Etiket: mahmut toğrul

  • Tilkiler Köyü Festivali, bu yıl da büyük bir coşkuya sahne oldu-VİDEO

    Tilkiler Köyü Festivali, bu yıl da büyük bir coşkuya sahne oldu-VİDEO

    PİRHA- 9. Tilkiler Köyü Festivali, 23-25 Mayıs arasında büyük bir coşku ile geçekleşti. Tilkiler Köyü Kendir Obası’nda gerçekleştirilen festival 3 gün sürdü. Birçok il ve yurt dışından da katılımın sağlandığı festivalde, dayanışma vurgusu yapıldı.

    Sabahın erken saatlerinde çevre şehirlerden gelen yurttaşlar, festival alanına yakın yerlerde kamp çadırlarını kurdu. 3 gün süren festivalde insanlar hem müziğin keyfini çıkardı hem de piknik yaptı.

    Festivalin ilk gününde Grup Redur, Grup Ziman, Yasin Türk, ezgileriyle coşkulu anlar yaşattı.

    Etkinliğin 2. gününe, Pazarcık Belediye Başkanı, önceki dönem Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, DEM Parti Milletvekili Adalet Kaya, EMEK Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca,  DEM Parti il, ilçe temsilcileri, CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç, CHP Milletvekili Melih Meriç ve İl ve ilçe yöneticileri ile inanç kurumlarının temsilcileri katıldı.

    Tilkiler Köyü Eğitim Kültür Sağlık ve Dayanışma Derneği, festivale destekte bulunan kişi ve kurumlara plaket taktim etti.

    “FESTİVALİN BİR MİSYONU DA DEPREMZEDELERE MORAL SAĞLAMAKTIR”

    Tilkiler Köyü Eğitim Kültür Sağlık ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Eren Ovayolu, Tilkililer Köyü Derneği’nin faaliyetlerinden bahsetti. Ovayolu, ‘Öğrencilerimiz bizim geleceğimiz, öğrencilerimizin yanındayız. 73 lisanslı öğrencimize burs veriyoruz. Her sene okullar açılmadan önce ilkokul, ortaokul öğrencilerimize kırtasiye yardımında bulunuyoruz. Lise ve üniversite sınavlarına hazırlık konusunda eğitim desteği sağlıyoruz. 250 ihtiyaç sahibi aileye yıl içinde maddi ve erzak yardımı yapıyoruz. 6 Şubat’tan bu yana depremzede ailelerimize yardımını hiç eksik etmedik. Sadece Pazarcık’ta değil, depremden etkilenen 11 ile hem maddi hem manevi destek olduk. Bu festivalin amaçlarından biri de depremzede yurttaşlarımıza moral sağlamaktır. Bu festivalin bir misyonu da budur. Festivale yönelik hazırlıklarımız aylar öncesinden başladı. Gitmedik, çalmadık kapı bırakmadık” diye konuştu.

    Öğrencilerin taşıma sisteminin son bulması için Tilkiler Köyü’nde okul yapılacağı duyurusunda bulunan Ovayolu, 8 derslik bir okul yapılacağını da konuşmasında belirtti.

    “FESTİVALLER TOPLUMSAL DOKUNUN SOMUT BİR GÖSTERGESİDİR”

    Pazarcık Belediye Başkanı Haydar İkizer de festivalde yaptığı konuşmada “Festivaller toplumsal dokunun gerçekleştirilmesi, paylaşmanın, yardımlaşmanın vücut bulduğu yerlerdir. Bizlerin burada buluşmamız bunun somut bir göstergesidir” diye belirtti.

    İkizer, depremden etkilenen Pazarcık’ın sorunlarına değinerek şöyle devam etti:

    “Pazarcık’ı ve köylerimizi yeninden inşa etmek, yeniden konforlu hale getirmek için gece gündüz istişare edip çalışıyoruz. Ebetteki Pazarcık’ın ve köylerinin sorunları vardır, bunları elbette çözeceğiz.”

    ‘TİLKİLİLER, EĞİTİME EN BÜYÜK KATKIYI SAĞLAYAN KÖYDÜR’

    25, 26 ve 27. Dönem HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, festivalde konuşan bir diğer isimdi. Toğrul, festivalin toplumsal dayanışma örneklerinden bir tanesi olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Tilkililer, bölgede hatta Türkiye’de imecenin en iyi işlediği, el ele vererek, birleşerek sorunlarını çözdüğü bir kurum haline geldi ve cemevini inşa etti. Yine bu köy, hiçbir köye nasip olmamış, eğitime en büyük katkıyı sağlayan köydür. 73 yüksek eğitim öğrencisine burs veriyorlar. Eğitim, bizim köyün olmazsa olmazıdır.”

    “BU FESTİVAL SADECE BİR EĞLENCE DEĞİL”

    İngiltere Tilkiler Toplum Merkezi Eş Başkanı Fatma Avcı, festivalde yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

    “Bizi bir araya getirmek için bu festivalde büyük bir emek ve özveri gerektirdi. Bu festival sadece bir eğlence değil, aynı zamanda geçmişte yaptıklarımızı hatırlamak, gelecekte yaptığımızı konuşmak; birlikte üretmek ve birlikte büyümek için bir fırsattır. Biz İngiltere Tilkiler Toplum Merkezi çatısı altında dayanışmayı, kardeşliği büyütmeye devam edeceğiz.”

    Konuşmaların ardından sahneye çıkan sanatçılar ezgilerini seslendirdi. Festivalin 2. gününde İbocan Sarıgül, Mavinin Ezgisi, Serap Sasa, söyledikleri şarkılarıyla gelen konuklara unutulmaz anlar yaşattı. İnsanlar hep beraber halay çekip, eğlendi.

    Etkinliğin 3. gününde ise davul zurna eşliğinde halaylar çekildi.

    PİRHA/MARAŞ

  • Tilkililer Toplum Merkezi’nden 15 Haziran’da ‘Dayanışma Gecesi’ etkinliği-VİDEO

    Tilkililer Toplum Merkezi’nden 15 Haziran’da ‘Dayanışma Gecesi’ etkinliği-VİDEO

    PİRHA- İngiltere’de faaliyetlerini sürdüren Tilkililer Toplum Merkezi tarafından ‘Dayanışma Gecesi’ yapılacak. Prof. Dr. Mahmut Tuğrul da, Tilkililerin deprem felaketi zamanı ortaya koyduğu dayanışmaya dikkat çekerek, yöre derneklerinin diasporadaki önemine vurgu yaptı.

    Yurt dışına on yıllar boyunca göç eden yurttaşların kurduğu demokratik kitle örgütleri ve Alevi kurumları kültürün, dilin ve inancın yaşatılmasında önemli görevler üstleniyor.

    Bu kurumlardan biri de İngiltere’de çalışmalarını sürdüren Tilkililer Toplum Merkezi. Tilkililer Toplum Merkezi her yıl düzenlediği ‘Dayanışma Gecesi’nin 9’uncusunu yapacak. Prince&Princess Wedding Hall-4 Prince Rd, Londra No:18 3PR’de yapılacak olan gecede Sanatçı Ayfer Düzdaş, Eylül Koluman, Yusuf Yazgılı, Grup Gençler ve Kara Hasan sahneye çıkacak.

    Önceki dönem HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Tuğrul’un konuşmacı olarak katılacağı gece, 15 Haziran saat: 18.00’de başlayacak.

    Sanatçı Ayfer Düzdaş, ‘Dayanışma Gecesi’ne katılım çağrısında bulunurken, Prof. Dr. Mahmut Tuğrul da, Tilkililerin deprem felaketi zamanı ortaya koyduğu dayanışmaya dikkat çekerek, yöre derneklerinin diasporadaki önemine vurgu yaptı.

    PİRHA/İNGİLTERE

  • Toğrul: Antep’te üretim ve yoksulluk atbaşı, değiştireceğiz- VİDEO

    Toğrul: Antep’te üretim ve yoksulluk atbaşı, değiştireceğiz- VİDEO

    PİRHA – HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, üçüncü yol olarak Yeşil Sol Parti’nin toplumda heyecan uyandırdığını belirtti. Kentin yaşadığı her türlü sıkıntıyı meclise taşıdıklarını söyleyen Toğrul, “Halklara, emekçilere, işçilere, kadınlara, gençlere çağrımdır; gelin hep birlikte değiştirelim” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep milletvekili Mahmut Toğrul, 14 Mayıs seçimleri ve Antep’in genel durumu hakkında PİRHA‘ya konuştu. Antep’in bir sanayi şehri olduğuna birçok alanda da lider konumda bulunduğuna değinen Mahmut Toğrul, üretimin yüksek olmasına karşı yoksulluğun en yüksek düzeyde olduğuna da dikkat çekerek, “Antep’te bir taraftan üretim yüksek ama yoksulluk en yüksek düzeyde ve işçi- emekçi sınıfı bu paylaşımdan asla payını alamıyor” dedi.

    “YEŞİL SOL PARTİ TÜM KESİMLERİ TEMSİL EDİYOR”

    Antep’te Yeşil Sol dışındaki tüm siyasi partilerin ilk beşte bir kadın adayının olmadığını aday listelerine bakıldığında da genç insanların bulunmadığını dile getiren Toğrul, Yeşil Sol Parti dışındaki milletvekili adayları için “hepsi ya kodaman ya zengin iş insanları” dedi. Toğrul, Yeşil Sol Parti’nin Antep’teki durumu hakkında da görüşlerini şöyle aktardı:
    “Biz Yeşil Sol Parti’nin durumu Antep için tüm toplumsal kesimleri temsil ettiğinden dolayı gittikçe ilgi çeken, gittikçe toplumda karşılık bulan bir profile sahip. O açıdan biz önümüzdeki dönemde Antep’te özellikle 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Parti olarak çok önemli bir sonuç alabileceğimizi düşünüyoruz.”

    “ÜRETEN AMA ÜRETTİĞİNİ TÜKETEMEYEN BİR KENT”

    Tüm toplumsal kesimlerin yaşadığı sorunları gündeme getirmeye çalıştıklarına dikkat çeken Toğrul, “Yıllardır bizi kriminalize ettikleri ‘bunlar Kürt meselesi dışında bir şey bilmezler, kentin sorunlarıyla ilgilenmezler’ algısını yerle bir etmiş durumdayız” dedi.

    Kentin yaşadığı her türlü sıkıntıyı meclise taşıdıklarını ve diğer tüm siyasi partilerin temsilcilerinin milletvekilliğine geldiklerinde ranta çıkar sağladıklarını söyleyen Toğrul şunları ifade etti:

    “Bu kentin yaşadığı pahalılıktan, sorunlardan, suyundan tutun da çevre kirliliğine kadar trafik sorunundan tutun da yeşil alana kadar eğitim ve sağlık alanında yaşanan tüm sorunları bugüne kadar meclise taşıyan bir durumda olageldik. Ve bu da artık toplum tarafından görülen bir sonuç. Maalesef diğer siyasi partilerin temsilcileri ya bir rant grubunu temsil ediyorlar ve vekilliğe geldikleri dönemlerinde de bu rant grubunun çıkarlarını korumakla kendilerini sorumlu hissediyorlar. O açıdan burası evet üreten bir kent ama ürettiğini de tüketemeyen bir kent. Bu tabloyu Yeşil Sol Parti’ye verilecek her bir oy değiştirecektir. Halklara, emekçilere, işçilere, kadınlara, gençlere çağrımdır; gelin hep birlikte değiştirelim.”

    “3 VEKİL İLE ANTEP’İ TEMSİL EDECEĞİZ”

    Üçüncü yol olarak Yeşil Sol Parti’nin toplumda heyecan uyandırdığını da belirten Toğrul, “Ben inanıyorum biz Antep’te toplumda ciddi bir teveccüh göreceğiz. Antep 7 Haziran’dan sonra şu ana kadar 1 vekil ile temsil ediliyordu. 14 Mayıs’tan sonra büyük ihtimalle biz 3 vekille burayı temsil etme imkanı bulacağız” dedi.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ ANTEP

  • Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 44. yılında katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’nde açıklama yaparak, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Acılar yok sayılırsa bitmez. Bir hafta boyunca Maraş’ta vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 44’üncü yıl dönümü. 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta gerçekleşen katliamda onlarca yurttaş yaşamını yitirdi, yaralandı ve binlercesi de Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı.
    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAVK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) üye ve yöneticileri, katliamın 44. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri anmak için Maraş’taydı.

    Anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Tuğrul, parti temsilcileri Songül Tunçdemir ile Turgut Öker, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Orhan Sarıbal ve parti temsilcileri de katıldı.

    Maraş Valiliği’nin “Kamu düzeni” gerekçesiyle getirdiği yasağı reddeden Alevi kurumlarının çağrısıyla toplanan onlarca kişi katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’ne yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık “Maraş’ı unutma unutturma. Maraş’ın hesabı sorulacak. Katil devlet hesap verecek. Alevilik vardır, Alevilik haktır.” sloganları atıldı.

    Anmanın yapıldığı Yörük Selim Mahallesi yüzlerce polis tarafından ablukaya alındı. Anmaya katılanlar 3 farklı polis kontrol noktasından geçtikten sonra Erenler Cemevi’ne ulaşabildi.

    Erenler Cemevi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, katliamda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulundu. Anmanın açılış gülbengini Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz okudu. Ardından hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    “YÜZLEŞME YAPILMADIĞI İÇİN KATLİAMLAR SÜRÜYOR”

    Anmada söz alan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul “44 yıldır bu acıyı yaşıyoruz. 44 yıl önce burada bir darbenin alt yapısını oluşturmak için katliam yapıldı. Bugün hala bu katliamın arkasındaki güçler açığa çıkarılmadı. Yüzleşme sağlanamadığı için bugün hala katliamlar devam ediyor. Burada halen Kürtler, Aleviler yerinden edilmeye çalışılıyor. Pazarcık’ta tarım alanları yok ediliyor, Maraş’ın çöpü oraya dökülüyor, çimento fabrikası kuruluyor. Bunlar tesadüf değil. Göç ettirilmesi için yapılıyor. Dün Fransa’da yaşamını yitirenleri de anmak istiyorum. Hepimiz, kendimiz olarak bu topraklarda yaşamak istiyoruz. Ancak birileri hala bunları kabul etmiyor. Utanmadan inancımızı tarif etmeye çalışıyor. Devletin Aleviliği öğretmesine ihtiyacımız yok. Alevilik kültür değil, inançtır. İnancımızı inkar edip torba yasa içerisine koydular. Biz Aleviler kimsenin inancına karışmadık. Kimse de bize karışmasın. Rızalığımızı almadan yasa yaptılar. Hala kapılarımız çarpıyla işaretleniyor. Eşit, adil, özgür bir toplum istiyoruz. Sahipsiz değiliz. Örgütlü bir yapıdayız. Yan yana gelip Hüseyni duruşu sergilemeliyiz” diye konuştu.

    “MARAŞ’IN BELGELERİNİ AÇIKLAYIN”

    CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ise, “Acı bir katliam yaşandı” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Burada kamu görevlileri acımızı büyütmeye çalışıyor. Yasak getiriyor. Unutalım istiyorlar. Ama acımızı derinleştiriyorlar. Bugün bu yasakları koyanların vicdanı yoktur. İnsanlık çökmüş demektir. Biz ısrarla barış, özgürlük olsun katliamlar yaşanmasın istiyoruz. İnsanlık katledildi burada. Bir çürümüşlük var. İktidar korkuyor. Yan yana gelmemizi istemiyor. Maraş’ın bütün belgelerini açıklayın. O günün siyasileri, MİT, CIA, kimler var o katliamın içinde, ortaya çıksın. Hala insanlar bugün cenazelerine ulaşabilmiş değil. Yan yana gelirsek her şeyi çözeriz. Eşit yurttaşlığı birlikte getireceğiz. Organize kötülüğe karşı dayanışmaya ihtiyacımız var.

    “ALEVİLER OLARAK ASLA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat ise yaptığı konuşmada “Bu acı, hesabı sorulana kadar dinmez” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “44 yıl önce burada katledilenlerin yakınları görmek zorunda kaldılar. Avrupa’da örgütlendiler ve kazandılar. Almanya’da Aleviler kamu tüzel kişiliğini kazandılar. Kiliseler hangi haklara sahipse biz de aynı haklara sahibiz. Alevileri katletmekle bitirebildiniz mi? Hayır. Başka bir coğrafyada zuhur etti. Taleplerimizi tekrarlıyoruz yine. Biz inatçıyız, vazgeçmeyeceğiz. Maraş’ın, Dersim’in, Çorum’un hesabını verselerdi bugün bu noktada olmazdık. Almanya’da yine bir cemevimizin kapısına çarpı attılar. Dün Fransa’da bir katliam yaşandı. Biz herkes için eşitlik ve özgürlük istiyoruz. Asla teslim alamayacaksınız. Aleviler asla geri adım atmaz. Yarın Yenikapı’da buluşacağız. Seyit Rıza’nın da dediği gibi önünüzde asla diz çökmeyeceğiz. Avrupa’da olduğu gibi bu topraklarda da haklarımızı alacağız.”

    “MARAŞ’IN MERKEZİ’NE BİR ANIT YAPILMALI”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı AKD Genel Başkanı İsmet Kurt yaptı. Kurt şunları dile getirdi:

    “44 yıl önce sinsi bir planla katliam yapıldı. Emperyalizm ve işbirlikçileri bunu yaptı. 1 hafta boyunca vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz. Maraş’ta yaşananlar olay değil katliamdır. Her inanç kendi bahçesinde güzeldir. Arif Özzeybek isimli kişinin çalışmasıyla bir torba yasa çıkarıldı. Rızalığımız alınmadı cemevleri bizim ibadethanemizdir. Zorunlu din dersleri kaldırılsın. Hala Aleviler ayrımcılığa uğruyor. Bir öğretmen nefret söylemlerinde bulundu. Görevden alınmadı başka okula gönderildi. Meclis önünde bariyerleri yıktık. Direnenlere selam olsun. Din ve dil üzerinden siyaset yapılmaz. 44 yıl önce hakka yürüyen canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    “BU ACILARI BİR DAHA YAŞAMAMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Maraş Erenler Kültür Derneği Müslüm İbili de, anma Komitesi adına ortak açıklamayı okudu. İbili, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Hesabı sorulmadı. Acılar yok satılırsa bitmez. Katliamda kaç kişi öldü bilmiyoruz bile. Devlet belgeleri açılmalı. Burada Aleviler katledildi, kalanlar sürgün edildi. Bu acıları bir daha yaşamamak için bugün buradayız. Zulümler karşısında yolumuzdan dönmedik dönmeyeceğiz de. Birlik beraberlik sevgi barış huzur getirelim. Dayanışmayı büyütelim.”

    Konuşmaların ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Anma, yaşamını yitirenler anısına lokma dağıtılması ve cerağ sırlamasıyla sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • Mahmut Toğrul Meclis gündemine getirdi; yine bir tarikat yine bir çocuk istismarı suçu!

    Mahmut Toğrul Meclis gündemine getirdi; yine bir tarikat yine bir çocuk istismarı suçu!

    PİRHA – Milletvekili Mahmut Toğrul, Kadiri tarikatı mensubu bir şahsın işlediği cinsel istismar suçlarını meclis gündemine taşıdı. Çocuk istismarcısı şahsın, yargılama sonucu iyi hal indiriminden yararlandığını belirten Toğrul, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’a “Bakanlık olarak vicdani ve hukuki sorumluluk hissediyor musunuz?” diye sordu.

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Kadiri tarikatının Nadiri kolu şeyhinin oğlunun işlediği cinsel istismar suçlarını meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Toğrul, şeyhin oğluna dönük yargılamada iyi hal indiriminin uygulanmasını eleştirerek konuya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi sundu.

    Milletvekili Mahmut Toğrul, Antep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlunun ilk olarak 2015 yılında, daha sonra ise 2016’da yıllarında cinsel istismar suçunda bulunduğunu aktardı. Toğrul, akabinde devam eden yargılamada “iyi hal indirimi” uygulandığını belirtti.

    Prof. Dr. Mahmut Toğrul, açığa çıkan her çocuk istismarı vakasında iktidarın, farklı bir gündem yaratma çabasına girdiğini ifade ederek şu bilgileri paylaştı:

    “Yaşanan her çocuk istismarı ideolojiktir, politiktir, siyasaldır. Ülkede son zamanlarda yaşanan istismar olaylarından bir benzerinin de vekili olduğum Gaziantep’te yaşandığı iddia edilmektedir.

    Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlu ilk olarak 2015 daha sonra ise 2016 yıllarında cinsel istismar suçunda bulunduğu iddia ediliyor. İddiaya göre 2015’te Nadiri Şeyhi’nin oğlu Cemalettin Kutlubay’ın eşinin akrabasının evinde 17 yaşındaki bir kızı istismar ediyor. ‘Namaz kılacağım bana seccade getirin’ diyor. Evin kızı seccade getiriyor. Seccadeyi aldıktan sonra kıza sarılıyor. Kızın bağırmasıyla taciz etmeye başlıyor. Ailesi bunu öğrendiği zamansa tarikata zarar gelmesin aile bağımız var bir zarar gelmesin diye şikayetçi olmuyorlar. Yine aynı şahsın başka bir akrabasının evinde kuzenleriyle oynayan 5 yaşındaki kız çocuğunu tuvalete götürerek istismar ettiği ifade ediliyor. Bu olayın da üstü kapatılmaya çalışılıyor.

    Cemalettin Kutlubay’ın oğlu 2016 yılında yine bir başka kız çocuğunu istismar ettiği söyleniyor. Öz amcasının kızına cinsel istismarda bulunuyor. Kız ses çıkaramıyor. 20-25 gün sonra yeniden başka bir kuzenini de alarak ‘sizi gezdireceğim’ diyor. Diğer kuzenini ‘sen burada bekle’ diyor. Küçük kızı alıyor ormanın derinliklerine gidiyor ve tekrar cinsel istismarda bulunuyor. Kız çocuğu okula gittiği zaman rahatsızlanıyor. Okulun psikoloğuna gidiyor ve her şeyi anlatıyor. Psikolog suç duyurusunda bulunuyor ve aile de şikayetçi oluyor. Savcı bunun üzerine soruşturmayı başlatıyor ve şahsı tutukluyor. Savcı iddianameyi hazırlıyor. İlk başta 8 yıl olarak ceza veriyor. Sonra çocuk olduğu ve hürriyetten yoksun olduğu için cezayı artırıyor. 16 yıl ceza veriyor. Son olarak ise cezaya iyi halden indirim uygulanıyor.

    “İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULANMASININ GEREKÇESİ NEDİR?”

    Milletvekili Mahmut Toğrul, konuya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Basına yansıyan bu insanlık dışı olay dışında söz konusu tarikatın benzer vukuatları var mıdır? Bu durumun tespiti için etkili bir soruşturma yapacak mısınız? Ya da yürüttüğünüz bir soruşturma var mıdır? Var ise ne aşamadadır?

    *Bu olayların çok sıkça ülkemizde yaşanıyor olması yeterince önlem alınmadığını gösteriyor. Bundan dolayı bakanlık olarak vicdani ve hukuki sorumluluk hissediyor musunuz?

    *Bakanlığınız Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlu davasına müdahil olacak mıdır?

    *Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlu davasında iyi hal indirimi uygulanmasının gerekçesi nedir? Cinsel istismar davalarında iyi hal indirimi uygulanmaması konusunda bir çalışmanız olacak mıdır?

    *Tarikat ve cemaatlere mensup kişilerin sürekli cinsel istismar uygulamalarıyla gündeme gelmelerinin temel nedeni bakanlığınıza göre nedir?

    *Tarikat ve cemaatlerin sürekli cinsel istismar olaylarıyla gündeme gelmesi ve olayların üzerine iktidarınız tarafından yeterince gidilmemesi bu yapıların dokunulmaz olduklarını ve yargının müdahale edemediği alanlar kanısı oluşturmaktadır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    *Bakanlık olarak ülkede yaşanan cinsel istismar olaylarını engellemek için neden çalışmalar yürütmüyorsunuz?”

    PİRHA/ANKARA

  • Toğrul: Diyanet bir asimilasyon merkezi gibi çalışıyor, Alevi köylerine cami yaptırıyor-VİDEO

    Toğrul: Diyanet bir asimilasyon merkezi gibi çalışıyor, Alevi köylerine cami yaptırıyor-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Mahmut Toğrul, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevileri asimile etmek için uyguladığı politikaları gündeme getirerek, “Alevileri camiye davet eden Diyanet İşleri Başkanı, din görevlilerini Alevilerin yoğun olduğu köy ve mahallelerde istihdam ediyor, Alevi köylerine cami yaptırıyor. DİB bugün nefret söylemi üreten bir kurum haline gelmiştir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) Alevileri asimile etmek için uyguladığı politikaları gündeme getirerek durumu eleştirdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın adeta bir asimilasyon merkezi gibi çalıştığını belirten Toğrul, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmeyişinin kabul edilemez olduğunu söyledi. DİB’in, Alevileri camiye davet ettiğini de söyleyen Toğrul, din görevlilerinin Alevilerin yoğun olduğu köy ve mahallelerde istihdam edildiğini ve Alevi köylerine camiler yapıldığını da gündeme taşıyarak bu tür asimilasyon politikalarına son verilmesi gerektiğini belirtti.

    “ALEVİ KURUMLARININ DÜZENLEDİĞİ ETKİNLİĞE KARŞI ALTERNATİF PROGRAM PLANLIYOR”

    Toğrul söz aldığı Genel Kurul’da şunları dile getirdi:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı, adeta bir asimilasyon merkezi gibi çalışıyor. Cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeyip, Alevileri camiye davet eden Diyanet İşleri Başkanı, din görevlilerini Alevilerin yoğun olduğu köy ve mahallelerde istihdam ediyor, Alevi köylerine cami yaptırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, 18 Ağustos 2021 tarihinde 7 Alevi kurumun düzenleyeceği Hacı Bektaş-ı Veli’yi Anma etkinliğine karşı alternatif bir program yapmayı dahi planlayabiliyor.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI, BUGÜN NEFRET SÖYLEMİ ÜRETEN BİR KURUM HALİNE GELMİŞTİR”

    Pasaportla yurtdışına yasadışı bir şekilde kaçışın ucu dahi Diyanet İşleri Başkanlığı’na kadar uzanıyor. Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı’na ilişkin hükümetin politikalarından ve uygulamalarından kaynaklanan önemli problemler söz konusu. Söz konusu kurum bugün nefret söylemi üreten, halkı bu yolla bazı kesimler karşısında konsolide etmeye çalışan ve belli bir anlayış biçimini bütün topluma dayatan bir hal almıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ve kurumun resmi sitesinde her dönem yapılan açıklamalar yenilir yutulur cinsten değildir. Hutbelerde cinsel yönelimleri, cinsiyet kimlikleri ve bireylerin özel yaşamlarına ilişkin nefret söylemleri demokratik bir hukuk devleti ile bağdaşmamaktadır. Ayrımcılık, ötekileştirme, dışlama, nefret iklimini besleyen söz konusu beyanlar Türkiye’nin insan hakları yükümlülüğü ışığında incelendiğinde kabul edilebilir değildir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Maraşlı Milletvekilleri, yolu ve suyu olmayan Kürt Alevi köyleri için konuştu: Cezalandırıyorlar

    Maraşlı Milletvekilleri, yolu ve suyu olmayan Kürt Alevi köyleri için konuştu: Cezalandırıyorlar

    PİRHA-Milletvekili Mahmut Toğrul ve Zeynel Özen, Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerine yol ve su hizmeti verilmemesini PİRHA’ya değerlendirdiler. Milletvekilleri, “Köylüler, bu çağda halen elektrik ve sudan yoksunlar. Kürt ve Alevi kimlikleri sebebiyle cezalandırılıyorlar. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek adına ayrıca doğa da talan ediliyor” sözleriyle eleştirdiler.

    Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köyü sakinleri, Cumhuriyet tarihi boyunca kamu hizmetlerinden mahrum olduklarını dile getirdi. Kürt ve Alevi yurttaşların yaşam sürdüğü bu coğrafyada “Oy verin ki hizmet gelsin” baskısı sürüyor. Ancak baskılara boyun eğip yerel seçimlerde iktidara oy verseler dahi Alevi köylerine ne yol yapılıyor ne de su hizmeti götürülüyor. Durum öylesine ciddi ki kimi köylere elektrik dahi verilmiyor.

    Alevi yurttaşların sorunları Meclis’te de karşılık bulmuyor. Yıllar önce verilen soru önergeleri cevap bulmazken Genel Kurul’da yapılan konuşmalar da “Bölücülük yapıyorsunuz” tepkisiyle karşılanıyor.

    “BU ÇAĞDA ELEKTRİK VE SUDAN YOKSUNLAR”

    Maraşlı Milletvekili Mahmut Toğrul da yapılan bu ayrımcılığı “Maalesef özellikle Maraş’ta nerede bir köyün yolu ve suyu yoksa emin olun ki o köy, Kürt ve Alevi köyüdür” sözleriyle yorumladı. HDP Antep Milletvekili Toğrul, yurttaşların uzun yıllardır Kürt ve Alevi kimliklerinden ötürü açık bir şekilde ayrımcılığa maruz kaldığını belirterek konuya dair şunları söyledi:

    “AKP-MHP İktidarı döneminde de ‘Bize oy verin ki size hizmet edelim’ diyorlar. Oy aldıkları yerdeki insanlar da diyor ki ‘Size oy veriyoruz ama neden hala bize hizmet etmiyorsunuz?’ Türkiye’nin genelinde bu tür ayrımcılıklar söz konusu iken Maraş’ta, Antep’te maalesef kimlikten kaynaklı olarak bu köylerin hizmeti karşılanmıyor.

    Örneğin hala Pazarcık ilçesinde bazı köylerde elektrik yok. Bu çağda elektrik ve sudan yoksunlar. Maalesef bunlar hala yaşanıyor. Konu ile ilgili zaman zaman soru önergeleri verip Meclis kürsüsünde meseleyi dile getiriyoruz. Ama maalesef AKP’nin bu konudaki yaklaşımı değişmiyor.”

    HUKUKEN YAPTIRIM SÖZ KONUSU MU? 

    Milletvekili Mahmut Toğrul, hizmet almak adına Afşin’e bağlı Örenli köyü sakinlerinin AKP’ye verdiği oyları işaret ederek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Hukuken başvuru yapılabilir mi, muğlak! Şu anda işin doğrusu bir hukuk mercii de bırakılmadığı için insanlar daha çok AKP’ye oy verme yönünde zorlanıyor. Oy verdikleri halde de aslında sorunların çözülmediğini görüyor. Aslında bunu sadece bir baskı aracı olarak kullanıyorlar. Ama zihinlerinde sanki o insanlar, bir yurttaş, vergilerini ödeyen vatandaşlar değilmiş gibi bir tutumları var. Kesinlikle kabul edilebilir bir durum değil. Zaman zaman bu konuyu Meclis’te dile getirdiğimiz zaman bizi ‘ayrımcı bir dil kullanmakla’ suçluyorlar. Kendileri fiilen ayrımcılık yapmalarına rağmen bunları dile getirdiğimizde de ‘siz ayrımcı bir dil kullanıyorsunuz, böyle bir durum yok’ diyebiliyorlar.

    “BÖLGENİN DEMOGRAFİK YAPISINI DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Mahmut Toğrul, Kürt ve Alevi kimliği ile bölgeden çok sayıda sanatçının çıktığına da işaret ederek bu yönlü gelişmelerin iktidarları rahatsız ettiğini anlattı. “Kesinlikle köylüler cezalandırılıyor” diyen Toğrul, şöyle devam etti:

    “Pazarcık, Elbistan, Afşin bölgesi kendine ait dili, kültürü ve üretimi olan bir coğrafyadır. Aynı zamanda bu bölgelerin doğası da talan ediliyor. Özellikle Pazarcık Ovası’nda Türkiye’nin en büyük çimento fabrikaları yapıldı. Yine bir Kürt ve Alevi köyü olan Çöçelli’ye biyokütle enerji santrali yapılıyor. Yani sürekli o bölgenin demografik yapısını değiştirmek, bölgenin özgün yapısını bozmaya yönelik bir tutum ve davranış sergilendiğine şahit oluyoruz.”

    ‘TEŞVİK OLSUN’ DİYEREK SADECE BİR KÖYÜN YOLLARINI YAPTILAR!

    Maraşlı bir diğer Milletvekili Zeynel Özen de konuyu defalarca kez Meclis’te gündeme getiren isimlerden. HDP’li Özen, “Bu köylerin yolları, suları yok ve tek suçları Alevi olmaları” diyerek iktidarı eleştirdi.

    İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Kendilerine oy vermeyen Alevi köylerine hiçbir hizmet götürülmüyor” diyerek iktidarın, oy alabilmek adına farklı formüller yürüttüğünü de anlattı. Özen, “AKP’ye 15 civarında oy çıkan bir köyün zamanında yayla yollarını dahi yaptılar. O bölge genelde CHP’ye oy verirdi. Köyden çıkan bir de milletvekili olması sebebiyle teşvik amacıyla yollarını yaptılar. Ama diğer köylere bir türlü hizmet gitmedi” dedi.

    500 METRELİK YOLUN 250 METRESİNE ASFALT DÖKTÜLER!

    Zeynel Özen, “Şimdi AKP’ye oy verip kendilerine hizmet yapılsa bile o hizmet, hizmet değil rüşvettir, haramdır” diyerek şunları söyledi:

    “Konu ile ilgili hiçbir soru önergeme cevap dahi vermediler. Örneğin kendi köyüm için 500 metre asfalt yapılması için çokça çaba sarf ettik. Yolun yarısını yapıp diğer yarısını bıraktılar. Sonbahar olması sebebiyle ‘yazın yapalım’ dediler. En son yetkililere ‘artık ben söylemekten utanıyorum siz hiç utanmıyor musunuz?’ dedim. Yani bunların tek nedeni bölgedekilerin Alevi olması. Malesef bizim köylerde kimse AKP’ye oy vermez. Meclis açıldığında konunun yine takipçisi olacağız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Toğrul: Milletvekilimiz korsanvari bir şekilde kaçırıldı!    

    Toğrul: Milletvekilimiz korsanvari bir şekilde kaçırıldı!    

    PİRHA- HDP’li milletvekilleri, vekilliği düşürüldükten sonra evinden darp edilerek cezaevine götürülen ve dün gece rahatsızlanarak anjiyo olan Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ilişkin açıklama yaptı. HDP Meclis İdare Amiri Mahmut Toğrul, “Vekilimizin şu anda nereye götürüldüğünü bilmiyoruz. Korsanvari bir şekilde kaçırıldı” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri, darp edilerek cezaevine götürülen ve rahatsızlanması ardından anjiyo olan Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ilişkin Ankara Şehir Hastanesi önünde açıklama yaptı.

    Açıklamaya Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede ve milletvekilleri Fatma Kurtulan, Abdullah Koç, Mehmet Rüştü Tiryaki, Erol Katırcıoğlu, Kemal Peköz, Oya Ersoy ve Mahmut Toğrul katıldı.

    Meclis İdare Amiri Mahmut Toğrul, “Bu, dünya zulüm tarihinin bir nirvanasıdır. Dün Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun evinde gördük zulmün nirvanasını. Zulümde rakip tanımıyorlar. Unutmasınlar ki, biz de direnişin tarihini yazıyoruz. Onlar zulmün tarihini yazıyor, biz de direnişin tarihini yazıyoruz” dedi.

    “DÜNYA ZULÜM TARİHİNİN BİR NİRVANASI”

    Sürece ilişkin konuşan HDP Meclis İdare Amiri Mahmut Toğrul, “Dün Türkiye demokrasi tarihine gerçekten kara bir leke düştü” dedi. Toğrul, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun “insanlığın kabul edemeyeceği bir tutumla polis baskısı ve zoruyla tartaklanarak tutuklanmaya” çalışıldığını belirterek şunları söyledi:

    Gergerlioğlu’nun hastaneden korsanvari bir şekilde kaçırıldı ve şuanda nereye götürüldüğünü bilmiyoruz. Muhtemelen Sincan Cezaevi’ne götürüldü. Bu Türkiye’de görülmemiş, rastlanılmamış zulmün bir başka versiyonudur. Bir milletvekili buradan, arkadaşlarından, basından kaçırılmıştır. Kaçırılarak, korsanvari bir şekilde götürüldü. Ne kadar bilgi almaya çalıştıysak kimse bize bilgi vermedi.”

    “MİLLETVEKİLİNİN KAÇIRILMASI KABUL EDİLEMEZ”

    “Kamu görevlilerine şunu ifade ediyorum; mesleğin etik kurallarına uyun. Hiç kimsenin hukuk dışı, etik dışı sizlere talimat vermesini kabul etmeyin. Bize arkadaşımızla ile ilgili ilgi vermemek kabul edilemez. Bir milletvekilin kaçırılması kabul edilemez. Sağlık durumu şuanda nedir, bu kaçırılma biçimine sağlık durumu ne kadar elverişlidir onu da bilmiyoruz. Bu tür hukuk dışı yöntemlerinden kaçının.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • HDP’li Toğrul’dan Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için araştırma önergesi

    PİRHA – HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul, Sivas Katliamı’nın faillerinin tespit edilmesi amacıyla TBMM’ye araştırma önergesi sundu.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak otelinin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak hayatlarını kaybetmesi ile yapılan katliamın aydınlatılması için Meclis araştırma önergesi sundu.

    Toğrul, Meclis’e sunduğu önergenin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, pek çok sanatçı, ozan ve fikir insanı, dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak kente gitmiştir. Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak otelinin yakılması, çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak hayatlarını kaybetmesiyle sonuçlanmıştır. Geçen bu 27 yıllık zaman zarfında, Madımak Katliamı aydınlatılmamış, adalet yerini bulmamıştır.

    “15 KİŞİ HALA ARANIYOR”

    Adalet Bakanlığı verilerine göre, Sivas katliamına ilişkin 111 sanık hakkında dava açıldı. Hakkında dava açılan 79 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis ve süreli hapis cezaları ile cezalandırıldı. İki sanık hakkında kamu davası zamanaşımı nedeniyle düştü. 26 sanığın beraatına karar verildi. Cezaları kesinleşen sanıkların da aralarında bulunduğu 15 kişi ise hâlâ aranıyor. Cezaları kesinleşen ancak yurtdışına kaçan sanıklardan 9’u Almanya’da yaşıyor. Son olarak cezaevindeki Sivas katillerinden birisi yüzlerce yaşlı ve ağır hasta mahpus cezaevlerinde ölüme terk edilirken, AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle affedildi.

    “SİVAS KATLİAMI DAVASI ZAMAN AŞIMI GEREKÇESİYLE KAPATILDI”

    Sivas Katliamı’nın ilk dava süresince çeşitli mahkemelerde başlatılan soruşturmalar o dönem kapatılmamış olan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) son buldu. Mahkeme ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay’a gönderdi. Yargıtay ise dosyaya bakması gereken yerin Ankara DGM olduğuna karar vererek dosyayı geri gönderdi. Mahkemeler arası dava dosyasına “al gülüm ver gülüm’’ mantığı ile bakılması, Madımak Katliamı’nı tam 27 yıldır aydınlatamamıştır. Süren davalar, temyizler, müdahil avukatların talepleri yıllarca devam etmesine rağmen Sivas Katliamı davası 20 yılın ardından zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmıştır. Böylece 5 firari sanık ceza almaktan kurtuldu. İlk açıklamada dönemin Başbakanı Erdoğan’dan gelmişti… Sivas davasında alınan zamanaşımı kararı için grup toplantısında yaptığı konuşmada “Milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun” açıklamasında bulunmuştu. Zamanaşımına iki gün kala HSYK Başkan Vekili İbrahim Okur “sona yaklaşıldı, bu saatten sonra Madımak için yapılabilecek bir şey yok” diyerek kararın adeta önceden alındığını söyler niteliğinde açıklamalarda bulunmuştu.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLAR ZAMAN AŞIMINA UĞRAYAMAZ”

    İnsanlığa karşı işlenen suçlar zaman aşımına uğrayamaz. Nitekim katliam ile ilgili hala birçok iddia hafızalarda canlılığını korumaktadır. Katliamdan önce halkı, Sivas kentine gelen aydın ve yazarlara karşı kışkırtan bildirilerin dağıtılması ve bu bildirilerin hangi kişi ve/veya örgütler tarafından dağıtıldığı hala bilinmemektedir. Sivas Katliamı’nda ölenlerin 17’sinin yangından önce kurşunlanarak öldürüldüğü ve bunun adli tıp raporuyla da kanıtlandığı, raporun sonradan yok edildiği iddiaları toplum vicdanın da hala sorgulanmaktadır. Katliamı gerçekleştiren birçok kilit ismin uzun yıllar saklanabilmiş olması kimisinin hiç yargılanmamış olması, örgütlü suç tezini açık ve net bir şekilde doğrulamaktadır. Nitekim katliamla ilgili aranan şahısların karakola 100 metre mesafede yaşadığı ortaya çıkmıştır.

    “OLAYDA SORUMLULUĞU OLANLAR YARGILANSIN”

    27 yıl önce televizyon aracılığı ile tümümüzün tanıklığında yaşanmış olan bu katliamı Sivas Emniyet Müdürlüğü’nün 3 Temmuz 1993 günlü olay tutanağına göre 15 bin saldırgan gerçekleştirdi. Katliamın eylemcilerini ve arkalarındaki örgütlerini ve bu örgütleri araştırmayan güvenlik güçleri Jandarma, Emniyet, Vali, diğer idari birimler ve savcılık makamı yetkilileri hakkında adli ve idari bir işlem yapılmaması Sivas Katliamı’nın hala aydınlatılmadığının en önemli göstergeleridir. Katliamın yapıldığı dönemde görevde bulunan, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan yardımcıları, Bakanlar ve olayda sorumluluğu olan en üsttekilerden en alttakilere kadar her bir sorumlunun, kurumun ve olayın açığa çıkarılması ve yargı mekanizmasının işletilerek meclis araştırma komisyonu kurulmasını talep ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Toğrul hasta mahpus Arslan için soru önergesi verdi

    HDP’li Toğrul hasta mahpus Arslan için soru önergesi verdi

    PİRHA- HDP’li Toğrul, hasta mahpus Arslan’ın durumuyla ilgili Adalet Bakanı Gül’ün yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Önergede, Arslan’ın ve diğer mahpusların “mağduriyetlerinin giderilmesi için ne gibi çalışmalarınız vardır?” diye soruldu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan hasta mahpus Vakıf Arslan’ın durumuyla ilgili Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına soru önergesi verdi.

    Arslan’ın durumu hakkında bilgi verilen önergede şu ifadeler yer aldı:

    “Gaziantep H tipi cezaevinde kalan 2 kız çocuğu babası Vakıf Arslan’ın tutuklu olduğu dönemde bir böbreğinin alındığı ve sağlıklı beslenemediği için perhiz yapamadığı belirtiliyor. Böbreğinin alınmış olduğu hastane kayıtlarına göre de bilinmesine rağmen ve sağlıklı beslenmesi gerektiği ve tedavisinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için cezaevi dışında tutulması gerekirken halen tutuklu olarak cezaevinde tutulmaktadır. Hükümlü ve tutuklunun,  beden ve ruh sağlıklarının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanması yasal haktır. Bu konuda devletin mutlak bir yükümlülüğü bulunmaktadır.”

    “HASTA MAHPUSLAR İÇİN NE GİBİ ÇALIŞMALARINIZ VAR?”

    Toğrul’un önergesinde Arslan’ın yanı sıra diğer hasta mahpuslarla da ilgili sorular soruldu. Önergede Bakan Gül’ün yanıtlaması istemiyle şu sorular yer aldı:

    • Vakıf Arslan’ın tahliye edilmesi için diğer böbreğinin de kaybedilmesi bekleniyor? Ağır sağlık sorunları olmasına Vakıf Arslan hakkında ceza infazının durdurulması veya cezanın ertelenmesi hükümleri neden uygulanmamıştır?
    • Vakıf Arslan’ın tedavisinin gerekli şekilde yapılmaması, insan ve yaşam hakkının ihlali değil midir? Bakanlığınız Vakıf Arslan’ın durumundan haberdar mıdır?
    • Vakıf Arslan ve diğer tüm hasta tutuklu ve hükümlülerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ne gibi çalışmalarınız vardır?
    • Gaziantep H, E ve L tip cezaevlerindeki hasta tutuklu sayısı kaçtır?

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Şüpheli asker ölümlerinin Kürt ve Alevilerden oluşması tesadüf müdür?’

    ‘Şüpheli asker ölümlerinin Kürt ve Alevilerden oluşması tesadüf müdür?’

    HDP Milletvekili Mahmut Toğrul, şüpheli asker ölümlerine ilişkin meclise sunduğu önergede “Şüpheli asker ölümlerinin çoğunun Kürtlerden ve Alevilerden oluşması bir tesadüf müdür” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, şüpheli asker ölümlerini meclise taşıdı. Toğrul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Şüpheli asker ölümlerinin Kürtlerden ve Alevilerden oluşması bir tesadüf müdür” diye sordu.

    Önergede, Antep’in İslahiye ilçesi Fevzi Paşa Jandarma Karakolu’nda zorunlu askerliği sırasında 14 Ekim’de intihar ettiği söylenen Ömer Faruk Demirkol’un annesi Fatma Demirkol’un, “Ona baskı uygulayıp sonra intihar ettiğini söylediler. Oğlumun öldürüldüğünü düşünüyorum. TSK çatısı altında oğlum öldürüldü. Ona kurşun sıktılar. Asker askeri vurdu.10 gün rapordan sonra birliğine teslim olmak için komutanını aradı. Komutan ona ‘Seni dört gözle bekliyorum, etini kemiğinden ayıracağım’ demiş. Oğlum eve geldi ‘Askere gitmekten korkuyorum. Komutan beni tehdit ediyor’ dedi. Ben onlara elleri kınalı gönderdim, bana kefen ile getirdiler” şeklindeki ifadelerine yer verildi.

    Toğrul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “* Bakanlığınız Ömer Faruk Demirkol’un durumundan haberdar mıdır?

    * Bakanlığınızın Ömer Faruk Demirkol’un yaşamını yitirmesine dair başlatmış olduğu bir tahkikat var mıdır? Var ise ne aşamadadır? Yok ise söz konusu olayda sorumluluğu olanlar hakkında bir soruşturma başlatacak mısınız?

    * Ömer Faruk Demirkol’un ölümüne dair ceza verilen kimse var mıdır? Bakanlığınıza göre Ömer Faruk Demirkol’un ölüm nedeni nedir?

    * Demirkol ailesinin sosyal medya hesaplarını kapatan ve tehdit edenler kimlerdir?

    * Gaziantep’te yıllara göre şüpheli asker ölümlerinin sayısı kaçtır? İslahiye Fevzi Paşa Jandarma Karakolu’nda bu vakadan önce şüpheli asker ölümleri gerçekleşmiş midir? İslahiye Fevzi Paşa Jandarma Karakolu’nda şüpheli asker ölüm sayısı kaçtır? Gaziantep şüpheli asker ölümü sıralamasında Türkiye’de kaçıncı sıradadır?

    * Çatışma dışı nedenlerle yaşanan şüpheli ölümler ile ilgili adli ve idari sürece ilişkin ortaya çıkan genel sonuç; ilgili kişi ‘intihar etmiştir’ şeklinde tanımlama yapılarak dosyalar kapatılmaktadır. Demirkol olayında da benzer bir reflesk mi sergilenecektir? Yoksa bakanlığınız kurumsal itibarını korumak için bu soruşturmayı önemseyip sorumluları açığa çıkarmak için bir çabanın içerisinde bulunacak mıdır?

    * Şüpheli asker ölümlerinin çoğunun Kürtlerden ve Alevilerden oluşması bir tesadüf müdür?” (MA)

  • ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi dernek binasında Yas-ı Muharrem bitimi ile birlikte aşure lokması pay edildi. DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır cayır yanmaktadır” dedi.

    Muharrem ayı vesilesiyle Kerbela’da katledilenler için 12 gün boyunca tutulan orucun ardından bir çok yerde pişirilen aşure lokması pay edilmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Yas-ı Muharrem orucunun bitmesi dolayısı ile dernek binasında aşure lokması pay etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Yenimahalle Şubesi, HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, ESP, Alınteri, Karakoçanlar Derneği, Dersimliler Derneği, 10 Ekim Derneği, ÖSP, Devrimci Parti, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü, DAD Mamak Şube, PSAKD Eski Mamak Şb. Başkanı, Kızılırmak Derneği, 78’liler Vakfı, Pir Sultan Abdal Sincan Şubesi, Barış Anneleri, HDP Ankara İl, Seyri Sokak, Emekli Sen, Madımak Şehit Aileleri, Divriği Kültür Derneği aşure lokmasına katılım gösterdi.

    “KERBELA UNUTULMAYACAK”

    Burada konuşan DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “İnsanlığın tufandan sonra ayağa kalktığı günden bu yana pişirilip paylaşılan aşure, günümüze kadar geldi. Bundan sonrada devam edecek. İnsanlığın tarih boyunca yaşadığı felaketler hepimizin ortak acısı olarak kabul edilmiştir. Bundan 1380 yıl önce İslam coğrafyasında yaşanan Kerbela, insanlığın ve inancımızın ortak acısı olmuştur. İmam Hüseyin haq ve hakikatin yanında yer almış; umudun, direnişin ve zulme boyun eğmemenin sembolü olmuştur. İktidar için zalimler, masumu paklara ve kadınlara da kıymıştır. Bundan dolayı da Kerbela unutulmamış, unutulmayacaktır” dedi.

    Bugün dünyanın yaşadığı savaş yıkım, ölüm, dünyanın dengesini bozan teknoloji dünyanın sonunu getirdiğinde, insanlığın da sonunu getireceğini dile getiren Karabudak, “Bugün bütün farklılıkların yok sayıldığı bir gül bahçesi olan Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası geleceğinden, kimliğinden, inancından dolayı yok sayılmakta herkes tekleştirilip nehak Emevi anlayışı paydasında birleştirilmeye zorlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “KUTSALLARIMIZ CAYIR CAYIR YANMAKTA”

    “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır, cayır yanmaktadır.” diyen Karabudak şöyle devam etti:

    “Bugün yassı matem olarak yad ettiğimiz Kerbela yüzyıllardır bu coğrafyada tekrar, tekrar yaşanıyor. Bugünde kurduyla, kuşuyla ağacıyla ateşe verilen ve yaşanılanlar Kerbela’dır. Kerbela’nın yad edildiği yassı matemde Muaviye sofrasında oturanlar bilmelidir ki; Hüseyin’in eli onların iki yakasındadır.”

    “GÜNÜMÜZ ÇAĞDAŞ YEZİTLERİ ZULME DEVAM EDİYOR”

    Daha sonra söz alan Antep Milletvekili Mahmut Toğrul  ise, “Alevi kadim inancı aslında 3 temel saç ayağı üzerine oturur. Bir tanesi 72 millete aynı nazarda bakmak,  diğeri her koşulda mazlumdan yana tavır almak, bir diğeri de eline, beline, diline sahip olmaktır. Günümüzün çağdaş yezitleri hala zulme, zalimliğe devam ediyor ve halen Aleviler büyük zorbalıklarla karşı karşıyadır. Bugün hala kamu kurumlara Alevilere kapalıdır. En fazla okuyan toplum Aleviler ama nedense hala bir Alevi vali, kaymakam, rektör yoktur” şeklinde konuştu.

    “COĞRAFYAMIZ SULAR ALTINDA BIRAKILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Her gün inanç merkezlerinin, türbelerinin, yatırlarının bombalandığını ve coğrafyalarının cayır cayır yakıldığını belirten Toğluk şöyle devam etti:

    “Coğrafyamız barajlarla sular altında bırakılmaya çalışılmaktadır. Hala Aleviler kendi inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir mekânlara sahip değiller. Her gün her yerde  Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı hatırlatırcasına Alevilerin kapılarına kırmızı çarpı işaretlerinin konulduğunu görüyoruz. Bunlara rağmen Alevi inancı Alevi inancının talipleri bu yolda bu fikri her gün çocuklarına daha da yaygınlaştırmak zorunda ve bu inancı geleceğe taşımak zorundadırlar.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARI HALEN ZORUNLU DİN DERSİ GÖRÜYOR”

    Bugün halen egemen siyaset tekçi egemen siyasettir” diyen Toğrul son olarak şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı olması gereken zat her çıktığından tek devlet, tek bayrak tek vatan utanmasa tek din tek mezhep demeye devam edecek. Bu gün hala Alevi çocukları eğitim öğretim kurumlarında zorunlu din derslerine Hanefi mezhebi eğitim görmeye zorlanıyorlar. AHİM’ in açık kararları olmasına rağmen maalesef uymamaya devam ediyorlar. Bize de bu zalimliklere bu zulümlere karşı Hüseyin’den aldığımız o mirasla zulüm nerede olursa olsun başkaldırmak ve mazlumdan yana tavrımızı ileriye taşırmak göreviyle karşı karşıyayız.”

    Ardından PSAKD Yenimahalle Şube Batı kent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin lokma gülbengini söyledikten sonra gelen canlara aşure lokması pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

    .

     

  • ‘Dersim’de 85 yıllık Tunceli Kanunu uygulanıyor’-VİDEO

    ‘Dersim’de 85 yıllık Tunceli Kanunu uygulanıyor’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarını yerinde incelemek için gelen HDPli milletvekillerinin bölgeye geçişine izni verilmedi. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Antep milletvekili Mahmut Toğrul ve Antalya milletvekili Kemal Bülbül, “Dersim bir bütün olarak insansızlaştırılmak isteniyor. Bu coğrafyanın etnik ve inançsal değerlerini yıkma çalışmaları vardır” diye konuştular.

    Dersim Bali Deresi mevkiindeki yangını incelemek üzere şehre gelen HDP’li vekillerin bölgeye geçişlerine izin verilmedi. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, şunları aktardı:

    “Amaç HDP vekillerinin alanda çalışma yapmalarını ve gerçeğin açığa çıkmasını engellemektir. Vali açıklama yapıyor; burası turistik bir bölge herhangi bir sorun yok. Ama Dersim içerisinde adım bile atamıyorsunuz. Burada halkın vekilleri engelleniyor. Dersim’de tam bir sömürge politikası var. Dersim bir bütün olarak insansızlaştırılmak isteniyor. Asıl sorgulanması gereken kimin bu yangınları çıkardığıdır. Hedef bir bütün olarak bu coğrafyanın etnik ve inançsal değerlerini yerle bir etme çalışmasıdır.”

    “ALEVİLERİ, KÜRTLERİ, SOSYALİSTLERİ, KADINLARI SUSTURARAK HUZUR OLMAZ”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise “Burada 85 yıldır Tunceli Kanunu uygulanıyor. Irkçılık, gericilik, faşizmdir bu. Bugün Ğadr-i Hum Bayramıdır. Kutsallarımızı niyaza geldim buraya, o da engelleniyor. Bütün yaşam kuşatılmıştır. Doğa kuşatılmıştır, börtü böcek her şey kuşatılmıştır. Burada, bir valinin emriyle yaşam çekilmez hale getirilmiştir. Hükümetin, devletin 85 yıllık Tunceli Kanunu’ndan kaynaklı sistematik ırkçı, gerici politikasıdır bu. Biz bu politikayı ne yapıp edip bu çemberi kıracağız” dedi.

    Bülbül, Tunceli Valisinin açıklamalarına ise şöyle tepki gösterdi:

    “Özellikle şunu belirtmek istiyorum; bugün Ğadr-i Hum Bayramı, nüfusunun tamamı Alevi olan bir kentte yapılan bu uygulamayı hep beraber görüyoruz. Huzur bozan validir. Bu sistemin 90 yıllık uydurduğu bir yalandır. Alevi toplumunu, Kürt halkını, demokratları, sosyalistleri, kadınları susturarak huzur olmaz. Bunun adı bastırmadır, susturmadır, tehdittir, işkencedir.”

    DERSİM/PİRHA

  • HDP Milletvekili Toğrul cinsel istismarı Meclis gündemine taşıdı

    HDP Milletvekili Toğrul cinsel istismarı Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul, Antep’te Süleymancılar cemaatine ait özel öğrenci yurdunda yaşanan, çocuğa yönelik cinsel istismar olayını Meclis gündemine taşıdı.

    “Türkiye’de, çocuk istismarını önlemine karşı yerleşik bir sistem oluşturulmaması, istismara uğrayan çocukların ve istismarı tespit eden yetişkinlerin şikayette bulunacakları bir mekanizma kurulmaması nedeniyle çocuk istismarı her geçen yaygınlaşmakta ve herhangi bir önlem alınmamaktadır” vurgusu yapılan önergede, “Bilindiği gibi, çocuk istismarının önlenmesinde en önemli sorumluluk hükümete düşmektedir ve hükümetin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirilmediği gözlenmektedir” eleştirisi yöneltildi.

    “YASAL VE İDARİ TEDBİRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BİRİNCİL GÖREVİDİR”

    Önergede yaşanılan cinsel istismarla ilgili şu bilgiler verildi:

    “Bununla birlikte; Gaziantep’in Şehitkamil ilçesi Sam Mahallesi’nde faaliyet gösteren Süleymancılar cemaatine ait Özel Sam Köyü Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Ortaöğretim Erkek Öğrenci Yurdu’nda çocuk istismarı yaşandığı ortaya çıkmıştır. 18 yaşındaki eğitmen oldu söylenen ve aynı zamanda yurt görevlisi olan A’nın iki öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu basına yansımıştır. İstismara uğrayan öğrencinin bu durumu ailesiyle paylaşmasıyla, vaka ortaya çıkmıştır. Ailenin suç duyurusunda bulunması üzerine, konu adliyeye intikal etmiştir. Sulh ceza mahkemesine sevke edilen yurt görevlisi A. tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Yaşanan olayların ardından yurdun faaliyetlerinin durdurulduğu öğrenilmiştir.
    Öte yandan, istismara uğrayan çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal iyileşmelerinin sağlanması yani tam iyilik haline ulaşmaları ve Türkiye’nin uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için gerekli yasal ve idari tedbirlerin alınması, Türkiye Cumhuriyetinin birincil görevidir.”

    YÖNELTİLEN SORULAR…

    Toğrul, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından cevaplandırılması istemiyle şunları sordu:

    1- Bakanlık birimlerinizce Gaziantep ilinde yaşan cinsel istismar vakalarına dair bir araştırma yapılmış mıdır? Bu konu hakkında elde edilen bulgular nelerdir?

    2- Cinsel istismar mağdurlarının yaşadıkları travmanın etkilerinden kurtulabilmeleri, bundan sonraki yaşamlarını sağlıklı sürdürebilmeleri amacıyla Bakanlığınızın ve ilgili bakanlıkların yürüttüğü bir çalışma var mıdır? Var ise bunlar nelerdir? İstismara uğrayan çocuklara sosyal hayata dönmeleri hususunda yeterli psikolojik destek sağlanmakta mıdır? Bu konuda daha etkin çalışmalar yürütülmesi gündeminizde midir?

    3- Çocuklara yönelik cinsel taciz ve tecavüz suçlarında yargı mekanizmalarınca uygulanan cezasızlık politikasının etkili olduğunu düşünüyor musunuz?

    4- Çocukların korunması ve üstün yararının gözetilmesi için gerekli önlemlerin alınmama gerekçesi nedir? Çocuğa yönelik şiddet ve istismar eğilimlerinin giderek artma gerekçelerine dair bir araştırma yaptınız mı? Çocukların daha güvenli ortamda yetişmelerini sağlamak için önlemler alınması gündeminizde midir?

    5- Çocuklarla temas halinde çalışan görevlilerin belirlenmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirmesine yönelik bir çalışmalarınız var mıdır?

    6- Taraf olduğunuz Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin hükümlerinin yeterince yerine getirildiğini düşünmekte misiniz?

    7- Bakanlığınızın, cinsel suçların önlenmesine hizmet edecek cinsel suçlarla ilgili kamu duyarlılığının arttırılması, mağdurun adalet sistemine erişiminin kolaylaştırılmasına yönelik çalışmaları nelerdir?

    8- Son dönemlerde Gaziantep’te kaç çocuk cinsel istimara uğramıştır? Bu çocuklar nerede ve kimler tarafından istismara uğramıştır?

    9- Cinsel istismar olayından dolayı kaç kişi ceza almıştır? Bu olaya sebep olan şahıslar kaç kişi “hafifletici sebepten” tahliye edilmiş veya ceza indirimi almıştır?

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Mahmut Toğrul, Antep’te halkla buluşmasını sürdürüyor

    HDP’li Mahmut Toğrul, Antep’te halkla buluşmasını sürdürüyor

    PİRHA- HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, seçim öncesi Antep 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda miting düzenledi. Mitinge HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da katıldı. Toğrul, mitingin ardından esnafları, köy derneklerini ve ilçe binalarını da ziyaret etti.

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, 19 Haziran’da Antep 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın katılımıyla bir miting düzenledi. Toğrul, Antep halkının yoğun ilgisinden dolayı onlara ve Buldan’a katılımlarından dolayı teşekkür etti.

    Galericiler sitesini de ziyaret eden Toğrul, halka bildiri dağıtıp, halkın sorunlarını dinledikten sonra çözümü için halktan, HDP’ye destek vermelerini ve AKP-MHP ittifakına son vermeleri gerektiğini belirtti.

    Sebze halini de ziyaret eden Toğrul, “24 Haziran seçimlerinde HDP’ye destek verirsek saray değil, ekmeğimiz aşımız ve işimiz büyür” ifadelerini kullandı.

    Toğrul, Antep Gatem Bölgesi’nde bulunan galericiler sitesi esnaflarını da ziyaret etmeyi ihmal etmedi. Esnafla sohbet eden Toğrul, satışların tamamen durmuş olduğunu ve esnafların AKP-MHP ittifakının gitmesi gerektiğini dile getirdi.

    Bu ziyaretlerin ardından Toğrul, İstanbul Milletvekili ve Antep’in mimarı olarak bilinen Celal Doğan ile Şehitkamil, Gazikent ve Şahinbey ilçe binalarında halk ile buluştular. Ziyaretlerine devam eden Toğrul, Şehitkamil Şoför Ali Caddesinde Halfetili Beyburcu (Cücükler) köylülerinin derneğinde de halk toplantısı gerçekleştirdi.

  • Almanya’da ‘Maraşlılar Buluşuyor’ etkinliği yapıldı

    Almanya’da ‘Maraşlılar Buluşuyor’ etkinliği yapıldı

    PİRHA-  Avrupa’da yaşayan Maraşlılar ‘Maraşlılar Buluşuyor’ gecesinde bir araya geldi.

    İsviçre, Fransa ve Almanya’da yaşayan Maraşlılar Almanya’nın Lörach kentinde Can Düğün Salonu’nda bir araya geldiler.

    ‘Maraşlılar Buluşuyor’ sloganı ile yapılan etkinliğe HDP Milletvekilleri Mahmut Toğrul ve Besime Konca, İsviçre Basel kanton milletvekilleri Mustafa Atıcı ve Edibe Gölgeli katıldı.

    Etkinlikte açılış konuşmasını  Maraş Girişimi Eşbaşkanları Safiye İşcan ve Mehmet Üstek yaptı.

    HDP Siirt Milletvekili Besime Konca faşist rejimin Maraş Katliamı’yla henüz hesaplaşmadığını söyledi. Konca, rejimin bu katliamla Kürt ve Alevi halkına kültürel, kimliksel, inançsal ve yaşamsal bir soykırım uygulamayı amaçladığını vurgularken, Sivas’ın, Çorum’un bu hesaplaşmamanın devamı olduğunu söyledi.

    Konca’nın ardından söz alan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul da seçim için 2 taraflı ittifaklar karşındaki tek alternatif gücün HDP olduğunu söyledi. Toğrul, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turda da cevabımız Selahattin Demirtaş’ı desteklemek olmalı” diye ekledi.

    Konuşmaların ardından etkinlik, yöre sanatçılarının ezgileri ve halaylarla geç saatlere kadar devam etti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘IŞİD’e katılan kaç Türk vatandaşı var? ÖSO üyelerine maaş ödenmekte midir?’

    ‘IŞİD’e katılan kaç Türk vatandaşı var? ÖSO üyelerine maaş ödenmekte midir?’

    PİRHA-HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul, IŞİD terör örgütü üyesi Abdurrahman Abdulhadi’nin IŞİD ve ÖSO’ya dair Sputnik’e yaptığı değerlendirmeyle ilgili soru önergesi verdi. 

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yazılı olarak cevaplaması için IŞİD terör örgütü üyesi Abdurrahman Abdulhadi’nin IŞİD ve ÖZSO’ya dair Sputnik’e yaptığı değerlendirmeyle ilgili soru önergesi verdi.

    Toğrul şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin Adana ilinde askeri eğitim aldıklarını iddia eden Abdulhadi, IŞİD’in Türkiye ile iyi ilişkilerinin olduğunu savunmakta. Suriye’nin Haseke iline bağlı Til Berak kasabası nüfusuna kayıtlı Arap asıllı 20 yaşındaki Abdurrahman Abdulhadi, IŞİD’te çok sayıda Türk savaşçı olduğu bilgisini vermekte. Abdurrahman Abdulhadi, Adana’da hava alanına yakın bir köyde 60 kişi olarak askeri eğitim aldıklarını, sabah kalkıp spor yaptıktan sonra haftada bir atış eğitimi yaptıklarını belirtmektedir. Abdulhadi, Kalaşnikof, Bixi ve diğer silahları kullandıklarını, eğitim veren kişinin isminin Urfa’lı Ahmet, tercümanlık yapan kişinin ise İbrahim adında birisi olduğunu ve kampın basına ÖSO kampı olarak yansıtıldığını söylemektedir. Eğitimdeki 60 kişinin hepsinin Suriye vatandaşı olarak Türkiye’ye iş bulmak amacıyla geldiklerini fakat hepsinin IŞİD’e katıldıklarını belirtmektedir.

    Toğrul, konuyla ilgili verdiği soru önergesinde Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    • Türkiye’nin ÖSO üyelerine eğitim verdiği kaç kamp bulunmaktadır? Bu kamplar nerelerdedir? ÖSO kamplarında kaç kişi şu ana kadar eğitim almıştır? ÖSO kamplarındaki eğitimler kim ya da kimler tarafından verilmektedir?
    • ÖSO üyelerine eğitim vermek için kurulan kampların maliyeti ne kadardır? ÖSO üyelerine maaş ödenmekte midir? Ödeniyorsa bu maaş şu ana kadar kaç kişiye ve ne kadar ödenmiştir?
    • ÖSO kamplarında eğitim görenlerin IŞİD üyeleri olduğu konusunda ne düşünüyorsunuz? Abdulhadi’ye göre Türkiye’nin IŞİD terör örgütüyle ilişkilerinde hiçbir sorun bulunmamaktadır. Bu konuda hükümetiniz ne düşünmektedir?
    • Sözde ÖSO kampı olan Adana’daki kamp Adana’nın neresindedir? Bu kampta şu ana kadar kaç kişi eğitim almıştır? Kampta eğitim veren Urfalı Ahmet ve Tercüman İbrahim kimdir?
    • Suriye vatandaşı olarak Türkiye’ye gelen ve ÖSO kamplarında eğitim görüp IŞİD terör örgütüne katılan kaç kişi vardır?
    • Abdulhadi, IŞİD terör örgütü bünyesinde çok sayıda Türk savaşçı olduğu bilgisini vermektedir. Hükümetinizin tespit etmiş olduğu IŞİD terör örgütüne katılan kaç Türk vatandaşı bulunmaktadır? IŞID terör örgütüne katılan Türk savaşçılar ne şekilde IŞİD saflarına katılmaktadır?
    • ÖSO’nun dünyada terörist örgüt olarak bilinen ve faaliyet yürüten El-Kaide, IŞİD, Nusra ve Ahrar Şam ve benzeri örgütlerle birlikte hareket ettiğine dair çok sayıda iddia yer almasına rağmen hükümetinizin ÖSO ile hareket etmesinin ve destek vermesinin nedeni nedir? Hükümetiniz ile ÖSO arasında nasıl bir anlaşma ve işbirliği söz konusudur? (HABER MERKEZİ)
  • ‘Kimin ‘Terörist’ olduğuna bağımsız mahkemeler mi Erdoğan mı karar veriyor?

    ‘Kimin ‘Terörist’ olduğuna bağımsız mahkemeler mi Erdoğan mı karar veriyor?

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği Boğaziçi Üniversitesi’nde yurtlara polis tarafından baskın düzenlendi, birçok öğrenci gözaltına alındı. Konuya ilişkin, HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, meclise soru önergesi verdi. Önergede, “Hükümetinizin güvenlik politikalarını eleştirmek neden terör örgütü propagandası olarak değerlendirilmektedir?” ifadeleri yer aldı.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği Boğaziçi Üniversitesi’nde yurtlara polis tarafından  baskın düzenlendi. Birçok öğrenci gözaltına alındı.

    HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul, gözaltıları, Başbakan Binali Yıldırım tarafından cevaplandırılması istemiyle meclise soru önergesi verdi.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN SÖYLEMLERİ

    Önergede AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemlerine şu şekilde yer verildi:

    “19 Mart 2018 Pazartesi günü Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin müdahalesine katılan askerler için lokum dağıtan öğrencilere, başka bir grup öğrenci ‘İşgalin ve katliamın lokumu olmaz’ yazılı pankart açarak tepki göstermişti. İki öğrenci grubu arasında kısa süreli gerginlik yaşanmıştı. Bunun üzerine AKP genel Başkanı Erdoğan “O komünist, o vatan haini terörist gençlere üniversitede okuma hakkı vermeyeceğiz.” demiştir. Daha sonra bir başka konuşmasında ise “Bu üniversitenin içinde bu tür teröristler olduktan sonra onlar bu markaya leke sürüyor. Şu anda üzerine üzerine gidiyoruz, bu terörist öğrencileri bulup çıkarıp gereğini yapacağız. Üniversitelerimizdeki hocaların da çok daha dikkatli olması gerekir. Bu öğrencilerle hocaların iltisakı olduğunu belirlediğimiz anda onlarla ilgili de gereğini yaparız.” demiştir.

    Efrin’de yaşananlar hakkında demokratik tepkilerini ortaya koyan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik 19 Mart 2018 pazartesi gününden bu yana peyderpey devam eden gözaltı furyası söz konusuydu.  Fakat AKP genel başkanı Erdoğan’ın hedef göstermesinin ardından öğrenciler üzerindeki baskı artarak devam etmiştir. 25 Mart 2018 Pazar günü, üniversite öğrencilerinin kaldığı yurt ve evlere baskın düzenlenerek bazı öğrenciler gözaltına alınmıştır. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik sabah baskını sırasında kampüsten fotoğraf paylaşan “Komando” (@komando_er_) Twitter hesabından üniversiteye ve öğrencilere yönelik küfür ve hakaret dolu ifadeler kullanılırken, AKP genel başkanı Erdoğan selamlanıyor. Yine 06.05’de yapılan bir başka paylaşımda ise ‘Reis emrin başımız üstüne. Bir gece ansızın geldik aldık gidiyoruz’ gibi ifadeler paylaşılmıştır.”

    “GÜVENLİK POLİTİKALARINI ELEŞTİRMEK NEDEN TERÖR PROPAGANDASI”

    Soru önergesi şöyle:

    • 19 Mart 2018 Pazartesi’den günümüze kadar Boğaziçi Üniversitesinde kaç öğrenci gözaltına alınmıştır? Gözaltına alınan öğrencilerin gözaltına alınma gerekçeleri nedir?
    • Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik sabah baskını sırasında kampüsten fotoğraf paylaşan “Komando” (@komando_er_) Twitter hesabı kime aittir? Öğrencileri hedef gösteren söz konusu hesabın sahibiyle ilgili başlatılan bir soruşturma var mıdır? Herhangi bir soruşturma başlatılmamış ise nedeni nedir?
    • ‘Terörist’ kavramı yargılama sürecinden sonra bağımsız Hâkimler ve mahkemeler tarafından verilir. AKP genel başkanın herkesten önce öğrenciler için ‘Terörist’ diyerek kararı vermesi, Türk Ceza Kanunu’na göre yargıyı etkileme suçu değil midir? Kimin suçlu veya ‘Terörist’ olduğuna bağımsız mahkemeler mi yoksa Erdoğan mı karar vermektedir?
    • Hükümetinizin güvenlik politikalarını eleştirmek neden terör örgütü propagandası olarak değerlendirilmektedir? Hükümetinize yönelik doğrudan ve dolaylı yoldan yapılan her eleştiri neden terör ile bağdaştırılmaktadır?
    • Anayasa’da koruma altına alınan ‘eğitim hakkı’ tek bir kişinin talimatı ile ortadan kaldırılabilecek bir hak mıdır?
    • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. Maddesi, vatandaşlarının ifade özgürlüğü hakkını koruma altına almaktadır. Düşünce ve ifade özgürlüğü ne zamandan beri teröristlikle eş değer tutulmaya başlanmıştır?

    (HABER MERKEZİ)

  • Mecliste yaralanan HDP’li Toğrul’a 45 günlük iş göremez raporu verildi

    Mecliste yaralanan HDP’li Toğrul’a 45 günlük iş göremez raporu verildi

    Meclis Genel Kurulu’ndaki Teşvik Torba Tasarısı’nın görüşmeleri esnasında, Afrin operasyonu için yapılan eleştirilere tahammül edemeyen AKP’li vekiller HDP’li vekillere saldırdı.

    HDP Diyarbakır Milletvekili Mahmut Toğrul’un “TSK Afrin’de etnik temizlik yapıyor” sözlerine  AKP Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, “Asker ülkesi için savaşıyor, sivil öldürülüyorsa onu sizin PKK’lılarınız yapıyor, bu kürsüden böyle bir şey söyleyemezsiniz, bu sözlerinizden ötürü sizi kınıyorum” şeklinde HDP’li vekilin üstüne yürüdü. Yapılan saldırıda HDP’li Müslüm Doğan ve Mahmut Toğrul aldıkları darbeler nedeniyle yaralandı. Vekiller Meclis’teki ilk yardım merkezine giderek tedavi oldu.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre kolu kırılan Toğrul’a 45 günlük iş göremez raporu verildi.

    “100’E YAKIN VEKİL ÜZERİMİZE YÜRÜDÜ”

    Konuya ilişkin bilgi veren Toğrul, “Ben madde üzerinde Afrin’den bahsettim. Yansıttıkları gibi değil. Hani bunlar ‘Afrin’e yerleştireceğiz’ diyorlar. Bende oraya kimi yerleştireceksiniz, dışarıdan bu kadar insan getirirseniz bu demografik yapının içine koyarsanız, bu demografik yapıyı değiştirmek olur. Bunun adı da etnik temizliktir dedim. Sivil kayıplar ve sivil yaralılardan bahsettim. Konuşmam bitti, yerime geçip oturdum. Daha sonra oturum devam etti. Yerime oturduktan sonra maddenin oylamasına geçildi. Karar yeter sayısı için oylama yapıldı, o arada Garo (Paylan) vekil ile sohbet ediyordum. Onların Konya milletvekili yanımıza geldi. ‘Sizi kınıyorum falan’ dedi. Ciddiye almadım, onu geçeyim dedim kapıya doğru yöneldiğimde yüze yakın vekil üzerimize yürüdü. Meğer organize bir saldırıya hazırlanmışlar. Bir ara yere düştük. Yere düşerken kolum kırılmış. Garo ile iki kişiydik onlar 100’e yakın kişiyle bize saldırdılar” dedi.

  • HDP’li Toğrul, Bakan Soylu’ya Ankara’daki Alevilere uyarı toplantısını sordu

    HDP’li Toğrul, Bakan Soylu’ya Ankara’daki Alevilere uyarı toplantısını sordu

    PİRHA – HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Ankara Keçiören’de yapılan Alevilere uyarı toplantısını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu. 

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Ankara Keçiören’de  geçtiğimiz haftalarda yapılan Alevilere uyarı toplantısını sordu.

    Ankara Valisi Ercan Topaca’nın talimatıyla, Mamak, Keçiören, Yenimahalle ve Çankaya ilçe kaymakamları ve Alevi örgütleri temsilcilerinin de katıldığı ve başkanlığını Keçiören kaymakamı Uğur Bulut’un yapmış olduğu bir güvenlik toplantısı gerçekleştirilmişti. Toplantıya İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin yanı sıra İlçe Emniyet Müdürleri, İlçe Jandarma Komutanları ve Belediye Başkan yardımcıları da katılmıştı.

    Toğrul, toplantıda “Alevi örgütlerine her an tahrik ve tehdit olabilir, dikkatli olun’’ denilerek kurumların önlem almasının istendiğini belirtti.

    Kaymakam Bulut, Alevi örgütlerine yönelik tahriklerin olabileceğini, Alevi kuruluş binalarına kamera takılması ve güvenlik önlemi alınması önerisinde bulunmuş. Kaymakamların uyarıyı, “Saldırı istihbaratı olmamasına rağmen” yapmasına Alevi örgütleri, “Aba altından sopa gösteriliyor” diye tepki gösterdiler.

    Toğrul, 21 Mayıs 2017’de Ankara’da yapılan toplantıyı hatırlatarak, “Ankara Valisi Ercan Topaca, Ankara’da öldürülen iki IŞİD üyesinin üzerinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na ait krokilerin çıkması üzerine, benzer bir toplantıyı 21 Mayıs 2017 tarihinde Alevi kurum temsilcileriyle yapmıştı. Toplantıya, devlet kanadından Ankara emniyet müdürü, emniyet müdür yardımcısı, il jandarma komutanı, vali ve yardımcısının katıldığı; Alevi kurumlarının temsilcileri olarak ise, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Müslüm Genç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş’ın katıldığı basına yansımıştı” dedi.

    Mahmut Toğrul bu bağlamda Soylu’ya şu soruları yöneltti.

    • Ankara Valiliğinin, Alevi kurumlarının güvenliğini sağlama yönünde almış olduğu tedbirler nelerdir? Tehdide dair aldığınız önlemler nelerdir?
    • Türkiye geneli bu tarz saldırılar olabileceği bilgileri daha önce de kamuoyuna yansımıştı, bu konuda Alevi kurumlarının bir bütün güvenliğini sağlama gerekli önlemlerin alınması noktasında bakanlığınız yürüttüğü çalışmalar nelerdir?
    • Bu toplantıların amacı, Alevileri demokratik muhalefetten uzaklaştırmak, korkutmak ve Alevi yurttaşlarımızı kendi kurumları olan Cemevi ve derneklerinden uzaklaştırıp kurumların içerisini boşaltılmak mıdır?
    • Bu toplantılar ile Alevi örgütleri ve toplumu üzerinde güvenlik tehdidi üzerinden bir baskı oluşturma algısı oldukça güçlüdür. Bu bağlamda; Alevi kurumlarına yönelik tehdit nedir? Bu tehdit algısını kimler tarafından oluşturmaktadır?
    • Benzer toplantılar diğer inanç toplulukları ile de yapılmakta mıdır yoksa bu uygulama sadece Alevi örgütlerine mi dönüktür?
    • 21 Mayıs 2017 tarihinde yapılan toplantının ardından ikinci bir toplantıya ihtiyaç duyulmasının nedeni nedir? (HABER MERKEZİ)