Etiket: imam hatip

  • İmam hatiplere ilgi yok, Anadolu liseleri tıklım tıklım

    İmam hatiplere ilgi yok, Anadolu liseleri tıklım tıklım

    İmam Hatip okulları 10-14 kişilik sınıflarla yeni döneme başlarken, veliler Anadolu Liseleri’nde yer bulamıyor.

    AKP’nin gerici eğitim politikaları ile teşvik etmeye çalıştığı imam hatip okulları boş kalırken, Anadolu liselerinde ise kontenjan bulunamıyor.

    Cumhuriyet‘ten Figen Atalay‘ın haberine göre, imam hatip liselerinde sınıf mevcutları ortalama 10-14 öğrenci olurken Anadolu liselerinde ise laboratuvarlar bile sınıfa dönüştürüldü, sınıf mevcutları bazı okullarda 50’ye kadar çıktı.

    LABORATUVARLAR SINIFA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

    Eğitim-Sen Bursa Şube Başkanı Derya Şimşek Aksakal, bu ildeki durumu değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:

    “Okullardan edindiğimiz bilgilere göre, adrese dayalı kayıt alan Anadolu liselerinde kayıt kontenjanı artırılmış durumda. Örneğin Nilüfer’de bir Anadolu lisesinin kontenjanı 270’den 570’e, diğerinin kontenjanı ise 460’a çıkarıldı. Bu durumda sınıf mevcutları 43-45’e dayanmış durumda. Ayrıca yine de sınıfların yetmediği okullarda bazı laboratuvarlar bile sınıflara dönmüş durumda. Yıldırım’da bir lise, kontenjanını 180 belirlemişken Milli Eğitim okula 200 öğrenci yerleştirdi ve sınıf mevcutları 40 oldu. Sınıf tekrarına kalan öğrenciler sınıflara dağıtıldığında mevcutlar 46-47’yi buluyor. Bu kadar kalabalık sınıflarda sağlıklı bir eğitim ortamı olmayacağı açıktır. Artan fazla öğrenci kaydının karşılanabilmesi için bazı liselerin tam gün eğitimden ikili eğitime dönüştürüldüğünü biliyoruz.

    Mesleki teknik okullarda kontenjan yaklaşık 16 bin 500 iken yaklaşık 11 bin öğrenci yerleştirildi, yani meslek liselerinin ancak yüzde 65’i doldu. Meslek liselerini cazip hale getirmek için öğrenci başlar başlamaz sigortalı yapılması, staj yaparken ücret ödenmesi, iş garantisinin verilmesine rağmen çok tercih edilmiyor. İmam hatip liselerinin kontenjanını ve yerleşen öğrenci sayıları bilgilerine ulaşamadık. İmam hatip liselerinde sınıf mevcutlarının 10-14 öğrenci olduğunu biliyoruz.”

     

  • YKS sonuçlarına göre: 10 imam hatipliden yalnızca 1’i üniversiteye girebildi

    YKS sonuçlarına göre: 10 imam hatipliden yalnızca 1’i üniversiteye girebildi

    YKS yerleştirme sonuçlarına göre 10 imam hatipliden sadece biri 4 yıllık üniversiteye girebildi. Ayrıca açıköğretim fakültesini en çok tercih edenlerin imam hatipliler olması dikkat çekti.

    Yüzlerce milyon lira harcansa da imam hatip liseleri 2019 üniversite yerleştirmelerinde yine sonda kaldı. 650 bine yakın öğrencinin tercih yapmadığı yerleştirme sürecinde öğrencilerin üniversite, bölüm, devlet, özel ayrımı yapmaksızın yerleşebilmek adına tercih yapması dikkat çekti. Üniversitelerde 2017’de yüzde 76 olan doluluk oranı bu yıl yüzde 91’e yükseldi.

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, 243 bin 380 imam hatip lisesi mezunundan sadece 36 bin 256’sı üniversitelerin lisans bölümlerine yerleşebildi. İmam hatipler için lisans başarı oranı yüzde 14’e geriledi. Okul türleri arasında açıköğretim fakültesini en çok tercih edenlerin imam hatipliler olması da dikkat çekti. 30 bin 821 imam hatipli önlisans, 20 bin 573 imam hatipli de açıköğretime yerleştirildi.

    5 LİSELİDEN 4’Ü DIŞARIDA

    Öğrenim durumuna göre üniversitelere yerleşen adaylar incelendiğinde, lise son sınıfı bu yıl tamamlayarak mezun olan öğrencilerin yerleşmedeki düşüklüğü dikkat çekti. Son sınıfta okurken YKS’ye başvuran 983 bin 701 adaydan sadece 174 bin 945’i lisans bölümlerine yerleşebildi. Liselilerin 105 bini de önlisans bölümlerine yerleşebildi. Önceki yıllarda yerleşememiş 916 bin 601 adaydan da 181 bin 879’u bu yıl üniversite hayaline kavuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevi lisesi cami-cemevi projesinin devamı’-VİDEO

    ‘Alevi lisesi cami-cemevi projesinin devamı’-VİDEO

    PİRHA- Kamuoyunda Alevi İmam Hatip Lisesi olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Anadolu Proje Lisesine tepki gösteren ABF Genel Başkanı ve Kureyşan Ocağı dedelerinden Hüseyin Güzelgül, “Bu okul cami-cemevi projesinin bir devamıdır. Önceden hayata geçirilmeye çalışıldı nihayetinde hayata geçirildi. Ama Aleviliği katletmekten öteye geçemeyecek” dedi. 

    Birçok kişinin Alevi asimilasyon politikası olarak değerlendirdiği Dosteli Yardım Eğitim ve Kültür Vakfı ile Milli Eğitim Bakanlığının ortak projesi olan ve temeli 2015 yılında atılan Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi  yeni eğitim öğretim dönemine hazır.

    Alevi kamuoyunda Alevi İmam Hatip Lisesi olarak da bilenen lise ile ilgili tartışmalar ve liseye tepkiler de devam ediyor. Konuya ilişkin Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı ve Kureyşan Ocağı dedelerinden Hüseyin Güzelgül Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “BU OKUL BİR ASİMİLASYON POLİTİKASIDIR”

    Alevilerin Osmanlı devletinden günümüze kadar birçok asimilasyon politikaları ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Güzelgül, Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesinin köklü tarihi olan bir asimilasyon politikasının devamı olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Osmanlı döneminde Hristiyan ve Ermeni çocuklarını devşirmeyle yok etmeye çalıştıkları gibi 2. Abdulhamit döneminde Alevileri de buna kattılar. Yavuz, Kanuni ve 2. Mahmut döneminde de bizim dergahlarımıza farklı tarikatlardan kayyumlar atadılar. Bu da tutmayınca bu sefer 2. Abdülhamit döneminde Alevilerden dedelik yapacak 2 tane çocuk aldılar ve medrese de eğitim verdiler. Birisine kendi zihniyetlerinde eğitim vererek tekrar köyüne gönderdiler diğerini ise farklı bir yere göndererek asimilasyona devam ettiler. Bu okulda asimilasyon çalışmalarının devamı. Devşirme yani sözde Alevileri yanlarına alarak asimilasyon politikalarını sürdürüyorlar. Ayrıca bu okulda Alevilik inancını İslami ansiklopedilere göre anlatıyorlar.

    “ALEVİLİĞİ KATLETMEKTEN ÖTEYE GEÇMEYECEK”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi gibi okullarda eğitim gören çocukların cemevlerinde dedelik yapamayacağına ve yol erkan yürütemeyeceğine dikkat çeken Güzelgül, “Dedeler sadece ocakta yetişir, piri mürşidi rehberi tarafından pişirilir ancak ondan sonra dedelik sıfatına nail olanlar dede olabilir” dedi. Bu okulun cami-cemevi projesinin devamı olduğunu söyleyen Güzelgül, “Önceden hayata geçirilmeye çalışıldı nihayetinde hayata geçirildi. Ama Aleviliği katletmekten öteye geçemeyecek” diye ekledi. Alevi toplumunun bu konu da bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Güzelgül, çocukların gönderilip o zihniyetin fikirleriyle donatılmasını hem Alevi dedeleri hem Alevi kurumları olarak kabul görmediklerini belirtti.

    “CEMEVLERİMİZE  SAYGI İSTİYORUZ”

    Okullarda cami ve cemevlerinin yapılmasını istemediğini ve karşı olduğunu kaydeden Güzelgül, laik, bilimsel, demokratik eğitimin verilmesi gerektiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Zorunlu din dersleri vardı ancak artık eğitim gittikçe dincileşiyor, gerileşiyor, şeriatlaşıyor. Bu da insanlığa karşı hakarettir. Bütün okullar imam hatiplere çevrildi. Türkiye’de ayrımcı, ırkçı, tarikatçı bir eğitim sistemi var. Bir an önce bundan vazgeçilmeli. Kim nasıl inanıyorsa öyle inansın biz kiliseye de havraya da sinagoga da camiye de saygılıyız cemevlerimize de saygı istiyoruz. Asimilasyon oyunlarına gelmeyin, alet olmayın Aleviliği özünden koparmayın.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • ADFE Başkanı’ndan Alevi imam hatip tepkisi: Fetö tarzı bir okul

    ADFE Başkanı’ndan Alevi imam hatip tepkisi: Fetö tarzı bir okul

    PİRHA- Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı  Celal Fırat, eğitim alanında imam hatip okullarının artmasına, FETÖ gibi cemaatlerin yıllardır okullarda taht kurmasına ve yeni açılan Alevi imam hatip lisesi olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine tepki gösterdi.

    Süzer Holding’in sahibi Mustafa Süzer ve Sakine Tükek’in finansörlüğünü yaptığı Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ile AKP hükümeti yöneticilerinin birlikte temelini attıkları Alevi İmam Hatip Lisesi olarak da adlandırılan Özel Statülü Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi’ne yönelik Alevi kurumlarından tepkiler gelmeye devam ediyor.

    ADFE Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal Fırat eğitim alanında artan imam hatip liselerine ve Alevi imam hatip lisesi olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Din, inanç, kültür ve toplumların tüm farklılıklarına hatta özgürlüklerine ‘ılıman projelerle’ giren her türlü cemaat, grup ve örgütlerin kendi siyasi iktidarlarını inşa ettiğine ve yeni bir rejim kurmanın hayaliyle çalıştıklarına dikkat çeken Fırat, “Bu projelerde her şey özünü yitirir. Kiliseden bozma camii, camiden bozma cemevi, cemevinden bozma camii olduğu gibi. Bireylerde de durum değişmez kendini ne tam Sünni, ne tam Şii ne tam Alevi gibi hissetmeyen bir toplum hedeflenir. İyi niyetli, başarılı, masum insanların akıllarıyla, vicdanlarıyla oynayıp kendi ideolojik planlarına alet eden, kendine bağımlı köle bir toplum yaratıp yargıya, emniyete ve devletin kritik kadrolarına sızan sonunda devleti ele geçiren FETÖ de bu örneklerden biridir” diye konuştu.

    “ALEVİLER BU OKULA ÇOCUKLARINI GÖNDERMEYECEKTİR”

    Fırat, FETÖ örgütünün kuruluş temelinde ‘eğitim’ ve ‘çocuklar’ olduğunu, Anadolu’nun yoksul, zeki çocuklarını devşirip tek tipleştirerek ve toplumun dokusuyla oynayarak biat eden köle bir toplum yarattıklarını belirtti.

    Alevilerin FETÖ gibi ‘istismarcı’ bu örgütlerle yıllarca mücadele ettiğini dile getiren Fırat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İstanbul’un göbeğinde açılan Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Proje Lisesi de Alevi görünen iştirakçi işbirlikçiler tarafından kurulmuş bir Alevi İmam Hatip Lisesidir. ‘Alevi çocuklarına ahlakı, edebi ve temizliği öğreteceğiz’ diye demeçlerde bulunan bu okulun kurucularının sloganı aynen şöyle: Bu Okul Herkese İyi Gelecek. Tam da FETÖ tarzı herkese iyi görünüp, herkesi birbirine karıştırıp yeni bir nesil amaçlamaktadırlar. Aleviler bu özel statülü okula çocuklarını yollamayacaktır tıpkı  FETÖ okullarına yollamadıkları gibi. Çünkü fetih anlayışı olan bu proje okulu, sosyal örgütlemede ve eğitimde akıl ve bilimi yok edecektir. Eğitime ideolojik kadrolarla girip, ‘Birileri gelsin, birileri gitsin, ya da birileri yok olsun’ anlayışına hizmet edecek yeni ‘FETÖ’ örgütleri yaratacaktır.”

    “ILIMLI ALEVİ PROJELERİNE TAVRIMIZ NET OLACAKTIR”

    Dini ve inancı ideolojiye alet eden, insanları kendi fikirleri ve düşünceleriyle koşullandıran FETÖ ve onun devamı olan ‘ılımlı Alevi projelerine’ karşı tavrımız net olacaktır” diyen Fırat, “Bizler, ‘herkese iyi gelecek’ bir okul değil herkesin farklılıkları ile özgürleşeceği sevgide buluşacağı laik ve bilimsel eğitimden yanayız” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da Anadolu liseleri azaldı İmam hatip liseleri arttı

    İstanbul’da Anadolu liseleri azaldı İmam hatip liseleri arttı

    İstanbul’da bulunan 801 lisenin yüzde 24.5’i imam hatip. 4 ilçede Anadolu liseli bulunmuyor ve Fen lisesi sadece 12 tane. 2017-2018 eğitim öğretim yılında Anadolu lisesi 118 azalırken imam hatipler 153 arttı.

    Önder İmam Hatipliler Derneği’nin, imam hatiplerle ilgili değerlendirme toplantısına katılan Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, “Çok fazla imam hatip var” algısının doğru olmadığını savundu. Yılmaz, bu oranın yüzde 13,57’ye yükseldiğini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ise 2017-2018 eğitim öğretim yılında Anadolu lisesi sayısı yurt genelinde 118 azalırken imam hatip lisesi sayısı ise 153 arttı.

    İstanbul’da ise imam hatip liselerinin oranı artışı ortaya koydu. İstanbul’da bulunan 801 lisenin yüzde 24.5’i imam hatip. İl genelinde toplam 197 imam hatip lisesi bulunuyor. Bu liselerin 70’i nitelikli okul listesine girdi. Anadolu lisesi sayısı ise 260. Anadolu liselerinin 72’si sınavla bu yıl öğrenci alacak. Mesleki ve teknik Anadolu lisesi sayısı 261 iken bu okullardan 115’i bu yıl sınavla öğrenci alımı yapacak.

    SINAVLA ÖĞRENCİ ALAN LİSELER

    Ortaöğretim Kurumları tercihleri için dün sona erdi. İstanbul’da 4 ilçede sınavla öğrenci alan Anadolu lisesi bulunmazken il genelinde de sayıları oldukça düşük. Sınavla girecek okullarda başı imam hatiplerle birlikte veliler tarafından az talep gören meslek liseleri çekiyor. Sınavla öğrenci alan meslek lisesinin en çok bulunduğu ilçe ise Pendik. Pendik’te 8 mesleki ve teknik lise sınavla öğrenci alıyor. Bahçelievler, Küçükcekmece ve Üsküdar’da ise 7’şer tane sınavla öğrenci alan meslek lisesi bulunuyor.

    İMAM HATİP HER YERDE

    Velilerin en az tercih ettiği ve iktidarın sürekli teşvik ettiği imam hatiplerde sınavla öğrenci alan okulların sayısı 70. İstanbul’da sınavla öğrenci alan imam hatip sadece Çatalca’da bulunmuyor. En çok imam hatip bulunan ilçeler arasında laik kesimin oldukça yoğun yaşadığı Kadıköy’ün bulunması da dikkat çekti. Kadıköy, Pendik ve Üsküdar’da 6’şar imam hatip sınavla öğrenci alıyor.

    4 İLÇEDE ANADOLU LİSESİ YOK

    Velilerin en çok tercih ettiği liselerden olan Anadolu liselerinin sayısı ise neredeyse imam hatiplerle aynı. İstanbul’da sınavla öğrenci alan 72 Anadolu lisesi bulunuyor. Öte yandan Çekmeköy, Esenler, Sancaktepe ve Şile’de ise hiçbir Anadolu lisesi sınavla öğrenci almıyor.

    SADECE 12 FEN LİSESİ VAR

    Velilerin ve öğrencilerin en çok tercih ettiği fen lisesi sayısı ise oldukça düşük. İstanbul’da sınavla öğrenci alan fen lisesi sayısı yalnızca 12. 39 ilçenin 28’inde hiç fen lisesi yok. Fen lisesi yalnızca Bağcılar, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Fatih, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Silivri, Şile ve Üsküdar’da bulunuyor.

    Bu liseler dışında İstanbul’da 3 sosyal bilimler lisesi ve iki çok programlı lise de sınavla öğrenci alıyor. (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen: Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı

    Eğitim-Sen: Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı

    PİRHA – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 2018-2019 eğitim öğretim yılını 2326 öğretmenin yanıtladığı anket soruları doğrultusunda değerlendirdi. “Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %77’si “evet” yanıtını verdi.

     2018-2019 eğitim öğretim yılı yine yoğun tartışmaların gölgesinde sonlandı. Eğitim-Sen, “Bakan Ziya Selçuk tarafından yürütülen değişim algısı ve sorunlara çözüm üretileceği beklentisi çöktü” diyerek tüm yılın değerlendirmesini 2326 öğretmene yönelttiği sorular doğrultusunda yaptı.

    ÖĞRETMENLER EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI BAŞARILI BULMADI

    Eğitim-Sen, anket çalışması doğrultusunda öğretmenlerin %48’i, yani 1105 öğretmenin “2018-2019 eğitim öğretim yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “başarısız” yanıtını verdiğini aktardı. Aynı soruya “başarılı” yanıtını verenlerin oranı ise 21 kişiyle sınırlı kaldı.

    İMAM HATİP VE ÖZEL OKULLARA TEŞVİK ARTIYOR

    Raporda 4+4+4 sistemiyle birlikte AKP ve MEB’in hızla özel okulları teşvik ettiğine, devlet okullarını ise imam hatipler ve meslek liselerinin ağırlık kazanacağı şekilde dönüştürdüğüne vurgu yapıldı.

    Özel okullara yönelik talepte ciddi artışların olduğuna dikkat çekilerek “Bu durumun en yakından tanığı olan öğretmenlere ‘Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?’ sorusunu yönelttiğimizde ankete katılanların sadece % 10’u ‘hayır’ yanıtını vermektedir. Bu soruya öğretmenlerin %77’si (1790 kişi) ‘evet’ yanıtını verirken, %12’si ‘kısmen’ yanıtı vermeyi tercih etti.

    MEB’in ısrarla eğitim sistemindeki sorunun kaynağı olarak ilan ettiği öğretmenlerin böylesine güçlü biçimde eğitim sistemini eleştiriyor oluşu, asıl sorunun yıllardır sistematik biçimde izlenen eğitim politikalarındaki tercihlerde yattığını açıkça gösteriyor” dedi.

    Eğitim-Sen raporunda, AKP’nin temel politika metinlerinde yer alan birçok değişikliğin Bakan Ziya Selçuk tarafından ‘cilalanarak’ kamuoyuna pazarlandığı da ifade edilerek şöyle devam edildi:

    “Her defasında dile getirdiğimiz üzere, eğitim politikaları belirlenirken öğretmenlerin ve öğrencilerin düşünceleri yok sayılmaktadır. Bu durumun en önemli sonucu MEB’in politikalarının gerçekliğini yitirmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. ‘MEB’in sorunları çözmek için ürettiği politikaların gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusuna öğretmenlerin %78’i (1810 kişi) ‘hayır’ derken, ‘kısmen’ yanıtını verenlerin oranı %18 (420 kişi) olarak karşımıza çıkmakta. Öğretmenlerin sadece %3’ünün (70 kişi) bu soruya ‘evet’ yanıtını vermesi, öğretmenler nezdinde eğitim politikalarının gerçekçi görülmediğini göstermektedir.”

    “ÖĞRETMENLER HAK, EŞİTLİK, ADALET VE DEMOKRASİ İSTİYOR”

    Raporda öğretmenlerin iş yaşamındaki memnuniyetinin de altı çizildi. Son iki seçimin temel vaatleri arasında yer alan 3600 ek gösterge, sözleşmeli, ücretli, kadrolu adı altında çalışanların olduğuna işaret edilerek “AKP ve MEB, havuç-sopa taktiğinden vazgeçmedi. Öğretmenlere yöneltilen ‘Sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle eşit haklara sahip olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusu  %88 oranında (2056 kişi) ‘hayır’ yanıtı alırken, ankete katılanların sadece %7’si (157 kişi) bu soruya ‘evet’ yanıtı verdi” denildi.

    ÖĞRETMENLER MÜLAKAT SİSTEMİNE “HAYIR” DEDİ

    Eğitim-Sen anketinde en fazla “hayır” yanıtını alan ikinci konu başlığı ise “mülakat” sistemi oldu. Bu uygulamayla liyakat ilkesinin ortadan kaldırıldığını savunulurken “kadrolaşmanın en önemli aracı haline getirilen ve yeni rejim için ‘makbul görülen’ öğretmen inşasında temel rol oynayan mülakat sistemi, öğretmenlerin %94’ü (2194 kişi) tarafından onaylanmıyor. ‘Mülak’ sorusuna öğretmenlerin sadece %3’ü (68 kişi) ‘evet’ derken, %2’si (58 kişi) ‘kısmen’ yanıtını vermeyi tercih ediyor” denildi.

    CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANDIĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

    Eğitimde cinsiyetçi bakış açısı’ başlığı da öğretmenlerin gündeminde olan bir diğer konu başlığı oldu. Öğretmenler “Eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünüyor musunuz?” sorusuna %75’lik kesim (1739 kişi) “hayır” yanıtını verirken, %9’u (199 kişi) “evet”, %15’i (350 kişi) “kısmen” ve %2’si (38 kişi) de “fikrim yok” yanıtını verdi.

    PİRHA / ANKARA

  • MEB’den ilkokul öğretmenlerine: Çocukları imam hatibe yönlendirin

    MEB’den ilkokul öğretmenlerine: Çocukları imam hatibe yönlendirin

    Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerin imam hatiplere yönlendirilmesi için ilkokul öğretmenlerini ikna çabası başlattı. Adana’da tüm 4. sınıf öğretmenlerinin resmi talimatla ‘zorunlu’ imam hatip tanıtım toplantısına çağrıldığı ortaya çıktı.

    İmam hatip okulları için beklediği ilgiyi bulamayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), çareyi erken yönlendirmede buldu. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) birçok ilde öğrencilerin imam hatiplere yönlendirilmesi gerekçesiyle ilkokul öğretmenlerini ikna çabası başlattı.

    Türkiye’nin dört bir yanında başlatılan tanıtım toplantılarına Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün talimatı gerekçe gösterildi.

    Adana’nın Yüreğir ilçesinde bütün ilkokullarda 4. sınıfı okutan öğretmenlerin bugün düzenlenecek toplantıya katılması talimatı verildi. Kaymakamlığın “olur”u ile Ramazanoğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek imam hatip ortaokullarının tanıtım toplantısına katılım zorunlu kılındı.

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, öğretmenlerin imam hatip toplantısına gittiğinde çocukların ne olacağına ilişkin bir öneri yapmayan ilçe milli eğitim müdürlüğü, toplantıya katılacak öğretmenlerin görevli izinli sayılmasını kararlaştırdı. Resmi yazıda, “Müdürlüğünüzce ilgili öğretmenlere gerekli tebligatın yapılarak toplantının yerinde ve saatinde herhangi bir aksaklığa meydan vermeden hazır bulunmalarının sağlanması hususunda, bilgilerinizi ve gereğini rica ederim” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Anadolu liselerinde ‘imam hatip’ modeli uygulanacak

    Anadolu liselerinde ‘imam hatip’ modeli uygulanacak

    Kuruluş amacı Yükseköğretime öğrenci hazırlamak olan Anadolu liselerinde okutulacak ders kitapları ile ders içerikleri, imam hatiplerin ve meslek liselerinin ders kitapları ve ders içerikleriyle aynı oldu.

    AKP, eğitimde gericileşme politikaları kapsamında gözünü liselere dikerken; Anadolu liselerinde ‘proje okul’ uygulamasının ardından şimdi de okutulacak kitaplara ‘el attı’. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2019-2020 eğitim yılında kullanılacak ders kitaplarının seçilmesi ve MEBSİS Kitap Modülü’ne işlenmesi yönünde İl Milli Eğitim Müdürlüklerine talimat verdi. Bakanlığın, son yayımlanan Tebliğler Dergisi’nden duyurduğu kitap listesi birçok soru işaretine yol açtı.

    ANADOLU LİSELERİNİN DİĞER LİSELERDEN FARKI KALMADI

    MEB, fen liselerinde okutulacak sayısal dersler için tamamıyla ayrı program ve ders kitabı kullanılmasını öngörürken Anadolu liselerinin sayısal derslerinde yapılan değişiklikler dikkat çekti. MEB’in önceki gün yayınladığı ders kitapları listesi, Talim ve Terbiye Kurulu’nun ilan ettiği haftalık ders çizelgeleri ve öğretim programlarına göre belirlendi. Kuruluş amacı yükseköğretime öğrenci hazırlamak olan Anadolu liselerinde okutulacak ders kitapları ile ders içerikleri, imam hatiplerin ve meslek liselerinin ders kitapları ve ders içerikleriyle aynı oldu.

    Listeye göre, öğrencilerin büyük bölümünün tercih ettiği Anadolu liselerini diğer okul türlerinden ayıran farklı bir özellik kalmadı. Sayısal derslerde fen liseleri için bütünüyle ayrı program ve ders kitapları belirleyen bakanlık, Anadolu ve sosyal bilimler liseleri de dahil olmak üzere diğer tüm okul türlerini aynı kefeye koydu. Bu karar ile Anadolu liseleri kuruluş zeminlerinin dışına taşındı.

    KİTAPLAR KULLANILAMAZ HALE GELECEK

    Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, “Önümüzdeki öğretim yılında ders sayıları ve saatleri azaltılacak” açıklamasına rağmen, 2019-2020 eğitim öğretim yılında okutulacak kitap sayısı önceki yıllarla aynı kaldı. Bakanlığın bu kararı, ders saatleri ve öğretim programlarında yapılacak olası bir değişiklik, çok sayıda kitabı kullanılamaz hale getirerek büyük bir israfa kapı aralayacak.

    “HERKES İHTİYACI KADAR İNGİLİZCE ÖĞRENECEK”

    Ders kitapları listesinde dikkati çeken bir diğer nokta ise hazırlık sınıfı bulunan Anadolu ve sosyal bilimler liselerine ilişkin alınan karar oldu. Listede her iki okul türünün 11 ve 12’nci sınıfları için İngilizce ders kitabı yer almadı. Listenin yeni şekli 11 ve 12’nci sınıflarda İngilizce dersi okutulmayacağı kuşkularına yol açarken akıllara Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un, “Herkes ihtiyacı kadar İngilizce öğrenecek” sözünü getirdi.

    DERS KİTAPLARI ÖĞRENCİ VE VELİLERDE KAYGIYI ARTIRDI

    Ders kitapları listesinin veliler ve öğrencilerde kaygıyı artırdığını söyleyen Eğitim-Sen Genel Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, “MEB, eğitimin kamusal olduğunu dikkate alarak tüm unsurları beraber planlamalıdır. Öğretim programlarının ve ders kitaplarının belirlenmesinde titiz davranmalı ve tüm tercihlerinde öğrencilerin gereksinimlerini bilimsel zeminlerde gidermeyi esas almalıdır” dedi. Anadolu lisesi öğretim programının imam hatip ve meslek liselerinin öğretim programlarıyla aynılaşmasının bu okul türünü kimliksizleştireceğini ifade eden Bozdoğan, ‘Vizyon Belgesi’nde Anadolu liselerinden hiç söz edilmediğini de anımsattı.

    YABANCI DİL ZORUNLULUK OLMAKTAN ÇIKMAKTA

    Bozdoğan, önceki yıllarda yabancı dil öğretim programlarında yapılan değişikliklerle MEB tarafından satın alınan ya da bastırılan çok sayıda kitabın kullanılamadan geri dönüşüme yollandığını vurgulayarak “Benzer bir durumun yaşanma olasılığını güçlü gördüğümüz için şimdiden MEB yönetimini uyarmak gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

    Anadolu ve sosyal bilimler liselerinin 11-12’nci sınıfları için İngilizce kitabına listede yer verilmemesini de eleştiren Bozdoğan, “İngilizce dersinin yazılı ve sözlü bir iletişim aracı olarak kullanılabilmesi, bunun kalıcı bir davranışa dönüşebilmesi için eğitime ara verilmemesi gerekmektedir. Ancak MEB yönetimi sadece ‘ihtiyacı olanların, ihtiyacı kadar’ yabancı dil eğitimi alması görüşüne sahip olduğu için, kamu okullarında eğitim alan öğrenciler için yabancı dil eğitimi zorunluluk olmaktan çıkmaktadır. Bu yaklaşımın tamamen sınıfsal olduğunu ifade etmek gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Eğitim-Sen’den yarıyıl raporu: Özel okullar artıyor, sorunlar derinleşiyor

    Eğitim-Sen’den yarıyıl raporu: Özel okullar artıyor, sorunlar derinleşiyor

    Eğitim Sen’in 2018-2019 birinci yarıyıl değerlendirmesinde “AKP’nin eğitim politikalarının sonucunda özel okullar artıyor” deniliyor.  

    Eğitim Sen tarafından yayımlanan  “2018-2019 Eğitim ve Öğretim yılı I. Yarıyıl Değerlendirmesi” adlı rapor eğitimdeki sorunları ortaya koydu. AKP’nin eğitim politikaları sonucunda özel okul sayısı artarken, 4+4+4 sistemi sonrası ortalama eğitim 7,5 yılda kaldı.

    Eğitim Sen yayımladığı “2018-2019 Eğitim ve Öğretim yılı I. Yarıyıl Değerlendirmesi” adlı raporla eğitimdeki sıkıntılara dikkat çekti. Siyasi iktidarın temsilcileri ve MEB bürokratlarının “İşlerin iyi gittiği” yönünde bir algı yaratmaya çalışıldığının belirtildiği raporda; eğitimin özelleştirilmesi,karma eğitim karşıtı uygulamalar, okullarda öğrenciler arasında ve öğretmenlere yönelik şiddetin sürmesi ve ataması yapılmayan öğretmenler sorunu gibi çok sayıda sorunun bu eğitim ve öğretim yılında da öne çıktığı belirtildi.

    TEMEL SORUNLAR İKTİDAR TARAFINDAN DERİNLEŞTİRİLİYOR

    4+4+4 sistemi sonrasında ortalama eğitimin 7,5 yılda kaldığını vurgulayan rapor, MEB verilene göre her dört okuldan birinin ikili eğitim yaptığı, okulların yüzde 87’sinde spor salonu, yüzde 62’sinde çok amaçlı salon, yüzde 61’inde ise kütüphane olmadığını ortaya koydu. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunların iktidar tarafından derinleştirildiğini aktaran raporda “2018 yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilmesine karşın çocuk işçiliğini denetleme konusunda etkili bir politika yürütülmediği açıkça görülmektedir” denildi. OECD tarafından yayımlanan “Bir Bakışta Eğitim 2018 Raporu”na da değinen raporda, Türkiye’nin öğrenci başına ilkokuldan yükseköğretime kadar 4 bin 652 dolar ile eğitime yapılan harcama oranı olarak OECD’de eğitime en az harcama yapan ikinci ülke olduğu belirtildi.

    4+4+4 SONRASINDA ÖZEL OKUL SAYISI ARTTI

    Rapora göre, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının ilk yarısında resmi 2 bin 577 anaokuluna karşın özel anaokulu sayısı 3 bin 596, resmi 2 bin 582 Anadolu lisesine karşın 2 bin 606 özel genel lise var. Eğitimin özelleştirilmesi politikaları sonucunda organize sanayi bölgelerine yakın alanlarda açılan  ve her öğrenci için okullara 4 bin 630 TL’den başlayarak, alanlara göre 6 bin 420 TL’ye kadar eğitim ve öğretim desteği verilen 420 Özel Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinde  53 bin 595 öğrenci okuyor. “2003 yılında özel okulların resmi okullara oranı yüzde 2 iken, bugün bu oran yüzde 25’e çıkarak tüm zamanların rekoru kırılmıştır” denilen raporda, 4+4+4 düzenlemesinden sonra özel okulöncesi eğitim kurumlarında öğrencisi sayısının yüzde 53 artışla 236 bin 355; özel ilkokullarda öğrenci sayısı yüzde 40 artışla 233 bin 740’a; özel ortaokulda öğrenci sayısı yüzde 96 artışla 321 bin 779’a ve özel liselerde okuyan öğrenci sayısı yüzde 305 artışla 559 bin 838 sayısına ulaştığı belirtildi.

    15 TEMMUZ’DAN DERS ALINMADI

    Milli Eğitim Bakanlığının okullaşma politikasını siyasi gereksimin ve hedeflere göre oluşturulduğuna vurgu yapılan raporda, “İmam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı, Milli Eğitim Bakanlığının üstün gayretleri ve devletin bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda 2018 itibariyle 1 milyon 350 bin 611’e çıkarıldı” denildi. MEB’in Diyanet İşleri Başkanlığı, İl müftülükleri ve çeşitli dini cemaatlerin uzantısı olan vakıf ve derneklerle yapılan protokollerin her geçen gün arttığına dikkat çeken rapor,  MEB ile Server Gençlik ve Spor Kulübü arasında imzalanan protokol kapsamında  pedagojik olarak sakıncalı olmasına rağmen, 6-13 yaş arası çocukların beş vakit namaz kılmak için camiye götürüleceğini hatırlattı. Raporda, “15 Temmuz darbe girişiminden hiçbir ders çıkarmayan iktidar ve MEB, aynı yanlışı tekrarlamayı sürdürmekte, eğitim kurumları başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanları Diyanet’in, dini vakıf ve derneklerin faaliyet alanı haline getirilmektedir” denildi.

    ÖĞRETMENLERİN SORUNLARI BİTMEDİ AKSİNE DERİNLEŞTİ

    Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nin temel hedefleri arasında yer alan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ hazırlıkları geçtiğimiz aylarda başlanmasına rağmen Talim ve Terbiye Kurulu tarafından hazırlanan ön metinin özlük haklarını geriye götüren, iş güvencesini tartışmaya açan, performans ve rekabet üzerinden emeği değersizleştiren bir anlayışla hazırlandığı ifade edildi. 17 yıl içinde KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece 16’sı öğretmen olarak atandığını belirten rapor, ataması yapılmayan öğretmenler sorunun artarak devam ettiğini belirtti. Ayrıca raporda eğitim emekçilerinin satın alma gücünün de enflasyon artışı nedeniyle belirgin bir şekilde düştüğü kaydedildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Karataş: Çocukluğumdan beri Aleviliğe yakınım, cemlere katılıyorum-VİDEO

    Karataş: Çocukluğumdan beri Aleviliğe yakınım, cemlere katılıyorum-VİDEO

    PİRHA – Emekli öğretmen Süleyman Karataş, devlet eli ile her yerde cami yapılmasına ve okulların imam hatip liselerine dönüştürülmesine tepki gösterdi.  Karataş, “Ben bir ilçeye gittim bir yerde, 30-40 tane cami var, 1 tane cemevi yok. Niye cemevi olmasın? Cemevlerinin de çoğalmasını ve statü kazanmasını istiyorum” dedi. 

    Isparta Gönen Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi’nde karşılaştığımız emekli öğretmen Süleyman Karataş, Türkiye’de Aleviler’in uğradığı ayrımcılığa ve eğitimdeki gericileşmeye ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Emekli öğretmen Süleyman Karataş Sünni kökenli bir vatandaş olarak cemlere gelip katıldığını Alevilerin toplumun aydınlık yüzü olduğunu söyledi.

    Karataş, Alevilerin Türkiye’de ayrımcılığa maruz kaldığını, her yerde camilerin yapıldığını, imamlara maaş verildiğini ancak cemevlerinin desteklenmediğini ve yasal statüye kavuşturulmadığını hatırlatarak tepki gösterdi.

    Serik Yörüklerinden olduğunu belirten Karataş,  “Yörüklere Alevileri çok yakın gördüm. Fikirlerime uyuyorlar. Bütün öğretmenlik yıllarımda demokrasiyi, laikliği, Cumhuriyeti öğrencilerime öğrettim ve bizim o zaman çalışmalarımıza bakıyorum da şimdi biraz zayıflamış durumda. Bunun daha da kuvvetlenerek ilerlemesini isterdim” diye konuştu.

    “ALEVİLER ASİMİLE OLMAMAK İÇİN DAĞLARA YERLEŞMİŞ”

    Sünni inancına mensup olmasına rağmen cemevlerine gittiğini ve cemlere katıldığını dile getiren Karataş şunları ifade etti:

    “Aleviler eskiden asimilasyondan korkarak dağlara kaçmışlar. Kereste biçerlerdi. Bizim köye de geldiler, barakadan evler yaptılar. 10-15 sene, çocukluğumda onlarla beraber yaşadık. Bizden yiyecek içecek alırlardı, biz para almazdık, her türlü yardımda bulunurduk. Orada ben bir yakınlık hissettim. Onların bize uyduğunu, bizimle kültürel yönden çok yakın olduklarını anladım. Ondan sonra devamlı takip ettim. Nerede Alevi varsa arkadaş oldum ve çok Alevi arkadaşım var.”

    “SÜNNİ İNANCINA MENSUBUM AMA CEMLERE SÜREKLİ KATILIRIM”

    Sünni inancına mensup olmasına rağmen sürekli cemlere katıldığını belirten Karataş, “Ben insan odaklı düşünürüm. Dünyada şuymuş, buymuş bu kökenli şu kökenli önemli değil. Benim için dürüst olsun, insan olsun yani büyük liderlerin, dedelerin dediği gibi “Eline, beline, diline sahip ol” demişler. Bunlar benim doktrinim” şeklinde konuştu.

    “DEVLET CEMEVLERİNE DE YARDIM ETMELİ”

    Alevileri ve Aleviliği dürüst, demokrat, cumhuriyetçi, doğayı seven, yurtsever, vatansever, insan odaklı düşünen kişiler olarak algıladığını kaydeden Karataş, Türkiye’de Alevilerin ve Aleviliğin uğradığı ayrımcılığı şöyle ifade etti:

    “Ben bir ilçeye gittim bir yerde, 30-40 tane cami var, 1 tane cemevi yok. Niye cemevi olmasın? Yani 10 tane cami varsa hiç olmazsa 2 tane de cemevi yap. Ya da 1 tane yap. Yani burada bir ayrıcalık, ayrımcılık görüyorum. Cemevlerinin de çoğalmasını ve statü kazanmasını istiyorum. Devlet cemevlerine de yatırım yapsın, cemevlerine de yardım etsin. Sadece bir tarafı kuvvetlendirip öbür tarafı çökertirsen ülkenin omurgası kayar yani ülkenin dengesi bozulur. Her iki tarafı da dengelemek gerekiyor. Sen şimdi imamına maaş veriyorsun, imamına cami yapıyorsun, imamın bütün köyde her türlü vaazı okuyor, tek taraflı halkı yönlendiriyor, bir de öbür tarafı dinleyelim. Bir de cemevi açılsın, bir de cemevinde konuşulsun, halk onu da dinlesin, iki tarafı da dinlesin, hangisi doğruysa orayı tercih etsin.”

    “HER TOPLUMA AYNI MESAFEDE YAKLAŞMAK LAZIM”

    Alevi çocuklarına zorunlu din derslerinin dayatılmasına ve ülkede artan imam hatip liselerine tepki gösteren Karataş, şunları kaydetti:

    “Şimdi çok imam hatip açıldı. Ondan sonra okulların çoğuna müdür olarak imam hatip mezunları atandı. Bu da yanlış. O zaman tek taraflı, din odaklı bir eğitim ve kutuplaştırma oluşuyor. Ancak başka tarafların, başka grupların da liderlerini toplayıp bir araya getirip konuşup onların da istekleri nedir, ne değildir, onlara da cevap verilse daha iyi olur. Yani halkı kutuplaştırmanın anlamı yok. Çok kutuplaşma oluyor. Her topluma aynı mesafede yaklaşmak lazım. Benim görüşüm bu.”

    “CEMEVİNE DE DESTEK OLUNSA MEMLEKETTE BARIŞ OLUR”

    Birçok ülke gezdiğini ve gezdiği ülkelerde devletin inançlara yaklaşımının Türkiye’den çok farklı olduğuna dikkat çeken Karataş, şunları dile getirdi:

    Ben Avrupa’yı da dolaştım, yurtdışını da gezdim. Papa kendi bütçesini kendisi ayarlıyor, kendisi idare ediyor. Ama bizde bütçe devletten, imamın geliri gideri devletten olunca kimin davulunu çalacak? Yöneticisinin, devletin davulunu çalacak. Ama o zaman ne oluyor? Güçlü duruma geçiyor. Neden güçlü duruma geçiyor? Ekonomik yönden destek var. Cemevlerine de ekonomik yönden destek olsa, hiç olmazsa memlekette barış olur, bir sükunet olur, kutuplaşma olmaz. İyi ki vatandaşlar birbirine sarmıyor ve birbirlerine karşı kutuplaşıp da herhangi bir saldırı olmuyor.

    “CEMEVLERİ YASAL STATÜYE KAVUŞTURULMALI”

    Alevi toplumuna ve cemevlerine sahip çıkılarak elektrik, su, kira parasını devletin karşılayarak eşit yurttaşlık hakkının benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Karataş sözlerini şöyle tamamladı:

    “Eşit yurttaş, eşit vatandaş, eşit halk, eşit hürriyet olması lazım. Ama bunların hiçbiri yok. Şimdi bizim yani bir öğretmen okulu mezunu olarak bizim zamanımızda herhangi bir öğrenci Alevi, Sünni, hangi kökenden olursa olsun eşit ve şeffaf baktık hepsine. Ama şimdi üniversite sınavlarında bile, yahut da mülakatlarda dini sorular soruluyor. Dini soruları da imam hatip mezunu yahut da Kuran kursu görmüş öğrenciler cevaplandırıyor. Öbür din odaklı olmayan kişiler cevaplandıramıyor. Mesela, babam bana zorla namaz kıldırırdı ve 8 sene ben zorla namaz kıldım. Sonradan baktım ki hiç imamın anlattıklarıyla din uymuyor birbirine. İmam başka şey anlatıyor, dindeki okuduğum başka bir şey. Onun için din odaklı düşünmemekte fayda var.”

    PİRHA/ISPARTA

  • Tuncer Baş: Cemevinin Diyanet’ten Kuran talebi hükümete çanakçılıktır-VİDEO

    Tuncer Baş: Cemevinin Diyanet’ten Kuran talebi hükümete çanakçılıktır-VİDEO

    PİRHAHacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın (HBVAKV) bir önceki dönem Genel Başkanı Tuncer Baş, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un, Diyanet İşleri Başkanı’na imam hatip ve ilahiyat mezunu iki kişiyi maaşlı dede olarak cemevine atamasını önermesine ve Kuran istenmesine tepki gösterdi. Baş “Cemevinin kuran isteme talebi, asimilasyona katkı sunar, iktidar ve hükümet politikalarına çanakçılıktır” dedi. 

    Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a imam hatip ve ilahiyat mezunu iki kişiyi maaşlı dede olarak cemevine atamasını önermesine ve Kuran istenmesine Alevilerin tepkisi sürüyor.

    PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı bir önceki dönem Genel Başkanı Tuncer Baş, Dersim nüfusunun % 90’nının Alevi olduğunu ve Dersim’in Alevi toplumunun merkez üstlerinden birisi olduğunu kaydetti.

    Devlet erkanının sürekli Dersim’i ziyaret ettiğini ama bu ziyaretlerde dişe dokunur gelişmelerin olmadığını belirten Baş, “Bu ziyaretler sırasında cemevi yönetiminin de devlet erkanı ile ilgili çok geniş bir tavır sergilediğini de her zaman gördük” dedi.

    “KURAN İSTEME TALEBİ, HÜKÜMET POLİTİKALARINA ÇANAKÇILIKTIR”

    Oradaki mevcut cemevi yönetiminde olan insanların tavırları ve tutumlarının belli olduğunu vurgulayan Baş, cemevi yönetimi, kendisinden beklenen şeyleri yaptıklarını belirterek şunları söyledi:

    “Asimilasyon süreçlerine katkı koyacak, devlet hükumet politikalarına çanakçılık yapacak uygulamalar içindeler. Sanırım Çemişgezek Cemevi’nin Diyanet İşleri Başkanı’ndan kuran talebi olmuştu.Tunceli’deki Cemevi başkanının da kadro talebi olmuş, Alevi dedelerinin, gençlerinin, imam hatip mezunu olan Alevi gençlerin gelip burada kuran öğretmesi gibi bir talepleri olmuştu. Bu çok anormal değil, bu şahıslar özellikle orası Alevi merkez üstlerinden biri olduğu için Diyanetin ve Sünni anlayışın Emevi zihniyetinin kaleyi en güçlü yerden gediği açarak yıkmak gibi bir stratejisi var ve oraya da bunlar yerleştirilmiş. Yoksa mesele bir miktar Kuran kitabı temin etmek veya bunun bedelini ödeyememek değil veya Tunceli gibi Alevi dedelerinin, ocaklarının merkezi konumunda olan bir yerde herhalde Kuranı anlatacak dede bulamamak da değil, ama özellikle ifadeye dikkat edin imam hatip mezunu kuranı anlatacak dedeler istiyorlar. Zaten burada mızrak çuvala sığmıyor.”

    “ALEVİ BAŞKANLARIN DA BU KONUDA ÇARPIK DAVRANIŞLARI VAR

    Dersim’de yaptıkları işin net ve açık bir şekilde Sünniliğe veya asimilasyona çanakçılık yapmaya çalıştıklarını kaydeden Tuncer Baş,”Bu sadece Tunceli Cemevi’yle veya Çemişgezek Cemevi’yle sınırlı bir şey değil, Alevi kurum başkanları, yöneticileri, Alevi örgütlerinin de bu konuda bir takım çarpık davranışları ve kendi başlarına buyruk, gündemsiz, ne görüştüğü belli olmayan, afaki ifadelerle, arsızca tavırlarla yaptıkları görüşmeler var” dedi.

    ARSIZLARIN CÜRETKAR TAVIRLARI

    Sistemin Aleviler üzerinde çeşitli şekillerde asimilasyon yöntemlerini denediğini vurgulayan Baş, asimilasyonun karşısında duranı başka bir şekilde teslim almaya çalıştığını, yanında duranı da başka şekilde kullandığını belirtti.

    “Bu dönem itibariyle böyle arsızlıkla yapıyorlar insanlar. Ve o arsızların bir cüretkar tavırları var ve o cüretkarlıkla da açıklamalarda bulunuyorlar” diyen Tuncer Baş, Alevi kurumlarına eleştirilerde bulunarak şunları kaydetti:

    “Tunceli’deki gibi, ‘Ya ne olmuş canım Kuranı Kerimin, imam hatip mezunu biri ancak ilmiyle dedelik yapacak’ şeklinde özellikle bunu vurguluyor Ali Ekber Yurt. İlmiyle, ilmi bir şekilde; çünkü ilmin sonuçta Sünni İslam’da olduğuna kanaat etmiş, kendisi her ne kadar dede olduğunu söylese de demek ki kendi ilmi ocağının ona verdiği yetmemiş veya o onu alamamış ilmiyle açıklayacak, imam hatip mezunu kişiler tarafından öğrenilmesi gerektiğine kanaat getirmiş.

    Bir diğer taraftan başka bir Alevi kurum yöneticisi veya iki üç tane kurum yöneticisi kafa kafaya verip birini görevlendiriyorlar. Gidip bakanla görüşüyor o da çıkıyor ne olacak ki canım diyor, biz diyor toplumumuz için gereken görüşmeleri yaparız. Peki bunu kime danıştın? Ne görüştün?  Görüşmenin içeriği neydi? Sonuçları neler? Bu konuda ciddi bir açıklama yok. Arsızlığın verdiği cüretkarlıkla bunları açıklıyorlar.

    “ALEVİLİĞİ ELBETTE YOK EDEMEZLER”

    Bunların hepsi bugün için ne bu şahısların kendisi, ne yaptıkları etkinlikler bugün için Aleviliği elbette yok etmez. Bizim binlerce yıldır getirdiğimiz kadimden gelen şekliyle ifade edilen geleneği, yolu, inancı, bilinen biçimiyle asilime etme. Ama Alevilerin özellikle değişen koşullarda kent koşularında pazarın egemenliğinin olduğu, etkin egemen güçlerin çok direk temas edebildiği bir ortamda Alevi topluluğunu dejenere edebilmek, soysuzlaştırabilmek ve asimile edebilmek için bunlar önemli kilometre taşlarıdır.

    Bu insanların bu topluma verdikleri kötü bir mesaj var, bir zehirli mesaj var o da arsızlık. Arsızca başına buyruk, kişisel çıkarları ve emelleri için hareket etmek veya bu çokta yükselen bir Alevi dili diye bir söylem var,  bununla da kamufle ediyorlar. Artık ağızlar çok fazla Ali, Kerbela, Hüseyin demeye başladı, ama gözler Ali gibi Hüseyin gibi bakmıyor. Duruşlar Hüseyni duruşlar değil, ama ağızlardan Hüseyni duruşlar hiç eksik olmuyor” ifadelerini kullandı.

    YOLUMUZA ERKÂNIMIZA CEM EVLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

    Bu dönemde özellikle Alevi toplumunun uyanık olması gerektiğini ifade eden Tuncer Baş, Alevilere şu çağrıda bulundu:

    “Sonuçta örgütlerimize sahip çıkmalıyız, Cemevlerinize sahip çıkmalıyız, yaşadığımız topluklar içerisinde yolu ve erkanı sürdürmenin bu inancı yaşatmanın yolu cemevlerine, cemlerimize, ritüellerimize sahip çıkmaktır. Bu tür sulandırıcı şeylere karşı tedbir almamız gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Okullarda karma eğitim şartı kaldırıldı

    Okullarda karma eğitim şartı kaldırıldı

    Milli Eğitim Bakanlığı, tarikat ve cemaatlerin sıklıkla istediği talebi yerine getirerek okullardaki karma eğitim şartını kaldırdı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, okulların açılması ve kapanmasına ilişkin esasların düzenlendiği yönetmelikte yapılan değişikliklerle Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezlerinde karma eğitim yapılması şartını kaldırdı. Resmi Gazete’de yayımlanan “Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği”nde liselerin açılmasına ilişkin esasların düzenlendiği bölümden “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır” maddesi kaldırıldı. Eğitim kurumlarının harem-selamlık olarak kurgulanmasını talep eden tarikatların istekleri doğrultusunda imam hatip liselerinin dışında Anadolu liselerinin de kız ve erkek lisesi olarak ayrılmasının kapısı aralandı.

    GEREKÇE YARGI KARARI

    MEB ise karma eğitime ilişkin maddenin kaldırılmasının yargı kararı gereğince olduğunu savundu. MEB Ortaöğretim Genel Müdürü Ercan Türk’ün yönetmeliğe ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini hatırlatan bakanlık kaynakları, “‘Karma eğitim’ ibaresine yönelik yargının yürütmeyi durdurma kararı gereğince düzenleme yapılmıştır” dedi. Yönetmelikteki madde kaldırılsa da Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ‘karma eğitim’ başlığı altındaki “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir” maddesini hatırlatan MEB yetkilileri “Kesinlikle karma eğitimin kaldırılmasına ilişkin herhangi bir çalışma ve düzenleme yoktur” savunmasını yaptı.

     OKUL KAPATMA İÇİN KRİTİK SAYI 40

    Öte yandan daha önce öğrenci sayısı 80’in altında kalan liselerin kapatılmasını öngören yönetmelik değiştirilerek, imam hatiplere sağlanan 40 öğrenci standardı her okula sağlandı. Değişiklikle kapatılma şartları toplam öğrenci sayısının okul öncesi ve ilkokullarda 10, ortaokullarda, imam hatip ortaokullarında ve yatılı bölge ortaokulları ile ortaöğretim kurumlarında 40’ın altına düşmesi olarak düzenlendi.

    KÖY OKULLARINA KAPI ARALANDI

    Yönetmelik değişikliğiyle yıllar boyunca taşımalı eğitime geçileceği söylemiyle kapatılan köy okullarına da kapı aralandı. Bu kapsamda “ulaşım şartlarının elverişsiz olması veya öğrenci velilerinin tamamının çocuklarının taşıma yoluyla eğitime erişim kapsamında öğrenim görmelerini istememeleri” durumunda ilkokul 1-4. sınıflarda öğrenci sayısının toplamda en az 8 olması ve valilikçe gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça bu ilkokulların açık kalması sağlanması yönetmeliğe dahil edildi.

    Ayrıca toplam nüfusu 200 binin altında olan illerde nüfus şartı aranmaksızın il merkezinde bir rehberlik ve araştırma merkezi açılması da yönetmeliğe eklendi. Bunun dışında rehberlik ve araştırma merkezi açılabilmesi için yerleşim birimi nüfusunun 200 binden az olmaması ya da yerleşim birimi ile hizmet verilecek en yakın rehberlik ve araştırma merkezi arasındaki mesafenin 150 kilometreden fazla olması halinde ise yerleşim birimi nüfusunun 100 binden az olmaması şartı getirildi.

    İMAM HATİPLERİN AÇILMASI KOLAYLAŞTIRILDI

    Bakanlık değişiklikle imam hatiplerin açılması da kolaylaştırdı. İmam hatip lisesi açma şartlarından bu okullar için aranan “geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, mûsikî/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi merkez nüfusunun 5 bin veya yerleşim birimine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10 bin olması” şartı kaldırıldı. Mevcut yönetmelikte ortaokul ve imam hatip ortaokulu açmak için 5. sınıfta en az 20 öğrenci şartı aranırken bu şart da esnetildi. En az 20 ya da toplamda 40 öğrencinin olması durumunda ortaokul ya da imam hatip ortaokulu açılabilmesi değişiklik kapsamında sağlandı. Yönetmelik içine öğrencilerin yatılı olarak barınmasına olanak sağlayan pansiyonları da alan MEB, pansiyon açmak için 100 öğrenci kapasitesi olması şartı 50 kız 50 erkek kapasite olması şeklinde değiştirdi. Eski yönetmelikte okul açılmasına ilişkin talep ve raporları nisan ayında isteyen MEB, bu koşulları şubat ayına çekti.

    “KARMA EĞİTİMİN TASFİYESİNDE YENİ ADIM”

    Yönetmelik değişikliğini değerlendiren Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, “Yönetmelik değişikliği, MEB ’in akademik okullar, sanat ve spor okullarına dönük mesafeli ancak İmam hatip okullarına dönük kollayıcı ve kolaylaştırıcı tutumunu sürdürüyor olması ve karma eğitimin kademeli olarak kaldırılması yaklaşımındaki ısrarının izlerini taşımaktadır. Alışık olduğumuz şekliyle de, ‘piyasa’ ile karşı karşıya gelinmemesine de özen gösterilmektedir” dedi. Karma eğitime yönelik tehdide dikkat çeken Bozdoğan, “Değişiklikle karma eğitimin tasfiyesinde atılmış olan yeni bir adım olarak kabul edilmelidir. Yapılan değişiklik, bu yıl uygulanan ‘Ortaöğretime Geçiş Sistemi’ ve yapılan Anadolu Lisesi kontenjan artırımlarının büyük bölümünün Çok Programlı Anadolu Liselerinde yapıldığı dikkate alındığında ciddi sonuçlar üretecektir. Bu okulları tercih eden öğrencilerin akademik eğitim alma isteğinden kaynaklı tercihte bulunduğu gerçeği göz önüne alındığında, şu an MEB bu öğrencilere kız veya erkek okullarında okumayı dayatmaktadır. Bu adımın kendisi ileride farklı okul türlerinde de karma eğitimin tamamen kaldırılmasının zeminini oluşturma olasılığını barındırmaktadır. MEB acilen yaptığı bu değişiklikten vazgeçmelidir” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Müze diye boşaltıldı, imam hatip yapıldı

    Müze diye boşaltıldı, imam hatip yapıldı

    Tarihi okul müze olacak diye boşaltılıp bir yıl boş bekletildikten sonra, imam hatip yapıldı. Söz konusu bölgede hali hazırda 6 tane imam hatip bulunduğu ortaya çıktı.

    İmam hatiplere ilgi olmamasına rağmen AKP iktidarı bu okulları çoğaltmaktaki ısrarını sürdürüyor. 3 imam hatip ortaokulu, 3 imam hatip lisesinin olduğu Giresun’da, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi binası hülle yoluyla imam hatip lisesine çevrildi.

    1947 yılından bu yana faaliyetini sürdüren Kale Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, geçtiğimiz yıl alınan ani bir kararla boşaltıldı. Lise, başka bir mevkiye taşındı. Henüz eğitim-öğretim yılı sona ermeden ve öğrencilerle velilere bilgilendirme dahi yapılmadan gerçekleştirilen bu acele taşınma, o günlerde tepkilere neden olmuştu. Yapılan açıklamalarda, tarihi binanın ‘Kent Müzesi’ne dönüştürüleceği bildirilmişti.

    AYNI BÖLGEDE 6 İMAM HATİP OKULU VAR

    Sözcü’nün haberine göre 1 yıl boş bekletilen tarihi binaya, söylenenin aksine Kent Müzesi yapılmadı. Kent Müzesi olacağı beklenen ve bir yıldır boş olan tarihi binaya, Hurşit Bozbağ Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi tabelası asıldı. Hurşit Bozbağ Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin daha önce kullandığı bina ise Hurşit Bozbağ İmam Hatip Ortaokulu’na dönüştürüldü. Giresun merkezde halen üç adet imam hatip ortaokulu, bir adet kız Anadolu İHL, bir tane erkek Anadolu İHL ve bir tane de İHL bulunuyor. (HABER MERKEZİ)

  • Kızı imam hatipe zorlanan annenin isyanı-VİDEO

    Kızı imam hatipe zorlanan annenin isyanı-VİDEO

    PİRHA – Yeni yasal düzenlemeye göre liseye başlayan her öğrencinin bir imam hatip lisesi tercih etme zorunluluğuna tepkiler artıyor. İstanbul Esenyurt’ta bulunan AKD’ye bağlı Örnek Cemevi Kadın Kolları Başkanı Birgül Açar, “Benim çocuğum zorla imam hatibe gönderildi. Ancak ben çocuğumu oradan alıp özel okula gönderdim. Çocuğumu özel okulda okutacak kadar maddi durumum iyi değil ama gerekirse merdiven siler, çöp toplar yine okuturum” dedi.  

    Eğitim alanında yapılan yeni yasal düzenlemede yerel yerleştirme tercihi yapan bir öğrenci en fazla 3 tane anadolu lisesi tercihi yapabilecek, diğer 2 tercihini ya meslek lisesi ya da imam hatip lisesi noktasında kullanmak zorunda. Bu düzenleme özellikle Alevi toplumunda büyük tepkilere yol açtı. Okullar da yaşanan zorunlu din derslerine karşı gelen Aleviler, bu yasal düzenleme ile eğitimin iyice gericileştiğine dikkat çekiyorlar.

    “DEVLET BİZİM İNANCIMIZI TANIMIYOR”

    Çocuğunun zorla imam hatip lisesine gönderildiğini belirten İstanbul Esenyurt’ta bulunan AKD’ye bağlı Örnek Cemevi Kadın Kolları Başkanı Birgül Açar, bu uygulamaya sert tepki gösterdi. Devletin Alevi inancını tanımadığını belirten Acar, şunları söyledi:

    “Kadınlar olarak cemevlerimizde çok güzel faaliyetler yürütüyoruz ve aktifiz. Çalışıyoruz ve çalışmak zorundayız. Çünkü yolumuza sahip çıkmalıyız. Bizim en büyük sıkıntımız devletle ilgili. Çünkü devlet bizim inancımızı tanımıyor. Bir Alevi kadın olarak çocuklarımızın din dersi görmesini istemiyoruz. Ben yolumu biliyorum. Din dersi diye bir şey olmamalıdır. Ben Arap’ın dilini öğrenip ne edeceğim. Konuşmadığım anlamadığım dili ben ne yapayım. Ben çocuklarıma zaten kendi inancımı öğretiyorum ve anladığım dilden eğitimimi veriyorum.”

    “OKULDA DİN DERSİNE KARŞIYIZ”

    Birgül Acar, “Biz Kuran’sız değiliz. Bizim Kuran’ımızda Hak Muhammed-Ali vardır. Zaten Kuran’ın içeriği Hak Muhammed-Ali ve Ehli Beyittir. Ben tüm bunları çocuklarıma anlatıyorum. Ve çocuklarımız tüm bunları biliyor. Bu nedenle din derslerine karşıyım. Okullarda sen Alevisin diyerek çocuklarımızı dışlıyorlar. Çocuklarım Alevi diye sınıfta ilk yıllar yanına kimse oturmadı. Bizler bu çocuklara ve ailelerine giderek görüşüp konuştuk” dedi.

    “KIZIM ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN OKULDA DIŞLANDI”

    Başında geçen bir olayı anlatan Açar şunları ifade etti:

    “Kızım Alevi olduğundan dolayı okulda arkadaşları tarafından dışlandı. Okula gidip okul müdürü ile görüştüm. Müdür bir kadındı ve bana kalkıp ‘Dini dışlayamazsın’ dedi. Ben de, inancımı zaten çocuğuma öğretiyorum, dedim. Müdür bana ‘Alevi dedeleri kalkıp Cumhurbaşkanı ile görüşüyor yemek yiyorsa sen bu dini kabullenmek zorundasın’ dedi. Ben de diyorum ki dedem rica ediyorum ya dedeliğini bırak ya da Tayip Erdoğan’ı bırak. Eğer dedeliğini bırakıyorsan git Tayip Erdoğan’ın yanında otur. Ama bırak Tayip Erdoğan’ı gel postunda otur biz seni seviyoruz, sen bizim ceddimizsin. Biz sana saygı duyuyoruz. Çünkü bizim dedelerimiz çok büyük zorluklarla bugüne kadar geldi. Samanlıklarda saklandık, otların arkasında saklandık. Dedelerimiz köylere 6 ayda bir gelirdi. Sakalı olan dedelerimiz kazak giyerlerdi ağzına kadar çekerlerdi ki sakalları görünmesin ve kesilmesin. Babalarımız ve dedelerimiz hep bunlara ağlarlardı. Lütfen dedeler 3-5 kuruş için ceplerini sevmesinler. Gelip yolunu sevsinler ve postunda otursunlar.”

    “MERDİVEN SİLER, ÇÖP TOPLAR YİNE ÇOCUĞUMU OKUTURUM”

    Benim çocuğum zorla imam hatibe gönderildi. Bu nedenle ben çocuğumu özel okula aldım. Çocuğumu özel okulda okutacak kadar maddi durumum iyi değil. Ama çocuğumu gerekirse merdiven siler, çöp toplar yine okuturum. Ben çocuğumu imam hatip lisesine göndermeyeceğim çünkü karşıyım” diyen Açar şunları kaydetti:

    “Benim iki oğlum var askerliğini yaptı. Ben vergimi veriyorum. Namuslu, dürüst ve kimseye yanlış gözle bakmıyoruz. Ancak neden bizi böyle ayrıştırıyorlar? Sünni komşularımızla da aramız çok iyi. Sayın Cumhurbaşkanı kendine gelsin bizi tanısın. Eğer bizi tanımazsa biz onu hiç tanımayacağız. Eğer oy aldıysa Alevilerden, dönek Alevilerden aldı.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • LGS, ‘imam hatipe giriş’ sınavına döndü

    LGS, ‘imam hatipe giriş’ sınavına döndü

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı’nın liselere giriş sınavı (LGS) için belirlediği 1367 okul arasında 298 imam hatip lisesi, 222 anadolu lisesi var. 61 ilde sınavla öğrenci alacak imam hatip lisesi sayısı anadolu lisesinden fazla. 34 ilde tercihe sunulan anadolu lisesi bile yok.

    61 ilde sunulan imam hatip lisesi sayısı, Anadolu lisesi sayısının önüne geçti. Türkiye’deki toplam lise sayısına Anadolu imam hatip liselerinin oranı yüzde 13 olarak kalırken MEB’in sınavla öğrenci alan liseler lisetesinde bu oran yüzde 23’e yükseldi.

    Milli Eğitim Bakanlığı, milyonlarca lira harcadığı imam hatip liselerinde başarıyı arttıramayınca çareyi 298 imam hatibi ‘nitelikli’ lise sayarak başarılı öğrencileri sınavla bu okullara yönlendirmekte buldu. MEB’in lise giriş klavuzundaki 1367 ‘nitelikli okul’ listesinde, 222 Anadolu lisesine karşılık 298 imam hatip lisesi öğrencilere ‘alternatif’ olarak sunuldu. 2016 TEOG sonuçlarına göre yüzde 10’luk dilimde sadece 9 Anadolu imam hatip lisesi yer alırken, yeni kılavuzda bu sayı 298’e çıkarıldı.

    OKUL TÜRÜ VE KONTENJAN DENGESİZLİĞİ

    Cumhuriyet’te yer alan habere göre, MEB’in 2 Haziran’da gerçekleştirmeyi planladığı liseye giriş sınavına 53 gün kala açıkladığı kılavuzda, illerdeki okul türü ve kontenjan dengesizliği dikkat çekti. Türkiye genelinde sınavla liseye yerleşmesi beklenen toplam kontenjan ise 126 bin 510 oldu. Kılavuza göre pek çok ilde öğrencilere sınavla Anadolu lisesi ile sosyal bilimler liselerine giriş imkânı tanınmadı; tüm illerde imam hatip alternatifi ise birkaç okulla birden sağlandı. MEB’in aylar süren çalışması sonucu açıklanan kılavuza göre 34 ilde öğrencilere Anadolu lisesi; 14 ilde de sosyal bilimler liseleri listelerde yer almadı.

    Bartın, Bayburt, Bilecik, Karabük, Kırıkkale, Sinop, Tunceli ve Yozgat’ta ise öğrenciler sınavdan alacakları puanla sadece fen, imam hatip ve meslek liseleri arasından tercih yapmak zorunda bırakıldı. 61 ilde sunulan imam hatip lisesi sayısı, Anadolu lisesi sayısının önüne geçti. Türkiye’deki toplam lise sayısına bakıldığında Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin oranı yüze 13’de kalırken MEB’in sınavla öğrenci alan liseler lisetesinde bu oran yüzde 23’e yükselmesi dikkat çekti.

    Tüm liselerin yüzde 35’ini oluşturan Anadolu Liseleri ise kılavuzda kendisine sadece yüzde 27 oranında yer buldu. Tüm okulların sadece yüzde 2.6’sını oluşturan fen liseleri yüksek başarı ve tercih edilmeleri nedeniyle sınavla öğrenci alan liseler içerisinde kendisine yüzde 27 oranında, 0.8 oranındaki sosyal bilimler liseleri de yüzde 7 oranında yer buldu.

    Kılavuzda 298 imam hatip lisesi için toplam 28 bin 830; 309 fen lisesi için 34 bin 140; 222 Anadolu lisesi için 34 bin 650; 89 sosyal bilimler lisesi için 9 bin 390; 449 meslek lisesi için 19 bin 230 kontenjan ayrıldı. Yani toplamda 1367 okul için 126 bin 240 kontenjan belirlendi. Kılavuza göre MEB, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Edirne, Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Isparta, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kütahya, Mardin, Ordu, Rize, Sinop, Tokat, Trabzon, Tunceli, Yalova, Yozgat’ta öğrencilere Anadolu lisesi alternatifi sunmadı. MEB, Adıyaman, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Karabük, Kars, Kırıkkale, Niğde, Sinop, Tunceli, Uşak, Yozgat ve Zonguldak’ta ise sosyal bilimler lisesine listesinde yer vermedi. Bartın, Bayburt, Bilecik, Karabük, Kırıkkale, Sinop, Tunceli ve Yozgat’ta ise Anadolu ve sosyal bilimler lisesi yer almazken öğrenciler sadece imam hatip, fen ve meslek liselerinden birini tercih etmek zorunda bırakıldı.

    61 İLDE İMAM HATİP LİSESİ ANADOLU LİSESİNİN ÖNÜNE GEÇTİ

    Adıyaman, Afyon, Ağrı, Aksaray, Amasya, Antalya, Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bitlis, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Edirne, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak’ın aralarında bulunduğu 61 ilde ise imam hatip lisesi sayısı, Anadolu lisesi sayısının önüne geçti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Milli Eğitim Müdürü’nün görevi midir?; ortaokulda türban dağıttı

    Milli Eğitim Müdürü’nün görevi midir?; ortaokulda türban dağıttı

    PİRHA – Silopi Milli Eğitim Müdürü, Şehit Binbaşı Ercüment Türkmen İ.H. Ortaokulu’na giderek kız öğrencilerine türban dağıttı. Sabahları İmam Hatip olarak eğitim verilen okulda, öğleden sonra ise normal eğitim veriliyor.

    Şırnak Silopi Milli Eğitim Müdürü Bülent Dayanan, Şehit Binbaşı Ercüment Türkmen İ.H. Ortaokulu’na giderek kız öğrencilerine türban dağıttı.

    SABAH İMAM HATİP AKŞAM NORMAL EĞİTİM VERİLİYOR

    Şehit Binbaşı Ercüment Türkmen İ.H. Ortaokulu’nda ikili eğitim yapılıyor. Sabahları İmam Hatip olarak eğitim verilen okulda, öğleden sonra ise normal eğitim veriliyor. Okulun sosyal medya hesabından 1 Mart’ta yapılan paylaşımlar dikkat çekti. Kız öğrencilere Silopi İlçe Milli Eğitim Müdürü Bülent Dayanan, Okul Müdürü Ferhat Ünaldı ve Müdür Yardımcısı Beyza Güler tarafından türban dağıtıldı.

    Okulun sosyal medya hesabından 1 Mart’ta türban dağıtma fotoğrafları paylaşılırken, 2 Mart’ta ise tüm kız öğrencilerin türbanlı olarak çekilmiş toplu fotoğrafı paylaşıldı. (CUMHURİYET)

  • Velilere beş vakit namaz takip formu gönderildi

    Velilere beş vakit namaz takip formu gönderildi

    Eğitim alanında gerici uygulamalar tüm hızıyla devam ediyor. İstanbul’da imam hatip ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin velilerine beş vakit namaz kılma takip formu gönderildi.

    Birgün gazetesinden Burcu Cansu’nun haberine göre İstanbul’da imam hatip ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin velilerine beş vakit namaz kılma takip formu gönderildi. Formda, “Okulumuzda yeni uygulamaya konulan ‘vazgeçilmez görevlerim namaz ve Kur’an’ adlı proje kapsamında öğrencileri beş vakit namaz kıldırmaya alıştırmak ve bunun takibini yapmak​ ​amacıyla hazırlandı” denildi.

    “ÖĞRENCİNİN NAMAZ KILMADIĞI SAATLERİ BOŞ BIRAKIN”

    Proje grubu öğretmenleri tarafından hazırlanan formun​,​ her ayın birinci günü velilere iletileceği bilgisi verildi. Velilerden dağıtılan bu formu her gün işleyip ay sonunda proje grubunun elinde olacak şekilde öğrenciler aracılığıyla okula göndermeleri talep edildi. Velilerin formu doldururken çocuğun namaz kıldığı vakitleri tükenmez kalem ile işaretlemeleri, kılmadığı vakitleri de boş bırakmaları istendi. Velilerin okul saatine denk gelen namazları da çocuklarına sorarak forma işlemeleri gerektiği belirtildi.

    “YEMEK SAATİ NAMAZ SAATİNE GÖRE DÜZENLENDİ”

    İstanbul Kartal’da ‘en başarılı’ okullar arasında yer alan ve kademeli olarak imam hatibe dönüştürülen Mahmut Kemal İnal Ortaokulu’nda ise yemek saati namaz saatine göre düzenlendi. Çoğunluğun imam hatip eğitimi almamasına karşın cuma günleri namaz kılınmasına olanak sağlamak için yemek saati bir saat ertelendi. Cuma namazına gidecek öğrenciler için yemek saati 12.00’den 13.00’e alındı. Okulda yemek saatinin değiştirilmesi nedeniyle cuma namazı kılmayan öğrencilerin 13.00’a kadar aç beklemek zorunda kalmaları öğrencilerin ve velilerin tepkisine yol açtı. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Diyanet’in çocuk evliliği açıklaması pedofiliyi meşrulaştırma girişimidir’

    ‘Diyanet’in çocuk evliliği açıklaması pedofiliyi meşrulaştırma girişimidir’

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinden 9 ve 12 yaşındaki kız ve erkek çocukların evlenebileceğini açıklamasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Pedofili ve tecavüzcüleri meşrulaştırma girişimi bile insanlık suçudur” dedi.   

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Gazete Peyik’te bu haftaki yazısında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, web sitesinde buluğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olduğunu belirtmesine, buluğ çağına girmiş olanların dinen nikahlanabileceğini açıklamasına tepki gösterdi.

    Aydın Deniz yazısında, Diyanet’in evliliğin kişiyi zinadan koruduğunu ve insan neslinin devamını sağladığını savunduğunu belirtiği yazısında Diyanetin resmi web sitesinde nikahı tanımlayan şu açıklamasını hatırlattı:

    “Kişinin gayri meşru ilişkiye girme tehlikesi bulunması halinde evlenmesi vaciptir’ diyen Diyanet, “Nikâhın, iki şahit huzurunda tarafların irade beyanında bulunmak suretiyle akdedilmesi gerekir. Buluğ çağına erişmiş kadının velisi olmaksızın kendisinin nikâhlanabilmesi mümkün olmakla birlikte, velisinin de bulunması menduptur (yapılması daha iyi olan).”

    Deniz, Diyanet’in bu açıklamasına çok sert tepki göstererek, “Böyle bir açıklamaya karşı çok şeyler yazmak istiyor insan ama insani duyguları yazıya dökememek gibi durumla karşı karşıya kalmakta can sıkıcıymış. Bir kız babası olmak ve böyle bir zihniyetin meşrulaştırma çabasına şahit olmak bile insanı çileden çıkartmaya yeterli. Pedofili ve tecavüzcüleri meşrulaştırma girişimi bile insanlık suçudur” diye yazdı.

    “LAİK BİR DEVLETTE İMAM HATİPLER VE OKUL İÇİ MESCİTLER OLMAZ”

    “Vergilerimi Diyanet’e helal etmiyorum” diyen Deniz şunları ifade etti:

    “20 yıldır Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılmasını isteyen Alevi kurumlarının hassasiyetlerini görmezden gelenler bu gündemle ilgili en küçük bir açıklama bile yapmamışlardır. Laik bir düzende devletin din kurumu olamaz. Laik bir devlette İmam Hatip Liseleri, okul içinde Mescitler ve zorunlu din dersleri olamaz. Bu ülkenin anayasasında her ne kadar laik ve hukuk devleti tanımı olsa da maalesef ki ne laik olmuş ne de hukuk işlemiştir. Laikliğin uygulanmadığı bir düzende böyle açıklamaların devletin resmi kurumları üzerinden yapılmasına kimse şaşırmasın. Bugüne kadar Türkiye laiktir laik kalacak sloganıyla oyalanmış bir toplum olarak ülkenin şartlarına göre uygulanan laikliğin yeniden tanımlanmasına ve uygulanmasına ihtiyaç vardır. Laikliğin gerçek anlamda uygulanması hem inançların özgürlüğü ve eşitliğini sağlayacak hem de siyasal iktidarın devlet kurumu aracılığıyla inançsal emirleri vermesinin önüne geçilecektir.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘İmam hatipleri Beyaz Saray gibi yapıyorlar, diğerleri kırık, dökük’-VİDEO

    ‘İmam hatipleri Beyaz Saray gibi yapıyorlar, diğerleri kırık, dökük’-VİDEO

    PİRHA – Yeni eğitim müfredatını, öğrencilere dayatılan imam hatip okullarını ve eğitim öncesi küçük çocuklara okullarda Kuran dersi verilmesini İstanbul Kadıköy ve Beşiktaş’ta gençlere sorduk. Gençler, okul öncesi küçük çocuklara Kuran derslerinin verilmesini doğru bulmadıklarını belirttiler. Gençler ayrıca imam hatip okullarının saray gibi yapıldığını, diğer okulların bakımsız bırakıldığını da vurguladılar.    

    Haberin Videosu

    Yeni eğitim müfredatını, çocuklara dayatılan imam hatipleri ve okul öncesi çocuklara kuran derslerinin verilmesini İstanbul Kadıköy ve Beşiktaş’ta gençlere sorduk.

    “ÇOCUKLAR KURAN DERSLERİNİ ALGILAYACAK YAŞTA DEĞİL”

    Okul öncesi küçük çocuklara Kuran dersi verilmesini doğru bulmadıklarını belirten gençler, “Küçük çocuklar Kuran derslerini algılayacak yaşta değiller. Ve bu durum kafalarını çok karıştıracak, psikolojik olarak etkilenecekler diyerek şöyle devam ettiler:

    “En mantıklı olanı herkesin belli bir yaşa geldikten sonra dini eğitim isteyip istemediğini kendisinin karar vermesidir. Din dersleri yerine daha anlayacağım dersler vermelidirler. Matematik dersini iki saatten bir saate düşürdüler. Tedirginiz ne yapacağımızı bilmiyoruz. Çünkü nasıl bir sistem koyacakları bile belli değil.”

    İNSANLARI TEK TİP YAPIP TEK BEYİNDE TOPLUYORLAR”

    Birçok imam hatip lisesinin açıldığına dikkat çeken gençler şunları ifade ettiler:

    “Ya özel okula gideceğiz ya da imam hatip okullarına gitmek zorunda kalacağız. Başka bir alternatif bırakmadılar. Bugün imam hatip okullarını beyaz saray gibi yapıyorlar. Bizim okullarda masalar kırık, duvarlar dökülüyor, spor salonumuz ve bir soyunma odamız dahi yok. Din dersini ve imam hatip okullarını dayatanlar çocuklarını Amerika’da okutuyorlar. İnsanları dine zorluyorlar. İnsanları din üzerinden tek tip yapıp tek beyinde toplamaya çalışıyorlar.” (HABER MERKEZİ) 

     

     

  • Araştırmacı yazar Şahin: Çocuklar imam hatip okullarına mecbur bırakılıyor – VİDEO

    Araştırmacı yazar Şahin: Çocuklar imam hatip okullarına mecbur bırakılıyor – VİDEO

    PİRHA – Eğitim müfredatının sürekli değişmesine ve imam hatip okullarının artmasına tepki gösteren araştırmacı yazar ve eski bir eğitimci olan Şah Hüseyin Şahin, “Türkiye’deki eğitim sisteminde var olan çağdaşlık ve laiklik elli yıl değil, yüz yıl geriye götürülmüştür. Bu da Türkiye’nin geleceği açısından çok büyük bir tehlikedir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Araştırmacı yazar ve eski eğitimci Şah Hüseyin Şahin sürekli değişen eğitim müfredatını ve artan imam hatip okullarına ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    “ALEVİ ÇOCUKLARINA DİN DERSİ VERİLMESİ İNSAN HAKLARINA AYKIRI”

    Bugünkü eğitim sisteminin çağımızın eğitim koşullarına  uygun olmadığını belirten Şahin, “Alevi çocuklarına din derslerinin verilmesi insan haklarına ve anayasaya aykırı olan bir uygulamadır” diye konuştu.

    Bugün her milli eğitim bakanının kendine göre eğitim müfredatını değiştirmeye çalışmasının büyük bir yanlış olduğuna dikkat çeken Şahin, “Tüm bunlar eğitimdeki dengesizliği, bilinçsizliği ortaya koymaktadır. Bunu üniversite ve diğer sınav sistemlerinde görüyoruz. Kendi anlayışındaki öğrencileri belli üniversitelere ve belli okullara yerleştirme amacı güden bir uygulamadır” ifadelerini kullandı.

    “4+4+4 İLE EĞİTİMİ GERİCİLEŞTİRİYORLAR”

    Şahin, “Şimdiki 4+4+4 sistemi ile eğitimi gericileştiriyorlar. Türkiye’deki eğitim sistemindeki çağdaşlık ve laiklik elli yıl değil, yüz yıl geriye götürülmüştür. Bu da Türkiye’nin geleceği açısından çok büyük bir tehlikedir. Yavaş yavaş dini kurallara göre düzenlenen devlet düzenine geçiliyor bu da bizi endişelendiriyor ve üzüyor” şeklinde konuştu.

    İmam hatiplerin bu kadar yaygınlaşmasına tepki gösteren Şahin, “Her bölgede her köşede bir imam hatip okulunun açılması Alevilere karşı olanların, Alevileri asimile etme politikasının bir parçası olarak kabul etmek gerekir. Ayrıca İmam hatipte mezun olanlar bugün Türkiye’de en çok işe alınan kişilerdir. Sadece dini eğitim veren kurumların yetiştirdiği gençlik ile bir toplumun ileriye gitmesi mümkün değildir” dedi.

    “TÜRKİYE’DE REJİM DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİLİYOR”

    Pozitif bilime ve bilimsel araştırmalara inanmayan bir kuşağın Türkiye’nin ve insanlığın geleceği açısından çok önemli olduğu kanısında değilim diyen araştırmacı yazar ve eski eğitimci Şah Hüseyin Şahin şöyle devam etti:

    “Daha önceki dönemlerde Anadolu liseleri ve belli önemli liseler vardı. Seçilen başarılı öğrenciler orada öğretim görürlerdi. Diğer öğrenciler ise normal devlet liselerinde eğitim görüyorlardı. Şimdi bu devlet liseleri kapatılarak bölgedeki insanların adeta imam hatibe gitmesi için zorlanmaktadır. En güzel okulları da onlara ayırmaktadırlar. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ve rejimi açısından büyük bir tehlikedir. Bence Türkiye’de rejim değişikliğine hızla gidilmektedir. Bütün aydınlar, demokratlar, çağdaş uygarlığa ve laikliğe inan insanların bu sisteme karşı olması gerekir.” (HABER MERKEZİ)