Etiket: HDP

  • Sınır ötesi operasyonlarını protesto eden 40 kişiye gözaltı

    Sınır ötesi operasyonlarını protesto eden 40 kişiye gözaltı

    PİRHA- Şanlıurfa’da, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarını protesto etmek isteyen 40 kişi gözaltına alındı.

    Şanlıurfa Valiliği, sabah saatlerinde kentte her türlü eylem, basın açıklaması ve yürüyüşe ilişkin bir günlük yasak kararı aldı. HDP, DBP ve Yeşil Sol Parti üyeleri öğle Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’de başlattığı operasyonları kınamak için basın açıklaması yapmak istedi.

    Avrupa’nın farklı ülkelerinden Yeşil Sol Partinin 15 Ekim’de yapacağı kongreye katılmak için gelen 15 genç de açıklamaya katılmak istedi. Polisler, “Valilik yasağı” gerekçesiyle engel oldu. Partililer engellemeye tepki göstererek, yasağın hukuka aykırı olduğunu vurguladı.

    Polisin müdahalesiyle 13’ü Avrupa’dan gelen gençler olmak üzere 40 kişi gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de HDP’lilerden açıklama: Rojava’ya yapılan saldırı hepimize yapılmıştır- VİDEO

    Mersin’de HDP’lilerden açıklama: Rojava’ya yapılan saldırı hepimize yapılmıştır- VİDEO

    PİRHA- Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarda sivillerin yaşamını yitirmesine ilişkin Mersin’de açıklama yapmak isteyen HDP’lileri polis engelledi. Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, parti binasını ablukaya alan polisin suç işlediğini belirtti. Rojava halkına yapılan saldırıları da kınayan Bozan, “Rojava’ya yapılan saldırıları kendi evimize yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Rojava halkının yanındayız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşil Sol Parti, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Tevgera Jinen Azad (Özgür Kadın Hareketi) Mersin İl Örgütleri, Türkiye’nin Rojava’ya yönelik saldırılarını protesto etmek için Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yapmak istedi.

    Parti binasını ablukaya alan polisler, açıklama yapılmasına müsade etmedi. Kitle, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Rojava halkı yalnız değildir” sloganları attı.

    “POLİS AÇIKÇA SUÇ İŞLİYOR”

    HDP İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, polisin parti binasının içine kadar yolu kapatmasına tepki gösterdi. Sarıyıldız, bu uygulamanın suç olduğunu belirterek, “Kürt halkı ve demokrasi güçleri maruz kaldığı zulme karşı hiçbir zaman geri adım atmadılar. Bizler de bu uygulamanın suç olduğunu ve bu baskıları kabul etmediğimizin altını çiziyoruz” dedi.

    GAZZE VE ROJAVA İÇİN BARIŞ TALEBİ

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise, Filistin ve Rojava’daki saldırılarda sivillerin katledildiğine vurgu yaptı.

    Bozan, şöyle devam etti:

    Ortadoğu’da Filistin ve İsrail arasında çatışmalar var. Ve bu savaşta siviller katlediliyor. Savaşlarda sivillerin katledilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Gazze için insan hakları diyorsa Rojava için de insan hakları demeli. Rojava halkı bizim kardeşlerimiz, akrabalarımızdır. Bu nedenle Rojava’ya yapılan saldırıları kendi evimize yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’da Kürt sorunun çözümü için müzakare yollarının açık olması gerekiyor. Gazze için ne talep ediliyorsa Rojava için de aynısını talep ediyoruz. Kürdistan’ın herhangi bir parçasına yapılan saldırı Kürdistan’ın tamamına yapılmıştır, bize yapılmıştır. Rojava halkı yalnız değildir” diye konuştu.

    Milletvekilinin konuşmasının ardından kitle, sloganlar eşliğinde oturma eylemi yaptı.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Özgürlük Yürüyüşü’ne polis müdahale etti: Çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    ‘Özgürlük Yürüyüşü’ne polis müdahale etti: Çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    PİRHA- HDP’nin çağrısıyla Kadıköy’de düzenlenen ‘Özgürlük Yürüyüşü’ne polis müdahale etti. Çok sayıda yurttaş gözaltına alınırken Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Milletvekilleri Celal Fırat, Ali Bozan, Kezban Konukçu, Çiçek Otlu, Burcugül Çubuk, Cengin Çiçek Kadıköy’ün farklı noktalarında ablukaya alındı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla Kadıköy’de, “Özgürlük Yürüyüşü” adıyla protesto eylemi düzenlenmek istendi. Kadıköy’de yapılması planlanan yürüyüşe polis müdahale etti. Çok sayıda yurttaş gözaltına alınırken çevrede yoğun bir güvenlik çemberi oluşturuldu.

    İlçede tüm noktaları ablukaya alan polisler, bu sırada Boğa Heykeli’ne çıkmak isteyen bazı kişileri gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir ile İzmir’den gelen Barış Anneleri Narenciye Acar ile Hanife Gümüş’ün de olduğu öğrenildi. Polisler, yürüyüşün başlangıç noktası olan Boğa Heykeli’ne gelen çok sayıda eylemciyi darp ederek gözaltına aldı. Gözaltı sırasında eylemciler, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganı attı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Akademisyen Nagihan Akarsel, katledilişinin birinci yılında Mersin’de anıldı- VİDEO

    Akademisyen Nagihan Akarsel, katledilişinin birinci yılında Mersin’de anıldı- VİDEO

    PİRHA- HDP Mersin Kadın Meclisi ve TJA, Jineoloji Dergisi Editörü Akademisyen Nagihan Akarsel’i katledilişinin birinci yılında andı. Anmada yapılan basın açıklamasında, “Nagihan yoldaşımızın ideolojik perspektifi ile bu dikenli yolda özgürlüğe her geçen gün biraz daha yaklaşarak özgürlük meşalesini yakacağız” denildi.

    Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi, gazeteci yazar Nagihan Akarsel, geçen yıl 4 Ekim’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniye kentinde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilmişti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Kadın Meclisi ve Tevgera Jinen Azad– Özgür Kadın Hareketi (TJA) il binasında Akarsel için anma etkinliği düzenledi. Etkinliğe parti yöneticileri ve TJA üyesi çok sayıda kadın katıldı.

    “NAGEHAN’I KATLEDEN ZİHNİYETİ TANIYORUZ”

    Etkinlikte yapılan basın açıklamasında Nagihan Akarsel’in düşünsel anlamda kadın özgürlükçü çalışmalarına değinen TJA üyesi Ayşe Etiz, “Erkek egemen sistemin Nagihan Akarsel’i hedef alması boşuna değildi. Ruhsal, düşünsel ve ideolojik anlamda her an bir yenileşme ve büyümeyi yaşayan yoldaşımız faşist sistemin hedefi haline geldi. Faili halen bulunamadı ki biz kadınlar saldırının hangi eller tarafından yapıldığını elbette biliyoruz” diye konuştu.

    Etiz, Nagihan Akarsel’in köleci sistemi derinliğine tahlil etmesi, bunu kadın direnişi ve aydınlanması ile ayyuka çıkarması sebebiyle hedef alındığını ifade etti.

    “ÖZGÜR YAŞAMI İLMEK İLMEK ÖRECEĞİZ”

    Ayşe Etiz, erkek egemen düzenin başta kadınların yaşamı olmak üzere birçok alanda kriz yarattığına değindi. Bu krizler karşısında kadınların mücadeleyi büyüttüğünün altını çizen Etiz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kadınları görmezden gelen, kazanımlarını, emeklerini gasp eden erkek egemenliğine, kapitalizme, erkek-devlet şiddetine, ekolojik kırıma karşı mücadeleyi büyütüyoruz.

    Biz kadınlar mücadele hattımızı her daim büyüterek bu meşakkatli yolda özgürlük mücadelemizi büyüterek özgün, özerk yaşamımızı ilmek ilmek öreceğiz. Nagihan yoldaşımızın ideolojik perspektifi ile bu dikenli yolda özgürlüğe her geçen gün biraz daha yaklaşarak kadınlar başta olmak üzere özgürlük meşalesini yakacağız. Yoldaşımızı bir kez daha buradan anarak anısı önünde saygıyla eğildiğimizi belirtmek isteriz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de DAD’tan gözaltılara tepki: Alevileri çökertme planları yürütülüyor- VİDEO

    Mersin’de DAD’tan gözaltılara tepki: Alevileri çökertme planları yürütülüyor- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi, DAD Eş Genel Başkan Kadriye Doğan ve birçok kuruma yönelik gözaltı operasyonlarına tepki gösterdi. Yapılan basın açıklamasında “Son günlerde Alevi süreklerine yönelik çökertme planını adım adım yürütülüyor. Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nın kurulması, Madımak Katliamı sanıklarının serbest bırakılması, Alevi kurum yöneticilerinin gözaltına alınması ile devam ediyor” denildi.

    DAD Mersin Şubesi, 2 Ekim’de yapılan operasyonlara ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya dernek yöneticileri, Yeşil Sol Parti ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) temsilcileri katıldı.

    “YAPILAN ZULME RIZA GÖSTERMİYORUZ”

    Basın açıklamasını okuyan DAD Mersin Şubesi’nden İbrahim Cinbaş, son günlerde Alevi süreklerine yönelik çökertme planını adım adım yürütüldüğüne dikkatleri çekti. Cinbaş; Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığının kurulması, Sivas Madımak Katliamı sanıklarının serbest bırakılması, ÇEDES projesi ile devam eden sürecin Alevi kurum yöneticilerinin göz altına alınması ile devam ettiğini belirtti.

    Son olarak DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın sabaha karşı gözaltı işkencesine uğradığını ve bunu kabul etmediklerini belirten Cinbaş, “Eş Genel Başkanımızın hanesi biliniyor, yurt dışı yasağı yok, kaçak yaşamıyor, bilinen bir canımızdır. Yıllarca öğretmenlik yapmış, binlerce öğrenci yetiştirmiş, kemalet sahibi, bilge bir kadın; inancına sıtkı bütün bağlı ikrarlı bir yol evladıdır. Asla zulme boyun eğmemiş, yaşamı boyunca hak ve hakikati dile getirmiş, demokratik siyasetin öznesi olmuş bir canımızdır. Gecenin bir vaktinde baskın düzenlenerek göz altına alınmasını asla kabul etmiyoruz. Bu zulme rıza göstermiyoruz. Diyoruz ki, zulüm ile abad olanın sonu berbat olur.” dedi.

    “GÖZALTILAR DERHAL SERBEST BIRAKILMALI”

    HDP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 20 kişiye yönelik yapılan ev baskınları ve gözaltıların basına servis edilme biçiminin bir algı operasyonu olduğuna değinen Cinbaş, şu sözleri kullandı:

    “HDP mevcut yasalarla kurulmuş, yerel yönetimlerde seçilmişleri olan, TBMM’de milletvekilleri, Meclis Başkan Vekili görevini yerine getiren anayasal bir kurumdur. ‘Terör’ ile ilişkilendirilmesi, adaletsizliklerine, haksızlıklarına kılıf uydurmaktan başka bir şey değildir.

    Başta Eş Genel Başkanımız Kadriye Doğan canımız olmak üzere ve demokratik zeminde siyaset yürüten diğer canlarımız bir an önce serbest bırakılmalılar. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD Ankara Şubesi’nden polis operasyonuna tepki: Bir olmak iri olmak zamanıdır-VİDEO

    DAD Ankara Şubesi’nden polis operasyonuna tepki: Bir olmak iri olmak zamanıdır-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Eş Genel Başkan Kadriye Doğan ve birçok kuruma yönelik gözaltı operasyonlarını kınadı. Yapılan basın açıklamasında “Yaşanan olaylara, baskılara karşı dik durmak, boyun eğmemek inancımızın gereğidir. Arsıza, hırsıza, nursuza, pirsize karşı bir olmak, iri olmak zamanıdır” denildi.

    DAD Ankara Şubesi, 2 Ekim’de yurt genelinde yapılan polisin gözaltı operasyonlarını kınadı. Ana Fatma Cemevi’nde yapılan basın açıklamasına Yeşil Sol Parti, Halkların Demokratik Partisi, Emek Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Ankara 78’liler girişimi, Halkevi, 10 Ekim Barış Derneği ve Yuva Köy Derneği temsilcileri de katıldı.

    “BASKILARA KARŞI DURMADAN YOL YÜRÜNMEZ”

    ‘Gün birlik olma günüdür’ mesajının verildiği basın açıklamasını DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak okudu. Siyasal iktidarın, farklı etnik yapılara, inançlara, kadın özgürlükçü anlayışa karşı baskı politikası uyguladığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “An yoktur ki inancımıza, değerlerimize, toplumsal hafızamıza, kurumlarımıza, Yol yürütücülerimize baskı, zulüm, işkence, gözaltı, tutuklamayı normalleştirmesinler. Zulmünüz artsın, yaşattığınız kadar yaşarsınız.

    Bu tekçi anlayışın baskısı altındam  masum-u pak olan evlatlarımız, irademizi temsil eden, ikrar verdiğimiz seçilmişlerimiz, Ana kadının kemaletini devriye eden kemalet sahibi kadın canlarımız, Yol yürütücüsü Analarımız, pirlerimiz, jiyarlarımız, diyarlarımız, dergahlarımız, ırmaklarımız, coğrafyamız, Herde Dewreş feryat figan yaşamaktadır. Bu zulme sessiz kalmak, zulme ortak olmak anlamına geliyor. Bu hakikati görmeden, baskılara karşı durmadan Yol yürünmez, yola talip olunmaz.

    Tekçi zihniyet son günlerde demokrasi güçlerine, Alevi süreklerine yönelik çökertme planını adım adım yürütmektedir. Fiziken yok edemediği rıza toplumu süreklerini kültürel katliamla, asimilasyon ile yok etmeye çalışmaktadır. Alevi Bektaşi Kültür Cem Evi Başkanlığı’nın kurulması, Sivas – Madımak Katliamı sanıklarının serbest bırakılması, ÇEDES projesi ile devam eden süreç Alevi kurum yöneticilerinin gözaltına alınması ile devam etmektedir.

    “ZÜLÜM İLE ABAD OLANIN SONU BERBAT OLUR”

    Geçen hafta PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe canımız ve Alevi kurum yöneticilerimiz gözaltına alındı. Bugün itibariyle Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanımız Kadriye Doğan canımız sabaha doğru gözaltı işkencesine uğramıştır. Ayrıca Pir Sultan Abdal Kültür Derneklerine bağlı Bir Mayıs Cem Evi yöneticisi Halil Aksu canımız da bu zulme uğramıştır. Eş Genel Başkanımızın hanesi biliniyor, yurt dışı yasağı yok, kaçak yaşamıyor, bilinen bir canımızdır. Kemalet sahibi, bilge bir kadın; inancına sıtkı bütün bağlı ikrarlı bir yol evladıdır. Asla zulme boyun eğmemiş, yaşamı boyunca hak ve hakikati dile getirmiş, demokratik siyasetin öznesi olmuş bir canımızdır. Gecenin bir vaktinde baskın düzenlenerek gözaltına alınmasını asla kabul etmiyoruz. Bu zulme rıza göstermiyoruz. Diyoruz ki, “zülüm ile abad olanın sonu berbat olur.”

    “ARSIZA, HIRSIZA KARŞI BİR OLMAK, İRİ OLMAK ZAMANIDIR”

    Bu gözaltı eş genel başkanımız şahsında Yol’a ikrar veren, kadın özgürlükçü yaşamı savunan, “Jin jîyan Azadî” diyen, her şart altında hakikati haykıran, eril zihniyete “hayır” diyen bütün kadın canlara uygulanmış olarak kabul ediyoruz.

    Bütün bu yaşananlar bizlere tarihsel sorumluluklar yüklemektedir. Yaşanan olaylara, baskılara karşı dik durmak, boyun eğmemek inancımızın gereğidir. Arsıza, hırsıza, nursuza, pirsize karşı bir olmak, iri olmak zamanıdır.

    HDP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 20 kişiye yönelik İç İşleri Bakanlığının, Emniyet yetkililerinin ev baskınlarını “terör örgütlü faaliyeti yürütenler” şeklinde basına servis etmesi bir algı operasyonudur. HDP mevcut yasalarla kurulmuş, yerel yönetimlerde seçilmişleri olan, TBMM’de milletvekilleri, Meclis Başkan Vekili görevini yerine getiren anayasal bir kurumdur. “Terör” ile ilişkilendirilmesi, adaletsizliklerine, haksızlıklarına kılıf uydurmaktan başka bir şey değildir.

    Başta Eş Genel Başkanımız Kadriye Doğan canımız olmak üzere ve demokratik zeminde siyaset yürüten diğer canlarımız bir an önce serbest bırakılmalıdır.

    Bu zulme sessiz kalmayacağız. Baskılar bizi yıldıramaz. Zulme sesiz kalmak doğal düşkünlüktür. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP İstanbul il binası önündeki açıklamaya polis müdahale etti – VİDEO

    HDP İstanbul il binası önündeki açıklamaya polis müdahale etti – VİDEO

    PİRHA – HDP İstanbul İl binası önünde yapılmak istenen açıklamaya polis müdahale etti.

    HDP ve Yeşil Sol Parti‘nin, İstanbul ve Kırklareli’de polis operasyonlarında gözaltına alınan yöneticilerinin ve üyelerinin gözaltına alınmasını protesto etmek için İstanbul il binasında yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etti. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtildi. 

    Polisin, basın çalışanlarını da darp ederek alandan uzaklaştırdığı kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    > Yeşil Sol Parti ve HDP’den gözaltıları protesto kararı

  • Kulu’dan, Doğan’ın gözaltına alınmasına tepki: Buna eyvallah demeyeceğiz!- VİDEO

    Kulu’dan, Doğan’ın gözaltına alınmasına tepki: Buna eyvallah demeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Kulu, “Öncelikle Kadriye Doğan bir kadın, bir anne ve bir Alevi aktivist. Kendi inançsal, toplumsal ve yaşam tarzını en üst perdeden dile getiren kadındır. İşte onun için hedeftir” dedi.

    İstanbul ve Kırklareli’de ev baskınları yapıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP Ataşehir İlçe Örgütü yöneticisi aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi başkanı Halil Aksu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi polis operasyonuyla gözaltına alındı.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gözaltılara dair yaptığı açıklamada 26 farklı adrese operasyon yapıldığını açıklamıştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, konuya dair PİRHA’ya konuştu.

    “BUNA EYVALLAH DEMEMİZİ KİMSE BEKLEMESİN”

    Kulu, gözaltına alınan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın öncelikle bir kadın, bir anne ve bir Alevi aktivist olduğunu belirterek, “Kendi inançsal, toplumsal ve yaşam tarzını en üst perdeden dile getiren kadındır. İşte onun için hedeftir” dedi.

    Kulu, gözaltına alınan HDK ve HDP yöneticilerinin gözaltına alınmasını da kınayarak, şunları söyledi:

    “Bu ülkede demokrasi, barış, kardeşlik, ortak vatanda beraber yaşama arzusunu dile getiren HDK’li, HDP’li, sol, demokrat, aydın kim varsa sistem bunları kendi hedefine koymuş. Devlet; susturulmuş, sinmiş bir toplum yaratarak, kendi hukukunu Türkiye’de esas kılarak, bütün herkesi kimliğinden, inancından, hakikatinden kopararak biat toplumu yaratmak istiyor. Bu operasyonun esas nedeni bu zihniyetin dışa vurumudur. Bu baskılara rağmen buna ‘eyvallah’ dememizi kimse beklemesin.”

    “KRİMİNALİZE EDEREK TOPLUMA BAŞKA BİR MESAJ VERMEYE ÇALIŞIYOR”

    Musa Kulu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın sosyal medya paylaşımında, gözaltına alınan siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcilerini “örgüte yardım etmek” iddiasıyla hedef göstermesine ise,“Bir Alevi kurumunun genel başkanlığını yapan, devlet anayasasına göre siyaset yapan, adresi, her şeyi belli olan, bütün bilgilerinin devlette olduğu birinin gizli örgüt üyesi olması, bu şekilde lanse edilmesi sadece bir korkunun dışa vurumudur. Kriminalize ederek topluma başka bir mesaj vermeye çalışıyor. Bu ne ahlakidir, ne vicdanidir ne de adaletlidir. Bu yaklaşım bir bakanın ya da bir devlet adamının söyleyeceği bir söz olmamalıdır.”

    “SESİMİZİ ÇIKARMALIYIZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, bütün ötekilere, bütün ezilenlere, bütün aydınlara, demokratlara, vicdan ve ahlak sahibi olan bütün insanlara açık çağrı yaptıklarını dile getirerek şunları kaydetti:

    “Çok karanlık günler bizi, ülkeyi bekliyor. Bütün toplum ve ötekiler bir güç haline dönüşmezse bu zihniyet, bu ülkeyi daha büyük bir karanlığa götürecek. Nerede olursak olalım bu zulüm ve baskı sistemine bu ceberrut yapının topluma giydirmek istediği bu deli gömleğini asla kabul etmemeli, sesimizi çıkarmalıyız. Yoksa çok geç kalacağız.”

    Kulu, olayın takipçisi olacaklarını belirterek, “Eş Genel Başkanımız nezdinde Türkiye’ye getirilmek istenen bu zulüm sistemini asla ve asla kabul etmeyeceğimizi bütün dünyanın ve Türkiye halklarının bilmesi lazım. Ve sistemi elinde tutanların da bilmesi lazım” dedi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan gözaltına alındı

  • Yeşil Sol Parti ve HDP’den gözaltıları protesto kararı

    Yeşil Sol Parti ve HDP’den gözaltıları protesto kararı

    PİRHA-İstanbul ve Kırklareli’nde sabah saatlerinde polis birçok eve eş zamanlı baskın düzenledi. Baskınlarda aralarında DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ında olduğu 20 kişi gözaltına alındı.Yeşil Sol Parti Ve HDP saat 16.00’da gözaltılara ilişkin basın açıklaması yapacak.

    İstanbul ve Kırklareli’nde ev baskınları yapıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan polis operasyonunda gözaltına alındı. Polis baskınında ayrıca Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi gözaltına alındı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, polis baskınında gözaltına alındı.

    HDP VE YEŞİL SOL PARTİ’DEN GÖZALTILARA TEPKİ

    Siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcilerine dönük gözaltı operasyonu, bugün HDP İstanbul İl Örgütü binası önünde protesto edilecek. HDP’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, bugün saat 16.00’da HDP İstanbul İl Başkanlığı önünde yaşanan gözaltılara karşı bir basın açıklaması yapılacağı ifade edildi. Basın açıklamasına milletvekillerinin de katılması bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan gözaltına alındı

  • DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan gözaltına alındı

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan gözaltına alındı

    PİRHA- İstanbul ve Kırklareli’nde ev baskınları yapıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan polis operasyonunda gözaltına alındı. Polis baskınında ayrıca Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi gözaltına alındı. 

    İstanbul ve Kırklareli’nde sabah saatlerinde polis birçok eve eş zamanlı baskın düzenledi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, polis baskınında gözaltına alındı.

    Baskınlarda ayrıca Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen kişiler İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltı sayısının artabileceği belirtildi.

    Gözaltına alınan bazı isimler şöyle:

    HDK Genel Meclis üyesi Umut Ezber, HDP PM üyesi Cengiz Topbaşlı, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Kürt Araştırmaları Derneği Eş Başkanı Eyüp Subaşı, HDP Pendik İlçe Eş Başkanı Oya Aytekin, HDP İl Örgütü yöneticileri Çetin Aslanboğa ve Mesut Fırat, HDP Ataşehir İlçe Örgütü yöneticisi Halil Aksu, HDP Bakırköy İlçe Eş Başkanı Gonca Yangöz ile Mehmet Akçiçek, Bülent Yıldırım, Zaynel Azadi, Fikriye Sarıgöl, Burcu Demir, Fethiye Kızmaz, Behiye Demir, Hüseyin Avras, Baran Sümbül, Oktay Okşal ve Behiye Duman.

    BAKANDAN AÇIKLAMA

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gözaltılara dair yaptığı açıklamada 26 farklı adrese operasyon yapıldığını açıkladı. Yerlikaya’nın sosyal medya paylaşımında, gözaltına alınan siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcileri “örgüte yardım etmek” iddiasıyla hedef gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Akın: AKP-MHP iktidarı deprem bölgesinde felaket yaratıyor

    Akın: AKP-MHP iktidarı deprem bölgesinde felaket yaratıyor

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinin büyük yıkıma neden olduğu Adıyaman’da bir dizi ziyaret gerçekleştirerek yurttaşların maruz bırakıldığı sorunları yerinde dinleyen Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “İktidar deprem bölgesinde insanlık dışı uygulamasıyla büyük bir felaket yaratıyor” dedi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Maraş merkezli depremlerden etkilenen Adıyaman’ a ziyaret gerçekleştirdi. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Elif Bulut, Yeşil Sol Parti milletvekilleri Beritan Güneş Altın, Hüseyin Olan’ın içinde yer aldığı heyet Kahta ilçe girişinde karşılandı.

    “SORUNLAR BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR”
    HDP’li belediyelerin deprem bölgelerine yaptıkları yardımlara değinen Akın, “Deprem AKP-MHP iktidarı nedeniyle on kat daha ağır bir hale geldi. Sağlıklı bir planlama yapılmadı. Hala sorunlar büyüyerek devam ediyor. Dayanışma ile insanlar ayakta kalıyor. Bir yıl içinde herkese konut verilecek denildi. Sözlerini tutsunlar istiyoruz. Her yerde su sorunu var. Hak kayıpları bir an önce giderilmeli” dedi. Belediye ziyaretinin ardından heyet tütün ile geçimlerini sağlayan bir aileyi ziyaret etti. Aile ile birlikte tütünleri ipe geçiren heyet, ailenin tütün ile ilgili yaşadığı sorunları dinledi.

    DEPREMZEDELER YURTTAŞLARDAN GELEN YARDIMLARLA AYAKTA
    Heyetin bir sonraki durağı depremden en çok etkilenen yerleşim yerlerinde biri olan Sincik ilçesine bağlı Geler köyü oldu. Konteyner ve çadırların olduğu alanda yapılan halk toplantısına katılan heyet, depremzedelerin yaşadığı sorunları dinledi. Yetkililerin kendilerine yardım yapmadığını söyleyen yurttaşlar, yapıldı denilen yardımların yapılmadığını, yurttaşlardan gelen yardımlar ile ayakta kaldıklarını söyledi. Kış aylarının yaklaşması ile sorunlarının katlandığına dikkati çeken yurttaşlar, içme suyu olmadığı için zorluk yaşadıklarını anlattı. Yaşanan sorunlara karşı topraklarını terk etmeyeceklerini vurgulayan yurttaşlar, heyette ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti.

    Depremin yol açtığı yaraları birlikte dayanışma ile saracaklarını belirten Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, “Elimizden ne gelirse yapacağız. Parlamentoda sizin sesiniz olmak bizim görevimiz. Bu sorun hepimizin sorunu, birlikte üstesinden geleceğiz. Elimizde kalan belediyeler ile ilk günden beri olağanüstü bir gayret ile halkın yanında olduk ve bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” dedi. Altın, çadır ve konteynerlerde kalan kadınları ziyaret ederek yaşadıkları sorunları dinledi.

    “DEVLETİN YAPMASI GEREKENLERİ GÖSTERECEĞİZ”

    Yetkililerin yurttaşları oyaladığını dile getiren Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Kendi olanaklarıyla kendi evlerini yapmaya engel olmaktadır. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; depremde yaşanan mağduriyet evet bir doğal felakettir ama bu doğal felaket de şu andaki iktidarın insanlık dışı uygulamasıyla 10 kez daha büyük bir felaket yaratılıyor. Bu felaketi bu halk hak etmiyor. Seçimden önce gösterilen tutum ile seçimlerden sonra gösterilen tutum birbirinden çok farklıdır. İnsanlarımızın iradesini alırken her türlü yalanı, her türlü talanı yaptınız ama şimdi insanlarımıza hizmet etmiyorsunuz. Bu insanlarımızın daha fazla tahammül edecek zamanı ve olanağı kalmamıştır. Biz buradan sesleniyoruz, bunun peşini bırakmayacağız, Yeşil Sol Parti olarak her yeri dolaşacağız, bunları gündem yapacağız halkımızla birlikte devletin yapması gerekenleri göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

    “YAŞANAN SORUNLARIN TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İktidarın yaşanan sorunların sorumlusu olduğunun altını çizen Akın, devamında şunları söyledi:

    “Hem uluslararası, hem de kendi hukuku açısından suçludur. Biz buradan bunun duyurusunu yapıyoruz. Mecliste bunun detaylı bir şekilde gündem yapılmasını sağlayacağız. Deprem ile ilgili incelemelerimiz devam ediyor, heyetimizle yaptığımız inceleme sonrasında basına daha detaylı bilgiler paylaşacağız. Şimdiden bu dayanışma için ve birlikte olduğumuz için teşekkür ediyoruz. Arkamızda AFAD’ın yürüttüğü bir çalışma var ancak arkamızda bir dayanışma derneği var. Bu derneğin bize sunduğu olanaklar çerçevesinde toplantıya devam edeceğiz. Halkımızla buluşmaya devam edeceğiz. Deprem sonrası yaşanan sorunların takipçisi olmaya ve bunu gündem yapmaya, halkımızla birlikte bunun sözünü her yerde söylemeye, Yeşil Sol Parti’nin bütün örgütüyle yapmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Mersin’de, KDP’nin saldırılarını protesto etmek isteyenlere polis müdahalesi-VİDEO

    Mersin’de, KDP’nin saldırılarını protesto etmek isteyenlere polis müdahalesi-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de DTK, DBP, HDP ve Yeşil Sol Parti’nin KDP saldırılarına dikkat çekmek için yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etti.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti Mersin’de Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki KDP saldırılara dikkat çekmek için basın açıklaması yapmak istedi.

    Adana, Hatay, Osmaniye ve Antep’ten çok sayıda kişinin katıldığı eyleme Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Hüseyin Olan, Ayten Kordu ve Ali Bozan da bulundu.

    AÇIKLAMAYA VALİLİK YASAĞI

    Mersin Valiliği yapılmak istenen basın açıklamasına karşı kentte gösteri ve yürüyüş gibi etkinliklere 1 günlük süreyle yasak getirildiğini duyurdu.

    Açıklamanın yapılacağı Özgür Çocuk Parkına giriş çıkışları engelleyen polisle kitle arasında kısa süreli bir arbede yaşandı.

    Mersin Milletvekili Ali Bozan, yaşanan saldırıları kınayan bir konuşma yaptı. Ardından yaşananları alkışlarla protesto edip il binasına yürüyen kitle, olaysız dağıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Gazi İnci: Gözaltında kaybetmeleri unutturmayacağız- VİDEO

    Gazi İnci: Gözaltında kaybetmeleri unutturmayacağız- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, Cumartesi Anneleri’ne destek için yapılan açıklamada, “Bir insana yönelmiş en vahşi saldırı olan gözaltında kaybetme gerçeğini unutturmamak için mücadele etmekte kararlıyız. Cumartesi Anneleri’ne yönelik baskılar sonlandırılmalı, failler yargılanmalı” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne destek için Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya İHD üyeleri, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Yeşil Sol Parti ve HDP il yöneticileri ve Mersin Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri katıldı.

    ABDÜLMECİT BASKIN HATIRLATILDI

    Gazi İnci, 1993 yılında gözaltında alındıktan sonra ölü bulunan Abdülmecit Baskın’ı hatırlatarak, “Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın, 2 Kasım 1993 tarihinde iş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alındığı inkar edilen Baskın’ın 4 Ekim 1993 tarihinde sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni bir çiftçi tarafından Gölbaşı mevkiinde bulundu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi. Dosya sürüncemede bırakıldı” dedi.

    “İTİRAFLARA RAĞMEN FAİLLER SERBEST BIRAKILDI”

    Cinayete ilişkin itiraf ve beyanlara rağmen yargılanan sanıkların beraat edildiğine vurgu yapan İnci, Cumartesi Anneleri’nin toplanma hakkına müdahalenin derhal sonlandırılmasını, Abdülmecit Baskın ve diğer tüm gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin kamuoyuna açıklanmasını ve tüm failler yargılanmasını talep etti.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Pertek’te arsa takasına dair ortak açıklama: Sorumlular istifa etmeli-VİDEO

    Pertek’te arsa takasına dair ortak açıklama: Sorumlular istifa etmeli-VİDEO

    PİRHA-Pertek Belediyesinde yaşanan takas işlemine dair HDP, Yeşil Sol Parti, EMEP ve Tüm Köy Sen tarafından ortak açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Sorumluluğu bulunan başta belediye başkanı olmak üzere, imzası bulunan bütün belediye meclis üyelerini halka hesap vermeye, meclis kararını iptal etmeye ve istifaya davet ediyoruz” denildi.

    Pertek Belediye Meclisi 11 Mayıs’ta arıtma tesisi yapılmasına dair yer takası gündemiyle toplandı. Toplantıda takas işlemlerinin gerçekleştirilmesi için belediye başkanına yetki verildi. Bu takas işlemine göre belediye mülkünden 106 bin 681,25 metrekarelik yere karşılık 37 bin 34,56 metrekare yer alındı. Yapılan takas sonucunda belediyenin mülkünden fazladan 70 bin metrekare yer özel şahıslara verildi.

    Pertek’te bulunan kurumlardan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Emek Partisi (EMEP) ve Tüm Üretici Köylü Sendikası (TÜMKÖY-SEN) ortak açıklama yaptı. Açıklamayı HDP üyesi Aygün Çelikel okudu.

    “PERTEK BELEDİYESİ, 4,5 YILDA HALKÇI BİR YÖNETİM ANLAYIŞINI BENİMSEMEMİŞTİR”

    Başta belediye başkanı olmak üzere sorumluluğu olan herkesi istifaya davet ettiklerini söyleyen Aygün Çelikel, “Pertek Belediyesinin arıtma tesisi kurulumunu gerekçe göstererek, Kaledibi mahallesinde bulunan yaklaşık 37 bin metrekare imara kapalı tarım arazisi ile belediyeye ait 107 bin metrekare imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanların takasının yapılmasının ve yapılma biçimindeki usulsüzlüklerin ilçenin gündemi oldu. Halktan kopuk, halkın iradesini yok sayan, demokratik ve halkçı bir yerel yönetim anlayışını merkezine almayan, tekçi yönetim tarzını esas alanlarının gideceği istikametin kaçınılmaz sonucunun bu yaşananlar oldu. Zira Pertek Belediyesi geride bıraktığı 4,5 yıllık süreçte,  ilçemizin temel sorunlarına yönelik alınan kararlarda, halkçı bir yönetim anlayışını benimsememiştir. Sorumluluğu bulunan başta belediye başkanı olmak üzere, imzası bulunan bütün belediye meclis üyelerini halka hesap vermeye, meclis kararını iptal etmeye ve istifaya davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Sebahat Tuncel: Aleviler, hak ve özgürlükleri için örgütlü mücadeleyi büyütmeli

    Sebahat Tuncel: Aleviler, hak ve özgürlükleri için örgütlü mücadeleyi büyütmeli

    PİRHA- HDP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, Türkiye’de Alevi inancına yönelik baskı, asimilasyon ve inkâr politikalarını eleştirerek, Alevilerin hak ve özgürlüklerinin tanınması konusunda örgütlü mücadelede birlik olunup mücadele etmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Hemen her alana sirayet etmiş olan hükümetin baskı politikaları,i son zamanlarda Aleviler üzerinde daha da yoğunlaşmış durumda.

    Yaklaşık 7 yıldır Sincan Cezaevi’nde tutulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, bu baskı politikalarına dair Can TV ve PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Tuncel, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ÇEDES projesi kapsamında birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atanmasına, bu projeye karşı Aleviler, Eğitim-Sen ve Veli Dernekleri’nin ortaklığıyla 16 Eylül Cumartesi günü İzmir’de düzenleyeceği mitinge dair değerlendirmelerde bulundu.

    “SİYASİ İKTİDAR ALEVİLERİN VARLIĞINI VE MÜCADELESİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR”

    -Alevi toplumunun zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması gibi talepleri ortadayken hükümetin Alevilere yönelik faaliyetleri hakkında neler söyleyeceksiniz?

    Sebahat Tuncel: Sevgili Can TV ve PİRHA çalışanları öncelikle sizlere, sizler şahsında diğer basın çalışanlarına selam ve sevgilerimi sunuyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Cezaevi koşullarında dışarıdaki gelişmeleri takip etmeye çalışsak da muhalif basının cezaevlerine girememesi nedeniyle iktidar medyası aracılığı ile gelişmeleri takip etmeye çalışıyoruz. Çok az sayıdaki muhalif medya ve basın ile toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel gerçekleri özellikle Kürt sorunu çerçevesinde gelişen toplumsal, siyasal gelişmelere yer vermekte yetersizlik yaşıyoruz. Tabii ki bu baskı koşullarında bunu anlamaya çalışsak da bu baskı ve zor ortamından çıkmak; demokrasi, özgürlük barış ve eşitlik için daha cesur risk alan bir tutuma ihtiyaç olduğu her geçen gün daha net açığa çıkmaktadır. Bu bağlamda sizlerin hakikat yolculuğuna cezaevlerine “rehin” olarak tutulan bizlerin de seslerini duyurma girişiminizi anlamlı bulduğumu ifade etmek istiyorum tekrardan tüm Can TV ve PİRHA çalışanlarına selam ve sevgilerimi sunuyorum.

    Türkiye’de Alevi inancına yönelik baskı, asimilasyon ve inkâr politikalarının yeni olmadığını biliyoruz. Alevilerin eşit özgür yurttaşlık taleplerini görmezden gelerek, Alevilerin inançlarını tanımayıp cemevlerinin kimi ihtiyaçlarını gidermeyi büyük bir adımmış gibi pazarlamaya çalışan siyasi iktidarın asıl hedefinin Alevi inancını bir yandan Cumhurbaşkanlığına bağlı kurdukları daire başkanlığı aracılığıyla denetim altında tutmak, diğer yandan da Alevilerin birliği ve dayanışmasını engelleyerek bağımsız olarak örgütlenmelerini engellemek olduğunu sanırım Alevi toplumu çok net görmektedir. Anadolu-Mezopatamya Aleviliğinin büyük mücadele direnişi ve yenilgiler yaşadığı bir mücadele deneyimi var. Osmanlı Devleti’nin baskı politikalarına direnişin önemli bir sembolü olan Celali İsyanları’nda 100 bin Alevi katledilmiştir.  Osmanlı’nın bakiyesi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihi de ne yazık ki Alevilere yönelik katliamlarla doludur.

    Dersim, Maraş, Çorum, Gazi, Sivas Madımak…. Bu yaşanan gerçekliği anlamak için tarihsel gelişmelere bakmak önemli diye düşünüyorum. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yaşanan direniş isyan sürecini de dikkate aldığımızda Kürt sorununun nedenlerini ve neden çözülmek istenmediğini daha iyi anlıyoruz. Kürtlerin yaşadığına benzer bir süreç Aleviler açısından da yaşanmıştır. Cumhuriyetin kuruluşunda halifelik kaldırılsa da Diyanet İşleri Başkanlığı ile 2. Mahmud sürecindeki Sünni İslam merkezli politika ‘modern’ cumhuriyete de aktarılmış, Sünni-Türk erkek merkezli cumhuriyet bugün Türkiye’de yaşanan kimlik sorunlarının da temelini oluşturmaktadır. 30 Kasım 1925 yılında devletin Alevilere yönelik inkâr ve asimilasyon politikasında yeni bir süreç başlatılmış oldu. Hacı Bektaşi Veli Dergâhı ve diğer tüm Alevi dergâhları kapatıldı, Alevi inancı yasaklandı. Alevilerin böylesi bir şiddet ve yasak döngüsü devlet kuşatması içinde varlığını koruması, Alevi inancının, felsefesinin, kökenlerinin toplumsal yönünün güçlülüğünden ileri gelmektedir. Alevilik inancının gelişiminde, örgütlenmesinde kadınların önemli bir rolünün olduğunun da altını çizmek isterim. Aleviler günümüzde Alevilere dayatılan inkâr, asimilasyona Alevi birliği ve dayanışmasını ortadan kaldırmak isteyen işbirlikçi Aleviler aracılığıyla Alevileri denetim altına almaya çalışan AKP iktidarına karşı yapacakları tek şey; kendi inanç kimliklerini, kültürlerini koruması ve Aleviler arası birlik dayanışmayı güçlendirerek Alevi kimliğinin özgürleşmesi için mücadele etmektir. Sonuç olarak Alevilere yönelik inkâr ve asimilasyon politikaları yeni değil. Bu baskı politikaları Alevilerin varlığını, kimliğini, kültürünü koruma ve özgürlüğünü sağlamasını engellemektedir. Sayısı 20 milyondan fazla olan Alevilere yönelik aşağılayıcı, ayrımcı şiddet politikaları, Alevi inancını inkâr eden politikalara karşı örgütlenmesi ve mücadele etmesi bir seçenekten ziyade zorunluluktur.

    “TEK TİPÇİLİĞİ DAYATAN DEVLET, TÜM DİNLERE EŞİT MESAFEDE OLMALI”

    -Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

    Sebahat Tuncel: Zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane sayılması, Alevi dergâh ve tekkelerinin açılarak Alevi inancının gelecek kuşaklara aktarılması eşit, özgür yurttaş olarak Alevi inanç kimliğinin anayasal güvenceye kavuşması, talepler etrafında örgütlenmek ve talepleri toplumsallaştırarak örgütlü güç haline getirmekle mümkündür. “Hak verilmez alınır” sözü bir slogan olmaktan ziyade tarihsel bir gerçekliliktir. Türkiye’de 2. yüzyıla Kürtsüz, kadınsız, Alevisiz bir anayasa ile girmemelidir. İktidarın anayasa çalışması ittifak kurduğu gerici güçlere bakınca dinci, milliyetçi, cinsiyetçi ve militarist bir karakterde olacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Aleviler cumhuriyetin 2. yüzyılında tıpkı Kürtler gibi varlığını, inancını korumak ve anayasal güvenceye kavuşması için aktif bir çalışma içinde olmalı.

    Ömer Hayyam’ın dediği gibi; Tam işleri dilediği düzene girer, ecel çıkıverir pusudan benim ben, diye. İktidarlar gelip geçicidir, önemli olan halklarımızın barış içinde kardeşçe yaşayacağı onurlu bir gelecek kurmaktır.

    Devletin tüm inançlara eşit mesafede olması gerekir. Devletin dini olmaz. Ancak insanlığın başına bela olmuş bugün yaşadığımız ekonomik, siyasi, kültürel, ekolojik krizlerin temelini oluşturan ulus-devletler toplumu insanları denetim altında tutmak için dini bir araç olarak kullanmaktadır. Bugün Türkiye’ye yönelenlerin esas aldığı erkek, Sünni, Türk ulus devleti de Türkiye’deki toplumsal barışın önündeki en temel engeldir. Türkiye’deki farklı inanç ve kimlikleri yok saymakla Türkiye halklarına tek tip elbise giydirmek istemektedir.

    16 EYLÜL’DEKİ MİTİNGE GÜÇLÜ KATILIM ÇAĞRISI

    -16 Eylül’de İzmir’de okullara imam atanması (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle Aleviler ve Eğitim-Sen’in ortaklığıyla miting gerçekleştirilecek. Mitinge dair görüşlerinizi alabilir miyiz?

    Sebahat Tuncel: 16 Eylül’de İzmir’de Alevi kurumları ile Eğitim-Sen’in ortak geliştireceği eşit yurttaşlık, laik eğitim ve ÇEDES projesinin iptali talepleriyle yapılacak olan mitinge İzmir halkımızın güçlü şekilde katılmaya davet ediyorum. Ne yazık ki cezaevinde olmam nedeniyle ben aranızda olamayacağım. Ama Can TV ve PİRHA aracılığı ile sizlerle dayanışma içinde olduğumu; Alevilerin, kadınların, Kürtlerin, Türkiye yoksul emekçilerinin özgür geleceği için dayanışmanın bizi başarıya ulaştıracağının altını çizmek isterim. Elbette basın açıklamaları, mitingler kamuoyu oluşturmak açısından önemlidir ancak yeterli değildir. Yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi Alevilerin, Kürtlerin inkâr imha ve asimilasyon politikalarına karşı sürekli ve örgütlü bir mücadeleye ihtiyacı vardır. Yine kadınların eşitlik ve özgürlük mücadeleleri de örgütlü olmak dışında devletin tüm olanaklarını kendi iktidarını güçlendirmek için kullanan iktidara karşı örgütlü bir kadın gücü, örgütlü halkın gücü ile mücadele yürütürsek kazanırız.

    Bugün iktidardakiler güçlü olduğu için değil, bizler muhalefet, örgütsüz ve dağınık olduğumuz için Türkiye de bu halde. Bu gidişata dur demek ellerimizde, yeter ki gücümüzün ve rolümüzün farkına varalım.

    16 Eylül mitingine katılan tüm canlara, dostlara selam ve sevgilerimi sunuyor başarı dileklerimi iletiyorum.

    Dilan MORSÜMBÜL/PİRHA

     

  • Pertek Belediyesi’nin takasla fazladan yer vermesine tepki: Bu kararı kimlerle, nasıl aldınız?

    Pertek Belediyesi’nin takasla fazladan yer vermesine tepki: Bu kararı kimlerle, nasıl aldınız?

    PİRHA-Pertek Belediyesi’nin, belediye mülkünden fazladan 70 bin metrekare yeri özel şahıslara vermesine tepki gösteren HDP, Yeşil Sol Parti, EMEP, Pertekliler Derneği ve TÜMKÖY-SEN konuya ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Pertek Belediyesi 11 Mayıs tarihinde arıtma tesisi kurulumunu gerekçe göstererek, Kaledibi Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 37 dekar imara kapalı tarım arazisi ile belediyeye ait 107 dekar imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanların takasının yapılması ve yapılma biçimindeki usulsüzlük ya da belirsizlikler sebebi ile bu durum ilçemiz halkı tarafından tartışma konusu olmuştur” denildi.

    Pertek Belediye Meclisi 11 Mayıs’ta arıtma tesisi yapılmasına dair yer takası gündemiyle toplandı. Toplantıda takas işlemlerinin gerçekleştirilmesi için belediye başkanına yetki verildi. Bu takas işlemine göre belediye mülkünden 106 bin 681,25 metrekarelik yere karşılık 37 bin 34,56 metrekare yer alındı. Yapılan takas sonucunda belediyenin mülkünden fazladan 70 bin metrekare yer özel şahıslara verildi.

    Pertek’te bulunan kurumlardan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Emek Partisi (EMEP), Pertekliler Derneği ve Tüm Üretici Köylü Sendikası (TÜMKÖY-SEN) konuya ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

     “BU AÇIKLAMAYI YAPMAMIZ ŞART OLMUŞTUR”

    Yapılan yazılı açıklamada, “Pertek Belediyesi 11 Mayıs tarihinde arıtma tesisi kurulumunu gerekçe göstererek, Kaledibi Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 37 dekar imara kapalı tarım arazisi ile belediyeye ait 107 dekar imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanların takasının yapılması ve yapılma biçimindeki usulsüzlük ya da belirsizlikler sebebi ile bu durum ilçemiz halkı tarafından tartışma konusu olmuştur. Bu nedenle bu açıklamayı yapmamız şart olmuştur.

    BU KARARI KİMLERLE NASIL ALDINIZ?

    Yapılan açıklamada şu sorular soruldu:

    1-Bu kararı kimlerle nasıl aldınız? Onay veren meclis üyeleri kimlerdir?

    2-Takası gerçekleştirilen taşınmazların ada parsel bilgilerinin oturuma katıldığı iddia edilen belediye meclis üyelerinin bilgisine sunulduğu, onaylarının alındığı 11 Mayıs tarihli belediye meclis toplantısının eğer mevcut ise görüntülerinin kamuoyu ile neden paylaşılmadığını soruyoruz!

    3-Bazı meclis üyelerinin beyanları üzerine konuyla ilgili ek gündem maddesinin 11 Mayıs tarihli oturumdan sonra kendilerinin haberi olmadan yazıldığı iddiası doğru mudur?

    4- Tarım arazisi üzerine yapılması düşünülen arıtma tesisinin  insan sağlığı açısından olumlu veya olumsuz etkisi araştırıldı mı? Bununla ilgili İlçe Çevre Sağlık Kurumu’ndan alınan bir rapor var mıdır? Araştırdığımız kadarıyla ilçenin tek mesire alanına komşu parsel olup insan ve çevre sağlığı açısından olumlu bir rapor yoktur.

    5-Takas edilerek alınan yaklaşık 37 dekar tarım arazisi kadar büyük bir alana gerek var mıdır? Arıtma tesisi için en fazla kaç metre kare alan yeterlidir? Yaptığımız araştırmalar sonucunda 3 ile 5 dekar arazi içine kurulması yeterlidir ve ilçe yaşam alanları dışında kurulması elzemdir.

    6-Takas edilen alanların büyüklükleri ve imar durumları göz önünde bulundurarak soruyoruz belediye zarara uğratıldı mı? Yaptığımız araştırmalar sonucunda bahse konu olan 37 dekarlık imara kapalı tarım arazisinin 107 dekarlık imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanlar ile takasının eş değer olamayacağı ileriye dönük düşünüldüğünde aradaki farkın giderek daha da açılacağı aşikârdır.

    7-Belediye Başkanının basına vermiş olduğu röportajında bahsi geçen iki katlı yapının yaşanılan yangından sonra metruk ve yıkılmaya yüz tutmuş bir yapı olması  maddi olarak hiçbir değerinin olmaması anlamına gelir. Arsa takasında kıymet bildirimi olarak düşünülemez.

    Bu soruların hâlâ cevaplanmamış olması hafızlarda soru işareti bırakmıştır. Bizler açıklamayı yapan kurumlar olarak arıtma tesisi yapımına karşı olmamakla birlikte açıklamamızda sorduğumuz soruların acilen cevaplanması, bu yanlıştan derhal dönülmesini ve gerekli hassasiyetin gösterilmesini talep ediyoruz.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pertek Belediyesi, belediye mülkünden fazladan 70 bin metrekare yeri özel şahıslara verdi

  • Yeşil Sol Parti Kadın Konferansı: Nerede direniş varsa orada kadınlar var

    Yeşil Sol Parti Kadın Konferansı: Nerede direniş varsa orada kadınlar var

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, kadın konferansında yaptığı konuşmada, nerede bir yıkım varsa orada AKP-MHP iktidarı ve onun 5’li çetesinin olduğunun altını çizerek, “Ancak nerede bir direniş varsa yine biliyoruz ki orada o direnişi örgütleyen, öncülük eden kadınlar vardır, kadın mücadelesi vardır” dedi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) “İsyanımızla Örgütleniyor, Özgürlüğümüzü Savunuyoruz”, “Bi serhildan û rexistinê em azadiyê diparêzin” şiarı düzenlediği kadın konferansı başladı.

    Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde yapılan konferansa 400 kadın delege katıldı. Konferansın yapıldığı salona 17 Haziran 2021 tarihinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik gerçekleşen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın posteri asıldı.

    Konferans, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren kadınların anısına saygı duruşu ile başladı.

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar açılış konuşmasında, kadın özgürlük mücadelesinin hiçbir dönem kolay olmadığına dikkat çekerek, “Kadın mücadelesinde yüzlerce yoldaşımızı yitirdik. Yitirdiğimiz her bir kadın yoldaşımızın mücadelesini omuzlayarak yolumuzu örmeye devam ediyoruz. Anıları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. ‘Bedenim, emeğim, kimliğim, inancım, yaşamın benim’ diyen ve mücadelesinden bir adım geri durmayan tüm kadınlara selam olsun” diye konuştu.

    Kadın özgürlük mücadelesini sindirmeye çalışanlara karşı bir arada olduklarını ve Üçüncü Yol’un inşaasını sürdürdüklerini ifade eden Uçar, konuşmasında şunları söyledi:

    “Sevgili kadınlar; Kürde, kadına, işçiye, emekçiye, doğaya düşman bu faşist iktidarın çok boyutlu saldırılarına karşı çok boyutlu direnişi örgütlemek hepimizin sorumluluğundadır. Bizler için bulunduğumuz her yer bu anlamda bir mücadele alanıdır. Meclis de bu alanların bir parçasıdır. Ancak seçim sonrası da ifade ettiğimiz gibi 28’nci Dönem Parlamentosu biz kadınlar açısından en ciddiye alınması gereken bir yerde durmaktadır. Çünkü bu Meclis’te haklarımız ve kazanımlarımız üzerinden pazarlık yaparak AKP-MHP ittifakına katılan güçler var.  Kürt halkının özgürlük mücadelesini tasfiye etmek üzerinden kurulan bir ittifak var. Bizler bu grupları 1990’lı yıllarda Kürtlere yönelik gerçekleştirilen saldırılardan, katliamlardan tanırız. Faili belli cinayetlerden biliriz. Konca Kuriş katliamından biliriz. Ancak bu güçler de bizleri, bizlerin mücadelesini, kararlığını çok iyi tanır ve bilir. Ne Kürt halkı ne kadınlar kurulan bu kirli ittifaka karşı mücadele etmekten tek bir adım dahi geri atmayacaktır.

    “KİRLİ PAZARLIK YAŞAMA GEÇİRİLMEK İSTENİYOR”

    Meclis kapandığı için şimdilik yapmak istediklerini yapamadılar. Ancak Meclis açıldığı gibi haklarımıza, kazanımlarımıza, yaşam alanlarımıza yönelik yeni saldırılar olacağının da farkındayız. Meclis kapanmadan hemen önce geçen Torba Yasa’yla denetimli serbestlik düzenlenmesi yapıldı.  Bu sürenin uzatılması demek; ne kadar kadın katili, kadın ve çocuklara yönelik ne kadar şiddet ve istismar faili varsa hiç ceza almadan ya da çok az bir ceza sonrası serbest bırakılması demektir. 12 yaşındaki çocuğa istismardan tutuklanan Uşaki Tarikatı lideri ve onun gibi istismarcıların korunması serbest bırakılması demektir. Geldiğimiz aşamada haklarımız ve kazanımlarımız üzerinden kurulan kirli pazarlık yaşama geçirilmek isteniyor.

    Değerli arkadaşlar; defalarca kez söyledik yine söylüyoruz. Savaş, şiddet ve tecrit politikaları ile tek adam rejimini inşa etmeye çalışan AKP-MHP faşist ittifakı ülkeyi büyük bir ekonomik krize sürüklemiştir. Yoksulluk, işsizlik ve emek sömürüsü derinleşerek artarken insanlar evlerine ekmek götüremezken ‘sorun ekonomik değil psikolojiktir’ demek halkın aklıyla dalga geçmektir. Tüm bu ekonomik krizin, yoksulluğun, işsizliğin temelinde savaş ve tecrit politikaları var demeye devam edeceğiz. Kürt halkına, onun kazanımlarına saygı duymak yerine savaş açmanın yarattığı bir sonuçtur bu. Sayın Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tecrit ve Kürt sorununda dayatılan çözümsüzlüğün bir sonucudur. Kadınlara, gençlere, işçilere, emekçilere değil Kürt ve kadın düşmanlığı üzerinden yürütülen savaşa, ranta, talana bütçe ayırmanın sonucudur.

    Savaş politikalarına son verilmeden, Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecrit kırılmadan, Kürt sorununda demokratik çözüm gerçekleşmeden yaşanan bu kadın yoksulluğunun, işsizliğinin, cinayetlerin son bulması mümkün değildir. Bizler bu bilinç ve farkındalıkla savaş siyasetine karşı onurlu barış demekten bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Sayın Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen bugün tüm cezaevlerine yayılan ve yaşamlarımız üzerinde bir rejim haline getirilmek istenen tecridi kıracak olan da bu salondan taşarak tüm kadınlara yayılan irademiz olacaktır.

    “MÜCADELE VERMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Kürt sorununun çözümü konusunda onurlu bir barıŞ, gerçek bir barış konusunda tek çözüm önerisi olan Sayın Abdullah Öcalan’dır. Bu kriz ortamında bizlerin yükselteceği barış politikalarının çok değerli bir yeri var. 2013-2015 yılları arasında hepimizin tecrübe ettiği çok kıymetli bir süreç vardı. Savaş durdurulduğunda hem istihdamın arttığı hem de işsizliğin azaldığı hem de refahın arttığını deneyimledik. Bunun mücadelesini vermek durumundayız. Bu ülkede savaşın hukuksuzluğunu savaşın dilini toplumuna dayatan bir AKP ve MHP var. Soralım; gerçekten Türkiye’deki Kürt sorunu çözümsüz mü? Kimsenin bu konu ile ilgili bir çözüm önerisi yok mu? Elbette İmralı’da uzunca bir süredir tecrit altında tutulan Sayın Abdullah Öcalan bu konuda çözüm üretti. Gerçek tablo şu; Kürt sorunu çözümü konusunda onurlu bir barış, gerçek bir barış konusunda tek çözüm önerisi olan Sayın Abdullah Öcalan’dır. Kendi cümlesidir ‘bana imkân verilirse bu sorunu bir hafta içerisinde çözerim’ diyor. 2013 yılında Sayın Öcalan’ın yayınladığı deklarasyonun bizim hafızamızda olmaya devam edecek. Bunun mücadelesini vermekten asla vazgeçmeyeceğiz.

    Değerli arkadaşlar; iktidar devletin tüm gücü ve imkânlarıyla partimize yönelik gerçekleştirilen saldırılarda en sıcak gündem olarak önümüzde duruyor. Kobanê  Kumpas Davası, HDP Kapatma Davası ile bizleri yıldırmaya sindirmeye çalışanlara inat buradayız demeye devam ediyoruz. Uydurma iddianamelerle, gizli tanık beyanları ile halkların iradesini yok sayarak bizleri siyasetin dışına itmek isteyenler tarihin hiçbir döneminde olduğu gibi bugün de başaramayacaklar. Partimizin çoğulcu yapısına, kadın özgürlükçü paradigmayı esas almasına, farklılıkları ile bir arada ortak yaşamı savunmasına, Kürt sorununda demokratik çözüm ısrarına yönelik açılan bu davalar en başta kadınlar nezdinde boşa düşürülmüştür. Tüm bu saldırılar karşısında direniş en meşru hakkımızdır. Kadın özgürlükçü paradigmamızdan da, Kobanê’’de kadınlar öncülüğünde gerçekleşen devrimimizden de asla ama asla vazgeçmeyeceğiz. ‘Rojava devrimi kadın devrimidir’ diyerek yolumuza devam edeceğiz. Her fırsatta Rojava’ya saldırmayı kendine esas edinen bu iktidarın Kürt halkının iradesine, statüsüne yönelik tüm saldırılara en büyük cevabı yine bu devrimi savunarak devam edeceğiz.

    “İKTİDARIN RANT POLİTİKALARINA KURBAN EDECEĞİMİZ NE ORMANIMIZ NE DEREMİZ VAR”

    Sevgili kadınlar; bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; nerede bir yıkım varsa, nerede ormanlar yanıyor, ağaçlar kesiliyor, dereler, nehirler nükleer enerji santrallerine, HES’lere, JES’lere kurban ediliyorsa orada AKP-MHP iktidarı ve onun 5’li çetesi vardır. Ancak nerede bir direniş varsa yine biliyoruz ki orada o direnişi örgütleyen, öncülük eden kadınlar vardır, kadın mücadelesi vardır. Tıpkı Akbelen ’de, Cudi’de, İkizdere’de olduğu gibi. Kırılan, kesilen her bir ağaç doğayı nefessiz bırakırken,  sermayedarların gücüne güç katmaktır. Dün olduğu gibi bugün de doğamızı, yaşam alanlarımızı savunmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Gün ekoloji mücadelesini en güçlü şekilde verme günüdür. Bu iktidarın rant politikalarına kurban edeceğimiz ne tek bir dalımız ne ormanımız ne de deremiz vardır.

    Değerli arkadaşlar; seçim sonuçlarını tüm boyutları ile değerlendirme ve yeni dönem mücadele hattımızı belirliyoruz diyerek yeniden yapılanma sürecine girdik. Tüm bu süreci halkımızla, kadınlarla birlikte değerlendirdik. Tüm bu süreçte eleştiri özeleştiri mekanizmamızı esas aldık. Halkımızdan, kadınlardan aldığımız değerlendirmeler, eleştiriler ve öneriler doğrultusunda yeni dönem mücadele hattımızı örmenin yol ve yöntemlerini hep birlikte değerlendirdik. Bugün tüm bu süreçten açığa çıkan sonuçları konferansımıza taşıyoruz. Tüm bu süreçte bir partimizin demokratik siyasette ısrarını bir kez daha ortaya koymuştur. Kadın özgürlükçü çizgimizde ısrarımızın göstergesidir. Partimizi diğer sistem partilerinden ayıran biricik özelliğidir.

    “KADIN MÜCADELEMİZ DAHA DA BÜYÜYECEK”

    Özellikle şimdi, tam da şimdi yeni yapılanmayla, yeni mücadele hattıyla ve yepyeni bir solukla mücadelemizi yükseltme zamanı. Ülkenin içinde bulunduğu mutsuz ve umutsuz ruh halinin bize yansıması bir yana bize daha fazla mücadele bize daha fazla sorumluluk düştüğünü gösteriyor. Dünya deneyimleri çokça göstermiştir en karanlık, en umutsuz denilen dönemler aynı zamanda kadın mücadelesinin yükseldiği, bu mücadelenin öncü bir güç haline geldiği ve sonuç aldığı dönemler olmuştur. Baskıcı rejimlere karşı kadın mücadelesinin bir güç, bir umut olma misyonu vardır. Bugün her zamankinden daha fazla bu koşullardayız. Ve bu gücümüz var, kadın ittifakımız, kadın dayanışmamız var, kadın mücadelemiz büyüyor, daha da büyüyecek. Bu konferansımız bunun şiarı bunun startı olacak. Buna inanıyoruz.

    Evet sevgili kadınlar; sözlerimi bitirmeden önce bir kez daha şunları vurgulamak istiyorum. Sözümüz var sevgili kadınlar. Beraber yol yürüdüğümüz ve bu mücadelede yitirdiğimiz yoldaşlarımıza sözümüz var. Taybet Ana’ya, Kader’e, Sibel’e, Arin’e, Seve’ye, Sakine’ye sözümüz var. Berfo Ana’ya, Perişan Ana’ya, Adalet Ana’ya sözümüz var. Katledilen her bir kadına sözümüz var. Yolumuz uzun yükümüz ağır. Ancak bu yolda karşımıza çıkacak tüm engelleri aşacak gücümüz ve kararlığımız var. Gün kadın özgürlük mücadelesini büyütme, yeni yaşamı hep birlikte örme günüdür.”

    “GÜCÜMÜZÜ DEMOKRATİK, EKOLOJİK, KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ PARADİGMADAN ALIYORUZ”

    Daha sonra söz alan Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan ise, “Gücümüzü ‘demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma’dan alıyoruz. Büyük kadın konferansımızı bu coşku, umut ve kararlılıkla başlatıyoruz. Kadın örgütleme mekanizmamızı en güçlü şekilde işletmenin yol ve yöntemlerini burada kararlaştıracağız. Bizler gücümüzü; emek, adalet, barış, eşitlik, demokrasi mücadelesi yürüten Kürt, Türk, Arap, Rum, Çerkez, Pomak, Roman, Ermeni, Acem, Süryani, Êzidî kadınlardan alıyoruz. Doğamıza açılan savaşa karşı ‘yerimizi, doğamızı, asla vermeyeceğiz’ diyen Akbelenli kadınlardan alıyoruz. ‘Bu iktidarın rant ve talan politikalarına vereceğimiz tek bir ağacımız, ormanımız yok’ diyerek Cudi’ye yürüyen kadınlardan alıyoruz. Yaşlı, çocuk, engelli bakımını kadınlara yükleyen sağlamcı politikalara karşı ‘engelsiz bir yaşam mümkün’ diyerek mücadelesini örgütleyen kadınlardan alıyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından konferans basına kapalı devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin Milletvekilleri Ali Bozan ve Perihan Koca işçilerle buluştu- VİDEO

    Mersin Milletvekilleri Ali Bozan ve Perihan Koca işçilerle buluştu- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekilleri Av. Ali Bozan ve Perihan Koca, sabahın ilk ışıklarında narenciye ve taşımacılık sektöründe çalışan işçilerle bir araya geldi. İşçiler, ücret ve güvencesiz çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etti. Milletvekilleri güvencesiz işçi çalıştırmanın suç olduğunu ifade ederek, işçilerle birlikte hakları için her daim mücadele edeceklerini söylediler.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin Milletvekilleri Av. Ali Bozan ve Perihan Koca, narenciye ve evden eve taşımacılık sektöründe çalışan işçileri ziyaret etti. Sabahın ilk ışıklarında başlayan programa; HDP Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, Akdeniz İlçe Başkanı Nizar Esen ve Güvencesiz İşçiler Derneği Başkanı Nedim Aydınalp da katıldı.

    İŞÇİLERİN EN BÜYÜK SORUNU SİGORTASIZ ÇALIŞTIRILMAK

    İlk olarak narenciye işçileri ile bir araya gelen Yeşil Sol Parti Milletvekilleri, işçilerin sorun ve taleplerini dinledi. 427 lira olarak belirlenen yevmiye ücretlerinin geçimlerini sağlamadığını belirten işçiler, işverenlerden yevmiyelerin 600 liraya çıkarılması talebinde bulunacaklarını söyledi. Taleplerinin karşılanmaması durumunda ise işçiler, greve kararı alacaklarını vurguladı.

    Narenciye işçilerinin ardından evden eve taşımacılık sektöründe çalışan işçileri ziyaret eden milletvekilleri, ağır koşullarda güvencesiz çalışan işçilerin sorunlarını dinledi. Taşımacılık sektöründe son 2 ayda Türkiye genelinde 14 arkadaşlarının iş cinayetinde yaşamını yitirdiğini anlatan işçiler, en büyük sorunlarının sigortasız çalıştırılmak olduğunu belirttiler.

    BOZAN: HAKLARINIZ İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, işçilerle gerçekleştirilen buluşmalarda “Birlik olma” çağrısı yaptı. Her daim işçilerin haklı mücadelesinin yanında olacaklarını söyleyen Milletvekili Bozan, işçilerin güvencesiz şartlarda çalıştırılmasının suç olduğunu buna karşı gerekli çalışmalarını yürüteceklerini ifade etti. İşçilerin birlikte örgütlenmesi gerektiği vurgusunu yineleyen Bozan, “Hep birlikte hareket edin. Biz aldığınız tüm kararlarda yanınızdayız” dedi.

    KOCA: EMEĞİN HAKLARINI ALMAK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ

    İşçilerin ekonomik kriz koşullarında hiçbir güvenceleri olmadan, kıt kanaat yevmiyelerle hanelerini geçindirmek zorunda bırakıldıklarını aktaran Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da, işçilerin kira, gıda ve fatura yüklerine de değindi. İşçilerin temel taleplerinin sigortalı ve insan onuruna yaraşır güvenceli koşullarda çalışmak olduğunu söyleyen Milletvekili Koca, “Emeğin haklarını almak için birlikte mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    MERSİN/PİRHA

  • İHD Mersin Şubesi: İdare ve Gözlem Kurulları, mahpusların özgürlüğünü engelliyor-VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: İdare ve Gözlem Kurulları, mahpusların özgürlüğünü engelliyor-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini ve tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik kapsamında oluşturulan İdare ve Gözlem Kurullarına ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya İHD yöneticileri ile üyeler, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, HDP İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ve parti yöneticileri katıldı.

    “ANAYASAYA AYKIRI”

    İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Avukat Berfin Korkmaz, 2021 yılında uygulanmaya başlanan yönetmelikle oluşturulan bu kurulların hem Anayasaya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirtti.

    Söz konusu kurulların hak ihlallerine yol açtığını vurgulayan Korkmaz, “İHD olarak tespit edebildiğimiz kadarıyla ilgili yönetmeliğin uygulanmaya başlandığı 2021 yılının başından bu yana en az 312 mahpusun tahliyesi birden fazla kez 6’şar ay ve 3’er aylık periyotlarla engellenmiş hatta bu mahpus grubunu içerisinde bulunan bazı mahpusların tahliyeleri engellenmeye devam edilmektedir. Bu mahpuslardan 48’i bir veya birkaç kez infaz uzatma kararı akabinde tahliye edilmiştir. Yine tahliyesi engellenen mahpusların 88’inin hasta mahpus listemizde olduğunu 42’sinin ise hapishanede kalamayacak derece ağır hasta statüsündedir. Yönetmeliğin uygulanmaya başladığı yıl ilk tahliyesi engellenen ağır hasta mahpuslardan olan Hayrettin Yılmaz ne yazık ki hastalıkları sebebiyle hapishanede yaşamını yitirmiştir” dedi.

    “HUKUKİ OLMAYAN GEREKÇELERLE TAHLİYELER ENGELLENİYOR”

    Berfin Korkmaz, İdare ve Gözlem kurulları mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunduğuna dikkatleri çekti.

    Elektrik ve suyu tasarruflu kullanıp kullanmamak, kütüphaneden kitap almamak, psikoloğa çıkmamak gibi hukuken geçersiz ve soyut gerekçelerin öne sürülerek mahpusların tahliyelerine engel olunduğunu söyleyen Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu kararlardan kaynaklı olarak yüzlerce politik mahpus denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır. Örneğin bir mahpusa kurul görevlileri tarafından yöneltilen politik bir soruya cevap vermediği için iyi halli olmadığı yönünde karar verilmiştir. Yine bir mahpus için “hükümlünün genel ve kısmi aramalarda sayımlarda idare ve kurum personelinin çalışmalarına zorluk çıkarmamış olsa da kolaylaştırmaya yönelik gayreti de olmamıştır” denilerek tahliyesi engellenmiştir. Belirtilen bu gerekçelerin hukuk devleti iddiasında bulunan herhangi bir ülkede bir kişiye dışarıda ceza verilmesi imkansızken Türkiye’de mahpuslar açısından cezalandırma gerekçesi yapılabiliyor. Asıl olarak siyasi mahpuslar açısından bu kurullar mahpuslara pişmanlık dayatmaktadır ve mahpuslar kendisini mahkeme yerine koyan kurullar tarafından özgürlükleri ellerinden alınmaktadır”

    Korkmaz, mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ederek, sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • HDP yeni dönem Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu

    HDP yeni dönem Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) 4. Olağan Kongresi’nin ardından yeni Eş Genel Başkanlar Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu.

    Olağanüstü kongreye giden HDP, parti delegelerini Ankara’da topladı. Dünya Ticaret Merkezinde yapılan kongre ile birlikte Pervin Buldan ile Mithat Sancar’ın yerine Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak, yeni eş genel başkanlar olarak belirlendi.

    “SİZLERE LAYIK OLMAYA GAYRET EDECEĞİZ”

    Salonu selamlayan eş genel başkanlar oylama öncesi kısa konuşma yaptı. Sultan Özcan, yaptığı konuşmada, “HDP’nin kuruluşunda yer almaktan ve 11 yıldır kesintisiz olarak çeşitli kurullarında görev almaktan gurur duyuyorum. Mutfağından tüm yürüyüş biçimlerine, deryada bir damla olmaya özen gösterip Türkiye halklarına layık olmaya gayret gösterdim. HDP’nin eş genel başkanı olma görevini bir onur nişanesi olarak taşımaya, onun varoluşunu ve felsefesini korumaya, büyük insanlık yürüyüşünün bir parçası olmaya sizlerin huzurunda söz veriyorum. Onurla ve aşkla bağlı olduğum bu yürüyüşte bizim payımıza düşen her ne varsa umuda yolculuğumuzun bu evresinde sizlere layık olmaya gayret edeceğiz. ‘HDP bir fikriyattır kapatılamaz’, ‘HDP bir bina, bir kapı değil’ dedik HDP’yi kuşatanlara. Çünkü HDP bir fikirdir ve bu fikir toplumsal yaşamın can suyu olarak engelleri aşarak kendine yeni yollar açma kudretindedir. Bu kudretini Mezopotamya’nın, Anadolu’nun ve Trakya’nın bütün devrimci demokratik değerlerinden ve mücadele birikiminden alır. HDP’nin yeni yolunda Yeşil Sol Parti ile mücadelesini sürdüreceğini ve bütün barikatları aşacağını buradan paylaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “HALKLARA SÖZ VERDİK”

    11 yıldır görev alan ve Eş Genel Başkan seçilen Cahit Kırkazak ise Kürtçe konuşmasında, “Kürdistan halkına, Türkiye halkına söz verdik, tarih sözü verdik. Bu söz hala geçerlidir. Özgürlük mücadelesinde canlarını veren annelerimizin yolu bizim yolumuz, davası davamızdır, bu bizim sözümüzdür. Bu davanın başında olmayı hak ediyoruz. Halkımızın bize destek vermesini istiyoruz. İhtiyacımız olan şey bu. Halkımızın gelip birlikte yeni ve özgür bir yaşam kurmasını istiyoruz. Birlikte muhteşem bir gelecek inşa etmemize yardımcı olun. Bize saldıranlar bilsin ki HDP’nin saldırısı kapıdadır ve biz onlardan korkmuyoruz. Bizden korksunlar. Hepinizi selamlıyorum” dedi.

    PİRHA/ANKARA