Etiket: meral danış beştaş

  • Ogün Samast’ın tahliyesine Meclis’te tepki: Bu ülkede katillere yer var ama demokratlara yok

    Ogün Samast’ın tahliyesine Meclis’te tepki: Bu ülkede katillere yer var ama demokratlara yok

    Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın tahliye edilmesine tepki gösteren HEDEP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Ogün Samast’a gülerek bayrak önünde poz verdirenler, işlerini tamamladılar” dedi. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da “Esas soru şudur: Hrant Dink’in vur emrini kim verdi? Hâlâ bilmiyoruz. Ona kim yardımcı oldu? Hâlâ aydınlanabilmiş değildir” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın tahliye edilmesine Meclis Genel Kurulu’nda tepki gösterdi.

    Beştaş, “Çok vahim bir haber düştü haber sitelerine. Hrank Dink’in katili Ogün Samast şartlı tahliye edilmiş. İyi hal koşullarını yerine getirmiş. Her gün burada yüzlerce tutuklu ayrı ayrı 30 yılını, 15 yılını 20 yılını siyasi mahpusların infazlarını uzatan akıl, zihniyet, iktidar; katilleri ‘iyi hal’li olduğu için tahliyesine karar vermiş. Bu manzarayı biliyoruz. Bugün katilleri salıveren zihniyet ve siyaset aynı zamanda siyasetçileri ve düşünce suçlularını da içere tutmaya devam ediyor” dedi.

    “BU ÜLKEDE KATİLLERE YER VAR AMA DEMOKRATLARA, DEMOKRASİYE YER YOK”

    Tutuklu bulunan siyasetçileri sayan Beştaş, “Ogün Samast’a gülerek bayrak önünde poz verdirenler, işlerini tamamladılar. Hrant Dink’i katlettiler. Hâlâ davayı bitirmediler. Arkasındaki güçleri ortaya çıkarmadılar. Şimdi eminim kemikleri sızlıyordur. Arkadaşımız, canımızdı. İşte bu ülkede bir Ermeni vardı ve bu ülkede barıştan yanaydı, katlettiler. Şimdi paşa paşa dışarda elini kolunu sallayarak dolaşacak. Hakikaten çok can yakıcı. Bu ülkede katillere yer var ama demokratlara, demokrasiye yer yok. Bu düzeni değiştireceğiz. Mutlaka değiştireceğiz” diye konuştu.

    “MAHCUBİYET İLE EĞİLİYORUM”

    HEDEP Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ise, “Kardeşim, kardeşimiz Hrant Dink’in hatırası önünde bir kez daha saygı ve mahcubiyet ile eğiliyorum” ifadelerini kullandı.

    “HRANT DİNK’İN VUR EMRİNİ KİMVERDİ HALA BİLMİYORUZ”

    CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da tahliyeye tepki gösterdi.

    Günaydın, “Herhalde 17 yaşındaki bir çocuk başına beyaz bere geçirip, sekiz yüz kilometre yol gelip önce oralarda keşif yapıp bir aydını evinin önünde bankadan para çekmeye çalışırken arkasından kapısına silahı dayayarak, vurup öldürmez. Hepimiz Hrant Dink’in sokakta yatarken ayaklarının altındaki yırtık ayakkabısından tanıyoruz. Hepimiz o Hrant Dink’i diasporanın ayırma çabalarına rağmen Ermeni ve Türk vatandaşlarımız arasında ayırımı ortadan kaldırmaya yönelik çabalarından biliyoruz. Ogün Samast 16 yıl sonra serbest bırakıldı. Esas soru şudur: Hrant Dink’in vur emrini kim verdi? Hâlâ bilmiyoruz. Ona kim yardımcı oldu? Hâlâ aydınlanabilmiş değildir” diye konuştu.

    “ONA EMİR VERENLER HALA CEZA ALMADI”

    “Bir insanın kafasına silahı dayayarak vuran bir kişi şu an aramızda dolaşıyor” diyen Günaydın, “Ona o emri verenler hâlâ suçlanabilmiş değil. Hâlâ bir ceza alabilmiş değil. Daha da önemlisi bir katil iyi hal nedeniyle serbest bırakılırken on binlerce düşünce suçlusu cezaevinde tutulmaya devam ediliyor. Buna herhalde adalet yargı demek mümkün değil” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > Hrant Dink’in katili serbest bırakıldı

  • HEDEP, Kadın Bakanlığı’nın kurulması için Meclis’e kanun teklifi sundu

    HEDEP, Kadın Bakanlığı’nın kurulması için Meclis’e kanun teklifi sundu

    PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kadın Bakanlığı kurulması için Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kadın Bakanlığı kurulması için Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi sundu. Kanun teklifinin gerekçesinde, kadınların her alanda ayrımcılığa maruz kaldığına işaret edildi.

    “CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE DEMOKRASİ BİRBİRİ İLE DOĞRUDAN BAĞLANTILI”

    Teklifte, “Demokrasinin güçlü olduğu gelişmiş ülkelerde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği tümüyle giderilmemiş ise de cinsiyet eşitliği sağlanmadan gerçek bir demokrasinin sağlanamayacağı bilinciyle, cinsiyetler arası eşitliği tesis etmede önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Dolayısıyla cinsiyet eşitliği ve demokrasi birbiri ile doğrudan bağlantılı, birbirini güçlendiren ve biri olmadan diğerinden bahsedilemeyecek iki kavramdır. Kadınlara yönelik cinsiyet ayırımcılığı birçok toplumda görülmekle birlikte, ayırımcılığının türü ve derecesi farklıdır ve bu farklılık demokrasinin gelişmişliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Bugün gelişmiş ülkelerde cinsiyet ayırımcılığı, kadınların çalışma yaşamında işe alınma aşamasında ve terfide karşılaştıkları engeller ile erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen daha az ücret almaları gibi konularda belirginleşirken, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde bu sorunların yanı sıra, çok daha temel ve ağır sorunların yaşanması şeklinde tezahür etmektedir” ifadelerine yer verildi.

    “KADINLARIN YAŞAMA HAKKI DAHİ KORUNAMIYOR”

    2018 yılının ilk 9 ayında 180 kadının katledildiği belirtilen teklifte, 2016 yılında 280; 2017 yılında 300; 2018 yılının sadece ilk 9 ayında ise 180’i aşkın kadının erkekler tarafından katledildiği ifade edildi. Bu durumun kadınların en temel insan hakkı olan yaşam hakkının dahi korunmadığının açık göstergesi olduğu vurgulandı.

    KANUN MADDELERİ

    Teklifte, “Kadın Bakanlığı’na bağlı olarak teşkil edilen Kadının Statüsü Kurulu’nun kuruluş ve çalışma esaslarının düzenlenmesi; toplumsal cinsiyet kalıpları ile mücadele etmek ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikanın geliştirilmesi; kadınların toplumsal alanda uğradığı tüm ayrımcılık türleri ile etkin mücadele edilmesi, bu yönde yasal düzenlemelerin ve bağlayıcı kuralların geliştirilmesi konusunda çalışmalar yürütülmesi; LGBTİ’lerin uğradığı homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık, şiddet ve nefret suçlarıyla etkin mücadele edilmesi; okul öncesi eğitimden itibaren eğitimin her aşamasında cinsiyet eşitliği bilincinin arttırılması; kadın ve erkek arasında eşit statünün oluşmasını teşvik edilmesi, kadınlara kamusal alanda, sosyal güvenceli, eşit işe eşit ücret temelinde istihdam alanları yaratılması, kadın girişimciliğinin desteklenmesi, kadınlar için kadın kooperatifleri gibi alternatif ekonomik modellerin yaratılması; kadın istihdamını artırma politikasının bir parçası olarak ücretsiz kreş hizmeti sunulması; toplumsal cinsiyet eşitliğini temel bir devlet politikası olarak yürütülmesi ve bu yönlü yerel yönetimler ve kadın kurumlarıyla sürekli etkileşim ve işbirliği halinde olunması; kadınlar için iç ve dış ilçeler bazında özel Kadın Çalışma Destek/Danışma Merkezleri kurulması, kadın dostu kentlerin yaratılmasına öncülük edilmesi” şeklindeki maddeler yer aldı.

    KADIN BAKANLIĞI HİZMET BİRİMLERİ

    Teklifte, hizmet birimleri ise şu şekilde sıralandı:

    * Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü

    * LGBTİ’lerin Statüsü Genel Müdürlüğü

    * Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme Daire Başkanlığı

    * Kadına Yönelik Her Türlü Cinsel, Fiziksel ve Psikolojik Şiddet ile Etkin Mücadele Daire Başkanlığı

    * Kadın İstihdamını Denetleme ve Geliştirme Daire Başkanlığı

    * Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü

    * İletişim, Dokümantasyon ve Yayın Daire Başkanlığı

    * Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı

    * Hukuk Müşavirliği

    * İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti’den TBMM’ye deprem gündemiyle olağanüstü toplanma çağrısı

    Yeşil Sol Parti’den TBMM’ye deprem gündemiyle olağanüstü toplanma çağrısı

    Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, depremin 7’nci ayında hazırladıkları raporu açıkladı. Beştaş, TBMM’yi “Deprem gerçeğini hatırlama, olası İstanbul depremi ve mevcut deprem bölgesinin unutulan sorunları gündemiyle” toplanmaya çağırdı. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te basın toplantısı düzenleyerek 7’nci ayını dolduran Maraş merkezli depreme ilişkin raporu açıkladı. Beştaş, Meclis’in bir an önce deprem gündemiyle komisyonu kurup hemen çalışmalara başlaması gerektiğini belirterek “Deprem gerçeğini hatırlama, olası İstanbul depremi ve mevcut deprem bölgesinin unutulan sorunları gündemiyle acil olarak Meclis’in toplanması gerekiyor” diyerek bütün partilere çağrıda bulundu.

    Beştaş’ın basın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Meclis çatısı altında geçen dönem bir deprem komisyonu kuruldu. Bu komisyon rapor hazırlamakla kaldı ve gereği yapılmadı. Pratik olarak yaşama yansımadı. 27’nci dönem bitmeden yine bir deprem komisyonu kuruldu. Seçim nedeniyle çalışılmadı ve kadük kaldı. Bu nedenle bir an önce deprem komisyonu kurulup hemen çalışmalarına başlamalıdır. Biz her ne kadar tatil yapmasak da şu an Meclis tatilde. Sürekli sahada halkla birlikteyiz, sorunları çözmeye çalışıyoruz. Deprem gerçeğini hatırlama, olası İstanbul depremi ve mevcut deprem bölgesinin unutulan sorunları gündemiyle acil olarak Meclis’in toplanması gerekiyor. En kısa zamanda toplanması gerekiyor. Bu çağrımız sadece muhalefete değil iktidar milletvekillerinedir de çünkü deprem gerçeği hepimizin sorunudur. Siyasete malzeme edilemeyecek bir meseledir. Çağrımız hem iktidar hem muhalefet partilerinedir. Deprem yaz, kış, tatil dinlemiyor. İnsan yaşamı ve kentlerin yıkılması tatil dinlemiyor.

    “120 İMZA GEREKİYOR”

    Yeşil Sol Parti’nin 57 milletvekili olarak imzalarımızı hazırladık, başvuru dilekçemiz hazır. Maalesef sayımız yetmiyor. Biliyorsunuz Meclis Başkanlığına verilmesi için 120 imza gerekiyor. Bileşenimiz DBP’nin iki milletvekilinin de imzası hazır. Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni arkadaşlarımızın yani Türkiye İşçi Partisi’nin dört vekilinin ve EMEP’in iki vekilinin imzası da hazır. Şu anda 65 imza ile başvurumuz bekliyor. Biz Meclis’te bulunan bütün partilerin vekillerine Meclis’in olağanüstü gündemle toplanması için, deprem gündemiyle olağanüstü toplanması için hazırladığımız bu dilekçeye imza vermeleri çağrısında bulunuyoruz.

    “ACİL ÇAĞRIMIZA BÜTÜN PARTİLER YANIT VERMELİ”

    İmza vermeleri halinde Meclis Başkanlığı’na başvuru dilekçemizi vereceğiz. Gerekirse o gün bir araştırma komisyonu da kurarak toplumun beklediği bu adımı hep birlikte atabiliriz çünkü dün İstanbul’da yaşanan sel felaketi de İstanbul ile ilgili yapılan tartışmalar da anlattığımız meseleler de önümüzde kış koşulları olduğu gerçeği de çok zor bir sürecin bizi beklediğini gösteriyor. Bu nedenle Ekim ayını beklemeye zaman yok, Eylül’ün başındayız ve bu sorunların bir an önce çözülmesi için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu herkes biliyor ama bunu bilmek yetmez, acil ve kalıcı çözümler bulmak gerekir. Depremi beklemeyelim. Tüm ülke vatandaşları olarak hepimiz bir depremzede olmaya adayız. Hepimiz bir depremzede olarak yaşama uyanabiliriz ya da yaşamımızı yitirebiliriz. Bu nedenle bu acil çağrımıza bütün partilerin yanıt vermesini bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Meral Danış Beştaş’ın ameliyatı başarılı geçti

    Meral Danış Beştaş’ın ameliyatı başarılı geçti

    PİRHA- Dün akşam saatlerinde seçim çalışması için gittiği Erzurum’da trafik kazası geçiren ve ağır yaralanan HDP’li Meral Danış Beştaş’ın ameliyatı başarılı geçti.

    Seçim çalışmaları için gittiği Erzurum’un Karayazı ilçesinde geçirdiği trafik kazası geçiren ve ağır yaralanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Erzurum milletvekili adayı Meral Danış Beştaş Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi’nde ameliyata alındı. Ameliyatı başarılı geçen Beştaş’ın durumunun iyi olduğu aktarıldı.

    Beştaş’la aynı araçta bulunan şoförü Mehmet Vefa ve Mehtap Demirkaya’nın da durumunun iyi olduğu ve müşahede altında tutulduğu ifade edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Belinde kırık tespit edilen Beştaş ameliyata alındı

    Belinde kırık tespit edilen Beştaş ameliyata alındı

    PİRHA- Karayazı’da trafik kazası geçiren ve belinde kırık tespit edilen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.

    Seçim çalışmaları kapsamında Erzurum’un Karayazı ilçesine giden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meral Danış Beştaş, içinde bulunduğu aracın şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada ağır yaralandı. Beştaş ile aynı araçta bulunan şoförü Mehmet Vefa, Mehtap Demirkaya ve parti meclis üyesi Talha Kaya hafif yaralandı.

    Ambulans ile Karayazı Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Beştaş, ilk müdahalenin ardından Erzurum Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Burada yapılan tetkiklerin ardından belinde kırık tespit edilen Beştaş, ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.

    Hayati tehlikesinin olmadığı öğrenilen Beştaş’ın, ameliyata alındığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Meral Danış Beştaş trafik kazası geçirdi

    Meral Danış Beştaş trafik kazası geçirdi

    PİRHA – HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, seçim çalışmaları için gittiği Erzurum’da trafik kazası geçirdi. Hastaneye kaldırılan Beştaş’ın hayati tehlikesinin bulunmadığı kaydedildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, şoförü Mehmet Vefa ve ismi öğrenilemeyen parti yöneticisi, seçim çalışmaları kapsamında gittikleri Erzurum’un Karayazı ilçesinde kaza yaptı.

    Beştaş, Vefa ve parti yöneticisi, olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu araçtan çıkarıldı ve ambulansla Karayazı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Müşahade altına alınan Beştaş’ın hayati tehlikesinin bulunmadığı ve bilincinin açık olduğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Grup Başkanvekili Beştaş: Yeni bir yaşamı inşa edeceğiz-VİDEO

    HDP Grup Başkanvekili Beştaş: Yeni bir yaşamı inşa edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- İktidarın depremden geçen süreye karşın ders almadığını belirten HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Deprem en çok kıyıları vurdu, dolgu alanlarında inşa edilen binaların yıkıldığını gördük. Şimdi yine kıyılar dolduruluyor ve yeni deprem alanları yaratılıyor. 14 Mayıs’tan sonra bunların tümü ortadan kalkacak. Kıyıları değil cepleri dolduruyorlar” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerledirmede bulundu.

    Meral Danış Beştaş, Cumhur İttifakı’nın Meclis gündemini giderayak doldurmaya çalıştığını aktararak, “Oysaki Türkiye’nin tartışması gereken temel mesele böyle bir afet sonrası afeti felakete dönüştüren iktidarın yeni düzenlemeler yapması gerekliliğiydi. Depreme karşı önlemleri nasıl alabiliriz, hangi yöntemlerle bu denetimi yoğunlaştırabiliriz teklifi gerekiyordu. İlk yapılması gerekenin kurumlara özellikle mimarlar mühendisler odasından geri aldıkları yetkilerin iade edilmesi gerekiyordu” dedi.

    “14 MAYIS’TAN SONRA BUNLARIN TÜMÜ ORTADAN KALKACAK

    AKP çevreye rant gözüyle baktığını belirten Meral Danış Beştaş, “Bu düzenleme aynı zamanda ekolojik yıkıma büyük bir davetiye de çıkıyor. Deprem en çok kıyıları vurdu, dolgu alanlarında inşa edilen binaların yıkıldığını gördük. Şimdi yine kıyılar dolduruluyor ve yeni deprem alanları yaratılıyor. Aslında yıkılacak yeni yerler yapılıyor. Bu da depremden ne kadar ders alındığını ortaya koyuyor. 3 ay sonra iptal edilecek, yürürlükten kaldırılacak yasalar yapılıyor. 14 Mayıs’tan sonra bunların tümü ortadan kalkacak. Kıyıları değil cepleri dolduruyorlar. Yıkılacak yeni yerler yapıyorlar. Vatandaş da bütün bunları görüyor. Biz HDP olarak depremden hemen sonra Afet ve Acil Müdahale İhtisas Komisyonu kurulması teklifini verdik. Tabii ki bu, bu iktidar döneminde olmayacak” diye konuştu.

    195 ülke ve 15 bölgedeki özgürlüklerin değerlendirildiği Freedom House’nin yayınladığı demokrasi raporuna dikkat çeken Beştaş,  Türkiye’nin durumunun rapora aynen yansıdığını söyleyerek, Türkiye özgürlük endeksinde Tanzanya ile yarıştığını vurguladı.

    “DEĞİŞİKLİĞİ HEP BİRLİKTE YAPACAĞIZ”

    14 Mayıs’tan sonra Türkiye’nin özgürlükler ülkesi olmasını sağlayacaklarını söyleyen Beştaş, “Sendikal alandan, düşünce ve ifade özgürlüğüne, kadın haklarına, bütün hak öznelerine dair değişikliği hep birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.

    “KADINLAR OLARAK YENİ BİR YAŞAMI İNŞA EDECEĞİZ”

    Depremde en büyük acıyı kadınların yaşadığına işaret eden Meral Danış Beştaş, “8 Mart’ta Nurhak ve İslahiye’deydim en büyük acıyı kadınlar yaşıyor. En temel ihtiyaçlara ulaşamıyorlar kendi üzerlerine yüklenmiş olan ev içi emeği zor koşullarda sürdürmeye çalışıyorlar. Tüm bunların yanında toplum yaşam alanlarında kadınlarını yaşamanın zor olduğunu söylemek gerekmiyor sanırım. Deprem enkazında biz kadınlar yeni bir yaşamı inşa edeceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemelerde bulundu. Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı” dedi. Milletvekili Bülbül ise “Yaşananlar için bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor” ifadelerini kullandı. 

    Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken, binlercesi yaralandı, yüz binlerce kişi de evsiz kaldı. Yaşanan depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemeler yaptı.

    “ADIYAMAN TAM BİR HAYALET ŞEHİR”

    Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Depremin boyutları zaman geçtikçe daha iyi görülecek. Çünkü Adıyaman şimdi tam bir hayalet şehir. Gittiğimiz her sokakta enkazlar, enkazların altında cenazeler, cenazelerin başında bekleyen aileler ve soğukta dışarıda kalmak zorunda olan insanlar var. Ancak şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı. Herkes ‘Biz neden bu kadar yalnızız, devlet nerede?’ diye soruyor. Devletin bütün olanaklarıyla seferber olması gerekiyor, ancak AKP hükümeti bunu yapmıyor. Bu yaralar hemen kapanacak yaralar değil” dedi.

    “DEVLET ENKAZ ALTINDA KALDI”

    “Depremde yurttaşlar değil de sanki devlet enkaz altında kaldı” diyen HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise şu konuşmayı yaptı:

    “Depremde devletin organize olmadığını görüyoruz. Ancak yurttaşlar dayanışma içerisinde. Fakat bu durum yurttaşların dayanışmasıyla çözülecek bir durum değil. Yaşananlar çok büyük bir felaket. Binlerce ölü var. Yüzlerce yıkılan ev var ve sokakta kalmış insanlar var. Yaşananlar için elbette ki bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor. Adıyaman halkı acısına ve açlığına rağmen dayanışma içerisinde.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Beştaş: Anayasa çok açık, Erdoğan bir kez daha aday olamaz

    Beştaş: Anayasa çok açık, Erdoğan bir kez daha aday olamaz

    PİRHA-Gündeme ilişkin basın toplantısı düzenleyen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı ile ilgili tartışmalara ilişkin, “Anayasa çok açık. Erdoğan aday olamaz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışmalarına değinerek, “Anayasa çok açık. Hiçbiri şunu düşünmedi; geçici bir madde koyması gerekirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtikten sonra bu süre şartı dese anlaşılır. Ama önüne arkasına bir şey koymamış, önceki maddeyle aynı. Bu nedenle aday olamaz” dedi.

    “YENİ BİR TEZGAH KURMAYA KARAR VERDİLER”

    Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında siyasi gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Beştaş, şunları söyledi:

    “Sizlere şimdi bir dava hikayesi anlatacağım. Tane tane anlatacağım. Partimiz hakkında bir kapatma davası var. Kampanyayla açılan bir kapatma davası. Bunun öncülüğünü de Bahçeli yapıyor ve peşi sıra Erdoğan ve diğer sözcüler gidiyor. Kapatma davası sürecinin sadece MHP’nin talebi olduğunu düşünmesin. Sık sık görüşen, doğum günleri kutlayan iki kişinin birbirinden önemli bir konudan söz etmemiş olması mümkün değildir. AKP biraz geride durmaya çalışıyor belki ya da öyle gösteriyor ama ortak bir karar olduğunu söylemek istiyorum.

    Kobanê ve HDP kapatma davası bir hukuksuzluk ve skandallar yumağı haline gelmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hani o Bahçeli’den daha etkili konuşan başsavcı var ya hukukçu olduğunu hiç hatırlamıyor unutuyor, gidip AYM’nin önünde İçişleri Bakanı gibi konuşuyor. Tek bir hukuki terim duyamazsınız tek bir usul hükmü anayasa hükmü duyamazsınız. Tamamen siyasi değerlendirmelerle üstelik kendisinden önce defalarca söylenmiş siyasi söylemler hesabımıza bloke konulmasının nasıl önemli olduğunu talep eden bir başsavcı. Burada ne yapıyor. Kobanê kumpas davasının kapatma davasına yetmeyeceğini anladılar. Tezgâh o kadar büyük ki yeni bir tezgâh kurmaya karar verdiler.”

    “BİR GİZLİ TANIK ADLİYEYE GİDİYOR. NEDEN?”

    Yargıtay Başsavcılığı’nın 3 Aralık 2022 günü daha önce iki defa reddedilen Hazine yardımına bloke koyma kararını 3. kez bir daha istediğini belirten Beştaş, şöyle konuştu:

    “Bir gizli tanık gidiyor adliyeye. Niçin gidiyor? Gizli tanık gazetecilerle ilgili beyanda bulunmak için davet ediliyor. Ama nasıl oluyorsa o gizli tanık kapatma davasıyla ilgili bir beyanda bulunuyor. Kulağa nasıl geliyor film senaryosu olacak kadar garip. 2 Ocak 2023 günü başsavcılık hemen bu ifadeyi göndermiş. Emniyet’e demiş ki böyle bir ifade var bana belge gönderin. Nasıl olmuşsa 100 sayfalık hazır belge başsavcılığa gönderilmiş. Bunlar da 3 Ocak’ta bunu AYM’ye göndermiş. E sonra 5 Ocak’ta da AYM bloke kararı koymuş.
    Bunun neresinde hukuk var, delil olma özelliği var? Bunun neresinde adalet var. Hiçbir yerinde. Açıkça oyun oynuyorlar. Kumpas kuruyorlar. Bu kumpası gizli kurmaya bile ihtiyaç duymuyorlar. HDP’yi kapatmak istiyorsunuz. Bunu anladık. Paramızı kesmek istiyoruz. Halkımızın vergileriyle anamızın ak sütü kadar helal, o desteği kesmek istiyoruz. Bunu anladık. Şimdilik kestiniz. Peki, bu böyle mi devam edecek? Hayır.”

    “HALKIMIZ CEVABI 14 MAYIS’TA VERECEK”

    “Kurduğunuz kumpas, bu davaya değildir” diyen Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Siz demokrasiye kumpas kuruyorsunuz. Temsiliyete kumpas kuruyorsunuz. Kürt halkının Türkiye halkıyla beraber iradesine kumpas kuruyorsunuz. Siz seçimleri kaybedeceğinizi bildiğiniz için HDP’nin oylarının bir şekilde sonuca etkili olmaması için bir kumpas içindesiniz. Ve hele hele AYM’nin ‘ben seçim takviminde karar verebilirim’ cevabı göz göre göre bu kumpasın ne kadar büyük olduğunu da ortaya koyuyor. Evet, gizli tanıklar hukukta normalde de delil değildir. Delil niteliğine haiz değildir. Yan delil gerekir.

    AİHM ve AYM kararları bunu defaten söyler. Gizli tanık beyanıyla hesaplarımıza bloke konulması kabul edilemez. Bu hikâye, AKP’nin partimizi kapattırmak, etkisiz kılmak tasfiye ettirmek hikâyesidir. Biz onlara bunun cevabını 14 Mayıs’ta en güçlü şekilde vereceğiz. Halkımız bu cevabı verecek, az kaldı.”

    “ERDOĞAN ADAY OLAMAZ”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2023 seçimlerinde yeniden aday olabilmesine ilişkin tartışmalara yönelik değerlendirmesi sorulan Beştaş, “Halk, kendilerini sıfırlayacak. Onlar istedikleri kadar kronometreyi sıfırlasınlar. Anayasa çok açık. Hiçbiri şunu düşünmedi; geçici bir madde koyması gerekirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtikten sonra bu süre şartı dese anlaşılır. Ama önüne arkasına bir şey koymamış, önceki maddeyle aynı. Bu nedenle aday olamaz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP, Anayasa Komisyonu’na katılmama kararı aldı

    HDP, Anayasa Komisyonu’na katılmama kararı aldı

    PİRHA- AKP’nin başörtüsüne dair Anayasa teklifini kabul etmeyen HDP, komisyon görüşmelerine katılmayacağını açıkladı. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Anayasayı çiğneyenlerle Anayasa yapılamaz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Anayasa Komisyonu’nda, AKP ve MHP’nin başörtüsü ile ilgili teklifinin görüşülmeye başlanacağını hatırlatan Beştaş, “Seçim dönemindeyiz ve 14 Mayıs’ta seçim olacak. Seçimlere bu kadar kısa bir süre kala Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini çokça tartışmaya gerek olmasa gerek. Ülke yoksulluğun açlığın pençesinde çırpınıyor, yaşam savaşı veriliyor. Her alanda büyük bir çöküş yaşıyoruz ama iktidar bloğunun tek gündemi var seçim manevraları” dedi.

    “HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞIN KARŞISINDAYIZ”

    “Anayasayı tanımayanlarla, Anayasayı çiğneyenler ile Anayasayı rafa kaldıranlarla Anayasa yapılamaz” vurgusu yapan Beştaş, Anayasa komisyonu görüşmelerine katılmayacaklarının bilgisini verdi. Beştaş, şöyle devam etti:

    “Yarın yapılacak olan komisyon görüşmelerine HDP olarak katılmama kararını aldık. Bu seçim kampanyasının tarafı olmamaya karar verdik. Biz her türlü ayrımcılığın karşısındayız, temel hak ve özgürlüklerin temini için yeni bir demokratik anayasa yapmak gerektiğini yıllardır söylüyoruz bu konuda sayılı açıklamamız ve yazılı metinlerimiz mevcut. HDP’nin hem tüzüğü hem ilkeleri hem uygulamaları hem de mesela konu başörtüsü ya başörtüsü ile ilgili hiç bir sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Bizim ilçe yönetiminden MYK’mıza Meclis grubumuza kadar başörtüsü takan takmayan farklı şekillerde giyinen arkadaşlarımızla çok onurlu bir mücadele yürüttüğümüz kamuoyunun bilgisindedir. Tabii ki başörtüsü ile kadınların giyimiyle ilgili bir sorunumuz yok. Bugüne kadar bir sorunumuz olmadı. Her türlü ayrımcılığın karşısındayız ama biz HDP olarak kıllık ve kıyafetin kadın bedeni üzerinde sebep olduğu her türlü egemenlik biçiminin karşısındayız. Yani anayasa toplantılarına katılacağımız için bunların ayrıntılarına girmiyorum. Ama kadınların hakları ve özgürlüğü alanında en çok mücadele yürüten kurullarında eşitliği sağlayan, eş başkanlık sistemini verdiği yasa teklifi ile yasalara getiren bir parti olarak bu konuda özgüvenimiz tamdır. Asla bir tartışmaya mahal veremeyiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Meclis’te Hiranur Vakfı’nda istismar tartışması: Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?

    Meclis’te Hiranur Vakfı’nda istismar tartışması: Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?

    H.K.G.’nin 6 yaşındayken sistematik cinsel saldırıya maruz kalmasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın görevini yerine getirmediğini belirten HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “İktidar sorumludur” dedi. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da, “Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?” diye sordu.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G.’nin müridi Kadir İstekli ile evlendirmesi ve sistematik tecavüze maruz bırakılması bütçe görüşmelerinin sürdüğü Meclis Genel Kurulu’nda gerilime neden oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın olaydan 2020 yılından bu yana haberdar olmasına tepki gösteren muhalefet partileri, iktidarın olaydaki sorumluluğuna dikkat çektiler.

    ENGİN ÖZKOÇ: ACISI HASIRALTI EDİLEN KAÇ ÇOCUK VAR?

    CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, H.K.G’nin zorla evlendirilmesi ve sistematik cinsel saldırıya maruz kalmasıyla ilgili deliller ve ses kayıtları olmasına rağmen iddianamenin 2 yılda hazırlandığını belirterek, ancak olayla ilgili kimsenin tutuklanmadığını söyledi. Aile Bakanlığı’nın iki yıldır görevini yerine getirmediğini dile getiren Özkoç, “Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?” diye sordu.

    AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, 2020’de olayın kendilerine intikal ettiğini itiraf eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya müdahil olmasını hatırlatarak, mağdurun korunması üzerinden savunmada bulundu.

    BEŞTAŞ: BAKANLIK BİLİYORDU, AKP’NİN BİLMESİ GEREKİYORDU

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, yaşanan olayın Türkiye’nin en önemli sorunu olduğunu belirterek, “Önceki gün Aile Bakanı buradaydı, olay açığa çıktığından beri Timur Soykan’ın bu olayın bütün ayrıntılarını açıklamasından önce Türkiye toplumu 6 yaşındaki çocuğun sistematik bir şekilde hem de evlilik kisvesi altında nasıl istismar edildiğini bilmiyordu. Bilmiyorduk, Türkiye toplumu, partiler bilmiyordu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı biliyordu, AKP’nin bilmesi gerekiyordu. Şu anda önümüzde somut bir tablo var. Tarikatla ilgili, cemaatle ilgili, o sapık eşle ilgili, baba ile ilgili, aile ile ilgili bir koruma ve aklama var. Bir cezasızlık var. Aile Bakanı ‘2020’den beri bu olayı biliyoruz’ dedi. Biz söylemedik, kendisi itiraf etti. İkinci söz aldığında, ‘böyle bir sorumluluğumuz yok’ dedi. Halbuki konuk evinde tutulan genç bir kadın, ifadesini vermiş, tıpkı doktorlara gidildiğinde anemnez gibi konuk evlerinde de o mağduru oraya getiren vakalar anlatılır. ‘Biz kızı koruma altına aldık, onu gizledik, gizliliğine halel getirmedik’ diyor” diye konuştu.

    MECLİSİN DAHA ÖNMELİ BİR GÖREVİ YOK”

    Beştaş şöyle devam etti:

    “Onu 6 yaşında evlendiren, 13 yaşında resmileştiren dini nikahla, doktorun fark etmesiyle, savcılığa sevk edilmesi gereken bir vakada aile bakanı korumuştur. Milli Eğitim Bakanı cemaatlerle protokol yapmaya devam ediyor. Hala İsmailağa Cemaati Hiranur Vakfı ile ilgili bir işlem var mı açıklama yok. iki yıldır korunan, saklanan, bir meselede ‘biz gereğini yapacağız’ diyor. Biz bunu konuşurken, acaba kaç çocuk bu istismara maruz kalıyor. ‘Siyasetin görevi değil’ diyor aile bakanı, bu Meclis’in daha önemli bir görevi yok. Çocuklarımıza bu saldırıları yapanların peşine düşmeyeceksek, toplumu korumayacaksak, siyaset niye var. Yere batsın böyle siyaset. Biz bu sorumlulukla bu meselenin peşini bırakmayacağız. Komisyon kurmaya karar aldık, ortaklaşa bütün partiler ama bu cezasızlık koruma, aklama, saklama yaklaşımını mahkum ediyoruz.”

    AKP’li Grup Başkanvekili Turan, yeniden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını savunarak, “Aile bakanının görevi mağduru ifşa değil” diyerek, olayın basında yer alan boyutlarıyla bilindiğini söyledi.

    İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, iktidarın olaydaki sorumluluğuna işaret ederek, “Kim iktidarda? Bu ülkeyi 20 yıldır kim yönetiyor? Devlet suçluyu koruyor” dedi.

    BEŞTAŞ: SORUMLUSU İKTİDARDIR

    HDP’li Beştaş, “Bu mesele dindar insanların incinmesi meselesine indirgenemez. Onlarca dindar insan da bundan rahatsız. Aile bakanının ifşa etme görevi yok dedi. Biz basına ilan versin demedik. Aile bakanının görevi savcılığa giden bir dosyada müdahil olmaktır, suçun korunmamasını sağlamaktır, mağduru korumaktır, faillerin yargılanmasını sağlamaktır. Şuanda bunların hiç birini yapmadı. Aile bakanı da iktidar da görevini yapmamıştır. Mağdur iki yıldır koruma altına alındığı halde failler ellerini kollarını sallayarak dolaşmışlardır. Bunun müsebbibi de AKP iktidarıdır” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li vekilin Kürtçe konuşmasına izin verilmedi

    HDP’li vekilin Kürtçe konuşmasına izin verilmedi

    PİRHA-HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer’in, Meclis’te konuşmasını Kürtçe yapmasına izin verilmedi. Karara tepki gösteren HDP’li Meral Danış Beştaş, “Hatibimizin konuşmasını kesmeniz despotik bir tavırdır. İçtüzük’te Kürtçe konuşulmaz demiyor” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde konuşmasının tamamını Kürtçe yapmak istedi. Buna bir süre izin veren CHP’li TBMM Başkanvekili Haydar Akar, Taşçıer’den konuşmasına Türkçe devam etmesini istedi. Taşçıer Kürtçe konuşmak isteyince Akar, mikrofonunu kapatarak konuşmasına izin vermedi. HDP uygulamaya İçtüzüğe aykırı olduğunu belirterek itiraz ederken, tartışmalar üzerine görüşmelere ara verildi.

    TBMM Genel Kurulu’nda TBMM, Adalet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Danıştay ve Yargıtay 2021 Yılı Kesin Hesap Kanun Teklifleri ve 2023 Yılı Bütçe Kanun Teklifleri görüşülüyor. HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, kürsüye gelerek Kürtçe konuşmaya başladı. Bugünkü birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Haydar Akar bir süre sonra Taşçıer’i uyardı.

    Akar, “Herkesin bir anadili var. Benim de anadilim var. Kürsüde ben de anadilimde konuştuğum zaman buradaki hiçbir milletvekili beni anlayamaz. Birçok arkadaşımın farklı farklı anadilleri var. Hepimizin anlayabilmesi için resmi dil olan Türkçe ile konuşmaya devam ediyorum. Bir, iki cümle söyleyebilir ama konuşmanın tümünü yapamaz arkadaşlar” dedi.

    Akar, daha önce de Kürtçe konuşan milletvekilleri olduğu ve konuşmasının bir kısmını Kürtçe olarak yapmasına izin verdiğini açıkladı. Taşçıer, Kürtçe konuşmaya devam edeceğini söyledi. Akar, kalan süresini resmi dil olan Türkçe ile kullanmasını istedi, ancak Taşçıer Kürtçe konuşmakta ısrar etti ve “Kürt sorunu çözülmeyene kadar bu topraklara demokrasi gelmez” dedi. Bunun üzerine Akar, Taşçıer’in mikrofonunu kapattı.

    BEŞTAŞ: İÇTÜZÜKTE “KÜRTÇE KONUŞULMAZ” DEMİYOR

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise ayağa kalkarak karara itiraz ederken, şöyle konuştu:

    “Kurulan Kürtçe cümleleri bizzat hatipler Türkçe’ye çeviriyor. Bizim derdimiz ya da hatibimizin derdi, burada kimsenin anlamadığı, ki vardır anlayan, burada yüzlerce Kürtçe bilen milletvekili var. Meclis’in beşte dördü anlamayabilir ama beşte biri iddia ediyorum anlıyordur. Bu dil Türkiye’de yaşayan 30 milyonu aşkın Kürt’ün dilidir. Kürtler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil mi, vergi vermiyor mu? Meclis Başkanının bizzat bu konuda açıklaması var. Diyor ki ‘Türkçe dışında başka bir dille konuşma, ibare olabilir ama cümleler kurulduğu zaman bunlar dipnot gösteriliyor’. Dün bizim Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan ve Parti Sözcümüz Ebru Günay’ın konuştuğu cümleler arasında ‘Jin, jiyan, azadi’ (Kadın, yaşam, özgürlük) vardı. ‘Jin, jiyan, azadi’yi bu Meclis ya da dünyada anlamayan tek bir yurttaş var mı? Ama ne oluyor, tutanaklara yıldız ve dipnot olarak geçiyor. Hatibimizin konuşmasını kesmeniz despotik bir tavırdır. İçtüzük’te Kürtçe konuşulmaz demiyor. Resmi dil diye bağırıyorsunuz. Biz resmi dili reddetmiyoruz. Siz kendiniz, kendi reflekslerinize göre Kürtçeye tahammülsüzlüğünüzü gösteriyorsunuz.”

    AKAR: ANADİLE KARŞI DEĞİLİM

    Beştaş’a yanıt veren Haydar Akar, “Biz burayı İçtüzük’e göre yönetiyoruz, 66. maddede belirtilmiş… Ben Kürt diline de karşı değilim, anadiline de karşı değilim. Benim anadilim de farklı. Ben de konuştuğum zaman siz de anlayamayacaksınız. Yaşadık bunu, benim uygulamamdır bu. Bir cümle kurabilir, bir deyim söyleyebilir. Anadilinde söyleyebilir. Ama tercüme ederse, bu dil bizim resmi dilimiz Türkçe dilidir. Tercüme ederse biz de görüşmeleri sürdürebilir ve anlayabiliriz. 30 milyon Kürt diyorsunuz anlıyor ama geri kalan 50 milyon da anlamıyor. Amaç burada 86 milyonun anlamasıdır bu olayı. Anadili değil uluslararası bir dille de konuşabilir, ama anlamıyorsak buna da izin vermeyiz” ifadelerini kullandı.

    İtirazın sürmesi ve tartışmalar üzerine Haydar Akar birleşime ara verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tahir Elçi cinayetinin araştırılması önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    Tahir Elçi cinayetinin araştırılması önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından TBMM genel kurulunda verilen Diyarbakır Barosu eski başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin araştırılması önergesi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

    HDP’nin Diyarbakır Barosu eski başkanı Tahir Elçi cinayetinin araştırılması önerisi TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li milletvekillerinin oyları ile reddedildi. Öneriye ilişkin söz alan HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Elçi’nin cinayetinin açığa çıkarılmadığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “BİRİLERİ DOSYAYA MÜDAHALE EDİYOR”

    “Aslında cinayetin faillerinin ortaya çıkarılmamasının istendiğini gördük, olay yerine su sıkılmıştı. Olaydan 3,5 ay sonra olay yeri inceleme yapılabilmişti. İddianame ise 4 yıl 6 ay sonra kabul edilebilmişti. İlk duruşma ise 5 yıl sonra yapılmıştı. 2 yılda 6 duruşma yapılmış ama son celse ne hikmetse 8 ay sonrasına ertelenmiş. 8 ay sonrasına ertelenme durumu da net bir şekilde adil bir yargılanma olmadığını, dosyanın sürüncemede bırakılarak, faili meçhul listesine de Tahir Elçi dosyasının da eklenmek istediğini bize göstermekte. Heyet bu dosyayı faili meçhule bırakmak istiyor. Duruşmaya birkaç gün kala Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesine karar vermişken, her ne hikmetse bir ara kararla bu ara kararından vazgeçiyor. Bu bize birilerinin bu dosyaya müdahale ettiğini gösteriyor.”

    “DELİLLER KARARTILDI, DAVA AÇILDI, 2 YIL SÜRÜYOR”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AKP’nin Elçi cinayetinde “siyasal ortaklığı ve sorumluluğu” olduğunu söyledi. Tanrıkulu, şöyle konuştu:

    “Bu cinayet işlenmeden önce siz iktidardaydınız, işlendiği sırada iktidardınız ve şimdi de iktidarsınız. Deliller karartıldı, dava açıldı, 2 yıl sürüyor. Tümünü izledim. Geçen duruşmadaydım. Öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı. Türkiye Barolar Birliği Başkanvekili ve 20 baro başkanı var. Duruşma yapılıyor. Gel o başkanı SEGBİS’ten izle. Sen Adalet Komisyonu Başkanı olarak, senin vicdanın el veriyorsa, ben mesleği bırakacağım. Bir baro başkanına ‘Otur yerine’ deyip, salonu terk eden bir mahkeme başkanı olabilir mi? Tahir Elçi’nin yargılandığı davanın duruşması 23 Kasım’dan 5 Temmuz 2023’e 8 ay ertelenebilir mi?”

    “BİZİM ARKADAŞIMIZI KATLETTİNİZ”

    AKP Tokat Milletvekili Mustafa Arslan’ın dosya ile ilgili açıklamalarına tepki gösteren HDP Grup Başkanvekili Meral Beştaş ise “Timsah gözyaşlarını inandırıcı kılamazsınız. Olay yerindeki delilleri toplamak istemediler. Sizin gazetelerinizin onu nasıl linç ettiğini ve ölümle tehdit ettiğini de biliyoruz. Onu da terörist ilan ettiğiniz. İnsan yalan atar da usturuplu atar. Bizim arkadaşımız katlettiniz. Şu anda da davayı cezasızlığa götürüyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    SİYASİ İSTİSMAR TARTIŞMASI

    AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşloğlu ise Arslan’ın dosya ile ilgili bilgi verdiğini savunarak, “Bu konuyla ilgili kanaatlerini paylaşmıştır, net ve açık şekilde. Mesele tarafsız ve bağımsız yargının önünde yargılama devam etmektedir. Bu konuyla ilgili suçlamaların hiçbirisinin hakikatle uzaktan yakından alakası yoktur. Tahir Elçi’nin vefatını bir siyasi istismar vesilesi kılmak doğru değildir. Tarafsız ve bağımsız yargı gerekli kararı mutlaka verecektir” dedi.

    Akbaşoğlu’nun açıklamalarına tepki gösteren Beştaş ise “Siyasi istismarı öğrendiysek sizden öğreniyoruz. İstismar nasıl yapılır, ölümler üzerinden tabutlara el konularak, Kur’an-ı Kerim dağıtılarak, hatta seçimlere özgü Kürtçe Kur’an-ı Kerim basılarak nasıl dağıtıldığını ve bunun nasıl siyasi istismar meselesi yapıldığını herhalde siz ders verecek konumdasınız. Bizi asla Tahir Elçi cinayeti suikastı üzerinden istismar iddiasında bulunamazsınız” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Grup Başkanvekili Danış Beştaş: Alevi toplumuna büyük bir haksızlık ve hakaret var-VİDEO

    HDP Grup Başkanvekili Danış Beştaş: Alevi toplumuna büyük bir haksızlık ve hakaret var-VİDEO

    PİRHA- Meclis’te geçirilmek istenen cemevleriyle ilgili düzenlemeye ilişkin konuşan HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş,”Toplumun önemli bir nüfusunu oluşturan Alevi yurttaşların inançlarını tanımıyor, Alevileri Alevi olarak kabul etmiyor. Alevi toplumuna, büyük bir haksızlık ve hakaret var” diyerek, yasanın anayasaya aykırı olduğunu belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te görüşülmeye başlanılan ve torba yasa içerisinde yer alan cemevleriyle ilgili düzenlemeye ilişkin Meclis’te konuştu.

    “ALEVİLERİ BİR KÜLTÜR VE TURİZM TOPLULUĞU GİBİ TANIMLIYOR

    Meral Danış Beştaş, meclisten geçirilmek istenen yasanın bir çok yönüyle anayasaya aykırı olduğunun altını çizerek, “Toplumun önemli bir nüfusunu oluşturan Alevi yurttaşların inançlarını tanımıyor, Alevileri Alevi olarak kabul etmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik, demokratik bir hukuk devleti olduğu ilkeleri tamamen yok sayılıyor. Alevileri bir kültür ve turizm topluluğu gibi tanımlıyor, cemevlerini ibadethane olarak kabul etmiyor, zorunlu din derslerine dair hiçbir şey söylemiyor” diye belirtti.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN İNANCINA SAYGI DUYULMUYOR”

    Türkiye’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tanınmadığını ve uygulanmadığını vurgulayan Meral Danış Beştaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem cemevlerine ilişkin hem zorunlu din derslerine ilişkin Türkiye’yi mahkum etti, ihlal kararları verdi. Ve bu ihlal kararlarına rağmen bugün milyonlarca Alevi yurttaşın Alevi toplumunun inancına saygı duyulmuyor. Alevi toplumuna, Alevi yurttaşlarına büyük bir haksızlık var, hakaret var” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den Erdoğan’ın sözlerine tepki: Bu bir nefret dilidir, kınıyoruz!

    HDP’den Erdoğan’ın sözlerine tepki: Bu bir nefret dilidir, kınıyoruz!

    AKP’ye katılan Mehmet Ali Çelebi’den daha fazla çocuk isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bak PKK’nın 5 tane, 10 tane, 15 tane var” şeklindeki sözleri tepkilere neden oldu. HDP Grup Başkanvekili Beştaş “Çok çocuk sahibi olmayı terör faaliyeti olarak görüyor. Bu ırkçı bir kafadır. Kadınların bedenine, çoğalmasına, üremesine dönük sürekli bu dil uzatma hadsizliğini lanetliyorum” dedi.

    Eski CHP ve Memleket Partisi milletvekili Mehmet Ali Çelebi, bugün AKP’ye katıldı. Çelebi’ye TBMM kürsüsünde rozetini takan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Senin çocuk kaç tane?” diye sordu. Çelebi ise “Bir tane efendim” diye yanıt verdi. Erdoğan ise “Olmaz ya çocuk da olmalı. Sayıları artırmak lazım” dedi. Çelebi’nin eşine yaşını soran ve “46” yanıtını alan Erdoğan, “Allah’tan isteyelim devam. Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın 5 tane, 10 tane, 15 tane var” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın bu sözleri tepkilere neden oldu. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, partisinin TBMM toplantısında yaptığı konuşmada, “Çok çocuk sahibi olmayı bir terör faaliyeti olarak görüyor. Bu ırkçı bir kafadır, bu Kürt düşmanı bir kafadır” dedi.

     SÜLEYMAN SOYLU DA DEMİŞTİ

    Benzer sözleri daha önce de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun söylediğini belirten Beştaş, “Soylu daha önce ‘Kürtler 10-15 çocuk yapıyorlardı şimdi 5-6 çocuğa düştüler’ demişti. Kürtleri sürekli bir nüfus mühendisliği altında gören kafalar dönüp baksınlar geriye, hangi çöplükteler acaba? İkincisi, kadınların bedenine, çoğalmasına, üremesine dönük sürekli bu dil uzatma hadsizliğini lanetliyorum. Kadınlar çocuk yapıp yapmamaya kendileri karar verir, bu aile meselesidir. Bir cumhurbaşkanı çocuk yapma sayısına neden karışır bunu anlamak mümkün değil” diye konuştu.

    “KÜRT NÜFUSUNU KASTEDEREK NASYONAL BİR SÖZ KURUYOR ASLINDA”

    Beştaş şöyle devam etti:

    “Erdoğan, örgüt mensuplarının çocuklarının olmadığını çok iyi biliyor. Kürt nüfusunu kastederek nasyonel bir söz kuruyor aslında. Bunu Kürtler anladı ve partisine dahil ettiği devlet katındaki ortakları olan ulusalcılara da tabii ki selam çakıyor. Çok çocuk sahibi olmayı bir terör faaliyeti olarak görüyor. Bu ırkçı bir kafadır, bu Kürt düşmanı bir kafadır. Bu bir nefret dilidir, kınıyoruz. Kürt halkı da bu düşmanlığı çok iyi anlıyor ve yorumluyor. Mesajlarını aldık, cevabımız daha çok direnmektir. Çözüm konusunda demokratik siyasette ısrar etmektir. Gerçek bir eşitlik ve kardeşlik için mücadele etmektir. Bizim karşı cevabımız budur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’den ‘Alevilerin İnançlarının Korunması Hakkında Kanun Teklifi’

    HDP’den ‘Alevilerin İnançlarının Korunması Hakkında Kanun Teklifi’

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Başkanvekilleri, Alevi toplumunun temel hak ve özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi verdi.

    HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, inanç özgürlüğünün sağlanması ve korunması, tarihi ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması, kültürel çoğulculuğun korunması, farklılıkların yaşatılması ve bu bağlamda Alevi yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla TBMM Başkanlığına kanun teklifi verdi.

    “Alevilerin İnançlarının Korunması Hakkında Kanun Teklifi” başlığı ile Meclis Başkanlığı’na sunulan yazının gerekçesinde Anayasa’nın 24’üncü Maddesine işaret edilerek “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” ifadesine yer verildi.

    KANUN TEKLİFİNDE NELER VAR?

    Söz konusu kanun teklifinde, devletlerin, bireylerin “din ve inanç özgürlüğünü” sağlayacak önlemleri almakla yükümlü olduğu vurgusu da yapıldı. HDP’nin kanun teklifinde okullardaki din derslerinin kaldırılması da gündeme getirilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Ana, babaya çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulmasını isteme hakkı tanınmalıdır.

    Bu konuda özellikle dikkat edilecek nokta, devletin, din hizmeti verirken, bireylerin farklı dini inançları karşısında yansızlığını özenle koruması mecburiyetidir. Devlet sözünü ettiğimiz din hizmetini, ülkede mevcut başlıca din ve inanç gruplarının hepsine vermelidir. Bu, olmazsa olmaz koşuldur.

    Ancak ne var ki; Türkiye’de pek çok inanç grubu inançlarını özgürce yaşayamamakta, baskı ve dayatmaların dışında ayrıca linç kültürünün de mağduru olmaktadırlar. Geçmiş dönemlerde yaşanan Yahudi mezarlıklarına saldırılar, kiliselere yönelik saldırı ve nefret odaklı söylemler ülkede inanç özgürlüğünün kullanılamadığının kimi örnekleridir. Elbette bu ayrımcı tutum ve nefret ikliminden en çok etkilenen kesim olarak Alevi toplumunun yaşadığı mağduriyet sürekli gündemde yer almaktadır.

    Anayasanın 10uncu Maddesinin 1inci fıkrasında belirtilen eşitlik ilkesine göre, ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ hükmü yer almaktadır. Ancak Aleviler ülkenin büyük bir toplumsal kesimi olmalarına rağmen, eşit yurttaşlık bağlamında din ve inanç özgürlüğüne dair çeşitli engellemelere tabi tutulmakta, dahası nefret söylemlerinin odağında yer almaktadırlar.

    Alevilerin dini ritüellerini yerine getirdikleri cemevlerinin yasal statüsünün olmayışı, inançlarını istedikleri gibi yaşamalarının önünde önemli bir engel teşkil etmektedir. Yani anayasal güvence altında olan din ve vicdan hürriyeti Alevileri kapsamamakta, inançlarından ötürü baskıya maruz kalmaktadırlar.

    Zorunlu eğitimin bir parçası olan din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde sadece Sünni inancına dair bilgiler verilmekte, diğer din ve inançlara yer verilmemektedir. Çocuklarının alacağı dini eğitimin; çocukların kendi inançlarını tanımaları yönündeki bir sistemle gerçekleşmesi veya tek bir dine dayalı eğitimden çocukların muaf tutulması yönündeki haklarını yargısal makamlar önünde arayan pek çok aile, AİHM’in ‘din ve inanç özgürlüğünün korunması’ yönündeki kararları ile elde etmişlerdir. Ancak devletin yapması gereken, ailelerin bireysel olarak kendi hak mücadelelerini yürütmek zorunda kalmaksızın bu hakların kendilerine teslim edilmesini sağlamaktır.

    Alevilerin ibadethanelerinin yasal statüye kavuşturulması, kutsal mekanların korunması bakımından da zaruridir. Buna dair mevcut tüm kanunlarda bir değişiklik yapılması ve cemevlerinin statülerinin oluşturulması esastır. Cemevleri birer dernek değil, Alevilerin dini ritüellerini yaşadıkları ve geleceğe taşıdıkları kutsal mekanlardır.

    Yine televizyonlarda, basın-yayın organlarında Alevilere yönelik ayrımcı ve hatta hedef gösteren söylemler yer aldığı halde bu duruma müdahale edilmemekte, bu da doğrudan Alevi yurttaşları odak haline getirmektedir. Ülkenin yakın tarihine bakıldığında, Aleviler büyük katliamların mağduru olmuşlardır. Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas katliamları bazı tarihsel örneklerdir. Alevi yurttaşların evlerinin işaretlenmesi de ayrımcılığın ve nefret söyleminin kristalize bir örneği olarak karşımızda durmaktadır.

    Öte yandan kamuya yapılan personel alımlarında da bu durum net bir şekilde izlenmekte, memur statüsüne yapılan alımlarda Alevi yurttaşlar devre dışı bırakılmaktadır.

    Özcesi Alevi yurttaşlar hem maddi hem de manevi anlamda sahip oldukları inanç ve kültür nedeniyle ayrımcılığın öznesi durumuna getirilmektedir.

    Toplumsal barışın korunabilmesi aynı zamanda farklı inançlara saygı ile mümkündür. Bunu mümkün kılmak için ise yasaların koruyuculuğuna başvurmak gereklidir. Türkiye’de mevcut durumda, toplumun bir kesiminin dini vecibelerini yerine getirmesi için her türlü yasal düzenleme yapılırken, diğer bir kesimin dini vecibelerinin engellenmesi, taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ‘Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü’ maddesi ve Anayasa’nın 10uncu Maddesinde düzenlenmiş olan eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir.

    Bu bahisle Alevilerin inançlarının korunması amacı ile kanun teklifi hazırlanmıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Cemevlerine saldırılara karşı ortak mücadele yürütülmeli’-VİDEO

    ‘Cemevlerine saldırılara karşı ortak mücadele yürütülmeli’-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine yönelik saldırıya tepki gösteren HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş,  Türkiye tarihinde çok acı deneyimlerin olduğuna, bu saldırı ve katliamlarının temelinde ayrımcı ve nefret politikalarının yattığına işaret etti. Beştaş, Alevilerin inançlarını özgürce yapmaları için mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini belirtti.

    Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan eş zamanlı saldırılara ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, PİRHA‘ya konuştu.

    “HDP OLARAK ALEVİ CANLARIN İNANÇLARINI ÖZGÜRCE YAPMALARI İÇİN MÜCADELEYİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”

    HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, cemevlerine saldırının Alevi inancına ve Alevilere yönelik saldırı olduğunun altını çizerek, “Bunu hiç böyle sağa sola çekmenin bir anlamı yok. Üç ayrı ibadethaneye, cemevine ve bir derneğe aynı saldırı yapılması hem de Muharrem orucunun başladığı gün yapılması tesadüf değil” dedi.

    İktidarın cemevlerinin ibadethane statüsünü kabul etmediğini hatırlatan Meral Danış Beştaş, “Alevi inancına yönelik maalesef zaman zaman popülist politikalarla tanıdıklarıyla birlikte çalışacaklarını söylüyor olsalar da esas itibariyle Alevi inancına karşı bir kutuplaştırmayı tercih ediyor ve Aleviliği tanımıyor” diye konuştu.

    Türkiye tarihinde çok acı deneyimlerin olduğuna, bu saldırı ve katliamlarının temelinde ayrımcı ve nefret politikalarının yattığına işaret eden Meral Danış Beştaş, şunları ifade etti:

    “Maraş’tan, Çorum’a kadar birçok Alevi katliamı yaşandı. Bu çok tehlikeli bir mesele aynı zamanda. Bu yönüyle biz bu saldırıyı çok önemsiyoruz, çok ciddiye alıyoruz. Bunun karşısında toplumun çok güçlü bir karşı duruş gerçekleştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Halkların Demokratik Partisi olarak kesinlikle bu saldırıların devam etmemesi, Alevi canların inançlarını özgürce yapmaları, bu ülkenin özgür, eşit yurttaşları olarak yaşamaları için mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz ve bunu başaracağımıza da inanıyoruz.”

    “HUKUKSAL SÜRECİ ULUSAL VE ULUSLARARASI ALANDA TAKİP EDECEĞİZ”

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Cafer Koluman da, saldırıların Aleviler için kutsal ay sayılan Yas-ı Kerbela’nın birinci gününde yapılmasının tesadüf olmadığını vurgulayarak, “Devlet yönetsel anlamda ne zaman krize girse Aleviler üzerinden bir provokasyon yaratarak kitleyi çatıştırmakta, halkları karşı karşıya getirmekte ve bu tip provokasyonlar üzerinden bir siyaset yürütmeye çalışmaktadır” diye belirtti.

    Yaklaşan bir seçimin ve ötekileştirilmeye çalışılan, yok sayılan, hakları gasp edilen Alevi toplumunun var olduğunu aktaran Koluman, şunları dile getirdi:

    “Bugün bir cemevine saldırma esasında Alevilerin değerlerine saldırmaktır, Alevileri yok saymaktır ve devletin eskiden beri devam eden asimilasyon politikalarının tam da bir parçasıdır. Bir taraftan İçişleri Bakanlığı üç gün önce yayınlamış olduğu bir genelgeyle cemevleriyle iç içe olacağız, birlikte matem oruçları düzenleyip, birlikte yemek düzenleyeceğiz. Diğer taraftan Hacı Bektaş Veli etkinlikleri kapsamında bir Alevi gençlik kampı düzenleyeceğiz, diye Alevilere hoş görünmeye çalışırken, diğer taraftan üç gün sonra böyle bir saldırının olması gerçekten de tesadüf değildir. Dolayısıyla biz Alevi toplumunun, Alevi kurumların oldukça sağduyulu olacağı, bu tür provokasyonlara karşı her zaman temkinli olacağımız da tecrübemizle sabittir. Devletin bu tür oyunlarına gelmeyeceğiz.”

    Saldırılara ve provokasyonların Alevilerin hak mücadelesini engellemeyeceğini belirten Koluman, “Her daim yolumuza güçlü bir şekilde sahip çıkmanın tam da zamanı. Hukuksal süreci gerek ulusal, gerekse de uluslararası alanda takip edeceğiz. Çünkü bu saldırı sadece bir cemevine yapılan saldırı değil, topluma ve insanlığa yapılan bir saldırıdır” diye aktardı.

    “SALDIRI SADECE ALEVİLERE YAPILMAMIŞTIR”

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı ise, saldırının organize bir saldırı olduğunu ifade ederek, “Cemevlerimiz bizim gerçeğimizdir, ibadethanemizdir. Saldırı sadece Alevilere değil, tüm kamuoyuna, ilerici, demokrat kesime yapılan bir saldırıdır. Sonuçta bir ibadethanedir ve buraya bir saldırı olmuştur. Bütün partiler bir basın açıklaması ya da mesaj yayınladılar. Güzel bir tepki oluştu ama bunun arkasının gelmesi bizim için önemlidir dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • HDP’li Beştaş, Alevilere yönelik hak ihlallerini Cumhurbaşkanlığına sordu

    HDP’li Beştaş, Alevilere yönelik hak ihlallerini Cumhurbaşkanlığına sordu

    PİRHA-HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, ülkenin pek çok yerinde Alevilere yönelik ayrımcılık, nefret söylemi, eğitimde ihlaller, zorunlu din dersleri, yaşam alanlarına yönelik ekolojik tahribatlar ve asimilasyon gibi birçok hak ihlalini meclis gündemine taşıdı.

    HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Alevi yurttaşların maruz kaldığı zorunlu din dersleri, eğitimde ihlaller, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi, hizmet verilmemesi, nefret söylemleri, HES-JES projeleri ve kamudan dışlanma gibi birçok hak ihlalini meclis gündemine taşıyarak soru önergesi verdi.

    Beştaş, Alevi yurttaşlara yönelik ayrımcılığa ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi.

    Beştaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Cemevlerinin yasal statüye kavuşması ve Alevilerin inançlarını özgürce yaşayabilmelerine olanak sağlanması için hangi çalışmaların yapılması gündeminizde olacaktır? Alevilere yönelik ayrımcılığın giderilmesi ve zorunlu din dersi uygulamalarına dair hangi çalışmaların yapılması planlanmaktadır?” diye sordu.

    “ALEVİLERE YÖNELİK AYRIMCILIĞIN GİDERİLMESİ İÇİN HANGİ ÇALIŞMALAR YAPILMAKTADIR?”

    Beştaş’ın soru önergesi şu şekilde:

    1- Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas gibi büyük katliamların aydınlatılması ve hakikatlerin ortaya çıkarılması için bir çalışma yapılması gündeminizde olacak mıdır?
    2- Cemevlerinin yasal statüye kavuşması ve Alevilerin inançlarını özgürce yaşayabilmelerine olanak sağlanması için hangi çalışmaların yapılması gündeminizde olacaktır?
    3- Din Kültürü derslerinde, Sünni olmayan diğer çocukların inançları doğrultusunda eğitim verilmesine yönelik çalışmalar yapılacak mıdır? Din Kültürü derslerinde sadece Sünni inancı doğrultusunda eğitim ve öğretim verilmesi Anayasanın 24 üncü maddesine aykırı değil midir?
    4- Alevilerin cenaze törenlerini kendi inanışlarına göre gerçekleştirmelerinin önündeki yasal ve fiili engellerin kaldırılması sağlanacak mıdır?
    5- Alevilere yönelik nefret söylemlerine dair bir çalışma yapılması ve Alevilerin hedef haline getirilmelerinin önlenmeleri yönünde bir çalışma yürütülmesi gündeminizde olacak mıdır?
    6- Halihazırda kamuda memur statüsünde görev yapan Alevilere dair bir istatistik mevcut mudur? Şayet mevcut ise veriler ne şekildedir?
    7- Alevilerin kamuya alınmamaları anayasaya aykırı değil mi? Neden Alevilerin kamuda görev yapması engellenmektedir?
    8- Alevilerin ibadethanelerinin olduğu yerlere HES yapılması hangi projeye dayanmaktadır? Yapılan HES’lerin Alevilerin dini ritüellerini gerçekleştirdikleri yerlere bulunmasının kamusal faydası nedir? Bu bölgelere yapılan yahut yapılmakta olan HES’lerin kaldırılmasına yönelik bir çalışma yapılacak mıdır?
    9- Diyanet İşleri Başkanlığının tüm dini inançları gözetecek şekilde iş ve işlemler yapmasına dair bir çalışma yapılması gündeminizde olacak mıdır?
    10- Alevilere yönelik eğitim, iş, sosyal yaşam ve sair alanlarda anayasanın güvence altına aldığı hükümler uygulanacak mıdır? Bunun aksine gelişen durumlara ve fiili uygulamalara dair yaptırımlar belirlenmesi gündeminizde olacak midir?
    11- Din ve inanç özgürlüğü bağlamında anayasa ve uluslararası sözleşmelerin dikte ettiği hususların hayata geçirilmesi adına hangi adımların atılması planlanmaktadır? Son AİHM kararı bağlamında Alevilere yönelik ayrımcılığın giderilmesi ve zorunlu din dersi uygulamalarına dair hangi çalışmaların yapılması planlanmaktadır?

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Beştaş: Bize kurulan kumpasın farkındayız -VİDEO

    HDP’li Beştaş: Bize kurulan kumpasın farkındayız -VİDEO

    PİRHA- HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için yapılan toplantıya dair Meclis’te basın toplantısı düzenleyen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, AKP’nin komisyon üyesi Ali Özkaya’nın gizlilik olan dosyaya dair paylaşımlar yaptığını belirtti. Beştaş, “Tespit ettiğimiz bütün komisyon üyelerinin istifasını istiyoruz. Bize karşı kurulan kumpasın farkındayız” dedi.  

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ve Karma Komisyonu üyesi milletvekilleri, HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için yapılan toplantıya dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    Komisyon toplantısının basına ve milletvekillerine kapatıldığını açıklayan Beştaş, AKP’nin gerçeklerin ortaya çıkmasından korktuğu için bu kararı uyguladığını söyledi. Bazı AKP’li Milletvekillerinin gizlilik kararı olan soruşturma dosyası ile ilgili sosyal medyadan paylaşımlar yaptığını da aktaran Beştaş, bu milletvekillerinin suç işlediğini ve komisyon görevlerinden istifa etmeleri gerektiğini vurguladı.

    “HİÇBİR KOMİSYON MİLLETVEKİLLERİNE KAPATILAMAZ”

    Beştaş, konuya ilişkin yaptıkları açıklamada komisyonda yaşananları şu şekilde aktardı:

    “Konumuz Semra Güzel ile ilgili Bugün Karma Komisyon’da ilk toplantısı yapılan iki fezlekeye ilişkindir. Bugün çok ilginç sıra dışı bir komisyon toplantısı yaşadık. Sanki ilk defa Türkiye’de Karma Komisyon toplanıyor gibi. Yeni bir hukuksuzluk yaşandı. Daha sözlerimiz alınmadan dışarıya çıkarılan basın mensupları ve danışman arkadaşlar içeri alınmadı. İkinci adımda da komisyon üyesi olmayan milletvekillerinin dışarı çıkarılması tartışması yaşandı. Bu süreçte yaşananlar oldukça vahimdi. AKP hukuksuzluğun yaşatılmasında ne kadar mahir olduğunu bir kez daha gösterdi. Sayın Bozdağ uzun uzun masumiyet karinesi anlattı bize. Tartışmaların dışarı yansımaması gerektiğini, bu yüzden basın mensuplarının çıkarıldığını ve diğer vekillerinin konuya vakıf olmalarına gerek olmadığını söyledi. Hiçbir komisyon milletvekillerine kapatılamaz.”

    “MİLLETVEKİLLERİ VE BASINDAN NEDEN ÇEKİNİYORSUNUZ?”

    Bugüne kadar dokunulmazlıkların kaldırılması işlemlerinin hep partilerine, milletvekillerine, Kürtlere ve muhalefete yönelik olduğunu vurgulayan Beştaş sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Aklımıza şu geldi, AKP medyasıyla 10 günü aşkın bir süredir milletvekilimiz ve partimiz hakkında bir linç kampanyası yürütüyor. Dosyadaki bütün yazışmalar sözde gizliymiş. Öyle diyorlar. Hepsini kendileri yayınladı. Kendi kanallarında servis edildi. Kendi milletvekilleri konuştu. Şimdi komisyon toplantısını basına kapattı, hadi milletvekillerine de kapatalım diyorlar. Neden çekiniyorlar acaba? Attıkları yalanlar, yaptıkları lincin ortaya çıkmasından çekiniyorlar bizce. Bunun başka bir izahı olamaz. Şimdi tabii orada da ileri sürdük burada da ifade ediyoruz, komisyon kısaca şunu söyleyeyim: Karma Komisyon’un anlamı şudur. Yargılamanın yolu açılsın mı açılmasın mı? Tırnak içinde bir soruşturma faaliyetidir. Dosyaya ve delillere bakılır ve objektif bir değerlendirme yapılması gerekir. Bugün gördük ki komisyon üyeleri zaten kararını vermiş.”

    “GİZLİ DİYE SÖYLEDİKLERİ DOSYAYI KENDİLERİ SERVİS ETMİŞ”

    Gizli olması gereken soruşturma bilgilerinin, AKP’li Milletvekilleri tarafından sosyal medya hesaplarından paylaşıldığını ve bunun suç olduğunu belirten Beştaş; “Ali Özkaya, Anayasa Komisyonu üyesi, başkanvekili. Bekir Bozdağ olmadığında başkanlık yapan bir zat. Kendisinin elimde sayısız tweeti var. Bu soruşturmaya ilişkin, Semra Güzel’e ilişkin sadece bir tanesini göstereceğim. Siz de tweet adresine bakabilirsiniz, silmezse tabii. Şu fotoğraflar basında çıkan fotoğraflar değil. Basına servis edilen fotoğraflar değil. Bunlar soruşturma dosyasından çekilmiş. Amatörce daha önce yansımayan fotoğraflar. Ali Özkaya’nın elinde bu dosya. Ve Ali Özkaya ya da onunla birlikte kaç kişi bilmiyoruz, bugün gizli diye söyledikleri dosyayı kendileri servis etmiş” diye konuştu.

    “AKP’Lİ MİLLETVEKİLLERİ YAPILAN LİNCE ORTAK OLDU”

    AKP’li Milletvekillerinin tarafsızlık kuralını ihlal ettiklerini ve komisyondaki görevlerinden istifa etmeleri gerektiğini söyleyen Beştaş; “Biz Ali Özkaya’nın bu komisyonda görev yapamayacağını söylüyoruz. Tarafsız zaten değil, objektif olamaz ve kendisi suç işlemiştir. Bugün kendi ağzıyla suç işlediğini ve ikrar ettiğini ifade ettik. ‘Ben vatan ve millet için suç işlerim’ dedi. Suç işlediğini de itiraf etmiş oldu. Öncelikle Ali Özkaya’nın bu komisyondan çekilmesini ya da el çektirilmesini talep ediyoruz. Zeynep Gül Yılmaz, kendisi de komisyon üyesi. Tweetleri ortada. Kendisi de karar vermiş. Bu kara propagandaya karışmış.

    Diğeri ise Metin Çelik. Anayasa Komisyonu üyesi. Bolca tweetleri var. Bu ilk elden bulduklarımız. Ahmet Özdemir, yine Anayasa Komisyonu üyesi, lince eşlik etmiş. Avukat Emine Zeybek o da Anayasa Komisyonu üyesi. İsmini saydığım ve tespit ettiğimiz bütün komisyon üyelerinin ya istifası ya da yönetimleri tarafından el çektirilmelerini bir an önce istiyoruz. Bunu takip edeceğiz. Bu komisyonu bu koşullarda asla adil ve objektif bir karar veremez” dedi.

    “KUMPASIN FARKINDAYIZ”

    Sistematik ve bilinçli bir şekilde partilerinin her gün çeşitli konularda lince maruz kaldığını ifade eden Beştaş son olarak şunları kaydetti:

    “Herkes farkındadır, manşetlerde yandaş medyada partimizi, vekillerimizi, bizleri her gün manşete çeken her gün hakaret eden ve küfredenler suç işliyor. Biz suç duyurularımızı yapıyoruz. Bu hukuk sisteminde, yargının silah olarak kullanıldığı bu zaman diliminde belki karar verilmeyecek ve büyük olasılıkla takipsizlik kararı verilecek; ama bunun peşini bırakmayacağız. Onlar bunun hesabını verecekler. Bu medya organlarında çalışanlara, normal iş yapanlara, talimatlara ‘uymayın’ çağrısı yapıyorum. Bir partiyi, milletvekilinin bu kadar fütursuzca, aşağılıkça hedef göstermenin bir izahı yoktur. Olamaz. Bu kumpasın farkındayız.

    Hazırlık komisyonu kuruldu. Bu süreci takip edeceğiz. AKP’den biran önce bu komisyon üyeleriyle ilgili istifa etmezlerse işlem yapmalarını bekliyoruz. Bu kumpası bütün Türkiye’ye ilan ediyoruz. Ortada bir kumpas var. Bu kumpas bir seçim kampanyasının stratejisinin ayaklarından bir tanesi. Bunları gördük mesajı aldık ama HDP’ye demokratik siyaset yolunda kesinlikle geri adım attıramayacaklar. Demokratik mücadeleden geri adım ayıramayacaklar. Biz Türkiye haklarının umudu olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Meral Danış Beştaş: Türk savaş uçakları, Roboski’de Kürtleri öldürdü!-VİDEO

    Meral Danış Beştaş: Türk savaş uçakları, Roboski’de Kürtleri öldürdü!-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 10. yılı sebebiyle Ankara’da panel düzenlendi. Konuşmacılardan HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Bektaş, “10 yıl önce Türk savaş uçakları Kürtleri öldürdü. Onca katliamlara rağmen halen Kürtler, katledildiklerini ispatlamaya çalışıyor” dedi.

    Roboski İçin Adalet Girişimi ile İnsan Hakları Derneği Ankara Şube, savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişinin katledilmesinin 10’ncu yıldönümünde panel düzenledi. Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan panelin moderatörlüğünü Tanju Gündüzalp yaparken, konuşmacı olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan katıldı.

    Panel öncesinde Yönetmen Ümit Kıvaç’ın “Ağlama anne güzel yerdeyim” adlı belgeseli gösterime sunuldu.

    “TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI KÜRTLERİ ÖLDÜRDÜ”

    Film ardından ilk konuşmacı olan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, katliamın yaşandığı ilk akşam bölgede sadece kaymakamın olduğunu belirterek vali ve diğer yetkililerin, uzun bir süre açıklama yapmadıklarını aktardı. İktidar adına ilk açıklamanın Hüseyin Çelik’ten geldiğini belirten Beştaş, “O da ‘kaza’ gibi açıklama yapmıştı. Hepimiz dehşete düştük, olay yerinde cenazeleri gördük, korkunç bir olaydı. Erdoğan ilgilere teşekkür etti. Roboskî davasında ailelerle Türkiye kamuoyu çok büyük bir dayanışma gösterdi” dedi.

    Meral Danış Beştaş, Dönemin BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş’ın Roboskî Katliamı’na dair “Kürt halkına yapılan katliamların devamıdır” sözlerini hatırlatarak “O söylenen sözler halen güncelliğini korumaktadır” dedi. Beştaş, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu davaya takipsizlik verileceğini ilk gün gördük. O dosyada emir komuta zinciri vardı. O bombalamanın başından sonuna bir silsile var ve onu bütün devlet aygıtları biliyor. Emir komuta zinciri içerisinde bir iktidarı aklayacak, bir bahane uydurdular. Orada bir çatışma yoktu, başından beri ‘Fehman Hüseyin gelecekti, oradan geçecekti’ bahaneleri vardı. Kaçakçılık yaptıklarını devlet de biliyordu. Günlük gidip geliyorlardı. Göz göre göre Türk savaş uçakları, Kürtleri öldürdü. İşin korkunç tarafı bunu reddetmiyorlar.

    Bu dava bitecek bir dava değil. Bu konudaki açıklamaları, deliller bunun mahşere kalmayacağını gösterir. Bugün yargı onların her dediğini yapan bir enstrüman halinde. Bu katliamı unutturmamak, katliamın üzerine gitmek, herkesin sahip çıkması gereken bir durum. Roboskî davasının cezasız bırakılması Kemal Kurkut, Uğur Kaymaz’ın davasından farksız değil. Kürtler yüzyıldır katledildiğini ispatlamaya çalışıyor.”

    “ÖLENLER DEĞERSİZ OLDUĞU İÇİN KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL!”

    Panelin bir diğer konuşmacısı HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise “Hata varsa hatayı yapan da vardır” dedi. 10 yıldır hatayı yapanların kayıp olduğunu ifade eden Gergerlioğlu “Ölüp gidenler değersiz olduğu için kimsenin umurunda değil. Değersiz oldukları için öldürüldüler. Gereken önlemler alınabilirdi ama Genelkurmay Başkanı evinden verdiği talimat ile ‘Vur gitsin’ dedi. Eğer bu katliam bir tür hata sonrasında yapıldıysa dahi onun da hukuken bir cezasının olması gerekir. Ama o noktada dahi adalet işlemiyor. Büyük bir duyarsızlık var. Roboski Katliamı’nı Ankara’nın karanlık dehlizlerinde boğdurmayacağız dediler ama Ankara’nın karanlık dehlizlerinde bu katliam kaybedildi” dedi.

    “HUKUKSAL SÜREÇ TEKRAR CANLANDIRILDI”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Roboskî Katliamı’nın bilinçli yapıldığını belirterek o güne ait İHA görüntülerinde köylülerin net görüldüğünü vurguladı. “Köylüler tek bir çakı dahi taşımıyorlardı” diyen Türkdoğan, şu konuşmayı yaptı:

    “Roboskî Katliamı olduğunda Oslo görüşmeleri devam ediyordu. Bu diyalogların baltalanması adına devlet içindeki kesimlerin bilerek yaptığı bir katliamdı. Sonuçta devletin bilgisi dahilinde gerçekleşen bir katliamdı ve sorumluların açığa çıkarılması gerekiyor.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru teknik bir hata sonucu kabul edilmedi. Türkiye’de ise çok büyük bir cezasızlık politikası söz konusu. Ve maalesef bunu aşmak için de bizler, yılmadan mücadelemizi sürdürüyoruz. Hukuksal süreç tekrar canlandırıldı. Tekrardan Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldı.”

    PİRHA/ANKARA