Etiket: ma

  • MA, JINNEWS ve Yeni Yaşam’ın X hesaplarına erişim engeli

    MA, JINNEWS ve Yeni Yaşam’ın X hesaplarına erişim engeli

    PİRHA-MA, JINNEWS ve Yeni Yaşam’ın X hesaplarına erişim engeli getirildi.

    Mezopotamya Ajansı’nın (MA) X (Twitter) hesabına Türkiye’de erişim engeli getirildi. 263 bin takipçisi bulunan hesabın hangi gerekçeyle erişeme engellendiğine dair ise bir açıklama bildirilmedi.

    JINNEWS ve Yeni Yaşam Gazetesi’nin, X hesabı hesabına da erişim engelli getirildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gözaltına alınan gazeteciler adliyeye sevk edildi

    Gözaltına alınan gazeteciler adliyeye sevk edildi

    PİRHA-23 Nisan günü gözaltına alınan gazeteciler savcılık ifadelerinin ardından adliyeye getirildi.

    İstanbul’da, 23 Nisan’da yapılan ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Esra Solin Dal, Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Enes Sezgin ile Özgür Basın emekçileri Saliha Aras, Yeşim Alıcı, Beste Argat Balcı, Şirin Ermiş ve gazeteci Erdoğan Alayumat, Ankara’da yapılan ev baskınında MA muhabiri Mehmet Aslan, Urfa’da da yapılan ev baskınında ise MA eski muhabiri Doğan Kaynak gözaltına alındı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan gazetecilerin savcılıktaki ifade işlemleri için Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildiği öğrenildi.

    Öte yandan Ankara Emniyeti’nde tutulan MA Muhabiri Mehmet Aslan da Ankara Adliyesi’ne getirildi. Aslan’ın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile ifade işlemlerinin yapılacağı öğrenildi.

    Urfa’da gözaltına alınan eski MA muhabiri Doğan Kaynak da Urfa Adliyesi’ne getirildi.

     

    .

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 3 Gündür gözaltında tutulan gazetecilerin emniyet ifadeleri tamamlandı

    3 Gündür gözaltında tutulan gazetecilerin emniyet ifadeleri tamamlandı

    PİRHA – 23 Nisan’da gözaltına alınan basın çalışanlarının emniyetteki ifadeleri tamamlandı. Gazetecilere, sosyal medya paylaşımlarının yanı sıra katıldıkları basın toplantılarının nedenleri de soruldu.

    İstanbul’da, 23 Nisan’da yapılan ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Esra Solin Dal, Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Enes Sezgin ile Özgür Basın emekçileri Saliha Aras, Yeşim Alıcı, Beste Argat Balcı, Şirin Ermiş ve gazeteci Erdoğan Alayumat gözaltına alınmıştı. MA muhabiri Mehmet Aslan Ankara’da, gazeteci Doğan Kaynak ise Urfa’da yapılan ev baskınları sonucu gözaltına alınmıştı.

    3 gündür İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan gazetecilerin emniyetteki ifade işlemleri tamamlandı. Avukatlardan alınan bilgilere göre, polisler, gazetecilerin çalıştıkları kurum ve yayınları örgüte bağlamaya yönelik sorular sordu. Aynı zamanda gazetecilere X platformundan yaptıkları paylaşımlar ve İletişim Tespit Tutanağı (TAPE) kayıtları soruldu. Gazetecilere, takip ettikleri haberlerin sorulduğunu belirten avukatlar, kadın gazetecilere ise Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ile ilgili sorular sorulduğu bilgisini paylaştı. Urfa’da gözaltına alınan MA eski muhabiri Doğan Kaynak’a ise telefon tapeleri ve tecrit ile ilgili yaptığı haberlere ilişkin sorular sorulduğu öğrenildi.

    Avukatlar, kadın gazetecilere derneğin düzenlediği basın toplantılarına neden katıldıkları, amaçlarının ne olduğu yönünde sorular yönetildiğini dile getirdi.

    SUSMA HAKKINI KULLANDI

    Ankara Emniyeti’nde tutulan MA muhabiri Mehmet Aslan Emniyet’teki ifadesinde susma hakkını kullandı. Gözaltına alındığı sırada kendisine dayatılan “baş eğdirme” uygulamasına tepki olarak emniyette ifade vermek istemediğini beyan eden Aslan’ın, yarın SEGBİS üzerinden savcılık ifadesinin alınacağı öğrenildi.

    Emniyet ifadesinde gazeteciler susma hakkını kullanırken, gazetecilerin yarın adliyeye çıkarılması bekleniyor.

    Kaynak: MA

  • ‘Kürt basınını susturma çabalarınız Türkiye’ye kaybettirmek dışında bir işe yaramayacaktır’-VİDEO

    ‘Kürt basınını susturma çabalarınız Türkiye’ye kaybettirmek dışında bir işe yaramayacaktır’-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman DEM Parti İl yönetimi Ankara ve İstanbul’da gazetecilere yapılan gözaltılara yönelik basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada “Özgür basına yönelik bu haksız, hukuksuz ve korsanca saldırıları lanetliyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Avrupa’da ve Türkiye’de eş zamanlı olarak Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam, Sterk TV, Medya Haber’e yönelik yapılan operasyonlara ve  gözaltına alınan gazetecilere ilişkin Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adıyaman İl yönetimi, basın açıklaması yaptı. Parti yönetimi AKP iktidarına ve Belçika hükümetine çağrıda bulunarak Kürt Basını üzerindeki baskıların derhal sonlandırılmasını istedi.

    “KÜRT BASININA YAPILAN OPERASYONLAR SALDIRILARI GÖRÜNMEZ KILMAK İÇİNDİR”

    Adıyaman Dem Parti adına açıklamayı okuyan Ergün Varhan, yıllardır Kürt basınına yönelik yapılan saldırı ve operasyon, Kürt halkına yönelik daha büyük ve kapsamlı saldırı hazırlıklarının göstergesi olduğunu belirterek, “Kürt halkının sesi olan basını susturmaya çabalarının, daha sonra yapılacak saldırıları görünmez kılma amacında olduğu defalarca kanıtlanmıştır. 21 Aralık 2011’de Kürt basınına yönelik yapılan tarihin en kapsamlı gözaltı ve tutuklama operasyonundan sadece 7 gün sonra savaş uçaklarıyla Roboski Katliamı gerçekleştirilmişti. AKP-MHP iktidarının Kürt halkına yönelik kapsamlı saldırı planları yaptığı, Erdoğan’ın yıllar sonra Irak hükümetiyle bunun pazarlığını yürüttüğü böylesi bir dönemde Kürt basınına içerde ve dışarda bu operasyonların yapılmış olması da boşuna değildir. Ne yazık ki bölgesel ve uluslararası güçler bu saldırı planlarının bir parçası haline getirilmek isteniyor.” dedi.

    “KÜRT BASININI SUSTURMANIZ TÜRKİYE’YE KAYBETTİRİR”

    “İnkâr ve savaş politikalarını esas alan iktidarı uyarıyoruz” ifadesinde bulunan Varhan, devamında şunları dile getirdi: “Türkiye’nin kaynaklarını, Kürt düşmanlığı üzerinden bölgesel ve uluslararası güçlere peşkeş çekmeyin. Denediğiniz yol ve yöntemlerin tamamı iflas etmiştir, hiçbiri sonuç almamıştır, almayacaktır da. Hazırlığını yaptığınız yeni saldırı ve katliam politikaları ve Kürt basınını susturma çabalarınız Türkiye’ye kaybettirmek dışında bir işe yaramayacaktır. Türkiye toplumunun ve Kürt halkının 31 Mart seçim sonuçlarıyla verdiği ‘normalleşme, çözüm, demokratikleşme’ mesajlarını dikkate alarak bu saldırı ve imha aklından vazgeçin. Tarihte defalarca kez kanıtlandığı gibi çözümsüzlükte ısrar eden herkes aynı hüsranı ve akıbeti yaşamaktan kurtulamaz.

    Varhan, yapılan saldırıların derhal sonlandırılması çağrısında bulunarak, “Özgür ve muhalif basınla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz” dedi.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • DFG ve MKG: Gözaltındaki gazeteci arkadaşlarımız serbest bırakılsın

    DFG ve MKG: Gözaltındaki gazeteci arkadaşlarımız serbest bırakılsın

    PİRHA- Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ortak yazılı bir açıklama yaparak, Van’da ve İstanbul’da haber takibi sırasında gözaltına alınan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

    31 Mart Yerel Seçimlerinde Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanlığını kazanan Abdullah Zeydan’a mazbatasının verilmemesi halk tarafından protesto edilirken, haber takibi yapan gazeteciler de polisin hedefinde oldu. Van’da ve İstanbul’da gazeteciler de gözaltına alındı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ortak yazılı bir açıklama yaparak, Van’da ve İstanbul’da haber takibi sırasında gözaltına alınan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

    Polis şiddetinin kınandığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “AKP-MHP baskıcı rejimi, yaşanan her toplumsal olayda şiddetini gazetecilere yöneltmeyi bir adet haline getirmiş durumda. Yaşanan gerçekleri tüm çabasına rağmen örtbas edemeyen iktidar, bunları kamuoyuna yansıtma konusunda kararlılık gösteren özgür basın çalışanlarına saldırmaktan geri durmuyor. Neredeyse her toplumsal olayda bunu tekrar ediyor. Sahada çalışan arkadaşlarımızı direk hedef haline getirip polisine vurduruyor.
    Son olarak Van’daki irade gaspı girişimi sonrası yaşanan protestoları takip eden gazeteciler de benzer bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Çok sayıda gazeteci arkadaşımız hedef gözetilerek polisin saldırısına maruz kaldı. Gaz bombaları ve plastik mermilerin hedefi oldular. Bazıları polis şiddetine maruz kaldı, zorla alıkonularak görüntüleri silindi. Yine Van’da ve İstanbul’da gazeteci arkadaşlarımız gözaltına alındı.

    Van’da ve İstanbul’da Van’a destek amaçlı yapılan gösteri sırasında yaşanan gelişmeleri yerinde takip eden gazeteciler polisin hedefi oldu. Van’da NuJinha muhabiri Medine Mamedoğlu gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    İstanbul Esenyurt’ta Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin, Pir Haber Ajansı (PİRHA) muhabiri Dilan Şimşek, Yeni Yaşam Gazetesi muhabiri Sema Korkmaz, Artı Gerçek muhabiri Müzeyyen Yüce ile Kadıköy’de Van’a destek gösterisinde bulunan kadınların eylemini takip eden SiyasiHaber.Org muhabiri Zilan Azad ve Yeşim Dokur, polis tarafından yaka paça gözaltına alındılar. Azad ve Dokur daha sonra serbest bırakılırken, 4 gazeteci halen gözaltında ve bugün adliyeye çıkarılmaları bekleniyor.

    “GAZETECİ FERHAT SEZGİN’İN POLİS BURNUNU KIRDI”

    Gazetecilerin gözaltına alınma görüntüleri kamuoyunun gündemine yansıdı. Çok sayıda polis tarafından işkence edilerek yaka paça gözaltına alınan gazetecilerden Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin’in polis şiddeti sonucu burnu kırıldı. Yine diğer gazeteci arkadaşlarımızın da gözaltına alınma sırasında ciddi şekilde şiddete maruz kaldıklarını gördük.

    Açıkçası bu durum bizleri ciddi anlamda endişelendirmekte ve öfkelendirmektedir. Direk arkadaşlarımızın can güvenlikleri tehlikeye atılmaktadır. Oysaki oradaki kolluk gücü öncelikli olarak gazetecinin can güvenliğini sağlaması gerekiyor. Ancak pervasız bir şekilde saldırıyor. Açık ki bu gücü iktidardan alıyor. Cezasızlık politikası, polisi tam anlamıyla işkence yapan unsurlar haline getirmiş durumda. Sokak ortasında öldüresiye insan dövüyorlar ve kimse de buna dur demiyor. Lakin bizler bunu kabul etmiyoruz. Bu yönelimler basın özgürlüğüne vurulan en büyük darbedir. İktidar ve emrindeki kolluk kuvvetleri bu saldırılarından bir önce vazgeçmelidir ve gazetecilerin can güvenliğini sağlamalıdır. Ayrıca herkes; halkın gözü, kulağı, sesi olan basın emekçilerine sahip çıkmalı. Onları bu işkencecilerin eline bırakmamalılar. Saldırıya uğrayan, gözaltına alınan, yaralanan tüm arkadaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ve derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • MKG’den Müftüoğlu ve Gürbüz’e destek: Gerçekleri yazmayı sürdüreceğiz -VİDEO

    MKG’den Müftüoğlu ve Gürbüz’e destek: Gerçekleri yazmayı sürdüreceğiz -VİDEO

    PİRHA – Tutuklu DFG Eş Başkanı ve MA Editörü Dicle Müftüoğlu ile ETHA Editörü Nadiye Gürbüz’ün yargılandığı duruşmalara katılım çağrısı yapıldı. Bir açıklama yapan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, “Arkadaşlarımızın gazeteciliğinin tanığıyız. Tüm demokratik kamuoyuna, meslek örgütlerine ve gazetecilere, gazeteciliği, ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını savunmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG); tutuklu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Dicle Müftüoğlu ile Etkin Haber Ajansı (ETHA) Editörü Nadiye Gürbüz’ün görülecek olan duruşmalarına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Toplantının yapıldığı salona Kürtçe ve Türkçe, “Özgür Basın Susturulamaz” pankartı asıldı. Toplantıya özgür basın emekçilerinin yanı sıra DFG üyeleri, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Türkiye Basın, Yayın, Gazetecilik, Grafik-Tasarım, Baskı ve Ambalaj Sanayi İşçileri Sendikası (Basın-İş), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi ve çok sayıda emek, meslek örgütü temsilcisi katıldı.

    “GAZETECİLER HEDEF ALINIYOR, KATLEDİLİYOR”

    Basın metnini, Gazeteci Nezahat Doğan okudu. DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile ETHA Editörü Nadiye Gürbüz’ün mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılandığını söyleyen Doğan, “Basını tekeli altına almak isteyen AKP-MHP iktidarı, hakikatin sesi olan özgür basına dönük baskılarını tutuklama, yasak ve engellemelerle sürdürüyor. Kendinden olmayanlara tahammülsüzlük ve ötekileştirmeyle yaklaşan iktidar, toplumu tek tipleştirmek, korku iklimini derinleştirmek, suçlarını gizlemek ve gerçeklerin topluma ulaşmasının önünü kesmek için gazetecilere dönük yargı tacizlerine her geçen gün bir yenisini ekliyor. Gazeteciler, hedef alınıyor ve katlediliyor, hukuka aykırı bir şekilde yargılanıyor, tutuklanıyor. Gazetecilere yönelik soruşturmalar, açılan davalar ve verilen cezalar sürerken, gazeteciler yalnızca mesleklerini yaptıkları için baskı ve yasaklarla karşı karşıya kalıyor” dedi.

    “NADİYE GÜRBÜZ HAKKINDA 22,5 YILA KADAR CEZA İSTENİYOR”

    İktidarın özgür basını susturma operasyonlarının odağında ise kadın gazetecilerin bulunduğunu belirten Doğan, şöyle devam etti:

    “Devlet tüm politikalarıyla saldırırken, kadın gazeteciler mesleklerinin onurunu savunmaya, sahada her türlü şiddete karşın halkın haber alma hakkını korumaya devam ediyor. İktidarın antidemokratik uygulamalarının bir yansıması olarak kadın gazeteciler hedefe koyularak susturulmaya, davalar yoluyla bastırılmaya çalışılıyor. Bu politikaların en önemli kanıtı gazeteci arkadaşlarımızın davalarıdır” sözlerini kullandı. ETHA editörü Nadiye Gürbüz’ün yarın (27 Şubat)İstanbul Adliyesi 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmasının görüleceğini dile getiren Doğan, “Hakkında çalıştığı gazete ve yaptığı haberler gerekçe gösterilerek 22 buçuk yıla kadar ceza isteniyor. Savcılık Nadire’nin, arkadaş görüşçüsü olarak kabul edildiği tutsaklara para yatırmasını, Atılım gazetesinde çalışıyor olmasını, Suruç Katliamı ile ilgili yaptığı haberleri ‘örgüt üyeliğine’ gerekçe yaptı. İkinci duruşmaya günler kala hazırlanan mütalaa sonrası yarın görülecek duruşmada karar çıkması bekleniyor.”

    “DİCLE’NİN GAZETECİLİĞİNİN TANIĞIYIZ!”

    Bir diğer duruşmanın ise Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Dicle Müftüoğlu‘nun olduğunu ifade eden Doğan, “Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan ve içi boş iddialar ile ‘örgütsel kılıfa’ büründürülerek tutsaklığı sürdürülen gazeteci Dicle Müftüoğlu’nun üçüncü duruşması. Tutuklu olarak yargılanan arkadaşımız Dicle, önceki iki duruşmasında hazır kararlarla mahkeme tarafından hapiste tutulmaya çalışılmış, yalnızca savcılık kanaatlerince cezalandırılmak istenmiştir. Adeta bir intikam iddianamesi hazırlanarak hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunan arkadaşımız Dicle’nin gazeteciliğinin tanığıyız. 29 Şubat’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmada, kadın gazeteciler olarak adil bir yargılamanın yapılmasını, gazeteci arkadaşımız Dicle’nin yeniden özgürlüğüne kavuşmasını talep ediyoruz” dedi.

    “MÜCADELEYI BÜYÜTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Doğan, “Buradan yeniden ifade etmek istiyoruz, gazetecilik faaliyetleri tutuklama gerekçesi yapılamaz. Gazetecileri yaptığı haberleri gerekçe göstererek yargılayamazsınız. Bu köklü geleneğin devamcıları olarak sözümüzü söylemeye, görülmeyeni göstermeye, yazılmayanı yazmaya devam edeceğiz. İktidarın piyonu medya gruplarının hedef göstermelerine boyun eğmeyeceğiz. Özgürlüğü yaratmaya yönelik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği olarak, baskı altında mesleğini yapmaya çalışan özgür basın çalışanlarının yanında ve dayanışma içinde olduğumuzun altını çiziyoruz. İktidarın gazetecilere gözdağı vermek amacıyla özgürlüğünden alıkoyduğu arkadaşlarımızın serbest bırakılması talebimizi yineliyoruz. Gazetecilik dün de suç değildi bugün de suç değildir. Özgür basın emekçileri olarak gazetecilerin gözaltı ve tutuklamalarla yıldırılamayacağını buradan yeniden ifade etmek istiyoruz. Tüm demokratik kamuoyuna, meslek örgütlerine ve gazetecilere, gazeteciliği, ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını savunmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “GERÇEKLERİ YAZMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    ETHA editörü Nadiye Gürbüz ise “Dicle ile ben Dünya Basın Özgürlüğü gününde tutuklandık. Haksız, hukuksuz tutukluluğum sona erdi ama Dicle hala tutsak ediliyor. İddianamelerimize baktığımızda gayet politik ve sınıfsal olduğunu söyleyebiliriz. Sistemin görünmez kılındığı kesimlerin sesini duyurmaya çalışan faaliyet elbette iktidarı rahatsız etti. Bizim gazeteci olduğumuzu dün de bugün de kabul etmediler. Ama gazeteciliği en hakiki biçimde bizler yapıyoruz. Halkın sesi olmaya, kadınların, emekçilerin, Kürt halkının, bu ülkede ezilen tüm kesimlerin sesi olmaya çalışıyoruz. İddianamemde de Atılım gazetesi ve ETHA’nın yasa dışı ilan edilmeye çalışıldığını söyleyebilirim. Atılım’da, ETHA’da çalışıyor olmak ile suç isnadıyla karşı karşıya bırakıldım. Sosyalist basına dönük tam bir saldırganlık olduğunu, çalışamaz hale getirmek, bu kurumları kapatmak ve tasfiye etmek üzerine bir iddianame. Bu saldırılar son değil, yarın da devam edecek. Biz dün olduğu gibi gazetecilik faaliyetlerimizi kendi bakış açımızla sürdürmeye devam edeceğiz. Bugünkü açıklama da oldukça kıymetli, değerli” diye konuştu.

    “HEDEF SUSTURMAK!”

    TGS İstanbul Şube yöneticisi ve TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu üyesi Evrim Kepenek de “Nadiye ve Dicle uzun zamandır çalışan gazeteciler. Biz onların gazeteciliğine tanığız. Ama emin olun ki onları yargılamak isteyenler de gazeteciliklerine tanıklar. Gazeteci arkadaşlarımızın gazeteciliğine en azından şu anda İHD’nin kapısında bulunan polislerin tanık olduğuna eminiz. Bu davaları açıp üzerlerine gidiyorlarsa hedef susturmak. Keşke kadın gazetecileri susturmayı hedef koymak yerine şiddet uygulayan erkekleri cezalandırıp susturmayı tercih etselerdi. Dicle Müftüoğlu serbest bırakılsın” sözleriyle seslendi.

    “KADIN GAZETECİLER OLARAK HABERLERİMİZİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Yeniden söz alan Doğan, “Biz kadın gazeteciler hiçbir şekilde susturulamayız. Bunun için nasıl bir direnç olması gerekiyorsa burada olduğu gibi ortaklaşarak sürdürmeye devam edeceğiz. Sonuna kadar sesimizi duyurmaya, dayanışmaya ve bu mücadeleyi güçlendirmeyi, kadın gazeteciler olarak haberlerimizi yapmaya, sesi yükseltmeye devam edeceğiz. Gazeteci arkadaşlarımız serbest bırakılsın” dedi.

    DURUŞMALARA ÇAĞRI

    DİSK Basın-İş Disiplin Kurulu üyesi Diren Yurtsever de, gazetecilerin duruşmalarına katılma çağrısı yaparak “Yeri gelir arkadaşlarımızın sesi oluruz, yeri gelir arkadaşlarımızın kalemi oluruz. Ama zaten görüyoruz ki arkadaşlarımız cezaevinde de olsa yargı sopasıyla karşı karşıya da kalsa o kalemleri aslında hiçbir zaman yere bırakmadı, bırakmayacak”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 6 gazeteci örgütünden çağrı: Dicle’nin yanındayız, dayanışmaya bekliyoruz

    6 gazeteci örgütünden çağrı: Dicle’nin yanındayız, dayanışmaya bekliyoruz

    PİRHA-Tutuklu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı editörü Dicle Müftüoğlu’nun 18 Ocak’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görülecek. Basın meslek örgütleri, Müftüoğlu’nun duruşmasına katılım çağrısında bulunarak, “Free Press Unlimited tarafından ‘En Dirençli Gazeteci’ ödülüne layık görülen Dicle Müftüoğlu’nun bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz” dediler.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu hakkında açılan davanın ikinci duruşması, 18 Ocak’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Müftüoğlu, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek, “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt kurmak ve yönetmek” iddialarıyla suçlanıyor.

    Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DFG Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) haber editörü Dicle Müftüoğlu’nun yarın Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek 2’nci duruşmasına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

    “GİZLİ TANIKLARIN İFADELERİ ÇÖKMÜŞTÜR”

    Müftüoğlu’nun 8 buçuk aydan fazla süredir tutuklu olduğu hatırlatılan açıklamada, “Dicle’nin yaptığı haberlerden tutalım, babasıyla birlikte İstanbul’da bir otelde kalışına kadar, absürt denebilecek iddialarla suçlanıyor. MASAK raporuyla ailesi ile dahi yaptığı para alışverişi suçmuş gibi gösteriliyor. Müftüoğlu’nun yurt dışı gezileri, meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmelerinin yanı sıra sosyal yaşantısı dahi suç delili olarak iddianameye eklenmiş. Gizli tanık beyanlarıyla yapılan hukuksuzluk örtbas edilmeye, yaptığı gazetecilik faaliyetleri kriminalize edilmeye çalışılıyor. Gizli tanık daha önce Ankara’da tutuklanan 10 gazetecinin dosyasında dinlenmiş, kendisine yöneltilen bir soru üzerine devletle çalıştığını dile getirmişti. Yani devlet adına çalışan ajan niteliğinde birinden bahsediyoruz. Müftüoğlu’nun avukatlarının da dile getirdiği üzere, ya bu kişi polistir, ya da polis değilse zaten böyle bir görevlendirme biçimi yasaya uygun değildir. Yani kısacası iddianamede yer alan tüm iddialar ve tanıkların iftiraları çökmüştür” denildi.

    “DİCLE İLE DAYANIŞMAYA BEKLİYORUZ”

    Müftüoğlu’na yöneltilen suçlamaların cezaevinde tutulmasına yetecek türden olmadığı vurgulanan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Kamuoyunda Dicle’nin tahliye edilmesi beklentisi yüksekti çünkü iddianamedeki suçlamalar bir kişiyi, hele bu tanınmış bir gazeteci ise hapiste tutmaya yetecek türden değildi. Ancak mahkeme, tanıkların dinlenmemesini gerekçe gösterdi ve Müftüoğlu’nu tahliye etmedi. Bu karar öyle apar topar alındı ki avukatların savunma yapmasına dahi müsaade edilmedi. Gözaltı ve tutuklama ve yedi aylık tutukluluktan sonra hukuksuzluk ilk duruşmada da katmerleşerek sürdü. Duruşmada Dicle kendisini savunmadı; hepimizi, daha doğrusu bir bütün olarak gazeteciliği savundu.

    “YARGILANAN DİCLE DEĞİL, GAZETECİLİK”

    Şimdi Dicle, 18 Ocak’ta ikinci kez hâkim karşısına çıkacak. İlk duruşmada Dicle Müftüoğlu’nun gazetecilik faaliyetleri dışında dosya kapsamında herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı açık bir şekilde görülmüştür. Burada yargılanan Dicle değil, gazeteciliktir. Açıktır ki, bu uzun tutukluluk artık bir tedbirin ötesine geçip cezalandırmaya dönüşmüştür. Aslında Dicle’ye reva görülen muamele, bir bütünen gazetecilere, özelde de Kürt gazetecilere yönelik yaklaşımı ve ülkede basın özgürlüğünün geldiği noktayı açıklar nitelikte. Bu nedenle bizler aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri, geçtiğimiz yıl Hollanda merkezli Free Press Unlimited tarafından ‘En Dirençli Gazeteci’ ödülüne layık görülen Dicle Müftüoğlu’nun bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz.

    18 Ocak’ta saat 11.50’de herkesi Diyarbakır Adliyesi’ne, Dicle ile dayanışmaya bekliyoruz. Unutmayalım ki, tıpkı Dicle gibi bizler de gazeteciliği savunuyoruz ve bir daha hiç kimsenin yaptığı haberler nedeniyle, düşünceleri nedeniyle bu muameleye maruz kalmamasını istiyoruz. Bir kez daha #ÖzgürBasınSusturulamaz diyor, #GazetecilereÖzgürlük talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Hakan Yalçın evinden gözaltına alındı

    Gazeteci Hakan Yalçın evinden gözaltına alındı

    Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri Hakan Yalçın, Van’da evine yapılan baskında gözaltına alındı.

    Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Hakan Yalçın, sabah saatlerinde Van’da kaldığı eve polisler tarafından yapılan baskın sonucu gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen Yalçın’ın İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Sedat Yılmaz hakkında tahliye kararı

    Gazeteci Sedat Yılmaz hakkında tahliye kararı

    PİRHA- 7 ayı aşkın bir süredir cezaevinde tuutuklu bulunan Gazeteci Sedat Yılmaz tahliye edildi.

    Ankara merkezli bir soruşturma kapsamında 29 Nisan’da Amed’te gözaltına alınan ve 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz’ın “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt kurmak ve yönetmek” iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Gizli tanık “Ulaş” ve “K8Ç4B3L1T5”, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile duruşmada dinlendi.

    Tanık savunmasının ardından savcı, mütalaasını verdi. Savcı, Yılmaz’ın tutukluk halinin devamını istedi. Savcının mütalaasına karşı konuşan Yılmaz, mütalaaya katılmadığını ve tahliyesini talep etti. Avukat savunmalarının ardından mahkeme heyeti tahliye kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Müftüoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verildi

    Gazeteci Müftüoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verildi

    PİRHA- 8 aydır tutuklu olan gazeteci Dicle Müftüoğlu, yaptığı savunmada “Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi” dedi. Mahkeme, avukat savunmaları sona ermeden tutukluluğa devam kararı verdi.  

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu’nun mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt kurmak ve yönetmek” iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Müftüoğlu, Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı. Heyet başkanının izinli olduğu duruşma, kimlik tespiti sonrası başladı.

    Mezopotamya Ajansı‘nda yer alan habere göre; savunma yapan Müftüoğlu, kendisiyle dayanışmaya gelen meslektaşlarına teşekkür ederek, konuşmasına başladı.

    Müftüoğlu, gazeteciliğin, basın ve ifade özgürlüğünün yargılanmak istendiğini söyledi. Kürt gazetecilere dönük baskılara değinen Müftüoğlu, Kürt gazetecilere yönelik baskıların özünde Kürt sorunu ve Kürt gerçekliği olduğunu vurguladı. Müftüoğlu, “Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi. Hrant Dink’e kadar birçok gazeteci gerçekleri söylediği için katledildi. Onları da anıyorum” dedi.

    Avukat Resul Temur, açık tanık Kerem Gökalp’in ifadeleri doğrultusunda soruşturmanın başlatıldığına dikkati çekerek, “Kerem Gökalp, 20 Kasım 2019 tarihinde KDP peşmergeleri tarafından Türkiye’ye teslim edilmiş ve teslim edildiği tarihten 6 gün sonra (26 Kasım 2019) 67 sayfalık teşhis işlemi yapmıştır. Daha sonra 7 Ocak 2020 tarihinde Ankara iline götürülmüş ve 52 sayfalık bir ifade vermiştir. Her iki işlemde de müvekkil Dicle Müftüoğlu’na yönelik bir beyan ya da teşhisi olmamıştır” dedi.

    Mahkeme heyeti, henüz diğer avukat savunmalarına geçilmeden tutukluluğa devam kararı verdi. Ayrıca, gizli ve açık tanık Kerem Gökalp’in dinlenmesine ve gazeteci Müftüoğlu hakkında başka soruşturma olup olmadığının Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulmasına, karar verdi. Duruşma 18 Ocak 2024 tarihine ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Gök hakkında tahliye kararı!

    Gazeteci Gök hakkında tahliye kararı!

    PİRHA – Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, hakkında açılan davanın ikinci duruşmasında tahliye edildi. 

    Gazeteci Abdurrahman Gök hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla açılan davanın ikinci duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Basın meslek örgütlerinin temsilcilerinin izlediği duruşmada Abdurrahman Gök de hazır bulundu.

    Açık tanık Ümit Akbıyık, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. Akbıyık, Gök’ü tanıdığını ve Pel Prodüksiyonda çalıştığını iddia etti. Akbıyık, “2020 yılı Temmuz ya da Ağustos ayıydı. Şahısla ilgili bildiğim başka bir şey yoktur” diye kaydetti.

    Gök’ün avukatı Resul Temur, Kemal Kurkut cinayetini bilip bilmediğini tanığa sordu. Akbıyık, bunu basından bildiğini fakat fotoğrafı çekeninin kim olduğunu bilmediğini söyledi.

    Sonrasında söz alan Gazeteci Gök, tanık beyanının gerçeği yansıtmadığını belirtti. 20 yılı aşkın bir süredir gazeteci olduğuna dikkat çeken Gök, “Gazeteciliğimin son 10 yılında çatışmalı alan gazeteciliği yapıyorum. Ben Pel Prodüksiyonu çalışanı değilim, MA çalışanıyım. Savcılığın ortaya koyduğu bütün deliller MA’da yaptığım haberlerdir. Bu bile iddiayı çürütüyor. Buna rağmen Pel Prodüksiyon da bir kez gördüğünü belirtiyor. Ben 2020 yılı Ocak ayında yaralıydım. Buradaki yargılamalara dahi bastonla geldim. Tanığın yanlış söylediği burada bile ortaya çıkmış. 2009 yılında Meclis muhabiriydim. Siirt ve Amed’te Newrozlara gittim. Newroz’da çektiğim fotoğraflar gerekçesiyle tutuklandım ve 8 ay sonra serbest bırakıldım. Bundan ötürü tanığın gerçek bir şey söylediğini sanmıyorum. Ben ilk kez onu burada gördüm. Dosyada bana ait bir ifadesi yoktu. Bu ifadeler savcılık ilk bana gösterdiğinde yoktu. Sonra bu tanığın 5 ifadesinde benim adım geçiyor. Ben yönlendirme altında ifade verdiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “İKTİDAR DİLİYLE GAZETECİLİK YAPILMAZ”

    Abdurrahman Gök, Kemal Kurkut fotoğraflarıyla Diyarbakır Emniyeti’ni boşa çıkardığı için 8 aydır tutuklu bulunduğunu söyledi. Gök, HTS kayıtlarına da değinerek şöyle devam etti:

    “Gazeteciler kendi aralarında konuşurlar. Birbirleri ile haber sohbeti yapar, başsağlığı diler. Cezaevinde iken bile yaptığım telefon görüşmesi dosyaya eklenmiş. Kobanê Belgeseli suçlama konusu yapılmış. Gazetecinin amacı oradaki hakikati açığa çıkarmaktır. Ben de bunu yaptım. Gazze’de 60’dan fazla gazeteci öldü. İsrail de haber yapan gazetecileri tutukluyor, hedef alıyor. Bir gazeteci iktidarın dili ile gazetecilik yapmaz”

    “KADROLU İTİRAFÇI”

    Ardından söz alan avukat Resul Temur, müvekkilinin Pel Prodüksiyonunda çalışmadığını vurguladı. Temur, “Tanık doğrudan ‘ben Abdurrahman Gök’ün fiiline denk gelmedim’ dedi. Bu sebepten tanığın beyanları kendini kurtarmaya dönük. Beyanları esas almamanızı öneriyoruz” diye konuştu.

    Avukat Mehmet Emin Aktar ise, tanığın polisin kadrolu itirafçısı olduğunu söyledi. Aktar, bu sebeple tanığın beyanlarının esas alınamaması gerektiğini belirtti.

    MLSA avukatı Veysel Ok ise Gök’ün “iktidarı rahatsız ettiği” için yargılandığını söyledi. Pel Prodüksiyon’un legal bir şirket olduğunu vurgulayan Ok, söz konusu suçlamayla prodüksiyonun da illegalize edilmeye çalışıldığını söyledi. Ok, tanık iddialarına işaret ederek, “İlk tanıştığı bir kişiye böyle bir gazetecinin böyle bir şey söylemesi mantığa aykırıdır. Akbıyık, bir itirafçıdır. Yargıtay’a göre itirafçı tanık beyanları tek başına suç teşkil edemez. Kendini kurtarmak için bu iftirayı atar” diye kaydetti.

    MA’ya ilişkin “terörle iltisaklı” iddiasına da değinen Ok, AYM’nin Cemil Uğur kararını hatırlatarak, gazetecinin ajans üzerinden yargılanmayacağını ifade etti. Ok, “Gazetecinin elindeki bitirilememiş haberler, kayıtlar suç olamaz. Buradaki dosyaya baktığımızda asıl sebebin Kemal Kurkut fotoğrafları olduğunu biliyoruz. Kemal Kurkut ve Abdurrahman Gök bir bütündür. Tahliye talep ediyoruz” dedi.

    İddia makamı, tutukluluk süresi göz önünde bulundurulup, tahliye talebinde bulundu. Mahkeme, yurt dışı yasağı şartıyla Abdurrahman Gök hakkında tahliye kararı verdi. Duruşma 12 Mart’a ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler, İnsan Hakları Derneği’ne başvurdu

    Darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler, İnsan Hakları Derneği’ne başvurdu

    PİRHA-Şırnak’ta 25 Kasım eylemini takip ederken darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler, İHD’ye başvuruda bulundu. Polis şiddetini çekmelerini istemedikleri için gözaltına alındıklarını söyleyen MA Muhabiri Zeynep Durgut, “Gözaltında da polislerin işkencesine, hakaretlerine maruz kaldık. Araç içerisinde saatlerce kelepçeli bir şekilde bekletildik. Yaşananları topluma duyurmaya devam edeceğiz” dedi.

    Şırnak’ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yapılan eylem sırasında darp edilerek gözaltına alınan ve teknik ekipmanları kırılan gazeteciler, İnsan Hakları Derneği (İHD) Şırnak Şubesi’ne başvurdu.

    Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Zeynep Durgut ve Ömer Akın ile JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin, başvuru sonrası dernek binasında açıklama yaptı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan ile İHD Şırnak Şube Eşbaşkanı Haşım Toğurlu da açıklamaya katıldı.

    “BİZİM ŞİDDETİ ÇEKMEMİZİ İSTEMEDİLER”

    Eylemci kadınlarla birlikte gözaltına alındıklarını söyleyen MA muhabiri Zeynep Durgut, “Polisler bizi tanımasına rağmen gözaltı yaptılar. Çünkü bizim şiddeti çekmemizi istemediler. Gözaltında da onların işkencesine, hakaretlerine maruz kaldık. Araç içerisinde saatlerce kelepçeli bir şekilde bekletildik. Yaşananları topluma duyurmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    “ŞİDDETE MARUZ KALDIK”

    JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin ise, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde şiddete maruz kaldık. Gültekin, kadın olmaları ve özgür basın çalışanı olmaları nedeniyle şiddete maruz kaldık. İktidara yakın basın mensuplarına bir müdahale edilmezken, biz tehdit edilerek gözaltına alındık. Kadınlar da işkenceyle gözaltına alındı. Bu işkence görüntüleri biz gözaltına alındığımız için çekilmedi. Kameramı kırmak için şiddet uyguladılar. Bunun sonuncunda parmağımda çatlak oluştu” diye belirtti.

    “NE İŞKENCE NE DE TUTUKLAMA BİZLERİ YILDIRMAYACAK”

    MA muhabiri Ömer Akın ise şunları dile getirdi:

    “Gözaltına alındıkları gün Anadolu Ajansı ve iktidara yakın medya kuruluşlarının muhabirlerinin de olduğuna ancak onlara herhangi bir engelleme yapılmadı. 10-15 polis etrafımı sardı. Kameramı zorla benden alıp, tekme ve yumruklarla darp ettiler. Sesleri kendi kameralarına girsin diye ‘direnme’ diye bağırıp darp etmeye devam ediyorlardı. Bu esnada kameramın yere vurulduğunu gördüm. Daha sonra beni yüzüstü yere yatırıp sırtıma çıktılar. Ardından yerdeyken plastik kelepçeyle ters kelepçe yaptılar. Araca bindirildikten sonra polislerden biri küfür edip, ‘sana çekme demedik mi?’ dedi. ‘Darp yoktur’ raporu verildi. TEM polisi, ‘seni bir daha buralarda görsem daha çok döveriz’ diye tehdit etti. Gözaltına alındığım sırada çektiğim görüntülerin silinmesi için kameram polisler tarafından kırıldı. Emniyetteyken yanıma getirilen kameramı kontrol ettiğimde kameranın SD kart okuyucu bölümünün kırıldığını gördüm. Gözaltına alınmadan önce çektiğim görüntüleri yok etmeye çalıştıkları anlaşılıyor. Apê Musa’dan devir aldığımız gelenekle bugün de yarın da çalışmaya devam edeceğiz. Ne işkence ne tutuklama bizleri yıldırmayacak.”

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

    İHD Şırnak Şube Eş Başkanı Haşim Toğurlu ise, “Başvuruların detayına baktığımız zaman kolluk kuvvetlerinin orantısız bir şekilde işkenceyle kendilerini gözaltına alındıklarını dile getirdiler. Buna ilişkin savcılığa suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Mehmet Şah Oruç hakkında tahliye kararı

    Gazeteci Mehmet Şah Oruç hakkında tahliye kararı

    PİRHA- Gazeteci Mehmet Şah Oruç, tutuklu yargılandığı davada adli kontrol şartıyla tahliye oldu.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan’da gözaltına alınarak “örgüt üyeliği” iddiasıyla  tutuklanan ve 6 aydır cezaevinde olan gazeteci Mehmet Şah Oruç, Bitlis 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında tahliye edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mor Aho Manastırı’nda 34 yıl sonra ilk ayin

    Mor Aho Manastırı’nda 34 yıl sonra ilk ayin

    PİRHA- Gabar Dağı’nın zirvesine zorlu bir yolculuk gerçekleştiren Süryani yurttaşlar, harabeye dönmüş ve define avcıları tarafından kazılmadık yeri bırakılmayan Mor Aho Manastırı’nda 34 yıl sonra ilk ayini gerçekleştirdi. 

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Şırnak merkeze bağlı ve Gabar Dağı zirvesinde yer alan Dêra Jor köyünde, Süryaniler tarafından 7 ve 8’inci yüzyılları arasında inşa edildiği belirtilen Mor Aho Manastırı’nda 34 yıl sonra ilk kez ayin gerçekleştirildi. Köyün 1990 yılında “güvenlik” gerekçesiyle boşaltılmasının ardından Avrupa’nın farklı ülkelerine göç eden Süryaniler, uzun bir aradan sonra köylerini ziyaret etti. Gabar Dağı’nın zirvesine inşa edilen Dêra Jor’a zorlu bir yolculuk gerçekleştiren Süryani yurttaşlar, harabeye dönmüş ve define avcıları tarafından kazılmadık yeri bırakılmayan manastırda ayin gerçekleştirdi. Bir dönem ahır olarak kullanılan manastırdaki ayini İdil ilçesine bağlı Midih köyünün rahibi Şimon Uçar yaptı. Ayin sırasında mumlar yakılarak dualar edildi. Ardından Süryani yurttaşlar, köyde bulunan yakınlarının mezarlarını ziyaret etti.

    34 YIL SONRA AYİN 

    Rahip Uçar, Avrupa’dan gelen yurttaşların talebiyle ayini gerçekleştirdiklerini belirterek, “34 yıl sonra ilk defa bu kilisede ayin gerçekleştirildi. İnşallah önümüzdeki süreçlerde daha kalabalık bir şekilde ayin gerçekleştiririz. Bu ayinin yapılmasıyla çok mutlu olduk. Ancak kilisemiz yıkık dökük bir haldedir. İlerde köyümüz yerleşime açılırsa kilisenin durumunun da değişeceği temennisindeyiz” ifadelerini kullandı.

    Köylülerden Kerim Paçun ise, Almanya’dan köyünü ve doğduğu evi görmeye geldiğini dile getirerek, 34 yıl sonra köyde ayinin gerçekleştirilmesi mutluluk verdiğini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mustafa Karabudak’tan, tutuklu Kürt gazetecilerin ilk duruşmasına katılım çağrısı!

    Mustafa Karabudak’tan, tutuklu Kürt gazetecilerin ilk duruşmasına katılım çağrısı!

    PİRHA – 29 Ekim’de tutuklanan Mezopotamya Haber Ajansı (MA) ve JinNews çalışanlarının ilk duruşması 16 Mayıs’ta görülecek. DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, davaya katılım çağrısı yaparak “Her zaman basın emekçilerinin yanındayız” dedi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20 Ekim 2022’de başlattığı soruşturma dahilinde 29 Ekim’de tutuklanan MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA Ankara Haber Şefi Deniz Nazlım, MA muhabirleri Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Ceylan Şahinli ile JinNews muhabirleri Habibe Eren, Öznur Değer ve adli kontrol tedbirleri ile serbest bırakılan MA muhabiri Zemo Ağgöz ile eski MA stajyeri Mehmet Günhan’ın “örgüt üyeliği” ile yargılandıkları davanın ilk duruşması 16 Mayıs’ta yapılacak.

    Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek dava saat 10.00’da başlayacak.

    “ONLAR KONUŞAN DİLLERİMİZDİR”

    İddianamede “örgüt üyesi olmak” ile suçlanan dokuzu tutuklu 11 gazetecinin davası için Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’tan da çağrı geldi. Dernek olarak duruşmaya katılacaklarını belirten Karabudak, şu açıklamayı yaptı:

    “Yandaş medya olmadığı sürece arkadaşlarımız, iktidar tarafınca gazeteci olarak kabul edilmiyor. Siyasal iktidar, kendi gibi düşünmeyen, kendi gibi davranmayanı bu alandan da reddedip yok saymıştır; Kürtleri, Alevileri tüm ötekileri reddettiği gibi. Bizler, arkadaşlarımıza her zaman sahip çıkacağız. Çünkü onlar bizlerin yol arkadaşları, konuşan dillerimizdir. Tüm çalışmalarımıza gelip destek veren, sesimizi duyuran gazetecilerdir. Gizli tanıklarla, içi boş dosyalarla her zaman olduğu gibi arkadaşlarımızı tutuklamaktalar. Bunlar artık olağan durumlar haline geldi bu ülkede. İmam Ali’nin bir sözü var; ‘Bir yerde şiddet, zulüm varsa engel olamıyorsanız, duyurun’ der. Bu arkadaşlarımız da zulümatı duyurduğu için bedelini ödüyorlar diye tahmin ediyoruz. Biz her zaman basın emekçilerinin yanındayız. Duruşmaya katılacağız, elimizden ne gelirse yapacağız Hızır yardımcıları olsun.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gazeteci Müftüoğlu ve Yılmaz gözaltına alındı

    Gazeteci Müftüoğlu ve Yılmaz gözaltına alındı

    PİRHA- Sabah saatlerinde Gazeteci Sedat Yılmaz ve DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu’nun aralarında bulunduğu birçok kişi gözaltına alındı.

    Ankara merkezli bir soruşturma gerekçe gösterilerek bazı kentlerde evlere baskın düzenlendi. Baskınlarda aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Sedat Yılmaz ve eşi Selma Yılmaz; İstanbul’da ise Sedat Yılmaz’ın kız kardeşi Filiz Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu birçok kişi gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’den tepki: Hukuka aykırı, gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    Mersin’den tepki: Hukuka aykırı, gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de ÖHD ve Yeşil Sol Parti, 21 ilde yapılan gözaltı operasyonlarını protesto ederek, gözaltı sürecinin insan haklarının temel ilkelerine aykırı bir biçimde gerçekleştiğini belirtti.

    Baskınlarda aralarında Yeni Yaşam Gazetesi Yazıişleri Müdürü Osman Akın, Xwebûn İmtiyaz Sahibi Kadri EsenMezopotamya Ajansı editörü Abdurrahman Gök, muhabiri Ahmet Kanbal, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şube Eşbaşkanı avukat Halise Dakalı, avukatlar Özüm Vurgun, Bünyamin Şeker, Berdan Acun, Pirozhan Karali, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in basın danışmanı Sezen Mercan, Amed Şehir Tiyatrosundan Yavuz Akkuzu, Özcan Ateş ve Elvan Koçer Yıldırım ile siyasetçilerin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Mezopotamya Ajansı (MA) Sahibi Ferhat Çelik ise baskın yapılan ikamet adresinde olmadığı için gözaltına alınamazken, gözaltılara onlarca merkezden tepki geldi.

    Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi, Diyarbakır merkezli 21 ilde yapılan operasyon kapsamında çok sayıda gazeteci, siyasetçi, hukukçu ve sendika yöneticilerinin gözaltına alınmasına ilişkin basın açıklaması düzenledi. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamaya ÖHD’li avukatlar, Yeşil Sol Parti Mersin İl Örgütü, Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri ile birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

    “İKTİDAR ELİYLE YAPILMIŞ BİR OPERASYON”

    Basın metnini okuyan ÖHD Mersin Şube Eşbaşkanı İbrahim Kaya, yapılan gözaltıların iktidar eliyle, hukuka aykırı bir biçimde gerçekleştiğini söyleyerek, “Her gün adliyelerde duruşma ve iş takibi yapan meslektaşlarımızın haber verilmesi veya çağrılması halinde ifade verebilecek durumda olmasına rağmen hukuka ve insan hakları temel ilkelerine aykırı bir biçimde ev baskını ile gözaltına alınması ile başlayan hukuka aykırı süreç dosyada gizlilik kararı alınması ve 24 saat avukat kısıtlaması kararı ile devam etmiştir” dedi.

    “İKTİDAR, SONUNUN GELDİĞİ İLE YÜZLEŞTİ”

    Seçimlere az bir zaman kala iktidarın sonunun geldiğinin farkında olduğunu, bu nedenle baskıları arttırdığına işaret eden Kaya, “14 Mayıs yaklaştıkça rejiminin sona ereceği gerçeğiyle yüzleşen siyasal iktidar, 20 yılı aşkın süredir devam ettirdiği politikalarıyla insan hakları mücadelesini sekteye uğratmak adına; yargı eliyle savunmayı, halkın haber alma hakkını ve muhalefeti halen etkisiz hala getirmeye çalışmaktadır. Toplumun tüm muhalif kesimlerine ve hak savunucularına karşı sürdürdüğü yargı tacizini; avukatlar, hakikati ortaya çıkaran basın emekçileri ve siyasetçiler üzerinde de sürdürmeye devam etmiştir” ifadelerini kullandı.

    PERİHAN KOCA: BU OPERASYONLAR SİYASİ BİR SOYKIRIMDIR

    Gözaltıları siyasi bir soykırım operasyonu olarak değerlendiren Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Perihan Koca, AKP-MHP ittifakının suç işleyerek ayakta kalmaya çalıştığını dile getirdi. İktidarın baskıdan başka vaat edecek bir şeyinin kalmadığını sözlerine ekleyen Koca, şunları söyledi:

    “Bugün sabaha siyasi bir soykırım operasyonuyla, aslında siyasi bir tezgahla uyanmış olduk. Kaybedenler, devlet şiddetini arttırarak saldırdıkça saldırıyorlar. Diyebiliriz ki bugün itibariyle AKP-MHP faşist koalisyonu 20 gün kala seçime start vermiş durumda. Seçimlere siyasi soykırım operasyonlarıyla, kumpas davalarıyla, tezgahlarla, Ali Cengiz oyunlarıyla start verdiler çünkü faşizmin inşasına giden yolda devlet şiddetinden, baskıdan, operasyondan, savaş politikalarından, yalanlardan dolanlardan başka vaat edecekleri başka hiçbir şey kalmamış durumda. Suç işleyerek, sürekli kan politikalarıyla, sürekli operasyonlarla ayakta kalmaya çalışıyorlar. HDP’ye kapatma davaları açtılar, siyasi kumpas davalarıyla arkadaşlarımızı bugün siyasi rehine olarak tutuyorlar. Ülkenin dört bir yanında kazanılmış haklarımızı gasp etmeye çalışıyorlar. Kayyum politikalarıyla bu halka boyun eğdirmeye çalıştılar. Ama işte tüm tezgahlara, işlenen tüm suçlara rağmen biz bugün buradayız. Mersin’den sesleniyoruz: Bilsinler ki, ne yaparlarsa yapsınlar siyasi operasyonlarla rehin aldıkları arkadaşlarımızı geri alacağız.”

    “AKP-MHP İKTİDARI MİADINI DOLDURDU”

    Yapılan operasyonlarla AKP-MHP’nin kendini bir sonraki döneme aktarmak amacında olduklarını söyleyen HDP Mersin İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ise, “Bugün sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli 21 ilimizde bir siyasi soykırım operasyon sonucu aralarında genel başkan yardımcılarımızın, MYK üyelerimizin, parti temsilcilerimizin, gazetecilerin, avukatların aralarında olduğu 110 arkadaşımız gözaltına alındı. Bizler bu operasyonların amacını çok iyi biliyoruz. Bu siyasi soykırım operasyonları sıkışmış, miadını doldurmuş AKP-MHP faşist iktidarının kendini bir sonraki döneme aktarmak için kullandığı, beklenen ve hazır olduğumuz operasyonlardır. Bizler bu operasyonların amacına asla ulaşamayacağını, dönemi bitmiş iktidarın son 19 günlük sürecinin olduğunu ve 14 Mayıs’ta demokratik kitle örgütleri olarak, muhalefet olarak bu ceberrut iktidara son vereceğimizi, bu operasyonların amacına ulaşamayacağını buradan bir kez dile getiriyoruz. Baskılar ve gözaltılar bizi yıldıramaz.” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Y.D.’ye işkence yapan 3 polis gözaltına alındı

    Y.D.’ye işkence yapan 3 polis gözaltına alındı

    Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 14 yaşındaki Y.D. kendisine işkence yapan biri komiser 3 polisi fotoğraflarından teşhis etti. Diyarbakır Valiliği 5 polisin açığa alındığını açıkladı.

    Amed’in Licê ilçesinde 21 Mart’ta, 10 yaşında bir arkadaşıyla evine dönerken polis tarafından durdurulan Y.D.’nin (14) kaçırılarak işkence edilmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Y.D. Lice Jandarma Komutanlığı’na teşhis için çağrıldı. Çocuğun ailesinden alınan bilgiye göre; fotoğraflı teşhis için Lice Jandarma Komutanlığı’na giden Y.D., avukatı olmadan savcı huzurunda kendisine işkence yapan 3 polisi teşhis etti.

    Öte yandan yapılan fotoğraflı teşhisin ardından, haklarında yakalama kararı çıkarıldığı belirtilen biri komiser 3 polisin Ankara’da gözaltına alındığı iddia edildi.

    5 GÖZALTI

    Olayla ilgili 5 polisin gözaltına alındığı ve görevden uzaklaştırıldığını kaydeden Diyarbakır Valiliği açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “21 Mart 2023 tarihinde, 14 yaşındaki Y. D. isimli darba maruz kalan çocuk, il merkezindeki bir hastaneye başvurmuş; tedavisinin ardından bir gün sonra taburcu edilmiştir. Olayla ilgili Lice Cumhuriyet Savcılığınca aynı gün soruşturma başlatılmış, 25 Mart 2023 tarihinde, Lice İlçe Emniyet Amirliği emrinde görevli bir komiser ve dört polis memuru gözaltına alınmış, ardından adli mercilere sevk edilmiştir. Ayrıca, söz konusu 5 personel görevden uzaklaştırılmış ve haklarında idari soruşturma başlatılmıştır. Olay tüm yönleri ile soruşturulmaktadır.”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Twitter hesabı üzerinden konuya dair bir paylaşımda bulundu. Eren, “Lice’de 14 yaşındaki Y.D’ye yönelik işkence ve kötü muamele olayı ile ilgili 5 polis hakkında başlatılan soruşturmada 2 polis Lice ilçesinde, 3 polis ise aldıkları rapor nedeniyle il dışında oldukları için Ankara’da gözaltına alınmıştır. Soruşturma sürecini takip ediyoruz” diye kaydetti.

     NE OLMUŞTU?

    Amed’in Licê ilçesinde 21 Mart’ta, 10 yaşındaki bir arkadaşıyla eve dönen 14 yaşındaki Y.D., polis tarafından durduruldu.  10 yaşındaki arkadaşı bırakılırken, Y.D. araçla kaçırıldı. Polisler tarafından işkence gören çocuğun elleri, ayakları bağlandı. Türk olduğu söylenmeye zorlanan Y.D, ardından da “Kürtlere küfret, İstiklal Marşı’nı oku” denilerek ölümle tehdit edildi. Y.D. daha sonra ağzı ve elleri bağlı bir şekilde dere kenarında bataklığa bırakıldı. Gece karanlığında bir köylünün fark etmesi üzerine hastaneye kaldırılan çocuk, bir gözünü kaybetme riski yaşıyor. Çocuğa işkencenin Mezopotamya Ajansı (MA) tarafından haberleştirilmesinin ardından Licê Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin soruşturma başlattı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Ferhat Çelik gözaltına alındı

    Gazeteci Ferhat Çelik gözaltına alındı

    PİRHA- Gazeteci Ferhat Çelik, ifade vermek için gittiği karakolda gözaltına alındı. 

    Mezopotamya Ajansı (MA) İmtiyaz Sahibi Ferhat Çelik, ifade vermek amacıyla gittiği Feriköy Karakolu’nda hakkında başka bir soruşturmadan yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.

    Karakolda gözaltına alınan Çelik’in, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde savcılığa ifade vereceği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • MA’da yayımlanan 149 haberden gazetecilere iddianame hazırlandı

    MA’da yayımlanan 149 haberden gazetecilere iddianame hazırlandı

    PİRHA-9’u tutuklu 11 gazeteci hakkında üç ay sonra iddianame hazırlayan savcılık, Mezopotamya Ajansı’nda yayımlanan 149 haberi iddianamede sıraladı. Irkçı saldırılara dair haberler de dahil birçok haber suçlama konusu yapıldı.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 9’u tutuklu 11 gazeteci hakkında üç buçuk ay sonra iddianame hazırlandı. Mezopotamya Ajansı tüzel kişiliği olmasına rağmen iddianamede sanık olarak gösterilirken, ajansta yer alan 149 haber iddianamede sıralandı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’un haberine göre tutuklu Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirleri Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Emrullah Acar ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznür Değer, tutuksuz yargılanan MA muhabiri Zemo Ağgöz ile bir süre MA’nın Ankara bürosunda stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

    IRKÇI SALDIRILARIN HABERLERİ DE SIRALANDI

    Üç buçuk ay sonra tamamlanan 210 sayfalık iddianamenin büyük bölümünde Mezopotamya Ajansı’nda yer alan 149 habere yer verildi. Haberlerin yanı sıra gazetecilerin ifadeleri, el konulan dijital materyallerin inceleme sonuçları ile HTS kayıtları delil olarak gösterildi.

    Konya’nın Meram ilçesinde ırkçı saldırı sonucu katledilen Dedeoğulları ailesiyle ilgili haberler de suçlama konusu yapıldı. İddianamede, katledilen ailenin yakınlarının katliam sonrası olaya dair tanıklıklarının yer aldığı haberlerin yer alması dikkat çekti. Öte yandan Dedeoğulları ailesinin katledilmesine dönük protesto eylemleri ve açıklamalarla ilgili haberler, gazetecilere suçlama olarak yöneltildi.

    GAZETECİNİN HALAY ÇEKMESİ SUÇLAMA KONUSU YAPILDI

    Gazetecilerin legal/illegal eylemlere katıldığını iddia eden savcılık, söz konusu eylemlere ilişkin herhangi bir delil sunmadı. İddianamede gazetecilerin haber yapmak için katıldıkları cenaze törenleri de suçlama konusu yapıldı. Gazetecilerin ailelerinden bireyler hakkında açılan dava ya da var olan arama kararlarının yanı sıra hala iletişim halinde olmaları da suçlama konusu yapıldı. Gazeteci Zemo Ağgöz’un hakkında bir dosyadan dolayı yakalama kararı bulunan ve Fransa’da iltica eden ablasıyla irtibatlı olması da iddianameye konu edildi.

    Gazetecilerin halay çekip şarkı söylemesi de suçlama konusu yapıldı. Gazeteci Selman Güzelyüz’ün katıldığı bir piknik etkinliğinde şarkı söyleyip halay çekmesi de suç olarak gösterildi. Ancak söz konusu suçlamaya dair herhangi bir belge ve görüntü sunulmadı.

    11 GAZETECİYE TOPLAM 165 YIL HAPİS TALEBİ

    İddianamede, gazeteciler hakkında 17 Şubat 2021 ile 8 Eylül 2021 tarihleri arasında iletişim dinlenmesinin yapıldığı ortaya çıktı. İddianamede, PKK/KCK tarihine üç kez, gizli ve açık tanıkların gazetecilerle ilgili olmayan beyanlarına 2 kez yer veren savcı, gazetecilerin “örgüt üyesi” olduğunu iddia etti. Savcı, 11 gazeteci hakkında ayrı ayrı 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti. İddianame, Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    (HABER MERKEZİ)