Etiket: hbvakv

  • HBVAKV Antalya Şubesinde Hızır Cemi yapıldı! -VİDEO

    HBVAKV Antalya Şubesinde Hızır Cemi yapıldı! -VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Konuksever Cemevi’nde Hızır ayı dolayısıyla Hızır cemi yürütüldü. Cem erkânında, Alevilerin yüzyıllardır yol ve erkânları uğruna bedel ödediği vurgulanarak, “Yaşanan katliamlara rağmen Alevi’si, Sünni’si, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı ve tüm halklarla bir arada kardeşçe yaşamaya, birbirimizin Hızır’ı olmaya devam edeceğiz” denildi.

    Hızır ayı kapsamında düzenlenen cemi Arzuman Ocağı’ndan Ana Sehriban Mutluer ile Uryan Hızır Ocağı’ndan Kenan Akbaba yürüttü. Ceme Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Baba Süleyman Demir, HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HIZIR AYINDA DAYANIŞMAK ÇOK ÖNEMLİ”

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Hızır ayının dayanışma ve birlik ayı olduğuna dikkat çekerek, “Bugün burada bir can ve bir cem olacağız. Gönüllerimizi birleştirip hakkımızı, hukukumuzu ve rızalığımızı vereceğiz” dedi.

    Kuruldukları günden bu yana hak mücadelesi içinde olduklarını belirten Erdoğan, bunun ülkenin geleceği ve toplumsal birlik için verilen bir mücadele olduğunu vurguladı. Asimilasyon politikalarına karşı birlik içinde olunması gerektiğini ifade eden Erdoğan, her alanda dayanışmanın sürdürülmesinin önemine işaret etti.

    “ALEVİLER OLARAK YÜZYILLARDIR BEDEL ÖDÜYORUZ”

    Arzuman Ocağı’ndan Ana Sehriban Mutluer, cemevlerinin er-bacının ortak hizmet verdiği meydanlar olduğunu belirterek, Aleviliğin ilim ve irfanının cemlerde öğretildiğini söyledi.

    ‘Dört Kapı Kırk Makam’ öğretisine vurgu yapan Mutluer, Alevilerin tarih boyunca inançları uğruna bedel ödediğini ifade etti. Seyit Nesimi, Hallac-ı Mansur ve Pir Sultan Abdal gibi isimleri anarak, Yol’un hakikat ve direniş Yol’u olduğunu dile getirdi.

    “HIZIR OLMAK, DARA DÜŞENİN YANINDA OLMAKTIR”

    Hüseyin Abdal Ocağı’ndan İlyas Şimşek ise Hızır’ın anlamının doğru kavranması gerektiğini belirtti. “Bir cana Hızır olabiliyorsak bu Yol’u doğru sürüyoruz demektir” diyen Şimşek, Hızır’ın yalnızca geçmişte anlatılan bir figür değil, bugün ihtiyaç sahibine uzanan el olduğunu söyledi.

    Cemevinin dayanışmayla inşa edildiğini hatırlatan Şimşek, “Buraya bir lokma getiren, katkı sunan her can bizim Hızır’ımızdır” ifadelerini kullandı.

    “İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Baba Süleyman Demir, konuşmasında Ömer Hayyam ve Edip Harabi’den dizeler paylaştı. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin kadınların eğitimi konusundaki, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözünü anımsatan Demir, gençlere seslenerek geleceğin Hızır’ı olma sorumluluğuna dikkat çekti. İran’da özgür yaşam talebiyle mücadele edenlere yönelik baskılara da değinen Demir, kadınların ve gençlerin özgürlük mücadelesine dikkat çekti.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”

    Üryan Hızır Ocağı’ndan Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba da konuşmasında Hızır inancının Alevilikteki yerini anlattı. Hızır’ın dara düşenin yanında olmak anlamına geldiğini belirten Akbaba, “Birbirimize Hızır olamıyorsak dışarıdan Hızır çağırmanın anlamı yoktur” dedi.

    Hızır ayında üç gün oruç tutulduğunu ve ardından lokmalar paylaşıldığını belirten Akbaba, mezar ziyaretlerinin de önemli bir erkân olduğunu söyledi.

    Aleviliğin insan merkezli, akıl ve sevgi temelli bir inanç olduğunu ifade eden Akbaba, tarih boyunca yaşanan Maraş, Sivas, Çorum, Roboski ve Ankara Gar katliamlarını anarak tüm katliamları kınadıklarını dile getirdi.

    Alevilerin hiçbir inanca düşman olmadığını belirten Akbaba, “Alevi’si, Sünni’si, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i tüm halklarla bir arada yaşamaya devam edeceğiz” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması sonrası lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Bilal Özkan: Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanemizdir! -VİDEO

    Bilal Özkan: Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanemizdir! -VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şube Başkanı Bilal Özkan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini “sosyal ve kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki gösterdi. Özkan, “Birilerinin demesiyle cemevleri kültür merkezi olmaz. Cemevleri bizim ibadethanemizdir, inanç merkezimizdir” dedi.

    Alevi toplumunun yıllardır süren “eşit yurttaşlık” ve “cemevlerine ibadethane statüsü” talebi karşısında iktidarın “kültürel tesis” nitelemeleri tepki çekmeye devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İskenderun Şube Başkanı Bilal Özkan, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunarak, cemevlerinin tarihsel ve inançsal kimliğinin yok sayılamayacağını vurguladı.

    “KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NA BAĞLANMAYI KABUL ETMİYORUZ”

    Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanma sürecini hatırlatan Özkan, bu kararın Alevi kurumlarının iradesi dışında alındığını belirtti. Ankara’da Meclis kapısında verdikleri mücadeleyi anlatan Özkan, şunları söyledi:

    “Torba yasa meclis gündemindeyken biz bütün Alevi kurumları olarak Ankara’da toplandık, kapıda basın açıklamamızı yaptık. Ancak biz oradayken cumhurbaşkanı kararnamesi ile cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Cemevleri inanç merkezidir, ibadethanemizdir. Cami ve kilise nasıl bir inanç merkezini temsil ediyorsa, cemevleri de Alevileri temsil eder. Biz o kurumu tanımıyoruz.”

    “BAKANLIK ALEVİLERİ YOK SAYIYOR”

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini sosyal ve kültürel tesis kategorisinde değerlendirmesinin Alevi inancını asimile etme çabası olduğunu ifade eden Özkan, “Aleviliği bir inanç değil de bir kültür gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu, Alevileri yok sayan bir görüştür. Bizim için önemli olan canlarımızın burayı inanç merkezi olarak görmesidir” dedi.

    “DEPREMDE HERKESE KAPIMIZI AÇTIK”

    İskenderun Cemevi’nin toplumsal dayanışmadaki rolüne değinen Özkan, deprem sürecinde inanç ayrımı gözetmeksizin tüm yurttaşlara hizmet verdiklerini hatırlattı:

    “Hatay’da deprem zamanında tüm canlara kapımızı açtık. İnanç ayrımı yapmadan herkese yardımlar ulaştırdık. Bu hizmetimizden dolayı Emek ve Demokrasi Platformu da cemevini bir merkez olarak kabul etti. Anma törenlerimizi burada yapıyoruz. 5 Şubat’taki anmaya siyasî partilerin genel başkanları ve temsilcileri katıldı. HBVAKV Genel Başkanımız Ercan Geçmez de oradaydı. Bu yoğun katılım, cemevlerinin toplum için ne kadar hayati ve önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı.”

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Alevilerin vatandaşlık görevlerini eksiksiz yerine getirdiğini ancak hak aramaya gelince dışlandıklarını belirten Özkan, taleplerini şu sözlerle noktaladı:

    “Biz bu ülkede askerliğimizi yapıyor, vergimizi ödüyoruz. Vatandaşlık görevlerimizi yerine getiriyoruz. Peki niye dışlanıyoruz? Biz farklı bir şey değil, eşit yurttaşlık istiyoruz. Diğer inançlara hangi haklar tanınıyorsa bize de aynısı tanınmalıdır. Onlar ne derse desin; cemevleri bizim ibadethanemizdir ve biz inancımızın gereği neyse onu yapmaya devam edeceğiz.”

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

    İLGİLİ HABERLER

    >AKP bunu da yaptı: Cemevi, kreş ve yaşlı bakımevi ile aynı statüde sayıldı!
    >Alevi kurumlarından tepki: Aleviler için Cemevi bir “Kültür Merkezi” değil, ibadethanedir!
    >Cemevlerinin kültürel tesis sayılmasına tepki: Bu bir yok saymadır!
    >‘Cemevlerini ibadethane olarak tanımayan zihniyeti kabul etmiyoruz!’
    >PSAKD Malatya Ören Şube Başkanı Mazlum Köse: Alevilik vardır, Alevilik haktır!

  • Zeynel Can: Suriye’de selefi imha planı devrede, hedef tüm halklar!-VİDEO

    Zeynel Can: Suriye’de selefi imha planı devrede, hedef tüm halklar!-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Suriye’de HTŞ ve selefi grupların Dürzi, Alevi ve Kürtlere yönelik saldırılarının sistematik bir imha politikasına dönüştüğünü belirterek, “Bu yapıların hedefi yalnızca Kürtler değil, tüm halklar ve inançlardır” dedi.

    Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin giderek daha karmaşık ve tehlikeli bir boyut kazandığını belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Halep’te Kürt, Süryani ve Alevi mahallelerine yönelik saldırıların tesadüf olmadığını vurguladı.

    Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı paramiliter grupların Halep’teki Kürt ve Süryani mahallelerine dönük saldırılarında yüzlerce yurttaşın katledildiğini, yüzlerce gencin ise ailelerinden koparılarak gözaltına alındığını belirten Can, yaşananların açık bir mezhepçi ve etnik saldırı olduğunu ifade etti.

    “BU YAPILAR KİMSEYE YAŞAM HAKKI TANIMIYOR”

    Suriye’de herkesi kapsayan bir mutabakat söylemine rağmen sahadaki pratiğin bunun tam tersini gösterdiğini dile getiren Zeynel Can, şu değerlendirmede bulundu:

    “İdeolojik özü ve geçmişi itibariyle İŞİD ve El Kaide’den türemiş yapılar, ayaklarını yere sağlam bastıkça birleştirici değil, kendilerinden başka kimseye yaşam hakkı tanımayan bir anlayışla hareket ediyor. Önce Dürzilere, ardından Alevilere ve şimdi de Kürtlere yönelmeleri bunun açık göstergesidir.”

    “DESTEK GÖRDÜKÇE İMHAYA YÖNELİYORLAR”

    HTŞ ve benzeri selefi yapıların arkasında uluslararası destek hissettikçe daha pervasız davrandığını belirten Can, bu yapıların bastırma ve imha anlayışıyla hareket ettiğini söyledi:

    “Özellikle emperyalist güçlerden, ABD’den aldıkları desteğin arttığını düşünüyorlar. Kürtlerle yapılan uzlaşmalardan daha şimdiden geri adım atmaları, kendilerini güçlü hissettiklerinin göstergesidir.”

    Halep’te Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Maksudiye mahallelerine dönük saldırıların sivilleri hedef aldığını vurgulayan Can, Türkiye’den gelen açıklamaların da bu saldırılara cesaret verdiğini ifade etti:

    “Buralar bir garnizon ya da askeri üs değil, insanların yaşadığı mahallelerdir. Kürtlerin çoğunlukta olması nedeniyle bu mahallelere askeri taarruz yapılması dehşet vericidir. Güya Suriye’de birlik sağlanacaktı.”

    “YARIN HEDEF LAİK VE SEKÜLER ARAPLAR OLACAK”

    Selefi yapıların saldırılarının yalnızca belli halklarla sınırlı kalmayacağını belirten Can, şu uyarıda bulundu:

    “Hristiyanlara şimdilik dokunulmuyor; bu Batı’nın desteğiyle ilgilidir. Ama yarın ne olacağı belli değil. Bu ideolojik yapı güvenilmezdir. Aleviler, Dürziler, Kürtler derken sıranın laik ve seküler Araplara geleceği açıktır.”

    Kürtlerin Suriye’de elde ettikleri kazanımları korumasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Can, güvence altına alınmamış hiçbir anlaşmanın anlamı olmadığını söyledi:

    “Bu yapının sözüne güvenilerek yapılan anlaşmalar suya yazılmış yazı gibidir. Kürtlerin direnişi, Aleviler başta olmak üzere tüm halkların geleceğini belirleyecektir.”

    “SDG’NİN SİLAH BIRAKMASI TOPLU İMHA ANLAMINA GELİR”

    SDG’nin silah bırakarak Suriye ordusuna entegre edilmesinin felaketle sonuçlanacağını ifade eden Can, şu ifadeleri kullandı:

    “Hangi orduya entegre olacaklar? El Kaide ve İŞİD’den türemiş bir yapıya. Böyle bir entegrasyon Kürt halkının topyekûn imhası anlamına gelir. En doğru yol, kendi varlığını koruyarak sürece dahil olmaktır.”

    Türkiye’de yaşayan Aleviler ve Kürtlerin bu ülkenin yurttaşları olduğunu hatırlatan Can, devletin dengeleyici ve koruyucu bir politika izlemesi gerektiğini belirtti:

    “Hükümetin ideolojik yapısı ne olursa olsun, Alevileri ve Kürtleri koruyan bir tavır almak zorundadır. Bu bizim yurttaşlık hakkımızdır.”

    “‘MÜSLÜMANLAR KATLEDİLİYORDU’ SÖYLEMİ BİLGİ KİRLİLİĞİDİR”

    AKP Başkan Yardımcısı Efkan Ala’nın açıklamalarına da değinen Can, bu söylemlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti:

    “Suriye’de bir Alevi yönetimi yoktu. Baas rejimi Arap milliyetçiliğine dayanan seküler bir yapıydı. Beşar Esad’ın Alevi olması belirleyici değildi. Bugün ileri sürülen iddialar tamamen bilgi kirliliğine dayanmaktadır.”

    Selefi ideolojiyle Suriye’de barış ve birliğin mümkün olmadığını vurgulayan Can, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu anlayış ülkeyi iç kaosa ve savaşa sürükler. Kürtlerin, tüm halkların ve inançların güvencede olacağı bir anlaşmada ısrar etmesi en doğru yaklaşımdır. Türkiye’nin de uzun vadeli barış ve huzur için bu yönde tutum alması gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Binali Efe: Suriye’de bütün inançlar bütün kültürler tehlike altında!-VİDEO

    Binali Efe: Suriye’de bütün inançlar bütün kültürler tehlike altında!-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe, Suriye’de Alevilere yönelik süren saldırı ve katliamlara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Efe, Suriye’nin bu noktaya gelmesinde Türkiye’nin ciddi sorumluluğu olduğunu belirterek, “Bu yaşananların hesabı er ya da geç sorulacaktır” dedi.

    Suriye’de devlet yapısının bozulmasında Türkiye’nin etkisinin büyük olduğunu vurgulayan Efe, yaşanan savaş ve çatışmalar nedeniyle milyonlarca insanın yerinden edildiğine dikkat çekti. Efe, “Milyonlarca insanın gözyaşı dökmesinde, anaların ağlamasında ve insanların ölmesinde Türkiye’nin de payı vardır. TBMM’de defalarca uyarılar yapılmasına rağmen Suriye bu hale getirildi” diye konuştu.

    “NUSAYRİLER BİZİM İÇİN ALEVİ’DİR”

    Suriye’de yaşayan Nusayri Alevilerin, Türkiye’deki Alevilerden ayrı düşünülemeyeceğini ifade eden Efe, şunları söyledi:

    “Nusayriler bizim için Alevi’dir. Anadolu Aleviliğiyle bire bir örtüşmese bile Alevi adı, Alevi kimliği yeterlidir. Bizim yaklaşımımız nettir: Dünyanın neresinde olursa olsun bir gözyaşı dökülüyorsa, biz onun yanında saf tutarız. Onları korumak, kollamak ve savunmak insani bir sorumluluktur.”

    “BU İŞBİRLİKLERİNİN HESABI SORULACAK”

    Suriye’de İslami yapılarla kurulan işbirliklerine de dikkat çeken Efe, bu ilişkilerin uzun vadede sürdürülemeyeceğini belirtti. Efe, “Suriye’de İslami güçlerle iş birliği yapan ve bugün Türkiye’de bu yapıları destekleyenler var. Er ya da geç bunun hesabı sorulacaktır” dedi.

    Alevi kurumlarına da çağrıda bulunan Efe, Suriye’deki katliamlara karşı daha güçlü bir toplumsal ses çıkarılması gerektiğini ifade etti:

    “Bu zulme karşı ses olmak zorundayız. Adaletsizliğin son bulması için Alevi kurumları mutlaka ortak bir miting düzenlemelidir.”

    Suriye’de yaşananların yalnızca Alevilere yönelik olmadığını vurgulayan Efe, tüm inanç ve halkların tehdit altında olduğuna dikkat çekti. Efe, “Sadece Alevileri değil; Dürzileri, Süryanileri ve tüm azınlıkları savunmak zorundayız. Bizim için Alevi, Sünni, Kürt, Türk ayrımı yok. Sorun, yapılan haksızlıktır ve buna karşı dimdik durmak gerekir” ifadelerini kullandı.

    Avrupa’daki Alevi örgütlenmelerinin sürece daha güçlü tepki verdiğini belirten Efe, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Avrupa’da adalet, özgürlük ve insan hakları mücadelesi daha görünür. Avrupa’daki Aleviler Suriye’de yaşananlara karşı açıklamalar yapıyor, mitingler düzenliyor. Hem Türkiye’de hem Avrupa’da Aleviler son derece kararlı bir duruş sergiliyor. Bu zulmün ve katliamın durdurulması için ellerinden geleni yapıyorlar.”

    Cebrail ARSLAN /ANTALYA

     

     

  • Antalya’daki Alevi kurumlarından 2026 mesajı: Katliamların olmadığı bir yıl diliyoruz! -VİDEO

    Antalya’daki Alevi kurumlarından 2026 mesajı: Katliamların olmadığı bir yıl diliyoruz! -VİDEO

    PİRHA – Antalya’daki Alevi kurum temsilcileri, 2026 yılının Aleviler üzerinde yürütülen asimilasyon politikalarının ve Suriye’de Alevilere uygulanan soykırımın son bulduğu, kadın kıyımlarının, çocuk ölümlerinin olmadığı, din, dil, renk ayrımı gözetilmeksizin tüm inançlara saygı duyulduğu, halkların ve bütün kültürlerin bir arada barış içinde yaşayacakları bir ülke temennisinde bulundu.

    Antalya’daki Alevi kurum temsilcileri, yeni yıla dair beklentilerini PİRHA ile paylaştı.

    “DİN, DİL, RENK AYRIMI GÖZETİLMEKSİZİN TÜM İNANÇLARA SAYGI DUYULDUĞU BİR YIL OLSUN”

    2025 yılının bütün dünyada savaşların, katliamların, yoksulluğun gölgesinde geçtiğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Kadın Sekreteri Hatice Demir Aksoy, “Ülkemizde de yine yoksulluk ve kadın kıyımları, Suriye’de özellikle Alevi katliamları devam etti. Üzgünüz çok iyi bir yıl geçirdiğimizi söyleyemeyiz” dedi.

    2026 YILINDA ÜLKEMİZDE VE TÜM DÜNYADA SAVAŞ DEĞİL, BARIŞ OLSUN”

    2026 yılı içinde savaşların olmadığı bütün dünyada barışın olduğu bir yıl dilediğinde bulunan Aksoy, “Kıyımların, katliamların, soykırımların olmadığı özellikle ülkemizde kadın kıyımlarının, çocuk ölümlerinin, işçi ve çocuk işçi ölümlerinin olmadığı bir yeni yıl diliyorum. Aleviler için de eşit yurttaşlık hakkını aldığımız bir yıl olsun” diye belirtti.

    “CUMHURİYETİN 102 YILLIK TARİHİ İNSAN HAK İHLALLERİYLE GEÇTİ”

    Türkiye Cumhuriyeti 103 yıllık tarihinde hak ihlallerinin her zaman olduğunu hatırlatan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe, “Ülkemizde demokrasi tam olarak rayına oturmadığı için hürriyet ve özgürlükler kısıtlanmış, gazeteci, aydın, akademisyen ve muhalefet yapanlar iftirayla gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. Hapishaneler adeta dolmuş durumda” diye belirtti.

    2025 nasıl geçtiyse 2026 yılının da farklı olmayacağını söyleyen Efe, “2025 yılı Aleviler için Suriye’de yapılan soykırımı göze alırsak çok kötü geçtiğini düşünüyorum” dedi.

    “ALEVİLER VE KADINLAR OLARAK ÖLDÜRÜLMEKTEN YORULDUK”

    2025 yılının Aleviler için pek iç açıcı geçmediğinin altını çizen PSAKD Altınova Şube Yöneticisi Özcan Ercan, “Aleviler olarak ezilmekten ve öldürülmekten yorulduk artık öldürülmek ötekileştirilmek istemiyoruz. Suriye’deki Alevilere yapılan katliamın Aleviler için son derece üzücü bir durum. Her sene başlangıcında yeni yıla girerken kadınlar öldürülmesin diye dilekler tutuyoruz maalesef yine kadınlar yine çocuklar öldürülüyor. 2026 yılında kadınların ve çocuklarımız öldürülmediği, Suriye’de Alevilere uygulanan soykırımın sonlanmasını artık bu dilekleri tutmayacağımız yıllar yaşarız” diye konuştu.

    Alevi kadınlar olarak her zaman ikinci planda kaldıklarını vurgulayan Ercan, “Artık ikinci planda kalmak istemiyoruz. Umarım 2026 yılında hem Aleviler hem de kadınlar olarak gerçekten güzel günler görürüz. 2026 yılında din, dil, renk ayrımı gözetilmeksizin herkese insan gözüyle bakıldığı, insanların yaşam hakkına karışılmadığı, tüm inançlara saygı duyulduğu, kültürlerin bir arada, halkların birlikte barış içinde gerçekten insanca yaşadığı güzel bir dünya olması temenni ediyorum” şeklinde ifade etti.

    PSAKD Altınova Şubesi’nde hizmet yürüten Hüseyin Doğan Dede ise, şunları belirtti:

    ” Biz istiyoruz ki din, dil, renk ayırımı gözetmeksizin herkese insan gözüyle bakılsın. Sosyal ve kültürel dayanışmada birlik, beraberlik olsun. İnsanların yaşamlarına karışılmasın. 2026 yılı tüm insanlık alemine huzurlu, sağlıklı, mutlu insanların insanca yaşadığı güzel bir yıl olsun. İnsanca barış içinde yaşamayı yeğliyorum.”

    “2025 YILININ NERSİNDEN TUTSAK ELİMİZDE KALIYOR”

    PSAKD Altınova Şube semah eğitmeni Levent Dibek ise, şunları ifade etti:

    “Ülkenin ekonomisinden baksak, bir yere özgürlüklerden bahsetsek, siyasetten bahsetsek, bir yere çıkmıyor. Türkiye’deki sistem saçma bir yerlere geldi. Aleviler açısından 2025 yılı ise çok zor geçti.

    Siyasal iktidarın her zaman Aleviliği biz Alevilerden daha iyi biliriz yaklaşımı içerisinde. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi bir yapı kurup Alevileri asimile etmeye çalışıyorlar.

    2026 yılında hükümetin en büyük hareketi ben sendenim diyerek Hızır Paşa gibi insanları aramıza sokarak bizdenmiş gibi davranarak geleneklerimizden, ritüellerimizden gelen bazı şeyleri değiştirecekler. Bu aslında türbeler ve cemevlerinden başladı. Siyasi otorite şu anda üzerimizde boza pişiriyor. O yüzden 2026’da bu hainlikleri engellemek için birlik olmamız gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Binali Efe: Bu ülkede Alevileri asimile etme politikası bitmedi!-VİDEO

    Binali Efe: Bu ülkede Alevileri asimile etme politikası bitmedi!-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünde cami yapımına yönelik girişim, Alevi kurumlarının tepkisine neden oldu. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe, söz konusu girişimin Alevilere yönelik yüzyıllardır süren asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu belirterek, “Gelinen noktada Alevileri camiye sokmak için adeta devletin valisi, kaymakamı devreye sokulmuş durumda” dedi.

    Hakis’te planlanan cami projesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Efe, Alevi köylerine cami yapılmasının yeni bir uygulama olmadığını ifade etti. Osmanlı dönemine işaret eden Efe, “II. Mahmut döneminde Hünkar’ın dergahının yanına cami yapıldı. Bu anlayış hiçbir zaman bitmedi, bitmeyecek” diyerek tepki gösterdi.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARI BİN YILLARDIR SÜRÜYOR”

    Alevilerin tarih boyunca Sünnileştirme politikalarına maruz bırakıldığını vurgulayan Efe, “Yüz yıllardan değil, bin yıllardan beri Alevilere yönelik sistematik bir asimilasyon politikası yürütülüyor. Bugün de kaymakamıyla, valisiyle, iktidarıyla el birliği yaparak Alevi köylerine cami yaptırmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    Abdal Musa Tekkesi ve Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı hatırlatan Efe, “Abdal Musa tekkesine, II. Mahmut döneminde de Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yanına cami yapıldı. Bunu özellikle bizi asimile etmek için yaptılar. Bu uygulamalar geçmişte kaldı sanılıyor ama hiç bitmedi, bugün de devam ediyor” dedi.

    Asimilasyon politikalarının yalnızca bugüne özgü olmadığını vurgulayan Efe, “2026’da da, 2046’da da, 2086’da da bu anlayış değişmedikçe Alevileri kendilerine benzetme çabası sürecektir. Çünkü özgürlüğü, inanç hakkını tanımıyorlar” diye konuştu.

    “MUHTARLAR ÜZERİNDE CAMİ BASKISI KURULUYOR”

    Devlet yetkililerinin cami yapımı için köy muhtarları üzerinde baskı kurduğunu dile getiren Efe, “Kaymakam ve vali eliyle muhtarlara baskı yapılıyor. Yol, hizmet gibi ihtiyaçlar cami şartına bağlanıyor. Muhtarlıklarını kaybetme korkusuyla bazı muhtarlar buna evet demek zorunda bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

    Bu duruma tepki gösteren Efe, “Eğer biri Aleviliğini çıkarı için satıyorsa ona söyleyecek sözüm yok. Ama Alevi inancını özünde hisseden, Alevi felsefesiyle yaşayan biri, köyüne cami yapılmasına izin vermez” dedi.

    “İNANCIMIZA SAYGISIZLIĞI KABUL ETMİYORUZ”

    Alevilerin hiçbir inanca karşı olmadığını vurgulayan Efe, şunları söyledi:

    “Biz camiye karşı değiliz. İsteyen beş vakit kılar, isteyen kırk beş vakit kılar; bu beni ilgilendirmez. Beni ilgilendiren, benim inancıma yönelik saygısızlıktır. Başka inançlara saygılıyız ama herkesin de bizim inancımıza saygı duymasını istiyoruz. Artık yeter diyoruz. Bu böyle devam etmemeli.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Zeynel Can: Suriye’de bütün halkların geleceğini güvenceye alan bir modele ihtiyaç var!-VİDEO

    Zeynel Can: Suriye’de bütün halkların geleceğini güvenceye alan bir modele ihtiyaç var!-VİDEO

    PİRHA-Alevilerin Suriye’de toplumun önemli bir parçası olduğunu hatırlatan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, selefi anlayıştan gelen Colani’nin Suriye’ye barış, demokrasi, refah getirmek gibi bir derdi olmadığınının altını çizerek, “Suriye’de bütün halkların geleceğini güvenceye alan bir federatif yapı veya özerk yapı mutlaka sağlanmalıdır” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Suriye’de Alevilere yönelik katliama dair PİRHA’ya konuştu.

    “SURİYE’DE KISA SÜREDE YAŞANAN SORUNLAR AŞILMAZSA ÇOK KÖTÜ GÜNLER YAŞANABİLİR”

    Zeynel Can, 6 aylık zaman dilimi içerisinde Suriye’de bulunan bütün halkların ve inanç topluluklarının haklarının kazanımları sağlanamasa çok kötü sürecin yaşanabileceği tespitinde bulundu.

    Tom Barak’ın son basın toplantısı sonrası sözlerini hatırlatan Can, “Demokrasi federasyon bunlar sizler için fantezi artık. Çoklu yönetim federasyon sonuç vermedi monarşi yönetimi dışında buna müsaade etmeyiz yaklaşımı oldukça çarpıcı ve ilginç bir yaklaşım” şeklinde ifade etti.

    “SURİYE’DE İKİNCİ BİR SUUDİ REJİMİ İNŞA EDİLMEK İSTENİYOR”

    Suriye’de Colani Türkiye ve Amerika’nın da desteğiyle tekli bir yönetime giderse Suriye’de yeni bir Suudi rejimi inşa edilmiş olacağını belirten Can, “Onun bir paraleli bir kopyası olacak. İlk önce çok baskıcı olmazlar. İşte tırnak içinde herkese haklarını verileceğini, canlarının mallarının güvencede olduğunu beyan ederler ama yönetimlerini güçlendirdikten sonra ideolojik olarak kendi damgalarını vururlar. Bu damga da çok kanlı bir damga olur” diye konuştu.

    “SELEFİ HTŞ REJİMİNİN SURİYE’DE BARIŞ VE DEMOKRASİ DİYE BİR DERDİ YOK

    Selefi anlayıştan gelen Colani’nin Suriye’ye barış, demokrasi, refah getirmek gibi bir derdi olmadığınının altını çizen Can, “Tabii emperyalistler buradaki sorunları kendileri istedikleri gibi çözecekler. Zaten dünya büyük bir kapışmayla birlikte Çin, Rusya, Amerika ve Hindistan bir sürü gücün de dahil olduğu bir dünya savaşına doğru gidiyor. Tabii klasik anlamda bir dünya savaşı olur mu olmaz mı? O ayrı bir şey ama buradaki mesele aslında herkesin kendi lehine buraları bir iç cephe anlamında sağlamlaştırma yönüne gidiyor” saptamasında bulundu.

    Gelinen noktada Suriye’de Dürziler, Aleviler ve Kürtleri aşan bir durumun söz konusu olduğunu belirten Can, “İleride Colani’nin tek adam rejimi hayata geçirilince imha edilecek olanların burada direnç göstermesi lazım. Suriye’de bütün halkların geleceğini güvenceye alan bir federatif yapı veya özerk yapı mutlaka sağlanmalıdır. Amerika’nın istediği o tekçi çözüm aslında halkların ileriki dönemde felaketi anlamına gelecektir” diye belirtti.

    Alevilerin Dışişleri Bakanlığı’ndan içerisinde kendilerinin de olacağı bir gözlemci heyetin Suriye’ye gönderilmesine ilişkin başvurunun hala kabul edilmediğini hatırlatan Can, “Hükümetin buna çok onay vereceğini zannetmiyorum ama kamuoyu yaratmak açısından bu zorlanmalıdır. Neden? Çünkü bu konuda Türkiye aslında Colani’nin arkasında çok sağlam duruyor. Kendi hükümetimiz açısından ideolojisi ne olursa olsun bu üzücü bir durum” şeklinde ifade etti.

    “İKTİDAR SURİYE’DE ALEVİLERE YAPILAN SOYKIRIM KARŞISINDA SAĞIR ROLÜ OYNUYOR

    Türkiye’nin Suriye’deki istikrarsızlıktan kendi çıkarlarına yönelik bir yapılanma isteyebileceğini belirten Can, “Sonuçta bu ülkede yaşayan ve bu ülkenin vatandaşları olan Aleviler kendi inancından olan insanların da bir zulme tabi tutulmaması, güvenceye alınması noktasında kendi hükümetlerinden samimi ve açık çaba sarf etmesini istemesi kadar doğal bir şey olamaz” diye belirtti.

    “SURİYE’DE YAŞANAN KATLİAMI ULUSLARARASI DÜZEYDE SESLENDİRMEYE DEVAM EDİLMELİ”

    Suriye’deki sorunun uluslararası düzeyde seslendirilmeye devam edilmesi gerektiğini söyleyen Can, “Bugün Aleviler topun ağzında gözüküyor ama Aleviler halledildikten sonra halledilmesi gerekenler sırası bellidir. Kürtler, Hristiyanlar, Dürziler kurban edilecek. Bu çok net gözüküyor” diye konuştu.

    6 aylık zaman dilimi içerisinde Suriye’de bütün halklar ve inanç topluluklarının haklarının kazanımları sağlanamasa çok kötü sürecin yaşanabileceği öngörüsünde bulunan HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Suriye’deki yapılanma 6 ay içinde oldu oldu olmadıysa bu artık bir güç kendini kabul ettirdikten sonra hani bir mengenin sıkıştırması gibidir. Artık o mengene ağzına aldığı her şeyi imha edecektir. Çaresi yoktur. O yüzden o mengene kendi gücünü toparlayıp kıskaca almadan önce onun önüne bir çomak sokulmalı ve engellenmeli.

    Bugün Tom Barak’ın İsrail, Türkiye, Suriye üzerinde bir mekik dokunması, Palmira’daki katliama rağmen Colani’nin arkasında sağlam durmaları Kürtlerin de Alevilerin de aleyhine işleyen bir durumdur. Ama burada bir garanti sağlanamazsa burada barışın sağlanamayacağını da Amerika’ya çok net tavır konarak gösterilmeli ve Türkiye’nin de bunu kabul ederek orada ortak bir çözümü Coloniye’de dayatmalılar.

    Sonuçta bu şekliyle bir uzlaşmanın ileriye dönük gerçek anlamda bir barışın da sağlanması anlamına gelir. Yoksa öbür türlü diğer diktatörlerin kendi ülkelerinde yaptığı gibi iktidarlarını pekiştirdikten sonra ara ara yaptıkları katliamları, zulümleri hep görüp yaşayacağız. Sonuç buna gidecek.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Maraş katliamında yaşamını yitirenler Antalya’da anıldı!-VİDEO

    Maraş katliamında yaşamını yitirenler Antalya’da anıldı!-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Tahtacılar Antalya Şubesi gençliği tarafından Maraş Katliamı’nın yıldönümünde anma etkinliği düzenlendi. HBVAKV Konuksever Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen anmada, “Bugün sadece bir anma günü değil; bu ülkenin vicdanında açılmış yaranın tükenmeyen sızısını dillendirme, isyanımızı ve hafızamızı diri tutma günüdür. Maraş bir şehrin adı değil, küller arasında saklanan çığlıkların, yangına düşmüş evlerin, devrimin en masum yüzlerinin adıdır” denildi.

    Maraş Katliamı’nın 47. yıldönümü dolayısıyla yapılan anmaya; PSAKD Akdeniz Bölge Sorumlusu ve Şube Başkanı Adnan Arslan ile yönetim kurulu üyeleri, PSAKD Antalya Şube Başkanı Hasibe Akpınar, Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, Halk Evleri’nden Gülcan Şahin ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Sunuculuğunu Bahar Gezer’in yaptığı program, Maraş’ta ve tüm katliamlarda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından Maraş Katliamı döneminde öğretmenlik yapan bir kadının kaleme aldığı mektup okundu ve katliama ilişkin belgesel gösterimi yapıldı. Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba’nın okuduğu gülbengin ardından AKD Antalya Şube gençliği tarafından semahlar dönüldü. HBVAKV gençliğinin seslendirdiği türkülerin ardından Maraş Katliamı’nı konu alan tek kişilik tiyatro gösterimi sahnelendi.

    Anmada konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Maraş Katliamı’nın 47. yılında bir araya geldiklerini belirterek, “Bu anmanın örgütlenmesinde emeği geçen gençlerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bizler geçmişten günümüze yaşanan katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız. Bundan sonra da bu tür katliamların yaşanmaması için gençlerimizle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan ise konuşmasında, yaşanan acıların yanında direnişin de unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Biz hoşgörünün merkeziyiz. Bin kez mazlum olsak da bir kez zalim olmayacağız. Ancak Pir Sultan’ın direncini de asla terk etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Daha sonra söz alan Antalya Tahtacılar Derneği Başkanı Mehmet Akar ise yaptığı konuşmasında, Özellikle, Alevi toplumunun tarih boyunca sevgiden yana tutumunu ortaya koyan çok sayıda örnek bulunduğunu belirtti. Özellikle, 1978 yılında henüz ergenlik çağında olan Birgül Metin Sarıkaya’nın Maraş Katliamı’nda yaşadıklarını anlattığı Maraş’taki Çocuk adlı kitaba değinen Özellikle, Sarıkaya’nın yaşananlara rağmen kin değil barışı büyüten bir yaklaşımı benimsediğini aktardı.

    Sarıkaya’nın “Tutunduk yaşama ama barışla tutunduk, dostlarımıza sevgiyle yaklaştık; kin beslemedik. Bizim böyle bir inancımız yoktu. Sevgiyi ekecektik yüreğimize, sevgiyi büyütecektik” sözlerini hatırlatan Özellikle, bu sözlerin bugün torunlara fısıldanan bir hafıza ve direnç çağrısı olduğunu söyledi.

    Anma etkinliği, Maraş Katliamı’na ilişkin atılan sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Gürkan Kaya: Alevi köylerine cami değil, yol, su ve elektrik hizmeti verilsin-VİDEO

    Gürkan Kaya: Alevi köylerine cami değil, yol, su ve elektrik hizmeti verilsin-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Nazımiye ilçesi Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Eğitim ve Kültür Sekreteri Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya, Nazmiye’de yapılmak istenen cami projesinin bölgenin inanç dokusunu ve tarihsel gerçekliğini hiçe sayan bir asimilasyon projesi olduğunu belirterek “Bütün gücümüzle, halkımızla birlikte bu projenin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Kaya, “Dersim’e dayatılan bu cami projesini reddediyoruz, kabul etmiyoruz  diye belirtti.

    “DERSİM’E YAPILMAK İSTENEN CAMİ PROJESİ BÖLGENİN İNANÇ DOKUSUNU VE TARİHSEL GERÇEKLİĞİNİ HİÇE SAYMA GİRİŞİMİDİR”

    Dersim, Nazımiye’de yapılmak istenen cami projesinin bölgenin inanç dokusunu ve tarihsel gerçekliğini hiçe sayan bir proje olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Eğitim ve Kültür Sekreteri Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya, “Bu proje dayatmacı bir zihniyetle yapılmak istenen bir projedir. Dersim halkı ibadethane olarak cemevlerini kullanmaktadır. İbadet yerlerimiz cemevleridir” dedi.

    “DERSİM HALKININ TALEPLERİ VE İHTİYAÇLARI GÖRMEZLİKTEN GELİNİYOR”

    Son yıllarda Dersim’de halkın talebi ve ihtiyacı olmayan projeler geliştirildiğini belirten Kaya, “Bu tamamen Dersim bölgesindeki canlarımıza yönelik yapılan bir asimilasyon politikasıdır. Buraya cami dikmek ibadetin kendisine değil, bu halkın kimliğine, kültürüne karşı yapılmış bir projedir bir asimilasyon çalışmasıdır” diye belirtti.

    “ALEVİ KÖYLERİNİN CAMİYE DEĞİL, YOLA SUYA VE ELEKTRİĞE İHTİYACI VAR”

    Dersim’in Alevilerin inanç merkezi olduğunu belirten Kaya,” Dersim halkının camiye ihtiyacı yok. Dersim halkının yola, suya, elektriğe, eğitime ihtiyacı var” dedi.

    Dersim halkının bilinçli bir toplum olduğunu belirten Kaya, “Asimilasyon politikalarına karşı  yıllardır direnmiş, baş kaldırmış ama kültürünü, inancını unutmamış, bugünlere kadar getirmiş bir halktır” diyerek hatırlatmada bulundu.

    Dersim’in birçok   ocağın merkezi durumunda olduğunu belirten Kaya, dedelerimiz pirlerimiz buradaki ocaklarda büyümüş buradan bütün coğrafyaya dağılmışlardır. Bu nedenle Nazımiye’nin ihtiyacı cami değil, ocakların, kültür mekanlarının güçlendirilmesi, yapılacak bir yatırım var ise oranın inancına uygun olan cemevlerine, oranın yapısına uygun kültür merkezleri yapılmalıdır” diye belirtti.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİMİZ KARŞILANSIN”

    Alevilerin yıllardır talep ettiği eşit yurttaşlık haklarının tanınmadığını belirten Kaya, “Bu haklarımız sağlanmazken buraya cami projesi ile halkı asimilasyona uğratmak için yapılan siyasi ve politik bir oyunun parçasıdır” dedi.

    Dersim’in inanç hafızasının belli olduğunu belirten Kaya, “Hiç kimse bu coğrafyanın kimliğini projelerle dönüştüremez. Nazımiye’de dayatılan bu cami projesini reddediyoruz, kabul etmiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    Her zaman ve her platformda bunu dile getireceklerini belirten Kaya, cami kesinlikle. Dersim’in ihtiyacı değildir. Bunu da kamuoyu böyle bilsin. Dersim’de oynanmak istenen bu asimilasyon politikalarına karşı her yerde, her fırsatta sesimizi yükselteceğiz. Bütün gücümüzle, direncimizle halkımızla birlikte bu projenin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi..

    CAMİ YAPMA GİRİŞİMLERİNE KARŞI HALKIMIZLA BİRLİKTE DİRENECEĞİZ”

    Bu konuda bütün herkesi duyarlı olmaya çağıran Güven Gürkan Kaya konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “İnancımıza sahip çıkalım. Bir arada olmamız çok önemli. Bugünlerde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bütün illerde büyük bir çalışma içerisinde. Biz Alevileri asimile etme yönlendirme, politik emellerine alet etme çabaları vardır. Bizim bu çabaları boşa çıkartacağımıza eminim.

    Aleviler güçlüdür ve bir aradadır. Direnmesini de baş kaldırmasını da bilir. Tarihte bunun çok örnekleri vardır ve herkes bunu iyi bilir. Biz sizin oyunlarınıza gelmeyiz”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Can: Türkiye’de Kürt sorunun çözümünde Suriye temel kilit noktasıdır!-VİDEO

    Can: Türkiye’de Kürt sorunun çözümünde Suriye temel kilit noktasıdır!-VİDEO

    PİRHA-Barış sürecine dair değerlendirmede bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Türkiye’de Kürt sorunun çözümünün temel kilit noktasının Suriye’deki gelişmeler olduğunu belirterek, “Suriye’deki görüşmeler başarıyla tamamlanırsa bunun Türkiye’deki Kürt sorununun demokratik ve barışçıl temelde çözümüne büyük katkı  sağlayacaktır” dedi.

    Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısının ardından başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, PKK’nin kendini fesetmesi ve törenle silah yakması sonrası komisyon çalışmaları da hız kazandı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ ya konuştu.

    Kürt sorunun demokratik çözümü bağlamında Meclis’te kurulan, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” toplanmaya devam ederken, yasal ve hukuksal düzenlemelerin yapılması beklentisi dile getiriliyor.

    Barış müzakerelerin başlaması ile birlikte gelinen nokta itibariyle süreç ağır aksak da olsa yürüdüğünü belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “TBMM oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile çalışmaların devam ediyor bu yürütülen çalışmalar olumlu çalışmalar. Yürüyebildiği kadar yürümeli ve olumlu bir sonuca varmalı” dedi.

    “MÜZAKERE SÜRECİ İÇİN MECLİSTE KURULAN KOMİSYONDA HERKESİN GÖRÜŞÜNÜ DİLE GETİRMESİ ÇOK ÖNEMLİ”

    Barış sürecinin Türkiye’de yaşayan her kesim için çok yerinde hayırlı bir iş olacağını ifade eden Can, “Gelinen nokta itibarıyla tabii komisyonun kuruluş şekline ilişkin demokratik miydi antidemokratik miydi tartışmaları bir tarafa sonunda nitelikli bir çoğunlukla karar alınacağına dair bir mutabakata varıldı. En azından sayıdan çok herkesin bu konudaki görüşünü dile getirmesi, ses vermesi önemlidir. Çünkü karşılıklı olarak çok ciddi dramatik anlamda yaşanmışlıklar var. Dolayısıyla da üflenerek yenmesi gereken bir yoğurt meselesi önümüzde. Hala İYİ Parti’nin sert muhalefet etmesi oradan kendince bir siyaset devşirmeye çalışması, Erbakan’ın oğlunun İmralı’ya gidilip görüşülürse komisyondan çekilebiliriz yaklaşımlarının çok olumsuz şeyler” diye belirtti.

    “TÜRKİYE’DE KÜRT SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜN KİLİT NOKTASI SURİYE”

    Türkiye’de Kürt sorunun çözümünün kilit noktasının Suriye’deki gelişmeler olacağına dikkat çeken Can, “AKP-MHP’nin Suriye’de Kürtlerin elde ettiği kazanımları bir tarafa bırakarak Colani’nin yönetimine tabi olması isteniyor. Bu hem Kürtler açısından hem oradaki azınlıklar açısından bir felaket olur” dedi.

    “SİYASAL İSLAMCI İDEOLOJİ DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE DEMOKRASİ GELİŞTİREMEZ

    Siyasal İslamcı ideolojinin bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde demokrasi üretmediğini vurgulayan Can, “İslami yapılar azınlıklara ve diğer halklara karşı herhangi bir demokratik tahammül, bir yaklaşım göstermediğini, onları hatta yok saydığını ve o anlamda asimile etmeyi bir tarafa bırak doğrudan kıyımlara, katliamlara gittiği dünyada örnekleriyle doludur. SDG’nin orada kendini sağlama alması aynı zamanda diğer azınlıkların da kendini daha çok güvende hissetmesi önemlidir.  Çünkü SDG sonuç olarak laik, seküler ve daha solda bir hareket” dedi.

    Suriye’de Ezidilerin, Keldanilerin, Alevilerin, Dürzilerin ve diğer kesimlerin kendini ifade edebileceği demokratik bir şemsiye altında yer almalarının hayati olduğunu söyleyen Can, “Gelecekleri açısından oldukça önemli. Çünkü hüviyetini kazanabilir ve oradaki uzlaşmanın da tam da bu noktada olması lazım” şeklinde konuştu.

    “SDG’NİN SURİYE’DE ADEMİ MERKEZİYETÇİ YAKLAŞIMI VE BAKIŞ AÇISI ÇOK ÇOK ÖNEMLİ”

    SDG’nin ademi merkeziyetçi yaklaşımı ve anlayışının çok önemli olduğunun altını çizen Can, “Birçok sorunun çözümünde yani bölgesel yapıların orada bürokraside, askeri yapılanmada inisiyatif alması anlaşmasının hakkaniyetli, doğru geleceği de orada barışı tesis edecek bir anlayış olduğunu düşünüyorum. Suriye’de siyasi gücü eline almış HTŞ ve diğer İslami güçlerin var olan sorunları çözemeyecektir. Biz Alevilerin tarihsel pratiği bunlarla doludur. Kürtler açısından da durum böyledir. Dolayısıyla da buradan bir ders almış olduklarını ve bu konuda geri adım atmayacaklarını düşünüyorum. Suriye’de yapılacak anlaşmada her kesimin kendini garantiye alma yaklaşımının anlaşılmayacak yanı yok. Anlaşmanın uluslararası anlamda da bir boyutu olacağı için onun da o kesimlerinin de belli bir onayının olması gerekecek gibi gözüküyor. Çok sıkıntılı bir süreç ama bu süreç aslında başarıyla çözülürse bu Türkiye’deki Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne de katkı sunacaktır” dedi.

    “MÜZAKERE SÜRECİNDE MHP DAHA TUTARLI”

    Barış talebinin AKP ve MHP’nin tabanından gelen bir istek olmadığının altını çizen Can, “Tepeden inme bir şekilde Devlet Bahçeli’nin bir açıklamasıyla üst yapıdan doğrudan gelen bir talimatla başlayan bir süreçti. Sayın Cumhurbaşkanı bir süre ihtiyatlı yaklaştı, mesafeli durdu. Burada Sayın Devlet Bahçeli’nin bastırmasıyla bu iş böyle olacak, olmalı anlamında bir sürece girildi. Önemli olan onların niyetinin bu çözümden yana olmuş olmasıdır. İrade o yöndeyse aşağıdakilerin herhangi bir öneri yapıp yapmamaları çok önemli değil. O irade tecelli edecek o çözüme ulaşacaktır” diye konuştu.

    “YENİ MÜZAKERE SÜRECİ 2013-2014 SÜRECİNDEN ÇOK FARKLI GELİŞİYOR”

    Yeni gelişen barış ve müzakere sürecinin ilk yapılan barış sürecine göre tersinden başladığına işaret eden Zeynel Can, “Her iki taraf üzerinden bir anlaşma olduğunu düşünüyorum. Şu anda da o minval üzere gidiyor. Yani çözüme doğru giden süreç hangi minval üzere gidiyorsa gitsin olumludur, doğrudur. Bu coğrafyalarda yaşayan halkların çıkarınadır” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez: Olmazsa olmazımız barıştır-VİDEO

    HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez: Olmazsa olmazımız barıştır-VİDEO

    PİRHA- Barışın olmazsa olmaz olduğunu söyleyen HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, ” Sadece Kürtlerin bir barışı olmamalı. Çünkü sadece Kürtlerin barışı olursa Numan Kurtulmuş’un söylediği söz o zaman yerini bulmuş olur” dedi. Geçmez, “Amasız, fakatsız Türkiye’yi barışa götürmek lazım. Türkiye’yi yoksulluktan, Türkiye’nin insanlarının bu eğitim sisteminden, insanların bu köhnemiş siyasi sistemden bir an önce kurtarmak lazım” diye ekledi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nin kongresini toplayarak silah bırakma ve kendini feshetme kararı alması büyük bir yankı uyandırdı. Sürece ilişkin konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Aleviliğin Kalu Bela’dan beri inkarcılığa karşı olan bir inanç olduğunu belirten Ercan Geçmez, “Alevilerin temel felsefesi 72 millete aynı nazarla bakmak ve ikinci temel felsefesi kimseyi kimseden ayırmadan çeşitliliği koruyabilmek. Bu dünyanın sadece birilerine ait değildir, bütününe ait olduğunu söylemektir” dedi.

    “BARIŞ SADECE KÜRTLERİN BARIŞI OLMAMALI”

    “Barış sadece Kürtlerin barışı olmamalı” diyen Ercan Geçmez, şunları kaydetti:

    “Biz sadece Kürtlerin hakları değil, Türkiye’de ötekileştirilen bütün etnik toplulukları, kültürel toplulukları, diğer kimliklerdeki kültürel toplulukların tamamının kendilerini temsil etmesiyle ilgili defalarca eylemler yaptık, mitingler yaptık, söylemler söyledik. Bunların tamamını bizim tarihimizde, sayfalarımızda var. Danışma Kurulumuzun sonuç bildirisinde çıkan karara amasız fakat barışı destekleyeceğimizi kamuoyuna bildirdik. Ondan önce Büyük Alevi Kurultay’ını gerçekleştirmiştik ‘barışa giderken Aleviler’ diye. Büyük Alevi Kurultay’ın sonuç bildirgesinde çok net ifadelerimiz var; ‘Barışı istemeyen bizden değildir” diye.

    “TOPLUMSAL BARIŞA DÖNÜŞMESİ LAZIM”

    Çünkü sadece Kürtlerin barışı olursa Numan Kurtulmuş’un söylediği söz o zaman yerini bulmuş olur. Bu ötekileştirmelerin tamamının demokratik bir anayasada kendilerini bulabilecekleri bir demokratik metine dönüştürebilmeli.

    Tabii ki bu metnin önceliği Kürtler olmalı, Aleviler olmalı, kadınlar olmalı, gençler olmalı, yaşlılar olmalı, ötekileştirelen olmalı, hayvanlar olmalı, doğa hakkı olmalı. Böyle bir metin Türkiye’nin önündeki en önemli sorundur. Elbette ki parlamentoda çözülmeli. Peki parlamento bu sorunu çözer mi? Parlamentonun başkanını dinlediğimizde çözeceği yok.
    Tarihteki bir hikayeyi, bir meseleyi, Yavuz Sultan Selim’i örnek alarak, İdris-i Bitlisi’yi örnek alarak Alevlere ya burada olacaksınız ya da size katliamı gösteririz gibi bir sözden bunun parlamentoda çıkması zor gibi görünüyor. Bunun bir toplumsal barışa dönüşmesi lazım. Bunun için de bir toplumsal yüzleşmenin gerçekleşmesi lazım.”

    “BARIŞ İÇİN KAPI KAPI GEZMEK LAZIM”

    Barışın ancak birlikte mücadele etmek ile mümkün olacağını belirten Geçmez, “Sadece kendimiz için barış istersek bu tehlikeli olur. Onun için birlikte mücadele ederek bu ülkeye barışı biz getireceğiz. Barışı bu siyasi partilerin getirmeyeceği belli. Gerekirse barış için kapı kapı gezmek lazım. Barışın neden lazım olduğunu, bugün ülkemiz yoksulsa, bunun sebebinin savaş olduğunu, bu kadar insanlarımız birbirlerine düşmansa, bunun sebebinin savaş olduğunu, bu kadar insanlarımız özgür yaşayamıyorsa, bunun sebebinin bu savaş olduğunu ve bu kadar yolsuzluk ve bu kadar hırsızlığın ve bu kadar arsızlığın yüz tuttuğu bir yerde insanlarımız halen bunlara cevap veremiyorsa, bu kadar hırsızlar halen parlamentoda kendisini temsil edebiliyorsa bunu halkımıza doğru anlatmamız lazım” diye konuştu.

    “BARIŞ OLMAZSA OLMAZIMIZDIR AMA ONURLU BİR BARIŞ”

    Ercan Geçmez, barışın olmazsa olmaz olduğunu belirterek şunları belirtti:

    “İki siyasi partinin dudağı arasında kalırsa bu barış, zor bir barış olur. Yani Devlet Bahçeli’nin barış isteği kıymetli ama Devlet Bahçeli’nin geçmişi barış istiyor mu ona bakmak lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanının barış istemesi kıymetli bir şey. Peki bu cumhurbaşkanı gerçekten barış istiyor mu? Bir maziye bakmak lazım. Bu maziden bir şey çıkmaz anlamında demiyorum, bu maziye rağmen barış çıkabilir diyorum. Ama toplumu ikna ettiğinizde bu çıkar. Bir kez daha söylüyorum; amasız fakatsız Türkiye’yi barışa götürmek lazım. Türkiye’yi yoksulluktan, Türkiye’nin insanlarının bu eğitim sisteminden, insanların bu köhnemiş siyasi sistemden bir an önce kurtarmak lazım. Barış gelince bunların tamamı peş peşe gelir. Barış gelince emin olun insanlarımızın tavırları, hareketleri de değişir. Olmazsa olmazımız barıştır ama onurlu bir barış.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Can: Dergahlarımıza ve kutsallarımıza dokunmalarına izin vermeyeceğiz!- VİDEO

    Can: Dergahlarımıza ve kutsallarımıza dokunmalarına izin vermeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA- Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi değerleri ve inanç merkezleri üzerinde yürüttüğü çalışmalara tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Mevcut anlayışın Alevileri asimile etmek için yapılıyor. Aleviler bu gibi uygulamalara teslim olmayacaktır” diye belirtti.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik asimilasyon faaliyetleri tepki çekmeye devam ediyor. 2022 yılında kurulan ve birçok asimilasyon faaliyetine imza atan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı faaliyetlerine devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere dönük asimilasyon politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HACI BEKTAŞTA ‘UFKA YOLCULUK’ ADI ALTINDA YAPILAN ETKİNLİKLERE KARŞI TAVIR KONULMASI GEREKİRDİ”

    Hacı Bektaş’ta ‘Ufka Yolculuk’ etkinliği her ne kadar Kültür Bakanlığı öncülüğünde yapılsa da esas olan rol verilen kesimin Nakşi tarikatı olduğuna dikkat çeken Zeynel Can, “Nakşibendliler geliyorlar orada çok kapsamlı ve geniş bir şekilde bu etkinliği yapıyorlar. Kültür Bakanlığı bununla beraber belediyenin de oraya katkı sunduğu ortaya çıktı. Bu da ayrıca üzücü ama sonra belediye masa, sandalye verdik onun dışında desteklemedik gibi bir açıklama yapmış. Buda tabii düşük tonda da olsa bir destektir. Orada bir net tavır koyması gerekirdi” dedi.

    Hacı Bektaş’ın Aleviler açısından, ayrı bir önemi olduğunu belirten Can, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Biz Aleviler açısından pir, inancımızın piridir. Dolayısıyla buraya yönelik çıkarmaların, hedef almaların çok özel bir anlamı var. Geçen yıl geleneksel Ağustos etkinliklerinde Kültür Bakanlığı etkinliği yapmak istemişti. Ona karşı örgütlü ve demokratik bir tavır konarak bunun önüne geçilmişti.

    Mevcut siyasal iktidar 25 yıllık iktidarında aslında takvime bağlı çalışmalar yürüttüğünü görüyoruz. Kendi ideolojileri ve siyasal yaklaşımları doğrultusunda bir takvim işliyor ve bu takvimde aslında sıra Alevilere gelmiş durumda.”

    Özellikle bir taraftan ‘Kürt açılımı’ işletilirken Türkiye’nin çok temel bir meselesi hallediliyor gözükürken bir taraftan da Alevilere yönelik bir asimilasyon politikasının eşzamanlı olarak yürütüldüğüne dikkat çeken Can, “Bu son derece manidar bir durumdur” şeklinde ifade etti.

    “HÜNKARIN DERGAHI HER ZAMAN TARİKATLARIN HEDEFİNDE”

    Zeynel Can, Hacıbektaş Veli Dergâh’ına yönelik müdahalelerin geçmişten bu güne sürdüğünü vurgulayarak, “Hacı Bektaş Dergahına Sersem Ali Baba ile başlayan ve yine Nakşi Şeyhinin getirip Postnişin olarak atanması 1826’da dergahın içine cami yapılması gibi müdahalelere maruz kaldı. Bugün aslında o sürecin bir devamıdır. Bugünkü iktidar da bu meşrebin, bu inancın, bu ideolojinin, bu siyasal akımın bir devamı olarak o yarım kalmış işi tamamlamaya çalışmaktadır” diye belirtti.

    “ABDAL MUSA ETKİNLİĞİNİ HEP BERABER ORTAK YAPACAĞIZ”

    Alevileri asimilasyon politikalarına karşı direnecek gücü olduğunun altını çizen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Aleviler buna teslim olmayacaktır. Daha yakın zamanda da Abdal Musa’ya yönelik bir hamle de buna benzer yapılmıştı. Bu seneki etkinlikleri Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı beraber yapmak istedi. Bu da boşa çıkmış oldu ama bu sonda olmayacaktır. Vazgeçmeyecekler, ara ara yapacaklardır. Tabii bu inanç yerlerimizin bu kadar hani kolay hedef alınma nedenlerinden biri de bu inanç merkezlerimizi Alevilere teslim etmek yerine Kültür Bakanlığı, devletin uhdesinde olması, bunlara bu fırsatı vermektedir. Ama bu da tabii Alevilerin önemli taleplerinden biridir. Aleviliğin inanç olarak tanınması ve Alevi inanç merkezlerinin Alevilere teslim edilmesi mücadelesi devam edecektir. Bütün Alevi kurumları olarak Abdal Musa etkinliğini hep beraber ortak yapacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Alevi kurum temsilcileri Sırrı Süreyya Önder için taziye ziyaretinde!-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri Sırrı Süreyya Önder için taziye ziyaretinde!-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder için DEM Parti tarafından İstanbul’da kurulan taziyeyi, ABF, HBVAKV, PSAKD ve DAD istanbul temsilcileri taziye ziyaretinde bulundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Hakk’a yürüyen İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder’e ilişkin birçok kentte kurduğu taziyelere ziyaretler sürüyor.

    İstanbul’da kurulan taziyeyi Alevi kurum temsilcileri ziyaret etti. Sırrı Süreyya Önder’in ailesi, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu ve milletvekillerinin karşıladığı taziye ziyaretinde konuşan ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Sırrı Süreyya Önder’in Alevi toplumu için önemli bir değer olduğunun altını çizerek, “Bıraktığı izler bizim için çok değerlidir. Toplum Sırrı Süreyya Önder’e ‘Baba İshak’ demiştir. Bu da bizim için çok önemli. Sırrı Süreyya Önder bizim için bir derviştir” dedi.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım Dede de, gulbang okudu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Antalya’da Alevilerin siyasal durumu konuşuldu-VİDEO

    Antalya’da Alevilerin siyasal durumu konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Antalya Alevi Bileşenleri tarafından ‘Türkiye’de ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ paneli düzenlendi. Panelde Alevilerin geçmişten bu güne yaşadıkları bölgelerdeki siyasal durumlarına ilişkin analizler yapıldı.

    Suriye’nin başkenti Şam’da 8 Aralık 2024 tarihinde yönetimi ele geçiren Heyet Tehrir el-Şam’ın (HTŞ) Alevilere dönük katliamlarına karşı “Türkiye’de ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ konulu panel düzenlendi. Panele; Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu ve araştırmacı yazar Hamide Rencüs konuşmacı olarak katıldı.

    Panelin Moderatörlüğünü ise  HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can yaptı

    “KATLİAMLARIN ÖNÜ ALINMAZSA DEVAM EDECEK”

    Çok acılı ve üzüntülü günler yaşadıklarını belirten HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Özellikle ülkemizin içinde bulunduğu sorunlar bir yana Suriye’de kendi inanç taşlarımıza, diğer azınlıklara Aleviler başta olmak üzere savunmasız insanlara yönelik çok fazla Selefi saldırısı söz konusu” dedi.

    Halihazırda yapılan bu katliamların önü alınmazsa devam edeceğini belirten Can, “O yüzden gündemimiz bu. Aynı zamanda bu katliamın baş sorumlusu Colani denen katilin Antalya’ya gelmesi,Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından ağırlanması o da ayrı bir yaramız. He şeye rağmen hayat devam ediyor olmakla birlikte bu yaşanan katliama kayıtsız kalmamak gerekiyor” diye ifade etti.

    “ALEVİLERE DÖNÜK İNKAR VE KATLİAM HER HER YERDE VAR”

    Suriye’de bir inanç topluluğunun soykırımla karşı karşıya olduğunu belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Alevilerin yaşadığı topraklardaki baskı, sindirme, yok sayma sadece Suriye topraklarında değil yaşadığımız ülke topraklarında da var, bunları yaşadık. Dünyanın dört bir yanında Aleviler yaşadığı her coğrafyada o coğrafyanın mazlumu, mağduru, yok sayılan, inkar edilen ve görmezden gelinen inanç topluluğu” dedi.

    Suriye’de 2011 yılında başta Türkiye ve emperyalist ülkelerin Suriye topraklarını işgal etme niyetinde olduklarını söyleyen  Arslan, “Aslında orada sorun ne Esad’dı ne Esat rejiminin uygulamaları ne de yaptırımlarıydı. Sorun Suriye topraklarını bölmek parçalamak ve pay etmekti. Her zulmün, her savaşın, her inkarın olduğu topraklarda yaşayan Aleviler birinci hedef sayılıyor. Suriye topraklarında yaşayan Alevi canlarımız etnik kimlik olarak Arap oldukları için değil, Alevi oldukları için selefi ve cihatçı gruplar gibi inanmadıkları, düşünmedikleri için; daha ortak yaşamdan yana olan, birlikte yaşamı savunan, demokrasiden, seküler yaşamdan yana oldukları için hedef halinde” diye konuştu.

    Özellikle 8 Aralık sonrası yaşanan gelişmelerle birlikte zulmün nasıl planlandığını, sebebinin ne olduğunun çok iyi anlaşılması gerektiğini belirten Aslan, “Selefi ve cihatçı gruplar sadece 2011 yılında Suriye topraklarında çıkmadılar. Bu zihniyetin temsilcileri geçmişte, bu topraklarda yaşanan katliamlarda oradaydılar. Yani Maraş katliamında yaşlı kadını öldürenler, küçük çocuk Ali Traş’ı kazanda kaynatan, hamile kadınların karnına süngü sokan zihniyet bugün yine aynı seslerle, aynı nidalarla Suriye topraklarında Alevileri katlediyor” ifadelerini kullandı.

    “KENDİLERİNDEN OLMAYAN HERKESİ KATLEDİYORLAR”

    Suriye’de Alevi soykırımı olduğunu belirten Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu,” Suriye’de sadece Aleviler katledilmedi. Suriye’de resmi olarak 23 Haziran 2011’de vekalet savaşı başladığında Cisr-i Şuğur ’da resmi rakamlara göre 120 gayri resmi rakamlara gören 600 kişi katledildi. Difri Şuur bir belde içerisinde Alevlerin Sünnilerin Ermenilerin Hıristiyan Ortodoksların olduğu bir yer ve İdlib’e bağlı bir yer. Suriye’ye Emevi imparatorluğunu büyütmeye gelmişlerdi. Bizim burada Osmanlıyı diriltmeye çalışan zihniyet gibi. Oysa ölmüş bir şeyi kimse diriltemez. Suriye’de Araplar, Kürtler, Türkmenler, Aramiler, Ermeniler, Ezildiler. Aleviler, Sünniler, Hristiyanlar, Dürziler, İsmailer bu cihadist teröre evet demeyecek herkes katledildi” diye belirtti.

    “ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK SOYKIRIMINI YAŞIYORUZ”

    Bugün Aleviler olarak soykırımı yaşadıklarını belirten araştırmacı yazar Hamide Rencüs, “Gerçekten çağımızın en büyük soykırımı. Çok vahşice, dünyanın sağır ve dilsiz kaldığı bir ortamda izliyoruz. Böyle bir soykırıma tanıklık eden çağda olmanın tüm ağırlığını üzerimizde taşıyacağız hep. Nasıl bu noktaya geldik? 2011 Mart ayında Arap Baharı denilen o kanlı süreçlerin bir uzantısı olarak cihadistler, Suriye’ye nakledilmeye başladığı andan itibaren eğer gerçeği fark edebilseydik, eğer ABD’nin oyunlarını yeniden hatırlasaydık, inancımızı ve direncimizi orada gösterseydik şimdi bu soykırımı konuşuyor olur muyduk ben hayır kesinlikle diyorum” dedi.

    “İSLAMCILAR ABD’NİN KULLANIŞLI APARATLARI”

    ABD’nin her türlü emperyalist savaşlarında kendisin elini kana bulamadan İslamcıları kullandığını belirten Rencüs, şu sözleri kullandı:

    “Bu, Afganistan’dan bu yana başlayan bir durum. Müslüman İslamcılığı El-Kaide tamamıyla ABD yararına savaş yürüten cihadistlerin üstü anlamına geliyor. Kaide üst demek ve dolayısıyla Amerika’nın icadıdır bu. Sonraki bütün savaşlarda nerede bir İslamcı söylem, İslamcı motivasyonla bir iç savaş ya da halklara karşı bir bombalı saldırı ya da isyanları bastırma hareketi varsa hepsi ABD’nin emrinde olan cihadistlerdir.

    Sanki devrimciler isyancılar muhalifler söylemiyle tarif edilecek bir kalkışma gibi algılandı. Burada gerçekten liberal ideolojinin yarattığı çürüme bu algı yönetimi karşısında küresel medyanın yürüttüğü algı çalışmasının karşısında yenik düştük ve bugün o zamanın El-Kaide’nin uzantısı olan örgütleri konuşuyoruz. Bu örgütlerin katliamlarını konuşuyoruz.”

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Can: İmamoğlu’nun tutuklanması erken seçimi kaçınılmaz hale getirmiştir-VİDEO

    Can: İmamoğlu’nun tutuklanması erken seçimi kaçınılmaz hale getirmiştir-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Mevcut siyasal iktidar açısından İmamoğlu’nu büyük bir tehlike olarak gördüğü için kolluk ve yargı yoluyla itibarsızlaştırarak bertaraf edilmek istendi. Ancak çok ciddi toplumsal bir direnişle karşılaştı. İmamoğlu’nun tutuklanması erken seçimi kaçınılmaz hale getirmiştir ” diye belirtti.

    HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “AKP, İKTİDARINI BU ÜLKEYE MECBUR VE MAHKUM ETMEK İSTİYOR”

    Yaşananların İmamoğlu-Erdoğan meselesinden ziyade Türkiye’de 23 yıldır yürütülen bir iktidarın anatomisi ile ilgili bir mesele olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “2002’de iktidara gelmiş bir anlayışın, adım adım kendi iktidar taşlarını döşeyip kendini sağlama aldıktan sonra ülkeyi adeta iktidara mecbur ve mahkûm ettikten sonra asla iktidarı bırakmamak üzerine bir anlayışla hareket eder noktaya geldi” dedi.

    “SİYASAL İKTİDAR KENDİSİ AÇISINDAN İMAMOĞLU’NU BÜYÜK BİR TEHLİKE OLARAK GÖRÜYOR”

    İmamoğlu’nun mevcut iktidarı değiştirip dönüştürmeye aday olmasından dolayı mevcut iktidar açısından İmamoğlu’nu büyük bir tehlike olarak gördüğünü aktaran Can, “Kolluk ve yargı yoluyla itibarsızlaştırmak yoluyla bertaraf etmesine rağmen geniş toplum kesimlerinin kadar giden bir süreci yaşadık” diye belirtti.

    2024 Yerel seçimlerinin her ne kadar bu iktidar değişikliği olmasa gerek AKP’nin sandıkta ikinci parti durumuna düşmesi, iktidarda telaşa yol açtığını vurgulayan Can, İmamoğlu’nun tutuklanmasının toplumda infiale yol açtığını söyledi.

    “AKP’NİN İSTANBUL’A KAYYUM ATAMA FİRKRİNDEN VAZGEÇTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    AKP’nin kayyım atamasını 3 dönemdir HDP-DEM Parti üzerinden model olarak uygulandığını vurgulayan Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Ardından yavaş yavaş CHP ye doğru kaydırdılar. CHP artık ciddi bir rakip haline geldiği için terör suçlamasıyla da karşı karşıya bıraktılar. Fakat toplumsal direniş kabaran öfke karşısında geri adım attılar. Kayyum atamayı bugün başaramadılarsa da bundan vazgeçtiklerini düşünmüyorum. Türkiye’nin artık bu şekilde yönetilemez hale geldiği ortadadır.

    Toplumun artık buna rıza göstermeyeceğini, Türkiye açısından en hayırlısının bir erken seçimin kaçınılmaz olduğudur. Daha olumsuz toplumsal olaylar yaşanmadan demokratik süreçlerin yaşanarak bu sorunun içinden çıkarız diye düşünüyorum”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Nurettin Erdoğan: İmamoğlu’nun tutuklanması hukuksuz bir uygulamadır! VİDEO

    Nurettin Erdoğan: İmamoğlu’nun tutuklanması hukuksuz bir uygulamadır! VİDEO

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “İmamoğlu’nun anti- demokratik ve hukuksuz bir şekilde tutuklanması İstanbul’da yaşayan 16 milyon yurttaşın iradesinin ellerinden alınması demektir” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “‘suç örgütü yöneticisi olmak” kapsamında “yolsuzluk” suçundan başlattığı soruşturma kapsamında tutuklandı.

    İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor. HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “16 MİLYON İSTANBUL SEÇMENİNİN İRADESİ YOK SAYILIYOR”

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının elinden alınması sonra da gözaltına alınıp tutuklanmasının anti demokratik bir uygulama olduğunu belirten Erdoğan, “İstanbul Belediyesi’nin Avrupa’nın birçok devletten büyük nüfusu bir var. Kaybedilen bu belediyenin tekrar geri alınması için hukuksuz yollarla İstanbul’da yaşayan 16 milyonun hizmet hakkını ve iradesini elerinden almak demektir” diye belirtti.

    “SİYASAL İKTİDAR KENDİNDEN OLMAYAN HERKESE KARŞI”

    İktidarın kendine muhalif olan kim varsa hedef haline getirdiğini ifade eden Erdoğan, “Muhalif güçlere karşı yaptırım uygulaması ülkenin geleceği açısından gidişatını göstermektedir” dedi.

    İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanasının ülke ekonomisini derinden etkilediğine dikkat çeken Erdoğan, “Ülke ekonomisini, borsanın ne hale geldiğini, döviz kurlarının nasıl yükseldiğini gördük. Bunun ülke ekonomisi açısından rahatsız edici bir durum” şeklinde ifade etti.

    “TÜM ALINAN HAKLAR GERİ İADE EDİLSİN”

    Bir an önce ülkenin barışa ve huzura ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Ülkenin kendi iç işleyişine dönmesi ve iktidarın üzerine düşen görevlerini yerine getirilmesi gerekir. Anayasal haklar neyse anayasa neyi emrediyorsa onun yapılması ve hakları ihlal edilen kişilerin haklarının geri iade edilmesi gerekiyor” dedi.

    “İNSANLAR KENDİ HAKLARI İÇİN MEYDANLARDA”

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, konuşmasının devamında şunları belirtti.

    “Ülke genelinde insanları sokaklara döktüler. Bu ülkemiz için iyi bir şey değil. Burada yapılan halkın kendi iradesinin elinden alınması, gasp edilmesidir. Bunun için herkes kendi hakkını aramak ve almak için mücadeleyi vermektedir. Umarız sorunlar çözülür ve en kısa zamanda da ülkemiz daha huzurlu günlere kavuşur.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Aslan Uzun Tahliye Edildi: Savcılığa verdiği dilekçe nedeniyle gözaltına alınmıştı

    Aslan Uzun Tahliye Edildi: Savcılığa verdiği dilekçe nedeniyle gözaltına alınmıştı

    PİRHA- İstanbul’da, Suriye’deki Alevi toplumuna yönelik işlenen insanlık suçlarının soruşturulması ve failler hakkında kamu davası açılması talebiyle savcılığa dilekçe veren HBVAKV Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından tahliye edildi.

    İstanbul’da, Suriye’deki Alevi toplumuna yönelik işlenen insanlık suçlarının soruşturulması ve failler hakkında kamu davası açılması talebiyle İstanbul Savcılığı’na dilekçe veren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından tahliye edildi.

    Aslan Uzun, Suriye’deki Alevi toplumuna yönelik soykırım, işkence, toplu katliam, tecavüz, zorla kaybetme ve zorla yerinden edilme gibi suçların araştırılması ve faillerin yargılanması talebiyle savcılığa başvuruda bulunmuştu. Ancak, Uzun’un bu başvurusunun ardından “halkı kin ve düşmanlığa sevk etme” suçlamasıyla gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun gözaltına alındı!

    Colani hakkında suç duyurusunda bulunan Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun tutuklandı!-VİDEO

  • Colani hakkında suç duyurusunda bulunan Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun tutuklandı!-VİDEO

    Colani hakkında suç duyurusunda bulunan Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun tutuklandı!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’deki Alevi katliamına ilişkin suç duyurusunda bulunduğu için gözaltına alınan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun hakkında tutuklama kararı verildi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, 19 Mart’ta, Küçükçekmece Adliyesinde Colani hakkında suç duyurusunda bulunduğu için gözaltına alınmıştı.
    Alevilere dönük saldırılara ilişkin ülke genelindeki tüm HBVAKV şubeleri, 19 Mart’ta, eşzamanlı suç duyurusunda bulunacaktı ancak yaşananlar sebebiyle planlama başka bir tarihe ertelendi.

    Savcılığın talimatıyla gözaltına alınan HBVAKV Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, Suriye’deki Alevi toplumuna yönelik soykırım, işkence, insanlığa karşı suçların soruşturulmasını talep etmişti. “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten” gözaltına alınan Uzun, bugün Küçükçekmece Adliyesi’nde hakim karşısına çıkarıldı. Uzun hakkında tutuklama kararı verildi.

    “KATİLİN YARGILANMASI GEREKİRKEN ARKADAŞIMIZ YARGILANIYOR”

    HBVAKV şubeleri ve çok sayıda Alevi kurum yöneticisi, tutuklama kararı ardından adliye önünde basın açıklaması yaptı.
    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, tutuklama kararına ilişkin “Yaptığımız suç duyurusuna istinaden Yeşilkent Cemevi başkanımız Aslan Uzun, dünden beri gözaltındaydı. Gerekçe ise Suriye’de Alevilere yönelik katliamla ilgili cumhuriyet savcılığına bir suç duyurusunda bulunduk, bu suç duyurusuna istinaden katilin yargılanması gerekirken arkadaşımız yargılanıyor. Çok çok üzgünüm. Şunu belirtmek istiyorum; Türkiye’deki bütün Aleviler, binlerce dilekçe ile savcılığa başvuracaktır. Alevi örgütlerinin genel başkanları ve şube başkanlarını İstanbul Yeşilkent Cemevi’ne davet ediyorum” dedi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da Aslan Uzun’un duruşmasında yer aldı. Fırat, tutuklama kararına ilişkin “Bütün yurttaşlarımızı Yeşilkent Cemevine bekliyorum. Coloni’nin katil olduğunu her yerde sürekli söyleyeceğiz. Binlerce dilekçe vereceğiz, birileri de bizleri sürekli bu şekilde tutuklasınlar” diyerek tepkisini dile getirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Can: Kürt sorununun çözülmesinde herkes rolünü oynamalı! VİDEO

    Can: Kürt sorununun çözülmesinde herkes rolünü oynamalı! VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının önemli olduğunu vurgulayarak, “Bunun yanında MHP’nin bu işe çok istekli görünüyor olmasına karşın cumhurbaşkanının ayak sürüyor olması düşündürücü. CHP’nin ise ‘bu iş Meclis’te halledilmelidir’ diye açıklama yapması barışa doğru gittiğimizi gösteren bir durumdur. Aynı zamanda çok hassas davranılması gereken bir meseledir” dedi.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıya ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, PİRHA’ya açıklamada bulundu.

    KÜRT SORUNU BU ÜLKENİN EN CAN ALICI SORUNUDUR”

    Kürt sorununun son 50 yılın en can alıcı mevzusu olduğunu, çözümüne ilişkin tartışma ve görüşmelerin de herkesi ilgilendirdiğini belirten Can, “Kürt sorunu çok boyutlu bir mesele haline geldi. Bir ayağı Suriye bir ayağı Kuzey Irak bir ayağı da Türkiye’nin kendi içi. Her şeyden önce böyle bir sorunun çözüm noktasına gidiyor olması kimden gelirse gelsin bu çok olumlu bir şey. Çünkü bu bizim hayatımızı, bu coğrafyada yaşayacak olan bütün kesimlerin hayatını kolaylaştıracaktır. Barışı yeniden tesis etme anlamında çok ciddi bir aşama olacaktır” diye ifade etti.

    “KÜRT SORUNUN ÇÖZÜLMESİNDE MHP OLUMLU AKP İSE AYAK SÜRÜYOR”

    Geldiğimiz noktada Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının PKK’de karşılık bulmasının önemli olduğunun altını çizen Can, “Bunun yanında MHP’nin bu işe çok istekli görünüyor olmasına karşın cumhurbaşkanının ayak sürüyor olması düşündürücü. CHP’nin ise ‘bu iş mecliste halledilmelidir’ diye açıklama yapması barışa doğru gittiğimizi gösteren bir durumdur. Aynı zamanda çok hassas davranılması gereken bir meseledir” dedi.

    Bir öncesi barış sürecinde masanın devrildiği gibi yeniden devrilebilecek kaygısı yaşadığını vurgulayan Can, “İnşallah bu gerçekleşmez. Ama ben burada MHP’nin bu işin olurundan yana tavır takındığını ve AKP ile burada bir ayrışma yaşadığını düşünüyorum. Önümüzdeki dönem bizim iç siyasetimizde bir MHP-AKP kırılmasına yol açabilir diye düşünüyorum.  Cumhurbaşkanının kendi iktidar sürecini uzatmaktan yana olmasından kaynaklı bir kırılma yaşanacak” şeklinde ifade etti.

    “SURİYEDE DEMOKRATİK BİR ANAYASA İÇİN SDG GÜÇLERİNİN TAVRI BELİRLEYİCİ OLACAKTIR”

    HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Suriye’deki gelişmelere dair de değerlendirmede bulundu.

    Kürtlerin Suriye’de demokratik laik bir anayasanın çıkmasında tavizsiz bir duruş göstermelerinin belirleyici olacağına işaret eden Can, “Çünkü HTŞ’nin böyle bir duruşu göstermeyeceği geçmişinden belli. Ajandalarında selefi bir ‘İslam Devleti’ oluşturmaktan yana olduğunu net olarak görüyoruz. Dolayısıyla bunu baskılayacak olan özellikle SDG’dir” dedi.

    Suriye’de demokratik bir anayasanın tesis edebilmesi, halkların kendi gelecekleri açısından çok önemli olduğunun altını çizen HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Tarihten dersler çıkararak Suriye’nin bütün kardeş halkların bir arada yaşayabileceği, demokratik bir anayasa çerçevesinde devletin yeniden yapılandırılıacağı bir sürece evrilmesi önemli.”

    CEBRAİL ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Can: Adalet Nöbeti daha geniş kitlelere mal edilebilirdi-VİDEO

    Can: Adalet Nöbeti daha geniş kitlelere mal edilebilirdi-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine karşı PSAKD Genel Merkezi’nin başlatmış olduğu ‘Adalet Nöbeti’ne ilişkin konuşan HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, evrensel hukukta insanlık suçlarının zaman aşımına uğramayacağı yönünde kararı olduğunu hatırlatarak, ‘Adalet Nöbeti’nin daha geniş kesimlere yayılması gerektiğini belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek, 33 gün boyunca sürecek ‘Adalet Nöbeti’ kararı almıştı.

    1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “KATİLLER TEK TEK BIRAKILIYOR”

    Zeynel Can, ülkede bir cezasızlık hukukunun olduğunu belirterek, “Nedir cezasızlık hali? Biri bir düşünce açıklamış aylarca hapiste kalıyor. Sen misin bunu söyleyen böyle eleştiren gel bakalım şuraya hadi bakalım 3 ay 5 ay 6 ay yok bir taraftan kameralarda gözümüzle görüyoruz sokak ortasında bir kadını öldüresiye döven adam efendim adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor” diye konuştu.

    “HUKUKÇU OLMAYA GEREK YOK HERKES GERÇEĞİ GÖRÜYOR”

    Sivas katliamı sanıklarının salıverilmelerinin daha öncesinden altyapısının hazırlandığını aktaran Can,  “Sayın Cumhurbaşkanı yıllar önce başbakanken bu davanın zaman aşımına uğramasını ‘memlekette hayırlı olsun’ demişti. Bu tabii bütün bu katliamın mağdurlarını ve bu katliamdan dolayı vicdanı sızlayan bütün dünya kamuoyunun çok üzmüştü. Sevinçli bir haberi kutlarcasına bir açıklamaydı. Çünkü bu memleketin hayrına olan bir şey değildi bir insanlık suçunun zaman aşımına uğratılması hikayesiydi” diye ifade etti.

    “ULUSLARARASI HUKUK GEREĞİ İNSANLIK SUÇLARI İŞLEMİŞ OLANLAR ZAMAN AŞIMINA UĞRAMAZ

    Bu yaşananlar karşısında hukukun bilinmesine gerek olmadığına dikkat çeken Can, “Evrensel olarak insanlık suçunun zaman aşımına uğramayacağı yönünde bir karar var ve bu böyle uygulanmaktadır. Ama maalesef bizde zaman aşımı olmaktadır. Bugün gelinen aşamada ağır müebbet hapis cezası almış insanların ömür boyu hapiste geçirmeleri gerekirken anayasa mahkemesinin kararıyla serbest bırakıldılar” diyerek tepki gösterdi.

    “MADIMAK KATLİAMI ÇOK ÖNCEDEN PLANLANAN BİR GİRİŞİMDİR”

    Madımak katliamının günlerce provalarının yapıldığı belirten Can, “Bütün kanıtlarına rağmen işi kitabına uydurdular. Hukukun herkese eşit bir şekilde uygulanmasının ülkemize tekrar geri geleceğine inanmıyor ancak bu iktidarın değişimiyle olabileceği düşüncesini giderek bizde güçlendirmektedir” dedi.

    HBVAKV olarak PSAKD’nin ‘Adalet Nöbeti’ kararını saygı ile karşıladıklarını dile getiren Can, şunları ifade etti:

    “Bu tür etkinliklerde daha geniş kitlelere mal etmek daha geniş anlamda protestoya dönüştürmek Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin görevi olmalı ve öncülüğünü yapmalı. Bu anlamda bugün yapılanın daha geniş bir çerçevede ele almak lazım. Nöbet tutma eylemini sadece Pir Sultan şubelerinde yapmaya karar vermişler buna da saygı göstermekle beraber daha geniş bir kapsamda düşünülebilir miydi? Evet düşünülebilirdi. Ama bunun da ilerde aşılabileceğini düşünüyorum. Bu katliamın zaten unutulması,unutturulması mümkün değil.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    r