Etiket: KURAN KURSU

  • Diyanet’e bağlı Kur’an kursunda 7 çocuğa cinsel istismar

    Diyanet’e bağlı Kur’an kursunda 7 çocuğa cinsel istismar

    PİRHA- Erzurum’un Palandöken ilçesinde Diyanet’e bağlı bir Kur’an kursunda 7 çocuğu cinsel istismara maruz bırakan fail kaçmak isterken gözaltına alındı.

    Kur’an kurslarından ardı ardına cinsel istismar vakaları yaşanmaya devam ediyor. Yaşananların tamamı ya görmezden geliniyor yada aileler tehdit edilmek suretiyle şikayetlerinden vazgeçiriliyor.

    Kamuoyuna yansıyan son istismar olayı Erzurum’da yaşandı.

    Erzurum’un Palandöken ilçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kur’an Kursu’nda 7 çocuk cinsel istismara maruz kaldı. İstismara ilişkin soruşturma başlatılırken, soruşturma sonucunda failin gözaltına alındığı belirtildi.

    Konuya dair açıklama yapan Erzurum Valisi Okay Memiş, kursta gönüllü murakıp (denetçi) olarak görev yapan failin kaçmak isterken Yozgat’ta yakalandığını ve güvenlik nedeniyle de Erzurum’a getirilmediğini kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kartal Cemevi Vakfı’nda yine Kuran kursu; müfredatı da ‘dede’ hazırlamış

    Kartal Cemevi Vakfı’nda yine Kuran kursu; müfredatı da ‘dede’ hazırlamış

    PİRHA- Alevi asimilasyonu Şiileşme ve Sünnileşme şeklinde devam ederken, İstanbul Kartal Cemevi Vakfı’nda iki yıldır pandemi nedeniyle ara verilen Kuran kursu yeniden başlatılıyor. Alevilerin, asimilasyon faaliyeti olduğu sebebiyle yoğun tepki verdiği kursu, Kartal Cemevi Vakfı Başkanı Selami Sarıtaş’a sorduk. Sarıtaş, kursta hem Kuran ayetlerinin hem de Alevilikten bazı ritüellerin öğretildiğini, deyişler, bağlama ve semah gibi Alevilik değerlerinin olmadığını kaydetti. 

    İstanbul’un Kartal ilçesinde bulunan Kartal Cemevi Vakfı’nda yaklaşık 10 yıldır Kuran kursu veriliyor. Pandemi nedeniyle 2018’den bu yana verilemeyen Kuran kursu bu yıl yeniden başlatılıyor. Kursun duyurusu cemevi vakfının sitesinde yer almasa da dışarıda panolara asılarak yapılıyor.

    Kadın Kuran hocası tarafından cemevinde verilen Kuran kursu Alevi toplumunun büyük bir kesiminin tepkisini de çekiyor. Asimilasyona hizmet edildiğini belirten Alevi yurttaşlar cemevinde böyle bir kursun olmaması gerektiğini belirterek, cemevi yönetimine tepkilerini ifade ediyorlar.

    Konuya ilişkin Kartal Cemevi Vakfı Başkanı Selami Sarıtaş ile konuştuk. Sarıtaş, Kuran kursuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.

    Kursta hem Kuran ayetlerinin hem de Aleviliğin öğretildiğini söyleyen Sarıtaş, kursta bağlama, deyişler ve semahın öğretilmediğini, kurstaki ders müfredatının cemevi dedesi Celal Özer tarafından hazırlandığını kaydetti.

    İşte Selami Sarıtaş’ın sorularımıza verdiği yanıtlar:

    PİRHA- Kartal Cemevinde Kuran kursu kaç yıldır veriliyor?

    SELAMİ SARITAŞ: 8, 9 yıldır Kuran kursu veriyoruz.

    -Cemevinde Kuran kursunu kim veriyor?

    Bu işi senelerdir yapan hocamız var.

    -Hoca Alevi mi Sünni mi?

    Hocamız Alevi, neden Sünni olsun.

    -Tabi Aleviler yadırgıyor. ‘Kuran’a göre ibadet etmiyoruz, neden cemevinde Kuran kursu veriliyor’ diye tepki veriyor canlar.

    Hakk Muhammet Ali demiyor muyuz. İnsanlar cem yaparken Kuran’dan ayetler okunmuyor mu? Öyle şey olur mu?

    -Biliyorsunuz cemdeki ritüeller Kurana göre yapılmıyor. Alevilik ile Sünnilik aynı olsaydı Alevilik diye bir inanç olmazdı öyle değil mi?

    Alevilik ile Sünnilik tabi ki aynı değil. ‘Alevilikte Kuran yoktur’ demek doğru değil. Ali’yi inkar etmektir.

    -Ancak Aleviler Kuran’a göre ibadet etmiyor, bu gerçekliği biliyoruz. 5 vakit namaz yok, Ramazan orucu yok. 

    Sünniliğin ictihatındaki Kuran’a göre belki hareket etmiyoruz ama bugün pirlerimiz, dedelerimiz Kuran’ın özüne, ritüellerine göre bugüne kadar gelmiştir.

    -Peki cemevinde verilen Kuran kursunda ne öğretiliyor? Müfredat nedir? Ayrıca müfredatı kim hazırladı?

    Kuran kursunda Alevilik, dört kapı, kırk makam öğretiliyor. Diyanet’in önerdiği Kuran kursu gibi değil. Biz Türkçe öğretiyoruz. Ayetler öğretiliyor. Alevilik öğretiliyor. Müfredatı cemevi dedesi hazırladı.

    -Biraz karışık anladığım kadarıyla. Biraz Sünnilik, biraz Alevilik öğretiliyor.

    Hayır Sünnilik ritüelleri öğretilmiyor.

    -Ama Kuran’a göre değil mi Sünnilik, öğrettikleriniz?

    Siz Kuran’ı inkar ediyorsanız ben size bir şey demiyorum. Kuran’ı biz inkar etmiyoruz. Biz Kuran’ın özünü benimseyerek gidiyoruz. Bugün Sünnilerin yaşadığı Kuran’dan bahsetmiyorum.

    -Kuran bir tane. İslam aleminin inandığı Kuran bir tane.

    Ama herkes aynı yorumu yapsaydı herkes aynı düşünürdü. Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Kuran’ı inkar mı etmiş?

    -İnkar diye bir şey yok. Var olan Kuran inkar edilmiyor. Ancak inançlar farklı. Cemevindeki ibadetle camideki ibadet aynı mı? 

    Tabi ki aynı değil.

    -Peki cemevinde Kuran kursunda bağlama var mı? Deyişler öğretiliyor mu?

    Cemevinde bağlama hocamız gelip zaman zaman öğretiyor.

    -Hayır hayır şunu sormak istedim. Kuran kursu içinde Alevilik de öğretiliyor dediniz. Yani bağlama, deyişler, semah da var mı müfredatta?

    Müfredatta yok. Çünkü onlara öğretemezsin. Biraz daha ileri yaşdaki arkadaşlar geliyor kursa. Yedi ulu ozan öğretiliyor kursta. Muharrem orucu öğretiliyor. Bunlar müfredatımızda var.

    – Kuran kursu denilince aklımıza İslamın şartları gelir. Örneğin hacca gitmek, namaz kılmaz, oruç tutmak vb. kursta öğretiliyor mu? 

    Yapmayın olur mu öyle şey.

    -Ama Kuran kursu denilince bunlar aklımıza gelmez mi? 

    Biz Türkçe Kuran dersi veriyoruz.

    -Türkçe Kuran okudum. Biliyorum nasıl olduğunu. 

    Cemevimizde Kuran kurslarındaki tarzda bir Kuran öğretmiyoruz.

    -Müslümanlar, Sünni kesim size ‘Kuranı değiştiriyor musunuz’ diye sormazlar mı? İctihadlar bellidir. 

    Onlara göre bellidir. Olur mu öyle şey? Kuran’ın özünü benimsiyoruz. Diyanetin Türkçeleştirdiği Kuran’da yanlışlıklar var. Bunları kabul etmiyoruz ki.

    -İslamın şartları olan namaz kılmak, oruç tutmak öğretiliyor mu cemevindeki Kuran kursunda? Tüm bunlar Türkçe Kuran’da da var. 

    Burası bir cemevi. Öyle şey olur mu?

    -Ama Kuran kursu diyorsunuz?

    Bakın Türkçe Kuran. Biz Kuran’ın özündeki, dedemizin gözetiminde Kuran’dan daha çok bizim cemlerimizde okunan ayetlerin dışında Alevilik öğretiliyor.

    -Acaba bu Kuran kursuna kimler geliyor? Aleviler mi sadece, yoksa Sünniler de geliyor mu?

    Şu ana kadar gelenler Alevi. Matematik, İngilizce kurslarına Sünni çocuklar da geliyor.

    -Biliyorsunuz Aleviler zorunlu din dersinin kaldırılmasını istiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Alevi çocukların muaf tutulması yönünde kararı var. Peki zorunlu din dersine karşı çıkarken cemevinde bir kuran kursu açılması çelişki değil mi? 

    Biz dedemizin gözetiminde kuran ayetlerini ve Aleviliği öğretiyoruz. Kalkıp da Sünnilerin Kuran dersindeki gibi öğretmiyoruz.

    -Ben Sünni olsam size kızardım, cemevine tepki gösterirdim. ‘Siz benim inandığım Kuran’ı farklı, yanlış gösteriyorsunuz’ derdim. 

    Yok öyle bir şey. Niye biz Kuran’ı yanlış gösterelim? Kuran’dan Türkçe ayetler okuduğumuzda yanlış göstermiyoruz. Kimse de kızmaz. Senelerdir yapıyoruz. Türkçe olduğu için de bir çok Sünni arkadaş da memnun oluyor.

    -Türkçe, Arapça farketmez. Sonuçta Kuran’dan ayetler, Sünniliğin (İslamın) ictihadını öğretiyorsunuz. 

    -Siz Kuran’ı tanımıyorsanız, Muhammed’i, Ali’yi de bir yere koymuyorsanız…Peki Kuran kime inmiş?

    -O zaman neden Aleviyiz? Hepimiz Sünni olalım, Sünniyiz diyelim. Ne gerek vardı Alevi olmaya!

    Niye Sünni olalım? Bir takım değişiklikleri kabul etmediğimiz için bizim Sünni olmamız gerekmiyor ki.

    -Bakın Alevilerin inancı bambaşka. ‘Gün Muhammed, Ay Ali’ diyor Aleviler. Aleviliğin Muhammet, Ali algısı farklı. Siz, Sünnilerin yaşadığı bir inançtan bahsediyorsunuz. ‘O vakit hepimiz biriz, ayrı değiliz’ sizin söylemlerinize göre. 

    Asla öyle bir şey diyemem. Sünniler Muhammed’i peygamber olarak kabul ediyor. Biz kabul etmeyecek miyiz?

    -Alevilerin Yolu var. Alevilik başka bir inanç. Aleviler semah dönüyor. Var mı Kuran’da semah? 

    Yok Kuran’da semah ama Muhammed’in kırklar semahı var.

    -Orada ne demişler? ‘Peygamberliğini bırakıp gel’ demişler. Kaç kez göndermişler, geri gelmiş. Böyle anlatılır. Yani Kırklar Ceminde peygamber Muhammed değil, sade Muhammed var. Burada bir mesaj var. Tekrar Kuran kursuna dönersek, Aleviler Kartal Cemevine tepkili. Asimilasyona hizmet ediyorlar, bizi Sünnileştiriyorlar’ diye. Ne dersiniz bu konuda?

    Kendinden emin olmayan insanlar ancak öyle diyebilir. İyi bir Alevi hiç bir zaman Sünni olmaz.

    -Alevi asimilasyonu var, biliyorsunuz. Bakın Antalya’da 52 Alevi köyünden 2 köy Alevi olarak kalmış. 

    Bunların mücadelesini verelim.

    -Kuran kursu vererek asimilasyonu nasıl durduracaksınız, nasıl mücadele edeceksiniz?

    Kuran kursuyla Sünnileşmezler. Demek ki başka yanlışlar var ki bu kadar insanlar Sünnileşmiş.

    -Alevi köylerine cami yapılıyor. Ona da karşı çıkıyor musunuz?

    Tabi ki karşı çıkıyorum.

    -Neden karşı çıkıyorsunuz ki? 

    Neden karşı çıkmayayım?

    -Madem cemevinde Kuran kursu veriyorsunuz, Alevi köyüne yapılan camiye de karşı çıkmayın!

    Aynı şey değil.

    -Hayır aynı şey. Cemevinde Kuran kursu verilmesiyle, Alevi köyüne cami yapılması aynıdır. Çocuklar da oradaki Kuran kursuna camiye giderler. İyi mi böyle? 

    Cemevinde insanlar Kuran’ın özünü tanıyarak da yetişebilir.

    -Aleviliğin özü zaten çok güzel. Aleviliğin özüne ulaşamayanlar başka özler arıyor ve asimile oluyorlar zaten Selami Bey!

    Nilgün METE/ PİRHA

     

     

     

     

     

     

  • Kuran kursunda çocuğu cinsel istismar eden sanık tahliye edildi

    Kuran kursunda çocuğu cinsel istismar eden sanık tahliye edildi

    Tillo Kuran Kursu’nda 15 yaşındaki çocuğu istismar ettiği belirtilen D.M. tahliye edildi. 

    Siirt’te Molla Burhaneddin Medresesi’ne bağlı Tillo Yatılı Kuran Kursu’nda 15 yaşındaki çocuğu cinsel istismara maruz bıraktığı belirtilen sanık hakkında tahliye kararı verildi. Muş Karşıyaka Kuran Kursu’nda 12 yaşındaki M.H.Y’nin ölümüne ilişkin soruşturmada ise bir ilerleme yok.

     İSTİSMAR AYLARCA SÜRMÜŞ

    Tillo Yatılı Kuran Kursu’nda, 15 yaşındaki çocuğun 2019’da aylarca istismar edildiği belirtildi. T24’ün haberine göre istismar suçlamasıyla tutuklanan, Siirt Müftülüğü personeli sıfatıyla Kuran Kursu’nda öğreticilik yapan Molla Burhaneddin’in oğlu D.M., önceki gün aniden yapılan ara duruşma sonucunda tahliye edildi. D.M., istismara maruz bırakılan çocuğun ifadesini değiştirmesinin ardından serbest bırakıldı ancak psikoloğun ve savcılığın görüşü D.M.’nin tahliye edilmesinin aksi yönünde oldu. Erkek çocuğun, okuldaki öğretmeninin dikkatiyle ortaya çıkan olayın yaşandığı tarihte 15 yaşında olan çocuk, görüştüğü Çocuk İzleme Merkezi yetkililerine yaşadığı istismarı anlattı. Merkez, çocuğun anlatımlarının tutarlı olduğu, hayal ürünü olmadığı yönünde bir rapor hazırladı. Çocuk ifadesinde Eylül 2019’dan Mart 2020’ye kadar defalarca istismar edildiğini, D.M.’nin kendisini tehdit ettiğini anlattı. İfadesi alınan bir hizmetli de çocuğun kendisine sorunlar yaşadığını söylediğini aktardı.

    DAVA 26 KASIM’DA BAŞLAYACAKTI

    D.M. ise Siirt Savcılığı’na verdiği ifadesinde iddiaları yalanladı, tutuklanarak cezaevine gönderildi. D.M. hakkında 13 Ekim’de hazırlanan iddianamede, istismar suçlaması yer aldı. Ancak yargılama henüz başlamadan D.M. tahliye etti. Siirt Ağır Ceza Mahkemesi, önceki gün yaptığı ara celsede çocuğu yeniden dinledi. İfadesini değiştiren çocuk, D.M.’nin herhangi bir eyleminin olmadığını söyledi. Rapor, tanık ifadeleri ve savcılığın duruşmanın beklenmesini talep etmesine rağmen D.M. tahliye edildi. Dava 26 Kasım’da başlayacaktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Camide altın varaklı koltuk ve protokol yolu!

    Camide altın varaklı koltuk ve protokol yolu!

    Afyonkarahisar’da camide Kuran kursu öğrencileri için düzenlenen hafızlık icazet töreninde Vali, Belediye Başkanı ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı için protokol yolu oluşturulduğu ortaya çıktı.

    Afyonkarahisar’da Kuran kursu öğrencileri için düzenlenen hafızlık icazet töreninde Vali, Belediye Başkanı ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı için protokol yolu oluşturulduğu ortaya çıktı.

    T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre Afyonkarahisar İl Müftülüğü Salar Fatih, İsmailköy ve Sahipata erkek Kuran kurslarında hafızlığını tamamlayan, yaşları 10 ile 15 arasında değişen 155 öğrenci için “Hafızlık İcazet Merasimi” düzenledi. 15 Ekim’de Hacı Mehmet Sayın Camii’nde gerçekleştirilen törene Afyonkarahisar Valisi Gökmen Çiçek, Belediye Başkanı Mehmet Zeybek ile Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen katıldı. Törenden yansıyan fotoğraflarda, caminin girişinden itibaren kırmızı şerit çekilerek bir protokol yolu oluşturulduğu görüldü. Protokole katılanlar, bu yoldan kuran kursu öğrencisi ve velilerini selamlayarak yürüdü. Öte yandan protokoldekiler için hazırlanan altın sarısına boyanmış varaklı koltuklar da dikkat çekti.

    ‘HEPİMİZ SINAVDAYIZ’

    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen, törende bir de konuşma yaptı. İşleyen, şunları söyledi:

    “Hepimiz sınavdayız. Sınavı kazanmanın yolu Kur’an-ı Kerim’in ahlakımız olmasıdır. Ne istiyorsa yapmamız, ne diliyorsa yerine getirmemizdir. Allah’ın katında Allah’ın nimet verdiklerine kıymet vermek suretiyle değerli oluyoruz. Allah’ın bu dünyada en çok kıymet verdiği Kitab’ul Kur’an’dır. Kur’an’ın ezberlenmesi çok kıymetlidir. Ezberlediğimiz Kur’an bizler tarafından anlaşılmadığı ve hayatımızda olmadığı sürece biz, Allah katında sorumluluğumuzu yerine getirmiş olamayız. 155 gencimizin öncelikle kendilerini tebrik ediyorum. Kur’an okumakla kalmasınlar anlamaya çalışsınlar. Onlar yürüdüğü zaman, ahlak yürüsün, edep yürüsün, haya yürüsün, güzel bir mümin olarak yürüsünler.”

    BAŞKAN FOTOĞRAFLARI PAYLAŞTI

    Afyonkarahisar Belediyesi’nin AKP’li Başkanı Mehmet Zeybek de fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşarak, “Hafızlarımızı, ailelerini ve hocalarımızı tebrik ediyorum. Rabbim gençliğimizi ve bizleri Kur’an’ın izinden ayırmasın” ifadesini kullandı.

     (HABER MERKEZİ)

  • Kestel’de Kuran kursunda bir çocuk yakıldı; babadan sert tepki: Kurs değil, işkencehane!

    Kestel’de Kuran kursunda bir çocuk yakıldı; babadan sert tepki: Kurs değil, işkencehane!

    Bursa Kestel’de Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir Kuran kursunda 10 yaşında bir çocuğun vücudu, hafızları C.S. (18), M.Ö. (19) tarafından üzerine kolonya dökülerek yakıldı.

    Kestel Çamlıtepe Hafızlık Yatılı Kuran Kursu’nda yaşanan akıl almaz olayın ardından 10 yaşındaki Y.K., ambulansla Bursa Şehir Hastanesi yanık ünitesine kaldırıldı.

    Bursa Muhalif.com adlı sitede yer alan habere göre, vücudunun çeşitli yerleri yanan Y.K’nin hastanenin yanık ünitesinde ameliyata alınacağı öğrenildi.

    Baba Ali Karabulut, olayın ardından yaptığı açıklamada “Çocuğu kursa Kuranıkerim ve dua öğrenmesi için yatılı gönderdik. Aslında Kuran kursu değil, işkencehaneymiş” ifadelerini kullandı.

    Karabulut, olayla ilgili polisin soruşturma başlattığını ve çocuğunu yakan kişilerin emniyette gözaltında olduklarını ifade etti.

    Gözaltına alınan iki kişi adli kontrolle serbest bırakıldı.

    Kestel Müftülüğü yetkilisinin, Kestel Çamlıtepe Hafızlık Yatılı Kuran Kursu’nda 10 yaşındaki Y.K’nin yakıldığı sırada 11-12 yaşlarında 7 öğrencinin ve öğrencilere yardımcı olmak için iki hafızın bulunduğunu belirttiği öğrenildi.

    Kestel Müftülüğü yetkilisinin, C.S., M.Ö.’nün kolonya ve çakmak ile oyun oynarken yanlışlıkla 10 yaşındaki Y.K.’yi yaktıklarını, olayda bir kasıt bulunmadığını, soruşturmanın devam ettiğini ve C.S. ve M.Ö.’nün denetimli serbestlik ile serbest bırakıldıklarını söylediği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yazar Ali Yıldırım: Devşirme kişiler, Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya çalışıyorlar

    Yazar Ali Yıldırım: Devşirme kişiler, Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya çalışıyorlar

    PİRHA-Yazar Ali Yıldırım, Hakk’a uğurlama erkanlarında Sunni-Şii inancının uygulanmasını eleştirerek “Dedelerin cübbe giyip Kur’an okuması Aleviliğin hiçbir yerine sığmaz. ‘Kuran bizimdir’ diyen Alevilerin hiçbiri Kur’an’ı okumamışlardır. Çünkü Fatiha duasının Hakk’a yürüyen bir insanla hiçbir ilgisi yoktur” dedi. Yol’a ihanet edildiğini belirten Yıldırım, bir takım devşirme unsurlarla asimilasyon faaliyetlerinin yürütüldüğünü söyledi. 

    Türkiye’de ve Avrupa’da, başta MHP olmak üzere sağ gruplara yakın çevrelerin Aleviliği özünden koparıp başka inançlara yakın hale getiren çevrelere Aleviler tepki göstermeye devam ediyor.

    Hakk’a uğurlama erkanlarında cübbe giyinip, takke takan, ayrıca cemevlerinde Kur’an kursu veren çevrelere bir tepki de Avukat- Yazar Ali Yıldırım’dan geldi.

    Yıldırım, Aleviliğin İslamiyet ile hiçbir ilgisi olmadığını savunarak “Aleviliğe bir takım İslami unsurlar sokuşturmaya çalışmak tamamen Aleviliğe ihanettir” dedi.

    “BİR TAKIM DEVŞİRME UNSURLARLA ASİMİLASYON FAALİYETLERİ YÜRÜTÜLÜYOR”

    Yazar Ali Yıldırım, “Alevilik ile İslamiyet iki farklı dünyadır” diyerek Yol inancının ciddi bir asimilasyon kıskacında olduğuna işaret etti. Yıldırım “İçten bir takım devşirme unsurlarla asimilasyon faaliyetleri yürütülmeye çalışılıyor” diyerek şunları söyledi:

    “İçten içe bir çürüme yapılmaya çalışılıyor. Bu Aleviliğin kendi özüne, tarihselliğine aykırı. Alevilik ile hiç bağdaşmayacak, yan yana gelemeyecek birtakım uygulamalar sanki Aleviliğe dahilmiş gibi uygulanmaya çalışılıyor. Devşirme unsurlar, ‘Gri dedeler’ diyorum bunlara; özne olarak kullanılmaktadır.

    “ALEVİLİKLE ZERRE KADAR İLİŞKİSİ YOK; İSLAMİYET AHİRET İNANCI ÜZERİNE KURULUDUR”

    Bilimsel ve tarihsel olarak, teolojik anlamda irdelediğiniz zaman Alevilik ile İslamiyet arasında zerre kadar bir ilişki söz konusu değildir. Bu ikisi, farklı iki dünyadır. Yani; İbrahim-i dinlerle Alevilik hiçbir şekilde yan yana gelemez. Çünkü İslamiyet tamamen Ahiret inancı üzerine kuruludur. Dünyanın boş olduğunu belirtir ve ‘Esas olan ahirettir’ der.

    Eğer ahiret inancına sahip değilseniz ki tam da bu noktada Alevilik devreye giriyor. Alevilik derki ‘Her şey bu dünyadadır. Esas olan cenneti de bu dünyada yaratmaktır. O yüzden de bu dünyada zorbalık, haksızlık, hukuksuzluğa karşı tavır alır’. Çünkü dünyayı cennet kılmak için. Bunu söyledikleri anda ise gerek siyasi iktidarlar, gerekse de diğer dinlerle açık bir çatışma içerisine girerler. Çünkü hukuksuzluğa karşı çıktığınızda iktidarların, egemenlerin icraatlarına karşı çıkmış oluyorsunuz.

    “BU KİŞİLER YOL’A-ALEVİLİĞE İHANET ETMEKTEDİRLER”

    Bu anlamda Aleviliğin bir ahiret inancı üzerinden şekillenmiş İslamiyet ile arasında bağ kurmaya çalışmak ahmaklıktan başka bir şey değildir. Bunun görünür pratiği olan Hakk’a uğurlama erkanlarında Aleviliğin genetik yapısına yabancı bir takım İslami ritüellerin konulmaya çalışılması Yol’un kadim varoluşu ile asla bağdaşmaz. Yani bu kişiler Yol’a, Aleviliğe ihanet etmektedirler.”

    “BUNLAR, ALEVİ TOPLUMUNUN HAK, HUKUK MÜCADELESİNDE EMEKLERİ GEÇEN İNSANLAR DEĞİLLER ”

    Yazar Ali Yıldırım, Veliyettin Hürrem Ulusoy ile Dede Hasan Doğan’a dönük saldırıları da eleştirdi. “Alevi yolu adına mücadele eden insanlara laf söylemeye hakları yok” diyen Yıldırım, Ocaklar Meclisi denilen yapının yayınladığı metne imza atanların da aslında İslami unsurla yan yana gelmediklerini kaydetti.

    Yıldırım sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İslami rütüeller ile Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bu kişilerin kendi aklı, fikri olduğunu düşünmüyorum. Bu kişiler, birileri tarafından harekete geçirilmekte, bilmedikleri, okumadıkları metinlerin altına imzaları alınmakta ve tamamen kullanılmaktadırlar. Çünkü kendi dünyalarında hiçbir şekilde İslami unsurlarla yan yana gelmeyen büyük çoğunluk, bu tür açıklamaların altına imza atıyor. Bunlar gri dedelerdir. Yaptıkları da Aleviliğin ruhuna aykırıdır. Bunların toplumumuzda hiçbir şekilde itibarları da söz konusu değildir. Alevi toplumunun hak, hukuk mücadelesinde emekleri geçen insanlar değiller.

    “SALDIRILARININ HİÇ BİR DEĞERİ YOK”

    O nedenle Alevi toplumunun kendi kimlik mücadelesinde var olan birtakım insanlara saldırmalarının hiçbir değerinin olmadığını düşünüyorum. Alevi hukuku içerisinde de baktığınızda bunların birtakım Engizisyon, Vatikan gibi kendilerini yargı mercii gibi görmeleri de ne kadar ahmakça bir durum içerisinde olduklarını gösteriyor. Bu unsurların, Alevi yolu adına mücadele eden insanlara laf söylemek, onları düşkün ilan etmek hadlerine değildir.”

    “KUR’ANIN NE YAZDIĞINDAN HABERDAR DEĞİLLER”

    Ali Yıldırım, “Ahirete dayanan bir anlayış ile bu dünyayı isteyen bir anlayışın yan yana gelmesi mümkün değildir” diyerek cenaze erkanlarında Fatiha okunmasını da eleştirdi. Yıldırım, okunan Arapça dua içeriklerinin Alevi erkanları ile alakasız olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Kur’anda, Aleviliğe dair tek bir şey çıkmayacağı gibi tam tersine Aleviliğin dünya görüşü, taban tabana Kur’an’a aykırıdır. Kur’an öğretisinin perspektifinden baktığımız zaman Alevilerin tümü kafirdir. Çünkü Aleviler Ahiret’e inanmamaktadır. O nedenle Aleviler, İslami baskılar nedeniyle ‘Kur’an bizim. Dört kitap da bizim’ diyorlardı. ‘Peki neden buna uygun olarak davranılmıyor?’ denildiği zaman takiye olarak ‘Gerçek Kuran bu değil’ derlerdi. Şimdi bu takiye yaklaşımını asimilasyon nedeniyle değiştirip ‘Kur’an bizim’ gibi tamamen Aleviliğin özüne aykırı bir laf söylemeye çalışıyorlar ki bu Aleviliğin hiçbir yerine sığmaz.

    “KUR’AN BİZİM DİYENLER, KUR’ANIN NE YAZDIĞINDAN HABERDAR DEĞİLLER”

    Şu iddiadayım ki ‘Kur’an bizim’ diyen insanların hiç birisinin Kur’an’ı okuduklarını sanmıyorum. Kur’an’ın ne yazdığından haberdar değiller.

    Örneğin bazı kişiler ‘Çerağı Nuh süresine göre uyandırıyoruz’ diyorlar. Nuh süresi, tamamen Ayşe hakkında çıkarılan dedikodular ile ilgilidir. ‘Ayşe zina yaptı mı yapmadı mı? Eğer kim Ayşe’nin zina yaptığını iddia ediyor ise onlar haksızlık yapıyor’ gibi anlatımlar var. Surenin özü Ayşe’nin zinasına yönelik iftiraları ele alıyor. Yani bu kişiler hiçbir şekilde Kur’an hakkında fikir sahibi değiller.

    “FATİHA SIRESİNİN ÖLÜYLE NE İLGİSİ VAR?”

    Şimdi bir de ölünün başında Fatiha okunması tartışması var. Fatiha suresi çok açık. ‘Ahiret gününün düzenleyicisi Allah’a saygı gösterip kulluk gösterelim…’ Peki bunun ölü ile ne ilgisi var?
    Sürenin devamında ise şunlar anlatılıyor: ‘Allah’ım bizi yoldan sapmışların yoluna değil, doğru yola götür’. Şimdi bunun ölüyle ne ilgisi var? Bu duayı neden ölünün başında okuyalım ki? Böylesi bir yaklaşım tamamen cahilliktir. Duaların Hakk’a yürümüş kişi ile bir ilgisi varmış gibi düşünülen bir cehalet örneğidir. Maalesef dede kılıklı hocalar da bu türden bir cahilliğe hizmet ediyorlar.”

    “NE YAPTIKLARININ FARKINDA DEĞİLLER”

    Cemevlerinde Kur’an kursu verilmesi konusuna da değinen Yazar Ali Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kurslarda çocuklara Kur’an kursu verilmesi pedagojiye de, çocuk haklarına da tamamen aykırı olduğunun kimse farkında değil mi? O çocuklar Kur’an kursunda Kur’an öğrenmiyorlar. Arapça bir takım sözleri ezbere okuyor ama anlamıyorlar. ‘Çocuklara Kur’an kursu veriyoruz’ diyenler ne yaptıklarının farkında değiller. Bu çocuklar Arapça bilmiyor. Şimdi bunun Alevilik ile ne ilgisi var? O nedenle bu türden asimilasyon faaliyetlerine karşı basit ve net konuşmamız lazım. Yani ‘Öyle de olur, böyle de olur. Bunda ne var?’ gibi değil.

    Şunu net söylüyorum; Aleviliğin İslamiyet ile hiçbir ilgisi yoktur. Hiç bir unsuru birbiriyle uyuşmayan iki farklı dünya. Eğer aydın, birey ve Alevi yöneticisi olarak biz bunu açık ve net bir şekilde söyleyemezsek asimilasyon sürecine şu ya da bu şekilde biz de katkıda bulunmuş oluruz. Net bir düşünce geliştirmek zorundayız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • AVF Başkanı, bazı cemevlerinde Kur’an kursu verilmesini, Fatiha okunmasını yorumladı

    AVF Başkanı, bazı cemevlerinde Kur’an kursu verilmesini, Fatiha okunmasını yorumladı

    PİRHA-Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, Alevi Hakk’a uğurlama erkanlarında Fatiha okutulup cemevlerinde Kur’an kursu verilmesini savundu. Aksi halde halkın tepkisi ile karşılaşıyoruz ve insanlar elini ayağını cemevinden çekiyor” diyen Akbulut, cenaze erkanı yürüten kişilerin kafalarına taktığı takkenin ise Hacı Bektaş Veli’den esinlenildiğini söyledi.

    Alevi Hakk’a uğurlama erkanlarında Alevi inancına aykırı uygulamalar üzerine yaşanan tartışma sürüyor.

    Yol önderleri, “Erkanlarda Kur’andan atıf yapılmaz, tabut üzerine Arapça yazılı örtüler serilmez, dedeler takke ve cübbe giyinemez” dese de karşı uygulamalar ve görüşler devam ediyor.

    İstanbul Kartal Cemevi Vakfı’nda yapılan erkanlarda Alevi inancına aykırı usüllerin olması üzerine yaşanan tartışma üzerine Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, PİRHA‘ya konuştu. Akbulut, söz konusu cemevi icraatlarının birçoğunu olumlu karşıladığını ifade etti.

    ‘CENAZEM DUASIZ, FATİHASIZ, KUR’ANSIZ GİTTİ’ KAYGISI!

    Remzi Akbulut, dedelerin başlarına taktığı takkenin Hacı Bektaş Veli geleneği olduğunu iddia ederek cenaze erkanlarında Fatiha okunmasını ise savundu. Akbulut, şunları söyledi:

    “Kartal Cemevi, Alevi Vakıfları Federasyonu’na bağlı bir cemevidir. Cenaze erkanları konusunda yaklaşık 2 sene boyunca 26 toplantı yaptık. Tüm kurumlarla ortaklaşa bir cenaze erkanı çıkartarak toplumun önüne koyduk ve kabul de gördü. Fakat bizim buna Kartal’da gücümüz yetmedi. Kartal ilçesinde bir buçuk milyon Alevi var. İnsanların çoğu Erzincan, Sivas ve Dersimlidir. Kartal Cemevinde cenaze erkanı yürüten hocalar, taç gibi bir şey giyiniyorlar, o Hacı Bektaş’ın tacıdır. Yani 12 dilimden oluşan, 12 imamları sembolize eden bir taçdır. O bir fes değil yani. Hocaların üstündeki o cübbeyi ise biz atamadık, daha doğrusu attıramadık.

    Bir gün Kartal Cemevinde bir kadın gelip yakama yapıştı. ‘Benim cenazem duasız, Fatihasız, Kur’ansız gitti’ dedi. Ve hesap sormaya başladı. Biz bunları kademe kademe aşarak gidiyoruz. Aksi halde davrandığınızda halkın tepkisi ile karşılaşıyoruz ve insanlar elini ayağını çekiyor. Bir de toplumun gerçekleri var. Fatiha’yı ise Türkçeleştirdik. O sorunların üstüne yanlış giderseniz tam aksine bunları kronikleştirir ve çözemezsiniz. Bu sorunların yüzde seksenini çözdük.”

    “SİZİN KUR’AN İLE NE SIKINTINIZ VAR?” 

    AVF Başkanı Remzi Akbulut, açıklamasında 2015’ten bu yana 3 federasyon arasında birliği sağlayıp en büyük Alevi mitingini yaptığını söyledi. Akbulut, “İbrahim Kaboğlu, İzzettin Doğan ve Ali Yaman’ı bir araya getiren, Veliyettin Ulusoy’u da oraya getiren, yani birliği sağlayan bir kişiyim” dedi.

    Remzi Akbulut, “Cemevlerinde Kur’an kursu veriliyor” şeklinde yazılan haberlere ilişkin de “Sizin Kur’an’la ne sıkıntınız var?” yanıtını verdi.

    CEMEVİNDE KUR’AN KURSLARI DEVAM EDECEK!

    Pandemi nedeniyle 1,5 yıldır bütün kurumların kapalı olduğunu ifade eden Akbulut, “Cemevinde Kur’an kursu verilmesini doğru buluyor musunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Benim doğru bulup bulmamamın ötesinde toplumun değer yargıları var. Ben, toplumun görüş ve düşüncelerini taşımak zorundayım. Şahsım olarak sorarsanız ben buna bir cevap veririm ama cevap verilmesini de bir yandan doğru bulmuyorum. Çünkü bu provoke ediliyor.”

    “DEVLETTEN TEK KURUŞ DESTEK ALMIYORUZ”

    Remzi Akbulut, kamuoyunda ‘devletten maddi destek alıyorlar’ şeklindeki söylentilere de cevap verdi. Akbulut, “Bu konudan ötürü çok rahatsızız” diyen Akbulut, “Kartal Cemevi adına da konuşuyorum, devletten aldığımız tek kuruş destek yoktur. Biz askerliğimizi yapıp vergimizi veriyoruz. Biz, devletin karşısında her türlü sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz ama devlet bize karşı olan görevini yerine getirmiyor. Zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane olması ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları var. 2015 yılında bu konularla ilgili kazanmış olduğumuz 3 tane dava hükümetin masasında bekliyor. Cemevi ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırsa dedeler, başkanlar, belediyelerden maaş almaktan kurtulur” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • KKTC Kur’an kurslarını kapatıyor!

    KKTC Kur’an kurslarını kapatıyor!

    PİRHA-KKTC’de laiklik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Kur’an kursları kapatılıyor.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Kur’an kursu konusunda açılan davada Anayasa Mahkemesi kararını açıkladı.

    KKTC Anayasa Mahkemesi, Kur’an kurslarının laiklik ilkesine karşı olduğu gerekçesiyle kapatılmasına karar verdi.

    Hizmet Sendikası (HİZMET-SEN) tarafından devlete açılan dava sonucuna göre, Din İşleri Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Değişiklik Yasası’na yeni eklenen 8B maddesi yani Din İşleri Komisyonu adında bir komisyonun halk arasında bilinen ismi ile ‘Kur’an kursu’ düzenleme yetkisi elinden alındı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kısıtlama Kuran kurslarına uğramıyor

    Kısıtlama Kuran kurslarına uğramıyor

    PİRHA- Denizli Valiliği, ‘Hafızlık eğitimi veren Kuran kurslarındaki öğrenci, kursiyer, öğretici, çalışanların sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacağını’ duyurdu.

    Denizli Valiliği kentte alınan yeni İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi kararlarını duyurdu. Buna göre, “Hafızlık eğitimi veren Kuran kurslarındaki öğrenci, kursiyer, öğretici, çalışanlar” sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacak. Söz konusu kişilerden 65 yaş ve üzerinde olanlar ile 20 yaş altında kalanların şehir içi toplu ulaşım araçlarını kullanma kısıtlamasından muaf tutulmalarına da karar verildi.

    Valiliğin duyurusu şöyle:

    “Diyanet İşleri Başkanlığının 10.02.2021 tarihli 1047564 sayılı yazısı ile hafızlık eğitimi veren Kur’an kurslarında 15.02.2021 tarihinden itibaren yüz yüze eğitime geçileceği belirtilmiştir. İçişleri Bakanlığının 12.02.2021 tarihli ve ‘Hafızlık Kur’an Kursları Muafiyeti’  konulu yazısına istinaden; güzergah ve ilgili saatlerle sınırlı olacak şekilde, Hafızlık eğitimi veren Kur’an kurslarında öğrenci/kursiyer/öğretici/çalışanların durumlarını kurumlarınca verilecek kurum adresi ve çalışma/ders programını ihtiva eden belge ile belgelendirmeleri şartıyla, İçişleri Bakanlığının 30.11.2020 tarihli ve 20076 sayılı Genelgesi ile getirilen sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulmalarına, Hafızlık eğitimi veren Kur’an kurslarının öğrenci/kursiyer/öğretici/çalıșanlarından 65 yaş ve üzerinde kalanlar ile 20 yaş altında kalanların İçişleri Bakanlığının 30.11.2020 tarihli ve 20077 sayılı Genelgesi ile getirilen şehir içi toplu ulaşım araçlarını (metrobüs, otobüs, minibüs, dolmuş vb.) kullanma kısıtlamasından muaf tutulmalarına, Uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesine ve mağduriyete neden olunmamasına, alınan kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilmesine ve konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195 inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılmasına, oy birliğiyle karar verilmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kuran kursunda kemerli dayak

    Kuran kursunda kemerli dayak

    CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç, Elbistan’daki Bedirefendi Kuran Kursu’nda çekilen ve bir çocuğun kemerle darp edildiği görüntüleri paylaşarak tepki gösterdi. 

    CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç, Elbistan’daki Bedirefendi Kuran Kursu’nda çekilen ve bir çocuğun kemerle darp edildiği görüntüleri Twitter hesabından paylaşarak tepki gösterdi.

    Öztunç, “Diyanete bağlı kuran kursunda çocuklarımıza yapılan bu davranışı onaylayan hiçbir hemşerim olamaz. Atatürk’e hakaret eden Diyanet işleri başkanı bunun hesabını sor ve millete bilgi ver” notuyla paylaştı. Görüntülerde bir kişi, çocuğun eline kemere benzer bir cisimle vuruyordu. Çocuk ağlarken, vuran kişi odada bulunan bir kişiyle dışarı çıkıyordu.

    Ali Öztunç bir süre sonra Kahramanmaraş Valiliği’nin ve müftülüğün kendisini arayarak soruşturma başlattığını duyurdu ve hızla harekete geçtikleri için teşekkür etti.

    Elbistan Kaymakamlığı yaptığı basın açıklamasında olayın iki çocuk arasında gerçekleştiğini belirtti: “Müftülüğümüze bağlı Bedir Efendi Kur’an Kursu’na ait sosyal medyada yayımlanan görüntülerle ilgili basın açıklaması yapma gereği duyulmuştur. Yapılan ilk araştırmada görüntülerin Kur’an kursumuzda yatılı olarak kalan 10 ve 15 yaşlarındaki iki öğrenciye ait olduğu anlaşılmıştır. Konuyla ilgili idari ve adli tahkikat ivedilikle başlatılmıştır. Sonucundan kamuoyuna ayrıca bilgi verilecektir.”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

    “Bugün sosyal medya ve farklı mecralarda yayınlanan ve Kahramanmaraş Elbistan ilçemizdeki bir Kur’an kursunda yaşandığı belirtilen görüntülerin ardından derhal ilgili birimlerimize soruşturma başlatılması talimatını verdim. Gözaydınlığımız, geleceğimiz olan çocuklarımıza yönelik onların onurunu hiçe sayan, haklarına göz diken ve şiddete başvuran hiçbir anlayış asla tasvip edilemez. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağım.”

  • 4-6 yaşındaki çocuklara online Kur’an eğitimi!

    4-6 yaşındaki çocuklara online Kur’an eğitimi!

    Kur’an kursu öğreticileri, video sohbet programları aracılığıyla yaşları 4 ile 6 arasında değişen çocuklara dini eğitim veriyor.

    Dini eğitim, koronavirüs nedeniyle kurslara verilen arada da hız kesmeden devam ediyor.

    Psikologların uyarılarına rağmen Kur’an kursu öğreticileri, video sohbet programları aracılığıyla yaşları 4 ile 6 arasında değişen çocuklara dini eğitim veriyor. 4-6 yaş Kur’an kursları, koronavirüs nedeniyle eğitime verilen arada uzaktan eğitim modeline geçti.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kursu öğreticilerinin, 4-6 yaş Kur’an kursuna kayıtlı çocukların aileleriyle her gün görüntülü konuştuğu, çocuklara çeşitli etkinlikler yaptırdığı bildirildi.

    OYUN TAVSİYE EDİLİYOR

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın koronavirüs tedbirleri kapsamında Kur’an kurslarındaki yüz yüze eğitime ara vermesinin ardından müftülüklerin Kur’an kursu öğreticilerine, “Aileleri görüntülü arayın” dediği öğrenildi. Her gün sabah erken saatlerde 4-6 yaş Kur’an kurslarına kayıtlı çocukların ailelerini arayan öğreticilerin, çocuklara video sohbet programları aracılığıyla dini eğitim verdiği belirtildi.

    BirGün’e, video sohbet programı aracılığıyla gerçekleştirilen eğitimin detaylarına ilişkin bilgi veren Diyanet personeli, “Kur’an kursu öğreticileri ailelere, çocuklarıyla birlikte oynayabilecekleri oyunları tavsiye ediyor” dedi.

    DİYANET TV YAYIN YAPIYOR

    Diyanet TV’de her akşam yayınlanan, “Evden Öğreniyorum” isimli programda 4-6 yaş Kur’an kursu müfredatı işleniyor. Programın tanıtımı için hazırlanan duyuruda, “Çocuklar, Kur’an kursu öğretmenlerimiz sizi bekliyor. Kur’an kursları yeniden başlıyor. Yeni dualar öğreneceğiz” denildi.

  • Açık liseye giden öğrenci sayısı 1.5 milyon; büyük çoğunluğu kuran kurslarında

    Açık liseye giden öğrenci sayısı 1.5 milyon; büyük çoğunluğu kuran kurslarında

     İstanbul’da Açık Lise öğrencilerinin çoğunun yasal ya da “merdiven altı” Kuran kurslarında olduğu ortaya çıktı. Çoğu da yoksul aile çocukları.

    Cumhuriyet’te yer alan habere göre, açık liseye giden öğrenci sayısı, son 5 yılda yaklaşık yüzde 65 arttı, kayıtlı öğrenci sayısı yaklaşık 1.5 milyona ulaştı. Bu öğrencilerin yüzde 23’ünü, yani yaklaşık 250 binini 14 -17 yaş arasında zorunlu eğitim çağındaki çocuklar oluşturuyor.

    Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) üyesi, eğitimci Gülsün Kaya, “Açık Öğretim Lisesi’nin işlevi, cemaat ve tarikatlara öğrenci devşirmek midir”, “Liseli gençler, örgün eğitimin dışına düştüğü için mi AÖL’ye kaydoluyor ve cemaatlerin, tarikatların eline düşüyor, yoksa cemaatlerin, tarikatların eline düştüğü için mi örgün eğitimden ayrılıyor” sorularını soruyor.

    2012’de  4+4+4 olarak bilinen 6287 numaralı yasayla ilk dörtten sonra imam hatip ortaokullarına ve ikinci dörtten sonra da açık liseye gitmenin yolunun açıldığını anımsatan Kaya, “Açık lise, 17 yaş altı çocukları da bünyesine aldı. Mesleki ve Teknik Açık Öğretim Lisesi dışındaki AÖL öğrencilerine hiçbir yüz yüze eğitim uygulanmıyor. Zorunluluk olmadıkça açık lise, bu yaş gençlerine uygun değildir” dedi.

    İSTANBUL’DA 300 BİN ÖĞRENCİ AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ’NDE

    AÖL’de yaklaşık 300 bin öğrenciyle İstanbul’un başı çektiğini, açık lise öğrencilerinin en yoğun olduğu üç ilçeden birinin 9 bin 500 öğrenci ile Küçükçekmece olduğunu anlatan Kaya, ÇYDD’nin geçen yıl bu ilçedeki AÖL öğrencileri için bir proje geliştirmeye karar verdiğini söyledi.

    Projenin duyurulması için ilçedeki her yerin afişlerle donatıldığını ancak öğrenci ve ailelere bir türlü ulaşılamadığını anlatan Kaya, o yaşananları şöyle anlattı:

    “Hedef kitle, yani örgün liselerde tutunamadığı için AÖL’ye kayıt yaptıran, zorunlu eğitim çağında olan 14 -17 yaş grubu öğrencileri ortada yoktu. AÖL’nin öğrencileri neredeydi?

    ÖĞRENCİLER TEK TEK ARANDI, TAMAMINA YAKINI KURAN KURSUNDA

    Onlar da okulları gibi ‘hayalet’ miydi? Proje grubu, 14-17 yaş arası AÖL’ye kayıtlı, ilçe sınırları içinde oturan 500 öğrenciye doğrudan ulaşmaya karar verdi. Öğrencilere tek tek telefon edildi.

    Telefona bazen anne-babalar çıktı; tamamına yakını çocuklarının yatılı bir Kuran kursunda olduğunu, çocukların vereceğimiz bilgileri zaten orada aldıklarını, fazladan bir de dinlerini öğrendiklerini söylediler.

    Bazen telefona öğrencinin kendisi çıktı. Bir işte çalıştığını, zamanı olmadığını, zamanı olsaydı katılmak isteyeceğini söyleyenler oldu. Bazısı Kuran kursuna gittiğini, bunun dışında bir şeyle ilgilenmediğini dile getirdi.”

    HAYALET OKUL! 

    Zorunlu eğitim çağındaki çocukların Açık Öğretim Lisesi’ne geçebilmesine olanak sağlayan yasanın, öğrenci sayısında patlama yaşanmasına neden olduğuna dikkat çeken Kaya, şöyle devam etti:

    “Bu öğretim yılında, erken yaşta ilkokula başlatılan 600 bin çocukla birlikte 1 milyon 800 bin öğrenci ortaokulu bitirecek. Bu öğrencilerin 150 bininin -önceki yıllara bakarak- sınavla öğrenci alan liselere yerleşeceğini varsayarsak 1 milyon 600 bin öğrenciden imam hatip liselerine gitmek istemeyen, özel okula gitmek için de koşulları uygun olmayan binlerce, on binlerce öğrencinin gideceği tek okul Açık Öğretim Lisesi olacak. ‘Gideceği okul’ derken sözün gelişi, aslında öğrencinin gideceği bir okul yok; Açık Öğretim Lisesi bir yer, bir mekân, bir okul değil! Bu okul, hayalet bir okul. Gerçekten ‘açık’, duvarı yok! Bu ‘okul’ bir isim listesinden ibaret. Böyle olduğu için de 1.5 milyon öğrencisi olan okulun tek bir müdürü var!”

    ÇOĞUNLUĞU YOKSUL AİLE ÇOCUKLARI

    Açık Öğretim Lisesi’yle ilgili iki bilimsel araştırmadan birini araştırmacı Zeynep Özdoğan’ın yaptığını ve sadece 4 AÖL öğrencisine ulaşabildiğini vurgulayan Gülsün Kaya, “Özdoğan’ın ve ÇYDD Küçükçekmece Şubesi üyeleri olarak bizim çalışmamızın ortaya çıkardığı sınırlı gözlem gösteriyor ki, zorunlu eğitim çağında Açık Öğretim Lisesi’ne geçen öğrenciler, öğretim süreçlerinde bir biçimde ayrımcılık yaşamışlar ve girdikleri merkezi sınavda da istedikleri sonucu alamamışlar. Bu nedenle eğitime olan inançlarını büyük ölçüde yitirmişler. Bunlara ailelerinin ekonomik koşulları da eklenince bu çocukları bekleyen ‘gelecek’ gelmiş: Ya çocuk işçiliği ya da sonucunun nasıl biteceği belli olmayan cemaat ve tarikatların çatısı altına girmek.

    ‘Zorunluluk’ olmasa AÖL’de de olmayacaklar. Çok büyük bir çoğunluğu yoksul aile çocuğu olan ergenlik çağındaki yüz binlerce çocuk, uzaktan eğitim sistemiyle asla daha iyi bir yaşam şansına sahip olamayacak; AÖL, var olan eşitsizlikleri derinleştirip yeniden yeniden üretecek” diye konuştu.

    “MERDİVEN ALTI” KURAN KURSU

    Proje için aranan telefon numaralarından bazıları birden fazla öğrenciye aitti, yani bir telefon numarasının karşısında birçok farklı öğrencinin adı yazıyordu. Telefona çıkan kişi ya da kişiler, öğrencinin aranmasından duydukları rahatsızlığı dile getirerek çocuklarla konuşulmasına engel oldular. Telefona çıkan kişiler, bir cemaat ya da tarikata mensup “merdiven altı” yatılı Kuran kursu yöneticisiydi.

    Bu yoğun çalışmaların sonunda sadece dört öğrenci “İçimdeki Mucit” adlı ücretsiz eğitim programına  kayıt yaptırdı. Bu dört öğrencinin ikisi de daha sonra karar değiştirdi, programa katılmaktan vazgeçti.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Valilik boş lojmanları kuran kursuna çevirme kararı aldı

    Valilik boş lojmanları kuran kursuna çevirme kararı aldı

    Batman Valiliği, Tepecik Yatılı Bölge Ortaokulu’nda bulunan 2 blok lojmanın erkek Kuran kursuna çevrileceğini duyurdu.

    Batman Tepecik Yatılı Bölge Ortaokulu’nda bulunan 2 blok lojmanı erkek Kuran kursuna çevriliyor. BirGün’den Meral Danyıldız’ın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan protokol çerçevesinde Kozluk İlçe Müftülüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığında yürütülen “Örgün Eğitim ile Birlikte Hafızlık ve Kuran’ı Kerim’i Anlama Eğitimi Projesi” toplantısı Kozluk Tepecik Yatılı Bölge Ortaokulu’nda (YBO) yapılarak Tepecik YBO bünyesinde bulunan 2 blok 20 daireden oluşan lojmanların yatılı erkek Kuran kursuna dönüştürülmesine karar verildi.

    Kararı sitesinde duyuran Batman Valiliği tarafından, “İlçe Müftüsü Hasan Serçe tarafından yapılan bilgilendirme sunumunun ardından; yürütülen hafızlık projesinin daha kapsamlı bir şekilde devamını sağlanması için Tepecik YBO bünyesinde kullanılmayan 2 blok 20 daireden oluşan lojmanların yatılı erkek Kur’an Kursuna dönüştürülmesi konusunda yapılması gereken çalışmalar görüşüldü” ifadelerine yer verildi.

     ÖĞRENCİLERİ DİNİ EĞİTİME YÖNLENDİRİYORLAR

    Konuyu değerlendiren Batman Eğitim Sen Hukuk Sekreteri Nurettin Şimşek, sürecin 4+4+4 sistemiyle birlikte başladığını ifade ederek, o dönem çoklu zeka kuramlarının kaldırılmasıyla birlikte öğrencilerin artık istedikleri dersleri seçebilecekleri yönünde bir algı yaratıldığını kaydetti.

    Şimşek, bunun pratikte çok bir karşılığı olmadığına dikkat çekerek, “Valiliğin aldığı karar bu yönde. Lojmanlar Kuran kursuna dönüştürülecek. Türkiye genelinde ve Batman’da, dinci yapılar, eğitim öğretimin her yerinde. Öğrencileri dini eğitime yönlendirmeye çalıştılar. Zorunlu din dersinin dışında, peygamberin hayatı, fıkıh gibi dersler getirdiler. Seçmeli ders diye, normal, akademik liselerde ve ortaokullarda öğrencilerin önüne koydular. Öğrencilerin seçmeli derslerde aile ve rehberlik öğretmenlerinden yardım alması gerekiyor. Fakat şu anda müdürlük direkt olarak öğrencinin önüne koyuyor” dedi.

  • Kaçak Kuran kursunda cinsel saldırıya iyi hal indirimi!

    Kaçak Kuran kursunda cinsel saldırıya iyi hal indirimi!

    Fıkıh-Der’e bağlı kaçak Kuran kursunda yatılı kalan çocukları istismar etmekten suçlu bulunan üç kişi, iyi hal indirimi verilerek hapis cezasına çarptırıldı.

    Ümraniye’de Fıkıh-Der’e bağlı kaçak Kuran kursunda yatılı kalan çocukları istismar ettikleri gerekçesiyle kurs sorumlusu Ömer Işıktekin’in ve eğitmenler Hacı Serkan Bektaş ile Tarık Bektaş’ın “çocuğun cinsel istismarı” ve “eziyet” suçlarından yargılandıkları davada karar çıktı. Mahkeme heyeti, iyi hal indirimi uygulayarak Ömer Işıktekin’e 76 yıl 11 ay, Tarık Bektaş’a 25 yıl, Hacı Serkan Bektaş’ ise 37 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar cezaevinden getirilirken, mağdur çocuklar ile taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Mağdurlar, sanıklardan şikayetçi olduklarını söyledi. Sanık avukatları son yıllarda Kuran kurslarında yaşanan olayların bir önyargı oluşturduğunu öne sürerek Kuran kursunun fiziki yapısının istismar olayı için uygun olmadığını iddia etti.

    Son sözleri sorulan sanık Tarık Bektaş, “Böyle bir iftiradan dolayı karşınıza geçtiğim için sizden ve heyetten özür dilerim. 12 yaşından beri 5 vakit namaz kılan bir insanım. Ben işletme okudum, kendi dini dürtülerimi tatmin etmek için hocamın dizinin dibine çöktüm. Ben öğretmenim, beraatimi istiyorum. Bir öğretmen kolay yetişmiyor. Benim hayatım ve mesleğim yanacak. Yuva kurmak, çoluk çocuğa karışmak istiyorum” dedi.

    “EŞCİNSEL DEĞİLİM, DİNİ YOLU SEÇTİM”

    Sanık Hacı Serkan Bektaş ise kimseye karşı cinsel istismar suçunu işlemediğini öne sürerek, “eşcinsel bir insan değilim. Dini yolu seçtim. Üniversite bitirdiğim halde imam olmak istedim. Suçsuzum. Beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “CEMAATİ ÇÖKERTME DERDİNDELER”

    Sanık Ömer Işıktekin ise şikâyetçilerle Allah huzurunda hesaplaşacağını söyleyerek, “Bu adam malımı çaldı, gasp etti diyemezsiniz. Tek iftira atacağınız konu bu. Cemaati çökertme derdindeler. Allah huzurunda da bu insanlar benimle hesaplaşacak” dedi.

    Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, iyi hal indirimi uygulayarak sanık Ömer Işıktekin’in beş çocuğa yönelik “çocuğun zincirleme cinsel istismarı”, üç çocuğa yönelik ise “eziyet” suçlarından toplamda 76 yıl 11 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanık Hacı Serkan Bektaş’ın ise iki çocuğa yönelik “çocuğun zincirleme cinsel istismarı” suçundan toplamda 37 yıl 6 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti diğer sanık Tarık Bektaş’a ise bir çocuğa yönelik “çocuğun zincirleme cinsel istismarı” suçundan 25 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti.

  • Fıkıh-Der davası sanıklarına toplam 226 yıl hapis cezası istendi

    Fıkıh-Der davası sanıklarına toplam 226 yıl hapis cezası istendi

    PİRHA – İstanbul’un Ümraniye ilçesinde ruhsatsız olarak işletilen Fıkıh-Der’e ait yatılı Kuran kursunda, öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklanan üç kişi hakkında toplam 226 yıl hapis cezası istendi.

    Kartal 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar dernek başkanı Ömer Işıktekin’in “çocuklara yönelik cinsel istismar ve eziyet” suçundan 67,5 yıldan 134,5 yıla kadar, kurs eğitmeni Hacı Serkan Bektaş’ın “cinsel istismar” suçundan 32 yıldan 61 yıla kadar ve kurs eğitmeni Tarık Bektaş’ın da yine “cinsel istismar” suçundan 16 yıldan 30,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

    MAHKEME ERTELENDİ

    Suçun defalarca ve sistematik olarak işlendiği belirtilerek üç sanık hakkında da verilecek cezada artırım talep edildi. Mahkeme, sanık avukatlarının olay yeri keşfi talebinin daha önce reddedildiğini, ret gerekçesinin halen geçerli olduğunu söyleyerek bir sonraki duruşmayı 20 Ocak 2020’ye erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP iktidara geldiğinden bu yana; Kuran kursu 12 bin, lise 5 bin 565 arttı

    AKP iktidara geldiğinden bu yana; Kuran kursu 12 bin, lise 5 bin 565 arttı

    Kaynak yetersizliği gerekçesiyle ikili eğitim sorununu bir türlü çözemeyen iktidar, 2002 yılından bugüne kadar yalnızca 5 bin 565 yeni lise inşa edebildi. Buna karşın 11 bin 809 Kuran kursu hizmete açıldı.

    AKP iktidarı döneminde Kuran kursu ve ortaöğretim kurumu sayısındaki değişim, iktidarın siyasi tercihlerini bir kez daha gözler önüne serdi. AKP iktidarının birinci yılında 6 bin 210 olan lise sayısı, 2019 yılında 12 bin 506’ya yükselirken aynı dönemde Kuran kursu sayısı 3 bin 984’ten 15 bin 796’ya fırladı. Türkiye’deki Kuran kurslarının sayısı 2002 yılına göre 2019’da yüzde 296 arttı.

    BirGün’ün haberine göre; Eğitimin giderek derinleşen sorunlarından biri olan ikili eğitimi kaynak yetersizliği gerekçesiyle bir türlü çözmeyen iktidar, 2002 yılından 2019 yılına kadar yalnızca 5 bin 565 lise inşa edebildi. Aynı dönemde inşa edilen Kuran kursu sayısı ise 11 bin 809 oldu.

    2013’TE 10 BİN LİSE

    AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında, Türkiye’de 6 bin 210 ortaöğretim kurumu bulunuyordu. Ortaokuldan ortaöğretime geçen öğrenci sayısının artması ile birlikte yeni okul inşaatı da zorunlu hale geldi. Bu kapsamda, 2012-2013 eğitim öğretim yılının sonuna kadar 4 bin 208 yeni lise eğitime kazandırıldı. 2013 yılında 10 bin 198 olan lise sayısına karşın ortaöğretimdeki öğrenci sayısı açık öğretim lisesindeki öğrenciler de dahil 4 milyon 420 bine ulaştı.

    LİSELERDE YIĞILMA

    Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sendikalarının ve velilerin tüm tepkilerine karşın 2013 yılında zorunlu eğitime, “4+4+4” sistemini getirdi. Yeni sistem ile birlikte ortaöğretimdeki öğrenci sayısında yığılma yaşandı. Mevcut okulların kapasitesi, örgün eğitimdeki lise öğrenci sayısını karşılamayınca, uzun yıllardır var olan ikili eğitim sorunu daha da derinleşti.

    İKİLİ EĞİTİM SORUNU

    Uzman görüşü alınmaksızın getirilen, “4+4+4” sisteminin ilk yılında Türkiye’deki lise sayısı 10 bin 955 iken bu sayı 2018-2019 eğitim öğretim yılında 12 bin 506’ya çıktı. Böylelikle, 2014 yılından 2019 yılına kadar geçen beş yılda inşa edilen okul sayısı bin 551’de kaldı. Ortaöğretimdeki öğrenci sayısının ise 5 milyon 594 bin olduğu bildirildi. Birçok okul, kapasite yetersizliği nedeniyle ikili eğitime geçmek zorunda bırakıldı.

    BİR YILDA 5 BİN KURAN KURSU

    Türkiye’deki Kuran kursu sayısındaki en çarpıcı artış 2010-2011 ile 2011-2012 eğitim öğretim dönemlerinde yaşandı. 2010-2011’de 9 bin 485 olan Kuran kursu sayısı, bir yılda yüzde 54 artırılarak 14 bin 676’ya ulaştı.

    YATIRIM DİN EĞİTİMİNE

    İktidarının ilk yılından 2018 yılı sonuna kadar yalnızca 5 bin 565 lise inşa eden AKP, kamu kaynaklarının büyük bölümünü din eğitimine ayırdı. 2002 yılında 3 bin 984 olan Kuran kursu sayısı şöyle arttı:

    2007: 7 bin 230
    2012: 14 bin 676
    2017: 15 bin 796’ya çıktı.

    YATIRIMLARDA KESİNTİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her fırsatta dile getirdiği, “Eğitime ayrılan payı artırdık” söylemi de 2019 yılında MEB bütçesinden eğitim yatırımları için ayrılan payda karşılık bulmadı. 2019 yılında 113,8 milyar TL olan MEB bütçesinde eğitim yatırımlarının payı 5,6 milyar TL oldu. Eğitim yatırımları bütçesi 2018 yılına göre 2019 yılında 2,2 milyar TL azaltıldı.

  • ‘Eğitim dinselleşiyor; okullar duayla açılıp duayla kapanacak’ -VİDEO

    ‘Eğitim dinselleşiyor; okullar duayla açılıp duayla kapanacak’ -VİDEO

    PİRHA- Foça ve Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin Kuran okuma ve yetişkinler için Kuran kursu açma gibi uygulamalarına tepki gösteren İzmir Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç,  “Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına dayalı olarak gerçekleştirilen dini içerikli kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, okulların adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması sağlanmıştır” ifadeleri kullandı.

    Haberin Videosu

    Eğitim Sen 2 Nolu Şube, Foça ve Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin Kuran okuma ve yetişkinler için Kuran kursu açma gibi uygulamalarına tepki göstererek basın açıklaması gerçekleştirdi.

    İzmir Foça Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, tüm imam hatip okullarında ilçede bulunan Halk Eğitim Merkezi Müdürlükleri üzerinden Kuran-ı Kerim Kursu açılması için öğrenciler vasıtasıyla velilere pusula formu yollamış, diğer yandan Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ise seminer çalışmaları sonunda ‘Kur’an okuma’ etkinliği düzenlemişti. Yaşanan olaylar kamuoyunda tepki ile karşılanmıştı.

    “EĞİTİM DİNİ KURALLARA GÖRE DÜZENLENİYOR”

    Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, Türkiye’de eğitim sisteminin, önceden belirlenmiş siyasal-ideolojik hedefler doğrultusunda kullanılan yöntemler, söylemler ve materyallerin büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre düzenlendiğini ifade etti.

    Okulların adeta bir inanç mezhebinin uygulamaları ile kuşatıldığı vurgulayan Kılıç, “Bugüne kadar eğitimin devlet eliyle dinselleştirilmesi sürecinde, bir taraftan yeterli talep olmamasına rağmen imam hatip okullarının sayılarının arttırılması politikası sürdürülürken, diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıf ve derneklerle imzalanan ‘işbirliği’ protokolleri mahkeme kararlarına rağmen ısrarla sürdürülmektedir. Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan bir sorun olarak dikkat çekerken, okulların adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması sağlanmıştır. Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır” diye konuştu.

    “OKULLAR DUA İLE AÇILIP KAPANACAK”

    Kılıç, Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğretmenlik mesleğinin en çok yıpratıldığı, ‘pamuk ipliğine bağlı’ çalışmak istemeyen sözleşmeli öğretmenlerin, ataması yapılmayan meslektaşlarının peş peşe intihar ettiği bir dönemde ‘Öğretmene saygı yürüyüşü ve Kuran okutulması’ düzenlenmesinin dikkat çekici olduğuna vurguda bulundu.

    Kılıç, şöyle konuştu:

    “Eğitim sisteminin dini kural ve referanslara göre biçimlendirilmesi sürecine öğretmenlerin seminer döneminin de dahil edilmek istenmesi düşündürücüdür. Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 18-22 Kasım ara tatilinde yapılacak seminer çalışmaları ile ilgili bir etkinlik takvimi yayınlamıştır. Etkinlik takviminin son gününde ‘Öğretmene saygı yürüyüşü’ ve ‘Şehit öğretmenler için Kur’an okuma’ etkinliği yer almaktadır. Öğretmenlerin ve öğretmenlik mesleğinin en çok yıpratıldığı, ‘pamuk ipliğine bağlı’ çalışmak istemeyen sözleşmeli öğretmenlerin, ataması yapılmayan meslektaşlarımızın peş peşe intihar ettiği bir dönemde ‘Öğretmene saygı yürüyüşü’ düzenlenmesi dikkat çekicidir. Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün seminer çalışmaları sonunda ‘Kur’an okuma’ etkinliği düzenlemesi ile eğitim sisteminin dini kural ve ritüellere göre biçimlendirilmesi yönündeki uygulamaların geldiği noktayı görmek açısından önemlidir. Bu uygulamanın bir sonraki adımı okulların duayla açılıp duayla kapanması olacaktır.”

    “OKULLARDA DİNİ ETKİNLİKLERİN ORGANİZE EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    “MEB başta olmak üzere, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin eğitimin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine, kendilerini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yerine koyarak hareket etmesi laik eğitim ilkesine aykırıdır” diyen Kılıç okullarda dini etkinliklerin organize edilmesinin kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

    Foça İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün tüm okullara yazı göndererek Halk Eğitim Merkezleri üzerinden ‘Hayat Boyu aydınlık Projesi’ kapsamında yetişkinler için Kur’an kursu açılmasını ve katılımın sağlanarak aktif hale getirilmesinin istemesinin ise, ‘tek din, tek mezhep anlayışına hizmet ettiğine dikkat çeken Kılıç şunları vurguladı:

    “Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına dayalı olarak gerçekleştirilen dini içerikli kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması dikkat çekicidir. Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun bir toplumsal yapı oluşturma yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiş durumdadır. Bu konuda özellikle eğitim sisteminin ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına uygun olarak dini kurallara göre biçimlendirilmek istenmesi kabul edilemez. Eğitim Sen olarak eğitim sisteminin iktidarın dünya görüşü doğrultusunda biçimlendirilmesi yönünde atılan her adımın takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.”

    PİRHA / İZMİR

  • Foça İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden velilere Kur’an Kursu

    Foça İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden velilere Kur’an Kursu

    PİRHA- Foça Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, velilere Kur’an-ı Kerim Kursu açılması için form dilekçesi gönderdi. Konuyu değerlendiren Eğitim-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, bu projelerin tekçi zihniyetlerin ürünü olduğunu söyledi.

    İzmir Foça Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, velilere Kuran-ı Kerim Kursu açılması için form gönderdi.  05.11.2019 tarihli ve 21758855 sayılı yazıda tüm imam hatip okullarında ilçede bulunan Halk Eğitim Merkezi Müdürlükleri üzerinden velilere Hayat Boyu Aydınlık Projesi kapsamında Kuran-ı Kerim Kursu açılması için gönderilen pusula formlarının öğrenciler vasıtasıyla velilere ulaştırılması gerektiği belirtildi.

    Gönderilen dilekçede formların toplanması ve katılmak isteyen velilerden grupların oluşturulması, Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüklerine kurslar için başvuruların yapılması ve kursların aktif hale gelmesinin sağlanması gerektiği kaydedildi.

    “KABUL EDİLEMEZ”

    Konuyu değerlendiren Eğitim-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, Foça ilçesinin İzmir’in en gözde turistlik beldesi olduğuna dikkat çekerek Foça’nın tarihi yapısıyla da önemli olduğunu söyledi.

    Kılıç, Foça Kaymakalmığı’nın daha çok Foça’nın mimarisine ve tarihi dokusuna yönelik bir çalışma içinde olması gerekirken ya da çevre kirliliğine yoğunlaşması yine oradaki velilerin taşımalı eğitim noktasında ciddi şikayetlerine çözüm bulması gerekirken talep olmadığı halde böyle bir çalışmanın olmasının manidar olduğunu söyledi.

    Foça halkının Kuran Kursu talebinin olmadığının altını çizen Kılıç, bu projeyle toplumun dönüştürülmeye çalışıldığını belirterek, “Halkın dini duygularına, yaşam tarzına saygı duyuyoruz. İsteyen istediği bir kursa katılabilir bunun çalışması da yapılabilir. Ancak kaymakamlık bir ilçenin sorunlarına çözüm noktasında irade göstermiyorken ideolojik bir şekilde insanları yönlendiren, zorlayan bir çaba içerisinde olmasını kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Özel eğitim öğrencilerine müftülükten Kuran dersi

    Özel eğitim öğrencilerine müftülükten Kuran dersi

    Diyanet, şimdi de özel eğitime ihtiyaç duyan öğrencileri hedefine aldı. Antalya Kepez İlçe Müftülüğü ve Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, özel öğrenme güçlüğü çeken öğrencilere Kuran eğitimi vermek amacıyla, “Dinimizi Öğreniyoruz” projesi başlattı.

    Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladığı işbirliği anlaşmalarıyla pedagojik ilkeleri yok sayarak öğrencilere dini eğitim veren Diyanet İşleri Başkanlığı, şimdi de özel eğitime ihtiyaç duyan öğrencileri hedefine aldı. Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre Antalya Kepez Müftülüğü ve Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığı ile hayata geçirilen “Dinimizi Öğreniyoruz” projesi kapsamında özel eğitim gereksinimli öğrencilere Kuran dersi verileceği öğrenildi.

    Bedensel özellikleri veya öğrenme yetenekleri farklı olan ve nitelikli eğitim için özel öğretmenlere ihtiyaç duyan öğrencileri kapsayan projenin amacı, “Öğrencilerin temel dini bilgilerini öğrenmesi ve Kuran-ı Kerim’i okumasını öğrenmesi” şeklinde açıklandı. Pedagojik ilkeleri yok sayan projenin Kepez’deki tüm özel ortaöğretim kurumlarında hayata geçirileceği belirtildi.

    Kepez İlçe Müdürlüğü, Kepez’deki özel eğitim okullarının ve Kepez İlçe Müftülüğü’nün proje paydaşları olduğunu açıkladı.

    CAMİDE EĞİTİM

    Projenin uygulama alanı, okullar ile de sınırlandırılmadı. Öğrencilerin Kepez Müftülüğü’ne ait camilerde de uygulamalı eğitime alınacağı bildirildi. Eğitimin bir bölümünün camilerde yapılacak olmasının gerekçesi ise “Öğrencilerin almış olduğu eğitimleri, yaparak ve yaşayarak işbirliğine dayalı kalıcı öğrenmeler ile perçinlemek” olarak açıklandı.

    ÖZEL EĞİTİME İHTİYACI OLAN BİREYLER

    Bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerinde ölçme araçlarıyla ölçülebilen düzeyde yetersizlik olan bireyler özel eğitime ihtiyaç duyuyor. Özel gereksinimli bireyler genellikle, “Özel öğrenme güçlüğü, dil ve konuşma güçlüğü, yaygın gelişimsel bozukluk, dikkat eksikliği, zihinsel yetersizlik, üstün ve özel yetenek” gibi gruplarda toplanıyor. Özel eğitime ihtiyaç duyan öğrencilerin eğitimlerinin, özel eğitimli öğretmenler tarafından takip edilmesi büyük önem taşıyor.

    MEB GİBİ

    Bu arada Diyanet, özellikle ilköğretim kademesinde okullaşma oranının düşük olduğu Doğu ve Güneydoğu illerini de radarına aldı. MEB, Doğu illerindeki kız öğrencilerin okullaşma oranını artırmak konusunda yetersiz kalırken Diyanet’in ev ziyaretleri gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Aralarında vaizlerin de yer aldığı Diyanet personelinin Ağrı, Bitlis, Gaziantep, Konya ve Mardin’deki evleri ziyaret ederek, “İslam’ın kız çocuklarının eğitimine verdiği önemi” anlattığı belirlendi. Diyanet görevlilerinin, çocuklarını okula göndermeyen ailelere peygamberin kadınların eğitimine önem verdiğini anlatarak ikna etmeye çalıştığı ifade edildi.

  • Fıkıh-Der’de yaşanan cinsel istismar meclis gündeminde

    Fıkıh-Der’de yaşanan cinsel istismar meclis gündeminde

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Fıkıh-Der isimli ruhsatsız dernekte 20’ye yakın çocuğun uğradığı cinsel istismarı meclis gündemine taşıdı. 

    HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Ümraniye’de Fıkıh-Der isimli ruhsatsız bir derneğin bünyesinde faaliyette bulunan yatılı kuran kursunda 20’ye yakın çocuğun uğradığı cinsel istismarı, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yazılı olarak cevaplandırılması amacıyla soru önergesi verdi.

    Ersoy, ülkemizde daha önce de ruhsatsız, tamamen denetimsiz faaliyette bulunan cemaatlere ait kurslarda onlarca çocuğa istismarda bulunulduğunu, bu yurt ve kursların varlığı devam ettikçe yeni istismar olaylarının yaşanabileceğini, bu tür kurs ve yurtların cinsel istismar için uygun zemin hazırladığından çocukları korumasız bırakabileceğini ifade etti.

    Ersoy sözlerine şöyle devam etti:

    “Çocuklarımıza vereceğimiz eğitim kuşkusuz laik ve bilimsel temellere dayanmalıdır. Cemaat yurtlarının ve burada sözde eğitim veren ‘hocaların’ çocuklara öncelikle pedagojik olarak bir katkı sağlamaları mümkün değildir. Çocuk istismarı ile mücadele denetimsiz, çoğu zaman ruhsatsız kursların kapatılmasıyla mümkün olacaktır. Eğitim sisteminde yetkili olan Millî Eğitim Bakanlığı bu başıboş, bilimsel ve laik eğitimden tamamen uzak, denetimsiz açılan yatılı kuran kurslarına alan bırakmamalı bu kurslarla etkin olarak mücadele etmelidir.”

    BAKANLIK NE SIKLIKLA DENETLEME YAPIYOR?

    Oya Ersoy bu bağlamda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yazılı olarak yanıtlaması amacıyla şu soruları yöneltti:

    1) Milli Eğitim Bakanlığı yukarıda bahsi geçen, ruhsatsız olarak kurs açan kişiler hakkında 5237 sayılı TCK 39’da ki madde 263 gereği suç duyurusunda bulunmuş mudur?

    2) Ülkemizde faaliyette bulunan kaç tane ruhsatlı yatılı kuran kursu vardır? Bakanlık bu kursların faaliyetlerini denetlemekte midir? Bu denetimler yapılıyorsa ne sıklıktadır?

    3) Bu kurslar denetleniyorsa orada eğitim gören çocuklarla birebir görüşmeler yapılıp çocuklara mahremiyet eğitimi ve ‘istismar’ konusunda bilgilendirme yapılmakta mıdır?

    4) Bakanlık olarak çocuklarını bu kurslara göndermeyi düşünen velilere herhangi bir uyarı metni göndermeyi düşünüyor musunuz?

    5) Mili Eğitim Bakanlığı olarak denetimsiz ve başı boş olan kuran kurslarının açılmalarını önleyecek herhangi bir tedbir almakta mıdır? (HABER MERKEZİ)