Etiket: KURAN KURSU

  • Ümraniye’de yatılı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar

    Ümraniye’de yatılı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar

    İstanbul Ümraniye’de yatılı bir Kuran kursunda, kurs sorumlusu ve 2 eğitmen çok sayıda öğrenciye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle tutuklandı.

    Ümraniye’de Fıkıh-Der’e ait yatılı Kuran kursunda, kurs sorumlusu Ömer I. ve eğitmenler Hacı Serkan B. ile Tarık B. çok sayıda öğrenciye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle tutuklandı.

    İstismara uğrayan çocukların şikâyette bulunmasının ardından Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. 3 sanık tutuklanırken, sanık Tarık B’ın Sancaktepe’de bulunan 75. Yıl Cumhuriyet Ortaokulu’nda ücretli öğretmenlik yaptığı ortaya çıktı. 6 öğrenci şikayetçi olurken 20’yi aşkın mağdur çocuğun olduğu belirtildi.

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre Kuran kursunda yaşanan istismar, kurstan ayrılan 17 yaşındaki H.R.Ö. isimli çocuğun ocak ayında yaşadıklarını polise anlatmasıyla ortaya çıktı. H.R.Ö. ifadesinde Ömer I., Hacı Serkan B. ve Tarık B.’nin kursta kalan öğrencilere cinsel istismarda bulunduklarını ayrıca şiddet uyguladıklarını belirtti. H.R.Ö’nün verdiği ifadenin ardından başlatılan soruşturma kapsamında 6 öğrenci de polise giderek şikayette bulundu. İddialar üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

    3 KİŞİ TUTUKLANDI

    İddianamede 6 çocuğa yönelik “cinsel saldırı” suçunu işlediği belirtilen kurs sorumlusu Ömer I.’nın 145 yıla kadar hapsi istendi. Kursta eğitici olan şüpheli Hacı Serkan B.’nin mağdur öğrenci H.R.Ö. ve Y.E.T.’ye yönelik olarak “zincirleme cinsel saldırı” suçunu işlediği yönünde birden fazla mağdur beyanı bulunduğu belirtildi ve şüphelinin 50 yıla kadar hapsi istendi. H.R.Ö.’ye yönelik olarak “zincirleme nitelikte cinsel saldırı” suçunu işlediği iddia edilen Tarık B.’nin ise 25 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Çıkarıldıkları ilk duruşmada iddiaları reddeden 3 şüpheli tutuklandı.

  • Kuran kursunda cinsel istismar davası: İki sanığa hapis, üç sanığa beraat

    Kuran kursunda cinsel istismar davası: İki sanığa hapis, üç sanığa beraat

    Konya’da, 16- 18 yaşlarındaki beş öğrencinin, yatılı Kur’an kursunda 11- 12 yaşlarındaki beş erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada mahkeme, Ö.Ş. ve E.A.’ya, ikişer yıl altışar ay hapis cezası vererek cezalarını erteledi. Tutuksuz üç sanığın ise haklarında şikayet olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.

    Merkez Karatay ilçesinin Çatalhüyük Mahallesi’ndeki Karatay Müftülüğü’ne bağlı yatılı erkek Kur’an kursunda, 2014- 2015 yıllarında meydana geldiği ileri sürülen cinsel istismar olayı, ihbar üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucu ortaya çıktı.

    Müfettişler, incelemelerinin ardından öğrencilerin el yazısıyla aldıkları dilekçeleri ve kursun yönetimine yönelik hazırladıkları soruşturma raporunu kursta gayriahlaki ilişkiler olduğunu belirterek, 4 Mayıs 2016’da Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Başsavcılıkça soruşturma başlatılıp, iddianame hazırlandı. O dönem 11- 12 yaşlarındayken, cinsel tacize uğradığı öne sürülen beş erkek öğrencinin ifadesi, Çocuk İzleme Merkezi’nde alındı.

    Erkek öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu ileri sürülen Ö.Ş., E.A., M.V., F.S.T. ve H.E.’nin de ifadelerine başvuruldu. Şüpheli öğrencilerden S.A.’nın ise yaşamını yitirdiği saptandı.

    AİLESİNDEN KORKTUĞU İÇİN ANLATMAKTAN ÇEKİNMİŞ

    O dönem 12 yaşında olan bir mağdur öğrenci ise yaklaşık iki yıl kursta kaldığını, kurstan ayrılmaya yakın dönemde şüphelilerden M.V.’nin, yatakhanede kendisine tacizde bulunduğunu ve bu eylemini birkaç kez tekrarladığını iddia etti.

    Mağdur öğrenci, şüphelilerden hayatını kaybeden S.A.’nın da tacizde bulunduğunu ileri sürüp, bu olaylar nedeniyle kimseden şikayetçi olmadığını belirtti.

    Çocuk İzleme Merkezi’ndeki görevli uzmanlarca hazırlanan raporda; mağdur öğrencinin, ifadesini verirken, çekingen ve ürkek olduğu, ailesinden korktuğu için olayları anlatmaktan çekindiği yer aldı.

    Mahkeme heyeti, sanıklardan Ö.Ş. ve E.A.’ya, ikişer yıl altışar ay hapis cezası vererek, cezalarını erteledi. Heyet, diğer üç sanığın ise haklarında şikayet olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.

    Davaya müdahil olan Çocuk Haklarını Koruma Derneği Başkanı avukat Hakkı Ünalmış, kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıdıklarını söyledi.

  • Anaokullarında Kur’an kurslarının önü açıldı

    Anaokullarında Kur’an kurslarının önü açıldı

    Diyanet, 4-6 yaş arası çocuklara yönelik Kur’an kurslarıyla yetinmeyerek gözünü MEB’e bağlı anaokullarına dikti. Edirne’de, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Müftülük arasında imzalanan protokolle, “Kuran Kursları Öğretim Programı”nın anaokullarında uygulanmasının önü açıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın eğitim alanındaki ortaklıklarına bir yenisi daha eklendi. Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü ile Edirne Müftülüğü arasında imzalanan “Okulöncesi Eğitimi Protokolü” ile anaokulu ve anasınıfı öğrencilerine yönelik Kur’an ve dini bilgiler eğitimleri düzenlenmesinin önü açıldı.

    KURAN KURSLARI DÖRT YAŞA KADAR İNDİ

    Sayıları beş bine yaklaşan 4-6 yaş arası çocuklar Kur’an kurslarıyla dini eğitimi 4 yaşa kadar indiren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeni hedefi MEB’e bağlı anaokulu ve anasınıfları oldu. Edirne’de Müftülük ve Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokolle, okul öncesi eğitim kurumlarındaki çocuklara yönelik Kur’an kursları öğretim programının uygulanması kararlaştırıldı. Müftülüğün, Kur’an kursu öğreticileri ve Müftülük görevlileri arasından belirlediği kişilerin anaokullarında haftada 10 saate kadar dini eğitim vereceği ortaya çıktı.

    2018-2019 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi itibarıyla başlayacak ve 2022-2023 yılı sonuna kadar devam edecek projenin protokolünde veli izin formları da yer aldı. BirGün’ün ulaştığı protokolde, “Programla öğrencilerimize, haftada her sınıfa altı saat Kur’an Kursları Öğretim Programı uygulanacaktır. Kuran Kursları Öğretim Programı’nın öğrencinize verilmesine ilişkin onayınızı almak amacıyla aşağıdaki form düzenlenmiştir. Formu doldurduktan sonra çocuğunuzun öğretmenine teslim ediniz” ifadeleri yer aldı.

    ÇOCUKLAR MÜFTÜLÜĞÜN GÖREVLENDİRDİĞİ KİŞİYE TESLİM EDİLECEK

    Protokolün amacı, “Okul öncesine kayıtlı 4-6 yaş grubu çocukların değerler eğitimi ve dini eğitim çalışmalarının yapılması” şeklinde açıklandı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, anaokulları ve anasınıflarının fiziki şartlarının hazır hale getirilmesi görevini üstlendi. Okul öncesi öğretmenlerine ise “Gerekli duyuruları yapın ve öğrencileri belirleyin” talimatı verildi. Projenin başladığı tarih itibarıyla kontrol ve denetim yetkisinin tamamıyla Müftülüğün elinde olacağı kaydedildi. Bu süreçte, yaşları 4 ila 6 arsında değişen çocukların Müftülüğün görevlendirdiği kişilere teslim edileceği ifade edildi.

    “UYGULAMA ÇOCUKLARDA TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR DOĞURACAK”

    Edirne Veli Der ve Laik Bilimsel Eğitim Çalışma Grubu, bir açıklama yaparak, anaokullarında verilmesi planlanan dini eğitime tepki gösterdi. Uygulamanın çocuklarda telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğuracağına dikkat çekilen açıklamada, 4-6 yaş grubu çocukların soyutsal kavramları anlamlandıramayacağının altı çizilerek şöyle devam edildi:

    “Dini soyut kavramların çocuk dünyasında karşılığı yoktur. Bu kavramların bazıları çocukları korkutur ve çocuğun zihinsel duygusal ve sosyal gelişimine zarar verebilir. Ayrıca, ‘Kur’an kursu öğretim programını isteyen ve istemeyen’ ayrışması ile eğitimin bütünlüğü bozulacak, öğrenciler ve veliler arasında dostluk ve yardımlaşma duyguları zarar görecektir.”

  • Kuran kursu eğiticilerinden itiraf: Çocuklar uygunsuz şeyler görüyor

    Kuran kursu eğiticilerinden itiraf: Çocuklar uygunsuz şeyler görüyor

    Diyanet’in 4-6 yaş Kuran kurslarına ilişkin araştırmada, kursların çocuklara uygun olmadığı bizzat eğitmenler tarafından kabul edildi: ‘Çocuklar uygunsuz şeyler görüyor.’

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “4-6 yaş Kuran kurslarını mercek altına alan akademik araştırmada, küçük yaştaki çocukların pedagojik eğitimi olmayan kadrosuz öğreticilere emanet edildiğine dikkat çekildi. Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre araştırmada, “Diyanet’in programı dört yaşındaki çocuklara uygun değil” tespiti yapıldı.

    ÇOCUKLAR DİYANET’İN İNİSİYATİFİNE TERK EDİLDİ

    İktidarın, “Dindar nesil” projesinin gözdesi 4-6 yaş Kuran kurslarına giden çocukların, Diyanet’in insafına terk edildiği ortaya çıktı. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Samet Yağcı’nın kurs öğreticileriyle yaptığı görüşmelerle hazırlanan araştırma, Türkçeyi tam olarak öğrenmeden Arapça ile yüz yüze getirilen çocukları bekleyen tehlikeleri gün yüzüne çıkardı.

    “ALT YAPI YETERSİZ”

    Araştırmada, kursların fiziki altyapı yetersizliği olduğunu belirten öğreticilerin itiraf niteliğindeki şu sözleri paylaşıldı:

    “Öğrenim programları konusunda da gerekli altyapı hazırlanmamış. Dört yıl geçmesine rağmen materyal eksiği giderilemedi. Göç yolda düzülür mantığıyla hareket edildi. Küçük bir sınıf, dolaplar yok, masalar yok, öğretici ilk başta şaşkın bir şekilde işe başlıyor. Bunları kendimiz temin etmeye çalışıyoruz.”

    “ÇOCUKLARA UYGUN DEĞİL”

    Kursların fiziki şartlarının yetersizliğinin altını çizen araştırmada, bazı kurslarda 30 çocuğa yalnızca bir tuvaletin düştüğü kaydedildi. Lavaboların çocuklara uygun olmadığı bildirildi. Ayrıca “Oyun alanımız çok küçük ve 20-30 çocuk aynı alanda oynamaya çalışıyor” ifadesi kullanıldı.

    KADROSUZ EĞİTİCİLER GÖREV ALIYOR

    Araştırmada, kurslarda görev yapan öğreticilerin akademik yetersizliklerine de dikkat çekildi. Kurslarda, “Fahri hoca” adı altında kadrosuz öğreticilerin görev aldığı belirtilirken, bazı öğreticilerin kendisini “pedagojik anlamda yetersiz hissettiği” yönündeki itiraflarına da yer verildi. Uzaktan eğitim yoluyla üniversitelerden alınan sertifikaların yetersiz olduğunu söyleyen öğreticiler, öğretim sürecinde büyük problemler yaşadığının altını çizdi. Araştırmada eğitimcilerin, “Bize iyi eğitim verilmeliydi” özeleştirisine yer verildi.

    “DERNEĞE BAĞLI KALIYORUZ”

    Öğreticiler, Diyanet’in 4-6 yaş Kuran kurslarını kaderlerine terk etmesi nedeniyle dernek adı altındaki yapıların kurslarda etkinliğini artırdığını söyledi. Araştırma çerçevesinde görüşülen bir öğretici, derneklerin “desteği” olmadan müftülüklerin bu “hizmeti” sürdüremeyeceğini savundu. Kurstaki masaların ve dolapların dernekler vasıtasıyla alındığını belirten öğretici, “Derneğe bağlı kalıyoruz. Bir şey yapılacaksa onları ikna etmeniz gerekiyor. Dernekle iyi geçinmeye mecburuz” ifadelerini kullandı.

    “KURSLAR EĞİTİME UYGUN DEĞİL”

    Kursların güvenlik problemleri de araştırma sonuçlarına yansıdı. Bazı kursların güvenlik açıkları olduğunu ifade eden öğreticilerin, “Kursun ulaşımı rahat fakat çevresi itibarıyla eğitime uygun değil. Kursun yanında boş bir alan var. Uyuşturucu bağımlılarının uğrak yeri. Çocuklar uygunsuz şeyler görebiliyor” ifadeleriyle eğiticiler, sorunun ciddiyetine işaret etti. (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet’in yıllık ders planında, ‘Merve oruç tutmayı öğreniyor’

    Diyanet’in yıllık ders planında, ‘Merve oruç tutmayı öğreniyor’

    4-6 yaş Kuran kurslarında çocuklar performans ödevi olarak cami maketi yapacak, “Taha’nın İlk Cuma Namazı” isimli etkinliğe katılacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı okulöncesi eğitim veren okul sayısındaki yetersizliğe karşın sayıları durmaksızın artan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4-6 Yaş Kuran kurslarının yıllık ders planını yayımladı. Yaşları itibarıyla pedagojik gelişimlerini tamamlamayan öğrencilere şükretmenin insan hayatındaki öneminin anlatılmasını isteyen Diyanet, Kuran kurslarının programına, “Taha’nın ilk Cuma Namazı” etkinliğini ekledi.

    DİYANET’İN YILLIK DERS PLANI

    “4+4+4” uygulaması ile 60 aya kadar düşürülen okula başlama yaşı, çocukların okulöncesi eğitim almasının önüne geçerken diğer taraftan Diyanet’in başlattığı okul öncesi dini eğitim projesi giderek kurumsallaşıyor. Öğrenci sayısı yüz binin üzerine çıkan kurslarda çocuklara dini eğitim vermeye hazırlanan Diyanet, kurslarda görev alacak öğreticilere gönderilmek üzere hazırladığı yıllık ders planını açıkladı. Plana göre, 24 Mayıs’ta tamamlanması planlanan kursların sonunda küçük yaştaki çocukların, “Ayetü’l-Kürsi’yi ezbere okumak kazanımını” elde edeceği bildirildi.

    CAMİ MAKETİ

    Diyanet’in 117 bin kişiden oluşan dev kadrosunda 19 bin 721 kişi ile büyük yer tutan Kuran kursu öğreticilerinden, çocuklara şükür ve özür konularını anlatmasını isteyen Diyanet, kurslardaki etkinliklerde, “Allah razı olsun, elhamdülillah, çok şükür” gibi ifadelerin anlamının öğretilmesini istedi. Programa göre, kasım ayının ikinci haftasında, “Namaz Kılma Uygulaması Performans Ödevi” başlığı altında çocuklara cami maketi yaptırılacak. Yaşları nedeniyle soyut kavramları öğrenmenin uzağında olan çocuklara, “Kur’an-ı Kerim’i Tanıyorum” ünitesinde “Besmele, Kelime-i Tevhid, Kelime-i Şehadet” kavramları öğretilecek.

    ‘MERVE ORUÇ TUTMAYI ÖĞRENİYOR’

    Kursun tamamlanacağı hafta çocukların İslam’ın beş şartını bilecek durumda olmasını isteyen Diyanet, yaşları dört ila altı arasında değişen çocuklara “ibadet etmenin olumlu sonuçlarının fark ettirilmesini” istedi. BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre namazın nasıl kılınacağının öğretileceği son hafta için eğitim takvimine “Merve Oruç Tutmayı Öğreniyor” etkinliği de konuldu. (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Bülbül: Cemevini Kur’an kursuna çevirmek bir asimilasyon oyunudur-VİDEO

    Yazar Bülbül: Cemevini Kur’an kursuna çevirmek bir asimilasyon oyunudur-VİDEO

    PİRHA – Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını, uygulamalarını PİRHA’ya değerlendirdi. Bülbül, “Hazreti Ali Cemevi yapılması son derece doğru, fakat burada Kur’an kursu verilmesi bir muaviye politikasıdır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki genel başkanlarından Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını, uygulamalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Bülbül, “Öncelikle İmam Ali adı ile bir Cemevinin açılması tartışılacak bir şey değil, doğru bir şey. Fakat Cemevinin faaliyeti, cemevinin çalışması Alevi toplumuna dönük olduğundan dolayı Cemevi sürdürülecek erkânlar okunacak kutsal metinler bellidir. Cemevini Kur’an kursuna çevirmek demek bir asimilasyon oyunudur” diye konuştu.

    Yazar Bülbül, cemevlerinde Kuran kursu gibi Alevilikle ilgisi olmayan uygulamaların asimilasyon yoluyla bir başkalaştırma, Aleviliği kullanarak bir Sünileştirme projesi olduğunu söyledi.

    “İMAM ALİ ADI KURNAZCA KULLANILIYOR”

    Bülbül konuşmasına şöyle devam etti:

    “Dolayısıyla cemevi ise oranın adı İmam Ali Cemevi ise Aleviliğin gerektirdiği yol, erkan Aleviliğin gerektirdiği kutsal metinler paylaşılmalı, okunmalı, öğretilmeli yürütülmelidir. Bunun dışında yapılabilecek tüm faaliyet ve çalışmalar amaçlıdır. Aleviliğin asimilasyonu ile alakalı bir şeydir. İmam Ali adı da burada kurnazca kullanılmıştır. Biz buna zaten Muaviye soylu politika diyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Seçmeli olan din dersleri zorunlu kılındı

    Seçmeli olan din dersleri zorunlu kılındı

    Eğitim Sen İstanbul Şubeleri, milli eğitim müdürlüklerinin okul müdürlerine seçmeli dersler arasından bulunan din dersinin zorunlu seçilmesi için baskı kurduğunu açıkladı. 

    Eğitim Sen İstanbul Şubeleri, ilçe milli eğitim müdürlüklerinin okullarda seçmeli din derslerinin zorunlu olarak seçimi için okul idarelerine baskı yaptığını açıkladı. Eğitim Sen 3 Nolu Şube binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Eğitim Sen İstanbul 4 Nolu Şube Başkanı İzzet İldeş, din dersinin zorunlu kılındığını kaydetti.

    “ÇOCUK HAKLARINI YOK SAYIYOR”

    Hükümetin eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin haklarını, tercihlerini yok saydığını dile getiren İldeş, “Uygulanan gerici eğitim uygulamaları çocuklarımızı olumsuz etkilemeye devam etmektedir. MEB’in resmi verilerinde ‘toplum temelli kurumlar’ adını verdiği ve aslında 4-6 yaş arasındaki çocuklara ‘Kur’an Kursu’ olarak hizmet sunan bin 552 sübyan mektebi bulunmaktadır. Burada 51 bin 327 çocuğa kurs verilmektedir. Belirtmek isteriz ki; soyut kavramları idrak etme yeteneği gelişmemiş bu çocuklara MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokolle verilen bu kurslar, çocuk haklarını yok saymakta ve çocukları AKP’nin ideolojik seferberliğinin nesnesi haline getirmektedir” dedi.

    “KARMA EĞİTİME MÜDAHALE EDİLİYOR”

    Farklı ilçelerde baskıcı uygulamanın ağırlaştırarak devam ettiğine dikkat çeken İldeş “Öyle ki İlçe Milli Eğitim müdürleri, okul müdürleriyle özel toplantılar düzenleyerek özellikle seçmeli derslerde ve hatta daha ileri giderek karma eğitime müdahale eder pozisyonlara girmişlerdir” diye ifade etti.

     “OKUL MÜDÜRLERİ TEHDİT EDİLİYOR”

    Sultangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün okul müdürleriyle düzenlediği toplantıda seçmeli dersler arasında din ağırlıklı derslerin seçilmesi noktasında baskı uyguladığını vurgulayan İldeş, özellikle Gazi Mahallesi’nde bulunan okul müdürlerinin “Kız ve erkek öğrencilerin ilköğretimde dahi yan yana oturtulmasını kabul etmiyorum ya okullarda seçmeli din dersleri ile ilgili gerekli çalışmaları yaparsınız ya da koltuğunuzdan olursunuz” diye tehditlerde bulunulduğunu söyledi.

    Alevilerin yoğun oturduğu bölgelerde bu uygulamaların yoğunlaştığını dile getiren İldeş, “Merkezi ders seçim sisteminde öğrencilerin ders seçimlerini iptal ederek, din ağırlıklı derslerin seçimini açık bırakıp geri kalanını kapatarak ‘velileri bu derslere ikna edin’ şeklinde uygulamalar geliştirmiştir” diye konuştu.

  • Hükümetten Kur’an kursu dayatması: Kuran kursu olmayan ilçe kalmayacak

    Hükümetten Kur’an kursu dayatması: Kuran kursu olmayan ilçe kalmayacak

    PİRHA – Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Türkiye genelinde 15 bin Kuran kursunda 1 milyon öğrencinin eğitim görmesine, sadece yaz kuran kurslarını takip eden öğrenci sayısının 3 milyona yaklaşmasına karşın “Kuran kursu olmayan ilçe kalmayacak” talimatını verdi. Bozdağ, “Öğrenciyi de atadığımız hoca bulsun. İlçe müftüsü bulamıyorsa o müftüyü görevden derhal alalım” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, önceki gün tüm il müftülerine ve kurumlara Kuran Kursu olmayan ilçe kalmayacak” talimatı verdi.

    “ÖĞRENCİ BULAMAZSAN İMAM ÇOCUKLARI GİDER”

    Önceki gün Ankara’nın Haymana ilçesinde gerçekleştirilen İl Müftüleri İstişare toplantısında konuşan Bozdağ, bazı ilçelerde Kuran kursu olmadığını belirterek, “Soruyorum, ‘burada Kuran kursu niye yok.’ ‘Burada öğrenci bulamayız.’ Kardeşim sen aç bakayım. Öğrenci bulamazsan imamların, müezzinlerin çocukları oraya gider. İlçe merkezinde Kuran kursu olmayan hiçbir yer bırakmayacağız. Öğrenci sayısına bakmayalım. Öğrenciyi de atadığımız hoca bulsun. İlçe müftüsü bulamıyorsa görevden alalım. Kuran kursu olmayan İlçe Müftüsü’nü görevde tutmak, işin bakanı olarak istemiyorum. ‘Öğrenci bulamıyorum’ yok böyle bir mazeret” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ali Yıldırım: İlkokulda kuran dersinin verilmesi çocuk psikolojisi açısından hastalıklı-VİDEO

    Ali Yıldırım: İlkokulda kuran dersinin verilmesi çocuk psikolojisi açısından hastalıklı-VİDEO

    PİRHA – Anaokulları  ve ilkokul 2. ve 3’üncü sınıflarda dışarıdan din ve Kuran eğitimi verilmesi konusunu PİRHA’ya değerlendiren Araştırmacı Yazar Ali Yıldırım, “Kuran eğitimi verilmesi yalnızca Aleviler açısından değil, tüm toplum açısından, çocuk sağlığı, çocuk psikolojisi açısından son derece hastalıklı bir durumdur”dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Eğitimi din görevlilerine teslim eden protokoller kapsamında, anasınıfından başlayarak çocuklar dini eğitimle karşı karşıya kalacak. Zorunlu din dersi 4’üncü sınıfta başlasa da Milli Eğitim Bakanlığı, il müftülükleriyle protokol imzalayarak bu derslerin dört yaşındaki çocuklara kadar  indirilmesi planlanıyor. Son olarak Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile müftülük arasında imzalanan protokol ile okul öncesi eğitim ve ilkokullarda kayıtlı çocuklara değerler eğitimi ve din eğitimi çalışmalarının yapılması öngörüldü.

    “ÇOCUK HAKLARINA AYKIRI”

    Konuyu Araştırmacı Yazar Ali Yıldırım PİRHA’ya değerlendirdi.

    Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın anaokulu ve ilkokul 1. ve 2. sınıflarda kuran kursu açılmasına, kuran eğitimi verilmesine yönelik bir protokol haberinin olduğunu ancak ayrıntılarını henüz öğrenmediğini ifade eden Yıldırım, haberin kendisinin bile gerek çocuk hakları açısından, gerekse laiklik ilkesi açısından sıkıntılı olduğunu kaydetti.

    Anaokullarda ve ilkokullarda din dersinin öğretilmesinin laikliğe tamamen aykırı olduğunu ifade eden Yıldırım, “Daha aklı henüz ermeyen, anaokullarına ve ilkokul 1. ve 2. sınıfa giden çocuklara din eğitimi vermek tümüyle çocuk haklarına da aykırı, psikolojik davranış kurallarına da aykırı bir şeydir” dedi.

    “TOPLUMUN TAMAMI TEPKİ GÖSTERMELİ”

    Anaokullarında çocuklara öğretilen kuran kursu derslerinin verilmesi, çocukların nasıl doğacağına karar verilmesi anlamına geldiğini söyleyen Ali Yıldırım, şöyle konuştu:

    “Geldiğimiz nokta, bütün hayatında çocukların doğumdan başlayarak dindarlaştırılmasına hizmet eden bir anlayışla geliştirilmeye çalışılıyor. Çocukların nasıl doğacağına karar veriyorlar, doğum şekline bile karar veren bir yaklaşım var. O yüzden gerek anaokullarında gerekse ilkokul 1. ve 2.  sınıflarda kuran kursu eğitimi verilmesi yalnızca Aleviler açısından değil, tüm toplum açısından, çocuk sağlığı, çocuk psikolojisi açısından son derece hastalıklı bir durumdur. Asla kabul edilmeyen bir durumdur. Anne babaların dışında esas olarak din eğitimini hiçbir kimsenin vermemesi gerekir. Bu anlamda okullardaki din eğitiminin sorunlu olduğu açık zaten. AİHM’in açık net kararları var. Bunu iyice tabana yaymak, doğumdan başlayarak bir dinsel anlayış üzerinden tüm bunları inşa etmek istiyorlar. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok.”

    Sadece Alevilerin değil, tüm toplumun buna tepki göstermesi gerektiğini söyleyen Yazar Ali Yıldırım, “Geleceğimiz 3-5 efendinin sözleriyle şekillendirilecek kadar ucuz değildir. Geleceğimizi hep beraber birlikte şekillendirmeliyiz. Bu anlamda bu müdahaleyi şiddetle reddediyorum”dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • CHP’li komisyon üyeleri Aladağ kuran kursu yangın raporuna şerh koydu!

    CHP’li komisyon üyeleri Aladağ kuran kursu yangın raporuna şerh koydu!

    Aladağ’da 29 Kasım 2016’da gerçekleşen ve 11’i çocuk 12 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan yurt yangınını araştıran Meclis Komisyonunun CHP’li üyeleri, hazırlanan rapora şerh koydu.

    Komisyonda muhalefetin taleplerinin yok sayıldığı ve hükümet yetkililerinin kamu görevlileri ve cemaatleri korunmak istediği gerekçeleriyle hazırlanan rapora şerh konulduğu belirtildi.

    Evrensel’de yer alan habere göre, komisyonun CHP’li üyeleri, Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer, İstanbul Milletvekili Mustafa Ali Balbay, Bartın Milletvekili Muhammed Rıza Yalçınkaya ve İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi,  yangınını araştırmak, benzer acıların bir daha yaşanmaması, kamusal eğitim ve barınma haklarının tüm öğrenciler için güvence altına alınması için ortak oluşturulan komisyonun amacına ulaşmadığını belirttiler.

    Vekiller, koydukları şerhte komisyonun bu tarz çalışma biçimi nedeniyle, ne yangınla ilgili örtülü gerçekler aydınlatılabildiğini, ne de yeni yangınların önlenmesine dair kayda değer bir garanti verilebildiğine dikkat çekti.

    RAPORA GÖRE MEVZUAT YETERSİZMİŞ

    AKP’li komisyon üyelerinin raporunda, Aladağ’daki yurt yangını ile ilgili “çeşitli ihmallerden kaynaklanan doğal olmayan bir afet” şeklinde tespitte bulunularak yasal mevzuatın denetimi güçleştirdiği belirtildi.

    “Barınma Hizmetleri Çerçeve Denetim Standardı” hazırlanmasının da öngörüldüğü raporda, öğrencilere barınma hizmeti veren tüm özel ve resmi kurumların aynı ölçütlerde denetlenmesinin sağlanması gerektiği belirtilirken adım adım yangına giden ihmallerde kamu görevlilerinin sorumluluğu atlandı.

    “SUÇLU KİŞİ VE KURUMLAR KORUNUYOR”

    Ailelerin, Milli Eğitim Müdürü, Okul Müdürü, Fon Müdürü gibi kamu görevlilerinin kendilerini yurda yönlendirdiğini söylediğinin belirtildiği şerh metninde, suçlu kişi ve kurumların AKP Hükümetinin yeni gözdesi olduğu düşünülen cemaatlerden olduğu için maksatlı olarak korunduğunun düşünüldüğü dile getirildi.

    Yurtta, hiç ortaöğretim öğrencisinin kalmadığına ve bu durumun müfettiş raporlarında da belirtildiğinin aktarıldığı şerh metninde “Yurtta ilk ve ortaokul öğrencilerinin sürekli barındırıldığı tespit edilmesine rağmen, bu durumun nedenleri araştırılmamış, üstün körü rapor tutularak geçiştirilmiştir” denildi.

    Yurdun zemininin yanıcı bir madde ile kaplı olması ile ilgili  AKP Milletvekili Fatma Güldemet Sarı, Aladağ’da yapılan incelemede yerdeki halıları görüp, “Şunları tutup fırlatasım var” dediğinin belirtildiği şerh metninde “Bu hissiyata rağmen birilerinin korunmasına göz yumulması bizi derin bir vahamete sürüklemiştir” diye belirtildi.

    “ÖZEL YURTLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ TARİKATLARIN ELİNDE”

    Türkiye’de toplam 3 bin 887 özel öğrenci yurdu bulunduğunun, ‘FETÖ’ soruşturmalarında 820 yurdun devlete devredildiğinin belirtildiği şerhte, “Özel yurtların büyük bir bölümünün Süleymancılar, Menzil, İsmail Ağa, Nurcular, Nakşibendiler gibi tarikatların elinde olduğu tarafımıza iletilen bilgiler dâhilindedir. Rakamlar, yurtlarda devletin değil tarikat ve cemaatlerin etkili olduğunu ortaya koymuştur. Kontenjanı 374 bin olan yurtlarda, 204 bin öğrenci kalmaktadır” denildi.

    “ÖZEL GİRİŞİMCİLİK ADI ALTINDA YENİ PARALEL YAPILARIN ÖNÜ AÇILIYOR”

    AKP’nin 2002 yılından bu yana kapatmaya başladığı Yatılı İlköğretim Bölge Okullarını’nın sayısının azalması ile birlikte köylerde bulunan öğrencilerin cemaat, dernek ve vakıfların merdiven altı kaçak açtıkları ev, yurt ve pansiyonlarda kalmaya başladıklarına dikkat çekilen şerhte, MEB’in Mayıs ayında “Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliğinde” yaptığı değişiklikle gerçek ve Tüzel kişilere Ortaokul düzeyinde yurt açma izni verdiği hatırlatıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluk alanında olan anılan asli hizmetlerin özel teşebbüsler eliyle tamamlanmaya çalışılmasının kabul edilemez olduğunun vurgulandığı şerhte, “Özel girişimcilik adı altında eğitim hizmetlerinin, amaçları belirsiz dini cemaatlere verilmesinin inanç grubu görünümlü suç örgütlerini cesaretlendireceği unutulmamalıdır. Ülkemizin yakın zamanda yaşamış olduğu darbe tehdidi ve ‘FETÖ’ gerçeği ortada dururken, bu tür yapılanmalara izin verilmesi “Yeni paralel yapılar” oluşmasına alan açılması anlamına gelmektedir” ifadeleri kullanıldı.