PİRHA- Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş ile ilgili röportaj verdiği için yargılanan Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker hakkında beraat kararı verildi.
Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker hakkında, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku’nun ölüm süreçlerine ilişkin verdiği bir röportaj nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması Mersin Adliyesi 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Mersin Kadın Platformu, duruşmadan önce adliye önünde basın açıklaması yaptı. “Kadın mücadelesi yargılanamaz” pankartının açıldığı eylemde kadın cinayetlerini sormanın suç sayılamayacağı vurgusu yapıldı.
Duruşmada, tutuksuz yargılanan Şehriban Şeker ile avukatları hazır bulundu. Duruşmayı Mimoza Kadın Derneği ve Mersin Kadın Platformu üyeleri takip etti.
Savcılık, Şehriban Şeker’in verdiği röportajda kullandığı “Delillerin karartıldığı, intihar algısının oluşturulmaya çalışıldığı ve kadın cinayetlerinin üzerinin örtüldüğü” ifadelerinden dolayı kamu düzenini bozmaya elverişli olduğu iddiasıyla ceza talebinde bulundu.
Savunma yapan Şehriban Şeker, kamuoyunu yanıltmaya yönelik herhangi bir bilgi paylaşmadığını belirterek, katledilen kadınların akıbetini sormanın suç olarak görülemeyeceğini dile getirdi. Ardından konuşan savunma avukatı Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Figen Alp, kadınların yaşadıkları ihlallere karşı seslerini yükseltmeleri nedeniyle yargılanmalarının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu kapsamda müvekkilinin beraatini talep ettiklerini ifade etti.
Mahkeme heyeti, suç unsuru oluşmadığını ifade ederek beraat kararı verdi.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu üyeleri, idari para cezalarına karşı hazırladıkları itiraz dilekçelerini Mersin Adliyesi’ne sunarak hukuki süreci başlattı; adliye önünde yaptıkları açıklamada “Hayali suçlarla kadın mücadelesini bastıramazsınız, bu gözdağı politikalarını boşa çıkaracağız” dedi.
Mersin Kadın Platformu, 16 Eylül 2025 tarihinde yapılmadığı belirtilen bir eyleme katıldıkları iddiasıyla en az 17 kadına Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında idari para cezası verilmesine tepki gösterdi. Kadınlar, para cezalarına ilişkin itiraz dilekçelerini Mersin Adliyesi’ne sunarak adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına Fatoş Sarıkaya okudu.
“SİSTEMATİK BİR GÖZDAĞI”
Fatoş Sarıkaya, kadınlara tebliğ edilen cezaların hukuki dayanağının olmadığını belirterek, bunun kadınların mücadelesini bastırma girişimi olduğunu ifade etti. Sarıkaya, “16 Eylül 2025 tarihinde hiçbir biçimde gerçekleşmemiş bir eyleme katıldığımız iddiasıyla aramızdan en az 17 kadına idari para cezaları tebliğ edildi. Bu cezalar, yalnızca bir maddi hata değildir; kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü, sözünü ve örgütlü mücadelesini bastırmayı amaçlayan erkek devlet politikalarının güncel bir tezahürüdür. Tebligatlarda belirtilen yer ve tarihte herhangi bir eylem olmamasına rağmen düzenlenen bu cezalar, kadınlara yönelik sistematik bir gözdağıdır. En çarpıcı örnek ise, o gün Kayseri Bünyan T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan’a aynı gerekçeyle ceza gönderilmesidir. Bir kadının cezaevinde bulunduğu gün dışarıda eylemde olduğu iddiası, idarenin gerçeklikten nasıl koptuğunu ortaya koymaktadır” dedi.
“HUKUK ARAÇSALLAŞTIRILIYOR”
Sarıkaya açıklamanın devamında, kadınların yıllardır benzer baskı politikalarına maruz kaldığını ancak bu politikaların hiçbir zaman örgütlü mücadeleyi durduramadığına vurgu yaptı:
“Bu cezalar, açık biçimde siyasi bir baskıdır. Ancak Mersin Kadın Platformu’nun yıllara yayılan mücadele deneyimi karşısında engelleyici olamamıştır ve olamayacaktır. Avukat arkadaşlarımızla birlikte bu idari yaptırımlara itiraz edeceğiz. Daha önce benzer keyfi cezalara karşı yürüttüğümüz hukuk mücadelesinde mahkemeler tarafından haklı bulunduk, Anayasa Mahkemesi barışçıl toplanma hakkımızı defalarca tescilledi. 8 Mart’tan bu yana kadınlara yönelik polis şiddeti, çanta arama dayatmaları, barikatlar ve gözdağı politikaları giderek sertleşiyor. Gökkuşağı bayrağının bile suç sayılmaya çalışılması, erkek devlet aklının kadın düşmanı politikalarının bir parçasıdır. Bu ülkenin hukuki güvenliği, kadınların ve LGBTİ+’ların hak mücadelesi zayıfladığında değil; tam tersine, dayanışma ve ısrar güçlendiğinde sağlanacaktır.”
Sarıkaya, açıklamanın sonunda 25 Kasım için çağrı yaparak, “Biz kadınlar ve LGBTİ+lar, korkutma ve para cezalarıyla yaratılmak istenen baskıya boyun eğmeyeceğiz. Bugün burada sergilediğimiz mücadele yarın 25 Kasım’da sokaklarda çok daha güçlü bir şekilde devam edecek. Mücadelemizden, dayanışmamızdan ve feminist direnişimizden geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
Açıklama sloganlarla sona erdi.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde yaptığı açıklamada tüm kadınları ve LGBTİ+’ları alanlara çağırarak, “Türkiye’nin dört bir yanında, tüm sokaklarda, meydanlarda; yaşamak, özgürleşmek, eşitlenmek için mücadelemizden vazgeçmiyoruz” mesajı verdi.
Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İHD Mersin Şubesi’nde basın açıklaması yaptı. Kadınlar, LGBTİ+’lar ve hak savunucularının katıldığı açıklamada, artan şiddet, yoksulluk, güvencesizlik ve devlet politikalarının kadınların yaşam alanlarını daralttığı vurgulandı.
Yapılan açıklamada, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesine dikkat çekilerek, kadınların kamusal yaşamdan uzaklaştırılmaya çalışıldığı ifade edildi. Açıklamada, “Kadınları aileye sıkıştıran her politika, şiddetin ve istismarın artmasına neden oluyor. Özgür ve eşit bir yaşamdan yanayız” denildi.
“İSTİSMARIN AFFI OLMAZ”
Basın metnini platform adına okuyan Zübeyde Sadırlı Akpınar, çocuk istismarında cezasızlık eğiliminin güçlendiğini belirterek, 6284 sayılı yasanın hedef alınmasına karşı çıktı. Erken yaşta evlilik söylemlerinin yeniden dolaşıma sokulmasının tehlikeli olduğu vurgulayan Akpınar, “Erken yaşta evlilik girişimlerini yeniden gündeme getiren söylemler, çocuk istismarında cezasızlık eğilimini güçlendiriyor. 6284 sayılı yasa hedef alınmaya devam ediyor. Bir kez daha haykırıyoruz: İstismar affı olmaz! Çocuklar için adalet geri adım kabul etmez!” dedi.
Akpınar, kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarda bahanelerle ceza indirimi uygulanmasının derhal durdurulması gerektiğini vurgulayarak, “Nafaka hakkını sınırlayan, koruma tedbirlerini zayıflatan, kadınların şiddetten korunmasını zorlaştıran her düzenleme kadınların hayatına mal olur” diye konuştu.
“KADIN VE LGBTİ+ CİNAYETLERİNİ DURDURMAK DEVLETİN GÖREVİ”
Her gün kadınların en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğünü söyleyen Akpınar, devletin kadınları korumak yerine şiddeti görünmez kıldığını kaydederek, “Mersin’de ve Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Devletin görevi kadınları korumaktır; şiddeti görünmez kılmak değil. Şiddeti önlemek için bütçe yok ama kadınları suçlayan politikalar var. Mersin’de ve birçok kentte LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi, hedef göstermeler, yürüyüş yasakları ve polis şiddeti artıyor. Biz yıllardır söylüyoruz: Kadın mücadelesi LGBTİ+ mücadelesinden ayrılamaz. Nefrete karşı yaşamdan yanayız” ifadelerini kullandı.
“MÜCADELEMİZ MEŞRUDUR”
Zübeyde Sadırlı Akpınar, son olarak şunları söyledi:
“Mersin’de kadın eylemlerine yönelik polis müdahalelerini unutmadık, unutturmayacağız. Sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Mücadelemiz meşrudur. Çünkü varız, buradayız ve susmuyoruz!.. Türkiye’nin dört bir yanında, tüm sokaklarda, meydanlarda; yaşamak, özgürleşmek, eşitlenmek için mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Dayanışmamız kadar güçlüyüz; mücadelemiz kadar görünürüz. Tüm kadınları ve LGBTİ+ları 25 Kasım’da alanlara çağırıyoruz!”
PİRHA- Mersin Kadın Platformu üyelerine, yapılmamış bir eyleme katıldıkları iddiasıyla idari para cezaları gönderildi. Cezalardan biri o gün cezaevinde bulunan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan’a tebliğ edildi.
Mersin Kadın Platformu üyelerine, gerçekte yapılmamış bir eyleme katıldıkları iddiasıyla idari para cezaları tebliğ edildi. Cezalardan biri, söz konusu tarihte cezaevinde bulunan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan’a de gönderildi. Şu ana kadar en az 17 kadın, Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında “mülki amirin emrine aykırı davranmak” iddiasıyla para cezası tebligatı aldı. Platform temsilcileri, ceza tebligatlarının gelmeye devam ettiğini ve sayının artabileceğini belirtti.
OLMAYAN EYLEME PARA CEZASI
Tebligatlarda, kadınların 16 Eylül 2025 tarihinde Mersin’in Adnan Menderes Bulvarı, Cep Sineması önü adresinde izinsiz bir eyleme katıldıkları ileri sürülüyor. Ancak platform bileşenleri, belirtilen yer ve tarihte herhangi bir eylem ya da toplanmanın gerçekleşmediğini ifade ediyor.
Cezalara ilişkin en dikkat çekici noktalardan biri, yerine kayyım atanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan’a da aynı gerekçeyle ceza tebligatı gönderilmesi oldu. Arslan, iddia edilen eylem günü Kayseri Bünyan T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyordu. Cezaevinde olan bir kişiye eyleme katılma gerekçesiyle idari yaptırım uygulanması, avukatlar ve platform bileşenleri tarafından açık bir maddi hata ve hukuksuzluk olarak değerlendirildi.
“TUTANAKLARLA GERÇEKLER ARASINDA BAĞ YOK”
Konuya dair PİRHA’ya konuşan Çağdaş Hukukçular Derneği’nden (ÇHD) Avukat Behiye Çetin, “İlginçtir ki bir hayal ürünü idari para cezası düzenlenmiş. Fakat daha da ilginç olan; Akdeniz Belediye Eş Başkanı Nuriye Aslan’a da aynı cezanın gelmesi. Bunların hepsine itiraz edeceğiz. Bu 17 kadına yazılan cezalar tamamen haksız ve keyfiyetle ilgili bir durum” dedi.
Çetin, daha önceki yıllarda da Mersin Kadın Platformu’na eyleme katıldıkları gerekçesiyle para cezası yazıldığını hatırlatarak, “O yıllarda da gerekli itirazlarımızı yaptık ve mahkeme itirazlarımızı kabul etti, Anayasa Mahkemesi’nin lehimizde verdiği bir karar var. Hepsine itiraz dilekçelerinde ek olarak yer vereceğiz” diye konuştu.
“KADINLARIN HUKUKİ MÜCADELESİ HAYATİ ÖNEMDE”
Son olarak kadınların hukuki mücadele yürütmesinin hayati önemde olduğunun altını çizen Behiye Çetin, şunları söyledi:
8 Mart’tan bu yana bir sertleşme, kadınlara bir gözdağı verme, yıldırma ve barışçıl olan eylemlere bir saldırı var. Mersin özelinde ise çanta arama dayatması, barikatlar kurma yönünde polisin bir baskısı var. 28 Ekim’de 11. Yargı Paketi’ne dair yapılan açıklamada ciddi bir saldırı oldu. Bunun temelinde gökkuşağı bayrağının suç unsuru olarak görülmesi ve hedef alınması var. Öte yandan hukuki güvenlik meselesi aslında temel ihtiyaçlarımızdan birine dönüştü. Şu an tam bir keyfiyet durumu var. Yani aslında yazılı olana uydurma derdi de kalmamış. O yüzden özellikle kadınların yazılı hukuka sahip çıkması çok mühim. Mağdur tarafın elinde hangi güç varsa, hangi araçları varsa onu sonuna kadar kullanması gerekiyor.”
PİRHA- Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker’in Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku hakkında verdiği röportaj nedeniyle hakkında dava açıldı. Duruşma öncesi basın açıklaması yapan Mersin Kadın Platformu, “Rojin’e, Gülistan’a ne olduğunu sormak suç değildir” dedi.
Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker’e Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku hakkında verdiği bir röportaj sebebiyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede, Şeker’in Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in ölüm süreçlerine ilişkin yaptığı açıklamaların “gerçeğe aykırı beyanlar” içerdiği ve kamuoyunu yanılttığı ileri sürüldü. Şeker’in “kasten işlenen suç nedeniyle belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması” da talep edildi.
İddianamede yer alan ifadeye göre Şeker, söz konusu açıklamalarında “Deliller karartıldı ve yok edildi. Ancak biz kadınlar bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.” ifadelerini kullanmış, ayrıca Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin “Şüpheli ölüm olmasına rağmen intihar algısı yaratılmaya çalışıldığını” belirtmişti. Savcılık, bu sözlerin kamuoyunu yanıltıcı nitelikte olduğunu öne sürdü.
ADLİYE ÖNÜNDE AÇIKLAMA: KADIN MÜCADELESİ YARGILANAMAZ
Mersin Kadın Platformu, duruşma öncesi Mersin Adliyesi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Platform adına yapılan açıklamada, davanın kadınların ifade özgürlüğüne ve feminist mücadelenin politik gücüne yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi.
Kadınlar, “Bu dava sadece bir kişiye değil; kadınların söz hakkına, feminist mücadelenin politik gücüne, kadınların adalet arayışına açılmış bir davadır. Kadın mücadelesi yargılanamaz. Şehriban yalnız değildir. Rojin’e, Gülistan’a ne olduğunu sormak suç değildir. Hayatları ve birbirleri için mücadele eden kadınları değil, kadın katillerini yargılayın” diyerek dayanışma çağrısı yaptı.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu’nun, 11. Yargı Paketi’ne ilişkin yaptığı eyleme polis müdahale etti. Bir kişi gözaltı için alıkonulurken, kadınlar şiddete maruz kaldı.
Mersin Kadın Platformu, 11. Yargı Paketi’ne karşı tepkilerini dile getirmek için Pozcu GMK Bulvarı’nda bir araya geldi. Çevik kuvvet tarafından ablukaya alınan kadınlara ve LGBTİ+’lara polis, ‘çanta araması’nı dayattı. Kabul etmeyene platform üyeleri abluka altında basın açıklamasını okudu. LGBTİ+ ve trans bayrağının açılması üzerine polis kitleye müdahale etti. Polis, kadın ve LGBTİ+’lara fiziki müdahalede bulunarak, bir kişiyi gözaltına aldı.
“LGBTİ+’LARIN YAŞAMI DOĞRUDAN HEDEF ALINIYOR”
Abluka altında basın açıklamasını okuyan Nalan Turgutlu Bilgin, tasarıdaki “genel ahlaka aykırılık” ve “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete uygun davranmama” gibi ifadelerin LGBTİ+’ların yaşamını doğrudan hedef aldığını söyleyerek, “Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesindeki ‘hayasızca hareketler’ ifadesi genişletiliyor. Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapması bile suç hAline gelebilecek. Kadınların sokakta ne giyeceği, nereye gideceği, nasıl davranacağı, hatta saç kesimi bile bu paketle kontrol altına alınmak isteniyor” dedi.
YETKİLİLERE ÇAĞRI
Tasarının Meclis’e getirilmemesi için mücadele edeceklerinin altını çizen Bilgin, şunları dile getirdi:
“Güvenli alanlarda yaşamak hepimizin hakkı. Topyekûn halkın her kesimini etkileyecek bu yasa tasarısı meclise getirilemez. Çocukların 16 yaşında zorla evlendirilmesine de yetişkin gibi yargılanmasına da kölece çalıştırılmasına da bir insanın kendi bedeni hakkında karar verebilmesi için 25 yaşını beklemesinin dayatılmasına da itiraz ediyoruz. Bugün buradan yetkililere ve kamuoyuna sesleniyoruz; Mücadelelerimizle kazandığımız hiçbir hakkın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Halk düşmanı 11. Yargı Paketi’ni meclise getirmeyi aklınıza bile getirmeyin!”
Açıklamadan sonra alıkonulan platform üyesinin serbest bırakılmasıyla eylem sloganlar eşliğinde sona erdi.
PİRHA- Rojin Kabaiş’in ölümünün birinci yılında, Mersin Kadın Platformu, faillerin korunmasına ve cezasızlık politikalarına karşı “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!” diyerek eylem yaptı. Kadınlar, “Rojin’in dosyası aydınlatılana kadar mücadeleye devam edeceğiz!” diyerek adalet çağrısında bulundu.
27 Eylül 2024 tarihinde, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in cansız bedeni, 18 gün süren kayboluşunun ardından üniversiteye 24 kilometre uzaklıkta bulundu. İlk başta intihar olduğu öne sürülse de ailesi ve kamuoyu, Rojin’in katledildiğini ısrarla dile getirdi. Ancak üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, Rojin’in katledilmesine dair soruşturma hala net bir sonuca ulaşmadı.
Mersin Kadın Platformu, Rojin Kabaiş’in ölümünün birinci yıl dönümünde, faillerin korunmasına ve soruşturmada yaşanan ihmallere karşı eylem yaptı. GMK Bulvarı’nda yapılan eyleme katılan kadınlar, “Rojin’in dosyası aydınlatılana kadar mücadele edeceğiz!” diyerek, dosyanın kapanmasına ve faillerin cezalandırılmamasına tepki gösterdi.
“ROJİN’İN DOSYASI AYDINLATILSIN”
Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Rojin Kabaiş, erkek egemen sistemin ve cezasızlık politikasının bir kurbanıdır. Rojin’in dosyası aydınlatılmadan, failler yargı önüne çıkarılmadan bu mücadele sona ermeyecek. Bizler, sadece Rojin için değil, tüm kadınlar için adaletin sağlanmasını talep ediyoruz.
Şüpheli kadın ölümleri, aynı zamanda bu sistemin kadın bedeni üzerindeki tahakkümünü ortaya koyuyor. Faillerin korunmasına, soruşturmalarda yaşanan gecikmelere ve adaletin sağlanmamasına asla göz yummayacağız. Rojin’in ölümünün arkasındaki gerçekler aydınlatılmadan, bu dosya kapanmayacak. Devletin görevi, tüm yurttaşlarının yaşam hakkını korumaktır. Rojin’in ve daha birçok kadının akıbetinin karanlıkta bırakılmasına izin vermeyeceğiz.”
“GÜLİSTAN’DAN ROJİN’E MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Eylemde ayrıca, Gülistan Doku’nun kaybolduğu 5 yılın ardından hala bulunamaması ve başka kadınların da şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi konu edilerek, devletin sorumluluğuna dikkat çekildi. Kadınlar, cezasızlık politikalarının, kadın cinayetlerinin artmasının temel nedenlerinden biri olduğunu belirtti.
Eylem, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!” ve “Koruma, aklama, failleri yargıla!” sloganlarıyla sona erdi. Kadınlar, Rojin Kabaiş’in dosyasının aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması için mücadelenin süreceğini bir kez daha vurguladı.
PİRHA- Mahsa Amini’nin katledilişinin üçüncü yıldönümünde Mersin Kadın Platformu, kadın cinayetlerine, idamlara, kıyafet dayatmalarına ve savaş politikalarına karşı sokağa çıktı. Açıklamada, “Kadınların bedeni ve yaşamı siyasetin değil, özgürlüğün alanıdır” mesajı verildi.
İran’da ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra işkenceyle katledilen Jina Mahsa Amini’nin ölümünün 3. yılında Mersin Kadın Platformu, kadın cinayetlerine, idamlara, zorunlu kıyafet dayatmalarına ve savaş politikalarına karşı sokağa çıktı. Pozcu GMK Bulvarı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasında “Kadın, Yaşam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadî” sloganı yükseldi.
Mahsa Amini’nin katledilmesinin, yalnızca bir bireyin yaşam hakkının ihlali değil; kadınların bedenleri ve özgürlükleri üzerinde kurulan erkek-devlet şiddetinin ölümcül bir sonucu olduğuna dikkat çekildi.
“KADIN CİNAYETLERİ BİREYSEL DEĞİL, POLİTİKTİR”
Açıklamada, “Mahsa’nın ardından yükselen ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadî’ haykırışı bize bir kez daha göstermiştir ki kadın cinayetleri bireysel değil, politiktir” denildi. İran’da kadınların yalnızca zorunlu kıyafet yasalarıyla değil, aynı zamanda idamlarla da susturulmaya çalışıldığı ifade edildi. Protestolara katıldıkları, özgürlük talep ettikleri için idam edilen kadınların, devlet eliyle işlenen kadın cinayetlerinin meşrulaştırıldığının açık örnekleri olduğu belirtildi.
İran’da idamla yargılanan kadın aktivistler Pexşan Azizi, Werişa Muradi ve Şerife Muhammedi’nin durumuna dikkat çekilen açıklamada, “Bu tablo erkek şiddeti ile devlet şiddetinin iç içe geçtiğinin en açık kanıtıdır” ifadelerine yer verildi.
“KADINLARIN YAŞAM HAKKI YOK SAYILIYOR”
Ortadoğu’da yürütülen savaş politikalarıyla kadınların yaşamlarının tehdit edildiğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Jina’yı katleden zihniyet, Afganistan’da kadınlara burka dayatan, Irak’ta çocuk istismarını yasalarla meşrulaştırmaya çalışan, Suriye’de Alevi ve Dürzi kadınları hedef alan selefi çetelerin zihniyetiyle aynıdır. Ortadoğu’da emperyal güçlerin yürüttüğü savaş politikaları da erkek egemen rejimleri güçlendirmekte, kadınların yaşamını hedef haline getirmektedir.
Türkiye’de de tablo farklı değildir. Kadın cinayetleri her geçen gün artmakta, failler korunmakta, cezalar indirilmekte ve kadınların yaşam hakkı yok sayılmaktadır. Diyanet’in kadınların giyimine dair fetvaları, konser yasakları, sanatçıların sahne kıyafetleri nedeniyle hedef alınması; kadınların yalnızca evde değil, sokakta ve sahnede de baskı altına alınmak istendiğini göstermektedir. Kadınların özgürce giyinme hakkı kriminalize edilmekte, “ahlak” bahanesiyle kamusal yaşamdan dışlanmaları hedeflenmektedir.”
TALEPLER SIRALANDI
Mersin Kadın Platformu açıklamasında taleplerini ise şöyle sıraladı:
“-İran’da kadınlara yönelik idamlar ve zorunlu kıyafet yasaları son bulsun.
-Pexşan Azizi, Werişa Muradi, Şerife Muhammedi ve idam tehdidi altındaki tüm kadınlar serbest bırakılsın.
-Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler gizlenmesin, failler cezasız kalmasın.
-Kadınların kıyafetleri siyasetin, yargının ve dini kurumların denetim alanı olmaktan çıkarılsın.
-Sanatçılar kıyafetleri nedeniyle hedef alınmasın, ifade ve sanat özgürlüğü güvence altına alınsın.
-İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girsin, 6284 sayılı yasa etkin şekilde uygulansın.
-Savaş politikaları son bulsun, barış kadınların sözüyle ve mücadelesiyle inşa edilsin.”
Açıklama, “Mahsa Amini’nin adıyla, darağaçlarında infaz edilen kadınların, Türkiye’de öldürülen ve kaybolan binlerce kadının sesiyle haykırıyoruz: Kadın, Yaşam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadî! Kadın cinayetleri, idamlar, savaş ve kıyafet yasakları politiktir! Biz kadınlar susmayacağız, mücadeleyi büyüteceğiz!” sözleriyle sona erdi.
PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Kadın Platformu, Filistin’deki saldırılara karşı yürüyüş düzenledi. Yapılan açıklamalarda İsrail’le tüm ilişkilerin kesilmesi ve ABD üslerinin kapatılması çağrısı yapılırken, Filistinli kadınların yaşadığı ağır koşullara dikkat çekildi.
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Kadın Platformu, Filistin’de yaşananlara dair eylem yaptı. “Katil İsrail Filistin’den defol”, “Filistinli kadınlar yalnız değildir” ve “Filistin özgürdür, özgür kalacak” sloganları eşliğinde yürüyüş yapan platform bileşenleri, Özgecan Aslan Barış meydanında basın açıklamaları gerçekleştirdi.
“İSRAİL İLE İLİŞKİLERE DERHAL SON VERİLSİN”
İlk açıklamayı yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü İzzet Çalış, İsrail’in saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan abluka ile Gazze’de açlığın yayıldığını; su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığını belirtti. Çalış, “Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi’nde açlık nedeniyle ölümler artıyor. Yerel ve uluslararası çevreler, İsrail’in “açlığı ve susuzluğu silah olarak” kullandığını belirtiyor. Sivil altyapıyı da tahrip ederek Gazze’nin yüzde 88’ini yıkan İsrail ordusu, sürgün emirleriyle yerinden ettiği Filistinlileri sık sık barındıkları bölgelerde hedef alıyor” dedi.
İsrail ile ticari ilişkerini sürdüren Türkiye hükümetini de eleştiren Çalış, “Bugün bir yandan İsrail’i tehdit ilan ederken, diğer yandan ticaret tüm hızıyla sürmekte; ekonomik ilişkiler yeni rekorlar kırmaktadır. En çok övündükleri silah sanayi için İsrail’e silah satan şirketlerle ortaklık kurmaktan çekinmemektedirler. İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere ülkemizdeki Amerikan üsleri, İsrail’in askeri gücünün doğrudan bir parçası olarak işlemektedir. Bizler İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere tüm ABD ve NATO üsleri derhal kapatılmasını ve İsrail’le tüm askeri, ekonomik ve ticari ilişkilerin kesilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
FİLİSTİNLİ KADINLARIN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Ardından Mersin Kadın Platformu’nun yaptığı açıklamada, saldırılar sebebiyle Filistinli kadınların yaşadığı sorunlara değinildi. Platform adına basın metnini okuyan Çiğdem Göksoy şu ifadeleri kullandı:
“Filistin’e yönelik saldırılar sonucunda binlerce kadın ve kız çocuğu kalıcı olarak engelli hale geldi. İşgal ve soykırım koşullarında tacize, tecavüze, erkek şiddetine, çıplak aramaya maruz kalan Filistinli kadınların başvurabilecekleri bir mekanizma ya da sığınabilecekleri güvenli bir alan yok. Gıdaya, ilaca, hijyenik pede ve hiçbir temel ihtiyaca erişim mümkün olmadığı için birçok kadın sağlık sorunları yaşıyor. Hamile ve emziren kadınlar yetersiz beslenme nedeniyle kansızlık, gebelik zehirlenmesi, kanama ve hatta ölüm riskiyle yaşıyor. Doğumda durumu ağırlaşan kadınlar gerekli medikal destek sağlanmadığı için hayatını kaybediyor. Bombardıman altında defalarca göç etmek zorunda kalan kadınlar bir yandan enkaz yığınına dönen yerlerde açlıktan ölmemek için yaşam mücadelesi verirken diğer yandan çocukların, yaşlıların, yaralıların bakımını üstleniyor.
Biz kadınlar, siyonist işgal devletinin iki yıldır Filistin halkını hedef alan soykırım saldırılarına karşı kadınlar olarak göstermelik kınama tezkereleri ve işlevsiz hamaset değil somut yaptırım uygulanmasını talep ediyoruz. İsrail’e tam ambargo ilan edilmeli ve derhal uygulanmalıdır! İsrail ile askeri, siyasi, ticari, akademik ve kültürel tüm ilişkiler kesilmeli, bütün anlaşmalar feshedilmelidir! Petrol sevkiyatı durdurulmalı ve limanlar İsrail’e giden gemilere kapatılmalıdır!”
Açıklamaların ardından platform bileşenleri, Filistin’de yaşamını yitirenlerin anısında meydanda bulunan ağacın önüne çiçek bıraktı. Eylem, sloganlar eşliğinde son buldu.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar’ın katledilmesini protesto ederek, “Bu cinayet de diğerleri gibi münferit değil. Failler de tek değil. Faili Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla, erkek yargısıyla, Diyanetiyle, medyasıyla ve tüm ittifaklarıyla saray iktidarıdır” dedi.
Mersin Kadın Platformu, 31 Ağustos günü 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar’ın erkek arkadaşı tarafından katledilmesine ilişkin Forum alışveriş merkezi önünde basın açıklaması yaptı. “Katledilen kadınlar isyanımızdır” yazılı pankartın açıldığı eylemde kadınlar sık sık “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Kadın cinayetleri politiktir” ve “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları atıldı.
Burada yapılan basın açıklamasında, kadın cinayetlerinin ardında yalnızca bireysel faillerin değil, onları cesaretlendiren devlet politikalarının da bulunduğuna dikkat çekildi.
“FAİL, SARAY İKTİDARIDIR”
Platform adına basın metnini okuyan Güneş Doğdu, “Hiranur katledilmeden iki gün önce İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyum Rektör Naci İnci tarafından düğün salonuna çevrilen kafede çocuk işçi olarak çalışan Hilal Özdemir 24 ayrı suçtan suç kaydı olan 20 yaşındaki eski erkek arkadaşı Ayberk Kurtuluş tarafından katledildi. Bu cinayetler münferit değil. Failler de tek değil. Faili Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla, erkek yargısıyla, Diyanetiyle, medyasıyla ve tüm ittifaklarıyla saray iktidarıdır” diye konuştu.
“DEVLET KADINLARI KORUMUYOR”
Güneş Doğdu, erkek şiddetinin her gün artarak sürdüğüne ve devletin kadınları koruyacak mekanizmaları işletmediğine işaret ederek, “2025 yılını Aile Yılı ilan edenler, kadınları ve çocukları koruyacak hiçbir adımı atmıyor. Erkek vuruyor, devlet koruyor” dedi. Genç kadınların flört ilişkilerinde yaşadığı şiddetin görünmez kılındığını, İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin ve üniversitelerdeki toplumsal cinsiyet çalışmalarının engellenmesinin bu durumu derinleştirdiğini belirten Doğdu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayınladığı genelgelerle bilimsel gerçeklerin yok sayıldığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hedef haline getirildiğini vurguladı.
Son olarak Hiranur’un katledilmesiyle ilgili sürecin takipçisi olacaklarını belirten Doğdu, şunları söyledi:
“Aileyi güçlendirmeyi kadınların hayatlarının önüne koyan aile yılınızı da aile politikalarınızı da kabul etmiyoruz! Kadın cinayetleri son bulana kadar birbirimizden aldığımız güçle erkek iktidara ve tüm kurumlarına karşı kadın dayanışmasını ve mücadeleyi büyüteceğiz! Hiranur’un, Hilal’in ve katledilen tüm kadınların hesabını soracağız! Hiranur için adalet kadınlar için adalet diyerek Hiranur’un dava sürecinin de takipçisi olacağız.”
PİRHA- Birçok kentte kadın örgütleri, Diyanet’in Medeni Kanun’daki eşit miras hakkını hedef almasına dair eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirerek suç duyurusunda bulundu.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 15 Ağustos’taki hutbesinde Medeni Kanun’daki eşit miras hakkını hedef aldı. Hutbede, “Kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması ya da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” ifadelerine yer verildi.
Diyanetin miras hakkını hedef almasına dönük kadın örgütlerinden tepkiler verilirken, kadınlar Dersim, Mersin, Ankara, Kocaeli ve Antalya başta olmak üzere birçok kentte eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirerek, suç duyurusunda bulundu.
DERSİM
Dersim Kadın Platformu, ‘Miras hakkımızı tartıştırmıyoruz!’ diyerek Diyanet’in kadınları hedef alan hutbesine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kadınların hak taleplerinin “kul hakkına aykırılık” olarak gösterilmesi, giyim tarzına göre kadınları aşağılayarak ve sessiz kalanların vebal altında olduğunun ifade edilmesi erkek şiddetinin kışkırtılmasıdır” denildi.
Sanat Sokağı’nda gerçekleşen açıklamayı platform adına Serpil Argın yaptı. Argın, “Her gün kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülürken, İstanbul Sözleşmesi gibi kadını şiddetten koruyacak önemli mekanizmaların devre dışı bırakan siyasi iktidar şimdi de hutbeler aracılığıyla kadınların yaşam hakkına; ücretli bir işte çalışma koşulları olmayan, çalışsa bile güvencesiz, esnek çalıştırılarak derinleşen bir yoksullukla karşı karşıya olan kadınların eşit miras hakkına göz dikiyor” diye belirtti.
“ERKEK ŞİDDETİNİN KIŞKIRTILMASIDIR”
Argın, Diyanet’in kışkırtıcı tutumuna karşı sorumluluları görevlerine yerine getirmeye çağırdı.Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere söz konusu hutbeleri hazırlayan, yayınlayan tüm kamu görevlileri ve okuyan imamların suç işlediğini belirten Argın, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından anayasal ve yasal sınırları ihlal edecek biçimde tanzim edilen ve binlerce camide erkeklere hitaben eşzamanlı okutulan bu hutbelerde kadınların bütün hak ve özgürlüklerinin, İslam dini kurallarına göre yorumlanması ve kullanılması, laik hukuk düzenine aykırı hareket edilmesi anlayışının yansıtıldığı ve suç işlendiği açıktır. Kadınların hak taleplerinin “kul hakkına aykırılık” olarak gösterilmesi, giyim tarzına göre kadınları aşağılayarak ve sessiz kalanların vebal altında olduğunun ifade edilmesi erkek şiddetinin kışkırtılmasıdır. On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızdan, anayasal ve yasal haklarımızdan, eşitlik, özgür ve şiddetten uzak yaşama ısrarımızdan, haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz!” ifadelerini kullandı.
MERSİN
Mersin Kadın Platformu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son dönemde camilerde okuttuğu hutbelerde kadın haklarını hedef aldığını belirterek, anayasa ve yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.
Mersin Kadın Platformu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayımladığı hutbelerde kadınlara yönelik ayrımcı, şiddeti meşrulaştırıcı ve anayasal eşitlik ilkesine aykırı ifadeler kullanıldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Mersin Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında “Medeni haklarımızdan vazgeçmiyoruz, miras hakkımızı tartıştırmıyoruz” yazılı pankart açıldı.
Basın açıklamasında, Diyanet’in kadınların temel hak ve özgürlüklerini dini referanslarla hedef aldığına dikkat çekilerek, bu hutbelerin erkek şiddetini teşvik ettiği ve laik hukuk düzenine açıkça meydan okunduğu ifade edildi.
Platform adına yapılan açıklamada, “Başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere, bu hutbeleri hazırlayan, yayımlayan ve camilerde okuyan tüm kamu görevlileri görevlerini kötüye kullanarak suç işlemiştir” denildi. Açıklamada, yetkililer Anayasa’nın eşitlik ve laiklik ilkelerine sahip çıkmaya, kadınların yaşam haklarını korumakla yükümlü olduklarını hatırlamaya çağrıldı.
ANKARA
Ankara’da ise kadınlar, “Medeni Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz, Diyanet Hakkında Suç Durusunda Bulunuyoruz. Miras Hakkımızdan Tartıştırmıyoruz” diyerek, Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde Diyanet hakkında suç duyurusunda bulundu.
Diyanet’in son süreçte kadınların giyim tarzına, miras hakkına ilişkin ve birçok cinsiyetçi söylem kullanmasına karşı kadınlar büyük tepki göstermişti. Buna karşı Diyanet’in hutbelerinde bunu sürdürmeye devam etmesiyle birlikte kadınlar Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Din Hizmetleri Genel Müdürü Şaban Kondi, Cuma hutbelerini hazırlayan ve yayınlayan tüm kamu görevlileri ve okuyan imamlar hakkında yasal yollara başvurdu.
Hazırladıkları dilekçede kadınlar, “suç ve suçluyu övme, suç işlemeye tahrik, kanunlara uymama, halkı kin ve düşmanlığa sevk ve aşağılama, görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma” suçlarından soruşturma başlatılmasını ve kamu davası açılmasını talep etti.
Yapılan başvuru sonrasında kadınlar adına açıklamayı okuyan Dilek Atik, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, siyasal iktidarın kadın düşmanı kampanyanın yürütücülerinden biri olduğunu belirterek, erkeklere ‘kadınların haklarını gasp edin’ mesajı verdiğini ifade etti.
İZMİR
Diyanet’in kadınlara yönelik nefret dili ve cinsiyetçi söylemlerine karşı KESK İzmir Kadın Meclisi İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
‘Beden Bizim, Yaşam Bizim, Karar Bizim’ yazılı pankartının açıldığı açıklamada, “Biz bugün burada İstanbul’dan fakat aynı zamanda Türkiye’nin dört bir yanında İzmir’den, Ankara’dan, Antalya’dan, Mersin’den, Kocaeli’den, Diyarbakır’dan, Eskişehir’den, Dersim’den de sesleniyoruz: On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızdan, anayasal ve yasal haklarımızdan, eşit, özgür ve şiddetten uzak yaşama ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz” denildi.
Kadınlar, açıklamanın ardından adliyeye giderek suç duyurusunda bulundu.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Suriye’de Alevi kadınların hem cinsiyetleri hem de inançları sebebiyle özellikle hedef alındığını belirterek, “Kadınlara yönelik bu çok katmanlı saldırı, savaşın sadece topraklar üzerinde değil, bedenler ve kimlikler üzerinde de yürütüldüğünün en açık göstergesidir” dedi.
Şırnak’ın Silopi ilçesinde aynı iş yerinde çalıştığı erkek tarafından katledilen Gülizar Yıldız, Suriye’de Alevi kadınlara dönük katliamlar ve savaşlarda kadınların hedef alınmasına dair Mersin Kadın Platformu basın açıklaması yaptı. Pozcu GMK Bulvarında yapılan eylemde “Erkek devlet şiddetine karşı sokaktayız” yazılı pankart açıldı.
“GÜLİZAR YILDIZ CİNAYETİ POLİTİKTİR”
Basın metnini platform adına okuyan Çiğdem Göksoy, Gülizar Yıldız’ın katilinin tıpkı diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi politik olduğuna vurgu yaparak, “Bu sadece bireysel bir trajedi değil, sistematik ve politik bir cinayettir. Kadınların her gün öldürüldüğü bir ülkede, hiçbir kadın güvende değil. Katledilişi, yalnızca bireysel bir öfkenin değil, erkek egemen sistemin sonucudur” diye konuştu.
“SAVAŞIN İLK HEDEFİ KADINLAR OLUYOR”
“Erkek-devlet şiddeti yalnızca sınırlarımız içinde değil. Kadınlar yalnızca evde, sokakta, işte değil; savaş alanlarında, göç yollarında, mülteci kamplarında da öldürülüyor” diyen Göksoy, Suriye’de katledilen Alevi kadınları da andı. Suriye’de Alevi kadınların hem cinsiyetleri hem de inançları sebebiyle özellikle hedef alındığını belirten Göksoy, şunları söyledi:
“Suriye’de savaşın başladığı günden bu yana kadınlar sistematik olarak katlediliyor, tecavüze uğruyor, kaçırılıyor, zorla evlendiriliyor. Kadın bedeni savaşın ganimeti haline getiriliyor. Erkek egemen savaş düzeni, kadınları susturmanın ve yok etmenin aracına dönüşüyor. Mezhebi, kimliği, aidiyeti ne olursa olsun, kadınlar bu savaşın ilk hedefi oluyor. Alevi kadınlar, bu süreçte hem mezhebi kimlikleri hem de cinsiyetleri nedeniyle özel olarak hedef alındı; toplu katliamlar, kaçırmalar, işkence ve zorla alıkoymalarla yok edilmeye çalışıldılar. Kadınlara yönelik bu çok katmanlı saldırı, savaşın sadece topraklar üzerinde değil, bedenler ve kimlikler üzerinde de yürütüldüğünün en açık göstergesidir.
DAYANIŞMA VURGUSU
Silopi’de öldürülen kadınla, Rakka’da tecavüze uğrayan kadın, İdlib’de bomba altında can veren kadın, İstanbul’da sokak ortasında katledilen kadın aynı şiddetin hedefindedir. Bu şiddetin failini sadece bireylerde değil; patriyarkal devlette, militarist politikada, sessiz kalan toplumda arıyoruz. Kadınlar olarak sınır tanımıyoruz. Türkiye’de, Suriye’de, Filistin’de, İran’da ve dünyanın dört bir yanında erkek şiddetine karşı ses çıkaran tüm kadınlarla dayanışma içindeyiz.”
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, son günlerde yaşanan kadın cinayetlerini protesto ederek, “Yargı, iyi hal indirimi, tahrik indirimiyle erkekleri ödüllendiriyor. Evde, sokakta, okulda, işte, cezaevinde şiddet görüyor ama “aile yılı” adı altında üstü kapatılmaya çalışılıyor” dedi.
Mersin Kadın Platformu, son dönemde yaşanan kadın cinayetlerine ve Tarsus’taki istismar olayına ilişkin GMK bulvarında eylem ve basın açıklaması yaptı. Kadınlar burada erkek şiddetini, devletin kadın ve LGBTİ+ düşmanı politikalarını ve cezasızlığı eleştirdi.
“ERKEK FAİLLER CESARETLENDİRİYOR”
Basın açıklamasını okuyan Ayşegül Göçmen, iktidarın kadın cinayetlerini önlemediğini belirterek, “Bahar Aksu İstanbul’un orta yerinde mahallenin ortasında eski eşinin de aralarında olduğu 3 erkek tarafından kaçırılmak istenildiği sırada ateşli silahla vurularak öldürüldü. 2 gün önce ise yanı başımızda Adana’da Neriman isimli kız kardeşimiz boşanmış olduğu erkek tarafından yine ateşli silahla katledildi. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Serkan Güneş isimli istismarcı erkek Tarsus’ta çocuklara ders verme ve oyun oynatma bahanesi ile onlarca çocuğu istismar etti. Daha dün ise 5 sene önce cezaevinden tahliye edilen ve bir lisede güvenlik görevlisi olarak çalışan Abdullah Turan’ın iki kadını ateşli silah ile katlettiği haberini aldık. Ülkede tüm bunlar oluyor ve kadınlar katlediliyorken Aile Bakanlığı’nın yapmış olduğu tek şey ise aile yapısına zarar veriyor diye cinsel yönelik, Toplumsal cinsiyet ve LGBT+ gibi kavramları yasaklamaya çalışmaktı! Buradan soruyoruz: Erkek adaletin cesaretlendirdiği bunca fail aramızdayken biz kadınlar nasıl güvende olacağız? Katilleri cesaretlendiren bu sistemi kuran, iktidarın ta kendisidir” dedi.
“ERKEK EGEMEN SİSTEM ŞİDDETİ NORMALLEŞTİRİYOR”
Ülkede kadınlar öldürülüyorken devletin faillerin yanında durduğunu dile getiren Göçmen, erkek egemen sistemin şiddeti normalleştirildiğini vurguladı. Medyanın da çeşitli bahaneleri kullanarak katilleri akladığını söyleyen Göçmen, şu ifadeleri kullandı:
“Yargı, iyi hal indirimi, tahrik indirimiyle erkekleri ödüllendiriyor. Polis, kadınları korumak yerine onları susturmaya çalışıyor, gözaltına alıyor. Devlet ise nerede. Failin tam da yanında. Bu bir tesadüf değil! Bu, erkek egemenliğin ve yine erkek devletin bir sonucu. Kadınlar istihdamdan dışlanıyor, güvencesizliğe mahkûm ediliyor, yoksulluğa sürükleniyor. Evde, sokakta, okulda, işte, cezaevinde şiddet görüyor ama “aile yılı” adı altında üstü kapatılmaya çalışılıyor. Ama biz susmuyoruz. Eşit, adil yaşanabilir bir dünyayı kurana denk sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Tüm meydanlarda, evde okulda, iş yerinde tüm gücümüzle karşınızda olmaya ve katledilen tüm kız kardeşlerimizin sormaya devam edeceğiz.”
PİRHA- Suriye’de Alevi kadınlara yönelik şiddete dur demek için Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemine çağrı yapan Mersin Kadın Platformu üyeleri, “Suriye’de Alevi kadınlara yönelik katliamların, cinsel saldırıların, kaçırılma vakaların karşısında mücadelemizle duruyoruz. Kadın dayanışması sınırları tanımaz diyerek bütün kadınları Samandağ’a çağırıyoruz” dediler.
Suriye’de katledilen, kaçırılan, cinsel şiddete maruz kalan Alevi kadınlarla dayanışmak için oluşturulan Suriye İçin Kadın İnisiyatifi 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi yapacak. Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Samandağ PTT Şubesi önünde bir araya gelecek olan kadınlar, Hızır Türbesi’ne kadar yapılacak yürüyüş ardından insan zinciri oluşturacak.
Mersin Kadın Platformu üyeleri, dayanışmayı büyütmek ve Suriye’deki kadınlara ses olmak için Samandağ’a çağrı yaptı.
KADINLAR SURİYE SINIRINDA BARIŞI HAYKIRACAK
Platformdan Ceren İnan, Suriye’deki kadınlarla dayanışmak için Samandağ’da bir araya geleceklerini belirterek, “Her gün Suriye’den gelen üzücü haberlerle uyanıyoruz. Suriye’de Alevi kadınlara yönelik katliamların, cinsel saldırıların, kaçırılma vakaların karşısında mücadelemizle duruyoruz. Bu nedenle 24 Nisan Perşembe günü Samandağ’da Barış Duvarı’na omuz vermeye gideceğiz. Kadın dayanışması sınırları tanımaz diyerek bütün kadınları orada bir araya gelmeye ve bu mücadeleyi büyütmeye çağırıyorum” dedi.
Zeynep Kaya, Suriye’de yaşanan katliamlara en güçlü sesi kadınların çıkardığını vurgulayarak herkesi Samandağ’a çağırdı. Dünya liderlerinin ve devletlerin Suriye’de yaşanan katliamları durdurma noktasında harekete geçmesi gerektiğini de söyleyen Kaya, “Tam da yanı başımızda süren bir iç savaş var. Ülkemizdee barışın konuşulduğu bir ortamda orada savaşın sürüyor olması, yönetimin azınlıklara şiddet uygulaması bizleri derinden üzüyor. Alevilere yönelik zaten inançsal baskılar vardı ama şimdi oradaki yönetimin barış kelimesini kullanarak oradaki halklara uyguladığı baskı soykırıma döndü. Türkiye’ninn ve diğer ülkelerin bu konuda sessiz kalması hepimizin canını yakıyor. Kadınlar olarak sınırları aşan bir mücadele için alanlardayız ve tam da yanı başımızda olan Suriyeli Alevi kadınlara yönelik şiddete bir ses vermek istiyoruz. Bu nedenle 24 Nisan’da ‘Barış Duvarı’ etkinliği kapsamında sınıra gideceğiz. Orada bir kez daha barışın önemini vurgulayarak tüm dünya liderlerini, kurum ve kuruluşları katliamların durdurulması ve barışın tesis edilmesi için harekete geçmeye çağıracağız. Barışa ve dayanışmaya omuz vermek isteyen tüm kadınları Samandağ’a bekliyoruz” diye konuştu.
“SURİYE’DEKİ KADINLARIN HIZIR’I OLMALIYIZ”
Elif Sert, Suriye’deki kadınların yalnız olmadığını dile getirerek, “Alevilere dönük katliamları kendi coğrafyamızda yaşananlardan çok iyi tanıyoruz aslında. Biz kadınlar olarak zulmün karşısında birlik olarak durmalıyız. Bizim inancımızda Hızır çok önemlidir, birbirimizin Hızır’ı olmalıyız. Oradaki kadın canlarımıza ses olmak için Samandağ’da buluşacağız” ifadelerini kullandı.
Suriye’deki kadınlarla dayanışmanın önemine vurgu yapan Hüsniye Çelik, şunları söyledi:
“Suriye’de yeni yönetimin başa geçmesiyle birlikte korkunç bir Alevi kıyımı yaşandı, yaşanıyor. Colani’nin başa geçtiği ilk zamanlarda bunun böyle olacağını biliyorduk çünkü IŞİD zihniyetiyle hareket eden isimler bunlar ve ne yazık ki o zamanki ön görülerimiz gerçek oldu. Özellikle kıyı kesiminde yaşayan Alevilere karşı soykırıma varacak saldırılar oldu. Tüm bunlara bir ses vermemiz gerektiğini düşündük ve Suriye İçin Kadın İnisiyatifi oluşturuldu. Çok kısa bir zamanda bu insiyatif çığ gibi büyüdü. 140’tan fazla kurum Barış Duvarı’nı örgütledi. 24 Nisan’da Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar Samandağ’a giderek Suriye sınırında oradaki kadın canların yanında olduğumuzu, yalnız olmadıklarını göstermek için bir araya geleceğiz. Tüm kadınları yarın Samandağ’a bekliyoruz.”
PİRHA- Suriye’de Alevi kadınlara kaçırılması ve katledilmesine tepki gösteren Mersin Kadın Platformu, “Alevi kadınlara yönelik her türlü saldırının bir an evvel durdurulmasını talep ediyoruz. Alevi kadınların yalnız değildir, süreci takip edeceğiz” dedi.
Mersin Kadın Platformu, Suriye’de katledilen ve kaçırılan Alevi kadınları için Özgecan Aslan Barış Meydanında basın açıklaması yaptı. “Suriye’de kadınlar kaçırılıyor, kaybediliyor, tecavüze uğruyor, katlediliyor. Susmuyoruz” pankartının açıldığı eylemde “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Kadın dayanışması sınırları aşıyor”, “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları atıldı.
Platform adına basın açıklamasını okuyan Canan Yüce, Alevilerin tarih boyunca eşit yurttaşlık hakkından mahrum bırakıldığına, kimliklerinin yok sayıldığına ve katliamlara maruz bırakıldıklarına değindi.
“ALEVİ KADINLAR ÇİFTE EŞİTSİZLİĞE MARUZ KALIYOR”
Alevilerin her zaman sistematik ayrımcılığa uğradığını belirten Yüce, “Bu tarihsel ve sistematik dışlanma ve ötekileştirme Alevi kadınları üzerinde çifte bir ayrımcılık ve şiddet olarak tezahür etmekte. Patriarkal sistemde kadın olarak, inanç kimliğinden dolayı eşit yurttaş olarak kabul edilmeyen, dışlanan Alevi kadınlar çifte eşitsizlik politikaları altında ağır şekilde bedel ödemekte” dedi.
Suriye’deki Alevi kadınların yaşadığı ayrımcılığa dikkat çeken Yüce, “Suriyeli Alevi kadınların siyasal İslamcı cihadist çeteler tarafından uğradıkları cinsiyetçileştirilmiş saldırıları görüyoruz. Alevilere, Alevi kadınlara uygulanan “yok etme” politikalarını görüyoruz, var olma mücadelesini sürdüreceğiz. Kadın düşmanı siyasal İslamcı cihadist çetelerin Alevi kadınlara yönelik cinsiyetçi ve militarist saldırılarının ideolojik, politik olduğunun farkındayız. Kadınlara cinsiyetçi saldırılarda bulunan, kadınları vahşice katleden cihadist çeteler erkek egemen ideolojiden beslenen kadın düşmanları. Kadınların özgür ve eşitçe yaşamasından, hayatın her alanında yer almasından rahatsız olan kadın düşmanları olduklarını biliyoruz. Alevi kadınlarına karşı düşmanlıkları eşitlikçi Alevilik inancına ait olmaları, bu eşitlikçi Aleviliği kendi dünya görüşleri için tehlikeli buldukları giz değil” diye konuştu.
“ALEVİ KADINLARA SALDIRILAR DERHAL DURDURULSUN”
Suriye’de yıllardır Alevi kadınlara yönelik sürdürülen patriarkal, militarist, cihadist saldırılara uluslararası kamuoyunun ses çıkarması çağrısında bulunan oşunları dile getirdi:
“Batının kadın katillerine kravat taktırarak aklamalarına karşıyız. Onlara milyonlarca euro maddi destekte bulunarak kadınların hayatlarına rağmen desteklenmelerine, siyasi ortak olunmasına karşıyız. Bilakis Alevi katliamından sorumlu olanların Uluslararası Ceza Mahkemeleri tarafından yargılanmasını ve cezalandırılmasını talep ediyoruz. Suriye’de yaşayan Aleviler ve Alevi kadınlara, tüm azınlıklara eşit yurttaşlık hakkı tanınmasını ve yaşam haklarının garanti altına alınmasını talep ediyoruz.
Alevi kadınlara yönelik her türlü saldırının bir an evvel durdurulmasını talep ediyoruz ve süreci takip ediyoruz. Biz kadınlar hemen yanımızda, az ötemizde her türlü erkek ve devlet şiddeti altında hayatlarını kaybeden, cinsiyetçi saldırılara sistematik şekilde açık bırakılan Alevi kadınların yalnız olmadıklarını bir kez daha haykırıyoruz.”
Açıklamanın ardından Suriye’de katledilen kadınların anısına denize karanfil bırakıldı.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Konca Kuriş’in faillerinin serbest bırakılması ve gözaltında cinsel tacize uğrayan kadınlar için sokağa çıktı. Kadınlar, “Kadınları taciz eden, çıplak aramayı dayatan politikalarınızı kabul etmiyoruz. Kadın düşmanlığı ile bilinen Hizbullah üyeleri affedilirken, aynı gün kadınların, lubunyaların, gençlerin, gazetecilerin sokaklarda darp edilmesini, gözaltına alınmasını ve tutuklanmasını kabul etmiyoruz” dedi.
Mersin Kadın Platformu, gözaltında cinsel şiddete uğrayan kadınlar ve Hizbullah tarafından katledilen feminist aktivist Konca Kuriş’in faiillerinin serbest bırakılmasına ilişkin eylem yaptı. Pozcu GMK Bulvarında yapılan eylemde “Çıplak arama işkencedir”, “Cihatçı katiller dışarıda, adalet arayanlar tutuklu”, “Cinsel şiddet suçtur” dövizleri taşınarak, “Konca Kuriş’in katillerini affederken, özgürlüğü savunan kadınlara cinsel şiddet uygulayan düzeninizden hesap soruyoruz” yazılı pankart açıldı.
Basın açıklamasını platform üyesi Güneş Doğdu okudu.
“KONCA KURİŞ’İN KATİLLERİ ARAMIZDA!”
29 Mart’ta Konca Kuriş’in katili Hamit Çöklü’nün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yayınladığı af kararnamesiyle serbest bırakıldığını hatırlatarak sözlerine başlayan Güneş Doğdu, “Konca’nın katili sadece Hamit Çöklü değil, Konca’nın düşüncelerini, söylemlerini ve kadınların özgürleşmesini hazmedemeyen iktidar yetkilileri, dini kuralları erkil sisteme uyarlayan terör örgütü Hizbullah’ın önderleriydi. Esas katiller devlet tarafından korunurken, katil olarak cezalandırılan tek kişi Hamit Çöklü’de kadın düşmanı söylemleri ve politikalarıyla adeta kadınlara savaş açan AKP’li Erdoğan tarafından hastalıkları gerekçe gösterilerek serbest bırakıldı” diye konuştu.
Doğdu, Konca Kuriş’in katillerinin serbest bırakıldığı tarihte kadın öğrencilerin polisler tarafından cinsel tacize uğrayıp tutuklanmalarının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“GÖZALTINDA TACİZE UĞRAYAN KADINLARI HER GÜN KONUŞACAĞIZ”
Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda gözaltına alınan genç bir kadının cinsel tacize uğradığına değinen Güneş Doğdu, şunları söyledi:
“19 Mart’ta genç bir kadın, emniyet ifadesinde, erkek bir polisin kendisini taciz ettiğini ifade ederken, bir başka kadın ise çıplak aramaya maruz kaldıklarını ve bu arama esnasında özel bölgelerine dokunulduğunu dile getirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü tacizin üzerini “mesnetsiz iftira” diyerek kapatmaya çalışırken, öte yandan da beyanda bulunan kadınlara dair soruşturma başlattığını açıkladı. sosyal medyaya yansıyan görüntüler, söz konusu tacizlerin boyutlarını teyit eder nitelikteydi.
Pek çok kadın, sosyal medya hesabında eylem alanından çıkmak istediklerinde polislerin sosyal medya hesaplarını istediğini yazarken, bir çok kadın ise bunun fotoğraflarını paylaştı. Hal böyleyken, emniyetin mesnetsiz açıklamalarını değil, kız kardeşlerimizin beyanlarını ve sosyal medyaya yansıyan tacizleri esas alıyor ve mücadeleyi yükselttiğimiz sokaklardan bir kez daha sesimizi yükseltiyoruz: Gözaltında tacize uğrayan kadınları her gün konuşacağız. Gözaltında tacize uğrayan kadınları her gün konuşacağız. Gözaltında tacize uğrayan kadınları her gün konuşacağız.”
“ÇIPLAK ARAMA CİNSEL İŞKENCEDİR”
Gözaltında, hapishanede kadınların çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve bunun cinsel işkence olduğunun altını çizen Doğdu, ” “Failin üniformalı olması, bunu devlet adına yaptığını iddia etmesi, “rutin uygulama” demesi bu gerçeği değiştirmeyecek. Bizler bu gün Konca’nın kabrinin başından değil, mücadeleyi yücelttiğimiz sokaklardan sesleniyoruz: Bir yandan kadın katillerini Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile affederken, cezasızlıkla ödüllendirirken öte yandan kadınları taciz eden, çıplak aramayı dayatan politikalarınızı kabul etmiyoruz. Kadın düşmanlığı ile bilinen Hizbullah üyeleri Cumhurbaşkanlığı’nın özel affıyla affedilirken, aynı gün kadınların, lubunyaların, gençlerin, gazetecilerin sokaklarda darp edilmesini, gözaltıa alınmasını ve tutuklanmasını kabul etmiyoruz” dedi.
Gözaltında, hapishanelerde cinsel şiddete karşı her gün sokaklarda olmaya devam edeceklerini kaydeden Doğdu, “Sizin mesnetsiz açıklamalarınıza karşı sokaklarda kadınların sesini yükselteceğiz. Yalnız değiliz, çaresi değiliz. Kadın ve LGBTI+ düşmanı politikalarınıza karşı, örgütlü gücümüzle, evlerden, mahallelerden, kampüslerden, yurtlardan çıkarak sesimizi sokaklarda yükselterek direneceğiz” sözlerini kullandı.
PİRHA- Mersin Üniversitesi Mersin KYK Kız Yurdu’nda eylem yapan öğrenciler hakkında idari soruşturma açılmasına tepki gösteren Mersin Kadın Platformu, öğrencilerin barınma hakkının sopa olarak kullanıldığını söyledi.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolara Mersin’den destek vermek isteyen üniversite öğrencilerine yurt yönetimi tarafından soruşturma açıldı. Mersin Üniversitesi Mersin KYK Kırkkaşık Kız Öğrenci Yurdu bahçesinde oturma eylemi yapan öğrencilerden biri “Yurttan Çıkarma” ile cezalandırıldı diğer öğrencilere ise idari soruşturma açıldı.
Mersin Kadın Platformu, konuya ilişkin yurt önünde basın açıklaması yapmak isterken polisin müdahalesi ile karşı karşıya kaldı. Belirlenen yerde açıklama yapılmaması halinde kadınlar gözaltına alınmakla tehdit edildi.
Yurt binasının yan tarafında açıklama yapan kadınlar “Öğrencilere değil katillere barikat”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları attı.
“EYLEME KATILMAYAN ÖĞRENCİLER İFADEYE ZORLANDI”
Açıklama metnini okuyan Fatma Ardal, son günlerde yaşanan baskı ve hukuksuzlukları protesto eden öğrencilerin yaşadıklarına dair şunları söyledi:
“22 Mart Cumartesi gecesi bu yurtta öğrenciler anayasal haklarını kullanarak bu hukuksuzluklara karşı ses çıkardı. Eylem anında polis, bazı kadın öğrencilerin ismini kullanarak hedef gösterdi. Bir kadın öğrenci eylem anında bayıldı. Polisin barikatı buna rağmen açmaması halinde kadın öğrenciler, baygın öğrenciye içeride müdahale ettiler. Öğrenciler anayasal haklarıyla direnirken yurda gelen polis ve yurt müdüresi olayı kriminalize ederek öğrencileri cezalandırmakla, yurttan atmakla ve gözaltıyla tehdit etti. Öğrencilerin görüntüleri polis memurlarının kişisel telefonlarıyla çekildi. Üstelik bu görüntüler de tehdit unsuru olarak kullanıldı.
KYK yönetimi yurtta kalan kadın öğrencileri tacize varan davranışlarla ifadeye çağırdılar. Eyleme katılmayan öğrenciler dahi ifadeye zorlandı. Bir kadın öğrenci “Yurttan Çıkarma” ile cezalandırıldı. Diğer katılımcılara idari soruşturma açıldı.
Öğrenciler ifadeye çağrılırken adeta taciz edildi! Bir öğrenci banyodayken blok memuru tarafından banyo kapısı açılmaya zorlanarak yurt müdüresinin kendisiyle konuşmak istediği söylendi.”
“BARINMA HAKKI GASP EDİLEMEZ”
Günlerdir yurdun önünde TOMA ve Çevik Kuvvet’in beklediğini söyleyen Fatma Ardal, “Burası cezaevi değil, eğitim alanıdır! Öğrencilerin temel hakkı olan barınma hakkını bir sopa olarak kullanmanıza geçit vermeyeceğiz. Bizleri her yan yana gelişimizde tehdit eden polislere ve KYK yönetimine soruyoruz; rahatsız edici olan her gün en az 3 kadının öldürülmesi mi yoksa buna karşı ses çıkarmamız mı?Hukuksuzca gözaltına alınan öğrencilerin-çocukların, gözaltında ve tutuklamada tacize çıplak aramaya maruz bırakılan kadınların sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.
PİRHA- İHD Mersin Şubesi ve Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi. Burada yapılan konuşmalarda kadın dayanışmasının ve mücadelenin önemine vurgu yapıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ve Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı yazdı. Dernek binasında bir araya gelen kadınlar, tutuklanan ve yerine kayyım atanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, Meclis Üyesi Neslihan Oruç ve tutuklu olan birçok kadına dayanışma mesajı içeren kartları yazdıktan sonra basın açıklaması yaptı.
Açıklamadan önce konuşan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zümeyra Oğuz Temur, cezaevinde tutuklu bulunan kadınlarla dayanışmayı önemsediklerini ve her 8 Mart haftasında kart yazma etkinliği ile kadınların mücadelesinin sınırları aştığını ifade etti. 2024 YILINDA 24 KADIN BAŞVURUSU
Basın metnini okuyan İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu Üyesi Şükran Aktaş; 2024 yılı içerisinde İHD Mersin Şubesine ev baskınları, mülteci ve sınır dışı işlemleri, cezaevindeki baskılar, tahliyesi ertelenen mahkumlar, cezaevinde eğitim hakkının engellenmesi, mahkum yakınlarının yaşadığı engeller, cezaevinde işkence, boşanma davası, kadın cinayeti, cezaevinde intihar ve gözaltılara dair 24 başvuru geldiği aktardı.
MERSİN’DE 1 YIL İÇİNDE 18 KADIN KATLEDİLDİ
Mersin’de 18 kadının erkekler tarafından katledildiğini kaydeden Şükran Aktaş, bu cinayetlerde iktidarın cezasızlık politikalarının sorumluluğunun olduğunu belirtti. Aktaş, “Devletin kadını korumaktaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, AKP iktidarının kadın düşmanı söylem ve politikalarını erkek egemen sistemin içerisinde yoğurup yargıyı da tamamen erkleştirmesi, faillere uygulanan iyi hal indirimleri ve ödül gibi cezalar tüm bu erkek şiddetinin ve kadın katliamlarının artmasında büyük rol oynamakta” dedi. Aktaş, kadın cinayetlerini durdurmada iktidarın yasaları uygulamasının, eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaptı.
Son olarak 8 Mart günü saat 19.30’da Kushimoto Sokağında yapılacak olan Feminist Gece Yürüyüşüne çağrı yapan Aktaş, “Sesimizi kısmak, yaşamlarımızı elimizden almak isteyenlere karşı isyanımızı bir kez daha haykırmak ve görünür kılmak için bu 8 Mart’ta da alanlarda olacağız. 8 Mart Cumartesi akşamı saat 19.30’da Kushimoto Sokağında tüm renklerimizle bir arada olacağız” diye konuştu.
Kadınlar, açıklamadan sonra postaneye giderek yazdıkları kartları gönderdi.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne çağrı yaparak, “Biz esareti reddediyor, yaşamdan ve özgürlükten vazgeçmiyoruz. Kadın, yaşam, özgürlük demek için 8 Mart’ta Kushimato’da buluşuyoruz” dedi.
Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Pozcu GMK Bulvarında basın açıklaması yaptı. “Birbirimiz ve hayatlarımız için sokaktayız” pankartının açıldığı açıklamada “Yaşasın kadın dayanışması”, “Jin jiyan azadi”, “Kadınlar birlikte güçlü” sloganları atıldı.
Açıklamayı platform adına Berfin Korkmaz okudu.
“ERKEK EGEMEN SİSTEME KARŞI BURADAYIZ”
Korkmaz, ataerkil düzenin kadınların yaşamını sömürdüğünü söyleyerek, kadınların hayatına, özgürlüğüne, haklarına zincir vurmak isteyen sisteme karşı isyanı günden güne büyüttüklerini ifade etti. Erkek egemen iktidarın kadınlara ve LGBTİ+’lara dönük saldırılarına karşı mücadeleyi büyüteceklerini belirten Korkmaz, “Kadın emeğini görünmez kılan, sömüren, işyerlerinde ucuz iş gücü haline getiren patronlara karşı buradayız! LGBTİ+’ları hedef göstererek varoluşlarımızı yok saymaya, bizleri baskı politikalarının gölgesinde bırakmaya çalışanlara karşı buradayız! “Makbul eş, itaatkâr anne” kalıplarınıza uymayacağız! Halkın iradesini gasp eden kayyum politikalarına, kadınların kazanımlarını yok etmeye çalışan devlet uygulamalarına, polis barikatlarına, sokak yasaklarına, gözaltılara boyun eğmeyeceğiz! Üniversitelerimize atanan kayyum rektörlere, akademide kadınları ve LGBTİ+’ları hedef gösterenlere karşı buradayız” diye konuştu.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı başlatılan nöbet eylemine destek verdi. Yapılan eylemde, kayyımların kadın kazanımlarına karşı bir saldırı olduğu belirtilerek, “Kayyumlar iktidarın kadın düşmanı politikalarından bağımsız değildir” denildi.
Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı başlatılan nöbet eylemi 13’üncü gününde sürüyor. Mersin Kadın Platformu, 10 Ocak’tan bu yana polis ablukası altında olan belediye önüne ‘Kadınlar kayyım istemiyor’ pankartı açarak yürüyüş yaptı.
Eylemde sık sık “Kayyım gidecek kadınlar kalacak”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Nuriye Başkan irademizdir”, “Direne direne kazanacağız”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Jin, jiyan, azadî” ve “Hırsız kayyum Akdeniz’den defol” sloganları atıldı.
“KAYYIM İLK OLARAK KADIN KAZANIMLARINA SALDIRIYOR”
Nöbet eyleminde yapılan basın açıklamasını okuyan Mersin Kadın Platformu üyesi Güneş Doğdu, kadınların kayyımlara karşı olduğunu vurguladı. Doğdu, kayyımın milyonların iradesine, kadınların iradesine ve kazanımlarına saldırı olduğunu belirterek, “Belediyenin etrafının bariyerlerle çevirmesi de bunun kanıtıdır. Kayyumlar iktidarın kadın düşmanı politikalarından bağımsız değildir” dedi.
Kayyımların ilk iş kadınların kazanımlarına saldırdığını söyleyen Güneş Doğdu, “Kadına yönelik şiddete karşı kurulan şiddet hattını kapatıp, kadınları şiddete karşı savunmasız bırakmasından tanıyoruz kayyumu. Kayyum, kadın temsiliyetine yapılan bir saldırıdır” sözlerini kullandı.
MÜCADELE VURGUSU
“Halkına düşman olan bu iktidar, kayyumlar yoluyla irademizi, kazanımlarımızı gasp ediyor” diyen Güneş Doğdu, şöyle devam etti: “Kadınlar olarak sokaklarda, meydanlarda kadın düşmanlığına karşı verdiğimiz mücadeleyi kayyumlara karşı da vermeye devam edeceğiz. Haklarımızı ve kazanımlarımızı gasp eden her bir kayyumu def edeceğiz. Bu kayyuma karşı feminist mücadelemizi büyütüyoruz.”