Etiket: Mersin Kadın Platformu

  • Mersin Kadın Platformu, kadına şiddete karşı devleti sorumluluğa davet etti

    Mersin Kadın Platformu, kadına şiddete karşı devleti sorumluluğa davet etti

    PİRHA- Mersin’de bugün görülecek 3 kadın davası için Mersin Kadın Platformu bileşeni kadınlar açıklama yaparak, “Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı ile mücadelede devleti ve bütün toplumu sorumluluğa davet etti. Açıklamada, “Bunun için öncelikle İstanbul Sözleşmesini etkin uygulayın” denildi.     

    Mersin Kadın Platformu, bugün görülecek olan 3 kadın davası için Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili Fatma Kurtalan’ın da katıldığı açıklamayı, platform dönem sözcüsü Zübeyde Akpınar okudu.

    “BİZ, HATUN KOÇ, EMİNE DEMİR KIZ KARDEŞLER VE TÜM KADINLAR İÇİN BURADAYIZ”

    Akpınar, platform olarak, eşi tarafından öldürülen Emine Demir, boşandığı erkek tarafından sakat bırakılan Hatun Koç ve yıllarca babaları tarafından istismar edilen kız kardeşler için adliye önünde olduklarını belirterek, şunları ifade etti:

    “Ayrıca bize ulaşamayan, bizim ulaşamadığımız birçok şiddet mağduru ve istismara uğrayan çocuklar için buradayız. Çünkü biz biliyoruz ki her gün bu adliye koridorlarında her mahkeme solonun da şiddete uğrayan, istismara uğrayan kadınların davaları görülüyor. Emine Demir 18 Aralık 2019 tarihinde evli olduğu erkek Habib Demir tarafından defalarca bıçaklanarak katledildi. Yıllarca Habib Demir tarafından şiddet gören Emine bu ülkenin, toplumun, yöneticilerin koruyamadığı binlerce kadından biri. Bugün ikinci duruşması görülecek. Her zamanki gibi sanık ceza indirimi, ağır tahrik indirimi alabilmek için erkek yargıya seslenecek ve öldürdüğü (kendini savunma hakkı olmayan) Emine Demir için kim bilir ne iddialarda bulunacak. Biz Emine Demir için buradayız. Hatun Koç 27 Mayıs 2019 tarihinde ayrıldığı eski eşi tarafından pompalı tüfekle vuruldu ve sonucunda sakat kaldı. Sanık Özkan Yarbi mahkeme salonunda bile Hatun’u tehdit etmeye devam etti. Eğer Özkan’a caydırıcı bir ceza verilmez ise Hatun’un can güvenliği tehlikeye girmiş olacak. Biz Hatun Koç için buradayız. Yıllarca babaları tarafından istismar edilen kız kardeşlerin duruşması var. S.D hala tutuklanmadı ve bu mahkemeye de tutuksuz olarak SEGBİS’ten katılacak. Şubat ayında kız kardeşler çocukluklarından beri babalarının kendilerini istismar ettiğini söyleyerek savcılığa suç duyurusunda bulundular, Mersin Kadın Platformuna da başvurarak bu konuda destek istediler. Bizler o zamanda bu konunun takipçisi olacağımızı, soruşturmanın etkin yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştık. Biz kız kardeşler için buradayız.”

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ ETKİN UYGULAYIN”

    “Kadına yönelik şiddet ve istismar vakalarında sanıklar tutuklu yargılanmalı, dava süreçlerinde faillere ceza indirimleri, iyi hal indirimleri gibi indirimler uygulanmamalıdır” diyen Akpınar, “Kadını şiddetten, çocukları istismardan koruyabilecek tek yasa olan 6284 sayılı  yasa ve İstanbul Sözleşmesi erkekler mağdur oluyor, diye uygulamayarak ve ortadan kaldırmaya çalışarak her fırsatta kadını yok sayan cinsiyetçi, ayrımcı söylemleri ile şiddeti besleyerek  kadına yönelik şiddetle ve istismarla mücadele edemezsiniz. Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı ile mücadele devletin ve bütün toplumun sorumluluğudur ve sorumluları göreve davet ediyoruz. Bunun için öncelikle İstanbul Sözleşmesini etkin uygulayın” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Mersin Kadın Platformu: Rojbin’i derhal serbest bırakın-VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Rojbin’i derhal serbest bırakın-VİDEO

    PİRHA- Sevil Rojbin Çetin’e işkence ettiği iddia edilen faillerin yakalanıp haklarında yasal işlem başlatılması çağrısı yapan Mersin Kadın Platformu üyeleri, “Rojbin’in derhal serbest bırakılarak tedavisine başlanması gerekmektedir” dedi.

    Haberin Videosu

    Mersin Kadın Platformu üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü binası önünde yaptıkları basın açıklamasıyla HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi Sevil Rojbin Çetin’e dönük köpekli işkenceyi protesto etti.

    Kadın Platformu adına açıklama metnini okuyan Aysel Demir, “Bizden önce kadının adı yoktu’ diyen iktidar partisinin, Diyarbakır’da bir kadın siyasetçiye yapılan çirkin ve ahlaksızca işkence görüntülerine söyleyecek bir sözü var mı” diye belirtti.

    “SUSMAK MI? ASLA! DAHA ÇOK MÜCADELE, DAHA ÇOK DİRENİŞ”

    Gözaltına alınan Çetin’in Mardin’e götürüldüğünü kaydeden Demir, şunları dile getirdi:

    “Rojbin’in kanser hastası olması ve saldırılarla yaralanması insanlığa karşı işlenen suç kapsamındadır. Hiçbir durum işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.  Rojbin Çetin, iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı yüksek sesle haykırdığı için işkenceye maruz kaldı. Rojbin arkadaşımıza saldırı, AKP politikalarının ne boyutlara geldiğini gösteriyor. Susmak mı? Asla! Daha çok mücadele, daha çok direniş. İnsanlık onuru kadın mücadelesi, işkenceyi yenecek. Kadın mücadelesine, demokrasiye ve insan haklarına yönelik baskının yansıması olarak, kadın mücadelesine de darbe vurulmak ve sindirilmek istenmektedir. Resmi, gayri resmi gözaltı alanlarında yapılan işkence, yaşamın bir rutini haline getirilmeye çalışılmaktadır. Oysa işkence, insanlığa karşı telafisi olmayan bir suçtur. Türkiye imzacısı olduğu ve işkenceyi suç sayan sözleşmelere uymalı ve bu işkence vakalarına dönük önleyici tedbirler almalıdır.”

    Demir’in ardından konuşan LGBTİ+ aktivisti Yağmur Arıcan ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Onur Haftası”na dönük sözlerinin ayrımcı olduğunu belirterek, “LGBTİ+ hareketi bu ülkenin eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi yolunda olmazsa olmaz parçalarından biridir. Birlikte yürümek umuttur” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de coşkulu 8 Mart kutlaması-VİDEO

    Mersin’de coşkulu 8 Mart kutlaması-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen mitinge katılan kadınlar, kadın katliamlarına karşı birlik olunması mesajını paylaşırken, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılması girişimine tepki gösterdi.

    Haberin videosu;

    Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu Meydanı yanında miting düzenledi. Miting öncesi çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine üye kadınlar Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Saat Kulesi’nde bir araya gelip miting alanına yürüdü.

    Her rengin yansıdığı yürüyüş boyunca kadınlar taleplerini dile getiren sloganlar attı. Yürüyüşün ardından miting saygı duruşuyla başladı. Mersin Kadın Platformu üyesi kurumlar sahneye çıkıp 8 Mart ile ilgili hazırladıkları metni Türkçe, Arapça ve Kürtçe okudu.

    Okunan metnin ardından konuşan HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, AKP iktidarının İdlib savaşı ile asla sonuç alamayacağını belirterek, savaşı sonlandırıp, Suriye’den elini çekmesi gerektiğini ifade etti.

    Yapılan konuşmaların ardından Renkler ve Diller Korosu Kadın Ritim Topluluğu ve Jinawaz Topluluğu sahneye çıktı. Birçok dilde söylenen şarkılarının ardından sahne alan Feryal Önen’in seslendirdiği ezgilerle miting son buldu.

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin 8 Mart programı açıklandı

    Mersin 8 Mart programı açıklandı

    PİRHA- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir araya gelen Mersin Kadın Platformu etkinlik takvimini açıkladı. Yapılan basın toplatısında konuşan Zeynep Kaya, “Erkek şiddetine, üstü örtülen cinayetlere, homofobi ve transfobiye, kadınları kuşatan politikalara, tacize ve tecavüze, emeğin sömürülmesine, krize, yoksulluğa karşı  “yeter” demek için alanlarda olacağız” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kentte yapacakları bir dizi etkinliğin programını açıkladı. Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen toplantıda Kadın Platformu adına açıklamayı okuyan Zeynep Kaya, erkek şiddetinin her geçen gün çığ gibi büyüdüğü ve kadın yaşamına yönelik saldırıların arttığı koşullarda 8 Mart’ı karşıladıklarını ifade etti.

    İktidar politikalarının, diyanet fetvalarının üzerine eklenen ekonomik krizin kadınlara şiddet, ayrımcılık, yoksulluk olarak geri dönerek kadınların daha fazla mağdur ettiğini dile getiren Kaya, şunları belirtti:

    “Rabia Naz’a, Nadira’ya, Yeldana’ya ne olduğunu soruyoruz.  55 gündür Dersimde kayıp olan Gülistan Doku’ya ne olduğunu sorarak karşılıyoruz 8 Mart’ı. İntihar görünümlü cinayetlerle kadınların yaşam hakkı elinden alınıyor. Kazanılmış haklarımıza  göz dikiliyor. Nasıl yaşayacağımıza, kimi sevip sevmeyeceğimize, doğurup doğurmayacağımıza, bedenlerimize, hayatlarımıza, iktidar ve erkekler tarafından sürekli müdahale ediliyor. Ekonomik krizin faturası kadınlara işsizlik, yoksulluk, ev içi emek sömürüsünün katmerlenmesi, güvencesizlik olarak dönüyor. Tüm bu eşitsizlik, adaletsizlik ve erkek şiddeti karşısında, 8 Mart’a sayılı günler kala kocaman bir “yeter” diyoruz. Kadın dayanışmasını yükseltmeye, isyanımızı haykırmaya, alanlara çağırıyoruz.”

    Kaya, açıklamanın devamında Mersin’de gerçekleşecek program şöyle sıraladı:

     

    • “1 Mart:  Mersin Kadın Savunma Ağı tarafından dayanışma kahvaltısı ve Mersin Cemevi Kadın  Kolları “Kadın mücadelesi yaşam mücadelesidir” başlıklı panel düzenlenecek.

     

    • 4 Mart: İnsan Hakları Derneği ve HDP Kadın Meclisi cezaevlerindeki kadınlara kart gönderecek. Eğitim-Sen sendika binası terasında Kadın Buluşması düzenleyecek

     

    • 6 Mart: HDP Kadın Meclisi, “Biz kadınlar özgürlükte ısrarlı, mücadelede kararlıyız”  şiarıyla kadın kurumları temsilcileriyle dayanışma kahvaltısı düzenleyecek. Ekmek ve Gül de kadınlarla Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda bir araya gelecek.

     

    • 7 Mart Mersin Kadın Platformu,  Eski Stadyum yanında miting düzenleyecek.

     

    • 8 Mart: Galatasaray Meydanı’nda Günebakan Kadın Festivali düzenlenecek. İnsan Hakları Derneği “Hak arama mücadelesinde kadın ve barış dili” başlıklı panel düzenleyecek. Mersin Kadın Platformu, Kushimato Sokağı’nda Feminist Gece Yürüyüşü düzenleyecek.”

     PİRHA/MERSİN

     

  • ‘Berfo Ana’ya verilen söz ancak barışla hayat bulur’

    ‘Berfo Ana’ya verilen söz ancak barışla hayat bulur’

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, “İçte ve dışta yürütülen savaş politikasının faturasını bizlerin ödüyoruz. Bu sebeple hükümetin artık savaş politikası değil, barış politikası yürütmesi zorunluluktur” dedi. 

    Mersin Kadın Platformu Cumartesi Anneleri’ne destek amacıyla basın açıklaması gerçekleşti. Mersin Kadın Platformu adına konuşan Elif Yaşar, Türkiye’de 90’lı yıllardan beri özellikle, Kürt illerinde süren savaşta ortaya çıkan kayıplar sorununun insan hakları savunucuları tarafından gündemde tutulduğunu ve çözülmek istendiğini vurguladı.

    Cumartesi Anneleri’nin 700. haftasındaki oturma eylemine polis müdahalesini kınamak için toplandıklarını söyleyen Yaşar, İçişleri Bakanlığı’nın yasaklaması sonucu bu açıklamayı yapamadıklarına dikkat çekti.

    ÇAĞRIDA BULUNDULAR

    Yaşar sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bakanlık bizim devlet şiddetini dillendirmemizi, kayıp insanların akıbetinin açığa çıkarılması talebini dillendirmemizi istemiyor, biz de bu sebeple açıklamayı yapamıyoruz. Ancak birer yurttaş ve insan hakları savunucuları olarak: Bizim adımıza devleti yönetenlere, iktidara ve özellikle İçişleri bakanına bu ülkenin yurttaşlarının can güvenliğinden sorumlu olduklarını, bir bireyin parmağı dahi kanasa hesap vermek zorunda olduğunu, bu sebeple kendisinden haklarını talep eden ve hesap soran yurttaşa kötü muamele yapmanın, görevini suiistimal ve kötüye kullanmak olduğunu ve bir gün hesap sorulacağını hatırlatıyoruz. Buradan ayrıca devletin 2006 sözleşmesini imzalamasını ve gereğini yerine getirmesi çağrısını yapıyoruz.”

    “Uzunca bir süredir ülkemizde ve bölgemizde devam eden savaşlardan kaynaklı olarak özellikle çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere pek çok insan ya canından oldu ya da yerinden yurdundan göçmek zorunda kaldı. Şu an en sıcak haliyle devam eden Suriye savaşı ise, sınırlarımızın ötesinde gibi görünse de savaş başladığından beri bizleri de ekonomik, sosyal, psikolojik, duygusal ve politik açıdan olumsuz etkilemeye devam etmektedir.”

    “BARIŞ HEMEN ŞİMDİ”

    “40 yıldır hala barışamadığımız Kürt sorunu da en yakıcı haliyle orta yerde durmaktadır. Hükümetin çözüme yönelmesi gerekirken 90’lı yılların savaş konseptini yeniden canlandırması, itiraz eden, muhalif olan kişi, kurum ve partilere, emek ve demokrasi güçlerine, sol-sosyalist çevrelere yönelik başlattığı cadı avı ise savaşın ve çözümsüzlüğün dayatılmasıdır.

    İçte ve dışta yürütülen savaş politikasının faturasını bizlerin ödüyoruz. Bu sebeple hükümetin artık savaş politikası değil, barış politikası yürütmesi zorunluluktur. Yaklaşık 30 yıldır kayıplarını arayan ailelerin sesi ancak barışla duyulur. Berfo anaya verilen söz ancak barışla hayat bulur. Savaşa hayır, Barış hemen şimdi.” (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Kadın Platformu: Zelal’i kadın dayanışması kurtardı

    Mersin Kadın Platformu: Zelal’i kadın dayanışması kurtardı

    PİRHA- Mersin’de Zelal Topçul adlı genç kadının kaçırılmasına ve 30 saatin sonunda kurtarılmasına ilişkin Mersin Kadın Platformu adına basın Canan Yüce basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Şu bilinmelidir ki kadınların, olayın takipçisi olarak örgütlenip gündem yaratmasıyla kurtarılmıştır. Bizler, şiddete maruz bırakılan bütün kadınlara, bunu reva gören erk’in,erkeklerin bu cesareti nereden aldığını biliyoruz” denildi. 

    Mersin Kadın Platformu Mersin’de kaçırılan ve ardından polis operasyonuyla kurtarılan Zelal Topçul adlı genç kadının kaçırılmasına ilişkin adına basın açıklaması yaptı.

    Platform adına açıklamayı okuyan Canan Yüce, erkeklik egosunun önüne geçemeyen 6 erkeğin, organize şekilde Zelal’i herkesin gözü önünde kaçırdığına dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Kadınların kızkardeşlik bilinciyle olayı sosyal medyada duyurması ile aynı günün akşamında ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ sözü ve çağrısı ile #ZelalNerede hashtag’i açılmış, haber Türkiye gündemine oturmuştur. Mücadelemizin ve dayanışmamızın yarattığı baskıyla, üniversiteli kadın arkadaşımızı kaçırıp  alıkoyanlar yakalanmış ve kızkardeşimiz kurtarılmıştır. Bilinmelidir ki kadınların, olayın takipçisi olarak örgütlenip gündem yaratmasıyla kurtarılmıştır. Bizler  kurtarılamayan veya bu şiddete maruz bırakılan bütün kadınlara, bunu reva gören erk’in, erkeklerin bu cesareti nereden aldığını biliyoruz. Biz kadınlar suçluları biliyoruz ve susmuyoruz. Bu eril düzene, kadınları ikincil gören bu sözlü yasalara, kolluk kuvvetlerine, yasa koyuculara, savcı, hakim ve eril iktidarın kol kola yürüttüğü erkek ittifakına, demokratik alanı yok eden OHAL’e, kadınların iradesini yok sayan siyasi iktidara karşı mücadele ediyor, dayanışmayı büyütüyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Mersin Kadın Platformu: Çocuklara yönelik istismara gözümüzü, kulağımızı kapatmayacağız

    Mersin Kadın Platformu: Çocuklara yönelik istismara gözümüzü, kulağımızı kapatmayacağız

    PİRHA- Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Mersin Kadın Platformu, gerçekleştirmiş oldukları “Kırmızı balon” kampanyası ile bir farkındalık yarattıklarına işaret ederek, “Çocuklara yönelik istismara gözümüzü, kulağımızı kapatmayacağız” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, Sağlık Emekçileri Sendikası’nda (SES) basın toplantısı düzenledi. Platform adına açıklamayı okuyan Psikolog Fahriye Cengiz, Kırmızı Balon kampanyası ile çocuklara yönelik cinsel istismarı görünür kılmaya çalıştıklarını belirterek şunları ifade etti:

    “İlimizde ve dünyanın her yerinde çocuklara yönelik yaşanan bu şiddetin boyuttu artarak yaşanmaya devam ediyor. Çocuk istismarı her yaştan, ırktan ve gelir düzeyinden çocuğu etkiler. Şehir veya kırsalın fark etmediği, en güvenli alanlar diye tabir ettiğimiz ev, okul, yurt, akraba evleri, eğitim kampları mülteci kampları  ve cezaevleri gibi ortamlarda  çocuk istismarı daha fazla yaşanmaktadır. Çocuk istismarı dünyada milyonlarca çocuğu ve ailelerini erkileyen önemli bir toplumsal sorundur.”

    “ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZ, UMUDUMUZ” 

    Fahriye Cengiz açıklamanın devamında amaçlarının Türkiye’de ve dünyada yaşanan çocuk istismarına karşı BM üye ülkelerin imzaladığı çocuk hakları bildirgesinde yer alan ilkelerin hayata geçmesini sağlamak olduğunu söyledi.

    “Çözüm olarak; Kanunların uygulanmasında denetimi sağlayacak mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir. Uluslararası sözleşmelere uygun olacak şekilde kanunlardaki çocuk tarifini belirleyecek bir düzenleme Adalet bakanlığından talep edilmelidir. Çocuk istismarına karşılık Mahkemelerdeki uygulamalar çocuk yararına iyileştirilmeli ve bu suça yönelik cezalar en ağır şekilde düzenlenmelidir. Erken yaşta evlenmenin sakıncalarını içeren dersler müfredata eklenmelidir. Sosyal sorumluluk projelerinin artmasına yönelik kampanyalar düzenlenmeli, insanların sıklıkla takip ettiği Tv programlarında çocuk istismarı ve ihmalini içeren bilgilerin alt yazı, yazı yerleştirme ve buna benzer yöntemlerle toplum bilinçlendirilmelidir. Mersin kadın platformu olarak, Yaşanan çocuk istismarını görünür kılmak ve toplumsal baskı mekanizmasını oluşturmak için alanlardayız.  Çocuklara yönelik  istismara gözümüzü, kulağımızı kapatmayacağız. Çocuklarımız bizlerin geleceği ve umududur.”

    Diren Keser/MERSİN

  • Eğitim müfredatına Mersin’de yaşayan kadınlardan tepki: Cinsiyetçi eğitim istemiyoruz

    Eğitim müfredatına Mersin’de yaşayan kadınlardan tepki: Cinsiyetçi eğitim istemiyoruz

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu düzenlediği basın açıklamasında konuşan Zeynep Kaya Çavuş  “AKP İktidarı, müfredat değişikliği ile kadınları yok sayarak, iradesizleştirmek istiyor. Buna karşın tüm kadınları, dört bir koldan bu müfredatın amaçlarını boşa çıkarmak için, tüm cinsiyetçi ve kadın düşmanı söylemleri teşhir etmeye, örgütlenmeye ve mücadele etmeye davet ediyoruz” dedi.

    Eğitim sistemindeki değişikliğe tepkiler devam ediyor. Mersin Kadın Platformu da Eğitim-Sen Mersin şubesinde yaptığı basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasını okuyan Zeynep Kaya Çavuş, “Kadınlar olarak, bizlerin emeğini sömüren, bedeni ve iradesi üzerinde sürekli hak iddia eden bu eril sistem ile binyıllardır mücadele ediyoruz” diyerek şunları belirtti;

    “Yeni bir müfredat üzerinden çocuklarımız bu eril sisteme daha da adapte edilmek isteniyor. Eril sistemin temsilciliğini layığı ile yapan AKP İktidarı, bu saldırılar ve bu müfredat değişikliği ile kadınları yok sayarak, iradesizleştirmek istiyor. Çünkü özgür kadından korkuyor. Bir ülkede bireylerin hangi bilgiler, gerçekler ve değerler üzerinden biçimlendirilmesi isteniyorsa ona uygun eğitim politikaları oluşturulması kaçınılmazdır. Türkiye’nin mevcut eğitim politikasının temelinde laik-bilimsel eğitim anlayışından çok, eğitim sisteminin iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak biçimlendirilmek istenmesi vardır. Yeni müfredatı bu anlamıyla tüm topluma ve ülkenin geleceğine yönelik tehlikeli bir müdahale olarak değerlendirmek mümkündür.”

    “TÜRKİYE’NİN NASIL BİR MÜFREDATA İHTİYACI VAR?”

    Zeynep Kaya Çavuş, açıklamanın devamında “Türkiye’nin Nasıl Bir Müfredata İhtiyacı Var?” diye sorarak şunları ifade etti;

    “ Eğitim müfredatı hazırlanırken bilimsel, demokratik, laik, bireyin yanı sıra aynı zamanda toplumsal faydayı da gözeten, insan hak ve özgürlüklerine dayalı eğitim programlarının oluşturulması gereklidir. Müfredatta içerilen bilgi ve değerler, demokrasi karşıtı (dini istismara dayanan, ırkçı, etnik ayrımcı, bölgeci, cins ayrımcı, farklı renk ve kültürleri aşağılayıcı, savaş yanlısı, çevre düşmanı, piyasacı vb) ögeler asla olmamalı, var olanlar çıkarılmalıdır.”

    Açıklamada son olarak, “tüm kadınları, dört bir koldan bu müfredatın amaçlarını boşa çıkarmak için, tüm cinsiyetçi ve kadın düşmanı söylemleri teşhir etmeye, örgütlenmeye ve mücadele etmeye davet ediyoruz” dedi.

    Diren Keser/MERSİN

  • Mersin Kadın Platformu: Kadın mücadelesi yargılanamaz-video

    Mersin Kadın Platformu: Kadın mücadelesi yargılanamaz-video

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, yaptığı açıklamada, devam eden OHAL ile birlikte kadına yönelik şiddette artış olduğuna dikkat çekerek, şiddete karşı yan yana gelen kadınların yargılanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

    “2016 YILINDA 261 KADIN ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Kadına yönelik artan şiddete ve sonrasındaki cezasızlığa tepki göstermek için bir araya gelen Mersin Kadın Platformu üyeleri, Eğitim-Sen Mersin Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Platform adına açıklamayı okuyan Canan Yüce, yaklaşık 1 yıldır devam eden OHAL ile birlikte kadına yönelik şiddeti kat be kat arttığına dikkat çekerek şunları ifade etti;

    “OHAL sürecinde KHK’ler ile hedef alınan bütün alanlar yıllardır Türkiye ve dünyada yürütülen kadın mücadelesinin kazanılan alanları olmasından kaynaklı bugün erkek politikalarının temsilcisi devlet tarafından ilk engellenmeye çalışılan alanlar olmuştur. Kadınlar hemen hemen her gün şiddete, tacize, tecavüze ve emek sömürüsüne maruz kalmaya devam ediyor. Mevcut politikalar, yasalar ve yargı düzeni bu süreçte her zamankinden daha fazla erkek taraflı bir tutum sergileyerek, kadına yönelik şiddetin artarak devam etmesine göz yummaktadırlar. 2016 yılında 261 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Onlarcası taciz ve tecavüze uğradı. Mevcut hükümetten bunları engellemeye dönük tek bir ses çıkmazken bu alanda geliştirmeye çalıştırdıkları yasal düzenlemeler cinsel istismarın ve şiddetin daha fazla önünü açacak nitelikte olmuştur.”

    “KADIN MÜCADELESİ YARGILANAMAZ”

    “Kadın katliamlarının ve kadına yönelik şiddetin sistematik bir hale getirildiği bu dönemde kadınlar olarak bir arada olmaya daha fazla ihtiyacımız varken, bugün bu ihtiyaçlar erkek yargının dava konusu olarak karşımızda durmaktadır” diyen Canan, şunları kaydetti:

    “Geçen 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve 8 Mart Dünya Kadınlar  günü kapsamında Mersin Üniversitesi’nde  yapılan kadın etkinlikleri nedeniyle üniversiteli kadın arkadaşlarımıza onlarca yıl ceza yağdı. Kadınların kendi yaşam hakları üzerinden yürütülen bu eril politikalara karşı yürüttüğü mücadele en meşru gününde ve en legal mücadele yöntemiyle yargılamaya söz konusu bile olamaz. Bu bağlamda hiç bir kadın arkadaşımız yürüttüğü bu mücadelede yalnız değildir, o davalarda kadın mücadelesi yerine erkek şiddetinin yargılanması gerektiğini her alanda ve hep birlikte daha da yüksek sesle söylemeye devam edeceğiz. Ölümleri, tecavüzleri aklayan yargı sisteminin kadın mücadelesini yargılamasını da asla meşru görmeyeceğiz.”

    5 Temmuz’da İlknur Üstün ve Nalan Erkem’in de aralarında bulunduğu 10 kadın aktivistin gözaltına alınmasına da tepki gösteren Canan, gerek 25 Kasım’dan dolayı yargılan üniversiteli kadın arkadaşlarımız, gerekse şuan Tarsus Cezaevinde bulunan kadın arkadaşlarımız dün olduğu gibi bugün de bu süreçte yalnız değillerdir.

    Diren Keser/MERSİN

  • ‘Ata-erkil zihniyet muhafazakârlıkla buluştuğunda karşımıza şiddet olarak çıkıyor’

    ‘Ata-erkil zihniyet muhafazakârlıkla buluştuğunda karşımıza şiddet olarak çıkıyor’

    PİRHA- Kadınların yaşamın her alanında psikolojik ve fiziki şiddete maruz kalması istatistikleri de aşan bir sorunu ortaya koyuyor. Kadınlar, toplum ve yasalar karşısında eşitlenecek mi? Belediyeler kadın çalışmalarına neden önem vermiyor? “Adalet” yürüyüşüne kadınlar nasıl bakıyor? Tüm bu soruları Mersin Kadın Platformu Bileşeni kadınlara sorduk. 

    PİRHA’ya konuşan kadınlar, erkeklerin iktidardan aldıkları güçle daha da pervasızlaşarak kadınlara şiddet uyguladığını belirttiler. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşünü desteklediklerini belirten Mersin Kadın Platformu Bileşeni kadınlar, herkes için adalet sağlanana kadar yürüyüşün devam ettirilmesinden yana. İktidarın politikalarını eleştiren kadınlar, CHP’li belediyelerin bakış açısının da sorunlu olduğuna işaret ettiler.

    İşte Mersin Kadın Platformu Bileşeni kadınlarla yapılan röportaj…

     “DAHA FAZLA DAYANIŞMAMIZ GEREKİYOR”

    Dünyanın bir çok yerinde kadınlar şiddete maruz kalıyor. Ülkemiz de ise özellikle ramazan ayı boyunca- ki öncesinde de örnek verilebilir- gericilerin saldırısına uğruyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

    Yüksel Gözen: Sadece ramazan ile ilgili bir şey değil. İktidarın güçlenmesiyle ilgili bir şey. Erkekler iktidardan aldıkları güçle daha da pervasızlaşmaya başladı. Kim ne yaparsa serbest kalıyor, hesabı sorulmuyor. Sadece gerici grupların saldırıları yok. Solcu diye geçinenler de benzer şiddeti kadına uyguluyor. Biz kadınlar bu duruma şaşırmıyoruz. Şu var ki bu tür saldırılar kadınların örgütlülüğünü güçlendirecek. Daha fazla dayanışmamız gerekiyor.

    “EN AĞIR CEZAYI ALMALARINI İSTİYORUZ”

    Seher Selma Yazıcı: Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler var. Bu sözleşmelerdeki en temel unsurlardan biri olan toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirme maddesi devlet tarafından uygulanmıyor. Kadın-erkek eşitliği sağlanmadığı, ikincilleştirildiği ve iktidarın da bu bakışı yaygınlaştırdığı müddetçe, erkek bir kadına çeşitli bahaneler üreterek, istediği yerde şiddet uygulayabilir. Kadına yönelik şiddete karşı mahkemeler adli bir vaka gibi görülüp, erkekten yana sonuçlar ortaya çıkartıyor. Mahkemelere yansımış olan kadına yönelik şiddet davalarında erkeklerin tutuklu kalmalarını ve en ağır cezayı almalarını istiyoruz.

    “AZGIN BİR SALDIRIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Çiğdem Akbaba: Ata-erkil zihniyet toplumsal olarak yaygınlaşmaya başladı. Bir pervasızlaşma var her anlamda. Kendisini sistem içerisinde rahatça hareket edebilir görüyorlar ve gücü elinde bulundurduğunu düşünen erkek, canı istediği her yerde kadına, çocuğa ve dezavantajlı gruplara yönelebiliyor. “Gücü” temsil eden paraysa parayla, egemen etnik, dinsel ve mezhepsel yapıya sahipse onu kullanarak, bazen bir minibüste, bazen parkta, bazen de sokakta bu “gücü” gösteriyor. Bu anlayışın temsil ettiği tek-tipçi bir ideolojik yapı mevcut. Bu yapı kendisi gibi düşünmeyen ve yaşamayana yaşam hakkı tanımıyor. Din, mezhep, inanç, kimlik, cinsiyet üzerinden azgın bir saldırı ile karşı karşıyayız. Tüm bunlara bakarak farklılıklarımızla, bir arada olmamız çok önemli.

    Canan Yüce: Basının öne çıkardığının –şort giyen kadın dövüldü gibi- dışında, bir de direnen kadın gerçekliği var. Ata-erkil zihniyet muhafazakârlıkla buluştuğunda karşımıza şiddet olarak çıkıyor. Artık saldırıya uğrayan kadın baş eğmiyor, karşı duruşu da ortaya çıkartıyor. Kadın örgütlerinin duyarlılığı, kadınların bir birini sahiplenme örnekleri, bu coğrafyada yaşayan tüm kadınları cesaretlendiriyor.

    Yüksel Gözen: Erkekler dünyanın kendilerinin olmadığını görecekler.

    “ADALETSİZLİĞİN OLDUĞU YERDE HEPİMİZİN ADALETE İHTİYACI VAR”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu ve birçok kesimin de destek verdiği “Adalet” yürüyüşünü nasıl değerlendiriyorsunuz? 

    Seher Selma Yazıcı: Adaletsizliğin olduğu bir ülkede adalet talep etmek çok önemli. Herkes bir biçimde adaletsizliğe uğruyor. Bütün toplumsal ve siyasal yapılar bu “adalet” arayışını çoğaltmalı. Sadece bir yapıya veya partiye kalırsa sönümlenir ve insanlardaki umut kırıntıları da yok olabilir.

    Yüksel Gözen: Kadınlar başta olmak üzere, ezilen, ötekileştirilmek istenenler kendi talepleriyle orada olmalı. Kendileri adaletsizliğe uğradığı zaman adalet talep etmeye başladılar. Bu durum yaralayıcı ancak desteklenmeli, bir mücadele hattına dönüştürülmelidir. Sonuçta hepimizin adalete ihtiyacı var.

    Canan Yüce: “Adalet” yürüyüşü, ihraç edilen akademisyenler kürsülerine dönene kadar, Sur da, Cizre de, Roboski’de katledilenlerin hesabı görülene, HDP’li vekiller ve gazeteciler dışarı çıkana kadar, yani herkes için adalet sağlanana kadar devam ettirilmeli.

    Kadın platformu olarak belediyelerin kadın çalışmaları yapmadığını dile getiriyorsunuz. Yakın zamanda kayyum atanan Akdeniz Belediyesi’nin, ilk işlerinden biri, Mersin’de faaliyette bulunan tek sığınma evinini kapatmak oldu. Yerel yönetimlerin ve hükümetin kadın çalışmalarına bakış açısı nedir?

    Canan Yüce: Platform olarak medyanın dilini, siyasi partilerdeki kadınların durumu gibi çalışmalar yapıp farkındalık yaratmaya çalıştık. Yapacağımız yeni çalışma ile de belediyelerin kadın çalışmalarına bakış açısını değerlendireceğiz. İktidarın kadını aileye bağlayan yaklaşımlarını, kadın danışma merkezlerini kapatarak görebiliyoruz. “Zaten biz yapıyoruz. Sizlere gerek yok” diyerek, aile ve sosyal politikalar bakanlığı aracılığıyla, kadın özgün çalışmaları baltalanmak isteniyor. Akdeniz belediyesine atanan kayyum gelir gelmez, şehrin tek sığınma evini, ihtiyaç yok denilerek ve kimseye sormadan kapattı. Ardından İŞTAR kadın merkezine talimat göndererek, “bundan sonra kadın davalarını takip etmeyeceksiniz” denildi. Tüm bu örnekler başlı başına iktidarın kadın bakış açısını göstermektedir.

    Yüksel Gözen: Ne yazık ki benzer yaklaşımları, sosyal-demokrat belediyelerde de görüyoruz. Mezitli, Yenişehir ve Silifke belediyelerinde kadın merkezleri yok. Kadın-erkek eşitliğini savunduğunu iddia eden yapılar da bu bakış açısı var. Değişmesi için elimizden geleni yapacağız.

    Seher Selma Yazıcı: Kadına sorunlu bakış sadece iktidar ile sınırlı değil. CHP’li milletvekilleri hükümete yönelttiği, “sığınma evi sayısı, kadın danışma merkezlerinin kurulup kurulmadığı, kurulduysa kaç tane olduğu” şeklindeki soruları CHP’li belediyelere “neden sığınma evi açmıyor ve kadın çalışmaları yapmıyorsunuz?” diye sormuyor. Biz sorduğumuzda “kadınların böyle bir talebi yok” denilerek işin içinden çıkılmaya çalışılıyor. Bizler de yaptığımız çalışmalar sonucu yüzlerce dilekçe ile ilgili kurumlara başvurup, kadın merkezlerinin açılması için ısrarcı olacağız.

    Diren Keser/MERSİN