Etiket: kartal

  • İstanbul’da bir araya gelen işçilerden ‘Sermaye sınıfına karşı mücadele’ çağrısı!-VİDEO

    İstanbul’da bir araya gelen işçilerden ‘Sermaye sınıfına karşı mücadele’ çağrısı!-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da İşçi Emekçi Mitingi’nde bir araya gelen yurttaşlar, yaşadıkları sorunların ortadan kaldırılması için taleplerini açıkladı. “Sermaye sınıfına karşı mücadeleye” çağrısı yapan işçi örgütleri, taleplerini de sıraladı.

    Hakları için direnen Sinbo, Carrefour, SML Etiket, Bayrampaşa ve Bakırköy belediyeleri, Tur Assist ile Alba Plastik işçilerinin çağrısıyla bir araya gelen 41 siyasi parti, sivil toplum örgütü ve işçi sendikası, Kartal Meydanı’nda “İşçi Emekçi Mitingi” düzenledi.

    Yağışlı havaya rağmen bir araya gelen işçiler, “Emeğimiz ve özgürlüğümüz için birlik olalım mücadele edelim”, “Sermaye düzenini tarihin çöplüğüne süpüreceğiz”, “Biz bu oyunu bozarız” pankartları taşıdı.

    Miting Düzenleme Kurulu’ndan Tamer Doğan ve Nazlı Şen, hazırlanan ortak metni okudu. Pandemi ve krizin faturasının işçi ve emekçilere kesildiğini ifade eden Şen, “Sermaye sahipleri bu dönemde karlarına kar kattılar” dedi. Pandemi döneminde günde ortalama 500 işçinin Kod 29’la işten atıldığını aktaran Şen, “Kod 29’a karşı verilen mücadeleler sonucunda Kod 29’u kaldırmak zorunda kaldılar. Ancak farklı kodlar vererek Madde 25/2’yle işten atmalar devam ediyor” dedi.

    “HERKESE İŞ VE GELİR GÜVENCESİ SAĞLANSIN”

    Nazlı Şen, iş cinayetlerinin arttığını ve gençlerin gelecek kaygısı yaşadığına da vurgu yaptı. “İnsanca yaşamaya yetecek ücretin çok altında olan asgari ücret genel ücret haline getiriliyor” diyen Şen, şu açıklamayı yaptı:

    “Ücretsiz izin gibi uygulamalarla güvencesiz çalışma, genel çalışma biçimi haline getiriliyor. Türkiyeli işçilere kölece çalışma koşullarını kabul ettirmek için patronların elinde silaha dönüşen mülteci işçiler en ağır sömürü koşullarına maruz kalıyor. Bu sömürü düzenini yaratan sermaye sınıfına karşı mücadeleye.

    Madde 25/2 (Kod 29) kaldırılsın. Herkese iş ve gelir güvencesi sağlansın. Taşeron çalışmak yasaklansın. İş yerlerinde taciz, baskı, mobbing son bulsun. KHK’lar iptal edilsin. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın.”

    “BU DÜZENİN ADALETSİZLİĞİNDEN BIKTIK!”

    Yapılan ortak basın açıklamasının ardından kağıt toplayıcıları da söz aldı. “Kirin, pasın, pis kokuların, çöplerin arasından ekmeğini onuruyla kazananlar olarak, aranızdayız” diyen kağıt toplayıcıları, şu açıklamayı yaptı:

    “Artık yapacak başka bir işi olmayanların yaptığı işi meslek edinenler olarak buradayız. Sağlığımızı, yaşamımızı tehlikeye atarak, yeni bir gelecek hayalini aradığımız çöplere göz koydu sermayedarlar ve onun koruyucusu devletimiz.

    İstanbul Valiliği Ağustos ayında Bahçelievler’den başlayarak, Bakırköy, Ümraniye ve Ataşehir’de yüzlerce polis, özel harekat ve zabıtalarla geri dönüşüm depolarımıza baskın düzenledi. Bütün malzemelerimiz, çekçeklerimiz ve mallarımız yağmalanarak götürüldü. Topladığımız malları çok ucuza kendilerine yakın şirketlere peşkeş çektiğinizi de biliyoruz.

    Yandaş şirketlerin yüzlerce milyonluk vergi borcunu silenler, günde 100 lirayı zor kazandığımız çekçeklerimize göz dikti. Biz de bu ülkede yaşıyor, üretiyor, dönüştürüyoruz. Ülkenin zenginliklerinden payımıza düşeni istiyoruz.

    Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bu düzenin adaletsizliğinden bıktık! Her gün çekçeklerimiz alınarak, çalışma hakkı tanınmayarak açlığa, sefalete ve yoksulluğa sürükleniyoruz.

    Yüz binlerce insanın ekmek yediği atık toplayıcısı geri dönüşüm emekçilerinin talepleri var:

    Başta İstanbul Valiliği, geri dönüşüm emekçilerini çalışamaz hale getiren kararını geri çekmeli,

    Tutuklanan arkadaşlarımız serbest bırakılmalı

    Çalışma yaşamımız güvenceli hale getirilmeli,

    Kent ve doğa yaşamını koruyan ekolojik bir geri dönüşüm çalışma koşullarının yaratılmasını istiyoruz.”

    “ERKEKLERLE AYNI İŞİ YAPSAK DA EK GELİR OLARAK GÖRÜLÜYORUZ”

    SML Etiket işçileri de mitingde söz alarak şu açıklamayı yaptı:

    “Bizler SML Etiket önünde 136 gün keyfi işten atmalara, sendika düşmanlığına, kadın işçilere yönelik baskı, taciz, mobbinge karşı direndik, mücadele ettik.

    Biz kadınların emeği, alınteri sömürülüyor. Özellikle pandemi sürecinde bizlerin karşı karşıya kaldığı, kölece çalışma koşulları artış gösterdi. Üzerimizdeki ev işleri, çocuk-yaşlı-hasta bakımı gibi sorumluluklar arttı.

    Sermaye iktidarı kadınların çalışmasını lütuf olarak göstermeye çalışıyor. Kadın istihdamını arttırmakla övünebiliyorlar. Bizler erkeklerle aynı işi yapsak da hala ek gelir olarak görülüyoruz. Patronlar, iktidarın kadın düşmanı politikalarından aldıkları güçle bizleri sindirmeye, daha düşük ücretlere mahkum etmeye çalışıyorlar.

    Biz kadınlar işyerlerinde, fabrikalarda, sokakta mücadelenin her alanında olmayız. Nasıl ki İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline karşı sokaklara çıktıysak çifte sömürüye, işyerlerinde karşı karşıya kaldığımız taciz, baskı, mobbinge karşı da sokaklara çıkmalı, mücadele etmeliyiz. İşyerlerimizde komitelerimizi kurmalı, kadın işçilere yönelik saldırılara karşı taleplerimiz için birlik olmalıyız.

    Önümüzde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü var. 25 Kasım’da kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddete, işyerlerinde karşı karşıya kaldığımız taciz, baskı, mobbinge karşı en güçlü şekilde sokaklarda olacağız.

    Bizler kadın işçiler olarak mücadelenin en ön saflarında yer almayız. Şimdiye kadar kazandığımız bütün hakları mücadele ederek kazandık. Bundan sonra da hem kazanılmış haklarımızı korumak hem de yeni haklar kazanmak için örgütlenmek, mücadele etmek biz işçi kadınların tek seçeneği.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi üyelerinin Abdal Musa sevgisi-VİDEO

    Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi üyelerinin Abdal Musa sevgisi-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret gerçekleştiren Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi yönetici ve üyeleri, ziyarete ilişkin duygularını PİRHA’yla paylaştı.

    İstanbul Kartal’daki Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi yönetici ve üyeleri Abdal Musa’ya gerçekleştirilen ziyaretin ardından PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Aslen Tokatlı olduğunu belirten Altın Ercan; “35 senedir burada yaşıyorum. Bir kızım, bir de oğlum var. İkisi de evlendi gitti. Tek başıma kaldım. Çocuklarım benden kopmasın her zaman yanımda olsunlar. Allah milletimizi kötü insanlardan korusun. Bizim de inancımıza göre Allah bizim iyi niyetimize göre versin, kötüleri başımızdan alsın silsin süpürsün, derdimize derman, şifa olsun” ifadelerini kullandı.

    Cemevi yönetim kurulu üyesi Elif Hocaoğlu, Abdal Musa’ya ilk defa geldiğini söylerken, ziyaretin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

    Reyhan Baran ise kurban kestiğini ifade ederken, “Bu sene tekrar kurban getirdim, çocuklarımın kurbanı vardı. Abdal Musa’dan şifa buldum. Şefaat buldum tekrar geldim. Hüzünlüyüm, mutluyum” dedi.

    Elif Ergül de “Abdal Musa’ya oğluma dilekler dilemeye geldim. Sağlıklar dilemek için geldim. Oğlum felç oldu yatıyor. Çocuklarım Allah hayırlı hayırlı işler vere, aşlar vere, uzun ömürler vere. İyilik şifa vere” diye konuştu.

    Abdal Musa’ya ilk kez geldiğini belirten Gülseren Karamanoğlu ise “Böyle bir etkinlikte bulunduğum için çok mutluyum. Allah herkese buralara gelmeyi nasip etsin. Yani sonuçta kültürümüzü insanlara tanıtmak aktarmak güzel bir şey” şeklinde konuştu.

    Seyfettin Bulut, “Yılda en az 10- 15 sefer ziyarete geliriz. Abdal Musa’ya geldiğimizde içimiz daha bir hoş olur. Finike’de Kahir Baba türbemiz var. Biz Kara Yağmur Ocağı’ndanız. Abdal Musa törenlerine her zaman katılırız. 2 yıldır tören olmadı. İnşallah ileri ki günlerde virüs olayından memleketimiz ve tüm insanlar kurtulur. Burada yine aynı törenlerimizi, etkinliklerimizi bütün canlarımızla birlik, beraberlik içinde yaparız” ifadelerini kullandı.

    Hanım Saltık da “Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi ile beraber dergahımıza geldik. İlk sefer geliyorum, çok mutluyum, çok huzurluyum. Allah cümlemizin dileğini muradını versin” dedi.

    İlhamı Yüce, “Abdal Musa, saadet bulduğumuz bir yer. Çok değerli bir zat yatıyor burada. Piri Sina diye anılıyor. Değişik isimlerle de anılıyor. 1400 yıldır belki daha fazla zamandır burada bulunuyor. O yüzden çok mutluyuz, Allah herkese nasip etsin diyoruz. Herkesin buraya gelmesini ve görmesini diliyoruz  Maneviyatı güzel. Yolumuz, birliğimizi daim olsun. Hakk, Muhammed, Ali herkesin yardımcısı olsun diyorum” diye konuştu.

    Ali Çetinkaya da şunları söyledi:

    “Bugün Pirimiz Abdal Musa’yı ziyarete geldik. Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi’nin bu sene birçok hizmetine dahil olduk. Önce Hacı Bektaş gezisi düzenledi. Sonrasında ise Pir Abdal Musa ziyaretini birlikte yaptık. Burada olmaktan bu insanlarla birlikte olmaktan son derece mutluyuz.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Mağaza market işçilerinden, İşçi Emekçi Mitingi’ne çağrı-VİDEO

    Mağaza market işçilerinden, İşçi Emekçi Mitingi’ne çağrı-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dört bir yanından işçiler, 24 Ekim’de İstanbul’da İşçi Emekçi Mitingi’nde buluşacak. PİRHA’ya konuşan Mağaza Market Sendikası’nın Örgütlenme Koordinasyon üyesi Doğancan Aras, “Bu mitingte işçiler, bütün emek verenlere ve topluma hem de yönetenlere seslerini yükseltecekler” dedi. Aras, tüm işçileri mitinge çağırarak, “Bir arkadaşınızı da kolunuza takarak mitinge gelin” dedi. 

    Türkiye’nin dört bir yanından İstanbul’a gelecek işçiler, Kartal Meydanı’nda 24 Ekim Pazar günü saat 15.00’te İşçi Emekçi Mitingi yapacak.

    Birçok sendika ve direnişçi işçinin katılacağı miting için yoğun hazırlıklar sürüyor. Katılımcı sendikalardan Mağaza Market Sendikası’nın Örgütlenme Koordinasyon üyesi Doğancan Aras, PİRHA‘ya konuştu.

    38 kurum ile birlikte gerçekleştirecekleri mitingin detaylarını paylaşan Aras, “İşçiler, emekçiler üretiyorlar. Ancak bu üretimin karşılığı bir kriz faturası ve geleceksizlik oluyor. Ülkede öğrenciler üniversite kazanıyor ama okumak için barınacak ev dahi bulamıyorlar” dedi.

    Aras, mevcut iktidarın yurt yaptığını söylediğini hatırlatarak, aynı zamanda kadınların da bu sistem içerisinde çalışma koşullarının ağırlaştığını belirtti.

    Aras, “Onların sesini duyurabileceği bir kürsü oluşturacağız. Bu mitingte işçiler, bütün emek verenlere ve topluma hem de yönetenlere seslerini yükseltecekler. Her sektörden örgütlenmeye çalışan, sendikal mücadele veren kurumların, marketlerde, tekstillerde, ofislerde ve her yerdeki işçilerin katılabileceği bir miting olacak” ifadelerini kullandı.

    Aras, güvencesiz koşullarda çalıştığını düşünen tüm işçileri mitinge çağırarak, “Bir arkadaşınızı da kolunuza takarak mitinge gelin” dedi.

    Mağaza Market Sendikası Nedir? Kimler Katılabilir?

    Zincir marketlerde çalışma koşulları asgari ölçülerin altında. Uzun iş saatleri ve molasız çalışma dahil pek çok işçi hakkı yok sayılıyor. Sendika da bu amaçla kurulmuş.

    Aras şöyle aktardı:

    “Bizler market sektöründe yaşanan hak gasplarına ses getirdik. Bu sektörde çalışanlar da sendikamıza yoğun ilgi gösterdi. Bu mitingte de market işçilerinin bulunmasını çok önemsiyoruz. Sendika olarak her türlü sıkıntının üstesinden gelmeye çalıştık. Ancak hak gaspları bütün toplumun önünde yaşanıyor.”

    İlgili makamların da çalışma koşullarından haberdar olduğunu belirten Aras, konuya kulak verilmesini beklediklerini, gaspların yanı sıra market sektöründe yoğun bir rekabetin de olduğunu dile getirdi.

    “İŞÇİLERE FAZLA SORUMLULUK VE MESAİ KALIYOR”

    Her market patronunun ülke çapında genişlemeye çalışırken, daha fazla işçi almadığını böylece işçilere daha fazla sorumluluk ve mesai kaldığını vurguladı.

    Mağaza Market Sendikası’nın Örgütlenme Koordinasyon üyesi Doğancan Aras, “Yapılan kasa açıkları dahil personellere kalıyor. Bunları dile getirmenin en büyük yolu ve yöntemi Market-Sen ile birlikte Kartal’da işçi- emekçi mitingine katılmasıyla olacak.” dedi.

    İşçilerin talepleri şöyle:

    • Madde 25/2 (Kod 29) Kaldırılsın!
    • Herkese İş ve Gelir Güvencesi Sağlansın!
    • Taşeron Çalışmak Yasaklansın!
    • İş Yerlerinde Taciz, Baskı, Mobbing Son Bulsun!
    • KHK’lar İptal Edilsin!
    • Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılsın!

    Helin YILMAZ / ISTANBUL

     

     

     

     

     

     

  • Şahkulu Sultan Dergahı’nın yaptırdığı öğrenci yurdu faaliyete geçmek için destek bekliyor

    Şahkulu Sultan Dergahı’nın yaptırdığı öğrenci yurdu faaliyete geçmek için destek bekliyor

    PİRHA-İstanbul’daki Şahkulu Sultan Dergahı tarafından yapılan kadın öğrenci yurdu faaliyete girmek için destek bekliyor. Gerekli duyarlılığı göremediklerini belirten Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri Kanber Yıldırım, barınma sorunu yaşayan öğrencilerin eylemlerine de değinerek, “Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” dedi.

    Öğrenciler, yurt ve ev kiralarındaki pahalılık nedeniyle Türkiye’nin birçok yerinde ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eylemlerine devam ediyor.

    İstanbul Kadıköy’e bağlı Merdivenköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’nın temelini 2012 yılında attığı ve yaklaşık 400 öğrenci kapasiteli Mustafa Necati Kadın Öğrenci Yurdu ise faaliyete geçmek için destek bekliyor. Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri ve Müdürü Kanber Yıldırım yurtta süren çalışmalar ile öğrencilerin başlattığı eylemlere ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “KARTAL BELEDİYESİ’NİN DIŞINDA BEKLEDİĞİMİZ DUYARLILIĞI GÖREMEDİK”

    Yurdun henüz faaliyete girmediğini kaydeden Yıldırım, “Ciddi aşama kat ettik fakat tam anlamıyla bitiremedik. Öğrenci odaları bitti. Ama ortak kullanım alanları, giriş ve bodrum kat halihazırda yapılıyor. Tabi gücümüz ve alabildiğimiz destek oranında yapabiliyoruz. İsterdik ki bu öğretim yılına yetişsin ama onu başaramadık. Başarısızlık yalnızca bizden kaynaklanmıyor. Beklediğimiz yerlerden gerekli duyarlılık olmayınca başarı da gelmiyor” diye konuştu.

    Yıldırım, yurdu 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci dönemine yetiştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Bunun için yoğun çaba sarf ediyoruz. Belediyeler ile görüşüyoruz. Sosyal medyadan kampanya başlattık. Odalara isim verme kampanyası başlattık. Başarılı olursak; ikinci döneme yetiştiririz diye düşünüyoruz. Beklentimizin olduğu belediyeler CHP’li belediyeler. 14 tane belediyesi var İstanbul’da. Kartal Belediyesi’nin dışında hiçbir katkı yok” dedi.

    “ÖĞRENCİLER TARİKAT YURTLARINA YÖNLENDİRİLİYOR”

    Öğrencilerin ülke genelinde sürdürdükleri eylemlere dair de konuşan Yıldırım, şunları dile getirdi:

    “Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Ekonomik kriz ve pandemiden kaynaklı sorunlar herkesi gırtlağa kadar borca soktu. Gelirler düştü. Asgari ücretle geçinen bir yurttaşın veya bir köylü çocuğunun bu koşullarda okuyabilmesi mümkün değil.

    Bir öğrencinin masrafı asgari ücreti geçti. Devlet yurtları belli koşullarda öğrenci alıyor. Devlet yurtlarını karşılayacak durumda bile değil öğrenciler. Özellikle tarikat yurtlarına yönlendirilmeye çalışılıyor. Onlarda kapılarını açmış ‘av’ bekliyorlar. Dolayısıyla bu koşullarda insanların yapmış olduğumuz yurda destek olmaları gerekiyor. En azından 400 öğrenciye ev sahipliği yapabilecek bir yurt yapılıyor.”

    “CEMEVLERİMİZİN KAPISI AÇIK FAKAT KALICI ÇÖZÜM GEREKLİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği‘nin (PSAKD) öğrencilerin yaşadığı barınma sorununa ilişkin yaptığı, “Tüm cemevlerimizin kapılarını ön koşulsuz, şartsız ve ücretsiz tüm öğrencilerimize açıyoruz” şeklindeki açıklamayı da değerlendiren Yıldırım, “Bunlar çözüm değil. Bizde aş ve barınma konusunda destek oluruz ama bunlar geçici çözümlerdir. Kalıcı değil. Öğrencilerin çağdaş, yaşanabilir koşullarda eğitim almaları gerekiyor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” şeklinde konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • ‘Alevilerin yoğun olduğu mahallede 4 cami var ama bir cemevi yok’-VİDEO

    ‘Alevilerin yoğun olduğu mahallede 4 cami var ama bir cemevi yok’-VİDEO

    PİRHA-Kartal’ın Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, 2011 yılından beri kültür merkezinin bodrum katında hizmet yürüttüklerini söylerken, “Mahallede dört tane cami var. Sağlıklı hizmet verecek bir cemevi yok. Cenaze erkânını burada yapamıyoruz” dedi.

     

     

    İstanbul Kartal’daki Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi 2011 yılından beri kültür merkezinin bodrum katında hizmet yürütüyor. Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, yaşadıkları sorunları PİRHA‘ya anlattı.

    “MAHALLEDE DÖRT TANE CAMİ VAR, AMA SAĞLIKLI HİZMET VERECEK BİR CEMEVİ YOK”

    Cemevlerinin 2009 yılında kurulduğunu kaydeden Saltuk, “2011 yılından beri Uğur Mumcu Kültür Merkezi bodrum katında hizmetini sürdürüyor. Pandemi koşullarında, cemevimizin pencereleri olmadığı için hizmetlerine ara vermiş durumda. Mahallemizde dört tane cami var. İnsanlar ibadetlerini oralara gidip yapabiliyor. Ama sağlıklı şekilde hizmet verecek bir tane cemevimiz bugüne kadar olmamış” diye konuştu.

    “CEMEVİMİZDE CENAZE ERKÂNINI YAPAMIYORUZ”

    Saltuk, cemevinde cenaze erkânını yapamadıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

    “60 bine yakın bir nüfus var ve nüfusun çoğunluğu da Alevi yurttaşlardan oluşuyor. Yıllardır mitingler, yürüyüşler, eylemler yapıldı. Aleviler haklarını istiyor. Eşit yurttaşlık hakkından bahsediyoruz. Ama en büyük göstergesi yerin altında olmamız. Aleviler o haklara tam olarak hala sahip değil. Ama hep birlikte bütün haklarımızı alacağız. Bir olursak bunların hepsine kavuşmuş oluruz.”

    “HAKTAN, ADALETTEN, BİLİMSEL EĞİTİMDEN YANAYIZ”

    Zorunlu din derslerine de değinen Saltuk, “Bir mezhebin veya tarikatların düşünceleri dayatılmaya çalışılıyor bu dönemde. En hafif deyimiyle insanlık suçu. Biz o karanlık düşüncenin içinde hiçbir zaman olmayacağız. Biz her zaman haktan, adaletten, bilimsel eğitimden yanayız ve öyle olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    İki dönüme yakın bir alanın cemevlerine tahsis edildiğini belirten Saltuk, “Kartal Belediye Başkanımız da bizim kadar yapılmasını istiyor. Seneye yeni cemevimizde olacağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kartal Belediyesi’nin desteğiyle yeni yerimizde de sizleri ağırlarız” şeklinde konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • İstanbul Kartal’da bir anne ve kızı katledildi

    İstanbul Kartal’da bir anne ve kızı katledildi

    Kartal’da Ahmet Özcan, annesi Azime ve kardeşi Yasemin Özcan’ı katletti. 
    İstanbul’un Kartal ilçesine bağlı Atalar Mahallesi’nde ikamet eden Azime Özcan ve kızı Yasemin Özcan, yaşadıkları evde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Evden kötü kokuların gelmesi üzerine apartman sakinlerinin polisi aramasıyla olay ortaya çıktı. Çilingirci çağıran polis, girdikleri evde iki kadının cansız bedeniyle karşılaştı. Yapılan ilk incelemede kesici aletle katledildikleri anlaşılan iki kadının cenazesi daha sonra Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.
    Olay yeri inceleme ekiplerinin dairede yaptığı çalışmalar sürerken, Azime Özcan’ın güvenlik görevlisi olarak çalışan oğlu Ahmet Özcan gözaltına alınarak, Kartal Asayiş Büro Amirliğine götürüldü. Cinayeti itiraf eden Özcan’ın, anne ve kız kardeşini 23 Ağustos’ta öldürdüğü ve iki gün sonra tekrar olay yerine gelerek, suç aleti bıçağı kız kardeşinin eline tutuşturarak, cinayeti onun üzerine atmaya çalıştığı ortaya çıktı. Ayrıca katil zanlısının oturdukları daireyi annesine sattırmak istediği öğrenildi.


    (HABER MERKEZİ) 

  • Alevi kadınlar İstanbul’dan seslendi: Herkesi istismar yasasına karşı çıkmaya çağırıyoruz-VİDEO

    Alevi kadınlar İstanbul’dan seslendi: Herkesi istismar yasasına karşı çıkmaya çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadınlar Kartal’da istismar yasasının kabul edilmemesi için bir araya gelerek, “İstismar ile kurulan aile anlayışınızı kabul etmiyoruz” dedi. Yapılan açıklamada, “Bir kerelik af” diye sunulan bu düzenlemelerin sonucu imam nikâhıyla evlilik yaşını 13’e indirmek, 13 yaşında kız çocuklarıyla 28 yaşında yetişkin erkeklerin evlendirilmesini yasallaştırmak, bu ülkede kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmak, yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olacaktır” denildi. 

    Alevi kadınlar, çocukların zorla evlendirilmesine, tecavüzcüyle evlendirilmesine, istismarına karşı Kartal’da biraya geldi.

    Songül Tunçdemir’in okuduğu ‘İstismar ile kurulan aile anlayışınızı kabul etmiyoruz’ başlıklı açıklamada, çocukların yetişkinlerden farklı olduğu, çocukluk döneminin sadece doğum ve gençlik arasında olan sıradan bir dönem olmadığı belirtildi.

    “Bizler için eşikteki de beşikteki de birdir” diyen Tunçdemir,  “Ne yazık ki eşit olma gerçekliği, insan hak ve özgürlükleri ile demokrasinin olmadığı ülkelerde toplumsal cinsiyetçilik ve özellikle de dini referanslar ile bertaraf edilmekte; kadınlar, cins kırımına uğratılmakta,  çocuklar da cinsiyetçi eril kodlardan kaynaklı cinsel obje olarak görüldükleri için her türlü istismara maruz kalmaktadır” dedi.

    Türkiye’de cinsel suçların üstünün örtülerek, faillerinin erkek egemen mahkemeler tarafından aklanarak meşrulaştırıldığı belirtilen açıklamada, “Buna gücünün yetmediği yerde ise yeni yasa tasarıları ile cinsel istismar yasal hale getirilmeye çalışılıyor. Tüm bunları toplumun gözünde normalleştirmek için de medya aracılığıyla toplumun algısını değiştirme seferberliği başlatılıyor. Yandaş medyada, bilim insanı olarak nitelendirdikleri erkekler ile ‘12-17 yaş arası çocukların süper kadınlık için en ideal yaş’ olduğu konusunda toplum ikna edilmeye çalışılıyor” denildi.

    “HER 4 ÇOCUKTAN 1’İ AİLE İÇİNDE İSTİSMAR EDİLİYOR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Ülkemizde sırf 2002-2019 yılları arasında 704 bin 831 çocuk zorla evlendirilerek istismar edilmiştir. Her 4 çocuktan 1 i aile içinde istismar edilmektedir. Çocuklara yönelik her geçen gün daha da artan cinsel istismar vakaları, her seferinde istismarcıları aklama politikaları sonucunda korkunç rakamlara ulaşmıştır.
    Şimdi ise 2016’dan bu yana sürekli gündeme getirilen, çocuk istismarcılarına evlilik yoluyla affın, bayram sonrası meclis açıldığında ilk gündeme gelecek konulardan olduğu konuşuluyor.
    İnfaz yasasının geçirildiği gece yarısı ortaya çıkan taslak, 14 yaşını tamamlamamış kız çocuklarına karşı cinsel istismar suçu işlemiş, onlardan 15 yaş büyük erkeklerin ve suçu azmettiren ailelerin cezalarının sonradan evlenildiği durumda ertelenmesini – yani affedilmesini öngörüyordu.

    “Bir kerelik af” diye sunulan bu düzenlemelerin sonucu imam nikâhıyla evlilik yaşını 13’e indirmek, 13 yaşında kız çocuklarıyla 28 yaşında yetişkin erkeklerin evlendirilmesini yasallaştırmak, bu ülkede kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmak, yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olacaktır. Aynı zamanda çocukların yaşamları boyunca büyük bir mağduriyet ve travmaya maruz kalmalarına; sağlık problemlerine, katledilmelerine, intihara sürüklenmelerine neden olacaktır. Bu durum, çocuk istismarının önünü tamamen açmanın yanında istismarcıların cezasız kalması anlamına gelmektedir.

    “TÜRKİYE İMZA ATTIĞI ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE SADIK KALMALI”

    Türkiye, Uluslararası birçok sözleşmeye imza atmıştır.
    Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Ekim’i ‘’Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak ilan eden sözleşmesine imza atmıştır. 2012 yılından bu yana kutlanan Uluslararası Dünya Kız Çocukları Günü her yıl, kız çocukları için erken ve zorla evlilikleri önleme ve bununla mücadele etme, cinsiyet temelli eşitsizliklerin önüne geçmek, sosyal hayatta karşılaştıkları haksızlıklar hakkında farkındalık yaratmak için mücadele etmektedir.

    Taraf olunan İstanbul Sözleşmesi’nde ise açıkça belirtilmiştir ki; çocukların evlilik yoluyla cinsel istismarı kültürel kodlarla topluma onanmışsa dahi, devletin yükümlülüğü, bu evliliklerin önünü açacak örf ve adetlerin yasalarda suç olarak düzenlenmesidir.
    Türkiye, daha önce altına imza atılmış olduğu uluslararası sözleşmelere sadık kalmalıdır..!

    “DEVLETİN GÖREVİ ÇOCUKLARI YASALARLA MAĞDUR ETMEK DEĞİL”

    Devletin görevi çocukları yasalar ile mağdur etmek değil, aksine daha önce imza atmış olduğu uluslararası sözleşmelere de uyarak çocukları güvene alacak şekilde yasal düzenlemeler yapmaktır.
    Biz kadınlar,  kadınlara yönelik şiddet, taciz ve katliamlara itiraz ettiğimiz gibi her türlü çocuk istismarlarına da, çocuk istismarını aklayan yasa taslağına da itiraz ediyoruz.
    Çocuklarımızın da geleceğimizin de karanlığa gömülmesine asla izin vermeyeceğiz. Çünkü bizim, çocuklarımıza ‘’Güneşli Güzel Günleri Getirme’’ sözümüz var, bu sözümüzü asla unutmayacağız.
    Alevi kadınlar olarak İstismar, şiddet ve tecavüze karşı gücümüzü tüm kadın örgütleri ile birleştireceğimizi beyan ediyor, çocuklarımızın hayallerinin gerçek olacağı bir dünyanın mümkün olduğu ve bunun da mücadele ile gerçekleşeceği bilinciyle toplumun bütün kesimlerini istismar yasasına karşı çıkmaya davet ediyoruz.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Madımak, milyonlarca Alevinin kırmızı çizgisidir’

    ‘Madımak, milyonlarca Alevinin kırmızı çizgisidir’

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal şubesi ve Cemevi, Madımak Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından af edilmesine tepki gösterilerek “Bu karar ile birlikte 27 yıldır sönmeyen ateş daha da büyütülmüştür, Bu kararı tanımıyoruz. Bu kararı şiddetle kınıyoruz. Katilleri affedenleri unutmayacağız” denildi.

    Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Madımak Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın cezasının af edilmesine tepkiler gelemeye devam ediyor. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal şubesi ve Cemevi adına yapılan açıklamada “Yıllardır süre gelen adaletsizlik devam ediyor, katiller devlet eliyle korunuyor” denilerek şunlar belirtildi;

    Bu karar başta Aleviler olmak üzere tüm çağdaş, demokrasi ve laiklik yanlısı milyonlarca insanın vicdanına indirilmiş bir darbedir. Serbest bırakılan, affedilen bu zat, semah dönen çocukların, sanatçı, yazar ve aydınların yakılarak katlinden bizzat sorumludur. Madımak Katliamında, katledilen 33 canımızın davasında “zaman aşımı” için ‘Hayırlı olsun” diyenler bir kez daha bizi şaşırtmadı.”

    “Madımak, Cumhuriyet tarihinde yapılan en ağır ve en alçakça katliamlardan biridir”

    Açıklamanın devamında “Aileler ve örgütümüzün 27 yıldır sürdürdüğü adalet arayışı devam edecektir” denilerek şunlar vurgulandı;

    “Milyonlarca insanın vicdanında asla affedilmeyen bu katliam kadar bu katliamın üstünü örtmeye ve katilleri aklamaya çalışanlar da tarihin karanlık sayfalarında yerlerini çoktan alacaklardır. Madımak katillerini affetmek hiç bir vicdana sığmaz. Madımak milyonlarca Alevinin kırmızı çizgisidir. Bir devletin yapması gereken adaleti sağlamaktır. Madımak, Cumhuriyet tarihinde yapılan en ağır ve en alçakça katliamlardan biridir. Bu karar ile birlikte 27 yıldır sönmeyen ateş daha da büyütülmüştür, Bu kararı tanımıyoruz. Bu kararı şiddetle kınıyoruz. Katilleri affedenleri unutmayacağız. Madımak Katliamı bir insanlık suçudur, Bu insanlık suçu insanlık vicdanında kapanmaz ve unutulmaz bir yara açmıştır. O yüzden bu katilin bir oldu-bitti ile affedilmesini kesinlikle kabul etmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Turgut Öker’in duruşması 26 Şubat’a ertelendi: Bu dava tüm Alevilerin-VİDEO

    Turgut Öker’in duruşması 26 Şubat’a ertelendi: Bu dava tüm Alevilerin-VİDEO

    PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker’in duruşması bugün görüldü. Duruşma, 26 Şubat tarihine ertelendi. Duruşmaya Avrupa’dan ve Türkiye’den Alevi kurumlarının temsilcileri, Alevi dedeleri, milletvekilleri, sanatçılar ve yurttaşlar katılarak Öker’e destek verdiler. 

    Haberin videosu

    Maraş Katliamı’nın 37 yılında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddiası ile yargılanan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker‘ in davası bugün de  savcılığın Almanya Neuss’ta yaşayan Mehmet Sağır‘ ın mektubunu ihbar kabul etmesi nedeniyle saat 09:35 de Istanbul Kartal 25. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

    Son iki ayda 4 kez gözaltına alınan Turgut Öker, iki ayrı soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanına hakaret ve terör propagandası iddiasıyla önceki gün sabah erken saatlerde Kartal Karakolu’nda ve Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde ifade vermiş, Öker hakkındaki tutuklama kararı kaldırılmıştı.

    Hakkında yurtdışı yasağı olan Öker’in duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Öker’in avukatlarının ve kendisinin hazır bulunduğu duruşmaya, Avrupa Alevi kurumlarından temsilciler, Avrupa Parlementosu’ndan gözlemciler, Türkiye’den Alevi kurum temsilcileri, sanatçılar, HDP ve CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Orhan Sarıbal, sanatçılar Pınar Aydınlar, Muharrem Temiz, Eşber Yağmurdereli, Arat Dink ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Duruşma, 26 Şubat 2020 tarihine ertelendi.

    Duruşma çıkışı Turgut Öker başta olmak üzere duruşmaya katılanlar tarafından açıklamalar yapıldı.

    Turgut Öker, duruşmaya gelerek kendisine destek veren herkese teşekkür etti. “Bir toplumsal mücadeleye sözcülük ettim” diyen Öker, maruz kaldıkları katliamlar, zulümler karşısında Alevi toplumunun sesi olmaya çalıştığını ifade etti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eş Başkanı Nevin Kamilağaoğlu: Bu dava Türkiye’nin çok bir ayıbı. Avrupa’da olsaydı kesinlikle gündeme gelmeyecek bir durumdu. Turgut Öker yıllardır insan hakları babında mücadelesini verdi. Bu dava Alevilerin davasıdır, sahiplenmek gerekiyor.

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat: Bu dava hepimizin. Bir Alevi dedesi olarak söylüyorum. Zalimlik nereden gelirse gelsin, zalime zalim demeye devam edeceğiz.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen: Bunlar yapacaklarını yapıyorlar. aleviler, Kızılbaşlar ve demokrasi güçleri olayın önemini kavramış durumdadır. Alevileri yargılama mahkemesidir. Burada Turgut Öker bir semboldür. Bugün Turgut Öker’i cezalandırarak aslında Alevi toplumunu cezalandırıyor. Bir Alevi örgüt Başkanı, Yezit’e Yezit demeyen, diktatöre diktatör demeyen Alevi önderi, alevi temsilcisi olamaz.

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu: Turgut Öker Alevilerin önde gelen kanaat önderlerinden biri. 30-35 yıldır hem Avrupa’da hem Türkiye’de mücadele ediyor. Aslında bugün yargılanan o kimlikle düşüncelerini ortaya koymasıdır. Bu davayı karanlık odaklarda planlayanlar ve açanlar bunu bilerek açmışlardır. Avukat arkadaşlar bunun İzmir’de planlandığını söylüyorlar.

    Sanatçı Pınar Aydınlar: Aleviler adına bir duruş sergilemek için buradayız. Bu dava sadece Alevilerin de değil. Tüm halkların davası.

    Yapılan kısa konuşmaların ardından Öker için adliyeye gelen kitle dağıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Turgut Öker, hakkındaki yakalama kararı nedeniyle iki ayrı ifade verdi

    Turgut Öker, hakkındaki yakalama kararı nedeniyle iki ayrı ifade verdi

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı ve 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Turgut Öker, hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama istemiyle çıkarılan yakalama kararı nedeniyle Kartal Karakolu’nda ve Anadolu Adliyesi’nde bugün ifade verdi. Öker’in hakkındaki tutuklama kararı kaldırıldı. 

    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında dünden itibaren tutuklanma istemiyle aranan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı  Turgut Öker, dün gece saatlerinde İstanbul’da kaldığı otele gelen polisler tarafından gözaltına alınmak istendi.

    SON İKİ AYDA 4 DAVA

    Son iki ayda 4 kez gözaltına alınan Turgut Öker, iki ayrı soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanına hakaret ve terör propagandası iddiasıyla bu sabah erken saatlerde Kartal Karakolu’nda ve Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde ifade verdi. Öker hakkındaki tutuklama kararı kaldırıldı.

    ŞU ANA KADAR 8 SORUŞTUMA AÇILDI

    Hakkında şu ana kadar 8 soruşturma açılan Öker, ifade vermeye Avukatı Erdal Doğan ve HDP Milletvekili Zeynel Özen ile birlikte giderken, Öker hakkındaki soruşturmanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılması dikkat çekti.

    “YILLARCA YAPMIŞ OLDUĞUM HİZMETİN HESABINI ŞİMDİ SORUYORLAR”

    Soruşturmaya ilişkin PİRHA’ya konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, “Yıllarca yapmış olduğum hizmetin, yöneticiliğimin hesabını şimdi soruyorlar. Son iki ayda hakkımda 4 dava açıldı. Aynı içerik, suçlamalar aynı. Son dönemdeki davaların İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılması ilginç” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL  

     

     

     

  • KHK mağduru Tunçdemir’in duruşması 22 Kasım’a ertelendi

    KHK mağduru Tunçdemir’in duruşması 22 Kasım’a ertelendi

    PİRHA- KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi öğretmen Songül Tunçdemir’in Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2. duruşması, yeterli materyaller olmadığı gerekçesi ile 22 Kasım’a ertelendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi önceki dönem başkanı, Öğretmen Songül Tunçdemir’in 2. duruşması bugün saat 10:00’da Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya PSAKD Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir SEGBİS yöntemiyle katılırken, Eğitim- Sen Malatya Subesi Eski Başkanı Tarık Kaya, davanın avukatlarından Ayla Tunçdemir, Hüseyin Cem Güney, Ercan Kısacık, Ömür Pehlivan ve çok sayıda kurum temsilcisi duruşmada hazır bulundu.

    Duruşmada savcı mütala vermeyeceğini, dosyada eksik bilgiler olduğunu belirtti. Tanık olarak duruşmaya katılan Eğitim -Sen’in 2014-2016 yıllarında genel başkanlığını yapan Kamuran Karaca ise o dönemde yapılan eylemlerin KESK’in ve Eğitim-Sen’in kararları doğrultusunda olduğunu söyledi.

    Duruşma’da iletişim materyallerinden alınmış olan bilgilerin raporlaştırılmamış olması nedeniyle alınan imajların Malatya TEM Şube Müdürlüğünce incelenmesine ve çıkarım raporlarının alınmasına, suç ile ilgili delillerin bulunup bulunmadığına bakılmasına karar verildi. Dava 22 Kasım 2019 tarihine ertelendi.

    NE OLMUŞTU?

    Songül Tunçdemir sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 05.25’te evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hâkim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Ardından da Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hâkim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü. Mahkeme ilk başta adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı vermesine rağmen savcılığın tekrar itirazı üzerine tutuklama kararı verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK bugün Kartal’da miting yapacak-VİDEO

    DİSK bugün Kartal’da miting yapacak-VİDEO

    15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 49. yılında işçiler kıdem tazminatı ve emeklilik başta olmak üzere haklarına sahip çıkmak için meydanlarda olacak.

    15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 49. yılında, DİSK’in etkinlikleriyle ilgili olarak DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu basın açıklaması yaptı. Açıklamada 15-16 Haziran 1970’te DİSK’e ve sendikal haklarına sahip çıkan işçilerin bugün de kıdem tazminatı ve emeklilik başta olmak üzere haklarına sahip çıkma iradesini meydanlarda gösterecekleri belirtildi.

    İstanbul’da 15 Haziran 2019 Cumartesi günü saat 17:00’da Kartal Tren İstasyonu yanında buluşacak olan işçiler saat 17:30’da Kartal Meydanına yürüyecekler. Çok sayıda emek ve meslek örgütü, demokratik kitle örgütü ve siyasi parti de mitinge katılacak.

    Saat 18:00’da başlayacak olan mitingde DİSK Korosu ve Gökhan Birben de sahneye çıkacak.

    Mitinge sadece İstanbul’dan değil başta Ankara ve İzmir Aliağa olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından işçiler katılacak.

    İŞSİZLİK CUMHURİYET TARİHİNİN REKORLARINI KIRDI

    Açıklamada, krizin etkisi artarken işçilerin haklarının ciddi tehdit altında olduğu ve işsizliğin Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırdığı belirtildi. Ülkeyi yönetenlerin halkın bu acil sorunlarına uzak olduğu ve krizin faturasının emekçilere kesileceğinin altı çizilerek işçilere ve halka daha fazla yük getirecek önlem paketi için 23 Haziran’daki seçimin beklendiği ifade edildi.

    Açıklamanın bir kısmı şöyle:

    İşçi haklarına yönelik ciddi tehlikeler içeren “Dönüşüm Adımları” 10 Nisan 2019’da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından ilan edildi.

    Peki bu tehlikeli planda neler var?

    Kıdem tazminatımızın fona devredilmesi var;

    Bireysel Emeklilik Sigortası’nın zorunlu hale getirilmesi var;

    Verginin yükünün tabana, yani biz işçilere, emekçilere yıkılması var.

    Yaklaşık yarım asır önce DİSK’in kapatılması girişimlerine karşı ayağa kalkan işçi sınıfı 15-16 Haziran 1970’te yaşamı durdurmuş, alanları doldurmuş, sendikalarına ve örgütlenme haklarına sahip çıkmış, işçiler haklarını direne direne savunmuştu.

    İşçi sınıfı haklarına el uzatıldığında neler yapabileceğini bu şanlı direniş ile gösterdi. Dün sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı, bugün de haklarına sahip çıkmak için birleşecek ve mücadele edecektir.

    Kıdem tazminatı ve emeklilik hakkımız başta olmak üzere tüm haklarımız için birliğimizi pekiştirelim, mücadelemizi büyütelim!

  • Tunçdemir: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Tunçdemir: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da görülen ilk duruşmada denetimli serbestlikle tahliye edilen eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, tutuklamaları, “Aleviler ve ezilenler yan yana gelmesin diye verilen bir gözdağı” olarak nitelendirdi.

    KHK’lerle ihraç edilen eğitimci ve eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir iki aylık bir tutukluluğun ardından bugün Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada denetimli serbestlik ile tahliye oldu. Tunçdemir tahliyesinin ardından Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “İDDİANAME TUTUKLANMAM İÇİN HAZIRLANMIŞTI”

    Tahliye kararının kendisi için sürpriz olmadığını kaydeden Tunçdemir, “İddianame o kadar gerçek dışıydı ki bu iddianame beni tutuklamak için yapılmıştı. Böyle bir sonuçta olabilirdi. Yüzde 50 bırakılırdım yüzde 50 bırakılmamam gibi bir ihtimal de vardı. Ama hukuken ben bırakılacağımı biliyordum. Çünkü olması gereken buydu. Bırakıldığım ve dostlarıma, arkadaşlarıma kavuştuğum için mutluyum” dedi.

    “ALEVİLERE VERİLEN BİR GÖZDAĞIYDI”

    Hazırlanan iddianamenin uydurma gerekçelere dayandırıldığının belirten Tunçdemir, “Ben Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı olarak emek ve demokrasi platformu eyleminde bulunuyorum başka bileşenlerle. Orada atmadığım sloganlarla, tutmadığım dövizlerden sorumlu tutuldum. Bu şekilde yapılan suçlamalar ile verilen mesaj belli aslında. Ezilenler yan yana gelmesin. Aynı zamanda bu Alevilere verilen bir gözdağıydı. Sakın kimse yan yana gelmesin ve güçbirliği oluşturmasın. İşin özeti buydu” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Yasal, meşru bir mücadele yürüttüklerini ve hiçbir şekilde bu konuda taviz vermeyeceklerini dile getiren Tunçdemir, “Biz haklıyız. Yaptığımız eylemler son derece barışçıl, Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun. Ne yaptığımızın bilincinde olan insanlarız ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MALATYA

     

  • ‘Songül Tunçdemir onurumuzdur, onu oradan çekip alacağız’-VİDEO

    ‘Songül Tunçdemir onurumuzdur, onu oradan çekip alacağız’-VİDEO

    PİRHA- Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şubesi ve Cemevi başkanı ayrıca KHK ile işinden ihraç edilen Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor. Eski PSAKD yöneticisi Gülizar Tunçbilek Polat, “Songül Tunçdemir bizim onurumuzdur. Onun için Songül’ü oradan çekip alacağız.” dedi.

    KHK ile işinden ihraç edilen ve PSAKD yıllarca mücadele yürüten Songül Tunçdemir üç aya yakındır hapishanede tutuluyor. 22 Nisan Pazartesi günü Malatya 5.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşması vesilesiyle katılım çağrıları devam ediyor.

    Eski PSAKD yöneticilerinden Gülizar Taşbilek Polat, Songül Tunçdemir’in hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanmasına tepki gösterdi.

    “SİSTEMİN PSAKD YÖNETİCİLERİ İLE BİR DERDİ VAR”

    Sistemin Pir Sultan Kültür Derneği yöneticileriyle mutlaka bir derdinin olduğunun altını çizen Polat, “Dönem dönem özellikle Pir Sultan yöneticileri gözaltına alınıyor. Songül yoldaşım 24 yıllık bir resim öğretmeni bir tane de kız çocuğu var. Çocuğunu okutuyor. Haksız hukuksuz KHK’larla görevinden edildi. İki senedir de Kadıköy’de eylem yapıyordu.” dedi.

    Songül Tunçdemir’in tutuklanmasının kendisinde derin bir üzüntü yarattığını söyleyen Polat, tutuklu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği çok sayıda yöneticinin olduğunu hatırlatarak, “bu bizi yıldıramaz” ifadesini kullandı.

    “SONGÜL GİBİ HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ YÜZLERCE KİŞİ CEZAEVİNDE”

    Songül Tunçdemir’in bir kadın olarak Aleviliğe katkısının büyük olduğuna dikkat çeken Polat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yüzlerce semahçı yetiştirmiş. Yıllarca Malatya’da PSAKD’nin kurucu yöneticiliğini ve üç dönem oranın başkanlığını yapmış. Genel merkez yöneticiliği ardından Kartal şube yöneticiliği yaptı. Pir Sultan’da çok fazla emeği var. ‘Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan gibi Songül Tunçdemir de kendi ekmeğini geri almak için yaptığı mücadele ve eylemlerde böyle bir haksızlığa maruz kalmış. Biz biliyoruz ki Songül ve Songül gibi haksızlığa uğrayan yüzlerce kişi şu an cezaevlerinde. Ama bu durum ne Pir Sultan’ı ne Pir Sultan yöneticilerini ne Pir Sultan öğelerini yıldırır.”

    “SONGÜL TUNÇDEMİR BİZİM ONURUMUZDUR”

    “Songül Tunçdemir bizim onurumuzdur. Biz Songül Tunçdemir’i orada bırakmayız. Biz hiçbir zaman yarı yolda bırakmadık, bırakmayız da. Ölümüne yoldaşlık bizimki. Onun için Songül’ü oradan çekip alacağız. Songül’e yapılan haksızlık ortaya çıkacak” diye konuşan Polat şöyle devam etti:

    “Biz biliyoruz ki bu siyasi bir karardır. Yani serbest bırakılan arkadaşımızı savcının itirazıyla tutuklamaları kabul edilebilir bir şey değildir. Ama bunu biz her seferinde yaşıyoruz. Songül ilk değil son da olmayacak. Buradan tüm Songül’ün ve Pir Sultan’ın yoldaşlarına selamlıyorum.”

    “ALEVİ KURUMLARI BİRLİK OLMADIKÇA SİSTEM KENDİLERİ İLE OYNAYACAK”

    Alevi kurumlarında birliğin bir an önce sağlanması gerektiğine dikkat çeken Polat, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Biz bir olmalıyız. Çünkü biz aynı yolun yoldaşıyız. Aynı şey için mücadele ediyoruz. Birkaç tanesi kendi menfaati için senin adamın, onun adamı deyip aramıza nifak sokuyor. Şimdi de enimin ki Songüller içerideyken de kıs kıs gülüyorlardır. Ama bu hiç kimsenin yanına kalmayacak. ”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da sayılacak sandık sayısı 57’ye yükseldi

    İstanbul’da sayılacak sandık sayısı 57’ye yükseldi

    YSK’nin, AKP’nin itirazı üzerine İstanbul’da yeniden sayılmasına karar verdiği sandık sayısı 57’ye yükseldi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise, Kadıköy ve Kartal’da oy sayımında usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik şikayet üzerine iki ayrı soruşturma başlattı.

    AKP’nin İstanbul’un 38 ilçesinde oyların yeniden sayılması, Büyükçekmece’de ise seçimin iptal edilmesi yönünde başvuru yaptığı Yüksek Seçim Kurulu (YSK), sadece 21 ilçedeki 51 sandıkta yeniden sayım kararı vermişti.

    Ancak yeniden sayımına verilen sandıkların sayısı AKP’lilerin itirazı üzerine 57’ye yükseldi.

    CHP Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya paylaşımı ile yeniden sayım kararı verilen sandık sayısının 57’ye yükseldiğini bildirdi. Karabat, şu paylaşımda bulundu: “YSK’nın sonradan sayımına karar verdiği 51 sandığın sayısı 57’ye yükseldi. Son alınan karara göre; Beyoğlu ve Başakşehir’de yeniden sayım işlemi reddedilirken, 6 sandıkta daha sayım kararı alındı.”

    AKP’nin sahte seçmen ve adres kaydırma iddialarıyla seçimlerin yenilenmesini istediği Büyükçekmece ile ilgili yapılan itiraza YSK’nin ret kararı vermesine rağmen, emniyet birimleri kapı kapı dolaşarak seçmen kontrolü yapmıştı. CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi ise, ‘Büyükçekmece’ itirazına dair İl Seçim Kurulu’nun aldığı ret kararını sosyal medyadan paylaştı. Çelebi, paylaşımında “Büyükçekmece konusunda Süleyman Soylu’ya ve Ali İhsan Yavuz’a yanıtı İstanbul İl Seçim Kurulu vermiş: olay özetlenmiş ve ‘Seçimlerin iptalini gerektiren bir sebep yoktur.’ denmiş. Cadı avını bırakın. Buradan size ekmek çıkmaz” ifadelerini kullandı.

    KARTAL VE KADIKÖY’DE SANDIK GÖREVLİLERİ HAKKINDA SORUŞTURMA

    Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise, Kadıköy ve Kartal’da oy sayımında usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik şikayet üzerine iki ayrı soruşturma başlattı.

    AKP’li bir ilçe yöneticisinin, Kadıköy’de bir sandıkta, sandık kurulu üyelerinin oy sayımını yanlış yaptığına yönelik ihbarı üzerine soruşturma başlatıldı.

    Kartal’da ise, bir sandıktaki verilerin hatalı girildiği, sandıktan çıkan sonucun kasıtlı olarak sisteme hatalı kaydedildiği iddiası üzerine ayrı bir soruşturma başlatıldı. “Görevi kötüye kullanma” suçu ve Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 164. maddesi uyarınca başlatılan soruşturma kapsamında söz konusu sandık kurulu üyelerinin tespitine yönelik çalışma başlatıldı.

  • Kartal’da Alevi yurttaşın aracına ‘Defol Kızılbaş’ ve ‘İslam’ yazıldı

    Kartal’da Alevi yurttaşın aracına ‘Defol Kızılbaş’ ve ‘İslam’ yazıldı

    Alevi yurttaşlara yönelik tehdit ve tacizler sürüyor. İstanbul Kartal’da oturan Atila Oruç, önce telefonla tehdit edilmesinin ardından bir hafta sonra bu kez aracına yazı yazılarak tehdit edildi. Oruç, Yakacık polis merkezine giderek sorumlular hakkında şikayetçi oldu.

    7 yıldır İstanbul Kartal’da, Kartal Mesleki Eğitim Merkezi ve Teğmen Burak Evirgen İlkokulu‘nun kantin işletmeciliğini yürüten Atila Oruç, tehditlerin artmasıyla kendisi ve ailesinin hayatları için tedirgin olduğunu, gerekirse iş yerlerini hemen devredeceğini belirterek tepki gösterdi.

    Arabasına sembol ve yazılarla çarpı işareti konulan Oruç, aracına “Defol Kızılbaş” ve “İslam” yazıldığını söyledi.

    Cumhuriyet Savcılığı ve Terörle Mücadele bürolarında olay hakkında adli soruşturma devam ediyor.

    (Yurt gazetesi)

     

  • PSAKD İstanbul Şubeleri Kadıköy’den seslendi: Tunçdemir ve Yıldırım onurumuzdur

    PSAKD İstanbul Şubeleri Kadıköy’den seslendi: Tunçdemir ve Yıldırım onurumuzdur

    PİRHA-Tutuklu PSAKD yöneticileri Zeynep Yıldırım ile Songül Tunçdemir için basın açıklaması düzenleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri, “Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım nezdinde zindanlardaki tüm kadın tutsaklarımızın onurlu direnişini selamlıyoruz ve diyoruz ki mücadeleniz, mücadelemizdir” dedi.

    PSAKD İstanbul Şubeleri tutuklu olan Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, tutuklu yöneticileri ve üyeleri için Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasında “Acıyla yoğrulan sabırla bilenen kadınlar bir gün acıları ile güzelleştirecek yaşamı, Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım yalnız değildir” yazılı pankart açıldı.

    PSAKD İstanbul Şubeleri adına basın açıklamasını Pendik Şube Yöneticisi Nebahat Ağbayır yaptı.

    Dünden bugüne yaşam alanlarına dair hiçbir şeyin değişmediğini belirten Ağbayır, “Özellikle sömürünün, baskıların, zulümlerin, kadınlara yönelik şiddetin, eşitsizliğin ve de kadın cinayetlerinin daha da arttığı dönemlerden geçiyoruz. Bunun dünyadaki örnekleri de ülkemizden pek farklı değil, özellikle de AKP iktidarı döneminde kadına yönelik cinsiyetçi, çağ dışı uygulamalar kadın cinayetlerinin, baskının, zulmün, eşitsizliğin dozu her geçen gün daha da artmaktadır” dedi.

    “KADINLAR KENDİ KİMLİĞİNE YABANCILAŞIYOR”

    Kadınların kendi kimliğine her geçen gün daha da yabancılaştığını kaydeden Ağbayır, “Tam da bu sebeple bugün kadın emekçilerinin sömürüye, baskıya, zulme, haksızlığa ve eşitsizliğe karşı tüm dünyada ve ülkemizde mücadele ve dayanışma günüdür. Bugün özgür birey olma ve de geleceği hep birlikte inşa etme ve mücadele günüdür. Bu düzenin hep böyle sürmemesi ve yürümemesi için hep birlikte adım atacağız. Gelecek güzel günleri birlikte inşa edeceğimiz gündür bugün” şeklinde konuştu.

    “İKTİDARIN ANLAYIŞI ÜLKEYİ KADINLARA CEHENNEME ÇEVİRDİ”

    Ağbayır, “Hepimizin de çok iyi bildiği gibi iktidarın gerici, cinsiyetçi, çağ dışı bir iktidar anlayışı bugün ülkemizi kadınlar için bir cehenneme çevirmiştir. Ülkemizde her yıl yüzlerce kadın katlediliyor, binlerce kadın tacize ve tecavüze maruz kalıyor. Egemen sistem ise iktidarıyla, yargısıyla, medyasıyla kadınlara dönük şiddeti teşvik eden kadın düşmanlığını toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatın tamamına yayıyorlar. Yargı katilleri ve tecavüzcüleri ya aklamaya çalışıyor, aklayamadığı koşullarda ise çeşitli bahanelerle önemli ceza indirimlerine gidiyor, iktidar yetkilileri sürekli olarak kadınları aşağılayan nefret söylemlerinde bulunuyorlar. Yandaş medya ise kadın cinayetleri ile kadınlara dönük cinsel saldırıları aşağılık bir tavırla, içini boşaltıp magazinleştirerek haber yapıyor” dedi.

    “YAŞAMI YARATAN KADINLAR YAŞAMIN HER ALANINDA DIŞLANIYOR”

    Yaşamı yaratan kadınların yaşamın her alanından dışlandığını ifade eden Ağbayır, şöyle devam etti:

    “Gerici ve cinsiyetçi iktidar kadınlara kaç çocuk doğurmaları gerektiğinden tutun nasıl gülmeleri gerektiğine kadar akla gelebilecek her konuda dayatmalarda bulunuyor. İsteniyor ki; kadınlar eve kapansınlar, eğer çalışma zorunlulukları varsa da toplumsal yaşamda görünmez olsunlar. İsteniyor ki; kadınlar egemenlere ucuz iş gücü olması için çocuk yapsınlar ve çocuk yetiştirsinler. İsteniyor ki; kadınlar cinsiyetçiliğe dayalı, ilkel arkaik ve çağ dışı karanlık bir zihniyetten beslenen gerici ve ataerkil bir sömürü düzenine itaat etsinler.

    Ama kadınlar itaat etmiyorlar. Kadınlar yaşamın her alanında özgürlükleri için savaşıyorlar. Kadınlar her türlü zulme karşı örgütleniyorlar. Kadınlar hiç kimsenin kendilerine ne yapmaları, nasıl davranmaları gerektiğini söyleyemeyeceğini haykırıyorlar. Kadınlar ailenin korunması ve yüceltilmesi bahaneleriyle kendilerine biçilen geleneksel toplumsal rolleri kabul etmiyorlar. Kadınlar erkek baskısına ve şiddetine boyun eğmiyorlar. “

    “SONGÜL TUNÇDEMİR VE ZEYNEP YILDIRIM ONURUMUZDUR”

    Egemenlere boyun eğmeyen ve itaat etmeyen, onların kendilerine biçtikleri kalıpları reddeden kadınların egemenler tarafından sürekli hedef alındığını dile getiren Ağbayır, “Bu baskıların en son örneğini Pir Sultan Abdal örgütlülüğümüzün iki kadın emekçisi ve yöneticisi özelinde yaşadık. Sarıyer Şube başkanımız Zeynep Yıldırım ile önceki dönemlerde örgütümüzde Malatya ve Kartal Şube başkanlıkları ile GYK üyeliği görevlerinde bulunmuş olan Songül Tunçdemir canlarımız tamamen haksız, hukuksuz ve keyfi bir uygulamayla, asılsız ve temelsiz suçlamalarla tutuklandılar. Erkek şiddetine karşı kadınlan koru(ya)mayan devlet, söz konusu Alevi-ilerici-muhalif kadınlar olunca deyim yerindeyse aslan kesildi. Kerbela katliamından sonra bin bir eziyetle götürüldüğü Şam’da Yezidin yüzüne karşı yaptığı zulümleri cesurca haykıran Zeynep Ana’nın direngenliğini ve boyun eğmez duruşunu günümüze taşıyan Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım onurumuzdur” dedi.

    “TÜM TUTSAK KADINLARIN ONURLU DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUZ”

    Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım’a dönük zulme son verilerek derhal serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Ağbayır, “Bugün burada bulunma sebebimiz Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım nezdinde zindanlardaki tüm kadın tutsaklarımızın onurlu direnişini selamlıyoruz ve diyoruz ki mücadeleniz, mücadelemizdir. Ve yine diyoruz ki Roboski annelerinin Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, mücadelemizdir. Dini, dili, ırkı fark etmez tüm kadınların mücadelesi, mücadelemizdir. Ve dünyanın bütün kadınlarının uğradığı zulme, haksızlığa, baskıya, zorbalığa karşı mücadeleye çağırıyoruz. Gelecek için söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var şiarıyla selam olsun zulme karşı direnenlere” diyerek sözlerini şöyle tamamladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Zeytinburnu PSAKD Başkanı’ndan Tunçdemirin tutuklanmasına tepki-VİDEO

    Zeytinburnu PSAKD Başkanı’ndan Tunçdemirin tutuklanmasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Geçtiğimiz haftalar eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in  tutuklanmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  İstanbul Zeytinburnu Şube Başkanı Hakan Rakip, “Bu haksız hukuksuz tutuklamaları şiddetle  kınıyoruz” dedi. Rakip, “Bilsinler ki bu baskılar bu sindirme politikaları bizi hiçbir zaman yıldırmayacaktır” dedi.    

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen, PSAKD’nin eski yöneticisi Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor.

    İstanbul’da geçtiğimiz haftalar gözaltına alınan Tunçdemir’in Malatya’ya götürülerek çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmasını değerlendiren PSAKD Zeytinburnu Şube Başkanı Hakan Rakip, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Son zamanlarda özellikle Alevi kurumlarına karşı bir baskı politikasının uygulandığını kaydeden Rakip, “Onlar gibi giyinmeyen onlar gibi içmeyen onlardan olmayan herkese karşı gerçekten faşist bir saldırı var. Songül başkan tabi son değil. Songül başkan gibi aşağı yukarı son dönemlerde 60 kişi gözaltına alınmıştır. Bu haksız hukuksuz tutuklamaları şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.

    “FAŞİST SALDIRILARA KARŞI HER ZAMAN HAZIRLIKLIYIZ”

    Bu tutuklama ve baskıların  ilk ve son olmayacağına dikkat çeken PSAKD Zeytinburnu Şube Başkanı Hakan Rakip, “Tüm bu faşist saldırılara karşı her zaman hazırlıklıyız. Bilsinler ki bu baskılar bu sindirme politikaları bizi hiçbir zaman yıldırmayacaktır. Biz Pir Sultan’ın yolunu yol bilmişiz. Mücadelemiz bundan sonrada devam edecektir. Baskılar hiçbir zaman bizi yıldırmayacaktır” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL    

  • Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Geçtiğimiz hafta eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in  tutuklanmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, “Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar” dedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen, PSAKD’nin eski yöneticisi Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor.

    İstanbul’da geçen hafta gözaltına alınan Tunçdemir’in Malatya’ya götürülerek çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmasını değerlendiren PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Her zaman olduğu gibi gündemi değiştirmek için tutuklamaların sık sık yaşandığını belirten Baba, “Yine birçok canımız sebepsiz yere gözaltına alındılar. Herhangi bir iddianame yok ve ortaya bir sebep koyamıyorlar. İşin garip tarafı hakim Songül canımızı bırakıyor ardından savcı tekrar itiraz ediyor ve yine aynı mahkeme tutuklama kararı alıyor. Ve bu daha da çelişkili bir durum. Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar. Biz kadimden bu yana çeşitli dönemlerde çeşitli zulümlere katlandık. Bizleri yıldıramadılar bu saatten sonra da yıldıramazlar. Bizler Songül canımızın her zaman yanındaydık, yanında olmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

    “EYLEMLERİ KALICI HALE GETİREREK SESİMİZİ DUYURMALIYIZ”

    Her an ne olacak diye ne bitecek diye beklediklerini dile getiren Erdal Baba, şunları kaydetti:

    “Seçim süreci yaklaşıyor. Yarın bizim de kapımızı çalabilirler. Hep beraber bekliyoruz. Yıldıramayacaklar, bıktıramayacaklar bizi. Biz canlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Ve Alevi kurumları olarak yapacağımız eylemsellikleri daha etkili hale getirmek için bir an önce sokaklara inmemiz, kalıcı hale getirerek sesimizi duyurmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

    ‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

    PİRHA- Geçtiğimiz hafta gözaltına alınan ve tutuklama kararı çıkarılarak Malatya Cezaevi’ne götürülen eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yaşadığı hukuksuzluğu anlattığı bir mektup gönderdi. 

    KHK ile işinden ihraç edilen eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir geçtiğimiz hafta sabahın erken saatlerinde evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hakim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ardından da daha Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hakim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü.

    Tutuklanarak Malatya Cezaevi’ne götürülen Songül Tunçdemir yaşadığı sürece ve karşılaştığı hukuksuzluğa dikkat çekmek için dostlarına mektup gönderdi.

    “HIZIR’I HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK YÜREĞİMDE HİSSETTİM”

    Mektubuna bu zor süreçte kendisini yalnız bırakmadıkları için teşekkür ederek başlayan Tunçdemir, “Hızır ayının içinden geçerken darda, zorda olanların imdadına yetişen Hızır’ı her zamankinden daha fazla yüreğimde hissettim. Bu yıl Hızır’ı her zamankinden daha çok çağırdım. Hızır’ı sadece kendim için değil haksızlığa uğrayan tüm canlar için çağırdım.” dedi.

    12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 5:25 de evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alındığını hatırlatan Tunçdemir, tutuklanma sürecini, yaşadığı hukuksuzlukları ve kendisine yönelik yapılan suçlamaları mektubunda şöyle aktardı:

    “Malatya Cumhuriyet Savcılığı hakkımda yakalama kararı çıkarmış. İki gün Yakacık Karakolu’nda bekletildikten sonra Malatya TEM’e getirildim. İlk ifadem burada alındı.  Ben iki buçuk yıl öncesine kadar Maltepe’de yaşıyordum. Dört dönem Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde Malatya şube başkanlığını yaptım. Suçlamalar o dönemle ilgili. Facebook hesabımdan suç unsurları çıkarmak için epey bir çaba sarf edilmiş. Benim ‘Hurşit Külter nerede?’ paylaşımım, başkalarının paylaşımına attığım 4 beğeni ve bana bol bol yapılan ama onaylamadığım etiketlemeler.

    En büyük suçlamalardan biri de başkanlığını yaptığım Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya şubesinin de içinde bulunduğu Malatya Emek ve Demokrasi Platformu’nun eylemlerine katılmak. Bunu yaparken de her kurumun kendi renkleri ile katıldığı elimde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği flamaları taşımama rağmen taşımadığım flama, pankart, fotoğraflar, dövizler ve atmadığım sloganlar için örgüt üyesi olmakla suçlanıyorum.”

    “YAŞANAN BU DURUM SKANDAL VE BİNDE BİR YAŞANILAN BİR DURUM”

    Daha önce Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanlığı yapmış öğretmen arkadaşı ile birlikte eş zamanlı olarak gözaltına alındıklarını ve bir gün sonra savcılığa götürüldüklerini  belirten Tunçdemir, şöyle devam etti:

    “Cumhuriyet Savcısı dosyaları inceledikten sonra bizi tutuklama talebiyle hakime sevk etti. Hakim dosyamızı inceleyip bizi tekrar dinledi ve denetimli olmak kaydıyla serbest bıraktı. Çıkmak için kimliklerimizin getirmesini beklerken savcının alınan karara itiraz edip jet hızıyla yakalatma kararı çıkardığını öğrendik. Adliyeden çıkmadan tekrar gözaltına alınıp yine jet hızıyla bir üst mahkeme hakiminin karşısına çıkarılıp tutuklandık. Skandal olmasının yanında binde bir yaşanan bir durum bu. Bunu tarih bir kenara yazacak.”

    YER OLMADIĞI İÇİN ADLİ SUÇLULARLA AYNI KOĞUŞTU

    Tutuklu yargılama sürecinin başladığını mektubunda dile getiren Tunçdemir, cezaevi koşullarını şöyle ifade etti:

    “Burada siyasi kadın tutsaklar için koğuş olmadığından adli suçlular ile aynı koğuşta kalıyorum.Yakın bir zamanda da Elazığ Kapalı Kadın Cezaevi’ne gönderilebilirim. Adli suçluların bulunduğu koğuşu bir cümle ile değerlendirecek olursam şunu söyleyebilirim: Bu ülkede suçu değil de suçluları öldürüyorlar. Bu koğuş bu yataklar daha çok tutsaklar görecektir. Ta ki asıl meselenin suçlular olmadığı öğrenilene kadar.”

    “ÜYE OLDUĞUM ÖRGÜTE YÜZLERCE SEMAHÇI YETİŞTİRDİM”

    Daha önceleri çokça gördüğü, duyduğu ama yaşamadığı pek çok şeyi son bir hafta içinde yaşadığını kaydeden Tunçdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “TEM yeleği giyinmiş, kadın polisin kolunda kolları kelepçeli bir şekilde Malatya Adliye Sarayı’nın merdivenlerinden indirilirken yüzüme patlayan flaşlar da gördüm. Bir insan nasıl örgüt elemanı yapılır. Her şey o kadar inandırıcı ki neredeyse ben bile inanacağım bu kurguya. Evet itiraf ediyorum. Ben bir örgüt elemanıyım. Bu örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim, bu örgüt için onlarca basın açıklaması yaptım ve bu örgüt için binlerce kilometre yol kat ettim. Sivas’a gittim, Maraş’a gittim, Çorum’a gittim oralarda katledilen canlarımızı andım. Banaz’a gidip Pir Sultan’ı andım Hacıbektaş’a gittim niyaz ettim. Toplantılara katıldım. Hatta hiçbir toplantı kaçırmadım. Evet sevgili dostlar bunu herkes biliyor aslında. Ben Pir Sultan Abdal örgütünün çok radikal bir üyesiyim. O kadar radikalim ki ülkemizdeki her türlü ayrımcılık ortadan kalkana kadar olanca enerjisini bunun için mücadele etmeye odaklamış bir örgüt elemanıyım.”

    “ADALET HERKESE LAZIM”

    Çok haksızlıklar gördüklerini yine de kimseye kin tutmadıklarını mektubunda vurgulayan Tunçdemir, Adaletin herkese bir gün lazım olacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Biz yine de iftiralarla, kurgularla, yalanlarla, hayatımızı karartmaya çalışanlara inat hak ve hakikatin gücüyle birleşip bütün haksızlıkların karşısında olmaya devam edelim. Elbet bir gün iyiliğin, doğruluğun, güzelliğin, kazanacağı günler gelecektir. Ve kimse unutmasın ki adalet herkese lazım. Şimdi taşıdığın rütbe, bulunduğun makam seni güç sahibi yapabilir. Ve adalet gibi bir kaygın olmayabilir. Bu yüzden Adalet Sarayı diye adlandırdığımız yerlerde adil kararlar verilmiyor olabilir. Terazinin ibresinin bozulması, bunu yaratanların da sorunu haline gelecektir. Bunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Gayemiz kimse ezilmesin tüm farklılıklara rağmen herkes barış ve kardeşlik içinde yaşasın. En kısa zamanda görüşeceğiz. Zafer hak ve hakikat mücadelesi verenlerin olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL