Etiket: ihd dersim şubesi

  • İHD, bir çok kentte seslendi: Kalıcı barışın tesis edilmesi için siyasi ve yasal adımlar atılsın!-VİDEO

    İHD, bir çok kentte seslendi: Kalıcı barışın tesis edilmesi için siyasi ve yasal adımlar atılsın!-VİDEO

    PİRHA- Bir çok kentte açıklama yapan İHD, kalıcı barışın tesis edilmesi için siyasi ve yasal adımların bir an önce atılması çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair açıklama yaptı. Bir çok kentte yapılan açıklamalarda, iktidarın, PKK’nin silah bırakma kararını tahkim edecek adımları atması çağrısında bulunuldu.

    İHD DERSİM ŞUBESİ: SİLAHSIZLANMA VE BARIŞ HUKUKİ REFORMLARLA GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR

    İHD Dersim Şubesi, PKK’nin silah bırakma kararının ardından kalıcı barışın sağlanabilmesi için hukuki reformların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı şube Eşbaşkanı Nurşat Yeşil okudu. Yeşil, sürecin yalnızca güvenlik ya da teknik bir silahsızlanma meselesi olmadığı, demokratikleşme ve toplumsal barışı inşa etme perspektifiyle ele alınması gerektiği ifade etti.

    Yeşil, 1 Ekim 2024’te başlayan ve PKK’nin kendini feshetme kararıyla somutlaşan sürecin, toplumun tüm kesimlerinde büyük bir umut yarattığını belirterek, “Fiili olarak sağlanan silahsızlanmanın, başkaca teyit ve tespit koşuluna bağlanmaksızın yasal güvenceye kavuşturulması gerekiyor. Hükümet, muhtemel yol kazalarına mahal vermeden PKK’nin silah bırakma kararını tahkim edecek adımları atmalı ve gerekli yasal düzenlemeleri bir an önce yapmalıdır” dedi.

    İHD ANTALYA: SOMUT ADIMLAR ATILSIN

     

    İHD Antalya Şubesi de, Attalos Anıtı önünde açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan İHD Antalya Şube Eşbaşkanı Mahir Önal dünya deneyimlerinin hukuki ve idari reformlarla desteklenmeyen müzakere süreçlerinin başarısız olabileceğini gösterdiğini hatırlattı.

    TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun üzerinden iki ay geçmesine rağmen somut adımların atılmadığını ifade eden Önal, çıkarılması gereken çerçeve yasanın çatışmanın tüm sonuçlarını bertaraf etmeyi hedeflemesi, silah bırakanların eğitim, sağlık ve istihdam ihtiyaçlarını karşılayacak destek mekanizmaları içermesi gerektiği belirtti.

    İHD İSKENDERUN: GEÇMİŞLE YÜZLEŞME, HAKİKAT VE ONARIM SÜREÇLERİ İŞLETİLMELİDİR

    İHD İskenderun Şubesi de, şube konteyneri önünde açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Şube Eş Başkanı Ayten Kılınç, sürecin, yalnızca bir güvenlik veya teknik silahsızlanma meselesi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Türkiye’nin demokratikleşme kapasitesini güçlendirme, kalıcı iç barışı kurma iradesi ve nihayet bölgesel krizler karşısında ulusal ve bölgesel istikrar üretme becerisini de kapsayacak bir şekilde düzenlenmelidir.

    PKK’nin silah bırakmasına ilişkin çerçeve yasa, daha fazla ertelenmeden en kısa zamanda çıkarılmalı ve aşağıdaki hususları içermelidir. Bu yasa:

    Yasa geniş ve kapsamlı olmalı, çatışmanın bütün sonuçlarını tamamen bertaraf etme amacı taşımalıdır. Bütünlükçü bir bakışla kaleme alınmalı, açık ve ölçülebilir bir amaç taşımalıdır. Yasa kapsamına aldığı grupları açıklıkça belirmeli ve bunu yaparken grup üyelerinden hiçbirinin dışarıda bırakılmamasına özen göstermelidir.

    Yasa metni açık, yoruma kapalı ve öngörülebilir olmalı, infaz ve dönüş süreçlerinde idari ve hukuki keyfiliği önleyecek kesinlikler ve güvenceler içermelidir.

    Silah bırakanların eğitim, sağlık, istihdam ve benzeri alanlardaki gereksinimlerini karşılamak üzere destek mekanizmaları kurmalıdır.

    Bu yasanın uygulanmasını izlemek üzere TBMM bünyesinde tıpkı TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu örneğinde olduğu gibi tüm siyasi partilerin katılımıyla bir “İzleme ve Denetleme Komisyonu” oluşturulmalıdır. Bu komisyon, belli aralıklarla hazırladığı raporları Meclis’e sunmalıdır. Bu Komisyon sivil toplum örgütlerinin katılımına açık,  somut ve süreklilik arz eden bir çalışma yöntemi geliştirmelidir.

    İHD olarak kalıcı barışın ve demokratik bir düzenin inşası için bütün siyasi mahpusları özgürlüklerine kavuşturacak bir yasal düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz.  Demokratik bir toplum düzeni ve güvenli bir gelecek ancak geçmişle yüzleşme, hakikat ve onarım süreçlerinin işletilmesi ile mümkün olacaktır. Bu bağlamda tarafların sivillere karşı işlediği suçlar bakımından hakikat, adalet ve onarımı odağına alan koşullu sorumluluk mekanizmaları kurulmalı ve etkin bir şekilde işletilmelidir. ”

    İHD MERSİN: KALICI BİR BARIŞ İÇİN SİYASİ VE HUKUKİ ADIMLAR ATILMALI

    İHD Mersin Şubesi de, dernek binasında açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Şükran Aktaş, hükümetin, Kürt Meselesinin çözümünü konjonktürel bir zorunluluktan ziyade temel hak ve özgürlükler perspektifinden stratejik bir bakış açısıyla ele alması gerektiğini ifade etti.

    Aktaş, açıklamanın devamında şunları söyledi:

    “TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından meclise sunulan nihai raporun 7. Bölümünde belirtilen tüm demokratikleşme adımları ivedilikle hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda:

    Hukuk devletinin yeniden inşası ve hukuki güvenlik ilkesi gereğince AİHM ve AYM kararlarının gereği yerine getirilmelidir.

    Kayyım uygulamasına son verilerek kayyım atanan belediyelerin seçilmiş başkanları görevlerine iade edilmelidir.

    Yaşam hakkı tehdidi ve birçok ihlal ile karşı karşıya olan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı bu konuda yasal ve idari reformlar gerçekleştirilmelidir.

    Mahpusların tahliyelerini keyfi bir şekilde engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları kaldırılmalı, mahpusların infaz süreleri kanunla belirlenmeli, mahpusların denetimli serbestlik hakkından yararlanmalarını engelleyen ve açık cezaevine ayrılma taleplerinin reddeden keyfi ve gayri-hukuki tutumlara son verilmelidir.

    Belediye Başkanları, siyasi aktörler ve gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcilerine yönelik yargısal tacizden vazgeçilmeli, tutuksuz yargılama bütün yargısal süreçlerde esas alınmalıdır.

    KHK ile işten atılan memur ve işçiler göreve iade edilmelidir.

    Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmalı, TCK ve ilgili mevzuatın AİHM ve AYM kararları doğrultusunda öngörülebilirlik ve kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.

    İnsan Hakları Derneği olarak, çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsatın kalıcı bir barışa dönüşmesi için siyasi ve hukuki adımların mümkün olan en kısa süre içinde hayata geçirilmesi talebimizi yineliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM-ANTALYA-MERSİN-İSKENDERUN

  • İHD’den BM ve AB’ye Rojava çağrısı!-VİDEO

    İHD’den BM ve AB’ye Rojava çağrısı!-VİDEO

    PİRHA- İHD Kadın Komisyonu birçok ilde, Suriye ve Rojava’da kadınlara ve kız çocuklarına yönelik sistematik saldırılara dikkat çekerek Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası mekanizmalara acil çağrıda bulundu. Kadınlara yönelik savaş suçlarının artık görmezden gelinemeyeceği vurgulandı.

    Suriye Geçici Hükümeti ve ona bağlı çetelerin Suriye ve Rojava özelinde yürüttüğü savaş politikaları gündemdeki yerini korurken, 6 Ocak 2026’dan bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıların sürdüğü belirtildi. Bugün saat 12.30’da İHD Dersim Şubesi Kadın Komisyonu, yaptığı basın açıklamasında bu saldırılardan en fazla kadınlar ve çocukların etkilendiğini ifade etti.

    “ÇETELER ÖZELLİKLE KADINLARI VE KIZ ÇOCUKLARINI HEDEF ALIYOR”

    Kadın Komisyonu adına açıklamayı İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu. Açıklamada, HTŞ bağlantılı silahlı grupların Kürtler, Aleviler, Ermeniler ve bölgede yaşayan diğer halklara yönelik sistematik saldırılar yürüttüğü belirtilerek, özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ağır suçlar işlendiği vurgulandı.

    6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde gerçekleşen saldırılara dikkat çekilen açıklamada, bir kadının cansız bedeninin bir binadan atılmasının kadınlara yönelik vahşetin boyutunu gözler önüne serdiği ifade edildi.

    Yeşil, “Sahadan gelen güvenilir bilgiler, çok sayıda cinsel saldırı, cinsel işkence, zorla alıkoyma ve tehdidin yaşandığını göstermektedir. Kadın bedeni savaşın bir silahı haline getirilmiştir. Bu suçlar münferit değil, bilinçli ve sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır” dedi.

    ULUSLARARASI SESSİZLİĞE TEPKİ

    Rojava’da hedef alınanın özgür yaşam iradesi olduğunu vurgulayan Yeşil, Haseke ve Kobane başta olmak üzere bölgedeki kadınların ciddi bir tehdit altında olduğunu söyledi. Uluslararası insan hakları mekanizmalarının sessizliğini eleştiren Yeşil, “Kadın dayanışmasıyla bu sessizlik son bulmalıdır” çağrısında bulundu.

    Açıklama, uluslararası kadın dayanışmasına çağrı ile sona erdi. Açıklamanın ardından İHD’li kadınlar, BM ve AB bünyesinde görev yapan kadınlara mektup gönderdi.

    BM VE AB’YE MEKTUP

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu da bugün saat 13.00’de  yaptığı açıklamada Suriye ve Rojava’da kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ile savaş suçlarına karşı Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği kurumları ve uluslararası insan hakları örgütlerine mektup gönderdi. Komisyon, yetkilileri acil sorumluluk almaya çağırdı.

    Konuya ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenleyen Kadın Komisyonu, BM’nin 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” kararı ile AB ve üye devletlerin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri hatırlattı.

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, HTŞ saldırılarının özellikle kadınlar ve kız çocukları açısından onarılamaz sonuçlar doğurduğunu söyledi.

    Sarıkaya, “Tüm dünyanın gözleri önünde bir kadının cansız bedeninin bir inşaattan aşağı atılması, kadınlara yönelik vahşetin ulaştığı boyutu göstermektedir. Çok sayıda cinsel saldırı, cinsel işkence, zorla alıkoyma ve tehdit, kadın bedeninin savaşın bir silahı haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Bu suçlar münferit değil, örgütlü ve sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır” dedi.

    Haseke ve Kobane başta olmak üzere Rojava’daki kadınların ve kız çocuklarının ciddi bir tehdit altında olduğunu belirten Sarıkaya, kadınların yaşam hakkı, beden bütünlüğü ve onurunun doğrudan hedef alındığını vurguladı.

    Açıklamanın ardından İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, taleplerini içeren mektupları ilgili kurumlara gönderdi.

    PİRHA/DERSİM/MERSİN

     

  • İHD Dersim Şubesi, ‘Kadınlar barışı konuşuyor’ başlıklı toplantı düzenledi-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi, ‘Kadınlar barışı konuşuyor’ başlıklı toplantı düzenledi-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, KESK Dersim Şubesi’nde ‘Kadınlar barışı konuşuyor’ başlıklı toplantı düzenledi. Savaş ortamlarında tüm faturalar en acı bir şekilde kadınlar ve çocuklar tarafından ödendiğini vurgulayan Barış Akademisyeni Evun Sevgi Okumuş, “Hem hayatımızı, hem bedenimizi hem de geleceğimizi etkileyen kararları biz olmadan veriyorlar. Biz de diyoruz ki biz buradayız, biz konuşacağız” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, KESK Dersim Şubesi’nde ‘Kadınlar barışı konuşuyor’ başlıklı toplantı düzenledi. Toplantıya konuşmacı olarak İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil ve Barış Akademisyeni Evun Sevgi Okumuş katıldı. Toplantıya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kadın katıldı.

    “BARIŞ SADECE SİLAHLARIN SUSMASI MIDIR?

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, toplantının açılışında şunları ifade etti:

    “10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası’nda kadınlarla bir araya gelerek barış sürecini birlikte konuşalım istedik. Barış deyince aklımıza ne geliyor? Barış sadece silahların susması mıdır? Kadınlar nasıl barışın öznesi olabilirler? Barış bize neyi ifade ediyor, bunu birlikte ifade edelim istedik.”

    “2015 GİBİ ACI BİR TECRÜBEMİZ VAR”

    Savaş ortamlarında tüm faturalar en acı bir şekilde kadınlar ve çocuklar tarafından ödendiğini vurgulayan Barış Akademisyeni Evun Sevgi Okumuş, “Savaşta ya da barışta ya da herhangi bir karar alınırken masalardan dışlandık. Hem hayatımızı, hem bedenimizi hem de geleceğimizi etkileyen kararları biz olmadan veriyorlar. Biz de diyoruz ki biz buradayız, biz konuşacağız. Şimdi 2015 gibi bir acı tecrübemiz var biliyorsunuz. Dolayısıyla bir güvensizlik hissediyoruz hepimiz bunu anlayabiliyorum. Bu süreçte neler olacak, neler bekliyoruz? Sizlerle birlikte bunu açalım istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Kontrol noktalarındaki yoğun uygulamalar özgürlükleri ihlal ediyor -VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Kontrol noktalarındaki yoğun uygulamalar özgürlükleri ihlal ediyor -VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, kent genelinde artan kontrol noktaları ve güvenlik uygulamalarına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması yaptı. Dersim-Ovacık yolu üzerindeki kontrol noktasına yakın bir noktada yapılan açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    Yeşil, Dersim’deki denetim ve kontrol noktalarının halkın temel haklarını ciddi şekilde kısıtladığını vurguladı:

    “Dersim’in dört bir yanına yayılan kontrol noktaları, neredeyse her dağa kurulan askeri karakollar, gözetleme kuleleri, köy ve mezra girişlerindeki kameralar ile ormanlık alanlardaki foto kapanlar şehir ve köy yaşamını olağanüstü hal koşullarını aratmayacak bir duruma dönüştürmüştür. Kent merkezinde, mahalle aralarında, ilçe giriş ve çıkışlarında, köy yollarında kolluk kuvvetlerinin sürekli varlığı, halkın özel yaşamının gizliliği ve seyahat etme özgürlüğünü ihlal etmektedir. Dersim’in ‘turizm kenti’ olarak tanıtılması bir yandan teşvik edilirken, diğer yandan giriş-çıkışlarda beton bariyerler ve yoğun güvenlik önlemleriyle karşılaşılması büyük bir çelişkidir. Bu durum hem şehrin doğal yapısına hem de toplumsal huzura zarar vermektedir.”

    Yeşil, uygulamaların yaygınlığının ülke genelinde örneğinin bulunmadığını belirterek, halkın sürekli denetim altında tutulmasının keyfi müdahalelere zemin hazırladığını kaydetti:

    “Araç ve kimlik kontrolleri, gözaltı riski ve fişleme uygulamaları özgürlük ve özel yaşam hakkının açık ihlali anlamına gelmektedir. Kolluk kuvvetlerinin ve kontrol noktalarının fazlalığı, güvenliği artırmak yerine halkın yaşam hakkını, özgürlük duygusunu ve toplumsal güvenini zedelemektedir. Ormanlık alanlardaki foto kapanlar, köy yollarındaki günübirlik kontroller ve şehir merkezindeki yoğun kolluk varlığı halkı sürekli gözetim altında tutmakta; korku ve endişe ortamı yaratmaktadır. Dersim halkının yaşam hakkı, seyahat özgürlüğü ve özel yaşamının gizliliği vazgeçilmezdir. Kontrol noktaları ve keyfi denetimlerle oluşturulan bu baskı ortamına derhal son verilmelidir.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Dersim’in doğası saldırılarla birlikte geri dönülmez biçimde tahrip edilmektedir-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Dersim’in doğası saldırılarla birlikte geri dönülmez biçimde tahrip edilmektedir-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, son dönemde Dersim’de artan ekolojik yıkım projelerine tepki göstererek, “Doğal varlıklarımızın, kutsal alanlarımızın ve yaşam alanlarımızın ticari çıkarlar uğruna sistematik biçimde yok edilmesine tanıklık ediyoruz. Bugün Sekasur, Hozat, Ovacık, Cevizlidere, Sin, Geyiksuyu, İksor (Sarıtaş) ve Pülümür başta olmak üzere kentin birçok bölgesinde doğa, sermaye odaklı projelerle kuşatılmış durumda” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, ‘Doğamızı, Yaşam Alanlarımızı ve Geleceğimizi Savunuyoruz’ şiarıyla dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    “YAŞAM ALANLARIMIZ TİCARİ ÇIKARLAR UĞRUNA SİSTEMATİK OLARAK YOK EDİLİYOR”

    Son dönemde Dersim’in birçok bölgesinde artan maden projeleri, HES inşaatları, orman tahribatı ve çevre kirliliği nedeniyle ekolojik yıkımın derinleştiğini vurgulayan Nurşat Yeşil, “Doğal varlıklarımızın, kutsal alanlarımızın ve yaşam alanlarımızın ticari çıkarlar uğruna sistematik biçimde yok edilmesine tanıklık ediyoruz. Bugün Sekasur, Hozat, Ovacık, Cevizlidere, Sin, Geyiksuyu, İksor (Sarıtaş) ve Pülümür başta olmak üzere kentin birçok bölgesinde doğa, sermaye odaklı projelerle kuşatılmış durumda. Dersim’de ekolojik yıkımın planlı, çok yönlü ve kalıcı hale getirilmeye çalışıldığını göstermektedir. Bu projeler yalnızca çevresel değil, aynı zamanda insan hakları ihlali boyutundadır. Çünkü temiz suya erişim, sağlıklı bir çevrede yaşama, kültürel mirasın korunması ve geçim kaynaklarının sürdürülebilirliği, temel insan hakları kapsamındadır” dedi.

    “YAŞAMIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Ekolojik yıkımın tüm canlı yaşamını doğrudan etkilediğini belirten Yeşil, “Dersim’in doğası, tarihi, kültürü ve toplumsal hafızası bu saldırılarla birlikte geri dönülmez biçimde tahrip edilmektedir. Ayrıca tüm demokratik kurumları, meslek odalarını, çevre örgütlerini ve kamuoyunu Dersim’deki ekolojik mücadeleyle dayanışma göstermeye davet ediyoruz. Bu mücadele yalnızca Dersim’in değil, tüm yaşam savunucularının ortak mücadelesidir. Unutulmamalıdır ki, doğaya yönelik her saldırı insan yaşamına yöneliktir. Dersim’in dağları, nehirleri, ormanları, inanç mekanları ve köyleri, yalnızca bu kentin değil, insanlığın ortak mirasıdır. Bizler bu mirası savunmaya, doğanın ve yaşamın sesi olmaya devam edeceğiz. Yaşamı, doğayı, insanı savunuyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: İnsanlık onuruna aykırı ‘kuyu tipi’ hapishaneler derhal kapatılmalıdır-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: İnsanlık onuruna aykırı ‘kuyu tipi’ hapishaneler derhal kapatılmalıdır-VİDEO

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, “İnsanlık onuruna aykırı ‘kuyu tipi’ hapishaneler derhal kapatılmalıdır” diyerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Türkiye’de hapishaneler, uzun süredir yalnızca özgürlükten yoksun bırakmanın ötesine geçmiş, insanlık onurunu hedef alan ağır koşulların dayatıldığı mekânlara dönüşmüştür” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, hapishanelerde giderek ağırlaşan tecrit ve izolasyon koşullarına, ‘kuyu tipi’ olarak tanımlanan Y, S ve Yüksek Güvenlikli Hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlallerine ve süresiz açlık grevleri ile ölüm oruçlarına dikkat çekmek için basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Basın metnini İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    “İktidarlar tarih boyunca muhalifleri susturmak, toplumu denetim altında tutmak ve itirazı bastırmak için hapsetmeyi en temel araçlardan biri olarak kullanmıştır” diyen Hüseyin Yaşar Sezgin, “Türkiye’de ise hapishaneler, uzun süredir yalnızca özgürlükten yoksun bırakmanın ötesine geçmiş, insanlık onurunu hedef alan ağır koşulların dayatıldığı mekânlara dönüşmüştür” dedi.

    “BU HAPİSHANELER, SİSTEMATİK BİR KÖTÜ MUAMELE ALANINA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    2000’li yıllarda F tipleri ile derinleştirilen tecrit uygulamalarının, bugün S Tipi, Y Tipi ve ‘Yüksek Güvenlikli’ hapishanelerle çok daha ağır bir boyuta ulaştığını belirten Sezgin, şunları kaydetti:

    “Kamuoyunda ‘kuyu tipi hapishaneler’ olarak bilinen bu yapılar, 5 metrekarelik dar hücrelerde mahpusları günün 23 saatinde tek başına tutmakta; yalnızca kısa süreli ve izole edilmiş havalandırma hakkı tanımaktadır. Mahpuslar, başka mahpuslarla ve gardiyanlarla iletişimleri kesilmiş şekilde, temel ihtiyaçlarını karşılamak için dahi haftalarca bekletilmektedir. Bu hapishanelerde güneş ışığına erişim engellenmekte, pencereler apartman boşluğunu andıran dar alanlara açılmakta, hücrelerin içine yerleştirilen kameralarla mahremiyet tamamen ortadan kaldırılmaktadır.

    Kuyu tipi hapishanelerde uygulanan uzun süreli izolasyon yalnızca ruhsal değil, bedensel sağlığı da ciddi biçimde tehdit etmektedir. Algısal yoksunluk ve sürekli gözetim; ağır psikolojik rahatsızlıklara, oryantasyon kaybına, duygu durum bozukluklarına yol açmaktadır. Güneş ışığından yoksunluk, hareketsizlik ve dar mekânlarda geçirilen uzun süreler ise kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarından kronik hastalıklara kadar geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Bu hapishaneler, mimarisi ve işleyişiyle mahpusların insani varoluşunu yok sayan sistematik bir kötü muamele alanına dönüşmüştür.”

    “BİRÇOK MAHPUSUN YAŞAMI KRİTİK BİR EŞİĞE GELMİŞTİR”

    Hak ihlalleri karşısında uzun süredir çok sayıda mahpusun, kuyu tipi hapishanelerin kapatılması ve başka tip hapishanelere sevk edilme talepleriyle açlık grevlerini ve ölüm oruçlarını sürdürmekte olduğunu söyleyen Hüseyin Yaşar Sezgin, “Bu süreçte ölüm orucunun 303. gününde olan Serkan Onur Yılmaz ve açlık grevinin 203. gününde olan Ali Aracı başta olmak üzere birçok mahpusun yaşamı kritik bir eşiğe gelmiştir. Mahpusların bedenlerinde geri dönüşü olmayan sağlık sorunları ortaya çıkmakta, yaşam hakları doğrudan tehdit altına girmektedir. Yetkililerin bu talepleri görmezden gelmesi, hem insan onuruna aykırı uygulamaların sürmesine hem de toplumun geri dönülmez kayıplarla karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır. Türkiye, Avrupa Konseyi ülkeleri arasında nüfusuna oranla en yüksek mahpus sayısına sahip ülkedir. Her 100 bin kişiden 355’i hapishanelerde tutulmaktadır. Buna rağmen Adalet Bakanlığı her yıl onlarca yeni hapishane açmakta, tutuklama istisnai değil kural haline getirilmektedir. Yeni yapılan hapishaneler şehir merkezlerinden uzakta inşa edilmekte, böylece avukat görüşleri ve aile ziyaretleri zorlaştırılmakta; mahpusların toplumsal bağları sistematik olarak zayıflatılmaktadır” diye ekledi.

    “YETKİLİLERİ HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    İHD Dersim Şubesi, taleplerini şöyle sıraladı:

    “İnsanlık onuruna aykırı kuyu tipi hapishaneler derhal kapatılmalıdır.

    Tecrit ve izolasyon politikaları son bulmalı, mahpusların insanca yaşam koşulları sağlanmalıdır.

    Açlık grevinde ve ölüm orucunda olan mahpusların talepleri acilen karşılanmalı, yaşam haklarının yitirilmesine izin verilmemelidir.

    Hapsetme politikaları, toplumu sindirme ve muhalefeti bastırma aracı olmaktan çıkarılmalıdır.

    İnsan hakları savunucuları olarak, ölümler ve kalıcı sakatlıklar oluşmadan, mahpusların başka hapishaneye sevk taleplerinin kabul edilmesi için yetkilileri acilen harekete geçmeye çağırıyoruz.”

    Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de, ‘Barışa türküler söylüyoruz’ şiarıyla müzik dinletisi gerçekleştirildi-VİDEO

    Dersim’de, ‘Barışa türküler söylüyoruz’ şiarıyla müzik dinletisi gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle Seyit Rıza Meydanı’nda müzik dinletisi gerçekleştirdi. Etkinlikte Erdoğan Emir, Işık Berfin ve Raber Diler sahne aldı. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle ‘Barışa türküler söylüyoruz’ şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda müzik dinletisi gerçekleştirdi.

    Müzik dinletisi öncesinde İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş ve 41 gündür direnen Peri Tekstil işçileri kısa bir konuşma yaptı.

    Konuşmaların ardından Erdoğan Emir, Işık Berfin ve Raber Diler sahne aldı. Müzik dinletisinin ardından çekilen halaylarla etkinlik sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Kentin merkez mahallelerine kadar yayılan kontrol noktaları kaldırılmalı

    İHD Dersim Şubesi: Kentin merkez mahallelerine kadar yayılan kontrol noktaları kaldırılmalı

    PİRHA-İnsan Hakları Dersim Şubesi, Dersim’deki yoğun kontrol noktaları uygulamaları ve denetim politikalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Kentin merkez mahallelerine kadar yayılan kontrol noktaları kaldırılmalı; yurttaşlara potansiyel suçlu muamelesi yapılmasına son verilmelidir” denildi.

    İnsan Hakları Dersim Şubesi (İHD) Dersim Şubesi, Dersim’deki yoğun kontrol noktaları uygulamaları ve denetim politikalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “İNSANLAR EVLERİNE DÖNERKEN BİLE DEFALARCA GBT UYGULAMA DAYATMASINA MARUZ KALMAKTADIR”

    Dersim’de yoğun kontrol noktaları uygulamaları ve denetim politikalarının halkın gündelik yaşamını olumsuz etkilediği belirtilen açıklamada, “İl merkezine girişlerden ilçe yollarına, Elazığ-Dersim feribot geçişlerinden kentin merkez mahallelerine, şehir merkezi ilçe ve köy yolları aralarına kadar hemen her yerde kurulu bulunan ve günübirlik kontrol noktaları, sivil yaşamı bütünüyle olumsuz etkilemekle halkta tedirginlik yaratmaktadır.

    İnsanların, kendi evine gidip gelirken dahi defalarca GBT uygulama dayatmasına maruz kalmaktadır. Bu tablo, yalnızca rutin güvenlik tedbiri değildir. Sivil yaşamın kriminalize edilmesi ve kamu düzeni bahanesiyle halk üzerindeki otoriter güvenlikçi baskı anlayışının süreklileştirilerek rutinleştirilmesidir. Günün her saati, yılın her günü süren bu uygulamalar, insanların özgürce dolaşma, özel yaşamını sürdürme ve ifade hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır. Özellikle yaz aylarında yüz binlerce insanın kente giriş yaptığı dönemlerde, dakikalarca süren kuyruklarda yurttaşların 40 dereceyi aşan sıcaklarda bekletilmesi, açıkça insan sağlığını, onurunu hiçe saymaktır” denildi.

    “YURTTAŞLARIN HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRMAKTADIR”

    Son dönemde baskı boyutunun daha da arttığı vurgulanan açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Festival ve kitlesel etkinlikler döneminde Ovacık–Dersim yolu tamamen trafiğe kapatılmış, insanların seyahat etme özgürlükleri kısıtlanmış, bazı mahallelere girişler alternatif güzergâhlara yönlendirilmiştir. Bu uygulamalar yalnızca uzun araç kuyruklarına ve dakikalarca bekletmelere neden olmamış, aynı zamanda halkın günlük yaşamını sürdürmesini neredeyse imkânsız hale getirmiştir. Kentin iç ulaşımında dahi yurttaşlar, keyfi kolluk düzenlemelerinin yarattığı engellerle karşı karşıya kalmaktadır.

    Kentin giriş-çıkışlarından mahalle aralarına kadar uzanan kontrol noktaları, yurttaşların hareket özgürlüğünü ortadan kaldırmaktadır. İnsanların kendi evlerine dönerken bile defalarca kimlik kontrolüne tabi tutulması, sıradan yaşamın suç şüphesi altında görüldüğünü göstermektedir. Yolların kapatılması, mahallelere girişlerin değiştirilmesi, kamu düzeninin değil, halkın denetim altında tutulmasının amaçlandığını ortaya koymaktadır. Sürekli ve tekrarlanan bu uygulamalar, topluma “güvensiz, tehlikeli, şüpheli” olduğu mesajını vermekte; sistematik bir yıldırma politikası olarak işlemektedir.

    “YURTTAŞLARA POTANSİYEL SUÇLU MUAMELESİ YAPILMASINA SON VERİLMELİDİR”

    İHD Dersim Şubesi, kontrol noktalarına ilişkin taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-Kentin merkez mahallelerine kadar yayılan kontrol noktaları kaldırılmalı; yurttaşlara potansiyel suçlu muamelesi yapılmasına son verilmelidir.

    -Kitlesel etkinliklerde yolların kapatılması ve mahalle girişlerinin keyfi şekilde yönlendirilmesi uygulamaları derhal durdurulmalıdır.

    -Seyahat özgürlüğü ve özel yaşam hakkı güvence altına alınmalı; kamu düzeni bahanesiyle yapılan hak ihlallerine son verilmelidir.

    -Toplumsal yaşamı militarize eden uygulamalar terk edilmelidir.

    -Hukukun ve insan haklarının üstünlüğü esas alınmalıdır.

    -Yetkili kurumları, anayasal haklara saygı göstermeye, yıllardır sürdürülen bu keyfi ve orantısız uygulamalara derhal son vermeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi’nden Peri Tekstil işçilerinin direnişine destek

    İHD Dersim Şubesi’nden Peri Tekstil işçilerinin direnişine destek

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, direnişteki Peri Tekstil işçilerini ziyaret etti. Yapılan açıklamada işten çıkarılan tüm işçiler derhal işe iade edilmesi ve sendikal haklara yönelik baskılar son bulması çağrısında bulunuldu.

    Dersim’de Peri Tekstil’de işten atmalara karşı ve sendikal hakları için direnen BİRTEK-SEN üyesi 17 işçiye dayanışma ziyareti sürüyor.

    Dersim’de bulunan Peri Tekstil’de, çoğunluğu kadın 17 işçi mobbing ve hakarete itiraz ettikleri için işten çıkarıldı. 21 gündür taleplerinin kabul edilmesi için direnen işçiler, 11 gündür de fabrika önünde kurdukları direniş çadırında mücadelelerini sürdürüyor.

    İşçilere dayanışma ziyaretleri sürerken bugün de İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi direniş çadırını ziyaret etti. Heyet, işçilere desteklerini sundu.

    “İŞTEN ÇIKARMA AÇIK BİR HAK İHLALİDİR”

    Burada yapılan açıklamada işçilerin sendikal örgütlenme haklarını kullandıkları için işten çıkarılmalarının açık bir hak ihlali olduğu vurgulanarak, “İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak bizler, direnen işçileri ziyaret ettik, yaşanan hak ihlallerini yerinde gözlemledik. Sendikal örgütlenme hakkı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir haktır. İşçilerin bu haklarını kullandıkları için işten çıkarılması açık bir hak ihlalidir. İşten çıkarılan tüm işçiler derhal işe iade edilmelidir. Sendikal haklara yönelik baskılar son bulmalıdır. İnsan onuruna yakışır çalışma koşulları sağlanmalıdır. Tüm demokratik kitle örgütlerini ve kamuoyunu bu haklı direnişe destek olmaya çağırıyoruz. Emeğin onuru, dayanışma ile kazanacak!” diye belirtildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • İHD Dersim Şubesi: 2025 yılının ilk yarısında temel hak ve özgürlükler çok boyutlu biçimlerde ihlal edilmiştir-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: 2025 yılının ilk yarısında temel hak ve özgürlükler çok boyutlu biçimlerde ihlal edilmiştir-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, 2025 yılının ilk yarısına ait yaşanan hak ihlallerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada, “İnsan hakları; barışın, özgürlüğün ve eşitliğin temelidir. Bu temeller sarsıldığında, yalnızca bireyler değil, toplumun bütünü zarar görür” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 2025 yılının ilk yarısına ait yaşanan hak ihlallerine ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş okudu.

    “KEYFİ GBT UYGULAMALARI ÖZEL YAŞAMI İHLAL EDEN BASKI ARACINA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    2025 yılının ilk yarısında kentte yaşayan bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin çok boyutlu biçimlerde ihlal edildiğini belirten Özgür Ateş, “Demokratik protesto ve açıklamalar engellenmiş, hak savunucularına, seçilmişlere, sanatçılara yönelik soruşturmalar açılmıştır. Halkın ifade özgürlüğü hem sokakta hem dijital mecralarda baskı altına alınmış; özellikle kadınlar, gençler ve çevre aktivistleri bu baskıların hedefi olmuştur. Kentte uzun süredir sistematik hale gelen “sürekli denetim baskısı” toplumsal yaşamın her alanını kuşatmaktadır. Yol kontrolleri, keyfi GBT uygulamaları, sosyal medya taramaları; yurttaşları korku iklimine mahkûm eden, kişisel güvenliği tehdit eden ve özel yaşamı ihlal eden bir baskı aracına dönüşmüştür. Bu uygulamalar yalnızca güvenlik değil; aynı zamanda politik ifade, örgütlenme, seyahat özgürlüğü ve bir bütün yaşam hakkı üzerinde de ciddi bir tehdit oluşturmaktadır” dedi.

    “KAYYIM HALKIN İRADESİNİ YOK SAYMAKTA”

    Hak ihlallerinin başında seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmesinin geldiğini ifade eden Ateş, “Belediye eş başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması halk iradesini yok saymakta; demokratik işleyişe zarar vermektedir. Bununla birlikte, çok sayıda belediye çalışanının işten çıkarılması, yerel yönetimlerde emek veren kişilerin yaşam ve geçim haklarını tehdit etmiştir. Kamuda çalışanlara yönelik baskı, iş güvencesini zayıflatmakta ve sendikal örgütlülüğü hedef almaktadır. Çevre ve ekoloji alanındaki ihlaller ise yaşam alanlarımızı doğrudan tehdit etmeye devam etmektedir. Dersim’in birçok ilçesinde ruhsatlandırılan maden projeleri, kutsal mekanlar, orman ekosistemleri, tarım alanları ve su kaynakları üzerinde geri dönüşü mümkün olmayan tahribatlar yaratmaktadır. Gülistan Doku’dan tam beş yıldır hâlâ haber alınamıyor. Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybedilmesi, sadece bir kişinin değil, binlerce kadının adalet talebinin görmezden gelinmesidir. Bu olay, kolluk kuvvetlerinin ihmali, yargının hareketsizliği ve delil karartmalarıyla büyüyen bir cezasızlık örneğine dönüşmüştür. Adaletin yerini bulmaması, kadınların yaşam hakkının korunmadığı, faillerin ise dokunulmaz olduğu bir düzenin varlığını göstermektedir” diye konuştu.

    “İNSAN HAKLARI; BARIŞIN ÖZGÜRLÜĞÜN VE EŞİTLİĞİN TEMELİDİR”

    Ateş, İHD Dersim Şubesi olarak taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-İfade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskılar son bulmalıdır.

    -Seçme-seçilme hakkına saygı gösterilmeli; halk iradesine yapılan müdahaleler sona erdirilmelidir.

    -Belediyelerde işten çıkarılan emekçiler görevlerine iade edilmeli; çalışma hakkı güvence altına alınmalıdır.

    -Ekolojik yıkıma neden olan projeler iptal edilmeli, doğa ve kutsal alanlar korunmalıdır.

    -Hayvanlara yönelik şiddet ve nefret dili durdurulmalı; hayvan hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

    -İnsan hakları; barışın, özgürlüğün ve eşitliğin temelidir.

    -Bu temeller sarsıldığında, yalnızca bireyler değil, toplumun bütünü zarar görür.

    -Bu nedenle herkesi hakların savunulmasında sorumluluk almaya ve dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD’nin 39. yılında Dersim’de açıklama: İnsan hak ve özgürlüklerini savunmaya devam ediyoruz-VİDEO

    İHD’nin 39. yılında Dersim’de açıklama: İnsan hak ve özgürlüklerini savunmaya devam ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği’nin, 39. kuruluş yıldönümü sebebiyle Dersim’de basın toplantısı düzenlendi. Yapılan açıklamada, “İHD’nin kuruluşunun 39. yılında ısrarla insan hak ve özgürlüklerini ve barış hakkını savunmaya devam ediyoruz; iyi ki İHD var diyoruz” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 39. kuruluş yıldönümünde basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş okudu.

    “İYİ Kİ İHD VAR DİYORUZ”

    İnsan Hakları Derneği’nin demokrasi ve insan hakları sorununun giderilmesine katkı sunmak için mücadelesini ısrarla sürdürdüğünü belirten Özgür Ateş, “İHD’nin bu mücadelesi coğrafyamızda insan hakları bilinci ve kültürünün oluşmasına önemli katkılar sunmuş ve sunmaya devam etmektedir. Bu nedenle diyoruz ki, iyi ki İHD var. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin insan hakları karnesi halen ihlallerle dolu. Bu husustaki önerilerimizi ana başlıkları ile her yıl güncelleyerek tekrarlamaktayız. İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 39 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi ısrarla sürdürülecektir. İHD’nin kuruluşunun 39. Yılında ısrarla insan hak ve özgürlüklerini ve Barış Hakkını savunmaya devam ediyoruz; iyi ki İHD var diyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Ahmet Yıldız’ın yaşadığı tecritin son bulmasını istiyoruz

    İHD Dersim Şubesi: Ahmet Yıldız’ın yaşadığı tecritin son bulmasını istiyoruz

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Munzur Üniversitesi öğrencisi Ahmet Yıldız’ın yaşadığı mağduriyetleri dile getirdi. Yapılan açıklamada, “Ahmet Yıldız’ın açlık grevi, sağlık durumu ve hapishanedeki koşullarıyla ilgili acil bağımsız denetim yapılmasını talep ediyoruz” denildi.

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Ahmet Yıldız, 30 Nisan 2025 tarihinde tutuklanıp Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutuluyor.

    Ahmet Yıldız, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’ne hapishanede yaşadığı mağduriyetleri anlatan mektup yazdı.

    İHD Dersim Şubesi, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    AHMET YILDIZ’IN İNSANİ TALEPLERİ DAHİ KARŞILANMAMIŞTIR”

    Yapılan açıklamada şunları dile getirildi:

    “Munzur Üniversitesi öğrencisi Ahmet Yıldız, geçtiğimiz dönemde kayyım atamalarına karşı düzenlenen protestolara katıldığı gerekçesiyle önce yurt hakkından men edilmiş, ardından hakkında başlatılan disiplin süreciyle üniversitedeki eğitimi hedef alınmıştır. Devamında ise tutuklanarak Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’ne konulmuştur.

    Ahmet Yıldız, İnsan Hakları Derneği Dersim Şubemize gönderdiği mektubunda, ağır bir tecrit ve hak ihlali süreci yaşadığını aktarmıştır. Mektubunda aktardığına göre; Üç kişilik bir odada tek başına tutulmaktadır. Aynı koridorda bulunan odalar boşaltılmış, yalnızca adli ve şeriatçı örgüt mensubu tutuklular bırakılmıştır. Kimseyle iletişim kuramamaktadır. Avukata ulaşamamakta, ailesi ve arkadaşlarıyla görüşememektedir.
    1 Haziran 2025’ten bu yana açlık grevindedir. Ancak bu süreçte verilen iaşeler eksik bırakılmış; toz şeker miktarı düşürülmüş, limon zaman zaman hiç verilmemiştir. İnsani talepler dahi karşılanmamıştır.”

    “AHMET YILDIZ’IN YAŞADIŞI TECRİT SON BULSUN”

    Ahmet Yıldız’ın ciddi sağlık sorunları olduğu belirtilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Kalp kapakçığında gevşeme, anksiyete bozukluğu, bipolar bozukluk ve aktivite bozukluğu tanıları vardır. Bu koşullarda yaşadığı psikolojik baskı, yalnızlaştırma ve bakım yoksunluğu, açık bir işkenceye dönüşmüştür. Ahmet Yıldız mektubunda, yaşadığı bu ağır tecride karşı “başına bir şey gelirse sorumlusu yetkili makamlarıdır” diyerek açık bir uyarıda bulunmakta; bizlere, insan hakları örgütlerine, kamuoyuna, milletvekillerine ve devrimci-demokratik kitle örgütlerine çağrıda bulunmaktadır. Bu bir insan hakları ihlalidir!

    Ahmet Yıldız’ın maruz kaldığı tecrit uygulaması, sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmesi, iletişim hakkının yok sayılması ve hukuksuz tutukluluğu; hem ulusal hem de uluslararası hukuk açısından açıkça işkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına gelmektedir.

    İHD Dersim Şubesi olarak; başta Adalet Bakanlığı ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu olmak üzere tüm yetkili kurumları göreve çağırıyoruz. Ahmet Yıldız’ın açlık grevi, sağlık durumu ve hapishanedeki koşullarıyla ilgili acil bağımsız denetim yapılmasını talep ediyoruz. Ahmet Yıldız’ın yaşadığı tecritin son bulmasını, avukat ve ailesiyle düzenli iletişim kurabilmesinin sağlanmasını istiyoruz. Bu çağrı, yalnızca Ahmet Yıldız için değil; hapishanelerde sesini duyuramayan, yalnızlaştırılan, hukuksuzlukla baş başa bırakılan tüm mahpuslar içindir. Yaşatmak için, insanlık onurunu savunmak için, Ahmet Yıldız’ın sesi oluyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Onur ayı kutlu olsun-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Onur ayı kutlu olsun-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, Onur Haftası’na ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada, “Aşk, yönelim ve kimlik yasaklanamaz. Bu tür yasaklara karşı ses çıkarmak, yalnızca LGBTİ+ların değil, herkesin özgürlüğünü ve haklarını savunmaktır” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Onur Haftası’na ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    “LGBTİ+ İNTİHARLARI VE CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın LGBTİ+’ların varoluşlarına yönelik apaçık saldırdığını ifade eden Nurşat Yeşil, “Hiçbir devlet, hiçbir kimsenin kimliğini, varoluşunu ya da yönelimini yok sayma veya bastırma hakkına sahip değildir. Toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği; tıpkı ırk, dil, din veya etnik köken gibi insan kimliğinin ayrılmaz parçalarıdır. Arkadaşlarımızın katledilmesi ve intihara sürüklenmeleri de bu bilincin en açık kanıtıdır. Bu yüzden LGBTİ+ İntiharları ve cinayetleri politiktir. LGBTİ+lar toplumun bir parçasıdır ve hiçbir idari karar bizleri yok sayamaz. LGBTİ+ hakları, insan haklarının bir parçasıdır. Bu hakları kısıtlayan her uygulama, uluslararası hukuka ve evrensel insanlık değerlerine aykırıdır. Varoluş bir suç değildir, kimlikler susturulamaz. Aşk, yönelim ve kimlik yasaklanamaz. Bu tür yasaklara karşı ses çıkarmak, yalnızca LGBTİ+ların değil, herkesin özgürlüğünü ve haklarını savunmaktır. Onur ayı kutlu olsun” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, hasta mahpusların serbest bırakılması çağrısı yaparak oturma eylemi gerçekleştirdi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, hasta mahpusların serbest bırakılması çağrısı yaparak Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu. Açıklamada, ‘Yaşamı savunuyoruz, hasta mahpuslar serbest bırakılsın’ pankartı açıldı.

    Açıklamaya, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “YAŞANAN İHLALLER SİSTEMATİK BOYUTA ULAŞTI”

    Türkiye’de hapishanelerde insan hakları ihlallerinin her geçen gün daha da derinleştiğini belirten Hüseyin Yaşar Sezgin, ” Özellikle hasta mahpuslara yönelik uygulamalar açıkça yaşamı hedef alan bir nitelik kazanmış durumdadır. İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak gözlem heyetlerimiz, komisyonlarımız ve derneğimize yapılan başvurular sonucu elde ettiğimiz bilgiler, yaşanan ihlallerin sistematik boyuta ulaştığını açıkça göstermektedir. Sürgün sevkler, mahpusların en temel haklarına yönelik ihlallerden biridir. Ayrıca son dönemlerde giderek yaygınlaşan bir başka uygulama ise henüz hüküm giymemiş mahpusların, kamuoyunda “kuyu tipi hapishaneler” olarak bilinen S, Y ve Yüksek Güvenlikli Hapishanelere sevk edilmesidir. Bu kurumlarda ağırlaştırılmış tecrit, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan açık bir işkence yöntemi haline gelmiştir. Mahpuslar 23 saatini tek başına geçirdikleri hücrelerde tutulmakta, sosyal, kültürel ve fiziksel etkileşimleri sistematik olarak engellenmektedir” dedi.

    “TECRİT UYGULAMALARI KALDIRILMALIDIR”

    Sezgin, İHD Dersim Şubesi olarak taleplerini ise şu şekilde açıkladı:

    -Ağır hasta, yaşlı ve engelli mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır.

    -Hapishane koşullarında tedavi edilemeyecek durumda olan hiçbir mahpus içeride tutulmamalıdır.

    -Sürgün sevk uygulamaları derhal durdurulmalı

    -Mahpusların ailelerine ve yargılandıkları şehirlerdeki kurumlara yakın hapishanelerde tutulmaları sağlanmalıdır.

    -Sağlık hizmetine erişim koşulları evrensel insan hakları normlarına uygun hale getirilmelidir.

    -Mahpuslar ayrımcılığa maruz kalmadan, insanca muamele görerek tedavi hakkına kavuşmalıdır.

    -Tecrit uygulamaları ve ağırlaştırılmış izolasyon politikaları kaldırılmalıdır.

    -Mahpusların sosyal yaşam hakları engellenmemeli; iletişim, spor, kültür ve insani etkileşim olanakları sağlanmalıdır.

    -Kuyu tipi hapishaneler (S, Y, Yüksek Güvenlikli) kapatılmalıdır!

    -Umut hakkı yasallaşmalıdır!

    -Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Sevdiklerimiz nerede?-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Sevdiklerimiz nerede?-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, Kayıplar Haftası’nda Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi unutmadığımızı, unutmayacağımızı ve adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha yüksek sesle dile getirerek Kayıplar Haftası’na giriyoruz” denildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 17-31 Mayıs Kayıplar Haftası’nda Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ’17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’ pankartı açıldı. Açıklamayı, İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    “SEVDİKLERİMİZ NEREDE?”

    Kayıplar Haftası’nda adalet, hakikat ve barış taleplerini yinelediklerini belirten Nurşat Yeşil, “Her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasında andığımız Kayıplar Haftası’nda, gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetine ışık tutmak, bu ağır insan hakkı ihlalinin üzerinin örtülmesine karşı durmak ve cezasızlıkla mücadele etmek amacıyla bir aradayız. Bugün, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi unutmadığımızı, unutmayacağımızı ve adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha yüksek sesle dile getirerek Kayıplar Haftası’na giriyoruz. Devlet görevlileri ya da devlet destekli yapılar tarafından kaybedilen insanların aileleri olarak yıllardır aynı soruyu sormaya devam ediyoruz: Sevdiklerimiz nerede? “dedi.

    “GÖZALTINA KAYBEDİLENLERİN AKIBETLERİNİN AÇIĞA ÇIKARTILMASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”

    Gözaltında kaybetmelerin kuşaklar boyu süren bir travma olduğunu vurgulayan Yeşil, “Bu suç zaman aşımına uğratılamaz, görmezden gelinemez. Bugüne dek süren cezasızlık kültürü, yeni ihlallerin önünü açmış; toplumsal barış ve hukuk devleti ilkelerinin önünde büyük bir engel oluşturmuştur. İlimizde de 24 Eylül 1994 tarihinde Vartinik Köyü Mirik mezrasına yapılan askeri operasyon sonrası kendilerinden bir daha haber alınamayan Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin ve onun 3 yaşındaki kızı Dilek Serin ile 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetlerinin açığa çıkartılması için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz” diye konuştu.

    “CEZASIZLIK UYGULAMALARINA SON VERİLSİN”

    Nurşat Yeşil, Kayıplar Haftası vesilesiyle kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları olarak talepleri ise şöyle sıraladı:

    -Gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbeti açıklansın,

    -Suçun fail ve sorumluları yargılanarak adalet önünde hesap versin,

    -Gözaltında kaybetme Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak tanınsın,

    -Cezasızlık uygulamalarına son verilsin,

    -Türkiye Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Uluslararası Sözleşmesi’ni imzalasın ve hayata geçirsin,

    -Galatasaray Meydanı’ndaki anayasa ve hukuk dışı mekân yasağı ile sayı sınırlamasına derhal son verilsin.”

    Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim hak ihlalleri raporunu açıkladı: Toplumsal hak ihlalleri hız kesmeden devam etti-VİDEO

    İHD Dersim hak ihlalleri raporunu açıkladı: Toplumsal hak ihlalleri hız kesmeden devam etti-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Dersim Şubesi, 2024 yılındaki hak ihlalleri raporunu açıkladı. Yapılan açıklamada, “2024 yılı boyunca Türkiye’de, birçok coğrafyada olduğu gibi Dersim’de de toplumsal hak ihlalleri, derinleşen adaletsizlikler ve hukuk dışı uygulamalar hız kesmeden devam etmiştir” denildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 2024 yılındaki hak ihlalleri raporunu dernek binasında yaptığı basın toplantısında açıkladı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    “DERSİM’DE HUKUK DIŞI UYGULAMALAR 2024 YILINDA DA DEVAM ETTİ”

    2024 yılı boyunca Dersim’de toplumsal hak ihlalleri, derinleşen adaletsizlikler ve hukuk dışı uygulamaların hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Hüseyin Yaşar Sezgin, “İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden ekolojik yıkıma, iş cinayetlerinden kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddetine kadar birçok hak ihlalinin, Dersim’de de sıkça karşılaştığımız bir gerçeğe dönüştüğünü üzüntüyle ifade ediyoruz. Bu hak ihlalleri yalnızca bölgemizde değil, tüm Türkiye’de insan hakları mücadelesi verenlerin ve sivil toplumun önünde engel teşkil etmektedir. Dersim, çevre haklarının ve doğal yaşamın korunması adına en büyük tehditlerle karşı karşıya kalan coğrafyalardan biridir. Ekolojik yıkımın, ormanların talan edilmesi, su kaynaklarının kirletilmesi ve baraj projeleri ile hızla arttığı bölgemizde, bu süreçlerin yalnızca çevreye değil, halk sağlığına ve yaşam alanlarına büyük zararlar verdiği bir gerçektir. Dersim’deki ekolojik talan, Türkiye’nin birçok yerinde yaşanan benzer sorunlarla paralellik göstermektedir. İlimizde sıkça karşılaşılan kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddeti ve temel hakların ihlali, bölgede yaşanan toplumsal olaylarla bağlantılı olarak arttı. Gözaltılar, tutuklamalar ve keyfi soruşturmalar, halkın demokratik haklarını kullanmasını engellemektedir. Kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı, yerel halkın güvenliğini tehdit etmekte ve hukukun üstünlüğünü zayıflatmaktadır” dedi.

    “ADALETİN SAĞLANMASI İÇİN DAHA GÜÇLÜ BİR MÜCADELE GEREKMEKTEDİR”

    Dersim, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünya ile benzer hak ihlallerinin yaşandığı bir coğrafya olduğunu belirten Sezgin, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Kayyım atamaları, yerel demokrasiyi yok sayan bir uygulamadır. Kayyım siyaseti, halkın iradesini hiçe saymakta ve demokratik sistemin işlerliğini tehlikeye atmaktadır. Belediyelerimize kayyım atanmasını kabul etmiyor, belediye eş başkanlarının görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.

    Bu ihlallerin sona ermesi, adaletin sağlanması ve özgürlüklerin güvence altına alınması için daha güçlü bir mücadele gerekmektedir. Kadın hakları, çevre hakları, ifade özgürlüğü ve demokratik haklar için hep birlikte hareket etmeye çağırıyoruz. Hak ihlalleri sona ermeli, adaletin ve özgürlüğün önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bizler, İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak, demokratik hakların savunulması, adaletin sağlanması ve herkesin eşit ve özgür bir şekilde yaşaması için ortak bir mücadeleye davet ediyoruz. Birlikte, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük temelli bir toplum inşa etmek için el birliğiyle çalışmalıyız.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: İşkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu -VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: İşkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu -VİDEO

    PİRHA-Dersim’de insan hakları savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası sebebiyle basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Anayasa’nın ve evrensel hukukun mutlak olarak yasaklamasına ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmuştur. Resmi gözaltı merkezlerinin yanı sıra resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları, yeni bir boyut kazanmıştır” denildi.

    İnsan hakları savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası sebebiyle Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Özgürlük Anıtı’na yürüyerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş okudu.

    “BM, YAŞANAN EŞİTSİZLİĞİ VE ADALETSİZLİĞİ SONLANDIRMADA YETERİNCE ETKİN OLAMAMIŞTIR”

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen halen kurulamadığını belirten Özgür Ateş, “BM, küresel boyutta yaşanan eşitsizliği, adaletsizliği, ırkçılığı, ayrımcılığı, sömürgeciliği, otoriterleşmeyi sonlandırmada yeterince etkin olamamaktadır. Güçlü devletlerin çıkar ilişkilerine dayalı oluşturdukları askeri ve ekonomik birliktelikler, sürdürülen savaş politikaları yakın çevremizde Ukrayna, Gazze ve bugünlerde Suriye’de olduğu gibi halkları temel hak ve özgürlüklerini kullanamaz hale getirmiş, büyük bir insani krize yol açmıştır. Yaşanan tüm olumsuzluklara karşın dünyanın her yerinde halklar özgürlük, adalet, eşitlik ve insan hakları talepleriyle itirazlarını yükseltmektedirler. Devletlerin ve hükümetlerin bu itirazlara yanıtı ise şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırma ve hayatın tek gerçeği olarak toplumlara dayatma şeklinde olmaktadır. Bugün tüm dünyada yaşanan ağır kriz karşısında insan haklarını savunmak ve kurucu rolünü yeniden etkin kılmak en asli görevimizdir” dedi.

    “TÜRKİYE, 2016 YILINDAN İTİBAREN OHAL REJİMİ İLE YÖNETİLİYOR”

    Türkiye’nin 2016 yılından itibaren OHAL rejimi ile yönetildiğini vurgulayan Ateş, “Bu durum, siyasal iktidarın gücünü sınırlandıran anayasacılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin terkedilmesine yol açmıştır. Böylelikle keyfilik ve belirsizlik siyasal alanın asli unsurları haline gelmiştir. Özellikle bir yönetim tekniği olarak başvurduğu belirsizlik yaratma gücü, siyasal iktidara erkini daha da merkezileştirip toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü arttırma olanağı sağlamaktadır” diye belirtti.

    Ateş, “Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına ülkenin her meselesini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2024 yılında da yoğun yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Çok faklı toplumsal kesimlerden insanlar ya doğrudan kolluk güçlerinin şiddeti ya da devletin, “önleme ve koruma” yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu yapısal şiddetin veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddetin sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir” ifadelerini kullandı.

    “İŞKENCE OLGUSU, 2024 YILINDA DA EN BAŞAT İNSAN HAKLARI SORUNU”

    İşkence olgusunun 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmaya devam ettiğini belirten Özgür Ateş, şunları kaydetti:

    “Resmi gözaltı merkezlerinin yanı sıra kolluk güçlerinin barışçıl toplantı ve gösterilere müdahalesi sırasında, sokak ve açık alanlarda ya da ev ve iş yeri gibi mekânlarda, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları, yeni bir boyut kazanmıştır. Denilebilir ki siyasal iktidarın baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir. Yakın tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlallerinden biri olan insanlığa karşı suç niteliğindeki zorla kaçırma vakalarının OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden yaşanmaya başlaması son derece endişe vericidir. Devletlerin insan haklarına yönelik saygısının dolayımsız göstergesi olan hapishaneler, bugün Türkiye’de siyasal iktidarın hukuku bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanmasının sonucunda tıka basa dolu durumdadır. Yaşam hakkı ihlalinden işkenceye, sağlık hakkına erişime kadar ağır ve ciddi ihlallerinin yaşandığı yerlerdir.”

    “İNSAN HAKLARINA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, “Son söz olarak; hep vurguladığımız gibi, var oluş nedenleri hak ihlallerinin son bulduğu, adalet, barış ve demokrasinin tesis edildiği bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan bizler, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm zorluklara karşın ihlalleri belgeleyip, raporlayarak görünür kılmaya, böylelikle önlemeye, cezasızlıkla mücadele etmeye ve insan haklarının kurucu değerlerine kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    Açıklamanın ardından Özgürlük Anıtı’na karanfil bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim ve Mersin Şubeleri: Hapishanelerdeki İdare ve Gözlem Kurulları iptal edilsin-VİDEO

    İHD Dersim ve Mersin Şubeleri: Hapishanelerdeki İdare ve Gözlem Kurulları iptal edilsin-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim ve Mersin Şubeleri, hapishanelerdeki tutukluların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesi için açıklama yaptı. Yapılan açıklamalarda, “En az 501 mahpusun tahliyesi birden fazla kez 1’er yıl, 9’ar ay, 6’şar ay ve 3’er aylık periyotlarla engellenmiş olup bazı mahpusların tahliyelerinin engellenmesine devam edilmektedir. Mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz” denildi. 

    DERSİM

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, hapishanelerdeki tutukluların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesi için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    Açıklamada, “Mahpusların özgürlüğünü engelleyen, umut hakkını ortadan kaldıran idare ve gözlem kurulları iptal edilsin” pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ile Dersim’de ki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri de destek verdi.

    “MAHPUSLARIN TAHLİYELERİNİ ENGELLEYEN İDARE VE GÖZLEM KURULLARI İPTAL EDİLSİN”

    2021 yılı başında uygulanmaya başlanan yönetmelikle oluşturulan İdare ve Gözlem Kurulları’nın hem Anayasa’ya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirten Özgür Ateş, “Bu yönetmelik doğrultusunda oluşturulan kurullar, kendilerini mahkeme yerine koyarak mahpuslar hakkında iyi halli olup olmadıklarına dair değerlendirmede bulunmakta; mahpusların koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarından yararlanıp yararlanmayacaklarına karar vermektedirler. Çoğu mahpus hakkında tahliye tarihlerine kadar iyi halli iken tahliye tarihinden hemen önce yapılan değerlendirmede “iyi halli değildir” şeklinde karar verilerek, kişi özgürlüğü ve güvenliğini doğrudan etkileyen “iyi hal” kavramı bu haliyle hapishane yetkililerinin keyfi kararlarına bırakılmış durumdadır” dedi.

    İDARE VE GÖZLEM KURULLARI, İKİNCİ BİR CEZALANDIRMA YOLUNA GİTMEKTEDİR”

    İdare ve Gözlem Kurulları’nın mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunduğunu dile getiren Ateş, şunları ifade etti:

    “Siyasi mahpuslardan da pişman olduklarına dair beyan istemektedirler. Bu kararlardan kaynaklı olarak yüzlerce politik mahpus denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır. Bazı hapishanelerde mahpusların kurula dahi çıkarılmadan tahliyelerinin engellendiğine dair başvurular almaktayız. Bu kurullar hukuk dışına çıkarak mahpusların koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarını engelleyerek ikinci bir cezalandırma yoluna gitmektedir. İnsan Hakları Derneği olarak mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    MERSİN

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi de dernek binasında basın açıklaması yaparak İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesi çağrısında bulundu. Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Eş Başkanı Gazi İnci okudu.

    İnci, İdare ve Gözlem Kurulları’nın mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunduğunu, siyasi mahpuslardan da pişman olduklarına dair beyan istemektediklerine dikkat çekti. Bu kararlardan kaynaklı yüzlerce politik mahpusun denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakıldığını ifade eden İnci, şunları söyledi:

    “Bazı hapishanelerde mahpusların kurula dahi çıkarılmadan tahliyelerinin engellendiğine dair başvurular almaktayız. Mahpuslara, kurul görevlileri tarafından politik sorular sorulmakta ve bu sorular çerçevesinde bir yargı oluşturulmaktadır. Bir mahpus için “hükümlünün genel ve kısmi aramalarda sayımlarda idare ve kurum personelinin çalışmalarına zorluk çıkarmamış olsa da kolaylaştırmaya yönelik gayreti de olmamıştır” denilerek tahliyesi engellenmiştir.

    “MAHPUSLARIN TAHLİYELERİNE ENGEL OLUNUYOR”

    “Elektrik ve suyu tasarruflu kullanıp kullanmamak, kütüphaneden kitap almamak, psikoloğa çıkmamak” gibi hukuken geçersiz ve soyut gerekçeler öne sürülerek mahpusların tahliyelerine engel olunmaktadır. Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan bir mahpusun puanlamasına kriter olarak konulan gerekçelerden birinin de “Manevi danışmanlıkla görüşmeme” olarak belirtildiği, manevi danışman olarak görevlendirilen kişinin Sünni din adamı olduğu, kendisinin Alevi olduğunu ve manevi danışmanla görüşülecekse Alevi Dedesi, Piri ile görüşeceğini” söyleyerek dilekçelerde itirazlarda belirtmesine rağmen, Alevi Dedesi, Piri ile görüşmesi için olanak yaratılmadığı, ancak “iyi halli olmadığına” esas alınan raporların Sünni din adamı tarafından da düzenlenmeye devam edildiği öğrenilmiştir. Yine mahpusların kurullara çıkarıldıklarında kendilerini ifade etmelerine dahi izin verilmediği yönünde bilgiler tarafımıza ulaşmaktadır. Asıl olarak siyasi mahpuslar açısından bu kurullar mahpuslara pişmanlık dayatmaktadır ve mahpuslar kendisini mahkeme yerine koyan kurullar tarafından özgürlüklerinden mahrum bırakılmaktadır. Tahliyelerin engellenmesine dair mahpusların İnfaz hâkimliğine ve Ağır Ceza Mahkemelerine yapmış oldukları itirazlar gerekçesiz olarak reddedilmekte ve İdare ve Gözlem Kurulu kararları aynı şekilde onaylanmaktadır.

    Mahpusların tahliyelerinin engellenmesi, umut hakkını ortadan kaldırmakta ve hem mahpusları hem de ailelerini olumsuz etkilemektedir. İnsan Hakları Derneği olarak mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

  • İHD Dersim Şubesi: 38 yıllık mücadelemiz artarak devam edecek-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: 38 yıllık mücadelemiz artarak devam edecek-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, kuruluşunun 38. yılı sebebiyle özgürlük anıtı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 38 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi ısrarla sürdürülecektir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, İHD’nin kuruluşunun 38. yılı nedeniyle Dersim’de Özgürlük Anıtı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklama metnini İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Avukat Gürbüz Solmaz okudu. Açıklamada, ‘İnsan hakları savunucuları susmadı, susmayacak’ pankartı açıldı.

    “İHD, ISRARLA VE İNATLA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRÜYOR”

    Kurulduğu günden bugüne İHD’nin üye ve yöneticilerinin yargısal tacize maruz kaldığını belirten Gürbüz Solmaz, “Tüm bu baskılar İHD’yi insan hak ve özgürlüklerini savunma kararlılığından alıkoymadı. İnsan Hakları Derneği, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunu olduğunu ifade etmekte ve bu sorunun giderilmesine katkı sunmak için mücadelesini ısrarla, inatla ve umutla sürdürmektedir. İHD’nin bu mücadelesi Türkiye’de insan hakları bilinci ve kültürünün oluşmasına önemli katkılar sunmuş ve sunmaya devam etmektedir. Bu nedenle diyoruz ki, iyi ki İHD var. Ne yazık ki, Türkiye’nin insan hakları karnesi halen ihlallerle dolu. Bu husustaki önerilerimizi ana başlıkları ile her yıl güncelleyerek tekrarlamaktayız. İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 38 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi ısrarla sürdürülecektir” dedi.

    Açıklama, anıtın önüne karanfil bırakılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Adalet Nöbeti’nde, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki-VİDEO

    Dersim’de Adalet Nöbeti’nde, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi yöneticileri, Haziran ayındaki Adalet Nöbeti’nde Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma dikkat çekti. Yapılan açıklamada, toplumsal barış için halk iradesine saygı gösterilmesi çağrısı yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’nin, Haziran ayındaki Adalet Nöbeti’nde Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma tepki gösterildi. Adalet Nöbeti’nde basın metnini İHD Dersim Şubesi Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    “DEVLET, KAYYIM POLİTİKASINDAN VAZGEÇMİŞ DEĞİL”

    Halkın iradesine karşı otoriter rejim uygulamalarının devam ettiğini belirten Özgür Ateş, “Yurttaşların temel hakkı olan seçme ve seçilme hakkı bir kez daha gasp edilmiştir” dedi.

    Ateş şöyle devam etti:

    “Devlet kayyım politikasından vazgeçmiş değildir. DBP ve HDP’li belediyelerle başlayan hukuksuzluk Dem Partili belediyeler ile devam etmektedir, hızlıca tüm Dem Partili Belediyelere yayılma tehlikesi barındırmaktadır. Tam bir demokratik sistemin inşası için yerel demokrasinin güvence altında olması barışı ve demokrasiyi sağlamanın en önemli koşuludur. Siyasal iktidarı demokratik ve barışçıl bir geleceğin inşası için bu kritik süreçte sorumluluk içerisinde davranmaya, geçmişten ders çıkartarak Hakkâri Belediyesi’ne atanan kayyımı geri çekmeye ve demokratik ve evrensel hukuk değerlerine dönmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM