Etiket: izmir

  • DAD’dan ortak çağrı: Alevilerin örgütlü gücü barışın teminatıdır-VİDEO

    DAD’dan ortak çağrı: Alevilerin örgütlü gücü barışın teminatıdır-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, “Demokratik Toplum ve Barış Sürecinde Aleviler” başlıklı bir halk buluşması düzenledi. HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu’nun katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, Alevilerin asimilasyon politikalarına karşı örgütlü mücadelesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı.

    “ASİMİLASYONA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE”

    Çiğli’de bulunan dernek binasında düzenlenen buluşma, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Açılış konuşmasını yapan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fadime Dapaklı, Alevilerin demokratik süreçlerde aktif yer alması gerektiğini belirterek “eşit yurttaşlık” talebini yineledi.

    Dersim’de Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı tarafından düzenlenen “Pirler Zirvesi”ni eleştiren Dapaklı, “Alevilerin yolu hakikat ve rızalıktan geçer. İnancımıza yönelik asimilasyon politikalarına karşı ancak birlikte durarak kazanabiliriz” dedi.

    KENANOĞLU: CUMHURİYET’TEN BUGÜNE TEK TİPLEŞTİRME VAR”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu ise konuşmasında Türkiye’nin tarihsel sürecine ve Alevilerin maruz kaldığı hak ihlallerine dikkat çekti. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana “Türk ve Sünni” kimliği dışındaki tüm unsurların asimile edilmeye çalışıldığını ifade eden Kenanoğlu şunları söyledi:

    “Cumhuriyet kurulduğu günden bugüne, bu toprakların çeşitliliği yok sayıldı. Alevilerin yüzyıllardır kanayan yarası, bu tek tipleştirme politikalarıdır. Demokratik bir toplumun inşası ve barış süreci için Alevilerin çok daha güçlü ve ilkeli bir şekilde örgütlenmesi kaçınılmazdır.”

    Barış süreci ve demokratikleşme üzerine detaylı analizlerin yapıldığı etkinlikte, katılımcıların soruları da yanıtlandı. Buluşma, kadınların hazırlayıp getirdiği rızalık lokmalarının hep birlikte paylaşılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • İzmir’den Dersim Tertelesi ile yüzleşme çağrısı: Toplumsal hakikatimizle buluşma zamanı- VİDEO

    İzmir’den Dersim Tertelesi ile yüzleşme çağrısı: Toplumsal hakikatimizle buluşma zamanı- VİDEO

    PİRHA – İzmir’de bulunan Alevi kurumları ve Demokratik Kitle örgütleri Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde Karşıyaka Vapur iskelesi karşısında basın açıklama yaptı. Açıklamada  toplumsal varlığı yok etmeye çalışan tecrit politikalarının sistemli bir şekilde devam ettiğine dikkat çekilerek, barış süreci için gerekli yasal adımların atılması için çağrıda bulunuldu. 

    Dersim Katliamının 89. yıldönümünde hayatını kaybedenler İzmir Karşıyaka Vapur İskelesi karşısında anıldı. Anmaya ABF İzmir Bileşenleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, İHD, ÖHD, İzmir Dersim Dernekleri, HDK İzmir Bileşenleri, VARTO Der, Karlıovalılar Derneği, VARTO Der, HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu’nun yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamada sık sık ‘Tertele Dersim xo vira meke’ sloganları atıldı.

    Anma çerağların uyandırılması ile başladı.

    Kısa bir konuşma yapan HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, 1937-38 sürecinin resmi söylemlerde ifade edildiği gibi bir “isyan bastırma” değil, doğrudan bir imha politikası olduğunu vurguladı.

    “YAŞANANLAR TEKÇİ AKLIN ÜRÜNÜDÜR”

    Kenanoğlu, özellikle Seyit Rıza üzerinden yürütülen tartışmalara dikkat çekerek, “Herkes Seyit Rıza’nın isyanını konuşuyor ancak katliamın kendisi 1938’de yaşanmıştır. Bu süreç bir isyan bastırma değildir; bir halkı yok etme operasyonudur” dedi.

    Dersim Katliamı sırasında yaşanan ağır insan hakları ihlallerine dikkat çeken Kenanoğlu, Dersimli çocukların ve kız çocuklarının ailelerinden koparılarak asker ailelerine verildiğini, bölge halkının Kürt ve Alevi kimliğinden uzaklaştırılmaya çalışıldığını ifade etti.

    Kenanoğlu, Dersim’de Alevilik üzerinden yürütülen asimilasyon politikalarının günümüzde de sürdüğünü belirterek, yaşananların “tekçi devlet aklının bir sonucu” olduğunu söyledi.

    ” TOPLUMSAL KURUMLAŞMA VE YEREL PROJELER”

    Konuşmaların ardından ortak açıklama okundu. Kırmancki açıklama İzmir Dersim Dernekleri Başkanı Hasan Ali Kılıç  tarafından okundu. Türkçesi ise  DAD İzmir Şubesi Eş Başkanı Fırat Dikmen tarafından okundu.

     Açıklamada, Dersim’de yaşananların “soykırım” olarak tanımlandığı ve bu tarihsel sürecin unutulmaması gerektiği vurgulandı. “Roza Şaye / Roza Reş” olarak anılan 4 Mayıs’ın, yalnızca bir yas günü değil, aynı zamanda yüzleşme ve adalet talebinin yükseltildiği bir gün olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, Dersim’de 1937-38 yıllarında yürütülen askeri operasyonların, sistematik bir yok etme politikasının parçası olduğu belirtilerek, on binlerce insanın yaşamını yitirdiği, yerleşim yerlerinin yok edildiği ve binlerce çocuğun ailelerinden koparıldığı hatırlatıldı. Bu sürecin yalnızca fiziksel imha ile sınırlı kalmadığı, sürgün, göçertme ve asimilasyon politikalarıyla devam ettiği kaydedildi.

    Cumhuriyetin erken döneminde uygulanan tek tip ulus politikalarının eleştirildiği metinde, Dersim başta olmak üzere farklı kimlik ve inançlara yönelik baskıların tarihsel süreklilik taşıdığı ifade edildi. Günümüzde de benzer politikaların etkilerinin sürdüğü belirtilerek, bölgedeki demografik, kültürel ve ekonomik tahribata dikkat çekildi.

    Açıklamada, 4 Mayıs ve 15 Kasım tarihlerinin yalnızca anma günleri olmaktan çıkarılması, toplumsal hafızayı güçlendiren ve somut çözüm önerileri üreten birer dönüm noktası haline getirilmesi çağrısı yapıldı. Bu kapsamda, toplumsal kurumlaşma ve yerel projelerle yaşamın yeniden inşa edilmesi gerektiği vurgulandı.

    TALEPLER SIRALANDI

    Yetkililere yönelik talepler ise şöyle sıralandı:

    • Seyit Rıza ve idam edilen Dersim ileri gelenlerinin mezar yerlerinin açıklanması
    • Cenazelerin ailelerine teslim edilmesi ve Dersim’e naklinin sağlanması
    • Devlet arşivlerinin açılması ve “Dersim” isminin iade edilmesi
    • Sürgün edilenler, kayıplar ve ailelerinden koparılan çocukların akıbetlerinin açıklanması
    • Kürt ve Alevi meselesinde şiddet ve asimilasyon politikalarının terk edilmesi
    • Barış ve demokratik toplum süreci için somut ve anayasal adımlar atılması

    Açıklamanın ardından Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler adına lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

  • 4 Mayıs’ta ‘Roce Şae’ anmaları!

    4 Mayıs’ta ‘Roce Şae’ anmaları!

    PİRHA- Dersimliler ve kurumları, 4 Mayıs anmalarına katılım çağrısında bulundu. 4 Mayıs akşamı Datça’daki anma 19.37’de Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak. İstanbul’daki anma ise Kadıköy Rıhtı’mında 19.37’de olacak. İzmir’de Karşıyaka İskele’de yapılacak anmanın saati 18:30 iken Dersim’de Pirler Meclisi tarafından 3 Mayıs akşamı cem erkanı yürütülecek. 

    4 Mayıs 1937, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık olaylarından birisi olan Dersim 1938 Katliamı’nın yapılmasına karar verildiği gündür. 4 Mayıs, Dersimliler tarafından ‘Roce Şae’ – ‘Yas Günü’ olarak kabul edilmekte.

    Dersim’de 25 Aralık 1935 tarihinde 2884 Sayılı ‘Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun’ çıkarıp Tedip ve Tenkil Harekâtı için zemin hazırlanmıştı.

    4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla da tarihin en kanlı katliamlarından biri Dersim’de gerçekleştirildi. 15 Kasım 1937’de Pir Seyit Rıza, oğlu ve tüm yol arkadaşları Elazığ’da kurulan bir mahkeme tarafından asıldı. Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü aktarılıyor.

    Dersimliler ve kurumları bulundukları Türkiye’nin ve dünyanın bir çok merkezinde 4 Mayıs’ta açıklamalar ve anmalar düzenliyor.

    Datça’daki anma 4 Mayıs akşamı 19.37’de Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak.

    İstanbul’daki anma ise Kadıköy Rıhtı’mında 4 Mayıs akşamı 19.37’de olacak.

    Dersim’de Pirler Meclisi tarafından 3 Mayıs akşamı cem erkanı yürütülecek.

    İzmir’de Karşıyaka İskele’de 4 Mayıs günü yapılacak anmanın saati 18:30.

    (HABER MERKEZİ) 

  • İzmir’den Varto ve Karlıova’ya: JES’e karşı yaşam mitingi çağrısı-VİDEO

    İzmir’den Varto ve Karlıova’ya: JES’e karşı yaşam mitingi çağrısı-VİDEO

    PİRHA-İzmir’de bir araya gelen demokratik kitle örgütleri, Varto ve çevresini kapsayan JES projelerine karşı 24 Nisan’da yapılacak miting için yurttaşları yaşamı, doğayı ve inancı savunmaya davet etti.

    İzmir’in Çiğli ilçesinde bulunan Kasaplar Meydanı’nda bir araya gelen demokratik kitle örgütleri, Muş’un Varto ilçesinde hayata geçirilmek istenen jeotermal enerji santrali (JES) projelerine karşı güçlü bir ses yükseltti. Çok sayıda yurttaşın katıldığı basın açıklamasında, 24 Nisan’da Varto’da yapılacak miting için katılım çağrısı yapıldı.

    Basın açıklaması; Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, PSAKD Çiğli Şubesi, Varto-Der, Varto Ekoloji Platformu, Karlıova Yedisu Kültür ve Dayanışma Derneği, Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu, Goşkar Ekoloji ve Hoşan Der başta olmak üzere çok sayıda kurumun ortak çağrısıyla gerçekleştirildi. Açıklamaya DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk ta katıldı.

    Alana “Doğayı sevmek yetmez, korumak zorundasın”, “Doğamıza yapılacak ihanet kuyularını durdurun” ve “Söz bizim, toprak bizimdir” pankartları taşındı. Açıklamada doğanın, inancın ve yaşam alanlarının korunmasının bir hak ve sorumluluk olduğu vurgulandı.

    “BU PROJE BİR ENERJİ YATIRIMI DEĞİL, YAŞAM ALANLARINA MÜDAHALEDİR”

    Yapılan açıklamada, Karlıova, Varto, Yedisu, Çat, Tekman ve Hınıs ilçelerini kapsayan yaklaşık 600 bin hektarlık alanın JES projeleriyle tehdit altında olduğu belirtilerek, bu girişimin yalnızca teknik bir enerji yatırımı olmadığı ifade edildi.

    Bu projelerin bölgenin sosyo-ekonomik yapısını bozacağı, ekolojik dengeyi tahrip edeceği ve kadim kültürel yaşamı hedef aldığı dile getirildi. Yaşam savunucuları, su kaynakları, meralar ve geçim alanlarına yönelik müdahaleleri “hukuksuz dayatma” olarak nitelendirdi.

    DEPREM BÖLGESİNDE JES UYARISI

    Bölgenin, Kuzey Anadolu Fay Hattı ile Doğu Anadolu Fay Hattı’nın kesişim noktasında yer aldığı hatırlatılarak, birinci derece deprem bölgesinde bu tür projelerin hayata geçirilmek istenmesinin bilimsel gerçeklerle çeliştiği ifade edildi.

    Jeotermal sondajların yeraltı su kaynaklarını kirleteceği, ağır metaller ve zehirli gazların halk sağlığını tehdit edeceği, tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getireceği vurgulandı.

    “EKOLOJİ MÜCADELESİ AYNI ZAMANDA İNANÇ MÜCADELESİDİR”

    Açıklamada, doğanın yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda inançsal bir değer olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
    Dağların, derelerin ve ormanların kutsal kabul edildiği; bu nedenle doğaya yönelik her müdahalenin aynı zamanda inanca ve kimliğe yönelik bir saldırı olduğu dile getirildi.

    GELECEK UYARISI: GÖÇ, KURAKLIK VE SAĞLIK KRİZİ

    Yaşam savunucuları, JES projelerinin hayata geçirilmesi halinde bölgede, kanser vakalarının artacağı,iklim dengesinin bozulacağı,deprem riskinin tetiklenebileceği,halkın mülksüzleştirileceği bir sürecin yaşanacağı uyarısında bulundu.

    TALEPLER NET: PROJELER İPTAL EDİLSİN

    Kurumlar üç temel talebi kamuoyuyla paylaştı:

    -Tüm jeotermal projelerin derhal iptal edilmesi,

    -Mera alanlarının köylülerin kullanımında kalması ve güvence altına alınması,

    -Yerel halkın onayı olmadan hiçbir projenin hayata geçirilmemesi.

    24 NİSAN VARTO, 25 NİSAN KARLIOVA: MİTİNG ÇAĞRISI

    Açıklamanın sonunda, 23 Nisan’da İzmir’den yola çıkılacağı belirtilerek tüm kamuoyuna çağrı yapıldı: 24 Nisan’da Varto’da ve 25 Nisan’da Karlıova’da gerçekleştirilecek ekoloji mitinglerine katılım istendi.

    Semra ACAR PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de Alevilerden Meslek Fabrikası tepkisi: Bu sadece bir bina değil halkın hakkıdır-VİDEO

    İzmir’de Alevilerden Meslek Fabrikası tepkisi: Bu sadece bir bina değil halkın hakkıdır-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları İzmir’de Meslek Fabrikası’nda süren nöbete destek verdi. Alevi kurumları adına yapılan açıklamada, “Bu mesele yalnızca hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir meseledir” denilerek kamusal alanların korunması çağrısında bulunuldu.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası’na yönelik el koyma girişimine karşı başlatılan nöbet, sekizinci gününde devam ediyor.

    İzmir’de Meslek Fabrikası üzerinden süren tartışmalar kamuoyunda yankı uyandırırken, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İzmir bileşenleri ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi konuya yönelik açıklama yaptı.

    Açıklamayı ABF Ege Bölgesi Sorumlusu Mehmet Bozkurt okudu.

    “HALKIN OLAN RIZASIZ ALINAMAZ”

    Bozkurt, Meslek Fabrikası’nın yalnızca bir bina olmadığını belirterek, buranın işsiz gençler, emekçiler ve kadınlar için bir umut merkezi olduğunu vurguladı. Açıklamada, “Burası halkın alın teriyle yoğrulmuş bir kamusal hizmet mekanıdır” denildi.

    Alevi-Bektaşi inancının emek, paylaşım ve rızalık esaslarına dayandığını hatırlatan Bozkurt, “Kamuya ait olan halkındır. Halkın olan rızasız alınamaz. Rızasız alınan her şey hakka değil, zulme hizmet eder” ifadelerini kullandı.

    “BU BİR VİCDAN VE ADALET NÖBETİDİR”

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tutumunun kamusal hakkı koruma iradesi olduğunu ifade eden Bozkurt, bu yaklaşımın Alevi inancındaki “kul hakkı yememe” anlayışıyla örtüştüğünü söyledi.

    Meselenin yalnızca hukuki bir ihtilaf olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Bozkurt, bunun aynı zamanda bir vicdan meselesi olduğunun altını çizdi.

    Açıklamada, Meslek Fabrikası’nın el değiştirmesine, işlevsizleştirilmesine ya da farklı amaçlara yönlendirilmesine karşı olunduğu açıkça ifade edildi.

    Bozkurt, “Bugün burada tutulan nöbet sadece bir bina nöbeti değildir; bu, eşitlik, adalet ve kamusal vicdan nöbetidir” diyerek dayanışma çağrısı yaptı.

    Alevilerin halktan, haktan ve adaletten yana tutumunu sürdüreceğini belirten Bozkurt, açıklamasını “Yolumuz bir, sözümüz bir: Hak’tan ve halktan yana olmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

    PİRHA/İZMİR

  • Aşık Veysel İzmir’de anıldı!- VİDEO

    Aşık Veysel İzmir’de anıldı!- VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi/Cemevi Aşık Veysel’i andı. Anmada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Aşık Veysel demek; toprağı sevmek demektir. Aşık Veysel demek; insanı ayırmadan sevmek demektir. Aşık Veysel demek; karanlığın içinden aydınlığı büyütmek demektir. Bizlere düşen görev ise bu mirası yaşatmak, gençlerimize aktarmak ve bu topraklarda kardeşliği büyütmektir” dedi.

    21 Mart 1973 yılında Hakk’a yürüyen ve yaşamı boyunca bir çok eser bırakan Aşık Veysel, anılıyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi/Cemevi ‘nde de anma etkinliği düzenlendi.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sora yoğun katılımın olduğu anmada, Hüseyin Koçak, Cem Cansız ve Seyrani Yıldız sahne aldı.

    “AŞIK VEYSEL DEMEK; İNSANI AYIRMADAN SEVMEK DEMEKTİR”

    Anmada konuşan  PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugün burada sadece bir ozanı anmak için değil; bir hakikat yolcusunu, bir gönül insanını, bir halk bilgesini anlamak ve anlatmak için bir aradayız. Aşık Veysel demek; toprağı sevmek demektir. Aşık Veysel demek; insanı ayırmadan sevmek demektir. Aşık Veysel demek; karanlığın içinden aydınlığı büyütmek demektir. O, gözleri görmeyen ama hakikati herkesten daha iyi gören bir bilgeydi. Onun dili nefreti değil sevgiyi, ayrılığı değil birliği anlatırdı” dedi.

    “AŞIK VEYSEL’İN YOLU, MAZLUMDAN YANA OLMANIN YOLUDUR”

    Cuma Erçe, Türkiye’de ayrımcılık, ötekileştirme ve inançlara yönelik baskılar devam ettiğini belirterek, “Sivas’ta yitirdiğimiz canlarımızın acısı hâlâ yüreğimizdedir. Madımak’ta yakılan aydınlarımızı. unutmadık, unutturmayacağız. Aynı şekilde bugün coğrafyamızda yaşanan zulümlere karşı da sessiz kalmayacağız. Çünkü Aşık Veysel’in yolu, mazlumdan yana olmanın yoludur. ‎Bizlere düşen görev ise bu mirası yaşatmak, gençlerimize aktarmak ve bu topraklarda kardeşliği büyütmektir” şeklinde ifade etti.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İSTİYORUZ”

    Cemevlerinin sadece ibadet edilen yerleri olmadığını vurgulayan Erçe, “Cemevileri aynı zamanda Veysel’in dilinin, sazının ve felsefesinin yaşatıldığı mekânlardır. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz. İnancımızın tanınmasını istiyoruz. Cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesini istiyoruz. Bu sadece bir hak talebi değil, aynı zamanda bir adalet çağrısıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de Varto’daki JES projesine tepki: Varto’nun üstü altından daha değerlidir-VİDEO

    İzmir’de Varto’daki JES projesine tepki: Varto’nun üstü altından daha değerlidir-VİDEO

    PİRHA-İzmir’de çok sayıda dernek ve yurttaş, Varto’da planlanan JES projesine karşı bir araya geldi. Açıklamada, projenin doğayı, yaşam alanlarını ve inanç mekânlarını tehdit ettiği vurgulandı.

    İzmir’in Çiğli ilçesinde bulunan Kasaplar Meydanı’nda bir araya gelen Varto Ekoloji Platformu ile inanç ve yöre dernekleri, Muş’un Varto ilçesinde yapılmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine tepki gösterdi. “Varto halkı JES istemiyor! Suyuma, toprağıma dokunma” pankartı açan yurttaşlar, sloganlar eşliğinde projeye karşı çıktı.

    Eylemde “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Sermaye elini toprağımdan çek”, “Zehir saçan şirket Varto’dan defol” ve “Susma haykır JES’lere hayır” sloganları atılırken, “Toprak satılık değil” ve “Gımgım JES istemiyor” yazılı dövizler taşındı. Yağmur altında halay çeken yurttaşlar, sloganlarla projeye tepki gösterdi.

    Açıklamaya DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklama öncesi söz alan yöre dernekleri temsilcileri, JES projelerinin doğaya verdiği zararlara dikkat çekerek birlikte mücadele çağrısı yaptı.

    Daha sonra konuşan İbrahim Akın, projenin Varto’nun büyük bir bölümünü tehdit ettiğini belirterek, “Eğer orada bir sondaj yapılırsa önüne geçemeyeceğiz. Bu yüzden buradaki itiraz çok güçlü. 24 Nisan’da Varto’da yapılacak miting çok önemli. Eğer bunun karşısında durmazsak Varto için büyük riskler doğar” dedi. Akın, projelerin özellikle Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hayata geçirilmek istendiğini savunarak bunun bir “yıkım politikası” olduğunu ifade etti.

    “PROJE YAŞAM ALANLARINA MÜDAHALEDİR”

    Basın metnini okuyan Ekoloji Platformu’ndan Bahar Koç ise Varto coğrafyasının “enerji” ve “kalkınma” söylemleriyle tahrip edilmek istendiğini söyledi. Projenin 19 köyü ve yaklaşık 453 bin metrekarelik alanı kapsadığını belirten Koç, JES projelerinin yalnızca bir yatırım değil, doğrudan yaşam alanlarına ve ekosistem bütünlüğüne müdahale anlamı taşıdığını vurguladı.

    Varto’nun aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatan Koç, yer altı su dengesi ve jeolojik yapıyı etkileyecek bu tür projelerin bilimsel olarak titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çevre hukukundaki “ihtiyat ilkesi”ne dikkat çeken Koç, ciddi zarar ihtimali bulunan durumlarda projelerden kaçınılması gerektiğini ifade etti.

    Proje alanının önemli bir kısmının mera vasfında olduğunu da vurgulayan Koç, bu alanların hayvancılık ve kırsal yaşam açısından hayati önemde olduğunu belirterek, JES projelerinin halkın geçim kaynaklarını da tehdit ettiğini söyledi.

    “VARTO’NUN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR”

    Koç, projenin su kaynaklarına, havaya ve halk sağlığına zarar vereceğini belirterek, Varto’nun aynı zamanda inançsal açıdan kutsal bir coğrafya olduğuna dikkat çekti. Proje alanında çok sayıda ziyaret yeri ve kutsal mekân bulunduğunu ifade eden Koç, olası tahribatın yalnızca doğayı değil, bölge halkının inanç hafızasını da hedef alacağını dile getirdi.

    ÇED süreçlerinin bilimsel ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Koç, halkın rızası olmayan projelerin kamu yararı taşımadığını söyledi. Açıklama, “Toprağımızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı şirketlerin kâr hırsına teslim etmeyeceğiz. Doğa bizimle yaşar, biz doğayla varız. Varto’nun üstü, altından daha değerlidir” sözleriyle sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Zakir Genç: Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz!-VİDEO

    Zakir Genç: Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz!-VİDEO

    PİRHA- Zakir Ersin Genç, İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyü’ne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki göstererek, “Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz. Alevi köyüne cami yapılmasın istiyoruz. Bu işin durdurulmasını istiyoruz” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Zakir Ersin Genç, Alevi köylerine cami yapılmasına samimi Müslümanların karşı çıkması gerektiğini vurguladı.

    “OSMANLIDAN BUGÜNE ALEVİLERE YÖNELİK DEVLETİN ASİMİLASYON POLİTİKASI HİÇ DEĞİŞMEDİ”

    Alevi köylerine cami yapılmasının Hristiyan bir köye medrese kurmak gibi bir şey olduğunu belirten Zakir Ersin Genç, “Hristiyanlar gelip orada İslam’ı mı öğrenecek? Şimdi maalesef bu bugünün sorunu da değil. Geçmişte de yaşanan aynı sorunlar vardı” dedi.

    Osmanlı döneminde Alevi tekkelerine Nakşibendi şeyhlerinin atanmasını hatırlatan Genç, “Maalesef o dönem Osmanlı şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir siyasi düşüncesi bu şekle getirdi” diye belirtti.

    İzmir’de Ula Bademler köyünde yaşayanların yüzde 99’nun Alevi olduğu bir köye cami yapılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Genç, “Burada yaşayan insanların hepsi sanat ve kültürle uğraşan insanlar. Hatta bu insanlar cemevi de istemiyorlar, bir kültür merkezi istiyorlar” dedi.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPILMASINA SAMİMİ MÜSLÜMANLARIN KARŞI ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Bu işleri iyi bilen samimi Müslümanların buna karşı durması gerektiğini vurgulayan Genç, “Yani sadece ben oraya bir cami yaptım. Bunların hepsi Müslüman oldu. Öyle bir düşünce yoktur. Yani bin seneden beri asimilasyon politikalarına rağmen biz hala varız ve yok edilmedik. Çünkü düşünceyi silemezler” şeklinde ifade etti.

    Geçmişte Burdur’da yaşadığını, orada birçok caminin kullanılmamaktan dolayı harap halde olduğu bilgisini paylaşan Genç, “Cami isteyen de bir sürü dağ köyleri var. Gidin oradaki vatandaşların camisine tamirat, bir tadilat yapın” dedi.

    Son yıllarda deevasa büyüklükte camilerin yapıldığını ifade eden Genç, “Burada samimi Müslümanların düşünmesi lazım. Halkın vergileri böyle çar çur edilmesine karşı durması lazım. Çünkü ben camiyi buraya yaptım. Herkes İslam’a kavuştu diye bir şey yoktur” diye belirtti.

    “HER YERE CAMİ YAPSANIZDA İNANÇLARI YOK EDEMEZSİNİZ”

    Anadolu’nun binlerce asırdır birçok inancın, dinin ve kimliğin yaşandığı bir yer olduğunun altını çizen Genç, şunları söyledi:

    “Burada Hristiyanlar, Museviler, Keldaniler yaşamış. Yani Diyarbakır’da cami yaptın diye bu Keldaniler yok mu oldu? Ermeniler yok mu oldu? Hayır. Varlar ve bir şekilde yaşamlarını ve ibadetlerini sürdürüyorlar. Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz.

    Alevi köyüne cami yapılmasın istiyoruz. Bu işin durdurulmasını istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Aksünger: Dinde zorlama yok deniyor ama Alevi köylerine  zorla cami yapılmaya çalışılıyor!-VİDEO

    Aksünger: Dinde zorlama yok deniyor ama Alevi köylerine zorla cami yapılmaya çalışılıyor!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki gösteren Semah Eğitmeni Zakir Fahrettin Aksünger, “Dinde zorlama yok diyorlar ama zorla Alevi köylerine cami yapmaya çalışıyorlar” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Semah Eğitmeni Zakir Fahrettin Aksünger, İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapılmasına dair konuştu.

    Resmi ideolojinin Alevilere bakışının yüzyıllardır belli olduğunu belirten Aksünger, Alevi köylerinin ‘hizmet’ adı altında baskılandığını söyledi.

    “ÜLKEDE İNSANLARIN BİRBİRİYLE PROBLEMLERİ YOK”

    Politikacıların bu işten elini çekmesi gerektiğini vurgulayan Aksünger, “Dinde zorlama yok diyorlar ama zorla Alevi köylerine cami yapmaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Toplumsal olarak insanların böyle bir sorunu yok” dedi.

    Her seçim süreci öncesinden böylesi düşüncelerin oluşmaya başladığını dile getiren Aksünger, “Özellikle muhafazakâr sağın kullandığı en büyük argüman din” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • DAD İzmir Şubesi’de Heftemal kutlandı- VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’de Heftemal kutlandı- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Aleviler için kutsal sayılan Heftemal/Hawtemal’ı kutlayarak Zerefet lokmalarını paylaştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, baharın ve eski geleneğe göre yeni yılın karşılanması olan Heftemal/Hawtemal’ı kutlayarak lokmalarını paylaştı.

    Çerağların uyandırıldığı etkinlikte geleneksel yemek olan Zerefet pişirilerek paylaşıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube binasında yapılan etkinliğe çok sayıda kişi katıldı.

    Hazırlanan yemekler önce bıçakla kesildi, ardından pişen hamurun içi doğrandı. Sarımsaklı ayran ve tereyağının dökülmesiyle birlikte estetik bir görüntü kazanan Zerefet, sonraki aşamada sofrada yerini aldı.

    ÇERAĞLAR UYANDIRILDI

    Lokma paylaşımı öncesinde Baba Mansur Ocağı’ndan Rukiye Hurustan çerağlar uyandırarak lokma duası verdi.

    “HEWTEMAL DOĞANIN BİRBİRİYLE İKRARLAŞMASIDIR”

    Lokma paylaşımında Kırmancki konuşan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fadime Dapaklı, Hewtemal’a değinerek, “Hewtemal ayı bizde kutsaldır, Gaxan Hızır ayı gibi değerlidir. Hewtemal ayında yer ile gök, ağaç ile toprak, börtü böcek birbirine ikrar vermiştir. Bu doğa ve tabiatın güzelliğidir. Hava, su, toprak, ateş bir araya gelir ve canlanır. Yolumuza sahip çıkarak kutsallarımız ile ikrarlaşalım” dedi.

    Dapaklı ayrıca Varto’daki köyleri hedef alan sondaj ruhsatları ve HES projelerinin iptal edilmesi çağrısında bulunarak, projelerin doğa ve yerleşimler açısından ciddi riskler barındırdığı vurguladı.

    DAD İzmir Şube yöneticisi Zeynel Bozkurt da Alevi toplumunun kültürünü unutmaması ve tarihsel hafızasının diri tutması gerektiğini vurguladı.

    HEWTEMAL LOKMALARI PAYLAŞILDI

    Lokmaların paylaşılması öncesinde çerağ uyandırılırken, Baba Mansur Ocağı’ndan Rukiye Hurustan lokma gülbengi verdi. Kutlamada Heftemal ve güncele dair görüşler paylaşıldı.

    Heftemal/Hawtemal, geleneksel Zerefet yemeğinin pay edilmesi ile son buldu

    PİRHA/İZMİR

  • AKD’li Uçarcan: Köylülerin cami yerine kültür merkezi istemeleri mevcut zihniyeti rahatsız ediyor!-VİDEO

    AKD’li Uçarcan: Köylülerin cami yerine kültür merkezi istemeleri mevcut zihniyeti rahatsız ediyor!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, yaşadıkları mahallede de benzer sorunla karşı karşıya olduklarını söyleyerek, “Mahallede okul yok. Yurttaşlar okul istiyor, kaymakam cami yapacağım diyor” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan köylerin dışında 2 kişinin cami talep etmesine bu kadar hızlı karşılık verenlerin iktidarın zihniyetini ortaya çıkardığını söyledi.

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Bademler köyünde yıllardır sanat yapıldığını vurgulayarak, “Aleviler cemi her yerde yapabilirler. Bir ağacın gölgesi, suyu soğuk pınarlar bizim ibadet yerlerimiz. Yani gidip oralarda biz her türlü ibadetimizi yapabiliriz. Bunun için bir şekle şemaile ihtiyaç yok. Ama önemli olan buradaki niyeti okumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “DERNEĞİMİZİN BULUNDUĞU MAHALLEDE OKUL YOK”

    Derneklerinin bulunduğu yerleşkeden yaşadıkları pratikten örnek veren Uçarcan, “Bizim şu an şu röportajı yaptığımız dernek yerleşkesinin olduğu mahalle Abdalların yaşadığı bir mahalle. Mahallenin sınırları içerisinde bir karakol, bir okul ve bir sağlık ocağı yeri tahsis edilmesine rağmen üçü de yok” dedi.

    Bir bölge milletvekilinin kendilerini ziyarete geldiğinde okul sorununu kendisine aktardıklarını belirten Uçarcan, “Ondan sonra gelen amirler içerisinde ilçe kaymakamı ‘Buraya çok hızlı bir cami yapmamız gerekir’ diyor. Buradaki yerleşik canlarımız şöyle bir itirazda bulunuyorlar. Burada camiden önce bir okula ihtiyacımız var. Burada okul yok. Kaymakam ise okul projede yok. Şu anda acil bir cami yapmamız gerekir cevabı veriyor” dedi.

    CAMİDEN ÇOK EĞİTİM KURUMLARINA İHTİYACIMIZ VAR”

    Zeytinköyde yaşayan halkın ısrarla camiye değil okula ihtiyaçları olduğunu ifade etmelerine rağmen dikkate alınmadığını ifade eden Uçarcan, “Burada 600 tane öğrenci taşımalı olarak başka mahalleye gidip eğitim görüyor. Şimdi bu yüzyılda bir mahallede bir okul yok” diyerek tepki gösterdi.

    Israrla ‘cami yapacağız’ demelerinin aslında mevcut zihniyetin dışa vurumu olarak algıladıklarını belirten Uçarcan, bu ülkenin camiden çok eğitim kurumlarına ihtiyacı olduğunu söyledi.

    Bademler Köyü’nde yaşayan köylülerin herkesi kucaklayıcı sanatsal çalışmalarından dolayı karşı tarafta rahatsızlık yarattığını dile getiren Uçarcan, “Oysa onlar şunu da söylüyorlar. Biz cemevi istemiyoruz cami de. Buraya olacaksa bir kültür merkezi olsun diyorlar. Bundan daha doğal bir talep olamaz. Bu anlamıyla Bademler köyünün taleplerini bizde sahipleniyoruz” diye belirtti.

    “ALEVİLERİN TEMEL SIKINTISI KENDİSİ DIŞINDAKİLERLE YETERLİ İLETİŞİM KURAMAMASI

    Alevilerin temel sıkıntısının daha geniş kesimlerle doğru orantılı doğru iletişim kurmakta sıkıntılar olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Bizim temel taleplerimizde onların da bizim yanımızda olmalarını öne çıkaran yaklaşımlar içerisinde olmalıyız. Bunu başaramadığımız sürece bürokratlar çıkacaklar, kafalarının estiğince işte bu alanlarda böyle mühendislik yapacaklar. Bu da bizim daha fazla kutuplaşmamızı beraberinde getirir” diye belirtti.

    “DİYALOĞ GELİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR”

    Hangi dinden hangi inançtan olursa olsun birlikte ve yan yana yaşayan insanlar olduklarının altını çizen Uçarcan, kendilerine düşenin her türlü ayrılığı, ayrımcılığı ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Akpınar: Devlet inançlardan elini çeksin! -VİDEO

    Akpınar: Devlet inançlardan elini çeksin! -VİDEO

    PİRHA-Alevi köyü olan Bademler’e cami yapmanın bir başkasının inancını yok saymak olduğunu vurgulayan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Şube Başkanı Tahsin Akpınar, “Okula giden çocuğa ekmek veremeyen, sağlık sorununu çözemeyen devlet, Alevi köylerine zorla cami yapacağına köylerin yollarını yapsın, sorunlarını çözsün” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden bir grup site sakini tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Şube Başkanı Tahsin Akpınar, Alevi köyüne cami yapmanın doğru olmadığını belirtti.

    “DEVLET İNANÇLARDAN ELİNİ ÇEKSİN”

    Aleviler olarak farklı inançlara her zaman saygılı olduklarını belirten Akpınar, “Siyasal iktidar halkın dinini halka bırakmayıp devletin dini haline getiren siyasetin sorunudur bu. Onun için siyaset halkın dininden elini çekmezse bu ülkede sorunlar bitmez” dedi.

    Alevi köyüne cami yapmanın doğru olmadığını ifade eden Akpınar, devletin okula giden öğrencilere bir öğün yemek veremediğini, onun yerine camii yapıp imam atamasını eleştirdi: “Okula giden çocuğa ekmek veremeyen bir devlet, bugün sağlık sorununu çözemeyen bir devlet, Alevi köylerine zorla cami yapacağına Alevi köylerinin yollarını yapsın, asıl sorunlarını çözsün, toplumu ayrıştırmasın. Devlet insanların inancında elini çeksin.”

    ANAYASA GEREĞİ KÖYÜN YÜZDE 51’İ İSTİYORSA CAMİ YAPILSIN”

    Alevi köyüne cami yaparken halkın görüşünü alması gerektiğini vurgulayan Akpınar, “Yanlış olan budur. Madem ki ülkemizde anayasal olarak seçimler yüzde 51’e göre belirleniyorsa, o köyün yüzde 51’i cami istiyorsa yapsınlar” dedi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Şube Başkanı Tahsin Akpınar, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Alevi köyüne cami yapmak bir başkasının inancını yok saymaktır. İnsanlar buna izin vermeyecektir. Bizde Alevi kurumları olarak üzerimize düşen desteği vermeliyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • PSAKD Bornova Cemevi Kadın Meclisi: Kadın cinayetleri tesadüf değil, politiktir!

    PSAKD Bornova Cemevi Kadın Meclisi: Kadın cinayetleri tesadüf değil, politiktir!

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Bornova Cemevi Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte bir araya gelerek kadın mücadelesinin önemini vurguladı. Kadınlar, savaşlara, yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve katliamlara karşı eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Pir Sultan Abdal Bornova Cemevi Kadın Meclisi, kadın cinayetlerine, şiddete ve eşitsizliğe karşı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Kadın Meclisi adına Fatma Ertaş okudu.

    Ertaş, açıklamasına şu sözlerle başladı: “Bugün burada yalnızca bir günü kutlamak için değil; savaşlara, yoksulluğa, şiddete, sömürüye, katliamlara karşı; eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için, mücadeleyi, dayanışmayı büyütmek için bir aradayız. 8 Mart, kadın işçilerin direnişinden, emeğinden doğan bir mücadele günüdür” dedi.

    Ertaş, kadın işçilerden Bacıyan-ı Rum’a, Fatma Ana ve Kadıncık Ana’dan Clara Zetkin ve Rosa Lüksemburg’a, Mirabel Kardeşler’e uzanan mücadele mirasını gururla taşıdıklarını vurguladı.

    “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    2025 yılında Türkiye’de en az 299 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 94 kadının ölümünün ise şüpheli olarak kayda geçtiğini belirten Ertaş, “Yani neredeyse her gün birden fazla kadın katledildi. Kadın cinayetleri tesadüf değildir! Kadın cinayetleri politiktir!” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, cezasızlık ve yetersiz önlemlerin şiddeti cesaretlendirdiğini ifade eden Ertaş, Pir Sultan Abdal Derneği üyesi Alev Koç’un eşi tarafından katledilmesini hatırlatarak, “Sesiniz olmaya devam edeceğiz, mücadelemizi sürdüreceğiz” mesajı verdi.

    Ertaş, konuşmasında sınır ötesinde devam eden şiddet ve soykırıma da değindi:

    “Suriye’de Alevi soykırımı hala devam ediyor. Kadınların, çocukların maruz kaldığı katliamlar, yerinden edilme ve şiddet bir insanlık suçu olarak tarihe geçiyor. Alevi katliamları politiktir!”

    “HİÇBİR GÜÇ KADINLARIN ÖRGÜTLÜ İRADESİNDEN BÜYÜK DEĞİLDİR”

    Kadınların eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma ve laik, bilimsel eğitim hakkı için yan yana durması gerektiğinin altını çizen Ertaş, “Emeğimizin karşılığını alana dek, özgürlüğümüzü kazanana dek ve adalet yerini bulana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir güç kadınların örgütlü iradesinden büyük değildir” dedi.

    Ertaş, açıklamasını Kadıncık Ana’nın mücadelesi ve Pir Sultan Abdal’ın direnişiyle selamlayarak “Yaşasın 8 Mart! Yaşasın Kadın Dayanışması! Jin, Jiyan, Azadî! Kadın, Yaşam, Özgürlük!” sözleriyle tamamladı.

    Açıklama sonrası sinevizyon gösterimi yapıldı ve hemen ardından PSAKD Bornova korosu sahne aldı. Etkinlik ezgilerle sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Birine vurulan neşter hepimizin canına: İzmir’de Alevi soykırımı protestosu!

    Birine vurulan neşter hepimizin canına: İzmir’de Alevi soykırımı protestosu!

    PİRHA – İzmir Alevi kurumları ile Emek ve Demokrasi bileşenleri, Suriye’de Mart 2025’ten bu yana Alevilere yönelik gerçekleşen katliamları unutmamak ve unutturmamak için basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, HTŞ ve IŞİD bağlantılı Colani çetelerinin saldırılarının sistematik bir soykırım olduğu vurgulandı.

    İzmir’de bulunan Alevi kurumları, Konak Eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. “Suriye’de Alevi soykırımına karşıyız” pankartı açılan açıklamada “Katil Colani Suriye’den defol”, “Savaş hayır barış hemen şimdi” ve Suriye’de Alevi katliamı var” sloganları atıldı. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Burcugül Çubuk’un yanı sıra kentte bulunan siyasi parti ve kurumlar da katıldı.

    “SURİYE’DEKİ TABLODAN TÜM DÜNYA SORUMLUDUR”

    Kurumlar adına açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK üyesi Kenan Yaşatürk, uluslararası insan hakları kurumlarının raporları, tanıklıklar ve sahadan gelen bilgilere göre saldırıların rastlantısal değil, Alevi toplumunu Suriye’den yok etmeyi amaçlayan sistematik bir nitelik taşıdığını belirtti. Bugün bu saldırılar devam ederken, Alevilerin hem özel sektörde hem de devlet kurumlarında işten çıkarıldığını aktaran Yaşatürk, “Bu tablo yalnızca Alevilerin meselesi değildir; aynı zamanda uluslararası toplumun da ağır sorumluluğudur. 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye devletinin HTŞ çetelerine teslim edilmesinden itibaren, Suriye halkının tüm renklerine karşı fiilî bir savaş başlatılmıştır. Dünya kamuoyuna Suriye’ye demokrasi getireceği ilan edilen IŞİD militanı Colani ve çetesi, Suriye yönetimini gasp ettikleri andan itibaren halklara yalnızca kötülük ve soykırım getirmiştir. Suriye’de yaşayan Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtler de HTŞ çetelerinin saldırısına maruz kalmıştır. Rojava günlerce insani ihtiyaçlarına ulaşamamış, abluka altına alınıp dünyayla bağlantısı kesilmiştir. Bu abluka nedeniyle çocuklar açlıktan ve soğuktan hayatını kaybetmiştir. Colani ve HTŞ çeteleri, karanlık tarihin baş aktörleri ve savaş suçlusu katilleridir” dedi.

    “TARİHSEL DÜŞMANLIK”

    Bütün bu saldırıların arkasında Alevilere yönelik tarihsel bir düşmanlığın yattığını söyleyen Yaşatürk, “Biz Anadolu Alevileri olarak Suriye’de yaşananları tarihsel hafızamızdan bağımsız görmüyoruz. Koçgiri’den Dersim’e, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan Gazi’ye uzanan deneyimlerimizin ışığında Suriye’de yaşananları değerlendiriyoruz. Bugün Suriye, bu tarihsel saldırının sembolü hâline gelmiştir. İran’a saldıran ve İran liderine suikast düzenleyen ABD ve İsrail, tüm dünya halkları için tehlikeli bir gelecek hazırlamaktadır. Bilinmelidir ki ABD ve İsrail eliyle dünyaya barış ve demokrasi gelmez; ancak emperyalist ülkelere zenginlik ve petrol gelir. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bütün Aleviler birbirlerinin musahibidir. Birine vurulan neşter, hepsinin canına vurulmuştur. Zalimliğin karşısında susan ve zalimlerin önünde diz çöken işbirlikçiler bilmelidir ki kendilerinin tarihteki yerleri Hüseyin ve Zeynep’in yanı olmayacaktır. Katledilen canlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; adalet yerini bulana, katiller yargılanana ve halkların eşit, özgür, onurlu yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Kadınlar İzmir’de buluştu: Gültan Kışanak’tan örgütlenme vurgusu!- VİDEO

    Kadınlar İzmir’de buluştu: Gültan Kışanak’tan örgütlenme vurgusu!- VİDEO

    PİRHA- İzmir’de DAD, HDK ve Karlıova Dernekleri’nin ortak düzenlediği bir kadın buluşması gerçekleştirildi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleşen buluşmaya, Kürt Kadın Siyasetçi Gültan Kışanak da katıldı. Etkinlik türkülerle son buldu.

    “KADINLAR OLARAK CEMAL CEMALE OLMAK ÇOK DEĞERLİDİR”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadınlar etkinlik, yürüyüş ve buluşmalarını devam ettiriyor. Bu etkinliklerden biri de Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Karlıova Dernekleri’nin İzmir’de düzenlediği kadın toplantısıydı.

    “HEGEMONYA KAVGASINDA HALKLAR KURBAN OLUYOR”

    Toplantıya çeşitli kurum ve derneklerden katılım sağlanırken, kadınların da ilgisi yüksekti. Ayrıca buluşmada Kürt Kadın Siyasetçi Gültan Kışanak da katıldı. Kışanak, burada yaptığı konuşmada kadın mücadelesinin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Yüz yüze olmak, cemal cemale olmak, yan yana olmak, beraber sohbet etmek, beraber sorunlarımızı, sıkıntılarımızı konuşmak, aynı zamanda da beraber bir çıkış yolu bulmak, daha iyi bir geleceği kurabilmek için birlikte yapabileceklerimizi konuşmak son derece kıymetlidir.”

    Konuşmasında Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere de değinen Kışanak, “Suriye’de yaşananlar, Rojava’da yaşananlar bir tesadüf değildi. Bugün İran’da yaşananların bir habercisiydi aslında. HTŞ’yi Şam’da iktidara oturtarak, Ortadoğu’da aslında bir Şii-Sünni çatışması yaratmak isteyenler, dünyadaki bu hegemonya kavgasında maalesef halkları kurban olarak görüyorlar. Onların ne istediği, nasıl yaşamak istediği konusunda saygı gösteren bir yerden değil, halkların kaderi üzerinde kendilerini yaşatıyorlar” dedi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNDA ERKEKLERİN YÖNETİMLERDE!”

    Kışanak, konuşmasını kadınlara çağrıda bulunarak, şu sözlerle sonlandırdı: “Ne yazık ki şehirlerde kurduğumuz bu kurumlarda, derneklerde, yapılarda, Alevi kadınlar, bu kurumlarda kendilerine yer bulamıyorlar. Alevi örgütlerinin büyük çoğunluğunda erkeklerin yönetimlerde olduğunu görüyoruz. Bu yönüyle kadınlar bir adım geride kalmışlar. Onun için ben burada bütün kadın arkadaşlarıma, canlara, bu kurumlarımıza daha fazla gitmeleri gerektiğini, daha fazla sahip çıkmak, örgütlenmek ve kadını eşit olarak orada da yönetimlere katmak için çalışmalarının kıymetli ve önemli olduğunu hatırlatmak isterim.”

    PİRHA/İZMİR

  • Devir sonrası kriz: Polyak Eynez Madencilik işçileri 12 gündür direnişte!- VİDEO

    Devir sonrası kriz: Polyak Eynez Madencilik işçileri 12 gündür direnişte!- VİDEO

    PİRHA- Polyak Eynez Madencilik A.Ş.’de ortaklık yapısının değişmesinin ardından yaşanan hak ihlalleri, ödenmeyen ücretler ve iş güvenliği riskleri nedeniyle maden işçileri üretimi durdurdu. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası öncülüğünde 20 Şubat’ta başlatılan iş bırakma eylemi 12’nci gününde sürüyor. İşçiler, haklarını alana kadar direnişi sürdüreceklerini belirtiyor.

    ŞİRKET DEVRİ SONRASI KRİZ

    Fiba Holding bünyesinde bulunan Polyak Eynez Madencilik A.Ş.’nin yüzde 70 hissesinin Aralık 2025’te Çin merkezli Qitaihe Longcoal Mining şirketine devredilmesinin ardından işletmede ciddi bir belirsizlik süreci başladı. Devir öncesi yaklaşık 3 bin işçi çalışırken, 1.700 işçinin tüm hakları ödenerek işten çıkarıldığı, hâlihazırda 1.243 işçiyle üretimin sürdürülmeye çalışıldığı belirtiliyor.

    Kamuoyuna yansıyan iddialara göre işletmenin yaklaşık 100 milyon TL bedelle devredildiği, ancak ocakta en az 60 milyon Euro değerinde ekipman bulunduğu öne sürülüyor. Bu durum devir sürecinin mali boyutuna ilişkin soru işaretlerini artırdı.

    ÖDENMEYEN ÜCRETLER VE GÜVENLİK RİSKLERİ

    İşçiler, yeni işletmecinin kıdem, ihbar ve ücret alacaklarına ilişkin herhangi bir teminat sunmadığını, ilk maaş ödemelerinde dahi aksama yaşandığını belirtiyor. Ziraat Bankası’nda biriken banka promosyonlarının da hesaplara yatırılmadığı ifade ediliyor. Şirket yetkililerinin ödeme gecikmelerini “yurtdışı para transferindeki zorluklarla” açıkladığı aktarıldı.

    Öte yandan Eynez sahasının deniz seviyesinin altında bulunması, yüksek metan gazı riski ve bölgenin deprem kuşağında yer alması nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği açısından yüksek risk barındırdığına dikkat çekiliyor. İşçiler, üretimin mevcut koşullarda güvencesiz biçimde sürdürüldüğünü savunuyor.

    İŞ BIRAKMA EYLEMİ VE TALEPLER

    Madenciler 20 Şubat’ta üç vardiyada birden üretimi durdurdu. Eylemin, İş Kanunu’nun 34. maddesi kapsamında ödenmeyen ücretler ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca hayati tehlike gerekçesiyle gerçekleştirildiği belirtildi.

    Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın talepleri şöyle sıralandı:

    Ödenmeyen ücretlerin ve banka promosyonlarının derhâl yatırılması,

    Maaş ödeme takviminin netleştirilmesi,

    Kıdem, ihbar ve tüm işçilik alacaklarının teminat altına alınması.

    Sendika ayrıca devir sürecinin mali ve teknik açıdan incelenmesi için Rekabet Kurumu ve MAPEG’e çağrıda bulundu. Kınık havzasında maden işletmesinin bölgesel ekonomi açısından kritik öneme sahip olduğu, yaşanan krizin yalnızca işçileri değil bölgedeki sosyal yapıyı da etkileyebileceği vurgulandı.

    İşçiler, işverenle yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle iş yerinden çıkarılmaya çalışıldıklarını belirterek direnişlerini sürdürüyor. Sendika, dört ayrı merkezde yapılacak açıklamalarla kamuoyunu dayanışmaya çağırdı.

    PİRHA/İZMİR

  • Müfettişlerden öğrencilere ‘Erdoğan ve din’ içerikli sorgulama!

    Müfettişlerden öğrencilere ‘Erdoğan ve din’ içerikli sorgulama!

    PİRHA –MEB müfettişlerinin, İzmir’de bir okulda öğrencilere din dersi ve cumhurbaşkanı hakkında sorguda bulunup imzalı tutanak alması tepkiyle karşılandı. Milletvekili Deniz Yücel, “MEB’in görevi cumhurbaşkanı sevgisini ölçmek mi?” diye sorarak Bakan Yusuf Tekin’i eleştirdi.

    İzmir Tevfik Fikret Okulları’nda MEB müfettişlerinin bazı öğrencilere ‘Din dersi’ ve cumhurbaşkanıyla ilgili sorular yönelttiği iddiaları üzerine velilerden tepki geldi.

    Edinilen bilgilere göre okula gelen müfettişler, ilkokul 4. sınıftan lise son sınıfa kadar her kademeden ikişer öğrenciyi seçerek kütüphaneye götürdü. Öğrencilere, “Din dersinde ders işleniyor mu?”, “Din yerine başka bir ders yapılıyor mu?”, “Derste cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu?” soruları yöneltildi.

    Veliler, 9 yaşında olan çocuklar da dahil, ifadeleri alınan öğrencilere imza attırıldığını öne sürdü.

    “İVEDİLİKLE BİR AÇIKLAMA BEKLİYORUZ”

    CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, konuya dair yazılı açıklama yaparak, “Ne zamandan beri Millî Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin görevi Cumhurbaşkanı sevgisini ölçmek oldu?” diye sordu.

    Milletvekili Yücel, müfettişlerin ‘Din deyince ne anlıyorsun?’ gibi soyut ve sübjektif sorular soramayacağını belirterek “Tarikat ve cemaatlerle iş birliğini meclis kürsüsünden ilan etmekte hiçbir sakınca görmeyen, akademik, bilimsel, laik eğitim denince tüyleri diken diken olan Yusuf Tekin’den bu iddialarla ilgili olarak ivedilikle bir açıklama bekliyoruz” dedi.

    “İFADELERİN ALTINA İMZA ALMIŞLAR!”

    Milletvekili Deniz Yücel, Millî Eğitim Bakanlığı’ndan hiçbir açıklama yapılmamasına tepki göstererek şu ifadelere yer verdi:

    “Üzerinde önemle durulması gereken bir olay. Bakanlığın müfettişleri okula gelip her kademeden seçilen çocuklara ‘Din deyince ne anlıyorsun?’ ‘Öğretmenlerin Cumhurbaşkanına hakaret ediyor mu?’ diye soruları sormuş. İlk, orta ve lise düzeyinde, 7’den 17’ye kadar her yaşta çocuğa eğitim veren bir okuldan söz ediyoruz… Çocuk psikolojisini mi anlatalım, küçücük çocukların arkadaşlarını, öğretmenlerini hatta ailelerini ispiyonlamaya iten, pedagojiden zerre nasibini almamış bu yaklaşımın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini mi söyleyelim, laik bir ülkede dinin, okulun içine hem de bakanlık müfettişleri eliyle sokulmasının bu ülkeyi nereye götüreceğini mi söyleyelim? Bir de 9 yaşındaki çocuklardan ifadelerin altına imza almışlar. 9 yaşındaki bir çocuk, attığı imzayla hangi sorumluluğu üstlenmiş oluyor? Yusuf Tekin’in derdinin eğitim olmadığını zaten şimdiye kadarki icraatlarından biliyoruz. Şimdi ise hukuk bilmezliği de bu talimatı ile kanıtlandı. Millî Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin görevi, eğitimin nitel ve nicel eksiklikleri tespit etmek değil midir?”

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de Gimgim Tiyatro’dan Kirmanckî oyun: “Veli Toplantısı”- VİDEO

    İzmir’de Gimgim Tiyatro’dan Kirmanckî oyun: “Veli Toplantısı”- VİDEO

    PİRHA- İzmir’de faaliyet gösteren Gimgim Tiyatro, okullardaki asimilasyonu konu alan “Veli Toplantısı” adlı oyununu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde sahneledi. 21 Şubat Dünya Anadili Günü kapsamında düzenlenen gösterim, seyircilerden yoğun ilgi gördü.

    İzmir’de Kirmanckî oyunlar oynayan Gimgim Tiyatro, okullardaki asimilasyonu “Veli Toplantısı” adlı oyunuyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde sahneye taşıdı.

    21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla Bornova Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi tarafından organize edilen Kirmancki tiyatro büyük ilgi gördü.

    İzmir’de 2016’da kurulan Gimgim Tiyatro oyunlarıyla Kürtçe’nin Kirmanckî lehçesini (Kirdkî) üzerindeki asimilasyona karşı sahnelediği oyunlarıyla dikkat çekiyor. 3 kişi ile yola çıkan, şimdi ise yaklaşık 20 kişiyle yoluna devam eden tiyatro ekibi, “Riştîkê” oyunuyla tiyatro serüvenine başladı, ardından “Yawuxa Doyî”, “Zelzele”, “Sınıf” oyunlarıyla yoluna devam etti. Ekip, şimdi son oyunları olan “Veli Toplantısı” oyunuyla çalışmalarını sürdürüyor. Tiyatro ekibi, Mûş’un Varto ilçesinde yaşanan bazı olayları ve köy yaşamını sahneye taşıyarak dilin unutulmasının önünde geçiyor.

    Tiyatro ekibi, çalışmalarını hem anadilin unutulmasının önüne geçmek hem de kültürel mirası canlı tutmak amacıyla sürdürüyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Yüzde 95’i Alevi olan köye cami yapma girişimi!

    Yüzde 95’i Alevi olan köye cami yapma girişimi!

    PİRHA – Urla ilçesine bağlı Alevi yerleşkesi olan Bademler köyüne cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Yerel halk, herhangi bir ibadethaneye ihtiyaç duymadıklarını belirtirken, Muhtar Ali Bey Şen ise “Tiyatroyla anılan bir köyüz. Bademler sınırları içerisinde bu hayırsever vatandaşlarımız bir şey yapmak istiyorsa gelsinler tiyatro yapalım” diye konuştu.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden Folkart Sitesi sakinleri tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü Muhtarı Ali Bey Şen, Bademler Köyü’nde altı adet site olduğunu, yerleşke planlaması yapılırken ibadethane alanının da ayrıldığını söyledi. Muhtar Şen, Folkart isimli site içerisinde cami yapılmak istendiğini belirterek şu bilgileri aktardı:

    “Şu anda site içerisindeki vatandaşlar, kaymakamlığa cami yaptırabilmek için başvurmuşlar. Kaymakam bey de belediyeye yazı yazmış. Belediye ise ibadethane için ayrılan yerin diyanete tahsisini istemiş. Biz de belediye başkanına sorduk. Belediye başkanı da doğru olduğunu söyledi.

    “CAMİ İHTİYACINI DİLE GETİREN KİMSE OLMADI”

    Muhtar Ali Bey Şen, cami talebinin, iki yıl önce Folkart Sitesi’ne taşınan vatandaşlar tarafından yapıldığı bilgisini verdi. Muhtar Şen, gelişme üzerine köydeki sivil toplum örgütleriyle toplantı yaptıklarını belirterek şu bilgileri paylaştı:

    “Belediye başkanımızı da toplantıya çağırdık. Bizler, arz talep olmadığı için; yani bir cami ihtiyacımız olmadığı için cami yapılmaması gerektiğini düşündük. Çünkü yüzde 95’i Alevi olan bir köy burası. Hatta bir cemevine de ihtiyacımız olmadığını belirttik. Çünkü 1953 yılından bugüne kadar cem de yapmıyoruz. Tüm bunları belediye başkanının yüzüne karşı toplantıda söyledik. Ama şunu belirtelim; biz din karşıtı bir köy değiliz. Herkesin görüşüne saygımız var. İhtiyacı olan yerlere cami yapılırsa bizim için bir mahsur yok ama şu anda yüzde 95’i Alevi olan bir köyde ihtiyacımız olmadığını belirtmek için böyle bir toplantı yaptık. Bu yönlü bir ihtiyacı dile getiren kimse yok.”

    “DAHA ÖNCELİKLİ İHTİYACIMIZ VAR!”

    Folkart sitesinde 144 hane olduğunu belirten Muhtar Şen, köy nüfusunun ise 2500’e ulaştığını aktardı. İlçe bazında eğitim alanında Bademler Köyü’nün birinci olduğunu da söyleyen Muhtar Ali Bey Şen, şunları söyledi:

    “Herkesin dini özgürlüğü var ama bizim daha öncelikli işlerimiz var. Biz tiyatroyla anılan bir köyüz. Bademler sınırları içerisinde bu hayırsever vatandaşlarımız bir şey yapmak istiyorsa gelsinler tiyatro yapalım. 25 yıldır bir çivi çakılmadı. 57 Yıldır salonda tiyatro hizmeti veriyoruz. 93 yıllık tiyatro köyüyüz. Bizim daha öncelikli ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. Tiyatro binamızın yenilenmesine ihtiyaç var. Din düşmanı değiliz. Arz talep meselesi doğrultusunda böyle bunları söylüyoruz. Herkesin dini görüşü Allah’la arasındadır.”

    Eren GÜVEN/İZMİR

  • Xızır ceminde çerağlar Suriye’deki mazlumlar için uyandırıldı!-VİDEO

    Xızır ceminde çerağlar Suriye’deki mazlumlar için uyandırıldı!-VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi’nin Xızır Cemi’nde, Xızır’ın haneden köye, toplumdan kâinata kadar iç barış olduğuna vurgu yapıldı. Suriye’de Aleviler, Kürtler, Dürziler ve ve etnisitelere yönelik soykırım saldırılarının durdurulması çağrısının yapıldığı cem meydanında, Xızır kültünün yaşatılmasının toplumsal dayanışma ile güçleneceği belirtildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Xızır ayı vesilesiyle Yamanlar Cemevi’nde Xızır Cemi tuttu.
    Kureyşan Ocağı’ndan Pir İsmail Alkan, Üryan Hızır Ocağından Ana Sevim Savunmaz ve Yanyatır Ocağından Ana Fatma Kılıç yürüttü.

    “ÇERAĞLARIMIZI SURİYE’DEKİ MAZLUMLAR İCİN UYANDIRIYORUZ”

    Erkanın yürütülmesi öncesinde Kırmancki (Zazaca) kısa bir konuşma yapan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fadime Dapaklı, “Suriye’de büyük bir savaş var. Oradaki halklar üzerinde baskı var. Xızır halklarımızın yardımcısı olsun. Xızır darda olanlara yetişsin. Xızır darda olan kadınlara, çocuklara, halklarımıza yardımcı olsun. Biz bugün çerağlarımızı oradaki halklar için yakıyoruz, lokmalarımızı oradaki halklar için dağıtıyoruz” dedi.

    “LOKMALARIMIZ ROJAVA’DAKİ CANLARA ULAŞSIN”

    DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen ise, “Rojava’da hergün halklar katlediliyor. Rojava ablukaya alınmış, yardımların gitmesi engelleniyor. Sınır kapıları açılsın yardımlar oraya ulaşsın. Xızır buraya getirilen lokmaları oraya ulaştırsın. Biz Aleviler bu süreçte kendimizi tekrardan örgütlemeli ve mücadeleyi büyütmeliyiz” çağrısında bulundu.

    ÇERAĞLAR UYANDIRILARAK MEYDAN AÇILDI

    Gelen canlardan rızalık alınması, gülbenk verilmesi ve delil uyandırmayla başlayan cemde, ana ve pirler Kırmancki (Zazaki), Kurmanci ve Türkçe Xızır üzerine muhabbet gerçekleştirdi.
    Pir İsmail Alkan’ın gülbengi ile açılan cem meydanında, çerağlar uyandırıldı.

    “HIZIR BARIŞTIR, BİR OLMAKTIR”

    Üryan Hızır Ocağından Ana Sevim Savunmaz, Alevilikte Hızır’ın barış olduğuna değinerek, “Hızır bizim için bilgeliktir. Hızır darda kalanın yanındadır. O barıştır, sevgidir, birleşmektir. Rojava’da çok kötü bir durum var. Birbirimizin Hızır’ı olmak zorundayız. Bizler Hızır olmaya var mıyız. Hızır birbirine el uzakltmaktır. Bunlar bittiği noktada bizler de biteriz. Bu meydanlar bizi var eden yerlerdir. Kadın olmadan yok, inanç olmaz. Analar kendi güçlerince bu meydanlarda kendilerine yer açıyorlar” diye belirtti.

    “SEVGİ, BARIŞ DİLİYORUZ”

    Yanyatır Ocağından Ana Fatma Kılıç ise, “Hızır ölümsüzlük suyunda yıkanır, yeryüzüne iner denirdi. Bizde lokmalar yapılırdı. Sevgi, barış isterdik. Hıdırellez’e kadar devam eder, evler temizlenirdi. Yola girilmeden yol yürünmez” dedi.

    “BİRLİĞİMİZİ VAR EDERSEK HIZIR’I VAR EDERİZ”

    Maraş merkezli depremlerin yıldönümünde Hakk’a yürüyen canları anan Pir İsmail Alkan,”Hızır kainatın, doğanın kendisidir. Birliğimizi bir eylersek Hızır’ı var ederiz. Komünal bir yaşamdan geliyoruz. Hak, bitkiye canlılığı, hayvana hareketi, insana aklı yani düşünebilmeyi verdi. Hızır düşüncesi bizde kainatın kendisidir. Bu kültü yaşatmamız lazım” diye konuştu.
    Semahların tutulması ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR