Etiket: kızılay

  • Kızılay’ı protesto eden 87 TİP üyesine dava açıldı

    Kızılay’ı protesto eden 87 TİP üyesine dava açıldı

    PİRHA- Maraş merkezli depremlerde çadır satması ile gündeme gelen Kızılay’ı protesto ettikleri gerekçesiyle 87 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesine dava açıldı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Maraş merkezli depremlerde çadır sattığı ortaya çıkan Kızılay’ı protesto ettikleri gerekçesiyle 10’u Parti Meclisi (PM) üyesi olmak üzere toplam 87 üye ve yöneticisine ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü kanuna muhalefet’ suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu.

    Türkiye İşçi Partisi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Bu dava bize iktidarı Kızılay’ın eyleminin arkasında olduğunu göstermektedir. Asıl yargılanması gereken, parayla çadır satanlardır. Biz de sözümüzün arkasındayız, depremde dahi cebini düşünenlerle hesaplaşacağız!” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Etrafında 4 cami var; Kızılay’ın göbeğine kamu kaynaklarıyla dev cami yapacaklar

    Etrafında 4 cami var; Kızılay’ın göbeğine kamu kaynaklarıyla dev cami yapacaklar

    PİRHA- Ankara Kızılay’a inşa edilmesi planlanan ve ihalesi üç kez iptal edilen Diyanet Cami için düzenlenen dördüncü ihalede sonuca ulaşıldı. Diyanet’e devredilen araziye yapılacak cami ve otopark için 254,4 milyon TL harcanacak.

    Arazisi tartışmalı şekilde Türkiye Diyanet Vakfı’na devredilen ve Kızılay’a inşa edilmesi planlanan Diyanet Cami’ne yönelik ihale süreci tamamlandı. Cami inşaatına yönelik yapılan dördüncü ihale kapsamında Gökalp Proje Müşavirlik isimli şirket ile sözleşme imzalandı.

    Kamu kaynakları ile inşa edilecek bu caminin etrafında çok sayıda cami var. Diyanet Cami’nin inşa edilmesi planlanan yere 382 metre mesafede Maltepe Cami, bin 116 metre mesafede Kocatepe Cami, 350 metre mesafede Ülkealan Cami, 660 metre mesafede ise Yüksel Cami bulunuyor.

    BirGün gazetesinden Mustafa Bildircin’in haberine göre, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), 22 Haziran 2022’de Diyanet Cami ve katlı dolmuş otoparkı için ihaleye çıktı. Ancak ihale, geçerli teklif veren istekli çıkmaması nedeniyle iptal edildi. Belediye, ihaleyi 14 Eylül 2022’de bir kez daha düzenlemeye karar verdi. 14 Eylül’de düzenlenen ihaleye de geçerli teklif veren çıkmadı. 21 Aralık’ta Diyanet Cami’si için gerçekleştirilen üçüncü ihaleye de teklif veren istekli çıkmadığı bildirildi.

    Bunun üzerine ABB, 24 Mayıs 2023’te yeniden ihale düzenleyeceğini duyurdu. Diyanet Cami ve Katlı Otopark için 24 Mayıs’ta düzenlenen ihale ise sonuçlandı. İhaleyi, ihaledeki tek geçerli teklifin sahibi Gökalp Proje Müşavirlik Anonim Şirketi 254 milyon 421 bin 620 TL bedelle kazandı. ABB ve şirket arasında imzalanan sözleşmenin tarihi 24 Temmuz 2023 oldu.

    Kızılay Necatibey Caddesi’ne 254,4 milyon TL’ye inşa ettirilecek cami 500 kişilik.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Madımak Müzesi’nin olduğu binada yangın!

    Madımak Müzesi’nin olduğu binada yangın!

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 canın anısına yapılan Madımak Müzesi’nin olduğu binada yangın çıktı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nun olduğu binada yangın çıktı.

    Kızılay Mahallesi Ziya Gökalp Caddesi üzerindeki binanın birinci katında yangın çıkması üzerine bölgeye itfaiye ekipleri gönderildi.

    Bina içerisindeki çok sayıda yurttaş dumandan etkilendi.

    Bina içerisindeki bir kafenin mutfağından çıkan yangın, kısa bir süre sonra söndürüldü.

    PİRHA/ANKARA

  • Depremde çadır satmıştı; Kızılay Başkanı Kerem Kınık istifa etti

    Depremde çadır satmıştı; Kızılay Başkanı Kerem Kınık istifa etti

    PİRHA – Çadır satmasıyla tartışmalarının odağında olan Kızılay Başkanı Kerem Kınık, istifa etti.

    Maraş merkezli depremlerin ardından AHBAP platformuna çadır satmasıyla gündem olan Kızılay’da kritik bir istifa yaşandı. Kızılay Başkanı Kerem Kınık, istifa ettiğini duyurdu.

    Kerem Kınık, afet bölgesine yardım edilemediği gerekçesiyle çokça eleştirilmişti. Kızılay’ın, çadırları fahiş rakamlarla sattığı öğrenilmesi ardından Kınık, katıldığı bir televizyon programında “Arkadaşlar inisiyatifte bulunmuşlar ama ben de eleştirdim arkadaşları” sözleriyle kendini savunmuştu.

    Tartışmaların ardından Kızılay Başkanı Kerem Kınık istifa etti. Kızılay Yönetim Kurulu bugün olağanüstü toplanarak oy birliği ile genel kurula gitme kararı aldı.

    Kınık, istifasının ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunarak “Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla! Bana tarafından yardım edici bir güç ver!” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dün yaptığı açıklamada Kızılay’ın çadır satmasına ilişkin, “Bu konu tabii beni de ciddi manada üzmüştür. Kızılay böyle bir çadır satma fiiline, işine giremez. Süratle de tabii bu yanlışı düzeltmesi gerekir. Çünkü biz Kızılay’ı özellikle çadır üretiminde çok daha aktif hale gelmesi için sürekli teşvik ettik. Kızılay’ın çadır dendiği zaman en ufak bir sıkıntısının, probleminin olmaması gerekir” demişti.

    CHP’DEN SERT TEPKİ

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, sosyal medya hesabından Kınık’ın istifasının ardından paylaşımda bulundu. Ağbaba, “Onca yolsuzluğa, skandala bulaş. 155 yıllık Kızılay’ı ticarethaneye dönüştür. Yetmeyip üstüne Kızılay’ı paravan şirket gibi yıllarca kullan. Sonra da hiç bir şey olmamış gibi seçime iki gün kala işgal ettiğiniz makamdan istifa et” diye yazdı.

    PİRHA/ANKARA

  • İlgezdi: Kızılay halktan bedava aldığı kanı KDV’si sıfır ürün olarak hastanelere satıyor

    İlgezdi: Kızılay halktan bedava aldığı kanı KDV’si sıfır ürün olarak hastanelere satıyor

    PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Kızılay’ın, vatandaştan bedava aldığı kanı, hastanelere fahiş rakamlara satmasını eleştirdi. Akkuş İlgezdi, “Depremin açtığı yaralar henüz sarılamamışken yapılan bu hamle vicdansızlıktır” dedi. 

    Depremde çadır satması ile gündeme gelen Kızılay, 23 Mart itibarıyla 502 TL olan bir torba kanı 980 TL yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, Kızılay’ın kan üzerinden yaptığı fiyat artışlarını eleştirdi.

    VATANDAŞTAN BEDAVA ALINAN KAN HASTANELERE SATILIYOR

    Akkuş İlgezdi, “155 yıllık devlet kurumu Kızılay halktan bedava aldığı kanı KDV’si sıfır ürün olarak hastanelere satıyor. Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın ‘SGK’ya verdiğimiz kandan zarar ediyoruz’ açıklamaları insan hayatına bakış açılarının ve Kızılay’ın kurumsal kimliğinden ne kadar uzaklaştığının kanıtıdır. Skandallarına yeni skandallar ekleyen Kızılay, kan saklama koşullarını bahane ederek yüzde yüze yakın bir zamla bir torba kanın fiyatını 502 TL’den 980’e çıkararak Sosyal Güvenlik Kurumu’na büyük bir maddi külfet yüklüyor. Bu durum kabul edilemez. Depremin açtığı yaralar henüz sarılamamışken yapılan bu hamle vicdansızlıktır” dedi.

    BİR TORBA KAN FİYATI 502 TL’DEN 980 TL’YE ÇIKTI

    Türkiye’deki ulusal kan sağlayıcı, temin edici tek kurum Kızılay’ın kan bankasında sadece 3 günlük kan stoku kaldığı iddiaları tazeliğini korurken şimdi ise Kızılay’ın SGK üzerinden bir torba kan fiyatına yüzde yüze yakın zam yaptığı ortaya çıktı. Kızılay’ın “kan satmıyoruz” açıklamasıyla kan satışlarını yalanlamıştı. CHP’nin Sağlıktan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, konuya ilişkin açıklama yaptı.

    Akkuş İlgezdi, şunları kaydetti:

    “Özel Hastanelerde tedavi gören hastalarımız, sağlık hizmetlerine ücretli erişebildiği için kanı da ücretli bir şekilde almış oluyorlar. Devlet hastanelerinde ise vatandaşın cebinden kan parası çıkmadığını iddia eden Kızılay bir şeyi atlıyor veya görmezden geliyor. 502 TL olan bir torba kanın parasını 980 TL yapan Kızılay, bu parayı SGK’dan yani devletten tahsis ederek yine vatandaşın cebinden çıkarmış oluyor. Devlet kurumları vatandaşın vergileriyle dönmüyor mu? Bunu sokaktan geçen bir çocuğa dahi sorsanız bilecekken Kızılay yetkilileri bunu bilmiyor mu? Kısacası Kızılay dolaylı yollardan da olsa kanın ücretini yine vatandaşın cebinden çıkarmanın yolunu bulmuş.”

    “11 İLDE EN ÇOK İHTİYAÇ OLAN KANA ZAM YAPIYORLAR”

    Kızılay’a olan güvenin düşmesine rağmen alternatifsiz bir kuruluş olmasından dolayı kan bağışı çağrısı da yapan Akkuş İlgezdi, “Kızılay, Kızılay yetkililerince bilinçli bir şekilde itibar kaybına uğratılıyor ve uğratılmaya da devam ediliyor. Bilinçli diyorum çünkü ancak bilinçli bir şekilde bu kadar büyük hatalar sıralanabilirdi. 6 Şubat Kahramanmaraş depremindeki çadır skandalını daha unutmadık. Son zamanlarda kan stoklarının azaldığına dair iddialar daha gün yüzüne çıkmadı. Kızılay Genel Başkanı hakkında ve kurum hakkında şaibeli ticari ilişkilerin iddiaları da ortadayken, daha 2 ay önce büyük bir doğal afet yaşamışken ve 11 ilimizde en çok ihtiyaç olan şeyin kan olduğu gerçeği gün gibi ortadayken böyle bir zamanda kana SGK üzerinden zam yapmak, yağmur yağıyorken şemsiye satmaya benzer. İnsan hayatını ticarileştiren, sağlık hizmetlerini piyasalaştıran bu anlayışın tam da karşısındayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Alevi köylerine ayrımcılık uygulanıyor’-VİDEO

    ‘Alevi köylerine ayrımcılık uygulanıyor’-VİDEO

    PİRHA–Deprem felaketinde Adıyaman’da çalışmalar yürüten Adıyaman Barosuna bağlı avukatlar süreç boyunca yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar. Yardımların dağıtımında ayrımcılık yapıldığını belirten avukatlar, yurttaşların hukuksal destek almaları konusunda baroya başvurma çağrısında bulundular.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Deprem felaketinin üzerinden iki aydan fazla geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanıyor.

    Deprem felaketinin yaşandığı illerden biri olan Adıyaman’da çalışmalar yürüten Adıyaman Barosuna bağlı avukatlar süreç boyunca yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar.

    “ADIYAMAN’IN TÜM İLÇELERİNE VE TÜM KÖYLERİNE YARDIM GÖNDERDİK”

    Adıyaman Baro Sekreteri avukat Erol Dede, deprem felaketinin yaşandığı Adıyaman’da ilk günden ititbaren Türkye Barolar Birliği’nin gönderdiği ayni yardımların yurtttaşlara ulaştırılması konusunda faaliyet yürüttüklerini belirterek, “Gelen tüm tırları depoya yönlendirdik ve depo üzerinden Adıyaman’da en çok nerelere yardım gitmemiştir tespitine gittik. Dağ köyleri olsun, gidilmeyen ilçeler olsun, yolu kapanan yerler olsun, hiçbir şekilde yardım gitmiyordu. Biz buradan köylere, ilçelere birebir tırlarla gönderiyoruz. Tırların gitmediği yerlere kamyonetler yükledik. Adıyaman’ın tüm ilçelerine ve tüm köylerine yardım gönderdik” dedi.

    “YURTTAŞLARA HUKUKSAL DESTEK SUNUYORUZ”

    Aynı zamanda depremzedelere hukuksal destekte sunduklarını ifade eden Dede, “Binalarda vefat eden vatandaşların ailelerine mirasçılarla görüşüyoruz. Dosyalar müdahale etmeye çalışıyoruz. Şikayetçi olurken sadece dilekçede müteahhit ya da yapı denetim belirtmiyoruz. Burada Adıyaman Belediyesi, Çevre Şehirciliği de belirtiyoruz. Yani kurumları da şikayet ediyoruz. Burada insanların hakları neler olduğunu, halklarına nasıl erişeceklerini, şikayet ve başvuru dilekçelerinin nasıl yapılacağını anlattık. Yurttaşların yaşamış olduğu birçok sorun var. Bu sorunların çözülmesinde yardımcı oluyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİ KÖYLERİNE AYRIMCILIK UYGULANIYOR”

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin gerekli duyarlılığı göstermediğini vurgulayan Dede, “Umursamıyor. Umursamamasının sebebi de Alevi köylerinin olmasıdır. Alevi köyleri olduğu için dış kapının dış mandalı gibiyiz. En son müdahalede en son yardımın geldiği yer. En son artarsa yaparız dedikleri bir yer. Ondan dolayı da hiçbir şekilde, hiçbir çalışma yapılmamış” diyerek AFAD’ın yapılan yardımları engelleme girişimlerinin de süreç boyunca yaşandığını ifade etti.

    Avukat Müslüm Doğan da, çadırkentlerde yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, “Adıyaman’da kurulan çadırkentlerde sorunlar devam ediyor. Yetkililerin dolaştığı ve basına servis edilen yerlerde herşey yolunda gibi gösterilirken, hemen yanı başındaki yerde sorunlar diz boyu. Aile Bakanına bağlı sosyal hizmetler görevlileri gelip bizden ikinci el kıyafet, bebek bezi, mama alıp çadırlarına götürüp oradaki halka dağıtıyor. AFAD’ın kontrolü altındaki çadırlarda bile eksik var. O eksikleri biz tamamladık” şeklinde konuştu.

    “ENGELLEMELERLE KARŞILAŞIYORUZ”

    AFAD’a gerekli desteği sunmalarına karşın AFAD tarafından çoğu yerde engellendiklerinin altını çizen Doğan, “Çadır kentlerde biz hukuki bilgilendirme için girdiğimizde AFAD yetkilisinin gelip sizin izniniz yok, izin gösterin, giremezsiniz dediler. Biz direndiğimizde ise arkamıza jandarmayı, polisleri çağırarak bizi zorla dışarı atacaklarını söylediler. Bir başka durum da çadırkentlerde karşılaştığımız vahim tablo şu; Biz çadırkentte standımızı kurduk. Sakallı kendine imamım diyen biri  geldi ve ‘siz ne yapıyorsunuz burada?’ diye sordu. Bizde depremzedelerle ilgili hazırlamış olduğumuz kitapçığı verdik. Açtı okudu. Beş dakika sonra AFAD yetkisiyle birlikte gelip ‘sizin burada çalışma izniniz yok. Buradan çıkın’ diye bizi kovdular. Oranın güvenliğini sağlayan asker ve polise de emir verebiliyordu” diyerek engellemelerin devam ettiğini söyledi.

    “TÜM DELİLLERİ TOPLUYORUZ”

    Adıyaman’da yıkılan, can kaybının ve yaralanmanın olduğu binların enkazlarında görevlendirilen savcılarla beraber çalışma yürüttüklerini dile getiren Doğan, “Her bir savcı grubunun yanında bir avukat arkadaşımız onlarla birlikte gözlemci niteliğinde geziyordu. Gerçekten deliller toplanıyor mu toplanıyor mu diye. Türkiye Barolar Birliği de enkaz uygulamasını kurdu. Enkaz radar uygulamasını biz avukatlar olarak biz harita çıkardık. Bütün mahalleleri ayırdık. Binalardan elde edilen bütün deliller Ankara’da toplanıyor. Süreç içerisinde yurttaşlarımızın hak kaybına yol açılmaması için gerekli girişimlerde bulunacağız” ifadelerini kullandı.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • Mersin’e göç eden depremzede: Devlet yardım etmiyor, yarını düşünemiyoruz-VİDEO

    Mersin’e göç eden depremzede: Devlet yardım etmiyor, yarını düşünemiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Maraş ve Hatay merkezli yaşanan deprem felaketinin ardından Mersin’e göç eden 5 çocuklu aile, yetkililerin kendilerine yardım etmediğini belirterek, “Yardım etmeyen devlet seçim için beni arıyor” diyerek tepki gösterdi. 

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Deprem felaketinin üzerinden 40 gün geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, Erdoğan çözümü ‘Helalleşme’de buldu.

    Hatay’da yaşayan depremzede Nadire Hanım, deprem felaketi sonrası Mersin’ göç etmek zorunda kalanlardan. Mersin’in Akdeniz ilçesinde bir eve sığınan Nadire Hanım, 5 çocuğuyla birlikte yaşama tutunmaya çalışıyor.

    “YARINI DÜŞÜNEMİYORUZ”

    Aradığı ve gittiği bütün devlet kapıları üzerine kapanan Nadire Hanım, yaşadıklarına isyan ediyor.

    “Ben devletin kapısından hep reddedildim” diyerek yaşadıklarını anlatan depremzede yurttaş, “Benim ihtiyacım var. El uzatsınlar. Beş tane kız çocuğum var. Hiçbir şeyim yok ve evim boştu. İlk başta valiliğe gittim ve bana yardım edin dedim. Valilik bana ‘bir yardımımız yok, şahıslar battaniye, mutfak gereci veriyor’ cevabını verdiler. Oradan çıktım Kaymakamlığa gittim. Orda da aynı cevabı aldım” dedi.

    Devletten görmediği yardımı yurttaşlardan gördüğünün altını çizen Nadire Hanım, “Bu adalet değil. Mersin’e yerleştim şu an. Çocuklarım okula gidiyor. Burada yaşamaya devam ediyoruz, ama ilerideki zamanlarda ne olacak bilmiyoruz, düzelirse belki de gidebiliriz. Yarını düşünemiyoruz” şeklinde konuştu.

    Gittiği her kapıdan eli boş dönen depremzede yurttaş, kendisini seçim için aradıklarını belirterek, “Ben dedim ki seçim için niçin arıyorsun? Ben beş çocuğumla geldim. Sordunuz mu ne eksiğiniz var? Battaniyem yok, yastığım yok dediğimde ‘gidin nüfusa kaydınızı yapın. Seçimde kullanacaksın’ dedi. Ne seçimi, gelin bir ihtiyacımızı görün, dedim kendisine, telefonu kapattık” ifadelerini kullandı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Ören halkı: İlk günler gelmeyen Kızılay’ın haftalar sonra gelemesini kabul etmiyoruz-VİDEO

    Ören halkı: İlk günler gelmeyen Kızılay’ın haftalar sonra gelemesini kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Depremin etkilediği 11 ilin içerisinde yer alan Malatya’nın Ören köyünde yaşayan depremzede yurttaşlar, Kızılay’ın getirdiği yardımlara tepki göstererek, “İlk günler gelmeyen Kızılay’ın haftalar sonra gelemesini kabul etmiyoruz” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Deprem felaketinin üzerinden 40 gün geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, Erdoğan çözümü ‘Helalleşme’de buldu.

    Malatya’nın Ören köyünde yaşayan depremzede Belgin Aksu, Kızılay’ın 32. günde yardım getirdiğini belirterek, gelen Kızılay ekiplerine tepki gösterdi. CAN TV mikrofonuna konuşan yurttaşlar, -17’lerde gelmeyen Kızılay’ın, havalar ısınınca geldiğini söyleyerek, sivil toplum örgütlerinin dayanışmasıyla ayakta kaldıklarını vurguladı.

    “BU SAATTEN SONRA ISITICI OLSA NE OLMASA NE”

    Belgin Aksu tepkilerini şöyle dile getirdi:

    “Kızılay eksi 17 derecede hiçbir şey getirmezken 32 gün sonra bize ısıtıcı ve battaniye getirdi. Ve almadım, almam da. İlk birkaç gün içerisinde bir gün iki gün veya on gün içerisinde gelse anlayacağım. 32. gün ne demek ya? Resmen bizimle dalga geçtiler. Ve adam diyor ki ‘bu abla almayacakmış’ almam da zaten. Hatta bu köyde durmayın dedim. Bu köy 32 gün boyunca devletten bir şey görmediyse 32 gün sonra da gelmesinler. Adam gelmiş üzerinde mont yoktu. Neden montunu giymedin dedim. ‘Çünkü hava sıcak’ dedi. Çok geç geldikleri için öfkeliyiz. 32. gün nedir ya! Havalar ısındı. Biz eksi 17’lerde çadır bulamadık, hepimiz dışarıdaydık. O karda kışta hiçbir şey yoktu. Yani o soğuklarda gelmeyip de sıcakta geliyorsa bana ısıtıcının hiçbir faydası yok. İlk günü insanlar ekmek, su bulamadı. Bu saatten sonra ısıtıcı olsa ne olmasa ne.”

    Belgin Aksu, yurttaşların tepkilerini gören Kızılay’ın hiçbir şey yapmadan araçlarına binip gittiğini dile getirerek, “Hatta ben ilk günler ‘neden gelmediniz?’ diye sordum. ‘Bize verilen talimatla biz buraya geldik. Bugün talimat verildiği için buraya geldik’ dediler. O zaman bugün de biz almıyoruz dedim. Almıyoruz deyince binip gittiler. Hatta köyden kimsenin almayacağını da söyledim. Ören halkı almaz. Çünkü bize dışarıdan yeterince yardım geldi” dedi.

    Belgin Aksu, yardımları dışardaki halkın gönderdiğini, Ören köyünü tanıyan tanımayan herkesin yardım getirdiğini söyledi. Depremden önce Akçadağ’dan her gün ekmek geldiğini ifade eden Belgin Aksu, Ören’e depremden 15 gün sonra ekmeğin geldiğini dile getirerek, CHP ve HDP’nin milletvekillerinin yardım ulaştırdığını söyledi.

    “DEVLETTEN DEĞİL HALKTAN GELEN YARDIMLAR VARDI”

    Yurttaşlar, devletten bekledikleri yardımın zamanında gelmediğine dikkat çekerek, 32. günde gelen yardımın artık bir anlam ifade etmediğine değindi. Ören köyü halkı, eksi 17 derecede gelmeyen ısıtıcı ve battaniyenin sıcak havada getirilmesine de tepki göstererek ısıtıcının gazlı olduğunu, köyde petrolün dahi çalışmadığını ve artık devletten bir yardım beklemediklerini dile getirdi.

    Devletten değil halktan gelen yardımlarla ayakta durduklarını ifade eden yurttaşlar, “Devletin şimdiye kadar yardımı olmamış şimdi mi olacak? Bundan sonra da hiç olmasın”dedi.

    Gelen yardımların çoğunun sivil toplum örgütlerinden, tanıdık vakıflardan, köyü bilip de dışarıdan duyan herkesten geldiğini belirten Ören halkı, Ak-El Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı’nın ilk iki üç gün içerisinde bölgeye gıda ve giyecek yardımı ulaştırdığını dile getirdi. Köy halkı şu anda Ak-El Vakfı’nın 70-80 tane konteyner yaptıklarına da dikkat çekerek devletten yetkisi olup da bekledikleri kimsenin yardıma gelmediğini söyledi.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/MALATYA

  • 70 kişinin öldüğü apartmanın müteahhiti Kızılay’ın Adıyaman şube başkanı

    70 kişinin öldüğü apartmanın müteahhiti Kızılay’ın Adıyaman şube başkanı

    Adıyaman’da 70 kişinin hayatını kaybettiği Süeda sitesinin müteahhidi Mehmet Murat Bulut’un, Kızılay’ın Adıyaman Şube Başkanı olduğu ortaya çıktı.

    Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Şubat’ta Maraş merkezli olarak gerçekleşen depremlerde yıkılan binalarla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Adıyaman’da yıkılan ve 70 yurttaşın hayatını kaybettiği Süeda Kent Sitesi’nin müteahhidi Mehmet Murat Bulut, kent merkezinde gözaltına alındı.

    Bulut, işlemlerinin ardından sevk edildiği nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

    Artı Gerçek’ten Onur Öncü’nün haberine göre Bulut, Kızılay Adıyaman şubesinin başkanı. Kızılay’ın internet sitesinde Bulut’un hala aktif Adıyaman şube başkanı olduğu görülüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • MEB’in öğretmenlere ‘çalışın’ çağrısına tepki: İnsanların evi, elektriği, interneti yok!-VİDEO

    MEB’in öğretmenlere ‘çalışın’ çağrısına tepki: İnsanların evi, elektriği, interneti yok!-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, MEB’in öğretmenelere dair yaptığı çağrıların hukuksuz olduğunu vurgulayarak, “Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Ciddiye almıyoruz” dedi.

    6 Şubat’ta ve sonrasında meydana gelen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri olan Hatay’ın Samandağ ilçesinde yardımlar yeterli düzeye ulaşmamışken, yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor.

    AFAD ve Kızılay’ın, depremdeki yetersizliği tartışılmaya devam ederken, depremin yaşandığı ilk andan itibaren onbinlerce gönüllü, hem arama kurtarma çalışması yaparken, hem de yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Eğitim-Sen de depremin ilk günden itibaren Samandağ’a gelen yardımları depremzedelere ulaştırırken, bir yandan da arama-kurtarma çalışmalarına destek veren kurumlardan biri.

    “YERELDE MUAZZAM BİR KOORDİNASYON VAR

    Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, ilk 48 saat yalnız olduklarını belirterek, “Hiç kimsemiz yoktu. Yani o çaresizlik, anlatılacak bir çaresizlik değildi. Enkazdan canlarımızı kendimiz çıkardık. Çıkaramadıklarımız oldu, çok fazla canımız gitti. Acımız çok büyük. Ama aynı zamanda öfkemiz de büyük. Üçüncü günden itibaren farklı kesimler gelmeye başladı. Buraya ilk akın eden gönüllülerimizdi. Türkiye’nin her yerinden canlarımız, dostlarımız buraya gönüllü olarak geldi. O gündür bu gündür beraber bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” dedi.

    Yerelde muazzam bir koordinasyon olduğunun altını çizen Kudret, “Her yaraya gücümüz yettiğince merhem olmaya çalışıyoruz. Ama halen vergilerimizi alanların bize yeteri kadar ulaştığını söyleyemeyiz. Onlardan bazen şu talebi isteyebiliyoruz; lütfen engellemeyin. Bırakın çalışmamızı yapalım. Koordinasyon sorununuzu kendiniz gideremiyor iseniz, en azından bizi engellemeyin. Bizim böyle bir koordinasyon sorunumuz yok” şeklinde konuştu.

    “SAMANDAĞ’DA ÖĞRETMENLERİN VE ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 20’SİNİ KAYBETTİK”

    “Öğretmenlerimizle ilgili çok büyük bir dram yaşadık” diyen Kudret, şunları ifade etti:

    “Neden dram yaşadık? Öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin hemen hemen yüzde yirmisini yitirdik. Burada cenaze çıkmayan ev yok. Bugün öğretmenlerimizin hiçbirinin evi yok. Daha önceki depremde orta hasar, hafif hasar tespiti yapılmıştı. O binalar da ne yazık ki yıkılınca masada ağır hasar tespitleri yapıldı. Dolayısıyla burada ne halkımızın ne de öğretmenimizin hiçbiri şu anda evlerine girmiyor. Çok yoğun çadır sorunumuz var.

    Öğretmenlerimizle ilgili bazen görev yerlerine gelmeleri konusunda Milli Eğitim’den çağrılar yapılıyor. Gönüllü olmadıkları halde, çadır kentlere çağrılmaları konusunda dün net bir açıklama yaptık. Normal koşullarda sadece ve sadece öğretmenlerin değil, halkın bir hafta içerisinde sağlık açısından buradan tahliye edilmesi gerekiyor. Buraya gelen gönüllülerimiz bir hafta kaldıktan sonra dengeleri bozuluyor ve gitmek zorunda kalıyor.

    “HEPSİNDEN HESAP SORACAĞIZ”

    Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Milli Eğitim üzerinden gönüllü harici yapılan çağrılar üzerinden ekmeğiyle, işiyle tehditvari şekilde dayatmalara yönelik tepkimiz nettir. Ciddiye almıyoruz. Hiçbir şekilde ciddiye almayacağız. Bu konuda ısrar etmeleri durumunda gereken tepkiyi koymanın yanı sıra isim isim bu çağrıyı kim yapıyorsa, kim dayatıyorsa, isim isim teşhir edeceğiz. Yarın hukuk düzeni oturduğu zaman, ki umarız oturur, düzen oturduğu zaman hukuksal alanda bunların hepsinden hesap soracağız.”

    Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY

  • ‘Samandağ’a gelen yardımları AFAD ne yapıyor?’-VİDEO

    ‘Samandağ’a gelen yardımları AFAD ne yapıyor?’-VİDEO

    PİRHA- Depremin olduğu saatlerden sonra Samandağ’a doğru yola çıkan Beykoz Gönüllüleri, büyük bir çalışmaya imza atıp, mahalle ve köylere kadar organizasyon kurarken, tartışmaların merkezinde olan AFAD, gönüllüleri çalışmalardan uzaklaştırdı. Samandağ’a 6 ay yetecek kadar yardım stokunun olduğunu belirten gönüllüler, “Dağıtılmıyorsa ne yapılıyor?” diye sorup, yetkilileri cevap vermeye çağırdı.

    6 Şubat ve sonrasında meydana gelen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri olan Hatay’ın Samandağ ilçesinde yardımlar yeterli düzeye ulaşmamışken, yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor.

    Depremin yaşandığı ilk andan itibaren onbinlerce gönülü, hem arama kurtarma çalışması yaparken, hem de yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

    AFAD ve Kızılay’ın, depremdeki yetersizliği tartışılmaya devam edip ve başındaki isimlerin istifası istenirken, ilk günden itibaren deprem bölgesinde olan Beykoz Gönüllüleri CAN TV‘ye değerlendirmede bulundu.

    “HALA BİRÇOK YOKLUKLA BOĞUŞUYORUZ” 

    Depremin olduğu saatlerden sonra Samandağ’a doğru yola çıktıklarını belirten gönüllüler, “7 Şubat’ta buraya geldiğimizde hiçbir şey yoktu. Hiç kimse yoktu ve çok yakın zamana kadar da hiçbir şey ve hiç kimse yoktu. Hala yoklukla boğuşuyoruz” dedi.

    Kendi çabalarıyla bir koordinasyon merkezi kurduklarının altını çizen gönüllüler, bölgedeki insanları da örgütlediklerini, mahalle ve köylerdeki yurttaşların katılımıyla kriz masası oluşturduklarını aktardılar.

    “BÜYÜK BİR FELAKET YAŞANIYOR”

    İlk sekiz gün devlet birimleri AFAD ve Kara Kuvvetleri adına hiç kimsenin olmadığını belirten gönüllüler, “Geldiklerinde koordinasyonu onlara bıraktık ancak sistemleri oldukça yavaş ve bürokratik. Büyük bir felaket yaşanıyor. İşimiz ne kadar hızlı olursa o kadar iyi olur. AFAD’ın çalışma sistemi bize uymadı. Ve bir şekilde oradan tasfiye edildik. Birçok depremzededen hala yardımların ve çadırların ulaşmadığı haberini alıyoruz. Çadır kentlere insanların yerleşmeyeceğini ve yardımların hızlıca ulaşmayacağını yetkililere söylemiştik. Bu kadar problem yaşanıyorken bu sistemin hala bu şekliyle devam edebileceğini düşünmüyoruz” diye konuştular.

    “SAMANDAĞ’A GELEN ÇADIRLAR NEDEN DAĞITILMIYOR?”

    6 aylık erzağı ve çadırı stokladıklarını vurgulayan gönüllüler, “Bölgede şu an 6 ila 8 aylık stoğun olduğunu bizzat biz gönüllü sivil ekip olarak biliyoruz. Biz yaptık ve organize ettik. Bunun muhtarlık eliyle dağıtılacağı söylendi. Muhtarlık üzerinden yürütüldüğü takdirde süreç uzayacak ve ciddi sıkıntılara yol açacak. Yurttaşlardan çokça şikayet gelince biz gittik oraya ilk günden beri yaptığımız şeyi geri almak istedik. Araçlarımızın olduğunu ve bu erzak dağıtımına hızlı bir şekilde katkı sunabileceğimizi söyledik. Bunu kesinlikle reddettiler. Yetkisiz bir çok yetkili var burada” diyerek, yaşanan sıkıntılara dikkat çektiler.

    Samandağ’a gelen çadırların dağıtılmadığına işaret eden gönüllüler, “Dağıtılmıyorsa ne yapılıyor? Bunun cevabını versinler” çağrısında bulundular.

    “KAYIPLARINI, ACILARINI İNKAR EDİYORLAR, ÇÜNKÜ SAĞ KALAN ÇOCUĞU HALA SOKAKTA ÜŞÜYOR”

    Depremi yaşayan ve kayıpları olan yurttaşların “inkar” sürecinde olduğunu söyleyen gönüllüler, şunları ifade etti:

    “Kayıplarını, acılarını inkar ediyorlar. Bunun nedeni de hala temel ihtiyaçlarını gideremiyor olmaları. Yani anneleri, babaları, çocukları, kardeşleri, eşleri öldü diye üzülemiyorlar hala. Çünkü sağ kalan çocuğu hala üşüyor sokakta, dışarıda. Bu inkar sürecinin uzun sürmesi çok uzun vadede toplumsal meselelere, psikolojik sorunlara yol açacaktır. Daha majör durumlara yol açacaktır. Dolayısıyla burası hala ihmal ediliyor. Bu insanların oturup bir an önce yasını kabullenmesi ve yasını yaşaması gerekiyor. Cenazesini çıkarıyor kendi elleriyle kendi elleriyle defnediyor. Ya gözünde bir damla yaş akmıyor. Yanımıza geldi ve koli taşımaya devam etti bizimle. Yani bu insanların yapmaması gerekiyordu aslında bu işi. Bu insanların oturup acısını çekmesi, yasını yaşaması gerekirken hala deli gibi çalışıyorlar. Çünkü başka çalışacak bir devlet birimi yok hala. Bizim de burada gönüllüler olarak onlara su yetiştirme, erzak yetiştirme, onları kendi işimize erzak dağıtımında kullanma utancından kurtarmaları gerekiyor tam olarak. O yüzden hala ihmal vardır. Ne yazık ki öngördüğümüz durum da buydu. Bundan sonra da ihmal edilecektir. Çünkü burada böyle bir organizasyon belirtisi yok.”

    Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY

  • Paylan’dan hükümete tepki: Asrın felaketi değil, asrın cinayeti!-VİDEO

    Paylan’dan hükümete tepki: Asrın felaketi değil, asrın cinayeti!-VİDEO

    PİRHA- HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada,”Batsın o rant düzeniniz. O rant düzeninizin rant çarkının altında çocuklarımız, bebekler, kadınlar, gençler kaldı. Yaşamlar kaldı. Hayalet şehirler kaldı. İnsanlarımızı kaybettik. Şehirlerimizi kaybettik. Hikayemizi kaybettik. İnsanlığımızı kaybettik” diyerek istifa çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın deprem ve EYT Yasa Teklifinin tümü üzerine Meclis Genel Kurul’unda konuştu.

    Meclis kürsüsünden yüzlerce milletvekilinin “Yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı” dilediğine işaret eden Paylan, “Bizim görevimiz yurttaşlarımıza başsağlığı dilemek mi? Yoksa bizim görevimiz nedir diye bir kere titreyip düşünmemiz gerekmez mi? Her seferinde gel buraya Allah’tan rahmet dile, iki yıl sonra yine yurttaşlarımız enkaz altında kalsın, sel felaketlerinde ölsün, deprem felaketlerinde ölsün. Asrın felaketi diyorsunuz. Değil. Asrın cinayeti!” dedi.

    Muhalefet milletvekili olarak deprem bölgesinde en çok hissettiği duygunun utanma duygusu olduğunu belirten Paylan, “Ben bir muhalefet milletvekiliyim. Her yerde başım aşağı düştü. Utandım yurttaşlarımızdan. Peki siz utanıyor musunuz? Utanma duygunuz yoksa hiçbir şeyiniz yoktur. Böyle bir noktada önce utanmanız gerekir. Ve yurttaşlarımızdan özür dilemeniz gerekir. Özür. Ama siz ne yapıyorsunuz? Yurttaşlarımızı azarlıyorsunuz. Tehdit ediyorsunuz. Dayanışma faaliyetlerini durdurmaya çalışıyorsunuz” diye konuştu.

    “BATSIN O RANT DÜZENİNİZ

    “Gözünüz paradan başka bir şey görmüyor. İnsan yaşamını esas almıyorsunuz. Parayı, rantı esas alıyorsunuz” diyen Paylan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Batsın o rant düzeniniz. O rant düzeninizin rant çarkının altında çocuklarımız, bebekler, kadınlar, gençler kaldı. Yaşamlar kaldı. Hayalet şehirler kaldı. İnsanlarımızı kaybettik. Şehirlerimizi kaybettik. Hikayemizi kaybettik. İnsanlığımızı kaybettik. Yapmayın, etmeyin dedik. Tabut evleri yurttaşlarımızı mahkum etmeyin dedik. AKP buna destek verdi. Maalesef HDP dışında diğer siyasi partiler de buna evet dediler. Seçim öncesi oyu düşündüler çünkü. Biz hayır dedik. Niçin? Çünkü biz yaşama esas alıyoruz. Öfkeli yurttaşlarımız hükümet istifa diyor değil mi? Hükümet istifa. Siz bu sesleri kısmaya çalışıyorsunuz. Demokratik bir ülkede böyle elli bin kişi ölmüşken hükümet istifa demekten daha meşru ne vardır? Demokratik bir ülkede değil elli bin, elli kişi ölse o ülkede ne hükümet kalır, ne bakan kalır, ne AFAD başkanı kalır. Hepsi istifa eder ve görevden alınır. Bu işi bilen ehil insanlar görev başına gelsin, yaraları sarsın.”

    “BU ALÇAKLIĞIN ŞAHİKASIDIR

    Cumhurbaşkanının ülkeyi bir şirket gibi yönetmek istediğini yıllar önce söylediğini hatırlatan Paylan, “Kızılay Başkanı bundan ne anlamış?
    ‘Beş bin liraya çadırı mal ettim, üç gün bekletirsem yirmi beş bin liraya kadar çıkar ve kar ederim” diye düşünmüş o alçak. Açıkça söylüyorum, bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gördüğü en büyük alçaklıklardan birisidir. Üç gün o çadırları bekletmek alçaklıktır. Eksi on beş derecede, Hatay’da, Maraş’ta, Adıyaman’da titredi yurttaşlarımız. Ve o alçak üç gün çadırları bekletiyor. Beş binlik çadırı yirmi beş bin liraya satarım diye. Bu alçaklığın şahikasıdır. Ve hala utanmadan o kişi görevde duruyor. Ve hala Cumhurbaşkanı o kişiyi görevden almıyor. Böyle bir şeyin siz nasıl kabul ediyorsunuz? Nasıl vicdanlarınıza sığdırıyorsunuz. Bunun mutlaka hesabı sorulacaktır” ifadelerine yer verdi.

    “DEPREM BÜTÇESİ YAPALIM

    Yapılması gerekenin bir üst kurul kurmak olduğunu vurgulayan Paylan, “Yani TMMOB, şehir plancıları odası gibi sivil toplum kuruluşlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini bir araya getirmeliyiz. Ve şehir nereye yapılır? Nasıl yapılır? Kültürüyle nasıl barışık hale gelir? Birlikte planlamamız lazım. Hepinize önerim bir deprem bütçesi yapalım, bütçeden israfa giden kaynakları keselim. Ve yurttaşlarımızın yarasını saralım. Şehirlerimiz depreme güvenli şehirler haline getirelim” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Kızılay önünde: Suçlarını gizleyemezler, hesap verecekler-VİDEO

    HDP Kızılay önünde: Suçlarını gizleyemezler, hesap verecekler-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Kızılay önüne yürüyen HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile HDP’li vekiller polis engeliyle karşılaştı. Daha sonra açıklama yapan Sancar ve Buldan, iktidarın ölümlerden sorumlu olduğunu belirterek, “Harami düzeninin sorumluları hesap verecekler” dedi. Buldan, “Helallik isteyen Cumhurbaşkanına sesleniyoruz, Türkiye halkları, tek bir insan bile size hakkını helal etmeyecek” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Parlamento Grubu ile birlikte deprem sonrası çadır satışıyla gündeme gelen Kızılay Genel Merkezi’ne yürüdü. Kızılay binasına giden bütün sokakları yüzlerce polisle giriş çıkışlara kapatan polis, HDP’lilerin de geçişini engelleyerek yer yer saldırgan tavır sergiledi.  Engellemeler üzerine Buldan ve Sancar, Kızılay’ın bulunduğu sokakta açıklama yaptı.

    SANCAR: ÇÜRÜMÜŞ DÜZENİN TABLOSU

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, iktidarın açıklamadan dahi korktuğunu söyledi.

    Sancar, şöyle devam etti:

    “Depremden sonra ortada görünmeyen insanları enkaz altında donarak çığlıklar atarak ölüme terk eden yardım götürmeyen iktidar burada bir açıklama yapılmasından korkuyor. Şu gördüğünüz tablo çürümüş yozlaşmış yolsuzluğa batmış bir düzenin özetidir. Kızılay bu düzenin sembolü haline gelmiştir. İnsanlar soğukta açıkta açken elindeki malzemeleri kana varan kadar satan bir güya yardım kuruluşu ve bunları pişkinlikle savunan etik olmayan ahlaki olmayan duruşu. Ahlak yok, arlanma yok, utanma yok ama polis gücüyle insanları susturmak için bütün bu rezaletleri, hukuksuzlukları, çürümüşlüğü dile getirmeyi engellemek için her şeyi yapıyorlar ama susturamazlar. Halkı susturamazlar, bizleri engelleyemezler. Bu yükselen çığlıklar çürümüş, pisliğe batmış düzenin sonunu getiriyor. Bunun farkındalar. Tribünlerden yükselen sesten korkuyorlar.

    “KENDİ SUÇLARINIZI GİZLEYEMEZLER”

    Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanlarının milletvekilleriyle açıklama yapmasından korkuyorlar ama kendi suçlarını bunlarla gizleyemezler. Suçlarını yüzlerine vurmak için buradayız. Bütün bu kirliliğin rantın, yandaşa peşkeş çekilme politikalarının daha görünür olması, halkımızı daha gözünün olması için buradayız. Sözümüzü her yerde söyleyeceğiz. Bunu engelleyemeyecekler. Bu düzenin sorumluları en tepeden en aşağıya kadar hesap verecekler. İstifa ahlaki bir erdemdir siyasi bir gerekliliktir. Ne bir erdem var ne de siyasetin demokratik kurallarına en ufak bir saygı var bu iktidarda. Evet, istifa istiyoruz ama istifa suçları örtmez. Harami düzeninin bütün sorumluları hesap verecekler. Bu düzeni kuran işleten en tepeden en aşağıya kadar bütün görevliler hesap verecekler. Bu harami düzeni yıkılacak, harami düzenini kuranların helallik istemeye hiçbir şekilde hakları yok. Bu halk bu hakkını helal etmeyecek, hesap soracak, hesap soracak.”

    BULDAN: İNSANDA BİRAZ UTANMA OLUR

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, engellemelerin bir utanç tablosu olduğunu belirterek, “Ben de öncelikle bugün burada yaşadığımız bu tablonun bir utanç tablosu olduğunu belirtmek istiyorum. Tam 22 gündür insanlar enkazın altında can verirken, insanlar soğuktan üşürken, insanlar açlıkla baş başa kalırken orada olmayanlar, depremzedelerin yaralarını sarmayanlar, depremzedeleri enkazın altından çıkarmayanlar, onların soğuktan üşümesine göz yumanlar açlıkla baş başa kalmasına göz yumanlar bugün bizim Kızılay önünde yapacağımız açıklamayı engellediler. Sistemin nasıl çalıştığını bir kez daha gördük. Bu düzenin nasıl sağlandığını bugün bir kez daha gözlerimizle gördük” dedi.

    “BUNLARDA NE YÜZ, NE AHLAK VAR”

    Buldan şunları kaydetti:

    “Depremzedelerin yaşadığı acıları yerinde görmüştük ama onlara yardım etmeyen bu kurumun nasıl çalıştığını nasıl çalıştırıldığını nasıl talimat aldığını bugün bir kez daha gözlerimizle gördük. İnsanda biraz utanma olur. İnsanda biraz yüz olur. İnsanda biraz vicdan olur ama bunlarda ne yüz var ne vicdan var ne de ahlak var sevgili arkadaşlarım. Depremzedeler 22 gündür enkazın altından canlarını yakınlarını çocuklarını kurtarmaya çalışırken ilk 2-3 gün ortada olmayanların onlara çadır göndermeyenlerin onlara su göndermeyenlerin onlara hiçbir şekilde malzeme göndermeyenlerin bu yaşanan ölümlerden bu yaşananlardan birebir sorumlu olduğunu belirtmek istiyorum. Ne yazık ki çok üzülerek vicdanımız sızlayarak bir kez daha öğrendik ki Kızılay, çadırlarını, kanını parayla satmış. Bu bir utanç tablosudur. Bizim halkımızın, depremzedelerin vergileri ile çadırlar depremzedeler para ile satılmış. İşte bu düzenin nasıl işlediğinin göstergesidir bu.

    “KIZILAY BAŞKANI, CUMHURBAŞKANI, BAKANLAR İSTİFA ETMELİDİR”

    Hakkımızı helal etmiyoruz. Helallik isteyen Cumhurbaşkanına sesleniyoruz, hiçbir depremzede ve depremde hayatını yitirenlerin yakınları başta olmak üzere Türkiye halkları, tek bir insan bile size hakkını helal etmeyecek. Hiç kimseden helallik istemeyin. Çünkü siz insanların yaşamlarını yitirmesine neden oldunuz. Açlıktan ve soğuktan mağdur olmasına göz yumdunuz. Tek bir yetkili 22 gün geçmesine rağmen istifa etmedi. Bugün bir kez daha söylüyorum. Kızılay başkanı, yönetim, bakanlar, küçük ortakları ve Cumhurbaşkanı hepsi hep birlikte istifa etmek durumundadır. İstifa etmezlerse bile onları seçimlerde biz göndereceğiz. Halkımıza bir kez daha söz veriyoruz.”
    Eş Genel Başkanların açıklamalarının ardından HDP’li vekiller, Kızılay’ın bulunduğu sokaktan ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çadır ve gıda satan Kızılay’ı protestoya polis engeli-VİDEO

    Çadır ve gıda satan Kızılay’ı protestoya polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de Kızılay protestosu sonrası gözaltı operasyonuna karşı bir araya gelip açıklama yapmak isteyenler polis engeliyle karşılaştı. Engellemeyi protesto eden yurttaşlar, görevini yapmayan kurumlar hesap verene kadar seslerini yükselteceklerini dile getirdi.

    Kızılay’ın çadır ve gıda satışını protesto eden Sol Parti Mersin İl Örgütü ve Halkevleri Mersin İl Örgütü üyelerinin ev baskınlarıyla gözaltına alınmasına ilişkin yapılmak istenen basın açıklaması polis engeline takıldı.

    Özgür Çocuk Parkı polis tarafından ablukaya alınırken, kitle yasağı protesto etti. Kitle adına konuşan Halkevleri Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Serin, “Biz burada gerçekleri söylüyoruz, gerçekleri söylediğimiz için sesimizi kısamazsınız. Burada susturursunuz başka yerde konuşuruz, engelleyemeyeceksiniz. Bu halkın sesinizi kesemeyeceksiniz” dedi.

    İHD Mersin Şube Eş Başkanı Hakkı Demir de, yasağı kabul etmeyeceklerini belirterek, görevini yapmayan kurumların sorumlularının protesto edilmesinin ve istifasının istenmesinin bir hak olduğunu söyledi.

    PİRHA/MERSİN

  • Çadır satan Kızılay hakkında suç duyurusu: Yargılanacaklar

    Çadır satan Kızılay hakkında suç duyurusu: Yargılanacaklar

    PİRHA- Eski Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez’in ardından, Halkın Kurtuluş Partisi de Kızılay’ın AHBAP Derneği’ne 46 milyon TL’ye çadır satmasını yargıya taşıdı. Kızılay Başkanı Kerem Kınık ve yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıklayan HKP MYK üyesi Adnan Okur, “Kızılay’ı özünden koparıp ticarethaneye, AKP’giller’in yandaşlarının doluştuğu arpalık cennetine, rant kapısına dönüştürenler eninde sonunda yargılanacaklar” dedi.

    Kızılay’ın Maraş merkezli depremlerin üçüncü gününde AHBAP Derneği’ne 46 milyon TL karşılığında 2 bin 50 çadır sattığı ortaya çıktı.

    HKP avukatları; Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, Kızılay Genel Müdürü/CEO Dr. İbrahim Altan, Kızılay Denetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmet Durmuş, Kızılay Çadır Tekstil Genel Müdürü Ömer Faruk Özgün, Kızılay Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri ile Kızılay Yönetim ve Denetim Kurulu üyeleri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    HKP avukatları tarafından başsavcılığa verilen dilekçede Kızılay Başkanı Kınık ve yöneticilerinin, “görevi kötüye kullanma” ve “kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçlarını işledikleri belirtildi. Kızılay Başkanı Kınık ve yöneticileri hakkında soruşturma yürütülerek kamu davası açılması talep edildi.

    “KZILAY RANT KAPISINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Suç duyurusuna ilişkin HKP MYK üyesi Adnan Okur açıklama yaptı. Okur, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Saygıdeğer halkımız; 6 Şubat deprem faciasının bir kez daha ortaya çıkardığı gerçeklerden biri de bir zamanlar afetlerde halkımızın sığınacak bir liman olarak gördüğü Kızılay’ın, AKP’giller iktidarı tarafından bugünkü içler acısı duruma getirilmiş olmasıdır. AKP’giller’in, ortaçağcı vakıf ve dernekleri finanse etmek için kullandığı bir aparat haline getirdikleri Kızılay’daki vurgunlar ve yolsuzluklarla ilgili partimiz geçmişte çeşitli hukuki girişimlerde bulunmuş; yaşanan rezaletleri yargıya taşımıştır.

    İçinde bulunduğumuz bu felaket günlerinde AKP’giller’in Kızılay’daki ihanetleri devam etmektedir. Gazeteci Murat Ağırel’in haberine göre tüm imkanlarını halkımız için seferber etmesi gereken Kızılay, 6 Şubat depreminin üçüncü gününde, halkımıza yardım ulaştıran AHBAP’a ticari amaçla 46 milyon TL’lik çadır satışı gerçekleştirerek bir başka ihanete daha imza atmıştır.

    Bu ihanet; insani bütün değerlerden uzaklaşanların, en temel insani duyguları yitirenlerin, vicdanı, ahlâkı, dini, hukuku, yargıyı çürütenlerin; ‘İnsancıl faaliyetlerini bütün yurdu kapsayacak şekilde yürüt’en, ‘İnsan ıstırabını, en ivedi ve zaruri ihtiyaçlara öncelik vererek dindirmeye çalış’an, ‘Tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tâbi, kâr amacı gütmeyen, yardım ve hizmetleri karşılıksız olan ve kamu yararına çalışan bir gönüllü sosyal hizmet kuruluşu’ olan Kızılay’ın bir rant kapısına dönüştürüldüğünü kör gözlere batarcasına göstermiştir.

    “YARGILANACAKLAR”

    Halkın Kurtuluş Partisi olarak, depremzede halkımıza deva olmak yerine çadır tüccarlığına soyunan, başta Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık gelmek üzere tüm yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Şuna inancımız tam: Kızılay’ı özünden koparıp ticarethaneye, AKP’giller’in yandaşlarının doluştuğu arpalık cennetine, rant kapısına dönüştürenler, eninde sonunda bileklerine çelik bilezik takılıp, bağımsız mahkemeler önüne çıkarılacaklar, gücünü hukuktan ve vicdanlarından alan savcılar-hakimler tarafından yargılanacaklar.”

    ESKİ HATAY BAROSU BAŞKANI DA SUÇ DUYUSUNDA BULUNDU

    Eski Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez de Maraş merkezli depremlerin ardından AHBAP’a depremzedeler için çadır satan Türkiye Kızılay Derneği Başkanı Kerem Kınık ve yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kızılay, Ahbap’a 1 yıl bozulmayan gıda da satmış

    Kızılay, Ahbap’a 1 yıl bozulmayan gıda da satmış

    PİRHA-Kızılay’ın çadır satma skandalına tepkiler sürerken, Ahbap, Kızılay’ın kendilerine bozulmayan gıda sattığını da açıkladı.

    Maraş merkezli meydana gelen ve on binlerce insanın yaşamını yitirdiği depremde evsiz kalan yurttaşların hala büyük bölümünün barınma ihtiyacı karşılanmamışken, Kızılay’ın 3 gün boyunca deposunda tuttuğu çadırları Ahbap Derneği’ne 46 milyon lira karşılığında sattığı ortaya çıkmıştı.

    “KIZILAY’DAN 1 YIL BOZULMAYAN GIDA SATIN ALDIK”

    Bugün Fox TV’ye katılan Ahbap Başkanı Haluk Levent, “İnsanlar soğuktan donmasın diye çadırları almak zorundaydım” derken, Kızılay’ın kendilerine konserve gıda sattığını da açıkladı. Haluk Levent, “Kızılay kurumunun alt iştiraki olan Kızılay Lojistik A.Ş.’den 30 bin adet 4 kişilik bir ailenin 3 öğünlük yemeğini karşılayan ve 1 yıl bozulmayan gıda satın aldık” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Av. Acinikli: AFAD’ın, cemevine gönderilen yardımlara el koyması hukuksuz, hesap vermeliler

    Av. Acinikli: AFAD’ın, cemevine gönderilen yardımlara el koyması hukuksuz, hesap vermeliler

    PİRHA-Maraş Narlı Cemevi’ne yurt dışından gönderilen 500 çadır, 1000 uyku tulumu ve 1000 battaniyeye AFAD tarafından el konulmasının hukuksuz olduğunu belirten Avukat Ayşe Acinikli, “İnsanlar eksi derecelerde dışarıda kalırken, gelen yardımları dağıtmaktan imtina eden bir zihniyet var. Tanesi 3 bin Euro’dan alınan bir çadırın bir sonraki depremde birilerine satılma ihtimali çok yüksek. Bunun hesabını vermeleri gerekir” dedi.

    Maraş merkezli depremlerin ardından dayanışma amacıyla Alevi kurumlarının öncülüğünde yurt dışından Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Narlı Şubesi‘ne gönderilen 500 çadır, 1000 uyku tulumu ile 1000 tane battaniyeye AFAD‘ın el koyduğu ortaya çıkmıştı.

    Yollanan yardımlara el konulması ve Kızılay’ın çadırları ücretsiz dağıtması gerekirken satmasına ilişkin Avukat Ayşe Acinikli ile konuştuk.

    El koymanın hukuksuz olduğunu belirten Acinikli, “Şimdi başvuru yaparsak eğer çadırların nereye dağıtıldığını sorabiliriz. Söyledikleri yere malzemelerin gidip, gitmediğini kontrol de edebiliriz. Düşünsenize deprem olmuş, çadırın var ama insanlara dağıtmıyorsun, 46 milyon liraya satıyorsun. Kimsenin bir şey inkâr ettiği de yok” dedi.

    “NARLI CEMEVİ’NE GÖNDERİLEN TIRA AFAD EL KOYMUŞ”

    Avrupa’daki Alevi örgütlülüğünün önemine değinen Acinikli, Narlı Cemevi’ne gönderilen yardımlara AFAD’ın el koymasıyla ilgili olarak şunları söyledi:

    “Avrupa’da çok sayıda Alevi yaşıyor. Maraş özelinde söylersem eğer zaten Maraş kırımından sonra insanların çoğu Avrupa’ya gitti. Deprem olduktan sonra Avrupa’da Alevi kurumları başta olmak üzere bir sürü yardım topladı ve gönderdi. Yurt içinde en çok zaten HDP’nin yardımlarına el koyuyorlardı. Yurt dışından da gelen bu yardımların bir kısmına da el koydular. Narlı’daki meseleyi de haberlerden görünce ilgimi çekti. Tanesi 3 bin Euro’dan 500 tane çadır gönderiyorlar. 1000 tane uyku tulumu, 1000 tane de battaniye göndermişler. Bu direkt Narlı Cemevi adına gönderilmiş. Normalde onların malı artık ama buna el konuluyor. En yakın AFAD merkezinin olduğu Türkoğlu ilçesine gidip, “Bize böyle bir malzeme gelecekti. Haber verdiler, tırın gönderildiğini söylediler. Şu ana kadar bize ulaşması gerekiyordu. Nerede bu tır” diye soruyorlar. “Yok. Böyle bir tır gelmedi” demişler. Depoda beklemekten yıpranmış 100 tane çadırı verip göndermişler.”

    “ÜÇÜNCÜ GÜNDE BİLE BİR KİŞİ GİDİP, SORMAMIŞTI”

    Acinikli, depremin üçüncü günü Maraş’a gittiğini de belirtirken, izlenimlerini şöyle aktardı:

    “Depremin üçüncü günü Pazarcık, Narlı ve çevre köylerine gittim. Bir devlet yetkilisi hala gelmemişti. Kendi şahitliğimi anlatıyorum. Üçüncü günde bile bir kişi gidip, sormamıştı. Oradaki çadırları AFAD değil, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), HDP gibi sol partiler kurdu. Gıda, kıyafet yardımları da yine bu şekilde yapıldı. İnsanlar eksi derecelerde dışarıda kalırken, gelen yardımları dağıtmaktan imtina eden bir zihniyet var.”

    “HUKUK DEVLETLERİNDE KAFALARINA GÖRE EL KOYMA YAPILAMAZ”

    “Bu yapılanın suç olduğunun unutulmaması gerekiyor” diyen Acinikli, sorumlular hakkında gerekli başvuruların yapılmasının önemine değinerek, şöyle konuştu:

    “Gelen yardıma el koyup, akıbetinden habersiz bırakan kişiler, hem görevi ihmal suçunu hem de görevi suistimal suçunu işliyor. Mülkiyet hakkına dönük de bir ihlal var. Çünkü belli bir yere gönderilmiş bir tırdan bahsediyoruz. Hukuk devletlerinde kurumlar kafalarına göre el koyma yapamazlar. Üstelik el koyma ciddi bir işlemdir ve mahkeme kararı gerekir. Her durumda da mahkemeler bu kararı veremezler. Bunların belli şartları olur. El koyma yaptıysa da bunun akıbetini bildirmesi gerekir. Hem idari hem de cezai anlamda takibi gerekiyor. Bir sonuç alamazsak bile bunların kayıt altına alınması gerektiğini düşünüyorum. AYM’ye, AİHM’e gitsin. 10 yıl sonra sorgulansın ama bu ne kadar çabuk olursa, şu an bu malzemelerin nereye gittiğini bilmiyoruz.”

    “ÇADIRLARI BİR SONRAKİ DEPREMDE SATMA İHTİMALLARİ YÜKSEK”

    Kızılay’ın çadırlar ile konserveleri satmasının ortaya çıkması infial yaratırken, Avukat Acinikli el konulan 500 çadırın da benzer bir akıbete uğramasından endişe duyduğunu söyledi. “Nereye gitti bu çadırlar?” diye soran Acinikli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tanesi 3 bin Euro’dan alınan bir çadırın satışı muhtemelen burada çok daha yüksek fiyatlardan olacaktır. Çünkü ona göre bir kalitesi vardır. Yarın bir gün bunların bir sonraki depremde birilerine satılma ihtimali çok yüksek. Şu an bile satılıyor olabilir. Bunu sorgulamamız gerekiyor. Hukuka aykırı olarak el koydular ama yapılan başvurular ile akla gelen ihtimallerin ne kadar doğru veya yanlış olduğunu denetlemek istiyoruz. Nereye gitti bu çadırlar, battaniyeler, uyku tulumları? Bunun hesabını vermeleri gerekiyor. Eğer gerçekten ortada bir suç varsa bu noktada da suçu işleyen kişilerin 10-15 yıl sonra da olsa ceza almaları gerektiğini düşünüyorum.”

    Barış KOP/İSTANBUL

  • Emekçi Hareket Partisi, çadır satan Kızılay’ı siyah çelenkle protesto etti

    Emekçi Hareket Partisi, çadır satan Kızılay’ı siyah çelenkle protesto etti

    PİRHA- EHP İstanbul İl Örgütü, çadır satan Kızılay’ın önüne siyah çelenk bırakarak, protesto etti.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP) İstanbul İl Örgütü, deprem bölgesine gidecek çadırları para karşılığı satan Kızılay’ı Kadıköy’deki Kızılay Şube Müdürlüğü önüne protesto etti.

    EHP’liler Kızılay önüne siyah çelenk bıraktı. Eylemde konuşan EHP Sözcüsü Özge Akman, depremin üzerinden 21 gün geçtiğini ve halkın hala çadır ihtiyacının karşılanmadığına dikkat çekti.

    “ASRIN REZALETİ”

    Akman, halkın çöken binaların altında kaldığını ancak depremin ikinci gününde Kızılay’ın çadır sattığını söyleyerek, şöyle devam etti:

    “İşte asrın rezaleti! Halkımıza bir çadırı çok görüp, o çadırları satmak için bir gün kaybetmeyen kamu kurum ve kuruluşları birer felakettir. Bu iktidar 50 bin insanımızı kaybetmemizden zere üzüntü duymuyor. Tıpkı 20 yıldır önlem almadığı gibi bundan sonrası için de önlem derdine düşmüyor. İşleri güçleri sadece itiraz edenleri susturmak.”

    Akman’ın açıklama yaptığı sırada polis partililere saldırdı. Bu sırada “hükümet istifa” sloganları atan partililer polis tarafından darp edilerek, gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kızılay, eczacılara da tanesi 140 bin TL’ye çadır satmış

    Kızılay, eczacılara da tanesi 140 bin TL’ye çadır satmış

    PİRHA-Kızılay’ın ücretsiz dağıtması gereken çadırları Ahbap Derneği’ne 46 milyon TL’ye sattığı ortaya çıkarken, bölgeye giden Türk Eczacılar Birliği’ne de tanesi 140 bin TL’den 5 adet çadır sattığı öğrenildi.

    Depremin üçüncü gününde deposunda olan 2050 çadırı Ahbap Derneği’ne 46 milyon TL karşılığında sattığı ortaya çıkan Kızılay, Türk Eczacılar Birliği’ne (TEB) de tanesi 140 bin TL’den çadırlar sattığı öğrenildi.

    TEB Başkanı Arman Üney, Kızılay’dan tanesi yaklaşık 140 bin TL fiyatla 76 metrekare büyüklüğünde 5 adet çadır satın aldıklarını açıkladı. Üney, bu alım için ödemeyi Kızılay’ın bir iştiraki olan Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’ye yaptıklarını belirtti.

    Deprem bölgesinde 28 konteyner ve çadırla gönüllü olarak eczane hizmeti verdiklerini belirten Üney, bunların bir kısmını bağışlarla bir kısmını da satın alarak temin ettiklerini dile getirdi. TEB’in şu an deprem bölgesinde 26 noktada çadır ve konteyner eczanesi, gönüllü olarak depremzedelere hizmet veriyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Depremin üçüncü gününde Kızılay, Ahbap’a 46 milyon TL’ye çadır satmış

    Depremin üçüncü gününde Kızılay, Ahbap’a 46 milyon TL’ye çadır satmış

    PİRHA-Kızılay’ın depremin üçüncü gününde Ahbap Derneği’ne 46 milyona çadır sattığı ortaya çıktı.

    Merkez üssü Maraş olan depremlerin üçüncü gününde Kızılay’ın, şarkıcı Haluk Levent’in yönettiği Ahbap Derneği’ne 46 milyon lira karşılığında çadır sattığı öne sürüldü. Kızılay, satışın afetzedelerin barınma ihtiyacının bir an önce çözülmesi için yapıldığını ve çadır üretiminin devamını sağlamak amacıyla da ham madde bedelinin kabul edildiğini bildirdi.

    KIZILAY, AHBAP’A 46 MİLYON’A ÇADIR SATMIŞ

    Cumhuriyet Gazetesi yazarı Murat Ağırel bugün yazısında konuya ilişkin, “Biliyorsunuz, yardım kuruluşu hüviyetinden sıyrılıp holding olan Kızılay’ın çadır ve konteyner üretim tesisleri var. Bunu araştırırken bazı bilgiler öğrendim. İddiaya göre Kızılay, depremin üçüncü günü AHBAP’a 46 milyon TL tutarında çadır satışı gerçekleştirmiş. Ayrıca elindeki stokları ve gönderilecek yardımları da cemaat, tarikat vakıf ve derneklerine yönlendirdiği ileri sürüldü” ifadelerine yer verdi.

    KIZILAY: ÜRETİMİN DEVAMINI SAĞLAMAK İÇİN HAM MADDE BEDELİNİ KABUL ETTİK

    Kızılay yetkililerinin iddiaya dair şu yanıtı verdiği aktarıldı:

    “Ahbap Derneği de bağışçılarından temin ettiği kaynakla bölgede yaşanan barınma ihtiyacına destek olmaya karar vermiş, bu noktada Kızılay’dan temin ettiği çadır kapasitesini AFAD’ın göstermiş olduğu noktalara sevk etmiştir. Kızılay bu süreci afetzedelerin barınma ihtiyacının bir an önce çözülmesi açısından değerlendirmiştir. Çadır üretiminin devamını sağlamak için de ham madde bedelini kabul etmiştir.”

    “HALA ÇADIR EKSİĞİ VAR”

    Ağırel, Kızılay’dan gelen yanıtın tamamını da paylaşırken, son olarak şunları söyledi:

    “Özet olarak duyduklarım doğruymuş. Özetle stokta 40 bin çadır vardı. Sağdan soldan 14 bin daha geldi. Toplam 54 bin çadırı AFAD’a verdiler. Ancak üretim tesisinden de AHBAP’a 46 milyon TL çadır satışı gerçekleştirildi. Vakıf ve dernek görünümündeki tüm kuruluşlara da elindeki stoğu kullandırmış. Bu yardım kuruluşları tüm ihtiyacı Kızılay’dan AFAD’dan alıyor duyarlı halktan da yardım yapıyoruz diyerek para topluyorlar. Denetleyecek kurum var mı? Ben hiç sanmıyorum. Deprem bölgesinde halen çadır eksiği var ve yaşanan durum bu!”

    (HABER MERKEZİ)