Etiket: ibrahim karakaya

  • ‘Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun!’-VİDEO

    ‘Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun!’-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz ve İbrahim Karakaya, Suriye’de Alevilere özelde de kadınlara dönük saldırılara karşı uluslararası güçlerin sessizliğine tepki göstererek, “Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun” çağrısında bulundu.

    HTŞ’nin Suriye’de Alevilere, kadınlara ve farklı inanç gruplarına yönelik saldırıları sürüyor. Son olarak Betül Süleyman Alluş adlı kadın HTŞ’liler tarafından kaçırıldı.

    Türkiye’nin bir çok kentinde sokağa çıkan Alevi ve kadın kurumları Betül Süleyman Alluş’un serbest bırakılması ve ailesine teslim edilmesini istedi.

    Ajansımıza konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz ve İbrahim Karakaya, Suriye’de Alevilere dönük saldırılara dair ajansımıza konuştu.

    “SALDIRILARA SESSİZ KALAN BİR AB İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, selefi grupların kadınlara saldırısının münferit olmadığını, yıllardır kadınların kaçırılıp, köle pazarlarında satıldığını belirtti.

    Suriye’de HTŞ’nin iktidara gelmesiyle beraber Alevilere özelde de kadınlara saldırıların arttığını vurgulayarak, “HTŞ iktidarı, uluslararası emperyal güçlerin Suriye politikasındaki bir araç aracı halinde getirildi. Dolayısıyla onu besleyip orada koruma görevini de üstlenen bu ülkeler oradaki politikalarına karşı sessiz ve duyarsız kalması onlar açısından doğaldır. Kadınlara yönelik taciz, tecavüz, kaçırma, Alevilere yapılan soykırıma varan politikaları onları çok da ilgilendirmiyor. Saldırılara sessiz kalan bir AB ile karşı karşıyayız” dedi.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİ SOYKIRIMINI DURDURUN”

    Türkiye’nin Alevilere yönelik saldırılara karşı bir politika üretmediğini vurgulayan Karakaya, şunları dile getirdi:

    “Bu da Türkiye’de yaşayan biz Alevilerin gururuna ve onuruna okunan birşeydir. Dolayısıyla bizdeki bu duygu kırılmasını yaşatmamaları gerekir. Biz ülkemizde ve Orta Doğu’da halkların, inançların eşit ve özgür bir şekilde barış içinde yaşamasını savunan bir inancı sahibiz. Dolayısıyla bu coğrafyada birlikte yaşayacaksak herkesin kendi inancıyla, kendi diliyle, kendi kimliğiyle var olmasını savunuyoruz. Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun.

    Türkiye’de de biz aynı şeyi yaşıyoruz. Yani kültürel anlamda, inanç anlamda biz kendimizi ifade edemiyoruz. Halen yasaklı bir inanç halindeyiz. Ve dolayısıyla bu coğrafyada barış isteniyorsa eşit ve özgür koşullarda yaşamak istiyorsak bunun gereği neyse o yapılmalı.”

    “KAÇIRILMALARI MEŞRULAŞTIRIYORLAR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz de, Colani rejiminin tek adam rejime dönüştüğünden beri Suriye’de yaşayan hem Alevi hem de Alevi olmayan diğer farklı inançlardan hatta seküler Sinnilerden de olan kadınlara  ciddi bir yönelim içinde girdiğini söyledi.

    Saldırıların kaçırmalar, tecavüzler, şiddet boyutuyla artarak devam ettiğine dikkat çeken Deniz, “İlk defa Betül olayında Suriye hükümeti kaçırılan bir kadını kabul etti ve bunun da aslında kendisinin kaçırılmadığını, kendi isteğiyle İslam’a sığındığını dile getirerek orada kadınlara yönelik yeni bir dönemi başlattı. Bu baskı döneminde kadınları etkilemek, bu yolla da onların yaşam hakkını gasp etmeye çalışmak hem de kaçırılmaları meşrulaştırmak üzerine bir kurguları var” diye belirtti.

    “ULUSLARARASI GÜÇLER ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTTIRMALIYIZ”

    Bu kurguların boşa çıkartmak için uluslararası kuruluşların baskı yapması gerektiğinin altını çizen Deniz, şunları ifade etti:

    “Bu yeni yönteme hiçbir Suriyelinin alışmaması gerekiyor. Sadece Aleviler değil Alevi olmayan diğer kadınların da bundan mağduriyet duymaması adına ciddi bir çalışma yapmak gerekiyor. Uluslararası güçler Suriye’yi paylaşım üzerine kendilerini ayarladıkları için oradaki ranttan kaynaklı birçok şeyi görmezden geldiler.

    Bizler bir buçuk yıldır çeşitli raporlar hazırlamamıza rağmen dünyanın çeşitli dillerinde hazırladığımız raporları Birleşmiş Milletler’e, Avrupa Parlamentosu’na, çeşitli ülkelerin Dışişleri Bakanlığı’na, Türkiye’deki yetkililere vermemize rağmen orada yaşananlara dair hepsi gözünü kulağını kapatmış durumda. Çünkü ortada bir rant var. Suriye’nin paylaşımı var ve oradan neler koparırız adına uluslararası güçler olaya müdahale etmiyor. Sadece kamuoyu baskısı arttığında müdahale ediyormuş gibi görünüm oluşsa da aslında bugünkü yaşadığımız örnekler halen şunu gösteriyor. Oradaki HTŞ terör örgütü unsurları, halklara terör estirmeye devam ediyor. Bugünden sonra kadın hareketinin ya da Alevi hareketinin uluslararası güçlere yapacağı bir baskı belki HTŞ hükümetinin geri adım atmasına da neden olacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurum yöneticilerinin yargılanması 18 Haziran’da başlıyor!

    Alevi kurum yöneticilerinin yargılanması 18 Haziran’da başlıyor!

    PİRHA –Beyhan Gün ile Şimal Deniz’in tutukluluğunu protesto etmek istedikleri için hakkında dava açılan çok sayıdaki Alevi kurum yöneticisi, 18 Haziran’da mahkemeye çıkacak.

    Alevi kurum yöneticileri ile çok sayıda yurttaş, 27 Eylül 2023’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ve Şube sekreteri Şimal Deniz’in tutukluluğunu İstanbul Adliyesi önünde protesto etmek istemişti.

    ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet’ten 15 kişi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından dava açıldı.

    Çoğu Alevi kurum yöneticisi 15 kişi, 18 Haziran’da ilk kez mahkemede ifade verecek.

    “ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 10:00’da görülecek duruşmaya dair PİRHA’ya konuştu.

    “2911 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçu” sebebiyle yargılandıklarını belirten Karakaya, şunları söyledi:

    “Demokratik kitle örgütleri, 100 yıllık cumhuriyet tarihinde hiç bu kadar antidemokratik uygulamalarla karşı karşıya kalınmadı. Çünkü bizler, hak arama talebinde bulunuyoruz. Daha doğrusu bir şube başkanımızla ilgili mahkemeye gidiyor, mahkeme çıkışında sadece basına bilgilendirme yapıyoruz. Yani ‘duruşma ertelendi, veyahut işte gözaltı devam ediyor’ denilecekti. Bu kadar basit bir durum. Buna bile izin verilmeden ters kelepçeyle bizi o gün gözaltına aldılar. Çarşamba günü hepimiz duruşmaya gidip, kendimizi savunacağız.”

    18 Haziran’da yargılanacak isimler:

    ALATTİN TÜRKOĞLU

    ALİ YÜRÜMEZ

    ASLIHAN BUÇAKLAR

    CUMA ERÇE

    EDA KAYA

    EZGİ TÜRKYILMAZ

    FERHAT AKTAŞ

    HIDIR ÇAM

    HÜSEYİN ÖRDEK

    İBRAHİM KARAKAYA

    İSMAİL ATEŞ

    MUSTAFA KAYIM

    ÖZGÜR KARAKOÇ

    ÖZLEM DENİZ

    ZEYNAL ODABAŞ

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Çağlayan Adliyesi önünde Alevilere ters kelepçeli gözaltı-VİDEO
    Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluklarının devamına karar verildi
    Alevilerin gözaltına alınmasına tepkiler yükseliyor
    Aleviler, İstanbul Emniyeti önünde: Baskılara boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

  • Mahkeme, 11 yıldır elektrik faturası ödemeyen cemevini haklı buldu!

    Mahkeme, 11 yıldır elektrik faturası ödemeyen cemevini haklı buldu!

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nin, elektrik faturalarını ödememesi üzerinden yürütülen davada karar çıktı. 49. Asliye Hukuk Mahkemesi, cemevlerinin ibadethane statüsünde görüldüğünü belirterek elektrik idaresine borçlu olunmadığı yönünde karar verdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nin, elektrik faturalarının ödenmemesine yönelik tavrı ardından 49. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden olumlu yönde karar geldi.

    2014 yılından bu yana elektrik faturalarını ödemeyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nin üç yıl önce açtığı davanın son celsesi İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görüldü.

    Davalı taraf olan elektrik dağıtımcısı Ayedaş’ın Avukatı Berkan Çintuğlu, “Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan gelen cevapta ve mevzuatta cemevleri ibadethane olarak kabul edilmemiştir, davanın reddini talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme başkanı, PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nin “Borçlu olmadığının tespitine” yönünde karar verdi.

    “BİRİLERİNİN BİZİ TANIMLAMASINA ARTIK İZİN VERMEK İSTEMİYORUZ”

    PSAKD’nin avukatlarından Hasan Cem Yılmaz, duruşma ardından PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

    “Bizim iddiamız ‘borçlu değiliz’ yönündeydi. Çünkü Türkiye’de cemevlerinin ibadethane sayılması hususunda artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı, yerel mahkeme kararları ve çeşitli hukuksal yargı kabulleri var. Bunların ötesinde bizim hiçbir kabule ihtiyacımız olmasa bile cemevleri bizim ibadethanelerimizdir. Birilerinin bizi tanımlamasına, tasvir etmesine artık izin vermek istemiyoruz. Bununla birlikte elektrik idaresi Ayedaş, ibadethane statüsünde olmadığımızı, yasaların bizi ibadethane saymadığından bahisle ticarethane gibi elektrik faturasının faturalandırılması gerektiğinden yola çıkarak bize kaçak elektrik kullandığımızdan bahisle faturalar kesiyordu. Biz de emsal olsun diye dava açtık. Davamızı şunun üzerine kuruyoruz; ibadethaneyiz. Cami, havra, kilise, sinagog gibi cemevleri de ibadethanedir. Milyonlarca Alevi, ibadetini yaptığı gibi cenaze erkanını, kırk yemeklerini de buralarda vermektedir. Bu sebeple de elektrik faturalarından bizim artık kamusal olarak faydalanmamız gerekmektedir. Mahkeme de kararını kesin olarak verdi, bizim ibadethane olduğumuz tespitinden yola çıktı.

    “TOPLUMSAL BİR MÜCADELENİN KAZANIMI”

    Avukat Hasan Cem Yılmaz, mahkemeden çıkan kararın, “Toplumsal bir mücadelenin kazanımı olduğunu” belirtti. Av. Yılmaz, “Bugün yasalara işlemese de devlet, bizim ibadethane olduğumuzu kabul ediyorsa bu, bugüne kadarki Alevi hak mücadelesinin sonucudur. Bu kararın gerekçesinin, bizim ibadethane olmamız dolayısıyla kamusal kaynaklardan yararlanmamız gerektiğine ilişkin çıkacağını tahmin ediyorum” diye de ekledi.

    “DİYANET DE BOŞA DÜŞTÜ!”

    Avukat Hasan Cem Yılmaz , dava sürecinde Diyanet İşleri Başkanlığının, “Cemevleri ibadethane değildir” karına da işaret ederek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu kararla kesinlikle Diyanet de boşa düştü diyebiliriz. Bugün bu ülkenin Cumhurbaşkanı, cemevlerinin ibadethane olduğunu birkaç kere dile getirmek zorunda kaldı. Artık Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ya da benzer kurumların, bizi tasvir etmesine karşıyız, karşı duruyoruz.”

    “DİYANETİN TEZİ DE ÇÜRÜDÜ”

    PSAKD Kadıköy Şubesi’nin önceki dönem başkanı ve İbrahim Karakaya da çıkan mahkeme kararını değerlendirdi. Karakaya, “Söz konusu borç devlete yüklendi. Yani artık kim öderse ödesin, bizi ilgilendirmez. Hukuki anlamda cemevlerinin ibadethane olduğunu mahkeme kararıyla tescil edildi. Bu davaya diyanet de müdahil olmuştu. Şimdi onların tezi de çürüdü.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER: PSAKD Kadıköy Şubesi’nin elektrik faturası davasında bir türlü karar verilmiyor

  • ABF’den HDK ve İlke TV’ye ziyaret!

    ABF’den HDK ve İlke TV’ye ziyaret!

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), gözaltı operasyonları ardından Halkların Demokratik Kongresi ve İlke TV’ye dayanışma ziyaretinde bulundu.

    ABF Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz ile İbrahim Karakaya ve ABF Örgütleme Genel Sekreteri Zeynal Odabaş, İlke TV’yi ziyaret etti.

    Alevi kurum temsilcileri, İlke TV yorumcusu Ercüment Akdeniz ile gazeteciler Elif Akgül ve Yıldız Tar’ın tutuklanmasını kınadı.

    “MÜCADELE ETMEYE DE DEVAM EDİYORUZ”

    ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya,  konuşmasında şunları söyledi:

    “Bizim sesimiz olan sizleri susturmak isteyenler var. Ancak, demokrasi mücadelesi açısından, sizin sesiniz kesilirse biz nefessiz kalırız. Bizler eşit haklar mücadelesi ve laiklik konusunda, her zaman birlikte hareket ettik ve etmeye devam edeceğiz. Dayanışma duygularımızı iletiyorum. Bundan sonra Türkiye’yi zor günlerin beklediğini biliyoruz. Hem demokrasi mücadelesi, hem insan hakları hem de hukuk açısından daha zor günler bizi bekliyor. Biz Alevi kurumları olarak bugüne kadar hep eşit haklar mücadelesinde, eşit yurttaşlık, laiklik konusunda mücadele ettik, etmeye de devam ediyoruz. Bundan sonra da sizlerle birlikte her koşulda dayanışma duygularımızı birlikte ortaklaştırmak istiyoruz. Geçmiş olsun dileklerimizle beraber, Ercüment ve Elif canımızın bir an evvel serbest bırakılması bizim temel duygularımızdır.”

    ABF yöneticileri, Halkların Demokratik Kongresi’ne de destek ziyaretinde bulundu. HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu ile bir araya gelen ABF temsilcileri, “Haksız hukuksuz yargılanmalara son verilsin” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Kadıköy Şubesi’nin elektrik faturası davasında bir türlü karar verilmiyor!-VİDEO

    PSAKD Kadıköy Şubesi’nin elektrik faturası davasında bir türlü karar verilmiyor!-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadıköy Şubesi’nin, elektrik faturalarını ödememesi üzerinden açılan davada yine karar çıkmadı. Bilirkişi raporunda “Cemevleri ibadethanedir” görüşü yer alsa da davacı taraf “Anayasada cemevleri ibadethane değildir, o nedenle ticari fatura kesilmelidir” savunmasını yineledi. Mahkeme başkanı, dava konusu yerle ilgili bilirkişiden bir kez daha ek rapor alınmasına karar vererek duruşmayı 17 Nisan’a erteledi.

    PSAKD Kadıköy Şubesi’nin, elektrik faturalarının ödenmemesine dönük kararına yönelik mahkeme süreci devam ediyor.

    2014 yılından bu yana elektrik faturalarını ödemeyen PSAKD Kadıköy Şubesine dönük açılan davanın 10 Şubat’taki duruşmasında da karar çıkmadı.

    İstanbul Anadolu Adliyesi 49. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya PSAKD Kadıköy Şube yöneticisi Ali Mola ile önceki dönem şube başkanı İbrahim Karakaya katıldı. Av. Hasan Cem Yılmaz ise SEGBİS yoluyla savunma yaptı.

    Elektrik dağıtımcısı Enerjisa’nın avukatlarının da katıldığı davada yine karar çıkmadı. Bir sonraki duruşma 17 Nisan’da görülecek.

    BİLİRKİŞİ “CEMEVLERİ İBADETHANEDİR” KARARINI VERMİŞTİ!

    Duruşma sonrası Pir Haber Ajansı’na konuşan İbrahim Karakaya, Alevilerin cemevleriyle ilgili elektrik giderlerinin kamu tarafından karşılanması yönünde uzun yıllardır mücadelesi olduğunu vurguladı. Cemevlerinin ibadethane statüsünde kabul edilmesi gerektiğini söyleyen Karakaya, duruşmaya dair şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu kapsamda anayasanın eşitlik ilkesi dolayısıyla cemevlerindeki bazı giderlerin; özellikle aydınlatma giderlerinin devlet tarafından karşılanması ile ilgili bir mücadelemiz vardı. 2014 yılında başlayan dava halen süregitmekte. Bu davada birçok kere bizim lehimize karar verildi. Elektrik idaresi ise bu davayı istinafa götürdü, dava bozuldu ve ardından yeniden açıldı. Şimdi tekrar o davanın son aşamasındaki süreçteyiz. Ama bütün bu davalarda mahkemeler burada da olduğu gibi bizim lehimize karar verdi. Bilirkişi, karşı tarafın itiraz ettiği bütün konularda şöyle karar verdi; mesela cemevi ‘ibadethane statüsünde’ deniliyor ki ayrıştırılma yapılmadan, yani morgu, yemekhanesi, taziye yeri, cem salonu, derslikler… Yani hiçbir yerde ayrıştırma yapılmadan toptan ibadethanedir deniliyor ve genel aydınlatma giderleri kapsamında karşılanmasına yönelik mahkemenin verdiği kararlar da var. Ama Enerjisa, elektrik idaresi buna sürekli itiraz ediyor ve farklı gerekçeler sunuyor. ‘Aydınlatma giderlerinin bir kısmı olur, diğer kısımları kapsam içerisinde değildir’ noktasında itirazları var.”

    “DEVLET, İŞİ ŞANTAJA DÖNÜŞTÜRDÜ”

    İbrahim Karakaya, elektrik giderlerinin karşılanması talebinin devlet tarafından şantaja dönüştürüldüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bizim temel amacımız şu; torba yasa içerisinde cemevleriyle ilgili bazı aydınlatma giderlerinin devlet tarafından karşılanması ile ilgili yasal bir düzenleme yapıldı ve bunun Kültür Bakanlığı üzerinden ödenmesi ile ilgili karar alındı. Kültür Bakanlığı üzerinden faturaların ödenmesi konusu daha sonra şuna dönüştü; Kültür Bakanlığına bağlı olarak kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden ödenmesine karar verildi. Bu durum bizim açımızdan tartışmalı bir konuydu, çünkü o kurumun kuruluş amacını kabul etmediğimizi belirterek itirazlarımız vardı. Dolayısıyla devlet şöyle bir şey yapmaya çalıştı; kamusal anayasal hakkımız olan elektrik giderlerinin karşılanması işini şantaj şeklinde ‘Cemevi Başkanlığını kabul ederseniz onun üzerinden ödeme yapılır’ noktasına getirdi. Şimdi böyle bir süreçle karşı karşıyayız. Bugün aslında davamızın karar aşamasıydı ama elektrik idaresi yine itirazda bulundu ve bilirkişi raporu istediler. Onun için 17 Nisan’a ertelendi. Vakıf statüsünde olan Alevi kurumlarının dahi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda elektrik giderleri Diyanet bütçesinden karşılanıyor. Ama bu yeni dönemde, faturaların hangi kurum tarafından nasıl ödenmesi ile ilgili karar verilecek. İkincisi, geçmişten bugüne kadar biriken elektrik giderlerinin de bir şekilde tahsiline yönelik karar verilecek. “

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI ALMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Kadıköy Şube Başkanı Ali Mola, Pir Sultan Abdal Kültür Derneğine bağlı Ataşehir Şubesinin de elektrik faturasını ödemediği sebebiyle davalık olduğunu hatırlattı. Ali Mola, hükümetin, Cemevi Başkanlığına bağlanılması konusunda bir dayatmada bulunduğunu söyleyerek duruşmaya dair şunları söyledi:

    “Bizlere yapılan dayatmada şu ayrım da söz konusu; ‘elektrik faturası konusunda sadece cemevinin kullanımını biz ödeyelim, diğer tarafları siz karşılayın’ deniliyor. Onlar bizi kabul etmese de cemevlerimiz bir bütün ibadethanedir. Yemekhane, morg gibi elektrik giderlerinin de devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz. Dayatmalara tabii ki boyun eğmeyeceğiz. Anayasal hakkımız neyse onu alacağız. Bizler eşit yurttaşlık hakkımızı almaya çalışıyoruz. Devlet de bizi hiçbir şekilde tanımayarak eşit yurttaşlık hakkımızı vermemesinin yanında cemevlerimizi de ibadethane olarak saymıyor.”

    “DAVANIN ERTELENMESİ HUKUKSUZDUR”

    PSAKD’nin avukatlarından Hasan Cem Yılmaz ise “Mahkeme ipe un seriyor” diyerek davanın uzatılmasını eleştirdi. Av. Yılmaz, mahkeme sürecine dair şunları aktardı:

    “Gerek AİHM kararı, gerek AYM kararları gereği artık cemevleri ibadethane sayılmıştır. Bugün halen ticarethaneler gibi cemevlerine fatura kesilmesine karşıyız. ‘Diyanet bizim elektrik faturamızı ödesin’ de demiyoruz. İbadethane olarak kabul edilirsek tıpkı camiler gibi bizler de fatura ödemeyeceğiz. Oysa aydınlatma giderleri kapsamında, tıpkı bir caminin içerisinde genel aydınlatma ve morg varsa cemevinde de bunlar var. Eğer bugün mahkeme bunu anlayabilseydi emsal karar gibi davamıza karar verecekti. Davanın ertelenmesi bizce hukuksuzdur. Karşı taraf, ‘cemevleri ibadethane değildir’ diyerek ‘bu sebeple ben ticarethane gibi elektrik faturası’ düzenlerim diyor. Mahkeme ipe un seriyor diye düşünüyorum. Belki konuyla ilgili bir yasa değişikliği olur beklentisi içerisindeler diye düşünüyorum”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

     

  • PSAKD Kadıköy Şubesi’nin 15. Olağan Genel Kurulu yapıldı -VİDEO

    PSAKD Kadıköy Şubesi’nin 15. Olağan Genel Kurulu yapıldı -VİDEO

    PİRHA-PSAKD Kadıköy Şubesi’nin 15. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Beyaz Liste ve Sarı Liste olmak üzere iki listenin yarıştığı seçimi Ali Mola Başkanlığındaki Sarı Liste kazandı. Açılış konuşması yapan PSAKD Kadıköy Şube Başkanı İbrahim Karakaya, “İnancımıza Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile kayyım atadılar. Birçok yol önderimiz maalesef o kayyımın yanında yer aldılar. Devlet, Pir Sultan örgütlenmesini zayıflatma peşindedir. Pir Sultan kadrolarını genel kurullarımızla yenileyerek örgütlenmemizi güçlendirmek zorundayız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi ve İçerenköy Cemevi’nin 15. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Beyaz Liste ve Sarı Liste olmak üzere iki liste şeklinde oy verme işlemleri yapıldı.

    Gülbeng ve saygı duruşu ile başlayan Genel Kurulda, Divan Başkanlığına PSAKD Pendik Şube Başkanı Tuncay Parlak, divan üyeliğine ise Sadiye Baran ve Şahap Güven getirildi.

    “BÖLGEDEKİ CİHATÇILAR, ALEVİ VE KÜRT KATLİAMLARINI YAPTILAR”

    Açılış konuşmasını PSAKD Kadıköy Şube Başkanı İbrahim Karakaya yaptı. Karakaya, Ortadoğu’da paylaşım savaşlarının bitmediğini belirterek şunları söyledi:

    “Hep büyük Ortadoğu projesi olarak tanımladık bunu. Yakın dönemde de özellikle Suriye’de emperyal güçler bunu yapmak istediler. Son birkaç haftadır bölgemizde ne yazık ki cihatçı şeriatçı katil sürüsü Suriye’yi ele geçirdi. Bu aslında sadece bölgemizde yaşayan halklar için değil herkes için tehdit. Bu cihatçı örgütlerin yaptığı Alevi ve Kürt katliamlarını da biliyoruz.

    “DEVLET, CİHATÇILARIN TARAFINDA YER ALDI”

    Hatay’daki canlarımız kaygı içerisinde. T.C. Devleti bu savaşta ne yazık ki taraf aldı ve cihatçıların tarafındadır. Emevi camisinde namaz kıldırmak Alevi katliamlarını meşrulaştırmaktır. Bize düşen görev artık yerimizde durmak değildir. Bu ülkedeki demokrasi mücadelesinde barışın sağlanması konusunda elimizden geleni yapmak zorundayız. Çünkü yol bize bunu öğretir.”

    “ÇOCUKLARA CAMİLERDE DERS VERİYORLAR”

    Karakaya, Türkiye’nin gittikçe dincileşen bir yer haline geldiğini de belirterek “ÇEDES projesi yetmezmiş gibi Maarif Modelini getirdiler şimdi çocukları camilere götürüp orada ders veriyorlar. 22 yıllık AKP iktidarında yapmak istedikleri çocukları gençleri dinci yetiştirmek. Din şuanda devleti teslim almıştır. Bunun durması için biz Alevilere, oy verdiğimiz siyasi partilere çok görev düşüyor” dedi.

    “ÖRGÜTLENMEMİZİ GÜÇLENDİRMEMİZ LAZIM”

    Karakaya, konuşmasına şöyle devam etti:

    “İnancımıza Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile kayyum atadılar. Birçok yol önderimiz maalesef o kayyumun yanında yer aldılar. İçimizde devletle yan yana olan Alevi örgütlenmesi ve bir de devlete karşı olan Alevi örgütlenmesi var. Devlet, Pir Sultan örgütlenmesini zayıflatma peşindedir. Pir Sultan kadrolarını genel kurullarımızla yenileyerek örgütlenmemizi güçlendirmek zorundayız. Çok fazla sorunlarla karşı karşıyayız bununla mücadele etmeye ihtiyacımız var. Her bir arkadaşımızın görevinin çok olduğunu bilip ona göre sorumluluk alması lazım.”

    Açılış konuşmasının ardından konukların konuşmasına geçildi.

    “SURİYE’DE YAŞANAN GERİCİLİĞİ DEVRİM OLARAK TABİR EDİYORLAR”

    PSAKD İstanbul Bölgeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülsev Kaya, söz alarak “Suriye’de yaşanan gericiliği devrim diye tabir eden haberler okuyoruz. Bizi her alanda etkileyecek bir savaş bu. Yanı başımızdaki bu zulüm bizi her alanda etkileyecek. İşçi sınıfıyla, kadınlarla beraber örgütlenmeye ihtiyacımız var. Bu örgütlülüğü güçlendirmek için daha güçlü mücadele etmeliyiz” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından Faaliyet, Maliye ve Denetim Kurulu Raporları okundu.

    Divan Başkanlığı, beyaz ve sarı listede bulunan asil ve yedek üyeleri okudu. Beyaz Liste Başkanlığında İbrahim Karakaya, Sarı Liste Başkanlığındaysa Ali Mola yer alıyor. Okunan listenin ardında oy verme işlemine geçildi.

    YAPILAN SEÇİM SONUCUNDA ALİ MOLA YENİ BAŞKAN SEÇİLDİ

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi ve İçerenköy Cemevi’nin 15. Olağan Genel Kurulunda yapılan seçimi, Ali Mola Başkanlığındaki Sarı Liste kazandı. PSAKD Kadıköy Şubesi’nin yeni başkanı Ali Mola oldu.

    Kullanılan 637 oyun, 346’sını Sarı Liste adayı Ali Mola alırken, Beyaz Liste adayı İbrahim Karakaya 286 oy aldı, 5 oy da geçersiz sayıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir!’ – VİDEO

    ‘Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir!’ – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP 27. Dönem Milletvekili Ali Şeker ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasını ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasını toplumsal barışa vurulmuş bir darbe olarak değerlendirerek, mücadele ve dayanışmaya vurgu yaptı.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker ve Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “İKTİDARIN HİLELERİ ASLA BİTMİYOR”

    PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Türkiye’deki kayyım politikasının milli iradenin gaspı anlamına geldiğini aktararak, “Bunu en iyi Seyid Rıza anlatmıştır. Demiştir ki ‘Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.’ Şimdi iktidarın yaptığı tam da bu. İktidarın hileleri de asla bitmiyor ama toplumun da buna boyun eğmemesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle Kürt illerindeki kayyımlara karşı müthiş bir direniş vardı ve oradaki kayyıma karşı topyekün bir direniş söz konusuydu. Ama İstanbul gibi büyük bir metropolde kayyım şu anda yerinde oturuyor. Dolayısıyla CHP ya bunu çok hafife aldı ya da çok önemsemedi. Dolayısıyla böyle bir şeyi de görmek lazım. Buradan çıkıp da belediyenin önünde kayyıma karşı direniş sergilenmezse bir buçuk kilometre ötesinde etkinlik yapmışsın o kadar bir şey olur yani bu ciddi bir mesela aslında, hafife alınacak bir mesele değil” dedi.

    “BİRAZ DAHA DİRENÇLİ HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Bugüne kadar Kürt illerindeki kayyım politikalarının görmezden gelindiğinin altını çizen Karakaya, “Ciddi bir tepki gösterilmezse bunun daha da ileri gideceğini hatta İmamoğlu’nun dahi görevinden alınabileceğini söyleyebilirim. Bu çok ciddi bir sorun. Türkiye’de toplumsal barışın konuşulduğu bir dönemde bunun olmuş olması özellikle Ahmet Özer gibi barışa katkısı olan bir akademisyenin hukuksuz bir şekilde tutuklanması barış istemlerinin ne kadar sahte olduğunu da biraz bize gösteriyor. Bu konuda herkese düşen bir sorumluluk var. Biraz daha dirençli hareket etmek zorundayız. İktidarın kurmuş olduğu politikalar değil bizim kendi kurmuş olduğumuz politikalar olmak zorunda”ifadelerine yer verdi.

    “BU ÜLKENİN TOPLUMSAL BARIŞINA VURULMUŞ BİR DARBEDİR”

    CHP Bursa milletvekili Orhan Sarıbal’ın Özer’in tutuklanmasının ve ardından Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının, toplumsal barışa, siyasete, demokrasiye, bireysel hak ve özgürlüklere müdahale olduğuna işaret ederek, “Ama en önemlisi de halkın, toplumun, milletin iradesine darbe. Ahmet başkana ceza kestiler. Maalesef hukuksuzluk ama aynı zamanda iktidarın kendi hukuku egemenliğini sürdürüyor. Yargı vesayet altında yargı sarayın baskısı altında yargı tarafsız ve bağımsız değil tam tersi saray kendi yargısını, vesayet düzenini kurarak yargı üzerinde istediğini yaptırabiliyor. Sarayda kalmak için her türlü kirli oyunu oynayabilecek durumdalar. Bu sadece bir darbe değildir, faşist diktatöryal otoriter bir darbedir. Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRASİYE İHANETTİR”

    CHP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, AKP Türkiye’nin demokrasisi ile oynadığını vurgulayarak, “Daha önce Mardin’e, Van’a, Diyarbakır’a, Selçuk Mızraklı’nın yerine kayyım atadıklarında hemen karşı durmuştuk. Bugünleri görerek o gün karşı durmuştuk ve dayanışma içerisinde bulunmuştuk. AKP iktidarında kendi müsaade ettiği kadar demokrasiye alan açma keyfiyetine son verme zamanıdır artık. Demokrasi kimsenin oyuncağı değildir. 6 ay önce ‘seçilebilir’ dediğiniz kişiyi hemen sonrasında kayyım atayarak görevden almak demokrasiye ihanettir. Selçuk Mızraklı daha göreve başlamadan hiçbir iade işlem yapmadan hemen kayyım yazısını yazmışlardı. O anlayıştaki kişilerin bugün bu yaptıkları da hiç farklı değil. O gün de karşı durmuştuk bugün de karşı duruyoruz. Demokrasiye, özgürlüklerimize sahip çıkıyoruz. Esenyurtluların seçme hakkına saygı duyuyoruz, herkesin de saygı duymasını bekliyoruz” diye belirtti.

    “HALKIN İRADESİNİ AYAKLAR ALTINA ALIYORLAR”

    EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise, şunları ifade etti:

    “Bu ülkeyi yönetenler sürekli yerlilikten millilikten vatan sevgisinden bahsediyorlar. Ama şunu belirtmek istiyorum ki bunu duyduğunuz her an her dakika aklınıza şu gerçekleri getirin. Bu ülke ucuz emek sömürüsü ile çarkları dönen bir ülke. Bu ülke işçisinin emekçisinin haklarının verilmediği onlardan sadece fedakarlık istendiği bir ülke. Bu ülke Yenidoğan Çeteleri ile mahkemelerde emniyette bütün devlet bürokrasisinde çetelerle yönetilen bir ülke haline getirilmiş durumda. Kayyım siyaseti de bunun bir parçası. Bu ülkenin işçilerini, emekçilerini açlığa yoksulluğa mahkum edenler, halkın iradesini de seçme seçilme hakkını da ayaklar altına alıyorlar. Dün Van’da ayaklar altına almaya kalktılar ama bu ülkenin emekçileri ezilenleri bu kayyımı püskürttü. Yetinmediler Hakkari’de ayaklar altına almaya kalktılar daha ona karşı mücadele sürerken şimdi Türkiye’nin Batı ucunda Esenyurt’ta aynı siyaseti izliyorlar. Hakkari’deki kayyım politikası şimdi Esenyurt Belediyesi’nin kapısına vurulmuş kayyım zincirleri ile sürdürülmek isteniyor. Bunu ancak ve ancak sömürülen ve ezilen halkların birliği ve mücadelesi ile püskürtebiliriz.”

    Devrim FINDIK-Rozerin TEK/İSTANBUL

  • PSAKD Ataşehir Şubesi: Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın! – VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şubesi: Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın! – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi, İzmir’de ev baskınıyla gözaltına alınan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Ataşehir Şube Sekreteri Hasan Gülüm’ün serbest bırakılması için Emek Pastanesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, Alevi örgütlülüğüne gözdağı verilmeye çalışıldığı belirtilerek “Bizi teslim alamazsınız. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi, İzmir’de ev baskınıyla gözaltına alınan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Ataşehir Şube Sekreteri Hasan Gülüm’ün serbest bırakılması için Ataşehir’de bulunan Emek Pastanesi önünde Alevi örgütleri adına ortak basın açıklaması yaptı.

    KARAKAYA: ARKADAŞIMIZIN NEDEN GÖZALTINDA TUTULDUĞUNU BİLE BİLMİYORUZ

    Ortak açıklama öncesi söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Hasan Gülüm’ün 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Dünya Barış Günü’nde Alevi hak mücadelesi yürüten bir canımızın gözaltına alınmış olması bizim açımızdan çok üzüntü verici bir durum. Arkadaşımızın neden gözaltında tutulduğunu bile bilmiyoruz. Ben 12 Eylül’ü yaşadım ama en azından o zaman bir hukuk vardı” diye konuştu.

    KAYA: ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKINA GÖZDAĞIDIR

    PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi Başkanı Gülsev Kaya da, “Bu ülkede artık suç olmayan tek şey suç. Anayasal haklarımızı, demokratik haklarımızı kullanmak, işçi sınıfının mücadele günü olan 1 Mayıs’ta alanda olmak suç. Dün de o alandaydık bugün de o alanda olacağız. Yarın da olmaya devam edeceğiz. Bugün bu mahallede yapmaya çalıştığımız her açıklama, her itirazımızda bu şekilde polis ablukasına evriltilmesini topluma bir gözdağı olarak görüyoruz. Bugün Hasan Gülüm şahsında hak mücadelesi yürüten herkesin gözaltına alınması Alevilerin eşit yurttaşlık hakkına gözdağıdır. Ama biz haksızlığa karşı gelmeye devam edeceğiz” dedi.

    Alevi örgütleri adına ortak açıklamayı ise PSAKD Genel Basın Sekreteri Hüseyin Ağçal okudu.

    “BİZİ GÖZALTI VE BASKILARINIZLA YILDIRAMAZSINIZ”

    Ortak açıklamada şunlara yer verildi:

    “Devletin Alevi örgütlülüğüne gözdağı verme telaşı devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm bu sabaha karşı evinden gözaltına alınmıştır. Yıllardır yaşadığı yer belli olan, kurum yöneticimizin bu şekilde gözaltına alınmasını hepimize yapılmış bir saygısızlık olarak alıyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ü gözaltına alarak bize vermek istediğiniz mesajı çok iyi okuyoruz. Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Siz gerilimden ve inkardan beslenen bir avuç muktedir, şunu bilin ki halkı baskı, yalan ve hilelerinizle teslim alamayacaksınız. Alevilerin saraylara biat ettiğini tarih yazmamıştır. Biz Alevi kurumları olarak buradan size sesleniyoruz; Bizi gözaltı ve baskılarınızla yıldıramazsınız. Şah Hüseyin’in yolunda omuz omuza direnişimiz devam edecektir. Bizi teslim alamazsınız. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!”

    Açıklama, sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Diyanet’in devasa bütçesine‘ tepki: Alevilerin her kuruşu Diyanet’e zehir zıkkım olsun -VİDEO

    Diyanet’in devasa bütçesine‘ tepki: Alevilerin her kuruşu Diyanet’e zehir zıkkım olsun -VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilk 6 ayda yaptığı harcamaların geçen yıla göre devasa artışı hakkında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür DerneğiGenel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya “Siyasal iktidarı besleyen bir kurum olduğu için bu kadar harcamalarına göz yumuluyor. O harcamalardaki Alevilerin her kuruşu onlara zehir zıkkım olsun” dedi. Baba Mansur Ocağı Evladı Haşim Kızılveren ise iktidarın kul hakkına girdiğini ve Alevilikten referans alması gerektiğini ifade etti.

    Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yayımladığı “Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri ve Beklentiler Raporu”na göre, Cumhurbaşkanlığı’nın 6 aylık harcaması geçen yıla oranla yüzde 177 artarak, 2,1 milyar TL’den 6,1 milyar TL’ye çıktı. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri içerisinde ise Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile AFAD dışındaki tüm kurumların harcamaları yükseldi.

    Bütçenin tümü üzerindeki harcamalarda da geçen yıla göre, yüzde 93,7 oranında artış var. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın harcamasındaki artış yüzde 137,3 oldu. Diyanet’in 6 aylık harcaması 19,6 milyar TL’den 46,7 milyar TL’ye çıktı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya ve Baba Mansur Ocağı Evladı Haşim Kızılveren, Diyanet’in ilk 6 ayda yapmış olduğu harcamaları PİRHA’ya değerlendirdiler.

    “DİYANET’İN KAPATILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİK”

    Özellikle Alevi katliamlarında katleden zihniyetin camiden çıkıp tekmil getirerek katliam yaptıklarını söyleyen İbrahim Karakaya, “Sivas’ta öyleydi. Maraş’ta da yaşamını yitiren birinin cenazesi camiden kaldırılırken orada katliam başlatıldı. Fetullah Gülen, Cemalettin Kaplan Diyanet’in personeliydi. Bu devletin varlıklarını yok etmeye çalışanlar Diyanet’ten beslenen insanlardı. Dolayısıyla bu kurumun kendisi zaten tartışmalı bir kurum haline gelmişti” dedi.

    Karakaya, Alevilerin, Diyanet İşleri Başkanlığı ve zorunlu din derslerinin kaldırılması için kampanya yürüttüklerine de değinerek şunları ifade etti:

    “17 Nisan 1997’de TBMM’ne Diyanet’in kaldırılması ve kapatılmasıyla ilgili rapor sunduk aynı zamanda mahkemeye de dava açmıştık. O günden bugüne de bütün açıklamalarımızda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mutlaka kapatılması gerektiğini söyledik. Bu eşitlik ilkesine, sosyal devlet olma ilkesine, laik devlet olma ilkesine, demokratik bir devlet olma ilkesine aykırı bir kurum. Bunu sürekli söyledik.”

    “SİYASAL İKTİDARI BESLEYEN BİR KURUM”

    Devletin dinden tamamen elini çekmesi, hiçbir inancı finanse etmemesi gerektiğini de kaydeden Karakaya, “Dolayısıyla Diyanet ve inanç kısmına ayrılan bütçelerin, eğitim, sağlık, sosyal haklar gibi insanların yaşamını daha refah bir seviyeye getirebilmesi için kullanılması gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı siyasal iktidarı besleyen bir kurum olduğu için bu kadar harcamalarına göz yumuluyor. Düşünün en ufak şeyde Diyanet İşleri Başkanlığı, elinde kılıç minbere çıkıyor Ayasofya’ya. Ayasofya, kilisedir. Siz bir inancın mabetini işgal edip camiye dönüştürmüşsünüz ve oraya da kılıçla çıkıyorsunuz. Bir din adamının kılıçla oraya çıkması asla kabul edilebilir bir şey değil” diye konuştu.

    “HER KURUŞUMUZ ZEHİR ZIKKIM OLSUN”

    Sünni kesimin de Diyanet’in varlığına karşı çıkması gerektiğini söyleyen Karakaya, şöyle devam etti:

    “Bizler bugüne kadar ‘rızamız olmadan bizim adımıza topladığınız her kuruş haramdır sizlere’ dedik. Ve helal etmiyoruz. Dolayısıyla o harcamalardaki Alevilerin her kuruşu onlara zehir zıkkım olsun. Buna özellikle Sünni kesimlerdeki canlarımızın da karşı gelmesi lazım. Kendi çocukları için daha iyi bir ülke yaratmak varken böyle ucube kurumların beslenmesi, din adına gericiliğin finanse edilmesi onların da geleceğini karartan bir durumdur. Sadece biz Alevilere özgü değildir. Onların bizden daha çok karşı gelmesi gerekir diye düşünüyorum.”

    KIZILVEREN: ALEVİLİKTEN REFERANS ALSINLAR

    Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2024 yılının ilk 6 aydaki harcamalarına dair kul hakkına girdiklerini ifade ederek şunları konuştu:

    “Eğer bir ülkede adalet yoksa ve israf yapılıyorsa kul hakkına girilmiş oluyor. Kul hakkına girmemeleri için buradan iktidarı, bizi yönetenleri uyarıyoruz. Yarın bu kul hakkıyla Hakk’ın yoluna gitmeyin. Hiçbir şey bilmiyorlarsa Alevilikten referans alsınlar. Alevilik inancını biraz izlesinler. Aleviliğin içerisinde, Ocak sistemi içerisinde kul hakkı yemeden kendi süreğini sürdüren Alevileri izlerlerse en azından israftan kaçınmış olurlar.

    “BUNLAR MUHAMMED’İN ÜMMETİ DEĞİL”

    O kadar büyük paraları da bu ülkenin ihtiyacı olan fabrikalarına, yetimine, fakirine, yoksuluna, emeklisine, darda olup evine ekmek götüremeyenine harcasınlar. Hem Hz. Peygamber’den şefaat bekleyeceksin hem de Hz. Peygamberin ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ sözüne uymayacaksın. Demek ki bunlar Muhammed’in ümmeti değil Hz. Muhammed’i de sadece sözlük olarak kullanıyorlar. Bundan biran önce vazgeçmeleri gerekir.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Karakaya’dan türbanlı, kurt işaretli gençlik kampına tepki: Cemevi Başkanlığı yok hükmündedir- VİDEO

    Karakaya’dan türbanlı, kurt işaretli gençlik kampına tepki: Cemevi Başkanlığı yok hükmündedir- VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği Hacı Bektaş Gençlik Kampı’ndaki gençlerin Bozkurt işareti yaparak fotoğraf çektirmelerine tepki gösterdi. Karakaya, “Bu ırkçı faşist bir yapının işareti. Bunun Alevilikte asla ve asla yeri yok. Bizim açımızdan Ali Rıza Özdemir de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da yok hükmündedir. Aleviliğe zerre kadar faydası yoktur” dedi.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü işbirliğinde 30 Temmuz-4 Ağustos günleri arasında 9 ilden toplam 51 gencin yer aldığı “Bir Olalım, İri Olalım ve Diri Olalımtemalı “Hacı Bektaş Gençlik Kampı” Nevşehir’de yapıldı.

    Türbanlı gençlerin de yer aldığı kampa katılan öğrencilerden bazılarının bozkurt işareti yaparak fotoğraf çektirmesi Alevi örgütlerinin ve Alevi toplumunun büyük tepkisini çekti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD)Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, gençlerin Bozkurt işareti yaparak fotoğraf çektirmesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLETİN ASIL AMACI ALEVİ ASİMİLASYONU”

    Hacıbektaş Gençlik Kampı’nın geçen sene de yapıldığını ve tepkilerini dile getirdiklerini belirten Karakaya, “Devletin, kurumun (Cemevi Başkanlığı) bizim açımızdan yok hükmünde olan, anlamsız olan, Alevilerin rızalığı ve Alevilerin isteği dışında olan bir kurumun Alevilikle ilgili, özellikle gençler üzerinde bir çalışma yapmasının çok tehlikeli olduğunu söylemiştik. Bu yıl da tepkimizi kamuoyuna duyurduk” dedi.

    Devletin temel amacının Alevi asimilasyonunun farklı bir uygulaması olduğuna işaret eden Karakaya, “Gençleri götürdük, Kapadokya’yı gezdirdik deselerde buradaki asimilasyonu görmek gerekir. Alevi öğretisi, Alevi inancı iki şeye karşıdır. Irkçılık yani milliyetçilik, ikincisi de dinci yani şeriatçı örgütlemeye karşıdır. Şeriatçı örgütleme dediğimiz din adına cihatı resmileştiren, din adına katliamları meşru gören bir anlayışa karşı Alevilik her zaman kendini korumuştur” diye konuştu.

    “IRKÇI FAŞİST BİR YAPININ İŞARETİ”

    Karakaya, devamında şunları söyledi:

    “Burada gördüğümüz şudur: Nasıl ki Sünnilikte bir İŞİD yapısı Taliban örgütlemesi gibi din adına katliam yaratabilecek bir nesil yaratmak istiyorlarsa bunun bir benzeri olarak Alevi gençler üzerinde asimilasyonu uygulamaya çalışıyorlar. Alevilerin özellikle ırkçılık ve milliyetçiliğe karşı olduğunu bilmek gerekir. Bizim hafızamızı diri tutan bir şey daha var. Bozkurt işaretinin özellikle Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta, Gazi’de hangi anlamları taşıdığını biz gayet iyi biliyoruz. Bu ırkçı faşist bir yapının işareti. Dolayısıyla bunun Alevilikte asla ve asla yeri yok. Bütün Alevi anne babalara ve kurumlara büyük sorumluluk düşüyor. Gençlerimizi bu tehlikeli yapıdan uzak tutmak gerekir. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviliğe zerre kadar faydasının olmadığını görmek gerekir.

    “BİZİM AÇIMIZDAN HİÇBİR ŞEY İFADE ETMİYOR”

    Orada türbanlı kızlarımız da vardı. Bu kızlarımız Alevi ise çok kötü. Bu asimilasyonun farklı bir yansıması. Alevi değillerse de o zaman bunu Alevi Gençlik Kampı olarak yansıtmaları doğru değil. Bir kurumun yasal olması onun meşru olduğu anlamına gelmez. Aleviler adına o kurduğunuz kurum Aleviler açısından doğru bulunuyorsa meşrudur. Ama Aleviler bunu yok sayıyorsa, bunu kabul etmiyorsa bu kurumun varlığının bizim açımızdan bir değeri yoktur. Kaldı ki bu kurumun başına getirilen kişi ülkücü-faşist gelenekten geldiği için Aleviliğe kayyum atanması olarak görmek lazım. Dolayısıyla bizim açımızdan Ali Rıza Özdemir de yok hükmündedir, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bizim açımızdan hiçbir şey ifade etmiyor.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Karakaya: Hacıbektaş Belediyesi’nin açıklamasından sonra tartışma fiilen bitmiştir – VİDEO

    Karakaya: Hacıbektaş Belediyesi’nin açıklamasından sonra tartışma fiilen bitmiştir – VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin devletin müdahale olabileceği bir etkinlik olmadığını söyleyen PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Devletin bu yaklaşımı orayı ve Alevileri devlet gücüyle teslim almaya zorlamaktır. Orası bizim direnç noktamız. Direnme gücünü kaybetmemek lazım. Belediyeye destek olmak lazım” diye konuştu.

    11 Alevi kurumunun temsilcileri, 16-18 Ağustos’ta yapılacak 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin planı için 25 Mayıs’ta Hacıbektaş’ta bir araya gelmişti.

    Hacıbektaş Belediyesi öncülüğünde yapılan toplantıya Alevi Vakıflar Federasyonu, Cem Vakfı ve Karacaahmet Sultan Dergahı’nın temsilcileri de katılmıştı.

    Toplantı sonrasında kamuoyuna paylaşılan mutabakat metninde “Anma etkinlikleri 1984 yılından bugüne kadar yapıldığı gibi Hacıbektaş Belediye Başkanlığı ve bu mutabakatta imzası olan Alevi kurumları ile ortaklaşarak ve Kültür Bakanlığı katkıları ile yapılacak. Bu toplantıda alınan kararlar, 29 Mayıs 2024 Çarşamba günü Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile yapılacak toplantıya katılacak olan AVF, Cem Vakfı, Karacaahmet Sultan Dergahı ve Hacıbektaş Belediye Başkanlığı tarafından Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına bildirilecektir” ifadelerine yer verildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD)Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Hacıbektaş Belediyesi ve 11 Alevi kurumunun Hacıbektaş’daki toplantısını ve Hacıbektaş Belediyesi’nin 27 Mayıs’ta yaptığı yazılı açıklamayı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BİZ BUNU BİR ‘YOL KAZASI’ OLARAK ALGILADIK”

    Karakaya, Hacıbektaş Belediyesi ile Alevi kurumlarının Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin belediye tarafından ve Alevi kurumlarıyla ortaklaşa yapılması konusunda ilkesel bir karar alındığını dile getirdi.

    Karakaya, yapılan toplantının sonuç bildirgesinin hazırlandığını ve toplantı esnasında da üç Alevi kurumunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüşmeye gideceklerini söylediklerini ifade etti.

    Karakaya, şöyle devam etti:

    “Bu toplantı esnasında diğer kurumların yöneticileri, bu üç Alevi kurumu yöneticisine ‘Gittiğinizde bizim burada tartıştığımız konuları oraya iletin. Biz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu etkinliklere dahil olmasını kabul etmiyoruz, bu yönde tanımıyoruz. Dolayısıyla bu müdahaleyi de kabul etmiyoruz. Bu düşüncemizi belirtin’ diye söylemişler. Ama orada yazı metnini alırken özellikle dördüncü maddesinde bu konuşulanlar yazıya dökülünce anlam yitirmesi söz konusu olmuş. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüşmeye gidenlere ‘arabulucumuz olun’ noktasında bir algı yaratıldı. Bunun üzerine biz hem ABF hem PSAKD olarak GYK’mizde toplantı yaptık bu yanlışın düzeltilmesi için. Bununla ilgili kamuoyuna da açıklamalar yapılacak. Ama işin doğrusunun bu olduğunu bilmek gerekir. Yanlış anlaşılmayı düzelten bir açıklamaya kamuoyunun ihtiyacı var. Aslında Hacıbektaş Belediyesi’nin son yaptığı açıklamadan sonra tartışma fiilen bitmiştir. Yine de topluma olan sorumluluk açısından Alevi kurumlarının bir açıklama yapması gerekir. Hatta bildiri metnini bizden katılan İsmail canımız kaleme almış ama oradaki sorun çok acele bir ortamda yapılan bir bildiri olması. Biz bunu bir ‘yol kazası’ olarak algıladık.”

    “HACI BEKTAŞ ANMA ETKİNLİKLERİ DEVLETİN MÜDAHALE OLABİLECEĞİ BİR ETKİNLİK DEĞİL”

    Hacıbektaş Belediyesi’nin 27 Mayıs’ta yaptığı yazılı açıklamaya dair de konuşan Karakaya, “Hacı Bektaş Anma Etkinlikleri, devletin müdahale olabileceği bir etkinlik değil. Çünkü orası Türkiye’nin her yerinden gelen Alevilerin buluşma, cem olma noktasıdır. Cem olunan bir yerde devletin veya herhangi başka bir kurumun müdahil olması ahlaki de değil vicdani de değil, insan haklarına da aykırı bir durumdur. Devletin bu yaklaşımı, orayı ve Alevileri devlet gücüyle teslim almaya zorlamaktır. Orası bizim direnç noktamız. Alevi toplumunun direnç noktasını kırarlarsa direnme gücünü kaybeder. Direnme gücünü kaybetmemek lazım. Belediyeye destek olmak lazım” dedi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • PSAKD Güngören Cemevi’nde Dersim Katliamı paneli

    PSAKD Güngören Cemevi’nde Dersim Katliamı paneli

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Güngören Şubesi Cemevi’nde Dersim Katliamı’nın 87. yıldönümünde  panel düzenlendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Güngören Şubesi Cemevi’nde Dersim Katliamı’nın 87. yıldönümünde  panel düzenlendi. Gazeteci Sezgin Kartal’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde PSAKD İçerenköy Şubesi ve Cemevi Başkanı İbrahim Karakaya, Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Avukat Gamze Yentür konuşmacı olarak katıldı.

    “DERSİM KATLİAMI SÜRECİ 1936’DA BAŞLADI”

    İlk konuşmayı yapan Gamze Yentür, Anadolu halklarının Rumlar, Ermeniler, Kürtler, Aleviler, Ezidiler, Süryaniler ve Hristiyanlar olduğunu vurgulayarak devletin belgelerde Türkleştirme politikasıyla birlikte Dersim’in bir çıban olduğu ve kökünden söküp atılması gerektiğinin vurgulandığını dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin başlarda Dersim ile arasının iyi olduğunu söyleyen Yentür, katliam ile birlikte bütün her şeyin bozulduğunu söyledi. Yentur, aynı zamanda Dersim Katliamı sürecinin sadece 37/38 değil 1936’da başladığını da ifade etti.

    “BAKANLAR KURULU KARARI DERSİM ASKERİ HAREKATININ BAŞLAMA KARARIDIR”

    İbrahim Karakaya ise 4 Mayıs 1937’deki Bakanlar Kurulu kararının öneminden bahsederek “Bu karar Genelkurmay’ın katılmasından kaynaklı Dersim askeri harekatının başlama kararıdır” diye konuştu.

    Panel, lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Karakaya, Ali Rıza Özdemir’in İstanbul’da yapacağı cemevi ziyaretlerine tepki gösterdi-VİDEO

    Karakaya, Ali Rıza Özdemir’in İstanbul’da yapacağı cemevi ziyaretlerine tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Ali Rıza Özdemir’in yarın İstanbul’da yapacağı cemevi ziyaretlerine tepki gösterdi. Karakaya, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı çalışmalar asla Aleviliğe hizmet etmeyecektir. Ziyaretler yaparak bunları normalleştirmenin yollarını arıyorlar. Buna asla ve asla güven duymuyoruz” dedi.

    Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor. Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    MHP destekli AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın son projelerinden biri olan “Alevi Ansiklopedisi” hazırlığı, toplumun tepkisine neden oldu. Cemevi Başkanlığı, kuruluşundan bugüne Alevi toplumu tarafından kabul görmemekle birlikte, Aleviler adına sözde projelerle tepki çekiyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir İstanbul’da cemevi ziyaretlerine başlıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın çalışmalarını PİRHA’ya değerlendirdi. Karakaya, Ali Rıza Özdemir’in yarın başlayacak olan cemevi ziyaretlerine de tepki gösterdi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI MADDİ BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ GELİŞTİRMEYİ AMAÇLIYOR”

    Ali Rıza Özdemir üzerinden yapılan ziyaretlerin maddi bağımlılık ilişkisi geliştirmeyi amaçladığını belirten Karakaya, yapılan çalışmaların Alevilere bir katkısının olmadığını vurguladı. İbrahim Karaya, şunları söyledi:

    “Elektrik faturalarını Kültür ve Turizm bakanlığı üzerinden sayaç ayrıştırması diye bir yazı gönderdiler. Cem salonu ile diğer kullanım alanlardaki sayacın ayrıştırılması istendi. Biz dedik ki cemevleri bütünsel olarak ibadethanedir. Ayrıştırma yapmayacağımızı cevaben yazdık. Hatta bir heyet gönderdiler, tutanak tuttular. Böyle absürt bir süreç. Ne onlara hizmet eden ne devletin Alevi politikasına, çözüme yönelik katkı sunan bir yaklaşım. Eğer istiyorsanız Alevi örgütleri ile masaya oturursunuz, nasıl olması gerektiğini onlar ile müzakere ederek karara bağlarsınız. ‘Biz yaptık, gelin buna uyun’ demek asla kabul edilir bir yaklaşım değil.”

    “ANSİKLOPEDİ ÇALIŞMASI, DEVLETİN ASİMİLASYON POLİTİKALARININ YENİ BİR BOYUTU”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın son projelerinden biri olan “Alevi Ansiklopedisi” hazırlığı ile ilgili de değerlendirmelerde bulanan Karakaya, “Bugün gelinen noktada ansiklopedi çalışmasında kimlerin olduğunu bilmiyoruz, Alevi toplumu bunu bilmiyor. Çoğunun ilahiyatçı olduğu söyleniyor, eşinin o çalışmanın başkanı yapıldığı söyleniyor. Bütün bunların söyleniyor olması dahi toplumda güven durumunu ortadan kaldıran bir yaklaşım. Kurumun bu çalışmaları yapmış olması bize, devletin bugüne kadar Aleviler üzerinde yaptığı asimilasyon politikalarının yeni bir boyutunu gösteriyor. Bazı Alevi değerlerini olması gerektiği gibi değil, devletin nasıl bir Alevilik tanımlaması yaptığına yönelik bir çalışma önümüze sürülüyor. Alevilere ait literatürün yeniden yayınlanması noktası çok tehlikeli. Bunu Başkanlık ve Diyanet Vakfı üzerinden yapıyorlar. Bu çalışmalar asla Aleviliğe hizmet etmeyecektir” diye konuştu.

    “CEMEVLERİMİZİ İBADETHANE OLARAK TANIMAYAN BİR KURUM İLE BİR ARAYA GELEMEYİZ”

    İbrahim Karakaya, Ali Rıza Özdemir’in ziyaretler ile Aleviler üzerinde uygulanmaya çalışılan asimilasyon politikalarını normalleştirmenin yollarını aradığını belirterek, “Yarın yapılacak olan ziyaret ile ilgili bazı kurumlar aranmış. Ali Rıza Özdemir’in İstanbul’da cemevlerini gezileceği noktasında bilgi verilmiş. Aldığımız duyum ve haberlere göre yarın Pendik’ten başlanacak. Biz Anadolu Yakası’nda örgütlü veya bağımsız cemevlerinin ortak bir platformu var. Nasıl tavır almamız gerektiği noktasında bir platformda tartışıyoruz. Bu konuyu da platform üzerinden tartıştık ve asla gelen kurumu tanımadığımızı, Aleviliği tanımayan, cemevlerimizi ibadethane tanımayan bir kurumu bizim asla bir araya gelmeyeceğimizi, onlardan herhangi bir talebimizin de olmadığını, bizim temel talebimizin; Alevilerin eşit yurttaşlık haklarının tanınması, cemevlerimizin ibadethane statüsü tanınması olduğunu, gelirlerse de böyle bir cevap vereceğimiz noktasında ortak bir görüşümüz var.”dedi ve diğer cemevinlerinin de aynı duyarlılıkta olması için çağrı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Karakaya’dan AKP’nin Alevilerle buluşmasına tepki: Buraya katılanlara rızalığımız yoktur

    Karakaya’dan AKP’nin Alevilerle buluşmasına tepki: Buraya katılanlara rızalığımız yoktur

    PİRHA – PSAKD ve ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, AKP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Veli Arslan’ın Kadıköy’de yapacağı Alevi Canlar Buluşması’na ve Alevilerin davet edilmesine tepki gösterdi. Karakaya “Biz Alevilerin bu davete katılmaya ve katılacak olanlara da rızalığımız yoktur” dedi.

    AKP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Veli Arslan, 23 Mart Cumartesi Kalamış Marina Otel’de Kadıköy’de “Alevi Canlar Buluşması” düzenleyecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, AKP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Veli Arslan’ın Kadıköy’de yapacağı Alevi Canlar Buluşması’na tepki gösterdi.

    “BAZI YÖNETİCİLERİMİZ HUKUKSUZLUĞA ALET OLMAKTADIR”

    Karakaya, mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Değerli can başkanlarım. Bizler Aleviler için hizmet eden ve Alevilerin eşit hakları için mücadele eden cemevleri/kurumlarız. Bu anlamda devlet yetkilileri ile belli programlar ve talepler doğrultusunda görüşmeler yapmak en doğal hakkımızdır. Fakat bu seçim sürecinde kamu hizmeti yürüten yetkililer ve de tarafsızlık içerisinde her vatandaşa hizmet vermesi gereken bakanlar/Cumhurbaşkanı yardımcısı ve yakında da cumhurbaşkanı bir parti adına seçim çalışması yapmaktadır. Cumhuriyet tarihinde yaşanan ilklerden biridir. Bu adil olmayan çalışmalarda cemevleri yöneticilerimizi de seçim sürecindeki hukuksuzluklarına alet etmek için davetlerde bulunmaktadırlar.
    Ne yazık ki bazı yöneticilerimiz “sorunlarımızı anlatacağız” veya devlet gücüne karşı gelmemek/ iyi görünmek adına bu hukuksuzluğa alet olmaktadır. İnancının temeli adalet olan, “Rızasız bahçanın gülü derilmez” diyen biz Alevilerin bu davete katılmaya ve katılacak olanlara da rızalığımız yoktur. Yolun Turabı olmak böyle zamanlarda belli olur. Aşk ile…”

    Bu arada, birçok bağımsız cemevinin de buluşmaya katılmayı reddettiği öğrenildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevilerden saldırıya uğrayan kiliseye ziyaret; katledilen kişinin Alevi olduğu açıklandı-VİDEO

    Alevilerden saldırıya uğrayan kiliseye ziyaret; katledilen kişinin Alevi olduğu açıklandı-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da Alevi kurumlarının temsilcileri pazar ayini sırasında silahlı saldırı yapılan ve bir kişinin katledildiği Santa Maria Kilisesi’ni ziyaret etti. Alevi temsilciler, insanların inançlarını yerine getirirken saldırıya uğramasını kınadıklarını belirterek, Alevilerin de bu tarz saldırılara maruz kaldıklarını dile getirdiler. Kilisenin avukatı Afşin Hatipoğlu ise ziyaretten memnun olduklarını ifade ederek, saldırıda yaşamını yitiren Tuncer Cihan’ın Alevi olduğunu söyledi. 

    İstanbul Sarıyer’de bulunan Santa Maria İtalyan Kilisesi’nde Pazar ayini sırasında silahlı saldırı yapıldı. Kiliseye gelen kar maskeli iki kişi tarafından açılan ateş sonucunda ayine katılanlar arasında yer alan Tuncer Cihan hayatını kaybetti.

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınanların sayısı 51’e yükseldi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, silahlı saldırının iki failinin de yakalandığını duyurdu. Yerlikaya, faillerin IŞİD’i olduklarını değerlendirdiklerini söyledi.

    Alevi kurumlarının temsilcileri pazar ayini esnasında silahlı saldırı düzenlenen Santa Maria Kilisesi’ni ziyaret etti.

    Ziyarete Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti İstanbul milletvekilleri Celal Fırat ve Çiçek Otlu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, Gazi Cemevi Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karadaş, DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve çok sayıda kişi katıldı.

    “SALDIRIYI KINIYORUZ”

    Türkiye’de kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek istendiğini belirten DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Yüreğimiz yanıyor, bu haberi duyduğunuzda ürperdim, kiliseye yapılan saldırıyı, Aleviler olarak biz de yaşadık. Maalesef yaşanan durumun söz kurmanın anlamı yok, insanların inançlarını yerine getirirken saldırıya uğramasını kınıyoruz. Acınızı yüreğimizde hissediyoruz” dedi.

    “BU TÜR SALDIRILAR BİR DAHA YAŞANMASIN”

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Böyle bir olayın yaşanması bizim yüreğimizi parçaladı. Temennimiz bu tür saldırıların bir daha yaşanmaması” diye belirtti.

    “BİRLİKTE YAŞAMANIN ORTAMINI YARATMAMIZ LAZIM”

    Saldırıyı kınayan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya ise “Bu tarz olaylara en çok uğrayanlardan biri biz Alevileriz. Aleviler olarak Sivas’ta, Maraş’ta bu saldırılara uğradık. Birlikte yaşamanın ortamını yaratmamız lazım” diye ifade etti.

    “BU TÜR SALDIRILARLA BİRLİĞİMİZİ BOZAMAYACAKLAR”

    Provokasyonlara karşı bir arada olduklarını vurgulayan Gazi Cemevi Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karadaş da, “Bu tür saldırılar geçmişten günümüze kadar yaşandı. Bu tür saldırılara ortaklaşarak cevap vereceğiz. Birliğimiz olduğu sürece bu tür saldırılar bizim birliğimizi bozamayacak” diye konuştu.

    AV. HATİPOĞLU: ÇOK MASUM BİRİ, ÖĞRENDİK Kİ ALEVİYMİŞ! 

    Santa Maria İtalyan Kilisesi’nin Av. Afşin Hatipoğlu da, Alevilere teşekkür ederek başladığı konuşmasında, “Hiç kimse buraya saldırı olacağını tahmin edemezdi. Çok masum biri, hatta Hristiyan olmayan biri kilisede vefat etti. Daha sonra öğrendik ki bu yurttaşımız Alevi imiş. Bu Türkiye’nin de resmi aynı zamanda. Türkiye’de her tür unsura ait insanlar yaşıyor. Bu insanlar her yerde kardeşçe yaşayabiliyor aslında.

    “KARDEŞLİĞE KASTEDENLER VAR”

    Ama bu kardeşliğe kastedenler var. IŞİD’i işaret ediyor. Tacik ve Rusya vatandaşı iki teröristten bahsediyorlar. Bu kadar kolay bir şekilde terör eyleminin yapılamaması gerekirdi. Bizi memnun eden faillerin kısa sürede yakalanması ve soruşturmanın genişletilmesidir. Verdiğiniz destek buradaki ibadet insanlarının için rahatlatacaktır. Çünkü size ait bir can burada hayatını kaybetti” dedi.

    Alevi temsilciler, kiliseye saldırıda yaşamını yitiren Tuncer Cihan’ın Alevi olduğunu Av. Afşin Hatipoğlu‘nun konuşmasıyla öğrendiler.

    “SALDIRININ ARKASINDAKİ GÜÇLER AÇIĞA ÇIKARILSIN”

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, ise şunları dile getirdi:

    “Bu saldırılar hangi sebeple yapılırsa yapılsın dostluk ve dayanışma kültürünü bozamayacaklar. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin arkasındaki güçlerin açığa çıkması için bu sürecin takipçisi olacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Kiliseye silahlı saldırı soruşturmasında gözaltı sayısı 51’e yükseldi

  • İbrahim Karakaya: Toplantıya katılanlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduğunu dile getirdi-VİDEO

    İbrahim Karakaya: Toplantıya katılanlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduğunu dile getirdi-VİDEO

    PİRHA-10 Aralık Mitingi öncesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Alevi kurumları arasında yapılan toplantıya dair konuşan ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Devletin, Alevi kanaat önderleriyle bir araya gelerek Aleviler nasıl istiyorsa sorunların o şekilde çözülmesi gerektiğini dile getirdik. Daha sonra salonda bulunan diğer kişilerin hemen hemen tamamı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduklarını ve Alevilerin kendine özgü özerk yapı içerisinde temsil hakkının olduğunu dile getirdiler” dedi.

    9 Alevi örgütünün ortak yapacağı açıklanan “‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingi” 10 Aralık’ta gerçekleşti. Ancak mitingin hemen öncesinde İstanbul Valisi Davut Gül’ün çağrısıyla 9 Aralık’ta yapılan bir toplantı yeni tartışmalara neden oldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katıldığı toplantıya bütün Alevi örgüt temsilcileri de davet edildi.

    Yapılan toplantının ardından Cem Vakfı, şubelerine mesaj göndererek mitinge katılmama kararını duyurdu. Cem Vakfı’nın kararına karşı duran Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’ın vekili Hasan Sezgin görevden alındı. Sezgin ile birlikte Cem Vakfı’na bağlı birçok şube yöneticisi de 10 Aralık’ta miting meydanındaydı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, yapılan toplantıya dair PİRHA’ya konuştu.

    “DEVLET HİÇBİR İNANCI BELİRLEME HAKKINA SAHİP DEĞİL”

    İstanbul Valisi Davut Gül’ün 14 Aralık’ta İstanbul’daki cemevi başkanlarıyla toplantı yapmak istediği bilgisinin kendilerine verildiğini söyleyen İbrahim Karakaya, “Daha sonra yapılacak toplantının gününün değiştirilerek 9 Aralık’ta yapılacağı bilgisi verildi ve bize gelen davette toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katılacağı belirtilmişti ancak Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir’in katılacağı yönünde bize bilgi verilmemişti” dedi.

    10 Aralık Mitingini organize eden kurumlar olarak toplantıya katılmak konusunda bir tartışma yürüttüklerini ifade eden Karakaya, “Federasyonumuza bağlı cemevlerinin sayısı çok az. İstanbul’da 100’ün üzerinde cemevi var ve hepsi toplantıya davet edilmişti. Dolayısıyla toplantıya katılıp söz söylemezsek veya toplantıda neler konuşulduğuna dair bilgi sahibi olmazsak Alevi mücadelesinde bazı şeyler eksik yaparız diye düşündük. Toplantıya cemevi başkanlarını yoğun katılımı vardı, Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz ve İzzettin Doğan’ın kardeşi Eşref Doğan’da katılmıştı. Karacaahmet Sultan Dergahı ve Şahkulu Sultan Dergahı ve diğer cemevlerinin başkanları da katıldı”diye belirtti.

    Basın mensuplarının toplantıdan çıktıktan sonra Cevdet Yılmaz’ın katılımcıları dinlemek istediklerini söylemesinin ardından söz aldığını dile getiren Karakaya, “Toplantıda yaptığım konuşmada ibadet yerlerinin içerisine cemevlerinin de konulursa sorunların kendiliğinden çözüleceğini söyledim ama devlet bunu yapmadı. Geçen sene çıkartılan torba yasada cemevlerine bazı kamusal haklar verildi ancak sorun tam olarak çözülmedi. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmediğinde birçok şeyin eksik kalacağını ve devletin hiçbir inancı belirleme hakkının olmadığını söyledim” diye belirtti.

    “TOPLANTIYA KATILAN HERKES, CEMEVİ BAŞKANLIĞINA KARŞI OLDUKLARINI DİLE GETİDİLER”

    Toplantıda Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumları açısından meşru bir kurum olmadığını belirttiklerini dile getiren İbrahim Karakaya, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bizim tarafımızdan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevi Diyanetidir ve bu başkanlık yaptığı çalışmalarda Alevileri Alevilere karşı bölmeye yönelik çalışma yürütüyor. Köylere kadar giderek insanları maaşa bağlayıp rüşvetler vererek kendisine bağlamaya çalışıyor. Bu durum çok tehlikeli bir şey hem Alevileri içerisindeki iç huzuru bozacağı gibi Türkiye’nin demokrasisi ve birliğine katkı sunmayacaktır. Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı döneminde devletin kucağına bomba bıraktığını eğer devlet bunu çözmezse ileride daha büyük sorunlarla karşı karşıya geleceğini ve Alevi kanaat önderleriyle bir araya gelerek Aleviler nasıl istiyorsa sorunların o şekilde çözülmesi gerektiğini dile getirdik.

    Salonda bulunan diğer kişilerinde hemen hemen hepsi Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yanlış bir uygulama olduğunu ve Alevilerin kendine özgü bir özerk yapı içerisinde temsil hakkının olduğu noktasında düşüncelerini dile getirdiler. En son Ali Rıza Özdemir söz hakkı aldı ve cemevlerinin ibadethane olarak görmediğini söyledi ve ben de hemen kendisine itiraz ettim ve bu şekilde konuşamayacağını ifade ettim. Cevdet Yılmaz da gerginlik olmaması için Ali Rıza Özdemir’den mikrofonu aldı ve kendisi konuştu. Toplantı bu şekilde sona erdi.”

    “YAPILAN TOPLANTI, MİTİNGE KATILIMI AZALTMADI”

    CAN TV’de yayınlanan programda Ali Kenanoğlu’nun toplantının mitinge katılımı azalttığına yönelik değerlendirmesine katılmadığını belirten Karakaya, “Aksine toplantıya katılan birçok cemevi başkanının hepsi o gün miting alanındaydı. O yüzden toplantı o anlamda bir etki yaratmadı çünkü o etkiyi yaratacak bir atmosferi biz onlara vermedik. Ben bu tür platformlara katılıp kendimizi ifade etmemizin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Sorunlarımızın çözümünde devletle diyalog içerisinde olmak gibi bir zorunluluğumuz var. Sorunlarımızın çözümü dertlerimizi anlatmak ve taleplerimizi yüksek sesle dile getirmekten geçiyor. O yüzden toplantının verimli bir şekilde gerçekleştiğini söyleyebilirim” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Mustafa Aslan, 9 Aralık’taki toplantıya dair konuştu: AKP’nin her adımında bir sinsilik var-VİDEO

  • Şahkulu Sultan Dergahı’nda, Anadolu yakasındaki cemevi başkanları ile toplantı yapıldı-VİDEO

    Şahkulu Sultan Dergahı’nda, Anadolu yakasındaki cemevi başkanları ile toplantı yapıldı-VİDEO

    PİRHA – Anadolu yakasındaki cemevi başkanları, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yaptı. 10 Aralık’ta yapılacak mitingde yer yerinden oynatmaları gerektiğini söyleyen PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Miting bölgesel bir miting olacak. Biz bu ülkeyi gerçekten aydınlatmak zorundayız” dedi.

    Anadolu yakasındaki cemevi başkanları, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yaptı. Şahkulu Sultan Dergahı’nda yapılan toplantıda 10 Aralık mitingine dair bilgiler verildi. Neler yapılacağı, katılımın nasıl sağlanacağı gibi konular tartışıldı.

    Toplantıya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şubesi Cemevi Başkanı Ali Yürümez, Sarıgazi Cemevi Başkanı Mete Çelik, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nden Müslüm Çelik, Cem Vakfı Sülüntepe Erenler Cemevi, Anadolu Bilim Kültür ve Cem Vakfı/Ümraniye Cemevi, Üryan Hızır Ocağı Alevi Kültür Derneği katıldı.

    “ÜLKEYİ AYDINLATMAK ZORUNDAYIZ”

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, toplantıda yaptığı konuşmada mitinge dair bilgiler vererek “Kadıköy mitinginin yapılması noktasında resmi iznimizi aldık. Bütün Alevi kurumları, bu mitingin örgütleyicisidir. Böyle bir mitingde bize düşen görev, yer yerinden oynatmamız olacak. Halen toplantılarımız devam ediyor. Bütün siyasi partilerle görüşmeler yapıldı. Eğitim örgütleri, meslek örgütleri bu işin içindedir. Bir şey daha var; bu miting bölgesel bir miting olacak. Biz bu ülkeyi gerçekten aydınlatmak zorundayız. Hepimizin görevi çok fazla, yolumuz açık olsun” dedi.

    “SESİMİZİ KADIKÖY’DEN YÜKSELTECEĞİZ”

    Bütün kurumlarımızla mitinge destek vererek bir milyon kişiyi Kadıköy’e taşımak zorunda olduklarını söyleyen Anadolu Yakası Çerağın Bileşenleri Sözcüsü Mahmut Türkmen, “Miting çalışmasında hiçbir kurum başkanı ve cemevini ötekileştirmedik. ÇEDES gibi tehlikeli bir projeye izin vermeden Aleviler olarak sesimizi Kadıköy’den yükselteceğiz. İnanıyorum ki Kadıköy’de yapacağımız miting ses getirecektir” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Karakaya: Laik eğitim isteyen herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’deki mitinge bekliyoruz-VİDEO

    Karakaya: Laik eğitim isteyen herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’deki mitinge bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul’da “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, laik eğitimden, demokratik Türkiye’den yana olan herkesi mitinge davet etti. 

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’de İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitingin hazırlıkları sürerken, mitinge büyük katılım olması için çağrılar da sürüyor.

    “ALEVİ KURUMLARI TOPLANTILAR DÜZENLİYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Alevi örgütlerinin uzun yıllardır hem Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı hem de torba yasaya karşı bir mücadele yürüttüğünü belirterek, “Bütün Alevi kurumlarının ortaklaştırdığı bir kararla 10 Aralık’ta Kadıköy’de bir miting yapılması kararı alındı. Bununla ilgili bütün Alevi kurumları bir koordinasyon içerisinde. Bütün cemevleri kendisini görevli hissederek kendi bulundukları bölgede oradaki demokratik kilitle örgütleri, siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleriyle toplantılar düzenliyorlar. Halkımızla toplantılar düzenliyorlar. Çünkü cemevlerimizin böyle bir işlevi de var. Belli periyotlarda yapılan cemlerde onun dışında da hayır yemeklerinde veya cenazelerde bütün bu toplumsal olarak bir araya gelişlerde bunun çalışması yapılıyor. Şu ana kadar birçok bölgede toplantılar yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. İşin teknik kısmıyla ilgili de bir çalışma yürütülüyor. Zaman daraldı ama çalışmalar yürütülüyor şu anda” dedi.

    “GENİŞ KATILIMLI BİR MİTİNGİ HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ”

    “Çok geniş katılımlı bir mitingi hayata geçirmeye çalışacağız” diyen Karakaya, şunları dile getirdi:

    “2009’da Alevi örgütlerinin organize ettiği resmi rakamlara göre 650.000 kişinin katıldığı bir miting yapılmıştı. Bugün de bunun benzeri bir mitingin yapılması hem Türkiye demokrasisi açısından hem bu kadar baskının özellikle milliyetçi ve dinci gericiliğin egemen olduğu bir dönemde önemlidir. Çünkü toplum çok baskılandı, şimdi baktığınızda sendikalar alana çıkamıyor. Siyasi partilerin yaptığı mitinler çok katılımcı olamıyor. Dolayısıyla mağdur olan bütün kesimlere baktığınızda alanlarda çok fazla toplumsal muhalefet yükselmiyor. Bunu Aleviler başarabilir diye düşünüyorum.”

    “BUNA SESSİZ KALMAMAK GEREKİR”

     Bu mitingin Alevilerin bir mitingi olmasının ötesinde, Türkiye’de laik eğitim, insanca yaşam ve demokratik bir Türkiye özlemi içinde olan her kesimin bir araya geleceği bir miting olduğunu belirten PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Halkımıza kalan, bu alan doldurmaktır. Biz tepkisiz kalırsak, sesimizi çıkaramazsak AKP-MHP iktidarı daha da pervasızlaşarak politikalarını hayata geçirecektir. Buna sessiz kalmamak gerekir” diye konuştu.

    En büyük taleplerinden birinin ‘Laik eğitim’ talebi olduğunu ifade eden Karakaya, şöyle devam etti:

    “Şimdi toplum bu kadar dinsel yapılanma üzerinde yeniden şekillendirilmeye çalışırken, bunu eğitim üzerinde yapmaya çalışıyorlar. Hem toplumu bir yönüyle din üzerinden manipüle etmeye çalışıyorlar. Bu ülkedeki laiklik karşıtı en büyük kurum da Diyanet İşleri Başkanlığı. Bu ülkede mevcut konumuyla var olduğu sürece laik bir ülkeden bahsetmek mümkün değildir. Artık Diyanet eğitimin tümden içine girdi. Sadece biz günübirlik politikalarla bu işi geçiştiremeyiz. Yani toplumsal bir dönüşüm, toplumsal bir değişim şart. Yeni bir anayasanın tartışıldığı bu dönemde toplumsal kesimler, eğer nasıl bir Türkiye, nasıl bir ülke, nasıl bir anayasa istiyorlar, bununla ilgili taleplerini dile getiremezlerse, mevcut size sunulanlar üzerinden sadece eleştirmekle kalırsınız. Dolayısıyla taleplerinizin yerine gelmesi asla ve asla mümkün olmayacaktır. Bu ülkede insanca yaşamdan yana olan, laiklikten ve laik eğitimden yana olan, demokratik bir Türkiye’de barış içinde yaşamdan yana olan herkesin mutlaka Kadıköy’de olması gerektiğine inanıyoruz ve bütün halkımızı bu duyarlılıkla Kadıköy’e bekliyoruz.”

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • PSAKD Kocaeli Şubesi/Cemevi Alevi Buluşması düzenledi -VİDEO

    PSAKD Kocaeli Şubesi/Cemevi Alevi Buluşması düzenledi -VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kocaeli Şubesi/Cemevi, Alevi Buluşması düzenledi. Buluşma, Çayırova Belediyesi Kültür Salonu’nda gerçekleşti. Buluşmada 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak Alevi mitingine çağrı yapılarak, “Taleplerimizi meydanlarda haykıracağız” denildi.

    Çayırova Belediyesi Kültür Salonu’nda düzenlenen Alevi Buluşması, semah ve deyişlerle başladı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve Gazeteci-Alevi aktivist Sezgin Kartal konuşmacı olarak katıldı.

    PSAKD Kocaeli Şube Başkanı Cengiz Dönmez, “Haksızlığın, adaletsizliğin, zorbalığın karşısında, ‘Yolumuz Pir Sultanların yoludur’ diyen Aleviler olarak bir aradayız. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kocaeli Şubesi olarak, birliğimizi güçlendirmek için karınca kararınca çabalıyoruz. Yan yana geldiğimiz bu buluşmanın da buna hizmet edeceğini umut ediyoruz” diyerek açılış konuşmasını yaptı.

    Buluşmada ÇEDES, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, dedelerin maaşa bağlanması gibi AKP’nin Alevilere uyguladığı politikalar konuşuldu.

    “BİZ TANINANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, 2. Mahmut döneminde Aleviliğe vurulan darbeden daha büyük darbelere maruz kalındığını belirtti. Alevi kurumlarının siyasi iktidara biat etmedikleri için 2015’ten beri muhatap alınamadığını söyleyen Deniz, “Bugüne kadar bizi teslim alamadıkları için 2 yıldır Anadolu’da çeşitli yerlerde kurumlarımızı rüşvetle teslim almak istiyorlar” dedi. Deniz, şöyle devam etti:

    “35 yıldır bedel ödeyen bir Alevi hareketinden bahsediyoruz. Bu Alevi hareketi nice kazanımlar sağladı. Aleviliği meşrulaştırdı, yüzlerce cemevimiz oldu. Ama hala bu ülkede Alevilik tanınmıyor. Biz tanına kadar mücadele edeceğiz. AİHM kararlarını, zorunlu din derslerini ve ibadethane statüsünü tanımayanlar bize daire başkanlığını sunuyorlar”

    10 Aralık’ta Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütleri ile birlikte İstanbul’da miting yapacaklarını da belirten Deniz, mitinge çağrı yaparak şunları ifade etti: “Taleplerimizi meydanlarda haykıracağız. Laik bir ülke, insanca bir yaşam ve eşit yurttaşlığın karşılık bulabilmesi için de demokratik bir Türkiye istiyoruz”

    “KOMŞUMUZLA İŞ ARAKADAŞLARIMIZLA EL ELE VEREREK GELECEĞİ İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Etkinlikte söz alan Gazeteci-Alevi aktivist Sezgin Kartal ise şunları konuştu:

    “Türkiye’nin tamamında Alevilerin bu devletle problemi var. 10 Aralık’ta yüzbinlerle buluşmak zorundayız. Eğer geleceğimize sahip çıkacaksak, geleceğimizi istediğimiz gibi inşa etmek istiyorsak, sorumluluğu başkalarında aramayacağız. Kurtarıcı beklemeyeceğiz. Aksine demokratik bir ülke ve laik bir yaşam için hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Geçmişin katliamlarını anacağız ama tüm sorumlusu, ne Dersim, ne Sivas, ne de Gazi’de yitirdiğimiz canlarımıza havale edemeyiz. Onlar bedelini ödedim, şimdi biz de yanımızdaki komşumuzla iş arkadaşlarımızla el ele vererek geleceği inşa etmek zorundayız.”

    “ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALARA KARŞI BÜTÜN CANLARLA YAN YANA GELMEK DURUMUNDAYIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya ise ÇEDES ve daire naşkanlığına değinerek, “Kurdukları daire başkanlığı da dahil olmak üzere onlara biat eden Hızır paşalara karşı da mücadeleyi büyütmek zorundayız” dedi. Karakaya, aynı zamanda savaşın yarattığı travmalara da değinerek şunları kaydetti:

    “Onun için bizim Aleviler arasında hem kendi ülkemizdeki barışı sağlamak ve barış için mücadeleye destek vermek aynı zamanda bu hukuksuzlukta antidemokratik uygulamalara karşı bütün canlarla bizimle eşdeğer olan bütün paydaşlarla yan yana gelmek durumdayız.”

    Sinevizyon gösterimi ardından etkinlik halk kürsüsü ile son buldu. Buluşmaya çok sayıda kişi katıldı.

    Devrim FINDIK/KOCAELİ

  • ‘Ali Rıza Özdemir, AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’– VİDEO

    ‘Ali Rıza Özdemir, AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’– VİDEO

    PİRHA – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasını değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Ülkücü camiayla iç içe olan, siyasal görüşleri de o yönde olan, Aleviliğe bakışı da Türkçü bir bakış açısı içinde olan bir kişi. Alevi öğretisiyle bir alakasının olmadığını bilmek gerekir. AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gece yarısı kararnamesiyle Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.
    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.
    Aleviler ve örgütlü oldukları Alevi kurumları, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon merkezi olduğunu başından beri vurguluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, konuya dair PİRHA’ya konuştu.

    “İŞLERİ GÜÇLERİ ALEVİ YOL ÖNDERLERİNE, KURUMLARINA HAKARET ETMEK”

    Karakaya, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir, “Ülkücü camiayla iç içe olan, siyasal görüşleri de o yönde olan, Aleviliğe bakışı da Türkçü bir bakış açısı içinde olan bir kişi” diye tanımladı.

    Aynı zamanda AKP’nin yeni dönemdeki Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden bir tanesinin Ali Rıza Özdemir olduğunu da belirten Karakaya, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na o yüzden onu getirdiler”dedi.

    Karakaya, Özdemir’in bir ekiple çalıştığını da ifade ederek, “Bu ekip de bugüne kadar Alevi örgütlemesi içerisinde Aleviliğe karşı ne kadar kurum varsa onlarla işbirliği yapan bir ekipten oluşuyor. İşleri güçleri Alevi Yol önderlerine, kurumlarına hakaret etmek” diye vurguladı.

    “ALİ RIZA ÖZDEMİR’İN ALEVİ ÖĞRETİSİYLE BİR ALAKASI YOK”

    Karakaya, Özdemir’in ırkçı bir zihniyette olduğunun, aynı zamanda Erdoğan ile aynı pencereden baktığının da altını çizerek şunları kaydetti:

    “Alevilik 72 millete bir nazarda bakarak milliyetçiliği ve ırkçılığı reddeder. Bu adam ırkçı bir adam. Dolayısıyla felsefi olarak baktığınızda da seçilen kişinin Alevi olmasının ötesinde Alevi öğretisiyle bir alakasının olmadığını bilmek gerekir. Aleviler açısından önemli bir süreç. Devlet kendi içinde Alevileri çatıştırmaya çalışıyor. Erdoğan’ın algıladığı Ali ile Aleviler’in Şah-ı Merdan dediği Ali arasında dünya kadar fark var. Dolayısıyla bu ayrışımı da iyi yapan Alevi örgütlerine karşı bir savaş ilan etti. Ali Rıza Özdemir tam da bu politikanın adamı. Yani o da Erdoğan ile aynı pencereden bakıyor. Dolayısıyla başkanlığa getirilmesi tesadüf değildi. Erdoğan’ın Alevilere yönelik bu bakışını program olarak da uygulayabilecek en iyi insan. Bu noktada AKP’nin bu politikasının en iyi araçlarından bir tanesi.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Karakaya, Alevi- Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu ilk günden beri örgütlü Alevi kurumları açısından yok hükmünde olduğunu belirterek,
    “Osmanlı’dan devralınan devlet aklı, Alevileri katletmeye başladı beceremedi bunu. Şimdi Alevileri ya kendi sistemi içerisine almaya çalışacak yapamıyorsa da onları dönüştürecek” ifadelerini kullandı.

    Karakaya, cemevi başkanlığını Alevi örgütlerinin tanımadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Bizim örgütlü olan bütün kurumlarımızla özellikle daire başkanlığı kurulduğu günden beri buna karşı geldik. Dolayısıyla daire başkanlığını tanımadığımızı söylüyoruz. Halen de bu noktadayız. Daire başkanlığı bizim açımızdan yok hükmündedir. Devletin uyguladığı her anlayış, her yöntem, her yasa doğrudur anlamı taşımaz. Yasa olabilir ama biz meşru anlamda onu tanımama, ona karşı mücadele etme hakkına sahibiz. Hiçbir uygulamasının da içinde olmayacağız. Bizim için kimi atarlarsa atasınlar bir şey ifade etmiyor. Biz aynı refleksle bütün Alevi kurumları olarak mücadele edeceğiz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi
    > ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’
    >‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’
    >“Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”
    > ‘Cemevi Başkanlığı, Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO