Etiket: mahkeme

  • İsmail Arı hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemi!

    İsmail Arı hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemi!

    PİRHA- Yaklaşık 2 aydır tutuklu olan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı hakkında iddianame hazırlandı. Arı’nın 2 yıldan 6 yıla kadar cezalandırılması istendi.

    Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı hakkında iddianame hazırlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Arı’ya, “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Gizliliğin ihlali” isuçlaması yöneltildi.

    Suçlamalara gerekçe olarak ise Arı’nın YouTube programındaki açıklamaları, BirGün TV’de katıldığı programda Erdoğan ailesinin 20 vakfın yönetiminde bulunması ve bu vakıflara aktarılan kamu kaynaklarına ilişkin ifadeleri yer aldı.

    İddianame, Ankara 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, duruşma tarihi ise açıklanmadı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Düzgün Bava Cemevi: Tahliye baskısı hizmetimizi durduramaz!-VİDEO

    Düzgün Bava Cemevi: Tahliye baskısı hizmetimizi durduramaz!-VİDEO

    PİRHA- Düzgün Bava Cemevi yönetimi, 2021 yılından bu yana süregelen tahliye davası ve mahkeme koridorlarına taşınan baskılara dair kamuoyuna bir açıklama yaptı. İşte o açıklamanın detayları:

    Düzgün Bava Cemevi yönetimi, uzun süredir devam eden hukuk mücadelesinde gelinen son noktayı şu sözlerle paylaştı:

    “Canlar; Düzgün Bava Cemevi yönetimi olarak daha önceden kamuoyuna açıkladığımız üzere 2021 yılından beridir Çevrecik köyü muhtarlığının açtığı tahliye davasıyla karşı karşıyayız. En son olarak bugün yine mahkeme kapılarındaydık.”

    “AĞAÇ DİKMEK SUÇ SAYILIYOR”

    Cemevi yönetimi, mahkeme sürecinde karşılaştıkları tavrı ve doğaya yönelik engellemeleri şu ifadelerle dile getirdi:

    “Bu inancı yok sayan, kutsalımız Düzgün Bava’nın ismini mahkeme salonlarına taşıyan bu zihniyet arkasına yaslandığı akıllardan güç almış olacak ki bir adım daha ileri giderek Düzgün Bava Cemevi ne ve çevresine ektiğimiz ağaçları suç sayıp mahkemeden bu çalışmalarımızı durdurmamızı talep ediyor. Bununlada yetinmeyip adliye koridorlarında bizlere tehditler savurarak ekilen ağaçları sökeceğini söylüyor.”

    DOĞA VE İNANÇ BÜTÜNLÜĞÜ

    Yaşananların sadece bir yerel ihtilaf değil, kadim bir anlayışa saldırı olduğunu vurgulayan yönetim, doğa sevgisinin inançlarındaki yerini şu cümlelerle açıkladı:

    “Bu yoldan nasiplenmemiş olanlar bilmeliki doğa sevgisi ve çevre bilinci inancımızın bir parçasıdır. Düzgün Bava Cemevi yönetimi olarak gerçekleştirdiğimiz bu ağaçlandırma çalışmasıyla, ziyaretçilerimizin gölgesinde huzur bulacağı, doğayla iç içe bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz. Dikilen her fidan; toprağa sadakatimizin, çevreye olan sorumluluğumuzun ve ortak yaşam alanımızı güzelleştirme isteğimizin bir simgesidir.”

    “TAHLİYE BASKISI BİZİ DURDURAMAZ”

    Ziyaretgahın sadece bir bina olmadığını belirten yönetim, baskılara boyun eğmeyeceklerini şu net ifadelerle duyurdu:

    “Düzgün Baba Cemevi sadece bir ibadethane değil aynı zamanda her bir fidanın dualarla toprakla buluştuğu bir yaşam alanıdır. Bugün karşı karşıya kaldığımız tahliye süreci ve ağaç dikme faaliyetlerimize yönelik kısıtlamalar, sadece bir dernek yönetimini değil, doğayı ve inancı bir bütün olarak gören kadim bir anlayışı etkilemektedir. Cemevi yönetimi olarak diktiğimiz her fidan, bu coğrafyaya olan bağlılığımızın ve çevreye duyduğumuz saygının yaşayan bir kanıtıdır. Toprağı yeşertenlerin ve inancı yaşatanların ortak paydada buluşması asıl gayemizdir. Tahliye baskısı, ne kök salan ağaçlarımızı ne de bu kutsal mekana olan hizmetimizi durduramaz.”

    MUHTARLIĞIN TUTUMUNA KINAMA VE ÇAĞRI

    Açıklamanın sonunda, köy muhtarının tutumuna yönelik sert eleştiriler yer alırken, tüm kurumlara dayanışma çağrısında bulunuldu:

    “Bizler toprağı sevgiyle mayalayanlar olarak; mahkeme salonlarının soğukluğunu değil, Düzgün Baba’nın gölgesindeki o kadim huzuru ve yeşili savunmaya devam edeceğiz. Gelin, bu alanı boşaltmak yerine el birliğiyle daha çok yeşertelim. Köy muhtarı Zeki Açıkgöz’ün Düzgün Baba Cemevi yönetimine yönelik yürüttüğü bu hadsiz ve baskıcı tutumu en sert şekilde kınıyoruz. Doğayı ve fidanı bahane ederek inanç merkezlerimize saldıran bu zihniyet, halkın iradesine ve kutsallına karşı açıkça savaş açmıştır. Bu nedenle yola bağlı bütün yol evlatlarını ve kurumlarını ses yükseltmeye ve Cemevimize sahip çıkmaya davet ediyoruz. Niyetimiz halis, emeğimiz kalıcıdır. Aşk ile…”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kurultay’ davasında karar çıktı!

    ‘Kurultay’ davasında karar çıktı!

    PİRHA- Mahkeme, CHP hakkında kararını verdi. Mahkeme davanın “konusuz kalması sebebiyle” reddine karar verdi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay ile 6 Nisan 2025 tarihli 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptaline yönelik davanın 5’inci duruşması bugün görüldü. Tarafların son kez dinlendiği duruşmada mahkeme, davanın “konusuz kalması sebebiyle” reddine karar verdi.

    CHP Sözcüsü Deniz Yücel, mahkemenin verdiği kararın önemli olduğunu belirterek,şunları ifade etti:

    “Partimizin 38. Olağan Kurultayının iptali istemiyle açılan ve kamuoyunda “Mutlak Butlan” davası olarak bilinen davanın reddine karar verilmiştir. Siyasi partilerin kongrelerinin ve kurultaylarının seçim hukukuna ve YSK denetimine tabi olduğunu ve bu davanın başından beri redde mahkum olduğunu ifade etmiştik. Tertemiz kurultayımıza çamur atarak, bu ve benzeri davalardan medet umanlar hayal kırıklığına uğrasa da, yargı bağımsız ve tarafsız olduğu sürece haklı olanlar kazanacaktır… Hukuk ve adalet kavramlarının içinin boşaltıldığı bir dönemde, bağımsız ve tarafsız yargıya güveni perçinleyen bu karar, aynı zamanda demokrasimiz açısından da memnuniyet vericidir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • GÜNCELLENDİ-Gazeteci Ercüment Akdeniz’in tutukluluğuna devam kararı verildi!-VİDEO

    GÜNCELLENDİ-Gazeteci Ercüment Akdeniz’in tutukluluğuna devam kararı verildi!-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Ercüment Akdeniz, 160 günlük tutukluluk ardından ilk kez mahkemede ifade verdi. Akdeniz, suçlamaların asılsız olduğunu vurgulayarak, “Bir gazeteci ve yazar olarak basın özgürlüğüm ortadan kaldırılmıştır. Hakikat ve adalet talebiyle beraatimi talep ediyorum” dedi. Mahkeme heyeti, Ercüment Akdeniz’in tutukluluğunun devamı yönünde karar verdi. Bir sonraki duruşma 23 Ekim’de.

    Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyon ardından tutuklanan Ercüment Akdeniz, ilk duruşma için Çağlayan Adliyesi’nde getirildi. Duruşmanın yapılacağı salonun küçük olması sebebiyle uzun süreli gecikme oldu. 22 Şubat’tan beri tutuklu olan Akdeniz’in duruşmasına basın meslek örgütlerinin temsilcileri, DEM Parti, CHP, TİP, EHP, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve yöneticileri, Avrupa Birliği delegasyonu, sanat ve edebiyat camiasından bir çok isim katıldı.

    26. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada ilk olarak Av. Özcan Karakoç söz aldı. Büyük salon konusunda önceki günlerde talapte bulunduklarını belirten Karakoç, “Çok sayıda avukat, milletvekili, Avrupa Birliği delegasyonu ve yurttaş, salona giremedi. Mevcutta büyük salon olduğunu biliyoruz. Duruşmanın şeffaflığı açısından talebimizi göz önünde bulundurmanızı talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme başkanı, söz konusu taleplere olumsuz yanıt verdi.

    “2013 YILINDA GÖZALTINA ALINIP BERAAT ETTİM”

    Ercümet Akdeniz, yaptığı savunmada 2010 yılında gazeteciliğe başladığını ve halen İLKE TV’de çalışmakta olduğunu belirtti.

    “Hakkımda hazırlanan iddianame yanlış ifadelerle dolu” diyen Akdeniz, şunları söyledi:

    “Bütün suçlamaları reddediyorum. Gazeteciler hakkaniyet neyse onu dile getirirler. Suçlama dosyası gayet şişkin ama içeriği boş. İddianamenin ana omurgası HDK üzerinden oluşturulmuş. Ben HDK’nin hiçbir yönetim kadrosunda yoktum. 10 civarında kongre yapmış, yasal çerçevede faaliyet yürüten bir HDK var; burada bir çelişki söz konusu. 18 Şubat operasyonu için neden 14 yıl bekletildi?

    18 Şubat’ta biz neden alındık? 1 Ekim’de Bahçeli, DEM Partililerle el sıkıştı ve sonrasında 27 Şubat’ta İmralı’dan bir mesaj geldi ve süreç başlatıldı. 12 Mayıs’ta PKK kendisini fesetti. PKK’nin silah yakma törenine HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da katıldı. Böylece HDK’nin varlığı da devlet nezdinde kabul gördü. Meclis’te kurulan komisyon içerisinde de HDK’nin Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş var. Yani devletin en üst makamında da HDK var. Biz ise bu çelişkinin mağdurlarıyız. Suçlamaların zemini siyasi olduğu için bu arka planı yaptım. İddianamede hakkımda dört suçlama var. Gezi’de herhangi bir yönlendirmem yoktur. 2013 yılında gözaltına alınıp beraat ettim. 12 yıl sonrasında bir daha bunların gündeme gelmesi doğru değil.

    Barış ve Demokrasi Partisi’nin bir çadır eylemine katılıp, konuşma yaptığım iddi ediliyor. Ben bunları hatırlamıyorum.
    2012 yılında ESP kongresinde bir konuşmamda suç unsuru ifadeler olduğu iddia ediliyor. Konuşma yaptığımı hatırlamıyorum.
    Evrensel gazetesinde bir demecimde ise politik sanat üzerine bir sözüm var. Kesinlikle kimseye hakaret içerikli bir sözüm olmadığını hatırlıyorum. 14 yıl sonra saklanan bir dosyayı çıkarmak bizde bir mağduriyet oluşturuyor. Çünkü bu kadar yıl ardından ne konuştuğumuzu hatırlamamız mümkün değil.
    Örgütün üst düzeyine yönelik eğitim verdiğim ifade ediliyor. Böyle birşey mümkün değil. KCK’nin finansmanını sağladığım gibi tuhaf iddialar var. Kürt vatandaşları vergilendirdiğim söyleniyor. Şaka gibi. Miting tertiplemeyle ilgili suçlamalar var. Miting yasağının ne olduğuna dair de birşey yazılmamış. Afişlerle ilgili suçlama var ancak bu afişler, nedir, ne yazıyordu bilemiyorum. İddia makamı bunları açıklamalı. MLKP faaliyetlerim olduğu yönünde maddi hatalar var. Açlık grevlerinin bitmesi Kürt sorununun çözülmesi için bir açıklamaya katılmam da iddianameye eklenmiş. Şiddetin her zaman karşısında oldum.”

    “HAKİKAT VE ADALET TALEBİYLE BERAATİMİ TALEP EDİYORUM”

    Ercüment Akdeniz, savunmasının devamında iddianamede yer alan tapelere ilişkin açıklama yaptı. 2012 yılına ait bir tapede ismi belirtilmemiş bir kişinin olduğunu söyleyen Akdeniz, şöyle devam etti:

    “Dinlemeyle ilgili maddi hatalarda ciddiyet yoksunluğu var. Ve onca tapede sadece bir tane HDK faaliyeti var. HDK’nin bir tek 2020 yılından sonra göç konulu bir programına katıldım. Nasıl böyle bir suçlama olur düşünemiyorum. EMEP’e ait eylem ve programlar YDGH ile ilişkilendirilmiş. Alakası yok. 2013 tarihinde Hayat Televizyonu’ndan bir arkadaşımla telefon görüşmem de dinlenilmiş. Bu durumun basın özgürlüğü açısından etik olmadığını düşünüyorum. İddianamede tarafıma yönelik suçlamalar yanlıştır. Çok fazla maddi hatalar mevcut. Suçlamalar asılsızdır. Bir gazeteci ve yazar olarak basın özgürlüğüm ortadan kaldırılmıştır. Hakikat ve adalet talebiyle beraatimi talep ediyorum.”

    Duruşmada Tanık Abdulkadir Akdağ, mahkeme başkanının okuduğu ifadenin kendisine ait olmadığını belirterek “Ercüment Akdeniz’e ilişkin suçlamalarla ilgili bilgim yok. Okuduğunuz ifadeler bana ait değil ancak imza benimdir” dedi. Tanık Kubbet Kaymaz da mahkeme başkanının okuduğu ifadeye dair “Aradan 14 yıl geçti. Bunları hatırlamam mümkün değil” dedi.

    Ercüment Akdeniz’in oğlu Avukat Umut Akdeniz, ilk savunma yapan isim oldu. Müvekkili hakkında basit bir kanıt dahi bulunmadığını söyleyen Akdeniz, şöyle devam etti:

    “30 Ocak 2014’te söz konusu tüm ses kayıtları imha edilmiş. Yani bu kayıtlar delil hükmünde değildir. 11 yıl boyunca soruşturma sonuçlandırılmadı? 14 yıl boyunca da dosya öylece tutulmuş. Demokratik Çözüm Çadırı eylemine gelelim. Konuyla ilgili burada tanıkların dinlenmesi de doğru değil. Tanıklar, müvekkille ilgili tek bir beyanda bulunmamış. Kuru iddialarla müvekkil 5,5 aydır tutuklu. Beraat ve tahliye talep ediyorum.”

    Av. Şerif Özgür Urfa ise “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasına dönük delil sunulması gerektiğini savundu. Urfa, şu savunmayı yaptı:

    “Örgüt ile sanığın bağı belirtilmeli. Suçlama konusunda HDK’nin bir terör örgütü olduğu ve müvekkilin de buraya bağlı olduğu söyleniyor. HDK halen siyasi faaliyetler gösteriyor. İstanbul’un göbeğinde tabelası var. Ancak bizler, bir örgüt şeması göremedik. Ortaya delilleri konulamayan suçlamalar nedeniyle müvekkil, 5,5 aydır tutuklu bulunuyor. Adil yargılanma halinin ihlali söz konusudur. Dosyada toplanacak bir delil de bulunmuyor. Dosyada 60 kişi mevcuttu, şu an 2 kişi yer alıyor. Tahliye talep ediyoruz.”

    Av. Özcan Karakoç, konuşmasına üç kişilik avukat sınırlamasının hukuki olmadığını belirterek başladı. Karakoç, “Neden EMEK Partisi faaliyetleri suç unsuru sayılsın ki? 14 sene uyuyan bir dosyadan bahsediyoruz. 11 yıl işlem yapmayan savcılar, görevi kötüye kullanma konusunda suç mu işlediler? 11 yıl sonra bu dosyanın neden açıldığını hepimiz biliyoruz. Siyasi ihtiyacı var mı onu bilemem! 18 Şubat’ta 60 kişi tutuklandı ama gelinen süreçte tutuklu kalmadı. Ortada bir suç örgütü yoksa 5,5 ay neden tutuklu kalınıyor? Altını çiziyorum; somut bir delil yok. Dolayısıyla derhal tahliye talep ediyoruz.”

    Savunmaların ardından savcı tutukluluğunun devamı yerinde mütala verdi. Verilen ara ardından mahkeme başkanı kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, bir tanığın dinlenmemesi nedeniyle Ercüment Akdeniz’in tutukluluğunun devamı yönünde karar vererek, bir sonraki duruşmanın 23 Ekim’de görüleceğini açıkladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pınar Bayrak’ı katleden Ziya Ecer’e ağırlaştırılmış müebbet- VİDEO

    Pınar Bayrak’ı katleden Ziya Ecer’e ağırlaştırılmış müebbet- VİDEO

    PİRHA- Evli olduğu Pınar Bayrak’ı katleden Ziya Ecer hakkında “Kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    3 Ağustos 2024’te dini nikahlı eşi tarafından katledilen Pınar Bayrak davasının karar duruşması Mersin 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmada, “Kadına karşı kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklu yargılanan Ziya Ecer, delil karartma suçundan tutuksuz yargılanan Nurullah Bayat ve Ömer Bayat hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan faillerden Ahmet Ecat SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılırken, Rozelin Balkan duruşmada yer almadı.

    Duruşmaya Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatları, Mersin Kadın Platformu üyeleri ve Pınar Bayrak’ın ailesi katıldı.

    SANIK MAĞDUR OLDUĞUNU İLERİ SÜRDÜ

    Pınar Bayrak’ı öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan sanık Ziya Ecer, söz konusu yargılama sebebiyle kendisinin mağdur olduğunu ileri sürdü. Pınar’ı darp ettiğini kabul eden Ecer, “Yaşadıklarımı bilseniz bu kadar sakin kaldığım için beni tebrik ederdiniz. Pınar’ın tüm ailesini toplasanız benim insaniyetime yaklaşamazlar” diye savunma yaptı.

    Sanığın avukatı ise Ecer’in Pınar Bayrak’a şiddet uygulamasını “Hiçkimseden peygamber sabrı beklenemez” diyerek meşrulaştırdı.

    Mahkeme Heyeti; Ziya Ecer hakkında ağırlaştırılmış müebbet, Nurullah Bayat, Ömer Bayat ve Ahmet Ercan hakkında delilleri karartmaktan 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Delilleri karartmak şüphesiyle tutuksuz yargılanan Rozelin Balkan hakkında ise beraat kararı verildi.

    Duruşmanın ardından adliye önünde basın açıklaması yapan Mersin Kadın Platformu üyesi Zeynep Kaya, “Dava boyunca Pınar’a, ailesine yönelik iftiralar atıldı. Karşı tarafın söylemleri, kadın kardeşimizin ölümü üzerine kurulan cümleler, hepsi bizim canımızı yaktı. Bizler hem hayatlarımız için hem de haklarımız için sokaklarda olmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mahkeme, davayı erteledi, gözler 8 Eylül’e çevrildi!

    Mahkeme, davayı erteledi, gözler 8 Eylül’e çevrildi!

    PİRHA- CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali ve yetkili kurulların görevden uzaklaştırılması talebiyle açılan davanın duruşması, bugün Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, davayı kurultay davasına ilişkin açılan davada verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinin beklenmesine hükmederek 8 Eylül’e erteledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38’inci Olağan Kurultayı’nın iptali ve parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması talebiyle açılan davanın ikinci duruşması Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme salonunun yetersizliğinden dolayı duruşmayı takip etmek isteyen birçok kişi içeriye alınmadı. Mağdur sıfatıyla dava yer alan CHP önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve müşteki sıfatlıyla yer alan kurultay delegesi ve dönemin Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş duruşmaya katılmadı. CHP milletvekilleri ve dava avukatları duruşmada hazır bulundu.

    İptali istenen kurultayda seçilen CHP Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, dava sonucunda verilecek kararın taraflarına etkisi olacağına dikkati çekerek, CHP Genel Merkezi yanında feri müdahil olarak davaya katılma talebini içeren dilekçeyi mahkemeye sundu.

    Kimlik tespitlerinin ardından dosyaya eklenen müdahillik taleplerinin yazdırılarak başlayan duruşmada hakim, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararına itiraz sürecinin kesinleşmesinin beklenmesine karar vererek, duruşmayı 8 Eylül’e erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Kazım Öz’ün ‘Zer’ filmi için açılan dava bugün görülecek!

    Kazım Öz’ün ‘Zer’ filmi için açılan dava bugün görülecek!

    PİRHA- Yönetmen Kazım Öz’ün ‘Zer’ filmi hakkında açılan davanın duruşması bugün görülecek.

    “Bahoz”, “Zer” ve “Elif Ana” gibi filmlerin yönetmeni Kazım Öz, YouTube’da yayınlanan “Zer” filmi dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında açılan soruşturma kapsamında saat: 11:40’ta Çağlayan 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görülecek.

    Kazım Öz, sosyal medya hesabından “Zer filmi yargılanamaz” etiketiyle paylaşımda bulunarak şu açıklamayı yaptı:

    “Yarın 11:40’da Çağlayan 24. Ağır Ceza Mahkemesinde bir film ve bir yönetmenin yargılanmasına devam edilecek! Mahkeme önce iddianameyi “suç unsuru yok” diye reddetmesine rağmen yargılama sürüyor, bu da davanın zorlama olduğunu açıkça gösteriyor. Bijî sanat! #zerfilmi yargılanamaz!”

    Zer Filmi hakkında;

    Yönetmenliğini ve senaristliğini Kazım Öz’ün üstlendiği, 2016 yapımı sinema filmi. 21 Nisan 2017’de vizyona giren film, ilk gösterimini 36. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında gerçekleştirdi. Film, eski bir Dersim türküsünün izini sürmek üzere New York’tan Türkiye’ye gelen Jan’ın, bu türkünün kökenini araştırırken yaşadığı olayları ele alıyor.

    Kültür Bakanlığı desteğiyle 2014 yılında çektiği milyonlarca kişi tarafından izlenen ZER filminde ‘duvardaki yazıyla örgüt propagandası yapmakla’ suçlandığı dava 10 Nisan 2025 tarihine ertelenmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • GÜNCELLENDİ- 7 gazeteci tutuklandı!

    GÜNCELLENDİ- 7 gazeteci tutuklandı!

    PİRHA- 7. gününe giren protestoları takip eden ve önceki gün gözaltına alınan 7 gazeteci tutuklandı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) dönük soruşturmalar sonrası başlayan eylemleri takip eden ve dün “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla gözaltına alınan gazeteciler Zeynep Kuray, Bülent Kılıç ve Hayri Tunç ile AFP muhabiri Yasin Akgül, NOW muhabiri Ali Onur Tosun, BirGün yazarı Barış İnce, Sendika.org muhabiri Zişan Gür ve İBB Fotomuhabir Kurtuluş Arı’nın emniyetteki işlemleri tamamlandı.

    Gazeteciler bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Gazeteciler Yasin Akgül, Ali Onur Tosun, Bülent Kılıç, Zeynep Kuray, Kurtuluş Arı Gökhan Kam ve Hayri Tunç’un adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

    Ancak kısa bir süre sonra kararını değiştiren savcı, tüm gazetecileri tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti. Gazeteciler, “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla tutuklandı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 7 gazeteci hakkında tahliye kararı

    7 gazeteci hakkında tahliye kararı

    PİRHA- 21 Aralık’ta tutuklanan Gülistan Dursun, Hayri Tunç, Yeni Yaşam Gazetesi çalışanları Enes Sezgin, Osman Akın, Can Papila, ETHA editörü Pınar Gayıp, Mücadele Birliği Gazetesi Muhabiri Serpil Ünal ile siyasetçiler Haci Ugiş ve İmam Şenol hakkında tahliye kararı verildi. 

    SİHA ile katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için 21 Aralık 2024’te katıldıkları eylemde gözaltına alınıp “Örgüt propagandası yapmak, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddialarıyla tutuklanan gazeteciler Gülistan Dursun, Hayri Tunç, Yeni Yaşam Gazetesi çalışanları Enes Sezgin, Osman Akın, Can Papila, Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Pınar Gayıp, Mücadele Birliği Gazetesi Muhabiri Serpil Ünal ile siyasetçiler Haci Ugiş, İmam Şenol hakkında tahliye kararı verildi.

    TENSİPLE TAHLİYE

    27 Ocak’ta gazeteciler hakkında hazırlanan iddianame İstanbul Adliyesi 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Dosyayı inceleyen mahkeme, gazetecilerin yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol şartının devamına karar vererek tensip ile tahliye etti. Gazetecilerin ilk duruşması 11 Nisan tarihinde görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mehmet Ali Çankaya’ya 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi!

    Mehmet Ali Çankaya’ya 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi!

    PİRHA- İstanbul’da 12 Şubat günü İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınıp, yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya’ya yargılandığı davada 1 yıl 3 ay hapis verildi. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, 12 Şubat günü Viyana’ya uçmak üzere gittiği İstanbul Havalimanı’nda bir basın açıklamasında yaptığı konuşmalar gerekçe gösterilerek gözaltına alınmış ve ardından yurtdışı yasağı konularak serbest bırakılmıştı.

    15 Ocak tarihinde Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasında Çankaya’ya ‘örgüt propagandası’ gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Hapis cezası hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

    TAKİPSİZLİK KARARI

    Ayrıca Adalet Bakanlığı, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya hakkında, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve devlet kurumlarını alenen aşağılama” suçlamasıyla başlatılan soruşturmaya izin verilmediğini açıkladı. Bakanlık, söz konusu ifadelerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında suç unsurları taşımadığına kanaat getirerek, takipsizlik kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER: 

    Mehmet Ali Çankaya gözaltına alındı
    Çankaya: Devletin Alevisi olmayanları susturmaya çalışıyorlar- VİDEO

     

  • Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları ve üyeleri tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi-VİDEO

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları ve üyeleri tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi-VİDEO

    PİRHA-Akdeniz ilçesinde gözaltına alınan belediye eşbaşkan ve meclis üyeleri tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

     

    Mersin’de 10 Ocak’ta yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Mersin Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan ile Belediye Meclis üyeleri Özgür Çağlar, Neslihan Oruç, Yakup Danış ve Hikmet Bakırhan’ın savcılık işlemleri sona erdi.

     

    Savcılık gizli tanık ifadelerini gerekçe göstererek Eş başkan ve meclis üyelerini “Örgüt üyesi olmak”, “Örgüte finansman sağlamak”, “Örgüte yardım etmek” iddiaları ile tutuklama istemiyle hakimliğe sevk etti. Eş başkan ve belediye meclis üyelerinin hakimlik sorgusunun başlaması bekleniyor. Savcılığın talebi adliye binası önünde tepki ile karşılandı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Lise öğrencis D.A. kayyım protestosu gerekçe gösterilerek tutuklandı

    Lise öğrencis D.A. kayyım protestosu gerekçe gösterilerek tutuklandı

    PİRHA- Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımları protesto ettiği gerekçesiyle Dersim’de lise öğrencisi D.A. isimli genç tutuklandı.

    22 Kasım’da Ovacık ve Dersim belediyelerine kayyım atamasının ardından gerçekleşen protesto eylemlerine katıldığı gerekçesiyle dün yapılan ev baskınıyla D.A. isimli genç gözaltına alındı.

    Emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen D.A. “polise mukavemet” ve “gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet” iddiasıyla tutuklandı.

    Lise öğrencisi olduğu belirtilen D.A.’nın hastane ve adliyeye ters kelepçe ile götürüldüğü iddia edildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Erdoğan’ı protesto eden 9 kişi tutuklandı

    Erdoğan’ı protesto eden 9 kişi tutuklandı

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı İsrail ile ilişkileri iddiasıyla protesto eden 9 yurttaş, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kırılma Noktasında Bir Dünya: Krizleri ve Dönüşümleri Yönetmek” temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2024’ün açılışında yaptığı konuşma sırasında protesto eden ve gözaltına alınan 9 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından Adliye’ye sevk edildi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen yurttaşlar, hakimlik kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Protesto sonrası gözaltına alınan 9 kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Devrimci Sağlık-İş, yüzde 1’lik baraj davasını kazandı-VİDEO

    Devrimci Sağlık-İş, yüzde 1’lik baraj davasını kazandı-VİDEO

    PİRHA- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan Temmuz 2024 istatistiklerinde DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık-İş Sendikası’nın üye sayısının Kamu Uygulama Merkezi’ndeki kayıtlardan düşük gösterilmesinin ardından açılan dava kazanımla sonuçlandı.

    Devrimci Sağlık-İş Sendikası’nın 2 Ağustos’ta Ankara 4. İş Mahkemesi’nde açtığı davada bugün (26 Kasım Salı) sendikanın yüzde 1’lik sendika barajını aştığına karar verildi.

    İşçi statüsünde olmayan 4B’li ve üniversite hastanelerinde çalışan intern hekimler işkolu sayısına dahil edilerek işkolu barajı artırılmasıyla yüzde 0,99 oranıyla baraj altında bırakılmak istenmesine ilişkin açılan davanın sonuçlanmasının ardından DİSK ve Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Ankara Adliyesi’nin önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, Dev Sağlık-İş üyelerinin yanı sıra DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Birgül Kaya ile Avrupa Kamu Hizmetleri Federasyonu (EPSU) Yönetim Kurulu Üyesi Ian Dufour da katıldı.

    ARZU ÇERKEZOĞLU: BAKANLIĞIN YAPTIĞI HATADAN DÖNMESİNİ BEKLİYORUZ

    Sendikanın haksız ve hukuksuz bir şekilde baraj altında bırakılmasına dair davanın sonuçlandığını söyleyen Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

    “Açtığımız itiraz davasını kazandık. Mahkeme verdiği kararda sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda toplam işçi sayısının 738 bin kişi olduğunu, işkolumuzdaki baraj sayısının 7384 olduğunu ve sendikamızın üye sayısının da 7 bin 579 kişi olduğunu belirtti. Böylece sendikamız Devrimci Sağlık-İş, işkolunda toplu iş sözleşmesi yapma yeterliliğine sahip duruma gelmiştir. Sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin sendikamızın çatısı altında, DİSK’in çatısı altında özgür toplu sözleşme masalarını kurmasının önünde engelleri hep birlikte aşmış olduk. Gerçek ortaya çıkmış oldu. O gerçek de sendikamız Devrimci Sağlık-İş’in sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda toplu sözleşme yapma yetkisine sahip olduğu gerçeğidir. Çalışma Bakanı ile bir görüşme yapacağız. Bakanlığın mahkemenin bu kararına artık itiraz etmemesini, gerçeği kabullenmesini, yaptığı hatadan dönmesini bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı’nın Temmuz 2024 istatistiklerinde yapılan bu hatayı düzeltmesini ve derhal düzeltme yayınlayarak sendikamıza toplu sözleşme yapma yetkisini teslim etmesini bekliyoruz. Hep birlikte inandık, hep birlikte kazandık. Bu kazandığımız hakkımızla da sağlık ve sosyal hizmet işçileri DİSK’in çatısı altında özgür toplu sözleşme masalarıyla mücadelesine devam edecek.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu siyasi yasak istemiyle yargılandığı dava nedeniyle Ankara Adliyesinde geldi. Kılıçdaroğlu savunmasında, “Hırsıza hırsız dediğim için karşınızdayım. Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şikayeti üzerine açılan hakaret davasının ilk duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Kılıçdaroğlu 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak istemi ile yargılanıyor.

    Dava nedeniyle Ankara Adliyesinde polis yoğunluğu dikkat çekerken, Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye gelen binlerce kişi ”Halkın umudu Kılıçdaroğlu” sloganları attı.

    Kemal Kılıçdaroğlu, adliyedeki izdiham nedeniyle duruşma salonuna güçlükle girebildi.

    “KARŞINIZA HIRSIZ DEDİĞİM İÇİN ÇIKTIM”

    Çok sayıda kişi ve siyasetçinin katıldığı duruşmada, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı savunma şöyle:

    Sayın Yargıç, konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi, ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim. İkincisi, maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk. Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur.

    Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan’a “Başçalan, Hırsız ve Başhırsız” demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim. Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, “Rüşvet suçundan” çıkmadım. Ne mutlu ki bana, “yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız” olarak karşınıza çıkmadım. Ve yine ne mutlu bana ki Sayın Yargıç, karşınıza “Vatana ihanetten” de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, “Hırsıza hırsız ” dediğim için çıktım.

    “HIRSIZDIR, BAŞÇALANDIR!”

    Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı ” diyen adam hırsızdır. “Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır” diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum başçalandır – hırsızdır. Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu..! Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.

    Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.

    Sayın Yargıç, bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim.

    “EMEKLİSİ AÇ, EMEĞİ SÖMÜRÜLEN, KUTUPLAŞMIŞ BİR ÜLKE”

    Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu. Aslında, bizim tek düşmanımız, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan emperyal güçlerdi. O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye inandım…

    “Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt- ” değildik. Biz, Dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içerisinde yaşama mücadelesi veren, ama işgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren. Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş, çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan, gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış, emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen, insanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş, 85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.

    TEK ADAM REJİMİ

    Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor! Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar. Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. fazına geçildi! Emperyalistlerin, işgalcilerin ve vatanımızda-çocuklarımızda-geleceğimizde ve canımızda gözü olan düşman cephesinin kurduğu planın ilk aşaması tamamlandı. Şimdi ikinci aşaması uygulamaya kondu…

    85 milyon vatandaşımıza sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesinin ilk aşaması şuydu:

    Rüşvet ve yolsuzluk yoluyla zenginleştirdikleri, teröre ve uluslararası suç oluşturan işlere girmesini sağladıkları kişileri, ülkeyi toprak tavizleri vermek zorunda bırakacak kadar borçlandırmak ve “Tek Adam” rejimini kurmaktı. Ve en önemlisi; Ülkedeki bütün güçleri “TESLİM ALABİLECEKLERİ” bir tek adamda birleştirmekti.

    İlk faz tamamlandı. Teslim aldıkları ve bütün güçleri üzerinde birleştirdikleri “TEK ADAM ve SARAY REJİMİ”ni kurdular. Hatırlayın! Çıkarlarımız gereği kabul etmediğimiz ilk tekliflerinde Trump , Erdoğan’a ne dedi ? “Mal varlığını araştırırım.”

    Teslim alınmış ve bütün yetkileri elinde bulunduran “saray” ne yaptı? İstediklerini derhal yerine getirdi.

    “DEVLETİ SOYANLARA SUSKUN KALANLAR ONURLARINI KAYBEDERLER”

    Hatırlayın Sayın Yargıç! “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermem” diyen Erdoğan, ne oldu? Bir anda çark etti?

    Henüz mahkeme saati dahi gelmemişken, Rahip Brunson’ı götürecek uçağı kapımıza yollamışlardı bile Sayın Yargıç,

    Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD Başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor. Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki; Yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız.

    Beni en iyi devleti soyanlar tanır. Çünkü onlar beni susturmak için yedi sülalemi araştırdılar. Sayın Yargıç; siyaset devleti soymak, yolsuzluk yapmak için yapılmaz. Yapılmamalı. Siyaset halka hizmet etme yoludur.

    “128 MİLYAR DOLAR YOK EDİLDİ”

    Sayın Yargıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölme ve parçalama projesinin 2. aşaması başlıyor.

    Bakınız, BOP’un 2. Aşaması sürecinde Türkiye lenen bir sığınmacı deposu haline getirilmiştir? Ne acıdır ki para uğruna Türkiye’ye “Geri Kabul Anlaşması” imzalatılmıştır.

    Sayın Yargıç unutmayın, bir ülkeyi bölmek için önce o ülkeyi sığınmacı nüfus olarak büyütüp, ekonomik olarak küçültürseniz, yani yoksulluğu yaygınlaştırırsanız emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürer ve emellerine hizmet etmiş olursunuz. Açıkça söylüyorum bugün için yapılan budur.

    Bakınız bugün Devletimiz borçlandığı her 100 lira karşılığında 135 lira faiz ödüyor. Bakınız! Lütfen dikkat ediniz, Bunu herkesin duyması ve bilmesi gerekiyor! Her 100 lira için 135 lira faiz ödüyoruz.

    Çok değil daha bir kaç yıl önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından 128 Milyar dolar buharlaştırıldı. Sayın Yargıç, tekrar ediyorum. Millete ait 128 Milyar Dolar para, yandaşa ve 5’li Çetelere arka kapıdan satılarak yok edildi.

    “SATILMADIM, SATIN ALINAMADIM”

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu!

    75 yaşındayım. Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım, Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm. Maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında, kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.

    Çok büyük bütçeler yönettim, her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim. Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım. Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım. Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım. Canımla sınandım geri adım atmadım. Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım. Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.

    AKŞENER’E ATIFTA BULUNDU: İŞBİRLİKÇİ!

    Sayın Yargıç, hiç bir zaman teslim alınmadım. Bunu aziz milletimiz bilsin. Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu, hatalarım, pişmanlıklarım ve üzüntülerim yok mu? Tabi ki Var. Sayın Yargıç, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak “Kılıçdaroğlu’nu aileme emanet ediyorum” diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandım hata ettim, Evet hatalıyım.

    Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim. Pişmanım. Kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım, Milletimizi ikna edemedim, sahte videolar ile sahtekarlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim.

    “ÜZGÜNÜM, YÜREĞİME AĞIR GELİYOR!”

    Üzgünüm Sayın Yargıç, çocukları sorduğunda hep unutkan, sofraya oturulduğunda hep karnı tok olan anneler için üzgünüm. Beslenme, eğitim ve sağlık problemi yaşayan, katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, sevilmeyi ve gülmeyi unutan ve yatağa aç giren her bir evladımız için üzgünüm, kahroluyorum, yüreğime ağır geliyor. Torunlarına mahçup olan, faturasını ödeyemeyen emeklilerimiz için üzgünüm.

    Evet, üzgünüm Sayın Yargıç, Daha bir kaç gün önce yokluktan ve yoksulluktan dolayı yanarak can veren 5 evladımız için üzgünüm.

    Gece mesailerinde çalışan, orada çıkan meyveyi yemeden çocuğuna götüren, gece mesaiye kaldığı için evine geç giden, kendi gittiğinde çocuğu uyumuş olan ve sabah erken işe giderken yine çocuğunun yüzünü göremeyen emekçi anne-babalarımız için üzgünüm.

    Yurtdışına kimisi kaçak yollarla, kimisi uzun uğraşlarla giden 300 bin genç için üzgünüm.

    Onlar bizim geleceğimiz Sayın Yargıç! Onları “Giderlerse gitsinler” diyen Erdoğan’a mecbur bıraktığım için çok üzgünüm. Okumuş, yetişmiş, zeki, pırıl pırıl 300 bin genç Sayın Yargıç.

    “BU BENİM NAMUS BORCUM VE SON YÜRÜYÜŞÜMDÜR”

    Peki, yerine gelenler kim? Ne idiğü belirsiz milyonlarca eğitimsiz sığınmacı. Emperyal güçler çocuklarımızı bile elimizden aldı. Afrika kabilelerinde meşhur bir söz vardır. Derler ki “Köyünün ve ailesinin sevgisini alamayan bir çocuk, ısınmak için o köyü yakar” İşte Sayın Yargıç, o çocukları tekrar kazanamazsak bizi yakarlar.

    Sizlerin ve tarihin önünde ifade etmek istiyorum. Kararlıyım! Bu devleti ve devletin asıl sahibi milletimizi, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlıyım. Herkes bilsin ki, bu aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür. Konuşmamı bitirirken Sayın Yargıç, şunu herkes bilsin ki; 100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz. Ne bu devleti, ne de bu milleti “Köhne Bizans’ın Yıldız Burcunda oturan baykuş” özentilerine bırakmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • DEDEF: Bu hukuksuz bir durumdur ve asla kabul etmiyoruz

    DEDEF: Bu hukuksuz bir durumdur ve asla kabul etmiyoruz

    PİRHA- DEDEF, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e verilen cezaya tepki göstererek,”Bu hukuksuz bir durumdur ve asla kabul etmiyoruz. Dersim halkının iradesine sahip çıkmaya ve belediye başkanlarımızın yanında yer alarak, onlarla birlikte bu adaletsizliğe karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” çağrısında bulundu.

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün de aralarında olduğu 4 kişinin “örgüt üyeliği ” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Tunceli Adliyesi’nde dün görüldü. Duruşmada 4 kişiye de 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Konak ve Sarıgül’e verilen hapis cezasına yazılı açıklama yaparak tepki gösterdi.

    “KABUL ETMİYORUZ VE RED EDİYORUZ!

    Halkın iradesiyle seçilen başkanlara verilen cezanın, dava avukatlarının yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı üzere, evrensel hukuk kuralları bir yana, iç hukuk ve yasalar hiçe sayılarak, savunmaları dahi alınmadan alelacele belediye başkanlarına ceza verildiğinin belirtildiği açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Halkın iradesine darbe yapmakta ısrarcı olanlar, şunu bilsinler ki; yaptığınız iş sadece ve sadece bu topraklara düşmanlık, öfke, kin ve nefret tohumları ekmekten başka hiç bir işe yaramaz. Dersimde, on yıl önce açılan bir dava gerekçe gösterilerek, Dersim Belediye Başkanı Sn. Cevdet Konak’a ve Ovacık Belediye Başkanı Sn. Mustafa Sarıgül’e 6 yıl 3’er ay hapis ceza verilmiştir. Aslında verilmek istenilen mesajı bu ülkenin halkları gayet iyi biliyor ve anlıyor. Verilmek istenen mesajı biz aldık. Bu hukuksuz bir durumdur ve asla kabul etmiyoruz. Halkın iradesi üzerinde oluşacak hak gaspına neden olabilecek bir yönelime karşı tutumumuz nettir; kabul etmiyoruz ve red ediyoruz!
    Dersim Dernekleri Federasyonu olarak; Dersim Belediyesi ve Ovacık Belediyesi başkanlarının özgürlüklerine kısıtlayacak ve onları haklarında mahrum edecek herhangi bir durumu, yargı yoluyla halkın iradesine vurulmuş bir darbe olarak göreceğiz. Bizim bu duruma karşı tavrımız nettir. Hak hukuk tanımaz bu davranışlardan vaz geçilmelidir. ‘Milli irade’ lafını ağzında düşürmeyenleri, halkın iradesine saygı duymaya çağırıyoruz. Dersim halkının iradesine sahip çıkmaya ve belediye başkanlarımızın yanında yer alarak, onlarla birlikte bu adaletsizliğe karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”
    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersim Belediye Eş Başkanı Konak’a ve Ovacık Belediye Başkanı Sarıgül’e 6 yıl hapis cezası

    >Dersim Belediye Eş Başkanı Konak: Eğer yaptıklarımız suçsa bu suçu işlemeye devam edeceğiz-VİDEO

    >Dersim’de Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen hapis cezası protesto edildi-VİDEO

    >Dersim Belediye Eş Başkanları: Belediyeler halkındır, gaspınıza izin vermeyeceğiz-VİDEO

    >Dersim Belediyesi’nde nöbet eylemi başladı-VİDEO

    >Dersim Belediye Eş Başkanı Konak’tan çağrı: Dersim’e ve belediyeye sahip çıkın!-VİDEO

     

  • Şenyaşar ailesine yönelik saldırı davasında tutuklular hakkında tahliye kararı

    Şenyaşar ailesine yönelik saldırı davasında tutuklular hakkında tahliye kararı

    PİRHA – Şenyaşar ailesine dönük eski AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının saldırısıyla ilgili davanın duruşmasında tüm sanıklar hakkında tahliye kararı verildi. 

    Eski AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının 14 Haziran 2018 tarihinde Urfa’nın Suruç ilçesinde Şenyaşar ailesine dönük saldırısı üzerinden başlayan yargılama süreci devam ediyor. Saldırı sonrası Şenyaşar ailesine yönelik işyeri ve hastanede yaşanan saldırılar için iki ayrı soruşturma başlatılmıştı. Daha sonra dosyalar birleştirildi.

    Her iki taraftan 4’ü tutuklu toplam 30 kişi hakkında açılan davanın 8’inci duruşması, Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saldırıda babası ve iki kardeşini kaybeden tutuklu Fadıl Şenyaşar, tutuklu bulunduğu Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nden duruşmaya Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Diğer tutuklu sanıklar Enver Yıldız, Mekail Şimşek ve Celal Yıldız da tutuldukları cezaevlerinden SEGBİS ile katıldı.

    SAVCI TAHLİYE İSTEDİ

    Katliamda eşi ve iki oğlunu yitiren Emine Şenyaşar, sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılmadı. Şenyaşar ailesinin avukatları duruşmada hazır bulundu.

    Kimlik tespiti sonrası başlayan duruşmada savcı, mütalaasını açıkladı. Savcı, tutuklu bulunan tüm sanıkların tahliyesini ve tevsi tahkikat (Kovuşturmanın genişletilmesi) talep etti.

    Mütalaaya karşı söz alan Şenyaşar ailesi avukatları, tahliye talebinin yerinde olduğuna işaret ederek, Fadıl Şenyaşar’ın tahliyesini talep etti. Diğer sanık avukatları da aynı talepte bulundu.

    Mahkeme, tüm tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi. Mahkeme, sanıklar hakkında “ev hapsi” kararı verdi. Bir sonraki duruşma 21 Şubat 2025 tarihinde görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sinan Ateş cinayeti davasında karar açıklandı

    Sinan Ateş cinayeti davasında karar açıklandı

    PİRHA – Sinan Ateş cinayeti davasının karar duruşmasında Eray Özyağcı, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırken, 6 kişi tahliye edildi ve 5 kişi beraat etti. 

    Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davada karar çıktı. 22 sanıklı davada Serdar Öktem hakkında adli kontrol şartıyla tahliye kararı verilirken, Eray Özyağcı ve azmettiriciler Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Davada yargılanan 11 sanık da hapis cezasına çarptırıldı, tutuklu 6 kişi tahliye edildi ve 5 kişi beraat etti.

    Cinayetin işlendiği dönemdeki Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal’ın tutukluluğa devam kararı verildi. Tetikçi Eray Özyağcı’ya “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan ise 13 yıl hapis cezası verildi. Özyağcı’yı motorla olay yerinden kaçıran Vedat Balkaya’ya “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve müşteki Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan da 13 yıl hapis cezası verildi. Ofis önünde keşif yapan Suat Kurt’a “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve müşteki Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan ise 13 yıl hapis cezası verildi. Cinayette azmettirici olan Doğukan Çep’e “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve yine azmettirici Tolgahan Demirbaş’a “tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Ayhan Aydın: Mağdur Cumhurbaşkanı mı milyonlarca insan mı?- VİDEO

    Yazar Ayhan Aydın: Mağdur Cumhurbaşkanı mı milyonlarca insan mı?- VİDEO

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla açılan davanın bugün ilk duruşması görüldü ve duruşma 13 Aralık gününe ertelendi. Davayı PİRHA’ya değerlendiren Aydın, Cumhurbaşkanına hakaret etmediğini belirterek, “Ben düşünce, vicdan özgürlüğüyle bu ülkede yazı yazma hakkına sahibim. O yüzden benim bu hakkımı gasp edemezsiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, halka kulak verin, halkın doğrularını yazan gazetecilere aydınlara kulak verin. Onları hapse, zindanlara doldurarak bir yere varamazsınız” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ayhan Aydın’ın beraati talep edilirken, mahkeme heyeti duruşmayı 13 Aralık gününe erteledi.

    Alevi hak mücadelesi veren, yıllardır Alevi inancı ve kültürünün geleceğe aktarılması için arşiv çalışmaları yapan, çok sayıda Alevilikle ilgili araştırma kitapları bulunan Yazar Ayhan Aydın, mahkeme sonrası PİRHA‘ya konuştu.

    “BEN BİNLERCE AYDIN GİBİ KENDİSİNİ ELEŞTİRDİM”

    Ayhan Aydın, “Ülkemiz bugün ağır demokrasi ihlallerinin yaşandığı antidemokratik bir ülke olmuştur. Bunun da birinci sorumlusu ‘ben bu ülkenin yönetiminden, ekonomisinden, ahlakından, futbolundan, okullarından, üniversitelerinden sorumluyum’ diyen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben de kendisini eleştirdim. Kendisinin ülkeyi yönetme şeklinin vicdanlarda yaralar açtığını söyledim. Bu rejimin halkımıza dost olmadığını söyledim. Dolayısıyla hem şiirimle hem yazılarımla, görüş ve düşüncelerimle binlerce aydın gibi kendisini eleştirdim. Eleştirimi yazılı yaptığım için böyle bir suçlamayla karşı karşıya kaldım” dedi.

    “MAĞDUR CUMHURBAŞKANI MI MİLYONLARCA İNSAN MI?”

    “Ben ne Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ne de bir başkasına hakaret etmem. Ben bir insanım, ben bir devrimci demokrat insanım, ben bir Alevi-Bektaşiyim. Bizim özümüzde insanseverlik vardır” diyen Aydın şöyle devam etti:

    “İnsanlığa ve insanlara karşı olan tutumlara da hoşgörülü değiliz. İnsanca yaşamadan taraf olduğum, derin bir karamsarlıkla vicdanım sızladığı için, ülkemizin geleceği için başta bir vatandaş olarak milyonlarca insanın gelecekten umudunu kestiğini gördüğüm için yüreğimdeki acıyla ben bazı şeyleri yazdım. Tabii ki partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘milyonlarca insanın yöneticisiyim’ diyorsa bu eleştirilere kulak tıkamamalıydı. Biz de savunmamızı bu yönde yaptık. Bir hakaret kastı olmadan düşüncelerimi belirtmek istediğimi ifade ettim mahkemede de. Aynı şekilde bana gelen celple mağdur deniyor. Mağdur Recep Tayyip Erdoğan! Şimdi mağdur sayın Recep Tayyip Erdoğan mı milyonlarca insan mı? 13 Aralık’ta da söyleyeceğim. Biz özgürlükleri istiyoruz. Vicdan özgürlüğü istiyoruz. Hapishanelere insanların doldurulmamasını, çocukların da yataklara aç girmemesini istiyoruz. Bir avuç insanın daha da zenginleşmesi uğruna ülkenin mal varlıklarının yağmalanmasını istemiyoruz. Ülkemizin işgalciler altında ezilmesini istemiyoruz. Ve Türkiye’nin demokratik laik bir Cumhuriyet olarak gelişmesini yaşamasını istiyoruz. Okuyan, çalışan, zeki beyinlerin de yurtdışına kaçmasının engellenmesini istiyoruz. Bunları istemek suç mu bunları istemek hakaret mi? Eğer hakaret ise ben bunları hakaret olarak kabul etmiyorum.

    “KİM SUÇ İŞLİYORSA ERDOĞAN ÖDÜLLENDİRİYOR”

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bize teşekkür etmesi gerekir. Çünkü sarayına doldurduğu dalkavuklarla bu ülke yönetilemez. Sarayına yaptığı harcamalarla binlerce çocuğun karnı doyabilir. O yüzden ben bir vatandaşım, insanım, yazarım bu feryatlarım, cumhurbaşkanı duysun diyedir. Sayın Cumhurbaşkanına feryatlarımız vardır. Ülke yanıyor ormanlarıyla yanıyor. Sivas yanıyor. Sivas’ın katillerini affeden Cumhurbaşkanı sen benim cumhurbaşkanım olamazsın. Türkiye’de kim suç işliyorsa Sayın Recep Tayyip Erdoğan ödüllendiriyor. Bizim maksadımız ülkeyi yaşanabilir bir hale getirmektir. Ülkeyi kim yaşanmaz kılıyorsa onlardan da hesap sormak bir vatandaş olarak benim görevimdir. Benim yatağa yattığımda vicdanım rahat uyuyabilmem için Türkiye’de yapılan haksızlıkları haykırmam gerekiyor. Bizler vatandaş olarak yapmamız gerekenleri yapmamışsak bugünkü Recep Tayyip Erdoğan rejimi doğuyor. Milyonlarca insan bir olup Cumhurbaşkanına dava açmış olsalardı, cumhurbaşkanı böyle uydurma nedenlerle binlerce insana dava açamazdı.

    “BENİM SÖYLEDİKLERİMİ DİNLEMEK ZORUNDASIN!”

    Ben sana neden hakaret edeyim? Ben sana yaptığın hataları söylüyorum. O zaman siyasi erk olma, cumhurbaşkanı olma. Benim söylediklerimi dinlemek zorundasın. Ben düşünce, vicdan özgürlüğüyle bu ülkede yazı yazma hakkına sahibim. O yüzden benim bu hakkımı gasp edemezsiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, halka kulak verin, halkın doğrularını yazan gazetecilere, aydınlara kulak verin. Onları hapse, zindanlara doldurarak bir yere varamazsınız. Saltanatınız sonsuz değilidir. Saltanatınız halkın vicdanıyla sınırlıdır. Halkın vicdanının sabır taşını taşırmayın. Nasıl ki ülkemiz hala demokrasiyle yönetiliyor diyorsanız seçimlerin de bir gün sizi değiştireceğine inancımız tamdır.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İlgili Haberler:

    Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması 13 Aralık’a ertelendi

     

     

  • İkizköylülerden Akbelen için dayanışma çağrısı-VİDEO

    İkizköylülerden Akbelen için dayanışma çağrısı-VİDEO

    PİRHA- İkizköylüler, Akbelen Ormanı’nın kesim izninin uzatılmasına karşı açtıkları iptal davasının 13 Haziran’da görülecek duruşmasına katılım çağrısı yaptı. 

    Muğla’nın Milas ilçesi bağlı İkizköy sakinleri Akbelen Ormanı’nın kesim izninin uzatılmasına karşı açtıkları iptal davasına katılım çağrısı yaptı. İkizköylü yurttaşlar, yayınladıkları videolarla 13 Haziran’da Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmaya katılım çağrısı yaptı. Çektiği videoyla sesini duyurmaya çalışan İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Akbelen için 5 yıldır mücadele ettiklerini hatırlattı. 24 Temmuz 2023’te tüm direnişe rağmen Akbelen Ormanı’nın kesildiğini anımsatan Işık, eylemler sürecinde kendilerine uygulanan baskıları hatırlatarak buna rağmen mücadeleyi bırakmadıklarını söyledi.

    Şimdi ise bu mücadelenin davasının görüleceğini belirten Işık, herkesi dayanışmaya çağırarak:  “Şu an Akbelen oyuluyor, dinamitler patlatılıyor, su kaynaklarımız yok oluyor, zeytinliklerimiz, hayvanlarımız, sebzelerimiz tozun içinde. Buna rağmen bu köyden gitmemek için inat ediyoruz. Herkesi bu sesi yükseltmeye 13 Haziran’da Muğla 1’inci İdare Mahkemesi önüne bekliyoruz” çağrısı yaptı.

    “DOĞAMIZI SAVUNMAK SUÇ MU?”

    İkizköylü Aytaç Yakar da çektiği videoda, çam ağaçları için verdikleri mücadeleye herkesi beklediklerini söyledi. Havasını, suyunu, toprağını seven herkesten destek beklediklerini belirten Yakar, “55 yaşına kadar görmediklerimi son 1 yılda gördüm. Jandarmanın, biber gazının ne olduğunu bilmezdim. Ama toprağımı savunduğum için bunları öğrendim. Doğamızı savunmak suç mu?” diye sordu.

    SARICA: BAŞVURU HUKUKSUZ

    Davanın avukatlarından İpek Sarıca ise orman kesim izninin 28 Aralık 2021’de bittiğini hatırlattı. Yürütmeyi durdurma iptal edilmesi kararlarının yapılacak işlemin geriye dönük zararlarını önlemek için alındığını kaydeden Sarıca, “İznin bitiş tarihinden önce Orman Bölge Müdürlüğü’ne başvuru yapılması gerekiyor. Fakat bu izin ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı varken, şirket kesim için başvuru yapmış. Müdürlük ise başvuruyu alıyor ve işlem yapmadan askıda bekletiyor. Başvuru konusu hukuksuz bir işlem ve bu işleme dayanarak kesim iznini uzatma kararı veriliyor. O kararla Akbelen Ormanı katledildi ve eko-kırım suçu işlendi. Duruşmada bu iznin iptal edilmesini isteyeceğiz. Doğaya, geleceğe ne kadar saygı duyulduğu bu duruşmada belli olacak. Bu hukuksuzluğa karşı hep birlikte olmak gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/MUĞLA