Etiket: intihar

  • Dersim’de üniversite öğrencisi intihar girişiminde bulundu

    Dersim’de üniversite öğrencisi intihar girişiminde bulundu

    PİRHA-Dersim’de Munzur Üniversitesi öğrencisi Z.T. kaldığı Yurtkur KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda gece saatlerinde intihar girişiminde bulundu. Elazığ’a sevk edilen Z.T.’nin yoğun bakımda olduğu öğrenildi. 

    Dersim’de Munzur Üniversitesi Beden Eğitimi 1. sınıf öğrencisi Z.T. kaldığı KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda saat 02.30’da intihar girişiminde bulundu.

    İlk olarak Tunceli Devlet Hastanesi’ne götürülen Z.T.’nin daha sonra Elazığ’a Fırat Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildiği ve şuanda yoğun bakımda olduğu öğrenildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Yenidoğan Çetesi’ sanıklarından İlker Gönen intihar etti

    ‘Yenidoğan Çetesi’ sanıklarından İlker Gönen intihar etti

    PİRHA- ‘Yenidoğan Çetesi’ davası sanıklarından doktor İlker Gönen’in tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar ettiği belirtildi. 

    “Yenidoğan Çetesi” davası sanıklarından doktor İlker Gönen’in cezaevinde intihar ettiği belirtildi. Olayı sanal medya hesabından duyuran gazeteci Emrullah Erdinç, cezaevi personeli hakkında soruşturma açıldığını aktardı.

    Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan kazanç elde etmek için yeni doğan bebeklere yanlış tedaviler uygulayarak ölmelerine yol açmakla suçlanan kişiler hakkında dava açılmıştı. İddianamede doktorlar Fırat Sarı ve İlker Gönen hakkında “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlarından 10 kez, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 11 kez olmak üzere toplam 177 yıldan 582’i yıla kadar hapis cezası talep ediliyordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bismil’de 78 yaşındaki kadın intihar etti

    Bismil’de 78 yaşındaki kadın intihar etti

    PİRHA- Bismil’de intihara sürüklenen 78 yaşındaki Ayşe Halef yaşamını yitirdi.

    Diyarbakır’ın Bismil ilçesi merkez Akpınar Mahallesi’nde yaşayan Ayşe Halef (78) isimli kadın bir inşaatın ikinci katına çıkarak intihar etti.

    Görgü tanıklarının ikaz ve uyarılarına rağmen ikinci kattan atlayan kadın ağır yaralandı. Olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Halef, Bismil Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Halef, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. İntiharla ilgili soruşturma başlatıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Psikolojisi bozuk’ denilerek şüpheli ölümün üstü kapatıldı: Oğlum Alevi olduğu için öldürüldü!

    ‘Psikolojisi bozuk’ denilerek şüpheli ölümün üstü kapatıldı: Oğlum Alevi olduğu için öldürüldü!

    PİRHA- Boğazlıyan Cezaevi’ne sevk edildikten 2 ay sonra 22 kişilik koğuşta kendisini astığı iddia edilen Okan Özgül’ün soruşturması, 30 gardiyan ve tutukludan 5’nin ifadesi alınarak kapatıldı. Cinayetten şüphelenen aile, çocuklarının Kürt ve Alevi kimliğinden kaynaklı hedef alındığını söyledi. 

    Mezopotamya Ajansı’ndan Semra Turan‘ın haberine göre Yozgat Boğazlıyan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 31 yaşındaki Okan Özgül, 2 Mart’ta A-2 koğuşunda şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Cezaevi yönetimi, Özgül’ün kendisini astığını ileri sürdü. Özgül’ün cenazesi, 4 Mart’ta Aliağa Mezarlığı’nda defnedildi. Görüşe gitmeye hazırlandıkları gün çocuklarının cansız bedenini alan aile, intihar iddiasına inanmıyor. Aileye göre Özgül’ün ölümünde ihmal bulunuyor.

    SEVKTEN 2 AY SONRA ŞÜPHELİ ÖLÜM

    Özgül, Dêrsim’in Mazgêrt (Mazgirt) ilçesinden. İzmir’de 2021 yılında “uyuşturucu bulundurma ve kullanma” gerekçesiyle gözaltına alındı ve daha sonra serbest bırakıldı. Özgül, hakkında açılan davada 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezanın onanması üzerine 25 Ekim 2023’te tutuklanarak Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. “Koğuşta yer olmadığı” gerekçesiyle 5 Ocak’ta, Boğazlıyan T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.

    Özgül, Boğazlıyan T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildikten 2 ay sonra, 2 Mart’ta sabah saat 06.45’de 22 kişinin bulunduğu koğuş içerisindeki merdivenlerin korkuluklarına asılı halde bulundu. Cezaevi idaresi, şüpheli ölüme dair kamera kayıtlarından görüntü tespit tutanağı hazırladı. Tutanakta, A/2 koğuşundaki tutukluların panik butonuna basmasının ardından yaşanan müdahaleye dair bilgilere yer verildi.

    30 KİŞİDEN 5’İNİN İFADESİ ALINDI

    Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığı, olaya dair soruşturma başlattı. Soruşma kapsamında 22 kişilik A/2 koğuşunda 2, olay yerine ilk intikal eden 8 gardiyandan 3’nün ifadesine başvuruldu. İfadelerin olaydan 24 gün sonra (26 Mart) alınması dikkati çekti. İfadelerine başvurulan tutuklu ve gardiyanlar, Özgül’ün psikolojisinin bozuk olmasından kaynaklı intihar ettiğini öne sürdü.

    TUTUKLU VE GARDİYANLARIN İFADELERİ

    Tutuklu L.S., ifadesinde şunları belirtti: “Olay tarihinde saat 04.00 sıralarında teheccüd namazı kılmak için uyanmıştım. Okan Özgül koğuşta yerde yatan hükümlüler arasındaydı. Ben namazı Okan’ın yatağının yan tarafında kılacaktım. Okan uykulu bir vaziyette iken ben namaz kıldığım esnada sıçrayıp ‘bismillah, bismillah’ deyip geri uyudu. Okan bu esnada kendine gelmemişti. Hala uykulu bir haldeydi. Ben namazımı kılıp üzerine kuran okudum. Okan bu süreçte bir daha uyanmadı. Ben tekrardan yatarken Okan hala yatağındaydı. Saat 06.00 civarında sabah namazı için uyandığımda Okan’ı asılı vaziyette ben buldum. Ben uyandığımda herkes yatar vaziyetteydi. Abdest almak amacıyla aşağı katta bulunan lavaboya indim. Aşağı kısımda hiç kimse yoktu. Okan’ı nevresiminden lavabonun karşısında bulunan merdiven tırabzanlarına kendisini astığı vaziyette buldum.”

    L.S., panik butonuna basarak memurlara haber verdiklerini belirterek, “Öncesinde Okan’ı tanımam. Son zamanlarda iyi olmadığını ve psikolojisinin bozulduğunu hissetmiştik. Ailesi ile telefonda görüştürmüştük. Ne konuştuklarını bilmiyorum. Ancak Okan’ın psikolojik tedavi almak için doktor ile görüştüğünü biliyorum. Okan Özgül’ün ölümünde herhangi bir şüphe uyandıracak durumun olduğunu düşünmüyorum. Ailevi ve psikolojik sebeplerle kendisini sokmuş olduğu duygu durumundan ötürü böyle bir hadise yaşanmış olabilir” dedi.

    Tutuklu K.C., “Okan 2 ay önce İzmir’den nakil ile bizim koğuşa gelmişti. Çocuğunun Nevşehir’de olduğunu ve boşandığı eşinin çocuğunu kendisine göstermediğini söylüyordu. Ailesinin bu durumla ilgilenmediğini dile getiriyordu. Vefatından bir hafta önce ailesi ile telefonda konuşturduk. Kayserili olmam sebebiyle oğlunun adresini öğrenmesi halinde kendisine yardımcı olabileceğimi Okan’a da söylemiştim. Vefatından önceki bir hafta yemek yemeyi de bırakmıştı. Zorla yemek yediriyorduk. Psikolojisinin bozuk olduğunu anlamam sebebiyle psikoloğa çıkmasını da sağlamıştım. Revirle de gerekli görüşmeleri yapmıştım. Okan’ın da doktor ile görüştüğünü biliyorum. Olay tarihinde Levent’in Okan’ı bularak bize seslenmesi sonucu olaydan haberdar oldum. Yaşama ihtimaline binaen asılı olduğu yerden indirdim ve yere yatırdım. Levent’te çağrı butonuna bastı. Ancak biz Okan’ı bulduğumuzda hayatını kaybetmiş, yapabileceğimiz bir şey yoktu” şeklinde ifade verdi.

    GARDİYANLARDAN BENZER İDDİALAR

    Gardiyan D.U.A., haber verilmesi üzerine koğuşa gittiklerini ve koğuştakilerin Özgül’ü asılı bir halde bulduklarını söylediklerini ifade etti. D.U.A., “Ben ölen şahsı asılı bir vaziyette görmedim. Koğuş arkadaşlarına ben kendimi bir anda assam ne olur gibi sorular da soruyormuş. Okan Özgül’ün ölümünde şüphe uyandıracak herhangi bir duruma şahit olmadım” diye kaydetti.

    Gardiyan Ö.B., “Ölen şahsı gören ikinci kişiyim. Koğuşa gidip kontrol ettiğimizde yaşama ihtimaline binaen indirdiklerini bize söylediler. Ben ölen şahsı asılı bir vaziyette görmedim. Ölen şahsın psikolojisinin bozuk olduğu yönünde duyumlarım vardı. Onun dışında başkaca şüphe uyandıracak herhangi bir duruma şahit olmadım” ifadelerini kullandı.

    Gardiyan İ.S.Ö., diğer gardiyanlarla benzer ifadeler verdi. İ.S.Ö., “Koğuşun içerisinde bulunan diğer hükümlülere dokunmamalarını söyleyerek baş memura haber verdim. Daha sonra da diğer görevli arkadaşlar ile birlikte koğuşa giriş yaptık. Ölen şahsın psikolojisinin bozuk olduğu yönünde duyumlarım vardır. Onun dışında başkaca şüphe uyandıracak herhangi bir duruma şahit olmadım.”

    BATTANİYE KILIFI İMHA EDİLDİ

    Savcı, 2 Mayıs’ta soruşturmada “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Kararda, koğuş dışını kayda alan cezaevi kamera kayıtlarının incelendiği ancak “şüphe uyandıran herhangi bir durumun” olmadığı kaydedildi. Kararda, iki cezaevi psikologları tarafından Özgül’ün durumuna dair yapılan tespitlere değinildi.

    Menemen Cezaevi’nde Özgül’ün intihar riski bulunduğuna dair tespit yapıldığı, Boğazlıyan T Tipi Cezaevi’nde ise böylesi bir riskin olmadığı yönünde tespitler yapıldığı ifade edildi.

    Kararda, “(…) şüphelinin talebi veya durumunun ileri bir noktaya ulaşması sonucu fark edilmesi halinde psikolojik desteğin cezaevi tarafından sağlandığı, ölen şahıs hakkında da Kayseri Şehir Hastanesi’nden gerekli randevunun alındığı, randevu tarihine cezaevi tarafından herhangi bir müdahale yapılamayacağı, ölen şahsın 2 Mart 2024 tarihinde sonraki haftaya verilmiş hastane randevusuna gidemeden bahse konu olayın meydana geldiği (…)” ifadelerine yer verildi.

    Kararda, Özgül’ün “intihara yönlendirildiği hususunda herhangi bir delil elde edilemediği” kaydedildi. Kararın devamında şunlar belirtildi: “Meydana gelen ölüm olayında 3’ncü bir kimseye izafe edilecek bir kusur bulunmadığı Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma devam etmeyi gerektirir suç ve suç unsurunun olmadığı anlaşılmakla olay nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.”

    Savcı, ayrıca adli emanetler arasında yer alan fermuarlı kesik battaniye kılıfının da imhasına karar verildi.

    OTOPSİ RAPORU 

    Özgül’ün otopsi raporunda ölüm nedeni, “Kişinin ölümünün asıya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatine varıldı” olarak açıklandı. “İç muayenesi boyun ve göğüs bölgesinde hiyoid kemik sol boynuzunda kanamalı kırık ve çevre yumuşak doku da lokalize mili metrik kanama görüldü” denilen otopsi raporunda, 1 metre 80 santim boyundaki Özgül’ün kendini astığı yerin 2 metre 20 santim olduğu kaydedildi. Özgül’ün ayağının altına koyduğu taburenin de 45.5 santim olduğu belirtildi.

    ABLA: ÖLDÜRÜLDÜ

    Şüpheli ölüme dair görüştüğümüz Özgül’ün ablası Gamze Doğru, kardeşinin intihar etmesi için herhangi bir nedenin olmadığını kaydetti. Kardeşinin sevk edildikten bir ay sonra durumunun iyi olmadığını söylediğini belirten Doğru, “Cezaevinin kötü olduğunu söylüyordu. Ancak detaylı anlatmayarak, hemen telefonu kapatıyordu. Bizimle konuştuğunda korkarak cevap veriyordu, sanki koktuğu şeyler vardı. Kardeşimin hiçbir sorunu yokken orada kötü oldu. Kardeşimi cinayetten müebbet almış insanların yanına koymuşlar. Nasıl iyi olsun. Kardeşimin intihar ettiğine inanmıyorum, öldürüldü” ifadelerini kullandı.

    Yaşanan ölümde ihmal olduğunu kaydeden Doğru, “Kardeşim sabaha karşı nevresimi demire bağlayıp tabureye çıkarak kendisini asmış. Ama kardeşim kendisini astığında ayaklarının altına bıraktığı tabure bile düşmüyor. Bunu bizzat cezaevi müdürü bize söyledi. Koğuşta kimsenin görmemesi imkansız. Herkesin aynı anda uyuyup, aynı anda kalkması bile şüphedir. Kardeşimle birlikte biri daha merdiven başında yatıyor. Kafasını kaldırsa Okan’ı görür. Hiç kimsenin görmemesi, duymaması, taburenin bile düşmemesi hepsi birer şüphedir” diye kaydetti.

    22 kişilik koğuşta sadece 2 kişinin ifadesine başvurulduğunu kaydeden Doğru, “Otopsi sonucuna göre iç organlarında kanama görülmüş. Benim kardeşimi darp ettikten sonra boğdular. Sonra da intihar süsü verdiler” dedi.

    Olaydan 3 gün sonra cezaevi müdürü ile görüştüklerini aktaran Doğru, “Müdür bize ‘ilahi adalet’ diyerek kardeşimin durumunun iyi olmadığını, psikolojik sorunları olduğunu, 2 kez psikiyatrist servisine çıktığını, yemek yemediğini söyledi. Ben de bütün bunlar yaşanırken bize neden haber verilmediğini sordum. Hiçbir şekilde cevap vermedi. Açıkçası konuyu kapatmaya çalıştı. Cezaevi koşulları ve yemeklerinin ne kadar iyi olduğunun tanıtımını yaptı” şeklinde konuştu.

    ‘KARDEŞİME ZORLA NAMAZ MI KILDIRDILAR?’

    Doğru, bazı gardiyanların olaydan önce cezaevinde büyük bir kavganın yaşandığını ancak detay vermediklerini aktardıklarını paylaştı. Doğru, bu kavganın da kardeşiyle ilgili olabileceğini söyledi. Doğru, 5 kişinin ifadelerinin olaydan 22 gün sonra alınmasının da şüphelerini arttırdığını belirterek, “Savcı koğuştakilere müddet tanımış. Planınızı, programınızı yapın öyle ifadeleri alırım demiş. Bunların hepsi şüphe. Benim kardeşime zulüm yaptılar. Bunun sebebi de Kürt, Dêrsim ve Alevi kimliğinden kaynaklı. Çünkü cezaevi müdürü bize, ‘tutuklulara teravih namazı kıldırtıyoruz. Herkes burada oruç tutuyor, Kuran okuyor’ dedi. Benim kardeşime zorla namaz mı kıldırdılar? Baskı mı uyguladılar?” diye sordu.

    ‘GERÇEKLER AÇIĞA ÇIKSIN’

    Cezaevi idaresinin ardından cezaevi savcısı ile de görüştüklerini belirten Doğru, “Savcı bize herkesin ifadesinin tek tek alındığını söyledi. Ancak görüyoruz ki sadece bir kaç kişinin ifadesi alınmış. Savcı da kardeşimin intihar edecek biri olmadığını söyledi” dedi.

    Adalet istediklerini dile getiren Doğru, şunları söyledi: “Kardeşim kendisini öldürmedi. Orada öldürüldü. Olayda ihmali olan herkesin soruşturulmasını ve gerçeklerin açığa çıkmasını istiyorum. Kardeşimin tutuklanmadan önce hiçbir sorun sıkıntısı yoktu. Memenen’de iken sürekli dışarı çıktığında neler yapacağımızı konuşurduk.”

    ANNE: ALEVİ OLDUĞU İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ

    Anne Fethiye Taşkın, olaydan 20 gün önce yaptıkları telefon görüşmesinde oğlunun iyi olmadığını söylediğini ifade etti. Bunun üzerine 2 Mart’ta görüşe gitmek için bilet kestiklerini ancak o gün ölüm haberi aldıklarını söyleyen anne Taşkın, “Cezaevinde tutukluları zorla teravihe kaldırıyorlar, namaz kıldırıyorlar. Biz Aleviyiz. Benim çocuğuma bunu yaptıramazlar. Oğlumun kendisini asması mümkün değil. Öldürdüler. Boynunu kırarak astılar. Neden koğuştaki herkesin ifadesi alınmıyor? Oğlumu öldürenlerin açığa çıkmasını istiyorum. İhmali olan herkesten şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.

    AVUKAT: SORUŞTURMA EKSİK 

    Dosya avukatı Sertuğ Köybaşı, şüpheli ölüm sonrası Yozgat’a iki kez gittiğini, ancak detaylı bilgi alamadığını söyledi. Köybaşı, “İkinci kez gittiğimde cezaevi müdürü benimle görüşmedi. Gerekçe olarak başsavcının talimatı olduğunu söyledi” dedi.

    Yeni şikayet dilekçesiyle soruşturmanın genişletilmesini istediklerini aktaran Köybaşı, “Çünkü soruşturmanın tamamı eksik. İfadelerin tümü alınmamış. 40-50 gardiyanın olduğu cezaevinde 3 gardiyanın ifadesi var. Cezaevi savcısı bizimle görüşmüyor. Dosyanın tekrar ele alınarak, eksikliklerin giderilmesi, gerekirse otopsi raporunun tekrar yaptırılması için uğraşacağız. ‘Okan neden öldü’ sorusu çözülmelidir” diye belirtti.

    Av. Köybaşı, ifadeleri alınan 2 tutuklu ile yaptığı görüşmeyi de anlattı. Köybaşı, “L.S.’nin çelişkili beyanları dikkat çekmiştir. L.S., görüşmenin bir bölümünde asılı bulunduğu çarşafın tek kişi tarafından o şekilde bağlanamayacağı, bunu ‘metafizikli varlıklar’ tarafından yapıldığını düşündüğü söylemiştir.  Sürekli uykusundan uyanıp ‘bismillah’  diye konuştuğunu aktarmıştır. Bu beyanlardan çıkarılan sonuç Okan Özgül’ün apaçık bir konudan bir şeyden ya da birinden korktuğudur. Yine E.Ö. ‘kendisini asacak bir kişi değildi, son zamanlarda yemek yemeği kesmişti. Zannımca bir problemi vardı, korkuyordu’ dedi.”

    KOĞUŞ ARKADAŞLARI: PSİKOLOJİSİ İYİYDİ

    Menemen Cezaevi’nde Özgül ile birlikte kalan kişilerin anlatımları da ailenin şüphelerini güçlendiriyor. Güvenlik nedeniyle isminin farklı bir kodla haberde yer almasını isteyen koğuş arkadaşlarından A.A., cezaevinde Özgül’ün psikolojik durumunun iyi olduğunu söyledi. A.A., Özgül’ün sorumluluk sahibi olduğunu ve herkesle iyi geçindiğini kaydetti.

    Okan’ın psikolojisinin iyi olmadığına dair tespitleri sorduğumuz A.A., “Cezaevi her tutukluyu psikoloğa çıkarır. Oda tutuklunun psikolojisinin kötü olmasından kaynaklı değil, psikolojisinin durumunun nasıl olduğunu öğrenmek için. Okan’ın psikolojisinin bozuk olduğuna dair hiçbir emare yoktu. Menemen Cezaevi bu teşhisi nasıl koydu?” diye kaydetti.

    ‘AİLESİ ONA İYİ BAKIYORDU’

    Ailesinin Özgül’e iyi baktığını ifade eden A.A., “Bizde her hafta 2 bin TL kantine harcayan insan, Yozgat’ta ailesinden para istememiş. Yemek yemiyormuş. Okan’ı orada nasıl bir ortama soktular bilmiyorum. Okan’ın kendisini intihar edeceğine inanmıyorum. Okan’ın ailesi ile bağı da çok güçlüydü. Böyle bir insan neden canına kıysın ki?” diye sordu.

    Özgül’ün bir başka koğuş arkadaşı M.M., Özgül’ün kimseyle herhangi bir sorun yaşamadığını ve iki ay birlikte kaldıklarını aktardı. M.M., “Sadece boşandığı eşi çocuğa dair kendisine bilgi vermiyor diye üzülüyordu. Onu da sonradan çözdü. Haber alabiliyordu. Kendini öldürecek biri değildi. Uyuşturucu kullandığını anlatıyordu. ‘Hayatım düzene girerse kullanmam’ diyordu. Ben asla intihar etmeye ihtimal vermiyorum. Psikolojisini bozacak bir şey yoktu” diye konuştu.

    ‘İNTİHAR EDECEK BİRİ DEĞİLDİ’

    Koğuş arkadaşlarından T.T. ise, “Okan’ın koğuşta herhangi bir sıkıntısı yoktu. Yardımcı olmayı seven arkadaşımızdı. Psikolojik sıkıntısı olan insanlara bile yardımcı olmaya çalışırdı. Sadece dertleştiğimizde oğlunu çok özlediğini söylerdi. Çok üzüldüm” dedi.

    CEZAEVİ GÖRÜŞ VERMEDİ 

    Şüpheli ölüme dair telefon üzerinden görüştüğümüz Boğazlayan T Tipi Kapalı Cezaevi 2’inci Müdürü Yasin Karagöz, olaya dair sorularımızı yanıtsız bıraktı. Karagöz, “Resmi bir kurum olarak üçüncü şahıs ya da gazetecilere bilgi vermek gibi bir yükümlülüğümüz yok. Bilgi almak istiyorsanız savcılığa başvurabilirsiniz” yanıtı vermekle yetindi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Feribottan atlayan gencin cansız bedenine ulaşıldı

    Feribottan atlayan gencin cansız bedenine ulaşıldı

    PİRHA-Elazığ-Dersim arasında sefer yapan Pertek feribotundan atlayan B.A’nın cansız bedenine ulaşıldı.

    Elazığ-Dersim arasında sefer yapan Pertek feribotundan kendini suya atan B.A. bulunması için AFAD, UMKE, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Su Altı Grup Amirliği, JAK, MUDAK, Dersim ve Pertek belediye itfaiye ekiplerinin çalışmaları iki gün boyunca devam etti.

    Ekiplerin arama çalışmalarında B.A.’nın cansız bedenine barajın 60 metre derinliğinde ulaşıldı. Sudan çıkarılan ceset, ambulansla otopsi yapılmak üzere Tunceli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de çobanlık yapan bir kişi, borçları nedeniyle intihar girişiminde bulundu-VİDEO

    Dersim’de çobanlık yapan bir kişi, borçları nedeniyle intihar girişiminde bulundu-VİDEO

    PİRHA- Siirt’ten Dersim’e gelerek çobanlık yapan 43 yaşındaki Hasan İ., alacaklarını alamadığı ve borçları olduğu gerekçesiyle intihar girişiminde bulundu. Valilik Özel Kalem Müdürü Fatih Küçükönder’in 3 saatlik çabasıyla ikna edilen Hasan İ. aşağı indirildi.

    https://youtu.be/8s1mgH0sTtY

    Siirt’ten Dersim’e gelerek çobanlık yapan 43 yaşındaki Hasan İ., alacaklarını alamadığı ve borçları olduğunu belirterek Valiliğin yanındaki binanın çatısına çıktı. Valilik Özel Kalem Müdürü Fatih Küçükönder’in 3 saatlik çabasıyla ikna edildi ve aşağıya atlamaktan vazgeçti.

    Olay, Atatürk Mahallesi’nde valilik binası yanında bulunan bir apartmanda meydana geldi. Siirt’ten gelerek çobanlık yapan Hasan İ., alacaklarını alamadığı ve borcunun olmasından dolayı apartmanın çatısına çıktı. Etraftaki yurttaşların haber vermesiyle olay yerine çok sayıda itfaiye, AFAD, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Durumdan haberdar olan Vali Yardımcısı Okan Yenidünya ile Valilik Özel Kalem Müdürü Fatih Küçükönder de çatıya çıktı. Küçükönder, kendisine yardımcı olacağını belirterek çoban Hasan İ.’ye sözler verdi. 3 saatlik ikna çalışmalarının ardından Hasan İ., Fatih Küçükönder’e sarılarak ikna oldu ve çatıdan indirildi. İkna çalışmasının ardından çevredekiler alkış tutarak sevinçlerini dile getirdi. Çatıdan indirilen çoban, valiliğe götürüldü.

    Hasan İ.’nin birçok ilde defalarca intihar girişimi olduğu öğrenildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Aydın’da KYK yurdunda kalan öğrencinin intihar ettiği iddiası

    Aydın’da KYK yurdunda kalan öğrencinin intihar ettiği iddiası

    PİRHA- Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda Ceysu Sıla Alkaya adlı öğrencinin intihar ettiği iddia edildi.

    Aydın’ın Efeler ilçesi Işıklı Mahallesi’nde bulunan Güzelhisar Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda bulunan Ceysu Sıla Alkaya adlı öğrencinin intihar ettiği iddia edildi.

    Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi olan Ceysu Sıla Alkaya’nın ailesiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle intihar ettiği iddia edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Maltepe’de ‘açım, çocuklarım aç’ diyen yurttaş intihar etti

    Maltepe’de ‘açım, çocuklarım aç’ diyen yurttaş intihar etti

    PİRHA – Maltepe’de bulunan AVM’de bir yurttaşın, ödeyemediği 15 bin lira borç nedeniyle intihar ettiği belirtildi.

    İşçi Hareketleri Koordinasyonu, sanal medya hesabından İstanbul Maltepe’de bulunan AVM’de bir kişinin, ödeyemediği 15 bin lira borcu olduğunu söyleyerek intihar ettiğine yönelik görüntüyü paylaştı.

    İşçi Hareketleri Koordinasyonu, “Düşük #asgariücret ile emekçileri açlığa mahkum edenler de ölüme sürükleyenler de aynıdır. Borç yüzünden ölmek değil refah içinde yaşamak için birleşelim” diyerek tepki gösterdi.

    AVM’deki yurttaşın, korkuluklara çıkarak “Açım ben, çocuklarım aç, 15 bin lira borcum var” diye bağırıp intihar ettiği görülüyor.

    AKP iktidarı, dün yaptığı açıklamada asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğunu açıklamış, çok sayıda emekçi ve yurttaş ise yaptıkları paylaşımlarla geçinemediklerine vurgu yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Üniversite öğrencisi odasında ölü bulundu-VİDEO

    Üniversite öğrencisi odasında ölü bulundu-VİDEO

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi İ.E.Z.K’nin, kaldığı yurt odasında ölü bulundu. Öğrencinin intihar ettiği iddia ediliyor. 

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi İ.E.Z.K, adlı öğrencinin kaldığı yurt odasında ölü bulunduğu belirtildi. Hacettepe Kadın Çalışmaları Topluluğu (HÜKÇAT), olayı sanal medya hesabından yaptıkları paylaşım ile duyurdu. Yapılan açıklamada, “Bugün Sıhhiye öğrenci evlerinde bir kadın arkadaşımız odasında ölü bulundu. Artan intiharlara karşı sesimizi yükseltelim, çaresiz değiliz. Bu olayın takipçisi olacağız. Sıra arkadaşlarımızı Sıhhiye yurduna neler yapabileceğimizi konuşmaya çağırıyoruz” denildi.

    Evrensel’e konuşan öğrenciler, Sıhhiye Öğrenci Evleri’nde kalan İ.E.Z.K.’nin ailesi tarafından yurtta arandığı ve görevlilerin öğrencinin cansız bedenini bulduğunu aktardı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Yaşamına son veren üniversite öğrencisi: Keşke bu kadar pis bir toplumda yaşamasaydık!

    Yaşamına son veren üniversite öğrencisi: Keşke bu kadar pis bir toplumda yaşamasaydık!

    PİRHA-Yaşamına son veren üniversite öğrencisi Resul Alan, ardında bıraktığı mektupla Türkiye’deki gençlerin içinde bulunduğu durumu gözler önüne serdi. Alan ardında bıraktığı mektupta, “Hiçbir şey istemiyorum artık buraya kadardı ya da ben buraya kadar dayanabildim” dedi. 

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü yemekhanesinde yaşamına son veren Resul Alan‘ın cansız bedeni, 15 Ekim Pazar günü yemekhaneye giren başka bir öğrenci tarafından fark edildi.

    Yaşanan olay sonrası dün kampüste toplanan ve eylem yapan yüzlerce öğrenci, “Bu düzen bize bir yaşam borçlu. Bir arkadaşımızı daha kaybetmek istemiyoruz” dedi.

    “ÜLKE DAHA İYİ BİR DURUMDA OLSAYDI BELKİ BU KADAR GENÇ İNTİHAR ETMEZDİ”

    Alan’ın ardında bıraktığı mektup şöyle:

    “Herkese merhaba ben Resul Alan. Umarım iyisinizdir çünkü ben uzun zamandır iyi değilim. Bu notu görünce endişelenmekte haklısınız evet bu bir intihar notudur. Aslında pek bir şey açıklayacak durumda değilim ama yanlış anlaşılmalara sebep olmamak için son bir şeyler söylemem gerekiyor size. Öncelikle üzerimdeki banka borçlarından pek kimsenin haberi yok ama zaten benim intiharımın onunla bi alakası yok. Sonuçta ben dün ya da bugün ya da bu ay içerisinde bu kararı almadım. Çok uzun yıllardır kafama dank edip duruyordu bir yandan, bu git gelden artık bıktım. Artık bir şeylerin yoluna girmeyeceğini anlayınca iyice berbat etmek istedim o yüzden o parayı çöp ettim borçları da ödemedim. Benden sonra aileme kalacak borç ama mahkeme yoluyla bundan kurtulabilirler. Bu o kadar önemli değil. Mesele aşk acısı ya da gelecek kaygısı falan da değil. Ailemin de suçlanmasını istemiyorum anne babam kötü insanlar değil. Yani öyle gerekiyordu.

    Her şey baştan beri berbattı. Yaşamak ağır geldi. İnsanların iki yüzlülüğüne katlanamıyorum. Ahlaksızların bize ahlak dersi vermesini kaldıramıyorum. Kimseye tahammülüm kalmadı. Nefes alamıyorum uyumak, yemek yemek işkence gibi geliyor. Artık hiçbir şeyi düşünecek durumda değilim, herhangi bir beklentim de yok bu saatten sonra. Evet çok çabaladım kendimi vazgeçirmeye çalıştım. Ama olmadı ne yaparsam yapayım hep başa dönüyordum, hiçbir şey artık beni hayatta tutamazdı. Bir yandan bugüne kadar yaşadığım için pişmanım, yaşadığım sürece hiçbir şey değişmedi. Vazgeçtiğim zamanlar oldu ama şu an bakınca aslında hiç vazgeçmemişim sadece kendimi kandırmışım. Bu süre içinde daha çok insanın hayatına girdim bunun için de sizden özür dilemem gerekiyor yani ben de böyle olmasını istemiyordum. Belki bir şekilde yaşarım dedim hep ama naptıysam kafamın içini değiştiremedim. Her şeyi yarıda bıraktım hiçbir şeye odaklanamadım, nereye gitsem hep içimde bir huzursuzluk vardı. Artık bir şey yapacak halim kalmadı.

    Hiçbir şey istemiyorum, artık buraya kadardı ya da ben buraya kadar dayanabildim. Herkese çok yabancılaştım, şu an kimseyle konuşacak halim de yok. Bir yandan akıl sağlığımı kaybettiğimi düşünüyorum. Bu yüzden sevdiklerime bir zarar vermemek için çekip gitmem gerekiyor belki de. Rahatsız olduğum bir konu var. Türkiye’de gençler, çocuklar intihar ediyor her gün ve hiçbir şey değişmiyor. Haberi bile yapılmıyor artık. Herkes intihar eden kişiyi suçluyor ardından küfür ediyor, iftiralar atıyor. Kimse istemez bunun olmasını yani keşke bu kadar pis bir toplumda yaşamasaydık, keşke ülke daha iyi bir durumda olsaydı, belki bu kadar genç çocuk intihar etmezdi. Neyse söyleyecek pek bir şey kalmadı. Fazla üzülmeyin unutmaya çalışın sizden sadece bunu istiyorum. Sadece güzel bir anı olarak kalayım sizin için. Keşke şöyle böyle olsaydı demeyin yani ne olursa olsun beni bundan vazgeçilmeyecekti, olmadı yapacak bişey yok. Benim hikayem de böyle olsun. Siz de kendinize iyi bakın. Her şey gönlünüzce olsun. En güzel şekilde yaşamaya çalışın. Li Xwe Baş Binêre. Bı xatire we.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kaçak medrese kapatıldı, imam serbest bırakıldı

    Kaçak medrese kapatıldı, imam serbest bırakıldı

    Urfa’da 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak’ın beş metre kadar yakınında ahırda asılı halde bulunduğu Semerkant Vakfı’na ait medrese jandarma tarafından mühürlendi. Kaçak medresede dini eğitim görmeye devam eden 20’ye yakın öğrenci evlerine gönderildi.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre medresede öğrencilerden sorumlu olan “fahri imam” A.P. ifadesi alınmak üzere gözaltına alındı. Urfa Adliyesi’nde savcılık tarafından ifadesi alınan A.P., ardından serbest bırakıldı.

    NE OLMUŞTU? 

    Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde ikamet eden Dakak, bir yıl önce ailesinin zorlamasıyla 85 kilometre uzaklıktaki Beşat Mahallesi’nde bulunan Menzil mensuplarının kurduğu Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medreseye gönderildi. Dakak, hem medresede hem de mahallede bulunan ilköğretim okulunda “eğitim” görürken, bir yıl içinde 2 defa kaçarak eve gitti. Ancak ailesi tarafından zorla geri getirildi.

    Dakak, 13 Haziran’da medreseden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Dakak, bir gün sonra öğle saatlerinde Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medresenin bitişiğinde ahır olarak kullanılan metruk yapıda asılı halde bulundu. Dakak’ın, cansız bendeni Urfa Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi işlemlerinin ardından gece saatlerinde ailesine teslim edildi. Ceylanpınar merkezde bulunan Asli Mezarlık’ta defnedilen Dakak’ın “intihar” ettiği iddia edildi.

    MENZİL TARİKATİNE DEVREDİLDİ

    Dakak’ın zorla gönderildiği belirtilen medresede, 20 çocuğun yatılı olarak “dini eğitim” gördüğü öğrenildi. Söz konusu medrese, AKP’li Eyyübiye Belediyesi tarafından Beşat Mahallesi Mezarlığı içinde yer alan bir alanda inşa edildi. Medresenin 29 Eylül 2018 tarihinde yapılan açılışına Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin yanı sıra, AKP Urfa eski Milletvekili Halil Özcan katıldı.

    Açılışta, söz konusu yapı, “medrese, Kur’an kursu, taziye evi ve çok amaçlı salon” olarak lanse edildi. Daha sonra ise, Menzil tarikatına devredildi. Herhangi bir resmiyeti bulunmayan medresede eğitim veren kişilerin de Diyanet’e bağlı olmadıkları öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 12 yaşındaki çocuk, yatılı kaldığı kaçak medresenin yanındaki ahırda asılı bulundu!

    12 yaşındaki çocuk, yatılı kaldığı kaçak medresenin yanındaki ahırda asılı bulundu!

    Urfa’da, kaçak bir medreseye gönderildiği belirtilen 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak, medresenin yanınki ahırda asılı halde bulundu.

    Urfa’da 4 gün önce kaybolan 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak’ın, gönderildiği kaçak medresenin yanındaki ahırda asılı halde bulunduğu bildirildi.

    Basında yer alan habere göre, 4 gün önce Urfa’nın Haliliye ilçesi kırsalındaki Karaali Mahallesi’ndeki evlerinden çıktığı belirtilen Abdulbaki Dakak’tan bir daha haber alınamadı. Ailenin arama çabaları sonuç vermedi. Ancak, yerel medyadaki haberlere göre 12 yaşındaki çocuk, evinden değil, ‘eğitim’ gördüğü kaçak medreseden çıktıktan sonra kayıplara karıştı.

    Urfa merkezli Bizim Haber Ajansı’nın haberine göre, arama çalışmalarının ardından 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak, Eyyübiye ilçesi Beşat mahallesindeki ‘medrese’ yakınındaki bir ahırda asılı halde bulundu.

    Dakak’ın bedeni, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrası otopsi için Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

    Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından Dakak’ın cenazesi Ceylanpınar’dan gelen ailesine teslim edildi.

    Akşam saatlerinde ilçeye götürülen Dakak’ın cenazesi buradaki mezarlıkta toprağa verildi.

    Küçük çocuğun şüpheli ölümüyle ilgili jandarma soruşturma başlattı.

    KAÇAK ‘MEDRESE’DE 20 ÇOCUK YATILI KALIYOR

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Menzil mensuplarının kurduğu Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medresede, 20 çocuğun yatılı olarak “dini eğitim” gördüğü öğrenildi.

    Söz konusu medrese, AKP’li Eyyübiye Belediyesi tarafından Beşat Mahallesi Mezarlığı içinde yer alan bir alanda inşa edildi. Medresenin 29 Eylül 2018 tarihinde yapılan açılışına Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin yanı sıra, AKP Urfa eski Milletvekili Halil Özcan katıldı.

    Açılışta, söz konusu yapı, “medrese, Kur’an kursu, taziye evi ve çok amaçlı salon” olarak lanse edildi. Daha sonra ise, Menzil tarikatına devredildi. Herhangi bir resmiyeti bulunmayan medresede eğitim veren kişilerin de Diyanet’e bağlı olmadıkları öğrenildi.

    Konuyla ilgili MA’ya konuşan Beşat Mahallesi muhtarı Ömer Kaya, iddiaları doğruladı. Kaya, “Bu çocuk birkaç defa ailesine ve beraber kaldığı arkadaşlarına burada kalmak istemediğini belirtti. Hatta 2 defa eve dönüyor ama yine getiriliyor. En son kayboldu. İki gün önce biz her yerde aradık, dün medresenin yanında bir ahırda kendisini asmış halde bulduk. Medresenin resmi bir durumu yok. 20 öğrenci dışarıdan gelip yatılı kalıyor. Fahri imam tarafından eğitim veriliyor. Bazen köylüler kendi aralarında maddi yardımda bulunuyor” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • İşsiz bir yurttaş intihara kalkıştı

    İşsiz bir yurttaş intihara kalkıştı

    Ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirten işsiz bir kişi, intihar girişiminde bulundu. 
    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Van kent merkezinde yaşayan ve ismi öğrenilemeyen bir kişi, yaşadığı geçim sıkıntısı nedeniyle intihara kalkıştı. Otogar mevkiindeki üst geçitte intihara kalkışan kişiyi fark eden çevredekiler, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine sevk edilen ekiplerin çabaları sonucunda intihardan vazgeçirilen yurttaş, polisler tarafınsan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)
  • HDP’li Dersim Dağ: AKP iktidarı döneminde 20 bin genç intihar etti

    HDP’li Dersim Dağ: AKP iktidarı döneminde 20 bin genç intihar etti

    PİRHA- HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, gençlerin yüzde 70’inin Türkiye’de yaşamak istemediğini belirterek, “Çünkü işsiz, umutsuz, çünkü demokratik haklarını kullanamıyor. AKP iktidarı döneminde 20 bin genç intihar etti. Bu intiharların bir kısmı, yurtlarda yaşayan öğrencilerdi” dedi. 

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, dün; Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Toto Teşkilatı’nın 2021 yılı kesin hesap kanun teklifi, 2023 yılı bütçe kanunu teklifi ve Sayıştay raporları görüşüldü.

    HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, görüşmelerde HDP Grubu adına konuştu.

    Dağ, “Geçen yıl bir barınma sorunu vardı, bu yıl da bu sorunla karşı karşıya kaldık. Özellikle üniversite sınavında barajların kaldırılmasıyla beraber aslında neredeyse bütün üniversitelerdeki kontenjanların dolması ve buna karşılık Kredi Yurtlar Kurumu’nun yeterince kontenjanının olmamasından kaynaklı öğrenciler bu yıl da sokakta kaldı. Öğrenciler geçen yıl, günlerce parklarda sabahladı, sokaklarda uyudu. Barınamıyoruz dedi. Bu yıl da benzer bir durum yaşandı. Öğrenciler yine Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Mersin’de, Adana’da, Antalya’da parklarda sabahladı. Bir çatımız yok, çatımız gökyüzü dedi. Bakan, bir kez olsun dahi öğrencilerle bir görüşme gerçekleşmedi. Öğrencilerin bu sorununu görmezden geldi. Bu durumdan dolayı birçok öğrenci öğrenimine ara vermek zorunda kaldı” dedi.

    “GENÇLER MUTSUZ”

    “Elbette Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarının bir tek sorunu bunlar da değil” diyen Dağ, şunları kaydetti:

    “Kapasitenin artırıldığından bahsediliyor ama bu kapasitenin nasıl artırıldığını biz çok iyi biliyoruz. Ranza sistemine geçildi, öğrenciler yerde yatmak durumunda kaldı. Çalışma masası yok, dolaplar yok… Öğrenciler böyle yurtlarda barınmak zorunda bırakıldı. Tek sorun, ranza sistemine geçilmesi de değil. Şansa yurda yerleşmiş bir öğrenci, tek tip yemek sistemiyle beslenmek zorunda kaldı. Aslında beslenemedi. Öğrencilere bir akşam yemeğinde verilen yemek, makarna ve aslında makarnanın içerisinde verilen bir böcek. Yine sabah kahvaltısında sadece beş zeytin, beyaz peynir ve ekmek ile öğrenciler sadece sokakta bırakılmadı yurda yerleştirilen öğrenciler de aç bırakıldı. Ekim ayında dört yurtta zehirlenme durumu yaşandı.”

    Gençlerin yüzde 70’inin Türkiye’de yaşamak istemediğini belirten Dağ, “Çünkü işsiz, çünkü umutsuz çünkü demokratik haklarını kullanamıyor. AKP iktidarı döneminde 20 bin genç intihar etti. Bu intiharların bir kısmı, yurtlarda yaşayan öğrencilerdi. Yurtdışında yaşamak isteyen gençler için bir politikanız, ayırdığınız bir bütçeniz var mı? Gençler umutsuz, gençler bu iktidarın politikalarından memnun değil. Ama siz gençlerin tek bir gerçek sorununa değinmediniz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Oğlu intihar eden annenin çığlığı: İntiharlara neden çözüm bulunmuyor?

    Oğlu intihar eden annenin çığlığı: İntiharlara neden çözüm bulunmuyor?

    PİRHA- Yakın zamanda oğlu intihar eden F.K. “İntiharlara neden çözüm bulunmuyor?” diye sorarken, Dersimli bir yurttaş ise, kentlerin soğukluğunun, işsizliğin, çaresizliğin, tutunamamanın, yalnızlığın, sevgisizliğin ve geleceksizliğin intiharlara yol açtığını vurgulayarak, sivil toplum örgütlerini intiharlara karşı sorumluluk almaya çağırdı.

    Dersim’de 2020 ile 2022 yılları arasında 15 kişi intihar etti. Araştırmalara göre Dersim, intiharların en çok yaşandığı iller arasında bulunuyor. İntihar girişimi en fazla genç gruplarda yaşanıyor. Peki neden gençler intihar ediyor?

    Yakın zamanda oğlu intihar eden anne F.K., ajansımız PİRHA‘ya yaptığı açıklamada, oğlunun intihar edecek biri olmadığını ancak iş konusunda çok zorluk çektiğini belirtti.

    “İNTİHARLARA NEDEN ÇÖZÜM BULUNMUYOR?”

    Yaşadığı acının tarifi olmadığını anlatan anne, şunları söyledi:

    “Oğlum içine kapanıktı, gergindi bir şey anlatmıyordu. Son seneler böyleydi bir şey anlatmıyordu. Geç saatte eve geliyordu, sabah uyuyordu, saat 13.00’e kadar. Ondan sonra da dışarı gidiyordu. Yorgundu, koşturuyordu, içinde ne vardı bize anlatmıyordu. Ticari taksicilik yapıyordu. 93 doğumluydu, üniversiteden bir kız arkadaşı vardı, ayrılıp barışıyorlardı. Ama gergin olduğunu anlıyordum. Çok sevilen birisiydi, yardımseverdi. Herkesin işine koşardı ama içinde ne yaşıyordu onu bilmiyorum. Elbiseleri çok severdi, odasında bir sürü elbise var. Herkese yardım ederdi ama kıyafetlerini kimseye vermezdi. Son zamanlarda sigortalı iş arıyordu. Eskiden taksiciliği seviyordu ancak artık sigortası yok diye pişmanlık duydu. Sigortalı iş arıyordu bulamadı, yurtdışına gitmek istiyordu onu da yapamadı.”

    “İntiharlara neden çözüm bulunmuyor?” diye soran anne, başka acıların yaşanmaması için bir an önce harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

    “EVSİZ, YURTSUZ, ÇIRILÇIPLAK DIŞARDA BIRAKILIYORSUN”

    Dersimli bir yurttaş ise, yakın tarihte Dersim’de yaşananlara dikkat çekerek, “Doğduğumuz andan itibaren aslında bir sorumluluk biniyor bireye. Çocukluğumuzda bazı şeylere tanıklık ediyoruz ve yaşıyoruz. Yaşadığımız kentin bir çok açıdan etkileri var. Örneğin 90’larda doğan bir çocuğun şahit olduğu olaylar var. Düşünün sevdiğiniz köyden apar topar çıkartılıyorsunuz ya da evin içinden sizi çıkarıp, gözlerinizin önünde evinizi yakıyorlar, nedenini bilmeden büyüklerinin bağırışları içinde. Bu çok ağır bir durum. Evsiz, yurtsuz, çırılçıplak dışarda bırakılıyorsun, sonra benden iyi bir yurttaş muamelesi isteniyor” diye konuştu.

    “KURUMLAR İNTİHARLARA KARŞI NE YAPIYOR?”

    Kentlerin soğukluğunun, işsizliğin, çaresizliğin, tutunamamanın, yalnızlığın, sevgisizliğin ve geleceksizliğin intiharlara yol açtığını vurgulayan yurttaş, “Susuza su, derde derman oluyoruz ama niye bu acıları bize reva görüyorlar. İnsanlara içini de dökemiyorsun, anlatamayınca istenmeyen durumlar gelişebiliyor. Kurumlar bu konularla ilgili ne yapıyor, insanlara nasıl bir çözüm üretiyorlar?” sorularını sorarak, sivil toplum örgütlerini intiharlara karşı sorumluluk almaya çağırdı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >‘İntihar sayısının artışını engellemek için insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor’

    > ‘İnsanlara kolektif bilinci aşılayabilirsek intihar risk faktörlerini en aza indirebiliriz’-VİDEO

  • ‘İnsanlara kolektif bilinci aşılayabilirsek intihar risk faktörlerini en aza indirebiliriz’-VİDEO

    ‘İnsanlara kolektif bilinci aşılayabilirsek intihar risk faktörlerini en aza indirebiliriz’-VİDEO

    PİRHA-İntiharların önüne geçmek için için sosyal aktivite alanlarının oluşturulması gerektiğini belirten Sosyolog Perihan Dalgıç, “Sosyal aktivite eksikliğiyle kişiyi odaya kapatıyorsun ve artık odanın içinde bireyselleşiyor. Odada tek başına kalan kişi yalnızlaşarak toplumdan kopuyor ve toplumla bütünleşemeyen birey intihar ediyor” dedi. Dalgıç ekledi: Toplum yapısının çözülmesine izin vermezsek intihar vakalarını en aza indirebiliriz.

    Dersim’de 2020 ile 2022 yılları arasında 15 kişi intihar etti. Araştırmalara göre Dersim, intiharların en çok yaşandığı iller arasında bulunuyor. İntihar girişimi en fazla genç gruplarda yaşanıyor. Peki, neden intiharlar her geçen gün artıyor? Sosyolog Perihan Dalgıç, Dersim’de son zamanlarda artan intihar vakalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İŞSİZLİK ORANININ ÇOK FAZLA OLMASI KİŞİYİ İNTİHARA SÜRÜKLÜYOR”

    PİRHA: İntiharın sebepleri nelerdir ve sosyolojik olarak nasıl açıklayabiliriz?

    PERİHAN DALGIÇ: İntihar sosyolojik olarak kişinin kendisini bilerek olumlu ve olumsuz eyleme geçme hareketidir. İnsanları toplumsal çözülme, kültürel yabancılaşma, göç, neoliberal politikalar, kaotik toplum yapısı ve bireyselleşmemiz intihara sürüklüyor. Türkiye’de işsizlik oranının çok fazla olması da kişiyi intihara sürüklüyor. Geleneksel aile bağlarının çözülmesi ile kişi yalnızlaşır, bireyselleşir, bireyselleştiği için de intihar etmeye gider. Bu intihar oranlarında bir risk faktörü oluşur. Aydın’ın en çok intihar vakasının olduğu iller arasında 5. sırada olmasının sebebi postmodernizm ile birlikte geleneksel aile bağları çözüldüğü için Aydın’da yaşlılar yalnızlaştığı için intihar vakaları olabiliyor. Onun dışında neoliberal politikalarla birlikte artık tarımda makine gücünün ön plana çıkmasıyla beraber insanlar artık işsiz kalmaya başlıyor ve insanların köylerden kentlere göç etmesiyle beraber kent-köy karmaşası yaşıyorlar. Kent-köy karmaşasıyla birlikte yaşamlarında değişiklikler oluyor, kültürel yabancılaşma ve kültürel çatışmalar oluyor. Türkiye zaten kaotik bir ortama sahip ülke olduğu için yaşanan bu değişimler insanları intihara sürükleyebiliyor.

    “TUNCELİ EN ÇOK İNTİHAR EDİLEN ŞEHİRLER ARASINDA 4. SIRADA”

    -Dersim’de intiharların bu kadar fazla olmasının sebebi nedir?

    Dünyada 40 saniyede bir insanlar intihar girişiminde bulunup, 3 saniyede bir insanlar intihar nedeniyle hayatını kaybediyor. Tunceli en çok intihar edilen şehirler arasında 4. sırada. İlk üç sırada ise Kars, Iğdır ve Ardahan var. Ama Tunceli’nin yapısı diğer üç şehirden farklı etnik yapısı ve farklı kültürel yapısı var. Modernleşmeyle birlikte artık dünyada bireyselleşme çok fazla. Eskiden ilkokullarda küme çalışmaları yapılırdı, çocuklar arasında rekabet olmazdı. Ama şimdi çocukları daha ilkokuldan birbirileriyle yarıştıran bireyler haline getirdiğimiz için her anlamda hep yarış halindeyiz. Tunceli’de çocukların yapacak hiçbir şeyi yok, çünkü sosyal aktivitelerin yapılacağı bir alan yok. Onun dışında zaten üretim yapan bir şehir de değil. Üretim yapan bir şehir olmadığı için insanlar ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Ekonomik sıkıntı yaşayan birey ailesini geçindiremiyor, daha sonra ailesiyle sorunlar yaşadıktan sonra aile içi şiddet veya aile içi iletişim kopukluğu sonucu intihara sürükleniyor.

    İntihar sayılarını düşürmemiz için sosyal aktivite alanları oluşturmalıyız. Çünkü sosyal aktivite eksikliğiyle kişiyi odaya kapatıyorsun ve artık odanın içinde bireyselleşiyor. Odada tek başına kalan kişi yalnızlaşarak toplumdan kopuyor, toplumla bütünleşemeyen birey intihar ediyor. Bence Tunceli’de şu anda o anomik intiharlar dediğimiz intiharlar çok fazla olduğu için burada en fazla işsizlik sorununu halletmemiz gerekiyor. Bireyselleşmenin de önüne geçmemiz gerekiyor, çünkü burada da diğer illerde olduğu gibi Tunceli’de de bireyselleşme çok fazla. Modern dünyanın en popüler hastalığı olan depresyon ve stres hastalıklarının önüne geçmemiz gerekiyor. Ülkede çok ciddi bir ekonomik kriz var aynı sorun Tunceli’de de en başta bu sorunun çözülmesi gerekiyor. ‘Tuncelilisin, Alevisin sen burada işe başlayamazsın veya sen bu bölümü okusan da boşuna’ gibi söylemler aslında kişide bir korku kültürü oluşturuyor. Daha sonra bu korku kültürüyle birlikte il dışına çıktığınızda gittiğiniz yerde baskıya ve mobbinge maruz kalıyorsunuz. Maruz kaldığınız baskı ortamı da sizi yine intihara sürükleyebiliyor.

    “TOPLUMSAL ÇÖZÜLME SORUNUNU ÇÖZMEMİZ GEREKİYOR”

    -İntiharların önlenmesi için yapılması gereken çalışmalar nelerdir, sizce yeterli çalışma yapılıyor mu?

    STK’lara düşen rol devlet kurumlarıyla birlikte hareket etmeli. Devlet kurumları aile merkezleri ve şiddeti önleme merkezleri kurabilir. Aslında bu kurumlar var ama işlevi yok. Herkes masa başında çalışıyor, alana inemiyoruz bizim sahaya inmemiz gerekiyor. Kişilerin sorunlarını bu şekilde halletmemiz gerekiyor. Çünkü sorunun toplumsal ve kültürel kökenine inmemiz gerekiyor. Émile Durkheim, toplumun temel yapı taşları olan din, aile, siyaset, ekonomi ve ekonomiden birini kaybederseniz toplumun işleyişi bozulur diyor. Bizim toplumsal işleyişin bozulmasını önlememiz gerekiyor. Artık hepimiz bireyselleştiğimiz için de sorunlarımızla başa çıkamıyoruz. Bireyselleştiğimiz için iyice yalnızlaşmaya başlıyoruz yalnızlaştığımız için de bu durum insanları intihara sürüklüyor. İntihar sadece Tunceli’nin sorunu değil Türkiye’nin de sorunu. Geleneksel aile bağları çözüldüğü için ve artık hepimiz bireyselleştiğimiz için toplumsal çözülme oluyor. Toplumsal çözülme sorununu çözebilmemiz için insanlara kolektif bilinci aşılamamız gerekiyor. Çünkü bu sayede intihar risk faktörlerini en aza indirebiliriz. Toplum yapısının çözülmesine izin vermezsek intihar vakalarını en aza indirebiliriz.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >‘İntihar sayısının artışını engellemek için insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor’

  • ‘İntihar sayısının artışını engellemek için insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor’-VİDEO

    ‘İntihar sayısının artışını engellemek için insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de intihar sayısının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu ve son yıllarda artarak devam ettiğini belirten Psikolog Şilan Es, “Toplumsal dayanışma çok önemli ama günümüzde toplumsal dayanışma çok büyük tahribata uğramış durumda. Dersim’de artan intihar sayılarını engellemek için insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor” dedi. Es, intiharların nedenlerinin sadece psikolojik ve toplumsal olmadığını, sistemsel bir sorun olduğunu kaydetti.

    Dersim’de 2020 ile 2022 yılları arasında 15 kişi intihar etti. Araştırmalara göre Dersim, intiharların en çok yaşandığı iller arasında bulunuyor. İntihar girişimi en fazla genç gruplarda yaşanıyor. Peki, neden intiharlar her geçen gün artıyor? Psikolog Şilan Es, Dersim’de son zamanlarda artan intihar vakalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SON YILLARDA GEÇİM SIKINTISINDAN DOLAYI İNTİHARLAR OLDUKÇA FAZLA”

    PİRHA: İnsanlar neden intihara sürükleniyor?

    ŞİLAN ES: İntihar psiko-sosyal ve kültürel boyutları olan önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Birçok boyutu vardır. Yalnız psiko-sosyal ya da yalnız psikolojik boyutlarına bakmak salt bu açılardan düşünmek bizi yanlışlara sürükleyebilir. Çünkü biyolojik boyutları olduğu gibi toplumsal boyutları da incelenmesi gereken bir alandır. Türkiye genelinde son yıllarda oranlar artarak devam etmektedir. Birçok boyut var aslında, birçok da maddesi var; intihar girişimi, intihar düşüncesi, sonuçlanmış intiharlar, sonuçlanmamış intiharlar olmak üzere kategorilere ayrılan bir durum.

    Dersim özelinde baktığımızda ortalaması Türkiye’nin üzerinde ve son yıllarda artarak devam etmekte. Birçok veri var elimizde fakat bu verileri son yıllarda çok fazla alamıyoruz, aldığımız zaman da özellikle maddeleri var ve bu maddelerin bazılarının altında diğer başlığı var. Diğer başlığının altında ne var bilmiyoruz. Önemli olanda buralara yoğunlaşmak. Özellikle son yıllarda şunu görüyoruz, geçim sıkıntısından olan intiharlar oldukça fazla çünkü derin bir ekonomik kriz içindeyiz maalesef bundan etkilenip intihar etme oranı artmakta.

    İçişleri Bakanlığının verilerine göre 2015 ile 2020, bu beş yıllık süreç içerisinde 10094 erkek 3281 kadın olmak üzere toplamda 14530 kişi intihar etmiş. Bunlardan 1155’i on sekiz yaş altı sayılıyor. Bu 2002-2019 yılları 53 bin intihar gerçekleşiyor. Bunların 4801’i raporlara geçim zorluğu olarak geçmiş. Bu da çok önemli bir veri aslında yani intiharın salt tek bir noktadan ele alınmaması gerektiğini bize açıkça söylüyor. Aslında intihar çok toplumsal bir olgu ve bu olayı çok boyutlu düşünerek çok boyutlu çalışmamız gerekiyor. 1938’den gelen travmatik yaşantılar, askeri darbeler, yaşanan ekonomik krizler toplumda bir psikolojik baskı oluşturuyordu ve bu psikolojik baskı sonucunda bireyler bu döngüyü kıramadıkları için bazı psikolojik problemler yaşıyorlar. Toplumsal problemler yaşıyorlar ve hiç çıkmaz bulamayınca da intiharla sonuçlanıyor bunlar.

    17 yıldaki toplam intiharların neredeyse yarısının, 22645 intiharın gerekçesi bilinmiyor, başlığı altında geçiyor. Bu da aslında önemli, ayırt edilmesi gereken bir oran. Bunun dışında şuna da değinmek istiyorum. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporlarına göre; son sekiz yılda 127 işçi borçları nedeniyle 68 işçi işsizlik nedeniyle, 53 işçi de mobbing nedeniyle intihar ederek hayatına son veriyor. Bizim bunları çok dikkate almamız gerekiyor. Yani gelen danışanlar olsun, intihar vakaları olsun bunlar tek boyutlu olaylar değil. Çok toplumsal olaylar. Çok boyutlu incelememiz lazım. Son olarak şuna değinmek istiyorum; Jandarma Genel Komutanlığı’nın 2020 faaliyet raporuna göre 50 bin 593 intihara teşebbüs var. Bu da aslında çok çarpıcı bir rakam. Belli kurumlarda bana göre incelenmesi lazım. Askeri kurumların, aile kurumlarının incelenmesi lazım. Onun dışında yurtlarda çok fazla intihar meydana geliyor.

    “İNTİHAR ÇOK SİSTEMSEL BİR SORUN”

    -İntiharın toplumsal yanı var mıdır?

    Aslında sorun çok sistemsel bir sorun. Aile içerisine bakacak olursak kadın intihar girişimleri daha fazla. Neden daha fazla çünkü genel bir ezilme hali var. Zaten evlilik içerisinde evlilik rolü, anne rolü, toplumda kadın rolü, bunların sonucu baskılanma sonuçları, ezilme durumlarından dolayı bunlar meydana gelebiliyor. Erkek oranı neden fazla yine bu da toplumsal bir veri. Kadınlar daha naif, daha kibar göründüğü algılandığı için girişim boyutları daha fazla oluyor. ‘Yapamazsın zaten, beceremezsin’ o kadar bilinçaltına işlemiş bir olgu ki ama erkeklerde ‘ben bir kez bu işin içine girdim devam edeceğim’ şeklinde yorumlanıyor ve sonuçlanma oranı daha fazla görüyoruz.

    Bunun dışında askeri yapılarda erkeklerin de kadınlar kadar baskı altında olduğunun söyleyebiliriz. Çünkü tırnak içerisinde bir sürü erkeklik görevi de var. Eve ekmek getirme, çalışma, birilerine bakma yükümlülükleri var ve her erkek erkeklik rolüne bürünmek istemiyor, askerlik yapmak istemiyor, sünnet olmak istemiyor, düğün yapmak istemiyor, işe girmek istemiyor. Bunlar da aslında toplumsal roller, bunların altında ezilince ve bir çıkış yolu bulamayınca dediğimiz şekilde sonuçlanabiliyor.

    “DERSİM ÇOK TRAVMATİK BİR BÖLGE”

    -Dersim’de intihar sayısının bu kadar çok olmasının sebepleri nelerdir?

    Dersim çok travmatik bir bölge, yıllardır büyük travmalar yaşamış bir bölge. Bu travmalar çözülmediği sürece bu kuşaktan kuşağa aktarılacak. Bunun birçok çalışması da mevcut. Üç kuşak olarak düşünürsek dedenin 1938’de veya darbeler sürecinde yaşadığı stres tepkilerini kendi çocuğuna aktarıyor. O çocuk o travmayla yüzleşemediği zaman kendi çocuğuna aktarıyor ve böylece kuşaklar arası geçiş oluyor. Bu geçişle beraber aynı zamanda psikolojik durumları da içine katacak olursak bir çözümsüzlüğe yol açıyor. Dersim’in özelinde genel bir işsizlik problemi ve madde kullanımı var. Bunlarla da harmanlanınca sonuç intihar olarak önümüze çıkıyor.

    İntiharları sadece 1938 Katliamı gibi travmatik olaylara bağlamak yanlış bir bakış açısı. Büyük bir belirsizlik döneminden geçiyoruz, gelecek kaygısı, ekonomik zorluklar yaşıyoruz. Bunun sonucunda psikolojik bir yardıma da ulaşamayınca çözümü bu şekilde arıyoruz. Bunun içerisinde aile yaşantısına da bakmak gerekiyor. Çok boyutlu bir durum. Buraya gelen bir danışanın genel bir öyküsünü alırız. Daha önce psikolojik bir destek aldı mı, ilaç kullanı mı? Aile geçmişin nasıl, sosyal hayatta ki aktivitelerin nasıl gibi sorular sorarız, Çünkü bütün bu sorular birbiriyle çok bağlantılı. Ülkede genel bir işsizlik sorunu mevcut, aile içi sorunlar var, toplumsal olarak bir baskı var.

    “İNSANLARI BİLİNÇLENDİRMEK GEREKİYOR”

    -İntihar etme süreci kişiden kişiye göre farklılık gösterir mi?

    İntiharlar belirli bir zaman diliminde gerçekleşir diyemem, herkesin gerçekleşen olayla baş etme stili farklıdır. İntihar etme süreci herkeste farklı işliyor. Bir insan yakınını kaybettiğinde 1 ile 5 yıl arasında intihar riski vardır gibi bir gerçeklik yok, çünkü herkesin gerçekleşen olayla mücadele etme tarzı bambaşkadır. Kimi insan yalnız kalmak isterken kimisi de insanların içine çıkar, kimisi de psikolojik destek almayı kabul eder. Bu durumlar herkeste değişkenlik gösterir. Buna göre mücadele yöntemleri de farklılık gösterir. Psikoloji biliminde yardım istenmediği sürece yardım edemeyiz, bu gerçekliği de göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

    İnsanları bilinçlendirmek gerekiyor. Ben bir çocuğun kişiliğini ne kadar kabul edersem o kişi de o kadar gelişecek. Psikolojide şema dediğimiz kavramlar var ve bu şemalar çocukluktan itibaren oluşan şemalar. Fazla ilgi veya çok fazla ilgisizlik gibi veya şiddet ortamı, istismar ortamında gelişen şemalar bunlar. Bizim zihnimiz bu şemalara göre şekilleniyor, insanların olayları algılayış biçimleri, oluşan şemalara göre şekilleniyor. O yüzden bir kişi bir olaydan çok fazla etkilenirken diğer insan o olaydan daha az etkileniyor.

    “ARTIK TOPLUMDA DAYANIŞMA KÜLTÜRÜNÜ GÖREMİYORUZ”

    -İntiharı engellemek için neler yapılabilir?

    İntiharı sorunca kişiyi intihara yönlendiriyoruz sorusu yanlış bir düşünce aslında, çünkü o insanın yardım alma ihtiyacına da cevap verebiliriz. Psikologlar her şeyi çözer algısı da çok yanlış bir düşünce. Kişinin, ailenin, kurumların veya toplumun yapması gerekenler de var ama sistemin sorunlarını sadece psikologlar çözemez bu sorunlar çok derin ve sistemsel bir durum. Farkındalık eğitimleri yapılabilir, Dersim özelinde iş imkânları ve sosyal aktiviteler arttırılabilir ya da destek merkezlerinin sayısı arttırılabilir. İntiharın gerekçelerinin sıralamasını yapamam ama sosyal aktivitelerin az olmasının payı var. Aslında çok baskı altında bir toplumuz sadece sistemler tarafından değil kendi içerimizden de baskı altındayız örneğin aile içerisinde de baskı altındayız. Genel bir özgürleşememe hali var aslında bu da var, olumsal problemlere yol açıyor.

    Neden varım, neden çalışıyorum, bir işe yaramıyorum gibi daha anlamsal sorular sormamıza yol açıyor. Bu algıya bir çözümsüzlük haliyle varılır, ülkedeki çoğu kişide umutsuzluk hali mevcut bu durum sadece aile ve iş yaşamımızı etkilemiyor aynı zamanda bizim iyilik halimizi de etkiliyor. Yaşadığım ekonomik kriz benim ruh sağlığımı etkiliyor çünkü hepsi birbiriyle bağlantılı. Aile içerisinde bir kriz var ve ekonomik anlamda bir kriz var bende bunların ortasında yaşıyorum. İnsan ilişkilerinde de bir bozulma var son dönemlerde her zaman dayanışma yaşatır diyoruz ama artık toplumda dayanışma kültürünü de göremiyoruz. O yüzden toplumsal bir çözülmeden bahsedebiliriz.

    “DERSİM’DE SON YILLARDA ÇOK FAZLA MADDE KULLANIM ORANI VAR”

    -İntiharda madde kullanımının etkisi nedir?

    İntiharlarda madde bağımlılığının çok fazla etkisi var. Özellikle son yıllarda Dersim’de çok fazla madde kullanım oranı var. Bu durum beyinde psikolojik sorunlara yol açıyor çünkü sağlıklı tepkiler veremiyorsun. Bir şiddet kültürü yaratıyor aslında. Madde kullanımının da yaş ortalaması giderek düştü, denetim mekanizmasının olmayışından mı yoksa denetim mekanizmasının olmasına rağmen göz yumulmasından kaynaklı olarak mı düştü, sorularını akıllara getiriyor.

    “İNTİHARI SADECE PSİKOLOJİK VEYA SADECE TOPLUMSAL OLARAK ALMAK YANLIŞ BİR DÜŞÜNCE”

    -İntiharın risk faktörleri nelerdir?

    İntihar risk faktörlerinde ekonomik kriz, gelecek kaygısı, belirsizlik çok fazla etkili. Bundan sonraki süreçte neler yapabiliriz diye düşünecek olursak da aslında çözüm çok basit görünüyor ancak çözüm o kadar çok kaotik hale getirilmiş ki, çözülmesi gereken ve gelecek kuşaklara aktarılmış durumlar var önümüzde. En basiti halkların özgürlük talepleri var ya da işsizliğin çözümü veya ayrımcılığın önlenmesi, yaşanan travmatik olayların iyileştirilmesi için adımlar atılması gibi sorunlar var. Ancak aslında çözümler çok basit. İntiharları sadece psikolojik olarak da almak yanlış sadece toplumsal olarak da almak yanlış.

    “BİREYSEL İYİLİK HALİNDEN TOPLUMSAL İYİLİK HALİNE GEÇMELİYİZ”

    -Artan intihar vakalarına çözüm olarak ne yapılmalı? 

    İntiharlara çözüm olabilmek için dayanışma içerisinde olmalıyız, kurumların hepsinin iş birliği içerisinde olması ve bu durumun sistemsel bir şekilde ilerlemesi gerekiyor. Kurumlar kendi içerisinde çalışıyor ancak yeterli olmuyor. Bu yüzden kendi öz eleştirimizi de vermeliyiz. Hepimiz de bir yapamamazlık hali var ki biz şu anda intiharlar konusunda bu haldeyiz. Bu konuda toplumsal dayanışma çok önemli ama günümüzde toplumsal dayanışma da çok büyük tahribata uğramış durumda. Eskiden olan dayanışma kültürüyle günümüzdeki dayanışma kültürü aynı değil. Dayanışma kültürü olmadığı içinde bir yalnızlaşma hali de mevcut. Kişi kendini sistem içerisinde yalnız hissediyor, aile içerisinde yalnız hissediyor ve kendi içerisinde de yalnız hissediyor.

    Biz psikologlar olarak toplumsal iyileşme halini savunuyoruz. Bana gelen danışana ben sadece bireysel değil toplumsal olarak da bakmam gerekiyor. Çünkü o insan toplum içerisinden geliyor. Eğer bir danışan iyileştiği zaman evindeki diğer kişi de iyileşmeye başlıyor, sonra iyileşme hali daha sonra topluma yayılıyor. O yüzden bireysel iyilik hallerinden toplumsal iyilik hallerine geçmeliyiz. Bunu yaparken de olaylara sadece birey özelinde bakmamalıyız, bireyin aynı zamanda toplumun bir parçası olduğunu hatırlatmamız lazım.

    PİRHA/DERSİM

  • Prof. Dr. Gülnaz Karatay: İntiharların önüne geçmek için dayanıklı gençler yetiştirmeliyiz-VİDEO

    Prof. Dr. Gülnaz Karatay: İntiharların önüne geçmek için dayanıklı gençler yetiştirmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-İntiharın çevreden, siyasetten, kültürden, inançtan, coğrafyadan ve iklimden bağımsız düşünülemeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Gülnaz Karatay, “İntiharın birçok nedeni var. İşsizlik, şiddet, travma, tecavüz, düşük yoğunluklu çatışmalar, geleceğe güvensizlik ve umutsuzluk durumları nedeniyle vaka artışlarında bir yükselme görüyoruz” dedi. Karatay, intiharın bulaşıcı olduğunu belirterek, sosyal medyadan paylaşılmaması gerektiğini belirtti.  

    Araştırmalara göre Dersim, intiharların en çok yaşandığı iller arasında bulunuyor. İntihar girişimi en fazla genç gruplarda yaşanıyor. Peki neden intiharlar her geçen gün artıyor? Prof. Dr. Gülnaz Karatay, Dersim’de son zamanlarda artan intihar vakalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HER YIL 700 BİN İNTİHAR VAKASI MEYDANA GELİYOR”

    PİRHA: Ülkede intihar vakalarının her geçen gün artmasındaki neden nedir?

    GÜLNAZ KARATAY: İntihar tanım olarak bireyin içsel ya da dış kaynaklı stresörlerle baş edememesi sonucu bedenine yöneltmiş olduğu öz kıyım davranışı. Bu nedenle bir insanın bedenine yönelttiği en uç şiddet olduğu için de toplum tarafından çok dikkatle takip ediliyor. Bu nedenle intiharları doğru zamanda, doğru mekanda, doğru bir dille konuşmak önemli. Kentimizde de geçtiğimiz hafta birkaç tane vaka yaşadık. Bu meseleyi sıcak dönemde konuşmak çok doğru olmamakla birlikte ama bir şekilde topluma mesaj iletmek üzere sağlık profesyonellerinin seçici bir dille konuşması son derece önemli. İntiharlar şu anda salgın düzeyinde yaşanıyor bütün dünyada. Her yıl yaklaşık 700 bin vaka meydana geliyor. Bunu saniyeye vurduğumuzda her 40 saniyede bir kişinin yaşamını sonlandırması demek ve bunların da %80’ine yakını düşük ve orta gelir grubundaki ülkelerde oluyor.

    Biz intiharı sadece çevreden, siyasetten, kültürden, inançtan, coğrafyadan ve iklimden bağımsız düşünemiyoruz, birçok nedeni var. Yaklaşım 50 tane intihar nedeni var. Bu nedenler arasında 3-4 tanesi biyolojik altyapıyla, genetik ve ruhsal hastalıklarla ilgili, diğer geri kalan nedenler daha çok çevresel faktörlerden kaynaklı. İşsizlik, şiddet, travma, tecavüz, düşük yoğunluklu çatışmalar, geleceğe güvensizlik ve umutsuzluk durumlarında ne yazık ki vaka artışlarında bir yükselme görüyoruz. İntihar küresel bir problem, bir intihar salgını üzerinden geçiyoruz pandemiyle birlikte. Bu durum daha da artmış durumda. Şu anda intihar gençlerde ölüm nedenlerinin ilk dört sırasında yer alıyor. Şiddet ve madde kullanım bozukluğuyla birlikte gençleri en çok öldürenler arasında intiharlar. Her vaka en az 6-10 kişiyi etkiliyor. O yüzden toplum intiharlara çok ilgi duyuyor ve merak ediyor. O nedenle topluma sağlıklı bilgiler iletmek önemli. Riskli bir döneme girdik, baharda vaka artışları mümkün olabiliyor. Belki bundan sonra daha çok duymaya başlayacağız ama intihar kader veya yazgı değildir. Kökeninde ruhsal hastalıklar olsa da intiharları biz akademik ve etik bir sorun olarak görüyoruz. İntiharların önlenmesi için bir takım tedbirlerin alınması ve bunun için bilimsel verilerin ortaya konulması son derece önemli.

    “STRES YÜKÜ YÜKSEK BİR TOPLUMDA YAŞIYORUZ”

    -İntihar vakalarındaki risk faktörleri nelerdir?

    İntiharlarla ilgili risk faktörlerine baktığımızda Dersim’de de ortaya çıkan sonuç gençler arasında intihar girişimi oldukça fazla. Zaten bunu TÜİK de söylüyor. Her ne kadar intiharlarda il sıralaması vermese de nüfusa orantıladığımızda Dersim’de intiharlar sayısal olarak diğer illerden daha yüksek. Özellikle 15-24 yaş grubu arasında girişim düzeyinde vakalarımız fazla, fakat yaş ilerledikçe tamamlanmış dediğimiz ölümle sonuçlanan intiharların sayısı gittikçe artıyor. Tabi ki bunun birçok nedeni var kuşkusuz. Altta yatan neden ruhsal hastalıklar fakat bu ruhsal hastalıklar nasıl ortaya çıkıyor, buna bakmak lazım. Elbette intiharların büyük kısmında depresyon görüyoruz fakat depresyon kendiliğinden ortaya çıkan bir durum değil. Yapılan çalışmalarda ruhsal hastalıkların kökeninde travmanın herhangi bir türünün yer aldığını görüyoruz. Örneğin; tecavüze maruz kalmak, şiddete maruz kalmak, travmalı bir toplumda stres yükünün yüksek olması. Kentimize baktığımızda çokça risk faktörü var. Gerçekten birçok açıdan stres yükü yüksek bir toplumda yaşıyoruz. Gençlerde işsizlik, yoksulluk var ve bununla baş edemiyorlar. Özellikle kentsel alanda vakalar daha çok görülüyor. Bunun bir nedeni de genç nüfus yoğunluğundan kaynaklı. Üniversite öğrencilerinin 2018’de kentimize gelmesiyle birlikte intihar vaka sayılarında bir miktar artış oldu.

    Gençler sağlıklı ve dirençlidir algısı var ama maalesef gençlerin de bir takım sorunları var ekonomik sorunlarla baş etmek zorunda kalıyorlar. Maalesef depresyon ve ruhsal hastalıklarda toplumda bazı yanlış inanışlar, etiketleme var. Bu yüzden bireyler yardım alma davranışından kaçınıyor etiketlenmemek adına ya da ilaç tedavisine ilişkin yanlış algılar var. Örneğin ilaçları kullanma bağımlılık yapıyor. Tanı alırsan, işe yerleşemezsin deniliyor ve yardım alma durumunu geciktiren bir sorun. İçinde yaşadığımız bu postmodern dönemde maalesef her 15-20 gencimizden bir tanesi depresif. Bunun birçok nedeni var. Ekonomik sebepler, yoksulluk, işsizlik, umutsuzluk. Dersim’de çocuklarımıza aşırı yükleme var, çünkü bir takım etiketlemeler var. Örneğin Dersim eğitimde birinci, çocuklarımız bu birinciliği sürdürmek için sürekli bir baskı altında. Yaşam becerilerini yok etme pahasına akademik beceri bekliyoruz çocuklarımızdan. Peki bunu yaparken nelerden taviz veriyor çocuklar. Öz bakım becerisi gelişmemiş, kırılgan, duygusal çocuklar yetiştiriyoruz. Bu nedenle herhangi bir sorun ile karşılaştıklarında baş etme becerileri yeteri kadar gelişmediği için yalpalıyor. Dolayısıyla biz, eğitimin amacı mutlu birey yetiştirmek midir, yoksa akademik olarak başarılı bir birey yetiştirmek midir? Kararını vermemiz gerekiyor. Biz mutlu bir çocuk mu istiyoruz yoksa kuru bilgi taşıyıcısı bir çocuk mu istiyoruz.

    KANADA ÖRNEĞİ

    İntiharlarla ilgili diğer bir etken ise toplumsal travmalar. Elimde direkt bir veri yok ama Dersim için şunu söyleyebilirim: Kana’da yerli halklarında kolonizasyondan sonra Avrupalıların yerli halklara uyguladığı baskılar sonunda intihar oranları Kanada’nın diğer nüfusuna göre üç kat artıyor. Bunun nedeni ise yerli halkların inancını, kültürünü, dilini kaybetmesi, yaşadığı alanda toprak üzerindeki hakimiyetini kaybetmesi, gençlerin evlerinden zorla alınıp yetim okullarına gönderilmesi ve dolayısıyla kuşaklar arasında bir kopukluk yaşanması ve bunun madde kullanımını etkilemesi, bütün bunların sonunda Kanadalılar için kendi kaderlerini tayin etme haklarının ellerinden alınması, Kanada’da yerlilerde intihar oranlarını arttırmıştır. Kanada’da ki durumu Dersim için uyarladığımızda çok benzer sonuçlar görüyoruz. Çünkü Dersim’de sürekli bir travma döngüsü içerisinde yaşıyoruz ve biz biliyoruz ki toplumsal travmaların sonraki kuşaklara aktarılma özelliği var. Dolayısıyla biz travmadan gelen acılarımızı, duygularımızı, dertlerimizi sonraki kuşaklara aktarıyoruz. Dinlediğimiz acı dolu müziklerle oluyor, yaşadığımız coğrafyada sürekli maruz kaldığımız ayrımcılıkla oluyor, sözlü anlatılarla oluyor. Çalışmamda bir katılımcı, ‘suya atlamalar Dersim 38 Katliamı’ndan kalma bir yöntem’ demişti. Çünkü o dönemde insanlar daha kötüsüne maruz kalmamak için böyle bir yöntemi denemiş ve bu sözlü hafızada aktarılıyor kuşaklar arasında ve biz bununla birlikte acıyı da aktarıyoruz. O yüzden sonraki kuşaklarımız toplumsal travmanın etkilerini yaşamaya devam ediyor.

    “İNTİHAR BİR SONUÇ, SÜRECİ GÖRMEK LAZIM”

    Örneğin bir kafede oturup eşinizle rahat sohbet edemiyorsunuz, hemen yanınızda birileri beliriyor, bu bir organizma için strestir. Kentte her çıkış bölgesinde herhangi bir Avrupa ülkesinde olmayan bariyerler var, bu bir strestir toplum için. İntihar bir sonuçtur süreci görmek lazım. Neden kentimizde intihar vakaları yüksek bunun nedenlerini çok iyi analiz etmek lazım. Şuana kadar elde ettiğim verilere göre ne öncesinde ne de sonrasında aileler toplumsal, kurumsal ve profesyonel destek alamıyor. Burada bir sıkıntı var yas sürecindeki bir aileyi siz desteklemediğiniz sürece o ailede yeni bir intihar olabilir. Bunu önceden görmek ve ona göre hizmet sunmak gerekiyor. Kentimizin intihar açısından çok büyük bir riski var ve biz toplum olarak sağlıklı başa çıkma mekanizmalarını da yitirdik. Toplumun parçaları arasında o kadar büyük bir rekabet var ki yardım etme davranışını da engelliyor. Örneğin bir işe yerleşmede benden olsun, herhangi bir şeyde kendi grubunu görüyor. O yüzden dezavantajlı grupları gözden kaçırıyoruz. Dersim’in bir de bu parçalı yapısından ve buradaki rekabetten kaynaklı riskleri de söz konusu.

    “DAYANIKLI GENÇLER YETİŞTİRMELİYİZ”

    -İntihar vakalarına çözüm üretebilmek için neler yapılabilir?

    İntiharlarda çözüm odaklı yaklaşımlar çok önemli. Dersim’de intiharlar sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik faktörlerle bağlantılı bir şekilde ortaya çıkan bir sonuç. Dayanıklı gençler yetiştirmeliyiz, öz bakım becerileri güçlü, sorunlarını çözebilen, kuşaklar arası dayanışmaya önem veren, yaşlılarıyla iletişim kurabilen ve bu anlamda dili yeniden dolanıma sokmak gerekiyor. Çünkü biz kuşaklar arası bağı kaybettiğimiz noktada kültürü de kaybediyoruz ve gençlerimizi popüler kültüre kurban ediyoruz. Gençler sanal âlemde yaşıyorlar ve çok yoğun bir şekilde popüler kültürün etkisindeler. Dolayısıyla gerçek dünya sendromu diye bir şey oluşmuş artık yani yaşamaktan, dışarı çıkmaktan korkan, spor yapmayan, sanatsal bir aktivite içinde olmayan gençler söz konusu. Ekran bağımlılığı çok önemli bir sorun, bunu kırmamız gerekiyor. Bunun için de dayanıklı bir genç kuşak yetiştirmek açısından da Alevi inancının güçlü sosyal destek sistemleri var ve bunlara yeniden işlerlik kazandırmamız gerekiyor. Nesiller arası bağı dilden dolayı kaybettik. Yaşlılarımız evde ayrı depresif, çocuklarımız ise sanal dünyada yaşıyor. O yüzden bu bağı yeniden kurmamız gerekiyor. O yüzden toplum içerisinde dil kurslarını ve sanatsal aktiviteleri güçlendirmek gerekiyor. Yaşadığımız toprakla bağımızı kaybettik, dolayısıyla üretimsiz kaldık. Yeniden toprakla bağımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Dersim’de aşırı yüklemelerden bir tanesi eğitim, o yüzden burada bir karar vermemiz gerekiyor. Akademik olarak bilgili çocuklar mı istiyoruz, yoksa yaşam becerileri yüksek, kritik düşünen, çevreye duyarlı çocuklar mı yetiştirmek istiyoruz? Bu noktada hem aileye, hem kurumlara hem de eğitim sistemine önemli sorumluluklar düşüyor.

    “SOSYAL MEDYADAN İNTİHARLA İLGİLİ BİLGİLER PAYLAŞILMAMALI”

    Dersim’de aşırı parçalı durum maalesef çok rekabetçi bir ortamı doğuruyor ve rekabetçi dilde iç barışı bozuyor. Biz rekabetçi dil yerine sevgi dilini siyasete yerleştirip kapsayıcı ve sorunları önceden görüp çözüm üreten bir siyaset anlayışı geliştirmemiz gerekiyor. Dersim’de kusurlara odaklanıyoruz. Biz de insanız nihayetinde, aşırı yükleme değerlerde toplum üzerinde bir şiddet nedenidir. O nedenle kusurları görmektense güçlü taraflarımıza odaklanıp oraya vurguyu arttırırsak, toplumda da umutsuzluğu bu kadar derinleştirmemiz oluruz. Çocukları ve gençleri koruyacak politikalar geliştirmemiz çok önemli. Çocukları bağımlılıktan uzak tutacak, örneğin kent için alkol kullanım bozukluğu intihar için en büyük risk faktörlerinden bir tanesi. Çocuklarımız 12-13 yaşında alkolle tanışıyor ve 20 yaşına geldiğinde bunu problemli bir şekilde kullanmaya başlıyor. Bu bir risk teşkil ediyor çünkü ruhsal alanı yıkıma uğratıyor. Bundan dolayı gençleri bağımlılıktan korumak ve bunun yerine alternatif üretebilmek sanat, spor, kültür, dil gibi bunun için de dayanışmayı büyütmek son derece önemli. İntihar vakaları sosyal medya hesaplarından çok fazla paylaşılıyor. İntiharın bulaşıcı olduğu 19. yüz yıldan beri biliniyor. Peş peşe vakalar geliyor, o yüzden sosyal medyada profesyonel meslek elemanları dışında insanların vakaları, olay yeri veya intihara ilişkin bilgi paylaşmaması son derece önemli.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim’de bir genç intihar etti

    Dersim’de bir genç intihar etti

    PİRHA-Dersim’de dün akşam saatlerinde intihar ettiği belirtilen 27 yaşındaki genç Cengiz Dayan’ın cansız bedeni Uzunçayır Barajında bulundu.

    Dersim’de dün akşam saatlerinde 27 yaşındaki Cengiz Dayan isimli gencin Uzunçayır Baraj Gölü’ne atlayarak intihar ettiği belirtildi.

    Edinilen bilgilere göre; Dayan’ın dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım sonrası kendisinden bir süre haber alamayan arkadaşları durumu AFAD ve MUDAK’a bildirdi. Dayan adına kiralanan aracın Uzunçayır Baraj Gölü civarında görülmesi sonucu arama kurtarma ekipleri baraj gölünde arama çalışması başlattı. Arama çalışmalarında Dayan’ın cansız bedenine ulaşıldı. Sudan çıkarılan 27 yaşındaki Cengiz Dayan’ın cenazesinin, Tunceli Devlet Hastanesi Morguna kaldırıldığını belirtildi.

    Dayan’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ise şu şekilde:

    “Uzun uzadıya felsefe yapmayacağım kendimi ifade de etmeyeceğim. Bu durumun hiç kimseyle ve hiç bir şeyle alakası yok. Hepinizi çok çok seviyorum. Ben kötü biri değilim. Mağaramdan çıktım ve hayata tutunamadım. Şiirle, sevgiyle, güzellikle kalın. Diğer dünyada görüşürüz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Ovacık’ta bir kadın intihar etti

    Ovacık’ta bir kadın intihar etti

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinden yaşayan S.S. isimli bir kadın yaşamına son verdi.

    Dersim’in Ovacık ilçesinden yaşayan S.S. isimli bir kadın yaşamına son verdi. Dün meydana gelen olayda edinilen bilgilere göre; 3 çocuk annesi olduğu öğrenilen S.S. isimli kadın, eşini arayarak intihar edeceğini söyledi. Bunun üzerine iş nedeniyle İstanbul’da bulunan S.S.’nin eşi polise haber verdi. Eve gelen polis, S.S.’yi hayatını kaybetmiş şekilde buldu.

    S.S.’nin cenazesi otopsi yapılmak üzere hastaneye oradan da toprağa verilmek üzere İstanbul’a sevk edildi. S.S.’nin neden intihar ettiği henüz bilinmiyor.

    PİRHA/DERSİM