Etiket: londra

  • İAKM ve Cemevi’nde Koçgiri Katliamı anması ve panel düzenlendi-VİDEO

    İAKM ve Cemevi’nde Koçgiri Katliamı anması ve panel düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-İAKM ve Cemevi’nin düzenlediği Koçgiri Katliamı anmasında yazar Gültekin Uçar, Koçgiri Katliamı’nın öncesi, katliam süreci ve günümüze yansımalarına dair değerlendirmede bulunurken, sanatçı Mustafa Yeşilyurt da, ağıt ve şarkılarını katliamda yaşamını yitirenlere adadı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Koçgiri Katliamı anması ve ‘Tarih, İnanç, Kimlik ve 101. Yılında Koçgiri Katliamı’ konulu panel yapıldı.

    Dr. Ali Kemal’in moderatörlüğünde, sanatçı Mustafa Yeşilyurt ve yazar Gültekin Uçar’ın konuşmacı olarak katıldığı panel öncesi, Koçgiri Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına Yadigar Aslan Ana gülbeng okudu ve delil uyandırdı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi eşit başkanı Filiz Koç, 101’inci yılında Koçgiri Katliamı’nı unutmadıklarını belirtti.

    Anmanın ardından yapılan panelde konuşan yazar Gültekin Uçar, tarih ve tarihte yaşanan katliamı konuşurken kavramların öncelikle ele alınması gerektiğinin altını çizerek, “Kendi dilimizi ve inancımızı sürdürmemiz lazım. Bu da örgütsüz ve kurumsuz olmaz” diyerek, Koçgiri Katliamı’nın öncesi, katliam süreci ve günümüze yansımalarına dair değerlendirmede bulundu.

    Panel sanatçı Mustafa Yeşilyurt’un söylediği ağıt ve şarkılarla son buldu.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için Londra’da taziye düzenlendi-VİDEO

    Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için Londra’da taziye düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-3 Şubat 2022’de Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için Londra’da taziye düzenlendi. Kardeşi Mehmet Yüksel dede yaptığı konuşmada, “Bir kardeşin yitirilmesi elbette büyük bir acı. Çünkü aynı karından dünyaya geliyorsunuz. Aynı kanda can buluyorsunuz ve hayatınız boyunca belki sığınacağız bir liman oluyor” dedi.

    3 Şubat’ta Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için İngiltere’nin Londra şehrinde taziye düzenlendi. Alxas Kom’da yapılan taziyeye Tilkililer (Rivan) Alxaslılar, El-kom, Kırkısraklılar, Göksünlüler ve Kürecikliler dernekleri ev sahipliği yaptı.

    Taziyeye araştırmacı yazar Abbas Tan, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) eşit başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç,  BAF eski başkanı İsrafil Erbil, Enfield Alevi Kültür Merkezi eşit başkanı Hasan Gül, Haringey eski belediye başkanı Aligül Özbek ile yazar Ahmet Güven ve çok sayıda Sinemilli Ocağı talipleri katıldı.

    “BİR KARDEŞİN YİTİRİLMESİ BÜYÜK BİR ACI”

    Taziyede Pir Mehmet Yüksel abisi İbrahim Yüksel’i anlatan kısa bir konuşma yaptı. İbrahim dedeyi herkesin yakinen tanıdığını, Elbistan’da uzun bir süre kalarak, toplumuyla bir arada bir çok şey yaptığını söyleyen Mehmet Yüksel, şöyle konuştu:

    “Elbistan toplumu onu çok seviyordu. Bir kardeşin yitirilmesi elbette büyük bir acı. Çünkü aynı karından dünyaya geliyorsunuz. Aynı kanda can buluyorsunuz ve hayatınız boyunca belki sığınacağız bir liman oluyor. Duygunuzu paylaşacağınız bir sırdaş dost oluyor İbrahim gerçekten öyleydi. Maalesef o kadarmış menzili ömrü. Hak katında rahmet eylesin.”

    TABAK: BİR GÜN ARDINDAN KONUŞACAĞIMI HİÇ TAHMİN ETMİYORDUM

    Pir Mehmet Yüksel daha sonra lokmaların gülbengini verdi. Elif Tabak da kısa bir konuşma yaptı. 2020 yılında Kantarma Köyü’nde çekimlere gittiğinde Mehmet Yüksel’in ailesini ziyaret ettiğini belirten Tabak, “O kutsal topraklara gidip, Yüksel ailesine mihman olmak, eşiğe yüz sürmek ve o an onlarla olmak ne kadar güzel duygular yaşattıysa bugün onları kaybetmek bir o kadar acı veriyor. Hatice Ana ve İbrahim dedenin program için çekimlerini yaparken bir gün onların ardından konuşacağımı hiç tahmin etmiyordum.

    Veyis dedenin kızı sevgili Gülcihan, İbrahim dedenin rahmetli eşiydi. Hatice Ana ve Pir Mehmet Mustafa’nın ne kadar itikatlı olduğunu bilmesine rağmen bir gün Hatice Anayı sınamak ister. İki canlıyken yolda giderler Hatice Ana’ya derki canım ağaçtaki meyveyi istiyor bana koparır mısın? Hatice Ana “kızım biz ocağız, bu ağacın sahibini bulalım rızalığını alalım öyle meyveyi koparabilirim” der. Gülcan diretir “Ben iki canlıyım benim göz hakkım yok mu?” der. Ne yaptıysa da Hatice Anaya o ağaçtaki meyveyi rızalık almadan kopartamaz. Gülcan eşiti İbrahim ile öyle bir sevgileri ve paylaşımcı yaşamları vardı ki bir günlük ömrü varsa İbrahim’in olsun isterdi.

    Gülcihan kızı dünyaya gelmiş çok bitkin eşiti İbrahim onları sabahlara kadar bekler, yavruları uyanıp ağlayınca anneyi uyandırmadan sütünü emmesini sağlar. Bu paylaşımcı hayatları maalesef çok sürmez. Sevgili Gülcihan Hakk’a yürür. Evet canlar, İbrahim dedem Hakk’a yürüyünce dedim ki keşke Hatice Ana ve Sevgili Gülcihan İbrahim dedemi bu kadar sevmeseydiler” ifadelerini kullandı.

    Taziyede gelen lokmalar pay edildi. Ardından İbrahim Yüksel dedenin Tv10 ve Can TV’de katıldığı programlarda hazırlanmış slayt gösteri izlendi.

    Elif TABAK/ LONDRA

    İLGİLİ HABERLER:

    >Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Hakk’a uğurlandı-VİDEO

  • Türkiyeli yöre dernekleri Londra’da bir araya geldi

    Türkiyeli yöre dernekleri Londra’da bir araya geldi

    PİRHA-İngiltere’nin Londra kentinde düzenlenen etkinlikte bir araya gelen Maraş, Kayseri, Malatya yöre dernekleri Hızır ayı vesilesiyle lokmalarını pay etti. Hızır ayına ilişkin sohbetler gerçekleştirildi.

    Elbistanlılar Dayanışma Derneği, Kırkısraklılar Dayanışma Merkezi, Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği, Göksünlüler Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği, Tilkiler Toplum Merkezi ile Alxaslılar Dayanışma ve Kültür Derneği, İngiltere’nin Londra kentinde bir araya geldi.

    Köy ve yöre derneklerinin organize ettiği etkinlikte yazar Ahmet Güven kurumlar adına bir konuşma yaparken, Hızır’ın Alevi toplumunun yaşamındaki yeri ve anlamına dair bilgiler verdi. Ali Köroğlu ise bölgeyi yaşamını anlatan tiyatro gösterisi gerçekleştirdi. Ozan Figani, Yusuf Yazgılı ile Koma Sersi klamlarını dillendirdi. Etkinlik kapsamında lokmalar da pay edildi.

    PİRHA / LONDRA

  • Londra’da Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi Katliamı protesto edildi-VİDEO

    Londra’da Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi Katliamı protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- İngiltere’nin Başkenti Londra’da Maraş, Roboski ve 19 Aralık katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı. Anmada Maraş Katliamı’nın üzerinden 43 yıl geçmesine karşın ne adalet sağlandı ne de yüzleşme” denilerek, katliamların hesabını sorana kadar mücadele edileceğine işaret edildi.

    43 yıl önce Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler birçok kentte anılmaya devam ediyor. ‘İnsanlık suçu’ olan Maraş Katliamı’nı gerçekleştirenlerin hesap vermesi için talepler de büyüyor.

    İngiltere’nin Londra’daki gurbetçi yurttaşlar, 43’üncü yılında Maraş Katliamı’nı, 21’inci yılında Cezaevleri Katliamı, 10’uncu yılında Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak, hesabının verilmesini istedi.

    Anmaya, Maraş Katliamı’nın mağdurları ve tanıkları Nevruz ve Mustafa Duman, Elif Tabak, Dilek Boz, Güllü Bayır, Cemal Top anmada hazır bulunurken, DGB birleşeni olan Londra Tilkililer Dayanışma Derneği, Londra Kürecikliler Dayanışma Derneği, Londra Kırkısraklılar Kültür ve Dayanışma  Derneği, Alxas Kom, Elkom, BAF eşit başkanları ve Kürt Halk Meclisi sözcülerinin yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.

    Demokratik Güç Birliği (DGB) ve İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) ve Cemevi’nin düzenlediği anmanın açılış konuşmasını Günseli Erdoğan yaparken, Yadigar Aslan Ana gülbeng okudu ve delil uyandırdı.

    Ardından İAKM ve Cemevinin eşit başkanları Filiz Koç ve İbrahim Has, Maraş, Roboski ve 19 Aralık cezaevi katliamına dair değerlendirmede bulunarak, ‘Katliamların ortak özelliği sindirme, yıldırma, yok sayma ve sonrasında yeni bir siyasal sürece girilmesidir. Katliamın üzerinden 43 yıl geçmesine karşın hafızalarda silinmesine rağmen, ne adalet sağlandı ne de yüzleşme” dedi.

    Demokratik Güç Birliği adına konuşan İsrafil Erbil ise, Maraş Katliamı’nın geçen süreye karşın yüzleşmenin gerçekleşmediğini belirterek, “Öldürmeye odaklanmış sistemlere karşı yaşamayı ve yaşatmayı seçenler olarak katliamda yaşamını yitirenleri unutmuyoruz ve unutmayacağız. Yıllarca Maraş’a girişimiz valilik tarafından engellenmeye çalışıldı ve hala yasaklamaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    Çevrimiçi üzerinden anmaya katılan Araştırmacı-Yazar Aziz Tunç, Avukat Seyid Sönmez, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Eş Başkanı Ferhat Encü ve insan hakları aktivisti Gülizar Tuncer katliamların süreciyle ilgili birer konuşma yaptılar.

    HDP’nin eski Milletvekili  Osman Baydemir de, Maraş, Roboski ve cezaevlerinde yaşanan katliamların amacının insansızlaştırma ve yurtsuzlaştırma olduğunu ifade ederek, bu politikanın bir araya gelerek boşa çıkartılması çağrısında bulundu.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Britanya Alevi Federasyonu 5. olağan kurulunu gerçekleştirdi-VİDEO

    Britanya Alevi Federasyonu 5. olağan kurulunu gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ‘Aleviler Vardır, Alevilik Haktır’ şiarıyla 5’inci olağan kurulunu gerçekleştirdi.

    Video eklenecek…

    BAF’ın kendi yerleşkesinde düzenlenen olağan kurulun açılış konuşmasını BAF başkanı İsrafil Erbil yaptı. Erbil, “Belki her şehirde dört duvarı olan bir cemevi yaratamayabiliriz. Bizim bir devletimiz ve sermayemiz yok. Birbirimizin lokmalarıyla ayakta kalmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından 5. dönem yönetim listesi belli oldu.

    Elif TABAK / LONDRA

  • Londra’da yüzlerce kadın erkek şiddetini protesto etti-VİDEO

    Londra’da yüzlerce kadın erkek şiddetini protesto etti-VİDEO

    PİRHA- Londra’da, One Million Women Rise Kadın Hareketi’nin çağrısıyla yüzlerce kadın yürüyüş düzenledi. Eylemde yapılan açıklamada kadınların birlikte mücadele etmesine vurgu yapıldı.

    ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde birçok ülkede olduğu gibi Londra’da da kadınlar alanlardaydı. One Million Women Rise Kadın Hareketi’nin çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kadın yürüyüş düzenledi.

    Londra Kadın Dayanışma Platformu’nda yer alan kadınların da katıldığı eylem, geçen sene pandemiden dolayı iptal edilmişti. Bu yıl pandemi koşullarının rahatlaması nedeniyle birçok kurum ve onlarca kadın katıldı.

    Londra merkezinde toplanan kadınlar, ‘Kendi renginizle, dilinizle, dansınızla ve müziğinizle eyleme omuz verin. Başka kadına uygulanan şiddeti kendinize yapılmış olarak hissedin ve kız kardeşlerinize karşı duyarlı olun’ dediler.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • Londra Kadın Dayanışması Platformu: Kadınlar örgütlü gücünü büyütüyor-VİDEO

    Londra Kadın Dayanışması Platformu: Kadınlar örgütlü gücünü büyütüyor-VİDEO

    PİRHA-Londra Kadın Dayanışması Platformu, yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Kadına yönelik şiddetin herhangi bir coğrafya ile sınırlı olmadığının belirtildiği açıklamada, “Kadınlar, dünyanın dört bir yanında kadın cinayetlerine, her türden şiddete, hak gasplarına ve savaş politikalarına karşı örgütlü güçlerini büyüterek mücadeleye devam ediyorlar” ifadeleri kullanıldı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü yaklaşırken, İngiltere’nin Londra şehrinde Londra Kadın Dayanışması Platformu bir basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı Gül Çiftçi okudu. Kadına yönelik şiddetle mücadele gününün 25 Kasım olarak belirlemesinde etken olan olayın hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET COĞRAFYA İLE SINIRLI DEĞİL”

    “Şiddete karşı birlikte mücadeleye devam edeceğiz. 25 Kasım; Mirabal Kardeşler olarak bilinen Patria, Minerva ve María Teresa; adlı 3 kız kardeşin, Dominik Cumhuriyeti’nde iktidardaki Trijillo diktatörlüğüne karşı isyanı örgütledikleri için, devletin kolluk güçleri tarafından önce tecavüz edilip sonra katledildikleri günün adıdır. Ama kadın mücadelesinin diktatörler devirdiğinin kanıtıdır da aynı zamanda.

    Mevcut kapitalist, ataerkil aklın oluşturduğu sistemde, kadına yönelik şiddet, herhangi bir coğrafya ile sınırlı değil. Kadın katliamları, şiddet, hak ihlalleri oransal olarak değişiklikler gösterse de ülke, bölge ayrımı olmaksızın yükselerek devam ediyor.

    Dünyada her gün 137 kadın kendi ailelerinden biri veya eski partneri tarafından kadın oldukları için öldürülüyor. İngiltere’de sene başından bu yana 100 den fazla, Almanya’da 103, Fransa’ da 95, İtalya’da 75, İsviçre’de 24, Avusturya’da 22, Belçika’da 17 kadın katledildi.”

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN GEREKLERİNİ UYGULAMADILAR”

    Covid-19 pandemisinin başlangıcıyla ilk olarak kadın haklarına yönelik saldırıların arttığına değinildi.

    Kadınların çalışma koşulları ve aldığı ücretin eşitsizliğine dikkat çekilen açıklamada, “Yaşadığımız Avrupa coğrafyalarında yarı zamanlı, esnek ve evden çalışma, daha çok kadınlar üzerinden yaygınlaştırılarak kadınların yükü arttırılırken, cinsiyetler arası ücret farkı yükseldi. Katılaşan geleneksel rol modellerine yükselen enflasyon da eklenince, kadınlar üzerindeki yük çok daha fazla arttı. Avrupa’da da kadınlar daha fazla yoksullaştı, kadına yönelik her türden şiddet yükseldi. Buna rağmen, imzacı ülkeler, İstanbul sözleşmesinin gereklerini uygulamadılar, hatta Polonya, Macaristan ve Slovakya’da olduğu gibi tartışmalı hale getirilirken, Türkiye sözleşmeden çekildi. Oysa Türkiye ‘de durum daha da vahim, sene başından bu yana 290 kadın katledildi. Ortadoğu ve Afrika gibi savaş ortamlarında yüzbinlerce kadın, yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalırken, göç yollarında her türlü şiddete maruz kalıp, yaşamlarını yitirdiler. Geldikleri Avrupa ülkelerinde ise tutuldukları insanlık dışı kamplarda, şiddetin her türlüsünü yaşıyorlar. Genç işgücü açığı, mültecilerden seçilen kalifiye elemanlarla (çoğu kadın) ucuz işgücü olarak çözülüyor” ifadeleri kullanıldı.

    “AFGANİSTANLI KADINLAR, KADIN DÜŞMANI TALİBAN’A KARŞI MÜCADELEYİ SÜRDÜRÜYORLAR”

    Taliban’ın, Afganistan’daki uygulamalarına da değinen Londra Kadın Dayanışması Platformu, son olarak şunları kaydetti:

    “Taliban, Afganistan’da öğretmen, doktor, sanatçı, sporcu kadınları katletti ve katletmeye devam ediyor. Okullar kız çocuklarına kapatıldı. Dünya, Afganistanlı kadınların sesini duymadı, duymak istemedi. Ama Afganistanlı kadınlar, kadın düşmanı Taliban’a karşı mücadeleyi sürdürüyorlar. Dünya Afrin’deki kadınların sesini de duymadı, Türk devleti ve çetelerin uyguladığı vahşette Afrin’de her gün kadınlar kaçırılıyor, tecavüz edilip öldürülüyor, zorla göç ettiriliyor.

    Bu gerçekliklere inat, kadın mücadelesi sınırları aşarak, ilham kaynağı olmaya devam ediyor. COVID 19’un yarattığı koşullara rağmen, kadın mücadelesi tüm dünyada umut verici boyutlara ulaştı. Kadınlar, dünyanın dört bir yanında kadın cinayetlerine, her türden şiddete, hak gasplarına ve savaş politikalarına karşı örgütlü güçlerini büyüterek mücadeleye devam ediyorlar.

    Londra Kadın Dayanışma Platformu olarak bizler de, birbirimizden güç alarak, deneyimlerimizi paylaşarak kadına yönelik her türden şiddete karşı mücadelemizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Afrin ve Afganistan’daki kadınlar gibi dünyaya seslerini duyuramayan kadınların sesi olmaya devam edeceğiz. Biz kadınlar, özgürlük arayışçısıyız. Özgürlüğümüzü elde edinceye kadar mücadelemiz sürecek.”

    Elif TABAK / LONDRA

  • Hakikat-Şeyh Bedreddin filminin Londra galası yoğun ilgi gördü-VİDEO

    Hakikat-Şeyh Bedreddin filminin Londra galası yoğun ilgi gördü-VİDEO

    PİRHA- Şeyh Bedreddin’in ve yol arkadaşları Börklüce Mustafa, Torlak Kemal’in hayatını konu alan ‘Hakikat: Şeyh Bedrettin’ filminin galası Londra’da yoğun ilgiyle karşılandı.

    Şeyh Bedreddin’in hayatını konu alan ve 8 Ekim’de vizyona giren“Hakikat-Şeyh Bedreddin” filminin galası Londra’da gerçekleşti.

    Cineworld Enfield’de yapılan galaya CHP’nin eski milletvekili Mehmet Tüm, Alevi kurumları, filmin oyuncalarından Bülent Emre Parlak, yapımcı Meryem Doğan ve çok sayıda kişi katıldı.

    “FİLMİN İCRA EDİLMESİ ZORLU BİR SÜREÇTİ”

    PİRHA’ya konuşan filmin oyuncalarından Bülent Emre Parlak, filmin icra edilmesinin zorlu bir süreç olduğunu belirterek, “Galalar birçok şehirde çok yoğun geçti. Sinema sanatının icra ediliş biçimiyle her anlamda zorlu bir süreçti. Bununla ilgili üçüncü bir yol denemek istedik. Bu film dört sene süren bir çalışmanın ürünüdür ve insanlarımıza bir armağan ile geldik. Filmler ilgi gördükleri sürece yaşayabilirler ve kendilerinden sonra gelecek hikayelere ön ayak olurlar. Hakikat gibi filmlerin daha çok olması için seyircilerin yalnız bırakmaması gerekiyor” diye konuştu.

    “BEDREDDİN YAŞIYOR AMA ONU ASANLAR HATIRLANMIYOR”

    Kolektif bir emeğin ürünü olan filme herkesin ilgi göstermesi çağrısında bulunan CHP eski Milletvekili Mehmet Tüm ise, “Filme gerçekten çok büyük bir emek verildi. Emek ve destek veren tüm kurumlara teşekkür ediyorum. 14. yüzyıldan bu yana bu topraklarda çok şeyin değişmediğini görüyoruz. Baskı, zulüm değişik biçimlerde devam ediyor. Bu topraklarda ne zaman zulme karşı bir başkaldırı olduysa çok acımasız bir şekilde bastırdıklarını gördük. Bunlara karşı da mücadele bitmeden devam ediyor. Bedreddin bugün canlı yaşıyor ama Bedreddin’i asanları kimse hatırlamıyor. Mücadele veren, zalime karşı duran bu değerlere sahip çıkacağız” dedi.

    “ŞEYH BEDRETTİN ALEVİLERDE ÖNEMLİ BİR YER TEŞKİL EDİYOR”

    Weastminster Üniversitesi’nden Dr. Ümit Çetin ise Şeyh Bedreddin’in Alevilerin hafızasında önemli bir yere sahip olduğuna vurgu yaparak, “Şeyh Bedrettin hikayesi Alevilerin hafızasında önemli bir yer teşkil ediyor. Salondaki atmosferde de bunu hissedebildik. Aleviler bu filmi kendilerinden bir ses gibi gördü. Filmin, Alevi felsefesinin hikayesini taşıyan özelliği var” ifadelerini kullandı.

    “HALKLAR VE İNANÇLARA YÖNELİK KATLİAM POLİTİKASI DEVAM EDİYOR”

    Filmi izlemeye gelen İsmail İncedal da, halklar ve inançlar üzerindeki katliam politikalarının devam ettiğini dile getirerek, O dönemin feodalitesine karşı Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa ve yoldaşları büyük bir mücadele veriyor. Osmanlı ekilen ürünün dörtte birine köylüye veriyor. Şeyh Bedrettin ise eşitlikçiliği savunuyor. O günkü zulüm bugün hala devam etmektedir. Devlet politikası ile Kürtler, Aleviler, Ermeniler şahsında halklar ve inançlar soykırımlara uğramıştır. İnsanların hak, hukuk ve adalet araması noktasına birleşik bir mücadeleye ihtiyaç vardır” şeklinde konuştu.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Rengin Kadın Korosu Londra’da ilk konserini gerçekleştirdi-VİDEO

    Rengin Kadın Korosu Londra’da ilk konserini gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Pandemi sürecinde 37 kadından oluşan Rengin Kadın Korosu Londra’da Millfield Tiyatro salonunda dinleyicileriyle buluştu. Koro şefi Zuhal Yıldırım Gök, “Bu ilk tecrübemizdi. Gayet başarılı atlattığınızı düşünüyorum. Kendi ülkemizdeki konserlerle buradaki konserlerin arasında büyük bir fark yok. Yani aynı toprakların insanıyız çünkü. Heyecan fazlaydı” diye konuştu.

    Londra’da Covid-19 kısıtlamaları nedeniyle herkesin eve kapandığı karantina döneminde Göçmen İsçiler Derneği (Gik-Der) ve Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) öncülüğünde bir kadın korosu oluşturuldu.

    37 kadından oluşan Rengin Kadın Korosu 4 Temmuz Pazar günü Londra’da Millfield Tiyatro salonunda dinleyicileriyle buluştu. Pandemiden dolayı salonda mesafeli oturan dinleyiciler Rengin Kadın Korosu’nu ayakta alkışladılar. Zorunluluktan dolayı mesafeli oturulduğu için konser iki oturum olarak saat 14:00 ve 18:00 arasında yapıldı.

    “İLK TECRÜBEMİZDİ AMA BAŞARILIYDIK” 

    Rengin Kadın Korusu şefi Zuhal Yıldırım Gök konser sonrası yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Çok heyecan vericiydi. Bu ülkeyi tanımadığım için nasıl tepkiler ile karşılaşacağımı bilmiyordum. Çok hesap edemiyordum ama çok güzel bir atmosfer oldu. Benim için bazı zorlukları vardı tabii. Teknikteki arkadaşlarla bile aynı dili konuşmadığımız için biraz amatörlüklerimiz oldu, zorluklarımız oldu bu konuda. Ama gelenler çok mutluydu. Bize de çok güzel cümleler kurdular. Bu ilk tecrübemizdi. Gayet başarılı atlattığınızı düşünüyorum. Eğlenceliydi, en azından büyük bir mutlulukla söyledik şarkılarımızı salondaki arkadaşlarımızla dostlarımızla birlikte. Onları da mutlu gördük, Bundan sonra daha güzel olacak bence. Kendi ülkemizdeki konserlerle buradaki konserlerin arasında büyük bir fark yok. Yani aynı toprakların insanıyız çünkü. Bundan dolayı belki özlemden dolayı ya da ilk kez bu tarz bir kadın korosuyla karşılaştıkları için coşku biraz daha fazlaydı, heyecan biraz daha yüksekti diyebilirim. Bu açılardan farklıydı sadece yoksa bir farklılık yok. Aynı toprakların insanlarıyız, aynı türküleri dinliyoruz, aynı türkülere hüzünleniyoruz, aynı türkülerle coşku duyuyoruz.”

    “ÇOK GÜZEL OLMUŞ, KADIN ELİ DEĞDİĞİ BELLİ OLUYOR”

    Kürt Alevi, Enfield Belediye Başkanı Sabri Özaydın ise şunları ifade etti:

    “O kadar çok emek vererek çalışmışlar ki bütün konser boyunca sanki bir kişi söylüyor gibi geldi bana. O kadar senkronize olmuşlar ki müzikle beraber o ses uyumu o kadar güzeldi ki ben arkadaşlarımızın profesyonel müzisyen olmamalarına rağmen çok başarılı olduklarını düşünüyorum. O kadar çalışmışlar ki belki yapacak daha güzel işleri olmadığı için pandemi sürecinin kötü olmasına rağmen böyle güzel şeyler çıkarabilmişler. Hepsinin tek tek emeklerine sağlık, yüreklerine sağlık. Hocaları o kadar güzel çalıştırmış ki o hocaya da çok çok teşekkür ederim. Bir kadın eli değdiği çok belli oluyor. Gerçekten güzel oluyor. Bu güzellikleri arttırmak gerek, bu güzellikleri çoğaltmak gerek. Çevremizde, hayatımızda daha fazla görmemiz gerekiyor.”

    “SOSYALİST KADINLAR OLARAK BU KONSERLERİ DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) Londra temsilcisi Helin Peköz ise duygu ve düşüncelerini şu şekilde aktardı:

    “Çok güzel ve duygulu 40 tane kadın müzisyene buradan teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 40 kadın artı müzisyen arkadaşlarımız birleştiler ve çok güzel bir etkinlik çıkardılar. Bugün bunun sonuçlarını aldık. Dinleyenlerden çok güzel tepkiler aldık. Müzik insanı tedavi eder. Biz pandemi sürecinde 40’tan fazla kadınla buluştuk. Şöyle bir çağrımız oldu pandemi sürecinde eve kapanın dediler ama hiçbir güvenliğimiz alınmadı. Biz de hemen eğitim çalışmalarımızı başlattık. Online olarak yaptık. Haftanın üç günü kadınlarla, terapistler ile birlikte çalışmalar devam etti. Daha sonra Zuhal Hocanın Londra’ya gelişini duyar duymaz kadınlara bir çağrı yaptık ve bir kadın korosu oluşturalım dedik. Biz biliyoruz ki müzik insanı iyileştirir. Kadınlara bir kanal açmaya çalıştık. Ev emekçisi kadınlar bu çalışmaya katıldı, akademisyenler katıldı, gazeteci kadınlarımız katıldı, müzisyen kadınlarımız katıldı ve birlik olduk, bir ses olduk. Bugün bunun sonucunu aldık. Şaka gibiydi gerçekleşti. Çok güzeldi. Çok mutluyuz. İlk çalışmamızdı. Sosyalist kadınlar olarak da bunu devam ettireceğiz. Yeter ki kadınlara ses verelim güçler verelim. Kız kardeş olalım diyorum.”

    Elif TABAK/LONDRA

  • Londra’da kadınlardan İstanbul Sözleşmesi eylemi: Sözleşme geri gelecek-VİDEO

    Londra’da kadınlardan İstanbul Sözleşmesi eylemi: Sözleşme geri gelecek-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek. Kadınlar da sokağa çıkarak eylemler yapıyor. Londra’da yaşayan kadınlardan destek geldi. Londra Kadın Dayanışması Platformu, başbakanlık binası önünde bir basın açıklaması yaparak, “Asla diz çökmeyeceğiz ve İstanbul Sözleşmesi geri gelecek” dedi. 

    Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalandı.

    Ancak Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek. Kadın hareketi, çekilme kararının hukuksuz olacağı gerekçesiyle sözleşmenin uygulanması için mücadelesini yürütüyor.

    İstanbul Sözleşmesi için Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’da da kadınlar eylemlerini sürdürüyor.

    Londra Kadın Dayanışması Platformu, başbakanlık binası önünde bir basın açıklaması yaptı.

    Çok sayıda kadın örgütünün katıldığı eylemde basın açıklamasını Kürt Kadın İnisiyatifi’nden Besime Başar okudu.

    Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi; 2011 yılında İstanbul’da ülkelerin imzasına açıldı ve Türkiye ilk imzalayan ülke oldu. Ancak 19/20 Mart’ta gece yarısı, “aile kavramına zarar veriyor” gerekçesiyle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla “feshedildi”. Avrupa Konseyi’ne yapılan bildirimden itibaren üç aylık süre 1 Temmuz’da dolduğunda, Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen ilk ülke olacak” hatırlatması yapıldı.

    “KADIN MÜCADELESİNİ BİTİRECEĞİNİ SANAN ZAVALLI ZİHNİYET”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Geceyarısı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesini fesh ettiğini açıklayan zihniyet, halklara savaşı, açlığı, yoksulluğu bir kader gibi dayatmaya ve bunun üzerinden iktidarını devam ettirmeye çalışan zihniyetin kendisidir.
    Kürt halkına yönelik inkâr ve imha politikaları eşliğinde bir kez daha Maxmur, Şengal, Medya savunma alanları ve Rojava’ya dönük saldırılarla, HDP’yi kapatma, yöneticilerine siyaseti yasaklama tehditleri ve tutuklamalarla Kürt halkının mücadelesini bitirebileceğini sanan zihniyet, İstanbul Sözleşmesi’ni fesh ederek kadınların mücadelesini bitirebileceğini sanan zavallı zihniyetin kendisidir. Bu karanlık zihniyet en çok da başta kadınlar olmak üzere, halkların özgür ve eşit bir gelecek yaratmak için yürüttükleri ortak mücadeleden korkuyor.

    İstanbul Sözleşmesi’ni fesh eden R.T.Erdoğan ve şürekası AKP + MHP zihniyeti; kadına yönelik şiddetin, katliamların çocuk istismarının ortağı olduklarını, kadın düşmanı, kadını ev içine hapsetmeye çalışan gerici, cihatçı zihniyet sahibi olduklarını, homofobiyi, transfobiyi resmi siyaset olarak kabul ettiklerini bir kez daha tescillediler. Faşist çete-mafya hükümeti her yerden sıkıştı, o yüzden çaresizce her tarafa saldırıyor. Ancak bilinmelidir ki kadınların, çocukların, LGBTİQ+ bireylerin, halkların yaşam hakları hiç kimsenin iki dudağı arasına sığmaz.”

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ GERİ GELECEK”

    Açıklamada, kadınların biat etmeyeceği belirtilerek, “Patriarka, Ortaçağ karanlığında “CADI” diye adlandırarak binlerce kadını diri diri yaktı, ama “CADI”ları bitiremedi. Unutmasınlar ki biz de o bitiremedikleri cadıların torunları olarak asla diz çökmeyeceğiz ve İstanbul Sözleşmesi geri gelecek” denildi.

    “Avrupa Kadın Dayanışması olarak; “Türkiye’de kadınların iradesi gasp edilerek alınan bu karar, bizim için de yok hükmündedir” diyoruz ve mücadeleci kızkardeşlerimizin yanında olduğumuzu, sözleşme geri gelinceye kadar Avrupa sokaklarında onların sesi olacağımızı bir kez daha beyan ediyoruz” diye belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    “Avrupa’da da özellikle de mültecilerin yoğun bir şekilde geri gönderildikleri, pandemi gerçekliğinde kadın katliamlarının ve şiddetin ayyuka çıktığı, işsiz kadın sayısı artarak kadın yoksulluğunun yükseldiği günümüz koşullarında, imzacı bütün AB ülkelerinde de, İstanbul Sözleşmes’ni aktif uygulanmadığını, hatta bazı ülkelerin de imzalarını çekmeyi tartıştıklarını unutmayalım. Örneğin sadece 2021’in ilk 5 ayında Almanya’da 72 Kadın ve biri bebek 18 çocuk katledilmişken 97 kadın, 2 çocuk şans eseri ölümün kıyısından döndü. Fransa’da 41, Avusturya’da 14, İsviçre’de 10 kadın katledildi. Bütün coğrafyalarda kadınlar, kadın oldukları için erkekler tarafından hep benzer gerekçelerle, genellikle en güvenli yer olarak bilinen evlerinde, en yakınları bilinen erkekler tarafından katlediliyorlar. Bu gerçekliğe rağmen İstanbul Sözleşmesi’nin başta AB ülkeleri olmak üzere, pratikte bütünlüklü uygulanmaması veya Türkiye’de olduğu gibi Sözleşme’den çekilmenin tartışılması, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin devlet politikası olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla kadın cinayetleri politiktir. Bugüne kadar bütün haklarımızı sokaklarda kazandığımız gibi, İstanbul Sözleşmesi’ni de tekrar sokaklarda kazanacağız!”

    Elif TABAK/ LONDRA

  • Londra’da Alevi inancının simgelerinin yer aldığı yaya geçidi açıldı-VİDEO

    Londra’da Alevi inancının simgelerinin yer aldığı yaya geçidi açıldı-VİDEO

    PİRHA- Londra’nın Enfield ilçesinde, çizimleri ve tasarımı BAF Eğitim komisyonundan resim öğretmeni Hasan Bölücek tarafından yapılan Alevi inancının simgelerinin yer aldığı yaya geçidi açıldı.

    Londra’nın Enfield ilçesinde bu yıl ‘Yaz Sanat Festivali’, koronavirüs salgını nedeni ile farklı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Festival kapsamında Enfield’in farklı bölgelerinde kalıcı ve halkın kullanımına yönelik sanat eserleri hazırlanıyor.

    Beş ayrı toplum ve inançtan sanatçılara ilçenin en yoğun kullanılan yaya geçitlerine kendi inanç ve kültürlerini temsil eden sanat çalışmaları yapmaları istendiği festival kapsamında, Britanya Alevi Federasyonundan da, Alevi kültür ve inancını yansıtacak bir yaya geçidi tasarımı istenmişti.

    Çizimleri ve tasarımı BAF Eğitim komisyonundan resim öğretmeni Hasan Bölücek tarafından yapılan yaya geçidi açıldı.

    YAPIT, ALEVİ İNANCINDAKİ YAŞAMIN DÖRT ANA BİLEŞİMİNİ SİMGELİYOR”

    Bölücek, yaptığı çalışma ile Alevi kültürü ve izlerini yansıtmaya çalıştığını belirterek, “Alevi inancında yaşamın dört ana elementten oluştuğuna inanıyoruz ve her elementi simgeleyen bir renk vardır. Toprak yeşil ile, su mavi ile, ateş turuncu ile ve hava mor renk ile sembolize edilir” dedi.

    “YAYA GEÇİDİ ALEVİ İNANCINI ANLATAN KALICI SANAT ESERLERİNDEN BİRİ OLACAK”

    Yaya geçidinde yeşil, mor, turuncu ve mavi renklerini kullanırken, barışı ve dayanışmayı simgeleyen güvercin figürünü de kullandığını ifade eden Bölücek, şunları söyledi:

    “Hem Alevi simgelerini yansıtırken, hem de koronavirüs nedeniyle evlere sıkışmışlığı ve bir araya gelememeyi anlattık. Yaya geçidi sadece Enfield de değil, tüm dünyada dışarı çıkmak, özgür olmak isteyen her canımıza bir selam gönderiyor. Enfield Belediyesi’nin bütün basılı yayınları gibi tüm sosyal medya platformlarında da yer alan yaya geçidi çalışması, Londra’da Alevi inanç ve kültürünü anlatan kalıcı sanat eserlerinden biri olacak” diye konuştu.

    Elif TABAK/LONDRA

     

  • SMA hastası Ali Eymen için İngiltere’deki Aleviler seferber oldu-VİDEO

    SMA hastası Ali Eymen için İngiltere’deki Aleviler seferber oldu-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da SMA hastalığı nedeniyle yaşam mücadelesi veren 30 aylık Ali Eymen için İngiltere’deki Alevi ve demokratik kitle örgütleri bir araya geldi. Ali Eymen’in yaşayabilmesi için yardım kampanyası başlatıldı.

    Kas kaybı ve zayıflığa neden olan, ender rastlanan SMA (Spinal Muskuler Atrofi) hastası 30 aylık Ali Eymen’in tedavi süreci devam ediyor.

    Hayatta kalabilmesi için yaklaşık 2 milyon sterlin tutarında Zolgensma isimli ilaca ihtiyacı olan Ali Eymen için zaman giderek azalıyor. Türkiye genelindeki yardım kampanyasına çok sayıda kişi katılmasına karşın halen gerekli para toplanamadı. Kampanya İngiltere’ye de taşındı.

    İngiltere’deki Alevi toplumunun ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri Ali Eymen için Enfield Alevi Kültür Merkezi’nde bir araya gelerek yardım kampanyası başlattı.

    ERBİL: ALİ EYMEN YAŞAMALI, YAŞAYACAK

    Toplantıda konuşan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, dünyada savaşlara milyarlarca para harcandığı bir dönemde gerekli aşı satın alınamadığı için Ali gibi çocukların ölüme terk edildiğini söyledi. Erbil, çok sayıda kişinin duyarlılık gösterdiğini ancak yeterli yardımın toplanamadığını belirterek, “İnsanlığın gözü önünde Ali’yi kaybetmek, bu sınavdan kalmak bize ve dünyaya yakışmaz. Ali Eymen yaşamalı, yaşayacak” dedi.

    ÖZAYDIN: EL ELE VERELİM

    Kampanyaya katılan Enfield Belediye Başkanı Sabri Özaydın “Bir araya gelip gerekli olan finansal desteği bulalım. Aşıyı uygulatıp Ali Eymen bebeğimizi hayata kavuşturmamız gerekiyor. El ele verelim gücümüzü gösterelim” dedi.

    “DAYANIŞMA YAŞATIR”

    Enfield Alevi Kültür Derneği Başkanı Zeynep Demir ise, “Dayanışma yaşatır” diyerek, şunları kaydetti:

    “Ali Eymen’in hayatta göreceği çok güzel günleri var. Bunun için Avrupa’dan, Türkiye’den, tüm dünyadan sesimizi duyan insanların destek sunması gerekiyor. Ali’yi yaşatmak için birlik olmak, omuz omuza vermek gerekiyor.”

    “HERKES ELİNDEN GELENİ YAPMALI”

    Alevi İnanç Kurulu’ndan Doğan Erdoğan da Ali Eymen’in yaşaması için herkesin elinden geleni yapması gerektiğini söyledi.

    Bu arada, Northamtonshire Alevi Kültür Merkezi, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi ile Dersim-Der yöneticilere de kampanyaya destek verdi.

    SMA NEDİR?

    Bir kas hastalığı olan SMA (Spinal Muskuler Atrofi) insanlardaki hareket kabiliyetini sınırlayan ölümcül bir hastalık. SMA, omurilikte bulunan ön boynuz motor sinir hücrelerini etkileyerek hareket kabiliyetini kısıtlayan bir kas hastalığıdır. Görülme sıklığı dünya genelinde 1/10.000, Türkiye’de 1/6.000’dir. Ön boynuz hücrelerinde görülen dejenerasyon nedeni ile kaslarımızın kontrolünü sağlayan sinirlerin fonksiyonu için gerekli protein üretimi gerçekleştirilemez. İstemli kaslarda kuvvetsizlik ve erime (atrofi) görülür.
    Sinir hücrelerinin işlevini yerine getirememesi, zayıflamaya ve genellikle ölümcül kas güçsüzlüğüne sebep olur. İstemsiz kaslar bu hastalıktan etkilenmez. SMA hastası bireylerin görme ve işitme duyuları hastalıktan etkilenmez. Zeka, normal veya normalin üzerindedir.

    TÜRKİYE’DE NEDEN TEMİN EDİLEMİYOR?

    Hastalığın tedavisi için 2 milyon sterlin tutarında Zolgensma isimli ilaca ihtiyaç var. Türkiye bu ilacı tanımadığı için hastalara temin edemiyor.

    Ali Eymen için açılan yardım kampanyası için şu bilgiler verildi:

    IBAN: TR43 0020 5000 0966 0822 5000 01
    Alıcı Adı: Ali Eymen AĞUM (Kuveyt Türk Bankası)
    Açıklamaya “Ali Yaşayacak” yazılacak.

    Elif TABAK/ LONDRA

  • Alevi inancının sembolleri yaya geçidinde

    Alevi inancının sembolleri yaya geçidinde

    Londra’nın Enfield ilçesindeki bir yaya geçidi, Alevi inancı sembollerinden oluştu.

    İngiltere’nin başkenti Londra’nın Enfield ilçesinde ‘Yaz Sanat Festivali’ koronavirüs nedeniyle bu yıl farklı gerçekleşti.

    Festival kapsamında bu yıl beş ayrı toplum ve inançtan sanatçılara, ilçenin en yoğun kullanılan yaya geçitlerine kendi inanç ve kültürlerini temsil eden sanat çalışmaları yapmaları istendi.

    Alevi inancına göre ‘Toprak’ yeşil, ‘Su’ mavi, ‘Ateş’ turuncu ve ‘Hava’ mor renk ile sembolize edildi. Resim öğretmeni Hasan Bölücek tarafından yapılan yaya geçidi açıldı.

    Alevilikte kutsal sayılan güvercin figürü ise barış ve özgürlüğü simgeliyor. Tasarımın sağ üst köşesinde yer alan mor kutuyu kırarak dışarıya- özgürlüğe uçan güvercin ise koronavirüs (Covid 19) sürecinde sadece Enfield de değil tüm dünyada dışarı çıkmak, özgür olmak isteyenlere bir selam gönderiyor.

    Enfield Belediyesi’nin bütün basılı yayınları gibi tüm sosyol medya platformlarında da yer alan yaya geçidi çalışması, Londra’da Alevi inanç ve kültürünü anlatan kalıcı sanat eserlerinden biri olacak.

    Enfield kent merkezinde açılan yaya geçidinin çizimleri ve tasarımını gerçekleştiren Hasan Bölücek, Britanya Alevi Birlikleri Federasyonu (BAF) Eğitim Komisyonu’nda resim öğretmeni olarak görev yapıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Britanya Alevi Federasyonu: Gezi onurumuzdur, doğayı, insanı korumadır-VİDEO

    Britanya Alevi Federasyonu: Gezi onurumuzdur, doğayı, insanı korumadır-VİDEO

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil ve federasyon üyeleri, Londra’da Gezi’de yaşamını yitirenler anısına diktikleri çınarların bulunduğu River Lea bölgesinde canları andılar. Başkan İsrafil Erbil tarafından yapılan açıklamada, “Gezi bizim onurumuzdur, doğayı korumadır. Gezi insanı korumadır. Gezi tüm hakları ve haklı olanların yanında olma halidir ve mücadelesidir” dedi. 

    Gezi Direnişi’nin 7’nci yılı nedeniyle Londra’da Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil ve üyeler bir açıklama yaptı.

    Federasyon Başkanı İsrafil Erbil, Londra’nın River Lea bölgesindeki Doğal Hayatı Koruma projesi kapsamında olan alanda yaptığı açıklamada, “Canlar Gezi 7 yaşında. 7 yıldır Londra’nın River Lea bölgesindeki Doğal Hayatı Koruma projesi kapsamında olan bu alanda Gezi şehitlerimizin her birinin kendisine ait bir çınarı var” dedi.

    “HEPİMİZ GEZİ’DEYDİK”

    Erbil açıklamasına şöyle devam etti:

    “Onlar çınar ağacı şahsında yeniden topraktan göklere doğru yükseliyor ve büyüyorlar. 7 yaşında olan çınarlarımız bugün serpilmişler, büyümüşler, adeta Berkin’in mücadelesi gibi, adeta Ethem Sarısülük’ün mücadelesi gibi. Her yer Gezi, her yerde mücadele olduğunu, her yerde bir Berkin olduğunu Londra’nın River Lea parkında da buradaki canlarımız bir kez daha haykırıyor. Hepimiz Gezi’deydik. Gezi bizim onurumuzdur. Gezi doğayı korumadır. Gezi insanı korumadır. Gezi tüm hakları ve haklı olanların yanında olma halidir ve mücadelesidir.

    “HER YER GEZİ, HER YER DİRENİŞ”

    Bu alanda yetişecek olan fidanlarımız 7 yıl önce Londra’da ve Britanya’nın dört bir yanındaki Alevi toplumu ve Londra Gezi Forumu üyeleri tarafından dikildi ve bu bölgenin belediyesi, milletvekili sahiplendi ve bu çınarlarımız mücadelemiz sürdüğü sürece, insanlık durduğu sürece büyümeye devam edecek. Her yer Gezi, her yer direniş.”

    PİRHA/ LONDRA

     

  • Maraş Katliamı’nda ailesini kaybetmişti; Londra’da koronavirüsten yaşamını yitirdi

    Maraş Katliamı’nda ailesini kaybetmişti; Londra’da koronavirüsten yaşamını yitirdi

    PİRHA- Maraş Katliamı’nda ailesi faşistler tarafından katledilen Hayri Ergönül, Londra’da koronavirüsün astım hastalığını tetiklemesi sonucu yaşamını yitirdi.

    Britanya Alevi Federasyonu, Maraş Katliamı’nda ailesini kaybeden Hayri Ergönül’ün, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini duyurdu.

    Katliam sırasında henüz 12 yaşında olan Ergönül, annesinin, babasının ve ağabeyinin öldürülmesine tanıklık etmişti.

    Federasyon yaptığı paylaşımda şunları belirtti:

    “Hayri Ergönül yoldaşımız Hakka yürüdü. Koronavirüs astım hastalığını tetiklediği için genç yaşta yoldaşımızı kaybettik. Maraş Katliamı’nda Hayri Ergönül’ün ailesi faşistler ve gerici güruh tarafından katledilmişti. Acı dolu bir hayatı geride bırakarak bu dünyayı terk etti. Devri daim olsun. Tüm örgütümüze, yakınlarına ve sevgili ailesine sabırlar diliyoruz.”

    Londra Gazete’nin aktardığı haberde, Ergönül’ün İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevine sıklıkla gittiği belirtildi. Ergönül’ün Hakka yürümesi Birleşik Krallık’ta koronavirüs salgınının sebep olduğu ilk Türkiye vatandaşı ölümü olarak kayıtlara geçti.

    North Middlesex Hastanesi’nde yaşamını yitiren 55 yaşındaki Ergönül’ün eşinin de hastanede tedavi olduğu ve durumunun iyi olduğu açıklandı.

    PİRHA/LONDRA

     

  • Londra’da bıçaklı saldırı ile öldürülen Barış için yürüyüş yapıldı-VİDEO

    Londra’da bıçaklı saldırı ile öldürülen Barış için yürüyüş yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Londra’da  uğradığı bıçaklı saldırıda yaşamını yitiren Sivaslı Barış Küçük için bir yürüyüş yapıldı. 

    Londra’da  uğradığı bıçaklı saldırıda yaşamını yitiren Sivaslı Barış Küçük için bir yürüyüş yapıldı.

    Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezi’nde bir araya gelen binlerce Türkiyeli Barış’ın  bıçaklandığı Seven Sister caddesine kadar yürüdü. Yürüyüşte “Barışlar Ölmesin” pankartı taşındı. Barışın katledildiği yere kadar yürüyen kitle burada oturma eylemi yaptı. Eylemde konuşan İbrahim Avcil, “Barış Küçük, Londra’da yaşanan toplumsal krizin son kurbanı oldu. Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde her gün bir genç bıçaklı saldırılarda yaşamını yitiriyor. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak, bu gidişata dur demek ve sorumluluk sahibi devlet kurumlarını harekete geçirmek hepimizin görevi” dedi.

    Eylemde 14 Kasım 2017’de evine 100 metre mesafede hiç tanımadığı 7 kişi tarafından bıçaklanarak öldürülen Kaan Aslan’ın annesi de vardı. Kaan Aslan’ın annesi yaptığı konuşmada, “Bir sabah polisler kapımı çalarak, “başınız sağolsun” dediler. Oğluma 7 kişi saldırdı, bir kişi ceza aldı, diğer 6 katil aramızda dolaşıyor. Yeter artık başka Anneler ağlamasın” dedi.

    Londra Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Joanne MacCartney, Haringey Belediye Lideri Joseph Ejiofor ve Demokratik Güç Birliği temsilcileri, Enfield ve Haringey belediye meclis üyeleri ile olayın olduğu sokağın başındaki Kilise’nin rahipleri de birer konuşma yaparak aileye taziye dileklerinde bulundular ve saldırıyı kınadılar.

    Demokratik Güç Birliği adına konuşan Nejla Coşkun “Çeteleşme ve bıçaklama olayları artık toplumumuzun bir kanayan yarası haline gelmiştir. Bu toplumsal sorun karşı toplumsal mücadele de kaçınılmaz bir hal almıştır. Hiç kuşkusuz bıçaklanma ve çeteleşmenin merkezi ve yerel yönetimlerin kemer sıkma politikaları ile direk bağı vardır. Bundan dolayı bugünkü bu eylemimiz sadece bıçaklanma ve çetelere karşı değil, aynı zamanda kemer politikalarına karşıdır” dedi.

    Elif TABAK/LONDRA

     

     

     

  • Dünya kültürünün taşıyıcılığını yapan kadim halk: Çingeneler

    Dünya kültürünün taşıyıcılığını yapan kadim halk: Çingeneler

    PİRHA- Bugün Dünya Çingeneler Günü. Yeryüzünün kadim halklarından biri olan çingeneler, yüzlerce yıldır göçebelikle yarı göçebelik arasında farklı yaşam tarzlarına sahip olarak dünyanın neredeyse her ülkesinde yaşadı. 

    Tarihsel kaynaklar çingenelerin anavatanları olan Hindistan’dan savaşlar, çeşitli sebepler nedeniyle dağıldıklarını gösterdi ve bu milletin bitmeyecek göç olgusu başladı.

    Yola çıkış tarihleri, göç yolları, sınıfsal ve kastsal farklılıkları Çingene kavimlerinin bugün de adlarını oluşturur. Rom (Roman), Dom, Lom, Abdal, Ashkal, Mugat ve daha nice kavimler dünyanın dört bir yanına dağılmış, büyük bir ihtimalle Çingene olmayan “gadjolar” tarafından verilen Çingene ismiyle adlandırılmışlar. Yüzyıllarca bu kelime, bu halkı aşağılamak için sıfat olarak kullanıldı hala da kullanıyor. Son olarak nefret söylemini, ırkçılığı, ayrımcılığı ortadan kaldırmak amacıyla lügata ‘roman’ kelimesi eklendi. Dünya kültürünün taşıyıcılığını yapan bu sanatsal topluluklar günümüzde romanlar olarak anılmaya başlandı. Balkan Savaşı’ndan, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’na ve sonrası dönemlerde milyonlarca Çingene göç yollarını değiştirip farklı coğrafyalara yönelmek zorunda kaldı. Irkçılık ve ayrımcılık, özellikle Nazi Almanyasında doruğa ulaştı.

    NAZİLERİN ÇİNGENE KATLİAMI

    Nazilerin ölüm kamplarında 500 bine yakın Roman, can verdi. Kurtulanlar Avrupa’nın dört bir yanına dağıldı. Bu büyük felaketten sonra Romanlar pek çok platformda bir araya geldi. 8 Nisan 1971 tarihinde Londra’da toplanan Birinci Uluslararası Roman Kongresi, bu tarihin Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmasına karar verdi.

    8 Nisan bütün dünyada, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman’ın anısını yaşatmak adına Dünya Romanlar Günü olarak kabul edilmiştir. Bu kongrede, Romanların kullandığı bayrak, gökleri ve yeri temsil eden maviyeşil arka planın üzerine kırmızı chakra (tekerlek) olarak tanımlandı. Tekerlek, hem göçebeliği hem de Hindistan’ın tarihî simgelerinden biri olarak Roman göçünün başlangıç noktasını işaret eder. Ardından gelen yıllar boyunca, dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde, Roman toplumu sürekli ayrımcılığa uğradı. İki kutuplu dünyada dağılan Doğu Bloğu sonrasında yükselen milliyetçilik olgusunda, Balkanlar’daki çatışmalı dönem boyunca on binlerce Roman evlerinden edildi. Bu zanaatkar toplum yaşadıkları ülkelerden başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Bugün de Roman halkına yönelik nefret söyleminin, ırkçılığın, ayrımcılığın ve tahammülsüzlüğün işaretleri hâlâ her yerde görülebiliyor. (HABER MERKEZİ)

  • Londra’da Malatyalı bir kadın taksici-VİDEO

    Londra’da Malatyalı bir kadın taksici-VİDEO

    PİRHA- 6 yıldır Londra’da taksi şoförlüğü yapan Gülizar Karaoğlan, “Hiçbir işin kadın erkeği yoktur” diyor. 

    Gülizar Karaoğlan  6 yıldır Londra’da taksi şoförlüğü yapıyor.

    Malatya Kürecikli olan Karaoğlan, 2000 yılından bu yana Londra’da yaşıyor. İlkokul mezunu olan Karaoğlan 1993 yılında Malatya’dan İstanbul’a taşınmış, sonra da yolu Londra’ya düşmüş. “Köyde koşullarımız iyi değildi. Okuyup avukat olmak istiyordum. Okuyamadım. Bu içimde bir uhde olarak kaldı” diyor.
    Londra’da çok zorluk yaşadıklarını kaydeden Karaoğlan, “Çünkü dil bilmiyorsun. Bir mesleğin yok” diye belirtiyor.

    Taksicilik yapmaya nasıl başladığını ise şöyle anlatıyor:

    “Çocuklarımı büyüttükten sonra evde oturmak istemedim. Bir mesleğim de yoktu. Taksicilik yapmayı düşündüm. Kadın başına nasıl bu işi yaparsın diyenler vardı. Hiç bir işin kadın erkeği yoktur. Düşündüğüm bir işti. Bu konuda eşimin büyük desteği oldu. 6 seneye yakın bu işi yapıyorum. Çok güzel tepkiler alıyorum. Londra’nın içini çok iyi biliyorum.”

    Her şeyden önce insanın kendi ayakları üzerinde durması gerektiğinin altını çizen Karaoğlan, şimdilerde saz kursuna da gidiyor. “İnsan isterse yapamayacağı şey yok. Hep düşündüğüm şeyi erteledim” diyor.

    Elif TABAK/LONDRA

  • İngiltere’deki Tilkililerli kadınlar: Gideceğimiz hiçbir yer yoktu, şimdi ise…-VİDEO

    İngiltere’deki Tilkililerli kadınlar: Gideceğimiz hiçbir yer yoktu, şimdi ise…-VİDEO

    PİRHA- Tilkililer Kültür ve Dayanışma Derneği’nde faaliyet yürüten kadınlar, derneklerine sahip çıkılması gerektiğini belirterek, en çok gençlere yönelik faaliyetler yapılması gerektiğine vurgu yaptılar.

    İngiltere’nin Başkenti Londra’da bulunan Tilkililer Kültür ve Dayanışma Derneği yeni yerine taşındı. Yeni yerinde kahvaltı organize eden dernek etkinliğine Alxas  Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Kazım Kılıç, Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Doğan ve  Avukat Serpil Ersan’ın yanında çok sayıda kişi katıldı.

    Etkinlikte Tilkililer Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Avcı katılımcıları selamladı.

    37 küçük mezrası bulunan  Tilkililer (Rivan) Köyü Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı. İngiltere’de tahminen 400’ün üzerinde aile bulunuyor.

    Tilkililer Kültür ve Dayanışma Derneği’ne emek veren kadınlara PİRHA olarak mikrofon uzattık.

    ” EVDE OTURACAKLARINA DERNEKLERE GELSİNLER”

    Zahide Alpdoğan, 15 yıldan bu yana İngiltere’de yaşıyor. Bütün Tilkililerin dernek etkinliğine katılması gerektiğini belirten Alpdoğan, “Evde oturacaklarına, derneklere gelsinler. Gençler, kadınlar gelsin. Burada insanlar birbirini tanıyor” diyor.

    Fatma Karadağ ise duygularını şöyle dile getiriyor: Buraya geldiğimizde gideceğimiz hiçbir yer yoktu. Şimdi bir derneğimiz var. Çocuklar, gençler buraya gelmeli. Buraya geldiğimizde çok mutlu oluyoruz, çünkü diyaloğumuz artıyor. El el vererek, dilimizi, kültürümüzü yaşatalım. Burası hepimizin evi.

    “DERNEĞİMİZ TÜM KÖYLERİMİZİN ÇATISI”

    Elif Kendir 20 yıldan bu yana İngiltere’de yaşıyor. İlk geldikleri zaman kendilerini çok yalnız hissettiklerini kaydeden Kendir, “Bir kuş kendi yuvasında çıkıp, nasıl çırpınırsa biz de o şekildik. Tabii yıllar sonra daha alıştık. Derneğimiz açılınca uyum çok daha iyi oldu. Derneğimiz 7-8 yıldır faaliyet yürütüyor. İki yıl yöneticilik, iki yıl başkanlık yaptım. Derneğimiz tüm köylerimizin çatısı. Buraya geldiğimde insanlarımızı görüyorum. Gençlerimiz için de burası çok iyi. Dışarıda çok kirli bir dünya var. Çocuklarımız okulda çok bocalıyor. Dernekte kendi kültürlerini öğreniyorlar.“

    Ülkedeyken Tilkilileri çok tanımadığını ifade eden Ayfer Kaşısarı ise İngiltere’de dernek aracılığı ile herkesi tanıdığını belirtiyor, insanların bir araya gelmesinin önemine vurgu yapıyor.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Britanya’da oy kullanma işlemi başladı-VİDEO

    Britanya’da oy kullanma işlemi başladı-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran’da yapılacak seçimler için Britanya’da oy verme işlemi başladı. Oy kullanılan noktaların uzak olmasına rağmen Britanya’daki Türkiyeli yurttaşlar seçime yoğun ilgi gösterdiler.

    Britanya’da Türkiye’deki genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri için oy kullanılmaya başlandı. Oy kullanma işlemi 16, 17, 18 ve 19 Haziran tarihleri arasında yapılacak.

    Britanya’da sadece Londra’nın batısında yer alan Olimpiyat ve İskoçya’nın başkenti olan Edinburg Başkonsolosluğu noktalarında oy kullanılabiliyor. Oy kullanılan yerin uzak olmasına rağmen yoğun ilgi gösterdiler.

    “YA ÇIKIŞ, YA ÇÖKÜŞ”

    CHP Britanya Sözcüsü Avukat Sibel Özçelik, seçimlere 50, 55 bin civarında bir katılım beklediklerini belirterek CHP adına bu seçimlerin ya çıkış ya çöküş seçimi olduğunu, o yüzden çıkışı tercih ettiklerini kaydetti. “Ülkemizin bu giden antidemokratik yönetime, tek adam diktasına karşı halkımızın el ele verip kendi iradesini sandığa yansıtması ve ülke yönetiminde söz sahibi olması bu kötü gidişata dur demeleri gerekiyordu” diyen Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “DAHA İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORSANIZ SANDIĞA GELİN”

    “16 yıldır ellerinde olan bütün varlıkları satan, sıcak paranın artık bittiği betondan başka bir şeye yatırım yapmayan, çocuğunu koruyamayan, kadınını koruyamayan bir hükümetle karşı karşıyayız. İnsanların aç olduğu, işsizliğin 6 milyon gibi ciddi bir sınıra yaklaştığı, insanların ekonomik sıkıntılar çektiği, herkesin gelecek kaygısının olduğu bir ülkeyle baş başa kalmak zorunda kaldık 16 yıldır. Kendinden olmayan her düşünceye karşı olduğu için de sert koşullarda bu zihniyete karşı muhalefet yapmak ya insanların hapislere atılmasına ya korkutulmasına işinden atılmasına, terör örgütleriyle suçlamalarına kadar varacak duruma geldi.”

    Seçmenlere oy kullanmaları için çağrıda bulunan Özçelik, “Bu ülkelerde biz göçmeniz. Yaşayacağımız herhangi bir olumsuzlukta gidebileceğiniz tek yer kendi ülkemiz. Kendi ülkemizde iyi bir yönetim olmasını istiyorsanız kendi köklerinizin, akrabalarınızın, sevdiklerinizin daha iyi koşullarda yaşamasını istiyorsanız, daha insanca yaşamasını istiyorsanız gelin artık bu haksız gidişata hep birlikte dur diyelim diyoruz. O yüzden sandığa gelmenizi çok önemli. Katılım yaparsak yaşama, yürütme ve yargıyı tek elde toplayan tek adam diktasından kurtuluruz” dedi.

    “ÖTEKİLEŞTİRİLEN HERKES HDP ETRAFINDA BİRLEŞMELİ”

    Haringey eski Belediye Başkanı Aligül Özbek, daha önceki seçimlerle bu seçimleri karşılaştırdı. 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin Britanya’da birinci parti olarak çıkmasının ve TBMM’ye 80 milletvekili göndermesinin bazı çevreleri rahatsız ettiğini söyleyen Özbek, “Bir savaş çığırtkanlığı başlatıldı ve ülkeyi Kasım seçimlerine götürdüler. Kasım’da ki seçimlerde de burada yine HDP en çok oy alan parti durumundaydı” dedi.

    Kasım seçimlerinden sonra Türkiye’nin durumunun daha kötüye gittiğini ifade eden Özbek, “Kendi deyimleriyle kalkışma dedikleri bana göre ortaklaşa gerçekleştirilen darbe girişiminden ülkeyi tamamen bir kaosa sürükleyen Erdoğan ve zihniyeti bu sefer de 24 Haziran’da seçime girmek zorunda kaldılar.” ifadelerini kullandı. Özbek, bu seçimlerde ötekileştirilen herkesin HDP etrafında birleşmeleri gerektiğine vurguladı. Bu seçimlerde İngiltere genelinde 97 bin seçmen olduğunu belirten Özbek, daha önce seçime en çok katılma sayısının 37 bin olduğunu, bu seçimlerde 50 binin üzerinde katılım bekledini yine HDP’nin birinci parti geleceğine inandığını söyledi.

    “MESELE TÜRKİYE MESELESİ”

    Uzun yıllardır Britanya’da yaşayan Ali Poyraz, Selahattin Demirtaş’ı ve HDP’yi desteklemek için yöre dernekleri, kimi akademisyenler ve partilerden oluşan Emek Barış ve Özgürlük Platformu’nun bugüne kadar ciddi çalışmaları olduğunu belirtti. Platformun çalışmalarının oy kullanma işleminin sona ereceği güne kadar devam edeceğini ifade eden Poyraz, normal bir seçim süreci yaşanmadığını farkında olduklarını vurguladı. İnsanların oy kullanmaları için çok ciddi bir çalışma yürüttüklerini söyleyen Poyraz, “Londra dışında 30 noktada otobüsler insanlarımızı seçim alanlarına taşıyor.” dedi. Britanya genelinde sadece iki noktada oy kullanılmasını eleştiren Poyraz, “Şu an bu salonda oy kullanan bazı insanlarımız 6 saatlik yoldan geldiler. Buna rağmen insanlarımıza belli bir duyarlılık var. Bu duyarlılığın önümüzdeki üç gün içinde de daha da katlanarak devam edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    Daha önce referandumda yüzde 70 oranında hayır çıktığını belirten Poyraz, bu seçimlerde de HDP’nin yaklaşık yüzde 60 oyu olduğunu ekledi. Kurulan platformun HDP’nin oyunu arttırmak için çalıştığını ifade eden Poyraz, meselenin HDP ya da Selahattin Demirtaş meselesi olmadığını Türkiye halklarının meselesi olduğunu vurguladı.

    Poyraz, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Oyunuzu kullanırken Maraş’ı unutmayacağız, Çorum’un unutmayacağız, Madımak’ı unutmayacağız, Robiski’yi unutmayacağız, daha dün Suruç’taki katliamı unutmayacağız. Kadın haklarından yana olduğumuzu unutmayacağız. Sadece ama sadece eleştiri yaptığı için işinden atılan akademisyenler, okulundan atılan öğrencilerimizi unutmayacağız. Bugüne kadar kazanılmış olan haklarımızı unutmayacağız. Bu bilinçle oyunuzu kullanacağız. Oyunuzu kullandıktan sonra da bu oylarımıza sahip çıkmayı esas alacağız.”

    Elif TABAK/BRİTANYA