Etiket: hes

  • Beş Barajlı Dersim’de Dünya Çevre Günü-VİDEO

    Beş Barajlı Dersim’de Dünya Çevre Günü-VİDEO

    PİRHA- Dünya Çevre Günü kabul edilen 5 Haziran, birçok yerde olduğu gibi Dersim’de de çeşitli etkinliklerle kutlandı. Valiliğin öncülüğünde çevre temizliği ve Örenönü tabiat parkında yapılan etkinliklerle çevre bilinci oluşturmaya çalışılırken, ne acı ki büyük fotoğraf, Türkiye’de en büyük tahribatın Dersim’de yapıldığını gösteriyor.

    Endemik çeşitlilik açısından dünya birincisi olan Dersim’de yapılmış 5 baraj ile tahribat onarılmaz boyutlarda. Ancak bununla kalınmayarak Munzur’un üzerinde Konaktepe Barajı, HES 1 ve HES 2 projeleri ile bu cennet, sular altında bırakılmak istenmekte. Dahası da var; Pülümür çayı, Peri çayı, Singeç çayı, Hakis çayı, Haskar deresi, Tağar çayı ve  Karasu çayının üzerinde yapılmak istenen barajlar ile 145 maden ocağı projesi devreye sokularak Dersim bitirilmek isteniyor.

    ENDEMİK ÇEŞİTLİLİK AÇISINDAN DÜNYADA TEK 

    Tüm bunlara dikkat çekmek için Munzur Özgür Akacak Meclisi ise Sanayi ve Ticaret odasında bir toplantı yaptı. Toplantıya Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Yusuf Cengiz, Ovacık Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu, Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım, Ziraat Odası Başkanı Ali Söylemez, Ekoloji Meclisinden Meral Öz ve il encümen üyeleri katıldı. Toplantıda konuşan Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım “Endemik özellikler açısında dünyada birinci olan Dersim ne yazık ki yapılmış 5 barajla tahrip edilmiştir” dedi.

    Dersim’in başka bir baraj projesini taşıyacak durumda olmadığını belirten Yıdırım, Munzur Vadisi Milli Park sınırları içerisinde yapılmak istenen Konaktepe barajı  ve HES 1, HES 2 projesinin acele kamulaştırma kararıyla birlikte, Pülümür çayı, Peri Çayı, Singeç çayı, Hakis Çayı, Haskar deresi Tağar çayı ve  Karasu çayı üzerinde yapılmak istenen projelerin bir an önce iptal edilmesini talep ediyoruz” dedi.

    BARAJLAR YETMEDİ 145 TANEDE MADEN OCAĞI 

    “Dersim coğrafyasına yönelik 145 madencilik projesinin de bölgenin ekolojik karakterine ve doğal mirasa zarar vereceğinden bu projelerden de vazgeçilmeli” diyen Yıldırım “Derelerimize ırmaklarımıza, dağlarımıza, yaylalarımıza, meralarımıza, kültürel ve doğal miraslarının kaynağı olan tüm alanlarına ilişkin özgürlük mesajı veriyoruz” dedi.

    HAVAÇOR DERESİ ISLAH PROJESİ

    Ardından Konuşan Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Yusuf Cengiz de Havaçor deresinde yapılmak istenen taşkın önleme ıslah projesine ilişkin konuştu. Geçtiğimiz gün Munzur Özgür Akacak Meclisi olarak bölgeyi gezdiklerini, ıslah projesinin ekolojiye zarar vermeyecek çağdaş ölçülerde olması için yetkililerle görüştüklerini ve uygulamanın takipçileri olacaklarını belirtti.

    Ahmet BAKIR/DERSİM

    VİDEO

  • Ankara Dersimliler Derneği: Ellerinizi Munzur’dan çekin-VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği: Ellerinizi Munzur’dan çekin-VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği Ankara Şube, Munzur Vadisi’nin yapılan barajlarla yok edilmek istendiğini belirterek, bugün bir basın toplantısı düzenledi. Saat 12.00’de Mülkiyeliler Birliği Salonu’nda geçekleştirilen toplantıda, “Munzur’da baraj istemiyoruz yargı kararları hemen uygulansın Munzur özgürdür özgür aksın” talepleri dile getirildi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Ankara Dersimliler Derneği Ankara Şube, Konur Sokak Mülkiyeliler Birliği Salonu’nda, “Munzur Vadisi yok edilmek isteniyor” diyerek bir basın toplantısı düzenledi. Saat 12.00’de yapılan toplantıda basın açıklaması Ankara Dersimliler Derneği Ankara Şube Başkan’ı Ali Ekber Çelik tarafından okundu.

    “Dersimde Munzur vadisi yeni bir baraj ve HES’ saldırısı ile yok edilmek isteniyor” denilen açıklamada, “Dersimde yıkıcı bir proje daha hayata geçirilmeye çalışılıyor denilerek şunlar belirtildi:

    “1967 yılından bugüne uygulanan kısa vadeli Baraj ve HES politikaları ile Munzur’da sadece suyun değil, doğanın, insanın kirlenmesi, yok edilmesi için büyük bir adım atıldı. Bu planın ilk uygulaması olarak Uzunçayır utanç (barajı) gölü sinsice bölgedeki çatışmalı ortamının yaratığı koşullarda bitirildi. Bu yıkımı yaşayan Dersimlilerin doğasını koruma bilinci ve barajları yaptırmama madenleri aratmama kararlılığı her geçen gün artarken, şirketlerin ve devletinde boş durmadığını, Munzur Vadisindeki Konaktepe Barajı ve Konaktepe I-II Hidroelektrik Santralleri’nin inşaatı ile ilgili yargı kararlarına rağmen çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından imar planının onaylanması ile Munzur’u yok etmeye hazırlandıklarını gösteriyor.”

    Dersimliler olarak, bu projelerin uygulayıcılarından olan ve Konaktepede yapılmak istenen bu yıkım projelerinin Türkiye’deki motor gücü Soyak Holdingi ve Ata Holdingi uyarmaya geldiklerini belirten Ali Ekber Çelik, “Soyak Holdingi iyi tanıyoruz biliyoruz. İşçilerin kanlarıyla yükselttikleri baraj ve konut projelerinden biliyoruz. İşten çıkardıkları Trakya döküm işçilerinden, Güllübağ barajının kapaklarını açtıkları için katlettiği 14 yaşındaki Bünyamin ve 17 yaşındaki Yücel’den tanıyoruz. “Sürdürülebilir Yaşam”, “Sera Gazı Emisyon Raporu” ve “Geleceğe Bir Damla Sakla” çalışmaları ile bizleri kandıramazsınız. Doğayı korumaya hevesliyseniz ellerinizi Munzur’dan çekin” dedi.

    “YURTSUZLAŞTIRILMAK İSTEMİYORUZ” 

    Çelik, “Munzur’da yapılmak istenen Baraj ve HES hayata geçerse Tarihimizi, Kültürümüzü ve inancımızı yok edecektir. Bizler, doğal yaşam alanlarına, suyuna, toprağına, tarihine, kültürüne ve inancına sahip çıkanlar; vadilerinde yüzyıllardır yaşayıp, koruyan, kollayan ve geliştiren, üreterek bu toprakları var edenler olarak yurtsuzlaştırılmak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Açıklamada Munzur Vadisi Milli parkında söz konusu bu projenin gerçekleştirilmesi halinde ortaya çıkabilecek tahribatlar da şöyle sıralandı:

    * Türkiye’nin en büyük Milli parklarından olan Munzur Vadisi tamamen yok olacaktır.

    * Munzur’un dünyaca ünlü kırmızı pullu Alabalığı, yapısı itibari ile baraj sularında yaşama imkânı olmadığı için nesli tükenecektir.

    * 43 tanesi sadece Munzur Vadisi ve çevresinde bulunan toplam 1518 bitki türünün bir kısmının sular altında kalacak olması ve meydana gelecek olan iklim değişikliği nedeniyle önemli ölçüde yok olacaktır. İngiltere’de 1500, Hollanda’da 1850 kadar çiçekli bitki türü olduğu düşünülürse Munzur Vadisindeki bitki çeşitliliğinin önemi ayrıca düşünülmelidir.

    * Koruma altındaki önemli bitkilerden olan dünyaca ünlü tek başlı Munzur sarımsağı (Allium tuncelianum) da yok olacaktır. Mathew adlı bir Botanikçi bu sarımsağın dünyadaki sarımsakların atası olduğunu dahi iddia emektedir.

    * Vadi tüm güzelliği ile baraj sularına boğulacak, ardı sıra barajlar ile inşaat sahasına dönecektir. Konaktepe I ile Konaktepe II arasında su 14 km tüneller ile taşınacağından bu alanda çok az bir su akışı olacaktır. Bazı dönemler hiç su akmayarak kuru yatak haline dönüşecektir.

    * Bölgenin baraj suları ile gölleşmesi bölgenin iklimini değiştirecek kar yağışı azalacak bu durum kaynak sularının azalmasına ve bazı kaynakların tamamen kurumasına, belli bir süre sonra Munzur nehrinin kaynağı olan Munzur gözelerinin de yok olmasına neden olabilecektir. Vadideki Barajların, diğer nehirler üzerinde kurulan barajların aksine su kaynağına yakın bir mesafede olması nehir gözelerinin doğrudan etkilemesine neden olacaktır. Munzur Projeleri için devletin bugüne kadar hazırladığı bir iklim raporu bile yoktur.

    * Konaktepe I barajının suları Ovacık İlçe merkezine kadar ulaşacaktır. Birinci derece deprem alanında bulunan Ovacık ilçe merkezinin zeminine sızan göl suları olası bir depremde ciddi can kaybı yaşanmasına neden olacaktır.

    * Barajlar, ömürlerini 40-50 yıl içinde doldurması nedeniyle, Vadi bataklık alanlara dönüşme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. * Binlerce dönüm ormanlık alan gerek baraj inşaatlarındaki çalışma gerekse sulara altında kalacak olması nedeniyle yok olacaktır.

    * Yine sosyal yaşam olanakları zaten kısıtlı olan Tunceli halkının birçok mesire, piknik yeri de yok olacaktır.

    * Vadinin yok olması manevi ve kültürel açıdan da insanlarımızı olumsuz etkileyecektir. Yöre inancına göre kutsal kabul edilen birçok ziyaret sular altında kalacaktır.

    * Barajlar arıcılık ve turizmi de olumsuz etkileyecektir. İklimin değişmesi arıcılığın sona ermesine neden olacaktır.

    * Tunceli – Ovacık karayolu da sular altında kalacağından yeni yapılacak yolun Hozat ilçesi üzerinden düşünülmesi nedeniyle, Tunceli ile Ovacık ilçesinin irtibatı kopacaktır. Birçok ilçesi ile zaten ilişkisi kopmuş olan il merkezinin Ovacık ilçesi ile de ilişkisinin kopması İl merkezinin ilçelerden tecrit olmasına neden olacaktır.

    * Türkiye’de en çok göç veren ve nüfusu sürekli azalan Tunceli’ de köylerin de sular altında kalması ve birçok köyünde ulaşımının kesilmesi nedeniyle göç daha da artacak, buda insansızlaştırmaya sebep olacaktır.

    Munzur’da baraj istemiyoruz yargı kararları hemen uygulansın Munzur özgürdür özgür akacak” denilen açıklamaya şu kurumlar da katılarak destek verdi:

    DEMOKRATİK ALEVİ DERNEĞİ
    SARI SALTIKLILAR DERNEĞİ
    DERSİM 37/38 BELLEK PLATFORMU
    DERSİM MAĞDURLAR DERNEĞİ
    SAĞLAMTAŞ KÖYÜ DERNEĞİ
    KAYMAZTEPE VE ÇEVRE KÖYLERİ DERNEĞİ
    PİR SULTAN ABDAL GENEL MERKEZİ
    DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ
    ARTVİN KÜLTÜR VE EĞİTİM DERNEĞİ
    ARTVİN KÜLTÜR DAYANIŞMA DERNEĞİ

    Cebrail Arslan/ANKARA

  • ‘Doğal SİT özellikleri taşıyan Alakır Vadisi’ne HES yapmanın temel gerekçesi nedir?’

    ‘Doğal SİT özellikleri taşıyan Alakır Vadisi’ne HES yapmanın temel gerekçesi nedir?’

    PİRHA- HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan Antalya’nın Alakır Vadisi’ndeki Dereköy HES projesine karşı açılan dört dava da kazanılmasına rağmen hukuka aykırı bir biçimde inşaatının yüzde 95’inin tamamlanmasını meclis gündemine taşıdı. 

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki tarafından yanıtlanamsı istemiyle meclise soru önergesi verdi. 


    Müslüm Doğan 

     

    Doğan önergesinde Bakan Özhaseki’nin yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    1- Doğallığı ve biyolojik yapısı bakımından doğal SİT özellikleri taşıyan Alakır Vadisi’ne HES yapmanın temel gerekçesi nedir?

    2- Projenin iptal edilmesi gerektiğine dair ortada dört mahkeme kararı olmasına rağmen proje inşaatının inatla devam ettirilmesi ve tamamlanma aşamasına getirilmesi kimin sorumluluğundadır? Çevre ve Şehircilik bakanlığı olarak bu şirketlere bir garanti verilmiş midir?

    3- Mahkeme kararlarına rağmen projeyi durdurmayan şirket yöneticileri hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?

    4- Antalya’nın doğal SİT alanlarından Alakır Vadisi’ne ilişkin ‘HES projesinin yapılmasına olanak yoktur’ yönündeki kesinleşmiş yargı hükmüne rağmen Reis adındaki şirketin bir megawattlık kapasite artırımı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan aldığı ‘ÇED gerekli değildir’ kararı hangi gerekçelerle verilmiştir?

    5 –  Çevre ve doğayı korumak “çevre hakkı”nın korunmasını sağlamak için mevcut yasal olarak ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Munzur Çevre Koruma Derneği 8. Olağan Kongresini yaptı-VİDEO

    Munzur Çevre Koruma Derneği 8. Olağan Kongresini yaptı-VİDEO

    PİRHA – Munzur Çevre Koruma Derneği bugün İstanbul Okmeydan’ında 8. Olağan Kongresini yaptı. Doğa için mücadele verirken yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşunun ardından oylamaya sunulup kabul edilen faaliyet raporu okundu.

    Munzur Çevre Koruma Derneği’nin yaptığı 8. olağan kongrede yönetim kuruluna Hatun Esen, Mehmet Soylu, Selvi Dönmez, ayten Toprak, Arzu Sönmez, Ekber Barmagiç, Hasan Demir, Ali Yıldız ve Seçil Doğan seçildi. Munzur Çevre Koruma Derneği’nin 8. olağan kongresinde ilk sözü Munzur Çevre Koruma derneği Başkanı Hatun Esen aldı.

    “KUŞLAR BİLE TERK ETTİ…”

    Kendisine biat eden bir toplum yaratmak isteyen iktidarın yaşam alanlarına ve doğaya saldırdığını belirten Munzur Çevre koruma Derneği Başkanı Hatun Esen, “Özellikle Kürdistan bölgemizdeki evlerimiz, mahallelerimiz ve şehirlerimiz yerle bir edildi. Bu yaşanan savaşta vurulan analarımızın cesetleri sokakta, çocuklarımızın cesetleri buzdolabında günlerce kaldı. Doğamız o kadar tahrip edildi ki kuşlar bile o bölgeyi terk etti” diye konuştu.

    Esen, “Biz biliyoruz ki Dersim’de acele kamulaştırma kararıyla yapılmak istenen kesinlikle enerji üretimi değildir. Dersimi yeni göçlere ve sürgünlere tabi tutmaktır. Dersim’de o barajlar yapılırsa ne insan, ne hayvan ne de hiçbir canlı kalacak. O bölge tamamen bizlere mezar olacaktır. Tüm derelerimize HES’ler yapılmakta dağlarımız altın sevdası ile delik deşik edilmekte, ormanlarımız yok olmakta ve kıyılarımız egemenler tarafından birilerine peşkeş çekilmektedir” dedi.

    “MÜCADELE DEVAM ETMELİ”

    Munzur Çevre koruma Derneği Başknı Hatun Esen sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Baharın gelmesiyle bölgede HES çalışmaları başlayacaktır. Hep birlikte bunlara dur demeli ve engellemeliyiz. Biz Cerattepe’yi, Sinop’u nasıl sahipleniyorsak Dersimi, Hevsel Bahçelerini ve Sur’uda öyle sahiplenmek gerekir.”

    Esen’den sonra konuşan Dersim Dernekler Fedarasyonu Başkanı Mesut Gerçek ise, “Munzur Çevre Koruma Derneği’nin Sinop’ta, Artvin’de, Bergama’da ve Dersim olmak üzere ülkenin birçok yerinde önemli açıdan bir çevre ve doğa mücadelesi vermektedir. Bu vermiş olduğu mücadelede halkların kardeşliği için önemli bir dokunuş olduğunu” ifade etti.

    Gerçek’ten sonra konuşan HDP MYK üyesi Çilem Küçükkeleş ise, “Dervişlerin coğrafyası olan Dersim’i çok önemsiyoruz. Eğer biz yaşarsak Dersim’de dağ keçileri ve o kırmızı pullu balıklar da yaşasın istiyoruz. Yakılmış, yıkılmış bir Dersim coğrafyası değil tüm canlıların yaşadığı bir coğrafya istiyoruz. Türkiye’nin enerji fazlası olmasına rağmen bunca yapılan HES’lerin ve nükleer santrallerin boşuna yapıldığı açıkça ortadadır. Çünkü yapılan bu nükleer santraller ile nükleer silahlar üretilmektedir. Bu da doğal olarak her yapılan nükleer santralin bir nükleer savaş ve her yapılan barajın ise doğayı talan etmek üzere yapıldığı ortadadır. Dersim coğrafyası hızırın coğrafyasıdır, dili hızırın dilidir.Bu corafyayı da bu dilide yaşatacağız” diye konuştu.

    Son olarak konuşan Munzur Çevre Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Soylu da, “Yapılan bu kongrede ülkedeki tüm haksızlıklara dur diyecek bir yönetim kurulunun seçileceğine inanıyorum. Seçilen bu yönetimin tüm dost kuruluşlar ile birlikte haksızlıklara karşı ortak bir mücadele verecektir. Dersim’in üzerinde çeşitli oyunlar oynandığını ve bu oyunların verilecek olan mücadele ile boşa çıkarılacaktır” ifadelerini kullandı.

    İsmet SEFER/İSTANBUL

    HABERİN VİDEOSU

  • Köyler insansızlaştırılıyor, yaşam savunucuları tutuklanıyor-VİDEO

    Köyler insansızlaştırılıyor, yaşam savunucuları tutuklanıyor-VİDEO

    PİRHA-Peri Suyu Koruma Platformu İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Özkan Arslan’ın 2017 yılı başında tutuklanmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada yaşam alanların HES, madencilik faaliyetleri ile talan edildiğine dikkat çekilerek çevreci Özkan Arslan’ın serbest bırakılması talep edildi. 

    İlk sözü alan Peri Karuma Platformu Üyesi Eren Akyol yaşam savunucularının termik ve nükleer santral ile maden ocakları ve HES’lere karşı mücadele yürüttüklerini söyleyerek, AKP’nin bölgeyi ise rant için şantiye alanına çevirdiğini belirtti.

    Peri Vadisi Fener Bahçe Spor Kulübü As Başkanı Nihat Özdemir’in sahibi olduğu Limak Firması tarafından inşa edilen pembelik barajına değinen Akyol sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Pembelik Barajı inşa edilirken bölge acele kamulaştırma yöntemi ile 13-14 köyün sınırlarındaki sulara, topraklara ve yaşam alanlarına el konulmuştur. O bölgede yaşayan insanları yaşadığı topraklardan uzaklaştırarak inancının, kültürünün yok olmasına ve asimile olmasına yol açmaktadırlar. 90’lı yıllarda da JİTEM kullanılarak köyler yakılıp, yıkılıp bölge insansızlaştırıldı. Peri suyu sahipleri köylüleri sularına, topraklarına ve savaş koşullarında bile uygulanmayan tüm bu hukuksuzluklara karşı açılan dava ile yürütme durdurulmuştur. Demokratik olarak verdiğimiz mücadeleye karşın Limak Firması’nın yapmış olduğu bu hukuksuzluğu takipsizlik kararı vererek görmezden gelip mücadele veren köylüler suçlu görülmüştür.”

    “BÖLGE İNSANSIZLAŞTIRILDI”

    Karakoçan Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Edebali de, “Bölgemiz uzun bir süreden beri insansızlaştırılmış ve tamamen sular altında bırakılmıştır. Eğer mücadele verirsek bu süreci tersine çevirebiliriz. Ancak mücadele sadece kişiler üzerinden verilmez toplumsallaştırılarak verilmelidir” ifadelerini kullandı. Bölgede yapılacak yol, köprü, baraj ve benzeri çalışmaların bölgedeki insanlara sorup öyle yapmaları gerektiğinin altını çizen Edebali, belediyelere kayyum atayan, milletvekillerini tutuklayan ve Özkan Arslan gibi mücadele verenleri antidemokratik bir şekilde tutuklayan zihniyeti kınadıklarını söyledi.

    Munzur Çevre Koruma Derneği Başkanı Hatun Esen de, bu ülkede doğasını ve yaşam alanını savunanlar her zaman şiddete maruz kaldığını dile getirerek, Dersim kurumlarında aktif olarak mücadele veren Özkan Arslan’ın da onlardan biri olduğunu belirtti. “Biz ölülerimiz toprağa gömerken sermaye sahipleri ölülerimizin toprağı ile birlikte sular altında bırakmaktadırlar” diyen Eser, “Artvin’i nasıl sahiplendiysek Lice’yi de öyle sahiplenirsek kazanabiliriz” sözlerini sarfetti.

    Esen sözlerini şöyle sürdürdü: “Sular bizim için kutsaldır. Yeni Zellanda’da kabileler için kutsal olan bir nehir canlı varlık statüsü verilirken bizim coğrafyada kutsalımız olan suların önüne bentler çekilerek, kelepçeler vurularak yok edilmek isteniyor. Lokal direnişler ile bir yere varamayız. Dersimin asiliği ve direnişini Karadeniz’in isyanı ile birleştirirsek kazanabiliriz.”

    “HUKUK HİÇE SAYILIYOR”

    Konuşmaların ardından basın açıklamasını Peri Suyu Koruma Platformu adına Zelal Değirmenci yaptı.

    Değirmenci, hukukun hiçe sayıldığı yargı kararlarının uygulanmadığı Peri Vadisi’nde, suyuna, toprağına ve yaşam alanlarına sahip çıkma adına demokratik haklarını kullanarak mücadele eden Peri Suyu köylüleri ve mücadelenin her sürecinde yer alan Özkan Arslan’ın birçok kez tutuklanıp kendi köyüne giriş yasağı konularak gıyabında Peri Vadisi halkının cezalandırıldığını söyledi.

    “ÖZKAN ARSLAN SERBEST BIRAKILSIN”

    Limak tarafından yaptırılan Pembelik Barajı’nın 2015 sonu itibariyle su tutulmaya başlandığını ve yaklaşık 15 köyün sular altında kaldığını hatırlatan Değirmenci, “Bunun sonucunda ise Peri Vadisi’nde ekolojik ve kültürel bir soykırım yapılarak Peri Suyu tutsak edilmiştir. Şu anda faaliyete olan Pembelik Barajı kaçak konumda olmasına rağmen, hiçbir yetkili hakkında bir soruşturma açılmamış ve tam tersi bölge halkı toprağından, suyundan edilerek cezalandırılmıştır” dedi.

    Değirmenci, Peri Vadisi’nde yaşam savunucusu Özkan Arslan’ın tutuklanmasının, yaşam ve doğa mücadelesine dönük bir saldırı olduğunu dile getirdi. Elazığ T tipi cezaevinde tutuklu bulunan yaşam savunucusu Özkan Arslan’ın bir an önce serbest bırakılmasını talep etti.

    İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

     

     

  • ‘Sular ve dereler sermayeye peşkeş çekiliyor’ – VİDEO

    ‘Sular ve dereler sermayeye peşkeş çekiliyor’ – VİDEO

    PİRHA – Tokat’ta yapılmak istenen Hidro Elektirik Santrallerine (HES) yönelik Tokat ÖDP İl Başkanı Erdoğan Doğan ile Tokat – Yozgat Güçbirliği Platformu Sözcüsü Mustafa Gürsoy PİRHA’ya konuştu.

    Tokat Zile’deki Çekerek ırmağı ve Yeşil Irmak üzerine yapılması planlanan HES’lere yönelik yöre halkından ve kurumlarından sert tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Daha önce de Tokat’taki Çekerek ırmağı üzerine yapılmak istenen HES’lere yönelik yöre halkının ve çevre illerin de katılımıyla 3 bine yakın kişinin eylemi sonucu çalışmalar durdurulmuştu.

    “BU KARANLIK GİDİŞATA DUR, DİYECEĞİZ”

    Ülkede hukuk diye bir şeyin kalmadığının altını çizen Tokat ÖDP İl Başkanı Erdoğan Doğan yapılan HES’lere ilişkin şunları ifade etti:

    “Ülkemizde dereler sermayeye peşkeş çekiliyor. Tokat’taki Yeşil Irmak üzerine Karakaya barajı yapılmak isteniyor. Hukuki başvurularımıza rağmen kamulaştırma izinleri olmaksızın hukuksuz bir şekilde arazilerimize girdiler. Yapılan bu hukuksuzlukları bilirkişi raporu ile temize çekip tüm mahkeme masraflarını bize ödetmeye çalışıyorlar. Ama tüm bu haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı pes etmeyeceğiz. Bu karanlık gidişata dur diyeceğiz.”

    “DERELER İŞGAL EDİLDİ”

    Tokat bölgesindeki bütün suların ve derelerin HES’çiler tarafından işgal edildiğini vurgulayan Tokat – Yozgat Güçbirliği Sözcüsü Mustafa Gürsoy da, “Daha önce de Tokat, Zile’deki Çekerek Irmağı üzerine yapılmak istenen HES çalışmalarına karşı mücadele ettik ve çalışmalar durdu. Ancak firma tekrardan saldırıya geçti ve HES çalışmalarını yeniden başlattı” dedi.

    “DOĞAYA VE HALKA AİT OLAN DERELERİ  KİMSEYE VERMEYECEĞİZ”

    Gürsoy, “ Bu derelere, sulara sahip çıkarak özgür akmasını sağlayacağız. Doğaya ve halka ait olan dereleri, suları kimseye vermeyeceğiz ve elimizden geldikçe mücadele etmeye devam edeceğiz” ddiye konuştu.

    İsmet SEFER – Sevim KAHRAMAN

    HABERİN VİDEOSU

     

     

  • ‘Munzur Özgür Aksın Meclisi’ kuruldu

    ‘Munzur Özgür Aksın Meclisi’ kuruldu

    Munzur Vadisi üzerinde yapımı planlanan baraj ve HES’lere karşı aralarında dernek, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin de bulunduğu çok sayıda kurum ve kuruluş, ‘Munzur Özgür Aksın Meclisi’ni kurdu. Meclis, tüm baraj ve HES’lere karşı mücadele kararı alarak konuyu dünyanın her yerine taşıyacaklarını vurguladı

     Dersim’deki Munzur Nehri üzerinde yapımı planlanan baraj ve HES’lere karşı kentteki siyasi parti, belediye başkanları, dernek ve sivil toplum örgütleri ile HES karşıtı 32 kurum, Dersim Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) toplantı salonunda açıklama yaptı. Basın toplantısında, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I ile HES II’nin yapımı için verilen Acele Kamulaştırma kararının ardından Dersim’deki kurum ve kuruluşların bir araya gelerek “Munzur Özgür Aksın Meclisi”ni kurduğunu belirten TSO Başkanı Yusuf Cengiz, Munzur Vadisi’nin baraj ve HES’lerle yok edilmek istendiğini söyledi.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Cengiz, “Dersim’deki emek örgütleri, meslek odaları, kanaat ve inanç önderleri, çiftçiler, su mücadelesi verenler, yaşam savunucuları, ekoloji hareketleri, muhtarlar, belediye başkanları ve il genel meclis üyeleri, milletvekilleri ve demokratik kitle örgütleri ile bir araya gelerek konuyu ülke ve dünya gündemine taşıma, yasal her türlü çalışmayı yapma ve hükümet yetkilileri ile görüşme dahil çalışma ve girişimlerde bulunma kararı aldık” dedi.

    “BU MECLİSLE YAŞAMI VE COĞRAFYAMIZI SAVUNACAĞIZ”

    Baraj ve HES projelerinin bir an önce durdurulması konusunda siyasi nüans farkı gözetmeksizin bir arada durma, konuyu ülke ve dünya gündemine taşıma kararı aldıklarını yineleyen Cengiz, “Amacımız 1961 yılından bu yana ilimizde gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmeye çalışılan baraj ve HES’lere karşı yaşam ve hayatı savunmak ve coğrafyamızı baraj bataklığından kurtarmaktır” dedi.

    “DANIŞTAYIN KARARI HİÇE SAYILDI”

    Bakanlar Kurulu kararı ile 1971 yılında Milli Park olarak ilan edilen Munzur Vadisi’nde yapımı kararlaştırılan toplam 4 baraj ve 5 HES projesinin bulunduğunu hatırlatan Cengiz, baraj projelerinden en büyüğü konumundaki Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I ile HES II Projesi’ne karşı açılan davada Danıştay 13. Dairesi’nin “ÇED raporu gereklidir” demesine rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Danıştay kararlarını hiçe saydığını anımsattı. Böylelikle bu projelerin Nazım İmar Planı ile Uygulama İmar Planı’nı onayladığını hatırlatan Cengiz, İmar Planları’na karşı açılan davanın İdare Mahkemesi’nde devam ettiğini, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması ara kararına rağmen 13 Ocak 2017 tarihli ve 29947 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/9574 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Konaktepe Barajı ve HES I-II için Acele Kamulaştırma Kararı alındığını söyledi. Cengiz, bu kararın hukuka aykırı olduğunu belirtti.

    Tüm Dersimlilerin barajlara karşı mücadele edeceğini söyleyen Cengiz, “Dersimlilerin Türkiye’de ve dünyada örgütlü bulundukları her yerde doğanın tahribatına neden olacak her türlü uygulamaya karşı mücadele edeceklerini belirtmek isteriz” dedi.

    “MUNZUR VADİSİ KORUNMALIDIR”

    Munzur Vadisi’nin neden korunması gerektiğine dair Cengiz şunları sıraladı:

    * Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme hükümlerine göre Munzur Vadisi Milli Parkı Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alması gereken alanlardandır. Keza, Munzur Vadisi Milli Parkı 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tespit ve tescil edilmesi gereken bir alandır. Nitekim Elazığ Müze Müdürlüğü uzmanlarının anılan doğrultuda hazırlanmış raporu bulunmaktadır.

    * Munzur Milli Parkı florasında hali hazırda 1.600 adet bitki türü saptanmış olup, bunlardan yüzde 18’i Munzur’a endemik türlerden oluşmaktadır.

    * Munzur Milli Parkı faunasında Munzur Alası dahil saptanmış çeşitli endemik canlı türleri bulunmaktadır. Belirtmek gerekir ki yakın zamana kadar neslinin tükendiği değerlendirilen Anadolu Parsı’nın Munzur Havzası’nda yaşadığına dair işaretler ve akademik tespitler bulunmaktadır.

    * Munzur Vadisi Milli Parkı flora ve fauna açısından eşsiz türlere sahip bir alan olup tabiat özellikleri ve güzellikleri ile de önemli bir sahadır. Munzur Vadisi, bilim, muhafaza ve doğal güzellik açısından istisnai evrensel değeri olan oluşumları barındırdığı gibi tükenme tehdidi altındaki hayvan ve bitki türlerini de barındırmaktadır.

    * Munzur ve Pülümür Vadileri Türkiye ve Dünya ölçeğinde ekosistemler içermekte olup başta tarım, hayvancılık ve doğa sporları olmak üzere önemli bir potansiyele sahiptir. Bu değerler de yaşadığımız Dünyanın zenginliğidir.

    * Munzur, Alevilik bakımından da bir inanç ve ibadet merkezidir. Yöre mitolojisinde önemli yer bulan Munzur’un Efsanevi bir yanı da bulunmaktadır. Ayrıca iki vadide onlarca inanç yeri (Hızır Gölügöl, Nişange, Ulu Ağaç v.d. ) mevcut olup sürekli ziyaret edilmekte ve adaklar adanmaktadır.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi içerisinde yer alanlar ise şöyle sıralandı:

    “Dersim Barosu, Ticaret Ve Sanayi Odası, Milletvekilleri, Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Şoförler Cemiyeti, Dersim Kültür Ve Dayanışma Vakfı, CHP, HDP,DBP, EMEP, ESP, İHD, Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim Alevi Dernekleri Federasyonu, Bedensel Engelliler Derneği, Katılan İl Genel Meclis Üyeleri (Merkez, Pulur (Ovacık), Pilemûriye (Pülümür), Qisle (Nazımiye), Xozat (Hozat), Pêrtage (Pertek), Mazgêrd (Mazgirt), Katılan İlçe Belediye Başkanları (Pilemûriye-Qisle-Pulur-Mazgêrd-Xozat-Çemişgezek), Alevi Dernekleri, Muhtarlar, Arıcılar Birliği, Mimar ve Mühendisler Odası Temsilciliği, Muhasebeciler Ve Mali Müşavirler Odası Temsilciliği, Dersim Ekoloji Meclisi, Kadın Dernekleri, Munzur Koruma Kurulu, Basın, İstanbul Dersim Araştırma Meclisi, KESK Dönem Sözcülüğü, YOL-İŞ 1-2, Munzur Çevre Derneği, Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, Dersim Kültürel Ve Doğal Miras Koruma Girişimi ve İlçelerde kurulan Baraj karşıtı platformlar, Dersim eski milletvekilleri, mecliste çevreye duyarlı olan milletvekilleri, büyük şehirlerde ve ülke dışında oluşturulacak platformlar da daha sonra eklenecektir.”

  • Baraj kapatıldı, köy susuz kaldı – VİDEO

    Baraj kapatıldı, köy susuz kaldı – VİDEO

    PİRHA- Tokat Zile’deki Süreyya Bey Barajı’nın kapatılması sonucu Çekerek Irmağı kurudu. Konuya ilişkin  PİRHA’ya konuşan  Yapalak köyü ileri gelenlerinden Ali Kıyak, “Eğer HES’ler de yapılırsa ırmağın su havzası  kuruyacak, buradaki doğal yaşam yok olacaktır” dedi.

    Tokat’ın Zile içesindeki Çekerek Irmağı üzerine yapılması planlanan 3 Hidroelektrik santrali (HES) projesi için alınan ‘acele kamulaştırma’ kararı iptal edildikten sonra Yapalak Köyü büyük sevinç yaşadı ancak  Süreyya Bey Barajının kapatılması üzüntüye yol açtı.

    “HAZİN BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Çekerek Irmağını besleyen Süreyya Bey Barajı’nın kapatılması sonucu ırmağın haznesindeki suyun kurumasına yol açıldığını vurgulayan Ali Kıyak, “Kurda, kuşa, börtü böceğe hayat veren Çekerek Irmağının kurumasına neden olanlar büyük bir doğa katliamına yol açmıştır. Yapalak Köyü olarak bir hazin tabloyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

    “YAPALAK KÖYÜ OLARAK HES’E KARŞIYIZ”

    Ali Kıyak HES yapımına ilişkin şunların altını çizdi:

    “Çekerek Irmağı üzerine daha önce de 3 HES projesi yapılmak istendi. Araştırmalarımız sonucu yapılmak istenen HES çalışmalarının ÇED raporu alınmadan kanunsuzca yapılmak istendiğini öğrendik. Köy olarak HES’e karşıyız ve 4 yıldır mücadelemizi sürdürmekteyiz. En son 2015 Mayıs ayında 4 bin kişiyle yapılan HES’lere yönelik büyük bir eylem yaptık. Yaptığımız bu eylem sonuç verdi ve firma çalışmaları durdu.”

    “HES ÇALIŞMALARINI TEKRAR BAŞLATMAK İSTİYORLAR” 

    Kıyak, HES çalışmalarının yeniden başlatılmak istendiğini dile getirdi:

    “İddialara göre özel firma HES çalışmalarını tekrar başlatmak için ÇED raporunu almaya yönelik projede değişiklik yapıldığını, köy halkına zarar gelmeyeceği şeklinde aldatmaya, kandırmaya yönelik hileye  başvurmaktadır. Biz Yapalak Köyü olarak HES’lere karşıyız ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Çekerek Irmağından ellerini çeksinler, özgür bir şekilde aksın.”

    HABERİN VİDEOSU

    İsmet Sefer/İSTANBUL

     

  • Hemşin’de HES’e yargı ‘dur’ dedi

    Hemşin’de HES’e yargı ‘dur’ dedi

    Rize’nin Hemşin ilçesi’nde yapılması planlanan HES Projesi’nin ÇED olumlu kararı, Rize İdare mahkemesi tarafından iptal edildi.

    Rize’nin Hemşin ilçesi Pazar Çayı üzerinde yapımı planlanan HES Projesine verilen ÇED Olumlu kararı Rize İdare mahkemesi tarafından iptal edildi. Mahkeme heyeti oy birliği ile aldığı kararı yörede yapılan bilirkişi incelemesi sonrası hazırlanan rapora dayandırdı.

    TARIMA VE BALIKLARA ETKİSİ BELİRLEYİCİ OLDU

    Çevre ve Şehircilik BakanlığıÇevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Hemşin Büyük Dere ve Pazar Çayı üzerinde yapılacak “Dikmen I-II Regülatörleri ve HES Projesi”ne Mart 2014 tarihinde verdiği ÇED Olumlu kararına karşı Hemşin Muhtarlar Derneği tarafından dava açıldı. 2007 yılından bu yana organik çay tarımı havzası olan bölgede yapılmak istenen HES’lerin tarıma, sucul yaşama, bölgedeki bitki ve hayvan varlığına etkilerinin ortaya konması için mahkeme bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.

    BÖLGEDE ENGELSİZ DERE KALMADI

    Hidrobiyolog Prof. Dr. Tahir Atıcı, Jeolog Doç. Dr. Mustafa Fener ve Çevre Mühendisi Doç. Dr. Beril Akın’dan oluşan bilirkişi heyeti alanda yaptıkları inceleme ve gözlemler sonrası hazırladıkları raporda, HES inşaatı sırasında ortaya çıkan hafriyatın tarım alanlarına etkisi, depolanmasındaki belirsizlikler, bırakılacak can suyunun Deniz Alabalığı gibi göç eden türler açısından yetersizliği gibi konulara dikkat çektiler. Heyet raporunda balık türlerinin korunması amacıyla özellikle üreme amaçlı göç hareketlerinin engellenmemesi gerektiğine dikkat çektikten sonra şu gerçeğin altını çizme gereği duydu: “bölgede üzerinde engel olmayan dere olarak başka hemen hemen hiç dere kalmamıştır”. Raporda, HES Projesinde belirtilen “balık geçidi”nin uygun çalışmaması veya geçebileceği belirtilen balık türlerinin geçişinin sağlanamaması durumunda, göç eden veya yıl içerisinde yer değiştiren türlerin yaşamlarını devam ettirebilmelerinin olanaksızlığına vurgu yapıldı.

    BİLİRKİŞİ ÇED’İ EKSİK BULDU

    Bilirkişi raporunu karara esas alınabilir nitelikte bulan mahkeme heyeti oy birliği ile aldığı kararında; bilirkişi raporundaki “ÇED raporu içerisinde yapılan çalışmaların yüzeysel ve eksik olduğu” gerekçesiyle ÇED olumlu kararının hukuka uygun olmadığına
    hükmetti.
    Özer AKDEMİR -Evrensel

  • ‘Dersim’de HES hukuksuzluğuna izin vermeyeceğiz’ – VİDEO

    ‘Dersim’de HES hukuksuzluğuna izin vermeyeceğiz’ – VİDEO

    13 Ocak’ta resmi gazetede yayımlanan Dersim’in Ovacık ilçesini kapsayan acele kamulaştırma kararına Eski Hozat Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, ”Alınan bu karar Dersim’in kültürünü, inancını, doğasını yok saymaya dönük bir karardır” dedi.

    ”Dersim ilinde tesis edilecek santrallerin yapımı amacıyla ekli listelerde bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Maliye Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılması; adı geçen bakanlığın 16/11/2016 tarihli ve 31584 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 28/11/2016 tarihinde kararlaştırılmıştır.” denilmişti.

    Alınan acele kamulaştırma kararını Dersim HDP Milletvekili Alican Önlü Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi vermişti. Alınan bu kararla ilgili Dersim’de bulunan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve yurttaşlar yaptıkları yürüyüş ve basın açıklamalarıyla protesto etmişlerdi.

    Karara ilişkin Eski Hozat Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak PİRHA’ya konuştu.

    Dersim coğrafyası üzerinde oynanan oyunlara dikkat çeken Konak ”Bugün Dersim coğrafyasında yapılan HES’lerin amacının ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Dersim 38 katliamında yaşadıkları toprakları terk etmeyen, coğrafyasını kutsal sayan, inancını ve kültürünü yaşayan insanlar bugün o topraklardan sürgün edilmek isteniyor”dedi.

    Dersimlilerin  buna yüzyıl önce fırsat vermediklerini ifade eden Konak, ”Bundan sonra da fırsat vermeyeceklerdir. Atalarımız coğrafyamızı sermayeye pazarlayan güçlere karşı  geçmişte nasıl korumuşlarsa bugün de biz o güçlerin karşısında yumruk yumruğa, omuz omuza durarak kendi coğrafyamızı, toprağımızı, kültürümüzü, inançlarımızı, dilimizi koruyacağız.’dedi.

    Suay Abak – İSTANBUL

    Haberin videosu

     

  • ‘Alevi köyüne hizmet yok’

    ‘Alevi köyüne hizmet yok’

    Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Çat bir Alevi köyü. Yıllarca susuzluk çeken köy halkı geçtiğimiz yıllar köye bağlanan şebeke suyu sayesinde biraz olsun nefes aldılar.

    Ancak yaklaşık 2 hafta önce su borusunun patlaması nedeniyle zor günler geçiren köy halkı, borunun bir an önce yapılmasını istiyor. Ancak köy muhtarının yetkilileri haberdar etmesine rağmen, su borusu hala yapılmadı.

    PİRHA’ya bilgi veren Çat köyü muhtarı Hamzayar Aktaş, Alevi köylerine hizmet gitmediğini belirterek, 2 haftadır patlayan su borusunun bağlanmadığını belirterek, yetkilileri göreve çağırdı. Aktaş, köy halkının susuzluk çektiğini, perişan olduklarını, işlerini yapamaz hale geldiklerini ifade etti.

    ÇAT KÖYÜNE HES YAPILDI

    İki mahalleden oluşan Çat köyüne geçtiğimiz yıllarda HES yapıldı. HES inşaatı yapan firmanın, köylülerin evlerine el koymasının ardından köylüler zor yaşam koşullarına mahkum edilmişti. Evsiz kalan köylüler isyan etmişti.

    Çat köyü HES’ten önce

    Çat köyü HES’ten sonra

     

    KÖYLÜLER ZORLA EVLERİNDEN ÇIKARILMIŞTI

    Önceki yıl da köylüler, baraj alanındaki evlerini boşaltmak istemeyince kapılarına icra memuru ve jandarma gelmişti. Evlerini terk etmeyen köylüler jandarma tarafından zorla evlerinden çıkarılmıştı.

    Nilgün METE