PİRHA – İzmir Bölge İdare Mahkemesi, Milli Eğitim Bakanlığı ile İnsan Vakfı arasında imzalanan protokol hakkında kararını açıkladı. Protokolün “hukuka aykırı olduğu” sonucuna varıldı.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi, Milli Eğitim Bakanlığı ile İnsan Vakfı arasında imzalanan protokole engel oldu.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın, Uluslararası Seferihisar Anadolu İmam Hatip Fen ve Sosyal Bilimler Proje Lisesi hizmetlerinde kullanılmak üzere Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne tahsisli öğrenci pansiyonunun kullanılmasına ilişkin protokolün iptali istemiyle açtığı dava sonuçlandı. İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin söz konusu protokolün iptali yönünde karar verdiği açıklandı.
“PROTOKOL HUKUKA AYKIRI”
Konuya ilişkin yazılı açıklama paylaşan Eğitim Sen, “Örgün eğitimdeki öğrencilere yönelik her türlü eğitim öğretim etkinlikleri ile sosyal ve kültürel etkinliklerin, devletin hizmet alanı içerisinde, davaya konu protokoldeki gibi, doğrudan diğer kurum, kuruluş ve bireyler tarafından yürütülebileceğinin kabul edilmesi, örgün eğitim kurumlarını, kanuni idare ilkesine aykırı olarak diğer kurum, kuruluş ve bireylerin faaliyet alanına dönüştüreceği açıktır” ifadelerine yer verdi.
Söz konusu protokole ilişkin açılan davanın ‘Anayasa ve kanunlar gereği devletin devredemeyeceği görevler’ içerdiğine vurgu yapıldı. Eğitim Sen, yapılan protokol içerisinde ‘Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne tahsisli öğrenci pansiyonunun/yurdunun kullanımı ve yönetim hizmetlerinin 25 (yirmi beş) yıl süre ile İnsan Vakfı’na bırakılacağı’ ibaresinin yer aldığına vurgu yaptı.
Eğitim Sen açıklamasının devamında şu bilgilere yer verildi:
“… burada barınan öğrencilere yönelik eğitim-öğretim, sosyal ve kültürel faaliyetlerin bedelsiz olarak İnsan Vakfı tarafından yürütüleceği, bu kapsamda, İnsan Vakfı’nın, öğrencilerin mesleki, akademik, sosyal, kültürel, sportif gelişimlerine ve yabancı dil eğitimlerine destek vereceği, okul yönetiminin pansiyonda gerçekleştirilecek sosyal kültürel etkinlikler ve eğitim faaliyetlerinde İnsan Vakfı ile iş birliği halinde olacağı, pansiyon/yurt binasının kullanım süresince her türlü bakım ve onarım, iletişim, elektrik, su, doğalgaz, abonman, depozito ve tüketim giderlerinin Bakanlık tarafından karşılanacağı, pansiyon/yurt binasının ihtiyaç duyulduğunda, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından yıl içerisinde veya yaz tatillerinde gerçekleştirilen eğitim etkinlikleri için kullanılabileceği, Derneğin de bu bağlamda, gerçekleştireceği eğitim, kültür ve sosyal çalışmalar için yurt binasını kendi müstakil veya Genel Müdürlükle ortak projeler gerçekleştirerek de kullanabileceği, Derneğin müstakil gerçekleştirdiği söz konusu projelerde bütün masrafları karşılayacağı, Derneğin, binayı kullanırken Bakanlık ile ortak projeler geliştirebileceği ve uygulayabileceği gibi maddeler yer almaktadır.
Kararda, ‘Protokolün, bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, Devletin hizmet alanı içerisinde ancak genel idare esaslarına göre memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesine ilişkin Anayasanın amir hükmüne ve Türk Milli Eğitiminin temel ilke ve kurallarına aykırı olduğu, dayanak hukuksal düzenlemelerin amaç ve kapsamını aştığı anlaşıldığından, davaya konu protokolün hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır’ denilmektedir.”
PİRHA-Antalya’da bir öğrencinin kafasının kesilerek öldürülmesiyle gündeme gelen tarikat yurdunun bağlı olduğu Antalya İlim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Barış Kaplan’ın, tarikatçı derneğin yöneticisiyken aynı zamanda İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısı olduğu ortaya çıktı.
Antalya İlim ve Kültür Derneği adı altında faaliyet yürüten bir tarikata ait olduğu belirtilen yurtta aşçı olarak çalışan İhsan Güney (38), yurdun yemekhanesinde üniversite öğrencisi Mehmet Sami Tuğrul’un (18) başını satırla keserek öldürdü. ‘Deccal’i vurdum’ diye bağıran Güney, olayı gören öğrencilerin polise haber vermesi sonucu gözaltına alındı.
Olay sonrası soruşturma başlatılırken Antalya 6. Sulh Ceza Hakimliği, habere ilişkin yayın yasağı getirerek dosyaya ilişkin gizlilik kararı aldı.
TARİKAT DERNEĞİNİN YÖNETİCİSİ AYNI ZAMANDA MÜDÜR YARDIMCISI
Sol haber sitesinde yer alan bilgilere göre, yurdun bağlı olduğu Antalya İlim ve Kültür Derneği’nin yönetim kurulu başkanı Barış Kaplan’ın, aynı zamanda Kepez bölgesinde Gıyaseddin Keyhüsrev Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısı olduğu ortaya çıktı.
Barış Kaplan’ın adı, Antalya’nın Kepez ilçesinde bulunan Kepez Ortaokulu’nda müdür olarak çalışırken sınıfı mescide çevirme olayıyla da gündeme gelmiş, ortaokulda bulunan anaokulu sınıfı mescide çevrilerek Atatürk resimleriyle kaplı koridorlar yeşile boyanmıştı. Ayrıca okulda, anaokulu olarak kullanılan salon ibadethaneye çevrilmiş ve yerleri halıyla kaplanan salonun duvarlarına Arapça yazılar eklenmişti.
TARİKATÇI KİMLİĞİYLE BİLİNİYOR
Kaplan’ın okul içerisinde yaptığı faaliyetler nedeniyle hakkında daha önce soruşturma açıldığı ve soruşturma neticesinde okulundaki görevinden uzaklaştırıldığı belirtildi. Görevden alındıktan sonra İmam Hatip Lisesi’ne atanan Kaplan’ın, tarikatçı bir kimliği olduğu, daha önce Kepez Ortaokulu’nda müdür olduğu dönemde öğrencileri İmam Hatip Ortaokulu’na zorla yönlendirdiği, velileri ikna ederek çocukların kayıtlarını İmam Hatip Ortaokulu’na aldırdığı da ortaya çıktı.
PİRHA-Hatay’ın Altınözü ilçesinde öğretmenlik yapan S.G’nin saldırıya uğraması ve saldırganın “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” sözlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanı’nın cevaplaması istemiyle HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül soru önergesi verdi. Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Özer’e “Bakanlığınız saldırıdan haberdar mı? Eğer haberdar ise konu ile ilgili herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?” diye sordu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Hatay’ın Altınözü ilçesinde öğretmenlik yapan S.G’nin, mahallelerinde oturan C.A tarafından okulda saldırıya uğramasıyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması isteğiyle soru önergesi verdi. C.A’nın babası N.G., saldırganın evlerine kadar gelerek, “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” dediğini aktarmıştı.
“İNANCINDAN DOLAYI ÖĞRETMENE SALDIRANLAR HAKKINDA BİR ŞEY YAPILACAK MI?”
Bülbül, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyet Gazetesi’nin 16 Ekim 2021 tarihli web sayfasında Hatay’ın Altınözü ilçesi Yolağzı İmam – Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan S.G.’nin müdür yardımcısı odasında otururken mahallelerindeki C.A. tarafından demir sandalyeyle saldırıya uğradığına dair habere yer verilmiştir.
Öğretmenin babası N.G., olayın geçmişinin üç yıl önceye dayandığını dile getirerek üç yıl önce okulda eski okul müdürü hakkında açılan bir soruşturma sonucunda oğlunun okul müdürü lehine ifade vermeye zorlandığını, yalan ifade vermeyi reddeden oğlunun, okul müdürü ve C.A. adlı şahıs tarafından çeşitli şekillerde taciz edilmeye başlandığını ifade etmektedir. Okul müdürünün okuldaki seçmeli ders saatlerinde değişiklikler yaparak oğlunun okuldaki ders saatlerini azalttığını ve onu görevlendirmeyle başka bir okula gönderdiğini, gittiği okulda üçüncü günü tamamlamadan yumruklu saldırıya uğradığını belirtmektedir. Oğlunun bu olay sonucunda başka bir okula görevlendirildiği, ancak okul müdürünün köyde ikamet eden arkadaşı C.A. adlı şahıs aracılığıyla oğlunu tacize devam ettiğini ileri sürmektedir.
C.A’nın kendi evlerine kadar gelerek “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” dediğini dile getiren babanın bunlarla yetinmeyen şahsın oğlunu çeşitli bahaneler göstererek CİMER ya da Milli Eğitim’e şikâyet ettiğini, üç müfettişin öğretmenler, veliler hatta öğrenci ifadeleri alındıktan sonra yürüttüğü tahkikat neticesinde oğlunun suçsuz bulunduğunu söylemektedir. Okul müdürü ile oğlunun çalışma odası olan müdür yardımcısı odasında bilgisayar başında okul iş ve işlemlerini yürüttükleri sırada küfür ve hakaret ederek içeriye giren şahsın direkt sandalyeyi oğlunun kafasına defalarca vurduğunu, oğlunun kanlar içinde ambulansla hastaneye kaldırıldığını ve tıbbi müdahale yapıldığını, olayla ilgili karakolda ifade verdiklerini söylemektedir.
Ehli Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Başkanı, öğretmenin çok başarılı, öğrenciler, öğretmen arkadaşları, veliler, mahalle halkı, muhtar, İlçe Milli Eğitim Müdürü ve Kaymakamın büyük sevgi ve takdirini topladığını ifade etmektedir. Mahalle halkının okuluna büyük hizmetler yaptığı, öğrencilerin her derdiyle ilgilendiği, velileriyle yakın ilişkiler kurduğu, mahallenin bayram, cenaze, düğün, sünnet ve hasta ziyareti gibi tüm sosyal aktivitelerine büyük önem verdiği öğretmenin Alevi olması nedeniyle değişik zamanlarda psikolojik baskıya, sözlü taciz ve fiziki darba uğradığı iddia edilmektedir.”
Kemal Bülbül, bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu?
1- Bakanlığınız Hatay’ın Altınözü ilçesi Yolağzı İmam – Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan S.G.’nin müdür yardımcısı odasında otururken mahallelerindeki C.A. tarafından demir sandalyeyle saldırıya uğradığına dair süreçten haberdar mıdır? Eğer haberdar ise konu ile ilgili herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? Eğer soruşturma açıldı ise inancından dolayı ayrımcılığa uğrayan öğretmene yönelik saldırıyı gerçekleştirenler ve bu olayda sorumluluğu bulunan okul müdürü hakkında herhangi bir girişimde bulunulacak mıdır?”
PİRHA-Okullar açıldı ve milyonlarca öğrenci ders başı yaptı. Eğitim başta olmak üzere her alanda din dayatılmaya devam ediyor. Arnavutköy Cemevi’nin eski başkanı Yüksel Yılmaz, yoksul Alevi çocukların imam hatip okullarına kaydettirilmesine ilişkin aileleri uyardı. Yılmaz, “Mevcut sistemin vermiş olduğu din dersleri Alevilikle zıttır. Aleviliği inkar eden, yok sayan bir sistem. Çocuklarımızı buraya teslim edemeyiz. “Alevilerin yemeği yenmez” diyen bir öğretmene, biz çocuklarımızı nasıl götürüp, eğitim aldıracağız?” diye konuştu.
Milyonlarca öğrenci bugün 2021-2022 eğitim öğretim dönemi başlangıcını yaptı. Yüz yüze eğitimin başlamasıyla beraber zorunlu din dersleri, imam hatip okullarındaki artış ve otomatik atama sistemine yönelik tartışmalar da yükselmeye devam ediyor. Zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündeki talepler bugün artık eğitim sisteminin kökten değişmesine yönelik olarak dillendiriliyor. Eğitim başta olmak üzere din her alanda esas belirleyici olarak dayatılmaya devam ediyor.
İstanbul Arnavutköy Cemevi’nin eski başkanı Yüksel Yılmaz, Alevi çocukların imam hatip okullarına kaydedilmesine ve zorunlu din dersine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
“SİSTEMİN VERMİŞ OLDUĞU DİN DERSLERİ ALEVİLİĞİ İNKÂR EDİYOR”
Aleviler olarak din derslerine karşı yıllarca mücadele ettiklerini belirten Yüksel Yılmaz, “Ama maalesef başaramadık. 2018-2019’da yaşadıklarımızı da söyleyeyim. ‘Alevilerin yemeği yenmez’ dediler. Mücadele ettik ve o öğretmeni görevden aldırdık. Birinci mahkeme takipsizlik kararı verdi. Bir üst mahkemeye itiraz ettik. Onu bekliyoruz.
Onun dışında 2018’de yaşadığımız bir olay oldu. Bir velimizin çocuğunu sistem otomatik olarak imam hatip lisesine atadı. Bize başvurdular. Bir dilekçe örneği verdik. Birlikte mücadele vererek normal bir liseye aldırdık. Biz Alevi-Bektaşi öğretisiyle büyüttük çocuklarımızı. Ülkemizdeki mevcut sistemin vermiş olduğu din dersleri Alevilikle zıttır. Aleviliği inkar eden, yok sayan bir sistem. Çocuklarımızı buraya teslim edemeyiz” diye konuştu.
Yılmaz, anadolu ve fen liselerinin yeterli olmamasından kaynaklı öğrencilerin otomatik olarak imam hatip okullarına kayıt edildiğini söyledi.
“PEKİ BÖYLE BİR OLAY İLE KARŞILAŞILDIĞINDA NE YAPILMALI?”
Öncelikli olarak dilekçe hazırlanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, şunları söyledi:
“‘Ben bugüne kadar Alevi-Bektaşi öğretisiyle eğitim aldım. Bu nedenle de imam hatip okulunda eğitim almak istemiyorum’ şeklinde bir dilekçe hazırlanmalı. Bu dilekçe ilk olarak ilçe milli eğitim müdürlüğüne verilmeli. Eğer oradan sonuç alamazlarsa, ki alamıyorlar. Onlar da direniyorlar. Çünkü bir Alevi çocuğunu imam hatibe kayıt ettirmek onlar için büyük başarıdır. O bölgede cemevi başkanları, federasyon başkanlarına, hiçbirine ulaşamıyorlarsa Arnavutköy Cemevi’ne ulaşırlarsa biz buna ön ayak oluruz. Bunun dışında biz bunu halka anlatmalıyız. Çocuklarımız istemediği eğitimi alıyor. En büyük tehlike bu.
“ALEVİLER, BU ÜLKENİN SUBAB AYARIDIR”
Şu an Afganistan’daki dinci, bağnaz insanların orayı ele geçirmesi şunu gösteriyor ki; belki biz görmeyeceğiz ama bu sistem devam ederse 20 veya 30 yıl sonra orası kadar olmasa da biz de gericileşeceğiz. Aleviler bu memleketin subab ayarıdır.”
Yılmaz, siyasilerin ise oy kaygısıyla bu konuya duyarlı olmadıklarını belirtti. “Siyasetlerine Alevileri kurban etmemeli. Böyle bir şey duyduğu zaman mutlaka el atmalılar” diyen Yılmaz, “Kimsenin artık korkmasına gerek yok. Çember daraldı. Muharrem ayı geçti. Hiç duydunuz mu birisinin oruç için kafasının kırıldığını? Ramazan ayında sokakta yemek yiyebilir misin? Bu düzeye getirdiler ülkeyi. Eğer biz insanları yalnız bırakırsak çok kan kaybederiz. Cenazelerimizi şu an Sünniler kaldırıyor. Buna duyarlı olmayacak mıyız? Ümitsiz olduğum için cemevi başkanlığını bıraktım. Çaresiz kalıyorsun. İtiraz ediyorsun destek olan yok. Mahkemeye verdik ama kimse yanımızda olmadı” ifadelerini kullandı.
“BİZ BİLİME İNANAN İNSANLARIZ, EKMEK YEMEYİZ, ÇOCUKLARIMIZI OKUTURUZ”
Koronavirüs aşısını bulan Uğur Şahin’in Maraş’tan göç eden bir Alevi olduğunu vurgulayan Yılmaz, Alevi çocukların yurt dışına gittiklerini söyledi.
Yılmaz, “Biz bilime inanan insanlarız. Ekmek yemeyiz; çocuklarımızı okuturuz. Ama şu an o düzeyde miyiz? Hayır, değiliz. Neden? İnsanlar, 2 bin 850 liraya çalışıyor. Devlette çalışan Alevi kalmadı. Asimile olanı alıyor.” dedi.
“Buradan bir kez daha ailelere sesleniyorum. Kesinlikle teslim olmasınlar. Mücadele edersek kazanırız. Bunun örneğini daha önce yaşadık. İsterlerse yaptığımızı sivil itaatsizlik saysınlar. Gerekiyorsa yargılasınlar beni. Ama biz bu işe baş koyduk. Sonuna kadar da devam edeceğiz. Aleviler olarak o eğitimi almak istemiyoruz. Din dersi hocası “Alevilerin yemeği yenmez” diyor. Onun yanına biz çocuklarımızı nasıl götürüp, eğitim aldıracağız?”
PİRHA- 2019-2020 Eğitim Öğretim yılında, okullarında imam hatip sınıfları açılan Bayraklı Onur Mahallesi Milli İrade Ortaokulu velileriyle İmam Hatip sınıflarının kapatılması için verilen mücadele sonuç verdi. Yürütülen kampanya ve eylemler sonucu Milli İrade İmam Hatip levhaları söküldü.
İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsüne imam hatip sınıfları açılmasına karşı çıkan velilerin büyük çabası sonuç getirdi.
Onur Mahallesi’ndeki tek okulunda Emek Çamlık Camii imamının kendi el yazısı ile yazıp imzalattığı dilekçeler ile imam hatip sınıfları açılmak istenmesi veliler tarafından tepki ile karşılanmış, okulların imam hatibe dönüştürülmemesi konusunda kararlı olan veliler, okul binası önünde açıklama yaparak seslerini duyurmuş, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), Eğitim Sen 2 No’lu Şube, Eğitim İş 3 No’lu Şube, Yamanlar Cemevi, Karşıyaka Kent Konseyi ve İzmir Barosu’nun yanı sıra çok sayıda öğrenci velisi de destekte bulunmuştu.
Yapına açıklamalar, verilen dilekçeler ve başlatılan imza kampanyası sonuç verdi. 2 yıl önce asılan tabela dün itibariyle kaldırıldı. Veliler bu durumu sevinçle karşıladı.
PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı 2020 yılı Mali Durum ve Beklentiler Raporu yayımlandı. Rapora göre imam hatipler için bu yılın Ocak-Haziran döneminde 2019’un aynı dönemine oranla 450 milyon TL daha fazla para harcandı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2020 yılının ilk altı ayındaki harcamalarının ve ikinci altı aya ilişkin öngörülerinin yer aldığı Mali Durum ve Beklentiler Raporu yayımlandı. Rapora göre MEB, 125,3 milyar TL’lik bütçesinin 46 milyar TL’sini 2020 yılının ilk yarısında personel giderlerine harcadı.
Rapora göre Eğitim yatırımlarının büyük bölümünün imam hatip okulları aktarıldı.
BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre, MEB, 125,3 milyar TL’lik başlangıç ödeneğinin 61,6 milyar TL’sinin yılın ilk yarısında tüketti. Bakanlığın altı ayda yaptığı 61,6 milyar TL’lik harcamanın 46,2 milyar TL’sini ise personel giderleri oluşturdu. Personel giderlerinin toplam harcamaya oranı yüzde 75 oldu.
2020 yılı için ayrılan 114,8 milyon TL’lik ödenek ile kendi rekorunu kıran Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün altı ayda harcadığı para kayıtlara, 60,2 milyon TL olarak kaydedildi. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün yılın ilk altı aylık diliminde harcadığı para, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün harcadığı paranın üzerine çıktı.
Rapora göre, din öğretimi okulları için ayrılan 9,7 milyar TL’nin 4,9 milyar TL’si Ocak-Haziran döneminde tüketildi. Bütçeden en çok payı alan genel müdürlüklerin arasında bulunan Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün bu dönemde yaptığı faaliyetlerin bazıları ise şöyle sıralandı:
-2023 Eğitim Vizyonu kapsamında imam hatip liselerindeki haftalık ders çizelgelerinin genel ortaöğretimdeki esnek, modüler yapıyla uyumlu hâle getirilmesi için çalışmalar sürdürülmektedir.
-Arapça öğretim programları ve materyallerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik olarak çalışmalar yapılması planlanmıştır.
-Okul tanıtım faaliyetlerinin verimli ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için dijital materyaller geliştirilmiş, ilgili materyaller okul müdürlükleriyle paylaşılmış ve tanıtım faaliyetlerinin gerçekleştirilme süreci takip edilmiştir.
-Anadolu İmam Hatip Liseleri ve İmam Hatip Ortaokulları için 81 il karnesi hazırlanmıştır.
Ensar Vakfı’na bağlı Değerler Eğitimi Merkezi’nce yapılan araştırmaya göre, İmam Hatip Liselerinde okuyanların yüzde 73’ü “Bugün yeniden İmam Hatip’e gelmezdim” diyor.
BirGün Gazetesi’nden Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre, Ensar Vakfı’na bağlı Değerler Eğitimi Merkezi’nce yapılan araştırmada, öğrencilerin imam hatip liselerini’tercih etme nedenleri, imam hatip liselerinden beklentileri ve memnuniyet düzeyleri ile ilgili bulgulara yer verildi. Yapılan araştırma göre öğrencilerin yüzde 38’in imam hatip lisesinin kendi istekleriyle seçtiğini, yüzde 73’ünde ikinci bir şansı olsaydı başka bir okul türünü tercih edeceğini bildirdi.
ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 68’İ İMAM HATİP LİSESİNDE OKUMAKTAN MEMNUN DEĞİL
Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 68’i imam hatip lisesinde okumaktan memnun olmadığını ve kararsızlık yaşadığını belirtirken, ailelerinin isteğiyle imam hatip lisesini seçenlerin oranı yüzde 51 olarak açıklandı. Puanı diğer okul türlerine yetmediği için imam hatip lisesine yerleştiğini anlatan öğrencilerin oranı yüzde 44 olurken öğrencilerin yüzde 22’si, “İnançlarımı yansıttığı için imam hatip lisesini tercih ettim” seçeneğini işaretledi.
Araştırmada kapsamında iki farklı grup görüşüldü. 2017-2018 eğitim öğretim yılında Tokat Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden 254 öğrenci, Türkiye’deki diğer imam hatip lisesi mezunları arasından seçilen 158 kişinin araştırma kapsamında sorulara cevap verildi.
Kuruluş amacı “din adamı yetiştirmek “ olan imam hatip liselerinin din görevlisi ve ilahiyatçı olma oranı araştırmaya göre yüzde 17’de kaldı.
Yakın zamanda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, imam hatip liselerinin doluluk oranını yüzde 99 olduğunu ve öğrencilerin ilk üç tercihlerinden birinin imam hatip lisesi olduğunu sosyal medyadan duyururken iktidara yakın Ensar Vakfının yaptığı araştırma oldukça dikkat çekici olma özelliğine sahiptir.
LGS’ye giren öğrenciler, en çok fen liselerini tercih ederken ilk tercihine imam hatipleri yazanların oranı yüzde 11,1’de kaldı. İmam hatip ortaokulu mezunlarının yarısı imam hatip lisesini tercih etmedi.
BirGün’den Mustafa M. Bildircin’in haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 1 milyon 472 bin 88 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilen Liseye Geçiş Sınavı’nın (LGS) sonuç raporunu yayımladı. Rapora göre, ilk sırada fen lisesini tercih eden öğrencilerin oranı yüzde 46,7 oldu. İlk tercihini imam hatip lisesinden yana kullanan öğrencilerin oranı ise yüzde 11,1.
İktidarın ve MEB’in imam hatip liseleri ile meslek liselerini özendirme çabasına karşın öğrencilerin büyük oranda akademik eğitim veren liseleri tercih ettiğini gözler önüne seren rapor, ortaöğretimdeki akademik başarısızlığının da bir kez daha altını çizdi.
AKADEMİK BAŞARI DÜŞÜK
Rapora göre, öğrencilerin doğru cevap sayısı ortalaması derslere göre şu şekilde, oldu:
♦ Türkçe: 20 soruda 10 doğru
♦ İnkılap tarihi ve Atatürkçülük: 10 soruda 5 doğru
♦ Matematik: 20 soruda 4,89 doğru
♦ Fen Bilimleri: 20 soruda 10,21 doğru
Yabancı dil testinde ise doğru cevap sayısı 0-4 arasında değişen öğrencilerin oranının yüzde 67 olduğu bildirildi. Öğrencilerin yüzde 56’sının sınav puan aralığı 200-299 arasında değişti. Merkezi Sınav Puanı ile yerleşen öğrencilerin cinsiyetlerine bakıldığında kız öğrencilerin tüm alanlarda erkeklerden daha başarı olduğu görüldü.
BİRİNCİ TERCİH FEN LİSESİ
İlk üç sırada en çok tercih edilen okul türü Anadolu liseleri oldu. Birinci tercihlere en çok yazılan okul türü yüzde 46,7 ile fen liseleri oldu. Fen lisesinden sonra en fazla sırası ile Anadolu, Anadolu imam hatip ve meslek liseleri tercih edildi.
FEN VE ANADOLU LİSELERİ DOLDU
Anadolu imam hatip liselerine yerleşen öğrencilerin yalnızca yüzde 50,61’inin imam hatip ortaokulu mezunlarından oluştuğu kaydedildi. Sınavla öğrenci alan fen, sosyal bilimler ve Anadolu liselerinin kontenjanları tamamen doldu.
Özel ortaokul mezunlarının tamamına yakını Anadolu liseleri, fen liseleri ya da sosyal bilimler liselerine yerleşirken, özel okuldan mezun olup da imam hatip lisesini tercih eden öğrenci sayısının yok denecek kadar az olduğu ifade edildi.
EBEVEYNLER BAŞARIYI ETKİLEDİ
Ebeveyni üniversite mezunu olan öğrencilerin sınav puan ortalaması 374 olurken ilkokul mezunu olanların sınav puan ortalaması 267 olarak hesaplandı.
Eğitim Sen Diyarbakır 2 No’lu Şube Eşbaşkanı Zuhal Sezer, Öğrencilerin imam hatip okullarına yönlendirilmesi için valilik öncülüğünde 38 İslamcı sivil toplum örgütüyle gizli toplantı yapıldığını duyurdu. Sezer, Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu zorunlu girişimi durdurmaya çağırdı.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Diyarbakır Şubeleri, hükümetin imam hatip okullarının çoğaltılması ve çocukların bu okullara yönlendirilmesi politikasına ilişkin Diyarbakır 1 No’lu Şube’de açıklama yaptı. Toplantıda konuşan Eğitim-Sen Diyarbakır 2 No’lu Şube Eşbaşkanı Zuhal Sezer, iktidarın eğitim alanındaki sorunları çözmek yerine eğitimi dinselleştirmekle uğraştığına işaret etti.
VALİLİK ÖNCÜLÜĞÜNDE GİZLİ TOPLANTI
İktidarın eğitimi dinselleştirme politikasına bağlı olarak Diyarbakır’da bazı örgütlerin ve sendikaların gizli toplantılar aldığına dikkat çeken Sezer, “Bunun son örneği 28 Temmuz’da Diyarbakır Büyükşehir Öğretmenevi’nde Valiliğin öncülüğün de 38 İslami STÖ, Eğitim Bir-Sen ve il-ilçe Milli Eğitim Müdürlerinin katılımıyla yapılan toplantıdır. Bu gizli değildiyse neden sadece bir kesim davet edildi?” diye tepki gösterdi.
İMAM HATİPLERE ZORUNLU KAYIT
Valilik öncülüğünde yapılan toplantıya katılan kurum ve kuruluşların toplantıyı resmi hesaplarından niçin yayınlamadığını soran Sezer, şöyle dedi:
“İlimizin eğitim sorunları tartışılmayıp her ilçeye zorunlu olarak İmam Hatip okullarına kayıt edecekleri öğrenci rakamları neden emir olarak iletildi? Bu toplantı eğer eğitim sorunlarını çözmek amacı taşıyorsa Eğitim Sen ve diğer sendikalar ile eğitimin diğer paydaşları ve uzmanlar neden yoktu?”
‘ÇOCUKLAR İSTEDİĞİ OKULA GİTSİN’
Diyarbakır’da 508 bin öğrencinin yanı sıra sadece 38 bin imam hatip öğrencisi olduğunu anımsatan Sezer, “Bütün yönlendirme çabasına rağmen Diyarbakır halkı bu okullara itibar etmemektedir. Bu halkı eğitimin bu boyutunda hiç olmasa rahat bırakın ve çocuklarımızın istediği okullara gitmesi için imkânlar yaratın” diye konuştu.
“İmkânları sınırlı öğrencileri neden buralara zorluyorsunuz” diye soran Sezer, toplantıya katılan 38 STÖ’ye eğitime hizmet etmek istiyorlarsa Diyarbakır’da Özel İmam Hatip okulu açmaları önerisinde bulundu.
“DÜZENLİ DEVAM ETMEYEN 293 ÖĞRENCİ NEREDE NE YAPIYOR?”
Sezer, normal ortaokulların kontenjanlarını düşürerek öğrencileri fiilen imam hatiplere kaydetmek girişimlerine derhal son verilmesini isteyerek, “Bağlar ilçemizin bir İmam Hatip Ortaokulu’nda 360 öğrenciden okula sadece 67 öğrenci düzenli olarak devam etmektedir. Peki soruyoruz okula düzenli devam etmeyen 293 öğrenci nerede ve ne yapıyor?” diye sordu.
BAKANLIĞA DURDURUN ÇAĞRISI
Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu konuda sorumluluk almaya ve bu uygulama girişimlerini derhal durdurmaya çağıran Sezer, Eğitim-Sen olarak yaratılmak istenen karanlığa karşı halkı yan yana durmaya, birlikte mücadele etmeye çağrısında bulundu. (MA)
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğrenci ve velilerin gelecek yıl için tercihlerini öğrenmek amacıyla çalışmalara başladı. Veliler, çalışmayı ‘fişleme’ olarak yorumlayarak okul yönetimlerini şikayet ettiler.
MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderilen yazıda, 2020-2021 eğitim öğretim yılında ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda okuyacak öğrencilerin seçmeli derslerini bir yıl öncesinden belirlenmesi talep edildi. İşlemin gerekçesi de “Okullarda en az 10 öğrencinin aynı dersi seçmesi durumunda ilgili seçmeli ders okutulabilmesi” ve “Yeterli sayıda öğretmenin bulunmadığı derslerin seçilmesi hâlinde öncelikle diğer okullardan maaş/ek ders karşılığı görevlendirmeler yoluyla öğretmen temin edilmesi”, “mümkün olmadığı hâllerde de ücretli öğretmen görevlendirilmek suretiyle bu dersler açılıp okutulabilmesi” olarak açıklandı. Birçok ilkokulda okul yönetimlerinin 4. sınıftan ortaokula yani 5. sınıfa geçiş yapacak öğrencilere imam hatip tercihlerini ölçmek için tek yönlü dilekçeler verildiği öğrenildi.
VELİLERDEN ‘DİLEKÇE’ TEPKİSİ
Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, Bakanlığın talimatları kapsamında “Ortaokul 5. Sınıfta Okuyacak öğrenciler İçin Seçmeli Ders Dilekçe Örneği”nin iki farklı okul türünü de kapsaması gerekiyor. Ancak kontenjanları boş kaldığı için tartışılan imam hatiplere yönelik veli tercihinin ölçülmesi amacıyla birçok okulda velilere sadece “İmam hatip Ortaokulu İçin Haftalık Seçmeli Ders Seçim Tablosu” gönderildiği öğrenildi. Çocuklarla evlere taşınan dilekçe ile birlikte velilerden imam hatiplere gidecek öğrencilerin formu doldurması, tercih etmeyecek ailelerin ise okullara gelerek diğer dilekçeleri almaları istendi. Uygulamaya tepki gösteren birçok velinin de dilekçe işlemini “fişleme” ya da bir “anket çalışması” olduğunu değerlendirerek okul yönetimlerini şikayet ettiği ömeb
PİRHA – Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanvekili ve İstanbul Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ve genel gündeme ilişkin konuştu. Koç, “Türkiye’de halkların bir araya gelebilmesi için devletin ayrıştırıcı dilden vazgeçmesi gerekiyor” dedi.
Haberin videosu
Alevi Dernekler Federasyonu Başkanvekili ve Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ve genel gündeme ilişkin konuştu.
Zorunlu din derslerine tepki gösteren Koç, “Avrupa’daki okullarda Alevi Kızılbaş inancına mensup öğrencilerimizin, çocuklarımızın dini inançlarını Alevi dedeleri veriyor. Doğal olarak bizim bu sorunu Milli Eğitim Bakanlığı’yla veya devletin bu bölümlerine bakan insanlarla bir şekilde Türkiye’de faaliyete geçirmemiz gerekir. Dedelerimiz okullara giderek oradaki Alevi çocuklarını bir araya toplayarak, din derslerini muhakkak vermesi gerekir. Tabii bu Türkiye’de uygulanabilir mi? Uygulanamaz mı? bunu zaman gösterecek. Zorunlu din dersleri Sünni-İslam inancının Alevi yurttaşlara, çocuklarımıza zorla bir dayatmasıdır” dedi.
“TÜRKİYE’DE VAHABİLİĞE DOĞRU BİR KAYIŞ VAR”
“Aileler, din derslerini, kendi inançları doğrultusunda çocuklarına aktarabilirler. Bu dersleri, Türkiye’de gitgide azalan ahlak derslerine çevirseler çok daha uygun olur” diyen Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkede işçi arkadaşlarımıza şu soru soruluyor: Bir Yahudi’nin bir Hristiyan’ın yanında mı çalışmak istersin yoksa bir Müslümanın yanında mı çalışmak istersin? Bu soruya Yahudi veya Hıristiyan diye cevap geldiğinde, neden böyle dediğiniz zaman, ‘çünkü onlar hak yemezler. Onlar bizim alacaklarımızı kuruşu kuruşuna ve net bir şekilde verirler. Sigortalarımızı çalıştığımız para üzerinde yatırırlar’ cevabı geliyor. Düşünebiliyor musunuz, Müslüman bir ülkede Müslümanların adaletsiz olduklarını ama Hristiyan ve Yahudilerin adaletli olduklarını söyleyen bir topluluk var. Bana bazen diyorlar, Aleviler asimilasyona uğruyor, diye… Evet belki Türkiye’de Aleviler kendi inançlarının farklılaştırılması konusunda asimilasyona uğruyorlar ama Türkiye’de en büyük asimilasyona Sünni kardeşlerimiz, Sünni arkadaşlarımız uğruyor. Türkiye’de Vahabiliğe doğru bir kayış var.”
Bütün liselerin imam hatip haline getirilmesini eleştiren Koç, “Bütün okullarının isminin imam hatip olması, Türkiye’de imam hatipli öğrencinin çoğalması anlamına gelmiyor. Düşünsenize 2020’li yıllarda hangi duruma geldik. Demek ki baskıyla, insanları zorlamayla bir siyasal düşünceyi veya bir görüşü hiçbir yerde uygulayamıyorsunuz. Siz bütün okulları Diyanet yapsanız dahi Diyanet’e gitmek isteyen öğrenci bulamıyorsunuz. Beş vakit namazını kılan, camiye gidip gelen bir aile, çocuğunu bu okula göndermek istemiyor. Neden? Çünkü çocukların hepsi niteliksiz yetişiyor” dedi.
“AYRIŞTIRILAN TOPLUMLARIN BARIŞMASI ÇOK ZOR OLUR”
Koç, şöyle devam etti:
“Mevcut iktidar veya devlet anlayışı, nitelikli insanları o kadroların başına getirmiyor. Sağlıkla ilgili bir yerde bir görevlendirme yapılacak ama adam sağlıkçı değil. Son zamanlarda görüyorsunuz bu okullara ve liselere gidenlerin çoğu deist oluyor, yani Allah’a inanıyor ama dine inanmıyor. Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okumasını neden istemiyorlar? Kur’an’a baktığınız zaman bu ülkede yaşanan dinin Kur’an’la da bir alakası yok. Türkiye’de her şey tekrar yerine muhakkak oturur. Ama şuna çok dikkat etmek lazım. Toplumları ayrıştırmak kolay olur, barıştırmak çok zor olur.
“DEVLETİN, AYRIŞTIRMAKTAN VAZGEÇİP İNSANLARI BİR ARAYA GETİRMESİ GEREKİYOR”
Türkiye’de çok ciddi Kürt nüfus var. Gözünüzü kapattığınızda Kürt halkı yok olacaksa kapatın ama nereye kadar kapatacaksınız. İktidara hangi siyasal parti gelirse o siyasal parti kendi fikirlerini bütün halka dayatmaya çalışıyor. Oysa ki siyasal partiler, insanların talepleri için kurulan kurumlardır. Devletler, halkın çıkar ve menfaatini, halkın refah seviyesini daha yukarıya çıkarmak için kurulur ama bizim ülkemizde sanki halk devlet için varmış gibi bir algı oluşturuluyor. Bu anlayışı doğru bulmuyorum.
“İNSANLARI YAKAN ZİHNİYET SERBEST BIRAKILDI”
Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilerek serbest bırakılmasına da tepki gösteren Koç, “85 yaşına gelmiş bir adamı serbest bıraksanız ne olur bırakmazsanız ne olur ama şu çok önemli, zihniyet. Türkiye’de sadece fikirlerinden dolayı hapse atılmış birçok insan var. Türkiye’de sadece siyasal görüşlerini ifade ettikleri için hapse atılmış birçok insan var. Bugün af konusu cumhurbaşkanının kendi tasarrufunda olan bir konudur. Keşke cumhurbaşkanı bu affı yaşından dolayı olduğunu söylese, bu afla beraber sadece fikirlerinden dolayı hapse atılmış insanları da bu af kapsamına alsaydı, Türkiye’yeye belki farklı bir barış ortamı gündeme gelebilirdi. Ama böyle yapılmadı. Türkiye’de sadece kendi fikirlerine yakın olan, insanları düşüncesinden dolayı yakan bir zihniyeti Cumhurbaşkanı serbest bıraktı. Kişiyi demiyorum bakın, zihniyeti serbest bıraktı diyorum” diye konuştu.
“IŞİD ZİHNİYETİ SERBEST KALIRSA ÜLKENİN GELECEĞİ DOĞRU YERLERE GİTMEZ”
Türkiye ile Suriye gündemine de değinen Koç, şunları aktardı:
“Bugün Suriye’de yıllardır savaş var. Bütün Suriye savaşı bu İdlib’e kilitlendi. Bu bölgedeki savaşan insanlar, normal insanlar değil. Bunlar şeriatçı dediğimiz, insanları katletmekten zevk alan, IŞİD dediğimiz insanların bir araya getirilip toplandığı bir yer. Bunları Suriye istemiyor, bunları biz de istemiyoruz, bunları Rusya da, Amerika da istemiyor. Şimdi ortada kalmış bir grup var. Bu düşünce Türkiye’de serbest kalırsa Türkiye’nin geleceği doğru yerlere kanalize olmaz, doğru yerlere gitmez. Türkiye’de oğlunun ismini Yezit koyan bir düşünce Türkiye’ye hakim olmadı. Ama bu düşünce oğlunun ismini Yezit koyma düşüncesinin önünü açar. Bu doğru bir yaklaşım olmamıştır. Türkiye’de fikir suçundan dolayı hapiste olan, ölümün eşiğinde olan, birçok yurttaşımız var. Bu afla beraber hepsi affedilseydi belki Türkiye’de bir barış iklimi gündeme gelirdi.”
Alevi örgütlülüğüne ilişkin aktarımda bulunan Koç, şunları söyledi:
“Siyasi düşüncemiz ne olursa olsun farklılıklar muhakkak olacaktır. İnançsal düşüncemizde de muhakkak farklılıklar olacaktır ama hepimizin ortak paydası, Alevi olmamız. Biz Kızılbaş Alevisiyiz. Avrupa Alevi hareketi, özellikle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu fikirlerini hiçbir şekilde ifade etmekten geri durmuyor. Avrupa Parlamentosu ile bir dostluk grubu var. Bu dostluk grubunun sayesinde Avrupa Parlamentosu’yla çok iyi lobi faaliyetleri yapıyor. Bu lobi faaliyetleri, mevcut iktidara, Türkiye’deki Alevilerin haklarını kabul etmesi yönünde baskı uyguluyor ve bu baskının sonuç alması belki de çok yakındır. Haziran’a kadar hükümetimiz Avrupa Konseyi’ne Alevi sorununun çözümü konusunda bir yol haritası vermek mecburiyetinde. Dünya Alevi Birliği kurulduğu zaman dünya üzerindeki tanınmışlığımız, taleplerimiz konusunda daha büyük bir baskı oluşturacak ve taleplerimiz karşılanmaya başlayacaktır.
“TÜM ALEVİLERİN HAK VE TALEPLERİ KONUSUNDA MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Her siyasal partinin genel başkanı Türkiye’deki Alevilerin hakları ve talepleri konusunda haklı olup olmadığımızı ifade etmesi gerekir. Ama nedense bunlar yapılmıyor. Bütün dünyada Alevi hak mücadelesini veren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun üzerinde bir çalışma yapmaya çalışıyorlar. Biz Alevi Dernekleri Federasyonu olarak tarafımız bellidir, dünyadaki bütün Alevi yurttaşlarımızın hak ve talepleri konusunda daima yanlarındayız.”
Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan Fatih Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin Okul Aile Birliği, öğrenci velilerine Bakara sureli, dualı mektup göndererek ‘bağış‘ talep etti.
Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan Fatih Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin Okul Aile Birliği, öğrenci velilerine Bakara sureli, dualı mektup göndererek ‘bağış‘ talep etti.
Okul aile birliği başkanı, velilere gönderdiği mektupta, ‘ekonomik sorumluluğun tüm velilerce eşit şekilde paylaşılmasının hak ve hukukun gereği olduğunu’ belirtti.
Oda TV’nin haberine göre, Bakara, Kasas ve Fatır surelerinden ayetlere yer verilen mektup şöyle devam etti:
“Amellerin hayırlısı az da olsa devamlı olandır. Sizler okulumuza güvenerek çocuklarınızı bizlere emanet ettiniz. Bizler de emanetlerinize sahip çıkmak, onlar için olabildiğince güzel imkanlar sunmak, eğitim kalitemizin daha da artması için okul idaresi ve öğretmenlerimizle el birliğiyle çalışıyoruz. Velilerimizi birlik olmaya ve taşın altına elinizi koymaya davet ediyoruz.”
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2019 yılı içinde inşa edilmesi planlanan imam hatipler için 460 milyon lira ödenek ayırırken, fen liseleri için yalnızca 30 milyon lira ayırmıştı.
PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesinde bulunan Milli İrade Ortaokulu’nun bir bölümünün imam hatibe dönüştürülmesine karşı çıkan öğrenci velilerinin topladığı 10 bin imza basın açıklaması ile Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderildi.
İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsü içerisinde imam hatip sınıflarının açılması ile ikili eğitime geçilmiş ve veliler duruma tepki göstermişti.Öğrenci velilerinin İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiği 722 dilekçe ise muhatap bulunamadığı gerekçesiyle kabul görmemişti.
Yaklaşık 4 ayı geçkin bir süredir İzmir’in farklı bölgelerinde imza kampanyası başlatılan veliler topladıkları 10 bin 431 imzayı Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderdi. Açıklamaya Öğrenci Veli Derneği Karşıyaka ve Bergama Şubeleri, Eğitim Sen 2 Nolu Şube ve Eğitim İş 3 Nolu Şube destek verdi.
PTT Karşıyaka Şubesi önünde veliler adına açıklayamı okuyan Hatun Taş adlı veli çocuklarına yaşatılan bu mağduriyetlerin ve sıkıntıların bir an önce son bulmasını istediklerini vurguladı.
“VALİLİK, MİLLİ EĞİTİM SESİMİZİ DUYMADI”
Bayraklı İlçesi, Onur Mahallesi’nde, çocuklarının devam ettiği, bölgenin tek ortaokulu olan Milli İrade Ortaokulu’nun, ihtiyaç olmamasına rağmen iki cami hocasının çabalarıyla, İmam Hatip Ortaokuluna dönüştürülmeye çalışıldığını ve yaklaşık 4 aydır mücadele yürüttüklerini hatırlayan Taş, “Yürüttüğümüz bu haklı mücadeleyle sesimizi yalnız İzmir Kamuoyu değil, Türkiye duydu; sadece İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilik duymadı” diye konuştu.
“SINIF MEVCUTLARI 40’A ÇIKTI”
Taş, çok yakınlarında bağımsız eğitim veren İmam Hatip Ortaokulu var iken çocuklarının İmam Hatip sınıflarının açılmasıyla tekli eğitimden ikili eğitime geçtiğini dile getirdi.
İmam Hatip Ortaokulu sınıflarının ortalama 15’er mevcutlu iken, ortaokul sınıflarının mevcudunun ise ortalama 40’a çıktığını hatırlatan Taş, iki okul öğrencileri arasında husumetler baş gösterdiğini ve bu durum çocukların okuldan soğumasına ve derslerindeki başarıların düşmesine neden olduğunu ifade etti.
“LAİK, BİLİMSEL, PARASIZ EĞİTİM MÜCADELESİDİR”
Çocuklarına yaşatılan bu mağduriyetlerin ve sıkıntıların bir an önce son bulması ve bu hatadan bir an önce dönülmesi talebiyle Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderilmek üzere, bir süre önce imza kampanyası başlattıklarını söyleyen Taş, yetkililerin yaşanan mağduriyetlere duyarsız kalmaması çağrısında bulundu.
Taş, son olarak şunları vurguladı:
“İzmir Halkı’nın 10 bin 431 imzayla verdiği destekle sesimizi Milli Eğitim Bakanı’na duyurmak istiyoruz. Umuyoruz ki, Sayın Bakan sesimizi duyar ve çocuklarımızın yaşadığı mağduriyete diğer yetkililer gibi duyarsız kalmaz. Ayrıca bilinmelidir ki bu, mücadelemizin bir parçasıdır ve mücadelemizi hukuki ve siyasi alanda da sürdüreceğiz. Bu mücadele sadece Milli İrade Ortaokulu’nun geri kazanılması mücadelesi değil; laik, bilimsel, parasız eğitim mücadelesidir; çocuklarımızın, yani ülkemizin aydınlık geleceğinin mücadelesidir.”
Açıklama sonrası toplanan 10 bin 431 imzalı dilekçelerimizi Milli Eğitim Bakanlığına göndermek üzere postaneye teslim edildi.
MEB, plansız şekilde açılarak sayıları 3 bin 635’e ulaştırılan imam hatiplerin eğitim kalitesini artırmak için 2.7 milyar TL harcamayı planladı. Bakanlık, kontenjan yetersizliği nedeniyle velilerin taleplerini karşılayamayan fen liselerinin sayıca artmasının eğitim kalitesi açısından riskli olacağını öne sürdü.
BirGün’den Mustafa Mert Bildircin‘in haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) beş yıllık yol haritasını içeren, “2019-2023 Stratejik Planı”nın detayları belli oldu. Bir milyondan fazla öğretmeni ve 20 milyona yakın öğrenciyi etkileyecek adımları içeren planda, itiraf niteliğinde tespitler de yer aldı. Bakanlık, imam hatiplere yönelik toplumda olumsuz bir algı olduğunu kabul etti.
Yeni hükümet sisteminin ilk Milli Eğitim Bakanı olan Ziya Selçuk’un MEB’i yeniden şekillendirmek için atacağı adımlar 2019-2023 yıllarını kapsayan Stratejik Plan’da yer aldı. Beş yılda toplam 719 milyar TL harcamayı öngören Bakanlığın dini eğitime desteğinin yeni dönemde de hız kesmeden süreceği bildirildi. MEB’in beş yıllık planında, “Sağlıklı bir din perspektifi sunulması için” imam hatip okullarında eğitim gören öğrencilerin her yönden geliştirilmesi yer aldı.
Dini eğitim veren okulların ders saatini azaltmayı planlayan Bakanlık, imam hatiplerdeki meslek dersleri ile akademik derslerin dengelenmesi için harekete geçecek. İmam hatiplilerin mesleki gelişimlerine yönelik, “Akademik Koçluk” sistemi hayata geçirilecek.
İmam hatip okullarının örgün eğitim içindeki niteliği artırılacak. Öğretim programı ve ders yapısı güncellenen imam hatiplerde verilen yabancı dil eğitimi iyileştirilecek. İmam hatipler ile yükseköğretim kurumları arasında işbirlikleri sağlanacak. MEB’in imam hatiplerdeki kaliteyi artırmak için atacağı adımların toplam maliyeti 2.7 milyar TL olacak.
MESLEKİ EĞİTİMDE ÖZEL SEKTÖR GÜÇLENDİRİLECEK
Mesleki ve teknik eğitim ile hayat boyu öğrenme sistemleri, piyasanın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenecek. Mesleki ve teknik eğitim ile istihdam-üretim ilişkisi güçlendirilecek. Özel sektörün mesleki eğitimde planlama ve uygulanma süreçlerine katkısı daha da kuvvetlendirilecek.
ÖZELLEŞTİRMEYE DESTEK DEVAM EDECEK
Bakanlığın özel okullaşmanın artırılması için teşvikleri, yeni beş yıllık dönemde de devam edecek. Özel sektörün eğitim yatırımlarının desteklenmesi amacıyla yasal düzenlemeler yapılacak. MEB, özel okullarda okuyan öğrenci sayısını artırmaya çalışacak.
KONTENJANLAR TALEPLE UYUMSUZ
MEB’in, Strateji Belgesi’nde itiraf niteliğinde, “Zayıf Yönler” listesi de yer aldı. Eğitim sendikaları ile velilerin ve öğrencilerin tepkisini haklı çıkartan listede, lise okul türü kontenjanlarının öğrenci talepleri ile uyumsuz olduğu belirtildi. Zorunlu eğitimden ayrılmaların önlenmesine ilişkin etkili bir izleme ve önleme mekanizması olmadığını itiraf eden Bakanlık, diğer bazı zayıf yönleri şöyle sıraladı:
♦ Bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere katılımın düşük olması,
♦ Ücretli öğretmen uygulaması,
♦ Kariyer ve liyakata dayalı atama ve görevde yükselme sisteminin istenilen düzeyde olmaması,
♦ Derslik başına düşen öğrenci sayısında bölgesel farklılıklar ve ikili eğitim uygulamalarının olması.
Karma eğitim yasada zorunlu olsa da İstanbul Kadıköy İmam Hatip Ortaokulu’nda fiilen sonlandırıldı. Takkeli eğitim, 303 öğrencinin okuduğu 36 derslikli okulun sosyal medya hesabında paylaşıldı. Okul yönetimi paylaşımında, takkeleri getiren veliye teşekkürlerini sunmayı da ihmal etmedi.
Türkiye’deki imam hatip ortaokullarında din eğitimi alan 713 bin 561 öğrencinin 241 bin 137’si yani her 3 öğrenciden biri İstanbul’daki 279 imam hatip ortaokulunda okuyor. Kadıköy İmam Hatip Ortaokulu ise yasaya aykırı ilginç bir hareket başlattı.
HAREM-SELAMLIK
Sözcü’den Sultan Uçar’ın haberine göre; Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. maddesine göre zorunlu olması gereken karma eğitim bu okulda uygulanmıyor. İstiklal Marşı töreninde dahi kız ve erkek öğrenciler okul bahçesinde harem-selamlık sıralanıyorlar.
Sınıflarda ve laboratuvarlarda da ayrılıyorlar. Okul yönetimi sosyal medya paylaşımlarıyla da karma eğitim yapılmadığı iddialarını doğruluyor. “5-A sınıfı cuma namazına gitmek için hazır bekliyor” diye, perşembe günü bir fotoğraf paylaşıldı.
Sınıfta yalnızca erkek öğrenciler var. Takkeleri takılı olarak, ders işlerken görülüyorlar. İdare takkeleri getirdiğini ileri sürdüğü veliye de teşekkür etmeyi ihmal etmiyor. Öğrenciler, geçen Cuma günü Miraç Kandili’nde götürüldükleri Hasanpaşa Camii’nde ise cami içerisinde takkesiz olarak ders alıyor.
SEVAP PUANI
36 derslikte 303 öğrencinin okuduğu okulda, her öğrenci için bir de “Sevap Puan” kartı dağıtılıyor.
Müdürlüğünü İbrahim Şanlıer’in yaptığı okulda, 1 ay boyunca en çok sevap kazanan öğrenciler çeşitli hediyelerle ödüllendiriliyor
Milli Eğitim Bakanlığı, imam hatip lisesi ve ortaokullarında okuyan öğrencilerin, “Akademik başarıları ve özgüvenlerini geliştirmek” için ezan okuma yarışması düzenleme kararı aldı.
Milli Eğitim Bakanlığı, Anadolu imam hatip liselerinde ve imam hatip ortaokullarında, “Genç Bilaller Ezan Okuma Yarışması” düzenleme kararı aldı. Türkiye genelindeki tüm imam hatip öğrencilerinin katılabileceği yarışma için 10 kent, “Yarışma Merkezi” olarak belirlendi.
Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’ın haberine göre; MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün mesleki yarışmaları kapsamında ilki 2015 yılında düzenlenen, “Genç Bilaller Ezan Okuma Yarışması” için bu yıl da seferberlik ilan edildi. Türkiye genelindeki tüm imam hatip liseleri ve imam hatip ortaokulları, “Yarışmaya gerekli hassasiyetin gösterilmesi” konusunda uyarıldı. Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, yarışmanın öğrencilerin akademik gelişimlerine katkı sağlayacağını savundu.
GENÇ MUHAFIZLAR
İsmi, ezanı ilk okuyan kişi olan Bilal Habeşi’den esinlenerek belirlenen yarışma için okullara bilgilendirme yazısı gönderildi. Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz imzalı yazıda, 2019-2020 eğitim öğretim döneminde gerçekleştirilecek mesleki yarışmalar çerçevesinde ezan okuma yarışmasının yanı sıra, “Genç Sadâ Kuran-ı Kerim’i Güzel Okuma, Genç Muhafızlar Hafızlık” ve “Genç Hatipler Minberde” isimli yarışmaların da düzenleneceği ifade edildi.
KÜLTÜREL GELİŞİME KATKI
2019-2020 eğitim öğretim yılı boyunca düzenlenmesi öngörülen yarışmalar için bir de uygulama kılavuzu hazırlandı. Öğrencilerin, “Sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunmak” amacıyla düzenlenecek yarışmalar için kurullar oluşturuldu. Yarışma kapsamında gerçekleştirilecek bölge ve Türkiye finallerini koordine etmekle görevlendirilen kurullarda, milli eğitim müdür yardımcıları ve okul müdürlerinin yer alacağı bildirildi.
Din adamı yetiştirmek için kurulan ancak fen, sosyal ve Anadolu liseleri programlarını bünyesinde toplayan imam hatip liselerindeki akademik başarısızlığın önlenememesi MEB’i yeniden harekete geçirdi. İmam hatip lisesi öğrencilerinin akademik seviyelerini güçlendirmek amacı ile “Akademik Destek Programı” hazırlandı.
BirGün’ün haberine göre bütçesinin büyük bölümünü Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne aktaran Milli Eğitim Bakanlığı, şimdi de imam hatip liselerinin “eğitim kalitesini yükseltmek” için harekete geçti. Devamsızlık, yılsonu ve üniversite sınavı başarısızlığında diğer okul türlerine göre başı çeken imam hatipler için akademik destek alınması kararlaştırıldı. İmam hatip lisesi öğrencilerinin tercih edecekleri yükseköğretim kurumlarına göre bilimsel yönlerini geliştirmek, fen ve sosyal bilimler alanlarındaki akademik öğrenmelerini iyileştirmek amacıyla yeni bir proje başlatıldı. Akademik Destek Programı adı verilen proje kapsamında, “Yabancı dil, geleneksel ve çağdaş görsel sanatlar, musiki veya spora ilgi duyan öğrencilerin ilgi, istidat ve kabiliyetleri doğrultusunda yetişmelerine imkan tanımak için” Anadolu imam hatip liselerinde program çeşitliliğine gidileceği belirtildi.
SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ
Program dahilinde Anadolu imam hatip liselerine yönelik yapılacak çalışmaların bazıları şöyle sıralandı:
Okullar en az bir üniversite ile işbirliği içinde olacak ve protokol imzalayacak. Etkinliklerin uygulanmasında hedeflenen amaçları gerçekleştirmek için Bakanlık merkez teşkilatı, il-ilçe milli eğitim müdürlükleri, üniversiteler, müftülükler, ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve okul aile birlikleri gibi paydaşlarla işbirliği yapılacak.
Çalışmaları koordine etmek üzere okul müdürünün ya da görevlendireceği bir müdür yardımcısının başkanlığında fen bilimleri alanı ve sosyal bilimleri alanının her biri için bir koordinatör öğretmenin yanı sıra diğer öğretmenlerden oluşan beş kişilik ADEP Yürütme Komisyonu oluşturulacak.
Okullara fen ve sosyal bilimler zümre odası tahsis edilecek. Bu oda, ilgili alan öğretmenleri, koordinatörleri, danışman akademisyenler ve gerektiğinde öğrencilerle çalışmalar yapacak.
EKSİKLERİ AÇIĞA ÇIKARDI
İmam hatip liselerine kuruluş amaçlarına aykırı olarak farklı öğretim programları dahil edilerek öğrencilerin bu okullara yönlendirilmesinin amaçlandığını söyleyen Eğitim Sen Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Bozdoğan, “Akademik destek programı neyi destekliyor?” diye sordu. ADEP’in, imam hatip okullarında verilen eğitimin eksik yanlarını açığa çıkardığını anlatan Bozdoğan, “Bu okul türünün verdiği eğitimin öğrencileri yükseköğretime hazırlamak açısından eksik kalması nedeniyle böylesi bir programa ihtiyaç duyulduğu açıktır” dedi.
“Akademik Destek Programı ile yapılmaya çalışılan, siyasi iktidarın ayrıcalıklı kabul ettiği ve farklı yöntemlerle desteklediği bir okul türünün, tüm çabalara rağmen istenilen sonucu vermemesinin yarattığı sonuçları ortadan kaldırmaya dönüktür. Önceki yıllarda yaşananlar göstermiştir ki ne yapılırsa yapılsın bu okul türlerinin başarısı da bu okul türlerine olan talep de artmamaktadır. Akademik eğitim almak isteyen öğrenciler için fen, sosyal bilimler ve Anadolu liseleri mevcuttur.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Okulların açılmasıyla başlayan yeni eğitim öğretim döneminde herkesin eşit, anadilde eğitim alması gerektiğini kaydeden Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk, başta Alevi çocukları olmak üzere hiçbir çocuğun imam hatiplere zorla gönderilemeyeceğini kaydetti.
HABERİN VİDEOSU
Yeni eğitim öğretim yılının başlaması ile Alevi kurumları, Alevi çocuklarının imam hatip okullarına zorlanmasına, zorunlu din derslerinin dayatılmasına tepki göstererek laik, bilimsel, eşit, demokratik ve anadilde eğitim talebinde bulunmaya devam ediyorlar.
İstanbul Esenyurt’ta yer yer alan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk yeni eğitim öğretim yılına ve kamuoyunda Alevi İmam Hatip Lisesi olarak geçen Hacı Bektaş Anadolu Proje Lisesine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
“EĞİTİM EŞİT, ADİL OLMASI LAZIM”
Alevi çocuklarını imam hatiplere zorlamaları başta Aleviler olmak üzere herkese büyük bir haksızlık olduğunu dile getiren Selçuk, “Eğitimin eşit, adil olması lazım. Öğrencilerin istedikleri okulda okuması lazım. Ama bu tabi yeni bir olay değil yıllardır hazırlıkları yapıldı, alt yapısı oluşturuldu. Özellikle 15-20 senedir sık sık eğitim sisteminde değişiklik yaparak ortamını hazırladılar bunun. Ve öğrencileri imam hatip liselerine doğru zoraki yönlendirme yaptılar. Bu tabi ki bizim kabul etmeyeceğimiz bir durum” diye konuştu.
“İMAM HATİBİN ALİVİSİ DE SÜNNİSİ DE OLMAZ”
Kamuoyunda Alevi İmam Hatip lisesi olarak nitelendirilen İstanbul Halkalı’da Alevi Dedesi yetiştirmek için açılan Hacı Bektaşı Veli Anadolu Proje Lisesine de tepki gösteren Selçuk, “Alevi imam hatip diye söylenmesinin bile Alevilere haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bir kere eğitimin laik olması lazım. Laik eğitimde de imam hatibin Alevisi de olmaz Sünnisi de olmaz. Yöntem olarak doğru bir şey değil. Okul olarak belki iyi bir eğitim verebilir bu farklı bir durum. Ama orada Alevi dedesi yetiştirmek Alevilerin yaşam tarzına müdahale etmek, devletin resmi politikasına uygun insanlar yetiştirip de Alevilerin yaşam tarzını dizayn etmek veya cemevlerinde görevlendirmek gibi fikirler Alevilerin kabul edebileceği şeyler değil. Biz de Erenler Eğitim Kültür Vakfı olarak böyle bir şeyi kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, bu yapılan şey haksızlık” şeklinde konuştu.
PİRHA – Hüseyin Gazi Cemevi Dedesi Hüseyin Öz, İstanbul’da yapılan Alevi imam hatip lisesine dair, “Bu bir başlangıç. Elbette devamı da gelecek. Alevi olmayanlar Aleviliği şekillendirmeye kalkışacaklar” dedi. Öz, Şialaştırma faaliyetlerine dikkat çekti.
Haberin videosu
İstanbul Halkalı’da yapılan Özel statülü Hacı Bektaş Veli Proje Lisesi’ne karşı bir tepki de Hüseyin Gazi Cemevi Dedesi Hüseyin Öz’den geldi. Öz, mezhepler ve dini gruplar temelinde eğitim verilmesinin doğru bir yöntem olmadığının altını çizdi.
Alevi lisesinin açılmasındaki amaçları anlatan Hüseyin Öz, “Amaçlanan Alevi toplumunu Sünnileştirip asimile etmek ve belli bir potada eritmektir. Orada dede yetişecek deniyor ama dedeler ocaklarda yetişir, okullarda değil. Biz tarih boyunca Anadolu topraklarında ocaklarda yetişen dedeleri biliriz.” dedi.
Hüseyin Öz, söz konusu lisenin müfredatını okuduğunu söyleyerek, “Arapça, Kuran, fıkıh vb. Alevilere ters olan, inancımızla pek uyuşmayan eğitim sistemi esas alınıyor” dedi. Öz, aktarımlarını şöyle sürdürdü:
“İRAN’A GİDEN ‘DEDE’NİN EŞİ BANA ELİNİ UZATMADI”
“Buradaki maksat; yıllardan beri Anadolu’da dini gruplar ve cemaatler, arkasına bir takım güçleri alarak Alevi toplumunun içine misyonerler sokmuşlardır. Örneğin bir dedeye rastlamıştım. Eşiyle birlikte gelmişlerdi. Sohbet ettik. Dedenin eşi gayet modern biriydi. Bir süre sonra o dede tekrar talipleriyle geldi. İşte o zaman eşi bana elini uzatmadı. ‘Hayırdır’ diye sordum. ‘Eşim taliplerim dışında kimseye el uzatmaz’ dedi. Üstelik daha vahim olan yanı bu dede Tuncelili. Biraz konuştuktan sonra ‘İran’ın Kum kentinde sekiz yıl kaldım’ dedi. Bende kendisinin dede olamayacağını, misyoner ya da şia demesinin doğru olacağını söyledim.
“ŞİA TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKMEK LAZIM”
İran, geçmişte 12 Eylül’den başlayarak Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bu tür Şia alimleri görevlendirerek Alevileri Şialaştırmak ve dolayısıyla asimile etme hedefi ile hareket etti. Şimdi yapılanlar da böyle bir durum maalesef. İktidarlar da bu yapılanlara yol veriyorlar. Orada açılan okulun devlet desteği olmadan açılması mümkün değil. Orada yetişecek çocuklar da Alevi anlayışı ile değil, devletin eğitim programı ile yetişecekler. Bunlar toplumun içerisine salındıklarında bırakacakları tehlikeye dikkat çekmek lazım.”
“ALEVİLİK İNSANLIĞIN VİCDANIDIR”
Hüseyin Öz, Alevi ailelerine çağrıda bulunarak çocukların, proje okullarında Alevilikten uzaklaşacağını söyleyerek şunları kaydetti:
“Çocuklar o okullarda vicdanını kaybeder. Alevilik insanlığın vicdanıdır. Normal imam hatiplerde ne uygulanıyor ise aşağı yukarı müfredatın bir parçası budur. Alevi bir çocuğun imam hatipte okuyup beyninin yıkanmaması mümkün değil. Ailelerin bu okullardan uzak kalmasını öneriyorum. Alevi adının bu okullarda sadece kullanıldığını düşünüyorum. Çağrım; kesinlikle bu tür şeylere kanmasınlar. Elbette bu bir başlangıç. Devamı da gelecektir. Bu proje tutarsa yalnız İstanbul’la sınırlı kalmaz. Alevi olmayanlar Aleviliği şekillendirmeye kalkışacaklar.”
PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde istemi dışında Alevi öğrencinin imam hatip okuluna kaydedilmesine tepki gösterdi.
İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bir Alevi öğrencinin istemi dışında imam hatip okuluna kaydedilmesine Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu tepki gösterdi.
Kenanoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Alevi çocuklarını imam hatiplere kaydedemezsiniz! İstanbul Arnavutköy ilçesinde istemi dışında imam hatipe kaydı yapılan bir Alevi öğrencimiz kaydının alınması için itiraz dilekçesi vermiş olmasına rağmen gereği yerine getirilmiyor” ifadelerini kullandı.
İMAM HATİPLER ASİMİLASYON YUVASI”
İmam hatiplerin Alevi çocukları için birer asimilasyon yuvası olduğunu belirten Kenanoğlu, “İmam hatipler laikliğin de dinamitidir. Konuyu cemevi başkanımız ve bizler yakından takip ediyoruz. Çocuğumuzu asimilasyon yuvasına terk etmeyeceğiz” dedi.