PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi İkizce Mahallesi’nde TOKİ tarafından yapımına başlanan Cemevi, kültür merkezi ve spor tesisinin temelinin tahrip edilmesini Meclis gündemine taşıyarak, “Devletin kontrolünde ve TOKİ sorumluluğunda olan bir inşaat sahasına zarar verilmesine neden engel olunmamıştır?” diye soru.
Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı İkizce Mahallesi’nde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımına başlanan Cemevi, kültür merkezi, dernek binası ve spor tesisi projelerinin temelinin tahrip edilmesi Meclis gündemine taşındı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle verilen soru önergesind yaşanan tahribatın inanç özgürlüğü açısından Cemevi gibi önemli bir mekâna yönelik bir müdahale anlamı taşıdığı ve kamusal kaynaklarla başlayan bir projenin keyfi müdahalelerle kesintiye uğraması bakımından ciddi bir idari zaafiyet göstermekte olduğu vurgulandı.
“GÜVENLİK VE MÜLKİYET ÖNLEMLERİNİN ALINMADIĞI BELİRTİLMEKTE”
DEM Parti Milletvekili Celal Fırat’ın verdiği soru önergesi şöyle:
“Malatya/Yeşilyurt ilçesi İkizce Mahallesi’nde, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından Haçova Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği ile Ataköy Spor Kulübü’nün de faydalanacağı şekilde yapımına başlanan Cemevi, kültür merkezi, dernek binası ve spor tesisi projelerinin temelinin, daha önce aynı araziyi Milli Emlak’tan kiraladığı iddia edilen şahıs ya da şahıslarca tahrip edildiği kamuoyuna yansımıştır.
Dernek yetkilileri, bu projenin bakanlık nezdinde verilen sözler üzerine başlatıldığını, temel kazısı ve grobeton dökümü işlemleri tamamlanmışken, bir gece vakti tesise zarar verildiğini ve kamu zararının oluştuğunu ifade etmektedir. Yerel yöneticiler ise TOKİ ve Çevre Şehircilik yetkililerini önceden uyardıklarını, ancak buna rağmen gerekli güvenlik ve mülkiyet önlemlerinin alınmadığını belirtmektedir.
Bu durum, hem inanç özgürlüğü açısından Cemevi gibi önemli bir mekâna yönelik bir müdahale anlamı taşımakta, hem de kamusal kaynaklarla başlayan bir projenin keyfi müdahalelerle kesintiye uğraması bakımından ciddi bir idari zaafiyet göstermektedir.
“TAHRİBATI GERÇEKLEŞTİREN KİŞİLER HAKKINDA HERHANGİ BİR ADLİ İŞLEM BAŞLATILMIŞ MIDIR”
1- Malatya/Yeşilyurt İlçesi İkizce Mahallesinde TOKİ tarafından başlatılan Cemevi, kültür merkezi ve spor tesisi projelerinin hukuki ve idari durumu nedir?
2- Bahse konu alanın halen bir ya da birden fazla kişi tarafından Milli Emlak’tan kiralandığı doğru mudur?
3- Devletin kontrolünde ve TOKİ sorumluluğunda olan bir inşaat sahasına zarar verilmesine neden engel olunmamıştır?
4- Söz konusu tahribatı gerçekleştirdiği iddia edilen kişi ya da kişiler hakkında herhangi bir adli veya idari işlem başlatılmış mıdır?
Bu olay, Alevi yurttaşların inanç mekânlarına yönelik kamu desteği sürecinin keyfi biçimde engellenmesi demektir. Haçova Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği ile Ataköy Spor Kulübü’nün bu tesisi kullanmasına dair verilen sözlerin yerine getirilmesi için Bakanlık olarak müdahil olmayacak mısınız?”
PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Malatya’nın Pütürge ilçesinde uzun süredir sürdürülen Profolit madenciliği faaliyetleri hakkında TBMM’ye soru önergesi verdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Malatya’nın Pütürge ilçesinde uzun süredir sürdürülen Profolit madenciliği faaliyetleri hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi.
“İNSAN VE HAYVAN SAĞLIĞI ÜZERİNDE CİDDİ TEHDİTLERE NEDEN OLMAKTADIR”
Profolit madenciliğinin geniş bir bölgede çevresel, tarımsal ve toplumsal dengeleri geri dönülmez şekilde tahrip ettiğini belirten Celal Fırat, ”57 sahada yürütülen madencilik faaliyetleri; doğa tahribatına, tarım ve hayvancılıkta gelir kaybına, insan ve hayvan sağlığı üzerinde ciddi tehditlere neden olmaktadır. Bilimsel çalışmalar, çıkarılan madenin içerdiği kimyasalların çevre ve canlı yaşamı üzerinde toksik etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Buna rağmen, ilgili şirketlerin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecine tabi tutulmadığı, Anayasa’nın 56. maddesi ve çevre mevzuatına rağmen denetim ve yaptırım mekanizmalarının işletilmediği iddia edilmektedir. Doğayı, halk sağlığını ve ekonomik yaşamı tehdit eden bu faaliyetler karşısında yetkili makamların sessizliği, kamu vicdanını derinden yaralamaktadır” dedi.
“PÜTÜRGE’DE PROFOLİT MADENCİLİĞİ İLE İLGİLİ KAÇ BAŞVURU OLMUŞTUR”
Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması için şu soruları sordu:
-Malatya/Pütürge ilçesi ve çevresinde halen faal olan Profolit madeni sahaları hangi tarihlerde ruhsat verilmiştir?
-Bu maden sahalarının hangileri hakkında ÇED süreci işletilmiş, hangileri muaf tutulmuştur? ÇED alınmadan faaliyet sürdüren sahalara ilişkin herhangi bir işlem yapılmış mıdır?
-Madencilik faaliyetleri sonucu ortaya çıkan toz, atık ve kimyasal bileşenlerin halk sağlığı ve tarımsal üretim üzerindeki etki analizi Bakanlığınız tarafından yapılmış mıdır?
-Malatya/Pütürge’de Profolit madenciliği ile ilgili Bakanlığa kaç başvuru olmuştur? Başvuru olmuşlar ise bunlar hakkında ne gibi bir işlem yürütülmüştür?
-Maden ocakları nedeniyle zarar gören Mahalle/Köy yolları ve altyapının onarımına ilişkin herhangi çalışma yapılacak mıdır?
-Bölgedeki arıcılık, hayvancılık ve kayısı üretimi gibi ekonomik faaliyetlerde yaşanan zararlar tespit edilmiş midir? Üreticilere bir destek programı uygulanmakta mıdır?
-Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca, bölge halkının sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının korunması için Bakanlığınız ne gibi adımlar atacaktır?
PİRHA – Yeşilyurt İlçesi İkizce Mahallesi’nde, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımına başlanan Cemevi ve kültür merkezi temeli tahrip edildi. Söz konusu eylemi, araziyi daha önce Milli Emlak’tan kiralayan kişi veya kişiler tarafından yapıldığı iddia edildi.
Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi İkizce Mahallesi’nde, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımına başlanan Cemevi ve kültür merkezi, dernek binası, spor kulübü tesisi inşaatına zarar verildi. Bölge halkı, araziyi daha önce Milli Emlak’tan kiralayan kişiler tarafından söz konusu eylemin yapıldığı iddia edildi.
“PROJELERİMİZE DEVAM EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”
Malatya Haçova Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Öztorun, İkizce Mahallesi’nde yaşanan kamulaştırma sonrası devlet yetkililerinden cemevi, dernek binası ve Ataköyspor kulübüne yer istediklerini, devlet yetkililerinin de bu alanda üç yer verdiğini belirtti. Öztorun, “Bu alanda toplam kiralanan alan 126 dönüm bir yer. Bizim de projemiz burada 46 dönüme tek kabul eden bir yer var. Şu an kendi kiraladığı yerde kiracısını çıkartamaz duruma gelmiş devlet. Kiracısı gelmiş, temeli bu hale sokmuş. Burada bir kamuya zarar verilmiş. Biz, cemevimizin, dernek binamızın, Ataköy Spor Kulübü’müzün bu alanda olmasını ve kiralanmanın tamamen iptal edilmesini istiyoruz. Çünkü kiralanma sebebi; 5-6 yıl önce burası bir köy gibiydi, şimdi bir belde, ilçe oldu burası. Bu alanda hayvancılık falan yapılamaz duruma geldi. Bu sebepten dolayı buranın tamamen kiralanmasının iptal edilip bizim projelerimize bir an önce devam edilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
“DEVLET NİYE YAPTI, NİYE YIKTI?”
İkizce Mahallesi Muhtarı Mehmet Tanrıverdi, yer konusunda TOKİ yetkililerini daha önceden uyardıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Adamlar resmen bize dedi ki ‘Biz kocaman Gezer’i aldık, sen kalkmışsın bir şeyler kiradan bahsediyorsun’. Bir çivi çakmamış, bir kazık çivi çakmamış. Kiralanmış. ‘Tapu bizde’ dediler. Belki 10 sefer buraya geldiler. Daha sonra geldiler, temeli eştiler, betonu döktüler. Burayı kiralayan arkadaş gelip tahrip etmiş. Resmi olarak yazılı başvuru yapmadık ama bu durumla ilgili TOKİ’deki sorumlu arkadaşların haberleri var, karakolun haberi var. Ondan sonra TOKİ yetkilisine ulaştım, durumu anlattım. Dedi ki; ‘işte burası kiralanmış’. Biz daha önce size söylemiştik, kiralanmış olduğunu dedim. Yetkili, ‘Geleceğiz, başka bir yer yapacağız’ dedi. Şimdi ben soruyorum: Devlet niye yaptı, niye yıktı? Veya yıkılan yere neden sahip çıkmıyor.”
“TOKİ’NİN KONTROLÜNDE OLAN BİR TESİSE NASIL ZARAR VERİLİR?”
Yeşilyurt Belediye Meclis Üyesi Erol Erdal, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda yapılan toplantıda, Bakan Murat Kurum’un, tesislerin yapılacağı yönünde söz verdiğini ifade ederek, şunları söyledi:
“Bakan Bey, bu işte geri dönüş olmayacağını belirtti ve ‘ancak sizin köylü olarak, Haçovalılar toplumu olarak bizden istediğiniz bir şey varsa ben onu size yapayım. Mağduriyetinizi gideremeyiz ama kısmen de olsa sizin bu mağduriyetinizi gidermek adına size yardımcı olmak istiyorum’ demişti. O dönemde giden komisyon, burada toplum adına kültür merkezi, spor kulübüne ait bir spor kompleksi ve dernek için bir tane bina talep etmişlerdi. Bir ay önce buranın temel kazısı yapıldı, grobetonu döküldü. Cuma günü biz de incelediğimizde temel grobetonu ve izolasyon işleri tamamlanmıştı. Ama gördüğümüz noktada nasıl olduysa, burası TOKİ’nin yetkisindeyken, Çevre Şehircilik Bakanı Bey’in talimatıyla burası yapılmışken, dün birileri gelip bu tesisin temeline zarar veriyor, yıkıyor.”
PİRHA-Malatya’da etkili olan şiddetli yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Tecde Mahallesi’nde, bir yurttaş sele kapılırken mahalle sakinlerinin müdahalesi ile kurtarıldı.
Yağışların en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olan Tecde Mahallesi’nde, vatandaşlardan Ömer Durdu, evinin kapısında sele kapıldı. Durdu, mahalle sakinlerinin hızlı müdahalesi sayesinde son anda kurtarıldı.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre, ani bastıran sağanak yağmurla birlikte oluşan sel suları kısa sürede sokakları adeta dereye çevirdi. Bu esnada evinden çıkmaya çalışan Ömer Durdu, kapısının önünde biriken suya kapılarak sürüklendi. Olayı fark eden komşuları, büyük çaba sarf ederek Durdu’yu sudan çıkarmayı başardı.
Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Durdu’nun sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti. Mahalle sakinleri ise yetkililerden altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve benzer olayların yaşanmaması için acil önlem alınmasını talep etti.
Meteoroloji yetkilileri, bölgede yağışların önümüzdeki günlerde de sürebileceği uyarısında bulundu.
PİRHA- Diaspora’da uzun yıllardır kültürlerini ve inançlarını korumak için kurumsallaşan yöre derneklerinden olan ve Britanya’da faaliyet yürüten Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği yoğun katılımla yeni dernek binasının açılışını yaptı.
1950’li yıllarla birlikte başta Avrupa olmak üzere dünyanın bir çok ükesine gitmeye başlayan Alevi toplumu, inanç ve kültürlerini korumak ve yaşamak için kurumlaşmaya başladı. Zorunlu göçün yoğun olduğu 70’li yıllarla birlikte sayıları giderek artan Alevi toplumu bir biri ardına yöre dernekleri ve cemevi kurmaya başladı.
Kuzey Londra’nın Enfield bölgesinde son olarak Malatya Kürecikliler bir araya gelerek kurduğu, Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği yeni binasının açılışını yaptı.
Açılışa Londra’da faliyetlerini yürüten köy ve yöre dernekleri, Alxas Kom Eş Başkanları Ayfer Köker Duman ve İsmail Karagöz, Dersim Der Başkanı Hasan Dolu, Kırkısraklılar Derneği Başkanı Ali Demir, Sosyalist Kadınlar Birliği Sözcüsü Bedriye Avcıl, İAKM ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal, Enfield ve Haringey Belediyesinde İşçi Partisi’nde encümen üyeliği yapan Eylem Yörük, Erdal Doğan ve Enfield Belediye Başkanı Ergin Erbil, Enfield Belediyesi önceki dönem başkanı Sabri Özaydın katıldı. Yurt dışında bir çok kurum mesajlarıyla açılışa destek verirken, İstanbul Ak-El ve Avrupa Kürecikliler İnisiyatifi birer mesaj gönderdi.
Açılış konuşmasını Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği Eş Başkanı Timur Şaşmaz yaptı. Şaşmaz, açılışa katılan ve destek veren kurum yöneticileri ve yurttaşlara teşekkür ederken, açılışın önemine dikkat çekti.
Enfield Belediye Başkanı Ergin Erbil, Enfield Belediyesi önceki dönem başkanı Sabri Özaydın, Alxas Kom Eş Başkanı İsmail Karagöz de kısa bir konuşma yaptı.
Haringey Belediye Başkanı Ahmed Mahbub Kürtce Türkçe ve İngilizce selamlama yaptı toplumların bu kurumların catısının altında bir arada olmasının çok önemli olduğuna değindi ve en iyi arkadaşlarının Kürtlerden olduğunu söyleyerken, Encümen üyesi Nicki Adeleke de, dayanışma mesajını iletti.
PİRHA- Malatya’da özellikle Alevi köylerinde yapılmaya hazırlanan maden ocaklarına tepki gösteren Malatya Çevre Platformu Koordinasyon Üyesi Yoldaş Mustafa Ceylan, “Vahşi maden projeleri son yıllarda artarak devam ediyor. Özellikle Hekimhan bölgesinde yapılacak olan altın madenciliğine karşı Hekimhan halkından, özellikle Alevi toplumundan bizimle beraber hareket etmelerini istiyoruz” dedi.
Malatya Çevre Platformu Koordinasyon üyesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği MYK üyesi Yoldaş Mustafa Ceylan, Malatya’da özellikle Alevi köylerinde yapılmaya hazırlanan maden ocaklarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ÖRNEĞİNİ İLİÇ’TEKİ KATLİAMLA YAŞADIK”
Türkiye’nin dört bir yanında vahşi maden projeleri ile baş başa olduğunun altını çizen Yoldaş Mustafa Ceylan, “Özellikle özel statülü maden alanlarının gündeme gelmesiyle bu durum daha da arttı. Bundan birkaç yıl önce Cumhurbaşkanlığı tarafından özel statülü maden alanları gösterilen illerimiz var. Bunlar Malatya, Dersim, Erzincan, Adıyaman, Maraş, Sivas gibi iller. Bu bölgelerde özellikle vahşi maden projeleri son yıllarda artarak devam ediyor. Bunların en büyük örneğini zaten İliç’te yaşadık, gördük” dedi.
“DOĞAMIZ KATLEDİLİYOR”
Malatya bölgesinde 1000’in üzerinde proje olduğuna vurgu yapan Ceylan, “Demir, bakır, çimento aklınıza ne gelebilirse. Bana soruyorlar ‘hangi madenler çıkarılıyor?’ diye Ben diyorum ki, ‘tenekeden altına kadar her şey aranıyor.’
Tenekeden altına kadar ne bulunursa dağ, taş yerinden oynatılıyor, doğamız katlediliyor. Bugün gelinen süreçte Hekimhan’ın birçok köyünde altın madeni araması adı altında yine bir vahşi maden projesi ortaya çıktı. Biz bunu da 3 yıl önce dillendirdik. Bize gelen bilgiler ve dosyalarla yöre halkını da uyarmıştık. Altın madenin olması ile alakalı göletler hazırlanıyor. Bu göletlerin gideceği yerler tamamen Karakaya Barajı’na, Keban Barajı’na, Karakaya’dan aşıp Adıyaman, Şanlıurfa hatta Suriye sınırına kadar gidebilecek bir kapasiteye sahip. Burada da siyanür ve sülfürik asit kullanılacak” diye konuştu.
“KÖYLERİMİZ TAMAMEN YERLE BİR EDİLECEK”
Maden ocağı projelerin ile bölgenin inanç merkezlerinin de zarar göreceğini belirten Yoldaş Mustafa Ceylan, şunları söyledi:
“Bölgenin Alevi Kızılbaş inancından olmasından kaynaklı orada bulunan ziyaretler, kültürel miraslar da yok edilecek. Yama dağında bulunan endemik bitkiler, çeşitli börtü, böcek, çiçek, bitki yerle bir edilecek. Bunun dışında akarsularımız, içme sularımız, tarım alanlarımız, hayvancılığın yapıldığı bölgeler tamamen yerle bir edilecek.
Köylerimiz ister istemez bu projenin çok yakınında. Her bir köy bu projenin 1 km, 3 km önünde, arkasında. Bölgede yapılan altın madenin göletleri, tamamen akarsulara karışıyor. 100 km kadar bir derin vadiden giden suların tamamen kayısı bahçelerini, bostanları, diğer tarım ürünlerini tamamen zehirleyeceği kesin. Akarsuyun yolu aşağılarda bulunan il, ilçe, köyleri, kasabaları geçiyor. Akarsuyun gittiği yerde balıkçılar var, bu durum onları da çok etkiliyor.”
“SU KİRLİLİĞİ, HAVA KİRLİLİĞİ, TOPRAK EROZYONU GİBİ BİRÇOK SORUNLA KARŞILAŞMIŞ OLACAĞIZ”
Kullanılacak olan siyanür nedeniyle hayvanların da olumsuz etkileneceğini söyleyen Ceylan, “Bu siyanürler de gaz ve tuz olarak ikiye ayrılıyor. Gaz hali solunum yoluyla, tuz hali de ağız yoluyla geçiyor. Hayvanların orada beslenmesi, o akarsudan içmesi ya da altın madeninin siyanürlü havuzlarından, göletlerinden su içmesiyle kuşların 3-5 dakika içinde nasıl yok olduğunu İliç örneğinde de yaşadık. Bunun dışında da su kirliliği, hava kirliliği, toprak erozyonu gibi birçok sorunla karşılaşmış olacağız” dedi.
“HALKIMIZIN DUYARLI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM”
Maden şirketlerinin oradaki insanlarla, özellikle muhtarlarla beraber birlikte yol almasını eleştiren Yoldaş Mustafa Ceylan şunları kaydetti:
“İnsanlara iş, köy evi yaptırma, okul yaptırma, yolları açma gibi birçok vaatte bulunuyorlar. Böyle de kendi aralarındaki diyaloğu sağlamış oluyorlar.
Daha sonra da zaten bölgedeki arazileri, akarsuları, diğer hayvancılık yapılan meraları ağır ağır satın alıyorlar ya da devletle kurdukları bağ ile beraber oraya el koyuyorlar. Köylü sattığı yerin daha sonra bize neye mal olacağını bilmiyor. Diyelim tarlayı satıyorsun ama 3 yıl sonra o tarlayla kalmıyor, artık maden senin yaşam alanını iyice daraltmaya, sağlığını daha zora sokmaya başlıyor o zaman da iş işten geçmiş oluyor. Bu anlamda da halkımızın, toplumumuzun duyarlı olmasını, uyanık olmasını temenni ediyorum.”
“KÜLTÜREL MİRASIMIZ, ZİYARETLERİMİZ, GEÇMİŞİMİZ TAMAMEN YOK OLACAK”
Malatya Çevre Platformu olarak 4-5 yıldır çevre mücadelesi, doğa mücadelesi verdiklerinin altını çizen Ceylan, şu ifadeleri kullanarak bölge haklını ve Alevi yurttaşları birlikte mücadeleye çağırdı:
“Türkiye’nin birçok yerinde de çevreci, doğa dostu dostlarımızla birlikte hareket ediyoruz. Birlikte eylemliklere katılıyoruz. Ekoloji Birliği ile, Munzur Çevre Derneği ile, diğer derneklerle, çevre örgütleriyle beraberiz.
Malatya bölgesinde birçok projeye karşı zaten eylemliklerimiz, etkinliklerimiz, duyurularımız, basın açıklamalarımız oldu. Bundan sonraki süreçte de özellikle Hekimhan bölgesinde yapılacak olan altın madenciliğine karşı halkımızı, toplumumuzu duyarlı hale getirebilecek eylemlikler, basın açıklamaları olacak ve hep birlikte mücadele edebileceğimiz alanları oluşturmak için de bir yol çizeceğiz.
Bu anlamda da Hekimhan halkından, özellikle Alevi toplumundan bizimle beraber hareket etmelerini istiyoruz. Çünkü oradaki yaşayan köylerin %90’ı Alevi köyü ve oradaki bütün kültürel mirasımız, ziyaretlerimiz, geçmişimiz tamamen yok olacaktır. Bu anlamda da oraları terk etmememiz gerekiyor.”
PİRHA- Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Dilek Mahallesi’nde yürütülen imar planı ve şüurlandırma çalışmaları mahalle halkının tepkisini çekiyor.
İstanbul Dilekliler Dernek Başkanı Halil Karadoğan ve mahalle sakinleri, Dilek Merkez’de düzenlenen kahvaltılı toplantıda basınla bir araya gelerek yaşanan mağduriyetleri kamuoyuna duyurdu.
Toplantının ardından bir açıklama yapan Dernek Başkanı Karadoğan, yaklaşık 20 gün önce yaptıkları ilk basın açıklamasını hatırlatarak, “MASKİ tarafından yürütülen lağım arıtma tesisiyle ilgili kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluştuğunu ifade etti. Karadoğan, “130 dönümlük arazinin neden istimlak edildiği konusunda net bir bilgi verilmedi. MASKİ’den detaylı bir açıklama alamadık, bu durum halk arasında kafa karışıklığı yaratıyor” dedi.
“İMAR PLANI VATANDAŞLARI KARŞI KARŞIYA GETİRİYOR”
Karadoğan, mevcut imar planında vatandaşların ciddi mağduriyetler yaşadığını belirterek, “Bir vatandaşın arsası imar yoluyla alınıyor, başka birine veriliyor. Üstelik bu kişinin arazisinde evi de mevcut. Bu tür uygulamalar köylüyü birbirine düşürür. Bu hataların bir an önce düzeltilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Planın kamu kurumları yerine özel bir şirket tarafından hazırlandığını vurgulayan Karadoğan, “Biz devletimize, belediyemize karşı değiliz ama hazırlanan bu plan büyük hatalar içeriyor. Bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz ve sürecin takipçisi olacağız” dedi.
“BU BİR ADALETSİZLİKTİR”
Mahalle halkından Mehmet Varol da yürütülen çalışmalarının büyük haksızlıklara yol açtığını ifade etti. Dilek’in Malatya’nın en eski belediyelerinden biri olduğunu hatırlatan Varol, “Bir parselde on ortak, yirmi kişilik aile çıkıyor. Ölen kişilerin mirasçıları bile pay sahibi sayılıyor. Bu işin içinden nasıl çıkılacak?” diyerek duruma tepki gösterdi.
Yetkililerle yapılan görüşmelerde tatmin edici yanıtlar alamadıklarını söyleyen Varol, “Bu bizim değil, uygulamanın adaletsizliğinden kaynaklanan bir sorun. Eğer birilerine yer verilecekse, hazine arazileri değerlendirilmeli” diye konuştu.
“DEDEMİZDEN KALAN YERİ BAŞKASINA VERDİLER”
Mahalle sakinlerinden Ülkü Gül ise yaşanan durumu İstanbul’da öğrendikten sonra Dilek’e döndüğünü belirterek, şunları söyledi:
“900 metrekarelik yerimiz vardı, 600 metrekaresi başkasına verilmiş. Bize sadece 300 metrekaresi kalmış. Beş kardeşiz, kişi başına 60 metrekare düşüyor. Dedemizden kalan yeri doğrudan başkasına vermişler, ortak dahi etmemişler.”
Gül, Yeşilyurt Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi’ne seslenerek, “Vicdanınız varsa bu planı iptal eder, yeniden gözden geçirirsiniz. Dilek halkının sesine kulak verin” şeklinde konuştu.
MAHALLE HALKI ÇÖZÜM BEKLİYOR
Dilek Mahallesi sakinleri, yapılan uygulamalardan kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi için yetkililerden acil adım atılmasını bekliyor. Halk, adaletin sağlanması ve imar planındaki hataların düzeltilmesi için kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam edeceklerini vurguluyor.
Uzun yıllar Avrupa’da sürgün yaşamı süren siyasetçi, yazar ve Alevi aktivist İrfan Dayıoğlu, kanser hastalığından dolayı 3 yıldır kemoterapi görüyordu.
16 Nisan’da Fransa’da Hakk’a yürüyen Araştırmacı-Yazar İrfan Dayıoğlu, Hacı Özgür Doğan Kültür Evi’nde yapılan Hakk’a uğurlama erkânının ardından Malatya’nın Akçadağ ilçesi, Kürecik Harunan (Harunuşağı) köyünde toprağa sırlandı.
Hakk’a uğurlama erkânını Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, yürütürken erkâna İrfan Dayıoğlu’nun ailesi, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Malatya’daki siyasi parti, demokratik kitle örgütleri, inanç kurumları ve derneklerin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“HERKESİN BİRLİKTE YAŞAMALARINI SAVUNDUK”
İrfan Dayıoğlu’nun eşi Nuray Dayıoğlu, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Herkesin inanç ve kimlik ayrımı olmadan birlikte yaşamalarını savunduk. Yurtdışına gittiğimiz günlerde de halkımızla bütünleşerek demokrasi, sosyalizm ve hak mücadelesi hep sürdü.”
“KENDİ TOPRAKLARINA 43 YIL HASRET KALMIŞ AMA UZAK DİYARLARDA MÜCADELESİNİ DEVAM ETTİRMİŞ”
Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Kendi topraklarına 43 yıl hasret kalmış ama uzak diyarlarda mücadelesini devam ettirmiş. Bu mücadele kolay bir mücadele değildir, gerektiğinde sevdiklerinden uzak kalarak verilen zorlu bir mücadeledir. Mücadele bugün de devam ediyor ve bugün de mücadelenin sorumlulukları omuzlarımızda” dedi.
“İRFAN DAYIOĞLU, BİZE BİRÇOK MİRAS BIRAKTI”
İrfan Dayıoğlu’nun gençlik yıllarında hak ve hakikat mücadelesinde yer almasının sebebi Kürecikli Kürt-Alevi olması olduğunu belirten DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Bu coğrafyada Kürtlerin dili yasak, Alevilerin ise inancı yasak. Bu nedenle yurtdışında da olsa hak, hakikat ve özgürlük mücadelesine devam etmiştir. İrfan Dayıoğlu, kendisini uğurlarken bile birçok şey öğreten ve miras bırakan birisiydi” diye konuştu.
Hakk’a uğurlama erkânında yapılan konuşmaların ardından Zakir Abuzer Aydın’ın okuduğu deyişlerle uğurlandı.
PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Malatya’da yaşanan zirai don sebebiyle kayısı üreticilerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için meclis araştırması açılmasını talep etti. Fırat, “Kar yağışı sonucu yaşanan zirai don, bölge ekonomisi ve üreticiler açısından büyük kayıplara yol açmış olup bölge acilen Afet Bölgesi ilan edilmelidir” diye belirtti.
Malatya’da 12 Nisan gecesi hava sıcaklığının sıfır derecenin altına düşüp kar yağması nedeniyle tarımsal ürünler zarar gördü. Zirai don sebebiyle kent genelindeki tüm kayısı ağaçları olumsuz etkilendi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına araştırma önergesi sunarak Malatya ilindeki kayısı üreticilerinin tarımsal zararlarının tespit edilmesini talep etti. Celal Fırat, kayısı üreticilerinin mağduriyetlerinin giderilmesi ve bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini de belirtti.
“BÖLGE ACİLEN AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMELİDİR”
Milletvekili Celal Fırat, Meclis Araştırma teklifinin ‘Gerekçe’ bölümünde şu ifadelere yer verdi:
“Son dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerinde ardı ardına yaşanan zirai don afeti tarım alanlarında ciddi hasar yaratmış durumdadır. Bazı bölgelerde gece hava sıcaklığının eksi 14-15’leri görmesi tarım alanlarında ciddi hasar yaratmıştır.
Malatya’da etkili olan kar yağışının ardından yaşanan zirai don milyonlarca kayısı ağacına zarar vermiştir. Dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 85’inin karşılandığı Malatya’da etkili olan kar yağışının ardından yaşanan zirai don, kent ekonomisinin de belkemiği olan kayısıyı vurmuştur. Malatya Ticaret Borsasının (MTB) açıklamasına göre yıllık 500 milyon dolar üzerinde gelir elde edilen kayısının tamamının kaybedildiği ifade edilmektedir.
Malatya ekonomisinin temel dayanaklarından biri olan kayısı üretiminin büyük oranda zarar görmesi hem üreticilerin geçim kaynaklarını hem de ülke ihracat gelirlerini tehdit etmektedir.
Malatya ilinde ani sıcaklık düşüşü ve kar yağışı sonucu yaşanan zirai don, bölge ekonomisi ve üreticiler açısından büyük kayıplara yol açmış olup bölge acilen Afet Bölgesi ilan edilmelidir.
Bu çerçevede, yaşanan afetin boyutlarının tam olarak belirlenmesi, mağdur üreticilerin desteklenmesi, bölgenin afet bölgesi ilan edilerek tarımsal sigorta, kredi borçları ve diğer mali yükümlülükler konusunda düzenlemeler yapılması ile benzer afetlerin etkilerini azaltacak önleyici tarım politikalarının geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurularak, Malatya’da meydana gelen zirai don afetinin etkilerinin araştırılması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi gerekmektedir.”
PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Maraş depremi sonrası inşa edilmeye başlanan afet konutlarındaki fiyat belirsizliğine dikkat çekti. Konut sahiplerinin, boş senetlere imza attıklarını belirten Milletvekili Fırat, konuya ilişkin soru önergesi hazırlayarak TBMM Başkanlığına iletti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 6-7 Şubat 2024 Maraş depremleri ile 24 Ocak 2020’de Malatya ve Elazığ’da yaşanan depremler ardından oluşan konut krizini gündeme getirdi.
Milletvekili Fırat, Maraş merkezli depremler sonrası afet konutları inşa edilmeye başlandığını ancak hak sahiplerinin boş senetlere imza attıklarını vurguladı. Fırat, depremzedelerin, konutların karşılığında TOKİ’ye ne kadar borçlandıklarını bilmediklerini aktardı.
YURTTAŞLAR, TOKİ’YE NE KADAR BORÇLANDIKLARINI BİLMİYOR!
Celal Fırat, konuya dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergesi sundu. DEM Partili Fırat, önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli meydana gelen depremler sonrası Urfa, Hatay, Malatya, Maraş, Adıyaman, Antep, Diyarbakır, Elâzığ, Osmaniye, Adana ve Kilis’te afet konutları inşa edilmeye başlanmış ve tamamlanan konutların hak sahiplerine teslimine devam edilmektedir. Ancak, hak sahiplerinin boş senetlere imza atarak anahtarlarını aldıkları konutların karşılığında TOKİ’ye ne kadar borçlandıklarını bilmedikleri için endişeli oldukları bilinmektedir. Fiyatların iki yıl sonra belirleneceğinin söylenmesi ise bu kaygıyı daha da artırmaktadır.
Bazı depremzedelerin evlerini kiraya vererek taksitlerini ödemeyi planladıklarını ancak 2 yıl boyunca kiraya vermeme yasağı konması depremzedeleri ayrıca zor duruma düşürmüştür.
Diğer taraftan, Elâzığ ve Malatya’da 24 Ocak 2020’de meydana gelen deprem sonrasında TOKİ tarafından yapılan konutlar için aylık alınan 1200 lira taksit miktarı 7 bin 500 liraya yükseltilmiştir.
Faturalarını bile ödeyemeyen deprem mağdurlarının bu artışı ödeyebilmesi mümkün değildir. 200 bin liraya aldıkları ev 1 milyon liraya çıkmıştır. Güya bu evler asgari ücretle çalışan, dar gelirli olan, engelli olan vatandaşlara yardım olsun diye verilmiştir. Bu evlerin yakıtı, aidatı, faturası derken şimdi 7500 TL’ye yükseltilen bu taksit miktarı Elâzığ depremzedelerini zor duruma düşürmüştür.”
“SORUMLULUĞUNU KİM ÜSTLENECEK?”
Milletvekili Celal Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:
“6 Şubat 2023 Maraş merkezli deprem sonrası yapılan konutların geri ödemesinin ne kadar olacağı neden açıklanmamaktadır? 2 yıl sonra belirlenecek fiyatların vatandaşı mağdur etmesinin sorumluluğunu kim üstlenecektir?
Deprem konutu teslim edilirken yapılan sözleşmede neden ödeme bedeli yer almamaktadır? 2 yıl sonra yüksek rakamlarla vatandaşı borçlandırmamamın bir garantisi var mıdır?
Deprem konutlarını kiraya vererek taksitlerini ödemeyi planlayan vatandaşlara 2 yıl boyunca kiraya vermeme yasağı konmasına neden gerek duyulmuştur?
2020 Elâzığ-Malatya depremi sonrasında TOKİ tarafından yapılan konutların 1200 lira olan taksit miktarının 7500 liraya yükseltilmesini asgari ücretle çalışan, dar gelirli olan, engelli olan vatandaşlar nasıl ödeyecektir?
Elâzığ-Malatya deprem konutlarının 7500 liraya çıkan taksitlerini ödeyemeyen vatandaşlara bankalardan icra gelmesi ve ‘Evleri boşaltın’ dendiği doğru mudur? Bu haksızlığın durdurulması için bir girişiminiz olacak mıdır?”
PİRHA – Malatya’nın Yeşilyurt İlçesine bağlı Dilek Mahallesine yapılması planlanan kanazilasyon arıtma tesisi, bölge halkında tepkiye neden oldu. Malatya Dilekliler Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Karadoğan, tesisin insan ve çevre sağlığına büyük zarar oluşturacağını söyledi.
Malatya’nın Yeşilyurt İlçesine bağlı Dilek Mahallesine yapılması planlanan kanalizasyon arıtma tesisi, bölge halkının tepkisine neden oldu. Söz konusu tesisin çevreye büyük zarar vereceğini düşünen bölge halkı, tarım arazilerinin de tehlike altında olduğuna işaret ediyor.
Dilek Mahallesi 6-7 Şubat depremi ardından büyük göç almış, bölgeye yerleşen çok sayıda yurttaş, tapulu arazilere yeni evler inşa etmişti. Mahalleye yapılacak artıma tesisinin merkeze yakın olması nedeniyle insanlarda büyük tepki oluştu.
BÖLGE HALKI TEDİRGİN!
Malatya Dilekliler Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Karadoğan, tesisin yapılacağı bölgeye giderek açıklama yaptı. Karadoğan, Dilek Mahallesinde yapılacak arıtma tesisinin sağlık açısından büyük tehlike oluşturacağını vurguladı. Mahalle halkının çok tedirgin olduğunu aktaran Karadoğan, proje yerinin yeniden gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.
“DAHA KIRSAL BİR BÖLGEYE YAPILMASINI TALEP EDİYORUZ!”
Ali Karadoğan, “Dilek halkı olarak bu yanlıştan dönülmesini ve tesisin daha kırsal bir bölgeye yapılmasını talep ediyoruz” diyerek şu konuşmayı yaptı:
“Merkeze yakın olması her konuda büyük sıkıntı. Tesis nedeniyle kokudan durulmaz. Dilek Mahallesi nüfus açısından Malatyamızın en büyük Mahallelerinden birisi. Mahalle sakinlerimizin, duyarlı tüm hemşerilerimizin mahallerine sahip çıkmalarını istiyoruz. Mahalle sakinlerimizin bu konuyla ilgili CİMER’e yazmalarını istiyoruz. Bizler arıtma tesisinin yapılmasına asla karşı değiliz. Bu yapılması gereken tesisin sadece Dilek Mahallesinden biraz uzak olması için taleplerimizi dile getiriyoruz.
Dilek Mahallesi geniş tarım topraklarına sahip, Malatya merkeze 13 km uzaklıkta, göç alan yoğun bir nüfusa sahip bir yerleşim yeri. Özellikle depremden sonra oluşan, çarpık yapılaşma, aşırı göç almasından dolayı içme suyu, kanalizasyon, eğitim, doğalgaz, toplu taşıma, elektrik, yol yapımı gibi onlarca sorunla mücadele ediyoruz. Mahallemize yapılacak tüm hizmetlerde bizler de destek olmaya her zaman hazırız.”
PİRHA-21 Mart 2017’de Diyarbakır Newroz’unda vurularak katledilen Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut, kardeşinin vurulduğu zamandan bugüne 8 yılın geçtiğini vurgulayarak, “Devlet cinayeti aydınlatmadı, aydınlatmak istemedi. Şu anda konuşulan barış sürecinin içinde adalet vurgusu var. Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor. Bir daha Uğurlar, Ceylanlar, Roboskiler yaşanmasın, bir daha bunlar olmasın” diyerek adaletin sağlanmasını istedi.
21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’daki Newroz Bayramı kutlamalarına katılmak üzere şehre gelen 23 yaşındaki Kemal Kurkut, kontrol noktasındaki barikatları geçtikten sonra polisin açtığı ateş sonucu katledildi. Diyarbakır Valiliği Kurkut’un canlı bomba olduğunu kamuoyuna servis etmişti.
Kurkut’un öldürülmesiyle ilgili Diyarbakır Valiliği tarafından yapılan açıklamada, “Şahıs, etkinliğin yapılacağı yöne doğru koşmaya başlamıştır. Şahıs, güvenlik güçlerinin tüm uyarılarına rağmen elindeki bıçağı atmamış ve alana doğru koşmaya devam etmiştir. Söz konusu şahsın canlı bomba olma ihtimali değerlendirildiğinden ve alanda bulunan katılımcıların can güvenliği göz önünde bulundurulduğundan dolayı, arama noktasında görevli güvenlik güçlerince müdahale edilmiştir. Meydana gelen olay sonrasında yaralanan ve etkinlik alanına çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılan şüpheli şahıs, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir” denilmişti.
FOTOĞRAFLAR GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARDI
Ancak kutlamayı takip etmek üzere alanda bulunan Gazeteci Abdurrahman Gök’ün, Kurkut’un vurulduğu ana ilişkin çektiği fotoğraf kareleri Valiliğin açıklamasını yalanlayıp soruşturmanın seyrini değiştirdi. Fotoğraflar sonrası Kurkut’un ölümüne ilişkin iki polisin ifadesinin alınmasının ardından hazırlanan iddianame ile sanık polis Yakup Ş. hakkında 9 ay sonra “olası kastla öldürmekten” müebbet hapis istemiyle dava açıldı.
Kurkut ailesinin tazminat talebiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davanın yerel mahkemece geri çevrilmesi üzerine itiraz edilen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, Ocak ayında aldığı kararda, Kemal Kurkut’u “saldırgan eylemci” olarak değerlendirmişti. Mahkeme, cinayetin “yasal sınırlar içinde işlendiğine” hükmederek tazminat ödenmesini yer olmadığına karar vermişti.
Kardeşinin katledilişinin üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen adaletin yerine getirilmediğini belirten Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut, kardeşi hakkında Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) konuştu. Ağabey Kurkut, “Öncellikle bütün halkımızı selamlıyorum, Newroz’unu kutluyorum. Dilerim bu Newroz barışa evrilir ve artık kanın dökülmediği, herkesin özgürce konuşabildiği, herkesin özgür olabildiği bir ülke olur” temennisinde bulundu.
“DEVLETLE İLK OLARAK GEZİ’YLE TANIŞTI”
Kardeşinin Gezi eylemlerinde devletle tanıştığını, Ankara Gar Katliamı’ndan sonra da çok etkilendiğini ifade eden Ercan Kurkut, şunları söyledi:
“Kemal 4 kardeşten en küçük olanıydı, küçük yaşta babamızı kaybettiğimiz için babasız büyüdü. Biz kendisine hem abi olduk hem baba olduk. Kemal’in çocukluğu çok sakin geçti. Kimseye dokunmazdı, kavgacı değildi. İçimizde dokunmaya kıyamadığımız biriydi Kemal, bizim inci tanemizdi, küçük kemancımızdı; yani bizim evimizin neşesiydi. Bir dönem okula gittikten sonra benim yanıma İstanbul’a geldi. Burada Gezi’yle tanıştı. Devletle ilk karşılaşması burada oldu. Daha sonra Ankara Gar Patlaması’yla tanıştı, bu süre sonunda okula devam etmeye karar verdi. Yetenek sınavlarıyla girerek Güzel Sanatlar Fakültesini kazandı, burada Müzikoloji Bölümü’ne yerleşti.
Ankara Gar Katliamı, Kemal’i çok derinden etkiledi. Gar Katliamı kanlı bir eylem olduğu için Kemal’i sarstı, kan onun yüzüne sıçramıştı. Yerde gördüğü insan parçaları, arkadaşlarının gözü önünde ölümünü izlemek onu uzun süre psikolojisinde etkiler bıraktı.
2017’de birçok kişi kendi bayramını kutlamak için Amed’e giderken kendisi gitmek istemişti. Bazıları, “Niye gitti, neden gitti” gibi konuşmaları bizim de sınırlarımızı zorluyor. Herkes Newroz’a gidebilir. Bu ülkede her insan her yere gidebilir.”
ATEŞ ETMEYİN EMRİNE RAĞMEN POLİSLER ATEŞ AÇTI
Polis amirinin, “ateş etmeyin” ikazına rağmen polislerin ateş açtığını belirten Kurkut, devamında şunları konuştu:
“Amed Newroz’unda arama noktasında polislerle tartışmasıyla beraber Kemal dayanamadı artık, patladı orada ve “Ne istiyorsunuz, üzerimde ne var?’ diye sorduktan sonra alana doğru koşmaya başladı. Polis amirlerinin dur emrine rağmen, ateş etmeyin emrine rağmen oradaki bazı polisler ateş etmeye devam ettiler ve yerden seken bir kurşun Kemal’in canını aldı. Bu bir bayram sabahında oldu. Biz acaba kimler geldi? Kaç kişi katıldı? 1 milyon kişi katılmış mıdır? diye tartışma yürütürken bir haberde ‘Diyarbakır Newroz’unda alana girmek isteyen bir canlı bomba etkisiz hale getirildi’ haberleri geçiyordu ekranlardan. Biz haberi duyarken endişelendik, alanda Kemal gibi yüzlerce genç vardı.
ABDURRAHMAN GÖK CANI PAHASINA FOTOĞRAFLARI SAKLADI
Sabah saatlerinde insanlar gelmeye başladı bize, aklımın ucundan bile geçmedi Kemal’in vurulacağı. O gün polisler gazetecilerin kameralarına, fotoğraf makinelerine el koyuyor. Tabi bu sırada gazeteci olan Abdurrahman Gök elindeki fotoğrafları canı pahasına saklayıp basına verdikten sonra olayın iç yüzü ortaya çıkıyor ve anlaşılıyor ki Kemal bir polis kurşunuyla vuruluyor.
VALİLİK CENAZENİN GÖMÜLMESİNİ ENGELLEDİ
Bu esnada Kemal’in cenazesinin gömülmemesi için devlet tarafından problem oluşmaya başladı. Devlet, mezarlık vermemekle, taziye çadırı açtırmamakla, yalanlarla cenazeyi gömdürmemeye çalıştı. Bu sadece Diyarbakır Valiliği tarafından değil Malatya Valiliği de aynı şekilde Kemal’in cenazesinde engeller koyarak gömülmesine engel olmaya çalıştı. Güya hukuk devletinde yaşıyoruz. Elinden geleni yapması gereken emniyet güçleri delilleri kararttılar. Devlet Kürtler için aynı adaleti sağlamadı. Devlet eğer devletse Kürt’ün de, Türk’ün de devleti olmalı. Kim o gün orada suç işlemişse ortaya çıkarılmalı, olması gereken şey budur.
BİR TİYATRO OYNATILDI VE KATİL BERAAT ETTİ
İddianame yaklaşık bir sene sonra hazırlandı ve biz bu iddianameyi beklerken bile bir sürü sıkıntı yaşadık. Sonrasında mahkeme oldu, formaliteden bir mahkeme yaşandı. Polisin kasten öldürdüğüne dair bir rapor hazırlandı ve sonra tekrar geri gönderildi, değiştirildi. Bir tiyatro oynatıldı ve katil beraat etti.”
“8 YILDIR ADALETİN GELMESİNİ BEKLİYORUZ”
8 yıldır adaletin gelmesini beklediklerinin altını çizen Ercan Kurkut, konuşmasına şöyle devam etti:
“Devlet, 8 yıldır devlet bu cinayeti aydınlatmadı, aydınlatmak istemedi. Şu anda konuşulan barış sürecinin içinde adalet vurgusu var. Biz adalet istiyoruz. Artık bundan sonra başka Kemaller ölmesin ya da başka polis, asker cenazesi gelmesin istiyoruz. Yorulduk, hepimiz yorulduk. Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor. Bir daha Uğurlar, Ceylanlar, Roboskiler yaşanmasın, bir daha bunlar olmasın. Bizim temennimiz böyle bir barışın gelmesi. Kemal için de, kaybettiklerimiz için de… ”
PİRHA-8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Malatya’da kadınlar sömürüsüz, şiddetsiz, eşit bir dünya için biraraya geldi. Kadınlar Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 insanın faillerinin serbest bırakılmasını protesto ederek “Madımak’ı Unutmadık” mesajı verildi.
Malatya Emeksiz Üst Kavşağı’nda biraraya gelen kadınlar, Türkiye’de kadınlara yönelik artan şiddete, hukuksuzluğa, cinsiyetçi politikalara, gelir eşitsizliğine ve birçok konu hakkında kadınların yaşadığı sorunlar ifade edildi.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN FESHEDİLMESİNDEN SONRA KADINLARIN HAYATI GÜVENDE DEĞİL
Kadınlar adına açıklamayı okuyan DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek, “İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü hedef alarak kadınların yaşamlarını riske atan, cezasızlık politikaları ile failleri güçlendiren, kadına yönelik şiddet ve katliamları meşrulaştıran kadın düşmanı politikalara karşı sessiz kalmayacağız. ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ diyerek katledilen, kaybettirilen tüm kadınların hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
“SİVAS’I UNUTMADIK!”
Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 sanatçı aydın ve yazarın adı geçtiği açıklamada, serbest bırakılan kişiler üzerinden hükümete seslenen Şimşek, şöyle konuştu:
“İktidarın tüm adaletsizliklerine, düşmanca politikalarına karşı bir aradayız. Sivas Madımak’ta 33 canı katleden katiller serbest bırakıldı. Madımak annelerinin mücadelesi mücadelemizdir. Sivas’ı unutturmadık, unutturmayacağız.”
“SURİYE’DE ALEVİ KADINLAR ÜZERİNDE BASKI VE KATLİAMLAR DEVAM ETMEKTEDİR”
HTŞ’nin Suriye’de Alevi Kadınlara olan baskının arttığını ve kadınların güvende olmadığını altını çizen Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Ortadoğu’dan tüm dünyaya yayılan savaşın yakıcı sonuçları ile kadın ve LGBTİ+lar olarak karşı karşıyayız. Afganistan’da kadınların odalarında pencere bulunmasın diyen Taliban Rejimi, İran’da Kürt kadınlarına idam cezası veren faşist Molla Rejimi ve Suriye’de rejimin çökmesi ile yönetime gelen HTŞ güçlerinin kadınların haklarını ve kazanımlarını yok sayan düzenlemeler yapmak istemesi bunun göstergesidir. Bunun bir örneği de yakın tarihte Humus kentinde sırf Alevi inancından ötürü Rasha Al-ali’nin işkenceyle katledilmesidir. Suriye’de Alevi kadınların üzerindeki baskı ve katliam politikaları hala devam etmektedir.”
Şimşek, Türkiye’de siyasi iktidarın 23 yıldır kadınların haklarına ve kazanımlarına yönelik saldırıları savaş siyasetinden bağımsız olmadığını, erkek egemen iktidarların savaşlarına karşı onurlu ve kalıcı barışın inşasına öncülük edeceklerini söyleyerek, “Barışın öncüleri barış annelerine, direnişini sürdüren cumartesi annelerine selam olsun. Rojava Kadın Devrimi’ne selam olsun! Rojava Kadın Devrimi’nden aldığımız ilhamla 8 Mart’a alanlardayız” diye konuştu.
Kadınlar son açıklamanın sonunda hep birlikte halay çekerek Kadınlar Günü’nü kutladı.
PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı dört mahallenin, maden sahası ilan edilmesine karşılık TBMM’ye soru önergesi iletti. Milletvekili Fırat, Bakan Bayraktar’a “9 ilçesinde maden arama faaliyetlerinin insana, doğaya, tarıma, hayvancılığa getireceği zararların etüdü yapılmış mıdır?” diye sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Arguvan ilçesine bağlı İsaköyü, Hakverdi, Tatkınık ve Tarlacık mahallelerinin maden sahası ilan edilmesini Meclis gündemine getirdi.
Celal Fırat, dört mahalleyi kapsayan projelerle birlikte 4. grup madenler olarak adlandırılan toryum, altın, krom gibi madenlerinin çıkarılması için çalışmaların başlayacağı bilgisini paylaştı.
“MALATYA KUŞATMA ALTINDA!”
Milletvekili Celal Fırat, Malatya’nın 9 ilçesinin maden şirketleri tarafından “kuşatma altında” olduğunu da vurguladı. Fırat, kaleme aldığı soru önergesinde şu açıklamaya da yer verdi:
“Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından duyurulan 303. ve 305. grup maden sahaları ihalesi, Arguvan, Arapgir, Akçadağ, Darende, Doğanşehir, Kuluncak, Hekimhan, Yazıhan ve Pütürge İlçelerini kapsıyor. Özellikle 4. grup madenlerin ağırlıkta olduğu bu ihaleler, bölgedeki doğal yaşam ve tarım alanlarını tehdit ediyor.
Ekoloji siyaset üstü bir konudur. Ekolojinin dili, dini, siyaseti olmaz. Doğadan, ekoloji ve yaşamdan yana olan herkes ekoloji savunmakla mükelleftir.
Temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamak anayasal haktır. Anayasa’nın 56. maddesi ‘Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir’ hükmünü içermektedir.
Bu madenleri çıkarma pahasına derelerimiz, topraklarımız kirlenmesin, tarım alanlarımız yok olmasın. Ağaçlarımız kesilmesin. Arguvan, Yamadağları ve Göldağları platoları Malatya’nın en zengin flora ve faunasına sahip endemik türlerin yoğunlukla bulunduğu bölgemizdir. Şotik Çayı, Cevizdere Çayı, Kozluk Çayı, Arguvan ve Arapgir bölgesinin en önemli su kaynaklarıdır. Arguvan Ovası’nı sulayacak baraj Şotik su havzasında bulunuyor. Tüm su kaynakları kurutacak, tarım, hayvancılık ve arıcılığı bitirecek projelereler durdurulmalıdır.”
“ZARARLARIN ETÜDÜ YAPILMIŞ MIDIR?
DEM Partili Celal Fırat, yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a şu soruları yöneltti:
“-Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı İsaköyü, Hakverdi, Tatkınık ve Tarlacık mahallelerinin maden sahası ilan edilmesinin nedeni nedir?
-Malatya’nın Arguvan, Arapgir, Akçadağ, Darende, Doğanşehir, Kuluncak, Hekimhan, Yazıhan ve Pütürge dahil 9 ilçesinde maden arama faaliyetlerinin insana, doğaya, tarıma, hayvancılığa getireceği zararların etüdü yapılmış mıdır? Bu maden sahalarından etkilenecek olan yöre halkı bilgilendirilmiş midir?
-Malatya Çevre Platformu aktivistlerinin haklı uyarıları neden dikkate alınmamaktadır?
-İnsanların yaşam ve geçim alanlarına, su kaynaklarına, tarım arazilerine, kültürel geçmişe, doğaya ve canlılara zarar verecek olan bu maden işletmelerine neden izin verilmektedir?”
PİRHA-Arguvan’da 4 köyün maden sahası ilan edilmesi üzerine Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) Nazım Hikmet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Bölgede “4. Grup Maden” olarak adlandırılan başta altın olmak üzere toryum, gümüş, nikel gibi madenler için çalışma yapılacak.
Malatya genelinde süren çevre talanı, günden güne canlıların yaşam alanlarını daraltıyor. Arguvan İlçesi’nin 4 köyünde yeni maden sahası açılması kararı bölge halkının tepkisine neden oldu.
MAL-ÇEP Sözcüsü Hasan Kaya, platform adına basın açıklaması yaptı. Kaya, ekoloji mücadelesinin siyaset üstü olduğunu; dili, dini, siyaseti olmadığını söyledi. Kaya, “Doğadan, ekolojiden ve yaşamdan yana olan her birey, ekoloji mücadelesine destek vermelidir. Yaşam alanlarımız olan topraklarımız, vatan ve namustur. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve doğamızı yabancı şirketlere peşkeş çektirmeyeceğiz. Maden sahası ilan edilen köylerimiz. İsaköyü, Hakverdi köyü, Tatkınık ve Tarlacık köyleri. Buraları vahşi kapitalizmin yıkım politikasına teslim etmeyeceğiz” dedi.
9 İLÇE MADEN ŞİRKETLERİ TARAFINDAN KUŞATMA ALTINDA!
Malatya’nın 9 ilçesinin maden şirketleri tarafından kuşatma altında olduğuna dikkat çeken Kaya, şöyle devam etti:
“Bu kuşatmaya izin verecek miyiz? MAPEG tarafından duyurulan 303 ve 303. grup maden sahaları ihalesi, Arguvan, Arapgir, Akçadağ, Darende, Doğanşehir, Kuluncak, Hekimhan, Yazıhan ve Pütürge ilçelerini kapsıyor. Bu ihaleler, bölgedeki doğal yaşamı ve tarım alanlarını tehdit ediyor.”
“ARGUVANI İLİÇ YAPTIRMAYACAĞIZ!
“Arguvan’ı İliç yaptırmayacağız!” diyerek sözlerine devam eden Kaya, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın Anayasal hak olduğunu hatırlattı. Kaya, devletin ve vatandaşın öncelikli görevinin çevreyi korumak olduğunu belirtti.
PİRHA-Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Cumhuriyet Örnekköyü’nde Hızır lokması paylaşıldı. Lokma öncesi yapılan geleneksel oyun renkli görüntülere sahne oldu.
Cumhuriyet Örnekköyü, Oluklu, Kırlangıç Mahallelileri ortaklaşa Hızır lokması yaptı. Cumhuriyet Örnekköyü Cemevinde düzenlenen lokmaya, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Hızır Lokması öncesinde davul zurna eşliğinde yapılan figürlü̈ oyun, renkli görüntülere sahne oldu.
Etkinlikte, figür olarak sakal takan yaşlı bir genç̧ gelin kıyafeti giyen figürü̈ ve Arap kıyafetleri ile köy meydanında davul zurna eşliğinde figürler oyunlar sergilediler ve köyde evleri gezerek Hızır lokması için gerekli yardımları topladılar. Hızır ayında yapılacak olan lokma için oyunlar figürler eşliğinde köy halkını lokmaya davet ettiler. Köy meydanında yakılan ateş̧ etrafında insanlar toplanarak birlik beraberliğin ve kardeşliğin sembolü̈ olan her zaman her şartlarda darda kalan, yardımına koştuğuna inanılan Hızır lokması sevincini, inancını hep beraber bir kez daha yaşadılar.
Yardımlaşma ve dayanışma kültürünün yasatıldığı geleneksel oyun büyük beğeni topladı. Figürlü̈ yapılan oyun sonrası Hızır lokması paylaşıldı.
Gülbanglar eşliğinde pişirilen lokmalar, yine gülbanglar eşliğinde gelen misafirlere ikram edildi.
PİRHA-6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenler Malatya’da yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşle anıldı. Yürüyüşte sık sık ‘Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok’ sloganları atıldı.
Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu.
Malatya 6 Şubat Platformu’nun öncülüğündeki yüzlerce yurttaş, Emeksiz Kavşağı’ndan Eğitim-Sen Malatya Şubesi’nin depremde yıkılan binasının önüne yürüyüş düzenleyerek, basın açıklaması yaptı. Yürüyüşe DEM Parti Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaşlar katıldı.
Basın açıklamasında açılış konuşmasını yapan Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Nevzat Millioğulları, “6 Şubat depremlerinin üzerinden 2 yıl geçti ve on binlerce insan hayatını kaybetti. İnsanlar 2 yıldır 21 metrekarelik konteynerlerde yaşamlarını sürdürüyorlar” diye belirtti.
“6 ŞUBAT’TA YAŞANAN KADER DEĞİL KATLİAMDIR”
6 Şubat depremlerinin felakete dönüşmesini iktidarın sağladığını ifade eden DEM Parti Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz, “İktidar depremin kader olduğunu söyledi ama yaşanan kader değil açıkça bir cinayettir, katliamdır. 1999 yılından itibaren deprem vergileri toplayanların 6 Şubat depremlerinin ardından 2 yıl geçmesine rağmen halen sorunları çözememesi bu ihmalin katliamıdır. Deprem vergilerinin nereye gittiğini halk adına soruyoruz? Karşımızda afeti felakete, felaketi de Allah’ın lütfuna çeviren bir zihniyet var. 6 Şubat’ta toprağa düşen her bir canın hesabını iktidardan soracağız” dedi.
“YAŞANAN KATLİAMLARIN YAŞANMAMASI İÇİN TEK ÇÖZÜM YOLU İKTİDARI DEĞİŞTİRMEK”
AKP iktidarında Türkiye’de birçok katliam yaşandığını ancak sorumluların hiçbirinin istifa etmediğini vurgulayan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Türkiye çok zor bir dönem geçiriyor. Bu kadar katliamlara karşı istifa etmeyen iktidara karşı tek çözüm yolumuz bu düzeni değiştirmektir. Maalesef Malatya, 6 Şubat depremlerinden önce uyarı almasına rağmen tedbir alınmadı ve depremlerden en çok etkilenen illerden bir tanesi oldu. İnşallah gelecekte yaşanacak depremlerde önlemler alınıp 6 Şubat tarihindeki gibi bir katliam bir daha yaşanmaz” diye konuştu.
Anma, karanfillerin alana bırakılması ile son buldu.
PİRHA- Malatya Yeşilyurt’a bağlı İkizce (Haçova) köyündeki arazilere deprem konutu yapılacağı gerekçesiyle el konulmasını TBMM’ye taşıyan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “İkizce Mahallesi’nde gerçekleştirilen kamulaştırma işleminin, kamu yararı adına mı yoksa başka çıkarlar doğrultusunda mı yapıldığına dair Bakanlık olarak bir değerlendirme yapılmış mıdır?” diye sordu.
Depremin en çok hasar verdiği illerden olan Malatya Yeşilyurt’a bağlı Haçova (İkizce) köyünde deprem konutları yapmak için köylülerin ellerinde bulunan ev ve arazilere ‘kamulaştırmasız resen el koyma’ kararı verildi.
Köylülerin arazilerine el konulmasına meclis gündemine taşıyan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi.
Kordu, zorunlu kamulaştırmasının köylülerin yüzlerce yıllık tarım arazilerini ve topraklarını tehdit ettiğini, çiftçilik ve hayvancılıkla yaşamını idame ettiren köylülerin geçim sıkıntısı ve işsizlik gibi sorunlarla beraber zorunlu göçe mecbur kalacaklarına dair endişeleri arttırdığı belirterek, ciddi mağduriyetlerin yaşanacağını kaydetti.
İkizce (Haçova) Mahallesi’ndeki Alevilere ait yüzlerce yıllık kutsal mekanları ve ziyaret yerleri bulunduğunu hatırlatan Kordu, bu yerlerin yok olması durumunda hem kültürel miras hem de sosyal dokunun ciddi zarar göreceğine işaret etti.
“ZORUNLU GÖÇE MECBUR KALACAKLARI ENDİŞESİ SÖZ KONUSU”
Kordu’nun bakan Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e verdiği soru önergesi şöyle:
“Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı İkizce (Haçova) Mahallesi, son günlerde ciddi bir kamulaştırma sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. 6 Şubat depremlerinin ardından bölgedeki afet konutları ve sosyal konut projeleri kapsamında, yerel halkın tapulu tarım arazileri, halkın bilgisi dışında ve bir SMS bildirimiyle, yeni konutların yapılacağı gerekçesiyle bölgede bulunan evlerini, ağılları terk etmeleri istenerek, “Adınıza kayıtlı taşınmaz üzerinde Yeşilyurt (Malatya) Tapu Müdürlüğü’nde 4153 sıra no ile Re’sen Kamulaştırmasız El Koyma Suretiyle Tescil işlemi yapılmaktadır” mesajı iletilmiştir. Bu kırsal mahallede yaşayan halkın tapulu arazileri sadece 1 gün içinde “Re’sen Kamulaştırmasız El Koyma Suretiyle Tescil” işlemi adı altında kamulaştırılmıştır. Bu işlem, köylülerin yüzlerce yıllık tarım arazilerini ve topraklarını tehdit etmekte, çiftçilik ve hayvancılıkla yaşamını idame ettiren köylülerin geçim sıkıntısı ve işsizlik gibi sorunlarla beraber zorunlu göçe mecbur kalacaklarına dair endişeler söz konusudur. Bu durum, aynı zamanda bölgedeki Alevi toplumunun inançsal mekanlarını ve kültürel mirasını da yok olma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
KUTSAL MEKAN VE ZİYARETLERIN SOSYAL DOKUSU ZARAR GÖRECEK
Bölgedeki halk, söz konusu kamulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğunu, doğru bir planlama yapılmadan ve yerel halkın rızası alınmadan gerçekleştirildiğini savunmakta ve bu durumun ciddi mağduriyetlere yol açacağını belirtmektedir. Ayrıca, bu tür projeler sadece yerel halkın yaşamını değil, bölgenin tarihsel, inançsal ve kültürel değerlerini de tahrip etme riski taşımaktadır. İkizce (Haçova) Mahallesi’ndeki Kürt Alevilerin yüzlerce yıllık kutsal mekanları ve ziyaret yerleri bulunmaktadır ve bu yerlerin yok olması durumunda hem kültürel miras hem de sosyal dokunun ciddi zarar göreceği endişesi vardır.”
“KAMULAŞTIRMA KAMU YARARINA MI, YOKSA BAŞKA ÇIKARLAR DOĞRUTUSUNDA MI YAPILDI?”
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması istemiyle şu soruları sordu:
“-Malatya’nı Yeşilyurt ilçesine bağlı İkizce (Haçova) Mahallesi’nde gerçekleştirilen “Re’sen Kamulaştırmasız El Koyma Suretiyle Tescil” işlemine ilişkin herhangi bir ön çalışma yapılmış mıdır? Böyle bir karar neden yerel halkın görüşleri ve rızası alınmadan verilmiştir?
-İkizce Mahallesi’nde gerçekleştirilen kamulaştırma işleminin hukuki zemini nedir? Bu işlem, yerel halkın anayasal haklarına ve mülkiyet haklarına aykırı mı yapılmıştır?
-Bu tür kamulaştırma işlemlerinin, halkın onayı ve planlama ilkelerine uygun şekilde gerçekleştirilmesi adına Bakanlık olarak bir önlem alınması planlanmakta mıdır?
-Kamulaştırma ve inşaat projeleri, afet sonrası deprem konutları ve sosyal konutları inşa etmek amacıyla başlatılmışsa da, bölgedeki Kürt Alevi toplumunun inançsal mekanlarını koruma adına herhangi bir önlem veya değerlendirme yapılmış mıdır?
-İkizce Mahallesi’ndeki halk, kamulaştırma işlemi sonrasında 15 gündür muhatap bulamadıklarını ve süreç hakkında bilgi almadıklarını ifade etmektedir. Bu mağduriyetin giderilmesi için Bakanlık tarafından nasıl bir çözüm önerisi sunulmaktadır?
-İkizce Mahallesi’nde gerçekleştirilen kamulaştırma işleminin, kamu yararı adına mı yoksa başka çıkarlar doğrultusunda mı yapıldığına dair Bakanlık olarak bir değerlendirme yapılmış mıdır?
-Bakanlık olarak, kamulaştırma işlemlerinin daha şeffaf ve halkın onayına dayalı, mülkiyet haklarına aykırı olmayan ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak adına bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?
-Bakanlık olarak halkın geçim kaynaklarını etkileyecek düzenlemelerin o bölgede yaşayan halkın zorunlu göçü gibi sonuçlara yol açabileceğine dair endişelerle ilgili bakanlıklarla beraber herhangi bir değerlendirme yapılmış mıdır?”
PİRHA – Yıldırım kardeşlerin yaşamını yitirmesine dair Malatya’da görülen davada, traktörü süren 11 yaşındaki K.A’nın polis babası hakkında tutuklama kararı verildi.
11 yaşındaki Zelal ve 7 yaşındaki Ada Yıldırım, 24 Temmuz 2024’te Malatya’nın Akçadağ ilçesinin Ören-Çat mevkiinde 11 yaşındaki bir çocuğun kontrolündeki traktörün altında kalarak yaşamını yitirmişti.
Baba Basri Ayaz ve anne Pınar Ayaz hakkında “birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep verecek şekilde taksirle öldürme” suçundan açılan davanın ilk duruşması Malatya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada ilk olarak fail Basri Ayaz dinlendi. Basri Ayaz, kendilerinin yüzde yüz kusurlu olduğu trafik bilirkişi raporuna itiraz etti. Olayın tam araştırılmadığını iddia eden Basri Ayaz, kazayı görmediğini söyledi. Pınar Ayaz da benzer yönde ifade verdi.
Kardeşlerin annesi Gülhan Yıldırım, K.A.’nın daha önce de traktör kullandığını gördüğünü söyledi. Tanıklar ise, önceki ifadelerini tekrarlayarak, K.A.’nın traktörde tek olduğunu, Basri Ayaz’ın daha önce de oğluna traktör verdiğini, kendisini uyardıklarını kaydettiler. Ada ve Zelal Yıldırım’ın aile avukatları, tutuklu yargılama kararı verilmesini talep ederek, dava dosyasının emsal olacağını belirtti.
Mahkeme heyeti, Basri Ayaz hakkından tutuklama kararı verdi. Duruşma ilerleyen bir tarihe ertelendi.