PİRHA- 25 Kasım öncesi yaşam zinciri oluşturan Mersin Kadın Platformu, “Bu 25 Kasım’da, tüm kadınları özgürlük meşalesini yakacağımız alanlara, özgürlüğü ve yaşamı savunacağımız sokaklara çağırıyoruz” dedi.
Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Yoğurtçu Parkı’nda bir araya gelerek yaşam zinciri oluşturdu. Mor kurdele ile oluşturulan yaşam zincirinde erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğrafları taşındı.
KADIN CİNAYETLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Yapılan basın açıklamasında kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerin her gün katlanarak arttığına vurgu yapıldı.
Platform adına basın açıklamasını okuyan Bedriye Kuş, “Kadınların hayatına kast eden iktidarın kadın düşmanı politikaları her gün bir başka canı bizden koparıyor. Kadınların yaşamları pahasına savunulan “kutsal aile” düzeni, kadınları yoksulluğa, şiddete ve ölüme mahkûm ediliyor. Bu yapının içinde çocuklar istismar ediliyor, sistematik bir şekilde şiddet görüyor ve hayatlarını kaybediyor. Her sabaha kadın cinayetleri ve kayıp haberleriyle uyanıyoruz. Daha dün gece Mersin’de Akbelen mahallesinde hamile bir kadın eşi tarafından katledildi. Bu ülke, adeta kaybolan kadınların ve çocukların ülkesi haline geldi. Büyük bir kadın kıyımı yaşanıyor ve bu vahşetin failleri cezasızlık politikaları uygulayan eril-devlet zihniyeti olduğunu çok iyi biliyoruz” diye konuştu.
“KAYYUM KADIN KAZANIMLARINA BİR SALDIRIDIR”
Kadınların iradesiyle seçilen belediyelere atanan kayyımlar aracılığıyla kadın politikalarının yok edilmek istendiğini söyleyen Kuş, kayyımın kadın düşmanlığının en somut örneği olduğunu dile getirdi.
Kayyımların kadın haklarına yönelik bir saldırı olduğunu kaydeden Kuş, şunları belirtti:
“Kayyum politikası, hem Kürt halkına hem de kadınlara karşı bir saldırıdır. Kadınlar her seçimde iradelerini sandıklara yansıtarak, iktidarın baskılarına karşı seslerini duyurmuş, kayyumlara karşı direnmişlerdir. Ancak halkın verdiği cevaba kulak tıkayan iktidar, düşman hukukunu devreye sokarak, kayyumlarla sonuç alamadığı bu politikalara tekrar başvurmuştur. Ama biz kadınlar, kazanımlarımızı ve irademizi gasp etmeye çalışanlara boyun eğmeyeceğiz. Sandıklara, seçimlere sıkıştırılmaya çalışılan mücadelemizi her alanda yükselteceğiz. Bizden aldığınızı, direnişle geri alacağız! Kayyumlar gidecek, kadınlar kalacak”
Bedriye Kuş, 25 Kasım günü saat 18.30’da Kushimoto Sokağı’nda yapılacak kadın yürüyüşüne çağrıda bulundu.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu yaptığı gece yürüyüşüyle 25 Kasım’a çağrı yaparak, “Birbirimizden aldığımız cesaretle karanlığı mücadelemizle aydınlatıyoruz. Erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, kadın katliamına karşı 25 Kasım’da saat 18.30’da Kushimoto Sokağında buluşuyoruz” dedi.
Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne çağrı yapmak için GMK Bulvarı’ndan Alanya Sokağı’na kadar kadın yürüyüşü yaptı.
KADINLAR TEHDİT EDİLDİ
Yürüyüş yapmak isteyen kadınlara polis barikat kurdu. Alanya Sokağı’na kadar yürüyeceklerini ifade eden kadınların önündeki barikatlar kaldırıldı. “Kadın cinayetleri politiktir”, “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır” sloganları atan kadınlara ikinci engelleme sokağın girişinde geldi. Sokak boyu yürüyeceklerini söyleyen kadınlara emniyet amiri hakkınızda işlem başlatacağım, çekin hepsinin görüntüsünü” diyerek tehdit etti. Bunun üzerine kadınlar, “Tehditlere boyun eğmeyeceğiz” sloganı atarak sokak boyu yürüyüşlerini sürdürdü.
“KUTSAL AİLENİZ ŞİDDET SAÇIYOR”
Yürüyüşün ardından basın açıklaması okundu. Platform adına açıklamayı okuyan Ceren İnan, erkeklerin kadın düşmanı politikalardan cesaret alarak her gün kadınları katlettiğine vurgu yaptı. AKP’nin ‘kutsal aile’ söylemleri ile kadınların yoksulluğa, şiddete, ölüme hapsedildiğini belirten İnan, “Kutsal ailenin içinde çocuklar istismara uğruyor, organize şekilde katlediliyor. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi vizyon belgesi ve eylem planı ile kadınların bedeni, emeği ve hayatları üzerinde mutlak bir otorite planı yapılıyor, LGBTİ+’lara yönelik nefret perçinleniyor. Cezasızlık politikaları ile fail erkekler suç işlemeye devam ediyor. Semih Çelik gibiler Sokak ortasında kadınları katletme cesaretini Sokak ortasinda tecavüz girişiminde bulunan erkekleri serbest bırakanlardan alıyor” diye konuştu.
“25 KASIM’DA SOKAKLARDAYIZ”
Şiddet ve baskı karşısında geri adım atmadıklarının altını çizen İnan, 25 Kasım’a çağrı yaparak, “Evlerden, işyerlerinden, kampüslerden, yurtlardan geliyoruz. 25 Kasım’a giderken katlettiğiniz, kaybettiginiz her bir kadının isyanını kuşanarak sokakları dolduruyoruz. Birbirimizden aldığımız cesaretle karanlığı mücadelemizle aydınlatıyoruz. Babaya, kocaya, patrona, tek adama itaat etmiyoruz. Erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, kadın katliamına karşı 25 Kasım’da saat 18.30’da Kushimoto Sokağında buluşuyoruz” dedi.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, kayyım uygulamaları ile kadınların kendi kentlerinde söz sahibi olma hakkının gasp edildiğine ve kadınların kazanımlarına saldırıldığına işaret ederek, antidemokratik olan kayyım rejiminin sonlandırılması için iktidara çağrıda bulundu.
Mersin Kadın Platformu, “Kadın kazanımlarına saldıran kayyım politikalarına ses çıkarıyoruz” şiarıyla Pozcu GMK bulvarında basın açıklaması yaptı. “Kadınlar kayyum istemiyor” yazılı pankartın açıldığı açıklamaya Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan da katıldı.
“KAYYIM EŞİTLİK MÜCADELESİNE DARBE VURUYOR”
Platform adına açıklamayı okuyan İrem Serin, halkın iradesi gasp edilerek kayyım atayanlara karşı belediye eş başkanları Gülistan Sönük, Devrim Demir ve Saniye Bayram’ın yanında olduklarını belirterek sözlerine başladı.
Kayyımın kadınların özellikle yerel yönetimlerde kazanmış olduğu bütün haklara yönelik apaçık bir saldırı olduğunu kaydeden Serin, “Kayyumlardan nasibini ilk alanlar her zaman kadınlar oldu. İktidarın kayyım atamaları, yerel demokrasiyi hedef almanın yanı sıra kadınların yönetimdeki varlığını da tehdit ediyor. Kayyum uygulamaları en çok kadınların yerel yönetimlerde temsiliyetine, eşitlik mücadelesine darbe vuruyor. Daha önceki kayyum uygulamalarında da gördüğümüz gibi; kayyumlar göreve başladıkları gibi kadın danışma merkezlerini ve kadın sığınaklarını kapattılar. Kadınların yerel yönetimlerde, mahallelerinde kazandıkları hakları gasp ettiler, kadına yönelik şiddetle mücadele edeceğimiz her mekanizmaya engel koydular” dedi.
“KAYYIM REJİMİ DERHAL SONLANDIRILMALI”
Kadınların kendi kentlerinde söz sahibi olma hakkını gasp etmeye çalışan bu antidemokratik kayyım rejiminin sonlanması çağrısında bulunan Serin, kayyıma karşı kadın mücadelesini büyüteceklerinin altını çizdi.
PİRHA- Mersin’de evli olduğu Pınar Bayrak’ı katleden Ziya Ecer hakim karşısına çıktı. Pınar’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevre edindiğini ileri süren Ecer’in uyuşturucudan sabıkası olduğu ortaya çıktı. Olay günü tartışma yaşadıklarını belirten fail, yaşanan tartışmada Pınar’ın hiç susmadığını bu yüzden şiddet uyguladığını öne sürdü!
Mersin’de 3 Ağustos’ta evli olduğu ve uzun süredir şiddet gördüğü Ziya Ecer tarafından darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın ilk duruşması öncesinde Mersin Kadın Platformu ve Pınar Bayrak’ın aile fertleri adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da katıldı.
Platform adına açıklama metnini okuyan Çiğdem Göksoy, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa dikkat çekerek, bunda iktidarın cezasızlık politikalarının etkisi olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddette ihmaller zincirinin olduğunu belirten Göksoy, “Pınar Bayrak ve daha binlerce kadının yaşamını yitirmesine yol açan sistematik cezasızlık politikasının bir sonucudur. İktidarın kadın cinayetlerini önleme konusundaki kayıtsızlığı, kadınların yaşamını değersizleştiren bir sistem inşa etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek gibi adımlar atarak kadına yönelik şiddetle mücadelede geri adım atan iktidar, kadınları şiddetin pençesine daha savunmasız bir şekilde terk etmiştir. Pınar Bayrak ve katledilen tüm kadınlar için devleti derhal etkin yasal düzenlemeler yapmaya ve İstanbul Sözleşmesi’ne dönerek 6284’ü etkin kullanarak bugün bu mahkemeden çıkacak karar ile kadınların yaşam hakkını korumaya çağırıyoruz” dedi.
“KATİLİN AİLESİ TARAFINDAN TEHDİT EDİLİYORUZ”
Açıklamada söz alan Pınar Bayrak’ın amcası Yusuf Bayrak, fail Ziya Ecer’in aile fertleri tarafından defalarca kez tehdit edildiğini ancak şikayetçi olmalarına rağmen herhangi bir yaptırım uygulanmadığını ileri sürdü. Pınar’ın katlinde suç ortaklarının olduğunun altını çizen Bayrak, “Yalnızca Ziya Ecer Arafat Ecer, Meryem Ecer, Rozelin Balkan, Bereket Ecer, Ahmet Ercan, Ömer Bayat hepsi dışarıda, bu adalet nerede?” dedi.
“PINAR BAYRAK SAHİPSİZ DEĞİL”
Son olarak konuşan Perihan Koca, Pınar Bayrak’ın katledilen diğer kadınlar gibi sahipsiz olmadığını söyleyerek, “Pınar’ın hayattan koparılması yetmezmiş gibi ailesi tehdit ediliyor. Birçok kadın cinayetinde olduğu gibi Pınar’ın katli de erkek yargı dolayısıyla kapatılmaya çalışılıyor. Ancak mücadelemizle buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
FAİLDEN ÇELİŞKİLİ İFADELER
Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya fail Ziya Ecer SEGBİS’le katıldı. Pınar Bayrak’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevresi olduğunu ileri süren Ecer’e Mahkeme Başkanı, “Pınar’ın uyuşturucu kullandığını söylüyorsun fakat elimdeki belgelere göre senin uyuşturucudan dolayı sabıkan var” demesi üzerine Ecer, “Diş ağrım geçsin diye kullandım” savunmasını yaptı. Olay gününü anlatan Ecer, “Pınar’ benimle kavga etti. Hiç susmadan tartışınca yüzüne ve kafasına denk gelecek şekilde tokat attım. Ardından banyoya gitti, ses duyunca banyoya gittim Pınar’ın yerde olduğunu üzerinin ıslandığını gördüm. Odaya alıp ıslak kıyafetlerini çıkardım. O sırada bilinci kapalı değildi, sorduğum sorulara cevap veriyordu. Kendine bir türlü gelmeyince arkadaşım Ahmet’i çağırıp hastaneye götürdük” dedi. Öte yandan failin karakolda verdiği ifade ile mahkemede yaptığı savunmanın tamamen çeliştiği dikkatleri çekti.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 8 yaşındaki Narin Güran’ın katliam davasının duruşmasının başladığı saatte Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Kadınlar, ülkenin kadın ve çocuk mezarlığına çevrildiğine işaret ederek, Narin için gerçek adalet talebini yineledi.
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın faillerinin yargılanacağı davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.
Diyarbakır’da duruşma görülürken ülkenin dört bir yanında kadınlar sokaklara çıkarak Narin için adalet talebini dile getirdi. Mersin’de de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde eylem yapan Mersin Kadın Platformu üyeleri, çocuklara ve kadınlara yönelik şiddette iktidarın sorumluluklarına dikkat çekti.
“ÜLKE ÇOCUK MEZARLIĞINA DÖNDÜ”
Platform adına açıklamayı okuyan Çiğdem Serin, hala Narin’in neden katledildiğinin bilinmemesine dikkat çekerek, “Cinayetin işlenişine dair tek bilinen Narin’in kendi evinde aile bireylerinden en az beşinin evde olduğu sırada öldürülmüş olması. Yani bir çocuk bu iktidarın kutsadığı aile ilişkileri, tarikat ve iktidar ilişkileri içerisinde katledildi” dedi. Serin, AKP Milletvekili Garip Ensarioğlu’nun sözlerini hatırlatarak, “Aile bizim dostlarımız, konu çok hassas. Onları üzecek bir şey söylemek istemiyoruz diyerek Narin’in katledilmesine ilişkin detayları bildiklerini ve açıklamadıklarını yani suç ortaklıklarını itiraf etti. İktidarın aile politikaları, cezasızlık politikaları bu ülkeyi kadın mezarlığına, çocuk mezarlığına çevirdi” diye kaydetti.
“KATLİAMLARDAN İKTİDAR SORUMLU”
İktidara, devlet kurumlarına seslenen Serin, şunları söyledi:
“Katledilen kaybedilen kadınlardan, çocuklardan sorumlusunuz. Her güne yeni bir kadın cinayeti ile, çocuk istismarı haberi ile uyanıyorsak bunun sorumlusu ailenin güçlenmesini kadınların, çocukların canından daha değerli gören bakanlıktır, İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesh eden iktidardır, cezasızlıkla katilleri cesaretlendiren erkek yargıdır, 6284’ü hedef gösterenlerdir. Yani hiçbir kadın cinayeti, hiçbir çocuk cinayeti münferit değildir. Hayatını çaldığınız, hayatını kararttığınız her bir çocuğun, her bir kadının hesabını soracağız.”
“ÇOCUKLAR YAŞASIN DİYE MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, TBMM’de Narin Güran cinayeti araştırılsın diye önergeler verildiğinde AKP-MHP’nin hayır oyu kullandığını hatırlatarak, “Kadın milletvekillerinin, kamuoyunun baskısıyla Meclis’te çocuk cinayetlerinin araştırılması için komisyon kuruldu fakat bir kez bile toplanılmadı. Çocukları katledenlerin, sorumluların peşini asla bırakmayacağız ve gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemize çocuklar, kadınlar yaşasın diye devam edeceğiz” sözlerini kullandı.
PİRHA- KESK’li kadınlar ve Mersin Kadın Platformu, Uluslararası Kız Çocukları Günü’nde ülkede artan kadın cinayetlerine, tacize ve şiddete yönelik açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin etkin bir biçimde uygulanması talebinde bulunuldu.
KESK bileşenleri ve Mersin Kadın Platformu’nun 11 Ekim Uluslararası Kız Çocukları Günü’nde düzenlediği açıklamada kadın cinayetlerine, tacize, şiddete dikkat çekilerek, kadınların yaşadıkları vurgulandı. KESK bileşenleri adına açıklama yapan Eğitim-Sen Mersin Şube yöneticisi Nermin Karasu, “Uygulanmayan yasalarla, hafif cezalarla cesaret bulan failler, yaşamlarımıza göz dikmeye devam ediyor. Binlerce suçluya, uyduruk aflarla sokaklarda dolaşan, her an suç işlemeye meyilli olanlara karşı, yaşamlarımızı savunmaya devam ediyoruz” diyerek, kadınların korkarak yaşamasının ne demek olduğunun bilinmediğini belirtti.
“2024 YILINDA EN AZ 300 KADIN KATLEDİLDİ”
Bir arada dayanışma içinde olarak kadınlar ve kız çocuklarının etrafındaki korku iklimini ortadan kaldıracaklarını ifade eden Karasu, iktidar politikalarına değinerek, “İktidarın sürekli tekrar ettiği ‘şiddete sıfır tolerans’ sözlerinin ve ‘kadına yönelik şiddet azaldı’ iddiasının gerçekliği yansıtmadığı, her yeni kadın cinayetinde, kadına yönelik şiddete yapılan her ihmalde bir kere daha ortaya çıkıyor. Şiddete sıfır toleransın sonucu da sıfır oldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılan yıl 2021’de toplam 280 kadın cinayeti işlenmişken, 2022’de bu sayı 334’e, 2023’te ise 315’e çıktı. 2024 yılında bugüne kadar en az 300 kadın cinayeti veya şüpheli ölümü gerçekleşti” dedi.
“CEZASIZLIK POLİTİKALARINA SON VERİLSİN”
Kadına yönelik şiddeti önleyebilecek mekanizmaların saldırı altında olduğunu ve kadınların haklarının pazarlık malzemesi yapılamayacağını kaydeden Karasu, kadınların taleplerini şu şekilde sıraladı:
“Önleyici, koruyucu ve caydırıcı mevzuatla, kadına yönelik şiddetten değil kadından yana bir ceza hukukuyla, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun’un tam olarak uygulanmasıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik politikalar hayata geçirilerek kadına yönelik şiddetin önü alınabilir.
Ülkemizde 10 Eylül 2011 tarihinden bu yana yürürlükte olan, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi ve çocuk istismarının önüne geçilmesine yönelik yaptırımları düzenleyen Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi etkin bir biçimde uygulansın.
Sığınma evlerinin sayısı artırılsın, şiddete uğrayan kadınlar tam güvenceye alınsın.
Cezasızlık politikaları son bulsun, faillere caydırıcı cezalar verilsin.”
PİRHA – Mersin Kadın Platformu, artan kadın cinayetleri sebebiyle protesto düzenledi. Yapılan basın açıklamasında, cinayetler nedeniyle hükümetin politikaları eleştirilirken “Cinayet mahali haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız, özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz” denildi.
Mersin Kadın Platformu, son günlerde yaşanan kadın cinayetlerine ilişkin Kushimoto Sokağı’ndan Özgecan Aslan Medyanı’na yürüyüş düzenledi.
Yapılan eyleme, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanları ve çok sayıda kadın destek verdi. “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Jin, jîyan, azadî” sloganlarının atıldığı yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı.
Platform adına basın açıklamasını Fatoş Sarıkaya okudu. “Öfkeliyiz, isyandayız, bu cinayet mahalli ülkede güvende değiliz” diyen Sarıkaya, “Mücadelemiz özgürce yaşadığımız, sokaklarda güvenle yürüyebildiğimiz, evlerden, iş yerlerinden, kampüslerden tacizcileri, katilleri yok edeceğimiz, erkek devletinizi alaşağı edeceğimiz güne kadar sürecek” diye de ekledi.
“Bir kişi daha eksilmek istemediğimiz için, hayatlarımızdan endişe duymadan özgürce yaşamak istediğimiz için hep bu sokaklarda olduk. Bugün acımız, öfkemiz taze! Dün bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı. Bu ülkede dün iki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Bu ülkede dün bir kadın iki saldırgan tarafından sokak ortasında taciz edildi. Bu ülkede, katledilen Narin Güran için verilen araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Bu ülkede erkek devlet şiddeti kadınlara, çocuklara, LGBTI+lara, kendinden olmayanlara nefes aldırmıyor. Bu ülkede erkek devlet eliyle, iktidar eliyle hırsızlar, uyuşturucu baronları, çeteler, mafyalar hüküm sürüyor. Kahrolması gereken çürümüş düzenleri katledilen kadınların, kaybedilen çocukların bedenleri üzerinden yükseliyor!
Semih Çelik isimli erkek dün İstanbul’da yaklaşık 1 saat içinde iki kadını katletti. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner, kadınlara nefret kusan, kadın katliamlarına ön açan, ‘nasılsa devlet iyi hal ya da tahrik indirimi yapar’ sözünün rahatça kurulabildiği bu düzenin bir parçası olan erkek tarafından katledildi. Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner sadece katil Semih Çelik tarafından değil, cezasızlıkla faillere ödül veren erkek yargı tarafından, ‘kutsal aile’ yalanlarıyla kadını her alandan alıkoymak isteyenler tarafından, kadın düşmanı politikaları bir bayrak gibi taşıyan erkek devlet tarafından, sırtı sıvazlanan eril tahakküm tarafından, çocuklar öldürülürken araştırılmasına engel olan bu iktidar tarafından katledildi.
Daha bu haberlerle yeni karşılaşmışken bugün bir kadının Mezitli’de katledildiğini öğrendik. Sonay Öztürk Aslan, Uğur Araç isimli bir erkek tarafından katledildi. Erkek şiddeti her gün aramızdan bir kadını alırken susmayacak, vazgeçmeyeceğiz.
Bizler, katledilen kadınların adını bir an bile dilimizden düşürmeden bu öfke ve isyanla kaşınızda durmaya devam edeceğiz. Cinayet mahali haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız, özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz.”
“BİR GÜNDE 4 KADIN KATLEDİLDİ!”
Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ise yaptığı konuşmada son 24 saatte 4 kadının katledildiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“AKP iktidarının politikalarından kaynaklı kadınların hakların gasp ediliyor, yaşamları ellerinden alınıyor, her alanda katlediliyor. ‘Sıfır tolerans tanıyacağız’ diyorlar. Sanki 22 yıldır iktidar olanlar onlar değilmiş, sanki 22 yıldır kadın kırımını getiren onlar değilmiş gibi bu açıklamaları yapıyorlar. İsyanımızla teşhir ediyoruz. Biz bu politikalara geçit vermeyeceğiz, kadınları katledenlere itaat etmeyeceğiz, geçit vermeyeceğiz. Faillerinin kim olduğunu da biliyoruz. Bir yandan erkekler öldürüyor, öldürmeyi kendinde hak olarak görüyor, diğer yandan bu hakkı onlara tanıyan devletin kendisi.”
“SIRADAKİ BİZ Mİ OLACAĞIZ?”
Adana Kadın Platformu ise Seyhan Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Sıradaki biz mi olacağız?” diye soran kadınlar, erkek şiddetine karşı örgütlü mücadelenin önemini vurguladı.
Basın açıklamasını okuyan Emine Esmer, Emine Bulut’un “Ölmek istemiyorum” feryadını anımsatarak kadınların can güvenliğinin sağlanamadığını ve faillerin cezasız bırakıldığını vurguladı.
Emine Esmer, konuşmasında Dersim’de 2020’de kaybolan Gülistan Doku’nun hala bulunamadığını ve Van’da 7 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in akıbetinin belirsizliğini koruduğunu hatırlattı. Aynı gün içinde Mersin’de Sonay Öztürk Aslan’ın Uğur Araç tarafından öldürüldüğünü öğrendiklerini ifade eden Esmer, bu olayın toplumda derin bir yaraya neden olduğunu belirtip 15 Eylül’de Diyarbakır’da vahşice katledilen trans kadın Sudenaz’ı da anarak, erkek şiddetinin LGBTİ+ bireyleri de hedef aldığına dikkat çekti.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, evli olduğu Ziya Ecer tarafından katledilen Pınar Bayrak için adliye binası önünde eylem yaptı. Eylemde yapılan açıklamada “Kadın düşmanı politikalardan, cezasızlıktan, iyi hal indirimlerinden cüret alan bir erkek daha ‘nasıl olsa bana bir şey olmaz’ diyerek Pınar’ı katletti. Pınar için adalet mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.
Mersin’de 3 Ağustos’ta evli olduğu ve uzun süredir şiddet gördüğü Ziya Ecer tarafından darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın ara duruşması öncesinde Mersin Kadın Platformu ve Pınar Bayrak’ın aile fertleri adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da katıldı.
“BU SUÇUN ORTAKLARI ERKEK DEVLETTİR”
Mersin Kadın Platformu üyesi Fatoş Sarıkaya, yıl başından bu yana Mersin’de ise en az 10 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, Pınar Bayrak’ın da bunlardan biri olduğunu söyledi.
Adaletin işlemeyişinin, yargının erkeklerden yana karar vermesinin erkekleri cesaretlendirdiğini belirten Sarıkaya, “Kadın düşmanı politikalardan, katliamlara teşvik eden cezasızlıktan, ödül gibi iyi hal indirimlerinden cüret alan bir erkek daha ‘nasıl olsa bana bir şey olmaz’ diyerek tehditlerle hane içine hapsettiği Pınar’ı katletti. Suçlular organize şekilde cinayeti örtbas etmeye çalıştı” dedi.
Pınar Bayrak’ın katledilmesinde yetkililerin sorumluluğuna dikkat çeken Sarıkaya, “Bu suçun ortakları delil karartanlar, suçu teşvik edenler, tahrik indirimi verenler, kadın düşmanı politikaları birincil devlet görevi haline getirenler, kutsal aile lafı ile kadınları şiddet gördükleri evlere mecbur bırakanlardır. Bu suçun ortakları erkek devlettir, erkek adalettir. Davanın takipçisi olacağız” diye konuştu.
“DAVANIN PEŞİNDE OLDUĞUM İÇİN TEHDİT EDİLİYORUM”
Açıklamada konuşan Pınar Bayrak’ın amcası Yusuf Bayrak, yeğeninin yıllarca şiddet gördüğünü ve failin ailesinin de cinayette sorumluluklarının olduğunu vurguladı. Olay mahalinde yetkililer gelmeden temizlik yapıldığını, delillerin yok edildiğini söyleyen Bayrak, “Meryem Ecer, Ahmet Ercan, Rozelin Balkan, Ömer Bayat delilleri karartarak Pınar’ın kanlı elbiselerini, yatağı, çarşafları çöpe attılar. Ve bu insanlar şu anda dışarıda özgürce geziyor. Dışarıda kol gezenler günler önce ailemin evinin önünde silahlarla çocuklarımı ve eşimi taciz ettiler. Tüm bunların kamera kayıtları var. Davanın peşinde olduğumuz için tehdit ediliyoruz. Bizim korunmamız gerekirken katiller korunuyor. Adalet nerede? Pınar’ın katlinde sorumluluğu olan herkesin cezalandırılmasını istiyoruz” sözlerini kullandı.
PERİHAN KOCA: ÜLKE KADIN MEZARLIĞINA DÖNÜŞTÜ
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, dün akşam Tarsus’ta bir kadının daha katledildiği bilgisini vererek şunları dile getirdi:
“Bugün Pınar Bayrak için adalet talebiyle buraya gelirken Tarsus’ta iki kadının bir erkek tarafından silahlı saldırıya uğradığını, birinin öldüğü diğerinin de yoğun bakımda olduğu bilgisini aldık. Türkiye bir kadın mezarlığına dönüşmüş durumda. Bunun sorumlusu AKP-MHP faşist iktidarının yarattığı kadın düşmanı ve cezasızlık politikalarıdır. Erkek egemen politikalara karşı kadınlara bariyer olacağız. Mecliste, sokakta, adliye koridorlarında kadınları koruyup yaşatmak için mücadelemize devam edeceğiz.”
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 16 gündür kayıp olan kız çocuğu Narin Güran için sokağa çıkarak akıbetini sordu. Eylemde, “Narin bulunana kadar sokak sokak soracağız. Narin Güran’a ne oldu? Yayın yasaklarıyla üstünü örtmenize izin vermeyeceğiz” denildi.
Diyarbakır’ın Tavşantepe Köyünde 21 Ağustos tarihinde Kuran kursuna gidiyorum diye evden çıkıp bir daha geri dönmeyen 8 yaşındaki Narin Güran için kadınlar Mersin’de sokağa çıktı.
Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla Pozcu GMK Bulvarında bir araya gelen kadınlar, “Narin’e ne oldu” pankartı açtı. Açıklamayı platform adına Güneş Doğdu okudu.
YEKİLİLERE SESLENİLDİ: NEDEN SUSUYORSUNUZ?
Narin’in 16 gündür kayıp olduğunu ve kaybolduktan 10 gün sonra yayın yasağı getirildiğini hatırlatan Güneş Doğdu, amca Salim Güran’ın kasten öldürme ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından tutuklandığına işaret ederek, “Yayın yasağı ile neyin üstünü örtüyorsunuz? Kimi, kimleri neden koruyorsunuz? Cevap verin! Narin’e ne oldu” diye sordu.
Konuya ilişkin kamuoyuna hiçbir açıklama yapmayan yetkililere seslenen Doğdu, “Milyonlar Narin’den haber beklerken Cumhuriyet Savcısı neden susuyor? İçişleri Bakanlığı’na ve Ali Yerlikaya’ya soruyoruz: İstihbaratınızla o kadar övünürken nasıl oluyor da 120 haneli bir köyde 8 yaşında bir kız çocuğu buhar oluyor 18 gündür bulunamıyor?” dedi.
“TÜRKİYE’DE ÇOCUKLAR GÜVENDE DEĞİL”
Doğdu, 2010-2014 yılları arasında mağdur çocuk oranının yüzde 76 artış gösterdiğini, çocukların faillerinin genelde ebeveynleri ve akrabaları olduğu bilgisini verdi. Ülkede çocukların güvende olmadığını belirten Doğdu, sorumlu olarak AKP iktidarını göstererek şunları söyledi:
“İktidar çocukları korumak için politika üretmek bir yana istismarı meşrulaştıracak tutumlardan kaçınmıyor. AKP’nin 22 yıllık iktidarında İstismarı af yasası tartışmaları, “küçüğün rızası var” diyen erkek yargısı, bir kereden bir şey olmaz diyen bakanı, baba kızına şehvet duyabilir diyen Diyaneti, çocukların istismara uğrayıp can verdikleri denetimsiz tarikat ve cemaat yurtları ile karşımızda çürümüş bir sistem var. Failler işte bu çürümüşlükten, cezasızlıktan güç alıyor.
Bugün Narin için adalet talebi 2018 yılında Giresun’da şüpheli ölümü aydınlatılmayan Rabia Naz için de adalet talebidir, 4 yıldır kayıp olan Gülistan Doku için adalet talebidir. Bu ülkede kaybedilen, öldürülen çocuklar için, kadınlar için adalet talebidir. Bugün Narin için adalet talebi herkes için adalet talebidir. Narin bulunana kadar sokak sokak soracağız. Bu ülkeyi kayıp çocuklar ülkesi olmaktan çıkaracağız. Hayatlarımızı da çocukların geleceğini de biz savunacağız.”
PİRHA- Günebakan Kadın Derneği üyesi Zübeyde Sadırlı Akpınar, kadın cinayetlerinde günden güne yaşanan artışın yalnızca kadınların sorunu olmadığına vurgu yaparak, “Bu konuda yalnızca kadınların mücadele etmesi yetmiyor, erkeklerin de bunu dert edinmeleri ve sorumluluk almaları gerekiyor” dedi.
Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri günden güne artış gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre yılın ilk 8 ayında 261 kadın yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi. 141 kadının ölümü ise şüpheli.
Ataerkil toplum yapısının kadını ikincileştiren ve kadını erkeklerin mülkü olarak gören kodları, kadına yönelik şiddetin temelini oluştururken; kadına yönelik şiddeti önleyici mekanizmaların işlevsizliği, kadın kazanımlarının gasp edilmesi, cezaların caydırıcı olmaması, fail erkeklere uygulanan iyi hal indirimleri, iktidarın kadın düşmanı politikaları ve erkeği/aileyi kutsayan söylemleri ve son olarakta İstanbul Sözleşmesi’nden bir geceyarısı kararnamesiyle çıkılması, kadına yönelik şiddeti daha da körüklüyor.
Tüm bunlarla mücadelede kadın örgütlerinin üzerlerine düşeni yaptığını, fakat bu sorunun yalnızca kadınların meselesi olmadığını ifade eden Günebakan Kadın Derneği ve Mersin Kadın Platformu üyesi Zübeyde Sadırlı Akpınar, erkeklerin de bu konuda gereken sorumluluğu hissedip harekete geçmeleri gerektiğinin altını çizdi.
“KADIN CİNAYETLERİ TOPLUMSAL BİR SORUN”
Kadınların büyük bir kısmı yakınları olan erkekler tarafından katlediliyor. Bu katliamlara çoğu kez fail erkeklerin ‘bir anlık cinnet hali’, ‘psikolojik sorunlar’ sebep olarak gösteriliyor. Bu anlayıştan kaynaklı toplumun genelinde kadın cinayetlerinin bireysel bir mesele olarak ele alındığını belirten Zübeyde Sadırlı Akpınar, “Her gün en az 5 kadının erkekler tarafından katledildiği, bunun sistematik bir hale geldiği ortamda bu cinayetlerin münferit olaylar olduğunu söyleyemez kimse. Kadına yönelik şiddetin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu artık hepimizin kabullenmesi gerekiyor” dedi.
Kadın cinayetlerinin önlenmesi noktasında yetkili mercileri harekete geçmemeleri noktasında eleştiren Akpınar, “Herkes kadınlar öldürülürken izliyor. Ülkenin bakanı, muhalefet partileri, iktidar, belediye başkanları, sivil toplum örgütleri… Hemen hepsi kadına yönelik şiddete karşı olduklarını dile getiriyorlar ama uygulamalara baktığımızda ne yapılıyor? Hayatta bir karşılığı var mı bu söylemlerin? Yok” sözlerini kullandı.
“ERKEKLER, KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA MÜCADELE ETMELİ”
Kadına yönelik şiddetin yalnızca kadınların sorunu olmadığına, erkeklerin de bu konuda sorumluluk almalarının önemine dikkat çeken Akpınar, erkeklerin de kadınlar gibi benzer bir örgütlenme ve farkındalık çalışmalarıyla harekete geçmeleri gerektiğinin altını çizdi.
Zübeyde Sadırlı Akpınar, şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede kadınların yarısı fiziksel, psikolojik, sözel, ekonomik, cinsel şiddete uğruyor; her gün en az 5 kadın katlediliyor ve erkekler hala bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğu görmüyorlar. Çoğuna sorduğumuz zaman kadına yönelik şiddete karşı olduklarını söylüyorlar elbette ama çoğunun içinde erkek egemen toplumun yüklediği rollerden çıkamamalarından kaynaklı hepsinde potansiyel şiddet eğilimleri de görebiliyoruz. Kadınların özgür birey olmalarını kabul etmemelerinden kaynaklı bu kadar çok şiddet olayı yaşanıyor. Çoğunlukla boşanmak veya ayrılmak isteyen kadınlar öldürülüyor. Mersin’de 10 kadın katledildi ama kentteki erkeklerden herhangi bir tepki görmedik. Artık erkeklerin de bu soruna kafa yormaları gerekiyor. En başta eşitlikçi, demokratik anlayışa sahip erkekler kadına yönelik şiddetle ilgili mücadelede yer almalılar. Bunun için illa kadın örgütlerle yan yana olmaları gerekmiyor. Kendi örgütlenmelerini, kendi mücadele hatlarını kurabilirler.”
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, boşandığı erkek tarafından öldürülen Fatma Özel ve devletin şiddeti körükleyen politikalarına tepki göstermek adına eylem yaptı. Eylemde “’Kutsal aile yalanlarıyla boşanmayı engelleyenler ve cezasızlık politikalarını uygulayanlar bu cinayetlerin failidir” denildi.
Mersin’de Musa Özel isimli erkeğin boşanma aşamasında olduğu Fatma Özel’i, anne ve babasını katletmesi üzerine Mersin Kadın Platformu, GMK Bulvarında eylem yaptı. Eylemde “Aileyi koruyan politikalarınız kadınları öldürüyor” yazılı pankart açıldı. Kadınlar, “Boşanmayı değil cinayeti engelle”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor” sloganları attı.
Platform adına basın metnini okuyan Güneş Doğdu, erkeklerin kadın düşmanı politikalarından, erkek adalet ve erkek devletten cesaret aldığını belirterek, “Bugün kazanılmış haklarımıza saldıranlar, ‘kutsal aile’ yalanlarıyla boşanmayı engelleyenler ve cezasızlık politikalarını uygulayanlar bu cinayetlerin failidir” dedi.
Henüz 1 ay önce haftada 10 kadının öldürülmesi üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün kapısına giderek tepki gösterdiklerini hatırlatan Doğdu, “Bu bir ayda erkek şiddeti hız kesmedi. Çünkü iktidar kendi bekası uğruna aileyi kadınların yaşam hakkının önüne koyuyor. Çünkü kendi yarattığı yoksulluğu yönetmek için aileye ihtiyaç duyuyor. Çünkü aile demek kadınlar üzerinden karşılığı ödenmeyen kocaman bir emek demek. Hayatlarımızı ailenize, hayatlarımızı iktidarınıza feda etmiyoruz” diye konuştu.
AKP’Lİ MİLLETVEKİLİNİN SÖZLERİNE TEPKİ
9. yargı paketindeki hayvan katliamı maddesi komisyondayken AKP Konya Milletvekili Mehmet Baykan’ın kendisini arayan bir kadına sarf ettiği ‘Sizin gibilerin uyutulması için çözüm bulmamız gerekiyor” sözlerine tepki gösteren Güneş Doğdu, şu ifadeleri kullandı:
“Her gün kadınların katledilmesinin sorumlusu olan bu iktidar, sokaktaki dostlarımızın katledilmesinin önünü açarken yine kadınlara saldırıyor. Açık ve nettir ki bu düzen kadınların, hayvanların ve doğanın katilidir. Mehmet Baykan’da aynen fail erkekler gibi bu cesareti bir gece de İstanbul Sözleşmesi’inden çıkanlardan, 9. yargı paketiyle 6284’ün en caydırıcı hüzmü olan tazyik hapsini itiraza açık hale getirmeye çalışanlardan alıyor. 9. yargı paketinin suçla etkin mücadele, ceza adalet sistemini güçlendirme, temel hak ve özgürlüklerin korunması gibi konularda önemli düzenlemeler içerdiğini söyleyen adalet bakanı Yılmaz Tunç önce neden 6284’ün etkin uygulanmadığını, neden kadınların boşanma aşamasında uzaklaştırma kararları çantalarındayken ailesiyle beraber katledildiğini açıklasın.”
Doğdu, sözlerini iktidara katliamları durdurma çağrısı yaparak sonlandırdı.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, kadın katliamlarını protesto etmek amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Mersin İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Kadınlar iktidara seslenerek, “Aileyi kutsayarak, boşanmaları engelleyerek hayatlarımıza kast etmekten vazgeçin. Bu katliamı durdurun” dedi.
Mersin Kadın Platformu, bir günde 8 kadının erkekler tarafından katledilmesine tepki göstererek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Mersin İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. “Aileyi koruyan politikalarınız kadınları öldürüyor” yazılı pankartın açıldığı eylemde öldürülen kadınların fotoğrafları taşındı. Burada yapılan basın açıklamasında iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikalarına dikkat çekildi. Açıklamayı platform adına Çiğdem Göksoy okudu.
“ERKEKLER CEZASIZLIKLA CESARETLENDİRİLİYOR”
Çiğdem Göksoy, kadına karşı şiddetin ve ayrımcılığın körüklendiğini, “Aileyi korumak”, “boşanmaları önlemek” gibi bahanelerle mevcut yasaların hedef gösterildiğini, kadın düşmanı söylem ve politikalarından cesaret alan erkeklerin kadınları katletmeye devam ettiğini söyledi.
Son birkaç günde birçok kadının katledildiğini, bu kadınların hepsinin de evli olduğu, boşanma aşamasında olduğu ya da boşandığı erkekler tarafından öldürüldüğünü belirten Göksoy, “Faillerin tek olmadığını biliyoruz, fail kadın düşmanı politikalarla kazanılmış haklarımıza göz diken iktidar ve onun ortaklarıdır” dedi.
“KATLEDİLEN KADINLARDAN YETKİLİLER SORUMLU”
İktidara sorumluluğunu hatırlatan Göksoy, şu ifadelere yer verdi:
“Adının içerisinde ‘kadın’ geçmeyen bakanlık ailenin varlığını, güçlendirilmesini kadınların en temel hakkı olan yaşam hakkının önüne koymaktadır. Katledilen kız kardeşlerimizden siz sorumlusunuz. Aileyi kutsayarak, boşanmaları engelleyerek hayatlarımıza kast etmekten vazgeçin. Bu katliamı durdurun.
Kadın düşmanlığının, ayrımcılığın ve erkek şiddetinin son bulması için İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli ve 6284 etkin şekilde uygulanmalıdır. 9’uncu Yargı paketini geri çekin, hayatlarımızı pazarlık konusu haline getirmekten vazgeçin! Hayatlarımızdan, kazanılmış haklarımızdan ve 6284’ten vazgeçmeyeceğiz. Hayatlarımız kutsal ailenize, hayatlarımız torba yasalarınıza sığmaz! Katledilen kadınların isyanını kuşanarak yaşamlarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Açıklamanın ardından katledilen kadınlar için müdürlük önüne sembolik olarak ayakkabı bırakıldı.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, ülkede artan kadın cinayetlerine, transfobiye, erkek şiddetine ve cezasızlık politikalarına tepki göstererek, “Devletin özel savaş politikalarına karşı sessiz kalmayacağız. Nefretin ve düşmanlığın iktidarı sona erecek, kadın mücadelesi kazanacak” dedi.
Mersin Kadın Platformu, kentte son 2 ayda en az 4 kadının erkekler tarafından öldürülmesi, İstanbul ve İzmir’de trans kadınların saldırıya uğraması, Şırnak’ta bir kadının asker tarafından tacize uğraması üzerine basın açıklaması yaptı. Atatürk Caddesi’nde bir araya gelen kadınlar “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” yazılı pankart açtı.
“ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARINA SUSMAYACAĞIZ”
Mersin Kadın Platformu adına basın açıklamasını okuyan Gonca Ocakçı, iktidarın laiklik karşıtı söylemlerle kadınların ve LGBTİ+ların yaşamlarına saldırıları sürdürdüğüne değindi.
Devletin özel savaş politikalarıyla kadınları hedef aldığını belirten Ocakçı, “Kolluk kuvvetlerinin tıpkı İpek Er olayında olduğu gibi genç kadınları hedef alması, yine gerici, tekçi, cinsiyetçi oluşumlar olan siyasal islamın kurumlarının yoğunbir şekilde açılması ve toplumun politik değerlerinin bunlar eliyle çürütülmesi bu boyutta gözler önüne sermektedir. AKP-MHP faşist iktidarının geliştirdiği özel savaş politikaları sonucunda 12 Nisan akşamı Şırnak’ın Dîcle Mahallesinde yaşanan taciz olayı ile derinleştirilmeye çalışılıyor. Uzman Çavuş Musa Orhan örneğinde olduğu gibi toplum düşmanı bu unsurların cezalandırılmaları yerine Ankara’ya sözde sağlık gerekçesiyle kaçırılarak koruma altına alındığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ama biz kadınlar olarak dün olduğu gibi bugün de devletin özel savaş politikalarına karşı sessiz kalmadık, kalmayacağız. Her yerde toplumsal gücümüzle, öz savunmamızı geliştireceğimiz sözünü yerine getirdik ve getirmeye de devam edeceğiz” dedi.
“TRANSLARA SALDIRILAR POLİTİKTİR”
İktidarın yürüttüğü politikalar sebebiyle nefretin körüklendiğini ve transfobik saldırıların arttığını söyleyen Ocakçı, “10 Nisan’da İzmir Bornova Sokak’ta yaşayan transların saldırıya uğraması ve gasp ile karşı karşıya kalmalarının sonucunda elle tutulur bir soruşturma yürütülmemesi, saldırının faillerinin sırtının bu rejim tarafından sıvazlandığının ve nefret politikalarının ne boyuta geldiğinin göstergesidir” diye konuştu.
Gonca Ocakçı, günlük yaşam içinde saldırıya uğrayan translar için sokakların, alanların, evlerin dahi güvenli alan olmaktan çıktığı bir dönemde devletin yalnızca nefret politikalarını beslediğini dile getirdi.
Toplumda bu politikalarla birlikte arşa çıkan kadın düşmanlığının şiddetle, cinayetlerle sonuçlandığına dikkat çeken Ocakçı, mücadele vurgusu yaparak şunları söyledi:
“Henüz geçtiğimiz günlerde Tarsus’ta yaşanan hamile bir kadının sokak ortasında katledilmesini unutmadık. Töre adı altında, namus adı altında katledilen Besra, kendi abisi ve amcası tarafından planlanarak katledildi. Nedeni ise sadece kendi istediği evliliği yapmasıydı. Kadınları malı, ‘namusu’, evinin bir eşyası gibi gören bu ataerkil düzen ve onu besleyen, katliamları teşvik eden bu iktidarın karşısında örgütlü mücadelemizle ve öz savunmamızla varız. Nefretin, savaşın, homofobi ve transfobinin, eşitsizliğin kol gezdiği bu topraklarda gücümüzü birlikteliğimizden, mücadelemizden alıyoruz, almaya da devam edeceğiz.“
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 23 Mart’ta İstanbul’da gözaltına alınan ve Mersin’e getirilen Barış Akademisyeni Nükhet Sirman’ın gözaltına alınmasına Mersin Adliyesi önünden tepki gösterdi. Kadınlar, “Suç teşkil edebilecek hiçbir delil olmadığı iyice anlaşılmasına rağmen Nükhet Hoca’nın bir gece daha gözaltında tutulması büyük bir saçmalık” ifadelerini kullandı.
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü üyesi ve Barış Akademisyeni Prof Dr. Nükhet Sirman, 23 Mart’ta Mersin Jandarma İl Müdürlüğü tarafından yürütülen operasyon kapsamında İstanbul’da gözaltına alınarak Mersin’e getirildi.
Sirman’ın ifadesinin Jandarma İl Müdürlüğü’nde alınmasının ardından Mersin Adliyesine getirilmesi beklenirken, Mersin Kadın Platformu, söz konusu duruma karşı adliye önünde basın açıklaması yaptı.
“Haksız gözaltına son verin. Nüket hocayı serbest bırakın” pankartının açıldığı açıklamada, “Nüket Hoca yalnız değildir”, “Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganları atıldı. Açıklamayı Mersin Kadın Platformu adına Nalan Turgutlu Bilgin okudu.
“NÜKHET SİRMAN YALNIZ DEĞİLDİR”
Nükhet Sirman’ın ifadesinin İstanbul’da alınabilecekken Mersin’e getirilerek ifade işlemlerine başlandığını belirten Bilgin, Sirman’ın 4 gündür gözaltında tutulduğuna dikkat çekti.
Söz konusu muamelenin gözdağı vermeyi amaçladığını belirten Bilgin, “Dün akşam geç saatlerde Jandarma’ya verdiği ifadesinde dosyanın içinde hiçbir delil olmadığı iyice anlaşılmasına rağmen bir gece daha gözaltında tutulması büyük bir saçmalık. Biz bu ülkede hukuksuzluğa ve her tür saçmalıklara alıştırılmaya çalışılıyoruz, var olmamız, araştırma yapmamız, insanlarla iletişim kurmamız kolaylıkla suç olabilirmiş gibi bir izlenim yaratılıyor. Bu anlamsız kriminalizasyon halini ve itibarsızlaştırma girişimlerini asla kabul etmiyoruz. Nükhet Sirman yalnız değil, buradayız. Bugün adliyeye getirilecek olan arkadaşımız, daha fazla sürüncemede bırakılmadan derhal serbest bırakılsın, işkenceye dönüşen bu hale son verilsin” sözlerini kullandı.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu ve İnsan Hakları Derneği, cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı yazdı. Burada yapılan açıklamada kadın dayanışmasının duvarları ve sınırları aştığı vurgulandı.
İnsan Hakları Derneği(İHD) Mersin Şubesi ve Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında cezaevlerinde bulunan kadınlarla dayanışmak amacıyla kart gönderdi.
Etkinliğe Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eş Başkan adayı Nuriye Arslan ve çok sayıda insan hakları savunucusu kadın katıldı. Kadınlar, gönderdikleri kartlarda mücadele vurgusu yaptı.
Kart yazımından sonra konuya dair açıklama yapan İHD Kadın Komisyonu üyesi Zeynep Kaya, kadın ve insanlık mücadelesi veren tüm kadınların iktidar tarafından cezaevlerine gönderilerek her türlü şiddete maruz kaldığını ifade etti.
Tüm saldırılara rağmen kadınların mücadeleden geri atmadığını aktaran Kaya, şunları ifade etti:
“Bazen fiili direnişler bazen de açlık grevlerinde yer alan kadınlar, mücadeleden asla vazgeçmiyorlar. Devletin cezasızlık politikalarına karşı biz kadınlar, öz savunmadan asla vazgeçmeyeceğiz. Biz dışarıdaki kadınlar olarak, kendileriyle ortak mücadele içinde olduğumuzu belirtiyoruz.”
Açıklamadan sonra kadınlar, postaneye giderek kartları cezaevlerine gönderdi.
PİRHA- Kadınların kazanılmış haklarına saldırıların yoğun yaşandığı bir ortamda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne gittiklerini belirten Mersin Kadın Platformu üyeleri, “Tüm saldırılar karşısında 8 Mart’ta feminist isyanımızla birbirimiz için sokaklarda olalım” çağrısında bulundular.
Kadınları, LGBTİ+’ları erkek şiddetine karşı koruyan ve bu anlamda geniş hakları kapsayan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin ardından kadınların kazanılmış haklarına saldırılar gün geçtikçe artıyor. Kadınlar; nafaka hakkının tartışmaya açılması, LGBTİ+ düşmanı politikalar, Medeni Yasa’da değişiklik, cezasızlık politikaları, kadın cinayetleri ve artan erkek şiddeti gündemleriyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne hazırlanıyor.
Mersin Kadın Platformu’ndan Ayşegül Göçmen, Çiğdem Serin, Çiğdem Akbaba ve Birsel Tutuş, tüm bu saldırılara karşı 8 Mart’ta alanlarda olma çağrısı yaptı.
“FEMİNİST İSYANIMIZLA 8 MART’TA SOKAKLARDAYIZ”
Ayşegül Göçmen, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik erkek-devlet şiddetinin artarak devam ettiğini, iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikalarının şiddeti körüklediğine dikkat çekti. Kazanılmış haklara saldırıların yaşandığı böylesine bir ortamda 8 Mart’ta sokaklarda olmanın önemine vurgu yapan Göçmen, “Sadece kendimiz için değil yanı başımızdaki kız kardeşlerimiz için de savaşmak, haklarımız için mücadele etmek adına tüm kadınları ve LGBTİ+’ları 8 Mart’ta alanlarda olmaya davet ediyorum” dedi.
Çiğdem Serin, “8 Mart’a, iktidarın kadınların haklarına saldırıların çok fazla arttığı, kutsal aile yalanlarıyla kadınların şiddet dolu evlere hapsedilmek istendiği, LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden Medeni Kanun ve Anayasa değişikliği tartışmalarıyla gidiyoruz. İktidarın kadın ve LGBTİ+’lara karşı nefret politikalarıyla birlikte erkek şiddeti de artmaya devam ediyor. Bize dayattıkları kutsal aile yalanlarına, erkek şiddetine karşı feminist isyanımızla sokaklarda olacağız. Tüm kadınları da 8 Mart’ta feminist isyanımızla buluşmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“ERKEK-DEVLET ŞİDDETİYLE MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
“Kendimizi aile kavramlarına sığdırmadan, kadın mücadelesini genişleterek kazanılmış haklarımıza sahip çıkarak o gün alanlarda olacağız” diyen Çiğdem Göksoy da bireysel haklarla birlikte toplumsal hakları da yeniden inşa edebilmek adına tüm kadınları 8 Mart’ta alanlarda olmaya davet etti.
Birsel Tutuş ise mücadele vurgusu yaparak şu çağrıda bulundu:
“Kazanımlarımızın bir kısmını kaybettik İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere. Ama bunlar için mücadele etmeye, kaybettiklerimi tolere etmemeye devam edeceğiz. Devlet eliyle kazanılmış haklarımızın yok edilmek istenmesine ve erkek şiddetine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. 8 Mart’ta bütün kadınları sokaklara bekliyoruz.”
PİRHA- Medeni Kanun’un kabulünün yıldönümünde sokağa çıkıp iktidarın erkek egemen politikalarını eleştiren Mersin Kadın Platformu, “Medeni Yasanın yeniden tartışmaya açılması kadınların haklarına, özgürlüklerine bir saldırıdır. Kadınların lehine düzenlemeler yapıyoruz diyerek haklarımızı yok etmeye çalışan iktidara izin vermeyeceğiz” dedi.
Mersin Kadın Platformu, Medeni Kanun’un kabulünün 98’inci yıldönümünde Özgecan Aslan Barış Meydanında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, DEM Parti Akdeniz Belediye Eş Başkan Adayı Nuriye Arslan ve çok sayıda kadın katıldı.
Platform bileşenleri; Medeni Kanunu’n değiştirilmek istenmesine, 6284 sayılı yasaya ve nafaka hakkına karşı saldırılara, LGBTİ+ düşmanlığına, kadın cinayetlerine ve iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı sokağa çıkarak, mücadele vurgusu yaptılar.
“KADINLARIN ANAYASAL GÜVENCESİ ORTADAN KALDIRILACAK”
Platform adına basın açıklamasını okuyan Çiğdem Göksoy, Medeni Yasanın yeniden tartışmaya açılmasının kadınların haklarına, özgürlüklerine yapılan bir saldırı olduğunu belirtti. Göksoy, Medeni Yasada yapılacak değişiklikler ile başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinin anayasal güvencesinin ortadan kalkacağına işaret etti.
Anayasa’nın 41’inci maddesinin de değiştirilmek istendiğini söyleyen Göksoy, “41’inci maddeye getirilmek istenen değişiklik gerek Anayasaya gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırı ve ayrımcıdır; insan onuruna ve çoğulcu demokrasiye saldırı niteliğindedir” dedi.
“LGBTİ+’LAR ÜZERİNDEN MEDENİ KANUN HEDEF ALINIYOR”
İktidarın LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden Medeni Kanun’u hedefine koyarak Anayasa değişikliği planları yaptığına dikkat çeken Göksoy, şu ifadeleri kullandı:
“Nafaka hakkımızı tartışmaya açarak bizleri kendi kafasında yaratığı ‘kutsal aile’ye hapsetmeye çalışıyor. Bizi hapsetmeye çalıştığı ailede şiddete uğruyoruz, öldürülüyoruz, emeğimiz sömürülüyor. Dini referanslarla hayatımız kuşatılıyor, erkek şiddeti meşrulaştırılıyor. Bize dayattığınız aileyi değil hayatı istiyoruz.”
PİRHA- Maraş merkezli depremlerin yıldönümü sebebiyle birçok kentte anmalar yapılacak. Depremden en çok etkilenen kentlerin başında gelen Hatay’da 04.17’de hayatını kaybedenler için anma yapılacak. Alevi örgütlerinin temsilcileri de burada hazır bulunacaklar.
Maraş merkezli 6 Şubat depremlerin birinci yılında yaşamını kaybeden yurttaşlar için Türkiye’nin birçok kentinde anma yapılacak. Anmalarda yürüyüş, basın açıklamaları, mezarlık ziyaretleri olacak.
Depreme ilişkin 6 Şubat Salı günü yapılacak etkinlikler şöyle:
İstanbul:
Kadınlar Birlikte Güçlü’nün çağırıcısı olduğu yürüyüş saat 19.30’da Süreyya Operası önünde başlayacak.
Ankara:
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri 18.30’da İnsanlık Anıtı önünde anma yapacak.
İzmir:
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri saat 18.00’de Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanacak.
Mersin:
Mersin Kadın Platformu saat 17.30’da Kushimoto Sokağında yürüyüş yapacak.
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu 17.30’da Özgecan Aslan Barış Meydanında anma ve basın açıklaması yapacak.
PİRHA- Anayasa Mahkemesi, Mersin’de İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına karşı yapılan eylemlerde kadınlara kesilen ve tahsil edilen para cezalarının iade edilmesine karar verdi. Bunu bir kazanım olarak yorumlayan Mersin Kadın Platformu üyesi Avukat Ezgi Özkan, “Böyle bir kararın verilmesi bizlere umut ışığı oldu” dedi.
2020-2021 yılları arasında İstanbul Sözleşmesi’ne dönük saldırılara ve kadın cinayetlerine karşı sokağa çıkarak tepki gösteren Mersin Kadın Platformu, kent genelinde birçok kez eylem gerçekleştirdiği için 200 bin TL’yi aşan para cezaları almıştı. Hem Kabahatler Kanunu’ndan hem de pandemi sürecinde olunduğu için Umumi Hıfzıssıhha Kanunu çerçevesinde sistematik bir şekilde kesilen para cezaları için platform üyesi avukatlar, cezaların iptaline yönelik başvuruda bulunmuştu.
Anayasa Mahkemesi (AYM) 2022 yılında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği yönünde emsal bir karara imza atarak cezaları iptal etti. 2023 yılının nisan ayında ise hukuki süreç devam ettiği sırada para cezasını ödemiş kişilere para iadesi yapılması yönünde karar aldı.
PARASIYLA EYLEM YAPAN KADINLAR
Hukuki süreç devam ettiği sırada Mersin Kadın Platformu eylemlerini sürdürdü bir yandan. Yaptıkları her eylem sonrası para cezası alan kadınlar, bunu ekonomik şiddet olarak tanımlayıp cezaları ifşa etmekten geri durmadı. İlk kez kesilen para cezalarının ertesi gününde sokağa çıkan platform üyeleri, “Paramızla eylem yapıyoruz” yazılı dövizi taşıyarak cezaları protesto etti.
Yeni cezalar gelirken kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için 10 hafta sürecek Çarşamba Nöbetlerini başlattı. Bu nöbet eylemlerde 200 bin TL’yi aşan para cezası karar tutanaklarından sergi yapılarak, “Paramızla eylem yapıp rekora doğru koşuyoruz” ironisiyle tepkilerini dile getirdiler.
YASA DEĞİŞİKLİĞİ, KADINLARIN LEHİNE BİR KARAR DOĞURDU
Hukuki süreç, Mersin Kadın Platformu içerisinde bulunan bir grup bağımsız feminist avukatlar tarafından yürütüldü. O avukatlardan biri olan ve başından bu yana süreci takip eden Avukat Ezgi Özkan, pandemi sürecinde kesilen para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin yasa değişikliği yapılması sebebiyle kazanım elde ettiklerini belirtti.
Özkan, “Salgın döneminde kesilen para cezalarının tahsil edilmeyeceği yönünde bir geçici madde eklenmişti kanuna. Bu kanun çerçevesinde ödenen para cezalarının iade edilmeyeceğine yönelik bir hüküm var. AYM tarafından 2023 yılının Nisan ayında bu hüküm iptal edildi. Para cezasını ödemiş kadınlar, bu yasa değişikliği sebebiyle ilgili kamu birimlerine 31 Aralık 2024 tarihine kadar başvurmaları halinde para iadesi alabilecek” diye konuştu.
“UMUT VERİCİ BİR GELİŞME”
Ezgi Özkan, “Böyle bir yasa değişikliğinin Meclis tarafından ciddiye alınarak yeni bir yasa maddesiyle Anayasa’ya aykırılığı ortadan kaldıracak hükümler getirmesi noktasında bize bir umut ışığı oldu aslında” dedi.
Mersin’de hakları için direnen kadınlara üst üste kesilen para cezalarının Türkiye’de bir ilk olduğuna dikkat çeken Özkan, bunu ekonomik şiddet olarak tanımlayıp sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kolluk kuvvetlerinin, Valiliğin yıldırma caydırma olarak düşündüğü ekonomik şiddetinin direnişi kırmadığını görüyoruz. Bu cezalar kadınların ve LGBTİ+’ların geri çekilmesine sebep olmadı. Bu süreç dayanışmayı da büyüttü bir yandan. Yapılan itirazların ekonomik kısmının karşılanması için birçok kadın kurumu ve aktivistler ortak bir havuz oluşturdu ve ciddi anlamda katkı sundular. Bu para cezaları eylemcileri geriye düşürmek yerine birkaç adım ileriye taşıdığını görmüş olduk.”
PİRHA- Mersin’de intörn doktor Nida Nur Nergiz’i ateşli silahla yaralayan Ersin Karakuş’un yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Sanık erkek, aldatıldığını ileri sürerek saldırıyı gerçekleştirdiğini savundu. Yaralanan Nergiz ise kadın örgütleri aracılığıyla mesaj göndererek şahsın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.
Mersin’de intörn doktor Nida Nur Nergiz’i 23 Ekim 2023 tarihinde 7 el ateş ederek yaralayan Ersin Karakuş hakkında açılan davanın ilk duruşması Mersin 7’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla yargılanan Ersin Karakurt, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile katıldı. Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Duruşmada Mimoza Kadın Derneği, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) ile Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin müdahillik talepleri reddedildi.
ŞİDDETE ‘ALDATMA’ KILIFI
Savunma yapan sanık Ersin Karakuş; Nida Nur Nergiz ile ilişkisi olduğunu ve kendisini aldattığını düşündüğünden dolayı böyle bir fiili gerçekleştirdiğini ileri sürdü. Karakuş’un olay günü Nergiz ile tesadüfen karşılaştığını iddia etmesi üzerine Mahkeme Heyeti, “Sen pompalı tüfeği sürekli arabanda mı tutuyorsun” diye sordu. İncelenen kamera kayıtlarında sanığın Nida Nur Nergiz’in oturduğu binanın önünde bir süre beklediği ve aracın içinde tüfek olduğu da belirtildi.
Duruşmada söz alan avukatlar, sanığın ceza miktarını düşürmek için ‘aldatma’ ve ‘pişmanlık’ üzerine savunma verdiğini dile getirdi.
“SANIK PİŞMAN OLMADIĞINI SÖYLEDİ”
Sanığın ifadesinin ardından görgü tanıkları dinlendi. Abla B. Nergiz Karakuş’un sık sık kardeşini tehdit ettiğini söyledi. Karakuş’un olayın ardından pişman olmadığına dair kardeşine ses kaydı attığını dile getiren B. Nergiz, Karakuş’un Nergiz ile evleneceğine dair iddialarının doğru olmadığını, kendisinin ve ailesinin Karakuş’u tanımadığını dile getirdi.
Mahkeme heyeti sanık Karakuş’un tutukluluk halinin devamına, sanığın ceza ehliyetine dair rapor alınmasına ve duruşmanın 2 Nisan Salı günü saat 13.30’a ertelenmesine karar verdi.
NİDA NUR NERGİZ’DEN ADALET TALEBİ
Saldırıya uğrayan Nida Nur Nergiz, kadınlar aracılığıyla mesaj göndererek, “Bugüne kadar yaşadığım ve gelecekte yaşayacağım tüm zorluklar için şahsın en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Türk adaletine güveniyorum” ifadelerini kullandı.
Duruşma sonrası adliye bahçesinde Mersin Kadın Platformu ve Mersin Tabip Odası ortak basın açıklaması yaptı.
Açıklama metnini okuyan Ful Uğurhan, Nida Nur Nergiz’in saldırı sonrası bir bacağını kaybettiğini, diğer bacağını da kaybetme riski yaşadığını söyledi. Uğurhan, kadın düşmanı politikalar ve cezasızlığın kadına yönelik şiddeti körüklediğini belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine de vurgu yaptı. Uğurhan, olayın takipçisi olacaklarının altını çizerek şunları söyledi:
“Aramızdan çekilip alınan kadınların eksikliğinde; ülkemizde kazanımlarımızı sürekli gündemde tutmaya, başta İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa olmak üzere kazanımlarımızdan geri adım atmamaya ve mücadelemize devam edeceğiz. Fail indirimsiz cezalandırılana, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadelede caydırıcı ve etkili bir yargı kararı alınana kadar sürecin takipçisi olacağız.”