Etiket: kemal bülbül

  • Bülbül Adıyaman’da isyan etti: Hiç bir devlet yardımı yok, hükümeti teşhir etmek lazım-VİDEO

    Bülbül Adıyaman’da isyan etti: Hiç bir devlet yardımı yok, hükümeti teşhir etmek lazım-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Kemal Bülbül, depremin vurduğu Adıyaman’dan seslendi. Üç acil ihtiyaç olduğunu söyleyen Bülbül,  “Enkaz kaldırma, yiyecek ve içme suyu en çok ihtiyaç olan şeyler. Çağrı yapıyoruz; yurttaş desteğine, insani dayanışmaya ihtiyacımız var. Hawar, İmdat…” ifadelerini kullandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP)Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, depremin vurduğu Adıyaman’a giderek incelemelerde bulundu. Hiçbir yardımın bölgeye ulaşmadığını belirten Bülbül, acil üç ihtiyacın “Enkaz kaldırma, yiyecek ve içme suyu” olduğunu söyledi.

    “HAWAR, İMDAT…”

    Milletvekili Kemal Bülbül, “Hükümetin tavrını, tutumunu teşhir etmek lazım” diyerek şu açıklamada bulundu:

    “Değerli yurttaşlar, biliyorsunuz yaklaşık 10 ilimizde ağır şiddette deprem meydana geldi. Şu anda biz de Adıyaman’da Cumhuriyet Mahallesi’ndeyiz. Adıyaman’da maalesef enkaz çok fazla. Enkazların altında henüz yaşamakta olan insanlar var. Basın, çeşitli yetkililer falan çağrı yapıyorlar. Burada en çok ihtiyaç olan şey, birincisi enkaz kaldırma, ikincisi yiyecek, üçüncüsü su. Özellikle bu konuda yardıma ihtiyaç var. Tekrar söylüyoruz, enkaz kaldırma, yiyecek ve su, en çok ihtiyaç olan şey bu.
    Dün sabah 08.00’den beri buradayım. Deprem olduktan yaklaşık 3 saat sonra buradaydım. O saatten bu yana hiçbir enkazda ne AFAD ne bir devlet yetkilisi ne belediye ne askeriye ne jandarma ne polis, hiçbir şey yok. Hiçbir devlet yardımı yok. Yiyecek yok, içecek yok. Hava soğuk, yağışlı. Gece boyunca artçı depremler oldu, insanlar dışarıda kaldı. Tekrar buradan çağrı yapıyoruz; yurttaş desteğine, insani dayanışmaya ihtiyacımız var. Hawar, İmdat… Adıyaman’dan söylüyoruz; bir enkaz kaldırma, iki yiyecek, üç içecek su. Bunun dışında çocuk bezi ve kadın arkadaşların ihtiyaçları elbette var ama acil ihtiyaç önce enkaz kaldırma, yiyecek, içecek. 3 acil ihtiyaç…
    Buradan hükümetin tavrını, tutumunu teşhir etmek lazım. Yurttaşlara bir yardım yok. Enkaz kaldırma yok. Enkazın altında kalan insanlarımızı kurtarma yok. Şu anda önünde bulunduğumuz enkazın altında kaç kişi olduğunu bilmiyoruz. Sesler alıyoruz ve insanlar kendi yardımlarıyla kurtarmaya çalışıyor. Hepimize geçmiş olsun.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Adana’da ‘Şeyh Bedreddin ve Alevilik’ paneli-VİDEO

    Adana’da ‘Şeyh Bedreddin ve Alevilik’ paneli-VİDEO

    PİRHA – Adana’da “Şeyh Bedreddin ve Alevilik” konulu panelde Şeyh Bedreddin’in günümüze yansıyan mücadelesine dikkat çekildi. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Şeyh Bedreddin’in hakikatçi çizgisine işaret ederek, “Mazlumlar, Denizler, Mahirler, İbrahim Kaypakkayalar Şeyh Bedreddin’in sürdürücüleridir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Seyhan Şubesi, Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda “Şeyh Bedreddin ve Alevilik” konulu bir panel gerçekleştirdi. Panele siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Yoğun katılımın olduğu panelin moderatörlüğünü Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya yaparken konuşmacı olarak HDP Antalya milletvekili Kemal bülbül ve yazar Kemal Derin yer aldı.

    Panel, çerağların uyandırışmasıyla başlarken, Şeyh Bedreddin Destanı şiiri seslendirildi.

    Panlede ilk olarak söz alan yazar Kemal Derin, Şeyh Bedreddin’in hayatı ve mücadelesi hakkında bilgi verdi.

    Son olarak konuşan HDP’li Kemal Bülbül ise; Şeyh Bedreddin’in Hıristiyanlık ile Sünniliği, Alevilik ile hakikatçileri sentezleyen bir isim olduğunu vurguladı. Bülbül, “Şeyh Bedreddin ulaşabilir dünyanın tümüne tanık olan ve yeni bir boyut katan kişidir. Aynı zamanda sonraki dönemlerdeki hakikatçileri etkilemistir. Yakın tarihimizdeki bütün halk önderleri Şeyh Bedreddin’in yolunda gitmiştir ” şeklinde konuştu.

    Panel soru ve cevap bölümü ile son buldu.

    PİRHA/ADANA

     

  • ‘Cemevleri saldırganına ‘Akli dengesi yerinde değil’ raporu verilmesi çok manidar’-VİDEO

    ‘Cemevleri saldırganına ‘Akli dengesi yerinde değil’ raporu verilmesi çok manidar’-VİDEO

    PİRHA – HDP Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Kemal Bülbül, dört Alevi kurumuna yönelik saldırının ardından oluşturulan iddianameye tepki gösterdi. Saldırgan hakkında “Akıl sağlığı yerinde değildir” raporunun çıkarılmasını eleştiren vekiller, “Bu, sistematik olarak bu ülkede Aleviliğin yok sayılması sürecinin bir parçasıdır” dedi. Vekiller, 30 Ocak’ta yapılacak duruşmaya da katılım çağrısı yaptılar. 

    Ankara’da Türkmen Alevi Bektaşi Derneği, Şahı Merdan Cemevi, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ve Ana Fatma Cemevi’ne yönelik 30 Temmuz 2022’de gerçekleştirilen saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.

    Şüpheliler Ahmet Ozan K, Baver G. ve Çağdaş Can B.’nin 30 Ocak’ta yargılamasına başlanacak. Saldırıda mağdur olan cemevi yönetimlerine ise iddianamede yer verilmedi.

    “SALDIRIYLA AKP POLİTİKALARINI BİR BİRİNDEN AYRI ELE ALAMAYIZ”

    Gelişmelere ilişkin Halkların Demokratik Partisi Milletvekillerinden de eleştiri geldi.

    Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, iddianamede, Ahmet Ozan K.’nin akli dengesinin yerinde olmadığına dair uzman görüşüne karşılık “Aklı yerinde olmayan biri İzmir’den kalkıp, Ankara’ya gelip eş zamanlı olarak neden Alevileri hedef aldı?” diye sordu.

    Koçyiğit, mevcut devlet anlayışı içerisinde “Aleviliğin kabul görmemesi” durumunun olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Failin çok hızlı bir şekilde yakalandığı açıklanmıştı ancak geldiğimiz süre açısından baktığımızda aslında Alevilere dönük sistematik saldırılar devam ediyor. Alevilerin yaşadığı en temel hak ihlallerinin kaynağı bizzat devletin kendisidir. Bu anlamıyla kişilerin yaptığı saldırıların ötesinde sistemin, Alevileri yok sayma gibi bir temel sorunu var. İşte AKP-MHP oyları ile torba yasa içerisinde cemevleri ile ilgili bir düzenleme yapıldı. Bir inancı dernek statüsüne indirgemek amacıyla adımlar atıldı. Kamuoyunun bütün tepkilerine rağmen bunlar yapıldı. Onun için bizler, mevcut saldırıyla AKP politikalarını asla birbirinden ayrı ele alamayız. Çünkü bu ülkede sadece Sünniliği ve onun da Hanefi mezhebini makbul kabul eden ve onun dışında kalan bütün inançları hedefe koyan bir dili benimsiyorlar. Bu da tabii ki Alevilere dönük nefret suçlarının artmasına neden oluyor.”

    “’AKLİ DENGESİ YERİNDE DEĞİLDİR’ ŞEKLİNDE RAPOR VERİLMESİ ÇOK MANİDAR”

    Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, nefret suçu kanununun çıkarılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Yani herhangi bir toplumsal kesime, kimliğinden dolayı saldırıya uğrayanların nefret suçu kapsamına girmesini ve bunun da ağır cezada yargılanması gerektiği ifade ediyoruz. Ama ne yazık ki örnek olayda da olduğu gibi bunlar sanki çok münferit olaylarmış gibi bir yaklaşım var. Kişinin akli dengesi yerinde değildir raporu verilmiş olması çok manidardır. Aklı yerinde olmayan biri İzmir’den kalkıp, Ankara’ya gelip eş zamanlı olarak niye bu saldırıları yaptı? Neden Alevileri hedef aldı? Bu konuda Adalet Bakanlığının, hükümetin süreci aydınlatmaya dönük de bir yaklaşımı olmadığını görüyoruz. Ne yazık ki bu ilk değil. AKP iktidarı boyunca Alevilerin nasıl hedef haline getirildiğini, evlerinin halen bu yüzyılda dahi çarpı işareti ile hedeflendiğine bizzat tanığız. Bu suçların böylesine işlenmesinin temelinde cezasızlık politikası yatıyor. İktidar aslında şu garantiyi veriyor; ‘Sen Alevileri öldürürsen, Alevilere yönelik suç işlersen sana bir şey olmaz’ gibi bir algı yaratıyor. Tarihte bunun örnekleriyle dolu. Meselenin temelinde Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin görmezden gelinmesi ve en nihayetinde Alevilere yönelik suçların da cezasız bırakılması gibi bir yaklaşım ile karşı karşıyayız. Ankara’da yapılan münferit bir olay değildir. Bu sistematik olarak bu ülkede Aleviliğin yok sayılması, Aleviliğin inkar edilmesi, Aleviliğin asimile edilmesi, Aleviliğin devletin Aleviliği haline getirilmesi sürecinin bir parçasıdır. O anlamıyla yargı bunun bir ayağını, iktidar-siyaset bir başka ayağını oluşturuyor. 30 Ocak tarihinde herkesi mahkemeye davet ediyorum.”

    “SUÇLUYU AKLAMA ÇABASI”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de hazırlanan iddianameye ilişkin eleştiri sunan bir diğer isim oldu. Alevilere yönelik saldırılarda cezasızlık politikası uygulandığının altını çizen Bülbül şunları söyledi:

    “Alevi toplumuna, inancına, kurumlarına yapılan sistematik saldırılar için devletin sistematik cezasızlık politikası ne yazık ki devam ediyor. Bu utanç verici bir durum. 2021 30 Temmuz’unda Yas-ı Kerbela orucunda Ankara’da üç Alevi kurumuna saldırı yapan kişi tutuklandı. Bu kişi hakkında akli dengesinin yerinde olmadığı şeklinde rapor verilmiş. Bu bir tür suçluyu aklama çabasıdır.

    Bugüne kadar sürecin savsatılmış olması bir yana, bu kişi hakkında cezasızlık politikasının uygulanacak olması ise sistemin, AKP-MHP iktidarının ve geleneksel devlet anlayışının konuya bakışını gösteriyor. Biliyorsunuz 2010 yılından bu yana Adıyaman’dan başlayarak neredeyse Türkiye genelinde işaretlenmedik kapımız, evimiz kalmadı. Buna dair ne kimse hakkında bir soruşturma açıldı ne herhangi bir kimse gözaltına alındı ne de tutuklandı. Aynı şekilde bireysel olarak yapılan saldırılar ki bu bireysellikler kesinlikle münferit değildir. Sistemin AKP-MHP hükümetinin kalıcı yerleşik zihniyetidir. Alevi toplumuna karşı bir nefret politikası sistematik olarak AKP-MHP’de geleneksel devlet anlayışında da devam ediyor. Biz bunu kınıyoruz. Bu kişinin bir an önce cezalandırılması gerekir. Zira ortada somut bir suç var. Alevi inanç kurumuna saldırı, işlenmiş bir nefret suçu var. Bunu kabul edebilmemiz mümkün değil. 30 Ocak’ta yapılacak olan duruşmada eğer bu rapor gerekçe gösterilirse, bu ilgili kişiye tanzim edilirse AKP-MHP hükümetinin bu suçun ortağı, bu suçu onayladığı anlamına geliyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Bülbül: Bizim için zindan da bir meydan da bir-VİDEO

    HDP’li Bülbül: Bizim için zindan da bir meydan da bir-VİDEO

    PİRHA – HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis’te İstanbul’dan İngiltere’ye gideceği sırada seyahat yasağı getirilmesine dair konuştu. Bülbül, “Bakın ben Hallacı Mansur’un torunuyum. Bizim için zindanda bir meydan da bir” diyerek tepki gösterdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Londra’da yapılacak CANTV ile dayanışma gecesine katılmak için 13 tarihinde Sabiha Gökçen Havalimanı’na gitti. Bülbül hakkında oluşturulan Tebliğ Tebellüğ Tutanağı’nda “…sorgulama sonucu yurt dışına çıkışına engel idari tedbir olduğu anlaşılmış, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. Maddesi gereği çıkışına izin verilmemiş, bu tedbir kaldırılmadan yurt dışına çıkış yapamayacağı tebliğ edilmiş olup; İş bu tutanak tarafımızdan tanzim edilerek okunup doğruluğu anlaşıldıktan sonra birlikte imzalanmıştır.” denildi.

    “BİZİM İÇİN ZİNDANDA BİR MEYDAN DA BİR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, yurt dışına çıkışı engellenmesine dair konuştu. Meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada, yasağın kanunsuz ve keyfi olduğunu belirten Bülbül, şunları söyledi:

    “Tahdit var. Ne tahdidi? Nerede? Uyduruk. Geldik Ankara’da ilgili görüşmeleri yaptık. Ve olmadığı ortaya çıktı. Bir hafta sonra yurt dışına gittik. Ondan sonra üç kere gittim. Geçen cuma günü gene Sabiha Gökçen Havaalanı’na gittim. Gene bekliyoruz. Biraz sonra bir tane hırpa anı geldi. Ya burada diyor ki atanmış bakanların seçilmiş vekiller üzerine tahakkümü varken, atanmış bakanı bırakın, sokakta bir polis, bir bekçi, herhangi bir sivil faşist, birbirlerinden güç alarak bize hakaret ediyor. Bundan ne zevk alıyorsunuz? Bunun neresi hoşunuza gidiyor? Utanç verici bir şey. Bir tane rütbesi dahi belli olmayan bir polis gelmiş bana diyor ki yurt dışına çıkamazsın. Ve benim haklarım, engelleniyor, ben yurt dışına çıkamıyorum. Soruyorum, arıyorum, herhangi bir tahdit yok. Herhangi bir engel yok. Yarın da ilgili nüfus idaresine, ilgili birime gidip bakacağım. Şimdi kaçacak diyorsanız. Bakın ben Hallacı Mansur’un torunuyum. Bizim için zindanda bir meydan da bir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Milletvekili Kemal Bülbül’ün yurt dışına çıkışı engellendi!

    Milletvekili Kemal Bülbül’ün yurt dışına çıkışı engellendi!

    PİRHA – Milletvekili Kemal Bülbül’e seyahat yasağı getirildi. Uçakla İstanbul’dan İngiltere’ye gidecek olan Bülbül, verilen kararın ardından “Hiç bir hukuki gerekçe olmadan Sabiha Gökçen Havaalanı’ndaki zorbalar yurt dışına çıkışımı yine engelledi!” notunu paylaştı”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün yurt dışına çıkışı engellendi.

    Milletvekili Bülbül, Londra’da yapılacak CANTV ile dayanışma gecesine katılmak için sabah saatlerinde Sabiha Gökçen Havalimanı’na gitti. Bülbül hakkında oluşturulan Tebliğ Tebellüğ Tutanağı’nda “…sorgulama sonucu yurt dışına çıkışına engel idari tedbir olduğu anlaşılmış, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. Maddesi gereği çıkışına izin verilmemiş, bu tedbir kaldırılmadan yurt dışına çıkış yapamayacağı tebliğ edilmiş olup; İş bu tutanak tarafımızdan tanzim edilerek okunup doğruluğu anlaşıldıktan sonra birlikte imzalanmıştır.” denildi.

    “ÇETE ZORBALIĞI”

    Kararı “Çete Zorbalığı!” olarak yorumlayan Milletvekili Kemal Bülbül “Hiç bir hukuki gerekçe olmadan Sabiha Gökçen Havaalanı’ndaki zorbalar yurt dışına çıkışımı yine engelledi!” notunu paylaştı.

    Benzer bir seyahat engeli geçen haftalarda İstanbul HDP Milletvekili Zeynel Özen’e de uygulanmıştı.

    PİRHA/ANKARA

  • Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    PİRHA – HDP Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, Alevilere dönük nefret söylemi üzerine Bakan Mahmut Özer’in yanıtlaması için soru önergesi verdi. Önergede, “Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?” sorusu yöneltildi.

    Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, derste Alevilere dönük nefret söylemi Meclis gündemine taşındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri Tülay Hatimoğulları Oruç, Kemal Bülbül, Ali Kenanoğlu ve Zeynel Özen; din öğretmen Mehtap Cengiz’in “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Aleviler Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyuyor. Çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunuyor, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması zinadır” sözlerinin ardından açığa alınmayıp, görevini yapmaya devam ettiğine işaret etti.

    “NET BİR İNSANLIK SUÇUDUR”

    HDP Alevi Masasında yer alan milletvekilleri, ortak soru önergesinde, “Bu şahsın Alevilere karşı nefret söylemleri çok açık ve net bir insanlık suçudur. Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi’nde belirtilen ‘halkı kin ve düşmanlaştırma veya aşağılama’ suçu işlenmektedir. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimci, mevcut okulda veya başka bir okula tayin edilerek eğitim faaliyetlerine devam etmemelidir. Başka bir okula tayin edilmesi halinde, nefret dolu düşüncelerini yaymaya devam etme ihtimali her zaman bakidir. Soruşturmanın selameti açısından derhal açığa alınmalı ve eğitimcilik yapmamalıdır” diye vurguladı.

    HDP’li milletvekilleri ayrıca Alevi öğrencilerinin sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldığı zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını da hatırlattı.

    GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLMESİ DÜŞÜNÜLMEKTE MİDİR?”

    HDP’li milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Alevilere hakaret eden Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in hakkındaki yoğun şikâyetlere rağmen soruşturma aşamasında neden halen açığa alınmayıp, görevden el çektirilmemiştir?

    *Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?

    *Alevi çocuklarının bu örnekteki gibi sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldıkları zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Türkiye’deki birçok yargı kararının gereğinin yapılmasına dair Milli Eğitim Bakanlığı olarak herhangi bir planınız var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, nefret suçu işleyen din öğretmeninin peşini bırakmıyor: Suçunun cezasını çekmeli

    > Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

  • HDP’li Bülbül: Alevilerle dalga geçemezsiniz-VİDEO

    HDP’li Bülbül: Alevilerle dalga geçemezsiniz-VİDEO

    PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, TBMM Bütçe Plan Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, Yunus Emre’nin “Cennet cennet dedikleri birkaç köşk ve birkaç huri. İsteyene ver onları bana seni gerek seni” sözüne atıftan bulunarak, “Devlet devlet dedikleri birkaç makam, bir bakanlık isteyene verin onu. Aleviye hikmet gerek. Kürt’e barış gerek, adalet gerek. Bu barışı, adaleti yapacak kalibreniz, çapınız var mı?” diye sordu.

    Meclis’te AKP-MHP oylarıyla içinde Alevilerin tepki gösterdiği madddelerin de bulunduğu ‘Torba Yasa’ kabul edildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de, TBMM Bütçe Plan Komisyonu’nda İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken yaptığı konuşmada ülkenin bölünmüşlüğüne, belediyelere kayyım atanmasına ve devletin Alevi toplumunun inancını red ve inkar tavrına dikkat çekti.

    “KÜRTLERE, ALEVİLERE, KADINA BAKIŞINIZDA SORUN VAR

    Alevilerin inkar ve baskı altında olduğunu belirten Bülbül, “Gazi Cemevi’nin kapısını kırıp içeriye gaz bombası attınız. Sarıyer cemevinin içerisine girip talan ettiniz. Bu olduğu zaman nasıl oluyor da Alevi toplumu sizin bu yasanıza teveccüh ediyor?” diye sordu.

    Yunus Emre’nin “Cennet cennet dedikleri birkaç köşk ve birkaç huri. İsteyene ver onları bana seni gerek seni” sözüne atıftan bulunan Bülbül, “Devlet devlet dedikleri birkaç makam, bir bakanlık isteyene verin onu. Aleviye hikmet gerek. Kürt’e barış gerek, adalet gerek. Bu barışı, adaleti yapacak kalibreniz, çapınız var mı? İşte bütün devlet erkanı burada. Kürtlere, Alevilere, kadına bakışınızda sorun var. Tekçisiniz
    taraflısınız, barış ve adaletle bakamıyorsunuz” dedi.

    “İNKARCILIĞA, IRKÇILIĞA, TEKÇİLİĞE RAĞMEN BU ÜLKEYE BARIŞI GETİRECEĞİZ”

    “Yetmiş iki millete bir nazarına bakmayan, olsa hakikatte asidir” diyen Hünkar Hacı Bektaş’ı, Yunus Emre’yi, Baba Tahir’i, Şah Hatayi’yi toplayıp bir torbaya koyup, Alevilerin sorununu sanki bir cemevine elektrikten ibaretmiş gibi algılayıp karikatürize edip dalga geçmenin hiçbir şekilde kabul edilebilir olmadığının altını çizen Bülbül, “Alevi toplumu bu ülkeye Hacı Bektaşlar, Mahzuni babalar, Daimi babalar, Elif analar verdi. Bu ülkenin, bu insanlığın bize borcu var. Aleviler olarak bizim de bu ülkeye borcumuz var. Barışı getireceğiz. İnkarcılığa, ırkçılığa, tekçiliğe rağmen size rağmen bu ülkeye barışı getireceğiz” diye konuştu.

    “CESARETİNİZ YOK
    “Barış iradeniz varsa hodri meydan” diyen Bülbül şunları ifade etti:

    “HDP bölücülük için burada değil. HDP kavga için de burada değil. HDP nefret içinde burada değil. Bırakın nefret dilini, kalkın ayağa, el ele tutuşup sorunu çözelim. Var mı bu iradeniz? Var mı bu basiretiniz? Yok. Bu cesaretiniz yok. O halde siz kayyum atamakla suç işlediniz. Ve şu anda tecritle suç işliyorsunuz. Alevi toplumunun değerlerine de tıpkı İkinci Mahmut gibi kayyum atayarak bir suç daha işliyorsunuz. Türkiye halklarına sorumluluğumuz var. Çocuklara, kadınlara karşı, Kürtlere, Türklere, Alevilere, Sünnilere karşı sorumluluğumuz var. Bin yıldır beraber yaşıyorsak ya bu sorunu çözeceğiz ya da siz çözülüp gideceksiniz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Bülbül, AKP’li belediye tarafından yıkılan Alevi-Bektaşi türbesini Meclis gündemine taşıdı

    HDP’li Bülbül, AKP’li belediye tarafından yıkılan Alevi-Bektaşi türbesini Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Niğde’de bulunan Alevi-Bektaşi türbesinin AKP’li belediye tarafından yıkılarak yerine villa projesi yapmak istemesini Meclis gündemine taşıyarak, “Son 5 yıl içerisinde Türkiye’de Alevilere ait kaç türbe, dergâh, ziyaret, mezarlık yeri yıkılmıştır?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Niğde’de bulunan Alevi-Bektaşi türbesinin AKP’li belediye tarafından yıkılarak yerine villa projesi yapılmak istemesini Meclis gündemine taşıdı.

    Kültür Ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle verilen önergede, söz konusu yerde ‘yürütmenin durdurulması’ kararına rağmen yıkımın sürdüğü ve o bölgede çok sayıda tarihi yapı olduğu belirtildi.

    “ALEVİ İNANCI YOK SAYILMAYA DEVAM EDİYOR”            

    Bülbül, verdiği önergede şu ifadelere yer verdi:

    “AKP iktidarı bir yandan ‘Alevi’ açılımı adı altında cemevlerinin statüsünü tartışmaya açarken, diğer yandan da Alevilere ait türbelerin yıkımına, inancı ve öğretisini inkara, asimilasyona ve yok saymaya devam edilmektedir. Yazılı ve görsel medyada yer alan haberlere göre 11. Yüzyılda Selçuklular tarafından inşa edilen Niğde Kalesi’nin etrafında yapılmış tarihi Kale Mahallesi’nde süren kentsel dönüşüm çalışmaları mahkemenin ‘yürütmenin durdurulması’ yönündeki kararına rağmen devam etmekte ve tarihi yapılar yıkılmaktadır. İddialara göre Niğde Belediyesi acele kamulaştırma ve yıkım ihalesini 29 Ocak 2021 tarihli Cumhurbaşkanı kararına dayandırıyordu. Ancak 12 yurttaşın açmış olduğu dava sonucunda “yürütmenin durdurulması” kararı verilmesine rağmen AKP’li Niğde Belediyesi yıkım işlemlerine başlayarak son Bektaşi Şeyhi Hacı Mehmet Mecdi Baba Türbesi’ni yok etmiştir.

    “YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARINA RAĞMEN YIKIM SÜRÜYOR”

    Yıkımlar nedeniyle Ermeni ve Rumlar tarafından yapılmış tarihi ev, işyeri ve inanç merkezlerinin de yok olma tehlikesi altında olduğunu belirten yurttaşlar, mahkeme kararlarına ve tüm itirazlarına rağmen devam eden yıkımlar ve tarihi yapılar yerine yapılacak villalar nedeniyle kentin tarihsel hafızasının yok olacağının endişesini taşımaktadırlar.

    Bu bağlamda;

    • Mahkemenin “Yürütmenin Durdurulması” kararına rağmen Niğde Belediyesi neden “Kale Mahallesi’nde” yıkım işlemlerine başlamıştır? Tarihi ve kültürel yapılarında yıkımını içeren bu çalışmalara ilişkin bakanlığınızın bir bilgisi var mıdır?
    • Niğde’de bulunan son Bektaşi Türbesinin kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yıkıldığı iddialar doğru mudur? Bu yıkıma ilişkin bakanlık olarak bir soruşturma başlatacak mısınız? Mahkeme kararlarına rağmen yıkım işlemi başlatan görevliler ve yöneticiler hakkında bir işlem yapacak mısınız?
    • Tarihi 11. Yüzyıla kadar dayanan Niğde Kalesi ve etrafına kurulan mahallede yürütülen çalışmalar sırasında Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanununu neden uygulamamıştır? Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yetkisinde olan bu bölgede yürütülen çalışmalar hukuki midir?
    • Son 5 yıl içerisinde Türkiye’de Alevilere ait kaç türbe, dergâh, ziyaret, mezarlık yeri yıkılmıştır?
    • Niğde’nin tarihi Kale Mahallesi’nde Ermeni ve Rumlar tarafından yapılmış kaç yapı vardır? Bu yapılar arasında yıkım kararı verilenlerin sayısı kaçtır?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • HDP’li Bülbül, ölümünün 85. yılında Seyid Rıza ve arkadaşlarını andı -VİDEO

    HDP’li Bülbül, ölümünün 85. yılında Seyid Rıza ve arkadaşlarını andı -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, ölümünün 85. yıl dönümünde Seyid Rıza ve onunla birlikte idam edilenleri anarak, “Pir Seyid Rıza’yı ve Pir Seyid Rıza şahsında birlikte idam edilen, sır olan erenleri, yarenleri, yoldaşları ve Dersim’de eşitlik, özgürlük, adalet için hakka yürüyen kadınları, çocukları, gençleri sevgiyle, saygıyla anıyorum” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, paylaştığı video ile 85. yıl dönümünde Seyid Rıza ve onunla birlikte idam edilenleri andı.

    “DERSİM BİR TARİHTİR, DERSİM’E YAPILAN İNSANLIĞA KARŞI YAPILMIŞTIR”

    “Bülbül paylaştığı videoda şunları dile getirdi:

    “’Seni andım yine pirlerin piri,

    İçip ellerinden kanmaya geldim,

    Bedenim kül oldu yüreğim diri,

    Mansur’un aşkıyla yanmaya geldim’

    85 yıl önce bugün gece karanlığında, Buğday Meydanı’nı sarsarcasına yürüyen ve kendisini idam etmeye gelen düşmanının dahi kendisine saygı duyacak kadar erdemli, onurlu ve başı dik olan Pir Seyyid Rıza’yı ve Pir Seyit Rıza şahsında birlikte idam edilen, sır olan erenleri, yarenleri, yoldaşları ve Dersim’de eşitlik, özgürlük, adalet için hakka yürüyen kadınları, çocukları, gençleri sevgiyle, saygıyla anıyorum. Dersim’in anısı önünde niyaza duruyoruz. Özellikle Dersim dağlarında tecavüzcülerin eline geçmemek için kayalardan uçan kadınlara ve sesleri çıkmaması için birlikte olduğu insanlar yakalanmasın diye kendi ağzına basan, nefesini kesen çocukları sevgi ile saygıyla anıyoruz. Dersim, sen bir tarihsin. Sana karşı yapılan tüm insanlığa karşı, hakka, hakikate, adalete karşı işlenmiş bir suçtur. Dersim’in sembolü Pir Seyid Rıza’dır, Alişer’dir, Zarife Anadır, Besa Anadır. Hepinize saygı, hepinize hürmet, hepinize niyaz olsun. Düzgün Baba, Munzur Baba aşkına, çağlayıp akan sular aşkına, yalçın Dersim dağları aşkına, emeğinize, mücadelenize aşkını niyaz ederim.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Alevi Masası heyeti Bursa’da halk buluşması gerçekleştirdi-VİDEO

    HDP Alevi Masası heyeti Bursa’da halk buluşması gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası heyeti Bursa’da halk buluşmaları gerçekleştirdi.

    Bursa’da “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı İstiyoruz” çalışmaları kapsamında HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül HDP MYK üyesi Turgut Öker, HDP PM üyeleri Azra Güllüpınar, Songül Tunçdemir, Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday ve HDP Bursa İl ilçe yöneticilerinden oluşan heyet, Kestel Hacı Bektaşı Veli Derneği ve Cemevi, Adaköy, Alevi Kültür Derneği İnegöl Şubesi Cemevinde halk buluşmaları gerçekleştirdi.

    PİRHA / BURSA

  • Bülbül: 500 yıldır Osmanlı zihniyeti Pir Sultan Abdal’ı takip ediyor, ceza veriyor -VİDEO

    Bülbül: 500 yıldır Osmanlı zihniyeti Pir Sultan Abdal’ı takip ediyor, ceza veriyor -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulunda söz alarak gündeme ilişkin konuştu. Konuşmasında gazetecilere ve TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya yapılan operasyonları kınayan Bülbül, “Cemevleri yasası uyduruk bir yasa. Bu yasayı aslında AİHM kararını uygulamak için yapmışlar ama Alevilere bir lütuf olarak gösteriyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.

    Video eklenecek

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak gündeme ilişkin konuştu.

    Bülbül konuşmasında, gazetecilere ve TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya yapılan operasyonları kınayarak, cemevlerine ilişkin hazırlanan ve komisyonda görüşülen yasa tasarısının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

    “ÖĞRENCİLERİN BORÇLARI SİLİNSİN, ENGELLİLERE İLİŞKİN YASALAR DÜZELTİLSİN”

    Konuşmasına üniversite öğrencilerinin aldığı KYK kredilerine ilişkin sözleriyle başlayan Bülbül, “Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak muhtaç olan öğrenciyi okutmak gibi bir sorumluluk, bir görev var. Bu da temel insan hak ve özgürlüklerinden birisidir. Öğrencilerin KYK kredi borçları tamamen ortadan kaldırılmalı. Torba yasa içerisinde engellilere ilişkin de madde var. Bir engelli babası olarak konuşuyorum. Engellilere dair yasalar anlaşılmaz, uygulanamaz, karşılığı olmayan niteliktedir. Engelliler rencide oluyor, aşağılanıyor, engellilere onur kırıcı bir ortam oluşturuluyor. Engellilere bir ücret ödenirken ailesinin geliri bir engel teşkil etmemeli” diye belirtti.

    “GAZETECİLERE VE ŞEBNEM HOCAYA YAPILANLAR SUÇTUR”

    Mezopotamya Haber Ajansı’na ve JİNNEWS’e yönelik operasyonlara da değinen Bülbül, bu saldırının asıl olarak basın özgürlüğüne, haber alma hakkına, toplumu bilgilendirme hakkına yapıldığını kaydetti.

    Bu saldırıyı yapanların suç işlediğini de vurgulayan Bülbül, konuşmasının devamında şunları aktardı:

    “Bu yapılan suçtur. Gazeteciler yere yatırılmış, ters kelepçe takılmış, bu yetmemiş araba içerisinde darp edilmişlerdir. Bugün de Şebnem hocaya yapılan kadına, tıp bilimine, insan hak ve özgürlüklerine, örgütlenme hakkına karşı işlenmiş bir suçtur ve bunun suç olduğu da ortaya çıkacaktır.”

    “500 YILDIR PİR SULTAN ABDAL TAKİP EDİLİYOR”

    “500 yıldır Pir Sultan Abdal takip ediliyor” diyerek sözlerine davam eden Bülbül, “Bugün Pir Sultan Abdal kültür Derneği’nin kurucu genel başkanı Murtaza Demir, Tokat Keçeci Baba Dergahı camiye çevrildi diye yazdığı yazı nedeniyle ceza aldı. 500 yıldır Osmanlı zihniyeti Pir Sultan’ı, fukara Türkmen halkını takip ediyor. Bu takip yetmiyor, suçlaması yetmiyor, ceza veriyor. Sebep Keçeci Baba Dergahı camiye çevrilmiş diye, Diyanet İşleri Başkanlığı işgal etmiş diye. Bununla ilgili yazı yazdığı için Murtaza Demir’e ceza veriliyor. Murtaza Demir Banazlı. Pir Sultan’ın köylüsü ve 500 yıldır Pir Sultan Abdal takip ediliyor demeyi mesnetsiz olarak söylemiyorum. Daha dün komisyonda cemevleri yasasını görüştük. Cemevleri yasası uyduruk bir yasa. Bu yasayı aslında AİHM kararını uygulamak için yapmışlar ama Alevilere bir lütuf olarak gösteriyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Bülbül’den cemevleri yasa tasarısına tepki: Alevilik bir torbaya sığmaz-VİDEO

    Bülbül’den cemevleri yasa tasarısına tepki: Alevilik bir torbaya sığmaz-VİDEO

    PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, cemevleri yasa tasarısına tepki gösterirken, “Bu yasa tasarısı Alevisiz Alevilik ihdas etme planıdır. Alevilik bir torbaya sığmaz. Alevilik bir torbaya konulmuş, bir illüzyon yapılmış. Bununla sorun çözülmez” ifadelerini kullandı.

    Cemevleri ile ilgili düzenlemeleri de içeren torba yasa teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerinde söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, yasa tasarısına tepki gösterdi. Bülbül, “Bu yasa tasarısı Alevisiz Alevilik ihdas etme planıdır. Alevilik bir torbaya sığmaz. Alevilik bir torbaya konulmuş, bir illüzyon yapılmış. Bununla sorun çözülmez” dedi.

    “ALEVİSİZ ALEVİLİK İHDAS ETME PLANIDIR”

    AKP’nin cemevleriyle ilgili düzenlemesine tepki gösteren Bülbül, şunları söyledi:

    “Burada bir pozitif ayrımcılık gerekiyor öncelikle. Bu yasa tasarısı Alevisiz Alevilik ihdas etme planıdır. Bu yasa tasarısı aynı zamanda Nevzat Tandoğan’ın “Bu ülkeye komünizm de lazımsa biz getiririz” demesi gibi “Bu ülkeye Alevilik de lazımsa biz getiririz” demektir. Neden? Çünkü hiçbir Alevi kurumunun, Alevi kanaat önderinin, dedenin, mürşidin, pirin, ocağın, dergahın fikri alınmamıştır. Ne yapılmıştır? Süleyman Soylu marifetiyle el altından bir kişi gönderilip, efendi, köle ilişkisi ihdas edilerek, “Var mı bizden bir isteğiniz?” denmiş ve bu gizli el altından yürütülmüştür.

    Bu şekilde Alevi toplumuna, Alevi inancına herhangi bir hizmet yapılamaz. Bu Alevi toplumuyla olan ilişkileri efendi köle ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır. Alevi sorunu Emevi’den, Abbasi’den, Selçuki’den, Osmanlı’dan beri devam eden, cumhuriyette de katmerlenerek giden ve 1826’da İkinci Mahmut’un Alevi dergah ve ocaklarına kayyum atamasıyla ve bu kayyum atamanın tekke ve zaviyeler kanunuyla güncellenmesiyle yasaklanmış bir inançtır. Alevilik şu anda tekke ve zaviyeler kanununa göre yasaktır.

    Bu kanun tasarısı anayasanın 174. maddesine aykırıdır. Zira anayasanın 174. maddesi devrim kanunlarını düzenlemekte. Bu devrim kanunlarından biri de tekke ve zaviyeler kanunudur. Tekke ve zaviyeler kanununa göre Alevilik diye bir inanç yoktur. Dedelik, çelebilik, mürşitlik, pirlik yoktur. Dolayısıyla aykırı. O halde ne yapmak lazım? 12 Eylül anayasası değişmedi. Yezit, tekçi zihniyeti örgütleyen, Kenan Evren’in düzenlediği 12 Eylül anayasası değişmeden eşit yurttaşlık düzenlenemez. Ortada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevleri kararı var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin din dersi kararı var. Ama buna bunlar uygulanmıyor. Anayasanın 90. maddesi ihlal ediliyor ve buradan el altından güya Alevilere hak lütfediliyor.”

    “ALEVİLİK TORBAYA SIĞMAZ”

    Bülbül, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahı’na gitmesine de tepki gösterirken, şöyle konuştu:

    “Alevilik bir torbaya sığmaz. Aleviliği torbaya sığdırmaya çalışıyorsunuz. Alevilik su parasından, cemevine kapıdan, bacadan, sıvadan ibaret bir şey değildir. Alevi hakkın ve hakikatin, adaletin yoludur. Genel Başkanınız Şahkulu Dergahı’na gitti ya. Şahkulu kimdir? Şahkulu, Osmanlı tarafından katledilmiştir. Alevi ulusudur. Neden özür dilemedi? Neden gereğini yapmadı?

    Sabahtan beri Aleviliğin ne olduğuyla ilgili cümleler söyleniyor. Diyanet televizyonunu açın, biz de gelelim, siz de gelin. İlahiyatçılarınızı, profesörlerinizi, Diyanet İşleri Başkanı’nızı getirin. Kimi getiriyorsanız orada “Alevilik nedir? Sünnilik nedir? Fıkıh, kelam, icmal nedir?” bunları konuşalım, tartışalım. Biz kaçmıyoruz. Yol cümleden uludur. Hiç kimseyi hakir görmedik ama katledildik. Kuyulara doldurulduk, asıldık, yüzüldük, kesildik. Partiniz Madımak Katliamında açıkça katillerin tarafını tutmuştur. Zaman aşımına uğramasına “Bu Türkiye’ye hayırlı olsun” demiştir. Genel başkanınız katili affetmiştir. Alevilik söz konusu olduğunda tarafsınız.

    Alevilere dönük nefret suçlarına dair hiçbir şey yapılmadı. 2010’dan bu yana işaretlenmedik kapımız kalmadığı halde hiç kimse hakkında işlem yapılmamıştır. Bakınız Ali İsmail Korkmaz’ın, Berkin Elvan’ın katiline, ceza verilmedi. 30 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen Madımak katliamında aranan katil var. Hal böyle olunca burada Alevi Bektaşilerin sorununu ele alıyoruz ve çözüyoruz değil; Alevilik bir torbaya konulmuş, bir illüzyon yapılmış ve bununla sorun çözülmez.”

    PİRHA / ANKARA

  • Bülbül’den uyarı: Alevilik makropolitik bir sorundur; II. Mahmut zihniyetiyle çözülmez

    Bülbül’den uyarı: Alevilik makropolitik bir sorundur; II. Mahmut zihniyetiyle çözülmez

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nca  yönetilmek istenmesine HDP Milletvekili Kemal Bülbül sert tepki gösterdi. Bülbül, “Bu politikalarla AKP Aleviliği yaratılacak, devlet Aleviliği yaratılacak, Diyanet Aleviliği yaratılacak, daha da karikatürizesi Kültür Bakanlığı Aleviliği yaratılacak” dedi.

    Halkaların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, cemevlerinin yönetiminin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacak olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanacağına ilişkin yaptığı açıklamayı değerlendirdi.

    Devletin Alevisiz bir Alevilik yaratmaya çalıştığını söyleyen Bülbül, AKP hükümetinin açılımlar tarihini anlatarak, II. Mahmut zihniyetinde olan iktidarın Alevilerin sorunlarını çözmeyeceğini vurguladı. Aleviliğin sadece inançsal değil, makropolitik bir sorun olduğunu da kaydeden Bülbül, Alevilerin hükümetin açılım politikasına tevessül etmeyeceğini belirtti.

    “KÜLTÜR BAKANLIĞI ALEVİLİĞİ YARATILACAK”

    AKP iktidarının her konuda yeni Osmanlıcı, dinci politikasına uyarlanmış bir tutum sergilediğini ifade eden Bülbül, hükümetin kendi aklınca ürettiği çözüm süreçlerini yürütürken hiçbir Alevi Kurumu ile istişare etmediğini söyledi.

    AKP hükümetinin gizlice, el altından Alevi kurumlarına bir tane devşirme gönderdiğini kaydeden Bülbül, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu devşirmenin kim olduğu belli değil. Ajan mıdır, uzman mıdır, Alevi midir, Sünni midir, devletteki görevi nedir? İçişleri Bakanı’nın danışmanı olduğu söyleniyor. Kim olduğu belli olmayan gölge bir adam. Peki Alevilik böyle illegal bir şey mi, Alevilik sorunu böyle illegal bir şekilde mi çözülür? Biz konuyu Meclis’te defalarca gündeme getiriyoruz. Alevi sorunun cemevinden ibaret olmadığını, makropolitik bir sorun olduğunu söylüyoruz. AKP’nin herhangi bir yetkilisi ya da AKP’nin Genel Başkanı ya da Diyanet İşleri Başkanlığı -ki bugün AKP’nin bir kurumuna dönüşmüştür bu kurum- hiçbirisi sorunun çözümü konusunda Meclis’te bizim veya muhalefet tarafından gündeme getirilen bir şeyi kabul etmiyor. Demek ki AKP Aleviliği yaratılacak, devlet Aleviliği yaratılacak, Diyanet Aleviliği yaratılacak, daha da karikatürizesi Kültür Bakanlığı Aleviliği yaratılacak.”

    “AKP’NİN ALEVİ SORUNUNU GÜNDEME GETİRMESİ ÇOK ÖNCEDEN PLANLANMIŞTIR”

    AKP’nin kuruluşu ile birlikte bir emperyal proje olduğunu ve bütün süreçleri önceden planladığını aktaran Bülbül, “Kuruluşundan önce Alevi sorununu da gündeme getireceği söylenmiştir. 2007’de o dönem AKP’nin vekili olan Reha Çamuroğlu, Tayyip Erdoğan’a bir şey sufle etmiş ve Alevi sorunu ile ilgili o da kendisi değil ama Meclis Başkanı üzerinden bizi bir toplantıya çağırmıştı. Ben de vardım o toplantı içerisinde. Meclis Başkanı Köksal Toptan bizi dinleyeceğini, sorundan ne anladığımızı ve bunu çözeceklerini söyledi. Bu durum çok demokratik bir tutum değil. İhsan eden, efendi köle ilişkisi yapmaya çalışan bir tutum içerisindeydiler.

    “2008’DEKİ BÜYÜK ALEVİ MİTİNGLERİNDEN SONRA AKP AÇILIM SÜRECİNİ BAŞLATMIŞTIR”

    2009 yılında ise öncesinde bizim 8 Ekim 2008’de Ankara’da daha sonra İstanbul’da daha sonra İzmir’de yaptığımız büyük Alevi mitingleri oldu. Mitinglerimizin ismi ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık istiyoruz’ idi. O mitingleri Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu olarak organize etmiştik ve ben o zaman yöneticiydim. Bu teklifi federasyonun toplantısında önerge ile dile getirmiştim ve oy birliği ile kabul edilmişti. Bu kabulden sonra 2008’de mitinglerimizi başlattık ve 3 Haziran 2009’da dönemin AKP hükümeti Alevi açılımı başlattı. O dönemki Bakan Faruk Çelik ve akademisyen Necdet Subaşı yürüttü. 5-6 seans yapıldı. İlk seansta Alevi toplumu 5 temel talepte birleşmişti, kabul etmediler ve şöyle dediler; ‘Aleviler içinde birlik yok, gidin birlik olun gelin.’

    “AKP’NİN YAPTIĞI TÜM AÇILIMLAR SONUÇSUZ KALDI”

    Hem Alevi, hem Roman, hem Kürt açılımı konusunda gelinen nokta ortada. Roman açılımında Sulukule yerle bir edildi. Kentsel dönüşüm adı altında bir kültürel hafıza ve bir kültürel ortam yok edildi. Kürt halkının başına gelenler ortada her yer nefret, şiddet, kan. Sınır ötesi cinayetler var, sınır ötesi katliamlar var ve bu katliamı Türkiye Cumhuriyeti’nin Bağdat Büyükelçisi en son Nagihan Akarsel’in katledilmesini üstlenmiş durumda. Alevi açılımında ise 7. seansta Alevi katliamından sanık olan Ökkeş Kenger ve benzeri kişiler çağrıldı. Gayri ciddi, alay edercesine ve sonra da açılım sönümlendirildi. 2021 yılına kadar.

    “BİZİM KAMPANYAMIZDAN ÖNCE AKP’NİN VE CHP’NİN AKLINDA ALEVİLER YOKTU”

    2021 yılında İçişleri Bakanının danışmanı olduğu söylenen kişinin Alevi kurumlarını ve cemevlerini gezmeye başladığını anımsatan Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu CHP’den devşirdikleri kim olduğu belli olmayan bir kişi cemevlerine gönderilmeye başlandı. Derneklere gönderilmeye başlandı. Gidiyor, ‘Süleyman Soylu beni gönderdi, bir ihtiyacınız var mı?’ diye soruyor. Nasıl ki 2009 yılında yapılan Alevi açılımı bizim 2008 yılında başlattığımız mitingler ve kampanyalar ile ilgili ise, 2022 yılında AKP’nin yaptığı açılım da bizim HDP olarak başlattığımız ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık istiyoruz’ kampanyası ile alakalıdır. AKP’nin, CHP’nin aklında Aleviler yoktu. CHP olaya şöyle bakıyor; ‘Ben Alevilerden yeterince oy alıyorum. Bir de başörtüsü sorununu gündeme getireyim, Sünnileri de buraya dahil edeyim.’ AKP de, ‘Ben Sünnilerden yeterince oy alıyorum. Başörtüsünü de hallettim. Bir de cemevlerini gündeme getireyim. Alevilerden de oy alayım.’ Bu her iki tutum da demokratik değil. Toplumu, halkları adeta hakir görmek, alay etmek ile aynıdır.

    “SOYLU PLANLADI”

    Dikkat ederseniz bu açıklamaların öncesinde 3 Alevi kurumuna saldırı oldu ve bu saldırgan yakalandı, tutuklandı. Ve dikkatler Alevilere, cemevlerine yöneldi. Arkasından AKP’nin Genel Başkanı, Hüseyin Gazi Dergahına gitti. Alevisiz Aleviliği gördük. Görselleri değiştirdi, kendisine göre bir dizayn yaptı. Sonra da Hacıbektaş’a gitti. Alevisiz Alevilik vardı orada da. Bu 3 Alevi kurumuna saldırıyı Süleyman Soylu planladı. Dikkatleri Alevi ortamına çekmek ve AKP Genel Başkanının Hüseyin Gazi’ye ve Hacıbektaş’a gitmesinin ortamını hazırlamak için.

    “AKP GENEL BAŞKANI 1826’NIN AKLIYLA 2022’NİN SORUNUNU ÇÖZEMEZ”

    1826’da II. Mahmut tahta geçtiğinde, Alevi dergah ve tekkelerine Nakşibendi şeyhleri atadı yani kayyum atadı ve ocaklı Aleviliği de yasakladı. Hacı Bektaş Dergahında bulunan bugünkü caminin Hacı Bektaş döneminde yapıldığını sanıyorlar. Dergahın girişinde 1834 yazıyor. II. Mahmut döneminde oraya atanan Nakşibendiler tarafından yapılmış bir camidir. Hacı Bektaş döneminde yapılmış bir cami değildir. Çünkü Aleviler camiye gitmezler. 1924 – 25 yıllarında Cumhuriyetin kurucu aklı, II. Mahmut’u güncellemiş ve ‘Tekke ve Zaviyeler Kanunu’ ile Aleviliği yasaklamış. Bugün aslında Tayyip Erdoğan sözüm ona bir çözüm yapıyormuş gibi durup aynı yasağın bir tür günümüze uyarlanmış halini yapmıştır. Her türlü sorundan söz ederken neo Osmanlıca bir bakışla bakıyor. AKP Genel Başkanı 1826’nın aklıyla 2022’nin sorununu çözemez. Burada 1826 II. Mahmut aklı vardır.”

    “ALEVİLİK SADECE İNANÇSAL DEĞİL, MAKROPOLİTİK BİR SORUNDUR”

    Alevilik sorununun sadece inançsal bir sorun olmadığını, makropolitik bir sorun olduğunu vurgulayan Bülbül, son olarak şunları dile getirdi:

    “Ekonomik, hukuki, kamusal, eğitimsel ve ahlaki bir sorundur. Ahlaki dediğim devletin Aleviliğe bakış açısını kastediyorum. Ekonomik bir sorundur çünkü, Alevi toplumu köylerinde yaşadığı yerlerden tecrit edilmiş, işsizliğe, yoksulluğa mahkum edilmiştir. Kamusal bir sorundur çünkü, Alevi toplumunun bireyleri kamusal alanda iş bulamamakta ya da mobbinge tabii tutulmaktadır. Eğitimsel bir sorundur çünkü, zorunlu din dersi dayatılmasının dışında eğitimin tamamen dinselleştirilip baskı aracına, ırkçılık ve tekçilik aracına dönüştürülmektedir. Türk ve Türkmen Alevileri dışında Kürt, Arap ve Roman Aleviler kendi ana dillerinde ibadet ve eğitim yapamamaktalar. Hukuki bir sorundur çünkü, Alevilik ‘Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile yasaklanmış, Köy Kanunu ile cemevinin ibadethane olması engellenmiş, yasaklanmıştır.

    “DEVLET, ALEVİLİĞE EFENDİ KÖLE İLİŞKİSİ ÇERÇEVESİNDE BAKMAKTADIR”

    Bu anlamda Şahkulu Dergahına gitmiş olması bir şey ifade etmiyor. Çünkü Şahkulu Dergahında yapmaya çalıştığı şey, II. Mahmut’un yasakçı, kayyumcu bakış açısını güncellemektir ve AKP, Diyanet ve devletin tüm kurumları Aleviliğe efendi köle ilişkisi çerçevesinde bakmaktadırlar. Yani Alevileri bir şeyler lütfedilecek zavallı bir topluluk, kendilerini de bunu yapacak ve yayacak bir görkeme sahip, saltanat sahibi olarak görmekteler. Böyle bir zihniyetle sorunlar çözülemez. Alevi sorunu içinden çıkılamaz bir hale getirilmiş ve hiçbir kurumun, hiçbir kanaat önderinin, hiçbir dedenin, pirin, ananın bu bakış açısına tevessül etmeyeceğini, etmemesi gerektiğini düşünüyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Bülbül: Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelası’dır-VİDEO

    Bülbül: Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelası’dır-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Gar Katliamı’nın 7. yılı nedeniyle bir mesaj paylaşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelasıdır” dedi. 

    10 Ekim 2015 yılında emek meslek örgütlerinin Ankara’da ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ talebiyle düzenlediği mitingte Gar Meydanı’nda toplanan kitleye karşı IŞİD barbarlarının düzenlediği bombalı saldırıda 103 insan katledildi, yüzlerce insan da yaralandı. Bugün Türkiye’nin pek çok yerinde katledilenler anılıyor.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de Gar Katliamı’nın 7. yılı dolayısıyla bir mesaj paylaştı. Bülbül,  Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelasıdır” dedi.

    Bülbül’ün mesajı şöyle:

    “İnsanlığa, kadına, çocuklara, barış hakkına, emeğe, emekçiye, karşı işlenmiş bir suçtur! Gar Katliamı 10 Ekim 2015, Kerbela Katliamı 10 Ekim 680. Gar Katliamı Ankara’nın Kerbelası’dır! Kerbela’nın katili Yezit’tir! Gar Meydanı’nın Katili IŞİD’dir. IŞİD’e yardım, yataklık yapan AKP’dir!

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Bülbül, okula aç giden öğrencileri Meclis gündemine getirdi-VİDEO

    HDP’li Bülbül, okula aç giden öğrencileri Meclis gündemine getirdi-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmada yoksullaşmaya vurgu yaparak öğrencilerin okullara aç gittiğini söyledi. Bülbül “beslenme yetersizliği olan bir çocuğun ne öğrenmeye ne okula ne derse ne yaşama ne sevgiye adaptasyonu mümkün değildir” dedi.

     

    HDP Grubu adına Meclis Genel Kurulunda söz alan Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, yeni yasama yılının ilk gününde öğrencilerin açlığa mahkûm olduğunu ifade etti. Bülbül, konuyu “İnsan hakkı sorunu” olarak ele alıp şu konuşmayı gerçekleştirdi:

    “Evet, çocukları aç, gençleri işsiz, yaşlıları hasta olan bir ülkede çocukların açlığına, gençlerin işsizliğine, yaşlıların hastalığına sanal çözümler arayan siyaset, elbette ki sanal kavramlar kullanıp ‘epistemolojik kopuş’ ‘nöroekonomi’ gibi ultra entelektüel kavramlarla toplumu uyutmaya çalışacaktır. Burada dayatılmış bir yoksulluk var; çocuğa dayatılmış bir yoksulluk, mecburi bir yoksulluk, mahkûm olunmuş bir yoksulluk. Çocuğun sınıftaki adaptasyonuna ya da adapte olamama durumuna yıllarca tanık olan bir öğretmen olarak şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim: Beslenme bozukluğu, beslenme yetersizliği olan bir çocuğun ne öğrenmeye ne okula ne derse ne yaşama ne sevgiye adaptasyonu mümkün değildir. Bu, bir sevgisizlik sorunudur. Bu, bir demokrasi sorunudur. Bu, bir insan hakları sorunudur.”

    “ÖĞRENCİLERİN ÇOK BÜYÜK BİR BÖLÜMÜ AÇLIĞA MAHKÛM”

    “Bakın, velilerin kayıt masrafı, velilerin okul kıyafeti masrafı, kırtasiye masrafı, servis giderleri ve benzeri eklendiğinde; velilerin çalışma koşulları, aldığı ücretler dikkate alındığında Türkiye’de öğrencilerin çok büyük bir bölümünün açlığa mahkûm olduğunu çok rahatlıkla görebiliriz. Bu, edinilmiş bir çaresizliktir. Bu çaresizlik karşısında Hükûmetin ve yetkililerin -Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, Millî Eğitim Bakanlığının, Tarım ve Orman Bakanlığının, Sağlık Bakanlığının ve belediyelerin- bir duyarsızlığı, bir umarsızlığı, maalesef ve ne yazık ki bir aymazlığı söz konusudur. Bunun giderilmesi şöyle telakki ediliyor: İşte, yardımseverlik; semirtilmiş, zengin edilmiş yandaşlar aracılığıyla okullara bir yardımseverlik. Yardımseverlik değil, sosyal devlet; yardımseverlik değil, hakları ve özgürlükleri düzenlenmiş bir devlet; demokratik bir eğitime, insan haklarına, çocuk haklarına, beslenme, barınma, ulaşım hakkına riayet eden bir devlet anlayışı. Bakın, beslenme, barınma ve ulaşım hakkına riayet edilmiyorsa o ülkede özgürlüğe, eşitliğe, adalete, hiçbir şeye riayet edilmez ve bunların üçü topluma karşı işlenmiş bir suçtur.”

    “LİTERATÜRLERİNDE ENTELEKTÜEL SİYASAL BİR KAVRAM YOKTUR”

    “Şimdi, ekonomi üzerine yorum yaparken Louis Althusser’den aşırdığı ‘epistemolojik kopuş’ kavramıyla… Ki Louis Althusser bunu Marksizmin güncellenmesi anlamında kullanmıştır. AKP’liler bir kavram kullanacağı zaman ya solculardan ya sosyalistlerden ya yurtseverlerden devşiriyorlar çünkü politik literatürlerinde entelektüel siyasal bir kavram yoktur, sadece günlük bir iki cümleyle, bir iki kelimeyle konuşacak kadar siyaset yetisine sahiptirler. Louis Althusser’den devşirdiği epistemolojik kopuşu kendilerinin… Zulümden epistemolojik kopuş yapın; faşizmden, inkârcılıktan, tekçilikten, toplumu yoksulluğa mahkûm etmekten, topluma zulmetmekten bir epistemolojik kopuş yaparsanız halk belki biraz dikkate alır sizi.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP, Hatay’da ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası çalışması başlattı-VİDEO

    HDP, Hatay’da ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası çalışması başlattı-VİDEO

    PİRHA- HDP, Hatay’da ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamında Alevi kurumlarını ve kanaat önderlerini ziyaret etti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 5 Mayıs itibari ile ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyasını başlattı. HDP, söz konusu çalışmayla birlikte Alevilerin taleplerinin yer aldığı bir de kitapçık hazırladı. Ülkenin dört bir yanına geziler düzenleyen HDP’liler, yurttaşlara kampanyalarını anlatmaya devam ediyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamında Hatay’da, 3 gün sürecek programını başlattı.

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ve HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ‘Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı’ kampanyası çalışmaları kapsamında Arap Alevi kanat önderleri, Antakya Gazeteciler Cemiyeti ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Defne şubesi ve Ehli beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı genel merkezini ziyaret etti.

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, yaptığı konuşmada, HDP olarak bütün halklar ve inanç topluluklarının eşit yurttaşlık hakkını savunduklarını ve bu temelde kampanya düzenlediklerini ifade etti.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de, kampanya hakkında bilgi verdi.

    Devletin Antakya’yı “kültürler kavşağı” olarak tanımladığının altını çizen Bülbül, “O kavşağı da kesişen kültürleri inkar ettiği medeniyetlerin beşiği dediği ama o medeniyetleri yok saydığı bir hakikat söz konusuysa bir o kadar da Antakya’nın bu hakikatle, bu kültürlerle birlikte varlığını sürdürmek gibi görev ve sorumluluklarımız var” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN VARLIĞI İNKAR EDİLEREK SUÇ İŞLENMİŞTİR”

    Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu dönemde sorumluluklardan bir tanesi de Antakya’nın Alevi kimliğine, Arap kimliğine ve bu etnik ve inançsal kimlikle ortaya çıkan temel soruna dair çözücü bir yaklaşıma dahil tutumların olması gerekiyor. Sistem 1923’lerde kurulurken ne kadar ki laik, demokratik bir devlet anlayışıyla kurulmuşsa 1982 anayasasının ikinci maddesinde laik, demokratik sosyal bir hukuk devleti olarak yazılmışsa da aslında ne laiklik, ne demokratiklik, ne sosyallik, ne de hukuk var.

    Cumhuriyet tarihi boyunca gelip geçen tüm hükümetler Alevi toplumuna ve Türkiye halklarına karşı suç işlemiştir. Nasıl bir suç işlemiştir? Alevi toplumunun varlığını, ekonomik, siyasi, kamusal ve yaşamsal haklarını inkar ederek suç işlemiştir. Alevi toplumuna karşı inancıyla, kültürel değerleriyle deyişi, nefesi, sazı, sözüyle birlikte bir kültürel soykırım ve bir toptan yok etme politikası uygulanmıştır. Katliamlar bunun en bariz örneğidir. Dolayısıyla sistemi yürütenlerin Alevi toplumuna karşı haklarını edinme mücadelesine karşı taraf olduğu bir yerde, eşitlikten, adaletten, hukuktan ve eşit yurttaşlıktan söz edemeyiz.”

    KAMPANYA ÇALIŞAMALRI 3 GÜN SÜRECEK

    Bülbül son olarak, eşit yurttaşlığın yaşamın her alanında savunulması gerektiğini ifade etti.

    HDP’nin Hatay’daki ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamındaki çalışmaları 3 gün boyunca devam edecek.

    PİRHA/HATAY

  • Kemal Bülbül: Yezit siyaseti nedeniyle Türkiye, Kerbela’ya dönüşmüştür-VİDEO

    Kemal Bülbül: Yezit siyaseti nedeniyle Türkiye, Kerbela’ya dönüşmüştür-VİDEO

    PİRHA – HDP milletvekili ve parti meclisi üyeleri, Malatya Pütürge’de Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyası’nı anlattı. Milletvekili Kemal Bülbül, yaptığı konuşmada “Kadın katliamı, çocuk tacizi, Kürt ve Alevi toplumuna karşı işlenen nefret suçları nedeniyle Türkiye Kerbela’ya dönmüştür” dedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Parti Meclisi üyeleri Songül Tunçdemir ve Yasemin Demirkaya, Malatya Pütürge’de halkla buluştu. Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyası’nı anlatan HDP heyeti, Hüsükuşağı ve Zarato köylerinde halk buluşması gerçekleştirdi.

    “TÜRKİYE TÜMÜYLE BİR HAPİSHANEYE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”

    Hüsükuşağı Cemevinde konuşan Milletvekili Kemal Bülbül, tutuklu siyasetçilerin durumunu gündeme getirerek tecrit uygulandığını söyledi. Bülbül, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Hapiste olan kim olursa olsun, insan hak ve özgürlükleri bağlamında hakları vardır. Ama bugünkü tutuklu siyasetçiler ailesi, avukatı ile görüştürülmüyor. Peki bu nedir? Tecrittir. Tecrit nedir? Tecrit zulümdür, toplumdan yalıtmak, haklarının tamamını elinden almak ve bir odaya kapatıp tamamen yok etme projesidir. Bunu ne insanlık ne Kürt halkı ne HDP ne bizler ne de onuruna, geleceğine sahip çıkan insanlar buna izin vermez. Aynı şekilde İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen bırakılmayan arkadaşlarımız var. Hasta mahpuslar ve hapishanedeki zulümler de söz konusu. Zaten Türkiye tümüyle bir hapishaneye dönüşmüş durumda.”

    “DEĞERLERİMİZİ BU YEZİT ZİHNİYETİNE ÇİĞNETMEYELİM”

    Kemal Bülbül “Alevi literatürü ile söyleyecek olursak Türkiye Kerbeladır” diyerek Türkiye’nin mevcut siyasal ve ekonomik durumuna dikkat çekti. “Şu anda yoksulluk, zulüm, Yezit siyaseti nedeniyle Türkiye, Kerbela’ya dönüşmüştür” diyen Bülbül, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Kadın katliamı, çocuk tacizi, Kürt ve Alevi toplumuna karşı işlenen nefret suçları nedeniyle Türkiye Kerbela’ya dönmüştür. Bizler Kerbela’yı çok iyi biliyoruz. Kerbela’da Hüseyin ve yanında 72 insan hakikat ve adalet mücadelesini yürütmek için canbaş verdiler. Biz canbaş vermeyelim tamam ama cesur olup birbirimize sahip çıkalım. Ama Hüseyin-i olalım. Ama değerlerimizi bu Yezit, münafık zihniyetine çiğnetmeyelim.”

    PİRHA/MALATYA

  • HDP’li Bülbül Arguvan’da: Arguvanlı olmak çok kültürlülüğü gerektiriyor-VİDEO

    HDP’li Bülbül Arguvan’da: Arguvanlı olmak çok kültürlülüğü gerektiriyor-VİDEO

    PİRHA-“Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı” kampanyası kapsamında Malatya’nın Arguvan ilçesini ziyaret eden HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Arguvanlı olmak çok kültürlülüğü gerektiriyor. Kürt kimliğine de, Türkmen halkının sorunlarına da, Alevi kimliğinize de, Arguvan’da azınlıkta olan Sünnilerin haklarına da sahip çıkacaksınız. Çünkü demokrasi kültürü bunu gerektirir” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası tarafından başlatılan “Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı” kampanyası çerçevesinde ziyaretler sürüyor. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ile HDP PM üyesi ve Alevi Masası Eş Sözcüsü Songül Tunçdemir, Malatya’nın Arguvan ilçesinde Alevi yurttaşlar ile bir araya geldi. Bülbül ve Tunçdemir yürütülen kampanyaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “HERKESİN ÖZGÜRCE VE KENDİ RENKLERİYLE YAŞAMASI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    Zorlu bir süreçten geçildiğini belirten Songül Tunçdemir, “Siyasi iktidar kendi bekasını güçlendirmek için halklara daha fazla baskı uygulamaktadır. Her geçen gün nefes alamaz duruma gelmekteyiz. Bu ülkede herkesin kardeşçe ve kendi renkleriyle yaşaması için mücadele ediyoruz” dedi. Arguvan’ın çok kimlikli kültürüne dikkat çeken Milletvekili Kemal Bülbül ise şunları söyledi:

    “Arguvan’ın siyaset, etnik ve inanç kültürü hem sisteme hem de AKP ve ondan önceki hükümetlere aykırıydı. Gelmiş geçmiş bütün hükümetler Arguvan tarihine, kültürüne, inancına ve etnik kimliğine karşı suç işlemişlerdir. Bu suçu Ermeni toplumuna, Kürt halkına, Alevi toplumuna karşı işlemişlerdir. Arguvan’ın Ermeni, Türkmen, Kürt, Alevi ve Sünni kimliği de var. Bu kadar geniş boyutlu kimlik ve inanca sahip olan Arguvan bir tür küçük Türkiye sayılabilir. Arguvan’ın ayrıca sazı, sözü, curası, bağlaması, kavalı, türküsü, stranları ve kılamları var.”

    “ARGUVANLI OLMAK ÇOK KÜLTÜRLÜLÜĞÜ GEREKTİRİYOR”

    Arguvan’ın bir tarım, emek ve hayvancılık kenti olduğunu belirten Bülbül, “AKP-MHP iktidarı ya da geçmiş bütün iktidarlar ne söylerse söylesinler hepsi sahtekar ve yalancıdır. Bu konuda bir tavır konulmalıdır. Öncelikle kendi kimliğine, kültürüne, toprağına, havasına, suyuna, geçmişine sahip çıkılmalıdır. Diyarbakır, Şırnak, Hakkari ile, İstanbul’daki emekçi ile, Trakya’daki Bektaşi ile, Ege’deki Tahtacı ile el ele olunmalıdır. Onlar ile ortak düşünceyi ve eylemi sergileyebilmek önemlidir. Arguvanlı olmak çok kültürlülüğü gerektiriyor. Kürt kimliğine de, Türkmen halkının sorunlarına da, Alevi kimliğinize de, Arguvan’da azınlıkta olan Sünnilerin haklarına da sahip çıkacaksınız. Çünkü demokrasi kültürü bunu gerektirir.”

    PİRHA / MALATYA

  • Bülbül, Malatya’da Alevilerle buluştu: Eşit yurttaşlığı tüm toplum için istiyoruz-VİDEO

    Bülbül, Malatya’da Alevilerle buluştu: Eşit yurttaşlığı tüm toplum için istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül ve beraberindeki partililer Malatya’da Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Bülbül, “Alevi toplumuna eşit yurttaşlık isterken aslında tüm topluma eşit yurttaşlık istiyoruz” dedi. 

    HDP’nin “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyası devam ediyor. HDP Milletvekili Kemal Bülbül ve beraberindeki heyet, Malatya’da kampanyayı anlattı.

    “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyası çalışmaları kapsamında Milletvekili Kemal Bülbül, PM üyeleri Songül Tunçdemir, Yasemin Demirkaya ve HDP il örgütü kahvaltıda Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi.

    Heyette bulunanlardan Songül Tunçdemir, “Son zamanlarda Alevilik çok gündem olmaya başladı. Hiç bir parti Alevilerle ilgili talepleri programlarına koymuyor. HDP’nin Alevi Masası bir kitapçık çıkardı. Alevilerin taleplerini biz sahipleniyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz” dedi.

    “TÜM TOPLUMA EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    HDP Milletvekili Kemal Bülbül ise, “Bir tür tekçilik yaşanıyor. Türklüğün karşısına Kürt, Ermeni, Arap, Aleviliğin karşısına devlet, Diyanet tarafından yaratılmış piyasa anlayışıyla Sünnilik konuluyor. Camiler ibadethane olmaktan çıkmış Diyanetin ve AKP’nin propaganda mekanlarına dönüşmüştür. Alevi toplumuna eşit yurttaşlık isterken aslında tüm topluma eşit yurttaşlık istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ MALATYA

  • Bülbül’den Erdoğan’a: Alevilerin bir talebini karşıla ve de ki ‘Cemevi ibadethanedir’-VİDEO

    Bülbül’den Erdoğan’a: Alevilerin bir talebini karşıla ve de ki ‘Cemevi ibadethanedir’-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyası dahilinde Hınıslı yurttaşlarla bir araya geldi. Bülbül yaptığı konuşmada iktidarı eleştirerek, “Erdoğan, ‘Alevilerin 8700 talebini aldık’ diyor. 8700 talebe gerek yok. Bir tanesini karşıla ve de ki ‘cemevi ibadethanedir’. Hadi Hodri meydan” dedi.

    Erzurum’un Hınıs ilçesine bağlı Dikili (Kilisedere) ve Kosan köylerinde ‘Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyası’ nın detayları anlatıldı.

    Yapılan köy ziyaretlerine HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, DBP PM üyesi Abdurrahman Sever, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Karaçoban Belediyesi Eşbaşkanları ile HDP il ve ilçe yöneticileri katıldı.

    “TAYYİP ERDOĞAN’IN POLİTİKASI SAHTEDİR”

    Milletvekili Kemal Bülbül, yurttaşlara yaptığı konuşmada Alevi köylerine hizmet götürülmediğini belirterek, “Hepimiz yaralıyız. Neyin yarası? Ötekileştirmenin yarası, hizmet alamamanın yarası, tehdit almanın yarası, yoksulluğun, Alevilik nedeniyle tehdit ve şantaja maruz kalmanın, köylü olmanın yarası” dedi.

    Kemal Bülbül, “Bunlar sahtekar, günahkardır” diyerek AKP-MHP iktidarını şu sözlerle eleştirdi:

    “Toz topraktan geçilmiyor, köye bir hizmet yok, ondan sonra çıkıp ‘cemevinde siyaset olmaz’ diyorlar. Cemevinde siyaset olur ama cemevinde siyaset hakikat üzerinden olur. Aleviler, Kürt halkı ile sosyal demokratlar, sosyalistler, kadınlar, emekçiler, gençler, işsizler, yoksullarla beraber olursa haklarını da, kazanır daha eşit bir yaşama da sahip olurlar.
    Köylüde hayvancılık, üretim tükenmiş. Köyün yolu yok, işsizlik var, sağlık sorunu var. Peki ne olacak bu? Bunun çözümü için şöyle denebilir; bir kereliğine demişseniz bundan vazgeçin. ‘Bize şu hizmet gelecekti, bundan dolayı falan…’ Devlet olmanın ciddiyeti hizmeti şarta, oya bağlamakla olmaz. ‘Sen cici vatandaş olursan ben sana hizmet ederim. Olmazsan etmem’ gibi bir şeyle değil.

    “BİZ MAZLUMUZ”

    Biz kimseye zarar vermedik, vermeyiz de. Kimseyi tehdit edip, yolunu, suyunu, tarlasını yağmalayıp, hırsızlık da yapmadık. Ama hırsızlığa maruz kaldık. Ama köyümüz tehdit edildi. Katliama tabi tutulduk. Biz mazlumuz. Mazlumun talebi ibadet gibidir. Onurlu bir devlet olsa mazlumun yolunu ne yapar eder yapar ama onur yok.
    Bütçe yapılırken Alevilerden, Sünnilerden, bütün herkesten vergi alınıyor, peki bu vergiyi alırken şöyle deniyor mu ‘Sen Alevisin. Sen vergi verme’ deniliyor mu? Hayır. Peki bu vergiler tekrar geri gelirken ‘Sizin cemevine ihtiyacınız var. Size vergiden yardım yapacağız, yolunuz toprak; yolunuzu yapacağız’ deniyor mu? Denilmiyor. Bu muaviye soylu sahtekar siyaset, şöyle yapar; gelir der ki ‘Bize oy verin, size şunu vereceğiz.’

    “BUNLAR, HAKİKATE, ADALETE KARŞI SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Tayyip Erdoğan’ın politikası sahtedir. Bunlar sahtekar, günahkardır. Hakikate, adalete karşı suç işlemiştir bunlar. Kürt halkına, Alevi toplumuna, kadına, gençliğe karşı suç işlemiştir bunlar. Biz gittiğimiz yerde ‘Gelin hepiniz HDP’ye oy verin’ demiyoruz. Biz hakikati, yani daha büyük bir şey anlatıyoruz. O hakikat içerisinden aklınıza uyanı seçer alırsınız.
    Yas-ı Kerbela orucu yeni bitti. Recep Tayyip Erdoğan Ankara’da Hüseyin Gazi Cemevine ve Hacıbektaş’a gitti. Hacıbektaş’tan tek bir kişi dahi katılmamış. Çevre illerden insanlar getirildi ve onlara hitap etti. Süleyman Soylu’nun adamları sizlere de gelmiştir. Sizler, cemevinin statüsünün kabul edilmesini istemişsinizdir ancak Tayyip Erdoğan, Hacıbektaş’ta diyor ki ‘Alevilerin bilmem kaç tane talebini aldık. Yedi bin bilmem kaç tanesini karşıladık. 8700 talebe gerek yok. Bir tanesini karşıla ve de ki ‘cemevi ibadethanedir.’ Hadi Hodri meydan. 8700’e gerek yok. İşte burada bir sahtekarlık var. Alevi fişlenmiştir. Ağzımızla kuş tutsak biz Aleviyiz ve suçluyuz!”

    PİRHA/ERZURUM