Etiket: ihd dersim şubesi

  • Munzur Üniversitesi öğrencisini kaçıran polis ‘ajanlık’ teklif etmiş-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencisini kaçıran polis ‘ajanlık’ teklif etmiş-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi ve Munzur Üniversitesi Öğrencileri, Munzur Üniversitesi’nden bir öğrencinin polisin ajanlık dayatmasına maruz kaldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, “Arkadaşlarımızın başına gelebilecek her türlü durumdan, bu durmaların önünü almayan emniyet müdürlüğü ve yabancıların elini kolunu sallayarak üniversiteye girmesine izin veren rektörlük sorumludur” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi ve Munzur Üniversitesi öğrencileri, bir öğrenciye polisin ajanlık dayatmasında bulunduğunu basın açıklamasıyla duyurdu. Basın açıklamasını Sipan Batmaz okudu. Basın açıklamasından sonra İHD Dersim şube yöneticilerden Gönül Sonbahar konuştu.

    “ARKADAŞIMIZ POLİS TARAFINDAN ARACA ZORLA BİNDİRİLMİŞ”

    Arkadaşının sürekli ajanlık teklifine maruz kaldığını belirten Sipan Batmaz, “8 Mayıs Çarşamba günü sabah üniversite içinden takip edilip akşam saatlerinde Dersim merkezde kendini polis olarak tanıtan üç kişi tarafından zorla araca alınan arkadaşımız Musa Elçi, araçla 2 saate yakın şehir merkezinden uzak noktalara götürülmüş özel sohbet adı altında ajanlık, işbirlikçilik tekliflerinde bulunulmuştur. Daha sonrasında ‘bizimle çalışırsan sana iş imkanı, burs, yurtta ayrıcalık ve paraé vereceğiz denilmiş ve arkadaşın reddetmesine rağmen zorla para verilmiştir. Daha sonraki günde yine aranıp yurttan dışarı çıkması istenmiş ve zorla yine uzun süre bulunduğu yerden başka yerlere götürülüp tekrar özel görüşme, iş birliği teklifleri sunulmuş, arkadaşımız ısrarla reddetmesine rağmen daha sonrasında tekrar mesaj yoluyla rahatsız edilmiştir. Arkadaşlarımızın başına gelebilecek her türlü durumdan, bu durumların önünü almayan emniyet müdürlüğü ve yabancıların elini kolunu sallayarak üniversiteye girmesine izin veren rektörlüğün sorumlu olduğunu tüm kamuoyuna bildiriyoruz” dedi.

    “BU HUKUKA AYKIRI BİR YÖNTEMDİR”

    Açıklamadan sonra konuşan Gönül Sonbahar da “Bu yapılan işlem kesinlikle hukuki olmadığını, bunu yapan memurların da suç işlediğini söylemek istiyoruz.  Bu hukuka aykırı bir yöntemdir. Her kimse bunları yapanların kaçırma yöntemiyle yürüttükleri ajanlık dayatma faaliyetlerinden vazgeçmelerini öneriyoruz. Kişinin hak ve hürriyetlerinden yoksun bırakma ve yoksun bırakma zaten belirli başına bir suçtur. Tekrar yeniliyoruz, bu tür uygulamalara son verilmesini istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Hak savunucuları yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Hak savunucuları yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın 10. yıldönümünde Seyit Rıza Meydanında basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, ” Ermenek, Şirvan, Amasra, Şırnak ve İliç‘te yer alan maden sahalarının işçi ve emekçinin katledilmesine neden olurken. Adalet arayan hak savunucuları yargı eliyle susturulmaya çalışılmaktadır” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın 10. yıldönümünde Seyit Rıza Meydanında basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını İHD Dersim Şubesi Yöneticisi Nilüfer Aktağ okudu. Açıklamada, “Soma, Ermenek, Şirvan, Amasra, Şırnak, İliç… Katliamların sorumluları yargı önünde hesap verene dek mücadelemiz sürecek” pankartı açıldı.

    “İKTİDAR ÜLKENİN DÖRT BİR YANINDA EKOLOJİK TALANI YAYGINLAŞTIRDI”

    Türkiye’de maden ve enerji politikalarının yaygınlaştığını belirten Nilüfer Aktağ, “İktidarın maden ve enerji politikaları, Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında ekolojik talanı yaygınlaştırmaya devam etmektedir. Su kaynakları, ormanlar ve tarım arazileri, yerel ve yabancı sermaye gruplarına pazarlanırken; maden, enerji santralleri, yaşam alanlarını, halkın geçim kaynağı olan tarım alanlarını ve gerekli güvenlik önlemlerini almayarak işçilerin bedenlerini acımasızca yok etmektedir. 13 Mayıs 2014’de Soma Holding’e bağlı maden ocağında alınmayan önlemler ve denetimsizlik sonucu 301 maden işçisi kardeşimizin hayatını kaybetmesi, Ermenek, Şirvan, Amasra, Şırnak ve İliç‘te yer alan maden sahalarının işçi ve emekçinin katledilmesine neden olurken. Adalet arayan hak savunucuları yargı eliyle susturulmaya çalışılmaktadır” dedi.

    PİRHA\DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi’nden çağrı: Toplumsal barış için geçmişle yüzleşin-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi’nden çağrı: Toplumsal barış için geçmişle yüzleşin-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, Mayıs ayındaki Adalet Nöbeti’nde Mayıs ayınında yaşanan katliamlara dikkat çekildi. Toplumsal barış için geçmişle yüzleşme çağrısı yapıldı. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, “Toplumsal barış için geçmişle yüzleş” talebiyle Barış Nöbeti eylemi gerçekleştirdi. Adalet Nöbeti’nde okunan basın metnini İHD Dersim Şubesi Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    “İHLALLER ŞİRKETİ”

    Mayıs ayında birçok katliam yapıldığını belirten Özgür Ateş, “1 Mayıs 1977’de İstanbul’da gerçekleşen emekçi katliamı, Mayıs 1980 Çorum Katliamı var. 11 Mayıs 2013 Reyhanlı’da gerçekleşen katliam var. Hala faillerinin bulunmadığı ve yargılanmadığını biliyoruz. 6 Mayıs 1972 yılında gerçekleşen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamı hala kanayan bir toplumsal yaradır. Cumhuriyet’in geride kalan dönemine ait tablo; bölgede yaşamın her alanında hak ihlallerinin yaşandığı, faili meçhul cinayetler ile gözaltında zorla kaybedilmelerin sıradanlaştığı, yoğun çatışmalı süreçlerde on binlerce insanın yaşamını yitirdiği, işkence ve kötü muamele yasağının sürekli ihlal edildiği ve cezasızlık sistemiyle faillerin aklandığı bir “ihlaller yüzyılı” olarak karşımızda durmaktadır. Geçen yüzyılda, Ermeni Soykırımı, Zilan Deresi Katliamı, Pêçar Tenkil Harekâtı, Dersim Katliamı, 6/7 Eylül Pogromu, Lice ve Roboski Katliamları gibi toplumsal hafızadan asla silinmeyecek ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönem olmuştur” dedi.

    “İKTİDARLAR KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEDİ”

    Türkiye’de iktidarların yaşanan katliamlarla yüzleşmediğini vurgulayan Ateş, “Türkiye toplumunun barışarak iyileşebilmesinin yegane yolunun geçmişle yüzleşme olduğuna biliyoruz. Geçmişte devlet eliyle yaşanan hukuksuzlukları, toplumsal belleğin unutkanlığına havale ederek demokratik bir devlet ve toplum yaratmak imkansızdır. Sahici bir demokrasi ve güçlü bir toplumsal barış iradesi ancak geçmişle yüzleşmenin sağlanması ile onarıcı adalet mekanizmalarını hayata geçirmek ile mümkündür. Bu nedenle siyasi iktidara ‘Toplumsal barış için geçmişle yüzleşin’ çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılında açıklama yaptı. Açıklamada, “Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin ve bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılında dernek binasında açıklama yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gönül Sonbahar okudu. Açıklamaya Türkiye İşçi Partisi (TİP) Dersim İl Başkanı Ali Avcı da destek verdi.

    “SOYKIRIMDA ERMENİLERİN SADECE CANLARINA KASTEDİLMEDİ”

    1915 yılındaki soykırımda Ermenilerin sadece canlarına kastedilmediğini ifade eden Gönül Sonbahar, “Ermenilerin mallarına, mülklerine, paralarına, hatıralarına ve tarihlerine de el konuldu. Bir uygarlık, binlerce yıllık anayurdundan tüm izleriyle birlikte silinip yok edildi.
    Bu süreçte Kuzey Mezopotamya’nın en eski halklarından Süryaniler, Pontus ve Küçük Asya Rumları da soykırıma uğratıldı. Daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti devleti dünyanın en başarılı ve en uzun süreli soykırım inkârını gerçek kıldı, kurumsallaştırdı ve en geniş tabana yaygınlaştırdı. Türkiye Cumhuriyet devleti, soykırımı inkâr etmekle kalmıyor, aksine 1915 soykırımını tartışmak isteyenleri de hukuken cezalandırma yoluna gidiyor” diye belirtti.

    “İNKÂRA SON VERİN VE SUÇU KABUL EDİN”

    2018 yılından itibaren Ermeni Soykırımı ile ilgili yapılan açıklamalara soruşturma ve dava açıldığını belirten Sonbahar, şöyle devam etti:

    “Genel olarak söz konusu soruşturmalar takipsizlik kararıyla, açılan davalar beraat kararıyla sonuçlanmış olsa da son dönemde bu politikanın da değiştiğini görüyoruz. Geçtiğimiz ay sonuçlanan bir davada, yargılanan kişilere, anma nedeniyle, Türk Ceza Kanunu 301. Maddeden cezalar verildi. İnsan Hakları Derneği, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyeleri Eren Keskin ve Gülistan Yarkın aynı madde nedeniyle yargılanmaktalar. Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, 2021 tarihinde yaptığımız soykırım anma açıklamamız, cezalandırılmak isteniyor. Bunun da Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu düşünüyoruz. Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin ve bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak. Ruhları huzura erecek ve adalet yerini bulacak.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Van’daki polis ablukasına son verilsin- VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Van’daki polis ablukasına son verilsin- VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, Nisan ayındaki Adalet Nöbeti’nde Van’da irade gaspı sebebiyle yapılan eylemlerde birçok hak ihlalleri yaşandığına dikkat çekti. Van’da devam eden polis ablukasına derhal son verilmesi çağrısı yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, “Toplumsal barış ve halk iradesine saygı” talebiyle Barış Nöbeti eylemi düzenledi. Adalet Nöbeti’nde okunan basın metnini İHD Dersim Şubesi Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    “TOPLUMSAL BARIŞIN SAĞLANMASI İÇİN MÜCADELEYE DEVAM”

    Van’da yapılan yerel seçimlerde seçilmiş olan Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının iadesi kararının hukuka aykırı bir şekilde ortadan kaldırıldığı ve halkın iradesinin yok sayıldığı belirten Özgür Ateş, “Bu durum demokratik hakların ve hukukun üstünlüğünün ihlalidir. Polis şiddetinin demokratik hakların kullanımını engellediğini ve halkın iradesine saygı gösterilmesini zorlaştırdı. İHD olarak hukukun üstünlüğüne, demokratik haklara ve toplumsal barışın sağlanmasına yönelik çağrıda bulunuyoruz. İHD olarak halkın demokratik haklarını savunmaya ve toplumsal barışın sağlanması için mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi’nden Barış Nöbeti’nde açıklama: Kadınlar barış istiyor-VİDE0

    İHD Dersim Şubesi’nden Barış Nöbeti’nde açıklama: Kadınlar barış istiyor-VİDE0

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi yöneticileri ‘Kadınlar Barış İstiyor’ başlığıyla yaptığı açıklamada, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” öncesinde kadına yönelik şiddettin tamamen ortadan kalktığı, erkek egemen, feodal ve militer sistemin sorgulandığı yeni bir sürecin başlamasını diliyoruz” dedi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, bir süredir yürüttüğü Barış Nöbeti eylemini bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne atfen ‘Kadınlar Barış İstiyor’ sloganıyla gerçekleştirdi.

    Şube binasında geçekleşen açıklamayı okuyan İHD Dersim Şube Yöneticisi Hüseyin Yaşar Sezgin, bölgedeki çatışmalı ortam nedeniyle binlerce kadının mağdur olduğunu, şiddete maruz kaldığını belirtti.

    “BARIŞ, ÖNEMLİ BİR HAK TALEBİDİR”

    Barışın önemli bir hak talebi olarak güncelliğini koruduğunu belirten Sezgin, “Barış talebi aynı zamanda medeni ve siyasal haklarla; yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ile de son derece ilgili bir talep. Bu nedenle İHD, barışın insan hakları ve insan özgürlüklerine dayalı olduğunu daima kabul etti. Bizlerin yaşadığı coğrafya etnik, dilsel, dinsel ve kültürel olarak çok farklı kimliklerin yaşadığı bir coğrafya. Ancak maalesef ki Türkiye’de yerleşik resmi ideoloji sadece Türk ve Sünni Müslüman kimliğini temel almış ve bu ideolojiye uygun bir siyasi sistem oluşturmuş. Bu nedenle de farklı etnik, dilsel, dinsel ve kültürel kimlikler her zaman sorun yaşamışlar coğrafyamızda; ya yok edilmişler ya asimile edilmişler ya da yok edilmeye çalışılmışlar. Bu nedenle “barışın” coğrafyamızda, önemli bir hak talebi olduğu, çok net olarak ortaya çıkmakta” diye konuştu.

    BÖLGEDEKİ SAVAŞLAR

    Kürt sorununda diyalog ve müzakereye karşı çatışma yönteminin benimsendiğini ifade eden Sezgin, “Çatışma ve savaş yönteminin devlet tarafından tercih edilmesiyle birlikte, baskı ortamında şiddetin öne çıkması, beraberinde nefret dilinin gelişmesi, kadına yönelik şiddetin artması, kadın cinayetlerinin önlenememesi ancak bu şiddet ortamıyla izah edilebilir. 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail Devletinin Filistin topraklarında yürüttüğü savaş ve operasyonlarda, yine yaşam hakkı ihlalleri başta olmak üzere en çok kadınların çok boyutlu hak ihlallerine uğradığına tanıklık etmekteyiz. Rusya’nın Ukrayna işgali, Libya’da iç savaş, Suriye’de yaşanan iç savaş, Rojava’da yaşanan çatışma. Bu savaşlar ve çatışmalar, BM’nin barışı sağlama yönündeki görevini yerine getirmediğini göstermekte ve bu nedenle savaş ve çatışmalı ortamlar devam etmektedir. Maalesef ki bu coğrafyalarda en büyük acıyı da kadınlar ve çocuklar yaşamaktadırlar” dedi.

    “ÇATIŞMALI ORTAMDA BİNLERCE KADIN MAĞDUR OLDU”

    Sezgin şöyle devam etti:

    “Kadınlar tüm savaşlarda cinsel şiddet yaşamışlar, cinsel işkenceye maruz kalmışlar. Ancak bunların savaş suçu olarak değerlendirilmesi konusunda çok geç kalınmıştır. Özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşı’nda çok sayıda kadın, cinsel saldırılar nedeniyle mağdur olmuş, yaşamlarını yitirmişlerdir. Bu savaşlardan sonra kurulan Tokyo ve Nuremberg Mahkemelerinde maalesef ki kadına yönelik şiddet, savaş suçu olarak değerlendirilmemiştir. Ancak Bosna Savaşı’ndan sonra kadınların mücadeleleri sonucunda kadına yönelik şiddet bir savaş suçu olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

    Coğrafyamızda yaşanan savaş ve çatışmalı ortam nedeniyle binlerce kadın mağdur olmuştur. Maalesef ki kadınlar ev baskınlarında, köy baskınlarında, gözaltı merkezlerinde ya da cezaevlerinde yoğun şiddete maruz kalmaktadırlar. Devletin kullandığı şiddet fiili ve şiddet dili erkek egemen şiddetin toplumda da yaygınlaşmasına neden olmakta ve bu sebeple evler, sokaklar, iş yerleri her yer kadınlar için güvensiz ortamlar olarak ortaya çıkmaktadır.”

    BARIŞ KONFERANSI 

    “Bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kadına yönelik şiddettin tamamen ortadan kalktığı, erkek egemen, feodal ve militer sistemin sorgulandığı yeni bir sürecin başlamasını diliyoruz” denilen açıklamada, “Böylesine çatışmalı ortamlarda kadınların barış istemekten başka hiçbir çareleri yoktur. İnsan Hakları Derneği olarak daima barış hakkını savunduğumuz gibi barışçıl anlamda birçok mücadelenin de öncüsü olmaya çalıştık. Barış için yıllar boyunca çok etkinlikler düzenledik. Şimdi de “Barış Nöbeti” tutuyoruz. Barış nöbetlerinde barışın çok önemli bir insan hakkı olduğunu temel bir hak olarak kabul edilmesi gerektiğini dile getiriyoruz. İşte bu barış nöbetlerimizi bir Barış Konferansı’yla taçlandırmaya karar verdik. 16 ve 17 Mart tarihlerinde Amed’te düzenleyeceğimiz Barış Konferansı’nda barış taleplerimizi bir kez daha ve yüksek sesle dile getireceğiz. Bu seslerin büyük bir çoğunluğunu da kadınlar oluşturacak” ifadeleri kullanıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi, 29 yıl önce gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi, 29 yıl önce gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelesine destek amaçlı açıklama yapan İHD Dersim Şubesi 29 yıl önce gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 973. haftasında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Seyit Rıza Meydanı’nda 29 yıl önce gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu.

    Basın açıklamasını İHD Dersim Şubesi üyesi Nurşat Yeşil okudu. Açıklamada, ‘AYM kararı uygulansın, Galatasaray ablukası kaldırılsın’ pankartı açıldı.

    “ABLUKA TAMAMEN KALDIRILSIN”

    Açıklama öncesinde konuşan İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Bizim amacımız Galatasaray Meydanı’nda ki ablukanın tamamen kaldırılmasını istiyoruz. Bu nedenle eylem ve etkinliklerimiz devam edecek” diye belirtti.

    “NİHAT AYDOĞAN İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    973 haftadır, kayıplarını gündeme taşımak ve devleti yönetenlerin sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlamak amacıyla kamuoyu yaratmaya çalıştıklarını söyleyen Nurşat Yeşil, “973. haftamızda “Hakikat açıklansın, Nihat Aydoğan için adalet istiyoruz” diyerek kamuoyu karşısındayız. 30 Kasım 1994 sabahı erken saatlerde Aydoğan ailesinin evi çok sayıda özel tim, asker ve korucu tarafından basıldı. Eşi ve çocuklarının önünde darp edilen Nihat Aydoğan elleri ve gözleri bağlı, kanlar içinde önce Midyat Jandarma Karakolu’na, oradan da Mardin Jandarma Merkez Komutanlığı’na götürüldü. Nihat Aydoğan’dan bir daha haber alınamadı. 973. haftamızda devletin koruması altındayken kaybedilen Nihat Aydoğan’ın akıbetinin açığa çıkarılması ve suçun failleri hakkında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini talep ediyoruz. 973. haftamızda bir kez daha söylüyoruz kaç yıl geçerse geçsin; Nihat Aydoğan için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, kayıplarımızı aramaktan, faillerinin yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    Basın açıklamasının ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri: Polis ajanlık dayatıyor, kabul etmeyenler tehdit ediliyor-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri: Polis ajanlık dayatıyor, kabul etmeyenler tehdit ediliyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencileri, polis tarafından kendilerine ajanlık dayatılmasına ilişkin İHD Dersim Şubesi’nde basın toplantısı yaptı. Öğrenciler yaptıkları açıklamada, “Bir süredir arkadaşlarımızın aileleri aranıyor, özel hayatlarına dair bilgiler ailelere aktarılıyor, gençlere arkadaşlık adı altında ajanlık dayatılıyor. Kabul etmeyen arkadaşlarımız tehdit ediliyor, zorbalığa maruz kalıyor” dedi.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri, polis tarafından kendilerine ajanlık dayatılmasına ilişkin İHD Dersim Şubesi’nde basın toplantısı yaptı. Öğrenciler adına açıklamayı Okan Yılmış okudu.

    “ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK BASKI ARTIYOR”

    Munzur Üniversitesi öğrencilerine yönelik baskıların arttığını belirten İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Yetkililere çağrı yapıyoruz, öğrencilerin tedirgin edilmemesi gerekiyor” diye belirtti.

    Avukat Kenan Çetin ise, “Anayasa’nın en temel maddesi olan özgürlük ve güvenlik maddesi ortadan kaldırılıyor. İnsanların telefonla aranıp, huzurunun bozulması da bir işkencedir” dedi.

    “AJANLIĞI KABUL ETMEYEN ARKADAŞLARIMIZ TEHDİT EDİLİYOR”

    Haklarını arayan öğrencilerin üzerinde baskı kurulmaya çalışılmasını ve ailelerinin aranmasını kabul etmediklerini söyleyen Okan Yılmış, “Birçok üniversite öğrencisinin ve gencin aileleri haklı taleplerini savunduğu için kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce aranıyor, ajanlık dayatılıyor, arkadaşlarımız korkutulmaya çalışılıyor. Bu durumun açıkça suç olduğunu belirtiyoruz. Bir süredir arkadaşlarımızın aileleri aranıyor, özel hayatlarına dair bilgiler ailelere aktarılıyor, gençlere arkadaşlık adı altında ajanlık dayatılıyor. Kabul etmeyen arkadaşlarımız tehdit ediliyor, zorbalığa maruz kalıyor” dedi.

    “BÜTÜN GENÇLERİ ÖRGÜTLÜ OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Ajanlık dayatmasına karşı suç duyurusunda bulunacaklarını ifade eden Yılmış, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizi içine sıkıştırmak istedikleri cendereye karşı örgütlü mücadelemizle cevap verelim. Başta Munzur Üniversitesi öğrencileri olmak üzere Dersim’deki bütün gençleri beraber mücadele etmeye ve örgütlü olmaya çağırıyoruz ve bu politikalara karşı geri adım atmayacağımızı belirtiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Dargeçit kayıplarının failleri yargılansın!-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Dargeçit kayıplarının failleri yargılansın!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelesine destek amaçlı açıklama yapan İHD Dersim Şubesi, Dargeçit kayıplarının faillerinin yargılanmasını talep etti.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 971. haftasında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, dernek binasında Dargeçit kayıplarının faillerinin yargılanmasını talep etti.

    Açıklama öncesinde konuşan İHD Dersim Şube Yöneticisi Hıdır Alparslan, “Meriç Nehri’nde 4 devrimcinin yaşam hakkı ihlal edilerek katledilmesini kınıyoruz ve olayın bir an önce aydınlatılmasının çağrısını yapıyoruz. Gültan Kışanak’ın cezasının bitmesine tahliye edilmemesi hak ihlalidir. Gültan Kışanak’ın bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz” dedi.

    Açılamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Raife Yılmaz okudu. Açıklamaya Dersim’deki kurum temsilcileri de destek verdi.

    “DARGEÇİT KAYIPLARI GÖZALTINDA ÖLDÜRÜLDÜ”

    30 haftadır Galatasaray Meydanı’nda toplanma ve basın açıklaması yapma haklarının engellendiğini söyleyen Raife Yılmaz, “971. haftamızda Galatasaray’daki buluşmamız engellenerek gözaltına alınmasaydık cezasızlıkla kapatılmak istenen Dargeçit JİTEM dosyası ile kamuoyuna seslenecektik. Evlatlarını bulmak için ailelerin yaptıkları suç duyuruları etkin bir biçimde soruşturulmadan takipsizlikle sonuçlandı. Ailelerin ve İnsan Hakları Derneği’nin 29 Mayıs 2009 tarihli başvurusu ve İHD Mardin Şubesi’nin çabası sonucunda Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açtı ve soruşturma başlattı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Dargeçit kayıplarının gözaltında öldürülerek kuyulara gömüldüğü gerçeği ortaya çıktı. 2012-2013 ve 2015 tarihleri arasında tanık beyanlarına dayanarak yapılan kazılar sonucunda, gözaltına alınan kişilerin ağır işkence izleri taşıyan kemiklerine ulaşıldı” şeklinde ifade etti.

    “GALATASARAY MEYDANI’NDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Savcılığın hazırladığı iddianame mahkeme tarafından kabul edildiğini belirten Yılmaz, “Dava dosyasında sanıkların sorumluluğuna işaret eden birbiriyle tutarlı çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller yer almasına rağmen mahkeme, 4 Temmuz 2022 tarihinde rütbeli subay, uzman çavuş ve koruculardan oluşan 18 sanığın beraatine karar verdi. 971. haftamızda bir kez daha söylüyoruz Dargeçit kayıpları ve tüm kayıplarımızın faillerinin etkin bir biçimde yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • İHD Dersim Şubesi: Fehmi Tosun’u ve tüm kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Fehmi Tosun’u ve tüm kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelesine destek amaçlı açıklama yapan İHD Dersim Şubesi 28 yıl önce gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un akıbetini sordu.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 969. haftasında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Seyit Rıza Meydanı’nda 28 yıl önce gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un akıbetini sordu.

    Açılamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu. Açıklamada, ‘AYM kararı uygulansın, Galatasaray ablukası kaldırılsın’ pankartı açıldı.

    “DERSİM’DE Kİ YASAK KARARINI KINIYORUZ”

    Filistin’de yaşanan katliama ilişkin Dersim’de yapılmak istenen açıklamanın valilik tarafından yasaklanmasına tepki gösteren İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Her yerde Filistin’de yaşanan katliama ilişkin açıklamalar yapılırken Dersim’de yasaklamaların olmasını kınıyoruz” diye belirtti.

    “FERYADIMIZA ŞİMDİ İŞKENCE ÇIĞLIKLARIMIZ EŞLİK EDİYOR”

    Demokratik yönetimlerde kamu idaresinin öncelikli görevinin bireyin hak ve özgürlüklerini güvenli bir biçimde kullanmasını sağlamak olduğunu ifade eden Hüseyin Yaşar Sezgin, “Beyoğlu Kaymakamlığı ise, Anayasa Mahkemesi’nin “haklı ve ikna edici” bulmadığı gerekçelerle, Anayasa’ya aykırı yasaklama kararları alarak hak ve özgürlüklerimizi kullanmamızı engelliyor. Gözaltında kaybedilen sevdiklerimiz bulunsun talebimize devleti yönetenler, dozu gittikçe artan polis şiddeti ile karşılık veriyor. 28 haftadır İstiklal Caddesi ve Galatasaray adeta açık işkence mekânına dönüşmüş durumda. Galatasaray’dan yükselen “Kayıplarımız nerede?” feryadımıza şimdi işkence çığlıklarımız eşlik ediyor” dedi.

    “GALATASARAY MEYDANI’NDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ” 

    Fehmi Tosun’un 1995 yılında arkadaşı Hüseyin Aydemir ile evden ayrıldıktan sonra bir daha evlerine dönemediklerini belirten Sezgin, “Fehmi Tosun akşam saatlerinde silahlı, telsizli, sivil giysili üç kişi tarafından 34 UD 597 plakalı beyaz Renault araçla evinin önüne getirildi. Eşi ve çocukları Fehmi’nin yanına koşunca zorla araca bindirilerek götürüldü. Hemen Avcılar Karakolu’na giden Hanım Tosun olanları anlattı, eşini kaçıran aracın plakasını verdi ve duruma müdahale edilmesini istedi. Plakayı kontrol eden ve telefonla görüşmeler yapan polisler “Bizim yapacağımız bir şey yok” dedi. Hanım Tosun ve İnsan Hakları Derneği tüm yasal yollara başvurdu, olayı hükümetin ilgili birimlerine ve kamuoyunun gündemine taşıdı. Ancak Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı kabul edilmedi ve kendisinden bir daha haber alınamadı. 969. haftamızda bir kez daha söylüyoruz Fehmi Tosun’u ve tüm kayıplarımızı aramaktan, faillerinin yargılanarak cezalandırılmasını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • BDP’li Ergin Doğru’ya, odasındaki roman taslağından dolayı hücre cezası

    BDP’li Ergin Doğru’ya, odasındaki roman taslağından dolayı hücre cezası

    PİRHA-Elazığ Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan BDP Dersim eski İl Eş Başkanı Ergin Doğru’ya odasında yapılan aramada yazdığı roman taslağı ve jiletten dolayı ayrı ayrı 11’er günlük hücre cezası verildi. Yaşananlara tepki gösteren Doğru, “Verilen bu cezalar tamamen infazımı yakmaya dönüktür” dedi.

    Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Dersim eski İl Eş Başkanı ve Dersim Gazetesi kurucularından Ergin Doğru, 2016 yılından bu yana Elazığ Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    Ergin Doğru’ya, odasında yapılan aramada yazdığı roman taslağı ve permatik jiletinden dolayı ayrı ayrı 11’er günlük hücre cezası verildi. Ergin Doğru, kendisine verilen cezalar üzerine İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi’ne (İHD) mektup yazarak cezaevinde yaşadığı ihlalleri anlattı.

    “VERİLEN CEZALAR İNFAZIMI YAKMAYA DÖNÜKTÜR”

    6 Eylül’de bulunduğu odada kısmi arama yapıldığını ifade eden Ergin Doğru, “Aramada yazdığım roman taslağının olduğu bir defter, 3’lü permatikten daha sonra kullanmak üzere söküp kenarda bıraktığım 2 adet permatik jileti alındı. Açılan soruşturma ve sonrasındaki disiplin kurulu kararı ile ayrı ayrı 11’er günlük hücre cezası verildi. Verilen bu cezalar tamamen niyetli ve infazımı yakmaya dönüktür. Permatik jiletine ceza verilmesi 5275 Sayılı Kanun’un 44/3 maddesinde tanımlanıyor. Odamda bulunan permatikten sökülmüş olan jiletler cezaevi kantininde satılıyor. Permatik jiletlerini sökme sebebim 3’lü olduğu için traş olamadığım için tekli hale getirmektir. Bunun dışında hiçbir amacım yoktur, olamaz. Kaldı ki 3’lü permatikleri yıllardır bu şekilde kullanıyoruz. Her aramada jiletleri çıkarılmış permatik görüldüğünde ya ses çıkarılmıyor ya da alınıp çöpe atılıyordu. Bu kez ise alınıp 11 günlük hücre cezası gibi ağır bir ceza verildi” diye belirtti.

    “VARSAYIMLAR ÜZERİNDEN 11 GÜNLÜK HÜCRE CEZASI VERİLDİ”

    Kendisine verilen ikinci 11 günlük hücre cezasını düşünce, niyet, düşünce okuma ve varsayımlar üzerinden verildiğini söyleyen Doğru, “Bu cezada 5275 Sayılı Kanun’un 44/3 maddesindeki ‘Eğitim ve propaganda’ yapma suçlamasına dayanıyor. Aramada el konulan defter son yazdığım romanın taslağı. Roman tamamen hayali ve kurgudur. El konulan defterin hiçbir yerinde PKK, TSK, Türk vb. isimler geçmemesine rağmen disiplin kurulu kararında bunlar üzerinden değerlendirme yapmıştır. Yine roman henüz yayımlanmamış ve kimse de görmemiştir. Buna rağmen disiplin kurulu olasılık ve varsayımlar üzerinden romanı çeşitli yollarla başka örgüt üyelerine ulaştırıp propaganda ve eğitim yaptıracağım iddiasında. 3 kişilik odada, yüksek duvarların arasında bu çeşitli yolların ne olduğu ise söylenmiyor. Diğer bir tuhaflık ise roman tamamen bir kurgu olsa da içeriğindeki anlatının benim anılarım ve yaşadıklarım olduğu iddiasıdır. Bunu hangi kanıtla söyledikleri anlaşılmazdır. Zira ben yaşamım boyunca iddia ettikleri bir yaşamın içinde olan ve silahla tanışıklığı olan biri değilim. Kendileri de verdikleri cezanın gerekçesini inandırıcı bulmamış olsa gerek ki karar kısmında her ne kadar hikâye tarzında anlatılsa da bunun defterin ele geçmesini ve alınmasını önlemek amacıyla yapıldığı düşünülerek, denilerek benim yerime de düşünmüş oluyorlar” dedi.

    “CEZA-SUÇ ORANTISI ANLAMINDA ÇOK AĞIR”

    Kendisine verilen 2 tane 11’er günlük hücre cezasının keyfi ve kötü niyetli olduğunu vurgulayan Doğru, İHD’ye şu çağrıda bulundu:

    “Hukuken de ceza-suç orantısı anlamında çok ağırdır. Yazdığım mağduriyetin ve olası sonuçlarının dikkate alınarak derneğinizin duyarlılığını ve yardımını talep ediyorum.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Akıbetleri karanlıkta bırakılmak istenen kayıplarımızdan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Akıbetleri karanlıkta bırakılmak istenen kayıplarımızdan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelesine destek amaçlı açıklama yapan İHD Dersim Şubesi gözaltında kaybedilen Kerevan İrmez’in akıbetini sordu.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 968. haftasında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Seyit Rıza Meydanı’nda gözaltında kaybedilen Kerevan İrmez’in akıbetini sordu.

    Açıklama öncesinde konuşan İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, Filistin’de devam eden savaş ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepki göstererek bir an önce barış ortamının sağlanması gerektiğini belirtti.

    Açılamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu. Açıklamada, ‘AYM kararı uygulansın, Galatasaray ablukası kaldırılsın’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri de destek verdi.

    “SEVDİKLERİMİZİN AKIBETLERİNİ ÖĞRENMEK İSTEDİĞİMİZ İÇİN SUÇLU MUALEMESİ GÖRÜYORUZ”

    Gözaltında kaybedilen sevdiklerinin akıbetlerini öğrenmek istedikleri için suçlu muamelesi gördüklerini söyleyen  Sezgin, “968. haftamızda Galatasaray’da buluşmamız polis şiddeti ile engellenip gözaltına alınmasaydık Kerevan İrmez için adalet talebimizi haykıracaktık. 35 yaşındaki 8 çocuk babası Kerevan İrmez’in Silopi’deki evi 19 Ekim 1995 gecesi askeri kamuflaj giysili, çoğu kar maskeli kişiler tarafından basıldı. İrmez’in elbiselerini giymesine izin verilmedi. Yatak kıyafeti ile zorla panzere bindirildi. Bindirildiği panzere zırhlı bir askeri araç ve bir Beyaz Toros eşlik ediyordu. Sabah olunca Emine İrmez savcılığa, emniyet müdürlüğüne ve tümen komutanlığına giderek eşini evden götürenler hakkında şikayet dilekçesi verdi ve akıbetinin araştırılmasını talep etti. Yetkililer Emine İrmez’e eşinin güvenlik güçlerince gözaltına alınmadığını, onu götürenlerin örgüt üyesi olabileceğini söyledi. Emine İrmez, “Eşimi götürenler askeri araçla geldiler ve onu askeri araçla götürdüler. Eşimi götürenlerden yüzleri maskeli olmayanları teşhis edebilirim” diye itiraz etti ama sonuç değişmedi” dedi.

    “GALATASARAY MEYDANI’NDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Girişimlerde bulunmayı sürdüren ailenin baskı ve tehditlere maruz kaldığını ifade eden Sezgin, “Kerevan İrmez’den bir daha haber alınamadı. 28 yıldır maddi gerçeği açığa çıkartacak, ceza adaletini sağlayacak etkin bir soruşturma, kovuşturma yürütülmedi. 968. haftamızda bir kez daha söylüyoruz devleti yönetenler, hakikat ve adalet talebimizin gerçekleşmesi için yüksek politik irade gösterinceye kadar haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Kerevan İrmez’den ve akıbetleri karanlıkta bırakılmak istenen tüm kayıplarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim ve Mersin Şubeleri, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için açıklama yaptı-VİDEO

    İHD Dersim ve Mersin Şubeleri, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için açıklama yaptı-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eyleminin 967. haftasında, İHD Dersim ve Mersin Şubeleri açıklama yaparak gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu.

    DERSİM

    Cumartesi Anneleri eyleminin 967. haftasında, İHD Dersim Şubesi, Seyit Rıza Meydanı’nda gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu.

    Açılamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Nilüfer Aktağ okudu. Açıklamada, ‘AYM kararı uygulansın, Galatasaray ablukası kaldırılsın’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri de destek verdi.

    “GALATASARAY MEYDANI’NDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Polis şiddeti ve gözaltılarla Cemil Kırbayır dosyasını Galatasaray’dan kamuoyu ile paylaşmalarının engellendiğini vurgulayan Aktağ, “Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. 8 Ekim tarihinden sonra gözaltı merkezine giden aileye, “Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin” denildi. Her yolu deneyen baba İsmail Kırbayır’ın ömrü oğlunu bulmaya yetmedi, Cemil’i aramayı anne Berfo Kırbayır sürdürdü. Anne Berfo Kırbayır’dan Cemil’i aramayı devralan 71 yaşındaki ağabeyi Mikail Kırbayır’ın “Kardeşimin gözaltında kaybedildiğini kabul ediyorsunuz; ondan kalanları bize verin. Annemin, babamın vasiyeti yerine gelsin; bir mezarımız olsun. Raporunuzda tespit ettiğiniz failleri yargılayın adalet yerini bulsun.” talebine 6 aydır her cumartesi kelepçe takıp gözaltına alarak cevap veriyor. 967. haftamızda bir kez daha söylüyoruz bizi insan kılan temel hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz. Cemil Kırbayır’dan ve akıbetleri karanlıkta bırakılmak istenen tüm kayıplarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    MERSİN

    İHD Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkında bir araya gelerek Cumartesi Anneleri’ne yapılan baskı ve işkenceyle gözaltına alınmaları protesto etti.

    Eylemde yapılan basın açıklamasını Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şube Sekreteri İsmail Bozkurt okudu. Gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini soran Bozkurt, “Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül başkanlığında kurulan komisyon, yürüttüğü titiz çalışma sonucunda 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken işkence ile hayatını kaybettiği ve bedeninin ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı kayıt altına alındı. Böylece Cemil’in gözaltında kaybedildiği resmiyet kazandı” dedi.

    Dosyanın Erdoğan iktidarında sürüncemede bırakılarak, zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldığını hatırlatan Bozkurt, “Yine aynı iktidar kayıp yakınlarının adalet arayışına gözaltılarla cevap veriyor. Galatasaray Meydanı tüm kayıpların yaşadığı zulmün hafıza mekanıdır. Cumartesi Anneleri’nin toplanma hakkına müdahale derhal sonlandırılsın. Cemil Kırbayır ve diğer tüm gözaltında kaybedilenlerin akıbeti kamuoyuna açıklansın, tüm failler yargılansın” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

     

  • Dersim’de Cumartesi Anneleri açıklaması: Tüm kayıplarımız için adalet istiyoruz-VİDEO

    Dersim’de Cumartesi Anneleri açıklaması: Tüm kayıplarımız için adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 964. haftasında, İHD Dersim Şubesi Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Tüm şubelerce eşzamanlı yapılan açıklamada, “Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    İHD Dersim Şubesi, Cumartesi Anneleri eyleminin 964. haftasında Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve İHD ortak imzasıyla, tüm İHD şubelerince eşzamanlı yapılan ‘Abdülmecit Baskın ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz’ başlıklı açıklamayı Raife Yılmaz okudu.

    Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra bir daha geri dönemeyen, akıbetleri bir sır perdesiyle örtülenlerin aileleri ve insan hakları savunucuları olarak, Türkiye’nin dört bir yanında eş zamanlı olarak seslerini birleştirip haykırdıklarını ifade eden Yılmaz, “İnsana yönelmiş en vahşi saldırı olan gözaltında kaybetme gerçeğini unutturmamak için mücadele etmekte kararlıyız” dedi.

    “ABDÜLMECİT BASKIN İÇİN ADALET İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    964’üncü haftada zaman aşımına sürüklenerek cezasız bırakılan Abdülmecit Baskın dosyasını kamuoyu ile paylaştıklarını belirten Yılmaz, dosya detaylarını aktardı:

    “41 yaşında 3 çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürüydü. 2 Kasım 1993 tarihinde iş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alındığı inkar edilen Baskın’ın 4 Ekim 1993 tarihinde sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni bir çiftçi tarafından Gölbaşı mevkinde bulundu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi. Dosya sürüncemede bırakıldı.

    Olaydan 18 yıl sonra, 26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle, Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekat polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın’ın Emniyet, Savcılık ve Hakimlik beyanlarındaki anlatımlarının yer tanımları, mekanlar ve olay yeri tutanakları ile birebir örtüştüğü savcılık ve mahkeme kayıtlarına girdi. Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarından sonra Abdülmecit Baskın ve Çarkın’ın beyanlarında isimleri geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen 18 kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı.

    Soruşturma sonrası 2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde içlerinde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu 19 kişi hakkında “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan dava açıldı. Mahkemede dönemin üst düzey kamu görevlileri söz konusu öldürmelerin devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini beyan ederek detaylı açıklamalarda bulundu. Ayrıca suçların, kimlerin talimatı ile, kimler tarafından ve nasıl işlendiği detayları ile kayıtlara geçti. Ancak kamuoyunda Ankara JİTEM davası olarak bilinen dava 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatleri ile sonuçlandı.

    Yerel mahkemece verilen hükümlere karşı aileler istinaf kanun yoluna başvurdu. 5 Nisan 2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, beraat hükmünü bozdu ve dosyayı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yeniden görülen davanın 26 Mayıs 2023 tarihli son duruşmasında, istinaf mahkemesinin verdiği bozma kararı sonrası sanıklar hakkında tekrar beraat kararı verildi. Mahkeme, gerekçeli kararı 14 Eylül 2023 tarihinde yazarak adeta dosyada zamanaşımı süresinin dolmasını bekledi. 10 yıllık yargılama sürecinde 41 hakimin ve 8 savcının değiştiği dava zamanaşımıyla sonuçlandı.

    Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    Açıklamanın ardından Seyit Rıza Meydanı’nda 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Hay Platformu’ndan konser yasağına tepki: İfade özgürlüğüne açık bir müdahaledir-VİDEO

    Dersim Hay Platformu’ndan konser yasağına tepki: İfade özgürlüğüne açık bir müdahaledir-VİDEO

    PİRHA-Dersim Hay Platformu, 12 Ağustos’ta düzenlenecek Umut Altınçağ konserinin Tunceli Valiliği tarafından yasaklanmasına tepki göstererek İHD Dersim Şubesi’nde açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Kültürel etkinliklerin engellenmesi, özgürlüklere yönelik ciddi bir tehdittir” denildi.

    Dersim Hay Platformu, 12 Ağustos’ta yapmayı planladıkları Umut Altınçağ konserinin Tunceli Valiliği tarafından, içeriği uygun olmadığı gerekçesiyle yasaklanmasına tepki göstererek İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamayı Dersim Hay Platformu Sözcüsü Ahmet Balkıs okudu.

    “DEMOKRATİK DEĞERLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    Bu kararın, sadece kültürel etkinliklere değil, temel insan haklarına ve ifade özgürlüğüne açık bir müdahale olduğunu ifade eden Ahmet Balkıs, “Sanat ve kültür toplumların renkliliğini ve çeşitliliğini yansıtan birer ayna niteliği taşır. Bu bağlamda, kültürel etkinliklerin engellenmesi, demokratik değerlere karşı yapılmış ciddi bir saldırı olarak kabul edilmelidir. Kültürel etkinliklerin engellenmesi, demokrasiye ve özgürlüklere yönelik ciddi bir tehdittir. Biz, Dersim Hay Platformu olarak, ifade özgürlüğünün ve kültürel çeşitliliğin önemini vurgulamak, savunmak amacıyla bu haksız yasağa karşı çıkmaktayız. Tüm demokrasi savunucularını, sanatın ve kültürün özgürce yaşandığı bir toplumun inşası için bir araya gelmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz. İfade özgürlüğü ve kültürel etkinliklerin desteklenmesi, toplumumuzun temel değerlerini koruma ve yüceltme anlamına gelir” dedi.

    “SIRADAN BİR YASAK DEĞİL”

    İktidarın bütün farklı kültürleri ötekileştirmeye, yabancılaştırmaya çalıştığını belirten Sanatçı Umut Altınçağ ise, “Bu yanıyla sıradan bir yasak gibi değerlendirmiyorum. Bu aynı zamanda farklılıklarımızın önüne geçip tek renk bir toplum yaratma çabasıdır. Bu anlamıyla demokratik kitle örgütlerinin kendi aralarındaki iletişim dilini ve birlikte çalışmayı daha güçlü kılmalıyız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Hay Platformu’nun konser etkinliği valilik kararıyla yasaklandı

  • Dersim’de İHD’nin açıklamasına polis müdahalesi: 7 kişi gözaltına alındı-VİDEO

    Dersim’de İHD’nin açıklamasına polis müdahalesi: 7 kişi gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’nin, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için Seyit Rıza Meydanı’na yürümek istediği  eyleme polis, müdahale etti. Yapılan müdahale sonucunda 7 kişi gözaltına alındı.

    Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak için her hafta Galatasaray Meydanı’nda yaptığı eylemde polis müdahalesine maruz kalıyor.

    İHD Dersim Şubesi’nin, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için Seyit Rıza Meydanı’nda yapacağı açıklamaya da polis engeli konuldu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’nin, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için Seyit Rıza Meydanı’na yürümek istediği  eyleme polis, müdahale etti. Yapılan müdahale sonucunda 7 kişi gözaltına alındı. Tunceli Valiliği’nin 1 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe gösteren polis, eylemcilere müdahale etti. Yaşanan arbede sonucu aralarında İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, İHD Şube Yöneticisi Gönül Sonbahar ve Hüseyin Yaşar Sezgin, Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Gazete Patika Muhabiri Hıdır Yıldız, Yeni Demokrasi Gazetesi Muhabiri Ertan Çıta ve Cevahir Fındık gözaltına alındı.

    Yurttaşlar, polis müdahalesi ve gözaltılara tepki gösterdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de İHD’nin açıklamasına polis müdahalesi: 6 kişi gözaltına alındı-VİDEO

    Dersim’de İHD’nin açıklamasına polis müdahalesi: 6 kişi gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’nin, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için Seyit Rıza Meydanı’nda yapmak istediği eyleme polis, engel oldu. Yapılan müdahale sonucunda 6 kişi gözaltına alındı.

    Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak için her hafta Galatasaray Meydanı’nda yaptığı eylemde polis müdahalesine maruz kalıyor.

    İHD Dersim Şubesi’nin, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için Seyit Rıza Meydanı’nda yapacağı açıklamaya da polis engeli konuldu. Tunceli Valiliği’nin 1 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe gösteren polis, eylemcilere müdahale etti. Yaşanan arbede sonucu aralarında İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, İHD Şube Yöneticisi Gönül Sonbahar’ın da olduğu 6 kişi gözaltına alındı.

    PİRHA/DERSİM

  • Üniversite öğrencisi kızları yurt dışına gitmek zorunda kalan Demir ailesine polis baskısı-VİDEO

    Üniversite öğrencisi kızları yurt dışına gitmek zorunda kalan Demir ailesine polis baskısı-VİDEO

    PİRHA-Demir ailesi, kızları Dilan Demir’in yaşadığı baskıdan dolayı yurtdışına gitmesi ve yaşadıkları baskı üzerine İHD Dersim Şubesi’nde açıklama yaptı. Kızlarının yurtdışına gittikten sonra kendileri için zulmün başladığını belirten Demir ailesi, polisin evlerine gelerek kendilerine baskı kurduğunu ve psikolojik sorunlar yaşadıklarını kaydetti.  

    Hasan Demir ve Aynur Demir kızları Dilan Demir’in yaşadığı baskıdan dolayı yurtdışına gitmesi ve Dersim’de polislerin sürekli kendilerini taciz etmesi üzerine İHD Dersim Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada aileye Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, HDP Dersim İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz destek oldu.

    “KIZIMIZ MESLEĞİNİ BIRAKIP YURTDIŞINA ÇIKMAK ZORUNDA KALDI”

    Ülkede yaşanan baskı, sindirme, korkutma ve göç ettirme politikalarının dayatıldığı bir yaşam biçimiyle karşı karşıya olduklarını ifade eden Hasan Demir, “Kızım Dilan Demir, Antalya Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde okumaktayken üniversite ile ilgili demokratik haklarını kullanırken, örneğin; YÖK’ün kaldırılması veya Roboski Katliamı gibi basın açıklamaları etkinliğine katıldığı için gözaltına alındı. Bu süreç giderek olağan bir hale dönüştürüldü adeta ve kriminalize edilerek hedef haline getirildi. Dilan’ın okulu bitirmemesi için gayretli bir çabanın içerisine girilerek sonraki süreçlerde gözaltıları birbirini izledi. 2015’te tutuklanarak önce Antalya Döşemealtı Cezaevi’ne oradan da İzmir Şakran Cezaevi’ne atıldı. 1 yıla yakın bir tutukluluk sürecinde derslerinden uzak kaldı. 15 Temmuz 2016 tarihinde tahliye oldu. Kalan iki dersin sınavına girmek için Antalya’ya gittiğinde yeniden yakalanma kararı çıkınca çok sevdiği ülkesini, memleketini ve mesleğini bırakıp yurtdışına çıkmak zorunda kaldı” diye ifade etti.

    “KIZIMIZ YURTDIŞINA GİTTİKTEN SONRA BİZİM İÇİN ZULÜM BAŞLADI”

    Kızlarının yurtdışına gittikten sonra kendileri için zulmün başladığını belirten Demir, “Her yıl birkaç kere olmak üzere kolluk görevlileri kapımıza dayanarak ‘Dilan nerde? Gelsin, teslim olsun, ikna edin getirin…’ ve buna benzer bir dizi sorular ve baskılarla karşılaşmaktayız. Bu baskılardan ötürü eşimde psikolojik sorunlar oluşmaya başladı. Şu an panik ataklar yaşıyor. Görevlilerin bakışları, davranışları psikolojik baskı ve şiddet unsuru yaratmaktadır. Ayrıca bizi komşularımıza, çevremize karşı kriminalize ve teşhir etmekteler, bizi suçlu psikoloji içine sokmaya çalışıyorlar. Daha önce ikamet ettiğimiz yerlere gidip oradaki komşulara bizi ve kendilerine burada olmadığını söylememize rağmen, kendileri de yurtdışında olduğunu bilmelerine rağmen kızım Dilan’ı soruyorlar. Hanemizde sürekli bir tereddüt ve korku yaşanmaktadır. Hukuk dışı, insanlıktan uzak baskıyı kabul etmiyoruz. Bize yaşatılan insan hak ve yaşamına tehdittir” diye konuştu.

    “GÖÇLERİN NEDENİ İLİMİZDEKİ BASKI POLİTİKALARIDIR”

    Türkiye’de bir hukuk devletinden bahsetmenin mümkün olmadığını ifade eden Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “Ailenin açıklamasını yaptığı konu Dersim’de uzun süreden beri baskı, gözaltı ve soruşturma politikalarının devam ettiğinin bir göstergesi. Dersim’de birçok aile polisler tarafından tedirgin edilip, korkutuluyor. Devletin uyguladığı ekonomisizlik politikasından dolayı insanalar göç ederken, bu göçlerin bir diğer nedeni de ilimizdeki baskı politikalarıdır” diye belirtti.

    “YAŞANANLAR AİLEYİ HEDEF HALİNE GETİRMİŞTİR”

    Türkiye’nin genelinde baskı politikalarının olduğunu vurgulayan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz da, “Bir dönem yasaklı bölgeler ve bir dönem de barajlarla insanları buradan göç ettirmek için politikalar yürütüldü. Devletin kendi vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlaması gerekirken yapmış olduğu bu tür uygulamalar vatandaşların can ve mal güvenliklerini tehlikeye sokan bir durumdur. Yaşananlar aileyi hedef haline getirmektedir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağız-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, Hayata Dönüş Operasyonu’nun 22. yılında Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Katliamın üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar operasyon emrini verenler, failleri ve siyasi sorumluları hakkında adaleti sağlayacak etkili bir soruşturma süreci yürütülmeyerek, cezasızlık politikasına devam edilmiştir” dedi.

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Katliamı’nın üzerinden 22 yıl geçti. F Tipi Cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce mahpusa karşı gerçekleştirilen operasyona 10 binin üzerinde asker ve polis katıldı. 19-22 Aralık tarihleri arasında süren operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldı. Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı.

    İHD Dersim Şubesi, Hayata Dönüş Operasyonu’nun 22. yılında Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz okudu. Açıklamada, ’19 Aralık Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız’ pankartı açıldı.

    “KATLİAMIN ÜZERİNDEN 22 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN ETKİLİ BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    19 Aralık Katliamının yıldönümünde sorumlu olan faillerin yargılanması gerektiğini belirten Gürbüz Solmaz, “Türkiye Hapishanelerinde, F Tipi Hapishanelere geçiş ve ağır tecrit koşullarını protesto etmek amacıyla açlık grevi yapan mahpuslara karşı 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 hapishanede eş zamanlı yürütülen operasyonda, 30 mahpus ile 2 kamu görevlisi yaşamını yitirirken, 300’e yakın mahpus da yaralanmıştır. İnsan yaşamının gözetilmediği, kimyasal gazların kullanıldığı, dehşetin yaşatıldığı bu katliama devlet tarafından “Hayata Dönüş” adı verilmişti. Katliamın üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar söz konusu operasyon emrini verenler, failleri ve siyasi sorumluları hakkında adaleti sağlayacak etkili bir soruşturma süreci yürütülmeyerek kamu görevlileri açısından bir zırh kalkanı olarak uygulanan cezasızlık politikasına devam edilmiştir” dedi.

    “19 ARALIK KATLİAMI’NIN SORUMLULARININ PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    22 yıllık süreçte hapishanelerde hak ihlallerinin artarak devam ettiğini vurgulayan Solmaz, şunları belirtti:

    “Toplum üzerinde zor aygıtı olan hapsetme sistemi sonucunda 1 Aralık 2022 itibari ile hapishanelerde 336.315 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bu kadar kalabalık mahpus sayısı bile tek başına ihlallerin göstergesidir. Türkiye hapishaneleri, mahpusların sadece özgürlüğünden mahrum bırakıldıkları mekânlar olmaktan çıkarılmış, sürekli olarak yeni ihlaller üreten, tecridi ağırlaştıran ve insanı sosyal bir varlık olmanın dışına iten mekanizmalar haline getirmiştir. İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağımızı ve süregelen tüm hak ihlallerine karşı duracağız. Mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de üniversite öğrencilerine ajanlık dayatması-VİDEO

    Dersim’de üniversite öğrencilerine ajanlık dayatması-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencileri, polisler tarafından kendilerine ajanlık dayatılmasına ilişkin İHD’nin Dersim şubesinde basın toplantısı düzenledi. Öğrenciler yaptıkları açıklamada, “Son zamanlarda Munzur Üniversitesi öğrencilerine yönelik taciz ve görüşme talepleri var. Bu görüşmelerin reddedilmesi üzerine tehdit ve baskıyla bir tedirginlik oluşturulmaya çalışılıyor” dedi.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri, polisler tarafından kendilerine ajanlık dayatıldığını belirterek konuya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim şubesinde basın toplantısı düzenledi.

    Öğrencilerin açıklamasından önce kısa bir konuşma yapan İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Son zamanlarda Dersim’de ajanlık dayatmaları yaygınlaşmaya başladı. Devlet ne yazık ki bunu Dersim’de bir politika haline dönüştürmüş. Bu tür aşağılayıcı, onur kırıcı davranışlardan vazgeçilmesini talep ediyoruz” diye belirtti.

    “AJANLIK DAYATMALARI VE TEHDİTLERİ TEŞHİR EDİYORUZ”

    Üniversite öğrencilerine karşı yaratılan kaos ve anti-demokratik politikaların derinleşerek yaşamın her alanına yayıldığını dile getiren Munzur Üniversitesi öğrencileri şunları ifade etti:

    “Demokratik mücadeleyi geliştiren yurtsever öğrencilere baskı, tehdit, taciz ve ajanlaştırmayla kampüslerden, alanlardan alıkoymaya çalışılıyor. Arkadaşlarımıza yönelik yapılmış olan ajanlık dayatmasını ve tehditleri teşhir ediyoruz. Son zamanlarda Munzur Üniversitesi öğrencilerine yönelik taciz ve görüşme talepleri var. Bu görüşmelerin reddedilmesi üzerine tehdit ve baskıyla bir tedirginlik oluşturulmaya çalışılıyor. Yok, oluşunun farkında olan saray rejimi bizlerin örgütlü mücadelesi karşısında kaba gücünü kullanmaktan, ajanlık dayatmalarından, asimilasyon politikalarından medet umuyor ve saldırılarıyla bizleri yıldıracağını sanıyor. Girmiş olduğunuz çaba boşunadır, bütün baskı ve sindirme politikalarınıza karşılık tarihimizden aldığımız güçle karşınızda durmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM