Etiket: laiklik

  • Eğitim Sen’den yeni müfredata tepki: İktidar, sorgulamayan bireyler yetiştirmeyi amaçlamakta

    Eğitim Sen’den yeni müfredata tepki: İktidar, sorgulamayan bireyler yetiştirmeyi amaçlamakta

    PİRHA – Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat taslağını, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde değerlendirdi. Yapılan açıklamada “Siyasi iktidarın, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı, cinsiyetçi müfredatı reddediyoruz” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat taslağını, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değerlendirdi. Konuya ilişkin genel merkezde yapılan basın açıklamasını Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım okudu.

    “Kadınlar toplumsal cinsiyet eşitliğini reddeden müfredatı kabul etmiyor!” diyen Simge Yardım, şunları söyledi:

    “Toplumsal cinsiyet rollerinin aile, okul, hukuk, ahlak, din ve medya tarafından sistemli bir şekilde inşa edildiği ülkemizde, eğitim sistemi bu eşitsizliklerin sürdürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Okula erişen her bireyin, eşit haklara sahip olduğu ve okulların bütün ayrımcılık biçimlerinden arındırılmış ortamlar olduğuna dair egemen söylemin aksine okullarda ve dersliklerde, öğrenciler, resmi ve yazılı olmayan gizli müfredat ile toplumsal cinsiyet temelinde ayrıştırılmaktadır. Cinsiyet eşitsizliğine dayalı eğitim politikaları ile toplumsal cinsiyet algısı ve eşitsizliği siyasi iktidarın muhafazakâr ve gerici cinsiyet anlayışı ile birlikte giderek derinleşmektedir. Bu süreci besleyen ve büyüten en büyük olgu; resmi ve örtük eğitim müfredatının cinsiyetçi bir anlayışla hazırlanması ve özellikle kadınların, kız çocuklarının toplumsal cinsiyet rollerini meşrulaştıran, LGBTİ+ bireyleri yok sayan yapısıdır.”

    “MEB, EĞİTİMİ DİNSELLEŞTİRMEYİ SÜRDÜRMEKTE”

    Eğitim Sen açıklamasında, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından cinsiyet eşitsizlikleri konusunda müfredatın daha önce iki kez değiştirildiğinin altını çizdi. 26 Nisan’da yapılan son değişikliğe de itiraz eden Eğitim Sen’in açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir süredir kapalı kapılar ardında hazırlıkları sürdürülen müfredat değişikliği hazırlıklarına ilişkin açıklamasında ‘Müfredat, hızla değişen dünya koşulları, güncel gelişmeler göz önünde bulundurularak devamlı güncellenecek canlı ve dinamik bir yapıda olmalı. Ana paradigmasından tutun, bize ait ve bizim değerlerimizle inşa edilmiş, bizim referans değerlerimizin ışığında oluşturulmuş bir eğitim sisteminin inşası için gerekli çalışmalarımızı tamamladık, yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacağız inşallah’ açıklamasını yapmıştı.

    Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılabilecek en somut sonuç, yeni eğitim müfredatının, tüm derslerde ‘dini’ ve ‘milli’ değerleri temel alan, farklılıkları ötekileştiren, kendi cinsiyetçi siyasal-ideolojik çizgisinde cinsiyete dayalı ayrımcılığı daha da derinleştiren bir içerikte hazırlıkların yapılmış olmasıdır.

    Toplumu ve özellikle eğitim sistemini ‘tek din, tek mezhep, tek kimlik’ anlayışıyla, kendi siyasal ideolojik hedeflerine uygun bir biçimde dizayn etmeye çalışan AKP iktidarı; MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini tarikat ve cemaatlerle ile işbirliği içinde eğitimi dinselleştirmeyi sürdürmekte, laik, bilimsel ve kamusal eğitimden giderek uzaklaşılmaktadır. Bu anlayışla, kadını ve kız çocuklarını eğitimden dışlayan, eve kapatan, güçsüzleştiren ve sömüren cinsiyetçi anlayışın okulların içine girmesine izin vererek, bir taraftan çocukları şiddete ve istismara açık hale getirmekte öte taraftan yeni müfredat düzenlemeleri ile sorgulamayan itaatkâr bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

    “KARMA EĞİTİME YÖNELİK MÜDAHALELER”

    “Siyasal iktidarın muhafazakâr ve gerici cinsiyet anlayışı ile hazırlamakta olduğu yeni müfredatla birlikte, eğitim sisteminin cinsiyetçi yapısının daha da derinleşeceği açıktır.

    Kadına ve erkeğe yüklenen toplumsal rollere dayalı cinsiyet ayrımcılığı, farklı cinsel yönelimlere yönelik nefret söylemleri anasınıfından başlayarak üniversiteye kadar eğitim sisteminin her kademesinde pekiştirilmektedir. Eğitimde cinsiyet ayrımcılığı okulun fiziki şartlarından, öğretmenlerin tutum ve davranışlarına, kullanılan dil ve materyallerden, ders içeriklerine kadar bir dizi araçla yeniden üretilmektedir. Okullarda, cinsiyetçi rol, beklenti ve kalıp yargılar kız ve erkek öğrencilere dolaylı ya da dolaysız yollarla aktarılmaktadır. Cinsiyet eşitsizliklerini “doğal” ve “var olması gereken” bir durum olarak aktaran uygulamalı dersler ve veli-öğretmen-idareci ilişkileri ile öğrencilerin cinsiyet rollerine uygun davranış kalıpları elde edilmesi beklenmektedir.

    Öte yandan, geleneksel kadınlık rollerini İslami kurallar ile meşrulaştırmaya çalışan MEB, eğitimin en önemli unsuru olan müfredat ile kapitalist ekonominin bir gereği olarak ‘aileyi’ koruma, güçlendirme politikalarıyla kadının farklı kimliklerini yok saymakta, kadının asli görevinin “annelik”, yaşam alanını ise ev içi alanla sınırlandırarak makbul kadınlığı dayatmaktadır. Karma eğitime yönelik müdahaleler, eğitimin dinselleşmesi ve çocukların geleneksel rol kalıpları ile yetiştirilmesine yönelik müfredatlar kadını kamusal alandan dışlamayı amaçlamakta, kadınları eve hapsederek şiddet ve istismarın önünü açmaktadır.

    Eğitim müfredatının toplumsal cinsiyet normlarını yaratmaya ve yeniden üretmeye katkıda bulunan yapısı, kadın ve çocuğu koruyan uluslararası sözleşmelerin uygulanmaması, iktidarın kadın kazanımlarını daraltan politikalarının birer sonucudur. Bugün karşımızda eğitim programlarında yapılan teknik değişikliklerden çok, iktidarın siyasal programına paralel olarak hazırlanmış bir eğitim müfredatı bulunmaktadır. Dolayısıyla yeni müfredata yönelik eleştirilerimiz sadece teknik ve pedagojik değil, aynı zamanda politik niteliktedir. Siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı, cinsiyetçi müfredatı reddediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da 30 Haziran’da ‘Laiklik Yürüyüşü’ yapılacak

    İstanbul’da 30 Haziran’da ‘Laiklik Yürüyüşü’ yapılacak

    AKP hükümetinin ‘yeni anayasa’ çıkışına karşı halkı alanlara davet eden Laiklik Meclisi, bu girişime karşı her alanda mücadele edeceğini duyurdu. Laiklik Meclisi’nin çağrısıyla ayıca 30 Haziran Pazar günü İstanbul’da Laiklik Yürüyüşü yapılması kararı verildi. Bütün kitle örgütleri ve yurttaşlar laiklik mücadelesine katılmaya çağrıldı.

    Laiklik karşıtı uygulamalara tepki olarak 25 Eylül’de, 90 aydının imzasıyla kurulan Laiklik Meclisi, 28 Nisan 2024 Pazar günü Ankara’da toplandı. Meclis, iktidarın “Yeni Anayasa” gündemiyle birlikte 26 Kasım 2023 tarihindeki ilk üye toplantısından bu yana yürüttüğü çalışmaları ele aldı, kısa ve uzun vadeli hedefleri ile önündeki görevleri konusunda değerlendirmelerde bulundu.

    Siyasi iktidarın laiklik karşıtı uygulamaları, 31 Mart yerel seçimlerinde halkın laiklik konusundaki hassasiyetinin sandığa yansımasına neden olduğuna işaret edilen açıklamada, ikinci parti konumuna düşmesine rağmen iktidarda temsil edilen parti ve destekçilerinin laiklik karşıtı uygulamalarını arttırarak sürdürdüğü dile getirildi.

    Açıklamada, “Laiklik ilkesini tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen; “Yeni Anayasa” gündemi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” yeni müfredat taslağı, Diyanet İşleri Başkanlığının “2024-2028 Stratejik Planı” ve “Kur’an Eğitim Merkezleri Yönetmeliği”, tarikat ve cemaatlerin artan faaliyetleri ile şeriat ve hilafet çağrılarının ardından gelen yeni saldırı başlıklarıdır. Ana muhalefet partisi başta olmak üzere, meclis bileşiminin muhalefet kanadında yer alan siyasi partilerin çoğunun laiklik karşıtı bu saldırılar karşısında durmak bir yana, bunları meşrulaştıracak fiil ve söylemleri de endişe vericidir” denildi.

    Bu kapsamda Laiklik Meclisi’nin aldığı kararlar şöyle ilan edildi:

    “1-Siyasi iktidarın “Yeni Anayasa” adı altında sürdürdüğü girişim, aşındırılan Cumhuriyet’in tamamen ortadan kaldırılmasını, laikliğin tasfiyesini ve idari yapının dönüştürülmesini hedeflemektedir. İktidar, bu karşı devrim hamlesiyle ülkemizi karanlığa sürüklemeyi hedeflerken, tartışmanın parçası olan kesimler ülkemizi bu sürece meşruiyet kazandırma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Meşruiyeti olmayan, Anayasayı tanımayan siyasi iktidar ve toplumu temsil etmeyen bu Meclis Anayasa yapamaz! Dolayısıyla, Türkiye’nin bir anayasa gündemi yoktur. Laiklik Meclisi “Yeni Anayasa” girişime karşı her alanda mücadele edecektir.

    2-Belediyelerde sürdürülen laikliğe aykırı faaliyetlerin siyasi iktidar ve onunla benzer çizgideki siyasi partilerle sınırlı olmadığı, ana muhalefet başta olmak üzere muhalif siyasi partilerin seçimle yönetimine geldiği birçok belediyede de laikliğe aykırı eylemlerin varlığı ortadadır. Laiklik Meclisi iktidarın laiklik karşıtı uygulamaların yanı sıra muhalefetin laiklik karşıtı eylem ve söylemlerini de izlemeyi, nereden gelirse gelsin laiklik karşıtı tüm girişimlere karşı mücadele etmeyi sürdürecektir.

    3-Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yeni müfredat taslağı” adıyla kamuoyunun görüşüne sunduğu metin Anayasa’ya aykırılığı ile bilimsellikten ve pedagojik olmaktan uzak olmasının yanı sıra, gerici ve piyasacı ideolojik saldırının parçasıdır. Dindar ve kindar nesil yetiştirme hedefini açıkça ilan eden bu iktidar eğitim programı/müfredat yapamaz! MEB’in bu hedefe yönelik “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla uygulamayı hedeflediği “yeni müfredatını” reddediyoruz! Laiklik Meclisi eğitim alanındaki gerici saldırılar karşısında gereken her türlü çalışmayı sürdürecektir.

    4-Laiklik kavramı konusunda tartışmaya yol açan söylemler ile iktidara verilen destekler, laiklik karşıtı hamlelerin önünü açmıştır. Tarikat ve cemaatlere alan açarak laiklik karşıtlarının güçlenmesine fırsat veren, özellikle liberal kaynakların bu konuda kirlilik yaratan demagojik girdileri göz önünde bulundurulmalıdır. Laiklik Meclisi laikliğin ne olup ne olmadığı konusunda toplumu aydınlatıcı çalışmalar yapacaktır.

    5-Laiklik, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere emekçi sınıflar için vazgeçilmezdir. Bu bağlamda, uluslararası ve işbirlikçi sermaye düzeni ile gericiliğin birbirini beslediği görülmelidir. Laiklik Meclisi, siyasi iktidarın laiklik karşıtlığının bu işbirlikçi boyutunu vurgulayan, başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere, emeğiyle geçinen yurttaşlar için onurlu ve insanca bir yaşamın ancak laiklikle mümkün olabileceğini ortaya koyan çalışmalar yapacaktır.

    6-1990’ların ilk yarısı, toplumun Cumhuriyet ve laiklikle bağlarını kesmek üzere dinci-faşist paramiliter unsurların sahneye sürüldüğü dönemdir. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy gibi aydınlarımızın alçakça katledildikleri bu sürecin tepe noktası, 2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı olmuştur. Laik Cumhuriyetin temelinin atıldığı Sivas’ta toplumu terörize ederek laik Cumhuriyet’i hedef alan bu gerici kalkışma sonucunda, Madımak otelinde ateşe verilen 35 aydınımız ve yurttaşımız, 1978 Kahramanmaraş, 1980 Çorum ve benzeri katliamlarda olduğu gibi, devletin gözleri önünde planlı olarak katledilmiştir. 14 Eylül 2023 tarihinde ise yargıda bir kara leke olarak anılacak olan Sivas Katliamı Davası’nın son duruşmasında dava bütün sanıkların beraatıyla tamamen düşürülmüştür. Laiklik Meclisi, laikliğe yönelik saldırıların parçası olan bu alçak katliam ve kalkışmanın yıldönümünü, laiklik mücadelesini yükseltmek amacıyla bir etkinlikle anma kararı almıştır. Bu karar çerçevesinde, bu yıl (2 Temmuz’un hafta içi bir gün olması nedeniyle) 30 Haziran Pazar günü İstanbul’da bir “Laiklik Yürüyüşü” yapılacaktır. Ayrıntıları daha sonra belirlenecek olan bu yürüyüşe mümkün olduğu kadar geniş katılım sağlanması için, laikliğe sahip çıkan tüm çevrelerle iletişime geçilecektir.

    7-Laiklik Meclisi, laiklik mücadelesinin yaşamsal olduğunu ve bu büyük tehlikeye karşı ülkenin ilerici birikiminin ayağa kalkması gerektiğini bir kez daha yineleyerek ilerici, yurtsever bütün kitle örgütlerini ve yurttaşları laiklik mücadelesine çağırmaktadır.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur…”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kenanoğlu: Yeni müfredat cemaat-tarikat yapılanmasında araç, Aleviler karşı çıkmalı- VİDEO

    Kenanoğlu: Yeni müfredat cemaat-tarikat yapılanmasında araç, Aleviler karşı çıkmalı- VİDEO

    PİRHA- 25. ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, MEB tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyıl Maarif Modeli” müfredatına tepki göstererek, “Bu müfredat, devletin bütün olarak bir cemaat-tarikat yapılanmasına dönüşmesinde bir araç olarak çıkıyor karşımıza. Bilimden yoksun bu müfredata Alevi toplumu tümüyle itiraz etmelidir” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adını taşıyan yeni müfredat taslağını bir hafta boyunca kamuoyunun görüşüne açtı. Bilimsel birçok konunun kaldırıldığı yeni müfredatta sıkça ‘ahlak’ ve ‘değer’ kelimeleri kullanılıyor.

    Bunun yanı sıra Alevilik inancı bir kültür ve tasavvufi yorum olarak ele alınıyor.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nun kurucularından, 25. ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerini ve içerisinde yer alacak olan Alevilik konularını değerlendirdi.

    “ALEVİLİK TASAVVUFİ OLARAK ELE ALINIYOR”

    Yeni müfredatı AKP iktidarının kindar ve dindar bir nesil yetiştirme hayalinin bir ürünü olarak değerlendiren Ali Kenanoğlu, bu müfredatın devletin makbul vatandaşını yetiştirmede, tekçi anlayışını oturtmada önemli bir yer kapladığına işaret etti. Kenanoğlu, makbul vatandaş kimliğinin birincil olarak Sünni Müslümanlık, ikincil olarak Türklük üzerinden belirlendiğini ve bu konsepte uygun bir dizayn planlanarak, bir devlet dini oluşturmak istendiğinin altını çizdi.

    Yeni müfredatta Aleviliğin tasavvufi bir yorum altında ele alındığına dikkat çeken Kenanoğlu, “Kültürümüzde etkin olan yorumlardan Yesevilik, Kadirilik, Nakşibendlik, Rifailik, Mevlevilik, Alevi ve Bektaşilik konuları işleniyor. Alevileri diğerleri ile aynı kefeye koyup, bir tasavvufi yorum olarak değerlendiriyor” dedi.

    Aleviliğin İslamın bir alt yorumu olarak görüldüğünü belirten Kenanoğlu, sözlerini “Dolayısıyla ‘ibadethaneleri camidir, ibadetleri namazdır, cem ibadethaneleri de bir zikirdir, ibadethaneleri de bir tarikat mekanıdır’ diye bakarak Aleviliği hiçbir zaman inançsal yapı olarak görmediler” diyerek sürdürdü.

    “İKTİDAR ALEVİLİĞİ BİR KÜLTÜR BİÇİMİ OLARAK GÖRÜYOR”

    İktidarın Aleviliğe her zaman için kültür biçimi olarak baktığını söyleyen Kenanoğlu, “Müfredattaki konularda da bu zihniyet devam ediyor. Aleviliğin önemli inançsal meseleleri bir kültürel aktivite ve gelenek gibi sunulmaya devam ediliyor. Bazı konularda ise İslam’a atıf devam ediyor. Örneğin musahipliğin kökeni Muhacir Ensar kardeşliği olarak yansıtılıyor oysa ki Alevilikteki musahipliğin bununla ilgisi yok” diye konuştu.

    Eğitimdeki laiklik vurgusunun zaten zayıf olduğunu, bu müfredatla birlikte tümüyle ortadan kaldırıldığını kaydeden Kenanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu müfredat, devletin bütün olarak bir cemaat-tarikat yapılanmasına dönüşmesinde bir araç olarak çıkıyor karşımıza. Bilimden yoksun bu müfredata Alevi toplumu tümüyle itiraz etmektedir. AKP iktidarının tekçi, inkarcı ve asimilasyoncu yaklaşımını bu müfredatta görüyoruz. Tabi ki Alevilerin bu müfredata karşı itirazları ve mücadeleleri sürecektir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Mart ayı boyunca laiklik ihlalleri arttı; tarikatlar ve cemaatler meşrulaştırılıyor

    Mart ayı boyunca laiklik ihlalleri arttı; tarikatlar ve cemaatler meşrulaştırılıyor

    PİRHA- Türkiye’de giderek artan laiklik karşıtı uygulamalar birçok devlet kurumunda da görünür hale geldi. Laiklik Meclisi bir rapor hazırlayarak laiklik karşıtı uygulamalara dikkat çekti. 2024 Mart ayı Laiklik Raporu’nda 259 ana ve alt başlıkta laikliğe karşı uygulama gözlemlendi.

    Laiklik Meclisi Mart 2024 raporunu yayınladı. Raporda, “Mart ayı boyunca laiklik ihlalleri artmıştır. Bunun nedeni olarak yerel seçimler öncesinde özellikle düzen partilerinin laikliğe aykırı hareketlere hız vermeleri ve bununla birlikte ramazan etkinlikleri adı altında devlet, bürokrasi, siyasi partiler aracılığıyla yine benzer şekilde laiklik ihlallerinin yaşanmasıdır. Siyasi iktidarların yanı sıra ana muhalefet partisi de dâhil olmak üzere Meclis’teki muhalefet partilerinin dini söylem ve organizasyonları dikkat çekmektedir. Kamusal alanda yer almaması gereken dini söylem ve programların gerek belediyeler gerekse siyasi partiler eliyle siyasette egemen hale geldiği gözlemlenmektedir” denildi.

    MEB BİRÇOK LAİKLİK KARŞITI UYGULAMAYA İMZA ATTI

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ÇEDES projesi kapsamında, birçok laikilik karşıtı uygulamaya imza attığına işaret edilen raporda, “Yerel seçim propaganda süresince AKP, HÜDA-PAR ve YRP’nin yanı sıra ana muhalefet partisi ile birlikte diğer siyasi partilerin birçoğunun adaylarının ve yöneticilerinin de tarikat ve cemaatler ile aşiretlerden destek ve miting kürsülerinde Kuran ayetleri okuyarak oy istemesi gericiliğin bir bütün olarak siyasette yerleştiğini ortaya koymakta, anayasaya aykırı olan tarikat ve cemaatleri meşrulaştırmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

    RAPORDA ÖNE ÇIKAN İHLALLER

    *Alanya’da Süleymancılar tarikatına ait yurtta, 10 çocuğu istismar ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılan kişi hakkında toplam 94 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Çocukların darp edildiği de ortaya çıktı.

    *Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’a hakaret eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Alinur Aktaş ile İBB Meclisi’nin AKP Grup Sözcüsü Faruk Gökkuş hakkında yapılan suç duyuruları kapatıldı. Yapılan itirazlar da reddedildi.
    Adana’nın Kozan ilçesinde bulunan Ahmet Yesevi Camisi imamı M.A, 11 yıl boyunca camideki Kur’an kursuna gelen bir çocuğu istismar ettiği iddiasıyla tutuklandı.

    *Laiklik Meclisi tarafından, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerici eğitim projesi ÇEDES kapsamında okullarda yürütülen “laiklik karşıtı faaliyetlerle” ilişkili kamu görevlilerinin soruşturulması talebiyle yapılan başvuru reddedildi.

    *Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyeti başkanı olduğu İlim Yayma Cemiyeti’nin hizmet binası içerisine spor salonu yapmak için 25 Aralık 2023’te ihaleye çıkmıştı. İhaleyi Sinan İnşaat adlı şirket aldı. Buna göre iktidara yakınlığıyla bilinen ve gerici faaliyetleriyle dikkat çeken İlim Yayma Cemiyeti’nin spor salonu için belediyenin kasasından 8 milyon 271 bin TL harcanacağı ortaya çıktı.

    *Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Ankara ilçelerindeki tapu müdürlüklerine gönderdiği bir yazıyla ramazan ayı boyunca personel yemekhanelerini kapatma talimatı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye Komünist Hareketi: Çocuk istismarcısının cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır!

    Türkiye Komünist Hareketi: Çocuk istismarcısının cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır!

    PİRHA – Türkiye Komünist Hareketi (THK), Metin Şenay adlı şahıs tarafından Bağcılar’da çocuklara 10 yılı aşkın süredir cinsel istismarda bulunduğunun öğrenilmesi üzerine eylem yaptı. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Memleketin herhangi bir noktasından bir daha çocuklarımızla ilgili böyle bir olay duymamak, işitmemek için, faillere cesaret veren gerici zihniyetle mücadele edeceğiz” denildi.

    60 yaşındaki Metin Şenay’ın, yıllarca 12 yaşından küçük çocuklara, sucu dükkanının arka tarafına yaptığı ses yalıtımlı odada cinsel saldırıda bulunduğu ortaya çıktı. Şahıs hakkında yüzlerce yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Sanık, 7 Mayıs’ta hâkim karşısına çıkacak.

    Yaşanan çocuk istismarıyla ilgili Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Bağcılar ilçe örgütü basın açıklaması yaptı.

    “GERİCİ ZİHNİYETLE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Okunan basın metnini TKH adına Bağcılar Belediye Başkan adayı Barış Doğan okudu. Doğan, “Bu memleketin çocuklarına aydınlık bir gelecek borcumuz var” vurgusunu yaparak şunları söyledi:

    “Failin cesareti nereden aldığı açıktır; cesaret aldığı yer gericiliktir, adaletsizliktir. Cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır. Bir bakanın çıkıp çocuk istismarı için, bir kereden bir şey olmaz dediği bir noktada bu karanlık sapkın zihniyetin yaptıklarını kendilerine hak görmesi dokunulmaz olduğunu sanması başlıyor. Bağcılar’dan, mahallemizden, memleketin herhangi bir noktasından bir daha çocuklarımızla ilgili böyle bir olay duymamak işitmemek için, faillere cesaret veren gerici zihniyetle mücadele edeceğiz.

    Yenimahalle’de bir esnaf, çocuklara 10 yıl boyunca periyodik cinsel saldırıda bulunuyor, tespit edilemiyor. Hatta öyle ki 2009 yılında yine aynı suçtan delil yetersizliği ile serbest bırakılıyor. Failin cesareti nereden aldığı açıktır; cesaret aldığı yer gericiliktir, adaletsizliktir. Cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır. Bir bakanın çıkıp çocuk istismarı için, bir kereden bir şey olmaz dediği bir noktada bu karanlık sapkın zihniyetin yaptıklarını kendilerine hak görmesi dokunulmaz olduğunu sanması başlıyor. Türkiye Komünist Hareketi olarak bugün buradan sesleniyoruz; Bağcılardan, mahallemizden, memleketin herhangi bir noktasından bir daha çocuklarımızla ilgili böyle bir olay duymamak işitmemek için, faillere cesaret veren gerici zihniyetle mücadele edeceğiz.

    “LAİK BİR ÜLKEYİ BİRLİKTE KURACAĞIZ”

    Sevgili dostlar, bizim bu memleketin çocuklarına aydınlık bir gelecek borcumuz var. Bu karanlığın yaşatıldığı çocuklara güzel bir gelecek borcumuz var. Bu borcu ödemek için mahallemizden başlayarak tüm memlekette laiklik mücadelesini yükselteceğiz. Aydınlık bir yarında laik bir memlekette kimsenin buna cüret edemeyeceğini biliyoruz. Biliyoruz dostlar, laiklik özgürlüktür. En çok da çocuklarımızın parklarda sokaklarda istedikleri gibi korkusuz gezebilme özgürlüğüdür.

    Biz komünistler uzun yıllardır bu mahallede Bağcılar’ın sokaklarında bu mücadeleyi veriyoruz, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz. Çocuklarımız için kazanacağız, geleceğimiz için kazanacağız. Sokaklarında korkmadan gezdiğimiz eşit, laik bir ülkeyi birlikte mücadele ederek kuracağız. Burada yaşanan bu kabul edilemez olayı bir kez daha kınıyoruz. Failin 10 yıl bu suçu işlemesinde boşluk bırakılan her noktanın aydınlatılmasını, sorumluların da faille birlikte yargılanmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Veli-Der Mersin Girişimi tarafından “Laik Eğitim” paneli düzenlendi-VİDEO

    Veli-Der Mersin Girişimi tarafından “Laik Eğitim” paneli düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Veli-Der Girişimi  tarafından “Laik Eğitim” konulu panel yapıldı. AKP’nin kendini eğitim üzerinden inşa ettiğine işaret eden Eğitimci-Yazar Feray Aytekin Aydoğan, “Dinci, gerici eğitim ÇEDES ile Türkiye’nin her yerinde ve düzenli bir şekilde yaparak kalıcılaştırıyor. Tüm bunlara karşı örgütlenmeliyiz, mücadelemizi büyütmeliyiz” diye konuştu.

    Mersin Veli-Der Girişimi, Eğitimci-Yazar Feray Aytekin Aydoğan’ın katılımıyla panel düzenledi. Eğitim-Sen Mersin Şubesi’nde yapılan panele demokratik kitle örgütü temsilcileri ve eğitimciler katıldı.

    Mersin Veli-Der Girişimi Sözcüsü İlknur Çiçek, Veli-Derneği’nin faaliyetine dair bilgi verdi.

    Eğitimci-Yazar Feray Aytekin Aydoğan, laik, bilimsel ve kamusal eğitim verme mücadelesinin, yaşamsal bir mücadele olduğunun altını çizerek, “Aladağ Katliamı bunun en somut örneğidir. Bütün ülkeyi kapsayan bir mücadele hattının örülmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda politik bir mücadeledir” dedi.

    AKP’nin kendini eğitim üzerinden inşa ettiğine işaret eden Feray Aytekin Aydoğan, “Eğitim kamusal bir alandan çıkarılıp piyasalastı. Aynı zamanda laikliğin kırıntısı ortadan kaldırıldı. MEB müfredatları en politik metinler. Anayasa kadar tartışmamız gereken bir müfredatla karşı karşıyayız” şeklinde ifade etti.

    Feray Aytekin Aydoğan, okulların tamamının imam hatipleştirilme sürecinin sürdüğünün altını çizerek, “Çocuklar mecburen imam hatipli oluyorlar. Müfredatla birlikte bütün okullar İmam Hatip okulu oldular. Eğitim artık ‘paran kadar eğitim’ sistemine geçildi. Eşitsizlik her alanda arttı. Cemaat ve tarikatlarla yüzlerce protokol imzalandı. Şu an ilk okuldan üniversiteye kadar cemaat ve tarikatlar elinde. Dinci, gerici eğitim ÇEDES ile Türkiye’nin her yerinde ve düzenli bir şekilde yaparak kalıcılaştırıyor. Tüm bunlara karşı örgütlenmeliyiz, mücadelemizi büyütmeliyiz” diye konuştu.

    Feray Aytekin Aydoğan’ın konuşmasının ardından soru-cevap ile panel sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Cemal Şahin: Cemevi Başkanlığı yetkilileriyle görüşenler, Aleviliğe ihanet edenlerdir-VİDEO

    Cemal Şahin: Cemevi Başkanlığı yetkilileriyle görüşenler, Aleviliğe ihanet edenlerdir-VİDEO

    PİRHA-Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerini eleştirdi. Şahin, “Hükümetin güdümüne girildiği zaman Alevi düşüncesi kalmaz. O nedenle hükümet bağlantılı kişilerle masaya oturup konuşanlar bu topluma, Aleviliğe ihanet edenlerdir” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 9 Kasım 2022’de kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumsal tepkiyi günden güne yükseltiyor. Maddi tekliflerle inanç önderlerini kendine bağlamak isteyen Cemevi Başkanlığı, Aleviliği de İslamiyet’in içerisinde şekillendirmek istiyor. Resmiyette tanınmayan Alevilik, devlet eliyle özünden uzaklaştırılmaya çalışılıyor.

    Daha çok şubesi olmayan, bağımsız cemevlerine yönelen hükümet yetkilileri, Alevi köylerinde yaşayan bireyleri de tıpkı bir memurmuş gibi maaşa bağlayıp himayesine alıyor. Alevi örgütleri, bu uygulamanın toplumsal barışı bozacağına da işaret ederek, Cemevi Başkanlığı ile görüşme sağlayan bireylerin, kurumlardan uzaklaştırılacağını vurguluyor.

    “İÇİMİZDE İHANET YAPAN ÇOK KİŞİ VAR”

    Devletin, Aleviliği yok etme çabasında olduğunu söyleyen Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin de yapılmak istenenlerin “kötü niyetli” olduğunun altını çiziyor. Gidişatın iyi yönde olmadığını ifade eden Şahin, “Daha dün gördük, halk tarafından seçilen Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürdüler. Ne yasa dinliyorlar ne demokrasi, ne laiklik… Artık Türkiye’yi tamamen ele geçirdiler. Milli Eğitimdeki uygulamalar kendi düşünceleri doğrultusunda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da tamamen kendi güdümlerini aldılar. Birçok dernek, vakıf ve tarikatları da kendi güdümlerine almış durumdalar. Her tarafı İslami bir yapıya büründürüyorlar” dedi.

    Bu gelişmelere bazı Alevilerinde dahil olduğunu vurgulayan Şahin, “Biz bunlara ‘Kınalı keklik’ diyoruz. Maalesef içimizde ihanet yapan çok kişi var ve bunlar da AKP güdümüne girdi. Toplum, şeriata doğru adım adım götürülüyor bunlar da onlara yardımcı oluyorlar. Fakat Alevi toplumu da artık birçok insan da uyandı ve bu tehlikeyi görüyor. Yapılanlara karşı toplum mücadele de ediyor” şeklinde konuştu.

    “MASAYA OTURMAK, ONLARA PRİM VERMEK ANLAMINA GELİR”

    “Bizler demokrasi, laiklik, insan hakları için uğraşıyoruz” diyen Enver Cemal Şahin, Evrensel hukuk ilkelerinin Türkiye’de de geçerli olması gerektiğini söyledi. Şahin, Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumu nezdinde hiçbir karşılığının olmadığını ifade ederek, söz konusu başkanlık yetkilileri ile masaya oturmanın da “ihanet” olacağını vurguladı. Şahin şunları söyledi:

    “Cemevi Başkanlığı ile masaya oturmak onlara prim vermek anlamına gelir. Onları muhatap aldıktan sonra yavaş yavaş ‘sizlere yardım edeceğiz, ihtiyacınızı karşılayacağız’ gibi sözlere başlarlar. Daha sonra Diyanet’e yaptıkları gibi bizleri de o potaya koyarlar. Bugün Diyanet için ne yapılıyor mesela? Merkezden hutbeler çıkartılıyor ve Türkiye’nin her tarafına dağıtılıyor. Süreç içerisinde bunlara bağlanan Aleviler de öyle olacaktır. Alevi dedelerine, cemlerde söylenecek sözler verilecek, bir nevi Diyanet uygulamasına çevrilecek. Böyle de bir tehlike var.”

    “MASAYA OTURUP KONUŞANLAR, ALEVİLİĞE İHANET EDENLERDİR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilileri ile görüşenlere çağrı yapan Enver Cemal Şahin, son olarak şunları söyledi:

    “Bir defa, görüşen o kişiler örgütlerden dışlanmalı. Ayrıca insanları bilgilendirmek ve bilinçlendirmek de lazım. Bu bilinçlendirme de muhabbet toplantılarında olacaktır. Örneğin bizler Ankara’da muhabbet toplantılarına başladık. Konuşulur ve insanlar birbirlerinin düşüncelerini öğrenirler. Toplumsal olarak ne yapılacağı o toplantılarda karar verilir. Bizler, eşit yurttaşlık için mücadele eden, biat kültürüne karşı olan, insanların düşüncelerini özgürce ifade etmelerini isteyen bir toplum istiyoruz. Mevcut hükümetin güdümüne girilirse Alevi düşünce ve felsefesi diye bir şey kalmaz. Onlar kendi düşüncelerini bizlere ve çocuklarımıza aşılar, süreç içerisinde Alevilik sadece isim olarak kalır. O nedenle onlarla masaya oturup konuşanlar, bu topluma, Aleviliğe İhanet edenlerdir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Eğitim Sen Başkanı Irmak: Hükümet, yoksul halk çocuklarını biatçı yapmak istiyor-VİDEO

    Eğitim Sen Başkanı Irmak: Hükümet, yoksul halk çocuklarını biatçı yapmak istiyor-VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, AKP’nin eğitim politikalarını değerlendirdi. Dinci eğitim yolunda ÇEDES uygulamasının son halka olmayacağını belirten Irmak, “Aslında amaçları o yoksul halk çocuklarını gerçekten dindar yapmak değil. Çünkü bunlar dindar da değil. Asıl amaçlanan, gençleri eleştirel dünyadan uzak tutup, biatçı bir toplum yaratıp, kendilerinin o şatafatlı hayatlarını da örtme çabasıdır” dedi.

    Eğitim alanındaki dinci yükseliş hızla sürüyor. Okullardaki zorunlu din dersinin yanı sıra zorunlu seçmeli din dersleri ve ÇEDES projesi, seküler kesimin itirazındaki son evre oldu. Karma eğitimin sık sık gündeme gelmesi ve dinci örgütler ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokoller, toplumdaki tedirginliği ve tepkiyi daha da büyütüyor.

    “ÜSTTEKİLERE HAN HAMAM, ALTTAKİLERE DİN İMAN”

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 12. Dönem Genel Başkanı Kemal Irmak ile AKP’nin eğitim politikalarını konuştuk. Eğitim Sen’deki görevine başlamadan önce Erzincan’da sınıf öğretmenliği yapan Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, göreve gelmesinin ardından üst üste “ataklar” yaptığını belirtti. Kemal Irmak, siyasal iktidarın biatçı bir toplum yaratmak istediğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “ÇEDES uygulaması aslında eğitimi dinselleştirme politikalarının en son halkası gibi görünüyor ama bizim öngörümüz, bu uygulama son halkası da olmayacak. Recep Tayyip Erdoğan, sanıyorum 2 yıl önce ‘iktidar olmak başka bir şey, muktedir olmak başka bir şey. Biz iktidardık ama muktedir olamadık, hedeflerimize ulaşamadık’ demişti. Bunlardan birisi eğitim, diğeri ise kültür alanıydı. Kültür alanında da murat ettikleri şey, tüm sanat alanlarını kapatmak. Çünkü sanata karşı da bir düşmanlıkları var. Her iktidar kendi politikasını eğitim politikaları üzerinden pekiştirir. Eğitim alanında dinselleştirme politikaları hep vardı, fakat bunu adım adım yaptılar. Cumhurbaşkanının o açıklamalarını geniş kesimler, ‘bu başarısız olduklarının itirafıdır’ şeklinde yorumladı. Aslında gerçek öyle değildi; tam başaramadıkları, yapmak istedikleri hedefe tam ulaşamadıklarının bir ifadesiydi bu.

    “AKP, İNSANLARIN İNANÇLARINI KENDİ SİYASET VE TİCARİ HAYATLARINA ARAÇ HALİNE GETİRDİ”

    Bunlar, daha çok insanların inançlarını kendi siyaset ve ticari hayatlarına araç haline getirdiler. Kapitalist küresel dünyanın gereği doğrultusunda bunu yapıyorlar. Bunu yaparken aslında o yoksul halk çocuklarını gerçekten dindar yapmak değil, onların biraz daha eleştirel dünyadan uzak, daha biatçı bir toplum yaratıp kendilerinin o şatafatlı hayatlarını da biraz örtme çabası bu. Tabiri caizse ‘üsttekilere han hamam, alttakilere din iman’ ile bu işi götürme meselesiydi. Şimdi eksik bıraktıkları yeri son bakan Yusuf Tekin ile beraber tamamlamaya çalışıyorlar. Yusuf Tekin, geldiğinden beri üst üste ataklar yapıyor. Hepimiz tanık olduk, bütçe görüşmelerindeki konuşmalarında tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak ifade etti.”

    “ÜLKEDE HER ŞEY TEPE TAKLAK”

    Kemal Irmak, AKP’nin projelerini tamamlama peşinde olduğunu belirterek “Tabii ki bu durum Türkiye’deki seküler kesimi, Alevileri, farklı inanç kesimlerini rahatsız ediyor. Buna karşı tepki de var ancak sorun, bu tepkileri ortaklaştıramamakta. Hakikaten ülkede her şey tepe taklak ama eğitimle ilgili her gün yapmak istedikleri projeler biraz daha tepe taklak hale getiriyor. Bir iktidar normalde ne yapar? Sorun gördüğü alanlarda tamir yapar. Yani her yeni yıl bir önceki yılın yaşanan problemlerini aşmaya dönüktür ama kendi iktidarlarını perçinlemenin bir yolu da bu geniş yoksul halk kitlelerine din üzerinden, onları iktidarlarının uzayacak bir yolu yöntemi olarak görüyorlar. Ne zaman ki buna karşı ciddi bir mücadele oluşturulur ki bunun özneleri daha çok velilerdir, çünkü onların çocuklarına bir anlamda bu kötülük yapılıyor. Sadece Seküler yaşamdan, Alevi olanların sorunu değil bu aslında” diye konuştu.

    “BUNLARIN GERÇEKTEN CUMHURİYETLE SORUNLARI VAR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, iktidarın eğitim alanına yönelik dinci politikalarına karşı “Ne yapmalı?” sorusuna da yanıt verdi.

    “Sorunun karşılığını her şeyi kaybettiğimiz yerde aramalı” diyen Irmak, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bunlar iktidara gelirken bir takım liberal açılımlar yaptılar ve toplumun geniş kesimlerini aslında kandırdılar. Solun ve sol liberallerin de desteğine aldılar. Türkiye’de geçmişte var olan statükoya karşı daha demokrat, askeri vesayetlere karşı daha özgürlükçü olduğu sanısını uyandırdılar. İnsanlar bir süre buna kandı. 2010 yılından sonra dozlarını arttırdılar. Gezi direnişinin öncesinde toplumda bir umutsuzluk oluşmuştu ama hiç kimse bu yaşam tarzının değiştirilmesine göz yummak istemiyordu. Sonrasında bir tık geri adım atıldı ama tekrar iktidar, projelerini uygulamaya devam etti. Bütün toplum kesimleri olarak oralarda bazı şeyleri kaçırdık. Bunların gerçekten cumhuriyetle sorunları var. Dinlerini yaşamadıklarını ve İslam’a saldırı olarak bunu sağa sola yayıyorlar. O yüzden bu ülkede cumhuriyetçi, seküler, sol, sosyal demokrat, laik yaşam tarzını önemseyen bütün kesimlerin buna karşı ortak bir cephede mücadele geliştirilmesi gerekiyor. Laiklik ile ilgili geçmişte belki hatalar yapıldı, onun üzerinden toplumu bir anlamda kendi düşüncelerine doğru biraz motive ediyorlar. Gerçek anlamda laiklik; her inanç kesiminin, inanç özgürlüğünü yaşayabilmesidir. Ama bugün Türkiye’de var olmak istenen şey bir kesimin inancını, diğer kesimlerin üzerine gölge olarak düşürmek ve onları yok etmek şeklinde. Özellikle de bu inançları yok sayılan, inanç merkezleri kabul görmeyenler gibi birçok halkada insanlar, toplum kesimleri var. Bu kesimlerin itirazlarını yan yana ve çok sesli hale getirmeleri gerekiyor. Başka da bir yol yok.”

    LAİK VE ANADİLDE EĞİTİM MÜCADELESİ!

    Kemal Irmak, Eğitim Sen olarak yeni dönem mücadele alanlarına da değindi. “Kamu alanlarını çok ciddi anlamda kaybettik. Her şeyi alınıp satılır hale getirdiler” diyen Irmak, şunları söyledi:

    “Her şeyi kapitalist küresel dünyanın ekonomik yapılanmasına göre domine ediyorlar. Bu yüzden çocukların eğitim, barınma haklarını erteliyorlar. Çocukların eğitim, barınma haklarını erteleyip bu işleri gene kendilerinin desteklediği farklı kesimlere devrediyorlar. Özellikle cemaat ve tarikatlara ait yurtların varoluşu, orada yoksul halk çocuklarının daha ucuz barınabilme yol ve yönteminin açılmış olması gibi sebeplerden dolayı buralara yöneliyorlar. Eğitim kamusal bir haktır. Yani okul çağındaki her çocuğun okula gitme, barınma, açlık sorunu varsa beslenme gibi ihtiyaçların doğrudan devletin karşılaması gerekiyor. Eğitim, hiçbir pedagojik formasyonu, eğitimle alakası olmayan kesimlere asla devredilemez. O yüzden kamusal bir eğitim mücadelesi bizim bu dönem önemli mücadele başlıklarımızdan birisi. Diğer bir başlık, laikliği yeniden kazanmak… Bu ülkedeki tüm insanların laik, demokratik, seküler, bir arada yaşama projesi doğrultusunda bir mücadele başlığımızın olduğunu ifade edebilirim. Diğer taraftan bu ülkede farklı halklar var. Bunların hepsi belli merkezi, tekçi bir eğitim anlayışına tabi tutuluyor. O yüzden anadilde eğitim hakkı konusunda bir mücadele başlığımız var. Her şeyden önce aslında eğitimde çok ciddi bir nitelik kaybı var. En son Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı sonuçlarında Türkçe’yi mükemmel derecede anlayıp yorumlayabilen öğrenci sayısı %0 olarak gösteriliyor. Bu aslında her şeyi açıklayan bir durum. O yüzden bizim nitelikli, ulaşılabilir, parasız eğitim mücadelesi gene önemli mücadele başlıklarımızdan bir tanesi. Bu başlıkları belli bir takvim dahilinde farklı toplum kesimleri ile sürdürebilirsek bizi bir yere vardıracaktır diye düşünüyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • KCDP: Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni Kanun’a dokunamayacaklar- VİDEO

    KCDP: Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni Kanun’a dokunamayacaklar- VİDEO

    PİRHA – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP), Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın 4-5 Ocak’ta Taksim The Marmara Otel’de yapacağı Medeni Kanun Çalıştayı’nı protesto ederek “Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın 4-5 Ocak’ta Taksim The Marmara Otel’de yapacağı Medeni Kanun Çalıştayı’nda “kadınların kazanılmış haklarının yeniden tartışmaya açılacağını” belirterek Taksim’de bulunan The Marmara Otel önünde protesto düzenledi.

    “LAİKLİĞE, MEDENİYETE BİZ SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, yapılacak toplantıya kimin katılacağını ne konuşulacağını gizlediklerini söyleyerek “Neden burada protesto ettiğimizi merak ediyor olabilirsiniz. Yarın öbür gün Medeni Kanuna el uzatacakları zaman tüm tarafları ile görüştük diyecekler, herkesi davet ettik diyecekler inanmayın. Bu yüzden kanıt olsun diye buradayız” dedi.

    Ataselim, şunları kaydetti:

    “Medeni kanuna öyle ya da böyle el uzatmak demek hilafet çağrılarının yapılabildiği, AYM kararlarının hiçe sayıldığı bu günlerde laikliğe savaş açmak demektir. Medeni kanun medeniyet demektir. Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni kanuna dokunamayacaklar.”

    “NAFAKA HAAKINDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ataselim, nafaka hakkına dikkat çekerek, “Kadınlar boşandıklarında yoksulluğa düşüyorlarsa, bu yoksulluğu ortadan kaldırmak önce devletin sorumluluğudur. Ama hala işsiz kadınlar, hala kadınlara evde otur diyorlar, hala eğitim alamıyor tüm kız çocukları. Bu sorunları çözmüyorlar. Ama nafakadan mağdur olan erkekler var diyorlar. Yoksulluk çok eşitlik yok! Nafaka hakkına dokunamazsınız. Korkma!  Eşitçe okuyup, çalışmak için, o evlerin içerisinde eşitlikçi ilişkiler için mücadele edeceğiz. Ve bunu sağlayana kadar da nafaka hakkından asla vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    “BİZİ ŞİDDET FAİLLERİ İLE KİMSE BARIŞTIRAMAYACAK”

    Şiddetin olduğu yerde arabuluculuğun söz konusu olamayacağını söyleyen Ataselim, şöyle devam etti:

    “Boşuna aile şuraları yapılmadı. Her mahallede kadın danışma merkezleri yokken irşat büroları açanlar kadınları anca köle olacakları evlere hapseder. Öldürülen kadınların %41’i evli oldukları erkekler tarafından öldürüldü. 30 kadın boşanma aşamasındaydı. Kadınların ihtiyacı olan korunmak yani 6284’ün etkin uygulanmasıdır. Şiddetin olduğu yerde arabuluculuk söz konusu olamaz. Korkma! Bizi şiddet failleri ile kimse barıştıramayacak, geleceğimizi karartamayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der, İstanbul’da açıklama yapacak: Çocuklarımızı tarikatlara teslim etmeyeceğiz

    Veli-Der, İstanbul’da açıklama yapacak: Çocuklarımızı tarikatlara teslim etmeyeceğiz

    PİRHA-AKP iktidarının laik eğitimi hedef aldığı ÇEDES projesi yaygınlaşmaya devam ediyor. Veli-Der İstanbul Şubesi, tarikat ve cemaatlerin okullarda yapılanmalarına ilişkin yarın saat 13.00’te Kartal Belediyesi eski hizmet binasında basın açıklaması yapacak.

    AKP iktidarının laik eğitimi hedef aldığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan ve okullara din görevlisi atamanın yolunu açan ÇEDES projesi yaygınlaşmaya devam ediyor. ÇEDES kapsamında imamlar ve müezzinler ilkokul, ortaokul ve liselerde derslere giriyor, anaokulu öğrencileri ise camiye götürülüyor.

    Veli-Der İstanbul Şubesi, tarikat ve cemaatlerin okulları ele geçirmesine ilişkin “Çocuklarımızı, tarikatlara teslim etmeyeceğiz” diyerek 26 Aralık Salı günü saat 13.00’te Kartal Belediyesi eski hizmet binasında basın açıklaması yapacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Binler Kadıköy’den seslendi: Karanlığa teslim olmayacağız-VİDEO

    Binler Kadıköy’den seslendi: Karanlığa teslim olmayacağız-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” şiarıyla yapılan mitinge binlerce yurttaş katıldı. Mitingte yapılan ortak açıklamayı okuyan AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ve PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Ülkemizi karanlığa sürükleyen bu anlayışa karşı birlikte mücadele etmekten başka çaremiz yoktur. Faşizme geçit vermeyeceğiz. Karanlığa teslim olmayacağız” dedi.

    “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” şiarıyla yapılan miting öncesi kurumlar, siyasi parti ve sendikalar, İstanbul Kadıköy’deki Boğa Heykeli önünde bir araya gelerek, kortejler halinde mitingin yapılacağı İskele Meydanı’na giriş yaptı.

    Mitinge, HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Musa Kulu, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı (HVAKV) Ercan Geçmez, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, HEDEP İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ve Celal Fırat, HDP önceki dönem milletvekilleri Alican Önlü, Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Biz Aleviler olarak demokrasi için buradayız. Biz cumhuriyetin demokratikleşmesi için mücadele ediyoruz. Biz diyoruz ki bu ülkeyi herkesin kendi dilini ve inancını yaşayabildiği bir çiçek tarlasına çevirelim. Eğitim laik ve bilimsel olsun diyoruz, iktidar okulların tümünü medreseler çeviriyor. Diyanet eğitim bakanlığı gibi çalışıyor. Her sokakta mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Sadece Kadıköy’de bir araya gelmedik. Başka illerde de bir araya geleceğiz. Tekci, inkarcı iktidarının göndermek için alanlarda olacağız. Biz Alevi kurumlarının birlik olmasını istiyoruz. AKP kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor buna izin vermeyeceğiz” dedi.

    Kurumlar adına ortak açıklamayı AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ve PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe okudu. Yapılan açıklamada, ülkeyi yöneten ve milyonları açlığa, sefalete, işsizliğe mahkûm edenlere, toplumu kutuplaştıranlara, halkları ayrıştıranlara, inkarcılara, asimilasyonculara itiraz ettiklerine dikkat çekilerek, “Çerağlarımızı uyandırıp topluma ışık tutuyoruz. Birliği, beraberliği, kardeşliği, barışı haykırıyoruz. İnancından, kimliğinden, cinsel yöneliminden ve politik görüşünden dolayı ötekileştirilenler olarak AKP/MHP hükümetinin ve tekçi ve inkarcı siyasal iktidarın baskılarına boyun eğmiyor ve karanlığa teslim olmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Omuz omuzayız. Zulmün zorbalığın, yobazlığın, gerici, şeriatçı, ırkçı politikaların ve faşizmin tam karşısındayız” denildi.

    Tekçi, dayatmacı, yobaz ve inkarcı politikaların ancak omuz omuza verilerek durdurabileceğine vurgu yapılan açıklamada, “Ülkemizi karanlığa sürükleyen bu anlayışa karşı birlikte mücadele etmekten başka çaremiz yoktur” diye belirtildi.

    Aleviler dünyanın neresinde olursa olsun, amasız, fakatsız mazlumun yanında zalimin karşısında olduklarını ifade eden Erçe ve Şengüllü Yılmaz, “Suriye’de savaş suçu işleyenler Orta Doğu’da barış çağrısı yapamazlar. Biz Aleviler Suriye’ye alkış çalan, Gazze’ye ağıt yakan iki yüzlü bir tutum içinde olmayız. Savaşa hayır, barış hemen şimdi demeye devam ediyoruz. Bugün bu meydandan bir kez daha haykırıyoruz. Yaşasın barış, inadına barış” dedi.

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Savaşta ve çözümsüzlükte inat eden siyasal iktidar, halkın oyları ile seçilen belediyelere kayyum atayıp, milletvekillerini cezaevinde tutarak halkın iradesini yok saymaktadır.  İnsanlığa karşı işlenen suçların başında gelen Madımak davasını zaman aşımına uğratan, 33 canımızın katillerini serbest bırakan anlayış ile kardeşimiz Hrant Dink’in katilini, kadın düşmanlarını, çocuk tacizcilerini, mafya liderlerini, uyuşturucu baronlarını serbest bırakıp, devrimcileri, sosyalistleri, aydınları, gazetecileri haksız ve hukuksuz bir biçimde cezaevlerinde ağır tecrit koşullarında tutsak eden anlayış aynı anlayıştır.

    Antidemokratik 12 Eylül Anayasası’na dahi uymayarak Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayıp, hukukçulara parmak sallamak darbeciliktir.

    TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ’NE KAYYUM ATAMAK DARBECİLİKTİR

    Siyasal iktidar, dağlarımızı ovalarımızı, akarsularımızı, esen rüzgarı dahi parsel parsel satıyor. Başta Alevi yerleşkelerini yasaların ve yönetmeliklerin arkasına sığınarak yeniden gasp ediyorlar. Kentsel dönüşüm kapsamına alınan mahalleler rezerv alan gibi hukuksuz kararnameler ile talan ediliyor. Bunlara izin vermeyeceğiz. Yaşam alanlarımıza sahip çıkmaya, deremize, ırmağımıza, dağımıza, taşımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    ÇEDES ve benzeri projeler ile, çocuklarımızın geleceğini, cinsiyetçi ve şeriatçı kuşatma ile kadınların özgürlüğünü, soygun ve sömürü düzeni ile emekçilerin alınterini, “alttakine din iman üsttekine han hamam” siyasetiyle milyonlarca genci işsizliğe mahkum ediyorlar.

    FAŞİZME GEÇİT VERMEYECEĞİZ, KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ

    Kültür ve turizm Bakanlığı’na bağlı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurarak, dedelerimize maaş adı altında rüşvet teklif ediyorlar. Hükümetin asimilasyon üssü haline gelen bu başkanlığı tanımıyoruz, kabul etmiyoruz. Devletin Alevisi olmayacağız. Dedelerimizi hükümetin memurları yapmayacağız. Retçi, inkarcı ve asimilasyoncu politikalarınızı, gerici, ırkçı, tekçi, dinci eğitim sisteminizi kabul etmiyoruz ve hep birlikte bu saldırılarınızı püskürteceğiz. Laik, demokratik, bilimsel, parasız ve ana dilinde eğitim mücadelemizden asla vaz geçmeyeceğiz.

    Çocuklarımıza zulmediyorsunuz. Zorunlu din derslerini kaldırın. Ülkemizin ve halkımızın alın terlerini rızalıklarını almadan dini kurumlara, Diyanet İşleri Başkanlığı’na, cemaatlere ve tarikatlara aktarıyorsunuz. Bilimin ve aydınlanmanın önünde en önemli engel haline gelen Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırın. Alevilerden gasp ettiğiniz dergahlarımızı, vakıflarımızı, ibadethanelerimizi gerçek sahipleri olan Alevilere teslim edin. Madımak Oteli’ni utanç müzesi haline dönüştürün ve tüm katliamlarla yüzleşin. Cem ibatetimiz, Cemevleri ibadethanemizdir. Cemevlerimizi ve inancımızı anayasal güvence altına alın.

    ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NI DERHAL FESHEDİN

    Yıllardır mücadele ettiğimiz ve en önemli talebimiz olan eşit uurttaşlık hakkı talebimizi bir kez daha haykırıyoruz..

    Hükümeti, Türkiye’nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere bütün  uluslararası sözleşmelere uymaya ve uygulamaya, meclisi de imzasının arkasında durmaya davet ediyoruz.

    AKP/MHP ortaklığının zulmünü saymakla bitiremeyiz. Buradan bir kez daha haykırıyoruz. Zulme boyun eğmeyeceğiz, zalime biat etmeyeceğiz. Hak ve hakikat mücadelemizden, laik demokratik cumhuriyet idealimizden vaz geçmeyeceğiz.

    Cumhuriyetin birinci yüzyılında ötekileştirilmiş bütün halklar olarak bir araya gelip, omuz omuza mücadele edecek ve bu ülkeyi birlikte özgürleştireceğiz. Bugün bu meydanda bunu bir kez daha ilan ediyoruz. Kurtuluş kendi kollarımızdadır. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz diyoruz.

    Çağrımıza kulak verip bu alanda taleplerimizi ortaklaştırdığımız yarenler yoldaşlar can dostlar, hepinize aşk olsun. Sorumluluğumuz büyük, yükümüz ağır ama umudumuz sonsuzdur. Hepimize kolay gelsin. Bozatlı Hızır hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Unutmayın yoldaşlar ve inanın, biz kazanacağız, er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız.”

    Miting zakirlerin okuduğu deyişlerle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’  diyen binler Kadıköy’de-VİDEO

    ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ diyen binler Kadıköy’de-VİDEO

    PİRHA- -Alevi örgütleri öncülüğünde İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi binlerce yurttaşın katılımıyla başladı.

    Alevi kurumlarının öncülünde haftalardır çalışması yapılan “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi İstanbul Kadıköy’de başladı.

    “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” şiarıyla yapılan miting öncesi kurumlar, siyasi parti ve sendikalar kortejler halinde Boğa Heykeli’nin önünden miting yapılacağı İskele Meydanı’na giriş yaptı.

    Mitinge, HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Musa Kulu, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı (HVAKV) Ercan Geçmez, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, HEDEP İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ve Celal Fırat,  HDP önceki dönem milletvekilleri Alican Önlü, Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül katıldı.

    Binlerce yurttaşın katıldığı miting okunan deyişlerle başladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?’

    ‘3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?’

    PİRHA-10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de gerçekleştirilecek olan “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingine ilişkin Kocaeli Emek ve Demokrasi Güçleri temsilcileri bir araya geldi. Alevi Kültür Derneği Kocaeli Şubesi’nde yapılan toplantıda konuşan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, hükümete seslenerek “3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?” diye sordu. 

    9 Alevi çatı örgütü öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi öncesi Alevi Kültür Dernekleri Kocaeli (AKD) Seher Şengünlü Yılmaz’ın da katılımıyla Kocaeli Emek ve Demokrasi Güçlerinin temsilcileri Alevi Kültür Dernekleri Kocaeli Şubesi‘nde bir araya geldi.

    “ÇOCUKLARI MESCİTE GÖTÜREREK NEYİ AMAÇLIYORSUNUZ?”

    ÇEDES projesinin eğitimin dinselleşmesi için uygulamaya konduğunu ifade eden AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “ÇEDES projesinin ismine baktığınızda süslü bir paket. Fakat içeriğine baktığımızda din görevlilerinin manevi danışman olarak tüm eğitim kademelerinde, anaokullarına kadar ataması yapılıyor. 3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?” diye sordu.

    Yılmaz şöyle devam etti:

    “Geçtiğimiz günlerde il müftü yardımcılığı yapan bir şahıs 12 yaşındaki bir çocuğu istismar ediyor ve bu proje kapsamında bir okula manevi danışman olarak atanıyor. Bu ülkede inanan inanmayan, farklı inançlardan insanların haklarının korunması gerekiyor. Laiklik tam da bu noktada devreye giriyor. Manevi danışmanlık hizmeti hemen hemen her kuruma getirildi. Okullarda, hastanelerde, hapishanelerde hayatın her alanında bu danışmanlık hizmeti veriliyor. Fakat bilime aç çocuklara bunu yapmak, onların zihinlerini bu şekilde doldurmak asimilasyon politikalarının bir parçasıdır. Biz her platformda din derslerinin kaldırılması talebimizi dile getiriyorduk, bir süre sonra zorunlu din derslerini anlatmaya başladık. Artık zorunlu seçmeli din derslerini kaldırın der olduk. Eğitim alanındaki uygulamalar velileri bu dersleri seçmeye mecbur bırakıyor. ÇEDES projesi sadece Alevilerin meselesi değil. Demokratik bir ülkede yaşama mücadelesi veren herkesin bu tür uygulamalar karşısında da tepkisini dile getirmesi gerekir. Bizler Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin bir parçası olarak itirazımızı dile getiriyoruz. Eşit yurttaşlık söyleminin kendisi demokratikleşmenin de bir unsurudur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Mersin Şube Eş Başkanı Çelik: Kadınlar olarak mitingte sesimizi yükseltelim-VİDEO

    DAD Mersin Şube Eş Başkanı Çelik: Kadınlar olarak mitingte sesimizi yükseltelim-VİDEO

    PİRHA- 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine katılım çağrısında bulunan DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, “Bu süreçte en fazla bedel ödeyen biz kadınların mitinge daha duyarlı olmalarını, güç vermelerini, katkı sunmalarını bekliyoruz” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, devletin Sünni-Hanifi eğitime odaklandığını ifade ederek, “Ancak bu topraklarda farklı inançta toplumlar da yaşıyor. Alevilikte Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu günden bu yana Sünni-Hanefi İslam içerisinde eritilmeye çalışılıyor. Ama biz diyoruz ki Alevilik farklı bir inançtır. Ama devlet özellikle okullardan başlayarak, ilkokul düzeyine kadar dini eğitimi sokmuştur. Aleviler olarak bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

    Devletin politikalarına karşı başta Alevi kadınlar olmak üzere Alevilerin, inancına sahip çıktığını vurgulayan Hüsniye Çelik, “Kadınlar başta olmak üzere biz inancımızı yaşamaktan geri durmuyoruz. Çünkü kadınlar Alevi inancında Mürşid-i Kamil’dir. Aleviliği gerçek haliyle ve ritüelleriyle hayata geçirmek için mücadelemize devam ediyoruz” diye belirtti.

    DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de ekonomik koşulların ne hale geldiğini görüyoruz. Artık evlerde kazan kaynamıyor, çorba pişmiyor. Yaşamın ne kadar zor olduğunu biliyoruz, zaten kendi yaşadıklarımız var.

    Demokratik cumhuriyet, demokratik bir ülkede yaşamak demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği bir ülkede yaşamak bizim en büyük talebimiz ve vazgeçmediğimiz bir beklentimiz. Hukuki kurallar bir devlette işliyorsa devlettir. Ülkemizde bir sürü siyasetçi, bilim insanı, insanlar yedi yılı aşkın süredir tutuklu yargılanıyor. Bundan kaynaklı hukuktan bahsetmemiz mümkün olamaz. O zaman da devletin vatandaşlar arasında ayrımcılık yaptığı ortaya çıkıyor.

    Bu tür uygulamarın tümünü aşabilmek için biz Alevi kurumları olarak 10 Aralık’ta İstanbul’da “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye”, yani demokrasinin işlevselliğini hayata geçirebilmek için alanlarda olacağız ve sesimizi tekrar duyurmaya çalışacağız.

    Bu süreçte en fazla bedel ödeyen kadınların mitinge daha duyarlı olması ve daha da güç vermelerini, katkı sunmalarını bekliyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Tosu: Üyelerimizi, velilerimizi, tüm halkımızı mitinge davet ediyoruz – VİDEO

    Tosu: Üyelerimizi, velilerimizi, tüm halkımızı mitinge davet ediyoruz – VİDEO

    PİRHA – İstanbul Eğitim Sen 3 Nolu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine katılım çağrısı yaptı. Tosu, “Üyelerimizi, velilerimizi eyleme karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Laiklik bizim için hayattır, sudur,

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Bu kapsamda İstanbul Eğitim Sen 3 Nolu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak mitingin çok önemli olduğunu belirterek, tüm kesimlerin katılması için çağrı yaptı.

    “10 ARALIK MİTİNGİ BİZİM AÇIMIZDAN ÖNEMLİ”

    10 Aralık“Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitinginin Eğitim Sen açısından önemli olduğunu dile getiren Hüseyin Tosu, 16 Eylül’de Alevi kurumlarıyla birlikte İzmir’de yaptıkları mitingi hatırlatarak, “Özellikle içinde bulunduğumuz süreçte ÇEDES’le, cemaatle, Diyanetle yapılan protokoller bugün dinselleştirme konusunda öncekilerin tekrarı ve daha da geliştirilmiş şekilde devam ettiğini görüyoruz” dedi.

    “ÜYELERİMİZİ, VELİLERİMİZİ MİTİNGE KARŞI DUYARLI OLMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Tosu, Eğitim Sen olarak 33 yıllık mücadelelerinin en önemli ayağının laiklik olduğunu belirterek, “Bizler her dönem laiklik için eylem ve etkinlikler yaptık, zaman zaman Alevi örgütleriyle beraber mitingler yaptık. Bugün de bunu önemsiyoruz”dedi.

    Tosu, miting için şu çağrıyı yaptı:

    “Üyelerimizi, velilerimizi eyleme karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Laiklik bizim için hayattır, sudur, özgürlüktür, eşitliktir. Ve bizim mücadelemiz de özgürlük, eşitlik emek mücadelesidir. Bütün halkımızı mitinge davet ediyoruz.”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • Gökmen Savak: Aleviler bu çağrıya sessiz kalmaz, İzmir’den yoğun bir katılım olacak-VİDEO

    Gökmen Savak: Aleviler bu çağrıya sessiz kalmaz, İzmir’den yoğun bir katılım olacak-VİDEO

    PİRHA- Baba Mansur Ocağı pirlerinden Gökmen Savak, Türkiye’de laik eğitim, insanca yaşam ve demokratik bir Türkiye özlemi içinde olan her kesimin, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge katılması için çağrı yaptı. Savak, “İmkanlar ve koşullar ne olursa olsun çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için 10 Aralık mitinginde Kadıköy’de olmalıyız” dedi. 

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge herkesin katılması için çağrılar sürüyor.

    İzmir’de hizmet yürüten Baba Mansur Ocağı pirlerinden Gökmen Savak, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge dair çalışmalardan bahsederek katılım çağrısı yaptı.

    “TOPLUMSAL KESİMLERİN İTİRAZ GELİŞTİRMESİ LAZIM”

    Demokratik ülke ve laik eğitim talebinin Alevilerin dışında tüm toplumsal kesimlerin ortak bir meselesi olduğunu söyleyen Savak, “Laik ve çağdaş eğitime sahip çıkmalıyız. Bunun en büyük sıkıntısını biz Aleviler yaşıyoruz. İmam hatip okulları açarak, ÇEDES projesi ile okullara imam atayarak eğitimi dincileştirerek toplumu bu sisteme dahil etme çabası içerisindeler. Buna hep karşı durduk, duracağız. İmkanlar ve koşullar ne olursa olsun çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için 10 Aralık mitinginde olmalıyız. Genel anlamda da mücadele etmemiz, buna itiraz geliştirmemiz lazım. Bu mesele sadece Alevilerin değil, kendini aydın gören, laikliği savunan tüm kesimlerin meselesidir” diye konuştu.

    “İZMİR’DEN 10 ARALIK MİTİNGİNE YOĞUN KATILIM OLACAK”

    Savak, İzmir’den 10 Aralık mitingine dair çalışmalarının sürdüğü ve yoğun bir katılımın olacağını kaydederek, “İzmir’de bulunan tüm cemevlerimiz ve derneklerimiz buna dair çalışma yürütüyor. Talebe göre araç imkanı yaratacağız. İzmir’den yoğun bir katılım olacak. Aleviler bu çağrıya sessiz kalmaz. Çağdaş eğitim günümüzde bizler için bir ışık. Bir karanlık var ve bu karanlık herkesin üstüne çökmüş durumda. Bu çağrıya tüm kesimler katılmalı. 10 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleşecek mitinge gitmek isteyen canlarımız cemevlerimiz ve kurumlara başvurabilirler. Güçlü bir kitle oluşturalım, iri ve diri olmayı bilelim” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    PİRHA-Eğitimin dinselleştirilmesine karşı meydanlara çıkılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “EĞİTİMİN DİNSELLEŞTİRİLMESİ BİZİ BEKLEYEN ÇOK BÜYÜK BİR TEHLİKE”

    12 Eylül askeri darbesinden bu yana eğitimin adım adım dinselleştirildiğini söyleyen Çiğdem Boz, “AKP iktidarı döneminde de eğitimin dinselleştirilmesi yönünde adımlar atılıyor. Eğitimin dinselleştirilmesi bizi bekleyen çok büyük bir tehlike” dedi.

    Eğitim aslında çok temel bir yurttaşlık hakkı ve kamusal bir hizmet olması gerekirken hızla özelleştirilip, piyasalaştırılırken bir yandan da içerik olarak dinselleştiriliyor. Türkiye’de şu anda piyasa ve dinin bir arada olduğu bir eğitim sistemiyle karşı karşıyayız. Alevi veya seküler veliler bu dayatmadan kaçınmak için çok yüksek ücretler ödeyerek laik eğitim veren kurumlar arıyorlar. Bu duruma karşı hep birlikte sesimizi yükseltmek zorundayız. Yıllardır laik eğitim diye bağırıyoruz ve bundan sonra da bağırmaya devam edeceğiz galiba. Zorunlu din dersleri ve okullara imam atanması gibi uygulamalara karşı sadece Alevilerin değil tüm yurttaşların ses çıkarması gerekiyor. Bu sorun sadece Alevilerin sorunu değil, hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Koç: Seküler yaşama kim inanıyorsa 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz – VİDEO

    Koç: Seküler yaşama kim inanıyorsa 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz – VİDEO

    PİRHA – Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, 10 Aralık’ta yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine katılım çağrısı yaparak “Laikliğe kim inanıyorsa, seküler yaşama kim inanıyorsa, çocuğunun gelecekteki yaşamının daha iyi olmasını kim  istiyorsa 10 Aralık’ta saat 14.00’te Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge büyük katılım olması için çağrılar sürüyor.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge dair çalışmalardan bahsederek katılım çağrısı yaptı.

    “SON HAFTA YAPILAN ÇALIŞMALAR HAFIZALARDA KALMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ”

    Koç, bütün yöre dernekleri, köy dernekleri, laikliği savunan, Türkiye’de demokrasiyi savunan tüm toplumların temsilcileriyle miting için bir araya geldiklerini söyleyerek, “Bu Türkiye’de sadece Alevi örgütlerinin sorunu değil Türkiye’de laikliği savunan, demokrasiyi savunan, seküler yaşamı savunan, insan haklarını savunan tüm toplumun talebinin bir arada karşılanması gereken bir miting olduğuna inandığımız için bu çalışmaların bir kısmını böyle sürdürürken tabii ki hem yazılı hem görsel medyada çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

    Koç, mitingten bir hafta önce İstanbul’da belediyelere ait bilbordlarda, afişlerle, brandalarla, el broşürleriyle çağrı yapacaklarını ifade ederek son haftada yapılan çalışmaların mitinge katılım açısından önemli olduğunu da kaydetti.

    Koç, “Katılım için elimizden geleni yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Son gün de bunu çok iyi bir kalabalıkla taçlandıracağımızı düşünüyoruz” diye konuştu.

    “KADIKÖY MEYDANI’NA TÜM İNSANLARIMIZI BEKLİYORUZ”

    Koç, miting çağrısını ise şöyle dile getirdi:

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü senesi. Yüz yıllık Cumhuriyetimizden geriye dönüş, geriye adımın hiçbir şekilde olmayacağını düşündüğümüz için bugün Cumhuriyet değerlerine kim inanıyorsa, laikliğe kim inanıyorsa, seküler yaşama kim inanıyorsa, çocuğunun gelecekteki yaşamının daha iyi olmasını kim istiyorsa 10 Aralık’ta saat 14.00’te Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz.”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘Alevi Basın Odası’ çalışmalarına başladı!

    ‘Alevi Basın Odası’ çalışmalarına başladı!

    PİRHA – Alevi örgütlerinin ortaklaşarak kurduğu ‘Alevi Basın Odası’ faaliyetlerine başladı. 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge dair çalışmalara başlayan ekip, birçok materyali sunuma hazır hale getirdi. 

    Alevi kurumlarının genel başkanları ile medya mensupları arasında 20 Kasım’da yapılan toplantının ardından yeni bir gelişme yaşandı. Alevi kurumları ortaklaşarak Alevi Basın Odası’nı kurduklarını duyurdu.

    Ekip ilk iş olarak 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine yönelik çalışmalarına başladı.

    ÇOK SAYIDA BASIN ÇALIŞANI İLE ORTAK ÇALIŞMA!

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı olan Aydın Deniz, konu hakkında PİRHA‘ya bilgi verdi. Deniz, “Alevi kurumları adına artık daha kurumsal olsun diye bir basın komisyonu oluşturduk. Bu ekip içerisinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden, Alevi Kültür Derneği’nden, Alevi Dernekleri Federasyonu ve Avrupa örgütlerinden de gazeteci arkadaşlar var. Aslında bu çalışmayı Alevi örgütleri olarak ortaklaştırdık” diye belirtti.

    10 ARALIK’TAKİ MİTİNGE ODAKLANILDI!

    Çalışma yöntemleri hakkında da bilgi veren Aydın Deniz, ilk olarak 10 Aralık’ta İstanbul’da yapacakları mitinge odaklandıklarını söyledi. Aydın Deniz, “10 Aralık mitingiyle ilgili tüm sosyal medya, basın ile iletişim kurma, randevuların alınması, sosyal medyada görünürlüklerin arttırılması gibi; pankartlar, afişler el ilanlarının dizaynı, yazılımı yani her şeyini bu basın odası üstleniyor” diye de ekledi.

    Aydın Deniz, Alevi kurumlarının yanı sıra basın kuruluşlarında yer alan birçok gazetecinin de Alevi Basın Odası’nda yer aldığını söyledi. Deniz, 10 Aralık’taki mitinge yönelik birçok hazırlık yaptıklarını da belirtti. Afiş çalışmalarının tamamlandığı bilgisini veren Deniz, “Şimdi ise teaserlar hazırlanacak. Sonrasında medya kuruluşlarını tek tek ziyaret edip hazırladığımız dijital çalışmaları vereceğiz. Haberlerin çoğaltılması adına görüşler sağlayacağız” dedi.

    Alevi Basın Odası, sosyal medya hesaplarını da duyurdu. Alevi kamuoyunu ilgilendiren konularla ilgili paylaşımların yapılacağı hesaplar şu şekilde:

    🚩 TWITTER (X)

    https://x.com/alevibasin/status/1726863166699896842?s=46&t=laAA2QUZIv2dI2WqWOXKRA

    🚩 INSTAGRAM

    https://www.instagram.com/p/Cz5lvrJItIx/?igshid=MzRlODBiNWFlZA==

    🚩 FACEBOOK

    https://www.facebook.com/100078410200996/posts/pfbid02CmGs55sMuZzg6AtcFZXNFW8E4RJnPTyn2jgBVRpSp6cj2s65oeNXnzrV5dZLVdTul/?d=n&mibextid=WC7FNe

    Eren GÜVEN/PİRHA

  • Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    PİRHA- KCDP ve Kadın Meclisleri’nin çağrısıyla Kartal’da Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü düzenlendi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri, İstanbul Kartal’da miting düzenledi. “Laiklik ve özgürlük” şiarıyla bir araya gelen kadınlar, “Anayasal işleyişe ve Medeni Kanun’a el uzatanlara, ÇEDES’e ve karma eğitim düşmanlarına karşı yürüyoruz” diyerek alana girdi.

    Yüzlerce kadın Eskişehir, İzmir, Ankara, Bursa ve çevre illerden kalkan otobüslerle İstanbul’a gelerek mitinge katılım gösterdi. Kadınlar sık sık, “Patriyarka mezara, yaşasın kadınlar”,  “Zeren’e sözümüz, hesap soracağız”, “Hayatıma, hakkıma, kıyafetime karışma” sloganları attı.

    “KÜRT HALKI VE ALEVİLER İÇİN DE VARIZ”

    KCDP Sekreteri Fidan Ataselim, “Yarım olan biz miyiz onların akılları mı?” diye sorarak konuşmasına başladı. Ataselim, “Kadınlar sadece kadınlar için değil LGBTQ+’lar, çocuklar, Kürt halkı ve Aleviler için de varız. Sevgili arkadaşlarım, yürüyüşe çağrı yaparken de çokça meselelerden bahsettik; kadınlar her gün öldürülmeye devam ediyor. ‘Saat kaçmış, neredeymiş, ne içmiş, sevgilisi miymiş?’ Bütün bu söylemler ile öldürülen kadınların anılanlarına dahi saygı duymuyorlar. Öldürülen kadınların yakınları da var burada bizimle. O ‘balkondan düştü’ denilen kadınların aileleri var. Arkadaşlar, biz yaşam mücadelesi verirken, yaşama tutunmaya çalışırken tıpkı söyledikleri gibi bize sesleniyorlar. Mutlaka bir şey yapmıştır diyorlar” dedi.

    Ataselim, “ÇEDES protokolüne, zorunlu din derslerine ve niteliksiz eğitime dikkat çekerek, “Tek adamı da, siyasi iktidarı da, yobazları da söz olsun ki durduracağız” vurgusu yaptı.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL