Etiket: londra

  • Avrupa’nın en büyük Alevi festivali başladı

    Avrupa’nın en büyük Alevi festivali başladı

    İngiltere’nin başkenti Londra’da, Alevi kültürünü tanıtmak amacıyla düzenlenen Avrupa’nın en büyük ‘Alevi Festivali’nin sekizincisi başladı.

    İngiltere’nin başkenti Londra’da, Alevi kültürünü tanıtmak amacıyla düzenlenen Avrupa’nın en büyük ‘Alevi Festivali’nin sekizincisi başladı. İki hafta sürecek festivalin finali her yıl olduğu gibi bu yıl da 3 Haziran’da Hackney Downs Park’ta gerçekleşecek.

    En az 10 bin kişinin katılımı beklenen bu yılki festivale Niyazi Koyuncu, Töre Anadolu, Grup Zemheri, O Ses Türkiye Finalisti Yener Bulut- Ümit Durak, Londralı sanatçılar Tuğba Özcivan, Emrah Tak, Anatolian Collective ve sürpriz sanatçılar katılacak.

    Kuruluşunun 25. yılında İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nin (İAKM- Cemevi) yeni binasında (dergah), düzenlenen resepsiyonun ilk konuşmasını Ali Dereli Dede gerçekleştirdi. Konukları selamlayarak sözlerine başlayan Dereli Dede, bir bodrum katında bundan 25 yıl önce kurulan cemevinin bugün Avrupa’nın en büyük dergahı olmasının yanı sıra 19 tane yeni cemevine hamilik yapmasının mutluğunun yaşandığını ifade etti.

    RESEPSİYONDA SEMAH DÖNDÜLER

    Sunuculuğunu Elif Beritan Bulut ve Umut Can Dinçer’in üstlendiği etkinlikte semah hocası Seher Ağbaba, iki deyiş seslendirdi ardından da yönetimindeki semah ekibi, zakirler Ali Arslan ve Davut Ağbaba eşliğinde Necef Deryası ve Nurhak Semahı döndü.
    Daha sonra İAKM- Cemevi Başkanı Hüseyin Üzüm kürsüye çıktı ve cemevinin kısa bir geçmişini anlattı.

  • İngiltere Alevi Kültür Merkezi, 8. Alevi Festivali ile ilgili yerel basınla görüştü

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi, 8. Alevi Festivali ile ilgili yerel basınla görüştü

    PİRHA- İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, 3 Haziran Pazar günü 8. Alevi Festivali ile ilgili Londra’daki yerel basın mensupları ile bilgilendirme toplantısı yaptı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, 3 Haziran Pazar günü 8. Alevi Festivali düzenliyor. Saat 12.00-19.00 saatleri arasında düzenlenecek festival ile ilgili İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yönetim Kurulu, Londra’daki yerel basın mensupları ile bilgilendirme toplantısı yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Londra’da ‘İç Toroslar’da Alevi-Kürt İnanç Kültürü’ konulu panel düzenlendi-VİDEO

    Londra’da ‘İç Toroslar’da Alevi-Kürt İnanç Kültürü’ konulu panel düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- İngiltere’nin Başkenti Londra’da Kırkısraklılar Dayanışma Merkezi’nde İç Toroslar’da Alevi-Kürt İnanç Kültürü konulu bir panel gerçekleşti. Panele Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak ve Araştırmacı-Yazar Ahmet Güven konuşmacı olarak katıldı. 

    Panel Kırkısraklılar Dayanışma Merkezi, Gürünlüler Derneği, Tilkililer Dayanışma Derneği, El-Com, Göksunder, Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği, Alxas Com tarafından düzenlendi.

    Panele Sinemilli Ocağı Pirlerinden Etem Eyisan, Pir Mehmet Yüksel, Eski Haringey Belediye Başkanı Aligül Özbek, Alxas Dayanışma Derneği Başkanı Kazım Kılıç, Pazarcıklılar Dayanışma Derneği Onursal Başkanı Mustafa Servan, Kürecikliler Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Doğan, Kırkısraklılar Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Kaya başta olmak üzere çok sayıda kişi katıldı.

    İÇ TOROSLAR’DA DEYİŞ VE NEFESLERİN KAYNAKLARI

    İç Toroslar’da Alevi-Kürt Aşiretler ve İç – Toroslar’da Oda Kültürü ve Kürtçe Edebiyat kitapları bulunan Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak konuşmasına İç Toros’ta yetişen, şair ve ozanları tanıtarak başladı.

    “İç Toroslar Alevi-Kürt kültürünün gövdesi Maraş yöresiyse, ana kolları da Sivas’a, Malatya’ya ve Şah Hatayî, Nesimî ve Fuzûlî yoluyla Mezopotamya coğrafyasına ve kültürüne uzanıyordu. Bunlara başta Pir Sultan Abdal olmak üzere bölgedeki etkin Alevi ozanları da eşlik ediyordu” diyen Bayrak şunları söyledi:

    “Asırlar önce yaşamış bu büyük Alevi ozanlarının yanı sıra toplumda iz bırakan bölge şair ve ozanlarının ayet ve nefesleri, Alevi kültürünün sözlü taşıyıcıları pirler, dedeler, Hakikatçi dervişler/babalar ve aşıklar yoluyla günümüze taşınırken; bu kültürel geleneğin mahalli temsilcileri olan şairler, ozanlar ve aşıklar aracılığıyla daha da zenginleştiriliyordu. Bu nedenle bölgede deyiş ve nefeslerin temel kaynaklarından bir bölümünü bilinen klasik Alevi şairleri oluşturuyorsa çok önemli bir bölümünü de İç Toroslar’da yetişen bu şair ve aşıklar oluşturuyordu.”

    İÇ TOROS OZANLARI

    Bayrak ayrıca şu örnekleri verdi:

    “20. yüzyıla gelindiğinde İç Toroslar Bölgesi’nde Fakri Haydarî, Ali Hakî, Mücrimî, Melulî, Medet Haşimî, Nizarî, Seyit Meftunî, Cafer Baba, Musa Hazar, Şükrî, Ademî, Halil Öztoprak, Aladeli, Perişan Güzel, Perişan Ali, İbretî, Nesimî, Hüdaî, Kul Ahmet, Kul Hasan, Kaçıran, Fedai, Yetimi, İsmail İpek, Meçhuli, Vicdanî, Turabî, Şah Sultan, Temelî, Esrarî, Maksudi, Figani, Mecali ve Emekçi gibi şair ve ozanların tümü, bu kültür ortamının ürünleriydi.”

    “19. YÜZYIL’DAN BERİ MALATYA AKÇADAĞ OSMANLI DEVLETİ’NİN HEDEFİYDİ”

    “Alevi-Kürt yoğunluklu Malatya Akçadağ bölgesi, 19. yüzyılın ortalarından beri Osmanlı Devleti’nin boy hedefidir” değerlendirmesinde bulunan Bayrak,  “Gerek 1835-39 yılları, gerek 1860-65 yılları, gerek 1890’lı yıllar, gerekse 1914-18 yılları arasındaki I. Dünya Harbi sırasında bölge, birçok Osmanlı katliamına sahne olmuştur. Osmanlı Islahatı olarak nitelendirilen 1860-65 sürecinden de nasibini alan bölge, özellikle 1895’teki Ermeni Katliamı‘nda bir kez daha sarsılır. Üstelik bölgenin saygın hakikatçi önderlerinden Ali Tumki (Dümüklü Ali), gerek fikirlerinden gerekse Ermeniler’i sahiplenmesinden dolayı 17 yareniyle birlikte katledilir. Aynı yöreden 128 Ermeni de katledilmiştir” diye konuştu.

    Kasımoğlu Memedali’ye de değinen Bayrak şöyle devam etti:

    “Çoğu kişi gibi benim de çocukluğumda iz bırakan acı-tatlı anılar ve türlü içeriklerde anlatı şarkıları ve destanlar vardı.1915 Ermeni Soykırımı sırasında Osmanlı’ya karşı direndiği ve Ermeniler’i kolladığı için hile ile Harput’a götürülerek idam edilen Kasımoğlu Memedaliye ilişkin şîn kılamı, yani ağıtlama-türküydü.  O tarihlerde hikâyesini yeterince bilmesek bile bir direniş kahramanı olduğunu ve Osmanlı yönetimince hileyle Harput’a götürülerek, orada genç yaşta idam edildiğini biliyor ve konuya ilişkin ağıtlama-türküyü ezbere okuyorduk.”

    “ORTAK BİR HAFIZA OLUŞTURULMALI”

    Her toplumun bir dili ve kültürü olduğunu kaydeden Ahmet Güven de bu kültürel değerleri beraber yaşanılan toplumlara aktarmanın önemine vurgu yaptı. Güven, “Toplumumuz kendi dili, kültürü ve tarihini 1980’e kadar yaşattılar. Köylerde sözlü olarak aktardılar. Kentler de tabii biraz zorlandılar. 1980’de devlet baskısı arttı ve insanlar köylerini bırakıp göçmek zorunda kaldı. Bu kültürü açığa çıkartmamız gerekiyor. Bizim toplum Türk-İslam Sentezi ile kuşatma altındadır. Ortak bir hafıza oluşturmamız gerekiyor” dedi.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Londra’daki TV10 çalışanlarından açıklama: Arkadaşlarımız serbest bırakılsın-VİDEO

    Londra’daki TV10 çalışanlarından açıklama: Arkadaşlarımız serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – Londra’daki TV10 çalışanları, KHK’lerle kapatılan TV10’un yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile kameraman Kemal Demir için Britanya Alevi Federasyonu Genel Merkezi’nde açıklama yaptı. Açıklamada “Alevi toplumunun kısılmak istenen sesinin sözcüleri, görülmek istenmeyen Alevi toplumuna ışık tutan arkadaşlarımız serbest bırakılmalı, basına baskılara son verilmelidir” denildi.

    Haberin Videosu

    TV10 çalışanlarının tutuklanmasına yönelik, Londra’daki TV10 çalışanları, Britanya Alevi Federasyonu Genel Merkezi’nde açıklama yaptılar. Açıklamada, tutuklanan TV10 yöneticilerinin ve çalışanlarının serbest bırakılması ve basına yönelik baskıların son bulması istendi.

    “BİZ ALEVİLER MAZLUMLARIN YANINDAYIZ”

    Açıklama öncesinde söz alan Sanatçı Ali Sizer, “Türkiye cumhuriyeti demiyorum artık AKP devleti diyorum. Biz Aleviler, bunların ırkçı düzenlerine karşı her zaman olduğu gibi mazlumun yanında olacağız. Mazlumlarla beraber olacağız. İsviçre’de olduğu, İngiltere’de kısmen olduğu gibi bütün dil ve inançların birarada çok rahat yaşayabileceği bir Türkiye’yi, Anadolu’yu oluşturacağız” diyerek gülbeng okudu.

    “TV10 ALEVİ TOPLUMUNUN LOKMALARIYLA KURULDU”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Mehmet Yüksel de, “TV10 kurulurken arkadaşlar geldi. Alevi kanalı kurmak isiyoruz diye. Oturduk uzun uzun konuştuk. Görmek istenilmeyen toplumsal yapının temsilcileriydik. Bir sorumluluktur dedik, Ya Hak ya Hızır dedik yola çıktık. TV10 Alevi toplumun dişinden tırnağından arttırılan lokmalarla kuruldu. Tv10, başta Aleviler olmak üzere, genel anlamda ilerici çağdaş toplum olmak üzere herkesindi. Önce kapatma daha sonra gözaltı ve tutuklamalar oldu. Arkadaşlarımızın Hızır yardımcıları olsun” diye konuştu.

    “TEOKRATİK İSLAMİ DİKTATÖRLÜK KURMA AMACI”

    Açıklamayı okuyan Elif Tabak, Türkiye ve Orta Doğu’da yaşananlara dikkat çekerek, 95 yıllık Cumhuriyette halklar ve inançlar arasında olması gereken birlikte, barış ve huzur içinde yaşama ortamının oluşmadığını kaydetti.

    Muhafazakar İslami kesimin darbelerin de desteklemesiyle iktidar olduğunun altının çizildiği açıklamada, iktidarın başta emek kesimi olmak üzere ilerici, çağdaş ve eşitlik temelli bir yaşam arzulayan bütün kesimlere karşı bir savaş başlattığı vurgulandı.

    “İKTİDAR ÜLKEYİ İÇ SAVAŞIN EŞİĞİNE GETİRMİŞTİR”

    İktidarın ülkeyi bir iç savaşın eşiğine getirdiği belirtilen açıklamada, Alevilerin Sesi olan TV10 Televizyonunun KHK ile kapatılıp, mallarına el konulduğu ve daha sonra da çalışan ve yöneticilerinin tutuklandığı hatırlatıldı.

    Açıklamada şunlar vurgulandı:

    “Son olarak 15 Temmuz 2016 tarihinde birçok karanlık yönü henüz açıklanamayan bir darbe girişimine dayanarak, parlamento ve hukuk tamamen işlevsiz kılınmış, ülke bir tek kişinin Olağanüstü Hal (OHAL) ile yönetildiği bir duruma getirilmiştir. Anayasa ve hukuk askıya alınmış, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi rafa kaldırılmış, devlet ve sivil hayat adeta yeniden dizayn edilmeye başlanmıştır. Hedeflenen 2019 seçimleriyle de tek adam düzeninin kurulması için muhalif ve demokrasiden yana olan her kesimin sesinin susturulması için Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) bütün basın yayın organları ve medya kanalları kapatılmıştır. Bunlar arasında Alevilerin Sesi olan TV10 Televizyonu da yine 29 Eylül 2016’da KHK ile kapatılmış, mallarına el konulmuş, daha sonra da çalışan ve yöneticileri tutuklanmıştır.

    TV10 EMEKEÇİLERİ SERBEST BIRAKILSIN 

    OHAL ve KHK’lar ile haksız ve hukuksuz yere kapatılan Alevilerin Sesi TV10’un yöneticileri gazeteci arkadaşlarımız Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç İstanbul’daki evleri basılarak 9 Ocak Salı gecesi gözaltına alındı. 9 gün emniyette tutulan Büyükşahin ile Güleç çıkarıldıkları mahkemede tutuklandılar.
    25 Kasım sabahı yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan TV10 kameramanı Kemal Demir de 1 Aralık’ta tutuklanmıştı.
    Türkiye’deki Kızılbaş Alevi toplumunun sesi olan, özellikle Dersim, Maraş, Koçgiri başta olmak üzere Hakikatçi Alevi geleneğinin sesi ve savunucusu olan TV10, kısa zamanda bütün Alevi toplumunun desteğini kazanarak demokrasi ve hukuk mücadelesinin de önemli bir organı haline gelmişti.
    Halkın ve Alevilerin lokmalarıyla var olan ve yayın hayatını sürdüren TV10’un hukuksuz olarak kapatılması kararı geri alınmalıdır. Yönetim Kurulu Başkanı ve programcısı Veli Büyükşahin ile TV10’un Yayın Kurulu üyesi ve programcısı Veli Haydar Güleç, TV10 Kameramanı Kemal Demir serbest bırakılmalıdır.

    VELİ BÜYÜKŞAHİN VE VELİ HAYDAR GÜLEÇ ÖZGÜR BASININ ONURUDUR

    “TV10 kapatıldıktan sonra Alevi toplumunun sesinin kesilmemesi için seslerini yükseltmeye devam eden, TV10’un yeniden açılması için mücadele eden Veli Büyükşahin ve Veli haydar Güleç özgür basının onurudur. Alevi toplumunun kısılmak istenen sesinin sözcüleri, görülmek istenmeyen Alevi toplumuna ışık tutan arkadaşlarımız serbest bırakılmalı, basına baskılara son verilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Croydon Alevi Kültür Merkezi Başkanı: Despot rejime asla teslim olmayacağız-VİDEO

    Croydon Alevi Kültür Merkezi Başkanı: Despot rejime asla teslim olmayacağız-VİDEO

    PİRHA – İngiltere’de Londra’nın Güneyinde yer alan Croydon Alevi Kültür Merkezi’nin 7. Olağan Kongresi dün gerçekleşti. Başkanlığa seçilen Mahmut Aydoğan, Türkiye’de Alevilere uygulanan baskılara tepki göstererek, “Alevileri ve Kürtleri hedef alan despot rejime asla teslim olmayacağız” dedi.  

    Haberin Videosu 

    İngiltere’de Londra’nın Güneyin’de yer alan Croydon Alevi Kültür Merkezinin dün gerçekleşen 7. Olağan Kongresi divanında Biritanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, Nadide Köroğlu, Şükrü Taşçı ve Nottingham Cemevi Başkanı Mehmet Sağ yer aldı.

    Divan öncülüğünde yeni yönetim listesi belirlendi. Yeni yönetim listesinde Mahmut Aydoğan, Timur Bas, Şah İsmail Oget, Nurten Öztürk, Nurcan Bakan, Reyhan Resuli, Can Ocak, Esin Oltunok, Handan Yener, Mehmet Bezginsoy, Kerime Şahin, Hüseyin Arsalan, Seval Uzun, Musa Gül yer aldı.

    “ALEVİ VE KÜRTLERİ HEDEF ALAN BU DESPOT REJİME TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Croydon Alevi Kültür Merkezi’nin 7. Olağan kongresinde söz alan Croydon Alevi Kültür Merkezi Başkanı Mahmut Aydoğan, Türkiye’de iktidarı eleştirerek, “Önümüzdeki sürece bakmaksızın geriye dönüp yaşanan olaylara baktığımızda onlarca katliamla karşılaşıyoruz. Selefi canilerini destekleyerek oluşturdukları faşizan rejimle başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere Türkiye ile Ortadoğu’daki azınlıkları hedef alan bu despot rejime asla teslim olmayacağız. Bu yüzden örgütlenmenin önemini belirtmek ve vurgulamak istiyorum. Örgütlenmek için ikrar verdik” dedi.

    Aydoğan’dan sonra söz alan Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil ise, “Her geldiğimizde bu kapıyı açık tutan Alevi canlar, Dersim’deki, Maraş’taki, Malatya’daki ve birçok yerdeki Alevilere cesaret vermektedir. Burayı güçlendirmek, burayı desteklemek bir bütünü güçlendirmek ve desteklemek demektir” dedi.

    Croydon Alevi Kültür Merkezi’nin 7. Olağan Kongresi sanatçı Ali Sizer’in deyişleri ve dönülen semahları ile son buldu.

    Elif TABAK/İNGİLTERE 

  • Britanya’da bulunan Kürecikliler örgütlenmesini sürdürüyor

    Britanya’da bulunan Kürecikliler örgütlenmesini sürdürüyor

    PİRHA- Türkiye’den Avrupa’nın çeşitli ülkelerine göç eden Aleviler biraraya gelmeye ve örgütlenmeye devam ediyor. Malatya Kürecik’ten İngiltere’nin Başkenti Londra’ya göç eden Aleviler burada Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği adıyla bir dernek kurdu. Dernek,  24 Aralık’ta 4. dayanışma gecesini gerçekleştirecek. 

    1980 askeri darbesinden sonra Malatya’da bulunan Aleviler önce Türkiye’nin metropollerine oradan da Avrupa’nın birçok ülkesine göç ettiler. Malatya’nın Kürecik ilçesine bağlı Harun Uşağı, Bekir Uşağı, Kepez, Kasım Uşağı köylerinden Britanya’ya büyük göç yaşandığı ve burada yaklaşık 700 ailenin olduğu tahmin ediliyor.

    “KÜRECİK’E BAĞLI BÜTÜN KÖYLERİ BİR ÇATI ALTINDA TOPLUYOR”

    Büyük bir bölümü Kuzey Londra’da ikamet eden ve çeşitli meslek dallarında çalışan Küreciklilerin büyük bir bölümü ticaretle uğraşıyor. Britanya’da bulunan birçok yöre derneği değerli çalışmalara imza atıyorlar. Küreciğe bağlı bütün köyleri bir çatı altında toplayan Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Britanya’daki toplumsal ihtiyaçlara cevap olmak için çalışmalarına yürütüyor.

    Geçtiğimiz gün derneğin ofis açılışında verilen kahvaltıdan sonra bir de 24 Aralık’ta 4. dayanışma gecesini gerçekleştirecek. Şu an Britanya Alevi Federasyonu’nun (BAF) Edminton’daki yerinde bir odada faaliyetlerini sürdüren dernek 1. kongresini gerçekleştirmek için de çalışmalarına devam ediyor.

    Elif TABAK/LONRA

  • Kamil Küpeli’nin ikinci şiir kitabı ‘Aşkın İkindi Söylencesi’ okuyucularıyla buluştu-VİDEO

    Kamil Küpeli’nin ikinci şiir kitabı ‘Aşkın İkindi Söylencesi’ okuyucularıyla buluştu-VİDEO

    PİRHA- Şair Kamil Küpeli’nin ikinci şiir kitabı olan “Aşkın İkindi Söylencesi” okuyucusuyla buluştu. Kitabın tanıtımı Kürt ve Türk Toplum Merkezi olarak da bilinen Daymer Kafeteryası’nda yapıldı. Küpeli, Alevi geleneğinden gelen dedelerin evlerde söylediği deyişleri, nefesleri dinleyerek şiire merak sardığını ifade etti. 

    Haberin Videosu

     

    Şair Kamil Küpeli’nin ikinci şiir kitabı “Aşkın ikindi söylencesi” çıktı. Müzik ve şiir dinletisiyle okuyucularına tanıtılan kitapta yer alan şiirleri okuyucuları seslendirdi.

    Maraşlı olan Kamil Küpeli, Göksun’un Meryemiçi Yaylası isimli bir mezrada doğup büyümüş. İlkokulu köyünde okuyan Küpeli ortaokulu da Adana/Kadirli’de okumuş. Politik aktivitelerinden dolayı üniversiteye gidemediğini söyleyen Küpeli, 1989 yılında göçmen olarak Londra’ya gitmiş ve hala burada yaşıyor.

    DEYİŞLERİ, NEFESLERİ DİNLEYEREK ŞİİRE MERAK SARMIŞ

    Okuma alışkanlığının erken yaşlarda başladığını, Alevi geleneğinden gelen dedelerin evlerde söylediği deyişleri nefesleri dinleyerek şiire merak sardığını ifade ediyor Küpeli ve şöyle devam ediyor:

    “Karacaoğlan’ı tanıdım. Daha sonra divan şairlerini tanıdım Fuzuli’yi, Baki’yi. Sonra da Nazım’la, Ahmet Arif’le tanıştım. Yaşamımda hep bir şiir ve yazım oldu. Daha çok hikayesel şeyler yazıyorum ama bugüne kadar getirdim.”

    İki şiir kitabı olduğunu ve ilk kitabı olan “Ölü Çocuklar Ülkesi’nin” 2016 Nisan’ında çıktığını söyleyen Küpeli, bu kitabı yazarken Suriye’de, Irak’ta gelişen olaylardan, Şengal’den Ezidilerden etkilendiğini ifade ediyor.

    İkinci kitabı olan “Aşkın İkindi Söylencesi’nin” ise bu yıl Ağustos ayında çıktığını ilk defa imza günü ve dinleti ile okuyucularıyla buluşturduğunu söylüyor.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Anadolu’dan Londra’ya göç eden Alevi kadınların korku, inanç ve anadil sorunu-VİDEO

    Anadolu’dan Londra’ya göç eden Alevi kadınların korku, inanç ve anadil sorunu-VİDEO

    PİRHA- Tez konusu olarak Anadolu’dan Londra’ya göç eden Alevi kadınları ele alan Ceren Ataş, kadınların toplumsal rollerini, göç nedenlerini ve göçün etkilerini araştırdı. Çok sayıda kadın ile yüz yüze görüşme sağlayan Ataş, Maraş Katliamı’nın izlerine, kadınların toplumdaki karşılığına, anadil ve inanç problemlerine ilişkin çarpıcı verilere ulaştı.

    HABERİN VİDEOSU

    https://youtu.be/hKoTZFmH-IQ

    25 yaşındaki Ceren Ataş, Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde mezun. Yüksek Lisans programını ise Kültürel İncelemeler programında bitirdi. Tez konusu olarak ise Anadolu’dan Londra’ya göç eden Alevi kadınları inceledi.

    Kadınların kendilerini Alevilik içerisinde nasıl konumlandırdıklarını, teoride kadın erkek eşitliğinin savunan bir inanç olan Aleviliğin Londra’daki karşılığının ne olduğunu ve göçün etkilerini araştırdı. Çarpıcı sonuçlara ulaşan Ceren Ataş bilgilerini PİRHA’ya ile paylaştı.

    Dersimli Alevi bir kadın olan Ceren Ataş, “Bu toplumun (Alevilik) mensubu olduğum ve feminist bir perspektif ile hayatımı sürdürdüğüm için Aleviliğe de bu şekilde bakıyorum” sözleriyle neden bu tez konusunu seçtiğini söylüyor.

    Tezi için Londra’da 4 ay boyunca kalan Ataş, Dersimli, Maraşlı, Kayserili, Sivaslı, Malatyalı 23 kadın ile yüz yüze görüşme sağladı. Göçler genellikle 80 ve 90’lı yıllarda gerçekleşiyor ve çoğunluğu Maraşlı. Maraş Katliamı’nın etkisinin yoğun olduğuna dikkat çeken Ataş, yine de neden göç ettikleri konusunda pek bir bilgi alamadığını söylüyor.

    ARAŞTIRMADA GÖÇ NEDENİ YOK, ÇÜNKÜ KORKUYORLAR

    Ataş nedenini ise şöyle anlatıyor:

    “Ne göç sürecini ne de göçten sonraki süreci anlatıyorlar. Tahminimce göç sebebi siyasi sebepler ve katliam dolayısıyla olduğu için anlatmak istemiyorlar. Göç süreci zor olduğu, belki travmalar olduğu için. Göç sonrasındaki süreci de gözlemim şudur ki Türkiye ile hala bağlantıları var, Türkiye’ye gelip gidiyorlar bu yüzden bir korku var anlatmak istemiyorlar. Araştırmamın içerisinde bu üç evre bulunmuyor maalesef. Özel durumuyla gelenler anlatıyordu. Oğlunu evlendirmek için gelmiş kalmış gibi.”

    KAMERAYI KAPAT

    Özellikle 50 yaş üstü kadınlarda büyük travmaların izlerinin olduğunu vurgulayan Ataş, “Çünkü çok şeye şahitlik etmiş oluyorlar. Yalnızca bir kadın görüşmecim anlatırken kendi kendine Maraş Katliamı kısmına geldi. Kendisi geldi ve ‘kamerayı kapat’ diye bir tepkiyle kalkıp gitti. Çok net bir şekilde görebildim ama kesinlikle anlatmıyorlar” diyor.

    İNANÇLARINI ÖZGÜR YAŞAYAMIYORLAR

    Ataş’ın görüştüğü kadınların Türkiye’de yaşadığı en dikkat çekici sorunları ise şöyle:

    “Türkiye’de olsaydım ne çocuğumu okutabilirdim, ne dilimi konuşabilirdim, ne istediğim gibi yaşayabilirdim. İnancımı da özgür bir şekilde yaşayamazdım.”

    ANADİL PROBLEMİ

    Göç ettikleri Londra’da ise kadınların inançlarını yaşama konusunda tamamen özgür olduklarını söyleyen Ataş kadınların anadil problemi ile karşılıyor:

    “İngiltere’de Alevilik inanç olarak tanınıyor. Okullarda anlatılıyor. İnanılmaz bir özgürlük var onlara yönelik. Siyasi düşüncelerini beyan ediyorlar. Örneğin anadil büyük bir problem. Kadın inancı aktaran öğelerden bir tanesi. Bu noktada din çok önemli. Ama misal çocuğu biliyor Türkçe’yi veya Kürtçe’yi. Ama torunu bunu bilmiyor. Bilmek zorunda da değil elbette bunu bir tavır olarak söylemiyorum. Bilmediği için anneanne ile torun arasında bir kopukluk oluyor. Hatta anneyle bile. Dolayısıyla o aktarıcılık rolü ortadan kalkıyor. Yeni bir nesil yetişiyor diyebilirim. Bir yandan Avrupa ve İngiltere kültürünü almış bir yandan Aleviliği çok seviyorlar, sahip çıkıyorlar. Ama bazı noktalarda oturmayabiliyor.”

    JÎYARE KÜLTÜRÜ KENDİ TOPRAKLARINA ÖZLEMİ ARTIRIYOR

    Ataş, inançlarını yaşama noktasında özgür ve eşit olmalarına rağmen kadınların köylerde yaşadıkları o eski cem erkanlarını unutamadıklarını ifade ediyor:

    Köylerde cemler yapmışlar. Pencerelere yorgan sermişler dışarıdan kimse görmesin diye. ‘İnanılmaz bir baskı ile biz cem oluyorduk’ diyorlar. ‘Burada inanılmaz özgürüz ama o tadı almıyoruz’ diyorlar. Şu an İstanbul’da cem olan insanları incelesem onlar da benzer şeyler söyleyeceklerdir. Köy diyebileceğim yerlerdeki mistik havayı biz şehirlerde sağlayamayız. Hele ki Anadolu’nun A’sının olmadığı Londra’da hiçbir şekilde sağlanmaz. Ziyaret kültürümüz var mesela veya Kürtçe jîyare dediğimiz Anadolu’da. Bu çok büyük bir eksiklik kadınlar için. Çünkü ziyaretler lokma yapılan, mum yakılan yerler. Bu düzeni kuran kadınlar olmuş her zaman. Şimdi kadın o rolünü de kaybetmiş. Ben nereye gideyim mum dikeyim, nereye gideyim lokma yapayım. Bu rolü de ortadan kalkıyor.”

    Tüm bunlara rağmen yine de Türkiye’ye dönmek istemiyor kadınlar. Ataş’ın deyimiyle ‘arada kalmışlık’ var. Ataş, görüşmesinde bir kadının, “Ben bu kapıdan çıktığımda Maraş’taki köyümde olmak istiyorum bazen ama olmuyor. Oraya da gitsem buradaki özgürlüğüm yok” dediğini aktarıyor.

    KARAR ALMA SÜREÇLERİNDE KADINLAR YOK

    “Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde” olduğu gibi Alevilik öğretisindeki eşitlik öğretisine de değiniyor Ataş.

    Bu öğretiye rağmen pratikte kadına verilen rollerinin pek de değişmediğine dikkat çeken Ataş, “Lonra’da kadınların temel problemi yönetimlerde çok fazla yer almıyorlar. Türkiye’deki gibi. Yer aldıkları noktalarda şunu soruyorum; toplantı esnasında oraya çay getirmiş. O roller devam ediyor. Aslında karar alma süreçlerinde yer almıyorlar. Sembolik olarak orada duruyorlar, oturuyorlar ama karar alma süreçlerinde kadınlar az” diyor.

    “KAFA AYNIYSA ŞEHRİN ÖNEMİ YOK”

    Britanya Alevi Federasyonu’na bağlı Britanya Alevi Kadınlar Birliği’nde ise analara cem tutturulduğunu ve kadınların çalışmalarda aktif katılım sağladığını dile getiren Aktaş, “Orada feminist bir Alevi örgütlenmesi sağlamaya çalışıyorlar. Ama cemevine aktif katılım sağlayan kadınları incelediğinizde, evet biz Alevilikte eşitiz ama gel de toplumu gör. Hatta 65 yaşında bir teyze şöyle demişti; ben Maraş’ta eşimden bunu gördüm, Londra’ya geldim hala bunu görüyorum. Kafa aynıysa şehrin bir önemi yok” diyor.

    Sevim KAHRAMAN

    İSTANBUL

  • Dersim-Der: Alevilerin kalesi Dersim yıkılmaya çalışılıyor

    Dersim-Der: Alevilerin kalesi Dersim yıkılmaya çalışılıyor

    PİRHA-Londra’da bulunan Dersim-Der’in Dersim’de yaşanan orman yangınlarına ilişkin basın açıklamasında Dersim’in kutsal sayılan doğasının ve inanç yerlerinin yıkılarak Dersim halkının inancından uzaklaştırılmaya çalışıldığı belirtildi. 

    Dersim’de yaşanan orman yangınlarına çeşitli çevrelerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Londra’da bulunan Dersim-Der orman yangınlarına ilişkin bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Londra’daki Demokratik Güç Birliği, Britanya Alevi Federasyonu, Göçmen İşçiler Derneği, Paz Der, Kırkısraklılar Derneği, Koçgirililer Derneği gibi dernekler destek verdi.

    “ANA AKIM MEDYA HER ZAMANKİ GİBİ SUSTU”

    Tüm kurumlar adına basın metnini okuyan sanatçı Sevim Aslan Dersimliler ve Dersim dostlarının yüreklerinin yandığını belirterek “Bu zulme karşı kör, sağır ve dilsiz olmak insan onurunu ayaklar altına almaktır” dedi. Dersim’de ormanların devlet tarafından yakıldığını kaydeden Aslan, bütün ana akım medyanın her zamanki gibi belgesel ve eğlence programları yayınlayarak sustuklarını da ekledi.

    “ORMAN YANGINLARI ASİMİLASYONUN BİR PARÇASIDIR”

    Orman yangınlarının asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu söyleyen Aslan, Dersim’in insansızlaştırılmasının planlandığını ifade etti. Aslan, Dersim’in kutsal sayılan doğasının ve inanç yerlerinin yıkılıp Dersim halkının inancından uzaklaştırılmaya ve Alevilerin kalesi olan Dersim’in yıkılmaya çalışıldığının altını çizdi.

    “DERSİM’İ TALAN ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Devletin ve sermaye güçlerinin rant politikalarıyla Dersim’i talan etmeye çalıştıklarını belirten Aslan şunları kaydetti: “Pülümür ilçesinde bulunan Meci kırsalı, Rabat Tepesi karşısından bulunan Mezra Köyü, Uzunevler Mahallesi, Kaymaz Tepe ve Dereboyu Köyü civarı; Hozat’ın Boydaş Mevkii ve Ali Boğazı bölgeleri; Nazımiye ilçesi ve merkeze bağlı Sarıtaş, Doğantaş mevkiileri ve Ovacık ilçesinde çıkarılan bu sistematik orman yangınlarıyla Dersim çok yönlü bir felakete sürüklenmektedir.”

    “YA TER ET YA İTAAT ET TEHDİDİ”

    Devletin Dersim’in etrafını barajlarla çevirip, orman yangınları ve siyanürlü altın ocaklarıyla bütün topraklarını zehirleyerek ıslah çalışması yaptığını ifade eden Aslan, bunun “Ya terk et, ya itaat et” tehdidi olduğuna dikkat çekti. Şartlar ne olursa olsun Dersim halkının doğasına da kimliğine de sahip çıkmaya devam edeceğini belirten Aslan, öte yandan Hasankeyf’teki 12 bin yıllık kültüre dinamit koyanlara karşı mücadelenin de süreceğini kaydetti.

    Elif Tabak/LONDRA

  • İngiltere ve Almanya’da Kaşanlılar piknik etkiliğinde buluştu

    İngiltere ve Almanya’da Kaşanlılar piknik etkiliğinde buluştu

    PİRHA-İngiltere’nin Londra, Almanya’nın Hamburg ve Ulm kentlerinde Kaşanlı Köyleri geleneksek piknikleri düzenlendi. Piknik aracılığı ile yüzlerce Kaşanlı biraraya geldi.

    Londra’da yapılan piknik etkinliğine çok sayıda Kaşanlı katıldı.

    Hamburg’taki etkinliğe Pir Mustafa Mısır ve Ali Köylüce’nin yanında çok sayıda kişi katıldı.

    Ulm’daki Kaşanlılar pikniğinde açılışı sanatçı Garip Nurhak yaptı.

    Ardından Kaşanlı Köyleri Bileşenleri Avrupa Komitesi adına Ahmet değer bir konuşma yaptı. Değer, bu tür etkinliklerin dejenerasyonun ve yozlaşmanın panzehiri olduğuna vurgu yaptı.

    Daha sonra bir konuşma yapan Araştırmacı-Yazar Aziz Tunç söz aldı. Tunç birlik olmanın önemine dikkat çektiği konuşmasında şu noktalara değindi:

    ”Maraş Katliamı yaşanırken katliamı Kaşanlılı katledilen yoldaşlarla birlikte ben de o mahallelerde yaşadım. O insanların katliama karşı korunmasında sorumluluğumuzu ve görevimizi yerine getiremediğimiz için tüm halklara karşı ve özellikle katliamda en çok kaybı olan Kaşanlılara karşı da kendimi o anlamda borçlu hissediyorum. O dönem o katliam her halükarda devlet tarafından planlanmıştı ve yapılacaktı. Her halükarda katiller katletmek istemişti”

    Tunç’un ardından Devrimci Aleviler Birliği (DAB) Eş Başkanı Veli Balaban konuştu. Balaban, köy örgütlenmelerinin sadece köy sınırında kalmaması gerektiğine vurgu yaptı.

    Pir İbrahim Kılavuz da etkinlikte şiirler okudu. Sanatçı Hasan Yıldız da eserler seslendirdi.

    Etkinlik davul ve zurna eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    [su_slider source=”media: 70472,70473,70474,70475,70476″ link=”post” width=”960″ height=”540″]Ülkenin muhaliflerine karşı uygulanan bu düşman hukuku rejimine bir son verilmelidir[/su_slider]

  • Londra polisi 79 kişinin hayatını kaybettiği yangının nedenini açıkladı

    Londra polisi 79 kişinin hayatını kaybettiği yangının nedenini açıkladı

    PİRHA-  Londra polisi, 24 katlı Grenfell Tower adlı bir sosyal konutta geçen hafta çıkan ve 79 kişinin hayatını kaybettiği yangının nedenini kamuoyuna açıkladı.

    Londra Emniyet Müdürlüğü Başkomiseri Fiona McCormak, yangının bir buzdolabının alev alması ile çıktığını söyledi.Fiona McCormak ayrıca binanın dış kaplamasının da güvenlik standartlarına uygun olmadığını belirtti.

    BBC Türkçe’nin haberine göre McCormak, hayatını kaybedenlerin sayısı, yasaların ihlali ve yönetmeliklerin gözardı edildiği göz önüne alındığında polisin “adam öldürme” suçunu da soruşturma kapsamında değerlendireceğini ifade etti.

    YANGIN NEDENİ BUZDOLABI PİYASADAN ÇEKİLMEYECEK

    Alev alan buzdolabının Hotpoint marka FF175BP modeli olduğunu da açıklayan McCormak, bu modelin piyasadan çekilmesinin söz konusu olmadığını, üretici firmanın yeni testler yaptığını kaydetti.

    Ticaret Bakanı Yardımcısı Greg Clark  ise açıklamasında “2006-2009 yılları arasında imal edilen bu ürünün piyasadan çekilmesi söz konusu değil, bu ürünle ilgili harekete geçilmeden önce testler yapılacak. Bu ürünün kullanımında tehlike görüldüğü tespit edilirse, geçikmeden yeni bir ürünle değiştirilmesini beklediğimi şirkete açıkça ifade ettim” dedi.

    8 FARKLI BÖLGEDE 11 BİNANIN DIŞ KAPLAMASI KOLAY TUTUŞAN MALZEMEDEN

    Öte yandan, İngiltere’de yaklaşık 600’e yakın binada yapılan incelemelerde, 8 farklı bölgede 11 binanın dış cephe kaplamasının kolay tutuşan malzemeden yapıldığı ortaya çıktı.

    İngiltere’de yerel yönetimlere bölgelerindeki yüksek binaların cephelerinin kolay tutuşan malzemeden yapıldığı tespit edilen binalarla ilgili atılacak adımlara dair bilgi verildi.

    GRENFELL TOWER SAKİNLERİ DESTEKLERİN AZ OLDUĞUNDAN ŞİKAYETÇİ

    Yangının çıktığı 14 Haziran’dan bu yana otellerde ve pansiyonlarda kalan Grenfell Tower sakinleri, belediyenin kalıcı konut bulunması konusunda kendilerine çok az destek ve bilgi verdiğini belirtti. Hükümet yangından etkilenenlerin Kensington’da Grenfell Tower’a 2.5 kilometre mesafede 68 sosyal konuta yerleştirileceğini açıklamıştı.

  • Londra’da yaşayan Alxaslı kadınlara menopozla ilgili seminer-VİDEO

    Londra’da yaşayan Alxaslı kadınlara menopozla ilgili seminer-VİDEO

    PİRHA-Londra’da yaşayan Alxaslı kadınlar geçtiğimiz cuma günü bir kadın etkinliğinde bir araya geldi. Kadın sağlığının konu edildiği etkinliğe yönelik PİRHA’ya konuşan Olcay Has Londra’da yaşayan Alxaslı kadınlar olarak bir dernek kurduklarını ve bu dernekte Alxas aşiretinin insanlarının kendi kültürlerini yaşatmaları için bir arada olduklarını ifade etti.

    Haberin Videosu

    Geçtiğimiz Cuma günü bir kadın etkinliğinde bir araya gelen Londra’da yaşayan Alxaslı kadınlar yaptıkları çeşitli etkinliklerle bir araya gelerek kendi kültürlerini yaşatmak istiyorlar.

    “ALXAS 12 KÖYDEN OLUŞAN BİR AŞİRET”

    Britanya Alxas Community Center (Britanya ALxas Toplulukları Merkezi) Londra’daki Alxaslıların oluşturdukları bir dernek. Alxas, Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı 12 köyünden oluşan bir aşiretin ismi.

    Dernek kurulalı dört yıl oluyor. Şuan 600’ün üzerinde üye sayısı olan derneğin üye çalışmaları devam ediyor. Aktif bir kadın çalışması yürütülen dernekte bir kadın kolları mevcut. Kadınlara yönelik her cuma günü çeşitli aktivitelerin yapıldığı dernekte geçtiğimiz cuma da kadınlar için bir sağlık semineri düzenlendi.

    Düzenlenen seminerde katılımcıların sağlık durumlarını ve yaşlarını gözönünde bulundurarak kadın sağlığı ve menopoz üzerine bir seminer yapıldı. Derneğin kadın çalışmalarından sorumlu olan Olcay Has, Londra’da yaşayan Alxaslı kadınlara beklentileri doğrultusunda kendileriyle fikir alış verişinde bulunmaları çağrısını yapıyor.

    “MENAPOZ DÖNEMİNİ RAHAT GEÇİRMEK İÇİN SPOR VE İYİ BESLENME ŞART”

    Kadınlara bilgi vermek için seminere katılan Doç. Dr. Serap Akmal ise menapozla ilgili kısa bilgiler verdi. Menapozun çok uzun süren bir dönem olduğunu söyleyen Akmal, menopozun aynı zamanda bir hormonal düzensizlik olduğunu da ekliyor. Akmal, bu hormonal düzensizliğin kadınların sosyal yaşamlarını etkilediği takdirde kadınların menopoz kliniklerine gidip bilgi almalarını ve eğer gerekliyse hormonal tedaviye başlamalarını öneriyor.

    Menopozun erken yaşlarda da görülebileceğini belirten Akmal, kadınların menopoz dönemini rahat geçirebilmeleri için yoga, plates, yürüme gibi egzersizler ve sporlar yapmalarını, beslenmelerine dikkat etmelerini, karbonhidrat ve şekerin kesilmesini, meyve sebze ağırlıklı beslenmelerini, süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyumu yüksek olan yiyecekler tercih etmelerini tavsiye ediyor.

    “BU SÜRECE İYİ HAZIRLANMAK GEREKİYOR”

    Kadınların menopozdan korkmamaları gerektiğini söyleyen Akmal, menopozun ertelenemeyen, yaşamın belli bir döneminde yaşanması gereken bir süreç olduğunu da belirtmeden edemiyor. Menopoz dönemine bilinçli olarak girilmesinin önemli olduğunu kaydeden Akmal “Vücudumuzda psikolojik ve fiziksel açıdan hangi değişikliklere neden olduğunu bilmemiz ve onlara karşı önlem almamız gerekir. Tabi ki korkulacak bir şey değil. Bu bir süreçtir ve bu sürece hazırlanmamız gerekir” diyor.

    Elif Tabak/LONDRA

  • Britanya Alevi Federasyonu’nun 7. İngiltere Alevi Festivali başladı

    Britanya Alevi Federasyonu’nun 7. İngiltere Alevi Festivali başladı

    PİRHA-İngiltere’de bulunan Britanya Alevi Federasyonu’nun Alevi Festivali başladı. 7’ncisi düzenlenen festivalin açılış etkinliğinde sanatçılar sahneye çıkacak.

    İngiltere’de bulunan Britanya Alevi Federasyonu’nun (BAF) Alevi Festivali başladı. 7’ncisi düzenlenen festivalin hazırlık etkinlikleri kapsamında Sivas Katliamı’nda yaşamlarını yitiren canların anısına yapılan anıt yenilendi.

    Yenilenen Sivas Madımak Şehitleri Anıtı’nın açılışı geçtiğimiz gün semahlar ve deyişler eşliğinde yapıldı.

    Ayrıca bugün başlayan festival kapsamında sanatçılar Gülcihan Koç, Tuncay Balcı, Cengiz ve Engin Sağlam, Grup Zemheri, Grup Seksendört sahneye çıkacak.

    Yine federasyon Lee Valley Park’ta dört yıl önce Gezi’de öldürülen canlar için fidan diktirmişti.