Etiket: Malatya

  • 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler Malatya’da anıldı- VİDEO

    6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler Malatya’da anıldı- VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler Malatya’da anıldı. Anmada yapılan konuşmalarda sorumluların geçen süreye karşın hesap vermediği vurgulanırken, sorumluluğu bulunanlardan hesap soruluncaya dek mücadele etmeye devam edileceği dile getirildi.

    6 Şubat 2023’te merkez üssü Maraş’ın Elbistan ve Pazarcık ilçeleri olan depremlerde 53 bin 537 kişi yaşamını yitirdi. Depremin 3. yılı geride kalırken hala kaybedilen canların yası tutulmakta.

    Maraş merkezli yaşanan 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler birçok kentte anılıyor. Anmalar her yerde depremin yaşandığı saat 4.17’de başlarken, depremde büyük kayıplar veren Malatya’da da anma düzenlendi.

    “YAŞANANLAR ASRIN FELAKETİ DEĞİL, ASRIN İHMALİDİR”

    Malatya Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen anma, Tevfik Temelli Caddesi Alt Kavşağı’nda yapıldı. Saatler 4:17’yi gösterdiğinde, depremde hayatlarını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi.

    “3 SENEDİR EKSİĞİZ”

    Platform adına konuşan Eğitim-Sen Örgütlenme Sekreteri Mehmet Zeki Özbek, “Her enkazın başında ‘sesimizi duyan var mı’ diye bağırıp da sessiz kalışımızın üzerinden 3 yıl geçti. 3 senedir sessiz, 3 senedir eksiğiz. Yıkılan binaların bedelini canımızla, canlarımızlar ödedik” dedi.

    “HESAP SORACAĞIZ”

    Eğitim-Sen MYK Üyesi Evrim Gülmez ise şunları dile getirdi: “3 yıldır acımız halen taze. 6 Şubat takvimlerde bir yaprak değil bizim için kalbimizde kanayan bir yara olarak devam ediyor. Bugün burada sadece yas tutmak için değil, hem kaybettiğimiz canları anmak hem de sorumluluğu olanlardan hesap sormak için buradayız.”

    “REJİMİ BU ÜLKE HALKINI ENKAZ ALTINDA BIRAKTI

    “Halen boğazlarımız düğümlü, kaybettiğimiz canlar hala yüreklerimizde. Acıları taze unutmadık, unutmayacağız’ diyen Sol Parti Sözcüsü İlknur Başer, sözlerine şöyle devam etti: “6 Şubat’ta biz vardık, enkazlar da tırnaklarımızla insanları çıkarmak için mücadele eden halk vardı. Fakat devlet niye vardır? Devlet, aslında insan için, yaşam için, doğa için, çocuklarımız için ve geleceğimiz için vardır. Ve bu halkta devletine bunun için vergi öder, bunun için çalışır. Ama maalesef 6 Şubat’ta bu ülkede, tek adam rejimi bu ülke halkını enkaz altında bıraktı.”

    “SORUMLULAR HESAP VERMEDİ”

    Yaşananların asrın bir felaketi olmadığını, asrın ihmali olduğunu ifade eden CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise, “Depremde hayatlarını yitiren canlarımızı saygıyla anarak başlamak istiyorum sözlerime. Aslında bozuk olan binalar değil, bozuk olan düzendi. Aslında 24 Ocak 2020 depremi Malatya ve Adıyaman’ı uyarmıştı. Yaşananlar için asrın felaketi diyorlar. Ama yaşananlar asrın ihmalidir, asrın rezilliğidir. Depremde sorumluluğu bulunanlar geçen zamana rağmen açığa çıkarılmadı” diyerek, ihmalde sorumluluğu bulunanlardan hesap soruluncaya dek mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.

    Malatya’da gerçekleştirilen anma, yapılan konuşmaların ardından depremlerde yaşamlarını yitirenlerin anısına bırakılan karanfillerin ardından sona erdi.

    PİRHA/MALATYA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Malatya’da yıkım üzerine yıkım: Barınma yok, adalet yok, utanç var!-VİDEO

    Malatya’da yıkım üzerine yıkım: Barınma yok, adalet yok, utanç var!-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Ancak Malatya’da barınma sorunu, altyapı çöküntüsü, yoksulluk ve psikolojik yıkım sürüyor. Depremzedeler, aradan geçen zamana rağmen hayatlarının normale dönmediğini söylüyor.

    6 Şubat’ta yerle bir olan sadece binalar değildi. Hayatlar parçalandı, umutlar enkaz altında kaldı. Aradan üç yıl geçti, takvim yaprakları değişti ama depremzedelerin yaşadığı acı değişmedi. Malatya’da yurttaşlar hala tozun, molozun, yoksulluğun ve belirsizliğin içinde yaşam mücadelesi veriyor. Pir Haber Ajansı (PİRHA) Malatya’da depremzedelere mikrofon uzattı. Konuşan her depremzede, aslında aynı cümleyi kuruyor: “Deprem geçti deniliyor ama bizim için hiç bitmedi.”

    DEPREMZEDE SEDA UÇAR: HALA KAOSUN İÇİNDE YAŞIYORUZ

    Malatya’da yaşayan depremzede Seda Uçar, depremin yalnızca bir günle sınırlı olmadığını, etkilerinin hâlâ tüm ağırlığıyla sürdüğünü söyledi. Depremin 10 ili kapsayan büyük bir felaket olduğunu vurgulayan Uçar, ilk günleri “tam bir kaos ortamı” olarak tanımladı.

    Uçar, “İnsanlar ne yapacağını bilmiyordu. Yardım yoktu, yardımlar da ulaşmadı. Herkes kendi çabasıyla bir şeyler yapmaya çalıştı. Giden gitti, gidemeyen evinde kaldı, evi olmayanlar çadırda ve konteynerde yaşamaya başladı” dedi.

    En büyük sorunlardan birinin organizasyon eksikliği olduğunu ifade eden Uçar, yardımların Türkiye’nin birçok yerinden geldiğini ancak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledi. Kendi ailesinin hiçbir kurumsal yardım almadığını belirten Uçar, “Belediyeyi yanımızda görmedik. Bize bir şey soran olmadı. Uzun süre susuz kaldık. Şebeke suları çamur akıyordu, içilmiyordu. Kendi imkanlarımızla su bulduk” diye konuştu.

    Eşinin esnaf olduğunu ve deprem sonrası ciddi maddi kayıplar yaşadıklarını anlatan Uçar, iş yerlerini yeniden açmanın ve geçim sağlamanın çok zor olduğunu söyledi. Evlerinin hasarsız olması nedeniyle kendisini “şanslı” saydığını ifade eden Uçar, buna rağmen konteyner kentte ve çadır kentte yaşayan kadınlarla sürekli iletişim halinde olduklarını aktardı.

    “EN AĞIR SORUNU KADINLAR YAŞADI”

    Kadınların yaşadığı sorunların daha ağır olduğunu vurgulayan Uçar, “Hijyen problemi çok büyüktü. Gıdaya ulaşamama, küçük alanlarda çok kalabalık yaşam, buna bağlı hastalıklar kadınlar arasında yaygınlaştı. İlk zamanlar çadırları su bastı, önlem alınmadı. İnsanlar çadırlarını bir oraya bir buraya taşımak zorunda kaldı” dedi.

    Büyük felaketlerde en çok kadınların etkilendiğini belirten Uçar, “Çünkü hayatın devamlılığını kadınlar sağlıyor. Şart ne olursa olsun kadın sürdürmek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.

    Aradan üç yıl geçmesine rağmen hâlâ konteyner kentlerde yaşayan insanların olmasının çok üzücü olduğunu söyleyen Uçar, birçok kişinin ne olacağına dair hiçbir netlik olmadığını dile getirdi. Yüksek kiralar nedeniyle insanların eve çıkamadığını belirten Uçar, “Asgari ücretle çalışan birinin 20 bin liraya ev kiralaması mümkün değil. Konteyner, insanlar için daha korunaklı ve ekonomik olduğu için mecburen kalıyorlar” dedi.

    Malatya’da binaların yeniden yapıldığını ancak kentin gerçek anlamda toparlanmadığını ifade eden Uçar, “Evet binalar dikiliyor ama bence çok da bir şey değişmiyor. Kadınlar hâlâ aynı yoksulluk ve belirsizlik içinde. Bu bir sistem problemi. Kısa sürede çözülecek gibi de görünmüyor” sözleriyle yaşananlara tepki gösterdi.

     DEPREMZEDE İMRAN MERAL: TOZ, ENKAZ VE KORKU HALA HAYATIMIZDA

    Malatyalı depremzede ve eğitimci İmran Meral, 6 Şubat sabahı yaşadıklarını “çocukların çığlıklarıyla uyandık” sözleriyle anlattı. Saat 04.17’de meydana gelen ilk depremde ailesiyle birlikte panikle evden çıktıklarını belirten Meral, dışarıda yoğun soğuk ve kar yağışı olduğunu söyledi. Bir süre parkta beklediklerini aktaran Meral, çocukların soğuktan titremesi üzerine eve dönme kararı aldıklarını, ancak bu sırada ikinci büyük depreme evin içinde yakalandıklarını ifade etti.

    “Duvarlar neredeyse üzerimize geliyordu” diyen Meral, anne-baba refleksiyle çocuklarının üzerine kapandıklarını, tek düşüncelerinin onların hayatta kalması olduğunu söyledi.

    Deprem sürecinde annesini de kaybettiğini söyleyen Meral, daha sonra Ankara, Konya gibi kentlerde geçici olarak yaşadıklarını, Mart ayında yeniden Malatya’ya döndüğünü ve yolda gördüğü enkaz manzaralarının kendisini derinden etkilediğini dile getirdi.

    Malatya’ya döndükten sonra da yıkımın izlerinin silinmediğini vurgulayan Meral, “Her gün inşaat yıkıntıları, toz, moloz… Balkonu temizliyoruz, bir bakıyoruz yine parmak kalınlığında toz. Çocuklar okula giderken sürekli ‘hava neden hep tozlu’ diye soruyor” diye konuştu. Altyapının büyük ölçüde bozuk olduğunu, yolların ve çevrenin hâlâ düzenlenmediğini belirtti.

    Depremin özellikle çocuklar ve kadınlar üzerinde derin izler bıraktığını söyleyen Meral, çocuklarda korku, içine kapanma ve ani tepkilerin arttığını ifade etti. “Benim çocuklarım bu süreçte iki-üç kez okul değiştirmek zorunda kaldı” diyen Meral, sürekli yer değiştirme halinin çocukların psikolojisini olumsuz etkilediğini dile getirdi.

    Çiftçilikle de uğraştığını belirten Meral, deprem sonrası kayısı bahçeleriyle yeterince ilgilenemediklerini, ilaç ve gübreye ulaşmakta zorlandıklarını söyledi. “Kayısımızı kaldıramadık, üretim sekteye uğradı” dedi.

    Üç yıl geçmesine rağmen Malatya’nın hâlâ toparlanamadığını vurgulayan Meral, “Bugün Malatya’ya gelen biri hâlâ yıkılmış binaları, süren inşaatları, bozuk yolları görebilir” ifadelerini kullandı.

    DEPREMZEDE HAYDAR GÖKTAŞ: YARDIM DA YOK, ADALET DE

    Malatya’da yaşayan depremzede Haydar Göktaş, 6 Şubat sabahı yaşananları “insanlar birbirine sarıldı, herkes felaketi seyrediyordu” sözleriyle anlattı. Deprem anında çığlıkların, yıkılan binaların altındaki insanların seslerinin birbirine karıştığını belirten Göktaş, sabaha kadar dondurucu soğuk altında sığınacak yer bulamadıklarını söyledi.

    O gün Malatya’da aylardır yağmayan karın yağdığını ifade eden Göktaş, “Çocuklar dışarıdaydı, insanlar sokaktaydı. Tam geçti derken ikinci depremi yaşadık. Kurtarmaya giden arkadaşlarımızın bir kısmı da o depremde enkaz altında kaldı” dedi.

    Saatlerce hiçbir yardımın gelmediğini vurgulayan Göktaş, “Ne su geldi, ne yiyecek geldi, ne asker geldi. Günlerce deprem bölgesine su ve yiyecek ulaşmadı” diye konuştu. Yaşanan tabloyu “sanki ülkede savaş olmuş, atom bombası atılmış gibiydi” sözleriyle tarif eden Göktaş, 11 kentin yerle bir olduğunu, insanların nereye kaçacağını bilemediğini söyledi.

    Kendilerinin de emek örgütleri üzerinden yardım toplamaya çalıştıklarını belirten Göktaş, “Beş-altı tır yardım gönderildi denildi, elimize sadece bir tır geçti. Onu da kendi imkanlarımızla dağıttık ama yetmedi” dedi.

    Hasar tespit çalışmalarına da tepki gösteren Göktaş, birçok binanın yeterli inceleme yapılmadan ağır hasarlı, orta hasarlı ya da az hasarlı diye raporlandığını söyledi. “Bazı evlerde hasar yok ama ağır hasarlı gösterilmiş. Bazı evler yıkılacak durumda ama az hasarlı yazılmış. Millet şimdi bu raporların derdine düştü” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı tarafından bir yıl içinde konut ve iş yerlerinin teslim edileceği yönünde verilen sözlerin tutulmadığını ifade eden Göktaş, “3. seneyi bitiriyoruz, hala çarşı içinde teslim edilmemiş ev ve dükkan çok” dedi. Rezerv alan uygulamalarına da dikkat çeken Göktaş, yurttaşların yeni bir belirsizliğe sürüklendiğini söyledi.

    Ekonomik koşulların ağırlaştığını vurgulayan Göktaş, “Emekli 20 bin lira maaş alıyor ama en düşük ev kirası 20 bin lira. Eskiden 3-4 bin lira olan kiralar katlandı gitti. Devletin dar gelirliye, emekliye kira ve maddi destek vermesi gerekiyor” dedi.

    Sağlık hizmetlerine erişimin de büyük sorun olduğunu belirten Göktaş, birçok hastanenin yıkıldığını, ulaşımın zorlaştığını, randevu sisteminin deprem bölgesinde ciddi mağduriyet yarattığını söyledi. “Yatalak hastalar var, evinden çıkamıyor. Bu insanlara destek verilmesi gerekiyor” dedi.

    Haydar Göktaş, deprem bölgelerinde gerçek anlamda bir iyileşme sağlanabilmesi için kalıcı çözümler üretilmesi ve yurttaşların maddi-manevi desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

    DEPREMZEDE RUKEN SULTAN GEDİK: HALA EVİMİZ YOK, SUYUMUZ YOK, ELEKTRİĞİMİZ YOK

    Malatya’da yaşayan depremzede Ruken Sultan Gedik, depremin üçüncü yılına girilirken yaraların hala sarılmadığını vurguladı. Kentte inşaatların bitmediğini, yolların kötü durumda olduğunu belirten Gedik, birçok yerde su ve elektriğin düzenli olmadığını ifade etti.

    Depremde evlerinin yıkıldığını anlatan Gedik, bir süre konteynerde kaldıklarını ve çok sayıda misafir ağırlamak zorunda olduklarını belirtti. Gedik, “Bazı yetkililer geldi, gördü ama biz hala konteynerdeyiz. Hala evimiz yok” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

    Yetkililere çağrıda bulunan Ruken Sultan Gedik, beklentilerini şöyle ifade etti:
    “Yöneticilerin, büyüklerimizin bu durumu görmesini istiyorum. Su olmayan yerlere, elektrik olmayan yerlere bakmalarını, gezip görmelerini ve ona göre çözüm üretmelerini istiyorum.”

    Gedik, depremzedelerin artık belirsizlik içinde yaşamak istemediğini, güvenli ve sağlıklı koşullarda yaşamalarının sağlanması gerektiğini vurguladı.

    Cem EKİNCİ/MALATYA

     

     

  • Depremin üzerinden 3 yıl geçti: Malatya’da sağlık da eğitim de hala enkaz altında!-VİDEO

    Depremin üzerinden 3 yıl geçti: Malatya’da sağlık da eğitim de hala enkaz altında!-VİDEO

    PİRHA- SES Malatya Eş Başkanı Cansu Kaplan ile Eğitim Sen Malatya Eş Başkanı Nevzat Millioğulları, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Malatya’da sağlık ve eğitim alanında yaşanan derin krizin sürdüğünü vurguladı. Kaplan, “Yası yaşayamadık, sağlık sistemi toparlanmadı” derken; Millioğulları ise “Sadece bina yapmak yetmez, adalet ve ortak akıl olmadan bu yara kapanmaz” dedi.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Malatya’da yıkımın izleri silinmedi. Barınmadan sağlığa, eğitimden psikososyal desteğe kadar pek çok alanda kriz devam ederken, sendika temsilcileri deprem sonrası sürecin bütünlüklü biçimde ele alınmadığını vurguluyor.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şube Eş Başkanı Cansu Kaplan, depremi hem depremzede hem de sağlık emekçisi olarak yaşadıklarını belirterek, ilk günden itibaren enkaz koşullarında hizmet vermek zorunda kaldıklarını söyledi.

    Kaplan, “Biz hem depremzedeydik hem sağlık çalışanıydık. Ailemizi güvenli alanlara alamadan doğrudan hastanelere gittik. Günlerce suya ve yemeğe ulaşamadığımız oldu ama alanları terk etmedik” dedi.

    “MALATYA İKİNCİ DEPREMDEN SONRA YIKILDI”

    Malatya’nın asıl yıkımı ikinci depremden sonra yaşadığını vurgulayan Kaplan, kentin uzun süre görmezden gelindiğini ifade etti. “Malatya cehennem gibiydi ama ikinci plana atıldı. Sanki depremi yaşamamışız gibi davranıldı” diye konuştu.

    İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde halen yaklaşık 500 hemşire açığı bulunduğunu belirten Kaplan, sağlık sisteminin toparlanamadığını söyledi. “Birçok sağlık emekçisi başka illere tayin oldu. Kalanlar ise aşırı iş yükü altında eziliyor” dedi.

    Kaplan, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, “Birçok Aile Sağlığı Merkezi hâlâ konteynerlarda ya da riskli binaların altında hizmet veriyor. Malzeme eksiklikleri sürüyor, halk sağlığa erişmekte zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

    “YASI YAŞAYAMADIK TRAVMA DEVAM EDİYOR”

    Depremin ardından hem halkın hem de sağlık emekçilerinin ağır bir psikososyal yük altında olduğunu vurgulayan Kaplan, “Yakınlarımızı kaybettik, yaşanmışlıklarımızı kaybettik ama yası yaşayamadık. Bastırılmış yas, öfke patlamalarıyla kendini gösteriyor” dedi.

    Barınma krizinin derinleştiğine de dikkat çeken Kaplan, konteyner kentlerin boşaltılmaya başlanmasının yeni bir sağlık sorununa dönüştüğünü belirtti. “Kiralar fahiş, gıda ve ulaşım pahalı. Yoksulluk derinleşti. Çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı gelişim geriliği görülüyor” dedi.

    Kaplan, sağlık emekçilerine kira, ulaşım ve lojman desteği sağlanmadıkça bu yükün taşınamayacağını vurgulayarak, “Yeni bir felakete hazır değiliz. Covid geçti, deprem geçti, çok yıprandık” diye konuştu.

    EĞİTİM CEPHESİNDE DE TABLO AĞIR

    Eğitim Sen Malatya Şube Eş Başkanı Nevzat Millioğulları ise depremin üçüncü yılında Malatya’nın hâlâ bir şantiye kent olduğunu belirtti. “Yüz binlerce insan konteynerlarda yaşıyor. Malatya’da esnaf bile konteynerlarda” dedi.

    Bazı okulların inşaat alanlarının ortasında kaldığını söyleyen Millioğulları, öğrencilerin ve öğretmenlerin her gün yoğun toz altında eğitim görmek zorunda kaldığını ifade etti.

    Merkezden dayatılan projelerin kentin kültürünü yansıtmadığını belirten Millioğulları, “Tek tip projelerle kent ayağa kalkmaz. Ortak akıl olmadan, kentte yaşayanların söz hakkı olmadan bu sorunlar çözülemez” dedi.

    “SORUMLULAR YARGILANMADAN BU YARA KAPANMAZ”

    Depremin sorumlularının yargılanmasının toplumsal adalet açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Millioğulları, “İmara açanlar, ruhsat verenler, denetlemeyenler, hatalı malzeme kullanan müteahhitler yargılanmalı. Aksi halde suç kanıksanır” diye konuştu.

    Depremin ilk günlerinde devletin geç kaldığını, buna karşılık güçlü bir halk dayanışmasının ortaya çıktığını belirten Millioğulları, “İnsanlar kendi imkânlarıyla yardıma koştu. Devlet üçüncü günde ulaşabildi” dedi.

    PSİKOSOSYAL DESTEK VE YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR

    Millioğulları, deprem sonrası eğitimde sistematik bir psikososyal destek programının hayata geçirilmediğini vurgulayarak, okullarda bu yükün büyük ölçüde öğretmenlerin omzuna bırakıldığını söyledi.

    Depremle birlikte birçok ailenin gelir kaynağını kaybettiğini belirten Millioğulları, çocukların MESEM uygulamalarıyla düşük ücretlerle çalıştırıldığını ifade etti. “Yetersiz beslenen çocuklar ne sağlıklı büyüyebilir ne de eğitimde başarılı olabilir” dedi.

    “KURUMLAR GÜÇLÜ OLMADAN TOPLUM GÜÇLÜ OLAMAZ”

    Millioğulları, yaşananların yalnızca bugünkü iktidarla sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Deprem kuşağında yaşayan bir ülkede hâlâ aynı hataları yapıyorsak, burada yönetsel bir akıl sorunu var” dedi.

    Millioğulları sözlerini şöyle tamamladı, 
    “Depremin yaraları adaletle, ortak akılla ve insanı merkeze alan politikalarla sarılabilir.”

    PİRHA/MALATYA

  • DEM Parti Antalya’dan Rojava vurgusu: Dayanışma tarihsel sorumluluktur- VİDEO

    DEM Parti Antalya’dan Rojava vurgusu: Dayanışma tarihsel sorumluluktur- VİDEO

    PİRHA – Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında Türkiye genelinde alanlara çıktı. “Rojava Direniştir, Özgürlüktür” şiarıyla gerçekleştirilen buluşmalarda yürüyüşler ve basın açıklamaları yapılarak, Rojava’ya dönük saldırılar protesto edildi.

    Halep’in Şex Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarla başlayan ve Kuzey Doğu Suriye geneline yayılan askeri tehditlere dikkat çekilen açıklamalarda, halkların büyük bedellerle kurduğu özgür yaşamın hedef alındığı vurgulandı. Geçici Suriye Hükümeti ile Özerk Kuzey Doğu Suriye yönetimi arasında ateşkes ve mutabakat sağlanmış olmasına rağmen, Rojava’ya yönelik tehditlerin sürdüğü ifade edildi. Bu nedenle Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde halklar, Rojava ile dayanışma iradesini alanlarda güçlü biçimde ortaya koydu.

    DERSİM: HALKLARIN BİRLİĞİNE VE ÖZGÜR YAŞAMINA KOMPLO DÜZENLENİYOR

    Dersim’de Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı, Demokratik Kurumlar Platformu adına DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tosun Yeğin okudu. Yeğin, 1 Şubat Dünya Rojava Günü’nün demokratik ulusal birlik ruhuyla selamlandığını belirterek, Rojava’nın Ortadoğu’nun karanlığında halkların demokratik öz yönetim iradesiyle filizlenen “Üçüncü Yol”un somut ifadesi olduğunu söyledi.

    Rojava’da Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus perspektifinin hayat bulduğunu vurgulayan Yeğin, “Tekçiliğe karşı çoğulculuğu, baskıya karşı özgür ve eş yaşamı esas alan yeni bir toplumsal sözleşme Rojava’da inşa edilmektedir” dedi.

    Açıklamaya katılan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise Rojava direnişinin Ortadoğu’daki karanlığa karşı bir aydınlık olduğunu belirterek, Rojava’ya dönük saldırıların 15 Şubat uluslararası komplosunun devamı niteliğinde olduğunu söyledi. Kordu, Kuzey Doğu Suriye’nin statüsü kabul edilinceye kadar alanlarda olacaklarını vurguladı.

    MERSİN’DE ROJAVA İÇİN İNSAN ZİNCİRİ EYLEMİ

    Mersin’de Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin DEM Parti, TÖP, TİP, EMEP, SOLDEP, ESP, DBP, YSP, SYKP ve Devrimci Parti Özgecan Aslan Barış Meydanında insan zinciri oluşturdu. “Rojava onurumuzdur” şiarıyla yapılan zincir eyleminde Rojava’ya yapılan saldırıların büyük insani krizlere yol açtığına vurgu yapıldı.

    İlk olarak konuşma yapan DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, “Rojava’da Kürtlerin ortaya koyduğu irade tanınmazsa Suriye’deki bütün halklar soykırım tehditi altında olmaya devam edecek” diye konuştu.

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ise, Rojava’da yaşananları İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına benzetti. Yakın zamanda Lazkiye’de kadınların iş yerlerinde makyaj yapılmasına yönelik yasağa da dikkat çeken Başkavak, “Taliban rejiminin kadınlara dönük yaşam tarzı dayatmasının bir benzeri bugün Suriye’de yaşanıyor. Bu nedenle Kürt halkının orada verdiği mücadele sadece dili, kültürü değil; aynı zamanda insan olmanın, kadınların istedikleri gibi yaşamasının önündeki engellerin kaldırılması açısından önemlidir” dedi.

    TİP İl Başkanı Ahmet Paket, El Kaide örgütünde yer almış bir ismin Suriye’nin başına getirilmesiyle bugün yaşanan saldırıların, soykırımların önünün açıldığını ifade etti.

    SYKP İl Başkanı Vakkas Kılıç, “Dünya halkları artık eskisi gibi ensesine vurulup ekmeği alınan halklar değil. Rojava örneğinde olduğu gibi halklar emperyalist ülkelerin böl-parçala-yönet stratejisine karşı kendi iradelerini meşru hale getirmek için mücadele ediyorlar. Bizler de buradan o mücadeleye destek veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    Devrimci Parti İl Başkano İsmet Kaplan, “Rojava’da kurulmuş olan yönetimi ortadan kaldırmaya yönelik uluslararası komplo sadece Kürtlere değil; tüm bölge halklarının özgür yaşam mücadelesine vurulmuş bir darbedir” şeklinde konuştu.

    Son olarak konuşan YSP İl Başkanı Metin Süt, “Rojava, yıllardır savaşın ortasında kadın özgürlüğünü, halkların eşitliğini, demokratik birlikte yaşam fikrini savunarak ayakta durdu. Bugün gelinen noktada Şam yönetimi ile SDG arasında yapılan anlaşma çatışmaların son bulması adına önemli bir gelişmedir. Bizler silahların son bulmasını elbette önemsiyoruz ancak gerçek barış halkların iradesi tanınmadan olmaz” dedi.

    Konuşmaların ardın kitle, Rojava için insan zinciri oluşturdu. Zincirin ardından sloganlar eşliğinde etkinlik sona erdi.

    MALATYA: ROJAVA HALKI GÜVENDE OLANA KADAR ALANLARDAYIZ

    Malatya’da DEM Parti İl Örgütü binası önünde yapılan açıklamada konuşan DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek, Rojava’da kadın öncülüğünde gerçekleşen devrimin, merkeziyetçi ve iktidarcı sistemlere karşı demokratik bir alternatif sunduğunu ifade etti. Şimşek, Rojava deneyiminin demokratik ulusal birliğin önemini açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Rojava halkıyla dayanışmanın süreceğini söyledi.

    ELAZIĞ: ROJAVA DEVRİMİ BİR ÖZGÜRLÜK MANİFESTOSUDUR

    Hozat Garajı’nda “Rojava mücadeledir, özgürlüktür” pankartı açılarak yapılan açıklamayı DEM Parti Elazığ Gençlik Meclisi üyesi Baran Kabal okudu. Kabal, Rojava kazanımlarına yönelik yeni bir komplo sürecinin işletildiğini belirterek, Rojava ile dayanışmanın yalnızca bir görev değil, Ortadoğu ve dünya halkları açısından tarihsel bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

    ADIYAMAN: ROJAVA TÜM HALKLAR İÇİN UMUT KAYNAĞIDIR

    Adıyaman merkezde bulunan Mimar Sinan Parkı’nda yapılan açıklamayı, Platform adına Adıyaman DBP İl Eş Başkanı Hacı Kabak okudu. Rojava mücadelesinin sadece Ortadoğu’ya örnek olmadığını, dünya halkları açısından bir model teşkil ettiğini belirten Hacı Kabak, Rojava’daki kazanımları sonuna kadar koruyacaklarının mesajını verdi.

    Türkiye genelinde gerçekleştirilen açıklamalarda ortak vurgu, Rojava’da halkların birlikte ve özgür yaşam iradesinin savunulması ve saldırılar karşısında dayanışmanın büyütülmesi oldu.

    ANTEP:İNSANİ YARDIM KORİDORU AÇILMALI

    Antep Emek ve Demokrasi Platformu, Kuzey ve Doğu Suriye’nin HTŞ güçleri tarafından kuşatılması ve bölgede derinleşen insani krize karşı eylem düzenledi. Rojava’da sivillerin sistematik bir yok etme politikasıyla karşı karşıya olduğu vurgulanan eylemde, uluslararası emek ve demokrasi güçlerine “barıştan yana tutum alın” çağrısı yapıldı.

    “6 ÇOCUK DONARAK YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Platform adına açıklamayı okuyan KESK Dönem Sözcüsü Yılmaz Sucu, bölgede yüz binlerce sivilin açlık, susuzluk ve dondurucu soğuklarla mücadele ettiğini belirtti. HTŞ’nin saldırılarının ateşkes ilanlarına rağmen sürdüğünü ifade eden Sucu şu ifadelerde bulundu:

    “IŞİD türevi örgütlerin bileşiminden oluşan HTŞ güçlerinin kuşatması altında şimdiye kadar en az altı çocuk donarak yaşamını yitirdi. Çocukların yaşam hakkı ile eğitim hakkı birbirinden ayrı düşünülemez ancak bölgede eğitim fiilen durdurulmuş durumda.”

    “SU VE ELEKTRİĞİN KESİLMESİ SAVAŞ SUÇUDUR”

    Açıklamada, uluslararası hukuk metinlerine ve Cenevre Sözleşmesi’ne atıfta bulunularak, sivil altyapıya yönelik saldırıların suç olduğu hatırlatıldı. Sucu, “1949 Cenevre Sözleşmesi’nin 27. ve 55. maddeleri uyarınca sivillerin insanca muamele görmesi ve temel ihtiyaçlara erişimi zorunluluktur. Başta Kobanê olmak üzere Rojava’da suyun ve elektriğin kesilmesi, açık bir savaş suçudur.” dedi.

    “IŞİD TEHDİDİ YENİDEN CANLANDIRILIYOR”

    Sucu, 6 Ocak 2026’dan bu yana bölgedeki hapishanelerden binlerce eski IŞİD militanının serbest bırakılmasının dünyayı yeni bir tehditle karşı karşıya bıraktığını vurguladı. Bu durumun uluslararası güçlerin göz yummasıyla gerçekleştiğini belirten Sucu, kuşatmanın sadece sivilleri değil; laikliği, kadın özgürlük mücadelesini ve bir arada yaşam iradesini de hedef aldığını söyledi.

    “İNSANİ YARDIM KORİDORU AÇILMALI”

    Açıklamanın sonunda, Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) başta olmak üzere tüm kurumlara şu talepler sıralandı:

    “Rojava’ya yönelik kuşatma derhal sonlandırılsın; Su, elektrik ve sağlık altyapısına yönelik saldırılar durdurulsun; Kuşatma altındaki şehirler için acil ve kesintisiz insani yardım koridorları açılsın; Sorumlular hakkında bağımsız uluslararası soruşturma mekanizmaları işletilsin.”

    Sucu, “Çocukların donarak öldüğü bir dünyada sessizlik tarafsızlık değildir. Susmak, bu suça ortak olmaktır. Bizler savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz.” dedi.

    “SÜRECİN GEREKLERİ YERİNE GETİRİLSİN”

    Açıklama sonrasında DEM Parti Kars Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit söz aldı. Koçyiğit, Rojava’daki saldırılara ve insani krize dikkat çekti. Koçyiğit, hükümete şu çağrıda bulundu:

    “Barış ve Demokratik Toplum sürecinin gerekleri hızla yerine getirilmelidir. Komisyon bir an önce raporunu yazmalı ve süreç yasaları çıkarılmalıdır. Hükûmete sesleniyoruz; artık daha fazla beklemeyin. Hızlı bir şekilde raporun tamamlanıp süreç yasalarının çıkması için elinizden geleni ortaya koyun.”

    Basın açıklamasının ardından yürüyüş yapmak isteyen kitlenin önü polis tarafından kesilerek yürüyüş engellenmeye çalışıldı. Kitle, barikatları aşarak sloganlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş, Dem Parti Antep İl Örgütü’nün önünde son buldu.

    ANTALYA: DAYANIŞMA TARİHSEL SORUMLULUKTUR

    1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında DEM Parti Antalya İl Binası önünde de basın açıklaması yapıldı. Demokratik kurumlar adına açıklamayı DEM Parti Antalya İl Eş Başkanı Selami Özyaşar okudu.

    Açıklamada, Rojava’da halkların demokratik öz yönetim iradesiyle gelişen ve “Üçüncü Yol” olarak tanımlanan deneyimin, Ortadoğu’da halklara umut olduğu vurgulandı. Rojava’nın, ulus-devletçi ve tekçi anlayışa karşı demokratik bir alternatif sunduğu ifade edildi.

    Abdullah Öcalan’ın Demokratik Modernite kuramının Rojava’da somutlaştığı belirtilen açıklamada, bu modelin çoğulculuğu, eşitliği ve özgür yaşamı esas aldığı kaydedildi. Kadın öncülüğünde gelişen Rojava Devrimi’nin, halkların kendi öz gücüyle var oluşunun ifadesi olduğu vurgulandı.

    Açıklamada, İŞİD ve HTŞ eliyle Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğü belirtilerek, bu saldırıların halkların demokrasi ve özgürlük iradesini hedef aldığı ifade edildi. Rojava kazanımlarını savunmanın tarihsel ve toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

    Son olarak tüm demokrasi güçlerine çağrı yapılan açıklama, “1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü’nü selamlıyoruz” sözleriyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM-ELAZIĞ-MALATYA-ADIYAMAN-ANTEP/ANTALYA

  • İHD: Suriye’de savaş suçları işleniyor!-VİDEO

    İHD: Suriye’de savaş suçları işleniyor!-VİDEO

    PİRHA – İHD tarafından bir çok kentte yapılan açıklamalarda, HTŞ’ye bağlı silahlı grupların sivillere yönelik saldırılarının durdurulması, savaş suçlarının soruşturulması ve uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi çağrısı yapıldı. Dersim, İstanbul, Malatya ve Mersin’de yapılan açıklamalarda ortak metin okunurken, kentlere özgü vurgular da öne çıktı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı basın açıklamaları yaptı.

    DERSİM İHD: KOBANE YENİDEN KUŞATMA TEHDİDİ ALTINDA

    Dersim’de yapılan basın açıklamasını İHD Dersim Şube Eşbaşkanı Özgür Ateş okudu. Açıklamada, Kobanê’nin IŞİD’e karşı verilen mücadelede taşıdığı sembolik öneme dikkat çekilerek, 2014’te yaşanan insanlık trajedisinin bugün yeniden tekrarlanma riski bulunduğu vurgulandı.

    HTŞ tarafından oluşturulan Geçici Suriye Yönetimi’ne bağlı silahlı grupların Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere yönelik saldırılarının giderek arttığı belirtilen açıklamada, 6 Ocak 2026’da Halep’in Şeyh Maqsud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşanan saldırılara işaret edildi. İşkence ve infaz görüntülerinin kamuoyuna yansıdığı, binlerce insanın zorla yerinden edildiği kaydedildi.

    Açıklamada ayrıca Kobanê ve Hasekê’de internet, elektrik, su ve temel gıdaya erişimin engellendiği belirtilerek, kentlerin ciddi bir saldırı tehdidiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.

    İSTANBUL İHD: SALDIRILARDAN VAZGEÇİN

    İstanbul’da yapılan açıklama Şişhane Meydanı’nda yapıldı. İHD Şube Eş Başkanı Jiyan Tosun tarafından okunan açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan saldırılar; insan onurunun korunması konusunda yerel ve uluslararası kamuoyuna büyük bir sorumluluk yüklendiği ifade edildi. HTŞ tarafından oluşturulan Geçici Suriye yönetimine, Suriye’de yaşayan Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin, Süryanilerin ve kendilerince “makbul kabul edilmeyen” bütün halkların yaşam hakkına yönelik saldırılardan derhal vazgeçmesi çağrısında bulunuldu.

    İHD MERSİN:SİVİLLER HEDEF ALINIYOR!

    Mersin’de yapılan açıklama Özgür Çocuk Parkı’nda yapıldı. Polis ablukası altından yapılan açıklamayı İHD Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya okurken, açıklamaya siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi. Zeynep Kaya, Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan saldırılar; insan onurunun korunması konusunda yerel ve uluslararası kamuoyuna büyük bir sorumluluk yüklediğine dikkat çekerek,”Bu süreçte sivillerin hedef alınması, yerel nüfusun zorla yerinden edilmesi, işkence ve kötü muamele uygulamaları, esir alınan silahlı militanların infaz edilmesi gibi uluslararası belgelerde savaş suçu olarak tanımlanan pek çok fiile tanıklık etmekteyiz” dedi.

    MALATYA İHD: SAVAŞ SUÇLARI SİSTEMATİK HALE GELDİ

    Malatya’daki açıklamayı İHD Malatya Şube Eşbaşkanı Melik Kop okudu. Açıklamada, HTŞ’ye bağlı silahlı grupların hapishanelerde tutulan IŞİD şüphelilerini serbest bıraktığına dair görüntülerin kamuoyuna yansıdığı hatırlatılarak, başta kadınlar olmak üzere sivillere yönelik saldırıların arttığı vurgulandı.

    Suriye Diyanet İşleri ve Vakıflar Bakanlığı’nın, Rojava’ya yönelik saldırıları “fetih” olarak nitelendiren genelgesine dikkat çekilen açıklamada, bu yaklaşımın katliamları meşrulaştırdığı ifade edildi. Sivillerin hedef alınması, zorla yerinden edilme, işkence ve infazların uluslararası hukuka göre açık savaş suçu olduğu belirtildi.

    İHD, Birleşmiş Milletler’i ve uluslararası kurumları Kuzey ve Doğu Suriye’de işlenen savaş suçlarına karşı derhal harekete geçmeye çağırdı.

    İHD ANTALYA: KIYIMA VE KIRIMA İZLEYİCİ KALINMAMALI!

    Antalya’da yapılan açıklamayı İHD Şube Eş Başkanı Av.Mahir Önal okudu. Önal, Kobanê’nin IŞİD’e karşı savaşta sembolik bir anlamı olduğuna işaret ederek, “Bu vesile ile bir kez daha başta Türkiye olmak üzere BM’ye üye bütün devletlere ve uluslararası kurumlara çağrıda bulunuyoruz: Suriye’de yaşanan kıyıma ve kırıma izleyici kalınmamalı, Kürtlere yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır” dedi.

    “ULUSLARARASI TOPLUM SORUMLULUK ALMALI”

    İHD tarafından yapılan açıklamalarda Suriye’de Kürtlerin, Alevilerin, Süryanilerin, Dürzilerin ve diğer tüm halkların yaşam hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Demokratik bir Suriye’nin hem bölgesel barışa hem de Türkiye’nin iç barışına katkı sunacağı ifade edilirken, tüm kamuoyu savaşa ve şiddete karşı insan onuruna sahip çıkmaya çağrıldı.

    DERSİM-İSTANBUL-MALATYA-MERSİN-ANTALYA/PİRHA

  • DEM Parti Malatya İl Örgütü: Çete saldırıları karşısında Kürt halkı yalnız ve çaresiz değildir!- VİDEO

    DEM Parti Malatya İl Örgütü: Çete saldırıları karşısında Kürt halkı yalnız ve çaresiz değildir!- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Malatya İl Örgütü, gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik yapılan çete saldırılarını kınadı. Açıklamada, “Suriye genelinde Kürtler, Aleviler, Dürziler için demokratik bir Suriye hükümetinin kurulmasını talep ediyoruz” denildi.

    HTŞ ve ona bağlı çete gruplarının, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik aralıksız biçimde saldırıları gerçekeleşirken, Kürt halkı ve dostlarından tepkiler gelmeye devam ediyor. DEM Parti Malatya İl Örgütü, gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla çetelerin gerçekleştirdiği saldırıları kınarken, “Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla yürüttüğü bu saldırılar, doğrudan sivilleri hedef almakta; aralarında çocukların da bulunduğu sivil kayıplara yol açmaktadır. Yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alınması, sivillerin yaşam hakkının bilinçli olarak ihlal edildiğini ve Kürt mahallelerinin kasıtlı biçimde savaş alanına çevrildiğini açıkça ortaya koymaktadır” denildi.

    Malatya Paşa Köşkü Çeşme durağında yapılan açıklamayı, DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Musa Gürz okudu.

    “ŞÊXMEQSÛD VE EŞREFİYÊ MAHALLELERİNDE İNSANLIK SUÇU YAŞANMAKTADIR”

    Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırıların açık ve tartışmasız bir insanlık suçu olduğuna dikkat çeken Musa Gürz, “Bu durum, yaşananların çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan çözüm karşıtı odaklar tarafından bilinçli biçimde kışkırtıldığını göstermektedir. Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir” diyerek saldırıların manidar olduğunun altı çizildi.

    Saldırıların aynı zamanda Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecini olumsuz etkileyeceğini aktaran Gürz, “Rojava’ya yönelik bu düşmanca tutum, SDG’nin entegrasyon ve çözüm yönündeki çabalarını zayıflatmayı, bölgesel barış ihtimalini sabote etmeyi amaçlamaktadır. Çözüm karşıtı güçler, savaşı derinleştirerek halklar arasındaki demokratik ve barışçıl gelecek ihtimalini boğmak istemektedir” dedi.

    Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıların, daha önce Süveyda’daki Dürzilere ve Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğinde olduğuna dikkat çeken Gürz,  “Bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef alan, halkları birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan karanlık bir aklın ürünüdür. IŞİD çetelerine karşı tarihi bir direnişe sahiplik yapan Kürt halkı ve Suriye Demokratik Güçleri Ortadoğu’da barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin tek teminatıdır. Bütün dünyanın bildiği ve kabul ettiği bu hakikat, geleceğini HTŞ çetelerinde gören, çıkarlarını HTŞ üzerinden korumaya çalışan yerel ve bölgesel güçler tarafından boğulmaya çalışılmaktadır” denildi.

    “KÜRT HALKI SALDIRILAR KARŞISINDA YALNIZ, SAVUNMASIZ VE ÇARESİZ DEĞİLDİR”

    Rojava’ya sahip çıkmanın insanlığa sahip çıkmak olduğunu söyleyen Gürz, “Kürt halkı bu saldırılar karşısında yalnız, savunmasız ve dağınık değildir. Kobanê direnişinin ortaya koyduğu tarihsel irade ve onurla, Rojava’nın kazanımlarını, Suriye halklarının haklarını korumakta kararlıyız. Özerk Yönetim’in ve halkların ortak yaşam iradesinin yanındayız. Kürt halkı, bu tür saldırılara karşı örgütlü, ulusal ve demokratik birlik ruhuyla, meşru direniş hakkını temel alarak duracaktır. Hiçbir güç, halkımızı teslim almayı başaramamıştır, başaramayacaktır” dedi.

    Son olarak uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunan Musa Gürz, şu cümlelerle açıklamayı sonlandırdı:

    “Uluslararası güçleri, Birleşmiş Milletler’i ve ilgili tüm aktörleri artık izleyici konumundan çıkmaya çağırıyoruz. Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Sessizlik, bu suça ortak olmaktır. Buradan dünya kamuoyuna, Kürt halkının dostlarına ve demokrasi güçlerine açık çağrımızdır: Kürt halkını yalnız bırakmayın. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır.”

    PİRHA/MALATYA

     

  • ABD’nin Venezuela’ya saldırısına Alevilerden tepki!-VİDEO

    ABD’nin Venezuela’ya saldırısına Alevilerden tepki!-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ören ve Dedeyazı şubeleri yaptıkları ortak basın açıklamasıyla ABD’nin Venezuela’ya saldırısına tepki göstererek, “Latin Amerika halklarına yönelik sürdürülen bu saldırganlık, insanlık tarihi açısından bir utançtır” dedi.

    Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne götürülmelerine bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri’nden (PSAKD) geldi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ören ve Dedeyazı şubeleri yaptıkları ortak basın açıklamasıyla ABD’nin Maduro ve eşinin kaçırılmasının kabul edilemez olduğuna vurgu yaptılar.

    “Katil ABD Venezuela’dan defol”, “Venezuela halkı yalnız değildir”, “Yaşasın enternasyonal dayanışma” sloganlarının atıldığı basın açıklamasına, CHP,  DEM Parti, EMEK PARTİSİ ve SOL Parti Akçadağ ilçe örgütleri, CHP Akçadağ belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları destek verdi.

    “İNSANLIK TARİHİ AÇISINDAN BİR UTANÇTIR”

    Basın açıklamasını okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez denetleme kurulu başkanı Mazlum Köse, “ABD emperyalizminin, Latin Amerika halklarının iradesini hiçe sayarak Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği askerî saldırganlık ile Devlet Başkanı’nın ve eşinin kaçırılarak alıkonulması asla kabul edilemez. Yıllardır ekonomik yaptırımlar yoluyla açlığa mahkûm ettiği, buna rağmen kendisine diz çökmeyen Latin Amerika halklarına yönelik sürdürülen bu saldırganlık, insanlık tarihi açısından bir utançtır” dedi.

    “EMPERYALİZM NEREDE VARSA, ORADA KAN, YIKIM VE KATLİAM VARDIR”

    Mazlum Köse şöyle devam etti:

    “Bu tutum, “demokrasi” söylemi altında yürütülen sömürü ve saldırı politikalarının devamıdır. Venezuela halkının kendi ülkesi hakkında söz söyleme hakkını gasp eden ABD’ye karşı dünyanın sessiz kalması da aynı ölçüde kabul edilemezdir.

    ABD’nin Venezuela’ya dönük bu saldırgan tutumu, dünyanın başka coğrafyalarında sergilediği ikiyüzlü ve kanlı politikaların bir benzeridir. Aynı ABD, Ortadoğu’da cihatçı, selefi ve insanlık düşmanı çetelere açık ya da örtük destek sunmaktadır. Bunun en somut örneklerinden biri, Suriye’de Alevilere yönelik katliamların faili olan cihatçı çetelerin liderlerinden Colani’ye ve onun katil çete sürüsüne verilen destektir.

    Dünya kamuoyu şunu bilmelidir ki; emperyalizm nerede varsa, orada kan, yıkım ve katliam vardır.

    Venezuela’da halkların iradesini gasp etmeye çalışan anlayış ile Suriye’de Alevi köylerini hedef alan selefi cihatçı çeteler, aynı zihniyetten beslenmektedir. Aleviler olarak tarih boyunca her türlü savaş, baskı ve zulme karşı tavır aldıklarını, her zaman mazlumun ve ezilenlerin yanında olduk.

    Biz Aleviler;

    * ABD’nin Venezuela’ya yönelik tüm saldırılarını şiddetle kınıyoruz.

    * Suriye’de Alevi katliamlarının sorumlularından biri olan Colani ve benzeri cihatçı yapılara verilen her türlü desteğin, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

    * Halkların eşitliğini, inançların özgürlüğünü ve ülkelerin kendi kaderini tayin hakkını savunmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz.

    Bizler; tarih boyunca zulme karşı direnenlerin safında olduğumuz gibi, bugün de Venezuela halkının, Ortadoğu’da katledilen Alevilerin ve dünyanın dört bir yanında zalimlere karşı mücadele eden tüm halkların yanındayız.

    Zulüm nereden gelirse gelsin, karşısında durmak inancımızın temel düsturudur. Emperyalizme, savaşa ve işgale karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

    PİRHA/MALATYA

  • Malatya’da mahpuslara yeni yıl kartı gönderildi- VİDEO

    Malatya’da mahpuslara yeni yıl kartı gönderildi- VİDEO

    PİRHA- Malatya’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), yeni yıl dolayısıyla tutsaklara dayanışma kartları gönderdi.

    Malatya’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), DEM Parti ve Demokratik Alevi Dernekleri yeni yıl dolayısıyla mahpuslara dayanışma kartları gönderdi.

    Tutuklu Aileler Derneği(TUHADFED) adına konuşan Perihan Yücekaya, yeni yıl dolayısıyla Türkoğlu ve Akçadağ cezaevlerinde tutulan siyasi tutuklulara kartpostallar gönderildiğini belirterek, bunun yalnızca bir dayanışma mesajı değil; barış, diyalog ve çözüm iradesinin toplumsal bir ifadesi olduğunu söyledi.

    Kurumlar adına açıklamaya Perihan Yücekaya yaptı.

    “YENİ YILDA BARIŞ VE ÇÖZÜM İÇİN HUKUKUN ÖNÜ AÇILMALIDIR”

    Açıklamada, cezaevlerinde keyfi disiplin cezaları, iletişim ve görüş kısıtlamaları, yayınlara erişim engelleri, sağlık hakkı ihlalleri ve insan onurunu zedeleyen uygulamaların yaygın biçimde sürdüğü belirtilerek, bu durumun yalnızca tutukluları değil, toplumsal barışa olan güveni de zedelediği kaydedildi.

    Kalıcı barış ve demokratik bir geleceğin, çatışmayı derinleştiren politikalardan değil; hukukun evrensel ilkelerine dönüşten ve diyalogdan geçtiği vurgulanan açıklamada, özgürlüklerinden yoksun bırakılan siyasetçiler, emekçiler ve barışın öncüleriyle ilgili sorunlar çözülmeden toplumsal normalleşmeden söz edilemeyeceği ifade edildi.

    Son açıklanan yargı paketinin barış ve çözüm sürecinin gereklerini karşılamaktan uzak olduğu belirtilen açıklamada, siyasi tutuklular meselesinin bilinçli biçimde dışarıda bırakılmasının güven ve normalleşme ihtiyacını boşa düşürdüğü dile getirildi.

    Perihan Yücekaya, başta  Abdullah Öcalan olmak üzere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilenler açısından “umut hakkının” tanınmasının, cezaevlerindeki baskı ve hak ihlallerinin sona erdirilmesinin, hasta tutukluların serbest bırakılmasının ve siyasi tutuklulara yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda barış sürecinin ilerlemesi açısından da kritik olduğunu söyledi.

    Açıklama kalıcı barışın hukuka dönüşle, cezaevlerinden başlayacak bir normalleşmeyle ve cesaretle kurulacak diyalogla mümkün olduğu vurgusuyla sona erdi.

    PİRHA/MALATYA

  • Malatya’da Emek Partisi üyesine ajanlık teklifi: Baskılara teslim olmayacağız-VİDEO

    Malatya’da Emek Partisi üyesine ajanlık teklifi: Baskılara teslim olmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Malatya’da Emek Partisi üyesi Hasan Hüseyin Bozkuş’a polisler tarafından ajanlık teklif edildi. Emek Partisi Malatya İl Örgütü, İHD’ye başvurup açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Legal bir partinin üyelerine yönelik bu tür baskılar, hem hukuka hem demokratik siyaset yapma hakkına yönelmiş açık bir saldırıdır” denildi.

    Emek Partisi (EMEP) üyesi Hasan Hüseyin Bozkuş’a Malatya’da polisler tarafından ajanlık teklif edildi. Ruhsatlı av tüfeğini tamirden alıp eve döndüğü sırada polisler tarafından durdurulan Bozkuş, “tüfeğin herhangi bir suça karışıp karışmadığını kontrol etme” bahanesiyle araca bindirildi. Polisler, karakola götüreceklerini söylemelerine rağmen Bozkuş’u kent içinde bir süre dolaştırıp lokantaya götürdü ve parti içi bilgileri aktarmasını istedi. Ret yanıtı üzerine ısrarcı olan polisler, Bozkuş’un montunun cebine tüfek ruhsatıyla birlikte para koydu.

    EMEP Malatya İl Örgütü, yaşananlara dair İHD Malatya Şubesi’ne başvuruda bulunarak açıklama yaptı. Açıklamayı EMEP Malatya İl Başkanı Şerif Demirel, okudu.

    “POLİSLER, ÜYEMİZİ AJANLAŞTIRMAYA ÇALIŞMIŞTIR”

    Lokantada polislerin Bozkuş’tan parti içindeki konuşmalar, il başkanının neler planladığı ve özellikle Akçadağ ilçe başkanı ile ilçe yöneticileri hakkında bilgi aktarmasını istediğini söylediğini ifade eden Şerif Demirel, “Hasan Hüseyin, Emek Partisi’nin legal bir parti olduğunu, kimse hakkında ifade veremeyeceğini ve böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini açıkça belirtmiş olmasına rağmen polisler ısrar etmiş, üyemizin mont cebine tüfek ruhsatıyla birlikte para da koyarak kendisini ajanlaştırmaya çalışmıştır. Polislerden birinin kendisini “Tekin” olarak tanıttığını ve telefonla bilgi istemeyi sürdürdüğünü söyleyen Demirel, “Üyemiz, Tekin adlı kişinin ‘Bu hafta sonu bir şey var mı’ sorusuna ‘Bilmiyorum, haberim yok’ yanıtını vermesine rağmen, ‘Tamam kardeşim, neyse artık haberleşiriz. Olmadı sen ararsın’ diye ikna yöntemiyle sıkıştırmaya ve zorlamaya hâlâ devam etmektedir” dedi.

    “BASKILARA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Yaşananların 90’ların zorla kaybetme, tehdit, takip ve ajanlaştırma yöntemlerini hatırlattığını vurgulayan Demirel, “Ülke bu karanlık dönemin sonuçlarını ağır bedellerle ödemiştir; bugün aynı yöntemlerin devreye sokulması kabul edilemez. EMEP’in faaliyetlerinin anayasal güvence altındadır. Legal bir partinin üyelerine yönelik bu tür baskılar, hem hukuka hem demokratik siyaset yapma hakkına yönelmiş açık bir saldırıdır. Suçtur, hukuksuzdur, hak ihlalidir. Baskılara teslim olmayacağız” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

  • ‘Suriye’de Alevilere yeni bir Kerbela yaşatılıyor’-VİDEO

    ‘Suriye’de Alevilere yeni bir Kerbela yaşatılıyor’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi, Suriye’deki Alevi Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Yezit nasıl zulmüne devam ettiyse, Hüseyinler de direnişten vazgeçmeyeceklerdir. Biz dün olduğu gibi bugün de zalimin önünde eğilmeyeceğiz” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi, Suriye’deki Alevi Katliamı’na ilişkin Emeksiz Kavşağı’nda basın açıklaması yaptı. ‘Suriye’de Alevi soykırımı var! Sessiz kalma haykır, soykırıma dur de’ pankartının açıldığı açıklamada basın metnini PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş okudu.

    ZALİMİN ÖNÜNDE EĞİLMEYECEĞİZ”

    Suriye’de Alevilere ve tüm kadim halklara yeni bir Kerbela yaşatıldığını belirten Latife Ulutaş, “Yezit nasıl zulmüne devam ettiyse, Hüseyinler de direnişten vazgeçmeyeceklerdir. Biz dün olduğu gibi bugün de zalimin önünde eğilmeyeceğiz. Barışı savunacağız; ancak adalet ve haklarımızdan da geri durmayacağız. Zulme boyun eğmeyen, zalimin önünde eğilmeyen tüm canlara aşk olsun. Onuru, inancı, kültürü, dili, değerleri ve toprağı için direnen Suriye halklarına selam olsun. Sizleri Suriye’deki çocukların, kadınların ve direnen halkların sesi olmaya çağırıyoruz. Katilden barış elçisi olmaz! Katili aklayanlar, zulme ortak olanlardır” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • DAD, Malatya’da etkinlik düzenledi: Barış, toplumun içinde mayalanır-VİDEO

    DAD, Malatya’da etkinlik düzenledi: Barış, toplumun içinde mayalanır-VİDEO

    PİRHA- DAD Malatya Şubesinin düzenlediği etkinlikte konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Suriye’deki Alevi katliamına dikkat çekerek, insani yardım koridorunun acilen açılması gerektiğini belirtti. DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de, Alevi toplumunun barışın toplumsal zeminde yeşermesinde önemli bir rol taşıdığını ifade eden Kete, “Barış, toplumun içinde mayalanır. Alevi toplumu bu konuda tarihsel misyon taşımaktadır” dedi.

    Malatya’da DAD, “İnancımıza Örgütleniyoruz, Demokratik Toplum İnşasına İkrar Veriyoruz” şiarıyla etkinlik düzenledi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Malatya Şubesi tarafından düzenlenen etkinliğe, katılım yoğun oldu. Program kapsamında düzenlenen konser ve buluşmaya Malatya DEM Parti, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Malatya, Ören ve Arguvan şubeleri, Atmalılar Derneği ile çok sayıda ilçe ve çevre mahalleden yurttaşlar katıldı.

    Etkinliğin ilk konuşmasını DAD Malatya Şube Başkanı Onur Öskul yaptı. Öskul, Alevi toplumunun ortak değerleri etrafında birleşmesinin önemine dikkat çekerek birlik ve beraberlik mesajı verdi.

    “KATLİAMLARIMIZI DURDURMANIN YOLU ÖRGÜTLÜ GÜÇ OLMAKTIR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadiriye Doğan, yaptığı konuşmada Alevi toplumunun kadim değerleri, ortak yaşam kültürü ve örgütlü duruşun önemini vurguladı. Doğan, Alevilerin tarihsel hafızasının canlandırılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Benim tarihim andır, anda başlar. Aleviler için tarih bugündür. Ama dönüp ‘Biz kimdik, nereden geldik, neler yaşadık?’ sorusunu kendimize yeniden sormalıyız. Analarımız nasıl yaşıyordu, babalarımız nasıl duruş gösteriyordu? Bunları çocuklarımıza aktaramadık. İnançsızlık da buradan doğdu. Aleviler, kadınlar, çocuklar yaşamdan koparılıyor. Mazlumiyetimiz derinleşti. Katliamlarımızı durdurmanın yolu örgütlü güç olmaktır. Tek seçeneğimiz budur.”

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırıları kınayan Doğan, insani yardım koridorunun acilen açılması gerektiğini belirtti: “Suriye’deki Alevi katliamını şiddetle kınıyorum. Yardım koridorunun açılması için tüm yetkilileri göreve çağırıyorum. Bu katliamların durması için ses çıkarmalı, örgütlenmeli ve sorumluluk almalıyız.”

    “TEKÇİ ANLAYIŞLARA KARŞI YÜZ YILDIR MÜCADELE EDİYORUZ”

    Etkinlikte konuşan bir diğer isim DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete oldu. Kete, inanç kültürü, tarihsel direniş ve demokratikleşme üzerine değerlendirmelerde bulundu.

    Kadim inançların tarih boyunca baskılarla karşılaştığını belirten Kete, Reya Haq inancının zorluklara rağmen özünü koruduğunu ifade etti: “Hakk’a uzaklaştıkça aslında O’na daha çok yaklaşılır. Bu inanç içsel bir yolculuktur.”

    Kete, farklı dönemlerde uygulanan devlet politikalarının inanç ve kültürler üzerinde baskı yarattığını söyleyerek, “Yüz yılı aşkın süredir tekçi anlayışlarla karşı karşıyayız. Farklı inançlar kendi özgün kimlikleriyle var olmaya çalıştı” dedi.

    Cumhuriyet dönemi politikalarının çoğu zaman tek tipleştirici olduğunu belirten Kete, buna rağmen demokratik toplum inşasının hâlâ mümkün olduğunu söyledi.

    Alevi toplumunun barışın toplumsal zeminde yeşermesinde önemli bir rol taşıdığını ifade eden Kete, “Barış, toplumun içinde mayalanır. Alevi toplumu bu konuda tarihsel misyon taşımaktadır” ifadelerine yer verdi.

    Etkinlik, sanatçı Ali Sizer’in sahne aldığı konserle sona erdi. Katılımcılar, birlik ve dayanışma mesajlarının verildiği programı coşkuyla tamamladı.

    PİRHA/MALATYA

  • Suriye’deki Alevilere dönük katliam Malatya’da protesto edildi-VİDEO

    Suriye’deki Alevilere dönük katliam Malatya’da protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Dedeyazı ve Ören şubeleri, Suriye’de Alevilere yönelik artan saldırılara karşı yaptıkları ortak açıklamada, “Bu zulme sessiz kalan herkes bu katliamlardan sorumlu olacaktır” dedi.

    PSAKD Malatya Dedeyazı ve Ören şubeleri, son günlerde Lazkiye, Humus, Hama ve Tartus başta olmak üzere Suriye’nin çeşitli bölgelerinde Alevilere yönelik artan saldırılara karşı açıklama yaptı.

    Ortak bildiriyi PSAKD Genel Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Mazlum Köse okudu.

    Köse, Orta Doğu’nun uzun süredir savaş, şiddet ve dış müdahalelerle yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını vurguladı. Köse, özellikle Aleviler ve bölgenin kadim halklarının ağır bedeller ödediğini ifade ederek, “Her savaşta olduğu gibi kadınlar, çocuklar ve dezavantajlı kesimler en büyük acıları yaşadı. Aleviler başta olmak üzere Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler, Hristiyanlar, Dürziler, Araplar, Türkmenler ve daha birçok inanç ve etnik topluluk adeta kıyımdan geçirildi. Liderliğini ‘Katil Colani’ olarak bilinen Ahmet Şara’nın yaptığı HTŞ, hâkim olduğu bölgelerde Alevilere sistematik bir soykırım uygulamaktadır. Dürziler ve Hristiyanlar başta olmak üzere birçok topluluğun mensupları katledilmekte, Alevi yurttaşlara yönelik ev baskınları, mallara el koyma, işkence, tecavüz ve kaçırmalar sürmektedir” dedi.

    “BU ZÜLME SESSİZ KALINMAMALI”

    Alevilere yönelik saldırıların dünya kamuoyunca görmezden gelindiğini vurgulayan Köse şöyle devam etti:

    “Suriye’de Aleviler dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma uğratılmaktadır. Uluslararası terör listesinde yer alan HTŞ ve kırmızı bültenle aranan lideri Colani itibarlı bir aktör haline getirilmeye çalışılmaktadır.”

    “Bugün Suriye’de yaşanan Alevi soykırımının sorumlusu yalnızca HTŞ ve Colani değildir. Bu yapılara destek veren tüm ülkeler ve yönetimler de suç ortağıdır” diyerek sözlerine devam eden, Köse son olarak şunları söyledi: “Bugün Suriye’de Alevilere ve kadim halklara yeni bir Kerbela yaşatılmaktadır. Yezid Yezidliğini sürdürüyor ise Hüseyinler de direnmeye devam edecektir. Zalime diz çökmeyeceğiz. Teslim olmayacağız. Boyun eğmeyeceğiz.”

    PİRHA/MALATYA

     

  • Yusuf Bozkuş, Hakk’a yürüyüşünün 1. yıl dönümünde mezarı başında anıldı!

    Yusuf Bozkuş, Hakk’a yürüyüşünün 1. yıl dönümünde mezarı başında anıldı!

    PİRHA- Malatya HDP eski İl Eş Başkanı Yusuf Bozkuş, Hakk’a yüüyüşünün 1. yıl dönümünde mezarı başında anıldı.

    Malatya HDP önceki dönem İl Eş Başkanı Yusuf Bozkuş, Hakk’a yüüyüşünün birinci yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Anma programı, Akçadağ’ın Ören Mahallesi’nde bulunan Ören Mezarlığı’nda gerçekleştirildi.

    Düzenlenen anmaya DEM Parti Milletvekili Cemal Fırat ile birlikte çok sayıda partili ve Bozkuş’un yakınları katıldı. Programda, Yusuf Bozkuş’un siyasi mücadelesi ve bıraktığı miras üzerine konuşmalar yapıldı; dualar edilerek mezarı başında anma gerçekleştirildi.

    Katılımcılar, Bozkuş’un demokrasi ve barış mücadelesine vurgu yaparak anmayı sonlandırdı.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • Malatya’nın Dilek Mahallesi’ndeki kazı çalışması çileye döndü!

    Malatya’nın Dilek Mahallesi’ndeki kazı çalışması çileye döndü!

    PİRHA- Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Dilek Mahallesi’nde bir süredir devam eden altyapı ve kazı çalışmaları vatandaşların tepkisine neden oldu. MASKİ bünyesinde taşeron bir firma tarafından yürütülen kazı çalışmaları sırasında koparılan internet kablolarının günlerdir onarılmadığı belirtildi.

    Mahalle sakinleri, firma yetkililerinin sürekli “birazdan yapılacak, yarın bağlanacak” şeklinde oyalayıcı cevaplar verdiğini belirterek duruma tepki gösterdi. Özellikle esnafın internet kesintisi nedeniyle iş yapamaz hale geldiği, yollarda oluşan toz ve çamurun ise yaşamı zorlaştırdığı ifade edildi.

    Vatandaşlar, koparılan kablonun Türk Telekom’a bildirilmesine rağmen bağlantının yapılmadığını, sulama ve temizlik çalışmalarının da aksadığını dile getirdi. Mahalleli, yetkililerden bir an önce gerekli denetimlerin yapılmasını ve çalışmaların düzgün şekilde tamamlanmasını istedi.

    PİRHA/MALATYA

  • ‘Devlet de karşılıklı güveni pekiştirecek adımlar atmalıdır’

    ‘Devlet de karşılıklı güveni pekiştirecek adımlar atmalıdır’

    PİRHA – DEM Parti Malatya İl Örgütü, ‘Barış için bir imza da sen at’ kampanyası dahilinde çalışmalarına devam ediyor. Kampanya grubundan Medet Kılınç, yaptığı açıklamada “PKK’nin silah bırakması yeni bir barış iklimi için önemli bir adımdır. Devlet de karşılıklı güveni pekiştirecek adımlar atmalıdır” diye konuştu.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) “Barış İstiyoruz” mesajıyla imza kampanyası başlattı. Birçok il ve ilçede süren kampanya dahilinde stantlar açılarak yurttaşlardan imza vermeleri için çağrılar yapıldı.

    ‘Barış İstiyoruz’ kampanyasının yürütüldüğü illerden biri de Malatya oldu. ‘Barış için bir imza da sen at’ çağrısını yapan partililer, yurttaşlarla bir araya gelerek sürece dair sohbet etti.

    “KARŞILIKLI GÜVENİ PEKİŞTİRECEK ADIMLAR ATILMALI”

    Önceki dönem DEM Parti Malatya İl Başkanlığı görevini yürüten Medet Kılınç, kampanyaya ilişkin konuştu. Kılınç, yaptığı açıklamada barış ve kardeşlik mesajı verdi. Türkiye’nin kozmopolit yapısına dikkat çeken Kılınç, toplumsal barışın hem iç huzur hem de bölgesel istikrar için büyük ihtiyaç olduğunu vurguladı.

    Medet Kılınç, barış sürecinin sadece siyasi bir mesele olmadığını belirterek toplumsal, kültürel ve ekonomik bir zorunluluğun da oluştuğunu söyledi. Kılınç, “Geçmişte yaşanan acıların tekrar etmemesi için tüm tarafların samimi irade göstermesi şarttır. PKK’nin silah bırakması yeni bir barış iklimi için önemli bir adımdır. Devlet de karşılıklı güveni pekiştirecek adımlar atmalıdır” diye belirtti.

    KALICI BARIŞIN ANAHTARI!

    Medet Kılınç, süreçle birlikte Abdullah Öcalan’ın da serbest bırakılması gerektiğini söyleyerek “Rojava ile ilişkilerin barış temelinde geliştirilmesinin hem Türkiye’nin sınır güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından önemlidir. Ancak şeffaflık, adalet ve toplumsal katılımın, kalıcı barışın anahtarı olduğunu belirtmeliyim. Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve tüm kimliklerin kardeşlik çatısı altında eşit ve özgür bireyler olarak yaşaması gerekir. Ancak bu şekilde güçlü, demokratik ve gerçek anlamda barış içinde bir Türkiye inşa edebiliriz” yorumunu yaptı.

    PİRHA/MALATYA

  • Malatya’da siyanürlü altın aramaya tepki: Yaşam alanlarımız altından daha değerlidir!

    Malatya’da siyanürlü altın aramaya tepki: Yaşam alanlarımız altından daha değerlidir!

    PİRHA-Malatya’daki siyanürlü altın arama çalışmalarına Hekimhan Köylü Köyü Derneği Başkanı Erhan Demirton, tepki gösterdi. Demirton, “Bizim köylerimizi, bahçelerimizi, tarlalarımızı, suyumuza hayat veren dağlarımızı yok edemezsiniz. Çekin kirli ellerinizi köylerimizden ve defolup gidin!” dedi.

    Malatya’nın Hekimhan ilçesindeki Karagüney’den başlayarak Obuz, Köylü köyü, Başkınık ve Hasançelebi mahallelerini kapsayan siyanürlü altın arama çalışmalarına Hekimhan Köylü Köyü Sosyal Dayanışma Kültür Derneği Başkanı Erhan Demirton ve yönetim kurulu üyeleri tepki gösterdi.

    “BİZİM KÖYÜMÜZ DEDELERİMİZİN YILLARCA EMEK VERDİĞİ TOPRAKLARDIR”

    Hekimhan Köylü Köyü Sosyal Dayanışma Kültür Derneği Başkanı Erhan Demirton, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Malatya Hekimhan Karagüney Mahallesi’nden başlayarak Obuz, Köylü köyü, Başkınık ve Hasançelebi mahallelerini kapsayan siyanürlü altın arama çalışmalarına karşı hep birlikte haykırıyoruz. Yaşam alanlarımız altından daha değerlidir! Bizim köyümüz, dedelerimizin, ninelerimizin yıllarca emek verdiği, alın teriyle suladığı, tohumunu kendi elleriyle serptiği topraklardır. Bu topraklarda kayısı ağaçlarımız kök salmış, bağlarımız, bahçelerimiz, derelerimiz ve hayvanlarımızla iç içe, üretim ve paylaşım üzerine kurulu bir yaşam sürdürülmüştür. Kayısılarımız dünyanın dört bir yanına gönderilmiş, sofralara bereket olmuş, memleketimizin adıyla özdeşleşmiştir. Bizim için kayısı sadece bir meyve değil; alın terinin, sabrın ve doğayla uyum içinde yaşamanın sembolüdür” dedi.

    “KÖYÜMÜZÜN KARINCASI BİLE ALTIN MADENİNDEN DAHA KIYMETLİDİR”

    Saya Madencilik ve işbirlikçilerinin köylüleri kandırmaya çalıştığını belirten Demirton, “Saya Madencilik’in ve onun işbirlikçilerinin “çevre kalkınacak, iş imkânı doğacak” masallarıyla köylülerimizi kandırmaya çalıştığını biliyoruz. Oysa biz şunu çok iyi biliyoruz siyanürlü altın arama demek zehirli atıkların toprağımıza, su kaynaklarımıza ve havamıza karışması demektir. Birkaç yıllık sahte ekonomik kazanç uğruna yüzlerce yıl temiz kalması gereken topraklarımız yok edilecek, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği çalınacaktır.

    Bizler doğamızla, kuşlarımızla, arılarımızla, böceklerimizle, dağlarımızın serin rüzgârıyla, derelerimizin berrak suyuyla yaşamak istiyoruz. Bizim için köyümüzün karıncası bile altın madeninden daha kıymetlidir. Kayısımızın sarısı, toprağımızın bereketi, havamızın temizliği, çocuklarımızın sağlığı hiçbir altın külçesiyle ölçülemez. Doğamızdan, suyumuzdan, ekmeğimizden, sağlığımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Atalarımızdan emanet aldığımız bu toprakları çocuklarımıza temiz bir şekilde bırakmak en büyük sorumluluğumuzdur. Bizim köylerimizi, bahçelerimizi, tarlalarımızı, suyumuza hayat veren dağlarımızı yok edemezsiniz. Çekin kirli ellerinizi köylerimizden ve defolup gidin!” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

  • Ören Mahallesi’nde çöp tepkisi: Akçadağ Belediyesi ihmal mi ediyor, ayrım mı yapıyor?

    Ören Mahallesi’nde çöp tepkisi: Akçadağ Belediyesi ihmal mi ediyor, ayrım mı yapıyor?

    PİRHA- Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Ören Mahallesi sakinleri, bir haftadır mahallede çöplerin toplanmadığını belirterek belediyeye tepki gösterdi. Mahalle sakinlerinden Mazlum Köse, yaşanan durumu sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla gündeme taşıdı.

    Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Ören Mahallesi’nde çöplerin toplanmaması tepkiye yol açtı. Ören Mahallesi genelindeki çöplerin düzenli olarak toplanmadığını savunan vatandaşlar, “Ören Mahallesinde ayrım mı yapılıyor’” diye sordu.

    Çöp yığınlarının yarattığı kötü koku ve görüntü kirliliğine dikkat çeken mahalleli, özellikle sıcak havalarda hijyen sorunlarının arttığını ve bu durumun halk sağlığını tehdit ettiğini vurgulandı.

    Mahalle sakinlerinden Mazlum Köse, yaşanan duruma tepki göstererek, “Fotoğraflarda görülenler Ören Mahallesi’nin çarşı merkezi. Birinci kare ise hijyenin en üst seviyede olması gereken ekmek fırınının hemen önü. Mahalle araları bundan da beter durumda. Akçadağ Belediyesi her platformda hizmette ayrım yapmadığını ifade ediyor. O zaman soruyoruz: İlçe merkezine en yakın ve ulaşımı en kolay mahallelerden biri olan Ören’de çöpler neden bir haftadır alınmıyor? Bu bir ihmal mi, yoksa hizmette ayrımcılık mı?” diye sordu.

    Yurttaşlar, Akçadağ Belediye Başkanı’na seslenerek, hizmet rezaletine son verilmesini ve mahallelerine gereken önemin gösterilmesini talep etti. Belediye yetkililerinden ise konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Malatya’da iki kadın cinayeti: Sessiz kalmayacağız, alışmayacağız!- VİDEO

    Malatya’da iki kadın cinayeti: Sessiz kalmayacağız, alışmayacağız!- VİDEO

    PİRHA- Malatya’da bir hafta içerisinde iki kadının erkekler tarafından katledilmesine karşı bir araya gelen Malatya Demokratik Kadın Platformu, “Şiddetin, cinayetlerin temelinde eşitsizliği, kadını ikinci plana iten zihniyet ve erkek egemen devlet politikalar var. Bu cinayetlerin failleri kadar, kadınları korumayanlar da sorumludur. Bu alışıp sessiz kalmayacağız” dedi.

    Malatya’da bir hafta içinde iki kadın erkekler tarafından katledildi. İlk cinayet, Samanköy Konteyner Kent’te meydana geldi; bir kadın, yaşam mücadelesi verirken bir erkek tarafından katledildi. Bir hafta sonra, Hekimhan ilçesinde boşandığı erkek tarafından silahla vurularak öldürülen başka bir kadın daha hayatını kaybetti.

    “KADIN CİNAYETLERİ SİSTEMATİKLEŞTİ”

    Malatya Demokratik Kadın Platformu, kadın cinayetlerini protesto etmek için bir araya geldi. “Artık ölmek istemiyoruz, adalet istiyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Kadın, yaşam, özgürlük” ve “Kadın cinayetleri politiktir” sloganları atıldı.

    Platform tarafından yapılan basın açıklamasında bu cinayetlerin rastlantısal olmadığını, aksine toplumsal ve sistematik bir sorunun parçası olduğunu belirtildi. Kadın cinayetlerinin bireysel ve münferit değil, sistematik olduğu vurgulandı.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI: KADINLARI KORUYUN

    Platform tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Daha bir hafta önce, Samanköy Konteyner Kent’te, bir kadın, bir erkek tarafından katledildi. Depremzede ve zor koşullarda yaşam mücadelesi veren bir kadın; yerinden edilmişliğin, güvencesizliğin ve şiddetin ortasında yaşam hakkından edildi. Şimdi ise, Hekimhan ilçesinde, bir kadın daha boşandığı erkek tarafından silahla vurularak öldürüldü. Şiddetin, istismarın, cinayetlerin temelinde yatan şey sadece bireysel nefret ya da öfke değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadını ikinci plana iten zihniyet ve erkek egemen devlet politikalarıdır.

    Soruyoruz; Samanköy’deki ve Hekimhan’daki kadınlar neden korunamadı? Koruma kararları neden etkili uygulanmıyor?

    O zaman hatırlatalım; 6284 Sayılı Kanun etkin şekilde uygulansaydı, bu kadınlar bugün hayatta olabilirdi. İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı, şiddetin önlenmesi için devlet yükümlülük altındaydı. Türkiye’nin hâlâ onaylamadığı ILO 190 sözleşmesi, iş yerinde ve kamusal alanda şiddete karşı kadınları korumak için hayati öneme sahiptir.

    Bu ülkede kadın olmak her gün ölümle burun buruna yaşamak demek. Ama biz alışmıyoruz, susmuyoruz, susmayacağız! Bu cinayetlerin failleri kadar, onları durdurmayanları da kadın arkadaşlarımızı korumayanları da sorumlu tutuyoruz.”

    PİRHA/ MALATYA

  • Doğanşehir Hudut Köyü Kalecik Mahallesi’nde su krizi büyüyor-VİDEO

    Doğanşehir Hudut Köyü Kalecik Mahallesi’nde su krizi büyüyor-VİDEO

    PİRHA- 1973 yılından bu yana su sıkıntısıyla mücadele eden Doğanşehir Hudut Köyü Kalecik Mahallesi sakinleri, yıllardır geçici çözümlerle idare etmek zorunda kalıyor.

    Mahalle sakini Arif Ordu’nun verdiği bilgilere göre, geçmişte ana kaynaktan köye geçici borularla su taşındı, ancak Malatya Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (MASKİ) devredilmesinin ardından köye su saatleri takıldı, bir de su deposu yapıldı.

    “İÇME SUYU TEMİZ DEĞİL”

    Arif Ordu, yapılan su deposunun, suyun akarak yenilenmesini engelleyip, suyu depoda beklettiği için ciddi kirlilik ve kötü kokuya sebep olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

    “Mahalleli yıllardır bu duruma çözüm beklerken, deprem sonrası mevcut su kaynaklarının da çekilmesiyle, 2000 metre uzaklıktaki başka bir kaynaktan geçici borularla su getirildi. MASKİ yetkilileri, hattın orman sahasından geçtiği için su borularının yer altına alınamayacağını belirtiyor. Ancak bu yeni su kaynağı da temiz değil.”

    Köy halkı içme suyu olarak bu suyu kullanamıyor, çoğu haneler hazır suya mahkum kalıyor. Üstelik sağlıksız suya rağmen düzenli su faturaları da mahalleye gönderiliyor. Bu nedenle bazı yurttaşlar “İçmediğimiz suyun parasını ödemeyiz” diyerek faturaları ödememeye başladı.

    KÖYLÜLER KALICI ÇÖZÜM BEKLİYOR

    Özellikle su deposunun içinde oluşan mil ve kirlilik nedeniyle köyde pek çok kişi sağlık problemleriyle karşı karşıya kaldı. Mahalle sakinleri artık geçici değil, kalıcı çözüm bekliyor.

    Köylüler adına konuşan Arif Ordu, yetkililere şu çağrıda bulundu:
    “Yıllardır köyümüz bu çileyi çekiyor. Depremden sonra durum daha da kötüleşti. Ne MASKİ’den ne başka bir yerden kalıcı bir çözüm göremedik. Hem içemediğimiz suya fatura ödüyoruz, hem sağlık sorunu yaşıyoruz. Artık bir an önce kalıcı ve sağlıklı su hattı yapılmasını istiyoruz.”

    PİRHA/MALATYA

  • Malatya’da iki çocuğun ölümüne neden olan traktör kazasında 3. duruşma görüldü-VİDEO

    Malatya’da iki çocuğun ölümüne neden olan traktör kazasında 3. duruşma görüldü-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da 11 yaşındaki bir çocuğun kullandığı traktörün iki kardeşe çarpması sonucu açılan davanın üçüncü duruşmasında tutuklu sanık Basri Ayaz’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma sonrası yapılan basın açıklamasında, çocuklara yönelik ihmallere karşı cezai ve eğitici önlemler alınması yönünde çağrı yapıldı.

    24 Temmuz’da Malatya’nın Akçadağ ilçesinde 11 yaşındaki çocuğun kullandığı traktörün 11 yaşındaki Zelal ve 7 yaşındaki Ada Yıldırım kardeşlere çarpması sonucu açılan davanın üçüncü duruşması yapıldı.

    Yıldırım kardeşlerin ölümüne neden olan traktörü süren 11 yaşındaki K.A ile polis olan babası Basri A. ve annesi Pınar A. hakkında “birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep verecek şekilde taksirle öldürme” suçundan açılan dava duruşması kimlik tespitiyle başladı.

    Duruşmaya, katledilen Zelal ve Ada Yıldırım kardeşlerin ailesi, akrabaları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili Kemal Bülbül, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Meletî Şubesi ve çok sayıda yurttaş katıldı. Ayrıca tutuklu sanık Basri A. ve sanık avukatları duruşmada hazır edilirken, K.A. ve annesi Pınar A. duruşmaya katılmadı.

    Yıldırım ailesi avukatlarının savunmaları ardından sanık Basri. A.’nın avukatı, ailenin yüzde yüz kusurlu olduğu trafik bilirkişi raporuna itiraz etti.

    Mahkeme heyeti, Basri A.’nın tutukluluğunun devamına karar verirken, bilirkişi raporuna yapılan itirazı da reddetti. Heyet bir sonraki duruşmayı 18 Temmuz’a erteledi.

    Duruşma sonrası yapılan açıklamaya Yıldırım ailesinin yakınları, Eğitim Sen Malatya şube üyeleri, PSAKD Ören Şubesi ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

    Yapılan açıklamada, “Henüz 11 yaşında bir çocuğun traktör kullanmasına göz yuman ebeveynler yüzünden bugün eğitim hayatına devam edebilecek 2 yavrumuz hayattan koparılmış, iki yavrumuz ise ağır şekilde yaralanmıştır. Son bilirkişi raporunun gerçeklikten uzak bir şekilde hazırlandığını üzülerek gördük ve bu rapora itiraz ettik. Oyun alanlarında olması gereken çocuklara traktör sürdürülmesi, ellerine ateşli silah verilmesi, atölyelerde ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaları suç olarak görülmelidir. Bu gibi olayların bir daha yaşanmaması için bir dizi eğitici ve cezai tedbirler alınmalıdır” denildi.

    PİRHA/ MALATYA