Etiket: hdk

  • DAD’tan tutuklamalara tepki: HDK bizim de mücadelemizdir!

    DAD’tan tutuklamalara tepki: HDK bizim de mücadelemizdir!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), HDK’ye dönük operasyonda yaşanan gözaltı ve tutuklamalara dair açıklama yaptı. Açıklamada, ” Barış, birlikte ortak yaşam, demokratik anayasal  mücadelenin kazanılması ile çözüme kavuşacaktır.  Hakların Demokratik Kongresi’nin mücadelesi bizim de mücadelemizdir” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri  (DAD), Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik soruşturma kapsamında yaşanan gözaltı ve tutuklamalara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    2011 yılında kurulan HDK’nin yaptıklarını açık ve şeffaf bir şekilde toplumda paylaşan, onlarca kurumsal bileşenden oluşan bir yapı olduğu belirtilen açıklamada, HDK’nin demokrasi, eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesiyle toplumun karşılık gördüğü ifade edildi.

    Barış çağrılarına savaş, kayyum atamaları ve tutuklamalarla karşılık verilmesinin barış ikliminin oluşmasına ciddi zarar verildiğine vurgu yapılan DAD açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “HDK, BARIŞ MÜCADELESİYLE TOPLUMDA HAK ETTİĞİ YERİ KAZANMIŞTIR”

    “2011 yılında kurulan HDK, yaptığını ve yapacağını açık ve şeffaf bir şekilde toplumda paylaşan, onlarca  kurumsal bileşenden oluşan bir yapıdır. Yaptığı ve yapacaklarıyla demokrasi, eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesiyle toplumun zihninde hak ettiği yeri almıştır.

    Tüm halkları ve inançları esas alan, emek, demokrasi, eşitlik adalet temelli, toplumun tüm dinamiklerini ülkenin demokratikleşmesi adına harekete geçiren, yüz yıllık çözülmeyen  çözdürülmeyen Kürt meselesi gerçeği ile inançların asimilasyon ve baskıdan kurtarılması gerçeğini demokratikleşmenin asıl engelini oluşturduğunu gündemine alarak, çözümünü üreten, kadın, emek, ekoloji, siyaset alanına perspektifler sunan yapısıyla demokrasi mücadelesinin yüz akı olmuştur.

    İçinde geçtiğimiz günlerde de onlarca yıldır süren, kendi yurttaşlarıyla savaşa neden olan, Kürt sorununun demokratik zeminden tartışılarak çözüme evrilmesi sürecinin başlaması, demokrasinin önünün açılması olanağı ortaya çıkmıştır.

    “BU UYGULAMALAR BARIŞ TARAFLARINI GÜVENSİZLİĞE SEVK EDİYOR”

    Halkların Demokratik Kongresi ilk elden sorumluluk alarak imza kampanyaları, paneller, konferanslar, halk buluşmalarıyla toplumun gündemine barışı güçlü bir şekilde taşımıştır.

    Devlet kanadından gelen barış çağrısına hassasiyetle sarılan, Halkların Demokratik Kongresi onurlu, eşit, özgür, demokratik  çözüm esaslı, anayasal bir zemine  taşıma çabasında gereğini yerine getirmiş, toplumda da karşılık bulmuştur.

    Bir yandan barış çağrısı, bir yandan atanan onlarca kayyuma ek olarak, direnen Van’a kayyum atamak, Kürt halk iradesini yok saymak, batıda gerçekleşen kent uzlaşısını kriminalize etmek, en doğal olan anayasal haklarını kullanıp aday olup seçmek seçilmek hakkını terör ile yaftalayıp tutuklamak, oluşturulmak istenen barış iklimine uygun düşmüyor.

    Aynı zamanda nerede ki Kürtler yaşıyor, sınır dışı operasyonlarla onların demokratik yaşam alanları yok edilmeye çalışılıyor. Bu uygulamaları artırarak devam etmek barış taraftarlarını da ciddi güvensizliğe sevk ediyor.

    “BARIŞ İKLİMİNE CİDDİ ZARAR VERMEKTEDİR”

    Elbette zordur barışı inşa etmek. Savaştan bile zordur. Bunca yıldır teklik ve inkar üzerine inşa edilmiş bir yapının, Kürt varlığını, farklı etnik yapıların varlığını, farklı inançların varlığını kabullenmesi. Çok emek ister, samimiyet ister. Halkların Demokratik Kongresi bu emekten kaçınmayandır. Bu samimiyeti gösterendir.

    Barış çağrısı yapanların bu anlamıyla emek vermeyip, Savaşı körükleyip, kayyum atamalarına devam etmek, yoğun tutuklamalar yapmak, tutuklananları mahkumiyetle cezalandırmak, hukuku demokrasi arayanların tepesinde bir sopa gibi tutmak, barış ikliminin oluşmasına ciddi zarar vermektedir.

    “HDK MÜCADELESİ BİZİM DE MÜCADELEMİZDİR”

    Tüm toplumsal kesimlerin halkın emeğinden kesilerek oluşturulan devlet bütçesinin, inkar ve imhaya dayalı savaş için kullanılması toplumu felakete sürüklemektedir. Yoksullaştık, eğitimsizleştik. Eşitlikten, adaletten, gelecekten, demokrasiden, özgürlükten, güzel olan her şeyden uzaklaştık. İnsanlığa  hiçbir katkısı olmayan birbirini yok sayma ve inkarına dayalı bu savaşın son bulmasını istiyoruz. HDK gibi.

    Bizler bu ülkede  her kimlik ve inancın özgür, eşit, adil, demokratik anayasal bir düzende yaşamasını isterken, komşularımızla da aynı düzlemde barış içinde yaşamanın mücadelesini veriyoruz.

    İstiyor ve biliyoruz ki; gerici eğitimin, adaletsiz yargının, talan edilen doğanın, katledilen kadınların, suistimal edilen çocukların, yoksulluğumuzun nedenleri; barış, birlikte ortak yaşam, demokratik anayasal  mücadelenin kazanılması ile çözüme kavuşacaktır.  Hakların Demokratik Kongresi’nin mücadelesi bizim de mücadelemizdir. HDK biziz! Biz HDK’liyiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • HDK soruşturmasında 30 kişi tutuklandı

    HDK soruşturmasında 30 kişi tutuklandı

    PİRHA-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDK’ye dönük başlattığı soruşturma kapsamında 30 kişi tutuklandı, 13 kişi ev hapsiyle 8 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) dönük başlattığı soruşturma kapsamında 18 Ocak’ta 10 ilde yapılan ev baskınlarında aralarında gazeteci, sendikacı, sanatçı ve siyasetçilerin de olduğu 51 kişi “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alındı. Gözaltına alınan 51 kişi, sabah saatlerinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından savcılık ifadeleri için Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Savcılık, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 51 kişiden 16’sını adli kontrolle serbest bırakılması, 35 kişiyi ise tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti.

    Ev hapsi talebiyle sevk edilen 13 kişiye hakimlik, “örgüt üyeliği iddiasıyla ev hapsi, adli kontrol talebiyle sevk edilen 3 kişiye adli kontrol uygulayarak serbest bıraktı. Hakimlik 30 kişinin tutuklanmasına karar verdi. Tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edilen 5 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.  Tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilip adli kontrol şartıyla serbest bırakılan isimler şöyle: “Duygu Karadayı, Filiz Çay, Mürvet Hande Bultan Öz, Şenol Karakaş ve Gülsüm Ağaoğlu.”

    TUTUKLANAN İSİMLER

    Tutuklananların isimleri şöyle: “Atilla Özdoğan, Ece Yılmaz Karabacak, Özlem Feza Sezer, Yakup Kadri Karabacak, Aynur Cengiz, Ayşe Bengi Çelik, Dilek Posl, Erkin Barın Göylüler, Kardelen Taş, Melek Kızılocak, Şengül Erdoğan, Ayşe Panuş, Gazeteci Elif Akgül, İlknur Melengeç, Mehmet Saltoğlu, Gazeteci Ercüment Akdeniz, İbrahim Halit Elçi, Yıldız Tar, Zeyfu Fakir, Alya Akkuş, HDK Genel Meclis üyesi Esengül Demir, Melih Kayhan Pala, HDK Genel Meclis üyesi Osman Zorba, Pınar Aydınlar, Saime Oğuzhan, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros Durmuş, Semiha Şahin, Berfin Azdal, Ahmet Saymadi, Emrecan Bayram.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi: Hep birlikte ördüğünüz duvarın önünde duracağız-VİDEO

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi: Hep birlikte ördüğünüz duvarın önünde duracağız-VİDEO

    PİRHA-Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, HDK’ye dönük gözaltılara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “İfade özgürlüğü, demokratik haklar, eşit yurttaşlık, sansürsüz sanat, arzuların özgürlüğü, hatta sıradan bir gün talebi bile, şimdi savcıların iddianamelerinde” denildi.

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında gözaltına alınanlara dair Ankara, İzmir ve Mersin’de açıklama yaptı.

    ANKARA

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, Anadolu Müzik Kültürleri Derneği’nde açıklama yaptı.

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi adına açıklamayı Sevinç Koçak okudu.

    “İNSANLAR KİMSEYİ İKNA ETMEYEN GEREKÇELERLE İÇERİDE”

    Adalet istemenin günah, başka türlü düşünmenin ise sisteme şirk koşmak olduğu bir yerdeyiz” diyen Sevinç Koçak şunları söyledi:

    “Karanlık bir yolda uzun yürümüş olanlar, hava diye çoğu zaman endişe soluyanlar, varoluş hakkı, dili elinden alınanlar, ölesiye çalışıp yine de barınak ve yiyecek bulamayanlar, çocuklarına öğün diye utançlarını koyanlar; zulüm kelimesinin bütün yan anlamlarını ezberleyen şairler, sadece işini yaptığı için susturulan sinemacılar, gazeteciler, tiyatrocular ve  yasaklı kitapların başında nöbet tutan yazarlar; evleri başlarına yıkılanlar, bir parça huzur için bir ömür harcamış olanlar, sizler, sistemin kara deliğine itilmiş olanlar, hiç gün yüzü görmeden ölen insanlar, hepinize, hepimize bir hayat borçlu onlar.

    İnsanca yaşamak istiyoruz demenin suça havale edildiği sisli bir yoldayız şimdi. Bir suça yatıyoruz akşam diye, bir suça uyanıyoruz her gün sabah diye. Artık saymak istemediğimiz kadar çok insan, kimseyi ikna etmeyen gerekçelerle içeride.”

    “SIRADAN BİR GÜN TALEBİ BİLE, ŞİMDİ SAVCILARIN İDDİANAMELERİNDE”

    Ortak mücadelenin altını çizen Koçak, herkesi mücadeleye çağırdı.

    İZMİR

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, İzmir Dayanışma Akademisi’nde basın açıklaması yaptı. İfade özgürlüğü, demokratik haklar, eşit yurttaşlık, sansürsüz sanat, arzuların özgürlüğü, hatta sıradan bir gün talebi bile, şimdi savcıların iddianamelerinde olduğunun altını çizen Arzu Filiz Güngör, şunları ifade etti:

    “Bizim hayat diye düşlediğimiz her şey şimdi, dikenli tel gibi ülkeye gerilmiş bir cadı avının kafesinde. Pencerelere perde diye korku asıyorlar, şiddeti gündelik hale getirerek herkesi, yalnız ve çaresiz olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Yalnız değiliz diyoruz onlara, dosyalarınızdaki suçlamalar, kar gibi eriyecek bir gün hakikatin güneşi düştüğünde üzerine ve biz, yeni bir ortaklığın yolunu bulacağız. Kış güneşleri bıktı sizden, sesini seslerine katacağımız insanlarla yeniden kuracağız mevsimleri. Korku, sizin kalbinize kazınsın, biz filmini yapıp, oyunlarını yazacağız bu günlerin, çaresizlik, zalimin hanesine yazılsın, biz, kimsenin nefret suçu işlemediği bir ikindi vaktinin şiirini yazacağız, umut hakkı ihlalinin nelere yol açtığını herkese bağıracağız… Kaldırımlardaki çatlaklarda büyüyor otlar, suçlamalarınızla lekelenmemiş bir rüzgâr uzaktan geliyor, çağırırsak buraya toplanır arkadaşlar, hep birlikte ördüğünüz duvarın önünde duracağız. Çağırırsak gelecek arkadaşlar, arkadaşlar çağırıyoruz, gecikmeyin.”

    MERSİN

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, Mersin’de de açıklama yaptı. Sanatolia Kültür Merkezi’nde yapılan açıklamayı yazar Adil Okay okudu. Okay, “İnsanca yaşamak istiyoruz demenin suça havale edildiği sisli bir yoldayız şimdi. ış güneşleri bıktı sizden, sesini seslerine katacağımız insanlarla yeniden kuracağız mevsimleri. Korku, sizin kalbinize kazınsın, biz filmini yapıp, oyunlarını yazacağız bu günlerin, çaresizlik, zalimin hanesine yazılsın, biz, kimsenin nefret suçu işlemediği bir ikindi vaktinin şiirini yazacağız, umut hakkı ihlalinin nelere yol açtığını herkese bağıracağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA-İZMİR-MERSİN

  • Barış Vakfı: Siyasal operasyonlar durmalı, barışa gerçek bir şans tanınmalıdır

    Barış Vakfı: Siyasal operasyonlar durmalı, barışa gerçek bir şans tanınmalıdır

    PİRHA – Barış Vakfı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 10 ilde 52 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptı. 1 Ekim’de başlayan müzakere sürecine de vurgu yapılan açıklamada “Olup bitenler, demokratik muhalefeti susturmak amaçlı yargı kapanı, ‘sürecin’ ya akamete uğratılmak istendiğini ya da bunu amaçlayanların harekete geçtiğini akıllara getirmektedir” denildi.

    Barış Vakfı, sol sosyalist partilerle birlikte Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik gözaltı operasyonlarına dair yazılı açıklama paylaştı.

    “Siyasi operasyonlara son verilsin” başlığıyla yapılan açıklamada, PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan gelecek çağrıya işaret edilerek “Bu gelişmelerin Kürt çatışmasını bitirmek için yapılan sevindirici hazırlıkların bir sonucu olduğu açık. Umut verici ve toplumun büyük çoğunluğunun ‘temkinli bir iyimserlikle’ takip ettiği gelişmeler bunlar. 1 Ekim 2024’te başlayan sürecin başarıya ulaşmasının toplumun temkinli iyimserliğini güçlendirici, toplumsal güveni artırıcı politika ve uygulamalarla mümkün olacağı çok açıkken, diğer yandan tam aksi politika ve uygulamaların artırılarak sürdürülmesi toplumda güvensizliğin derinleşmesine neden olmaktadır” denildi.

    “MUHALEFETİ SUSTURMAK AMAÇLI YARGI KAPANI”

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen operasyonda, Barış Vakfı’nın kurucularından avukat Nurcan Kaya’nın da gözaltına alındığı kaydedildi. Açıklamada, “Barış çalışmalarında birlikte olduğumuz çok sayıda kişinin gözaltına alınmış olması, süreç açısından ciddi ölçüde kaygı vericidir. Son dönemde artan kayyım atamaları, gazeteci, siyasetçi, belediye başkanları tutuklamaları, çeşitli soruşturmalar gibi gelişmelerle de birlikte düşünüldüğünde, olup bitenler, demokratik muhalefeti susturmak amaçlı yargı kapanı, ‘sürecin’ ya akamete uğratılmak istendiğini ya da bunu amaçlayanların harekete geçtiğini akıllara getirmektedir” denildi.

    “SİYASETÇİLER ZAMAN GEÇİRİLMEDEN SERBEST BIRAKILMALI”

    Açıklamanın devamında operasyonların bir an önce durdurulması gerektiğine vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “Silahların devre dışı çıkarılması çalışmalarının birçok alanda politika değişikliğine yol açması kaçınılmazdır. Ancak bunların olmazsa olmazı, demokratik siyaset zemininin güçlendirilmesi, genişletilmesi ve silah bırakanların demokratik toplumsal yaşamda özgürce yer almalarını sağlayacak yasal, hukuksal güvencelerin sağlanmasıdır. Türkiye’nin bugün bu önlemlere ihtiyacı vardır. HDK’ye yönelik siyasal operasyonlar bir an önce durdurulmalı, gözaltına alınan, tutuklanan barış savunucuları, demokratik siyasetçiler zaman geçirilmeden serbest bırakılmalıdır. Silahlara vedanın önü kesilmemeli, barışa gerçek bir şans tanınmalıdır. Bilinsin ki barış gücü haklılığındandır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ali Kenanoğlu: Toplumsal muhalefeti bir bütün olarak susturmaya yönelik bir operasyon!

    Ali Kenanoğlu: Toplumsal muhalefeti bir bütün olarak susturmaya yönelik bir operasyon!

    PİRHA – 10 ilde sabah saatlerinde yapılan polis baskınlarında en az 52 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında DEM Parti, EMEP üye ve yöneticilerinin yanı sıra gazeteci ve sanatçılar da bulunuyor. HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, yaptığı açıklamada “Şu an aktif olarak HDK’de görev yapan 3 ya da 4 kişi var. Bunu bir ‘HDK Operasyonu’ olarak görmek doğru değil. Toplumsal muhalefeti bir bütün olarak susturmaya yönelik bir operasyon gibi gözüküyor” dedi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, 60 şüpheliye yönelik 10 ilde operasyon yapıldı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan, operasyona dair yapılan açıklamada “Yürütülmekte olan soruşturmada ele geçirilen örgütsel arşivlere göre HDK yapılanmasında İstanbul ilinde faaliyet gösterdiği tespit edilen şahısların deşifre edilmesine yönelik olarak İstanbul ve (9) farklı ilde (60) şüpheliye yönelik 18/02/2025 saat: 06.00 itibariyle eş zamanlı yakalama, gözaltı, arama ve elkoyma icrası kapsamında bu zamana kadar (52) şüpheli gözaltına alınmış olup diğerleri firari konumdadır. Şüphelilerin ikamet ve işylerinde arama işlemleri ile firari şüphelilerin yakalanması çalışmalarına devam etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

    “TOPLUMSAL MUHALEFETİ BİR BÜTÜN OLARAK SUSTURMAYA YÖNELİK BİR OPERASYON GİBİ GÖZÜKÜYOR”

    Gözaltı operasyonuna dair Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, PİRHA’ya konuştu. Kenanoğlu, “Alınanlar arasında şu an aktif olarak HDK’de görev yapan 3 ya da 4 kişi var. Bunu bir ‘HDK Operasyonu’ olarak görmek doğru değil” dedi. Ali Kenanoğlu, şu açıklamayı yaptı:

    “Gözaltılara baktığımızda sadece HDK değil; gazeteci, siyasetçi, müzisyen gibi HDK içerisinde aktif rol almamış çok sayıda isim de var. Dolayısıyla geniş bir yelpazeyi kapsayan bir operasyon. Uzun zamandır toplumun farklı kesimlerini susturmaya yönelik bir operasyon dalgası yürütülüyor. Bu da onlardan birisi. Şu anda her alana yönelik böyle baskılar var. Cumhuriyet Halk Partisi’nden tutun sağ partileri ve sol-sosyal partiler de zaten her zaman hedefteydi. HDK’li olmayan isimlerin de alındıklarını görünce bunu bir HDK operasyonu değil de geniş bir operasyon olarak değerlendiriyorum.

    Toplumsal muhalefeti bir bütün olarak susturmaya, kendilerine göre dikensiz bir gül bahçesi oluşturmaya yönelik, hukuksuzluklarını, kural tanımaz, yasa tanımaz tutum ve yönetim anlayışlarını oturtmaya, kimsenin buna itiraz etmesini engellemeye yönelik bir operasyon gibi gözüküyor. Uzun zamandır siyasetin içerisinde olmayanlar da bu gözaltılar içerisinde var. İlginç olan, 10 yıl öncesine dayanan bir operasyondan bahsediliyor. Son zamanlarda yapılan operasyonların hepsi 10 yıl öncesinin operasyonları olmaya başladı. Sonuç olarak bizler de bu antidemokratik uygulamalar karşısında görevimizi, mücadelemizi sürdüreceğiz. Demokrasinin yanında olmaya, halkın muhalefet hakkını ve bu tip anti demokratik uygulamalara karşı tutumumuzu almaya devam ediyoruz. Bu anlamıyla yapılan operasyonları kınıyoruz.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Sanatçı Pınar Aydınlar’ında aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı

    Sanatçı Pınar Aydınlar’ında aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Sabah saatlerinde İstanbul ve Ankara’da yapılan ev baskınlarında gazeteciler Ercüment Akdeniz ile Yıldız Tar, sanatçı Pınar Aydınlar, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, SYKP ve HDK üyesi çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    İstanbul’da merkezli bir 10 ilde yapılan operasyon kapsamında sabah saatlerinde çok sayıda eve baskın düzenlendi. Baskınlarda aralarında Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM), Emek Partisi (EMEP), Devrimci Parti, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Yeşil Sol Parti üyesi birçok kişi gözaltına alındı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, operasyonun HDK’ye yönelik yapıldığı belirtilerek, soruşturma kapsamında 10 ilde 60 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, operasyonda şu ana kadar 52 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    Gözaltına alınanlardan ismi öğrenilenler şöyle:

    Aynur Cengiz, Melih Kayhan Pala, Esengül Demir, Sema Barbaros, Mustafa Mayda, Mehmet Turp, Semiha Şahin, Atilla Özdoğan, Erkin Barın Göylüler, Hacı Aslan; DEM Parti Iğdır İl Eşbaşkanı Alya Akkuş, Halit Elçi, Mehmet Saltoğlu, Ahmet Saymadi, gazeteciler Yıldız Tar, Ercüment Akdeniz, Ender İmrek, Elif Akgül ve Ressam Taner Güven, sanatçı Pınar Aydınlar.

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, gözaltılara tepki göstererek şunları ifade etti:

    “Bir gece yarısı operasyonu ile İstanbul İl Başkanımız, Güngören ilçe başkanımız, yönetici ve üyelerimizin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bu hukuksuz ve keyfi tutumu kınıyoruz. Türkiye’yi adeta açık cezaevine dönüştürmek isteyen, tek adam iktidarı hedeflerine varamayacaktır. Faşizan uygulamalarla hak alma mücadelesine, sendikal haklara saldıran, sendika başkanlarını tutuklayan, seçilmiş belediye başkanını görevden alıp kayyım atayan bu anlayışa teslim olmayacağız ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Fırat: İktidar çözümden yana ise antidemokratik uygulamalardan vazgeçmeli-VİDEO

    Fırat: İktidar çözümden yana ise antidemokratik uygulamalardan vazgeçmeli-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “İstanbul’da CHP’li 9 belediyeye karşı yürütülen operasyonlarda Halkların Demokratik Kongresinin gerekçe gösterilmesi tam bir akıl tutulmasıdır. İktidar eğer bir çözümden yana ise bu antidemokratik uygulamadan bir an önce vazgeçmelidir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İstanbul’da CHP’li 9 belediyeye karşı yürütülen operasyonlarda Halkların Demokratik Kongresinin gerekçe gösterilmesine ilişkin Meclis’te konuştu.

    “HDK’NIN GEREKÇE GÖSTERİLMESİ TAM BİR AKIL TUTULMASI”

    İstanbul’da CHP’li 9 belediyeye karşı yürütülen operasyonlarda Halkların Demokratik Kongresinin gerekçe gösterilmesi tam bir akıl tutulmasıdır” diyen Celal Fırat şunları söyledi:

    “Kurulduğu günden bu yana demokrasi, özgürlük, eşitlik mücadelesi üreten HDK, halkların birliğini esas alan fikriyat üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Kimse buradan bir suç veya suçlu üretmeye kalkmasın.
    İktidar, barışa ve kardeşliğe ihtiyaç duyduğumuz bu kritik günlerde Van Belediyesine kayyum atama girişimiyle, bir yandan gazetecilere ve muhalif basına gözdağıyla bütün toplumu sindirmeye çalışmaktadır. Bu sabah da Ankara’da DEM PARTİ PM üyemiz sevgili Pakize Sinemillioğlu’nun da aralarında bulunduğu 8 arkadaşımız gözaltına alınmıştır. İktidar eğer bir çözümden yana ise bu antidemokratik uygulamadan bir an önce vazgeçmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • DAD: Halklar ve inançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir!

    DAD: Halklar ve inançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), İstanbul’da CHP’li belediye meclis üyelerinin gözaltına alınmasına ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesine tepki göstererek, “Verilen hapis cezaları, açılan soruşturmalar haksız hukuksuz ve keyfidir. Yok hükmündedir. Halklar ve İnançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir” dedi.

    İstanbul’da CHP yönetimindeki çok sayıda belediye hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında; Şişli Belediye Meclis üyesi Sinan Gökçe, Üskürdar Belediye Meclis üyesi Bülent Kaygun, Fatih Belediye Meclis üyesi Güzin Alparslan, Ataşehir Başkan Yardımcısı Livan Gür, Kartal Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Tuzla Belediye Meclis üyesi Hasan Özdemir, Beyoğlu Belediye Meclis üyesi Turabi Şen, Sancaktepe Belediye Meclis üyesi Elif Gül, Adalar Belediye Meclis üyesi Nesimi Aday ve İ.P. gözaltına alındı.

    Gün boyunca gözaltılara tepki yükselirken, gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi.

    Gözaltılara ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesine dair Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), açıklama yaptı.

    “YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Açıklamada şunlara yer verildi:

    “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yerel seçimlerde uygulanan “kent uzlaşı”sını kriminalize ederek, iki belediye başkan yardımcısı, yedi belediye meclis üyesi olmak üzere 10 kişiyi bu gece gözaltına aldı.
    Gün yoktur ki emek barış demokrasi insan hakları mücadelesi veren kesimlere yönelik baskılar , soruşturmalar devam devam etmesin. En demokratik hak talebinin baskı altına alındığı bir zamanda yaşıyoruz.
    Halkların ve inançların özgür, eşit ve barış içinde yaşaması için mücadele eden Hakların Demokratik Kongresine dönük soruşturmaya gerekçe üretmek, ayrıca Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesi, iktidarın kayyum politikasındaki ısrarını ve kararlılığını göstermektedir.

    Mevcut uygulamalar yürürlükteki anayasaya bile aykırıdır. Başka bir ifade ile kendi elleriyle anayasa ihlal ediliyor. Verilen hapis cezaları, açılan soruşturmalar haksız hukuksuz ve keyfidir. Yok hükmündedir. Halklar ve İnançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir. Bu topraklarda ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş mücadelesi durmayacaktır.
    Zaman sahipsiz,mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/DERSİM

  • HDK’nin ‘Çözüm barışta!’ konferansının sonuç bildirgesi yayınlandı: Herkes için kazanım olacak

    HDK’nin ‘Çözüm barışta!’ konferansının sonuç bildirgesi yayınlandı: Herkes için kazanım olacak

    PİRHA – Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) 8-9 Şubat’ta gerçekleştirdiği “Çözüm barışta!” konferansının sonuç bildirgesi yayınlandı. Barışın, toplumun büyük çoğunluğunun talebine dönüştürülmesi gerektiği vurgusu yapılan bildirgede “Suriye’de Kürtlerin ve Alevilerin uğradığı kanlı saldırılar, halkların eşitlik ve özgürlük temelinde ittifakının yakıcı ve ertelenmez bir ihtiyaca dönüştüğünü göstermiştir” denildi.

    HDK’nin 8-9 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirdiği “Halkların eşit ve özgür yaşamı yolunda çözüm barışta!” konferansının sonuç bildirgesi açıklandı.

    Yazılı yapılan açıklamada “Kürt sorununda demokratik çözümün sağlanması konusunda tüm halkların sorumluluğu olduğu vurgusu öne çıktı. HDK’nin sonuç bildirgesinde, barışı inşa etmenin yolunun “hakikatle yüzleşmekten” geçtiği belirtilirken şu cümlelere yer verildi:

    “Kürt sorununun kökleri imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecine dayanır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin belirleyici çelişkilerinden birini oluşturmaktadır. Kürtlerin özgürlük arayışını güvenlik sorunu olarak gören devlet aklına dayalı politikalar ve bunların karşısında toplumsal ittifaklarda yaşanan yetersizlikler, meseleyi inkâr-isyan- bastırma döngüsüne sıkıştırmaktadır. Bu döngü, tüm toplumsal ve insani ilişkileri, doğa varlıklarını ve kültürel birikimi başta Türk ve Kürt halkları olmak üzere tüm Türkiye ve Ortadoğu/Batı Asya halkları açısından taşınamayacak biçimde yıkım, çözülme ve çürümeye sürüklemiştir.

    Emperyalist sistemin doğasındaki savaş dinamiği, vekâlet savaşlarını topyekûn çatışmalara dönüştürmekte; doğrudan işgal ve sömürgeleştirme politikalarına ve Gazze soykırımının gösterdiği gibi evrensel hukuk referanslarının terk edilmesine ya da işlevsizleştirilmesine yöneltmektedir. Suriye’de Esad rejiminin yıkılmasının ardından Kürtlerin ve Alevilerin uğradığı kanlı saldırılar, küresel ve bölgesel güç çatışmalarının halklar arasında bir boğazlaşma tehdidi de barındırdığı mevcut durum, halkların eşitlik ve özgürlük temelinde ittifakının yakıcı ve ertelenmez bir ihtiyaca dönüştüğünü göstermiştir.

    Bu koşullarda toplumsal müzakere yolunu açabilecek, sorunun özneleri ve muhataplarıyla birlikte anılması ve tüm toplumsal öznelerin söz alması, olanakları yaratabilecek her gelişmenin, gerisinde hangi niyetler, getirdiği hangi zorluklar ve riskler olursa olsun onurlu bir barışa, adaletli bir ortak varoluşa yaklaşma amacıyla değerlendirilmelidir.

    Barış, halkların özgürlük mücadelesiyle kurulan bir gelecek mücadelesidir.

    ORTAK VATANDA DEMOKRATİK YAŞAM!

    Barışı inşa etmek için öncelikle onu örgütlemek, toplumsallaştırmak gerekmektedir. Gerek dünyada yaşanan barış deneyimleri gerekse de kendi yaşadığımız coğrafyadaki deneyimler göstermiştir ki tüm kesimlerin içerisinde yer almadığı durumlarda çözüm sekteye uğrayacaktır. Kürt sorununda demokratik çözümün sağlanması sadece Kürt halkının meselesi değildir. Bu coğrafyada yaşayan tüm halkların, kadınların, gençlerin, emekçilerin, yaşam alanı savunucularının, tüm ezilen ulusların ve inançların meselesi olmalıdır. Cumhuriyetin geçmiş yüzyılı bu toprakların en köklü sorunlarından biri olan Kürt sorununu inkâr ederek geçmiştir. Bu süreç imha ve inkâr politikaları ile savaşı körüklemekten başka bir şey getirmediği gibi bu coğrafya da tarifi olmayan acılara neden olmuştur.

    Bugün tarihi, onurlu bir barışı inşa etmenin yolu, geçmişle ve hakikatle yüzleşmekten; Kürt halkının varlığını, dilini, kültürünü yasal olarak kabul etmekten geçmektedir. İmha, inkâr, asimilasyon politikalarına son verilerek tüm halkların kendilerini özgür ve eşitçe ifade edeceği bir sistem inşa edilmelidir. Bu anlamıyla ortak vatanda demokratik yaşam, tüm halklar için bir kurtuluş modelidir. Demokratik cumhuriyet, tüm halkların ortak iradesiyle demokratik bir yönetimi inşa etmenin yoludur.

    KAZANIM ANCAK BİR EZİLENLER İTTİFAKIYLA SAĞLANABİLİR

    Halklar ittifakının sağlanması, Demokratik Cumhuriyet mücadelesi için elzem ve belirleyicidir. Farklı halkların, inançların ittifakının, bir arada demokratik bir yaşam bulduğu Kuzey ve Doğu Suriye özerk modeli, bunun en somut örneğidir. Halkların demokratik ittifakını oluşturmanın zorluklarının farkındayız ve bu zorlukları aşmanın yolunun da barışı daha fazla konuşmaktan ve örgütlemekten geçtiğini de çok iyi biliyoruz.

    Kürt halkının tarihsel önderi Abdullah Öcalan, 26 yıldır tutsak olduğu İmralı’da Kürt halkının özlemlerini ve mücadelesini de devlet ve toplum düzeyinde duyulan kaygıları da dikkate alarak geliştirdiği yaklaşım ve çözüm önerileriyle, benzersiz ve vazgeçilmez katkıda bulunacak konumdadır. Yalnızca insan hakları ve evrensel hukuka değil Türkiye Cumhuriyeti’nin mevzuatına bile aykırı olan tecrit uygulamasının derhal ve koşulsuz olarak kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının sağlanması zorunlu olduğu gibi müzakere niyetinin ciddiyeti ve sonuçların güvenilirliğinin de göstergesidir.

    Sürecin Kürt halkının tanınma, eşit yurttaşlık taleplerinin gerçekleşmesiyle sonuçlanmasının yalnızca Kürt halkı değil cumhuriyetin ezilen sınıf, cinsiyet ve kimlikler yararına demokratikleşmesini talep eden herkes için kazanım olacak, böylece halklar arasındaki ilişkiler egemenlerin yararlandığı bir savaşın gölgesinden, toplumsal mücadeleler sürekli savaş, sürekli istisna hali cenderesinden kurtulacaktır.

    Hiçbir emperyalist ya da bölgesel gücün, hiçbir ulus-devletin nihai çıkarları özgürlük ve eşitliğe dayalı adil bir barışta olmadığı için bu kazanım ancak bir ezilenler ittifakıyla sağlanabilir. Egemenlerin hesapları değiştiğinde müzakere zemininin ortadan kalkmasını da sürecin muhalif güçleri birbirinden uzaklaştırmak, ülke içinde otoriter, bölgede emperyalist ya da alt-emperyalist tasarımlar önündeki dirençleri zayıflatmak amacıyla kötüye kullanılmasını da Kürt halkını yalnız bırakmayarak, barış talebini tüm ezilenlerin, yani toplumun büyük çoğunluğunun talebine dönüştürerek önleyebiliriz. Bunun için diyalog ve müzakere hareketleri örgütleyebiliriz.

    Barışın adil, toplumsal, demokratik bir içerik kazanması, tüm demokratik mücadele güçlerinin barışın toplumsallaşması ödevini layıkıyla yüklenmesiyle mümkündür. Kürt barışı da ancak bu görevlerin başarıyla hayata geçirilmesi durumunda ezilenler ve halklar lehine tarihsel katkılar sunacaktır. Konferansımız, toplumsal muhalefetin Barışa dair rolünü oynayacağına olan inancını koruyor ve çağrısını yineliyor: HALKLARIN EŞİT VE ÖZGÜR YAŞAMI YOLUNDA, ÇÖZÜM BARIŞTA!”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDK’nin ‘Çözüm Barışta’ paneli başladı: Suriye halkları tedirginlik içerisinde-VİDEO

    HDK’nin ‘Çözüm Barışta’ paneli başladı: Suriye halkları tedirginlik içerisinde-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Kongresi’nin “Çözüm Barışta” panelinin ilk gününde “Barış yalnızca silahların susması değildir. Barış, hakların gasp edilen haklarını geri alınmasıdır” vurgusu yapıldı. HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Suriye’de devam eden Alevi katliamına da işaret ederek “Suriye halkları tedirginlik içerisinde” diye konuştu.

    Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) “Halkların eşit ve özgür yaşamı yolunda çözüm barışta” isimli iki günlük panelinin açılışı yapıldı.

    İstanbul’da bir otelde yapılan toplantıya, çok sayıda siyasetçi, akademisyen ve dünya genelinde barış müzakereleri konusunda deneyim sahibi isimler katıldı. Programın açılış konuşmasını HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş yaptı.

    “KÜRT SORUNU, SADECE KÜRLERİN SORUNU DEĞİLDİR”

    Kürt sorununun çözümü konusunda tüm yurttaşlara sorumluluk düştüğünü söyleyen HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Yaşadığımız coğrafya direnişin ve umudun yeridir. Yıkım yaratan bir anlayışa karşı alternatifleri burada tartışacağız. Savaş yerine halkların onurlu bir barışı nasıl kuracağımızı tartışacağız. Barışa giden yolu burada iki gün boyunca sizlerle birlikte değerlendiriyor olacağız. Konferansımızın en kritik başlıklarından birisi eşitlik ve Türkiye’nin demokratikleşme başlığıdır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e isyanlardan, müzakere süreçlerine, baskıdan direnişe kadar süren uzun bir mücadele.

    Her dönemde farklı biçimlerde ama aynı kararlılıkla süren bir hakikat var. Kürt halkı tanınmadan Türkiye’de gerçek bir demokrasinin inşası mümkün değildir. Kürt sorunu sadece Kürtlerin sorunu değildir, bu Türkiye’nin demokrasi ve hukuk sorunudur. Bütün Türkiye yurttaşlarının sorunudur. Demokrasi, ülkedeki herkes için tehlike altında. Kayyum politikaları demokrasiye bir hançer saplıyor. Demokratik bir Türkiye istiyorsak Kürt halkının mücadelesine görmezden gelemeyiz. Kürt halkı, tarih boyunca her zulme karşı ayakta kaldı ve kalmaya da devam edecek. Kürt halkı özgür olmadan Türkiye özgür olamaz. Peki bu sorun neden çözülmüyor, çözülmek istenmiyor? Oysa bu sorun güvenlik politikalarıyla değil, barışla çözülebilir.”

    “ALEVİLERİN KATLEDİLMESİ SURİYE’DE ÇOK KÜLTÜRLÜ İNANCIN GELECEĞİNİ TEHDİT EDİYOR”

    Barışın kazananı ve öncüsü olma konusunda kararlı olduklarını ifade eden Beştaş, “Özellikle Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar, Kürtler ve seküler yönetim isteyen Sünniler için Suriye’de büyük bir endişe hakim. Şeriat temelli yönetim anlayışı girişimleri bu nedenin altında yatıyor. Özellikle Arap Alevilere yönelik saldırı ve katliamların artması yeni bir şiddet dalgasının hayata geçirilmek istendiğini gösteriyor. Alevi köyleri yağmalanıyor ve toplu göçler yaratılıyor. Sistematik olarak hedef alınıyorlar. Bu durum aynı zamanda Suriye’de çok kültürlü bir inancın geleceğini de tehdit ediyor. Az önce haberin aldık, Gazeteci Aziz Köylüoğlu SİHA ile katledildi çok üzgünüz. Rojava tüm Ortadoğu halklarının ortak bir demokrasi modeli olarak tüm dünya halklarına da umut oldu. İyi ki kadın mücadelesi var. Eğer barışı toplumsallaştırmak istiyorsak bunu kadının eşit görülmesiyle sağlayabiliriz. Bütün bu süreçler bize şunu gösteriyor; Ortadoğu’da kalıcı barışın inşası ancak halkların kendi eliyle kurduğu adalet temelinde yükselen demokratik modellerle mümkündür” diye belirtti.

    “BARIŞ BİR LÜTÜF DEĞİLDİR, HALKLARIN EN DOĞAL HAKKIDIR”

    Barışın yalnızca silahların susması olmadığını aynı zamanda halkların gasp edilen haklarının geri alınması olduğunu vurgulayan Beştaş, “Barış bir lütuf değildir, halkların en doğal hakkıdır. Bugün barışın İmkansız olduğu algısına yıkmak zorundayız. Emperyalist müdahalelere karşı ortak mücadele ile güçlü bir halk mücadelesi ile güçlüdür. Gerçek barış halkların örgütlülüğü ile gelir. Bu konferans sadece bildirgeler yayınlayacak bir toplantı olarak biler açısından kalmamalı, halklara güç veren bir adıma dönüşmelidir. Barış masa başında yazılan bir anlaşma değildir. Kürt halkı, Filistin halkı direniyor. Umut barıştadır. Sayın Abdullah Öcalan tarafından ortaya konulan paradigma salt Kürtler için değildir. Tüm halkların ortak iradesiyle demokratik, ortak bir yaşamda var olmasını sağlayacak bir modeldir. Tarih, halkların direnişini yazmaya devam ediyor. Barış talebimiz için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KÜRTLERİN VARLIĞI YOK SAYILDI”

    Halkların Demokratik Kongresi’nin “Çözüm Barışta” panelin birinci bölümünde moderatörlüğü siyasetçi Filiz Kerestecioğlu yürüttü. Kürtlerin varlığının yok sayıldığını belirterek paneli açan Kerestecioğlu, “Devletin hakikati daima Kürdün iradesini görmeyen bir yerdeydi” diye belirtti.

    Panelin devamında Tarihçi yazar Namık Kemal Dinç, ‘Kürt sorununun ortaya çıkışı ve geçmişten günümüze tarihsel karakteri: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e; dinamikler, süreklilikler ve dönüşümler’ konusunda sunum yaptı.

    GENÇ: KÜRTLER ARTIK TEHDİT EDİLMEMEK İSTİYORLAR

    Panelin konuşmacılarından Sosyopolitik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç ise  “Baskıyla süregiden süreç, Cumhuriyetle beraber inkarın çok fazla öne çıkmaya başladığı bir dönem oldu” sözleriyle başladı. Genç, ‘İsyan ve direnişlerin aynasından Kürtlerin ulusal demokratik talepleri ve haklarının evrimi: Nereden nereye gelindi?’ başlığına dair şunları söyledi:

    “İlginçtir ki Kürtler, bağımsız bir devlet kurma amacıyla isyan etmiş görünüyor. 25 isyanın temelinde bu yok. Ulusal bir devlet fikri yoğun değildi. Temel taleplerin özerklik olduğunu görüyoruz. ‘Ülkeyi bölüyorlar’ söylemi doğruyu hiç yansıtmıyor. Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber Kürtler, tek devlet formuyla çok ciddi bir asimilasyona tabi oldular. Kürtlerin bağımsız bir devlet kurmasından korkan devlet, uygulamalarıyla; iki hukuk, iki siyaset üreterek aslında ikinci devleti kendi kurmuş oldu.

    Yürütülen barış görüşmeleri içerisinde Kürtler, bir toplumsal kabul, özyönetim hakkı istiyor. Kürtler, aynı zamanda kültürel bir asimilasyon içerisindeler. Toplumun yarısı anadilini konuşamıyor. Anadile dair yasal güvence de isteniyor. Kürtler artık dört parça Kürdistan’da tehdit edilmemek istiyorlar.”

    KÖKER: SADECE SİLAHLARIN BIRAKILMASINA DÖNÜK BİR BEKLENTİ ÇÖZÜM GETİRMEZ

    İlk oturumun bir diğer konuşmacısı ise Prof. Dr. Levent Köker oldu. ‘Anayasal rejim ve statü sorunu: Cumhuriyet’in krizi ve resmi ideolojinin çıkmazı; Kürtlerin siyasal temsilini yapılandıracak yasal ve anayasal mekanizmaların gelişimi.’ başlığını değerlendiren Köker, şu konuşmayı yaptı:

    “Kürt sorununun anlamı, çözülmesi durumunda Ortadoğu halklarının birlikte, özgür yaşamı açısından bir model ortaya konulmuş olacak. Daha da ötesi Sayın Öcalan, eskiden beri yazdı, hem modernitenin totaliter yüzünü ortadan kaldıran,, demokratik moderniteye imkan tanıyan, dolayısıyla kapitalizmi de yerinden eden bir paradigmatik açılım söz konusu.

    Kürtler de Türk devletinin istisna halidir. Hukuk çalışıyor mu bilmiyoruz ama bir başka hukuk uygulanıyor. Hatta hukuksuzluk var. Hukuksuzluk, hukukun içerisine sokuldu, normalleştirildi. Bu durum, Kürt özgürlük hareketi için bir şanstır. Örneğin AİHM kararları uygulanmıyor. Demirtaş, Kavala, Atalay örnekleri var. Hukuksuzluğun, kanunların içine girdiğine görüyoruz. Anayasanın 42. Maddesi ‘Türkçeden başka hiçbir dil okullarda ana dili olarak okutulamaz’ deniliyor. Bu anayasayı Kenan Evren ve arkadaşları yaptı.

    Lozan Barış Anlaşmasında ‘Türkçeden başka bir dil konuşan Türk uyrukları’ deniliyor. Lozan’da söylenen şey; bütün Türkiye devleri vatandaşlarının ana dillerinin Türkçe olmadığıdır.

    1982 anayasasında konulan bu yasak, gerekçelendirilebilen bir yasak değildir. Demek ki saçmalamanın sınırı yok. Saçmalığı da hukuka koymaktalar. Kayyum uygulamaları da bu istisna halinin devamıdır. O zaman artık yeni paradigmaya ihtiyaç var. Paradigmayı ben, istisna edilmeye imkan vermeyen, kapsayıcı olma hali olarak görüyorum. Bunu bugün yapabilmemizin çok daha mümkün olduğunu biliyoruz. Sadece silahların bırakılmasına dönük bir beklenti çözüm getirmez. Özerkliğin öz yönetime evrilmesi gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş: El ele vereceğiz, yaralarımızı saracağız-VİDEO

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş: El ele vereceğiz, yaralarımızı saracağız-VİDEO

    PİRHA- HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Hatay’da yaptığı açıklamada, bugün on binlerce yurttaşın Hatay’da da, diğer merkezlerde de, konteynırlarda ve insanlık onuruna yakışmayan koşullarda yaşamlarını sürdürdüğünü belirterek,  “Devlet halka hizmet etmiyorsa bu kadar ölüm, onbinlerce kitlesel ölüm karşısında gereğini yapmıyorsa ne yapacak yani?” diye sordu.

    Maraş merkezli 11 ili etkileyen ve açıklanan resmi rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği 6 Şubat 2023 depreminin 2’nci yılında İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay Şubesi, dernek binası önünde açıklama yaptı. Açıklamaya Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, İHD Adana ve Mersin şubeleri ve DEM Parti yöneticileri katıldı.

    “KALICI ÇÖZÜMLER BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇİRİLMELİ

    Açıklamada konuşan İHD Hatay Şubesi Eşbaşkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu, depremin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen hak ihlallerinin ve mağduriyetlerin sürdüğünü ifade ederek, milyonlarca insanın hâlâ temel ihtiyaçlarını karşılamakta, barınmakta güçlük çektiğini belirtti.

    Deprem soruşturma ve davalarında kamu görevlilerinin yargılanmadığını dile getiren Salmanoğlu, “Süren hak ihlallerinin son bulması ve cezasızlığın son bulup adaletin sağlanması için mücadelemizi sürdüreceğimizi  bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

    Salmanoğlu, İHD olarak talep ve önerilerini şöyle sıraladı:

    “-İhmali bulunan kamu görevlileri, müteahhitler ve denetim sorumluları hakkında şeffaf, etkin ve bağımsız yargı süreçleri işletilmeli; adaletin sağlanması için cezai yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalı.

    -Karar alma, kaynakların dağıtımı ve yeniden inşa süreçleri halkın, sivil toplumun ve uzmanların katılımına ve denetimine açık hale getirilmeli.

    -Depremzedelerin güvenli, erişilebilir ve insan onuruna uygun barınma koşullarına erişimi sağlanmalı, geçici konutlar yerine kalıcı çözümler bir an önce hayata geçirilmeli.

    -Enkaz kaldırma çalışmalarında, başta asbest olmak üzere zararlı maddelerin çevreye ve halk sağlığına etkilerini önleyecek uluslararası standartlar uygulanmalıdır.

    -Yeniden inşa süreçlerinde tarım alanları, meralar ve ormanlar imara açılmamalı; doğayı koruyan, sürdürülebilir ve çevre dostu planlama esas alınmalıdır.

    -Afet eğitimi ve risk azaltma programları yaygınlaştırılmalı, özellikle yerel yönetimlerin kapasitesi güçlendirilmeli.

    -Yaşanan travmayla baş edebilmek adına ücretsiz ve erişilebilir psikososyal destek hizmetleri sağlanmalı.

    -Afet sonrası süreçlerde kadınlar, çocuklar, engelliler ve diğer kırılgan grupların özel ihtiyaçları gözetilmeli; toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan politikalar uygulanmalıdır.

    -İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için afet risk yönetimi politikaları geliştirilerek uzun vadeli çevresel planlar yapılmalı; afetlere dayanıklı kentleşme modelleri hayata geçirilmelidir.İnsan Hakları Derneği olarak, depremin ikinci yılında, benzer acıların yaşanmaması, bölgede artarak süren hak ihlallerinin son bulması ve cezasızlığın son bulup adaletin sağlanması için mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    “NE YAPTI İKTİDAR? İBAN VERDİ, KIZILAY ÇADIR SATTI”

    Salmanoğlu’nun ardından konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, depreminde üzerinden 2 yıl geçtiğini ve iktidarın sorunları gidermek yerine yeni sorunlar çıkardığını dile getirerek, şunları ifade etti:

    “Halkın yaşam hakkını, halkın barınma hakkını kesinlikle gözetmeyen, sadece kendi çıkarlarını önceleyen rant uğruna olan politikalarını depremde onbinlerce insanın yaşamını yitirdiği bir sonuçta da aynı yolu izlemeye devam etti” dedi. Depremde sürecinde İskenderun’da özel gereksinimi  aç olan çocuğu için Kızılay’a başvurduğuna değinen Meral Danış Beştaş, “Hakikaten çok şey dinledik ama bu kadarı da olmaz dediğimiz meselelerden. Bu kadın… Özel bir çocuğu var, yani birçok yandan ihtiyaçları var ve çocuk günlerce aç durumdaymış. Ne yapalım, ne edelim, bu özel çocuğu nasıl besleyelim diye Kızılay’a gitmişler. Kızılay’dan çocuk için, beslenme ihtiyaçları için yemek talebinde bulunmuşlar. Ve oradaki Kızılay yetkilileri; önce kan bağışı yapmanız gerekiyor demiş. Bunu dinleyince insanın dehşete düşmemesi hakikaten mümkün değil.Bu devlet kimin devleti? Devlet halka hizmet etmiyorsa bu kadar ölüm, onbinlerce kitlesel ölüm karşısında gereğini yapmıyorsa ne yapacak yani? Sonuçta devlet bizler için var. Yurttaşlar için var. Ve hizmet için var. İşte Kızılay’ın çadır sattığını duyduğumuzda ne kadar büyük bir tepki oluştuysa bu özgün olayda da rant meselesi bu iktidarın yönetimindeki en temel olgu olduğunu söylemeye gerek yok. Yıkım ekiplerini bile kendi yandaşlarını görevlendirdiler. Hatay’da, Adıyaman’da, Maraş’ta, 11 merkezde yıkım ekipleri ihalelerini yine yandaşlara verdiler. Yapım ekibi içinde, müteahhitler içinde yine onlara çıkar sağlamayı esas aldılar.

    Neresinden tutarsak tutalım, iktidarın işlediği en büyük suçlardan bir tanesi. Ve bugün hala binlerce, on binlerce yurttaş Hatay’da da, diğer merkezlerde de, konteynırlarda ve insanlık onuruna yakışmayan koşullarda yaşamlarını sürdürüyorlar. Ne yaptı iktidar? İban verdi, Kızılay çadır sattı.

    Bizler kesinlikle bunların hepsinin farkında olan bir yerden depremin yaşandığı ilk saatlerden itibaren halkımızla, halklarımızla birlikte bu acıları birebir yaşadık, deneyimledik ve ne olursa olsun onlarla birlikte, halklarımızla birlikte,  bu sorunların çözümünde hep yanlarında olacağız. El ele vereceğiz. Ve bunun gereğinin yapılması için var olan gücümüzle çabalayacağız.

    Deprem döneminde de buralarda çalıştık. Şu anda aslında Hataylılar tamamen iyi bir müteahhit bina sağlamsa yaşıyor ama rant uğruna o binalar sağlıklı değilse yaşamıyor. Ya da enkaz altında kalıp AFAD ekiplerinin ya da kurtarma ekiplerinin gelmediği sebebiyle en az bu ölümlerin yarısı bu şekilde yaşandı. Ben Adıyaman’daydım. Üç gün ve bunları birebir gördüm. Tanıklık ettim. Ama bu iktidar hala utanmadan, yüzü kızarmadan bir öz eleştiri vermeden özür dilemeden gereğini yapmamakta ısrar ediyor.

    Bu ülkenin Çevre ve Şehircilik Bakanı dün bir demeç vermiş. İstanbul’da ne kadar ciddi bir tehlike olduğunu Murat Kurum açıkladı. Sanki bir muhalefet sözcüsü. Sanki bakan değil. Sanki bu sorumluluk ve yetki kendisinde değilmiş gibi büyük bir pişkinlikle bir de riskleri anlatıyor. Ama önlemleri tartışıyor. Çünkü İstanbul’da kentsel dönüşüm alanlarının önemli bir durumu kesinlikle depreme dayanıklı mı değil mi tespitinden ziyade neresi daha değerli, daha fazla rant nereden elde edilebilir diye kentsel dönüşüm alanlarını tespit ediyorlar. Ve İstanbullular şunu bilsin ki kentsel dönüşüm yapılmayan alanlar depremden en çok etkilenecek alanlar ve dönüşüm için tespit edilen yerler ise etkilenmeyeceklerden. Bu örneği şu sebeple verdim. Bu bir sosyal devlet değil, halkın yaşamını öncelemeyen bir devlet ve kesinlikle gerekli sorumluluğunu yerine getirmedi. Bu yönüyle sivil toplumun, demokrasi güçlerinin mücadelesi, değerlendirmeleri, toplamda dayanışması her şeyin üstünde.”

    “DAYANIŞMA ŞART”

    Son olarak konuşan İHD MYK Üyesi Hakkı Demir de, “Hem raporda çok net gerçekler ve yapılması gerekenler ortaya kondu. İki yıl sonra insanların acısının hale taze olduğunu gördük. Çok bir şey yapılmadığını gördük. Bunların aşmanın yolu dayanışma geçiyor. Bu dayanışmayı Türkiye’nin bütün sathına yaymak esastır” diye konuştu.

    PİRHA/HATAY

  • Hüseyin Esen: Aleviler barışın sağlanabilmesi için aktif rol oynamalı- VİDEO

    Hüseyin Esen: Aleviler barışın sağlanabilmesi için aktif rol oynamalı- VİDEO

    PİRHA – Baba Mansur Ocağı Evladı Hüseyin Esen, HDK’nin başlattığı ‘Barış için 1 milyon imza’ kampanyası için üzerlerine düşen ne varsa yapmayı hedeflediklerini dile getirdi. Esen, Alevilerin barışın sağlanabilmesi için aktif rol oynamalarının elzem olduğunu da kaydetti.

    Baba Mansur Ocağı Evladı ve HDK Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Hüseyin Esen, HDK’nin “Barış için 1 milyon imza” kampanyasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÜZERİMİZE DÜŞEN NE VARSA YAPMAYI HEDEFLİYORUZ”

    Baba Mansur Ocağı Evladı Hüseyin Esen, HDK’nin başlattığı ‘Barış için 1 milyon imza’ kampanyası için üzerlerine düşen ne varsa yapmayı hedeflediklerini dile getirdi. 1 milyon imzanın anlamının da toplumun barışı gündemine alması ve barışın toplumsallaşması olduğunu söyleyen Esen, “Barışın olması, akıl ve erdemle toplumun yönetilebilmesi ile mümkün olabilir. Ne yazık ki bu konudaki marifetimizi biraz yitirdik. Tekrar bu marifete kavuşmak zorundayız” diye konuştu.

    “ALEVİLER BU İŞİN MERKEZİNDE OLMALI”

    Alevilerin imza kampanyasının merkezinde olması gerektiğini de vurgulayan Esen, şunları söyledi:

    “Çünkü ötekileştirilen en temel inanç gruplarının başında Aleviler geliyor. İktidarların sürekli zulüm yaptığı, katliamlardan geçirdiği bir topluluk olarak hakkın adaletin, barışın ne kadar değerli olduğu konusunda Aleviler, en fazla deneyime sahip topluluklardan biridir. Dolayısıyla 72 millete bir nazarda bakan Aleviler, emek ve gayret anlamında da bu işin merkezinde olmalı. Barış konusuna da taraf olmalı. Çünkü Kürt Sorunu çözülmedikçe bu toplumun sorunları sıkıntıları giderek katlanıyor. Dolayısıyla Kürt Sorunu’nun çözülmesini istiyorsak Aleviler de üzerine düşeni yapmak zorunda.”

    “ALEVİ KURUMLARI BARIŞ İÇİN AKTİF ROL OYNAMALI”

    Toplumun, barışın en temel unsuru olduğu bir pozisyona gelmesi için rol oynamaya çalıştıklarını da ifade eden Esen, Alevi kurumlarına şu çağrıda bulundu:
    “Bu toplantılarımız giderek de sürecek. Tabi burada Alevi kurumlarına da çok ciddi sorumluluklar düşüyor. Alevi kurumları birlik olmayı esas alan bir felsefenin çocukları olarak biraraya gelmeli, bu konuları konuşmalı, ortak bir irade ile sözünü kelamını kurabilmeli. Alevi kurumlarının bütün sıkıntılarını bir kenara bırakıp barışın örülebilmesi için çok daha aktif bir rol oynamaları elzemdir.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadınlar bir araya geldi-VİDEO

    “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadınlar bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-HDK Kadın Meclisi “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadın buluşması gerçekleştirdi. Özgür bir yaşam için kadınlar olarak mücadele edeceklerini vurgulayan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, barışın, kadın katliamlarının sona ermesi, kadın düşmanı politikaların terk edilmesi olduğunu ve kadınların barış için iradelerini ortaya koymaktan geri durmayacaklarının altını çizdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, “Dünyada her kesimin üzerine düşen görev ve sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu buradan bakarak bilince çıkarmak ve ona göre adımlar atmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, HDK’nin barışın toplumsallaşması amacıyla başlattığı “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadınlar bileşenleriyle bir araya geldi.  Kadın Meclisi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın katılımıyla, Beyoğlu’nda bulunan HDK Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

    “DÜNYANIN GİDİŞATINI BARIŞ ÜZERİNDEN ŞEKİLLENDİREBİLİRİZ”

    Özgür bir yaşam için kadınlar olarak mücadele edeceklerini vurgulayan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Barış, kadın özgürlükçü bir toplumdur. Barış, kadın katliamlarının sona ermesi, kadın düşmanı politikaların terk edilmesidir. Kadınlar barışı yalnızca istemekle kalmadılar, kalmayacaklar. Kadınlar adil, özgür ve çoğulcu bir toplumun inşası için mücadele eden en kıymetli öznelerdir. Kadınlar Türkiye’de barış için iradelerini ortaya koymaktan geri durmayacaklar. Kadın olmak bu ülkede başlı başına mücadele sebebiyken; bir de mülteci kadın olmak, işçi kadın olmak, Kürt kadın olmak, sosyalist bir kadın olmak, barış annesi olmak, hapishanede bir kadın olmak yani özcesi muhalif bir kadın olmak bizleri acı ve mücadele içinde pişirdi. Barış ve uzlaşma süreçlerine kadınların anlamlı katılımını teşvik etme ve toplumsal cinsiyet perspektifini müzakerelere dahil etme çabalarının çok şeyi değiştireceği şüphesizdir. Bizler yeni bir hikaye yazabilir ve dünyanın gidişatını barış üzerinden şekillendirebiliriz” dedi.

    “BARIŞ, KADINLARIN ELLERİNDE GELECEKTİR”

    Bütün dünyanın bir savaş eşiğinde olduğunu belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu coğrafyada ve dünyada barışa her zamankinden daha çok ihtiyaç olan bir dönemden geçiyoruz. Barış biz kadınların elleriyle gelecektir. Hakiki tarihsel bir yüzleşme sağlayabilenler barışabilir. Biz kadınlar barışa olan inancımızla gerçeklerle yüzleşmek, barışı bu coğrafyada tesis etmek için elimizden gelen her türlü çabayı ve çalışmayı sürdüreceğiz. Bu anlamıyla HDK’nin başlattığı imza kampanyası çok önemli ve değerlidir. Buradan bütün Türkiyeli kadınlara seslenmek istiyorum; sevgili kadınlar demokratik bir ülkede yaşayabilmek için, kanın akmasını engellemek için, barışa huzura ve adalete kapıların açılması için lütfen hiç üşenmeyin ve barış için sizler de bir imza atın” diye konuştu.

    “MÜCADELE DE ORTAKLAŞMAK ÇOK ÖNEMLİ”

    “Çok uzun süredir baskı politikalarının Türkiye’de işçilerin ve emekçilerin hayatını çok derinden etkilediğini belirten Emek Partisi’nden Hazal İlik ise, “Bütün bu politikalar Kürt halkının üzerindeki baskılara karşı çıkmak, savaşa karşı çıkmak halkların hayatlarından çaldıkları yaşamlarına karşı çıkmaktır. Türkiye’de bütçenin yarısı savaşa ayrılıyor. Savaş politikaları en çok kadınların yaşamlarından çalıyor. Baskıya, sömürüye karşı hep birlikte çıkmak ve mücadelenin bir parçası olmak, birleşik bir mücadele de ortaklaşmak bu yüzden çok önemli. Biz de burada Emek Partisi olarak bu mücadelenin sözünü veriyoruz” dedi.

    “SAVAŞIN KARŞISINDA, BARIŞIN YANINDAYIZ”

    Barış için bir arada olduklarını söyleyen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Savaş ortamları en çok kadınları, çocukları LGBT’lileri etkiliyor. Tüm dünya halklarının eşit ve özgür bir şekilde yaşaması için barışın şart olduğunu söylemek istiyoruz. Hala halkın seçmiş olduğu belediye başkanları görevden alınıyor ve hala kayyım atanıyor. Bütün coğrafyalarda olduğu gibi bu gün daha çok ölüyorsak daha çok sömürülüyorsak bundan dolayı barış şart. Kadınlar olarak, hepimizin hayatını etkiliyor. Savaşın karşısında barışın yanındayız. Eşit yurttaşlık ve tam kardeşlik için birlikte güçlü bir mücadelede etmek için buradayız. Buradan da imza atarak bu mücadeleye ortak oluyoruz” diye ifade etti.

    “KADINLAR OLARAK BARIŞI GELİŞTİRECEK GÜCÜMÜZ VAR”

    Türkiye’nin iki basın emekçisini katlettiğini söyleyerek sözlerine başlayan siyasetçi Sebahat Tuncel ise şunları dile getirdi:

    “Onların cenazesi bile verilmedi ailelere. Bugün hala gözaltında tutulan özgür basın emekçileri var. Bu saldırılara karşı ses çıkarttıkları için bugün basın emekçileri gözaltında ve tutuklanarak cezaevine gönderiyorlar. Tişrîn Barajı’na karşı saldırılar devam ediyor. Oradaki halklar canlı kalkan oldular. İnsanlar direniyor. Buna karşı da direniyorlar. Bizler bu yaşam hakkına karşı yapılan saldırıları kabul edemeyiz. Böylesi bir durumda bir barıştan bahsedemeyiz. Türkiye halklarının barışa ihtiyacı var. Barışı toplumsallaştırmak bizim açımızdan da bir fırsat. Kadınlar olarak ta savaşı durduracak ve barışı geliştirecek gücümüz var.”

    “ONURLU BARIŞIN OLMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Kürt halkının kolektif haklarının tanınması sadece yapılacak mücadele ile mümkün olabileceğini ifade eden Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Tanya Kara da, “AKP-MHP iktidarının saldırılarıyla karşı karşıyayız. Bizi seçeneksiz bırakmaya çalışıyorlar ama biz bunu biliyoruz başka bir çare var. Saldırılar karşısında mücadelemiz ve direnişimiz var. Biz kadınlar olarak adil onurlu bir mücadelenin öncüleri olarak onurlu bir barışın olması için mücadele edeceğiz” dedi.

    Buluşma atılan imzaların ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KAYY-DER, 18. Olağan genel kurulunu gerçekleştirdi

    KAYY-DER, 18. Olağan genel kurulunu gerçekleştirdi

    PİRHA – 1990 yılından kurulan ve sosyal-kültürel çalışmalarıyla dikkat çeken Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin (KAYY-DER) 18. Olağan genel kurulunu gerçekleştirdi. Tek listeyle gidilen seçimde Yeliz Vergili ve Tuncay Gökçe eş başkanlığa seçildi.

    Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin 18. Olağan Genel Kurulu Ataşehir Belediyesi Mustafa Saffet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    Genel kurula Kayy-der yönetici ve üyelerinin yanı sıra HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, DEM Parti İstabul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz ve yöre dernek yöneticileri katıldı.

    Divan oluşumunun ardından genel kurul, Hrant Dink’in katledilmesinin 18. yıldönümü anısına saygı duruşu ile başladı. Faaliyet raporu okunduktan sonra değerlendirmelere geçildi. HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, DEM Parti İstabul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz ile üye ve delegelerin yaptığı eleştiri ve önerilerden sonra yeni dönemde görevi devralacak yeni yönetimin seçimine gidildi.

    18. dönem yeni yönetim kurulu eşbaşkanlıklarına Yeliz Vergili ve Tuncay Gökçe seçildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Barış İçin 1 Milyon İmza’ kampanyası başladı!-VİDEO

    ‘Barış İçin 1 Milyon İmza’ kampanyası başladı!-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Kongresi (HDK) “Barışa 1 Milyon İmza” kampanyasının deklerasyonunu açıkladı. HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Barışın toplumsallaşması meselesini HDK olarak önümüze koyduk. 8-9 Şubat’ta da uluslararası bir program yapıp barışı konuşacağız” dedi. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), İmralı görüşmelerinin başlamasının ardından “Barış için 1 milyon imza” kampanyasını başlattı.
    Kampanyanın deklerasyonu Taksim’deki Hill otelde basın toplantısıyla açıklandı.

    Toplantıya, siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra demokratik kitle örgütlerinin de temsilcileri katıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş “Şu an barışa bir kapı aralanmış durumda” diye belirtti.

    Beştaş, Gazze’de yaşananlara dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Orada yaşananları uzun süre unutamayız. Canlı yayınlarda ölümler izlettiriliyor. Her yerde bu utanç sayfaları devam ediyor. Barışa dair kuracağımız birçok söz var. Bizler HDK çatısı altında sağlam tuğlalarla barışı örmek istiyoruz. Bu meselenin şu an gündemde yer alması, adaleti nasıl tesis edebileceğimizi hep birlikte düşünmeliyiz. Barışın toplumsallaşması meselesini HDK olarak önümüze koyduk. 8-9 Şubat’ta da uluslararası bir program yapıp barışı konuşacağız.

    “KÜRT SORUNU BU ÜLKEDEKİ EŞİTSİZLİĞİN ADIDIR”

    Evet Kürt sorunu bu ülkedeki eşitsizliğin adıdır. Bu topraklar tekçi bir zihniyetle devam edemez. Savaş politikalarına hep birlikte dur demeliyiz. Rojova, dünya halklarına umut sunmaktadır. Ama şu anda Suriye’de Aleviler, Dürziler ve birçok halk tehdit halkası içerisinde. Ayrımcılığın her türlüsünü karşımıza alarak demokrasi inşasını mümkün görüyoruz. Kürt sorununun çözümü için, pozitif barışı örmek mümkündür. Bu nedenle imza kampanyamızı her yerde konuşuyor olacağız. Tüm demokratları, barış için bir tuğla koymaya inisiyatif almaya davet ediyoruz.”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu ise “Yaşanan tüm okumsuzluklara rağmen barış ihtimali üzerinde duracağız. Biz, barış ihtimali ne olursa olsun o ihtimali büyütme çabasındayız.” diyerek söze başladı.
    Ali Kenanoğlu, okuduğu ortak metinde TBMM Başkanlığına çağrı yaparak şunları söyledi:

    “Kürt sorunu demokrarik barışçıl çözümü beklemektedir. Ortadoğudaki soykırımlar bize gösteriyor ki barış kaçınılmazdır. Herkesi barış için sorumluluk almaya davet ediyoruz.
    Bu sadece bir imza ver kampanyası değil, barışı toplumsallaştırma amacımız var. Mitingler, paneller ile bu barışı öreceğiz. Toplumsal alanda HDK bu süreçte misyonunu yerine getirecektir. Geleceğimizin bu ortak vatanda barış içerisinde yaşamayı başkalarının inisiyatifine bırakmayacağız.”

    BAKIRHAN: TÜM EZİLENLERİ BU İMZA KAMPANYASINA DESTEK VERMEYE DAVET EDİYORUM

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, HDK’nin başlattığı kampanyanın kıymetli olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Evet Ortadoğuyu görüyoruz. Hiç bir dönemde olmadığı kadar siyasi zemin kırılmalarla karşı karşıyadır. Ama kendi barışını sağlayamayan sistemler güvenlik sorunu yaşıyor. Biz de bu kaos ve krizden Türkiye halklarının en az zararı alması için çabalıyoruz. Şu anki iktidar geçmişte de tekçi, otoriter bir sistemi tercih etti. Demokrasi yok ve her alanda ciddi çürüme var. Ekonomik olarak da ciddi bir çöküş var. Şimdi bu kaosun tek bir sebebi var, toplumsal barışı sağlayamamaktır. Kaynaklar SMO çetelerine, milli güvenliğe, SİHA, İHA olarak, mermi olarak gidiyor. Bu kaynakların nereye gittiğini sormalıyız. Evet savaş, bir çürümedir. Bizler bu çıkışın yolunu defalarca ifade ettik. Başta Kürt sorununun çözümü gerekir. Bunun dışındaki bir yol refaha, huzura çıkmaz. Biz, çözümün yanındayız. Demokratik bir zemin oluşsun ki taraflar çağrı yapabilsinler. Biz de koşullar oluşsun, çağrı yapılsın ve ülke şiddetten arınsın. Onun için demokratik ulus diyoruz. Bunları, seçimlerde oy için demiyoruz. Biz de HDK ile sokak sokak gezerek barışı anlatacağız. Evet savaş ciddi bir karanlık yarattı. Ülkeyi bu karanlıktan barış aydınlığına taşımayı düşünüyoruz. Kürtleri, Alevileri, ezilenleri bu imza kampanyasına destek vermeye davet ediyorum.”

    “TARİHİ BİR ÇALIŞMA OLARAK DEĞERLENDİREBİLİRİZ”

    ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “HDK, çok kıymetli bir çalışma başlattı. Tarihi bir çalışma olarak değerlendirebiliriz. Bölgemiz bir emperyalist barbarlıkla karşı karşıya. Emperyalistler paylaşımlarını yaparken milyonlarca insan yerinden yurdundan ediliyor. Hiç uzatmadan şunu söyleyebiliriz, Kürt halkı, adil bir yaşam için yıllardır bedel ödüyor. Bireysel değil kollektif haklarının kazanımı mücadelesidir. Bu çalışma ve süreç, AKP ve MHP’ye tümüyle bırakılamayacak kadar kıymetli bir süreçtir. Biz nasıl sahiplenirsek bu süreç oraya evrilecektir. Bu kampanyayı sadece imza toplamak biçiminde basitleştirmek istemiyoruz, halkımızla doğrudan bir araya gelme çalışması olacaktır. Bu anlamda bizler de her yerde bu çalışmanın öznesi olacağız.”

     KAMPANYAYA DESTEK VERMELERİ İÇİN ALEVİLERE ÇAĞRI

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da yaptığı konuşmada tüm Alevileri kampanyaya destek vermeye çağırdı. Doğan, Rojava modelinin Aleviler için Rıza Şehri olarak görüldüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Türkiye’de Kürtlerle birlikte en çok ezilen inanç topluluğu Alevilerdir. İstiyoruz ki biz de özgürce inancımızı yaşayalım. Türkiye’nin bu kaotik döneminde, özellikle 2015 yılından sonra bizim inancımıza da kayyım atandı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bu kayyımın adıdır. Şimdi Suriye’deki halklar bir korku ve tedirginlik içerisinde.
    Biz Alevilerin bir ütopyası var, Rıza Şehri. Bizler varlığın birliğini, hak temelli bir yaşamı savunuyoruz. Rıza Şehri rüyamız Rojava’da gerçekleşti. Evet Alevilerin ve tüm toplumsal kesimlerin sorunlarının çözüleceği barış ortamıdır. Çerağımız barış için yakılıyor. Tüm Alevilerin özgürce yaşama şansının tek yolu barış ortamında olabilir. Tüm Alevileri barışa imzacı olmaları için çağırıyorum.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDK, Barış Deklarasyonu’nu Açıklıyor-CANLI

    HDK, Barış Deklarasyonu’nu Açıklıyor-CANLI

    Halkların Demokratik Kongresi, Taksim’de “Barış için 1 milyon imza” kampanyasının deklarasyonunu açıklıyor

     

  • Türkiye Alevi Federasyonu’ndan HDK’ye ziyaret -VİDEO

    Türkiye Alevi Federasyonu’ndan HDK’ye ziyaret -VİDEO

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu, HDK Eş Sözcüsü olarak göreve gelen Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu’nu ziyaret etti. Ziyarette Suriye konusu görüşüldü.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü olarak göreve gelen Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu’nu ziyaret etti.
    Toplumsal barışın doğru bir temelde tesis edilmesi ve Suriye meselesi üzerine değerlendirmelerin yapıldığı görüşmede karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
    PİRHA/İSTANBUL
  • HDK’den Yeni Yaşam Gazetesi ve ETHA’ya dayanışma ziyareti – VİDEO

    HDK’den Yeni Yaşam Gazetesi ve ETHA’ya dayanışma ziyareti – VİDEO

    PİRHA – HDK Eş Sözcüleri Ali Kenanoğlu ve Meral Danış Beştaş, Yeni Yaşam Gazetesi ve ETHA çalışanlarının gözaltına alınıp tutuklanması sebebiyle dayanışma ziyaretinde bulundu. Danış Beştaş “İki gazetecinin öldürülmesine ses çıkaramıyorsak yaşamamızın anlamı yok. Sesimizi çoğalttıkça bu baskı düzenine son vereceğiz” diye konuştu.

    ETHA editörü Pınar Gayıp, Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Osman Akın ve gazete çalışanı Enes Sezgin’in de aralarında olduğu 7 gazeteci ve 2 siyasetçi, Türkiye SİHA’sı ile katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için 21 Aralık’ta açıklama yapmak isterken gözaltına alınıp ardından tutuklandı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Ali Kenanoğlu ve Meral Danış Beştaş, beraberindeki heyet ile katledilen Daştan ve Bilgin için açıklama yapmak isterken gözaltına alınıp tutuklanan gazetecilerle dayanışma amacıyla Yeni Yaşam Gazetesi ve Etkin Haber Ajansı’nı (ETHA) ziyaret etti.

    “ÖZGÜR BASININ YANINDAYIZ”

    Ziyarette konuşan HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, özgür basının özellikle hedef alınma sebebini iyi bildiklerini ifade etti. Ali Kenanoğlu, “Gerçeklerin gizlendiği bir dönemi yaşıyoruz. Bunun karşısında hakikatin sesi olan, olayları tüm gerçekliğiyle aktaranlara yönelik de tüm baskı, zulüm ve şiddetin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Tabi ki katledilen iki gazeteci oradaki olan biten doğru bilgiyi aktardıkları için hedef alındılar. Hakikatin sesini kıstırmak isteyenler tarafından katledildiler. Bunun sonucunda arkadaşlarımız tutuklandılar. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. HDK olarak da sonuna kadar özgür basının yanında yer alacağımızı belirtelim. Hepinize geçmiş olsun” diye konuştu.

    “KÜÇÜLMEYELİM, EL ELE VEREREK BÜYÜYELİM”

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise toplumu susturmak için ilk olarak özgür basın emekçilerine yönelik baskı yapıldığını söyledi. Danış Beştaş, şunları söyledi:

    “Cihan Bilgin ve Nazım Daştan’ın katledilmesinden sonra gazetecilerin tutuklanması, Seyhan Avşar’ın tweeti sebebiyle soruşturma açılması, İstanbul Barosu hakkında soruşturma açılması aslında cinayeti örtbas etme girişimidir. Bilgin ve Daştan’ın SİHA ile katledilmesi savaş suçudur. Onlar gazetecidir. Ben de dahil herkes, onları gazeteci kimliği ile tanıyor. AKP iktidarı, meselenin üstünü örtmek için itirazları engellemeye çalışıyor. Bu meseleyi sonuna kadar takip edeceğiz. ‘Küçülmeyelim büyüyelim’ çağrısını yapıyorum. Bütün basın kuruluşlarına çağrı yapıyorum, bugün bize, yarın size. Sıranın gelmesini beklemeyelim. Küçülmeyelim ve el ele vererek büyüyelim. İki gazetecinin öldürülmesine ses çıkaramıyorsak yaşamamızın anlamı yok. Sesimizi çoğalttıkça bu baskı düzenine son vereceğiz. Kameraları, kalemleri yere düşmeyecek Ape Musa’nın çocukları, onları bırakmaz. Asla boyun eğmeyeceğiz.”

    “MÜCADELEYİ BIRAKMAYACAĞIMIZI HER ZAMAN SÖYLÜYORUZ”

    Gazeteciliğin tam anlamıyla “ateşten gömlek giymek” olduğunu belirten Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Mahsun Sağlam, 5 yıl içerisinde 13 gazetecinin katledildiğini ifade etti. Mahsun Sağlam, “Kürt gazeteciler hedef alınarak katlediliyor. Bu saldırıları kabul etmiyor ve bu mücadeleyi bırakmayacağımızı her zaman söylüyoruz. ‘Burada devrim var diyen’ DAİŞ artıklarını çok normal gören bir havuz medyası var. Bunun için Cihan ve Nazım’ın katledilmesi tesadüf değildir. Gözaltı sürecinde savaşın buraya yansımasını gördük. 9 arkadaşımız tutuklandı. ‘Neden dövizleri taşıdınız?’ diye suçlama yönetildi. Biz arkadaşlarımızı anmak için oradaydık, tabi ki dövizleri taşıyacağız, bu suç değildir. Daha cesaretli olmamız gerekiyor. Sarı torba tehditlerine karşı alanlarda daha güçlü hakikati ortaya sermemiz lazım” diye konuştu.

    NE OLMUŞTU?

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ve DİSK Basın-İş öncülüğünde bir araya gelen gazeteciler, Türkiye SİHA’sı ile katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için 21 Aralık’ta, Beyoğlu ilçesindeki Şişhane Meydanı’nda açıklama yapmak istedi. Siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de destek verdiği açıklamaya saldıran polis, 59 kişiyi gözaltına aldı.

    Gözaltına alınanlardan 45 kişi, emniyet işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, 14 kişi de savcılığa sevk edildi. Savcılık, 14 kişiden 5’ini adli kontrol, 9 kişiyi ise “örgüt propagandası yapmak” ve “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti. Hakimlik, 14 kişiden 5’inin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına, 9’unun ise tutuklanmasına karar verdi. Tutuklama gerekçesi ise ‘Gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in fotoğraflarını taşımak’ olarak gösterildi. Tutuklanan gazetecilerin isimleri şöyle: “Gülistan Dursun, Hayri Tunç, Yeni Yaşam Gazetesi’nden Enes Sezgin, Osman Akın ve Can Papila ile Etkin Haber Ajansı’ndan (Etha) Pınar Gayıp, Mücadele Birliği Gazetesi muhabiri Serpil Ünal.

    İstanbul Barosu hakkında Kuzey ve Doğu Suriye’de haber takip ettiği esnada katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e ilişkin yaptığı paylaşım nedeniyle soruşturma başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri hakkında başlatılan soruşturmaya gerekçe olarak “Örgüt propagandası yapmak” ile “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” gösterildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu’ndan, Alevi düşmanlığına tepki: Suç duyurusunda bulunulmalı

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu’ndan, Alevi düşmanlığına tepki: Suç duyurusunda bulunulmalı

    PİRHA- HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Suriye’de radikal selefi gurupların yönetimi ele geçirmesinden sonra sosyal medya üzerinden Alevi düşmanlığının körüklendiğine dikkat çekti. Kenanoğlu “Kendi yandaşlarına yönelik tehdit ve hakaretlerde anında harekete geçen İçişleri Bakanlığı ve İletişim Başkanlığının umrunda değil” diyerek, Alevi kurumlarını bu tür hesapları listeleyip geniş bir katılımla suç duyurusunda bulunmaya çağırdı.

    Suriye’de İslamcı selefi grup Heyet Tahrir eş Şam’ın (HTŞ)’nin Suriye’de yönetimi ele geçirmesiyle birlikte infaz görüntüleri de gelmeye başladı. Özellikle Alevi düşmanlığı körükleniyor ve nefret söylemleri sosyal medyada yükseliyor.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ HEDEF GÖSTERİLİYOR”

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu yaptığı açıklamada, Suriye’de rejim değişikliğiyle birlikte sosyal medya üzerinden çok yoğun bir Alevi düşmanlığı körüklendiğine dikkat çekti.

    Kenanoğlu, “Suriye’deki Alevilerle ilgili kaygılarını dile getirenlere yönelik hem hakaret hem de tehditler yoğunlaşmış durumda. Bu konuda açıklama yapan Alevi örgütleri hedef gösteriliyor. Kendi yandaşlarına yönelik tehdit ve hakaretlerde anında harekete geçen İçişleri Bakanlığı ve İletişim Başkanlığının umrunda değil” dedi.

    Alevi örgütlerine bu tür hesapları listeleyip geniş bir katılımla suç duyurusunda bulunma çağrısında bulunan Kenanoğlu, “Biz de HDK olarak Alevi kurumlarıyla bu konularda ortak çalışmaya hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri HDK’yi ziyaret etti

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri HDK’yi ziyaret etti

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ile federasyonun bileşenlerinin temsilcileri, Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu’nu ziyaret ettiler.

    Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, ABF ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD)Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, PSAKD GYK üyesi ve Gaziosmanpaşa Şube Başkanı Hıdır Çam ve Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu’ın da aralarında olduğu heyet, HDK’nin 13. Dönem Kongresi’nden sonra yeni göreve gelen HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu’nu ziyaret etti.

    Ziyarette, Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmeler konuşuldu. Özellikle Suriye’de gelişen durum karşısında orada yaşayan Alevilerin ve Kürtlerin bir katliama maruz kalma tehdidi altında olduğu ve buna karşı ortak neler yapılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

    Cumhuriyetin ikinci yüzyılının hak ve özgürlükler temelinde demokratik Cumhuriyete evrilmesi konusunda ortak mücadele etme kararlılığına vurgu yapıldı. İlerleyen günlerde ise ortak kararlar çıkarılması konusunda görüş birliğine varıldı.

    PİRHA/İSTANBUL