Etiket: kemal bülbül

  • Malatya’da iki çocuğun ölümüne neden olan traktör kazasında 3. duruşma görüldü-VİDEO

    Malatya’da iki çocuğun ölümüne neden olan traktör kazasında 3. duruşma görüldü-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da 11 yaşındaki bir çocuğun kullandığı traktörün iki kardeşe çarpması sonucu açılan davanın üçüncü duruşmasında tutuklu sanık Basri Ayaz’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma sonrası yapılan basın açıklamasında, çocuklara yönelik ihmallere karşı cezai ve eğitici önlemler alınması yönünde çağrı yapıldı.

    24 Temmuz’da Malatya’nın Akçadağ ilçesinde 11 yaşındaki çocuğun kullandığı traktörün 11 yaşındaki Zelal ve 7 yaşındaki Ada Yıldırım kardeşlere çarpması sonucu açılan davanın üçüncü duruşması yapıldı.

    Yıldırım kardeşlerin ölümüne neden olan traktörü süren 11 yaşındaki K.A ile polis olan babası Basri A. ve annesi Pınar A. hakkında “birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep verecek şekilde taksirle öldürme” suçundan açılan dava duruşması kimlik tespitiyle başladı.

    Duruşmaya, katledilen Zelal ve Ada Yıldırım kardeşlerin ailesi, akrabaları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili Kemal Bülbül, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Meletî Şubesi ve çok sayıda yurttaş katıldı. Ayrıca tutuklu sanık Basri A. ve sanık avukatları duruşmada hazır edilirken, K.A. ve annesi Pınar A. duruşmaya katılmadı.

    Yıldırım ailesi avukatlarının savunmaları ardından sanık Basri. A.’nın avukatı, ailenin yüzde yüz kusurlu olduğu trafik bilirkişi raporuna itiraz etti.

    Mahkeme heyeti, Basri A.’nın tutukluluğunun devamına karar verirken, bilirkişi raporuna yapılan itirazı da reddetti. Heyet bir sonraki duruşmayı 18 Temmuz’a erteledi.

    Duruşma sonrası yapılan açıklamaya Yıldırım ailesinin yakınları, Eğitim Sen Malatya şube üyeleri, PSAKD Ören Şubesi ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

    Yapılan açıklamada, “Henüz 11 yaşında bir çocuğun traktör kullanmasına göz yuman ebeveynler yüzünden bugün eğitim hayatına devam edebilecek 2 yavrumuz hayattan koparılmış, iki yavrumuz ise ağır şekilde yaralanmıştır. Son bilirkişi raporunun gerçeklikten uzak bir şekilde hazırlandığını üzülerek gördük ve bu rapora itiraz ettik. Oyun alanlarında olması gereken çocuklara traktör sürdürülmesi, ellerine ateşli silah verilmesi, atölyelerde ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaları suç olarak görülmelidir. Bu gibi olayların bir daha yaşanmaması için bir dizi eğitici ve cezai tedbirler alınmalıdır” denildi.

    PİRHA/ MALATYA

  • Ören’de PSAKD’den ‘Barış’ paneli: ‘AKP hükümeti AİHM kararlarını ihlal ederek suç işliyor’

    Ören’de PSAKD’den ‘Barış’ paneli: ‘AKP hükümeti AİHM kararlarını ihlal ederek suç işliyor’

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Ören Şubesi, “Dünya Barış Günü’nde Barışı Konuşuyoruz” konulu panel gerçekleştirdi. 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, politik uygulamalardan kaynaklı bir barış sorunu yaşandığını söyledi. Bülbül, “Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in vermiş olduğu karar yasa hükmündedir. Şu anda Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, AKP Hükümeti, tüm yargı yetkilileri bu hakkı ihlal ederek suç işliyorlar” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ören Şubesi, Ören Konteyner Esnaf Çarşısı’nda, “Dünya Barış Günü’nde Barışı Konuşuyoruz” konulu panel gerçekleştirdi.

    PSAKD Ören Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Mazlum Köse’nin moderatörlüğünü yaptığı söyleşiye, 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, EMEP MYK Üyesi Umut Yeğin ve Felsefeci-Yazar Mehmet Akkaya konuşmacı olarak katıldı.

    BÜLBÜL: AKP HÜKÜMETİ, YARGI YETKİLİLERİ SUÇ İŞLİYORLAR

    Birleşmiş Milletler’in 26 Nisan 1945’te yayınladığı bildirgede barış hakkının var olduğuna değinen Kemal Bülbül, “Türkiye de bu sözleşmeye imza koyduğu için Türkiye anayasasının 90. Maddesi gereği, Türkiye de bu yasa hükmündedir. Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in vermiş olduğu karar yasa hükmündedir. Şu anda Cumhurbaşkanı da Adalet Bakanı da AKP Hükümeti de tüm yargı yetkilileri de bu hakkı ihlal ederek suç işliyorlar” dedi.

    1 Eylül Dünya Barış Günü’nün, 3. Dünya Savaşı tartışmalarıyla karşılandığını söyleyen EMEP MYK Üyesi Umut Yeğin, “Ukrayna savaşında NATO’nun Rusya ile çatışma riski yaratacak hamleleri, sonrasında Gazze’nin işgali, Filistin’e yönelik İsrail’in saldırıları ve burada İsrail’in özellikle İran’ı da savaşın içerisine çekmeye yönelik, savaşı bölgeye yaymaya yönelik hamleleri; 3. Dünya Savaşı tartışmalarını harlayan iki önemli sebep” dedi.

    YEĞİN: İKTİDAR, ‘MİLLİ ÇIKAR’ DİYEREK EMEKÇİLERİ İKNA ETMEYE ÇALIŞIYOR

    Dünyanın dört bir yanında silahlanma ve savaşa yönelik bir yatırımın olduğundan bahseden Yeğin, “Türkiye de bunun bir parçası haline gelmiş durumda. Dış politikası bakımından da hamaset söylemleriyle yıllardır devam eden Kürt sorunu ve Kürt halkının haklı taleplerini bastırma adına yaptığı işler var. Sınır ötesi operasyonları ya da silaha yönelik yaptığı yatırımları ‘milli çıkar’ diyerek işçileri, emekçileri, üretici köylüyü ikna etmeye çalışıyor” dedi.

    Yeğin, iktidarın silahlanmaya ayırdığı payla işçileri, emekçileri sefalete sürüklediğini ve silahlanmanın, savaş yatırımlarının işçiler-emekçiler nezdinde hiçbir karşılığının, yararının bulunmadığını ifade etti. İşçilerin, emekçilerin çıkarının; bir savaş örgütü olan NATO’dan ve NATO’ya bağlı ilişkilerden çıkılması, bu ilişkilere tamamen son verilmesi olduğunu söyleyen Yeğin, “İzmir’de kıyıda bulunan savaş gemisinin bizim kıyılarımızda bulunması, Filistin’de, Gazze’de çocukların bombalanması bizim çıkarımıza değil. Ya da sınır ötesi operasyonlar ile Kürt halkının taleplerinin baskı altına alınması bizim çıkarımız değil. Ancak başta Kürecik olmak üzere emperyalistlere ait bütün üslerin bir an önce kapatılması, İsrail ile olan tüm anlaşmaların iptal edilmesi bizim çıkarımızdır” dedi.

    “KÜRT SORUNUNUN BARIŞÇIL VE DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN ÇIKARINADIR”

    Son olarak Yeğin, “Yıllardır bunu bir ‘milli güvenlik’ , ‘ülkedeki huzur’ diye adlandırdıkları sınır ötesi operasyonların bir an önce son bulması ve savaşçıl yöntemler ile değil Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümü için bir an önce adım atılması, bu halkın muhatap alınması, halkın seçilmiş temsilcilerinin yerine yani belediyelerine kayyum atanmaması, cezaevinde bulunan siyasi tutsakların bir an önce serbest bırakılması ve başta anadilde eğitim gibi Kürt halkının demokratik ve eşitlik taleplerinin bir an önce kabul edilmesi işçilerin, emekçilerin esas çıkarıdır” dedi.

    AKKAYA: ARTI DEĞERİN ORTAYA ÇIKMASI SAVAŞLARIN YOL HARİTASINI ORTAYA ÇIKARIYOR

    Felsefeci-Yazar Mehmet Akkaya ise “Toplumda sanki savaş her tarihsel dönemde varmış gibi söylenir. Oysa hem burjuva hem marksist antropologlar bu görüşü yanlışlıyor. İnsanlık evrimleşme süresinde esas olarak klan/kandaş/kabile dediğimiz geleneklerden geliyor. Sınıfın, sömürünün, devletlerin, silahların olmadığı bir dönemden bahsediyoruz. Dolayısıyla barış dönemi bu komünal dönemdir. Yani öyle her zaman savaş vardı gibi bir yaklaşım gerçekleri yansıtmıyor” dedi.

    Savaş tartışmalarında Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarına gönderme yapıldığını söyleyen Akkaya, “Çünkü klan ve kandaş toplumlar eşitlikçi toplumlardı. Burada savaş söz konusu olmayacağı için bir barış tartışması da söz konusu değildi. Bir toplumsal üretim, toplumsal zenginlik açığa çıktığında, modern terimle söylersek artı değerin ortaya çıkması ve bunun bir birikime yol açması aynı zamanda savaşların da bir yol haritasını ortaya çıkarıyor” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Çorum Katliamı’nda hayatını kaybedenler Ana Fatma Cemevi’nde anıldı -VİDEO

    Çorum Katliamı’nda hayatını kaybedenler Ana Fatma Cemevi’nde anıldı -VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi/Ana Fatma Cemevi’nde Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı.


    Çorum’da ülkücüler tarafından 1980 Mayıs-Temmuz aylarında yapılan katliam sonucu çoğu Alevi olmak üzere resmi kaynaklara göre 57 yurttaş yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı. Saldırılar sonucu Alevi ve solculara ait çok sayıda ev ve işyeri de kullanılamaz hale getirildi.
    Çorum Katliamı’nda hayatını kaybedenler 44. Yılında Ankara’daki Ana Fatma Cemevi’nde anıldı. Çerağların uyandırılmasının ardından katliamda kaybedilenlerin anısına saygı duruşunda duruldu.
    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak açılış konuşmasını yaparak, “Aleviler olarak sürekli katledildiğimiz için günde bir anma yapıyoruz. Geçmişten bugüne tüm iktidarlar bizleri asmışlar, kesmişler, yakmışlar. Bizim de amacımız acıları tazelemek değil unutturmamak adına anmalarımızı yapıyoruz. Katledilen canlarımızı anıyoruz bugün de Çorum’da katlettiğimiz canlarımızı anacağız“ dedi.

    “ALEVİ İNANCI İNSAN OLMANIN FELSEFESİDİR”
    DAD Örgütleme Sekreteri Şükriye Ercan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
    “Tüm katliamlar yaşamlarımızda önemli izler bırakmıştır. Astılar kestiler olmadı yaktılar, olmadı sürdüler. Devletin geçmişten bugüne iç tehdit olarak gördüğü Alevi inancı o günden bugüne, katliamlarla, ötekileştirmelerle devam ediyor. Bugün bu devlet anlayışı katliamları, yakmaları, idamları geçmişten devraldı, Osmanlı’dan devraldı Cumhuriyet’le devam etti. Bugün devlete kesinlikle Alevilerin birliği, dirliği dert olmuş durumda. Alevi köylerinde ve Alevilerin bulunduğu yerlerde yokluk, yoksulluk diz boyu hepimiz çok iyi biliyoruz. Devlet Alevileri kendi yanına çekerek kendi Alevisini oluşturma peşinde. Maalesef bu tekçi, dinci, Türkçü bu imhacı zihniyetin yanında olan Aleviler vardır. Özümüzü dara çekiyoruz. Alevilere, solculara, sosyalistlere, Kürtlere, bu ülkenin ötekilerine karşı olanlar gibi düşünmüyoruz. Alevi inancı, Alevi yolu insan olmanın felsefesidir.”

    “ÇOK KAYIPLAR VERDİK”
    Çorum Katliamı’nda fırında yakılarak öldürülen Veli Solmaz Dede’nin yeğeni Hanım Ateş ise katliamda yaşanılanları anlatarak, “O dönem can pazarıydı. Sünniler, faşistler kadınları alıp şişleyip tarlaların içine atardı. Veli dayım komşuları tarafında yardım istenilerek tuzak kurulmuş. Dayımı fırına sokmuşlar diri diri. Köyümüzü yakmaya çalışmışlar. Çok acılar yaşadık. Çok kayıplar verdik “diye konuştu.

    “KATLİAMIN İÇİNDE BİZZAT DEVLET VARDIR”
    HDP 27. Dönem Milletvekili Kemal Bülbül, Alevi toplumunun politik bir aktivite içinde olması gerektiğine vurgu yaparak, “Çorum Katliamı’nda, Gazi Eke’nin ifade ettiğine göre katliamda 82 kişi katledilmiş ama resmi rakamlara göre 57 kişi olarak bildiriliyor. Biz katliamları daha çok kronolojik olarak ele alıyoruz oysa bunun siyasi, sosyal ve güncel yönleri var. Çorum bilerek seçilmiştir. Çorum demografisi nedeniyle, siyasal nedenlerle seçilmiştir. Bazen devletin parmağı var diyorlar. Devletin parmağı yok, polisin ve askerin de parmağı yok bizzat kendisi var parmağı ne demek. Kendisi bizzat işin içerisinde, koordinatörü, yöneticisi. Yakın dönem katliamlarına bir bakalım Maraş, Malatya, Adıyaman’da da girişimde bulunuldu, Sivas, Yozgat, Tokat, Amasya, Çorum bu güzergâhtır. Niye bu güzergâh? Bu, Baba İshak ve Baba İlyas’ın yürüyüş güzergâhıdır. Bu güzergâhtan Selçuklu’nun sarayına yani Konya’ya gitmektedir. Cumhuriyeti kurmak için de bu güzergaha ihtiyaç vardır, Kürt sorununu çözmek için de bu güzergaha ihtiyaç vardır, bu güzergah çok kimliklidir. Burası Türkiye’nin demokrasisinin fay hattıdır.
    Alevi kurumlarının uygulanabilir, yürütülebilir bir eylem, bir eğitim takvimi, bir ortaklaşma takvimine ihtiyacı var. Çorum Katliamı bence Celali İsyanlarına dair Osmanlı’nın sistematik devamıdır” dedi
    Anma deyişlerin okunması ve lokmaların pay edilmesinin ardından sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Bülbül: Kobane Davası’ndaki cezalar siyaset yapma hakkına verilmiştir-VİDEO

    Bülbül: Kobane Davası’ndaki cezalar siyaset yapma hakkına verilmiştir-VİDEO

    PİRHA- Kobane Davası’nda siyasetçilere verilen hapis cezalarına tepki gösteren 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Bu ceza siyaset yapma hakkına verilmiştir. Kürt sorununda inkar, şiddet ve nefret tutumunda ısrar edileceği görülüyor. Daha fazla dayanışma, cesaret, siyaset, demokratik bilinç ve mücadele gerekiyor” dedi. Bülbül ekledi: Kürtlerin, dostlarının, devrimcilerin ve sosyalistlerin siyaset yapma hakkına müdahale eden gayri hukuki bir AKP zihniyeti söz konusu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında verilen cezalara tepkiler gelmeye devam ediyor.

    27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, 2014 yılında Kürt halkına yönelik başlatılan çökertme planının devamında böyle bir davanın üretildiğini belirterek; Kürtlerin, devrimcilerin ve sosyalistlerin siyaset yapma hakkına AKP eliyle müdahale edildiğini söyledi.

    “BU DAVA HUKUKİ OLMAYAN BİR SUÇ SÜRECİDİR”

    Kobane Davası’nın kendi başına bir suç süreci olduğunu ifade eden Bülbül, “Kobane kumpas davası, ‘Türkiye’de barışçıl, demokratik yönden Kürt sorunu çözülsün, hapishaneler boşaltılsın ve demokratik bir Türkiye olsun’ diyen Kürt siyasi aktivistlere dönük hukuki olmayan bir suç sürecidir. 2014 yılında Kürt halkına ve HDP’ye yönelik başlatılan çökertme planının içerisinde böyle bir dava üretildi. Böyle gayri hukuki bir dava dünya tarihinde görülmemiştir. Bu cezaları verenler, hukuki, ahlaki, insani ve siyasi yaşama kast eden bir zihniyet içerisindeler. Kürtlerin, dostlarının, devrimci ve sosyalistlerin siyaset yapma hakkına müdahale eden gayri hukuki bir AKP zihniyeti söz konusu” diye konuştu.

    “SİYASET YAPMA HAKKINA CEZA VERİLDİ”

    Bülbül, siyaset yapma hakkına karşı suç işlenerek cezaların verildiğini sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti:

    “Bu cezanın kendisi insan hak ve özgürlüklerine ve siyaset hakkına karşı suçtur. Seçimin ardından bir yumuşamadan, karşılıklı görüşmeden, yeni anayasa ve eğitim programından bahsediliyordu. Görüldü ki bunlar kimilerinin uydurduğu bazı fantezilerin ilerisine geçmeyen bir yerde. Kürt sorununda inkar, şiddet ve nefret tutumunda ısrar edileceği görülüyor. Bir Alevi aktivist olarak bu cezaları kınıyorum ve hukuki olmadığını ifade ediyorum. Mücadelemiz meşru ve demokratik zeminde adalet ve özgürlükler için devam edecek. Ceza verilen ve rehin olarak tutulan arkadaşlarımıza sevgilerimizi ve dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Görülüyor ki daha fazla dayanışma, cesaret, siyaset, demokratik bilinç ve mücadele gerekiyor.

    “MEYDANLARDA BİRLEŞMELİYİZ”

    Yezit zihniyeti AKP tarafından cezalandırılsak da suçsuz olduğumuzu tüm Türkiye halkları biliyor. Bu ceza aklımıza, bilincimize, kültürümüze, siyaset yapma hakkımıza ve dayanışma duygumuza verildi. Bunların esaretinden kurtulup sokaklarda, meydanlarda birleşmeli ve mücadele etmeliyiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyasının startı Almanya’da verildi-VİDEO

    ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyasının startı Almanya’da verildi-VİDEO

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenledikleri ansiklopedi yazılım kampanyası Almanya’nın Dortmund kentinde başladı. Alevi inancı açısından önemli bir günü yaşadıklarını belirten Yazar Hasan Hayri Ateş, “Aleviler kendi tarihini kendileri yazmalıdır. Bu çalışma ile inancımızı gelecek kuşaklara taşıma amacındayız. Hep birlikte ansiklopedimizi yapalım ve geleceğe kalıcı bir adım atalım” dedi.

    Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenledikleri kampanyanın startını bir etkinlikle verdi. Almanya’nın Dortmund kentinde gerçekleştirilen etkinlik Derviş Cemal Ocağı Pirlerinden Rıza Yağmur’un verdiği gulbang ile başladı. Rıza Yağmur, “Son 50 yıl Aleviler açısından çok korkunç bir süreçti. İnşallah Aleviler bu süreçten direnerek çıkar” diye belirtti.

    “ALEVİLER KENDİ TARİHİNİ KENDİLERİ YAZMALIDIR”

    Moderatörlüğünü Elif Sonzamancı‘nın yaptığı etkinlikte ilk olarak Yazar Hasan Hayri Ateş söz aldı. Ateş kampanyanın amaçlarına yönelik bilgiler verdi. Alevi inancı açısından önemli bir günü yaşadıklarını belirten Yazar Hasan Hayri Ateş, “Bugün Alevi toplumunun birçok sorunla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Aleviler kendi inançlarını ve kültürlerini geleceğe taşıma noktasında ciddi sorunlar yaşıyor. Türkiye gibi ülkelerde Alevi inancı yasaklı olmasından dolayı Alevilerin kendi tarihini yazması zorunluluktur. Sözlü tarihle yıllardır taşıdığımız inancımızı ve kültürümüzü gelecek kuşaklara artık başka yollarla taşımamız lazım. Alevi Ansiklopedisi fikri böyle bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmıştır. Türkiye devleti kadim Alevi hafızasını bir yandan ortadan kaldırmaya çalışırken bir yandan da Alevilere yeni bir bellek oluşturmaya çalışıyor. Ya bize dayatılan tarihe teslim olacağız ya da Alevi inancını biz yazacağız. Aleviler kendi tarihini kendileri yazmalıdır. Bu çalışma ile inancımız gelecek kuşaklara taşıma amacındayız. Alevi Ansiklopedisi çalışması tüm Alevilerin destek vermesi halinde başarıya ulaşacaktır” dedi.

    “YAPILAN ÇALIŞMA ÇOK DEĞERLİ”

    Ateş’in ardından 27. Dönem HDP milletvekili Kemal Bülbül söz aldı.Yapılan çalışmanın çok değerli olduğunu söyleyen Bülbül, “Türkiye’nin, Avrupa’nın, Ortadoğu ve Alevilerin gündemi çok yoğun. Dünyanın her tarafında yoğun bir biçimde Alevilerin olmasına rağmen inancımız halen yasak. Yol yola girilerek öğrenilir, yol devam ediyor ama yolcu yok. Asıl mesele gündemlerimizi ortak yürütebilmekte. Yayınlanan yeni müfredatta Alevi inancı yok. Bizim en büyük görevimiz inancımızı ve kültürümüzü kendi çocuklarımıza aktarmak. O yüzden Alevi Ansiklopedisi çalışmasına her türlü desteği vereceğim” diye ifade etti.

    “UMARIM BUNDAN SONRA İNANCIMIZI BİZ YAZARIZ”

    Ağuçan Ocağı evladı Cemal Cenan ise, “Pirlerimiz tüm zorluklara karşı inancımızı bugünlere getirdi. Bizim inancımızı hep başkaları yazdı umarım bundan sonra inancımızı biz yazarız” dedi. Pir Hüseyin Bildik Alevi inancının yaşatılmasının önemine dikkat çekti.

    ‘Aleviler kendi ansiklopedisini yazıyor’ kampanyasının başlangıç etkinliğine videolu mesaj gönderen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete , “Bu kampanyaya destek verilmesi gerekiyor. Alevi Ansiklopedisi kampanyası Aleviler açısından tarihi bir sorumluluktadır” diye ifade etti.

    “DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Alevi inancının bugüne kadar devlet tarafından reddedildiğini ifade eden DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Türkiye’de Alevilerin inancı reddedilip devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. O yüzden Alevi Ansiklopedisi çalışması çok değerli. Bundan sonra da zulme karşı direnmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “DEVLET VE SERMAYE GÜCÜ OLMAMASI DEĞERLİDİR”

    Aleviler olarak en zor şartlarda inançlarını yerine getirmeye çalıştıklarını vurgulayan DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “AKP’nin kendi Alevisini yaratmaya çalıştığı bu dönemde Rıza Şehri Akademisi’nin başlattığı Alevi Ansiklopedisi çalışması çok önemli. Gelin canlar bir olalım, inancımızı gelecek kuşaklara aktarmak için elimizden geleni yapalım” diye ifade etti.

    Alevi Ansiklopedisi hazırlığının kendisini heyecanlandırdığını belirten Kalcımık Sinemili Ocağı Evladı Hasan Erkişi, ansiklopedinin tamamlanmasının elzem olduğunu ifade ederek, “Bugün burada bir adım atıyoruz önemli olan bunu sonlandırmak ve ansiklopediyi yayınlamak. Alevilik esas olarak sözlü geleneğe dayanıyor. Alevi ansiklopedisinin yanında Alevi sözlüğü eksikliği var” dedi.

    Alevi inancını bugünlere kadar yaşatan sözlü tarih geleneğinin önemine değinen Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, “Ancak inancımızı ve kültürümüzü yarınlara taşımamız gerekiyor. Bu kampanyanın arkasında herhangi bir devlet veya sermaye güçlerinin olmaması bizim için çok daha değerlidir. Tam da bizim arzuladığımız kirlenmemiş ve kirletilmemiş toplumsal ve tarihsel hakikatimizin bugünden yarına vücut bulması anlamıyla değerli ve kıymetlidir” diye konuştu.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

     

  • Antalya’da on binlerin katılımıyla Newroz kutlandı!-VİDEO

    Antalya’da on binlerin katılımıyla Newroz kutlandı!-VİDEO

    PİRHA –Antalya’da binlerce yurttaş, Newroz ateşi etrafında bir araya geldi. Yapılan konuşmalarda kayyım politikaları eleştirilirken cezaevlerinde süren açlık grevlerine de dikkat çekildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM) Antalya İl Örgütü tarafından düzenlenen Newroz kutlaması, Turgut Özal Spor Salonu önünde yapıldı.

    Kutlamalar sabahın erken saatlerinde başladı. Vatandaşlar, yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı alana üzerleri arandıktan sonra girebildi.

    Alana yöresel kıyafetlerini giyinerek gelen yurttaşlar, Kürtçe müzikler eşliğinde halaylar çekti.

    Saat 13.00’te başlayan kutlamada demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Ardından DEM Parti Antalya İl Eş Başkanları Hülya Hasbay ile Mustafa Vakit, alanda bulunanları selamladı. İl eş başkanları, cezaevinde tutulan siyasilere de selam gönderdi.

    “AKP’NİN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI ORTADA”

    Newroz programında Antalya Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Nesibe Bahadır da konuşma yaptı. Halka Kürtçe seslenen Bahadır, cezaevlerinde süren açlık grevlerini anımsatarak, siyasi tutukluların Newroz bayramını kutladı.

    Nesibe Bahadır’ın ardından Kemal Bülbül söz aldı. Bülbül, AKP’li adayın billboardlarda asılı olan “kira desteği” vaadini işaret ederek “7.500 lira yardım verecekmiş! Önce pahalılığı, hırsızlığı yapıyor, arkasından destek vereceğini söylüyor. AKP devletin uçağını, devletin arabasını, devletin benzinini kullanıyor. AKP’nin 15 yıllık Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün, Kepez ilçesindeki belediyecilik anlayışı ortada. Hakan Tütüncü diyor ki ‘Antalya’yı altın çağında yaşatacağız’. 15 yıldır Kepez’e bataklık, çamur, sel ve yağmur çağını yaşatan Hakan Tütüncü, 22 alt geçit yapacakmış. Bir alt geçit yapamayan, alt geçidin içinde arabasında boğulan insan ortada” diye konuştu.

    Kemal Bülbül, “DEM’e oy vermek tecritte karşı olmaktır. Gülten Kışanak, Selahattin Demirtaş, Leyla Güven’e, Selçuk Mızraklı’ya verilen bir selamdır. Antalya’da verilen her oy, İmralı’daki tecride karşı bir tavır, kayyımlara tepki, ‘Antalya’da varız, var olacağız’ demektir. Buradan vekili aldık, bundan sonra belediyeyi de alacağız” diyerek konuşmasını tamamladı.

    Programın devamında Aryen Çocuk Grubu ve birçok sanatçı, Kürtçe ezgiler seslendirdi. Önceki yıllara oranla bir hayli yoğun katılımın görüldüğü Antalya Newroz’u, yakılan ateşin etrafında çekilen halaylarla son buldu

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Antalya’da DEM Parti Belediye Eş Başkan adaylarından, Konuksever Cemevi’ne ziyaret-VİDEO

    Antalya’da DEM Parti Belediye Eş Başkan adaylarından, Konuksever Cemevi’ne ziyaret-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Antalya İl Örgütü, Antalya Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayları Kemal Bülbül ve Nesibe Bahadır’dan oluşan heyet, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi Konuksever Cemevi’ni ziyaret etti.  

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Antalya İl Örgütü, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Bülbül ve Eş Başkan Avukat Nesibe Bahadır’dan oluşan heyet Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Konuksever Cemevi’ni ziyaret etti.

    DEM Partilileri, Hacı Bektaş veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı.

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Bülbül yaptığı kısa konuşmasında, “Kurumsal ilişki, örgütsel ilişki olan yerde, örgütüm bana Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne aday olacaksın, dedi. Ben de aday oldum” dedi.

    Yerellerden doğruda talebin olduğunu belirten Bülbül, “Tek adam kavramı belediyeden başlıyor. Belediyelerin rant ilişkileri, belediyelerin ihale, imar ilişkileri, belediyelerin sayamayacağımız kadar ilişkileri bunların hepsini bir tane adam yapıyor” diye ifade etti.

    Belediye meclislerinin tamamen atıl durumda olduğunu vurgulayan Bülbül, belediyelerin işleyiş olarak yerel parlamento olmasına rağmen hiçbir fonksiyonu yok” ifadesini kullandı.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • ‘Cumhuriyet ile yüzleşmeden eşit yurttaşlık olmaz; aynı inkarı ve asimilasyonu yaşarız’-VİDEO

    ‘Cumhuriyet ile yüzleşmeden eşit yurttaşlık olmaz; aynı inkarı ve asimilasyonu yaşarız’-VİDEO

    PİRHA- HDP 27. dönem Milletvekili Kemal Bülbül, cumhuriyetin ulus-devlet oluşumuyla Türklük üzerinden inşa edildiğini ve tüm toplumsal farklıların inkar edildiğini söyleyerek, “Var olan darbe anayasasında bizler eşitlenemeyiz. İkinci yüzyılda biz Aleviler eşit yurttaşlar olmak, katliamları yaşamak istemiyoruz” diye konuştu. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, bir yüzleşme gerçekleşmeden cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilerin aynı şeyleri yaşayacağını söyledi.

    İzmir’de bulunan Alevi Yol Kültür Derneği,  ‘Cumhuriyet’in İlk Yüzyılında Aleviler, İkinci Yüzyılda Aleviler Ne Yapmalıdır?’ paneli düzenledi. Karşıya’da bulunan Ziya Gökalp Sanat ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 27. dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül’ün yanı sıra Alevi kurum temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

    Moderatörlüğünü Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Gamze Yentür’ün yaptığı panelde ayrıca zakirler deyişler seslendirdi.

    “HAK ARAMA MÜCADELESİNİ BÜYÜTMELİYİZ”

    Panel öncesi açılış konuşmasını yapan Alevi Yol Kültür Derneği Başkanı Deniz Yıldırım Yeşilbağ, eşit yurttaşlık ve demokrasi mücadelesine yönelik saldırıların varlığına değinerek, “Coğrafyamız insanlık tarihine Işıl tutmuş bir geçmişe sahiptir. Alevilik bu yolun en köklü yollarından biridir. Biz Aleviler tüm kıyımlara karşı aydınlığın yanında durmaktan vazgeçmedik. Laiklik, demokrasi, insan hakları ve eşit yurttaşlık mücadelesi ülkemizde her gün kötüye giderken, mecbur anayasa uygulanamaz hale getirilmektedir. Hak arama mücadelemiz daha da büyümelidir. Çocuklarımız ÇEDES projesi ile ciddi tehdit altına alınmıştır. Kadınlar saldırılardan nasibine alarak kolayca katledilmektedir. Cemevlerinin ibadethane statüsünün kabul edilmesi, zorunlu dersinin zorunlu olmaktan çıkartılması, Madımak’ın utanç müzesi olması ve katliamlarla yüzleşilmesi gerekiyor” dedi.

    BÜLBÜL: YÜZLEŞME OLMADAN HAKLARIMIZA KAVUŞAMAYIZ

    Panelin ilk konuşmacısı HDP 27. dönem Milletvekili Kemal Bülbül, yüzleşme olmadan inançların ve etnik kimliklerin haklarına kavuşamayacağını söyledi. Bülbül, “Yüzleşme olmadan Aleviler, Kürtler, Romanlar kendi haklarına kavuşamayacak. Tekke ve Zaviye Kanunu ile Aleviliğin yasaklanması öncesinde, 2. Mahmut döneminde Hacı Bektaş dergahına kayyumlar atandı. Alevilik yasaklanmış, dergahların kapatılmış tarumar edilmişti. Mustafa Kemal’in Hacı Bektaş dergahının kapatılmasın altında imzası vardır” dedi.

    “ULUS-DEVLET TÜRKLÜK ÜZERİNE İNŞA EDİLDİ”
    Ulus-devlet oluşumunda Türklük üzerinden tüm toplumsal farklıların tekleştirildiğini ifade eden Bülbül, “Ulus devlet oluşumunda Türklük üzerinden Türkiye sınırları içerinde yaşayan herkese Türk denmiştir. Herkes kendi kimliğini yaşayamaz hale gelmiştir. Bugün de bunun uygulayıcısı AKP-MHP’dir. Irkçılık ülkenin her yanına yayılmış durumdadır. Faşizmin, yoksulluğun, Filistin ve Rojava’ya saldırının tek nedeni ırkçılıktır” diye konuştu.

    YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI
    Yeni anayasa tartışmalarına değinen Bülbül, “9 kere anayasa değişmişime uğramıştır. Toplumsal kesim anayasa yapımına dahil edilmemiştir. Yeni anayasayı kurucu meclis yapar. Bugünlerde anayasa değişikliği söz ediliyor. Madem samimisiniz; halkların, kültürlerin eşit ve özgürce kendini ifade edebileceği bir anayasa yapın. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı denen uyduruk kurumu kaldırın. Madımak otelini müze yapın. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakın. Böyle yapın ki bilelim iyi niyetlisiniz. Yine bir oyun peşindeler ve uyanık olmak lazım” şeklinde konuştu.

    “VAR OLAN ANAYASADA BİZLER EŞİTLENEMEYİZ”

    Bülbül son olarak, “12 Eylül anayasasını yırtacağız, yeni anayada hiç bir kimliği övmeyeceğiz, dövmeyeceğiz. Var olan darbe anayasasında bizler eşitlenemeyiz. İkinci yüzyılda eşit yurttaşlar olmak, katliamları yaşamak istemiyoruz” diye ifade etti.

    MAT: ÖRGÜTLÜLÜK İLE HAKLARIMIZI ALDIK

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, Avrupa’daki Alevi örgütlülüğün kazanımlarını hatırlatarak, “Sivas Katliamı ile Alevilerde bir tedirginlik oluştu. Gazi Katliamından sonra Avrupa’daki Alevi örgütlülüğü çok yüksek bir seviyeye ulaştı. Avrupa’da bir inanç toplumu olduk ve Alevilik dersleri vermeye başladık. Eyaletlerde hak eşitliği sözleşmelerini imzaladık ve o eyaletlerde diğer inançlarla aynı haklara sahip olduk. Bir inanç toplumu olarak alabileceğimiz en büyük hak olan kamu tüzel kişiliği hakkını aldık. Birlikte hareket etmekle, mücadele ve örgütlülük ile bu haklarımızı aldık” ifadelerini kullandı.

    “TÜRK-İSLAM SENTEZİ OLDUKÇA ALEVİLERİN SORUNLARI ÇÖZÜME KAVUŞMAYACAK”

    Mat, bir yüzleşme gerçekleşmeden cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilerin aynı şeyleri yaşayacağını söyledi. Mat, şöyle konuştu:

    Cumhuriyet yüzyıl tarihinde çok çektik. Eğer bir yüzleşme gerçekleşmez ise cumhuriyetin ikinci yüzyılında aynı şeyleri yaşayacağız. Alevilerin talepleri bütün çalıştaylarda ret edildi. Türk- İslam sentezi varlığını sürdürdüğü sürece bu sorunlar çözüme kavuşmayacak. Nasıl hesap soracağız? Bu uğurda mücadele edenlerin, katledilenlerin ütopyasını yaşatarak sahip çıkacağız.”

    Panel soru cevap kısmı ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • IŞİD’e tepki gösterdiği Afrin paylaşımı nedeniyle yargılanan Kemal Bülbül beraat etti

    IŞİD’e tepki gösterdiği Afrin paylaşımı nedeniyle yargılanan Kemal Bülbül beraat etti

    PİRHA – 27. Dönem Milletvekili Kemal Bülbül’ün, 2018 yılında Afrin operasyonuna tepki göstermesi sebebiyle yargılanmasına devam edildi. Yargılama sonunda Bülbül hakkında beraat kararı verildi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Afrin’e yönelik operasyona tepki göstermesi nedeniyle 27. Dönem Milletvekili Kemal Bülbül hakkında 2018 yılında dava açılmıştı. Bülbül, “Afrin’e yönelik Pir Haber Ajansı’nda (PİRHA) yayınlanan haberi paylaştığı için de suçlanmıştı.

    15 Kasım’da yargılanmaya başlanan Bülbül, bugün ikinci kez mahkemede ifade verdi. 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yöneticileri, HEDEP ve CHP’li milletvekilleri ile sivil toplum örgütlerinin yöneticileri de destek verdi.

    Duruşmada ilk olarak HDP Milletvekilliği ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki dönem genel başkanlığını yapan Bülbül savunma yaptı. “Suç sayılan durum bir düşünce ifadesidir” diyen Bülbül şunları kaydetti:

    “Ben burada yurt barışı, halkların eşit, özgür yaşamasını, Afrin’de, Türkiye’de kan dökülmesin diye söz demişim. Kürt, Alevi ve sosyalist olduğumu belirtmiştim. İlla Kerbela’yı anmak için Kerbela’ya gitmek gerekmiyor. Suriye’de de IŞİD zihniyeti ile katliamlar yapılıyor. Bu nedenle Kerbela’yı referans gösterdim. Asla bir halkı kin ve nefrete teşvik yok. Bunun bana yönlendirilmesini de suç sayıyorum. Berkin Elvan, Metin Göktepe ve Hrant Dink ile ilgili yönlendirilen suçlamaları da kabul etmiyorum. ‘Halkı karşı karşıya getirmek’ diye bir şey yok. Suçlamaları kabul etmiyorum. Zorlama bir suçlama var. Sosyo psikolojik bir baskı oluşturuluyor. Sizlerin de barışı, adaleti savunmak gibi sorumluluğunuz olduğunu düşünüyorum. Temel sorun şu, savaş kandır, gözyaşıdır. Burası ne kadar mahkeme olsa da Hakk’ın da huzurdur. Dolayısıyla hakikati savunmak için savaşa karşılık, Kürt, Türk anaları ağlamasın. Başka da hiçbir düşüncem yok. Söylemim fiili bir eyleme çağrı da değildir. Sadece savaş karşıtlığı. Aynı düşüncelerimi burada da paylaşıyorum, savaş karşıtıyım. Yargılanacak bir kimse varsa iddianameyi oluşturan savcıdır.”

    Av. Zeki Avcı ise savunmasında “Paylaşımdaki hedef IŞİD’tir. Türkiye ya da TSK değildir. Bütün cümleler IŞİD’e karşı söylenmiş. Barış içeren ifadelerin suç unsuru oluşturmadığı Anayasa’da da mevcut. Bir örgütün ajandasına hizmet etmek demek bir örgütle aynı düşünceyi savunmak demek değildir. Müvekkilim, IŞİD’e karşı direnişi selamlamıştır. O nedenle bütün bunlar suç unsuru olarak ele alınmış. Sözlerin kime yönelik olduğu dahi araştırılmamış” dedi.

    “İDDİANAMEYİ YAZAN SAVCI KÖTÜ NİYETLİDİR”

    Av. Coşkun Özgür Piroğlu ise savunmasında sınır dışı operasyona karşı çıkmanın suç olamayacağını söyledi. Piroğlu şöyle dem etti:

    “Metin Göktepe, terörist değildir. Berkin Elvan, polisler tarafından katledilmiştir. Berkin Elvan’ın annesinin bu iddianamede yer almış olmasıyla Cumhuriyet Savcısı görevi kötüye kullanmıştır. Savcı, Aleviliği hedef almıştır. Çünkü Elvan ve Göktepe, Alevi kimliğine sahip insanlardı. Müvekkil, kimi kime karşı tahrik etmiş bu da belli değil. İddianameyi yazan savcı kötü niyetlidir. Müvekkilim, hangi eylemle suç işlemiştir? Her yer Afrin, heryer direniş sözlerinden bir propaganda çıkaramazsınız. O nedenle beraat kararı bekliyoruz.”

    Av. Hasan Erdoğan da, “O kadar çok barış davası takip ettim ki barış sözü bu ülkede halen maalesef tartışılıyor. Barış yanlısı olduğunu, dil, din, mezhep ayrımı yapmadığını ifade ediyor. Bugün ben ‘Her yer Filistin her yer direniş’ desem suç unsuru mu olacak? Müvekkilimin, halkı kin ve nefrete teşviki söz konusu değildir. Elbette ki sivil insanların ölmemesi için fikirlerini beyan edecektir. Bu nedenle beraatini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Av. Veysi Gümüş, “Destek için buradayım. Burada yarım saattir mahkeme heyeti ile savunma tarafının gerginliği gibi. Böyle bir heyet görmedim. Savunma heyetine husumetle bakıldığını gördüm. İddianameyi dile getirmek kadar doğal bir durum yoktur” dedi.

    Karar öncesi Kemal Bülbül’e son kez söz verildi. Bülbül, “Son sözüm şudur, ben KESK kurusucuyum. PSAKD ve ABF başkanlığı ile milletvekilliği yaptım. Her zaman eşitliği, barışı savundum. İddianamede ifade edilenler, bir Kürt, Alevi ve sosyalist olarak bana karşı suç niteliğindedir. Asıl yargılanması gereken iddia makamıdır” ifadelerini kullandı.

    Mahkeme heyeti, oy birliği ile Kemal Bülbül’ün beraatı yönünde karar verdi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Bülbül’ün duruşması 29 Kasım’da; ‘Özgürlük için Gelin canlar bir olalım’

    Bülbül’ün duruşması 29 Kasım’da; ‘Özgürlük için Gelin canlar bir olalım’

    PİRHA –Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2018 yılında hakkında dava açılan 27. Dönem Milletvekili Kemal Bülbül’ün yargılanmasına 29 Kasım’da devam edilecek. Bülbül, dayanışma ve bir olma çağrısında bulundu. 

    TSK tarafından Afrin’e yönelik operasyona tepkisi nedeniyle 2018 yılında hakkında dava açılan 27. Dönem HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 15 Kasım’da 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmıştı.

    Kemal Bülbül hakkında oluşturulan iddianamede, PİRHA’da yayınlanan haberler de suç unsuru olarak görülmüştü. Bülbül, “Afrin’e yönelik Pir Haber Ajansı’nda (PİRHA) yayınlanan haberi paylaştığım için suçlanıyorum” diye demeç vermişti.

    Aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki dönem genel başkanlığını yapan Bülbül, 2018 yılında yaptığı o paylaşımda, “Savaş kan, gözyaşı ve acıdır. Türk ve Kürt gençleri ölmesin, analar ağlamasın” ifadelerini kullanmıştı.

    29 Kasım saat 13.00’te görülmeye devam edilecek davaya ilişkin Bülbül, “Hukuk, iktidarın sopası değil, adaletin anahtarıdır” ifadelerini kullandı. Kemal Bülbül, Sıhhiye Adliyesi’nde görülecek davaya dair, “Eşitlik ve özgürlük için “, Gelin canlar bir olalım, ” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER: Bülbül’ün duruşması görüldü: Alevi, Kürt ve sosyalist kimliğim nedeniyle yargılanıyorum!

  • Bülbül’ün duruşması görüldü: Alevi, Kürt ve sosyalist kimliğim nedeniyle yargılanıyorum!

    Bülbül’ün duruşması görüldü: Alevi, Kürt ve sosyalist kimliğim nedeniyle yargılanıyorum!

    PİRHA – 2018 yılında Afrin operasyonuna tepki göstermesi sebebiyle hakkında dava açılan 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, mahkemede ifade verdi. Bülbül “Alevi kimliğimin sorumluluğuyla bu açıklamayı yapmıştım. Dolayısıyla siz de bu açıklamayı suç saydığınıza göre benim Aleviliğimi de suçluyorsunuz” şeklinde ifade verdiğini belirtti.

    TSK tarafından Afrin’e yönelik operasyona tepki göstermesi nedeniyle 2018 yılında hakkında dava açılan Kemal Bülbül, bugün 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı.

    HDP Milletvekilliği ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki dönem genel başkanlığını yapan Bülbül hakkında yürütülen dava 29 Kasım’a ertelendi.

    “ALEVİ SUÇLAMASI VAR!”

    Kemal Bülbül, görülen duruşmanın detaylarını PİRHA’ya anlattı. Bülbül, “Afrin’e yönelik Pir Haber Ajansı’nda (PİRHA) yayınlanan haberi paylaştığım için suçlanıyorum” diye belirtti. Bülbül, 2018 yılında yaptığı o paylaşımda “Savaş kan, gözyaşı ve acıdır. Türk ve Kürt gençleri ölmesin, analar ağlamasın” ifadelerini yazdığını aktardı.

    Kemal Bülbül, İnsan Hakları Derneği ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın o dönem Afrin’e dönük yaptığı saldırılarla ilgili açıklamalarını paylaşmasının da suç gerekçesi görüldüğünü belirtti. Bülbül, sanal medya hesaplarının tamamının tarandığını belirterek şunları söyledi:

    “Metin Göktepe ve annesi, Berkin Elvan ile annesi, Hrant Dink ile ilgili paylaşımlarıma dahi dikkat çekiliyor. Ben, savaşa karşı çıkmanın, Afrin’e yönelik saldırıyı kınamanın suç olmadığını özellikle belirttim. Alevi, Kürt ve sosyalist kimliğim nedeniyle barıştan, eşitlikten halkların birlikte beraber yaşamasından; ama bu birlikte yaşamadan kasıt ‘beraber yaşayalım ama hepimiz Türküz’ gibi bir saçmalıktan bahsetmiyorum. Herkes kendi kimliği, kültürü ile eşit ve mutlu yaşadığı, bir tek kesimin mutlu olduğu değil… Bu üslup ve yöntemle savcı veya mahkeme bana bir suç yöneltiyor ise kendileri asıl suçludur dedim. Savaşın yaratacağı tahribatlar, acı, kan, gözyaşı vesilesi ve halklara karşı duyduğum sorumluluk nedeniyle bunları söyledim. Ancak mahkeme başkanı ikide bir sözümü kesip ‘Siz Alevi diyorsunuz ama burada bir Alevi suçlaması yok’ dedi. Ben de ‘burada bir Alevi suçlaması var’ dedim. Mesela ben ‘Yezid kavmi’ demişim, ‘Yezid kavmini niye söylediniz?’ diyor. Ben de şunu belirttim; IŞİD, insanlara saldırıp, kafa kesip, tecavüzde bulunmadı mı? Yezid kavmi işte bunu destekleyenlerdir’ dedim. ‘Ben Alevi kimliğimin sorumluluğuyla bu açıklamayı yapmışım. Dolayısıyla siz de bu açıklamayı suç saydığınıza göre benim Aleviliğimi de suçluyorsunuz’ dedim. Mahkeme heyetinin kasten sözümü sıklıkla kesip savunma ahengimi bozduklarını belirtmeliyim.”

    “MAHKEME HEYETİ ÖNCESİNDE TAVRINI BELİRLEMİŞ”

    Kemal Bülbül, duruşmadaki asıl çarpıcı olan kısmın ise mahkeme başkanının, iddia makamına “Görüşünüz nedir?” diye sormasıyla ortaya çıktığını belirtti. Bülbül, şöyle devam etti:

    “İddia makamı, katipten herkesin duyacağı şekilde ‘USB’yi verir misin? Dedi. Savcı, USB’yi alıp kendi bilgisayarına takıp oradaki metni aldıktan sonra tekrar katibe verip o hazır metin üzerinden görüşünü ifade etti. Önceden savcının da mahkeme heyetinin de mutabık olmaya yakın hazırlandığının göstergesiydi bu. Böyle bir şey olamaz. Yani mahkeme heyeti öncesinde tavrını belirlemiş. Alelacele 14 gün sonrasına da duruşma günü verildi.

    Bu dava nedeniyle 4 gün gözaltında tutulmuştum. Ardından denetimli serbestlikle serbest bırakıldım ve sonrasında milletvekili seçilmemle birlikte davanın ertelenmesine karar verilmişti. Ve Şimdi tekrar yargılanıyorum. Mahkemede şuna da dikkat çektim; o gözaltı sürecinde IŞİD’lilerle aynı ortama konulmuştum. Ayrıca kronik hastalığım olmasına rağmen ilaçlarım ve ihtiyacım olan su verilmemişti. Buna itiraz ettiğim için polisler, beni darp etmeye çalışmıştı. Bunu anlatınca ‘bu mahkemenin konusu değil’ denildi. Ben de bunların kayıtlara geçmesini istedim. Burada aslında savaş karşıtlığı, Kürt ve Alevi kimliği yargılanıyor ve bu yargılama son derece gayri ciddi. Önceden kes, yapıştır mantığı ile oluşturulmuş bir iddianame söz konusu. Zaten 20 sayfanın son yarım sayfası benimle alakalı.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Bülbül: Laik eğitim, eşit yurttaşlık için herkesi Gündoğdu meydanına bekliyoruz-VİDEO

    Bülbül: Laik eğitim, eşit yurttaşlık için herkesi Gündoğdu meydanına bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA – 27. Dönem HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, okullara imam atanması (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısı yaptı. Bülbül,”laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de saat 17.00’de İzmir Gündoğdu meydanına bekliyoruz” dedi.

    ÇEDES protokolü kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasına tepkiler sürerken Eğitim-Sen, Alevi örgütleri ve veli derneklerinin öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de büyük bir miting yapılacak. Mitinge destek çağrıları gelmeye devam ediyor.

    27. Dönem HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ÇEDES projesine karşı gerçekleştirilecek olan mitinge çağrı yaptı.

    Bülbül, “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık” mitingine katılım çağrısında bulunarak, “Alevi toplumu, Eğitim ve Bilim Emekçileri, Türkiye’de laik demokratik, eşitlikçi, ana dilde eğitim isteyen aydınlar, yurtseverler, devrimci demokratlar, sosyalistler ve eşitlik isteyen herkesi, 16 Eylül 2023 tarihinde saat 17.00’de İzmir Gündoğdu meydanında laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık talebi ile mitingde buluşmak, yürümek ve ortak şiiri oluşturmak amacıyla meydana bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Kemal Bülbül: Kürdün payına düşen; bomba, tehdit, saldırı, katliam-VİDEO

    Kemal Bülbül: Kürdün payına düşen; bomba, tehdit, saldırı, katliam-VİDEO

    PİRHA- 27. dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Yeşil Sol Parti Milletvekili Ömer Öcalan’ın jandarma tarafından alıkonulması ve aynı gün içinde HDP binasında gerçekleştirilen saldırıyı protesto ederek “Sayın Ömer Öcalan’a yapılan saldırının sebebi soyadının ‘Öcalan’ olmasıdır. Yeşil Sol Parti vekili olmasıdır. Kürt, yurtsever, devrimci olmasıdır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ( Yeşil Sol Parti)’nin ortak kullandığı Adana il binasına gerçekleştirilen saldırıda binaya yanıcı madde bırakılması ve aynı gün Yeşil Sol Parti Urfa Millletvekili Ömer Öcalan‘ın jandarma tarafından alıkonulması yurt genelinden protesto ediliyor. Eş zamanlı eylemlerden birinin adresi Antalya oldu. 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül‘ün katılımıyla gerçekleşen eylemde  “Kürdün payına düşen; bomba,tehdit,saldırı,katliam. Sayın Ömer Öcalan’a yapılan saldırının sebebi soyadının ‘Öcalan’ olmasıdır. Yeşil Sol Parti vekili olmasıdır. Kürt, yurtsever, devrimci olmasıdır” ifadelerini kullanan Bülbül, “Askerler suç işlemişlerdir. Bunun hesabını mutlaka verecekler” diyerek tepki gösterdi.

    “DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR”

    Bülbül, eylemin devamında sözlerini şu ifadeler ile noktaladı; “Hatırlarsanız Deniz Poyraz arkadaşımıza saldıran katile polis sarılarak “Adın ne abicim?” demişti. Dün de Adana’da ilçemize saldırana polis sarılmış diyor ki “Abartmayın”. Daha ne abartacağız. Yani katliamı mı olacaktı? Sen görevini yapmamayı abarttığının farkında mısın? Bu ne rezalet. Nerede savcılar, emniyet müdürleri, valiler? Katil de onurlandırılıyor saldırgan da onurlandırılıyor. Dün ilçemize saldıran da, vekilimize saldıran da, Rojava’ya saldıran da suç işlemiştir. HDP, Yeşil Sol olmazsa Türkiye’de siyaset olmaz. AKP-MHP siyaset yapamaz. Çünkü yaptığı Kürdü, kadını, Aleviyi reddetmek. Esnafı, memurları ekmeğe muhtaç etmek. Demokrasi mücadelemiz devam ediyor yakında kongrelerimizi yapacağız büyüyerek geleceğiz. Türkiye’ye adaleti, demokrasiyi, eşitliği biz getireceğiz. Hapishanedeki arkadaşlarımızı özgürleştireceğiz. Gültan Kışanak, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selçuk Mızraklı ve vekillerimize yapılanların hesabını yargı ve hukuk önünde soracağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Bülbül: Bugüne kadar ki hükümetler halkların ihtiyaçları konusunda suç işlediler-VİDEO

    Bülbül: Bugüne kadar ki hükümetler halkların ihtiyaçları konusunda suç işlediler-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Deprem yıktı, sel götürdü. Suçlular din tüccarlığı yapıyor” hükümete tepki gösterdi. 

    6 Şubat’ta yaşanan deprem sonrasında Urfa, Adıyaman ve Malatya’yı bu kez sel felaketi vurdu. Urfa’da sel felaketi nedeniyle 4 kişi hayatını kaybetti, 2 kişinin ise kayıp olduğunu açıklandı. Urfa’da Tandoğan Mahallesi’ndeki Yavuzlar Apartmanı’nın bodrum katındaki dairede ise su basması nedeniyle 5 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Bu kişilerin Suriye uyruklu oldukları açıklandı. Sel felaketi Adıyaman’da da etkili oldu. 1 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de kayboldu. İki ilde kaybolan 5 kişi için arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

    HDP Antalya Milletvekili Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Deprem yıktı, sel götürdü. Suçlular din tüccarlığı yapıyor” dedi.

    Bülbül, “Ülkemizin yapısı gösteriyor ki bugüne kadar gelip geçmiş hükümetler malesef alt yapı, halkların ihtiyaçları, kentlerin yapısallaşması ve konut sorunu konusunda halka karşı suç işlemişlerdir” ifadelerini kullandı.

    Bülbül  devamında şunları kaydetti:

    “Ve bu son 20 yılda katlanarak devam etmiş, son 20 yılda bir volkan patlamadığı bir de dünyaya meteor çarpmadığı kaldı. AKP’lilere önerimdir. Her gün şu ekranlarda konuşan, kerameti olduğunu iddia eden dincilere bir baktırın bakalım sizin gelecekte falınız neyi gösteriyor. Selde Hakk’a yürüyen canlara rahmet, mağdurlara inayet, kalanlara Hak’tan himmet olsun. Deprem yıktı, sel götürdü ama halkların insanlığa, bize, meclisimize, hepimize ihtiyacı var.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Kemal Bülbül: Acılarımızı paylaşarak azaltacağız-VİDEO

    HDP’li Kemal Bülbül: Acılarımızı paylaşarak azaltacağız-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Kemal Bülbül, Antalya’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda (HBVAKV) kalan depremzedeleri ziyaret etti. Bülbül, iktidarın deprem bölgelerindeki insanları yalnız bıraktığına dikkat çekerek, dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 6 Şubat depremleri ardından şehirlerini terk etmek durumunda kalan depremzedeler ile bir araya geldi. HBVAKV’de yaşamlarını idame eden depremzedeleri ziyaret eden Milletvekili Bülbül, geçmiş olsun dileklerini sundu.

    Depremin yarattığı hasarların henüz hesaplanmadığını belirten Bülbül, “Depremin çok büyük sosyolojik, siyasi, ekonomik sonuçları var. Bu çok ağır bir yıkım oldu. Hepimiz bunun farkındayız” dedi.

    “BU ACIYI PAYLAŞMAK LAZIM”

    Milletvekili Kemal Bülbül, depremden sonraki ilk 3 günde hiçbir yardımın ulaşmadığını belirterek şunları söyledi:

    “3 günden sonra sivil toplum kuruluşlarından yardım geldi, yine devletten yardım gelmedi. Bu enkazın altından hep beraber dayanışarak kalkmak zorundayız. Depremde iki şey çok önemliydi. Bir; devletin, hükümetin ortaya çıkan yüzü, iki; bunun karşısındaki toplumsal dayanışma…

    Doğudan batıya, İzmir’den, Trakya’ya, Ardahan’dan Kars’a, çok büyük bir dayanışma oldu. Bu dayanışmadan dolayı tabii ki herkese yürekten teşekkür ediyoruz. Ben Adıyaman Kahta, Besni, Elbistan, Pazarcık, Maraş, Malatya, Doğanşehir, Akçadağ ve köylerde dolaştım. Malatya’da da yıkım var, Doğanşehir’de de çok büyük yıkım var, buralarda hemen hemen hiç söz edilmiyor. Mesela Adıyaman ilk 3 gün hiç dile getirilmedi. Katıldığımız televizyon programlarında özellikle dile getirdikten sonra biraz fark edildi. En büyük yıkım Antakya ve Adıyaman’da.

    Bu acıyı paylaşmak lazım. İkincisi maddi dayanışma yapmak lazım. Üçüncüsü, insanları yalnızlık duygusundan kurtarmak lazım. Devlet ve hükümet maalesef insanları yalnız bırakmış ve bunu kabul etmemektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni iki hafta açmadılar. 3. hafta açtıklarında yapılan hiçbir eleştiriyi kabul etmediler. Her türlü hizmetin götürüldüğünü söylediler, yalan söylediler.

    “HÜKÜMET ÇOK CİDDİ BİR AYRIMCILIK YAPIYOR”

    Doğanşehir’den, Akçadağ’ın, Elbistan’ın, Pazarcık’ın Alevi, Roman kesimine, Arap Alevilere, Türk-Kürt Alevilere hizmet götürülmedi. diğer insanlara da götürülmedi ama kısmen bazı şeyler götürüldü. Hükümet burada çok ciddi bir ayrımcılık yapıyor. Bu konuda insanların dayanışması gerekiyor.

    Adıyaman’da ilk 3 gün boyunca sağanak yağmur, yüksek yerlere ise kar yağdı. Kardan kapanan yolları açtırmak için epey uğraştık. Oralara çok sonra; yani neredeyse bir hafta sonra yiyecek ve yardım gönderebildik. Henüz tüm ihtiyaçlar karşılanabilmiş değil.

    İşin depremle olan boyutu bu. Ama bunun bir de siyasetle ilgili boyutu var. Hükümet, kime nasıl davranıyor, hizmetten ne anlıyor, bu açık bir şekilde görüldü. Şu anda bile insanın söylemeye dili varmıyor hala enkaz altında cenazelerin olduğunu biliyoruz.

    Çok büyük bir dayanışma lazım. Lütfen güçlü, dirayetli olalım. Yaşadıklarınızı, bizim sizin adınıza tasvir etmemiz mümkün değil. Yalnız sizden şunu istiyoruz; hakikat aşkına, adalet aşkına, inandığınız değerler aşkına, neye inanıyorsanız onun aşkına, hiçbir inanç ayrımı yapmaksızın bütün inananlara, inananlar ve inanmayanların önünde saygıyla eğilerek bu acıyı paylaşmak durumundayız. Lakin ben kendi inancım gereği diyorum ki ya sırrı hakikat ya Haydar-ı Kerrar, ya sahibi Zülfikar, medet sizden ola ya Hızır. Mazlumlara, masumlara, kimsesizlere medet sizden ola. Bu medetin olacağına inanıyoruz. Bu birlikteliği, bu ortak aklın, bu dirayetin, bu dayanışmanın sağlanacağına inanıyoruz. Çünkü acımız o kadar büyük ki paylaşmadan bunu ortadan kaldıramayız, paylaşmadan bunu tüketemeyiz. O nedenle yardımı da acıyı da paylaşarak ancak ortadan kaldırabiliriz. Acılarınız önünde bir kere daha saygı ile eğiliyoruz.

    “ACIYLA HAKİKATİ GÖRENLERDENİZ”

    Antalya’da olan depremzedelere ulaşabildiğimiz kadar ulaşacağız ihtiyaçlarını soracağız özellikle Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Abdal Musa Tanıtma ve Yaşatma Derneği, Antalya Tahtacılar Derneği burada faaliyet yürütüyor, yardımcı oluyorlar. Mekânı açmışlar, emeklerine niyaz olsun. Emekleri zayi olmasın, mekanları daha da hizmete haiz olacak bir yer olsun. Başkanlarına, yönetim kurullarına hizmet verdikleri için lokma pişirip getirenlere teşekkür ediyoruz. Nimeti Celil, bereketi Halil olsun. Acımızı tarif etmemiz mümkün değil ama insan da acıyla daha da insanlaşabilir. Ama bazı insanlar acıyla maalesef arsızlaşıyorlar, biz arsızlaşanlardan değiliz. Biz acıyla hakikati görenlerdeniz. Acıyla adaletin, merhametin, dirayetin ve dayanışmanın kıymetini daha iyi anlayanlardanız. Çünkü biz Kerbela’dan bu yana acı gördük, bu ilk gördüğümüz, yaşadığımız ilk acı değil. Ama son olmasını diliyoruz. O anlamda ‘Medet senden ya Hızır, medet senden ya sırrı hakikat’ dileyelim.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Depremlerde Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırılıp deyişler okundu-VİDEO

    Depremlerde Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırılıp deyişler okundu-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAK) Antalya Şubesi’nde depremlerde yaşamını yitirenler için çerağ uyandırıldı. HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan her akşam saat 21.00’de “pencerene bir mum yak’ kampanyası oluşturulduğunu söyledi. 

    HBVAKV Antalya Şubesi, 6 Şubat’ta başlayan depremlerde Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırdı.

    Kızıl Arık Cemevinde yapılan anma töreninde konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Deprem bölgesinde yitirdiğimiz her can için ‘her akşam saat 21.00’de pencerene bir mum yak’ kampanyası oluşturuldu. Tüm sivil toplum örgütleri, bizim kurumlarımız, depremde Hakk’a yürüyen canları anmak için onlar adına siz de pencerelerinize bir mum yakıp çerağ uyandıralım. Depremde yaşamını yitiren tüm canların devirleri daim, ışıkları bol, yıldızlar yoldaşı olsun. Hızır yoldaşları olsun” dedi.

    “UYANDIRDIĞIMIZ BU NUR HAKK’I TEMSİL EDİYOR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de çerağın anlam ve içeriğine ilişki söz alarak şu konuşmayı yaptı:

    “Aslında biz buna ‘kudrette kandil’ deriz. Kudret, kandil, Hakk’ın, hakikatin nurunu temsil eder. Bize göre kâinat, hakkın nurundan var olmuştur. Cümle canlar, cümle mahlukat, cümle kâinat, Hakk’ın nurundan var olmuştur. Bu nedenle biz yaptığımız muhabbetlerde, cemlerde, erkanlarda; burayı da küçük bir kâinat olarak değerlendirdiğimizde Hakk’ın nuru olsun, kâinat tamamlansın diye Hakk, Muhammed, Ali aşkına, Hakk’ın nurunu, yani çerağı uyandırırız. Çerağıdaki bildiğiniz o fitili yakmaya biz ‘uyandırma’ deriz. Erkan bittiğinde de sır ederiz. Onu bir tür kaybetme anlamında sır etme şeklinde kaldırırız. Yani erkan tamamlanmış olur. Bu daha çok gece yapılır. Çünkü gündüz Hakk’ın nuru zaten kâinatı aydınlatıyor. Biz burayı küçük kainat olarak değerlendiriyoruz. Bu küçük kainata bir nur olsun diye Hakk, Muhammed, Ali aşkına Hakk’ın nurunu canlandırıyor, uyandırıyoruz ve uyandırdığımız bu nur hem Hakk’ı temsil ediyor hem hakikati temsil ediyor hem de ortalığı aydınlatıyor.

    Bize göre her yer kainattır, küçük bir izdüşümüdür. İnsan da öyledir. ‘İnsan küçük bir kâinat, kainat büyük bir insandır’ deriz. İnsanların oluşturduğu her bir muhabbet meclisini, bir varlık meclisi, Hakk’ın tecelli ettiği yer olarak gördüğümüz için özellikle çerağlarımızı uyandırıyor, sonra yapacağımız tüm hizmetleri ona göre yapıyoruz. Bir muhabbet hizmetinde, sadece arkadaşlarımız deyiş söyleyecek olabilir. Nefesleri, dilleri bülbül ola, o da bir hizmettir. Onun için de çerağ uyandırmak lazım.”

    Kemal Bülbül’ün konuşmasının ardından gülbengler okundu ve ardından çerağ uyandırıldı.

    Abdal Musa Tanıtma ve Yaşatma Derneği Eş Başkanı ve aynı zamanda zakirlik hizmeti yapan Süleyman Demir ile Kızıldeli Seyit Sultan Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı’nın söylediği deyiş ve nefeslerle erkan tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Koçyiğit: Elektriğin olmadığı yerde online eğitim öğrencilerle dalga geçmektir

    Koçyiğit: Elektriğin olmadığı yerde online eğitim öğrencilerle dalga geçmektir

    PİRHA – HDP Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, deprem nedeniyle okulların kapatılmasını eleştirerek, “Eğitim savaş koşullarında bile devam ederken -ki bunun en iyi örneği Filistin’dir- ilk afette okulları kapatmanın zihinsel kodlarını çok iyi ifade ettiğini düşünüyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıda konuşan Kılıç Koçyiğit, AFAD’ın açıklamasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, depremler nedeniyle yüz binden fazla insanın hayatını kaybettiğini söyledi.

    Koçyiğit, depremle birlikte 3.5 milyon öğrencinin eğitim hakkı, 200 bin öğretmenin de çalışma hakkının gasp edildiğini ifade etti.

    “DEPREMZEDELER YURTLARA DEĞİL OTELLERE YERLEŞTİRİLSİN”

    Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, depremzedelerin KYK yurtlarına yerleştirilmesini eleştirerek, şuları ifade etti:

    “KYK yurtları gerçekten depremzedelerin barınmaları için uygun mekanlar mıdır? Kesinlikle değildir. Buna karşı çıkan, buna itiraz eden öğrencilerin ve çevrelerin de hızlıca tehdit edildiğini görüyoruz. İstanbul Kadıköy’de KYK yurtlarının boşaltılmasına tepki gösteren 30’a yakın kişi darp edildi. Bu sürecin içerisinde şöyle bir sayı vermek istiyorum. KYK yurtlarının sayı olarak üniversite öğrencilerine bile yetmediği, öğrencilerin barınamıyoruz diye kampanya yaptığı bir coğrafyada -ki en son açıklamada 800 bin kapasiteli KYK yurdu vardı- bunları depremzedelere açan akıl şunu hiç düşünmedi. Sadece Turizm Bakanının oteline 2,5 milyar TL teşvik veren bir hükümetten bahsediyoruz. Ülke genelindeki otellerin kapasitesi de 2 milyon. Yani bu öğrencileri mağdur etmek yerine, eğitim ve öğretim sürecine ara vermek yerine insanlar otellere yerleştirilebilirdi. Ama bu tercih edilmedi.

    “EĞİTİM SİSTEMİNİ YOK ETMEK İÇİN!”

    Sadece 50 bin depremzede şu anda okullarda misafir ediliyor. Saray’ın bir günlük harcaması 11 milyon lira iken, 4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırı 28 bin liraya dayanmışken, depremzedeler için açıklanan yardım her hane başına taşınmak için 15 bin TL, 2 bin TL kiracılar için ve 5 bin lira da ev sahiplerine kira desteği. Bu rakamların ne kadar komik olduğunu hiper enflasyonun olduğu bu ülkede ifade etmek gerekiyor. Yine Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, 17 Şubat’ta bir açıklama yaparak Nisan ayında hibrit eğitim modeli seçeneğinin değerlendirileceğini söyledi. AKP var olan eğitim sistemini yok etmek için her gün yeni bir uygulamayı hayata geçiriyor. Bu hibrit eğitim dedikleri model de bunlardan birisi.

    12 Eylül zihniyetinin bir ürünü olan YÖK’ün şu anda ne yapmak istediğini çok iyi biliyoruz. Örneğin okulları kapatarak ve bütün Türkiye’deki yüksek eğitimde online eğitime geçerek, öğrencilerin depreme yönelik tepkilerini ve enkaz altında bırakılan 100 binlerce canın hesabının sorulmasını istemediklerini, suskun bir Türkiye, muhalefetsiz bir Türkiye yaratmak istediklerini biliyoruz.

    “ELEKTRİĞİN OLMADIĞI YERDE ONLİNE EĞİTİM”

    Uzaktan eğitim kararı pandemi sürecinde ne yarattı? Liyakatsiz öğrencilerin yetişmesine ve onların meslek hayatına atılmasına yol açtı. O süreçte de kötü bir tercih olduğunu gördük. Birçok kişi okula erişemedi, birçok insan internete erişemedi. Bugün de online eğitim deniliyor. Çadırın bile olmadığı deprem bölgelerinde öğrenciler nasıl online eğitime ulaşacaklar? Günlerce elektriğin ve suyun olmadığı, en temel ihtiyaçların karşılanmadığı kentlerde öğrencilere online eğitim yapın demek aslında insanlarla, öğrencilerle dalga geçmektir.

    “TAYİN HAKKI BÜTÜN DEPREMZEDE EĞİTİM EMEKÇİLERİNE VERİLMELİ”

    Diğer bir mesele deprem sürecini yaşamış ve çok büyük bir travmaya maruz kalmış eğitim emekçilerinin psikolojik ve duygusal olarak yaşadığı sorunlardır. Bu sorunları da görmezden gelen, bu sorunlara da duyarsız kalan bir iktidar olduğunu görüyoruz. Çünkü sadece ailesini kaybetmiş, sağlık sorunu yaşayan eğitim emekçilerine tayin hakkı tanınıyor. Evleri yıkılan, çadırda yaşamak zorunda kalan eğitim emekçilerinin bölgede kalma zorunluluğu devam ediyor. Bu, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu insanların eğitim sürecine katkıları çok sınırlı olur. Bu insanları da depremzede olarak değerlendirdiğimizde, hızlı bir şekilde tayinlerinin yapılması ve bölgeye gönüllü eğitimcilerin gönderilmesi gerekiyor. Ataması yapılmayan öğretmenlerin de hızlıca atamasının yapılarak, bölgedeki eğitim ve öğretim sürecinin hızlıca başlaması en önemli başlıklardan birisidir.

    “KONTEYNER OKULLARA GEÇİLMELİ”

    Bu deprem sürecinde neler yapılmalı? Deprem bölgesindeki her yerleşim yerinde eğitim yapılabilecek, öğrencilerin kolayca erişebileceği güvenli mekanlar hazırlanmalıdır. Öğrenci nakillerinde depremzede öğrencilerin yararı gözetilmelidir. Depremin yaşandığı kentlerde öğrenciler sağlam mekanlara ve çok hızlı bir şekilde konteyner okullara yerleştirilerek eşitlikçi ve adil bir eğitim öğretim süreci izlenmelidir. Burada sağlam okul diyoruz ama birçok öğrencinin ve eğitimcinin artçılar devam ederken binalara girmek istemediği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla hızlı bir şekilde konteyner okullara geçilmesi gerektiğinin altını çizmekte fayda var. Deprem bölgesindeki tüm üniversite öğrencilerinin geçici olarak güvenli bölgelerdeki üniversitelere alınmasının koşulları yaratılmalıdır.

    “DEPREMZEDELER KYK YURTLARINDA KALMAK İSTEMİYOR”

    Bu kadar kıyamet koparan AKP, online eğitime geçti ve yüz yüze eğitimi kapattı. Ankara’dan bir örnek vermek istiyorum. Ankara’daki 37 KYK yurdundan sadece 2 tanesi depremzedelere açıldı. Biri Gölbaşı’ndaki yurt, yaraları tedavi edilen depremzedeler tedavi ediliyor. Diğer ise Çubuk’taki. Burada ise depremzedeler misafir ediliyor. Diğer 35 yurtta kimse yok. Gerekçe talep olmaması. Demek ki insanlar KYK yurtlarında kalmak istemiyor. Bu gerçeklik ortada iken neden yüz yüze eğitime geçmiyor, online eğitimde ısrar ediyorsunuz? Korkunuz nedir? Öğrencilerin eğitim hakkını gasp gederek, stattaki taraftarın maç hakkını gasp ederek, muhalefetin itiraz hakkını gasp ederek, depremzedenin çadır ve gıda hakkını gasp ederek nereye ulaşacağınızı bir kez daha sormak istiyoruz.

    “FİLİSTİN’DE BİLE EĞİTİM DEVAM EDİYOR”

    Eğitim savaş koşullarında bile devam ederken -ki bunun en iyi örneği Filistin’dir- ilk afette okulları kapatmanın zihinsel kodlarını çok iyi ifade ettiğini düşünüyoruz. Kindar ve dindar bir nesil yaratmanın yolu eğitimden geçmiyor. Üniversitelerin kapısına kilit vuran, en iyi üniversitelere kayyım atayan bir rejim ile karşı karşıyayız. Biz bu faşizme ne öğrenciler ne eğitim emekçileri ne de siyasetçiler olarak razı olamayız. Bütün öğrenciler yüz yüze eğitime geçene kadar dayanışma içinde ve mücadelede olacağımızı ifade etmek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Bülbül Malatya’da: En acil ihtiyaçlar çadır, ısınma araçları, battaniye, sağlık araçları -VİDEO

    Bülbül Malatya’da: En acil ihtiyaçlar çadır, ısınma araçları, battaniye, sağlık araçları -VİDEO

    PİRHA- Depremin ardından bölgeye giden HDP Milletvekillerinden Kemal Bülbül, Malatya’da seslenerek, “Şimdilik buralarda en önemli ihtiyaçlar çadır, ısınma araçları, battaniye, sağlık araçları, çocuk bezi, kadın pedi, bebek bezi ve hijyen malzemeleri gerekiyor. özellikle konteynır ve çadır gerekiyor” dedi.

    Depremin ardından bölgeye giden HDP Milletvekilli Kemal Bülbül, Malatya’da depremzedelerle dayanışmaya devam ediyor.

    Kemal Bülbül, bölgedeki acil ihtiyaçlar olduğunu belirterek, “Herkes çok özverili bir dayanışma içerisinde. İnanılmaz bir seferberlik var. Halklarımıza teşekkür ediyoruz. Gıda yardımları konusunda belli bir seviyeye gelindi. Şimdilik buralarda en önemli ihtiyaçlar çadır, ısınma araçları, battaniye, sağlık araçları, çocuk bezi, kadın pedi, bebek bezi ve hijyen malzemeleri gerekiyor. özellikle konteynır ve çadır gerekiyor” dedi.

    Bülbül, “Devlet bu enkazların altında kaldı. İnsanlar burada enkaz altlarından bağırdılar ama devlet gelip onları çıkarmadı. Çok insan kurtarılabilirdi” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemelerde bulundu. Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı” dedi. Milletvekili Bülbül ise “Yaşananlar için bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor” ifadelerini kullandı. 

    Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken, binlercesi yaralandı, yüz binlerce kişi de evsiz kaldı. Yaşanan depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemeler yaptı.

    “ADIYAMAN TAM BİR HAYALET ŞEHİR”

    Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Depremin boyutları zaman geçtikçe daha iyi görülecek. Çünkü Adıyaman şimdi tam bir hayalet şehir. Gittiğimiz her sokakta enkazlar, enkazların altında cenazeler, cenazelerin başında bekleyen aileler ve soğukta dışarıda kalmak zorunda olan insanlar var. Ancak şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı. Herkes ‘Biz neden bu kadar yalnızız, devlet nerede?’ diye soruyor. Devletin bütün olanaklarıyla seferber olması gerekiyor, ancak AKP hükümeti bunu yapmıyor. Bu yaralar hemen kapanacak yaralar değil” dedi.

    “DEVLET ENKAZ ALTINDA KALDI”

    “Depremde yurttaşlar değil de sanki devlet enkaz altında kaldı” diyen HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise şu konuşmayı yaptı:

    “Depremde devletin organize olmadığını görüyoruz. Ancak yurttaşlar dayanışma içerisinde. Fakat bu durum yurttaşların dayanışmasıyla çözülecek bir durum değil. Yaşananlar çok büyük bir felaket. Binlerce ölü var. Yüzlerce yıkılan ev var ve sokakta kalmış insanlar var. Yaşananlar için elbette ki bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor. Adıyaman halkı acısına ve açlığına rağmen dayanışma içerisinde.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Bülbül’den çağrı: Acil olarak çadır, jeneratör, battaniye, sağlık malzemelerine ihtiyaç var-VİDEO

    Bülbül’den çağrı: Acil olarak çadır, jeneratör, battaniye, sağlık malzemelerine ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da bulunan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, acil ihtiyaç olarak çadır, jeneratör, sağlık malzemesi, battaniye, çocuk bezi, kadın pedine ihtiyaç olduğunu bildirdi. 

    6 Şubat’ta ilki sabaha karşı saat 04.17’de Pazarcık ilçesi merkezli 7.7 büyüklüğünde ve saat 13.24’te Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı verilere göre 10 ilde toplam can kaybı 20 bin 213’e yükseldi. Yaralı sayısı ise 80 bin 52 oldu. Can kaybı her an artıyor.

    Depremden çok etkilenen illerden biri de Adıyaman. Kente gelen HDP Milletvekilleri halka dayanışmayı sürdürüyor.

    Adıyaman’da bulunan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Acil ihtiyaç olarak çadır, jeneratör, sağlık malzemesi, battaniye, çocuk bezi, kadınların ihtiyaçları gibi özel eşyalara gereksinim var” dedi.

    Bülbül şunları kaydetti:

    “Ardahan’dan Edirne’ye, Kırklareli’nden Antalya’ya büyük bir destek geliyor. Acil ihtiyaç olarak çadır, jeneratör, sağlık malzemesi, battaniye, çocuk bezi, kadınların ihtiyaçları gibi özel eşyalara gereksinim var. Yiyecek, giyecek konusunda belli bir düzeye ulaşıldı. Kuru gıda gönderilebilir. Gönderilen malzemelerin düzenli yerleştirilmesi işleri kolaylaştıracaktır. Buraya gelen sağlık ekiplerine, genç arkadaşlara sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz. Moral ve maddi dayanışmayla tekrar ayağa kalkacağız, yıkılmayacağız.”

    PİRHA/ADIYAMAN