Etiket: miting

  • Aydoğan: Çocuklarımız ve geleceğimiz için meydanlarda olacağız-VİDEO

    Aydoğan: Çocuklarımız ve geleceğimiz için meydanlarda olacağız-VİDEO

    PİRHA-27 Şubat günü gerçekleştirilecek olan ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşmasına’ çağrıda bulunan PSAKD Ortaca Şube Başkanı Ülkü Aydoğan “Laik bir eğitim için bütün herkesi meydanlara bekliyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Muğla Ortaca Şube Başkanı Ülkü Aydoğan 27 Şubat günü gerçekleştirilecek olan ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ ile ilgili olarak PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Aydoğan, buluşma için “Göz doldurmak için yapılmamalı” derken, şöyle konuştu:

    “Demokratik bir ülke, laik bir eğitim için nerede olursa olsun mitinge katılacağız. Bütün şubelerimize, bütün üyelerimize haber gönderdik, katılacağız. Biz katılmasak olur mu? Olmaz. Hepimizin çocuğu var. Çocuklarımız, gençlerimiz bizim geleceğimiz. Biz de bu dönemlerden geçtik, buralara geldik. Laik bir eğitim için bütün herkesi meydanlara bekliyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/Ortaca- ANTALYA

  • Aydın: Türkiye’deki gerici kuşatmaya karşı 27 Şubat’ta Kadıköy’de olacağız

    Aydın: Türkiye’deki gerici kuşatmaya karşı 27 Şubat’ta Kadıköy’de olacağız

    PİRHA-‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ şiarıyla 27 Şubat günü İstanbul Kadıköy’de gerçekleştirilecek olan buluşmaya çağrıda bulunan Yazar Ayhan Aydın, “Okullarda çağdışı bir zihniyetle, tek yönlü, çarpıtılmış, tümüyle aydınlanmacı aklı yok etmek isteyen, okul öncesi dinsel eğitim, okullarda zorunlu din dersleri ortadan kaldırılmalıdır” dedi. 

    Yazar Ayhan Aydın kaleme aldığı “Karanlığa Karşı Aydınlıkta Birleşelim, Kadıköy Meydanı’nda Gürleşip Bir Gül Gibi Açalım” başlıklı yazısında 27 Şubat Pazar günü düzenlenecek olan ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşmasına’ katılım çağrısında bulundu. Aydın, “İnancımı, yolumu, erkanımı yasaklamak, bin yıldır kardeşlik türküleri söyleyen dilimi kesmek isteyen zalim düzene son vermek ve insanca yaşamının yolunu hep beraber kuracağımız geleceğin Türkiye’si için Kadıköy’de olacağız” ifadelerini kullandı.

    “LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM İÇİN KADIKÖY’E”

    Ayhan Aydın‘ın yazısı şöyle:

    “Türkiye’deki gerici kuşatmaya karşı; özünde insani değerlerin en yüce erdemleri olan Alevi – Bektaşi toplumu, şu an her türlü ama her türlü farkı bırakıp Kadıköy Meydanı’ndan tüm dünyaya; “Çağdaş, Demokratik, Eşitlikçi, İnsan Haklarına Dayalı Hakça Bölüşümün Olduğu Bir Yaşam ve Laik ve Bilimsel Eğitim” diyerek seslerini en gür şekilde haykıracaklar…

    Hepimiz orada olacağız!

    Gericiliğe, barbarlığa, faşizme, cinsiyetçi ayrımcılığa, hoşgörüsüzlüğe, çağ dışı, bilim dışı, karanlık eğitime karşı sesini yükselt, tüm Türkiye’yi ve dünyayı titret!

    Hakk – Muhammed – Ali diyerek bu topraklarda yüzyıllardır barış içinde semahlar dönüp, cemler yapan, lokmaları hakça pay eden Alevi – Bektaşi toplumu başımızdaki zalim sultayı yerle bir et!

    Laiklik; ekmek, su, süt, doğa, hava gibi bizim olmazsa olmazımızdır, laikliğin yok olduğu bir Türkiye IŞİD’in yönettiği bir Türkiye olur, Laikliği namus bil, onu anla, yaşa, yaşat!

    Eğitim hayatın da, insan olma bilincinin de kazanıldığı ana varlığımızdır. Okul eğitimi insanın tüm yaşamını belirleyen en önemli dönemdir. Kişiliğin var olduğu, insanın insan bilincine ulaştığı çağdaş eğitim her insanın, her çocuğun hakkıdır. Okullarda çağdışı bir zihniyetle, tek yönlü, çarpıtılmış, tümüyle aydınlanmacı aklı yok etmek isteyen okul öncesi dinsel eğitim, okullarda zorunlu din dersleri ortadan kaldırılmalıdır. Tüm çocuklar eşitlik içinde, bilimsel eğitim almalıdırlar.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KAPATILMALIDIR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkede Hanefi Sünni İslam anlayışının tüm ülkeye hakim kılınması, bu düstur için her türlü baskının yapılabileceğinin fetva yazılarıyla alındığı bir gerici kurum olmuştur. Alevi ve tüm diğer inançları, kültürleri içinde eritmeyi, kendisinden olmayanı “putperest”likle suçlayan bu kurum ülkenin bir kara deliğidir. Milyarlarca liralık bütçesiyle haksızlık yanında, büyük bir israf mekanizmasına dönüşen Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkenin Vatikan’ı olmuş, siyasi iktidarın her türlü yanlışını örten, bir çıkar merkezine dönüşmüştür.
    Bu Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye’nin önündeki karanlık üretim merkezidir. Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalı, insanlar özgürce inanç ve ibadetlerini kendileri yapabilmelidir.

    Çocukları köle yerine koyan, çocuk gelinlerden memnun olan, kadınların, çocuklarımızın tecavüzcüler elinde gelecekleri elinden alınan bir ülkede yaşamamak için, insan olduğumuz haykırmak için Kadıköy meydanında olacağız!

    “MUAVİYE DÜZENİNE SON VERMEK İÇİN KADIKÖY’DE OLACAĞIZ”

    İnancımı, yolumu, erkanımı yasaklamak, bin yıldır kardeşlik türküleri söyleyen dilimi kesmek isteyen zalim düzene son vermek ve insanca yaşamının yolunu hep beraber kuracağımız geleceğin Türkiye’si için Kadıköy’de olacağız!

    Aleviler – Bektaşiler her türlü karanlık oyunlara, tertiplere rağmen bu ülkede insan kalmayı başarabilen, cana kıymayı, haksız yere eşini boşamayı en büyük suç görüp, düşkünlük kurumunu yaratan bir inanç topluluğudur. Onları tanımlamaya, onları cendereler içinde tutmaya, tüm ülkeyi olduğu gibi onları da köleci bir zihniyetle kendi buyrukları içinde asimile etmek isteyen Muaviye düzenin son vermek için Kadıköy’de olacağız!

    “İNANCIMIZIN ÖZGÜN HALİYLE TANINMASI İSTEĞİMİZİ DUYURALIM”

    Baskıyla, korkutmayla her birisi birer hırsız, vicdanını kaybetmiş paraya tapan vatansız, yandaşların şişirdiği, birer vampir gibi halkın, yavrularımızın canını, kanını, bilincini, ruhunu emen bugünkü karanlık düzene karşı aydınlık yüzleriyle, gönülleriyle dünyanın gururu olan tüm Demokrasi Güçleri olarak Kadıköy Meydanı’nda olacağız!

    Zam, zulüm, baskı, işkence, kasıtlı tutukluluk, aydın düşmanlığıyla bu büyük Türkiye’yi kendi çiftliklerine, mezbahalarına çevirmek isteyen karanlık sultaya sesimizi duyurmak için Kadıköy Meydanı’nda olacağız…

    27 Şubat 2022, Kadıköy Meydanı’nda Saat: 15.00’te, barış, kardeşlik, hak, hukuk, eşitlik, Alevi – Bektaşi kimliğinin özgün haliyle tanınması isteğimizi tüm dünyaya ve evrene duyuralım. Aynı zamanda savaş, ve silah baronlarının kışkırtıcılığıyla dünyayı daha daha karanlığa sürükleyecek tüm savaşlara hayır, diyelim…

    Ozanlar Piri Pirim Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi; “Yürü bre Hızır Paşa / Senin de çarkın kırılır / Güvendiğin padişahın / O da bir gün devriler” diyelim.

    “SALTANATLARINI SARSALIM”

    Pirimiz Serçeşmemiz Hacı Bektaş Veli’mizin yolundan gidip “İlimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır, Çocuklarınızı – Kadınlarınızı Okutunuz, Yurduna Vatanına Eline Dilene Beline Sahip Olanlar Aydınlık Kapısına Varırlar” deyip, bir yürüyüş eyleyelim, zalimlerin karanlık saraylarını, saltanatlarını sarsalım…

    Ne mutlu; barışta, kardeşlikte, eşitlikte, çağdaş vatandaşlık bilincinde buluşanlara,
    Ne mutlu; kimliğine, inancına, geleneklerine, törelerine, tarihine, doğup – büyüdüğü topraklara sahip çıkabilenlere,
    Ne mutlu; korkmadan, yılmadan, bir menfaat beklemeden, iki yüzlülüğe düşmeden, çıkarlar içinde bocalamadan bu kadim yolu, erkanı yaşatanlara,
    Ne mutlu; 72 milleti bir nazarda görüp, tüm dünya insanlığıyla bacı – kardeş, müsahip bir can olabilen, ağlayanla ağlayan, gülenle gülen ve her türlü kederi de, varlığı da pay edebilenlere,
    Ne mutlu, din, dil, ırk, mezhep, düşünce ve cinsiyet farkı gözetmeden her geleni Hızır bilip, insandan, insanlıktan umudu kesmeyenlere…

    Aşk ve muhabbet duygularımla…”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Mezitli AKD Başkanı Koç: 27 Şubat’ta sesimizi ve gücümüzü birleştirmeliyiz-VİDEO

    Mezitli AKD Başkanı Koç: 27 Şubat’ta sesimizi ve gücümüzü birleştirmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- AKD Mezitli Şubesi ve Cemevi Başkanı Ferdi Koç, bıçağın kemiğe dayandığını belirterek, “Ülkede her alanda bir esaret söz konusu. Bu yaklaşıma karşı Aleviler kendi örgütlü iradesini ortaya koymak zorundadır ve bu anlayışı sesimizi ve gücümüzü birleştirerek kırmalıyız” dedi.

    Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin 27 Şubat’ta İstanbul Kadıköy’de yapacağı ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’na katılım çağrıları yükselmeye devam ediyor.

    “BIÇAK KEMİĞE DAYANDI”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mezitli Şubesi ve Cemevi Başkanı Ferdi Koç, İstanbul Kadıköy Meydanı’nda saat 15.00’te yapılacak mitinge dair değerlendirmede bulundu. Koç, bıçağın kemiğe dayandığını belirterek, “Hem Aleviler hem de emekçiler açısından ‘bıçak kemiğe dayandı.’ Yaşanılan bu süreç her yönüyle çok ağır. Bu zamanda daha örgütlü bir gücü harekete geçirilmesi gerekirken geldiğimiz noktada hala o düzeyde değiliz” dedi.

    “SESİMİZİ VE GÜCÜMÜZÜ BİRLEŞTİRMELİYİZ”

    Koç, 27 Şubat’ta İstanbul Kadıköy’de yapacağı ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nın ses getirebilmesi için toplumu daha fazla duyarlı kılmak gerektiğinin altını çizerek, “Cemevi olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız. Ekonomik anlamdaki baskı, inançlar üzerinde de katlanılmaz noktaya gelmiş durumda. Ülkede her alanda bir esaret söz konusu. Bu yaklaşıma karşı Aleviler kendi örgütlü iradesini ortaya koymak zorundadır ve bu anlayışı kırmak lazım. Sesimizi ve gücümüzü birleştirmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: Cümle canı Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz!-VİDEO

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Cümle canı Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi çatı örgütleri, zorunlu din derslerine karşı yapılacak mitinge dair açıklama yaparak “Demokrasi ve Laiklik için, 27 Şubat’ta Kadıköy, Beşiktaş İskele’de gerçekleştireceğimiz buluşmaya demokrasiden, emekten, özgür ve eşit yurttaşlıktan yana olan cümle Can’ları davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Alevi çatı örgütleri, “Cemevleri ne ticarethane, ne ikamethanedir. İbadethanemizdir” diyerek Kartal Cemevi Vakfı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) temsilcileri de katıldı.

    Ortak açıklama öncesinde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Bizim yolumuz ‘Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan’ diyen Pir Sultan’ın yoludur. O nedenle biz yolumuzdan asla taviz vermeyiz” diyerek iktidarın Alevi politikasını eleştirdi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ise yaptığı konuşmada Alevi toplumunun sorunlarını gün geçtikçe çoğaldığına işaret etti. “Eğer biz, bir toplum isek bunun koşullarının yerine getirilmesi lazım” diyen Fırat, şu konuşmayı yaptı:

    “İnsanları ırklarından, dillerinden, inançlarından ötürü ötekileştiren bir iktidarla karşı karşıyayız. Kendi gibi düşünmeyen, herkesi ötekileştiren bir zihniyetle karşı karşıyayız ve bunu reddediyoruz. Alevi toplumunun sorunu bir elektrik sorunu değildir sadece ama gelin görün ki mekanımız saldırı altında. Bu anlamda ülkenin özgürlüğe, demokrasiye ihtiyacı var. Bu vesileyle herkesin bu mücadele içerisinde olması gerek. Beraber yürümek gibi bir duruma ihtiyaç var. Bizim sorunumuz Anayasa’nın 24. Maddesi ile ilgilidir. Bu sadece bir hak arama meselesidir. Pazar günü Kadıköy Meydanı’nda yoğun bir şekilde olmalıyız. Hızır paşalara karşı hep beraber, Pir Sultan gibi, Kalender Çelebi gibi olmalıyız.”

    “EĞİTİM KURUMU DİYANET’E TESLİM EDİLMİŞ DURUMDA”

    Yapılan konuşmaların ardından altı örgüt adına ortak basın açıklamasını ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ile ADFE Genel Başkanı Celal Fırat okudu. “Demokrasi ve Laiklik Buluşması” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Eşit Yurttaşlık Temelinde Özgür Bir Toplum İçin Demokratik, Laik, Bilimsel, Ana dilde Eğitim İstiyoruz!

    Ekonomi krizde. Siyaset krizde. Memleket krizde. Eğitimde, sağlıkta, hukukta çöküş var. Emekçi halk her geçen gün yoksullaşıyor. Geçinemeyen milyonlar, ekmek, adalet ve özgürlük istiyor. AKP-MHP iktidarı, sorumlusu olduğu siyasal ve ekonomik krizin bedelini topluma fatura ediyor. Her geçen gün daha da derinleşen krizler diyen milyonlara, toplumun tüm kesimlerine karşı zam, zulüm, güç göstererek, tehdit ederek, zor kullanarak daha tahkim etmeye çalışıyor. İşçi ve emekçiler hakları gasp edilip güvencesizleştiriliyor. Enes Kara gibi gençlerimiz intihara itiliyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılıp kadına yönelik erkek şiddetinin önü açılıyor, kadınlar her gün kadın cinayetleriyle yaşamdan koparılıyor, çocuklar istismara maruz bırakılıyor. Göçmen ve mülteciler ırkçılık, ve şovenizm körüklenerek hedef gösteriliyor. Doğamız talan ediliyor.

    Öyle ki, Alevilerin bu ülkede maruz kaldığı zulmün fotoğrafı misali; devlet temsilcileri, inançların kutsalına saldırarak, silahla fotoğraf vermekten geri durmuyor.

    Din istismar edilerek, siyasal İslam ve muhafazakarlaşma sal çıkarlarına göre dizayn etmeye çalışıyorlar. Halkları birbirine kırdırarak, inançları düşmanlaştırarak tüm topluma karşı savaş açarak; işlenen suçlar meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

    ZORUNLU DİN DERSLERİ KALDIRILSIN!

    Eğitimin amacı bireyin kendi yeteneklerini keşfedip bunu geliştirmesini meyi, sorgulamayı öğretmek, kendine güvenen bireyler yetiştirmektir.

    Ancak, eğitim kurumu tamamen tarikatlara, cemaatlere, Diyanet’e teslim edilmiş durumda. Eğitim kurumları, muhafazakarlaşma ve gericileştirme politikalarıyla, dindar ve kindar bir nesil yetiştirmenin merkezi haline getiriliyor.

    12 Eylül dönemi ile başlayan din dersi dayatmasına, 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte zorunlu din dersleri eklendi. Birçok okul imam hatip okullarına dönüştürüldü. Bardağı taşıran son damla ise 20. Milli Eğitim Şura’sının zorunlu din derslerini ana sınıflarına kadar indiren tavsiye kararı oldu. Biliyoruz ki, bu karara dur demez isek, bu karar tavsiye kararı olarak kalmayacak, ilk fırsatta hayata geçirilecek ve devamı getirilecektir.

    4-6 yaş çocuğuna din dersi vermek, somut düşünme aşamasında olan çocuğun dünyasını soyut kavramlar ile alt üst etmektir ve insan haklarına aykırıdır. Bu tavsiye kararı, 4-6 yaş çocuğunun gelişim düzeyine, Evrensel Çocuk Hakları’na uygun olmadığı gibi laikliğe de aykırıdır. Çocuklar kimsenin siyasi malzemesi değildir. Çocuklar bu toplumun özneleridir.

    Devletin görevi çocuklara bir dini empoze etmek değil, bütün inançlara eşit mesafede durarak din ve inanç özgürlüğünü sağlamak, eşit yurttaşlık ilkesini kayıtsız şartsız uygulamaktır.

    Tekçi, ayrımcı, dayatmacı uygulama ve politikalar, toplumsal barışı, halkların bir arada yaşamasını zorlaştırır. Tekçilik zoru, zorbalığı ve ayrımcılığı getirir.

    Eğitim sisteminin dinselleştirilmesi sadece Alevilerin sorunu değil, bu ülkede inanan, inanmayan, farklı inançlardan olan her kesimin sorunudur.

    MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI KARARINI GERİ ÇEKTİRECEĞİZ!

    20. Milli Eğitim Şurası’nda alınan okul öncesi din eğitimi tavsiye kararı, toplumu siyasal İslam İdeolojisinin çıkarları doğrultusunda şekillendirme projesidir. Bu toplumsal yıkım projesi derhal geri çekilmelidir.

    Tekçi, İnkârcı, asimilasyoncu, cinsiyetçi eğitime karşı çocukların birer özne kabul edildiği, çocuk haklarının korunduğu, herkesin erişebildiği, her çocuk için eşit koşullarda bilimsel, laik, ana dilinde ve kamusal eğitimin bütün koşulları bir an önce hazırlanmalıdır.

    Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, insan onurunu, tüm hak ve özgürlükleri korumanın, çoğulcu demokrasinin ön koşuludur.

    Gücümüz birliğimizde:

    Demokratik, özgürlükçü, halkçı, laik bir eğitim ve ülkeyi kurmak için bu yıkım kararını hep birlikte durduracağız!

    Demokrasi ve Laiklik için, 27 Şubat’ta Kadıköy, Beşiktaş İskele’ de saat 15.00’te gerçekleştireceğimiz buluşmaya demokrasiden, emekten, özgür ve eşit yurttaşlıktan yana olan cümle Can’ları davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de ‘Demokrasi ve Laiklik’ mitingine katılım çağrısı-VİDEO

    Mersin’de ‘Demokrasi ve Laiklik’ mitingine katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA-27 Şubat’ta Alevilerin İstanbul Kadıköy’de yapacağı ‘Demokrasi ve Laiklik’ mitingine katılım çağrısı yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Demokratik, özgürlükçü, halkçı, laik bir eğitim ve ülkeyi kurmak için bu yıkım kararını hep birlikte durduracağız!” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 27 Şubat’ta Alevilerin İstanbul Kadıköy’de yapacağı ‘Demokrasi ve Laiklik’ mitingine katılım çağrısında bulundu. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamayı BES Şube Başkanı Murat Doğan yaptı.

    “ÇOCUKLAR KİMSENİN SİYASİ MALZEMESİ DEĞİLDİR”

    “Ülkemiz bir yol ayrımında. Ekonomi krizde. Siyaset krizde. Memleket krizde. Ne zaman ekonomik kriz olsa baskı ve din temelli yaklaşımlar yükseliyor” diyen Doğan, “Eğitim kurumu tamamen tarikatlara, cemaatlere, Diyanet İşleri Başkanlığı’na teslim edilmiş durumda. 4-6 yaş çocuğuna din dersi vermek, somut düşünme aşamasında olan çocuğun dünyasını soyut kavramlar ile alt üst etmek insan haklarına aykırıdır. Bu tavsiye kararı, 4-6 yaş çocuğunun gelişim düzeyine, Evrensel Çocuk Hakları’na uygun olmadığı gibi Anayasa’nın laiklik ilkesine de aykırıdır. Çocuklar kimsenin siyasi malzemesi değildir. Çocuklar bu toplumun birer ferdi, özneleridir. Çocukların yeteneklerini açığa çıkarmalı, kendi kararlarını kendilerinin almasına, farklılıklarını ortaya koymasına imkân sağlanmalıdır” dedi.

    “TOPLUMSAL YIKIM PROJESİ DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR”

    Devletin görevi çocuklara bir dini empoze etmek değil, bütün inançlara eşit mesafede durarak din ve vicdan özgürlüğünü sağlamak, eşit yurttaşlık temelinde inanç ve vicdan özgürlüğünü kayıtsız şartsız güvence altına almak olduğunun altını çizen Doğan, şunları ifade etti:

    “Eğitimde zorunlu din dersleri Aleviler başta olmak üzere diğer farklı tüm inançlara mensup çocukların asimilasyonunu amaçlamaktadır. Eğitim sisteminin dinselleştirilmesi sadece Alevilerin sorunu değil, bu ülkede inanan, inanmayan, farklı inançlardan olan her kesimin sorunudur.

    Millî Eğitim Şûrası tavsiye kararı kabul edilemez. Zorunlu din dersleri de, okul öncesinde din dayatması da siyasi kararlardır. 20. Milli Eğitim Şurası’nda alınan okul öncesi din eğitimi tavsiye kararı, toplumu siyasal İslam ideolojisinin çıkarları doğrultusunda şekillendirme projesidir. Söz konusu toplumsal yıkım projesi derhal geri çekilmelidir.

    Demokratik, özgürlükçü, halkçı, laik bir eğitim ve ülkeyi kurmak için bu yıkım kararını hep birlikte durduracağız! Demokrasi ve Laiklik için, 27 Şubat’ta Kadıköy, de saat 15.00’da gerçekleştireceğimiz buluşmaya demokrasiden, emekten, özgür ve eşit yurttaşlıktan yana olan cümle Can’ları davet ediyoruz. Alevi Kurumlarının ve demokrasi güçlerinin aldığı bu eylem kararını Mersin Emek ve Demokrasi Platformu olarak destekliyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • KESK’ten, zorunlu din dersine karşı 27 Şubat buluşmasına kitlesel katılım çağrısı-VİDEO

    KESK’ten, zorunlu din dersine karşı 27 Şubat buluşmasına kitlesel katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA-KESK Eş Genel Başkanları Mehmet Bozgeyik ve Şükran Kablan Yeşil, zorunlu din derslerine karşı 27 Şubat’ta Kadıköy’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptılar. Din derslerinin bilimsel eğitimden uzak olduğunu vurgulayan KESK yöneticileri, “Gerçek anlamda demokrasiden, eğitimin özerkliğinden yana olan herkes bu mücadelenin bir parçası olmalı” dedi. Her iki eş genel başkan da Alevilerin asimile edildiğine dikkat çekti.

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması için Demokrasi Konferansı bileşenlerinden Aleviler öncülüğünde 28 Aralık’ta başlatılan imza kampanyası devam ederken, 27 Şubat’ta İstanbul’da ‘Demokrasi ve Laiklik’ buluşması gerçekleştirilecek.

    Zorunlu din derslerinin 4-6 yaşındaki çocuklara da verilmek istenmesine karşı mücadele eden örgütlere Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’ndan da (KESK) destek geldi.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, İstanbul Kadıköy Meydanı’nda yapılacak eyleme kitlesel katılım göstereceklerini belirtti. Bozgeyik, din dersi dayatmasının 4 + 4 + 4 eğitim sistemi ile birlikte daha da yoğunlaştığına dikkat çekerek, Türkiye’deki farklı inanç kesimlerinin görmezden gelindiğini belirtti.

    “DEVLET, FARKLI İNANÇ KESİMLERİNE DAYATMADA BULUNUYOR”

    Bozgeyik, 1 Aralık 2021’de yapılan 20. Milli Eğitim Şurası’nda gündeme gelen “Okul öncesi sınıflar için din eğitimi” önerisinin pedagojiye aykırı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “AKP iktidarı zaten 2002 yılından bu yana tek tipçi, Türk-İslam sentezci, eğitim alanında ve de toplumsal yaşamda asimilasyona dayalı politikaları Alevilerin, Kürtlerin farklı inanç ve mezhepte olan kesimlere dayatmada bulunuyor. Bu nedenle de biz, kurulduğumuz günden bu yana hem eğitim hem de kamu alanında bilimsel, nitelikli eğitimin anadilinde, özgürlükçü, laiklik çerçevesinde, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkartılması gerektiğini ifade ediyoruz. Sendikalarımızın geçmişte zorunlu din dersleri uygulamasını bilimsel olmadığına yönelik birçok değerlendirmesi var. Bugün Avrupa’daki eğitim sistemine baktığımızda Avrupa toplumunda da farklı kimliklerden inançlardan yurttaşlar var ancak oralardaki eğitim sisteminde bir dinselleştirme olmadığını görüyoruz. Sonuçta inanç, kişiyle inandığı ritüel arasında olan bir ilişkidir.

    “27 ŞUBAT’TA MİTİNGE ETKİN ŞEKİLDE KATILACAĞIZ”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de daha önce zorunlu din dersinin kaldırılmasına ilişkin kararları vardı. Maalesef bakanlık, bir hülle ile müfredatta 1-2 sözcüğü değiştirerek sanki mahkemenin kararı doğrultusunda bir değişiklik yaptı imajı yarattı. Bu açıdan Türkiye’deki Alevi örgütleri ve demokratik, nitelikli, kamusal, özgürlükçü, anadilinde eğitimden yana olan tüm kesimlerle birlikte 27 Şubat’ta Kadıköy’de buluşacağız. Orada bu talepler güçlü bir şekilde ifade edilecek. Biz de KESK olarak İstanbul Şubeler Platformu ve Eğitim Sen’in İstanbul’daki 9 şubesi ve KESK’e bağlı diğer iş kollarımız ve üyelerimizle 27 Şubat’taki buluşmaya etkin olarak katılım çağrısını da yapmak istiyorum.”

    “BU ÖZLEMİ DUYAN SADECE ALEVİ YURTTAŞLAR DEĞİL”

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise “Ülkede yaşayan Alevi yurttaşlarımız uzun yıllardır yok sayılmanın ve inançlarını özgürce yaşayamamanın baskısı altında yaşamlarını devam ettiriyorlar” diyerek süren asimilasyona dikkat çekti.

    Yeşil, AKP iktidarının, Sünni mezhebini ön plana çıkartan ve “Kindar-dindar bir nesil” yetiştirme ideolojisinde ısrar ettiğini belirterek şunları aktardı:

    “AKP, ülkedeki farklı inançların, başta Alevi yurttaşların olmak üzere varlıklarına dönük sürekli saldırılar gerçekleştirdi. Bunun en temel yaşama geçiriliş alanı, eğitim alanındaki ideolojik dönüşüm politikalarıydı. Sadece 20. Şura’da 4-6 yaş okul öncesine dönük din eğitimini zorunlu hale getirme kararından çok daha önce bildiğiniz üzere imam hatipleşmenin, 4 + 4 + 4 eğitim sistemindeki uygulamayla da bu yurttaşların yok sayılması söz konusuydu. Demokrasi Konferansı bileşenleri de haklı olarak eşit yurttaşlık temelinde, ‘Özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz’ şiarıyla imza kampanyası başlattı. Bu anlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Alevi yurttaşların, zorunlu din dersinin kaldırılması ve çocukların muaf tutulmasına dönük yaptıkları başvuru çerçevesinde verdikleri lehte kararlar var. AKP iktidarı yıllardır bu kararları görmezden gelmekte. Dolayısıyla ülkedeki Alevi yurttaşlar, inançlarını özgürce yaşayabilecekleri, laikliğin esas alındığı, tek bir mezhebin ve dinin dayatılmadığı bir eğitim sistemi içerisinde kendi inançlarıyla yaşayabilecekleri bir toplum istiyor. Bu özlemi duyan sadece Alevi yurttaşlar değil; bu ülkede yaşayan ve ülkenin gerçek anlamda demokrasiden, eğitimin bilimselliğinden, eğitimin özerkliğinden yana olan herkes ve biz de KESK olarak bu mücadelenin bir parçasıyız. Çünkü özgürlüklerin önünü ne kadar açarsak eşit yurttaşlık temelinde birlikte yaşamın da var olacağı bir ülkeyi inşa etmiş oluruz. Bu anlamda bizde KESK olarak bu sürecin bir parçası, bileşeni olarak 27 Şubat’ta Kadıköy’de olacağız. AKP iktidarının, uluslararası sözleşmelere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin mevcut kararlarını hayata geçirmesi için taleplerimizi dillendireceğiz. Pedagojik olarak hiç uygun olmayan din dersi uygulamasına bir an önce son verilmesini talep edeceğiz.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • Alevi kurumları 27 Şubat için miting çağrısı yaptı!

    Alevi kurumları 27 Şubat için miting çağrısı yaptı!

    PİRHA-Alevi çatı örgütleri, zorunlu din derslerinin 4-6 yaşa indirgenmek istenmesine karşı miting çağrısı yapıp “Yaşanan tüm bu baskıların amacının şeriat rejimini geri getirmek olduğunu görüyoruz ve bu düzensiz düzene karşı çıkıyoruz. Demokratik, çağdaş ve özgür bir yaşam için 27 Şubat Pazar günü buluşuyoruz” duyurusunu paylaştı.

     

    Demokrasi Konferansı bileşenlerinin zorunlu din derslerine karşı yürüttüğü imza kampanyası ardından Alevi çatı örgütleri de harekete geçti.

    “BU DÜZENSİZ DÜZENE KARŞI ÇIKIYORUZ”

    Din derslerinin okul öncesi sınıflara dayatılmasını kabul etmeyen altı kurum, 27 Şubat saat 15:00’te İstanbul Kadıköy meydanında yapılacak miting için çağrı yaptı. “Tüm baskılara inat hep birlikte sesimizi yükseltelim” denilen yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Üstünde yaşadığımız bu topraklarda yaşayan tüm canlılar, açlıkla, şiddetle, katliamla mücadele ediyor. İnsanlar emekleri üzerinden sömürülüyor, çocuklar istismar ediliyor, kadınlar şiddete maruz kalıyor, doğa katlediliyor. Periyodik hale gelen zamlar, insanların rahat bir nefes almasına izin vermiyor.

    Tüm bu olumsuzluklar içinde ülke kaderine terk edilmiş gibi bilinmeze sürükleniyor. İktidarsa ülkede başka hiç bir sorun yokmuş gibi zorunlu din derslerini 4-6 yaşa çekmek için zemin oluşturmaya çalışıyor. Anaokulu açmak için gerekli öğrenci sayısı 10’dan 4’e indirilerek, henüz birey bilinci oluşmayan çocukların inancını seçme hakkı elinden alınmak isteniyor.

    Yaşanan tüm bu baskıların, yayınlanan fetvaların amacının şeriat rejimini geri getirmek olduğunu görüyoruz ve bu düzensiz düzene karşı çıkıyoruz.

    Emekçinin hakkını aldığı, çocukların istismar edilmediği, kadınların şiddete uğramadığı, doğanın katledilmediği özgür ve demokratik bir düzen için buluşuyoruz.

    Çocukların dayatmacı değil, bilimsel eğitim aldığı, gençlerin gelecek kaygısı duymadığı, inanan inanmayan herkesin laik, ayrımsız, eşit koşullarda olduğu bir yaşam istiyoruz. Demokratik, çağdaş ve özgür bir yaşam için 27 Şubat Pazar günü buluşuyoruz.

    Çağrımız bu ülkede hak mücadelesi veren, barıştan, kardeşlikten, özgürlükten yana bu ülkeden umudu olan tüm kurumlara ve canlara!

    Gelin 27 Şubat’ta tüm baskılara inat hep birlikte sesimizi yükseltelim. Adil ve eşit bir düzen için yan yana olalım.”

    Açıklamada imzası olan kurumlar:

    Alevi Bektaşi Federasyonu

    Alevi Dernekler Federasyonu

    Alevi Vakıflar Federasyonu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

    Alevi Kültür Dernekleri

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’in miting hazırlığı sürüyor; Emekten, halktan yana bütçe istiyoruz

    KESK’in miting hazırlığı sürüyor; Emekten, halktan yana bütçe istiyoruz

    İstandabul’da düzenlenecek olan miting için KESK ve bileşenlerinin birçok alanda çağrısı sürüyor. KESK, 8 Aralık’ta Diyarbakır ve İzmir’de düzenlenen mitinglerin ardından , 19 Aralık’ta ise İstanbul ve Ankara’da ”Geçinemiyoruz” sloganıyla miting düzenleyecek.

    İstanbul’da düzenlenecek miting için KESK ve bileşenlerinin birçok alanda çağrısı sürüyor. İktidarın krizine karşı ses çıkarmak isteyen herkesi mitinge davet eden KESK, sürecin sadece kamu emekçilerini değil bütün halk için her geçen gün daha da zorlaştığını ifade etti.

    KESK, Kadıköy’de polis ablukasında bildiri dağıttı

    KESK, Türkiye genelinde 4 bölgede ” Geçinemiyoruz! İnsanca Yaşam, Emekten ve Halktan Yana Bütçe için Omuz Omuza” şiarıyla yapmayı planladığı miting için Kadıköy’de çağrı yaptı. KESK tarafından Kadıköy Boğa’da gerçekleşen bildiri dağıtımı sırasında polis müdahalesi ile karşılaşan KESK çalışanları, bildiri dağıtmaya devam ettiği sırada ara sokaklarda da polisin ablukasındaydı.

    Hepinizi Birleşmeye Çağırıyoruz!

    “Yeni yaşamı birleşirsek kurarız. Bu bir masal değil biz biraya geldiğimizde geçmişte de bu siyasi iktidarları tarihin çöplüğüne gönderdik. Hepinizi birleşmeye çağırıyoruz. Demokratik bir ülke için halktan yana bütçe için Pazar günü 1’de Kartal meydanda ” Geçinemiyoruz” diyoruz, geçinemediğimiz için de sizi göndereceğiz diyoruz. Birleşirsek kazanırız, diyoruz. ”

    MEDİHA DEMİRCİOĞLU GÜR

  • Lastik işçisinden 12 Aralık’taki DİSK’in mitingine çağrı: Omuz omuza olalım!-VİDEO

    Lastik işçisinden 12 Aralık’taki DİSK’in mitingine çağrı: Omuz omuza olalım!-VİDEO

    PİRHA-DİSK, “Artık yeter, geçinemiyoruz” diyerek 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal’da miting düzenleyecek. Bir lastik işçisi, mitinge çağrı yaparak,  “Omuz omuza, dimdik, kararlı bir şekilde emeğin Türkiye’si, emeğin hakkı için bir aradayız” dedi. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) “Artık yeter, geçinemiyoruz” diyerek 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal’da miting düzenleyecek. DİSK, “Geçinmek istiyoruz” mitingleri ile işçilerin taleplerini dile getirecek.

    Mitinge çağrı yapan bir lastik işçisi, “İşsizlikten, pahalılıktan, faturalardan, zamlardan gerçekten bıktık artık. Emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Çünkü biz üretiyoruz. Üretmeye de devam ediyoruz. Bunun içinde asgari ücretin artık açlık sınırının altında olmasından çok yorulduk. Her sene umutla beklediğimiz asgari ücretin değişmesini istiyoruz. İnsani şekilde yaşam şartları istiyoruz. Sendikalaşma, grev hakkı ve bütün demokratik hakların önüne koyulan engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Bunun için 12 Aralık Pazar günü saat 14.00’te Kartal Meydanı’ndayız. Omuz omuza, dimdik, kararlı bir şekilde emeğin Türkiye’si, emeğin hakkı için bir aradayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • KESK 4 ilde alanlara çıkıyor: Emekten ve halktan yana bir bütçe-VİDEO

    KESK 4 ilde alanlara çıkıyor: Emekten ve halktan yana bir bütçe-VİDEO

    PİRHA- Yaşanan ekonomik krizin faturasının halka çıkarılmak istendiğini belirten KESK, “Emekten ve halktan yana bir bütçe” talebiyle Diyarbakır, İzmir, İstanbul ve Ankara’da miting düzenleyecek.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, devam eden bütçe görüşmelerine dair yapacakları bölge mitingine çağrı amacıyla basın toplantısı yaptı. Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şube binasında yapılan toplantıda salona “Geçinemiyoruz. Emekten, halktan yana bütçe istiyoruz” pankartı asıldı.

    Açıklamayı okuyan KESK Genel Sekreteri Şenol Köksal, olağanüstü günlerden geçildiğini belirterek, halka karşı ekonomik darbenin yapıldığını söyledi.  İktidar çevresi ve bir avuç vurguncu, fırsatçı, rantçı kapitalist dışında halkların kaybettiğini aktaran Şenol, her güne yeni zamlarla uyandıklarını, temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadıklarını ifade etti.

    “KRİZ BÜYÜYOR”

    Şenol, aldıkları maaşın da enflasyonun altında ezildiğini dile getirerek, “Bin bir emekle büyüttüğümüz gençler barınacak yurt bulamıyor. Ucuz işgücü kaynağı görülen kadınlara yönelik şiddet kadın kırımı boyutuna ulaştı. Patronlar istediği zaman keyfi olarak işten çıkarıyor, iktidar sorgusuz sualsiz ihraç ediyor! sadece siyasi ve ekonomik kriz değil aynı zamanda hukuk ve adalet kriziyle de karşı karşıyayız. Adalete olan güven tarihin en dip noktalarında seyrediyor. Yandaş medya dahi bu gerçekliği artık gizleyemiyor” dedi.

    “ZENGİNLİKLERİNE ZENGİNLİK KATIYORLAR”

    “Bize olmayan kaynaklar, silahlanmaya savaşa gidiyor” diyen Köksal, şöyle devam etti:

    “O nedenle, barış hepimizin acil talebi. Bize olmayan kaynaklar hazine garantili projeler aracılığıyla yandaş müteahhitlere, TÜGVA, TÜRGEV, ENSAR, İlim Yayma Cemiyeti gibi vakıflara ve cemaatlere gidiyor. Biz fakirleşirken onlar zenginliklerine zenginlik katıyor. Krize karşı yapılmak istenen birçok eylem ve etkinlik ya yasaklanıyor ya da kitleselleşmesinin önüne geçmek için her türlü yola başvuruyorlar. Ülkeyi uçurumun kenarına getirdiler ama ‘istifa’ sesini duymak bile istemiyorlar.”

    4 İLDE MİTİNG

    Yaratmadıkları krizin faturasını ödemeyeceklerini söyleyen Köksal, iktidarın istifa etmesi ve erken seçim kararı alınmasını istediklerini kaydetti.

    Bu taleplerle 4 şehirde sokağa çıkacaklarını belirten Köksal, “Konfederasyonumuz “Geçinemiyoruz! İnsanca Yaşam, Emekten ve Halktan Yana Bütçe İçin Omuz Omuza” şiarıyla 18 Aralık 2021 Diyarbakır ve İzmir, 19 Aralık 2021 İstanbul ve Ankara olmak üzere 4 ilde bölge mitingi yapacaktır. Bölge mitinglerimizde sadece kamu emekçilerinin değil krizden etkilenen tüm kesimlerin seslerini duyurmasını ve taleplerini dile getirmesini amaçlıyoruz. Kamu emekçilerine, işçilere, işsizlere, güvencesiz çalışanlara, kadınlara, emeklilere, esnaflara, gençlere, “geçinemiyoruz” diyen tüm kesimlere seslenmek istiyoruz: yapacağımız mitinglerde hep birlikte itirazımızı ve sesimizi yükseltelim” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • BAF, uyuşturucudan yaşamını yitiren 13 yaşındaki çocuk için adalet mitingi yapacak

    BAF, uyuşturucudan yaşamını yitiren 13 yaşındaki çocuk için adalet mitingi yapacak

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu, İngiltere’nin Bournemouth kentinde yaşayan 13 yaşındaki Mehmet Altun’un  uyuşturucudan hayatını kaybetmesine tepki olarak gerçekleşecek yürüyüş ve mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Kayseri’nin Sarız ilçesi nüfusuna kayıtlı Altun ailesinin çocukları olan Mehmet Altun, perşembe günü yarım saatliğine dışarı çıkmış ve geri dönüşünde fenalaşarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Yapılan araştırmalar sonucunda Mehmet Altun’un aşırı dozda uyuşturucudan kaynaklı yaşamını yitirdiği bildirilmişti.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 13 yaşındaki Mehmet Altun’un uyuşturucudan hayatını kaybetmesine tepki olarak yürüyüş gerçekleştirecek.

    “TEHLİKE ÇOCUKLARIMIZIN YANI BAŞINDA”

    28 Ağustos Cumartesi günü saat 12.00’de Bournemouth Pier önünde gerçekleşecek yürüyüşe ve sonrasındaki mitinge katılım çağrısı yapan Britanya Alevi Federasyonu, “Mehmet için adalet istiyoruz! Mehmet henüz çocuk yaşta, sokaklardaki tuzakların kurbanı oldu. Arkadaşına güvendiği için hayatını kaybetti. Sokaklardaki tehlike çocuklarımızın yanı başında. Daha güvenli bir dünya ve sağlıklı büyüyen çocuklarımız olsun diye siz de Cumartesi günü Mehmet’in ailesinin yanında olun lütfen” diye belirtti.

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

  • Gündoğdu mitingi bugün; ‘Demokrasiye nefes için Gündoğdu’ya akalım’

    Gündoğdu mitingi bugün; ‘Demokrasiye nefes için Gündoğdu’ya akalım’

    “Demokrasi için bir nefes” şiarıyla saat 18.00’de başlayacak mitingin hazırlıklarının tamamlandığını belirten Tertip Komitesi Başkanı Mustafa Güven,” Demokrasiye nefes vermek için Gündoğdu’ya akalım” dedi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından saat 18.00’de Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak olan “Demokrasi için bir nefes” mitinginin tüm hazırlıkları tamamlandı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile bileşen parti temsilcilerinin katılacağı mitinge binlerin alanı doldurması bekleniyor.

    2 ARAMA NOKTASINDAN GEÇİLECEK

    HDP’nin miting çalışması için görevlendirdiği 11 milletvekili ile İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri 3 gün boyunca İzmir’in ilçe ve mahallelerin yanı sıra Aydın ve Manisa gibi çevre kentlerde çalışma yürüterek halkı mitinge katılmaya çağırdı.

    Siyasi parti ve sendikalar Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek, alana yürüyüş eşliğinde giriş yapacak. Herkesin kendi talep ve rengiyle yer alacağı alan saat 16.30’da açılacak. 2 arama noktasından geçerek içeri girecek kitleyi tertip komitesi karşılayacak. Koronavirüs salgını nedeniyle alan girişinde HES kodu sorgulaması ardından kişilerin geçişine izin verilecek. Tertip komitesinden 50 kişinin olacağı alanda İzmir Barosu’ndan avukatlar da herhangi bir ihlal durumuna karşı alanda görev alacak.

    Mitingde Emek ve Demokrasi Güçleri adına yapılacak ortak açıklama ardından HDP Eş Genel başkanları ile bileşen temsilcileri konuşma yapacak.

    KARDEŞÇE YAŞAM SLOGANI

    Miting Tertip Komitesi Başkanı Mustafa Güven, tüm hazırlıkların tamamlandığını belirtti. Mitingin demokrasinin can çekiştiği bir ortamda özgürlük, eşitlik ve adalet talebiyle gerçekleşeceğini belirten Güven, mitinge çağrı amacıyla son bir haftada yaptıkları çalışmaları aktardı.
    HDP’ye yönelik saldırıdan söz eden Güven, bunun salt bir partiye yönelik olmadığını demokrasi ve toplumsal mutabakata yönelik olduğunu ifade etti. Güven, “Tek adam faşizmine karşı bir arada kardeşçe yaşamak istediğimizi göstereceğimiz bir miting yapacağız” diye konuştu.

    “DEMOKRASİYE NEFES VERECEĞİZ”

    Güven şu çağrıda bulundu:

    “Ülkede gelinen noktada faşist baskı, siyasi cinayetler, yoksulluk ve kutuplaşma arttı. Bunlara karşı demokratik haklarımızı kullanmak için mitingde yer alacağız. İzmir halkının barış ve demokrasi talebini yükseltebileceği bir miting gerçekleştireceğiz. Can çekişen demokrasiye nefes vermek istiyoruz. Bu anlamda tüm İzmir halkını geleceğine sahip çıkması için mitinge davet ediyoruz. İzmir’den demokrasiye nefes vermek için Gündoğdu Meydanı’na akalım.”
    Güven son olarak, alana hızlı ve güvenli girişlerin sağlanması için kimsenin sırt çantasıyla gelmemesi yönünde uyarıda bulundu.  (MA)

  • Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri’nden mitinge davet

    Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri’nden mitinge davet

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, yarın saat 18.00’de Gündoğdu Meydanı’nda ‘Demokrasi için nefes’ mitingi yapacak. Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri ‘Demokrasi için bir nefes’ mitingine tüm demokrasi güçlerini davet etti.  

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, temel hak ve özgürlüklere yönelik baskılara, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına yapılan silahlı saldırı ile Deniz Poyraz’ın katline ve HDP’ye kapatma davasına karşı tepki göstermek için 8 Temmuz saat 18.00’de Gündoğdu Meydanı’nda miting yapacak.

    Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri mafya ‘Demokrasi için bir nefes’ mitingine tüm demokrasi güçlerini davet etti.

    ‘Demokrasi için bir nefes’ mitinginde sanatçı Bajar da konser verecek.

    PİRHA/ İZMİR 

  • ’19 Haziran’da haklarımızdan da, kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi haykıralım’-VİDEO

    ’19 Haziran’da haklarımızdan da, kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi haykıralım’-VİDEO

    PİRHA- 19 Haziran’da İstanbul Maltepe’de gerçekleştirilecek kadın mitingine dair konuşan Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu’ndan Selver Keleş ve Mersin Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, “Maltepe’de haklarımızdan da, kazanımlarımızdan da bir kez daha vazgeçmediğimizi haykıracağız” 

    Kadınlar iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı 19 Haziran’da İstanbul Maltepe’de buluşacak.

    Mitinge dair konuşan Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu’ndan Selver Keleş kadınların bir çok kentte sokakta olduğunu ve olmaya devam edeceklerini belirterek, “19 Haziran’da da , 1 Temmuz’da da sokaklardayız. Gülistan Doku’ya ve Nadira Kadirova’ya ne olduğunu, Pınar Gültekin’in nasıl katledildiğini, çok iyi biliyoruz ve bunları teşhir etmeye devam ediyoruz” dedi.

    “MAKBUL KADIN OLMAYACAĞIZ”

    İçinde bulunduğu yapısal krizin üstünü örtmeye çalına iktidarın kadınları hedef aldığına işaret eden Selver Keleş, “Bu iktidarı ve sistemi çok iyi tanıyoruz. Buna karşın makbul kadın olmayacağımızı her defasında haykırıyoruz. Kadınların LGBTİ+’ların güçlenmesinden korkan iktidar bu tüm süreçlerde saldırılarıyla gösterdi” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İKTİDARIN İKİ DUDAĞI ARASINDA DEĞİL”

    “Bizler kadın, LGBTİ+, çocuk düşmanı politikalara dur diyoruz” diyen Selver Keleş, “İstanbul Sözleşmesi iktidarın iki dudağı arasındaymış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Asla bu böyle değil. 19 Haziran’da da 1 Temmuz’da da Gülistan, Nadira, Şule, Pınar için sokaklarda olacağız ve haklarımızdan da, kazanımlarımızdan da bir kez daha vazgeçmediğimizi haykıracağız. Çünkü İstanbul Sözleşmesi bizim” diye belirtti.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN DE, HAYATLARIMIZDAN DA VAZGEÇMİYORUZ”

    Mersin Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin de, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının kadınlar için hükümsüz olduğunun altını çizerek, “Her gün kadın cinayetleri ve nefret suçlarıyla uyanıyor, çocuk istismarına tanık oluyoruz. Kadınları katledenlerin failleri korunuyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması şiddeti daha da derinleştirecektir. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi’nden de, hayatlarımızdan da vazgeçmiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “SOKAKLARI TERK ETMEDİK, BUNDAN SONRA DA TERK ETMEYECEĞİZ”

    20 Mart’tan bu yana her hafta İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı yürüyüş yaparak, oturma eylemi gerçekleştirerek seslerini yükselttiklerini ifade eden Çiğdem Serin, “polis barikatlarına, cezalara, baskılara karşın mücadeleden vazgeçmedik ve sokakları terk etmedik. Bundan sonra da terk etmeyeceğiz” diye aktardı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ MÜCADELEMİZLE UYGULATACAĞIZ”

    Kadınların 19 Haziran’da İstanbul Maltepe’de buluşacaklarını dile getiren Çiğdem Serin, “biz durduğumuzda hayat durur. Emeğimizle var ettiğimiz dünyayı isyanımızla da durduracağız. Kadından kadına çağrımızı yükselteceğiz. Madem bize bu hayatı reva görmüyorlar bizlerde bu hayatı durduracağız. Ve tekrar ediyoruz; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını geri alın. Eğer geri çekilmese de bu karar bizim için hükümsüz olacaktır. Bugün nasıl sokaklarda mücadele ediyorsak, yine İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için sokaklarda, adliye önlerinde, karakollarda olmaya devam edeceğiz ve mücadelemizi yükselteceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ni mücadelemizle uygulatacağız” ifadelerini kullandı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • “Beyaz Miting’e Davet”

    “Beyaz Miting’e Davet”

    PİRHA-Ankara’da 15 Mart’ta ‘Beyaz miting’ yapılacak.

     https://youtu.be/-6IvAUvubLs

    Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (DEV-Sağlık İş) Genel Sekreteri Erdoğan Demir, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunları, gördükleri şiddeti ve mali yönden uygulanan ekonomik yıpranmayı dillendirmek için Ankara’da ‘Beyaz miting’ yapacaklarını duyurdu.

    15 Mart’ta gerçekleştirilecek mitingden sonra 17 Nisan’da da sağlık çalışanları grev yapacak ve çalışmayacaklar.

    Sağlık Bakanlığının çalışanlar üzerinde uyguladığı politikaların gözden geçirilmesi ile ilgili talepler dile getirilecek, sağlıkta son zamanlarda yaşanan şiddet olayların çözüme kavuşturulması için ses çıkarılacak.

    Dev-Sağlık İş Genel Sekreteri Erdoğan Demir, “Tüm Sağlık çalışanlarımızı ve destek olmak isteyen yurttaşlarımızı gerçekleştireceğimiz eylemimize bekliyoruz” dedi.

    Mitingi DEV-Sağlık İŞ, Türk Tabipler Odası, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Dişhekimleri Birliği, Dişhekimleri Odası, Türk Psikologlar Derneği, Türk Hekimler Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği düzenleyecek.

    Mitingde, halkın sağlık hakkına erişimi ve nitelikli sağlık hizmeti alabilmesi de öne çıkarılacak.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Dersim’de ‘Hak gaspına, cinsel şiddete karşı’ 17 Ocak’ta miting yapılacak

    Dersim’de ‘Hak gaspına, cinsel şiddete karşı’ 17 Ocak’ta miting yapılacak

    PİRHA – Dersim’de emek ve demokrasi güçleri, siyasi parti ve kurumlar, 17 Ocak Cuma günü ‘Kentimize, çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkmak için’ şiarıyla miting gerçekleştirecek. 

    Dersim’de son haftalarda açığa çıkan cinsel şiddet vakalarına karşı Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından miting yapılacak.

    17 Ocak Cuma günü saat 11.00’de başlayacak miting için şöyle çağrı yapıldı:

    “Kadınların ve çocukların yaşam hakkı kimsenin vicdanına terk edilemez. Failleri cesaretlendiren cezasızlık politikaları şiddet ve istismar olaylarını da sistematik hale getirmektedir. Ve bugün bu kara tablonun üzerini gizlilik kararları bile örtememektedir. Haklarımızın gaspına, istismarın affına, şiddetin aklanmasına izin vermeyeceğiz. Kentimize, çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkmak için.”

    PİRHA/DERSİM

    (HABER MERKEZİ)

  • Emekçiler Gündoğdu’dan seslendi: Saraya değil emekçiye bütçe – VİDEO

    Emekçiler Gündoğdu’dan seslendi: Saraya değil emekçiye bütçe – VİDEO

    PİRHA- KESK’in “İnsanca Yaşam, Demokratik bir ülke istiyoruz” talebiyle birçok ilde düzenlediği mitinglerin finali İzmir’de binlerce emekçinin katılımıyla gerçekleşti. Gündoğdu Meydanı’ndan seslenen emekçiler, saray değil emekçiye bütçe istedi. 

    Cumhuriyet Meydanı’na toplanan emekçiler, ‘Halk için bütçe’, ‘Savaşa değil emekçiye bütçe’ ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ sloganları ile Gündoğdu Meydanı’na doğru yürüdü. Katılım gösteren kurumlar arasında Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Kütahya, Aydın, Manisa, Balıkesir ve Denizli Ege bölge şubeleri, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Maden İş, Emekli Sen, Haber Sen, Tarım Orkam Sen, Yapı Yol Sen gibi pek çok sendika üyesi katıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü ve Eş başkanları, İzmir Milletvekili Serpil Kemal, Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Örgütü, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İzmir İl Örgütü, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sol Parti ve Toplumsal Özgürlük Partisi İzmir İl Örgütü gibi pek çok siyasi parti de miting alanında yer aldı.

    Sendikaların pankartlarına ‘Halk için Bütçe’, ‘Saraya Değil Emekçiye Bütçe’, ‘Vergide Adalet İstiyoruz’, ‘Krizi Biz Çıkarmadık, bedelini biz ödemeyeceğiz’ gibi talepler yansırken, kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilen emekçiler de ‘Geri Döneceğiz’ talepleriyle alanda yer aldı.

    Mitingin açılış konuşmasını Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç yaptı. Kılıç, konuşmasında, “Kuyucaklı Yusuf’un, Börklüce Mustafa’nın, Torlak Kemal’in yoldaşları, zalime, zulme karşı efe, işgale karşı eşkıya, gericiliğe karşı bilimin ışığı olanlar, demokrasi beşiği bu topraklarda direniş mayası ile yoğrulanlar, ülkemin güzel insanları hoş geldiniz, sefa Getirdiniz” diyerek emekçilerin insanca yaşam talebiyle bir araya geldiğini belirtti.

    “DÖNEMİN YEZİTLERİ KÖLE GÖRÜYOR BİZİ”

    “Bu dönemin Yezitleri, Dehakları kendilerini devletin sahibi, bizleri de köle olarak görüyor” diyen Kılıç, iktidarın hak hukuk dinlemeden pek çok alanda keyfi uygulamalar yaşattığını belirtti. Anayasanın tamamen ortadan kaldırıldığını vurgulan Kılıç, “Aşiret devletine döndük. Askeri vesayet diyorlardı, şimdi en alasından kendi vesayetlerini kurdular. Kendilerinden olmayana bir tas suyu, bir lokma ekmeği dahi çok görüyorlar” dedi.

    “TALEPLERİMİZ ONLARIN İNSAFINA KALMAZ”

    Kılıç, emekçilerin kimseden hakkı olmayan bir şeyi talep etmediğini vurgu yaparak , “Taleplerimiz de ne onların insafına kalmış ne de mülkiyetlerinde olan şeylerdir. Vergimizi veriyor muyuz? Veriyoruz! Dolaylı vergilerde dünyada rekor düzeyde anında ödüyor muyuz? Ödüyoruz! Dünyanın en pahalı benzinini biz alıyor muyuz? Alıyoruz! Askerlik vakti gelince marş marş deyip alıp götürüyor musun? Götürüyorsun! Geçmediğimiz yolun, tünelin, köprünün parasını bile alıyor musun? Alıyorsun!” diye konuştu.

    “KHK’LAR BİTENE KADAR ALANLARDA OLACAĞIZ”

    Binlerce emekçinin işinden edilmesine neden olan KHK’lere de değinen Kılıç, “15-20 sene okuyup türlü türlü sınavlardan, güvenlik soruşturmalarından, arşiv araştırmalarından, bin bir badireden sonra girdiğimiz işten bir satırlık yazıyla ihraç edildik. Sonra da dalga geçercesine üyelerini kendilerinin atadıkları komisyondan adalet beklememizi istediler. Ne sizden merhamet bekliyoruz, ne de talimatınızla işleyen organlardan bir beklentimiz, bir talebimiz var. Bizler “hak verilmez alınır” diyen bir geleneğin içinden gelenleriz. Bizler, “Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.” diyen Nazım Hikmet’in yoldaşlarıyız. Bizler, İkram Mihyazların, Necati Aydınların, Zübeyr Akkoçların, Aziz Yuralların hevalleriyiz. 130 haftadır alanlardayız. Tek bir KESK’li dahi dışarıda kalmayıncaya kadar gerekirse bir 130 hafta, bir 130 hafta daha alanlarda oluruz” ifadelerini kullandı.

    Kılıç, konuşmasını “Haksızlığa, zulme, adaletsizliğe, yolsuzluğa ve yoksulluğa, krize, güvencesizliğe, zamlara, keyfiliğe, kadın kırımına, çocuklara yönelik istismara, gericiliğe, emeklileri devlete yük gören köhnemiş yalaka zihniyete isyanımız her gün biraz daha büyüyor. Büyüyor içimizdeki yangın. Büyüyor direnişimiz. Gelin bu direniş ateşini hep birlikte harlandıralım. Gelin kendilerini vazgeçilmez, zulümlerini bitimsiz zannedenlere hep birlikte bir dur diyelim” sözleriyle sonlandırdı.

    “GELECEĞE UMUTLARIMIZI KARARTMAK İSTİYORLAR”

    Kılıç’ın ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Türkiye’nin adım adım ekonomik, siyasal, toplumsal bunalıma içine itildiğine dikkat çekti.

    “Bir avuç mutlu azınlığın dışında kalan herkesin, hepimizin geleceğe ilişkin umutları karartılmak isteniyor” diyen Gezen, AKP ekonomi politik tercihlerinin ülkeyi her gün biraz daha fazla uçuruma sürüklediğini ifade etti. Gezen, “Yeni yıla yine rekor kıran işsizlik oranlarıyla, yüksek enflasyonla, hayat pahalılığıyla girdik. Ülkemizi uluslararası mali sermayenin yağmasına açanlar, ucuz iş gücü cenneti yaratanlar emekçiler için ise cehennemin taşlarını döşediler” diye belirtti.

    “ÇARŞI PAZAR EL YAKIYOR”

    Gezen, KHK’larla on binlerce kamu emekçisinin işinden, ekmeğinden edildiğini hatırlatarak, “Ağaç kökü yesinler dedikleri KHK’lilerin seyahat, eğitim hakkını gasp ettiler, banka hesabı açmayı dahi yasakladılar. Seçme ve seçilme hakları gasp edildi, halkın iradesini yok sayarak atadıkları kayyumlar eliyle emekçiler işlerinden edildi” dedi.

    Borçlanmaya, dış finansmana, ranta, spekülasyona, betonlaşmaya dayalı ekonomik modelin çöktüğünü vurgulayan Gezen, krizin faturasını emekçilerin ve halkların sırtına yıkılmak istendiğini belirtti. Gezen sözlerini şöyle sürdürdü;

    “Son bir yıl içinde elektriğe yüzde 45, doğalgaza yüzde 44, peynir, süt, yoğurt gibi süt ürünlerine yüzde 35, çaya yüzde 32, köprü geçiş ücretlerine yüzde 47, toplu taşıma ve ulaşıma, tütün ürünlerine ve bebek mamasına yüzde 40, bebek bezine yüzde 35, akaryakıta yüzde 22 zam yapıldı. Son iki yıl içinde ise elektriğe yapılan zam oranı yüzde 75’i, doğalgaza yapılan zam oranı ise yüzde 65’i geçti. Yılın daha ilk haftasında Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprülerinin geçiş ücretlerine yüzde 14 zam yapıldı. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerde ekmeğin fiyatı son sekiz ayda yüzde 50 zamlandı. Çarşı, pazar el yakıyor.”

    Emekçilerin ücretlerinden kesilen vergilerle oluşturulan bütçeden iktidarın 2020 vergi adaletsizliğini derinleştirmeye devam ettiğini belirten Gezen, “Bizim yarattığımız kaynakları, ihtiyaçlarımızı ve taleplerimizi karşılamak yerine vergi afları, alınmaktan vazgeçilen vergi tutarları ve teşviklerle sermayedarlara peşkeş çekiyor. Güvenlik ve savunma sanayi harcamaları adı altında silahlanmaya, savaş politikalarına aktarıyor. Yatırım yok, üretim yok, istihdam, iş güvencesi yok, insanca yaşanacak bir ücret yok. Toplumsal cinsiyet eşitliği körü bu bütçede bir tek bu bütçeyi oluşturanlara pay yok” dedi.

    “AKP TALEPLERİMİZİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN SAVAŞA SARILIYOR”

    AKP artık ülkeyi yönetemediğinin altını çizen Gezen, ekonomik, toplumsal, siyasal krizini aşmak için ise baskı, şiddet ve savaş politikalarına başvurmaktan çekinmediğini vurguladı. AKP’nin Yeni Osmanlıcılık hayalleriyle girdiği Ortadoğu’da paylaşım savaşlarından pay kapmak, içeride ise kendi ömrünü uzatıp emekçilerin asıl gündemini perdelemek için Libya tezkeresine sarıldığını ifade eden Gezen, “Milliyetçi, gerici, şoven politikalarla bizleri birbirimizin düşmanı haline getirerek bu ülkenin asıl gündemini, işsizliği, yoksulluğu, güvencesizliği, geçim derdini, hayat pahalılığını, KHKleri, hukuksuzlukları konuşulamaz hale getirmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

    Emekçilerden alınan kaynaklarla yandaşa sermayeye, savaşa aktarılmasına dayalı, istihdam ve üretim yaratmayan, toplumsal cinsiyet körü bu bütçeyi kabul etmeyeceklerini vurgulayan Gezen, taleplerini şu şekilde sıraladı;

    • Kriz bahanesi ile yaşanan işten çıkarmalara, ücretsiz izinlere
    • İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini istiyoruz.
    • Kadınların sürekli ve güvenceli işlerde istihdam edilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını,
    • Kamuya alımlarda eşitsizliği artıran, torpilin, kayırmanın, kadrolaşmanın önünü açan mülakat, sözlü sınav, güvenlik araştırması ve arşiv kaydı uygulamasına son verilmesini istiyoruz.
    • Elektrik, doğalgaz, su, akaryakıt, ekmek, toplu taşıma gibi temel ihtiyaçlara yapılan zamlar geri alınmalı.
    • Tüm emekçilerin ücretlerinin insanca yaşanacak bir seviyeye çekilmesi için ek zam yapılmalı.
    • Hem kamu emekçilerinin hem işçilerin TÜİK’in resmi hedeflenen enflasyon rakamlarını temel alan toplu sözleşmeleri hükmünü çoktan hükmünü yitirmiştir. Bu toplu sözleşmeler derhal yenilenmeli, maaşlarımızda-ücretlerimizde yaşanan gerçek enflasyon oranında, satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak artış yapılmalıdır.
    • Demokrasiyi yok eden tüm uygulamalara, hukuksuzluklara, kayyumlara son verilmeli, halkın iradesi tanınmalı.
    • KHK ile ihraç edilenler tüm haklarıyla iade edilmelidir.
    • Kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıklar kaldırılmalı.
    • Asgari ücret vergi dışı bırakılmalı.
    • Temel tüketim maddelerinden alınan KDV sıfırlanmalı, birinci vergi dilimi %15 ten % 10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlar-ücretler birinci vergi diliminde sabitlenmelidir.
    • Kamu kaynaklarının kimlerden toplanacağına, hangi ihtiyaçlar için harcanacağına halkın, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla karar verilmeli; süreç açık, şeffaf yürütülmeli ve denetlenebilir olmalı.
    • Toplumsal cinsiyet eşitliği hayatın her alanında olduğu gibi yarattığımız kaynakların harcanmasında esas alınmalı.
    • Özelleştirme soygununa, kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, yağma ve talana son verilmeli, temel kamusal hizmetlerin herkes tarafından eşit, ulaşılabilir, nitelikli bir şekilde sunulmasına öncelik verilmeli, savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle kaynaklarımız barış ve demokrasi için kullanılmalıdır. PİRHA/İZMİR
  • KESK Mersin’de “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” mitingi yaptı-Video

    KESK Mersin’de “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” mitingi yaptı-Video

    PİRHA- KESK tarafından “İnsanca yaşamak istiyoruz” şiarıyla Mersin’de düzenlenen ve binlerce yurttaşın katıldığı mitinginde konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Maraş ve 19 Aralık katliamlarına dikkat çekerek , “Türkiye cumhuriyeti demokratikleşecekse, katliamlarla yüzleşmelidir” dedi. (daha&helliip;)

  • KESK Mersin Dönem Sözcüsü Bozkurt: İnsanca Yaşamak İstiyoruz

    KESK Mersin Dönem Sözcüsü Bozkurt: İnsanca Yaşamak İstiyoruz

    PİRHA-KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Yılmaz Bozkurt, 21 Aralık’ta saat 15.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda yapacakları mitinge katılım çağrısı yaparak”İnsanca yaşamak istiyoruz diyen herkesi mitinge bekliyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 21 Aralık’ta Mersin Tevfik Sırrı Gür Stadı Meydanı’nda “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” mitingi düzenleyecek. Bölge illerinden katılımın olacağı mitinge kamu emekçileri Mersin’de bildiri dağıtarak katılım çağrısı yaptı.

    Mitinge dair açıklamalarda bulunan KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Yılmaz Bozkurt, 21 Aralık’ta saat 14.00’te Cumhuriyet Meydanı’ndan, Tevfik Sırrı Gür Stadı Meydanı’nda yürüneceğini ve 15.00’da ise mitingin olacağını belirtti.

    Demokratik, laik, özgürlükçü, eşit ve bir arada kardeşçe yaşamak isteyenleri mitinge davet eden Bozkurt, “KESK olarak, bütçe hakları ellerinden alınan, krizin faturası üzerlerine yıkılmak istenen, antidemokratik uygulamalardan nasibini alan emek ve demokrasi güçleriyle, zamlara, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı bir araya gelip sesimizi yükseltelim” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • DİSK bugün Kartal’da miting yapacak-VİDEO

    DİSK bugün Kartal’da miting yapacak-VİDEO

    15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 49. yılında işçiler kıdem tazminatı ve emeklilik başta olmak üzere haklarına sahip çıkmak için meydanlarda olacak.

    15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 49. yılında, DİSK’in etkinlikleriyle ilgili olarak DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu basın açıklaması yaptı. Açıklamada 15-16 Haziran 1970’te DİSK’e ve sendikal haklarına sahip çıkan işçilerin bugün de kıdem tazminatı ve emeklilik başta olmak üzere haklarına sahip çıkma iradesini meydanlarda gösterecekleri belirtildi.

    İstanbul’da 15 Haziran 2019 Cumartesi günü saat 17:00’da Kartal Tren İstasyonu yanında buluşacak olan işçiler saat 17:30’da Kartal Meydanına yürüyecekler. Çok sayıda emek ve meslek örgütü, demokratik kitle örgütü ve siyasi parti de mitinge katılacak.

    Saat 18:00’da başlayacak olan mitingde DİSK Korosu ve Gökhan Birben de sahneye çıkacak.

    Mitinge sadece İstanbul’dan değil başta Ankara ve İzmir Aliağa olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından işçiler katılacak.

    İŞSİZLİK CUMHURİYET TARİHİNİN REKORLARINI KIRDI

    Açıklamada, krizin etkisi artarken işçilerin haklarının ciddi tehdit altında olduğu ve işsizliğin Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırdığı belirtildi. Ülkeyi yönetenlerin halkın bu acil sorunlarına uzak olduğu ve krizin faturasının emekçilere kesileceğinin altı çizilerek işçilere ve halka daha fazla yük getirecek önlem paketi için 23 Haziran’daki seçimin beklendiği ifade edildi.

    Açıklamanın bir kısmı şöyle:

    İşçi haklarına yönelik ciddi tehlikeler içeren “Dönüşüm Adımları” 10 Nisan 2019’da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından ilan edildi.

    Peki bu tehlikeli planda neler var?

    Kıdem tazminatımızın fona devredilmesi var;

    Bireysel Emeklilik Sigortası’nın zorunlu hale getirilmesi var;

    Verginin yükünün tabana, yani biz işçilere, emekçilere yıkılması var.

    Yaklaşık yarım asır önce DİSK’in kapatılması girişimlerine karşı ayağa kalkan işçi sınıfı 15-16 Haziran 1970’te yaşamı durdurmuş, alanları doldurmuş, sendikalarına ve örgütlenme haklarına sahip çıkmış, işçiler haklarını direne direne savunmuştu.

    İşçi sınıfı haklarına el uzatıldığında neler yapabileceğini bu şanlı direniş ile gösterdi. Dün sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı, bugün de haklarına sahip çıkmak için birleşecek ve mücadele edecektir.

    Kıdem tazminatı ve emeklilik hakkımız başta olmak üzere tüm haklarımız için birliğimizi pekiştirelim, mücadelemizi büyütelim!