin durdurulması için tam teşekküllü bir sağlık tedavisi görmem gerektiğini her doktora gidişimde duyuyorum. Fakat malum olan resmi kurumların ilgisizliği ve işlevsizliği tedavi hakkımı dolaylı ve direkt engellemiş oluyor. Şimdi 3 ayda bir hastalığım kontrol olması gerekirken tahlil ve tetkikler açıdan 13-14 aydan sonra ancak kontrol olabiliyorum. Ayrıca 2014 yılında cezaevinde kalamaz raporum olmasına rağmen halen cezaevinde yüzlerce hasta tutuklular gibi tutulmaktayım.

    “BEYİNDE KÜÇÜLME HASTALIĞI MEVCUT”

    Şimdi kısaca kimi ağır ve raporlu olan ağır hastalıklarımı belirtecek olursam; temelde ölümcül Wilson hastalığı; karaciğer sirozu; cilt sirozu; beyinde damar tıkanıklığı ve beyinde lekelerin oluşması, ayrıca beyinde küçülme hastalıkları mevcut. Bu temel hastalıklara direkt kalbe etkisi olduğundan dolayı 06 Mayıs 2017 tarihinde bir kalp ameliyatı ile kalbime pil takılmak zorunda kalınmıştır. Gözlerde görme zayiatı gelişiyor. Ayrıca Hepatit B sarılık hastalığı, midede reflü ve gittikçe şeker hastalığı da vücudumda ağırlaşıp yaygınlaşmakta. Yine böbreklerde de belirli hastalıklar mevcut. Eğer ki şimdi tam teşekküllü bir sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmazsam yavaş yavaş ölümüm kaçınılmaz olacaktır. En azından ölmeden önce son bir kez ailem ve tüm sevenlerimle özgür bir zaman geçirmek ve toprağa canlı iken ayak basabilmek en büyük isteğimdir. Bundan öte insani ve vicdani bir hak olabilir mi? Çalışmalarınızda tekrardan başarılar dilerim. Özgür yarınların gelmesi umuduyla…”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ağır şizofreni hastası Kelekçiler serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Ağır şizofreni hastası Kelekçiler serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Hapishane Komisyonu eylemlerinin 354. haftasında ağır şizofreni teşhisi bulunan hasta mahpus Uğur Selman Kelekçiler’in  tutukluluk sürecinde yaşadığı sorunlara dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle gerçekleştirdiği F eylemlerinin 354’nci haftasında hasta mahpus Uğur Salman Kelekçiler’in serbest bırakılmasını istedi. Galatasaray Meydanı’nın engellenmesinden kaynaklı eylem İHD İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında yapıldı. Basının olduğu alana polisin konuşlandığı açıklamada sık sık “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “Uğur Selman Kelekçiler serbest bırakılsın” sloganının atıldığı eylemde “Tedavi haktır engellenemez”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açıldı.

    Basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği Hapishane Komisyonu adına İnsan Hakları Savunucu Ferit Barut okudu.

    “GEÇİMİNİ SİMİT SATARAK SAĞLIYORDU”

    Uğur Selman Kelekçiler’in lise 1. sınıftan beri psikolojik hastalıklarından dolayı tedavi gördüğünü belirten Barut, “Bipolar, ağır şizofreni hastası olup Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından kendisine ayrıca atipik psikoz tanısı konmuş ve yüzde 45 engelli raporu düzenlenmiştir. Uğur Selman Kelekçiler, bu hastalıkları nedeniyle sürekli bir işte çalışamadığından, Diyarbakır Sanayi’de simit satarak geçimini sağlamaktayken, 28 Mart 2018’de Gün Matbaa’ya yönelik gerçekleşen operasyonda örgüt üyesi olma ve örgüt propagandası yapma iddiasıyla gözaltına alınmıştır.” dedi.

    “YAŞAYAN ÖLÜYE DÖNÜŞMÜŞ”

    Diyarbakır ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduğu 14 gün boyunca ailesinin tüm çabalarına rağmen zorunlu olan ilaçlarının kendisine 10 gün sonra verildiğini dile getiren Barut, “Hastalığının etkisi altında verilen tüm ilaçları tek seferde kullanmış doğrudan beyne etki eden bu ilaçların alınmasıyla birlikte, ailesinin tabiriyle “yaşayan bir ölüye” dönüşmüştür” dedi.

    “DURUMU HER GEÇEN GÜN AĞIRLAŞIYOR”

    Kelekçiler’in 14 günlük gözaltı süresinden sonra tutuklanarak Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesine götürüldüğünü hatırlatan Barut şunları ifade etti:

    “Gözaltındayken yüksek dozda aldığı ilaçların etkisi, kapalı ortama girmesi ve tedavisinin devam ettirilememiş olmasından dolayı durumu her geçen gün ağırlaşmış, hiçbir işini tek başına yapamaz hale gelmiş, kendisine ve etrafındakilere zarar vermeye başlamış, en son dış dünyayla tüm bağlantısını kesme noktasına gelmiştir. Savunmasını hazırlama konusunda avukatı ile dahi sağlıklı iletişim kuramamıştır.”

    “HASTANEDE YER YOK DENİLEREK GERİ GÖNDERİLMİŞ”

    “Verilen bilgiye göre; ailenin ısrarına rağmen hapishane doktoru kendileri ile görüşmemiş, daha önce devlet hastanesi tarafından verilen raporlarını almamıştır” diyen Barut, “Uğur Selman Kelekçiler’in hastalığının ağırlaşması üzerine kendisine, önceki ilaçlarından farklı ilaçlar verilmiş ve bu ilaçlar Kelekçiler’in iradesi dışında ona kullandırılmıştır. Bu ilaçlar sonrasında durumu daha da ağırlaşmış, bir hafta içerisinde 3 defa Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilmiş, ancak hastanede ‘yer yok’ denilerek hapishaneye geri gönderilmiştir. Nihayetinde 08.11.2018 tarihinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırılmıştır” diye konuştu.

    “HASTANENİN ‘CEZA EHLİYETİ YOKTUR’ RAPORU DİKKATE ALINMAMIŞ”

    Hastane doktorlarının aileye; “Biz şu anda hapishaneden verilen yanlış ilaçların oluşturduğu tahribatı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Ancak bunu ortadan kaldırdıktan sonra asıl tedaviye başlayabiliriz” şeklinde bir açıklama yaptıklarını belirten Barut sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Halen Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gören ağır şizofreni hastası Uğur Selman Kelekçilerle hastane tarafından, “ceza ehliyeti yoktur” yönünde rapor verilmesine rağmen, bu rapor davasının görüldüğü mahkeme tarafından dikkate alınmamış, ATK raporu istemiştir.
    31 Aralık 2018 günü ATK’ya götürülmesi gerekirken, hapishane idaresinin gerekli yazışmaları yapmamış olması ve lakayt tutumu nedeniyle, Kelekçiler bu randevuya götürülmemiştir.”

    “MAHKEME HEYETİNE ÇAĞRI”

    Barut, 14 Ocak 2019 tarihinde İstanbul 26 Ağır Ceza Mahkemesinde  Uğur Selman Kelekçiler’in görülecek davasına ilişkin mahkeme heyetine çağrıda bulundu:

    “Uğur Selman Kelekçiler; aylardır, hukuksuz bir biçimde özgürlüğünden alıkonulmasının yanında, tedavi hakkı engellenerek yaşam hakkı ağır tehdit altına sokulmuş bulunmaktadır.
    Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıları Hastanesi raporu ile ağır şizofren ve Atipik Psikoz tanısı konulan ve ‘ceza ehliyeti yoktur’ denilen Uğur Selman Kelekçiler’in, İstanbul 26 Ağır Ceza Mahkemesi 2018/ 143 Esas sayılı dosyasının 14 Ocak 2019 tarihinde yapılacak duruşmasında serbest bırakılması için Mahkeme heyetine çağrıda bulunuyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta mahpus Başdaş: Ben burada öleceğim-VİDEO

    Hasta mahpus Başdaş: Ben burada öleceğim-VİDEO

    PİRHA- F Oturması’nın 353’üncü haftasında 61 yaşında yüzde 86 engelli raporu bulunan Mevlüde Başdaş’ın serbest bırakılması istenirken, Başdaş’ın aynı yerde kaldığı diğer tutuklulara “Ben burada öleceğim” dediği aktarıldı. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturması’nın, 353’üncü haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan şube binası önünde yapıldı. Eylemde hasta tutukluların fotoğrafları taşınarak, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Hasta mahpus Mevlüde Başdaş” serbest bırakılsın” pankartları açıldı.

    Bu haftaki eylemde 61 yaşındaki yüzde 86 engelli hasta tutuklu Mevlüde Başdaş’ın durumuna dikkat çekildi.

    “YAŞAM HAKLARI ELLERİNDEN ALINIYOR”

    Basın açıklamasını yapan İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran, hak ihlallerinin ve hukuksuzlukların katlanarak arttığı bir yılı daha geride bıraktıklarını söyledi.  Cezaevlerinde tutukluların üzerindeki psikolojik ve fiziksel şiddetin her geçen gün arttığına dikkat çeken Onaran, “Mahpusların savunma, tedavi, insanca yaşam hakkı gibi temel hak ve özgürlükleri en ağır şekilde ihlal edilmektedir. Bu ihlaller hasta mahpusların yaşamlarını ölümcül derecede etkilemektedir. Hasta mahpusların tedavileri yapılmıyor.  Kelepçeli muayene dayatılıyor. Muayene odasından askerler çıkartılmıyor. Mahpuslar hastanelerin bodrumlarında ve sağlıksız ortamlarda tutularak yaşam hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor” diye konuştu.

    “YÜZDE 86 ENGELLİ RAPORU BULUNUYOR”

    61 yaşındaki Mevlüde Başdaş’a 4 yıl 2 ay hapis cezası verildiğini dile getiren Onaran,  “Mevlüde cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından 28 Ekim 2017 de tutuklanarak İzmir-Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülmüştür.  Kalp, şeker, böbrek, tansiyon, astım, bel fıtığı gibi birçok kronik hastalığı olan Başdaş, iki defa kalp krizi geçirmiş ve kalp ameliyatı olmuştur. Böbrek nakli olan ve şeker hastalığından dolayı sağ gözü görmeyen mahpus, günde dört defa insülin iğnesi ile ayakta kalabilmektedir. Akdeniz Üniversitesi ve Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden aldığı yüzde 86 engelli raporu bulunan Başdaş’a Adli Tıp Kurumu ‘hapishanede kalabilir’ raporu vermiştir” diye belirtti.

    “BEN BURADA ÖLECEĞİM”

    Onaran, Başdaş’ın yanında kalan tutukluların aktardıklarını ise şöyle aktardı: “Mevlüde anne ihtiyaçlarını gideremiyor. Dizleri ağrıyor. Zaten banyo yapamıyor. Yere muşamba niyetinde kantinden aldığımız sofra bezini yere sererek banyo yaptırıyoruz. Elbiselerini yıkıyoruz. Yürüyemiyor ve genellikle hep yatakta kalıyor. Bir gözü burada görmemeye başladı. Şeker hastası olduğu için günlük olarak hepimiz dikkat ediyoruz. Daha önce böbrek nakli olduğu için şuan durumu ne olduğunu bilmiyoruz. Böbrek tarafında ağrı ve yanmalarının olduğunu söylüyor. Türkçe ve okuma yazma bilmeyen Mevlüde annenin böbreğinin durmuş olabileceğinden korkuyoruz. 61 yaşındaki yaşlı bir anne hapishanede yaşayamaz. Dışarıda olması gerekiyor. Biz burada elimizden geldiğince bakmaya çalışıyoruz. Ailesi zaten Mardin’de yaşıyor. Onlar buraya gelinceye kadar perişan oluyor. Burada ağır hasta tutuklular var ama Mevlüde annenin durumu kötü. Geçen hafta kalbi çok ağrıyordu. Anne bize ‘Ben burada öleceğim’ diyor.”

    Son olarak cezaevlerinde yaşanan tecrit ve hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasını isteyen Onaran, bunun için gerekli adımların atılacağı bir yıl dileğinde bulundu. (HABER MERKEZİ)

  • Mahpus sayısı 10 yılda yüzde 220 arttı

    Mahpus sayısı 10 yılda yüzde 220 arttı

    PİRHA- Avrupa Konseyi, “Avrupa cezaevlerinin 10 yıllık eğilimleri” başlıklı bir rapor yayımladı. Rapor, cezaevlerinin 2005-2015 yılları arasında geçirdiği değişimler hakkında bulgular içeriyor.

    Rapora göre cezaevindeki kişi sayısı 2005’ten 2015’e yüzde 220 arttı. 2005’te 54 bin 296 olan tutuklu ve hükümlü sayısı 2015’te 173 bin 522’ye çıktı.

    Türkiye konseydeki 47 ülke arasından cezaevindeki nüfusu en yüksek olan 6. ülke. İlk beş ülke ise Arnavutluk, Gürcistan, Litvanya, Makedonya ve Karadağ.

    Türkiye’de 2005’ten 2015’e cezaevindeki nüfusun Türkiye nüfusuna oranı da yüzde 191 arttı. 2005’te 100 bin kişiden 76’sı tutuklu ya da gözaltındayken, 2015’te bu sayı 220’ye çıktı. Rapora göre bu artışın sebebi yasal düzenlemelerin şartlı tahliyeye uygun olmayı zorlaştırması.

    TUTUKLULUK SÜRELERİ DE ARTTI

    Türkiye’deki ortalama tutukluluk süreleri ceza infaz kurumlarında geçirilen toplam gün sayısına göre hesaplandığında yüzde 343, ceza infaz kurumlarındaki kişi sayısının kurumlara giriş akışına oranına göre hesaplandığında ise yüzde 80 artış gösterdi.

    Bir mahpusun ortalama tutukluluk süresi yüzde 153 arttı.

    Türkiye’de bir mahpus 2005’te ortalama 6.7 ay cezaevinde kalırken, 2014’te ortalama 29.9 ay cezaevinde kaldı.

    Bu, Romanya ve Portekiz’in ardından Avrupa’daki en uzun üçüncü tutukluluk süresi.

    Mahpus ölüm oranları da yüzde 162 arttı.

    Kadın mahpus sayısı ise yüzde 9 arttı.

    Cezaevlerine girme oranı yüzde 45, tahliye edilme oranı da yüzde 60 arttı.

    Cezaevindeki kişilerin yaş ortalaması yüzde 6, yabancı mahpus sayısı yüzde 5 azaldı.

    Rapora göre, cezaevindeki kişilerin sayısında en fazla artış görülen suç, “tecavüz ve diğer cinsel suçlar” oldu. Bu suçlardan tutuklu bulunan kişi sayısı iki yılda 23 katına çıktı.

    2013’te cezaevlerinde 523 kişi tecavüzden hüküm giymişti, bu sayı 2015’te 12 bin 253’e çıktı.

    2005’ten 2015’e saldırı ve darp, cinsel suçlar, soygun ve uyuşturucu suçlarından hüküm giyen tutuklu ve hükümlülerin yüzdelik oranı arttı, cinayet ve diğer suçlardan hüküm giyenlerinki ise azaldı.

    CEZAEVLERİ ARTTI AMA KAPASİTE AŞILDI

    Türkiye’de cezaevi nüfusunun cezaevi kapasitesine oranı ve cezaevi nüfusunun cezaevi çalışanlarına oranı Avrupa ülkelerine göre yüksek. 10 yılda cezaevi kapasitesi yüzde 144 arttı ancak cezaevlerindeki kişi sayısı da kapasiteyi aştı.

    Türkiye’de 1 cezaevi çalışanı başına 3.7 tutuklu ve hükümlü düşüyor. Bu oranın daha yüksek olduğu tek ülke, 1 cezaevi çalışanı başına 4 tutuklu ve hükümlü düşen Makedonya.

    Türkiye’de mahpus başına günlük 21,7 Euro harcanıyor. Türkiye Avrupa ülkeleri arasından mahpus başına en az bütçe ayıran 15. ülke.

  • Ağır hasta mahpus Fatma Güler’in durumu Adalet Bakanlığı’na soruldu

    Ağır hasta mahpus Fatma Güler’in durumu Adalet Bakanlığı’na soruldu

    Karaciğerinde kist bulunan ve tek kişilik hücrede süngerde yatırılan ağır hasta tutsak Fatma Güler’in durumu, HDP tarafından Adalet Bakanlığı’na soruldu.  

    Aydın E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 71 yaşındaki ağır hasta tutsak Fatma Güler’in durumu Halkaların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Ünlü tarafından Meclis’e taşındı. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e cevaplaması için verilen soru önergesinde Fatma’nın, karaciğerinde kist bulunduğu ve ağır sağlık sorunları yaşadığı belirtildi.

    Soru önergesinde Fatma ile ilgili şu bilgiler paylaşıldı:

    “71 yaşındaki Fatma Güler, 10 Mayıs 2012 tarihinde, Dersim’in Hozat ilçesinin Çet bölgesindeki meralık alanda hayvanlarını otlatırken, üst rütbeli bir asker tarafından uyarılarak, bölgeyi terk etmesi istenmiştir.  Hayvanlarını alıp bölgeyi terk eden Fatma Güler, birkaç gün sonra ifadesi alınmak üzere Hozat Jandarma Komutanlığına çağrılmıştır. İfadesi sırasında Güler’e yaşanan çatışmalara ilişkin bir bilgisi olup olmadığı sorulmuş, herhangi bir şey bilmediğini söyleyen Güler ifadesi sonrasında serbest bırakılmıştır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra Fatma Güler’e ‘Örgüte Yardım ve Yataklık’ suçlamasıyla dava açılmıştır. İddianamede Güler’in hayvanları toplamak ve götürmek için çıkardığı seslerin örgüt üyelerine haber verme amacı taşıdığı iddia edilmiştir. 6 yıl devam eden dava sonucu Fatma Güler’e 5 yıl 3 ay hapis cezası verilmiş ve 31 Ekim 2018 tarihinde kızını ziyaret için gittiği Aydın’da tutuklanarak Aydın E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilmiştir.”

    TEK KİŞİLİK HÜCREDE SÜNGER ÜZERİNDE YATIYOR

    Soru önergesinde ayrıca Fatma’nın avukatı ve ailesiyle yaptığı görüşmelerde aktardığı bilgilere de yer verilerek şöyle denildi: “Tek kişilik bir hücrede, yerde bir sünger üzerinde yatmaktadır. Ailesi ve yakınları karaciğerinde kist bulunan ve ağır sağlık sorunları yaşayan Fatma Güler’in cezaevindeki olumsuz koşullar nedeniyle sağlığının daha da kötüleşeceğini ifade etmektedirler.”

    Abdulhamit Gül’e konuya ilişkin şu soruları cevaplaması istendi:

    • 71 yaşındaki Fatma Güler’in tek kişilik bir hücrede, yerde sünger üzerinde yatırılma gerekçesi nedir? Bu kararın hukuki bir dayanağı var mıdır?
    • 71 yaşında karaciğerinde kist bulunan ve ağır sağlık sorunları olan Fatma Güler’i tek başına bir hücrede tutan ve yerde yatıran cezaevi yönetimi hakkında bir soruşturma açacak mısınız? Konuyla ilgili bakanlık olarak ne yapmaktasınız?
    • Fatma Güler’in sağlık sorunları nedeniyle cezasının infazının durdurulması veya ertelenmesi konusunda herhangi bir girişiminiz olacak mıdır?
    • Fatma Güler’in tek kişilik hücreden çıkartılması ve en azında bir ranzada yatırılması adına bir girişimiz olacak mıdır?
    • Fatma Güler’in sağlık sorunlarının artmaması ve tedavisinin sağlıklı yapılabilmesi adına bakanlık olarak bir girişiminiz olacak mıdır?
    • Türkiye’de cezaevlerinde 70 yaş ve üstü kaç hükümlü ve tutuklu vardır?  Bu hükümlü ve tutukluların kaçı sağlık sorunları yaşamaktadırlar?
    • Son bir yıl içerisinde sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitiren tutuklu ve hükümlü sayısı kaçtır?
    • Son bir yıl içerisinde kaç tutuklu ve hükümlü bakanlığınıza sağlık sorunları nedeniyle cezasının ertelenmesi talebinde bulunmuştur? Bu başvurulardan kaçı olumlu sonuçlandırılmıştır?” (HABER MERKEZİ)
  • ‘Yüzde 99 engelli raporu olan hasta mahpus Erbilek serbest bırakılsın’- VİDEO

    ‘Yüzde 99 engelli raporu olan hasta mahpus Erbilek serbest bırakılsın’- VİDEO

    PİRHA- İHD Hapishane Komisyonu “F Oturumu” eyleminde kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz durumdaki yüzde 99 engelli raporu olan Hakan Erbilek’in durumuna dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta mahpusların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 346’ıncısı da polis tarafından engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama yine İHD Şube binası önünde yapıldı. İHD’nin penceresine İngilizce ve Türkçe olarak “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı asılırken, hasta mahpusların fotoğrafları taşındı. Bu hafta 99 engelli raporu olan hasta tutuklu Hakan Erbilek’in durumuna dikkat çekildi.

    “HAPİSHANEDE OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAYANLAR VAR”

    Açıklamayı İHD Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran yaptı. Cezaevlerinde geçmişten bu yana darbeler, OHAL, kanunlar ve genelgelere dayanarak birçok insan hakkının ihlal edildiğini söyleyen Onaran, hasta tutukluların en temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığını belirtti. Onaran, tutuklulara ağrı kesicilerin tane ile verildiğine ifade ederek, zorunlu olarak verilmesi gereken ilaçların ya çok geç ya da zamanından sonra verildiğine dikkat çekti.  Bedensel ve zihinsel olarak cezaevlerinde yaşaması mümkün olmayan kişilerin cezaevlerinde tutulduğunu dile getiren Onaran, “400’ü ağır, hasta mahpusların durumuna bakılırsa onlarca kanser hastası, yatağa bağımlı ya da kalkamayacak durumda ve hapishanede olduğunun dahi farkında olmayan şizofren rahatsızlıkları ile yaşam mücadelesi veren insan var” dedi.

    “YATALAK HASTA OLDUĞU İÇİN TABURCU EDİLİR”

    1999 doğumlu hasta tutuklu Hakan Erbilek’in durumu hakkında bilgi veren Onaran, “3 Aralık 2017’de Muş’ta karıştığı bir kavgada şah damarı kesildi. Acil ve ilk müdahalelerin yapıldığı Muş Hastanesi’nde gerekli ve yeterli yoğun bakım ünitesi olmadığı için Elazığ Medikal Hastanesi’ne sevk edilir. 6 Aralık 2017’den 19 Şubat 2018 tarihine kadar bu hastanede yatırılarak birçok ameliyat ve tedavi uygulanır. Artık yatalak bir hasta olduğu ve evde bakılabileceği söylenerek taburcu edilir” diye konuştu.

    “BİRAN ÖNCE SERBEST BIRAKILMALI’

    Erbilek’in başka bir davadan kaynaklı 11 Ekim 2018’de gittiği mahkemece tutuklandığını dile getiren Onaran, “Muş Hapishanesi’ne götürülen Hakan Erbilek, üç gün sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılır. 2-3 gün tedavi edilerek tekrar hapishaneye gönderilir. 25 Ekim günü ziyaretine giden ailesi, bir gün önce İstanbul Metris R Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini öğrenir. Aile yaşadığı durumu İHD’ye bildirmiş” dedi. Erbilek’in halen boğazına açılan borudan nefes aldığını söyleyen Onaran, “Hakan Erbilek 19 yaşında yatalak, boynunda trakeostami kanüllü takılı, konuşma yetisini kaybetmiş, algıları kapalı, kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda ve yüzde 99 engelli raporu bulunmaktadır. İnfazının ertelenmesi için ve sağlığa uygun bir bakım sağlanmazsa çok ciddi ve yaşamsal sorunların olacağı tehlikesine karşı biran önce serbest bırakılmalıdır” çağrısında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklu şizofreni hastası Uğur Selman Kelekçiler’in durumu ağırlaşıyor-VİDEO

    Tutuklu şizofreni hastası Uğur Selman Kelekçiler’in durumu ağırlaşıyor-VİDEO

    PİRHA – Gün Matbaacılık soruşturmasında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulan  şizofreni hastası Uğur Selman Kelekçiler’in sağlık durumu gittikçe ağırlaşıyor. Ziyaretine giden arkadaşı Mazlum Doğan, ilaçları dahi verilmeyen Kelekçiler’in konuşulanları anlamadığını, yüzde 45 şizofreni raporu olduğunu söyledi. 

    Haftada 5 hasta mahpusun yaşamını yitirdiği ve 2 bine yakın hasta mahpusun bulunduğu Türkiye’de 2012-2018 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı tarafından affedilen sadece 19 kişi bulunuyor. Çoğu hasta mahpus ise Adli Tıp Kurumu’nda raporları beklerken yaşamını yitiriyor.

    Yüzde 45 şizofreni raporu olan konuşmakta dahi zorluk yaşayan hasta tutuklulardan biri de Uğur Selman Kelekçiler.

    Kelekçiler, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve gazetenin basıldığı Gün Matbaacılık’a el konulmasından sonra başlatılan soruşturma kapsamında, gözaltına alınan 23 kişi birlikte tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

    Kelekçiler, yüzde 45 şizofreni raporu olan bundan dolayı askere alınmayan ve adı geçen matbaada 2016 yılında 2 ay şoför olarak çalışmış ardından da rahatsızlığı nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalmış.

    Yakın zamanda ziyaretine giden arkadaşı Mazlum Doğan, Uğur Selman Kelekçiler’in sağlık durumu hakkında Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Hasta tutuklu Uğur Selman Kelekçiler’in arkadaşı olduğunu belirten Doğan, “Uğur Selman’ın şu an kaldığı cezaevi koşulları ona uygun değil. Normal bir insan cezaevinde kalamazken Uğur Selman yaklaşık altı buçuk ay gibi bir süredir ağır koşullar altında kalıyor” diye konuştu.

    “SÖYLEDİKLERİMİ ANLAYAMIYORDU”

    Geçtiğimiz günlerde Selman Kelekçiler’i ziyaret eden Doğan, “Görüşüne gittiğimde ne söylüyorsam anlamıyordu. Ben kendisine söylemek istediklerimi bir şekilde anlatamıyordum. Eski Selman gitmişti yerine başka bir Selman gelmişti sanki” ifadelerini kullandı.

    İdare tarafından iki buçuk aydır ilaçlarının verilmediğini vurgulayan Doğan, ilaçları verilmeyen Kelekçiler’in saldırganlaştığına dikkat çekti.

    Tüm bunların ardından koğuşu değişen Kelekçiler’in bir an önce serbest bırakılması gerektiğine değinen Doğan, şunları anlattı:

    “Orada da Gün Matbaası’ndan tutuklu bulunan arkadaşlar var. Ben görüşüne gittiğimde o arkadaşlar ile görüştüm ve o arkadaşların söylediği şey şuydu: Selman’ın durumu çok kötü. Selman’ın avukatını veya toplumun başka kesimlerini bir an önce harekete geçirin. Çünkü bu çocuğun bir an önce buradan çıkması gerekiyor.”

    Ailesini dahi hatırlamadığını anlatan Doğan, yüzde 45 şizofreni raporu olan Kelekçiler’in ilaçlarının bir an önce verilmesi gerektiğine dikkat çekti.

    “HASTALIĞI İLERLİYOR”  

    Kelekçiler’in dışarıdayken ilaçlarını dahi aldığında çalışmakta güçlük çektiğini belirten Doğan, hastalığının cezaevine girdikten sonra daha da ilerlediğini düşünüyor.

    Kelekçiler’in ilaçlarının verilmediğini, verilse bile yanlış ilaçların verildiğini düşündüklerini kaydeden Doğan şunları ifade etti:

    “İlaçlarını kullandığında bizi en azından algılayabiliyordu, sohbet edebiliyordu. Şimdi bu mevcut değil. Yani eski Selman gitmiş yerine başka bir Selman gelmiş gibi. İlaçları almadıkça hastalığı ilerliyor. Cezaevine girmeden bu yüzde 45’ti şimdi ise yüzde 60’a, yüzde 70’e çıktığına inanıyorum. Çünkü ilaçlar verilmiyor, verilen ilaçlar hangisi bilmiyoruz. Biz daha önce rapor istedik ve ‘verdiğiniz ilaçları bizle paylaşın’ dedik ancak bize geri dönüş yapmadılar. Ne ilacı verildiği belli olmadığı için belki de bu hale geldiğini düşünüyoruz. Sadece aylık iğnesi vuruluyor ama bu iğne işe yaramadığı için demek ki bu halde.”

    HASTANEDE YER YOK DİYE GERİ ÇEVİRMİŞLER

    Duruma ilişkin hukuksal girişimlerden hala bir sonuç alamadıklarını vurgulayan Doğan dilekçelerinin üç kez reddedildiğini söyledi.

    Doğan, “Mahkemede yedi günlük bir adli tıp gözlem kararı verildi. Ama bu gözlem kararının verilmesine rağmen herhangi bir Adli Tıp Kurumu’nda randevu alınmış değil. Geçen gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi’ne götürmüşler Selman’ı. Yer yok diye geri göndermişler. Cezaevi idaresinin doktoru da hasta olarak yatışı gerekiyor diye rapor vermesine rağmen hastanede yer yok diye geri gönderiyorlar.”

    “İHTİYAÇLARINI TEK BAŞINA KARŞILAYAMAYACAK DURUMDA”

    En temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olan Kelekçiler’in tekli koğuşa konulmaya çalışıldığını vurgulayan Doğan, “Yaşamsal şeyleri bile tek başına yapamayan bir insan hücrede ve tekli koğuşta kaldığı zaman akıbeti çok çok kötü olur. Bir an önce Selman ve diğer hasta tutsaklar için harekete geçilmesi gerekiyor.” dedi.

    “TUTUKLU OLAN ARKADAŞLAR HAKSIZ YERE İÇERİDE”

    Doğan Kelekçiler’in haksız ve hukuksuz bir şekilde 7 aydır içeride tutulduğuna dikkat çekerek, “Selman sadece iki aylık bir şoförlük yapmış, diğer arkadaşlar sadece getirilen gazeteyi basmış. Sadece Selman değil bu davada tutuklu bulunan arkadaşların çoğu haksız yere içeride. Sonuçta bir basın yayındır. Uğur Selman Kelekçiler için diğer hasta tutsaklar için ve Gün Matbaacılık’ta çalışırken haksız yere tutuklu olan diğer insanlar için harekete geçmelerini istiyorum.” çağrısında bulundu.

    İsmet SEFER /Suay ABAK

    Uğur Selman Kelekçier’in dilekçesi

     

  • ‘Hasta tutuklu Kemal Özelmalı artık ihtiyaçlarını karşılayamıyor’- VİDEO

    ‘Hasta tutuklu Kemal Özelmalı artık ihtiyaçlarını karşılayamıyor’- VİDEO

    PİRHA- Hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek isteyen İHD Hapishane Komisyonu’nu eylemi bu hafta da polis engeline takıldı. Galatasaray Meydanı’nda yapılmasına izin verilmeyen eylemde, mahpus Kemal Özelmalı’nın serbest bırakılması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 344’üncü haftası da polis tarafından engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama, İHD şube binası önünde yapıldı. İHD’nin penceresine İngilizce ve Türkçe olarak “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı asılırken, eylemde, “Hasta mahpus Kemal Özelmalı serbest bırakılsın” pankartı açıldı. Bu haftaki açıklamayı İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acetin yaptı.

    “ÖZELMALI İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMIYOR”

    344’üncü “F Oturumu”nda Wernicke Korsakof hastası olan ve Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi’nde tutulan Kemal Özelmalı’nın durumuna ilişkin Acetin, şu bilgileri paylaştı: “Tek başına tahliye talebiyle açlık grevine gidilmesi anlaşılmaz görünebilir. Ancak Kemal Özelmalı’nın 30 yıla yaklaşan hapishane sürecine bakıldığında bu talep anlaşılır oluyor. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası 7 yıl hapiste kalan Özelmalı, 90’lı yıllarda tekrar hapse girdi.  Özelmalı ’96 ölüm orucu ve süresiz açlık grevi eyleminden sonra 2000’de ölüm orucuna girdi; ölüm orucu sonrasında Wernicke Korsakof rahatsızlığına yakalandı. Hafızanın tahribata uğraması nedeniyle Korsakof rahatsızlığından kaynaklı hapishanede olduğunun farkında bile olmayan Kemal Özelmalı, Wernicke rahatsızlığından kaynaklı tek başına kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumdadır.”

    Sol ayağı yaralanmadan kaynaklı engelli olan Özelmalı’nın ayrıca kol, boyun ve bacaklarında sürekli kramp oluştuğunu aktaran Acetin, “Bunlarla birlikte bağırsak, prostat, idrar tutamama, görme ve duymada azalma, denge bozukluğu var. Buna rağmen Özelmalı’nın Adli Tıp Kurumu’na sevki için Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvurudan bir sonuç çıkmadı. Adli Tıp Kurumuna sevk talebinde bulunan Özelmalı devlet hastanesinden verilen ‘hapiste kalabilir’ raporuna dayanılarak hapiste tutuluyor” dedi.

    “ORTADA BİR DÜŞMANLIK VE HUKUKSUZLUK VAR”

    Acetin, durumu ağır olan hasta tutukluların durumlarının göz önüne alınmadığına dikkat çekerek, “Başka örneklerde gördüğümüz; devlet hastanelerinin ‘hapiste kalamaz’ raporu verdiğinde görmezden gelinerek Adli Tıp Kurumuna sevk eden savcılık, ‘hapiste kalabilir’ raporu verilince hiçbir görüşe ihtiyaç duymadan bu raporu esas alıyor. Ortada bir düşmanlık ve hukuksuzluk olduğu çok açık” sözleri ile tepki gösterdi.

    TAHLİYE EDİLMESİ TALEP EDİLDİ

    Özelmalı’nın durumuna ilişkin son bilgileri de paylaşan Acetin, şunları söyledi:

    “Özelmalı’yı 23 Eylül ve 23 Ekim tarihlerinde ziyaret eden İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi avukatı Zelal Demiray ile yaptığımız telefon görüşmesinde son durumunu şöyle belirtmektedir. ‘Kemal Özelmalı hem ATK’ya sevki için, hem de hapiste kaldığı sürenin tahliye tarihini geçtiğini düşündüğü için açlık grevine girmiştir. Ancak infaz tarihi ile ilgili net bilgimiz henüz yoktur. Wernice Korsakoff rahatsızlığı nedeniyle zaten var olan sağlık sorunları daha da ağırlaşmıştır. Gözle görülür kilo kaybı, hareket etmede zorluk çekme, birine tutunmadan yürüyememe hatta ayakta duramama ve nefes sorunu yaşamaktadır. Ayrıca hastane sevklerine tekerlekli sandalye ile götürülmektedir’.  Kemal Özelmalı, bir aydan fazla bir zamandır açlık grevinde. Kemal Özelmalı’nın açlık grevi talebi esasında hukuksuzluğa karşı bir talep oluyor. Üstelik yaklaşık 30 yıldır içeride olan, defalarca açlık grevi eylemine ve iki kere ölüm orucuna girmekten kaynaklı Wernicke Korsakof rahatsızlığı için şimdi yaptığı açlık grevinin vücudunda çok daha fazla tahribata yol açacağı da açıktır.” Acetin, Özelamlı’nın biran önce tahliye edilmesini istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Wernicke-Korsakofflular: Yaşam evinde birbirimizi varediyoruz-VİDEO

    Wernicke-Korsakofflular: Yaşam evinde birbirimizi varediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Yaşam ve Dayanışma Alanı’ndan Wernicke-Korsakofflular PİRHA’ya konuştu. F Tipleri’ne karşı ölüm orucuna giren ve 19 Aralık operasyonunda müdahale edilmesiyle Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalanan mahpuslar, İstanbul’da kurdukları yaşam evinde hayata tutunmaya çalışıyorlar. 

    19-22 Aralık 2000 yılında aynı anda ülke çapında 20 ayrı hapishanedeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin kaldığı bloklara operasyon düzenlendi. Operasyon sonucunda 28 tutuklu ve 2 asker olmak üzere toplam 30 kişi hayatını kaybetti. Operasyona “Hayata Dönüş” ismi verildi.

    Operasyon öncesinde hapishanelerde F Tipleri’ne ve devletin diğer baskılarına karşı ölüm oruçları başlatılmıştı.

    Ölüm Oruçları ve 19 Aralık operasyonu sonucu hayatını kaybedenler, yaralananlar ve ömür boyu Wernicke Korsakoff hastalığı ile yaşamak zorunda kalan insanlar var.

    19 Aralık operasyonun ardından Tokyo ve Malta bildirileri yok sayılarak ölüm orucundaki mahpuslara zorla tıbbi müdahaleler yapıldı. Müdahaleler sonucunda onlarca mahpus Wernicke-Korsakoff sendromuna yakalandı. Bugün zorla müdahale edilen mahpusların çoğu ileri derecede yürüme ve konuşma güçlüğü, hafıza kaybı gibi sorunlar yaşıyor. Sendromun etkileri kişiden kişiye değişse de çoğu geçmişinin önemli bir kısmını hatırlamıyor.

    O gün bugündür Wernicke Korsakofflular, bir şekilde yaşama tutunmaya çalışıyorlar.

    ZORA KARŞI DAYANIŞMA 

    Wernicke-Korsakofflular ve mücadele arkadaşları zoru dayanışmayla aşmak için 2004 yılında bir dayanışma ağı kurdular. Ardından 2009’da Wernicke Korsakofflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi ismiyle geniş çevrelerin desteğini alarak dayanışmalarını büyüttüler.

    Wernicke-Korsakofflular için bir ev alınması gündeme gelmiş ve kısa sürede çalışmalarına başlamışlar. Düzenlenen dayanışma konserleriyle bir ev satın almışlar. Bu evin adı ise ‘Yaşam ve Dayanışma Alanı.’

    HAYATA TUTUNMA ENERJİSİ VEREN EV

    Evde söyleşiler, film gösterimleri gibi birçok etkinlik düzenleniyor. Belki de bu evin adında yer alan ‘yaşam’ yönüyle ilgilidir. Bir de ‘dayanışma’ yönü var. Evde işler kolektif biçimde görülüyor. Evde yaşayanlar fiziksel yeterlilikleri ölçüsünde ev işlerinin bir kısmının sorumluluğunu üstlenmiş. Bir kısmı bulaşık yıkıyor, bir kısmı yemek yapıyor, bir kısmı ise temizlik.

    Kendi ifadeleriyle yaşam ve dayanışma alanıyla ilgili kiminle konuşabiliriz diye sorduğumuzda oy birliğiyle Fatime’yi gösteriyorlar. Fatime’nin evin konuklarından olduğunu ve sürekli kalmadığını ancak sık sık ziyaret ettiğini öğreniyoruz.

    Kendisi de Wernicke-Korsakoff hastası olan Fatime Tekin eski mahpus ve bir sağlıkçı. Evde yaşayanların sağlık kontrollerini yapmak için sık sık eve geliyor.

    “BİRBİRİMİZİ VAR ETTİĞİMİZ BİR ALAN”

    Fatime Tekin eve dair şu bilgileri veriyor:

    “Sabah en geç saat 09.00’da kalkıyoruz burası bir dayanışma alanı. Sık sık dayanışma için gelen dostlarımız var. Dışarıdan gelen arkadaşlarımız da gelip burada kalıyor. Burası dayanışma alanı dayanışmayla birbirimizi var ettiğimiz bir alan ama aynı zamanda birbirimizi çok ciddi eleştirdiğimiz de bir alan. Kavgalarda yapabildiğimiz gerçek bir yaşam alanı.”

    Evde yaşayanların devrimci, sosyalist, öğrenme merakıyla dolu insanlar olduğunu söyleyen Tekin, her Pazar günü söyleşiler gerçekleştirdiklerini belirtiyor.

    Tekin, “Her arkadaşımız söyleşilerde 20 dakikalık sunumlar yapar. Bireyselleşmememiz ve yalnızlaşmamamız için birbirimize aktarımda bulunuyoruz. Evin içindeki arkadaşlar hareket kabiliyeti sınırlı arkadaşlar. Dışarıdaki yaşamı arkadaşlara taşımamız gerekiyor. Dışarıda hareket edebilen arkadaşlardan biri benim. Sokakta neler oluyor? Pazar günkü sohbetlerimizde ben de anlatıyorum dışarıyı ya da en önemli şey hapishaneler süreci olabiliyor. Üretimin herhangi bir konusu veya film olabiliyor” diyor.

    “CÜMLELERLE BAĞ KURAMIYORUM”

    Ömer, Yaşam ve Dayanışma Evinde. Wernicke-Korsakofflu olduğu için hafıza kaybı problemi yaşıyor. Cümlelerle bağ kuramadığını ya da kitap okuyamadığını söylüyor.

    “Daha çok film izliyorum ama filmleri anlamak sorun. Bana iyi anlatıyorsun deseler de ben çok inanmıyorum. Bir film izledim çok güzel bir filmdi ama filmin eleştirisini okudum, eleştirisiyle film arasında hiçbir bağ yoktu” sözlerinin ardından bir gülüşme başlıyor. Fatime araya giriyor gülüyor. Fatime, “Gerçekten bir bağı yoktu. Bizim kusurumuz da değil filmin de kusuru değil” diyor.

    Ulaş da yaşam alanından. İzmir Bergama’dan tedavi olmak ve arkadaşlarını ziyaret etmek için gelmiş. Ulaş, “Memlekette böyle bir ortam yok, dayanışma yok, buraya geldiğimde yaşama katıldığımda iyi hissediyorum. Farklı bir duygu burası” ifadelerini kullanıyor.

    Murat Kamil DEMİR-Rohat EMEKÇİ
    İSTANBUL