Etiket: kartal

  • Suriye’deki Alevi katliamına tepkiler çığ gibi büyüyor!-VİDEO

    Suriye’deki Alevi katliamına tepkiler çığ gibi büyüyor!-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi, Suriye’deki Alevi katliamını protesto etti. Kartal Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında “Bugün Suriye’de yaşananlar, bir ‘iç savaş’ değil, Alevilere yönelik açık bir soykırım girişimidir. Kimse bu gerçeği çarpıtamaz!” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi, Suriye’de devam eden katliamlara dikkat çekti.

    Kartal Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Suriye’de Alevi soykırımına son!” pankartını açan yurttaşlar, sloganlarıyla AKP hükümetini de protesto etti.

    “TÜRKİYE, BU KATLİAMLARIN NERESİNDE?”

    Okunan basın açıklamasında, Suriye’de, 8 Aralık 2024’de gerçekleşen yönetim değişikliğinden sonra, Alevilere yönelik sistematik ve bilinçli bir katliamın sürdüğüne vurgu yapıldı. PSAKD Kartal Şube Başkanı Kenan Özdemir’in okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “8 Aralık’tan bu yana, İdlib, Humus, Hama ve Lazkiye kırsalında Alevi köyleri kuşatma altında, halk ölüm tehdidiyle yüz yüze. Camilerden yapılan anonslarla özellikle Alevi halkı hedef gösterilirken, saldırılar doruk noktasına ulaşmış durumdadır. Kaçırılan kadınlar tecavüz tehdidiyle sindirilmekte, gençler işkence edilerek kaybedilmekte, köyler yakılıp yıkılmakta ve faili meçhul cinayetler sıradanlık kazanmıştır.

    Bu bir soykırımdır! Bu zulmün failleri bellidir! Buradan yüksek sesle haykırıyoruz! Geçici hükümet, onun lideri Colani ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) başta olmak üzere El Kaide bağlantılı cihatçı çeteler, yıllardır Alevilere, Hristiyanlara ve farklı inanç gruplarına yönelik katliamlar düzenlemektedir. Suriye’de kurulan geçici hükümet, onun sözde lideri colani ve bu çeteler,  Batılı emperyalist güçlerin desteğiyle büyütülmüş, silahlandırılmış ve eğitilmiştir.

    Bugün Suriye’de, Alevi köylerinde, sadece bu çetelerin eli kanlı militanları değil, onları besleyen, onlara lojistik sağlayan, siyasi zemin açan tüm devletler de sorumludur.

    “ETNİK TEMİZLİK PLANI”

    Basının Colini’yi ‘istikrar figürü’ olarak sunması gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir. Başından beri Türkiye ve emperyalist güçlerin bölgedeki işbirlikçilerinin desteklediği HTŞ iktidarı, katil HTŞ ve işbirlikçi AKP desteğiyle, bu katliamların faillerine göz yummaktadır. HTŞ ve benzeri örgütler, yıllarca Türkiye sınırlarından serbestçe geçiş yapmıştır.

    Suriye’deki ‘güvenli bölge’ politikaları, ‘Esad artıkları söylemleri’ aslında Alevileri ve diğer azınlıkları hedef alan bir etnik temizlik planıdır. Bölgedeki askeri ve istihbari unsurlar, bu çetelerin hareketlerini desteklemekte, Suriye’nin parçalanmasını derinleştirmektedir.

    Medya ve uluslararası kurumlar, bu katliamları görmezden geliyor, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıtıyorlar. Alevi halkının yaşadığı zulümden bahsedenler ya susturuluyor ya da kara propagandayla itibarsızlaştırılıyor. Körfez ülkeleri ve Batılı devletler, Petrol ve doğal gaz hesapları uğruna radikal çetelere finansman sağladılar, onları “özgürlük savaşçısı” olarak sundular. Bugün bile, bu katil sürülerini “ılımlı muhalif” gibi göstermeye devam ediyorlar.

    Haykırıyoruz! Colani ve yönetimi ve onları destekleyenleyen bu katliamların doğrudan sorumlusudur. Aleviler Susmayacak! Buradan herkese çağrımız! Yaşanan bu zulmü herhangi bir nedenle onaylamayın. Şiddeti ve masum insanların ölümlerini görmezden gelmeyin!  Katledilen insanların sesi olun! Colani’yi meşrulaştırmayın! Onu ‘barış elçisi’ gibi göstermek zulmü aklamak ve onaylamaktır.

    “ULUSLARARASI KAMUOYUNU HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ!”

    Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bu katliamın faillerini saklamayın, isimlerini açıkça dile getirin! Saldırıları gerçekleştiren çeteleri aklamayın, meşrulaştırmayın! Bu kanlı planları yürüten hükümetler, istihbarat servisleri ve medya organları hesap vermelidir. Uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini, vicdan sahibi herkesi Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz! Susarsak, bu vahşetin suç ortağı oluruz!

    Bu zulme karşı susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz! İnancımızın, kimliğimizin, insanlık değerlerinin yanında durmaya devam edeceğiz. Zalimin karşısında, mazlumun yanında; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Veli Der’den 1. dönem raporu: Çocuklar öğretmensiz, aç ve eğitimden yoksun bırakıldı-VİDEO

    Veli Der’den 1. dönem raporu: Çocuklar öğretmensiz, aç ve eğitimden yoksun bırakıldı-VİDEO

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği, 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı 1. Dönem Raporunu açıkladı. Veli Der Başkanı Ömer Yılmaz, okul terklerinin en çok imam hatiplerde olduğu bilgisini paylaştı. Yılmaz, “Tasarruf gerekçesi” ile eğitim-öğretimde yaşanan aksaklıklara da değinerek “Kalabalık sınıflarla çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı ellerinden alındı” dedi.

    Veli Der, eğitim-öğretim yılının 1. döneminin sona ermesinin ardından hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı.

    Kartal Meydan’da yapılan basın açıklamasında “Çocuklarımız kimsenin projesi değil, ülkenin geleceğidir. Laik, eşit ve parasız eğitim istiyoruz” pankartı açıldı.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli Der) Başkanı Ömer Yılmaz, yaptığı açıklamada laik, kamusal, bilimsel eğitim hakkının büyük tahribata uğradığını vurguladı.

    2023-2024 eğitim-öğretim yılında örgün eğitim dışına çıkan öğrenci sayısına dikkat çeken Yılmaz, okul dışına çıkışın temel nedeninin ise artan yoksulluk sebebiyle olduğunu söyledi.

    Yılmaz açıklamasında şunları söyledi:

    “Eğitim dışındaki öğrenci sayısı son 3 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Saha araştırmaları çocukların okul dışına çıkmasının temel nedenleri olarak ekonomik krizi, çocuk yaşta işçiliğin, çocuk yaşta evliliklerin yaygınlaşmasını, kamusal eğitim yokluğundan ve protokollerden kaynaklı çocukların tarikat gibi köktenci yapılara mecbur bırakılması, sosyal devletin sorumluluğu olan ancak karşılanmayan hizmetlerin (çocuk, yaşlı, engelli bakım merkezleri…) çocuklar eliyle gerçekleştirildiğini gösteriyor.

    Zorunlu imam hatipleştirme politikalarına rağmen imam hatip ortaokul ve liselerinde öğrenci sayısı azlığı ikili eğitim verilerinde de karşımıza çıkmaktadır. Çocukların eşit ve nitelikli eğitim hakkı açısından yeterli okul inşası planlanmalı, hayata geçirilmeli, tercih edilmeyen okul türleri akademik eğitim veren okullara dönüştürülmelidir.”

    EĞİTİMDE TASARRUFA İTİRAZ!

    Ömer Yılmaz, eğitime yeterli bütçe ayrılmadığını da vurguladı. Çocukların eğitim hakkında “tasarruf gerekçesi olamayacağını” belirten Yılmaz, şu ifadelere yer verdi:

    “Tasarruf gerekçesi ile okullarda temizlik, güvenlik gibi kamu hizmetlerine gerekli kadrolu, güvenceli atama yapılmadı, bu hizmetler İşgücü Uyum Programı kapsamına alınarak güvencesiz, asgari ücretin altında çalıştırma olağan hale getirildi. Okullarımızda başta temizlik olmak üzere temel ihtiyaçlar karşılanmıyor. Köy okulları kapatılan çocukların taşımalı eğitimle okula erişimine de tasarruf gerekçesi ile sınırlama getirildi. Tasarruf gerekçesi ile kademeli olarak tüm okullarda yaygınlaştırılacağı açıklanan okul yemeği uygulamasından vazgeçildiği açıklandı. Deprem bölgesinde okul öncesi çocuklarla sınırlı olan okul yemeği uygulamasına da tasarruf gerekçesi ile son verildi. Yaygın eğitimde tasarruf gerekçesi ile kurslar sınırlandırıldı. Özel eğitim gereksinimi olan çocuklarımızın kursları, okul dışına çıkarılmış öğrencilerin eğitime erişim hakları ellerinden alındı. Tasarruf gerekçesi ile eğitim-öğretim yılının başından itibaren yeterli öğretmen ataması yapmamak için sınıf birleştirmelere gidildi. Kalabalık sınıflarla çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı ellerinden alındı. Ücretsiz okul yemeği; salgın, artan yoksulluk ve depremle birlikte ülkemizin en temel ve en acil gündemlerinden biri haline gelmiş durumdadır.

    “İMAM HATİPLEŞTİRME POLİTİKALARINA SON VERİLMELİDİR”

    Ömer Yılmaz, imam hatip okul modelini de eleştirerek, “Okul tekrarının arttığı en yüksek ortaöğretim programı %30 ile din öğretimi oldu. İmam hatipler okul terkinin en çok arttığı yerler oldu. İmam hatiplerdeki 3 çocuktan biri zorunlu imam hatipleştirme politikası ve yoksulluk nedeniyle örgün eğitim dışına çıkıyor. Genel ortaöğretimde bu oran %18,5, mesleki ve teknik ortaöğretimde ise %28,5. MEB ve siyasi iktidar rejimin ve sermayenin ihtiyacı için çocukları imam hatip ve mesleki eğitime zorunlu bırakıyor. Çocuklar bu dayatmaya tepkisini okulları terk ederek gösteriyor. Çocuklar zorunlu imam hatip veya zorunlu meslek lisesi seçeneksizliğine ya da özel okula gitmeye mecbur bırakılıyor” dedi.

    “EĞİTİM VAKIFLARA, DERNEKLERE, TARİKATLARA DEVREDİLEMEZ”

    MEB ile dini vakıf ve derneklerle imzalanan protokoller de Veli Der raporunda yer aldı. Eğitimin tarikat ve ülkü ocaklarına devredildiğini ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Bu protokoller sonucunda bu yapılar okullarda kurs, yarışma, seminer, kamp, sosyal sorumluluk programları adıyla siyasal, ideolojik çalışmaları veya çocuğun ihtiyacını esas alan değil sermayenin ihtiyacının esas olduğu her tür çalışmayı sürdürmektedir. Eğitimin bu yapılara devri ile okullar çocukların eğitim hakkı gaspı ile birlikte çocuk istismarının her geçen gün daha da yaygınlaştığı yerler haline gelmektedir. Bu protokoller eliyle eğitim her geçen gün daha da piyasalaştırılmakta, laik, bilimsel eğitim hakkı adım adım ortadan kaldırılmaktadır. MEB kamusal sorumluluğunu hiçbir isim adı altında hiçbir yapıya devredemez. İmzalanan tüm protokol ve iş birlikleri iptal edilmelidir.”

    SEÇMELİ ADI ALTINDA DİN DERSLERİ!

    Veli Der Başkanı Ömer Yılmaz, genel seçim sonrası çıkarılan yönetmelikle zorunlu dersler azaltılarak seçmeli derslerin arttırıldığına işaret etti. Yılmaz, “Zorunlu seçmeli dersler” uygulamasına son verilmesi gerektiğini söyleyerek şunları kaydetti:

    “Ders seçim dönemleri vakıf, dernek adı altında tarikat yapılarının da müdahil olduğu bir dayatmaya dönüştürülmektedir. Bu dayatma öyle bir hale ulaşmıştır ki 2024 Eylül ayında yapılan değişiklikle dersler gruplandırılarak, öğrenciler ‘Din, Ahlak ve Değer’ adı verilen dini içerikli derslerden oluşan gruptan ders yazmak zorunda bırakılmaktadır. Her öğrencinin istediği dersi seçme özgürlüğü ellerinden alınmaktadır. Seçmeli ders süreci zorunlu din dersine ek olarak diğer dini içerikli derslerin de zorunlu hale getirildiği bir uygulamaya dönüştürülmektedir. Seçmeli adıyla zorunlu dini içerikli ders dayatmasına son verilmelidir.

    ÇEDES UYGULAMALARI YAYGINLAŞTIRILIYOR!

    Veli Der raporunda ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ projesinin yaygınlaştığına dikkat çekildi. Ömer Yılmaz, “ÇEDES ve benzer uygulamalar biz velilerin, öğretmenlerin eylemlerine, itirazlarına rağmen tüm eğitim kurumlarında çocuklarımızın laik, ilimsel eğitim hakkı hedef alınarak sürdürülmektedir” dedi.

    Ömer Yılmaz, çocukların nitelikli eğitim hakkı için yeterli öğretmen ataması yapılması gerektiğini belirterek şunları belirtti:

    “2023-2024 eğitim-öğretim yılında yalnızca 71 ilde ücretli öğretmen sayısı 66 bin 780’di. Norm kadro ihtiyacı ise 69 ilde 91 bin 484’tü. Emekli öğretmen sayısı ise 23 bin oldu. Yalnızca bu rakamlar üzerinden dahi en az yüz bin öğretmen ataması temel ihtiyaç iken yirmi bin atama yapacağı açıklandı. Çocuklarımız öğretmensiz bırakıldı.

    Nitelikli eğitim hakkının temel ilkesi eğitimde süreklilik ilkesi iken ücretli, sözleşmeli güvencesiz çalışma olağan hale getirildi. Nitelikli kamu hizmeti ancak kamu emekçilerinin, öğretmenlerin insanca yaşanacak bir ücret ve güvenceli çalışma hakkı ile mümkün iken öğretmenler açıklanan rakamlarla yoksulluk hatta açlık sınırının altında yaşama koşulları ile baş başa bırakıldı. Kariyer basamakları ile eşit işe eşit ücret, öğretmenliğin bir uzmanlık alanı olduğu ilkesi yok sayıldı.

    Biz veliler çok iyi biliyoruz ki öğretmenler kaybederse çocuklarımız kaybeder. Eşit, parasız, nitelikli, kamusal, bilimsel eğitim ancak öğretmenlerin haklarının, ekonomik koşullarının güçlendirilmesi ile mümkündür.”

    MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA KARNE

    Basın açıklamasının ardından Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) karne verildi. Birçok derste “Başarısız” görülen MEB, “Okullarda tarikat/cemaat İşbirliği” ve “Eğitimde Özelleştirme Uygulamaları” derslerinde ise “Başarılı” bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kartal mitinginde iktidara seslenildi: Yalanlarınız nafile! – VİDEO

    Kartal mitinginde iktidara seslenildi: Yalanlarınız nafile! – VİDEO

    PİRHA- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, kayyımlar ve ekonomik krize karşı miting düzenledi. Ortak açıklamada “Seçme seçilme hakkı saldırı altında. Kadınların şiddet görmeden, öldürülmeden yaşama haklar saldırı altında. Halkların eşit ve barış içinde yaşama iradeleri saldırı altında” denildi.

    İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, ‘Kayyımlara, düşük ücretlere, vergi soygunluğuna karşı halk için demokrasi, halk için bütçe” talebi ile miting düzenledi.

    Kartal Meydanında yapılan mitingte “Emekçinin asgari ücreti 50 bin TL olmalı. Emekçinin kara kışını durduralım” pankartları açılırken “Kayyımlar gidecek biz kalacağız. Çalışırken ölmek istemiyoruz. Zafer, direnen emekçinin olacak. Jin, jîyan, azadî” sloganları atıldı.

    “ENFLASYONUN SEBEBİ, PATRONLARIN DURDURULMAYAN KARLARI”

    İstanbul Emek Barış Demokrasi Güçleri adına ortak basın açıklamasını Nilay Kuş ile Saliha Bahadırlı okudu. Ortak metinde şu ifadeler yer aldı:

    “İnsanca Yaşam İstiyoruz. Bu Düzeni Değiştireceğiz. Bu ülkede yaşayan herkesin ekonomik, demokratik, sosyal ve siyasal tüm haklarının saldırı altında olduğu bir dönemdeyiz. Emekçilerin işleri, ücretleri saldırı altında. Emeklilerin açlık sınırı üstünde bir aylık alma hakkı saldırı altında. Kamunun sağladığı ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetleri saldırı altında. Seçme seçilme hakkı saldırı altında. Kadınların şiddet görmeden, öldürülmeden yaşama haklar saldırı altında. Halkların eşit ve barış içinde yaşama iradeleri saldırı altında. Her bir yurttaşın hak ettiği ekonomik refah, adalet ve demokrasi saldırı altında. Emeğiyle geçinmek zorunda olanlar yüksek enflasyon altında eziliyor. Ekonomiyi düzeltme vaadiyle atanan Bakan Şimşek’in programı, işçi emekçiyi ezmekten, halkın cebinde kalan üç kuruşu da sermayeye transfer etmekten başka bir şeyi amaçlamıyor. Asgari ücrete yapılması gereken zammı düşük tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar ve yapacaklar. Aralık ayında belirlenecek asgari ücret zammını hiçbir yıl tutturamadıkları enflasyon beklentilerine göre yapmayı planlıyorlar. Emeğiyle geçinen daha da ezilsin, çalışıp ürettikleri emekçinin değil patronların cebine girsin diye uğraşıyorlar. Açlık sınırının bile altında olan emekli aylıklarını yükseltmeyi ağızlarına bile almıyorlar. Hesaplar ortada. Enflasyonun sebebi ücretler değil, patronların durdurulamayan karlarıdır. Bütçe açığının sebebi emekli aylıkları değil, zenginlerden alınamayan astronomik orandaki vergilerdir.

    İktidara sesleniyoruz, ekonomik gidişatla ilgili yalanlarınız nafile. İşçi emekçiler hak ettiklerini alana kadar mücadelemiz sürecek. Ekonomi bakanı Şimşek ağzını her açtığında vergiyi tabana yaymaktan bahsediyor. Vergiyi tabana yaymak demek, emekçilerin elinde kalan beş kuruşa el konulması; patronların, yandaşların ise bir vergi cennetinde yaşaması demektir. Geçtiğimiz yıl sermayenin 2,1 milyar liralık vergisini almaktan vazgeçenler, bir emekçinin ücretinin ortalama üçte birine vergilerle el koyuyor. Siyasi iktidarın Meclis’e getirdiği 2025 bütçe teklifi, amaçlarını ortaya koyuyor. İşçi emekçinin ödediği vergiler arttırılıyor, patronların ödemesi gerekenler affediliyor. Kamu hizmetlerine ayrılan pay her yıl düşerken faiz ödemelerine, savaş hazırlıklarına ayrılan pay rekorlar kırıyor. Eğitimde ve sağlıkta özelleştirmelerle halkın eğitim ve sağlık hakkının gaspı devam ediyor. Sarayın bütçesi, emekçiye daha çok yükün, zenginlere ise daha çok kıyağın bütçesidir. Tasarruf adı altında çöpleri bile toplanmayan okulların; malzemesiz, doktorsuz hastanelerin bütçesidir. Sarayın bütçesine karşı halkın bütçesi demeye devam edeceğiz. Bir avuç kişinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutanlara karşı mücadelemizi büyüteceğiz.
    Siyasi iktidar yerel seçimlerde kaybettiği belediyeleri gasp ederek geri almaya çalışıyor. Kayyımlarla halkın seçme seçilme iradesini tanımıyor, en temel demokratik hakları bile çiğniyor. Hukuksuz soruşturmalar, davalar kayyım atamalarına bahane ediliyor. Belediye meclislerinin işleyişi bile engelleniyor. Atanan kayyımların ilk icraati halka karşı belediyelerin etrafını beton bloklarla kapamak oluyor. Kayyımlar rantın, şaibeli ihaleleri önünü açıyor, emekçileri işten çıkarıyor, kadınlara, gençlere yönelik hizmetleri durduruyor. Buradan tekrar ifade ediyoruz, kayyımlar dahil olmak üzere hiç kimse halk iradesinin karşısında duramaz. Kayyımlar gidecek, biz kalacağız.

    “EKMEĞE DEĞİL MERMİYE YATIRIM YAPILMAKTA”

    Ortadoğu’da yıllardır dökülen kanın sorumluları yine savaşın ve katliamların önünü açmaya hazırlanıyor. Siyasi iktidar da cihatçı çetelerle bu plana dahil oluyor, Suriye başta olmak üzere tüm bölgede yayılmacı politikalarını uygulamaya koyuyorlar. Ortadoğu halklarının kanı pahasına emperyalizmin çıkarlarının peşinde koşuyorlar, cihatçı çetelere verdikleri destekle katliamların önünü açıyorlar. Daha çok savaş demek, bu ülkenin kaynaklarının ekmeğe değil mermiye gitmesi demektir. Emekçinin hakkının savaş baronlarına yedirilmesi demektir. Bu coğrafyanın halkları huzur ve barış içinde bir geleceği sonuna kadar hak eder.

    Savaşları, katliamları durdurmak için, emperyalist kapitalist düzen ve onun işbirlikçilerine yönelik mücadelemizden asla geri adım atmayacağız. Barışta ısrar edeceğiz. Bu topraklarda eşit ve kardeşçe, barış içinde bir geleceği kazanacağız.

    Adil bir ülkede, eşit, özgür ve refah içinde yaşamanın önündeki en büyük engel, sömürüden, baskıdan, savaştan beslenen bu düzen ve bu düzenin sürdürücüsü siyasi iktidardır. İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak daha iyi yarınlar için mücadelemizi her alanda sürdüreceğimizi tekrar ifade ediyoruz. Hiçbir baskı bizleri yolumuzdan döndüremeyecek.. Hep birlikte direneceğiz, hep birlikte kazanacağız.

    Krizin faturasını emekçiler ödemeyecek. İnsanca bir yaşam için insanca bir ücret herkesin hakkı. Temel ihtiyaçlardan alınan dolaylı vergiler kaldırılmalı, zenginlere servet vergisi ve artan oranlı gelir vergisi uygulanmalıdır. OVP gibi halk düşmanı uygulamalara son. Halk düşmanı programlar yerine halkın çıkarlarını esas alan emekçi ve halkçı program tek çıkar yolumuzdur. Savaşa, sömürüye, yoksulluğa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    POLONEZ İŞÇİLERİNDEN ÖLÜM ORUCU KARARI!

    TEKGIDA-İŞ üyeleri Polonez işçileri de kürsüden taleplerini dile getirdi. Aylardır direnen işçiler, “Artık kefenlerimizi giyindik, bugün itibariyle ölüm orucuna başladık. Çatalca’da Adalet Sarayı önünde olacağız. Tüm emek cephesini de desteğe bekliyoruz” açıklamasını yaptı.

    “SEÇİMLE ALAMADIKLARI BELEDİYELERE ÇÖKTÜLER”

    CHP Esenyurt Belediyesi Meclis Üyesi Sadettin Yıldırım da konuşmasında kayyım politikalarına değindi. “Her yer direniş, her yer Esenyurt” sözleriyle konuşmasına başlayan Yıldırım, şunları dile getirdi:
    “Ahmet Özer, ilçemizdeki her iki kişiden birinin oyunu almış birisidir. Hiçbir hukuki yanı olmayan gerekçelerle başkanımızı tutukladılar. Seçimle alamadıkları belediyeleri kayyımla alıyorlar. Bu kararı şiddetle protesto ediyoruz. Esenyurt, yoksulların ilçesidir. AKP, halkın belediyesine çöktü. Esenyurt’ta rant için çöktüler. Kayyumlar gidene kadar mücadelemiz sürecek.

    Yerine kayyım atanan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de alanı selamlayarak “Bir belediye başkanı, yaşadığı coğrafyayı korur. Biz de Dersim’de kültürümüzü, inancımızı, dilimizi koruduk. Ranta izin vermedik. Bundan sonra da zalimin politikalarına talim etmeyeceğiz” dedi.

    “KAYYUMLAR CUMHURİYETİ!”

    Kayyım atanan Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan da mitingde konuşma yaparak şunları söyledi:
    “‘Kürtlere özgürlük, Ortadoğuya barış’ pankartını alana almayan, yasaklayan akıl, barış yapamaz. 12 Eylül’ün ruhu bu hükümet tarafından yaşatılıyor. İktidar, kayyumlar cumhuriyeti yaratmak istiyor. Demokrasi katlediliyor. Belediyelerimiz gaspedildi. Hakkımızı almak için bizler de dirayetliyiz, bu da onlara dert olsun. Alnımız ak, başımız dik. Kayyım atandıktan sonra belediyeleri karakollara çevrildi. Beton bariyerlerle çevirdiler.”

    Konuşmalar ardından Koma Hewra’nın müzikleri ile miting son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ’16 Kasım’da Esenyurt’ta, 8 Aralık’ta Kartal’da buluşalım!’ – VİDEO

    ’16 Kasım’da Esenyurt’ta, 8 Aralık’ta Kartal’da buluşalım!’ – VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Taksim Hill Otel’de düzenlediği deklarasyonda herkesi 16 Kasım’da belediyelere atanan kayyımlar için Esenyurt’ta yapılacak buluşma ve 8 Aralık’ta Kartal’da yapılacak İnsanca Yaşam Mitingi’ne katılmaya çağırdı.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 16 Kasım’da belediyelere atanan kayyımlar için Esenyurt’ta yapılacak buluşma ve 8 Aralık’ta Kartal’da yapılacak İnsanca Yaşam Mitingi’ne ilişkin Taksim Hill Otel’de basın toplantısı düzenledi.

    Basın metnini Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros okudu.

    “TÜRKİYE ADIM ADIM UÇURUMA SÜRÜKLENİYOR”

    Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, AKP-MHP iktidarının emekçilerin en önemli kazanımlarına ve bütün sosyal/ekonomik haklarına bir avuç sermayedarın çıkarı uğruna açtığı savaşın büyüdüğüne dikkat çekerek Türkiye’nin adım adım uçuruma sürüklendiğini söyledi. Barbaros, devamında şunlara yer verdi:

    “Bakan Şimşek, ağzını her açtığına “vergiyi tabana yaymaktan” bahsediyor. Neymiş, vergilendirilmeyen alanların vergilendirilmesiyle sorunlarımız çözülürmüş! Şimşek programının uyguladığı vergi politikası ortada; Türkiye yandaşlar, bankalar, karaborsacılar, mafyalar için bir vergi cennetine döndü! Sermaye kesimlerinin, iktidar yandaşı ve destekçisi patronların vergileri bir bir “affediliyor.” Koca koca sanayi odası başkanlarının şirketleri kâr rekorlarına rağmen tek kuruş vergi ödemiyor! “Kaynağımız yok” diye “tasarruf” diye emekçinin servisine, okulların temizlik giderlerine, çocukların yemek hakkına göz diken iktidar, 2024’te “vergi indirimi, muafiyeti, istisnası” adı altında 2.1 milyar TL’lik vergi gelirinden vazgeçiyor! Ancak mesele emekçilere gelince durum değişiyor. “Vergi kılıcı” emekçinin üzerinde sallanıyor.
    Ortalama bir işçinin ücretinin neredeyse üçte biri vergilerle geri alınıyor. İktidar için vergi demek “emekçiye soygun” demek, “vergide adalet” demek ekonomik sorunların bütün yükünü emekçiler ödesin, vergi yüküyle ezilsin demek! Dur diyelim! Vergide adalet için, yoksulluk sınırının altındaki ücretlerin vergi dışı tutulması için, artan oranlı servet vergisi için birleşelim!

    BU İKTİDAR PROGRAMINA KARŞI BİRLEŞMEYE ÇAĞIRIYORUZ

    2025 bütçesi meclise getirildi, 17 bakanlığın bütçesi komisyonda tartışılmaya başlandı. Daha komisyona gelmeden bile 2025 bütçesinin halktan alınıp yandaşa, sermayeye hortumla aktarılmasının bütçesi olduğunu görüyoruz! Geçen yıl 7,4 trilyon olan vergi gelirlerinin 11,2 trilyona çıkarılması amaçlanıyor. Şirketlerin, sermaye sahiplerinin, bankaların vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı sadece %12 iken neredeyse %50 oranında vergi artışı planlanıyor. O zaman kim karşılayacak bu artışı? Tabi ki işçiler, emekçiler! İktidar sözcüleri “aslan payını eğitime ve sağlığa ayırıyoruz” diye böbürlenirken okullara temizlik personeli bile atanmıyor, yurttaşlar devlet hastanelerinden randevu almak için üç aylık sıralara giriyor. İki bakanlığın da bütçesinin merkezi plandaki payı yerinde sayarken Savunma Sanayi bütçesi geçen seneye göre %80 artışla 1,6 trilyon, Diyanet’in bütçesi 6 bakanlığı sollayarak 130 milyar TL olarak planlanıyor. 2025 bütçesinde iktidar yine “muafiyet, istisna, teşvik” adı altında 2,8 trilyon TL’lik gelirden yandaşları, sermayeyi memnun etmek adına vazgeçiyor. 2025 bütçesi, iktidarın emekçilere, halka açtığı savaşın belgelerinden biridir. 2025 bütçesi, emekçilerin sosyal/kamusal haklarına çökmenin, nedense hep emekçileri vuran “tasarruf” yalanının, bütçe açığının vergi soygunuyla telafi edilmesinin bütçesidir!
    Artık yeter! Bu ülke bir avuç iktidar bürokratının, yandaş, işbirlikçi sermaye gruplarının, holdinglerin, vurguncuların, soyguncuların, para babalarının, suç örgütlerinin çiftliği değildir. Bu ülke, emeğiyle hayatta kalmaya çalışan, alın teriyle geçinen emekçilerindir! Emekten, demokrasiden, barıştan yana olan herkesi, ülkemizi uçuruma, emekçileri savaş, sömürü ve işsizlik cenderesine sürükleyen bu iktidar programına karşı birleşmeye çağırıyoruz. Dur diyelim! Bu savaş bütçesine karşı, sağlık ve eğitim başta olmak üzere emekçilerin, halkın yararına bir bütçe için birleşelim!

    HERKESİ 16 KASIM’DA ESENYURT’TA, 8 ARALIK’TA KARTAL’DA MİTİNGİNDE BULUŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Hakkari ile başlayan, Esenyurt Belediyesi ile devam eden saray iktidarının kayyım darbesine Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi de eklendi. Bütün bu yaşananlar iktidarın ve arkasındaki sermaye güçlerinin sömürülen ve ezilen halk kitlelerine yönelik saldırılarını artıracağını gösteriyor. Erdoğan ve cumhur ittifakı tüm devlet imkanlarını, medyayı ve yargıyı kullanarak muhalefeti bölmeyi, zayıflatmayı amaçlıyor ve “terörle mücadele” manipülasyonu ve aldatmacası ile siyasal alanı dizayn etme girişimlerini sürdürüyor. Halkın iradesini gasp eden kayyım darbesi de bu amaç için kullanılan başlıca yöntemlerden biri olarak karşımızda duruyor.
    Kayyımlara geçit yok, irademize sahip çıkıyoruz diyerek mücadele eden emek-barış ve demokrasi güçleri olarak, sermayenin saray iktidarının topyekûn saldırıları karşısında muhalefet güçlerinin en geniş zemindeki ortak mücadelesinin çok önemli olduğunu biliyoruz. Herkesi Esenyurt’ta sürdürülen Demokrasi Nöbeti’ni güçlendirmeye ve 16 Kasım’da Esenyurt Meydanı’nda buluşmaya çağırıyoruz.
    Gerçek bir demokratikleşme, halklar arası eşitlik ve kalıcı bir barış ancak birleşik ve örgütlü mücadele ile sağlanabilir. Geleceğimiz için, demokratik hak ve özgürlükler ve adalet için mücadele birliğini güçlendirelim! Bu düzeni değiştireceğiz! Kayyımlara, düşük ücretlere, vergi soygununa karşı; halk için demokrasi, halk için bütçe! 8 Aralık’ta Kartal’da insanca yaşam mitinginde buluşalım!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hıdır Doğan dede, PSAKD Kartal Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Hıdır Doğan dede, PSAKD Kartal Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Cemal Abdal Ocağı evladı Hıdır Doğan dede 95 yaşında İstanbul’da Hakk’a yürüdü. Hakk’a yürüme erkanı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi/Cemevinde yapıldı.  

    Eski Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Doğan’ın babası, Cemal Abdal Ocağı evladı Hıdır Doğan dede 95 yaşında Hakk’a yürüdü.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi/Cemevinde Hakk’a yürüme erkanı yapıldı. Hüseyin Güzelgül dedenin yürüttüğü Hakk’a uğurlama deyişlerle gerçekleştirildi. Hıdır Doğan’ın cenazesi Elazığ Karakoçan’nın Delikan Köyü’nde bugün toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Cemal Abdal Ocağı evladı Hıdır Doğan dede Hakk’a yürüdü

  • Uğur Mumcu Mahallesi’nde Aleviler, Kartal Belediyesi’nin sözünü tutmasını bekliyor-VİDEO

    Uğur Mumcu Mahallesi’nde Aleviler, Kartal Belediyesi’nin sözünü tutmasını bekliyor-VİDEO

    PİRHA – Kartal Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, 2015 yılından beri Kartal Belediyesi’nin cemevi yapmak için tahsis ettiği arsaya temel dahi atılmadığını söyledi. Mağdur olduklarını, inançlarını yerine getiremediklerini belirten Saltuk, “Temennimiz, inancımızı sürdürebileceğimiz bir cemevine kavuşmak” dedi. 

    İstanbul Kartal’daki Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan Bozatlı Hızır Cemevi olarak, 2011 yılından beri Uğur Mumcu Kültür Merkezi bodrum katı kullanılıyordu. Ancak bodrum katı olması dolayısıyla kötü koku, su basması gibi sorunlarla karşılaştıkları için inançlarını sağlıklı bir şekilde yerine getiremediklerini belirten Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, belediyenin 2015’te cemevi yapılması için kendilerine arsa tahsis ettiğini söyledi.

    Ancak gösterilen arsaya cemevinin temeli dahi atılmadığı için geçen Pazar günü arsaya cemevinin konteynerini kuran Alevi Dernekler Federasyonu(ADFE) ve mahalledeki Alevi halkı, belediyenin bir an önce cemevi inşaatını başlatmasını talep etti.

    Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, PİRHA’ya, yaşanan sorunları ve mahallede yaşayan Alevi halkının taleplerini anlattı.

    “BELEDİYE, 2015’TEN BERİ SOMUT BİR ADIM ATILMADI”

    Cihan Saltuk, cemevinde cenaze erkânını yapamadıklarını, 2015’ten beri Kartal Belediyesi’nin tahsis ettiği arsaya cemevi inşaatının başlamadığını ifade ederek, şunları söyledi:

    “Oradaki şartlar hem inancımıza yakışmayacak hem de insana yakışmayacak şekildeydi. Bodrum katında kokuların içinde, yeri geliyor su basıyordu. Zor şartlarda inancımızı sürdürmeye çalıştık ama insanlar artık o şartlar altında kendi inançlarını sağlıklı bir şekilde yerine getiremeyecek hale geldi. Bir cenaze erkanını bile cemevimizden yapamaz hale gelmiştik. Ve bu uzun bir süreçti.
    2015’te üzerinde bulunduğumuz arsa cemevimizin yapılması için tahsis edildi ama o süreçten bu yana maalesef somut bir adım atılmadı. Sürekli bekledik, buradaki halk bekledi.”

    “BİZE YAPILAN MUAMELENİN BU OLMASI BİZİ ÜZÜYOR”

    Saltuk, mahallede yaşayan Alevilerin sadece eşitlik istediklerini belirterek, “Bizler buradaki Alevi halkı olarak sadece eşitlik istiyoruz. Burada bu kadar Alevi nüfusu varken, mahallenin yarısından fazlasını Alevi nüfusu oluştururken, sadece burada hizmetlerimizi yerine getirebileceğimiz bir cemevi olsun istiyoruz. Kütüphanesiyle insanlara, öğrencilere hizmet etsin. Hem kendi inancımızı anlatalım hem de bir ilim yuvası olsun istiyoruz” dedi.

     “CEMEVİNE KAVUŞMAK İSTİYORUZ”

    Kartal Belediyesi’ne seslenen Cihan Saltuk, şunları kaydetti:

    “Aleviler olarak laikliği, Cumhuriyeti savunuyoruz ama bize yapılan muamelenin bu olması bizi ve buradaki halkı üzüyor. Bizim amacımız her zaman hakkı, adaleti, barışı savunmak oldu. Burada eşitliğin sağlandığını kimse söyleyemez. Temennimiz buradaki halkın talebine cevap verilmesi, kısa süre içinde mahallemizin ismine yakışır, inancımızı güzel bir şekilde sürdürebileceğimiz bir cemevine kavuşmak. Bizim başka bir amacımız yok.”

    “DİLERİZ SEÇİMLERE KADAR CEMEVİ TEMELİ ATILIR”

    Geçtiğimiz Pazar günü de federasyon(ADFE) olarak arsaya konteyner kurduklarını söyleyen Saltuk, “Dileriz seçimlere kadar en azından somut bir adım olarak buradaki temel atılır” diye konuştu.

    Saltuk, devam eden süreci ise şu şekilde anlattı:

    “Federasyon olarak çok kez görüştük. 2022’de de görüşmüştük. Bize kısa süre içerisinde arsanın etrafının çevrileceğinin ve o sene içerisinde temel atılacağının sözü verilmişti. En son Ekim ayının başında gittik o zaman da ihaleye çıkacağı söylendi bize. Bizler de böyle olsun istemezdik ama mevcut durum şu anda bu. En son olarak kısa süre içerisinde bize yapılacağını söylediler net tarih olmamakla birlikte bizim de beklentimiz bir an önce somut bir adım atılması yönünde.”

    Devrim FINDIK – Cihan BERK/İSTANBUL

  • Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    PİRHA- KCDP ve Kadın Meclisleri’nin çağrısıyla Kartal’da Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü düzenlendi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri, İstanbul Kartal’da miting düzenledi. “Laiklik ve özgürlük” şiarıyla bir araya gelen kadınlar, “Anayasal işleyişe ve Medeni Kanun’a el uzatanlara, ÇEDES’e ve karma eğitim düşmanlarına karşı yürüyoruz” diyerek alana girdi.

    Yüzlerce kadın Eskişehir, İzmir, Ankara, Bursa ve çevre illerden kalkan otobüslerle İstanbul’a gelerek mitinge katılım gösterdi. Kadınlar sık sık, “Patriyarka mezara, yaşasın kadınlar”,  “Zeren’e sözümüz, hesap soracağız”, “Hayatıma, hakkıma, kıyafetime karışma” sloganları attı.

    “KÜRT HALKI VE ALEVİLER İÇİN DE VARIZ”

    KCDP Sekreteri Fidan Ataselim, “Yarım olan biz miyiz onların akılları mı?” diye sorarak konuşmasına başladı. Ataselim, “Kadınlar sadece kadınlar için değil LGBTQ+’lar, çocuklar, Kürt halkı ve Aleviler için de varız. Sevgili arkadaşlarım, yürüyüşe çağrı yaparken de çokça meselelerden bahsettik; kadınlar her gün öldürülmeye devam ediyor. ‘Saat kaçmış, neredeymiş, ne içmiş, sevgilisi miymiş?’ Bütün bu söylemler ile öldürülen kadınların anılanlarına dahi saygı duymuyorlar. Öldürülen kadınların yakınları da var burada bizimle. O ‘balkondan düştü’ denilen kadınların aileleri var. Arkadaşlar, biz yaşam mücadelesi verirken, yaşama tutunmaya çalışırken tıpkı söyledikleri gibi bize sesleniyorlar. Mutlaka bir şey yapmıştır diyorlar” dedi.

    Ataselim, “ÇEDES protokolüne, zorunlu din derslerine ve niteliksiz eğitime dikkat çekerek, “Tek adamı da, siyasi iktidarı da, yobazları da söz olsun ki durduracağız” vurgusu yaptı.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Kadınlar Kartal’da buluştu: Dayanışma ile ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz

    Kadınlar Kartal’da buluştu: Dayanışma ile ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbullu kadınlar Ekmek ve Gül’ün çağrısı ile ‘Kız Kardeşlik Köprüsü’nü büyütmek için Kartal Meydanı’nda buluştu. Yüzlerce kadının katıldığı eylemde kadınlar enkaz altında-üstünde çaresiz bırakan kâr ve rant düzenine karşı yan yana gelerek hayatı yeniden kurma çağrısı yaptı.

    Eylem öncesi iki noktada buluşularak “Yaşasın kadın dayanışması”, “Jin jiyan azadi”, “Eşit işe eşit ücret” sloganları ile Kartal Meydanı’na yürüyüş yapıldı. “Dayanışma ile ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz”, “Sömürü, şiddet, eşitsizlik; biz bu zinciri birlikte kıracağız”, “Haklarımıza ve hayatlarımıza kastedenlere karşı birlikte mücadele edelim” pankartları açan işçi, göçmen, üniversiteli ve liseli çok sayıda kadın ve LGBTİ’ler, deprem sonrası simgeleşen düdüklerle seslerini yükseltti. Kadınlar eylemde rant, talan, yolsuzluk, taciz, homofobi, sansür, şiddet, istismar ifadelerini not ettikleri siyah dövizleri de yırttı; “Bu dövizleri yırttığımız gibi karanlığı da yırtıp atacağız” dedi.

    “BİRLİKTE KURACAĞIZ”

    Eylemde ilk sözü alan Ekmek ve Gül Editörü Sevda Karaca deprem sonrası yaşananlara dikkat çekerek, “Hiç ihtiyacımız olmayan çılgın projeler, otobanlar için var olan iş makineleri, hayat kurtarmak için yoktu. Her fırsatta ‘3 çocuk’ isteyenler afet bölgesinde, kadınları bebekleriyle yalnız bıraktı” dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın kayıp çocuklarla ilgili açıklamalarına da değinen Karaca, “Afette çocukları koruyamayanları, varsayımlarla cevap verenleri yok sayıyoruz” dedi.

    Alandaki kadınların “Birlikte kuracağız” diyerek eşlik ettiği Karaca sözlerini şöyle sürdürdü; “İnsanca barınabildiğimiz evlerin, çocuklarımızın başına yıkılmayan okulların, bir gece ansızın kapının önüne konulmadığımız yurtların, ilk sarsıntıda yerle bir olmayacak hastanelerin, bizim ürettiğimiz malların bizden kıymetli sayılmadığı iş yerlerinin olduğu kentleri birlikte kuracağız.”

    Kadınların ve çocukların şiddetsiz bir hayat sürdürmesi için gerekli tüm önlemlerin alınmasını istediklerini söyleyen Karaca “Çocuklarımızın üstüne kapıyı kilitleyip uzun mesailerde ömür çürütmek zorunda kalmadığımız bir çalışma düzenini birlikte kuracağız” dedi.

    Tarikatlarda yaşanan istismarları da hatırlatan Karaca, “Çocuklarının evlilik adı altında istismar edilmediği, depremzede çocuklarla evlenilebileceği fetvalarının verilmediği bir toplumsal düzeni birlikte kuracağız” vurgusu yaptı.

    “SERMAYEYE DEĞİL, KADINLARA BÜTÇE”

    Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, “Son bir yıla baktığımızda ölümler, kadın cinayetleri artarak devam etti. Ama biz ne yaptık, bir yıl boyunca mücadeleden vazgeçmedik” dedi. Kadın işçilerin taleplerine ilişkin de konuşan Doğan, “Fabrikalarda ek zam talebi yükseliyor. Yoksullaşan kadınlar çocuklarına meyve alamadığını anlatıyor” diyerek fabrikalarda mücadele eden kadınların sesi olacaklarını söyledi. Doğan’ın sözleri sonrası “Sermayeye değil, kadınlara bütçe” sloganı atıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ekmek ve Gül: Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz

    Ekmek ve Gül: Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz

    PİRHA-Ekmek ve Gül’den İstanbul’daki kadınlara 8 Mart çağrısı: Dayanışmayla ayaktayız; örgütlenerek değiştireceğiz.

    Ekmek ve Gül İstanbul gruplarından kadınlar, “Kız Kardeşlik Köprüsüyle Hayatı Yeniden Kuruyoruz” kampanyası kapsamında 8 Mart öncesinde Kartal Meydanı’nda buluşmak üzere çağrı yaptı. “Kız kardeşliğimiz İstanbul’dan deprem bölgesine hayatı yeniden kurmaya köprü, eşit ve şiddetsiz bir hayatı kazanmaya söz olsun! Özlemlerimizle, taleplerimizle, biriktirdiğimiz deneyimlerimizle, sözümüzle, kız kardeşliğimizin gücüyle 5 Mart’ta buluşalım” diyen kadınlar sözlerini hep birlikte söyleyecek. Etkinlik 5 Mart Pazar günü saat 13.00’te Kartal Meydanı’nda gerçekleşecek. Etkinliğe, Kız Kardeşlik Köprüsü kampanyasının bir parçası olan İstanbul’daki kadın örgütleri, kadın grupları da katılacak.

    “İNSANCA BİR HAYATI YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Ekmek ve Gül’ün çağrısı şöyle:

    “Yaşamak istiyoruz; gözlerimizde kız kardeşlerimizin acısının gözyaşlarıyla, yüreğimizde can korkusunun ağırlığıyla, yataklarımızın başına koyduğumuz düdüklerle, mesai saatlerinin ağırlığı, ücretlerimizin hafifliğiyle, boş beslenme çantalarıyla, başıma bir şey gelse nereye giderim tedirginliğiyle, bugünümüzde çaresiz hissedip, geleceğimizden kaygı duyarak, adaletsizliğin, eşitsizliğin karanlıkta bıraktığı bir hayatı değil, eşit, şiddetsiz ve sömürüsüz günlerde gönlümüzce, insanca bir hayatı yaşamak istiyoruz!

    Değiştirmek istiyoruz; sömürü hırsının bize biçtiği “kader” planlarını, çocuklarımızın açlığını, çalışma koşullarımızı, işlemeyen adalet mekanizmalarını, hayatlarımızın orta yerinde inşa edilmek istenen karanlığı değiştirmek; yeniden insanca kurmak istiyoruz! Bunu yapabilecek gücümüz var biliyoruz. Canımızı birbirimize, birbirimizi mücadelemize emanet ediyoruz. Yaşamak için ekmek, ruhumuz için gül istiyoruz!

    Mesai arkadaşımızın koluna girip, sıra arkadaşımızın elini tutup, komşumuzun omzuna yaslanıp yürüyelim. Kız kardeşliğimiz İstanbul’dan deprem bölgesine hayatı yeniden kurmaya köprü, hayatlarımızı eşit ve şiddetsiz olarak yeniden kazanmaya söz olsun!

    Özlemlerimizle, taleplerimizle, biriktirdiğimiz deneyimlerimizle, sözümüzle, kız kardeşliğimizin gücüyle 5 Mart’ta buluşalım. Dayanışmayla Ayaktayız; Örgütlenerek Değiştireceğiz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Kartal Cemevi Başkanı Sarıtaş’a saldırıyla ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı

    Kartal Cemevi Başkanı Sarıtaş’a saldırıyla ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a yönelik saldırıyla ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş‘a yönelik saldırıyla ilgili 9 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu. Sarıtaş, 5 Ağustos günü evinin önünde saldırıya uğramıştı.

    Saldırıyı azmettiren kişinin Kartal Cemevi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Naki Demir’in olduğu belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

    >AVF 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a saldırı

  • Veli-Der: Devlet okullarında öğrencilere ücretsiz, sağlıklı su sağlanmalı-VİDEO

    Veli-Der: Devlet okullarında öğrencilere ücretsiz, sağlıklı su sağlanmalı-VİDEO

    PİRHA-“Sağlıklı bir yaşam için ücretsiz ve sağlıklı suya erişim her öğrencinin hakkıdır” başlıklı basın açıklaması yapan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), suyun vazgeçilmez hayati bir kaynak olduğunu belirterek, öğrencilere ücretsiz, sağlıklı suyun sağlanması gerektiğini kaydetti.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İstanbul Kartal’daki binalarında “Sağlıklı bir yaşam için ücretsiz ve sağlıklı suya erişim her öğrencinin hakkıdır” başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada ekonomik krizin derinleştiğini kaydeden Veli-Der, durumun öğrenciler üzerindeki etkisine değindi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkemizde artan ekonomik krizin biz veliler ve özellikle okul çağındaki çocuklarımız üzerindeki etkisi gün geçtikçe ağırlaşmaktadır. Sağlıklı bir nesil yetiştirmekten çok uzakta olduğumuzu artık bilimsel ve istatiksel çalışmalar yapmadan da okulların içerisinde sadece gözlemler yaparak görmek mümkün. Önceki yıllarda kantinlerde sağlıklı besinlerin satılması için çaba sarf eden bizler, bu günlerde kantinlerden yiyecek içecek alamadığı için kantinlerin önlerinden bile geçemeyen çocukların sayısının çoğaldığına tanık olmaktayız.

    “SU VAZGEÇİLMEZ HAYATİ BİR KAYNAKTIR”

    Su, sağlıklı bir biçimde yaşamın sürdürülebilirliği için vazgeçilemez hayati bir kaynaktır. Ancak gerek kantin çalışanları gerekse veli ve öğretmen gözlemlerini bir araya getirdiğimizde çocuğun en temel haklarından biri olan suya erişimin de büyük bir çoğunluk için kolay ve mümkün olmadığını görmekteyiz. Edirne Şube’mizin gerçekleştirdiği Mayıs-2022 anket çalışmasına göre; en az 593 öğrencinin %55’e yakını suyunu evden götürmekte ( çantasında taşıyabileceği ağırlık en az 500 ml. – en fazla 1 lt ), % 35’i okul kantininden günde tek bir küçük şişe su alabilmektedir.

    Ankara 2,50 TL, Antalya 3,00 – 3,50 TL, Bursa 2,50 TL, Çanakkale 3,00 TL, Denizli 2,00 – 2,50 TL, Edirne 2,50 – 3,00 TL, Manisa 2,50 – 3,00 TL, İstanbul 2,50 – 4,00 TL, İzmir 2,50 – 3,00 TL, Kocaeli 2,00 TL. Bu rakamlar bazı illerimizin okul kantinlerindeki ortalama 500 ml. şişe su satış ücretleridir. Bu eğitim öğretim yılının başında ortalama satış rakamları ise 1,00 – 1,50 TL aralığındaydı. Bir öğrenci okul türüne bağlı olarak ortalama 6 ila 8 saat aralığında okulda bulunmaktadır. Büyükşehirlerde daha yoğun olmak üzere yolda geçen zaman da buna eklendiğinde evinden ayrı kaldığı zaman 10 saate kadar çıkabilmekte. Bu süre zarfında tüketilmesi gereken en az miktar ise hareketliliğin fazla olduğu bu yaş grupları için en az 1,5 litre olmalıdır*.

    Çocuklarımızın sağlıklı ücretsiz ve erişilebilir suya kavuşması için merkezi ve yerel yönetimlerin ortaklaşa çalışması beklenmekte bununla ilgili bir projenin hayata geçirilmesi acilen sağlanmalıdır. Edirne yerelinde (merkez, İlçeler ve bunlara bağlı köyler dahil) örnek bir çalışma başlatılmış olup, bütün okullara su sebilleri ile montaj sonrası teknik destek sağlanacağı açıklanmıştır. Proje Edirne Valiliği ile Belediyesi tarafından onaylanmıştır.

    “OKUL BAHÇELERİNDE SU İÇME ALANLARI OLMALIDIR”

    Merkezi yönetimin bu konuda (MEB) yaptığı en büyük hatalarından biri son yıllarda yapılan okul binalarında çocukların içmek için kullanacağı su muslukları için ayrı bir alan bulunmamasıdır. Suya ayıracak harçlığı olmayan çocuklar sağlıksız koşullarda tuvaletlerden su içmek zorunda bırakılmaktadır. Gerek okul içerisinde gerekse okul bahçelerinde su içme alanları olmalı, okul planlamaları buna uygun projelendirilmelidir.

    Ayrıca okulların su tesisatlarının da düzenli bakımı yapılmamakta, okula kadar gelen temiz su binanın içerisine girdiğinde içilebilme özelliğini kaybetmektedir. Okulların sorumluluğu ne kadar merkezi yönetimlerde olarak görünse de binalara kadar gelen suyun sağlıklı içilebilir olmasından yerel yönetimler sorumludur. Bunu sağlayamayan belediyelerin en az merkezi yönetimler kadar bu olumsuzlukta payları mevcuttur.

    2022-2023 eğitim-öğretim yılı başlamadan önceki yaz tatili süresince okullarımıza ücretsiz, ulaşılabilir sağlıklı suyun sağlanması (içilebilir şehir şebeke suyu varsa okul bahçelerine çeşmeler ve benzeri düzenekler kurulması, şehir şebeke suyu sağlıklı, içilebilir değilse; arıtma cihazlarının sağlanması veya doğrudan doğruya çocuklarımıza günlük 1,5 litre su verilmesi vb.) hususunda planlama ve çalışmalarının yapılmasını devletin tüm kurumlarından talep etmekteyiz.

    “ÜCRETSİZ SAĞLIKLI SU SAĞLANMALI”

    Çocuklarımızın sağlıklı yaşam hakkıyla ilgili basın açıklamamız sonrasında bağlı bulunduğumuz il/ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri, Valilik/Kaymakamlık ve belediyelerden görüşme taleplerimize olumlu yanıt veren kurumlarla görüşmelerimizi gerçekleştirip, sorunun vehametini onlarla da paylaşacağız. Yanıt vermeyen kurumlara ise dilekçelerimizle başvurumuzu yapacağız.

    Devlet okullarına ücretsiz sağlıklı suyun sağlanması konusundaki kararlılığımız nettir. Kurumların bu konudaki  hassasiyetleri ile bizlere geri dönüşlerinin ne olduğunu düzenli olarak basın ve kamuoyu ile paylaşacağımızın bilinmesini istiyoruz. Sürecin ısrarlı takipçisi olacağımızın da altını çiziyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Aleviler cemevinde işgalci değildir’-VİDEO

    ‘Aleviler cemevinde işgalci değildir’-VİDEO

    PİRHA-Maltepe Belediyesi’nin ‘işgalci’ olmak iddiasıyla şikayette bulunduğu Maltepe Cemevi Derneği’nin Başkanı Erdinç Yılmaz bugün hakim karşısına çıktı. Duruşma sonrası konuşan Avukat Yusuf Eycan, “Belediyenin bu davalardan feragat etmesi gerekmektedir. Halk oradan asla çekilmeyecektir. Aleviler cemevinde işgalci değildir” ifadeleri kullandı. 

    Maltepe Belediyesi tarafından ‘işgalci’ iddiasıyla şikayet edilen Maltepe Cemevi Derneği’nin Başkanı Erdinç Yılmaz bugün İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tanıklar dışında kimse alınmazken; bir sonraki celse 27 Ekim 2022 günü saat 12.15’e ertelendi.

    Duruşmanın ardından katılanlar İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Sürece ilişkin hatırlatmalarda bulunan Avukat Yusuf Eycan, “Maltepe Belediyesi’nin hiçbir maddi katkısı olmamıştır. Halkın kendi katkılarıyla yıllar içerisinde süren çabasıyla tamamlanmıştır. Amaç kendilerinin yönlendirdiği bir vakıf tarafından yönetmektir. Hiç kimsenin cemevi ile maddi bir ilişkisi yoktur. İlişki tamamen manevidir. Belediyenin bu davalardan feragat etmesi gerekmektedir. Halk oradan asla çekilmeyecektir. Aleviler cemevinde işgalci değildir” diye konuştu.

    “MALTEPE SINIRLARI İÇERİSİNDEKİ TEK CEMEVİDİR”

    Maltepe Cemevi Derneği Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Tüm kamuoyunun bildiği üzere Maltepe’deki Alevi toplumunun ortak iradesiyle cemevi olarak tahsis edilmiş alanda Gülsuyu Cemevi ismiyle 1992’de inşa edilmiş cemevimiz tam 30 yıldır Alevi toplumuna hizmet etmektedir. Bu geleneğin devamı olarak Maltepe Cemevi Alevi toplumunun bayraklaşmış bir kurumudur. Halen Maltepe sınırları içerisinde hizmet vermekte olan tek cemevidir.

    1992’de mülkiyeti belediyede olmak üzere cemevi yapılmak üzere tahsis edilmiş, Alevi toplumu tarafından cemevi olarak 7 kat inşaatı yapılmış, kaba inşaatı bitirilmiş, çatısı kurulmuş; “Maltepe Cemevi binasını, tamamlayıp size teslim edeceğim” diye Alevi erkânı önünde ikrar veren Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, cemevi binamızı haksız ve hukuksuz olarak Süreyya Paşa Vakfı’na devredip, belediye şirketi MATAŞ’ı da kiracı göstermiştir. Buradaki amaç Maltepe Cemevi’ni işgalci duruma düşürmektir.

    “CEMEVLERİ TİCARETHANE DEĞİLDİR”

    İsyanımız ve davamız şudur:

    1- Maltepe Cemevi dahil tüm cemevleri öncelikle itikat sahibi Alevi toplumunun ibadethanesidir. Kimsenin mülkiyet hakkıyla oynayabileceği, kiraya verebileceği, kültür merkezi olarak işletebileceği ticarethaneler değildir.

    2- Bin yıllık Serçeşme kültürüyle her tür baskıya ve zulme rağmen dün vardık, yarın da var olacağız. Cemevleri Alevi toplumunun var olmasında temel örgütlenmelerdir. Bağımsızlığını koruyan, bu toplumun hak ve hukuku üzerine inşa edilmiş kurumlardır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ya da başka siyasi yapıların müdahale edebileceği, istediği gibi yönetip, yönlendirebileceği arka bahçeleri olmayacaktır.

    “SABIR TAŞI ÇATLAMIŞTIR”

    3- Maltepe Cemevi, Alevi toplumunun desteği ve rızasıyla 30 yıldır sürdürdüğü erkan hizmetlerini kimseye baş eğmeden sürdürmeye devam edecektir. Elektriklerimiz kesildi. Cemevi kapımız gece yarıları kırılarak açıldı. Kendi mülkümüzde işgalci ilan edildik, yok sayıldık,. Kendi aramızda toplum içinde dayanışmayla, Hakk rızası üzerine yaptığımız hizmetlerle dalga geçildi. Alevi toplumu ve Maltepe Cemevi olarak Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı Ali Kılıç tarafından uğradığımız zulüm, eziyet, itibarsızlaştırma gayretini, şimdiye kadar başka birisi yapma cesaret ve cüretini gösterememişti.

    4- Alevi toplumu, Hakk kapısı olarak cemevlerini kendi bilinç ve iradesiyle kendileri var edecektir. İtikat ile siyaseti birbirine karıştıranlara da en güzel cevabı elbet sandıkta verecektir.

    5- Eğer Ali Kılıç siyaset yapacaksa; işte belediye, hizmet üretsin. “Yok ben Hakk yolunda hizmet vermek istiyorum” diyorsa istifa etsin, kapımız herkese açıktır. Ancak şu bilinmelidir; Alevi toplumu kendi eliyle yapmış olduğu 30 yıllık binasını, bayraklaşmış Maltepe Cemevini, Hakk Kapısını, kendi öz örgütlenmesini, ne belediye başkanı Ali Kılıç’a ne de Ali Kılıç’ın cemevimize sokmak için ben kurdum oldu diyerek kurduğu vakfa teslim etmeyecektir. Sabır taşı çatlamıştır.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER:

    >‘Cemevini yönetmek Maltepe Belediyesi’nin görevi midir?’

     

  • Yurt dışındaki cemevlerine gitmek isteyen Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı’na vize verilmedi -VİDEO

    Yurt dışındaki cemevlerine gitmek isteyen Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı’na vize verilmedi -VİDEO

    PİRHA-İnançsal ve kültürel faaliyetleri gereği belli dönemlerde yurt dışındaki cemevlerine de gittiklerini söyleyen Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı Cihan Saltuk, kendilerine bu kez vize verilmediğini söyledi. Saltuk, “Önceden rahatça vize alıp, gidiyorduk. Fakat ülke öyle bir karanlık noktaya gelmiş ki, bize dahi vize vermiyorlar. Savaş halindeki bir ülkeye nasıl muamele yapılıyorsa, bize de aslında öyle bir muamele yapılıyor” dedi.

    İstanbul’un Kartal ilçesi Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan Bozatlı Hızır Cemevi‘nin Başkanı Cihan Saltuk, belirli dönemlerde çeşitli faaliyetler için yurt dışına çıktıklarını belirtirken; şu an için yaptıkları vize başvurularının reddedildiğini kaydetti. Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Saltuk, “Önceden rahatça vize alıp, gidiyorduk. Fakat ülke öyle bir karanlık noktaya gelmiş ki, bize dahi vize vermiyorlar” dedi.

    “İNANÇSAL VE KÜLTÜREL FAALİYETLER GEREĞİ YURT DIŞINDAKİ CEMEVLERİNE DE GİDİYORUZ”

    Daha önce birçok kez yurt dışına çıktığını vurgulayan Saltuk, “Bizler inançsal ve kültürel faaliyetleri yaparken, yurt dışında da cemevlerine gidiyoruz. Orada bizi görenler mutlu oluyor. Bazen faaliyetleri yürütecek dede sıkıntısı da yaşıyorlar. Önceden rahatça vize alıp, gidiyorduk. Fakat ülke öyle bir karanlık noktaya gelmiş ki, bize dahi vize vermiyorlar. 2012-2013 yıllarında bir seneye yakın yurt dışında yaşadım. Buna rağmen, “Gidip, orada kalırım, geri dönmem” düşüncesiyle vize talebimiz reddediliyor. Ülkenin içinde bulunduğu durumu buradan düşünmemiz gerekiyor. Savaş halindeki bir ülkeye nasıl muamele yapılıyorsa, bize de aslında öyle bir muamele yapılıyor. İçinde bulunduğumuz durum göründüğünden çok daha vahim. Ama el birliğiyle bu karanlığı da yırtarız, üstesinden geliriz. Birlikte ve güçlü olursak gelecek güzel günler yakın diye ümit ediyorum” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Veli-Der kendilerini hedef gösteren gerici yayın organı hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    Veli-Der kendilerini hedef gösteren gerici yayın organı hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    PİRHA-Gerici bir yayın organı tarafından hedef gösterilen Öğrenci Veli Derneği yaptığı açıklama ile suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Veli-Der açıklamasında “Bu gerici, çağ dışı zihniyete karşı hukuki, demokratik ve meşru her türlü yollarla mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İstanbul Kartal’da bulunan genel merkezinde yaptıkları açıklama ile kendilerini hedef gösteren yayın organı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

    Okul öncesi öğrenciler için 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi tavsiye kararına tepki gösteren Veli-Der, alınan kararın laik, bilimsel eğitime karşı atılan bir adım olduğunu kaydetmişti. Bunun üzerine Baran Dergisi isimli gerici yayın organı da Veli-Der’i hedef göstermişti.

    “GERİCİ ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Bugün bir açıklama yapan Veli-Der, kendilerini hedef gösteren yayın organı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti. Veli-Der tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “1-3 Aralık 2021 tarihinde 20. Milli Eğitim Şurası yapıldı. Yedi yıl aradan sonra yapılan Şurada 128 tavsiye kararı alındı. Bu kararlar içerisinde usule aykırı olarak alınan, en dikkat çeken ve tartışmalı olanı “Okulöncesi öğretim programında, çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” kararıdır.

    Okulöncesi din eğitiminin ve örgün eğitimde zorunlu din eğitiminin verilmesinin; çocukları ruhsal, zihinsel ve sosyal açıdan olumsuz etkilediği ve bunun daha sonra düzelmesinin mümkün olmadığı ya da çok zor olduğu pedagoglar ve psikologlar tarafından açıklanmaktadır. Buna rağmen bilimsel eğitim göz ardı edilerek, AİHM kararları yok sayılarak, ülkemizin altında imzası olduğu Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve ilgili yasalar çiğnenerek okulöncesi din eğitimi ve okullarda zorunlu din dersi dayatılmaktadır.

    Veli-Der olarak, bu dayatmalara karşı, Mart ayı başında imza kampanyası başlattık. Bu kampanya gerici çevreleri rahatsız etmiş olacak ki bu çevrelerin temsilcilerinden biri olan Baran Dergisi, gerici zihniyetini diline yansıtarak, Atatürk’ü ve Cumhuriyetin kazanımlarını küçümseyerek değersizleştirmeye çalışıyor. Yaptığımız çalışmaları yazıların da çarpıtarak; laik, bilimsel, demokratik, parasız eğitim talebimiz din karşıtlığıymış gibi gösterilerek derneğimiz ve Denizli dernek yöneticisi arkadaşlarımız aşağılanmaya çalışılmakta ve hedef gösterilmektedir.

    “ÇOCUKLARIMIZI ASLA KARANLIĞA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Biz de diyoruz ki, tüm Veli-Der yöneticileri ve üyeleri olarak; şube başkanımızın yanındayız, ona karşı yapılan her şey bize yapılmış demektir. Bu gerici, çağ dışı zihniyete karşı hukuki, demokratik ve meşru her türlü yollarla mücadele edeceğiz.

    Ülkemiz tarihi ne yazık ki, aydınlığı boğmak isteyenlerin şiddet eylemlerine sahne oldu ve bu nedenle arkadaşlarımızın güvenliğinden endişe duyuyor, Baran Dergisinin hakkımızda yaptığı yalan, iftira, aşağılayıcı ifadeler ve derneğimizi hedef gösteren yazılarından dolayı savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz.

    Çocuklarımızı asla karanlığa teslim etmeyeceğiz. Laik, bilimsel, demokratik, parasız eğitim mücadelemizden asla ödün vermeyeceğiz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ümraniye Katliamı davası: Avukatlar, ‘kovuşturmanın genişletilmesi’ talebinde bulundu

    Ümraniye Katliamı davası: Avukatlar, ‘kovuşturmanın genişletilmesi’ talebinde bulundu

    PİRHA-15 Mart 1995 günü İstanbul Ümraniye’de yapılan katliamın yeniden görülen davasında avukatlar, kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Bir sonraki duruşma 19 Eylül’e ertelendi. Aileler ve avukatlar, katliamın yıl dönümü olan 15 Mart’ta İHD İstanbul Şubesi’nde açıklama yapacak.

    12 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliam Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto edilirken, 15 Mart 1995 günü polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi ölmüş 14 kişi yaralanmıştı. Olaya ilişkin açılan dava 23 yıl aradan sonra yeniden görülüyor.

    DAVA 19 EYLÜL 2022 GÜNÜNE ERTELENDİ

    İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmaya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulunan Avukat Gülizar Tuncer, “Polisler gelmiyor zaten. Bir kısmı ölmüş. Bir kısmı İstanbul dışında. Zaten uzun süredir talimatla ifadeleri alınıyordu. Olayı takip eden avukatlar, müdahiller, aileler, yaralılar katıldı. Bu celsede tevsii tahkikat talebinde (kovuşturmanın genişletilmesi) bulunduk. Dava da 19 Eylül 2022 tarihine ertelendi” diye konuştu.

    Katliamda yakınlarını kaybeden aileler, dava avukatları ile birlikte Ümraniye Katliamı’nın yıl dönümü olan 15 Mart’ta İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde saat 13.00’te basın açıklaması yapacak.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi 5. Olağan Kurulu’nda ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ ismini aldı

    Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi 5. Olağan Kurulu’nda ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ ismini aldı

    PİRHA-İstanbul Kartal Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi’nin 5. Olağan Genel Kurulu’nda alınan karar ile cemevinin ismi ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ olarak belirlendi. Mevcut yönetim ise bir kez daha seçildi. 

    İstanbul Kartal’da bulunan Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi, 26 Aralık Pazar günü gerçekleştirdiği 5. Olağan Genel Kurulu’nda isim değişikliğine gittiğini duyurdu.
    Yapılan değişiklik ile cemevinin ismi ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ oldu. Olağan kuruldaki oylamayla beraber mevcut yönetim bir kez daha seçildi. 5 kadın, 4 erkeğin yer aldığı yönetimin başkanlığında ise Cihan Saltuk bulunuyor.

    PİRHA / İSTANBUL

  • KESK İstanbul’da “Geçinemiyoruz” mitingi düzenledi-VİDEO

    KESK İstanbul’da “Geçinemiyoruz” mitingi düzenledi-VİDEO

    PİRHA-KESK’in İstanbul’daki mitinginde konuşan Eş Genel Başkan Şükran Kablan Yeşil, “Enflasyonun, zam fırtınasının, döviz kasırgasının önüne artık hiçbir şey geçemez oldu. Bizler her geçen gün biraz daha yoksullaşırken, borçlarımızı biraz daha borçlanarak ödemeye çalışırken, mutlu bir azınlık, saray ve yandaşları servetine servet, zenginliğine zenginlik katmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) artan hayat pahalılığı ve ekonomik kriz nedeniyle ““İnsanca yaşam, emekten ve halktan yana bütçe için omuz omuza alanlardayız. Geçinemiyoruz” diyerek İstanbul Kartal meydanında miting düzenledi. Mitinge KESK’e bağlı sendikalar ile meslek örgütleri ve siyasi partiler katıldı.

    MARAŞ KATLİAMI İLE HAYATA DÖNÜŞ OPERASYONUNDA ÖLDÜRÜLENLER ANILDI

    Mitingde konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, İzmir’in Kınık ilçesinde meydana gelen maden kazasında yaralanan maden işçilerine selam gönderdi. Yeşil ayrıca Maraş katliamı ve ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ adı altında cezaevlerinde öldürülenleri andı. Şunları söyledi:

    “Bizler her gün biraz daha yoksullaşırken onlar sınandığımızı, ürünlerden biraz eksiltmemiz gerektiğini söyleyerek sabretmemizi istiyorlar. Sabrımız tükendi. Onlar, sırça saraylarda lüks ve şatafat içinde yaşarlarken, sadece bir dakikalık elektrik giderleriyle onlarca işçi ve emekçi yaşamını devam ettirebilecekken bizlere şükretmemizi istiyorlar.

    Onlar, iğneden ipliğe tüm ithalatı dolarla yaparken devletin verdiği parayı dolara çeviren ahlaksızdır diyorlar. Oysa biz biliyoruz ve buradan bir kez daha sesleniyoruz. Asıl ahlaksız ve vicdansız olan onlardır. Asıl ahlaksız ve vicdansız olanlar; Bizlerin kaynaklarını yıllardır talan edenler, milyar dolarlık servetlerini her gün katlayanlar, kazançlarını vergi ödememek için yurtdışına kaçınanlar, bu ülkenin kaynaklarını yandaşa yağmalatanlardır.”

    “MUTLU BİR AZINLIK SERVETLERİNE SERVET KATMAYA DEVAM EDİYOR”

    “İşsizler ordusu her geçen gün büyüyor” diyen Yeşil, mitingi düzenleme nedenlerini şöyle ifade etti:

    “Enflasyonun, zam fırtınasının, döviz kasırgasının önüne artık hiçbir şey geçemez oldu. Bizler her geçen gün biraz daha yoksullaşırken, borçlarımızı biraz daha borçlanarak ödemeye çalışırken, mutlu bir azınlık, saray ve yandaşları servetine servet, zenginliğine zenginlik katmaya devam ediyor.

    Neden buradayız çünkü geçinemiyoruz ve geçinmek için taleplerimizi haykırmak istiyoruz. Geçinmek için bütçemizdeki payımızı, geçinmek için kamudaki özelleştirmelere kamunun tasfiyesine son verilmesini, geçinmek için emekten, barıştan, kadınlardan yana bütçe talep etmek ediyoruz. Çok kazananın az, az kazananın çok ödediği, emekçilerin sırtına yüklenen gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi için bu meydanları doldurduk.

    “YOKSULLAŞMA İKTİDAR ELİYLE BİR KEZ DAHA ÜRETİLİYOR”

    Saray yaptığı bütçede daha fazla savaşa, sınır ötesi operasyonlara bütçe ayırdı. Bütün hizmetlerini gerici tarikatlarla, vakıflarla iş birliği içinde olan TÜGVA’ya İlim Yayma vakıflarına ayırdı. Bu bütçe emekçilerin sağlığı ve eğitimi için olmadı. Asgari ücretliye yaptıklarını iddia ettikleri tarihi yalanlarla karşı karşıya kaldık. Bir gün söyledikleri ertesi gün yalan çıkıyor. Asgari ücretlilere yapılan zam saniyelik değişiyor. Bu yoksullaşma bu fakirleşme bu iktidar eliyle bir kez daha üretiliyor.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • DİSK’ten İstanbul Kartal’daki mitinge çağrı: Artık yeter, geçinemiyoruz!

    DİSK’ten İstanbul Kartal’daki mitinge çağrı: Artık yeter, geçinemiyoruz!

    PİRHA-“Artık yeter, geçinemiyoruz” diyerek alanlara çıkan DİSK, 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal meydanında miting düzenleyecek. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal meydanında “Artık yeter, geçinemiyoruz” mitingi gerçekleştirecek. Mitinge yapılan çağrıda DİSK, şu ifadelere yer verdi:

    “İşsizlikten, pahalılıktan, zamlardan, faturalardan bıktık artık. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, bu ülkenin ekonomisini biz büyütüyoruz ama geçinemiyoruz. Borçla yaşamaktan bıktık. İşçiler olarak patronlardan çok vergi vermekten bıktık.

    Ekonomik krizin ve pandeminin ağır yükünü biz taşıyoruz. Her sabah yeni zamlara uyanmaktan, her gün yoksullaşmaktan bıktık. Üstüne üstlük dövizin son günlerde hızlı artışıyla ekmek aslanın ağzından midesine indi.”

    “İŞÇİLERİN MAHKUM EDİLDİĞİ ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ BİLE ALTINDA”

    “Türkiye’de asgari ücret Çin’in bile altında ve Avrupa’nın en düşüğü. Asgari ücret dünyanın her yerinde sembolik bir ücret iken Türkiye’de ortalama bir ücret haline geldi. İşçilerin büyük çoğunluğunun mahkum edildiği asgari ücret, açlık sınırının bile altında.

    ‘Emek ucuzlasın, memleketin taşı toprağı ucuzlasın’ tezgahını bozmak için, kara kışı işçi baharına çevirmek için, asgari ücretin en az net 5 bin 200 TL olması için, asgari ücretin ve tüm ücretlerin asgari ücret tutarında vergi ve kesintilerin kaldırılarak tüm ücretlere 1000 lira iyileştirme yapılması için, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine çekilmesi için, EYT mağduriyetinin son bulması için, sendikalaşma, grev ve tüm demokratik hak arama yollarının önündeki engellerin kaldırılması için 12 Aralık Pazar günü Kartal meydanında buluşuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Lastik işçisinden 12 Aralık’taki DİSK’in mitingine çağrı: Omuz omuza olalım!-VİDEO

    Lastik işçisinden 12 Aralık’taki DİSK’in mitingine çağrı: Omuz omuza olalım!-VİDEO

    PİRHA-DİSK, “Artık yeter, geçinemiyoruz” diyerek 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal’da miting düzenleyecek. Bir lastik işçisi, mitinge çağrı yaparak,  “Omuz omuza, dimdik, kararlı bir şekilde emeğin Türkiye’si, emeğin hakkı için bir aradayız” dedi. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) “Artık yeter, geçinemiyoruz” diyerek 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal’da miting düzenleyecek. DİSK, “Geçinmek istiyoruz” mitingleri ile işçilerin taleplerini dile getirecek.

    Mitinge çağrı yapan bir lastik işçisi, “İşsizlikten, pahalılıktan, faturalardan, zamlardan gerçekten bıktık artık. Emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Çünkü biz üretiyoruz. Üretmeye de devam ediyoruz. Bunun içinde asgari ücretin artık açlık sınırının altında olmasından çok yorulduk. Her sene umutla beklediğimiz asgari ücretin değişmesini istiyoruz. İnsani şekilde yaşam şartları istiyoruz. Sendikalaşma, grev hakkı ve bütün demokratik hakların önüne koyulan engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Bunun için 12 Aralık Pazar günü saat 14.00’te Kartal Meydanı’ndayız. Omuz omuza, dimdik, kararlı bir şekilde emeğin Türkiye’si, emeğin hakkı için bir aradayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • SOL Parti’den İstanbul mitingine çağrı: İktidara son verecek ortak mücadeleyi yürütmeliyiz-VİDEO

    SOL Parti’den İstanbul mitingine çağrı: İktidara son verecek ortak mücadeleyi yürütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-SOL Parti’nin 21 Kasım’da İstanbul Kartal’daki ‘Devrimci Demokratik Cumhuriyet’ mitingine çağrıda bulunan Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen, “Türkiye tarihinin gördüğü en güçlü iktidar bu ülkeyi teslim alamadıysa, kendi karanlık rejimini istediği biçimde hayata geçiremediyse bunun bir nedeni var; tüm zorbalıklara rağmen sokaklarını terk etmeyen, direnen insanlardır. Kadınlardır, geleceği çalınan gençlerdir, Tekel işçileridir, Gezi’yi dolduran milyonlardır” dedi.

    SOL Parti, ülke genelinde “Devrimci Demokratik Cumhuriyet” mitinglerine devam ediyor. Son olarak 21 Kasım Pazar günü İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelecek olan SOL Parti, miting öncesi basın mensupları ile buluşma gerçekleştirdi. Taksim’de düzenlenen toplantıya Başkanlar Kurulu Üyeleri İlknur Başer ile Önder İşleyen, MYK üyesi Deniz Demirdöğen ve İstanbul İl başkanı Leyla Koç Üzüm katılırken; ülkenin birçok noktasında gerçekleştirilen mitingler, gündemdeki konular ve solda birlik-ittifak tartışmalarına dair değerlendirmeler yapıldı.

    “DEVRİMCİ BİR MUHALEFETİ YARATACAĞIZ”

    SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi İlknur Başer, derinleşen ekonomik krize değindi. AKP iktidarının sona ereceğini söyleyen Başer, muhalefet güçlerine ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Devrimci Demokratik Cumhuriyet mitinglerine ilişkin konuşan SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen ise “Bu mitingle mücadeleyi memleketin her bir köşesine yaymak üzere yeni bir seferberlik başlatacağız. Siyaseti bir gösteri oyununa dönüştürdüler. Bir fasit dairenin içine toplanıp bir iletişim ve gösteriden ibaret bir siyaset anlayışı yerine biz tam da hayatın, tabiatın ve insanın içinde; onların iradesiyle ve inisiyatifiyle yeni bir siyaset zeminini kurmak için mücadele ediyoruz. AKP iktidarına direnen kadınların, gençlerin, işçilerin, emekçilerin siyasetin öznesi ve ülkenin kurucu gücü olacağı devrimci bir siyaseti, devrimci bir muhalefeti sokak sokak, meydan meydan yaratacağız” ifadelerini kullandı.

    “21. YÜZYILIN TÜRKİYE’SİNDE AÇLIK, KITLIK VAR”

    “Bahçeli’den başka destekçisi kalmayan AKP’nin ülkeyi 20 yılın sonunda getirdiği nokta büyük bir çöküş” diyen İşleyen, Türk Lirası’nın günden güne değer kaybettiğini söyledi. İşleyen, şöyle konuştu:

    “Bugün de giderayak bu çöküşü büyütüyor, adeta ‘benden sonrası tufan’ diyerek hep birlikte son vurgunlarını yapıyorlar. Geceyi akaryakıt kuyruklarıyla tamamlayıp her sabaha cebimizdeki paranın biraz daha değer kaybettiği günlere başlıyoruz. Şeker bulunamıyor, gıda kotaları var. Bakın Erdoğan, kimi zaman gençlere ‘siz bilmezsiniz’ diye seslendiği ne varsa 20 yılda bu ülkedeki insanlara, gençlere yaşattılar. 21. yüzyılın Türkiye’sinde açlık var, kıtlık var, yokluk var.

    Bu iktidar ülkenin tepesinde bir dakika daha durmamalı, her bir saniye yeni bir felaket demektir. Seçimleri bekleyelim ve seçim anında her şeyi değiştireceğiz diye toplumu pasifize ederek, seçim ricacısı olunarak bir şey başarılamaz. Önümüzdeki süreçte seçim de dahil, eğer bir şey isteniyorsa bu kazanılmak zorunda. ‘Bu iktidar nasıl olsa değişecek’ diyen, bekleyen bir yaklaşımla bu ülkeyi kurtaramayız. Bu iktidarı seçime mecbur etmenin yolu da artık örgütlü mücadeleden geçiyor. Önümüzdeki dönemin temel siyaseti bu tek adam rejimine son vermektir. Tüm muhalefetin dayanışma içinde, diyalog içinde hareket etmesine ihtiyaç var. Bu bir memleket meselesidir. Bir partinin, hareketin, birilerinin çıkarının ötesinde memleketin çıkarıdır.

    Tüm muhalefeti, emek örgütlerini, demokrasi güçlerini örgütlü toplumsal seferberliğe, mücadeleye çağırıyoruz. Türkiye tarihinin gördüğü en güçlü iktidar bu ülkeyi teslim alamadıysa, kendi karanlık rejimini istediği biçimde hayata geçiremediyse bunun bir nedeni var; tüm zorbalıklara rağmen sokaklarını terk etmeyen, direnen insanlardır. Kadınlardır, geleceği çalınan gençlerdir, Tekel işçileridir, Gezi’yi dolduran milyonlardır.”

    “İKTİDARA SON VERECEK MÜCADELEYİ OMUZ OMUZA YÜRÜTMELİYİZ”

    İşleyen son olarak gündemdeki ‘sol ittifak’ tartışmalarına da değinerek, şunları söyledi:

    “Önümüzdeki süreçte bizim nasıl bir siyaset izleyeceğimiz yönünde sorular da soruluyor. Bu pek de bilinmeyen bir şey olmamalı. Hareketimiz, sadece bugün değil 2010 referandumundaki hayır mücadelesinde, sonrasında ve bugüne kadar bu gerici rejimin inşasına karşı tüm gücüyle mücadele etti. Muhalefet içinde AKP rejimine destek olan kesimleri de uyararak böyle bir birleşik mücadelenin örgütlenmesi noktasındaki sorumluluklarını yerine getirdi. Bugün de öyle yapmaya devam ediyoruz. O yüzden de önümüzdeki dönemde ülkemizi tek adam rejiminden kurtarmak için tüm muhalefetle bir dayanışma içinde olmakla birlikte öte yandan da sosyalist solun güçlenmesi yönündeki çabalarımızı yoğunlaştıracağız.

    Ülkemizin geleceğinin gerici bir restorasyon projesine teslim edilmesine ve solun da bu eksende dizayn edilmesine karşı sosyalist solun güçlenmesinin ülkemizin geleceği bakımından çok hayati olduğunu bilerek mücadelemizi sürdüreceğiz. Biz tüm muhalefeti ayrım noktalarımıza da saygılı şekilde dayanışmayla birlikte sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

    Memleketin geleceğinin yerine kendi küçük çıkarlarını koyan pazarlıkçı anlayışların içinde bizim yerimiz yok. Bugün şartları oluşmamış bir seçim ve ittifak tartışmasını doğru bulmayız, bugün öncelikle sol siyaset zeminin güçlendirilmesini öncelikli görüyoruz. EMEP, TKP ve TKH ile süren görüşmelerimizi de böyle anlamak gerekir.

    Önümüzdeki dönem bizim için ikili bir görev vardır. Birincisi tüm muhalefet içinde diyalog içinde bu iktidara son verecek bir mücadeleyi omuz omuza yürütmek. Bir diğer taraftan da sosyalist solun bağımsız bir güç olarak halkın içinde güçlenmesini gerçekleştirmek ve Türkiye’nin önüne gerçek bir sol seçeneği koymak.”

    PİRHA / İSTANBUL