Etiket: intihar

  • Kandıra’da intihar etti denilen İrfan Kılıç infaz mı edildi?

    Kandıra’da intihar etti denilen İrfan Kılıç infaz mı edildi?

    Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde kendini yaktı denilen İrfan Kılıç’ın boğazında kurşun izi ve vücudunda işkence izleri olduğu görüntü aile tarafından çekildi. Cenaze yıkama esnasında çekilen görüntüde, el, ayak, kafa ve vücudun farklı yerlerinde darp izleri görülmekte. Aile, çocuklarının infaz edildiğini düşünüyor.

    Kocaeli Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde kaldığı koğuşta dün kendisini yakarak yaşamına son verdiği ileri sürülen, 1987 Bingöl Solhan doğumlu İrfan Kılıç’ın cenazesi otopsi için Kocaeli Adli Tıp Kurumu’na götürülen cenaze aileye teslim edilmeyerek bugün uçakla Elazığ’a gönderildi. Kılıç Ailesi’nin Elazığ’dan teslim alabildiği cenaze akşam saatlerinde Solhan’da defnetti. Cenazeyi yıkama işleminden önce telefonla görüntüleyen aile, Kılıç’ın kendini yakarak yaşamına son verdiği iddialarına inanmıyor.

    AĞABEY KILIÇ: KILLARI BİLE YANMAMIŞ

    Cenazenin defin edilmesi ardından Mezopotamya Ajansı’nın (MA) ulaştığı Kılıç’ın ağabeyi Hüsamettin Kılıç, cenazeyi yıkama esnasında yaklaşık 20 kişiyi çağırdıklarını belirterek, “Olayın kendini yakma şeklinde gerçekleştiğine inanmıyorum” dedi.

    Ağebey Kılıç, cenazenin yıkaması sırasında gördüklerini şöyle anlattı: “Biz cenazeyi yıkarken 15 kişiyi çağırdık. Herkes baktı. Başına defalarca sert bir cisimle vurulmuş. Darbe almış. Kafatası komple kırılmıştı. Kafasından büyük darbe almıştı. Ellerinde ve kollarında büyük cisimlerin açtığı yaralar ve kırıklar vardı. Dişleri ve çenesi kırılmıştı. Çenenin sağ tarafından kulak altında bir delik vardı. Bir parmağın girebileceği kadar geniş bir yaraydı. Artık şişle mi yoksa, kurşunla mı delinmiş bilemiyoruz. Cenazeyi telefonla çektiler. İnanamazsınız kılları bile yanmamış, ayakları yanmış biraz.”

    ‘BİRŞEYLER OLMUŞ AÇIKLAYACAKLAR…’

    “Ölüm nedeni kendini yakma değil” diyen Ağabey Kılıç, “Sonradan yakılmış gibi. Cezaevini aradık. Bize sonra açıklama yapacaklarını söylediler. Şuana kadar ne cezaevi ne de savcılıktan hiçbir açıklama yapılmış değil. Bir şeyler olmuş size açıklayacaklar deyip geçiştiriyorlar. Herkes açıklamadan kaçıyor. Cumhuriyet Başsavcılığı’na yönlendiriyorlar, savcılık cevap vermiyor” diye belirtti.

    ‘TARTIŞMADAN SONRA BÖYLE OLMUŞ’

    Olayla ilgili bir akrabalarının Cumhuriyet Savcısı’yla görüştüğünü kaydeden ağabey Kılıç, şunları belirtti: “Akrabamız kameranın karşısında savcıya ölümün nasıl gerçekleştiğini soruyor. Savcı, ‘Akşam saat 5’te avlu kapanıyor. Bunlar koğuşa giriyor. 3 arkadaştan ikisi içeri girerken, İrfan içeri girmiyor. Gardiyanlarla tartışıyor. Tartışmadan sonra böyle olmuş’ diye cevap vermiş. Bundan başka bir bilgisinin de olmadığını eklemiş. Bir yeğenim de cezaevi memuruyla görüşüyor. Oradaki memur ise İrfan’ın bir gardiyanı rehin aldığını, savcı cezaevine gelmesinin ardından büyük bir kargaşanın yaşandığını ve gardiyanın bir şekilde İrfan’ın elinden kurtulduğunu, çıkan kargaşada İrfan’ın yaşamını yitirdiğini 4 kişinin de yaralandığını söylemiş.”

    KÖY POLİS ABLUKASINDA

    Cenazeyi Elazığ’tan Solhan’a götürülürken yaklaşık on kez jandarma kontrolünden geçtiklerini vurgulayan Ağabey Kılıç, cenazeyi defnetmelerine rağmen ancak halen köyün etrafında yüzlerce polis ablukasında olduğunu ifade etti.

    ‘BİZE ULAŞMIŞ BİR NOT YOK’

    Bırakmış olduğu söylenen notla ilgili kendilerine bir bilgi verilmediğini söyleyen Ağabey Kılıç, “Biz de birilerinden duyduk. Olayın kendisi tarafından yapıldığını düşünmüyorum. Olayın kendini yakma şeklinde gerçekleştiğine inanmıyorum” diye konuştu.

    ’10 SAAT SÜREN BİR KAVGADAN BAHSEDİYORLAR’

    Ağabey Kılıç, İrfan’ın koğuş arkadaşlarının ailelerine olayı anlatmış olduğunu, ancak ailelerin çocuklarının can güvenliğinden kaynaklı resmi olarak dile getiremediklerini dile getirdi. Ağabey Kılıç, ailelerin olayı kendisine şu şekilde anlattıklarını ifade etti: “Bize anlatılar. Arkadaşları da yaklaşık dokuz on saat boyunca İrfan’la kavga halindelermiş. Çok fazla gürültü çıkıyormuş. Duydukları sese dayanamayan diğer koğuştaki bazı arkadaşları kafalarını duvara vuruyormuş. On saat süren bir kavgadan bahsediyorlar.”

    ‘GERÇEK ORTAYA ÇIKSIN’

    Olayın kendini yakmayla gerçeklemediğine inandıklarını sözlerine ekleyen ağabey Kılıç, “Cenazenin görüntülerini çektik. Savcılığa bildireceğiz. Her şeyin ortaya çıkmasını istiyoruz” dedi.

    GÖRÜNTÜLER AĞABEY KILIÇI DOĞRULAR NİTELİKTE

    MA’nın ulaştığı kamera kayıtlarında, yaklaşık 20 kişi cenazenin başında incelemelerde bulunuyor. Çok açık bir şekilde çekilen görüntüde, cenazenin el, kol, bacak ve kafatasında derin yaralar ve kırıklar görülüyor. Ayrıca bir kişinin kendi parmağıyla çenenin sağ kısmında boğazda görülen geniş yaraya sokarak yaraya dikkat çektiği görülüyor. Ağızdan çeneye doğru kurşun yarası olduğunu ileri süren kişiler, “Tüyleri bile yanmamış” yanmamış. Bun nasıl yanma hali. Sadece ayak kısmında yanık izleri var. El, kol, kafa ve vücudun diğer yerlerinde darp izine dikkat çeken insanlar, baş kısmındaki delik izini ise kurşun yarasına benzetiyor.

    (Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

     

     

  • Ekonomik kriz intiharı tetikliyor

    Ekonomik kriz intiharı tetikliyor

    Geçen yılın resmi verilerine göre Türkiye’de 3 bin 161 kişi yaşamına son verdi. Veriler ortalama her 25 bin kişiden birinin intihar ettiğini gösterirken intihar nedenlerinin başında ekonomik kriz geliyor. Çözüm bekleyen diğer sorunlar da intiharın tetikleyicisi durumunda.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir Türkiye’de son 10 yılda yaşanan intihar vakalarını inceleyen bir rapor hazırladı. Emir’in hazırladığı rapora göre 2018 yılında 3 bin 161 kişi intihar etti. Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı’nın haberine göre raporda yer alan diğer veriler ise şöyle;

    – Türkiye genelinde geçim sıkıntısı nedeniyle intihar haberleri artarken, ekonomik krizin başladığı 2018’de resmi verilere göre 3 bin 161 kişi yaşamına son verdi. 2018’de ortalama her 25 bin kişiden biri intihar etti.

    – 4 kişiden 3’ü erkek: 2018’de gerçekleşen intiharların yüzde 24.4 oranıyla yaklaşık 760’ını kadınlar, yüzde 75.6 oranıyla yaklaşık 2 bin 380’ini ise erkekler oluşturdu.

    – Geçim zorluğu ikinci sırada: İntiharlarda “bilinmeyen” ve “diğer” kategorisinde toplam 2 bin 16 vaka yer aldı. Nedenleri bilinen intiharlarda “hastalık” nedeniyle 677 intihar vakası ilk sırada yer alırken “geçim zorluğu” nedeniyle gerçekleşen intiharlar 246 vakayla ikinci sıraya yerleşti. Üçüncü sırada aile geçimsizliği nedeniyle 129 intihar vakası yer aldı.

    – Gençler intihar ediyor: 2018 verilerine göre 15 yaş altı 69 çocuk, 15-19 yaş grubundandan da 304 genç yaşamına son verdi. Son 10 yılın verileri incelendiğinde 15 yaş altı 918 çocuk intihar etti. Son 10 yılda 15-19 yaş aralığında intihar edenlerin sayısı ise 3 bin 523 oldu.

    – Ekonomik kriz intiharı tetikliyor: 2009-2018 yılları arasında ölümle sonuçlanan intihar sayısı resmi verilere göre 30 bin 984 olarak kayıtlara geçti. Son 10 yılda geçim zorluğu gerekçesiyle İstanbul’da 379, İzmir’de 248, Ankara’da 216, Bursa’da 136, Adana’da 93 intihar vakası gerçekleşti.

  • Havalimanında bir intihar: Kürt olduğumuz için hep dışlandık

    Havalimanında bir intihar: Kürt olduğumuz için hep dışlandık

    İstanbul Havalimanı’nda çalışan soyadı öğrenilemeyen İbrahim adlı güvenlik görevlisi dün akşam saatlerinde terminal içerisinde yüksekten atlayarak intihar etti. Güvenlik görevlisinin ırkçılığa maruz kaldığı tahmin ediliyor. 

    İstanbul Havalimanı’nda çalışan soyadı öğrenilemeyen İbrahim isimli güvenlik görevlisi dün akşam saatlerinde terminal içerisinde yüksekten atlayarak intihar etti.

    İntihar etmeden önce sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan güvenlik görevlisinin ırkçılığa maruz kaldığı tahmin ediliyor.

    Güvenlik çalışanı, intihar etmesine neden olan bilgiyi kişisel sosyal medya hesabından paylaşarak duyurdu.

    İbrahim, “Kürt olduğumuzdan dolayı hep dışlandık belki bu yaptığım şeyle değişir ne mutlu Kürt ve Türk’üm diyebilene… hakkınızı helal edin” paylaşımında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • İntihar vakalarında büyük artış

    İntihar vakalarında büyük artış

    CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ekonomik kriz yüzünden artan geçim sıkıntısı ve çalışma koşullarının zorlaşmasıyla birlikte intiharların arttığına dikkat çekti.

    CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Türkiye’de son yıllarda artan intihar vakalarını farklı meslek gruplarına göre analiz etti.

    Bingöl, ekonomik kriz yüzünden artan geçim sıkıntısı ve çalışma koşullarının zorlaşmasıyla birlikte intiharların arttığına dikkat çekti. Bingöl, Türkiye tarihinin hiçbir döneminde görülmediği kadar yoğun intihar vakaları ile karşılaştığını belirterek “Yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik, borç ve çalışma koşullarının kötü olması intiharlarda başı çekiyor. İşçi intiharlarının en önemli nedenleri olarak borç, mobbing ve işsizlik gösteriliyor” değerlendirmesini yaptı.

    Cumhuriyet’ten Mahmut Ilıcalı’nın haberine göre Bingöl’ün hazırladığı “İşyerleri mezara dönerken: İşçi, avukat, doktor, öğretmen intiharları” başlıklı raporda, şunlar dile getirildi:

    GEÇİM SIKINTISI İLK SEBEP

    Son 6 yıldaki veriler incelendiğinde geçim zorluğu Türkiye’de intihar nedenleri arasında 2. sırada. Güvencesiz çalışma politikalarının yaygınlaşmasıyla yoğunlaşan mobbing ile banka çalışanlarından güvenlik emekçilerine, çiftçilerden sağlık emekçilerine kadar yaşanan işe bağlı intihar vakaları artıyor.

    İŞE BAĞLI SEBEPLERDE CİDDİ ARTIŞ

    Türkiye’de işçi intiharları işsizlik ve güvencesiz çalışmayla doğru orantılı artıyor. 2013’te 15, 2014’te 25, 2015’te 59, 2016’da 90, 2017’de 89 ve 2018’de de 73 işçi hayatına son vermiştir. Son 6 yılda işe bağlı sebepler yüzünden yaşanan intiharlar 5 katına çıkmış ve 351 kişiye ulaşmıştır.

    ÖĞRETMENLER ATANAMIYOR

    AKP’nin iktidara geldiğinde 70 bin olan atanamayan öğretmenlerin sayısı bugün 500 bine yükseldi. OHAL’den bu yana atanan öğretmenler sözleşmeli olarak işe alınmaya başladı. Atanamadığı için ciddi travma yaşayan öğretmenlere dayatılan çalışma koşulları da kötüleşti.

    ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİN İNTİHARLARINDA ARTIŞ

    Öğretmen ve öğretmen adaylarının yaşadığı sorunlar intihar vakalarını tetikledi. Yalnızca 2017 yılında 52 öğretmen intihar etti. 2017, 2018 yılları ve 2019 yılının ilk yarısı eklendiğinde intihar eden öğretmen sayısının 100’ü aştı.

    2015’te 10’u hekim, 71’i hemşire, 99’u diğer sağlık personelinden oluşan 180 sağlık çalışanı; 2016’da 11’i hekim, 56’sı hemşire, 62’si diğer sağlık personeli olmak üzere 129 sağlık çalışanı; 2017’de 3’ü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden oluşan 122 sağlık çalışanı yaşamına son verdi.

    Son 10 yılda avukat sayısı yüzde 75 arttı. Avukatlar arasındaki işsizlik yüzde 6 düzeyinde. Son bir yılda geçim zorluğu, baskı sebebiyle 12 avukat intihar etti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ataması yapılmayan öğretmen canına kıydı!

    Ataması yapılmayan öğretmen canına kıydı!

    Kastamonu’nun Merkez Hisarardı mahallesinde, ataması yapılmayan 21 yaşındaki matematik öğretmeni Kevser Abdülkadiroğlu’nun, arefe günü kendini asarak yaşamına son verdiği öğrenildi.

    Kastamonu’da, ataması yapılmayan 21 yaşındaki matematik öğretmeni Kevser Abdülkadiroğlu intihar etti.

    Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümü mezunu olan 21 yaşındaki Abdülkadiroğlu’nun kesin intihar nedeni bilinmiyor. Ancak CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, genç öğretmenin ölümüne ilişkin “Yok başka cehennem yaşıyoruz işte! Kevser ataması yapılmayan öğretmen kardeşimizdi. Küçükken heyecanından uyuyamadığı arife gecesinde intihar ederek yaşamına son verdi. Bu intiharın sorumlusu Kevser gibi yüzlerce kardeşimizin hayallerini ellerinden alanlardır. Unutmayacağız!” açıklaması yaptı.

    Abdülkadiroğlu’nun cenazesi bugün Merkez’e bağlı Kaşçılar Köyü’nde ikindi namazını müteakiben kılınan cenazesinin ardından toprağa verildi.

  • Türkiye’de her 4 saatte 1 işçi ölüyor

    Türkiye’de her 4 saatte 1 işçi ölüyor

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Genel Koordinatörü Veli Ağbaba: Türkiye’de her gün ortalama 3 ile 5 arasında işçi yaşamını yitiriyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Genel Koordinatörü Veli Ağbaba, 28 Nisan Dünya Çalışma Güvenliği ve Sağlığı Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’de her gün ortalama 3 ile 5 arasındaki işçinin, yani her 4 saatte bir işçinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

    İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin bütün çalışanları ilgilendiren, çalışma yaşamının en temel unsurlarından biri olduğunun belirtildiği açıklamada hem dünyada hem de Türkiye’de konunun yeteri kadar dikkate alınmadığına vurgu yapıldı. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) raporlarına göre her yıl 370 milyondan fazla çalışanın iş yerlerinde yaşanan kazalardan etkilendiğinin ifade edildiği açıklamada, “Her yıl 2,7 milyon çalışan iş kazaları veya meslek hastalıkları neticesinde yaşamını yitirmektedir” denildi. Açıklamada, her gün 7 bin işçinin çalışırken ya da yakalandıkları meslek hastalıkları neticesinde hayatlarına kaybettiği aktarıldı.

    “İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU KORUMUYOR”

    Türkiye’nin işçi ölümlerinde dünyada üçüncü, AB ülkeleri arasında ise birinci sırada olduğunun aktarıldığı açıklamada, resmi ve gayri resmi verilere göre son 17 yılda Türkiye’de en az 22 bin işçinin hayatını kaybettiği belirtildi. 2012-2017 arasında iş kazalarının sürekli arttığına dikkat çekilen açıklamada, “Türkiye’de günde ortalama 3 ile 5 arası işçi ne yazık ki denetimsizlikten yaşamını kaybetmektedir. Yani Türkiye’de ortalama olarak her 4 saatte bir işçi iş cinayetinde yaşamını yitirmektedir” denildi. 6331 Sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu’nun 2012 yürürlüğe girmesi sonrasında hem iş kazalarının hem de işçi ölümlerinin sistematik olarak arttığına vurgu yapana açıklamada, 2012-2018 yılları arasında 11 bin 494 işçinin iş cinayetine kurban gittiği belirtildi. Açıklamaya göre işçi ölümlerinin en çok yaşandığı iş kolları ise tarım, taşımacılık ve inşaat oldu.

    “HER YIL 15 BİN MESLEK HASTALIĞI ÖLÜMÜ”

    Meslek hastalıkları neticesinde hayatını kaybeden işçilerin de iş cinayeti kapsamında değerlendirildiğini belirten açıklamada, Türkiye’de meslek hastalıklarına bağlı ölümlerin kayıt altına alınmadığına dikkat çekildi. “Ülkemizde ortalama 100 bin ile 300 bin arası çalışanın meslek hastalığına yakalandığı düşünülmektedir” denilen açıklamada, her yıl ortalama 15 bin işçinin meslek hastalıklarına bağlı olarak hayatını kaybettiği belirtildi. Türkiye’de meslek hastalıklarına karşı alınan önlemlerin yetersiz kaldığına dikkat çeken açıklamada, meslek hastalıkları ile ilgili tedavi veren sadece iki hastane bulunduğu kaydedildi.

    “İŞÇİ İNTİHARLARI DA İŞ KAZASI KAPSAMINA ALINSIN”

    İşçi intiharlarının her geçen gün arttığını belirten açıklamada, bu intiharların temel sebeplerinin borç, mobbing ve işsizlik olduğu ifade edildi. Türkiye’de son 5 yılda en az 334 işçinin intihar ederek yaşamına son verdiğine değinilen açıklamaya göre 2016 yılında en az 90, 2017 yılında ise en az 89 işçi intihar etti. Açıklamada işçi intiharlarının da iş kazası kapsamına alınması gerektiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İşçi intiharları beş yılda yüzde 300 arttı’

    ‘İşçi intiharları beş yılda yüzde 300 arttı’

    PİRHA- CHP’li Ağbaba, ekonomik kriz nedeniyle intihar etmek isteyen işçilerin sayısındaki artışa dikkat çekti.

    CHP’li Veli Ağbaba’nın raporuna göre, işçi intiharları beş yılda yüzde 300 arttı. 2013 yılından bu yana 332 işçi intihar etti. Ekonomik kriz intiharları arttırıyor.

    CHP Genel Başkanı Ağbaba’nın hazırladığı rapor, Türkiye’de son yıllarda borç ve mobbing gibi nedenlerle hayatına son veren işçilerin sayısının rekor düzeyde arttığını gözler önüne sererken, sağlık çalışanlarında da intihar oranlarının ürpertici boyutlara ulaştığını gösterdi. İşçi intiharları son 5 yıl içinde yüzde 300 arttı. 2013’te 15 olan işçi intihar sayısı 2017’de 89’a çıktı. Son 5 yıl içinde hayatına son veren işçi sayısı 332 oldu.

    “BEYAZ YAKALILAR DA İNTİHAR EDİYOR”

    Ağbaba, borçlarını ödeyemeyen, yoğun iş temposu altında ezilen, işsiz kalma kaygısı yaşayan emekçilerin intihar ettiklerini belirterek, “İntiharlar sadece mavi yakalılarda değil, beyaz yakalılarda da hızla artıyor. Sadece 2017’de 3’ü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden oluşan 122 sağlık çalışanının intihar ederek yaşamına son vermesi bunun kanıtıdır” dedi.

    İŞ KAZASI SAYILMALI 

    Ağbaba, işçi intiharlarının dünya literatüründe “karojisatsu vakası” diye tanımlandığını, Japonya’da işçi intiharlarının iş kazaları kapsamına alındığını belirterek, “Benzer bir uygulama Türkiye’de de hayata geçmeli” diye konuştu. Raporda dikkat çeken tespitler şöyle:

    İŞÇİ İNTİHARLARININ NEDENİ NE?

    Ekonomide yaşanan durgunluk, kitlesel işten çıkarmalara bağlı artan işsizlik, yüksek enflasyon oranı ve hayat pahalılığının etkisiyle geçinememe sıkıntısı son dönem artan işçi intiharlarının ve intihar teşebbüslerinin nedenleri arasında yer almakta.

    TBMM önünde geçim sıkıntısı nedeniyle kendisini ateşe veren Sıdkı Aydın, ataması yapılmadığı için intihar eden sosyal bilgiler öğretmeni Merve Çavdar ve sınıf öğretmeni Ersin Turhan, bir süredir işsiz olduğu için oğluna okul pantolonu alamayan ve hayatına son veren İsmail Devrim… Son zamanlarda işsizliğe ve ekonomik geçim sıkıntısına bağlı olarak yaşanan intihar vakalarının öne çıkan örnekleri.

    İşçi intiharlarının başlıca 3 nedeni borç, mobbing ve işsiz kalma kaygısıdır. Krize bağlı olarak artan hayat pahalılığı işçileri ve çalışanları her geçen gün biraz daha borç sarmalının içine çekiyor. (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli gençler, dostluk kazansın diyerek yeşil sahalarda biraraya geldi-VİDEO

    Dersimli gençler, dostluk kazansın diyerek yeşil sahalarda biraraya geldi-VİDEO

    PİRHA – Dersimli gençlerin birbirini tanıyıp kaynaşması ve artan intihar olaylarını engellemek için gençleri yeşil sahada bir araya getiren Avşeker Çevre Köyleri Yardımlaşma Grubu’ndan Erdoğan Yılmaz, “Gençlerimiz birbirlerini polis GBT’lerinde, cenazelerde ve düğünlerde değil halı sahalarda, pikniklerde ve derneklerde tanımalılar” diye konuştu.

    İstanbul’da yaşayan Dersimli gençlerin buluşması, kaynaşması, uyuşturucudan uzak durması ve artan intihar olaylarının engellenmesi için gençleri kendi emek ve çabaları ile yeşil sahalarda biraraya getirmeye çalışan Avşeker Çevre Köyleri Yardımlaşma Grubu’ndan Erdoğan Yılmaz, gençlerin daha çok biraraya gelmesi için dernek ve kurumların desteğini bekliyor.

    İki yıldır halı sahada biraraya gelen Dersimli gençler, her hafta Pazar günü farklı takım ve arkadaşlarıyla ile maç yapıyorlar. Genelde Erenler Cemevi, Garip Dede Dergahı ve benzeri kurumların gençlik takımı ile maç yapan Dersimli gençler bu etkinlikten oldukça memnunlar. Her köyden 2-3 gencin yer aldığı maçta genelde 1990 ve 90 sonrası yaş grubu top oynuyor.

    Halı sahada bir araya gelen gençlerin tanışıp kaynaşmalarını sağlamak istediklerini belirten Yılmaz, bu fikrin nasıl oluştuğunu ise şöyle aktarıyor:

    “Tramvayda inen iki genci polis rutin kontrole tabi tutuyor. Kimlik kontrolü yapan polis bu iki gence ‘Sizler birbirinizi tanıyor musunuz?’ diye soruyor. Gençlerde ‘Hayır tanımıyoruz’ diyorlar. ‘Polis aynı köylüsünüz nasıl tanımıyorsunuz?’ diyor. Gençler babalarının isimlerinden de birbirlerini tanımıyorlar. Ancak aralarında konuşan çocuklar, Dersim’deki köylerinde insanlar birbirine lakap takarlar ve o lakaplar sayesinde gençler birbirini tanıyorlar.”

    “GENÇLER DERNEKLERE GELMEDİKLERİ İÇİN BİZ GENÇLERE GİDELİM DEDİK”

    Yılmaz, “Gençlerimiz polis GBT’lerinde, cenazeler ve düğünlerde değil halı sahalarda, pikniklerde ve derneklerde gelip birbirlerini tanımalılar. Ancak gençlerimiz derneklere gelmedikleri için biz gençlere gidelim dedik. Gençleri uyuşturucudan uzak tutmak ve son dönemlerde intihar oranın artmasından dolayı bu tür şeylere daha çok önem vermemiz gerekiyor. Dernek ve kurumların gençlere yönelik bu tür faaliyetlere katkı sunması lazım” ifadelerini kullandı.

    Gönüllü 3-5 kişiyle başladıklarını şimdi ise 20-30 kişiye ulaştıklarını belirten Yılmaz şöyle devam etti:

    “Ancak daha fazla kişinin katılmasını istiyoruz. Bizlerin yanında olmalarını ve gelip top oynamalarını istiyoruz. Forma almakta ve halı sahayı kiralamakta sıkıntılarımız oluyor. Duyarlı vatandaşlarımızın gelip sponsor olmalarını ve gençlerimizin ne gibi ihtiyaçlarının olduğunu sorup yardımcı olmalarını istiyoruz. Çevremizdeki insanların bize yardımcı olmalarına seviniriz. Her köyden 2-3 kişi oynatıyoruz. Daha fazla katılım olursa bunu değişebiliriz. Ayrıca maç dışında biraraya gelip piknik yapabilir, türkü söyleyebiliriz. Yani bir yerlerde birlikte çeşitli etkinlikler yapmamız lazım.”

    “YEŞİL SAHALARDA BİRARAYA GELELİM” 

    İki yıldır gençlerle halı saha maçı yaptıklarını dile getiren Yılmaz şunları ifade etti:

    “Geçen yıl 10 maç bu yıl iki maç yaptık. Erenler Cemevi ve Garip Dede Dergahı Gençliği ile de maç yaptık. Elimizden geldiği kadar da hep birlikte maç yapmaya devam edeceğiz. Ve gençlerimizin istediği alanlarda buluşalım. Kısacası bonzaiye, uyuşturucuya, alkole ve son dönemlerde yaşanan intiharlara dur demek için gençleri yeşil sahalara çağırıyoruz. Gençlik topluma yarayacak ne isterse biz onu yaparız. Yeter ki yanımızda olup bize destek versinler. Biz her türlü etkinliği yapmaya hazırız.”

    “İLKİN DOSTLUK SONRA GENÇLİK KAZANSIN”

    Kadınların da bu etkinliğe katılarak gelip maç yapmalarını ve destek olmalarını istediklerini belirten Yılmaz son olarak şunları kaydetti:

    “Kadınlar bir işe el atarsa en iyisini yapar. Kadınlar bilinçlenirse çocuklar da bilinçlenir, eşi de bilinçlenir. Kadın nereye giderse eşini de, çocuğunu da götürür. Hiç kimseyi bulamazsa bir kadın arkadaşını götürür. Gençler geleceğimizdir, ışığımızdır, bu işi desteklerse hiçbir güç gençlerin önünde duramaz. Biz burada yeri geldi 14-15 yaşındaki gençleri oynattık, yeri geldi 34-35 yaşındaki inşaları oynattık. Ama bizim amacımız 1990 ve 90 sonrası gençleri bir araya getirmek. İlkin dostluk sonra gençler kazansın.”

    “GENÇLERİMİZ KAHVE KÖŞELERİNDE OTURACAĞINA SPOR YAPSINLAR”

    Gençlerle dayanışmaya gelen Sanatçı Vedat Baran ise, “Dersimli gençlerimizin böyle bir aktive içinde olması en güzeli. Böyle bir durumda da gençlerimizi desteklememiz lazım. Gençlerimiz kahve köşelerinde oturacağına bu gibi spor aktivitelerinde bulunmaları en güzeli. Gençlerimizi böyle alanlara çekebilmemiz için kurumların öncülük etmesi gerekiyor. Buraya gelen arkadaşlarımızı bir saatte olsa gelip desteklerlerse performansları artar. Benim alanım olmamasına rağmen çağırdılar ve gelip arkadaşlara destek oldum. Önemli olan bu” diye konuştu.

    “GENÇLERİN SORUMLULUK TAŞIMASI GEREKİYOR”

    “Bir sanatçı olarak ben ve arkadaşlarım bu alanda üzerimize düşen görevi yerine getirmeye çalışıyoruz” diyen Baran şöyle devam etti:

    “Her ne kadar bu ülkede sanat yapmak ve sanatçı olmak zor olsa da biz bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Çünkü biz sanatçılar bu ülkenin diliyiz, kulağıyız, yüreğiyiz ve yol göstereniyiz. Onun için bu alanda biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Gençlerimizi de bu alana çekmeye çalışıyoruz. Benim de kendi öğrencilerim var ve bağlama dersi veriyorum. Kahve köşelerinde şuradan buradan gezmektense en azından kültürel, sosyal aktivitelerde bulunmaları en güzeli. Bu nedenle biz bu alanda her türlü çalışmayı yapıyoruz. Ancak gençlerin de biraz sorumluluk taşımaları gerekiyor. Ben gelipte ne yapayım demektense, ben gideyim de belki bir şeyler yaparım. En azından bir enstrüman kullanabilirim ve bu alanda bir şeyler öğrenebilirim diyebilirler. Bunu da gençlerimize önerebiliriz.”

    “ÇEVREMİZİ GENİŞLETMİŞ, DAYANIŞMAYI ARTIRMIŞ OLUYORUZ”

    Maça gelen ve yedeklerde bekleyen genç öğretmen Soner Konak da, “İki yıldır İstanbul’da oturduğum halde çevremdeki gençleri tanımıyorum. Çevre köylerde kim var, kendi köylülerimden kimler burada tam olarak bunu öğrenmek ve gençlerimizi tanımak için buradayız. Öğretmenim, 5-6 gün çalışıyoruz ve izinli günümüzde bu aktiviteleri yapmaya çalışıyoruz. Çevre köylerimizde kimler var onları tanımak için geliyoruz. Belki babalarını biliyoruz ama çocuklarını da tanıma fırsatımız oluyor en azından. Böylelikle çevremizi genişletmiş oluyoruz. Hem de birbirimize yardım edip dayanışmamızı artırmış oluyoruz” şeklinde konuştu.

    “AMAÇ BİRLİKTELİĞİ SAĞLAMAK”

    Bir sıkıntı olduğunda grup üzerinde haberleştiklerini kaydeden Konak şunları ifade etti:

    “Maddi, manevi birçok sıkıntıdan dolayı biraraya gelmemiz için belli aktivitelerin olması gerekiyor. Çünkü metropollerin yaşam şartlarından dolayı biraraya gelmek pekte kolay olmuyor. Kalınan semtler, şehrin büyüklüğü gibi zorlukların yanı sıra değişen yaşam tarzları sonucu gençler farklı noktalara kayabiliyorlar. Böylece bireysellik ve bencillik başını alıp gidiyor. Amaç birlikteliği sağlamak. Çünkü paylaşımı sağlayabilirsek beraberinde çok şeyi getirebilir. Birlikte daha güzel işler, etkinlikler, organizasyonlar yapılabilinir. Gerek Dersim için gerek ise burada yaşayan Dersimliler için bir şeyler yapılabilir. Böyle bir duyarlılık ve birliktelik sağlamaya çalıştık. O yüzden buradayım.”

    “ŞEHİRLEŞME İNSANLARI BİRBİRLERİNDEN UZAKLAŞTIRDI”

    Takımda her hafta maçlara gelip oynayan Serdar isimli genç ise, “Bugün buradaki arkadaşlarla daha sık görüşebilmek sosyal aktiviteleri genişletmek için biraraya geldik. Bu gibi aktiviteleri sık sık yapmaya başladık. Şehirleşme insanları birbirinden çok uzaklaştırdı. İnsanlar cenazeler ve düğünlerden başka birbirini göremiyorlar. Biz de buraya gelip farklı rakipler ve farklı arkadaşlar ile top oynuyoruz” dedi.

    “HERKES BİR YERLERE SAVRULMUŞ”

    Son olarak söz alan Erenler Cemevi Gençlik kollarından Ali Ekber Doğan, “Buradaki amaç gençleri bir arada tutmak, kaynaştırmak ve etkinlikler düzenlemek. Gençlerimiz hep sağda, solda, kahve köşelerinde, meyhanelerde zaman geçirmesin diye bu tür etkinlikler düşündük. Gençlerimiz duyarlı bu tür etkinliklere katılım sağlıyorlar. Dersimliyim ancak burada birçok genci tanımıyorum. Bu da bizim dağılışımıza yol açıyor ve kültürümüzün ortak bir noktasının olmadığını düşünüyorum. Çünkü ortak bir noktamız olduğunda birlik beraberlik olur mutlaka. Ancak gördüğüm kadarı ile herkes bir yerlere savrulmuş. Toplamak biraz zor oluyor ama inşallah bunu başaracağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Çanakkale’de borçlarını ödeyemeyen esnaf intihar etti

    Çanakkale’de borçlarını ödeyemeyen esnaf intihar etti

    Bir intihar haberi de Çanakkale’den geldi. Borçlarını ödeyemeyen esnaf Ramazan Kavalcı intihar etti.

    Ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaşanan intiharlara her gün bir yenisi ekleniyor. Son olarak Çanakkale’de elektrikçilik yapan esnaf Ramazan Kavalcı, intihar ederek yaşamına son verdi. 2 yaşında bir erkek ve 6 yaşında bir kız çocuk babası Kavalcı, evinin girişinde kendini asarak can verdi. 41 yaşındaki Kavalcı’nın bir gün önce arkadaşlarının yanında gelen telefonlara, “Eve ekmek götürecek param yok” dediği belirtildi.

    NE OLDUYSA BİR İKİ SAAT İÇİNDE OLDU!

    Çanakkale’de, 25 Eylül salı günü, sabah saatlerinde meydana gelen olayda, elektrikçilik yapan Kavalcı’nın borçları sebebiyle intihar ettiği öğrenildi.

    Olay günü, Kavalcı’nın eşi, 6 yaşındaki kızını okula götürmek için evden çıkarken, Ramazan Kavalcı’ya iki yaşındaki oğlunu kast ederek “Sen onun yanında dur, ben okula bırakıp geleceğim” diyerek evden çıktı. Kavalcı ise, “Tamam ben de bir şeyler atıştırıp işe gideceğim” dedi. İşte ne oluyorsa bu bir iki saatlik arada oldu. Ramazan Kavalcı’nın eşi, kızını okula bırakıp eve geldiğinde, evin kapısını açmaya çalıştı, ancak kapıyı açmakta zorlandı. Bunun üzerine balkondan eve girmeyi denedi. Eve girdiğinde o korkunç manzarayla karşılaşıp çığlık atmaya başladı. Çığlık atarak dışarı çıkan eşini gören mahalle sakinleri olay yerine gelerek Ramazan Kavalcı’nın cansız bedenini aşağıya indirdi. Olay yerine ambulans ve polis ekipleri sevk edilirken, polis olay yerinde inceleme başlattı.

    BORÇLARI YÜZÜNDEN 

    Olayın ardından yapılan incelemede, Ramazan Kavalcı’nın cebinden, borçlarının yazılı olduğu bir defteri çıktı. Elektrik dükkanı olan Kavalcı’nın borçları birikip 500 bin TL’yi buldu. Borçlarını ödeyemeyen ve alacaklıları tarafından sıkıştırıldığı bilinen Kavalcı’nın borçları yüzünden intihar ettiği iddia edildi.

    Kavalcı’nın yakın çevresinden edinilen bilgiye göre; olaydan bir gün önce arkadaşları ile bir araya gelen Kavalcı’nın sık sık telefonunun çalması arkadaşlarının da dikkatini çekti. Yanında bulunan arkadaşları, alacaklılar olduğunu tahmin ettikleri farklı numaralardan birçok defa arandığına şahitlik etti. Hatta telefon görüşmelerinde Kavalcı’nın, “Eve ekmek götürecek param bile yok” dediğini aktardılar. Borçlarını ödeyemediği için yaşamına son veren Kavalcı’nın cenazesi toprağa verildi.

    Kavalcı’nın 16 Eylül tarihinde sosyal medya hesabından paylaştığı açlık sınırı ve asgari ücretle ilgili fıkra ise dikkat çekti. Kavalcı’nın son paylaştığı içerik fıkraya ilişkin bu fotoğraf oldu:

  • Son 28 günde 28 kadın intihar etti

    Son 28 günde 28 kadın intihar etti

    Son 28 günde 28 kadın intihar etti. Bu ölümlerden kimine intihar süsü verildi. Erkek şiddeti intiharlarla sürüyor. 

    Son dönemde kadınlar özellikle ekonomik sıkıntılar ya da aile içi şiddet nedeniyle intihar ediyor. İntihar süsü verilip en yakınları tarafından öldürüldüğü ortaya çıkan kadınlar da var.

    Ekme ve Gül sitesi’nin yerel ve ulusal basından derlediği haberlerle oluşturduğu tabloya göre, son 28 günde en az 28 kadın intihar girişiminde bulundu.

    Kadınların bir kısmının eşleri ya da yakınları olan erkekler tarafından ‘intihar görünümü altında öldürüldüğü’ ortaya çıktı.

    Büyük çoğunluğu evli ve çocuk sahibi olan kadınlar yoksullukla, ekonomik sıkıntılarla baş etmeye çalışıyordu.

    Habere göre, 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ve yayımlanan KHK’lerle işlerini kaybeden birçok kadın da intihar girişiminde bulundu.

    En son, geçen yıl ihraç edilen iki çocuk annesi Hemşire Sevgi Balcı’nın 15 Ağustos akşamı intihar ettiği haberlere yansıdı.

    Kadın intiharlarını değerlendiren Psikolog Banu Bülbül bu tablonun şiddet, işsizlik, yoksulluk, eşitsizlikle katmerlenen umutsuzluk karşısında bir çığlık olduğunu dile getirdi.

    (HABER MERKEZİ)